Bozyazı Devlet Hastanesi’nde normal doğumu yaygınlaştırarak daha fazla kadının bu yöntemi tercih etmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen etkinlikte hastane çalışanları stant açtı.
Stantta anne ve anne adaylarına normal doğumun faydaları konularında bilgilendirilme yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulucami Mahallesi’nde 5 katlı bir binanın güçlendirme çalışmasında çalışan Ş.A. demir kestiği sırada üzerine duvar devrildi.
Çalışma arkadaşlarının ihbarıyla bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Yaralı ambulansla Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’da zabıta ekipleri, etiketsiz ve dana eti diye satılan 1 ton sahte sucuk ele geçirdi.
Şanlıurfa’da zabıta ekipleri, İl Tarım Müdürlüğü ekipleriyle Topçu Meydanı’nda denetim yaptı. Yapılan denetimlerde, bir işletmede dana eti diye satılan sucuklarda piliç eti kullanıldığı, etiketsiz ve deforme olduğu belirlendi. Ekiplerce yaklaşık 1 ton sucuğa el konulurken işletmeci hakkında işlem yapıldı.
El konulan sucuklar, hayvan mamasına dönüştürülmek üzere belediyenin mama tesisine gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇORUM’da yakınlarının haber alamadığı Ahmet Selim Vural’ın (45), evinde başı parçalanmış cesedi bulundu. Vural’ın beslediği ‘Pitbull’ cinsi köpeği tarafından parçalanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Vural’ın köpeğin saldırısında mı yoksa başka bir nedenle mi yaşamını yitirdiği, otopsi ile belli olacak.
Olay, Kale Mahallesi Mahmut Tunaboylu Sokak’ta meydana geldi. Yurt dışındaki ailesi Ahmet Selim Vural’dan 3 haftadır haber alamayınca, yakınlarıyla telefonla görüşüp yardım istedi. Bunun üzerine bir yakını 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayıp durumu bildirdi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kapısı çilingire açtırılarak girilen evde Vural başı parçalanmış halde buldu. Ahmet Selim Vural’ın cenazesi, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrası otopsi için Hitit ÜniversitesiEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Vural’ın başının evde beslediği ‘Pitbull’ cinsi köpeği tarafından parçalanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ahmet Selim Vural’ın köpeğin saldırısında mı, yoksa başka bir nedenle mi yaşamını yitirdiği, otopsi işlemlerinin ardından netlik kazanacak.
Haber-Kamera: Yusuf ÇINAR-ÇORUM-DHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA – BursaCumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde il genelinde sahte içki operasyonu yapıldı. Eş zamanlı düzenlenen operasyonda, 4 bin 735 litre kaçak içki ele geçirilirken, içki yapımında kullanılan çok sayıda malzeme de polis ekipleri tarafından yakalandı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince il genelinde gümrük kaçağı sahte alkollü içki ticareti yapan şüphelilere yönelik operasyon yapıldı. Yapılan operasyonda 4 bin 735 litre etik alkol, 2 bin alkol aroması, 350 adet sahte bandrol, 320 adet alkol kapşonu, 820 adet etiket, 35 adet boş şişe, 8 adet gümrük kaçağı alkollü içki, 1 adet su pompası, 4 adet oksijen tüpü, 3 adet filtre, 300 litre boş tank, 1 adet tüfek ile 17 kartuş 9 şüpheliyle birlikte yakalandı.
İfadesi alınmak üzere emniyete götürülen 9 şüpheliden 8’i işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan şüphelilerden, U.K,-B.A,-B.E,-M.S,-S.K,-G.U,-E.C isimli 7 şahıs tutuklanırken, İ.D. İse adli kontrol şartıyla hastaneye sevk edildi.
Bursa Emniyet Müdürlüğü yaptığı açıklamada, “Alkollü içki imal ederek piyasa sürmek suretiyle insan sağlığına zararlı etkileri olan ve hatta ölümlere yol açabilen sahte alkollü içkiler üzerinden haksız kazanç elde edilmesinin engellenmesi için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Valisi Hulusi Şahin, üniversite yerleşkesindeki Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törende, dünyanın en güzel şehirlerinden birinde görev yapmanın gurur verici olduğunu, Akdeniz Üniversitesinin başarılarıyla da ayrıca gururlandıklarını söyledi.
Her toplumdan zeki, deha seviyesinde insanlar çıkabileceğini belirten Şahin, ancak bunları güçlendirip, koruyup onların zekalarını, yaratıcı düşüncelerini ortaya çıkaracak kurumlar olduğu takdirde toplumun yükseleceğini dile getirdi.
Toplumlarda üniversitelerin de önemli yeri bulunduğuna işaret eden Şahin, “Üniversite ölçeğinde baktığımızda, insanınıza, öğretim üyenize, öğrencinize gerekli destekleri verir, liyakati öne alırsanız bir anda tablo değişiyor. Bilimsel araştırmalar, buluşlar artıyor, vasıflı hale geliyorsunuz, böylece daha fazla talep ediliyorsunuz. Rektör hocamız ve ekibinin 4 yıldır başardığı bu yaratıcı, destekleyici ve koruyucu sarmaldır. Bu pozitif sarmal başarıyı getiriyor. Gün geçtikçe çığ gibi daha da artacak.” diye konuştu.
“2024’te 252 organ nakli yapıldı”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da bilim ve eğitimin gücünün, insanlığın sorunlarına çözüm üretmekte ve geleceği şekillendirmekte benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.
Üniversite olarak bu güçten ilham aldıklarını belirten Özkan, uluslararası tanınırlığa sahip sağlık başarıları, teknoloji ve inovasyona yön veren projeleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve girişimcilik ekosistemine sundukları katkılarla birçok alanda fark yaratan bir üniversite olmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Özkan, son bir yıl içinde bilimsel araştırma projelerine ayırdıkları bütçeyi tarihin en yüksek seviyesine çıkardıklarına dikkati çekerek, “Toplamda 120 projeyi 90 milyon liralık rekor bir bütçeyle destekledik. Özellikle rejeneratif tıp, yapay organ, doku teknolojileri ve biyoteknoloji gibi öncelikli alanlara 50 milyon Türk lirası ayırarak uluslararası arenada fark yaratacak projelere liderlik ediyoruz.” dedi.
Üniversitenin, proje, patent ve fon yönetiminde de güçlü bir konumda olduğunu dile getiren Özkan, 2024 yılında 60’tan fazla AR-GE projesinin yaklaşık 60 milyon lira ulusal ve uluslararası fonla desteklenmeye hak kazandığını söyledi.
Sağlık alanında da fark yaratmaya devam ettiklerini vurgulayan Özkan, “2024’te 252 organ nakli gerçekleştirmiş, bu başarı ülke çapında yankı bulmuştur. Ayrıca, hastanemizde 1,4 milyon hasta ve diş hekimliği fakültemizde 310 bin hasta ağırlayarak topluma hizmet anlayışımızın somut bir yansımasını sunmuş bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.
900 yataklı yeni hastane binasıyla hizmet kapasitesi artacak
Prof. Dr. Özkan, bu çalışmalara ek olarak en son teknolojilerle donatılmış 900 yataklı yeni bir hastane binasının yapımı için de çalışmalara başladıklarını bildirdi.
Yeni binayla hastanenin kapasitesinin yüzde 65 artacağını belirten Özkan, “Hastanemiz, yurt içinden ve dışından her geçen gün artan talebi karşılamak, tedavi görecek hastalarımıza daha iyi bir yaşam armağan etmek üzere tasarlandı. Böylece, hastanemiz tedavi hizmetlerinde, ileri tıbbi uygulamalarda ve sağlık turizminde lider bir rol üstlenmeye devam edecek.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından 106 öğretim üyesi için biniş giyme merasimi yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Anadolu Ajansı’nın Editör Masası programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
“İki davanın faillerinin en ağır cezayı alması için bakanlık çok yoğun mücadele veriyor”
Sıla bebek ve Narin cinayeti davalarında bakanlık avukatlarının faillerin en ağır cezayı alması için mücadele ettiğini belirten Göktaş, şöyle dedi:
“İlk günden itibaren hem Narin’in hem de Sıla’nın davasına bakanlık olarak müdahiliz. Özellikle her iki dava içinde bakanlığımızın Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel ekipler kurduk. Bugün arkadaşlarımız Diyarbakır’da Narin kızımızın davasını takip etmek için 5 avukatımız orada. Diğer yandan Tekirdağ’daki avukatlarımız, Sıla bebek davasını takip ediyor. Biz soruşturmanın her aşamasını büyük titizlikle takip ettik. Narin kızımızın mahkemesinde onun hukuki olarak hakkını arayan yine biziz. Bu iki davanın da özellikle faillerinin en ağır cezayı alması için de bakanlık avukatlarımız çok yoğun mücadele veriyor.”
“Narin davasının bugün yarın sonuçlanmasını bekliyoruz”
Bakan Göktaş, “Karar ne zaman çıkar” sorusuna ise “Sıla’nın ilk davası fakat belki bir duruşma daha olabilir. Fakat Narin kızımızla ilgili bu 2. duruşma. Bugün, yarın sonuçlanmasını biz bekliyoruz. Biz iki kızımızın da katillerinin ve faillerinin en ağır cezayı almalarının da takipçisi olacağız” yanıtını verdi.
Bakan Göktaş, Narin Güran’ın yaşadığı köydeki diğer çocuklar ile ilgili, “Köydeki diğer çocuklara yönelik psikososyal destek ekibi kurduk, çocuklara yönelik bir rapor çalışması gerçekleştirdik. Travmaları atmaları için çalışmalarımızı sürdürdük” dedi.
“Çocukları korumak adına düzenlemeye ihtiyaç duyduğumuz ortada”
Bakan Göktaş, Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin bir düzenlemenin yapılıp yapılmayacağına ilişkin soruya ise “Çocukları korumak adına önemli bir düzenlemeye ihtiyaç duyduğumuz ortada. Bakanlığımız öncülüğünde mevzuat çalışmamızı başlattık. Bu yasal düzenlemenin aynı zamanda cezai yaptırım tarafı olacak. Bizim çalışmamızda yaş 16” yanıtını verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESOGÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut’un cenazesi, hayatını kaybettiği hastanenin morgundan alınarak görev yaptığı ESOGÜ Tıp Fakültesi Dekanlığı önüne getirildi.
Burada düzenlenen törenin ardından Turgut’un cenazesi, ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Camii’ne götürüldü.
İkindi namazına müteakip düzenlenen törenle Turgut’un cenazesi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Asri Mezarlığı’na defnedildi.
Törene, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, rektör yardımcıları ile Turgut’un yakınları ve öğrencileri katıldı.
Prof. Dr. Akın Turgut, dün sabah saatlerinde çalıştığı birimdeki odasına gelmiş, kendisinden bir süre haber alamayan mesai arkadaşlarının rahatsızlandığının fark edilmesi üzerine kısa sürede kendisine müdahale edilmiş, ESOGÜ Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Turgut’a burada anjiyo yapılmıştı. Operasyon sonrası yoğum bakım ünitesinde tedavisi süren Turgut, hayatını kaybetmişti. Evli ve üç çocuk babası Turgut, 2011-2015 yıllarında ESOGÜ Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinde başhekim olarak görev yapmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depreme dayanıksız olması nedeniyle valilik, jandarma ve emniyet binalarının yıkımına karar verilmesinin ardından, boşaltılan binaların yıkımına başlandı.
Ortaya çıkan bina enkazlarını değerlendirmek için alınan karar üzerine AFAD İl Müdürlüğü, bölgedeki illerden de gelecek ekiplerle 5 Ocak Pazar günü geniş katılımlı deprem tatbikatı yapılacak.
Binaların yıkımının depremi yansıtacak şekilde yıkılması talep edilmesi üzerine yüklenici firma özellikle yüksek katlı valilik ve emniyet binalarını binayı zayıflatarak yıkmaya başladı.
Havadan yıkılma anı kaydedilen emniyet binası ile çalışma başlatılan bitişiğindeki valilik binasına geçen ekipler, çalışmaları yakın zamanda bitirmeyi hedefliyor.
Deprem tatbikatında kullanılmak üzere enkaza önceden mankenler yerleştiren ekipler, 24 saati bulacak ve gerçeği aratmayacak şekilde bir tatbikatın tamamlanması için çalışmalarını sürdürüyor.
Tatbikat sonrası alanda bulunan bina enkazlarının kaldırılması sonrası aynı alana valilik binasının yapılmasına başlanacağı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇORUM’da yakınlarının haber alamadığı Ahmet Selim Vural’ın (45), evinde başı parçalanmış cesedi bulundu. Vural’ın beslediği ‘Pitbull’ cinsi köpeği tarafından parçalanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Vural’ın köpeğin saldırısında mı yoksa başka bir nedenle mi yaşamını yitirdiği, otopsi ile belli olacak.
Olay, Kale Mahallesi Mahmut Tunaboylu Sokak’ta meydana geldi. Yurt dışındaki ailesi Ahmet Selim Vural’dan 3 haftadır haber alamayınca, yakınlarıyla telefonla görüşüp yardım istedi. Bunun üzerine bir yakını 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayıp durumu bildirdi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kapısı çilingire açtırılarak girilen evde Vural başı parçalanmış halde buldu. Ahmet Selim Vural’ın cenazesi, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrası otopsi için Hitit ÜniversitesiEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Vural’ın başının evde beslediği ‘Pitbull’ cinsi köpeği tarafından parçalanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Ahmet Selim Vural’ın köpeğin saldırısında mı, yoksa başka bir nedenle mi yaşamını yitirdiği, otopsi işlemlerinin ardından netlik kazanacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, saat 17.00 sıralarında Mesudiye Mahallesi Bülbül Sokak’ta faaliyet gösteren büyükbaş hayvan çiftliğinde meydana geldi. Çiftlik sahibi Nurhan K. (41), yem karma makinesinin bıçaklarını tamir etmeye başladı. O sırada keskin olan bıçak, sağ elinin 5 parmağını kesti. Parmakları kopma noktasına gelen kadın özel araçla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde parmaklarında derin kesiler oluşan kadın, ambulansla Bursa Şehir Hastanesine sevk edildi.
Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi (KAEÜ) Kaman Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ve Kaman Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda “Biliyorum Güvendeyim” projesi kapsamında düzenlenen programda öğrencilerle bir araya gelen polisler, KADES ile TEM, KADES, UYUMA, SIBERAY gibi uygulamaları anlattı.
Kadına destek ve şiddetle mücadele konularında da öğrencilere bilgi veren polisler, siber suçlar ve siber güvenliğin öneminden bahsederek, madde bağımlılığı ile mücadele konusunda uyarılarda bulundu.
Yaşanılan veya fark edilen tüm şiddet olaylarında siber güvenlik konularında ve madde bağımlılığıyla mücadelede polisin her zaman vatandaşın yanında olduğu da aktarıldı.
Bilgilendirici videolar ile sunumların yapıldığı programa katılan öğrenciler, yaşadıkları ve günlük yaşamlarını etkileyen güvenlik konularında görüşlerini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, uyuşturucu madde imal ve ticareti yapan şahıslara yönelik Ezine ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda 650 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 1 adet hassas terazi, 1 adet 7.65 mm çapında tabanca, 22 adet 7.65 mm çapında tabanca fişeği, 8 adet 9 mm çapında tabanca fişeği ele geçirildi.
Operasyonda gözaltına alınan 4 şüpheli hakkında ise yasal işlem başlatıldığı bildirildi. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rektörlük binasındaki toplantıda konuşan Yılmaz, yeni açılan bölüm ve programları anlattı.
Yılmaz, “Bu yıl üniversitemizde Tazelenme Üniversitesi eğitime başladı. 60 yaş üzeri vatandaşlarımız uygulamadan oldukça memnun. Ayrıca, akademik birimlerimizce program güncelleme çalıştayları yapıldı. Kurumsal akreditasyon sürecinin yürütülüyor ve sosyal transkript uygulaması başlatıldı. Bu yıl siber güvenlik ve ağ yönetimi laboratuvarı açıldı. Eğitim öğretimin yanı sıra araştırma ve geliştirme faaliyetleri de önemli. TOGÜ Çiftlik, Hijyenlab, TOGÜ Dükkan gibi son dönem faaliyete geçen merkezlerimiz oldu.” ifadelerini kullandı.
Üniversitenin başarı ivmesinin giderek yükseldiğini aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:
“Üniversitemizin aynı zamanda topluma yüksek katkı sağlayan bir niteliği var. Yıl boyunca birçok faaliyet gerçekleştirildi. Üniversitemizin uzmanlık alanları topluma aktarıldı. Son dönem üniversitemizde hayata geçirilen yenilikler oldu. Üniversite Hastanemize Endobronşiyal ve Ultrasonografi (EBUS) ve PET-BT cihazı alındı. Yemekhane rezervasyon sistemi, personel takip sistemi, mezun kart ve ben geldim uygulaması gibi birçok hizmet hayata geçirildi.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez Altıeylül ilçesine bağlı Pamukçu Mahallesi mevkisinde yaşanan kazanın ardından hastaneye kaldırılan 26 öğrenciden 8’i taburcu edildi.
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Demir, kentteki hastanelerde tedavileri devam eden öğrenciler ile bu öğrencilerin eğitim gördüğü Pamukçu İlkokulunu ziyaret etti.
Yaralı öğrencilere ve ailelerine “geçmiş olsun” dileklerini ileten Demir, okulda da öğrencilerin arkadaşlarıyla bir araya gelerek sohbet etti.
Üzerinde yaralı sınıf arkadaşlarının isimleri yazan dilek balonları hazırlayan öğrenciler, yeniden bir arada ders görecekleri günlere kavuşmak için gün sayıyor.
Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Murat Demir, AA muhabirine, kazanın ardından Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma, Balıkesir Devlet ve Atatürk Şehir hastanelerinde tedavileri süren öğrencileri ziyaret ettiklerini söyledi.
Sağlık çalışanlarının öğrencileri kısa sürede hastanelere kaldırdığını ifade eden Demir, “Ambulansların çok kısa sürede onları hastaneye kaldırması, doktorlarımızın, sağlık çalışanlarımızın, Sağlık Müdürümüzün olayla yakından ilgilenmesi sonucu bugün itibarıyla birkaç öğrencimiz taburcu olacak. Geri kalan öğrencilerimizin tedavisi devam edecek. Diğerleri de peyderpey bir-iki gün ve önümüzdeki hafta içerisinde büyük ihtimalle taburcu olacaklar.” diye konuştu.
Murat Demir, yoğun bakımda tedavileri süren 5 öğrencinin de sağlık durumlarının iyiye gittiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Öğrencilerimiz için hep beraber dua ediyoruz. Rabb’im acil şifalar versin. Çocuklarımızla en kısa sürede okulda birlikte olacağız. Çocuklarımızın durumu gayet iyiydi. Sağlıkları açısından aileleriyle görüştük. Bir an önce sağlıklarına kavuşup eğitimlerine devam etsinler. Her serviste kemerlerin bağlı olması lazım. O konuyla alakalı sanırım kolluk kuvvetlerimiz gerekli soruşturmayı başlattı. Gerekli incelemeyi yapacaklar, ona göre bir sonuç alırız.”
“Balonlar, onlara olan özlemimizi gideriyor”
Hastanede tedavi gören arkadaşlarından ayrı kalan 3. sınıf öğrencilerinden Bahattin Çakırcalı da arkadaşları için çok üzgün olduklarını anlattı.
Arkadaşları için duyduğu üzüntüyü dile getiren öğrencilerden Elif Arık ise “Çok kötü duygular hissettim, herkesin başına bu tarz şeyler gelebilir. Yanım da bugün boş kaldı. Arkadaşlarımın en yakın zamanda gelmesini istiyorum. Onları özlediğimiz için balon şişirdik ve üstüne isimlerini yazdık. Balonlar, onlara olan özlemimizi gideriyor.” ifadelerini kullandı.
Yaralı öğrenci o anları anlattı
Hastanede tedavisi süren öğrencilerden İdil Erva Ataç da kaza esnasında arkadaşıyla sohbet ettiğini belirtti.
Bir anda servisin devrilmeye başladığını aktaran Ataç, “Ondan sonra çantamın yerde olduğunu gördüm. Daha sonra çevremizde bir sürü insanın olduğunu hatırlıyorum. Bir abla beni ambulansa oturttu, arkadaşımın babasını görünce babamı aramasını söyledim, aradı. Kolumda biraz sorun var, azıcık iyiyim.” dedi.
Ataç’ın babası Resul Ataç ise kazanın olduğu olay yerindeki kavşağın düzenlenmesi gerektiğine işaret etti.
Hastanede tedavi olan öğrencilerden İsmail Mutlu’nun dedesi Nizamettin Çöker de kazayı duyunca çok üzüldüklerini söyledi.
Ahmet Ç. idaresindeki 10 S 00206 plakalı öğrenci servis midibüsü, dün sabah saatlerinde Pamukçu mevkisinde Furkan S. yönetimindeki 34 BOL 861 plakalı tırla çarpışmış, kazada 26’sı öğrenci 28 kişi yaralanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oxford Sözlüğü, 37 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği oylama sonucunda, yılın kelimesi olarak “beyin çürümesi” (Brain rot) terimini seçti. Bu ifade, sosyal medyanın eğlence amaçlı ve aşırı tüketimini, beynin sonsuz bir döngüyle içeriklere maruz kalmasını betimliyor.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hastürk, “beyin çürümesi” kavramının ürkütücü bir anlam taşımadığını, bunun yalnızca bir tanımlama olduğunu belirtti. Sosyal medyanın kronik kullanımının entelektüel becerilerde zayıflama, hafıza sorunları, sosyal izolasyon ve depresif durumlarla sonuçlanabileceğini vurgulayan Hastürk, bu sürecin söz konusu kavramı öne çıkardığını ifade etti.

“BEYİN ÇÜRÜMESİ NEDİR”
Hastürk, sosyal medyanın amacından saparak tüketilmesinin, milyonlarca içeriğin adeta bir “beyin çöplüğüne” dönüşmesine neden olduğunu söyledi. “Beyin çürümesi” teriminin, sosyal medyanın aşırı kullanımına bağlı olarak bireylerin entelektüel işlevlerinde gerileme, insan ilişkilerinde zayıflama ve genel bilişsel düşüşü tanımladığını açıkladı. “Bu bir tıbbi teşhis olmasa da bazı davranışlar bu duruma işaret edebilir” diyen Hastürk, sürekli telefon kontrolü, bildirimlere bağımlılık ve sosyal medyanın günlük yaşamın önüne geçmesinin, bu olgunun belirtileri arasında olduğunu ifade etti.

PANDEMİNİN ETKİSİ VE GENÇLER ÜZERİNDEKİ BASKI
Hastürk, “beyin çürümesi”nin tüm yaş gruplarını etkileyebileceğini ancak özellikle Kovid-19 pandemisi sonrası çocuklar ve gençler arasında ciddi bir artış gösterdiğini belirtti. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, 2023 itibarıyla 6-14 yaş arası çocuklarda sosyal medya ve telefon bağımlılığı, pandemi öncesine kıyasla yüzde 40’tan yüzde 70’lere yükseldi. Bu yaş grubunda çevrim içi aktivitelerin günlük ortalama 9 saate kadar çıktığını vurgulayan Hastürk, gençlerin bu süreçte sosyal ve duygusal gelişimlerini tam anlamıyla gerçekleştiremediklerine dikkat çekti.

BATILI ÜLKELERDE ÖNLEMLER VE AİLELERE ÖNERİLER
Bazı Batılı ülkelerin, bu sorunun etkilerini hafifletmek için önlemler almaya başladığını belirten Hastürk, sosyal medyada gerçek dışı yaşamların ve gereksiz içeriklerin yaygınlaşmasının gençlerin sosyal ilişkilerini zayıflattığını ifade etti. Ergenlik döneminin karakter gelişimi açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Hastürk, ekran süresinin sınırlandırılması, telefon kullanım yaşının yükseltilmesi gibi tedbirlerin önemine değindi.
Ailelere yönelik önerilerinde ise şunları sıraladı:
Telefon kullanımına 16 yaş sınırı getirilmeli ve kullanım aile kontrolünde olmalı. Yemek saatleri, arkadaş buluşmaları ve uyku zamanlarında internet erişimi sınırlandırılabilir. Ailelerin, çocuklarına rol model olabilmesi için cihaz kullanımında dengeli davranmaları gerekiyor. Ayrıca, cihazsız zaman dilimleri oluşturulmalı ve bireylerin hobilerini, yüz yüze insan ilişkilerini ön plana çıkaran etkinlikler teşvik edilmelidir.
Bu öneriler, bireysel ve toplumsal düzeyde sosyal medya kaynaklı sorunlarla mücadelede önemli bir başlangıç olabilir.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ayağı vuran bir ayakkabı oldukça rahatsız edici…
Bu durumu hafifletmek ve daha rahat bir kullanım sağlamak için denenebilecek bazı öneriler var.
Ancak bu önerilere rağmen ayakkabının ayağınıza oturma sorunu hallolmadıysa, yeni bir ayakkabı tercih etmek daha doğru olacaktır.
AYAĞI KORUYUCU ÇÖZÜMLER
Bant kullanımı:
Ayakkabının vurduğu yerlere yara bandı ya da özel blister (su toplaması) önleyici bantlar yapıştırın.
Jel pedler veya silikon koruyucular:
Özellikle topuk ve parmak bölgeleri için jel pedler veya silikon koruyucular kullanın.
Ayakkabıyı yumuşatma teknikleri
Kalıba koyma:
Ayakkabıyı genişletmek için ayakkabı kalıbı kullanabilirsiniz.
Kalın çorap ve ısıtma yöntemi:
Kalın çorap giyip ayakkabıyı giyerek saç kurutma makinesiyle sorunlu bölgeleri biraz ısıtıp esnemesini sağlayabilirsiniz.
Nemlendirme:
Deri ayakkabılar için deri nemlendirici krem veya vazelin kullanarak ayakkabıyı yumuşatabilirsiniz.

Ayakkabı içine dolgu koyma
Ayakkabı tabanlıkları:
Ayakkabıyı daha rahat hale getirmek ve vurmayı azaltmak için yumuşak tabanlıklar kullanabilirsiniz.
Pamuk veya silikon tıkaçlar:
Ayakkabının vurduğu yere küçük bir pamuk parçası ya da silikon tıkaç yerleştirebilirsiniz.
Ayakkabıyı bir kunduracıya götürüp genişletmesini veya sorunlu bölgeleri yumuşatmasını isteyebilirsiniz.
ÖNLEYİCİ ÖNLEMLER
Doğru numara seçimi:
Ayakkabı alırken ayağınıza tam oturan, sıkmayan ve çok bol olmayan bir numara seçmeye özen gösterin.
Ayakkabıyı denemek:
Ayakkabıyı mutlaka alırken deneyin ve günün ilerleyen saatlerinde (ayaklarınız biraz şişmişken) satın almayı tercih edin.
Ayakkabının iç malzemesi:
Ayakkabının yumuşak iç malzemeye sahip olmasına dikkat edin.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık sektöründe 26 bin 673 sözleşmeli personelin istihdam edilmesine dair Cumhurbaşkanlığı kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile Resmi Gazete’de yayımlandı.
Karara göre; eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilmesine 10/07/2003 tarihli ve 4924 sayılı kanunun 1’inci maddesi gereğince karar verildi.
İSTİHDAM EDİLECEK SAĞLIK BİRİMİ PERSONEL SAYILARI
Yayımlanan karara istihdam edilecek sözleşmeli sağlık birimi personel birimleri şu şekilde;
1 diyetisyen, 9 ebe, 2 hemşire, 25 sağlık memuru, 1 sağlık teknikeri, 3 bin 652 tabip, 22 bin 983 uzman tabip olmak üzere toplamda 26 bin 673 sağlık personeli sözleşmeli olarak istihdam edilecek.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erkek sağlığı, genellikle kadın sağlığı ile kıyaslandığında daha az konuşuluyor.
Ancak erkeklerin karşılaştığı bazı sağlık sorunları, sadece erkek bedenine özgüdür ve bu hastalıklar genellikle ciddi sonuçlar doğurabilir.
Erkeklerin daha fazla dikkat etmeleri gereken bu sağlık sorunları, genellikle yaşam tarzı, genetik faktörler ve hormonal değişiklikler gibi birçok farklı etkenden kaynaklanıyor.
Erkeklerin, bu hastalıkların belirtilerini tanımaları ve erken teşhis için sağlık kontrollerini aksatmaması, yaşam kalitelerini artırmak açısından son derece önemlidir. Bu hastalıkları sizin için derledik:
PROSTAT KANSERİ
Prostat, erkek üreme sisteminde yer alan ve idrarın kontrolü ile sperm üretimiyle ilgili önemli bir rol oynayan bir bezdir.
Prostat kanseri, erkeklerde en yaygın görülen kanser türlerinden biridir.
Erken aşamalarda genellikle belirti vermez, ancak ilerledikçe idrar yapmada zorluk, kanlı idrar veya ejakülasyonda ağrı gibi semptomlar ortaya çıkabilir.

EREKTİL DİSFONKSİYON- İKTİDARSIZLIK
Erektil disfonksiyon, erkeklerde cinsel ilişkiye girebilmek için yeterli sertleşmeyi elde edememek veya bu sertleşmeyi sürdürememek olarak tanımlanır.
Bu durum, fiziksel, psikolojik veya her ikisinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir.
Diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve psikolojik faktörler bu durumu tetikleyebilir.
TESTİS KANSERİ
Testis kanseri, testislerde başlayan ve yalnızca erkeklerde görülen bir kanser türüdür.
Genellikle 15 ile 35 yaş arasındaki genç erkeklerde daha sık görülür.
Testislerde ağrı, şişlik veya sertleşme gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken teşhis, tedaviye yönelik büyük bir fark yaratabilir.
BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ
Benign Prostat Hiperplazisi, prostatın iyi huylu büyümesidir ve genellikle yaşla birlikte ortaya çıkar.
Bu durum, idrar yollarını sıkıştırarak idrar yapma zorluğuna, sık sık idrara çıkma gereksinimine ve gece idrara çıkma ihtiyacına yol açabilir.
Prostat kanseri ile karıştırılabilir, bu nedenle doğru tanı önemlidir.

KLİNİK HİPOGONADİZM
Hipogonadizm, testislerin yeterli testosteron üretmemesi durumudur.
Testosteron, erkeklik hormonu olarak bilinir ve erkeklerin cinsel gelişimi, kas kütlesi, kemik yoğunluğu ve genel enerji seviyeleri üzerinde doğrudan etkilidir.
Düşük testosteron seviyesi, yorgunluk, depresyon, cinsel isteksizlik ve kas kaybı gibi semptomlara yol açabilir.
PRİAPİZM
Priapizm, penisin anormal şekilde, genellikle ağrılı bir şekilde sertleşmesidir ve genellikle 4 saatten uzun sürer.
Bu durum, genellikle damar problemleri veya bazı ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkar.
Tedavi edilmezse, kalıcı erektil disfonksiyona (iktidarsızlık) yol açabilir.

DÜŞÜK SPERM SAYISI VE KISIRLIK
Erkeklerde infertilite, sperm sayısının düşük olması veya sperm kalitesinin yetersiz olması durumunda ortaya çıkar.
Hormonal bozukluklar, genetik faktörler, varikosel (testislerdeki damarların genişlemesi), bazı enfeksiyonlar ve yaşam tarzı faktörleri bu durumu tetikleyebilir.
VARİKOSEL
Varikosel, testislerdeki damarların genişlemesiyle karakterize edilen bir durumdur.
Bu durum, erkeklerde infertiliteye yol açabilen bir hastalıktır.
Testislerde ağrıya, şişliklere ve sperm üretiminde azalmaya yol açabilir. Genellikle tedavi ile düzeltilebilir.
PROSTATİT
Prostatit, prostat bezinin iltihaplanmasıdır ve bu durum yalnızca erkeklerde görülür.
Akut veya kronik olabilir.
Semptomları arasında pelvik ağrı, idrar yaparken yanma, kasık ağrısı ve cinsel ilişki sırasında rahatsızlık bulunabilir.
ERKEK MENOPOZU- ANDROPOZ
Andropoz, erkeklerin yaş ilerledikçe hormon seviyelerinde azalma yaşadığı, ancak kadınlardaki menopozdan farklı olarak kademeli bir süreçtir.
Testosteron seviyelerinin azalması, enerji kaybı, depresyon, cinsel isteksizlik ve kas kütlesi kaybı gibi belirtilere yol açabilir.
İnternet üzerindeki hiçbir tedavi yöntemini kendi kendinize uygulamayın. Hastalıklar parmak izi gibi kişiseldir ve kişisel bir tedavi süreci gerektirir. Şüphelendiğiniz bir hastalığınız varsa üroloji ya da endokrinoloji bölümlerine başvurarak bir uzman görüşü almanız tavsiye edilir.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji her an gelişiyor ve geliştikçe hayatımıza yeni kolaylıklar giriyor, insan ömrünü uzatacak yeni tıbbi buluşlar ve bulgular insanlığın hizmetine sunuluyor…
Diğer taraftan bu gelişim insanlığı olumsuz etkileyen buluşları da beraberinde getiriyor.
Bu alanda teknolojinin en olumsuz çıktılarından biri de elektronik sigara…
Elektronik sigaranın yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle gençler bu tehlikenin en büyük hedefi.
Bu kapsamda Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdullah Sakin, sigara ve elektronik sigaranın kansere yol açan risklerini anlattı.
Kanserojen etkiler taşıyan bu ürünlerin özellikle akciğer kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Sakin, elektronik sigaranın da geleneksel sigara kadar tehlikeli olduğunu vurguladı.
ELEKTRONİK SİGARA DAHA ERKEN YAŞTA KANSERE SEBEP OLUYOR
Duman çıkaran tüm cihaz ve ürünlerin kanserojen olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sakin, “Sigara ve elektronik sigara, kanserojen ürünlerdir ve kansere yol açmaktadır. Özellikle akciğer kanserinin, sigara ve tütün dumanına maruz kalma ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanserinin yüzde 90 oranında tütün dumanına bağlı olarak gelişmektedir. Elektronik sigara kullanımının giderek yaygın hale geldiğini görmekteyiz.
Bu ürünler sigarayı bırakma amacıyla üretilmiş olsalar da aromalar ve kimyasal maddeler içermeleri nedeniyle gençler arasında popülerlik kazandı. Gerçekleştirilen geriye dönük çalışmalar, elektronik sigaraların da sigara kadar kansere yol açtığını, hatta bu ürünlerin daha erken yaşta akciğer kanserine neden olduğu tespit edildi. Elektronik sigara kullananlar, 10 yıl daha genç yaşta kanser riski ile karşı karşıya kalabiliyor.” diye konuştu.

ELEKTRONİK SİGARA VE NORMAL SİGARA ARASINDAKİ BAĞ
Elektronik sigara kullanan gençlerin yaklaşık yüzde 50’sinin normal sigaraya geçiş yaptığını ifade eden Doç. Dr. Sakin, “Bu durum, hem sigara hem de elektronik sigara kullanmanın kanser riskini artıran ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Elektronik sigara, sigaraya göre daha tehlikeli ve daha erken yaşta kansere sebep olabiliyor.
Her türlü duman çıkaran tütün ürünü ve tütün mamulünden mutlaka uzak durmalıyız. Sigara içmeye devam etmek, riski azalttığı halde, sigara içen bireylerin vücutlarının tamamen iyileşmesi uzun zaman alır ve riskler yıllar boyu devam eder. Sigarayı içmeyi bırakmak riski azaltıyor olsa da, ilerleyen yıllarda genç yaşta kanser vakaları görebileceğiz.” dedi.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kahve bağımlılığı, bazı kişilerde uyarıcı etkiler ve enerji sağlama amacıyla alışkanlık haline gelebilir.
Ancak, kafein bağımlılığından kurtulmak ve enerjik kalmak için doğal ve sağlıklı alternatifler arayanlar için bazı meyve seçenekleri mükemmel birer alternatif olabilir.
Kahveye alternatif olarak meyve tüketmek, hem enerji verir hem de sağlığınız için faydalıdır.
İşte kahvenin yerini tutacak tek meyve…

10 TANE ARONYA
Aronya, içerdiği antioksidanlar ve flavonoid bileşenleri sayesinde zihinsel netliği artırabilir. Kahvenin sağladığı anlık enerji artışı yerine, aronya daha dengeli bir şekilde enerji verir. Bu, özellikle kahveye alışkın olan ve uyarıcı etkilerinden kaçınmak isteyen kişiler için iyi bir alternatiftir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli’de yaşayan 21 yaşındaki Sudenur Arslan, bebekken teşhis edilen kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun yıllar tedavi görüyordu.
2,5 sene “periton diyalizi” uygulanan Sudenur’un rahatsızlıkları, her geçen gün artmaya devam etti.
Genç kız bu süreçte, çok sevdiği okulundan ve arkadaşlarından ayrı kaldı.
Liseyi uzaktan eğitimle tamamlayan Arslan, diyalize girmeye başladı.
KOVİDE YAKALANDIĞI TESPİT EDİLDİ
Nakil olması önerilen Arslan, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nin Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu.
Kadavradan bağış çıkmayınca kız için annesi Aylin, dedesi Nazmi ile babası İbrahim Arslan donör olmak istedi.
Babanın dokuları uyumlu çıkan Arslan’ın tüm işlemler tamamlanarak, nakil yapılmasına karar verildi.
Ameliyattan önceki gün yapılan testte, Arslan’ın Kovid-19 virüsüne yakalandığı tespit edildi.

NAKİL BAŞARIYLA TAMAMLANDI
Hastanede bir süre tedavi görerek virüsü yenen Arslan’a nakil yapılamadı.
Üç yıldır daha diyalize giren genç kız, Antalya’daki Yaşam Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu.
Yaşam Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığındaki ekip, genç kıza böbrek naklini gerçekleştirdi.
Hastanede aynı odada tedavilerine devam edilen baba ile kızı birbirine moral oluyor.
“BABAM HER ZAMAN BENİM KAHRAMANIMDI”
Babasının sağ böbreğiyle yeniden hayata bağlanan Arslan, rahatsızlıklarının ilerlemesinin kendisini çok zorladığını, kötü günler geçirdiğini söyledi.
Böbrek nakli için çok çabalamalarına rağmen bir türlü nakil olamadığını dile getiren Arslan, “Diyalizler beni çok zorladı. Okulumu bırakmak, arkadaşlarımdan ayrı kalmak zorunda kaldım. İyi ki babam var, bana böbreğini verdi, kahramanım oldu. Babamı çok seviyorum, o her zaman benim kahramanımdı.” dedi.

“ÇOK ŞÜKÜR KIZIMIN YÜZÜ GÜLÜYOR”
Arslan, sağlığına kavuşunca sıkı çalışarak üniversiteye hazırlanacağını ve gıda mühendisliği hayalini gerçekleştirmek istediğini ifade etti.
Kızına sarılarak sevinç gözyaşı döken İbrahim Arslan da 21 yıldır çektikleri sıkıntılardan nakil sayesinde kurtulduklarını söyledi.
Evlerine sağlık şekilde döneceklerini anlatan Arslan, “Çok şükür kurtulduk, artık kızımın yüzü gülüyor. Çok mutluyuz. Hocalarımız sağ olsun burada herkes çok ilgili.” diye konuştu.

YARIM BIRAKTIĞI EĞİTİMİNİ TAMAMLAYACAK
Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. Aydınlı ise dokular uyumlu çıkınca babanın böbreğini kapalı yöntemle alarak kızına naklettiklerini anlattı.
Nakil sonrası hastanın durumunun düzeldiğini, kreatin seviyesinin 0,7’ye kadar düştüğünü aktaran Aydınlı, “Doğuştan böbrek yetmezliğiyle uğraşan Sudenur, okulundan, sosyal hayattan geri kalmış. Nakil başarılı geçti. Taburcu olduktan sonra normal hayatına devam edebilecek. Eğitimine, arkadaşlarına kavuşacak.” ifadesini kullandı.
Aydınlı, canlı vericileri çok iyi değerlendirdiklerini, hiçbir riske atmadan dokular tamamen uyumlu olduğunda nakli yaptıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık alanında çığır açan bir keşif gerçekleştirildi.
İngiltere Nottingham Üniversitesi’nden bilim insanları, insan vücudunun doğal iyileşme yeteneklerinden ilham alarak, hastaların kendi kanını kullanarak kırık kemikleri tedavi edebilecek yenilikçi bir implant geliştirdi.
Bu çığır açıcı çalışmadan elde edilen sonuçlar, ileri malzeme bilimi alanında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
İnsan vücudu küçük yaralanmaları, kan pıhtılaşması gibi doğal süreçlerle hızla onarabiliyor. Ancak daha büyük hasarlarda bu mekanizma yetersiz kalıyor.
ONARIM SÜRECİNİ HIZLANDIRACAK
Nottingham Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu sorunu çözmek için vücudun doğal onarım sürecini geliştiren özel bir malzeme geliştirdi.
Bu malzeme, “rejeneratif hematom” (RH) adı verilen ve yaralanmalarda dokuyu onarmak için oluşan yapıları destekliyor.
Araştırmacılar, laboratuvarda geliştirdikleri “peptit amfifil” adı verilen proteinleri insan kanına ekleyerek RH’nin daha güçlü ve etkili bir şekilde oluşmasını sağladı.

DAHA GÜVENLİ VE HIZLI
Araştırma ekibine göre, yeni malzeme kanla kolayca birleşebiliyor ve istenildiğinde üç boyutlu yazıcıyla üretilebiliyor.
Çalışmanın ortak yazarı Dr. Cosimo Ligorio, bu yaklaşımın büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:
İnsan kanını, son derece rejeneratif implantlara dönüştürmek hem güvenli hem de kolay bir süreç. Kan ücretsiz bir kaynak ve hastalardan yeterli miktarda elde edilebiliyor”

TESTLER BAŞARILI OLDU
Ekip, yöntemi sıçanlar üzerinde test etti. Araştırmacılar, sıçanların kanına peptitler ekleyerek güçlü RH yapıları oluşturdu ve bu yapıları hayvanların kafatasındaki boşluklara yerleştirdi.
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı:
Yeni implant kullanılan sıçanlarda kemik oluşumu oranı 6 hafta içinde yüzde 62’ye ulaştı.
Hiç tedavi edilmeyen sıçanlarda bu oran sadece yüzde 30’du.
Hâlihazırda kullanılan yapay kemikle tedavi edilenlerde ise iyileşme oranı yaklaşık yüzde 50 olarak kaydedildi.
UMUT VERİCİ BİR KEŞİF
Araştırmacılar, yeni yöntemin insanlarda kullanılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Ancak ilk bulgular, bu yaklaşımın rejeneratif tıp alanında büyük bir fark yaratabileceğini gösteriyor.
Bu yeni tedavi yöntemi, gelecekte kemik kırıklarını tedavi etmek için hastaların kendi kanını kullanarak daha doğal ve etkili bir çözüm sunabilir.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Niğde’nin Bor ilçesinde yaşayan Emine Özlü, ağustos ayında bayılma şikayetiyle hastaneye başvurdu.
Kan değerlerinin çok yüksek olduğu belirlenen Özlü, Ankara’daki Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
Burada yapılan tetkiklerde Özlü’ye karaciğer yetmezliği tanısı konuldu.
Özlü’nün fazla kilolarından kurtulmak için 1 ayı aşkın süre günde 2 bardak zayıflama çayı içtiği öğrenildi.
DURUMU KÖTÜLEŞTİ
Durumunun hızla kötüleşmesi üzerine, acil organ nakli sırasına alınan Özlü’ye 1 saat içerisinde Konya’dan uygun donör bulundu. Emine Özlü, kadavradan yapılan karaciğer nakille hayata tutundu.
“NAKİL OLDUĞUMDAN HABERİM YOKTU”
Kontrolleri için Niğde’den Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne gelen Emine Özlü, 80 kiloya ulaştıktan sonra arkadaşının tavsiyesiyle zayıflama çayına başladığını söyleyerek, “Bir ay kadar kullandım zayıflama çayını. Üzerinde ‘Günlük bir tane içilmesi gerekiyor’ yazıyordu. Ben, ‘Bağırsaklarım çalışmıyor, çabuk zayıflayayım’ diye iki tane içtim günlük. Sonra kendimi kötü hissettim, hastaneye gittim. Hastane beni direkt Ankara’ya gönderdi. 7 gün yoğun bakımda yatmışım. Ondan sonra ameliyat oldum. O süreci hiç hatırlamıyorum. Eylül’ün 1’inde yoğun bakımdayken kendime geldim.
Burada yoğun bakımda yatıyorken karaciğerimin tamamen iflas ettiğini söylemiş ve karaciğer nakli olmam gerektiğine karar vermiş doktorlarımız. Canlı alıcı bulunamamış. Kadavradan verici bulunmuş. Nakil olmuşum ama nakil olduğumdan hiç haberim yok. Şimdi iyiyim çok şükür. Çok zor bir süreç atlattım. Hiç kimse zayıflama çayı kullanmasın.
Hiç öyle bir şeye başvurmasınlar. Çok kötü bir süreç geçirdim. Çok zor oldu. 4 ay oldu neredeyse hala da zorluğunu yaşıyorum. Ben hiç bilmeden, sadece arkadaşımın tavsiyesiyle orada kendi başıma zayıflayabileceğimi düşündüm. Ama olmamış. Herkes zayıflama konusunda profesyonel destek alsın” diye konuştu.

“BU ÜRÜNLER ORGANLARA CİDDİ ZARAR VEREBİLİR”
Özlü’nün doktorlarından Sinan Yanık ise hastada zayıflama çayı kullanımı sonrası gelişen bir akut karaciğer hasarı oluştuğunu söyleyerek, “Hastamız bize geldiğinde karaciğer tetkikleri oldukça bozulmuştu. Takibimizde hastada akut karaciğer yetmezliğinin en önemli göstergesi gelişti.
Hastamızı organ nakil ekibimizle değerlendirdik ve nakil için uygun gördük. Maalesef zayıflama konusunda tüm dünyada ve ülkemizde yaygın şekilde bu ruhsatsız, onaysız çayların kullanımı mevcut. Bu konuda hastalarımızı uyarıyoruz; fakat buna rağmen oldukça yüksek oranlarda bir kullanım mevcut.
Çok dikkat edilmeli. Sadece karaciğer değil tüm organlara ciddi zarar verebilen ürünler bunlar. Hiçbir çalışması yapılmamış, üzerinde hiçbir uyarı bulunmamış ürünler bunlar. Bu konuda hastaları uyarmamız lazım ve bu ürünlerin kullanımından da kaçınmamız lazım” ifadelerini kullandı.

“BAKANLIK ONAYI OLMADAN TEDAVİ ALMAYIN”
Etlik Şehir Hastanesi Organ Nakli Kliniği’nden Prof. Dr. Mustafa Özsoy da “Hastamızın karaciğer yetmezliği tanısını doğruladık ve karaciğer nakli olması gerektiğini planladık. Çok acil bir durumdaydı, öncelikle canlı vericisini değerlendirdik. Ama uygun canlı verici bulamadık. Bu süreç içerisinde acil bildirimi yaparak, Türkiye genelindeki ilk çıkan organ bağışının bu hastamızın kullanılması için başvuru yaptık. Bu başvurumuz kabul oldu ve hastamızın şansına da başvuru yaptıktan 1 saat sonra ilk çıkan organ bize geldi. Başvurunun 6’ncı saatinde de yeni bir karaciğer ile hastamız yaşama tutunmuştu.
Hastamız bu dönem içerisinde ne yazık ki bilinçsiz bir ilaç kullanımı, zayıflama ilacı kullanımı ve zayıflama çayları kullanımı gerçekleştirmiş. Bu dönemde biz hastalarımıza özellikle onaylı, Sağlık Bakanlığı ve diğer bakanlıklarımızdan onayı olmadan, hiçbir ilaç veya medikal bir tedavi almamalarını öneririz” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Endonezyalı bir adam, adeta kabusu yaşadı.
37 yaşındaki adam, son derece riskli bir pozisyonda cinsel ilişkiye girerken partnerine çarparak penisini kırdı.
Soluğu hastanede alan adam, acil olarak ameliyata alındı.

ÇOK RİSKLİ
Adam, ters kovboy pozisyonunda seks yaparken aniden bir çatlama sesi duyduğunu anlattı.
Sağlık görevlileri, sertleşmiş penisin cinsel birliktelik sırasında partnerin kasık kemiğine çarpması durumunda yaralanmanın meydana gelebileceğine değindi.
Tehlikeli pozisyon -aynı zamanda ‘üstün kadın’ olarak da adlandırılır- ereksiyon halindeki penise zarar verme riskiyle bilinir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Medipol Sağlık Grubu, Medipol Acıbadem Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni hizmete sundu.
Merkezde hem cilt sağlığı hem de estetik çözümler bir araya geliyor. Merkez, sağlık ve estetikli yaşamı bir araya getirdi.
Açılış töreninde Medipol Sağlık Grubu İşletme Direktörü Özer Koca, Medipol Sağlık Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı, iş, sanat, medya ve cemiyet hayatının önemli isimleri katılım sağladı.
“SAĞLIĞIN SADECE BİR TEDAVİ SÜRECİ DEĞİL, BİR YAŞAM BİÇİMİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Merkezin açılış konuşmasını yapan Medipol Sağlık Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı, “Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi olarak yepyeni bir hizmet anlayışını sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Sağlıklı yaşam ve güzellik alanındaki ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladığımız Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’mizin açılışını hep birlikte gerçekleştirdik.
Bizler, sağlığın sadece bir tedavi süreci değil, bir yaşam biçimi olduğuna inanıyoruz. Modern sağlık anlayışımızı estetik ve dermatolojiyle birleştirerek, sizlere bilimsel yöntemlerin ışığında doğal ve sağlıklı güzellik hizmetleri sunmayı hedefliyoruz” dedi.
“GÜZELLİK, SAĞLIĞIN BİR YANSIMASIDIR”
Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı konuşmasına şöyle devam etti:
Yeni merkezimizde, alanında uzman kadromuz ve ileri teknolojiye sahip cihazlarımızla, dermatolojik tedavilerden estetik uygulamalara, cilt yenilemeden sağlıklı yaşam programlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunacağız.
Amacımız, yalnızca dış güzellik değil, aynı zamanda iç huzurunuzu ve yaşam kalitenizi artırmak. Biliyoruz ki güzellik, sağlığın bir yansımasıdır. Biz de buradan hareketle hem sağlık hem de estetik ihtiyaçlarınıza en iyi şekilde cevap vermek için buradayız. Bu merkezin, siz değerli misafirlerimizin hayatına sağlık, huzur ve güzellik katmasını temenni ediyorum.
Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Makbule Dündar, “Medipol Acıbadem Bölge Hastanemizde Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’mizin açılışını yaptık. Merkezimizde doğru ve sağlıklı yaş alma alanında yüksek teknolojiyi de kullanarak hizmet vereceğiz.” dedi.

GENEL DERMATOLOJİK İŞLEMLERİ
Medipol Acıbadem Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi, cilt sağlığı için çeşitli dermatolojik işlemler sunuyor. Bu işlemler arasında Cilt Analizi ve Üç Boyutlu Görüntüleme (Visia-Vectra) ile cilt tipi, nem dengesi, leke ve kırışıklıklar gibi sorunlar tespit edilebiliyor.
Ayrıca, akne tedavisi ile akne ve izleri lazer, kimyasal peeling gibi yöntemlerle tedavi edilebiliyor.
Egzama ve Psoriasis tedavisi için topikal ve sistemik yöntemler uygulanırken, ben ve cilt lezyonları dermatoskopi ile detaylı bir şekilde inceleniyor. Cilt enfeksiyonları tedavisi, kriyoterapi tedavisi, elektrokoterizasyon ve alerji testleri gibi hizmetler de sunuluyor.
ESTETİK DERMATOLOJİ İŞLEMLERİ
Merkezde, estetik uygulamalarda da oldukça kapsamlı seçenekler bulunuyor. Botoks ile kırışıklıklar azaltılabilirken, dolgu uygulamaları ile dudak, yanak ve yüz hatları belirginleştirilebiliyor. Cilt biyorejuvenasyon ve biyosimulasyon tedavileri sayesinde cildin doğal yapısı yeniden canlandırılabiliyor.
PRP (Platelet Rich Plasma) tedavisi ile kendi kanınızdan elde edilen plazma cildinize enjekte edilerek yenilenme süreci destekleniyor. Ayrıca, mezoterapi ile cilde vitamin ve minerallerin enjekte edilmesiyle cilt nemlendiriliyor ve sıkılaştırılıyor.
LAZER İŞLEMLERİ
Hizmete açılan merkez, lazer tedavilerinde de en son teknolojiye sahip. Lazer epilasyon sayesinde istenmeyen tüyler kalıcı olarak azaltılabiliyor. Leke tedavisi için kullanılan Q-Switch Lazer ve BBL Hero, güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri ve melazma gibi pigmentasyon sorunlarını tedavi ediyor. Cilt yenileme işlemi ile akne izleri, ince kırışıklıklar ve gözenekler gibi cilt problemleri tedavi edilebiliyor. Damarsal lazer tedavisi ise yüzdeki kılcal damar çatlamalarının giderilmesinde kullanılıyor.

CİLT BAKIMI VE YENİLEME İŞLEMLERİ
Merkezde, cilt bakımı ve yenileme alanında birçok yenilikçi hizmet de sunuluyor. Kimyasal peeling ile cilt yüzeyindeki ölü hücreler temizlenerek cilt aydınlatılıyor. Hydrafacial ile derinlemesine temizlik, nemlendirme ve beslenme sağlanıyor. Oxygeneo tedavisi ise oksijen ve radyofrekans desteğiyle kolajen üretimini artırarak cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlıyor.
SAÇ VE TIRNAK TEDAVİLERİ
Saç dökülmesi gibi problemleri çözmeye yönelik de çeşitli tedavi yöntemleri sunuyor. Saç dökülmesi tedavisi için PRP, mezoterapi ve eksosom tedavileri gibi medikal çözümler uygulanıyor. Tırnak hastalıkları, mantar ve batık tırnak gibi sorunlarla ilgili de tedavi seçenekleri bulunuyor.
ÖZEL TEDAVİLER
Merkezde sunulan özel tedaviler arasında hiperhidroz (aşırı terleme) tedavisi için botoks ve diğer yöntemler yer alıyor. Rozasea (gül hastalığı) tedavisi ile cilt kızarıklığı ve hassasiyet giderilebiliyor. Ozon ve IV tedavileri, sağlıklı yaşam ve anti-aging amaçlı uygulamalar arasında yer alıyor. IV tedaviler ile yüksek doz C vitamini, glutatyon, Myers kokteyli ve anti-aging tedaviler sunuluyor. IV ozon tedavisi ile vücutta detoks ve yenilenme sağlanabiliyor.
Bölgesel incelme ve zayıflama konusunda da etkili tedavi seçenekleri sunuyor. Onda Pro Cihazı ile bölgesel incelme ve selülit tedavisi yapılırken, Star Former (Tesla) cihazı ile kas tedavisi ile sıkılaşma sağlanabiliyor. Endymed-PRO cihazı ile ise selülit tedavisi gerçekleştiriliyor.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Havalar soğudu, mevsimsel enfeksiyonların önü açıldı.
Grip ve viral vakalardaki artış, hastaları doğal yöntemlerden çare aramaya yönlendiriyor.
Bu mevsimde özellikle öksürük ve göğüste hırıltı gibi semptomlara rastlanıyor.
Göğüste hırıltı, genellikle solunum yollarındaki daralma veya tıkanıklık nedeniyle meydana gelir. Hırıltı, nefes alırken duyulan yüksek sesli, ıslık gibi bir ses olup, genellikle akciğerlerdeki hava akışının zorlaşması sonucu ortaya çıkar.
İşte göğsü yumuşatan o doğal tarif…

TARÇINLI SU
Tarçın, antioksidan ve anti-enflamatuar özelliklere sahip bir baharattır. Ayrıca öksürüğü yatıştırabilir ve solunum yollarını açabilir.
Tarif: Bir çay kaşığı toz tarçını bir bardak sıcak suya ekleyin ve karıştırın. İsterseniz bal ekleyebilirsiniz.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllı saatlerle ilgili dikkat çeken araştırma…
Araştırma, florlu sentetik kauçuktan yapılan bilekliklerin, perfloroheksanoik asit (PFHxA) adı verilen bir kimyasal içerdiğini ortaya koydu.
Bu madde, hem çevreye hem de insan sağlığına zararlarıyla bilinen PFAS grubunun bir üyesi.
KİMYASALLARA VURGU YAPTI
Araştırmayı yürüten Scripps Araştırma Enstitüsü’nden Graham Peaslee, “Bu ürünlerde, cildimizle uzun süre temas eden bir kimyasalın bu kadar yüksek seviyelerde bulunması dikkat çekici bir durum” dedi.
PFAS, çevrede uzun süre kalıcı olmaları ve su, ter ve yağı itme özellikleri nedeniyle pek çok tüketici ürününde kullanılıyor.
DİREKT VÜCUDA GEÇEBİLİYOR
Bu kimyasallar, dayanıklılığı artırmak ve ürünlerin kirlenmesini önlemek amacıyla fitness bilekliklerinde de tercih ediliyor.
Ancak bu özellikler, bu kimyasalların doğrudan cilt yoluyla vücuda geçme riskini artırıyor.

DETAYLI İNCELEME
Araştırma ekibi, farklı markalardan 22 akıllı saat ve fitness bilekliğini inceledi. İncelenen 13 florlu elastomer bilekliğin tamamında flor tespit edildi.
Ayrıca, florlu elastomer olarak belirtilmeyen dokuz bilekliğin ikisinde de flor izlerine rastlandı. Daha pahalı bilekliklerde flor seviyelerinin genellikle daha yüksek olduğu görüldü.
Kimyasal analizler sonucunda, 22 bilekliğin dokuzunda PFHxA tespit edildi. Ortalama PFHxA konsantrasyonu 800 milyar birim (ppb) civarındayken, bazı örneklerde bu değer 16.000 ppb’yi aştı.
Araştırma ekibine göre, bu seviyeler, kozmetik ürünlerde tespit edilen PFAS seviyelerinin dört katı.

SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLER VE ÖNERİLER
Araştırmacılar, PFHxA’nın insan cildine ne kadar kolay geçiş yaptığının ve vücuda girdikten sonra olası sağlık etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğini belirtti.
Ancak, son çalışmalar bu kimyasalın normal koşullarda cilt yoluyla önemli bir oranda emilebileceğini öne sürüyor.
Araştırmanın baş yazarı Alyssa Wicks, kullanıcıların daha düşük maliyetli ve silikon bazlı bileklikleri tercih etmelerini öneriyor.
Daha pahalı bir bileklik satın almayı düşünenler için ise ürün açıklamalarını dikkatle okuyarak “florlu elastomer” içermeyen bileklikleri seçmeleri tavsiye ediliyor.
Bu araştırma, günlük yaşamda yaygınlaşan giyilebilir teknolojilerin sağlık üzerindeki olası etkilerini bir kez daha gündeme getiriyor.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ihlamur, genellikle serin iklimlerde yetişen, büyük yaprakları ve hoş kokulu çiçekleriyle bilinen bir ağaç türüdür.
Ihlamur ağacının çiçekleri, taze veya kurutulmuş olarak tüketildiğinde, birçok sağlık faydası sağlar. Özellikle ıhlamur çayı, halk arasında yaygın bir şekilde rahatlatıcı ve iyileştirici özellikleriyle kullanılır.
Ihlamur, doğal bir rahatlatıcı, antioksidan kaynağı, bağışıklık güçlendirici ve sindirim dostu bir bitkidir. Ihlamur çayı, özellikle stres, uyku problemleri, soğuk algınlığı, sindirim sorunları ve ağrılara karşı faydalı olabilir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında askerleri sakinleştirmek için ıhlamur çayının kullanıldığına dair bilgiler de mevcuttur.
Ancak ıhlamuru doğru tüketmek, maksimum fayda alabilmek için önemlidir.

TEKRAR KAYNATMAYIN
Ihlamur demlendikten sonra, hızlıca tüketilmesi gerekir. Uzun süre demlenen veya kaynatılan ıhlamur çayının şifalı etkisi kaybolabilmektedir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alman turist, sosyal medyada yaptığı araştırmalar sonucunda 110 kilo ile geldiği Türkiye’de tüp mide ameliyatı yaptırmak istedi.
Kadın turistin midesi operasyon sırasında karaciğerin altında bulundu.
Ameliyatın yapıldığı hastanenin Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, yapılan operasyonla ilgili bu durumun 100 binde bir görüldüğü söyleyerek, “Operasyona başladığımızda mideyi bulamadık. Karaciğeri kaldırınca mideyi sağ tarafta gördük.” açıklamasında bulundu.
100 BİNDE BİR GÖRÜLÜYOR
Almanya’dan tüp mide ameliyatı olmak için Antalya’ya gelen 46 yaşındaki hemşire Antje Kirscht, eşine az rastlanır bir tıbbi durumla karşılaştı. Antalya’da özel bir hastanede gerçekleştirilen operasyon sırasında Kirscht’in midesini olması gerektiği yerde göremeyen doktorlar, kısa süren şaşkınlığın ardından mideyi karaciğerinin arkasında, sağ tarafta buldu. Mide başarılı bir operasyonla küçültülürken bu sıra dışı anatomik durumun, dünyada yalnızca 100 binde bir görüldüğü biliniyor.
ALMAN TURİST 110 KİLOYDU
İlk kez Antalya’ya gelen 46 yaşındaki Kirscht, 110 kilo ağırlığıyla obezite tedavisi için başvurdu. Almanya’da kendisine organlarının ters olabileceği yönünde bir tanı konduğunu ifade eden Kirscht, bu bilginin ameliyat sırasında ne anlama geldiğini öğrendi.
MİDESİ KARACİĞERİN ARKASINA SAKLANMIŞ HALDE BULUNDU
Ameliyat esnasında cerrahi ekip, Kirscht’in midesini karaciğerinin arkasında, sağ tarafta buldu. Bu sıra dışı anatomik durum, hem hasta hem de ekibin şaşkınlık yaşamasına neden oldu.

“MİDE ORTADA YOKTU, KARACİĞERİN ARKASINDAN ÇIKTI”
Ameliyatı gerçekleştiren Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, yaşadıkları şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi:
Çok yapılan bu operasyonlar içerisinde hastanın değişik bir anomalisi vardı. 100 binde bir görüldüğü söyleniyor. Organların hepsi ters olabiliyor. Bu daha sık görülen bir şey ama bu hastada bütün organlar yerli yerinde ama sadece mide sağ tarafa kaymış. Yani karaciğerin arkasına gitmiş. Operasyona başladığımızda mideyi bulamadık. Karaciğeri kaldırınca mideyi sağ tarafta gördük. Bu çok nadir bir durum. 2023 yılı verilerine göre, böyle bir tüp mide ameliyatı dünyada yalnızca 50 kişiye uygulanmış. Biz de bu vakayı başarıyla gerçekleştirdik. Teknik açıdan bizi zorlayan ancak deneyimimizi artıran bir ameliyat oldu.

“OPERASYONUN AYNA GÖRÜNTÜSÜNÜ YAPTIK”
Prof. Dr. Gürkan, ameliyatın detaylarına değinerek, “Tüp mide operasyonunun ayna görüntüsünü yaptık. Normalde sol tarafta yaptığımız obezite ameliyatını bu hastada sağ tarafta gerçekleştirdik. Midenin karaciğerin arkasında olması ameliyat süresini 15 dakika uzattı ve toplamda 1 saat sürdü. Bizim için de hoş bir tesadüf oldu.” diye konuştu.

“TEKRAR GELECEĞİM”
İlk kez tek başına Türkiye’ye gelen Alman hasta Antje Kirscht ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
Uzun zamandır tüp mide ameliyatı olmayı düşünüyordum. Almanya’da doktorumuz bazı organlarımın ters olduğunu söyledi ama çok normal bir şeymiş gibi anlattı. Böyle bir şeyle karşılaşacağımı tahmin etmedim. Ameliyat sonrasında midemin sağ tarafta olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım ama süreç o kadar profesyonel yönetildi ve endişe duymadım. Kendimi çok iyi hissediyorum ve tekrar Türkiye’ye gelmek istiyorum.

6 AYDA 30-40 KİLO VERMESİ BEKLENİYOR
Prof. Dr. Gürkan, tüp mide ameliyatı olan hastalarda ilk 6-8 ay içinde ağırlığın yüzde 30-40’ının kaybedildiğini belirterek, “Antje’nin başlangıç kilosu 110. 6 ay içinde 30-40 kilo vermesi bekleniyor. Ancak ameliyat sonrası diyet çok önemli. Hastalar bu süreçte kendilerini mutlaka korumalı.” şeklinde konuştu.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kirpikler, gözlerimizi çevreleyen ve göz kapaklarının kenarında yer alan küçük, ince tüylerdir.
Kirpiklerin genellikle birer koruyucu işlevi vardır, ancak aynı zamanda estetik olarak da büyük bir öneme sahiptirler.
Kirpik diplerinde beyaz küçük noktaların oluşması, genellikle birkaç farklı sebepten kaynaklanabilir. Bu tür noktalar, bazen tamamen zararsız olabileceği gibi, bazen de bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.

İŞTE SEBEPLERİ
Ölü cilt hücrelerinin gözeneklerde birikmesi, kirpik diplerinde beyaz noktaların oluşmasına yol açabilir.
Göz kapağındaki yağ bezelerinin tıkanması, bakteriyel enfeksiyonlar veya gözün aşırı kuruması nedeniyle blefarit gelişebilir.
Yetersiz hijyen, makyajın uzun süre ciltte kalması, kirli ellerle gözlere dokunulması gibi faktörler folikülite yol açabilir.
Cilt hastalıkları da kirpik diplerinde beyaz noktalara neden olabilir. Özellikle akne veya seboreik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları, göz çevresinde beyaz noktalar, sivilceler veya kabuklanmalar oluşturabilir.
Eğer kirpik diplerindeki beyaz noktalar uzun süre geçmiyorsa veya ağrı, kızarıklık gibi ek belirtiler varsa, bir göz doktoruna başvurmak önemlidir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadın sağlığı, her geçen gün daha fazla dikkat çeken bir konu olsa da, kadınlara özgü sağlık sorunları, genellikle göz ardı edilen ve daha az konuşulan bir alandır.
Kadınların vücut yapısı, hormonal farklılıkları ve üreme sistemi, birçok hastalığın yalnızca kadınlarda görülmesine neden olabilir.
Bu hastalıklar, genellikle özel bir tedavi ve izlem gerektirir; çünkü erkeklerde ya hiç görülmez ya da çok daha farklı seyreder.
Kadınların karşılaştığı bu sağlık sorunları, genetik, çevresel ve hormonel faktörlerden kaynaklanabilir ve zamanında teşhis edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Bu yazımızda, yalnızca kadınlarda görülen sağlık sorunlarını, nedenlerini, belirtilerini detaylı bir şekilde derledik.
TURNER SENDROMU
Turner sendromu, bir X kromozomunun eksikliği veya hasarı sonucu meydana gelir.
Bu genetik bozukluk, yalnızca kadınlarda görülür.
Normalde kadınlar XX kromozomlarına sahipken, Turner sendromu olan bireyler tek bir X kromozomuna sahip olabilir.
Belirtileri; boy kısalığı, yumurtalıkların işlevsizliği ve kısırlık, geniş boyun, düşük saç çizgisi, kalp, böbrek sorunları, zihinsel gelişim geriliği (genellikle hafif).
Tedavi: Büyüme hormonu tedavisi, östrojen ve progesteron tedavisi (menstruasyonu başlatmak için), düzenli sağlık izlemeleri (özellikle kalp ve böbrek sorunları için).

POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS)
Polikistik over sendromu, yumurtalıkların normalden fazla sayıda küçük kist içerdiği, hormonal dengesizlikle karakterize bir durumdur.
PCOS, kadınlarda sık görülen bir üreme bozukluğudur ve genellikle hormon dengesizliği ile ilişkilidir.
Belirtileri; adet düzensizlikleri (adetin olmaması veya aşırı kanama) aşırı tüylenme (yüz, karın, sırt) obezite ve kilo alma saç dökülmesi kısırlık (yumurtlama bozukluğu).
Tedavi: Hormon tedavisi (doğum kontrol hapları), insülin duyarlılığını artırıcı ilaçlar (metformin), kilo yönetimi, tüp bebek tedavisi.
ENDOMETRİOZİS
Endometriozis, rahim iç duvarı dokusunun (endometrium) rahim dışında büyümesi sonucu ortaya çıkar.
Bu hastalık, adet döngüsündeki normal değişiklikler nedeniyle, rahim dışında büyüyen dokunun ağrıya, iltihaplanmaya ve bazen kısırlığa yol açmasına neden olur.
Belirtileri; şiddetli adet ağrıları pelvik ağrı cinsel ilişki sırasında ağrı kısırlık idrar yaparken veya bağırsak hareketlerinde ağrı.
Tedavi: İlaç tedavileri (ağrı kesiciler, hormon tedavileri), laparoskopik cerrahi (dokuların çıkarılması), tüp bebek tedavisi (kısırlık tedavisi).

OVARİAN KANSERİ
Ovarian kanseri, kadın üreme sisteminin en tehlikeli kanser türlerinden biridir.
Erken evrelerde belirti vermediği için sıklıkla geç teşhis edilir.
Belirtleri; karnın alt kısmında şişkinlik karın ağrısı iştah kaybı sık idrara çıkma vajinal kanama.
Tedavi: Cerrahi müdahale (yumurtalıkların çıkarılması), kemoterapi, radyoterapi.
SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS (SLE)
Lupus, bağışıklık sisteminin vücudun sağlıklı dokularına saldırdığı otoimmün bir hastalıktır.
Kadınlarda erkeklere göre çok daha yaygın görülür.
Belirtileri;yüzde kelebek şeklinde döküntü eklem ağrıları yorgunluk böbrek, kalp ve akciğerlerde hasar.
Tedavi: İmmünosupresif ilaçlar, anti-inflamatuar tedavi, steroidler.

MÜLLERİAN AJANAZİSİ (MÜLLERİAN DUKTUS ANOMALİSİ)
Müllerian ajanazisi, kadın üreme organlarının normal gelişim eksiklikleriyle karakterize bir hastalıktır.
Bu durum, rahim, vajina ve fallop tüplerinin tam olarak gelişmemesi sonucu ortaya çıkar.
Belirtileri; adet görmeme veya adet düzensizliği kısırlık vajinal yapı bozuklukları cinsel ilişki sırasında ağrı.
Tedavi: Cerrahi müdahale (rahim veya vajinal yapıların düzeltilmesi), tüp bebek tedavisi (kısırlık tedavisi).
VAJİNAL ATROFİ
Vajinal atrofi, östrojen seviyelerinin düşmesiyle vajinada kuruluk, incelme ve elastikiyet kaybı meydana gelir.
Bu durum, menopoz dönemi ve bazı tedavilerde yaygın olarak görülür.
Belirtileri; vajinal kuruluk cinsel ilişki sırasında ağrı sık idrara çıkma vajinal enfeksiyonlara yatkınlık.
Tedavi: Östrojen tedavisi (topikal veya sistemik), su bazlı lubrikantlar, vajinal nemlendiriciler.
X FARGİLE SENDROMU
X fragil sendromu, genetik bir hastalıktır ve genellikle erkeklerde daha belirgindir.
Ancak kadınlar da taşıyıcı olabilir ve daha hafif belirtiler gösterebilir.
Bu hastalık, zihinsel geriliğe yol açabilir ve sosyal becerilerde zorluklar yaratabilir.
Belirtileri; dil gelişiminde gecikme, zihinsel gerilik (özellikle erkeklerde belirgindir), davranışsal değişiklikler (sosyal zorluklar, kaygı).
Tedavi: Eğitim ve davranış terapileri, psikolojik destek, konuşma terapisi.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kalbin yalnızca beyin tarafından kontrol edildiği düşüncesi, bilim insanlarının yaptığı çarpıcı bir keşifle değişiyor.
Uzun yıllardır kalbin, beyinle bağlantılı otonom sinir sistemi aracılığıyla kontrol edildiği düşünülüyordu.
BAĞIMSIZ BİR ROL ÜSTLENİYOR
Ancak araştırma, kalp duvarında yer alan bu sinir ağının düşünüldüğünden çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve ritim düzenlemesinde bağımsız bir rol üstlendiğini gösterdi.
Karolinska Enstitüsü’nden Doç. Dr. Konstantinos Ampatzis, “Bu küçük beyin, tıpkı beynin solunum veya hareket gibi ritmik fonksiyonları düzenlediği gibi, kalp atışını kontrol etmede hayati bir rol oynuyor.” açıklamasında bulundu.
Araştırmada, kalpte farklı işlevlere sahip birden fazla nöron türü tespit edildi.

‘DOĞAL UYARICI’ GÖREVİ GÖRÜYOR
Bunlardan biri, kalbin “doğal uyarıcı” görevini üstlenen bir grup nöron.
Bu keşif, kalp ritminin nasıl kontrol edildiğine dair mevcut görüşleri değiştirirken, klinik açıdan da yeni ufuklar açıyor.
YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ İÇİN UMUT
Çalışma, insan kalbiyle benzer ritim ve işlevlere sahip zebra balıkları üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, tek hücre RNA dizilemesi, anatomik incelemeler ve elektrofizyolojik yöntemler kullanarak kalpteki nöronların yapısını, organizasyonunu ve işlevini haritalandırdı.
Dr. Ampatzis, “Kalbin sinir ağı ile beyin arasındaki etkileşimi, egzersiz, stres veya hastalık gibi farklı koşullarda araştırmaya devam edeceğiz. Kalbin nöral ağındaki bozulmaların çeşitli kalp rahatsızlıklarına nasıl katkı sağladığını inceleyerek yeni tedavi hedefleri belirlemeyi amaçlıyoruz.” dedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış aylarında Kahramanmaraş’ta en çok, tirşik çorbası tüketiliyor.
Bu çorbanın fdayaları ise saymakla bitmiyor…
Tirşik çorbasının kışın birçok hastalığa iyi geldiğini söyleyen 4 çocuk annesi 48 yaşındaki Fatma Uzun, kış aylarında bağışıklığı güçlendiren tirşik çorbasına rağbetin arttığını ifade etti.
“GEÇİMİMİZİ BU İŞLE SAĞLIYORUZ”
“Emeği çok zor ama karşılığını alıyoruz” diyen Uzun, “Geçimimizi bu işle sağlıyoruz. Dükkanımız depremde yıkıldı ve burada hizmet vermeye başladık. Akşamdan bastırıyoruz. Sabahleyin pişiriyoruz ve bir gün sonra servise sunuyoruz” dedi.
“HASTALARA ŞİFA OLUYOR”
Kış gelince tirşik çorbasına rağbetin arttığını söyleyen Uzun, “Hastalara şifa oluyor. Fiyatlarımız bardak 15 TL, kasesi 40 TL, kilosu ise 100 TL. İzmir, İstanbul gibi yerlerden sipariş verenler oluyor. Biz de buradan siparişleri gönderiyoruz. Kahramanmaraş’ın vazgeçilmezi tirşik çorbası. Çok seviyorlar. Grip gibi şeker hastalığına da iyi geliyor” ifadesini kullandı.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Han Sultan-Altın Orda” Operası, 300 kişilik dev kadro, muhteşem kostümler, unutulmaz bir hikâye ile Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) 2 özel temsil ile sahnelenecek.

Han Sultan – Altın Orda Operası, tarihin tozlu sayfalarından günümüze uzanan büyüleyici bir hikâye ile İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşuyor. Kazakistan Kültür ve Bilgi Bakanlığı, Almatı Abay Opera Evi ve TÜRKSOY iş birliğiyle sahnelenen Han Sultan, Türk tarihinin unutulmaz kadın figürlerinden birinin destansı yaşamını büyüleyici bir libretto ve etkileyici müziklerle sahneye taşıyor.
Khamit Shangaliyev bu tarihi dramada besteci olarak yer alırken, librettonun yazar koltuğunda ise Kazakistan Cumhuriyeti’nin Devlet Sanatçısı Maraltay İbrayev oturuyor.
Han Sultan-Altın Orda Operası; 16 Aralık 20.30’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda.
REKLAM
BARCELONA GUITAR TRIO & DANCE

Barcelona Guitar Trio & Dance, flamenko ve İspanyol gitarının büyüleyici bir birleşimiyle dinleyicileri unutulmaz bir gösteriye davet ediyor. Efsanevi Paco de Lucía’ya bir saygı duruşu niteliğindeki bu performans, virtüöz gitaristler Xavier Coll, Luis Robisco ve Ali Arango’yu sahnede bir araya getiriyor. Paco de Lucía’nın ölümsüz eserleri “Entre dos Aguas” ve “Zyryab”, Chick Corea’nın efsane parçası “Spain” gibi unutulmaz eserler, bu konserin en önemli parçaları arasında yer alıyor. Ayrıca, izleyicilere sürpriz olarak sunulan Michael Jackson Medley’si de gecenin heyecanını artırıyor. “Billie Jean” performanslarıyla tüm dünyada tanınan Barcelona Guitar Trio, Pop’un Kralı’nın unutulmaz şarkılarını muhteşem bir gitar ustalığıyla harmanlayarak katılımcılara eşsiz bir müzik ziyafeti sunuyor.
Barcelona Guitar Trio & Dance; 17 Aralık Saat 20.00’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda.
USTALARDAN İZLER- İSTANBUL DEVLET MODERN FOLK MÜZİK TOPLULUĞU

Türk pop müziğinin en samimi dönemlerinden 70’ler ve 80’lerin en güzel şarkılarını İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu “Ustalardan İzler” konseriyle sahneye taşıyor. Sanat yönetmenliğini Bora Kayalar’ın yaptığı konserde; Jülide Karan, Ezgi Eyüboğlu, İrem Sağer Güven ve Mehmet Kılınç solist olarak yer alıyor.
Ustalardan İzler- İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu; 17 Aralık 20.00’de AKM Tiyatro Salonu’nda.
FINDIKKIRAN- İSTANBUL DEVLET OPERA VE BALESİ
Çaykovski ve Petipa’nın iş birliği ile ortaya çıkan Fındıkkıran balesi; küçük Alman kız Clara Stahlbaum’un yeni yıl hediyesi olarak aldığı fındıkkıran oyuncağı ile ilgili rüyaların konu edildiği bu masal tarzı bir yılbaşı klasiğidir. Sanatseverlerin büyük beğenisini kazanmış olan Fındıkkıran, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 2024 – 2025 sanat sezonunda da izleyicisiyle buluşmaya devam ediyor. Orkestra Şefliğini İbrahim Yazıcı’nın yaptığı Fındıkkıran’ın reji ve koreografisi Mehmet Balkan’a ait.
Fındıkkıran- İstanbul Devlet Opera Ve Balesi; 18 Aralık Saat 20.00, 19 Aralık Saat 20.00’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda.
NEVZAD ATLIĞ’IN HATIRASINA “DEDE EFENDİ’NİN FERAHFEZA AYİN-İ ŞERİFİ”-CUMHURBAŞKANLIĞI KLASİK TÜRK MÜZİĞİ KOROSU

Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, kurulduğu 1975 yılından itibaren 49 yıldır sürdürdüğü geleneğini devam ettiriyor ve her Şeb-i Arûs yıldönümünde olduğu gibi yine bir Mevlevî âyini seslendiriyor. Türk musikisinin şâheserleri arasında yer alan Dede Efendi’nin Ferahfezâ âyininin bu konserde seslendirilmesinin ayrı bir sebebi de ilk vefat yıldönümünde, koronun kurucusu olan Nevzad Atlığ’ın koroyla icra ettiği ilk âyin olması. Konserde, koronun emekli sanatçılarından Münip Utandı’nın yanı sıra, saz sanatçıları Birol Yayla, Salih Bilgin, Taner Sayacıoğlu, Lütfiye Özer, Murat Bağdatlı yer alıyorlar. Şef Mehmet Güntekin’in yöneteceği konserde âyine kudüm vurarak Hüseyin Özkılıç eşlik edecek.
Nevzad Atlığ’ın Hatırasına “Dede Efendi’nin Ferahfeza Ayin-i Şerifi”; 18 Aralık Saat 20.00’de AKM Tiyatro Salonu’nda.
İSTANBUL DEVLET SENFONİ ORKESTRASI DENİZBANK KONSERLERİ- İSMET İNÖNÜ’YÜ ANMA KONSERİ
Hollywood sinemasının unutulmaz filmlerini besteleriyle taçlandırmış olan E. W. Korngold’un tek Keman Konçertosu eseri, dünyanın en eski ve prestijli keman yarışmalarından biri olan Uluslararası Henry Wieniawski Yarışması’nda birinciliğe layık görülmüş olan, Türkiye doğumlu Veriko Tchumburidze yorumuyla sanatseverlerle buluşuyor. Konserin ikinci yarısında ise, Avusturyalı değerli şef Andreas Ottensamer yönetimindeki orkestra, üretkenliğiyle ülkesinin zorlu yıllarında var olabilmeyi başarmış, büyük Rus besteci D. Shostakovich’in 5. Senfonisi’ni seslendirecek.
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri- İsmet İnönü’yü Anma Konseri, 20 Aralık Saat 20.00’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda.
UÇMAK HEZARFEN AHMED ÇELEBİ- İSTANBUL DEVLET TİYATROSU

17. Yüzyıl İstanbul’unda gönlüne aklına uçmak fikrini sabitlemiş bin ilimli Ahmed Çelebi. Nişapur Camii’nden havanın o tatlı, insanı çeken boşluğuna kollarında kapı kanatlarıyla kendini bırakan Cevheri’nin izinden giderek kuşların uçuşlarını inceleyen ve insanların bir türlü anlayamadığı bir garip insan… Bir iz bırakma gayesi peşinde rakibi Lagâri Hasan Çelebi’yle bir kavgalı bir fikir teatisinde Hezarfen. Varsa yoksa uçmak; havada süzülmenin kendine çeken duygusuna, düşüşün âlemlere sığmayan korkusu ve zevkine ulaşmak için tüm benliğini ortaya koymuş bir adam. Sultan IV. Murad’ın bu gayesinden haberi olmasıyla artık ciddiyete binen uçma sevdası, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin hayat ve ölüm arasında gidiş gelişlerine dönüşür. Ya uçuş mümkün olacaktır ya da güneş o olmadan doğacaktır İstanbul’un üstüne. Ömer F. Oyal yazdığı oyunun rejisör koltuğunda ise Hakan Çimenser yer alıyor.
Uçmak Hezarfen Ahmed Çelebi- İstanbul Devlet Tiyatrosu; 20 Aralık Saat 20.00, 21 Aralık Saat 20.00 ve 22 Aralık Saat 15.00’de AKM Tiyatro Salonu’nda.
II. MEHMET (MAOMETTO II)- İSTANBUL DEVLET OPERA VE BALESİ

İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konan G. Rossini’nin ünlü eseri “II Mehmet” (Maometto II), 21 Aralık tarihlinde AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci padişahı Fatih Sultan Mehmet’in aşk hikayesini konu alan ve 34 yıl aradan sonra ilk kez AKM’de kendi dilinde, İtalyanca olarak seslendirilen eserin başrollerini Burak Bilgili, Zafer Erdaş (II. Mehmet), Dilruba Bilgi ve Gülbin Günay (Anna) beraber paylaşıyor.
II. Mehmet (Maometto II)- İstanbul Devlet Opera Ve Balesi;21 Aralık Saat 16.00’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda.
TÜRK TELEKOM PRİME KAHVE KONSERLERİ- KEMAN&PİYANO RESİTALİ
Türk Telekom Prime Kahve Konserleri kapsamında; Solo keman ve solo piyano için bestelenmiş en iddialı eserlerden J.S. Bach’ın ‘Chaccone’ adlı eseri ve Prokofiev’in 1 numaralı piyano sonatının yanı sıra keman ve piyano için yazılmış en güzel eserlerden birisi olan Franck Sonatı ve Türk besteci Ahmed Adnan Saygun’un ‘Horon’ adlı eserinin seslendirileceği Keman ve Piyano resitali AKM’de seyirciyle buluşacak.
Türk Telekom Prime Kahve Konserleri-Keman&Piyano Resitali; 21 Aralık Saat 11.00’de Türk Telekom Opera Salonu Alt Fuaye’de.
TÜRKAN
Türk sinemasının efsanevi ismi, Yeşilçam’ın Sultanı Türkan Şoray sahnede unutulmaz anılarını senfoni orkestrası eşliğinde seyirciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Mavi Eşarp, Selvi Boylum Al Yazmalım, Dila Hanım, Bodrum Hâkimi, Artık Sevmeyeceğim gibi senfoni orkestrasına göre aranje edilen Yeşilçam müzikleri Türkan Şoray’ın anılarıyla sahnede tekrar hayat bulacak.
Türkan, 22 Aralık Saat 20.30’da Türk Telekom Opera Salonu’nda.
WARHOL’UN DÜNYASI-POP ART’IN İKONU

28 Eylül- 31 Aralık tarihleri arasında AKM Çok Amaçlı Salon; modern sanatın en önemli isimlerinden biri olan Andy Warhol’a adanan “Warhol’un Dünyası – Pop Art’ın İkonu” sergisine ev sahipliği yapıyor. Warhol, Pop Art akımının öncülerinden biri olarak sanat ve yaşam arasındaki sınırları ortadan kaldıran eserleriyle tanınıyor. Sergide, Warhol’un tanınmış eserlerinin yanı sıra özel koleksiyonlardan seçilen eserler de sanatseverlerle buluşuyor.
Warhol’un Dünyası- Pop Art’ın İkonu 28 Eylül- 31 Aralık tarihlerinde AKM Çok Amaçlı Salon’da.
PABLO PICASSO-RESİMDEN SERAMİĞE BİR SERÜVEN

AKM Galeri’de yer alan “Pablo Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven” sergisi, ünlü sanatçının orijinal gravürleri, çizimleri, posterleri, litografileri ve fotoğraflarından oluşan 170 eseri sanatseverlerle buluşturuyor. Kariyerine Paris’te başlayan ve burada Montmartre’daki “Bateau-Lavoir” atölyesinde tanınan Picasso, dönemin önemli sanat tüccarlarıyla tanışarak sanat dünyasında hızla yükseldi. Bohem yaşam tarzı ve tutkulu ilişkileriyle tanınan sanatçının eserleri, bu dönemde yaşadığı aşklardan derin izler taşıyor. Picasso’nun sanatı, yıllar içinde farklı stiller ve tekniklerle sürekli evrim geçirdi. Kübizm’in öncülerinden biri olan Picasso, 1907’de tanıştığı Derain ve Braque ile birlikte bu akımı geliştirdi. Sergide yer alan eserler, Picasso’nun sanat yolculuğunun çeşitli evrelerini ve onun sanatsal dönüşümlerini kapsıyor.
Pablo Picasso: Resimden Seramiğe Bir Serüven; 28 Eylül-31 Aralık tarihlerinde AKM Galeri’de.
KONUŞAN RESİMLER SERGİSİ

12 Aralık saat 20.00’de AKM’de açılışı gerçekleşecek olan “Konuşan Resimler Sergisi”nin yaratıcısı Ressam ve Sanat Ekonomisti Ebru Ceylan. Ceylan, “Konuşan Resimler”le ilk profesyonel sergi serisini açtı. Türkiye’nin ilk sesli betimlemeli sergisi olan “Konuşan Resimler Edebi – Ebedi” farklı sanatçılar tarafından tabloların hikayelerinin seslendirmesi ile hayat buldu.
Türk edebiyatına damga vuran ölümsüz mısralar, Ceylan’ın tuvaline yansıyan renklerle, onları konuşturan seslerle sıra dışı bir deneyim sunuyor.
Konuşan Resimler Sergisi; 12-18 Aralık tarihleri arasında AKM Tiyatro Salonu Fuaye’de gerçekleşecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altın Orda Devleti’nin kaderini değiştiren, bir annenin zekası, gücü ve iradesiyle tarihe yön veren kahramanın, Han Sultan’ın hikayesini anlatan eser, Cengiz Han’ın Harezm’i fethetmesiyle başlayan ve Altın Orda’nın kuruluşuna kadar uzanan bir yolculuğu izleyiciye aktarıyor.
Almatı Operası’nın usta sanatçıları tarafından hayat verilen epik operada, 300 kişilik bir kadro sahnede yer aldı.
Bestecisi Khamit Shangaliyev, librettosu ise Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Maraltay İbrayev olan eseri, İtalyan yönetmen Davide Livermore sahneye koydu.
Eserin sahne tasarımını Eleonora Peronetti, ışık tasarımını uluslararası ünlü yönetmen Gaetano La Mela, koreografisini ise balet Asem Aldybekova hazırladı.
Kostüm tasarımını Aynur Erimbetova’nın yaptığı Han Sultan: Altın Orda operası için toplam 173 kostüm hazırlandı.
Opera, 16 Aralık’ta da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerin karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Carlo Tenan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, geleneksel yeni yıl konseri için 9 Ocak Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde olacak. BİFO bu konserde etkileyici bir solisti, dünyaca ünlü soprano Marlis Petersen’i konuk ediyor. Petersen, Samuel Barber’in ses ve orkestra için yazdığı Knoxville: 1915 Yılı Yazı yapıtını seslendirecek.

Bu rengârenk programda ayrıca Gershwin’in Strike Up the Band ve Küba Uvertürleri ile Bernstein’ın ünlü Batı Yakasının Hikâyesi’nden Senfonik Danslar yapıtları yer alıyor. Heyecanla beklenen bu konserin söyleşisini ise saat 19.00-19.30 arasında Zorlu PSM’deki Meydan Fuaye’de Aydın Büke ve Ali Pınar yürütecek. Eş zamanlı olarak radyo Borusan Klasik’ten yayınlanacak konser dinleyicileri müzikle dopdolu geçecek bu yeni yılı kutlamaya davet ediyor.
Händel’in aryaları eşsiz bir yorumla buluşuyor

Pozitif enerjisiyle izleyenleri kendine hayran bırakan besteci ve fagot sanatçısı Burak Özdemir, barok müzik topluluğu Musica Sequenza ile 18 Ocak Cumartesi akşamı Borusan Müzik Evi’nde olacak. “Amour Fou” ismini verdikleri bu proje, Händel’in belki de şimdiye kadar yazılmış en muhteşem aryalarını bir performans eserine dönüştürerek dinleyiciye sunuyor. Burak Özdemir’in etkileyici performansı, Georg Bochow’un güçlü tenor sesi ve Musica Sequenza’nın 18. yüzyıl enstrümanlarıyla çevrili bu konser, izleyenlere unutulmaz bir deneyim sunacak.
Bakır nefesliler beşlisinden zengin bir konser repertuvarı
Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu bakır nefesliler beşlisi Golden Horn Brass, zengin konser programıyla 25 Ocak Cumartesi akşamı Borusan Müzik Evi’nde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 2004 yılında Begüm Gökmen tarafından kurulan Golden Horn Brass, bir araya geldikleri günden beri çalgılarındaki ustalıklarıyla müziği incelikli bir şekilde işlemeye devam ediyor. Repertuvarlarında barok ve klasik dönem eserlerinin yanı sıra, unutulmaz caz ve pop şarkıları ile birlikte halk ezgilerinin düzenlemeleri de yer alıyor. Topluluk yurtiçindeki sayısız konserin yanı sıra yurtdışındaki prestijli birçok etkinlikte de konserler vermeye devam ediyor.
Marlis Petersen
Borusan Klasik’te “BİFO Maraton” zamanı
Borusan Sanat’ın bu sene beşincisini gerçekleştireceği BİFO Maraton, 29 Aralık 20242 Ocak 2025 tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak. BİFO Maraton’da geçtiğimiz sezonun büyük beğeni toplayan BİFO ve Borusan Quartet konserleri, çevrimiçi radyo Borusan Klasik üzerinden yayımlanacak. Beş ayrı konserin yayımlanacağı Maratonda, klasik müziğin sevilen yapıtları beş gün boyunca saat 20.00’de Borusan Klasik radyo üzerinden dinleyicilerle buluşacak. Konserlerle aynı zamanda Aydın Büke ve Serhan Bali’nin müzik üzerine yaptıkları söyleşiler de yer alacak. Müzikseverler, Borusan Sanat uygulamasından tek tıkla radyo Borusan Klasik’e ulaşabilirler. BİFO Maraton yayın programı şu şekilde:
29 Aralık 2024 Pazar, 20.00
BİFO ile İtalyan Opera Esintisi
(16 Kasım 2023 tarihli konser kaydı)
Carlo Tenan şef
Fatma Said soprano
REKLAM
30 Aralık 2024 Pazartesi, 20.00
Cumhuriyet Dönemi Bestecilerimiz ve Bir Dünya Prömiyeri
(23 Ekim 2023 tarihli konser kaydı)
Borusan Quartet
31 Aralık 2024 Salı, 20.00
Yeni Yıl Konseri
(11 Ocak 2024 tarihli konser kaydı)
Carlo Tenan şef
Nino Machaidze soprano
Jonathan Tetelman tenor
1 Ocak 2025 Çarşamba, 20.00
(12 Ekim 2023 tarihli konser kaydı)
Açılış Konseri: Cumhuriyetin Yüzüncü Yılı
BİFO ile Bir Dünya Prömiyeri
Can Okan şef
Fazıl Say piyano
2 Ocak 2025 Perşembe, 20.00
(7 Mart 2024 tarihli konser kaydı)
Ustalar Geçidi
Gürer Aykal şef
Valeriy Sokolov keman
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alman yazar E.T.A. Hoffmann’ın değişik ülkelerdeki benzer halk öykülerinden yola çıkarak 1816’da yazdığı ‘’Fındıkkıran ve Fareler Kralı’’ adlı öyküyü, ünlü Fransız yazar Alexandre Dumas (père); hikayenin kasvetli havasını yumuşatıp bir masal havasına dönüştürerek, uyarlama ve çeviri şeklinde 1844’te yayımladı.
REKLAM
St. Petersburg’daki Krallık Tiyatroları’nın 1890’larda yönetmeni olan Ivan Vsevolozhsky, Dumas’nın Fındıkkıran öyküsünün iyi bir bale eseri olabileceğini düşünmüş ve Çaykovski’den bu konu üzerine bir bale bestelemesini istemiştir. Çaykovski’nin, Krallık Tiyatrosu’nun bale yönetmeni Fransız asıllı ünlü koreograf Marius Petipa’nın hazırladığı detaylı libretto üzerine bestelediği Fındıkkıran balesinin dünya prömiyeri 18 Aralık 1892’de yapılmış ancak başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu başarısızlığa rağmen sonraki yıllarda çeşitli koreografların eserde düzenlemeler yaparak yeniden sahnelemeleri sayesinde bale, kaybolup gitmekten kurtulmuştur.
REKLAM
Günümüzde ise eser, özellikle bir yeni yıl klasiği olarak dünyadaki bütün bale topluluklarının repertuvarında değişmez bir yer almakta ve sahnelendiği zamanlarda kapalı gişe olmaktadır.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin bu yıl sahneleyeceği Fındıkkıran balesinin koreografisi Mehmet Balkan’a ( M.Petipa – L.Ivanov’ dan sonra) ait. İki perdelik eseri Lale Balkan sahneye koyuyor.

Fındıkkıran, 14 – 18 – 19 – 23 – 26 Aralık 2024 ve 3 – 4 – 9 – 11 – 15 – 16 Ocak 2025 tarihlerinde AKM’de bale severlerle buluşmaya devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİÇEKLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN
Saksınıza bir miktar kola döktüğünüzde, koladaki köpükler toprağa hava vererek köklerin daha derine inmesini ve güçlü olmasını sağlayacak.
GÖZLÜĞÜNÜZÜ TEMİZLEYİN
Kolaya batırdığınız havluyla gözlük camlarınızı sildikten sonra yıkayıp kurulayın.
DENİZANASI SOKMALARINI TEDAVİ EDİN
Eskiler, denizanası sokmalarına idrarın iyi geldiğini söylerler ancak kola dökmek acıyı azaltmak için daha makul bir yöntem. Üstelik sadece denizanası için değil birçok böcek ısırmalarına karşı da kullanılıyor.
SAÇINIZA YAPIŞAN SAKIZDAN KURTULUN
Uzun saçlıların korkulu rüyası saça sakız yapışması. Bütün uğraşlara rağmen çıkarılamayınca geriye saçı kesmekten başka çare kalmaz. Ancak koladaki asit sakızı kolayca saçınızdan ayırır.
FAYANSLARINIZI TEMİZLEYİN
Banyonuzu ne kadar temiz tutarsanız tutun fayans araları zamanla kararır. Kola, bu derdinize de çare olabilir. Temiz bir diş fırçasını kolaya batırarak fayans aralarınızı temizleyebilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm?
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir?
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir?
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi?
SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Sırt ağrısı günümüzde en çok yaşanan sağlık sorunlarından biridir. İş ve özel hayatımızı da etkileyen bu ağrılar genellikle geçici olsa da, bazı durumlarda haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebiliyor. Böyle durumlarda doktora görünmek dışında, evde yapabileceğiniz pratik yöntemler ile ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Peki, sırt ağrısının nedenleri nelerdir? Sırt ağrısına ne iyi gelir?
SIRT AĞRISININ NEDENLERİ
Sırt ağrısının nedenleri daha çok hareketsizlikten ve masa başı çalışmaktan kaynaklanır. Genellikle ağrılar hafif ağrı şekilde olabileceği gibi, yanma, uyuşma, boyun tutulması, bel ve kalçalara kadar yayınlan sızı şeklinde görülebilir.
İŞTE SIRT AĞRISININ NEDENLERİ:
-Hareketsizlik ve masa başında çalışma
-Ani hareket etme
-Soğuk algınlığı ve kas spazmı geçirme
-Ağır yük kaldırmak
-Duygusal stres
-Fazla kilolar
-Yanlış pozisyonda oturma
-Soğuğa maruz kalma
-Kalp hastalıkları
-Sindirim sistemi hastalıkları
-Kemik erimesi
-Böbrek enfeksiyonu
-Sırt bölgesindeki fıtıklar
-Hamilelik
-Ağır sırt çantaları taşımak (Özellikle gençlerde bu durum çok görülmekte.)

SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Kronik sırt ağrıları çekiyorsanız mutlaka doktora başvurmayı unutmayın. Bunun dışında, çok şiddetli olmayan sırt ağrılarınızı hafifletmeye yardımcı olacak yöntemleri evinizde hazırlayabilir ve deneyebilirsiniz. İşte sırt ağrılarının tedavisinde uygulayabileceğiniz doğal tedavi yöntemleri…
SARIMSAK
Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz.
EPSOM TUZU
İngiliz tuzu olarak bilinen epsom tuzunun bilimsek adı magnezyum sülfattır. Çok geniş kullanım
alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu tuz sayesinde,
strese ve gerginliğe bağlı sırt ağrılarından kurtulabilirsiniz. Duş aldıktan sonra, bir kovaya banyo sıcaklığında su doldurun ve içine 2 su bardağı epsom tuzu ekleyin ve karıştırarak erimesini sağlayın. Bu suyu ensenizden aşağı yavaş yavaş akıtın. Bunu haftada 2 defa tekrarlayın. Diğer yöntem ise; 2 litre sıcak suyun içine 1 yemek kaşığı epsom tuzu ekleyin ve karıştırın. Bu karışımın içine temiz bir havlu koyun ve sıkarak ağrıyan sırtınıza yerleştirin. Soğudukça bu işlemi tekrarlayın.
SOĞUK KOMPRESS
Buzluktan çıkaracağınız buz küplerini, temiz bir beze sararak sırt ağrılarınıza kurtulabilirsiniz.
Burada dikkat etmeniz gereken 10-15 dakikadan fazla tutmamak ve ara vererek işlemi gerçekleştirmeniz gerekir.

SIVI TÜKETİMİ
Vücutta oluşan sıvı kaybı, ağrıların sebebi olabilir. Bunun için günde 8-10 bardak su içmeliyiz.
ZERDEÇAL
Hindistan mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan zerdeçal, vücuttaki iltihaplanma ve ödemin
atılmasında en etkili yardımcılardan biridir. İçerisindeki etkin madde olan curcumin iltihap
önleyici olan doğal bir antioksidandır. 2 yemek kaşığı toz zerdeçal, 1 yemek kaşığı doğal süzme bal ile 2 yemek kaşığı ısınmış sütü karıştırıp bir macun hale getirin. Bu macunu sırt ağrılarınıza 8-10 dakikalık masaj uygulayın.
PAPATYA ÇAYI
Papatya çayı da sırt ağrılarınızdan kurtulmanızda etkili bir bitkidir. Günde 1 bardak papatya çayı
içerek vücudunuzdaki genel ağrı, bitkinlik ve yorgunmluk hissini atabilirsiniz.

KULLANICILARIN MERAK ETTİĞİ DİĞER SORULAR
Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm? Papatya, anason ve fesleğen çayları bu konuda etkili seçeneklerdir. Bitki çayları içerisindeki iltihaplanmaları azaltan içerikleri ve stresi de yok eden etkileri sayesinde farklı nedenlere bağlı olan sırt ağrılarına iyi gelir.
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir? Sırt ağrısı, sırtımızda bulunan omurganın iki yanındaki kasların gerilmesi ile oluşur. Sırt ağrısına yol açan bu gerilmenin en büyük nedeni strestir. Normalde ”C” harfine benzeyen boyun omurgası düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır ve sinirler baskı altında kalır.
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir? Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz. alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi? Geçmeyen Sırt Ağrısı Sırt ağrıları kimi zaman kas incinmesi gibi basit bir nedenle oluşabilir. Kimi zaman ise fibromiyaljiden osteoporoza kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle, özellikle sabit bir bölgede ve sürekli devam eden sırt ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VÜCUT DİRENCİNİ ARTTIRIYOR
Birçok faydası bilimsel olarak kanıtlanan kayısının ramazan ayında iftar ve sahur sofralarında tüketilmesinin sağlığa faydalı olduğu bildirildi.Türkiye’de “Antep baklavası” ve “Aydın inciri”nden sonra Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret alan üçüncü ürün olan “Malatya kayısısı”, ramazan ayında ağızları tatlandırdığı gibi vücut direncini de arttırıyor.

KAN HÜCRELERİNİN ÜRETİMİNİ ARTIRIYOR
Demir bakımından en zengin gıdalardan biri olan kayısı, demire ek olarak bakır da içerdiğinden, ruh halinin dengede kalmasına da yardımcı oluyor ve kan hücrelerinin üretimini artırıyor.Sindirim sisteminin çalışmasına da yardımcı olan meyve ayrıca en önemli potasyum kaynakları arasında yer alıyor.
“TANSİYON DÜŞÜKLÜĞÜNÜ ENGELLİYOR”
Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, kentte üretilen ve dünyaya ihraç edilen kayısının faydalarının toplumun hemen hemen her kesimi tarafından artık bilindiğini belirtti. Kayısının içerisinde yapılan analizler sonucunda potasyum bakımından çok zengin olduğuna dair bilimsel çalışmaların mevcut olduğunu dile getiren Karabulut, “Potasyum zenginliği demek şu ramazan ayında tuttuğumuz oruç sırasında yaşadığımız tansiyon düşüklüğünü engellemek demek gibi bir şey” diye konuştu.
“Kayısı hem sindirimi kolaylaştırıyor hem de tok tutuyor. İçerisindeki şeker de diğer şekerlere göre fazla zararlı değil ve insülin direncini kırmaya yardımcı oluyor. İftarda şekerli, şerbetli tatlı yiyeceğinize kayısı tatlısını öneririm. Özellikle sahurda olabilir. İftarda bir kayısının yenmesi vücut için gayet faydalı olur. Deneyenler görecektir ki potasyumu yüksek tuttuğu için ramazandaki o tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi duygusunu yaşatmıyor.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK ETKİSİ SAĞLIYOR, KANSERDEN KORUYOR
* Dut, hem çözünür hem de çözünmez lif için ideal bir kaynaktır. Çözünür lif, kan şekerini kontrol etmeye ve zararlı kolesterol seviyelerini azaltmaya yardımcı olurken, çözünmeyen lif sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir.
* 1 porsiyon dutta günlük lif ihtiyacının yüzde 20’si bulunmaktadır.
* Dut antosiyaninden zengin iyi bir antioksidan kaynağıdır. Antosiyanin anti-inflamatuar etkisi ile ağrıyı azaltıcı ve iyileştiricidir.

* İçeriğindeki resveratrol ile anti-aging kaynağıdır. Yapılan çalışmalar, resveratrolün kan basıncını düşürdüğünü ve kalp hastalığı riskini azaltabildiğini göstermektedir.
* Antioksidandan bu kadar zengin bir meyve aynı zamanda serbest radikallerle savaşan kansere ve yaşlanmaya karşı koruyucu etkiye de sahiptir.
* Dut meyvesi çok yüksek oranda C vitamini kaynağıdır. C vitamini bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve hasarlı dokuları onarmak için çok önemlidir.
* Özelikle kuru dut demir için günlük değerin yüzde 30’unu içerir ve bu sayede kansızlık yaşayanlar için harika bir kaynaktır.
* Demir içeriği sayesinde, vücudun oksijenden zengin kan hücrelerini taşımaya yardımcı olarak yorgunlukla da savaşmaktadır.
* Yine içeriğindeki kalsiyum; kemik ve diş sağlığı için faydalıdır.
DUT SEÇERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
Beyaz dut; kırmızı ve karaduttan meyve olarak farklıdır. Yaprakları, tomurcuğu ve hatta lezzetleri de farklılık göstermektedir. Dut meyvesinin 20 ‘ye yakın türü vardır ve en bilinenleri, kırmızı ve beyaz duttur. Besin değeri açısından benzer olmakla birlikte içeriklerindeki etkin maddeler farklılık gösterebilmektedir. Özellikle beyaz dutun kanda yüksek mikrop oranının düşürülmesine yardımcı olduğu bilinmektedir. Kırmızı dutun ise yorgunluğa iyi gelen özelliği öne çıkmaktadır. Dut seçerken ezilmiş ve çürümüş olanlar tercih edilmemelidir. Mutlaka lezzetine bakıp, aşırı yumuşamamış dutlar seçilmelidir.
DONDURUCUDA SAKLAYABİLİR, KURUTARAK KIŞIN DA TÜKETEBİLİRSİNİZ
Dut, çok narin bir meyve olduğu için ezilmesini engellemek amacıyla sert bir saklama kabında muhafaza edilmelidir. Taze dut meyvesi yıkanmadan, buzdolabında 1-2 gün bekleyebilmektedir. Daha uzun süreli saklamak için derin dondurucu tercih edilmelidir. Çözünmesi için yemeden 4-5 saat önce dondurucudan çıkarmak gerekmektedir. Dut meyvesi daha uzun ömürlü olması amacıyla kurutarak, kuru dut haliyle serin bir yerde veya tercihen buzdolabında 1 yıla kadar muhafaza edilebilmektedir. Fazla ısı ve güneş ışığından uzak tutmak ömrünü uzatacaktır. Dutu yıkarken de akan musluk altında ezilmeyecek şekilde bir kabın içinde yıkamakta fayda vardır.
DİYABET VE BÖBREK HASTALARI İÇİN PORSİYON SINIRLAMASI OLMALI
Dut meyvesi C, A ve K vitamini, beta karoten, alfa karoten, lif, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve yüksek antioksidan içeriğine sahiptir.Aynı zamanda diğer meyvelere oranla demir içeriği daha yüksektir. Taze dutun 1 porsiyonu ortalama yarım su bardağı, kuru dutun 1 porsiyonu ise 1 çorba kaşığı kadardır. Herhangi bir hastalık ve kilo problemi olmayanlar günde 1 su bardağı taze dut veya 1 avuç kuru dut tüketebilir.
Dut meyvesinin glisemik indeksi yüksektir. Yani kan şekerini hızlı yükseltici etkisi vardır. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kontrollü tüketmesi gerekmektedir. Yanında kuruyemiş ya da süt ürünleri ile birlikte de tüketilmesi faydalıdır. Miktarı fazla kaçırıldığında özellikle karın bölgesinde yağlanma problemi yaratabilmektedir.Böbrek hastaları da özellikle kuru dutu potasyum içeriğinden ötürü kontrollü tüketmelidir.
BUNALTICI SICAKLARA SERİNLETİCİ TARİFLER
Taze veya kuru dut müslilerde tercih edilebilmektedir. Aynı zamanda meyve haliyle ya da dut reçeli olarak yoğurda karıştırıp tatlı ihtiyacı karşılanabilmektedir. Karadut suyu da tatlı ihtiyacını kesecek doğal, şifa deposu bir içecektir. Smoothie tariflerinde de tatlandırma amacıyla kullanılabilmektedir.
Yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlere dut ile hazırlanabilecek lezzetli ve pratik bir smoothie tarifi;
MALZEMELER
1 bardak dondurulmuş veya taze karadut
2 avuç baby ıspanak ya da semizotu
1 yemek kaşığı ay çekirdeği
5 çiğ badem
Birkaç yaprak taze nane
200-250 ml. süt ya da badem sütü
Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek sağlıklı ve lezzetli bir smoothie hazırlanabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarımsağın içerisinde bulunan vitamin ve mineraller saç sağlığında önemli bir rol oynar. Örneğin bol miktarda kalsiyum barındıran sarımsak saça uygulandığında saçın kusurlu bir şekilde uzamasını önleyerek, saç büyümesinde etkilidir.
Sarımsak saç sağlığı için oldukça faydalı olan sülfür açısından son derece zengindir. Sülfür, saç üretimi için gerekli olan keratin dahil birçok proteinin yapısal bir parçasıdır. Sarımsakta bulunan selenyum saç sağlığını iyileştirmek için E vitamini ile birlikte çalışır. Selenyum vitamini hücrelere hasar veren serbest radikallere karşı mücadele ederek E vitaminin vücuttaki gücünü artırmaktadır. E vitaminini az olan kişilerde genelde saçı kaybı, saç kuruluğu ve saç matlığı yaşamaktadır. Sarımsak ile kısa sürede tüm bu sorunlara çözüm olabilirsiniz.

Sarımsak, saç sağlığı için önemli olan B-6 ve B-1 (tiamin), C vitamini açısından iyi bir kaynaktır. C vitamini saçları kırılmalardan korumakta ve kolajen üretimini artırmaya yardımcı olmaktadır. Vitamin B-6 eksikliği saçların koparak dökülmesine neden oluyor.
Saç dökülmesi hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen bir problemdir. Ancak erkeklerde kadınlara oranla bu problem daha fazladır. Yaşanan sağlık sorunları nedeniyle saç dökülmesi meydana gelebilir. Bu durumu çözmenin en kolay yolu sarımsaktır. Dökülme yaşanan bölgelere uygulanan sarımsak kürleri saçların yeniden çıkmasına yardımcı olarak, Selenyum ve sülfür içerdiği için saçı yapısal olarak güçlendirmektedir.
Saçlarında kepekle baş etmeye çalışanlar için muhteşem bir haberimiz var. Sarımsakta bulunan alisin maddesi kepek ile adeta savaşıyor. Kısa sürede kepeklerinizden kurtulmak istiyorsanız sarımsak kürünü uygulayabilirsiniz.

SARIMSAK SAÇA NASIL UYGULANIR?
Eczanelerde, marketlerde ya da kozmetik satan mağazalarda sarımsaklı şampuanları görebilirsiniz.Eğer sarımsaklı şampuan bulamadıysanız sorun değil gündelik olarak kullandığınız şampuanın içine sarımsak suyu ya da özü ekleyerek kendi şampuanınızı hazırlayabilirsiniz. Diğer bir seçeneğiniz ise sarımsağı direk olarak saç derinizde kullanmak. 3-4 diş sarımsağı iyice ezerek saçlarınızın döküldüğü veya zayıfladığı bölgelerde saç derinize sürün ve yaklaşık 1 saat kadar bekletin. Daha sonra aynı bölgeye zeytinyağı ile masaj yapın ve bone takarak ya da havlu sararak bir gece bekletin. Sabah kalkınca saçınızı normal bir şampuanla yıkayabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamuru için:
Dolgusu için:
Üzeri için:
YAPILIŞI
Tart hamuru için tüm malzemeyi geniş bir kaba alıp yoğurun ve sert bir hamur elde edin. Hamuru streç filme sarıp buzdolabında 15 dakika dinlendirin. Hamuru tart kalıbınızın içini kaplayacak büyüklükte açın. Kenarlarını da kaplayacak şekilde içine yerleştirin. Dolgusu için zeytinyağını geniş bir tavaya alın. Üzerine soğan ekleyip kısık ateşte 15-20 dakika karıştırarak pişirin. Kekik, pul biber, kakule, balzamik sirke ve şekeri ekleyin. Karışım parlak olana dek, yaklaşık 10 dakika daha pişirin ve ocaktan alın. Soğuduktan sonra tartın üzerine yerleştirin. Krema, süt ve yumurtayı çırpın. Üzerine muskat ekleyin. Karışımı tartın üzerine gezdirin. Dilimlenmiş keçi peynirini koyun. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri pembeleşene dek pişirin. Dilimleyip biberiye ile süsledikten sonra servis yapın.
Aşçı Şefika Günyel
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜNLÜ İSİMLER DE YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ
Günler öncesinden rezervasyonları dolan ünlü starı dinlemeyeGülşah Saraçoglu, Gonca Vuslateri, Niyazi Mete gibi tanınmış isimlerin yani sıra yerli ve yabancı misafirlerde yoğun ilgi gösterdi.

YAKLAŞIK İKİ BUÇUK SAAT SAHNEDE KALDI
Unutulmaz gecede Maya Diab, 90 dakikalık repertuarının dışına çıkarak gördüğü yoğun sevgi karşısında yaklaşık 2 saat 20 dakika sahnede kaldı.

UNUTULMAZ BİR DENEYİM SUNDU
Maya Diab’ın sahne performansı, sadece müziğiyle değil, enerjisiyle de izleyenlere unutulmaz bir deneyim sundu. Güçlü vokali ve sahne hakimiyetiyle büyük beğeni toplayan Diab, hayranlarıyla sık sık etkileşime girerek konserin daha da özel hale gelmesini sağladı. Geceye katılanlar, sanatçının sıcak ve samimi tavırlarıyla adeta bir aile ortamı oluşturdu.

ŞUBAT’TA BİR KEZ DAHA SAHNE ALACAK
Yoğun ilgi gören konserin Şubat ayında yeniden yapılacağı öğrenildi.








20 DakikaOrta DoğuMagazinSanatMüzikYaşamStar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İLK NÜDİST FİLM GÖSTERİMİ
Söz konusu etkinlik, İspanya tarihine ilk nüdist film gösterimi olarak geçti
GÖSTERİME 50 KİŞİ KATILDI
Salona giren sinemaseverler, çantalarını yere bıraktıktan sonra kıyafetlerini çıkardılar ve ardından da koltuklarına havlularını sererek, çırılçıplak bir biçimde filmi izlemeye başladılar. Gösterime toplamda 50 kişi katıldı.

Kültür SanatBarselonaİspanyaMagazinYaşamPazarDünyaNoel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz aylarda milli futbolcu Bertuğ Yıldırım ile olan ilişkisini sonlandıran Tokel, özel hayatıyla ilgili sorulara da içtenlikle yanıt verdi.

Muhabirlerin, “2025 yılı sizin için aşk ve evlilik yılı mı olacak?” sorusuna oldukça net bir cevap veren Tokel, “Benim için aşk ve evlilik yılı diye bir şey yok artık. İnsan birine güvenince böyle saçmalayabiliyor. Bir daha asla öyle pot kırmam,” diyerek duygusal bir güven sarsıntısı yaşadığını ima etti.

Bertuğ Yıldırım ile ilişkilerinin neden sona erdiğine dair detay vermeyen Tokel, konunun artık geride kaldığını belirtircesine konuştu.

Bu yanıtıyla, bir daha benzer bir hata yapmamak için daha temkinli olacağını vurguladı.

Ala Tokel’e yöneltilen “Kendinizi aşka kapattınız mı?” sorusu ise sohbetin en dikkat çekici anlarından biriydi. Bu soruya Tokel, gülümseyerek, “Hayır canım, ne münasebet!” şeklinde cevap vererek aşk kapılarını tamamen kapatmadığını açıkça ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlüler dünyasının sevilen isimlerinden Alkoçlar ailesi maaile tatil keyfi yapıyor.

Aslışah Alkoçlar sosyetedeki statüsünün yanı sıra, sosyal medyadaki popülerliğiyle de oldukça ön planda .

Paylaştığı her fotoğrafla ses getiren sosyetik isim, güzelliği ve fiziği ile her daim çok konuşuluyor.

Yaptığı evlilikle ve lüks yaşantısıyla dillerden düşmeyen Aslışah Alkoçlar, yaptığı her paylaşımla beğeni yağmuruna tutuluyor.

“2 ÇOCUĞU OLMASINA ŞAŞIRIYORUM”
Kaan Demirbağ ile 2021 yılında nikah masasına oturan Aslışah Alkoçlar’ın mutlu mesut evliliğinde 2 çocuğu oldu. Anneliği ile dikkat çeken Alkoçlar, doğumu sonrasında eski haline kısa sürede dönmesiyle çok konuşulmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1994 yılında Miss Turkey güzellik yarışmasında birinciliğiyle adından söz ettiren Altuğ, daha sonra “Çocuklar Duymasın” dizisindeki Meltem karakteriyle hafızalara kazınmıştı.

Şimdiler iş insanı olan ancak ilk dönemlerde oyunculuğuyla tanınan Yağmur Atacan ile 2008 yılında hayatını birleştirmişti.

Evlilikleri boyunca medyanın ilgi odağı olan çift, geçtiğimiz aylarda 16. evlilik yıldönümlerini kutlayarak mutlu evliliklerinin sırrını herkesin merak ettiği çiftlerden birine dönüştü. Atacan çifti, son olarak katıldıkları bir markanın yılbaşı partisinde dikkatleri ise evliliklerinin ilk gününe dair yaptıkları açıklamayla üzerlerine çekti.

EVLİLİKLERİNE DAİR İNANILMAZ İTİRAF GELDİ
Evlilikleri hakkında konuşan Altuğ ve Atacan, düğün günlerine dair bugüne dek paylaşmadıkları bir detaydan bahsettiler ve oldukça ilgi çeken bu itiraf, mutlu evliliğin dinamiğine dair önemli ipuçları verdi.

Özellikle yoğun çalışma temposunun zorluklarını anlatan çift, o dönemde birbirlerini görebilmekte ne denli zorlandıklarından bahsederek aslında kendilerinin de zorlu yollardan geçtiğini bahsetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Brezilyalı besteci Toninho Geraes, Eylül 2021’de Adele’in şarkılarından birinin kendisine ait bir hitten alıntı olduğunu iddia ederek ortaya çıktı.

ADELE NE İLE SUÇLANIYOR?
Geraes, tam adı Adele Adkins olan İngiliz şarkıcıyı, 1995’teki hit albümünde yer alan ve Brezilyalı şarkıcı Martinho da Vila tarafından kaydedilen samba hiti ‘Mulheres’ [Kadınlar] şarkısından alıntı yapmakla suçladı.

Geraes’in avukatı Fredimio Trotta, 62 yaşındaki şarkıcının şarkısını ‘Brezilya müziği için bir dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

Şarkının ‘sık sık kopyalanarak uluslararası alanda başarılı hit şarkılara imza atıldığını’ da iddia etti.

Geraes’in şarkısını kopyaladığı iddia edilen ‘uluslararası başarılı hitlerden’ biri de Adele’in 2015 yılında çıkan üçüncü stüdyo albümü 25’te yer alan akustik bir parça. Şarkıcıya sadece gitar eşlik ediyor ve melodinin çalındığı iddia ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birol Güven’in yapımcılığını, Hamdi Alkan’ın yönetmenliğini üstlendiği Arka Sıradakiler dizisinin İbo’su Fırat Çöloğlu yıllar sonra ortaya çıktı.

Yıllar içerisindeki değişimiyle gündem olan 38 yaşındaki Fırat Çöloğlu yaptığı açıklamasıyla da adından söz ettirdi.

Magazinburada muhabirlerine şşaırtan itiraflarda bulunan Fırat Çöloğlu dizinin yönetmeni Hamdi Alkan için bakın neler söyledi?

Fırat Çöloğlu “Ne oldu da gittin geri dönmedin?” sorusuna “Küskünlük durumu oldu. İşimi yapmak istemedim, 21 yaşında Arka Sıradakiler’de oynadım sonra kendimi geliştirmek açısından yurt dışı deneyimleri yaşayıp Türkiye’ye döndüm pandemiye kadar tiyatro yaptım” sözlerini kullandı.

HAMDİ ALKAN EKMEĞİYLE Mİ OYNADI?
Çöloğlu “Ekrandan neden uzak durdun?, Hamdi Alkan ile o dönem problem yaşadığını duydum ön kesme gibi bir dedikodu da çıktı” sorusuna şu yanıtı verdi:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk televizyon ve sinema dünyasının emektar isimlerinden olan babasıyla adeta ilham veren yolculuğuna çıkan Ceyda Düvenci, babasının ismi duyulduğunda hala şaşkınlıkla karşılanıyor.

Meğer Düvenci’nin babası, yıllara meydan okuyan kariyeriyle izleyicilerin gönlünde taht kurmuş bir sanatçıymış.


İsmail Düvenci, 1966 yılında konservatuardan mezun olduktan sonra oyunculuk kariyerine başladı. İlk dönemlerde sinema ve tiyatroya yoğunlaşan oyuncu daha sonra TV dizilerinde yer almaya başladı.

1947 doğumlu olan Düvenci, oyunculuk kariyerine tiyatro sahnesinde adım attı. Konservatuar’dan mezun olduktan sonra profesyonel oyunculuğa başladı. Sahnedeki başarısıyla dikkat çeken usta sanatçı, Türk televizyonunun altın çağında önemli projelerde yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milena Simović, CRR’deki konserinde; William Walton’ın modern viyola repertuarında önemli bir yer tutan “Viyola ve Orkestra için Konçerto” adlı eseriyle dinleyicileri etkileyici bir yolculuğa çıkaracak. Konserin ikinci bölümünde, Çaykovski’nin dramatik dönemiyle özdeşleşen Beşinci Senfoni seslendirilecek. Kader teması etrafında şekillenen içsel çatışmalarla bestecinin duygusal dünyasına ışık tutan bu eser, müzik tarihinde ayrıcalıklı bir konuma sahip.
Nil Venditti
Sırbistan doğumlu Milena Simović, Avrupa, Asya ve Amerika’daki resital ve oda müziği konserleriyle geniş bir dinleyici kitlesine sesleniyor. Tarihsel dokuyu sahneye taşıyan 1680 yapımı Giovanni Battista Rogeri kemanı ve 1740 yapımı Paolo Antonio Testore viyolasıyla, müziğinin tarihini sahneye taşıyor. Günümüz müzik dünyasının önde gelen isimleriyle aynı sahneyi paylaşan sanatçının performansları dünya basınında “operatik kalitede, hayranlık uyandıran, büyüleyici ve heyecan verici” olarak değerlendiriliyor.
Konserin biletleri CRR Konser Salonu gişesi ve Biletix’ten temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Genel Sanat Yönetmeni Mustafa Erdoğan, Çanakkale’nin Hisarlık Bölgesi’nde, binlerce yıl önce kurulan tarihi İlion kentinde geçtiği anlatılan Troya efsanesinin modern ve geleneksel danslarla sahneye taşıyan gösteriyi “Yitik bir mitin gölgesinde sürdürülen hummalı bir çalışma, görmezden gelinen tarihe karşı bir tarih ve müzikal bir başkaldırı” olarak tanımlıyor.
Gösterinin biletleri Türkiye’nin etkinlik biletleme platformu Biletinial’da satışa çıktı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir döneme damga vuran ‘Yaprak Dökümü’ dizisi 2006 yılında başlayıp 2010 yılında final yaptı.

YILLAR SONRA GERÇEKLEŞEN BULUŞMA!
Yaprak Dökümü’nün Fikret’i olarak hafızalarda yer edinen Bennu Yıldırımlar ve yine Yaprak Dökümü’nde Fikret’in eşi ‘Tahsin’i canlandıran ünlü oyuncu Ahmet Saraçoğlu, yıllar sonra bir araya geldi.

18 YIL SONRA YİNE BİR ARADALAR
İki ünlü oyuncu 18 yıl sonra buluştu ve bu anları sosyal medyada paylaştı.

İŞTE O BULUŞMA!
Bennu Yıldırımlar ve Ahmet Saraçoğlu’nun buluşmasına oyuncu Serdar Orçin’in de katıldı. İşte o paylaşım!

Son olarak Veda Mektubu’nun Seher’i olarak izlediğimiz Bennu Yıldırımlar’ın kızının da oyuncu olduğunu biliyor muydunuz? Gören hayran kaldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kariyerine İstanbul ile Londra arasında devam eden Çiğdem Batur (42), geçtiğimiz mart ayında şarkıcı sevgilisi Gökhan Keser (36) ile Kuruçeşme’de ilk kez objektiflere yansımıştı.

Kuruçeşme’de bir mekandan el ele çıkan ve neşelerinin yerinde olduğu gözlenen ikili, ‘aşk’ sorularını yanıtsız bırakmayı tercih etmişti.

BÜYÜK AŞKTA SONA GELİNDİ
Sessiz sedasız başlayan sürpriz aşk, geçtiğimiz günlerde son buldu. Çiftin sosyal medya hesaplarından birlikte olan fotoğraflarını kaldırması da ayrılığı kuvvetlendirdi.

“DENEDİK OLMADI”
Herkesin merakla beklediği ayrılma sebebini Gökan Kesen “Denedik olmadı. Önemli olan onun mutlu olması. Gönül bağımızın kopmaması adına konuşarak ayrılık kararı aldık. Önemli olan onun mutlu olması. Hayırlısı neyse o olsun.” ifadeleriyle açıkladı.

“EVLİLİĞE UZAĞIM”
Son zamanlarda evlilik kararı alan oyuncuların çokluğundan bahsedilince Keser cevap olarak, “Benim kararım bu. Herkesin kendi kararı. Evliliğe uzağım. Yarın bize ne gösterir ama bunu kimse bilemez. Korkularım yok ama öyle bir hissiyat yaşamadım daha.” yanıtını verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönemin aranan çocuk oyuncularından olan Ecem kanun, artık ekranlardan uzak bir yaşam sürüyor.

7 YAŞINDA ŞÖHRET OLDU
7 yaşında başladığı oyunculuk kariyerine artık devam etmeyen Ecem Kanun, döneminin en ünlü çocuk yıldızıydı.
Oyunculuk performansıyla göz dolduran Kanun, mavi gözleriyle adeta herkesi ekran başına kitliyordu.
SON HALİ GÜNDEM OLDU
1991 yılında doğan Ecem Kanun, güzelliği ile herkesi mest ediyor.

Mavi gözlü ve sarı saçlı Kanun’u görenler “Hiç değişmemiş” “Hala çok güzel” yorumlarında bulunuyor.

EVLİ, MUTLU, ÇOCUKLU
Ecem Kanun sosyal medya hesabını oldukça aktif kullanıyor.

31 yaşında evlenen Kanun’un şu an kendisi gibi güzeller güzeli bir kızı var.

Ailesiyle sık sık seyahat yapan Ecem Kanun, o anları Instagram üzerinden paylaşmayı da ihmal etmiyor.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tesadüfen kanser olduğunu öğrenen ünlü dansöz Tanyeli, bir seneyi aşkın süredir hastalıkla mücadele ediyor. Verdiği kilolarla dikkat çeken sanatçı, ünlü dostlarının ziyaretleriyle ne kadar mutlu olduğunu takipçileriyle sürekli paylaşıyor.

ÜNLÜ ŞEFTEN SÜRPRİZ ZİYARET
Sanatçının son ziyaretçisi ise Türkiye’nin ünlü şeflerinden Somer Sivrioğlu oldu. Sivrioğlu’nun ziyaretini paylaşan Tanyeli, yazdığı notla da sevenlerini üzmüştü.

“BUGÜN AĞLADIĞIM KADAR HİÇ AĞLAMADIM”
Ünlü sanatçı, Sivrioğlu’nun ziyaretini hesabında paylaşarak, takipçilerine içini dökmüştü.

“ÇOCUKLUKTAN ŞANSSIZ BİRAZ DA BAHTSIZIM”
Bugün ağladığım kadar hiç ağlamadım, bazı şeyleri anlatmak imkansız ya işte öyle bir şey.
Hemşireler şaşkın ,ben bana şaşkın .
Ünlüysen ölebilirsin ,ünlüsün diye öfkeli ,dostların destek oluyor diye öfkeli ,doğruları söylüyorsun diye öfkeli birileri var.
Allahtan azınlıklar ,yoksa nasıl bu kadar karanlığı içinde taşıyorlar.
Gerçi ben çocukluktan şanssız biraz da bahtsızım ,o zaman ünlü değildim ,o yüzden ölde demediler galiba .

“BAKIMSIZLIKTAN VEREME YAKALANDIM”
Bakımsızlıktan vereme yakalandığımda sadece 6 yaşındaydım ,2 seneye yakın İzmirde devlet senateryomuna bir çok kez yattım çıktım ,çıkamayanlar vardı acısıyla hayatın o zamanlarda tanıştım .
Gerçi oraya da aileden şanssız olduğum için ,düşün aile var ama çocuk esirgemedesin,yada bakıcıdasın ..
Şimdi bile birde senin hastalığın için ağlamıştım ben diyebilen aile var .
Beklenti için yaklaşan ama sevgiden samimiyetten uzak ,hırs için sadece yaparlar seni bir basamak .
O yüzden uzağım ,benim çocuklarım ve eşim yani çekirdek ailem ve dostlarımın maneviyatı bana yeter.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TEK İSTEDİĞİ HUZURLU BİR YAŞAM”
“HİKAYEMİZ İÇ İÇE GEÇMİŞ BAĞLANTILI HAYATLARI BARINDIRIYOR”
Karakteri ve hikayeyi çok sevdiği için bu projede yer almak istediğini belirten Ebru Özkan Saban, “Hikayemiz oldukça sürükleyici ve iç içe geçmiş bağlantılı hayatlar barındırıyor. Handan, hayatın zorluklarıyla başa çıkmış, emeğiyle para kazanmış, kendi halinde bir kadın. Aşkı bulmuş, evlenmiş ve üç evlat dünyaya getirmiş. Usta-çırak ilişkisiyle bir meslek edinmiş. Tek isteği ise huzurlu ve sağlıklı bir yaşam” dedi.

Dizi, başarılı avukat Mehmet’in, annesinin ölümünden sonra kendisinden uzaklaşan kızı Doğa ile yeniden bağ kurma çabasını merkezine alıyor. Bu zorlu süreçte, yıllardır gizlenen sırlar birer birer ortaya çıkarken aile dengeleri altüst olur. Celal’in gizli ilişkisi aileyi derinden sarsarken, eşi Handan çözülmenin farkına varmadan aileyi bir arada tutmaya çalışır.
Can Borcu 1. Bölüm Fragmanı yayınlandı izle
Başrollerinde Bülent İnal, Ebru Özkan Saban, Mine Tugay ve Cüneyt Mete’nin yer aldığı Can Borcu, etkileyici oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Dizide ayrıca Ragıp Savaş, Demircan Kaçel, Nurşim Demir, Goncagül Sunar, Selen Soyder, Çağla Boz, Onur Gözeten, Dora Dalgıç, İlber Uygar Kaboğlu, Berna Cındıl, Lara Aslan, Velatnu Aydın, Bekir Erdem Öz, Elçin Atamgüç, Ali Yerlikaya, Şevval Öztay, Yağmur Dinç ve Naz Öngen gibi birbirinden başarılı oyuncular rol alıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Dramatik hikayesiyle izleyiciyi derin duygulara sürükleyecek olan Can Borcu, aile bağları, yasak ilişkiler ve kuşak çatışmalarını çarpıcı bir şekilde işliyor. Her karakter kendi sırlarıyla yüzleşirken çözülmesi gereken düğümler giderek karmaşıklaşıyor. Peki, hangi sırlar açığa çıkacak, hangi bağlar kopacak?
Yapımını NTC Medya, yapımcılığını Mehmet Yiğit Alp’in üstlendiği dizinin yönetmen koltuğuna Semih Bağcı otururken, senaryosunu Onur Uğraş kaleme alıyor.
Can Borcu, etkileyici hikayesi ve güçlü oyunculuklarıyla 21 Aralık Cumartesi akşamı atv ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı Evrim Akın ile Ev Gezmesi bu hafta şarkıcı Esra Balamir’in evine konuk oldu.

İşte Esra Balamir’in 3 oda bir salon evi…

Evinde açık renkler sevdiğini belirten Balamir, “Genelde evimde açık renkler seviyorum. Avizeleri bir ara aldım, yemek masamı bir ara aldım. Birbirini takip eden şeyleri seviyorum. Koyu renklerden hoşlanmıyorum” dedi.

Evini gezdiren ünlü şarkıcı Esra Balamir bir yandan da hastalığını ilk kez açıkladı. Balamir, burun estetiği yüzünden yaşadığı süreci de bir bir anlattı.

Ben Otoimmün hastalığıymışım. Kendi metabolizmanın sana verdiği zarar. Boynumdan 7-8 kere lenf çıkartıldı. Rutin bir tedavi sürecim var benim. Bir kere benim karakterimi etkiledi. Burun ameliyatı da beni ekranlara küstürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Karakola ne zaman işi düşse, haksız konuma düşen Kamil bu nedenle korkmaktadır. Sonunda korkusunu yenerek karakola gitmeye karar verir. Ancak uğursuzluk bu defa da Kamil’in yakasını bırakmaz.

Polis, Kamil’i ünlü kanun kaçağı Karabela olduğu gerekçesiyle tutuklar. Kamil, gittiği karakolda başına gelenler yüzünden ailesi ve mahalle sakileri tarafından korkulan biri haline gelmiştir.

Kemal Sunal’ın Kılıbık filminde oğlu Erol’u canlandıran genç oyuncunun gerçekte güzel yıldızın kardeşi olduğunu öğrenenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor.

İzleyiciyi ekrana kilitleyen Kemal Sunal filmlerinden Kılıbık’ın başrollerinde Kemal Sunal ve Nevra Serezli yer alıyor.
Kılıbık filminde usta isimlerin oğullarını canlandıran genç oyuncunun Yeşilçam’ın en güzel oyuncularından birinin kardeşi olduğunu öğrenenler oldukça şaşırdı. Bakın Kılıbık’ın Erol’u hangi usta oyuncunun kardeşi…

İşte duyunca çok şaşıracağınız akraba olan ünlüler…



Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
52 yaşındaki ünlü şarkıcı Pınar Dilşeker’in 75 yaşındaki annesi Ayşe Dilşeker hastaneye kaldırıldı

Pınar Dilşeker, hastaneye kaldırılan annesi için sosyal medya hesabı üzerinden sevenlerinden dua istedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

”DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN”
Dilşeker paylaşımına ‘Ya şafi şu anda hasta olup da senden şifa bekleyen kullarına şifa ver’ görselini paylaşıp, ‘Sabah 06.30’da hastaneye yatıyoruz. Kan işlemlerimizde şükürler olsun tamamlandı. Dualarınızı eksik etmeyin dostlar’ notunu düştü.

Sevilen isme takiçilerinden geçmiş olsun mesajları geldi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
8 yaşınızdan beri tiyatro sahnesindesiniz. Tiyatroda büyüdünüz diyebiliriz değil mi sizin için?
Babam tiyatro aşığı bir adamdı. Benim tiyatrocu olmamı çok istedi. Kendisi çok istemiş tiyatrocu olmayı ama onun ailesi istememiş. O da ah etmiş çocuğum olursa tiyatrocu olsun diye… Ailem beni yönlendirdi. Onlar destek olmasaydı, tiyatrocu olamazdım. Tiyatro benim nefes aldığım yer. Benim yaşam biçimim. Kendimi sahnede şarj ediyorum. 60 seneye yakın sahnedeyim. Sahnede her şey olabiliyorum. Yani bir sürü hayatı kendi hayatımda yaşamış gibiyim. Kendimi çok şanslı hissediyorum.

Eskiden tiyatrodan ekrana geçenler oluyordu şimdi ise ekrandan tiyatroya geçen popüler isimler var…
Tiyatronun çok farklı bir seyircisi vardır. Tiyatro seyircisi zor kazanılır. Ben seyircimi kazanmak için çok emek verdim. Bakın, şimdi dizi de yapmıyorum ama benim o kadar güzel bir izleyici kitlem var ki… Onların sevgisini, ilgisini sahnedeyken hissediyorum. Popüler isimler var şu anda sahnede. Herkes yapar ama bizim seyircimiz seçicidir. Eğer yaptığınız iş başarılı olmazsa kendi kredinizden yersiniz. Tiyatro başarıdır, para değildir. Prestijdir tiyatro. Bundan dolayı zaten popüler isimler tiyatroyu tercih ediyor. Ama oyunun, performansın iyi değilse popüler olman bir işe yaramaz. Şimdi yapımcılar popüler isimler olsun da izleyiciyi çekelim diyor ama iyi değilsen hiçbir şey olmaz. Bu isimler ayda bir oyun oynuyor. Biz haftada 7 oyun oynardık. Tiyatroda oyun oynuyorum diyebilmek için böyle olmak gerekiyor. Ben tiyatrodan çok paralar kazanmadım. Ne kazandıysam televizyondan kazandım. Biz Levent ile tiyatro yaptığımız dönemde maddi olarak çok zor günler geçirdik. Televizyona geçince rahat ettik.

BİZİ HER KESİM SEVDİ
Oya Başar-Levent Kırca çifti gibi bir ikili gelmedi ekrana… Yanılmıyorum değil mi?
Gelmedi galiba. İlk biz başlattık zaten böyle ikili oynamayı ekranlarda. Biz tiyatroda başladık, ekrana taşıdık oyunumuzu. Biz komediye farklı baktık, halkın diliyle onların söylemek istediği şeyleri söyledik. Kişiler değil, sistemi eleştirdik. Bizi her kesimden insan çok severdi. Muhafazakarı da seküleri de çok seviyordu. Hâlâ da bu sevgi devam ediyor. Farklı bir iş yaptığımız için halkımız bizi unutmuyor. Levent farklı bir adamdı. Özel hayatında da komik bir insandı. Levent ile biz sadece karı-koca değildik, çok da iyi arkadaştık. Onu kaybedince yarımı kaybetmiş gibi oldum. En çok onunla sohbetlerimizi özlüyorum.

Siz çok özverili çalışan bir kuşaktan geliyorsunuz. Siz yeni nesli bu açıdan nasıl buluyorsunuz?
Şimdiki nesil bize göre çok şanslı. Biz her şeyimizi kendimiz yapardık. Kostümü de kendimiz hazırlardık, makyajı da kendimiz yapardık. Öyle sete gidince makyözümüz, kostümcümüz falan yoktu. Levent kimi canlandıracaksa yüzünün maskesini kendi yapardı mesela, zaten o zaman şimdiki gibi makyaj malzemeleri yoktu. Bir ekmeği ıslatıp, onu hamur haline getirirdi. İçine makyaj yapıştırıcısı koyardı. Sonra da onu kullanarak kimi yapmak istiyorsa, makyaj ile onun şeklini verirdi yüzüne. Biz olanaksızlık içinde olanak yaratırdık.

Türk milleti olarak da böyleyiz, biz hep var etmeye, olanak yaratmaya çalışırız. Şimdi yurt dışından geliyor her şey. Biz çok emek verdik sanata. Artık çok çabuk şöhret olunuyor. Bizde bir basının gözdeleri vardır bir de halkın gözdeleri var. Basın bazı isimleri çok şişiriyor. Birini şöhret yapıyorlar, sonra da kişiye özel diziler yapılıyor. Yani kişiye özel dizi yapılmaya başlandı, bu yapılmamalı. Hikayeye uygun kişi seçilmeli. Böyle olursa başarı gelir. Kanallar da reytinge bakıyor, iyi değilse dizilerin arkasında durmayabiliyor. 3 bölümde kaldırıyor. Bazen de yurt dışı satışı olduğu için izlenmese de yayınlanıyor. Böyle çabuk şöhret olununca da çok çabuk sönüyor o şöhret. Balık bile küçükken avlanmaz, biraz büyümesi gerekiyor. Büyümeden hızlıca şöhret olununca da beş sene sonra ortada olmuyor. Bütün reklamları, ödülleri veriyorlar sonra da o şöhret aynı hızla sönüyor. Şimdi her şey şöhrete ve paraya yönelik yapılıyor. Herkes şöhret olayım, para kazanayım derdinde. Böyle bir şey olmaz. Hele ki tiyatro tamamen aşkla yapılır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘Zamansız Kadınlar Ekonominin Sürdürülebilirliği, Ailenin Kökü, Yaşamın Ta Kendisi’ paneline katıldı. Bakan Bolat, kadınların iş dünyasında güçlenmesinin bir toplumun refah sayısını arttıran en büyük yatırımlardan biri olduğunu ifade ederek, kadın girişimcileri desteklemek, inovasyonlara teşvik etmek ve ekonomik kalkınmayı sürdürülebilir hale getirmek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Öte yandan Bakan Bolat, “2002 yılından bu yana kadın girişimcilerimiz için çok fazla çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak kadın girişimcileri ihracata katılımını teşvik etmek politikalar geliştiriyoruz. Bu kapsamda ihracatçı yetiştirme programı ile tam 6 bin 500 kadın girişimcilerimize eğitimler verdik. 2002 yılında girişimciler arasında kadınların oranı yüzde 13,1’ken 2023 yılında bu oranın yüzde 17,4’e yükseldiğini görüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, sözlerine şöyle devam etti: “Son 5 yıldır jeopolitik gerilimlerin olduğu zorlu süreçten geçmekteyiz. Bu zorlu dönemde Türkiye ekonomisi başarılı bir dönem geçirmiştir. Covid döneminde bile Türkiye ekonomisi yüzde 1,9 büyüme gösterdi. Bunun yanında 2022’de yüzde 5,5, 2023 yılında 5,1 büyüme gösterdik. Bu yılda ilk 9 ayın ortalamasına göre yüzde 3,2 büyüme kaydetti. İstihdamda 22 yılında 21 milyondan yaklaşık 33 milyonluk istihdama bir yükseliş kaydettik. Kadın istihdamına baktığımızda ise 2005 yılında toplam kadın istihdam sayısı 4 milyon 773 bin kişiydi. Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 23,3’dü. 2023 yılı verilerine göre kadın istihdam sayısı, 10 milyon 346 bine yükseldi. Kadınların iş gücüne katılma oranı da yüzde 21’den yüzde 36’ya yaklaşmıştır. Böylece kadınların iş gücüne katılma oranındaki artış yüzde 68 düzeyinde gerçekleşmiştir.”
“Türkiye’nin hizmetler sektöründe kadın istihdam payı yüzde 64’dür”
2024 yılı Ekim ayı kadın istihdam verilerine değinen Bakan Bolat, “Toplam kadın istihdam sayısı 10 milyon 954 bin oldu. Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 37,4′ yükseldi. Kadınların iş gücüne arttıkça Türkiye ekonomisi daha hızlı büyüyecektir. Kadın büyükelçi oranı yüzde 2011’de yüzde 11,9’ken 2023 yılında bu 27,3’e yükseldi. Şirketlerde üst düzey yönetici kadın oranı 2012’de yüzde 14,4’ken 2022 yılında yüzde 19,6’ya yükselmiştir. Türkiye 2002 yılında 36 milyar dolarlık mal ihracatına sahipken bugün yıllık 261,4 milyar dolarlık yıllık mal ihracatına sahip ülke konumundayız. Bu oran yüzde 7’den fazla bir artıştır. 2024 yılında 38 milyar liralık bizim toplam bütçemizin 21 milyar lirasını ihracat desteklerinde kullandık. 2025 yılında bütçemiz 56 milyar lira olacak. Bununda 33 milyar liralık bölümü ihracat desteklerine kullanılacak. Dünyada kadın istihdamı en büyük pay yüzde 59 ile hizmetler sektöründedir. Türkiye’nin hizmetler sektöründe kadın istihdam payı yüzde 64’dür. Dünya ortalaması yüzde 59. 2002 yılında dünya hizmet ihracatındaki payımı yüzde 0,89’du biz bunu yüzde 1,35′ yükselttik. 2028 hedefimiz yüzde 2’ye ulaşmaktır. Türkiye’de 2 milyon 232 bin esnaf ve sanatkar var, bunların 4 bin 540’ını kadınlarımız oluşturuyor. Kadınların kurduğu kooperatiflerin sayısı bin 110’na ulaşmıştır” diye konuştu. – İSTANBUL
Ticaret BakanıÖmer BolatEkonomiİhracatKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açılan stantta hasta ve hasta yakınlarına KADES uygulaması hakkında bilgiler verildi. Telefonlarına uygulamayı indiremeyen vatandaşlara personeller yardımcı oldu. Olumsuz bir durumla karşılaşılması halinde 183 ve 112 numaralı acil çağrı hatlarından yardım alınabileceğinin hatırlatıldığı stantta, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) hakkında da önemli bilgiler aktarıldı. – BAYBURT
Devlet HastanesibayburtSağlıkKadınYerelKADES
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşinin sağlık sorunlarının olmasından dolayı ev ekonomisine katkı sağlamak için internetten izlediği videolardan çanta, minder, amigurumi oyuncakları örmeye öğrenen Çiğdem Acder, yaptığı birbirinden güzel el emeği göz nuru ürünlerini sosyal medya üzerinde görücüye çıkarıyor.
“Çevremden olumlu yönde çok tepki aldım”
Yaklaşık 2 yıl önce örme işini internetten izlediği videolarla öğrendiğini ve ayrıca bilgilerini ortaya koyarak yapmaya başladığını belirten Çiğdem Acder, bu zamana kadar çok sayıda çanta, amigurumi oyuncaklar, minder, battaniye gibi çeşitli ürünler yaptığını söyledi. Çevresinden çok olumlu yönde tepkiler aldığını anlatan Çiğdem Acder, “Bana destek olmak için yakın arkadaşlarım ellerinde bulunduğu ipleri, malzemeleri bana veriyorlar. Bende onlarla çanta yapıp satıyorum. Tasarımlarını kendim yapıyorum. Sadece çanta değil amigurumi oyuncaklarda yapıyorum. Yaklaşık 2 yıl içerisinde 30 tane çanta ördüm, 80’e yakın amigurimiden oyuncak yaptım. Komşumun verdiği ipleri değerlendirdim. Minder, battaniye ördüm. İlerleyen zamanlarda şansın yaver giderse dükkan açmayı çok istiyorum” dedi. – BİLECİK
Sosyal MedyabilecikEkonomiBozüyükKadınYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEE’O Propolis Kurucusu ve CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, “Tarım ve arıcılık sektörlerinde kadınların gücünü artırmak adına yürüttüğümüz projeleri ve Anadolu Propolisi’nin doğadan sofralarımıza kadar uzanan eşsiz hikayesini anlatırken girişimcilik yolculuğumu paylaşma fırsatı bulmak benim için büyük bir mutluluk. Başlattığımız sürdürülebilir arıcılık projeleri, arıcılığın yalnızca bir tarımsal faaliyet değil, aynı zamanda kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenebileceği bir alan olduğunu ortaya koyuyor. Bu projelerle, bulundukları bölgede arıcılık yapan kadınların sözleşmeli arıcılık modelimize dahil edilmesini sağlıyoruz. Kadınların arıcılıkta söz sahibi olduğu bir geleceği inşa etmek için çalışıyoruz. Anadolu Propolisi üretimindeki bu çabanın temelinde, doğayı koruma ve gelecek nesillere sürdürülebilir bir yaşam bırakma misyonu yatıyor” dedi.
Dr. Samancı, Tarım Kampı’nda yaptığı sunum sırasında, Anadolu Propolisi’nin benzersiz özelliklerinden, arılar ve doğa arasındaki muhteşem dengesinden de bahsetti.
Samancı, “Bu projelerin en gurur verici yanlarından biri, kadınların bu hikayenin merkezinde yer alması. Tarım ve arıcılık, kadınlar için hem ekonomik bir fırsat hem de toplumsal değişimi başlatabilecek bir güç anlamına geliyor. Kadınların üretimde aktif rol alması, ailelerine ve topluma sağladıkları katkıları artırırken, kendi özgüvenlerini ve ekonomik bağımsızlıklarını da güçlendiriyor. Bu yolculuğun bir parçası olarak, kadınların arıcılıkta liderlik yapacağı bir geleceğin mümkün olduğuna olan inancım tam. Bu doğrultuda çalışmaya ve üretmeye devam edeceğim. Bu anlamlı etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederim. Birlikte, sürdürülebilir bir geleceği ve kadınların güçlendiği bir tarım sektörünü inşa edeceğimize olan inancım tam” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
PropolisEkonomiGüncelÇevreKadınTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye tarafından başlatılan proje kapsamında umreye götürülecek 40 yaş üstü kadınlara yönelik kura çekimi yapıldı.
Kıl Çadır Düğün Salonu’nda düzenlenen kura töreninde konuşan Belediye Başkanı Faik Özcan, projenin kendisini de çok mutlu ettiğini belirterek, “İlçemizde maddi imkansızlık veya çeşitli nedenlerle daha önce hac veya umre ziyareti yapmamış vatandaşlarımıza, özellikle 40 yaş üstü kadınlarımıza bu proje kapsamında 14-28 Şubat tarihleri arasında 15 günlük umre ziyareti projesi hazırladık. Muhalefetten eleştiriler geliyor, milletin hakkına giriliyor diye. Kimse kimsenin hakkına girmiyor. Belediye bütçesine dokunmadan başka kaynak kullanarak bu işi başaracağız.” dedi
Yapılan başvurular arasında noter huzurunda yapılan çekiliş ile 85 kadın umreye gitme hakkı kazandı.
BelediyeŞabanözüGüncelKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

2019’DA DÜNYAEVİNE GİRDİLER
Mesut Özil ile tescilli güzel eşi Amine Gülşe 2019’da görkemli bir düğünle evlenmişti. Aşkları parmakla gösterilen ve evliliklerini iki kız çocuğu ile taçlandıran Mesut Özil ile Amine Gülşe, mutlu bir aile tablosu çiziyor.

TÜRKİYE GÜZELİ OLUP ÜLKEMİZİ TEMSİL ETTİ
1993 doğumlu olan Amine Gülşe, Miss Turkey 2014 tacını takarak ülkemizi Miss World 2014 yarışmasında temsil etmişti. Sosyal medyayı aktif kullanan güzel oyuncu, zaman zaman çocukluk fotoğrafını da paylaşıyor. Amine Gülşe’nin çocukluk fotoğrafını görenler “O zamandan belliymiş ne kadar güzel olacağı” şeklinde yorumlar yapıyor.
İşte Amine Gülşe’nin çocukluk halleri;


Amine GülşeTürkiyeMagazinYaşamModa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2011 yılında İzzet Özilhan ile evlendikten sonra iki kız çocuğu dünyaya getiren ve ekranlardan uzak kalan Yasemin Özilhan her ne kadar tekliflere açık olduğunu söylese de ekranda boy göstermiyor.

ESKİ HALİNDEN ESER YOK
Yasemin Özilhan son olarak katıldığı bir davette dikkat çekti. Haftanın 5 günü spor yapan ve formda fiziğiyle adından söz ettiren Özilhan’ın doğal halinden ise eser kalmadı.

Özilhan yüzündeki dolgularla da dikkat çekti. Bir hayli değişen sosyetenin ünlü ismine yorumlar ise gecikmedi. Yasemin Özilhan’ın son halini görenler “O yanak dolgusu gerçek mi?”, “Kendini mahvetmiş” gibi yorumlar yaptı.
Doktorlar DizisiYasemin ÖzilhanBambaşka BiriSon Hali3-sayfaMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ONORE EDECEĞİNE UCUZ ŞEYLER PEŞİNDE”
Kendisi için “jigolo” tanımlaması yapılmasına da çok üzüldüğünü söyleyen usta oyuncu, “16 yaşındayken Amerikalı bir kadınla ilişkim olmuştu. Konservatuar talebesiydim, kadın bana bir şeyler aldı. Bir röportajımda anlatmıştım. Wikipedia benden jigolo diye bahsetmiş. Beni onore edeceğine ucuz şeyler peşinde” diye konuştu.
SALİH GÜNEY KİMDİR?
Salih Güney, 1 Ocak 1945 tarihinde Adana’da doğmuştur. Babası Çerkez kökenlidir. Babası İktisadi Devlet Teşekkülleri’nde devlet memuru olduğu için sık şehir değiştirmişler. Ortaokulu Bursa’da Mehmet Çelebi Ortaokulu’nda okumuş, diplomayı Orhan Gazi Ortaokulu’ndan almıştır. Tiyatro ve sinema oyuncusu Savaş Başar teyzesinin oğludur.
1959 yılında Ankara Devlet Konsevatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi ve oradan mezun oldu. Konsevatuvarda Cüneyt Gökçer hocasıydı. İlk olarak 1960 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Tarla Kuşu oyunuyla sahneye çıktı. Cüneyt Gökçer ve Haldun Dormen’den oyunculuğu öğrendi. 1972 yılında kapanışına kadar uzun yıllar Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı. Kardeşi de Devlet Tiyatrosu oyuncusudur.
1965’te Memduh Ün’ün çektiği ‘Yasak Sokaklar’la şöhret olduğunda 22 yaşındaydı. 1975 yılında askerliğini jandarma olarak yaptı. 1977 yılında çevirdiği filmlerinin yanında İtalya, Milano’ya kerevit ihraç ederek ticarete de el atmıştır.
Deniz Gökçer, Ahu Tuğba, Hülya Avşar, Müjde Ar, Sibel Can, Gülşen Bubikoğlu gibi sinema oyuncuları hemen hemen hepsi ilk filmlerini Salih Güney ile çekti.
Salih Güney, Fikret Hakan ile beraber 1969 yılında Türkiye’de çekilen Tony Curtis, Charles Bronson ve Michele Mercier’le Hollywood yapımı “You Can’t Win Them All” filminde oynadı.
Salih Güney, 16 Ekim1972 tarihinde Ses Tiyatrosu’nun bulunduğu pasajdaki Papirus adlı gece kulübünde bir kavga sırasında aktör Kuzey Vargın’a kafa atınca; Kuzey Vargın da onu bıçaklamıştı. Kuzey Vargın, adam öldürmeye tam teşebbüsten tutuklu olarak yargılandı ve ceza aldı. Oyuncu Ahmet Mekin kavgayı güçlükle ayırdı.
Kuzey Vargın ile Salih Güney, 1960 başlarında isimlerini duyurmaya başlayan iki genç yıldız adayıydı. Yolları ilk olarak 1965 yapımı bir Feyzi Tuna filmi olan Yasak Sokaklar’da kesişmişti. Salih Güney bu filmde ilk kez başrol oynamış, Kuzey Vargın ise sinemaya ilk kez bu filmle adım atmıştı. İkilinin bu filme dair ilginç bir anısı da vardır.
Filmin çekimlerine ara verildiği bir gün, iki genç oyuncu yemeğe giderken Salih Güney, Kuzey Vargın’a yarış teklif eder. Salih Güney’de motosiklet, Kuzey Vargın’da üstü açık bir spor otomobil vardır. Yarış sırasında kaza geçiren Salih Güney’in iki kolu kırılır, kafatası çatlar. Bu nedenle film ancak 6 ayda tamamlanabilir.
1965 yılında Haldun Dormen’in yönetmenliğini yaptığı Bozuk Düzen adlı filmle sinemaya geçti. 100’ü aşkın sinema filmi ve dizide rol aldı. Bir dönem Amerika’da yaşadı ve turizm işiyle uğraştı. Bu arada Amerikalı biri ile evlendi. 1996 yılında Türkiye’ye döndü, İstanbul’a yerleşti. Daha sonra da 2,5 yıl Yalova’da yaşadı. 2010 yılında da Marmaris-İçmeler’deki yerini satarak, Bodrum-Gümüşlük’e yerleşti.
1976 yılından beri Amerika’da yaşayan Salih Güney; Amerika’dayken İngilizcesi yeterli olmadığı için Hollywood macerası kısa sürdü ama Gwc-Calıfornıa da Travel Consultand derslerine başladı ardında Türkiye’ye tur operatörlüğü yaptı. 4 yıl Türkiye’ye turist getirdi, antik bölgeleri tanıttı.
1975 yılında Halit Refiğ’in yönetmenliğinde çekilen Halit Ziya Uşaklıgil’in romanından uyarlanan “Aşk-ı Memnu” dizisinde Müjde Ar ile birlikte oynadı. Antalya Altın Portakal’da Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.
Salih Güney, müzecilik ve arkeolojiye özel ilgi duymakta ve çeşitli katkılarda bulunmaktadır. Yurt dışındaki bazı eserlerin Türkiye’ye getirilmesi yönünde kampanyalar düzenledi.

Kültür SanatSalih GüneyWikipedia3-sayfaMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıllarca kıvrak dansıyla ekranlarda herkesi büyülemeyi başaran Asena, geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte oryantal şov yapmış ve eleştirilerin hedefi olmuştu. Şimdi ise Asena, eşinin kendisine aldığı arabayla yeniden gündemde.
ARABANIN DEĞERİ DUDAK UÇUKLATTI
Aramızda Kalmasın’a konuşan Asena, eşinin kendisine araba hediye ettiğini ifade etti. “Eşimin bana hediyesi. Babaannemin bir lafı vardı, ‘Evleneceğin adamın eli cimri olmasın yoksa gönlü de cimri olur.’ O yüzden benim eşim dünyanın en merhametli adamıdır. Eşim çok merhametlidir. Allah’ıma bin şükürler olsun, böyle bir kocam var.” dedi. Lüks bir markaya ait olan aracın 40 milyon lira olduğu öne sürüldü.

Hasan DereOtomobil3-sayfaMagazinYaşamAsena
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YORUM YAĞMURUNA TUTULDU
50 yaşındaki eski mankenin son görüntüsüne “Yıllar hiç değmemiş”, “Hiç yaşlanmıyor”, “Çok ama çok güzel”, “Hep aynı” gibi yorumlar yapıldı.

DİDEM TASLAN KİMDİR?
1 Nisan 1974 tarihinde Mersin’de dünyaya gelen Didem Taslan katılmış olduğu ilk güzellik yarışmasında Miss Blendax 1992 İzmir Fuar Güzeli seçilerek ilk kez adını duyurdu.
1994 yılında ise Türkiye ikinci güzeli oldu. Hemen sonrasında ise Bahama’da gerçekleştirilen Calender Girl Yarışması içinde Miss April seçildi.
Didem Taslan, modellik ve mankenliğinin yanında dizi ve sinema filmlerinde de boy gösterdi. Didem Taslan ilk olarak 1993 yılında yayınlanan Bizim Mahalle isimli dizide rol alarak ekranlara çıktı.
Kurtlar VadisiDidem TaslanSon Hali3-sayfaMagazinÜnlülerTV
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU KEZ MARKETTE
Daha önce farklı mekanlarda pilates yaptığı videoları paylaşan Şallı bu kez şaşırttı. Eski manken son olarak markette pilates yaptığı bir videoyu takipçileriyle paylaştı. Şallı’nın “Süper market pilatesi” notunu düştüğü paylaşımına bazı kullanıcılardan da yoğun tepki geldi. Markette elle temas edilen ortak noktalara ayakkabılarıyla dokunan Şallı’ya “Düşüncesizce yapılan hareket” yorumları yapıldı.

Sosyal MedyaEbru ŞallıMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SERDAR ORTAÇ’IN SAĞLIK DURUMU NEDİR?
Yasa dışı bahis soruşturmasında hakkında verilen ev hapsi cezası kaldırılan şarkıcı Serdar Ortaç, Özlem Esra Ada’nın sunduğu programa konuk oldu.
Daha önce hastalığı nedeniyle sol bacağını kaybettiğini açıklayan Ortaç, “Ev hapsindeyken sol kolumu kaybettim. Hastalığım nedeniyle sol ayağımı kaybetmiştim, yürümekte zorlanıyordum ama buna rağmen ‘Yine sahneye çıkarım, konserimi yaparım’ dedim. Yapıyordum da. Ancak bu kumar belası başıma geldi, ceza aldım. Evde kelepçeyle gezerken stres yapa yapa sol kolumu da kaybettim. Bu hastalık, strese gelmeyen bir hastalık.” dedi.

“BENİ BİR DAHA TELEVİZYONDA GÖREMEYECEKSİNİZ”
Aldığı tepkiler dolayısıyla bundan sonra televizyonlara çıkmama kararı aldığını açıklayan ünlü şarkıcı, “Artık konuşmaktan korkuyorum. Ağzımdan çıkan kelimelere dikkat edeceğim, asla düşündüğümü söylemeyeceğim. Bu, ulusal bir kanalda verdiğim son röportajım, son canlı yayınım. Bir daha beni televizyonda göremeyeceksiniz. Sokaktaki magazin röportajları hariç tabii, ona bir şey yapamam ama bir daha bir kanalda konuşmayacağım.” ifadelerini kullandı.
Kariyerini bitirme kararı aldığını açıklayan ünlü popçu, “Şu borçlarım bitsin, bir daha konser verirsem, bir daha şarkı yaparsam adam değilim. Her şeyi bırakıp köyüme yerleşeceğim. Orada ölümü bekleyeceğim. İnsanlardan çok yoruldum.” diye konuştu.
“GERÇEKTEN YARIN SABAH ÖLMEK İSTİYORUM”
“Artık ölmek istiyorum” diyen Ortaç sözlerine şöyle devam etti:
“Yıllardır sahnelerde konserler verdim, insanları eğlendirdim. Ama televizyonu açıyorum, yıllardır ağabey-abla dediğim insanlar bana hakaret ediyor. Ben ‘Koskoca Serdar Ortaç’ lafını da beğenmiyorum. Bu devirde kimse sultan değil, bezirgan değil, hükümdar değil. 350 bin, 400 bin kişi konserlerime geliyordu. Herkes düşmemi mi bekliyordu? Ben artık yaşamak istemiyorum. Gerçekten yarın sabah ölmek istiyorum.”
Serdar OrtaçSoğuk HaberMagazinSağlıkYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Programda her hafta olduğu gibi bu hafta da ilginç bir olay ekranlara geldi. Yemekleri ve masası eleştirilen yarışmacı Gülay Hanım daha fazla dayanamayarak mutfakta çığlık attı.

ZUHAL TOPAL’DAN YARIŞMACIYA SERT TEPKİ
Mutfaktan gelen çığlık sesini duyan Zuhal Topal ve yarışmacılar endişelendi. Gülay Hanım’ın bir şey olmadığını ve eleştirilere sinirlendiğini söylemesinin ardından Zuhal Topal küplere bindi.
Topal, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Bu nasıl bir çığlıktır yahu? Bu olmaz. Bir televizyon programındasınız. Kaç yaşına gelmiş insanlarsınız. Çoluğunuz çocuğunuz var. Hareketlerimize tepkilerimize dikkat edelim. Bu kadar da değil. Aklımızı aldın. Bu kadarına da gerek yok. Bu ne abartı tepki yahu?”
Zuhal TopalTelevizyon3-sayfaMagazinGülay
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞİRKET HESAPLARINDA VERGİ USÜLSÜZLÜKLERİ BELİRLENDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yıl sosyal medya fenomeni Selin Ciğerci ile eski eşi eski futbolcu Gökhan Çıra hakkında “kara para aklama” soruşturması başlattı. Ciğerci’ye ait 4 kozmetik şirketini inceleyen bilirkişi heyeti, raporunu tamamladı. 2021-2023 yılları arasını kapsayan vergi denetim raporuna göre, Ciğerci’nin şirket hesaplarında vergi usulsüzlükleri vardı. Selin Ciğerci’ye ait 4 adet kozmetik şirketinin banka hesabında 3 milyar liraya yakın girdi-çıktı yapıldığı belirlendi. Ciğerci’nin hesaplarındaki işlemin boyutu da 2.6 milyar lira olarak tespit edildi.
“EN BÜYÜK KOZMETİK FİRMALARININ KARI YÜZDE 4, CİĞERCİ’NİN NEREDEYSE YÜZDE 50”
Habertürk’ün haberine göre; Selin Ciğerci satış gelirlerini yüksek gösteriyordu. Bu sayede yüksek karlılık oranı elde ediyordu. Rapora göre, piyasanın en büyük kozmetik firmalarının kar oranı yüzde 4 iken, Selin Ciğerci’nin piyasadaki kar oranı yüzde 50’ye yakındı. Ancak bu gelirin kaynağı henüz tespit edilemedi.
YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI KARARI
Soruşturmada sadece Selin Ciğerci ve Gökhan Çıra değil, aile üyelerinin de yer aldığı 9 şüpheli daha var. Savcılığın talebi üzerine, Ciğerci, Çıra ve şirketlerin fiilen müdürlüğünü yapan bir şüpheli hakkında yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi.

Selin CiğerciSosyal MedyaGökhan Çıra3-sayfaMagazinHukukMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CENAZESİNE 5 KİŞİ KATILDI
Bir oğlu olduğu öğrenilen ancak oğluyla uzun süredir görüşmeyen ünlü bestekarın cenazesi Erdemli Devlet Hastanesi morgundan alınarak Koyuncu Mahallesi’nde bulunan Çet Tepesi Mezarlığına götürüldü. Burada Mersin Büyükşehir Belediyesi Cenaze Hizmetlerine bağlı imam tarafından kıldırılan cenaze namazına yine aynı birimde görev yapan 4 kişi katıldı. Biri imam 5 kişi ile kılınan cenaze namazının ardından sanatçının naaşı, kimsesizler mezarlığına defnedildi.

UNUTULMAZ BESTELERİN SAHİBİ
Türkçe ve İngilizce şarkı besteleri yapan ve ‘Kenan’ ismiyle 45’lik plakları çıkan Küçüközcan’ın Çilli Bom (Çillim, Çillim), Askerliğim Bitince, Ayrı Yaşayan Kalpler, Benim Yarım Çok Güzeldir, Deli Oğlan, Senden Sonra, Küçük Yaşta Aldım Sazı Elime gibi eserleri seslendirdiği kaydedildi.

1972 yılında ‘Yılın Ümit Veren Erkek Sanatçısı’ da seçilen bestekarın bir süre ABD’de yaşadığı ardından 1996 yılında Türkiye’ye tekrar döndüğü belirtildi. Bir süredir Mersin’de yalnız yaşayan, ancak son aylarda ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma geldiği belirtilen sanatçının, 2 ay önce Erdemli ilçesinde bulunan huzurevine yerleştirildiği öğrenildi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Kültür SanatKültür SanatÜnlülerMagazinMersinMüzikYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre kaza, Ereğli-Zonguldak karayolu Kepez Mahallesi Solak yol ayrımında meydana geldi. Berat Y. yönetimindeki 67 LY 296 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak önce yol kenarında park halindeki H.A.’ya ait 67 AAC 980 plakalı araca, sonra da Özge U.M.’ye ait 67 ADC 37 plakalı otomobile çarptı. Kazada Özge U.M. ile 10 yaşındaki oğlu T.M. ve diğer araçta bulunan 2 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Kaza nedeniyle kontrollü sağlanan trafik, araçların kaldırılmasının ardından normale döndü.
Kaza anı çevredeki iş yerlerine ait güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde Özge U.M.’nin oğlu ile birlikte alışverişten çıkarak aracına bindiği sırada hızla gelen 67 LY 296 plakalı otomobilin çarptığı görüldü. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, ilçeye bağlı Alata Mahallesi sınırlarında yer alan Erdemli Balıkçı Barınağının hemen dışında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, olta ile balık tutmaya gelenler, fenerin yakınlarında denizde bir kişinin cansız bedenini gördü. Bunun üzerine durum Sahil Güvenlik Komutanlığı ile polis ekiplerine bildirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, botla giderek 70 yaşlarında olduğu değerlendirilen yaşlı adamın cansız bedenini sudan aldı. Ceset, balıkçı barınağı içinde bulunan Sahil Güvenlik Komutanlığı noktasına getirildi. Sağlık ekiplerinin kontrolünün ardından savcı incelemede bulundu. Cenaze daha sonra Erdemli Devlet Hastanesi morguna götürüldü.
Kimlik bilgileri henüz belirlenemeyen ancak kıyafetleri üzerinde olan sahil kenarından düşerek boğulduğu değerlendirilen şahsın ölüm nedeninin yapılacak otopsiden sonra kesinlik kazanacağı belirtildi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUŞ’un Malazgirt ilçesinde, öğretmenleri taşıyan servis minibüsü, yoğun sis ve buzlanma nedeniyle şarampole devrildi. Kazada, sürücü Medeni Ağalar ile 8 öğretmen yaralandı.
Kaza, sabah saatlerinde, Malazgirt-Ahlak kara yolunda meydana geldi. Malazgirt’ten aldığı öğretmenleri Tatargazi köyüne götüren Medeni Ağalar, kullandığı servis minibüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetti. Minibüs, yoldan çıkıp şarampole yuvarlandı. Kazada 8 öğretmen ve sürücü yaralandı. İhbar üzerine sağlık ve jandarma ekipleri, bölgeye sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla Malazgirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılıp tedaviye alındı.
Yoğun sis ve yolda oluşan buzlanmadan kaynaklanan kazada yaralanan şoför ve öğretmenleri, Malazgirt Kaymakamı Göksu Bayram, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Süleyman Sercan Candan ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Vedat Kaya, hastanede ziyaret edip sağlık durumları hakkında bilgi aldı, ‘Geçmiş olsun’ dileklerinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, ilçeye bağlı Dolunay Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kerim Y.’nin kullandığı 52 AFH 572 plakalı motosiklet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje devrildi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerinde gerçekleştirdiği ilk müdahalenin ardından sürücü, ambulans ile Fatsa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BOYUN FITIĞINDA KOLLARDA KUVVET KAYBI GÖRÜLÜR”
Boyun fıtığının belirtilerine değinen Prof. Dr. Orhan Şen, “Boyun fıtığında ağrıyla birlikte kollarda kuvvet kaybı olur. Bu durum, omurilikten çıkan sinirlerin sıkışmasından kaynaklanır ve tedavi edilmezse ciddi sorunlara yol açabilir” dedi.
“HEKİMLİKTE İLETİŞİM ÇOK ÖNEMLİ”
Prof. Şen, hekimlik mesleğinde iletişim becerilerinin kritik olduğunun altını çizerek, “İletişim kopukluğu yaşayan insanlar hekimlik mesleğini tercih etmemeli” ifadelerini kullandı.
“VÜCUTTA EKSİK OLAN VİTAMİNLER 40 YAŞTAN SONRA YERİNE KONULMUYOR”
Beslenmenin önemine vurgu yapan Şen, “Vücutta eksik olan vitaminler 40 yaştan sonra yerine konulmuyor. Bu yüzden genç yaşlardan itibaren dengeli bir diyet ve düzenli sağlık kontrolleri şart” dedi.
“HAREKETSİZ VE OBEZLEŞEN BİR TOPLUMA DÖNÜŞTÜK”
Modern yaşamın getirdiği sorunlara dikkat çeken Prof. Şen, “Son 25 yılda iyice hareketsiz bir toplum olduk ve bu durum obezite oranlarını artırdı. Obezite sadece fiziksel değil, birçok kronik hastalığın da temel nedeni” diyerek bireyleri daha aktif bir yaşam tarzına yönelmeye davet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu isimlerden biri de İngiliz oyuncu Jason Statham oldu. Statham, etkinliğe oğlu Jack Oscar ile katıldı.
Jason Statham, yarış öncesinde ve sırasında yaşadığı anları sosyal medya hesabından paylaştı.
Paylaşımlarında, Belçika asıllı İngiliz yarış pilotu Lando Norris ve iki kez dünya şampiyonu unvanına sahip İspanyol Formula 1 pilotu Fernando Alonso Díaz ile bir araya geldiği anlar da yer aldı.
Yarış öncesi hazırlıkları yakından takip eden Jason Statham, Formula 1 pilotlarıyla sohbet etti ve heyecan dolu anlara tanıklık etti.
Ünlü oyuncu, Formula 1 yarışını birinci sırada tamamlayan Lando Norris’i de tebrik etti.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan rapçi, şu ifadeleri kullandı:
Isparta’da meydana gelen helikopter kazası nedeniyle 11 Aralık tarihinde gerçekleştirmeyi planladığımız Giresun konserimiz ileri bir tarihe ertelenmişti. Milletimizin başı sağ olsun.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gözyaşlarını tutamadı Haberi Görüntüle
Habertürk‘ten Atakan Makar’ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kişi, Mahsun Kırmızıgül’ü ziyaret ederek üzüntüsünü paylaştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu

Mustafa Topaloğlu – Talat Bulut

Özcan Deniz

Timur Savcı – Ercan Saatçi

Erkan Petekkaya

Cengiz Erdem

Yılmaz Vural

Nihat Doğan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü çerçevesinde Anne Şehir Merkezi Akasya’da program gerçekleştirildi. Avukat Ezgi Ayhan’ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşiye, kadın muhtarlar ve Anne Şehir Merkezi Akasya üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Söyleşide konuşan Ayhan, “Kadın hakları toplumun geleceğini şekillendirir” dedi.
Programda Avukat Ezgi Ayhan, kadın haklarının önemine ve toplumsal etkilerine vurgu yaparak, “Kadın hakları yalnızca bireysel bir özgürlük meselesi değildir. Aynı zamanda toplumun geleceğini şekillendiren bir unsurdur. Kadınların sosyal, ekonomik ve hukuki alanlarda güçlenmesi, bir toplumun kalkınmasının temel taşlarından biridir” dedi.
Türkiye’deki kadın haklarının tarihi gelişiminden de bahseden Ayhan, 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının dünyada pek çok ülkeye örnek teşkil ettiğini belirterek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleşen bu büyük adım, Türk kadınına verilen değerin en güçlü göstergesidir. Bugün bu hakların korunması ve daha ileriye taşınması için hepimizin sorumluluk alması gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Ayhan, kadınların hukuki haklarıyla ilgili bilgilendirmelerde bulunarak, toplumsal dayanışmanın kadın haklarının korunmasındaki önemine dikkat çekti. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 82 yaşında vefat eden dünürü Orhan Nadir’in Antalya’daki cenaze törenine katıldı.
CHP’nin 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kızı Azime Aslı Nadir’in, ziraat mühendisi eşi Cenk Nadir’in babası Orhan Nadir, dün Antalya’da vefat etti. Kılıçdaroğlu, cenaze törenine katılmak için eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte Antalya’ya geldi. Yağmur nedeniyle Meydankavağı Mahallesi’ndeki semt pazarına kurulan alanda kılınan cenaze namazına, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, CHP İl Başkanı Nail Kamacı ve Nadir’in yakınları katıldı.
Türbeli Mezarlığı’nda gerçekleştirilen defin işleminin ardından Kılıçdaroğlu, damadı Cenk Nadir ve yakınlarıyla birlikte taziyeleri kabul etti. Cenaze töreninin ardından Kılıçdaroğlu, yürüyerek taziye evine geçti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ASH İl Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen katılım belgesi dağıtım töreni, saygı duruşu ve istiklal marşıyla başladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, burada yaptığı konuşmada Erzurum’da 2024 yılında 11 aylık sürede 10 bin700 vatandaşa AEP eğitimi verildiğini ifade etti.
Aile Eğitim Programının önemine değinen Aykut, “Bugün burada, ailelerin güçlenmesine ve toplumsal hayatta daha sağlam bir yer edinmelerine rehberlik eden bir programı tanıtmak ve eğitimlere katılan 23 kadın kursiyerimize katılım belgelerini takdim etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Modüler Aile Eğitim Programı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından pilot uygulama olarak hayata geçirilmiş, aile bireylerinin ihtiyaçlarına yönelik bilgi, beceri ve farkındalık kazandırmayı hedefleyen etkinlik temelli bir eğitim modelidir. Ailelerin sağlıklı bir yapıya kavuşması ve bireylerin sorunlarla başa çıkma becerilerini artırması adına bu program, önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Program, aile bireylerinin günlük yaşamlarına olumlu katkılar sağlayacak bilgilerle donatılmış 12 farklı modülden oluşan zengin bir içeriğe sahiptir. Uygulamalı etkinliklerle, katılımcılar öğrendiklerini hayata geçirme fırsatı bulmaktadır. Bunun yanı sıra, Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Aile Eğitim Programı çerçevesinde; medya, ekonomi, hukuk, aile eğitimi ve iletişim, evlilik öncesi eğitim gibi konularda yetişkinlere yönelik eğitimlerimiz devam etmektedir. Bu programlar, sağlıklı, mutlu ve müreffeh ailelerin oluşması için ailelerin eğitim, hukuk, iktisat, medya ve sağlık alanlarındaki hizmetlerden daha etkin şekilde faydalanmalarına olanak sağlamaktadır. Ayrıca aile içi süreçlerin iyileştirilmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve karşılaşılabilecek risklere karşı önlemler alınmasına katkıda bulunmaktadır” dedi.
Erzurum’da 2024 yılı verilerine değinen Aykut, “Aile Eğitim Programı kapsamında düzenlenen eğitimlere 10 bin 700 vatandaşımız katılmıştır. Ayrıca Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Programı çerçevesinde 220 eğitim düzenlenmiştir. Aile Eğitim Programlarımız, eğitici ve önleyici hizmetler kapsamında bakanlığımız ve il müdürlüğümüz açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu programların, aile yaşam kalitesini artırma yolunda önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, eğitime katılan tüm kursiyerlerimizin başarılarının devamını diliyorum. Programın gerçekleşmesinde emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından eğitime katılan kursiyerlere ASH İl Müdürü Aykut tarafından katılım belgesi verildi.
Programa, ASH İl Müdürü Hasan Aykut, kurum yöneticileri, kurum personeli ve kursiyerler katıldı. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Derneğin, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün mali desteğiyle ve çeşitli sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle yürüttüğü “Girişimcilik Yolu Dönüşüm: Kadın Girişimcilerle Yeniden Başla Projesi”nin kapanış toplantısı bir otelde yapıldı.
Toplantının açılışında konuşan ANGİKAD Başkanı Gözde Diker, dernek olarak 2007 yılından beri kadınların ekonomik, hukuksal ve sosyal haklarını güçlendirmek, gençlere daha iyi bir gelecek bırakmak için önemli bir misyon üstlendiklerini söyledi.
Diker, kadınların iş dünyasında bilinçli, kararlı ve rekabetçi olması için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Genç girişimcilerin de geleceğin iş dünyasında güçlü adımlarla ilerleyebilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.
Proje kapsamında deprem bölgesindeki 5 ilde kadın girişimcilere eğitim desteği verdiklerini aktaran Diker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Projeyle 18 farklı alanda 32 saatlik eğitimler verdik, mentör, menti çalışmalarımız, birebir desteklerimiz oldu, eğitimlerimiz yaklaşık 1 yıl devam etti. Dostlarımızla yaşadıkları şehirlerde bir araya gelmek, dayanışma ruhunu geliştirmek önceliğimizdi. Yolculuğumuz Ankara’da başladı, Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Malatya’ya uzandı. Bu süreçte tam 4 bin kilometre yol aldık. Kadınlarımızla daha güçlü yarınlar inşa etmek için her zaman birlikte yol alacağız.”
TOBB Ankara Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hande Öztürk de kadın girişimciliğinin büyüme ve sürdürülebilirlik için itici güç olduğunu bildirerek, “Deprem sonrası toparlanma sürecinin kadın girişimcilerin ihtiyaç ve önceliklerine göre şekillendirilmesi kritik önem taşıyor. Söz konusu projenin de bölgenin yeniden toparlanmasında güçlü rol oynayacağına inanıyorum.” diye konuştu.
“Kadınlarımız güçleniyor”
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç da oda olarak söz konusu projeye destek vermekte tereddüt etmediklerine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
“Deprem bölgesindeki girişimci kadınlarımızın yeni bir başlangıç yapmaları ve yeniden güçlenmeleri hem bölgemiz hem de ülkemiz için gerçekten hayati bir önem taşıyor. Hatay, Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Osmaniye’deki kadın girişimcilere yönelik destek programı, kadınların sürdürülebilir işletmeler kurmasını teşvik ediyor, deprem bölgesinde kadın girişimciliğini güçlendiriyor. Kadınlarımız iyileşirken, bölge iyileşiyor, bölge iyileşirken de kadınlarımız güçleniyor.”
“Kadın girişimci sayısının artması ekonomiye katkı sağlıyor”
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran da kadın girişimci sayısının artırılmasının ülke ve şehir ekonomisine önemli katkılar sunacağını aktararak, “Özellikle deprem bölgesindeki kadınlar, girişimcilik yolunda çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Bölgeye sağlanacak desteğin bugünün şartlarında kıymetli olduğunu biliyorum.” dedi.
Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan da ajansın, kurulduğu günden bugüne girişimcilere 2 milyar liranın üzerinde hibe sağladığını aktararak, “Ajans olarak 4 bin 200 kadın girişimcinin ve 20 kadın kooperatifinin ürün ve hizmetlerinin ticarileştirilmesi noktasında onlara destek olduk.” ifadelerini kullandı.
Kadınlar hem motivasyon kazandı hem de bilgi edindi
Toplantıda, mentörlük desteği alan ve deprem bölgesinden gelen kadın girişimciler de yer aldı. Kadınlar, burada kurulan stantlarda yaptıkları çalışmaları, hazırladıkları ürünleri sergiledi.
Söz konusu destekten yararlanan Taş Sanatı Kadın Girişim Kooperatifi Başkanı Badiye Galioğlu, AA muhabirine, Hatay’da 2019 yılından beri çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, Antakya’nın tarihi değeri olan mozaiklerden tablolara kadar birçok eser ürettiklerini anlattı.
Deprem nedeniyle çalışmalarına ara verdiklerini, söz konusu projeyle tecrübeli mentörlerden eğitim aldıklarını aktaran Galioğlu, “Projeyle yeniden hayata katılmaya çalışıyoruz. Misyonumuz da mozaikleriyle dünyaca tanınmış olan Antakya’nın bu değerini anlatmak.” dedi.
Hatay’ın yöresel yiyeceklerini hazırladığını söyleyen girişimci Ceylan Ergin de proje kapsamında kendilerine verilen eğitimle hem motivasyon kazandığını hem de pazarlama konusunda bilgi sahibi olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürsu Belediyesi çatısı altında faaliyet gösteren Kollektif Kariyer Merkezi, bu zamana kadar beş yıllık faaliyet süresinde dört bine yakın vatandaşın iş bulmasına aracılık ederken, 5 bin gence de direk olarak etki etti. Gençlere dönük iş arama fırsatları, network seçenekleri sundu. Önce Bursa’ya ardından da Türkiye’ye rol model olan istihdam buluşmalarında 550 vatandaşın firmalarla yüz yüze görüşmesine de yine Gürsu Belediyesi aracılık etti. Belediye binası içinde düzenlenen buluşmalarda başvuru yapan her dört kişiden biri iş sahibi oldu. Kollektif Kariyer Merkezi ofisinde 7 bin vatandaşın da iş arama sırasında kullandıkları özgeçmişleri veri tabanına kayıt edilmiş oldu. Bu sayede iş arama döngüsü de süregelerek devam ediyor.
100. kez düzenlenecek olan İstihdam Buluşması’nın ana teması ise ‘Kadın İstihdamı ve Girişimciliği’ olarak belirlendi. 11 Aralık Çarşamba günü tüm gün sürecek olan buluşmada, ilçeye servisi olan kurumsal firmalar stant açacak. Kadın çalışanlarının en büyük isteği olan kreş desteği sağlayan firmaların yer alacağı buluşmada vardiya saatleri ve sosyal hakları sunacak kurumsal firmalar Gürsu Belediyesi’ne paydaş olacak. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kapadokya bölgesini gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlere yöresel lezzetleri tanıtma ve tatma fırsatı sunduklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Raşide Gök; yaptıkları satıştan elde ettikleri gelir ile de hem evlerine hem de ülke ekonomisine katkı sağladıklarını söyledi. Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök, “Kooperatifimiz 2022 yılında Ahiler Kalkınma Ajansı ve Ortahisar Belediyesi’nin desteği ile kuruldu. Kooperatifimizde unutulmaya yüz tutmuş tatları üretiyoruz. Özellikle tandır ekmeği, köftür, kitir kabak, perver, tandır halkası ayrıca mantı makarna çeşitlerini üretiyoruz” dedi.
Kooperatif merkezinde yaptıkları ürünleri satışa sunduklarını söyleyen Gök, doğal ürünlere olan ilginin her geçen gün arttığını da söyledi. Yaptıkları ürünleri sosyal medya hesaplarında da satışa sunduklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Gök, yaptıkları ürünleri ve yöresel yemekleri de müşterine kooperatif binasında sunduklarını da belirtti. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Engelli kadın ve kız çocuklarının daha güçlü, daha bağımsız hayat sürmelerini sağlamayı, sporun gücünden yararlanarak istihdam edilebilirliklerini arttırılması için gerekli verileri toplamayı hedefleyen projenin tanıtım programı özel bir otelde düzenlendi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Birleşik Krallık İkili İş Birliği Programı desteği ve Etki Yatırım Danışma Kurulu’nun (EYDK) girişimleriyle, UNESCO Fit For Life Spor Programı ile uyumlu olarak tasarlanan proje kapsamında verilerle engelli kadın ve çocukların güçlendirilmesine yönelik sürdürülebilir, etkili müdahalelerin şekillendirilmesine katkı sağlanacak. Proje tanıtım programı sonrası ulusal ve uluslararası alanında uzmanların katılımlarıyla özel oturumlar, bilgilendirme sunumları ve paneller yapıldı.
“Engellilerin önündeki bütün engelleri kaldırıyoruz”
Tanıtım programında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, yaptığı konuşmada başarı hikayesinde yaşadığı zorluklara ve kariyerindeki dönüm noktalarını anlatarak, “Engellinin önündeki engelleri kaldırabilirsek bu bir kalkınma projesi olur. Fırsat eşitliği verildiği zaman büyük bir başarı hikayesine dönüşebildiğini gören bir ailenin evladı olarak huzurlarınızdayım. Kaybedenler vazgeçenlerdir. Engelsiz bir şehir için, engelli dostu bir şehir için yola çıktık. Engellilerin eğitimde önlerindeki engelleri kaldırmamız, bu şehri eğitim şehri yapmamız gerekiyordu. Spor iyileştiriyor, birleştiriyor. Dünyada bu işi hep erkekler yaptı ama arkaya baktığında hep bir kadın gücü var. Şimdi biz bu şehri genç, kadın ve engelli dostu bir şehir yapmak için büyük bir gayret gösteriyoruz. Bunun için ampute kadın futbol takımı Gaziantep Modeli ile kurulabilir. Türkiye’nin en güzel Engelsiz Yaşam Merkezi’ni açtık. Kadın istihdamı çok önemliydi. Ortez ve Protez Merkezi’ni açtık. Tesisleri tamamladık. Engellilerin önündeki bütün engelleri kaldırıyoruz” dedi.
“Gerçek bir değişiklik sağlanması adına bu proje önemli”
Birleşik Krallık Büyükelçiliği Ankara Müsteşarı Wendy Wvyer ise projenin kadınlar ve kızlar için sosyal uyumluluk açısından bir gerekliliği hedefleyerek hazırlandığını aktararak, “Gaziantep örneği içerisinde depremin tahrip edici etkisi oldu. İnsanlar ıstırabını hala yaşıyor. Kadınların ve kız çocuklarının bir çok sıkıntı yaşadığı aşikar. Kadınların ve kız çocukların güçlendirilmesi arz etmekte. Ekonomik eğitim olarak güçlendirilmelidir. Bu hususlar doğrultusunda Birleşik Krallık hükümetinin kapsamında öncü olduğumuzu dile getirmekteyiz. Bu proje kapsamında engelli kadın ve çocukların güçlendirilmesi adına Gaziantep’e geldik. Toplumsal eşitlik ve fırsat eşitliği sağlanması unsurlarını kapsıyor proje. Eşit fırsatlar için bu projenin önemi ortada. Türkiye de özellikle sporun güçlü bir kaynak olduğu bilinen bir konu. Bu proje içerisinde futbol birtakım fırsatları oluşturacak. Geleceklerine daha iyi bir imkan sağlayacak kız çocuklarının. Gaziantep adına çok önemli. Gerçek bir değişiklik sağlanması adına bu proje önemli. Deprem sonrasında yaşanan bu zorlukların aşılması adına destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Bu topluma bir yatırımdır, sosyal bir yatırımdır”
Etki Yatırımı Danışma Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Müderrisgil ise, “Hem Gaziantep hem Türkiye hem de dünya için önemli bir proje. Engelli sayılarına baktığımızda kadınlarımız bu sayının yarısını oluşturuyor. Engelli kadınlarımızı istihdama katmak, spora katmak ülke ve dünyamız için çok önemli. Projenin yerel ortaklarının en önemlisi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi. Başkan Fatma Şahin daha ilk günden bize inanarak bu proje için elini taşın altına koymaya karar verdi. Değerli ekibiyle yanımızda oldu. Mayıs ayından bu yana çalışmaktayız bu projeyi başlatmak için. Bu projenin sadece sosyal sorumluluk ve bağış projesi olmadığının altını çizmek istiyorum. Bu bir yatırım projesi. Bu topluma bir yatırımdır, sosyal bir yatırımdır. Dünyanın dikkatle izlediği bir proje olacak bu” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tepebaşı Belediyesi, gerçekleştirdiği kurslar ile kent sakini kadınlar için eğitimler sunmaya devam ediyor. Belde Evlerinde düzenlenen pilates kursu Eskişehirli kadınların ilgisi ile devam ediyor. Sütlüce Belde Evi’ndeki kursa katılan 30 kadın pilates ile sağlıklı şekilde vakit geçirirken, vücut dengelerini de sağladıklarını ifade ederek Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkürlerini iletiyor. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SUTOPUNDA İzmir Büyükşehir Belediyespor, son şampiyonu olduğu Kadınlar Challenger Cup’ta ikinci eleme turunu namağlup kapatarak adını son dörde yazdırmayı başardı. İstanbul’da düzenlenen organizasyonda İzmir Büyükşehir Belediyespor, grubundaki son maçında İngiltere’den Otter Swimming Club’ı 19-4’lük skorla mağlup etti ve grubu yenilgisiz lider olarak tamamladı. İlk periyodu 6-1 önde kapatan mavi-beyazlı ekip, devreye 12-1 galip girdi. Üçüncü periyotta farkı arttıran İzmir Büyükşehir, bu çeyreği 16-2, havuzdan da 19-4’lük skorla galip ayrıldı.
İzmir BBSK’da Kübra Kuş 7 sayı ile en skorer sporcu olurken, Danijela Erkman Jackovich 6, Selin Yüksel, Hamiyet Süzmeçelik, İremnaz Karataş, Hanzade Dabbağ, Selina Çolak ve Eda Moroğlu 1’er sayı ile oynadı. Final grubu karşılaşmalarının yeri ve tarihi daha sonra belirlenecek.
Challenger Cup 2. Eleme turunda İzmir Büyükşehir Belediyesi, grubun ilk maçında Türk temsilcisi Galatasaray Zena’yı 12-10, Hırvat ekibi Jadran Split’i ise 12-9’luk skorla mağlup etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Sutopu Kadın Takımı tarihi bir başarıya daha imza attı. İstanbul’da düzenlenen 10 ülkeden 17 takımın katıldığı LEN Challenger Cup Kadınlar 2. eleme turu grup maçlarında Türk temsilcisi Galatasaray Zena’yı 12-10, Hırvat ekibi Jadran Split’i ise 12-9’luk skorlarla mağlup eden mavi beyazlı takımımız, grubun son maçında İngiltere temsilcisi Otter Swimming Club’ı 19-4 yenerek adını son dörde yazdırdı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Sutopu Kadın Takımı, Sırbistan’da düzenlenen 1. eleme turu grup maçlarında da, İngiltere’den City Of Manchester’ı 12-6, Malta temsilcisi Sliema ASC’yi 23-2, Sırp ekibi VK Vojvodina’yı ise 13-8 yenerek ilk turu da yenilgisiz geçmişti.
İzmir’i en iyi şekilde temsil ettik
Final Four’da Türkiye’den Galatasaray Zena, Sırbistan’dan Vaterpolo Klub Vojvodin, Hırvatistan’dan AVK Mladost ile şampiyonluk mücadelesi verecek İzmir Büyükşehir Belediye Spor Kulübü Sutopu Kadın Takımı Başantrenörü Evangelos Pateros, “İki eleme turunda da İzmir’i en iyi şekilde temsil ettik. Şimdi Final Four’da geçen sezonda mağlup ettiğimiz Hırvat Mladost ile eşleştik. İşimiz kolay değil ancak bizde geçen senenin şampiyonuyuz. Sporcularımız bu final serisinde de kupayı yeniden İzmir’e getireceklerdir” dedi.
22-23 Şubat 2025 tarihlerinde oynanacak Final Four müsabakalarına ilişkin yer ve maç programı önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Yenilmez armada
LEN Challenger Cup’ta başarılı skorların altına imza atan İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Sutopu Kadın Takımı, Avrupa arenasında çıktığı 12 maçın tamamını kazanarak yoluna devam ediyor.
Geçen sezon tarihinde ilk kez katıldığı LEN Challenger Cup’da namağlup şampiyon olan mavi-beyazlılar, Çekya’da düzenlenen eleme serisinde Portekiz’den Sport Lisboa Benfica’yı 19-10, İsveç’ten Jarfalla’yı 21-3, ev sahibi ülke Çekya’dan AJF Strakonice’yi 24-11 yenerek grubunu yenilgisiz tamamlamıştı. Final 6 serisinde Hırvat AVK Mladost’u 12-9, Portekiz’den Clube Fluvial Portuense’yi 18-8 yenerek finale kalan Büyükşehir Belediyesi, finalde Sırbistan’ın ZVK Kızılyıldız ekibini 10-9 mağlup ederek namağlup şampiyonluğa ulaşmıştı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, ilçede bulunan bir tekstil firmasında akşam yemeğinde mantarlı tavuk sote ve makarna yiyen yaklaşık 100 işçi, evlerine gittikten sonra mide bulantısı, kusma gibi rahatsızlıklar yaşadı.
Kendi imkanlarıyla Kavak Devlet Hastanesi’ne giden işçilerin çoğu tedavilerinin ardından taburcu edildi.
Hastanede tedavileri sürenlerin de sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
İşçilerin yedikleri yemekten zehirlendikleri değerlendiriliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cüzdanını kontrol ettiğinde kredi kartının olmadığını fark eden Hamdi K., hesap hareketlerinden, kartıyla alışveriş yapılan yerleri tespit etti. Kredi kartıyla ilk olarak bir yakıt istasyonundan, motosiklet için akaryakıt alındığını ve temassız ödeme yapıldığını belirleyen Hamdi K., sırasıyla dönerci, market ve kuru yemişçiden yapılan toplam 7 bin TL’lik harcamayı görünce, söz konusu iş yerlerini tek tek gezip, şüphelinin peşine düştü.

Kartıyla temassız ödeme yapılan 8 ayrı iş yerine giderek güvenlik kamerası görüntülerini toplayan Hamdi K., elindeki görüntü kayıtlarıyla polise şikayette bulundu. Polis ekipleri, çaldığı kredi kartıyla alışveriş yapan şüphelinin kimliğini tespit etmek için çalışma başlattı…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AMPUTEYE KARŞI ANADOLU ADLİYESİ
Kıyasıya mücadelenin sürdüğü maç 3-2 skorla Ampute Futbol Takımının galibiyetiyle sonuçlandı. Bu anlamlı etkinlik kapsamında oynanan dostluk maçında, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç, Başsavcı vekilleri ile adliyede görevli hakim ve savcılarından oluşan karma takım, Yalova Valisi Hülya Kaya’nın da oynayacağı Pendik Belediyesi Ampute Futbol Takımı karşısında mücadele verdi. Maçı FIFA kokartlı TFF Süper Lig hakemlerinden Halil Umut Meler ile yine TFF Süper Lig Hakemi Mehmet Türkmen yönetirken Ampute Futbol Takımının teknik direktörlüğünü eski milli futbolcu ve teknik direktör Burak Yılmaz, Anadolu Adalet Sarayı Futbol Takımının teknik direktörlüğünü ise Gatasaray Spor Kulübü Teknik Direktörü Okan Buruk yaptı.

ADLİYE PERSONELİ İZLEYİCİ KOLTUĞUNDAYDI
Etkinliğe Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız, İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, İstanbul Anadolu Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Kaya, Komisyon Üyesi ve İstanbul Anadolu Adalet Sarayında görev yapan hakimler, savcılar ve personeller de katılım sağladı. Çok sayıda ünlü isim de bu anlamlı günde izleyici olarak yer aldı.

FUTBOL DÜNYASININ ÜNLÜ İSİMLERİ KATILDI
TFF As Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile yöneticileri ve futbolcu Barış Alper Yılmaz, Fenerbahçe As Başkanı Acun Ilıcalı, Fenerbahçe Spor Kulübü Yöneticileri ile Futbolcu Edin Dzeko, Kayseri Spor Kulübü Yöneticileri, Türkiye Milli Paralimpik Komite Başkanı Murat Aksu ve Anadolu Yakasında görev yapan ilçe kaymakamları etkinliğe katılım sağlayanlar arasındaydı.

“BU KONU HER BİREYİN ÇABASINI GEREKTİREN BİR SORUMLULUK”
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç, “Bugün engelliler günü vesilesiyle geleneksel hale gelen Pendik Belediyesiyle işbirliği halinde gerçekleştirdiğimiz etkinlik münasebetiyle burada bulunuyoruz. Engellilik yalnızca engelli olan bireylerin ya da ailelerin içinde bulunduğu bir konu değil, toplumun her kesiminin her bireyin çabasını gerektiren ortak bir sorumluluktur. Kendilerine güvenildiği ve fırsat verildiği takdirde herkes kadar başarılı olabileceklerini kanıtlayan engelli vatandaşlarımızın toplumsal hayatta daha fazla varlık göstermeleri ve kendilerini hak ettikleri yerde görmeleri aziz, milletimizin sosyal dokusunu zenginleştirecek ve güçlendirecektir. Engelli vatandaşlarımızın toplum içinde yaşama sevincini yitirmeden, mutlu bir yaşam sürdürmeleri için çaba göstermek, onlara ulaşarak sorunlarına sahip çıkmak, devletin ve toplumun en önemli sorumluluklarından da biridir. Tüm zorluklara rağmen spordan sanata, edebiyattan siyasete eğitimden çalışma hayatına kadar her alanda önemli başarılara imza atan engelli vatandaşlarımızın verdikleri mücadeleler takdire şayandır” diyerek katkı sağlayan herkese teşekkür etti.

FENERBAHÇE VE GALATASARAYDAN TAM DESTEK
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Fethi Pekin, “Ben de bir kazadan dolayı hafif bir engelli oldugum için onları iyi anlıyorum. Umarım güzel bir maç olur” şeklinde konuşurken Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun özbek ise “Bugün çok büyük bir anlam ifade ediyor. Engelli vatandaşlarımızın sosyal ve her alanda olmaları gerekiyor. Burada emeği geçen herkese özellikle Anadolu adliyesi bassavcima, Pendik Spor Kulübüne teşekkür ediyorum” sözlerini sarf etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ARALIK AYI EVDE BAKIM MAAŞI YATTI MI, NE ZAMAN YATACAK?
Evde bakım maaşıAile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından her ayın 15’i ile 31’i arasında hesaplara yatırılıyor.
Buna göre Ayı ayı ödemelerinin de 15 Aralık tarihinden itibaren hesaplara yatırılması bekleniyor.
Aralık ayı ödemelerine ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’tan bir açıklama geldiğinde haberimizde yer verilecektir.

SMS İLE EVDE BAKIM MAAŞI SORGULAMA
Evde bakım aylığı alanlar sorgulama yapmak için telefonlarının SMS özelliğini de kullanabilir.
Ziraat Katılım Bankası aracılığı ile alanlar, cep telefonlarının mesaj bölümüne BAKIYE yazıp, 4747’e SMS atarak bakiye takibi yapabilirler.
Mesaj göndermeniz dahilinde 1 SMS ücreti operatörünüz tarafından tahsil edilir.


E-DEVLET İLE EVDE BAKIM PARASI SORGULAMA
e-Devlet’in “Engelli Evde Bakım Ödeme Bilgileri Sorgulama” sayfasından evde bakım aylığı sorgulanabiliyor.
Sisteme kayıtlı olan vatandaşlar, şifreleri ve T.C kimlik numaralarıyla sorgulama işlemini gerçekleştirebiliyor.
Engelli Evde Bakım Ödeme Bilgileri Sorgulama özelliği Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sekmesinin altında bulunur.
EVDE BAKIM PARASI SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ

2024 TEMMUZ EVDE BAKIM MAAŞI NE KADAR OLDU?
2024 Temmuz zammı ile yılın ikinci yarısında geçerli olacak yeni evde bakım maaşı belli oldu.
Memur maaş katsayısında yaşanan değişiklik sonrası evde bakım maaşı ödeme tutarı da güncellendi. Buna göre bakıma ihtiyacı olan yaşlı, engellilere yönelik verilen evde bakım desteği 9077,1 lira oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rize’de bir sürücü kursunda direksiyon eğitimi veren 45 yaşındaki Melek Meral geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Meral Rize merkez Kurtuluş Köyü Şehitlik Mahallesi Camiinde dün ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı ile aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Merhum öğretmen Melek Meral’in defnedildiği 2 Aralık’ın aynı zamanda doğum günü olduğu, 46 yaşına gireceği öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2. BEYAZİD MİNARESİ’NDE RESTORASYON DEVAM EDİYOR
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde Şubat ayında ise 2. etap çalışmalar çerçevesinde Topkapı Sarayı’na bakan bölümünde yer alan 2. Bayezid Minaresi’nde çelik iskele kurulmuştu. Çalışmalar esnasında tarihi minarede çatlak tespit edilmişti. Tespitin ardından minarenin sökülmesine karar verilerek ve onarımının yapılacağı bilgisi verilmişti. Restorasyon çalışmasında alem yerinden kaldırılırken, minare belli bir kota kadar sökülmüştü. Yaklaşık 64 metre uzunluğundaki minarenin bilim heyetinin çalışmaları sonucunda gerek malzeme gerekse örgü tekniğinin daha fazla söküme izin vermediği öğrenilirken, minarenin güçlendirilerek tamamlanacağı belli oldu.
DOĞU CEPHESİ NİTELİKSİZ SIVALARDAN KURTARILACAK
3. Ahmet Çeşmesi’ne bakan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin doğu cephesine dev iskele kuruldu. Yaklaşık 1 ay içerisinde cephede bulunan raspa ve derz açma işlemleri tamamlanacak. Cepheden temizlenen niteliksiz sıvaların ardından belgeleme işlemi, kronolojik analizler gerçekleştirilerek laboratuvardan gelen malzeme sonuçları beklenecek. Öte yandan, jeoradar yöntemiyle taşıyıcı duvarlar içerisindeki boşluk oranları tespit edilecek. Niteliksiz sıvalardan alınan örneklerin sonuçlarından sonra da Ayasofya’da özgün sıva ve derz işlemi yapılarak iskele kaldırılacak.

KERİMAN DURSUN, “DOĞU CEPHESİNDE İSKELE ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI DERZ AÇMA VE RASPA İŞLEMLERİ DEVAM EDİYOR”
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde kurulan dev iskele hakkında bilgi veren inşaat mühendisi Keriman Dursun, “Ayasofya’da birkaç etapta çalışmalar var. İlk etapta, Ayasofya Camii’nin bütüncül projelerinin hazırlanmasını gerçekleştirdik. Aynı kapsam içerisinde türbeler, sıbyan mektebinin ve muvakkithaneyi tamamlama noktasındayız. Çalışmalarımızın büyük bir kısmı bitti ve nihai aşamaya geldik. 2. etapta ise Ayasofya Camii’nin cepheleri, üst örtüsü ve kuzeydoğu cephesinde yer alan 2. Bayezid Minaresi’nin restorasyonuna devam ettirmekteyiz. Burada iş programlamasını yaparken öncelikle şantiye sahasının içine bir güvenlik alanı oluşturduk. İskele kurulumuyla başladık. Cephe cephe ilerlenmesine karar verildi. En hasarlı olan kuzey cephede iskele kurulumuyla çalışmalara başladık. Kuzey cephede iskele kurulumu tamamlanmış olup bir çalışma aksı oluşturularak ana kubbe ile yarım kubbeye iskele çalışma platformunun bağlantısı yapılmıştır. Ana kubbe ile yarım kubbeye buradan çok rahat bir şekilde ulaşım sağlanmıştır. Burada raspa işlemi yapıyoruz. Çimento ve niteliksiz sıvaların ve derzlerin kaldırılması için çalışmalara başladık. Şunu da belirtmeliyim ki; restorasyon sürecinde özgün ve nitelikli hiçbir unsur kaldırılmadı. Özenle korunmaktadır. Raspa işleminden sonra tekrar cephede projelendirme çalışmaları yapıldı. Bunun için fotogrametrik ölçümler, malzeme analiz paftaları oluşturuldu. Aynı zamanda hasar analizleri oluşturuldu. Cepheden malzeme numuneleri alınarak laboratuvara analize gönderilmiştir. Laboratuvardan alınan peyderpey analiz sonuçlarına ve daha önce yapılmış olan sıva örneklerine göre harç takibi oluşturulacak. Cephede sıva ve derz uygulama işlemi özgünlüğüne uygun olarak yapılması planlanmaktadır. Kuzey cepheden sonra doğu cephesinde iskele kurulumuna başlandı. Burada da raspa ve derz açma işlemleri devam etmektedir. 3. Ahmet Çeşmesi’ne bakan cephe olan doğu cephesindeki iskele çalışmalarımız tamamlanmış olup, derz açma ve raspa işlemlerimiz devam etmektedir. Ortalama 1 aylık süreç içerisinde raspa ve derz açma işlemlerimiz tamamlanmış olur. Belirlenecek terkibe göre özgünlüğüne uygun olarak sıva ve derz işlemi yapıldıktan sonra iskele kaldırılacak. Sıvayı kaldırdığımız zaman ciddi bir belgeleme işlemi yapıyoruz. Kronolojik analizler yapıyoruz. Laboratuvardan gelen malzeme sonuçlarını bekliyoruz. Tabii bunlar birer süreç” ifadelerini kullandı.
DURSUN, “CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN KAPSAMLI RESTORASYON ÇALIŞMALARI YAPILIYOR
Cumhuriyet Dönemi’nin en kapsamlı restorasyonunun gerçekleştirildiğini ifade eden Keriman Dursun, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak şu an Cumhuriyet Dönemi’nin en kapsamlı restorasyon çalışmaları yapılıyor. Cephelere iskele kurulmuşken yapı radarı yani jeoradar dediğimiz yöntemle özellikle taşıyıcı duvarlar içerisindeki boşluk oranlarını tespit etmeyi planlıyoruz. Bu önemli bir statik ve mühendislik verisidir. Çünkü güçlendirmeye yönelik alınacak kararlarda da bir esas teşkil edecektir. Ayrıca yapı sağlığı izleme sisteminin de kurulumu yapılmak üzere. Bununla birlikte yapısal hareketi çok hassas bir şekilde yapının belli yerlere koyulacak sensörler vasıtasıyla yapıdan gelen verileri alacağız. Yapıdaki titreşimlerin ölçülmesi, deplasmanın ölçülmesi veya mevcut bir çatlağın takip edilmesi, ivme ölçerler koyulması gibi bu tip sistem kurularak belli periyotlarda okumalar yapılarak veriler kayıt altına alınacak. Bin 500 yıllık bu mirası gelecek nesillere, kalıcı bir miras olarak bırakmak ve bunu da sağlam olarak yapmayı amaçlamaktayız” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadın minibüsün altında kalmaktan son anda kurtuldu. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan kadının vücudunda kırıklar olduğu tespit edildi. Minibüs şoförü ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAMU KURUMLARI DA SORUMLU OLACAK
Resmi gazetede yayımlanan kararda, idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunun devam ettiği bir konuda idare aleyhine tazminat davası açılamamasının Anayasa’ya aykırı olduğu vurgulandı. İptal kararı sonrası yapı kayıt belgesi alan ve yasal statüye kavuşan binalarda deprem gibi etkenlerle yaşanabilecek olaylardan kamu kurumları da sorumlu olacak. Vatandaşlar ilgili kamu kurumları aleyhine tazminat davası açabilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kazada Yılmaz ağır yaralanırken, araçlarda bulunan 4 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla kaza yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalenin ardından Kovancılar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Otomobil sürücüsü Ahmet Yılmaz, hayatını kaybetti. Yılmaz’ın cenazesi otopsi için morga götürülürken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 ŞÜPHELİDEN 4’Ü KISKIVRAK YAKALANDI
Elde edilen bilgilere göre, Y.C. isimli şüphelinin liderliğinde hareket eden şebeke üyelerinin, sahte 50 ve 100 nominal değerli ABD Dolarlarını dolaşıma sokarak komisyon karşılığında satış yaptığı belirlendi. Soruşturma kapsamında 5 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Operasyon sırasında 4 şüpheli gözaltına alınırken, bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
20 BİN SAHTE DOLAR VE UYUŞTURUCU MADDE ELE GEÇİRİLDİ
Şüpheliler üzerinde yapılan aramalarda, toplam 20 bin sahte ABD Doları ve bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi. Polisin titiz çalışması, dolandırıcıların piyasaya sahte para sürerek haksız kazanç elde etme planını boşa çıkardı.
EMNİYETTEN ÖNEMLİ MESAJ
Emniyet yetkilileri, vatandaşların bu tür sahtecilik girişimlerine karşı dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, şüpheli durumlarda hemen polise ihbarda bulunmalarını istedi. Operasyon, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına karşı kararlılıkla mücadele eden güvenlik güçlerinin başarısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erbil hakkında her hafta Pazartesi günü olmak üzere evine en yakın karakola giderek ‘imza atmak’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilmişti.
İMZA ATTI
Adli kontrol tedbiri uygulanması çerçevesinde Mehmet Ali Erbil, Sarıyer’deki bir polis merkezine giderek imza attı. Öte yandan, polis merkezinden çıkan Erbil, basın mensubunun sorularına cevap vermeyerek oradan ayrıldı.

Mehmet Ali Erbil3-sayfaMagazinAralıkErbilHukukSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“BUNLAR BOŞ ŞEYLER” DEMİŞTİ
Türkiye’nin en seksi kadını seçilmesiyle ilgili bir açıklama yapan ünlü şarkıcı, “Birileri ortaya bir şey atıyor, birileri de altını dolduruyor, kaynatıyor. Ben de evde oturup izliyorum. Bana göre ‘en’ kavramı çok zor. Kendini seven, kendini güzel hisseden herkesi çok seviyorum. En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler. Seçenler kim, onu da bilmiyorum” ifadelerine yer vermişti.
PAYLAŞIMLARIYLA ADINDAN SÖZ ETTİRİYOR
Tartışmalar devam ederken ünlü şarkıcı sosyal medya hesabından paylaştığı cesur fotoğraflarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bastık’ın paylaştığı fotoğraflar kısa sürede büyük beğeni topladı.
İşte ünlü şarkıcının o paylaşımları;










Zeynep BastıkSosyal MedyaMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başarılı oyunculuğu ve güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başaran ünlü isim şimdi de bir dergi çekimi için kamera karşısına geçti. Çölde ve denizde iddialı pozlar veren Melis Sezen bu karelerini sosyal medyada peş peşe yayınladı.

YORUM YAĞDI
Ünlü ismin pozları kısa sürede beğeni yağmuruna tutuldu. Melis Sezen’e; ‘Çok güzelsin’, ‘Harika görünüyorsun’, ‘Güzelliğin şaka mı?’ gibi yorumlar yapıldı.

İlk olarak Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde oynayan Sezen, ardından Siyah İnci dizisinde rol aldı. İlk başrol oyunculuğunu Leke dizisinde üstlendi. Ardından Sevgili Geçmiş dizisinde de başrolü üstlendi. Sezen, dizi projeleriyle birlikte sinema filmlerinde de yer aldı.
Kültür SanatMelis Sezen3-sayfaMagazinYaşamDiziDehaÇöl
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – Gastro Elazığ Projesi çerçevesinde Elazığ’da 76 çeşit Harput saray yemekleri tanıtıldı.
AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı’nın himayelerinde, Elazığ Gastronomi Kültür ve Turizm Derneği tarafından ortak yürütülen İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından desteklenen Gastro Elazığ projesi sürüyor. Bu çerçevede özel bir otelde düzenlenen programda, 76 çeşit Harput saray yemeği tanıtıldı. Program öncesi il protokolü yemekleri tek tek incelerken milletvekili Nazırlı ise çorba doldurarak ikram etti. Programa, Vali Numan Hatipoğlu, Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, FÜ Rektörü Fahrettin Göktaş, TSO Başkanı İdris Alan, STK ve siyasi parti temsilcileri ile davetliler katıldı.
Vali Numan Hatipoğlu, “İçinde bulunduğumuz zenginliği ve varlığın değerini kendimizin keşfetmesi gerekiyor. Elazığ muhteşem tarihi kültürel birikime sahip. Bizim binlerce yıllık tarihimizin adeta özeti gibi ortaya çıkmış olan belli davranışlar var. Bunun halka halk yaygınlaşması gerekiyor. Ondan sonra da devamında ortaya turizm, sanayi ve diğer hamleler çıkacak. Hepsi birlikte olacak” dedi.
Bin 300 çeşit yemekten bahsedildiği dile getiren Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, “Türkiye’nin en zengin mutfağıyız. Lezzet açısından da gerçekten çok önemli bir mutfak. Ama biz bir gastronomi şehri miyiz, hayır değiliz. İnşallah bugün başlattığımız turizm gastronomi atağıyla birlikte Elazığ’ımızı hak ettiği yere hep beraber taşıyacağız. Hep birlikte gayret edeceğiz” diye konuştu.
Program, Elazığ 6. Gastronomi Çalışta ile sona erdi.

Mahmut Rıdvan NazırlıSivil ToplumMilletvekiliKültür SanatGastronomiEtkinlik3-sayfaKültürTurizmHarputElazığSaray
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KATMANDU, 1 Aralık (Xinhua) — Nepal halkı, Bala Chaturdashi festivali için başkent Katmandu’daki Pashupatinath Tapınağı’nda bir araya geldi.
Hindular festival kapsamında ölen aile üyelerinin anısına bütün gece kandil yakıp sabahın erken saatlerinde tapınağa yedi çeşit tahıl serpiyor.
Kültür SanatEtkinliklerFestivalKatmanduGüncelKültürYaşamNepal
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İLAN Davacı Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından aşağıda bilgileri yazılı taşınmazın kamulaştırılmaya tabi tutulduğu, kamulaştırma işlemlerinin 2942 sayılı yasanın 8.maddesi gereğince yerine getirildiği, parsel malikleri ile anlaşma sağlanamadığından, Mahkememizde Kamulaştırma Bedelinin Manisa Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı adına tescili davası açıldığı ve açılan davanın duruşmasının 07/01/2025 tarihinde yapılmasına karar verildiği 2942 sayılı yasa ve bu yasada değişiklik yapan 4650 sayılı yasanın 10. maddesi gereğince ilan olunur. Esas NO: 2024/366
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 308 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: FATMA AYDIN TCKN:513*****666
Esas NO: 2024/367
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 307 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: FERİHAN SALIKER TCKN:245*****034
Esas NO: 2024/368
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi311 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: AHMET NURİ BORAZAN TCKN:266*****592
ESAS NO: 2024/369
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi Gürle İlçesi 312 parsel sayılıtaşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: Abdullah Bulut – TCKN: 233*****728
Ahmet Şengürle – TCKN: 392*****356
Ali Gök – TCKN: 203*****140
Ali Şengürle – TCKN: 392*****118
Ayşe Yılmaz – TCKN: 247*****152
Bülent Akagündüz – TCKN: 519*****202
Cevriye Akçasoy – TCKN: 490*****230
Cevriye Gök – TCKN: 625*****626
Gönül Erkoke – TCKN: 212*****836
Hasan Hüseyin Bulut – TCKN: 233*****882
Huriye Bulut – TCKN: 424*****754
Hüseyin Gök – TCKN: 203*****368
İbrahim Gök – TCKN: 203*****412
İbrahim Şengürle – TCKN: 392*****138
İsmail Bulut – TCKN: 233*****654
Mahmure Şengürle – TCKN: 392*****930
Mehmet Şengürle – TCKN: 392*****272
Sayit Kara – TCKN: 242*****038
Esas NO: 2024/368
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi311 parsel sayılıtaşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: AHMET NURİ BORAZAN TCKN:266*****592
Esas NO: 2024/370
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi628 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKİ: MEHMET EMİN UYSAL TCKN:275*****998
Esas NO: 2024/360
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi279 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: AHMET ÇELER TCKN:218*****828
NURAY KALAYCIOĞLU: 477*****326
TÜLİN ÖZGÜÇ : 404*****792
Esas NO: 2024/359
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi258 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: ARZU UYSAL TCKN:274*****176
Esas NO: 2024/358
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi229 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: ARZU UYSAL TCKN:275*****770
Esas NO: 2024/357
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi228 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: MAHİR AYDIN TCKN:284*****560
Esas NO: 2024/356
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 225 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: ARZU UYSAL TCKN:365*****592
Esas NO: 2024/361
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 281 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: CİHAN ÖZYİĞİT TCKN:305*****346
Esas NO: 2024/362
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 288 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: RECEP UYSAL TCKN:275*****606
Esas NO: 2024/363
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 291 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: 1- AYŞE AKKOÇ-463****126
2- AYŞE GÜLEŞÇİ-484*****248
3- BAYRAM ALİ GÜREŞ-275*****686
4- HATİCE DUMANLI-489*****772
5- HÜSNÜYE GÜL-182*****406
6- İSMAİL GÜREŞ-260*****696
7- NAİME ÇAPARLI-193*****474
8- SANİYE ÇAPARLI-270*****558
9- YUSUF GÜREŞ-275*****522
10- ZEKAYİ GÜREŞ-275*****730
11- ZEKİ GÜREŞ-275*****666
Esas NO: 2024/364
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 303 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: ALİ ÇAPARLI TCKN:101*****406
Esas NO: 2024/365
TAŞINMAZ BİLGİSİ: Manisa ili, Yunusemre İlçesi , Gürle Mahallesi 306 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZ MALİKLERİ: NAZ TORBALIOĞLU TCKN:100*****650
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02131423
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAS NO: 2024/84 Esas
DAVALILAR: ERDOĞAN BOLATCAN T.C.16415985368
UMUR SITKI POYRAZ T.C. 60655510446
Davacı tarafından açılan Kamulaştırma (Bedel Tespiti Ve Tescil) davasının yapılan yargılamasında;
Mahkememizce dava dilekçesinde belirtilen adresinize duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılmış olup, adresinizden ayrıldığınız gerekçesiyle tebligat yapılamamıştır. Adres araştırmasından da bir netice alınamadığından dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğine karar verilmiştir.
Durusma Günü: 27/02/2025 günü saat: 09:08’daduruşmada bizzat hazır bulunmanız veya kendinizi bir vekille temsil ettirmeniz, aksi taktirde H.M.K.’nun 147. ve 320. maddeleri uyarınca yargılamaya yokluğunuzda devam olunacağı ve yapılan işlemlere itiraz edemeyeceğiniz hususu, dava dilekçesi, tensip zaptı ve duruşma günü yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur.
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02131189
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Engelli bireylerin toplumsal farkındalığının arttırılması ve haklarının savunulması amacıyla kutlanan 3 Aralık Engelliler Günü çerçevesinde toplanan GÖRSEM, dernek üyeleri ve aile yakınları ile bir araya geldi. Farkındalık oluşturma amacıyla düzenlenen kutlama organizasyonunda, görme engelli bireyler kaynaştırıldı. Etkinlikte kahvaltı eşliğinde sohbetler edilirken, görme engelli bireyler birbirleri ile tanışma fırsatı buldu.
“Biz görme engelliyiz, dilenci değiliz, bizleri gördüklerinde para vermesinler”
Görme Engelliler Dayanışma Derneği Eskişehir Şube Başkanı Selahattin Oktay, etkinliğin tam bir kutlama olmadığını belirterek, “Derneğimiz Görsem adına bugün burada 3 Aralık nedeni ile kahvaltı düzenledik. Dernek üyelerimiz aileleri ile birlikte kahvaltımıza davetliydi. Kaynaştırma ve tanışma amaçlı bir etkinlik oldu. Burada arkadaşlarımızla birlikte bir kutlama yapmaya çalıştık. Vatandaşların bizlere yararı oluyor ama biraz daha yararları olsun istiyoruz. Biz görme engelliyiz, dilenci değiliz. Bizleri gördüklerinde para vermesinler, yardımcı olsunlar. Yardımcı olmak isteyenler derneğe gelip, makbuz kestirebilirler. Dünya engelliler günü nedeniyle bizde kendi aramızda kutlama düzenliyoruz. Aslında tam bir kutlama değil ama öyle geçtiği için bizde kutlama olarak yapıyoruz” ifadelerini kullandı. – ESKİŞEHİR
Dünya Engelliler GünüYerel HaberlerKültür SanatAralıkYerelYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sayı :2019/542 Esas
Konu : Basın İlan Kurumuna Yazılacak İlan
Davalı Alparslan Tuncay SAKALLI(T.C. Kimlik No:37966243202)’nın Mernis adresi bulunmadığı, başka bir adresinin tespit edilemediği, yurt dışı adresi de bulunmadığından Tebligat Kanunu’nun 31.maddesi ve HMK’nun 127.maddesine uygun olarak aşağıda ayrıntısı verilen işbu gerekçeli karar ilanın gazetede ilanından itibaren 7 günlük süre sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı HMK’nın ilgili maddeleri uyarınca ilanen tebliğ olunur.
ESAS NO : 2019/542 Esas
KARAR NO: 2023/686
GEREKÇELİ KARAR:
DAVANIN KABULÜNE,
1- Koceli ili, Gebze ilçesi, Mustafapaşa Mah., 3058 ada; 2,3,4,5,6,7,8,12 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim sureti ile giderilmesi mümkün olmadığı anlaşıldığından üstündeki tüm muhdesatlarla birlikte ortaklığın bütün hak ve yükümlülükleri ile satış suretiyle giderilmesine,
-Taşınmazın satış bedelinin dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında paylaştırılmasına,
2-Satışın umuma açık ve açık artırma usulü biçimi ile yapılmasına,
3-Satış memuru olarak Gebze 2.Sulh Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürünün atanmasına
4-Satış bedeli üzerinden binde 11,38 ilam harcı alınmasına,
5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekiline 8.900,00 TL vekalet ücreti takdiri dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
6-Dahili davalı Mehmet Önder ÖZATAY kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekiline 8.900,00 TL vekalet ücreti takdiri dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında taraflardan alınarak dahili davalıya verilmesine,
7-Dahili davalı Zeynep Saime ÖZKER ve Safinaz ÇOPUR kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekiline 8.900,00 TL vekalet ücreti takdiri dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında taraflardan alınarak dahili davalılara verilmesine,
8-Dahili davalı Ebru ALTUNOK ve Mehmet Zafer KALAFATOĞLU kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekiline 8.900,00 TL vekalet ücreti takdiri dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında taraflardan alınarak dahili davalılara verilmesine,
9-Dahili davalı Akın SERTCAN kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar vekiline 8.900,00 TL vekalet ücreti takdiri dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında taraflardan alınarak dahili davalıya verilmesine, 10-Davacılar tarafından yapılan 6.899,85 TL yargılama giderinin dosyada mevcut mirasçılık belgeleri ve tarafların tapu kaydında yer alan payları oranında davalılardan alınarak masrafı yatıran davacılara verilmesine karar verilmiştir.
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02131183
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Kahramanı Havranlı Seyit Onbaşı için kırsal Kocaseyit Mahallesi’nde yapılan tören, saygı duruşu ve Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Seyit Onbaşı’nın kabrine karanfiller bırakıldı ve askerler tarafından saygı atışı yapıldı.
Anma programına katılan Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, “Seyit Onbaşı ve tüm Çanakkale kahramanları, yalnızca silahlarıyla değil, kararlılıklarıyla, azimleriyle, fedakarlıklarıyla milli ve manevi değerleriyle bu savaşı kazanmışlardır. Bizler, onların cesaretinden ilham alarak, ülkemizin huzuru ve barışı için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu milletin onurunu sırtlayan Koca Seyit’i ve tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet, şükranla anıyorum” dedi.
Anma programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Havran Kaymakamı Enver Özderin, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. – BALIKESİR
Kültür SanatÇanakkaleHavranOnbaşıYerelYaşamTören
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapımı Böcek Films ve B&G Film’e ait olan filmin yönetmen koltuğunda Gökçen Usta otururken, senaryosuna Ali Kobanbay imza attı.
Film, okulda zorbalığa uğrayan gençlerin yaşanan duruma dijital dünyada karşılık vermesiyle olayların başka yöne evrilmesi ve zorbalıkla mücadelelerini konu alıyor.
AA muhabirine açıklamada bulunan oyuncu Timur Acar, filmde “Tayfun” karakterine hayat verdiğini belirterek, “Tayfun ticaret kısmındaki ilişkilerini kurabilmiş birazcık daha günümüzün adamı. Oğluyla olan ilişkisinde de birazcık hataları olan bir baba. Aslında farkına varıp bunu gidermeye çalışıyor.” dedi.
Çekim sürecinin genelde okulda geçtiğine değinen Acar, “Teknolojinin hayatımıza girmesiyle yaşadığımız zorlukları sahne öncesinde konuşuyorduk. Bizim zamanımıza gidiyorduk ve filmde gençlerin zamanına geliyoruz. Onlar çok ayrı bir zamanın içinde doğdular. Günümüz sorununu irdeleyen konularla da bu filmi çektiğimiz için, bizim için de aslında bir terapi gibi geçti süreç diyebilirim.” ifadelerini kullandı.
“Birçok insanın kendinden bir parça bulabileceği bir hikaye”
Oyuncu Onur Tuna ise Gökçen Usta’yı duyduktan ve hikayeyi okuduktan sonra “projede yer almalıyım” diye düşündüğünü dile getirerek, şöyle konuştu:
“Film, derdi olan bir hikaye. Zorbalığın ailede başlayıp daha sonra sokakta çocuklarımızla nasıl buluştuğunu, bunların efektif olarak onların hayatlarına nasıl etki ettiğini işliyoruz. Bu da oyuncu için bence güzel bir anlatım. İçinde olmak istedim. 17 yaşında kızı olan bir babayı canlandırıyorum. İyi bir baba olmaya çalışırken, aslında toksik olmaktan kaçamayan bir baba. Günümüzde de birçok insanın kendinden bir parça bulabileceği bir hikaye.”
Oyuncu Belçim Bilgin ise genç bir kızı olan bir anneye hayat verdiğini ve Gökçen Usta’nın daha önce ilk dizisinde, şimdi de ilk sinema filminde beraber çalışmalarının anlamlı olduğunu söyledi.
Filmde canlandırdığı “Merve” karakterine dair, “Derinden baktığımda aslında ben Merve’yi böyle filmin sonuna kadar derin bir uykuda gibi düşünüyorum. Sistemin aslında aynılaştırdığı tempoda kendine hiç dönüp başka bir yerden bakma fırsatı bulamamış. Kendi ruhuna, özüne çok zaman ayıramamış bir kadın olduğunu düşünüyorum. Zorbalık hikayesi anlatırken, aslında ağaç ve meyve meselesi gibi kökler nasıl olursa çocuklar da ona göre yetişiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bilgin, kendi hayatında da zorbalıkla karşılaştığını, şimdi ise oğlu Rodin aracılığıyla çevresinde denk geldiği bir sürü hikayeye şahitlik ettiğini ve bu konunun konuşulmasının çok önemli olduğunu dile getirdi.
“Pandemide gençlerin dijital dünyayla ilişkilerini daha da çok fark ettik”
Filmin yapımcılarından Ömer Faruk Sorak ise kızının okulundaki zorbalıkları anlattığını ve bu konuda anne babaların rolünün çok büyük olduğunu ifade ederek, “Pandemi süreci yaşadık. O sürede birbirimizi daha iyi anladık. Onların dünyasına daha çok girdik. Çünkü bizim de dijital ortamdan başka iletişim şansımız yoktu. Onların dijital dünyayla olan ilişkilerini o zaman daha da çok fark ettik. Derinsu’ya dedim ki, ‘madem ki her şey senin bu bana anlattıklarınla başladı ve tetiklendi o zaman sana da rol düşüyor’. Bu filmde oyuncu arkadaşlarıyla birlikte rol alıyorlar.” şeklinde konuştu.
“Bağlantı Hatası” filminin oyuncu kadrosunda ayrıca Asena Keskinci, Fatih Berk Şahin, Çağdaş Onur Öztürk, Utku Coşkun, Kubilay Tunçer, Ali Barkın, Oğulcan Çiftçioğlu, Bensu Uğur, Derinsu Sorak, Arda Adil Görgen, Doğa Özüm, Denizali Cankorur, Şebnem Schaefer, Doris Hofer, Gökhan Ünal, Volkan Çolpan, Ayşe Melike Çerçi, Seyhan Öz ve Murat Serezli yer alıyor.
Filmin konusu kısaca şöyle:
“Özel bir okulda zorbalıkla karşı karşıya kalan bir grup genç, sosyal medya aracılığıyla adalet arayışına çıkarlar. Ancak dijital dünyada kazandıkları zafer gerçek dünyada ağır bedellerle sonuçlanır. Sosyal medya, akran zorbalığı, kuşak çatışması, kimlik arayışı ve güç dengelerinin ön planda olduğu lise hikayesi anlatılıyor.”
Ömer Faruk SorakBelçim BilginKültür SanatTimur AcarOnur TunaGüncelKültürSinemaSanatYaşamGibi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAS NO : 2024/499 Esas
KAMULAŞTIRMA İLANI
KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZINBULUNDUĞU YER : Ergani
MEVKİİ : Koyunalan Mahallesi
ADA-PARSEL NO : 196 ada 9 parsel (toplulaştırma öncesi 137 ada 7 parsel)
VASFI : Tarla
YÜZÖLÇÜMÜ : 736,96 m²
MALİKİN ADI VE SOYADI : Veysi BAYAR
KAMULAŞTIRMAYI YAPANİDARENİN ADI : TÜRKİYE PETROLLERİ A.O.GENEL MÜDÜRLÜĞÜ-ANKARA
Yukarıda dosya numarası, taşınmazın bulunduğu yer, parsel numarası, vasfı ve malikleri yazılan taşınmazların 2942Sayılı Yasa Hükümleri uyarınca kamulaştırılmasına karar verilmiş olup,
a) İlgililerin ilan tarihinden itibaren 30 gün içerisinde idari yargıda kamulaştırmayı yapan idare aleyhine iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri, dava açılmadığı takdirde işlemin kesinleşeceği,
b) Mahkemece tespit edilecek kamulaştırma bedeli ErganiVakıflar BankasıMerkez Şubesine yatırılacağı,
c) Konuya ve taşınmazın değerineilişkin varsa delillerini ve savunmalarınıilandan itibaren 10gün içerisindemahkemeye bildirmeleri,
d) İşbu ilanın yukarıda isimleri yazılı davalılara ilanın yayınlandığı tarihten itibaren 7gün sonra tebliğ yerine geçeceği, dosyaların duruşma gününün 28/01/2025 günü olduğu, 2942 Sayılı Yasa’nın 10. maddesi uyarınca ilgililere ilan olunur . 01/11/2024
#ilan.gov.tr Basın No:ILN02131151
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalecik köyünde 9 kaynak suyunun birleşmesiyle oluşan Girlevik Şelalesi, doğaseverlere ve fotoğraf tutkunlarına her mevsim ayrı güzellik sunuyor.
Kente 35 kilometre mesafedeki şelalede, hava sıcaklığının gece sıfırın altında 10 dereceye kadar düşmesiyle boyları 2 metreyi bulan buz sarkıtları oluştu.
Bölgeye gelen ziyaretçiler soğuk hava ve kara rağmen manzarayı izledi, fotoğraf çekti.
Yöre sakinlerinden Mahbup Boz, bölgenin inanılmaz bir doğal güzelliğe sahip olduğunu söyledi.
Kışın Ankara’da kaldığını ve yazın da Çağlayan’a geldiğini anlatan Boz, “Bu sene gitmeden kışı ve karı Çağlayan beldesinde görmeyi çok arzu ettim. Çok şükür nasip oldu ve gördüm.” dedi.
Boz, şelalenin güzelliklerinden bahsederek, şunları dile getirdi:
“Burası inanılmaz doğal bir güzelliği sahip. Kışın bir başka muhteşem görüntüsü var. Girlevik Şelalesi doğanın bize sunduğu mucize güzellik. Yaz aylarında ise bir o kadar daha katmerli güzelleşiyor. Ben burayı çok beğeniyorum. Hava sıcaklığı eksinin altına düştüğü zaman burada iki kişinin kucaklayabileceği buz sarkıtların oluştuğunu gördük. Yaklaşık 3 metre ve daha uzun buz sarkıtları oluşuyor. Gerçekten burası anlatılmaz, görülmesi lazım.”
Mersin’den kardeşini ziyarete gelen Fatma Uzan ise ilk defa Girlevik Şelalesi’ni ziyarete geldiğini belirterek, “Erzincan, doğal güzelliği açısından çok güzel. Biz Mersin’de oturduğumuz için çok kar göremiyoruz, o yüzden burada gördüğümüz, bu manzaraya doyum olmuyor. Gerçekten çok güzel manzarası var.” diye konuştu.
Yerel HaberlerKültür SanatHava DurumuerzincanGüncelYaşamDoğakar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terme Birlik ve Dayanışma Derneği bünyesinde kurulan Türk Halk Müziği Korosu, yaklaşık iki ay önce çalışmalarına başladı.
Çoğunluğunu emekliler ve ev kadınlarının oluşturduğu koroda genç üyeler de yer aldı.
Koro, Selçuk Ünal’ın şefliğinde 2 Şubat’ta Atakum Ata Sahne’de ücretsiz verecekleri ilk konserin heyecanını yaşıyor.
Koro şefi Selçuk Ünal, AA muhabirine, Türk Halk Müziği sevgisinin koro üyelerini bir araya getirdiğini söyledi.
Ünal, “Türküler, bizim kültürel mirasımızdır. Amacımız, bu mirası yaşatmak ve insanlara sevdirmek. Koromuzda her yaştan insan var. Özellikle genç katılımcıların olması bizi mutlu ediyor. Türkülerimizin hala yaşadığını ve yaşatılması gerektiğini herkese göstermek istiyoruz.” dedi.
Koro üyesi 75 yaşındaki emekli öğretmen Mustafa Asım Moral de müzik sevgisinin yıllardır sürdürdüğünü dile getirerek, “Öğretmenlik yaptığım yıllarda öğrencilerime halk ve sanat müziği sevgisini aşılamaya çalıştım. Şimdi burada aynı tutkuyu yaşamaya devam ediyorum.” dedi.
Koronun en genç üyesi 15 yaşındaki Elif Serra Doğan ise “Türk Halk Müziği bana çok özel duygular hissettiriyor. Bu nedenle burada olmak beni çok mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.
Terme Birlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Zekai Altunpala da dernek faaliyetlerinin sadece müzikle sınırlı olmadığını belirterek şunları kaydetti:
“Derneğimiz hem Türk Halk Müziği hem Türk Sanat Müziği korolarına ev sahipliği yapıyor. Bunun yanında kültürel ve edebi çalışmalar, paneller ve konferanslarla da hemşehrilerimize hizmet veriyoruz. 300’ü aşkın üyemiz var. Halk ve sanat müziğine gönül veren bireyler, tamamen gönüllü olarak burada bir araya geliyor. Biz de burada derneğimizi tahsis ettik tanışma imkanları biz de onlara yardımcı oluyoruz ve severek işlerini yapıyorlar. Genelde ev hanımları ve emeklilerden oluşan katılımcılar, boş vakitlerini burada değerlendiriyor. Üyelerimiz ve gönüllerimiz arasında birlik ve dayanışmayı da sağlıyoruz, yeni yeni tanışmalara vesile oluyoruz. Bu etkinlikler katılımcılara için motivasyon kaynağı oluyor.”
samsun
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce 2021’de kentte faaliyete başlatılan Gezici Kütüphane, özellikle uzak köylerde kitaba erişmekte zorlanan çocuklara okuma imkanı sunuyor.
İçerisinde farklı yaş gruplarına hitap eden kitaplar barındıran kütüphane, 15 gün aralıkla belirlenen 20 noktayı dolaşıyor. Çocuklar, kütüphaneye kayıt olarak ödünç kitap alabiliyor.
Kütüphanede, görevliler ve öğretmenler tarafından masal, boyama, film izleme ve sokak oyunları etkinlikleri de gerçekleştiriliyor.
Hem kitaplar hem de etkinliklerle eğlenceli vakit geçiren çocuklar, Gezici Kütüphane’nin yolunu gözlüyor.
Gezici Kütüphane’den yetişkinler de faydalanabiliyor.
Giresun Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Gürgenci, AA muhabirine, Gezici Kütüphane’nin şu ana kadar 20 bin kişiye ulaştığını söyledi.
Gürgenci, kütüphanede, ana sınıfı çocuklarından yetişkin bireylere kadar her kesime hitap eden yaklaşık 4 bin kitabın yer aldığını belirtti.
Gidilecek lokasyonu belirlerken kütüphanesi olmayan bölgeleri seçtiklerini anlatan Gürgenci, “Gezici Kütüphane bir otobüs olduğu için onun erişebileceği yerler de önemli ama kütüphane erişimi olmayan, kütüphaneye güçlükle erişebilen bölgeleri seçip oralara gidiyoruz.” dedi.
Okul dışında devlet hastanesi gibi faklı kamu kurumlara da Gezici Kütüphane’nin gittiğini ifade eden Gürgenci, bu hizmeti herkese vermeye çalıştıklarını dile getirdi.
“Yaklaşık 2 bin üye kaydı yapıldı”
Kemal Gürgenci, çok güzel geri dönüşler aldıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bizim kitapla buluşturmaya çalıştığımız insanlar hangi yaş grubu olursa olsun kitabı sevdikleri için böyle bir hizmetin ayaklarına gitmesinin çok mutluluk verdiğini ifade ediyor. Bunun geri dönüşlerini zaten üye sayısından da anlayabiliriz. Kütüphanemiz 2021 yılından bu yana Giresun’da, 8 ay da deprem bölgesinde Malatya’da görev yaptı. Bu sürede Gezici Kütüphane’ye yaklaşık 2 bin üye kaydı yapıldı.”
Ödünç kitap konusunda Gezici Kütüphane’nin sabit bir kütüphanenin seviyesine yaklaştığını ifade eden Gürgenci, bunun da Gezici Kütüphane’den faydalananların memnuniyetinin göstergesi olduğunu belirtti.
Gezici Kütüphane’nin ziyaret ettiği Dereli ilçesine bağlı Yüce köyündeki ortaokul öğrencilerinden Yağmur Topal ise köyde yaşadığı için kitaba çok erişemediğini ancak bu kütüphane ile daha çok kitap okuma şansı elde ettiğini söyledi.
Genellikle roman ve hikaye türünü tercih ettiğini dile getiren Topal, ilk kütüphane üyeliğinin de Gezici Kütüphane’de yapıldığını belirtti.
Zerrin Topal da ilçe ve il merkezine gittiğinde kitap alabildiğini ancak Gezici Kütüphane ile daha çok kitapla buluştuğunu ifade ederek, okuma alışkanlığının ve dil bilgisinin bu sayede geliştiğini kaydetti.
Yerel HaberlerKültür SanatgiresunKültürEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Sofya‘daki Cine Grand sinema merkezinin iki salonunda gösterilen filmi 170’i aşkın çocuk izledi.
Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık, AA muhabirine, kültür programları kapsamında çocuklara önem verdiklerini belirtti.
Uyanık, “Bu hafta Sofya’da Türk Kültür Günleri’ni düzenliyoruz, amacımız burada çocuklarımıza yönelik bir etkinlik yapmaktı. Atölyelerimiz, defilemiz, yemek sunumlarımız olacak. Dünya Türk Kahve Günü’nü aynı vesileyle burada kutlayacağız, ikramlarımız olacak.” dedi.
Filmin gösteriminin organizasyonuna katkı sağlayan Sofya’da faaliyet gösteren İki Dilliler Derneği Başkanı Aylin Fırıncı, “Sofya’da ilk kez Türkçe bir çizgi film yayınlanacak. Bunun gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Büyükelçilikle işbirliği içinde bu fikri sahiplendik ve birlikte organizasyonu gerçekleştirdik, yoğun ilgi gördü.” dedi.
Türk Kültür Günleri etkinlikleri
Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliği, Sofya Telekomünikasyon ve Postacılık Üniversitesi ile Kırklareli Olgunlaşma Enstitüsü işbirliğinde düzenlenen Türk Kültür Günleri kapsamında birçok etkinlik yer alacak.
Programda; Ebru Atölyesi, Seramik (Torna) Atölyesi, Kırklareli Olgunlaşma Enstitüsü’nün Seramik ve Dokuma Sergisi, Türk Kırmızısı Ay Beyazı Defilesi, Türk Mutfağından seçkiler ve Türk Kahvesi Köşesi gibi etkinlikler düzenlenecek. Türk Kültür Günleri, 5 Aralık’ta sona erecek.
Rafadan TayfaKültür SanatEtkinliklerBulgaristanKültürEğitimGüncelSanatÇocukSofyaTrt
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KRM Film’den yapılan açıklamaya göre, yapımcılığını Barışcan Okuyan’ın, görüntü yönetmenliğini İlker Özkap’ın üstlendiği projeyle, izleyicilere derinlikli bir hikaye ve çarpıcı bir görsel deneyim sunulması amaçlanıyor.
Filmin oyuncu kadrosunda Hakan Eksen, Emre Özmen, Çiğdem Cintuğlu, Duygu Toprak ve Hasan Ballıktaş gibi sinema ve tiyatro dünyasından tanınan isimler yer alıyor.
İnsan ilişkilerinin karanlık yönlerini, güven kavramını ve toplumun ahlaki çelişkilerini sorgulayan bir anlatıya sahip olan film, güçlü hikayesi ve yenilikçi sinematografisiyle dikkati çekiyor.
Çekimlerin tamamlanmasının ardından 2025 yılında vizyona girmesi planlanan filmin, ulusal ve uluslararası festivallerde de sinemaseverlerle buluşması hedefleniyor.
Kültür SanatKerem TopuzGüncelSinemaMedyaDünyaMuğla
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mudanya Ritim Terapisti Kaplan Polat, koordinatör Asuman Köseoğlu, sunucu Ferda Kutluay Çalışkan ve grup sorumlusu Aslı Doğan’ın öncülüğünde, bir kır bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe yaklaşık 80 kişi katıldı.
Etkinlikte, tumba, bongo, darbuka, sharkes, djembe, davul, surdo, yağmur çubuğu, tambourim, agogo bell, marakas, rocar ve tef gibi çeşitli perküsyon enstrümanları kullanıldı. Ayrıca kalem, daktilo ve çakmak gibi nesnelerle melodik sesler çıkarıldı.
Eğitmen Kaplan Polat, yaptığı açıklamada, insanların ritim terapi ile yoğun temponun oluşturduğu stresten kurtulmasını ve müziğin büyüsüyle eğlenmesini amaçladıklarını söyledi.
Etkinliğe yoğun bir katılım olduğunu ifade eden Polat, katılımcılara teşekkür etti.
Yerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerMudanyaMüzikYaşambursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OSMANLI DEVLETİ’NDE 1913’TE BEHİRE HAKKI KADINLARIN MESLEK ÖĞRENMELERİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA, ADI TÜRK KADINLARI ŞEKLİNDE BAŞLAYIP, HANGİSİYLE BİTEN BİR OKUL KURMUŞTUR.?
A: Biçki Yurdu
B: Aş Evi
C: Çömlek Hanesi
D: Ev İktisadı Mektebi
Cevap: A
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıflar Genel Müdürlüğünce 2021 yılının kasım ayında restorasyona alınan camide çalışmalar titizlikle devam ediyor.
Caminin restorasyonuna yönelik kurulan Bilim Kurulu nezaretinde 3 yıldır gerçekleştirilen çalışmalar sırasında cami ibadete ve ziyarete açık tutuluyor.
Etaplar halinde restore edilen yapı, aslına uygun şekilde detaylı biçimde gerçekleştirilen çalışmalarla geleceğe güvenle taşınıyor.
Restorasyon ekipleri caminin 4 minaresinde kapsamlı çalışma yaptı. En çok onarıma ihtiyaç duyan bölümlerin başında gelen minarelerde taş onarımı ve temizlik gerçekleştirildi.
Minare külahının altında yer alan orijinal tek turkuaz çini çoğaltıldı ve 64 çini yerlerine takıldı.
Çalışmalar kapsamında caminin ana kubbesi ve avlu kubbeleri restore edildi. Güçlendirme ve enjeksiyon çalışmalarının ardından kubbelerin kurşun kaplamaları tamamlandı.
Kündekari yapım tekniği ve büyüklüğüyle dikkati çeken 2 cümle kapısı (ana kapı) ve 3 avlu kapısının da bakımı yapılırken, caminin cam ve ahşap pencere doğramaları tamamen yenilendi.
Aslına uygun şekilde gerçekleştirilen çalışmalarda çimentolu uygulamalar da yapıdan uzaklaştırıldı.
Caminin içinde ve avlu kubbelerinde kalem işi ve alçı süsleme onarımları sürüyor. Aynı zamanda çini temizliği ve onarım çalışmaları da devam ediyor. Bununla beraber cami bahçesinde çevre düzenleme çalışmaları sürüyor.
Restorasyon çalışmalarının gelecek yıl mart ayında bitirilmesi öngörülüyor.
“Çalışmaların önemli bölümü tamamlandı”
Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, AA muhabirine restorasyon çalışmalarının önemli bir bölümünün tamamlandığını söyledi.
Çalışmaların tamamlanması için ekiplerin yoğun mesai harcadığını belirten Saraç, Selimiye’nin ihtişamına yakışır bir restorasyon yapıldığını ifade etti.
Dış cephe çalışmalarının ardından işlerin bahçe düzenlemesi ve ince işçiliklerde yoğunlaştığını anlatan Saraç, şunları kaydetti:
“Restorasyon çalışmalarımız büyük bir titizlikle devam ediyor. Camimizin dış cephe çalışmalarını tamamladık. Minarelerdeki restorasyon çalışmaları bitirildi. Bu anlamda restorasyon çalışmalarının önemli bölümü bitirildi. Şu an camimizde kalem işi süsleme çalışmaları devam ediyor. Eş zamanlı olarak cami bahçesinde düzenleme çalışmalarımız başladı. Çalışmaların en iyi ve hızlı şekilde bitirilmesi için ekipler yoğun mesai gerçekleştiriyor.”

Yerel HaberlerKültür SanatMimar SinanedirneKültürSanatBahçeYaşamCami
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Süleyman Demirel 100. Yıl Komitesi ve Ülke Politikaları Vakfınca (ÜPV) Şişli’de bir otelde gerçekleştirilen anma programı, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Demirel’in hayatından kesitlerin yer aldığı film gösterimiyle başladı.
Programda konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, bu toplumun birçok ferdinin aslında Demirel’i çok önceden tanıdığını ama onu çok geç anladığını, Demirel’in hayatlarındaki izleri onu kaybettiklerinde anladıklarını söyledi.
Dervişoğlu, kendisinin 1960 yılında doğduğunu ve Demirel’in, ömrünün 55 yılına dokunan önemli bir devlet ve siyaset adamı olduğunu belirterek, ” Süleyman Demirel‘i Demirel yapan vasıfları, sadece bir devlet ve siyaset adamı olmaktan ibaret değildi. Demirel hayatımızın her yerine dokundu.” dedi.
İhtilallerin, kendi mantıklarına uygun nesilleri yetiştirmek ve düzenler oluşturmak için yapıldığını dile getiren Dervişoğlu, şöyle devam etti:
“Ömrünün 20 yılında bu kadar çok müdahaleyle karşı karşıya kalmış birisi şayet aklını zayi etmediyse ve bugün hala Türkiye için onun da besleyeceği büyük umutlar varsa ve umutları gerçekleştirmek üzere bir siyasi yol haritası tanzim etmiş ise mutlaka geride bıraktıklarından örnek aldıkları bir şey olsa gerektir. Ben çocukken ihtilal, çocukluktan delikanlılığa geçerken muhtıra, gençken darbe ve onun mağduru olmuş ve bugün tımarhanede değil, bir siyasi partinin genel başkanlığı makamında oturuyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunuyorsam, bunu Süleyman Demirel’in çizgisine, doğrularına, şahsiyetine borçluyum.”
Dervişoğlu, Süleyman Demirel’in hoşgörüsünü, demokrasiye olan bağlılığını özlediğini belirterek, “Onun, şartlar ne olursa olsun vazgeçmeyecek bir mücadele cehdini özlüyorum.” dedi.
Süleyman Demirel denilince bir Cumhuriyet çocuğunu gördüğünü dile getiren Dervişoğlu, onun köylü olduğunu asla inkar etmediğini ancak köylülükten nemalanmaya uğraşmayan bir dünya görüşüne sahip olduğunu sözlerine ekledi.
“Demirel Türk siyasi tarihinin en uzun kariyerine sahip liderlerinden biri”
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Demirel’in Türk siyasi tarihinin en uzun kariyerine sahip liderlerinden biri ve kendisinin ifadesiyle 6 kere gidip 7 kere gelmiş bir siyasetçi olduğunu söyledi.
Demirel’in geldiği siyasi geleneğin ve CHP’nin aslında, Türkiye’nin iki büyük siyasi geleneği ve ezeli rekabetini oluşturduğunu belirten İmamoğlu, “Bir yanıyla bunlar aynı kökten gelen iki gelenek. Aralarındaki o siyasi rekabetin geçmişte dönem dönem ne kadar sert ve yıpratıcı olabildiğini hepimiz biliyoruz. Her iki geleneğin mensupları birbirlerine artık 1950’lerin 1970’lerin gözlükleriyle bakmıyor.” ifadelerini kullandı.
Demirel’in çizdiği çerçevenin, ortaya koyduğu hedeflerin, vurguladığı ilke ve değerlerin kendisi için hayati önemde olduğunu kaydeden İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Demirel ve Ecevit gergin dönemlerde zorlu bir rekabet sürdürdüler ancak ortak değerleri kaybetmeden çoğaltmayı kendilerine ilke edindiler ve ortak değerleri zedelemediler, altına dinamit koymadılar. Güçlü kalması konusunda yoğun gayret gösterdiler. Demokrasiye yapılan müdahaleleri ya da demokrasiyi yerle bir etmeye dönük bütün hamleleri de ortadan kaldırmak ve engellemek için en üstün mücadeleyi zor koşullarda aynı cümlelerle birlikte verdiler.”
İmamoğlu, Demirel’in mühendis, başbakan, 9. Cumhurbaşkanı olduğunu ancak kendisini her şeyden önce Cumhuriyet’in bir evladı olarak görmesinin herkes için çok kıymetli olduğunu kaydeden İmamoğlu, “Bu köylü çocuk İslamköy’den başlayan hayat yolculuğunda tüm ilerleyiş ve yükselişlerin Cumhuriyet sayesinde olduğuna yürekten inanırdı. Cumhuriyetin eşitlikçi, aydınlanmacı, kalkınmacı özüne derinden bağlıydı.” ifadelerini kullandı.
Programda, ÜPV Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Doğan Subaşı ile Süleyman Demirel’in manevi kızı ve özel doktoru olan İYİ Parti 27. Dönem Isparta Milletvekili Aylin Cesur da birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından eski Çevre Bakanı Hamdi Üçpınarlar’ın moderatörlüğünde, eski TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar, eski Milli Eğitim Bakanı Ali Naili Erdem ile Prof. Dr. Mehmet Haberal ve tarihçi, yazar İlber Ortaylı, Demirel için düzenlenen panelde konuştu.
Programa eski bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları ile çok sayıda partinin ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileri ile Demirel ailesi katıldı.
Süleyman DemirelKültür SanatistanbulPolitikaKültürGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, SAMEK bünyesinde Sakarya Sanat Galerisi’nde hizmet sunan Geleneksel Sanatlar İhtisas Merkezi, sanatta ihtisaslaşmak isteyenlerin buluşma noktası oluyor.
Merkezde açılan çamur şekillendirme kursuna katılan kursiyerler, usta ellerden geleneksel sanatın bütün inceliklerini öğreniyor. Toprağın sade ve doğal dokusunu sanatkar ruhuyla işleyen kursiyerler, çamurdan çömlek, kase, testi, fincan ve kurabiyelik gibi çeşitli ürünler yapıyor.
Eğitimlerin ardından ortaya çıkan eserler, sergilerle sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen eğitmen Mehmet Hüseyin Karaca, pek çok öğrencisinin kendi iş yerini açıp sanat hayatına adım attığını belirterek, “Kurslara katılan arkadaşlarımız çalışmalarını hala sürdürüyor ve aramızdaki bağlar kopmadan fikir alışverişine devam ediyoruz. Yeni katılan arkadaşlarımıza da bu sanatı öğretmeye, onların gelişimine destek olmaya çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.
Kursları son derece faydalı bulduğunu dile getiren Karaca, insanların burada hem yeni bilgiler öğrendiğini hem de kendi yeteneklerini geliştirme fırsatı bulduğunu anlattı.
Gülseren Buldur da bu yıl ikinci kez kursa katıldığını belirterek, hem yeni şeyler öğrendiğini hem de günlük hayatın temposundan bir nebze olsun uzaklaştıklarını kaydetti.
Feyza Cihan da kursa ilk kez katılım gösterdiğini, şu an masaüstü çalışmalara odaklandığını, ilerleyen zamanlarda tornada da kendini geliştirmek istediğini ifade etti.
Kültür SanatsakaryaKültürEğitimSanat
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İHH Beypazarı Temsilcisi Mehmet Bulut, yaptığı açıklamada, topladıkları kıyafetleri Gazze’ye ulaştırmaya çabaladıklarını söyledi.
Topladıkları kıyafetleri bakım, tasnif ve paketlenmesi yapıldıktan sonra İHH’nın merkezine ulaştırdıklarını belirten Bulut, “Buradan da tüm kıyafetler Gazze’ye doğru yola çıkarılıyor. Tüm engellemelere rağmen, Gazzeli yetim kalan çocuklara giyeceklerin gerçekten zor şartlarda ulaştırıyoruz. Şu kış günlerinde bir nebze olsun onları ısıtabiliyorsak ne mutlu bize. Bu güne kadar bize desteklerini esirgemeyen hayırsever ve bağışçı vatandaşlarımıza çok çok teşekkür ederim.” dedi.
Kıyafet yardımında bulunacakların İHH Beypazarı Temsilciliğini aramaları durumunda, İHH gönüllülerinin bağışçıların adreslerine giderek tutanak karşılığında kıyafetleri teslim aldıkları kaydedildi.
Sivil ToplumKültür SanatMehmet BulutBeypazarıGüncelGazzeYaşamİHH
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KRM Film’den yapılan açıklamaya göre, yapımcılığını Barışcan Okuyan’ın, görüntü yönetmenliğini İlker Özkap’ın üstlendiği projeyle, izleyicilere derinlikli bir hikaye ve çarpıcı bir görsel deneyim sunulması amaçlanıyor.
Filmin oyuncu kadrosunda Hakan Eksen, Emre Özmen, Çiğdem Cintuğlu, Duygu Toprak ve Hasan Ballıktaş gibi sinema ve tiyatro dünyasından tanınan isimler yer alıyor.
İnsan ilişkilerinin karanlık yönlerini, güven kavramını ve toplumun ahlaki çelişkilerini sorgulayan bir anlatıya sahip olan film, güçlü hikayesi ve yenilikçi sinematografisiyle dikkati çekiyor.
Çekimlerin tamamlanmasının ardından 2025 yılında vizyona girmesi planlanan filmin, ulusal ve uluslararası festivallerde de sinemaseverlerle buluşması hedefleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Kahramanı Havranlı Seyit Onbaşı için kırsal Kocaseyit Mahallesi’nde yapılan tören, saygı duruşu ve Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Seyit Onbaşı’nın kabrine karanfiller bırakıldı ve askerler tarafından saygı atışı yapıldı.
Anma programına katılan Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, “Seyit Onbaşı ve tüm Çanakkale kahramanları, yalnızca silahlarıyla değil, kararlılıklarıyla, azimleriyle, fedakarlıklarıyla milli ve manevi değerleriyle bu savaşı kazanmışlardır. Bizler, onların cesaretinden ilham alarak, ülkemizin huzuru ve barışı için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu milletin onurunu sırtlayan Koca Seyit’i ve tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet, şükranla anıyorum” dedi.
Anma programına Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Havran Kaymakamı Enver Özderin, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzik dünyasının en saygın yayınlarından Billboard’ın paylaştığı tanıtım videosunda, Kanye West’in ‘Famous’ klibinden görüntülere yer verilmesi tepki çekti. Söz konusu klipte, Swift‘i temsil eden çıplak bir balmumu figürü bulunuyordu.
Bu görüntülerin kullanılması, Swift hayranlarının sert tepkisine neden oldu. Billboard, videoyu kaldırarak sosyal medya üzerinden özür diledi: “Swift’in başarılarını kutlayan videoda uygunsuz görüntüler kullandığımız için Taylor Swift’ten ve tüm takipçilerimizden özür dileriz. Bu hatadan dolayı büyük pişmanlık duyuyoruz.”
Kanye West ile Swift arasındaki anlaşmazlık, 2020’de ortaya çıkan bir ses kaydıyla yeni bir boyut kazanmıştı. 2016’da yapılan görüşmede West, şarkı sözleri için Swift’in onayını almış görünüyordu. Ancak Swift daha sonra, şarkıda kendisine hakaret edileceğinden haberdar olmadığını açıklamış ve “2009’dan beri süren bu olayın artık parçası olmak istemiyorum” demişti.
Sosyal MedyaTaylor SwiftKanye West3-sayfaMagazinSanatDünyaMüzikMedyaSwift
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ADETA BAŞKA BİRİ OLMUŞ”
O dönemde kısa ve kızıl olan saçlarını uzatıp sarıya boyatan Uçar’ın yüzündeki estetik dokunuşlar da gözlerden kaçmadı. Uçar’ın son halini görenler “Adeta başka biri olmuş” demekten kendini alamıyor.
İşte Nur Cennet Uçar’ın son hali;


Olgun KızıltepeHaberler.com – MagazinNur Cennet UçarO Ses TürkiyeAcun IlıcalıTelevizyonSon HaliMagazinMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İşte ünlü oyuncunun o fotoğrafları;




Olgun KızıltepeHaberler.com – MagazinAyça Ayşin TuranMagazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçen yıl Eylül ayında Yunanistan’ın Mykonos adasında dünyaevine giren çift, şimdi bir kız bebek beklediklerini duyurdu. Instagram’da paylaştıkları videoda gebelik testi ve ultrason görüntülerini gösteren çift, bebeklerini “Noel Mucizemiz” olarak tanımladı.
Üvey kardeş olmalarına rağmen aşklarını yaşamaktan çekinmeyen çift, ilişkileri hakkında yapılan olumsuz yorumları umursamadıklarını belirtiyor. Scarlet, “Yorumları okumuyorum, ama gördüğümde gülüyorum. Trolleri eğlenceli buluyoruz” diyor.
Düğünlerinde yaşanan ilginç anlar sosyal medyada çok konuşuldu. Özellikle Tayo’nun yaptığı dans gösterisi ve Scarlet’in çocuksu konuşmaları eleştirilere neden oldu.
2017-2018 yılları arasında Neighbours dizisinde rol alan Scarlet, şimdi eşiyle birlikte OnlyFans’ta içerik üretiyor. Platform üzerinden ayda 200 bin dolardan fazla kazandığını açıklayan Scarlet, Instagram’da 2.4 milyon, TikTok’ta ise 6.2 milyon takipçiye sahip. Çift şu anda Amerika’da yaşıyor ve sosyal medya kariyerlerine devam ediyor.



Sosyal MedyaYunanistanAvustralyaTelevizyonMelbourne3-sayfaMagazinMykonosGençlikMedyaBebekDünyaDizi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha önce jüri üyesi olarak Hadise, Murat Boz, Ebru Gündeş, Beyazıt Öztürk, Seda Sayan, Mustafa Sandal, Hülya Avşar, Mazhar Alanson, Özkan Uğur, Gökhan Özoğuz, Hakan Özoğuz, Sibel Can ve Yıldız Tilbe gibi isimlerin yer aldığı yarışmada bu sene hangi isimlerin jüri koltuğunda oturacağı sonunda belli oldu.
Ekol TV’de yer alan habere göre; O Ses Türkiye 2025 jürileri Beyazıt Öztürk, Ebru Gündeş, Murat Boz ve Sinan Akçıl oldu. Programdan bir görüntü de sosyal medyada hızla yayıldı.

SADECE BİR İSİM DEĞİŞTİ
Bu kadroya göre O Ses Türkiye’nin yeni sezonda sadece bir isim değişmiş oldu. Programın son sezonunda jüri koltuğunda; Ebru Gündeş, Murat Boz, Oğuzhan Koç ve Beyazıt Öztürk yer almıştı.
SOSYAL MEDYA İKİYE BÖLÜNDÜ
O Ses Türkiye 2025 jüri kadrosunu sosyal medyada doğru bulan da oldu yanlış bulan da. Sosyal medyada ‘Çok doğru seçim’, ‘Acun tarafını seçmiş’, ‘Harika bir kadro’ gibi yorumların yanı sıra ‘İzlenme sebebi Hadise’ydi’, ‘Bu kadro hiç olmamış’ gibi eleştiriler de yapıldı. Yeni jürisiyle birlikte yarışmanın reytinglerde nasıl bir yer alacağı ise şimdiden merak konusu oldu.
O Ses TürkiyeSosyal MedyaAcun IlıcalıTelevizyon3-sayfaMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Bir dönem hakkında çıkan “Bekaretimi anneme inat olsun diye verdim” şeklindeki haberlere açıklık getiren ünlü şarkıcı, “Benim hakkımda o kadar çok yalan haber yapıldı ki… O zamanlar 19 yaşındaydım. ‘İlk erkek arkadaşın kimdi?’ diye sorarlardı, ben de cevap verirdim. Bunu çevirip ‘bekaretimi ona verdim’ diye servis ederlerdi. Sonra ben arardım onları, onlar da ‘böyle olursa insanlar okur’ cevabını verirlerdi. Bir haber çıktığım zaman annem arayıp soruyor ‘bu doğru mu?’ diye… İnsanın annesi bile inanıyor” ifadelerine yer verdi.

KOCA PUNTOLARLA MANŞET OLMUŞTU
O dönem çıkan haberde Seren Serengil’in “Bakire misin?” sorusuna “Hayır, bakire değilim… Yıllar önce bekaretimi kaybettim… İsmini veremem çok ayıp olur. Ünlü birisi, çevresinde de bir yığın kadınlar vardır. Annem iki yıl sonra duydu ‘İyi halt ettin değil mi! Yakışıyor mu sana?’ dedi, kızdı. Oysa annem de biliyor ki, Türkiye’de pek çok ünlü hanım, sahneye çıkmadan önce seks yapmaya başlıyor. Bende bu gecikti bile… Ama annem beni hiçbir zaman büyümüş olarak görmedi… Ve bu yüzden de cinselliği de seksi de annemle konuşamadım. Zaten beni büyümemiş gördüğü için ona bir isyandı ilk cinselliği yaşamam” cevabını verdiği öne sürülmüştü.
Seren SerengilMagazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANAMIYORLAR
Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın boşanmalarının Türk hukuku hükümlerine göre gerçekleşmesi söz konusu değil. Son günlerde sık sık Mauro Icardi’nin boşanma davasını Türkiye’de açması halinde eşinin kendisini aldatması nedeniyle tazminat ve nafaka ödemek zorunda kalmayacağı, iki kızlarının velayetini alabileceği yazılıyor.
Ne var ki Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın Türk hukukuna göre boşanmaları söz konusu değil. Milletlerarası Özel Hukuk’a göre, boşanma hükümleri, çiftin evlendiği ülkenin hukukuna göre gerçekleşmek zorunda. Yani çift sadece Arjantin hukukuna göre boşanabilir.
Milletlerarası Özel Hukuk’a göre;
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku bulunmadığı takdirde, Türk hukuku uygulanır.
(2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir.

Mauro IcardiWanda NaraMagazinHukukSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KISMETİMDE BALIK DA YOK”
Erbil, ev hapsi cezasının kaldırılmasının akabinde soluğu İstanbul Boğazı’nda aldı. Balık tutmaya çıkan Erbil, o ana ait fotoğrafı sosyal medya hesabından “Kısmetimde balık da yok” mesajıyla yayınladı.

“KARAR HASTALIĞIM SEBEBİYLE BENİ TEDİRGİN ETMİŞTİ”
30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak olan Erbil ev hapsi cezasının kaldırılmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Beni tanıyanlar çok iyi bilirler. Hayatım boyunca başıma gelen kötü olayların sebebi hep iyi niyetimin kullanılmış olmasıdır. Nitekim bu son olayda da benzeri bir durum yaşadım. Ben hiçbir zaman kanunlara aykırı bir davranış içine girmedim; girmem de. Hakkımda verilen elektronik kelepçeyle ev hapsi kararı hastalığım sebebiyle beni çok tedirgin etmişti. Acil durumda hastaneye yetişememenin düşüncesi bile çok üzücü. O yüzden bugün bu kararın kaldırılmasına çok sevindim. Yargılama devam ettiği için fazla yorum yapamam ancak. Yüce Türk adaletine güvenim sonsuz. Sadece bu kadarını söyleyebilirim.”
Mehmet Ali Erbilİstanbul BoğazıSosyal MedyaEv hapsiMagazinYaşamMedyaErbil
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İNTİHARI DÜŞÜNDÜM, SEZEN AKSU KURTARDI”
Snob Magazin’in haberine göre; zor zamanlarında duayen sanatçı Sezen Aksu’nun desteğini unutamadığını belirten Casalini, “23 Nisan gecesi hayatımın en kötü zamanlarından birini yaşadım. İntiharı bile düşündüm. Ertesi sabah Sezen, bana bir şarkı gönderdi. ‘Felaket Manzara’ dört ay önce çıktı ama o şarkı beni bataklıktan çekip aldı.” diye konuştu.
“BÜYÜLÜ BİR İNSAN”
Sezen Aksu’nun birinin zorda olduğunu hissettiğini dile getiren şarkıcı, “Acayip büyülü insan. Bunlar filmlerde olur deriz ya, aynen oldu.” dedi.

“HAYATTA HİÇBİR ŞEYİM YOK”
Casalini, “Çocuklarım, torunum ve arkadaşlarım var yapamazdım ama çok ciddi düşündüm. Deprem, ormanların kesilmesi gibi şeyler nedeniyle. Dünya acayip sahne, biz izliyoruz. Bize iyi etkisi olacak hiçbir şey olmuyor. Ben buna katlanamıyorum. Özellikle doğa katliamı etimden parça koparıyor. Bu arada hayatta hiçbir şeyim yok.” ifadelerini kullandı.

“MÜZİĞİ BIRAKMADIM”
“Bodrum’a yerleşti, müziği bıraktı” iddialarına yanıt veren şarkıcı, “Hiçbir zaman müziği bırakmadım. Yıllardır bırakmadığımı söylüyorum. Hayatımda müzik olmasa depresyondan ölürüm. Beni ayakta müzik tutuyor. Bırakma niyetim yok, dört elle sarılıyorum.” dedi.
Zeynep CasaliniMagazinSanatYaşamMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 28 Kasım’da saat 06.30 sıralarında Sultaniye Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, 15 yaşındaki 3. sınıf lise öğrencisi Y.A. okuldaki tartışma sonrası bir grup öğrenci tarafından tehdit edildi.

Evden çıktığı sırada Y.A’nın önünü kesen şüpheliler tekme tokat saldırdı. Evinin penceresinden oğlunun saldırıya uğradığını gören baba Turgut A., aşağı inerek 112’yi aradı. Saldırıda yaralanan Y.A. ihbar üzerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan Y.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Öte yandan hastaneden darp raporu alan baba Ağır, önce okula ardından polis merkezine giderek şikayetçi oldu.
Esenyurt’ta sınıf arkadaşlarını tekme tokat döven öğrenciler babasını da tehdit etti
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

SALDIRI KAMERADA
Çevrede bulunan bir binanın güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, Y.A.’nın evden çıktığı sırada kalabalık bir gurubun köşe başında beklediği, Y.A. okula gitmek için otobüs durağına gitmeye çalıştığı sırada önce 1 kişi önünü kesiyor. Ardından saldırganlar Y.A.’yı yerde tekmeleyerek kaçtığı görülüyor.

‘SUÇU KABUL EDEMEM, ÇÜNKÜ YÜZ KIZARTICI SİR SUÇ’
Olayın nasıl başladığını anlatan baba Turgut A., “Yaklaşık 10-15 gün önce farklı bir okuldan nakille benim oğlumun okuduğu okula gelen Samet adındaki arkadaşı, çocukların okulda kurdukları WhatsApp grubundaki kız çocuklarının numarasını alıp başka bir okuldaki arkadaşına göndermiş. Oradaki çocuklar, bu kızları rahatsız etmiş. Sonra kızlar şikayetçi olunca kızlar, kızları arayarak rahatsız eden çocuk benim oğlumun numarasını atmış. Demiş ki, ‘Numaralarınızı bu numaradan aldım.’ Öğretmenleri benim oğlumu çağırmış ve oğlum da, ‘Hayır hocam, benim böyle bir olayla alakam yok.

‘Yok ben ondan almadım, başka birinden aldım’ demiş. Sonra çocuklar, Samet ile Umuthan’ı yan yana fotoğraflarını görmüş. Demişler ki, ‘Tamam, Samet verdi numaraları.’ Çocuklar da kabullenmiş. Sonra benim oğlumu tehdit ediyorlar. ‘Bu suçu sen üstleneceksin’ diyorlar. İşte ‘Samet zor durumda kalır.’ Çocuğum da bu baskılara rağmen, ‘Hayır ben böyle bir suçu kabul edemem, çünkü bu yüz kızartıcı bir suç.’ dedi. Çocuğu 12 kişi dolmuş durağında etrafını sarıp dövmeye çalışmışlar, dolmuşçu kurtarmış. Sonra çocuğum gelip bana anlattı. Çocuğun numarasını getirdi bana. Ben çocuğu arayarak, ‘Oğlum dedim, uzatmayın. Yaşanmış bitmiş bir olay.’ ‘Yok dedi, Samet onun yüzünden zor durumda kaldı. Senin oğlunu delik deşik edeceğim,’ ‘ Ben de dedim ki uzatmayın. Beni de tehdit etmeye başladı. İşte ‘Ben yasaklı madde satıyorum, öteki abilerle beraber sana etek giydireceğiz.’ Ben de çocuktur dedim geçtim.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç olay, 24 Kasım Pazar günü gece saatlerinde Karapürçek ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Altın Sokak’ta yaşandı. F.B.’ye (47) ait iki katlı evin alt katına kimliği belirsiz bir kişi tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı.

Evdekilerin korku dolu anlar yaşadığı olayda, tüfekten çıkan saçmalar evin camlarına hasar erdi. Polis ekipleri, saldırının ardından kaçarak kayıplara karışan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. Ekiplerce yapılan çalışma neticesinde şüphelinin kimliği belirlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

YAKALANINCA TÜFEĞİ KAFASINA DAYADI
Harekete geçen polis ekipleri ile şahıs arasında kovalamaca yaşandı.

Şifalı Su Sokak üzerinde yakalanan ve elindeki pompalı tüfeği kafasına dayayarak direnen M.K. isimli şahsı ikna eden polis ekipleri yakalayarak gözaltına aldı.

Pompalı tüfek ile birlikte 16 adet dolu fişek de ele geçirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’da düzenlenen deprem paneline Dokuzeylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan ve Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Edremit Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Abdullah Soykan konuşmacı olarak katıldı.

Panelde konuşan Jeoloji Mühendisi Aysun Aykan, Türkiye’nin diri fay haritası incelendiğinde 5.5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip yaklaşık 500 diri fayın bulunduğunu söyledi.

Yakın zamanda yapılan çalışmalara göre, 24 ilin kent merkezinden diri fay geçtiğini aktaran Aykan, bu illeri Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Bolu, Sakarya, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Konya, Aksaray, Tokat, Kayseri, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Erzurum, Erzincan, Hakkari ve Bingöl olarak sıraladı.

“TÜRKİYE’DE GERİLİM BİRİKMİŞ KIRILMA ZAMANI GELEN 20 FAY BULUNUYOR”
Aykan, “24 kentimiz, 110’u aşkın ilçemiz doğrudan fay hatları üzerindedir; Bu fayların kırılması durumunda ilk önce fay zonu üzerindeki yapılar zarar görecektir. Bu faylardan özellikle kırılma zamanı gelmiş olanların yani sismik boşluk olarak tanımladığımız, yerleşim yerlerinden geçenler büyük risk oluşturmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 20 yerde sismik boşluk olarak tanımladığımız fay var; yani kırılma zamanı gelmiş, yeterli derecede gerilim birikmiş, her an kırılabilecek fay parçaları.

Bilimsel çalışmaların, özellikle Kuzey Anadolu Fayı başı olan Bingöl ve Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içerisinden geçen kısmı, Hakkari-Yüksekova, İzmir, Antakya, Adıyaman, Erzurum, Ağrı, Aydın, Denizli, Muğla taraflarındaki fayların sismik boşluk olarak değerlendirildiğini, yakın gelecekte deprem üretme ihtimali olan faylar sınıfında olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde Balıkesir il merkezinden geçen 7.2 büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip Balıkesir-Gökçeyazı Segmenti 2 bin yıldır kırılmayan bir parçadır; Özellikle buraların tehlikesine dikkat çekmemiz gerekiyor. Türkiye’nin birçok yerinde deprem üretme zamanını doldurmuş ve yeterli gerilimi biriktirmiş faylar var. Yapılan çalışmalara göre, sismik boşluk olarak değerlendirilen bu faylar, yakın bir gelecekte tekrar deprem olacağını gösteriyor; Fakat depremin tam zamanını bilemiyoruz. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ta 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde deprem oldu. Ülkemiz bu deprem ile bir felaket yaşadı. Bu deprem öncesinde Kahramanmaraş’ta büyük bir deprem olabileceğini, buranın bir sismik boşluk olarak değerlendirildiğini ve buralara dikkat edilmesi gerektiğini defalarca ifade etmiştik” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akılalmaz olay, Antalya’da meydana geldi. Harun A., motosikletiyle park halindeki minibüsün yanına gelip, araçtaki sürücü Turgut Okur’u elindeki bıçağı göstererek tehdit etti ve aracı gasp etti.

Yaşadığı korkuyla sokaktan biraz uzaklaşan Turgut Okur, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbarla olay yerine polis ekibi sevk edilirken, bu sırada motosikleti araca yükleyen Harun A., ekipler gelmeden bölgeden uzaklaştı.

30 KİLOMETRELİK KOVALAMACA YAŞANDI
Harun A.’nın kaçabileceği tüm güzergahları kapatan ekipler önlem aldı. Polis ekipleri, Harun A.’nın kaçabileceği tüm yolları kapattı. Yaklaşık 30 kilometrelik takip sonunda Harun A., park halindeki bir otomobile çarptı.

Harun A.’nın araçtan çıkması için bir polis tabancasını önce havaya doğru kaldırdı, ardından da kabzayla cama vurup kırdı. Araçtan çıkartılan Harun A.’ya yere yatırılarak, kelepçe takıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HERKES GİTTİ O MAHALLESİNİ TERK ETMEDİ
Yaşanan felaketten sağ kurtulan mahalleli, barınma ihtiyacını karşılamak için ya il dışına gitti, yada kırsal alanlara yerleşti. Herkesin terk etmek zorunda kaldığı mahallede bir tek mahalle muhtarı Nihat Derviş kaldı.

O karanlık gecenin ardından mahallesini bir gün bile terk etmeyen Derviş, o karanlık geceyi ve sonraki süreci gözleri dolarak anlattı. Depremde mahallede bulunan konutların ya yıkıldığını yada ağır hasar aldığını belirten Derviş, “Çok büyük bir felaket yaşadık. İnsanlarımızın çığlıkları hala kulağımda çınlıyor. Çok büyük bir kayıp yaşadık. İnsanlarımız canlarını, evlerini, arabalarını kısacası neleri varsa kaybetti.” dedi.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI 21 GÜNDE TAMAMLANDI
Mahallede yapılan arama kurtarma çalışmalarında ekiplere rehberlik yapan Derviş, “O manzaralar hala gözümün önünden gitmiyor. Arama kurtarma çalışmaları mahallemizde 21 günde tamamlandı. Bin 60 canımızı toprağa erdik. Depremden sağ kurtulanlarda ya şehir dışına gitti, yada kırsala yerleşti. Konteyner kentlerin kurulmasının ardından geri dönenler oldu. Onlarda şu anda konteyner kentlerde yaşıyorlar.”

DEVLETİMİZ EL ATTI
“Tamamen yıkılan mahallemize devletimiz sahip çıktı. Enkaz kaldırma çalışmalarının ardından bakanlığımız tarafından rezerv alan ilan edilen mahallemizde yeniden imar çalışmaları başladı. Çalışmalar beklediğimden de hızlı ilerliyor. Mahallemizde bin 482 konuk yapılacak. Toplam 750 işçi gece gündüz demeden çalışıyor. Şu anda mahallemize yapılması planlanan 63 binadan 40’nın kaba inşaatı bitti. İnce işleri yapılan binalarımızda var. Ocak, Şubat gibi bütün binalarımızın kaba inşaatlarının bitmesini bekliyoruz. Çok kısa sürede mahallemiz yeniden ayağa kalktı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEK ELLE ÖRGÜ ÖRÜYOR
Gölcük’te ikamet eden Şiş Örücülüğü Ustası Koşal ile atölyesinde özel bir röportaj gerçekleştirdik. 1999 depreminde eşini ve iki çocuğunu kaybeden ve kendisi de üç gün boyunca enkazda kalan Koşal, sağ kol ve sağ bacağını kaybetti. Hayata tutunmak için tek elle örgü ördüğünü dile getiren Koşal, ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alırken heyecanlandığını söyledi.
BU SANATLA HAYATA TUTUNDUM
“Depremde eşimi, iki çocuğumu kaybettim. Kendim de üç gün enkazda kaldım. Sağ kol ve sağ bacağımı kaybettim.Bu sanat ile hayata tutundum. Yaşayan İnsan Hazineleri, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın yaşayan insan mirası, yani bu unutulmaya yüz tutmuş miraslarımızın temsilcisiyiz biz. Bana sosyal medyadan görüp ulaştılar. Daha sonra evraklarımızı gönderdik. Bu ödüle layık olduk. Davet ettiler ve 28 Kasım’da ödülümüzü bizzat Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan aldık.”
TEK ELLE ÖRGÜ ÖRÜNEBİLECEĞİNİ GÖSTERMEK İSTEDİM
“Örgü örmek benim için daha çok hayata tutunmak için bir amaç. Ayrıca bir de engellilere yönelik bir farkındalık yaratmaktı amacım. Ve bunu da yarattığıma inanıyorum. Dünyada birçok insana, birçok kişiye tek elleriyle de örgü örebileceklerini göstermek istedim.”

EL EMEĞİ ÇOK KIYMETLİ
“Benim var olma sebebim aslında bir nevi de umudunu kaybetmişlere umut olmak. Yani insanın oturduğu yerden de azimle, kendine inanarak bir şeyleri başarabileceğini göstermekti. Ben bu başarıya ulaştığıma inanıyorum. El emeği gerçekten çok kıymetli. İlmek ilmek atılan bir şey. Yani kıymeti bilinirse toruna kadar miras kalacak bir emek aslında bu. Tek elle örgü örmek bana Allah’ın verdiği bir mucizeydi. Bunu başarabilmek hayata tutunmamın en büyük sebebi oldu.” dedi
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinemaya destek her geçen yıl artarak devam ediyor. Son rakam ise Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’dan geldi. Sinema ve tiyatroya verdikleri destekten bahsetti. 2023 yılında 202 milyon TL sağladıklarını ifade etti.
Ersoy, 6 Şubat depremlerinin ardından ülke genelinde sinema izleyici sayısında büyük oranda düşüş yaşandığını ancak 2024’ün ilk altı ayında yaklaşık yüzde 20’lik bir artış görüldüğünü ifade etti.

DEVLET TİYATROLARI’NA YOĞUN İLGİ
Ersoy, ayrıca 2023-2024 tiyatro sezonunda Devlet Tiyatroları’nın 2 milyon 100 bin seyirciyle buluştuğunu söyledi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünyayı Türkiye’ye bağlayan İstanbul Havalimanı, kültür ve sanat dalında yaptığı çalışmalarla da adından da söz ettiriyor. İstanbul Havalimanı’nın kültür ve sanat platformu İGA ART’ın ev sahipliğinde Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ne bağlı İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hayata geçirilen ‘Elbise-i Hümayun: Osmanlı Padişah Kostümleri’ sergisi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekti.
ÖZEL KUMAŞLARDAN YENİDEN TASARLANDI
Kaftan, iç elbise, göynek ve şalvar gibi parçalar, dönemin zarif detaylarını yansıtırken, kıyafetlerin başlık, ayakkabı gibi aksesuarları da bu özgün tasarımlara uygun şekilde hazırlandı.
Kıyafetlerde kullanılan ve Enstitü’nün özel çalışmalarından biri olan saray kumaşları, Topkapı Sarayı’ndaki dönemi en iyi temsil eden örneklerine ve orijinal kaynaklara dayanılarak seçildi.
Bu özel kumaşlar, Enstitü atölyelerinde yeniden nakışlanarak kıyafetlerde uygun bir biçimde kullanıldı.

31 ARALIKA KADAR AÇIK
31 Aralık’a kadar İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Giden Yolcu ziyaret edebilecek sergide Osmanlı İmparatorluğu’nun 6 yüzyıllık tarihine damga vuran beş padişahtan; Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve II. Abdülhamid’e ait olan merasim kıyafetleri tanıtılıyor.
Zengin estetiği ile Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamını yansıtan padişahların merasim kıyafetlerinin kumaş, desen ve kalıp özellikleri titiz bir araştırma sonucunda asıllarına sadık kalınarak Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü atölyelerinde yeniden üretildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hasankeyf Kaymakamı Mehmet Ali İmrak, bir restoranda düzenlenen programda gazetecilere yaptığı açıklamada, tarihi ilçenin bu yıl kasım ayı itibarıyla 125 bini kişiyi ağırladığını, her geçen gün ilçeye olan ilginin arttığını söyledi.
İlçeye gelen turist sayısını artırmak için yoğun çalıştıklarını belirten İmrak, “Geçen yıl Sayın Vali’mizin önderliğinde 2 büyük aktiviteyi gerçekleştirdik. Bunlardan birincisi Hasankeyf 3. Su, Doğa Sporları ve Turizm Festivali, ikincisi Türkiye Su Jeti ve Flyboard Şampiyonası’ydı. Sadece iki yarışmada yaklaşık 30 binin üzerinde misafirimizi Hasankeyf’te ağırladık.” dedi.

100 BİN ZİYARETÇİ HEDEFİ
Bu yıl için 100 bin hedefi belirlediklerini, bu hedefi kasım ayı itibarıyla geçtiklerini anlatan Imrak, bu yıl Ramazan ve Kurban bayramlarında yaklaşık 40 bin kişinin ilçeyi ziyaret ettiğini anımsattı.
İmrak, son olarak şöyle dedi:
“YABANCI TURİSTLER ÇOK GELİYOR”
“Hasankeyf’imize hafta sonu geldiğinizde esnafımızın yüzündeki mutluluğu göreceksiniz. Arkeopark ve Kale alanının devir teslimi gerçekleştikten sonra bu rakamları çok kolay bir şekilde aşacağımıza inanıyoruz. 2024 hedefinde 100 bin hedefi koyduk ve bunun üzerine çıktık. 2025’te, 250 bin hedefine ulaşmayı hedefliyoruz. Hasankeyf önümüzdeki yıl bütün çaba ve gayretiyle 250 bin misafiri ağırlayacaktır. Ayrıca Turizm Geliştirme Ajansı ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle Hasankeyf’e yabancı turistin ilgisini görüyoruz. 125 bin misafirimizin yüzde 20’sinden fazlası yabancı turistlerden oluşmaktadır.”
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sinema Genel Müdürlüğü verilerine göre; 2023 yılında 147’si yerli 224’ü yabancı film olmak üzere toplam 371 film vizyona girmiştir. 2023 yılında sinema salonu sayısı 2 bin 618 olurken, sinema salonlarındaki koltuk sayısı 286 bin 603 oldu.
Sinema seyirci sayısı 2023 yılında 31 milyon 5 bin 844 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı 13 milyon 716 bin 5 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı 17 milyon 289 bin 839 kişi oldu.
Tiyatro salonu sayısı 2022/’23 sezonunda 808 olurken tiyatro salonu koltuk sayısı 326 bin 713 oldu.
TİYATRO SEYİRCİSİ DE ARTTI
Tiyatro seyirci sayısı 2022/’23 sezonunda yüzde 15,2 artarak 6 milyon 279 bin 512 oldu. Tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı geçen sezona göre yüzde 1,7 azalarak 8 bin 223 oldu. Tiyatroda çeviri eser seyirci sayısı yüzde 37,5 artarak 1 milyon 726 bin 3 olurken, telif eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 8,5 artarak 4 milyon 553 bin 509 oldu.

ÇOCUK OYUNLARINA İLGİ
2022/’23 sezonunda tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı yüzde 20,2 artarak 11 bin 551 olurken, yetişkin eseri gösteri sayısı yüzde 2,2 artarak 15 bin 848 oldu. Aynı sezonda çocuk eseri seyirci sayısı yüzde 25,1 artarken, yetişkin eseri seyirci sayısı ise yüzde 9,8 arttı.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan, “Gladyatörler Şehri” olarak bilinmesinin yanı sıra dünyanın en büyük mermer kentleri arasında gösterilen Stratonikeia’da 1977’de başlayan kazı çalışmaları devam ediyor.
Helenistik, Roma ve Bizans’ın yanı sıra Anadolu beylikleri, Osmanlı ile Cumhuriyet dönemleri için de önem taşıyan antik kentte, yılın 12 ayı süren kazılarda birbirinden kıymetli eserler gün yüzüne çıkarılıyor.
Sratonikeia Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt,Karia bölgesinin en önemli kentlerinden Stratonikeia’nın, Anadolu’nun yerli halkı Karialılar ve Leleglere ait bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

ESKİ UYGARLIKLARA AİT
Antik kentin tiyatro ile birçok bölgesinde hem kazı hem konservasyon hem de restorasyon çalışmalarının sürdüğünü belirten Söğüt, bu alanda Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait yerleşimlerin olduğunu kaydetti.

“BÜYÜK KANALİZASYON YAPMIŞLAR”
Yürütülen çalışmalarda birçok yapının ortaya çıkarılmasıyla tarihin canlandırıldığını dile getiren Söğüt, “2 bin 250 yıl önce buradaki düzenlemelerde tiyatronun altındaki kanalizasyonda içinde yürünebilecek kadar büyük kanalizasyon yapmışlar. Tiyatronun suyunu drenaj etmişler. Su kendiliğinden 2 bin 250 yıl sonra bile akıp gidiyor. Onun için inanılmaz mutlu olduk” dedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yoğun diplomatik ve bilimsel çalışmaları sonucu, bir eser daha yurda getiriliyor.
Burdur Boubon Antik Kenti kökenli Septimius Severus heykel başı, Danimarka’nın NY Carlsberg Glyptotek Müzesi tarafından Türkiye’ye iade edilecek.
Yaklaşık 60 yıl aradan sonra ait olduğu topraklara dönen bu eser, Anadolu’nun kadim kültürel mirasının korunmasında önemli bir başarı olarak öne çıkıyor.
BOUBON ANTİK KENTİ VE HEYKEL BAŞININ HİKAYESİ
Burdur’da yer alan Boubon Antik Kenti, Roma İmparatorluğu döneminin görkemli yapılarından izler taşıyan önemli bir merkez. MS 193-211 yılları arasında hüküm süren Roma İmparatoru Septimius Severus’a ait bronz heykel başı, 1960’lı yıllarda Boubon Antik Kenti’nde gerçekleştirilen yasa dışı kazılar sırasında yurtdışına çıkarıldı. 1970 yılında sanat simsarı Robert Hecht Jr. tarafından Danimarka’daki Glyptotek Müzesi’ne satılan eser, 1979’da müzede bulunan gövdesiyle birleştirildi.
Türk bilim insanı Prof. Dr. Jale İnan’ın 1970’li yıllarda yaptığı araştırmalar ve yayımladığı bilimsel çalışmalar, eserin kökeninin belirlenmesinde ve iadesinde temel bir kaynak oluşturdu. Heykel başı, Roma sanatının detaylara verdiği önemi ve dönemin liderlik sembollerini yansıtan nadir eserlerden biri olarak kabul ediliyor.

ABD’DEN DAHA ÖNCE GETİRİLEN ESERLER
Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan eserlerin yalnızca Avrupa değil, Amerika Birleşik Devletleri’ne de gönderildiği biliniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Manhattan Bölge Savcılığı ile yaptığı iş birliğiyle, geçtiğimiz yıllarda Boubon kökenli Lucius Verus, Septimius Severus, Genç İmparator ve Giyimli Kadın heykellerinin yanı sıra İmparator Caracalla’ya atfedilen iki büst ve dönemin önemli şahsiyetlerine ait beş baş ile bir bronz kadın büstünün ABD’den Türkiye’ye iadesini sağlamıştı.
Danimarka’dan gelen son iade, Boubon Antik Kenti’nin kültürel zenginliklerinin bütünlüğünü sağlama adına bir başka önemli adım olarak değerlendiriliyor.
Eserleri ise Anders Sune Berg fotoğrafladı.

DİPLOMATİK VE ETİK ÇÖZÜMLER
Septimius Severus heykel başının iade süreci, Kopenhag Türkiye Büyükelçiliği ve Kültür ve Turizm Bakanlığının sunduğu belgeler ve bilimsel kanıtlar doğrultusunda, Glyptotek Müzesi’nin etik değerlere dayalı kararıyla sonuçlandı. Müze Müdürü Gertrud Hvidberg-Hansen, “Kaçak kazılarla elde edilen bu eserin ait olduğu topraklara dönmesi, müzecilik ilkeleri ve etik değerler açısından önemli bir adımdır.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Boubon kökenli eserlerle birlikte, Pisidia Bölgesi’ne ait Düver pişmiş toprak levhalarının iadesine de karar verildi. 1960’lı yıllarda yapılan kaçak kazılarla yurtdışına çıkarılan bu levhalar, bölgenin kültürel mirası açısından kritik bir öneme sahip.

BOUBON’UN ZENGİNLİKLERİ YENİDEN GÜN YÜZÜNDE
Boubon Antik Kenti’nden yaklaşık 60 yıl önce kaçırılan Septimius Severus heykel başı, kısa süre içinde Türkiye’de sergilenmeye başlanacak. 2024 yılı içerisinde Türkiye’ye iadesi sağlanan eser sayısı bu heykel başı ile birlikte 94’e ulaşırken, 2018-2024 yılları arasında toplamda 7.898 eser ve 2002-2024 yılları arasında ise toplam 12.213 eser yurt dışından ülkemize kazandırıldı.




Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Çelikbaş’ın başkanlığındaki kazı ve restorasyon çalışmalarında, milattan sonra 5. yüzyıla ait Hazreti Süleyman betimli muska olarak kullanılan kolye ucuna rastlandı. Çelikbaş, “SDJ-3’ olarak adlandırdığımız yapının içerisinde gerçekleştirilen kazılar esnasında ortaya çıkardık. Anadolu arkeolojisi için önemli bir eser olduğunu düşünüyoruz. Çünkü daha önce benzer örneklerine hiç bu coğrafyada rastlanılmamıştı.”dedi.
“RABB’İMİZ KÖTÜLÜĞÜ YENDİ”
Kolye ucunun üzerindeki yazıtta “Rabb’imiz kötülüğü yendi” yazdığını anlatan Çelikbaş, “Peki bu kolye ucu, bu muska neden burada ele geçti”?

Çelikbaş; şöyle dedi:
“ASKERİ NİTELİĞİN ETKİSİ VAR”
“HadrianopolisAntik Kenti’nin sahip olduğu askeri niteliğin etkisi var. Nedir? Hadrianopolis’te bir süvari birliğinin varlığını daha önceki yıllarda da arkeolojik kazılar neticesinde somut verilerle tespit etmiştik. Betim açısından benzer örnek Filistin’imizin başkenti Kudüs’te ortaya çıkmıştır.”
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Maraş’ın işgalinde 105 yıl önce düşmana ilk kurşunu ateşleyerek kentteki Milli Mücadele’yi başlatan Sütçü İmam, vefatının üzerinden 102 yıl geçmesine rağmen unutulmuyor.
Milli Mücadele’nin Maraş’ta simgesi haline gelen ve süt sattığı için Sütçü İmam olarak bilinen milli kahraman, 1872’de Fevzipaşa (Bektutiye) Mahallesi’nde doğdu.
“Kireçcioğulları”ndan Ömer Efendi ve “Tiyeklioğulları”ndan Emine Hanım çiftinin oğlu Sütçü İmam, Uzunoluk Camisi’nde gönüllü imamlık yaptı.
Kentin işgal edildiği dönem, 31 Ekim 1919’da düşmana ilk kurşunu ateşleyen Sütçü İmam, düşmanın kovulmasından sonra Maraş Kalesi’ndeki topun idaresini yürüttü.
Abdülmecit halife olunca 101 pare top atmak için kaleye çıkan ve barutun ateş alması sonucu vücudunda yanıklar oluşan Sütçü İmam, kaldırıldığı Alman Eğitim Hastanesi’nde 25 Kasım 1922’de hayatını kaybetti. Üç kız, bir erkek çocuğu olan Sütçü İmam, Çınarlı Camisi Mezarlığı’na defnedildi.
MEZARI TÜRBE OLDU
Sütçü İmam adına, ilk kurşunun atıldığı Uzunoluk Meydanı’nda bir anıt ve çeşme, Kıbrıs Meydanı’na Kurtuluş Anıtı yaptırıldı. 1980’den sonra Sıkıyönetim Komutanlığınca Sütçü İmam’ın Çınarlı Camisi avlusundaki mezarı türbe haline getirildi.
Kahramanın adı, kentte Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ile mahalle, cadde, sokak ve okullarda da yaşatılıyor.
Akademik çalışmalar başta olmak üzere, Sütçü İmam adına yazılmış çok sayıda kitap ve dergi bulunuyor.

İLK KURŞUNU ATEŞLEDİ
Kaynaklara göre, Maraş’ın işgal girişimi, 22 Şubat 1919’da İngiliz işgal kuvvetlerinin Albay Max Andriyo komutasında şehre girişiyle başladı. Maraş, 8 ay süren İngiliz işgalinden sonra 29 Ekim 1919’da Fransızlar tarafından işgal edildi.
Fransız askerlerinin Türk kadınlarının peçesini açmaya teşebbüs etmesinin ardından şehir merkezinde Müslümanlara zulmeden işgalci askerlere karşı çıkan Çakmakçı Said ve arkadaşlarının yaralandığını gören Sütçü İmam, düşmana karşı ilk kurşunu 31 Ekim 1919’da ateşledi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de yaşayan Mısır-Filistin kökenli oyuncu May Calamawyn’in karşılaştığı bu durum, sanat ve spor dünyasında Filistin yanlısı duruşların nasıl cezalandırıldığını gösteren örnekleri bir kez daha gündeme taşıdı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarına karşı çıkan ve Filistin’e verdikleri destek nedeniyle zorluklarla karşılaşan ünlü isimlerin yaşadıkları derlendi.
Calamawy’nin Gladyatör 2 filminde önemli bir kadın karakteri canlandıracağı duyurulmuş, tanıtım materyallerinde ise rolünün Paul Mescal’ın hayat verdiği Lucius’un hikayesinde merkezi bir yere sahip olacağı ifade edilmişti.
İSRAİL’İ ELEŞTİRDİ, ROLÜ KESİLDİ
Ancak film yayınlandığında, Calamawy’nin rolünün neredeyse tamamen kesildiği ve yalnızca kısa, sessiz, arka planda yer alan sahnelerle sınırlı kaldığı ortaya çıktı. Projenin ilk duyurularıyla taban tabana zıt olan bu durum, oyuncunun sosyal medya paylaşımlarında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını eleştirmesiyle ilişkilendirildi.
Sosyal medyada, Hollywood’daki politik atmosferin ve stüdyo sahiplerinin İsrail yanlısı tutumlarının bu kararı etkilediği iddia edildi. Paramount Pictures ve bağlı yapımcıların İsrail’e verdiği finansal destek, yapılan değişikliklerin politik bir karar olduğu yönündeki tartışmaları daha da alevlendirdi.
Calamawy’nin yaşadığı durum, yalnızca bireysel bir sansür örneği değil, aynı zamanda Filistin’e destek veren sanatçıların Hollywood’da karşılaştığı sistematik baskının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

MELİSSA BARRERA KADRO DIŞI BIRAKILDI
Benzer bir olay, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını eleştiren sosyal medya paylaşımlarının antisemitik olduğu gerekçesiyle Çığlık 7 filminden kadro dışı bırakılan Melissa Barrera’nın başına geldi.
Barrera, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze saldırıları sırasında Filistin halkına açık destek verdi. Genç oyuncu sosyal medya paylaşımlarında İsrail’in eylemlerini sert bir şekilde eleştirerek, Filistin halkının maruz kaldığı trajedilere dikkati çekti. İsrail’in Gazze’deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiren Barrera, özellikle çocukların hayatını kaybettiği görüntüler eşliğinde dayanışma mesajları yayınladı.

Oyuncu May Calamawy
Bu paylaşımlar, Çığlık 7 filminin yapımcısı Spyglass Media tarafından rahatsız edici olarak değerlendirildi. Ardından yapım şirketi, Barrera’yı kadrodan çıkarma kararı aldı.
Barrera’nın işten çıkarılması, özellikle sosyal medyada büyük bir tartışma yarattı. Pek çok kullanıcı, ifade özgürlüğünün kısıtlandığını ve Hollywood’un Filistin yanlısı sesleri susturma eğiliminde olduğunu savundu.
Olayın ardından, Wednesday dizisiyle tanınan Jenna Ortega gibi isimler de Barrera’ya destek verdi. Ortega, Gazze’deki insani krizi vurgulayan paylaşımlarda bulunarak Barrera’ya dolaylı destek sundu ve benzer tepkilerle karşılaşma riskini göze aldı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Science Daily dergisinin haberine göre, bilim insanları, Suriye’nin en eski kent merkezlerinden Umm-el Marra’daki antik mezarlarda arkeolojik kazı çalışmaları yürüttü.
Temelleri Erken Tunç Çağı’na dayanan bu mezarları kazan araştırmacılar, altın ve gümüş takılar, 6 iskelet, pişirme kapları, çömlek ve mızrak ucunun yanı sıra üzerinde kazılı yazılar bulunan, parmak uzunluğunda 4 adet kil silindir buldu.
Johns Hopkins Üniversitesinde arkeoloji profesörü olarak görev yapan ve kazı çalışmasını yürüten araştırma ekibinde yer alan Glenn Schwartz, radyokarbon tarihleme yöntemiyle tarihi doğrulanan yazıların M.Ö. 2 bin 400’lü yıllara ait olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.
500 YILDAN DAHA FAZLA ESKİ
Schwartz, bu yazıların, bilinen diğer alfabetik sistemlerden yaklaşık 500 yıl daha eski olduğunu ortaya koyduklarını kaydederek, bu keşfin alfabenin M.Ö 1900’den sonra Mısır’da ya da çevresinde icat edildiğine yönelik inanışları değiştireceğini belirtti.

“YAZIYI TERCÜME ETMEMİZ LAZIM”
Keşfedilen silindirlerin üzerindeki yazıların mezardan çıkarılan nesnelerin nereden geldiğine ya da kime ait olduğuna ilişkin sorulara yanıt niteliğinde olabileceği değerlendirmesinde bulunan Schwartz, “Ancak yazıyı tercüme edecek bir araç olmadan sadece spekülasyon yapabiliriz.” diye konuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
15 Kasım’da tüm dünyada vizyona giren Gladyatör II filmi, gişeye hızlı bir giriş yaptı. Kısa sürede sinemaseverler tarafından ilgiyle izlenen film, böyle giderse gişe rekoru kırabilir. İzleyicilerin filmi bu kadar sevmeleri, hem yapımcıyı hem de yönetmeni oldukça sevindirdi.
210 milyon dolar bütçeli filmin, vizyona girdiği ilk hafta sonunda dünya çapındaki hasılatı 87 milyon dolar oldu. Bu rakam, Scott’ın yönettiği filmler arasında uluslararası çapta en yüksek gişe başlangıcı oldu.
TÜRKİYE İZLEYİCİSİ
Film, Türkiye’de ise ilk hafta sonunda 88 bin 420 kişi tarafından izlenerek gişe liderliğini üstlendi. Gladyatör II henüz ABD’de gösterime girmiş değil. 22 Kasım’daki vizyonuyla hasılatının epeyce yükseleceği tahmin ediliyor.
İngiliz ve Amerika ortak yapımı Gladyatör II filminin ilki, 2000 yılında izleyiciyle buluştu. Kısa sürede izlenme rekorları altüst eden film, pek çok ödül kazandı.

PEK ÇOK ÖDÜL KAZANAN FİLM
Bu ödüllerden en önemlisi ise kuşkusuz Oscar Ödülü oldu. Buna göre film, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En iyi Müzik gibi dallarda birçok ödül kazandı.
Gladyatör II, General Maximus’un ölümünden 30 sene sonrasını anlatacak. Film, Lucilla’nın oğlu ve Commodus’un yeğeni Lucius’ın hayatına odaklanıyor.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Lübnan resmi haber ajansı NNA, Lübnan parlamentosu üyeleri Nejat Avn Saliba ve Melhem Halef’in, UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay’a hitaben yazılmış ve çok sayıda milletvekili tarafından imzalanmış bir mektubu Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib’e teslim ettiklerini bildirdi.
Lübnanlı parlamenterler, UNESCO’nun ülkede arkeolojik alanların insanlığın ortak mirası olarak İsrail saldırganlığından korunması için harekete geçmesini istedi.
Mektupta, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısı sonucunda ülkenin doğusundaki Baalbek ve güneyindeki Sur ile Sayda şehirlerindeki arkeolojik alanların ve diğer anıtların büyük tehlike altında olduğunun ve insanlığın ortak mirasının korunması için acil harekete geçilmesi gerektiğinin altı çizildi.
“ÖNLEMLER ALIN” ÇAĞRISI
Milletvekilleri, UNESCO ve Direktör Azoulay’ın kültürel mirası koruma sorumluluğunu yerine getirmesini ve bu kapsamda önlemler almasını istedi.
Lübnan Dışişleri Bakanı Buhabib’in, Lübnan’ın Paris’teki UNESCO Daimi Temsilciliği’ne mektubu Azoulay’a iletme talimatı verdiği bildirildi.
İsrail’in en yoğun saldırı düzenlediği kentlerden olan Baalbek ve Sur, barındırdıkları tarihi eserler ve arkeolojik alanlarla UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor.

KORUMA ALTINA ALINDI
Bu karar, İsrail’in bir hava saldırısının Baalbek’teki Roma kalıntılarına yakın bir noktaya düşmesinden kısa bir süre sonra düzenlenen örgütün acil durum oturumunda alındı. UNESCO,Lübnan yetkilileriyle iş birliği içinde acil durum önlemleri belirleme ve müze eserlerini güvenli yerlere taşıma konularında destek sağlarken koruma kararıyla, söz konusu alanlar saldırılara karşı en üst düzeyde koruma altına alınmış olacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her hafta olduğu gibi bu hafta da yepyeni filmler vizyona girmeye devam ediyor. Buna göre 5’i yerli toplam 10 film, izleyicisiyle buluşacak.
Haftanın filmleri şu şekilde…
SİYAH KANARYA
Kate Beckinsale’in başrolünde oynadığı Siyah Kanarya, dünyayı bekleyen siber savaş tehlikesi ve büyük ülkelerin istihbarat servislerinin savaşını anlatan bir hikaye ile aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday olacak.
Kadın ajan filmleri kategorisinde türünün iyilerinden sayılan ve derinlikli senaryosuyla öne çıkan Birleşik Krallık yapımı film, ölümcül bir komploya kurban gitmiş ve kocasını kurtarmak zorunda kalan, CIA ajanı Avery Graves’in hikayesini odağına alıyor.
MARIA OLMAK
Jessica Palud’un yönettiği “Maria Olmak”, Maria Schneider’in Marlon Brando ile çektiği Paris’te Son Tango filminin çekimleri sırasında yaşadığı zorlukları ve filmin kendisine getirdiği ünü beyaz perdeye taşıyacak.
Filmde genç oyuncu Anamaria Vartolomei’ye, Fransız sinemasından Matt Dillo, Giuseppe Maggio, Celeste Brunnquell ve Yvan Attal eşlik etti.

WICKED
Stephen Schwartz ve Winnie Holzman’ın The Wizard of Oz filminin ön hikayesi olarak tasarladıkları, ilk olarak 2003’te sahnelenen aynı adlı Broadway müzikalinin sinema filmi uyarlaması Wicked, Oz cadıları Elphaba ve Glinda’nın hikayesini anlatıyor.
Jon M. Chu’nun yönetmenliğini üstlendiği filmde Cynthia Erivo, Ariana Grande, Jonathan Bailey, Michelle Yeoh, Marissa Bode ve Idina Menzel rol aldı.
DÜNYA VARMIŞ
Engin Altan Düzyatan’ın başrolünde oynadığı Dünya Varmış, dünyanın sonunu getirecek büyük bir salgından kurtulmak isteyen bir grup seçilmiş insanın, sığındıkları otelde başlarından geçen ilginç olayları konu ediniyor.
Yönetmen koltuğunda Ali Adnan Özgür’ün oturduğu filmde; Sarp Bozkurt, Melisa Şenolsun, Ece Sükan, Attila Olgaç, Erkan Can, Suzan Kardeş, Ali Sürmeli, Ezel Akay ve Bahtiyar Engin rol aldı.
GENİŞ AİLE: CEVAHİR VE ULVİ
Ufuk Özkan, Bülent Çolak ve Asuman Dabak’ın başrollerini paylaştığı Cüneyt İnay yönetmenliğindeki devam filmi Geniş Aile 4: Cevahir ve Ulvi, komedi türünü sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.

KIZI KAZAN AŞK
Pelin Öztekin, Ferdi Sancar, Tuan Tunalı ve Burak Alkaş’ın rol aldığı Kızı Kazan Aşk haftanın bir diğer yerli komedi filmi olacak.
Yönetmenliğini Onur Öğden’in yaptığı film, büyükşehirde yaşayan ve hayattan bezmiş şekilde hayatına devam eden genç bir kızın, arkadaşıyla oynadığı kazı kazan biletine çıkan para ikramiyesi ile başlayan macerasını anlatıyor.
PARANOYA
Onur Buldu, Ege Kökenli ve Bülent Şakrak’ın başrollerini paylaştığı Cengiz Özkarabekir’in filmi Paranoya, üniversite öğrencisiyken yazdığı bir şiir yüzünden hapse atılan, hapisteyken babasının cenazesine katılamadığı için paranoyası başlayan Muntazam adlı gazetecinin başından geçenleri konu alıyor.
YÜZDE 100 KURT
Avustralyalı yönetmen Alexs Stadermann’ın animasyon filmi Yüzde 100 Kurt, kurt sürüsü tarafından dışlanan Freddy’nin, gerçek bir kurt olduğunu kanıtlamak için kayıp Moonstone’u bulmaya karar vermesi sonrası yaşadığı olayları işliyor.

HAFTANIN KORKU FİLMLERİ
Damien Leone’nin filmi Terrifier 3, ABD’de noel ruhuyla yılın en huzurlu gecesini kutlamaya hazırlanan Miles Kasabası sakinlerinin, Art the Clown’un geri dönüşüyle yaşadığı kabusu anlatıyor.
Fransız yapımı Abel Danan yönetmenliğindeki korku filmi Killer Influence, yazlık evine arkadaşlarını davet eden influencer Alex’in, paranormal olayları videoya çekmek için başlayan tatilinin, gizemli bir yabancının gelmesiyle hayatta kalma mücadelesine dönmesini ele alıyor.
Orçun Behram’ın çektiği yerli korku filmi Cenaze, bir cenaze arabası şoförü Cemal’in, kendisine rutini dışında bir görev verilmesi sonrası başından geçen olaylar etrafında dönüyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programa katılan bir kadının ‘Almanya’da sosyal yardım var’ sözlerine ‘Türkiye’de de var’ diye yanıt verdiği için eleştirilen Müge Anlı, söz konusu eleştirilere tepki göstererek; “Gene TT olmuşum. Almanya’dan gelip annesini arayan kadın Almanya’da sosyal yardım var dediğinde Türkiye’de de var dediğim için. Yok mu? Zekası geri insanlara saygı duyuyorum, kendi akıllı sanan geri zekalılar oldukça rahatsız verici” ifadelerini kullandı.
‘GERİ ZEKALILAR’ DEDİ, SOSYAL MEDYADA GÜNDEME OTURDU
Anlı sözlerinin devamında ise daha sert ifadeler kullandı.
Kendisini eleştirenlere ‘Geri zekalılar’ diyen Anlı, “Yok mu sosyal yardım? Ha siz sosyal yardım doğru yere gidiyor mu gitmiyor mu tartışmasını benim üzerimden yapamazsınız. Hoş yaparsanız da çok umurumda mı? Değil. Ama ben bakan değilim. Saçma sapan şeyleri benim üzerimden söylemeye çalışıyorsunuz ama millet geri zekalı değil. Yazanlar geri zekalı. Yok mu bu ülkenin sosyal yardımı? Ben burada elli kere söyledim komşunuzda, akrabanızda haksız yere alanınız varsa şikayet edin. Çünkü bu bir havuz, 1 alan ihtiyaç sahibi 5 alsın diyorum. Geri zekalılar” sözlerini sarf etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul’da aile katliamında ölenlerin cenazeleri yakınları tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alındı.
İstanbul’da dün akşam saatlerinde yaşanan aile katliamında ölen anne Necmiye Aladağ, baba Muhammet Aladağ, dayı oğlu Şadan Serdar Büke, kuaför çalışanı Mehmet Salih Özsökük ve saldırgan Bahtiyar Aladağ cenazeleri Adli Tıp Kurumuna kaldırılmıştı. Bugün biten işlemlerin ardından ölen şahısların cenazeleri yakınları tarafından alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış aylarının vazgeçilmezi ıhlamurun fiyatı, artmaya başladı.
Trabzon’da aktarlık yapan Muharrem Kan, son günlerde ıhlamura çok talep olduğunu söyledi.
Kan “Şu anda ıhlamura talep patlama noktasında ama gelen müşteriler ıhlamurun fiyatını çok pahalı buluyor. Çok pahalı olmasının nedeni de, kimsenin artık toplamaması.” dedi.
“MADDİ OLARAK KURTARMIYOR”
Muharrem Kan devam eden açıklamasında ise “Trabzon’da herkesin mahallesinde hemen hemen birer ıhlamur ağacı vardır. Eskiden dedelerimiz hem şifa hem de güzel koksun diye bahçelere dikmişti. Artık günümüzde bir yevmiyeyi kurtarmadığı için kimse toplamıyor.
Akşama kadar bir kilo toplayamayacağını bildiği için herkes pek uğraşmıyor. Ihlamur bu sene kilosu bin 500 TL. Daha önce 600-700 TL civarındaydı.
Artık köylerde yaşayanlar yavaş yavaş çekildikçe, şehre geldikçe oralardaki ağaçlardaki ıhlamurlar pek toplanmıyor. Günümüzde ıhlamur dikeni hiç duymadım. Hep dedelerimizin diktiği ağaçlar mevcut. Ihlamur toplamak, işçilik ister zahmetli bir iş akşama kadar bir kilo zor toplanıyor.
Dolayısıyla maddi olarak pek kurtarmıyor. Ihlamuru genellikle 50 gramlık torbalar halinde 70-75 TL’ye satıyoruz. Geçen sene aynı torba 30-35 TL civarındaydı” ifadelerini kullandı.
IHLAMUR NASIL DEMLENMELİ
Ihlamuru normal çay demler gibi demlenmesi gerektiğine dikkat çeken Kan, “Eskiden ıhlamuru sobanın üzerinde saatlerce rengi kahverengiye dönene kadar kaynatılıp içilirdi. Aslında bu yanlış. Ihlamur normal çay demler gibi demlenecek. En fazla on dakika bekledikten sonra içilecek.
Ihlamura limon sıkılabilir güzel koksun diye karanfil atılabilir çubuk tarçın koyulabilir daha da faydalı olur. Ihlamur içildiği zaman vücuda ısı, canlılık veriyor. Isı sayesinde insan halsiz bitkin ise kendini daha güçlü hissediyor” diye konuştu.



Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doğuştan işitme engelli olan Serdar ve Hülya Çeliktürk çifti, 18 yıl önce hayatlarını birleştirdi.
Doğuştan işitme engelli olan ve kullandıkları işitme cihazları da bozulan Çeliktürk çifti, 10 yıl boyunca birbirini duymadı.
Bunun akabinde de Çeliktürk çifti, 3 ay önce Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurarak ameliyat oldu.
10 YIL SONRA BİRBİRLERİNİ İLK KEZ DUYDULAR
3 çocuk sahibi çifte, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Secaattin Gülşen tarafından koklear implant operasyonu gerçekleştirildi.
Ameliyatın başarılı geçmesinin ardından Çeliktürk çiftine, yakınlarının yanında işitme testi yapıldı. Birbirini 10 yıl aradan sonra duyan çift ve ailesi duygusal anlar yaşarken Hülya Çeliktürk’ün annesi Semra Danışman, sevinç gözyaşı döktü.

“HEPİMİZ ÇOK DUYGULANDIK”
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu, işitme testi sırasında kendisinin de duygulandığını söyleyip, bu tür operasyonlarda hastanenin bölgede bir merkez haline geldiğini belirterek, “Hastanemizde gerçekleştirmiş olduğumuz koklear implant ameliyatı ile birbirini yıllardır hiç duymamış olan işitme engelli bir çiftimiz, yapılan koklear implant ameliyatı sonrası birbirlerini duydular.
Ailesiyle birlikte bizler de çok duygulandık. Bölgemizde bu tedavi şehir hastanemizde sıklıkla yapılıyor. Hastanemiz bu anlamda bir merkez niteliğinde diyebilirim.” dedi.

“SESLE BULUŞTURDUĞUM İÇİN MUTLUYUM”
Ameliyatı gerçekleştiren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Secaattin Gülşen ise çiftin uzun zamandır birbirlerini duymadıklarını, ameliyatla insanları sesle buluşturduğu için mutlu olduğunu belirterek şöyle konuştu:
İşitme engelli çiftimiz yaklaşık 3 ay önce bize başvurdu. Çiftimiz uzun yıllardır birbirlerini duymuyorlar. Bize başvurduklarında kendilerine koklear implant ameliyatından bahsettik ve tavsiye ettik. Daha sonra çiftimizi aynı gün aynı saatte ameliyata aldık.
Ameliyat çok başarılı geçti. Bugün bu cihazların aktivasyonlarını yaptık. Dış parçalarını taktık. Birbirlerinin seslerini duymaları da çok duygu vericiydi ve bizler de ailesiyle birlikte şahit olduk.
Bir hekim olarak da bu şekilde ameliyatlar yapıyor olmak sevindirici. İnsanların hayatına dokunmak çok önemli. Bölgemizde en fazla koklear implantı yapan hastaneyiz. Türkiye’nin dört bir yanından hastalar, bu tedavi için Gaziantep’e gelmekte. İnsanları tekrar sesle buluşturduğum için hekim olarak mutluyum.
Hülya Çeliktürk’ün annesi Semra Danışman da emeği geçen herkese teşekkür ederek, kızının sesini duyarak kendisine ‘Anne’ demesinin mutluluk verici olduğunu söyledi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, törende yaptığı konuşmada, tüm öğretmenlerin gününü kutladı.
Eğitim alanında önemli çalışmalara imza atan isimlere 16 yıldır “Başöğretmen Ödülü” verdiklerini anlatan Acar, “Başöğretmen unvanının verilişinin 96. senesinde bu yıl bu ödülü cumhuriyet değerlerinin korunmasına yönelik çalışmalarıyla halkımıza güven veren akademisyen yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür‘e vermekten onur duyuyoruz.” dedi.
Prof. Dr. Naci Görür de bugün en anlamlı ödülü aldığını söyledi.
Kendisine böyle bir ödül verilmesinden dolayı mutlu olduğunu ifade eden Görür, “Türk milleti ve öğretmenler olarak başöğretmenimizin bize gösterdiği yoldan kuşku duymadan hedeflerini gerçekleştirmek için her şeyi yapacağımıza inanıyorum, bu benim hayatımın en önemli felsefesi olmuştur.” diye konuştu.
Antalya’da olabilecek depremlere karşı da uyarıda bulunan Görür, “Antalya arazisinin üzerinde oturduğu dört tane çok önemli fay sistemi var ve bu sistemlerin hepsi 7 ve üzeri deprem üretebilir. Antalya depreme dirençli kent olmalı.” ifadesini kullandı.
Programa emekli öğretmenler, sendika üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
Antalya Büyükşehir Belediyesiİstanbul Teknik ÜniversitesiNaci GörürantalyaDepremTören
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PEK ÇOK ÜRÜNDE EL EMEĞİ İMZASI
Saya ve ayakkabı; tamamen deriden imal edilen ayakkabıların üst kısmı anlamına gelen saya üretimiyle işe başlayan Kayserili Kadınlar, Başakpınar Umay Kadın Kooperatifinde bir ayakkabının tüm montajını yaparak markalar için üretim sağlıyor.

BAHÇE MOBİLYALARI
İncesu ilçesinde faaliyet gösteren iki kadın kooperatifi ise iş birliği içinde bahçe mobilyaları üretiyor. Kervansaray Han Kadın Kooperatifi rat’tan imal edilmiş salıncak, masa, koltuk gibi bahçe mobilyalarını üretirken Kalkınma ve Dayanışma Kadın Kooperatifi ise tekstilden elde edilen örtü ve minderlerini üretiyor.

DUBAİ’DEN TRABZON’A
Sarıoğlan ilçesindeki kadınların kurduğu Sarıoğlan Kadın Kooperatifi SARKA markasıyla ürettikleri çikolatalarla dünya gündemine de ne kadar hâkim olduklarını en iddialı şekilde ortaya koyuyorlar. Dünya genelinde popüler olan Dubai Çikolatasını ilk üreten firmalardan olan SARKA şimdi de Trabzon Çikolatası üreterek il merkezindeki AVM’lerde yerini almaya başladı.

KENDİ YAĞI İLE KAVRULAN KOOPERATİF
Kadın girişimciliğinin yanında büyük bir tarihi geçmişe ve turizm potansiyeline sahip olan Kayseri‘de Mimar Sinan’ın doğduğu Ağırnas mahallesinde kadınlar, kurdukları Ağırnas Mimar Sinan Kadın Kooperatifi’nde yerli Aspir tohumundan elde ettikleri Aspir Yağları ile kendi bütçelerine gelir elde ettikleri gibi ulusal çaptaki zincir marketlerle yaptıkları anlaşmalarla sağlık ve lezzeti sofralara da ulaştırıyor.

GACER UNU VE İSTİRİDYE MANTARI
Develi ilçesinde kurulan kadın kooperatifinde ata tohumu Gacer’den elde edilen unlarla yapılan tüm hamur işi ürünler ismini verdikleri Gacer Kafede vatandaşlara sunulurken, Gacer ununun sağlıklı yönleri de ön plana çıkarılıyor.
Tomarza ilçesinde ise özel üretim alanlarında yetiştirilen İstiridye Mantarları el değmeden yine zincir marketler aracılığıyla sofralara ulaştırılıyor.
Kayseri Kadın Kooperatifleri bünyesinde bu ürünlere ek olarak halı, kilim, tekstil, hediyelik eşya, kahve, lokum, mantı, şerbet gibi birçok farklı alanda üretim devam ediyor.

CİROLARI DUDAK UÇUKLATTI
Kayseri Valiliği, Vali Gökmen Çiçek ve ekibinin gayretleriyle sadece iki yıl gibi kısa bir sürede tüzel kişilikleri tamamlanarak, yer ve bina gereksinimleri giderilerek, makineleşme ve ekipman destekleri sağlanarak, satış ve pazarlama stratejileri belirlenerek, üretime hazır hale getirilen ve adeta bir endüstri haline gelen Kayseri Kadın Kooperatifleri elde ettikleri cirolarla da parmak ısırtıyor. 24 ay içerisinde Kayseri Kadın Kooperatiflerinin elde ettikleri toplam ciro 132 Milyon TL olurken aylık bazda ise kadınlar 5,5 Milyon TL ciro yapmış durumdalar.
Ticarette en başarılı şehirlerin belki de başında gelen Kayseri’nin kadınları da bu alandaki girişimcilikleri ile üretim rekorları kırarken kadın emeği ve çabasının meyvelerini toplamaya başlamış durumdalar ve kendilerinin geliştirdiği sloganla şunu söylüyorlar; “Kayseri Kadın Kooperatifleri, emekle çalışıp gururla kazanan kadınların adresi…”

Abdurrahman YazıcıHaberler.com – EkonomiKayseri ValiliğiGökmen ÇiçekEkonomiKayseriKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Genç basketbolcu Sarper David Mutaf, A Milli Erkek Basketbol Takımı’nın kadrosuna davet edilmenin büyük bir gurur olduğunu dile getirdi.
A Milli Erkek Basketbol Takımı, FIBA EuroBasket 2025 Elemeleri B Grubu’nda, 22 Kasım Cuma günü Basketbol Gelişim Merkezi’nde ve 25 Kasım Pazartesi günü Savaria Arena’da Macaristan ile karşı karşıya gelecek. Müsabakalar öncesi ilk kez A Milli Takım’a davet edilen Sarper David Mutaf, Basketbol Gelişim Merkezi’nde düzenlenen medya günü etkinliğinde açıklamalarda bulundu.
Milli Takım’a davet edildiği için mutlu ve gururlu olduğunu dile getiren Mutaf, “Çok mutluyum burada olmaktan. Çok büyük bir tecrübe. Burada olmak hayallerimden biriydi. Tüm Türk oyuncular bunun için çalışıyor. Burada olmak büyük bir gurur. O yüzden çok mutluyum. Destek olmak için elimden geleni yapacağım ve çalışacağım. En önemli şey tecrübe burada. Gelen oyuncular tabii ki çok önemli, değerli oyuncular. Onlardan öğreniyoruz. Hem onlarla çalışmak hem de hocamızla yan yana olmak bizim için çok büyük bir tecrübe” ifadelerini kullandı.
A Milli Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman hakkında da konuşan Sarper, “Avrupa’nın en büyük koçlarından biri ve bence en büyük koçu. Oyuncu olarak basketbol için ondan sahada bir şey duymak, ondan öğrenmek, en güzel şey bence. Ben de ondan alabildiğimi almaya çalışacağım ve sahaya yansıtacağım inşallah” dedi.

Milli TakımBasketbolcuEuroBasketBasketbolEtkinlikKadınSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde mağlubiyetler alsa da Avrupa’da kayıpsız yoluna devam eden ÇBK Mersin, FIBA Kadınlar Euroleague B Grubu’nda 8 puanla namağlup liderliğini sürdürüyor.
FIBA Kadınlar Euroleague’e Fransa temsilcisi Bourges’i deplasmanda geçerek galibiyetle başlayan Mersin ekibi, ikinci haftada Zabiny Brno takımını, üçüncü hafta maçında ise Yunan temsilcisi Olympiakos’u mağlup etti.
Son olarak Fransız temsilcisi Bourges karşısında çekişmeli geçen mücadeleyi 80-76 kazanarak, rövanşı da vermeyen ÇBK Mersin, yarınki müsabakada da galibiyet parolasıyla çıkacak. Hazırlıklarını tamamlayarak Çekya’ya giden ÇBK Mersin, Avrupa’da zirvedeki yerini korumak istiyor. – MERSİN
BasketbolmersinKadınSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN – Mersin’de birlikte yaşadığı dini nikahlı kocası tarafından eşarpla boğularak öldürülen kadın toprağa verildi.
Edinilen bilgiye göre, dün gece merkez Toroslar ilçesi Akbelen Mahallesi 84002 Sokakta, dini nikahlı kocası Hasan F. tarafından eşarpla boğularak öldürülen 1 çocuk annesi Aybeniz Top’uncenazesi, otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, yakınları tarafından Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morgundan alınarak Güneykent Mezarlığı’na getirildi. Genç kadının cenazesi, burada yakınlarının gözyaşları arasında toprağa verildi.
Tutuklanan zanlının televizyon programına katıldığı ortaya çıktı
Öte yandan cinayetin ardından kaçmaya çalıştığı Mersin Otogarı’nda gözaltına alınarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan zanlı Hasa F.’nin, İstanbul’da geçtiğimiz aylarda katıldığı bir televizyon programında, birlikte yaşadığı bir çocuk annesi Aybeniz Top’un kayıp olduğunu iddia ederek aradığı ortaya çıktı. Katıldığı programda birlikte yaşadığı kadınla ilgili ‘önce kayıp ardından da kaçırılmış zorla tutuluyor’ diyen cinayet zanlısı Hasan F.’nin yalanını ise televizyona çıkan Aybeniz Top ortaya çıkarmıştı. Aybeniz Top, katıldığı programda ilk eşinden ayrıldığını birlikte yaşadığı Hasan F.’den ise şiddet gördüğünü söylemişti.
Programdan sonra ayrı illerde hayatlarına devam eden ikilinin bir süre sonra barıştığı, Mersin’de Aybeniz Top’un boş olan babasının evinde yaşamaya başladıkları, cinayetin de orada işlendiği öğrenildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı ve oyuncu Özcan Deniz, şu sıralar ilgiyle izlenen Kızıl Goncalar dizisinde başrolü paylaştığı Mert Yazıcıoğlu ile çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabı üzerinden takipçileriyle paylaştı.
2013 – 2016 yılları arasında yayınlanan Karagül dizisinde de birlikte çalışan ikilinin 10 yıl öncesine ait fotoğrafı görenleri şaşırttı. Özcan Deniz ve Mert Yazıcıoğlu’nın yıllar içindeki değişimi dikkat çekti.
Mert Yazıcıoğlu, Özcan Deniz
Mert YazıcıoğluKızıl GoncalarKültür SanatSosyal MedyaÖzcan Deniz3-sayfaMagazinYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik ve belediye tarafından düzenlenen etkinlik, Somuncu Baba Külliyesi’nde sabah namazı buluşması programıyla başladı. Etkinlik kapsamında ikindi namazının ardından Mevlid-i Şerif okundu. Daha sonra Vali Mehmet Ali Kumbuzoğlu ve beraberindeki protokol üyeleri vatandaşlara somun ekmeği dağıttı.
Vali Kumbuzoğlu, Somuncu Baba Külliyesi ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, etkinlikleri geleneksel olarak her yıl devam ettireceklerini söyledi.
Onlarca etkinlik düzenlediklerini ve çok güzel organizasyonlara imza attıklarını belirten Kumbuzoğlu, şunları kaydetti:
“Bizim amacımız, civar illerimiz olan Nevşehir, Konya, Kırşehir gibi yerlerde Mevlana başta olmak üzere, Hacı Bektaş Veli gibi yakın bölgelerde bulunan mübarek zatları anmak ve tanıtmaktır. Bu zatlar, bu coğrafyada İslam’ı yayma ve yaşatma konusunda çok büyük katkılar sunmuştur. Yalnızca Anadolu’da değil, İslam ve gönül coğrafyasında da büyük emekler vermişlerdir. Ortak noktaları, insanı insan yapan karakter yapısını, ahlak anlayışını ve Allah sevgisini aşılamaktır. Somuncu Babamız, daha çok mütevazılığıyla öne çıkmış, çeşitli bölgelerde İslam’ı yayarak buraya gelmiştir. Aksaraylılar, Yunus Emre’yi ve Somuncu Baba’yı tüm Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmalıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurulduğu günden bu yana kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunan Kuşadası Belediye Tiyatrosu, Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı ve kursiyerlerin sahnelediği “Kadın Sığınağı” isimli oyunla ödüllerine bir yenisini daha ekledi.
24’üncü Direklerarası Seyircileri Ödülleri kapsamında verilen “Sezonun Dikkat Çeken Oyunu” ödülü, Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde düzenlenen törenle Kuşadası Belediye Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Turan’a takdim edildi.
Farklı illerden gelen birçok tiyatro grubu ve yönetmenin katıldığı törende konuşan Mehmet Turan, “Kadına yönelik şiddet konusunu ele aldığımız iki perdelik oyunumuzda emeği geçen tüm kursiyerlere teşekkür ediyorum. Bu ödüle layık görüldüğümüz için çok mutluyuz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beyazay Derneği Muğla Başkanı Pınar Boyacı, törende yaptığı konuşmada, “Muğla Şubesi koordinatörlüğünde düzenlenen ‘Zeytin Çiçeği Kısa Film Yarışması Ödül Töreni’ne hepiniz hoş geldiniz. 2022 yılında ‘Engelli Farkındalığı’ temasıyla çıktığımız bu yolculuğu, bugün ulusal bir boyuta taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz. ‘Farklı mıyız, Farkında mıyız?’ diyerek farkındalığı geniş kitlelere ulaştırmayı hedefledik. Bu yıl ise ‘Engelleri Aşanlar’ temasıyla, herkesin hayatında çeşitli engellerle karşılaşabileceğine vurgu yaptık” dedi.
Boyacı, yarışmanın hazırlık sürecinde karşılaşılan zorluklara rağmen azim ve kararlılıkla tüm engellerin aşıldığını ifade etti. Programda, yarışmanın gerçekleşmesinde emeği geçen Muğla Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve sponsorlara teşekkür edildi.
Türkiye genelinde büyük ilgi gören yarışma, engelli bireylerin yaşamını konu alan kısa filmleriyle toplumsal farkındalığın artmasına katkı sundu. Yarışmanın düzenlenmesinde yer alan Beyazay Derneği üyeleri, yarışma şartnamesi gereği katılım sağlamadı.
“Engelleri Aşanlar” temasıyla farkındalık oluşturan yarışma, her geçen yıl daha da genişleyerek topluma değer katmaya devam ediyor.
Törene, sinema ve sanat dünyasından Mehtap Bayri, Nurullah Çelebi, Hakan Solarken, Yasin Çam ve Yüksel Aksu gibi isimler katılım sağladı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burhan Gün’ün proje ortağı olduğu filmin senaryosunu ise Özer Feyzioğlu ve Avni Tuna Dilligil kaleme aldı.
Oyuncu Kerem Alışık, Hande Soral, Batuhan Bayar ve Şenay Gürler’in kadrosunda yer aldığı filmin fragman gösterimi, Kanyon AVM’de yapıldı.
“Filmin parmak bastığı yer, ailenin toplumun özü olmasıdır”
Alışık, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kalbin kendine has gerekçeleri olduğunu, aklın onu hiçbir zaman anlamadığını, akıl ve kalp arasındaki yolculuğun ise filmle gösterileceğini söyledi.
“Akıldan Kalbe”nin bir aile filmi olduğunu belirten Alışık, “Hayatta çok şeye sahip olmak değil de az şeye ihtiyaç duymak önemli. Film, biraz bunu ve ailenin önemini vurguluyor. Çünkü aile, insanın ana yurdudur. Her şeyi öğrendiği yıkılmaz bir kalesidir. Filmin parmak bastığı yer de ailenin, toplumun özü olmasıdır.” dedi.
Alışık, filmde elindekinin kıymetini bilmediğin zaman ondan olabilmenin konu edildiğine işaret ederek, “Her şeye sahip olayım derken elindekinden de olur insan. Filmin verdiği meseleler, mesajlar bunlar. Çok derin işlenmiş dramatik bir öyküsü bu film.” ifadelerini kullandı.
“Bu film bize, anın ve ailenin, ne kadar değerli, ne kadar önemli olduğunu anlatıyor”
Oyuncu Şenay Gürler de anın ve hayatlara giren insanların ne kadar değerli olduğunun fark edilmediğini dile getirerek, “Filmimiz de insan ilişkilerinde birbirimize saygı duymamız ve sahip çıkmamız gerektiğini, özellikle aile meselesinde de birbirimize sıkı sıkı bağlı olmamız gerektiğini vurguluyor. Aslında ‘çok şey yaşanmış ama çok farklı yaşanabilirmiş’ diye düşündüğümüz anlar mutlaka vardır. O yüzden de bu film bize, anın ve ailenin, ne kadar değerli, ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.” diye konuştu.
Filmde sürpriz bir karakteri canlandırdığından bahseden Gürler, “Rolüm, çok sevecen bir kadın. Bir anne ve çocuklarına, eşine düşkün. Aynı zamanda kendi başına da çok güçlü bir kadın. Ailesi için her şeyi yapabilecek, her şeyi göze alabilecek bir kadın. Bizim toplumumuzda birçok kadının yaşadığı şeyleri aslında yaşayan bir kadın.” dedi.
Oyuncu Hande Soral da filmdeki karakterinin ailenin büyük çocuğu olduğunu söyleyerek, şu bilgileri verdi:
“Ailesi bir arada olsa da olmasa da o ailesine çok bağlı bir genç kadın. Kendisinin de küçük bir ailesi var. Ama onun için kendi anne babasının kardeşinin olduğu aile, daha çok kıymetli. Her şartta onlarla bir arada olmayı, onun hayalini bile yaşamayı tercih eden bir kadın. Kırgınlıkları var. Bunları yine kendi ailesiyle tamir etmeye çalışan bir kadın. Özer Hoca, yarattığı karakterlerin hepsinde aslında kim olduklarından çok, ne hissettiklerini anlatmış.”
Oyuncu Batuhan Bayar ise evin küçük çocuğu “Rüzgar” rolünü üstlendiğini belirterek, çekim aşamasında kendi ailesinden yola çıkarak, oynadığı rolle ilgili empati kurmaya çalıştığını anlattı.
“Akıldan Kalbe” filmi, yıllar önce yapılan hatalar nedeniyle ailesi parçalanmış bir babanın pişmanlığını ve ailenin yeniden bir araya gelişini konu ediniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eşini hastane bahçesinde öldüren sanık: “Ben isteyerek yapmadım”
ELAZIĞ – Elazığ‘da 9 ay önce eşini özel bir hastanenin bahçesinde silahla vuran şahıs ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı.
Olay, 8 Şubat 2024 tarihinde Elazığ Medikal Hospital arkası Onkoloji Merkezi girişinde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre, hastanede fizyoterapist teknikeri olarak görev yapan Burcu Demir (32), Ocak ayında resmi nikah yaptığı eşi uzman çavuş ile bahçede konuşmaya başladı. Ardından ikili arasında tartışma çıktı. Tartışmanın ardından Murat Coşansel belinden çıkardığı tabanca ile Demir’e peş peşe ateş ederek eşini öldürdü. Olayın ardından yakalanarak gözaltına alınan zanlı tutuklanıp cezaevine gönderildi. 2. Ağır Ceza Mahkemesinde karar duruşması görülen duruşmada, sanık Murat Coşansel, mahkeme heyetinin karşısına çıktı.
Hakim tarafından son sözleri sorulan sanık Murat Coşansel, “Ben öldüreceğim diye bir şey demedim. Sadece boşanmak için tehdit ettim. Ben burcuyu canıyla tehdit etmedim. Sadece mahkeme yoluyla tehdit ettim. Hastaneye konuşmak için gittim. Olay günü ben istediğimle istediğimi yaparım dedi. Ağır sözler söyleyince silahımı kendisine doğrulttum. Beni mi vuracaksın falan dedi gülerek sonrasını hatırlamıyorum. Ben Sinop’tan birisini öldürmek için gelmedim. Ben hastaneye eşimin yanına gitmeden iş yerinden arkadaşımı arayarak bugün çalışmıyorum yarın işe geleceğim dedim. Çünkü işimi düşünüyordum öldürmek için gelmedim. Konuşmalarda boşanmak istediğim bellidir. Sinop’tan gelirken dönüş yapacak gibi geldim. Geldiğim taksiciye öğlen saatlerinde döneriz dedim fakat aklımda olmayan bir durumla karşılaştık. Ben mağdurum. Ben bu olayı isteyerek yapmadım. Düşüncem dahi olmadı. Ben yapmak isteseydim başka bir materyal ile de yapabilirdim. Pişmanım keşke böyle bir şey olmasaydı şuan boşanma duruşmasında olsaydık” dedi.
Yapılan savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Murat Coşansel’e eşi Burcu Coşansel’i kasten öldürmek suçundan ağırlaştırmış müebbet cezasına çarptırdı.
MahkemeHastaneElazığKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Yunanistan’ın Selanik kentinde dünyaya geldiği ev, restorasyon nedeniyle 4 Aralık 2024 tarihinden itibaren ziyarete kapatılacak.
Türkiye’nin Selanik Başkonsolosluğu tarafından yapılan açıklamada, Atatürk Evi’nin restorasyon ve teşhir-tanzim uygulama projesinin hazırlık sürecinin tamamlandığı ve uygulama aşamasına geçileceği belirtildi. Açıklamada, “En son 2012-2013 yıllarında restore edilen Selanik Atatürk Evi için restorasyon ve teşhir-tanzim uygulama projesi hazırlık süreci tamamlanmış olup, uygulama aşamasına geçilecektir. Bu kapsamda, ev 4 Aralık 2024 tarihi itibarıyla (4 Aralık günü dahil) geçici olarak ziyarete kapalı olacaktır. Açılış tarihi belirlendiğinde duyuruyla bilgilendirme yapılacaktır” denildi.
Türkiye’nin Selanik Başkonsolosu Serkan Gedik, 10 Kasım günü Atatürk’ü anma törenlerinde yaptığı konuşmada, “Ziyaretçilerin Atatürk Evi’ne yönelik ilgisinden kıvanç duyuyoruz. Geçen yıl 285 bin rekor ziyaretçi sayımız bu yıl şimdiden 460 bini geçti” demişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) verilerine göre, Marmara’nın doğusu, Orta ve Doğu Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Balıkesir, Kütahya, Uşak, Afyonkarahisar ve Isparta çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, Orta ve Doğu Akdeniz kıyılarında gök gürültülü sağanak, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunun yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Yağışların, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu’nun güneyi ile Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Diyarbakır, Batman, Siirt çevrelerinde yer yer kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Hava sıcaklıklarının ise güneydoğu kesimlerde 2-4 derece azalması bekleniyor.
MGM, kuvvetli yağışların neden olabileceği olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğini bildirdi.
Hava sıcaklıkları Ankara’da en yüksek 12, en düşük 7; İstanbul’da en yüksek 14, en düşük 11; İzmir’de en yüksek 16, en düşük 11 derece olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre, dün gece saatlerinde merkez Sur ilçesi Gazi Caddesinde 12 ACD 386 plakalı otomobil sürücüsünün kontrolünden çıkarak takla attı.
İhbarla kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kazada yaralanan 2 kişi, sağlık ekibinin ilk müdahalesi sonrası Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesine sevk edildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL)- “Yenidoğan çetesi” olarak nitelendirilen ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları öne sürülen 22’si tutuklu 47 sanığın yargılanmasına, saat 10.00 gibi Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. Dava nedeniyle adliye çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı.
112 Acil Çağrı Merkezi’nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları öne sürülen 22’si tutuklu 47 sanık “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kurulan örgüte üye olmak” ve “yardım etmek”, “kamu kurumu zararına dolandırıcılık”, “sahtecilik”, “ihmal suretiyle ölüme sebep olmak” ve diğer suçlardan bugün hakim karşısına çıkacak. Dava nedeniyle Bakırköy Adliyesi çevresinde önlemler artırılırken, aralarında çevik kuvvet ekiplerinin de bulunduğu polisler adliyeye gönderildi. Çok sayıda basın mensubu da davayı izlemek için adliye çevresinde görev yapmaya başladı.
İddianamede, sanıklardan doktor Fırat Sarı ve doktor İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve 11 kez uygulanmak üzere “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
112 ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapsi istendi.
Aralarında hemşire ve sağlık görevlilerin de bulunduğu 18 şüpheli hakkında da bebeklerin ölümü nedeniyle “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay arasında hapis cezası talep edildi.
Soruşturmada adı geçen geçen 9 özel hastanenin ruhsatları iptal edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İncirlik Park alanında şüphelendiği hafif ticari aracı durdurdu. Hassas burunlu narkotik köpeği ‘Aşil’ ile yapılan aramada aracın arka koltuğu altına zulalanmış 8 pet şişe içerisinde toplamda 11 kilo 350 gram metamfetamin ele geçirildi.
Gözaltın alınan araç sürücüsü Nebi K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her yıl 17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde, ülkelerin sembol yapıları mor renkle aydınlatılarak, erken doğuma dikkat çekiliyor.
Bu amaçla İstanbul’un simge binalarından Galata Kulesi mor renkle ışıklandırıldı.
Kentin simge noktalarından Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü de 17 Kasım Dünya Prematüre Çocuklar Günü’ne dikkati çekmek için mor renkle aydınlatıldı.
Prematüre çocuklara dikkati çekmek ve farkındalığı sürdürmek amacıyla her yıl Dünya Prematüre Günü’nde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Akşam saatlerinde başlayan farkındalık çalışması, yarın günün ilk saatlerine kadar devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Gülnar ilçesinde bir şüphelinin sahte bandrollü kaçak makaronları piyasaya süreceği bilgisine ulaşarak çalışma yaptı. Ekiplerin çalışmasında belirlenen şüphelinin iş yeri ve adresine operasyon düzenledi. Düzenlenen operasyonda şüpheli yakalanırken işyeri ve evinde yapılan aramada 21 bin 230 adeti dolu 208 bin 830 adet sahte bandrollü makaron, 187 kilo 200 gram tütün, 46 bin 500 adet ambalaj poşeti, 3 adet sigara sarma makinesi, 75 adet elektronik sigara likiti, 5 adet elektronik sigara ile 470 adet bandrol etiketi geçirildi.
Şüpheli adli işlemleri yapılmak üzere jandarmaya götürüldü. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, saat 03.30 sıralarında Çorum’un Osmancık ilçesi Şenyurt Mahallesi 9. Cadde’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, cadde üzerinde bulunan apartmanın 4’üncü katında yaşayan Fatma Makineci (36) ve oğlu Kaan Mert Kaya’nın (14) evinden patlama sesi geldiğini duyan komşuları durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Anne ve oğlunun evine giden ekipler, kapı ve pencereyi kırarak içeri girdi. Eve giren ekipler Fatma Makineci’nin cesedi ile karşılaştı. Mert Kaan Kaya ise farklı bir odada ağır yaralı olarak bulundu. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan çocuk hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan Kaan Mert Kaya kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Ekipler tarafından evde yapılan incemelerde, Fatma Makineci’nin anne ve babasına ithafen bir intihar mektubu bıraktığı tespit edildi. Hayatını kaybeden Fatma Makineci’nin bir süre önce eşinden boşandığı ve psikolojik sorunlarının olduğu öğrenildi. Ekipler tarafından evde yapılan incelemelerde ise yangının her yere dökülen jel ve tiner ile çıkartıldığı tespit edildi.
Cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması neticesinde Fatma Makineci’nin cenazesi de evden çıkartılarak morga kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan’da havaların soğumasıyla birlikte araç sahiplerinin buzlu camlarla mücadelesi başladı. Kimi araç sahipleri buzlu camı çözmek için erken uyanıp aracını ısıtmak zorunda kalırken, kimileri de camdaki buzu kazıyıcı veya kredi kartı gibi malzemelerle temizlemeye çalışıyor.
Hal böyle olunca buzlu camı hızlı çözmek isteyen sürücüler cam kazıyıcılarını aşırı bastırdıkları için camlarını çizebiliyor. Oto tamircisi Kenan Gürler, buzlu camları çözmek için en etkili yöntemleri paylaştı. Gürler, buz kazıyıcıların camlarda çizik oluşturabileceğini belirterek, daha güvenli bir yöntem olarak tuzlu su ya da alkollü yüksek antifrizli cam sularını kullanmayı tavsiye etti.
“Buzlu camı çözmede en güzel etken, alkollü yüksek antifrizli cam suyu ya da tuzlu su”
Oto tamirci Kenan Gürler, buzlu camı çözmede en etkili yöntemin alkollü yüksek antifrizli cam suları yada tuzlu su olduğunu ifade ederek, “Kış öncesi yoğunluk başladı. Buzlu camı çözmede en güzel etken alkollü su ya da tuzlu su. Ben kendi aracımda sprey kullanıyorum, tuzlu su yaptım. Çok kolay ve rahat bir şekilde buzu açıyor. Buz kazıcı ister istemez çok sert basıldığında camı çiziyor. Buna karşı kullanılacak en güzel etken sprey kullanmak. Bazı marketlerde satılıyor. Özel açıcılar var. Bu tür malzemeleri kullanabilirler. Bir arkadaşımız sıcak suyla alakalı bir sorun yaşadı. Camda çatlama oldu. Şahsen tavsiye etmiyorum. Yapan çok insan var ama ne kadar sağlıklı bilmiyorum. Ama dediğim gibi sprey yada tuzlu su en iyisi” dedi.
Sönmez, buzlu cama tuz dökmenin sileceklere zarar verebileceğini söyleyerek, “Erzincan’da akşamları eksiyi görüyor gündüzleri de soğuk. Artık bu saatten sonra antifrizli cam suyu kullanmak lazım. Piyasada cam suyu çok ama bunun için önemli olan içindeki alkol oranı ve kaliteli cam suyu kullanmamız lazım. Alkol oranı yüksek olmazsa bir faydası olmaz. Ben sprey kutusuna tuzlu su doldurdum. Tuz oranı yüksek olacak, camdaki buzu çözmesi için. Buzlu cama direk tuz dökerlerse faydası olur ama bu sefer sileceğe zarar verebilir. Buda silecekte aşınmaya neden olur. En etkilisi tuzlu su” diye konuştu. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozkurt Halk Eğitim Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen kongrede divan başkanlığını il koordinatörü İsmail Altınöz yaptı.
Kongreye tek aday olarak katılan mevcut başkan Utku Eren, kullanılan oyların tamamını alarak yeniden başkanlığa seçildi.
Yönetim kurulu ise Ramazan Tecen, Gizem Can Debreli, Mehmet Oğuz Kağan Kasap, Burhanettin Bıyıklıoğlu, Mehmet Çevirgen, Ahmet Özkan, Mehmet Akif Teker, İsa Gür, Ahmet Kalafat ve Aygün Tuncel’den oluştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Texas’taki AT&T Stadyumu’nda 70 bin kişi önünde gerçekleşen maçı, efsane boksör Andre Ward ve komedyen Cedric the Entertainer ile birlikte sunan 43 yaşındaki Abdo’nun deri desenli korsesi dikkat çekti.
Abdo’nun şık görüntüsü, sosyal medyada büyük beğeni topladı. Kullanıcılar “Güzel Kate Abdo’nun bu etkinliği sunması izleme isteğimi artırıyor”, “Kate Abdo’nun Logan-Tyson maçını sunması muhteşem”, “Bu organizasyondaki tek iyi şey Kate Abdo” gibi yorumlar yaptı.
İngiliz sunucunun Amerikan aksanıyla konuşması da izleyenleri şaşırttı. Sosyal medya kullanıcıları bu değişikliği şaşkınlıkla karşıladı ve eğlenceli yorumlarla paylaştı.
Abdo’nun yakın zamanda eski boksör ve şimdiki antrenör Malik Scott ile evlendiği öğrenildi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’ın ünlü oyuncusu Ahu Tuğba, ABD’de hayatını kaybetti. Otopsi raporu ortaya çıkan 69 yaşındaki Ahu Tuğba’nın ölüm nedeni ortaya çıktı.

Annesinin ölümüne alışamayan Anjelik Calvin, zor günler geçiriyor…

Ahu Tuğba’nın acılı kızı Anjelik Calvin, sosyal medya hesabından yürek yakan bir paylaşımda bulunmuştu.

“ANNEME KAVUŞMAK İSTİYORUM”
Calvin, “Anne çok acı çekiyorum. Anneme kavuşmak istiyorum” demişti.

‘ALLAH’IM DAYANAMIYORUM ARTIK’
“Anne çok acı çekiyorum… Derin bir ızdırap… Keşke evden bahçeye bile çıkmasaydım. Çok pişmanım seninle oturamadım, uyuyamadım. Kalbim ağrıyor. Allah’ım dayanamıyorum artık. Hangisi daha hayırlı ise hakkımda o olsun, anneme kavuşmak istiyorum rabbim.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atv’de yayınlanan ‘Bir Gece Masalı’ dizisinde rol alan Özlem Türkad ile bir araya geldik. Dizide kocasını kaybettikten sonra onun yokluğunu kabullenemeyen Süreyya karakterini canlandıran oyuncu, hem rolüyle hem de rol arkadaşlarıyla ilgili samimi açıklamalar yaptı. “Keşke Süreyya gibi ‘Aman boşver’ deyip vurdumduymaz olabilsem” diyen Türkad, “Sette şükrettiğim bir ortam var. Burak ve Yazgıcı’ya çok hayranım” diyerek Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’dan övgüyle bahsetti.
Diziye dahil olma süreciylebaşlayalım mı?
Tabii ki, diziye ilk okey diyenlerden biriyim. Menajerim sevgili Nimetçiğimle beraber o arada 5-6 senaryo okumuş ve reddetmiş durumdaydık. Bu iş geldiğinde rol çok ilgimi çekti açıkçası. Daha önce oynamadığım, değişik bir renkteydi. Süreyya’nın rengine kapıldım diyebilirim.
Biraz gelgitli birkarakter değil mi?
Şöyle, yası kaldıramamış ve kendini gerçekliğe kapatmış bir kadın. Kocası ölmemiş gibi davranıyor. Akıl hastalığı yok herhangi bir teşhisi yok, fakat kocasının katilini biliyor olmasına rağmen durumu kabul etmiyor.
Bu durumun bilimsel bir karşılığıvar mı peki?
Evet, bilimsel olarak böyle tanılar var. Araştırdım, çok kitap okudum. Kendi terapistimle uzun uzun sohbet ettim. Çok klişeye düşmek kolaydır bu tip rollerde. Deli gibi oynamak, kötüyü kötü oynamak, abartarak oynamak kolaydır. Bıçak sırtı rollerdir. Mümkün mertebe bunu doğala ve gerçeğe yaklaştırabilmek için çok bilgi edindim, çok çalıştım. Süreyya bu şekilde çıktı. Çok seviyorum kendisini.

SÜREYYA GİBİ OLMAK İSTERDİM
Seyirci de sevmiş karakteri. Nasılyorumlar geliyor size?
Evet, Süreyya’yı çok seviyor herkes. Tabii ki sever çünkü o kadar entrikanın kaosun içinde saf, pür ve iyiniyetli kalabilen tek pozitif karakter O. Evin içinde de sevilen bir karakter. Aklında ne varsa çat diye söyleyebilen bir karakter. En negatif şeyde bile ‘Aman boşver’ deyip hayatına devam edebiliyor. Şalterleri indirmek hayatını kolaylaştırıyor.
Siz de öyle biri misiniz?
Çok isterdim Süreyya gibi şalterleri indirebilmeyi, vurdumduymaz olmayı. Ama maalesef ben biraz düşünceli biriyim. Yaşadığım yerin, ülkenin, coğrafyanın sorunlarıyla birlikte bana değen değmeyen, duyduğum bildiğim öğrendiğim her şeyin yükleriyle yaşıyorum.
Dizinin bu kadar sevileceğini, tutacağınıdüşünmüş müydünüz?
Evet, kendi karakterimden bağımsız hikâye de çok hoşuma gitti. Çalışacağını ön görmüştüm. Bu işin yüzde 80’i doğru cast. Bizim işimiz de; başrollerden diğer karakterlere kadar çok doğru oyunculara emanet edildi.
Reytingleri takip eder misiniz?
Hiç takip etmiyorum. Sektörün nasıl döndüğünün tabii ki farkındayım ama ben oyuncu olarak üzerime düşen vazifeyi en iyi şekilde çalışıp yerine getirdikten sonrasının gerçekten benimle ilgisi yok. Ama reyting iyi gelirse çok mutlu olurum tabii ki.
Setteki uyum nasıl? Rolarkadaşlarınız için neler söylemekistersiniz?
Daha öne Deniz Gürkan’la beraber çalışmıştık. Onun dışında herkesle ilk defa çalışıyorum. Yatıp kalkıp şükrettiğim bir ortamımız var. Herkesi çok seviyorum. Burakcığıma, Yazgıcığıma çok hayranım. Rüçhan ablacım, Yıldız ablacım, Kenan abiciğim, zaten onlar bizi sardı sarmaladı. Ortak bir auro oluştu. Dışarıda bile görüşüp çay kahve içiyoruz. Sette doyamıyoruz birbirimize.

Burak’la Yazgı’nın uyumunu nasıldeğerlendiriyorsunuz?
Aralarındaki yaş farkıyla ilgili baştan beri söylenen hiçbir şeyi çok dikkate almadım açıkçası. Esas mesele kimya. Yazgı’nın bir önceki işi ‘Kardeşlerim’deki liseli hali akılda kaldığı için o hafıza tazeleniyor oysa Yazgı çok hoş bir genç kadın. Yazgı bence o algıyı bu rolle kırdı. Oyunculuğu yanlış anlamaktan kaynaklanan bazı genç arkadaşlarda ego oluşuyor ya, öyle bir şeyle karşılaşacağım endişesiyle başladım bu işe aslında. Ama çok şükür hiç öyle olmadı. Tam tersine ne Burak da ne Yazgı da ikisinde de öyle bir şey yok. Sahneyi beraber konuşup öneri almaya açıklar. Özellikle Burak’la daha fazla sahnem olduğu için, ben de onlardan çok şey öğreniyorum.
Burak’la anne oğulu oynuyorsunuz.O ilişki nasıl aranızdaki?
Süreyya Mahir’i öyle bir yere koymuş ki hayatında, kocasını kaybettikten sonra her şeyi Mahir olmuş. Dünya Mahir’in etrafında dönüyor gibi. İlk bölümde kavga ettikleri bir sahne var Burak’la. Bizim beraber çektiğimiz ilk sahne o ve zor bir sahneydi. O zor sahneden başlamak karaktere nasıl yaklaşacağımızı öğretti bize.
Mahir’le Canfeza’nın ilişkisi seyircidekarşılık buldu. Onların ilişkisindeseyirciye sıcak gelen şey neoldu sizce?
Ben onların sahnelerini izlerken, birbirine aşık iki genç görüyorum. Terminolojileri de oturdu. Sadece laflarını söylemiyorlar, birbirlerini tamamlıyorlar. Aralarındaki ilişki naturel bir yere evrildi ki, düşman iki ailenin çocukları olmasına rağmen seyirciye ulaşılmaz gelmiyor. Onların sahnelerini gülümseyerek seyrediyorum.

ŞÖHRET DEDİĞİN ŞEY AMBALAJ
Az önce bahsettiğiniz egoluisimlerle karşılaştınız mı hiç?
Çok şükür ben öyleleriyle karşılaşmadım. Kötülerle hiç karşılaşmadım. Yukarıdan bir torpilim var galiba. Ama çok duyuyorum etrafta. Emek harcamadığınız her şey kıymetsizdir, oyunculuk da öyledir. Mesleğimiz sadece kamera karşısında durup derin derin bakmaktan ibaret değil. Bir karakter oluşturmak için uzun uzun çalışmak gerekiyor ya, bazen bu etapları atlayıp sadece işi yapmaya geldiğinde sıkıntı oluyor bence. Ün, şan, şöhret dediğiniz şey bu işin ambalajı. Paketi açtığınızda karşılaştığınız şey önemli.
Siz nasıl yaşıyorsunuz şanşöhret durumunu?
Bu işimin bir parçası ama hiçbir zaman hayatımda öne çıkmasına izin vermedim, vermem. Pazara da giderim, toplu taşımaya da binerim. Çok ünlüyüm duygusunu taşımadan yapıyorum işimi.
Sürekli anne rollerinin gelmesindendolayı bir serzenişin var mı?
Serzeniş demeyelim ama yapımcıların ve yönetmenlerin daha hayalperest ve cesur olmalarını isterim açıkçası. Bir sürü ön koşul var. Daha ünlü olsun, daha güzel olsun. Bir de şimdi takipçi sayısı eklendi bunlara. Sonuçta bizim dışımızda gelişen bir durum bu. Ben bir oyuncu olarak her rolü oynamayı çok isterim tabi ki. Tiyatroda kariyerimde 5 ödülün tamamı Bernarda Alba’nın Evi oyunundan ve orada oynadığım karakter hiç de sevimli değildi. Dolayısıyla farklı roller önüme gelse yaparım.
35 KİLO BİRDEN VERDİM
Sizi internette araştırırken hepkilolu haliniz ve geçirdiğinizmide operasyonu haberleri çıkıyor. Budurumdan rahatsız mısınız?Yok, hayır değilim. Ailemden genetik olaraktaşıdığım yüksek tansiyon, şeker gibi risklervardı. Ailede herkes şeker hastası. Dolayısıyla kiloile gelen risklerim vardı. Ailede yemek yemek çoksevildiği ve bir türlü önüne geçilemediği için, hayatımhep kilo vermeyi denemekle geçti. Sonra mide küçültmeameliyatı oldum. Sonrası daha sağlıklı geçti benim için.Kilo almadım, kan değerlerim düzene girdi, dizimdekibelimdeki rahatsızlıklar iyileşti. Sağlık olarak işime çokyaradı, estetik kısmı ikinci planda kaldı desem yeridir.
Ameliyat olmanızın üstünden ne kadar geçti?2016’da oldum. 35 kilo verdim. Aynı kiloyu korumayıbaşarıyorum 8 yıldır. Aynı ameliyatı geçirip sonra kiloalan çok insan duyuyorum. Biraz dikkat etmek önemli.
Sizi kilolu halinizle seven yorum yapançok insan var…Ben de o halimi çok seviyorum. O yanaklar netatlıydı keşke gitmeseydi diyen bir sürü seyirci var.Ama dediğim gibi sağlık önceliğim oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayat hikayesi sosyal medyada gündem oldu… Ünlü oyuncu Cengiz Nezir, Hababam Sınıfı filminde canlandırdığı ‘Bozum Cahit’ karakteriyle gönüllere taht kurmuştu. Usta isim Bizim Aile, Ah Nerede, Aile Şerefi ve Süt Kardeşler gibi Yeşilçam’ın birbibirinden sevilen filmlerinde oynamıştı.

Unutulmaz filmlere imza atan Cengiz Nezir, bir anda oyunculuğu bırakarak sevenlerini üzmüştü.

67 yaşındaki Cengiz Nezir, oyunculuğun ardından bambaşka bir işe yönelmişti.

‘Bozum Cahit’ karakteriyle tanıdığımız Cengiz Nezir, şimdilerde tokacılık yapıyor.

Cengiz Nezir, yönetmen ve senarist Yavuz Turgul’a kızdığı için oyunculuğu bıraktığını itiraf etmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Önümüzdeki günlerde sete çıkmaya hazırlanan dizinin kadrosunda; Sude Zülal Güler, Emre Dinler, Damlasu İkizoğlu, Atakan Hoşgören, Yalçın Hafızoğlu, Özgür Cem Tuğluk, Melisa Bostancıoğlu, Dilaray Yeşilyaprak, Aykut Yılmaz, Murat Akkoyunlu, Ruhi Sarı, Murat Kılıç, Kadim Yaşar, Hilmi Özçelik, Elif Çakman, Şebnem Doğruer, Ayşen Sezerel, Elif İnci, Handan Yıldırım, Burak Can Doğan ve Melis Özçimen gibi genç yetenekler ve deneyimli oyuncular yer alıyor.

Proje tasarımı Cemil Yavuz, senaryo ve hikâyesi Fatih Özcan’a ait olan “Zembilli”de, yönetmen koltuğuna Ufuk Hakan Eren oturuyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Zembilli, Toros Dağları’nın eteklerinde bir Yörük kasabasındaki insanların acı, tatlı ve sürükleyici hikâyesini konu alıyor.

Güçlü ve sıcak anlatımıyla Zembilli, Anadolu’nun kalbindeki bir kasabanın, aslında ne kadar derin ve dokunaklı hikâyeler barındırdığını gözler önüne serecek.

Zembilli, çok yakında atv ekranlarında izleyiciyle buluşacak!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydan Şener, bir döneme damga vurmuş isimlerin başımda geliyor. Hem oyunculuğu ile hem de güzelliğiyle her zaman dikkat çeken isimlerden biri…

1963 yılında Kilis’de doğan ünlü sanatçı, 1981 yılında Türkiye Güzeli seçildi.

Aynı yıl Türkiye’yi Miss World güzellik yarışmasında temsil etti.

Yeşilçam’ın tescilli güzeli Aydan Şener’in kızı da çok ünlü çıktı.

Aydan Şener’in kızı meğer Medcezir dizisinin yıldızıymış.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BİRÇOK FAYDASI BULUNUYOR
KALSİYUM İHTİYACINI GİDERİR: Düzenli olarak ayran tüketimi, kemik sağlığının korunmasına yardımcı olabilir. Ayranın içerdiği kalsiyum aynı zamanda hücrelerin sağlığının korunmasına ve kas sağlığına önemli katkılar sağlar.
VİTAMİN DEPOSU: Ayranın içerdiği yüksek değerdeki B kompleksi, vitaminleri başta olmak üzere D vitamini özellikle anemi hastalığına yakalanma riskini azaltabilir. Demir içermesi de artı bir fayda sağlar.
RİBOFLAVİN İÇERİR: Ayran hormonlarının salgılanması ve sindirime yardımcı olan gıdaların enerjiye dönüşmesine yarayan riboflavin açısından zengindir. Ayrıca antioksidan özelliğinden dolayı karaciğer sağlığına katkıda bulunur.
KAN BASINCINI AZALTIR: Bu konuyla ilgili olarak dünyanın farklı ülkelerinde yapılan birçok araştırma ayran tüketimin kolesterolün sağlıklı bir seviyede kalmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Kan basıncının düşmesini sağladığını da ispatlamıştır.

KOLESTEROLE İYİ GELİR: Ayran kolesterol seviyesinin düzenlenmesine hayati katkı sağlayan bileşenler açısından çok zengindir.
KABIZLIĞI GİDERİR: Ayranın sulu bir içecek olması bağırsak hareketlerinin artmasını sağlar ve kabızlık sorununun giderilmesinde etkili olur. Aç karınla tüketildiğinde daha etkili sonuçların alınmasına yardımcı olabilir.
GASTRİTE İYİ GELİR: Ayran, gastrit sorunlarının giderilmesine bağırsaklarda faydalı bakterilerin sayının artmasına yardımcı olabilir. Düzenli olarak ayran içmek başta sindirim sistemi olmak üzere iç organların sağlığını korur. Aynı zamanda cilt sağlığının korunmasına da yardımcı olur.
HARARETİ GİDERİR
Özellikle ayranın yaz aylarında hararet giderici özelliği vardır. Ağır yemeklerden sonra tüketilmesi hazmın kolaylaşmasına ve gaz sorunlarının ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.

EV YAPIMI AYRAN
MALZEMELER
1 su bardağı yoğurt
Yarım çay bardağı süt
Yarım çay bardağı maden suyu
1 bardak soğuk su
1 çay kaşığı tuz
YAPILIŞI: İlk olarak uygun bir kap içerisine yoğurdumuzu alalım. Eğer varsa ev yoğurdu yoksa hazır yoğurt kullanabilirsiniz. Ardından üzerine su hariç diğer malzemelerimizi ekleyelim. Blender ile homojen bir kıvam alana kadar karıştıralım. Tuzunu kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Suyu ekleyerek blender ile karıştırmaya devam edelim. Eğer ayranınızın daha koyu ve akışkan olmasını istiyorsanız soğuk suyu yavaş yavaş ekleyerek damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Dilerseniz üzerine bir tutam kuru nane serpebilirsiniz ya da taze nane eşliğinde servis edebilirsiniz. Ben bu ölçülerle 4 bardak ayran elde ettim. Siz oranları kişi sayınıza göre arttırarak ayarlayabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Serpil Çakmaklı ile Yalçın Dümer’in kızları Merve, sosyal medyayı salladı. Güzelliği ile aynı annesi…

Yalçın Dümer ile Serpil Çakmaklı 1993 yılında nikah masasına oturup iki yıl sonra yollarını ayırmıştı. Çiftin bu evlilikten Merve adında bir kızları olmuştu.

Yalçın Dümer ve Serpil Çakmaklı’nın kızları Merve şimdi 30 yaşında…

Amerika’da yaşayan Merve Dümer güzelliğiyle ilgi odağı oldu.

Serpil Çakmaklı, Yalçın Dümer ile dünyaya gelen kızı Merve Dümer’in doğum gününü duygusal bir mesajla kutlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
atv dizisi ‘Bir Gece Masalı’nda Süreyya karakterini canlandıran deneyimli oyuncu Özlem Türkad, Süreyya’nın rengine kapıldığını söyledi. “Sette şükrettiğim bir ortam var” diyen Türkad, rol arkadaşlarından övgüyle bahsetti

Atv’de yayınlanan ‘Bir Gece Masalı’ dizisinde rol alan Özlem Türkad ile bir araya geldik. Dizide kocasını kaybettikten sonra onun yokluğunu kabullenemeyen Süreyya karakterini canlandıran oyuncu, hem rolüyle hem de rol arkadaşlarıyla ilgili samimi açıklamalar yaptı. “Keşke Süreyya gibi ‘Aman boşver’ deyip vurdumduymaz olabilsem” diyen Türkad, “Sette şükrettiğim bir ortam var. Burak ve Yazgıcı’ya çok hayranım” diyerek Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’dan övgüyle bahsetti.

Diziye dahil olma süreciyle başlayalım mı?
Tabii ki, diziye ilk okey diyenlerden biriyim. Menajerim sevgili Nimetçiğimle beraber o arada 5-6 senaryo okumuş ve reddetmiş durumdaydık. Bu iş geldiğinde rol çok ilgimi çekti açıkçası. Daha önce oynamadığım, değişik bir renkteydi. Süreyya’nın rengine kapıldım diyebilirim.
Biraz gelgitli bir karakter değil mi?
Şöyle, yası kaldıramamış ve kendini gerçekliğe kapatmış bir kadın. Kocası ölmemiş gibi davranıyor. Akıl hastalığı yok herhangi bir teşhisi yok, fakat kocasının katilini biliyor olmasına rağmen durumu kabul etmiyor.
Bu durumun bilimsel bir karşılığı var mı peki?
Evet, bilimsel olarak böyle tanılar var. Araştırdım, çok kitap okudum. Kendi terapistimle uzun uzun sohbet ettim. Çok klişeye düşmek kolaydır bu tip rollerde. Deli gibi oynamak, kötüyü kötü oynamak, abartarak oynamak kolaydır. Bıçak sırtı rollerdir. Mümkün mertebe bunu doğala ve gerçeğe yaklaştırabilmek için çok bilgi edindim, çok çalıştım. Süreyya bu şekilde çıktı. Çok seviyorum kendisini.

SÜREYYA GİBİ OLMAK İSTERDİM
Seyirci de sevmiş karakteri. Nasıl yorumlar geliyor size?
Evet, Süreyya’yı çok seviyor herkes. Tabii ki sever çünkü o kadar entrikanın kaosun içinde saf, pür ve iyiniyetli kalabilen tek pozitif karakter O. Evin içinde de sevilen bir karakter. Aklında ne varsa çat diye söyleyebilen bir karakter. En negatif şeyde bile ‘Aman boşver’ deyip hayatına devam edebiliyor. Şalterleri indirmek hayatını kolaylaştırıyor.
Siz de öyle biri misiniz?
Çok isterdim Süreyya gibi şalterleri indirebilmeyi, vurdumduymaz olmayı. Ama maalesef ben biraz düşünceli biriyim. Yaşadığım yerin, ülkenin, coğrafyanın sorunlarıyla birlikte bana değen değmeyen, duyduğum bildiğim öğrendiğim her şeyin yükleriyle yaşıyorum.
Dizinin bu kadar sevileceğini, tutacağını düşünmüş müydünüz?
Evet, kendi karakterimden bağımsız hikâye de çok hoşuma gitti. Çalışacağını ön görmüştüm. Bu işin yüzde 80’i doğru cast. Bizim işimiz de; başrollerden diğer karakterlere kadar çok doğru oyunculara emanet edildi.
Reytingleri takip eder misiniz?
Hiç takip etmiyorum. Sektörün nasıl döndüğünün tabii ki farkındayım ama ben oyuncu olarak üzerime düşen vazifeyi en iyi şekilde çalışıp yerine getirdikten sonrasının gerçekten benimle ilgisi yok. Ama reyting iyi gelirse çok mutlu olurum tabii ki.
Setteki uyum nasıl? Rol arkadaşlarınız için neler söylemek istersiniz?
Daha öne Deniz Gürkan’la beraber çalışmıştık. Onun dışında herkesle ilk defa çalışıyorum. Yatıp kalkıp şükrettiğim bir ortamımız var. Herkesi çok seviyorum. Burakcığıma, Yazgıcığıma çok hayranım. Rüçhan ablacım, Yıldız ablacım, Kenan abiciğim, zaten onlar bizi sardı sarmaladı. Ortak bir auro oluştu. Dışarıda bile görüşüp çay kahve içiyoruz. Sette doyamıyoruz birbirimize.

Burak’la Yazgı’nın uyumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aralarındaki yaş farkıyla ilgili baştan beri söylenen hiçbir şeyi çok dikkate almadım açıkçası. Esas mesele kimya. Yazgı’nın bir önceki işi ‘Kardeşlerim’deki liseli hali akılda kaldığı için o hafıza tazeleniyor oysa Yazgı çok hoş bir genç kadın. Yazgı bence o algıyı bu rolle kırdı. Oyunculuğu yanlış anlamaktan kaynaklanan bazı genç arkadaşlarda ego oluşuyor ya, öyle bir şeyle karşılaşacağım endişesiyle başladım bu işe aslında. Ama çok şükür hiç öyle olmadı. Tam tersine ne Burak da ne Yazgı da ikisinde de öyle bir şey yok. Sahneyi beraber konuşup öneri almaya açıklar. Özellikle Burak’la daha fazla sahnem olduğu için, ben de onlardan çok şey öğreniyorum.
Burak’la anne oğulu oynuyorsunuz. O ilişki nasıl aranızdaki?
Süreyya Mahir’i öyle bir yere koymuş ki hayatında, kocasını kaybettikten sonra her şeyi Mahir olmuş. Dünya Mahir’in etrafında dönüyor gibi. İlk bölümde kavga ettikleri bir sahne var Burak’la. Bizim beraber çektiğimiz ilk sahne o ve zor bir sahneydi. O zor sahneden başlamak karaktere nasıl yaklaşacağımızı öğretti bize.
Mahir’le Canfeza’nın ilişkisi seyircide karşılık buldu. Onların ilişkisinde seyirciye sıcak gelen şey ne oldu sizce?
Ben onların sahnelerini izlerken, birbirine aşık iki genç görüyorum. Terminolojileri de oturdu. Sadece laflarını söylemiyorlar, birbirlerini tamamlıyorlar. Aralarındaki ilişki naturel bir yere evrildi ki, düşman iki ailenin çocukları olmasına rağmen seyirciye ulaşılmaz gelmiyor. Onların sahnelerini gülümseyerek seyrediyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyayı kasıp kavurdu… Genç oyuncu Birsu Demir’i görenler ‘Büyüyünce Türkan Şoray’a benzemiş” dedi.

Bir dönemin çocuk oyuncularından Birsu Demir değişimi ile sosyal medyanın konuşulan isimlerinden olmayı başarıyor. Verdiği cüretkar pozlarla mest eden Birsu Demir öyle pozlar verdi ki takipçileri alev emojileri yağdırdı.

Alemin Kıralı dizisindeki Oben karakteriyle hafızalarda yer edinen Birsu Demir’in son hali sosyal medyaya damga vurdu.

İşte farklı güzelliğiyle bakışları üzerine çeken Alemin Kıralı’nın Oben’i Birsu Demir’in son hali…

Birsu Demir son pozlarıyla mest etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM“UZAMASINI ORANTILI HALE GETİRİYOR”
İpek Aydın, oğlunun rahatsızlığının hamileliğinin 6’ncı ayında tespit edildiğini söyle
yerek, “6 aylık olduktan sonra anne karnındayken bir problem olduğunu söyledi doktorlarımız. Fakat bebek büyüdüğü için ne olduğunu anlayamadık, doğmasını bekledik. Doğduktan sonra genetik testleriyle, ‘akondroplazi’ hastalığı teşhisi konuldu. Akondroplazi hastalığı ‘kısa boy’ olarak adlandırılıyor. Nadir bir hastalık olduğu söylendi bize. Önce düzenli bir şekilde fizik tedavilere devam ettik. Ardından doktorlarımızın tavsiyesi ile Almanya’dan gelen bir ilacı kullanmaya başladık. Bu ilaç çocuğumun boyunu uzatarak ve boyunu ve uzamasını orantılı hale getiriyor. Aynı zamanda uyku sırasında solunum kesilmesi problemi de ilaç sayesinde düzelmeye başladı ve çocuğum geceleri çok daha rahat uyuyabiliyor” dedi.
İpek Aydın, ilacın aylık masrafının 800 bin liraya ulaştığını belirterek, “Davamızı kazandık. İlacımızı ücretsiz alıyoruz çok şükür. Evet şu anda sağlık olarak oğlumun durumu iyi fakat manevi olarak da çok sıkıntılar yaşıyoruz. Ama doktorlarımız bize çok destek oldular. İlaç geldiğinde bize ilacı nasıl kullanacağımızı anlattılar. Biz ilaç gelir gelmez kullanmaya başladık. Aralık 12’sinde ilk aşımızı vurduk. Şimdiye kadar bir yıl dolmadan 8 santim uzadı Selim’in boyu. 90 santim ile başladık. Şu anda 98 santim. Doktorların söylediğine göre 15 yaşına kadar kullanacak ve oğlumun boyu 15 ile 20 santim fark edecek. Yani 1,50, 1,55 boylarına gelebilecek. Kendisini işlerini daha rahat yapabilecek hale gelecek en azından” ifadelerini kullandı.
“İLAÇ UZAMAYI ARTIRIYOR”
Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği’nden Dr. Fatih Gürbüz, ‘akondroplazi’ hastalığı kalıcı bir hastalık olduğunu söyleyerek, “Genetik olarak geçişi vardır. Ama illa ailede ve bebeğinde olmak zorunda değil. Kendiliğinden de anne karnında gebelik sırasındaki genetik bozukluktan dolayı olabilir ki en sık da böyle olur. Yani illa annesi ‘akondroplazi’ olmak zorunda değildir. Bu hastalığın genetik olarak bu kemik oluşumunda, kıkırdak oluşumundaki bir gende bozukluğa bağlı olarak gelişen, kemiğin büyümesini sağlayan sistemlere bozukluğa yol açan bir durumdur. Genetik bir hastalık olduğu için tedavisi şu an yok. Sadece verdiğimiz bir molekül var. Bu da yeni çıktı. Faz çalışmaları yapıldı. Bu verilen tedavi moleküler bir ilaç tedavisidir. Ama bu ağızdan alınma şeklinde değil enjeksiyon şeklinde yapılıyor. Bu ilaç tedavisi akustiklerdeki durumu tamamen düzeltmez. En azından uzama hızını eskiye göre ortalama yıllık 1,5 santim uzamayı arttırıyor. Bu o kadar uzun olamıyor. Akranlarını yakalayamıyor. Ama şu anki verilen tedaviyle tedavisiz olanlara göre yıllık 1,5 santimlik bir fark oluyor. Bu da uzun süre kullanımında tabii ki çocukta gözle görülür bir boy kazancı sağlıyor. Boy dediğimiz kısımda 1 santim bile bizim için çok önemli” dedi.
Dr. Fatih Gürbüz, bu tür hastalarda eski uzama hızı 6 santimse ilaçla birlikte 8 santime çıkmasının doğal bir sonuç olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Artan şeker tüketimi ve diyabet vakalarındaki yükseliş ülkemizde de çok ciddi rakamlara ulaştı. Ülkemizde 18 yaş üzeri diyabet hastası oranı yüzde 14,5 oldu ve 10 milyonu aşkın kişi diyabet hastası. Ülkemizde diyalize giren hasta sayısı da 65 bine yaklaştı ve bu kişilerin de yüzde 40’ı aynı zamanda diyabet hastası. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Güney California Üniversitesi’nde apılan çarpıcı bir araştırmayı gündeme getirdi. Science dergisinde yayımlanan bu araştırmaya göre, şeker tüketimini kontrol altına almak yalnızca çocukluk ve yetişkinlikte değil, anne karnından itibaren sağlıklı bir geleceğin temelini oluşturuyor.
REKLAMİLK İKİ YILDA DÜŞÜK ŞEKER TÜKETİMİ, DİYABET VE HİPERTANSİYON RİSKİNİ AZALTIYOR
Erk, “Vakfımız, yıllardır ülkemizde şeker ve tuz tüketiminin azaltılması için büyük çaba harcıyor. Özellikle gelişme çağındaki çocuklarımızın ambalajlı gıdalardan uzak durması ve şeker tüketiminin minimuma indirilmesi için şehir şehir, okul okul gezerek eğitimlerle farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Dünyada bu konuda yapılmış en güncel araştırmalar da çabamızın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
TBV Başkanı Erk, Güney California Üniversitesi araştırmacılarının annenin gebelik döneminde ve doğumdan sonraki ilk iki yılda düşük şeker tüketiminin diyabet ve hipertansiyon riskini nasıl azalttığını ortaya koyduğunu belirtti.
“İkinci Dünya Savaşı’ndaki şeker karnesi uygulamasıyla yapılan karşılaştırmalı çalışmada, düşük şeker tüketimi olan bireylerin diyabet riskinin yüzde 35, hipertansiyon riskinin ise yüzde 20 oranında azaldığı görülmüş. Bu sonuçlar bize, şekerle mücadelenin anne karnından başlaması gerektiğini gösteriyor” diye ekledi.
Araştırma sonuçlarına göre, hamilelik döneminde ve bebeğin ilk iki yılında şeker tüketiminin azaltılması, diyabet ve hipertansiyonun başlangıcını geciktiriyor. Ayrıca, savaş sonrasında şeker karnesi uygulamasının sona erdiği dönemde İngiltere’de şeker tüketiminin iki katına çıkması, bu dönemde sınırlı şeker tüketen kişilerin yetişkinlikte daha sağlıklı bir durumda olduklarını kanıtlıyor.
REKLAMŞEKER KARNEMİZ TATLI DEĞİL
TBV Başkanı Timur Erk, ABD’de uzmanlar, 2 yaş ve üzeri bireylerin şeker alımını günlük kalorinin %10’uyla sınırlamayı önerse de ortalama bir Amerikalı günde yaklaşık 17 tatlı kaşığı ilave şeker tüketiyor. Bu oran, özellikle Tip 2 diyabet ve diğer sağlık sorunları açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Ülkemizde ise bu oran kişi başına 14 tatlı kaşığı seviyesinde, yani bizim de şeker karnemiz pek tatlı görünmüyor” dedi.
ŞEKER TÜKETİMİNİN AZALTILMASI İÇİN ÖZEL SEKTÖRE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Timur Erk, gıda sanayicileri, okullar, restoranlar gibi birçok kurum ve kuruluşun bu konuda harekete geçmesi gerektiğini ve hatta şeker tüketimini azaltmak için acil bir eylem planı hazırlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, Tip 2 diyabetin kontrol altına alınmadığında böbrek hastalıkları, kalp-damar sorunları ve hastalıkları, sinir ve göz hasarları, uzuv kaybı gibi pek çok ciddi komplikasyona yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Erk, “Bu tür kronik rahatsızlıklarla mücadele, şeker tüketimini kontrol altında tutmakla başlar. Ülkemizin yeni diyabet hastalarına değil, sağlıklı ve genç bir nüfusa ihtiyacı var” diye ekledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da yaşayan 33 yaşındaki Cüneyt ile 31 yaşındaki Sezer Öcal 20li yaşlarından itibaren diyalizle tanıştı. Önce ağabey Cüneyt Öcal, kasık fıtığı ameliyatı öncesi böbreklerinde sorun olduğunu öğrendi. Genetik bir hastalık olan “alport sendromu” tanısından sonra başladığı ilaç tedavisi işe yaramayan ağabey, diyalize girmeyi reddetse de başka çaresi kalmadı.
Ağabeyinin durumu üzerine iki yıl sonra doktor kontrolüne giden Sezer Öcal’a da aynı teşhis konuldu.
Bu süreçte birbirlerine iyileşeceklerine dair söz verip, diyalize giren kardeşlerin umudu Kocaeli Şehir Hastanesindeki kadavradan gelecek böbrek oldu.
REKLAM
Nakil için biri asil, biri de yedek olan kardeşler, birbirlerine “Önce sen nakil ol” dedikleri sırada doku uyumundan dolayı ikinci böbreğin de İstanbul’a gelecek olmasıyla çok umutlandı.
Gece saatlerinde Kocaeli’den getirilen böbrekler, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesindeki başarılı operasyonlarla kardeşlere nakledildi.
“BİR GÜN İYİLEŞECEĞİMİZE İNANDIĞIMIZ İÇİN SABIRLA BEKLEDİK”
19 Ekimde yapılan naklin ardından hastaneden taburcu edilen kardeşler, yaşadıklarını anlattı.
Ağabey Cüneyt Öcal, liseyi bitirdikten sonra çok kısa süre çalışma fırsatı bulduğunu ancak hastalığı nedeniyle iş hayatının sona erdiğini söyledi.
Hastalığı öncesi çok hareketli olduğunu, daha sonra tüm hayatının hastanelerde geçtiğini, zorlu sürece kardeşinin hastalığının da eklenmesiyle hayatın daha da zorlaştığını belirten Öcal, kendi hastalığını bir kenara bırakıp, kardeşine moral verdiğini anlattı.
Öcal, “O dönemde kardeşime de çok yardımcı oldum. Pozitif olması gerektiğini, bunların geçeceğini söyledim. Hep birbirimize destektik. Birlikte takıldık, hep pozitif olmaya çalıştık. Bir gün iyileşeceğimize inandığımız için sabırla bekledik” dedi.
REKLAM
Organlarını bağışlayan kişinin ailesine de vefat nedeniyle sabırlar dileyen Öcal, “Burada bize bebek gibi baktılar. Ben en çok su içmeyi özledim. Eve gittiğimde damacanayla su içmek istiyorum” dedi.
Sezer Öcal ise ablasının ısrarıyla doktora gittiğinde ağabeyiyle aynı sendroma sahip olduğunu öğrendiğini söyledi.
Hastalığın önce hiç belirti vermediğine dikkati çeken Öcal, “Hep bekledim, beklediğimiz umut gerçekleşti. Nakil olduktan sonra her şey yeniden başladı. Çok iyi oldum. Artık nefessiz kalmıyorum, yorulmuyorum, ayaklarım şişmiyor. Su içmek de çok güzel bir şeymiş, 10 senedir güzel güzel su içemiyordum” diye konuştu.
“ORTALIK BAYRAM HAVASINA DÖNDÜ”
Hastanenin Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük de Öcal kardeşlerin Bakanlık tarafından gönderilen aday listesinde olduğunu belirtti.
Nakil sırasında olası damarsal problemlere karşı bir de yedek aday belirlendiğini Küçük, “İlk sırada Cüneyt vardı. Cüneyt’in ismi öndeydi ama biz odaya geldiğimizde ikisi de birbirine ‘Ben almayayım, sen al, sana taksınlar’ diyorlardı. O sırada ikinci böbrek de sistemde doku uyumundan dolayı bize bırakıldı. Dolayısıyla kardeşler de bilmiyordu, biz de son anda öğrendik. Cüneyt ve Sezer birbirine böbreği ikram ederken ‘İkinci böbreği de size takacağız’ deyince, ortalık iyice bayram havasına döndü” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Küçük, her ikisinin de nakil olabileceklerini öğrendiklerinde büyük mutluluk duyduklarını, bunun çok sık rastlanan bir olay olmadığını, bir kadavradan iki kardeşe mucizevi ve başarılı şekilde böbrek nakillerini gerçekleştirdiklerini bildirdi.
İkinci evleri olarak gördükleri hastaneden artık kardeşlerin taburcu edildiğini dile getiren Küçük, “İki kardeşin durumu da özel. Alport sendromu dediğimiz bir durum. Genetik bir hastalık. Bu durumun birtakım komponentleri var ama bizim için en önemlisi böbrek yetmezliği kısmı. Biz de o kısmının tedavisi için böbrek naklini gerçekleştirdik” değerlendirmesini yaptı.
“BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞMİŞ KİŞİLERDEN BAĞIŞI ARTIRMAMIZ GEREKİYOR”
Prof. Dr. Küçük, Türkiye’de de birçok insanın organ nakli beklediğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Sadece böbrek değil, karaciğer, akciğer ve kalp nakli bekleyen hastalarımız var. Böbrekte hemodiyaliz olduğu için beklemeleri tedavide mümkün ama karaciğer, akciğer ve kalp yetmezliklerinde durum daha da ciddi. Ülkemizde canlı vericilerden yapılan nakiller daha çoğunlukta. Kadavradan bağışı yani beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden bağışı artırmamız gerekiyor. Bu konuda halkımızın bilinçlenmesi, biraz daha empati yapması gerekiyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
13 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK VİRÜSÜ NEREDEN ALDI?
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Meliha Çağla Sönmezer, yetişkinlerde HIV pozitifin artmasının dolaylı olarak çocuklarda da bir artışa yol açtığını kaydetti.
Sönmezer, “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi Başkanlığı resmi verilerine göre, 2023 yılında 18 yaş altı 27 çocukta HIV vakası kayıtlara geçti. Gündemde olan konuları da (13 yaşında AIDS’ten ölen erkek çocuk) göz önünde bulundurursak, son yıllarda çocuk vaka sayısındaki artış çok üzücü bir tablo. Bulaş yolları (anneden bebeğe, kan transfüzyonuyla ve cinsel ilişkiyle) göz önünde bulundurulduğunda; annesi HIV negatif olan ve 2021 yılında rutin yapılan tetkiklerinde HIV negatif saptanmış olan ve geçirilmiş bir ameliyat ve kan transfüzyonu öyküsü de olmayan 13 yaşındaki çocuk şu an HIV pozitif. O zaman nereden bulaştı. 13 yaşındaki bir çocuğun aktif ve kendi isteğiyle cinsel ilişkisi olmadığını düşünürsek ‘bir cinsel istismar olabilir mi’ diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“HIV POZİTİF ERİŞKİN SAYISINDA DA ARTIŞ VAR”
19-21 yaş grubunda da yeni HIV tanılarında da artış var. Ancak virüsün ne zaman kapıldığına dair bir saptama testi yok. Bu nedenle HIV’in 3 yıl önce mi, 4 yıl önce mi alındığını maalesef bilemiyoruz. Şu anki poliklinik başvurularında da artış söz konusu” diye konuştu.
Doç. Dr. Sönmezer, “HIV pozitif erişkin sayısında artış var. Nedeni de tanı konulamayan olgular. Zaten bununla ilgili biz Hacettepe HIV/AIDS Tanı Tedavi Araştırma Merkezi olarak tüm eğitimlerimizde şunu vurguluyoruz; HIV’i gösteren bazı indikatör hastalıklar var. Hastalar bir cilt lezyonuyla, döküntüyle dermatolojiye gidebilir. Ele gelen bir lenf bezi nedeniyle dahiliyeye gidebilir. Ateşi nedeniyle acile başvurabilir ya da boğaz ağrısı, kızarıklık, bademciklerde-tonsillerde şişme nedeniyle KBB’ye gidebilir. Şu an Türkiye’de tanı almamış HIV pozitif olguların tanı alması için çaba gösterilmesi önem arz etmektedir. Çünkü tanı almamış her bir birey, hastalığı bulaştırmaya devam ediyor. Dünya genelinde 39 milyona yakın HIV pozitif hasta var” dedi.
HIV POZİTİF ERİŞKİN SAYISINDA DA ARTIŞ VAR
Doç. Dr. Sönmezer, “HIV pozitif erişkin sayısında artış var. Nedeni de tanı konulamayan olgular. Zaten bununla ilgili biz Hacettepe HIV/AIDS Tanı Tedavi Araştırma Merkezi olarak tüm eğitimlerimizde şunu vurguluyoruz; HIV’i gösteren bazı hastalıklar var. Hastalar bir cilt lezyonuyla, döküntüyle dermatolojiye gidebilir. Ele gelen bir lenf bezi nedeniyle dahiliyeye gidebilir. Ateşi nedeniyle acile başvurabilir ya da boğaz ağrısı, kızarıklık, bademciklerde-tonsillerde şişme nedeniyle KBB’ye başvurabilir. Şu an Türkiye’de HIV takip eden hekimlerdeki tanı almamış HIV pozitif olguların tanı alması için çaba gösteriyoruz; çünkü tanı almamış her bir birey, hastalığı bulaştırmaya devam ediyor. Dünya genelinde 39 milyona yakın HIV pozitif hasta var” dedi.
“HER ÇOCUĞUN SAĞLIKLI BİR GELECEĞE SAHİP OLMA HAKKI VAR”
Doç. Dr. Sönmezer, kadınların HIV pozitif olmasının, doğan bebeğin de HIV pozitif olacağı anlamına geldiğini; ancak bunun engellenebildiğini söyledi.
Sönmezer, “Gebelik sırasında tanı ve tedavi alınırsa bebeğe bulaşmaz. Vajinal doğum yerine sezaryen de tercih edilirse, HIV negatif sağlıklı bir bebek dünyaya gelir. Vaka sayılarındaki artış tıbbi bir mesele olmanın ötesinde, toplumsal farkındalık, önleyici tedbirler ve aile içi destek mekanizmalarını da içeren çok yönlü bir mücadeleyi zorunlu kılıyor. Unutmayalım ki her çocuğun sağlıklı bir geleceğe sahip olma hakkı vardır” ifadelerini kullandı.
ŞİMŞEK: HIV İLE YAŞAYAN ÇOCUKLARIN SAYISI RESMİ RAPORLARDA ÇOK DAHA DÜŞÜK
Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de HIV pozitif çocukların sayısına ilişkin, 1985 ile 2023 tarihleri arasındaki raporlarına dayandırdığı verilere göre, 0-14 yaş grubunda toplam 37 HIV pozitif çocuk yer alırken; 15-19 yaş grubunda bildirilen HIV pozitif vaka sayısı 19.
Pozitif-iz Derneği Başkanı Çiğdem Şimşek, belirtilen vakaların yüzde 57’sinde bulaşma yolunun belirtilmediğini belirterek, “Bu durum, mevcut verilerin eksik ve yetersiz olduğunu gösteriyor. Özellikle 2023 yılına bakıldığında, 0-14 yaş grubunda hiç HIV ile yaşayan vakaya rastlanmamıştır. Bu veriler, HIV ile yaşayan çocukların sayısının resmi raporlarda çok daha düşük göründüğünü; ancak gerçek sayılarının daha yüksek olabileceğini düşündürüyor. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı, Türkiye gibi izleme ve değerlendirme sistemlerinin eksik olduğu ülkelerde, bildirilen vakaların gerçekte çok daha fazla olduğunu, gerçek sayının 10-20 katı olabileceğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla, mevcut veriler yalnızca buzdağının görünen kısmıdır ve HIV ile yaşayan çocukların sayısının çok daha yüksektir” ifadelerini kullandı.
REKLAM“HIV TEDAVİSİ GÖREN 100 ÇOCUĞUN 20’SİNDE CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR SÖZ KONUSU”
HIV pozitif çocuklar arasında cinsel istismar kaynaklı vakaların sayısının açıkça belirtilmediğini ifade eden Şimşek, “Ancak İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyonu Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayper Somer’in verdiği bilgiye göre, HIV tedavisi gören 100 çocuk vakanın 20’sinde, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar söz konusudur. Bu da, HIV ile yaşayan çocukların bir kısmının cinsel saldırıya uğramış olduğunu gözler önüne seriyor. HIV ile yaşayan çocukların cinsel saldırı yoluyla enfekte olup olmadığını belirlemek oldukça zor bir süreçtir. Bu nedenle, cinsel saldırı kaynaklı HIV vakalarının sayısının kesin olarak belirlenmesi, adli vakalar ve araştırmalarla mümkün olabilir” dedi.
“TÜRKİYE’DE 10 KİŞİDEN 4’Ü ENSEST YAŞIYOR”
Şimşek, HIV ile yaşayan çocuklarla ilgili verilerdeki belirsizlik ve eksikliklerin, Türkiye’de cinsel istismar ve ensest gibi toplumsal tabuların varlığını gözler önüne serdiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de ensest, hala açıkça tartışılmayan bir konu ve toplumsal bir tabu olarak kabul edilmektedir. Bu alanda yapılan bilimsel çalışmalara dair engellemeler ve baskılar, ensestin boyutlarını ortaya koymakta zorluk yaratır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) tarafından 2014 yılında yapılan “Türkiye Ensest Atlası Projesi” araştırmaları sırasında, araştırma sitesinin hacklenmesi ve tehditle alınması nedeniyle sonuçların kamuoyuna açıklanması engellendi. Ancak yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de her 10 kişiden 4’ü ensest yaşıyor. Bu oran, HIV gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların yayılmasına da zemin hazırlar.”
HIV bulaş sayısını azaltmanın, toplumun tüm bireylerinin ortak sorumluluğu olduğunu aktaran Şimşek, “Bu doğrultuda, herkesin düzenli olarak HIV testi yaptırması, HIV ile yaşayan çocukların tedaviye erişiminin sağlanması ve HIV’in yayılmasının önlenmesi adına adımlar atılması gerekmektedir. Toplumda HIV’e karşı farkındalık yaratılması, cinsel sağlık eğitiminin yaygınlaştırılması ve HIV ile yaşayan bireylerin tedaviye erişim haklarının güvence altına alınması büyük bir önem taşır” ifadelerini kullandı.
NE ZAMAN CİNSEL İSTİSMAR ŞÜPHESİ AKILLARA GELMELİ?
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Hakan Hakeri, HIV pozitif çocukların, hastalığı anneden ya da kan yoluyla almadığı belirlendikten sonra sağlık çalışanlarının mutlaka adli vaka olması sebebiyle suç duyurusunda bulunması gerektiğini söyledi.
Haker, “Çocukların yaşları küçükse ve HIV kapmışlarsa, hastalığın anneden ya da kan yoluyla kapılmadığı anlaşılırsa o zaman cinsel ilişki şüphesi olabilir. Bu durumda da çocukların yaş grubuna ve kimle cinsel ilişkiye girdiğine bakmak lazım. Çocuklar 15 yaşın altındaysa, kim olursa olsun bu ağır bir suçtur ve cinsel istismar suçuna girer. 15 yaşın üstündeyse ve rızasıyla cinsel ilişkiye girmişse o zaman hafif bir suçtur, cinsel ilişki suçudur ve adli bir vakadır. Savcıların müdahale etme zorunluluğu vardır, dava açılması gerekir. Bu durumdan haberdar olan sağlık çalışanının adli vaka olduğu için suç duyurusunda bulunma zorunluluğu vardır” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM
“Erzurum’da su canlıları üzerinde yaptığımız bilimsel araştırmada balık beyninde mikroplastik parçacıkları tespit ettik. Bunun üzerine 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden gelen teklif üzerine yaptığımız bu çalışmada ise sağlıklı ve akciğer sertleşmesi sorunu yaşayan insanlardan gönderilen akciğer doku örneklerinde mikroplastik varlığına çalıştık ve yoğun miktarda farklı renklerde, farklı boyutlarda mikroplastik varlığı olduğunu ortaya koyduk. Daha öncesinde yurt dışında yapılan çalışmalarda akciğerlerde mikroplastik varlığı tespit edilmişti. Bu çalışmaları ön plana çıkaran tarafı ilk defa akciğer sertleşmesi vakalarıyla mikroplastik varlığı arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Tabii akciğer sertleşmesi insanlarda öksürük nöbetleri, oksijen yetmezliği ve sonrasında dışarıdan oksijen desteği alma mecburiyetine götüren boyutlarda ciddi bir sağlık sorunudur.”
Yediğimiz gıdalarda yer alan mikroplastik parçacıklar solunumla direkt akciğere geçebildiği gibi dolaşım yoluyla da akciğerde birikmeye sebep olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atamanalp, “Özellikle polar tarzı kıyafetler bu parçacıkların solunum yoluyla sürekli olarak akciğerlerimize ulaşmasına neden oluyor. Ne yapmamız gerekiyor; sigaradan uzak duracağız. Pandemi dönemindeki gibi kaliteli maske takacağız. Atmosferi kirli ortamlarda bulunulmamalı” dedi.
Akciğer sertliğinin uzun dönemde öksürük nöbetlerine, solunum yetmezliğine ve bir müddet sonra dışarıdan oksijen alma bağımlılığı dönemine kadar getirebildiğini söyleyen Prof. Dr. Atamanalp, “Bu hastalık KOAH’a kadar götüren boyutlarda ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Çalışmayı 22 ayda tamamladık. Çalışma sonuçlarımız dünyaca ünlü bilimsel arenada çok iyi bir yayın grubunda yayınlandı. Tüm dünya bilim camiasıyla da paylaşmış olduk” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ENFEKSİYON, ÜST SOLUNUM YOLLARIYLA SINIRLI KALMIYOR”
Prof. Dr. Özlü, akut bronşitin solunum yolu virüslerinden kaynaklı bir hastalık olduğunu ifade ederek, “Şu sıralar çok sık gördüğümüz bir hastalık. Genelde hastalar şöyle tarif ediyorlar; ‘Öncelikle boğazımda bir ağrı oldu, hafif ateşim, burun akıntım, hapşırmam, geniz akıntım oldu ve öksürüğüm var. 2-3 gündür de göğsüme indi. Nefes alıp verirken bir sızlama oluyor. Bir ağrı hissediyorum. Adeta göğsümde çalı var gibi, nefes alıp verirken oraya takılıyor gibi hissediyorum’ diyorlar. Enfeksiyonun göğse indiğini ifade ediyorlar. Aslında doğru olan da budur. Çünkü akut bronşit; genellikle solunum yolu virüslerinden kaynaklanan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu enfeksiyon sadece üst solunum yollarıyla; burunda boğazda sınırlı kalmıyor. Alt solunum yollarımıza, bronşlarımıza iniyorsa, bu tür semptomlarla kendini gösteriyor” dedi.
“EN BARİZ SEMPTOM ÖKSÜRÜK”
Akut bronşitte en belirgin semptomun öksürük olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Kuru öksürük ya da balgamlı öksürük şeklinde olabilir. Bazen hırıltı ve nefes darlığı yaşanabilir. En çok rahatsız eden semptomsa inatçı öksürüklerdir. Genelde yüksek ateş durum bozukluğu yapmaz, hafif bir tablodur. Ama bazen bakteriyel enfeksiyonlar da üzerine eklenebilir. Yüksek ateş, halsizlik, kırgınlık ortaya çıkabilir” diye konuştu.
“AĞIR SEMPTOMLARLA KENDİNİ GÖSTEREBİLİR”
Bronşitin genelde hafif seyirli bir hastalık olduğunu ancak belirtilerin artması halinde hekime başvurulması gerektiğini ifade eden Özlü, “Eğer altta bir kronik hastalık; astım ya da KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) gibi bir akciğer hastalığı varsa, kronik hastalığın akut alevlenmesi buna eşlik edebilir ve genel durumu bozabilir. Akut bronşit hastada; nefes darlığı, hırıltılı solunum, halsizlik, bitkinlik, yüksek ateş gibi ağır semptomlarla kendini gösterebilir. Böyle ağır bir durum varsa ya da zeminde kronik bir hastalık var ve ona bağlı semptomlarda alevlenme söz konusu ise o zaman mutlaka bir hekime başvurmak gerekir. Genel itibarıyla hafif seyirli, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söylemek isterim” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırma kapsamında, katılımcıların yarısına “izledikleri duygusal videolara tepki vermemeleri” gibi otokontrol gerektiren görevler verildi.
Öz kontrol uygulayan katılımcıların, beynin karar verme ve dürtü kontrolüyle ilgili bölgelerindeki “delta beyin dalgası” aktivitelerinde artış gözlendi.
Araştırma ekibi, bunun ardından 403 katılımcıyı iki gruba ayırarak katılımcılara EEG başlığı takmadan testi tekrarladı. Bu çalışmanın ardından ise öz kontrol yapan katılımcıların, daha agresif tepkiler verdiği saptandı.
Araştırmanın makalesi “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıf, “Sağlığımızı korumak için şeker yemiyoruz” ve “Diyabetlilerin yanında olmak için şeker yemiyoruz” diyerek 14 Kasım’da insanları şeker tüketmemeye, “Var mısınız” diye çağırdı.
DİYABET NEDİR?
Diyabet, vücutta pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi).
DİYABET NASIL ANLAŞILIR?
Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.
REKLAM
OGTT’de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.
TİP 1 DİYABET BELİRTİLERİ
Tip 1 diyabet hastalığının belirtileri, çok idrar yapmak, sık idrara çıkmak, çok su içmek ve zayıflamak olarak sıralanabilir.
Vücutta insülin yapılamadığı zaman, insülin hormonunun normalde sorumlu olduğu işlevler yapılamaz; yani glikoz hücreler tarafından enerji olarak kullanılamaz ve kanda birikir. Belli bir düzeyden sonra da böbreklerden idrar yoluyla şeker atılmaya başlar. İdrarla atılan şeker beraberinde suyu da sürükleyeceğinden kişi çok ve sık idrara çıkmaya başlar.
İdrarla aşırı su kaybedilince aşırı su içme ihtiyacı duyulur.
Öte yandan alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak kullanmaya başlar ve kişi zayıflar.
Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken süre, pankreas bezinin beta hücrelerindeki tahribatın miktarına ve yakım hızına bağlıdır.
Tahribat haftalar, aylar, hatta yıllar boyunca sürebilir. Tahribatın hızlı ve kısa sürede tamamlandığı durumda vücut enerji ihtiyacı için kendi proteinlerini ve yağlarını kullanmak zorunda kalır.
Özellikle yağların aşırı yıkımıyla oluşan, keton cisimleri adı verilen son ürünler vücut için zararlı atıklardır, vücutta birikerek ketoasidoz denilen acil tabloyu meydana getirirler.
Ketoasidozun belirtileri ise, karın ağrısı, hızlı solunum, aşırı halsizlik ve yorgunluktur. Böyle bir durumda derhal acil olarak hastaneye başvurmak gerekir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Yazar, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, mutlaka dikkate alınması gereken belirtileri anlatarak, önemli uyarılarda bulundu.
Akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan akciğer kanseri, dünya genelinde gerek görülme sıklığı gerekse kansere bağlı ölümlerde başı çekiyor. Prof. Dr. Yazar, “Tüm dünyada bir yılda yaklaşık 2 milyon 200 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konulurken, bunun 41 binini ülkemizdeki hastalar oluşturuyor. Dünyada bir yılda yaklaşık 1 milyon 800 bin ve ülkemizde yaklaşık 30 binden fazla kişi akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor” dedi.
Kansere bağlı ölümlerin erkeklerde yüzde 28’ini, kadınlarda da yüzde 26’sını akciğer kanserinin tek başına oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Yazar, “Akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüksek olmasının nedenlerinden birisi; sinsice ilerlediğinden geç belirti vermesidir. Bu nedenle bazı şikayetlerde mutlaka doktora görünmek, uygulanan tedaviye rağmen iyileşme olmazsa akciğer kanseri yönünden de araştırma yapmak gerekir. Özellikle geçmeyen, üç haftayı aşan öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleri mutlaka akciğer kanseri yönünden de araştırılmalıdır” dedi.
Akciğer kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığını ancak toplumsal farkındalığın yetersiz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yazar, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle teşhis anında kanser genellikle ileri evreye ulaşmış oluyor ve vakaların yüzde 70’i tanı anında evre 3 ve evre 4 olarak karşımıza çıkıyor. Oysa akciğer kanseri düşük doz bilgisayarlı tomografi taraması ile erken teşhis edilebilmekte ve kişiye özel tedavi yöntemleri ile daha az yan etkisi olan, daha başarılı tedaviler uygulanabilmektedir.”
RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!
Sigaranın, akciğer kanserinin nedenleri arasında yüzde 90 ile tek başına sorumlu olduğunu, günlük içilen sigara miktarı arttıkça ve sigara içme süresi uzadıkça akciğer kanseri gelişme riskinin içmeyenlere göre en az 20 kat arttığını vurgulayan Prof. Dr. Aziz Yazar, “Sigaranın akciğer kanseri ile ilişkisi 1950’den sonra anlaşılmaya başlanmıştır. Sigarayı bırakarak akciğer kanseri yüzde 90 oranında önlenebilir. Kendisi sigara içmese de sigara dumanına maruz kalanlarda yani pasif içicilerde de akciğer kanseri riski artmaktadır” diye konuştu.
Genetik yatkınlık hariç, akciğer kanserini artıran risk faktörlerinin hemen hepsinin önlenebileceğini, hastalıkların oluşumunu önlemeninin de en etkili ve ucuz tedavi yolu olduğunu belirten Prof. Dr. Yazar, öne çıkan diğer risk unsurlarını şöyle açıkladı: “Egzoz gazları, kömür dumanı, asbest, arsenik, nikel, silika ve berilyum gibi maddelere maruziyet ile daha önceden tüberküloz geçirmiş olmak akciğer kanseri riskini artırmaktadır. Daha önce akciğerin başka nedenle radyasyona maruz kalması akciğer kanseri geliştirme riskini 13 kata kadar artırmaktadır. Birinci derecede akciğer kanseri yakını olanlarda da risk, olmayanlara göre iki kat daha yüksektir.”
KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ BAŞARIYI ARTIRDI
Akciğer kanserinin tedavisinde 15 yıl öncesine kadar sadece cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, son yıllarda kişiye özel tedavilerin geliştirilerek uygulamaya konulduğunu belirten Prof. Dr. Yazar “Kanserli dokudan ve/veya kandan alınan numuneler test edilerek kişinin hastalığının gen haritası (Yeni Nesil Dizileme) çıkarılmaktadır. Bu yolla akciğer kanserinin hassas olduğu bir hedefli ilaç veya immünoterapi olup olmadığı saptanabilmektedir. Tedavide kullanılan hedefli ilaçlar ve immünoterapinin yan etkisi kemoterapiye göre oldukça düşüktür. Yeni Nesil Dizilemeye göre verilen hedefli tedavi veya immünoterapinin başarıları da oldukça yüksektir ve bu yolla akciğer kanserli hastaların gerek yaşam şansı gerekse yaşam kalitesi kemoterapiye göre oldukça artırılabilmektedir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerden de kurtulan Bağdatlı, Organ Bağışı Haftası’nda, beyin ölümü gerçekleşen kişinin böbreğinin nakledilmesiyle 9 yıl 8 ay sonra sağlığına kavuşarak ikinci defa hayata “Merhaba” dedi.
Bağdatlı, depremde ölen kız kardeşinin emaneti olan 4,5 yaşındaki yeğeni Mehmet Emin Özdoğan ile mutlu, huzurlu ve sağlıklı yaşam sürmenin hayalini kuruyor.
REKLAM
Gerçekleştirilen naklin ardından sağlıklı günlerine dönmek için sabırsızlandığını belirten Gülay Bağdatlı, zorlu diyaliz günleri geride kaldığı için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Sağlığın önemine dikkati çekerek tedavi sürecinin zorluğuna değinen Bağdatlı, şöyle konuştu: “2008 yılında sürekli karın ağrısı şikayetiyle doktora gidiyordum fakat bu ağrının önüne geçilemiyordu. Daha sonra Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne geldim ve tetkiklerde protein kaçağı olduğu belirlendi. Bu şekilde 7 yıl boyunca diyet yaptım ve ilaç kullandım. 2015 yılında da diyalize girmeye başladım. Makine diyalizinin ardından periton diyalizine geçtim. 2019 yılında geçirmiş olduğum trafik kazası sonucu da periton diyalizinden ayrılmak zorunda kaldım. 4 yıldan bu yana da makine diyalizi yapıyoruz. Makine diyalizi çok ağır ve zorlu. Bu süreçte suya bile hasret kalıyorum çünkü bu süreçte dikkatli olmazsam diyaliz hem kötü hem de ağır geçiyor.”
REKLAM
Herkesi organ bağışçısı olmaya davet eden Bağdatlı, “9 yıl 8 aydır organ nakli için uygun böbrek bekliyorum. Hastanemizden organ nakli için beni aramışlar fakat ulaşamamışlar. Ağabeyime ulaşmışlar ve nakil için uygun böbreğin bulunduğunu söylemişler. Ben de duyunca havalara uçtum. Şu anda nakil sağlandı ve sağlıklı bir hayata başlamak için sabırsızlanıyorum” ifadelerini kullandı.
YEĞENİYLE HAYATA TUTUNDU
Bağdatlı, 6 Şubat 2023’teki depremlerde annesi, babası ve 2 kardeşini kaybeden yeğeniyle yaşadığını dile getirdi.
Yeğeni Mehmet Emin’in depremi yaşadığında 3 yaşında olduğunu ifade eden Bağdatlı, şunları kaydetti: “Yeğenim depremde annesi, babası ve 2 kardeşini kaybetti. Şu anda 4,5 yaşında, kreşe gidiyor ve beraber yaşıyoruz. Onun şansına Rabb’im organ nakli için fırsat yakalattı. Yeğenime ben bakıyorum. İnşallah sağlığıma kavuştum ve bundan sonrada daha iyi bakacağım. Sağlıklı bireylerimizden erken yaşta tüm organlarını bağışlamalarını istiyorum. Toprağın altında çürümesin organlar. Bir organ, bir hayat demektir. Böbreğin kıymetini, suyun kıymetini diyaliz hastalarına sorun. Nakilden sonra kendimi iyi hissediyorum. Organ bağışında bulunan aileden Allah razı olsun. İnşallah onlarla da tanışıp teşekkür etmek isterim. Bu süreçte bana destek olan ve nakli gerçekleştiren tüm hocalarıma teşekkür ediyorum.”
“HASTAMIZ GAYET İYİ VE BÖBREĞİMİZ ÇALIŞIYOR”
KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda görevli Dr. Öğretim Üyesi Sezgin Topuz da gerçekleşen başarılı organ naklinin Organ Bağışı Haftası’na denk gelmesinin kendileri için ayrıca değerli olduğunu ifade etti.
Türkiye’de her yıl 3-9 Kasım tarihlerinin Organ Bağışı Haftası olarak kutlandığını hatırlatan Topuz, “Organ Bağışı Haftası’nın başında bir bağış gerçekleşti. İki böbrek ve bir karaciğer, organ bağışı bekleyen hastalara nakledildi. Bu organlardan biri, Kahramanmaraş’ta uzun zamandır böbrek bekleyen 51 yaşındaki hastamıza başarılı bir operasyonla nakledildi. Şu anda hastamız gayet iyi ve böbreğimiz çalışıyor” diye konuştu.
Ülke genelinde çok fazla organ bağışı bekleyen bireyin olduğunu ifade eden Topuz, şöyle konuştu: “Organ bağışı için iki kaynak var. Bunlardan biri akrabadan yapılan ve hayattayken yapılan bağış, diğeri ise çeşitli sebeplerden dolayı beyin ölümü gerçekleşen bireylerden yapılan bağışlar. Organ bağışı bekleyen kişilerin sayısının azaltılması için kadavradan yapılan organ bağışı sayısının artırılması gerekiyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla’nın Datça ilçesinde yaşayan Sevgi ve Selahattin Çağdaş çifti, gittikleri diyaliz merkezinde tanıştı.
Önce arkadaş sonra da aşık olan çift, 2008 yılında nikah masasına oturdu.
Yaşadıkları zorlukları aşklarıyla yendiklerini söyleyen Sevgi Çağdaş, “Selahattin’le Datça’da tatil diyaliz merkezinde tanıştık. Orada hasta moral gecesi vardı. O gün selamlaştık. Sonra ismimizi bile öğrenemeden birbirimizden koptuk. 3 yıl kim olduğuna dair sürekli düşündüm. Sonra nasipmiş ki Fethiye’de tekrar karşılaştık.
Fethiye’de diyalize girerken o da girdi. Bu karşılaşmamızın ardından 2008’de hayatımızı birleştirme kararı aldık. Bizi bu hastalık tanıştırdı. Ardından ailelerimiz tanıştı ve bir yola girdik.” dedi.
“AŞK BİZE İYİ GELDİ”
Hastalıklarından dolayı evliliklerinin zaman zaman eleştirildiğini belirten Sevgi Çağdaş, “Selahattin sağlıklı olsaydı evlenmezdim. Çünkü iki hasta birbirimizin sıkıntısını, derdini anlayabiliyoruz. Birbirimize el veriyoruz, destek veriyoruz. ‘İki diyaliz hastası evlenemez. Evde nasıl yapacaklar? İkisi de çok hasta, bitkin ve yorgun’ dediler.
Ama bunu aştık, 16 yılı geride bıraktık. 2013’teki böbrek nakli, hayatımızı tamamen değiştirdi. Hayata bakış açım değişti. Bir de üzerine aşk bize iyi geldi. Evlilik, mutlu olmak, huzurlu olmak, sevmek ve sevilmek çok güzel. Bizim gibi olan hastalar, evlenmekten korkmasın.” diye konuştu.

“ÖNCE BEN SONRA EŞİM NAKİL OLDU”
Selahattin Çağdaş ise eşiyle böbrek nakli oldukları dönemi şöyle anlattı:
Evlendikten sonra kısa zaman içinde birbirimizi tanıdık. Sonra kadavradan böbrek nakli sırasına yazıldık. Hayatımızın büyük bölümünde diyalize girdik. Bana 6 yıl sonra sıra geldi.
Trafik kazasında beyin ölümü gerçekleşen gencin böbreğini aldım. Kadavradan nakil oldum. Eşim benim hem bakıcım hem ziyaretçim hem refakatçimdi. 5 ay sonra da eşim nakil oldu.
Bakıcılık sırası bana geldi. Daha sonra Sevgi, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi’nde işe başladı. Hayatta ilk kez çalışıyordu ve hastane personeli oldu. Ben de zaten emekliydim. Böylece Antalya’ya yerleştik. Şu an çok mutluyuz. İyi ki hayat bizi birleştirmiş. Hayat sevgiyle başlıyor, demek ki şanslıyım.

“SELAHATTİN VE SEVGİ ÇOCUKLARIM OLDU”
Diğer yandan Selahattin Çağdaş, 2013 yılında kadavradan böbrek nakli olduğu İshak Özseçen’in ailesini de buldu, yeni bir aile daha kazandı. Oğlunun vefatının ardından Selahattin Çağdaş’ı oğlu gibi gördüğünü söyleyen Zekiye Özseçen, “Oğlum trafik kazasında hayatını kaybetti. Biz de organlarını bağışladık. 5 yıl sonra Selahattin gelip, beni buldu. Bir evladımı kaybettim.
Ama Selahattin ve Sevgi benim çocuklarım oldu, onları kazandım. Selahattin, oğlumun böbreği sayesinde yaşamını sürdürüyor. O da mutlu, ben de mutluyum. Birbirimizi ziyaret ediyoruz. Herkesin organ bağışında bulunmasını isterim. Çok iyi bir şey.” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi’ndeki “Bir Diriliş Muştucusu A. Sezai Karakoç” başlıklı etkinlikte, Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TYEK) Başkanı Dr. Coşkun Yılmaz ile yazar Sadettin Acar konuştu.
Yılmaz, Sezai Karakoç’un kalabalıklar arasında yalnız yaşamayı bilen ve fikirleriyle yaşamı birbirine son derece uyumlu bir mütefekkir olduğunu söyledi.
Kudüs’ü Türk edebiyatında ilk defa gündeme getirenin Karakoç olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Sezai Karakoç’un bugünkü siyasi anlamda var olan sınırlarla bir dünya haritası yoktu. Onun Türk-İslam coğrafyasını vatan kabul eden ve bu coğrafyada bir sürekliliği savunan bir tarafı vardı.” dedi.
Yılmaz, 2006’da ziyaretine gittiği Karakoç’la yaşadığı bir hatırayı da şu sözlerle anlattı:
“Tabii Sezai Karakoç’la görüşmeye gidince bu anın kayda alınması gerektiğini düşünüyorum. Gitmeden önce kayda almaya niyetlendim ama karşı olduğunu da biliyorum. O zamanki cep telefonları şimdiki gibi değil ama yine de kayıt yapabiliyor. Sorular soruyorum, cevaplar veriyorum ben de kayda almaya başlamıştım. ‘Kayıt mı alıyorsun?’ diye aniden sorunca ‘Yok.’ dedim. Mahrem bir tarafı yoktu konuşmanın ama eve gidince o zaman yanında olan Sadettin Acar aradı ‘Ağabey sen kayıt mı aldın?’ diye sordu. Neden soruyorsun deyince Sezai Karakoç’un ‘Arkadaş galiba kayıt aldı’ dediğini nakletti. Sadettin’e ‘Sen ne cevap verdin?’ diye sordum. Sadettin ‘Ağabey ahlaklı adamdır almadım dediyse almamıştır dedim’ dedi. Sabah namazına kalkmıştım. Namazı bitince hemen kaydı sildim. Bir yandan sildiğime üzülüyorum ama ruhen de çok müsterihim.”
“Fiziğe hapsolmuş Türk şiirinin önüne metafiziğin kapılarını açmıştır”
Yazar Sadettin Acar ise Karakoç’un “Sessiz Müzik” adlı şiirindeki “Bu dünyada olup bitenlerin/Olup bitmemiş olması için/Ne yapıyorsun” dizelerini hatırlatarak “Bu Sezai Bey’in hem kendisine hem de muhataplarına sorduğu çok hayati bir sorudur. Olan biten karşısında hepimizin taşıdığı çok hayati bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirip getirmediğimiz onun için çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Karakoç’un zaman neyi gerektirdiyse onu yapmayı kendisine vazife gördüğüne dikkati çeken Acar, şunları kaydetti:
“Sezai Karakoç şiirleriyle öncüdür. Modern Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Her ne kadar Sezai Karakoç kabul etmese de solun deve dişi şairleri onu İkinci Yeni’nin kurucusu olarak tanımlar. Karakoç, fiziğe hapsolmuş Türk şiirinin önüne metafiziğin kapılarını açmıştır. Tamamen Batı’ya bakarak yeniden şekillenen şiirin önüne metafiziğin büyük imkanlarını açmıştır. Sezai Karkaoç’un şiir konusunda yaptığı tartışılmaz büyüklüktedir. Biraz insaf taşıyan herkes, onun son yüzyıldaki en büyük Türk şairlerden birisi olduğunu tespit edecektir.”
Katılımcıların da Karakoç’la ilgili hatıralarını, duygu ve düşünceleri paylaştığı etkinlikte, araştırmacı yazar Rahim Er konuşma yaptı.
Etkinlik kapsamında ayrıca Karakoç’un Şehzadebaşı Cami Haziresi’nde bulunan kabri başında Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılarak dualar edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilim insanları, insanların sağlıklı yaşlanmak için günlük kaç saat uykuya ihtiyaç duyduklarını tespit etti.
Araştırma için 45 yaş ve üzeri yaklaşık 3 bin 500 kişinin 2011, 2013 ve 2015 yıllarında uyku alışkanlıkları kaydedildi.
Bu araştırmaya katılan kişiler, beş yıl sonra sağlık kontrolünden geçirilerek veriler, Çin’deki Wenzhou Tıp Üniversitesi’ndeki ekip tarafından analiz edildi.
DAHA ÇOK UYUYAN DAHA SAĞLIKLI
Çalışma, gece en az yedi saat uyuyanların ileriki yaşlarda daha sağlıklı olduğunu gösterdi.
Katılımcılar, dört yıl boyunca uyku alışkanlıklarına göre, uzun (8-9 saat düzenli uyku), normal (7-8 saat düzenli), az (ortalama 8’in üzerindeyken, 8’in altına doğru) 6), artan (ortalama 6’nın altından 8’in üzerine) ve kısa süreli (düzenli olarak 5-6 saat) olmak üzere beş gruba ayrıldı.
GÜNDE EN AZ 7 SAAT UYUNMALI
Sonuçlar incelediğinde, günde en az 7 saat uyuyanların daha sağlıklı olduğu tespit edildi.
Araştırmacıların makalelerinde sağlıklı yaşlanmak; kronik hastalıklardan uzak olmak, herhangi bir fiziksel bozukluğun olmaması, zihinsel sağlığın iyi olması ve hayata aktif katılım olarak tanımlandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sivilceler genellikle cilt yüzeyinde görülen zararsız oluşumlardır ancak bazı durumlarda tehlikeli hale gelebilirler.
Aşağıdaki durumlarda sivilceler bir sağlık sorununa işaret ediyor olabilir ve bir dermatolog veya doktora başvurmak faydalı olabilir:
AĞRILI VEYA İLTİHAPLI SİVİLCELER
Sivilceler derin, ağrılı ve irin içeriyorsa bu tür sivilceler kist ya da nodül tipi sivilceler olabilir ve tedavi gerektirebilir.
KALICI VE YAYGIN SİVİLCELER
Sivilceler uzun süre geçmiyor, sürekli yayılıyor veya tedavilere rağmen artıyorsa bu durum hormonal bir dengesizlik, özellikle polikistik over sendromu (PCOS) gibi bir hastalıkla ilişkili olabilir.
CİLT ALTINDA SERT KİTLELER
Eğer sivilceler büyük, cilt altında sert ve çıkıntılı kitleler oluşturuyorsa bu durum kistik akne veya nodül olabilir ve tedavi edilmezse iz bırakabilir.

ATŞE VEYA ŞİŞLİK İLE BİRLİKTE OLUŞAN SİVİLCELER
Ciltteki enfeksiyon yayılırsa ateş, bölgesel şişlik veya kızarıklık gibi sistemik belirtiler görülebilir. Bu durumda bir doktora başvurmak önemlidir.
İZ BIRAKAN SİVİLCELER
Sivilceler sürekli iz bırakıyorsa bu durum cildin alt katmanlarına kadar inen hasarlardan kaynaklanıyor olabilir. Derin sivilceler ve iz bırakan türler tedavi edilmezse kalıcı izler oluşturabilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medya sayesinde kısa sürede dünyada popülerliği artan Dubai çikolatası, hemen hemen tüm kentlerde farklı kalıplarla üretilerek çeşitli sunumlarla servis ediliyor.
Antep fıstığı ezmesi ile kavrulmuş kadayıfı yoğuran ustalar elde ettikleri karışıma tercihen tahin ekledikten sonra donmuş çikolatanın üzerine yayıyor.
Bu çikolatanın asıl aroması, şüphesiz ki Antep fıstığından geliyor.
Başta Şanlıurfa ve Gaziantep olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli tarımsal ürünlerinden Antep fıstığı, kıymetli kuruyemişler arasında yer alıyor.
Antep fıstığının faydaları ise saymakla bitmiyor. İşte günde 1 avuç yemenin inanılmaz etkileri…

MUCİZE KURUYEMİŞ
Antep fıstığı, sağlıklı yağlar, protein, vitamin ve mineraller açısından oldukça besleyici bir kuruyemiştir. Düzenli ve dengeli tüketildiğinde, kalp sağlığından sindirim sistemine kadar pek çok fayda sağlayabilir.
Antep fıstığı, vücutta iltihaplanmayı azaltan sağlıklı yağlar ve antioksidanlar içerir.
Antep fıstığındaki E vitamini, cildin yenilenmesine ve sağlıklı görünmesine katkı sağlar.
Düşük glisemik indekse sahip olan Antep fıstığı, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olabilir.

Ayrıca, sağlıklı yağlar içerdiği için metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekleyebilir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Soğuk hava baş ağrısını tetikleyebilir. Özellikle hava basıncındaki değişiklikler, rüzgar ve düşük sıcaklıklar, bazı kişilerde baş ağrısını ya da migren ataklarını tetikleyebilir. Bu durumun birkaç sebebi olabilir:
HAVA BASINCI DEĞİŞİKLİKLERİ
Soğuk havalarda atmosferik basınçta dalgalanmalar olabilir, bu da sinüsleri etkileyerek baş ağrılarına yol açabilir.
DAMARLARIN DARALMASI
Soğuk hava, kan damarlarının daralmasına yol açabilir. Bu, özellikle baş bölgesindeki damarların kasılmasıyla kan akışını sınırlayarak baş ağrısına neden olabilir.
GERGİNLİK VE STRES
Soğuk hava, kaslarda kasılmalara ve gerginlik kaynaklı baş ağrılarına yol açabilir. Soğuk nedeniyle omuz ve boyun kaslarında gerilim artabilir, bu da baş ağrısını tetikleyebilir.
NEM VE KURU HAVA
Kış aylarında hem iç mekanlarda hem de dışarıda hava kuruyabilir, bu da sinüslerin kurumasına, iltihaplanmasına veya baş ağrısına neden olabilir.
BAŞ AĞRISIYLA “BAŞ ETME” YÖNTEMLERİ
Baş ağrısıyla baş etmek için birkaç etkili yöntem vardır. Baş ağrısının türüne göre (örneğin, migren, gerilim tipi veya sinüs kaynaklı baş ağrısı) farklı yöntemler kullanılabilir, ancak genel olarak yardımcı olabilecek bazı öneriler şunlardır:
Su içmek:
Dehidrasyon, baş ağrısını tetikleyebileceğinden, gün boyunca yeterince su içmek önemlidir.
Stresten uzak durmak:
Stres, baş ağrılarını artırabilir. Meditasyon, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri gibi stres yönetimi yöntemleri baş ağrısını hafifletebilir.
Soğuk veya sıcak kompres:
Baş ağrısının türüne bağlı olarak soğuk veya sıcak kompres uygulamak etkili olabilir. Migren gibi zonklayıcı baş ağrıları için genellikle soğuk kompres tercih edilirken, kas gerginliğinden kaynaklanan baş ağrıları için sıcak kompres daha uygun olabilir.

Sessiz bir ortamda dinlenmek:
Işığa veya sese duyarlı hale geliyorsanız, sessiz ve karanlık bir odada bir süre dinlenmek baş ağrınızı hafifletebilir.
Duş almak, masaj yapmak:
Baş ve boyun bölgesinde gerilim kaynaklı baş ağrısı varsa, bu bölgelere hafif masaj yapmak veya ılık bir duş almak kasları gevşetip ağrıyı azaltabilir.
Yeterli uyku:
Uyku eksikliği baş ağrılarını tetikleyebilir. Düzenli ve kaliteli uyku, baş ağrısı riskini azaltır.
Ağrı kesici ilaçlar:
Reçetesiz satılan ağrı kesiciler, geçici olarak baş ağrısını hafifletebilir. Ancak uzun süreli kullanımda bağımlılık yapabileceği için doktora danışarak ve gerektiğinde kullanılması önerilir.
Düzenli egzersiz:
Hafif yürüyüşler veya yoga gibi egzersizler kan dolaşımını artırarak baş ağrısını önlemeye yardımcı olabilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlıkta ezber bozan açıklamalarıyla gündeme gelen İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, paketli gıda tüketimi, son dönemde yoğun talep olan Dubai çikolatası ve güncel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aşılara ilişkin de konuşan Prof. Dr. Karatay, “Grip her zaman olur, zaman zaman yoğun olur. Direncimizi güçlü tuttuğumuz sürece hastalanmayız. Grip virüslerinin aşısı olmaz. Çocuklukta yapılan aşılara bir şey demiyorum, onlar hakikaten salgınları önlemiştir ama grip aşısı eğer her sene yapılıyorsa o halde aşı aşı değil demektir çünkü bu aşı diye hazırladıkları sıvılar 3 sene önceki virüslere ait.
Çok büyük yan etkileri oldu, oto immün hastalıklar, covid aşısından sonra kanserler, zona, cilt hastalıkları, otizm çok arttı. Pıhtılar, ani ölümler, felçler çok fazla arttı, gençlerde bile hiç görmediğimiz kalp krizini görmeye başladık. Çok yeni bir çalışma geldi, dün okudum. Diyor ki ‘HPV aşılarının yaptığı bütün yan etkiler bugün Covid’in yaptığı yan etkilerin aynısıdır’ deniyor.” şeklinde konuştu.

“DUBAİ ÇİKOLATASI, ENDÜSTRİNİN HALKIMIZI ZEHİRLEMESİNİN ÇOK GÜZEL BİR KANITI”
Son dönemde Dubai çikolatasının yoğun talep görmesiyle ilgili de konuşan Karatay, “Bunlar halkımızı zehirliyor diye düşünüyorum. Endüstrinin halkımızı zehirlemesinin çok güzel bir kanıtıdır. Biz hiçbir zaman hazır gıda yemeyiz, hiçbir zaman pakete girmiş gıda yemeyiz hepsi zehir, hazırlanmış, pakete girmiş hiçbir şey sağlıklı değildir, bütün hastalıkların temelinde o yatmaktadır. Griplerin, salgınların da artmasının sebebinde hazır gıdalar yatmaktadır.
Yaz sebzeleri kışın yenmeyecek. Kışın en çok lahana ve de kış sebzelerinden yapılmış turşular, ev turşuları, yoğurdu, sirkesi çok önemli. Vücudunuzu alkali yaparsanız hiçbir salgın yerleşmez. Türkiye‘de bütün insanların vücudu asit, bir de bağırsaklarının çok iyi çalışması lazım. Soğuk sıkım zeytinyağının ilaç olarak içilmesi lazım. Kağıt maskelerin korumadığı biliniyor.” diye konuştu.

“DOĞRU KONUŞUYORUM, DOĞRU EĞİLMEZ”
Kış aylarında dikkat edilmesi gerekenler konusunda da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Karatay, sözlerine şöyle devam etti:
Kış aylarında önerim; sokaklarda dolaşacaklar, açık hava çok önemli. Hava soğudu diye evlere kapanmayacaklar, evler havalanacak. Aşı denilen sıvılar taşınırken soğuk zincirde taşınıyor. Neden; artık aklınızı başınıza alın, soğuk hastalandırmaz. İmam-ı Azam diyor ki ‘Eğer bütün oklar size geliyorsa siz haklısınız’.
Ben doğruyu konuşuyorum, doğru eğilmez, doğrunun bir huyu vardır, her zaman ortaya çıkar. ‘Senin annende kanser var, sen de olacaksın’ böyle bir şey yok, genetik diye bir hastalık yok. Doğuştan olabilir fakat otoimmün hastalıklar, kronik dejeneratif hastalıklar genetik olmaz. Otoimmün hastalıkları oluşturanlar nelerdir, bunu sorgulamamız lazım.
Şeker hastalığı tip 1, tip 2 hepsi otoimmün, bunları yapan sebeplerin ne olduğunu açıklamaya çalışıyorum. 3 kitabım Harvard Kütüphanesi’ne bilimsel ve de halk sağlığına faydası olduğu için Türkçe olarak kabul edildi. ‘Onu niye dinliyorsunuz’ diye endüstrinin malum bölümünün karalaması devam etmekte. Hatta bana gelen hastalarıma doktorlar, ‘O kadına niye gidiyorsunuz, diploması bile yok’ diyorlar, 4 diplomam var.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 102. yıl dönümü dolayısıyla Süleymanpaşa Belediyesi tarafından düzenlenen yürüyüşe yüzlerce vatandaş Türk bayraklarıyla katıldı. Renkli görüntülerin yaşandığı etkinlikte, birlik ve beraberlik coşkusu Tekirdağ sokaklarına yansıdı.
Bando takımı ve gaziler de yürüyüşte yer aldı
Yürüyüşte bando takımı marşlar çalarak korteje eşlik etti, gaziler de bu anlamlı günde yürüyüşte yer aldı. Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu yansıtan etkinlikte, bazı gruplar o dönemin kıyafetlerini giyerek yürüyüşe katılırken, gençler de eski askeri üniformalarla kortejde yer aldı. Vatandaşlar, kurtuluş mücadelesine duyulan saygıyı bu anlamlı yürüyüşle yeniden yaşadı.
Atatürk’ün kullandığı araç ilgi gördü
Etkinlik boyunca Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda kullandığı aracın temsili modeli de kortejde yer alarak halkın beğenisini kazandı. Tarihi bir sembol haline gelen araç, Kurtuluş mücadelesinin sembolü olarak Tekirdağ halkı tarafından coşkuyla karşılandı.
Başkan Nallar’dan kahramanlara minnet mesajı
Yürüyüşün ardından açıklama yapan Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, kurtuluşun yalnızca düşman işgalinden kurtulmak olmadığını, aynı zamanda milletin birlik ve beraberliğini kanıtlayan bir zafer olduğunu ifade etti. Nallar, “Tekirdağ’ın kahraman evlatları, ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vatan sevgisiyle dolu yüreğindeki zafer inancı sayesinde bu toprakları düşman işgalinden kurtarmış, bizlere özgür bir vatan bırakmak için büyük bir cesaret örneği sergilemiştir. Kurtuluşumuz, yalnızca bir zafer değil; aynı zamanda milli birlik ve beraberliğin, dayanışma ruhunun ne kadar büyük olduğunu kanıtlamaktadır” dedi.
Nallar, “İşgale direnen atalarımızın her türlü zorluğa göğüs gererek bizlere bağımsız bir vatan bıraktığını ve özgürlüğümüzü koruma kararlılığını” tüm dünyaya ilan ettiğini belirtti. Başkan Nallar konuşmasını, “Bu anlamlı günde tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum” sözleriyle tamamladı. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanatseverleri 17 Kasım’a kadar ağırlayacak fuar, sanat ve antika meraklılarını bir araya getiriyor.
Fuara katılan sanatçılardan Sertap Yeğin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu fuarların sanatçıların ürünlerini sergilemesine ve sanatseverlerle buluşmasına imkan sağladığını söyledi.
Yeğin, IAAF İstanbul’un Türkiye’de yapılan sanat fuarları arasında önemli bir yeri olduğuna dikkati çekerek, “Burada olduğumuz için mutluyuz. Katıldığımız tüm fuarlarda güzel geri dönüşler alıyoruz.” dedi.
Sanatçı Emine Bayraktar da IAAF Türkiye’ye her sene katılmaya çalıştığını belirterek, “Ben genelde pastel çalışmalarımla daha çok ön plana çıkıyordum. Bu seferki fuara yağlı boya çalışmalarımla katıldım. Yağlı boyaları biraz daha büyük tuvallere çalıştım.” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, fuara sanatseverleri davet ederek, sanatçıların birbirleriyle etkileşimleri açısından da fuarların önemli etkinlikler arasında olduğunu söyledi.
“Genel olarak katılımcıların heyecanı da çok yüksek”
İmza Sanat Galeri kurucularından Mehmet Ali Ertek ise fuara ilginin yoğun olduğuna işaret ederek, “Gerçekten yeni ve usta pek çok sanatçının katıldığı bir fuar. Biz galeri olarak çok sayıda sanatçıyla katıldık.” şeklinde konuştu.
İlk günkü ilgiden çok memnun olduğunu ifade eden Ertek, “İnsanlar heyecan içinde, genel olarak katılımcıların heyecanı da çok yüksek. Biz galeri olarak bir yapay zeka kioksu ekledik. Bu da sanatseverlerin değişik bir sanat tecrübesi yaşamasını sağlıyor.” dedi.
Fuar kapsamında gerçekleşecek söyleşi, panel ve oturumlarla; sanat, tarih ve koleksiyon bilinci gibi önemli konulara ışık tutmak hedefleniyor.
Fuar, 17 Kasım’a kadar ziyaret edilebilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbulluları 13-22 Kasım 2024 tarihleri arasında Sarıyer’de Cendere Sanat’ta, Büyükada’da Taş Mektep’te, Fatih’te Yenikule Gazhane’de ve Bulgur Palas’ta, Bakırköy’de Baruthane’de, Beyoğlu’nda Metrohan’da, Kadıköy’de Müze Gazhane’de ve vapur iskelesinde, Eyüpsultan’da ise Artİstanbul Feshane’de zengin bir etkinlik programı bekliyor. Hem çocuklar hem gençler hem de yetişkinler için farklı ilgi alanlarına yönelik atölye çalışmalarının yoğun ilgi gördüğü programda ayrıca konserler, çocuklar için tiyatro oyunları, söyleşi ve paneller, şiir matinesi, “Bir Koleksiyoner Hikâyesi: Mustafa Taviloğlu” sergi turları yer alıyor.

İBB Kültür’ün tarihi mekanlarında düzenlenen etkinlik programıyla ilgili detaylı bilgilere kultursanat.istanbul adresinden, etkinliklerin ücretsiz biletlerine ise İstanbul Senin uygulaması üzerinden ulaşılabilir. Etkinliklerin ücretsiz biletleri, İstanbul Senin uygulaması üzerinden temin edilebilir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hatipoğlu, 27 Kasım Çarşamba günü saat 19.00’da Kış Bahçesi’nde Ulrike Ruf ile bir canlı performans gerçekleştirecek. Performans, iki çellistin Kış Bahçesi’ndeki enstalasyon ile etkileşimini merkeze alacak. İkili ayrıca 30 Kasım Cumartesi günü ses ve doğaçlama üzerine bir atölye çalışması yürütecek.

İki oturumdan oluşan programda hikâye anlatımı aracılığıyla dinleme, doğaçlama ve yaratıcı müzik süreçlerine odaklanılacak. Pauline Oliveros’un derin dinleme pratiklerini Hatipoğlu’nun doğaçlama yaklaşımı ve Ruf’un performatif teknikleriyle bir araya getiren atölyede, bireysel ve kolektif doğaçlamalar üzerine çalışılacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seminere katılım için akbanksanat.com adresi üzerinden ücretsiz kayıt yapılabilirken; katılım kontenjanla sınırlı olacak. Seminerlerin video kayıtları ise etkinlik sonrası Akbank Sanat Youtube kanalından paylaşılacak.
REKLAM
.png
Seminer Programı:
Ebru Yetişkin, “Cehalet Epistemolojisi ve Kayıtsızlaşmanın Ardında”
Emre Şan, “Dijital Teknolojiler ve Aklın Kamusal Kullanımı”
Güven Güzeldere, “Dijital Teknolojilerde Son Durum: “Yeni Akım Yapay Zeka”, vaatler ve sorunlar”
H. Akın Ünver, “Platon’un mağarasına dönüş: Yapay Zeka, Büyük Veri ve Siyasal Sistemlerin Geleceği”
Dicle Yurdakul, “Sibernetik Benlikler: İnsan-Makine Entegrasyonu Çağında Kimliğin Nörobilimi”
Suncem Koçer, “Yanlış Bilgi Karşısında (Şüpheci) Atalet ve Yılmazlık”
Emre Sünter, “Dijital Sanatın Derdi Ne? Simondoncu Bir Öneri”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapımcılığını Broadway Entertainment Group’un üstlendiği Küçük Prens, içerdiği derin mesajların yanı sıra iç içe geçmiş karakterler ve gösteride kullanılan renkli kostümlerle dikkat çekiyor.

Dansın, müziğin, projeksiyonların ve akrobasinin uyumlu birleşimi olan Küçük Prens gösterisi, izleyicilerin hayal gücünün sınırlarını zorlayacak. Paris, Sidney, Dubai, Graz gibi şehirlerde kapalı gişe oynanan gösteride, Küçük Prens’in farklı gezegenlerde karşılaştığı karakterler ve onların temsil ettiği değerler, tiyatro, dans, akrobasi ve ileri teknoloji video haritalama ile canlandırılıyor
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Göçün acısını Batılılaşmanın coşkusuyla harmanlayan “Batı Ekspresi”, bir yandan batının bolluk ve tüketim toplumu cazibesine kapılırken diğer yandan kendi kültürlerini cebine doldurup türlü sebeplerle gurbet yollarına düşen ve Şark Ekspresi’ne binenlerin hikâyesi…
REKLAM
Özgürlüğün, batılılaşmanın ve kapitalizmin çarpıcı etkilerini işlerken öte yandan göç edenlerin, doğdukları topraklara duyduğu özlemi ironik ve düşündürücü bir yaklaşımla ele alan oyun, kültürel değerlerin Batı’nın sunduğu “vaha” ile çatışmasını gözler önüne seriyor. “Batı Ekspresi”, yolculuğun sadece gidişini değil, aynı zamanda dönüşünü de sorgulatan bir tecrübe sunuyor.

Matéi Visniec’in kaleme aldığı, Elvin Beşikçioğlu’nun yönettiği oyun “Batı Ekspresi”nde sahneyi Adem Aydil, Derin Beşikçioğlu, Fatih Sönmez, Selin Tekman, Selin Zafertepe ve Ünsal Coşar paylaşıyor. Oyunun etkileyici dekor tasarımı Barış Dinçel’in, kostümleri Başak Özdoğan’ın, müzikleri Utar Dündar Artun’un imzasını taşıyor.

25 Kasım 2024 Pazartesi ve 26 Kasım 2024 Salı akşamları saat 20.30’da Ses 1885 – Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda sahnelenecek tek perdelik “Batı Ekspresi”nin biletleri Biletix’ten ve gişeden temin edilebilir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olten Filarmoni Orkestrası 20 Kasım 2024 tarihli konserinde Burcu Sürmeli Borovalı koreografinde “Kemal ile Latife” adlı danslı anlatım projesi ile sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Sanatçı bu proje ile ilgili şunları söyledi: “Olten Filarmoni ile ilkini 2022 yılında yaptığım Sentez adlı gösteriden sonra, gecenin beğenilmesi ve özellikle Kadın Efeler, Bayram Halayı gibi bölümlerin hayli ilgi görmesi, kendi hikayemizi sahneye taşıma fikrini oluşturdu. Kemal ve Latife’nin hikayesini anlatmak, onların 1922-1925 yılları arasında geçen evliliklerini sahneye taşımak istedim. Biri 20’li yaşlarının başında İzmirli, çok iyi eğitim almış, yabancı dil bilen, piyano çalan, ata binen kendinden emin bir tüccar kızı, diğeri destanlar yazan ama aynı zamanda halk insanlığından vazgeçmeyen Kemal… Olten Filarmoni Orkestrası, İzmir Devlet Opera ve Balesi bale sanatçılarımız, Olten Çocuk Korosu ile hep beraber eseri sahneleyeceğiz. Eserde Kemal ve Latife dışında Zübeyde Hanım, Salih Bozok, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Fahrettin Altay gibi karakterleri göreceğiz. Ayrıca Anadolu Turu bölümümüzde Anadolu halkını da izleyeceğiz.”
Olten Filarmoni Orkestrası’nın bu özel konserine katılmak isteyen ya da askıda bilet bağışlamak isteyen tüm sanatseverler oltensanat.com.tr’den ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Popstar yarışması ile tanınan Mehtap Yılmaz, şimdilerde değişimiyle konuşuluyor. Ünlü şarkıcı yeni imajıyla Barbie bebeğe benzetildi…

Yıldızı Popstar yarışmasıyla parlayan Mehtap Yılmaz, sosyal medyaya damga vurdu. Mehtap Yılmaz’ın değişimi magazin gündeminin en çok konuşulanlarından oldu. Mehtap’ın Instagram hesabından paylaştığı fotoğrafları görenler değişimine inanamıyor. İşte son hali…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bir arkadaşının ısrarıyla Popstar’a katılan Mehtap Yılmaz, tüm elemeleri geçip, yarışmanın en iyileri arasına girmeyi başardı. Çıt çıt eklettiği saçları, abartı makyajı, abiye elbiseleriyle hatırladığımız Mehtap’a bir de şimdi bakın…

Sivri dili, güçlü sesi ve dobralığıyla kısa sürede de herkesin kalbini kazanmıştı.

Popstar Mehtap, yarışmadan sonra gelen ünüyle birlikte çeşitli magazin programlarında sunuculuk yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEĞERLİ BAHARAT
Ülkemizde Frenk kimyonu denen, Carum carvi diye bir türü de vardır. Kars bölgesinde bu bitkinin genç dalları çorbalara ve yemeklere koku vermesi için katılır. Kefe kimyonu denen Laser trilobum borkh, ülkemizde yetişen diğer bir kimyon türüdür. Özellikle çam ormanlarının altında yetişir. Olgun meyveleri baharat olarak kullanılır. Toros dağlarının Mersin/Adana kesiminde yetişen türüne sıra ismi verilir. Buralarda baharat olarak kullanılır ve satılır. Akdeniz bölgesinde tarih öncesinden beri yetişen bir bitki kimyon. Fas, Mısır ve Suriye’nin yanı sıra Hindistan, Meksika, Kuzey Amerika ve Şili’de yetiştirilir. Sebze, sakatat, et yemekleri ve içeceklerde kullanılır. Spesifik olarak, Fas ve Ortadoğu ülkelerinde tavuk, keçi eti ve uykuluk terbiyesinde kullanılırken, Hindistan’da baharat olarak kullanılır ve sindirimi kolaylaştırmak için çay gibi demlenir.
NERELERDE KULLANILIR?
Günümüzde kimyonun kullanıldığı Avrupa mutfakları sınırlı. Fransa ve Almanya’da ekmeklerde, Hollanda ve İsveç’te ise bazı peynir türlerinde kullanılıyor. İspanya’da hiç kullanılmıyor. Meksika mutfağının bir numaralı baharatı olma özelliğini koruyor. Yemeklerde önce yağda hafifçe kavrulursa, yağa aromatik tadını verir ve yemeklerin çok daha lezzetli olmasını sağlar. Yemeklerin üstüne çiğnenen kimyon tohumları, sindirime yardımcı olur. Kimyon tohumlarının çayı demlenebilir ve oldukça faydalı bir kimyon çayı elde edilebilir. Günde 6 gram kimyonu asla aşmayın, aksi takdirde sindirim sisteminde tahrişe neden olabilir. Kimyon aynı zamanda bir baharattır, tarçın gibi zayıflatma özelliklerine sahip bir baharattır.

TARİHTE KİMYON
ŞU anda en fazla kimyon kullanan ülke mutfakları arasında Hindistan, Fas ve Meksika geliyor. Ancak, milattan önceki dönemde kimyonu en fazla Yunanlılar ve Romalılar kullanmış. Eski Yunanlıların yemek masalarının üzerinde duran özel kimyon kutuları varmış. Kimyonu o denli bol kullanıyorlarmış ki, cimriliği kimyon kullanımıyla tarif eder olmuşlar. Cimri bir insana, ‘kimyon tanesini bölen’ anlamına gelen ‘kyminopristes’ diyorlarmış! Antik Roma döneminde kimyonun, ‘hırsın ve paranın’ sembolü haline geldiğini de söylemeliyiz. Her şeye hükmeden Marcus Aurelius’un takma ismi kimyondu. Kral Antonius savurgan insanlara tutumlu olmayı öğretmeye kalkınca bu tutumundan dolayı, ‘o da hakaretten nasibini aldı ve kimyonu ikiye yarar’ cümlesi onu taklit ve alay eden insanlarca kendisine karşı kullanıldı. Aşağı yukarı aynı yıllarda kimyon, Doğu Akdeniz ülkelerinde ve özellikle de Nil Nehri’nin yukarı kısımlarında yetiştiriliyordu. Bu sırada sindirimi kolaylaştırmasının yanı sıra, ekmek ve et yemeklerine lezzet vermesi için de kullanılırdı. Kimyonun diğer bir görevi ise vergi ödemek için para yerine geçmesiydi. Ayrıca, meşhur hatip Pliny, öğrencilerine konuşma yaparlarken tenlerine, soluk yüzlerine dikkatli ifade verdiği için kimyon yemelerini tavsiye etmiştir. Romalıların her yiyecekle kimyonu özgürce kullandıklarını söyleyebiliriz. Öyle ki ‘patina de piris’ isimli bir tür armut tatlının içine bile kimyon koymuşlar.

FAYDALARI NELERDİR?
Şeker hastalarında doğal tedavi amacı ile kullanılmakta olan kimyonun, kemik gelişiminden, kolesterol düşürmeye kadar çeşitli sorunlara karşı faydaları bulunmaktadır. Kimyonun halk arasında az bilinen diğer faydaları şu şekilde yer alıyor: Vücudun iç kan seviyesinin dengede olmasını sağlar ve kansızlığın tedavi edilmesinde yardımcı olur. Kadınlardaki adet günlerinin düzene girmesini sağlar ve sancıların azalmasına yardımcı olur. Soğuk geçen kış aylarında sıkça nezle ve grip gibi solunum yolu hastalıklarının tedavi edilmesini sağlamakta ve metabolizmanın hızlı çalışmasına yardımcı olarak hastalığa yakalanma riskini en aza indirmeye yardımcı olmaktadır. Karaciğer iltihaplanmalarını söker ve toksinlerden arınmayı mümkün hale getirmektedir. Böbrek sağlığını korur.
GAZ GİDERİCİ KİMYON ÇAYI
YAPILIŞI: ÇAYI hazırlamak için ilk olarak cezveye iki bardak su koyun ve üzerine kimyonu ekleyin. Karışımı orta seviye ateşte kaynatmaya başlayın. Su kaynadıktan sonra ocağı ve cezvenin üzerini kapatarak 5 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Su, sarı renk aldığı zaman çayınız içmeye hazırdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Kemal kısa sürede halkın sefalet içinde, ordunun disiplinsiz ve dağınık, yöneticilerin ise kifayetsiz olduğunu fark etti. Ordu için Dürzi isyanlarını bastırmak üzere yaşadıkları Havran’a kuvvet göndermek, Osmanlı subayları açısından bir yağma vesilesi oluyordu. Atatürk buralardaki yağma ve rüşvete bizzat şahit oldu. Ordu oraya göreve gittiğinde halktan zorla 2 mecidiye ya da 5 lira alınıyordu. Mustafa Kemal yenilikçi ve özgürlükçü düşünceleri nedeniyle adeta sürgün edildiği bu yerde sistemin içine sokulmadı ve uzak tutuldu.
Bir sefer dönüşünde bir ordu mensubu, Müfit Özdeş’in yanına gelip yüklü bir miktar para vererek, “Al, bu da senin hissene düşen” der. Özdeş, “Mustafa Kemal bu işe ne diyor?” diye sorunca o kişi “Merak etme ona bir kaç mislini vereceğiz” diye cevaplar. İkna olmayan Özdeş, “Ben yine de ona bir sorayım” diyerek arkadaşının yanına gidip olayı kendisine sorar. Mustafa Kemal “İnşallah parayı almamışsındır” diyerek ona tek bir soru yöneltir: “Bak Müfit, bugünün adamı mı olmak istiyorsun yoksa yarının adamı mı?” Müfit Özdeş “Tabii ki yarının adamı” deyince Mustafa Kemal görüşmeyi yine tek bir cümle ile bitirir: “Öyleyse o paraya dokunmayacaksın.”
Bu olay, bardağı taşıran son damla olur. Mustafa Kemal, içine düşürülmek istendiği bu çarktan uzaklaşmak için acilen tayinini ister ve Filistin’den ayrılır.
Aslında bu terk ediş, devlet içindeki köhneliğe, ordunun yağma ve rüşvete bulaştırılmasına karşı gösterilen ilk tepki ve daha sonra yakılacak olan özgürlük ateşinin ilk kıvılcımıdır.
Atatürk, Filistin’i neden terk etmiş-miş… Yahu hayatını mazlum halkların kurtuluşuna adayan, Trablusgarp’tan Balkanlara ve Çanakkale’ye kadar ömrünü bu asil mücadeleye adayan, yaktığı özgürlük ateşiyle Pakistan’dan Afrika’ya ve Güney Amerika’ya kadar pek çok halkın direnişi için örnek olup cesaret veren bir kahraman, durup dururken görev yerini terk eder mi?
(Kaynak: Tarih TV’deki Beni Hatırlayınız programı, Afet İnan’ın Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler kitabı. Lord Kinross’un Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu kitabı)

Dikkat yine sömürecek!
Adını mutlaka duymuş olmalısınız. Serdar Görel… Atatürk’e benzerliğiyle dikkat çeken bu zat, halkın Atatürk sevgisini paraya tahvil etmesi, kazanca dönüştürmesiyle nam salmıştır.
Görel geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda da görev (!) başındaydı. Tik Tok’tan yayın açıp, milletten yine para topladı. İşin kötüsü, bu tuzağın farkında olmayan saf vatandaş, yayına para yağdırdı. Bugün yine bu sevginin üzerine tezgahını açacaktır kuşkusuz. Bu sömürüye artık seyirci kalınmamalı.
Gaf’let kürsüsü
Küçükçekmece’de trafik ekiplerinin denetleme yaptığı ambulansın aslında kamyonet olduğu ve kanunsuz şekilde çalıştığı ortaya çıkmasın mı?”
Zap’tiye
Sadece “Anmak” yetmez, her daim “Anlamak” gerekir.
Ne demiş?
“Öldürülene kadar size sahip çıkmayan hukuk ne işe yarar söyler misiniz?” (Arka Sokaklar’dan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atv dizisi ‘Bir Gece Masalı’, yeni sezonun en iddialı projelerinden. Modern bir masalın anlatıldığı dizi ilk bölümlerinden itibaren izleyiciyi etkisi altına aldı. Dizinin en dikkat çeken isimlerinden biri ise Eren Vurdem’in oynadığı ‘Selim’ karakteri. İlk kez bu kadar kötü bir karakteri canlandırdığını belirten ünlü oyuncu, senaryoyu ilk okuduğunda dizinin bu kadar dikkat çekeceğini anladığını söyledi. Ünlü oyuncu Eren Vurdem ile bir araya geldik. Diziyi, yeni çalışmalarını ve izleyiciden aldığı yorumları konuştuk.
Bir Gece Masalı sezonun en iddialı işlerinden. Senaryoyu okuduğunuzda bekliyor muydunuz böyle bir ilgi?
Bence en başından belliydi. Senaryoyu ilk okuduğumda ilgi çekeceğini hissetmiştim. Farklı bir hikaye ve daha farklı bir karakter vardı önümde.
‘Kimse göründüğü gibi değildir. Belki Selim de gördüğümüz gibi biri değildir’ diyorsunuz. Sizce haklı nedenleri var mı?
Selim bir kere normal bir insan değil. Büyük travmaları var bu adamın. Geçmişine yaptığımız yolculukta, ilerleyen bölümlerde buna hep beraber şahit olacağız. Ama hoş şeyler yaşamamış onu söyleyebilirim. Başına gelenlerden sonra normal olması beklenemez. Bir bölümde Selim; ‘modern tıp tedavi edemedi beni’ diye kendi de söylüyor.

SOKAKTA TEPKİLER FENA
Daha önce hiç bu kadar kötü bir karakter oynamamıştınız. Nasıl oldu sizin için?
İlk kez bu kadar kötü bir karakter oynuyorum. Hiç bu kadar zor olmamıştı. Emre Hoca ve Deniz Can Hoca’nın çok emeği var üstümde. Çok zorlanıyordum ilk başlarda. Selim’in yaptıkları akıl alır değildi. Oynarken inanılmaz yabancılaşıyorum. Çok zor oldu diyebilirim.
Siz bu sert rollere sempatik bir hava katmayı da başarıyorsunuz. İzleyici sizi sevecek bir yan buluyor. Ne diyeceksiniz bu konuda?
Ekstra bir şey yaptığım yok aslında. Ne kadar çalıştığınıza ve önemsediğinizle ilgili. Emek verip üstüne günlerce, aylarca, yıllarca çalışıyorsun, bir karakter inşa ediyorsun. Abartıdan uzak en doğal halini yakalamaya çaba gösteriyorsun. Karakteri hissetmeye çalışıyorum. Onun bir düğmesi var, ona bastığımda o nerede ne yapacağını, ne söyleyeceğini biliyor. Sahne bitiyor ve ben de tekrar düğmeye basıp kapatıyorum.
Peki Selim karakteriyle aldığınız en ilginç yorum neydi? Sokakta tepki alıyor musunuz?
“Bir kere de Selimmm! Canfeza’yı rahat bırak Selimmm!”, “Psikopatsın ha!”, “Ama çok kötüsün Selimmmm!”. Bunların dışında bir de geçen gün şöyle bir yorum aldım: “Selim, yeni dizinizi anneciğimle izliyordum. ‘Asker dizisini izlerken ne ağlamıştım onun için meğer ne kötü adammış’ dedi.”
Evlenmek istemeyen bir kızı babasıyla birlikte evliliğe zorlamışlardı. Ne düşündünüz bu sahneleri oynarken?
Vallahi ben çok zor oynadım o sahneleri. Benim için zor geçti.
Modern bir masal anlatıyorsunuz dizide. Masallar gerçek olur mu?
Masallar ancak masalların içinde gerçek olur.
İzleyicinin bu kadar sevmesinin nedeni o masalsı aşklara olan özlem mi?
Masallar güzeldir. Sıcak hissettirir. Tıpkı bir battaniyenin altına girmiş gibi. Çocukken hep masallar dinlerdik ve o masalları dinlerken kendimizi güvende hissederdik. İnsanlar büyüse de ne zaman bir masal duysa çocukluğundaki güvenli hissettiği anları hatırlar, özler. Belki de ondandır.

BİR HAFTA ÇAY DAĞITTIM
Karadenizli karakterleriçok iyi canlandırıyorsunuz.Peki aslen nerelisiniz?Bu arada internette hakkınızdaen çok aratılan buolmuş…
İstanbul doğumluyum. Aslında 2 kere oynadımKaradenizli karakter. Öyleçok sayıda oynamadım. Ozaman ‘aman gerçekçi olsun,yapmacık olmasın’ diyeçok çalışmıştım. KalktımTrabzon’a gidip birkahvehane buldum.Sene 2014-2015sanırım. Çay dağıttım,bayağı 1 haftaorada insanlarlakonuştum. İzledimdili iyice öğreneyimdiye. Birazfazla iyi öğrenincesıkıntı oldu. Amaben çok severimKaradeniz’i. BütünarkadaşlarımKaradenizlizaten. Bazenbende oralıyımsanıyorum.
Dövüşsporlarını seviyorsunuz.3 yılboks yapmışsınız.Devam ediyormusunuz?
Evet, devamediyorum. Settenher fırsat bulduğumdaboks yapıyorum.Beni zinde tutuyor,boksun el ve gözkoordinasyonu için dedesteği bilinir.
SOSYAL MEDYAYA ANLAM YÜKLEMEM
1.9 milyon takipçiniz var. Ama siz kimseyitakip etmiyorsunuz neden? Yakınlarınızdan benitakip et baskısı alıyor musunuz?
Sosyal medya beni seven ve destekleyeninsanlarla buluştuğum bir yer. Bir platform,o kadar büyütüp hayatın en üstüne koyupilişkilerimi onunla şekillendirmem.Anlam yüklemem. Yakınlarımda benimbakış açımı bildiği için baskı sözkonusu değil.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Temiz magazin sayfasının haberine göre Türkiye’nin en zengin kadın sanatçıları listesinde ilk 10’da 1. sırada Seda Sayan var.

Listenin ilk sırasında yer alan Seda Sayan, çok uzun yıllardır astronomik ücretlerle ekranda program yapıyor. Kazancını gayrimenkule yatıran Seda Sayan, son olarak Etiler’de uzun yıllardır Şamdan olarak bilinen mekanı da satın aldı.

Seda Sayan’ın, ailesini; akrabalarını ikamet ettirdiği çeşitli semtlerde evleri olduğu gibi, İstanbul’un Zincirlikuyu ve Etiler semtlerinde ünlü rezidanslarda daireleri, Amerika Miami’de evi var.

2. sıra Sibel Can’ın!
Sibel Can, adeta “ergen”lik günlerinden beri sahnelerde. Oryantal olarak başladığı çalışma hayatında, assolist olarak sahneye çıkmayı başarmış biri. Hiç ara vermeden, sahneye çıkan ve sahneden astronomik ücretler kazanan Sibel Can, aynı zamanda dizi ve tv programlarına da imza attı. O da gayrimenkul zengini bir ünlü.

Amerika’da Miami’de ev alan ilk ünlü!
Beykoz’daki çok lüks bir sitedeki malikanesinde ikamet eden Sibel Can’ın Nakkaştepe’de İstanbul Boğazı manzaralı villası, araçları, Amerika’da evleri, çocuklarının oturduğu evler ve yatırım amaçlı aldığı gayrimenkulleri var. Sibel Can, Amerika’da Miami’de ev alan ilk ünlü kişi… Yıllar önce Hakan Ural’la ayrılma aşamasında bile ayrılmak için Ural’a ödeme yaptığı, yine bir çocuğunun babası olan Sulhi Aksüt’e de mali olarak destek olduğu, magazin arşivinin tozlu sayfalarında duruyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Namaz sonrasında İl Müftüsü Dr. İrfan Açık, gençliğin ve okumanın önemine vurgu yaparak kursiyerlere yaklaşan ara sınavlarda başarılar diledi.
Program, yapılan dua ve çorba ikramının ardından sona erdi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık 60 kişilik üç grup halinde çalışmalarını sürdüren Düm Ka Ritim Topluluğu, kısa sürede verdiği eğitimler ve samimi diyaloglarıyla herkesin ilgisini çekmeyi başardı. Etkinlikte darbuka, cajon, bendir, bongo, asma davul ve zilli def gibi enstrümanlar kullanılırken, huzurevi sakinleri ise dans edip doyasıya eğlendi.
Eğlenceli geçen etkinliğe huzurevi personeli de katılarak ortamı daha da renklendirirken, zılgıtlar eşliğinde ritmin sesine kendini kaptıranlar sahnede buluştu. Huzurevi sakinleri, Düm KA Ritim Topluluğu’na teşekkür ederek, yapılan ziyaretten duydukları mutluluğu ifade etti.
Koordinatör Asuman Köseoğlu, yaşlılarımızın toplumun aktif bir parçası olduğunu ve insana dokunan sosyal sorumluluk projelerinin toplumsal dayanışma ve anlayışın güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyledi. Etkinliğin sonunda Mudanya Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi Müdürü Zehra Çoban, Asuman Köseoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katırcılığın son temsilcisi Karaal, “Her köyde araba yolu olsa da her araziye ulaşım imkanı yok. Fındık, odun, gübre gibi ürünler, araba yolu olmayan yerlerde katırlarla taşınıyor. Katırcılığa hala ihtiyaç var, ancak bu mesleği yapan kimse kalmadı. Baba mesleği olduğu için ben devam ediyorum ama benden sonra bu işi yapan birisi çıkmaz gibi görünüyor” dedi.
Katırcılıkla birlikte diğer meslekler de kayboldu
Katırcılığın yanı sıra ilçede semerci, nalbant ve kuşamcı gibi benzer mesleklerin de yok olduğunu ifade eden Karaal, “Eskiden her köyde 4-5 hanede katır vardı. O dönemlerde semerci, nalbant gibi esnaflar da vardı, ancak şimdi bu mesleklerin hiçbirini bulmak mümkün değil. Katırların ihtiyaç duyduğu semer ve nalı kendimiz yapıyoruz Bugün ilçenin tek katırcıyım hatta Giresun’da yok olmaya yüz tutan katırcılığın son temsilcilerindenim” diye konuştu.
Katırcılık ve geleneksel meslekler tükeniyor
Giresun genelinde eskiye oranla katırcılıkla ilgili büyük bir azalma yaşandığını vurgulayan Karaal, “Şimdi her hane bir araba sahibi. Katırcılık, artık sadece ulaşımda değil, aynı zamanda geleneksel işlevselliğiyle de kaybolmaya yüz tuttu. Bu mesleklerin kaybolması, geçmişin izlerini silmeye devam ediyor” şeklinde konuştu.
Giresun’un Çanakçı ilçesindeki katırcılığın yaşatılması, hem yerel kültürün korunması hem de dağlık alanlardaki ulaşım sorunlarının çözülmesi açısından önem taşıyor. – GİRESUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentteki bir alışveriş merkezinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde bağımlılıklara dikkati çekmek amacıyla açılan sergide, danışanların atölyelerde tasarladıkları tablolar ve el sanatları ürünleri sergilendi.
Serginin açılışına Antalya Vali Yardımcısı Ayhan Yazgan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Ramazan Akalın, Yeşilay Antalya Şube Başkanı Osman Zeki Özcan, eski Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ve çok sayıda davetli katıldı.
Vali Yardımcısı Ayhan Yazgan, buradaki konuşmasında, sergide emeği geçenlere teşekkür etti.
Yeşilay Antalya Şube Başkanı Osman Zeki Özcan ise bağımlılıkla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla hazırladıkları bu sergide farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Türkiye genelinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) toplam 107 YEDAM bulunduğunu belirten Özcan, “Bu merkezlerimizde tamamı bağımlılık alanında çalışan uzman psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan ekiplerimizle, bağımlı bireylere ve bağımlı bireylerin yakınlarına ücretsiz psikolojik ve sosyal destek hizmeti veriyoruz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programa katılan Kütahya İl Müftü Yardımcısı Tuğba Anatoprak, hanımlarla sohbet ederek cami inşaatına katkı sunan katılımcılara teşekkürlerini iletti.
Programın hazırlanmasında emeği geçen görevliler ve katılım sağlayan hanımlar, toplu olarak dua ederken cami projesine destek olmanın mutluluğunu yaşadı. Müftü Yardımcısı Anatoprak, bu anlamlı buluşmaya katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşayan 39 yaşındaki Nermin Kaya, yaklaşık 5 yıldır aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla yemek yapıyor. Arabaşı çorbası da iddialı olduğu yemekler arasında. Kış aylarının vazgeçilmez lezzeti olan arabaşı çorbasının püf noktalarını ve toplumdaki yönlerini anlatan Nermin Kaya, küçüklüğünde de annesinin bu çorbayı kazanlarla yaptığını ifade etti.
“Çorbayı yapan aileler kaz eti ve tavuk etiyle yapanlar olarak ikiye ayrılır”
Sorgun’da özellikle kış aylarında yıllardır bu lezzeti yiyen ve pişiren Nermin Kaya, çorbanın malzemelerinin de aile bütçesine göre şekillendiğini belirterek, “Kaz, hindi ve ördek etiyle yapanlar geliri yüksek olanlardır. Daha düşük geliri olanlar da tavuk eti kullanırlar” dedi.
“Arabaşı tam bir şifa çorbasıdır”
Kaya çorbanın şifa deposu olduğunu ifade edip, “Özellikle kışın yapılan çorbamız tam bir şifa çorbasıdır. Hastalanınca evlerden hiç eksik edilmez. Mutfağımızda sürekli yaparız. Çok sevdiğimiz bir yemektir. Çorbanın yapımı için ideal zaman kasım ve nisan ayları arasıdır. Atalarımız bu çorbayı kışın tercih etmişler. Büyük tepsilerle yapılıp servis edildiğinden saklama alanı konusunda da kışın tüketilmesinin tercih edildiğini düşünüyorum. Servis edilirken de pul biber ve olmazsa olmazı limondur” dedi.
“Köy odalarında yapılan çorba ikramına herkes katılır, davet edilmeyenler ise küserdi”
Arabaşı çorbasının kültürel anlamdaki yerine vurgu yapan Nermin Kaya, çorbanın eskiden köy odalarında yapılarak ikram edildiğini söyleyip, “Kadınlar evde, erkekler ise köy odalarında çorba içerdi. Çorba davetleri eskiden olduğu gibi günümüzde de sosyalleşme aracıdır. Arabaşı çorbası evlerde kış boyu yapılır. Çorbayı yapan ev sahibi komşularını davet etmezse komşular küserdi. Filanca komşuya haber verildi bana verilmedi, şeklinde küsen komşular olurdu. Bu çorba kalabalık toplulukların ve akrabaların bir araya gelmesine vesile olan bir yemektir” dedi.
“Her ne kadar civar iller sahiplenmek istese de arabaşı çorbası Yozgatımızındır”
Kaya, “Arabaşı çorbasının yöresi konusunda her ne kadar Sivas, Kayseri, Nevşehir gibi İç Anadolu Bölgesi şehirleri tarafından sahiplenilse de arabaşı çorbası Yozgat’ımızındır. Arabaşı çorbası eş, dost, akraba ile yenilen ve o şekilde tadı olan bir yemektir. Arabaşı yenmez, yutulur” şeklinde konuştu. – YOZGAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarete tarihçi-yazar Mustafa Armağan, gazeteci Erkan Tan, akademisyen ve aktivist Necmettin Erbakan Akyüz, araştırmacı-yazar Fatih Tuğra Doruk gibi birçok tanınmış isim katıldı. Vali Işın, konukları ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek Gazze halkına destek amacıyla yapılan bu anlamlı etkinliğin Kütahya’da gerçekleştirilmesinden onur duyduklarını ifade etti. Konuklar ise, Kütahya halkının Gazze’ye yönelik duyarlılığı ve desteği için teşekkürlerini iletti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jade Parfitt, Erin O’Connor, Jodie Kidd ve Helena Christensen gibi podyum arkadaşları, onu “bir ışık huzmesi” ve “sektördeki başarıları muazzam” biri olarak nitelendirerek taziye mesajları paylaştı.
Georgina, 21 Ekim’de eşiyle birlikte Kos’taki Marianna otel dairelerinde kalırken rahatsızlandı ve otel personeli ambulans çağırdı. Önce adanın ana hastanesine kaldırıldı, ancak durumu o kadar ciddiydi ki doktorlar daha iyi imkanlara sahip Girit’e hava ambulansıyla nakledilmesini sağladı.
Beş gün yoğun bakımda kalan Cooper’ın cenazesi geçen hafta İngiltere’ye gönderildi. Kos’taki bir kaynak, “20 yılı aşkın süredir buraya tatile geliyordu. Ailesi otel sahiplerinin arkadaşıydı ve kendisi de onların iyi bir dostuydu” dedi.
“Temmuz ayında balayı için geldi ve Ekim’de tekrar tatil için geldi. Eve dönmesine bir gün kala hastalandı. Georgina Yunanistan’ı çok severdi ve sürekli buraya gelirdi ama sağlık sorunları vardı ve daha önce de burada hastalanmıştı. Ancak bu çok aniydi ve hepimiz için bir şok oldu. Mayıs ayında yaşayacak bir yer bulmak ve belki bir iş kurmak için tekrar geleceğinden bahsediyordu. Çok üzücü.”
Eski menajeri Dean Goodman, “Yunanistan’ı seviyordu ve yeni kocasıyla tekrar gideceğini söylemişti. Ancak iki hafta önce orada trajik bir şekilde vefat etti. Georgina Covid sırasında hastaydı ve bazı sağlık sorunları gelişmişti, hastaneye girip çıkıyordu. Ancak geleceğe dair planları vardı. Yeni evlenmişti ve hayatını dört gözle bekliyordu. Herkes yıkılmış durumda. O gerçek bir süperstarı” dedi.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“12 GÜNDÜR GASTANEDEYİM”
Yarışmanın bu akşam yayınlanacak bölümü için stüdyoya gelen Beyza, “Çok özledim sizi, burayı çok özledim. Zor bir kaza atlattım. 12 gündür hastanedeyim. Kolay değildi, ailemle devam etmeyi çok konuştum. Zordu ama sizden ve ailemden çok güzel destekler aldım” diyerek kendisine destek olan herkese teşekkür etti.
“YARIŞMAYA DEVAM EDECEK MİSİN?”
Tanıtım fragmanında Somer Şef, Beyza’ya “Yarışmaya devam edecek misin?” sorusunu yöneltti. Yarışmanın müdavimlerinin merak ettiği sorunun cevabı bu akşam yanıt bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOĞRU ERKEĞİ BULMAK İSTİYORLAR
Dizide Ceren (Hadise), aşkı ve duygusallığı hayatının merkezine koymuş iflah olmaz bir romantik, Selma (Seda Bakan) ise mantığı elden bırakmayan bir risk analistidir. Birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bu iki kadın, doğru erkeği bulmak için birbirlerine yardım ederler. Ancak bu süreçte hayatları büyük değişime uğrar.
CESUR SAHNELER VAR
Hadise ve Seda Bakan hayranlarının merakla beklediği dizinin tanıtım fragmanı cesur sahneleriyle kısa sürede gündem oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 86’ncı yıldönümü dolayısıyla, yazılı bir mesaj yayımladı. Başkan Erdoğan basın açıklamasında, Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ile Türk Milleti’ne kazandırdığı değerlerin, bir asrı geride bırakan Türkiye’nin geleceğini şekillendirdiğinin altını çizdi.
Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Erdoğan’ın yayımladığı mesajda, “Atatürk, yalnızca Kurtuluş Savaşın kahramanı olarak değil, aynı zamanda modern Türkiye’nin kurucusu ve yenilikçi bir lider olarak da tarihe geçmiştir. O’nun kararlılığı, vizyonu ve halkına duyduğu derin güven, bağımsızlığımızın sembolü Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam bir temel üzerine kurulmasını sağlamıştır. Atatürk’ün en belirgin özelliklerinden biri de her alanda en iyiyi ve güzeli hedeflemesiydi. Eğitimden ticaret ve sanayiye, tarımdan sağlığa ve hukuka kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirdiği reformlarla, Türkiye’yi bağımsız ve güçlü bir devlet haline getirmiştir. Milletimiz, O’nun öngördüğü hedefler doğrultusunda hep beraber yürüyerek hızla ilerlemiş ve gelişmiştir. O, o günden bugüne, yarınlarımıza ve yolumuza ışık tutan bir rehberdir. Atatürk’ün vefatı, bir devrin sona ermesi de değildir; O’nun fikirlerinin ölümsüzlüğe kavuştuğunu simgelemektedir. Bugün, yine O’nun yolunda ilerlemekteyiz; O’nun bize gösterdiği milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma hedefimize, koşar adımlarla gitmekteyiz. Şunu iyi biliyoruz ki Türkiye’yi daha ileri taşımak, en büyük misyonumuz ve sorumluluğumuzdur. Bunun için, milletçe durmadan çalışmaktayız. Bu duygu ve düşüncelerle, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, özlemle ve rahmetle anıyoruz” dedi. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İmalat-ı Harbiye Müzesi, Milli Savunma Bakanlığına (MSB) bağlı MKE AŞ bünyesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı özel müzeler kapsamında ziyaretçilerini ağırlıyor.
Müzenin tarihi binası, 19’uncu yüzyılın sonunda Sultan 2’nci Abdülhamit tarafından süvari kışlası olarak inşa edildi ve yapı, Milli Mücadele döneminde de aktif şekilde kullanıldı.
Özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında silah ve mühimmat üretim tesisi olarak kullanılan bina, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında da aktif rol üstlenmiş oldu.
Bu tesiste üretilen silah ve mühimmatlar, Ankara’dan ülkenin dört bir yanındaki cephelere taşındı ve Türk milletinin bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynadı.

CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA HİZMET VERDİ
Ankara’daki MKE Genel Müdürlüğü içerisinde yer alan tarihi yapı, 1922’de çıkan yangın sonucu kullanılamaz hale geldi. Sonrasında yeniden inşa edilen bina, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) silah ve mühimmat ihtiyacını karşılamak üzere kullanıldı.
Tarihi yapı, Milli Savunma Bakanlığının çalışmaları kapsamında müze olarak dönüştürüldü ve 20 Haziran 2013’te bu şekilde hizmet vermeye başladı. Sonrasında bir süre restorasyon sürecinden geçen yapı, 2023 yılında yeniden ziyaretçilerin hizmetine açıldı.

BAĞIMSIZLIĞIN KAZANMASINDA ROL OYNADI
Özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında silah ve mühimmat üretim tesisi olarak kullanılan bina, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında da aktif rol üstlenmiş oldu.
Bu tesiste üretilen silah ve mühimmatlar, Ankara’dan ülkenin dört bir yanındaki cephelere taşındı ve Türk milletinin bağımsızlığını kazanmasında önemli rol oynadı.


2 BİN 352 TARİHİ ESER BULUNUYOR
Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan süreçte Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı silah ve mühimmatların yanı sıra, imal edilen diğer ürünlerin de yer aldığı müzede toplam 2 bin 352 parça tarihi eser bulunuyor.
Milli Mücadele yıllarına ait birçok tarihi eserin de bulunduğu İmalat-ı Harbiye Müzesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine de ışık tutuyor.


KURTULUŞ SAVAŞI’NI ANLATAN PANOLAR
İki bölümden oluşan müzede Cumhuriyet tarihi öncesi savaş aletleri, Osmanlı tarihinde savaş toplarının üretimini sağlayan Tophane-i Amire, silah sanayisinde önemli ustaların yetiştiği İmalat-ı Harbiye, Kurtuluş Savaşı mücadelesini anlatan panolar ve eserler bulunuyor.
Müzede, tarihi eserlerin yanı sıra MKE tarafından üretilen ve Mehmetçiğin halihazırda kullandığı MPT-55, MPT-76 piyade tüfekleri ve JMK Bora-12 keskin nişancı tüfeği gibi silahlar ve bunların mühimmatları da yer alıyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’un Resmi sergisi, İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki Ankara Sanat Galerisinde sanatseverlerle buluşuyor. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndaki İstanbul temalı resimlerle Anadolu ve Avrupa yakalarını sanatseverlerle buluşturan sergide, şairlerin dizeleri de resimlerle birlikte sunuluyor.
Yaklaşık bir yıl boyunca İstanbul’daki Heykel Müzesi’nin ilk süreli sergisi olarak ziyaretçilerin beğenisini kazanan ve yaklaşık 85 bin ziyaretçinin gezdiği sergi, şimdi de Ulus’taki İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki Ankara Sanat Galerisi’nde sanatseverleri ağırlıyor.


ŞİİRİN EŞLİK ETTİĞİ RESİMLER
Serginin küratörü ve sanat tarihçisi Prof. Dr. Gül İrepoğlu, yaptığı açıklamada, İstanbul’un Resmi sergisini İstanbul’dan Ankara’ya getirdiklerini, müzenin mekansal durumundan dolayı eser sayısını yarı yarıya düşürdüklerini anlattı.
İstanbul’un bin yıldır sanatçılara, yazarlara ilham verdiğini ifade eden İrepoğlu,
“19. yüzyıldan günümüze kadar olan resimleri, duvarlara ufuklar açmak üzere yerleştirdik. Resimlere şiirler eşlik ediyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, ‘Her ressam az çok şairdir’ der. Buna uyarak resimleri şiirlerle eşleştirdik. İstanbul’un Resmi kitabında da bunu yaptım. Sergiye sığmayan resimleri ve şiirleri kitaba aldık” diye konuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağrı Dağı Efsanesi’ni tiyatro sahnesinde görmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir uyarlamayla sahneye geldi.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği oyun, yönetmen Yiğit Sertdemir’in ellerinde bir peri masalına dönüşüyor.
Bu başarıda dekor tasarımını yapan Barış Dinçel’in ve ışık tasarımı sorumlusu Osman Aktan’ın katkısı yadsınamaz.
Oyunda geçen Küp Gölü’nün sahnedeki tasviri ise unutulmayacaklarının arasına şimdiden girdi.
Oyunculukların ötesinde kostüm ve koreografi de oyuna ivme katıyor.
OYUNUN KONUSU
Tiyatro oyunu, kapısının önüne gelen beyaz atı sahiplenen ve töre gereği sahibine geri vermeyen bir dağlı ile atın sahibi olan beyin arasındaki çatışmayı konu alıyor.
Oyunun içinde bir aşk hikayesi ve Ağrı Dağı’nın yaşam şartlarının zorluğu işleniyor.
Konuyu destanlaştıran, iki aşığın beklenmeyen ve içleri sızlatan sonu.
OYUNA ÖZEL ŞARKI
Oyuna özel olarak yazılan “Gül diyem bahar diyem” şarkı ve gazeli oyunun bütünlüğüne değer katıyor.
AT KOSTÜMLÜ OYUNCU
Oyunun dekoru içinde üzerindeki at kostümü ile bir oradan bir buraya hiç yorulmadan koşturan, ritmik hareketlerle at figürüne hayat veren Özge Midilli’nin canlandırması ise kritik öneme sahip.
Oyunun iki perdeden oluştuğunu ve toplam 165 dakika sürdüğünü de hatırlatalım.



Dora İşsever / Muhabir
Dora İşsever
Video Editorü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, turistik Gölyazı Mahallesi’ndeki Kız Adası’nın Helenistik dönemdeki kutsal alan profili, arkeolojik kazıyla gün ışığına çıkarılıyor.
Avrupa’nın en güzel kasabaları arasında gösterilen ve antik adı “Apollonia ad Rhyndacum” olan Gölyazı’nın kıyısından yaklaşık 500 metre uzaklıktaki adada, 2022 yılında başlatılan kazı, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Nilüfer Belediyesinin desteğiyle Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) başkanlığında yürütülüyor.
Her yaz sular altında kalan, sonbaharda suların çekilmesiyle ortaya çıkan adaya kayıklarla ulaşan arkeologlar, ot temizliği yapılmasının ardından arkeolojik çalışmalara başlıyor.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Etrafı Helenistik dönemde yapılmış temenos adlı kutsal duvarla çevrili, tapınak, sunak, stoa (sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galeri) ve eksedraların (avlu, salon ya da meydana açılan yarım daire ya da dikdörtgen çıkıntılı niş benzeri mekan) bulunduğu yapı kompleksinin olduğu tahmin edilen adada, öncelikle tapınağın tam mimari planının belirlenebilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydınlatma çalışmaları, tarihi kalıntıların zarar görmemesi için iş makineleri kullanılmadan Aizanoi Kazı Başkanlığı’nda görevli arkeologlar gözetiminde gerçekleştirildi.
Sorumlu Fuat Celepci, Kütahya Valiliği öncülüğünde 2018 yılında başlayan aydınlatma çalışmalarının tamamlandığını söyledi.
Tarihi alanlara sahip çıkma adına çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Celepçi, şöyle konuştu:
“GECE DE ZİYARETÇİLERE AÇIK OLACAK”

“Bölgemizde tüketicilerimize hizmet ederken, sosyal projelerimiz kapsamında tarihi ve arkeolojik alanlarına sahip çıkma adına katkı vermek istiyoruz. Bundan dolayı ilgili kurum ve kuruluşlarla ilişkimizi sağlıklı bir şekilde devam ettiriyoruz. Bunun ilk örneklerinden biri Kütahya’da bulunan Aizanoi Antik Kenti’dir. Bilindiği gibi bu antik kent, dünyanın en iyi korunmuş Zeus Tapınağı’nı içinde barındırıyor. Bu bölgenin elektrik alt yapısını ve aydınlatmasını biz yaptık. Bu sayede antik kentin sadece gündüz değil, gece de ziyaretçilere açılması sağlanacak.”

ZİYARETÇİLER MEMNUN
Celepci, dikkati çekici güzel bir aydınlatma yaptıklarını, gece giden ziyaretçilerin memnun kaldığı yönünde de olumlu dönüşler aldıklarını sözlerine ekledi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, saat 18.00 sıralarında Muratpaşa ilçesinde bulunan Atatürk Parkı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, annesiyle görüşmek istediğini belirten bir kişi yaklaşık 40 metrelik falezlerin kenarına gelerek tehlikeli hareketler yapmaya başladı.

Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, isminin Abdullah olduğu öğrenilen şahsı eyleminden vazgeçirmek için uzun süre uğraş verdi.

Ekiplerden ilk olarak sigara isteyen şahıs, ardından alkol talebinde bulundu.

Ekiplerin yaklaşık 1 saatlik uğraşının ardından şahıs bulunduğu yerden uzaklaşırken, kıyafetlerini giymesi için bir polis memuru gence yardımcı oldu.

Ekiplerin gözetiminde tehlikeli bölgeden uzaklaştırılan şahıs, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İbrahim Tatlıses, geçtiğimiz gün Kuruçeşme’de görüntülendi. Güzel bir yemek yediğini söyleyen Tatlıses, “Süperim, süper olacağım” diye belirtti.

Urfa ziyareti ile ilgili olarak her şeyin güzel geçtiğini söyledi. Günel Zeynelova’nın, Tatlıses’in kendisine çok destek verdiğini açıklamasının ardından ise, “O benim evladım, kızım gibi” dedi.
Kızı Dilan Çıtak ile ilgili polemiklerin ardından “Her şeyi ifşa edeceğim” diyen Tatlıses, “O açıklama çok kısa zamanda gelecek” ifadelerini kullandı.

Aydemir Akbaş’ın vefatı üzerine büyük sarsıntı geçiren Tatlıses, her gün Akbaş’ı telefon ile aramaya devam ettiği söylentiler üzerine “Aydemir gibi bir dost yok, olmadı. Bazı dostlarım var, benim ismimle geçiniyor; mesela kirve diye bir adam, o benim artık bu saatten sonra dostum değil. Onunla kimse de görüşmesin, kimse kapıya almasın, kapıdan kovsunlar” diyerek tepki gösterdi.

Nedeni sorulduğunda ise “İnsan 45 senelik dostundan darbe yerse ne olur? 45 yıl biriyle birliktesin, sigarayı bıraktırıyorsun, dost diyorsun, sonra senin sırtından vuruyor” dedi.

İbrahim Tatlıses’in kızı Dilan Çıtak Tatlıses’in yaptığı açıklamalar magazin sayfalarından günlerdir konuşuluyor. Dilan Çıtak, katıldığı magazin programında gözyaşları içinde yaşadığı sorunları anlatmıştı. Babası İbrahim Tatlıses’te bu sözlerin ardından sert açıklamalarda bulunmuştu. İşte baba – kızın arasındaki tartışmada gelinen son nokta…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DJ’lik yapan sevgilisini öven Alişan, “Oğulcan’a sahnede aşık oldum” dedi.

Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin, önceki akşam oyuncu sevgilisi İlayda Alişan ile Kuruçeşme’deydi.

Oğulcan Engin ise, “Ben de onun dizilerde ağlamasını çok seviyorum. Çok güzel gözleri var. Ekranda ağlamak ona çok yakışıyor” diye karşılık verdi.

Bir süredir Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin ile aşk yaşayan İlayda Alişan, geçtiğimiz günlerde imaj tazelemişti…

Uzun saçlarına veda eden İlayda Alişan yeni imajı ile beğeni toplamıştı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yıl Halloween’deki en dikkat çekici kostümlerin yanı sıra, Armand Duplantis’in bu pozunu canlandırmaya çalışan birçok genç bulmak mümkün. Bir an için dünya şampiyonu, bir sonraki an ise cadılar bayramında karşınıza çıkan bir karakter! Bu tür yaratıcılık, cadılar bayramının ruhunu en iyi yansıtan unsurlardan biri. Birçok kişi, duvarlardan sarkan örümcek ağları ve parlak balkabağı ışıkları ile donatılmış evlerinin önünde bu pozları vermeye bayılıyor. Ve elbette, kıyafetler konusunda da hiç fena değiliz. Duruş kıyafetleri, bu yıl da bir kez daha gündem oldu. Neden mi? Çünkü neden olmasın! Cadılar bayramında herkesin kendi tarzını ifade etme özgürlüğü var ve bu özgürlük en tuhaf şekillerde kendini gösteriyor. Kim bilir, belki de bir sonraki yıl en iyi kostüm ödülünü alacak olan bir dikeç pozu ile elinde örümcek ağı olan bir moda ikonu!

Ne yalan söyleyeyim Halloween beni biraz geriyor, biraz da zorlama geliyor. Her sokak başında bir kostümlü insan görmek eğlenceli, evet, ama o kadar işte. Bir yanda etrafta zıplayan süper kahramanlar, diğer yanda dehşet verici makyajlarla süslenmiş yaratıklar; her köşe başında bekleyen bu karakterler, bir süre sonra insana biraz fazla gelmeye başlıyor. Korku ve eğlencenin dengesi kayboluyor. Sonuçta bir bayram kutlaması olması gereken bu gün, bazen aşırıya kaçan bir şov haline dönüşüyor.
LAZAR BİNENBAUM VE ‘MUSSOLİNİ’ TABLOSU
Son zamanlarda müzayede dünyasına göz atma fırsatı bulduğumda, radarımda Lazar Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosu belirdi. 45 x 69 cm boyutlarında, yağlı boya bir eser olan bu tablonun açılış fiyatı 3 milyon 500 bin TL olarak belirlenmiş; bu rakam, sanatseverlerin ilgisini çekmek için yeterince çarpıcı. Ancak bu tabloyu özel kılan yalnızca fiyatı değil, Binenbaum’un sanat kariyeri ve İstanbul’un tarihindeki yeri. Binenbaum, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri, I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun önemli bir parçasıydı.

Münih Sanat Akademisi’nden aldığı eğitim ile sanat kariyerine sağlam bir temel atmıştı. Sanat dünyasında kendisini duyuran ilk eserlerinden biri, Ludwig van Beethoven’ın portresidir. Bu eser, onun yaratıcı yeteneğinin bir göstergesi olarak öne çıkmıştır. I. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerinin hissedildiği bir dönemde İstanbul’a yerleşen Binenbaum, burada sanatını geliştirmiş ve ömrünün sonuna kadar bu şehirde yaşamıştır. Müzayede, Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosunun yanı sıra, 2013 yılında hayatını kaybeden ünlü tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’a ait bir eseri de barındırıyor.

Bu durum, müzayedeye olan ilgiyi artırıyor ve sanat camiasının dikkatini çekiyor. Sanat eserleri, yalnızca mali değerleriyle değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi önemleriyle de değerlidir. Lazar Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosu, İstanbul’un sanat tarihindeki yerini hatırlatırken, izleyicilere de dönemin ruhunu yansıtıyor. Müzayede, pazar gününe kadar devam edecek. Sonuç olarak, Binenbaum’un sanatı, geçmişten günümüze önemli bir köprü kurarken, müzayede de bu köprüyü yeniden inşa etmek için bir fırsat sunuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIVANÇ TATLITUĞ
Akrep 27 Ekim 1983

BAŞAK DİZER
Koç 13 Nisan 1977

KENAN İMİRZALIOĞLU
İkizler 18 Haziran 1974

SİNEM KOBAL
Aslan 14 Ağustos 1987

BURAK ÖZÇİVİT
Oğlak 24 Aralık 1984
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Ceceli, 44. yaşını geçtiğimiz gece Etiler’de bir mekanda yakın dostlarıyla kutladı. “Seneler su gibi geçiyor, şaka maka 44 oldum” diyerek yaşına esprili bir gönderme yaptı.

Doğum günü kutlamasına katılan Arda Turan ve eşi Aslıhan Doğan da katıldı. Antrenmandan geldiğini belirten Turan, “Ceceli’ye Eyüpspor’un imzalı formasını hediye ettim. O da çok sıkı taraftarımız” dedi.

Ev işleriyle ilgisi olmadığını da söyleyen Turan, “Yumurta kırmayı bile bilmem. Evde her şeyi Aslı yapıyor” diye konuştu.

Türk futbolunun efsane futbolcusu Arda Turan, 2018 yılında Aslıhan Doğan ile nikah masasına oturdu.

Mutlu bir evlilik süren çift, aynı yıl Hamza Arda Turan’ı, 2020 yılında ise Asıl Aslan Turan’ı kucağına aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanırım bu seçime kimsenin itirazı olamaz. Moda ikonu olarak ise Erykah Badu seçildi. Erykah’ın özgün ve farklı bir tarza sahip olduğu aşikar ama böyle bir ödüle layık görülecek global bir etkiye sahip mi orası tartışılır.

Kırmızı halıda boy gösteren ünlü isimlere gelirsek, genç şarkıcı Tyla, arşiv bir Gucci tasarımla nostaljik bir hava yakaladı. Katie Holmes’un tercihi Carolina Herrera imzası taşırken, Kylie Jenner’ın Jean Paul Gaultier by Haider Ackermann imzalı iddialı seçimiyle gecenin en çok dikkat çeken ismi oldu.

Coco Rocha, Kobi Halperin’den sıradan bir seçim yaparken; Cynthia Erivo, Zac Posen iş birliğiyle hazırlanan Gap Studio’ya özel tasarımıyla göz doldurdu. Blake Lively, Michael Kors ile şık görünüyordu. Genel olarak kırmızı halının beklenen ihtişamdan uzak olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
TÜRK GECESİ YILDIZ İSİMLERİYLE SES GETİRDİ
New York’ta düzenlenen Amerikan Türk Cemiyeti gecesinde Serenay Sarıkaya, Dilan Çiçek Deniz ve Hande Erçel rüzgarı esti. Gece boyunca, şıklıklarını sergileyen üç isim de stilleriyle uzun süre konuşuldu.

Hande Erçel arşivlerden seçtiği Versace imzalı elbisesiyle iddialı bir şıklık içindeydi. Serenay Sarıkaya, Hakan Yıldırım tasarımı kıyafetiyle modern dokunuşları tercih eden isimdi.

Hem sade hem de çarpıcı detaylarla dolu olan seçimiyle gecede tüm dikkatleri üzerinde toplamayı başardı. Serenay’ın ters köşe yaşattığı seçimlerini çoğu zaman beğensem de bu defa bulunduğu davetin içeriği göz önüne alındığında keşke seçimi bu olmasaydı diye düşünmeden edemedim.
ZARİF SEÇİMLER YAPTILAR
Dilan Çiçek Deniz de Hande gibi arşivlerden seçtiği bir Prada elbiseyle zarif bir görünüm sergiledi.
Serenay ve Hande’nin bir araya gelmesi de sosyal medyada gündem oldu. Daha önce aynı ünlü erkekle ilişki yaşamış olmalarından ötürü heyecanla aralarında bir kaos yaşanması beklendi ama beklenenin aksine onlar güçlü bir profesyonellik göstererek örnek bir davranış sergilediler.
Ünlü yıldız Halit Ergenç de gecenin en şık beylerindendi. Şıklığı ve karizmatik görünümü üç kadın yıldızımızla yarışacak kadar yüksekti. Eşi ünlü oyuncu Bergüzar Korel’i de bu önemli gecede görmeyi çok isterdim.
TEK MARKA TÜM GRUBU SIRTLIYOR
Bünyesinde birçok lüks markayı barındıran Kering Group çalkantılı bir dönemin içinde. Son çıkan raporlara göre grubun satışları yüzde 16 düşüşte. Bu keskin düşüş, özellikle Gucci markasını olumsuz etkiledi; marka, gelirlerinde şu an yüzde 25 gibi önemli bir kayıp yaşıyor. Saint Laurent de yüzde 12’lik düşüşle bu zor dönemin etkilerini yaşayan Kering markalarından biri.

Ancak bu zorlu süreçte dikkat çeken bir istisna var ki o da Bottega Veneta markası. Marka, üçüncü çeyrekte grubun en güçlü performans göstereni olarak öne çıkıyor. Bu başarı, şirketin gerileme sürecine girmesini adeta frenlemiş durumda. Hatta, Bottega Veneta olmasa, Kering’in tamamen bir durgunluk dönemine gireceğini söylemek hiç de abartılı olmaz.
BIRAKTIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDİYOR
Türkiye’nin tanınmış isimlerinden Eda Taşpınar, ‘replika tutkusu’ndan vazgeçmeyerek bir kez daha magazin dünyasında tartışma yarattı. Blog zamanlarımda yazılarımı hatırlayanlarınız varsa Eda Taşpınar uzun bir süre lüks markaların bilindik modellerini terzisine özel olarak diktirmesiyle ve bu diktirdiklerini orijinal diye öne sürmesiyle gündemi meşgul ederdi. O dönemlerden sonra sosyal medya kullanımı başladığından beri sessizliğe bürünmüştü. Ta ki bu hafta yaptığı seçime kadar. Görünen o ki Taşpınar, zamanında yapılan eleştirilerden hiç ders çıkarmamış. Replika peşindeki bu ısrarlı tavrı, zamanla daha belirgin hale gelirken, işin kalitesi de aynı oranda düşüş gösteriyor.

Schiaparelli’nin 2024 Yaz koleksiyonuna ait 13 bin 970 dolar değerindeki (yaklaşık 474 bin TL) meşhur ve ikonik Istakoz Eteği’ni – ki bu tasarım Zendaya gibi moda ikonlarının bile nefes kesici zarafetiyle öne çıktığı bir parçaydı – terzisine diktirmek isteyen Taşpınar, bu hamlesiyle gündem oldu.
Üstelik bu eteğin geçmişi oldukça değerli. Elsa Schiaparelli ‘nin ressam Salvador Dali’nin çizdiği özel istakoz görselinden ilham alarak tasarlanmıştı. Taşpınar kendi beklentisinin aksine, hayranlıkla anılmak yerine, kalite yoksunu bir replika ile adeta alay konusu haline geldi. Moda dünyasında orijinal tasarımların değeri artarken, kopyaların bu kadar göze batması, Taşpınar’ın moda dünyasında nasıl bir yer almak istediği sorusunu da akıllara getiriyor. Bu seçimiyle konuşulduğu günleri özlediği açıkça ortada ve amacına da ulaşmışa benziyor. Gelecekteki replika seçimlerini heyecanla (!) bekliyorum.
YENİ TREND PATRON KADINLAR
Bu sezon kadın modasında öne çıkan bir imaj var: güç ve stilin birleşimi olan ‘Boss Lady’ görünümü. Oversize takım elbiseler, cesur ve sofistike çizgileriyle modern kadının gardırobuna damgasını vuruyor. Paris Moda Haftası’nın en başarılı organizasyonu olan Saint Laurent defilesinde Bella Hadid’in podyumdaki görünümü ve yürüyüşü, Boss Lady akımının startı oldu. Paris Moda Haftası sırasında The Row mağazasında oversize bir takım elbiseyle görüntülenen Kendall Jenner, bu güçlü imajın günlük stile uyarlanabileceğini göstererek büyük beğeni topladı.

Trendin doruk noktası ise, Hailey Bieber’ın markasının lansman partisinde Saint Laurent’ın son koleksiyonundan seçtiği kravatlı oversize takımla geldi. Bieber’ın zarif ama kararlı duruşu, Boss Lady stilini gerçek bir moda manifestosuna dönüştürdü. Kadın stili uzun zamandır güçlenen bir evrim içerisinde. İlk Barbie stiliyle pembe görünümleri konuştuk. Sonrasında Barbie, Mafya Eşi stiline evrildi ve son durak “Patron Kadın” oldu. Kadın giyiminin yeni güçlü imajı, sokaktan davetlere kadar her yerde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şıklık yarışına katılan birçok yıldız arasında onun adı anılmadı ama ödülü alması gerektiğini düşünenlerin sayısı az değildi. Serenay Sarıkaya tüm gece ışıldadı, kostümüyle çok konuşuldu ancak asıl konuşulması gereken hiç kasmadan eğlenmesi en doğal haliyle herkesle sohbet edip fotoğraf çektirmesiydi. Gerçek şu ki Serenay Sarıkaya; başka bir ruh, enerji, yetenek ne derseniz deyin farklı hem de çok. Gecenin en önemli konusu ise Suzan Sabancı’nın duyurduğu yeni Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu oldu. Bu fon, ABD’de film, televizyon ve medya alanlarında eğitim almak isteyen öğrencilere destek sunmayı amaçlıyor. ATS’nin hâlihazırda sunduğu burs fonlarına ek olarak hayata geçirilen bu fon, genç yaratıcıların uluslararası başarılar elde etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Sabancı’nın bu duyuruyu yaparken kullandığı sözler, fonun önemini vurguluyordu: “Bu desteklerin gelecekteki yaratıcı nesillere güç vereceğine ve uluslararası pek çok başarıya zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.”

TÜRK DİZİLERİ KÜRESEL ZİRVEDE
Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu, Türk televizyon ve sinema sektörüne büyük katkılar sağlayacak bir adım olarak görülmeli. Türk dizileri, bugün dünya genelinde 150’den fazla ülkede izleniyor ve milyonlarca hayran kitlesine ulaşıyor. Özellikle Latin Amerika, Orta Doğu ve Avrupa’da geniş bir izleyici kitlesine hitap eden yapımlar, Türk kültürünün ve hikâyelerinin sınırları aşmasını sağlıyor. Bu noktada, fonun sunduğu eğitim ve burs imkanları, gelecekte bu başarıları daha da ileriye taşıyacak, yeni yeteneklerin yetişmesine olanak tanıyacak. İşte bu yüzden bu fonu çok değerli buluyorum.

TAKSİ LOBİSİ: TRUMP MI HARRIS Mİ?
New York’ta hangi taksiye binsem, Trump mı Harris mi sorusu var. Şehirde nereye baksanız bu soru yankılanıyor. ABD’de başkanlık seçim süreci nasıl ilerliyor? 5 Kasım’da gerçekleşecek olan 60. başkanlık seçimleri için geri sayım başladı. Bu seçimlerde hem ABD’yi 4 yıl yönetecek başkan, hem de Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri belirlenecek.
Donald Trump ile Kamala Harris arasında geçecek bu seçim, Amerika’nın kaderini belirleyecek. Ancak seçimlere iki hafta kala, ne Harris ne de Trump kesin bir avantaja sahip. New York’ta taksi lobisi oldukça güçlü, her yolcuyla mutlaka bu konuyu konuşuyorlar. İşte benim New York’taki taksi lobisinden duyduklarım… Washington’da sinir bozucu bir sakinlik hakim. Bu huzur, kimin kazanacağına dair bir güven hissinden değil; daha çok artık kimsenin bu sonucu değiştirebilecek bir şey yapamayacağı düşüncesinden kaynaklanıyor.

Son altı ayda Orta Doğu’da yaşanan savaş, Trump’a yönelik iki suikast girişimi ve Kamala Harris’in aday olması gibi büyük olaylara rağmen, seçim dinamiklerinde büyük bir değişiklik olmadı. Anketlerdeki grafikler neredeyse düz bir çizgide ilerliyor. Harris’in, Trump’a karşı ulusal anketlerdeki farkı yalnızca 1,2 puandan 2,1 puana çıkmış durumda. Bu, özellikle seçimlerin genelde büyük dalgalanmalar gösterdiği önceki yıllarla karşılaştırıldığında çok şaşırtıcı bir stabilite.
2024 yılında, neredeyse herkesin kime oy vereceği belli. Tek bilinmeyen, kimin sandığa gidip oy kullanacağı. Başkanlık seçimleri artık ikna etmekten çok, katılımı artırma mücadelesine dönüştü. 5 Kasım’ı bekleyip hep birlikte neler olacak görelim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pandemiye kadar 4 sene klarnet kampı yaptık. Yorucu oluyor. Bergama’da yapıyorduk. Pandemiden sonra yapmaya cesaret edemedik. Bütçeler, maliyetler çok uğraştırıyor. Bir hafta düğün yapıyorduk. Kimse üzülmesin kırılmasın diye.
Klarnetler de çok pahalı artık. Eskiden biz profesyoneller bile bulamıyorduk. Türkiye’de üreten çok az kişi vardı. Bilezikleri bozdurup aldık. Yaşam şeklimiz, ekmeğimizi buradan kazanıyoruz.
Ben klarnet üretiyorum artık. Ordu’da Ahmet amca vardı, o el işçiliğiyle klarnet yapardı. Ahmet amcanın torunları orada devam ediyorlar.
İlk tanıştığımızda 12 yaşlarındaydı. Bir sünnet düğününde karşılaştık Serkan’la. Küçük minyon bir çocuk, ama bir çaldı, bu ses bu bedenden nasıl çıktı dedim şaşırdım.
Sağlık konusunda sıkıntılı bir dönem yaşadım. Hiç beklenmeyen bir durumdu. Zor bir dönemdi. Bir anda gelip hem beni hem de yakınlarımı sarstı. Hepimiz kontrollerimizi yaptıralım. 40 yaşından sonra daha dikkatli davranmalıyız. Çok şükür şimdi iyiyim. İlk duyduğumda farklı düşünmeye başladım. Tabii hayatın akışına kapılıp bazen unutuyorsun. Böyle şeyleri unutmak da güzel ama hiç yokmuş gibi davranmamalıyız.

BABAMLA ÇALMAK KISMET OLMADI
Rekabet bizim daha iyi şeyler yapmamızı sağladı. Tek klarnetçi olsam tadı olmaz.
Klarnete başlama yaşı yok. 62 yaşında başlayan da var 2 yaşında çalan da var. Kamplara geliyorlardı oradan biliyorum.
Niye şenlendirmiyorsun diyorlar bana, doğru da diyorlar aslında. 10 şarkıdan 8’i duygusaldır benim.
Babamla çalmak kısmet olmadı. Çok isterdim. Oğlan 30 yaşında küçüklüğünden beri klarnet çalıyor. Ben hiç zorlamadım. Ergün iyi çalıyor. Kızım Naz da küçüklüğünden beri çok ilgiliydi. Trompet çalıyordu bir ara okulda ud çalacak. Sesi de iyi. Bizim esas kökenimiz Türk Sanat müziğidir. Annemin sesi çok güzeldi. Naz da ona benziyor.
18 yaşında evlendim, erken baba oldum. 4 aylık torunum var. Dedelik muhteşem bir şey. Evlat başka bir şey ama torun bambaşka. Anlatılmaz yaşanır.

SERKAN ÇAĞRI
12 yıl festival yapmak kolay değil
Klarnet Festivali’nin bu yıl 12.’sini düzenliyoruz. Dün gibi. Yıllar çok hızlı geçiyor. Oğlum 4 yaşındaydı şimdi 16 yaşında. Bir hayalle başlar ya her şey, bizim de hayalimizin 12. Senesindeyiz. İlk başta olur mu kaç gün sürer deniyordu. Yurt dışından konuklarımız oluyor. Buika, Dalaras gibi yabancı sanatçılar memnun ayrıldı buradan.
Dün akşam 12. Uluslararası Klarnet Festivali kapsamında Hüsnü Şenlendirici, Vasilis Saleas ve Kirpi Bülent ile birlikte İzmir’de Agora Ören yerinde sahne aldık.
Başlarken çok zorlandık. Ev için ayırdığımız parayla klarnet aldık. Bunca yıl ne malımız ne mülkümüz oldu. Sadece mesleğimiz oldu.
Hüsnü’nün yaptıklarından feyz aldım. Kondisyonumuzu hep yüksek tuttuk. Ustalarımızdan aldığımız bayrağı taşıyoruz. Gençlere örnek olmaya çalışıyoruz. Klarnet sadece üfleme işi değil, nefesin yolculuğu dediğimiz şey var.
En alttan düğünlerde çalarak geldik. 90’lı yıllarda yeni şeyler denerdik. Klarnet denince şişman göbekli adam gelirdi akıllara şimdi klarnetin imajı değişti.
Babamla bir hatıra yapamadık. Çocuklarla yapmayı düşünüyorum ama onların da çok hevesleri yok. Babam benim klarneti çalmamam için her şeyi yaptı. Sakladı, kaldırdı ama ben ısrarla peşine düştüm. Ben de babamın aksine evde çocukların özellikle gözlerinin önüne koydum, çalarlar diye ama futbola merak saldılar. Topçu oldu çocuklar.
Şükrü Tunar’ın hayatından çok etkilenirim. Klarnet tarihinin en gurur duyulan, besteleri hâlâ çalınan adamıdır.
Bizim jenerasyonumuzun aile bağları çok kuvvetli. Çocuklarına, torunları çok bağlılar, bu mutluluk verici. Türk toplumunun en güzel yanı bu güzel aile bağları. Birbirimizi hep destekliyoruz. Hüsnü ile Bakü’de bir festivalde ülkemizi temsil etmiştik. Oraya eşi ve kızıyla birlikte gelmişti. Çok güzel bir aile tablosuyla hareket ediyorlardı. Bir müzisyenin enstrümanının zengin olması güçlü aile bağlarından geliyor.
Doktora tezlerine konu olan işler yapmışız. Klarnet stili akademik anlamda çözülmeye çalışılıyor. Çaldıklarımız herhangi bir kitapta yok. Metodu yok. Korunan bir şey bu. Usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bir şey.

ÖZGÜR DANİEL FOSTER
Türk kültürüne aşık büyüdüm
Chaplin çok şahane geçiyor. Sahne üstünde 14 kişi, arkada 50 kişilik ekibimiz var. Chaplin’in hayatını anlatıyoruz. Profesyonel olarak ilk defa sahneye çıktım. O yüzden tiyatroyu bir senedir anladım diyebilirim.
Oyun, menajerimin hayali. Bu sezon dizi değil tiyatro yapacağız deyince çok heyecanlanmıştım. Oyundan bahsetmedi daha. Bir hafta sonra tamam dedim. Mert bana Chaplin’in hayatını yapacağız dedi. Ben senin Chaplin olabileceğini düşünüyorum dedi ama ben oynayamam dedim. Korktum ilk başta açıkçası.
Chaplin’in 87 filminin 87’sini izledim. Dokunaklı bir hayat mücadelesiyle karşılaştım. Bir sürü şey öğrendim hakkında.
İngiliz vatandaşı olduğum için İngiltere’de okuyup yaşayabilirdim. Ama burada doğdum ve fazlasıyla Türk kültürüyle büyüdüm. İki kültürü de gözlemleme şansım oldu, Türkün sıcakkanlılığını kimsede görmedim. Türk mutfağına Türk kültürüne aşık olarak büyüdüm. Kaçıp giderim diye hiç düşünmedim.
ONUR GÜRÇAY
Beni enişte olarak görüyorlar
Son olarak Karadut dizisinde oynadım. Tiyatro oyunlarım var. ‘Sıradan Karşılaşmalar’ 3 sezondur devam ediyor. Sinematik bir hikâyesi var. Neresi oyun neresi hayal neresi gerçek, tam emin olamadığımız bir oyun. ‘Linçler ve Dudaklar’ adlı bir başka oyunun hazırlığındayız. 6 Kasım’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde prömiyer yapacağız. Halil Babür yazdı. İkinci kitabını bir türlü yazamayan yazarın hikâyesini anlatıyoruz.
Enişte gibi bir halim var sanırım. İnsanlar beni enişte olarak görmek istiyor. Lohusa filminden çok geri dönüş alıyorum. Gayet iyi rakamlara ulaştık. Çiçek gibi bir iş oldu. Çok değerli bir yerde benim için.
Lohusalığı gerçekten yaşamış kişilerden de bunlar komedi değil gerilim hikâyesi, travmatik olay bunlar diyorlardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Komedyen Yasemin Sakallıoğlu, geçtiğimiz günlerde eşi Burak Yırtar ile birlikte Bebek’te objektiflere yansıdı. Basın mensuplarıyla sohbet eden ikili, açıklamalarıyla güldürdü.

Eşinin motor tutkusuna değinen Sakallıoğlu, “Eşimin bu motor sevdasından dolayı her yere motorla gidiyoruz. Ben konfor insanıyım, korkuyorum aslında ama ona güveniyorum diye biniyorum” diyerek kahkaha attı.

“EVLİLİĞİM YÜRÜSÜN DİYE MOTORU SEVİYORUM”
Sakallıoğlu, “Eşimi motordan önce ve motordan sonra olarak ikiye ayırıyorum. Evliliğim yürüsün diye motoru seviyorum” diyerek esprili bir dille durumu özetledi. Bu sırada eşi Burak Yırtar da, “Yasemin çok sever motoru, ama kask takmak istemiyor. Daralıyormuş kaskın içinde” diyerek eşinin kask konusundaki sıkıntısını esprili bir dille anlattı.

“CESUR HİSSEDİYORLAR”
Yasemin Sakallıoğlu, “Erkekler motoru çok seviyor” diyerek kahkaha attı ve “Yanlış anlaşılmasın, ben böyle söylemedim. İki tekeri seviyor erkekler. Cesur hissediyorlar. Kariyerimi bitirmeyin, aileme bakıyorum, yanlış anlaşılma olmasın” diyerek tekrardan kahkaha attı.

Oyuncu ve komedyen Yasemin Sakallıoğlu, geçtiğimiz aylarda Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne aldı. Gösteri öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sakallıoğlu, fazla kilolarından yakındı. 36 yaşındaki Sakallıoğlu, “Ben zayıflamayı sadece düşünüyorum. Düşündüğüm için zayıflayamıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi.

İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.

2 MİLYON DOLAR DEĞERİNDEKİ ÖDÜLÜ REDDETTİ
YahudiNobeli olarak anılan ve gelecek nesil Yahudilere ilham kaynağı olacak, dünyaca etkili bireylere verilen Genesis Ödülü’ne layık görülen Portman, 2 milyon dolar değerindeki ödülü almayı reddetmişti. Ödül törenine İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu boykot ettiği için katılmayacağını açıklayan Portman, “Katılmamayı seçtim çünkü törende bir konuşma yapacak olan Binyamin Netanyahu’yu onaylamak istemedim” demişti.
Portman’ın katılmayacağını açıklaması üzerine Genesis Ödül Töreni iptal edilmişti. Portman’ın bu sözleri dünya basınında; Filistinlilerin yaşadığı Gazze Şeridi’ndeki sert gösteriler sırasında İsrailli güçlerin Filistinlileri vurması hakkında yaptığı bir yorum olarak algılanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uzun zaman önce pek çok Avrupalı için aşk elmasıydı, çünkü insanları romantik yaptığına inanılıyordu. Türkiye’de domatesin tarihçesine bakacak olursak, resmi kayıtlarda 1900’lü yılların başında ilk kez Adana bölgesinde bu ürünün ekiminin yapıldığı yazmaktadır. İzmir’e geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte Ticaret ve Zahire Borsası kayıtlarından 1920’li yıllarda domatesin İzmir ve çevresinde yetiştirilmeye başlandığını söylemek mümkündür. Menemen’de domatesin tarihçesi de İzmir ile aynı yıllara rastlamaktadır. O halde Osmanlı yemeği olması bence mümkün değildir, zira domates topraklarımıza Cumhuriyet sonrası girmiştir.
FAYDALARI
Hem protein hem de vitaminler, mineraller ve lifçe zengin olan menemen, her yaş grubundan insanın tüketebileceği çok faydalı bir besindir. Hazırlanmasında kullanılan üç sebze nedeniyle A, B, C, E, K vitaminlerine ve çeşitli minerallere sahiptir. Ayrıca yumurtadan da gelen A, B ve ilave olarak D vitamini ile bu sebzelerde olmayan bazı mineralleri de içermektedir. Bu sebzelerde olmayan B12 ve proteini de sağlayarak sağlık açısından çok faydalı bir yemek haline gelmektedir. Domateste ve kırmızı biberdeki likopen, domates ve yumurtadaki lutein, zeaksantin ve A vitamini ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine, cilt ve göz sağlığına katkı yapmaktadır.

LİKOPEN BİLEŞİKLERİNİ ARTIRIYOR
Cildi nemlendirme, akne sorununu giderme, ölü hücreler ve yağlardan cildi arındırarak cilt temizliği ve esnekliği sağlama yanında, saç sağlığını da olumlu etkilemektedir. Domates ve kırmızı biberlerin işlenmesi (soyulması, parçalanması) ve pişirilmesi besin değerini, özellikle de likopen bileşiklerini artırmaktadır. Menemende kullanılan domates ve kırmızı biberin yağda pişirilmesi likopenin vücuda daha iyi alınmasını, bağırsaklardan daha iyi emilmesini sağlar. Likopenin kolon, mide, rahim, karaciğer, özefagus kanserine karşı koruyucu etkisi antioksidan özelliğinden kaynaklanmaktadır.
SOĞANLI SEVENLERİN SAYISI HAYLİ FAZLA
Menemende soğan olmalı mı? Yapılan anketlerde soğanlı olmasını tercih edenlerin sayısının fazla olduğu görülmüştür. Soğan menemene lezzet ve çeşni vermesinin yanında iyot, fosfor, silisyum ve kükürt mineralleri ile uçucu ve sabit yağlar, şekerler, hazım artırıcı fermentler ve amino asitler ve bakterileri öldüren antibiyotik özellikleri de katmaktadır. Daha çok yaz aylarında tüketilse de, kış aylarında tüketmek için bu mevsimde menemen karışımı hazırlanıp konservesi yapılarak kış aylarında da bu sağlıklı yiyeceği tüketmek mümkün olmaktadır. İçine çeşitli baharatlar konulup vitamin, mineral antioksidan içeriği artırılabilir.

ÇAKALLI MENEMEN
MALZEMELER
4 adet domates
2 yumurta sarısı
1 adet yeşil biber
1. yemek kaşığı tereyağı
1/2 su bardağı kaşar
Tuz
Karabiber
YAPILIŞI: Domates yıkanır, kabukları soyulur ve ince küp şeklinde doğranır. Biber uzunlamasına ikiye bölünür ve çekirdekleri çıkarılarak ince ince doğranır. Bakır tavaya tereyağı alınır ve ısındıktan sonra biberler eklenir. Biberler yumuşadığında domatesler ilave edilir ve kaynama noktasına geldiğinde bir püre ezici ya da çatalla iyice ezilir. Ezilen domatesler suyunu çektiğinde yumurta sarısı, tuz, karabiber ve kaşarın yarısı ilave edilip hızlıca karıştırılır. Yumurta beyazları kullanılmayacaksa bir tanesi içerisine eklenebilir. Hazır hale geldiğinde kalan kaşarın yarısı üzerine ekleyerek servis edilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Geçmişe takılı kalmamayı kızım Melisa ile öğrendim. Doktorum 78 gün hastanede yatıp artık eve gidebilirsin dediğinde çocuk 32 haftalık oldu. Ben evime geldim, yatakta arkadaşlarım bir kutlama yaptılar bana, bebek geliyor bu kadar şeyi aştın, 78 gündür hastanedesin falan… Çok güzel bir gün geçirdim. Sabahına suyum geldi ve hastaneye gittim, sağlıklı bir bebek doğurdum. Ama 24 saatin içinde beyin kanaması geçirdi ve oradan sonra şey başlıyor: ‘Eve gitmeseydim bu olur muydu? O kutlama mı bunu yaptı?’ En büyük kâbus bu işte…”
Sevgili Ceyda, ben programı izlerken kendini suçlu hissetmene yol açacak eksik ya da hatalı hiçbir şey görmedim. Tam tersine engellerin üzerinden atlamayı başarmış, özgüvenli, kendini harika cümlelerle ifade edebilen ve hepsinden önemlisi; annesinin onun için yaptığı fedakarlıkların farkında olup bunu takdir eden ve annesini taparcasına seven harikulade bir Cumhuriyet kızı gördüm. Ayrıca onun müzikal başarılarını yazmak için de şimdiden köşemin sütunlarını rezerve ettim. Belli ki ortada senin adına büyük bir emek ve “adanmışlık” vardı. Yüreğin dert görmesin. Ceyda’cığım, sen bu programla aynı durumdaki annelere yüzlerce psikoloji seansından, onlarca bilimsel makaleden ve saatler dolusu terapiden çok daha fazla ilham ve cesaret verdin. Melisa da kendi durumundaki akranlarına gerçekten nefes, kan ve enerji pompaladı.
Çok güzeldiniz, çok… Öyle bir bütündünüz ki, sanki doktorunuz göbek bağınızı kesmeyi unutmuş gibi geldi bana…
Allah ayırmasın…
Şehit Ares’e veda
İçinizden “Ölen köpeğe de şehit denir mi?” diyecek olanlar vardır mutlaka. Ama benim içimden öyle demek geldi. Çünkü Ares, meslek yaşamı boyunca tonlarca uyuşturucunun ele geçirilmesini sağlayan bir polis köpeğiydi.
Son operasyonda kaçmaya çalışan bir uyuşturucu satıcısının paçasına dişlerini geçirmiş ve onu yakalamıştı. Ancak adamın üzerindeki kimyasal maddeler yüzünden zehirlendi ve tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak “şehit” oldu. Ares’in; hayatı boyunca asalak gibi yaşayan, bu memlekete tek gram faydası dokunmayan ama öldüğünde her nedense tabutuna Türk bayrağı serilerek onurlandırılan pek çok kişiden daha değerli olduğuna inanıyorum.
Sevsinler bayrak sevginizi!
Bu görüntü CHP’nin 29 Ekim’de Yenikapı’da düzenlediği Cumhuriyet Bayramı kutlamasının ardından çekildi. Bağcılar Anlık Haber sitesinde uzun bir videosu da var, yüreğiniz elverirse izleyin.

Oraya kutlama için değil, sadece yandaş şarkıcıyı yakından görmek için geldikleri o kadar belli ki… Ne Cumhuriyet ne Atatürk ne bayrak umurlarında… Eğlenirken yelpaze niyetine salladıkları bayrakları da konser bitiminde yere atıp gitmişler.. Cumhuriyet’in sizin gibilere ihtiyacı yok. Bir daha elinize almayın o şanlı bayrağı…
Gaf’let kürsüsü
İzmir’in Buca ilçesinde Vali Rahmi Bey İlkokulu’nda yapılan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında öğrenciler Alizade isimli şarkıcının müstehcen sözler içeren Anormal adlı şarkısıyla dans ettirildi.
Zap’tiye
“Milli bayramlarda camilere neden bayrak asılmıyor?” diyenlere en güzel cevap Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nden geldi. İnşallah diğerlerine de örnek olur.

Ne demiş?
“Arkadaşınızın doğum günü var, bütün balonları şişirme görevi de size düştü, haydi bakalım.” (Sabırlı trafik polisinin alkolmetreye bir türlü üfleyemeyen kadını ikna çalışması)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÖKENİ ORTA ASYA
Ceviz, aslında Orta Asya sıradağlarının doğal bitki örtüsüdür. Buradan Sincan’a, Kazakistan’a, Türkmenistan’a, İran’a, Irak’a, Azerbaycan’a, Gürcistan’a ve Türkiye’ye yayılmış. Bu şifalı lezzet; Bulgaristan, eski Yugoslavya, Romanya ve Yunanistan’ın da doğal bitki örtüsü içinde. Ceviz besin değerleri, besleyici özelliği ve lezzetli tadı sayesinde popüler bir kuruyemiştir. İçerisindeki zengin yağ asitleri, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller kalp rahatsızlıklarından beyin hastalıklarına, hafıza sorunlarından diyabete, kanser riskinden korunmaya ve cilt sağlığının korunmasına kadar birçok faydası var. Cevizi beslenme rutinine dahil ederek sağlıklı bir yaşam desteklenebilir. Cevizin faydaları içeriğinde bulunan yüksek miktarda Omega-3 yağ asitleri, protein, lif, antioksidanlar ve diğer önemli besin maddelerinden gelir. Cevizin faydalarından bazıları şöyle sıralanabilir:

ANTİOKSİDAN ETKİ
Ceviz; fındık, fıstık, kaju, badem gibi diğer kuruyemişlere oranla daha fazla antioksidan içeriğe sahiptir. Cevizin antioksidan aktivitesi ise özellikle zarında bulunan selenyum, E vitamini, melatonin ve polifenoller adındaki bileşiklerden gelir. Bu bileşikler kötü kolesterol olarak bilinen LDL değerlerini düşürmeye yardımcı olup kalbi bu duruma bağlı oluşabilecek hastalık risklerine karşı koruma sağlayabilir ve ayrıca tiroit fonksiyonlarını destekleyebilir.
BAĞIRSAK SAĞLIĞI
Bağırsak mikrobiyotasının sağlıksız olması yalnızca bağırsakların düzgün çalışmamasını değil, vücudun iltihaplanmasına da neden olarak kalp hastalığı, obezite, kanser gibi durumların görülmesine de neden olabilir. Düzenli bir şekilde ceviz tüketen kişilerde tüketmeyenlere oranla hem bağırsak fonksiyonlarının normal çalışması hem de yukarıda belirtilen bazı kronik hastalıklar daha az görülebilir. Yaşlandıkça fiziksel yetenekleri kullanma ve hareketli olma zorlaşabilir. Fiziksel yetileri sağlıklı bir şekilde sürdürmek için de iyi bir beslenme düzenin olması önemlidir. Cevizde fiziksel işlevlerin devamlılığını sağlamaya yardımcı olan temel vitaminler, mineraller, kalori, lif ve yağlar bulunur.
CEVİZ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLİR?
Ceviz alırken, boyutlarına göre ağır olan cevizleri seçin. Kabukların çatlak, lekeli ve delik olmamasına dikkat edin. Açıkta satılan cevizlerden satın almak risklidir. Oksijen, cevizin raf ömrünün bir numaralı düşmanıdır. Açıkta tutulan cevizler oksijene maruz kalırlar, bu da tazeliklerini tehlikeye atar. Taze ceviz almak için en iyi seçenek, tazeliğini koruyacak ve oksijenin dışarı sızmasını önleyecek şekilde ağzı kapalı ambalajda olanları satın almaktır. Ambalajlarda belirtilen son kullanma tarihleri sadece öneri veya tahminlerdir. Ceviz ve diğer kuruyemişlerin raf ömrü şu temel faktörlere bağlıdır: Toplandığı ve saklandığı ortamın koşulları ile paketin önceden açılıp açılmadığı. Kabuklu ve kabuksuz cevizleri, hava geçirmeyen bir kapta saklayın ve tazeliğini koruması için buzdolabında altı aya kadar veya derin dondurucuda bir yıla kadar saklayın.

KAN BASINCI KONTROLÜ
Öte yandan kan basıncının yüksekliği kalp hastalığı ve felç gibi durumları tetikleyen önemli bir faktördür. 2019’da yapılan bir araştırmada ceviz yemenin yüksek tansiyon hastaları ve kan basıncı yüksekliği problemi yaşayan kişilerde düzelme olduğunu ortaya koymuştur.
CEVİZLİ ACILI EZME
MALZEMELER
4 dolu dolu kaşığı acı biber salçası
2 dolu yemek kaşığı domates salçası
1 çay bardağına yakın zeytin yağı (küçük çay bardağı)
1 çay bardağı galeta unu
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
3-4 diş sarımsak 1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı nane
1 çay kaşığı pul biber
Salçanızın tuz oranına göre tuz
YAPILIŞI: Cevizli ezme için öncelikle ceviz hariç tüm malzemeler robota alınır ve robottan geçirilir. Kıvam alınca ceviz de eklenir ve karıştırılır. Hemen tüketmek için hazır olan cevizli acılı ezme servis tabağına alınır. Üzerine zeytinyağı gezdirilerek cevizle süslenir ve servis edilir. 1 haftadan uzun süre buzdolabında saklamak isterseniz bir kavanoza alıp üzerine zeytinyağı dökün ki bozulmasın. Ben sunumda dondurma kaşığı ile servis ettim. Ama geniş bir kaba alıp üzerine zeytinyağı gezdirerek cevizle de sunabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şeytanın aklına gelmeyen komplolar, patronu ya da müdürü size karşı manipüle etmek için MOSSAD gibi çalışanlar, bir kat yukarıya asansörle değil, sizin sırtınıza basarak çıkanlar… Sizi içine çekmeye çalışan gizli ittifaklar, çeteler, tarikatlar… Bolca mobbing, gizli ya da açık cinsel taciz, mebzul miktarda kayırma ve torpil… Yönetim adına gönüllü casusluk, gammazlama, gömme, çamur atma, yağlama, yıkama ve neredeyse ölmeden pamuk tıkama… Bunların hepsi normal bir iş gününün plazadaki rutin faaliyetleridir.
Bakalım Holding bu okyanusun kaç damlasını evlerimize taşıyabilecek?..
Bravo Hakan Ural!
Çarşamba günü Hakan Ural’ın yorumculuk yaptığı Kanal D’deki Neler Oluyor Hayatta programına bir rezidanstan kuşkulu şekilde düşerek hayatını kaybeden genç binicilik hocası Semanur Arslan’ın annesi görüntülü bağlantıyla katılmıştı. Kızının veda notunun ortaya çıkmasına rağmen Semanur’un canına kıymasına ihtimal vermiyordu.
Bu arada kızın 9 yıllık yakın arkadaşı olduğunu iddia eden ve adını vermeyen bir adam önemli açıklamalar yapacağını belirterek yayına bağlandı. Anne ile kızın ilişkilerinin sağlıklı olmadığını, kızın evli biriyle ilişkide olduğunu belirtip acılı anneyi timsah gözyaşı dökmekle ve kızının yedisi çıkmamasına rağmen başını örtmemekle suçladı.
Bunun üzerine Hakan Ural bir an bile tereddüt etmeden adamı yayından aldırdı. Dedi ki, “Başkası olsa bu yayını kesmez, aksine her gün bu adamı bağlayıp, iddialarının üzerinde tepinirdi. Ama ben öyle yapamam. 20 share alacağımı bilsem yine de konuşturmam. Sen burada acı çeken bir anneye herhangi bir kanıta dayanmadan bunları nasıl söylersin? Ben istemem, lanet olsun öyle reytinge…”
Bizim izleyici bir televizyon karakterine değer atfetmişse boşuna değildir.
Teşekkürler Hakan Ural…
Türkiye Güzeli de filtre kullanırsa…
Miss Turkey 2024 Güzellik Yarışması’nda Türkiye Güzeli seçilen İdil Bilgen, 9 Eylül’de Bingöl’ün 2 bin 304 nüfuslu Yayladere ilçesindeki, Yayladere Toplum Sağlığı Merkezi’ne atanmıştı. Görevine başlamayan İdil Bilgen, ABD’de ortaya çıkıp sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarıyla Cumhuriyet kutlaması yaptı. İdil Bilgen’in fotoğraflarında filtre ve Photoshop kullandığı da iddia edildi.

Eğer doğruysa halimiz harap. Yani Türkiye’nin en güzeli bile bunu yaparsa…
Şuraya bir de not düşeyim: İdil eğer doğudaki hizmetine başlamazsa, istediği kadar filtre kullansın, bana yine de “çirkin” görünecek…
Gaf kürsüsü
TRT 1’den yayınlanan maçta Başakşehir’in adı 15 dakika boyunca ekranda “ITA” şeklinde yazıldı.

Zap’tiye
Her gün yeni bir olaya uyanan koca ülke “Çukur” dizisine döndü: “Sıkıntı yoksa, sıkıntı var demektir…”
Ne demiş?
“Ben mimiklerimi babamdan almışım. Onları seviyorum. Botoks, dolgu sevmiyorum.” (Azra Akın’ın Uykusuzlar Kulübü’ndeki sözleri)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde Kemal Sunal, Tarık Akan, Münir Özkul, Adile Naşit ve Halit Akçatepe’nin yer aldığı Hababam Sınıfı filminde “Semra hoca” karakterine hayat veren Semra Özdamar’ın son hali sosyal medyada gündem oldu.

Öğrenciler tarafından canından bezdirilen Semra Hoca’nın son hali yıllar acımamış dedirtti.

Hababam Sınıfı ile akıllara kazınan Semra Özdamar, gözlerden uzak bir yaşam sürüyor. Semra Özdamar’ın son halini görenler, usta oyuncuyu tanımakta zorlandı.

Şimdilerde 68 yaşında olan Özdamar, yıllar içindeki değişimiyle görenleri şaşırttı.

Hababam Sınıfı’nda rol aldıktan 3 yıl sonra sinemayı bırakan usta oyuncu, öykü yazarlığı yapmaya karar verdi. Almanya’da yaşayan Özdamar, geçmişte belgesel yapımcısı Süha Arın ile nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü, birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar. Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?
Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğini bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?
Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.”
Bu şarkıları unutalım
Köşemizin daimi tedarikçisi Muharrem Akduman bu hafta da iki önemli konuya vurgu yapmış:
“Yüksel’ciğim milli bayramlarımızda ve milli maçlarımızda koro halinde söylediğimiz Memleketim, Hayat Bayram Olsa ve Sev Kardeşim şarkıları maalesef Yahudi şarkılarıdır ve bunu 85 milyonda 1 milyon kişi bilir. Rahmetli İlham ağabey (Gencer) bunu televizyonlarda ve internet sayfasında defalarca anlattı ama ilgilenen olmadı. Hatta eski eşi Ayten Alpman okumuştu Memleketim’i… Bu şarkıları yayınlamak vatana ihanet değil midir?”

Akduman’ın Yemekteyiz yarışması için de söyleyecekleri var:
“TV 8’deki Yemekteyiz yarışmasında büyük bir hata yapılmakta. Ev hanımlarının katıldığı bu yarışmaya profesyonel aşçılar da katılmakta… Olacak şey mi? Şartlar asla eşit değil. Kim uyduruyor böyle saçmalıkları?..”
Eğer Fil’istin olsaydı
Değerli okurum Memduh Öksüz’ün küçük ama son derece değerli tespitini paylaşıyorum:
“Mümin diyarını geçtim, hani insan olmayı da geçelim, o coğrafyada bir fil katliamı söz konusu olsaydı, dünya ayağa kalkardı…”
Gaflet kürsüsü
Adam (!), içinden eşek eti çıkan sucuğun adını “Sağlam Et” koymasın mı?
Zap’tiye
Bebeklerimize gösterdiğimiz ihmal ve özensizliği, İmralı’daki bebek katiline de gösteremez miyiz acaba?
Ne demiş?
Dubai çikolatasının mucidi Mısır kökenli İngiliz Sarah Hamouda’dan itiraf geldi: “Bu çikolatayı baklavadan esinlenerek yaptım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların en güvenilir hakem programı ‘beIN Trio’daki hakem yorumcuları, Arda Kardeşler’in Galatasaray’a altı sarı kart ve iki kırmızı göstermediğini tek tek ispatladı. Şimdi birçok Beşiktaşlı da sarı kırmızılı takımı kollayan bir yapının olduğunu iddia ediyor.
Galatarasaylı taraftarlar ise Icardi’ye yapılan müdahalenin penaltı olduğunu söylüyor ama bazı hakemler, Avrupa’da bu pozisyona penaltı çalınmadığını belirtti.
Ve bir programda Arda Kardeşler’in çocukluğundan beri sıkı bir Galatasaray taraftarı olduğu iddia edildi.
Arda Kardeşler belki de buzdağının görünen kısmı!
‘BeIN Trio’ ekibi, Fırat Aydınus, Bünyamin Gezer ve Deniz Ateş Bitnel’in çoğunluk kararlarına göre hazırlanan listeye göre ligin ilk 10 haftasında oynanan maçlarda Fenerbahçe’ye verilmesi gereken ama verilmeyen bir kırmızı kart ve karşılaştığı rakiplerine ise üç kırmızı kart verilmediği tespit edildi.

Galatasaray’a ise ilk 10 maçta verilmesi gerektiği halde verilmeyen 3 kırmızı, rakiplerine ise 1 kırmızı kart gösterilmedi.
Beşiktaş maçlarında ise rakiplerine verilmesi gerektiği halde verilmeyen tam altı kırmızı kart tespit edildi.
Yukarda bahsettiğim hakemlerin yorumlarından yola çıkılarak hazırlanan diğer listede ise bu sezon oynanan 10 hafta boyunca Fenerbahçe 20 sarı kart gördü. Görmesi gereken sarı kart sayısı ise 22! Rakipleri 28 sarı kart gördü ama görmeleri gereken kart sayısı 35.
Beşiktaş 23 sarı kart gördü, görmesi gereken 25 sarı karttı. 30 sarı kart gören rakiplerinin görmesi gereken sarı kart sayısı ise tam 51!
Galatasaray ise 20 sarı kart gördü. Hakemler maçı hatasız yönetseydi sarı kırmızılılar 44 sarı kart görecekti. Rakipleri 21 sarı kart gördü, normalde 27 kart görmeleri gerekirdi.
Kart deyip geçmeyin. Yorumcular Galatasaraylı futbolcuların çoğunluğu rakiplerine karşı kasti ve sert faullü oynayarak sahada üstünlük sağlayıp, ligi domine ettiklerini iddia ediyorlar.
Aynı Galatasaray’ın Young Boys’a elenmesi, futbolcuları ortalama 200 bin dolar maaş aldıkları Rigas gibi zayıf bir takıma puan kaybetmesi ve Türkiye’ye göre Avrupa’da daha çok kart görmesi yabancı hakemlerin dürüst performansına bağlanıyor.
TFF ise yaşanan hakem skandallarını sadece izliyor!
FUTBOLDA ADALET İSTEĞİ
Bir diğer tartışmada yapay zekalı fikstür çekilişiyle ilgili; bu sezon Galatasaray Avrupa maçları öncesi tüm lig maçlarını kendi sahasında oynarken, Beşiktaş Avrupa maçları öncesindeki tüm lig maçlarında deplasmana gitti!
Daha da ilginci; Galatasaray, Avrupa’daki en zorlu Tottenham maçı öncesi ligde bay geçecek. Sosyal medyada bu durum için “Ancak ayarlasan bu kadar olur” yorumları yapılıyor!
İddialar, gerçekler, hakem yorumları, yapay zekanın Galatasaray’ı üzmemesi vs. Süper Lig’in sportif bir gerçekliğinin olup olmadığı Jose Mourinho’yu gölge gibi takip eden İngiliz medyası sayesinde artık Avrupa’da da tartışılıyor!
Milyonların gözü önünde ağır çekimlerde izlenen hakem skandalları “Futbolda bile adalet yok” diye yorumlanıyor ve toplumdaki adalet duygusuna olan güveni azaltıyor!
Futbol deyip geçmeyin! Futbol uğruna ülkeler, birbirleriyle savaştı! Futbolun siyaset üzerinde de bir etkisi var. Bu etki üzerinden milyonlarca taraftar manipüle bile ediliyor olabilir!
Sosyal medya fenomeni bazı Galatasaraylı yorumcular bile hakem skandallarına isyan ediyorsa ortada büyük bir sorun var demektir! Futboldaki adaletsizlik toplumdaki nefret duygusunu da artırıyor!
Eğer iddia edildiği gibi hakem skandallarının nedenleri arasında bahis örgütlenmesi de varsa UEFA devreye girer ve ağır cezalar kesilir!
Bu sorunu TFF çözemeyecekse, Meclis’te komisyon kurulmalı ve acilen futbolda adalet sağlanmalı!
***
ADANA KEBABI’NIN GERÇEK FİYATI
Adana Kebabı’nda kullanılan kemiksiz erkek kuzu etinin kilosunun 450 TL’ye çıkmasına kebapçılar isyan etti.
Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur da şu açıklamayı yaptı: “1 kilogram et ile 10 kişi doyabilirken vatandaşlar restoranlara gittiğinde bir kişilik Adana kebabı en az 350 liraya yiyor. Bu fahiş fiyatların önüne geçilmesi lazım. Bir porsiyon Adana kebabın maliyeti 200 TL.”

Bir porsiyon Adana kebabında 150 gram et kullanılıyor. Bir kilo etten altı porsiyon çıksa; en az 2100 TL eder.
İşletmenin kirası, faturaları, çalışan maaşları vs. tüm giderleri toplasanız da yine de fahiş fiyat uygulandığı ortaya çıkıyor.
***
DUBAİÇİKOLATASI‘NDABEZELYE MİVAR?
Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Dubai çikolatası sandığınız üründe kıyılmış bezelye bile olabilir” dedi.
Gıda ürünlerinde belgelenen sahteciliklerden sonra bu çikolatadan ıspanak bile çıksa şaşırmam!

Dubai Çikolatasında en çok kilosu 80-100 TL olan tel kadayıf kullanılıyor. Eğer iddia edildiği gibi fıstık yerine bezelye de kullanılıyorsa 200 gramı ortalama 400 liradan satılan Dubai Çikolatası şu sıralar gramı en karlı ürün olabilir!
***
DİKEÇ ETKİSİDEVAM EDİYOR
İsveçli sırıkla atlama rekortmeni Armand Duplantis, 2024 Paris Olimpiyatları’nda dünya rekorunu kırdıktan sonra da fenomen atıcı Yusuf Dikeç’in ikonik hareketiyle poz vermişti. Duplantis şimdi de Halloween (Cadılar Bayramı) için yaptığı paylaşımda Dikeç kılığına girip o ikonik pozu tekrardan verdi.
Anlaşılan İsveçli atlet, Dikeç’in ikonik hareketinin etkisinden kurtulamamış.
Aslında birçok ünlü, Dikeç’in ikonik hareketini devamlı tekrarlıyor.

Oysa olimpiyatlarda 10 metre havalı tabanca kategorisinde Dikeç, partneri Şevval İlayda Tarhan ile birlikte gümüş madalya kazanmıştı. Altın madalya kazanan rakiplerini hatırlayan var mı?
Sırp atıcı Damir Mikec “Altın madalyayı ben mi aldım, sen mi (Yusuf Dikeç)?
Benim ülkemde bile sen bir numarasın” diyerek durumu gayet güzel özetlemiş. Dikeç artık sosyal medyada dünyanın en çok tanınan kişilerinden biri.
Bunun nedeni; Japon sosyal medyacılar, Dikeç’in atış stilini ‘çabasız karizma ve kusursuz sadelik’ diye yorumlayarak güzel özetlediler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RİZE’nin Ardeşen ilçesinde, ‘5’inci Atmaca Güzellik ve Beceri Yarışması’ düzenlendi. Atmacalardan dereceye girenler için eğiticileri kupayla ödüllendirildi.
Ardeşen’de düzenlenen ‘Atmaca Güzellik ve Beceri Yarışması’nın 5’incisi, Belediye Gençlik Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe kayıt yaptıran atmaca sahipleri, jüri önünde zorlu sınava çıktı. ‘Kızıl’, ‘beyaz’, ‘kara’ ve ‘sarı’ kategorilerinde 25 atmacanın yer aldığı yarışmada; kuşlar, tüy renginden kafa yapılarına kadar incelenip değerlendirildi. Yarışmanın ardından, bırakıldığı yerden havalanan şahinin gösterisiyle devam eden etkinlik, dereceye girenlere kupa verilmesiyle sona erdi.
‘600 YILLIK KÜLTÜR’
Ardeşen Kaymakamı Ferhat Altay, atmacanın Karadeniz insanıyla ortak özelliğe sahip olduğunu dile getirerek, “Bu aslında 500-600 yıl öncesine dayanan bir kültür. Atmacanın 3 özelliği var; hızlı, güçlü ve dayanıklı bir hayvan. Karadeniz insanını yansıttığını düşünüyorum. Bu türle bir bağ kurup, evlat gibi besliyorlar. 3-4 aylık bir süreç içerisinde bakımı yapıp, sonradan tekrar doğaya salıyorlar. Bu avcılık değil, kültürdür” dedi.
Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün de “Ben de ilkokul zamanında atmaca yakalamak amacıyla kullanılan kuşu yakalamak için ciddi zaman harcadım. Benim de babam bir dönem evde atmaca besledi. Benim de beslediğim dönem olduğu için hiç yabancı değilim. Ben de bu kuşlarımızı çok severim. Bu iş bir hayvan sevgisidir. İnsanımız bu hayvanları geçici olarak alıkoyarken, hayvanlara aşık olup sevdalanırlar” diye konuştu.
‘DOĞAYA SALACAĞIZ’
Yarışmaya atmacasıyla katılan 8’inci sınıf öğrencisi Emin Şişmanlar (13) ise “İki senedir atmaca besliyorum. Bu işi çok severek yapıyorum ve uzun süre yapmaya devam edeceğim. Atmacama evimde bakıyorum. Evimin en güzel yerini ona ayırdım. Atmacama haşlanmış yumurta, yürek ve vitamin alsın diye sütle yumurtayı karıştırarak veriyorum. Boş zamanlarımda ise seviyorum. İlk başta pençesini taktığı için korksam da zamanla insana alışıyor. Bunu daha sonra doğaya salacağız. Biz bunları alıp senelerce saklamıyoruz. Yine doğasında uçmaya devem edecek” dedi.
Haber – Kamera: Mehmet Can PEÇE/ARDEŞEN (Rize)
Yerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerArdeşenGüncelAltayYaşamSporRize
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kapalı üç adet küpü teker teker gölden çıkaran ve iki tarihi bulguyu da sonrasında gölden çıkaran Hüseyin Şener durumu polise bildirdi.

Polis ise ağzı kapalı olan üç küpü ve yanındaki tarihi kalıntıları müzeye teslim etti.
Yerel HaberlerHüseyin ŞenerKültür Sanatİznik Gölü3-sayfaYerelPolisİznikbursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin son durağı Antalya’daki etkinliklerle devam ediyor.
Festival kapsamında kentte bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Arkeoloji Müzesi’ndeki “Kaçış Yok” sergisini ziyaret etti.
Bakan Ersoy’a ziyaretinde eşi Pervin Ersoy, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü ve Türkiye Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi, Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve kamu kurum müdürleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri eşlik etti.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Zeynep Boz, Bakan Ersoy’a sergiye ilişkin bilgi verdi.
Ziyaretin ardından Bakan Ersoy ve beraberindekilerin katılımıyla Muratpaşa ilçesindeki tarihi Saat Kulesi önünden Antalya’nın simge yapılarından Hadrian Kapısı’na kortej yürüyüşü düzenlendi.
Anadolu Ateşi ekibinin şovuyla başlayan korteje, vatandaşların yanı sıra yerli ve yabancı turistler de eşlik etti.
Bando takımının hareketli şarkıları eşliğindeki kortejde, jonglör ve gösteri ekiplerinin renkli sunumları yoğun ilgi gördü.
Yürüyüşün ardından Bakan Ersoy ve beraberindekiler Hadrian Kapısı’nda başlayan Art Meydan etkinliğini ziyaret etti, ressam ve resim meraklılarıyla sohbet etti.
Bakan Ersoy, daha sonra Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan dünyaca ünlü sanatçı Andy Warhol’un “Warhol’un Dünyası Pop Art’ın İkonu” sergisine ve “Pablo Picasso Resimden Seramiğe Bir Serüven” sergisine ziyarette bulundu.
Sergideki eserlere ilişkin Bakan Ersoy ve ziyaretçilere serginin Yardımcı Küratörü Marcus Graf bilgi verdi. Sergi, yerli ve yabancı ziyaretçilerden de yoğun ilgi gördü.
Antalya Kültür Yolu Festivali, 10 Kasım’a kadar devam edecek.
Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri ErsoyMehmet NurFestivalantalyaTurizm
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYANIN en büyük sodalı gölü, Türkiye’nin ise en büyük gölü olma özelliğine sahip 1700 metre rakımdaki 3 bin 712 kilometrekarelik Van Gölü’nde su seviyesinin çekilmesi ile eski yerleşim alanları ortaya çıktı. Bu alanlar dron ile görüntülenirken; Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, ortaya çıkan yapıların ilgili uzmanlar tarafından tarihlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Küresel iklim değişikliğinden etkilenen yerlerden biri olan Van Gölü’ndeki su seviyesinde düşme sürerken; çekilme ile eski yerleşim alanları da ortaya çıkıyor. Bölgede daha önce dünyanın en büyük mikrobiyalitleri su yüzüne çıkarken; son olarak Bitlis’in Tatvan ile Ahlat ilçeleri arasında bulunan Adabağ köyü yakınlarında ortaya çıkan eski yerleşim yeri kalıntıları dron ile görüntülendi.
‘BAZI KALINTILARI ÇIPLAK GÖZLE GÖREBİLİYORUZ’
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, “Su seviyesinin düşmesi ile birlikte mikrobiyalitler ve bununla birlikte bazı eski dönemlerdeki yerleşme kalıntıları da yüzeye çıktı ya da çıkmak üzere. Tabii bu alanlarla ilgili ciddi araştırmaların yapılması gerekmekte. Özellikle ilgili uzmanlar, tarihçiler ya da yerleşme alanları ile ilgili çalışma yapan uzmanların buralarda birtakım çalışmalar yapması gerekiyor. Çünkü burada göl seviyesi daha aşağıdaydı. Bu zaten göl seviyesinin bir dönem yükseldiğini ifade ediyor. Bunların ilgili uzmanlar tarafından tarihlendirilmesi gerekiyor. Özellikle Tatvan’dan Ahlat’a, oradan da Adilcevaz’a buradaki kıyılarda artık bazı kalıntıları çıplak gözle görebiliyoruz” dedi.
‘BU DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM’
Adilcevaz Yukarı Deniz Derneği Başkanı Cumali Birol ise bölgenin daha önce bilindiğini, yaptıkları dalışlarda da bu kalıntıları görüntülediklerini söyledi. İnceleme yapmaları için bilim insanlarını bölgeye davet eden Birol, “Van Gölü Havzası’nın hemen hemen her kıyısında yaşam izlerine rastlamaktayız. Evlerin olduğu bu bölgede yaşayan insanların olduğu, birçok medeniyeti içinde barındırdığını görebiliyoruz. 2007 yılında Adilcevaz kıyısı açıklarında gördüğümüz bu bölgeyle ilgili zaten paylaşımlar yapmıştık. Şimdi daha çok görünür hale geldi. Bizim bunları korumamız lazım. Bu değerlere sahip çıkmamız lazım. Bunun araştırılması da üniversitelere ve hocalarımıza kalıyor” diye konuştu.
Haber: Özcan ÇİRİŞ/BİTLİS,
Eren Üniversitesiİklim DeğişikliğiKültür SanatVan GölüGüncelBitlisKültürÇevreDünyaDoğa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçük, Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde dedesinin ardından amcası, sonra da babasının işlettiği demirci atölyesinde 14 yaşında çıraklığa başladı.
Babasının yanında mesleği öğrenen Küçük, 40 yıldır çeşitli tarım aletlerinin yanı sıra son yıllarda da kapı, pencere ve demir doğrama imal ediyor.
Fazlı Küçük, AA muhabirine, dedesinin 80 yıl önce kurduğu atölyeyi ayakta tuttuklarını söyledi.
Dedesinin atölyeyi amcasına devrederken, “Bu körüğün ateşi hiç sönmesin” vasiyetinde bulunduğunu anlatan Küçük, işin başına geçen amcasının ise bir süre sonra sağlık problemleri dolayısıyla dükkanı babasına bıraktığını ifade etti.
Küçük, mesleği öğrendiği babasından dükkanı 25 yıl önce devraldığını belirterek, çoğu atalarından kalan aletlerle zanaatını severek sürdürdüğünü vurguladı.
“Sağlığım elverdiği sürece de zanaatımı devam ettireceğim”
Üç çocuk babası Fazlı Küçük, “40 yıldır mesleğimi devam ettiriyorum. Bu işi seçtiğim için de mutluyum. İlk günkü gibi aynı aşk ve sevgiyle devam ediyorum.” dedi.
İş yerinde genelde küçük tarım aletleri imal ettiğini dile getiren Küçük, şunları kaydetti:
“Bölgemizde tarım ve hayvancılık yaygın. Bu nedenle eskisi kadar olmasa da sipariş alıyorum. Tarımda kullanılan kazma, girebi dediğimiz küçük balta, orak, kürek gibi tarım aletleri imal ediyorum. Bunun yanı sıra son yıllarda da kapı, pencere ve demir doğrama işleri de yapmaya başladım.”
Küçük, çıraklık döneminde yörede 4 atölye bulunduğunu ancak bu sayının son dönemde 2’ye düştüğünü ifade etti.
Meslekte çırak yetişmediğinden yakınan Küçük, “Benden sonra mesleği sürdürecek yok. Sağlığım elverdiği sürece de zanaatımı devam ettireceğim.” diye konuştu.
Demirciliğin çok da ağır bir meslek olmadığına işaret eden Küçük, gençlere bu zanaata sahip çıkmaları çağrısında bulundu.
Yerel HaberlerKültür SanatgiresunDemirciEkonomiİnşaatYaşamTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATAŞEHİR Belediyesi, Geleneksel Dağ Çileği Toplama Festivali’ni Cumhuriyet Bayramı haftasında ‘Biriz, Birlikteyiz’ sloganıyla düzenledi. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, doğaseverler 438 metre yüksekliğiyle İstanbul’un en yüksek 3’üncü noktası olan Kayışdağı Ormanı’nda, organik dağ çilekleri topladı.
Festival, Ataşehir Belediyesi’nce doğanın güzelliklerini yaşatmak ve sürdürülebilir yaşam bilincini artırmak amacıyla düzenlendi. Çevre bilincini yükseltmeyi hedefleyen etkinliğe, çocuklar da aileleriyle birlikte katılım sağladı.
ADIGÜZEL: CUMHURİYET’İN KAZANIMLARINI YAŞATIYORUZ
Festivalde katılımcıların Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Adıgüzel, “Cumhuriyet, özgürlük, eşitlik ve bir arada yaşama kültürünü bizlere armağan etti. Bu değerleri nesilden nesile aktarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Ataşehir Belediyesi olarak çevremizi korumaya ve yerel üretimi desteklemeye öncelik veriyoruz” dedi.
‘KAYYUM HATASINDAN DÖNÜLMELİ’
Esenyurt Belediye Başkanlığı’na kayyum atanmasını eleştiren Adıgüzel, “Bu sürecin bir an önce sona ermesini ve kayyum hatasından dönülmesini istiyorum” diye konuştu.
’80 BİN KİŞİYE ULAŞTIK’
Sosyal belediyecilik hizmetleri hakkında bilgi veren Adıgüzel, “Son 7 ayda gıda, sıcak yemek, eğitim ve kişisel bakım alanlarında 80 binden fazla vatandaşa ulaştık. Önümüzdeki hafta yenilenen aşevimizi açarak, bin 700 komşumuza her gün 4 çeşit sıcak yemek ulaştıracağız” ifadelerini kullandı.
‘KENT BOSTANI İLE DOĞAYA BAĞLILIK ARTIYOR’
Ataşehir’in yeni Kent Bostanı projesini anlatan Adıgüzel, “Bu proje ile toprakla bağımızı güçlendirerek, doğayla iç içe bir toplum oluşturmayı hedefliyoruz. İlk bostanımızda 180 ailemize ücretsiz ekim alanı tahsis ettik. Bu mutluluğu tüm ilçeye yaymak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
‘ÇOCUKLARIMIZ DOĞA İLE BARIŞIK BÜYÜYORLAR’
Adıgüzel, etkinliğin doğaya olan sevgiyi pekiştirdiğini belirterek, “Bu tür organizasyonlar, çocuklarımızın doğa ile barışık bir şekilde büyümesine katkı sağlıyor. Gelecek nesillere daha yeşil bir Ataşehir bırakmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.
Etkinlik, doğaseverlerin topladıkları organik dağ çilekleriyle çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Cumhuriyet BayramıFestivalAtaşehir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARALARINDA 2’nci Meclis ve Galata Kulesi’nin de bulunduğu Ankara ve İstanbul’daki sembol yapılar 29 Ekim – 4 Kasım Kızılay Haftası‘na özel Kızılay bayrağındaki hilalin rengi olan kırmızıya büründü.
Toplumun dayanışma ruhunu güçlendirmek, gönüllülüğü teşvik etmek ve Kızılay’ın insani yardım çalışmalarına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl geniş kitlelerce kutlanan Kızılay Haftası‘na bu sene de ilgi yoğundu. Yurdun dört bir yanında gerçekleşen etkinliklerin yanı sıra ülkenin sembol yapıları da Kızılay Haftası kapsamında kırmızı ışıkla aydınlatıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteği alınarak yapılan ışıklandırma ile başkent Ankara’da; 2’nci TBMM (Cumhuriyet Müzesi), Atakule ve TOBB İkiz Kuleler ile İstanbul’da; Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Galata Kulesi 1 Kasım akşamı Kızılay’ın kırmızısı ile ışıklandırıldı.
Sembol yapıları görsel bir şölene dönüştüren ve Türk Kızılay’ın iyilik hareketiyle ilgili toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlayan etkinlik vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı.
Kızılay HaftasıİstanbulKızılayAnkara
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, iki ülke diplomatik ilişkilerinin 100. yılına özel hazırlanan otobüs, İstanbulluların hizmetine sunuldu.
Otobüste, Türkiye ve Japonya bayrakları, diplomatik ilişkilerin 100. yılına özel hazırlanan logo ile 100. yıl için İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde 5 ila 24 Kasım arasında ücretsiz gezilebilecek serginin bilgileri yer alıyor.
Özel otobüs, bir hafta boyunca 32T Harbiye Askeri Müze-Bayrampaşa/Cevatpaşa arasında hizmet verecek.
Yerel HaberlerKültür SanatDiplomasiistanbulPolitikaEtkinlikJaponyaTürkiyeGüncelUlaşımKültürSanatİETT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Devlet Tiyatrosu Müdürü Esat Tanrıverdi, tiyatro biletinde karaborsa sorunu yaşandığı yönünde şikayetler aldıklarını söyleyerek, “Bu noktada bazı insanların peşine düştük. Çeşitli portallarda bu biletlerin satıldığını duyuyoruz. Bununla ilgili yasal işlemlere başladık” dedi.
Ankara Devlet Tiyatrosu, yeni sezonu ekim ayı itibarıyla açtı. Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürü Esat Tanrıverdi, yeni sezonda yerli ve yabancı birçok oyunu sahneye taşıyacaklarını söyleyerek, ” Ankara Devlet Tiyatrosu olarak geçtiğimiz sezon itibarıyla yaklaşık 20’nin üzerinde yeni oyun yaptık. Geçmiş yıllara nazaran aslında, bakarsanız seyirci kapasitemizi iki kata yakın bir artışla yükselttik. Tabii burada oynadığımız oyun sayısı arttı elbette ama Ankara için değil sadece, çevre illere yaptığımız turnelerle özellikle oyun sayımızı çok artırdık” dedi.
‘ANKARA’DA SAHNE ARAYIŞINDAYIZ’
Ankara Devlet Tiyatrosu’nun kapalı gişe oyunlarıyla tanındığını ve bu konuda da şikayet aldıklarını belirten Tanrıverdi, “Bu şikayetler güzel, çok da hoşumuza gidiyor ama tabii ki seyircimizi de üzmek istemiyoruz. Bu nedenle Ankara’da faaliyetlerimizi artırabileceğimiz sahneler arayışındayız. Çünkü yetmiyor, talep çok fazla. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Pursaklar Devlet Tiyatrosu Sahnesi oldukça aktif olarak hayata geçti. Ardından Etimesgut’ta 100’üncü Yıl Kültür Merkezi içerisindeki sahnemiz devreye girdi. Çeşitli görüşmelerimiz var, farklı belediye başkanlarıyla görüşüyoruz. Sahne sayımızı daha da artıralım ki bu ulaştığımız seyirci rakamlarının daha da üstüne çıkmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Tanrıverdi, repertuardaki oyun seçkisini de artırmayı hedeflediklerini dile getirerek, “Yeni bir anlayışla yola çıkalım istedik. Bu yıl ‘Duy Beni’ konseptiyle Devlet Tiyatroları yola çıktı. Bu bir sesimizi duyurmak, herkesin sesini duymak hedefiyle yola çıkılmış bir düşünce. Bu sebeple de bu yıl Ankara Devlet Tiyatrosu repertuarında oldukça farklı oyunlar yakalamak istedik, hem yerli hem yabancı anlamında. Pandemi hayatımızı çok etkiledi. O süreçte her şey durduğu gibi tiyatro da büyük oranda durdu. Faaliyetlerimiz de çok azalmıştı. Hayatı normalleştirme anlamında katlanarak büyüttüğümüzü düşünüyoruz. Herhalde geçtiğimiz yılki hedefimizin üstüne de çıkacağımızı öngörüyoruz” dedi.
‘EMEK HIRSIZLIĞI OLARAK GÖRÜYORUZ’
Tiyatro biletlerinin kısa sürede tükenmesi ve karaborsada satış yapıldığı yönünde şikayetler geldiğini anlatan Tanrıverdi, “Yaşadığımız şikayetlerin içerisinde bilet bulamama meselesinin dışında bir de karaborsaya düşme sıkıntısını görüyoruz. Bu noktada bazı insanların peşine düştük açık söylüyorum. Çeşitli portallarda bu biletlerin satıldığını duyuyoruz, araştırıyoruz biz de. Çünkü bu, bizi de farklı şekilde etkiliyor. Aynı zamanda bir emek hırsızlığı olarak görüyoruz. Çünkü bizler telif ödüyoruz, yazara ödüyoruz, çevirmene ödüyoruz. Bunlar her bilet başına gelen gelir üzerinden yapılan ödemeler. Onların hakkının gasbedildiğini düşünüyoruz. Devlet Tiyatrosu biletleri normalde bir özel tiyatronun satamayacağı düzeyde, halka herkesin ulaşabileceği miktarlarda bilet fiyatları uygulanıyor. Şimdi doğal olarak bu satışı da artırıyor. Bilet fiyatlarını da yükseltmek istemiyoruz çok fazla. Çünkü böyle olduğu zaman da insanlar etkilenecek. İnsanlar tabii ki zorlu koşullar içerisinde yaşıyor olabilir. Biletlerin karaborsaya düşmesi tabii ki bizi de çok üzüyor, canımızı sıkıyor. Aslında sattığımız her bileti kişiler üzerinden, TC kimlik numaralarını alarak veriyoruz. Ancak yine de bazen o kontrol tabii ki elden kaçtığı durumlarda da bu satışın gerçekleştiğini öğrendik. Bununla ilgili yasal işlemlere de başladık çeşitli noktalarda. Bununla ilgili çalışmalarımız var” diye konuştu.
Haber-Kamera: Aybala MELEK-Samet ÖKSÜZ/ANKARA,
Ankara Devlet TiyatrosuKültür Sanat3-sayfaEkonomiGüncelAnkaraHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Manavgat Belediyesi, Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu, Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası ile Manavgat Ziraat Odasının katkılarıyla düzenlenen festivalde kortej yürüyüşü yapıldı.
Yürüyüşe katılanlar ellerinde zeytin dolu sepetler ve zeytin dallarından yapılan taçlarla renkli görüntü oluşturdu.
Saraçlı Mahallesi’nde zeytin üreticisi kadınlar, geleneksel taş sıkma yöntemiyle antik çağdan kalma taş yataklarda soğuk sıkım zeytinyağı etkinliği yaptı.
Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, konuşmasında, ülkenin ve dünyanın barış ve sevgiye ihtiyacı olduğunu, zeytinin de barışı temsil ettiğini belirtti.
İlçenin 11 çeşit zeytin türüne ev sahipliği yaptığını kaydeden Kara, “Manavgat kalamata, memecik, Ayvalık, tarı ak, domat, manzanilla, arbekün, Girit, Gemlik ve Antalya bölgesine özgü coğrafi işareti alınmış tavşan yüreği zeytinleriyle dikkati çekiyor. Bunların yanı sıra yalnızca Manavgat’a ait olan beylik zeytini bulunuyor. Beylik zeytini iri taneli ve dolgun yapısıyla hem sofralık zeytin hem de zeytinyağı üretiminde tercih ediliyor.” diye konuştu.
Beylik zeytininden elde edilen zeytinyağın kalite ve aromatik özelliğiyle ön plana çıktığını vurgulayan Kara, beylik zeytininin coğrafi işaret alması için gerekli çalışmalara başlayacaklarını ifade etti.
Organizasyonda uzman akademisyenler tarafından “Zeytin ve Zeytinyağında Kalite”, “Zeytin ve Zeytinyağında Coğrafi İşaret, Markalaşma ve Pazarlama” ile “Zeytinyağının Gastronomideki Yeri ve Önemi” başlıklı oturum ve çeşitli etkinlikler yapılacak.
Festival, yarın sona erecek.
Yerel HaberlerKültür SanatZeytinyağıFestivalManavgatantalyaEkonomiZeytinTarımYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ‘Mekanı Sanata Dönüştürme’ etkinliği yapıldı. Bu kapsamda 4 katlı binanın her noktasına akademisyen ve öğrencilerin yaptığı 250 eser konulurken, İsrail’in Filistin’e yönelik katliamını konu alan ‘Vaveyla’ adlı tiyatro oyunu da sergilendi.
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde başta öğrenciler olmak üzere herkesin sanatla tanışması, yüzleşmesi ve bir arada olması için binanın hemen her alanı değerlendirildi; birçok noktaya akademisyen ve öğrencilerin yaptığı eserler konuldu. ‘Mekanı Sanata Dönüştürme’ etkinliği kapsamında 250 eser binada sergilenirken, fakültede çeşitli sanat etkinlikleri de düzenlendi. Fakültenin güz dönemi açılışında İsrail’in Filistin’e yönelik katliamını konu alan ‘Vaveyla’ adlı tiyatro oyunu da sergilendi. Oyunu izleyenler duygusal anlar yaşarken, 4 katlı binasının her noktasında sergilenen eserler büyük ilgi gördü.
‘SANATIN KUŞATTIĞI BİR MEKAN’
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Aydemir, “Amacımız; fakültemiz binasına giren herkesin sanatla tanışmasını, sanatla yüzleşmesini, sanatla iç içe olup, sanatla soluklanmasını sağlamaktır. Özellikle öğrencilerimizin sanatın kuşattığı bir mekanda eğitim alması bizler için hem çok değerli hem de çok gereklidir. Barbarların, katillerin, zalimlerin, soykırımcıların kuşatması altında bulunan dünyamıza nazire yaparcasına bizler de yaşadığımız bu binayı sanatın kuşattığı bir mekana dönüştürdük. Emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim” dedi.
‘RUHLARINI İLMEK İLMEK İŞLEMİŞLER’
250 eserin sergilendiği fakülte binasına gelen evli ve 3 çocuk babası İmam Hatip Adem Kop (51), “Kızımın burada, sergisini gezmeye geldik. Kendilerini çok başarılı bulduk. Emeği geçen öğrencilerimiz baktığımızda, güzel eserler yapmışlar. Dolayısıyla memleketimizin ve çocuklarının adına böyle bir başarı ortaya çıkardıkları için çok memnun olduk, gurur duyduk. Bu başarılarının da devamını diliyoruz inşallah. Çocuklar ruhlarını ilmek ilmek işlemişler” diye konuştu.
Haber: Turgay İPEK – Kamera: Oktay POLAT / ERZURUM,
Atatürk ÜniversitesiKültür SanatEtkinliklerFilistinErzurumGüncelİsrailKültürEğitimSanat
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Gençlik Parkı’nda organize edilen etkinlikte atmaca tutkunları ilk önce kayıt yaptırdı.
Kızıl, beyaz, kara ve sarı kategorilerinde 25 atmacanın yer aldığı yarışmada, jüri üyeleri tarafından tüy rengi ve kafa yapıları değerlendirilmesi yapıldı.
Güzellik yarışmasının yanı sıra en uzağa uçabilme yarışı da gerçekleştirildi.
Ardeşen Kaymakamı Ferhat Altay, gazetecilere, bu kültürün 500-600 yıl öncesine dayandığını söyledi. Atmacanın üç özelliği olduğunu anlatan Altay, “Hızlı, güçlü ve dayanıklı bir hayvan. Karadeniz insanını yansıttığını düşünüyorum. Bu türle bir bağ kurup evlat gibi besliyorlar. 3-4 aylık bir süreç içerisinde bakımını yapıp sonradan tekrar doğaya salıyorlar. Bu avcılık değil, bir kültürdür.” diye konuştu.
Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün de bu işin bir hayvan sevgisi olduğunu vurgulayarak, “Babam bir dönem evde atmaca besledi. Benim de beslediğim dönem olduğu için hiç yabancı değilim. Ben de bu kuşlarımızı çok severim. Bu iş bir hayvan sevgisidir.” dedi.
Konuşmaların ardından katılımcılar tarafından ayaklarındaki bağları çözülen 60 atmaca doğaya salındı.
Yarışmada dereceye giren atmacaların sahiplerine kupa verildi.
Ardeşenrize
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sonbaharın gelmesiyle ilçede vatandaşlar kışlık patates ve soğan alarak depolamaya başladı. İlçenin Esenyurt Mahallesi’nde yaşayan Turan Baran, kışlık için çarşıdan patates ve soğan aldı. Baran, aldığı patatesleri ve soğanları eve getirerek eşiyle beraber kurutmak ve temizlemek için bez üzerine serdi ancak patateslerin arasındaki farklı patatesi gördü. Baran, farklı olan patatesi diğer patateslerin arasından alarak araştırdıktan sonra patatesi tamamen bir ördeğe benzettiğini belirtti.
Baran, patatesi her şekilde muhafaza edeceğini ve evinde süs olarak kullanacağını belirti.
Hem mutlu olduğunu hem de şaşırdığını belirten Baran Turan, “Malum kış sezonu başladı ve biz de kışlık ihtiyaçlarımızı almaya başladık. Çarşıda satılan patates ve soğanı alarak eve getirdim. Eşimle beraber bezin üzerine döktüğümüz sırada bir tanesinin çok farklı olduğunu gördük. Biraz baktım araştırdım hakikaten tamamen bir ördeğe benziyor diyebilirim. Bu duruma aslında hem sevindim hem de şaşırdım. Bunu muhafaza edip evimde sergileyeceğim” dedi. – HAKKARİ
Yüksekovahakkari
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RİZE’nin Ardeşen ilçesinde, ‘5’inci Atmaca Güzellik ve Beceri Yarışması’ düzenlendi. Atmacalardan dereceye girenler için eğiticileri kupayla ödüllendirildi.
Ardeşen’de düzenlenen ‘Atmaca Güzellik ve Beceri Yarışması’nın 5’incisi, Belediye Gençlik Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe kayıt yaptıran atmaca sahipleri, jüri önünde zorlu sınava çıktı. ‘Kızıl’, ‘beyaz’, ‘kara’ ve ‘sarı’ kategorilerinde 25 atmacanın yer aldığı yarışmada; kuşlar, tüy renginden kafa yapılarına kadar incelenip değerlendirildi. Yarışmanın ardından, bırakıldığı yerden havalanan şahinin gösterisiyle devam eden etkinlik, dereceye girenlere kupa verilmesiyle sona erdi.
‘600 YILLIK KÜLTÜR’
Ardeşen Kaymakamı Ferhat Altay, atmacanın Karadeniz insanıyla ortak özelliğe sahip olduğunu dile getirerek, “Bu aslında 500-600 yıl öncesine dayanan bir kültür. Atmacanın 3 özelliği var; hızlı, güçlü ve dayanıklı bir hayvan. Karadeniz insanını yansıttığını düşünüyorum. Bu türle bir bağ kurup, evlat gibi besliyorlar. 3-4 aylık bir süreç içerisinde bakımı yapıp, sonradan tekrar doğaya salıyorlar. Bu avcılık değil, kültürdür” dedi.
Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün de “Ben de ilkokul zamanında atmaca yakalamak amacıyla kullanılan kuşu yakalamak için ciddi zaman harcadım. Benim de babam bir dönem evde atmaca besledi. Benim de beslediğim dönem olduğu için hiç yabancı değilim. Ben de bu kuşlarımızı çok severim. Bu iş bir hayvan sevgisidir. İnsanımız bu hayvanları geçici olarak alıkoyarken, hayvanlara aşık olup sevdalanırlar” diye konuştu.
‘DOĞAYA SALACAĞIZ’
Yarışmaya atmacasıyla katılan 8’inci sınıf öğrencisi Emin Şişmanlar (13) ise “İki senedir atmaca besliyorum. Bu işi çok severek yapıyorum ve uzun süre yapmaya devam edeceğim. Atmacama evimde bakıyorum. Evimin en güzel yerini ona ayırdım. Atmacama haşlanmış yumurta, yürek ve vitamin alsın diye sütle yumurtayı karıştırarak veriyorum. Boş zamanlarımda ise seviyorum. İlk başta pençesini taktığı için korksam da zamanla insana alışıyor. Bunu daha sonra doğaya salacağız. Biz bunları alıp senelerce saklamıyoruz. Yine doğasında uçmaya devem edecek” dedi.
ArdeşenRize
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakü Yunus Emre Enstitüsü tarafından Azerbaycan Milli Halı Müzesi’nde düzenlenen serginin açılışına, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcıları Saadet Yusifova ve Murat Hüseynov, KKTC Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, milletvekilleri, Azerbaycan sanat ve kültür camiasından isimler katıldı.
Büyükelçi Bağcı, yaptığı konuşmada, Anadolu’nun en önemli kültürel miraslarından biri olan Göbeklitepe’yle ilgili sergiyi Azerbaycanlı sanatseverlerle paylaşmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin en eski yerleşim birimlerinden ve tapınaklarından biri olduğunu belirten Bağcı, “Göbeklitepe, tarihteki eşsiz değerini her zaman koruyacaktır. Göbeklitepe aynı zamanda insanlık tarihinin yeniden anlaşılmasını ve değerlendirilmesini, bilgilerin güncellenmesini sağlayan son dönemin en önemli arkeolojik keşiflerindendir.” dedi.
Bağcı, sergiyi organize eden Bakü Yunus Emre Enstitüsü ve diğer emeği geçenlere teşekkür etti.
Bakü Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Selçuk Karakılıç da “tarihin sıfır noktası” diye adlandırılan Göbeklitepe’nin Türkiye’nin kültürel ve tarihi mirasının, derin hoşgörüsünün ve büyük insanlık ailesiyle ne derecede derin ilişkisi olduğunun ispatı olduğunu dile getirdi.
Karakılıç, “Göbeklitepe, arkeolojik bir kazı alanı değil, insanlığın ve medeniyetin beşiği Anadolu’nun resmi, sesi ve nefesidir. Bütün insanlık, Anadolu medeniyeti üzerine inşa edilmiş, oradan bugünkü medeniyete evrilmiştir. Bugün Türkiye, bu medeniyetin ve insanlığın son adasıdır. Türkiye, insanlığın, huzurun, tarihin, kültürün devamı ve koruyucu kalkanıdır. Göbeklitepe Sergisi, biraz da bu duygularla gezilirse anlamlı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Serginin küratörü Siret Uyanık, Göbeklitepe’den ilham alan bu sergi ile geçmişten bugüne bir köprü kurmayı amaçladıklarını söyledi.
Uyanık, serginin Azerbaycan’ın kültür hazinelerinden olan Milli Halı Müzesi’nde gerçekleştirilmesinin Azerbaycan ve Türkiye arasındaki dostluk ve kültürel bağların bir yansıması olduğunu belirterek, “Sanat aracılığıyla bu güçlü kardeşlik ilişkilerini pekiştirirken, iki ülke arasında bir kültür köprüsü oluşturmayı da amaçlıyoruz.” dedi.
Yaklaşık 40 eserin sergilendiği “Çağdaş sanatta Göbeklitepe” sergisi 6 Kasım’a kadar açık olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneği, Kırgızistan Halklar Asamblesi ve Çüy Bölge Valiliği’nin öncülüğünde Kırgızistan’ın Tokmok şehir hipodromunda, “Ahıskalı Türkler Kırgızistan halkıyla 80 yıldır birlik ve uyum içinde” adlı kültürel ve sportif etkinliği düzenlendi.
Kara-Kırgız Özerk Bölgesi’nin kuruluşunun 100. yılına ithaf edilen etkinliğe, Türkiye’nin Bişkek Büyükelçiliği, Kırgızistan Halklar Asamblesi, Kırgızistan Çuy Bölge Valiliği, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Bişkek Koordinatörlüğü, Türk Kızılay, Kırgızistan, Kazakistan ve Türkiye’den Ahıska Türkleri sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
“Kırgızistan, 80 yıl önce Ahıska Türklerini kardeş olarak kucakladı”
Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan, Türk milletlerinin tarih boyunca birlik ve dayanışma içinde olduğunu belirterek, “Kırgızistan, 80 yıl önce 1944 yılından sonraki sürgünün ardından Kırgızistan’a gelen Ahıska Türklerini kardeş olarak kucakladı.” dedi.
Doğan, Kırgızistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve egemenliğinin temelini oluşturan Kara-Kırgız Özerk Bölgesi’nin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlayarak, “Kırgız halkı zengin ve köklü tarihe sahip Türk halklardan biri. Türkiye devleti ve Türk halkı adına Kırgız halkına sağlık ve birlik diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Kırgızistan Halklar Asamblesi Almambet Matubraimov, Ahıska Türklerin Kırgızistan’a gelişinin 80. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte bir araya geldiklerini belirterek, “Kırgızistan’da yaşayan halkların hakkı, anayasada güvence altında alınmıştır.” diye konuştu.
Matubraimov, her geçen gün sayıları artan etnik halklarda da Kırgızistan’daki yaşam koşulların ve devletin desteğinin çok iyi bilindiğini ifade etti.
Birlik ve beraberlik mesajları verildi
Başkent Bişkek’in yer aldığı Çüy Bölge Valiliğinin Birinci Yardımcısı Samat İsmanov, valinin gönderdiği mesajını okuduktan sonra yaptığı konuşmada, “Kırgızlar ve Türkler kardeştir. Ben de Türk peyniri yiyerek büyüdüm. Kırgızistan’a hoş geldiniz.” dedi.
İsmanov, Kırgızlar ve Türkler dini, dili ve kültürü bir olan halklar olduğunu belirterek, “Ahıska Türkleri 80 yıldır burada yaşamlarını sürdürüyor. Biz burada onlarla kardeş olduk. Sevgi ve saygı içinde yaşıyoruz.” diye konuştu.
Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneği Başkanı Atamşa Dursunov, 14 Kasım 1944’te Ahıska Türklerinin Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a sürüldüğünü anımsatarak, “Ahıska Türkleri olarak sürgünden sonra ekmeği ile paylaşan Kırgız, Özbek ve Kazaklardan çok razıyız.” ifadesini kullandı.
Dursunov, Ahıska Türkleri olarak, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’da barış ve birlik içinde yaşadıklarını ifade ederek, “Ahıskalı Türkler, Kırgızistan’da 80 yıldır yaşamaktadırlar. Allah bir daha acı göstermesin. Kırgız halkından razıyız ve çok teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Kazakistan’ın Türkistan Bölgesi Ahıska Türkleri Başkanı Latifşah Asanov, Türkiye’ye sınırı olan Ahıska’da yaşayan Türklerin Sovyetler Birliği’nin lideri Stalin’in sürgün kurbanı olduğunu söyledi.
TİKA Bişkek Program Koordinatörü Mehmet Bodur, TİKA olarak Kırgızistan’daki halkların barışına yaptığı katkılarından bahsetti.
Etkinlikte, TİKA tarafından Ahıska Türklerinin kurduğu Kök Börü at oyunu takımına binicilik malzemesi desteği sağlandı.
Katılımcılara hınkal yemeği ikram edildi
Çok sayıda çadırın dikildiği etkinlikte katılımcılara, Ahıska Türklerinin hazırladıkları etli pilav ve Ahıska yöresi hınkal (hıngel) yemeği ikramı yapıldı.
Kırgızistan Halklar Asamblesi’ne bağlı Ahıskalı Türk, Uygur, Kafkas, Rus diasporaların ses sanatçıları ile folklor grupları, Kırgız sanatçıları ile Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi öğrencileri sahne aldı.
Türkler ve Kırgızlar dostluk maçı yaptı
Etkinlikte, Tokmok şehrinde yaşayan Ahıska Türklerinin kurduğu Kök Börü takımın oyuncuları, Kırgızların Kök Börü takımıyla dostluk maçı yapıldı ve at ve tay yarışlarında para, koyun, keçi ve tay ödülleri dağıtıldı.
Ahıska Türkleri, yaşadıkları ülkelerde 14 Kasım’da sürgün edilişlerinin 80. yıl dönümünde anma etkinlikleri düzenleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), AydınAdnan Menderes Üniversitesi ile Erciyes Üniversitesi iş birliğinde, “Sokak Lezzetleri Film Festivali” ödül töreni” Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Bornova Kültür ve Sanat Merkezinde gerçekleştirildi.
Şahin, törende yaptığı konuşmada, RTÜK olarak bu tür takım organizasyonlarında yer almayı kendilerine görev bildiklerini söyledi.
Kültür Yolu Festivalleri kapsamında yapılacak kısa film ve belgesellere ödül verilmesinin bir başlangıç olacağını aktaran Şahin, çok fazla mali değeri olmasa da bir başlangıç olduğu için böyle organizasyonun içerisinde yer almanın mutluluğunu yaşadıklarını aktardı.
Festivale katılan öğrencileri tebrik eden Şahin, “Belki ufak bir destek oldu ama eminim ki bundan sonraki ufak desteklerin mesleki hayatlarında ciddi bir katkısı ve yönlendirmesi olacağını düşünüyorum. Sokak lezzetleri hepimizin hayatında var olan, hiçbirimizin yemeden geçmediği ve birçok alanda da hayatımızda olan lezzetler. Bunların bilinmesi büyük bir değer. Biz de bu anlamda bir katkıda bulunabildiysek ne ala.” ifadelerini kullandı.
Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent de düzenledikleri festivalde, iletişim, güzel sanatlar ve turizm fakültesi öğrencilerinin kültürel dünyasına katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Zengin yemek kültürünün önemli bir parçası olan sokak lezzetlerine dikkati çekmek istediklerini vurgulayan Kent, bu kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine değindi.
Sokak Lezzetleri Film Festivali Jüri Başkanı ve Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Vahit İlhan da festivalin önemine vurgu yaparak, çok zor seçimler yaptıklarını ve çok güzel eserlerin kendilerine geldiğini bildirdi.
Türk Mutfak Sanatları Uzmanı Ramazan Bingöl de kültürün unutulmaması için mutfağın çok önemli olduğunu belirterek, “Mutfak kültürünü kaybeden toplumlar her şeyini kaybeder. Mutfak, kültür ve özellikle sokak lezzetleri bu kadar önemlidir.” dedi.
Konuşmaların ardından, belgesel kategorisinde Sümeyye Çamcı’nın “Seyyar” isimli eseri, 1 dakikada anlat kategorisinde ise Dimaze Duruk’un “Gevrek” isimli eseri birincilik ödülüne layık görüldü.
Öğrencilere ödülleri, katılımcılar tarafından takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EN KÜÇÜK İMPLANT
Glokom hastalığının tedavisinde en önemli yeniliğin implantlarla yapılan Mikroinvazif Glokom Cerrahisi (MIGS) olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, bu tedavinin özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya cerrahi müdahale gerektiren hastalar için uygun bir seçenek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Aykan, “Halk arasında görmenin sinsi hırsızı olarak adlandırılan ve her gün biz farkında olmadan görmemizden çalarak, sonunda körlüğe yol açan bu hastalığı bugüne kadar insan vücuduna takılan en küçük implantları kullanarak durdurabiliyoruz” dedi.

Mikroinvazif Glokom Cerrahisi’nin hangi hastalara uygulandığını ise Prof. Dr. Aykan, şöyle sıraladı: “Genellikle ilaca dirençli glokom hastalarında; medikal tedaviye rağmen göz içi basıncını kontrol altına almakta zorlanılan hastalarda veya glokomun ilerlemesini durdurmak amacıyla cerrahi müdahale gerektiren hastalarda uygulayabiliyoruz.”

İMPLANT STENTLER GÖZ İÇİNE YERLEŞTİRİLİYOR
STENT tedavisinin, mikro cerrahi bir prosedür olduğunu ve genellikle lokal anestezi altında yapıldığını belirten Prof. Dr. Aykan, “Glokom hastalarının katarakt ameliyatları yapılırken, aynı seansta bu stentlerden 2 adet göz içerisine yerleştirilip, ilaç kullanım gereksinimini ortadan kaldırabiliyoruz. Gözün iç kısmına yerleştirilen bu stent, göz içi sıvısının daha etkin bir şekilde drenajını sağlayarak, göz içi basıncını kontrol altına alıyor. Bu işlem için büyük bir cerrahi kesiye gerek duyulmaz. Hasta günlük yaşamına hızlı bir dönüş sağlar” dedi.

GÖRME SEVİYESİNİ KORUR
MIKROINVAZIF Glokom Cerrahisi Tedavisi’nin ardından hastaların göz içi basıncında belirgin bir düşüş gözlemlendiğini de söyleyen Prof. Dr. Aykan, bu tedavinin yararlarını şöyle sıraladı: “Bu implantlar, glokom hastalığını tedavi etmez, glokom nedeniyle oluşmuş zararları geri getirmez veya kaybedilen görmeyi geri kazandırmaz. Ancak göz içerisine yerleştirilen minik implantlar sayesinde göz içi basıncını düşürerek, glokom hastalığının ilerlemesinin durdurulması ve mevcut görme seviyesinin korunmasını sağlar. Ancak, hastaların düzenli göz muayenelerine devam etmeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları önemlidir.”

İLAÇ KULLANIMINI SONA ERDİRİYOR
GLOKOM tedavisinde genellikle göz damlaları ve diğer ilaçlar kullanıldığını, ancak bu ilaçların düzenli olarak kullanılmasının hastalar için hem fiziksel hem de psikolojik zorluklar yaratabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Aykan, ”İmplant tedavisinde kullanılan stent, göz içi sıvısının akışını düzenleyerek, basıncı düşürür ve bu ilaçların göz içi basıncını yönetmedeki rolünü azaltır. Uzun vadede bazı hastalar, göz içi basıncını etkin bir şekilde kontrol altında tutan bu mikro cerrahi müdahale sayesinde, ilaç kullanımını tamamen bırakabilirler” dedi.
YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIR
BU tedavinin en büyük avantajlarından birisinin hastaların yaşam kalitesinde sağladığı iyileşme olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Aykan, “Tedavi sonrası genellikle hızlı bir iyileşme süreci yaşanır ve hastalar günlük aktivitelerine çabuk dönerler. Göz içi basıncının daha iyi kontrol edilmesi, hastaların görme yetilerinin korunmasına yardımcı olabilir ve glokomun neden olduğu görme kaybının önlenmesine katkı sağlar. Hastaların, genel sağlık ve yaşam konforlarını iyileştirir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HASTALIKLARDAN KORUYOR
Prof. Dr. Bakar, “UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), doğumdan sonraki bir saat içinde başlamak üzere, yaşamın ilk 6’ı ayı boyunca yalnızca anne sütü ile emzirilerek, beslenmeyi önermektedir. İlk 6 ay boyunca başka hiçbir gıdaya ihtiyaç duymadan sadece anne sütüyle beslenmeye devam edilmesi duyusal ve bilişsel gelişimi teşvik eder, bebekleri bulaşıcı ve kronik hastalıklara karşı korur. 6’ncı aydan sonra uygun tamamlayıcı besinler başlanarak, emzirmenin en az 2 yaşına kadar sürdürülmesi önerilmektedir” dedi.

MİKROBİYOM ÖNEMLİ
Bilim insanlarının yaptığı bir çalışmada anne sütünün yaşamın ilk yılı boyunca bebeğin mikrobiyomunu düzenlediğini ve böylece okul öncesi çocukluk döneminde astım gelişme riskinin azaldığını belirttiklerini söyleyen Prof. Dr. Bakar, bu çalışmayı şöyle anlattı: “Mikrobiyom, bedenimizde yaşayan bakteri, mantar, virüs gibi tüm mikroorganizmaların ve onların genetik materyallerinin toplamını ifade eder. Anne sütü ile emzirmeye 3 aydan fazla devam edilmesinin bebeğin sindirim sisteminde, burun boşluğunda ve üst solunum yollarındaki mikrobiyom oluşumunu desteklediği gösterilmiştir. Anne sütünün 3 aydan erken sürede kesilmesi ve bebek mamasının kullanılmaya başlanması ise bilişimsel ve fonksiyonel mikrobiyom değişikliğine yol açarak astım riskini artırmaktadır.”

DAHA ZEKİ OLUYORLAR
Prof. Dr. Bakar, dünya çapında yapılan başka bir araştırmada ise anne sütüyle beslenmeyen bebeklerin, ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerle karşılaştırıldığında, ilk yaş günlerinden önce yaşamlarını kaybetme olasılığının 14 kat daha fazla olduğunu gösterdiğine işaret etti. Prof. Dr. Bakar, “Anne sütüyle beslenen çocukların zeka testlerinde 3 ila 4 puanlık IQ artışıyla daha iyi performans gösterdiğine, obez veya aşırı kilolu olma olasılığının daha düşük olduğuna ve ileriki yaşamlarında diyabet riskinin azaldığına dair kanıtlar da bulunmaktadır” dedi.

MUCİZEVİ BESİN
Anne sütünün mucizevi bir besin olduğunu ve bağışıklık sistemini güçlendirmekten, zeka gelişimine kadar birçok faydası olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bakar, anne sütünün faydalarını şöyle sıraladı:
Emzirme genellikle bebeğin ilk aşısı olarak gösterilir. Çünkü bebeklere hayatlarının ilk aylarında ihtiyaç duydukları tüm temel besinleri sağlar. Onları yaygın bulaşıcı hastalıklardan korur ve bağışıklık sistemlerini güçlendirir.
Her annenin sütü kendi bebeği için en uygun bileşimdedir. Her zaman hazır, temiz ve uygun ısıdadır.
Sindirimi kolaydır ve anne sütü alan bebeklerde karın ağrısı, gaz, pişik, kabızlık daha az görülür.
Anne sütü bebeğin hem zihinsel hem de duygusal zekasının gelişimini olumlu yönde etkiler.
Emzirme süresince bebeğin beyin fonksiyonlarını hızlandırırken, matematik yeteneğini geliştirir, beden stresini ve ağrıyı azaltır.
Anne sütünün içerdiği maddeler bebeği rahatlatır, gevşetir, ağrıyı azaltır, daha çabuk uykuya dalmasına yardımcı olur.
EMZİRME ORANLARI HÂLÂ DÜŞÜK
Anne sütünün kanıtlanmış tüm bu olumlu etkilerine rağmen emzirmenin yeterli düzeyde olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Bakar, “Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması 2018 sonuçlarına göre yenidoğan bebeklerin yüzde 71,3’ü doğum sonrası ilk 1 saat içinde emzirilmekte, ancak yenidoğanların yüzde 41,7’sine yaşamın ilk 3 gününde anne sütü dışında sıvılar veya bebek mamaları verilmektedir. Bu rapora göre ilk 6 ayında sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin oranı yüzde 40,7 olarak tespit edilmiştir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HORMON TESTİ NASIL YAPILIR?
Zannedildiği gibi tek bir hormon testi yoktur. Her organın çalışmasını etkileyen hormonlar farklıdır bu yüzden her hormon için ayrı bir test yapılır. Genel olarak hormon testi kan örneği üzerinden yapılır. Hormonların kan içindeki durumu incelenir. Zaman zaman vücudun farklı yerlerinden alınan vücut sıvılarından da hormon testi yapılabilir. Hormon testinin ne üzerinden yapılacağı rahatsızlığa göre farklılık gösterir. Rahatsızlığın tanısı hormon testi sonuçlarına göre konur. Tedavi sürecinin planlanmasında da yine hormon testi sonuçları rol oynar.
HORMON TESTİ AÇ KARNINA MI YAPILIR?
Hormon testi yaptırması gerekenlerin en çok merak ettiği şey “Hormon testi ne zaman yapılır?” sorusunun cevabıdır ancak bu sorunun net bir cevabı bulunmaz çünkü hormon testinin ne zaman yapılacağı da hangi hormon testinin yapılacağına göre farklılık gösterir. Genel kabul hormon testlerinin sabah aç karnına yapıldığı yönündedir. Mesela biyokimyasal testlerin çoğu ve tiroid hormon testi için hastanın karnının aç olması gerekir.
Bazı hormon testleri hem aç karnına hem de tok karnına yapılabilir. Kadınlarda adet döngüsü düzensizliğinde ya da anormal tüylenme durumlarında yapılan hormon testleri için açlık tokluk değil de adet döngüsü dikkate alınır. Hatta yine kadınlarda prolaktin hormonunun incelenmesi için yapılacak hormon testinde adet döngüsü önemli olduğu gibi bir gün önce cinsel birleşme yaşanmamış olması da gerekmektedir. Rahatsızlığınıza göre testten önce aç mı tok mu olacağınızı doktorunuz söyleyecektir.
ADETLİYKEN HORMON TESTİ NASIL YAPILIR?
Kadınlarda adet düzensizliği ve tüylenme için hormon testi istenebilir. Kadın hastalıkları, adet düzensizliği ya da tüylenme için hormon testlerinin zamanı adet döngüsüne göre belirlenir. Adet döneminde kadınların vücudundaki işleyiş neredeyse tamamen farklılık gösterdiği için hormonların durumu da değişken olur. Kadınlarda hormon testi genelde adet kanamasının başladığı gün ile biteceği gün arasında ama genel olarak adetin ilk günlerinde yapılır.
HORMON TESTİ SONUÇLARI NE ZAMAN ÇIKAR?
Hormon testinin sonuçları ölçülen hormonun kandaki seviyesini ortaya çıkarır. Hormon testlerinin sonuçlarının süresi de yapılan testin türüne göre farklılık gösterir. Bazı hormon testlerinin sonuçları saatler içinde çıkabilirken bazılarının sonuçları günler sürebilir.
HORMON TESTİ SAĞLIK OCAĞINDA YAPILIR MI?
Rutin olarak istenen hormon testlerinin çoğu hemen her sağlık merkezinde yapılabiliyor ancak bazı özel hormon testleri için belli başlı sağlık merkezlerine gidilmesi gerekiyor. Sağlık ocaklarında kan alındığı biliniyor ancak hormon testi için sağlık ocağı zaman zaman yeterli olmayabilir. Bu konuda en sağlıklı bilgiyi bağlı olduğunuz aile hekimliğinden alabilirsiniz. Yapılacak hormon testi sağlık ocağının imkanlarını aşacak olursa aile hekimi en yakın sağlık merkezine yönlendirme yapacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE LAZER TEDAVİLERİ
Göz bozukluklarında yaklaşık 25 yıldır uygulanmakta olan PRK, No Touch tekniğinin artık çok az vakada uygulandığına dikkat çeken Doç. Dr. Hürmeriç, “İyileşme sürecinde 2-3 gün şiddetli ağrı yapması ve görme netliğinin yavaş oluşması nedeniyle bugün bu teknikler kullanılmamaktadır” dedi. 2000 yılından sonra LASIK tedavisini kullanmaya başladıklarını anlatan Doç. Dr. Hürmeriç, “Kartal gözü tedavisi olarak bilinen bu yöntem çok yaygınlaştı. Ancak LASIK tedavisinde kornea dokusu üzerinde flep kesisi oluşturmaktayız ve alttaki yatağa ikinci bir lazerle (excimer lazer) uygulayıp numarayı düzeltmekteyiz. Tekniğin karmaşık olması hem cerrahi süreci uzatmakta hem de göz kuruluğu riskini artırmaktadır” diye konuştu.

2 SAAT İÇİNDE NORMAL YAŞAMA GEÇİŞ
Son 10 yıldır ise SMILE Lazer uyguladıklarını söyleyen Doç. Dr. Hürmeriç, şu bilgileri verdi: “Bu lazerin en büyük özelliği, daha önce kullandığımız yöntemlerden farklı olarak, gözün üst tabakasına etki etmemesidir. SMILE uygularken ne lazeri gözün üst tarafına atıyoruz ne de flep hazırlıyoruz. Kornea dokusu şeffaf olduğu için dokunun ortasında üç boyutlu yazılı gibi numara değişikliği sağlanabiliyor. Sadece 2 milimetrelik giriş yeri açılması ve flep oluşturulmaması hastaların 1-2 saat gibi kısa bir süre içinde normal yaşantılarına dönmelerini sağlıyor.”

LAZERE ROBOT DAHİL OLDU
Kullanılan SMILE platformunda 2 yıl önce büyük bir değişiklik olduğunu ve SMILE Pro (SMILE Professional) adı verilen farklı bir teknik kullanılmaya başlandığını söyleyen Doç. Dr. Hürmeriç, bu tekniğin göz bozukluklarında nasıl bir dönem başlattığını ise şöyle açıkladı: “SMILE Pro tekniğine robotik cerrahinin dahil olmasıyla tedavi artık çok daha hızlı yapılabilmektedir. Bu tekniği uygulayabildiğimiz gözlerde, tedavinin tümü 9 saniye içerisinde tamamlanabilmektedir. 9 saniye o kadar etkileyici bir süre ki hem hastaların işlem sırasında yaşadığı deneyim açısından hem de biz hekimler açısından şaşırtıcı. Şu anda miyop ve astigmat hastalarında kullanıyoruz. 1-2 ay sonra hipermetrop gözlere de bu tekniği yapmaya başlayacağız.”
DEVRİM NİTELİĞİNDE
DOÇ. Dr. Hürmeriç, bu tekniğin hızlanmanın yanında daha önce uygulanan tekniklerde elde edilen sonuçları da bir basamak ileriye götürdüğünü söyleyerek, “Şunu düşünün, gözlüklerinizden kurtulmak için bir tedavi oluyorsunuz, bu tedavi 5-6 dakika içerisinde tamamlanıyor. Aynı gün akşam görmeniz netleşmeye başlıyor. Ertesi gün normal yaşamınıza aynen devam edebiliyorsunuz. Birçok hastamız öğlen tedavilerini olup, akşam dışarı çıkabiliyorlar. Günümüzde teknolojinin getirdiği devrim niteliğinde bir olaydır bu” diye konuştu.
OPERASYON KORKUSUNU ORTADAN KALDIRIYOR
Robotik cerrahiyle yapılan operasyonların hastaya da önemli kolaylıklar sağladığına dikkat çeken Doç. Dr. Hürmeriç, “Bugüne kadar uygulanan tüm lazerler bir sedye üzerindeki hastanın tünel gibi bir yapının içerisine alınması ile yapılmaktaydı. Klostrofobik bir ortam olduğu için bazı hastalar bundan etkilenmekteydi. SMILE Pro’da hasta sedyede yatarken, önünde hiçbir şey olmuyor. Gözüne damla damlatıyoruz ve ardından robotik bir kol aracılığıyla karşılarına bir hedef geliyor. Hasta buraya bakmaya başlıyor. İşlem tamamlandıktan sonra bu robotik kol kaldırılıyor ve ikinci aşamada ikinci bir robotik kol geliyor. Böylesine uygulama rahatlığı sağlayan bu tedavi lazer korkusu olan hastaların işlem korkusunu ortadan kaldırıyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ERKEKLERİN MEME KANSERİ OLMA NEDENİ
Op. Dr. Ekinci, jinekomastinin, göğüs içinde bulunan meme dokusunun zamanla gelişerek büyümesiyle ortaya çıkan, erkeklerde ve ergenlik çağındaki erkek çocuklarında görülen, çoğu zamanda yaşlı erkekleri de etkileyebilen bir durum olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Estetik olarak rahatsız edici bir hal alan ve erkeklerde aşırı özgüven kaybı oluşturan jinekomasti; östrojen hormonlarının fazlalığı ile meme büyümesine neden olmaktadır. Genel olarak sağlık açısından tehlikeli olarak görülmese de ilerleyen durumlarda meme kanserine yakalanma riskini artırmaktadır.” Op. Dr. Ekinci, jinekomasti belirtilerini ise şöyle sıraladı:
Memede hassasiyet
Meme ağrısı ve acı hissi
Memede akıntı
İki memede büyüklük farkı
Memede oluşan yumru hissi ve şişlik
Koltuk altı lenf düğümlerinde şişlik
Göğüs kısmında darlık hissi
Meme büyümesine bağlı özgüven kaybı ve utanma hissi.

İŞ HAYATINDA SIK GÖRÜLÜYOR
Jinekomastinin özellikle iş hayatının içinde bulunan beyaz yakalılarda sıklıkla görüldüğünün altını çizen Op. Dr. Ekinci, şunlara dikkat çekti: “Hareketsiz yaşamın ve tüketilen zararlı besin maddelerinin sonucunda oluşmaktadır. Beyaz veya açık renkli kıyafetlerle ortaya çıkan meme ucu, dar gömlek kullanımı ve göğüslerin belli olması erkekler için oldukça kötü bir durum olabilmektedir.”

ERKEKLER DE MEME KÜÇÜLTÜYOR
“Günümüzde erkeklerin yarısında bulunan bu rahatsızlık nedeniyle çoğu erkek, jinekomasti ameliyatına yönelmektedir” diyen Op. Dr. Ekinci, şunları söyledi: “Meme küçültme operasyonu için öncelikle doktor kontrolü sağlanmalıdır. Doktor önerisiyle ameliyat programına karar verilip, doğru planlama yapmak gerekmektedir. Jinekomasti ameliyatını tercih eden birçok erkek ameliyat sonrası olumlu sonuçlar almaktadır. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte saklanamayan meme büyümesi ve meme ucu görüntüsü, jinekomasti ameliyatlarına ilgiyi artırmaktadır. Çünkü, deniz ve havuza girmek isteyen erkekler toplumsal ve sosyal olarak kendini eksik ve mutsuz hissetmektedir.”
YALANCI JİNEKOMASTİYE DİKKAT!
OP. Dr. Ekinci, vücut yağlanmasının erkeklerde genel olarak karın bölgesinde ve göğüste tamamen genetik yatkınlıkla meydana geldiğini söyleyerek, “Kilo alırken göğüslerde büyüme ve sarkmalar da oluşmaktadır. Bu durum çoğu zaman jinekomasti olarak düşünülebilmektedir. Aşırı yağlanmaya bağlı olarak vücuttaki testosteronu östrojene dönüştürmektedir. Artan östrojen metabolizmayı yavaşlatabilmektedir. Kilo vermek ve kiloyu ideal düzeye indirgemek çoğu zaman bölgesel düzelmeyi sağlayabilir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYADA GİDEREK ARTIYOR
Prof. Dr. Atasoy, dünyada madde bağımlılığının giderek artan bir sorun olduğuna dikkat çekerek, şu ürpertici rakamları verdi: “2022 yılına ait istatistiklere göre, dünya genelinde 292 milyon kişi uyuşturucu madde kullanıyor. Bu sayı, son 10 yılda yüzde 20 oranında artış gösterdi. Bu durum uyuşturucu ile mücadelenin insanlık için ne kadar ciddi bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.”

“HAYIR DEMEYİ ÖĞRENİN”
Gençlere ‘kederli anınızda size uzatılan herhangi bir şeye ‘hayır’ demesini bilmeniz gerekiyor’ diye seslenen Prof. Dr. Atasoy, şöyle dedi: “Sizi bağımlılığa sürüklemek isteyen bazı güçlerin olduğunu unutmamalısınız. Öncelikle ‘hayır’ demeyi öğrenmeniz gerekiyor. Çünkü o çok geçici olarak sizi belki rahatlatabilir. Belki bu sıkıntınızı kısa bir süre için çözebilir ama sıkıntınız, probleminiz orada durdukça yeniden aynı döngünün içine düşeceksiniz. O nedenle sorunun kendisini çözmeyi öncelikle bir hale getirmemiz şart. Madde kullanımının gerçek risklerini öğrenmeniz gerekiyor.”
BEYİN HASARINA YOL AÇIYOR
Bazı ülkelerde yasal değişikliklerle bazı uyuşturucu maddelerin kullanımının serbest bırakıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, “Bu arada ‘uyuşturucu madde bir ottur, zararı yoktur’ lafının bir şehir efsanesi olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bütün maddeler kötüye kullanıldıkları takdirde, yani tıbbi amaçlı olanlar dahi kötüye kullanıldığı takdirde beyin hasarına yol açar. Madde bağımlılığı bir beyin hastalığıdır ve tedavi edilmesi şarttır” dedi.

METAMFETAMİN BAĞIMLILIĞI ARTIYOR!
Türkiye’de son yıllarda hızla artan bazı maddeler arasında sentetik ecza ve sahte ilaçlar, özellikle de sentetik uyuşturucu maddelerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Atasoy, şöyle dedi: “Son 2 yıl içinde metamfetamin yakalanma oranları 4’e katlandı. Bu durum, piyasada yasadışı maddelerin artışını ve çeşitlenmesini gösteriyor” dedi.
TUZAK; SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA KURULUYOR
SOSYAL medyanın çok büyük tehlikesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, “Çünkü bu, milyar dolarlık, birçok ülkenin kendi gelirinden de daha fazla gelir getiren bir örgütlü suç. Bunlar sosyal medyaları da kullanıyorlar. Orada gördüğümüz her madde ile ilgili ya da herhangi bir ilaçla ilgili paylaşım aslında sizin de bir kullanıcı olmanız veya sizin bunu birilerine özendirmeniz için oluşturulmuş bir tuzak. Bunun farkında olun” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çiftin nikâh şahitleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan da vardı.
Yavuz Bingöl, ‘Son kez evet’ diyerek, 5’inci kez evlendi.

Yavuz Bingöl, “Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyoruz. O yüzden biraz buruk girdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık” dedi.
REKLAM
Yavuz Bingöl’e, dedesi Çolak Hüseyin’e ait İstiklal Madalyası nikâh töreninde babası Yılmaz Bingöl tarafından takıldı.
Yavuz Bingöl, 2015 yılında meslektaşı Öykü Gürman ile dördüncü evliliğini gerçekleştirmişti. Ancak bu evlilik, yaklaşık bir yıl süren bir birlikteliğin ardından Nisan 2016’da sona ermişti.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyunculuktan önce müzisyen babasının etkisiyle müziğe yönelen Ferdi Atuner; “Rahmetli babam ud çalardı, sesi de çok güzeldi. Ankara ve İstanbul radyolarında klasik koro programlarını dinler ve eş zamanlı udunu çalardı. Daha sonra operaları dinlemeye başladım. Çocuk yaşlarda başlayan bu ilgi sonrasında konservatuara başladım. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin kazandım. İlerleyen dönemde bir arkadaşımın vasıtasıyla Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu’na gittim ve ‘Keşanlı Ali Destanı’ oyununda rol aldım” dedi.
Ferdi Atuner, ilk televizyon deneyimini ise 1982’de TRT’de yayınlanmaya başlayan ‘Sekiz Sütuna Manşet’ dizisiyle yaşadı. Oyuncu; Işıl Yücesoy, Erol Taş ve Ali Şen gibi isimlerle kamera karşısına geçti.
“HİCİV TİYATROSU YAPTIK”
1990’lı yıllardan itibaren özel televizyonların yayın hayatına başlamasıyla Ferdi Atuner, Levent Kırca ile ‘Olacak O kadar’ skeçlerinde de rol aldı ve geniş çevrelerce daha da tanındı. Atuner; “Çok iyi bir kadromuz vardı. Hiciv tiyatrosu yapıyorduk. Senarist kadrosunda Yılmaz Erdoğan da vardı. Türkiye’de her an hicive uygun konu çıktığı için herkes yazıyordu. Bir yandan televizyonda rol alırken bir yandan da gerçek işim olan operaya devam ediyordum” diye konuştu.
Ferdi Atuner sonrasında, ‘Çocuklar Duymasın’, ‘Reyting Hamdi’, ‘En Son Babalar Duyar’, ‘Ayrılsak da Beraberiz’ ve ‘Çılgın Bediş’ gibi kendi dönemlerinin çok izlenen dizilerinde rol aldı.
Setlerden bugünlere taşınan bir dostluğu olmadığını ifade eden oyuncu; “Herkes kendi yoluna gidiyor. Sette yaşananlar genelde setlerde kalıyor” ifadelerini kullandı.
Oyuncular için tiyatro ve televizyonun farklı özelliklerine dikkat çeken Ferdi Atuner; “Tiyatro canlı tabi ama başlıyor bitiyor. Televizyon ise yıllarca seni oynatmaya devam ediyor. Seni göz önünde tutuyor” diyerek, televizyonun oyuncuların varlığını sürdürme açısından önemli olduğunu vurguladı.
Rol aldığı dizi ve filmlerinin hepsinin kendi için özel yerleri olduğunu söyleyen 80 yaşındaki emektar sanatçı; “Şimdiki diziler ve filmler, hem prodüksiyon hem de hikâye açısından çok daha iyi. Herkes okullu ve eğitimli oldu. Bunların etkisi sonucunda kaliteli işler ortaya çıkıyor” diye konuştu.
“DÜNYAYA YENİDEN GELSEM YİNE OYUNCU OLURUM”
‘Çarıklı Milyoner’ filminde Kemal Sunal ile aynı seti paylaşan oyuncu, “Güle güle çektik filmi. O tarz filmleri gülmeden çekemezdik zaten. Kemal Sunal’ı çok severdim. Senaryoda yazılmayan şeyleri de oynuyorduk, yani doğaçlama yapıyorduk” dedi.
Oyunculukla ilgili hiçbir pişmanlığı olmadığına sözlerine ekleyen Ferdi Atuner, “Yine dünyaya gelsem aynı işi yaparım” diye konuştu.
İki çocuk babası olan oyuncu; “Oğlum Toygar, Antalya Devlet Operası’nda sahneye çıkıyor. Kızım İlayda ise bir şirketin genel müdürlüğünü yapıyor” ifadelerini kullandı.
CİHANGİR’DE YAŞIYOR
Sinema ve dizilerden kazandığı parayla Cihangir’den bir ev aldığını söyleyen oyuncu; “Bizim dönemimizde para konuşulmazdı. Verilen rolü nasıl oynayacağımızı, paradan önce düşünürdük. Emekli maaşımla geçiniyorum. Allah’a şükür ediyorum. Emekliliğin tadını çıkarıyorum. Şu ara pek teklif gelmiyor. Unutulmuş olabilirim ama buradayım” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Türk Beşleri’olarak adlandırılan o kurucular;
• Cemal Reşit Rey
• Hasan Ferid Alnar
• Ulvi Cemal Erkin
• Ahmed Adnan Saygun
• Necil Kâzım Akses
‘Türk Beşleri’ arasında yer alan; besteci, eğitimci ve etnomüzikolog Ahmet Adnan Saygun, aynı zamanda Atatürk’ün isteğiyle ilk Türk operası olan ‘Özsoy Destanı’nı besteleyerek sahneledi.
Bunun yanı sıra ilk ‘Devlet Sanatçısı’…

‘Özsoy Destanı’, ilk Türk operası olmasının ötesinde bir anlama sahip.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür devriminde atılan ilk adım.
O ilk adımı atmak, öyle kolay olmadı.
O ilk adım; kısıtlı imkânlarla sadece 26 günde atılacaktı.
Normal şartlarda; 2 – 3 yılda gerçekleştirilebilen bir çalışmayı 26 günde tamamlayan Ahmet Adnan Saygun, bir mucizeye imza attı.
Ahmet Adnan Saygun, hem Atatürk’ün yüzünü kara çıkarmadı hem de kültür devrimini başlattı.
Kültür devriminin ilk adımını atma adına üretilen ‘Özsoy Destanı’nın ortaya çıkış hikâyesi, Ahmet Adnan Saygun ve çalışmasında yer alanların yaşadıkları, BKM tarafından ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ adıyla beyazperdeye yansıtıldı.
Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla çekilen, BKM senaryo ekibi tarafından senaryolaştırılan ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nı Yağız Alp Akaydın yönetirken filmin başrollerini; Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili, Emre Karayel, Bensu Soral ve Okan Yalabık paylaştı.
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, birçok açıdan Türk sinemasının özel filmlerinden biri.

Atatürk’ün görev uğruna geride bıraktığı aşkı Bulgar Dimitrina Kovaçeva (Miti)
•Filmi özel kılan unsurlardan biri; Atatürk‘ün farklı bir yönünün ilk kez gözler önüne serilecek olması. (Atatürk‘ün görev uğruna aşkı geride bırakma sahnesinde gözler doluyor, içeride bir yerlerde yanma hissediliyor.)

Miti’yi Bensu Soral canlandırdı.
•Bir diğeri; bugüne kadar işlenmeyen bir konunun ele alınması. O konu da Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür devriminin ilk adımında yaşananlar…
Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ndeki söyleşide öğrencilerden biri şöyle bir soru yöneltmişti; “Sizin için iyi bir filmin, güzel bir filmin kriterleri nelerdir?”
Ünlü Fransız oyuncu ve yönetmen Jacques Tati‘nin “Ben istiyorum ki film; siz, salondan çıktıktan sonra başlasın” sözüyle cevap vererek; “Salondan çıktıktan sonra da zihinlerde akmaya devam ediyorsa, sahneleri, diyalogları zihinlerde; pencereler, o pencereler de yeni pencereler açıyorsa o film; iyidir, güzeldir” demiştim.
Elbette, salondan çıktıktan sonra filmin zihinlerde akmasını; hikâye, senaryo, yönetim ve oyunculuk performansları sağlıyor.
Bunu, ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ ile örneklemek gerekirse;
• Atatürk‘ün liderlik ve dâhiliğine bir kez daha şahit olarak; azmin ve kararlılığın, başarmanın ta kendisi olduğu gerçeği, tüm haşmetiyle kendini ortaya atıveriyor.
•İnsanların kısıtlı imkânlarla neleri başardığını görüp; en azından “Acaba ben, sahip olduğum imkânların farkında mıyım? İşimin hakkını yeterince verebiliyor muyum?” düşüncesine kapılıyorsunuz.
• 26 günde ortaya çıkan mucize; yoklar, yokluklar içinde 7 düvelin topraklarımızdan hangi azimle, nasıl bir vatanseverlilikle atıldığını hatırlatan bir pencere açıp; tüyleri diken diken eden bir gurur dalgalanmasıyla atalarımızı bir kez daha rahmetle yâd ediyorsunuz.
•Popülerlik uğruna üretilenlerin ve onların üreticilerinin değil, mesleğine saygı duyarak işinin hakkını verenlerin ve ürettiklerinin hayatta ve tarihte bir karşılığı olduğunu görmenin huzurunu yaşıyorsunuz.

Atatürk’ü Ertan Saban canlandırdı.
Atatürk, 1934’te ülkemizi ziyaret edecek olan İran Şahı Rıza Pehlevi’nin onuruna bir opera sahnelenmesini, operanın da yabancı değil, Türk olmasını istedi.
Ne var ki şöyle bir sorun vardı.
Hazırda olan bir Türk operası yoktu.
Yenisinin hazırlanması için de aslında zaman yoktu.
Öyle ya, bir operanın sahneye konulması için 2 – 3 yıllık bir zamana gereksinim vardı.
Ne var ki ne öyle bir zaman, ne de Atatürk’ün öyle bir sabrı vardı.
Öyle ya, 5 ayda 7 düveli toraklarımızdan çıkaran, 3 ayda harf devrimini gerçekleştiren bir ulusun liderinin bir opera için değil yıllarca, aylarca bile beklemeye tahammülü, öyle bir mantığı olabilir miydi?
O lidere; “Efendim, zamanımız yok, yeterince sanatçımız yok, uygun bir hazırlanma alanımız yok” demek, yoklar, yokluklar içinde bir savaş kazanmış, sonrasında cumhuriyet kurmuş bir lidere hakaret etmekle eş anlamlıydı.

Atatürk – Şah Rıza Pehlevi
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, bir mucizenin yoklar, yokluklar içinde ortaya çıkması sırasında yaşananları konu edinirken Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki azme, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasındaki arzu ve vizyona başka bir açıdan ışık tutuyor.
“Salondan çıktıktan sonra da zihinlerde akmaya devam ediyorsa, sahneleri, diyalogları zihinlerde; pencereler, o pencereler de yeni pencereler açıyorsa o film; iyidir, güzeldir”de olduğu gibi zihnimde açılan pencerelerden birinde; “Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın karakterize edilen tarihi kişiler kimlerdir?” yazıyordu.

Ahmet Adnan Saygun, ‘Özsoy Destanı’nda sahneye çıkan bazı oyuncularla görülüyor.
AHMET ADNAN SAYGUN (Salih Bademci tarafından canlandırıldı)
1907… 7 Eylül’de İzmir’de dünyaya geldi.
Babası; İzmir Milli Kütüphanesi’nin kurucuları arasında yer alan öğretmen Mahmut Celalettin Bey.
Annesi; Konya’nın Doğanbey Mahallesi’nden gelip İzmir’e yerleşmiş bir ailenin kızı olan Zeynep Seniha Hanım.
İzmir’de Hadikai Sübyan Mektebi adlı mahalle mektebinde başladığı ilköğrenimine İttihat ve Terakki Numune Sultanisi adlı çağdaş okulda devam etti.
Sanat eğitimine ağırlık veren bu okulda 13 yaşındayken İsmail Zühtü (nazariyat) Rosati (piyano) ve Tevfik Bey (piyano) yanında müzik çalışmalarına başladı.

Ahmet Adnan Saygun
REKLAM
1922… Macar Tevfik Bey’in öğrencisi oldu.
1925… Fransız La Grande Encyclopedie’den müzikle ilgili makaleleri çevirerek birkaç ciltlik büyük bir Musiki Lugati meydana getirdi.
Hayatını kazanmak için su şirketi ve postanede çalıştı. Ardından İzmir Beyler Sokak’ta bir kırtasiye dükkânı açıp nota sattı. Bu işte başarısız olunca ilkokullarda müzik öğretmenliği yaptı.
Öğretmenlik döneminde Ziya Gökalp’in, Mehmet Emin’in, Bıçakçızade Hakkı Bey’in şiirleri üzerine okul şarkıları yazdı.
Devletin yetenekli gençleri müzik eğitimi için Avrupa’daki önemli konservatuvarlara göndermek üzere açtığı sınava girmek istese de annesinin ani ölümü üzerine, bu fırsatı kaçırdı.
1926… Orta dereceli okullarda müzik öğretmenliği yapmak için açılan sınavı kazanarak İzmir Erkek Lisesi’nde müzik öğretmenliğine başladı.
REKLAM
1927 – 1928… ‘Re Majör Senfoni’yi besteledi.
Devletin müziğe yetenekli gençler için açtığı sınavı tekrarlaması üzerine devlet bursuyla Paris’e gönderildi. Vincent d’Indy (kompozisyon), Eugène Borrel (Füg), Madame Borrel (armoni), Paul le Flem (Kontrpuan), Amédée Gastoué (Gregoryen ezgileri), Edouard Souberbielle (org) ile çalıştı.
Paris’teyken Op. (Opus) 1 sıra numaralı Divertissement adlı orkestra eserini yazdı.
* Ahmet Adnan Saygun’un bu bestesi; 1931’de jüri başkanının Henri Defossé’in olduğu Paris’teki bir beste yarışmasında ödül kazandı, Gabriel Pierné yönetimindeki Colonne Orkestrası tarafından önce Paris, Varşova daha sonra da Rusya ve Belçika’da seslendirildi. Eser; Cemal Reşit Rey’in Paris’te seslendirilmiş bulunan 3 eserinden (Anadolu Türküleri / 1927), (Bebek Efsanesi / 1928) ve (Türk Manzaraları / 1929) sonra yurt dışında icra edilen dördüncü Türk orkestra eseri oldu.
REKLAM
1931… Türkiye’ye dönüp Musiki Muallim Mektebi’nde müzik öğretmenliğine başladı, müzik imlası ve kontrpuan dersleri verdi.
1932… Piyanist Mediha (Boler) Hanım ile evlendi.

Mediha Boler, Melis Sezen tarafından canlandırıldı.
1934… Soyadı Kanunu üzerine babasının isteğiyle ‘Saygın’ soyadını aldı. Ancak bu soyad, başkası tarafından alındığı gerekçesiyle bir süre sonra soyadları ‘Saygun’ olarak değiştirildi.
‘Özsoy Destanı’nı 26 günde besteleyerek sahneledi. Liberettosunu; Münir Hayri Egeli‘nin yazdığı opera, Türk milletinin doğuşunu, İran ve Türk milletlerinin kökü uzak tarihe dayanan kardeşliğini ifade ediyor.
‘Özsoy Operası’nın sahnelenmesinden sonra kendisini kabul eden Atatürk‘e Türk musikisi hakkında bir rapor sundu. Güneş – Dil ve Türk Tarihi teorilerinden etkilenerek hazırlanmış bu rapor, 1936’da ‘Türk Musikisinde Pentatonizm’ başlığıyla yayımlandı.
Riyaset-i Cumhur Orkestrası Şefliği’ne getirildi.
Atatürk, yeni bir opera siparişi verdi. Bu sipariş üzerine, Cumhuriyet insanının doğuşunu anlatan ‘Taş Bebek Operası’nı besteledi. Bu eseri; 27 Aralık 1934’te Ankara Halkevi’nde sahnelendi.
REKLAM
1936…
İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda 1939’a kadar sürecek olan öğretmenliğe başladı.
Halkevleri’nin daveti üzerine, Türkiye’ye gelen Macar ünlü besteci ve etnomüzikolog Bela Bartok‘a Anadolu gezisinde eşlik etti. Birlikte özellikle Osmaniye dolaylarından derledikleri türküleri notalaştırdılar. Çalışmaları, “Bela Bartok’un Türkiye’deki Halk Müziği Araştırmaları” başlıklı bir kitap hâline getirilerek 1976’da Macar İlimler Akademisi tarafından İngilizce olarak yayımlandı.
1939…
Halkevleri’nin müfettişliğine başlayarak Türkiye’yi dolaştı.
REKLAM
1940…
Bir konser için Ankara’ya gelen ancak ülkelerinden Nazi baskısı nedeniyle geri dönmeyen Budapeşte Kadın Orkestrası üyelerinden Macar asıllı Irén Szalai (sonradan Nilüfer adını aldı) ile evlendi.
‘Türk Müzik Birliği’ adlı bir koro kurarak ‘Halkevlerinde Musiki’ adlı bir kitap yayınladı.
‘Op. 19 Eski Üslupta Kantat’, ‘Bir Orman Masalı’ adlı bale eserlerini besteledi.

Salih Bademci
1946…
Halkevleri müşavir ve müfettişliğinin yanı sıra Ankara Devlet Konservatuvarı’na kompozisyon öğretmeni olarak atandı. Aldığı davetler üzerine Londra ve Paris’e gitti, halk müziği üzerine çalışmalar yaptı; konferanslar verdi.
‘Kerem’, ‘Köroğlu’ ve ‘Gilgameş’, “Atatürk’e ve Anadolu’ya Destan” eseri, 5 senfoni, çeşitli konçertolar, orkestra, koro, oda müziği eserleri ve bir diğer başyapıtı olan ‘Yunus Emre Oratoryosu’nu besteledi. Vokal ve enstrümantal parçalar, türkü derlemeleri, kitaplar, makaleler yazdı.
* ‘Yunus Emre Oratoryosu’, Cumhuriyet Dönemi Türk müziğinin en çok seslendirilen eserlerinden biridir.
* Eserleri; New York NBC, Orchestre Colonne, Berlin Senfoni, Bavyera Radyo Senfoni, Viyana Filarmoni, Viyana Radyo Senfoni, Moskova Senfoni, Sovyet Devlet Senfoni, Moskova Radyo Senfoni, Londra Filarmoni, Kraliyet Filarmoni, Northern Sinfonia, Julliard Quartet gibi topluluklar ve Yo-Yo Ma gibi virtüözler tarafından seslendirildi.
REKLAM
1971…
Yürürlüğe giren Devlet Sanatçılığı Kanunu çerçevesinde ilk ‘Devlet Sanatçısı’ ünvanına lâyık görüldü.
1996…
6 Ocak’ta pankreas kanseri nedeniyle 83 yaşında hayatını kaybetti.
Ahmet Adnan Saygun, hayatı boyunca 76 eser üretti.
‘4. Yaylı Çalgılar Kuarteti’ adlı çalışması, vefatı nedeniyle yarım kaldı.
NURULLAH ŞEVKET TAŞKIRAN (Burak Bilgili tarafından canlandırıldı)
1901’de İstanbul’da doğan Nurullah Şevket Taşkıran, henüz ilkokul sıralarındayken müziğe karşı bir sevgi ve ilgi duymaya başladı. İlkokuldan sonra Mercan İdadisi’ne, oradan da öğretmen olmak için İstanbul Muallim Mektebi’ne giren Taşkıran, Osman Zeki Üngör‘den keman dersleri aldı.

Muallim Mektebi’nden sonra Mercan Sultanisi’ne öğretmen olarak atanan Nurullah Şevket Taşkıran, İstanbul’da birçok müsamerelere iştirak ederek, flüt dünyasının en zor parçalarını piyano refakatinde çaldı. Taşkıran, daha sonra Galatasaray Lisesi, Feyziati Kız Lisesi, Feyziati Erkek Lisesi, Kuleli Askeri Lisesi ve Halıcıoğlu Askeri Lisesi’nde müzik öğretmenliği icra etti.
1928’de müzik pedagojisi tahsili için Berlin’e gönderilen Nurullah Şevket Taşkıran, orada özel olarak şan dersleri de aldı. Berlin Stern Konservatuvarı’nın sahnelediği operalarda rol aldı. Bir yarışma sonunda hiçbir yabancı öğrencinin alamadığı ‘Gustav Hollandaender’ madalyasını kazanan Taşkıran, konservatuvardan 1934’te mezun oldu. Nurullah Şevket Taşkıran; daha sonra, İtalya şan literatür ve tekniğini etüt etmesi için Milano’ya gönderildi. Yeni kurulmuş olan Türk operasında birçok temsilde rol alan Taşkıran, Devlet Konservatuvarı’nda Türkçe metinli müzik diksiyonu öğretmenliği ve opera bölümü şefliği yaptı.
Nurullah Şevket Taşkıran, hayatını 1952’de kaybetti.
REKLAM
MÜNİR HAYRİ EGELİ (Ahmet R. Şungar tarafından canlandırıldı)
Yazar, sinemacı, heykeltıraş Münir Hayri Egeli, 1903’te İstanbul’da doğdu. Egeli, 1919’da İstanbul Muallim Mektebi’nden mezun olduktan sonra 1922’de Sorbonne Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü’nü tamamladı.
Münir Hayri Egeli, öğrenciliği sırasında Atatürk’ün emriyle kurduğu Paris Türk Haberler Bürosu’nun müdürlüğünü yaptı.
Münir Hayri Egeli; yurda döndükten sonra, Ankara Maarif Müfettişliği, Trabzon Lisesi Öğretmenliği, Tayyare Cemiyeti Neşriyat Müdürlüğü, Ankara Lisesi öğretmenliği, Kocaeli, Bolu, Balıkesir’de maarif müdürlüğü, İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün müdürlüğünü, Devlet Tiyatroları’nın müdürlüğünü, Güzel Sanatlar’ın müdürlüğü, Polis Enstitüsü’nün öğretmenliği ve Çocuk Esirgeme Kurumu neşriyat şefliğini yaptı.

Münir Hayri Egeli (Sağda)
Atatürk’ün isteği üzerine sinema öğrenimi görmüş, onu anlatan bir film çevirmiş; yine Atatürk’ün isteğiyle roman, liberetto, piyes yazmış çok yönlü bir sanatçıdır.
REKLAM
Münir Hayri Egeli, sinema konusunda ihtisas yapmak üzere Atatürk tarafından Almanya ve Rusya’ya gönderildi.
Münir Hayri Egeli, 1932’de Atatürk’ü anlatan ‘Bayönder’ adlı tiyatro oyununu, 1934’te ana fikri Atatürk tarafından sipariş edilen ‘Özsoy Destanı’nı yazdı.
Münir Hayri Egeli, 1933’te Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in isteği üzerine Atatürk heykeli yarışmasına katıldı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın takdirnamesini alırken, “Atatürk’e En Çok Benzeyen Heykel” ödülünü kazandı.
1954’te Türkiye İş Bankası‘nın finanse ettiği ilk Atatürk belgeseli olan ‘Atatürk Sevgisi‘ni hazırladı.

Ahmet R. Şungar (Solda)
Pakistan’da ‘Nilgün’ adını verdiği filmi çeken Münir Hayri Egeli’nin 1961 yapımı ‘Kolsuz Bebek’i Türk sinemasında çekilen birbirinden bağımsız üç öykülü ilk film oldu.
REKLAM
FİLMLERİ
• Doğan Çavuş (1938 / Tamamlanamadı)
• Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan (1951)
• Cem Sultan (1951)
• Vatan ve Namık Kemal (1951)
• Söz Müdafanındır (1952
• Yıldırım Beyazıd ve Timürlenk (1953)
• Sarı Zeybek (1953)
• Nilgün (1954)
• Kolsuz Bebek (1963)
REKLAM
NİMET VAHİD (Birce Akalay tarafından canlandırıldı)
ilk kadın opera sanatçısı, Devlet Konservatuvarı’nın ilk kadın şan hocası olan Nimet Vahid, 1902’de İstanbul’da doğdu. Arkeolog ve aralarında ünlü ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin de olduğu birçok esere imaza atan ressam Osman Hamdi Bey’in torunu.

Nimet Vahid, dedesi Osman Hamdi Bey’in kucağında görülüyor.

Nimet Vahid
‘Özsoy Destanı’nda ‘Ulu Anne’yi canlandıran Nimet Vahid, hem sahnelerde hem de radyoda çeşitli konserler vererek Batı müziğinin geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Nimet Vahid, ayrıca Türkiye’de Batı müziğinin gelişiminde öncü olmuş ilk kadın temsilcilerinden biri.

Birce Akalay
REKLAM
MEHMET NURİ CONKER (Emre Karayel tarafından canlandırıldı)
1882’de Selanik’te dünyaya geldi.
Atatürk‘ün mahalle, Askeri Rüştiye’de, Manastır İdadisi’nde, İstanbul Harbiye Mektebi’nde, Harp Akademisi’nde okul arkadaşı.
Selanik’te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk Harekâtı, Trablusgarp Muharebesi, Bingazi Muharebesi, Çanakkale Anafartalar Muharebesi ve Conkbayırı Muharebesi, Muş Cephesi, Kurtuluş Savaşı’nda görev yaptı.

Mehmet Nuri Conker
Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra başarılarından ötürü, 1 Eylül 1923’te Kurmay Albay rütbesine terfi etti ve TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile onurlandırıldı.
1925 – 1927 arasında TBMM’de Kütahya milletvekili olarak görev aldı.
TBMM II. ve III. Kütahya, IV. Dönem (Ara Seçim) ve V. Dönem Gaziantep Milletvekilliği, II. Dönem 5. Şube Başkanı, IV. Dönem Parlamentolar Türk Grubu Kurucu Üyeliği, V. Dönem TBMM Başkan Vekilliği yaptı.

Emre Karayel
Atatürk‘ün Conkbayırı Muharebeleri’ndeki başarılarına atıf olarak ‘Conker’ soyadını verdiği Mehmet Nuri Conker, 11 Ocak 1937’de geçirdiği bir kalp krizi sonucu Ankara’da hayatını kaybetti.
REKLAM
OSMAN ZEKİ ÜNGÖR (Okan Yalabık tarafından canlandırıldı)
Mehmet Âkif Ersoy‘un İstiklâl Marşı‘nı besteleyen Osman Zeki Üngör, 1880’de İstanbul’da doğdu.
REKLAM
Beşiktaş Askerî Rüştiyesindeki askerî eğitimin ardından 1891’de Osmanlı saray bandosu olan Mızıka-yı Hümayun’a girerek müzik öğrenimi gördü. Yeteneğiyle II. Abdülhamid‘in dikkatini çekince konser kemancısı olarak yetiştirildi. Vondra Bey’den keman, Aranda Paşa’dan da müzik nazariyatı dersleri aldı.

Osman Zeki Üngör
Mızıka-yı Hümayun bünyesinde Saffet Bey tarafından kurulmuş olan Makam-ı Hilâfet Filarmoni Muzikası’nda başkemancı olarak atandı. Yalnızca askerî marşlar çalan mızıkanın, bir senfoni orkestrasına dönüşmesi için emek verdi. Birçok ünlü bestecinin keman konçertolarını Türkiye’de çalan ilk Türk kemancı oldu. Sultan Abdülhamit’e sık sık konserler verdi. Konserlerinin çok beğenilmesi nedeniyle ödüllendirilip rütbesi genç yaşta binbaşılığa kadar yükseltildi.
REKLAM
I. Dünya Savaşı sırasında Mızıkay-ı Hümayun ile Avrupa şehirlerinde konserler verdi. 17 Aralık 1917 – 31 Ocak 1918 arasında gerçekleşen ve Viyana, Berlin, Dresden, Münih, Peşte, Sofya’yı kapsayan bu turne, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesiydi.
1917’de saray orkestrasının şefliğine atanan Osman Zeki Üngör, Avrupa turnesi dönüşünde orkestrayı bağımsız bir kadroya kavuşturdu ve ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi. Orkestra, haftalık halk konserlerini Tepebaşı’ndaki Union Française Salonu’nda verdi.
REKLAM
Osman Zeki Üngör, ülkenin müzik öğretmeni ihtiyacını karşılamak için Musiki Muallim Mektebinin kurulmasında önemli rol oynadı. Bu kurum, Ankara Konservatuvarının temelini oluşturdu. Üngör, okulun ilk öğretim üyesi ve ilk müdürüydü.
7 Haziran – 5 Eylül 1926’da Karadeniz adlı gemide düzenlenen Yerli Malı Sergisi nedeniyle 4 ay boyunca Güney ve Kuzey Avrupa limanlarını dolaştı ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile konserler verdi. Bu, Cumhuriyet döneminde bir Türk orkestranın çıktığı ilk yurt dışı turnesiydi.

Okan Yalabık
REKLAM
1934’te oluşan sağlık sorunları nedeniyle emekliliğe ayrılan Osman Zeki Üngör; emeklilik günlerinde İstanbul’da yaşarken, 1958’de İstanbul’da Moda’daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde askerî bir bando tarafından İstiklâl Marşı çalındı. Mehmet Âkif Ersoy’dan sonra cenazesinde İstiklâl Marşı çalınan ikinci kişi oldu. Cenazesi, Osmanağa Camii’nde ikindiden sonra kılınan cenaze namazının akabinde Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Kahkahanın 12’nci sezonu Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAYITLAR İNTERNET ÜZERİNDEN
Ödüllü koşu için kayıtlar Büyükşehir Belediyesi’nin resmi internet sitesi www.kocaeli.bel.tr üzerinden alınıyor. 18 yaş üstü katılımcılar kayıtlarını online olarak yapacak, 18 yaş altı katılımcılar ise yine ön kayıtlarını online olarak yaptıktan sonra, kayıt işlemlerinde istenen veli muvafakatnamesini doldurarak SEKASEM’deki Cumhuriyet Koşusu masasına teslim edecek. Göğüs numaraları ve zamanlama çipleri 26-28 Ekim tarihleri arasında yine SEKASEM’den teslim alınabilecek. Başvuru süresi 28 Ekim Pazartesi günü saat 17.00’ye kadar devam edecek.
PARA ÖDÜLLERİ VERİLECEK
’11. Uluslararası Kocaeli Cumhuriyet Koşusu’nda 10 km koşusu ve 3 km halk koşusu birbirinden bağımsız koşular olacak ve bu sebeple koşucuların derece ve ödüllendirilmeleri ayrı ayrı hesaplanacak. 10 km ve 3 km genel klasman kategorisinde ilk 5’e giren koşucular ile 10 km master yaş kategorilerinde ilk 3’e giren koşuculara nakdi ödül, ilk 3’e giren koşuculara ise derecesine göre; birincilik, ikincilik ve üçüncülük madalyası verilecek. İlk 3 dereceye giren koşucuların madalya seremonisi sırasında ödül kürsüsüne yarışma resmi tişörtü ile çıkması gerekiyor.

2 KATEGORİDE DÜZENLENECEK
Sekapark Uçurtma Tepesi önünden başlayacak olan koşu 3 kilometrelik halk maratonu ve 10 kilometre koşusu olmak üzere 2 kategoride gerçekleştirilecek. Kadın ve erkek kategorilerinde 10 km koşusunda birinciye 35 bin TL, 3 km halk koşusunda birinciye 7 bin TL ödül verilecek. Yarışları tamamlayan tüm sporculara da anı madalyası ve tişört hediye edilecek. 10 kilometre koşusu saat 12.35’te, 3 kilometrelik halk maratonu ise saat 12.40’ta start alacak. Ödül seremonisi ise saat 14.00’te gerçekleştirilecek.
YARIŞLARIN GÜZERGAHLARI
3 kilometrelik halk maratonu ve 10 kilometre koşusu Sekapark Uçurtma Tepesi önünden start alacak. 3 kilometrelik maratonda koşucular Sekapark alanı dahilinde, şeritlerle belirlenen parkuru takip edecek. 10 kilometrelik koşuda ise Sekapark Uçurtma Tepesi önünden start alan koşucular Büyükşehir Belediyesi Deniz Ulaşım Şube Müdürlüğü önünden sahil kordonuna bağlanarak Cumhuriyet Köprüsü’nden geçecek ve eski İnterteks Fuar Alanı önünden dönerek aynı güzergahı takip edecek.
YARIŞLARIN SÜRESİ 2 SAAT
Yarışlara hem bayan hem de erkek koşucular katılabilecek. Yarışların süresi 2 saat olacak ve bu süreyi aşan koşucuların dereceleri değerlendirmeye alınmayacak. 3 kilometrelik halk koşusuna sadece Kocaeli sınırlarında ikamet eden kişiler katılabilecek. Kocaeli dışından katılarak dereceye giren kişiler diskalifiye edilecek.
IAAF KURALLARI GEÇERLİ
Yarışlar, Atletizm Federasyonu ve IAAF yarışma kurallarına uygun olarak düzenlenecek. Yarışma; kulüp, ferdi ve yabancı uyruklu sporculara açık olacak ve yabancı uyruklu sporcuların kayıt yaptırırken pasaportlarını ibraz etmeleri gerekecek. Ayrıca koşulara katılımda mesuliyet katılımcılara ait olacak. Bu kapsamda katılımcıların ilgili taahhütnameyi doldurması gerekecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllara durgunluk veren olay, Mersin’de bulunan bir cep telefonu dükkanında meydana geldi.

İddiaya göre, kimlikleri belirlenemeyen iki geç kız, cep telefonu satışı yapan dükkanının önünden geçerken, kapıda bağlı halde bulunan pomeranian cinsi köpeği sevmeye başladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kızlardan biri daha sonra köpeği kucağına alarak sevmeye devam etti. Bir süre sonra ise köpeği kapının önünde yere bırakıp el sallayarak uzaklaştılar.

HAREKETSİZ HALDE YATTI
O sırada dükkandaki bir müşteri ile ilgilenen iş yeri sahibi Şahin Akat, kapının önündeki köpeğinin hareketsiz halde yattığını fark etti. Köpeği hemen kucağına alan Akat, veterinere götürdü. Ancak veteriner tarafından yapılan kontrollerde köpeğin öldüğü anlaşıldı.

DEĞERİ TAM 45 BİN TL
Olayın ardından polis merkezine giden Şahin Akat, kız çocuklarından köpeğini kasıtlı olarak öldürdükleri iddiasıyla şikayetçi oldu. Akat, yoldan geçen tanımadığı 2 kız çocuğunun, iş yerinin kapısında bağlı halde olan köpeğini severken ölümüne neden olduklarını ileri sürdü. Köpeğinin Tarım Bakanlığına kayıtlı ve değerinin 45 bin TL olduğunu ifade etti.
EL SALLAYIP UZAKLAŞTILAR
Öte yandan, köpeğin öldüğü anlara ilişkin görüntüler, iş yerinin güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, iki kız çocuğunun dükkanın kapısında bağlı halde olan köpeği kucaklarına alarak sevdikleri anlar ile köpeği yere düşürdükleri sırada hayvanın çırpındığı anlar yer aldı. Kız çocuklarının daha sonra yerde çırpınan köpeği tekrar kucaklarına aldıkları, bir süre süre sonra da kapının önünde yere bırakarak köpeğe el sallayıp uzaklaştıkları anlar görüntülere yansıdı. Ardından iş yeri sahibi Şahin Akat’ın köpeğinin yerde hareketsiz halde yattığını fark ederek kucağına aldığı görüldü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Festivale İran’dan katılan Sait Caferi deniz üzerinde yaptığı akrobasinin ardından türbülansa takılınca belce kız plajı yerine plaja yaklaşık 40 metre mesafeden denize çakıldı. Sait Caferi’nin denize düştüğünü gören Sahil Güvenlik ve su sporları ekibi hemen harekete geçerek Sait’i ve paraşütünü denizden çıkartıp sağlık ekibine teslim etti. Babadağ’dan atlayış yaptıktan sonra Ölüdeniz semalarında yine akrobasi hareketleri yapan Avusturyalı paraşütçü Martin’de irtifa kaybedip yaklaşık 200 metreden denize düştü. Avusturyalı paraşütçüyü yine denizde görevli Sahil Güvenlik ekibi ile çevredeki su sporları görevleri düştüğü yere gidip denizden çıkardılar. İki gün daha devam edecek olan hava oyunları festivalinde Babadağ ve ölü denizde meydana gelebilecek paraşüt kazalarına karşı denizde Sahil Güvenlik karada Jak ve Jandarma ile sağlık ekipleri adeta tetikte bekliyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kazada yaralanan bisikiletli şahıs, olay yerindeki müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı.

Midibüs, bisikletliyi böyle ezdi | Video
Midibüsün bisikletliye çarptığı ve şahsın aracın altında ezildiği anlar ise anbean kameraya yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hatay’ın Antakya ilçesi Esentepe Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Çiftçiler, 30 yıldır evin damında güvercin besliyor. Uzun yıllardır süren tutkusuyla güvercinlerinin sayısı 300’ü bulan Çiftçiler, hayvanlarının yeni yuvası için ilginç bir yol izledi.

Çiftçiler, depremde hasar alan ve tadilata girecek 5 katlı apartmanlarının çatısına tadilat öncesi 40 bin TL para harcayarak kümes yapmak için vinçle konteyner koydurdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Uzun uğraş ve gayret sonucu meraklı bakışlar arasında yerleştirilen güvercinlerin kümesi olacak 5. kattaki konteyner ilginç görüntü oluşturdu. Kendisinin de konteynerde yaşadığını dile getiren Çiftçiler, güvercinlerinin de artık konteynerde yaşayacağını söyledi.

HIRSIZLARDAN KORUMAK İÇİN…
30 yıllık tutkusu olan 300 güvercini için 5 katlı apartmanın çatısına 40 bin TL harcayarak konteyner koyduran Mehmet Çiftçiler, “Mahalle sakinleri hepsi izliyordu. Herkesin gördüğü gibi zorlu oldu. Konteyneri sonunda sağ salim indirdik. Konteyner 3 gündür evin önünde duruyordu. Bu konteyner sadece güvercinler için kullanılacak.

Güvercinlerimi hırsızlardan korumak için bu yöntemi seçtim. Birkaç defa denedikten sonra sağlam şekilde indirdik. Bu şekilde inmeseydi konteynerleri söküp parça parça çıkartacaktık. Kazasız belasız kurtulduk bu işten. Güvercilerin yeni yuvası konteyner hayırlı olsun. 300 tane güvercinim var. 30 yıldır güvercinlere bakıyorum ” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyanın konuştuğu bu fotoğrafta oldukça desenli bu halının üstündeki telefonu bulmanız gerekiyor. Yalnızca 10 saniyede bu testi başarıyla tamamlayanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. İşte sosyal medyada viral olan dikkat testi ve detaylar…

Psikolojide insanların bilinaltındaki bazı sorunları çözüme kavuşturabilmek adına bazı görseller kullanılır. Kişinin görsel üzerinde algıladığı bazı semboller uzman isimlerce yorumlanır ve aslında psikolojik analizi yapılabilir. Bu çokça kullanılan bir yöntemdir. Şimdi size göstereceğimiz bu görsele dikkat. Çünkü bu tartışma konusu resimde gördüklerinizle size bilinçaltınızın neye takıntılı olduğunu söyleyeceğiz…

Yukarıda gördüğünüz Oleg Shupliak’a ait bu resimde ilk olarak ne görüyorsunuz?
A)Yaşlı bir adamın yüzü
B)Kırık şemsiyeyi tutan bir kadın
C)Kadının arkasındaki çiçekler

Oleg Shupliak, Ukraynalı illüzyonist bir sanatçı ressam olarak tanınmaktadır. İllüzyonist sanatçıdan kasıt; Shupliak’ın resimlerinde çoğu zaman tarihten bir kişinin portresi ile bağdaştırılmış nesneler olur. Çoğu insan bu resimlerde farklı imgeler görür veya algılar.

Eğer bu resme baktığınız anda ilk gördüğünüz şey yaşlı bir adam yüzüyse;
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OLUMSUZ HAVA KOŞULLARINDA YOLCULUK YAPMAYIN
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Ekiplerimiz, yoğun kar yağışından dolayı kapanan mahalle ve yayla yollarında çalışmalara aralıksız devam ediyor. Ulaşımda aksaklık yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağdur olmaması için her türlü önlem alınmıştır. Vatandaşlarımız olumsuz hava koşullarında yayla yollarını kullanmaktan kaçınmalıdır. Herhangi olumsuz bir durumda Trabzon İletişim ve Koordinasyon Merkezi’nin (TİKOM) Alo 153 hattına bilgi verilmesi yeterlidir” denildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yaralı, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekipleri olay yerinde kazayla ilgili inceleme yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkistanlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Sarıçam Belediyesi işbirliğinde belediyenin meclis salonunda düzenlenen etkinlikte, Türk kültürünün dünyada en önemli kültür olduğunu söyledi.
Emin Yarımoğlu’nun kaleme aldığı “Korbaşı: Türkistan Milli İstiklal Hareketi Liderlerinden Şir Muhammed Bek” adlı eserin, Türk dünyasının sosyal ve kültürel bütünleşmesi sürecinde kalıcı bir eser olarak yerini alacağını aktaran Raev, şunları söyledi:
“Türkistan coğrafyasının kahraman atalarımız tarafından yazılan destanlarının yer aldığı, tarihine, eşsiz bilgileri üzerinden ışık tutan böylesi bir çalışmanın, Türk Cumhuriyeti’nin 100. ve TÜRKSOY’un 30. kuruluş yıl dönümlerinin kutlandığı 2023 yılı içerisinde yayımlanmış olması ve tüm Türk dünyasına tanıtılarak duyurulmasının çok önemli ve anlamlı olduğuna yürekten inanıyorum. Bu nedenle bu araştırma kitabının yazarı Emin Yarımoğlu’nu, arşivlerinin tozlu raflarında duran değerli bilgileri yeniden canlandırdığı, görüşme ve mülakatlar sonucunda topladığı bilgilerle Türkistan’ın özgürlük mücadelesinde yer alan, başta Şir Muhammed Bek olmak üzere, nice yiğidin anı ve adlarını paylaştığı için bir kez daha kutluyor, Türk dünyasını bir araya getiren bu etkinliğimizin Türk halkımız için hayırlı ve uğurlu olmasını içtenlikle diliyorum.”
Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ da 2 yıl önce Şir Muhammed Bek Anıt Parkı’nın açıldığını anımsattı.
Anıt parkı fikrinin Türkistanlıların katıldığı bir sohbet sırasında ortaya çıktığını belirten Uludağ, “Anıt ve Türkistan dünyasında Şir Muhammed Bek, hem bizim onları hem onların bizi daha yakından tanımasına fırsat oldu. Bu vesileyle, bu parkın yapılmasına bize fikir önderliği yapan Türkistanlı dernek başkanımıza ve rahmetli Özbekistan Fahri Konsolosumuza çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından “Korbaşıların Türkistan Milli İstiklal Hareketindeki Rolü” temalı paneli yapıldı, Emin Yarımoğlu’nun “Korbaşı: Türkistan Milli İstiklal Hareketi Liderlerinden Şir Muhammed Bek” adlı kitabı, yazarın katılımıyla tanıtıldı.
Katılımcılar, daha sonra merkez Yüreğir ilçesindeki Türkistanlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Merkezi’ne geçerek “Türkistan’dan Anadolu’ya” temalı fotoğraf sergisini gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Macaristan’ın Ankara Büyükelçiliğince düzenlenen programa Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy, Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis, Macaristan Devlet Sekreteri Gyorgy Ujsaghy ve Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Hükümet Komiseri Peter Hoppal katıldı.
Büyükelçi Matis, burada yaptığı konuşmada, Macaristan Milli Günü vesilesiyle düzenlenen programa katılanlara teşekkür etti.
Matis, Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) tesislerine yönelik terör saldırısına üzüldüğünü dile getirerek “Türk dostlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum ve umarım bunu bir kez daha yaşamak zorunda kalmayız.” dedi.
Macaristan Devlet Sekreteri Ujsaghy de Macarların sadece tarihlerindeki önemli bir olayı değil, aynı zamanda ulusal egemenliğe ve demokratik değerlere bağlılıklarını da kutladıklarını söyledi.
Ujsaghy, Macaristan Milli Günü’nün özgürlüğü ve bağımsızlığı temsil ettiğini aktardı.
Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Hükümet Komiseri Hoppal da 23 Ekim’in Macarlar için önemli olduğunu vurgulayarak, “Bugün, Macarların özgürlük günüdür.” dedi.
Bu yıl Türkiye ile Macaristan arasındaki diplomatik ilişkilerin 100’üncü yılının kutlandığını anımsatan Hoppal, adını Macar piyanist Gergely Boganyi’den alan Boganyi piyanosunun Türkiye’ye hediye edilmesine ilişkin belgeyi Bakan Ersoy’a takdim etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ’da, ‘At, at sevgisi ve at yarışı’ konulu resim sergisi açıldı.
Türkiye Jokey Kulübü (TJK) tarafından, Nurettin Ardıçoğlu Kültür Merkezi’nde ‘At, at sevgisi ve at yarışı’ konulu resim sergisi açıldı. Sergide 30 eser, sanatseverlerle buluştu. Sergi açılışına Vali Yardımcısı Recep Gündüz, TJK Genel Sekreteri Gülnur Gülerce, ElazığHipodrom Müdürü Muhammet Demirçelik de katıldı. TJK Genel Sekreteri Gülnur Gülerce, katılımdan memnun olduklarını belirterek, “2 yılda bir düzenlenen yarışmamızın amacı topluma, sanata ve at sevgisine katkıda bulunmak. Dereceye giren eserleri önce Diyarbakır’da, ardından Elazığ’da sergiledik. Katılım oldukça güzel, destek verenlere teşekkür ederim. Omuz omuza bu sosyal projeleri sürdürüyoruzö dedi.
Elazığ Hipodrom Müdürü Muhammet Demirçelik ise “Yarışmaya katılan eserler hipodromlarımızın bulunduğu illerde sergileniyor. Bugün de bu amaçla buradayız. At sevgisini aşılamak ve sanata destek vermek için TJK tarafından düzenlenen serginin herkesin beğenisini kazanmasını umuyoruz diye konuştu.
Haber-Kamera: Tekin Yalçınkaya/Elazığ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 16 Eylül’de gözaltına alınan “Diddy” lakaplı ünlü rapçi Sean Combs hakkında daha önce 100’den fazla kişiye cinsel saldırı ve istismarda bulunduğu gerekçesiyle açılan davalara yenileri eklendi. Diddy hakkında aralarında 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz de dahil olmak üzere 7 yeni dava açıldı. İddiaya göre 200 yılında 13 yaşında olan mağdur, ödül törenine girmek istediği sırada bir şoförün kendisine “Combs’un genç kızlardan hoşlandığını” söyledi. Mağdur ödül törenine giriş izni verilmediğini, ancak kendisine bir parti davetiyesi verildiğini ve burada kendisine uyuşturuculu bir içecek verildiğini ve bir odada Diddy ile 2 ünlünün tecavüzüne uğradığını iddia etti. Diğer bir davada ise 17 yaşındaki bir genç, New York’ta müzik sektörüne girmeyi hedeflediği için bir otelde düzenlenen partiye katıldığını, Diddy’nin kendisini bir yıldız yapabileceğine dair güvence verdiğini, ancak uyuşturucu içerikli alkol aldıktan sonra cinsel saldırıya uğradığını öne sürdü. Başka bir davada ise mağdur, Los Angeles’ta düzenlenen özel bir ödül töreni sonrası düzenlenen partide aralarında Diddy ve bir ünlünün bulunduğu birkaç kişi tarafından uyuşturulduğunu ve defalarca cinsel saldırıya uğradığını belirtti. Diğer bir davada New Yorklu bir adam, Diddy’nin kendisine Harlem’deki bir müzik stüdyosunda düzenlenen partide saldırdığı sırada 21 yaşında olduğunu ve alkol aldıktan sonra Diddy’nin cinsel saldırısına uğradığını ifade etti.
3’ü kadın, 4’ü erkek toplam 7 kişi, Diddy tarafından partilerde cinsel saldırıya uğradıklarını iddia ediyor.
Geçtiğimiz hafta Diddy hakkında kadınlara tecavüz ettiği, erkeklere cinsel saldırı ve 16 yaşında bir çocuğa cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 6 yeni dava açılmıştı.
Eylül ayında gözaltına alınmıştı
Ünlü rapçi, “rüşvet, seks ticareti, zorla çalıştırma, kundaklama, şantaj, adam kaçırma, uyuşturucu bulundurma” suçlamalarıyla, 16 Eylül’den bu yana New York’taki Metropolitan Gözaltı Merkezi’nde tutuluyor. Diddy, sektördeki nüfuzunu kullanarak genellikle evinde düzenlediği ve kayıt altına aldığı “freak offs” adı verilen ünlü partilerinde erkek ve kadınları cinsel ilişkiye girmeye zorlamakla suçlanıyor. Ünlü rapçinin evlerinde yapılan aramalarda uyuşturucu ve çok sayıda kayda ulaşılmıştı. Daha önce kefaletle serbest kalma talebi reddedilen Diddy, hakkındaki suçlamaların tamamını reddetmişti.
Ünlü rapçi hakkındaki davalar 5 Mayıs 2025’te görülmeye başlanacak. – NEW YORK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SILA DOĞU’YLA SAHNEDE ÖPÜŞTÜ
Kara para aklama, suç örgütü kurma, vergi kaçırma suçlarından 9 ay hapis yattıktan sonra ağustosta tahliye edilen Dilan Polat ile kardeşi Sıla Doğu’nun Beşiktaş’taki bir eğlence mekanında dudak dudağa öpüştüğü görüntüler başlarına iş açtı. Hayasızca hareketler suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Dilan Polat ve Sıla Doğu gözaltına alındı. Polat ve Doğu sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
DİLAN POLAT: YANAĞINDAN ÖPMEK İSTERKEN DENK GELDİ
Dilan Polat’tan serbest bırakılmasının ardından ilk açıklama geldi. Sosyal medya hesabından video paylaşan Polat, yaşadığı sürecin kendisi için “travmatik” olduğunu söyledi. Polat, şu ifadeleri kullandı: “Kötü bir gündü dün. O an bir anlık sevgiyle yanağından öpmek isterken denk geldi.
“ÇOK CİDDİ TRAVMALARIM VAR
Ben iyi değilim. Çok ciddi travmalarım var. Ne uyuyabiliyorum ne uyanabiliyorum. Dün biraz kısmi felç geçirdim. 3 kere bayılmışım, çok zordu. Unutulmak istiyorum, tek istediğim bu. Dışarısı çok zormuş. Lütfen artık normal hayatımı yaşayabileyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esin, konuyla ilgili ilk olarak Mart 2023’te Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden gelen bir şikayet üzerine İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde soruşturma başlatıldığını söyledi.
REKLAM
Özel sağlık kuruluşlarının her yıl düzenli olarak çeşitli vesilelerle denetlendiğini, 2023’te de ocak ayından itibaren denetimlerin yapıldığını dile getiren Esin, “Bu denetimler sırasında yoğun bakımlarda birtakım eksiklikler gördüğümüzde örneğin ‘A hastasının ilacı düzgün yazılmamış, ötekinin kaydı tutulmamış, berikiyle ilgili bir şey olmuş.’ denildiğinde bunlara normal cezai işlemleri uyguladık. Ama aklımızda böyle kişilerin ölüm sebebi olacak, böyle bir organize yapı olacağı düşüncesi olmadığı için hep adli yönden, Sağlık Bakanlığı ile ilgili yasalar çerçevesinde bunlara yasal işlemler uyguladık. Ama kafamızın bir yerinde de bu hatanın, aksaklığın bu kadar sık olmayacağı, bunun araştırılması gerektiği düşüncesi vardı ve araştırıyorduk zaten. Ancak mart ayında gelen şikayet kafamızda bazı şeylerin şekillenmesine sebep oldu. O dönemde bir de bu gözle bakarak, ‘Evet, bu organize olabilir, o zaman isimleri araştıralım, bu aksaklık hep aynı isimlerde karşımıza çıkıyor.’ düşüncesi oluştu. ‘Evet, bu organize, bilinçli yapılan bir şey, böyle masum hata, eksik vesaire değil, bu organize bir işlem.’ diye şekillendi.” ifadesini kullandı.
Durumu, o dönemin İl Sağlık Müdürü, şimdiki Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na aktardıklarını anlatan Esin, “O dönemde denetim bölümünden sorumlu uzman olduğum için şimdiki Sağlık Bakanı’mız Sayın Kemal Memişoğlu’na çıktık ve dedik ki ‘Efendim, böyle bir durum, şikayet vardı teyidi alınan. Bizim gördüğümüz tablo da bu işi doğruluyor. Bunun daha büyük bir çapı var. Uzmanlık gerektiren bir dal. Bununla ilgili komisyon kuralım. Komisyonda yenidoğan yoğun bakım da olsun.’ Kemal Hoca, ‘Sonuna kadar gidin.’ dedi.” diye konuştu.
“KEMAL HOCA, ‘TAMAM, NEREYE KADAR GİDERSE GİTSİN, ARKANIZDAYIZ’ DEDİ”
Talimat üzerine bir komisyon kurulduğunu ve yapılan denetimlerde tablonun net olarak görüldüğünü anlatan Esin, Kemal Memişoğlu’nun desteğiyle sürecin ilerlediğini söyledi.
Esin, şöyle devam etti:
“Komisyon çalışmaları devam ederken orada bulduğumuz eksikler ve sıkıntılarla ilgili yasal işlemleri zaten başlattık ama bunun bir de adli yönü var. Örneğin bu organizasyonu gidip bir kurumu denetleyerek bulamazsınız. Bunun mesai sonrası görüşmeleri, kişilerin özel telefonlarının dinlenilmesi vesaire işlemler olacağı düşüncesiyle tekrar Kemal Bey’e çıktık, o zamanki İl Sağlık Müdürümüzdü. Dedik ki ‘Bizim yaptığımız denetimler bunlara sadece maddi cezalar getirir ama bu iş organize gözüküyor. Daha büyük ve sıkıntılı. Uygun görürseniz, bu işin emniyet ayağını da dahil edip, telefon dinlemesiyle, kişi takibiyle, yer tespitiyle büyük bir operasyona dönüşmesi gerekiyor.’ Kemal Hoca, ‘Tamam, nereye kadar giderse gitsin, arkanızdayız.’ yanıtını verdi.”
REKLAM
Durumun emniyete bildirilmesiyle özel bir ekibin kurulduğunu belirten Esin, zaman zaman yapılan dinlemeler neticesinde uzmanlık gerektiren konularda danışmanlık hizmeti verdiklerini söyledi.
Esin, durumun hassasiyeti nedeniyle duyulmaması için küçük bir ekiple çalıştıklarını belirterek, şunları ifade etti:
“Hatta bu arada şöyle bir işlemimiz de oldu. Örneğin emniyet bize şu bilgiyi geçiyordu; ‘Hocam bir hastanede şöyle bir sıkıntı var. Çocuğun zarar göreceği, gerekli ilacı vermedikleri konuşuluyor.’ denildiğinde, bize müdahil olmamız söyleniyordu. Biz aynı hastaneye sanki rutin bir şikayet varmış ya da rutin bir denetimmiş gibi ekibimizle gece ya da hafta sonu giderek, ‘Rutin denetim yapıyoruz, bu bebeğin ilacı nerede? Bu bebeğin değerleri doğru değil, yasal işlem.’ şeklinde müdahil oluyorduk ama gittiğimiz yoğun bakımlarda hiçbir zaman bu işin emniyet tarafından takip edildiğini ya da telefonda konuşmaları duyduğumuz konuyu gündeme getirmiyorduk. Sanki ailenin ya da müdürlüğün rutin şikayeti gibi işlemlerle en azından çocuğun zarar görmesini engelleyip, daha sonra emniyetin işini takip etmesini kolaylaştırma yoluna gittik.”
REKLAM“KEMAL BEY’İN ‘SONUNA KADAR GİDİN’ LAFI ÇALIŞMAMIZI KOLAYLAŞTIRDI”
Esin, sürekli özel hastanelere denetime gittiklerini, ancak denetimlerde üst amirin tutum ve tavrının önemli olduğunu dile getirdi.
“Yenidoğan çetesi” soruşturmasında dönemin İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu’nun yaklaşımına vurgu yapan Esin, “Kemal Bey, ‘Ben emniyet kısmında önünüze çıkacak engeli kaldıracağım, gece araba, izin, onay ne gerekiyorsa sabaha kadar olsa arayın, evrak getirin imzalayacağım.’ demese bu şekilde gidemezdik. Ya da bu iş bir yerden duyulur ve gerekli önlemi alırlardı. Çünkü karşıdaki grup böyle küçük, basit, bir hemşirenin, doktorun, sağlık memurunun tek başına yapacağı bir şey değil. Organize bir yapı olduğu için işin en kritik yanı arkanızda size destek olan iradedir. O önünüzü açıyorsa gitmesi daha kolaydır. O yüzden Kemal Bey’in orada ‘Sonuna kadar gidin.’ lafı çalışmamızı kolaylaştırdı.” ifadesini kullandı.
Esin, söz konusu çalışmada amaçlarının konunun duyulmaması, işin mümkün olduğunca çabuk bitirilmesi olduğunu belirterek, “Amaç, dar bir grupla, mümkün olduğunca çabuk bu işin bitmesiydi. Şu anda da istediğimiz aşamaya geldik. Bundan sonrası da devam edecek mi? Bence asıl sıkıntı bundan sonra. Bu kişilerin mahkeme ifadeleri, dinleme tapeleri… Belki de orada diyecekler ki ‘Tamam, biz yaptık ama Ahmet’ler de Mehmet’ler de yaptı’. Bu sefer iş o yana da dönecek. Yani bu işin mahkeme aşaması da ciddi bir önem taşımakta.” dedi.
REKLAM
Türkiye’de sağlık ordusunun yüz binlerce kişiden oluştuğunun altını çizen Esin, şunları kaydetti:
“Doktoru, hemşiresi, yoğun bakımcısı, cerrahı…. Bu olayla ilgili toplasanız, bu işe dahil olan kişi sayısı şu anda 50 civarında. Hadi bir bu kadar daha yakalanacak, olsun 60-70 kişi. Ama biz yüz binlerce kişilik bir sağlık ekibinden bahsediyoruz. Artı bu ekipler Türkiye’deki en üst eğitimi alıp, en çok eziyeti çekip, yıllarca işte ihtisas, yoğun bakım vesaire uğraşıp giden kişiler ve bu yüz binlerin içinden 50 kişinin tutuklandığı bir olaydan bahsediyoruz. Bu 50 kişinin yaptığı işi tutup da tüm sağlık camiasına mal edecek olursak ciddi hak yemiş, günaha girmiş oluruz. Burada mühim olan bunların çabuk bulunup ayıklanması, uzun yıllar daha büyük organizasyonlar haline gelmeden sağlık sistemince çabucak yakalanıp bertaraf edilmesi. Şu anda da yapılan iş bu.”
“KORKU FİLMİ SEYREDİYORSUNUZ”
İnsanoğlunun para için birtakım yolsuzluklar yapabildiğini ifade eden Esin, ama yaşanan bu olayın çok daha farklı bir durum olduğunu söyledi.
Esin, bebeğe bilerek, kasten böyle bir şeyin yapılmasının asla kabul edilemeyeceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“‘Kötü malzemeyi kullan hastalık kapsın, durumu kötü, şahıs ölmüş ama kuvözde beklet parasını alalım ya da boşver yatağı boşalt, bunu öldür’… Yani bunun insanlıkla, sağlıkçılıkla bağdaşır tarafı yok. O yüzden de bizi en çok yıpratan kısım o oldu. Geceleri gidip bu tapelerin çözülmesinde de bununla ilgili sorgularda da çalıştık. Ama bu bünyenizin kaldıracağı bir şey değil. Tamamen masum bir bebeği 5 bin lira, 10 bin lira için öldürmek insanlıkla açıklanacak bir şey değil. Biz bunları sağlıkçı olarak da doktor olarak da insan olarak da kabul etmiyoruz. Bir kişinin öldürülmesi emrinin telefonda dinlenilmesi, karşı tarafta da diyelim ki bir bayan olup, bir annenin bir bebek öldürmesi. Çünkü o sağlıkçılardan bayan olanların sonuçta bir annelik vasfı var. Bir bebeğin ölümünü kahkahayla… Bunun anlatılır tarafı yok. Korku filmi seyrediyorsunuz. Hiç sevmediğiniz bir korku filmi, kabus. Kurgu mu? Yani kurgu olsun, bu gerçek olmasın, ciddi olmasın, başka bir şey çıksın istiyorsunuz ama ne yazık ki değil. Bunları yaşadık.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanser
Son zamanlarda hemen her çevreden bir kanser haberi duyduğunuzu hissediyor musunuz siz de? Kanser vakaları gününmüzde biraz daha artmış gibi görünse de bu haqstalık aslında dünyanın en yaşlı hastalıklarından biri. Neredeyse 1.7 Milyon yıllık bir geçmişi var!
Kanserin gerçek kökenleri konusunda hala kafa karışıklıkları var ama 2016 yılında, South African Journal of Science dergisinde yayımlanan bir makalede bazı veriler duyuruldu. Makalede Güney Afrika’daki Swartkrans Mağarası’nda 1.7 milyon yıllık bir homininin ayak parmağı kemiğinde bilinen en eski insan habis tümörü tespit edildi.
Tüberküloz
Aslında solunum yolu enfeksiyonları son zamanlarda artan hastalıklar arasında kabul edilse de bir akciğer enfeksiyonu olan tüberküloz vakaları 100 yıl öncesi kadar tedirgin edici boyutta değil. Yine de bu durum tüberkülozun neredeyse 70,000 yıldır insanlarla beraber olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Tüberküloz hastası birinin hapşırmasıyla havada taşınan küçük damlacıklar aracılığıyla bulaşan tüberküloz oldukça bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır. Kökenler antik döneme dayanır. Tüberkülozun ilk defa 70,000 yıl önce Afrika’daki Paleolitik insanlar arasında ortaya çıktığı öne sürülüyor.
Diş Çürüğü
7’den 70’e en yaygın sağlık sorunlarının başında gelen diş çürüğünün tarihi de epey eski. Neredeyse 15,000 yıldır insanların uğraştığı en büyük rahatsızlıkların başında diş çürükleri geliyor. Avcı-toplayıcılık döneminde insanlar genelde protein ağırlıklı beslendiği için diş çürükleri bu kadar yaygın değildi ama değişen beslenme pratikleri dişlerin yapısını da değiştirdi.
Ancak sakın bu size avcı-toplayıcı döneminde diş çürükleri yoktu gibi düşündürtmesin. 2014 yılında Londra Doğa Tarihi Müzesi’nden yer alan bir çalışma 15,000 yıl önce Fas’ta avcı-toplayıcı devrinde yaşayan bir topluluktaki iskelet kalıntılarında diş çürüklerinin yer aldığı görüldü.
Sıtma
İnsanlığın neredeyse 5500 yıldır mücadele ettiği sıtma, can kayıplarına neden olan yorucu bir hastalıktı. Sıtmanın en büyük salgını II. Dünya Savaşı’nda, Filipinler ve Yeni Gine’de savaşan ABD askerleri arasında yaşanmış kabul ediliyor. Ama bu salgın sıtmanın başlangıcı değil elbette.
Lyme Hastalığı
Bilim dünyasının görece yeni keşfettiği Lyme hastalığı tahmin edildiğinden daha eski bir tarihe sahip. Hastalık ilk defa 1975 yılında tanımlandı ancak hastalığa neden olan Borrelia burgdorferi bakterisi neredeyse 5300 yıldır var!
Leishmaniasis
Böceklerin neden olduğu hastalıkların sayısı hiç az değil. Onlardan biri de neredeyse 4000 Yıldır insanlarla beraber yaşamaya devam eden Leishmaniasis.
Leishmaniasis enfeksiyonu, Phlebotomus cinsine ait dişi kum sineklerinin içinde yaşayan Leishmania cinsindeki parazitlerin neden olduğu bir enfeksiyondur. DSÖ verilerine göre Leishmaniasis teşhisi sayısı da hiç az değil. Her yıl neredeyse 1 milyona kadar vaka tespit ediliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da 9, Tekirdağ Çorlu’da bulunan 1 hastanede tedavi gören hastalar Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından kamu hastanelerine sevk ediliyor.
Öte yandan Özel Avcılar Hospital Hastanesi ve Esenyurt’ta bulunan Özel Reyap Hastanesi’nde tedavi gören bebekler kamu hastanesine sevk edildi.
AA’nın haberine göre; soruşturma kapsamında İstanbuldaki 9 özel hastanenin yönetimine ruhsat iptal kararı tebliğ edildi.
Söz konusu yazı üzerine soruşturmada adı geçen Özel Avcılar Hospital Hastanesinin ruhsatları iptal edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, 15 Temmuz darbe girişiminin mimarıydı. 251 vatan evladımızı şehit eden, binlerce vatandaşımızı ise yaralayan o kanlı örgüt, 15 Temmuz gecesi Türk halkının tarihe geçen direnişiyle karşılaştı.

Yıllardır ABD’nin Pensilvanya eyaletindeki lüks villasında saklanan FETÖ lideri vatan haini Fetullah Gülen’in hayatını kaybettiği açıklandı. Teröristbaşı Gülen’in ölümü sonrası kanlı terör örgütü liderlik kavgasına tutuşurken Türkiye’de büyük bir sevinç vardı.

GEBERMİŞ ETİKETİ İLE PAYLAŞTILAR
Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ölümünü ‘Gebermiş’ etiketiyle paylaştı. Gebermiş etiketi, Türkiye’de trend olurken, vatandaşlar teröristbaşı Gülen için “Ateşi bol olsun, Allah rahmet de eylemesin” paylaşımları yaptı.
MİLYONLAR ŞEHİT HALİL KANTARCI’YI ANDI
FETÖ lideri Gülen’in ölümü sonrası bir isim vardı ki herkes onu andı. 15 Temmuz şehidi Halil Kantarcı, hain darbe girişiminden önce 30 Mayıs 2016 yılında sosyal medya hesabındaki o sözleri paylaşım rekoru kırdı.
Binlerce kişi, şehit Halil Kantarcı’nın “Güzel bir şey olsa da şöyle içten kuvvetli bir tekbir getirsek” sözlerini paylaşarak şu mesajları yayınladı:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fatma Kırmızı’nın meslektaşları ve arkadaşları Fatma’ya hatıra olarak yazılar kaleme aldı. Bu yazılarda Fatma Kırmızı için ayrılan bölümde, ailesi tarafından müzeye verilen eşyalar ile birlikte sergileniyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Salih Gümüşkan’ın taziyeleri Eyyübiye ilçesinde bulunan Karakeçili taziye evinde kabul edileceği belirtildi. Yeni aile mezarlığında düzenlenen cenaze namazına, Şanlıurfa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Can Kayhan Özok ve Müdür Yardımcısı Hüseyin İlhan, Şanlıurfa Şehit Aileleri Dernek Başkanı Mehmet Yavuz, ailesi, yakınları ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bebek acil hastalarını anlaşmalı hastanelere sevk ederek SGK’dan haksız kazanç sağlayan ve ölümlerine neden oldukları iddia edilen Yenidoğan Çetesi’ne yönelik bir yıllık bir araştırma ve soruşturmanın neticesinde çete hakkında farklı ayrıntılar da ortaya çıkıyor.

Yenidoğan Çetesi’nin sadece bebekleri sevk etmedikleri, gebe hastaları da para karşılığında kendi hastanelerine yönlendirmeye çalıştıkları ortaya çıktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GEBE BAŞINA PARA TEKLİF ETMİŞLER
Özel bir hastanede hemşire olarak çalışan Funda S. isimli şüpheli ile çete adına hareket eden başka bir sağlık merkezinde hemşire olarak çalışan ve SGK kaydı bulunan Hasan B. G. isimli şüpheli ile aralarında geçen görüşmelerde gebe başına para teklifi yapıldığı anlaşılıyor.

Telefon tapelerinde yer alan bilgilerde ise şunlara yer veriliyor: Hasan B. G.’nin Funda S.’ye çalışmakta olduğu hastaneye gebe hasta geldiği zaman kendisine haber vermesini istediği, bunun karşılığında kendisine gebe hasta başına para vermeyi teklif ettiği görüşmelerde yer aldı. Hasan B. G.’nin örgüt adına hastanelerden bağlantılar kurarak bu şekilde hasta ayarladığı, gelen gebe hastaları Fırat S. isimli örgüt liderinin anlaşmalı olduğu hastanelere gönderildiği ve usulsüz bir şekilde maddi menfaat temin edildiği değerlendirildi.

“SEN BİZE SÖYLE BİZ SANA PARA VERELİM”
Hasan B. G. ile Funda S. arasında geçen konuşmalarda şu cümleler yer aldı: “Sen gebe olduğunda bana söylersen biz sana gebe başına para veririz. Sana gebe başı para verelim hem sen kazan hem de kimsenin haberi olmaz sadece ben, sen ve Fırat S. arasında olur. Hastane ile alakalı değil, sen söyle ben direk ambulans çıkarırım, gebeyi aldırayım senden.” Ayrıca çete lideri olduğu iddia edilen doktor Fırat S. ile Hasan B. G. arasında geçen konuşmalarda ise Fırat S.’nin Hasan B G.’ye “Bu gebeleri toplamamız lazım, gebe çalışması yapmamız lazım” dediği tapelere yansıdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Adana’nın gastronomi turizminin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Vali Köşger, “Festivali 800 binin üzerinde kişi ziyaret etti. Bu yılki festival; kadim kentimizin zengin mutfak kültürünü, tarihi ve turistik değerlerini tanıtmakla kalmayıp aynı zamanda Adana ekonomisine büyük katkı sağladı. Öyle ki hem Adanalı hemşehrilerimiz hem de ülkemizin çeşitli yerlerinden ve yurt dışından gelen misafirlerimizin yaptığı harcamalarla birlikte toplam 3,7 milyar TL’lik bir ekonomik değerden bahsedebiliriz” diye konuştu. Merkez Park’taki alanda 76 stantta satış yapıldığını, 48 kadın kooperatif standı ile 13 belediye standının yer aldığını kaydeden Vali Köşger, “Adana sadece kebaptan ibaret olmayan bir şehir ama Adana deyince de akla ilk gelen lezzetler tabi ki kebabı ve kebabın yanında olmazsa olmaz şalgamı. Bu sene festivalimizde yaklaşık olarak 500 bin şiş et ve 400 bin şişe şalgam tüketildi” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
15 Temmuz hain darbe girişiminin mimarı teröristbaşı Fetullah Gülen, ABD’nin Pensilvanya eyaletinde can verdi.

Vatansız bir şekilde ölen vatan hainini ölümü Türkiye’de büyük bir sevinçle karşılanırken Gülen’i destekleyenlerin ise maskesi düşmeye devam etti.
Bazı isimlerin ve sosyal medya hesaplarının Gülen’e terörist demekten imtina ettikleri hatta destek vermeleri dikkat çekti. Sözler Köşkü isimli dini yayınlar yapan sosyal medya hesabı da onlardan biriydi.
TERÖRİST GÜLEN’İ HAYIRLA ANDILAR
Sözler Köşkü isimli İslami yayınlar yapan hesabın X platformu üzerinden yayınladığı mesaj büyük tepki çekti. Terörist Fetullah Gülen’e methiye amaçlı olduğu anlaşılan paylaşımda “Allah bazen seni kendisine döndürmek için bazı şeyleri senden alır ve bu senin için hayırlı olandır” ifadelerine yer verildi.

TEPKİ GELİNCE SAATLER SONRA GERİ ADIM ATTILAR
Sözler Köşkü hesabının paylaşımını fark eden binlerce kişi büyük tepki gösterdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Korkunç olay merkez Sarıçam ilçesine bağlı Buruk Mezarlığında yaşandı.

Bir yakınlarının Buruk Mezarlığı’ndaki kabrini ziyaret eden kadın ve iki kızına, kimliği henüz belirlenemeyen zanlı tarafından tabancayla ateş açıldı.
Adana’da mezarlıkta dehşet: 3 kadın öldürüldü!

İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibince yapılan incelemede anne ve kızlarının hayatını kaybettiği belirlendi.

Silahlı saldırıdan sonra motosikletle kaçan zanlının yakalanması için çalışma başlatıldı.

Polisin mezarlık ve çevresindeki incelemesi sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Binlerce Türk gencini devşirerek ülkesine düşman eden ve koca bir neslin yok olmasına sebep Fetullahçı Terör Örgütü ele başı Fetullah Gülen’in ABD’de ölmesinin ardından 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, 15 Temmuz Şehitler Makamında açıklama yaptı. Açıklamada bazı 15 Temmuz şehitlerinin yakınlarıyla geziler de hazır bulundu.

Bugün çok önemli bir anı yaşadıklarını aktaran Turunç, “Bugün çok önemli bir anı, bir günü yaşıyoruz. Yıllar öncesinden başladığı hainliği 15 Temmuz darbe girişimiyle zirveye çıkaran bir hainin uzun yıllardan beri kaçmış olduğu Amerika’da ölüm haberini aldım. 15 Temmuz şehit aileleri adına ve gazilerimiz adına bir taraftan sizler de sevincimizi paylaşırken böyle bir hainin ölmesi bizi sevindirmektedir. Ayrıca biz yıllardan beri ailelerle konuştuğumuzda şehit aileleri ve mağdur ailelerle konuştuğumuzda o hainin ölmeden Türkiye’ye iadesi ve ölümüne sebebiyet verdiği ve gazi bırakıp uzuvlarını kaybeden gazilerimiz adına son nefesine kadar hapis yatmasını birazcık da olsa acılarını dindireceğini ifade etmişlerdi.
Bugün tabii ölüm haberini almış olmamız, aileleri bir yerde sevindirdi. Acıları tabii dinmeyecek. Bu topraklara ihanet eden bu millete ihanet eden özgürlüğümüzü ve bağımsızlığımızı emperyal ülkelere satmak isteyen bir insanın ölümü bu kadar kolay olmamalıydı. Milletimizin nezdinde vatanseverler nezdinde o bir haindi. Dolayısıyla onun ölümü gerçekten çocuklarını, yakınlarını kaybeden insanlar açısından bir nebze olsa acılarını dindirmiş olacak” dedi.
“O BU TOPRAKLARA YAKIŞMIYOR”
Terörist başının cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi düşüncesi hakkında konuşan Başkan Turunç, “Yanımda şehit yakını arkadaşlarım, gazilerimiz var. Onların da temennisi şu ki bu hain nasıl ki bu topraklara yakışmadığı için kaçtı. Amerika’da yaşadı ve emperyal ülkelerle bu ülkenin geleceğini, milletin geleceğine yönelik adımlar attıysa nereye kaçtıysa, kimi seviyorsa onların mezarlıklarına defne olmasını biz gerçekten arzu ediyoruz. Bu topraklara yakışmıyor. Kesinlikle onun o cesedinin bu topraklara gelmesini arzu etmiyoruz” diye konuştu.
“O BİR VATANSIZ OLARAK ÖLDÜ”
15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde Fetullahçılar tarafından vurularak gazi olan İlhami Çil, “Biz bu hainlerin yurt dışında ölmelerini beklemezdik. Biz isterdik ki bizim yargımız tarafından adaletli bir şekilde yargılasın. Bu hainin orada vefat etmesi bir nebze de olsun şehit ailelerimizin ve gazilerimizin kalbine su serpmiştir. Biz tabii bu bulunduğumuz şehitler makamında da görüyorsunuz burada 252 tane servi ağacımız var. Her bir şehidimiz için bu toprağa dikilen, o ise bir vatansız olarak öldü. O bir hain olarak öldü. İstiyoruz ki bu hainin cesedi bu topraklara getirilmesin. Kesinlikle buna tevessül edilmesin. Çünkü bu şehitlerimizi ve gazilerimizi de incitir” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vural Çelik, Gülse Birsel ile ilgili şunları söylemişti;
Bunun nedeninin ise Birsel’in ‘Avrupa Yakası’nda Vural Çelik’in hakkını aramadığı olduğu konuşuluyordu.
Gülse Birsel’in Vural Çelik’in çelenk gönderdiği cenazesine katılmaması, sosyal medyada tepki çekti.
Vural Çelik’in kardeşi ve annesinin cenazedeki feryatları, yürekleri dağladı.

Gülse Birsel, hem küslükle hem de cenazeye katılmamasıyla ilgili dün akşam açıklamada bulundu:
Vural’a vedam; birkaç yıldır cenazelere gidemiyorum. (Çözmem gereken bir anksiyete.) Cenazeler, dini tören bölümünü ayrı tutarsak vefat edeni yad etmek, veda etmek için vardır. Ben bunu yazarak yapacağım.
REKLAM
Bir iş arkadaşımı çok erken kaybettim. Şaşkın ve üzgünüm. Vural Çelik, ‘Avrupa Yakası’nın ikinci sezonuna tek bölümlük Kubilay rolü için gelmişti. Çok tatlı bir performans gösterdi. O hafta yapımcıya “Mümkünse her bölüm yazmak istiyorum” dedim ve Vural, ekibe katılmış oldu.
Nevi şahsına münhasır biriydi. Setin çocuğu gibiydi. Herkese kendi kendine küser, nedenini bilmediğimiz konulara alınır, sonra barışmak için hediyeler isterdi. Bu hediye konusu setin şakası haline geldikçe “Bu hafta bana ne alıyorsun Gülse?” cümlesiyle girmeye başlamıştı stüdyoya. Beraber çok güldüğümüz, keyfi yerinde olsun diye hep kollamaya çalıştığımız bir çocuksu ruhtu. Özellikle bana ve Engin Günaydın’a çok nazı geçerdi. Sette biraz da bizi güldürmek için oynadığı bir “Mağdur persona”sı vardı. Şenay Gürler’le bir kahve içmeye mi çıkıyoruz, “Vaay tabii sosyete bizi davet etmez”! “Ya iki kız dedikodu yapacağız, sen niye geliyorsun?” “Yok ben garibanım zaten, bir kahve ısmarlamazsınız bu fakire, ben hangi parayla kahve içeceğim” filan derken bu sefer abarttığını fark edip onu gülme tutardı.

Hale Caneroğlu – Vural Çelik – Gülse Birsel – Sarp Apak – Şenay Gürler – Engin Günaydın; ‘Avrupa Yakası’nın setinde…
REKLAM
Setin bu geleneksel şakasından, bu dinamikten zenginliğine rağmen hep mağdur hep ezik ‘Gülenay’ı yazdım. Vural nefis oynadı. ‘Birinin bizi durduramadığı’ günlerdi.
Son sezona girerken, ayrılmak istediğini söylediğinde ben dahil birkaç oyuncu arkadaşım vazgeçirmeye çalıştık. Ücret, saatler, senaryodaki yeri gibi şikayetleri vardı.
Yapımcılarla konuşup, bana alıngan tonlu bir mesajla ayrıldığını söyledi ve teşekkür etti. Belki ısrar etmemi, yapımcıyı arayıp onsuz olmaz dememi bekledi. Yanlış karardı bence.
Keşke son sezonda da beraber oynasaydık. Ve keşke birkaç ay sonra bir TV programında benimle ilgili mana verilemez, yakışıksız cümleler etmeseydi. (Tabii kimse iş arkadaşıyla tek sebepten 16 yıl iletişimi kesmez. Ama sonraki yıllardaki hataları, yanlışları burada anlatmaya gerek de yok, yakışık da almaz.) Ben oyuncu arkadaşlarımla olan anlaşmazlıklarda kavga, polemik, magazin… (Devamı yorumlarda)
Gülse Birsel, birçok sosyal medya takipçisinden gelen tepki üzerine kısa bir süre sonra paylaşımını kaldırdı.
Vural Çelik açıklaması Haberi Görüntüle REKLAM
Gülse Birsel’in sonradan sildiği açıklamaları, Vural Çelik’in ailesini bir hayli incitti.
Vural Çelik’in kız kardeşi Kadriye Çelik, ailesi adına Gülse Birsel’e yazılı bir açıklamayla cevap verdi:
Kamuoyunun dikkatine,
Hayatımızın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Çok sevgili ağabeyim Vural Çelik aramızdan ayrıldı ve derin bir acı bıraktı. Onun sıcak gülümsemesi, sevgi dolu yüreği ve hayatımıza kattığı güzellikler her zaman hatırlanacak.
Unutmayalım ki, ağabeyim yaşamı boyunca birçok insanın kalbinde iz bıraktı. Bizlere öğrettiği değerleri, paylaştığı anıları ve verdiği sevgiyi asla unutmayacağız. Bu zor günlerde, birbirimize destek olmanın ve onun hatırasını yaşatmanın en önemli şey olduğunu biliyoruz.
Çelik ailesi olarak acımız henüz çok tazeyken Gülse Birsel’in haddini aşan açıklamalarına üzülerek tanık olduk. Ağabeyim hakkında yapılan bu tür yorumların, savunma fırsatımız olmadan yapılmasının ne kadar yerinde olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir insanın kalemi yetenekli olabilir; ancak bu, onun iyi bir insan olduğu anlamına gelmez. Ağabeyim, insanları mutlu etmeyi ve onları güldürmeyi çok seven, gördüğü her tebessümle mutlu olan bir insandı. Bu onun en büyük zenginliğiydi.
Ağabeyim hayatı boyunca görme engelli bir anneye, bir kız kardeşe ve iki yeğene bakan, hayat mücadelesi veren, ekmeğinin peşinde koşarken kimseye boyun eğmeyen biriydi. Onuruyla yaşadı ve onuruyla aramızdan ayrıldı.
Çelik ailesi olarak Gülse Birsel’e tavsiyemiz; ağabeyimin mezarına gidip helallik istemesidir. Bu, belki de bu zor günlerde bir nebze olsun kalplerimize su serper. Ağabeyim yüce gönüllüdür, umarız affeder…
Başımız sağ olsun, acımız paylaşıldıkça azalacak.
Çelik Ailesi
Ünlü oyuncu hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Vural Çelik’e veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin gündemi, para uğruna yenidoğan bebeklere kıyan çeteydi! SGK’dan para almak için yeni doğmuş bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk eden ve göz göre göre ölümlerine yol açan çetenin faaliyetleri kan donduran cinstendi.

Savcıyı bile tehdit eden çete üyelerinin başlatılan soruşturma kapsamında 1775 yıla kadar hapis istendi. Çetenin çalıştıkları hastanelerin faaliyetlerine ise teker teker son verildi.

İstanbul’da faaliyetine son verilen hastanelerde tedavi gören hastalar başka sağlık kuruluşlarına sevk edilirken mağdur ailelerin anlattıkları çetenin vicdansızlığını gözler önüne serdi.

Esenyurt’ta faaliyetine son verilen hastane ile ilgili iddialarda bulunan Cemil Imrak, “İlk bir ya da ikinci günde durumu iyi dediler. Üçüncü günde hastaneye geldik, ‘Her şeye hazırlıklı olun’ dedi.

‘Bebeği kaybedebiliriz, hayatta da tutabiliriz, daha önce böyle bir iki bebek kurtardık. Kurtarma şansımız var’ dedi. ‘Biz kalpten anlamıyoruz kalp doktoru getireceğiz’ diyerek 5 bin TL para istediler. Parayı da elden istediler, verdik. Üçüncü gün doktor gelip bakmış, geldi mi gelmedi mi onu da bilmiyorum. Fırat Sarı bana kalp durumunun iyi olduğunu, damarlarının tıkalı olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BARTIN’ın Ulus ilçesinde 564 yıllık Hasandede Camii, çıkan yangında kullanılamaz hale geldi.
Kaldırım Mahallesi’nde bulunan 2 katlı ahşap tarihi Hasandede Camii’nde saat 14.00 sıralarında yangın çıktı. Cemaat öğle namazından çıktıktan sonra caminin çatı katından dumanlar yükselmeye başladı. Durumu fark eden çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çatıyı saran alevler nedeniyle caminin yanındaki çam ağacı kesildi. İtfaiye ekiplerinin 2 saatlik çalışmasıyla camiyi saran alevler kontrol altına alındı. Yangında cami kullanılamaz hale geldi. Ulus Kaymakamı Fırat Kadiroğlu ve Ulus Belediye Başkanı Hasan Hüseyin Uzun da olay yerine gelerek ekiplerden yangınla ilgili bilgi aldı.
Caminin 1889 ve 1904 yıllarında çıkan yangınlarda da zarar gördüğü ve yapılan tadilatların ardından kullanıma açıldığı öğrenildi.
Yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA Büyükşehir Belediyesi Yeşilçam Festivali’nde nostalji dolu akşamlar yaşanmaya devam ediyor. Yeşilçam’ın büyülü atmosferinde, sevilen sanatçı Seda Hazar 80’li ve 90’lı yılların unutulmaz şarkılarını Antalyalılarla buluşturdu. Festivalde, dönem filmleri de açık hava sinemasında makaralı makinadan izleyiciye ulaşarak nostalji yaşatıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin Altın Portakal Film Festivali ile eş zamanlı olarak 5-12 Ekim tarihlerinde Karaalioğlu Parkı’nda düzenlediği Yeşilçam Festivali eğlenceli etkinlik ve konserlerle devam ediyor. ‘Yeşilçam Teması’ ile ziyaretçilerini nostaljik bir yolculuğa çıkaran festivalde, DJ performansları ve konserlerle müzik şöleni yaşanıyor. Festival kapsamında sahne alan sevilen sanatçı Seda Hazar, unutulmaz eserlerle dolu repertuvarıyla Antalyalılarla buluştu. 80’li ve 90’lı yılların Yeşilçam ile özdeşleşen şarkılarını söyleyen sanatçıya alanı dolduran vatandaşlar hep bir ağızdan eşlik etti. Haraketli parçalarla doyasıya eğlenen vatandaşlar, nostalji dolu bir akşam yaşadı.
YAZLIK SİNEMA KEYFİ DEVAM EDİYOR
Özel olarak hazırlanan etkinlik alanında birbirinden renkli Yeşilçam dekorları, klasik araçlar, Yeşilçam maskotları, fotoğraf köşeleri, panayır oyunları, ahşap oyun alanları, antika ürün satış reyonları ve çeşitli sahne şovları festival boyunca ziyaretçilerini bekliyor. Dönem filmlerinin yer aldığı yazlık açık hava sineması da film gösterimlerine devam ediyor. Festivale özel makaralı makinada beyaz perdeye yansıyan filmleri Antalyalılar keyifle takip ediyor.
BÖYLE BİR FESTİVALE İHTİYACIMIZ VARMIŞ
Yeşilçam Festivali’ne arkadaşlarıyla birlikte geldiklerini belirten Akdeniz ÜniversitesiBilgisayar Mühendisliği Öğrencisi Murat Yalçın, “Eskiden babalarımızın yaşadığı atmosferi, oynadığı oyunları, yakından görüp anlamak istedik. Gerçekten buradaki ortam çok güzel. Klasik araçlar ilgi çekici. Bizleri böyle bir etkinlikle geçmişe götürdüğü için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz. Bu atmosfere ihtiyacımız varmış. Eski şarkıların tatlı melodilerinin hissettirdiği duygular çok güzel. Eski filmlerin anısı bizi geçmişe götürdü. Geçmişin mi iyi, günümüzün mü iyi olduğunu düşündürttü” dedi.
ZAMAN MAKİNESİNE GİRMİŞ GİBİYİM
Yeşilçam Festivali’ni ilk kez ziyaret eden bir başka öğrenci Mustafa Güvez, “Burada ilgimi çeken birçok şey oldu. Özellikle eski oyunlar, sadece filmlerde gördüğümüz eski araçlar çok hoşuma gitti. Konserler ve müzikler çok keyif verici. Tıpkı bir zaman makinesine girmiş gibi görmeyen herkese tavsiye ederim. Başkanımız Muhittin Böcek’e festival için çok teşekkür ediyorum her şey çok güzel ve eğlenceli olmuş” diye konuştu.
Festival boyunca sahne programları ve yazlık sinema film gösterimleri devam edecek. Programları sosyal medyadan takip etmek isteyenler @yesilcam.festivali instagram hesabından takip edebiliyor.
Yeşilçam Festival Programı ise şöyle;
9 EKİM ÇARŞAMBA
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : İSMAİL BAHA SÜRELSAN KONSERVATUVARI YEŞİLÇAM MÜZİKLERİ KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
10 EKİM PERŞEMBE
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BANDO VE KENT ORKESTRASI KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
11 EKİM CUMA
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : ESRA ÇAPAR 80LER 90LAR KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
12 EKİM CUMARTESİ
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : SİHİRBAZ SHOW
16.45-17.15 : JONGLÖR SHOW
17.30-18.30 : SOKAK MÜZİSYENLERİ
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : SERDAR ŞENGÜL YEŞİLÇAM MÜZİKLERİ
20.45-22.15 : FİLM GÖSTERİMİ
Haber-Kamera: ANTALYA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünün Karaağaç Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bahçesi’nde düzenlenen etkinlikte, Edirne kırmızısının casusluk olaylarına konu olmuş efsane bir renk olduğunu söyledi.
Enstitünün ve Trakya Üniversitesinin, kurumların desteğiyle yaptıkları pilot uygulamalarla rengin tekrar elde edilmesi için büyük emek verdiğini ve başarı sağladığını belirten Subaşı, “Burada birçok firmanın temsilcileri de var. Bu güzel çalışmanın daha da artarak sürdürülmesi, üniversiteyle enstitü işbirliğinin güçlenerek bu alanda söz sahibi olmaları çok önemli. Edirne kırmızısının, Türkiye genelinde tanıtılarak ilimizin markası olması ve birçok insana doğrudan ve dolaylı fayda üretmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da Edirne kırmızısının kentin marka değeri açısından çok önemli olduğunu belirtti.
Edirne kırmızısının, bir şehrin ismiyle anılan bir renk olma özelliğiyle dünyada ilk ve tek olabileceğini dile getiren Akın, “Bir şehrin bir renkle anılıyor olması, üstelik de bu rengin böyle değerli bir hikayesi olması çok kıymetli. Ben Edirne Belediye Başkanı olarak bu konuda yapılacak bütün çalışmaların ekip arkadaşlarımla beraber paydaşı olacağımıza söz veriyorum.” dedi.
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Tan da üniversite olarak 2017’den beri Edirne kırmızısının şehrin kültürüne kazandırılması için yoğun çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Trakya Üniversitesi Edirne Kırmızısı ve Edirne Gülü Uygulama Araştırma Merkezi kurulması başvurusunun YÖK tarafından kabul edilmesinin son derece sevindirici olduğunu belirten Tan, katkı verecek tüm kurumlarla çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, Edirne Tanıtım ve Turizm Derneği Başkanı Bülent Bacıoğlu ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Adnan Tülek de yaptıkları konuşmalarda Edirne kırmızısının kent için önemini vurguladı.
Konuşmaların ardından Edirne kırmızısı renginin elde edildiği bitkinin (rubia tinctorum) hasadı yapıldı, kazanlarda kaynatılan kök bitkinin içine iplik ve kumaş atılarak katılımcılara bitkinin rengini verişi gösterildi.
Programa kurum müdürleri, iş insanları ve öğrenciler katıldı.
Rengin hikayesi
Dünya tekstil sanayisinde önemli yere sahip “Edirne kırmızısı”, 15. yüzyılda şehirde kök boya olarak üretildi. Tuğla kırmızısının daha parlağı olarak nitelenen rengi bulan ve adına “Edirne kırmızısı” diyen iki boya ustasının formülü, casusluk yöntemleriyle Edirne’den Avrupa’ya taşındı.
Formül bir süre sonra Fransa’da üretilerek Avrupa’daki tekstil sanayisinde yaygınlaştı.
Fransa’da 1740’lı yıllarda üretildikten sonra “Rouge d’Adrinople” (Edirne kırmızısı) adıyla sektörde kullanılan renk, özellikle tekstil alanında önemli yer buldu. Edirne’de de tarihi yapıların süslemelerinde ve şehrin geleneksel el sanatlarında tercih edilen renk, aradan geçen süreçte unutulmaya yüz tuttu.
Doğduğu topraklara yeniden getirilen rengin popülerliğini artırmak için kentte çalışmalar yapılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Temeli 2021’de atılıp inşaatı 3 yıl süren, toplam 5 bin metrekare arazi üzerinde kurulan ve yaklaşık bin 750 metrekare kullanım alanına sahip cami ve kültür merkezi kompleksi, modernlik ve geleneğin bileşimi şeklinde dizayn edildi.
Düzenlenen açılış töreninde konuşan DİTİB Genel Başkanı Muharrem Kuzey, camilerin toplum açısından önemine değinerek, “Camilerimiz sadece bir dua ve ibadet yeri değil, aynı zamanda bir buluşma, fikir alışverişinde bulunma ve birliktelik merkezidir. Kökeni ve inancı ne olursa olsun tüm insanlara açıktır, dinler ve kültürler arası diyaloğun teşvik edilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.” dedi.
Kuzey, caminin yapımında emeği geçenler adına DİTİB Schrobenhausen Dernek Başkanı Durmuş Aki’ye teşekkür plaketi takdim etti.
Türkiye’nin Münih Başkonsolosu Süalp Erdoğan da camilerin birlikte yaşama kültürünün en güzel örnekleriyle yaşandığı mekanlar olduğunu belirterek, “Fatih Camimizi inşaat sürecinde 3 kez ziyaret ettim. Cami inşaatı ile ilgili dernek yöneticilerinden bilgi aldım. Derneğimiz güzel çalıştı ve bu güzel eserin bugün hep birlikte açılışını yapıyoruz. Caminin yapımında emeği geçenlere tebriklerimi sunuyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
Schrobenhausen Belediye Başkanı Harald Reisner da DİTİB ile aralarında büyük dostlukların kurulduğunu kaydederek, “Şehrimizde birlikte yürüttüğümüz başarılı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Haziranda eyaletimizde meydana gelen ve beldemizin de etkilendiği sel felaketinde DİTİB cemaati ve bölgemizdeki Türk vatandaşları bizlere hep destek oldu. Su altında kalan bir anaokulumuz dernekte eğitim faaliyeti yürüttü. Bu güzel dayanışma örneğinden dolayı Fatih Camisi Derneğine şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Schrobenhausen Kaymakamı Peter von der Grün ise “Fatih Camisi yönetimine ve cemaatine bölgede meydana gelen sel felaketinde şehrimize yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür ediyorum. Caminin yapımında emeği geçenleri kutluyorum.” dedi.
Konuşmaların ardından Schrobenhausen DİTİB Fatih Camisi’nin açılış kurdelesi dualar eşliğinde kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kent genelinde kaçakçılıkla mücadele çalışmalarını sürdürüyor.
Bu kapsamda, kent merkezinde düzenlenen operasyonda, 2. Murad ve Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen 11 sikke ile 2 kolye, 2 biblo ve 2 obje olmak üzere 17 tarihi eser ele geçirildi.
Konuyla ilgili S.B. ve M.I. hakkında adli işlem yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FRANSIZ yazar Laurent Baffie’nin ‘Toc Toc’ oyunundan uyarlanan ‘Takıntılar’ filminin Türkiye galası, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapıldı.
Türkiye’nin en uzun soluklu film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl 61’inci kez başladı. Festivalin 3’üncü gününde özel gösterim kategorisinde Yunus Nihat Özcan’ın yönetmenliğini yaptığı, Fransız yazar, yönetmen ve komedyen Laurent Baffie’nin ‘Toc Toc’ oyunundan uyarlanan ‘Takıntılar’ filminin Türkiye galası gerçekleştirildi. Oyuncu kadrosunda Zafer Algöz, Seda Bakan, Özge Özberk, Bora Akkaş, Ecem Erkek, Sarp Akkaya, Çiçek Dilligil gibi isimlerin yer aldığı filme sinemaseverler, yoğun ilgi gösterdi. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) yaşayan 6 kişinin bir klinikte yaşadıklarını anlatan ve ilk gösterimi yapılan film, sinemaseverlerin beğenisini kazandı.
‘MÜKEMMEL BİR SENARYO VARDI’
Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından Yunus Nihat Özcan, Zafer Algöz, Seda Bakan, Laurent Baffie’nin katılımıyla söyleşi gerçekleştirildi. Algöz, “Yazarımız Laurent Baffie’ye minnettarım. Filmlerde genel başrol, yan rol gibi alanlar vardır. Ancak bu filmde her oyuncunun kendisini gösterebileceği bir alan yaratılmış. Hepimizin elbette takıntıları var. Yeter ki bunların farkında olalım. Çok zevk alarak çalıştığım bir iş oldu. Mükemmel bir senaryo vardı. Bu ülkede artık bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların, ağaçların hür ve özgür yaşamaya hakkı var. Babalarımızdan böyle bir ülke aldık ve tekrar ülkemizi oraya getireceğiz” dedi.Ekip arkadaşlarını tanıtan yönetmen Yunus Nihat Özcan, seyircilere kendilerine büyük moral verdikleri için teşekkür etti. Özcan, ekibin çok yoğun olduğu nedeniyle çok prova yapma şanslarının olmadığını, az ama öz provalar yaptıklarını söyledi.
‘FİLMİ ÇOK BEĞENDİM’
Hikayenin yazarı Laurent Baffie, “Bu oyunu, 20 yıl önce yazdım. Dünyada 40’tan fazla ülkede gösterildi, 5 milyon izleyiciye ulaştı. Her seferinde küçük tiyatro grupları bile bu oyunla büyük başarı yakaladı. İspanya ve Güney Kore’de filmleri yapıldı. Bu akşam bu filmi izledim ve çok beğendim. Çünkü bu hikayede uyulması gereken 3 kural olan; durumun komikliği, sorunları olan insanlarla dalga geçilmemesi ve ötekini kabullenmeyi çok güzel uyguladılar” dedi.Oyuncu Seda Bakan da “Film çok güzel işlenmiş. Filmin bazı sahnelerinde kafam orada kaldı. Tek mekanda, bir tiyatro oyununun bu kadar ritmi tutturması, beni çok etkiledi” diye konuştu.
Haber-Kamera: Semih ERSÖZLER/ ANTALYA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaldırım Mahallesi Atatürk Caddesi’nde bulunan ve 1460’da inşa edilen Merkez Hasan Dede Camisi’nin çatısında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri ve Orman İşletme Müdürlüğüne ait arazözler sevk edildi.
Ekipler tarafından 2 saatlik çalışma sonucu söndürülen yangın, camide ağır hasara neden oldu.
Ulus Kaymakamı Fırat Kadiroğlu, yangın sonrası bölgeye gelerek incelemelerde bulundu.
1889 ve 1904’te iki kez yangına maruz kaldığı ve tadilatların ardından yeniden ibadete açıldığı öğrenilen camideki yangının çıkış sebebi araştırılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, KOM Şube Müdürlüğünce, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında Erzurum merkezde yapılan operasyonlarda; 10 adet sikke (2. Murad Dönemi’ne ait), 1 adet sikke (Bizans Dönemi’ne ait), 2 adet kolye, 2 adet biblo ve 2 adet obje olmak üzere toplam 17 adet tarihi eser ele geçirildi.
Yapılan operasyon neticesinde S.B ve M.I. isimli şüpheliler hakkında 2863 SKM suçu kapsamında adli işlem yapıldı. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçenin Yenidoğan Mahallesi deprem TOKİ’lerinde oturan kırtasiyeci Halil Koca, pandemiden bu yana evinde, evinin önünde ve iş yerinin önünde 30’dan fazla sokak kedisini besliyor.
Pandemide evde kaldığı dönemlerde sokak kedilerini beslemeye başladığını söyleyen Halil Koca,” O dönemlerde vaktimizin büyük bölümünü evde geçirdiğimiz için kedilerin sokaklarda aç gezmelerine yüreğim dayanmadı. Onları önce yemek artıklarıyla, daha sonra hazır mamalarla beslemeye başladım. Daha sonra evime 4 kedi aldım. Evimin önüne beslenmeye gelen kedi sayısı şu an 20’ye ulaştı. Onlara her gün iki defa kendi ellerimle mama veriyorum. Kırtasiye dükkanımın önünde ise 8 kedi besliyorum. Son günlerde mama fiyatları hayli arttı. Onların daha sağlıklı beslenebilmeleri hayvan severlerden mama desteği bekliyorum. Kedileri çok seviyorum. Maddi imkanlarım elverdikçe onlara bakmaya devam edeceğim” dedi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAKEMLER: Mark Jan Wijnstra, Fikrat Akhundov
GALATASARAY DAIKIN: İlkin Aydın, Bongaerts, Eylül Akarçeşme Yatgın (L), Timmerman, Ayçin Akyol, Carutasu, Kalandadze
AO THIRAS: Becheva, Mihaljevic, Mosser, Ogoms, Xintara (L), Angelopoulou, Dimitriadis, Christodoulou, Papageorgiou
SETLER: 25-14, 25-20, 25-16
SÜRE: 66 dakika (21′, 24′, 21′)
Galatasaray Daikin, CEV Kadınlar Challenge Kupası 32’li Finaller Turu ilk maçında Yunanistan’ın AO Thiras takımını 25-14, 25-20 ve 25-16 setler sonucunda 3-0 mağlup etti. Bu eşleşmenin rövanşı 15 Ekim’de AO Thiras ev sahipliğinde Yunanistan’da oynanacak. Sarı-kırmızılı ekibe ikinci karşılaşmada alacağı her türlü galibiyet veya kazanacağı en az 2 set tur için yeterli olacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sürüklenen geminin kaptanı, durumu telsizle Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi Müdürlüğü’ne (VTS) bildirdi. Bölgeye, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait ‘Kurtarma-3’ römorkörü sevk edildi.
Diğer gemiler de arıza hakkında bilgilendirildi. Arızalanan kuru yük gemisi, römorkör eşliğinde Karanlık Liman demir sahasına demirletildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bunun üzerine mahalleli yardıma koştu. Çocuklar, insan zinciri oluşturularak, tek tek göletten çıkarıldı. O anlar çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSİS
Sosisli sandviçlerde yarı pişirilmiş sosisler aslında sağlığımız için son derece tehlikelidir çünkü çiğ sosiste listeria bakterisi bulunur. Bu tehlikeli bakteri sindirim sistemini bozarak zehirlenmeye neden olabilir. Bu ihtimali ortadan kaldırmam tek yolu ise sosisleri iyi bir şekilde pişirmektir. Uzmanlar, sosisi çiğ bir şekilde tüketmekten kaçınmanız gerektiğinin altını çiziyor.

FASULYE
Çiğ fasulye, pişirilerek çıkarılması gereken zararlı tatsız bir toksin içerir. Kırmızı ve böbrek fasulyesi özellikle toksiktir, ancak diğer tipler de zehirlenme riski taşır. Fasulyeleri kaynatmadan içerisinde bulunan toksinler yok edilemez…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

MANYOK
Manyok, gelişmekte olan dünyada yarım milyardan fazla insan için temel bir diyet sağlayan önemli bir besindir. Ancak manyokun yanlış hazırlanmasının, akut zehirlenmelere, kısmi felce veya hatta ölüme neden olacak kadar zehirli olabileceğini unutmayın.

KARİDES
Karides çiftliklerde yetiştirilir. Enfeksiyonların, hastalıkların ve parazitlerin yayılmasını önlemek için, çiftçiler hayvanların yemini antibiyotiklerle pompalar ve suları pestisit ve fungisitlerle doldururlar. Klor da dahil olmak üzere büyük miktarda kimyasal katkı maddesi içine eklenir.

PATATES
Genel olarak, patates tamamen güvenli bir sebzedir. Patatesleri çok uzun süre aydınlık ve aşırı nemli bir ortamda bırakırsanız veya uzun süre bekletirseniz filizlenmeye başlayacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“PASLAŞIYORUZ”
Cansu Tosun, gazetecilerin, “Oğlunuz Marsel için yardımcı tuttunuz mu?” sorusuna; “Bizim anneler bakıyor. Zaten Marsel okula başladı. Erkan ile iyi paslaşıyoruz. Yetişiyoruz her şeye. Çalışmak güzel. Organizasyonu iyi yaparsak sorun olmuyor” yanıtını verdi.
“ÇOK ŞÜKÜR BİZ ŞANSLIYIZ”
Rol aldığı dizide 12 saat kuralının olduğunu söyleyen Cansu Tosun; “Geçmişe bakıldığında arada ne gibi farklar yaratıyor?” şeklindeki soruyu ise “Geçmişte anne değilim daha farklı bir hayatım vardı. Med Yapım böyle bir kural uyguluyor. Bence herkes bu kuralı yapmalı. Oyunculuk yapıyorsunuz yüzde 100 orada olmanız gerekiyor. Bir haftada sinema filmi çekiyoruz. Çok şükür biz şanslıyız” sözleriyle cevapladı.
“KADIN OYUNCU OLARAK DİRETMEK GEREKİYOR”
Erkek oyuncuların kadınlardan daha yüksek ücret almasıyla ilgili de konuşan Cansu Tosun; “Kadın oyuncu olarak istediğiniz şeyi diretmek gerekiyor. Ancak biz değiştiririz bunu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BKM yapımı ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, hikâye anlatmasının yanı sıra; oyunculukları, mekânları, kostümleri, ışığı ve müzikleriyle her bir sahnesinde yaşatacağı hüzün, mutluluk, heyecan ve gururla izleyicisini o yıllardaki bu eşsiz mücadeleye ortak ediyor.
REKLAM
Gösterime 25 Ekim’de girecek olan ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın ilk tanıtım filmi izleyicilerle paylaşıldı.

Nefes kesici ve büyüleyici prodüksiyonu ile göz kamaştıran, duygusal anların yaşandığı sahnelerin paylaşıldığı teaser’ın ardından, şimdi de filmin fragmanı heyecanla bekleniyor.

Yönetmen koltuğunda Yağız Alp Akaydın’ın oturduğu ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’; 1930’lu yılların Türkiye’sinde, bir avuç genç, yetenekli ve azimli insanın, önlerindeki tüm engellere rağmen bir ülkede sanatla nasıl devrim yaptığının nefes kesen hikâyesini anlatıyor.
REKLAM
Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili ve Emre Karayel ve Bensu Soral ve Okan Yalabık’ın yer aldığı bu çarpıcı film, gerçek bir hikâyenin gerçeküstü mücadelesini gözler önüne serecek.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Çınarcık ilçesi sahilinde yabancı uyruklu bir kadın kaldırımda dengesini kaybederek yaklaşık 2 metre yüksekten deniz kenarına düştü ve baygınlık geçirdi. Vatandaşlar durumu 112’ye bildirdi. Olay yerine giden itfaiye ekipleri, alkollü olduğu iddia edilen kadını bulunduğu yerden çıkararak sağlık ekiplerine teslim etti. Bu sırada ayılan kadın, geçirdiği şok ve korkuyla jandarmaya sıkı sıkı sarıldı. Ekipler kadını güçlükle sakinleştirdi. Kadın daha sonra Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. – YALOVA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Çiftçi, Kaymakamlık ziyaretinin ardından, ilçede konuşlandırılan kan bağış tırına geçti.
Daha önceki bağışları nedeniyle Türk Kızılay tarafından “altın madalya ve berat” takdim edilen Vali Mustafa Çiftçi, burada form doldurup gerekli testlerin yapılmasının ardından Kızılay’ın ilçede konuşlandırılan kan bağışı tırında kan verdi.
???????Vali Çiftçi, gazetecilere, 42. kez bağışta bulunduğunu ve ömrü boyunca bağış yapmaya devam edeceğini söyledi.
“İnancımızın gereği bağış yapmamız gerekiyor”
Kan bağışının önemine vurgu yapan Çiftçi, şöyle konuştu:
“Bağışımın birinci sebebi, her şeyden önce inancımızın gereği kan bağışlamamız gerekiyor. Çünkü bizim inancımız, bir insanın hayatını kurtarmayı, bütün insanlığın hayatını kurtarmakla eş değer görüyor. Kızılay’ın bağışçılarından topladığı kanlar, gerekli araştırma işlemlerinden sonra üç kişinin hayatını kurtarabiliyor. Onların işine yarayabiliyor. İkinci sebep, teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen, hala yapılamayan tek ilaç kan. Kanın tek bir kaynağı var o da insandan temin edilebiliyor. Dolayısıyla bu açıdan da kan bağışlamak önemli. Yine üçüncü bir sebep de kan acil bir ihtiyaç değil, sürekli ve devamlı bir ihtiyaç. Her gün kana ihtiyaç duyan bir sürü insan olabiliyor. Bunların da ihtiyaçlarının en güvenli bir şekilde karşılanabilmesi için kan bağışlarına sürekli ihtiyaç duyuluyor.”
Çiftçi, “Son bir gerekçe olarak da her şeyin şükrü kendi cinsinden diyebiliriz. Eğer Cenabıhak insanlara malı mülkü verdiyse, başkalarına, ihtiyaç sahiplerine, yardımcı olmak suretiyle malımızın, mülkümüzün şükrünü eda edebiliriz. Sağlığımız, sıhhatimiz yerindeyse kan bağışlamak suretiyle sağlığımızın da şükrünü eda edebiliriz.” diye konuştu.
Bağışlanan kanların güvenle ihtiyaç duyulan alanlara aktarıldığını da belirten Çiftçi, Türk Kızılay çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Denizli İl Jandarma Komutanlığınca, uyuşturucu ile mücadele çalışmaları sürdürülüyor. Jandarma ekiplerince yapılan operasyonda toplamda 8 gram metamfetamin, 132 gram kubar esrar, 10 gram skunk maddesi, 18 adet uyuşturucu hap, 2 kullanımlık kannabinoid maddesi, 29 kök kenevir ile 2 uyuşturucu kullanma aparatı ve 2 cep telefonu ele geçirdi. Ekipler tarafından yapılan operasyonda ise 23 şüpheli yakalanmıştır. Ele geçirilen uyuşturucu maddeler ve aparatların muhafaza altına alındığı belirtilirken, yakalanan şahıslar hakkında adli işlemlerin başlatıldığı bildirildi. – DENİZLİ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrenciler Yunus Bayram, Hakan Aras ve Hasan Sönmez, koordinatör öğretim üyeleri eşliğinde engelli bireylerin yaşam koşullarını kolaylaştırmak amacıyla bir proje hazırladı.
Gözlerin aşağı yukarı ve sağa sola hareketiyle kumanda edilen ve sensörleri sayesinde çevredeki engellere çarpmayan bir tekerlekli sandalye geliştiren Tekno-Trakya ekibi, TEKNOFEST Akdeniz Teknoloji Yarışmaları’nın “Engelsiz Yaşam Teknolojileri” kategorisinde de 4’üncü olmayı başardı.
Geliştirilen teknolojiyle engelli bireyler, kişiye özel tasarlanan kasktaki kameraya göz hareketleriyle komut veriyor. Komutların bilgisayar aracılığıyla işlenmesinin ardından kontrol kartına giden emir hareket kabiliyetini sağlıyor.
Kask ve kamera tasarımından yazılımın geliştirilmesine kadar tüm aşamaları öğrenciler tarafından yapılan projenin ileri safhalar taşınması hedefleniyor.
Öğrenciler, mevcut projede bilgisayar aracılığıyla yapılan işlemleri akıllı telefonla yapılması ve sesli komut özelliğinin sağlanması üzerinde çalışıyor.
“Omurilik felç geçiren hastaların yaşam kalitesini biraz daha iyileştirmeyi amaçlıyoruz”
Öğrencilerden Yunus Bayrak, gazetecilere yaptığı açıklamada, 1,5 yıl önce başladıkları projeyi başarıyla tamamladıklarını söyledi.
Engelli bireylerin sosyal hayata daha kolay katılmasını sağlayacak bir çalışma yaptıklarını belirten Bayrak, “Omurilik felç geçiren hastaların yaşam kalitesini biraz daha iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Yaptığımız projede omurilik felci geçiren hastalar göz hareketleriyle tekerlekli sandalyeyi kolay bir şekilde hareket ettiriyor.” dedi.
Hasan Sönmez ise projeyi daha da geliştirmek için araştırmalar yaptıklarını ifade etti.
İnsanlara fayda sağlayacak bir çalışma yaptıkları için mutlu olduklarını dile getiren Sönmez, “Akıllı gözlük üzerinde çalışmamız var. Yine projeyi geliştirip telefon uygulaması üzerinden kontrol hale getirilebilir şekilde sisteme sunacağız. Tüm vücudu felç olan sadece gözlerini hareket ettiren engelli bireyler var. Bu teknoloji sayesinde biraz daha engelleri aşıp, hayatta diğer insanlar gibi biraz gülümseyebilecekler. Zaten en büyük amacımız da buydu.” diye konuştu.
Hakan Aras da engelli bireylerin yaşamına katkı sunacak projeyle Teknofest’te başarı elde ettiklerini, ekip olarak yeni çalışmalar yapmaya devam edeceklerini kaydetti.
Fizik Bölümü Öğr. Gör. Fahrettin Dolaştır da öğrencilerin başarısıyla gururlandıklarını dile getirdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manhattan’daki dünyaca ünlü Carnegie Hall’da Nef Filarmoni Orkestrası tarafından düzenlenen tasavvuf musikisi konserinde mütefekkir ve mutasavvıf Kenan (Rifai) Büyükaksoy’un güfte ve bestelerinden oluşan repertuvar sunuldu.
Sunum, müzikseverler tarafından büyük ilgi gördü.
“Birliğin Sesi” ismini taşıyan tasavvuf musikisi konseri, Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Birliğe Ulaş” şiirinin okunmasıyla başladı.
Şef Orhan Şallıel tarafından yönetilen filarmoni orkestrasının icra ettiği klasik eserler, devlet sanatçısı Ahmet Özhan, tenor solist Emre Ömürlü ve bariton solist Serkan Kocadere tarafından seslendirildi.
Solistler, müzikseverlere Kenan Rıfai’ye ait Nat-ı Nebevi, Ey Habibi Muhterem, Selamet Her Dü Alemde ve Ruhu Cismu Batınu Zahirsin gibi bestelerin yer aldığı seçki sundu.
Türk ve Amerikalı müzikseverlerin tamamen doldurduğu salonda Özhan, Ömürlü ve Kocadere’nin performansları büyük beğeni topladı.
Sanatçılar, konser bitiminde seyircilerden büyük alkış aldı.
“Kendi adımıza da ülkemiz adına da çok onur verici bir durum”
Nef Filarmoni Orkestrası’nın kurucusu ve Nef Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mevlana Celaleddin Rumi’nin doğum gününe denk gelen konseri Carnegie Hall gibi klasik müzikte “bu işin mabedi olarak adlandırılan” mekanda gerçekleştirmenin sevincini yaşadıklarını söyledi.
Timur, “ABD’de yerli, yabancı birçok insanla böyle bir konserde buluşuyor olmaktan dolayı çok gururluyuz.” dedi.
Tasavvuf musikisinin, New York’taki prestiji dünyaca bilinen sanat merkezine taşınmasına ilişkin Timur, “Kendi adımıza da ülkemiz adına da çok onur verici bir durum.” diye konuştu.
Timur, farklı iki musikinin sentezinin filarmonik olarak seslendirilmesini “ayrı bir boyut” olarak değerlendirdi.
Böyle bir alanda “öncü olmanın” kendileri açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Timur, “Birliğin Sesi, konserimizin adı, teması da o. Birlik, (Tevhid) dediğimiz, insanların tüm farklılıklarının bir araya gelmesi konusu.” ifadelerini kullandı.
Orkestra Şefi Orhan Şallıel de konserlerle ilgili, “Bizim için gerçekten çok özel bir tecrübeydi ve beklentilerimin çok üzerinde bir seyirci vardı. Aslında bu, ağır bir program. Bazı dinleyiciler için ben biraz endişeliydim ama öyle bir seyirciyle karşılaştık ki inanılmazdı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yoğun ilgi gören açılış, Bornova Belediyesi Kadın Ritim Grubu’nun performansı ve Dünya’dan Ezgiler Dinletisi ile başladı. Kitapseverlerin keyifli anlar yaşadığı açılışta Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Bornova Belediyesi kütüphanelerine en çok kitap bağışı yapan Nazmiye Çıray’a ve etkinliğin onur konuğu Yazar Ahmet Ümit’e teşekkür plaketi takdim etti.
“Homeros’un Bornovası’nı dünyaya tanıtacağız”
Heyecanını “Ben de bir zamanlar bu kitap günlerinde personel olarak çalışıyordum. Arkadaşlarımla birlikte hayal kuruyorduk; Ahmet Ümit gibi bir yazarımız gelsin diyorduk” sözleri ile paylaşan Başkan Eşki, Kitap Günleri’nin sadece Bornova değil, Türkiye genelinde en geniş katılımlı organizasyonlardan biri olduğunu belirterek, “Homeros’un Bornova’sını dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Sanat bizim en temel gücümüz. Kitap Günleri, birçok çocuk için yeni başlangıçlar yaratacak” dedi.
Uğur MumcuKültür ve Sanat Merkezi müjdesi
Kitap Günleri vesilesiyle kültür ve sanata verilen öneme dikkat çeken Eşki, Bornova Büyükpark’ta yıkılarak yeniden inşa edilmesi planlanan yeni Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nin müjdesini de verdi. Başkan Eşki, merkezin İzmir’in en güzel sahnesine ev sahipliği yapacağını söyledi.
Ahmet Ümit’ten teşekkür
Etkinliğin onur konuğu Ahmet Ümit, Bornova Belediyesi’nin kültür ve sanat alanındaki çabalarını övdü. Ümit, “Kültür ve sanat bir toplumun gelişimi için vazgeçilmezdir. Bu tür etkinlikler geleceğimiz için çok önemli” diyerek emek veren herkese teşekkür etti.
10 Günlük kültür şöleni devam ediyor
6 Ekim’e kadar sürecek etkinlikte 62 yayınevi ve 430 yazar kitapseverlerle buluşacak. İnci Aral, Üstün Dökmen, Cezmi Ersöz ve Latife Tekin gibi pek çok önemli yazar, kitapları ve edebiyatın toplumsal rolü üzerine söyleşiler gerçekleştirecek.
İnci Aral: 2 Ekim 2024 Çarşamba
Saat: 19.00-20.00
Konu: Reşat Nuri Güntekin ve Yeşil Gece
Balçiçek İlter: 2 Ekim 2024 Çarşamba
Saat: 15.00-16.00
Konu: Herkes Sevilmenin Peşinde, Sevmenin Değil… Oysa Aşk Emek İster.”
Av. İsmail DoğanSubaşı: 3 Ekim 2024 Perşembe
Saat: 18.00-19.00
Konu: Mahalle’den başlamalı
Mine Söğüt: 3 Ekim 2024 Perşembe
Saat: 19.00-20.00
Konu: Bazen tek kelime yeter. Ama insan ya o kelimeyi bulamazsa?”
Üstün Dökmen: 4 Ekim 2024 Cuma
Saat: 19.00-20.00
Konu: Yaşamı Okumak
Deniz Erbulak: 5 Ekim 2024 Cumartesi
Saat: 15.00-16.00
Konu: Romanda atmosferi kurmak
Latife Tekin: 5 Ekim 2024 Cumartesi
Saat: 19.00-20.00
Konu: Sevgili Arsız Ölüm’den Zamansız’a Latife Tekin’le Söyleşi
Cezmi Ersöz: 6 Ekim 2024 Pazar
Saat: 14.00-15.00
Konu: “Gönül Eczanesi”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bandırma Belediyesi tarafından düzenlenen Kitap Günleri, sona erdi. Etkinlik, son gününde de edebiyatseverler ve vatandaşları bir araya getirdi. Naim Babüroğlu ile gazeteci İsmail Arı’nın söyleşi ve imza etkinliği büyük ilgi gördü. Kitapseverlerle buluşan yazarlar, güncel meseleler ve tarih üzerine önemli değerlendirmelerde bulunurken, okurlarıyla da bire bir sohbet etme fırsatı yakaladı.
Günün sonunda sahneye çıkan Kehribar grubu, şarkılarıyla izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Müzikseverlerin büyük beğenisini toplayan grup, sahne performansıyla geceye damgasını vurdu.
Belediye Başkan Vekili Sn. Sami Türkmen, etkinliğin kapanış konuşmasında tüm katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 35. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödüllerinin bu yıl Müjdat Gezen, Şefika Kutluer ve Kurtuluş Özyağcı’ya verileceği açıklanırken; bu yıl üçüncü kez verilecek olan “Vakıf Özel Ödülü”nün ise reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak yer alan Selda Taşkın ile çeşitli tiyatro oyunları ve sinema filmlerinde yer alan başarılı oyuncu Berkay Ateş’in olacak.
Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sahibi Müjdat Gezen
Film Festivali’ni düzenleyen Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu, Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sanatçı Müjdat Gezen’e verilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı.
“Uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu”
Vakıf’tan yapılan açıklamada, “Mizahın, dramın ve toplumsal eleştirinin ustaca harmanlandığı karakterleriyle uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu olmasının yanı sıra sanatı yaşam tarzı haline getirmesi, sahneye ve ekrana adanmış bir ömürle Türkiye’nin kültürel hafızasında derin izler bırakması” nedeniyle Gezen’in bu ödüle layık bulunduğu belirtildi.
Sanat Çınarı Ödülü’nün sahibi Şefika Kutluer
Sanat Çınarı Ödülü’nü, müzik evreninde “Sihirli Flüt” olarak tanınan “Devlet Flüt Solisti” Şefika Kutluer’e verilmesinin gerekçesini Vakıf, “Flüt ile çok yönlü bir anlatım dili geliştirmesi, sadece müzikle sınırlı kalmayıp, sanata yönelik bakış açısıyla da bir ilham kaynağı haline gelmesi, kendi adına düzenlediği müzik festivalini uluslararası bir sanat etkinliği haline getirmesi ve müziğiyle dünya çapında büyük bir hayran kitlesi edinmesi” şeklinde açıkladı.
Kitle İletişim Ödülü Kurtuluş Özyazıcı’ya verilecek
Vakıf, Kitle İletişim Ödülü’nün “deneyimlerini yapımcı olarak Ankara Radyosu’nda hazırladığı belgesel, eğitim-kültür, müzik programlarına yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda eğitimler verdiği radyo yayıncılarına aktarması, editörlük ve program seçiciliği yaparak Ankara Film Festivali’ne katkılarda bulunması, sinema yazılarıyla sinema sanatına kalıcı bilgiler üretmesi” nedeniyle prodüktör Kurtuluş Özyazıcı’ya verileceğini bildirdi.
Vakıf Özel Ödülü: Selda Taşkın ve Berkay Ateş
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nın iki yıl önce başlattığı, “alanındaki çalışmaları ile farklılık yaratan, kendi inandığı yolda ilerleyen ve üreten isimlere Vakıf Özel Ödülü verilmesi” uygulaması bu yıl üçüncü ödüllerini veriyor.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ilki, üniversite eğitimi boyunca Nisi Masa (Avrupa Genç Sinemacılar Ağı) gibi kültür sanat kurumlarında görsel üretim ve organizasyon işlerinde çalışan, 2009’da Punctum Creative Productions şirketini kurarak; reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak çalışmaya başlayan, 70.? ?Berlin Film Festivali kapsamında Berlinale Talents’e seçilen ve birçok ödüle layık görülen Selda Taşkın’a verilecek.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ikincisi ise, Abluka filminde Ahmet karakteriyle 22. Altın Koza Film Festivali’nde Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan, Görülmüştür filminde Zakir karakteriyle 30. Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülen, çeşitli tiyatro oyunlarında boy gösterdikten sonra sinemaya yönelen, Yarım Kalan Mucize filminde İsyancı, Karanlık Gece filminde İshak karakterine can veren oyuncu Berkay Ateş’e verilecek.
35. Ankara Film Festivali’nin, farklı alanlarda verilecek Onur Ödülleri, 7 Kasım’da düzenlenecek açılış töreniyle sahiplerini bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’da yaşayarak memleket hasreti çeken Adıyamanlılar, Adıyaman çiğköftesi ve Harfane konseri eşliğinde unutulmaz bir gece yaşadı. Adıyaman Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından kurulan yöresel ve el sanatı ürünlerinin sergilendiği stantlar vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü.
Etkinliğe, Ordu Valisi Muammer Erol, Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Tırpan ve Ordu Adalet Komisyonu Başkanı Mesut Bilen, Ordu Adıyamanlılar Derneği Başkanı Mustafa Bilgiç, çeşitli kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.
Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Tırpan, 6 Şubat depremlerinde yaşanan acıları hatırlatarak, “Altınordu Belediye Başkanımız Ulaş Tepe’ye sonsuz teşekkür ediyorum. İnşallah bir daha böyle felaket yaşamayız. Ancak yaşadığımız felakette hep Ordulular yanımızdaydı. Bundan sonraki sosyal ve kültürel faaliyetlerde de Ordu’nun yanında olacağız. Bizi gönüllerinize misafir ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız” dedi.
Adıyaman’ın kendileri için özel bir şehir olduğunu dile getiren Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe ise, “Yıkıcı depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımızı rahmetle anıyorum. Adıyaman bizim için çok özel bir şehir. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’ye ve Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Tırpan’a çok teşekkür ediyorum. Ordu’daki Adıyamanlılar, Dernek Başkanı Mustafa Bilgiç ve Adalet Komisyonu Başkanımız Dr. Mesut Bilen’e, türküleriyle bize eşlik eden Adıyaman Harfane ekibine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Etkinlik, Adıyaman türküleri eşliğinde halaylarla devam ederken, Şef Mustafa Çiftçi yönetimindeki harfane ekibi ve Sanatçı Mahmut Karadağ’ın performansları geceye damgasını vurdu. Gece, plaket takdimi ile sona erdi. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜMÜŞHANE – Gümüşhaneli dağcılar, merkeze bağlı Dumanlı Köyü sınırlarındaki tarihi Santa Harabeleri’nde 16 kilometrelik eşsiz bir doğa yürüyüşü gerçekleştirerek ‘Kayıp Santa Yolu’nu adım adım keşfetti. Orman içindeki taş döşeli patikalarda çok sayıda tarihi yapı ve köprü ile karşılaşan sporcular bölgenin güzelliklerine hayran kaldı.
Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği üyesi sporcular merkeze bağlı Dumanlı Köyü sınırları içinde yer alan tarihi Santa Harabeleri’nde kamuoyunda ‘Kayıp Santa Yolu’ olarak bilinen parkuru ilk kez yürüdü. Toplam 27 sporcunun katıldığı etkinlikte 16 kilometrelik parkurda doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bir deneyim yaşayan sporcular Santa Harabeleri’nin büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir yürüyüş yaptı.
Yürüyüş boyunca sporcular ormanların içerisinde taş döşeli patika yolları takip ederken çok sayıda tarihi yapı ve köprü ile karşılaştı. Bölgenin doğasıyla iç içe olan bu yapılar, geçmişin izlerini günümüze taşırken, katılımcılara benzersiz bir yürüyüş deneyimi sundu.
Araçla bölgeye ulaşan sporcular İşhanlı Mahallesini aştıktan sonra tarihi patika yoldan yürüyüş devam etti. Orman içinden eşsiz manzaralar eşliğinde aralarında 1 yaşındaki İklim Doğa Can bebeğin de bulunduğu sporcular derelerdeki tarihi köprüleri aşarak Ayene Yaylasından Cirip Yaylasına ulaştı. Buradan geri dönen sporcular yine tarihi patika yolu takip ederek Terzili Mahallesine ulaşarak başladıkları noktada yürüyüşü sonlandırdı.
Etkinliğe katılan sporculardan Burak Soydaş, “Daha önce hiç deneyimleyemediğimiz Kayıp Santa Yolunun 16 kilometrelik parkurunu tamamladık. Çok güzel bir parkur. Daha önce gelip görmediğimiz köprüler, kiliseler, eski taş yayla evleriyle karşılaştık. Mükemmel bir görüntü vardı. Buraya gelmesin herkesin gelmesini tavsiye ediyorum. Buraya bugüne kadar gelmediğimiz için çok büyük pişmanlığımız var” derken, ekipteki sporculardan Demet Bayraktar da “Bugün keşfettik Kayıp Santa Yolunu. Gerçekten çok güzel bir parkurdu. Orman içerisinde yeşillikler arasında fevkalade güzel geçti. Burayı da keşfetmek ayrıca hoş oldu. Günün tamamını yürüyerek geçirdik. Çok keyif oldu. Çok zorlanmadık ve inanılmaz güzel manzaralar gördük. Hiç aklımıza gelmeyecek kuytu köşelerde tarihi köprüler vardı. Bugün gerçek bir keşif oldu bizim için. Bahar aylarında bu yolu deneyimlemek çok daha güzel olurdu çiçekler arasında” diye konuştu.
Yüzlerce yıllık taş binaları, kiliseleri, çeşmeleri ve eşsiz doğasıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olan Santa Harabeleri, ziyaretçilerine hem zamanda yolculuk yaptırıyor hem de eşsiz manzaralarıyla hayran bırakıyor. Kimi kaynaklara göre 17. yüzyılda kimi kaynaklara göre de daha eski tarihlerde kurulduğu bilinen ve 7 mahalleden oluşan Santa Harabeleri, her bir mahallesinde dönemin özelliklerini yansıtan ve zamana meydan okurcasına dimdik ayakta duran tek ve iki katlı evleri, kiliseleri, okulları, şelaleleri ve çeşmeleriyle döneminin kendine özgü sivil mimari özelliklerini sergiliyor.
Doğu Karadeniz’in önemli kültürel miraslarından birisi ve geçmişin izleriyle dolu olan Santa Harabeleri, tarihi ihtişamı ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine büyüleyici bir atmosfer ve enfes manzaralar sunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Besni Millet Bahçesinde gerçekleşen etkinliğe, Besni Kaymakamı Çağlar Partal, Belediye Başkanı Reşit Alkan, Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu ile birçok kurum ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin yanı sıra yüzlerce vatandaş katıldı.
Etkinlikte ünlü oyuncu Müfit Can Saçıntı, eğlenceli bir dille kapitalist sistemi eleştirdi. Evlilik, eğitim sistemi, çalışma hayatı ve reklamlara dair görüşlerini mizahi bir üslupla sunan Saçıntı, izleyicileri hem güldürdü hem de düşündürdü.
Yaklaşık iki saat süren performansın ardından Saçıntı, gelecek eğitim bayramında yeniden gelme sözü verdi. Saçıntı’ya, kaymakamlık, belediye ve Besni Eğitim Vakfı tarafından teşekkür plaketi takdim etti.
Etkinlik sonrası birer konuşma yapan Kaymakam Çağlar Partal ve Belediye Başkanı Reşit Alkan, özellikle deprem sonrası kamu hizmetleri ve yatırımlarının yanı sıra bu tür etkinliklerin de vatandaşların moraline katkı sağladığını belirtti. İkili, Besni halkı için çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA – Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Göktepe Mahallesi’nde yaşayan kadınlar hamur leğenlerinden oluşturdukları enstrümanlar eşliğinde oynadıkları oyunlarla köklü kültürlerini yaşatıyor.
Göktepe Mahallesi’nin kadınları festivallerde giydikleri yöresel kıyafetleri ve oynadıkları oyunlarla Muğla’nın geleneklerini yaşatmaya devam ediyor. Kadınlar, kendilerine özgü enstrümanlarla düğün ve festivalleri renklendiriyor. Geleneksel kıyafetleriyle düğünlerde ve festivallerde sahne alan kadınlar, hamur yoğurma leğenlerini bir müzik aletine çevirerek yöresel ritimlerle dans ediyor. Kendilerine has enstrümanları, köy düğünlerinde ve yerel festivallerde büyük ilgi gören kadınlar, sadece danslarıyla değil kendi kültürlerine bağlılıklarıyla da dikkat çekiyor.
Bu etkinlikler, sadece köy halkı için değil, bölgeyi ziyaret edenler için de unutulmaz bir kültürel deneyim sunuyo. Kadınların özgün performansları, yerel kültürün gelecek nesillere aktarılmasına önemli bir katkı sağlarken, Muğla’nın zengin folklorik geçmişini de canlı tutuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buluşlarıyla önemli bilim insanları ödüllerini almak için Bursa’ya gelecek
BURSA – Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği tarafından Bursa Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan ‘Türk Dünyası Bilim Ödülleri’ programına Türkiye’den ve dünyadan buluşlarıyla çığır açmış önemli bilim insanları katılacak.
Bursa Teknik Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Türk Dünyası Bilim Ödülleri öncesinde Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği yönetimi basın mensupları ile bir araya geldi. Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bulunan Hamidiye Sofra’da gerçekleşen toplantıda Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu ve Düzenleme Kurulu Başkanı ve Birlik Genel Sekreteri Cemal Akkuş açıklamalarda bulundu. Daha önce Bursa Uludağ Üniversitesi ev sahipliğinde 10 farklı ülkeden 50’ye yakın üniversiteden yaklaşık 100 akademisyenin katıldığı Türk Dünyası Stratejik Araştırmalar Kongresi düzenlediklerini belirten Başkan Tatlıoğlu, bu kez yeni bir uluslararası organizasyona imza attıklarını dile getirdi.
“Türk dünyasının değerlerini Bursa’da hatırlatmak istiyoruz”
Geçmişte Türklerin dünya tarihinin akışına yön verdiğini dile getiren Başkan Tatlıoğlu, “Kendi geçmişimizi bilmediğimiz için başkalarına özentiliğimiz oluyor. Gençlerimiz 300 Spartalı’yı bilir, böyle bir olay tarihte yok. Film yapılmış, 1371 yılında Çirmen Savaşı var. 800 akıncı, 70 bin Sırp ordusunu yeniyor. Gençlerimiz bilmiyor, belki bilse akıncılarımızı araştıracak. Bunların hepsini gençlere öğretmemiz lazım, Bursa’nın değerlerine değer katalım diyoruz, bizler de Türk dünyasının değerlerini Bursa’da hatırlatmak istiyoruz. 21. Yüzyıl, Türk yüzyılı olacak diye hedef koyduk, bu hedefe önemli katkılar sağlamak için bir yürüyüşümüz de olacak. Türk Yüzyılı olmasının önemli sebepleri var, bakıldığında geçmişte haksızlık, hukuksuzluk yapmamış, savaş dışında kimseyi öldürmemiş bir topluluk” diye konuştu.
Bursa dünyanın en ünlü bilim insanlarını ağırlayacak
Düzenleme Kurulu Başkanı ve Birlik Genel Sekreteri Cemal Akkuş, düzenlenecek olan etkinliğe ilişkin bilgiler verdi. “Bilimde öncü Türkler” sloganını hayata geçireceklerini söyleyen Akkuş, “Avrupa’nın karanlık çağda yaşadığı dönemde, bizim medeniyetimiz altın çağını yaşıyordu. Harezmi olmasaydı bugünkü matematik olmayacaktı. Biz, bu organizasyon ile birlikte akademik ve bilimsel çalışmaların Türkiye’de ve Türk dünyasında hala devam ettiğini, önemli çalışmaların yapıldığını göstermek istiyoruz. Aynı zamanda gençlerimize de özgüven aşılamasını hedefliyoruz. 27 dalda, 29 ödül vereceğiz. Bunlardan bir tanesi Onur Ödülü, bir diğeri Türk Dünyası’na Vefa Ödülü, diğerleri ise matematikten kimyaya, robot bilime kadar pek çok alanda dünyanın en iyilerine ödüllerini sunacağız. Bunun için temel kriterimiz sadece Türk kökenli olması, Türklüğü ile ilgili sorunu olmaması ve devletimize ihanet içerisinde olmamasıydı. Aylar boyunca gelen başvuruları değerlendirdik ve ödül alacak bilim insanlarımızı belirledik” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de ilk kez ödül gecesini insansı robot sunacak
Ödül gecesini yerli ve milli insansı robotların sunacağını kaydeden Akkuş, “Türk dünyasının geleneksel müzikleri, kıyafetleri sergilenecek. Ayrıca insansı robotlar olacak. Belki de Türkiye’de ilk defa bir canlı sunucu ile aynı zamanda insansı robot, geceyi birlikte sunacak. Bu insansı robotlar yerli ve milli olacak. Sizleri onlar karşılayacak. Tam kesin olmamakla birlikte muhtemel Adalet Bakanımız da bizlerle olacak. Buraya katılacak hocalarımız, dünyaca ünlü isimler. Ayrıca her bir lisede hocalarımız gençlerle de buluşarak deneyimlerini aktaracak” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filmin vizyonundan önce AA muhabirine konuşan başrol oyuncuları, çekim süreci ve filmin içeriğine dair değerlendirmelerde bulundu.
Oyuncu Mahir İpek, filmde bir mali müşaviri canlandırdığını belirterek, “Film iyi bir komedi filmi oldu diyebilirim. Seyircinin de beğeneceğini düşünüyorum. Oynadığım karakter aslında biraz da filmin içerisindeki insanların en dürüstü, en safı. Aslında biraz da bütün o yaşananların içerisindeki sağduyunun temsilini oynuyorum diyebilirim.” dedi.
Her karakterin ayrı bir hikayesi olduğunu kaydeden İpek, “Bu filmi diğer komedilerden ayıran özellik budur sanırım. Yani bir tane başrol oyuncusunun hikayesi etrafında dolaşmıyor senaryo.” diye konuştu.
“Filmde bütün komikler bir araya geliyor”
Bir diğer başrol oyuncusu Arif Pişkin ise filmde Arap Fahri karakterini canlandırdığını dile getirerek, “Arap Fahri, filmdeki pavyonun sahibi. Biraz aşık, biraz takıntılı, biraz sinirli ama komik olayların içerisinde kendini var etmeye çalışan ilginç karakterlerden bir tanesi bence.” ifadelerini kullandı.
Pişkin, film çekimlerinin eğlenceli geçtiğini vurgulayarak, “Film, bütün komiklerin bir araya geldiği, kimsenin aklına gelmeyen insanların, kimsenin aklına gelmeyecek ortamlarda karşılaştığı, değişik olayları anlatan bir hikaye oldu. O yüzden gerçekten gülecek izleyici.” değerlendirmesinde bulundu.
Oyuncu Bestemsu Özdemir de filme dair, “Çok içime sinen bir senaryo, çok akıcı, çok güzel yazılmış bir iş. Oyuncu kadrosu da öyle. Herkes bütün yeteneklerini sergiledi. Seyircinin de böyle gelip gerçekten kafa dağıtacağı, gülerek, eğlenerek çıkacağı tatlı bir iş yaptık diye umut ediyorum.” görüşünü paylaştı.
Canlandırdığı karaktere ilişkin ise Özdemir, “Benim için çok başka bir tecrübeydi bir dansözü oynamak. Onun için bir dans eğitimi sürecim de oldu. Böyle bir karakteri daha önce hiç canlandırmadım. O yüzden tabii ki çok tatlı bir zorluk oldu bu. Bazen strese girdiğim, ‘bunları nasıl yapacağım falan’ dediğim de oldu. Ama bu bence her oyuncuyu çok besleyen bir şeydir. Benim için çok özel bir karakter Maya.” dedi.
“Ayakları yere basan bir komedi”
Oyuncu Celil Nalçakan da çekim sürecinin kendisi için zor geçtiğini anlatarak, “Çekimleri yaptığımız zaman havalar çok sıcaktı. Ama senaryo sıcağı bize düşündürmeyecek kadar kaliteliydi açıkçası. Benim rolüme gelecek olursak, ben de tövbe etmiş eski bir kabadayının, tövbesinin bozulma sürecini oynadım.” şeklinde konuştu.
Filmin içeriğine değinen Nalçakan, şunları kaydetti:
“Komik bir film bekliyor izleyicileri ama böyle sulu zırtlak bir komedi değil. Ayakları yere basan bir komedi. Kendi özelimde ben ekipteki arkadaşlarımın pek çoğunu, meslektaşlarımın pek çoğunu tanıyordum ve tamamına hayranım. Fakat bugüne kadar birlikte çalışmak hiç nasip olmamıştı. Bu filmde bunu yaşadım ve benim için çok büyük bir şans oldu.”
“Ercan Saatçi ve Mahir İpek’le tanışmak çok değerli”
Oyuncu Safa Sarı ise canlandırdığı Güven karakterini, “Rolümün karakter adı Güven ama asla güvenecek bir insan değil. Çevrenizde çok yalan söyleyen şeytan tüylü insanlar vardır. Asla yanınızdan ayıramazsınız. Öyle bir karakter Güven. Benim çevremde asla istemediğim bir adam.” şeklinde anlattı.
Filmde güzel tecrübeler edindiğini belirten Sarı, “Mahir abiyle çalışmak ve Ercan Saatçi’nin yapımcılığında bir filmde rol almak benim için çok değerliydi. Bana ayrı bir profesyonellik kattı diyebilirim.” görüşünü paylaştı.
Yapımcılığını ünlü müzisyen Ercan Saatçi’nin üstlendiği “Leydi Di” filminin yönetmen koltuğunda Kamil Aydın oturuyor.
Senaryosunu Suat Özkan ve Ali Can Yaraş’ın kaleme aldığı film, manevi oğlu tarafından bir dolandırıcılık planının içine düşürülen yeminli mali müşavir Nevzat Kesik’in maceralarına odaklanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Biri; henüz doğmamış, diğeri ise doğmuş çocuk üzerine…
Birinin annesi ve babası belli.
Diğerinin annesi belli ama babasının kim olduğu belli değil.
Babasının, Hacı Sabancı olduğu iddia edildi.
Hacı Sabancı, avukatı aracılığıyla söz konusu iddiayı ikinci kez yalanlayarak; “Çocuk benden değil” diye haykırdı.
Şöyle ki;
PINAR DENİZ
İLK HAMİLELİK POZU
Şu sıralar ilk kez anne olmaya hazırlanan Pınar Deniz, özel hayatında da kariyerinde de özel zamanlar yaşıyor. Yaklaşık 2 aylık hamile olan Deniz, 16 Eylül’de Kaan Yıldırım ile evlendi.
Pınar Deniz, Roma’da kıyılan nikâhta evlilik defterindeki imzasının mürekkebi henüz kurumadan Paris’e uçarak bir markanın Paris Moda Haftası’nda düzenlediği etkinliğine katıldı.
Beyaz saten bir elbise giyen Pınar Deniz; Kendall Jenner, Cara Delevingne, Andie MacDowell, Jane Fonda ve Eva Longoria gibi dünyaca ünlü modellerle aynı podyumda yürüdü.
Simon Ashley, Cara Delevingne, Pınar Deniz ve Julia Wieniawa
Etkinlikte; Oscar ödüllü Jane Fonda ile de bir araya gelen Pınar Deniz, usta oyuncuyla çektirdiği bu fotoğrafını “Seviyorum” notuyla sosyal medya hesabından yayımladı.
REKLAM
Hamile olduğu bilindiği halde Paris’e gidene kadar bu konuda tek cümle etmeyen Pınar Deniz, belli ki hamilelik duyurusunu yıldızlarla dolu özel geceye saklamış. Deniz, podyumdan indikten sonra bir ayna karşısında eliyle göbeğini tutup çektiği fotoğrafla anne adayı olduğunu belirtti.

30 yaşındaki Pınar Deniz, duygularını; “Hâlâ etkisinde olduğum bir gece… Paris’te dünyaca ünlü isimlerle aynı sahneyi paylaşmak ve kadının gücünü bu denli hissetmek çok gurur vericiydi” sözleriyle ifade etti.

HACI SABANCI
BABALIK YALANLAMASI
Hacı Sabancı ile birliktelik yaşadığını ve bu birliktelikten oğlu U.D.’nin dünyaya geldiğini iddia eden F.D, ünlü iş adamı hakkında babalık davası açmıştı.

F.D., mahkemeden U.D.’nin daha fazla mağdur edilmemesi bakımından ivedi şekilde yargılama yapılmasını, çocukla davalı baba arasındaki soy bağının DNA incelemesi yoluyla tespiti, davalının babalığına karar verilmesi ve akabinde nüfus kaydına geçirilmesini talep etmişti.

Basına yansıyan bu iddialar sonrasında Hacı Sabancı’nın avukatı Yunus Egemenoğlu, önceki haftalarda şu açıklamayı yapmıştı:
Değerli kamuoyu,
Müvekkilim sayın Hacı Sabancı, U.D. isimli bir çocuğun babası olduğu iddiası ve iftirasıyla karşı karşıyadır.
Şüphesiz bu tür asılsız iddialar ve iftiralar toplumumuzda tanınmış ve ülkemiz değerleriyle bütünleşmiş aileler ve fertler için ne ilktir ne de son olacaktır.
İftiraların amacının ne olduğunu biliyoruz ve buna karşı sessiz kalmayacağız.
Müvekkilimin eşi ve kızıyla mutlu aile birliğine ve şahsına yönelik bu iftiralara karşı her türlü yasal yollara başvuracak ve sürecin en yakından takipçisi olacağız.
Müvekkilim Hacı Sabancı’nın gerçeklerin ortaya çıkacağına ve adaletin yerini bulacağına inancı tamdır.
Saygılarımızla,
Avukat Yunus Egemenoğlu.

Hafta içinde yeni bir iddia daha ortaya atıldı. ‘DNA testi sonucunda U.D.’nin Hacı Sabancı’nın babası olduğu kesinleştiği’ ileri sürüldü.
Hacı Sabancı’nın avukatı Yunus Egemenoğlu, bir kez daha açıklamaya yaparak söz konusu iddiaları yalanladı.
Değerli kamuoyu,
Müvekkilim Hacı Sabancı için DNA testi yapıldığı gibi ileri sürülen iddialar doğru olmayıp, mahkemenin bu DNA testi yapılması yönünde tesis ettiği bir kararı dahi yoktur. Mahkemenin bu yönde bir kararı dahi yok iken kamuyu aldatmaya yönelik, müvekkil ve ailesini hedef alan bu tür gerçeğe aykırı haberler kamu vicdanını da incittiği, bu tür gerçeğe aykırı iddiaların haber değeri olmadığı, haber kriteri dahi taşımadığı açıktır. Hukuki ve cezai açıdan konunun yakından takipçisi olacağız.
Saygılarımızla,
Avukat Yunus Egemenoğlu.

GÜLSE BİRSEL
DOLANDIRICILARA KARŞI UYARDI
Haftanın bir diğer dikkat çeken paylaşımı Gülse Birsel’e ait…
Gülse Birsel, son dönemlerde adını ve fotoğraflarını kullanarak dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunanlara karşı uyarıda bulundu.

Yapay zekâyla yüzünün yaralı olduğuna ilişkin üretilen bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşanlara karşı Gülse Birsel, şu uyarıda bulundu; “Arkadaşlar, bunlar dolandırıcılık biliyorsunuz değil mi? Takipçilerimden; ‘Tutuklandınız mı’ falan diye yazanlar var. Sahte bunlar güzel kardeşim. Tıkladığınız haberlerin altında; ‘7.000’ lira ver, paranı katla’ diyen siteler çıkıyor.”

Gülse Birsel, konuyla ilgili yaptığı açıklamasına şöyle devam etti; “Geçen akşam, yemek yerken birinin annesi arayıp ‘Gülse tutuklanmış, ev hapsindeymiş’ falan deyince anladık. Bu dolandırıcılık siteleri, insan avlamak için yapay zekâ yardımıyla hazırlanan yalan haberlere inanacak hiç beklemediğimiz kadar çok insan var. Videolu haberler bile var.”

Gülse Birsel; “Başka ünlüleri de kullanıyorlar bu yalan haber tanıtımlarında. Peki AI, biraz daha gelişirse ve dolandırıcılar daha zekice, tam anlamıyla inandırıcı videolar üretirse? Kim bakıyor bu işlere?” şeklinde endişelerini dile getirdi.

Yapay zekâyla üretilen bir fotoğrafı ti’ye alan Gülse Birsel; “Ben önce dudağıma botoks yaptırmışım, sonra sonucu beğenmeyip doktorla kavga edip, sonra gözlere kapalı makyaj mı yapmışım? Ne bu?” şeklinde espri yaptı.

ELÇİN SANGU
JAHREIN MESELESİ
Elçin Sangu’nun paylaşımı ise davalık olduğuyla ilgiliydi.
Sosyal medyada ‘Jahrein’ ismiyle bilinen ve 13 gündür tutuklu bulunan Ahmet Sonuç’un, Elçin Sangu’dan şikâyetçi olduğu ünlü oyuncunun paylaşımıyla öğrenildi.

‘Müstehcen içerikli konuşmalar ve yayınlar’ suçlamasıyla tutuklanan Jahrein, kendisine ‘çomar’ dediği gerekçesiyle Elçin Sangu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ahmet Sonuç, Elçin Sangu’nun kendisine, 27 Mayıs 2024’te sosyal medya üzerinden, “Gamerın çomarına denk geldik” ifadelerini kullandığını şikâyet dilekçesinde ifade etti.

Ünlü oyuncu, X hesabından bulunduğu paylaşımda, ‘Jahrein’ lakaplı Sonuç’un kendisinden şikâyetçi olduğu dilekçenin fotoğrafı paylaşarak; “Jahr…….shahash ahhhh beee hiç sekmez klasik” yorumunda bulundu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun Mobilyacı İş Adamları Derneği (MOBİD), Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ve Samsun Engelli Kadınlar Derneği tarafından yürütülen “Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Operasyonu Programı” kapsamında “Gelecek İçin Tasarım Projesi” hayata geçirildi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali işbirliğine yönelik geliştirilmiş 12 aylık proje kapsamında 30 kadın, 16 erkek olmak üzere toplam 46 gence bilgisayar destekli mobilya tasarımı, AR-GE ara elemanı, mobilya döşeme dikiş, tekstil baskı ve desen tasarımı eğitimi verildi.
Proje eğitim ve toplantılarında yer alan mobilya sektöründeki 55 firma temsilcisi ve çalışanına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi de yapıldı.
Yaklaşık bin saatlik eğitimi tamamlayan kursiyerlerin yüzde 20’si mobilya imalat firmalarında istihdam edilecek.
MOBİD Başkanı Özgür Uyanık, projenin tamamlanması dolayısıyla kentteki bir otelde düzenlenen toplantıda, proje kapsamında 550 lise ve üniversite öğrencisi ile kariyer planlaması, geleceğin meslekleri ve iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği konularında toplantılar düzenlediklerini söyledi.
Yaş aralığı 18-30 olan 75 gençle iş arama teknikleri üzerine eğitim gerçekleştirildiğini dile getiren Uyanık, şöyle konuştu:
“Projede bilgisayar destekli tasarım eğitiminde kullanılan 15 bilgisayar ve 3D yazıcı, mesleki eğitimlerin tamamlanmasının ardından proje ortağı olan OMÜ’ye devredilerek üniversite bünyesinde tasarım laboratuvarı kuruldu. Projenin mesleki eğitimlerini tamamlayan 15 genç ve 5 firma temsilcisi ile 20-21 Eylül’de İstanbul’da gerçekleşen mobilya tasarım fuarına ziyaret gerçekleştirildi. Projenin başarı ile sonuçlanması, gençlerin istihdam olanağı kazanması, OMÜ’ye bir tasarım laboratuvarı kurulması ve kurumlar arası işbirliğinin güçlenmesinden memnuniyet duyuyorum.”
Programa Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç ile proje danışmanları, akademisyenler ve kursiyerler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medya hesabından kızı ile sık sık fotoğraf paylaşan oyuncu Emine Ün ile kızının benzerliği yeniden sosyal medyanın gündemine geldi.

Emine Ün doğum gününde soluğu kızının yanında aldı. Kendisi gibi oyuncu olan eski eşi Emre Kınay ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Duru Kınay ilgi odağı oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Üniversite eğitimi için İngiltere’ye giden Emine Ün ile Emre Kınay’ın kızları Duru Kınay son olarak annesini ağırladı.

Kızını okula uğurlarken duygusal anlar yaşayan Emine Ün bu defa yeni yaşına kızının yanında girmek için Londra’ya uçtu.

Güzelliği ile yıllara meydan okuyan Emine Ün 47. yaşına İngiltere’de kızı ile girdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2015 yılında dünyaevine giren Ceyda Düvenci ve Bülent Şakrak, dostça ayrılmaya karar vermiş, 8 yıllık evliliklerini 10 Temmuz 2023’te resmen bitirmişti.

Boşanma sonrası adeta kendini baştan yaratan Ceyda Düvenci, önce fazla kilolarından kurtuldu sonra gönül defterinde yeni bir sayfa açtı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

2024 yılı Ceyda Düvenci için yeni başlangıçların yılı oldu.

Oğlunun babası Bülent Şakrak’tan boşandıktan sonra kalbini radyocu Güçlü Mete’ye kaptıran Ceyda Düvenci son dönemde verdiği kilolar ile güzelliğine güzellik katmıştı.

Güçlü Mete aşkının yaradığı konuşulan Ceyda Düvenci son pozları ile takipçilerini hayal kırıklığına uğrattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye güzeli doktor İdil Bilgen, 15 gün geçmesine rağmen görevine başlamadı. Bilgen’in bu süre zarfında herhangi bir başvuru yapmadığı, göreve başlayabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü’ne 2 ay içinde mazeret dilekçesi vermesi gerektiği öğrenildi.
REKLAM
1650 rakımlı ve Türkiye’nin nüfus bakımından en küçük 3’üncü ilçesi olan Yayladere’ye 9 Eylül’de ataması yapılan ve 15 gün içinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurarak göreve başlaması gereken İdil Bilgen’in, başvuru süresi geçti.

Bilgen’in bu sürede herhangi bir başvuru yapmadığı, göreve başlayabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü’ne 2 ay içinde mazeret dilekçesi verebileceği öğrenildi. Belirtilen sürede mazeret dilekçesi vermemesi durumunda da 6 ayda bir yapılan, bir sonraki Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasına başvuru yapabileceği bildirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demet Sağıroğlu, gözyaşlarıyla uğurladığı 30 yıllık arkadaşına sosyal medya paylaşımıyla veda etti.
Demet Sağıroğlu, Metin Arolat ile olan fotoğrafı; “30 seneden sonra kardeşciğimin ardından yazabileceğim henüz bir şey yok. Bu acı nasıl hafifler bilemiyorum ama belki sonra yüzlerce güzel ve komik anımızı paylaşabilirim. Mekânın cennet olsun hayatım” ifadeleriyle yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>48 yaşındaki İngiliz oyuncu, başrol arkadaşı Leonardo DiCaprio’nun, Titanic’in batmasının ardından Rose karakterinin sığındığı yüzen kapıda yeterli yer bulamayıp donarak ölmesi sahnesinin detaylarıyla ilgili yıllardır çok sayıda soru aldığını belirtti.
Winslet, bu sahnenin çekildiği büyük su tankı hakkında, “Gerçekten garip bir tanktı, çünkü su sadece bel hizasına kadar geliyordu” itirafında bulundu.
“Leo’nun diz çökmek zorunda kaldığını söylemekten çekiniyorum. Bunu söylememem gerekirdi. Her neyse, James Cameron beni arar” diyerek filmin yönetmeniyle ilgili esprili bir ifade kullandı.
Tankın yapısı DiCaprio için pek elverişli olmasa da Winslet’in önemli bir avantajı vardı: Tuvalete kolayca gitme imkanı.
Ünlü oyuncu, “Sürekli ‘Tuvalete gidebilir miyim?’ diye düşünüyordum. Sonra kalkıp, kapıdan inip tankın kenarına yürüyordum. Yaklaşık 6 metre mesafeye gidip bacağımı kaldırıp yukarı tırmanmam gerekiyordu. Korkunçtu” şeklinde konuştu.
Ayrıca tankın kenarlarının etkileyici olduğunu vurgulayan Winslet, “Sonsuzluk tankıydı. Sürekli akan su sesi vardı” dedi.
Winslet, kariyeri boyunca ‘Titanic’ filminden bahsetmekten büyük bir mutluluk duyduğunu ve bu gişe rekortmeni filmin ona ‘yıldız’ ünvanını kazandırdığını belirtirken, o dönemdeki şöhretle başa çıkmakta zorlandığını, fakat artık bu durumu farklı bir perspektiften değerlendirdiğini söyledi.
Winslet, “Bu bir yük değil, asla” ifadeleriyle hislerini aktardı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belindeki fotoğraf makinesi dikkat çeken oyuncu, ilerleyen dönemde açacağı bir sergi için her ortamda yanında fotoğraf makinesini taşıdığını ifade etti.
Tekin, “Video odaklı kullanıyorum. Böyle boş günlerimde yanıma alıyorum ve bir şeyler çekiyorum. Hayalim yönetmenlik. Ben hikâye anlatmayı seviyorum. Sergi de düşünüyorum. Yapmak istediğim çok şey var ama zaman bulamıyorum henüz” ifadelerini kullandı.
27 yaşındaki Tarık Emir Tekin, 32 yaşına kadar oyunculuğa devam edeceğini ve ardından hayallerini yavaş yavaş gerçekleştireceğini dile getirdi.
Ünlü oyuncu, “Ben memnunum hayatımdan. Her şey adım adım şimdilik. Kendime challenge (meydan okuma) koyuyorum ve onları sıra sıra aşıyorum. Gerçekçi hedefler koymak istiyorum kendime ve sıra sıra ilerliyorum. Kendimle yarışıyorum diyebilirim” diyerek güldü.
Annesi Şevval Sam ile bir projede yer alma isteğini de muhabirler karşısında değerlendiren Tekin, “Annemle ve anneannemle aynı sahneyi paylaşmak… Onlar ile birlikte aynı yerde bir araya gelmek ya da aynı projede yer alabilmek. Bunlar herkese nasip olmaz. Bunu biz çok istiyoruz. Belki annemin klibinde yönetmenlik de yapabilirim. Ona hem mesaj olsun, hem de dilek olsun” dedi.
Tarık Emir Tekin ve Rus sevgilisi Sofia Katc ayrılmıştı. Oyuncu, aşk hayatını sorulması üzerine, “Böyle iyi ya… Nedenini ben de bilmiyorum. Mutluluğu bilemiyorum ama böyle daha üretken olduğumu söyleyebilirim. Yaşım da ufak sayılır, kendimi biraz geliştirmek istiyorum” dedi.
Tarık Emir Tekin sözlerini şöyle noktaladı: Ben hayatta hızlı tüketime karşı bir adamım. İlişkilerde de aynı yaklaşımda olmaya çalışıyorum. Derinliğine inemeyeceğim bir şeyin içinde olmak istemem. Gerçekten sevdiğim birisi olması, beni daha çok mutlu eder” diyerek yürüyüşüne devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 yaşındaki oyuncu, ameliyat olduktan sonra hastane odasından yaptığı paylaşımla sevenlerine sağlık durumu hakkında bilgi verdi.
“DOKTORLAR ‘ACİL AMELİYATA GİRMEN GEREKİYOR’ DEDİ”
Uzun bir süredir ayak bileğinde ağrı olduğunu söyleyen Batuhan Karacakaya, “Bileğim ağrıyor demiştim. Gören her doktor senin acil bir şekilde ameliyata girmen gerekiyor dedi. Bileğimde parça bir kemik kopmuş ve serbest bir şekilde bileğimde geziyormuş bu da aşırı ağrıya sebep oluyormuş” dedi.
“HER ŞEY YOLUNDA”
Sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Karacakaya, ardından sözlerini şöyle sürdürdü: Ada’da kaptığım bir hastalık yüzünden ameliyatım ertelenmişti ve kortizon tedavisi görüyordum. Şimdi ameliyatımı oldum. Her şey yolunda.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Michael Douglas, iki çocuğunun annesi Catherine ZetaJones’un 55’inci yaş gününü Instagram’dan kutlarken, “Doğum günü kardeşime… Tüm kalbimle seni seviyorum! Yeni yaşının en güzel yaşın olması dileğiyle” mesajını yazdı.
Catherine Zeta Jones, eşinin paylaşımını kendi sayfasında bir kez daha paylaştı.
Ünlü oyuncu da eşi Michael Douglas’ın doğum gününü, onun bir fotoğrafını paylaşarak kutladı: İyi ki doğdun kocacığım!
Galler doğumlu Catherine Zeta Jones ile ABD’li Michael Douglas’ın hikâyesi 1998’de başladı.
Michael Douglas, o zamanlar 29 yaşında olan Catherine ZetaJones’u ‘Maskeli Kahraman Zorro’daki esrarengiz ‘Elena Montero’ rolünde gördü ilk kez. Douglas, menajerine bir görüşme ayarlamasını söyledi ve böylece aralarındaki yakınlaşma başladı.
İki çocuklu bir aile kuran Douglas-Jones çiftinin ilişkisinde de her ilişkide olduğu gibi yıllar içinde inişler ve çıkışlar oldu.
Catherine Zeta Jones, 2016’da Daily Mail’e verdiği röportajda bu iniş ve çıkışlardan bahsederken; “Elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız ve ilk sorun ortaya çıktığında pes etmemelisiniz, çünkü bu son sorun olmayacak. Yolda çok daha fazlası olacak” ifadesini kullanmıştı.
Catherine Zeta Jones, 1998 yapımı ‘Maskeli Kahraman Zorro’ filminde Antonio Banderas ile birlikte rol aldığında ona hayran kalan Douglas, tanıştıklarında 54 yaşındaydı.
2016’daki Jonathan Ross’un programında tanışmalarını anlatırken; “Onunla barda tanıştım ve tam bir beyefendiydim” diyen Michael Douglas, gecenin ilerleyen saatlerinde hamlesini yaptığını ve Jones’a küstahça “Biliyorsun, çocuklarının babası olacağım” dediğini anlattı.
Catherine Zeta Jones’un verdiği karşılık aynı heyecanı taşımıyordu. Michael Douglas’ın anlatımına göre, eşi ilk tanışmalarında ona şöyle yanıt vermişti: Hakkında çok şey duydum, çok şey gördüm ve sanırım artık iyi geceler demenin zamanı geldi.
Bir sonraki yıl çift nişanlandıklarını duyurdu ve 2000’de de evlendiler.
Catherine Zeta Jones ile Michael Douglas, aynı yıl ilk çocuklarını beklediklerini açıkladı. Çiftin oğlu Dylan 23 yaşında, kızı Carys ile 20 yaşında.
Michael Douglas’ın, eski eşi Diandra Luker’dan 45 yaşında Cameron adında bir oğlu daha bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde oğlu Can’ı dünyaya getirmişti.
Şimdilerde anneliğin tadını çıkaran Ezgi Mola, oğlu ile objektif karşısına geçti.
Ünlü oyuncu, Can ile pozlarını paylaştı.
Kural bozmayan Ezgi Mola, oğlunun yüzünü göstermeyi tercih etmedi.
Öte yandan geçtiğimiz aylarda bir dergiye röportaj veren Ezgi Mola; “İnanılmaz bir değişim yaşıyorum. Evlendim, hayatımızın tam ortasına Can girdi ve aslında her şey onun etrafında şekilleniyor. Ben de aynı zamanda kendi hayatıma tekrar dönerek onu, o hayatla tanıştırıyorum bir taraftan” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY – Gastronomi şehri Hatay’ın lezzetlerinden olan ‘Beyin tava’ ismi ve görünümüyle garip gelse de lezzetiyle damaklarda eşsiz tat bırakıyor. Porsiyon fiyatı 200 TL’ye satılan lezzet, sakatat severlerin vazgeçilmezleri arasında.
Tarih boyunca çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Hatay eşsiz lezzetleriyle ön plana çıkıyor. Yemek kültürüyle ağzının tadını bilenlerin aklında yer edinen bölgenin eşsiz lezzetlerinden biriyse ‘Beyin tava’ olarak bilinen sakatat yemeği. Görünümü ve ismiyle ilk kez duyanları ve tadanlara farklı gelen lezzet, kolajen deposu olması sebebiyle sağlığına önem veren vatandaşlar tarafından tercih ediliyor. Antakya ilçesindeki tarihi Uzun Çarşı’da bulunan bir işletme eşsiz lezzeti müşterilerine tattırmaya devam ediyor. Porsiyon fiyatı 200 TL olan beyin tava, lezzetiyle damak çatlatıyor.
“Beyin tava çok lezzetli bir sakatat çeşididir, her kesin tatmasını tavsiye ederim”
İşletme sorumlusu Ender Öter, beyin tavanın yapılışı hakkında bilgi vererek “Gastronomi kenti Hatay’ımızın farklı lezzetlerinden biriside beyin tava. Beyin tava taş fırınımızda pişirdiğimiz eşsiz bir lezzet. Maydanoz, kapya biber ve üzerine de beyni koyup birleştirdiğimiz bir lezzettir. Son olarak da tavamızın üzerine kuyruk yağı ilave ediyoruz ve fırında pişmeye bırakıyoruz. Beyin tava tamamıyla bir enerji deposudur. İçerisinde bulunan kalojenle çok rağbet gören bir lezzet. Vatandaşlarımız son zamanlarda kalojen oranının fazlalığı dolayısıyla beyin tavaya rağbet göstermeye başladılar. Beyin tavamızın porsiyonu 200 TL’ye satılmaktadır. Beyin tava çok lezzetli bir sakatat çeşididir, her kesin tatmasını tavsiye ederim” dedi.
“Bende daha önce yememiştim ilk kez tattım ama tadı çok güzel”
İlk kez beyin tavayı tattığını dile getiren Mustafa Eren, “Tadı çok güzel, Hatay’ımızın eşsiz yöresel lezzetlerinden. Beyin çok güzel, damak tadımıza uygun. Bende daha önce yememiştim ilk kez tattım ama tadı çok güzel” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MAHSUR KALANLAR İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDI
Olayda 13 madencinin hayatını kaybettiğini, 12 madencinin de yaralandığını aktaran İranlı yetkili, madendeki bloklarda toplam 69 kişinin çalıştığını ve mahsur kalanlar için de uzman ekipler tarafından kurtarma çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akçakiraz Gençlik Merkezi’nde çocukların ve gençlerin sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif gelişimine yönelik yılın 12 ayı çeşitli branşlarda ücretsiz eğitim veriliyor.
Bu kapsamda merkezde açılan piyano, gitar, keman ve saz kurslarında yaklaşık bir yıl eğitim alan ilkokul ve ortaokulda okuyan 30 öğrenci gençlik merkezinin bahçesinde düzenlenen etkinlikte çaldıkları enstrümanlar ve seslendirdikleri şarkılarla yeteneklerini sergiledi.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Abdulsamet Eren, yaptığı açıklamada, çocukların ve gençlerin gençlik merkezinde açılan kurslar sayesinde çeşitli kazanımlar elde ettiğini belirtti.
Kent genelindeki gençlik merkezlerine ilginin her geçen yıl daha da arttığını ifade eden Eren, şunları söyledi:
“Bu programda da çocuklarımız bir yıllık faaliyetlerinin sonucunu göstermiş oldular. Çocuklarımız keman, gitar, bağlama, piyano ve diğer birçok müzik aletini çalarken aynı zamanda kulak ve ses eğitimleri de alıyorlar. Bunun yanında resim ve İngilizce eğitimi ile diğer bilişsel düzeyde eğitimler ve spor eğitimleriyle beraber gençlik merkezlerimizin faaliyetleri tüm hızıyla devam ediyor. Velilere sesleniyoruz, çocuklarınızı mutlaka gençlik merkezlerimize getirin, 12 ay boyunca ücretsiz bu kurslarımızdan istifade etsinler. Bu sayede çocuklarımız hem kişisel gelişimlerini tamamlayacaklar hem de burada belki mesleki gelişimlerini de tamamlayacaklar. Dolayısıyla çocuklarımıza ve gençlerimize hizmet etmeye devam edeceğiz.”
“Çocuklarımız ilk defa keman ve piyano ile tanıştılar”
Akçakiraz Belde Belediye Başkanı İbrahim Ormanoğlu ise gençlik merkezlerinin çocukların ve gençlerin boş vakitlerini daha iyi değerlendirmeleri için önemli olduğunu belirterek, “Akçakiraz’da gençlik merkezi sayesinde çocuklarımız ilk defa keman ve piyano ile tanıştılar. Bu kurslarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Sanatçı Uğur Toprak ve eğitmenlerin de mini konser verdiği etkinlikte, öğrenciler tarafından yapılan yağlı boya tablolar düzenlenen sergide beğeniye sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Laodikya’nın Işığı” sloganıyla organize edilen festivalin ikinci gününde Timuçin Şahin Atölye ekibi, “Dinleme Sanatı ve Müzikal İletişim Yoluyla Doğaçlama” söyleşisinde sanatseverlerle bir araya geldi.
Daha sonra sahne alan caz sanatçıları Şahin ve Küçük, çeşitli eserler seslendirdi.
Festival kapsamında Musa Güvenilir, Rustam Rahmedov Jazz Trio, Meriç Çalışan, The Old Ramblers, Moe Joe, Önder Focan Quarlet ve Kenan Doğulu da sahne alacak.
Festival, pazartesi günü sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivale ilişkin Alanya Kalesi’ndeki bir restoranda basın toplantısı düzenleyen Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, müziğin evrensel bir dil olduğunu söyledi.
Özçelik, festivalin sadece bir eğlence olmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Müziğin insanları birleştiren, özgürleştiren ve duygularını derinleştiren bir araç olduğunu düşünüyor ve göstermek istiyoruz. Afrika’dan Amerika’ya taşınan caz, zamanla kendini geliştirerek sınırları aşmıştır. Bu anlayışla, dünyanın dört bir yanından birbirinden değerli sanatçıları Alanya’da ağırlayıp, kültürler arası bir köprü oluşturmayı hedefliyoruz.”
Festivalde sahne alacak her bir sanatçının, cazın özgürlüğünü ve yenilikçiliğini yansıtacağını kaydeden Özçelik, festivalin sadece müzikseverler için değil, yerli ve yabancı misafirler için de ilham verici olacağını belirtti.
Caz sanatçısı Selen Beytekin de Alanya’da sahne almaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu belirtti.
Beytekin, 2017 yılında da bu festivalde sahne aldığını, müziğini insanlara ücretsiz sunabilmek ve herkesi bir araya getirebilmenin önemli olduğunu ifade etti.
Kızılkule Meydanı’nda 26 Eylül Perşembe akşamı Hayati Kafe’nin performansıyla başlayacak festivalde izleyiciyle buluşacak isimler arasında Judith Nijland, Selen Beytekin, Cecilia Krull, Dilek Sert Erdoğan, Kimberly Nichole, Barış Doğukan Yazıcı, Monica Molina yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tamer Aslan, Anadolu’da yaşayan medeniyetlerin ve onların kültürel hazinelerini, deri rölyefle yeniden yorumladığını belirterek, bu çalışmanın sabır isteyen bir iş olduğunu söyledi.
Anadolu’da yaşamış medeniyetlerin ve onların kültürel hazinelerini bir nevi yeniden yorumlayarak deri üzerine rölyef olarak aktaran OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tamer Aslan, yaklaşık 40 seneyi aşkın deri çalışması, bugünlerde ise deriyi camla birleştirerek vitray çalışması yapıyor. Doç. Dr. Aslan, çalışmalarda sfenks, horoskop, haldi ve Atatürk gibi görsellerle dikkat çekiyor.
Bu tür çalışmalara öğrencilik döneminde başladığını belirten OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tamer Aslan, “Yaklaşık 30 yıldır Samsun’dayım ama deri ile ilgili çalışmalarımı üniversiteli yıllarımda başladım. Yaklaşık 40 seneyi aşkındır deri ile çalışıyorum. İlk önce buna öğrencilik yıllarımda harçlığımızı çıkarmak için hediyelik eşyalar, çanta, kemer, cüzdan yaparak başladık. Rahmetli Saim Bugay hocamızın bize ön ayak olmasının teşvikiyle başladım. Üniversite yıllarım bittikten sonra memleketim Sinop’a dönüp orada atölye açtım. Çok uzun yıllar çalıştım. Dünyanın dört bir tarafına yaptıklarımı gönderdim. Sonra 1996 yılından itibaren de akademik hayatım başladı ve uzun bir süre deriden de uzak kaldım. Akademik hayatın getirileriyle ve gelen talepler üzerine deriye yeniden başlamam söylendi. Başladım ama konsept değiştirdim. Gündelik kullanım eşyaları, hediyelik eşyalar değil, daha çok sanatsal, daha çok sanata dönük biraz daha akademik, deri rölyef üzerinde çalışmalar yapmaya çalıştım. Heykel tarzında denemelerim oldu” dedi.
Doç. Dr. Aslan, “Deri rölyef özel bir alan. Çok yapılan ya da üretilen bir alan değil. O yüzden de ilgi çeken bir alan. Bu biraz da akademik bir altyapı istiyor. Örneğin deriyi tanımanız dışında, desen bilgisini bilmeniz lazım, anatomiyi bilmeniz lazım. Bana herkes deriyi nasıl rölyefe çevirdiklerini söylediklerinde tırnağımı gösteriyorum. Tırnağımı da kullandığım yerler var ama daha çok işlerin üzerinde çalıştığım malzeme ve materyalleri kendim tasarlıyorum. Yapacağım işe göre o malzemenin aletini üretiyorum. Birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Anadolu, günümüze ve geleceğe bıraktığı zengin kültürel görsel mirasları ile Dünya Kültür varlıkları içerisindeki yerini önemle temsil etmektedir. Anatolia isimli bir seri ile Anadolu’daki tarihi ve günümüze uzanan görsel kültürleri çalıştım. Bu çalışmalar ile yurt içi ve yurt dışında kişisel sergiler açtım ve karma sergilere katıldım. Mezopotamya’dan başlayarak Asur, Hitit, Amazonlar, Frigler, Selçuklu, Sümerler, Urartu gibi bulunan kültürel-görsel miras buluntularının deri ile yeniden yorumlanarak ve sahip olduğumuz kültürel hazinelerin dünya genelinde yer aldığı bölgelere dikkat çekmek istedim” diye konuştu.
‘OLDUKÇA İLGİ ÇEKTİ’
Son dönemde yaptığı çalışmalara ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Aslan, “Ben Anadolu medeniyetleriyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Anadolu’da yaşamış medeniyetlerin ve onların kültürel hazinelerini bir nevi yeniden yorumlayarak deri üzerine rölyef olarak aktarıyorum. Oldukça da ilgi çekti. Hem farkındalık oluşturmak hem de bizim kültürlerimizi böyle bir materyalle su yüzüne çıkması ve izleyiciye sunulması. Açtığım sergilerde de çok ilgi çekiyor. Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelip bu işi öğrenmek isteyen arkadaşlarımız oluyor. Onlara da kısıtlı zaman içerisinde uygulamalı olarak ne yapmaları gerektiğini gösteriyoruz. Zaman zaman sosyal medya üzerinden canlı yayın yaparak benden ders alanlar oluyor. Son çalışmalarımı da buradaki Kültür Yolu Festivallerinde sergiledim” ifadelerini kullandı.
‘DERİYİ BU ŞEKİLDE KULLANAN SANATÇI SAYISI OLDUKÇA AZ’
Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı olduğunu belirten Doç. Dr. Aslan, “Ben aynı zamanda Bakanlığın sanatçısıyım. Yani somut olmayan kültürel miras taşıyıcılarındanım. Bana sergi çağrısı geldi. Ben de onun için özel bir hazırlık yaptım. Sergide de deriyle camı birleştirdim. Yani vitray çalıştım. Çok da güzel tepkiler aldım. Anadolu üzerindeki kültürel medeniyetlerin bize bıraktığı bazı kültürel görselleri bir araya getirip yorumlayıp tekrar hayata kazandırmayı hedefledim. Özetle bu işin sonu yok, sınırı yok. 3 boyutlu da çalışabiliyorsunuz. Biraz sabır ve meşakkat isteyen bir çalışma. Ben yaklaşık 40 yıldır bu deriyle uğraşıyorum. Bu tarzı kullanana hiç tanık olmadım. Denemeler ve yapanlar var ama bu seviyeye getireni görmedim. Dünya envanterini de takip ediyorum ama deriyi bu şekilde kullanan sanatçı sayısı oldukça az” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OLANLAR OLDU FİLMİ KONUSU NEDİR?
Zafer ve annesi Döndü Hanım Ege’nin bir kıyı kasabasında birlikte yaşamaktadır. Yaşı geçmekte olan oğlunun kasabanın güzeli Mehtap’tan ayrılmış olmasına ve hala evlenmemiş olmasına üzülen Döndü, bu gidişata son vermek için harekete geçer. Bu esnada mütevazı teknesinin sorunlarıyla boğuşan Zafer’in yaptığı mavi turda olanlar olur! Zafer ünlü dizi oyuncusu Aslı ile tanışır ve ikili arasında önüne geçilemez bir çekim başlar. Ancak Aslı Döndü Hanım’ın ideal gelini olabilecek midir? Mehtap’ın babası İbrahim’in sinsi planları da Zafer ve ailesinin peşini bırakmayacaktır. Tüm bunların üstüne Aslı’nın eski sevgilisi de tatile dahil oluverir! Bu tatilde aşk, komedi ve talihsizlikler birbirini kovalayacaktır!
OLANLAR OLDU FİLMİ OYUNCULARI VE KADROSU
Yönetmen: Hakan Algül
Oyuncular: Ata Demirer, Tuvana Türkay, Salih Kalyon, Ülkü Duru, Seda Güven, Renan Bilek, Toprak Sergen
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da gerçekleştirilen tarihi eser kaçakçılığı operasyonunda, milattan öncesine ait 2 hayvan fosili ile Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden çok sayıda tarihi eser ele geçirildi.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışmaları kapsamında, yurt dışına çok miktarda tarihi eserin kaçırılacağını tespit etti. Mamak ilçesinde belirlenen adrese düzenlenen operasyonda, 1 şüpheli gözaltına alınırken, yapılan aramalarda 33 Osmanlı dönemine ait sikke, 7 Selçuklu dönemine ait sikke, 5 Roma dönemine ait sikke, 1 Bizans dönemine ait sikke, 2 milattan önceki dönemlere ait taş hayvan fosili, 1 Roma dönemine ait obje, 5 Osmanlı dönemine ait obje ele geçirildi. Tarihi eserlerin, nitelik ve değer tespitinin Etnografya Müzesi Müdürlüğü tarafından yapılacağı belirtildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’DA farklı müzik türlerini farklı şehirlerde ve farklı sahnelerde katılımcılarla buluşturan Keepers Fest heyecanı bu kez Parkorman’da yaşanacak.
21 Eylül’de gerçekleşecek Keepers Fest’te bu yıl Mert Demir, Güneş, Emre Fel ve Soft Analog sahne alacak. Yeni Anadolu Rock akımının öncülerinden Emre Fel, söz yazarı, besteci, prodüktör ve aranjör Mert Demir, R&B, pop ve Türkçe rap tarzları altında müzik üreten Güneş ve 2019 yılında Ankara’da kurulan Soft Analog, hayranlarıyla bir araya gelecek. Yeni üniversite döneminin başlangıcını kutlamak için düzenlenen etkinliğin biletleri Bubilet’te satışa çıkarıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurt dışına kaçırılmaya çalışılan çok sayıda tarihi eser olduğu tespiti üzerine çalışma başlattı.
Bir kişinin ikametinin alt katında bulunan boş daireyi depo olarak kullandığını belirleyen ekipler, adrese düzenledikleri operasyonda Osmanlı dönemine ait 33 sikke, Selçuklu dönemine ait 7 sikke, Roma dönemine ait 5 sikke, Bizans dönemine ait sikke, milattan önceki dönemlere ait 2 hayvan fosili, Roma ve Osmanlı dönemlerine ait 6 obje ele geçirdi.
Operasyonda bir kişi gözaltına alındı.
Ele geçirilen tarihi eserler Etnografya Müzesi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BKM Harbiye konserleri serisinde sahne alacak sanatçı, DenizBank Açıkhava Etkinlikleri kapsamında “Başrolde Emel Sayın” konserinde sanatseverlerle buluşacak.
Emel Sayın, başrolünde yer aldığı filmlerin müziklerinden oluşan özel bir repertuvarı hayranları için yorumlayacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürpınar ilçesi Değirmendüzü Mahallesi’nde tarihi yaklaşık 3 bin yıl önceye dayanan Urartular zamanında yapılan su kanalının üzerine Osmanlı döneminde bölge halkının un ihtiyacını karşılamak için yapılan ’40 Değirmenler’ adıyla bilinen değirmenler, bugüne kadar kısmen geldi. Tarihi eserler arasında yer alan ve kısmen ayakta duran değirmenlerden birini, şu an emekli öğretmen Seyfettin Üçer işletiliyor. Yaklaşık 15 yıl önce dededen kalma değirmende yenileme yapan Üçer, İzmir’den getirdiği değirmen taşını yerleştirdi. Üçer, 2 yıl önce de emekli olduktan sonra tarihi yaşatmak için bu işe giriştiğini anlatarak, “O zamanlarda demek ki o kadar insan yaşamış ki burada 40 değirmene ihtiyaç duyulmuş ve burası 40 fabrika demek. Biz çocukluğumuzda bir arada 28 değirmenin çalıştığını gördük. Gerçekten çok kıymetli bir tarih” dedi.
‘TARİHİ DOKUSU KORUNMALI’
Geçmiş yıllarda değirmenlerin çok yoğun çalıştığına belirten Üçer, “Özellikle harman mevsimi bu değirmenin bulunduğu bu cadde araçtan, insandan, hayvandan geçilmezdi. Günlerce değirmen nöbeti bekleyenler olurdu. Van’ın ilçelerinden herkes gelip ununu burada öğütürlerdi. Dedemiz, babamız bu değirmenleri işletiyorlardı. Ben de çocukluğumda hep onların yanında gelip giderdim. Emekli olduktan sonra bu kültürü, bu tarihi canlandırmak, yaşatmak adına gönüllü bir şekilde bu işe başladım. 15 yıl önce bu haline getirdim. İzmir’den değirmen taşı getirdim. İçim el vermedi, insani görev olarak, vatani görev olarak bu sorumluluğu üstlendim. Gidiyorum, başka yerden buğday buluyorum, getirip burada öğütüyorum, dostlar alıp götürüyorlar” diye konuştu.
Tarihi yerin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini de ifade eden Üçer, “Bizim devlet büyüklerinden dileğimiz talebimiz bu tarihi yaşatmaları ve burası çok cazibeli yer olur. Düşünün bu 40 değirmenin suyu ayrı ayrı geliyor ve Şamran Kanalı’nda birleşiyor. Dünyada hiçbir yerde bunun örneği yok. Bir kaynak suyundan 40 değirmen çalışsın, birinin suyu da birine girmesin. Buranın tarihi dokusunun korunması lazım” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ruj
Ruj için ihtiyacınız olan ilk malzeme vazelin ya da eğer kolay ulaşabiliyorsanız balmumu. 1 yemek kaşığı vazelini bir kaba alarak benmari usulü eritin içine 1 tatlı kaşığı gliserin, 1 çay kaşığı vanilya özü ve istediğiniz renk gıda boyası ekleyin. Biten bir ruj kabına ya da küçük bir kaba boşaltarak buzdolabında bir gece bekletin. Gıda boyası kullanmak istemiyorsanız rujunuzu pancar, ahududu, böğürtlen gibi meyvelerle de renklendirebilirsiniz. Bu ürünü yanaklarınıza sürerek allık olarak da kullanabilirsiniz.

Far
Shea yağı kullanarak sevdiğiniz renklerde bir far elde etmeniz mümkün. Öncelikle 1 tatlı kaşığı shea yağınızı yine benmari usulü eritin. İçine 1 yemek kaşığı pirinç unu ve 1 yemek kaşığı kakao koyun. İyice karıştırıp homojen bir yapı elde ettikten sonra toprak tonlarında doğal bir far elde etmiş olacaksınız. Kakao yerine gıda boyalarından yararlanarak farınızı istediğiniz renkte elde edebilirsiniz.

Bronzer:
Öncelikle biten bir allık kabına ihtiyacınız olacak. Daha sonra bu kabı kakao ile doldurun. Kakaoyu kolonya ile ıslatın. Kolonyanın kabın dibine kadar eriştiğinden emin olun. 1-2 saat kadar sonra bronzer donacaktır. Üzerine bir peçete koyup presleyebilmek için uygun bir ağırlık ile 3 gün kadar bekleyin. Bronzerınız hazır! Daha turuncu bir görünüm elde etmek isterseniz içine bir miktar tarçın ekleyebilirsiniz.

Rimel:
Yapması zormuş gibi görünse de aslında son derece kolay olan bu makyaj malzemesi için ihtiyacınız olan ilk şey boş ve temiz bir rimel kabı. İhtiyacınız olan diğer şeyler ise 1 çay kaşığı hindistancevizi yağı, 1 çay kaşığı E vitamini yağı ve yarım çay kaşığı soya. Bu malzemelerin hepsini benmari usulü eritip karıştırın daha sonra içine 3 çorba kaşığı aloe vera ekleyin homojen bir karışım elde edene kadar karıştırmaya devam edin. Rimele siyah rengini vermek için içine 1 tane aktif kömür kapsülü ekleyin.

Pudra:
Yağlı ciltlerin en büyük sorunu parlamlardır. Bu parlamaların baş düşmanı ise pudralar! Evde toz pudra yapmanız oldukça kolay. Tek ihtiyacınız olan istediğiniz kadar nişasta cilt renginizi elde edebilmek için kakao ve pudranızı biraz ısıtmak için tarçın. Bu kombinasyon ile size özel pudranız hazır olacak.

Eyeliner:
1 adet aktif kömür kapsülü ile aynı oranda hindistan cevizi yağını karıştırarak kendi eyelinerınızı kolayca yapabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kendinizi sevin
En kilit madde bu aslında. Unutmayın, kimse mükemmel değildir. Herkesin hayatta yanlışları, eksikleri ve hataları vardır. Tüm bunları kabul edip kendinizi sevin. Tüm bu kötü şeylerin aksine kendinizle gurur duymanızı sağlayacak hayattaki başarılarınızı aklınıza getirin. Göreceksiniz ki aslında bunların hepsi gelip geçici. Oscar Wilde ne kadar da güzel söylemiş: “Sadece kendiniz olun. Zaten herkes kapılmış durumda.”
Şükredin
Kendinizi kimseyle kıyaslamadan sahip olduklarınız için şükredin. Şükretmek huzurun ve mutluluğun tüm kapılarını açacaktır.
Daha çok gülün
Sürekli asık suratlı, mutsuz olmak tüm negatif enerjiyi daha çok üzerinize çekmenize neden olur. Bu nedenle hayatın iyi yönlerini görmeye çalışın. Kendinize gülmek için bahaneler yaratın. Arkadaş ortamınızda birbirinizin içini sıkacak konular yerine eğlenceli ve komik olaylardan konuşun. Herkesin derdi vardır. Bir yere kadar paylaşılır ve biter. Kimse sürekli asık suratlı ve mutsuz biriyle oturmak istemez. Bu nedenle etrafınızda sizi mutlu eden, huzur veren ve birlikte vakit geçirmekten keyif aldığınız insanlar olsun.
Kahkaha atmanın faydaları
Kendinize özen gösterin
Hepimizin biraz şımarmaya ihtiyacı vardır. “Hiç zamanım yok” dediğinizi duyar gibiyiz, kendinizi kandırmayın. İnsan gerçekten istedikten sonra her türlü zamanı yaratır. Çocuklarınız, evliliğiniz ya da sevgiliniz kendinize sadece bir saat ayırmanız için engel değildirler. Çalışan bir annesiniz, hafta sonunu çocuklarınızla geçirmek istiyorsunuz, nasıl yapabilirim sorusunun cevabı çok açık: Sabahın erken saatlerinde, kimse uyanmadan yürüyüşe çıkabilirsiniz. Hem hava almış hem de bir saatlik bir yürüyüşle spor yapmış olursunuz.
Nefes alın
Sinirlendiğinizde veya her şey üzerinize geldiğinde kaçıp gitmeden önce sorunla yüzleşin. Daha sonra evinizde görmekten hoşlandığınız, sizi hayallere sürükleyecek bir bölüm oluşturun. Öyle büyük bütçeler harcamanıza da gerek yok. Sevdiklerinizin fotoğraflarını, okumaktan zevk aldığınız, aklınızı dağıtacak dergilerin veya dinlemekten hoşlandığınız albümlerin olduğu bir köşede rahatlayın. Yaşadığınız şey her ne kadar kötü olursa olsun “Hayatımın en kötü günü” yerine “Bugüne kadar yaşadığım en kötü gündü” demeye çalışın.
Hayır demeyi öğrenin
Siyah ve beyaz, ne kadar net iki ayırımdır değil mi? Siz de hayatınız için önemli olanları bir kenara ayırın. Kendi önceliklerinizi belirleyin ve gerisine ‘hayır’ deyin.
Hayır demek güzeldir!
Hayatınızı planlayın
Belki de stresinizi artıran ve üzerinizde yük oluşturan düzensizliğinizdir. Sabah işe gitmeden ya da çocuklar kalkmadan, bir kağıda gün içinde yapmanız gerekenleri yazın. Böylece son dakika işleri sizin için angarya olmayacaktır.
Haftaya nevresimlerinizi değiştirerek başlayın
Tertemiz kokan nevresimlerle haftaya uyanmak… Bundan daha iyi ne olabilir ki? Pazar günleri, nevresimlerinizi temizleriyle değiştirin ve kendinizi yeni haftaya uyanmak için mis gibi bir yatağa atın. Ayrıca iyi bir uykunun, ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkisini artık hepimizi biliyoruz.
Spor yapın
Spor yapmanın öneminden bahsedilmeyen bir gün olmuyor. Bilirsiniz sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Uzmanlara göre spor, beyindeki hormonlarda ve sinir sistemi üzerinde değişimlere neden oluyor. Bununla beraber zihinsel ve bedensel rahatlama yaratıyor. En önemlisi spor sırasında hepimizin bildiği meşhur mutluluk hormonu sertonin salgılanıyor. Spor yaparak hem sağlıklı hem de güzel bir vücuda sahip olursunuz. Böylece kendinize olan güveniniz artar.
Hayatımı değiştiren 7 soru
Ruhunuza iyi gelecek 43 öneri
Bazen mutlu bir zihin yapısını korumak güç olabilir. Mutluluk duygusu, tıpkı diğerlerinde olduğu gibi, her zaman kalıcı değildir. Yine de mutluluğa ihtiyaç olduğunda sürdürmenin ya da artırmanın yolları vardır.
43
Şükran duyduğunuz şeyleri sayın Modunuzu yükseltmek için biraz minnet duymak gibisi yoktur. Araştırmalar, minnettarlığı göstermenin mutlu olmayı sağladığını gösteriyor. Her akşam, bir yere şükran duyduğunuz üç şeyi yazmayı deneyin.
Meditasyon, meditasyon, meditasyon Meditasyonun yararları saymakla bitmez; ancak olumlu yönlerinin belki de en önemlisi, ruh haline olan etkileri. Araştırmalara göre, her gün birkaç dakikalık meditasyon kaçamağı, daha mutlu olmamızı sağlıyor.
Müzik dinleyin Kabul etmek gerek ki solo bir müzik seansı gibisi yoktur ve görünen o ki bilim de buna katılıyor. Yapılan araştırmalar, müzik dinleyerek ruh halinizi iyileştirmeye çalışmanın pozitif bir zihin yapısı için oldukça etkili olduğunu gösteriyor.
Hatta mümkünse hüzünlü müzikler dinleyin Evet, gerçekten. Hüzünlü müzikler dinlemek, pozitif duyguların yüzeye çıkmalarına yardımcı oluyor.
Annenizi arayın Telefonu alın elinize. Yapılan araştırmalara göre, annenizin sesini duymanız, stresin azalmasına yardımcı oluyor. Ve tabii ki daha az stres, daha fazla mutluluk demek.
Tüylü arkadaşlarınızla vakit geçirin Köpeğinizle oyunlar oynayın ya da kedinize sarılın. Evcil hayvanlarla etkileşime geçmek, beyindeki oksitosin – “sıcak ve yumuşak” hormonu – salınımını artırarak keyif duygusunu getirir.
Kendinize ne kadar harika olduğunuzu hatırlatın Araştırmalar, kişinin kendisini kabul etmesinin mutlu bir hayat için kritik olduğunu gösteriyor ama ne yazık ki nadiren uyguladığımız bir alışkanlık.
Geri verin Olduğumuz yere az da olsa yardımsız gelmedik; o halde aynı cömertliği neden biz de göstermeyelim ki? İyiliğiniz yalnızca diğer insanları etkilemek ile kalmayacak; aynı zamanda da daha mutlu olmanızı sağlayacak.
Mutlu insanlarla telefonlaşın Neşe, gerçekten de bulaşıcıdır. Araştırmalara göre, kendinizi ne kadar pozitif insanlarla çevrelerseniz, o derece mutlu hissediyorsunuz. En yakın arkadaşlarınızla konuşmanın tam vakti.
İyi bir yemek yapıverin Hüzünlü müsünüz? İçinizdeki şefi dışarı çıkarın ve mutfağa koşun. Akşam yemeği için yeni bir tarif deneyerek kendilerinizi daha mutlu hissedebilirsiniz.
İyi bir egzersiz yapın Egzersiz, yalnızca vücudunuz için değil, beyniniz açısından da aynı şekilde yararlıdır. Ter akıtmaya başladığınızda, endorfin salgılar ve hemen kendinizi mutlu hissetmeye başlarsınız.
Deneyimlere para harcayın Tatmin edici bir hayat, edinilen mülklerde değil, yaşadığımız deneyimlerde ve bunları paylaştığımız insanlardadır. Biraz para harcayacaksanız eğer, bir seyahate, konsere ya da keyfinizi yerine getirecek herhangi bir deneyime harcama yapın. Bilim, bu şekilde uzun vadede daha mutlu olacağınızı söylüyor.
Tatil planı yapın Seyahat beklentisi, en az seyahatin kendi kadar eğlencelidir. Tatil hazırlığı yapmanın mutluluk seviyemizi artırdığı araştırmalarca gösterilmiştir.
Kendinize meydan okuyun O terfi için çalışın ya da o maratona hazırlanın. Meydan okuma ve yenilik, mutluluğun anahtar öğeleridir. Beyin, sürprizlerle uyarılır ve beklenmedik bir durumla başarılı bir şekilde başa çıkmak, güçlü bir doygunluk hissi yaratır.
Sahte de olsa gülümseyin Ruh haliniz iyi olmadığında yapmak isteyeceğiniz son şey gülümsemek olabilir; ancak gülümsemek, asılan yüzünüzü tersine çevirebilir. Araştırmalara göre, gülümseme numarası yapmak, içten gelmese bile ruh halimizi düzeltmemize yardımcı oluyor.
Dışarı çıkın Arka bahçenizden faydalanın ya da daha önce hiç gitmediğiniz bir parkta gezinin; bunun için kendinize teşekkür edeceksiniz. Kısa da olsa açık havada yürüyüş yapmak, modunuzu yükseltir, stres seviyenizi azaltır.
Yeni arkadaşlar edinin Yapılan araştırmalara göre, yeni arkadaşlar edinmek, mutluluğumuzu ve refahımızı artırıyor. Bir kulübe katılın, iş arkadaşlarınızla konuşun ya da market sırasında bir sohbet başlatın. Ne tür yeni bağlantılar kuracağınızı asla bilemezsiniz.
Bir bardak süt için Süt, beyindeki mutluluk hormonu serotoninin yaratılmasına yardımcı olan amino asit tritofandan içerir. Yani süt, yalnızca vücut için değil, beyin için de oldukça önemlidir.
Sıcak bir duş alın Sıcak bir duş, adeta mutluluğun tanımı değil mi? Zaten yapılan araştırmalar da sıcak banyonun aynı zamanda içimizi de ısıttığını gösteriyor.
Yeterli miktarda uyuyun Yetersiz uyku, bilişsel süreçlerinizin yavaşlamasına ve depresyon riskinin artmasına sebep olur. Her gece yatağa 30 dakika daha önce girmeyi ya da gün ortasında kısa bir şekerleme yapmayı deneyin.
Yaşlanma sürecini kucaklayın Birçok insan yaşlanmamak için her şeyini verir; ancak yapılan araştırmalar, yaşlandıkça daha mutlu olduğumuzu gösteriyor. Uzmanlar,bu durumun yaşlandıkça pozitif deneyimler üzerinde daha fazla düşünmemizin bir sonucu olduğunu söylüyorlar. Doğum günlerini sevmek için iyi bir sebep, değil mi?
Ağlayın, içinizi boşaltın Kulağa mantık dışı geliyor olabilir; ama işe yarama ihtimali var. Yapılan araştırmalara göre, ağlamak, gözyaşlarının akışı ile ruh halinde pozitif bir iyileşmeyi sağlıyor.
Altın oranı takip edin Psikolog Barbara Fredrickson tarafından geliştirilen bu teoriye göre, mutlu olmak için yaşadığınız her negatif deneyime karşı, üç pozitif deneyim yaşamanız gerekiyor.
Birisine olan minnettarlığını mail yolu ile gösterin Teknoloji o kadar da kötü bir şey değil. Dolup taşan gelen kutunuzu biraz farklı türde bir mail ile canlandırın. Olumsuzluklara karşı o kadar sert bir şekilde mücadele veriyoruz ki iki dakikalık pozitif bir mailin ne kadar güçlü bir şey olabileceğini aklımıza bile getirmiyoruz.
Birisine iltifat edin Cömertliğiniz hem sizin hem de karşınızdaki kişinin gününü şenlendirecektir. Fazla yapay olmayan iltifatlarla bir taşta iki kuş vurabilirsiniz.
Mükemmel sıcaklığı bulun Dışarıdaki havanın, içeride nasıl hissettiğimiz üzerinde doğrudan etkisi vardır. Yapılan bir araştırmaya göre, mutluluk, yaklaşık 13.8⁰C’de maksimuma ulaşıyor.
Tek cümlelik günlükler tutun Bazen en sıradan anlar, mutluluğun en güzel kaynakları haline gelirler. Bu günlük ve sıradan olayları kaydetmek ise daha da mutlu olmamızı sağlar; çünkü bunlara sonradan dönüp bakmak, değerlerini daha iyi anlamamızı sağlar.
Küçük çiçekleri koklamak için durun Mutluluk kokusu? Kokuların mutluluğa etkisi üzerine yapılan bir araştırma sonucunda, çiçek kokulu oda içerisindeki katılımcıların diğerlerine kıyasla üç kat daha fazla sayıda mutluluk ilişkili eşya seçtikleri görülmüştür.
Seks yapın Yatağa koşmak için işte size iyi bir sebep: Araştırmalara göre seks yapmak, stresi azaltıyor. Elbette ne kadar olduğu size kalmış.
Mutlu olmayı önce bir deneyin Kendinizi mutluyken düşünebiliyor musunuz? Bazı bilim insanları bunun düşünülebileceğine inanıyor. Yapılan iki deneysel araştırmaya göre, mutluluğu ellerinizde hayal etmek, ruh halinizi iyileştiriyor.
İş hayatınızı hafifletmeye çalışın Dünyanın en mutlu ülkelerinden biri olan Danimarka’da, insanlar, birçok yere kıyasla iş yerlerinde çok daha az zaman geçiriyorlar. Danimarkalıların yalnızca %2’si uzun çalışma saatlerine sahip. Yine de tam zamanlı çalışanlar günlerinin %66’sını kendilerine ayırabiliyorlar.
Maneviyata önem verin Maneviyat ve din, mutlulukta artış ile ilişkilendiriliyor. Bazen kendinizden daha büyük bir şeye bağlı olduğunuzu bilmek yardımcı oluyor.
Küçük zaferleri kutlayın Küçük ve basit anlar, güçlüdür. Bir soruya doğru bir cevap vermek ya da radyoda en sevdiğiniz şarkıyı yakalamak; günün küçük “zaferlerinin” tadını çıkarın. İyi giden şeyleri fark etmeye zaman ayırdığımızda, gün içerisinde birçok küçük ödül kazanmış oluruz ve bu durum ruh halimizi olumlu bir yönde etkiler.
Mutlu anıları düşünün Yapılan araştırmalar, nostaljinin daha mutlu ve daha optimist olmamızı sağladığını gösteriyor. Eski yıllıkları karıştırmamızın vaktidir belki de…
Basit sohbetleri atlayın ve derinlere inin Hava hakkında herkes konuşabilir. Dünya ile olan bağlantınızın derinleşmesine izin verin ve birisiyle tatmin edici bir sohbet başlatın; araştırmalar bunun mutluluğu ve huzuru artırdığını gösteriyor.
Pozitif bir mantrayı tekrarlayın Mantranızı kendiniz yaratabilir ya da internet üzerinden bir tane bulabilirsiniz. Sizin için anlamlı olan bir ifade bulun. Araştırmalara göre, bir mantraya sahip olmak, kötü duygularla başa çıkabilmemize yardımcı oluyor.
Başka birisi için para harcayın Başkalarına yatırım yapmak, gerçekten de karşılığını verir. 2008 yılında yapılan bir çalışmaya göre, başkaları için para harcamak, kişinin mutluluğunu artırıyor.
Daha iyi bir dinleyici olun Sohbetlerinize gerçekten ne kadar dikkat veriyorsunuz? Araştırmacılara göre, ne kadar dinlersek, hayatlarımız o kadar mutluluk verici ve anlamlı oluyor – özellikle de ilişkilerimiz dahilinde.
Selfie çekin Birisi sizi çektiğiniz selfieler yüzünden yargılamaya kalktığında, onlara şunu gösterin: 2016 yılında yapılan bir çalışmaya göre, selfie çekmek, özgüveni artırıyor ve daha mutlu olmanızı sağlıyor.
Birileriyle konuşun O telefonu hemen bırakın ve gerçek FaceTime’a başlayın. İnsanlar, sosyal yaratıklardır; bu yüzden bu kaynaklardan faydalanmamızın vaktidir. Yapılan araştırmalar, insanların etrafında olmanın bile mutluluğumuzu artırdığını gösteriyor.
Beklentilerinizi düşürün Hayatınızda hiç sönük bir yılbaşı ya da sevgililer günü geçirdiyseniz eğer, elinizi kaldırın. Çıta çok yükseltildiğinde, beklentilerin hayal kırıklıkları ile sonuçlanabileceğini biliyoruz. Çıtayı düşürmeniz gerektiğini söylemiyoruz; ama bazen gerçekçi beklentiler, uzun vadede daha mutlu olmanızı sağlar.
İyimser olmaya çalışın Hayatın bardağına dolu tarafından bakmanın avantajı çoktur. Durum ne olursa olsun bir umut ışığı aramaya çalışmaktan vazgeçmeyin. İyimser insanlar, yalnızca daha neşeli değildirler; aynı zamanda da daha uzun yaşarlar. Yani mutlu olabilecekleri bolca ekstra zaman…
Son olarak, şu gülümseyen yüze bir bakın
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğum kontrol hapı nedir?
Doğum kontrol hapı, kadınlık hormonları olarak bilinen östrojen ve progesteron hormonu miktarları üzerinde etkili olarak kadınların döngüleri üzerinde etkili olan ve bu sayede ovülasyonu (yumurtlamayı) engelleyerek gebeliği önleyen ilaçlardır.
Yumurtlama evresi gerçekleşmediği için, korunmasız cinsel ilişki gerçekleşmiş olsa dahi spermler yumurtayı dölleyemez ve hamilelik gerçekleşmez. Yumurtlama döneminde olabilecek kanamalarla ilgili olarak bu yazıya göz atabilirsiniz.
Doğum kontrol hapının hormonal etkileri nedeniyle, spermlerin rahim içerisine ulaşması da engellenir ve eğer yine de yumurta oluşur ve döllenirse, bu embriyonun rahimde tutunarak gelişmesini de engelleyebilir.
Doğum kontrol hapı çeşitleri nelerdir?
Kombine kontraseptif haplar olarak bilinen doğum kontrol hapları, aile planlama seçenekleri arasında oldukça popülerdir ve östrojen ile progestin hormonlarını içerirler. İki ana kategoriye ayrılırlar:
Monofazik kontraseptifler: Her kutuda 21 adet tablet vardır ve tüm haplar aynı hormon konsantrasyonuna sahiptir. Kolaylık olması için her tabletin üzerine günler yazılmıştır.
Multifazik kontraseptifler: Her kutuda toplamda 30 adet tablet barındırır. Bu tabletlerin yedisinde, kalan 21 tablete göre farklı bir hormon bileşeni vardır. Bu haplar üzerinde numerik sıralamalar bulunur ve bu sıralamaya uygun bir şekilde tüketilmelidirler.
Doğum kontrol hapı nasıl kullanılır?
Doğum kontrol hapı kullanımı, çeşidine göre farklılık gösterebilir, bu nedenle düzenli kullanacağınız hapı nasıl kullanmanız gerektiğini muhakkak bir doktora danışmanız önerilir.
Doğum kontrol hapları genellikle günde bir adet olmak üzere kullanılırlar. İlacınızı her gün aynı saatte (en azından aynı üç saatlik dilimde) almanız önerilir ve düzenli kullanım, ilacın etkinliğini arttırmak için önemlidir.
Doğum kontrol hapına ne zaman başlanır?
Doğum kontrol hapına başlama zamanı genellikle ilk adet günü, adetin beşinci günü olarak; ya da bir sağlık uzmanının tavsiyesi doğrultusunda belirlenir.
Görmezden gelmemeniz gereken 7 menstrual problem
Doğum kontrol hapı regli keser mi?
Doğum kontrol haplarının adet kanamasını nasıl etkileyeceği kişiden kişiye değişiklik gösterebilir, bu yüzden bir sağlık uzmanıyla konuşmak her zaman en iyisidir. Bazı doğum kontrol hapları, adet kanamasını tamamen durdurabilir veya azaltabilir. Bu, içerdikleri hormon türüne ve miktarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Doğum kontrol hapları genellikle iki tür hormon içerir: östrojen ve progestin. Bu hormonlar, doğal adet döngüsünü taklit ederek rahimi hamileliğe hazırlamak yerine, ovulasyonu (yumurtanın serbest bırakılmasını) engeller. Ayrıca, rahim astarını inceltir ve servikal mukusu yoğunlaştırır. Bunlar, döllenmiş bir yumurtanın rahime yerleşmesini zorlaştırır.
Birçok doğum kontrol hapı, bu etkileri sayesinde adet kanamasını daha düzenli ve daha hafif hale getirebilir. Ancak bazıları, özellikle de yalnızca progestin içeren haplar, adet kanamasını tamamen durdurabilir. Bu, hormonların rahim duvarını inceltmesi ve kanamanın daha az olmasını sağlamasıyla olur.
Doğum kontrol hapının olası yan etkileri / zararları nelerdir?
Doğum kontrol hapları, genellikle etkili bir gebelikten korunma yöntemi olmasına rağmen, çeşitli yan etkilere sahip oldukları da bilinen bir gerçektir. Bu etkiler arasında ani kanamalar, baş ağrıları, meme hassasiyeti, mide rahatsızlıkları ve hipertansiyon gibi semptomlar yer alabilir. Kullanım süresi uzadıkça, baş ağrısı, meme hassasiyeti gibi belirtilerin azaldığı görülmüştür. Ancak, kombine doğum kontrol hapları aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilir; örneğin, kan pıhtıları, kalp krizi ve felç riskini artırabilir, özellikle sigara içenler için.
Kombine haplar, herkes için uygun bir seçenek sayılmaz. Belirsiz rahim kanamaları, auralı migrenler, yeni doğum yapmış olmak, karaciğer hastalığı ve 35 yaş üstü ve sigara içen bireyler için genellikle önerilmez. Ayrıca, bu haplar yalnızca uygun bir şekilde kullanıldığında etkilidir; istatistiklere göre, ilk yıl içinde 100 kadından yaklaşık 9’u hamile kalabilir.
Ayrıca, doğum kontrol hapı kullanırken göz sorunları, sarılık, depresyon, ciddi alerjik reaksiyonlar ve diğer belirgin semptomlar ortaya çıkarsa da acilen bir sağlık uzmanına başvurmak gerekir. Adet döneminde normal olan ve normal olmayan durumlara ise bu içerikten göz atabilirsiniz.
Doğum kontrol hapı kullanırken hamile kalınır mı?
Kombine doğum kontrol hapları oldukça etkili bir aile planlama yöntemi olmasına rağmen, %100 koruma sağlamazlar. İstatistiklere göre, doğru ve düzenli bir şekilde kullanıldığında, ilk yıl içinde 100 kadından yalnızca 1’i hamile kalabilir. Ancak, ilaçlar düzensiz bir şekilde veya yanlış alındığında, bu oran 100 kadından yaklaşık 9’una çıkabilir. Bu, antikonsepsiyon konusunda yüksek bir etkinlik gösterse de, herhangi bir yöntemin kesin bir garanti olmadığını gösterir.
Birçok faktör, doğum kontrol hapının etkinliğini azaltabilir. Bu faktörler arasında başka reçete ilaçlar ya da bitkisel takviyeler kullanmak, unutulan dozlar ve sindirim problemleri (örneğin, kusma veya ishal) yer alır. Eğer böyle durumlar yaşanırsa, ek bir koruma yöntemi (örneğin, prezervatif) kullanmak önerilir. Yani, hamilelik riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir, fakat bu riski en aza indirmek için ilaçların doğru bir şekilde kullanılması esastır.
(Görsel: Sharon Waldron on Unsplash )
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Genç Elvis Presley elinde kayıtlarını tutuyor, 1950

Dev kırmızı ağaçları kesen Kaliforniyalı kerevitçiler, 1915

Hopkinya Kızılderilileri ile Albert Einstein, 1922

Sophia Loren ve Jayne Mansfield, 1957

Falcılar, New York, 1943

Açıklayacak zaman yok! Eşek kurtarma, 1940’lar

Michael Jordan ve Michael Jackson basketbol oynuyor, 1992

Chester Macduffee yeni patentli 250 kg dalış takımının yanında, 1911

İlk Google ekibi. En iyisi henüz gelmedi! 1999

George Washington’un yüzünü Rushmore Dağı’na oymaya çalışan işçiler, ABD, 1932

Astronot Charles Duke, Ay’dan ayrılmadan önce ailesinin fotoğrafını bıraktı. Fotoğrafın arkasına ise şunları yazdı: “Bu, Dünya Gezegeni’nden Astronaut Duke ailesinin ailesi. Nisan 1972”

Uyuyan insanları uyandıran bir kişi. 20. yüzyılda bir çalar saatin versiyonu, Büyük Britanya, 1900.

Lise mezunu Brian Hugh Warner – sahne ismi Marilyn Manson olarak daha iyi bilinir, 1987

Buzz Aldrin’in İlk Uzay Selfie’si, 1966

5 yaşındaki Sylvester Stallone, 1951

Steve Jobs kızı Eve ile birlikte Foothills Park’ında, Palo Alto, Kaliforniya, 2002

SS Normandie adlı gemi okyanusun içinde yan yattı, 9 Şubat 1942, New York’taki 88. iskelede.

16 yaşındaki Arnold Schwarzenegger, ilk vücut geliştirme yarışmasında

1960’lı yıllarda motorcular

Rusya’nın Volga nehri balıkçıları yakaladıkları etkileyici büyüklükteki balıklar ile, 1942

Genç bir Inuit kızı ve husky köpeği, 1949

Sörfçüler, 1922

İlk kez bir televizyon gören çocuk dükkanın camından bakarken, 1948

James Naismith, basketbolun yaratıcısı, ve eşi

Bir mezuniyet töreni, 1895

İranlı bir kadın, 1960

Margaret Hamilton, NASA’nın ana yazılım mühendisi, 1969

Ünlü şair Joseph Brodsky ve öğrencileri, Michigan, 1980’ler

Linda Christian, ilk ‘Bond kızı’, 1945

Britanya Kralı 6. George, ciddi görünüyordu, 1938

Fawzia Fuad, İran Prensesi ve Mısır Kraliçesi, 1939

Toronto Maple Leafs ve Chicago Black Hawks oyuncuları bir buz hokeyi oyunu sırasında kaybedilen kontak lens arıyorlar, 1962

Geyşalar, Japonya, 1920’ler

Ünlü spor giyim şirketi Adidas ve Puma’yı kuran Adolf ve Rudolf Dassler kardeşler.

XXII Yaz Olimpiyat Oyunlarının Açılış Töreni, Moskova, 1980

20. yüzyılın başlarında Kafkas askerleri.

Devrim öncesi Rus kraliyet ailesinden Prensesler Olga ve Tatyana, 1913

Prenses Diana ilk çocuğuna hamile, 1982

32. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roosevelt, kuzeni ile birlikte, 1910

Bir çiftçi II. Dünya Savaşı sırasında bir aracın çarpışmasının kurbanı olmayacağından emin olmak için ineği boyuyor, İngiltere, 1939

Muhammed Ali intihar etmek isteyen bir adamı ikna etmeye çalışırken

Elvis Presley sahne arkasında, 1956

Soldan sağa: Henry Ford, Thomas Edison, Amerika Birleşik Devletleri’nin 29. Başkanı Warren G. Harding ve işadamı Harvey Firestone, 1921

Ernest Hemingway yemeğini bir kedi ile paylaşıyor.

American Gothic’ tablosu için kullanılan modeller, Grant Wood, 1930

Paul McCartney, 1968

Ruj testi, 1950

Bir anne kedi trafiği durdurur, New York, 1925

Sidney’de ormancılar yarışması, 1957

Evcil timsah yürürken, 1950

Marilyn Monroe, çarpık bir ayna ile eğleniyor, 1950

John Lennon ve Salvador Dali, Paris’te, 1969

‘Simpsonlar’ yazarları, işyerinde çalışıyor, 1992

Kraliçe II. Elizabeth, Prens Charles ve Prenses Anne ile araba kullanıyor, 1957

Prenses Anastasia, Rusya’nın Çar II. Nikaras’ın elindeki sigaradan içiyor, 1916

Pablo Picasso, denizci Pop-eye kıyafeti ile, 1957

Leonid Brezhnev (18 yıl boyunca Sovyetler Birliği’nin lideri olan bir Komünist Parti yetkilisi), 1974 yılında Pepsi-Cola Şirketi’ne ait bir fabrikayı ziyaret etti.

Yirmi iki öğrenci, istifleme rekorunu kırmak için telefon kulübesine giriyor, St. Mary’s Koleji, Moraga, Kaliforniya, 1959

Alfred Hitchcock, Ringo Starr’u taklit ediyor, 1964

Hayvanat bahçesi bekçisi bir penguene bir sulama kabından duş yapmasını sağlıyor, 1930

Polis memuru iki kanarya üzerine tünemiş bir puro içiyor, 1918

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dört günlük çalışma modelinin etkilerini ve sonuçlarını görmek içn tasarlanan bu araştırma, İngiltere’deki “4 Day Week Global” ve “4 Day Week Campaign” tarafından organize edildi.
Araştırmada ortaya çıkan en önemli verilerden biri, haftada dört gün çalışma modelinin, çalışanların hem fiziksel hem de zihinsel sağlığına son derece olumlu etkileri olduğu yönündeydi. Ekonominin çok çeşitli sektörlerinde, dört günlük haftanın gerçekten işe yaradığını gösteriyor.
10 adımda daha verimli bir iş hayatı
Cambridge Üniversitesi’nden Sosyolog Profesör Brendan Burchell; “Denemeden önce, birçok kişi çalışma süresindeki azalmayı telafi etmek için üretkenlikte bir artış görüp görmeyeceğimizi sorguladı. Ama zaten tam olarak istediğimiz şey de bu. Pek çok çalışan, verimlilik kazanımlarını kendileri bulmaya çok hevesliydi” açıklamasında bulundu.
Aslında, kısaltılmış bir çalışma haftası, personelin çocukları ve yaşlı ebeveynleri ile daha fazla ilgilenmeye, yeni hobiler ve ilgi alanları edinmeye teşvik eder.
2021’de yapılan bir anket, beyaz yakalı işçilerin dörtte üçünün “tükenmişlik”, “iş-yaşam dengesi” eksikliği ve “toksik” işyeri ortamları nedeniyle işlerini bırakmayı düşündüğünü ortaya koydu. Şirketlerin yüzde 30’u ise yeni çalışma modelini şimdiden kalıcı hale getirmiş durumda. Kısacası, haftalık dört gün modelinin etkileri ve sonuçları üzerine şimdiye kadar yapılan en kapsamlı çalışma, yeni iş modelinin sağlıktan verimliliğe kadar pek çok farklı alanda hem şirketler hem de çalışanlar için oldukça faydalı olduğunu gözler önüne seriyor. COVID-19 salgınından sonra, çok fazla çalışanın evden çalıştığı ve dokuz ila beş, beş günlük çalışma haftası yerine daha esnek saatleri benimsediği görüldü.
Kaynak: Fiona Jackson. “The results are in! Four-day working week really DOES work, major six-month trial across 61 UK companies reveals”. Şuradan alındı: https://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-11771709/Four-day-working-week-really-DOES-work-major-six-month-trial-61-UK-companies-reveals.html. (21.02.2023).
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayat-ı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir.

Memleketimizi esir etmek istiyen düşmanları behemehal mağlûp edeceğimize olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır.

Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.

Büyük Türk milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını ve ülkemizin koruyucusu Ordumuzun Türk Silahlı Kuvvetler Günü’nü yürekten kutlarım.

Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

Türk Neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk Neferi’nin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki onun -başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır.

30 Ağustos Zafer Bayramı “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir. 30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun.

Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitimle, bilgi ile insanlıkta üstünlüğün, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başından evlilik geçmiş her kadın bizlere katılacaktır; evlilik stresi kesinlikle eşsizdir. Verilecek kararlar, alınacaklar ve düşünülmesi gereken ufak ayrıntılar derken kafanız koca bir sis bulutunun içinde yüzer. Düğün hazırlıklarının yanında eve alınacak mutfak malzemelerinden tutun da, ayakkabı çekeceğine, buzdolabı ya da fırına kadar her şey koca bir problem haline gelmeye başlar.
Düğün stresini yenmek ve düğün stresinden kurtulmak için öneriler
Üstüne üstlük çalışan bir gelin adayıysanız, üzgünüz fakat durumunuz oldukça ciddidir. Bir evlilik planlamak, tıpkı aynı anda iki farklı işte çalışmak gibidir. Gelinlikten davetiyeye kadar hazırlanması gereken yüzlerce büyük iş ve küçük ayrıntı vardır. Zamansa su gibi akıp geçmektedir. Üzerinize bir balçık gibi yapışan stres meledi çoğu zaman çığlıklar atarak, nereye olduğunu bilmeden, içinizdeki uzaklara koşma isteği uyandırır. Bu korkunç düşünceyi, tüm benliğinize yedirmeyi başardığını zanneden kötü kalpli zihniniz, aslında pek de başarılı olamamıştır. Tam o anda aklınıza, hayatınızı paylaşmak istediğiniz o yakışıklı gelir.
Şimdi bu düşünceyi aklınızda tutmaya devam edin, arkanıza yaslanın ve sizin için hazırladığımız, ‘evlilik öncesi hayatta kalma kılavuzu’na bir göz atın ve asla unutmayın! O günün tamamı, günün kendisi kadar önemli değildir. ‘Evet’ dediğiniz, onun elini tuttuğunuz ve sizi öptüğü an o gündür. Hazırlık aşamasında yaşadığınız bin bir türlü terslik, geriye kalan hayatınızın küçücük ve tatlı parçalarıdır. Şimdi hazırsanız; ayağına basabilirsiniz!
Her ne olursa olsun sevdiğiniz erkekle hayatınızı birleştirdiğinizi, tüm bu süreç içerisinde aklınızdan asla çıkarmayın.
Sınırlarınızı belirleyin
Balayınız için ayırdığınız parayı düğün ertesi borçlarına yatırmak istemezsiniz değil mi? Bunun için limitlerinizi önceden belirleyin. Belirlediğiniz sınırda hareket etmek çoğu zaman zordur. Fakat kendinize sağladığınız maddi özgürlük problemler oluşmasına neden olabilir. Kaç kişiyi çağıracağınıza, nerede ve nasıl bir düğün hazırlayacağınıza tarihi almadan önce karar vermeniz sizin için en iyisi olacaktır.
Gelinlik provalarını rahat zamanlarda yapın
Gelinlik provalarınızı günün erken saatlerine alın. Karnınız fazlaca dolu olmadığından ya da bedeniniz yorgun düşmediğinden, provanızın sonuçları şaşırtıcı olmayacaktır. Aynı zamanda iş çıkışı provaya yetişme telaşından da kurtulmuş olacaksınız.
Önerileri sadece dinleyin
Sizi ne mutlu edecekse onu yapın. Bu sizin düğününüz! İnsanların türlü fikirlerle kafanızı bulandırmasına izin vermeyin. Bu kişi anneniz, kayınvalideniz ya da en yakın arkadaşınız dahi olsa! Yapmak istemediğiniz herhangi bir şey için asla kendinizi zorlamayın. Ne istediğinize karar verin ve sadece yapın! Bu arada kimseyi kırmamaya da özen gösterin. Malum; gelin hormonları iş başında!
Tüm görevleri üstlenmeyin
İlişkileri yönetmenin zor olduğu bir süreç olsa da hatırlatmakta fayda var; tüm evlilik hayatınız zaten ilişki yönetimi üzerine kurulu olacak! Müstakbel eşinize, annenize ya da arkadaşlarınıza, kısaca yardım için gönüllü olanlara ayrı ayrı görevler verin. Başkalarının üzerine yük bindirdiğinizi asla düşünmeyin. İnanın, onlar yardım etmeye daha dünden hazırlar! Yalnız size bir sır verelim; eşinizi bu hevesli gruba dâhil olmayabilir. Ama emin olun sorumluluk gerektiren ‘erkek’ işlerinde size çok yardımcı olacaktır.
Düğün hazırlıklarında ince detaylar önemlidir
Oturma düzenine özellikle dikkat edin. Yan yana gelmesini istediğiniz bekâr arkadaşlarınızı ya da kavga etmesinden korktuğunuz akrabalarınızı iyi bir şekilde konuşlandırın.
Müziklerinizi kendiniz seçin
Gecenin en önemli konularından biri de hiç şüphesiz ki müzik. Anlaştığınız bir orkestra varsa size bu konuda güvence vermiş olabilir ancak düğün şarkıları için listeye önceden bir göz atmakta fayda var. Hangi şarkıyla salona gireceğinize, hangi şarkıda dans edeceğinize, gecenin nasıl başlayıp, nasıl sonlanacağına önceden karar verin. Canlı müzik tercih edecekseniz, davetli kitlesini ve gecenin konseptini göz önünde bulundurun. Müziği başkalarının eline teslim etmek istemiyorsanız, sevdiğiniz şarkılardan oluşan cd’ ler hazırlayabilirsiniz. Ne de olsa gece sizin!
Fotoğraf ve video çekimini iyi organize edin
Bu unutulmaz geceyi tekrar tekrar hatırlamak içini fotoğraf ve video çekimleri konusunu sakın atlamayın! Profesyonel bir fotoğrafçı tutup, tüm gününüzü fotoğraflandıracaksınız ancak tercih ettiğiniz tarz konusunda kararlı olun. Bizden size hoş bir fikir; kullanıp atılan fotoğraf makinelerinden davetlilere dağıtıp, gecenin sonunda çıkıştaki sepete dolu makineleri bırakmalarını isteyebilirsiniz. Kullanılıp atılan fotoğraf makinelerini davetlilere dağıtıp, gecenin sonunda çıkıştaki sepete dolu olarak bırakmalarını isteyebilirsiniz. Bu hem eğlendirir hem de düğüne ortak eder. Böylelikle farklı bakış açılarından, hem sizin hem de diğer davetlilerin mutlu ve komik anlarını yakalayabilirsiniz. Düğün fotoğrafları fikirlerine buradan göz atabilirsiniz.
Yanınızda yedek kuvvet bulundurun
Eğer bütçeniz el veriyorsa, bir düğün organizatörüyle görüşmeyi düşünün. Eğer bütçeniz yeterli değilse, çalışma disiplini ve boş zamanı bolca olan güvendiğiniz birine bu görevi verin. Bırakın sizin için ajandayı o tutsun.
Mola vermeyi ihmal etmeyin
Tüm bu koşturmaca arasında planlamayı bir günlüğüne ve hatta zamanınız varsa bir haftalığına durdurun. Sevdiğiniz adamla uzak bir yere tatile gidin ya da evinizde oturup, şehir dışında olduğunuzu söyleyin! Kısa bir ara, şarj olmanız ve kafanızı toplamanız için size yeterli gelecektir. Basit mindfulness uygulamaları ile stresi azaltmak da mümkün.
Olan halin tadını çıkarın
O gün gelip çattığında, sadece keyfini çıkarın! Planlar yapıldı, ne olduysa oldu. Şimdi yapmanız gereken tek şey eşinizin elinden tutup, onu dans pistine sürüklemek!
Neden evlenilir? Psikolog gözüyle…
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Öncelikle Pinterest nedir?’ diye soracak olursanız; Pinterest kısaca görsel fikir kataloğudur. Peki Pinterest evine sahip olmak için neler yapmak gerekiyor? Baştan söyleyelim evinizin büyük ya da küçük olması hiç sorun değil. Tabii eviniz ne kadar büyük olursa uygulayabileceğiniz fikir sayısı o kadar artıyor.

Birinci adım: Duvar rengi
Pinterest evi demek aslında bir yerde pastel tonlar demek. En popüler duvar boyası renkleri beyaz, gri ve pudra. Bu renkler, kullandığınız aksesuarların ve mobilyaların kendilerini daha rahat göstermesini sağlıyor. Unutmayın gerçek bir pinterest evinin olmazsa olmazı aksesuarlardır.

İkinci adım: Mobilya seçimi
Bol yastıklı koltuklar, konforlu eşyalar gerçek bir Pinterest evinin vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Oturma odasındaki koltukların gri veya beyaz tonlarında olması yine dikkat çeken unsurlar arasında bulunuyor. Bu eşyalara hareketlilik ise yastık seçimi ile sağlanıyor. Renkli yastıklar Pinterest evlerinin kurtarıcısı. Aynı şekilde doğal malzemelerden yapılmış eşyalar da Pinterest evinde en önemli parçalardan. Örneğin masanız ahşap, orta sehpanız ise mutlaka camdan olmalı.

Üçüncü adım: Kendin yap
Bir evi Pinterest evi yapan en önemli adımlardan biri dönüştürülen eşyalar… Örneğin eski paletlerden yatak başlığı, ahşap kasalardan orta sehpa, eski merdivenlerden ayakkabılık… İmkansız değil! ‘Peki nasıl olur?’ diyorsanız haberimize tıklayın!

Dördüncü adım: Aydınlatma
Aydınlatma seçerken en önemli unsur loş bir ışıklandırma yapmaktır. Burada lambaderlerinizde veya sarkıt avizelerinizde doğal malzemelere, hasır iplere, eski şarap şişelerine yer verebilir, aydınlatmanızı kendiniz tasarlayabilirsiniz. Aydınlatma seçerken dikkat edilecek şeylerden bir diğeri ise led ışıklardan faydalanmak; küçük ampüllerin büyük gücünden faydalanmaktır.

Beşinci adım: Aksesuar seçimi
İşte Pinterest evlerinin en can alıcı noktası… Aynalar, çerçeveler, vazolar, mumlar, biblolar kısacası tüm aksesuarların renkli ve birbiriyle uyumlu olması şart. İşinizi kolaylaştırmak istiyorsanız, renk seçiminde pastel tonlarını kullanmak sizi yormadan ideal şıklığı evinize katar. Mermer ve bronz aksesuarlar da yine sizi kurtarabilecek dekoratif ürünler arasında. Aksesuarların yanı sıra Pinterest evlerinin olmazsa olmazlarından bir diğeri ise çiçeklerdir. Saksı çiçeklerinde bol yeşil yapraklar verilmek istenen sıcaklığı sağlayabilir. Ayrıca masanızı, sehpanızı taze çiçekler ile süslemek şık kahve fotoğraflarının ortaya çıkmasına yardımcı olur.

Altıncı adım: Tüm eşyalara kendinizden bir şey katın!
Bu adım aslında herkesin kendi evinde uygulaması gereken adımlardan biri. Evinizdeki tüm eşyalara kendi yorumunuzu katabilirsiniz bu sayede evinizde kendi ruhunuzun yansımalarını görebilirsiniz. Örneğin zigonlarınıza sizi anlatan renkleri kullanarak dilediğiniz desenleri çizebilir; kendi tasarladığınız terrariumu salonunuzun bir köşesine yerleştirebilirsiniz. ‘Terrariumu nasıl yaparım?’ diyorsanız haberimize tıklayın!

Yedinci adım: Baskın bir köşe
Tüm bu softlukta renk olarak baskın bir berjer veya bir duvar Pinterest evlerinin olmazsa olmazlarından. Burda önemli olan evin geneline hakim olan rengin koyusunu veya gerçek bir uyum yakayacağı rengi seçmektir. Örneğin gri tonlarının hakim olduğu evde bir köşeyi lacivert bir berjer ile tamamlayabilir ya da pudra tonlarının hakim olduğu bir evde duvar boyasını koyu bir pembe tonunda kullanabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akran zorbalığı nedir? Akran zorbalığının türleri nelerdir?
Akran zorbalığı (bullying), çocukların arkadaşları tarafından maruz kaldıkları fiziksel, cinsel, sözel ya da sosyal şiddettir; okul şiddeti olarak da adlandırılır. Birçok türü bulunan akran zorbalığı eğer engellenmezse, zorbalığa maruz kalan çocuğun hayatında ömür boyu kalıcı psikolojik yaralara yol açabilir.
Akran zorbalığı türleri:
Fiziksel şiddet: Dürtmek, itmek, tekme atmak, tükürmek, ısırmak, vurmak, kulak çekmek, tokat atmak, çelme takmak, kesici ve delici aletlerle saldırmak, cisim fırlatmak, ateşli silahlarla korkutmak vs.
Cinsel şiddet: Cinsel çağrışımlı sözler söylemek, giysileri kaldırmak ya da çıkarmaya çalışmak, sarkıntılık yapmak vs.
Sözel şiddet: Bedensel özelliklerle alay etmek, kaba sözler söylemek, isim takmak, sözlü olarak tehdit etmek vs.
Sosyal şiddet: Oyunlara almamak, dışlamak, yalnızlığa itmek, görmezden gelmek, öğrenci hakkında dedikodu ve söylenti çıkarmak, iftira atmak, haksız şikayetlerde bulunmak, öğrenciyle konuşmamak ve diğer öğrencilerin de konuşmasını engellemek vs.
Akran zorbalığının nedenleri nelerdir?
Akran zorbalığının “okullardaki öğrenci kalabalığı, öğrencilerin kendi aralarında yaşadıkları yoğun rekabet, düşük özgüven seviyesi ve düşük özsaygı” gibi nedenleri olduğunu belirten Ayşim İncesulu, bu durumun sonuçlarının da son derece ciddi olduğunu vurguluyor: Düşük benlik algısı, kendine güvenememe, gelişim gerilemesi veya bozukluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, akademik başarısızlık, madde bağımlılığı, evden veya okuldan kaçma gibi.
Ayşim İncesulu, tüm bu sonuçları yaşamamak için anne babaların yapması gerekeni ise şu cümlelerle açıklıyor: “Anne babalar öncelikle sorunu kabul etmeli ve çocuklarının duygularını, sıkıntılarını paylaşmalı. Sonrasında çocuğun öğretmeniyle iş birliği yaparak ve profesyonel destek alarak bu sıkıntıyı aşmalı.”
Disiplin yönetmeliği değişti: Akran zorbalığı artık suç
Uzman Psikolog Melisa Mutlu, akran zorbalığına maruz kalan çocukların verdiği sinyalleri ve akran zorbalığına karşı yapılması gerekenlere dair bilgiler verdi.
Eğitimin en önemli sorunlarından biri olan akran zorbalığı vakalarında artış yaşanıyor. Her 3 çocuktan 1’inin, yüzde 10-14’ünün ise 6 ayı aşan kronik akran zorbalığına maruz kalıyor. Uzman Psikolog Melisa Mutlu “Akran zorbalığı var olan ya da algılanan bir güç dengesizliğinden beslenen, istenmeyen ve agresif davranışlar olarak da tanımlanmaktadır. Kurban olan öğrenci ile bir veya daha fazla öğrencinin kızdırma, çalma, vurma, tehdit etme gibi direkt olarak yapılan davranışlara ek olarak öğrenciyi belli arkadaş grubunda istememe, etkinliklere seçmeme gibi dolaylı bir biçimde de olabilmektedir. Zorbalık yapan çocuk diğerini kimi zaman fiziksel kimi zaman duygusal yönden ‘daha zayıf’ görür, ona baskı yapmayı ya da acı çektirmeyi amaçlar” dedi.
Başka çocuklara yapma ihtimalini de artırıyor
Küçümseyici söylemler, dalga geçmeler, arkadan yapılan dedikodular, eşyalarına el koyma, kendisine yiyecek aldırma, ödevini yaptırma şeklinde ya da dışlama, görmezden gelme şeklinde davranışlarla akran zorbalığının kendini gösterdiğini belirten Uzman Psikolog Melisa Mutlu “Bunun son noktası fiziksel ya da cinsel saldırganlıktır. Bazen herkesin göreceği şekilde bazen gizli yapılabilir. Kimi zaman akran zorbalığı tehdit de içerir. Eğer mağdur olan çocuk tepki göstermez, hatta kimseye bahsetmezse akran zorbalığına maruz kalmaya devam edebilir. Bu durum başka çocukların da mağdura akran zorbalığı yapma ihtimalini arttırabilir. Bu şekilde sürekli hale gelebileceği ve mağdurun ruhsal durumunu bozabileceği için akran zorbalığının önlenmesi oldukça önemlidir” diye konuştu.
Gülüp geçme gibi davranışlardan kaçının
Mağdur çocuk suçlanacağını ya da arkadaşları tarafından dışlanacağını düşünerek olayı öğretmenlerine ya da ebeveynlerine aktarmaktan çekinebileceğine dikkat çeken Mutlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Zorbalık yapan çocuk durumu daha farklı anlatabilir. Akran zorbalığını meşru görme, zorbalığa maruz kalan kişi hak etmiştir gibi düşünme, olayın tekrarlanmayacağını düşünme, gülüp geçmek gibi davranışlardan kaçınılmalıdır. Akran zorbalığını yapan da maruz kalan çocuğun da psikolojik açıdan değerlendirilmesi gerekebilir. Akran zorbalığı yaşayan çocukta kaygı sorunları, özgüven problemleri ya da depresyon olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir. Mağdur olan çocukta altta yatan bu sorunlar varsa aynı zamanda zorbalığa maruz kalma ihtimali de yüksek olabilmektedir. Zorbalık yapan çocukta ise davranış bozukluğu, dürtü kontrol bozukluğu gibi bir uzman tarafından müdahale edilmesi gereken bir durumun olup olmadığını belirlemek de aynı öneme sahiptir.”
Akran zorbalığı yaşayan çocuğun verdiği sinyaller nelerdir?
Eğer çocuğunuzda aşağıdaki belirtiler varsa, zorbalıkla mücadele etmeye çalışıyor olabilir:
*Okula gitmeyi reddetme
*Sık yaşanan karın ağrıları, baş ağrıları ve diğer fiziksel şikayetler
*Gerginlik ve huysuzluk
*Uyku bozukluğu (gece kabusları ve uykuya dalmakta zorluk)
*Yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler
*Altını ıslatma yaşantıları
*Harçlığını sürekli bir şekilde kaybediyor olması,
*Okuldan eve geldiğinde giysilerinin veya eşyalarının zarar görmüş olması,
*Bedeninde açıklanamayan morluklar, yaralar olması
*Sebebi bilinmeyen bir şekilde üzgün, yalnız, endişeli ya da depresif görünme
*Okuldan sonra ve hafta sonları akranlarıyla etkileşimden kaçınma
*Okulda yalnız olduğundan bahsetme
*Kendini suçlamada artış
*Çaresiz ya da değersiz hissetme
*Okul servisine binme korkusu
*Okul performansındaki ani değişim
Akran zorbalığı yaşayan çocuğun ebeveynleri ne yapmalı?
Çocukları akran zorbalığından koruyabilmenin en önemli yollarında bir tanesi çocuklarla iletişimin iyi olmasının gerekliliğidir. Her şeyden önce aktif dinleme becerilerinizi kullanarak ve çocuğunuza koşulsuz sevginizi ileterek onun için güvenli bir alan yaratmayı denemelisiniz:
*Çocukla bu durumu tartışmaktan ve anlatması için baskı yapmaktan kaçınılmalıdır.
*Çocukla açık ve sıcak bir ilişki kurarak duygularını anlatması sağlanmalıdır.
*Zorbalığın nerede ve ne şekilde gerçekleştiği öğrenilmelidir.
*Bir sonraki rahatsız edilmesinde bu durumu, okulda sevdiği ve güvendiği bir öğretmeniyle paylaşması için teşvik etmelidir.
*Son olarak, okulu durumdan mutlaka haberdar etmeli ve çözüm için iş birliği yapmalıdırlar.
Konu ile ilgili şu içerik de dikkatinizi çekebilir: Akran zorbalığı nasıl önlenir?
Çocuklar zorbalığı ‘anne baba ilişkisi’nden nasıl öğrenir?
Ebeveynler akran zorbalığı hakkında neler bilmeli?
Drexel Üniversitesi profesörü Charles Williams ve klinik psikolog ve yazar John Mayer, birbirine kötü davranan çocuklar hakkında bilmeniz gerekenleri anlatıyor
14
Mitler ve yanılgılar Okullar şiddete yataklık etmeye devam ediyor. Amerika’da çocuklar aylarca gördükleri zorbalık sonucu intihar edebiliyor. Ebeveynler ise böyle bir şey kendi çocuklarının başına gelirse ne yapmaları gerektiği hakkında çok da bilinçli değil, karanlıkta kalıyorlar.
Peki, ne yapabilirler? Dikkat edilmesi gereken işaretler neler? Gerçek zorbalığı, çocuklar arasındaki çeşitli kişilik çatışmalarından nasıl ayırt edersiniz? Drexel Üniversitesi profesörü Charles Williams ve klinik psikolog ve yazar John Mayer sizlere bu konuda yardımcı olacak:
Mit 1Çocuğunuz zorbalık gördüğünde bilirsiniz Çocuğunuz size akranlarından zorbalık gördüğünü söylemiyor diye bu gerçekleşmiyor demek değildir. Amerika’da yapılan bir araştırmada 2007 yılında orta ve yüksek okul öğrencilerinin neredeyse üçte biri okulda zorbalık gördüğünü bildirdi. Ve bunlar sadece itiraf edenler. “Bu sessiz konulardan biri” diyor Williams. Çoğu çocuk işler daha kötüye gittiği için, utandığı için ya da ispiyonculukla suçlanmaktan korktuğu için susmayı tercih ediyor. Eğer çocuğunuz eve yırtık kıyafetlerle geliyor, okula gitmekten şikayet etmeye başlıyorsa; orasında burasında tesadüfen çürükler, kesikler, çizikler görürseniz ya da depresif davrandığını ve kendini izole ettiğini fark ederseniz durumdan şüphelenmeye başlasınız iyi olur. Önce çocuğunuz ile sonra da okuldaki yetkililer ile konuşup, bu problemi bir an önce çözmeye yönelmelisiniz.
Mit 2Zorbalık her zaman fiziksel agrasyon içerir Akran zorbalığı bir çocuğun diğerine zarar vermesi demektir. Bu sadece fiziksel olmaz, farklı şekilleri vardır; isim takmak, tehdit etmek, dalga geçmek… Hatta elektronik de olabilir, mesaj atarak, mail yazarak ya da sosyal ağlardan herhangi biri üzerinden. İşte son araştırmalarda rapor edilen taciz türleri: Öğrencilerin, – % 21’i takma isimler takıldığını, hakaret veya alay edildiğini – % 18’i dedikodulara malzeme edildiğini – %11’i itilip kakıldığını – % 6’sı zarar verilmekle tehdit edildiğini – % 4’ü zorla yapmak istemedikleri şeylerin yaptırıldığını – % 4’ü özel eşyalarının kasten tahrip edildiğini belirtti.
Mit 3Zorba her zaman büyüktür. Sinema filmlerinin aksine, zorbalık yapanlar her zaman yaşça ya da ebatça daha büyük çocuklar olmak zorunda değildirler. Söz konusu zorbalık olduğunda fiziksel boyut oldukça önemsizdir” diyor Mayer. Zorbalık genellikle güçle ilgilidir ve yapan çocuk aslında kendi hayatında yanlış giden bir şeylerin etkisindedir. Saldırganlık, zorbada güven eksikliği ve fiziksel yetersizlik duygularından ilham alıyor olabilir. “Zorbalık genellikle psikolojiktir” diyor Williams. Kızlar, erkeklerden daha çok zorbalık görür ve daha sık pasif agresif davranış ya da fiziksel zarar üzerinden toplumsal şiddet kurbanı olurlar.
Mit 4 Bu problemi çözmenin tek bir şekli vardır Zorbalık çeşitleri nasıl farklılık ve çeşit gösteriyorsa çözümleri de elbette çeşitlilik gösterecektir. Yapmanız gereken eylemleri (ve reaksiyonları) düşünmek ve bunları çocuğunuz ile konuşabilmektir. 1. çözüm: Geri mücadele. “Nihai doğru şey kabadayıyı görmezden gelmek olmalıdır. Zorbalık ve tahriklerine sırtınızı dönün ve kendiliğinden yok olsun” diyor Mayer. Dişe diş bir karşılığın genellikle etkisiz ve yardımcı olmaktan çok zararlı olacağında ısrar ediyor. Neden? Geri karşılık vermek anlık haz getirse de gerilimin tırmanmasına sebep olacaktır.
Bunun yerine, çocuğunuz ile şu stratejileri tartışmanızı öneriyor:2. çözüm: Bir yetişkine söylemek. Ebeveyn, öğretmen, rehberlik öğretmeni fark etmez çocuğunuzun mutlaka bir yetişkin ile konuşması gerekir. “Kabadayılık yapanların bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu çocuğunuza mutlaka öğretin” diyor Mayer, “bu, geri mücadele için daha üst bir formdur” 3. çözüm: Tepki vermemek. Çocuğunuz ağlayarak ya da yolunu değiştirerek zorbalık yapan çocuğu daha çok kışkırtmamalıdır. “Öğretmesi zor da olsa, işe gerçekten yarayan bir yöntemdir” diyor Mayer. Eğer çocuğunuz karşılık verirse, zorba bununla beslenir ve yaptığı şeyi şiddetlendirerek sürdürür. 4. çözüm: Sonuçlarını düşünmek. Çocuğunuzun okulunda sıfır tolerans politikası var mı? Eğer öyle ise, kendisini savunuyor olsa bile çocuğunuz cezalandırılabilir. Bu sonuç hem çocuklar hem ebeveynler için haksız görünebilir ve gerekirse okul idaresi ile tartışılması yerinde olur. “Kendini özgüvenle savunabilecek bir çocuğun zorbalığa uğrama şansının daha düşük olduğunu düşünmek doğrudur” diyor Williams. Yani korkmuş bir çocuğa geri savaşabileceğini söylemek yeterli değildir. Her şeyden önce, bu güvenlikle ilgili. Williams, ebeveynlerin çocuğunu bu durumu okula rapor etmesi için teşvik etmelidir. “Bir çocuk kendini savunma konusunda asla çelişki hissetmemelidir” diyor ve ekliyor “Fiziksel hazırlık ötesinde, dövüş sanatları ve boks eğitimi çocukların kontrol hissini yansıtmak için gerekli zihinsel güveni verir.”
Mit 5Zorbalar, sosyal hiyerarşinin tepesinden gelir “Açıkcası, sosyal kazanç zorbalıkların yüzde 95’inde dipte” diyor Meyer. Yani zorbalık yapan çocukların sosyal hiyerarşinin tepesinden geldiği teorisi oldukça saçma. Hem Mayer hem Williams kabul ediyor ki zorbalık sosyal güç isteği ile besleniyor. “Gelişim açısından bakarsak, sosyal konum, çocuklar ve gençler için çok önemli” diyor Williams. “Hatta ergenliğe ulaştıklarında, sosyal statü ebeveynlerinden daha etkili hale gelir üzerlerinde.” Zorbalık, toplumsal düzeni kontrol ve manupule eder, zorbaların istediği de tam olarak budur. Mayer’a göre, zorbalık yapan çocuklar kendi evlerinde genellikle problemler yaşıyor ve suistimal ediliyorlar. Kontrol edemedikleri dürtüleri bilişsel bozukluktan kaynaklanıyor olabilir. Bu demek değil ki ileride hepsi birer suçluya dönüşecek ama yine psikolojik danışmanlığa ihtiyaç duyulabilir. Zorbalık yapan çocuk kendi hayatında bir kontrol eksikliği hissediyordur. Yani aslında zorbaların kendileri de çoğu zaman kurbandır.
Mit 6Ebeveyn tutumlarının zorbalık üzerinde etkisi yoktur Gerçek şu ki ebeveynler, çocuklarına insanlardaki farklılıklara saygı duymayı öğretmediği sürece zorbalığın en büyük sebeplerinden olabilirler. Bazıları sözde insanların eşit olduklarını savunsa da davranışları farklı bir tutum sergileyebilir ve çocukların dikkatine çeken de bu olacaktır. Irkçı, seksist ya da homofobik konuşur, şakalar yaparlarsa çocukların basitçe şunu düşünür: “Tüm insanlar aynı değildir, bazıları diğerlerinden daha iyidir.”
Mit 7Çocuğunuz kurbansa, zorbanın ebeveynlerini arayın “Ebeveyn ebeveyne görüşmeler çirkin geçebilir” diyor Williams. Zaten gergin insanlar, durum ısınırsa kavgaya tutuşabilir ki bu da işleri hiçbir şekilde iyileştirmez. Ama illa iletişime geçmek isteyen ebeveynlere aracı öneriyor Williams. Bunun yerine işe okuldan başlayın. Okula gidin ve konuyla ilgili yetkili kişilerle konuşup, neler yapabileceğinize birlikte karar verin.
Mit 8Erkeklerin zorbalığa uğrama riski daha yüksek Yapılan araştırmaya göre, yüzde 31’lik oğlan oranına göre zorbalık gören kızların yüzdesi 34. Erkekler fiziksel şekilde zorbalık görürken, kızlarda zorbalık indirekt olmaya meyilli. Kurbanları için düşmanca bir ortam yaratan kızlar, dedikodu yaymaya bayılır. “Bir şekilde yapılması daha kolay çünkü direk değil” diyor Williams. Ve dedikodu yaymak da oldukça basit bir eylem olduğu için, kız zorbalığı çok zarar verici olabilir. Üstelik fiziksel yaralanmalar da bırakmayacağı için ebeveynlerin fark etmesi daha zor olacaktır. Eğer kızınız üzgün, despresif ya da okula gitmekte isteksiz davranıyorsa, onunla konuşup sorununu paylaşmaya çalışın.
Mit 9Siber zorbalık, diğer zorbalıklara giriştir Aslında, çoğu zorbalık yüz yüze başlar ve daha sonra mesajlar, sosyal medya, youtube gibi araçlarla gelişebilir, ki bu da zararı ve aşağılanmayı çok daha zarar verici ve can yakıcı hale sokar. Viral hale gelmeden zorbalığı durdurmak gerekir diyor Williams. Ebeveynlerle paylaşılır ve okul idaresine gidilirse bu ihtimal azalır. Ve eğer çocuğunuz online zorbalık yaşıyorsa, yasal yollara başvurmaktan çekinmemelisiniz. Siber zorbalık yükselişte. AP ve MTV tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, 14 ila 24 yaş arası gençlerde siber zorbalık oranı yüzde 50 artmış durumda.
Mit 10Ebeveynler her zaman çocuklarının en iyi savunucusudur Bazı ebeveynler çocuklarının durumunu görmezden gelip, sızlanmak ve şikayet etmekten vazgeçmelerini söyleyebilir. Hatta bazı zamanlarda okul yetkilileri de aynı şeyi yapabilir ve bu genellikle trajik sonlara sebep olur. Zorbalığı önlemenin tek yolu yetişkinlerin aktif rol oynaması ve çocuklarından gelen zorbalık şikayetlerini ciddiye almalarıdır diyor Meyers. Ebeveynler kardeşler arası zorbalık dahil, çocuklarının agresif davranışlarını en başından itibaren durdurmalıdır. Zorbalığa uğrayan çocuğun ebeveynleri ise özgüveni yerle bir olan çocuklarına kendilerinde bir sorun olmadığını, bunu yapan çocukta ters bir şeyler olduğunu doğru şekilde anlatmaları gerekiyor.
Mit 11 Zorbaları homofobik sataşmalar kullandığında her zaman mağdurun cinsel yöneliminden bahsediyordur Kelimenin gerçek anlamını bile bilmeden, özellikle ortaokul çağlarında, çocuklar birbirine ‘gay’ diyebilir. “Ebeveynsel ve sosyal modelleme yürürlüğe burada girer” diyor Mayer. Çocuklar bu kelimeyi illa ki ‘küçültücü, aşağılayıcı’ bir şekilde kullanıldığını duymuş ve bunu taklit ediyorlardır. İlerleyen yaşlarda, anlamını öğrenmiş olsalar bile, sadece hakaret etmek için kullanabilirler. “Sadece ima etmek bile zorba tarafından amaçlanan sosyal zararları vermeye yeterlidir” diyor Williams. Williams uyarıyor; cinsel olarak aklı karışık bir çocuk bu konudaki taciz ve zorbalıklara daha açık olabilir. Ebeveynlerin bu akıl karışıklığı konusunda harekete geçmesi ve çocukları ile konuşmaları gerekmektedir, yoksa ileride telafi edilemeyecek yaralar açılabilir. San Francisco Eyalet Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, cinsel tercihleri aileleri tarafından kabul gören eşcinsel çocukların depresyon, uyuşturucu bağımlılığı ya da intihara meyili daha düşük seviyede olmaktadır.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yazlık giysileri kaldırmak çocuk oyuncağı gibi görünebilir ancak kış sona erip havalar ısınmaya başladığında işe yarar bir düzenleme yapmış olmak size çok şey kazandırır. Ayrıca sonbahar-kış sezonu hazırlıkları için de size kolaylık sunar. Bu yüzden yazlıkları kaldırırken bazı noktalara dikkat etmek ve belli bir düzen uygulamak oldukça iyi bir fikirdir.
Kategorize edin
Yazlıkları kaldırmak için işte size kolay bir yol; giysileri ve aksesuarları “Kaldır” “Tamir et” “Bağışla” “At” “Sat” olarak kategorize edin. Bunu yaparken eşyalarınızı hem yukarıda önerdiğimiz şekilde değerlendirin hem de günlük temponuzu düşünün. Yazlıkları kaldırmaya zaman ayırmak sizin için çok mu zor oldu? “Sat” kategorisine girebilecek giysilerinizi ikinci el uygulamalarından satmak için vakit ayırabilecek misiniz? Bunun yerine onları bağışlamak sizin için daha kolay olabilir mi? Tüm bu soruların yanıtlarını vermeden önce yazlıklarınızı gerçekçi bir şekilde kategorize edin. Karar vermeden önce kendinize bir mola hakkı tanıyın! Hızlı karar vermek bazen pişmanlığa sebep olabilir.

Kendinize karşı dürüst olun
Yazlıkları kaldırma işini bir sadeleşme fırsatına dönüştürmek mümkün. Bu da size hem kışlık giysilerinizi daha geniş bir alana yerleştirme hem de hafifleme imkânı sunar. Öncelikle yazlık giysileri, ayakkabı ve aksesuarları kaldırırken kendinize karşı dürüst olun. Yaz boyunca giymediğiniz giysileri bir kenara ayırın. En yaygın uygulanan kuralı hatırlayın: “1 senedir giymediysen elden çıkar.” Bir yaz boyunca giymediğiniz elbiseleri ve ayakkabıları, kullanmadığınız aksesuarları bir sonraki yaz giyme ihtimaliniz düşüktür. Bunları hemen elden çıkarmak istemiyorsanız ayrı bir kutuda saklayabilir, sezon başında tekrar gözden geçirebilirsiniz. Bu konuda daha fazla ipucu için “Sadeleşirken en sık yapılan 4 hata” yazısını okuyabilirsiniz.
Temizlemeden kaldırmayın
Yazlıkları kaldırmak genellikle tek bir günde biten bir iş olmaz. Bunu hesaba katarak planınızı yapın ve gardrobunuzu gözden geçirmeye başlayın. Giysilerdeki bazı lekeler küçük boyutta olsalar bile kış boyunca dolapta kalacakları için bu lekeleri çıkarmak sonradan oldukça zor hale gelebilir. Yıkanmayan giysiler ayrıca küçük böcekleri de kıyafetlerinize çekebilir. Bu sebeple bakteri oluşumunu, kokuyu ve başka sorunları önlemek için yazlıklarınızı yıkayarak veya kuru temizlemeye vererek kaldırmanız önemlidir. Kuru temizlemeden gelen giysileri havalandırarak dolaba kaldırmak gerekebilir, kuru temizlemeciye bu konuyu danışabilirsiniz. Temizleyerek kaldırma prensibi, çanta veya aksesuarları kaldıracağınız saklama kutuları için de geçerlidir. Kemer gibi aksesuarlar hatta kışın kullanmayacağınız plaj takıları nemli bir bezle silinmeli ve ardından kurulanmalı, düzgünce sarılarak kaldırılmalıdır. Çanta ve ayakkabıların hem içleri hem de dışları temizlenmeli, saklama kutularının da iç kısımları dezenfekte edilmelidir. Marketten veya başka bir yerden alacağınız koliler ile siz farkında olmadan evinize böcek taşınabilir, dikkat!


Doğru saklama malzemeleri seçin
Hepsi birbirinden farklı işlevleri olan askı, saklama kutusu, vakumlu poşet, ayakkabı kutusu, hurç, depolama sandığı ve ev düzenleyici olarak kullanılan çeşit çeşit saklama çözümleri… Doğru saklama çözümleri kullanmanız, elbise ve aksesuarlarınızı kış boyunca oluşabilecek deformasyonlardan korumanızı kolaylaştırır. Kumaşlar ile renkleri bozmayacak ve aşırı kırışma yaratmayacak şekilde saklama yapmak bir sonraki yaz sezonuna girerken size kolaylık sağlar. Kıyafetleri asarken askılara fazla yük bindirmemeye de dikkat edin. Pantolonları üst üste koyuyorsanız kat izi çıkmamasına, pantolon askıları üzerindeki süngerlerin sağlamlığına ve bu tarz küçük detayları gözden kaçırmamaya çalışın. İpeksi ve kaygan kumaşlar için süngerli askılar kullanın. Etekleri kemerlerinden asarak kış boyunca oluşacak kırışıklıkların önüne geçebilirsiniz. Askıda duracak olan giysilerin üstünü örtmek onların tozlanmasını önler. Bunun için çarşaflar veya çeşitli kumaşlar kullanabilirsiniz. Saklama süresince kumaşların nefes alması önemlidir. Bu sebeple plastik saklama poşetleri yerine kumaş saklama torbaları ve hurçlar daha iyi bir çözüm olabilir. Eğer giysileri depo veya bodrum katı gibi bir ortamda saklayacaksanız koku geçirmeyen ve hava aldırmayan vakumlu poşetler daha iyi bir seçenektir.
Giysileri katlarken kumaş tiplerini dikkate alın
Pamuklu kumaşlardan yapılmış veya pamuk içeriği yüksek olan giysiler kolayca kırışabilir. Pamuk-polyester karışımı kumaşlar ise nispeten daha az kırışır. Kırışmış halde dolaba kaldıracağınız giysiler ise bir sonraki yaz sizin için bir felaket olabilir! Bu sebeple kurutma makinesinde kuruttuktan sonra katlayacağınız giysileri mümkünse ütülemeniz veya kırışık önleyici programı kullanmanız önemlidir. Vaktiniz ve yeriniz varsa, çamaşır telinde asarak kurutma yaptıktan sonra kıyafetleri ütülemeniz ve giyilmeye hazır halde kaldırmanız, zaten kırışacak olan giysileri daha da kırışık hale getirmemek için iyi bir fikirdir. Keten kumaştan yapılmış giysileri kuru temizlemeye vermek de size kolaylık sağlar. Keten kıyafetleri kuru, serin ve hava almayacak şekilde saklamalısınız. Keten giysiyi tekrar giyme zamanı geldiğinde üzerine su püskürtüp elinizle bastırarak düzleştirebilirsiniz. Yoğun bir ütü mesaisi ile meşgul olunca ütünün altında lekeler oluşabilir. Bunun için “Ütünün altı nasıl temizlenir?” yazımıza göz atabilirsiniz.
Mayo ve bikiniler özel ilgi ister
Severek aldığınız mayo ve bikinileri bir sonraki yaz sezonunda da giyebilmek için doğru şekilde yıkayıp saklamanız önemlidir. Mayoları az miktar bulaşık deterjanı kullanarak elde yıkayabilirsiniz. Bol su ile, deterjan kalıntısı kalmayacak şekilde durulamanız gerekir. Çamaşır deterjanı kullanacaksanız yine aynı şekilde, çok iyi bir durulama yapmanız gerekir. Çamaşır makinesinde yıkayacağınız mayo ve bikiniler için hassas yıkama yapabilir, yıkama filesi kullanabilirsiniz. Mayo ve bikinileri kupkuru hale gelmeden kaldırmanız onların bozulmalarına ve hatta küflenmelerine yol açabilir. Mayo ve bikinileri kaldırırken sıkı sıkı katlamak yerine sermek daha iyi bir fikirdir. Plastik poşetler içinde saklayacaksanız, hava almayan vakumlu poşetler kullanmanız daha doğru bir seçimdir. Bikinilerinizi iç çamaşırı çekmecenizde, pamuklu kumaşların arasına koyarak da saklayabilirsiniz.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım bir süredir birliktelik yaşıyor. Ünlü çift, birlikteliklerini bir adım daha ileriye taşıdı ve mutluluğa ‘evet’ dedi.

ROMA’DA EVLENDİLER
Ünlü çift, bugün Roma’da düzenlenen törenle evlendi. Düğünden gelen kareler ise sosyal medyada çok konuşuldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GELİNLİK VE DAMATLIK TERCİHLERİ DE BEĞENİLDİ
Pınar Deniz’in sade gelinliği ve Kaan Yıldırım’ın ünlü markalardan gelinlik ve damatlık tercihi de gündem oldu.
“GÖBEĞİ SAKLAYAMAMIŞSINIZ O GELİNLİKLE…”
Bazı takipçiler, Pınar Deniz’in gelinliğini beğenirken, bazı takipçiler de beğenmedi. Sosyal medya kullanıcıları, “çarşafı dolamış gibi duruyor”, “göbeği saklayamamışsınız o gelinlikle” ve “bayıldık çok güzel” yorumlarında bulundu.

MUTLULUK GÖZYAŞLARI!
Özellikle düğün sırasında Pınar Deniz’in mutluluk gözyaşı döktüğü görüldü.
Kaan Yıldırım ile evlenen Pınar Deniz gözyaşlarını tutamadı! İşte o anlar!

SOSYAL MEDYADA YANKI UYANDIRDI
Mutluluk gözyaşları döken 1,5 aylık ünlü oyuncunun o duygusal anları, sosyal medyada da yankı buldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV ekranlarının beğenilen programlarından ‘Esra Erol’da’, bu hafta yine konu ve konuklarıyla oldukça ilgi topladı.

Esra Erol’da programına katılan Dilek Arı eşinin çocuğuna kötü davrandığını söyleyerek isyanını dile getirmişti. Fakat gerçekler canlı yayında ortaya çıktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bugün eşi Mustafa ile canlı yayında yüzleşen Dilek Hanım, eşinin çok fazla alkol aldığını ve başta çocukları olmak üzere çevresine kötü davrandığını söyleyerek boşanmak istediğini söyledi.
Esra Erol’da akılalmaz olay! Uyuması için 1,5 yaşındaki bebeğe alkol içiren aile canlı yayında gözaltına alındı!

“Çocuklarım benim kırmızı çizgim” diyen Dilek Arı, karşısında eşi Mustafa’yı görünce çocukları için bir şans daha verdiğini ifade etti. Ta ki o görüntüler ortaya çıkana dek…

Yayına verilen 1,5 yaşındaki bebeğin alkol şişesi tuttuğu hatta alkol şişesini ağzına aldığı o görüntüler büyük tepkilere yol açtı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demokratların adayı Harris de bu mesaja karşı sessiz kalmadı ve 34 yaşındaki ünlü şarkıcıyı savunan bir açıklama yaptı. Harris, Swift’in şarkı isimlerini Trump’a uyarlayarak bir mesaj verdi.
Harris’in ‘Trump’ın Kötü Haftası (Taylor’ın Versiyonu)’ adlı açıklaması şöyle:
“Donald Trump’ın haftasını Kötü Geçirdiğini söylemenin Güvenli (ve Sağlam) olduğundan oldukça eminiz. Bay Hiç İyi Değil bu haftayı duyguları üzerinde çalışarak, Şampanya Sorunlarından sızlanarak geçirdi. Onun ipe sapa gelmez konuşması, bağırması ve sürekli komplo teorileri, birçok kişinin Adam’ın başkan olamayacak kadar duygusal olduğunu söylemesine neden oldu. Dilediğiniz Gibi Adlandırın, Ancak Yaşamış En Küçük Adam için Yeni Bir Şey Değil.”
Harris, Swift’in ‘Safe & Sound’, ‘Down Bad’, ‘Mr. Perfectly Fine’, ‘Champagne Problems’ ‘The Man’, ‘Call It What You Want’ gibi şarkılarından oluşan bir mesaj oluşturarak Taylor Swift hayranı olduğunu gösterdi.
TARAFINI AÇIKLADI
Swift, kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinde Demokratların başkan adayı Kamala Harris’e oy vereceğini duyururken, “kaos ile değil de sükunet ile yönetilirsek bu ülkede çok daha fazla şey başarabileceğimize inanıyorum” demişti. Ünlü şarkıcı, sandığa gidecek seçmenlere iki adayın da politikalarını dikkatlice inceleme çağrısı yapmıştı.
KEDİLİ MESAJ
Açıklamasını kedili bir fotoğrafıyla yapan Swift, paylaşımını “Çocuksuz Kedili Kadın” sözleriyle bitirmişti. Swift’in bu sözleri akıllara Trump’ın Başkan Yardımcısı adayı JD Vance’in 2021’de Harris ve bazı diğer kadın Demokrat siyasetçiler için “Kendi hayatlarında perişan olan bir avuç çocuksuz, kedi sahibi kadınlar” demesini getirmişti.
ELON MUSK YANIT VERDİ
Swift’in paylaşımına Space X’in kurucusu Elon Musk yanıt vermişti. Trump’ı destekleyen Musk, Swift’in “Çocuksuz Kedili Kadın” sözleri ile alay etmişti. Musk, “Tamam Taylor… sen kazandın… sana bir çocuk vereceğim ve kedilerini hayatım pahasına koruyacağım” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı ünlüler yeni güzeli eleştirirken, bazıları ise sosyal medya paylaşımlarıyla Bilgen’in donanımlı ve güzel bir Türk kadınının temsil ettiğini savundu.
Aleyna Tilki, sosyal medya hesabından, eleştirilerinin genellikle toplumun ya da kendilerine öğretildiği, yerleşmiş güzellik standartlarından kaynaklandığı vurgulayan bir paylaşım yaptı.
Tilki, yaptığı paylaşımda; “Genellikle güzellik yarışmalarını çok desteklemiyorum ama donanımlı, hikayesi olan, kendi milyarlarca kadının aynısını yapmamış kadınlar gerçekten çok beğeniyorum. Kaliteli güzelliğiyle bir türk kadını. Eleştiri yapan insanları normalleştirmemek adına bunu söylemeliyim ki, öğretilmiş bilgilerle yönetilen beyniniz ve hisleriniz, herhangi bir güzelliği algılayacak kadar özgür değil” şeklindeki ifadeleri kullandı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan İdil Bilgen’in yarışmadan bir hafta önce Bingöl’e tayin olduğu öğrenildi.
2024 Türkiye Güzeli’nin, Sağlık Bakanlığı’nın 118’inci Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurasında, Bingöl’ün Yayladere İlçesi Toplum Sağlığı Merkezi’nde görev yapacaği belirtildi.
“ONKOLOJİDE UZMANLAŞACAĞIM”
Annesi Ayşe Bilgen’i meme kanseri nedeniyle 2018 yılında kaybettiğini belirten İdil Bilgen, yarışmada aldığı birinciliğin kariyerini etkilemeyeceğini ifade ederek; “Tıp eğitimimi bitirdim. Şimdi onkoloji üzerinde uzmanlaşacağım” demişti.
TAKİPÇİ SAYISI ARTIYOR
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü düzenlenen 2024 Miss Turkey’de güzellik tacını takan İdil Bilgen’in birinciliği büyük yankı uyandırmıştı. Günlerdir konuşulan Bilgen’in takipçi sayısı sosyal medyada 22 bini aştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Babası gibi golf sporuna ilgisi olan Zehra Çilingiroğlu, golf şampiyonu oldu.
Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu kızlarının şampiyonluk sevincini büyük bir gururla paylaştı.
Kızının kupa sevincini sosyal medya hesabından büyük bir gururla paylaşan Hülya Avşar, gönderisine “Zehra, Kemer Country Club Emirates İstanbul Golf Cup birincilik kupası” notunu düştü. Kaya Çilingiroğlu da aynı kareyi “Şampiyon” sözleriyle yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Old money akımı nereden geliyor?
Yazın Güney Avrupa gezilerinden kışın İsviçre dağlarına uzanan bu trendde geçmişten günümüze yansıtılan en belirgin özellik göze batmayan zarif bir zenginlik anlayışı. Kıyafetten yaşam tarzına, gidilen mekanlara kadar birçok konuda popüler yerlerden veya gelip geçici kıyafet akımlarından uzak durarak kaliteli bir yaşam tarzı oluşturmaya çalışılıyor ve bunun da doğuştan gelen bir zenginlik, hatta miras olarak adlandırıldığını biliniyor.


Old money modada kendini nasıl gösteriyor?
Old money görünümünün temel unsurları arasında baklava desenli yelekler, beyaz spor ayakkabılar, kapitone paltolar ve özel yapım parçalar yer alıyor. Her ne kadar bu trend sürdürülebilir modadan uzak gibi görünse de birbirinin yerine giyilebilecek ve uzun süre dayanacak, nötr tonlardaki kaliteli parçalara yapılan vurguda bu iki akımın ortak nokta bulduğunu söyleyebiliriz.
Yeni “old money” estetiği, “zengin” görünmekten ziyade bilinçli alışveriş yapmak ve gardırobunuza yatırım yapmakla ilgilidir. Bu başlı başına bir trend olarak görünse de bu trendle ilişkilendirilen görünümler sizi uzun süre tarz gösterecek bir görünüm elde etmenizi sağlıyor. Dolayısıyla kaliteli ve birçok kıyafetle uyum sağlayabilecek parçalar seçerek uzun süre dayanmasını sağlıyorsunuz. İkinci el kıyafet mağazalarından alışveriş yapmak, hızlı moda döngüsüne kapılmadan klasik tarzları benimseme fırsatı sunuyor. Zamansız olmanın çekiciliği, asla eskimeyecek veya trendlerin akışına kapılmayacak parçalarla uzun seneler giyilebilecek bir gardırop oluşturabilmenizi sağlayabilir.
Bugün old money
Sofia Richie ise son dönemde bu akımın en önemli temsilcileri arasında gösteriliyor. Bunun sebebi sade ve zarif stilinin yanı sıra nötr tonlarda kombinlediği parçalarıyla kaaliteli bir görünüm elde etmesi. Sessiz lüks denilen akımı seçtiği pahalı fakat logodan ve gösterişten uzak parçalarla yaşatmaya devam ediyor.
Old money akımı için yukarıda da bahsettiğimiz gibi kaliteli ve uzun yıllar kullanılıp modası geçmeyecek parçalar tercih etmek için en akıllıca yol kapsül gardıropoluşturmak. Bu sayede sürdürülebilir modaya bir fayda sağlamanın yanında sürekli değişen akımların etkisine kapılıp gitmemiş olursunuz. Trençkotlar, belirgin yakalı gömlekler, kaşmir üstler, polo yaka tenis ve golf tişörtleri, tenis etekleri ve loafer ayakkabılar bu trendin diğer sevilen parçalarından. Aksesuar olarak ise zarif ve küçük inciler, altın-gümüş renklerinin bir arada kullanıldığı saatler, broşlar, fularlar, zamansız beyaz, krem ya da siyah renklerinde çantalar kullanılır parçalar arasında.
Siz de “old money” akımını yakından tekip edip bu trende uyum sağlamak istiyorsanız yukarıdaki ipuçlarına dikkat ederek kapsül bir gardırop oluşturabilirsiniz.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmaya katılan, yaş ortalaması 56, vücut kitle indeksi ortalaması 30 olan 5 bini aşkın kişinin uyuma ve uyanma saatlerini kayıt altına alan araştırmacılar, bu kişilerin uykusunun orta noktasını hesapladı.
Buna göre, araştırmacılar, uyuma ve uyanma saatlerine göre katılımcıları, yüzde 20’si erken kronotip, yüzde 20’si geç kronotip ve yüzde 60’ı orta kronotip olmak üzere 3 kategoriye ayırdı.
Araştırmacılar, katılımcıların tamamının vücut kitle indeksi hesaplamalarının yanı sıra 1526’sının karaciğer gibi iç organlarının yağ oranını da ölçtü.
Buna göre, araştırmacılar, yaş, cinsiyet, eğitim, vücut yağ oranı ve yaşam şekli gibi durumları göz önünde bulundurarak, “geç kronotip” kategorisindeki, yani geç saatte uyuyan katılımcılarda, orta kronotip kategorisindekilere göre tip 2 diyabet görülme riskinin yüzde 46 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, geç kronotip kategorisindeki katılımcıların, vücut kitle indeksinin orta kronotiplilere göre 0,7 daha yüksek olduğunu da belirledi.
Araştırma yazarlarından Jeroen van der Velde, yaptığı açıklamada “Geç kronotipli kişilerin, akşam geç saatlere kadar yemek yeme ihtimali daha yüksek.” ifadesini kullanarak, akşam belli bir saatten sonra yemek yememenin metabolizmaya faydalı olduğuna dikkati çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Taşlıçay köyüne bağlı yaylada çöküntü olduğunu gören vatandaşlar, durumu yetkililere bildirdi.
Alanda emniyet şeritleri çekildikten sonra çöküntünün neden kaynaklandığının belirlenmesi amacıyla BÜ Enerji, Çevre ve Doğal Afet Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürlüğünden bir ekip yönlendirildi.
Ekip, çöküntünün meydana geldiği alanda incelemelerde bulundu.
Ekipte yer alan Doç. Dr. Fatma Esen, yaptığı açıklamada, burada arazi çalışması gerçekleştirdiklerini söyledi.
Esen, şunları kaydetti:
“Sahada yaptığımız gözlemlerde şunu fark ettik, saha eski bir göl tabanı. Bu göl tabanında siltli malzeme birikmiş durumda. Bu malzeme yeraltı suyunun etkisiyle çökmüş, lokal bir çöküntü görünümünde. Obruk görünümlü ama obruk değil. Bunun tehlike arz eden bir durum oluşturduğunu düşünmüyoruz. Sadece bu alanda oluşmuş bir çökme olduğu kanaatindeyiz. Vatandaşlarımız için bir tehlike arz etmiyor. Islah çalışması yürütülmesi, kapatılması ya da drenajın açılarak ana hatta bağlanması lazım. Bu şekilde vatandaşlarımız için bir tehlike oluşturmayacağı kanaatindeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Erzincan Tercan ilçesi Beğendik Köyü mevkiinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, 23 HZ 817 plakalı minibüs, yol kenarındaki sulama kanalının duvarına çarptı.
İhbar üzerine bölgeye ambulans ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan sürücü ve işçiler Tercan Devlet Hastanesi ile Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BU FIRSAT 12 YILDA BİR GELİYOR”
12 yılda bir gerçekleşen kavuşumu anlatan Astrolog Aysun Koç, “Gökyüzünde çok nadir oluşan güzel bir görünüm var. Pozitif destekleyici bir etkisi var. Gökyüzünde iyicil olarak ifade ettiğimiz Ay ve Venüs vardır, bir de ilahi gezegen Jüpiter vardır. Bu üçü çok iyicil özellikler gösterir. Bu üç iyicil gezegen çok güzel bir yerleşimde gökyüzünde olacaklar. Bunlardan Ay Kova burcunda Sadalsuud dediğimiz şanslıların şanslısı bir sabit yıldız yerleşiminde olacak, Venüs ise Spica dediğimiz noktaya yakın bir bölgede olacak. Jüpiter ise Capella Bellatrix dediğimiz etkileri büyüten alanda olacak. Spica ünlüler, şöhretle ve mal mülk edinmeyle ilgilidir. Ay, Venüs ve Jüpiter çok iyicil dediğimiz büyük üçgen oluşturuyor. Bu 12 yılda bir oluşuyor bazen 12 yılda bir bile bu pozisyon yakalanamıyor.” ifadelerini kullandı.
15 EYLÜL’E DİKKAT EDİN!
15 Eylül‘e dikkat çeken Koç, “Her tür işle ilgili aşkla ve kısmetle ilgili değerlendirilmesi gereken gün 15 Eylül. Etkileri 15 Eylül‘de zirve yapıyor. 15 Eylül Pazar gününü yapmak istediğiniz, adım atmadığınız her tür konuyla ilgili değerlendirmede bulunabilirsiniz. İkizler, Kova ve Terazi burcunun son 15 gününde doğanlar en çok etkilenecek burçlar.” dedi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRBİRLERİNİN SAÇLARINI YOLDULAR
Taksinin kapısını açan kadın, içindeki diğer bir kadın tarafından saldırıya uğradı. Birbirlerinin saçlarını çekip yere düşüren kadınlara çevreden bir müdahale gelmedi. Şoförün dahi taksiden inip müdahale etmediği kavga bir süre devam ettikten sonra kendiliğinden sonlandı. Kadınlar tekrar taksiye binerek yollarına devam ettiler.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay’dan üniversite eğitimi için gittiği İstanbul’da mezuniyetinin ardından avukatlık yapan 44 yaşındaki Nurhak Kar Öksüz, yıllarca memleket özlemi çekerek ata topraklarında çiftçilik yapma hayali kurdu.
Hayalini gerçekleştirmek için 2018’de İstanbul’daki hayatını geride bırakarak memleketine dönen Öksüz, mesleği avukatlığın yanı sıra eşinin 4 dönümlük arazisinde çiftçilikle uğraşmaya başladı.
Aldığı eğitimlerle ilaçsız tarım modelini benimseyerek zeytin, biber, domates, fasulye ve narenciye yetiştiren Öksüz, ürünleri işlemek ve dayanışma sağlamak için Akdeniz Kadın Kooperatifini kurdu.
Öksüz, kooperatif bünyesindeki 20 kadınla sabahın erken saatlerinde şalvarını giyip bahçesindeki ürünleri topladıktan sonra adliyedeki duruşmalarına katılıyor.
Adliye ve bahçesindeki işlerinin ardından Öksüz, Türkiye Yüzyılı Prefabrik Çarşısı’ndaki kooperatifte, kadınlarla yetiştirdiği ürünleri işliyor, aynı zamanda deri çanta, şapka, cüzdan, takı gibi eşyalar yapıyor.
Kooperatif bünyesindeki kadınlar ise Öksüz sayesinde hem kazanç elde ediyor hem de depremin oluşturduğu olumsuz psikolojiden uzaklaşıyor.
Akdeniz Kadın Kooperatifi Başkanı Öksüz, AA muhabirine, 20 yıl İstanbul’da yaşadığını ve metropol hayatının kendisini bıktırdığını anlattı.
Her zaman toprağa ve toprağı işlemeye özlem olduğunu, bu nedenle memlekete dönmeye karar verdiğini belirten Öksüz, şöyle konuştu:
“Buraya geldiğimde ilk önce babamın bahçesini ekmeye başladım, sonra eğitimler alıp eşime ait 4 dönümlük arazide bu işi daha bilinçli sürdürdüm. Ardından kadınlarla toplandık, hep beraber bu toprağı gelip ekmeye başladık. Ardından ‘Bir kooperatif kuralım.’ dedik çünkü üretiyoruz ama artık satış da olması gerekiyor. Ürettiklerimizi öncelikle avukat arkadaşlarıma, İstanbul’a kolilerle yollamaya başladım.”
Öksüz, kooperatifi kurduktan bir ay sonra 6 Şubat 2023’teki depremlerin meydana geldiğini ve bu süreçte biraz sıkıntı yaşadıklarını ifade etti.
Valiliğin kendilerine prefabrik çarşıda yer tahsis etmesiyle yeniden çalışmalara başladıklarını belirten Öksüz, şu anda üretim yaparak kadınların kazanç sağlamasına katkı sağladıklarını söyledi.
Önce tarlaya, sonra adliyeye, ardından kooperatife yetişiyor
Asıl mesleği avukatlığın yanında hem çiftçiliği hem de kooperatif çalışmalarını uyum içerisinde sürdürdüğünü anlatan Öksüz, şunları kaydetti:
“Bahçe bakım işleri güneş doğmadan başlıyor, önce bahçeme geliyorum, tarlamda yabani otlarımı ayıklıyorum, sulamamı yapıyorum, ardından kıyafetimi güzel bir şekilde giyinip adliyeye gidiyorum. Orada işlerim bitince bahçeye dönüyorum ya da kooperatife geçiyorum. İstanbul’dan depremden sonra iş teklifleri de geldi ama kadınlara verdiğim bir söz vardı, kadınlarımızla birlikte kalkınacağız, üreteceğiz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çamaş’ın eserleri daha önce dünyaca ünlü uluslararası sanat fuarı organizasyonu olan Contemporary Venedik, Contemporary Barselona ve Canvas Londra’da sergilendi.
Dedesi ve annesinden sonra ailesinde üçüncü kuşak olarak ebru sanatıyla ilgilenen Çamaş, bir sonraki kişisel sergisini ABD’de açmaya hazırlanıyor.
“Göz figürü üzerinden yola çıkarak çalışmalarımı yaptım”
“Bakış” sergisine ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Çamaş, 2 yaşından bu yana ebruyla ilgilendiğini belirterek, “İlk kişisel sergimi insanlarla paylaşmaktan çok gurur duyuyorum. Bildiğiniz gibi ebru geleneksel bir Türk sanatı. Ben de bu sanata modern bir yorum katmaya çalışıyorum.” dedi.
Çamaş, eserlerinde daha çok göz figürü üzerine çalıştığına işaret ederek, “Gözün uğur getirdiğine, nazardan koruduğuna inanıyorlar. Ben de dileklerimi yerine getirdiğine inandığım için hep göz figürü üzerinden yola çıkarak çalışmalarımı yaptım.” ifadesini kullandı.
Ebru çalışmalarında her eserin birbirinden farklı ve bağımsız olduğunu aktaran Çamaş, şöyle devam etti:
“Ebruyu ne kadar aynı yapmaya çalışsanız, aynı renkleri de kullansanız, aynı şekilde boyaları atsanız bile ebru her seferinde farklı çıkıyor. Bu çok değerli. Bence insanlar olarak farklılığımızı ve birlikte olduğumuzu, ne kadar iyi bir bütünlüğe sahip olduğumuzu gösteriyor. Ben de kolajlarda aslında farklı ebrularla güzel bir bütünlük sağlamaya çalışıyorum.”
“En büyük ilhamım dedem”
Genç sanatçı, dedesi ile “Dededen Toruna Ebru Atölyeleri”ni başlattıklarını da anlatarak, “Aslında benim en büyük ilhamım dedem. Çünkü o büyük hastalıklarla mücadele ederken ebruyu keşfediyor. Aslında onu ebru iyileştiriyor. 50 yaşında başladığı ebru tecrübesi, şu anda 85 yaşında daha sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Dedem bence sanatın insanı iyileştirdiğinin en büyük kanıtıdır.” diye konuştu.
Yapay zeka ve sanatın bir arada olduğu çalışmaları da yapmak istediğini dile getiren Sera Çamaş, şunları kaydetti:
“Yapay zeka inanılmaz büyük ve değerli şu anda. Gelecekte daha da değerli ve ön planda olacak. O yüzden bence yapay zekaya karşı çıkmak yerine, onu ‘sanata nasıl entegre edebiliriz’ diye bakmak gerekiyor. Ben de yapay zekayla ebru çalışmak isterim. Bence yorumu ilginç olur.”
Toplam 23 eserin bulunduğu sergi, Artkolik Arnavutköy’de 14 Eylül’e kadar ziyaretçilere açık olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polatlı Belediyesince 13 Eylül Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele, Polatlı Belediye Başkan Yardımcısı Bilal Haşim Avcı, belediye meclisi üyeleri, siyasi partilerin ilçe başkanları ve üyeleri, STK temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayten Sezer Arığ yönetiminde gerçekleştirilen panelde, Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası ilişkiler Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyfi Yıldırım ve Emekli Albay öğretim görevlisi Doç. Dr. Abdullah Cüneyt Küsmez, Kurtuluş Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi, savaş sürecinde Yunanistan ve İngiltere’nin tutumu konusunda katılımcıları bilgilendirdiler.
Panelde Sakarya Meydan Muharebesinin önemini anlatan Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Sakarya Zaferi gerçekleşmeseydi Büyük Taarruz olmayabilirdi. Birinci adım Sakarya zaferidir. İkinci adım ise 1 yıl sonra gerçekleşen Büyük Taarruz’dur. Çanakkale diriliştir, Sakarya bu milletin ayağa kalkığı yerdir.” dedi.
Yunan tarafının Anadolu işgaline bakışını anlatan Prof. Dr. Seyfi Yıldırım da İngiliz’in maşası olan Yunan ordusunun 120 bin askerle Anadolu’ya çıktığını, Britanya İmparatorluğunun teknik ve teçhizatıyla donatıldığı, gerçekte Yunan ordusunun Türklerle mücadele gücünün olmadığını söyledi.
Savaşın bilançosunu rakamlarla veren emekli albay öğretim görevlisi Doç. Dr. Abdullah Cüneyt Küsmez, subaylar savaşı yaşandığını, 39 bine yakın kayıp verildiğini ve Sakarya Savaşı’nın Yunan ordusunun savaşma arzu ve azmini kırdığını anlattı.
Oturumun moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Ayten Sezer Arığ, milli mücadeleyi gerçekleştiren Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşlarını, özellikle kadınlar olmak üzere Anadolu insanını rahmet ve minnetle andıklarını belirterek, “Allah bu millete düşman ayağı bastırmasın.” ifadelerini kullandı.
Program sonunda panelistlere hediye takdimi yapıldı, hatıra fotoğrafı çekildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Enstitüsü, Ara Güler Müzesi, Doğuş Grubu ve Robert Capa Çağdaş Fotoğrafçılık Merkezi işbirliğiyle açılan sergiye, Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu’nun yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Ara Güler’in objektifinden yansıyan yaşamın çeşitli yönlerini Macar izleyicilere sunan sergide, İstanbul’un tarihi dokusundan Anadolu’nun kırsal yaşamına geniş bir yelpazede 45 fotoğraf yer aldı.
“İstanbul’un Gözü” olarak da anılan Ara Güler’in günlük yaşamda insan halleri ve kentsel dönüşümü ustalıkla belgelediği siyah beyaz fotoğraflarına Macar sanatseverler yoğun ilgi gösterdi. Sergide ayrıca Ara Güler’in kullandığı fotoğraf makinesi ve üzerinde çalıştığı dialara da yer veriliyor.
Büyükelçi Gülşen Karanis Ekşioğlu, yaptığı konuşmada, “Ara Güler’in objektifinden yansıyan hayat, Türkiye’nin kültürel zenginliğini ve tarihsel derinliğini Macar halkına aktarmanın en etkili yollarından biri. Bu sergi, iki ülke arasındaki kültürel diplomasinin güzel bir örneği.” dedi.
Budapeşte Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Mustafa Aydoğdu da “Ara Güler’in fotoğrafları, sadece anı ölümsüzleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda kültürler arası bir köprü işlevi görüyor. Bu sergi, Türkiye ve Macaristan arasındaki kültürel bağları güçlendirirken, evrensel bir dilin, fotoğrafın gücünü de ortaya koyuyor.” görüşünü paylaştı.
Robert Capa Çağdaş Fotoğrafçılık Merkezi Müdürü Orsolya Körösi ise Ara Güler ve Robert Capa’nın 20’nci yüzyılın en önemli fotoğrafçıları arasında yer aldığını, bu serginin iki usta arasındaki sanatsal bağı vurgularken, fotoğrafçılığın sınırları aşan gücünü de gösterdiğini söyledi.
Doğuş Grubu Sanat Danışmanı, Ara Güler Müzesi ve Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi Proje Direktörü Çağla Saraç da bu serginin iki ülke arasındaki kültürel köprüleri güçlendirdiği fotoğrafın birleştirici gücünü de ortaya koyduğunu dile getirdi.
Ara Güler’in evrensel diline işaret eden Saraç, “İstanbul’un dar sokaklarında çekilen bir fotoğraf, Budapeşte’de bir izleyiciyi derinden etkileyebiliyor çünkü Güler’in fotoğrafları, coğrafi sınırları aşarak insanlığın ortak duygularına dokunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Türk-Macar Kültür Yılı’nın en önemli etkinliklerinden biri olarak, iki ülke arasındaki kültürel alışverişe önemli katkı sağlayacak “Ara Güler-Hayata Dair” sergisi,15 Aralık’a kadar Budapeşte’deki Robert Capa Çağdaş Fotoğrafçılık Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kütüphaneden yapılan açıklamaya göre, hazırlanacak kitaplık için Rami Kütüphanesi Müdürü Ali Çelik, İbnülemin Mahmut Kemal İnal Vakfı Başkanı Ahmet Samet Yapar ve Biyografi Enstitüsü Başkanı Erol Erdoğan ortak protokole imza attı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Biyografi Enstitüsü Genel Sekreteri Dr. Rıdvan Kaşıkçı, 10 bine yakın biyografi kitabının yer alacağı kitaplıkta araştırmacılara hizmet verileceğini, bunun Türkiye’de ilk örnek olacağını ifade etti.
Rami Kütüphanesi Müdürü Ali Çelik ise Biyografi Enstitüsü ile imzalanan protokolün, kitaplığın yanı sıra biyografi ile ilgili seminer, söyleşi, atölye, panel gibi faaliyetleri de kapsadığını aktardı.
Kitaplığın yakın zamanda hizmete girmesi planlanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

KAFA TASINDA ÇATLAK OLUŞTU
Saldırıcı sonucu Gürler’in sol omzunda çıkık, kafa tasında çatlak ve açık yaralar oluştu. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Gürler, yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Polis Seracettin D.’yi gözaltına alırken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hakim Roger Arata, 80’den fazla erkeğin eşine tecavüz etmesini teşvik eden Dominique Pelicot’un hasta olduğu için duruşmaya gelemediğini söylüyordu.
Bu sırada tecavüz mağduru Gisèle Pelicot görülür şekide bir duygu belirtisi göstermedi.
72 yaşındaki Gisèle Pelicot, geçen hafta aynı mahkemeye, sakin halinin içindeki yıkımı gizlediğini anlatıyordu.
Kocasının uyuşturucu verdiği Gisèle Pelicot, on yıl süresince, bilinçsiz haldeyken, eşinin aile evine soktuğu onlarca erkeğin tecavüzüne uğradı.
Kocasının bu korkunç olayı filme aldığını dört yıl önce bir polisin anlatması ile öğrendi.
Dominique Pelicot, kimi mahkeme salonunda olan bölge halkından erkekleri internet üzerinden buluyordu.
Gisèle Pelicot, kimliğinin gizli tutulması hakkından da vazgeçti. Bunu uyuşturucu verilerek cinsel saldırıya uğrayan kadınların durumuna dikkat çekmek için yaptı.
Bu suçun yaşandığı Mazan, İngiliz aktris Keira Knightley’nin düğününe ev sahipliği yapmasıyla da bilinen tarihi çok eskilere dayanan bir kartpostal gibi bir yer.
Bölge halkından Evan Tuvignon, bölge halkının, davayla ilgili bir bıkkınlık içinde olduğunu anlatıyor ve “Gerçekten kimsenin umurunda değil” diyor.
Ancak konuştuğumuz bazı kadınlar, bölge halkının yalnızca bir şok yaşamakla kalmadığını, gerilimin komşu kasabalara yayıldığını da anlatıyor.
Suçlanan erkeklerin isimleri yakın zamanda sosyal medyada yayıldı.
Bu kişilerden bazıları, ailelerinin, çocuklarının sokakta ve okulda tacize uğradığını savunarak mahkemeye şikayette bulundu.
Mazan’daki dar bir sokakta konuştuğumuz iki kadın, isimleri gördüklerini ve erkeklerden en az üçünü tanıdıklarını söyledi.
25 yaşındaki Océane Martin “Kime güveneceğinizi bilemiyorsunuz. Yakında bu köyden taşınacağım için mutluyum” diyor.
Ancak Océane’in 50 yaşındaki annesi Isabelle Liversain daha derin bir endişeyi dile getiriyor.
Polisin, çekilen görüntüleri inceleyerek tespit ettiği 50 kişi gözaltına alınmış durumda. Ancak henüz isimleri ve kimlikleri belirlenemeyen 30 şüpheli serbest.
Liversain sinirli bir sesle, “80 kişiden 30’unun hala yakalanmadığını biliyoruz. Bu gerilim yaratıyor çünkü insanlar komşularına güvenip güvenemeyeceklerini bilmiyorlar. Kendinize soruyorsunuz, o 30 kişiden biri mi? Komşunuz kapalı kapılar ardında ne yapıyor?” diye yayılan şüphe ortamını anlatıyor.
Ancak Mazan’ın 74 yaşındaki belediye başkanı Louis Bonnet, tecavüzcülerin çoğunun başka köylerden geldiğini savunarak, bölge halkının yaşadığı ruh halini görmezden gelmeye çalıştı. Pelicot’ların bölgeye yeni taşınan, yerli halktan olmayan, yabancılar olarak göstermeye çalıştı.
Louis Bonnet, Gisèle Pelicot’in yaşadığı tecrübeyi de küçümseyen ifadeler kullandı.
“Tekrar ayağa kalkması zor olacak” dedikten sonra yakındaki bir yerleşimde bilinçli halde tecavüze uğrayan başka bir kadını örnek gösterdi ve onun durumunun daha ciddi olduğunu söyledi.
Pelicot davasının önemini azaltmak istediğini düşündüğümü söylediğimdeyse, bunu yaptığını kabul etti:
“Evet öyle. Yaşananlar çok ciddi. Ama köyün, kabul edilebilir sayılabilecek sınırların çok ötesine geçen bir suçun yükünü taşıması gerektiğini söylemeyeceğim.”
Olayı kınıyordu ama köyünün sonsuza dek bu olayla damgalanmasını da istemiyordu.
Ama aynı zamanda Gisèle Pelicot’un travmasını küçümsüyor gibiydi.
Avignon’daki mahkeme salonunda bulunan 18 sanık, duruşmayı cam bir bölümün arkasından takip etti.
Dağınık beyaz saçlı bir adam sakallı çenesini ovuşturuyordu.
Yakınındaki daha genç bir siyah erkek uyukluyor gibiydi.
Erkeklerin çoğu yüzlerini bir şekilde gizlemeye çalışmıştı, birkaçı ise maske takmıyordu.
Fransız yasaları sanıklara, kimliklerini gizleyebilme konusunda bir miktar hak tanıyor.
Ancak Gisèle Pelicot yasaların ona tanıdığı gizlilik hakkını reddetti ve bunun yerine birçok Fransız kadın için bir “meydan okuma sembolü” olmayı seçti.
Yerel bir aktivist olan Blandine Deverlanges, “Büyük bir cesaret, onur ve insanlık gösterdi. Tecavüzcüsünün önünde tüm dünyanın önüne çıkarak konuşmayı seçmesi [Fransız kadınları] için büyük bir armağandı. Onun büyük yıkım yaşadığını söylüyorlardı ama yaptığı çok ilham vericiydi” dedi.
Deverlanges ve diğer aktivistler, Avignon duvarlarını sloganlarla boyadılar. Bu sloganlardan birinde, “Sıradan adamlar. Korkunç suçlar.” yazıyordu.
Annesi Gisèle Pelicot’un yanında oturan 45 yaşındaki kızı Caroline duygularını gizlemedi.
Yakın zaman önce bilgisi veya izni olmadan babasının fotoğraflarını çektiğini öğrenmişti. Kendisinin de babası tarafından uyuşturulduğuna inanıyor.
Fransa’da birçok uzman, tecavüz ve uyuşturucu bağlantısının yeterince araştırılmadığına inanıyor.
Zarif bir dekoru olan mahkemedeki atmosfer sakindi.
Ancak anne ve kızının, bu kadar çok sayıda maskesi düşmüş tecavüz şüphelisinin yalnızca birkaç metre uzağında oturduğunu görmek şoke ediciydi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çubuk Eğitim Gönüllüleri Derneği gönüllüsü kadınlar, kış aylarının vazgeçilmez lezzetlerinden tarhana üretimi için imece usulü çalışıyor.
Domates, kırmızıbiber, soğan, yumurta, nohut, nane, tuz, un ve yoğurtla hazırlanarak teknelerde 3 hafta bekletilen hamur, daha sonra küçük parçalar halinde çarşaflara serilerek kurumaya bırakılıyor.
Kuruduktan sonra ufalanarak elekten geçirilen tarhana, kilogramı 400 liradan satışa sunuluyor.
Kadınlar, tarhana satışından elde ettikleri gelirle üniversite öğrencilerine burs sağlıyor.
Çubuk Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Hatice Erkan, AA muhabirine, organik ürünlerle tarhana hazırladıklarını belirterek, “Tamamen eğitime destek amacıyla bir araya geliyoruz. Tarhanamızı da doğal yöntemlerle yapıyoruz. Her derde deva, çok lezzetli ve sağlıklı.” dedi.
Ürettikleri ürünler için satış yerleri olduğunu ifade eden Erkan, şöyle konuştu:
“Un tarhanası ilçemizin yöresel ürünlerindendir. Tarhana ağustos sonu, eylül başı gibi yapılır. Bunları üretiyoruz, satıyoruz. Bunun parasıyla da öğrencilere burs veriyoruz. Buradakilerin hepsi gönüllü hanımlarımız. Burada çalışanın sayısı belli olmaz. Sabahleyin 3 kişi geldik, şimdi 6-7 kişi olduk. Her gün 10-15 kişi gelir, bize destek olur. Burada çalışanların hepsinin bir tek amacı var, öğrenciye burs vermek.”
Perihan Reçber ise yaklaşık 10 yıldır Hatice Erkan ile eğitime destek için gönüllü çalıştığını kaydederek, “Hatice hocamız ile öğrenci okutuyoruz. Gözleme, erişte, mantı, bazlama, tarhana gibi ürünler yapıyoruz. Haftanın 7 günü gönüllü çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Söğüt ilçesinde kadına yönelik şiddeti önleme amacıyla stant kuruldu. Kurulan stantta broşürler dağıtılarak vatandaşlar bilgilendirildi. Kadına şiddet konusunda farkındalık oluşturmak isteyen personelin kurduğu stant, vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı. – BİLECİK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kula’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 102.yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Beşibiryerde Turizm ve Sanat Festivali, Manuş Baba, Özlem Özdil, Perdenin Ardındakiler ve İnci Mercan konserlerinin ardından ünlü sanatçı Kıraç konseri ile son buldu. Kula Belediyesi’nin düzenlediği 102. yıl kurtuluş etkinlikleri ve Beşibiryerde Turizm ve Sanat Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen konserde yaklaşık 2 saat sahnede kalan Kıraç, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Birbirinden güzel eserlerini seslendiren sanatçı Kıraç’a hep bir ağızdan eşlik eden binlerce katılımcı, Kıraç’ın sahne performansıyla seyir zevkini doruklara kadar yaşadı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mağazada bulunan havai fişeklerin patlaması söndürme çalışmalarını zorlaştırırken, çevrede bulunan oteller tedbir amaçlı boşaltıldı. Alevler, 2 saatlik çalışmanın ardından itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, iş yerinde büyük çapta hasar oluştu. Çıkış nedeni henüz bilinmeyen yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edilirken, ters bir şekilde bir bölümü suya gömülen otomobildekilerin yardımına vatandaşlar koştu. Sürücü ve eşi Seher Bektaş yaralı olarak otomobilden çıkarıldı. Yaralılar, yapılan ilk müdahalelerinin ardından Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kentte bir haddehanede işçi olarak çalışan Arif Bektaş, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yaşamını yitiren Arif Bektaş Soğuksu Mahallesi Merkez Camisinde öğle namazından sonra kılınan cenaze namazından ardından Karabük Salmanlar köyünde toprağa verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hava durumu raporunu paylaştı. Buna göre; İstanbul, Kocaeli ve Sakarya başta olmak üzere birçok ilde sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. Öte yandan, sıcaklıklarda önemli bir değişiklik yaşanmayacağı kaydedildi. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun kuzey ve iç kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu, Marmara’nın kuzey ve doğusu, Ege’nin kuzeydoğusu, Göller Yöresi, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve kuzeydoğusu, Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzey ve batısının yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yağışların, Batı Karadeniz (Bolu hariç), Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Akdeniz’in Toroslar Mevkii, İstanbul’un kuzey kıyıları, Kocaeli ve Sakarya çevreleri ile Sivas’ın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı, ülke genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın genellikle kuzeyli, Akdeniz kıyıları ile yurdun doğu kesimlerinde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, İstanbul ve Kırklareli’nin Karadeniz kıyılarında kuzeyli yönlerden kısa süreli kuvvetli (30-50 km/sa) esmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Derya ve Harun Güvercin çiftinin oğlu Deniz, doğum esnasında oksijensiz kalması nedeniyle 37 gününü kuvözde geçirdi.
Güvercin çifti, aradan geçen sürede evlatlarının durumunda farklılık olduğunu gözlemledi.
Götürdükleri hastanede oğullarına serebral palsi teşhisi konulmasıyla Güvercin çifti, hemen tedavi süreciyle ilgili araştırma yaptı.
Çift, evlatlarının bir an önce ayağa kalkabilmesi için yaklaşık 2 yıl önce yaşadıkları Osmaniye’den Adana’ya taşındı. Yoğun bir fizik tedavi sürecinin ardından Deniz, ailesinin de mücadelesiyle ilk adımlarını 7 yaşında attı.
Yaklaşık 10 adım atabilen Deniz, AA muhabirine, yürümeye başladığı için mutlu olduğunu söyledi.
Okula başlayacak olmanın da heyecanını yaşadığını belirten Deniz, “Öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı merak ediyorum. Büyüyünce tiyatrocu olmak istiyorum.” dedi.
Baba Harun Güvercin de Deniz’in yürüyebilmesi için büyük mücadele verdiklerini anlattı.
Yaklaşık 4-5 yıllık tedavi süreciyle oğlunun ayağa kalktığını belirten baba Güvercin, “Deniz’in bize çok yardımcı olmasıyla ilerledik. Tedavilerle ve 2 ay önce kas gevşetme ameliyatıyla şu anda fiziki duruş olarak çok iyi durumda. Deniz’in mental bir problemi yok. Sadece fiziki olarak yürümekle ilgili bir problemi var. Yaklaşık 10 adım atabiliyor. Zaten yürüme problemini aştığımızda normal çocuklardan hiçbir farkımız kalmayacak.” diye konuştu.
Harun Güvercin, oğlunun okula başlayacak olmasının mutluluğunu yaşadığını anlattı.
“Ayakta bağımsız durmaya başladı”
Özel bir merkezde görev yapan fizyoterapist Turhan Ayyıldız da Deniz’e egzersiz uyguladığını ve çok yol katettiklerini dile getirdi.
Deniz’in her zaman çok istekli olduğuna dikkati çeken Ayyıldız, şunları kaydetti:
“Fizik tedavi süreçlerinde bize çok yardımcı oluyor, çok destek veriyor. Günde 2 defa üst üste seans alıyor. Her zaman çok heyecanlı, istekli geliyor. Yürüme konusunda çok hevesli ve son zamanlarda bunun için iyi yol katetti. Artık yeni yeni adımlamaya ve ayakta bağımsız durmaya başladı, çok mutluyuz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Libya’da asker olarak görev yapan ve 2018 yılında sağ bacağını kaybeden Mundır Ali Mustafa Alweheshi’ye tedavi için geldiği Türkiye’de osseointegrasyon protezi uygulandı. Türkiye’de ilk kez yapılan başarılı operasyonla hayata tutunan Alweheshi, “Takılan protezi kendi bacağım gibi hissediyorum” dedi.
Libya’da asker olarak görev yapan Mundır Ali Mustafa Alweheshi’nin 2018 yılında katıldığı bir operasyonda bomba patlaması sonucu sol bacağı kırıldı, sağ bacağı ise diz üstünden koptu. Alweheshii tedavi için Türkiye’ye geldi ve ilk olarak kemiği 10 santim uzatıldı, sonra da klasik soket protez takıldı. Günde sadece 5 dakika ayakta durabilen, ağrıları giderek artan Alweheshii, yeniden Türkiye’ye geldi. Türkiye’de ilk defa uygulanan yöntemle osseointegrasyon protez operasyonu yapıldı. Alweheshii, kısa süre içerisinde ayağa kalkıp desteksiz olarak yürümeye başladı.
Operasyonu başarıyla gerçekleşti
Operasyonun detaylarını anlatan Medipol Sağlık Grubu’ndan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Adnan Kara, “Hastamız daha öncesinde soket protezi denedi. Bu protezle yürüme süresi kısıtlıydı. Protezin cilde temas ettiği yerde de yaralar oluşuyordu. Protezi sürekli çıkarmak durumunda kalıyordu. Kullandığı zamanlarda ise 5 dakikalık yürüme mesafesini geçemiyordu. Başarılı bir operasyonla osseointegrasyon protezi ameliyatımızı yaptık” dedi.
Türkiye’de bir ilk yapıldı
Osseointegrasyon protezinin uygulama aşamalarını anlatan Doç. Kara, “Her hastamıza bu işlemi yapamıyoruz. Özellikle yara yerinde iyileşme sorunu olmayan hastalarımızda uygulayabiliriz. Cerrahi olarak çok zor sayılmasa da hasta takibi yönünden oldukça zordur. Hastayı bundan sonra ömür boyu takip edeceğiz. Osseointegrasyon protezi ülkemizde yeni jenerasyon olarak uygulanan ilk operasyon oldu. Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Tabii bu ilerleyen süreçlerde yayılarak devam edecektir. Sonuçları görüldükçe, iyi sonuçlar alındıkça hastalar da bunu yaptırmak isteyecektir” şeklinde konuştu.
“Zorlu, bir o kadar da başarılı bir süreç oldu”
Ameliyat sonrası fizik tedavi süreci hakkında bilgi veren Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman, “Hastamız sağ bacak diz üstü ampütasyon hastasıydı. Hastamızı uzun süre klasik olarak bildiğimiz protez bacak kullanıyordu. Hastamıza yeterli rehabilitasyon programı yapmamıza rağmen fonksiyonel olarak rahat hareket edemediği için kemik içi protez uygulandı. Operasyon sonrası hastamız yavaş yavaş kademeli olarak ayağa kalkmaya ve yürümeye başladı. Ortopedi, fizyoterapi ve fizik tedavi ile birlikte uzun bir süreç oldu. Önce belli ağırlıklarda baskı uyguladı. Kendi kilosunu kaldıracak ağırlığa ulaştıktan sonra önce ayakta durmaya ardından destekli yürümeye başladı. Şimdi ise tempolu ve ağrısız bir şekilde uzun mesafeler yürüyebiliyor. Hastamız bundan sonraki sürecini kimseye bağlı olmadan rahatlıkla yapabilecek” diye konuştu.
“Kendi ayağım gibi hissediyorum”
Operasyondan sonra hayatının tamamen değiştiğini ifade eden Alweheshi, “İki ayağımdan yaralandım. Sol bacağımı yapılan tedaviyle kurtardık. Ancak sağ ayağım kesilerek ampute edildi. 1,5 yıl boyunca Adnan hoca ile sık sık görüşme yaptık. Operasyon sonrası hayatım tamamen değişti. Eskisine göre çok fark var. Eskiden çok zorluk çekiyordum. Yeni takılan protezde hiçbir zorluk yaşamıyorum. Çıkarıp takması çok kolay. Yeni protezimi kendi ayağım gibi hissediyorum. Sosyal hayatıma devam ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, Sakarya’nın Ferizli ilçesinde kaza yapan 112 acil ekibini tedavi gördükleri hastanede ziyaret etti.
Kaza, önceki gün sabah saatlerinde Karasu- Adapazarı D-650 kara yolu Sinanoğlu mevkisinde meydana geldi. F.Y. (29) idaresindeki 54 FM 526 plakalı ambulans, sürücüsünün direksiyon kontrolünü kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü F.Y., sağlık personelleri M.B. (26) ve O.Y.G. (27) ile ambulansta bulunan A.A. (34) isimli hasta yaralandı. Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, dün akşam hastanede tedavi gören sağlık çalışanlarını ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, AK Parti Sakarya MilletvekiliErtuğrul Kocacık, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar ile sağlık çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini ileterek durumları hakkında bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beden eğitimi öğretmeni Yalçın Yıldız, Gercüş ilçesine bağlı Aydınlı köyü Mağaralı mezrasında kayalıklara tırmanıp kaya balı topluyor. 300 metrelik kayalıklara tehlikeli tırmanış yapan Yıldız, “5 yıldır beden eğitimi öğretmenliğini yapıyorum. Batman Gercüş Aydınlı köyü Mağaralı mezrasında yaşıyorum. Ben hobi olarak bu işi yapıyorum. Birkaç sefer daha bunu dile getirmiştim, bu yıl tekrar bal sezonu geldi ve tekrar başladım bal toplamaya. Sabahın erken saatlerinde uyanıp 2 saatlik yürüyüşün ardından kayaların tepesine ulaştık. 300 metreye yakın bir iniş yaptım. Daha önce arımızın bakımını ve temizliğini yapmıştık, güzel bir şekilde aynı şekilde tekrar açtık. Güzel bir bal vardı, 7 ile 8 kiloya yakın bal çıkardık. 4 ile 5 kilo da arıya bıraktık, arı telef olmasın diye. Bugün 300 metreye yakın kayalıklardan indim yani arının yaptığı yuvaya göre bunlar değişiyor” dedi.
Dağcılık eğitimini almayan bireylerin, bu işe kalkışmaması gerektiğini belirten Yıldız, “Bu işin ucunda ölüm bile var. Benim için bir tehlikesi yok, ben bu işin eğitimini almışım seviyorum. Bu işi hobi olarak yapıyorum. Çevrede kimsede bunu yapmadığı için bir nevi benim de hoşuma gidiyor. Yani elimden geldiğince bu işi devam edeceğim. Bu balı ilaç niyetine kullanıyoruz. Özellikle yaşlı ve hasta olan insanlar için kullanıyoruz. Akraba ve dostlarımıza veriyoruz şifa niyetine, kışın bunu ilaç olarak da tüketiyoruz. Soğuk algınlığı ve bazı hastalıklar için kullanmaktayız. Bu balın faydaları saymakla bitmez. Uzmanlar bu konuda daha iyi bilir. Bizim büyükler eskiden göz körlüğünde bile kullanıyorlarmış, soğuk algınlığı ve yaralarda kullanılıyor. Birçok hastalığa şifa kaynağıdır. Özellikle kanser tedavisinde çok etkilidir. Tamamen organik olduğu için şifa deposudur. Hiçbir katkı maddesi yok. İnsan eli kesinlikle değmiyor, arının doğada yaptığı baldır” diye konuştu. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu soğan mafyası yakalanmasaydı, kim bilir devletin vergi kasasında ne kadar büyük bir delik açılacaktı! Bu suç makinesi teyze, şüphesiz devletin ekonomisine verdiği zararla, diğer büyük suçlularla yarışır hale gelecekti.
Neyse ki, adalet yerini buldu ve bu yasadışı tarım operasyonu sonlandırıldı. Böylece halkımız, huzur içinde sokakta yürümeye devam edebilir!”
TÜRK’ÜN TEKNOLOJİ İLE İMTİHANI
Değerli okurum Ali Aktulga çektiği bir fotoğraf eşliğinde pratik zekamıza (!) anlamlı bir vurgu yapmış:
“Şakir Zümre Soba Fabrikası’nı uçak fabrikasına çevirmekle başlayıp, bize vermediği hassas kameranın feriştahını yapıp Kanada’ya vermeyen ve harp sanayiinde bize satılmayan her yüksek teknolojik ürününün daha iyisini yapan Türk zeka ve emeğine, İBB’nin teknik personeli süper bir buluşla katkıda bulunmuş, ben şahidim…

Metro İstanbul Masko istasyonunda gördüğüm düzenek, teknolojinin geldiği son noktanın bir göstergesiydi adeta.
“Akan çatının suyunu toplama kolektörü” fotoğrafta göreceğiniz gibi basit ama fonksiyonel bir düzenek.
SEN DE Mİ MUSLERA?
Köşemizin aktif takipçilerinden Bekir Kurt ligin en centilmen futbolcusunun sonunda bize benzemesinden endişeli: “Merhabalar Yüksel bey, ben de sizin gibi sporsever bir izleyiciyim. Olimpiyatlarda yaşadığımız, bana göre ‘aldığımız’ hezimetten sonra Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nden elenmesi içimi çok ama çok acıttı. Oysa ne güzel hayal etmiştim, hem Mourinho’lu Fenerbahçe’yi hem de son senenin rekor kıran şampiyonu Galatasaray’ı gruplarda izleyecektik. Düşünmesi bile çok heyecan vericiydi. Ama malum, herkesin bildiği nedenlerden dolayı olmadı. İçimi daha çok acıtanı, Muslera gibi sakin, efendi bildiğimiz hem de takım kaptanının, gol attığı için sevinen futbolcuya attığı tekmeydi. Bu beni çok üzdü. Umarım Galatasaray hem Muslera’ya ceza verir hem de bir özür mesajı gönderir Young Boys takımına. Büyük takıma da bu yakışır. Muslera’nın da bir özür borcu var tabii. Galiba bu futbolcuyu da kendimize benzettik. Her akşam televizyonlarda sudan sebeplerle cinayetleri, şiddet olaylarını seyrederek bize benzedi. Umarım daha fazla benzemez.”
FUTBOLDAKİ BÜYÜK HATA
Değerli okurumuz Necdet Taylan, futbol yayınları sırasında gözden kaçan önemli bir hatanın altını çiziyor: “Yüksel bey merhaba, Bazı spor haberlerinde rastladığım hatayı sizin aracılığınız ile paylaşmak istiyorum: İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü’nün sponsorluk anlaşması gereği ismi “Rams Başakşehir” olup bu isim sadece Trendyol Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası maçları için geçerlidir. Avrupa maçlarında ise sadece “Başakşehir” kullanılır. Bu vesileyle Başakşehir ile birlikte Avrupa’da mücadele eden tüm takımlarımıza da başarılar dilerim.”
Ne demiş?
Okurumuz Şükrü Çelik’ten enfes bir yorum: “Olimpiyat oyunlarını sağlam sporcularda sıfır altınla kapatırken, şu anda paralimpik dalda dört altın kazandık. Acaba olimpiyat başlamadan bu sağlam olanların hiç değilse serçe parmaklarını kırsaydık sonuç farklı olur muydu?”

Gaf kürsüsü
Kanal D Haber’den bir alt yazı faciası: “Halka uzun durun denildi.” (Tabii ki “Uzak durun” olacaktı)
Zap’tiye
Daha birkaç yıl önce para üstü için bozuğu olmayan pazarcı, fileye 2-3 tane limon atardı. Şimdi kilosu 100 lira olduğu için neredeyse kredi kartına taksit yaptırıyoruz…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞAHAN’I ÜZMÜYORLAR!
Şahan’ın tüm bu yaptıklarından haberi olan Marmaris Belediyesi, Bakanlık’ın yıkım kararını uygulama yetkisine sahip olmasına rağmen, davanın devam etmesini gerekçe göstererek kaçak yapıyı yıkmıyor!
Buradan da Marmaris Belediyesi’nin sözde çevreci olduğunu öğrenmiş olduk!
Gökbakar’ın villasıyla ilgili hem hukuki süreç hem de idari soruşturma devam ediyor.
İdari mahkemede açılan davanın sonucuna göre, yıkım kararının uygulanıp uygulanmayacağı belirlenecek.
Muhtemelen yıkım kararı çıkar! O koydaki bütün yapılar yıkıldığında Bakanlık’ın yerinde olsam Şahan’ın “Burası özel mülktür” deyip, kimseyi sokmadığı koya “Burası halkın koyudur” diye levha asarım!
Bu olay çevreye duyarlı gözüken, bir ağaç kesildiğinde ortalığı ayağa kaldıran Şahan’ın da ne kadar ikiyüzlü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu! Aslında Ege’de sit alanlarına inşa edilmiş böyle birçok kaçak yapı var!
Ağaçları kesip ev yapılarak doğanın katledildiği bu yapılarda oturanlar da genelde çevreci takılıyorlar!

‘KONUŞTUKLARINDA EN DÜRÜST BUNLAR’!
Şahan Gökbakar’ın “Doğal Karakteri Korunacak Alan’ olan bir bölgede kaçak yapılaşmaya imza atmasıyla ile ilgili sosyal medyada çıkan yorumlara da baktım.
Vatandaş Şahan’ın özellikle çevreci maske takmasına çok öfkeli yorumlarda bulundu. İşte onlardan bazıları:
“Şu utanmazlığa bakın. Konuştuklarında en dürüst bunlar, ‘Ağaç, yeşil, çevre, tarih’ diyen bunlar ama sit alanındaki çam ormanına kaçak yapı diken de bunlar”.
“Yangın diye yırtınan, doğa dostu sit alanına villa yapar mı?”
“Şahan’ın kuyruk acısı belli oldu!”
“İmar barışından garibanların faydalandığını mı sanıyordunuz? Bodrum’un tamamı böyle!”
“Bir Recep İvedik daha yapar millet ona gider bir villa parası daha kazandırır sorun mu?”
“Belediye imar planlama dairesi nasıl onay vermiş?”
“Saha sola atıp tutuyorsun. Kendi karıştığın işler ne böyle!”
“İyi yere kapak atmışsın, ağzın boşuna köpürmemiş seni gidi”.

VATANDAŞLA DALGA GEÇSİNLER DİYE Mİ SERBESTLER?
Kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan ve 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Dilan Polat ile eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 şüphelinin yargılandığı davada tüm sanıklar için tahliye kararı çıktı.
Ve Dilan Polat sosyal medya hesabından yaptığı ilk paylaşımda ‘Alo Engin’ deyip ‘Enerji’ şarkısını söyledi, iyi mi?
Dört rapor ile tespit edilen hırsızlık 500 milyon TL! Sahte fatura, 170 milyon TL! Aile şirketi arasında sahte fatura 500 milyon TL!
Kanuna aykırı kayıt dışı para tespit edilmişken ve bu kadar ciddi suçlama varken 10 ay sonra tahliye kararı nasıl çıkar?
Bu kararı alanlar gerekçelerini tek tek açıklamalılar!
Polisin emrine verilen lüks otomobilleri de geri alınca bunlar sosyal medyada şov yapar!
Adalet isteyen vatandaşlarla dalga geçerler!
Bu karardan sonra vergi kaçıranlar, kara para aklayanlarla ilgili mücadelede kamuoyu desteği nasıl sağlanır?
Bundan sonra her tartışmalı hukuk kararında ilk örnek gösterilecek olan Polat Ailesi olacak!
Bu tartışmalı kararla, alın teriyle, namusuyla para kazanıp, vergisini kuruşu kuruşa ödeyen vatandaşa verilen mesajın ne olduğunun farkında mısınız?
Şimdi “Bakın işte böyle” der gibi ‘Enerji’ şarkısı söyleyip vatandaşla, adaletle dalga geçiyorlar. Yazık, çok yazık!

İŞÇİLER, ZENGİNLERDEN DAHA MUTLUYMUŞ!
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, işçilerin ekonomik olarak dayanacak durumda olmadığını ifade ederken şöyle bir cümle kurmuş:
“O kadar sıkıntıya rağmen biz, zenginlerden daha mutluyuz. Bizim bir ayda aldığımızı onlar bir haftada kedilerine mama veriyorlar.”
İşçilerin zor durumda olduğundan bahsedip böyle konuşmak büyük tezat!
Bunu diyen sendika başkanı işçilerin hakkını nasıl savunabilir?

Altyazı
“Adalet duygusu, en çok hak arayanların elinde zavallılaşır.” (Bekleme Odası)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir döneme damgasını vuran ünlü sunucu Esra Ceyhan şimdi nerede, ne yapıyor?

Kızı Ayşe Ceyhan ile sakin bir hayat sürürken sosyal medyadan hayranlarıyla buluşmaya devam eden Esra Ceyhan’ın değişimi sosyal medyada gündem oldu. Esra Ceyhan, son haliyle sosyal medyada ilgi odağı oldu…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Atv’de bir ekran klasiği haline gelen Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye isimli programı uzun yıllar zirvede götürmüş güzel sunucu Esra Ceyhan sosyal medyanın merak edilenlerinden oldu.

Esra Ceyhan’ın son halini merak edenler onu sosyal medyada buldu.

İşte biraz kilo almanın da etkisi ile değişen Esra Ceyhan’ın son hali…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Herkes erkek sanıyordu… Yeşilçam’ın efsane filmleri arasında yer alan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Samet karakterine hayat veren oyuncunun kim olduğunu duyanlar kulaklarına inanamıyor.

Selvi Boylum Al Yazmalım filmi, Yeşilçam efsanelerinden. Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in başrollerinde yer aldığı film Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran eserlerden.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

1977 yapımı Selvi Boylum Al Yazmalım, ‘Sevgi neydi?’ repliği ile hafızalara kazındı.

Asya’nın büyük aşkı İlyas yerine Cemşit’i seçmesi bizi çok üzse de yıllar geçtikçe Asya’nın doğru bir karar verdiğini bir nesil yaşayarak öğrendi.

Selvi Boylum Al Yazmalım sosyal medyanın en çok konuşulanlarından oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞİKAYET YAĞIYOR
Mesela denizci Atilla Gökova’dan bir mail aldım. Marinaların bildiğini okumasından şikayetçi: “Ülkemizde euro cinsinden ya da döviz cinsinden ticaret yapmak yasak. Özellikle yelken okulları, charter şirketleri bu konuda çok ciddi denetim altında. Ancak marinaların bütün fiyat uygulamaları euro cinsinden… Mesela 40 fit teknenin marina ücreti 4 bin Euro idi bugün 15 bin euro bandına dayanmış durumda” diyor. Bu arada marinalar devletten kilovatını 3 TL’ye satın aldığı elektriği, kullanıcıya 3 Euro’ya satıyor. Ya da 3 TL’ye satın aldığı suyun tonunu kullanıcıya 3 Euro’ya veriyor…
Evet haklı bir isyan bence de… Marina müdürlerinin birbirlerine danışarak fiyatları belirlemesine tepki yağıyor. Yani, “Ben teknemi çeker, kendi halimde takılırım” diyorsanız, bir kez daha düşünün. Kıyıdan denize bakmak bile artık pahalı!

DENİZ KAZALARI SEZONUN ÖZETİ
Yaz sezonu boyunca göz kamaştıran güzellikleriyle yerli ve yabancı turistleri ağırlayan Bodrum, ne yazık ki son günlerde yaşanan deniz kazalarıyla gündemde. Geçtiğimiz haftanın en dikkat çekici olayı ise dünyanın en büyük ve lüks 100 yatı arasında gösterilen ICE adlı yatın Yalıkavak’ta bir tekneye çarpması oldu. ICE kazası, Bodrum’da yaz başından beri yaşanan deniz kazalarının sadece sonuncusu. Türkbükü açıklarında yaşanan bir başka kazada ise dikkatsizlik sonucu bir zodyak bot tekneyle çarpıştı ve iki çocuk yaralandı. Bir diğer olayda ise Bodrum limanında bağlı olan bir tekne çalındı ve kayalıklara vurmuş halde bulundu. Yaz başından beri denizlerde denetim artmalı kazalar yaşanmamalı diye yazdım, birçok uygulama yapıldı ama yine de geldiğimiz yazın sonunda uygulamaların yeterli olmadığını gördük. Bodrum gibi yoğun deniz trafiğinin olduğu bölgelerde, güvenlik önlemlerinin artırılması ve deniz araçlarını kullananların daha dikkatli olması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, hem insan hayatı tehlikeye giriyor hem de maddi hasarlar meydana geliyor. En moralimi bozan şey de Bodrum’da yaşanan bu deniz kazalarıyla ilgili hiçbir yetkiliden resmi bir açıklama yapılmaması oldu. Kazaların nedenleri ve alınacak önlemler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi bekleniyor. Bodrum, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak yaşanan bu kazalar, Bodrum’un bu güzelliklerini gölgelememeli. Yetkililerin ve deniz araçlarını kullananların daha dikkatli olması, Bodrum’un güvenli bir tatil destinasyonu olarak kalmasını sağlayacaktır. Dilerim 2025 yazında hala deniz kazalarını bu köşeye taşımıyor olurum.

21. GÜMÜŞLÜK MÜZİK FESTİVALİ
Ben şehre dönmüş olsam da sarı yazını Bodrum’da geçirenler için önerilerim devam edecek. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 21. Gümüşlük Müzik Festivali, Gülsin Onay ve Erkin Onay’ın unutulmaz performansıyla kapanış yapacak. Festival 9 Eylül Pazartesi akşamı Gümüşlük’ün tarihi taş ocağında gerçekleşecek görkemli bir konserle son bulacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feryal Gülman’ı kayınvalide, Kemal Gülman’ı da kayınpeder yapacak olan müstakbel gelinin kim olduğunu da öğrendim. Mariam Mekhdieva adlı bir Azeri. Aslan Kemal, kendisi gibi 28 yaşında olan Mariam ile iki yıl önce St. Tropez’de tanışmış ve aşık olmuş. O günden beri mutlu mesut bir ilişki yaşayan aşıkların, çok yakında ilişkilerini resmiyete dökmek için ilk adımı atacakları kulağıma geldi. Hadi hayırlısı, umarım mutlulukları daim olur.

KÖYDE BULUŞUP SANAT YAPTILAR
İş dünyasındaki başarılarının yanı sıra sanata ve sanatçıya olan desteğiyle de adından söz ettiren Senur Biçer, sanatın büyük kentlere sıkışıp kalmasını önlemek için bir çalıştay başlatmıştı. Senur Hanım’ın, üçüncüsünü gerçekleştirdiği Sanat Çalıştayı’nın bu yılki durağı Bayburt oldu. Başpınar köyündeki Kenan Yavuz Etnografya Müzesi’ndeki çalıştaya 11 sanatçı katıldı. Fırat Neziroğlu’nun küratörlüğündeki çalıştaydan çıkan eserler müzede sergilenmeye başladı. Bu eserler İstanbul ve Mersin’de de sergilenecek. Böyle anlamlı bir işe imza attığı için Senur Biçer’e kocaman alkış.

KOVİD-19 YİNE HORTLADI!
Aman dikkat! Dört yıl önce tüm dünyanın başına musallat olan Kovid-19 illeti yine hortladı! Hemen her gün bu illet virüsü kapan isimler duyuyorum. Eskisi gibi sonuçları ölümcül olmasa da, resmen süründürüyor! Hastanelik olmadan kurtulanların sayısı çok az. Gülbin-Erkan Simitçioğlu çifti de, bu illetten nasibini alanlardan. Erkan Bey, hastalığı evde atlatmayı başarırken, Gülbin Hanım, bir hafta hastanede kalmış. Ünlü modacı Arzu Kaprol da hastanelik olanlardan. Arzu Hanım, taburcu olduktan sonra bile zor toparlamış. Siz siz olun, tedbiri elden bırakmayın.

JAPON SANATÇIYLA YENİ SEZON BAŞLADI
İstanbul’da sanat sezonu dün resmen başladı! İstanbul Modern, Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın müzeye özel hazırladığı geniş ölçekli yerleştirmeyi sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Japonya ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin 100. yıldönümü kapsamında gerçekleşen serginin açılışı için önceki gün müzede davet verdi. ‘Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında’ adlı sergi daveti, sanat tutkunu ünlü isimleri buluşturdu. Shiota’nın imzası haline gelmiş kırmızı ipliklerden örülmüş atmosferiyle dikkat çeken sergiyi, 20 Nisan’a kadar gezilebilirsiniz; bilginize…

MARİNA FİYATLARI UÇMUŞ!
Önceki gün deniz tutkunu bir arkadaşımla yemekteydim. Ege ve Güney sahillerimizdeki marina fiyatlarının ikiye üçe katlanmasından dert yandı. Bu yüzden sosyetik isimlerin temmuzda marinalardan çıktığını, bazılarının da teknelerini satmaya başladığını söyledi! Atasay Kamer ve Serdal Adalı gibi isimler ise bu yüzden teknelerini yurt dışına taşımış. Uçağı atlayıp gidip Capri ya da Montenegro’ya demirledikleri teknelerinde keyif yapıyorlarmış. Bizimkiler cennet koylarımızı bırakıp yurt dışına kaçıyor ama umarım yabancı tekne sahipleri de aynı şeyi yapmıyordur. Çünkü Güney sahillerimizdeki esnaf, yabancı tekne sahiplerinden büyük ekmek yiyor. Marina sahiplerine duyurulur…

MELİS İYİ ELBİSE KÖTÜ
81. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin kırmızı halısında boy gösteren güzel oyuncu Melis Sezen, kendine has pozlarıyla yine dikkat çekmeyi başardı. Ancak Melis’in kırmızı halıda tercih ettiği düşük omuz beyaz elbisesini pek beğenmedim! Böyle bir etkinlik için yanlış bir model değil ancak işçilik ve duruş maalesef beklenen görüntüyü yaratmamış. Saten kumaş, bu kadar katlama ve detayla birlikte göz yorucu bir hal almış. Aynı zamanda üst beden de Sezen’e büyük duruyor. Venedik’te daha özenli olunmalıydı.

Yaz sezonundan sonbahara geçişte minik topuklu ayakkabılar popülerliklerini sürdüreceklerini şimdiden kanıtladı. Ancak bu küçük topuklar, bu kış daha blok bir görünüme sahip olacak.

Bu yıl eski popülerliğine kavuşan leopar desen, yazın olduğu gibi sonbahar/ kış sezonunda da yıldız koltuğundan inmeyecek. Çünkü dengesiz havalarda bile şıklığı en kolay garantileyen parçalardan biri.

Minimal çizgilere sahip, dikkat çekici metal takılar bu sezonun da favorisi olacak. Özellikle altın ve gümüş renklerinin bir arada olduğu takıları çok göreceğiz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hem gelinliği hem de tavırlarıyla adından söz ettiren yeni gelin Ayça Çağla Ilıcalı gündemdeyken Acun Ilıcalı’nın eski eşi Şeyma Subaşı’nın paylaşımları takipçilerinin markajında.

Yılın düğününün baş kahramanları Acun Ilıcalı ile Ayça Çağla Altınkaya’nın yanı sıra merak edilen isimlerden biri de Şeyma Subaşı oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Acun Ilıcalı’nın kızı Melisa Ilıcalı’nın annesi, eski eşi Şeyma Subaşı’nın bir paylaşımda bulunup, bulunmayacağı merakla bekleniyordu. Şeyma Subaşı şaşırtmadı.

Bali’de olan Şeyma Subaşı’nın iddialı pozlarının yanı sıra motosiklet üzerinden yaptığı paylaşım manidar bulundu.

Şeyma Subaşı son olarak “Bu duygu başka bir şeymiş…” dedi ve paylaşımına özgürlüğü temsil eden ‘beyaz güvencin’ koymayı da ihmal etmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>100 KONSER OLACAK
Anlaşmanın en kazançlı kısmı, Çin’in Makao kentindeki bir kumarhanede geçen bir turne için dokuz haneli bir meblağ oldu. Ünlü şarkıcı teklif edilen 200 milyon doları kabul etseydi, Las Vegas’taki Caesars Palace’ta verdiği “Weekends With Adele” konserlerine benzer konserler verecekti. Bunlar Kasım 2022’de başladı ve bu yıl 23 Kasım’da sona erecek, o zamana kadar şarkıcı 100 konser vermiş olacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris Delikyol Koyu’ndaki çam ormanı içindeki denize sıfır villası kaçak çıktı.

Hani Şahan’ın Marmaris’teki orman yangınında canlı yayın açarak “Evimi kurtaramasak da hiç önemli değil, gram üzülmem” diyerek Türkiye’yi ayağa kaldırdığı villa!
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Aslında Şahan’ın niyeti önüne iskele kurup burası ‘özel mülktür’ deyip vatandaşa koyu kapattığında iki yüzlülüğü ortaya çıkmıştı ama sosyal medyada çevreci tweet’ler paylaşınca her şey unutuluyor.
Hatta çevreci kahraman ilan ediliyorsun!

İşte o villa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı inceleme sonucunda meğer bir çivinin bile çakılmasının yasak olduğu “Doğal Karakteri Korunacak Alan” statüsündeki Birinci Derece Sit Alanı’nda bulunuyormuş.

Sadece Şahan’ınki değil, o koyda bulunan diğer bütün yapılar her şeyiyle koruma kapsamına aykırı olduğu tespit edildi.
Şimdi komşuları “Yaktın bizi Şahan” diyordur!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOĞUK SIKIM ZEYTİNYAĞI NEDİR?
Soğuk sıkım zeytinyağı, erken hasat zeytinlerin toplanıp aynı gün öğütülmesiyle yapılır. Ayrıca üretim esnasında kullanılan suyun sıcaklığı en fazla 27 derecedir. Soğuk sıkım yöntemi, zeytinin içerisinde bulunan vitamin ve minerallerin en az kayıpla yağa dönüştürülmesini sağlar. Bu yöntemle üretilen zeytinyağı hem daha lezzetli hem de daha sağlıklıdır. Zeytinyağı türlerinin üretim şekilleri birbirinden farklıdır. Piyasada satılan zeytinyağlarının birçoğu üretim şekillerine göre gruplandırılır veya isimlendirilir. Soğuk sıkım, bir tür zeytinyağı üretim çeşididir. Soğuk sıkım zeytinyağı, erken hasat zeytinyağı ismiyle de bilinir. Bu üretim şeklinde; zeytinler erken hasat döneminde dallarından toplanıp aynı gün içerisinde taş değirmenlerde çekirdekleriyle birlikte öğütülür. Dolayısıyla soğuk sıkım zeytinyağının erken hasat dönemindeki zeytinlerden üretildiğini söyleyebiliriz. Zeytinyağı başlı başına sağlıklı bir yağdır. Ancak özellikle soğuk sıkım zeytinyağı oldukça sağlıklı bir yağ çeşididir. Çünkü bu yöntemde zeytinde bulunan vitamin ve mineraller kaybolmaz. Soğuk sıkım zeytinyağı donar mı sorusunun cevabı çok merak ediliyor. Aslında hakiki zeytinyağı soğuk ortamlarda donar. Bu, çok normal bir durumdur. Dolayısıyla soğuk sıkım zeytinyağının da soğuk ortamlarda donduğunu söyleyebiliriz. Ortamın ısısı arttıkça zeytinyağı da normal kıvamına gelir.

ZEYTİNYAĞININ FAYDALARI
Mucizevi bir ürün olarak görülen zeytinyağının pek çok faydası bulunmaktadır. İşte zeytinyağının faydaları:
Kabızlık sorununu çözer.
Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeyi kolaylaştırır.
İçerdiği yüksek oranda kalsiyum sayesinde kemiklerin güçlenmesini sağlar.
Cildi korur ve yaşlanmayı geciktirir.
Egzama hastalığına iyi gelir.
Saçların dökülmesini engeller ve canlılık verir.
Kan şekeri seviyesini düşürür. Bu sayede diyabet hastaları için insülin görevi görür.
Kan basıncını düzenleyerek tansiyonun normal seviyede kalmasını sağlar.
Yorgunluk ve strese iyi gelir.
Vücuda enerji ve canlılık verir.
Kolesterol dengesini korur.
Vücuttaki çatlaklara iyi gelir.
Düzenli tüketildiğinde safra taşı problemini ortadan kaldırır.
Karaciğeri temizleyerek karaciğer fonksiyonunun artmasını sağlar.
Kalp sağlığını korur ve kalp krizinin önüne geçer.
Yüksek oranda içerdiği antioksidan sayesinde sindirim sistemini düzenler ve bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlar.
Kolon kanseri ve meme kanserinin tedavilerinde yardımcı olur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küresel ısınma, günümüzün en acil çevresel sorunlarından biri haline geldi. Uzmanlara göre, iklim değişikliği, bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırarak, dünya genelinde yeni salgınların ortaya çıkmasına neden olabilir. Altınbaş Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özbek de yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın sağlık üzerindeki etkilerini ve bu konuda alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirmelerde bulunarak iklim kriziyle birlikte küresel ısınmanın, dünyayı bekleyen yeni tehlikelere zemin hazırladığını vurguladı. Prof. Dr. Özbek, küresel ısınmanın yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırarak insan sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturduğunu belirterek “İklim değişikliğinin merkezinde küresel ısınma yer alır ve bu durum, bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini ciddi şekilde artırıyor” dedi.
‘2022 YILINDA İNSAN ELİYLE ATMOSFERE SALINAN KARBONDİOKSİT MİKTARI 37 MİLYAR TON’
Dünyanın ortalama yüzey sıcaklığındaki artışın, yaşamı destekleyen enerji dengesini bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Özbek, atmosfere salınan karbondioksit, metan ve florlu gazlar, dünyanın ısınmasını hızlandırdığını söyleyerek bu durumun doğal dengenin bozulmasına yol açtığını ve bunun etkilerinin tüm dünya genelinde hissedildiğini belirtti. Prof. Dr. Özbek, “Atmosfer insan eliyle ve insafsızca kirletiliyor. İnsan etkisiyle salınan sera gazlarının miktarları, doğal afetlerin salınım miktarlarının yanında ‘devede kulak’ gibi kalmaktadır. 2022 yılında insan eliyle atmosfere salınan karbondioksit miktarı 37 milyar ton olup, buna metan ve florlu gazlar da eklendiğinde rakam 46.2 milyar tona ulaşıyor. Bu, doğanın kendi döngüsü içinde başa çıkamayacağı bir hızda gerçekleşiyor” diye konuştu.
‘KÜRESEL ISINMA AYNI ZAMANDA GRİP SALGINLARININ YAYILMA HIZINI DA ARTIRABİLİR’
Prof. Dr. Özbek, küresel ısınmanın, bulaşıcı hastalıkların yayılımını da hızlandırdığını belirterek “Bulaşıcı hastalıklar, bir kişiden çevresine hızla yayılabilen hastalıklardır. Küresel ısınmanın etkisiyle, bu tür hastalıkların oranlarının çok üzerine çıkılacağını tahmin etmek zor değildir. Özellikle deniz seviyelerinin yükselmesi ve artan yüzey sıcaklıkları, Vibrio cinsi bakterilerin yayılmasını kolaylaştırarak, kolera gibi hastalıkların daha yaygın hale gelmesine yol açabilir. Küresel ısınma aynı zamanda grip salgınlarının yayılma hızını da artırabilir. H5N1 ve H7N9 kuş gribi virüsleri sıcak ve nemli hava koşullarını sever. Bu koşullar altında grip salgınlarının epidemi düzeylerine ulaşması olası. Ayrıca, artan sıcaklıklar vektörlerin, yani hastalık taşıyıcı canlıların yaşam döngüsünü hızlandırır. Batı Nil Virüsü, Sarı Humma, Dengue Ateşi ve Zika Virüsü gibi hastalıklar, sivrisinekler aracılığıyla daha geniş alanlara yayılabilir. Sıtma ve Leishmaniasis gibi hastalıklar da vektörler aracılığıyla daha yaygın hale gelecektir” diye konuştu.
‘ARTAN ULTRAVİYOLE IŞINLARI ENFEKSİYON HASTALIKLARININ DAHA ÖLÜMCÜL HALE GELMESİNE NEDEN OLABİLİR’
Artan ultraviyole ışınlarının, bağışıklık sisteminin ilk savunma hattı olan cildin direncini de zayıflattığını ifade eden Prof. Dr. Özbek, bunun da mikroorganizmaların vücuda girişini kolaylaştırdığını söyledi. Prof. Dr. Özbek, “Bağışıklık sistemimizin bu yeni koşullara uyum sağlaması zor olacaktır. Bu durum, tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarının daha ölümcül hale gelmesine neden olabilir. Tüberküloz, enfeksiyona bağlı ölümlerde halen birinci sırada yer almakta olup, küresel ısınmanın etkisiyle daha da tehlikeli hale gelebilir” dedi.
“BİREYSEL VE TOPLUMSAL DÜZEYDE ACİL ÖNLEMLER ALINMASI GEREKMEKTEDİR”
Son olarak iklim krizinin sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda insan sağlığını da tehdit eden bir kriz olduğunun tekrar altını çizen Altınbaş Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Özbek sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Ekosistemle bir denge içerisinde varlığını sürdürmeye alışmış bedenimiz, bu dengenin bozulmasıyla yeniden bir ayarlama yapacaktır. Ancak bu süreç, insanoğlu için çok daha zorlayıcı olacaktır. Bu felaketi önlemek ve etkilerini hafifletmek için bireysel ve toplumsal düzeyde acil önlemler alınması gerekmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık açısından vitamin deposu olarak bilinen, kanser başta olmak üzere birçok hastalığa şifa olduğu düşünülen kızılcık kirazında hasat başladı. Feke ilçesinde 4 dönüm arazide yetiştirilen kızılcık kirazında hasat yapıldı. Köy sakinlerinin kışın şifa olarak tükettiği kirazda bu yıl verim yüz güldürdü.
Kızılcık kirazı hasadını yapan Gün ailesi de 1 ay boyunca hasat yapıp topladıkları kirazları kurutuyor. Kurutulan kızılcık kirazları kışın şifa niyetine tüketiliyor. C, K, B6 ve E yönünden vitamin deposu olarak bilinen ve kalsiyum, magnezyum, demir, manganez ve potasyum da barındırması ile şifa deposu olan kızılcık kirazı birçok vatandaş tarafından tercih ediliyor.
Üretici Hacer Gün, yerli kiraz bahçesini aşılamayla kızılcık kirazı üretim alanına çevirdiğini belirterek, ” Toroslar’ın şifası bizim için. Yaklaşık 100 ağacımız var. Kızılcık kirazımız şifa deposu; şekeri her hastalığa şifa olarak bilinir ve o şekilde tüketilir” diye konuştu. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pars Yakın Müdafaa Merkezi, İçişleri Bakanlığı tarafından dört projeye ev sahipliği yapıyor. Merkeze gelenler, sağlıklı yaşam ve zinde kalmak için uygulamalı seminerler alıyor. Günde 5 dakikalık egzersizlerle zinde kalıp negatif enerjiden kurtulmasına dikkat çekiliyor.
Yoga Eğitmeni Dicle Nur Bayar, öğrenciler ile yaptıkları çeşitli bir egzersiz olduğunu, bunu günlük hayatta yaptıkları zaman beden farkındalığı, kalp sağlığı ve güne başlangıçta zinde ve enerjik başlamayı hedeflediklerini söyledi.
Burada yapmış oldukları egzersizlerin birçoğunun da bedeni çalıştırmaya yönelik olduğunu belirten Bayar, “Genel olarak haftada 1 saatlik öneriyoruz. Her güne başlangıçta nefes egzersizleri özelikle 5 dakika yapıldığında zihnin daha iyi çalışmasında, anda kalmasında, konsantre olabilmeye, beden ve zihin sağlığını tam anlamıyla yönetebilmeye yarıyor. Bizim yaptığımız çalışmaların çoğu da hem nefes hem de beden arasındaki uyumu yakalayabilmek” dedi.
“Bedeni çalıştırdığın zaman artık zihin alanında kaldığın için sosyal hayatta, ya da günlük yaşamda etkilendiğin bir olayda onu düşünmüyorsun” diyen Bayar, “Tam anlamıyla kendi bedenin üzerinde çalışıyorsun. Genel olarak 4 ile 70 yaş arası diyebiliriz. Spor yapmanın, bedeni çalıştırmanın, kişinin kendisiyle ilgilenmesinin belli bir yaşı yok, herkes yapabilir” şeklinde konuştu.
Gençlik Derneği Başkanı ve Eğitmen Mücahit Yılmaz, Pars Yakın Müdafaa Merkezinin İçişleri Bakanlığı tarafından dört projeye ev sahipliği yapmış bir merkez olduğunu dile getirdi.
Burada kendini koruma eğitiminin yanı sıra sağlıklı yaşam egzersizleri yapılmakta olduğunu aktaran Yılmaz, “Eğitmenlerimiz kursiyerlerimize sağlıklı bir yaşam, doğru bir egzersiz programı nasıl yapılır onu anlatıp uyguluyor. Sağlıklı yaşam egzersizleri seminerlerimiz devam edecektir” ifadelerini kullandı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Antalya’nın Manavgat ilçesi Taşağıl Mahallesi Duranlar mevkisinde meydana gelen olayda 22 yaşındaki Yılmaz Can, arkadaşı Durali Kaban’ın serasındaki işlere yardım ettiği sırada seranın yakınından geçen elektrik direğinden sarkan kablo Can’ın boyun kısmına değdi. Yılmaz Can elektrik akımına kapılarak ağır yaralandı. 112 Sağlık ekibinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulans ile Serik Devlet Hastanesine kaldırılan Yılmaz Can’ın hayati tehlikesinin bulunduğu bildirildi. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü ve paydaş kurumlar tarafından Türkiye’nin en büyük feribotlarıyla yapılan deprem tatbikatı nefesleri kesti.
Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü organizesinde, Bitlis Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), emniyet, jandarma, Feribot İşletme Müdürlüğü, deniz polis ve sahil güvenlik ekiplerinin de katıldığı tatbikat yaklaşık 5 saat sürdü. Senaryo gereği Muş’un Varto ilçesinde meydana gelen deprem nedeniyle yaralılar ve Bitlis- Tatvan Devlet Hastanesindeki hastalar Sultan Alpaslan isimli feribotla Van’a sevk edildi. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi çağrı merkezine gelen deprem ihbarı üzerine ekipler hemen harekete geçti. Varto’da meydana gelen depremden Bitlis’teki hastanelerde etkilenirken yaralılar ve hastanede bulunan hastalar önce kurulan sahra hastanelerine buradan da Van’a sevk edildi. Yine senaryo gereği Tatvan-Van karayolu üzerinde bulunan Kuskunkıran tünelinin zarar görmesinden dolayı yaralılar ve hastalar feribota aktarıldı. Van’a doğru yola çıkan feribot yolda Ahlat’tan getirilen yaralıyı almak için harekete geçti. Van Gölü’ne indirilen filikalarla Sahil Güvenlik Komutanlığı botundaki yaralı alınarak feribota çekildi. Tatbikat yaklaşık 5 saat sonra tamamlandı. Tatbikata 97 personel, 19 araç, 4 bot ve 1 feribot katıldı.
“Türkiye’de 45 ilde 5,5 ve üzeri deprem üretebilecek 485 fay hattı bulunmaktadır”
Tatbikat sonrası açıklamalarda bulunan Bitlis İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından gönüllülerin daha iyi eğitim almaları konusunda böyle bir tatbikat düzenlediklerini ifade ederek, “Bilindiği üzere ülkemizi derinden sarsan 6 Şubat depremini yaşadık. Bu deprem UMKE ve AFAD gönüllülerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. İlimizde 96 olan UMKE sayısını 117’ye yükselttik. Bu vesileyle gönüllülerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye’de 45 ilde 5,5 ve üzeri deprem üretebilecek 485 fay hattı bulunmaktadır. Bitlis, bunlardan Doğu Anadolu-Kuzey Anadolu fay hattının kesim noktasında yer almaktadır. Bu açıdan ilimiz Bitlis’te deprem bölgesinde büyük risk altındadır. Bu gerçekleştirdiğimiz tatbikatta feribotla hasta transfer senaryosu gerçekleştirdik. Özellikle bunu gerçekleştirmemizin nedeni ilimizin Van Gölü’ne en uzun sahili olan il olması, ayrıca malumunuz deprem döneminde aynı ilde faaliyet göstermek değil de, Türkiye’nin batısında, İstanbul’da, Antalya’da, Mersin’de, Aydın’da diğer illerde gerçekleşen depremlere de ilimizden UMKE gönüllülerini gönderiyoruz. Yine Yurt dışında Filistin gibi bölgelerde de halkın tahliyesini gemilerle özellikle yapıldığına son dönemlerde şahit olduk. Bunun yanında yeni aramıza katılan 117 UMKE gönüllülerimizin de bu tecrübeyi edinmesini, bu tatbikatla aldıkları eğitimin daha da gelişmesini sağladık. Senaryo gereği Muş’un Varto ilçesinde 6,9 büyüklüğünde meydana gelen depremden bölgedeki illerde etkilendi. Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinin bir bölümü de depremden etkilendi. Deprem sonrası UMKE ve AFAD ekipleri hastaneye giderek hastane bahçesinde sahra çadırı kurup, mahsur kalan yaralıları sahra çadırına getirdi. Ekipler, sonra da daha güvenli olan Van iline sevki için hazırlık yaptı. Ancak yolların tahrip olduğu belirtilerek hastalar Van Gölü üzerindeki feribotla götürüldü. Yaralılar, feribotta oluşturulan sahra hastanesine getirilirken, burada tedavi edilerek yola çıkıldı. Ahlat’ta bulunan bir yaralı da Sahil Güvenlik botu ile Van Gölü ortasında feribota sevk edildi” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Devlet Hastanesi’nin tomografi bölümünde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.
İhbar üzerine hastaneye, Aydın Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi.
İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kısa sürede söndürüldü.
Yangın nedeniyle cihazların bulunduğu bölümde hasar oluştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA – Adana’nın Feke ilçesinde yüksek antioksidan içeriği nedeniyle sağlıklı bir besin olan kızılcık kirazında hasat başladı.
Sağlık açısından vitamin deposu olarak bilinen, kanser başta olmak üzere birçok hastalığa şifa olduğu düşünülen kızılcık kirazında hasat başladı. Feke ilçesinde 4 dönüm arazide yetiştirilen kızılcık kirazında hasat yapıldı. Köy sakinlerinin kışın şifa olarak tükettiği kirazda bu yıl verim yüz güldürdü.
Kızılcık kirazı hasadını yapan Gün ailesi de 1 ay boyunca hasat yapıp topladıkları kirazları kurutuyor. Kurutulan kızılcık kirazları kışın şifa niyetine tüketiliyor. C, K, B6 ve E yönünden vitamin deposu olarak bilinen ve kalsiyum, magnezyum, demir, manganez ve potasyum da barındırması ile şifa deposu olan kızılcık kirazı birçok vatandaş tarafından tercih ediliyor.
Üretici Hacer Gün, yerli kiraz bahçesini aşılamayla kızılcık kirazı üretim alanına çevirdiğini belirterek, “Toroslar’ın şifası bizim için. Yaklaşık 100 ağacımız var. Kızılcık kirazımız şifa deposu; şekeri her hastalığa şifa olarak bilinir ve o şekilde tüketilir” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Okulların başlamasına sayılı günler kala Beslenme Uzmanı Dyt. Dilem İrkin, sabahın erken saatinde kalkıp okula giden, kahvaltı yapamayan çocuklara özel beslenme çantasında olması gerekenleri tek tek anlattı. Kahvaltının çocuklarda zihinsel gelişim için çok önemli olduğunu belirten Dyt. İrkin, “Beslenme çantasına mutlaka sağlıklı sandviç, aperatif olarak ise mevsimsel meyveler, kuru üzüm ve ceviz koyun” dedi.
Uyum haftası dışında kalan tüm sınıflar için okullar, 9 Eylül 2024 Pazartesi günü açılacak. Çocukların zihinlerinin çalışması ve bağışıklıklarının düşmemesi için en önemli kriterlerden biri ise beslenmedir. Kahvaltının çocuklar için çok önemli öğün olduğuna değinen Beykent Üniversitesi Hastanesi’nden Beslenme Uzmanı Dyt. Dilem İrkin, “Çünkü çocuklar 8-10 saat açlık süresi geçiriyor. Yeterli besin alamayıp aç karnına okula gittiklerinde okulda derse adapte olma, öğrenme gibi problemler yaşıyorlar. Bu yüzden çocukların mutlaka kahvaltı yapmasını istiyoruz” açıklaması yaptı.
“Akmayacak, kokmayacak, çocuğunuzu rahatsız etmeyecek gıdaları tercih etmelisiniz”
Dyt. Dilem İrkin, “Öncelik, evde yumurta, peynir, zeytin, ekmeğiyle güzel bir kahvaltı yapmak. Ancak büyükşehirlerde yaşayan çocukların erkenden yola çıktıklarından kahvaltı yapmaya fırsatı olmayabiliyor. Çocuğunuz evde kahvaltı yapamıyorsa bunun için alternatif geliştirebilirsiniz. Evde yaptığınız küçük bir sandviçi beslenme çantasına koyabilirsiniz. Bunu, mevsim meyveleri, kuru üzüm ve cevizle destekleyebilirsiniz. Akmayacak, kokmayacak, çocuğunuzu rahatsız etmeyecek, bozulmayacak gıdaları tercih etmelisiniz” şeklinde konuştu.
Kuru üzüm çabuk enerji sağlar
Özellikle kuru üzümün çabuk enerjiye dönüşen kaynaklardan olduğunu belirten Dyt. Dilem İrkin, “Ceviz de omega3 yağ asitleri ile çocukların beyin gelişiminde, motor becerilerinin gelişmesinde, yazma, çizme, zıplama, oynama gibi girişiminde çok etkili. Bir avuç kuru üzüm, bir avuç cevizle bir sabah kahvaltı alternatifi oluşturabiliriz” önerisinde bulundu.
“Öğle yemeğinde paketli üründen uzak dursunlar”
Öğle yemeklerinde de paketli ürün kesinlikle önermediklerinin altını çizen Dyt. Dilem İrkin, “Eğer okulda yemek yoksa getirilebilecek sandviç, tost yenilebilir. Uygun saklama koşulları varsa soğuk sebzeler, yoğurt, salata tarzı öğünler verilebilir. Mutlaka protein kaynağı da istiyoruz. Eve gelecek kadarki dönemde çocuğu aç bırakmamak önemli” şeklinde konuştu.
“Akşamları tencere yemeği yapın”
Dyt. Dilem İrkin son olarak şu önerilerde bulundu:
“Sadece beslenme değil, büyüme ve gelişme için uyku saatleri de çok önemli. Akşam saat 7-8 sularında; mevsim sebzelerinin olduğu, protein kaynağı olan tencere yemeği yemeleri de önemli. Çocuğunuz kilo problemi yaşamıyorsa uygun miktar pilav, makarna, bulgur pilavı ile yemeği destekleyebilirsiniz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>21 Ağustos’ta yapılan ameliyatta, Genel Cerrah Dr. Thomas Shaknovsky büyük bir hata yaptı. Dalağı çıkarması gerekirken yanlışlıkla Bryan’ın karaciğerini aldı. Bu ciddi hata, aşırı kan kaybına ve Bryan’ın ameliyat masasında ölümüne neden oldu.
Daha da üzücü olan, cerrahın çıkardığı organı “dalak” sanması ve hatayı ancak Bryan öldükten sonra fark etmesiydi. Cerrah, Bryan’ın eşine dalağın çok büyük ve yer değiştirmiş olduğunu söyledi, oysa karaciğer ve dalak vücutta farklı yerlerde bulunur ve boyutları oldukça farklıdır.
Bryan’ın eşi Beverly, adalet aramak için bir hukuk bürosuyla çalışmaya başladı. Hem dava açmak hem de cezai soruşturma başlatılmasını istiyor. Amaçı, bu cerrahın başka hastalara zarar vermesini önlemek.
Hastane, olayı araştırdıklarını açıkladı ancak gizlilik nedeniyle detay vermedi. Otopside, Bryan’ın dalağında küçük bir kist bulundu, bu muhtemelen başlangıçtaki ağrının nedeniydi.
Bu olay, tıbbi hataların ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini ve hasta güvenliğinin önemini açıkça gösteriyor. Aynı zamanda, hastaların ve yakınlarının tıbbi süreçler hakkında bilgi sahibi olmasının ve gerektiğinde soru sormasının önemini vurguluyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘LÜTFEN SOSYAL MEDYA OLMASIN’ NOTU
Hazırlık sürecinde beyaz bir sabahlık giyen ve heyecanı yüzüne yansıyan Ayça Çağla Altunkaya, sandalyede otururken zaman zaman da dans etti. Gelin tacını deneyen Altunkaya’nın giyeceği gelinlik ise merak konusu oldu. Siyah temalı bir düğün davetiyesi tercih eden Ilıcalı ve Altunkaya, kıyafet kodu olarak da siyahı seçti. Çift yalıdaki düğününü yakın çevresiyle yapacağı ise davetiyeye “Lütfen sosyal medya olmasın” notunu ekledi.
HAMİLELİK İDDİASI
Öte yandan Ayça Çağla Altunkaya’nın bebek beklediği çiftin bu yüzden nikah yaptıkları ileri sürülmüştü. Gazete Magazin’e yaptığı açıklamada hamilelik iddiasını yalanlayan Altunkaya “Her iki ayda bir benim hamilelik haberimi yapmaktan vazgeçin” diyerek sitem etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuğunuza “Ee, bugün okul nasıldı?” diye sorduğunuzda “İyiydi.” gibi tek kelimelik yanıtlar alıyorsunuz, değil mi? Pek bir şey öğrenemiyorsunuz tabii ki. Günlerinin nasıl geçtiğini gerçekten öğrenmek istiyorsanız, işleri biraz kolaylaştırıp çocuğunuzun detayları anlatmasını sağlayacak cazip sorular yöneltin. İşte size çocuğunuzun okul hayatında neler olduğunu anlamanızda yardımcınız olacak 25 fikir…

1. Bugün okulda olan en iyi şey neydi? Ya da bugün okulda olan en kötü şey neydi?

2. Bugün seni güldüren bir şey söyle bana.

3. Seçim şansın olsaydı, sınıfta kimle yan yana oturmak isterdin? (Ya da kimle birlikte oturmak istemezdin? Neden?)

4. Okuldaki en havalı yer neresi?

5. Bugün duyduğun garip bir kelime söyle bana?

6. Şimdi öğretmenini arasam, bana senin hakkında ne söylerdi?

7. Bugün birilerine yardım ettin mi?

8. Bugün birileri sana yardım etti mi?

9. Bugün öğrendiğin tek bir şey söyle bana.

10. Bugün en mutlu olduğun an ne zamandı?

11. Bugün hiç sıkıldın mı?

12. Sınıfınıza bir uzaylı gemisi inseydi, geminin kimi alıp götürmesini isterdin?

13. Teneffüste daha önce hiç oyun oynamadığın arkadaşlarından hangisiyle oynamak isterdin?

14. Bugün okulda yaşadığın güzel bir şeyi anlat bana.

15. Öğretmenin bugün en çok hangi kelimeyi kullandı?

16. Sence okulda hangi konuları daha çok işlemeniz gerekiyor?

17. Sence okulda hangi konuları daha az işlemeniz gerekiyor?

18. Sence sınıfta kime karşı daha nazik olman gerekiyor?

19. Teneffüste en çok nerede oyun oynuyorsun?

21. Öğle yemeğinde en çok hoşuna giden şey neydi?

22. Yarın öğretmen sen olsan, ne yapardın?

23. Sence sınıfta biraz molaya ihtiyacı olan bir çocuk var mı?

24. Sınıfta bir arkadaşınla yerlerinizi değiştirebiliyor olsaydın kimi seçerdin? Neden?

25. Bugün okulda kalemini kullandığın üç farklı anı anlat bana.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zihni susturmanın daha sağlıklı bir beyne giden yol olduğu söylenir. 2013 yılında yapılan bir araştırma, 2 saatlik sessizliğin, farelerde beynin hafıza ve duyguyla ilgili bölge olan hipokampusta yeni hücrelerin büyümesini uyardığını buldu. İnsanlar için de benzer etkiler üzerinde araştırmalar sürüyor.
Tansiyonu düşüren doğal yöntem: Sessizlik
2006 yılında yapılan bir araştırma, müzik dinledikten sonra 2 dakikalık bir sessizliğin deneklerin kalp atış hızını ve kan basıncını önemli ölçüde azalttığını buldu. Yavaş ve rahatlatıcı müzikle karşılaştırıldığında bile, sessizliğin kalp atış hızı ve kan basıncını düşürmede daha etkili olduğu tespit edildi.
Daha eski bir araştırma ise, kronik olarak gürültülü bir ortamda bulunmanın kalp hızını ve kan basıncını artırdığını ortaya koymuştu.
Sessizliğin kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olsa da mevcut sonuçlar umut verici görünüyor.
Sessizlik konsantrasyonu ve odaklanmayı iyileştirebilir
Arka planda müzik sesiyle önemli sınavların yapılmamasının bir nedeni var! Şu bir gerçek ki, işitsel durgunluk odaklanmamız için iyi bir yardımcıdır. Bazı insanlar müzik ile daha iyi odaklandığını söylese de bir dış uyaran olarak gürültünün etkisinden kurtulan beynimiz, eldeki göreve daha iyi konsantre olabilir. Bu durumun işimiz, eğitim hayatımız, ilişkilerimiz ve daha fazlası için çeşitli faydaları olabilir.
2021’de yapılan bir çalışmada, katılımcılar arka planda sessizlik, konuşma veya diğer gürültüler sürerken konsantrasyon gerektiren bazı görevleri gerçekleştirdi. Sessizce çalışanlarda daha az bilişsel yük ve daha düşük stres düzeyi belirlendi.
Klinik psikolog ve farkındalık eğitimcisi Supriya Blair, “Kişinin tüm dikkatiyle aynı anda tek bir şeye odaklanması, etkinlik sırasında verimliliğini ve sakinliğini artırmaya yardımcı olabilir” diye açıklıyor ve şöyle diyor: “Hayat sırayla gerçekleşir. Her seferinde bir şeye odaklandığımızda dağınık olmayız. Tek bir şeye odaklandığımızda dikkatimiz ve enerjimiz uyumlu hale gelir.


Sessizlik yarışan düşünceleri sakinleştirebilir
Kaygılı hissetmenin en ayırt edici özelliklerinden biri, birbirini kovalayan düşüncelerle dolu olmaktır. Sessizlik, zihinde dönüp duran düşüncelerin doldurması için sağlanmış olan geniş bir açık alan gibi görünebilir, ancak durum böyle olmak zorunda değildir. Bunun yerine, sessizliğin zihinsel dinginlik sağlamasına izin vermek mümkündür. Bunun için meditasyon yapmak en iyi yollardan biridir.
Psikolog Blair, “Sessiz olmayı öğrenmek, gereksiz enerji harcamaktan kaçınmamıza, kafamızdaki hamster gibi düşünce çarkı içinde durmadan dönmekten kurtulmamıza yardımcı oluyor” diyor. Sonuç olarak, zihinsel durgunluk, kaygıdan kurtulmak için faydaları kanıtlanmış olan dikkati odaklama çalışmalarına açılan bir kapı olabilir.
Sessizlik kortizolü azaltabilir
Muhtemelen hepimiz müziğin bangır bangır çaldığı bir konserde ya da gürültülü bir doğum günü partisinde bunalma duygusu yaşamışızdır. Bu zihinsel fenomenin fizyolojik bir temeli vardır.
Gürültünün konsantrasyon üzerindeki etkilerini gösteren bilimsel bir çalışma, arka planda gürültü varken zihinsel görevlerini yürütmeye çalışan kişilerin stres hormonu kortizol düzeylerinin daha yüksek olduğunu buldu. Klinik psikolog Martine Prunty, “Hoş olmayan bir gürültünün birikmesi zihinsel strese ve aşırı kortizol salınımına yol açabilir” diyor. “Kortizol yüksek olduğunda, kilo alımına, önemli ölçüde bunalma hissine, uyku güçlüğüne ve kronik hastalıklara yol açabilir.”
Sessizlik yaratıcılığı teşvik eder
Uzun bir sessizlikle kafanızı boşaltmanız, yaratıcılığınızı artırmanın anahtarı olabilir. Sessizlik ve yaratıcılık arasındaki kesin ilişki üzerine yapılan klinik araştırmalar henüz yetersiz olsa da birçok uzman daha iyi yaratıcı çıktılar için zihinsel anlamda boş zaman geçirmenin faydalarından bahsediyor. Ara vermenin ve sessizliğin üretkenliği artırdığı ve problem çözme becerisini iyileştirdiği tespit edilirken, Psikolog Blair şöyle diyor: “Düşüncelerimizi ‘sindirmeyi’ ve zihni susturmayı öğrenmek, yaratıcılığın kıvılcımlarına ve ilham verici eyleme yer açmaya yardımcı olabilir.”
Referans:
“8 Physical and Mental Health Benefits of Silence, Plus How to Get More of It” Sarah Garone. (2021) Şuradan alındı: https://www.healthline.com/health/mind-body/physical-and-mental-health-benefits-of-silence


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çınar gibi ol
Hayat, sadece kendini düşünerek yaşanmamalı. İnsanlara gölge ol, güneşin sıcaklığı dayanılmaz olduğunda, dinlendirecek bir nefes ol.

Söğüt gibi ol
Öyle dolu ol ki bilgiyle, omuzların taşıyamasın seni. Bilmenin, en çok da bilmediğini bilmenin getirdiği mütevazılık okunsun bedeninden.

Kavak gibi ol
En yüksekleri hedefle, hedefle ama oraya yalnız ulaşamayacağını bil. Bir kavak gibi sırt sırta verebileceğin dostlar edin.

Zeytin gibi ol
Barışı seç, arabulucu ol. Dünyayı bir savaş alanı olarak görme.

Çam gibi ol
Hayat mevsimlidir, değişir, dönüşür ve geçer. Daha zorlu bir döneme girdiğinde; yeşilini, gülümsemeni kaybetme.

Ladin gibi ol
Sadece sana benzeyenleri değil, seni geliştirecek ve güzelleştirecek olanları hayatına al, kalabalık yaşa.

Sığla gibi ol
Hayatın seni değiştirmesine izin ver. Zaman akıyor ve sen aynı kalıyorsan bir sorun var demektir.

Ardıç gibi ol
Var olmak için başkalarını bekleme, kendi toprağını bul ve orayı güzelleştir.

Meşe gibi ol
Çeşitlen, zenginleş ve geliş. Tek tip olmaya karşı çık, dünyaya bir parmak izi bırakmayı hedefle.

Gürgen gibi ol
Tek bir şeye odaklanma, mümkün olan her açıdan kendini geliştir ve bu özelliklerle başkalarına yardımcı olmayı unutma.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beren Saat
Güzel oyuncu kariyerine Türkiye’nin Yıldızları yarışmasında başladı ve ikinci olarak dikkatleri üzerine çekti.

Bu dereceden sonra birçok çeşitli dizi ve filmle rol alarak ününü pekiştirdi.

Hadise
Belçika’da yaşayan Sivaslı bir ailenin kızı olan Hadise 2003 yılında “Idool” yarışmasına katılıp ses getirse de Türkiye’deki asıl tanınırlığı 2005 yılında yaptığı “Sweat” albümü ve “Stir Me Up” şarkısı ile oldu. 2009 yılında Eurovision performansıyla ise unutulmazlık kazandı.

Belçika’da da ismini duyursa da Hadise, daha çok ilgi gördüğünü Türkiye’de kariyerine devam etme kararı aldı.

Fahriye Evcen
Yine gurbetçi bir ailenin kızı olan Fahriye Evcen, Almanya’da sosyoloji bölümü öğrencisiyken gelen teklifler üzerine yurda dönüş yaptı ve Yaprak Dökümü’nde Necla karakterine can verdi.

Evcen, ilk filmi Cennet’le hem sinema hem de televizyon ekranlarında başarısını kanıtladı ve kanıtlamaya devam ediyor.

Demet Akalın
Şu an bir pop müzik sanatçısı olarak tanıdığımız Demet Akalın aslında başta şöhret basamaklarını manken olarak çıkmaya çalışmıştı.

2000’lerin ortalarında pop dünyasına girmesiyle artık podyumlarda değil sahnelere çıkmaya başladı ve bir daha inmedi.

Gülben Ergen
Kariyerine mankenlik ve oyunculuk yaparak başlayan Gülben Ergen 2001 yılında “Dadı” dizisiyle akıllara kazındı.

2004 yılında “Uçacaksın” albümüyle dillere dolanan sanatçı artık daha çok müzik kariyeriyle ilgileniyor.

Kıvanç Tatlıtuğ
Başarılı oyuncu bir geleneği devam ettirerek Best Model of Turkey yarışmasıyla ünlenip oyunculuk kariyerine adım atmadan önce, Best Model of World’de seçildi.

Sonrasında rol aldığı yapımlarda başarılı oyunculuğu sayesinde gölgelenmesi zor yakışıklılığı haricinde de takdirleri topladı.

Sinem Kobal
Oyunculuğa çok erken, henüz 13 yaşındayken “Dadı” dizisiyle başlayan oyuncu genç yaşta tanındı.

Sonrasında özellikle “Selena” dizisiyle uzun bir süre ekranlarda olan oyuncu hala ününü koruyor.

Pınar Altuğ
Yine alan değiştiren sanatçılardan biri olan Pınar Altuğ kariyerine mankenlikle başladı ve “Miss Turkey” seçildi.

Bir süre sonra mankenliğe veda ederek kariyerine oyuncu ve sunucu olarak devam etti.

Hazal Kaya
Hazal kaya da henüz lisedeyken “Cengo” dizisiyle oyunculuğa adım atmıştı.

Sonrasında da başarısını devam ettiren oyuncu son derece sevilen ünlülerden biri oldu.

Serenay Sarıkaya
Kariyerine başladıktan kısa bir süre sonra başrol olan oyuncu “Limon Ağacı” dizisiyle ekranlardaydı.

Sonrasında hayat verdiği birçok farklı karakterle yerini sağlamlaştırdı.

Nurgül Yeşilçay
İkinci Bahar dizisinde Gülsüm karakteriyle tanınan ve sevilen oyuncunu hızlı ve başarılı bir başlangıç yaptı.

Hemen ardından gelen başrollerle iyice tanınan oyuncu hala ekranlarda yer almaya devam ediyor.

Bergüzar Korel
Daha öncesinde bazı projelerde rol almış olsa da Bergüzar Korel asıl ününü “Binbir Gece” dizisindeki başrolü Şehrazat karakteriyle kazandı.

Bu dizideki partneri Halit Ergenç ile gerçek hayatta da mutlu bir evliliği olan oyuncu bir süredir ekranlardan uzak.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Saraçoğlu, AA muhabirine, kitabın mesleki eğitime önemli katkılar sunacağını söyledi.
Türkiye’nin büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilirlik ilkesine göre gerçekleştirilmesine müsait bir coğrafya olduğunu belirten Saraçoğlu, “Geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız pandemi koşulları, günümüz küresel gıda arz ve talep kutuplaşmaları, tarım ve hayvancılığın pozisyonunu, ulusal güvenlik politikalarının önemli bir konusu durumuna getirmiştir. Hayvansal üretim sistematiği içinde birçok unsurların yer aldığı zahmetli, hususi emek gerektiren, bilimin her zaman içerisinde olduğu, gelenek ve miras kavramlarını barındıran insanoğlunun en eski mesleklerinden bir tanesidir.” dedi.
Bu çalışmayı Ardahan’da yapmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Saraçoğlu, şunları kaydetti:
“Bu çalışmam güzel ülkemin en kuzey doğusunda yer alan Kafkas coğrafyasının serhat kapısı Ardahan’da vücut buldu. Veteriner hekimlik mesleğinin tarihsel gelişimini konu alan önsözü ile konusuna özgün önemli bir literatür çalışmasını içeren bu neşriyat, özellikle ekstansif hayvan üreticiliğine dayanan bölgelerde birden fazla nedene bağlı olarak gelişen Repeat Bredeer Sendromu’na (RBS) yönelik sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde tedavi protokolleri ve bitkisel kür önerilerini barındırıyor. Özellikle kitapta da bahsettiğim gibi toplumun önemli dinamikleri için de birden fazla tür canlı için şifa olan hekimlerimize faydalı olması dileğindeyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakamımız Yasin Akgül, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Serhat Korkmaz, Destek Hizmetleri Başkanı Ahmet Uyan’ı makamında kabul etti. Kaymakam Akgül, daha sonra 2025 yılının ilk aylarında yapımı tamamlanacak olan Devlet Hastanesi ile İlçe Sağlık Müdürlüğü inşaatında incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı ve son olarak İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesinde göğüs ağrısı şikayetiyle yakınlarını özel hastaneye getiren hasta yakınları ile sağlık çalışanları arasında tartışma yaşandı. Hem hastane içinde hem de dışarıda devam eden tartışmada 2 kez ‘beyaz kod’ verildi. Taraflar birbirinden şikayetçi olurken tartışma anları güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 31 Ağustos’ta Müftü Mahallesi İbrahim Efe Caddesi üzerinde meydana geldi. Düğüne gittiği salonda rahatsızlanan ve göğüs ağrısı şikayeti yaşayan F.H. isimli kadın, yakınları tarafından yakındaki özel hastaneye götürüldü. F.H. tedaviye alınırken, yanındaki yakınlarından kalabalık olmaması için dışarı çıkmaları istendi. Hemşire Emine Açıkgöz’ün yaptığı uyarının ardından hasta yakınları ile sağlık çalışanları tartışma çıktı. İddiaya göre hasta yakınları sağlık çalışanlarına hakaret ederek tehditler savurdu. Hemşire Metehan Ölmez de gelerek hasta yakınlarının dışarı çıkmasını istedi. Ölmez’in çabaları sonuç vermeyince sağlık çalışanına şiddet anlamına gelen ‘beyaz kod’ verildi.
Bunun üzerine gece amiri V.K. de gelerek hasta yakınlarından dışarı çıkmalarını talep etti. Tartışma devam edince 2’nci kez ‘beyaz kod’ verildi. Sağlık çalışanları, hasta F.H.’nin oğlu O.H. ile uzman çavuş olduğu öğrenilen akrabaları O.G. ve diğer hasta yakınlarından şikayetçi oldu.
OLAY KAMERADA
Hastanenin acil servisi ve kapı önünde yaşanan tartışma anları güvenli kameralarına yansıdı. Görüntülerde hastanın hastaneye getirildiği, müşahede odasına alındıktan sonra hemşirenin hastanede bağırılmaması ve kalabalığın dışarıya çıkmasını söylenmesinin ardından yaşanan bağrışma ve acil önündeki tartışma görüldü.
‘HASTALARINA BAKMAYA DEVAM ETTİK’
Olay gecesi hastanın tekerlekli sandalye ile geldiğini belirten hemşire Emine Açıkgöz, “Hasta yakınları içeriye girdi. 20-30 kişilik gruplardı. Bağrışmaya başladılar. Müşahede odasının girişini açmalarını hem de diğer hastalarla ilgilenmemiz için bize müsaade etmelerini istedim. Anladığım kadarıyla alkollü olan bu şahıslar bir arbede çıkartmaya, bağırmaya başladılar. Daha sonra iki kez kendilerini ikaz ettim. Sakin olmalarını, bize engel olmamaları gerektiğini yoksa beyaz kod vereceğimi söyledim. Durmadılar, tehdit etmeye devam ettim. Beyaz kod vereceğimi aynı zamanda güvenliğe haber verdiğimi söyledim. Hasta yakınları bunu duyduktan sonra küfür ve tehdit etmeye başladılar. Beni bulacaklarını, buraya geleceklerini söylediler. Biz polise 2 kez beyaz kod verdik. O esnada diğer hastalara ve onların hastalarına bakmaya devam ettik. Hastanın bakımını hiçbir şekilde kesmedik. Küfürler ve tehditlerden dolayı şikayetçi oldum. Hiçbir şekilde hastaları ihmal etmedik. Tamamen kendileri bize saldırgan tavırlar sergilediler” dedi.
‘ELİ BELİNDEYDİ, İKİNCİ BEYAZ KODU VERMEK ZORUNDA KALDIK’
Beyaz kod verildikten sonra acil servise geldiğini ve hemşirelere bağırıldığını gördüğünü anlatan Hemşire Metehan Ölmez “Geldiğimde burası çok karışıktı. Hemşirelerime bağırıyorlardı. Hemen beyaz kod verdim. Sonra gece amiri Volkan Bey geldi. O da acildeydi. Şahsın biri sanırım asker, belinde silahı vardı. Sürekli eli belindeydi. Tekrar ikinci beyaz kodu vermek zorunda kaldık. Hemşirelerimi kontrol etmek için hemen içeri girdim. Hemşire bankosuna girip hemşirelerime bağırdılar. Ben de o sıra oradaydım. Bana da bağırdılar. Hakaret ve küfürler edildi şahsıma. Şikayetçi olduk” diye konuştu.
Taraflar birbirinden şikayetçi olurken sağlık çalışanlarına sözlü saldırıda bulunan şüpheliler de serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karadeniz Ereğli Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Vektör Kontrol ve İlaçlama Merkezi, sıcak havalarda sivrisinekle mücadelesini sürdürüyor.
Veteriner İşleri Müdürü Erdal Terzi, “Karadeniz Ereğli Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Vektör Kontrol ve İlaçlama Merkezi ekipleri sivrisinek üremesine neden olan sulak alanlarda periyodik larvasit etkili biyosidal ürünlerle ilaçlama çalışmalarını tüm mahallelerimizde bulunan dere yatakları ve sulak alanlarda yapmaktadır. Aynı zamanda Haziran ayında başlayan araç üstü ULV cihazlarla yapılan uçkun vektör ilaçlama çalışmalarımız da devam etmekte olup, vatandaşlarımızın bahçelerinde ve çevrelerinde sivrisinek üremesine neden olan su birikimini sağlayan bidon, varil, leğen gibi malzemeler ile karasinek üremesine neden olacak her türlü organik atıkları uzaklaştırmaları yapılan ilaçlama çalışmalarına katkı sağlayacaktır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanlığının “Hastalığa değil, sağlığa yatırımı” kapsamında hayata geçirdiği Aile Sağlığı Merkezlerinde, aile hekimleri, ebe ve hemşireler, diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, sosyolog, çocuk gelişimci, antrenör ve sağlık personeli görev yapıyor.
Bu merkezlerde gebelik süreci, bebeklik çağı aşıları, kronik hasta takibi ve tedavileri yapılıyor.
Sağlıklı Hayat Merkezinde ise beslenme, obezite, kronik hastalıklar, fiziksel aktivite, kanser tarama, erken teşhis, çocuk ve ergen ruh sağlığı, koruyucu ağız ve diş sağlığı, kadın ve üreme sağlığı, tütün ve madde bağımlılığı gibi birçok branşta danışmanlık ve tedavi hizmeti ücretsiz sunuluyor.
Koruyucu ve önleyici hekimlik uygulaması olan merkezlerde hem vatandaşları hastalıklardan koruyup sağlıklı yaşam sürmesi hem de ikinci basamak sağlık kuruluşlarının yükünün hafifletilmesi hedefleniyor.
Yılın ilk 7 ayında Sağlıklı Hayat Merkezlerine 158 bin 445, Aile Sağlığı Merkezlerine 3 milyon 27 bin ve KETEM’e 18 bin 167 kişi başvurarak hizmetlerden faydalandı.
İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, AA muhabirine, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplum ve bireyi risklere karşı korumak, sağlıklı hayat tarzına teşvik etmek için birçok konuda hizmet verildiğini söyledi.
Ülkede sağlık hizmetleri kalitesinin arttığını, her yerde büyük cerrahi ameliyatlara kadar sağlık hizmeti verildiğini anlatan Bedir, “Tedavi hizmetleri kadar koruyucu sağlık hizmetlerinin sunumu da çok önemli. Yani hastalanmadan hastalıkları önlemeye çalıştığımız, sağlığımızı koruma ve geliştirmeye odaklandığımız 1. basamak koruyucu hekimlik uygulamaları. Bir kişinin hayatına bile dokunmak o kadar değerli ki bunun için arkadaşlarımızla mesai mefhumu gözetmeden çalışıyoruz.” dedi.
Bedir, vatandaşların sağlık okuryazarlığını artırıp hem sağlığını korumayı hem de hastalıkları önlemeyi hedeflediklerini belirterek, vatandaşları merkezlerden faydalanmaya davet etti.
Palandöken Solakzade Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi Sinem Urvasızoğlu da merkezde diyetisyen, psikolog, çocuk gelişimci, sosyal çalışmacı, fizyoterapist ve diş hekimleriyle tüm danışmalık hizmetini ücretsiz verdiklerini anlattı.
Hasta olmadan önce vatandaşı korumayı hedeflediklerini vurgulayan Urvasızoğlu, “Vatandaşlarımızı sağlık konusunda internete danışmaya değil Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Evlilikten gebeliğin tüm aşamasına kadar vatandaş takip ediliyor
Kayakyolu Aile Sağlığı Merkezi’nde görevli Uzm. Dr. Pınar Fakirullahoğlu ise aile hekimliğinde kişileri evlilikten gebeliğin tüm aşamasına kadar takip ettiklerini, gebelik ve sonrası süreç takiplerinin yanı sıra bebeklerde topuk kanı alma ve her türlü aşı, takip ve izlemi yaptıklarını aktardı
Enfeksiyon ve solunum yolları hastalıklarını tedavi ederek hastanelerin yükünü hafiflettiklerine dikkati çeken Fakirullahoğlu, “Yaşamın başlangıcından ölüme kadar her aşamada vatandaşı takip ediyoruz. Gerçek hekimlik, hastalık oluşmadan, ortaya çıkmadan önce hastayı korumak ve bilgilendirmektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Yıldızkent Sağlıklı Hayat Merkezi sigara bırakma polikliniğinde görevli Dr. Fuat Avcı da doğumdan itibaren yaşamın her alanında vatandaşlara danışmalık hizmeti verdiklerini ifade etti.
Kanser taramaları randevusuz ve ücretsiz
KETEM İl Koordinatörü Arife Gençtürk, birimde meme, rahim ağzı ile kolon kanserine yönelik taramaların randevusuz ve ücretsiz yapıldığını kaydetti.
Kanserin önlenebilir hastalık olduğunu vurgulayan Gençtürk, şöyle devam etti:
“Kanser taramalarında hedefimiz erken tanı ve teşhis. Erken tanı hayat kurtarır. Kadınlarımız taramalardan çekinmesin, gecikmeden herkes taramalara katılmalı. Mobil tırımızla yıl boyunca tüm ilçelere belirli zamanlarda ziyaret planlanıyor ve taşıma aracımızla kırsaldan vatandaşları getirip tarama yapıyoruz. Gerçekten çok kıymetli hizmet.”
Fazla kilo sorunundan Sağlıklı Hayat Merkezinde kurtulan Pınar Güloğlu ise “Kilo problemim vardı, buraya geldim yardımcı oldular. Takiplerimi yaptılar. 20 günde bir kontrole geldim. Buradaki hizmetlerden ücretsiz faydalandım. Burayı herkese tavsiye ederim. 7 ayda 23 kilo verdim, kısa sürede bu kadar kilo vereceğimi hiç düşünmezdim.” diye konuştu.
Aile Sağlığı Merkezine gelen Nurcan Keskin de hastaneye gitmeden önce merkeze başvurduğunu, her türlü bilgiyi güler yüzlü doktor ve sağlık personelinden aldıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara Tabip Odası, 9 Eylül’de başlayacak olan yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde yazılı basın açıklaması yaparak, devlet okullarında bir öğün ücretsiz yemek verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, “Okul çağındaki çocuklarımızın gelişimi için bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek verilmelidir. Çocuk yoksulluğunun önüne geçmek hükümetin öncelikli görevleri arasında olmalıdır. Yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek programı yürürlüğe konmalı, merkezi ve yerel yönetimler önleyici ve etkili politikalar geliştirmelidir” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sağlıklı beslenmenin çocukların başarılı ve verimli bir eğitim hayatı sürdürmesinde kritik bir rol oynadığı, yeterli ve dengeli miktarda protein, karbonhidrat, vitamin ve mineraller içeren gıdaların tüketiminin çocukların bilişsel kapasitelerini ve bedensel gelişimini olumlu yönde etkilediği belirtildi.
“Her beş çocuktan biri yeterli ve sağlık gıdaya erişemiyor”
Büyüme çağındaki çocukların kas ve kemik sistemine uygun bir beslenme programına ihtiyaç duyduğu ifade edilen açıklamada, ekonomik kriz nedeniyle çocuk yoksulluğunun arttığına ve öğrencilerin okullarda sağlıklı öğünlere ücretsiz erişiminin zorlaştığına dikkat çekilirken, “TÜİK’in verilerine göre her 10 çocuktan 3’ü yoksul kategorisine girerken, OECD verilerine göre her 5 çocuktan 1’i yeterli ve sağlıklı gıdaya erişemiyor” denildi. Yetersiz ve dengesiz beslenme sorunu yaşayan yoksul çocuklarda çabuk yorulma, halsizlik, depresyon, çinko veya demir eksikliği, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kabızlık, ödem, diş çürümesi, kemik erimesi, cilt kuruluğu ve anemi gibi sağlık sorunlarının artma olasılığı vurgulandı.
“Çocuk yoksulluğunun önüne geçmek hükümetin öncelikli görevleri arasında olmalıdır”
Öğrenim çağındaki çocukların yüzde 25’inin okula aç gittiği belirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun açıklamasına göre okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde okul terki ve devamsızlığının azaldığı, akademik başarının arttığı, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın ve eşitsizliğin ortadan kaldırıldığı görülmüştür. Çocuk yoksulluğunun önüne geçmek hükümetin öncelikli görevleri arasında olmalıdır. Yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek programı yürürlüğe konmalı, merkezi ve yerel yönetimler önleyici ve etkili politikalar geliştirmelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakamımız Yasin Akgül, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Serhat Korkmaz, Destek Hizmetleri Başkanı Ahmet Uyan’ı makamında kabul etti. Kaymakam Akgül, daha sonra 2025 yılının ilk aylarında yapımı tamamlanacak olan Devlet Hastanesi ile İlçe Sağlık Müdürlüğü inşaatında incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı ve son olarak İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü ziyaret etti. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddiaya göre, Müftü Mahallesi Erdemir Caddesi’nde 31 Ağustos’taki düğünde rahatsızlanan F.H, yakınlarınca özel hastaneye kaldırıldı. Acil müşahede odasına alınan F.H’nin yakınları, odanın girişinde yoğunluk oluşturunca hemşire Emine Açıkgöz, alanın boşaltılmasını isteyerek uyarılarda bulundu.
Hastayla ilgilenmediğini ileri süren kalabalık sözlü tepki gösterince sağlık çalışanları küfür ve hakaret edildiği gerekçesiyle beyaz kod çağrısı yaptı. Hastanenin güvenlik amiri Volkan Kaya acil servise gelerek duruma müdahale etmek istedi.
Acil girişine kadar çıkarılan grubun Kaya’nın üzerine yürüdüğü sırada hastaneye gelen polis duruma müdahale etti.
Şikayet üzerine emniyette ifadeleri alınan şüpheliler, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
“Hasta trafiğimiz aksadı, insanlar mağdur oldu”
Hemşire Emine Açıkgöz, gazetecilere, acil serviste yoğunluğun yaşandığı olay akşamı 21.30 sıralarında gelen hastaya müdahale ettiklerini anlattı.
Kalabalık grup halinde içeriye giren hasta yakınlarının aralarından bağrışmaya başladığını aktaran Açıkgöz, “Benim de o sırada çok yoğun hasta trafiğim olduğu, aynı zamanda bekleyen hastalarımız olduğu için dışarıda konuşmalarını ve biraz daha sessiz olmalarını, hem onların hastaları hem de diğer hastalarımızla ilgileneceğimizi söyledim.” diye konuştu.
Açıkgöz, bunun üzerine küfür ve hakaret eden kişileri iki kez sakin olmaları konusunda uyardığını belirterek, “Beni dinlemediler. Gece amirimize haber verdim. Gece amirimiz ve güvenlik şefimiz geldi. Onlar gelene kadar şahıslar bana küfürler, tehditler ettiler. Beni bulacaklarını, burayı dağıtacaklarını söylediler. Sakinliğimizi koruduk, hasta alımına devam ettik. Onların hastasıyla ilişiği kesmedik bakmaya devam ettik.” şeklinde konuştu.
Beyaz kod geçmelerinin ardından polislerin de acil servise geldiğine değinen Açıkgöz, “Polisler ve güvenlik amirleri geldi zanlıları aldılar, biz zaten beyaz kod geçmiştik. Kendilerinden şikayetçi olduk. Benim haricimde bütün hemşire arkadaşlarımız ve sağlık personeli şikayetçi oldu. Hasta trafiğimiz aksadı, insanlar mağdur oldu. Aynı zamanda ağza bile alınmayacak küfürler ve tehditler duyduğumuz için çok fazla tedirgin olduk.” dedi.
Bu arada hasta yakınları ile sağlık çalışanları ve hastane güvenliği arasında yaşanan gergin anlar güvenlik kameralarınca kaydedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yalı Çapkını’nın Ferit’i Mert Ramazan Demir ile partneri Afra Saraçoğlu aşklarına geçtiğimiz haftalarda nokta koymuştu.

Yalı Çapkını dizisi ile kariyer basamaklarını hızla tırmanan Mert Ramazan Demir özel hayatı ile de adından çokça söz ettiriyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mert Ramazan Demir’in ailesi de çok merak ediliyor. Son olarak Mert Ramazan Demir’in doktor abisi Melik Demir ile kareleri ilgi odağı oldu.

İşte birbirlerine çok benzetilen Mert Ramazan Demir’in doktor abisi Melik Demir…

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yer aldığı filmlerle adını tüm Türkiye’ye duyuran Yeşilçam’ın en güzel kadın oyuncularından Ahu Tuğba 69 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hayranlarını ve sanat camiasını hüzne boğan Ahu Tuğba’nın son isteği ise herkesi duygulandırdı…

Uzun bir süredir ABD’de kızı Anjelik ile yaşayan Ahu Tuğba, geçtiğimiz nisan ayında büyük bir trafik kazası geçirmiş, 8 saatlik operasyonun ardından 3 hafta yoğun bakımda tedavi görmüştü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu süreçte bir türlü toparlanamayan Ahu Tuğba ile Miami’deki evinde kızı Anjelik ilgileniyordu.

Ölümü ile sanat camiasını yasa boğan Ahu Tuğba’nın son anlarında da yanında kızı Anjelik vardı

Ahu Tuğba, önceki gün Miami’deki evinde hayata veda etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Bülent Polat’ın başı komşularıyla dertte! İşleri nedeniyle şu sıralar Kapadokya’da çalışan Polat, Çanakkale’de yaşayan eşi ve iki çocuğunun, komşuları tarafından rahatsız edildiğini söyleyerek isyan etti.

Çanakkale’de lüks bir sitede yaşayan ailesinin komşularının mobbingine maruz kaldığını söyleyen oyuncu, yaşadıkları olaylar nedeniyle evlerini satacaklarını açıkladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KAFAYI BİZE TAKMIŞLAR
Polat yaşananları şöyle anlattı: “Bebek ağlıyor diye jandarma çağırıyorlar. Daha önce de bizi şikâyet etmişler. Kendi halinde bir aileyiz. Ama birileri bize kafayı takmış durumda. Ben şehir dışında çalışıyorum. Eşim ve çocuklarım Çanakkale’de, aklım onlarda kalıyor. Oradan taşınsam da işin peşini bırakmayacağım. Ailemin huzurunu kaçıranları elbet bulacağım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha önce de bu konuya değindim: Uzmanlar HAARP teknolojisiyle yapay deprem yaratılmayacağını söylüyor.
Depremi tetikleyecek bir enerji yaratmak için yüzbinlerce atom bombasının patlatılması gerekiyor.
Peki, insanların doğrudan müdahalesiyle deprem üretmek mümkün mü? Ünlü ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ise konuyla ilgili şu yanıtı veriyor:
“Kimi uzmanlara göre, nükleer bombalarla üretilen sarsıntılar ya da derin madencilik faaliyetleri fay hatları üzerinde belirli etki yaratabilir. Ancak bunun yüksek sismik hareketlere dönüştüğü yönünde bugüne kadar kanıtlanmış bir bilgi yok.”
BU BİR SEKTÖR
AFAD da bu iddiaların gerçek dışı olduğuyla ilgili bir açıklama yayınlamıştı lakin başta da belirttiğim gibi komplo teorilerine inanan çok insan var.
Özellikle pandemi döneminden itibaren komplo teorisyenlerin mantıksız açıklamaları büyük ilgi görüyor.
YouTube’da ekonomiden doğal afetlere, salgınlara kadar birçok konuda kıyamet, kriz, savaş, kıtlık, doğal afet senaryoları üreterek halkı geren, psikolojisini bozan fenomen ve YouTuber’lar var.
Bunların tek bir amacı var, o da çok tıklanıp para kazanmak.
O yüzden beyne aşıyla çip takılmasından ABD gemisinin ürettiği yapay depremlere kadar birçok konuda ilgi çekecek her türlü palavrayı paylaşıyorlar.
Bu bir sektör! ABD’de ‘Kıyameti Bekleyenler’ diye belgesel serileri bile var.
YouTube palavracılarının toplum üzerindeki etkileri tahmin edilenin de çok üstünde!
RTÜK’ün komplo teorici hesaplarla ilgili bir çalışma yapmasında fayda var!
***
MAMA PARASINI AT YARIŞINA YATIRMAK
Yaşama Tutunan Patiler Derneği Başkanı Buket Özgünlü’nün, hayvan severlerin yaptığı mama parası bağışlarını at yarışlarına yatırdığı MASAK raporuyla ortaya çıktı.

Özgünlü, savunmasında at yarışından kazanacağı parayla barınak yaptıracağını söyler mi acaba?
Başıboş köpeklerle ilgili çıkarılan yasaya karşı çıkanlar arasında mama lobisinin olduğunu iddia edenler vardı.
Bu haber bu iddiayı doğrular cinsten.
Ne yazık ki Buket Özgünlü gibi hayvan severlerin duygularını sömüren, bağışları hayvan dostlarımıza harcamayan sahte hayvan severler ve dernek başkanları da var!
***
DARP, YARALAMA KATALOG SUÇU OLSUN
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, Fenerbahçe-Alanyaspor maçını izledikten sonra, otoparkın çıkışında arkasından kornaya basan sürücü tarafından saldırıya uğraması, saldırganın yere düşürdüğü savcıyı defalarca yumruklaması görüntülerini dehşetle üzülerek izledik.
Saldırganın yedi suç kaydının olmasına da şaşırmadık.
Saldırgan bu sefer sert kayaya çarptı. Muhtemelen ağır bir ceza alacak.

Öte yandan saldırgan, savcı değil de normal bir vatandaşı dövseydi muhtemelen tutuksuz yargılanarak şiddet dolu hayatına devam edecekti.
Birçok suçtan sabıkası olanlar, yargının zafiyetini, hapis yatmayacağını bildikleri için şiddet suçu işlemeye devam ediyor!
Ne yazık ki, ülkemizde darp, yaralama suçu işleyenler genelde tutuklanmıyor. Sürekli haberlerde izliyoruz insanları hunharca dövenler, tutuklanmadan aramızda yaşamaya devam ediyorlar.
İnfaz yasasında darp ve yaralama, katalog suçu kapsamına alınmalı.
Darp ve yaralama suçu işleyenler hapis cezasına çarptırılmalı.
Toplumun huzuru için bu yasa değişikliğine ihtiyaç var!
***
İNFAZ YASASI DEĞİŞMELİ
İzmir’de Bülent Şengün (37), taksici Arif Karabacak’ı gasp ederek tabancayla öldürüp ardından yoldan geçen bir hafif ticari aracı gasp etti.
Hafif ticari araçla gittiği marketi de soymaya çalışan şüpheli, kendisine direnen iş yeri çalışanı İlayda Algar’ı yaralayıp, daha sonra ise ATM’den para çeken Engin K.’yı gasp ederek, tabancayla vurarak öldürdü.

ABD filmlerindeki seri katiller gibi… Polis yakalamasa kim bilir kaç kişiyi daha öldürüp Meksika sınırını geçecekti!
Oysa Şengün cinayetten 2004 yılında girdiği cezaevinden 2019 yılında denetimli serbestlik şartıyla tahliye edilmişti!
Ve cinayetlerine kaldığı yerden devam etti. Buna benzer birçok olay yaşandı ve yaşanmaya devam edecek!
Ne yazık ki, ülkemizdeki infaz sistemi doğru işlemiyor.
Katiller, gaspçılar vs. az hapis yatıp çıkıp kaldıkları yerden suç işlemeye devam ediyorlar!
Daha caydırıcı cezalara ihtiyaç var!
Eğer sorun cezaevlerinin kapasitesinin yetmemesi ise yeni büyük cezaevleri yapılmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Modern, 6 Eylül’de Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın sergisini açmaya hazırlanırken, Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) de 13 Eylül’de Alman sanatçı Georg Baselitz sergisiyle cevap verecek! 1980’den bu yana uluslararası sanat dünyasında derin bir etkiye sahip olan ve Alman sanatına yeni bir kimlik kazandıran Georg Baselitz’in son 10 yılda ürettiği eserler, 13 Eylül 2024-2 Şubat 2025 tarihleri arasında SSM’de sergilenecek.

Bu arada İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Chiharu Shiota sergisini, 5 Eylül’de vereceği davetle açacakken SSM’deki Georg Baselitz sergisinin ana sponsoru olan bankanın yönetim kurulu başkanı Suzan Sabancı da 12 Eylül’de görkemli bir açılış daveti verecek. Umarım bu savaş hiç bitmez!
TORUNUNUMEMLEKETİNEGÖTÜRDÜ!
Sosyetenin yaşsız kadınlarından Bettina Machler, kızı Pia Hakko Yeşil sayesinde Haziran 2022’de anneanne, oğlu Can Hakko sayesinde de geçen yıl temmuzda babaanne olmuştu Bettina Hanım, 9 Temmuz’da bir yaşına basan torunu Leo Cem’i, geçtiğimiz hafta, doğup büyüdüğü topraklara götürdü.

İsviçre asıllı olan Bettina Hanım, oğlu Can ve gelini Deniz Hanım’ı da götürdüğü tatilde, torunu Leo Cem’e memleketini gezdiriyor. Bettina Hanım, hep birlikte İsviçre Alpler’indeki küçük kasabaları gezerken torunuyla çektirdiği fotoğrafları ise büyük bir mutlulukla sosyal medyada paylaşıyor.
ŞEHRE DÖNMEYENİYETİ YOK!
2020’de, 23 yıllık eşi Rober Baler’den boşandıktan sonra hayatı ‘tatil kıvamında’ yaşamaya karar veren Etel Baler, bu kararından hiç taviz vermedi! Özellikle çocuğu olan çoğu tatilci İstanbul’a dönerken, Etel Hanım’ın ise hiç niyeti yok.

Bodrum’da görevli arkadaşım Ersin Al, önceki gün Etel Hanım’ı küçük oğlu Leo ile birlikte zodyak botunda görüntülemiş. Karaya çıkıp anne-oğul yemek yemişler. Türkbükü açıklarına demirlediği katamaranında tatiline devam eden Etel Hanım’ın oğlunun okulunun açılacağı son güne kadar denizden çıkmaya niyeti yok gibi görünüyor.
DAVETTE PİERCİNG TAKTIRDILAR
Dünya starlarının da taktığı Türk mücevher markasının yaratıcısı Milka Karaağaçlı İnce, hafta sonu Bodrum Yalıkavak’taki mağazasında yaza veda daveti verdi. Veda davetine, yazın son demlerini Bodrum’da geçiren cemiyet ve sanat dünyasından ünlü isimler katıldı.

Son yılların önemli trendlerinden piercing’leri mücevher dünyasına dahil eden Milka Hanım, davette piercing’leri hakkında da bilgi verdi. Bu sırada konuklar arasındaki ünlü DJ Doğuş Çobakçor ile sevgilisi Asya Hacıoğlu piercing taktırdı. Cesaretlerinden dolayı da diğer konuklardan büyük alkış aldılar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Benim için asıl değerli olan ise bu görüntünün sadece caminin güvenlik kameraları tarafından tespit edilmiş olmasıydı. Yani Mesut bazıları gibi basını çağırıp ya da eşinin dostunun eline cep telefonunu tutuşturup kendini kayda aldırmamıştı. Belki de güvenlik kameraları olmasa bu hayır dolu güzellikten hiçbirimizin haberi olmayacaktı.

Baktım ki Sivaslı genç sporcular, Mesut ağabeylerinden feyz ve ilham alarak bir camiyi temizlemeye koyulmuşlar.
İşte gençlerimize böyle önderler, rehberler, rol modeller lazım. Mafya babaları yerine onlara özensinler diye…
Teşekkürler Mesut kardeş. Bu son golün, gönlümüzün çatalına asılı kaldı.
Murat Sefer Aksu
Bu ismi unutmayın. Çünkü bana göre yeryüzüne inmesi beklenen, kötülüğün son temsilcisi Deccal’in ta kendisi.
Elinde dirgen vardı canavarın. Tıpkı şeytanın, ucu çatal mızrağı gibi. Önünde de kendine kurban olarak seçtiği dünyalar masumu bir yavru köpek…
Vahşice saplıyordu mızrağını Deccal o yavrucağa… Bir daha, bir daha… Ta ki öldüğünden emin olana dek…

Bir yavru köpeciğin bir insana (!) nasıl bir zararı olabilirdi ki? Olsa bile böylesine canice öldürülmesine mazeret olabilir miydi?
Bekliyorum… Neyi mi? O insan müsveddesinin alacağı cezayı. Bakalım yine göstermelik bir para cezasıyla yaptığı yanına kâr mı kalacak, yoksa kadına, çocuğa, hayvana el kaldırmayı alışkanlık haline getirenleri titretecek ibretlik bir bedel mi ödeyecek?..
Bu rezaletler tesadüf olamaz
Ya topluca sapıttık ya da birileri bu ülkenin ar damarını çatlatmak için bir yerlerden düğmeye bastı.
Son bir hafta içinde 4 ayrı yerde insanlar utanmadan, çekinmeden, etraftakilere aldırmadan uluorta cinsel ilişkiye girerken görüntülendiler.
İzmir Alsancak, Zonguldak ve Kocaeli bu rezilliklerin adresiydi. İstanbul Kadıköy’de güpegündüz ortaya çıkan iğrençliğin başrolünde ise iki erkek vardı. Adeta Pompei’nin son günleri gibi…
Bundan bahsetmek kolay değil. Yazarken bile yüzüm kızarıyor. Ancak konunun vahametini ortaya koymak, büyük tehlikeye dikkat çekmek de gazetecilik görevim.
Bu insanların bunu neden yaptığı iyi araştırılmalı, failleri ciddi şekilde sorgulanmalı.
Eğer süzme sapık değillerse birileri tarafından mutlaka parayla satın alınmış provokatörler ya da tek merkezden emir alan gönüllü eylemcilerdir. Maksatları da “utanmayı” ortadan kaldırıp, bizi ayakta tutan inanç ve ahlak kolonlarının altında bomba patlatmaktır.
Umarım benimki vesvesedir. Ama değilse, teröristlerin yanı sıra bir de “Uyuyan ahlaksızlık hücreleri” ile mücadele etmek zorunda kalacağız.
Gaf kürsüsü
“Tabelada 10 yazıyor ama maç 4 dakika uzayacak… Pardon, oyuncu değişikliği olmuş, 10 numaralı Hajradinovic çıkmış.” (beIN Sports’ta Kasımpaşa – Adana Demirspor maçını anlatan Ali Okancı’nın bocalaması)
Zap’tiye
Netanyahu’ya en yakışan ismi protestocu İsrail halkı buldu: Crime Minister! (Suç Bakanı) (Prime Minister: Başbakan)
Ne demiş?
“Önce ihaleye giriyorlar sonra beni kendilerine aşık edince manipülasyona başlıyorlar. Yalnız gebereyim ama kimse beni değiştirmeye kalkmasın.” (Aşk yorgunu İrem Derici’nin sözleri)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY USULÜ HETTÜŞ
MALZEMELER
3 dilim bayat ekmek
2 adet küçük boy kuru soğan
1 deste semizotu
2 adet domates
Yarım limon suyu
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı sirke ve tuz

YAPILIŞI: Taze olarak alınan ya da bahçeden toplanan semizotunu yıkayıp yapraklarını ayıklayalım. Üç dilim bayat ekmeği ve kabukları soyulan kuru soğanları ince ince kıyalım. Bir tabak içerisinde karıştırarak üzerine 1 tatlı kaşığı sirkeyi gezdirelim. Domatesleri küp küp doğrayarak salata tabağına ilave edelim. Daha sonra ise semizotu yapraklarını ekleyelim. Zeytinyağı, limon suyu ve tuzu da ilave ederek karıştıralım. Salata, servise sunulmak için hazır…
ŞİŞPEREK ÇORBASI
MALZEMELER
1/2 kilogram kıyma
1 adet rendelenmiş soğan
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
3 su bardağı un
1 su bardağı su
1 adet yumurta
YOĞURT SOSU İÇİN:
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı un
1 kase yoğurt
1 yemek kaşığı zeytinyağı
YAĞI İÇİN:
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı nane
YAPILIŞI: Hazırlamaya ilk önce mantıdan başlayalım ve klasik mantı yapalım. Daha sonra nohut, kuşbaşı et ya da kemikli eti yaklaşık 5 su bardağı su ile düdüklüde haşlayalım. Haşlanan etli suya hazırladığımız mantı hamurlarını atıp bir iki taşım kaynatalım. Diğer yandan ayrı bir kapta 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı un, yoğurt ve zeytinyağını mikserle iyice çırpalım, kaynayan yemeğe sürekli karıştırarak ekleyelim. Daha sonra ezdiğimiz sarımsağı ilave edelim. Son olarak 4 yemek kaşığı zeytinyağında 1 tatlı kaşığı nane yakıp yemeğe ekleyelim.
MÜTEBBEL
MALZEMELER
3-4 adet köz patlıcan
1 su bardağı tahin
1-1.5 çay bardağı limon suyu
3 diş sarımsak
Tuz
ÜZERİ İÇİN:
1 çay bardağı ceviz
Pul biber
Zeytinyağı
YAPILIŞI: Köz patlıcanların kabuğunu soyup, muntazam bir şekilde kıydıktan sonra derin bir kapta tahinle harmanlayalım. Limon suyumuzu ilave edelim. Ardından sarımsaklarımızı sahanda dövüp ekleyelim. Son olarak tuz serpelim. Ceviz, pul biber ve zeytinyağı ile servis edelim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BABASININ KATİLİNİ ARIYOR
Başrollerini Burak Deniz (Mahir Yılmaz) ve Su Burcu Yazgı Coşkun’un (Canfeza Kilimci) paylaştığı ‘Bir Gece Masalı’ nihayet izleyiciyle buluşuyor!

Dizi ilk bölümüyle bu akşam ekranda! Dizi, babası görev yeri Denizli’de bir suikast sonucunda şehit edilen Mahir’in yirmi yıl sonra bir komiser olarak babasının katilinden intikam almak için şehre dönmesiyle başlıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ŞEHRAZAD İSMİNİ TAKIYOR

Ancak Mahir şehre geldiği ilk gün tanıştığı güzeller güzeli bir Yörük kızına aşık oluyor. Adını bir türlü öğrenemediği bu masal perisi gibi kıza Şehrazad ismini takıyor.

Bir yandan aşık olduğu Şehrazad’ı ararken bir yandan babasının katili Kürşat Kilimci’nin açık vermesini bekleyen Mahir beklediği fırsatı Kürşat’ın kızının düğününde yakalayacağını anlıyor.
Bir Gece Masalı 1. Bölüm Fragmanı izle
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜMER METİN RAHATSIZ OLDU
TV100’de yorumculuk yapan eski futbolcu, Güler’in farklı renklerde ayakkabılarla sahaya çıkmasını “Bir görüntüye takıldım. Adana Demirspor’da Semih Güler. Ben bunu hayatımda ilk kez gördüm. Oyuncuların kendilerine fazla şekil, değişik imaj çabaları ayyuka çıkmaya başladı artık. Görüntü çok rahatsız etti beni. Bir ayakkabı kırmızı, bir ayakkabı mavi. Niye ağabey? Biri bana açıklasın” ifadeleriyle eleştirmişti.

2 FARKLI KRAMPONUN NEDENİNİ AÇIKLADI
Tümer Metin’in eleştirilerine yanıt veren Semih, bu tercihi başta kızı olmak üzere down sendromlu bireyler adına farkındalık yaratmak amacıyla yaptığını ifade etti. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan tecrübeli futbolcu, “Down sendromu, bireylerin farklılık gösteren bir kromozom yapısına sahip olmalarından kaynaklanan bir genetik durumdur. Down sendromlu bireyler yaşamın her alanında sevgi, saygı ve eşit fırsatlara sahip olmalıdır. Güzel kızım başta olmak üzere tüm Down sendromlu bireylerin toplumda kabul görmesi ve hak ettikleri fırsatlara ulaşabilmeleri adına farkındalık yaratmak için dün farklı renklerde kramponlarla sahaya çıktım. Farklılıklar güzeldir, Down sendromlu bireylerin her yaşta ve konumda karşılaştıkları ayrımcılıkla mücadele edip onların haklarını korumak hepimizin görevi olmalıdır” açıklamasını yaptı.

TÜMER METİN’E DE YANIT VERDİ
Semih Güler, Tümer Metin’in sözlerini alıntılayarak “Bilmeden, araştırmadan, dinlemeden eleştirmek ne kadar kolay, yazık..” ifadeleriyle eski futbolcuya tepki gösterdi.

SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞIYOR
Öte yandan Semih’in bu paylaşımı sonrasında sosyal medya kullanıcıları da Tümer Metin’e tepki gösterdi. Kullanıcılar, “Aldın mı cevabını Tümer?”, “Sağlam bir özür dilemeli”, “Tümer Metin şaşırtmadı yine” şeklinde yorumlar yaptı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı.
2024-2025 eğitim öğretim yılı 9 Eylül 2024 Pazartesi günü başlayacak.
Uzmanlar, çocukluk çağında uygunsuz çanta kullanımının, bel, boyun, sırt ağrısı, omurga eğriliği ve kamburluğun aralarında yer aldığı çeşitli kas-iskelet sistemi sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.
Bu uyarılar doğrultusunda doğru çanta seçimi öne çıkıyor.
ÖĞRENCİLER İÇİN MADDE MADDE “OKUL ÇANTASI” UYARILARI
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Uran Şan, okul çantası için öğrencilere uyarılanda bulunarak, dikkat edilecekleri şöyle sıraladı:
-Sırt çantası ağırlığının çocuğumuzun kilosunun yüzde 10’unu geçmemesi lazım. Çocuğumuzun 40 kilogram olduğunu düşünürsek kullanması gereken maksimum ağırlıktaki çantanın 4 kilogramı aşmaması gerekiyor.
-Takılan çantanın en alt seviyesi, bel çukurunun 10 santimetre aşağısını aşmamalı.
-Kalça bölgesine kadar sarkan sırt çantalarını önermiyoruz.
-Okul çantalarının sırt bölümünde dolgu malzemesinin olması gerekiyor.
-Çocuğumuz okula ağır bir kitap götürecekse bu kitabın mutlaka çantanın sırta en yakın bölmesine konulmasını istiyoruz. Kalan eşyaların da çantanın sağ ve soldaki diğer bölmelerine eşit dağıtılmasını öneriyoruz.
-Çantayı tek omuza takma veya çapraz kullanımdan kaçınılmalı.
-Sırt çantasının göğüs veya bel kemerinin bulunması, yük dağılımının vücudun her tarafına eşit şekilde aktarılmasına yardımcı olur.

OKUL ÇANTASI NASIL TAŞINIR?
Okul çantasının iki omuz askısının bulunması, çantanın iki omuza takılması, tek omuza takma veya çapraz kullanımdan kaçınılması önemli. Tek taraflı veya çapraz asıldığında çantanın yükü, omurganın her iki tarafına eşit olarak dağıtılamıyor. Asimetrik yük dağılımı nedeniyle çocuklar uzun dönemde birtakım omurga sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.
OMUZ ASKILARI NASIL OLMALI?
Omuz askılarının özelliği de son derece önemli. Uygun ve doğru bir sırt çantasında omuz askılarının mutlaka çantanın ağırlığını her iki omuza eşit biçimde dağıtacak şekilde dizayn edilmesi, eşit uzunluğa, ayarlanabilir özelliğe ve dolgu malzemesine sahip olması son derece önemli.

DOLGUSUZ ASKILI SIRT ÇANTALARI ZARARLI
Şan, bu konuda “Çocuklara bazen dolgusuz askılı sırt çantalarını görüyoruz, bu durumlarda çocuklarımız omuzlarında şiddetli bası semptomları yaşamakta, bu, kas ve tendon yaralanmalarına sebep olabilmektedir.” uyarısında bulunuyor.
DOĞRU OKUL ÇANTASI SEÇİLMEZSE YAŞANACAKLAR
Yapılan araştırmalar, çocukluk çağı döneminde uygunsuz çanta kullanımı, bel, boyun, sırt, omuz ağrısı, kol ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşma hali, halk arasında omurga eğriliği olarak bilinen “skolyoz”, kamburluk olarak bilinen “kifoz”un da aralarında yer aldığı çeşitli kas-iskelet sistemi sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceklerini gösteriyor.

ÇANTA BOYLARI NASIL OLMALI
Şan, çanta boyutlarının nasıl olması gerektiğine ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
Çanta uzunluğu çocuğumuzun boyuyla doğru orantılı olmalı. Her zaman en büyük çanta, en iyi çanta anlamına gelmez. Bazen sırt çantasının boyutu büyüdükçe içine atılacak gereksiz eşyaların da miktarı artıyor ve çocuklarımız omurga üzerinde gereksiz ağırlıklara maruz kalabiliyor.
Sırt çantası takıldıktan sonra da çocuğumuzun üzerinde birtakım ayarlamalar yapılması son derece önemli. Yapılan araştırmalara göre, çocuğumuzun taktığı çantanın en alt seviyesinin bel çukurunun 10 santimetre aşağısını aşmaması gerekiyor yani kalça bölgesine kadar sarkan sırt çantalarını çocuklarımıza önermiyoruz.
ENGEBELİ ARAZİDE ÇEKÇEKLİ ÇANTALAR
Eğer koşullar uygunsa, okula ulaşımda arazi, yollar çok engebeli değilse, bazen sırt çantasına alternatif olarak kulplu veya ‘çekçekli’ denilen tekerlekli okul çantalarını da önerebiliyoruz. Böylelikle omurga üzerine yük binmesini de minimalize etmiş oluyoruz.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi’nde insani durum kritik bir durumda seyrediyor. Bölgede 40 bin 691 Filistinli saldırılar nedeniyle hayatını kaybederken, çocuklar arasında yayılan bulaşıcı hastalıklar hayatı tehdit ediyor. Gazze Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Müdürü Moussa Abed yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde çocuk felci vakasının görülmesinin ardından aşılama kampanyasının başladığını bildirdi. Abed, aşılamanın bugün yerel sağlık yetkilileri, BM ve sivil toplum kuruluşları (STK) ile birlikte orta bölgede başladığını aktardı.
Abed’in açıklamasına göre, aşılama kampanyası Gazze’nin merkezinde başladıktan sonra önce güney Gazze’de, ardından da kuzey Gazze’de uygulanacak. İki dozdan oluşan kampanya, 10 yaşın altındaki 640 binden fazla çocuğu hedefliyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Perşembe günü yapılan açıklamada, İsrail’in aşıların yapılabilmesi için Gazze’de 3 günlük “insani mola” vermeyi kabul ettiği belirtilmiş, yetkililer ise aşılamanın yarın başlamasının beklendiğini söylemişti. – GAZZE
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, gemi geri dönüşüm bölgesinde yer alan bir söküm tesisinde çalışan 10 işçi fenalaştı. Ambulansla Aliağa Devlet Hastanesine kaldırılan ve ilk bulgulara göre henüz belirlenemeyen bir gazdan etkilendikleri değerlendirilen işçilerden İbrahim Karakaya kurtarılamadı. Durumları ağır olan 3 işçi ise Bayraklı Şehir Hastanesine sevk edildi. Ayakta tedavi edilen 6 işçi de taburcu edildi. AFAD ekiplerinin zehirlenme nedeninin tespiti için sahada çalışma yürüttüğü belirtildi. – İZMİR
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
OLAY ANI KAMERADA
Olay anı bir iş yerinin güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde Onur B. önde koşuyor saldırganlar ateş edince vurulup yere düşüyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“23 ilde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik son 5 gündür devam eden “GÜRZ-10” operasyonlarında 119 şüpheli yakalandı.
Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sizlerin duası ve desteği ile durmadan, duraksamadan mücadele edeceğiz
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı ve Terörle Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüklerince Ankara, Adana, Afyonkarahisar, Antalya, Bolu, Bitlis, Bursa, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Kocaeli, Kütahya, Mardin, Niğde, Ordu, Sakarya, Samsun ve Sivas’ta DEAŞ terör örgütüne yönelik “GÜRZ-10″ operasyonları düzenlendi.”
2⃣3⃣ ilde DEAŞ Terör Örgütüne yönelik son 5⃣ gündür devam eden “GÜRZ-10” operasyonlarında 1⃣1⃣9⃣ şüpheli yakalandı
Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki;
Son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar sizlerin duası ve desteği ile durmadan, duraksamadan mücadele edeceğiz
… pic.twitter.com/zQ1aYavLpz
— Ali Yerlikaya (@AliYerlikaya) August 30, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BÖLGEYE ÇOK SAYIDA İTFAİYE EKİBİ SEVK EDİLDİ
Edinilen bilgiye göre yangını gören çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibinin yanı sıra polis ve sağlık ekipleri de sevk edildi. Ekipler yangında yerden ve vinç yardımıyla havadan müdahalede bulundu. İtfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi sonucu yangın çevreye sirayet etmeden kontrol altına alınabildi. Yangında şans eseri ölü ve yaralı meydana gelmezken fabrikada maddi hasar meydana geldi.

ALEVLER KONTROL ALTINA ALINDI
Polis ekipleri çevrede geniş güvenlik tedbirleri aldı. Çevre ilçe belediyelerinden de su tankerleri destek olarak olay yerine geldi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi sonrası fabrikada çıkan yangın yaklaşık 3 saatlik çalışması sonucu kontrol altına alındı.İtfaiye ekipleri kontrol altına alınan yangına uzun süre soğutma çalışması gerçekleştirdi.

İNCELEME BAŞLATILDI
İtfaiye ekipleri tarafından yangının çıkış nedeni araştırılırken polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Araçlar daha önceden belirlenmiş alternatif yollara yönlendirildi.
Etkinliklerin sona ermesiyle beraber caddenin gün içinde tekrardan trafiğe açılacağı öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Diyarbakır’da kaybolan Narin Güran’dan 9 gündür haber alınamadı. Esrarengiz olay 21 Ağustos’ta saat 15.00 sıralarında Kırsal Tavşantepe Mahallesi’nde yaşandı. Kur’an Kursu’na giden 8 yaşındaki Narin Güran ortadan kayboldu, paniğe kapılan ailesi ise polisi aradı. İhbar üzerine bölgede Jandarma ve AFAD ekipleri tarafından arama çalışması başlatıldı.

KAYALIKTA KAN İZLERİNE RASTLANMIŞTI
Soruşturma kapsamında bölgede yaşayan herkesin ifadesi alındı. Çalışmalar sürerken Narin’in evinin yakınındaki bir kayalıkta kan lekelerine rastlandı. Yapılan inceleme sonucu kan lekelerinin burnu kanayan kuzenine ait olduğu ortaya çıktı.
Diyarbakır’da kaybolan Narin ile ilgili flaş gelişme! Adli Tıp açıkladı: Abisinin kolundaki diş izleri… | Video
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TERLİĞİN NARİN’E AİT OLMADIĞI ORTAYA ÇIKMIŞTI
Aramalar sırasında deredeki akıntıyla giden bir terliği fark eden vatandaşlar jandarmayı aradı. Ancak Güran ailesinin beyanı üzerine terliğin Narin’e ait olmadığı ortaya çıktı. Öte yandan, JAK’a bağlı dalgıç ekipler de derede arama çalışması yaptı. Fakat bu aramalardan da bir sonuç alınamadı.

ÇEMBER DARALIYOR…
Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yıldırım, Narin Güran’ı arama çalışmalarına ilişkin, “Narin’imiz için devletimiz bütün imkanları şu anda kullandı, kullanmaya devam edecek. Allah nasip ederse kısa bir zamanda Narin’imize ulaşacağız” açıklamasını yaptı.

NARİN’İN ANNESİ: OĞLUM YAZIK GÜNAH DEDİM
Anne Yüksel Narin ise kızının kaçırılmış olabileceğini anlattı, “Narin akıllı bir kızdır, çikolatayla, parayla kandırılamaz, bir arabaya bindirilemez. Tanıdık biri olmazsa kızım asla birinin arabasına binmez.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika hava durumu haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, önümüzdeki 5 güne ait haritalı hava durumu raporunu paylaştı. Rapora göre; İstanbul’un da aralarında olduğu bazı illerde bugün gök gürültülü sağanak yağışın etkili olması bekleniyor. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği belirtildi. Peki hangi illerde sağanak yağış bekleniyor? İşte il il hava durumu tahmin raporu ve son dakika haberinin ayrıntıları…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; yurdun kuzey ve iç kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın kuzey ve doğusu, Akdeniz’in Toroslar kesimi ile Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun kuzey ve güneydoğu kesimleri, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ve Kütahya çevreleri ile Van’ın doğu ilçelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı ve mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın ise genellikle kuzeyli, güney kesimlerde güney ve batılı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

SON DAKİKA: İSTANBUL İÇİN KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Yağışların, Kırklareli, İstanbul ve Kocaeli’nin kuzey kesimleri, İskenderun Körfezi, Ordu, Trabzon, Rize, Artvin, Kars ve Ardahan çevreleri ile Erzurum’un kuzey ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BABAMSIN YA ONDAN SOYADIM TAYFUR, BU İŞİN İNANMADIĞIN BİR DE AHİRETİ VAR”
Babasının talebi üzerinden avukatı aracılığıyla yapılan açıklamayı yayınlayan Tuğçe Tayfur, “Tayfur soy ismini bana leylekler vermedi. Babamsın ya ondan Tayfur soyadım. İsim hakkı talep etmişsiniz. Ben paranızın bittiğini bilseydim eşimle yardımcı olurdum size. Siz ne dediyseniz baba olarak onu yaptım ben ama kötü yine ben oldum. Allah var gam yok. Bu işin bir de inanmadığın ahireti var be baba. Olur sorun yok. Tuğçe Aydın olarak devam ederim” diyerek sitem etti.

“AL SOYADIN SENİN OLSUN”
Babasının şarkılarını okumasına izin vermemesine de cevap veren Tuğçe Tayfur sözlerine şöyle devam etti: “Şarkılarına gelince de ‘Babamın şarkıları’ albümünün temel amacı senin o dönem rahatsızlığından dolayı şarkı söyleyememenden kaynaklı, yeni neslin de şarkılarını hatırlamaları, bilmeleriydi. Bu bir projeydi. O albümde de seçilen şarkılar tamamen söz müzik sana ait olanlardı. Özellikle onlar seçilmişti. Yoksa ben de bilirdim Ahmet ağabeyin yazdığı daha çok bilinen ‘Bana Sor’ gibi şarkıları söylemeyi. Albümün bütün giderleri de sevgili Bülent Seyhan tarafından yapıldı. Bir kuruşun geçtiyse bana evlatlarımın hayrını görmeyeyim. Neyin düşmanlığı bu? Yeğenin arkamdan konuştu diye sesimi çıkardım diye bu nasıl kin? Al yeğenlerin senin olsun baba. Ben arkandan iş çevirmiyorum neyse söylüyorum. Senden bir kuruş istemiyorum, yağcılık yapmıyorum diye p.. yaptın beni 2 saniyede. Al soyadın senin olsun.”
FERDİ TAYFUR: SOYADIMI KULLANMASIN, ŞARKILARIMI SÖYLEMESİN
Kızının düğününe dahi katılmayan ve bu süreçte gözlerden uzak hayatına devam eden Ferdi Tayfur, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak kızına soyadını kullanmaması ve ticari faaliyetlerinde isim hakkı almak istediğini belirtti. Tayfur’un avukatı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilim Sayın Ferdi Tayfur ve kızı Tuğçe Aydın arasında gelişen birtakım özel nedenlerden dolayı müvekkilimizin ‘Tayfur’ soyadının Tuğçe Aydın tarafından gerek görsel gerekse işitsel olarak ticari amaçlarla kullanılmasına ve müvekkilimizin kendisine ait eserlerin Tuğçe Aydın tarafından sosyal medya, dijital mecralar ve sahnelerde okunmasına rızasının olmadığını ve ayrıca Tuğçe Aydın’ın işletmiş olduğu ‘Tuğçe Tayfur Store’ isimli mağazasından kaynaklı müvekkilimizin isim hakkı alacağının bulunduğunu ve gerek müvekkilimiz Sayın Ferdi Tayfur, yeğenleri gerekse akrabaları hakkında sosyal medya ve dijital mecralarda herhangi bir açıklama veya söylemlerde bulunmaması adına Tuğçe Aydın’ı bilgilendirmekle bu açıklamalarımızı da kamuoyuna duyurmaktayız. Yapmış olduğumuz açıklamalara itibar edilmemesi durumunda gerek Tuğçe Aydın gerekse Tuğçe Aydın ile beraber iş yapan ve hareket eden şahıs veya şirketler hakkında tüm yasal haklarımızı saklı tutmakla beraber Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı bildiririz.”


Ecem AltanHaberler.com – Magazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İlimiz mülki sınırları içerisinde yer alan; milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması, şiddet olaylarının meydana gelmesinin önlenmesi ve yaşanabilecek her türlü olumsuz bir durumun önüne geçilebilmesi amacıyla, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11’inci maddesi ile 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 32/A maddesine istinaden; Şırnak ili merkez ilçesi sınırlarında bulunan Bestler Dereler Bölgesi, merkez ilçe ve Güçlükonak ilçesi sınırlarında bulunan Gabar Dağı Bölgesi, merkez ilçe, Silopi ve Cizre ilçeleri sınırlarında bulunan Cudi Dağı Bölgesi, merkez ilçe, Silopi ve Uludere ilçeleri sınırlarında bulunan Kurt Dağı Bölgesi, Beytüşşebap ilçesi sınırlarında bulunan Kelmehmetler, Dönmezler, Kovankay, Tahtareş, Hüsrevpaşa, Suhurpaşayayla, İncebeldağları, Faraşin bölgeleri, Beytüşşebap ilçesi sınırlarında bulunan Altındağları bölgesi, Beytüşşebap ve Uludere ilçeleri sınırlarında bulunan Oymakaya bölgesi, bahse konu bölgelere gidebileceği değerlendirilen vatandaşların, mezkur bölgelerdeki yasa dışı unsurlardan ve bunlara yönelik alınacak tedbirlerden zarar görmemeleri açısından 30 Ağustos (Dahil)-13 Eylül (Dahil) 2024 tarihleri arasında 15 gün süreyle ‘Geçici özel güvenlik bölgesi’ ilan edilmiştir. Bahse konu bölgelere, vatandaşlarımızın can ve mal güvenlikleri bakımından girmeleri yasaklanmıştır” denildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her yıl 1,8 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olan ve dünyanın en yaygın kanser ölümleri arasında bulunan akciğer kanserinin tedavisi bulundu.
Tümörlerin yayıldığı ileri evrelerde hastaları hayattan koparan bu ölümcül hastalık için uzmanlar, yeni bir aşıyı test etmeye başladı.
BNT116 olarak bilinen ve BioNTech tarafından üretilen bu aşı, küçük hücreli olmayan akciğer kanserini tedavi edecek.
7 ÜLKEDE DENEMELER BAŞLADI
Faz 1 klinik deneme, BNT116’nın insanlardaki ilk çalışması olup, İngiltere, ABD, Almanya, Macaristan, Polonya, İspanya ve Türkiye dahil olmak üzere yedi ülkede 34 araştırma merkezinde başlatıldı.
Genel olarak, cerrahi veya radyoterapi öncesi erken evreden ileri evre hastalık veya nükseden kanser vakalarına kadar, yaklaşık 130 hasta bu denemeye dahil edilecek.
KANSER HÜCRELERİYLE SAVAŞMAK İÇİN VÜCUDU HAZIRLIYOR
Aşı, Covid-19 aşılarına benzer şekilde mRNA (mesajcı RNA) kullanıyor ve bağışıklık sistemine KHDAK’ten alınan tümör belirteçlerini sunarak, bu belirteçleri ifade eden kanser hücreleriyle savaşması için vücudu hazırlıyor.
SAĞLIKLI HÜCRELER ZARAR GÖRMEYECEK
Bu yöntemle, sağlıklı hücrelere zarar vermeden, kişinin bağışıklık tepkisini güçlendirmek hedefleniyor, bu da kemoterapinin aksine daha güvenli bir tedavi süreci sunuyor.

AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ
Akciğer kanseri, erken evrelerde genellikle belirgin semptomlara neden olmaz, ancak ilerledikçe çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. İşte akciğer kanserinin yaygın belirtileri:
Sürekli öksürük:
Özellikle yeni başlayan ya da mevcut öksürüğün kötüleşmesi durumunda dikkatli olunmalıdır.
Öksürükle kan gelmesi:
Balgamda kan görülmesi, akciğer kanserinin önemli bir belirtisi olabilir.
Nefes darlığı:
Akciğer dokusunda büyüyen bir tümör, hava yollarını tıkayarak nefes darlığına yol açabilir.
Göğüs ağrısı:
Göğüs bölgesinde sürekli veya nefes alırken artan ağrılar hissedilebilir.
Ses kısıklığı:
Tümörün sinirleri etkilemesi sonucu ses kısıklığı meydana gelebilir.
İştahsızlık ve kilo kaybı:
Nedeni bilinmeyen kilo kaybı ve iştahsızlık, kanserin genel belirtilerindendir.
Yorgunluk:
Sürekli yorgunluk hissi, kanserin vücutta yarattığı genel bir etki olabilir.
Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları:
Bronşit veya zatürre gibi enfeksiyonların sık tekrarlaması da bir işaret olabilir.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İhbar üzerine olay yerine emniyet ve sağlık ekibi sevk edildi. Ambulansla hastaneye kaldırılan Senem K’nın hayatını kaybettiği belirlendi. Katil koca M.K.’nın Menteşe Belediyesinde ambulans şoförüyken 15 gün önce işten ayrıldığı öğrenildi. Senem K. ise Menteşe bir kırtasiyede kasiyer olarak çalıştığı öğrenildi.

Olay yerinden kaçan cani koca, polis ekiplerinin titiz çalışmasıyla yakalanarak gözaltına alındı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
68 yaşındaki adamın ölümüyle sonuçlanan olay, 7 Ağustos’ta saat 15.30 sıralarında Çarşamba ilçesine bağlı Ağcagüney Mahallesi’nde meydana geldi. 1983’ten beri Fransa’da yaşayan ve Samsun’a tatile gelen 4 çocuk babası Ali Demirtaş’ı, iddiaya göre gizli numaradan biri aradı.

Bunun üzerine Demirtaş, eşi Emine Demirtaş’a (65) evinin yukarısındaki arazisine gideceğini ve 5 dakikaya geri geleceğini söyledi. Demirtaş’tan haber alamayan eşi, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Olay yerine sevk edilen jandarma Ali Demirtaş’ı ölü buldu. Ekipler, Demirtaş’ın av tüfeğiyle 6 el ateş edilerek öldürüldüğünü tespit etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Olayla ilgili çalışma başlatan jandarma, bir süredir aralarında arazi meselesinden husumet bulunan akrabası Engin Taşdelen (35), babası Abdulaziz Taşdelen (65) ve arkadaşı S.H.’yi (43), S.H.’nin evinde yakalayıp, gözaltına aldı.

“BENİM ARAZİMDEN GEÇEMEYECEĞİNİ SÖYLEDİM”
Engin Taşdelen, verdiği ifadede, “4 yıl önce maddi nedenlerden ötürü evimiz ve arazimiz icralık oldu. Ali Demirtaş’tan burayı almasını istedik ve aldı. Hakkımızda icra takibi başlatınca aramız açıldı. Olay günü, Ali Demirtaş’ın geldiğini gördüm. Kendi arazisine geçebilmesi için bizim arazimizi üstünden geçmesi gerekiyor. Benim arazimden geçemeyeceğini söyledim ve aramızda tartışma çıktı. Arazime girince evden ruhsatsız av tüfeğimi aldım, havaya 1 el ateş ettim. Yan döndü, silah çekeceğini zannettim, silahı ona doğrulttum. Tetiğe dokunmam ile birlikte peş peşe ateşlendi. Kaçtım, eve gidip, kendime gelmek için duş aldım. Sonrasında S.H.’nin evine gittim. Jandarma, beni orada yakaladı” dedi.

“GERİ DÖNSEM NE YAPABİLİRDİM”
Engin Taşdelen’in babası Abdülaziz Taşdelen de ifadesinde, şunları söyledi: “Ali Demirtaş, uzaktan akrabam olur ve büyük bir husumetim yoktur, hukuk davası bulunmaktadır. Engin’in Ali Demirtaş’ı vurduğunu yaylaya, Gölköy’e giderken öğrendim, duyunca şaşırdım. Benim 450 kovan arım bulunmakta. Kovanlara ayı dadanabilir. Olayı öğrendikten sonra geri dönsem ne yapabilirdim. Demirtaş’ın öldürülmesiyle ilgili alakam bulunmuyor.” Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Engin Taşdelen ile azmettirici olduğu öne sürülen Aziz Taşdelen tutuklanırken, S.H. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Fatih’te hayat kurtaran ‘heimlich manevrası’ kamerada
OLAY ANI KAMERADA
Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde asansörden kucağında çocuğuyla inen babanın yardım isteme anları ve otel müdürünün heimlich manevrası uyguladığı görülüyor.

‘NEFES ALAMIYORDU’
Otel müdürü Şükrü Eren, “Çalışma ofisinde otururken asansörden sesler geldiğini duydum. Resepsiyondaki arkadaşla baktığımızda asansörden birinin kucağında çocukla indiğini gördük. Çocuk nefes alamıyordu boğazına çilek kaçmıştı. Ben hemen 112 Acil’i aradım. Baba refleks olarak boğazındaki çileği çıkarmaya çalışıyordu ama daha önceden izlediğimiz haberlerden o şekilde çıkmayacağını biliyordum. Çocuğu alıp heimlich uyguladım, sırtına vurdum ve boğazındaki çilek çıktı” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KVKK tarafından yapılan açıklamada bu yöntemle yapılan aramalarla ilgili kuruma intikal eden şikayetlerin incelendiği belirtilerek, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre, “Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hale getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi halinde kanun hükümlerinin uygulanmayacağının” yer aldığı aktarıldı. Yapılan incelemelerde telefon numaralarının bir yerden elde edilmediği ve türetilen numaranın görüşmeyi yapan personel tarafından görülmediğinin anlaşıldığı vurgulanan açıklamada, kişisel veri işleme faaliyetinin ilgili kişinin aranmasıyla başladığı kaydedildi.
AÇIK RIZA ŞARTI
Açıklamada, ilgili kişilerin aranma tarihi ve süresi, ‘arayan numara ve aranan numara’ şeklindeki trafik logunun, kişilerin bir daha aranmama talepleri bağlamında telefon numaralarının aranmayacaklar listesine işlenmesi ve görüşmenin ses kaydının alınmasıyla yapılan kişisel veri işleme faaliyetleriyle ilgili şu bilgilere yer verildi:
“Araştırmanın kalite kontrol kapsamında denetlenmesi, araştırmacının yükümlülüklerini yerine getirmesi ve hukuki uyuşmazlık halinde yükümlülüklerin yerine getirildiğini ispat etmesi amaçlarıyla Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ‘ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması’ kapsamında hukuka uygun kabul edilebileceğine karar verilmiştir.”
Kişilerle temas kurulduğu ilk anda asgari olarak aramanın kim tarafından yapıldığı, ilgili kişilerin hangi kişisel verilerinin işlendiği, telefon numarasının rastgele çevirme yöntemiyle üretildiği ve işlemenin amacı hususlarında aydınlatma yapılması gerektiğine işaret edilen açıklamada, “Aydınlatma yapılmasını müteakiben ilgili kişilerin açık rıza vermesi halinde telefon görüşmesine devam edilerek kişisel verilerin işlenebileceği hususlarında kamuoyunun bilgilendirilmesine karar verilmiştir” ifadesi yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnşaat Mühendisi 56 yaşındaki Hasan Karakuş, geçtiğimiz Haziran ayında arkadaşlarıyla halı sahada maç yaparken röveşata atmaya çalıştı. Bu sırada Karakuş kafasını yere vurdu fakat önemsemeyip maça devam etti.

Eve gittiğinde eşi Şükriye Karakuş’a durumu anlattı. Olayın üzerine eşinin ısrarlarına rağmen hastaneye gitmedi.Aradan geçen 1 aylık süreçte oluşan kişilik ve konuşma bozuklukları üzerine Şükriye Karakuş eşini hastaneye götürdü. Yapılan tetkikler sonucu Karakuş’un beyin kanaması geçirdiği teşhisi konuldu. Bu olayın üzerine aile, Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’e başvurdu. Karakuş, endişesini dile getirirken 30 Ağustos’ta kızı Tuğba’nın düğünü olacağını da söyledi.
Prof. Dr. Şen, “Seni kızının düğününe göndereceğim” dedi
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“AMELİYAT OLDUM, SAĞLIĞIMA KAVUŞTUM”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Hasan Karakuş, “Röveşata atmaya çalışırken kafamı yere vurdum. Daha sonrasında maça devam ettim. Aradan 1 ay geçti ve eşimin ısrarıyla doktora gittim. Beyin kanaması geçirmişim. Ameliyat oldum, sağlığıma kavuştum” dedi.

“BİZ DE JÜBİLE YAPTIK”
Artık halı saha maçı yapmayacağını söyleyen Karakuş, “Belli bir yaşın üzerindekiler nasıl jübile yapıyorsa biz de jübile yaptık. Artık halı saha maçı yapmıyorum” diye konuştu.
Kızlarının düğün davetiyesini doktorlarına getiren Şükriye Karakuş ise eşinin zorlu bir süreçten geçtiğini ve şu anda sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi.

“HASTAMIZ ŞU ANDA SAĞLIKLI”
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen ise hastasının beyninde 3 santimetre kalınlığında kanama olduğunu ve hayati tehlikesinin bulunduğunu anlatarak şunları söyledi:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dolandırıcıların hedefindeki isim bu sefer ünlü oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan oldu. Ünlü oyuncu Ahmet Mümtaz Taylan’ın whatsapp hesabı geçtiğimiz yılın Kasım ayında dolandırıcılar tarafından ele geçirildi. Dolandırıcılar usta oyuncunun yakın arkadaşı yayınevi kurucusu Cüneyt Dalgakıran ile iletişime geçti.

Ahmet Mümtaz Taylan’ın kimliğine bürünen dolandırıcılar Cüneyt Dalgakıran’dan acil ödeme bahanesiyle iki ayrı seferde 80 bin lira aldı. İbrahim D. isimli şüpheli kişinin hesabına para gönderen Cüneyt Dalgakıran durumdan şüphelenince usta oyuncuyu aradı, dolandırıldığını anlayan Dalgakıran savcılığa giderek şikayetçi oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Şüpheli kişi polis ekipleri tarafından yakalanıp gözaltına alınırken adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

‘DAVA AÇILDI’
Konuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmanın tamamlanmasıyla şüpheli hakkında dava açıldı. Hazırlanan iddianamede şüpheli İbrahim D.’nin suçtan kurtulmaya yönelik ifadesine itibar edilemezken, haksız menfaati elde eden kişinin şüpheli olduğu, suçun şüphelinin hesabına yatırılan parayla gerçekleştiğine dikkat çekildi.

’10 YIL HAPSİ İSTENDİ’
Şüpheli İbrahim D. hakkında ‘Bilişim Sistemleri Banka ve Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık’ suçundan 10 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Şüpheli şahıs önümüzdeki günler İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eskişehir’de TIR’a çarpan araç ikiye bölündü: 1 ölü, 3 yaralı
OTOMOBİL ORTADAN İKİYE BÖLÜNDÜ
Kazada ortadan ikiye bölünen otomobildeki Rufi Coşkun hayatını kaybetti. İhbar gelen ekipler tarafından araçtan yaralı olarak çıkarılan sürücü Oktay Ş. ile yanındaki 2 kişi, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

YARALILARDAN OKTAY Ş.’NİN DURUMUNUN CİDDİ
Rufi Coşkun’un cenazesi savcılık ve polisin incelemesinin ardından Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna kaldırıldı. Yaralılardan Oktay Ş.’nin durumunun ciddi olduğu belirtilirken, kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce’de düğün konvoyunda drifte 58 bin TL ceza
TRAFİK KURALLARI HEPİMİZ İÇİN VAR
Düzce Valisi Selçuk Aslan, uygulanan cezai işlemi ‘Gereği yapıldı’ başlığı ile sosyal medya hesabından paylaştı. Vali Aslan, şu ifadeleri kullandı:”Düzce Merkez Aydınpınar caddesi üzerinde drift atarak trafiği tehlikeye düşüren kiralık araç sürücüsü 2000 doğumlu U.K.’ye; toplamda 58.187 TL trafik idari para cezası uygulanmış ve sürücü belgesine 2 ay süreyle el konulmuştur. Kurallara uymayarak vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini tehlikeye sokan hiç kimseye tolerans gösterilmeyecektir. Trafik kuralları hepimiz için var, trafikte kurallara uyalım ve birbirimize saygılı olalım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
E.C. parka geldiğinde elindeki balyozla ‘Sürmene’ yazılı elektrikli tabela ve hediyelik eşya ürünlerinin sergilendiği vitrin camlarını balyozla kırdı.

İhbar üzerine inceleme sonucu şüpheli polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Parkta balyozla saldırı anları da çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kayda alındı.

Trabzon Sürmene’de Tanıtım Parkı’na balyozlu saldırı kamerada
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’da iş esnafı çileden çıkartan bu driftin bedeli ağır oldu!
58 BİN 187 TL PARA CEZASI YAZILDI
Görüntüler üzerine harekete geçen Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri kısa sürede, drift atan aracın plakasını ve sürücüsünün M.B. isimli şahıs olduğunu tespit etti. M.B.’ye yapılan kontrollerde ehliyeti olmadığı ve çeşitli maddelerden 58 bin 187 TL para cezası yazıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu nedenle, lenslerinize dokunmadan önce ellerinizi su ve yumuşak sabunla yıkamanızı ve ardından tüy bırakmayan bir havluyla iyice kurulamanızı özellikle önerir.
Lenslerinizle birlikte uyumayın
Bunu yapmak, gözün şeffaf yüzeyi olan korneanızda enfeksiyon geliştirme riskinizi arttırabilir. Bunun nedeni, kontakt lensleriniz ile uyumanın, gözlerinizin normalde olduğu kadar fazla oksijen almasına izin vermemesi ve bakteri gibi şeyler için potansiyel bir üreme alanı oluşturmasıdır.
Kornea enfeksiyonları aynı zamanda göz yüzeyinde yaralar olan kornea ülserlerine de yol açabilir. Bu olmasa bile, lenslerle uyumak doğal gözyaşı filminizi bozabilir ve göz kuruluğunuzu daha da kötüleştirebilir.
Lenslerin kullanım süresini uzatmak yerine, belirtildiği süre boyunca kullanın
Her kullanımdan sonra lenslerinizi temizleme konusunda titiz olsanız bile, zamanla üzerlerinde kir birikerek gözyaşlarının gözbebeklerinize eşit şekilde yayılmasını zorlaştırabilir. Tahmin edebileceğiniz gibi, zaten göz kuruluğu probleminiz varsa bunun kuru gözlerinize hiçbir faydası olmayacaktır.
Lenslerinizi çok uzun süre kullandığınızda temizleme konusunda titiz davranmazsanız, tahriş edici kalıntıların ve enfeksiyona neden olabilecek bakteri gibi mikroorganizmaların toplanması daha da kolaylaştırabilirsiniz.
Lens kutunuzdaki solüsyonu her gün değiştirin.
Lens kutudan çıkarılıp göze yerleştirildikten sonra, lens kutusu boşaltılmalı ve kontakt lens solüsyonu ile durulanmalıdır. Ardından da, baş aşağı kuruması için temiz bir kağıt mendil üzerine konulmalıdır.
Kontakt lens solüsyonunun tekrar kullanılması, solüsyonun dezenfeksiyon özelliklerinin etkinliğini azaltır. Bu da, iltihaplanma ve enfeksiyon gibi sorunlara yol açabilir.
Gözlerinizi kuru hissetmeseniz bile ıslatma damlaları kullanın
Göz kuruluğunuz varsa yapay gözyaşları genellikle ilk savunma hattıdır. Uzmanlar, gözleriniz iyi hissettiğinde bile bunları kullanmanız gerektiğini söylüyor çünkü bu, kuruluğun ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı oluyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;
“ÇİÇEK HASTALIĞININ KUZENİ”
“İnsandan insana yayılımını hızlandırmış, önce hayvandan insana sıçramış. Kıtada salgınlar yaparken diğer kıtalarda da lokal, kısmi vakalara sebep olmuş bir çiçek virüs ailesinden onun kuzeni olan etkenden bahsediyoruz. Çiçek hastalığı gibi içi sıvı dolu kabarcıkların olduğu ve giderek içinin iltihaplandığı ve kabuklandığı bir hastalık.”
“BAZI VAKALAR UYUZ HASTALIĞINA BENZİYOR”
“Bazı vakalarda uyuz hastalığına ve su çiçeğine benzeyen daha seyrek döküntüler olabiliyor. 2-4 hafta kadar sürüyor bu belirtiler.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkanlığın sosyal medya hesabından yapılan bilgilendirmede, “M çiçeği testi ne zaman yaptırılmalı?”, “M çiçeği belirtileri nelerdir?”, “M çiçeği belirtileri olan kişi ne yapmalı?”, “M çiçeği nasıl tedavi edilir?” gibi merak edilen sorulara yanıt verildi.

Hastalığa ilişkin paylaşılan sorular ve yanıtları şöyle:
M ÇİÇEĞİ NEDİR?
M çiçeği, klinik olarak daha hafif olmasına rağmen, semptomları geçmişte çiçek hastalarında görülenlere benzeyen, nadiren ölümcül olabilen, hayvandan insana bulaşan viral bir hastalıktır. İnsandan insana da bulaşabilmektedir.
M ÇİÇEĞİ TESİ NE ZAMAN YAPTIRILMALI?
M çiçeği olduklarını düşünen veya M çiçeği olan biriyle yakın temaslı olan kişiler, bir sağlık kuruluşuna danışmalı ve kişiye test yapılıp yapılmamasına doktor tarafından karar verilmeli.

M ÇİÇEĞİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
M çiçeği genellikle ateş, solunum sistemi semptomları (boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya öksürük gibi), baş ağrısı, kas ağrıları, sırt ağrısı, büyümüş lenf nodları ve hastalığa özgü karakteristik cilt döküntüleri olarak belirti gösterir.
M ÇİÇEĞİ BELİRTİLERİ OLAN KİŞİ NE YAPMALI?
Yeni veya açıklanamayan bir cilt döküntüsü fark edilince bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Sağlık kuruluşuna başvuruncaya ve test sonuçları çıkana kadar başkalarıyla yakın temastan (cinsel temas dahil) kaçınılmalı. Test sonucu pozitifse, temiz ve sağlam cilt görünümüne kavuşana kadar (cilt döküntüleri kabuklanıp düşerek iyileşecek) hasta kendini izole etmeye devam etmeli. Hasta, ateş, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı veya öksürük belirtileri ortadan kaybolana kadar izole olmaya devam etmeli.

Hasta, kendini izole ederken başkalarıyla temastan kaçınmalı (cinsel temas dahil), sadece hekime görünmek için veya acil durumlar için dışarı çıkmalı, toplu taşıma araçlarını kullanmaktan kaçınmalı. Hasta, izolasyondan çıkması gerektiği durumlarda, cilt döküntülerini kapatmalı ve yüze iyi oturan bir maske takmalı. M çiçeği virüsü, cilt döküntüsü, kabuklar, vücut sıvılarına doğrudan temas yoluyla kişiden kişiye bulaşabilir. M çiçeği virüsü, uzun süreli, yakın temas, cinsel temas ile kişiden kişiye bulaşabilir. Bazı hastalar, M çiçeği belirtileri başlamadan 1-4 gün önce de virüsü başkalarına bulaştırabilir.
M ÇİÇEĞİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
M çiçeği için özel olarak geliştirilmiş bir tedavi bulunmuyor ancak virüsler arasındaki genetik benzerlikler nedeniyle, çiçek hastalığını tedavi etmek için kullanılan antiviral ilaçlar, M çiçeği tedavisinde kullanılabilse de etkinliği tam olarak kanıtlanmış değil.

EVCİL HAYVANIMA M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ BULAŞABİLİR Mİ?
M çiçeği, zoonotik (hayvanlar ve insanlar arasında bulaşabilen) bir hastalıktır ancak şu anda M çiçeği virüsü için evcil hayvanlar yüksek risk taşımıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başta Kongo Demokratik Cumhuriyeti olmak üzere 11 Orta Afrika ülkesinde görülen M çiçeği virüsünün ardından gözler havalimanlarındaki Afrika uçuşlarına çevrildi. Afrika uçuşlarının endişe uyandırması nedeniyle Avrupa’nın en yoğun havalimanlarından biri olan İstanbul Havalimanı’nda da bir dizi tedbir uygulanması kararı alındı. Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Baştabipliği, havalimanı işletmecileri ve havayolu şirketlerine alınacak önlemler konusunda geçtiğimiz günlerde bir toplantı düzenlemişti. Özellikle virüsün tespit edildiği ülkelerden İstanbul Havalimanı’na gelen Afrikalı yolcular mercek altına alındı. Bu kapsamda belirlenen 11 ülkeden (Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Kamerun, Gana, Liberya, Nijerya, Ruanda, Kenya, Fildişi Sahili ve Güney Afrika) gelen yolcular takip edilecek.
İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, M çiçeği virüsüyle ilgili açıklama yaptı. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü İstanbul Havalimanı Başhekimi Dr. Aykut Yener Kavak, havalimanında yürütülen çalışmalar ve sürecin takibine ilişkin bilgi verdi. Dr. Kavak, ” Dünya Sağlık Örgütü, 14 Ağustos’ta küresel acil durum ilan ettikten sonra biz de havalimanımızda mevcut ekiplerimizle Afrika bölgesinden, özellikle de Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen yolcuları izlemeye başladık. Gözlem altına aldık. Öte yandan oradan gelen uçaklardan herhangi bir vaka bildirimi olup olmadığını ya da seyahat sırasında rastlanan yolcu olup olmadığını arkadaşlarımızdan sorgulayarak uçağın kapısına giderek kontrollerimizi devam ettiriyoruz” dedi.
“11 Afrika ülkesinden gelen uçuşlar takibe alındı”
Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışında etrafta vaka sayısı fazla olan 11 Afrika ülkesinden gelen uçuşların takibe alındığının altını çizen Kavak, “Eğer şüpheli veya olası vaka olursa bu da seyahat sırasında kuleye ya da yer hizmetleri tarafından yine acil durum merkezine bildirilebilir. Bizim ekiplerimiz bu çağrıyı aldığı zaman, vakayı değerlendirmek üzere vakanın olduğu yerden daha izole bir alana alarak, gidip muayenesini yapıyorlar. Eğer şüpheli bir vaka görürsek bunun sevki için de 112 vasıtasıyla belirlenmiş hastaneye teşhis ve tedavi amacıyla sevkini yapacağız” diye konuştu.
“İstanbul Havalimanı’nda vakaya rastlamadık, herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz”
Havalimanında toplam iki adet karantina odasının olduğunu ve meydana gelmesi muhtemel vakaları da bu odalarda izole edileceğini söyleyen Dr. Aykut Yener Kavak, hem İstanbul Havalimanı hem Türkiye’de bugüne kadar böyle bir vakaya rastlamadıklarını vurguladı. Havalimanı personelinin ve hava yolu şirketlerinin dikkat etmesi gereken hususlara dikkat çeken Kavak, “14 Ağustos’ta Dünya Sağlık Örgütü küresel acil durumu ilan ettikten sonra havalimanında bu uçuşları mercek altına aldık. 17 Ağustos’ta biz havalimanın paydaşlarının katılımıyla genel müdürümüzün başkanlığında toplantı düzenledik. Burada hastalıktan korunma yoluyla ve havalimanındaki çalışan personelin dikkat etmesi gereken konularla ilgili detaylı bilgilendirme yaptık. Aynı zamanda bu toplantıya bilim kurulu başkanımız Prof. Dr. Ateş Kara’da online olarak katıldı ve tüm katılımcılarının bu hastalıkla ilgili sorularını detaylı olarak cevaplandırdı. Virüsün belirtileri aslında spesifik olarak vücutta döküntü var ama onun öncesinde tabii ki ateş, enfeksiyon, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı gibi belirtiler olması gerekiyor. Şu anda herhangi bir ek tedbir almış durumda değiliz sadece izlemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS – Sivas‘ta halk otobüsü içerisinde kalp krizi geçiren yaşlı vatandaşa ilk müdahale otobüsün içerisinde yapıldı.
Edinilen bilgiye göre olay şehir merkezinde öğle saatlerinde meydana geldi. S.Y sevk ve idaresindeki halk otobüsü Tuzlugöl Mahallesi’ne seyir halindeyken en ön koltukta oturan S.T. isimli yaşlı vatandaş telefonuna baktığı sırada bir anda kendisini kaybederek yere yığıldı. Durup yolcunun durumunu inceleyen araç sürücüsü, yolcunun kalp krizi geçirdiğini fark edince zaman kaybetmeden, otobüsteki yolcularla birlikte güzergahında bulunan Tuzlugöl Mahallesi Aile Sağlık Merkezine hareket etti. Yolda da durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Sağlık merkezine vardığında otobüse giren sağlık ekipleri S.T’ye ilk müdahaleyi otobüsün içerisinde yaptı. Kalp masajı yapılan S.T. ardından ambulansa bindirilerek Sivas Numune Hastanesine kaldırıldı. S.T’nin burada tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Sivas’ta özel halk otobüsü içerisinde kalbi durarak aniden oturduğu koltuktan düşen Sadettin Tosun’u şoför Serkan Y., en yakın aile sağlığı merkezine yetiştirdi. Buradan da Numune Hastanesi’ne kaldırılan Tosun, tedavi altına alındı. Olay anı ise otobüsün güvenlik kamerasına yansıdı. Tüm yaşanalar otobüsün araç içi kameraları ile anbean kaydedildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sungurlu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde çalışan Hacı G. ve Yakup V, Akçay Mahallesi’nde kanalizasyon çalışması yaptıkları sırada metan gazından etkilendi.
İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Baygın halde foseptik çukurundan çıkarılan işçiler, sağlık ekiplerince yapılan müdahalenin ardından Sungurlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
İşçiler, hastanedeki müdahalenin ardından Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.
Tedavi altına alınan işçilerin durumun iyi olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre olay şehir merkezinde öğle saatlerinde meydana geldi. S.Y. sevk ve idaresindeki halk otobüsü Tuzlugöl Mahallesi’ne seyir halindeyken en ön koltukta oturan S.T. isimli yaşlı vatandaş telefonuna baktığı sırada bir anda kendisini kaybederek yere yığıldı. Durup yolcunun durumunu inceleyen araç sürücüsü, yolcunun kalp krizi geçirdiğini fark edince zaman kaybetmeden, otobüsteki yolcularla birlikte güzergahında bulunan Tuzlugöl Mahallesi Aile Sağlık Merkezine hareket etti. Yolda da durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Sağlık merkezine vardığında otobüse giren sağlık ekipleri S.T.’ye ilk müdahaleyi otobüsün içerisinde yaptı. Kalp masajı yapılan S.T. ardından ambulansa bindirilerek Sivas Numune Hastanesine kaldırıldı. S.T’nin burada tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Sivas’ta özel halk otobüsü içerisinde kalbi durarak aniden oturduğu koltuktan düşen Sadettin Tosun’u şoför Serkan Y., en yakın aile sağlığı merkezine yetiştirdi. Buradan da Numune Hastanesi’ne kaldırılan Tosun, tedavi altına alındı. Olay anı ise otobüsün güvenlik kamerasına yansıdı. Tüm yaşanalar otobüsün araç içi kameraları ile anbean kaydedildi. – SİVAS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün akşam saatlerinde Gölbaşı ilçesine bağlı Şafak Mahallesi’nde meydana geldi. Oturduğu apartmanın önünde arkadaşlarıyla birlikte oynayan Elif Y., başıboş köpeklerin saldırısına uğradı.

SIRTI VE KARIN BÖLGESİNDE ISIRIK İZLERİ VAR
Kız çocuğunu ısırıp ayağından sürükleyen köpeklere yoldan geçen bir vatandaş müdahale etti. Kanlar içinde kalan kız çocuğuna olay yerine gelen sağlık ekipleri müdahale etti. Ardından Bilkent Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Elif, yoğun bakım servisinde tedaviye alındı. Sırtında ve karın bölgesinde ısırık izleri olan Elif’in tedavisi devam ediyor.

“7 KÖPEK SALDIRMIŞ”
Baba Cengiz Y., dün kızına 7 tane sokak köpeğinin saldırdığını belirterek, “Şu anda kızımın 2 tane derin yarası var. Şu anda yoğun bakımdan çıktı ama bizimle dahi konuşmuyor. Psikiyatrist yönlendirmişler, o gelip kontrol edecekmiş. Çünkü bana bile tepki vermiyor.” dedi.

Bölgede çok fazla başıboş köpek olduğunu ve yakın zamanda bir kişinin daha saldırıya uğradığını söyleyen Cengiz Y., “Olaydan sonra köpeklerin bir kısmını topladılar ama hala çok fazla var. Sürü halindeler. Köpeklerin toplanması için şikayetçi olduk. Bunlara artık bir çözüm bulunmalı.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAZZE’DEKİ ÇOCUKLARIN SAĞLIK DURUMU NASIL?
Deyr Balah kentinde yerinden edilen sivillerin kaldığı barınma merkezlerindeki büyük kalabalıklar, yollarda biriken çöplerin toplanmaması, içme ve günlük kullanım suyunun yetersizliği ile kişisel temizlik ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle salgın hastalıklar hızla yayılıyor. Çoğu çocuk olmak üzere her gün yüzlerce kişide uyuz, ishal, su çiçeği ve cilt hastalıkları vakaları tespit ediliyor.

CİLT HASTALIĞI NEDİR?
Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze Şeridi’nde yetersiz beslenme ve çocuk felciyle ilgili duruma dikkati çekti. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında, Gazze’de Filistinlilerle ilgili insani durum konusunda gazetecileri bilgilendirdi. Dujarric, “Beslenme sorunları üzerinde çalışan ortaklarımız, geçen ay Gazze’nin kuzeyinde akut yetersiz beslenme teşhisi konulan çocuk sayısının mayıs ayına kıyasla yüzde 300’den fazla, Gazze’nin güneyinde ise yüzde 150’den fazla arttığını söylüyor.” dedi.
İsrail’in tahliye kararlarının Gazze’deki yardım operasyonlarını “ciddi şekilde aksatmaya devam ettiğine” dikkati çeken Dujarric, “Ortaklarımız, temmuz ayında Gazze’nin güneyine giren gıda yardımı miktarının son 10 ayda kaydedilen en düşük seviyelerde olduğunu söyledi.” ifadesini kullandı.
Dujarric, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi raporlarına göre, temmuz ayında İsrail’in reddettiği insani yardım girişimlerinin yüzde 7’den yüzde 15’e yükseldiğini belirtti.
Sözcü Dujarric, “(Gazzeli) çocuklar, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetleri ile su sanitasyonu ve hijyen altyapısının yok edilmesinden dolayı en ağır bedeli ödüyor. Yetersiz beslenme hastalık risklerini artırıyor.” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altınordu Yemişli Mahallesi mevkisinde M.O yönetimindeki 52 RE 451 plakalı ambulans su kanalına devrildi.
Kazada, sürücü ile hemşire L.K.Ü, hasta yakını H.O. ve hasta S.O yaralandı.
Yaralılar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerince kentteki hastanelere kaldırıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“GÖRME KAYBI, KALP KASI VE BEYİN ZARI İLTİHABI GİBİ BELİRTİLER OLABİLİR”
Maymun çiçeği virüsünün belirtilerini anlatan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, “Çiçek gibi döküntünün olması çok tipik bir belirtidir. Çiçek hastalığı gibi içi sıvı dolu kabarcıkların olduğu giderek içlerinin iltihaplandığı, kabuklandığı döküntülerin olması, ateşin olması, boyunda şişliğin olması en belirgin şeklidir. Bazı vakalarda uyuz hastalığına benzeyen, su çiçeğine benzeyen daha seyrek döküntüler ve çok tipik olmayan döküntüler olabilir. 2-4 hafta sürüyor belirtiler. Bazen görme kaybı, kalp kası iltihabı, beyin zarı iltihabı gibi belirti ve bulgulara da yol açabiliyor. İnsandan insana yayıldıkça ve yayılım hızlandıkça daha farklı bulgular göreceğiz.” dedi.

“ÇOCUKLARDA, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BASKILANMIŞ OLANLARDA VE GEBELERDE RİSK FAZLA”
Maymun çiçeği virüsünde risk grubu kimler? Sorusuna cevap veren Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, “Maymun çiçeği virüsü çocuklarda, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlarda ve gebelerde daha ölümcül seyrediyor. Yüzde 10’a kadar bir ölüm olasılığı var ki covid için tarif ettiğimizden çok daha fazla bir ölüm bu.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Maymun çiçeği, insanlarda ve hayvanlarda görülen viral bir enfeksiyondur.
İlk olarak 1958’de laboratuvar maymunlarında tanımlanmış olup, bu nedenle “maymun çiçeği” olarak adlandırılmıştır. Ancak, maymunlar dışında kemirgenler ve diğer vahşi hayvanlar da virüsü taşıyabilir.
Maymun çiçeği hastalığı, insanlara enfekte hayvanlar veya enfekte kişilerin vücut sıvıları, cilt lezyonları veya solunum damlacıklarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşabilir. İnsanlar arasında da yakın temasla yayılabilir.
Maymun çiçeği hastalığının belirtileri ve tedavisi şu şekildedir:
BELİRTİLER
Maymun çiçeği hastalığı, genellikle enfeksiyondan sonra 6-13 gün içinde belirtiler gösterir, ancak bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebilir. Belirtiler şunlardır:
Ateş:
Genellikle ilk belirti olarak ortaya çıkar.
Baş ağrısı:
Şiddetli olabilir.
Kas ağrıları:
Özellikle sırtta.
Yorgunluk:
Enerji kaybı ve halsizlik.
Lenf düğümlerinde şişme:
Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde.
Döküntü:
Ateşten 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Döküntü, yüz, el, ayak gibi vücut bölgelerinde başlar ve daha sonra diğer bölgelere yayılır. Lezyonlar önce düz kırmızı lekeler olarak başlar, daha sonra kabarcık, vezikül ve sonunda kabuklanma şeklinde ilerler.
Cilt lezyonları:
Çiçek benzeri lezyonlar oluşur. Lezyonlar suçiçeği veya çiçek hastalığına benzer.

TEDAVİ
Maymun çiçeği için spesifik bir tedavi olmamakla birlikte, destekleyici tedavi ve komplikasyonların yönetimi önemlidir. Tedavi genellikle semptomların hafifletilmesine yöneliktir:
Semptomların yönetimi:
Ateş, ağrı ve kaşıntı gibi belirtiler için ağrı kesiciler ve antipiretik ilaçlar kullanılabilir.
Sıvı ve elektrolit desteği:
Vücudun sıvı kaybını önlemek ve elektrolit dengesini sağlamak önemlidir.
İkincil enfeksiyonların önlenmesi:
Cilt lezyonlarının enfekte olmaması için antiseptik tedavi uygulanabilir.
Tecrit:
Bulaşmanın önlenmesi için hastalar izole edilmelidir.
Antiviral tedavi:
Bazı durumlarda, çiçek hastalığı tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlar (örneğin, tecovirimat) maymun çiçeği vakalarında da kullanılabilir.
Çiçek aşısı:
Çiçek hastalığı aşısı, maymun çiçeğine karşı koruyuculuk sağlayabilir. Salgın bölgelerinde bu aşılar önleyici tedbir olarak kullanılabilir.
Hastalığın seyri genellikle birkaç hafta içinde iyileşme ile sonuçlanır. Ancak, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ve çocuklarda daha ciddi seyredebilir.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pınar Mert Cüce, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin önlenmesine etkin rol oynayan aşıların taşınmasında yaşanan sorunlara çözüm bulmak için çalışma başlattı.
Sağlık çalışanlarına destek olmak isteyen Doç. Dr. Cüce, 1 yıllık çalışmaları sonrası enerjisini hem şebekeden hem de üstündeki güneş panelinden sağlayıp, içerisindeki ısının dengelendiği, taşınabilir aşı dolabı üretti.
OXFORD İNOVASYON ÖDÜLÜ
Saklanma koşullarında 200 aşının depolanabildiği dolap, termal kaplama sayesinde içerisindeki sıcaklığı 24 saate kadar muhafaza edebilecek şekilde tasarlandı.
İç kısmı yalıtım malzemeleriyle dizayn edilen aşı dolabı projesi, İngiltere merkezli dünya sürdürülebilir enerji topluluğu olan World Society of Sustainable Energy Technologies (WSSET) ve Oxford University Press tarafından inovasyon ödülüne layık görüldü.

“KENDİ KENDİNİ BESLEYEBİLEBİLEN BİR SİSTEM YAPTIK”
Tasarladığı dolaba ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Pınar Mert Cüce, “Pandemide sağlıkçılar ellerinden geleni yaptılar. ‘Mühendisler olarak onlara nasıl katkı sunabiliriz’ diye düşünmeye başladık. Onun neticesinde pandemiden doğan aşı ihtiyacını sağlık bir şekilde son noktaya ulaştırmak amacıyla portatif aşı dolabını tasarlardık. Bu dolap, nihai kullanıcıya ulaşana kadar şebekeden herhangi bir enerji ihtiyacı duymamaktadır. Özellikle ulaşımın olmadığı bölgelerde portatif, taşınabilen, fotovoltaik panelleri kullanarak kendi kendini besleyebilen bir sistem tasarladık. Ürünün tasarımı, dizaynı, üretimi ve testlerin sonuçlanması yaklaşık 1 yıl süre aldı.” dedi.

“LİTERATÜRDE BU TEKNİKLE ÇALIŞAN DOLAP YOK”
Aşıların belirli bir termal dolaşımda saklandığını anlatan Doç. Dr. Cüce, “Literatürde bu teknikle çalışan bir dolap yok. Piyasada diğer dolaplara baktığımızda içerisinde soğutma amaçlı buzlar kullanılıyor. Sistemimizle aşılar belirli sıcaklık arasından termal dolaşımı sağlanarak muhafaza edilebilmektedir.
Kullandığımız panellerden dolayı güneş ışığı olduğu süre boyunca bu aşıları muhafaza edebiliriz. Güneş ışınımının olmadığı zamanlarda dolap içerisinde ve dışından kullanacağımız süper yalıtım malzemeleri sayesinde bu süre 24 saate kadar uzanabilmektedir.” diye konuştu.

“BEKLENEN SAKLAMA SICAKLIĞINDA MUHAFAZA EDEBİLMEKTEYİZ”
Projeyle aşıların özellikle kırsal alanlarda nakil sırasında kolaylık sağlayacağını da aktaran Doç. Dr. Cüce, “Tasarımın asıl nedeni, kırsal alan veya araçlarla ulaşımının olmadığın bölgelerde aşıları taşıyabilmek. Orada bulunduğumuz belirli süre içerisinde aşıları istenen ve beklenen saklama sıcaklığında muhafaza edebilmekteyiz. Dünyada alanında uzman jürilerin değerlendirdiği projem, inovasyon ödülüne layık görüldü.” dedi.



Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Margaret Harris, geçen hafta DSÖ’nün yayılmasını “uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu” olarak ilan etmesi ve küresel mercek altında olan M çiçeği virüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Virüsün hızla yayılmaya başlamasının dünyanın gündemine oturduğunu kaydeden Harris, M çiçeği virüsünün “Klad 1 ve Klad 2” olmak üzere iki genetik türünün olduğunu kaydetti.
“2023’ÜN TAMAMINDA GÖRÜLENDEN DAHA FAZLA VAKA TESPİT EDİLDİ”
Harris, geçen yıl ortaya çıkan virüsün yeni türü “Klad 1b” ile ilgili endişelerini dile getirirken, “Bu endişelendiğimiz tür çünkü çok hızlı bulaşıyor ve özellikle çocuklar arasında oldukça yüksek bir ölüm oranına sahip. Esas endişelendiğimiz durum çok hızlı yayılması.
Bu yıl, 2023’ün tamamında görülenden daha fazla vaka tespit edildi. Çok hızlı yayılan virüs diğer ülkelere de sıçradı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde artan M çiçeği vakaları, daha önce hiç vaka bildirmemiş Burundi, Ruanda, Uganda ve Kenya’ya da sıçradı.” diye konuştu.

“ÇOK TEHLİKELİ DURUMDA”
M çiçeği virüsünün yeni türü olan Klad 1b dolayısıyla hastalıkla ilgili daha yüksek ölüm oranlarının görüldüğünü bildiren Harris, “(Ölüm oranı) Yaklaşık yüzde 3 ve küçük çocuklar gibi gerçekten savunmasız gruplarda bundan daha yüksek. Özellikle küçük çocuklar üzerindeki etkilerinden endişe ediyoruz. Çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş insanlar arasında da hızla yayılıyor. Bağışıklık sistemleri yetersiz beslenmeden muzdarip olduğu için çok güçlü olmayan bu insanlar çok tehlikeli durumda.” dedi.

“TEDAVİYE İHTİYAÇ VAR”
Harris, çiçek hastalığı ve HIV enfeksiyonuna yakalanmış bireylerin M çiçeği virüsünü daha ağır geçirebilme olasılığına işaret ederken, bu kişilerin ölüm riskinin daha fazla olduğunu söyledi.
M çiçeği virüsü için belirli bir tedavi olmadığını kaydeden Harris, virüsü yenebilecek bir antiviral ilacın olmadığını ancak semptomatik tedavinin etkili olduğunu söyledi.
Harris, hastalığa yakalananların ciltlerinde döküntüler olduğuna değinirken, başka enfeksiyon kapmasını önlemek için kişilerin tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi.
M çiçeği virüsü bulaşanların ateşlerinin çıkacağını hatırlatan Harris, ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlara ihtiyaç duyacağını belirterek hastaların tıbbi tedavi almalarının ve bu süreçte kendilerini izole edebilmelerinin çok önemli olduğunu vurguladı.

“M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ NEDENİYLE BİR KAPANMAYA İHTİYAÇ YOK”
Harris, çiçek hastalığı için geliştirilen aşıların M çiçeğine karşı etkili olduğunu kaydederek şöyle devam etti:
M çiçeği virüsüne sahip olduğu bilinen biriyle temas kuranlara, bu temastan sonraki 4 gün içinde bu aşıları olması önerilir. Aşılanması gereken bir diğer grup da salgının olduğu bölgedeki sağlık çalışanlarıdır.
Ayrıca daha büyük risk altında olanlardır. (M çiçeği virüsü için) Kitlesel aşılama önerilmiyor. Bu çok önemli. Virüsün bulaştığı yerlerde hedefli aşılama yapılması gerekiyor. Şu anda zor olan, sınırlı olan aşıyı tedarik etmek ve onları salgının olduğu yere ulaştırmak.
Aşı stokları konusunda Kuzey Avrupa, ABD ve Japonya iyi kaynaklara sahip. Bu yüzden şu anda stokları olan ülkelerle ve üreticilerle üretimi artırmak, ayrıca bu stokları ihtiyaç duyulan yere ulaştırmak için çok yakın bir şekilde çalışıyoruz. Bu aktif bir virüs.
Kimin hasta olduğunu bildiğiniz, iyi bir temas ve izolasyon önlemleri takibi yaptığınız sürece oldukça kolay bir şekilde durdurulabilir. Yani (salgın nedeniyle) bir kapanmaya ihtiyaç yok. İhtiyaç olan şey, tam olarak kimin hasta olduğunu bilmeniz için çok iyi bir gözetim. İyi laboratuvar teşhislerine ihtiyacınız var, böylece kimin hasta olduğunu ve virüsün nerede olduğunu ve değişip değişmediğini takip edebilirsiniz.
M çiçeği virüsünün durumunu takip için iyi laboratuvar teşhislerine ihtiyaç olduğunu söyleyen Harris, toplumların da bu hastalıkla mücadeleye katılımının önemine işaret etti.
Harris, aşılamanın yanı sıra “basit halk sağlığı önlemleri”ne dikkati çekerek hasta ve temaslıların takip edilmesi halinde, virüsün yavaş yavaş bitirilebileceğini söyledi.

“M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜNÜN DÜNYAYA YAYILMASINI VE BİR PANDEMİYE DÖNÜŞMESİNİ İSTEMİYORUZ”
M çiçeğiyle ilgili insanların “yeni bir Kovid-19 gibi süreç başlayabilir mi?” diye tedirgin olduğunu belirten Harris, şunları kaydetti:
İnsanların Kovid-19 gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu düşünerek endişelenmelerine gerek yok. Bu çok farklı bir virüs, farklı şekilde yayılıyor. Kovid-19 hava yoluyla bulaşıyor. M çiçeği ise esasen çok yakın fiziksel temas yoluyla yayılıyor. Bu yüzden fiziksel temasla ilgili yapılan her şeyi durdurmak, aslında hava yoluyla yayılan bir şeyi durdurmaktan daha kolay. Çünkü bu büyük bir kalabalığa yayılabilir.
Bu birçok toplumun karantinaya girmesinin nedenlerinden biriydi çünkü yapacak şeyleri tükeniyordu. Bu yüzden maske takmak çok önemliydi. Ancak M çiçeği virüsünün dünyaya yayılmasını ve bir pandemiye dönüşmesini istemiyoruz.
Çünkü yine sağlık sistemleri üzerinde baskı oluşturacaktır. M çiçeği virüsü, bir pandemiyi önlemek için uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan edildi.
Pakistan ve İsveç’in M çiçeği vakalarını bildirdiğini belirten Harris, bu iki ülkenin de vakaları tespit ederek hızlı bir şekilde bildirmelerinin önemine işaret etti.
Harris, ülkelerin M çiçeği virüsüyle ilgili durumu ve vakaları raporlarında “şeffaf olmalarının” bu alandaki mücadeleye katkı sağlayacağını söyledi.

M ÇİÇEĞİ VİRÜSÜ NEDİR?
DSÖ’ye göre, M çiçeği virüsü, Poxviridae adlı virüs ailesine ve Orthopoxvirus cinsine ait “maymun çiçeği” virüsünün neden olduğu viral bir hastalık.
Hastalığın yaygın belirtileri arasında yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklar yer alıyor.
M çiçeği virüsü, fare ve sincap gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor.
Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.

AŞI FAALİYETLERİ
Çeşitli ülkelerin sağlık kurumlarının paylaştığı bilgilere göre, çiçek hastalığına karşı kullanılan aşıların M çiçeği virüsü için de etkin koruma sağlayabileceği ifade ediliyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin sitesinde, JYNNEOS aşısının M çiçeği riskini azaltmada etkili olduğu belirtiliyor. En etkili yöntem olarak 28 gün arayla iki doz uygulama tavsiye ediliyor.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun internet sitesinde de “MVA-BN” veya “Modifiye Aşı Ankara-Bavarian Nordic”, AB ve İngiltere’de onaylı tek M çiçeği aşısı olduğu ifade ediliyor. Bu aşının ABD ve İsviçre’de JYNNEOS, Kanada’da IMVAMUNE ismiyle pazarlandığı belirtiliyor. Aşı 18 yaş ve üstü kişiler için kullanılabiliyor.
Avustralya Sağlık Bakanlığının internet sitesinde de M çiçeğine karşı JYNNEOS ve ACAM2000 aşılarının kullanılabileceği belirtiliyor. ACAM2000’in 12 aylıktan küçük bebekler için kullanımının uygun olmadığı aktarılıyor.
DSÖ, 9 Ağustos’ta aşı üreticilerine yaptığı çağrıda acil kullanım listesine yönelik sürecin başlatıldığını duyurdu. DSÖ, ayrıca iki aşının Acil Kullanım Listesi için değerlendirildiğini duyurmuştu.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
















