
ÜNLÜ İSİMLER DE YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ
Günler öncesinden rezervasyonları dolan ünlü starı dinlemeyeGülşah Saraçoglu, Gonca Vuslateri, Niyazi Mete gibi tanınmış isimlerin yani sıra yerli ve yabancı misafirlerde yoğun ilgi gösterdi.

YAKLAŞIK İKİ BUÇUK SAAT SAHNEDE KALDI
Unutulmaz gecede Maya Diab, 90 dakikalık repertuarının dışına çıkarak gördüğü yoğun sevgi karşısında yaklaşık 2 saat 20 dakika sahnede kaldı.

UNUTULMAZ BİR DENEYİM SUNDU
Maya Diab’ın sahne performansı, sadece müziğiyle değil, enerjisiyle de izleyenlere unutulmaz bir deneyim sundu. Güçlü vokali ve sahne hakimiyetiyle büyük beğeni toplayan Diab, hayranlarıyla sık sık etkileşime girerek konserin daha da özel hale gelmesini sağladı. Geceye katılanlar, sanatçının sıcak ve samimi tavırlarıyla adeta bir aile ortamı oluşturdu.

ŞUBAT’TA BİR KEZ DAHA SAHNE ALACAK
Yoğun ilgi gören konserin Şubat ayında yeniden yapılacağı öğrenildi.








20 DakikaOrta DoğuMagazinSanatMüzikYaşamStar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İLK NÜDİST FİLM GÖSTERİMİ
Söz konusu etkinlik, İspanya tarihine ilk nüdist film gösterimi olarak geçti
GÖSTERİME 50 KİŞİ KATILDI
Salona giren sinemaseverler, çantalarını yere bıraktıktan sonra kıyafetlerini çıkardılar ve ardından da koltuklarına havlularını sererek, çırılçıplak bir biçimde filmi izlemeye başladılar. Gösterime toplamda 50 kişi katıldı.

Kültür SanatBarselonaİspanyaMagazinYaşamPazarDünyaNoel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz aylarda milli futbolcu Bertuğ Yıldırım ile olan ilişkisini sonlandıran Tokel, özel hayatıyla ilgili sorulara da içtenlikle yanıt verdi.

Muhabirlerin, “2025 yılı sizin için aşk ve evlilik yılı mı olacak?” sorusuna oldukça net bir cevap veren Tokel, “Benim için aşk ve evlilik yılı diye bir şey yok artık. İnsan birine güvenince böyle saçmalayabiliyor. Bir daha asla öyle pot kırmam,” diyerek duygusal bir güven sarsıntısı yaşadığını ima etti.

Bertuğ Yıldırım ile ilişkilerinin neden sona erdiğine dair detay vermeyen Tokel, konunun artık geride kaldığını belirtircesine konuştu.

Bu yanıtıyla, bir daha benzer bir hata yapmamak için daha temkinli olacağını vurguladı.

Ala Tokel’e yöneltilen “Kendinizi aşka kapattınız mı?” sorusu ise sohbetin en dikkat çekici anlarından biriydi. Bu soruya Tokel, gülümseyerek, “Hayır canım, ne münasebet!” şeklinde cevap vererek aşk kapılarını tamamen kapatmadığını açıkça ifade etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlüler dünyasının sevilen isimlerinden Alkoçlar ailesi maaile tatil keyfi yapıyor.

Aslışah Alkoçlar sosyetedeki statüsünün yanı sıra, sosyal medyadaki popülerliğiyle de oldukça ön planda .

Paylaştığı her fotoğrafla ses getiren sosyetik isim, güzelliği ve fiziği ile her daim çok konuşuluyor.

Yaptığı evlilikle ve lüks yaşantısıyla dillerden düşmeyen Aslışah Alkoçlar, yaptığı her paylaşımla beğeni yağmuruna tutuluyor.

“2 ÇOCUĞU OLMASINA ŞAŞIRIYORUM”
Kaan Demirbağ ile 2021 yılında nikah masasına oturan Aslışah Alkoçlar’ın mutlu mesut evliliğinde 2 çocuğu oldu. Anneliği ile dikkat çeken Alkoçlar, doğumu sonrasında eski haline kısa sürede dönmesiyle çok konuşulmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1994 yılında Miss Turkey güzellik yarışmasında birinciliğiyle adından söz ettiren Altuğ, daha sonra “Çocuklar Duymasın” dizisindeki Meltem karakteriyle hafızalara kazınmıştı.

Şimdiler iş insanı olan ancak ilk dönemlerde oyunculuğuyla tanınan Yağmur Atacan ile 2008 yılında hayatını birleştirmişti.

Evlilikleri boyunca medyanın ilgi odağı olan çift, geçtiğimiz aylarda 16. evlilik yıldönümlerini kutlayarak mutlu evliliklerinin sırrını herkesin merak ettiği çiftlerden birine dönüştü. Atacan çifti, son olarak katıldıkları bir markanın yılbaşı partisinde dikkatleri ise evliliklerinin ilk gününe dair yaptıkları açıklamayla üzerlerine çekti.

EVLİLİKLERİNE DAİR İNANILMAZ İTİRAF GELDİ
Evlilikleri hakkında konuşan Altuğ ve Atacan, düğün günlerine dair bugüne dek paylaşmadıkları bir detaydan bahsettiler ve oldukça ilgi çeken bu itiraf, mutlu evliliğin dinamiğine dair önemli ipuçları verdi.

Özellikle yoğun çalışma temposunun zorluklarını anlatan çift, o dönemde birbirlerini görebilmekte ne denli zorlandıklarından bahsederek aslında kendilerinin de zorlu yollardan geçtiğini bahsetti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Brezilyalı besteci Toninho Geraes, Eylül 2021’de Adele’in şarkılarından birinin kendisine ait bir hitten alıntı olduğunu iddia ederek ortaya çıktı.

ADELE NE İLE SUÇLANIYOR?
Geraes, tam adı Adele Adkins olan İngiliz şarkıcıyı, 1995’teki hit albümünde yer alan ve Brezilyalı şarkıcı Martinho da Vila tarafından kaydedilen samba hiti ‘Mulheres’ [Kadınlar] şarkısından alıntı yapmakla suçladı.

Geraes’in avukatı Fredimio Trotta, 62 yaşındaki şarkıcının şarkısını ‘Brezilya müziği için bir dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

Şarkının ‘sık sık kopyalanarak uluslararası alanda başarılı hit şarkılara imza atıldığını’ da iddia etti.

Geraes’in şarkısını kopyaladığı iddia edilen ‘uluslararası başarılı hitlerden’ biri de Adele’in 2015 yılında çıkan üçüncü stüdyo albümü 25’te yer alan akustik bir parça. Şarkıcıya sadece gitar eşlik ediyor ve melodinin çalındığı iddia ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birol Güven’in yapımcılığını, Hamdi Alkan’ın yönetmenliğini üstlendiği Arka Sıradakiler dizisinin İbo’su Fırat Çöloğlu yıllar sonra ortaya çıktı.

Yıllar içerisindeki değişimiyle gündem olan 38 yaşındaki Fırat Çöloğlu yaptığı açıklamasıyla da adından söz ettirdi.

Magazinburada muhabirlerine şşaırtan itiraflarda bulunan Fırat Çöloğlu dizinin yönetmeni Hamdi Alkan için bakın neler söyledi?

Fırat Çöloğlu “Ne oldu da gittin geri dönmedin?” sorusuna “Küskünlük durumu oldu. İşimi yapmak istemedim, 21 yaşında Arka Sıradakiler’de oynadım sonra kendimi geliştirmek açısından yurt dışı deneyimleri yaşayıp Türkiye’ye döndüm pandemiye kadar tiyatro yaptım” sözlerini kullandı.

HAMDİ ALKAN EKMEĞİYLE Mİ OYNADI?
Çöloğlu “Ekrandan neden uzak durdun?, Hamdi Alkan ile o dönem problem yaşadığını duydum ön kesme gibi bir dedikodu da çıktı” sorusuna şu yanıtı verdi:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk televizyon ve sinema dünyasının emektar isimlerinden olan babasıyla adeta ilham veren yolculuğuna çıkan Ceyda Düvenci, babasının ismi duyulduğunda hala şaşkınlıkla karşılanıyor.

Meğer Düvenci’nin babası, yıllara meydan okuyan kariyeriyle izleyicilerin gönlünde taht kurmuş bir sanatçıymış.


İsmail Düvenci, 1966 yılında konservatuardan mezun olduktan sonra oyunculuk kariyerine başladı. İlk dönemlerde sinema ve tiyatroya yoğunlaşan oyuncu daha sonra TV dizilerinde yer almaya başladı.

1947 doğumlu olan Düvenci, oyunculuk kariyerine tiyatro sahnesinde adım attı. Konservatuar’dan mezun olduktan sonra profesyonel oyunculuğa başladı. Sahnedeki başarısıyla dikkat çeken usta sanatçı, Türk televizyonunun altın çağında önemli projelerde yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir döneme damga vuran ‘Yaprak Dökümü’ dizisi 2006 yılında başlayıp 2010 yılında final yaptı.

YILLAR SONRA GERÇEKLEŞEN BULUŞMA!
Yaprak Dökümü’nün Fikret’i olarak hafızalarda yer edinen Bennu Yıldırımlar ve yine Yaprak Dökümü’nde Fikret’in eşi ‘Tahsin’i canlandıran ünlü oyuncu Ahmet Saraçoğlu, yıllar sonra bir araya geldi.

18 YIL SONRA YİNE BİR ARADALAR
İki ünlü oyuncu 18 yıl sonra buluştu ve bu anları sosyal medyada paylaştı.

İŞTE O BULUŞMA!
Bennu Yıldırımlar ve Ahmet Saraçoğlu’nun buluşmasına oyuncu Serdar Orçin’in de katıldı. İşte o paylaşım!

Son olarak Veda Mektubu’nun Seher’i olarak izlediğimiz Bennu Yıldırımlar’ın kızının da oyuncu olduğunu biliyor muydunuz? Gören hayran kaldı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kariyerine İstanbul ile Londra arasında devam eden Çiğdem Batur (42), geçtiğimiz mart ayında şarkıcı sevgilisi Gökhan Keser (36) ile Kuruçeşme’de ilk kez objektiflere yansımıştı.

Kuruçeşme’de bir mekandan el ele çıkan ve neşelerinin yerinde olduğu gözlenen ikili, ‘aşk’ sorularını yanıtsız bırakmayı tercih etmişti.

BÜYÜK AŞKTA SONA GELİNDİ
Sessiz sedasız başlayan sürpriz aşk, geçtiğimiz günlerde son buldu. Çiftin sosyal medya hesaplarından birlikte olan fotoğraflarını kaldırması da ayrılığı kuvvetlendirdi.

“DENEDİK OLMADI”
Herkesin merakla beklediği ayrılma sebebini Gökan Kesen “Denedik olmadı. Önemli olan onun mutlu olması. Gönül bağımızın kopmaması adına konuşarak ayrılık kararı aldık. Önemli olan onun mutlu olması. Hayırlısı neyse o olsun.” ifadeleriyle açıkladı.

“EVLİLİĞE UZAĞIM”
Son zamanlarda evlilik kararı alan oyuncuların çokluğundan bahsedilince Keser cevap olarak, “Benim kararım bu. Herkesin kendi kararı. Evliliğe uzağım. Yarın bize ne gösterir ama bunu kimse bilemez. Korkularım yok ama öyle bir hissiyat yaşamadım daha.” yanıtını verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönemin aranan çocuk oyuncularından olan Ecem kanun, artık ekranlardan uzak bir yaşam sürüyor.

7 YAŞINDA ŞÖHRET OLDU
7 yaşında başladığı oyunculuk kariyerine artık devam etmeyen Ecem Kanun, döneminin en ünlü çocuk yıldızıydı.
Oyunculuk performansıyla göz dolduran Kanun, mavi gözleriyle adeta herkesi ekran başına kitliyordu.
SON HALİ GÜNDEM OLDU
1991 yılında doğan Ecem Kanun, güzelliği ile herkesi mest ediyor.

Mavi gözlü ve sarı saçlı Kanun’u görenler “Hiç değişmemiş” “Hala çok güzel” yorumlarında bulunuyor.

EVLİ, MUTLU, ÇOCUKLU
Ecem Kanun sosyal medya hesabını oldukça aktif kullanıyor.

31 yaşında evlenen Kanun’un şu an kendisi gibi güzeller güzeli bir kızı var.

Ailesiyle sık sık seyahat yapan Ecem Kanun, o anları Instagram üzerinden paylaşmayı da ihmal etmiyor.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tesadüfen kanser olduğunu öğrenen ünlü dansöz Tanyeli, bir seneyi aşkın süredir hastalıkla mücadele ediyor. Verdiği kilolarla dikkat çeken sanatçı, ünlü dostlarının ziyaretleriyle ne kadar mutlu olduğunu takipçileriyle sürekli paylaşıyor.

ÜNLÜ ŞEFTEN SÜRPRİZ ZİYARET
Sanatçının son ziyaretçisi ise Türkiye’nin ünlü şeflerinden Somer Sivrioğlu oldu. Sivrioğlu’nun ziyaretini paylaşan Tanyeli, yazdığı notla da sevenlerini üzmüştü.

“BUGÜN AĞLADIĞIM KADAR HİÇ AĞLAMADIM”
Ünlü sanatçı, Sivrioğlu’nun ziyaretini hesabında paylaşarak, takipçilerine içini dökmüştü.

“ÇOCUKLUKTAN ŞANSSIZ BİRAZ DA BAHTSIZIM”
Bugün ağladığım kadar hiç ağlamadım, bazı şeyleri anlatmak imkansız ya işte öyle bir şey.
Hemşireler şaşkın ,ben bana şaşkın .
Ünlüysen ölebilirsin ,ünlüsün diye öfkeli ,dostların destek oluyor diye öfkeli ,doğruları söylüyorsun diye öfkeli birileri var.
Allahtan azınlıklar ,yoksa nasıl bu kadar karanlığı içinde taşıyorlar.
Gerçi ben çocukluktan şanssız biraz da bahtsızım ,o zaman ünlü değildim ,o yüzden ölde demediler galiba .

“BAKIMSIZLIKTAN VEREME YAKALANDIM”
Bakımsızlıktan vereme yakalandığımda sadece 6 yaşındaydım ,2 seneye yakın İzmirde devlet senateryomuna bir çok kez yattım çıktım ,çıkamayanlar vardı acısıyla hayatın o zamanlarda tanıştım .
Gerçi oraya da aileden şanssız olduğum için ,düşün aile var ama çocuk esirgemedesin,yada bakıcıdasın ..
Şimdi bile birde senin hastalığın için ağlamıştım ben diyebilen aile var .
Beklenti için yaklaşan ama sevgiden samimiyetten uzak ,hırs için sadece yaparlar seni bir basamak .
O yüzden uzağım ,benim çocuklarım ve eşim yani çekirdek ailem ve dostlarımın maneviyatı bana yeter.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TEK İSTEDİĞİ HUZURLU BİR YAŞAM”
“HİKAYEMİZ İÇ İÇE GEÇMİŞ BAĞLANTILI HAYATLARI BARINDIRIYOR”
Karakteri ve hikayeyi çok sevdiği için bu projede yer almak istediğini belirten Ebru Özkan Saban, “Hikayemiz oldukça sürükleyici ve iç içe geçmiş bağlantılı hayatlar barındırıyor. Handan, hayatın zorluklarıyla başa çıkmış, emeğiyle para kazanmış, kendi halinde bir kadın. Aşkı bulmuş, evlenmiş ve üç evlat dünyaya getirmiş. Usta-çırak ilişkisiyle bir meslek edinmiş. Tek isteği ise huzurlu ve sağlıklı bir yaşam” dedi.

Dizi, başarılı avukat Mehmet’in, annesinin ölümünden sonra kendisinden uzaklaşan kızı Doğa ile yeniden bağ kurma çabasını merkezine alıyor. Bu zorlu süreçte, yıllardır gizlenen sırlar birer birer ortaya çıkarken aile dengeleri altüst olur. Celal’in gizli ilişkisi aileyi derinden sarsarken, eşi Handan çözülmenin farkına varmadan aileyi bir arada tutmaya çalışır.
Can Borcu 1. Bölüm Fragmanı yayınlandı izle
Başrollerinde Bülent İnal, Ebru Özkan Saban, Mine Tugay ve Cüneyt Mete’nin yer aldığı Can Borcu, etkileyici oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Dizide ayrıca Ragıp Savaş, Demircan Kaçel, Nurşim Demir, Goncagül Sunar, Selen Soyder, Çağla Boz, Onur Gözeten, Dora Dalgıç, İlber Uygar Kaboğlu, Berna Cındıl, Lara Aslan, Velatnu Aydın, Bekir Erdem Öz, Elçin Atamgüç, Ali Yerlikaya, Şevval Öztay, Yağmur Dinç ve Naz Öngen gibi birbirinden başarılı oyuncular rol alıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Dramatik hikayesiyle izleyiciyi derin duygulara sürükleyecek olan Can Borcu, aile bağları, yasak ilişkiler ve kuşak çatışmalarını çarpıcı bir şekilde işliyor. Her karakter kendi sırlarıyla yüzleşirken çözülmesi gereken düğümler giderek karmaşıklaşıyor. Peki, hangi sırlar açığa çıkacak, hangi bağlar kopacak?
Yapımını NTC Medya, yapımcılığını Mehmet Yiğit Alp’in üstlendiği dizinin yönetmen koltuğuna Semih Bağcı otururken, senaryosunu Onur Uğraş kaleme alıyor.
Can Borcu, etkileyici hikayesi ve güçlü oyunculuklarıyla 21 Aralık Cumartesi akşamı atv ekranlarında izleyiciyle buluşacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı Evrim Akın ile Ev Gezmesi bu hafta şarkıcı Esra Balamir’in evine konuk oldu.

İşte Esra Balamir’in 3 oda bir salon evi…

Evinde açık renkler sevdiğini belirten Balamir, “Genelde evimde açık renkler seviyorum. Avizeleri bir ara aldım, yemek masamı bir ara aldım. Birbirini takip eden şeyleri seviyorum. Koyu renklerden hoşlanmıyorum” dedi.

Evini gezdiren ünlü şarkıcı Esra Balamir bir yandan da hastalığını ilk kez açıkladı. Balamir, burun estetiği yüzünden yaşadığı süreci de bir bir anlattı.

Ben Otoimmün hastalığıymışım. Kendi metabolizmanın sana verdiği zarar. Boynumdan 7-8 kere lenf çıkartıldı. Rutin bir tedavi sürecim var benim. Bir kere benim karakterimi etkiledi. Burun ameliyatı da beni ekranlara küstürdü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Karakola ne zaman işi düşse, haksız konuma düşen Kamil bu nedenle korkmaktadır. Sonunda korkusunu yenerek karakola gitmeye karar verir. Ancak uğursuzluk bu defa da Kamil’in yakasını bırakmaz.

Polis, Kamil’i ünlü kanun kaçağı Karabela olduğu gerekçesiyle tutuklar. Kamil, gittiği karakolda başına gelenler yüzünden ailesi ve mahalle sakileri tarafından korkulan biri haline gelmiştir.

Kemal Sunal’ın Kılıbık filminde oğlu Erol’u canlandıran genç oyuncunun gerçekte güzel yıldızın kardeşi olduğunu öğrenenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor.

İzleyiciyi ekrana kilitleyen Kemal Sunal filmlerinden Kılıbık’ın başrollerinde Kemal Sunal ve Nevra Serezli yer alıyor.
Kılıbık filminde usta isimlerin oğullarını canlandıran genç oyuncunun Yeşilçam’ın en güzel oyuncularından birinin kardeşi olduğunu öğrenenler oldukça şaşırdı. Bakın Kılıbık’ın Erol’u hangi usta oyuncunun kardeşi…

İşte duyunca çok şaşıracağınız akraba olan ünlüler…



Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
52 yaşındaki ünlü şarkıcı Pınar Dilşeker’in 75 yaşındaki annesi Ayşe Dilşeker hastaneye kaldırıldı

Pınar Dilşeker, hastaneye kaldırılan annesi için sosyal medya hesabı üzerinden sevenlerinden dua istedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

”DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN”
Dilşeker paylaşımına ‘Ya şafi şu anda hasta olup da senden şifa bekleyen kullarına şifa ver’ görselini paylaşıp, ‘Sabah 06.30’da hastaneye yatıyoruz. Kan işlemlerimizde şükürler olsun tamamlandı. Dualarınızı eksik etmeyin dostlar’ notunu düştü.

Sevilen isme takiçilerinden geçmiş olsun mesajları geldi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
8 yaşınızdan beri tiyatro sahnesindesiniz. Tiyatroda büyüdünüz diyebiliriz değil mi sizin için?
Babam tiyatro aşığı bir adamdı. Benim tiyatrocu olmamı çok istedi. Kendisi çok istemiş tiyatrocu olmayı ama onun ailesi istememiş. O da ah etmiş çocuğum olursa tiyatrocu olsun diye… Ailem beni yönlendirdi. Onlar destek olmasaydı, tiyatrocu olamazdım. Tiyatro benim nefes aldığım yer. Benim yaşam biçimim. Kendimi sahnede şarj ediyorum. 60 seneye yakın sahnedeyim. Sahnede her şey olabiliyorum. Yani bir sürü hayatı kendi hayatımda yaşamış gibiyim. Kendimi çok şanslı hissediyorum.

Eskiden tiyatrodan ekrana geçenler oluyordu şimdi ise ekrandan tiyatroya geçen popüler isimler var…
Tiyatronun çok farklı bir seyircisi vardır. Tiyatro seyircisi zor kazanılır. Ben seyircimi kazanmak için çok emek verdim. Bakın, şimdi dizi de yapmıyorum ama benim o kadar güzel bir izleyici kitlem var ki… Onların sevgisini, ilgisini sahnedeyken hissediyorum. Popüler isimler var şu anda sahnede. Herkes yapar ama bizim seyircimiz seçicidir. Eğer yaptığınız iş başarılı olmazsa kendi kredinizden yersiniz. Tiyatro başarıdır, para değildir. Prestijdir tiyatro. Bundan dolayı zaten popüler isimler tiyatroyu tercih ediyor. Ama oyunun, performansın iyi değilse popüler olman bir işe yaramaz. Şimdi yapımcılar popüler isimler olsun da izleyiciyi çekelim diyor ama iyi değilsen hiçbir şey olmaz. Bu isimler ayda bir oyun oynuyor. Biz haftada 7 oyun oynardık. Tiyatroda oyun oynuyorum diyebilmek için böyle olmak gerekiyor. Ben tiyatrodan çok paralar kazanmadım. Ne kazandıysam televizyondan kazandım. Biz Levent ile tiyatro yaptığımız dönemde maddi olarak çok zor günler geçirdik. Televizyona geçince rahat ettik.

BİZİ HER KESİM SEVDİ
Oya Başar-Levent Kırca çifti gibi bir ikili gelmedi ekrana… Yanılmıyorum değil mi?
Gelmedi galiba. İlk biz başlattık zaten böyle ikili oynamayı ekranlarda. Biz tiyatroda başladık, ekrana taşıdık oyunumuzu. Biz komediye farklı baktık, halkın diliyle onların söylemek istediği şeyleri söyledik. Kişiler değil, sistemi eleştirdik. Bizi her kesimden insan çok severdi. Muhafazakarı da seküleri de çok seviyordu. Hâlâ da bu sevgi devam ediyor. Farklı bir iş yaptığımız için halkımız bizi unutmuyor. Levent farklı bir adamdı. Özel hayatında da komik bir insandı. Levent ile biz sadece karı-koca değildik, çok da iyi arkadaştık. Onu kaybedince yarımı kaybetmiş gibi oldum. En çok onunla sohbetlerimizi özlüyorum.

Siz çok özverili çalışan bir kuşaktan geliyorsunuz. Siz yeni nesli bu açıdan nasıl buluyorsunuz?
Şimdiki nesil bize göre çok şanslı. Biz her şeyimizi kendimiz yapardık. Kostümü de kendimiz hazırlardık, makyajı da kendimiz yapardık. Öyle sete gidince makyözümüz, kostümcümüz falan yoktu. Levent kimi canlandıracaksa yüzünün maskesini kendi yapardı mesela, zaten o zaman şimdiki gibi makyaj malzemeleri yoktu. Bir ekmeği ıslatıp, onu hamur haline getirirdi. İçine makyaj yapıştırıcısı koyardı. Sonra da onu kullanarak kimi yapmak istiyorsa, makyaj ile onun şeklini verirdi yüzüne. Biz olanaksızlık içinde olanak yaratırdık.

Türk milleti olarak da böyleyiz, biz hep var etmeye, olanak yaratmaya çalışırız. Şimdi yurt dışından geliyor her şey. Biz çok emek verdik sanata. Artık çok çabuk şöhret olunuyor. Bizde bir basının gözdeleri vardır bir de halkın gözdeleri var. Basın bazı isimleri çok şişiriyor. Birini şöhret yapıyorlar, sonra da kişiye özel diziler yapılıyor. Yani kişiye özel dizi yapılmaya başlandı, bu yapılmamalı. Hikayeye uygun kişi seçilmeli. Böyle olursa başarı gelir. Kanallar da reytinge bakıyor, iyi değilse dizilerin arkasında durmayabiliyor. 3 bölümde kaldırıyor. Bazen de yurt dışı satışı olduğu için izlenmese de yayınlanıyor. Böyle çabuk şöhret olununca da çok çabuk sönüyor o şöhret. Balık bile küçükken avlanmaz, biraz büyümesi gerekiyor. Büyümeden hızlıca şöhret olununca da beş sene sonra ortada olmuyor. Bütün reklamları, ödülleri veriyorlar sonra da o şöhret aynı hızla sönüyor. Şimdi her şey şöhrete ve paraya yönelik yapılıyor. Herkes şöhret olayım, para kazanayım derdinde. Böyle bir şey olmaz. Hele ki tiyatro tamamen aşkla yapılır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

2019’DA DÜNYAEVİNE GİRDİLER
Mesut Özil ile tescilli güzel eşi Amine Gülşe 2019’da görkemli bir düğünle evlenmişti. Aşkları parmakla gösterilen ve evliliklerini iki kız çocuğu ile taçlandıran Mesut Özil ile Amine Gülşe, mutlu bir aile tablosu çiziyor.

TÜRKİYE GÜZELİ OLUP ÜLKEMİZİ TEMSİL ETTİ
1993 doğumlu olan Amine Gülşe, Miss Turkey 2014 tacını takarak ülkemizi Miss World 2014 yarışmasında temsil etmişti. Sosyal medyayı aktif kullanan güzel oyuncu, zaman zaman çocukluk fotoğrafını da paylaşıyor. Amine Gülşe’nin çocukluk fotoğrafını görenler “O zamandan belliymiş ne kadar güzel olacağı” şeklinde yorumlar yapıyor.
İşte Amine Gülşe’nin çocukluk halleri;


Amine GülşeTürkiyeMagazinYaşamModa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2011 yılında İzzet Özilhan ile evlendikten sonra iki kız çocuğu dünyaya getiren ve ekranlardan uzak kalan Yasemin Özilhan her ne kadar tekliflere açık olduğunu söylese de ekranda boy göstermiyor.

ESKİ HALİNDEN ESER YOK
Yasemin Özilhan son olarak katıldığı bir davette dikkat çekti. Haftanın 5 günü spor yapan ve formda fiziğiyle adından söz ettiren Özilhan’ın doğal halinden ise eser kalmadı.

Özilhan yüzündeki dolgularla da dikkat çekti. Bir hayli değişen sosyetenin ünlü ismine yorumlar ise gecikmedi. Yasemin Özilhan’ın son halini görenler “O yanak dolgusu gerçek mi?”, “Kendini mahvetmiş” gibi yorumlar yaptı.
Doktorlar DizisiYasemin ÖzilhanBambaşka BiriSon Hali3-sayfaMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ONORE EDECEĞİNE UCUZ ŞEYLER PEŞİNDE”
Kendisi için “jigolo” tanımlaması yapılmasına da çok üzüldüğünü söyleyen usta oyuncu, “16 yaşındayken Amerikalı bir kadınla ilişkim olmuştu. Konservatuar talebesiydim, kadın bana bir şeyler aldı. Bir röportajımda anlatmıştım. Wikipedia benden jigolo diye bahsetmiş. Beni onore edeceğine ucuz şeyler peşinde” diye konuştu.
SALİH GÜNEY KİMDİR?
Salih Güney, 1 Ocak 1945 tarihinde Adana’da doğmuştur. Babası Çerkez kökenlidir. Babası İktisadi Devlet Teşekkülleri’nde devlet memuru olduğu için sık şehir değiştirmişler. Ortaokulu Bursa’da Mehmet Çelebi Ortaokulu’nda okumuş, diplomayı Orhan Gazi Ortaokulu’ndan almıştır. Tiyatro ve sinema oyuncusu Savaş Başar teyzesinin oğludur.
1959 yılında Ankara Devlet Konsevatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi ve oradan mezun oldu. Konsevatuvarda Cüneyt Gökçer hocasıydı. İlk olarak 1960 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Tarla Kuşu oyunuyla sahneye çıktı. Cüneyt Gökçer ve Haldun Dormen’den oyunculuğu öğrendi. 1972 yılında kapanışına kadar uzun yıllar Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı. Kardeşi de Devlet Tiyatrosu oyuncusudur.
1965’te Memduh Ün’ün çektiği ‘Yasak Sokaklar’la şöhret olduğunda 22 yaşındaydı. 1975 yılında askerliğini jandarma olarak yaptı. 1977 yılında çevirdiği filmlerinin yanında İtalya, Milano’ya kerevit ihraç ederek ticarete de el atmıştır.
Deniz Gökçer, Ahu Tuğba, Hülya Avşar, Müjde Ar, Sibel Can, Gülşen Bubikoğlu gibi sinema oyuncuları hemen hemen hepsi ilk filmlerini Salih Güney ile çekti.
Salih Güney, Fikret Hakan ile beraber 1969 yılında Türkiye’de çekilen Tony Curtis, Charles Bronson ve Michele Mercier’le Hollywood yapımı “You Can’t Win Them All” filminde oynadı.
Salih Güney, 16 Ekim1972 tarihinde Ses Tiyatrosu’nun bulunduğu pasajdaki Papirus adlı gece kulübünde bir kavga sırasında aktör Kuzey Vargın’a kafa atınca; Kuzey Vargın da onu bıçaklamıştı. Kuzey Vargın, adam öldürmeye tam teşebbüsten tutuklu olarak yargılandı ve ceza aldı. Oyuncu Ahmet Mekin kavgayı güçlükle ayırdı.
Kuzey Vargın ile Salih Güney, 1960 başlarında isimlerini duyurmaya başlayan iki genç yıldız adayıydı. Yolları ilk olarak 1965 yapımı bir Feyzi Tuna filmi olan Yasak Sokaklar’da kesişmişti. Salih Güney bu filmde ilk kez başrol oynamış, Kuzey Vargın ise sinemaya ilk kez bu filmle adım atmıştı. İkilinin bu filme dair ilginç bir anısı da vardır.
Filmin çekimlerine ara verildiği bir gün, iki genç oyuncu yemeğe giderken Salih Güney, Kuzey Vargın’a yarış teklif eder. Salih Güney’de motosiklet, Kuzey Vargın’da üstü açık bir spor otomobil vardır. Yarış sırasında kaza geçiren Salih Güney’in iki kolu kırılır, kafatası çatlar. Bu nedenle film ancak 6 ayda tamamlanabilir.
1965 yılında Haldun Dormen’in yönetmenliğini yaptığı Bozuk Düzen adlı filmle sinemaya geçti. 100’ü aşkın sinema filmi ve dizide rol aldı. Bir dönem Amerika’da yaşadı ve turizm işiyle uğraştı. Bu arada Amerikalı biri ile evlendi. 1996 yılında Türkiye’ye döndü, İstanbul’a yerleşti. Daha sonra da 2,5 yıl Yalova’da yaşadı. 2010 yılında da Marmaris-İçmeler’deki yerini satarak, Bodrum-Gümüşlük’e yerleşti.
1976 yılından beri Amerika’da yaşayan Salih Güney; Amerika’dayken İngilizcesi yeterli olmadığı için Hollywood macerası kısa sürdü ama Gwc-Calıfornıa da Travel Consultand derslerine başladı ardında Türkiye’ye tur operatörlüğü yaptı. 4 yıl Türkiye’ye turist getirdi, antik bölgeleri tanıttı.
1975 yılında Halit Refiğ’in yönetmenliğinde çekilen Halit Ziya Uşaklıgil’in romanından uyarlanan “Aşk-ı Memnu” dizisinde Müjde Ar ile birlikte oynadı. Antalya Altın Portakal’da Yaşam Boyu Onur Ödülü aldı.
Salih Güney, müzecilik ve arkeolojiye özel ilgi duymakta ve çeşitli katkılarda bulunmaktadır. Yurt dışındaki bazı eserlerin Türkiye’ye getirilmesi yönünde kampanyalar düzenledi.

Kültür SanatSalih GüneyWikipedia3-sayfaMagazinYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıllarca kıvrak dansıyla ekranlarda herkesi büyülemeyi başaran Asena, geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte oryantal şov yapmış ve eleştirilerin hedefi olmuştu. Şimdi ise Asena, eşinin kendisine aldığı arabayla yeniden gündemde.
ARABANIN DEĞERİ DUDAK UÇUKLATTI
Aramızda Kalmasın’a konuşan Asena, eşinin kendisine araba hediye ettiğini ifade etti. “Eşimin bana hediyesi. Babaannemin bir lafı vardı, ‘Evleneceğin adamın eli cimri olmasın yoksa gönlü de cimri olur.’ O yüzden benim eşim dünyanın en merhametli adamıdır. Eşim çok merhametlidir. Allah’ıma bin şükürler olsun, böyle bir kocam var.” dedi. Lüks bir markaya ait olan aracın 40 milyon lira olduğu öne sürüldü.

Hasan DereOtomobil3-sayfaMagazinYaşamAsena
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YORUM YAĞMURUNA TUTULDU
50 yaşındaki eski mankenin son görüntüsüne “Yıllar hiç değmemiş”, “Hiç yaşlanmıyor”, “Çok ama çok güzel”, “Hep aynı” gibi yorumlar yapıldı.

DİDEM TASLAN KİMDİR?
1 Nisan 1974 tarihinde Mersin’de dünyaya gelen Didem Taslan katılmış olduğu ilk güzellik yarışmasında Miss Blendax 1992 İzmir Fuar Güzeli seçilerek ilk kez adını duyurdu.
1994 yılında ise Türkiye ikinci güzeli oldu. Hemen sonrasında ise Bahama’da gerçekleştirilen Calender Girl Yarışması içinde Miss April seçildi.
Didem Taslan, modellik ve mankenliğinin yanında dizi ve sinema filmlerinde de boy gösterdi. Didem Taslan ilk olarak 1993 yılında yayınlanan Bizim Mahalle isimli dizide rol alarak ekranlara çıktı.
Kurtlar VadisiDidem TaslanSon Hali3-sayfaMagazinÜnlülerTV
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU KEZ MARKETTE
Daha önce farklı mekanlarda pilates yaptığı videoları paylaşan Şallı bu kez şaşırttı. Eski manken son olarak markette pilates yaptığı bir videoyu takipçileriyle paylaştı. Şallı’nın “Süper market pilatesi” notunu düştüğü paylaşımına bazı kullanıcılardan da yoğun tepki geldi. Markette elle temas edilen ortak noktalara ayakkabılarıyla dokunan Şallı’ya “Düşüncesizce yapılan hareket” yorumları yapıldı.

Sosyal MedyaEbru ŞallıMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SERDAR ORTAÇ’IN SAĞLIK DURUMU NEDİR?
Yasa dışı bahis soruşturmasında hakkında verilen ev hapsi cezası kaldırılan şarkıcı Serdar Ortaç, Özlem Esra Ada’nın sunduğu programa konuk oldu.
Daha önce hastalığı nedeniyle sol bacağını kaybettiğini açıklayan Ortaç, “Ev hapsindeyken sol kolumu kaybettim. Hastalığım nedeniyle sol ayağımı kaybetmiştim, yürümekte zorlanıyordum ama buna rağmen ‘Yine sahneye çıkarım, konserimi yaparım’ dedim. Yapıyordum da. Ancak bu kumar belası başıma geldi, ceza aldım. Evde kelepçeyle gezerken stres yapa yapa sol kolumu da kaybettim. Bu hastalık, strese gelmeyen bir hastalık.” dedi.

“BENİ BİR DAHA TELEVİZYONDA GÖREMEYECEKSİNİZ”
Aldığı tepkiler dolayısıyla bundan sonra televizyonlara çıkmama kararı aldığını açıklayan ünlü şarkıcı, “Artık konuşmaktan korkuyorum. Ağzımdan çıkan kelimelere dikkat edeceğim, asla düşündüğümü söylemeyeceğim. Bu, ulusal bir kanalda verdiğim son röportajım, son canlı yayınım. Bir daha beni televizyonda göremeyeceksiniz. Sokaktaki magazin röportajları hariç tabii, ona bir şey yapamam ama bir daha bir kanalda konuşmayacağım.” ifadelerini kullandı.
Kariyerini bitirme kararı aldığını açıklayan ünlü popçu, “Şu borçlarım bitsin, bir daha konser verirsem, bir daha şarkı yaparsam adam değilim. Her şeyi bırakıp köyüme yerleşeceğim. Orada ölümü bekleyeceğim. İnsanlardan çok yoruldum.” diye konuştu.
“GERÇEKTEN YARIN SABAH ÖLMEK İSTİYORUM”
“Artık ölmek istiyorum” diyen Ortaç sözlerine şöyle devam etti:
“Yıllardır sahnelerde konserler verdim, insanları eğlendirdim. Ama televizyonu açıyorum, yıllardır ağabey-abla dediğim insanlar bana hakaret ediyor. Ben ‘Koskoca Serdar Ortaç’ lafını da beğenmiyorum. Bu devirde kimse sultan değil, bezirgan değil, hükümdar değil. 350 bin, 400 bin kişi konserlerime geliyordu. Herkes düşmemi mi bekliyordu? Ben artık yaşamak istemiyorum. Gerçekten yarın sabah ölmek istiyorum.”
Serdar OrtaçSoğuk HaberMagazinSağlıkYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Programda her hafta olduğu gibi bu hafta da ilginç bir olay ekranlara geldi. Yemekleri ve masası eleştirilen yarışmacı Gülay Hanım daha fazla dayanamayarak mutfakta çığlık attı.

ZUHAL TOPAL’DAN YARIŞMACIYA SERT TEPKİ
Mutfaktan gelen çığlık sesini duyan Zuhal Topal ve yarışmacılar endişelendi. Gülay Hanım’ın bir şey olmadığını ve eleştirilere sinirlendiğini söylemesinin ardından Zuhal Topal küplere bindi.
Topal, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Bu nasıl bir çığlıktır yahu? Bu olmaz. Bir televizyon programındasınız. Kaç yaşına gelmiş insanlarsınız. Çoluğunuz çocuğunuz var. Hareketlerimize tepkilerimize dikkat edelim. Bu kadar da değil. Aklımızı aldın. Bu kadarına da gerek yok. Bu ne abartı tepki yahu?”
Zuhal TopalTelevizyon3-sayfaMagazinGülay
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞİRKET HESAPLARINDA VERGİ USÜLSÜZLÜKLERİ BELİRLENDİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yıl sosyal medya fenomeni Selin Ciğerci ile eski eşi eski futbolcu Gökhan Çıra hakkında “kara para aklama” soruşturması başlattı. Ciğerci’ye ait 4 kozmetik şirketini inceleyen bilirkişi heyeti, raporunu tamamladı. 2021-2023 yılları arasını kapsayan vergi denetim raporuna göre, Ciğerci’nin şirket hesaplarında vergi usulsüzlükleri vardı. Selin Ciğerci’ye ait 4 adet kozmetik şirketinin banka hesabında 3 milyar liraya yakın girdi-çıktı yapıldığı belirlendi. Ciğerci’nin hesaplarındaki işlemin boyutu da 2.6 milyar lira olarak tespit edildi.
“EN BÜYÜK KOZMETİK FİRMALARININ KARI YÜZDE 4, CİĞERCİ’NİN NEREDEYSE YÜZDE 50”
Habertürk’ün haberine göre; Selin Ciğerci satış gelirlerini yüksek gösteriyordu. Bu sayede yüksek karlılık oranı elde ediyordu. Rapora göre, piyasanın en büyük kozmetik firmalarının kar oranı yüzde 4 iken, Selin Ciğerci’nin piyasadaki kar oranı yüzde 50’ye yakındı. Ancak bu gelirin kaynağı henüz tespit edilemedi.
YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI KARARI
Soruşturmada sadece Selin Ciğerci ve Gökhan Çıra değil, aile üyelerinin de yer aldığı 9 şüpheli daha var. Savcılığın talebi üzerine, Ciğerci, Çıra ve şirketlerin fiilen müdürlüğünü yapan bir şüpheli hakkında yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi.

Selin CiğerciSosyal MedyaGökhan Çıra3-sayfaMagazinHukukMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CENAZESİNE 5 KİŞİ KATILDI
Bir oğlu olduğu öğrenilen ancak oğluyla uzun süredir görüşmeyen ünlü bestekarın cenazesi Erdemli Devlet Hastanesi morgundan alınarak Koyuncu Mahallesi’nde bulunan Çet Tepesi Mezarlığına götürüldü. Burada Mersin Büyükşehir Belediyesi Cenaze Hizmetlerine bağlı imam tarafından kıldırılan cenaze namazına yine aynı birimde görev yapan 4 kişi katıldı. Biri imam 5 kişi ile kılınan cenaze namazının ardından sanatçının naaşı, kimsesizler mezarlığına defnedildi.

UNUTULMAZ BESTELERİN SAHİBİ
Türkçe ve İngilizce şarkı besteleri yapan ve ‘Kenan’ ismiyle 45’lik plakları çıkan Küçüközcan’ın Çilli Bom (Çillim, Çillim), Askerliğim Bitince, Ayrı Yaşayan Kalpler, Benim Yarım Çok Güzeldir, Deli Oğlan, Senden Sonra, Küçük Yaşta Aldım Sazı Elime gibi eserleri seslendirdiği kaydedildi.

1972 yılında ‘Yılın Ümit Veren Erkek Sanatçısı’ da seçilen bestekarın bir süre ABD’de yaşadığı ardından 1996 yılında Türkiye’ye tekrar döndüğü belirtildi. Bir süredir Mersin’de yalnız yaşayan, ancak son aylarda ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma geldiği belirtilen sanatçının, 2 ay önce Erdemli ilçesinde bulunan huzurevine yerleştirildiği öğrenildi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Kültür SanatKültür SanatÜnlülerMagazinMersinMüzikYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu isimlerden biri de İngiliz oyuncu Jason Statham oldu. Statham, etkinliğe oğlu Jack Oscar ile katıldı.
Jason Statham, yarış öncesinde ve sırasında yaşadığı anları sosyal medya hesabından paylaştı.
Paylaşımlarında, Belçika asıllı İngiliz yarış pilotu Lando Norris ve iki kez dünya şampiyonu unvanına sahip İspanyol Formula 1 pilotu Fernando Alonso Díaz ile bir araya geldiği anlar da yer aldı.
Yarış öncesi hazırlıkları yakından takip eden Jason Statham, Formula 1 pilotlarıyla sohbet etti ve heyecan dolu anlara tanıklık etti.
Ünlü oyuncu, Formula 1 yarışını birinci sırada tamamlayan Lando Norris’i de tebrik etti.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan rapçi, şu ifadeleri kullandı:
Isparta’da meydana gelen helikopter kazası nedeniyle 11 Aralık tarihinde gerçekleştirmeyi planladığımız Giresun konserimiz ileri bir tarihe ertelenmişti. Milletimizin başı sağ olsun.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gözyaşlarını tutamadı Haberi Görüntüle
Habertürk‘ten Atakan Makar’ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kişi, Mahsun Kırmızıgül’ü ziyaret ederek üzüntüsünü paylaştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu

Mustafa Topaloğlu – Talat Bulut

Özcan Deniz

Timur Savcı – Ercan Saatçi

Erkan Petekkaya

Cengiz Erdem

Yılmaz Vural

Nihat Doğan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erbil hakkında her hafta Pazartesi günü olmak üzere evine en yakın karakola giderek ‘imza atmak’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilmişti.
İMZA ATTI
Adli kontrol tedbiri uygulanması çerçevesinde Mehmet Ali Erbil, Sarıyer’deki bir polis merkezine giderek imza attı. Öte yandan, polis merkezinden çıkan Erbil, basın mensubunun sorularına cevap vermeyerek oradan ayrıldı.

Mehmet Ali Erbil3-sayfaMagazinAralıkErbilHukukSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“BUNLAR BOŞ ŞEYLER” DEMİŞTİ
Türkiye’nin en seksi kadını seçilmesiyle ilgili bir açıklama yapan ünlü şarkıcı, “Birileri ortaya bir şey atıyor, birileri de altını dolduruyor, kaynatıyor. Ben de evde oturup izliyorum. Bana göre ‘en’ kavramı çok zor. Kendini seven, kendini güzel hisseden herkesi çok seviyorum. En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler. Seçenler kim, onu da bilmiyorum” ifadelerine yer vermişti.
PAYLAŞIMLARIYLA ADINDAN SÖZ ETTİRİYOR
Tartışmalar devam ederken ünlü şarkıcı sosyal medya hesabından paylaştığı cesur fotoğraflarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bastık’ın paylaştığı fotoğraflar kısa sürede büyük beğeni topladı.
İşte ünlü şarkıcının o paylaşımları;










Zeynep BastıkSosyal MedyaMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başarılı oyunculuğu ve güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başaran ünlü isim şimdi de bir dergi çekimi için kamera karşısına geçti. Çölde ve denizde iddialı pozlar veren Melis Sezen bu karelerini sosyal medyada peş peşe yayınladı.

YORUM YAĞDI
Ünlü ismin pozları kısa sürede beğeni yağmuruna tutuldu. Melis Sezen’e; ‘Çok güzelsin’, ‘Harika görünüyorsun’, ‘Güzelliğin şaka mı?’ gibi yorumlar yapıldı.

İlk olarak Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde oynayan Sezen, ardından Siyah İnci dizisinde rol aldı. İlk başrol oyunculuğunu Leke dizisinde üstlendi. Ardından Sevgili Geçmiş dizisinde de başrolü üstlendi. Sezen, dizi projeleriyle birlikte sinema filmlerinde de yer aldı.
Kültür SanatMelis Sezen3-sayfaMagazinYaşamDiziDehaÇöl
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzik dünyasının en saygın yayınlarından Billboard’ın paylaştığı tanıtım videosunda, Kanye West’in ‘Famous’ klibinden görüntülere yer verilmesi tepki çekti. Söz konusu klipte, Swift‘i temsil eden çıplak bir balmumu figürü bulunuyordu.
Bu görüntülerin kullanılması, Swift hayranlarının sert tepkisine neden oldu. Billboard, videoyu kaldırarak sosyal medya üzerinden özür diledi: “Swift’in başarılarını kutlayan videoda uygunsuz görüntüler kullandığımız için Taylor Swift’ten ve tüm takipçilerimizden özür dileriz. Bu hatadan dolayı büyük pişmanlık duyuyoruz.”
Kanye West ile Swift arasındaki anlaşmazlık, 2020’de ortaya çıkan bir ses kaydıyla yeni bir boyut kazanmıştı. 2016’da yapılan görüşmede West, şarkı sözleri için Swift’in onayını almış görünüyordu. Ancak Swift daha sonra, şarkıda kendisine hakaret edileceğinden haberdar olmadığını açıklamış ve “2009’dan beri süren bu olayın artık parçası olmak istemiyorum” demişti.
Sosyal MedyaTaylor SwiftKanye West3-sayfaMagazinSanatDünyaMüzikMedyaSwift
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ADETA BAŞKA BİRİ OLMUŞ”
O dönemde kısa ve kızıl olan saçlarını uzatıp sarıya boyatan Uçar’ın yüzündeki estetik dokunuşlar da gözlerden kaçmadı. Uçar’ın son halini görenler “Adeta başka biri olmuş” demekten kendini alamıyor.
İşte Nur Cennet Uçar’ın son hali;


Olgun KızıltepeHaberler.com – MagazinNur Cennet UçarO Ses TürkiyeAcun IlıcalıTelevizyonSon HaliMagazinMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İşte ünlü oyuncunun o fotoğrafları;




Olgun KızıltepeHaberler.com – MagazinAyça Ayşin TuranMagazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçen yıl Eylül ayında Yunanistan’ın Mykonos adasında dünyaevine giren çift, şimdi bir kız bebek beklediklerini duyurdu. Instagram’da paylaştıkları videoda gebelik testi ve ultrason görüntülerini gösteren çift, bebeklerini “Noel Mucizemiz” olarak tanımladı.
Üvey kardeş olmalarına rağmen aşklarını yaşamaktan çekinmeyen çift, ilişkileri hakkında yapılan olumsuz yorumları umursamadıklarını belirtiyor. Scarlet, “Yorumları okumuyorum, ama gördüğümde gülüyorum. Trolleri eğlenceli buluyoruz” diyor.
Düğünlerinde yaşanan ilginç anlar sosyal medyada çok konuşuldu. Özellikle Tayo’nun yaptığı dans gösterisi ve Scarlet’in çocuksu konuşmaları eleştirilere neden oldu.
2017-2018 yılları arasında Neighbours dizisinde rol alan Scarlet, şimdi eşiyle birlikte OnlyFans’ta içerik üretiyor. Platform üzerinden ayda 200 bin dolardan fazla kazandığını açıklayan Scarlet, Instagram’da 2.4 milyon, TikTok’ta ise 6.2 milyon takipçiye sahip. Çift şu anda Amerika’da yaşıyor ve sosyal medya kariyerlerine devam ediyor.



Sosyal MedyaYunanistanAvustralyaTelevizyonMelbourne3-sayfaMagazinMykonosGençlikMedyaBebekDünyaDizi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha önce jüri üyesi olarak Hadise, Murat Boz, Ebru Gündeş, Beyazıt Öztürk, Seda Sayan, Mustafa Sandal, Hülya Avşar, Mazhar Alanson, Özkan Uğur, Gökhan Özoğuz, Hakan Özoğuz, Sibel Can ve Yıldız Tilbe gibi isimlerin yer aldığı yarışmada bu sene hangi isimlerin jüri koltuğunda oturacağı sonunda belli oldu.
Ekol TV’de yer alan habere göre; O Ses Türkiye 2025 jürileri Beyazıt Öztürk, Ebru Gündeş, Murat Boz ve Sinan Akçıl oldu. Programdan bir görüntü de sosyal medyada hızla yayıldı.

SADECE BİR İSİM DEĞİŞTİ
Bu kadroya göre O Ses Türkiye’nin yeni sezonda sadece bir isim değişmiş oldu. Programın son sezonunda jüri koltuğunda; Ebru Gündeş, Murat Boz, Oğuzhan Koç ve Beyazıt Öztürk yer almıştı.
SOSYAL MEDYA İKİYE BÖLÜNDÜ
O Ses Türkiye 2025 jüri kadrosunu sosyal medyada doğru bulan da oldu yanlış bulan da. Sosyal medyada ‘Çok doğru seçim’, ‘Acun tarafını seçmiş’, ‘Harika bir kadro’ gibi yorumların yanı sıra ‘İzlenme sebebi Hadise’ydi’, ‘Bu kadro hiç olmamış’ gibi eleştiriler de yapıldı. Yeni jürisiyle birlikte yarışmanın reytinglerde nasıl bir yer alacağı ise şimdiden merak konusu oldu.
O Ses TürkiyeSosyal MedyaAcun IlıcalıTelevizyon3-sayfaMagazinMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Bir dönem hakkında çıkan “Bekaretimi anneme inat olsun diye verdim” şeklindeki haberlere açıklık getiren ünlü şarkıcı, “Benim hakkımda o kadar çok yalan haber yapıldı ki… O zamanlar 19 yaşındaydım. ‘İlk erkek arkadaşın kimdi?’ diye sorarlardı, ben de cevap verirdim. Bunu çevirip ‘bekaretimi ona verdim’ diye servis ederlerdi. Sonra ben arardım onları, onlar da ‘böyle olursa insanlar okur’ cevabını verirlerdi. Bir haber çıktığım zaman annem arayıp soruyor ‘bu doğru mu?’ diye… İnsanın annesi bile inanıyor” ifadelerine yer verdi.

KOCA PUNTOLARLA MANŞET OLMUŞTU
O dönem çıkan haberde Seren Serengil’in “Bakire misin?” sorusuna “Hayır, bakire değilim… Yıllar önce bekaretimi kaybettim… İsmini veremem çok ayıp olur. Ünlü birisi, çevresinde de bir yığın kadınlar vardır. Annem iki yıl sonra duydu ‘İyi halt ettin değil mi! Yakışıyor mu sana?’ dedi, kızdı. Oysa annem de biliyor ki, Türkiye’de pek çok ünlü hanım, sahneye çıkmadan önce seks yapmaya başlıyor. Bende bu gecikti bile… Ama annem beni hiçbir zaman büyümüş olarak görmedi… Ve bu yüzden de cinselliği de seksi de annemle konuşamadım. Zaten beni büyümemiş gördüğü için ona bir isyandı ilk cinselliği yaşamam” cevabını verdiği öne sürülmüştü.
Seren SerengilMagazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANAMIYORLAR
Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın boşanmalarının Türk hukuku hükümlerine göre gerçekleşmesi söz konusu değil. Son günlerde sık sık Mauro Icardi’nin boşanma davasını Türkiye’de açması halinde eşinin kendisini aldatması nedeniyle tazminat ve nafaka ödemek zorunda kalmayacağı, iki kızlarının velayetini alabileceği yazılıyor.
Ne var ki Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın Türk hukukuna göre boşanmaları söz konusu değil. Milletlerarası Özel Hukuk’a göre, boşanma hükümleri, çiftin evlendiği ülkenin hukukuna göre gerçekleşmek zorunda. Yani çift sadece Arjantin hukukuna göre boşanabilir.
Milletlerarası Özel Hukuk’a göre;
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku bulunmadığı takdirde, Türk hukuku uygulanır.
(2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir.

Mauro IcardiWanda NaraMagazinHukukSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KISMETİMDE BALIK DA YOK”
Erbil, ev hapsi cezasının kaldırılmasının akabinde soluğu İstanbul Boğazı’nda aldı. Balık tutmaya çıkan Erbil, o ana ait fotoğrafı sosyal medya hesabından “Kısmetimde balık da yok” mesajıyla yayınladı.

“KARAR HASTALIĞIM SEBEBİYLE BENİ TEDİRGİN ETMİŞTİ”
30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak olan Erbil ev hapsi cezasının kaldırılmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Beni tanıyanlar çok iyi bilirler. Hayatım boyunca başıma gelen kötü olayların sebebi hep iyi niyetimin kullanılmış olmasıdır. Nitekim bu son olayda da benzeri bir durum yaşadım. Ben hiçbir zaman kanunlara aykırı bir davranış içine girmedim; girmem de. Hakkımda verilen elektronik kelepçeyle ev hapsi kararı hastalığım sebebiyle beni çok tedirgin etmişti. Acil durumda hastaneye yetişememenin düşüncesi bile çok üzücü. O yüzden bugün bu kararın kaldırılmasına çok sevindim. Yargılama devam ettiği için fazla yorum yapamam ancak. Yüce Türk adaletine güvenim sonsuz. Sadece bu kadarını söyleyebilirim.”
Mehmet Ali Erbilİstanbul BoğazıSosyal MedyaEv hapsiMagazinYaşamMedyaErbil
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İNTİHARI DÜŞÜNDÜM, SEZEN AKSU KURTARDI”
Snob Magazin’in haberine göre; zor zamanlarında duayen sanatçı Sezen Aksu’nun desteğini unutamadığını belirten Casalini, “23 Nisan gecesi hayatımın en kötü zamanlarından birini yaşadım. İntiharı bile düşündüm. Ertesi sabah Sezen, bana bir şarkı gönderdi. ‘Felaket Manzara’ dört ay önce çıktı ama o şarkı beni bataklıktan çekip aldı.” diye konuştu.
“BÜYÜLÜ BİR İNSAN”
Sezen Aksu’nun birinin zorda olduğunu hissettiğini dile getiren şarkıcı, “Acayip büyülü insan. Bunlar filmlerde olur deriz ya, aynen oldu.” dedi.

“HAYATTA HİÇBİR ŞEYİM YOK”
Casalini, “Çocuklarım, torunum ve arkadaşlarım var yapamazdım ama çok ciddi düşündüm. Deprem, ormanların kesilmesi gibi şeyler nedeniyle. Dünya acayip sahne, biz izliyoruz. Bize iyi etkisi olacak hiçbir şey olmuyor. Ben buna katlanamıyorum. Özellikle doğa katliamı etimden parça koparıyor. Bu arada hayatta hiçbir şeyim yok.” ifadelerini kullandı.

“MÜZİĞİ BIRAKMADIM”
“Bodrum’a yerleşti, müziği bıraktı” iddialarına yanıt veren şarkıcı, “Hiçbir zaman müziği bırakmadım. Yıllardır bırakmadığımı söylüyorum. Hayatımda müzik olmasa depresyondan ölürüm. Beni ayakta müzik tutuyor. Bırakma niyetim yok, dört elle sarılıyorum.” dedi.
Zeynep CasaliniMagazinSanatYaşamMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programa katılan bir kadının ‘Almanya’da sosyal yardım var’ sözlerine ‘Türkiye’de de var’ diye yanıt verdiği için eleştirilen Müge Anlı, söz konusu eleştirilere tepki göstererek; “Gene TT olmuşum. Almanya’dan gelip annesini arayan kadın Almanya’da sosyal yardım var dediğinde Türkiye’de de var dediğim için. Yok mu? Zekası geri insanlara saygı duyuyorum, kendi akıllı sanan geri zekalılar oldukça rahatsız verici” ifadelerini kullandı.
‘GERİ ZEKALILAR’ DEDİ, SOSYAL MEDYADA GÜNDEME OTURDU
Anlı sözlerinin devamında ise daha sert ifadeler kullandı.
Kendisini eleştirenlere ‘Geri zekalılar’ diyen Anlı, “Yok mu sosyal yardım? Ha siz sosyal yardım doğru yere gidiyor mu gitmiyor mu tartışmasını benim üzerimden yapamazsınız. Hoş yaparsanız da çok umurumda mı? Değil. Ama ben bakan değilim. Saçma sapan şeyleri benim üzerimden söylemeye çalışıyorsunuz ama millet geri zekalı değil. Yazanlar geri zekalı. Yok mu bu ülkenin sosyal yardımı? Ben burada elli kere söyledim komşunuzda, akrabanızda haksız yere alanınız varsa şikayet edin. Çünkü bu bir havuz, 1 alan ihtiyaç sahibi 5 alsın diyorum. Geri zekalılar” sözlerini sarf etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul’da aile katliamında ölenlerin cenazeleri yakınları tarafından Adli Tıp Kurumu’ndan alındı.
İstanbul’da dün akşam saatlerinde yaşanan aile katliamında ölen anne Necmiye Aladağ, baba Muhammet Aladağ, dayı oğlu Şadan Serdar Büke, kuaför çalışanı Mehmet Salih Özsökük ve saldırgan Bahtiyar Aladağ cenazeleri Adli Tıp Kurumuna kaldırılmıştı. Bugün biten işlemlerin ardından ölen şahısların cenazeleri yakınları tarafından alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı ve oyuncu Özcan Deniz, şu sıralar ilgiyle izlenen Kızıl Goncalar dizisinde başrolü paylaştığı Mert Yazıcıoğlu ile çekilmiş fotoğrafını Instagram hesabı üzerinden takipçileriyle paylaştı.
2013 – 2016 yılları arasında yayınlanan Karagül dizisinde de birlikte çalışan ikilinin 10 yıl öncesine ait fotoğrafı görenleri şaşırttı. Özcan Deniz ve Mert Yazıcıoğlu’nın yıllar içindeki değişimi dikkat çekti.
Mert Yazıcıoğlu, Özcan Deniz
Mert YazıcıoğluKızıl GoncalarKültür SanatSosyal MedyaÖzcan Deniz3-sayfaMagazinYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozkurt Halk Eğitim Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen kongrede divan başkanlığını il koordinatörü İsmail Altınöz yaptı.
Kongreye tek aday olarak katılan mevcut başkan Utku Eren, kullanılan oyların tamamını alarak yeniden başkanlığa seçildi.
Yönetim kurulu ise Ramazan Tecen, Gizem Can Debreli, Mehmet Oğuz Kağan Kasap, Burhanettin Bıyıklıoğlu, Mehmet Çevirgen, Ahmet Özkan, Mehmet Akif Teker, İsa Gür, Ahmet Kalafat ve Aygün Tuncel’den oluştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Texas’taki AT&T Stadyumu’nda 70 bin kişi önünde gerçekleşen maçı, efsane boksör Andre Ward ve komedyen Cedric the Entertainer ile birlikte sunan 43 yaşındaki Abdo’nun deri desenli korsesi dikkat çekti.
Abdo’nun şık görüntüsü, sosyal medyada büyük beğeni topladı. Kullanıcılar “Güzel Kate Abdo’nun bu etkinliği sunması izleme isteğimi artırıyor”, “Kate Abdo’nun Logan-Tyson maçını sunması muhteşem”, “Bu organizasyondaki tek iyi şey Kate Abdo” gibi yorumlar yaptı.
İngiliz sunucunun Amerikan aksanıyla konuşması da izleyenleri şaşırttı. Sosyal medya kullanıcıları bu değişikliği şaşkınlıkla karşıladı ve eğlenceli yorumlarla paylaştı.
Abdo’nun yakın zamanda eski boksör ve şimdiki antrenör Malik Scott ile evlendiği öğrenildi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşilçam’ın ünlü oyuncusu Ahu Tuğba, ABD’de hayatını kaybetti. Otopsi raporu ortaya çıkan 69 yaşındaki Ahu Tuğba’nın ölüm nedeni ortaya çıktı.

Annesinin ölümüne alışamayan Anjelik Calvin, zor günler geçiriyor…

Ahu Tuğba’nın acılı kızı Anjelik Calvin, sosyal medya hesabından yürek yakan bir paylaşımda bulunmuştu.

“ANNEME KAVUŞMAK İSTİYORUM”
Calvin, “Anne çok acı çekiyorum. Anneme kavuşmak istiyorum” demişti.

‘ALLAH’IM DAYANAMIYORUM ARTIK’
“Anne çok acı çekiyorum… Derin bir ızdırap… Keşke evden bahçeye bile çıkmasaydım. Çok pişmanım seninle oturamadım, uyuyamadım. Kalbim ağrıyor. Allah’ım dayanamıyorum artık. Hangisi daha hayırlı ise hakkımda o olsun, anneme kavuşmak istiyorum rabbim.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atv’de yayınlanan ‘Bir Gece Masalı’ dizisinde rol alan Özlem Türkad ile bir araya geldik. Dizide kocasını kaybettikten sonra onun yokluğunu kabullenemeyen Süreyya karakterini canlandıran oyuncu, hem rolüyle hem de rol arkadaşlarıyla ilgili samimi açıklamalar yaptı. “Keşke Süreyya gibi ‘Aman boşver’ deyip vurdumduymaz olabilsem” diyen Türkad, “Sette şükrettiğim bir ortam var. Burak ve Yazgıcı’ya çok hayranım” diyerek Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’dan övgüyle bahsetti.
Diziye dahil olma süreciylebaşlayalım mı?
Tabii ki, diziye ilk okey diyenlerden biriyim. Menajerim sevgili Nimetçiğimle beraber o arada 5-6 senaryo okumuş ve reddetmiş durumdaydık. Bu iş geldiğinde rol çok ilgimi çekti açıkçası. Daha önce oynamadığım, değişik bir renkteydi. Süreyya’nın rengine kapıldım diyebilirim.
Biraz gelgitli birkarakter değil mi?
Şöyle, yası kaldıramamış ve kendini gerçekliğe kapatmış bir kadın. Kocası ölmemiş gibi davranıyor. Akıl hastalığı yok herhangi bir teşhisi yok, fakat kocasının katilini biliyor olmasına rağmen durumu kabul etmiyor.
Bu durumun bilimsel bir karşılığıvar mı peki?
Evet, bilimsel olarak böyle tanılar var. Araştırdım, çok kitap okudum. Kendi terapistimle uzun uzun sohbet ettim. Çok klişeye düşmek kolaydır bu tip rollerde. Deli gibi oynamak, kötüyü kötü oynamak, abartarak oynamak kolaydır. Bıçak sırtı rollerdir. Mümkün mertebe bunu doğala ve gerçeğe yaklaştırabilmek için çok bilgi edindim, çok çalıştım. Süreyya bu şekilde çıktı. Çok seviyorum kendisini.

SÜREYYA GİBİ OLMAK İSTERDİM
Seyirci de sevmiş karakteri. Nasılyorumlar geliyor size?
Evet, Süreyya’yı çok seviyor herkes. Tabii ki sever çünkü o kadar entrikanın kaosun içinde saf, pür ve iyiniyetli kalabilen tek pozitif karakter O. Evin içinde de sevilen bir karakter. Aklında ne varsa çat diye söyleyebilen bir karakter. En negatif şeyde bile ‘Aman boşver’ deyip hayatına devam edebiliyor. Şalterleri indirmek hayatını kolaylaştırıyor.
Siz de öyle biri misiniz?
Çok isterdim Süreyya gibi şalterleri indirebilmeyi, vurdumduymaz olmayı. Ama maalesef ben biraz düşünceli biriyim. Yaşadığım yerin, ülkenin, coğrafyanın sorunlarıyla birlikte bana değen değmeyen, duyduğum bildiğim öğrendiğim her şeyin yükleriyle yaşıyorum.
Dizinin bu kadar sevileceğini, tutacağınıdüşünmüş müydünüz?
Evet, kendi karakterimden bağımsız hikâye de çok hoşuma gitti. Çalışacağını ön görmüştüm. Bu işin yüzde 80’i doğru cast. Bizim işimiz de; başrollerden diğer karakterlere kadar çok doğru oyunculara emanet edildi.
Reytingleri takip eder misiniz?
Hiç takip etmiyorum. Sektörün nasıl döndüğünün tabii ki farkındayım ama ben oyuncu olarak üzerime düşen vazifeyi en iyi şekilde çalışıp yerine getirdikten sonrasının gerçekten benimle ilgisi yok. Ama reyting iyi gelirse çok mutlu olurum tabii ki.
Setteki uyum nasıl? Rolarkadaşlarınız için neler söylemekistersiniz?
Daha öne Deniz Gürkan’la beraber çalışmıştık. Onun dışında herkesle ilk defa çalışıyorum. Yatıp kalkıp şükrettiğim bir ortamımız var. Herkesi çok seviyorum. Burakcığıma, Yazgıcığıma çok hayranım. Rüçhan ablacım, Yıldız ablacım, Kenan abiciğim, zaten onlar bizi sardı sarmaladı. Ortak bir auro oluştu. Dışarıda bile görüşüp çay kahve içiyoruz. Sette doyamıyoruz birbirimize.

Burak’la Yazgı’nın uyumunu nasıldeğerlendiriyorsunuz?
Aralarındaki yaş farkıyla ilgili baştan beri söylenen hiçbir şeyi çok dikkate almadım açıkçası. Esas mesele kimya. Yazgı’nın bir önceki işi ‘Kardeşlerim’deki liseli hali akılda kaldığı için o hafıza tazeleniyor oysa Yazgı çok hoş bir genç kadın. Yazgı bence o algıyı bu rolle kırdı. Oyunculuğu yanlış anlamaktan kaynaklanan bazı genç arkadaşlarda ego oluşuyor ya, öyle bir şeyle karşılaşacağım endişesiyle başladım bu işe aslında. Ama çok şükür hiç öyle olmadı. Tam tersine ne Burak da ne Yazgı da ikisinde de öyle bir şey yok. Sahneyi beraber konuşup öneri almaya açıklar. Özellikle Burak’la daha fazla sahnem olduğu için, ben de onlardan çok şey öğreniyorum.
Burak’la anne oğulu oynuyorsunuz.O ilişki nasıl aranızdaki?
Süreyya Mahir’i öyle bir yere koymuş ki hayatında, kocasını kaybettikten sonra her şeyi Mahir olmuş. Dünya Mahir’in etrafında dönüyor gibi. İlk bölümde kavga ettikleri bir sahne var Burak’la. Bizim beraber çektiğimiz ilk sahne o ve zor bir sahneydi. O zor sahneden başlamak karaktere nasıl yaklaşacağımızı öğretti bize.
Mahir’le Canfeza’nın ilişkisi seyircidekarşılık buldu. Onların ilişkisindeseyirciye sıcak gelen şey neoldu sizce?
Ben onların sahnelerini izlerken, birbirine aşık iki genç görüyorum. Terminolojileri de oturdu. Sadece laflarını söylemiyorlar, birbirlerini tamamlıyorlar. Aralarındaki ilişki naturel bir yere evrildi ki, düşman iki ailenin çocukları olmasına rağmen seyirciye ulaşılmaz gelmiyor. Onların sahnelerini gülümseyerek seyrediyorum.

ŞÖHRET DEDİĞİN ŞEY AMBALAJ
Az önce bahsettiğiniz egoluisimlerle karşılaştınız mı hiç?
Çok şükür ben öyleleriyle karşılaşmadım. Kötülerle hiç karşılaşmadım. Yukarıdan bir torpilim var galiba. Ama çok duyuyorum etrafta. Emek harcamadığınız her şey kıymetsizdir, oyunculuk da öyledir. Mesleğimiz sadece kamera karşısında durup derin derin bakmaktan ibaret değil. Bir karakter oluşturmak için uzun uzun çalışmak gerekiyor ya, bazen bu etapları atlayıp sadece işi yapmaya geldiğinde sıkıntı oluyor bence. Ün, şan, şöhret dediğiniz şey bu işin ambalajı. Paketi açtığınızda karşılaştığınız şey önemli.
Siz nasıl yaşıyorsunuz şanşöhret durumunu?
Bu işimin bir parçası ama hiçbir zaman hayatımda öne çıkmasına izin vermedim, vermem. Pazara da giderim, toplu taşımaya da binerim. Çok ünlüyüm duygusunu taşımadan yapıyorum işimi.
Sürekli anne rollerinin gelmesindendolayı bir serzenişin var mı?
Serzeniş demeyelim ama yapımcıların ve yönetmenlerin daha hayalperest ve cesur olmalarını isterim açıkçası. Bir sürü ön koşul var. Daha ünlü olsun, daha güzel olsun. Bir de şimdi takipçi sayısı eklendi bunlara. Sonuçta bizim dışımızda gelişen bir durum bu. Ben bir oyuncu olarak her rolü oynamayı çok isterim tabi ki. Tiyatroda kariyerimde 5 ödülün tamamı Bernarda Alba’nın Evi oyunundan ve orada oynadığım karakter hiç de sevimli değildi. Dolayısıyla farklı roller önüme gelse yaparım.
35 KİLO BİRDEN VERDİM
Sizi internette araştırırken hepkilolu haliniz ve geçirdiğinizmide operasyonu haberleri çıkıyor. Budurumdan rahatsız mısınız?Yok, hayır değilim. Ailemden genetik olaraktaşıdığım yüksek tansiyon, şeker gibi risklervardı. Ailede herkes şeker hastası. Dolayısıyla kiloile gelen risklerim vardı. Ailede yemek yemek çoksevildiği ve bir türlü önüne geçilemediği için, hayatımhep kilo vermeyi denemekle geçti. Sonra mide küçültmeameliyatı oldum. Sonrası daha sağlıklı geçti benim için.Kilo almadım, kan değerlerim düzene girdi, dizimdekibelimdeki rahatsızlıklar iyileşti. Sağlık olarak işime çokyaradı, estetik kısmı ikinci planda kaldı desem yeridir.
Ameliyat olmanızın üstünden ne kadar geçti?2016’da oldum. 35 kilo verdim. Aynı kiloyu korumayıbaşarıyorum 8 yıldır. Aynı ameliyatı geçirip sonra kiloalan çok insan duyuyorum. Biraz dikkat etmek önemli.
Sizi kilolu halinizle seven yorum yapançok insan var…Ben de o halimi çok seviyorum. O yanaklar netatlıydı keşke gitmeseydi diyen bir sürü seyirci var.Ama dediğim gibi sağlık önceliğim oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayat hikayesi sosyal medyada gündem oldu… Ünlü oyuncu Cengiz Nezir, Hababam Sınıfı filminde canlandırdığı ‘Bozum Cahit’ karakteriyle gönüllere taht kurmuştu. Usta isim Bizim Aile, Ah Nerede, Aile Şerefi ve Süt Kardeşler gibi Yeşilçam’ın birbibirinden sevilen filmlerinde oynamıştı.

Unutulmaz filmlere imza atan Cengiz Nezir, bir anda oyunculuğu bırakarak sevenlerini üzmüştü.

67 yaşındaki Cengiz Nezir, oyunculuğun ardından bambaşka bir işe yönelmişti.

‘Bozum Cahit’ karakteriyle tanıdığımız Cengiz Nezir, şimdilerde tokacılık yapıyor.

Cengiz Nezir, yönetmen ve senarist Yavuz Turgul’a kızdığı için oyunculuğu bıraktığını itiraf etmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Önümüzdeki günlerde sete çıkmaya hazırlanan dizinin kadrosunda; Sude Zülal Güler, Emre Dinler, Damlasu İkizoğlu, Atakan Hoşgören, Yalçın Hafızoğlu, Özgür Cem Tuğluk, Melisa Bostancıoğlu, Dilaray Yeşilyaprak, Aykut Yılmaz, Murat Akkoyunlu, Ruhi Sarı, Murat Kılıç, Kadim Yaşar, Hilmi Özçelik, Elif Çakman, Şebnem Doğruer, Ayşen Sezerel, Elif İnci, Handan Yıldırım, Burak Can Doğan ve Melis Özçimen gibi genç yetenekler ve deneyimli oyuncular yer alıyor.

Proje tasarımı Cemil Yavuz, senaryo ve hikâyesi Fatih Özcan’a ait olan “Zembilli”de, yönetmen koltuğuna Ufuk Hakan Eren oturuyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Zembilli, Toros Dağları’nın eteklerinde bir Yörük kasabasındaki insanların acı, tatlı ve sürükleyici hikâyesini konu alıyor.

Güçlü ve sıcak anlatımıyla Zembilli, Anadolu’nun kalbindeki bir kasabanın, aslında ne kadar derin ve dokunaklı hikâyeler barındırdığını gözler önüne serecek.

Zembilli, çok yakında atv ekranlarında izleyiciyle buluşacak!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydan Şener, bir döneme damga vurmuş isimlerin başımda geliyor. Hem oyunculuğu ile hem de güzelliğiyle her zaman dikkat çeken isimlerden biri…

1963 yılında Kilis’de doğan ünlü sanatçı, 1981 yılında Türkiye Güzeli seçildi.

Aynı yıl Türkiye’yi Miss World güzellik yarışmasında temsil etti.

Yeşilçam’ın tescilli güzeli Aydan Şener’in kızı da çok ünlü çıktı.

Aydan Şener’in kızı meğer Medcezir dizisinin yıldızıymış.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BİRÇOK FAYDASI BULUNUYOR
KALSİYUM İHTİYACINI GİDERİR: Düzenli olarak ayran tüketimi, kemik sağlığının korunmasına yardımcı olabilir. Ayranın içerdiği kalsiyum aynı zamanda hücrelerin sağlığının korunmasına ve kas sağlığına önemli katkılar sağlar.
VİTAMİN DEPOSU: Ayranın içerdiği yüksek değerdeki B kompleksi, vitaminleri başta olmak üzere D vitamini özellikle anemi hastalığına yakalanma riskini azaltabilir. Demir içermesi de artı bir fayda sağlar.
RİBOFLAVİN İÇERİR: Ayran hormonlarının salgılanması ve sindirime yardımcı olan gıdaların enerjiye dönüşmesine yarayan riboflavin açısından zengindir. Ayrıca antioksidan özelliğinden dolayı karaciğer sağlığına katkıda bulunur.
KAN BASINCINI AZALTIR: Bu konuyla ilgili olarak dünyanın farklı ülkelerinde yapılan birçok araştırma ayran tüketimin kolesterolün sağlıklı bir seviyede kalmasına yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Kan basıncının düşmesini sağladığını da ispatlamıştır.

KOLESTEROLE İYİ GELİR: Ayran kolesterol seviyesinin düzenlenmesine hayati katkı sağlayan bileşenler açısından çok zengindir.
KABIZLIĞI GİDERİR: Ayranın sulu bir içecek olması bağırsak hareketlerinin artmasını sağlar ve kabızlık sorununun giderilmesinde etkili olur. Aç karınla tüketildiğinde daha etkili sonuçların alınmasına yardımcı olabilir.
GASTRİTE İYİ GELİR: Ayran, gastrit sorunlarının giderilmesine bağırsaklarda faydalı bakterilerin sayının artmasına yardımcı olabilir. Düzenli olarak ayran içmek başta sindirim sistemi olmak üzere iç organların sağlığını korur. Aynı zamanda cilt sağlığının korunmasına da yardımcı olur.
HARARETİ GİDERİR
Özellikle ayranın yaz aylarında hararet giderici özelliği vardır. Ağır yemeklerden sonra tüketilmesi hazmın kolaylaşmasına ve gaz sorunlarının ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.

EV YAPIMI AYRAN
MALZEMELER
1 su bardağı yoğurt
Yarım çay bardağı süt
Yarım çay bardağı maden suyu
1 bardak soğuk su
1 çay kaşığı tuz
YAPILIŞI: İlk olarak uygun bir kap içerisine yoğurdumuzu alalım. Eğer varsa ev yoğurdu yoksa hazır yoğurt kullanabilirsiniz. Ardından üzerine su hariç diğer malzemelerimizi ekleyelim. Blender ile homojen bir kıvam alana kadar karıştıralım. Tuzunu kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Suyu ekleyerek blender ile karıştırmaya devam edelim. Eğer ayranınızın daha koyu ve akışkan olmasını istiyorsanız soğuk suyu yavaş yavaş ekleyerek damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Dilerseniz üzerine bir tutam kuru nane serpebilirsiniz ya da taze nane eşliğinde servis edebilirsiniz. Ben bu ölçülerle 4 bardak ayran elde ettim. Siz oranları kişi sayınıza göre arttırarak ayarlayabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Serpil Çakmaklı ile Yalçın Dümer’in kızları Merve, sosyal medyayı salladı. Güzelliği ile aynı annesi…

Yalçın Dümer ile Serpil Çakmaklı 1993 yılında nikah masasına oturup iki yıl sonra yollarını ayırmıştı. Çiftin bu evlilikten Merve adında bir kızları olmuştu.

Yalçın Dümer ve Serpil Çakmaklı’nın kızları Merve şimdi 30 yaşında…

Amerika’da yaşayan Merve Dümer güzelliğiyle ilgi odağı oldu.

Serpil Çakmaklı, Yalçın Dümer ile dünyaya gelen kızı Merve Dümer’in doğum gününü duygusal bir mesajla kutlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
atv dizisi ‘Bir Gece Masalı’nda Süreyya karakterini canlandıran deneyimli oyuncu Özlem Türkad, Süreyya’nın rengine kapıldığını söyledi. “Sette şükrettiğim bir ortam var” diyen Türkad, rol arkadaşlarından övgüyle bahsetti

Atv’de yayınlanan ‘Bir Gece Masalı’ dizisinde rol alan Özlem Türkad ile bir araya geldik. Dizide kocasını kaybettikten sonra onun yokluğunu kabullenemeyen Süreyya karakterini canlandıran oyuncu, hem rolüyle hem de rol arkadaşlarıyla ilgili samimi açıklamalar yaptı. “Keşke Süreyya gibi ‘Aman boşver’ deyip vurdumduymaz olabilsem” diyen Türkad, “Sette şükrettiğim bir ortam var. Burak ve Yazgıcı’ya çok hayranım” diyerek Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’dan övgüyle bahsetti.

Diziye dahil olma süreciyle başlayalım mı?
Tabii ki, diziye ilk okey diyenlerden biriyim. Menajerim sevgili Nimetçiğimle beraber o arada 5-6 senaryo okumuş ve reddetmiş durumdaydık. Bu iş geldiğinde rol çok ilgimi çekti açıkçası. Daha önce oynamadığım, değişik bir renkteydi. Süreyya’nın rengine kapıldım diyebilirim.
Biraz gelgitli bir karakter değil mi?
Şöyle, yası kaldıramamış ve kendini gerçekliğe kapatmış bir kadın. Kocası ölmemiş gibi davranıyor. Akıl hastalığı yok herhangi bir teşhisi yok, fakat kocasının katilini biliyor olmasına rağmen durumu kabul etmiyor.
Bu durumun bilimsel bir karşılığı var mı peki?
Evet, bilimsel olarak böyle tanılar var. Araştırdım, çok kitap okudum. Kendi terapistimle uzun uzun sohbet ettim. Çok klişeye düşmek kolaydır bu tip rollerde. Deli gibi oynamak, kötüyü kötü oynamak, abartarak oynamak kolaydır. Bıçak sırtı rollerdir. Mümkün mertebe bunu doğala ve gerçeğe yaklaştırabilmek için çok bilgi edindim, çok çalıştım. Süreyya bu şekilde çıktı. Çok seviyorum kendisini.

SÜREYYA GİBİ OLMAK İSTERDİM
Seyirci de sevmiş karakteri. Nasıl yorumlar geliyor size?
Evet, Süreyya’yı çok seviyor herkes. Tabii ki sever çünkü o kadar entrikanın kaosun içinde saf, pür ve iyiniyetli kalabilen tek pozitif karakter O. Evin içinde de sevilen bir karakter. Aklında ne varsa çat diye söyleyebilen bir karakter. En negatif şeyde bile ‘Aman boşver’ deyip hayatına devam edebiliyor. Şalterleri indirmek hayatını kolaylaştırıyor.
Siz de öyle biri misiniz?
Çok isterdim Süreyya gibi şalterleri indirebilmeyi, vurdumduymaz olmayı. Ama maalesef ben biraz düşünceli biriyim. Yaşadığım yerin, ülkenin, coğrafyanın sorunlarıyla birlikte bana değen değmeyen, duyduğum bildiğim öğrendiğim her şeyin yükleriyle yaşıyorum.
Dizinin bu kadar sevileceğini, tutacağını düşünmüş müydünüz?
Evet, kendi karakterimden bağımsız hikâye de çok hoşuma gitti. Çalışacağını ön görmüştüm. Bu işin yüzde 80’i doğru cast. Bizim işimiz de; başrollerden diğer karakterlere kadar çok doğru oyunculara emanet edildi.
Reytingleri takip eder misiniz?
Hiç takip etmiyorum. Sektörün nasıl döndüğünün tabii ki farkındayım ama ben oyuncu olarak üzerime düşen vazifeyi en iyi şekilde çalışıp yerine getirdikten sonrasının gerçekten benimle ilgisi yok. Ama reyting iyi gelirse çok mutlu olurum tabii ki.
Setteki uyum nasıl? Rol arkadaşlarınız için neler söylemek istersiniz?
Daha öne Deniz Gürkan’la beraber çalışmıştık. Onun dışında herkesle ilk defa çalışıyorum. Yatıp kalkıp şükrettiğim bir ortamımız var. Herkesi çok seviyorum. Burakcığıma, Yazgıcığıma çok hayranım. Rüçhan ablacım, Yıldız ablacım, Kenan abiciğim, zaten onlar bizi sardı sarmaladı. Ortak bir auro oluştu. Dışarıda bile görüşüp çay kahve içiyoruz. Sette doyamıyoruz birbirimize.

Burak’la Yazgı’nın uyumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aralarındaki yaş farkıyla ilgili baştan beri söylenen hiçbir şeyi çok dikkate almadım açıkçası. Esas mesele kimya. Yazgı’nın bir önceki işi ‘Kardeşlerim’deki liseli hali akılda kaldığı için o hafıza tazeleniyor oysa Yazgı çok hoş bir genç kadın. Yazgı bence o algıyı bu rolle kırdı. Oyunculuğu yanlış anlamaktan kaynaklanan bazı genç arkadaşlarda ego oluşuyor ya, öyle bir şeyle karşılaşacağım endişesiyle başladım bu işe aslında. Ama çok şükür hiç öyle olmadı. Tam tersine ne Burak da ne Yazgı da ikisinde de öyle bir şey yok. Sahneyi beraber konuşup öneri almaya açıklar. Özellikle Burak’la daha fazla sahnem olduğu için, ben de onlardan çok şey öğreniyorum.
Burak’la anne oğulu oynuyorsunuz. O ilişki nasıl aranızdaki?
Süreyya Mahir’i öyle bir yere koymuş ki hayatında, kocasını kaybettikten sonra her şeyi Mahir olmuş. Dünya Mahir’in etrafında dönüyor gibi. İlk bölümde kavga ettikleri bir sahne var Burak’la. Bizim beraber çektiğimiz ilk sahne o ve zor bir sahneydi. O zor sahneden başlamak karaktere nasıl yaklaşacağımızı öğretti bize.
Mahir’le Canfeza’nın ilişkisi seyircide karşılık buldu. Onların ilişkisinde seyirciye sıcak gelen şey ne oldu sizce?
Ben onların sahnelerini izlerken, birbirine aşık iki genç görüyorum. Terminolojileri de oturdu. Sadece laflarını söylemiyorlar, birbirlerini tamamlıyorlar. Aralarındaki ilişki naturel bir yere evrildi ki, düşman iki ailenin çocukları olmasına rağmen seyirciye ulaşılmaz gelmiyor. Onların sahnelerini gülümseyerek seyrediyorum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyayı kasıp kavurdu… Genç oyuncu Birsu Demir’i görenler ‘Büyüyünce Türkan Şoray’a benzemiş” dedi.

Bir dönemin çocuk oyuncularından Birsu Demir değişimi ile sosyal medyanın konuşulan isimlerinden olmayı başarıyor. Verdiği cüretkar pozlarla mest eden Birsu Demir öyle pozlar verdi ki takipçileri alev emojileri yağdırdı.

Alemin Kıralı dizisindeki Oben karakteriyle hafızalarda yer edinen Birsu Demir’in son hali sosyal medyaya damga vurdu.

İşte farklı güzelliğiyle bakışları üzerine çeken Alemin Kıralı’nın Oben’i Birsu Demir’in son hali…

Birsu Demir son pozlarıyla mest etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Popstar yarışması ile tanınan Mehtap Yılmaz, şimdilerde değişimiyle konuşuluyor. Ünlü şarkıcı yeni imajıyla Barbie bebeğe benzetildi…

Yıldızı Popstar yarışmasıyla parlayan Mehtap Yılmaz, sosyal medyaya damga vurdu. Mehtap Yılmaz’ın değişimi magazin gündeminin en çok konuşulanlarından oldu. Mehtap’ın Instagram hesabından paylaştığı fotoğrafları görenler değişimine inanamıyor. İşte son hali…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bir arkadaşının ısrarıyla Popstar’a katılan Mehtap Yılmaz, tüm elemeleri geçip, yarışmanın en iyileri arasına girmeyi başardı. Çıt çıt eklettiği saçları, abartı makyajı, abiye elbiseleriyle hatırladığımız Mehtap’a bir de şimdi bakın…

Sivri dili, güçlü sesi ve dobralığıyla kısa sürede de herkesin kalbini kazanmıştı.

Popstar Mehtap, yarışmadan sonra gelen ünüyle birlikte çeşitli magazin programlarında sunuculuk yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEĞERLİ BAHARAT
Ülkemizde Frenk kimyonu denen, Carum carvi diye bir türü de vardır. Kars bölgesinde bu bitkinin genç dalları çorbalara ve yemeklere koku vermesi için katılır. Kefe kimyonu denen Laser trilobum borkh, ülkemizde yetişen diğer bir kimyon türüdür. Özellikle çam ormanlarının altında yetişir. Olgun meyveleri baharat olarak kullanılır. Toros dağlarının Mersin/Adana kesiminde yetişen türüne sıra ismi verilir. Buralarda baharat olarak kullanılır ve satılır. Akdeniz bölgesinde tarih öncesinden beri yetişen bir bitki kimyon. Fas, Mısır ve Suriye’nin yanı sıra Hindistan, Meksika, Kuzey Amerika ve Şili’de yetiştirilir. Sebze, sakatat, et yemekleri ve içeceklerde kullanılır. Spesifik olarak, Fas ve Ortadoğu ülkelerinde tavuk, keçi eti ve uykuluk terbiyesinde kullanılırken, Hindistan’da baharat olarak kullanılır ve sindirimi kolaylaştırmak için çay gibi demlenir.
NERELERDE KULLANILIR?
Günümüzde kimyonun kullanıldığı Avrupa mutfakları sınırlı. Fransa ve Almanya’da ekmeklerde, Hollanda ve İsveç’te ise bazı peynir türlerinde kullanılıyor. İspanya’da hiç kullanılmıyor. Meksika mutfağının bir numaralı baharatı olma özelliğini koruyor. Yemeklerde önce yağda hafifçe kavrulursa, yağa aromatik tadını verir ve yemeklerin çok daha lezzetli olmasını sağlar. Yemeklerin üstüne çiğnenen kimyon tohumları, sindirime yardımcı olur. Kimyon tohumlarının çayı demlenebilir ve oldukça faydalı bir kimyon çayı elde edilebilir. Günde 6 gram kimyonu asla aşmayın, aksi takdirde sindirim sisteminde tahrişe neden olabilir. Kimyon aynı zamanda bir baharattır, tarçın gibi zayıflatma özelliklerine sahip bir baharattır.

TARİHTE KİMYON
ŞU anda en fazla kimyon kullanan ülke mutfakları arasında Hindistan, Fas ve Meksika geliyor. Ancak, milattan önceki dönemde kimyonu en fazla Yunanlılar ve Romalılar kullanmış. Eski Yunanlıların yemek masalarının üzerinde duran özel kimyon kutuları varmış. Kimyonu o denli bol kullanıyorlarmış ki, cimriliği kimyon kullanımıyla tarif eder olmuşlar. Cimri bir insana, ‘kimyon tanesini bölen’ anlamına gelen ‘kyminopristes’ diyorlarmış! Antik Roma döneminde kimyonun, ‘hırsın ve paranın’ sembolü haline geldiğini de söylemeliyiz. Her şeye hükmeden Marcus Aurelius’un takma ismi kimyondu. Kral Antonius savurgan insanlara tutumlu olmayı öğretmeye kalkınca bu tutumundan dolayı, ‘o da hakaretten nasibini aldı ve kimyonu ikiye yarar’ cümlesi onu taklit ve alay eden insanlarca kendisine karşı kullanıldı. Aşağı yukarı aynı yıllarda kimyon, Doğu Akdeniz ülkelerinde ve özellikle de Nil Nehri’nin yukarı kısımlarında yetiştiriliyordu. Bu sırada sindirimi kolaylaştırmasının yanı sıra, ekmek ve et yemeklerine lezzet vermesi için de kullanılırdı. Kimyonun diğer bir görevi ise vergi ödemek için para yerine geçmesiydi. Ayrıca, meşhur hatip Pliny, öğrencilerine konuşma yaparlarken tenlerine, soluk yüzlerine dikkatli ifade verdiği için kimyon yemelerini tavsiye etmiştir. Romalıların her yiyecekle kimyonu özgürce kullandıklarını söyleyebiliriz. Öyle ki ‘patina de piris’ isimli bir tür armut tatlının içine bile kimyon koymuşlar.

FAYDALARI NELERDİR?
Şeker hastalarında doğal tedavi amacı ile kullanılmakta olan kimyonun, kemik gelişiminden, kolesterol düşürmeye kadar çeşitli sorunlara karşı faydaları bulunmaktadır. Kimyonun halk arasında az bilinen diğer faydaları şu şekilde yer alıyor: Vücudun iç kan seviyesinin dengede olmasını sağlar ve kansızlığın tedavi edilmesinde yardımcı olur. Kadınlardaki adet günlerinin düzene girmesini sağlar ve sancıların azalmasına yardımcı olur. Soğuk geçen kış aylarında sıkça nezle ve grip gibi solunum yolu hastalıklarının tedavi edilmesini sağlamakta ve metabolizmanın hızlı çalışmasına yardımcı olarak hastalığa yakalanma riskini en aza indirmeye yardımcı olmaktadır. Karaciğer iltihaplanmalarını söker ve toksinlerden arınmayı mümkün hale getirmektedir. Böbrek sağlığını korur.
GAZ GİDERİCİ KİMYON ÇAYI
YAPILIŞI: ÇAYI hazırlamak için ilk olarak cezveye iki bardak su koyun ve üzerine kimyonu ekleyin. Karışımı orta seviye ateşte kaynatmaya başlayın. Su kaynadıktan sonra ocağı ve cezvenin üzerini kapatarak 5 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Su, sarı renk aldığı zaman çayınız içmeye hazırdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Kemal kısa sürede halkın sefalet içinde, ordunun disiplinsiz ve dağınık, yöneticilerin ise kifayetsiz olduğunu fark etti. Ordu için Dürzi isyanlarını bastırmak üzere yaşadıkları Havran’a kuvvet göndermek, Osmanlı subayları açısından bir yağma vesilesi oluyordu. Atatürk buralardaki yağma ve rüşvete bizzat şahit oldu. Ordu oraya göreve gittiğinde halktan zorla 2 mecidiye ya da 5 lira alınıyordu. Mustafa Kemal yenilikçi ve özgürlükçü düşünceleri nedeniyle adeta sürgün edildiği bu yerde sistemin içine sokulmadı ve uzak tutuldu.
Bir sefer dönüşünde bir ordu mensubu, Müfit Özdeş’in yanına gelip yüklü bir miktar para vererek, “Al, bu da senin hissene düşen” der. Özdeş, “Mustafa Kemal bu işe ne diyor?” diye sorunca o kişi “Merak etme ona bir kaç mislini vereceğiz” diye cevaplar. İkna olmayan Özdeş, “Ben yine de ona bir sorayım” diyerek arkadaşının yanına gidip olayı kendisine sorar. Mustafa Kemal “İnşallah parayı almamışsındır” diyerek ona tek bir soru yöneltir: “Bak Müfit, bugünün adamı mı olmak istiyorsun yoksa yarının adamı mı?” Müfit Özdeş “Tabii ki yarının adamı” deyince Mustafa Kemal görüşmeyi yine tek bir cümle ile bitirir: “Öyleyse o paraya dokunmayacaksın.”
Bu olay, bardağı taşıran son damla olur. Mustafa Kemal, içine düşürülmek istendiği bu çarktan uzaklaşmak için acilen tayinini ister ve Filistin’den ayrılır.
Aslında bu terk ediş, devlet içindeki köhneliğe, ordunun yağma ve rüşvete bulaştırılmasına karşı gösterilen ilk tepki ve daha sonra yakılacak olan özgürlük ateşinin ilk kıvılcımıdır.
Atatürk, Filistin’i neden terk etmiş-miş… Yahu hayatını mazlum halkların kurtuluşuna adayan, Trablusgarp’tan Balkanlara ve Çanakkale’ye kadar ömrünü bu asil mücadeleye adayan, yaktığı özgürlük ateşiyle Pakistan’dan Afrika’ya ve Güney Amerika’ya kadar pek çok halkın direnişi için örnek olup cesaret veren bir kahraman, durup dururken görev yerini terk eder mi?
(Kaynak: Tarih TV’deki Beni Hatırlayınız programı, Afet İnan’ın Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler kitabı. Lord Kinross’un Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu kitabı)

Dikkat yine sömürecek!
Adını mutlaka duymuş olmalısınız. Serdar Görel… Atatürk’e benzerliğiyle dikkat çeken bu zat, halkın Atatürk sevgisini paraya tahvil etmesi, kazanca dönüştürmesiyle nam salmıştır.
Görel geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda da görev (!) başındaydı. Tik Tok’tan yayın açıp, milletten yine para topladı. İşin kötüsü, bu tuzağın farkında olmayan saf vatandaş, yayına para yağdırdı. Bugün yine bu sevginin üzerine tezgahını açacaktır kuşkusuz. Bu sömürüye artık seyirci kalınmamalı.
Gaf’let kürsüsü
Küçükçekmece’de trafik ekiplerinin denetleme yaptığı ambulansın aslında kamyonet olduğu ve kanunsuz şekilde çalıştığı ortaya çıkmasın mı?”
Zap’tiye
Sadece “Anmak” yetmez, her daim “Anlamak” gerekir.
Ne demiş?
“Öldürülene kadar size sahip çıkmayan hukuk ne işe yarar söyler misiniz?” (Arka Sokaklar’dan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atv dizisi ‘Bir Gece Masalı’, yeni sezonun en iddialı projelerinden. Modern bir masalın anlatıldığı dizi ilk bölümlerinden itibaren izleyiciyi etkisi altına aldı. Dizinin en dikkat çeken isimlerinden biri ise Eren Vurdem’in oynadığı ‘Selim’ karakteri. İlk kez bu kadar kötü bir karakteri canlandırdığını belirten ünlü oyuncu, senaryoyu ilk okuduğunda dizinin bu kadar dikkat çekeceğini anladığını söyledi. Ünlü oyuncu Eren Vurdem ile bir araya geldik. Diziyi, yeni çalışmalarını ve izleyiciden aldığı yorumları konuştuk.
Bir Gece Masalı sezonun en iddialı işlerinden. Senaryoyu okuduğunuzda bekliyor muydunuz böyle bir ilgi?
Bence en başından belliydi. Senaryoyu ilk okuduğumda ilgi çekeceğini hissetmiştim. Farklı bir hikaye ve daha farklı bir karakter vardı önümde.
‘Kimse göründüğü gibi değildir. Belki Selim de gördüğümüz gibi biri değildir’ diyorsunuz. Sizce haklı nedenleri var mı?
Selim bir kere normal bir insan değil. Büyük travmaları var bu adamın. Geçmişine yaptığımız yolculukta, ilerleyen bölümlerde buna hep beraber şahit olacağız. Ama hoş şeyler yaşamamış onu söyleyebilirim. Başına gelenlerden sonra normal olması beklenemez. Bir bölümde Selim; ‘modern tıp tedavi edemedi beni’ diye kendi de söylüyor.

SOKAKTA TEPKİLER FENA
Daha önce hiç bu kadar kötü bir karakter oynamamıştınız. Nasıl oldu sizin için?
İlk kez bu kadar kötü bir karakter oynuyorum. Hiç bu kadar zor olmamıştı. Emre Hoca ve Deniz Can Hoca’nın çok emeği var üstümde. Çok zorlanıyordum ilk başlarda. Selim’in yaptıkları akıl alır değildi. Oynarken inanılmaz yabancılaşıyorum. Çok zor oldu diyebilirim.
Siz bu sert rollere sempatik bir hava katmayı da başarıyorsunuz. İzleyici sizi sevecek bir yan buluyor. Ne diyeceksiniz bu konuda?
Ekstra bir şey yaptığım yok aslında. Ne kadar çalıştığınıza ve önemsediğinizle ilgili. Emek verip üstüne günlerce, aylarca, yıllarca çalışıyorsun, bir karakter inşa ediyorsun. Abartıdan uzak en doğal halini yakalamaya çaba gösteriyorsun. Karakteri hissetmeye çalışıyorum. Onun bir düğmesi var, ona bastığımda o nerede ne yapacağını, ne söyleyeceğini biliyor. Sahne bitiyor ve ben de tekrar düğmeye basıp kapatıyorum.
Peki Selim karakteriyle aldığınız en ilginç yorum neydi? Sokakta tepki alıyor musunuz?
“Bir kere de Selimmm! Canfeza’yı rahat bırak Selimmm!”, “Psikopatsın ha!”, “Ama çok kötüsün Selimmmm!”. Bunların dışında bir de geçen gün şöyle bir yorum aldım: “Selim, yeni dizinizi anneciğimle izliyordum. ‘Asker dizisini izlerken ne ağlamıştım onun için meğer ne kötü adammış’ dedi.”
Evlenmek istemeyen bir kızı babasıyla birlikte evliliğe zorlamışlardı. Ne düşündünüz bu sahneleri oynarken?
Vallahi ben çok zor oynadım o sahneleri. Benim için zor geçti.
Modern bir masal anlatıyorsunuz dizide. Masallar gerçek olur mu?
Masallar ancak masalların içinde gerçek olur.
İzleyicinin bu kadar sevmesinin nedeni o masalsı aşklara olan özlem mi?
Masallar güzeldir. Sıcak hissettirir. Tıpkı bir battaniyenin altına girmiş gibi. Çocukken hep masallar dinlerdik ve o masalları dinlerken kendimizi güvende hissederdik. İnsanlar büyüse de ne zaman bir masal duysa çocukluğundaki güvenli hissettiği anları hatırlar, özler. Belki de ondandır.

BİR HAFTA ÇAY DAĞITTIM
Karadenizli karakterleriçok iyi canlandırıyorsunuz.Peki aslen nerelisiniz?Bu arada internette hakkınızdaen çok aratılan buolmuş…
İstanbul doğumluyum. Aslında 2 kere oynadımKaradenizli karakter. Öyleçok sayıda oynamadım. Ozaman ‘aman gerçekçi olsun,yapmacık olmasın’ diyeçok çalışmıştım. KalktımTrabzon’a gidip birkahvehane buldum.Sene 2014-2015sanırım. Çay dağıttım,bayağı 1 haftaorada insanlarlakonuştum. İzledimdili iyice öğreneyimdiye. Birazfazla iyi öğrenincesıkıntı oldu. Amaben çok severimKaradeniz’i. BütünarkadaşlarımKaradenizlizaten. Bazenbende oralıyımsanıyorum.
Dövüşsporlarını seviyorsunuz.3 yılboks yapmışsınız.Devam ediyormusunuz?
Evet, devamediyorum. Settenher fırsat bulduğumdaboks yapıyorum.Beni zinde tutuyor,boksun el ve gözkoordinasyonu için dedesteği bilinir.
SOSYAL MEDYAYA ANLAM YÜKLEMEM
1.9 milyon takipçiniz var. Ama siz kimseyitakip etmiyorsunuz neden? Yakınlarınızdan benitakip et baskısı alıyor musunuz?
Sosyal medya beni seven ve destekleyeninsanlarla buluştuğum bir yer. Bir platform,o kadar büyütüp hayatın en üstüne koyupilişkilerimi onunla şekillendirmem.Anlam yüklemem. Yakınlarımda benimbakış açımı bildiği için baskı sözkonusu değil.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Temiz magazin sayfasının haberine göre Türkiye’nin en zengin kadın sanatçıları listesinde ilk 10’da 1. sırada Seda Sayan var.

Listenin ilk sırasında yer alan Seda Sayan, çok uzun yıllardır astronomik ücretlerle ekranda program yapıyor. Kazancını gayrimenkule yatıran Seda Sayan, son olarak Etiler’de uzun yıllardır Şamdan olarak bilinen mekanı da satın aldı.

Seda Sayan’ın, ailesini; akrabalarını ikamet ettirdiği çeşitli semtlerde evleri olduğu gibi, İstanbul’un Zincirlikuyu ve Etiler semtlerinde ünlü rezidanslarda daireleri, Amerika Miami’de evi var.

2. sıra Sibel Can’ın!
Sibel Can, adeta “ergen”lik günlerinden beri sahnelerde. Oryantal olarak başladığı çalışma hayatında, assolist olarak sahneye çıkmayı başarmış biri. Hiç ara vermeden, sahneye çıkan ve sahneden astronomik ücretler kazanan Sibel Can, aynı zamanda dizi ve tv programlarına da imza attı. O da gayrimenkul zengini bir ünlü.

Amerika’da Miami’de ev alan ilk ünlü!
Beykoz’daki çok lüks bir sitedeki malikanesinde ikamet eden Sibel Can’ın Nakkaştepe’de İstanbul Boğazı manzaralı villası, araçları, Amerika’da evleri, çocuklarının oturduğu evler ve yatırım amaçlı aldığı gayrimenkulleri var. Sibel Can, Amerika’da Miami’de ev alan ilk ünlü kişi… Yıllar önce Hakan Ural’la ayrılma aşamasında bile ayrılmak için Ural’a ödeme yaptığı, yine bir çocuğunun babası olan Sulhi Aksüt’e de mali olarak destek olduğu, magazin arşivinin tozlu sayfalarında duruyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jade Parfitt, Erin O’Connor, Jodie Kidd ve Helena Christensen gibi podyum arkadaşları, onu “bir ışık huzmesi” ve “sektördeki başarıları muazzam” biri olarak nitelendirerek taziye mesajları paylaştı.
Georgina, 21 Ekim’de eşiyle birlikte Kos’taki Marianna otel dairelerinde kalırken rahatsızlandı ve otel personeli ambulans çağırdı. Önce adanın ana hastanesine kaldırıldı, ancak durumu o kadar ciddiydi ki doktorlar daha iyi imkanlara sahip Girit’e hava ambulansıyla nakledilmesini sağladı.
Beş gün yoğun bakımda kalan Cooper’ın cenazesi geçen hafta İngiltere’ye gönderildi. Kos’taki bir kaynak, “20 yılı aşkın süredir buraya tatile geliyordu. Ailesi otel sahiplerinin arkadaşıydı ve kendisi de onların iyi bir dostuydu” dedi.
“Temmuz ayında balayı için geldi ve Ekim’de tekrar tatil için geldi. Eve dönmesine bir gün kala hastalandı. Georgina Yunanistan’ı çok severdi ve sürekli buraya gelirdi ama sağlık sorunları vardı ve daha önce de burada hastalanmıştı. Ancak bu çok aniydi ve hepimiz için bir şok oldu. Mayıs ayında yaşayacak bir yer bulmak ve belki bir iş kurmak için tekrar geleceğinden bahsediyordu. Çok üzücü.”
Eski menajeri Dean Goodman, “Yunanistan’ı seviyordu ve yeni kocasıyla tekrar gideceğini söylemişti. Ancak iki hafta önce orada trajik bir şekilde vefat etti. Georgina Covid sırasında hastaydı ve bazı sağlık sorunları gelişmişti, hastaneye girip çıkıyordu. Ancak geleceğe dair planları vardı. Yeni evlenmişti ve hayatını dört gözle bekliyordu. Herkes yıkılmış durumda. O gerçek bir süperstarı” dedi.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“12 GÜNDÜR GASTANEDEYİM”
Yarışmanın bu akşam yayınlanacak bölümü için stüdyoya gelen Beyza, “Çok özledim sizi, burayı çok özledim. Zor bir kaza atlattım. 12 gündür hastanedeyim. Kolay değildi, ailemle devam etmeyi çok konuştum. Zordu ama sizden ve ailemden çok güzel destekler aldım” diyerek kendisine destek olan herkese teşekkür etti.
“YARIŞMAYA DEVAM EDECEK MİSİN?”
Tanıtım fragmanında Somer Şef, Beyza’ya “Yarışmaya devam edecek misin?” sorusunu yöneltti. Yarışmanın müdavimlerinin merak ettiği sorunun cevabı bu akşam yanıt bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOĞRU ERKEĞİ BULMAK İSTİYORLAR
Dizide Ceren (Hadise), aşkı ve duygusallığı hayatının merkezine koymuş iflah olmaz bir romantik, Selma (Seda Bakan) ise mantığı elden bırakmayan bir risk analistidir. Birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bu iki kadın, doğru erkeği bulmak için birbirlerine yardım ederler. Ancak bu süreçte hayatları büyük değişime uğrar.
CESUR SAHNELER VAR
Hadise ve Seda Bakan hayranlarının merakla beklediği dizinin tanıtım fragmanı cesur sahneleriyle kısa sürede gündem oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İbrahim Tatlıses, geçtiğimiz gün Kuruçeşme’de görüntülendi. Güzel bir yemek yediğini söyleyen Tatlıses, “Süperim, süper olacağım” diye belirtti.

Urfa ziyareti ile ilgili olarak her şeyin güzel geçtiğini söyledi. Günel Zeynelova’nın, Tatlıses’in kendisine çok destek verdiğini açıklamasının ardından ise, “O benim evladım, kızım gibi” dedi.
Kızı Dilan Çıtak ile ilgili polemiklerin ardından “Her şeyi ifşa edeceğim” diyen Tatlıses, “O açıklama çok kısa zamanda gelecek” ifadelerini kullandı.

Aydemir Akbaş’ın vefatı üzerine büyük sarsıntı geçiren Tatlıses, her gün Akbaş’ı telefon ile aramaya devam ettiği söylentiler üzerine “Aydemir gibi bir dost yok, olmadı. Bazı dostlarım var, benim ismimle geçiniyor; mesela kirve diye bir adam, o benim artık bu saatten sonra dostum değil. Onunla kimse de görüşmesin, kimse kapıya almasın, kapıdan kovsunlar” diyerek tepki gösterdi.

Nedeni sorulduğunda ise “İnsan 45 senelik dostundan darbe yerse ne olur? 45 yıl biriyle birliktesin, sigarayı bıraktırıyorsun, dost diyorsun, sonra senin sırtından vuruyor” dedi.

İbrahim Tatlıses’in kızı Dilan Çıtak Tatlıses’in yaptığı açıklamalar magazin sayfalarından günlerdir konuşuluyor. Dilan Çıtak, katıldığı magazin programında gözyaşları içinde yaşadığı sorunları anlatmıştı. Babası İbrahim Tatlıses’te bu sözlerin ardından sert açıklamalarda bulunmuştu. İşte baba – kızın arasındaki tartışmada gelinen son nokta…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DJ’lik yapan sevgilisini öven Alişan, “Oğulcan’a sahnede aşık oldum” dedi.

Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin, önceki akşam oyuncu sevgilisi İlayda Alişan ile Kuruçeşme’deydi.

Oğulcan Engin ise, “Ben de onun dizilerde ağlamasını çok seviyorum. Çok güzel gözleri var. Ekranda ağlamak ona çok yakışıyor” diye karşılık verdi.

Bir süredir Seda Sayan’ın oğlu Oğulcan Engin ile aşk yaşayan İlayda Alişan, geçtiğimiz günlerde imaj tazelemişti…

Uzun saçlarına veda eden İlayda Alişan yeni imajı ile beğeni toplamıştı…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yıl Halloween’deki en dikkat çekici kostümlerin yanı sıra, Armand Duplantis’in bu pozunu canlandırmaya çalışan birçok genç bulmak mümkün. Bir an için dünya şampiyonu, bir sonraki an ise cadılar bayramında karşınıza çıkan bir karakter! Bu tür yaratıcılık, cadılar bayramının ruhunu en iyi yansıtan unsurlardan biri. Birçok kişi, duvarlardan sarkan örümcek ağları ve parlak balkabağı ışıkları ile donatılmış evlerinin önünde bu pozları vermeye bayılıyor. Ve elbette, kıyafetler konusunda da hiç fena değiliz. Duruş kıyafetleri, bu yıl da bir kez daha gündem oldu. Neden mi? Çünkü neden olmasın! Cadılar bayramında herkesin kendi tarzını ifade etme özgürlüğü var ve bu özgürlük en tuhaf şekillerde kendini gösteriyor. Kim bilir, belki de bir sonraki yıl en iyi kostüm ödülünü alacak olan bir dikeç pozu ile elinde örümcek ağı olan bir moda ikonu!

Ne yalan söyleyeyim Halloween beni biraz geriyor, biraz da zorlama geliyor. Her sokak başında bir kostümlü insan görmek eğlenceli, evet, ama o kadar işte. Bir yanda etrafta zıplayan süper kahramanlar, diğer yanda dehşet verici makyajlarla süslenmiş yaratıklar; her köşe başında bekleyen bu karakterler, bir süre sonra insana biraz fazla gelmeye başlıyor. Korku ve eğlencenin dengesi kayboluyor. Sonuçta bir bayram kutlaması olması gereken bu gün, bazen aşırıya kaçan bir şov haline dönüşüyor.
LAZAR BİNENBAUM VE ‘MUSSOLİNİ’ TABLOSU
Son zamanlarda müzayede dünyasına göz atma fırsatı bulduğumda, radarımda Lazar Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosu belirdi. 45 x 69 cm boyutlarında, yağlı boya bir eser olan bu tablonun açılış fiyatı 3 milyon 500 bin TL olarak belirlenmiş; bu rakam, sanatseverlerin ilgisini çekmek için yeterince çarpıcı. Ancak bu tabloyu özel kılan yalnızca fiyatı değil, Binenbaum’un sanat kariyeri ve İstanbul’un tarihindeki yeri. Binenbaum, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri, I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun önemli bir parçasıydı.

Münih Sanat Akademisi’nden aldığı eğitim ile sanat kariyerine sağlam bir temel atmıştı. Sanat dünyasında kendisini duyuran ilk eserlerinden biri, Ludwig van Beethoven’ın portresidir. Bu eser, onun yaratıcı yeteneğinin bir göstergesi olarak öne çıkmıştır. I. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerinin hissedildiği bir dönemde İstanbul’a yerleşen Binenbaum, burada sanatını geliştirmiş ve ömrünün sonuna kadar bu şehirde yaşamıştır. Müzayede, Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosunun yanı sıra, 2013 yılında hayatını kaybeden ünlü tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’a ait bir eseri de barındırıyor.

Bu durum, müzayedeye olan ilgiyi artırıyor ve sanat camiasının dikkatini çekiyor. Sanat eserleri, yalnızca mali değerleriyle değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi önemleriyle de değerlidir. Lazar Binenbaum’un ‘Mussolini’ tablosu, İstanbul’un sanat tarihindeki yerini hatırlatırken, izleyicilere de dönemin ruhunu yansıtıyor. Müzayede, pazar gününe kadar devam edecek. Sonuç olarak, Binenbaum’un sanatı, geçmişten günümüze önemli bir köprü kurarken, müzayede de bu köprüyü yeniden inşa etmek için bir fırsat sunuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIVANÇ TATLITUĞ
Akrep 27 Ekim 1983

BAŞAK DİZER
Koç 13 Nisan 1977

KENAN İMİRZALIOĞLU
İkizler 18 Haziran 1974

SİNEM KOBAL
Aslan 14 Ağustos 1987

BURAK ÖZÇİVİT
Oğlak 24 Aralık 1984
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Ceceli, 44. yaşını geçtiğimiz gece Etiler’de bir mekanda yakın dostlarıyla kutladı. “Seneler su gibi geçiyor, şaka maka 44 oldum” diyerek yaşına esprili bir gönderme yaptı.

Doğum günü kutlamasına katılan Arda Turan ve eşi Aslıhan Doğan da katıldı. Antrenmandan geldiğini belirten Turan, “Ceceli’ye Eyüpspor’un imzalı formasını hediye ettim. O da çok sıkı taraftarımız” dedi.

Ev işleriyle ilgisi olmadığını da söyleyen Turan, “Yumurta kırmayı bile bilmem. Evde her şeyi Aslı yapıyor” diye konuştu.

Türk futbolunun efsane futbolcusu Arda Turan, 2018 yılında Aslıhan Doğan ile nikah masasına oturdu.

Mutlu bir evlilik süren çift, aynı yıl Hamza Arda Turan’ı, 2020 yılında ise Asıl Aslan Turan’ı kucağına aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanırım bu seçime kimsenin itirazı olamaz. Moda ikonu olarak ise Erykah Badu seçildi. Erykah’ın özgün ve farklı bir tarza sahip olduğu aşikar ama böyle bir ödüle layık görülecek global bir etkiye sahip mi orası tartışılır.

Kırmızı halıda boy gösteren ünlü isimlere gelirsek, genç şarkıcı Tyla, arşiv bir Gucci tasarımla nostaljik bir hava yakaladı. Katie Holmes’un tercihi Carolina Herrera imzası taşırken, Kylie Jenner’ın Jean Paul Gaultier by Haider Ackermann imzalı iddialı seçimiyle gecenin en çok dikkat çeken ismi oldu.

Coco Rocha, Kobi Halperin’den sıradan bir seçim yaparken; Cynthia Erivo, Zac Posen iş birliğiyle hazırlanan Gap Studio’ya özel tasarımıyla göz doldurdu. Blake Lively, Michael Kors ile şık görünüyordu. Genel olarak kırmızı halının beklenen ihtişamdan uzak olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
TÜRK GECESİ YILDIZ İSİMLERİYLE SES GETİRDİ
New York’ta düzenlenen Amerikan Türk Cemiyeti gecesinde Serenay Sarıkaya, Dilan Çiçek Deniz ve Hande Erçel rüzgarı esti. Gece boyunca, şıklıklarını sergileyen üç isim de stilleriyle uzun süre konuşuldu.

Hande Erçel arşivlerden seçtiği Versace imzalı elbisesiyle iddialı bir şıklık içindeydi. Serenay Sarıkaya, Hakan Yıldırım tasarımı kıyafetiyle modern dokunuşları tercih eden isimdi.

Hem sade hem de çarpıcı detaylarla dolu olan seçimiyle gecede tüm dikkatleri üzerinde toplamayı başardı. Serenay’ın ters köşe yaşattığı seçimlerini çoğu zaman beğensem de bu defa bulunduğu davetin içeriği göz önüne alındığında keşke seçimi bu olmasaydı diye düşünmeden edemedim.
ZARİF SEÇİMLER YAPTILAR
Dilan Çiçek Deniz de Hande gibi arşivlerden seçtiği bir Prada elbiseyle zarif bir görünüm sergiledi.
Serenay ve Hande’nin bir araya gelmesi de sosyal medyada gündem oldu. Daha önce aynı ünlü erkekle ilişki yaşamış olmalarından ötürü heyecanla aralarında bir kaos yaşanması beklendi ama beklenenin aksine onlar güçlü bir profesyonellik göstererek örnek bir davranış sergilediler.
Ünlü yıldız Halit Ergenç de gecenin en şık beylerindendi. Şıklığı ve karizmatik görünümü üç kadın yıldızımızla yarışacak kadar yüksekti. Eşi ünlü oyuncu Bergüzar Korel’i de bu önemli gecede görmeyi çok isterdim.
TEK MARKA TÜM GRUBU SIRTLIYOR
Bünyesinde birçok lüks markayı barındıran Kering Group çalkantılı bir dönemin içinde. Son çıkan raporlara göre grubun satışları yüzde 16 düşüşte. Bu keskin düşüş, özellikle Gucci markasını olumsuz etkiledi; marka, gelirlerinde şu an yüzde 25 gibi önemli bir kayıp yaşıyor. Saint Laurent de yüzde 12’lik düşüşle bu zor dönemin etkilerini yaşayan Kering markalarından biri.

Ancak bu zorlu süreçte dikkat çeken bir istisna var ki o da Bottega Veneta markası. Marka, üçüncü çeyrekte grubun en güçlü performans göstereni olarak öne çıkıyor. Bu başarı, şirketin gerileme sürecine girmesini adeta frenlemiş durumda. Hatta, Bottega Veneta olmasa, Kering’in tamamen bir durgunluk dönemine gireceğini söylemek hiç de abartılı olmaz.
BIRAKTIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDİYOR
Türkiye’nin tanınmış isimlerinden Eda Taşpınar, ‘replika tutkusu’ndan vazgeçmeyerek bir kez daha magazin dünyasında tartışma yarattı. Blog zamanlarımda yazılarımı hatırlayanlarınız varsa Eda Taşpınar uzun bir süre lüks markaların bilindik modellerini terzisine özel olarak diktirmesiyle ve bu diktirdiklerini orijinal diye öne sürmesiyle gündemi meşgul ederdi. O dönemlerden sonra sosyal medya kullanımı başladığından beri sessizliğe bürünmüştü. Ta ki bu hafta yaptığı seçime kadar. Görünen o ki Taşpınar, zamanında yapılan eleştirilerden hiç ders çıkarmamış. Replika peşindeki bu ısrarlı tavrı, zamanla daha belirgin hale gelirken, işin kalitesi de aynı oranda düşüş gösteriyor.

Schiaparelli’nin 2024 Yaz koleksiyonuna ait 13 bin 970 dolar değerindeki (yaklaşık 474 bin TL) meşhur ve ikonik Istakoz Eteği’ni – ki bu tasarım Zendaya gibi moda ikonlarının bile nefes kesici zarafetiyle öne çıktığı bir parçaydı – terzisine diktirmek isteyen Taşpınar, bu hamlesiyle gündem oldu.
Üstelik bu eteğin geçmişi oldukça değerli. Elsa Schiaparelli ‘nin ressam Salvador Dali’nin çizdiği özel istakoz görselinden ilham alarak tasarlanmıştı. Taşpınar kendi beklentisinin aksine, hayranlıkla anılmak yerine, kalite yoksunu bir replika ile adeta alay konusu haline geldi. Moda dünyasında orijinal tasarımların değeri artarken, kopyaların bu kadar göze batması, Taşpınar’ın moda dünyasında nasıl bir yer almak istediği sorusunu da akıllara getiriyor. Bu seçimiyle konuşulduğu günleri özlediği açıkça ortada ve amacına da ulaşmışa benziyor. Gelecekteki replika seçimlerini heyecanla (!) bekliyorum.
YENİ TREND PATRON KADINLAR
Bu sezon kadın modasında öne çıkan bir imaj var: güç ve stilin birleşimi olan ‘Boss Lady’ görünümü. Oversize takım elbiseler, cesur ve sofistike çizgileriyle modern kadının gardırobuna damgasını vuruyor. Paris Moda Haftası’nın en başarılı organizasyonu olan Saint Laurent defilesinde Bella Hadid’in podyumdaki görünümü ve yürüyüşü, Boss Lady akımının startı oldu. Paris Moda Haftası sırasında The Row mağazasında oversize bir takım elbiseyle görüntülenen Kendall Jenner, bu güçlü imajın günlük stile uyarlanabileceğini göstererek büyük beğeni topladı.

Trendin doruk noktası ise, Hailey Bieber’ın markasının lansman partisinde Saint Laurent’ın son koleksiyonundan seçtiği kravatlı oversize takımla geldi. Bieber’ın zarif ama kararlı duruşu, Boss Lady stilini gerçek bir moda manifestosuna dönüştürdü. Kadın stili uzun zamandır güçlenen bir evrim içerisinde. İlk Barbie stiliyle pembe görünümleri konuştuk. Sonrasında Barbie, Mafya Eşi stiline evrildi ve son durak “Patron Kadın” oldu. Kadın giyiminin yeni güçlü imajı, sokaktan davetlere kadar her yerde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pandemiye kadar 4 sene klarnet kampı yaptık. Yorucu oluyor. Bergama’da yapıyorduk. Pandemiden sonra yapmaya cesaret edemedik. Bütçeler, maliyetler çok uğraştırıyor. Bir hafta düğün yapıyorduk. Kimse üzülmesin kırılmasın diye.
Klarnetler de çok pahalı artık. Eskiden biz profesyoneller bile bulamıyorduk. Türkiye’de üreten çok az kişi vardı. Bilezikleri bozdurup aldık. Yaşam şeklimiz, ekmeğimizi buradan kazanıyoruz.
Ben klarnet üretiyorum artık. Ordu’da Ahmet amca vardı, o el işçiliğiyle klarnet yapardı. Ahmet amcanın torunları orada devam ediyorlar.
İlk tanıştığımızda 12 yaşlarındaydı. Bir sünnet düğününde karşılaştık Serkan’la. Küçük minyon bir çocuk, ama bir çaldı, bu ses bu bedenden nasıl çıktı dedim şaşırdım.
Sağlık konusunda sıkıntılı bir dönem yaşadım. Hiç beklenmeyen bir durumdu. Zor bir dönemdi. Bir anda gelip hem beni hem de yakınlarımı sarstı. Hepimiz kontrollerimizi yaptıralım. 40 yaşından sonra daha dikkatli davranmalıyız. Çok şükür şimdi iyiyim. İlk duyduğumda farklı düşünmeye başladım. Tabii hayatın akışına kapılıp bazen unutuyorsun. Böyle şeyleri unutmak da güzel ama hiç yokmuş gibi davranmamalıyız.

BABAMLA ÇALMAK KISMET OLMADI
Rekabet bizim daha iyi şeyler yapmamızı sağladı. Tek klarnetçi olsam tadı olmaz.
Klarnete başlama yaşı yok. 62 yaşında başlayan da var 2 yaşında çalan da var. Kamplara geliyorlardı oradan biliyorum.
Niye şenlendirmiyorsun diyorlar bana, doğru da diyorlar aslında. 10 şarkıdan 8’i duygusaldır benim.
Babamla çalmak kısmet olmadı. Çok isterdim. Oğlan 30 yaşında küçüklüğünden beri klarnet çalıyor. Ben hiç zorlamadım. Ergün iyi çalıyor. Kızım Naz da küçüklüğünden beri çok ilgiliydi. Trompet çalıyordu bir ara okulda ud çalacak. Sesi de iyi. Bizim esas kökenimiz Türk Sanat müziğidir. Annemin sesi çok güzeldi. Naz da ona benziyor.
18 yaşında evlendim, erken baba oldum. 4 aylık torunum var. Dedelik muhteşem bir şey. Evlat başka bir şey ama torun bambaşka. Anlatılmaz yaşanır.

SERKAN ÇAĞRI
12 yıl festival yapmak kolay değil
Klarnet Festivali’nin bu yıl 12.’sini düzenliyoruz. Dün gibi. Yıllar çok hızlı geçiyor. Oğlum 4 yaşındaydı şimdi 16 yaşında. Bir hayalle başlar ya her şey, bizim de hayalimizin 12. Senesindeyiz. İlk başta olur mu kaç gün sürer deniyordu. Yurt dışından konuklarımız oluyor. Buika, Dalaras gibi yabancı sanatçılar memnun ayrıldı buradan.
Dün akşam 12. Uluslararası Klarnet Festivali kapsamında Hüsnü Şenlendirici, Vasilis Saleas ve Kirpi Bülent ile birlikte İzmir’de Agora Ören yerinde sahne aldık.
Başlarken çok zorlandık. Ev için ayırdığımız parayla klarnet aldık. Bunca yıl ne malımız ne mülkümüz oldu. Sadece mesleğimiz oldu.
Hüsnü’nün yaptıklarından feyz aldım. Kondisyonumuzu hep yüksek tuttuk. Ustalarımızdan aldığımız bayrağı taşıyoruz. Gençlere örnek olmaya çalışıyoruz. Klarnet sadece üfleme işi değil, nefesin yolculuğu dediğimiz şey var.
En alttan düğünlerde çalarak geldik. 90’lı yıllarda yeni şeyler denerdik. Klarnet denince şişman göbekli adam gelirdi akıllara şimdi klarnetin imajı değişti.
Babamla bir hatıra yapamadık. Çocuklarla yapmayı düşünüyorum ama onların da çok hevesleri yok. Babam benim klarneti çalmamam için her şeyi yaptı. Sakladı, kaldırdı ama ben ısrarla peşine düştüm. Ben de babamın aksine evde çocukların özellikle gözlerinin önüne koydum, çalarlar diye ama futbola merak saldılar. Topçu oldu çocuklar.
Şükrü Tunar’ın hayatından çok etkilenirim. Klarnet tarihinin en gurur duyulan, besteleri hâlâ çalınan adamıdır.
Bizim jenerasyonumuzun aile bağları çok kuvvetli. Çocuklarına, torunları çok bağlılar, bu mutluluk verici. Türk toplumunun en güzel yanı bu güzel aile bağları. Birbirimizi hep destekliyoruz. Hüsnü ile Bakü’de bir festivalde ülkemizi temsil etmiştik. Oraya eşi ve kızıyla birlikte gelmişti. Çok güzel bir aile tablosuyla hareket ediyorlardı. Bir müzisyenin enstrümanının zengin olması güçlü aile bağlarından geliyor.
Doktora tezlerine konu olan işler yapmışız. Klarnet stili akademik anlamda çözülmeye çalışılıyor. Çaldıklarımız herhangi bir kitapta yok. Metodu yok. Korunan bir şey bu. Usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bir şey.

ÖZGÜR DANİEL FOSTER
Türk kültürüne aşık büyüdüm
Chaplin çok şahane geçiyor. Sahne üstünde 14 kişi, arkada 50 kişilik ekibimiz var. Chaplin’in hayatını anlatıyoruz. Profesyonel olarak ilk defa sahneye çıktım. O yüzden tiyatroyu bir senedir anladım diyebilirim.
Oyun, menajerimin hayali. Bu sezon dizi değil tiyatro yapacağız deyince çok heyecanlanmıştım. Oyundan bahsetmedi daha. Bir hafta sonra tamam dedim. Mert bana Chaplin’in hayatını yapacağız dedi. Ben senin Chaplin olabileceğini düşünüyorum dedi ama ben oynayamam dedim. Korktum ilk başta açıkçası.
Chaplin’in 87 filminin 87’sini izledim. Dokunaklı bir hayat mücadelesiyle karşılaştım. Bir sürü şey öğrendim hakkında.
İngiliz vatandaşı olduğum için İngiltere’de okuyup yaşayabilirdim. Ama burada doğdum ve fazlasıyla Türk kültürüyle büyüdüm. İki kültürü de gözlemleme şansım oldu, Türkün sıcakkanlılığını kimsede görmedim. Türk mutfağına Türk kültürüne aşık olarak büyüdüm. Kaçıp giderim diye hiç düşünmedim.
ONUR GÜRÇAY
Beni enişte olarak görüyorlar
Son olarak Karadut dizisinde oynadım. Tiyatro oyunlarım var. ‘Sıradan Karşılaşmalar’ 3 sezondur devam ediyor. Sinematik bir hikâyesi var. Neresi oyun neresi hayal neresi gerçek, tam emin olamadığımız bir oyun. ‘Linçler ve Dudaklar’ adlı bir başka oyunun hazırlığındayız. 6 Kasım’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde prömiyer yapacağız. Halil Babür yazdı. İkinci kitabını bir türlü yazamayan yazarın hikâyesini anlatıyoruz.
Enişte gibi bir halim var sanırım. İnsanlar beni enişte olarak görmek istiyor. Lohusa filminden çok geri dönüş alıyorum. Gayet iyi rakamlara ulaştık. Çiçek gibi bir iş oldu. Çok değerli bir yerde benim için.
Lohusalığı gerçekten yaşamış kişilerden de bunlar komedi değil gerilim hikâyesi, travmatik olay bunlar diyorlardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şıklık yarışına katılan birçok yıldız arasında onun adı anılmadı ama ödülü alması gerektiğini düşünenlerin sayısı az değildi. Serenay Sarıkaya tüm gece ışıldadı, kostümüyle çok konuşuldu ancak asıl konuşulması gereken hiç kasmadan eğlenmesi en doğal haliyle herkesle sohbet edip fotoğraf çektirmesiydi. Gerçek şu ki Serenay Sarıkaya; başka bir ruh, enerji, yetenek ne derseniz deyin farklı hem de çok. Gecenin en önemli konusu ise Suzan Sabancı’nın duyurduğu yeni Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu oldu. Bu fon, ABD’de film, televizyon ve medya alanlarında eğitim almak isteyen öğrencilere destek sunmayı amaçlıyor. ATS’nin hâlihazırda sunduğu burs fonlarına ek olarak hayata geçirilen bu fon, genç yaratıcıların uluslararası başarılar elde etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Sabancı’nın bu duyuruyu yaparken kullandığı sözler, fonun önemini vurguluyordu: “Bu desteklerin gelecekteki yaratıcı nesillere güç vereceğine ve uluslararası pek çok başarıya zemin hazırlayacağına yürekten inanıyorum.”

TÜRK DİZİLERİ KÜRESEL ZİRVEDE
Film, Televizyon ve Yeni Medya Fonu, Türk televizyon ve sinema sektörüne büyük katkılar sağlayacak bir adım olarak görülmeli. Türk dizileri, bugün dünya genelinde 150’den fazla ülkede izleniyor ve milyonlarca hayran kitlesine ulaşıyor. Özellikle Latin Amerika, Orta Doğu ve Avrupa’da geniş bir izleyici kitlesine hitap eden yapımlar, Türk kültürünün ve hikâyelerinin sınırları aşmasını sağlıyor. Bu noktada, fonun sunduğu eğitim ve burs imkanları, gelecekte bu başarıları daha da ileriye taşıyacak, yeni yeteneklerin yetişmesine olanak tanıyacak. İşte bu yüzden bu fonu çok değerli buluyorum.

TAKSİ LOBİSİ: TRUMP MI HARRIS Mİ?
New York’ta hangi taksiye binsem, Trump mı Harris mi sorusu var. Şehirde nereye baksanız bu soru yankılanıyor. ABD’de başkanlık seçim süreci nasıl ilerliyor? 5 Kasım’da gerçekleşecek olan 60. başkanlık seçimleri için geri sayım başladı. Bu seçimlerde hem ABD’yi 4 yıl yönetecek başkan, hem de Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri belirlenecek.
Donald Trump ile Kamala Harris arasında geçecek bu seçim, Amerika’nın kaderini belirleyecek. Ancak seçimlere iki hafta kala, ne Harris ne de Trump kesin bir avantaja sahip. New York’ta taksi lobisi oldukça güçlü, her yolcuyla mutlaka bu konuyu konuşuyorlar. İşte benim New York’taki taksi lobisinden duyduklarım… Washington’da sinir bozucu bir sakinlik hakim. Bu huzur, kimin kazanacağına dair bir güven hissinden değil; daha çok artık kimsenin bu sonucu değiştirebilecek bir şey yapamayacağı düşüncesinden kaynaklanıyor.

Son altı ayda Orta Doğu’da yaşanan savaş, Trump’a yönelik iki suikast girişimi ve Kamala Harris’in aday olması gibi büyük olaylara rağmen, seçim dinamiklerinde büyük bir değişiklik olmadı. Anketlerdeki grafikler neredeyse düz bir çizgide ilerliyor. Harris’in, Trump’a karşı ulusal anketlerdeki farkı yalnızca 1,2 puandan 2,1 puana çıkmış durumda. Bu, özellikle seçimlerin genelde büyük dalgalanmalar gösterdiği önceki yıllarla karşılaştırıldığında çok şaşırtıcı bir stabilite.
2024 yılında, neredeyse herkesin kime oy vereceği belli. Tek bilinmeyen, kimin sandığa gidip oy kullanacağı. Başkanlık seçimleri artık ikna etmekten çok, katılımı artırma mücadelesine dönüştü. 5 Kasım’ı bekleyip hep birlikte neler olacak görelim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Komedyen Yasemin Sakallıoğlu, geçtiğimiz günlerde eşi Burak Yırtar ile birlikte Bebek’te objektiflere yansıdı. Basın mensuplarıyla sohbet eden ikili, açıklamalarıyla güldürdü.

Eşinin motor tutkusuna değinen Sakallıoğlu, “Eşimin bu motor sevdasından dolayı her yere motorla gidiyoruz. Ben konfor insanıyım, korkuyorum aslında ama ona güveniyorum diye biniyorum” diyerek kahkaha attı.

“EVLİLİĞİM YÜRÜSÜN DİYE MOTORU SEVİYORUM”
Sakallıoğlu, “Eşimi motordan önce ve motordan sonra olarak ikiye ayırıyorum. Evliliğim yürüsün diye motoru seviyorum” diyerek esprili bir dille durumu özetledi. Bu sırada eşi Burak Yırtar da, “Yasemin çok sever motoru, ama kask takmak istemiyor. Daralıyormuş kaskın içinde” diyerek eşinin kask konusundaki sıkıntısını esprili bir dille anlattı.

“CESUR HİSSEDİYORLAR”
Yasemin Sakallıoğlu, “Erkekler motoru çok seviyor” diyerek kahkaha attı ve “Yanlış anlaşılmasın, ben böyle söylemedim. İki tekeri seviyor erkekler. Cesur hissediyorlar. Kariyerimi bitirmeyin, aileme bakıyorum, yanlış anlaşılma olmasın” diyerek tekrardan kahkaha attı.

Oyuncu ve komedyen Yasemin Sakallıoğlu, geçtiğimiz aylarda Bostancı Gösteri Merkezi’nde sahne aldı. Gösteri öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sakallıoğlu, fazla kilolarından yakındı. 36 yaşındaki Sakallıoğlu, “Ben zayıflamayı sadece düşünüyorum. Düşündüğüm için zayıflayamıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail asıllı ABD’li oyuncu Natalie Portman, geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Ballon d’Or törenine katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş, Kız Kulesi’ni gezmişti. Hollywood yıldızı ardından da rotayı Fethiye’ye çevirdi. Portman’ın Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni olduğu öğrenildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu sevmediğini, politikalarını beğenmediğini hemen her yerde dile getiren Natalie Portman, Gazze kasabı Netanyahu hakkında tüm dünya sessiz kalırken sadece Türkiye’nin sesinin çıkmasına hayran kaldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Netanyahu denilen insanlık düşmanını durduracak, hesap soracak caydırıcı bir adım atılmıyor” ve “Tıpkı Hitler’in insanlığın ortak ittifakıyla durdurulduğu gibi Netanyahu ve cinayet şebekesi de durdurulacak” sözlerinden oldukça etkilenen Natalie Portman, Türkiye’yi de görmek istedi.

İsrail’de bu yıl onaylanan Yahudi Ulus Devlet Yasasını eleştiren ve yasayı ‘ırkçı’ olarak niteleyen Hollywood yıldızı, “O bir hataydı ve bu yasaya katılmıyorum. Komşularımızı gerçekten sevebileceğimizi ve onlarla birlikte çalışabileceğimizi umuyorum” demişti.

2 MİLYON DOLAR DEĞERİNDEKİ ÖDÜLÜ REDDETTİ
YahudiNobeli olarak anılan ve gelecek nesil Yahudilere ilham kaynağı olacak, dünyaca etkili bireylere verilen Genesis Ödülü’ne layık görülen Portman, 2 milyon dolar değerindeki ödülü almayı reddetmişti. Ödül törenine İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu boykot ettiği için katılmayacağını açıklayan Portman, “Katılmamayı seçtim çünkü törende bir konuşma yapacak olan Binyamin Netanyahu’yu onaylamak istemedim” demişti.
Portman’ın katılmayacağını açıklaması üzerine Genesis Ödül Töreni iptal edilmişti. Portman’ın bu sözleri dünya basınında; Filistinlilerin yaşadığı Gazze Şeridi’ndeki sert gösteriler sırasında İsrailli güçlerin Filistinlileri vurması hakkında yaptığı bir yorum olarak algılanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uzun zaman önce pek çok Avrupalı için aşk elmasıydı, çünkü insanları romantik yaptığına inanılıyordu. Türkiye’de domatesin tarihçesine bakacak olursak, resmi kayıtlarda 1900’lü yılların başında ilk kez Adana bölgesinde bu ürünün ekiminin yapıldığı yazmaktadır. İzmir’e geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte Ticaret ve Zahire Borsası kayıtlarından 1920’li yıllarda domatesin İzmir ve çevresinde yetiştirilmeye başlandığını söylemek mümkündür. Menemen’de domatesin tarihçesi de İzmir ile aynı yıllara rastlamaktadır. O halde Osmanlı yemeği olması bence mümkün değildir, zira domates topraklarımıza Cumhuriyet sonrası girmiştir.
FAYDALARI
Hem protein hem de vitaminler, mineraller ve lifçe zengin olan menemen, her yaş grubundan insanın tüketebileceği çok faydalı bir besindir. Hazırlanmasında kullanılan üç sebze nedeniyle A, B, C, E, K vitaminlerine ve çeşitli minerallere sahiptir. Ayrıca yumurtadan da gelen A, B ve ilave olarak D vitamini ile bu sebzelerde olmayan bazı mineralleri de içermektedir. Bu sebzelerde olmayan B12 ve proteini de sağlayarak sağlık açısından çok faydalı bir yemek haline gelmektedir. Domateste ve kırmızı biberdeki likopen, domates ve yumurtadaki lutein, zeaksantin ve A vitamini ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine, cilt ve göz sağlığına katkı yapmaktadır.

LİKOPEN BİLEŞİKLERİNİ ARTIRIYOR
Cildi nemlendirme, akne sorununu giderme, ölü hücreler ve yağlardan cildi arındırarak cilt temizliği ve esnekliği sağlama yanında, saç sağlığını da olumlu etkilemektedir. Domates ve kırmızı biberlerin işlenmesi (soyulması, parçalanması) ve pişirilmesi besin değerini, özellikle de likopen bileşiklerini artırmaktadır. Menemende kullanılan domates ve kırmızı biberin yağda pişirilmesi likopenin vücuda daha iyi alınmasını, bağırsaklardan daha iyi emilmesini sağlar. Likopenin kolon, mide, rahim, karaciğer, özefagus kanserine karşı koruyucu etkisi antioksidan özelliğinden kaynaklanmaktadır.
SOĞANLI SEVENLERİN SAYISI HAYLİ FAZLA
Menemende soğan olmalı mı? Yapılan anketlerde soğanlı olmasını tercih edenlerin sayısının fazla olduğu görülmüştür. Soğan menemene lezzet ve çeşni vermesinin yanında iyot, fosfor, silisyum ve kükürt mineralleri ile uçucu ve sabit yağlar, şekerler, hazım artırıcı fermentler ve amino asitler ve bakterileri öldüren antibiyotik özellikleri de katmaktadır. Daha çok yaz aylarında tüketilse de, kış aylarında tüketmek için bu mevsimde menemen karışımı hazırlanıp konservesi yapılarak kış aylarında da bu sağlıklı yiyeceği tüketmek mümkün olmaktadır. İçine çeşitli baharatlar konulup vitamin, mineral antioksidan içeriği artırılabilir.

ÇAKALLI MENEMEN
MALZEMELER
4 adet domates
2 yumurta sarısı
1 adet yeşil biber
1. yemek kaşığı tereyağı
1/2 su bardağı kaşar
Tuz
Karabiber
YAPILIŞI: Domates yıkanır, kabukları soyulur ve ince küp şeklinde doğranır. Biber uzunlamasına ikiye bölünür ve çekirdekleri çıkarılarak ince ince doğranır. Bakır tavaya tereyağı alınır ve ısındıktan sonra biberler eklenir. Biberler yumuşadığında domatesler ilave edilir ve kaynama noktasına geldiğinde bir püre ezici ya da çatalla iyice ezilir. Ezilen domatesler suyunu çektiğinde yumurta sarısı, tuz, karabiber ve kaşarın yarısı ilave edilip hızlıca karıştırılır. Yumurta beyazları kullanılmayacaksa bir tanesi içerisine eklenebilir. Hazır hale geldiğinde kalan kaşarın yarısı üzerine ekleyerek servis edilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Geçmişe takılı kalmamayı kızım Melisa ile öğrendim. Doktorum 78 gün hastanede yatıp artık eve gidebilirsin dediğinde çocuk 32 haftalık oldu. Ben evime geldim, yatakta arkadaşlarım bir kutlama yaptılar bana, bebek geliyor bu kadar şeyi aştın, 78 gündür hastanedesin falan… Çok güzel bir gün geçirdim. Sabahına suyum geldi ve hastaneye gittim, sağlıklı bir bebek doğurdum. Ama 24 saatin içinde beyin kanaması geçirdi ve oradan sonra şey başlıyor: ‘Eve gitmeseydim bu olur muydu? O kutlama mı bunu yaptı?’ En büyük kâbus bu işte…”
Sevgili Ceyda, ben programı izlerken kendini suçlu hissetmene yol açacak eksik ya da hatalı hiçbir şey görmedim. Tam tersine engellerin üzerinden atlamayı başarmış, özgüvenli, kendini harika cümlelerle ifade edebilen ve hepsinden önemlisi; annesinin onun için yaptığı fedakarlıkların farkında olup bunu takdir eden ve annesini taparcasına seven harikulade bir Cumhuriyet kızı gördüm. Ayrıca onun müzikal başarılarını yazmak için de şimdiden köşemin sütunlarını rezerve ettim. Belli ki ortada senin adına büyük bir emek ve “adanmışlık” vardı. Yüreğin dert görmesin. Ceyda’cığım, sen bu programla aynı durumdaki annelere yüzlerce psikoloji seansından, onlarca bilimsel makaleden ve saatler dolusu terapiden çok daha fazla ilham ve cesaret verdin. Melisa da kendi durumundaki akranlarına gerçekten nefes, kan ve enerji pompaladı.
Çok güzeldiniz, çok… Öyle bir bütündünüz ki, sanki doktorunuz göbek bağınızı kesmeyi unutmuş gibi geldi bana…
Allah ayırmasın…
Şehit Ares’e veda
İçinizden “Ölen köpeğe de şehit denir mi?” diyecek olanlar vardır mutlaka. Ama benim içimden öyle demek geldi. Çünkü Ares, meslek yaşamı boyunca tonlarca uyuşturucunun ele geçirilmesini sağlayan bir polis köpeğiydi.
Son operasyonda kaçmaya çalışan bir uyuşturucu satıcısının paçasına dişlerini geçirmiş ve onu yakalamıştı. Ancak adamın üzerindeki kimyasal maddeler yüzünden zehirlendi ve tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak “şehit” oldu. Ares’in; hayatı boyunca asalak gibi yaşayan, bu memlekete tek gram faydası dokunmayan ama öldüğünde her nedense tabutuna Türk bayrağı serilerek onurlandırılan pek çok kişiden daha değerli olduğuna inanıyorum.
Sevsinler bayrak sevginizi!
Bu görüntü CHP’nin 29 Ekim’de Yenikapı’da düzenlediği Cumhuriyet Bayramı kutlamasının ardından çekildi. Bağcılar Anlık Haber sitesinde uzun bir videosu da var, yüreğiniz elverirse izleyin.

Oraya kutlama için değil, sadece yandaş şarkıcıyı yakından görmek için geldikleri o kadar belli ki… Ne Cumhuriyet ne Atatürk ne bayrak umurlarında… Eğlenirken yelpaze niyetine salladıkları bayrakları da konser bitiminde yere atıp gitmişler.. Cumhuriyet’in sizin gibilere ihtiyacı yok. Bir daha elinize almayın o şanlı bayrağı…
Gaf’let kürsüsü
İzmir’in Buca ilçesinde Vali Rahmi Bey İlkokulu’nda yapılan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında öğrenciler Alizade isimli şarkıcının müstehcen sözler içeren Anormal adlı şarkısıyla dans ettirildi.
Zap’tiye
“Milli bayramlarda camilere neden bayrak asılmıyor?” diyenlere en güzel cevap Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nden geldi. İnşallah diğerlerine de örnek olur.

Ne demiş?
“Arkadaşınızın doğum günü var, bütün balonları şişirme görevi de size düştü, haydi bakalım.” (Sabırlı trafik polisinin alkolmetreye bir türlü üfleyemeyen kadını ikna çalışması)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÖKENİ ORTA ASYA
Ceviz, aslında Orta Asya sıradağlarının doğal bitki örtüsüdür. Buradan Sincan’a, Kazakistan’a, Türkmenistan’a, İran’a, Irak’a, Azerbaycan’a, Gürcistan’a ve Türkiye’ye yayılmış. Bu şifalı lezzet; Bulgaristan, eski Yugoslavya, Romanya ve Yunanistan’ın da doğal bitki örtüsü içinde. Ceviz besin değerleri, besleyici özelliği ve lezzetli tadı sayesinde popüler bir kuruyemiştir. İçerisindeki zengin yağ asitleri, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller kalp rahatsızlıklarından beyin hastalıklarına, hafıza sorunlarından diyabete, kanser riskinden korunmaya ve cilt sağlığının korunmasına kadar birçok faydası var. Cevizi beslenme rutinine dahil ederek sağlıklı bir yaşam desteklenebilir. Cevizin faydaları içeriğinde bulunan yüksek miktarda Omega-3 yağ asitleri, protein, lif, antioksidanlar ve diğer önemli besin maddelerinden gelir. Cevizin faydalarından bazıları şöyle sıralanabilir:

ANTİOKSİDAN ETKİ
Ceviz; fındık, fıstık, kaju, badem gibi diğer kuruyemişlere oranla daha fazla antioksidan içeriğe sahiptir. Cevizin antioksidan aktivitesi ise özellikle zarında bulunan selenyum, E vitamini, melatonin ve polifenoller adındaki bileşiklerden gelir. Bu bileşikler kötü kolesterol olarak bilinen LDL değerlerini düşürmeye yardımcı olup kalbi bu duruma bağlı oluşabilecek hastalık risklerine karşı koruma sağlayabilir ve ayrıca tiroit fonksiyonlarını destekleyebilir.
BAĞIRSAK SAĞLIĞI
Bağırsak mikrobiyotasının sağlıksız olması yalnızca bağırsakların düzgün çalışmamasını değil, vücudun iltihaplanmasına da neden olarak kalp hastalığı, obezite, kanser gibi durumların görülmesine de neden olabilir. Düzenli bir şekilde ceviz tüketen kişilerde tüketmeyenlere oranla hem bağırsak fonksiyonlarının normal çalışması hem de yukarıda belirtilen bazı kronik hastalıklar daha az görülebilir. Yaşlandıkça fiziksel yetenekleri kullanma ve hareketli olma zorlaşabilir. Fiziksel yetileri sağlıklı bir şekilde sürdürmek için de iyi bir beslenme düzenin olması önemlidir. Cevizde fiziksel işlevlerin devamlılığını sağlamaya yardımcı olan temel vitaminler, mineraller, kalori, lif ve yağlar bulunur.
CEVİZ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLİR?
Ceviz alırken, boyutlarına göre ağır olan cevizleri seçin. Kabukların çatlak, lekeli ve delik olmamasına dikkat edin. Açıkta satılan cevizlerden satın almak risklidir. Oksijen, cevizin raf ömrünün bir numaralı düşmanıdır. Açıkta tutulan cevizler oksijene maruz kalırlar, bu da tazeliklerini tehlikeye atar. Taze ceviz almak için en iyi seçenek, tazeliğini koruyacak ve oksijenin dışarı sızmasını önleyecek şekilde ağzı kapalı ambalajda olanları satın almaktır. Ambalajlarda belirtilen son kullanma tarihleri sadece öneri veya tahminlerdir. Ceviz ve diğer kuruyemişlerin raf ömrü şu temel faktörlere bağlıdır: Toplandığı ve saklandığı ortamın koşulları ile paketin önceden açılıp açılmadığı. Kabuklu ve kabuksuz cevizleri, hava geçirmeyen bir kapta saklayın ve tazeliğini koruması için buzdolabında altı aya kadar veya derin dondurucuda bir yıla kadar saklayın.

KAN BASINCI KONTROLÜ
Öte yandan kan basıncının yüksekliği kalp hastalığı ve felç gibi durumları tetikleyen önemli bir faktördür. 2019’da yapılan bir araştırmada ceviz yemenin yüksek tansiyon hastaları ve kan basıncı yüksekliği problemi yaşayan kişilerde düzelme olduğunu ortaya koymuştur.
CEVİZLİ ACILI EZME
MALZEMELER
4 dolu dolu kaşığı acı biber salçası
2 dolu yemek kaşığı domates salçası
1 çay bardağına yakın zeytin yağı (küçük çay bardağı)
1 çay bardağı galeta unu
1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz
3-4 diş sarımsak 1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı nane
1 çay kaşığı pul biber
Salçanızın tuz oranına göre tuz
YAPILIŞI: Cevizli ezme için öncelikle ceviz hariç tüm malzemeler robota alınır ve robottan geçirilir. Kıvam alınca ceviz de eklenir ve karıştırılır. Hemen tüketmek için hazır olan cevizli acılı ezme servis tabağına alınır. Üzerine zeytinyağı gezdirilerek cevizle süslenir ve servis edilir. 1 haftadan uzun süre buzdolabında saklamak isterseniz bir kavanoza alıp üzerine zeytinyağı dökün ki bozulmasın. Ben sunumda dondurma kaşığı ile servis ettim. Ama geniş bir kaba alıp üzerine zeytinyağı gezdirerek cevizle de sunabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şeytanın aklına gelmeyen komplolar, patronu ya da müdürü size karşı manipüle etmek için MOSSAD gibi çalışanlar, bir kat yukarıya asansörle değil, sizin sırtınıza basarak çıkanlar… Sizi içine çekmeye çalışan gizli ittifaklar, çeteler, tarikatlar… Bolca mobbing, gizli ya da açık cinsel taciz, mebzul miktarda kayırma ve torpil… Yönetim adına gönüllü casusluk, gammazlama, gömme, çamur atma, yağlama, yıkama ve neredeyse ölmeden pamuk tıkama… Bunların hepsi normal bir iş gününün plazadaki rutin faaliyetleridir.
Bakalım Holding bu okyanusun kaç damlasını evlerimize taşıyabilecek?..
Bravo Hakan Ural!
Çarşamba günü Hakan Ural’ın yorumculuk yaptığı Kanal D’deki Neler Oluyor Hayatta programına bir rezidanstan kuşkulu şekilde düşerek hayatını kaybeden genç binicilik hocası Semanur Arslan’ın annesi görüntülü bağlantıyla katılmıştı. Kızının veda notunun ortaya çıkmasına rağmen Semanur’un canına kıymasına ihtimal vermiyordu.
Bu arada kızın 9 yıllık yakın arkadaşı olduğunu iddia eden ve adını vermeyen bir adam önemli açıklamalar yapacağını belirterek yayına bağlandı. Anne ile kızın ilişkilerinin sağlıklı olmadığını, kızın evli biriyle ilişkide olduğunu belirtip acılı anneyi timsah gözyaşı dökmekle ve kızının yedisi çıkmamasına rağmen başını örtmemekle suçladı.
Bunun üzerine Hakan Ural bir an bile tereddüt etmeden adamı yayından aldırdı. Dedi ki, “Başkası olsa bu yayını kesmez, aksine her gün bu adamı bağlayıp, iddialarının üzerinde tepinirdi. Ama ben öyle yapamam. 20 share alacağımı bilsem yine de konuşturmam. Sen burada acı çeken bir anneye herhangi bir kanıta dayanmadan bunları nasıl söylersin? Ben istemem, lanet olsun öyle reytinge…”
Bizim izleyici bir televizyon karakterine değer atfetmişse boşuna değildir.
Teşekkürler Hakan Ural…
Türkiye Güzeli de filtre kullanırsa…
Miss Turkey 2024 Güzellik Yarışması’nda Türkiye Güzeli seçilen İdil Bilgen, 9 Eylül’de Bingöl’ün 2 bin 304 nüfuslu Yayladere ilçesindeki, Yayladere Toplum Sağlığı Merkezi’ne atanmıştı. Görevine başlamayan İdil Bilgen, ABD’de ortaya çıkıp sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarıyla Cumhuriyet kutlaması yaptı. İdil Bilgen’in fotoğraflarında filtre ve Photoshop kullandığı da iddia edildi.

Eğer doğruysa halimiz harap. Yani Türkiye’nin en güzeli bile bunu yaparsa…
Şuraya bir de not düşeyim: İdil eğer doğudaki hizmetine başlamazsa, istediği kadar filtre kullansın, bana yine de “çirkin” görünecek…
Gaf kürsüsü
TRT 1’den yayınlanan maçta Başakşehir’in adı 15 dakika boyunca ekranda “ITA” şeklinde yazıldı.

Zap’tiye
Her gün yeni bir olaya uyanan koca ülke “Çukur” dizisine döndü: “Sıkıntı yoksa, sıkıntı var demektir…”
Ne demiş?
“Ben mimiklerimi babamdan almışım. Onları seviyorum. Botoks, dolgu sevmiyorum.” (Azra Akın’ın Uykusuzlar Kulübü’ndeki sözleri)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde Kemal Sunal, Tarık Akan, Münir Özkul, Adile Naşit ve Halit Akçatepe’nin yer aldığı Hababam Sınıfı filminde “Semra hoca” karakterine hayat veren Semra Özdamar’ın son hali sosyal medyada gündem oldu.

Öğrenciler tarafından canından bezdirilen Semra Hoca’nın son hali yıllar acımamış dedirtti.

Hababam Sınıfı ile akıllara kazınan Semra Özdamar, gözlerden uzak bir yaşam sürüyor. Semra Özdamar’ın son halini görenler, usta oyuncuyu tanımakta zorlandı.

Şimdilerde 68 yaşında olan Özdamar, yıllar içindeki değişimiyle görenleri şaşırttı.

Hababam Sınıfı’nda rol aldıktan 3 yıl sonra sinemayı bırakan usta oyuncu, öykü yazarlığı yapmaya karar verdi. Almanya’da yaşayan Özdamar, geçmişte belgesel yapımcısı Süha Arın ile nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü, birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. Cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar. Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam; söylesene ben kimin için öldüm?
Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğini bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler?
Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.”
Bu şarkıları unutalım
Köşemizin daimi tedarikçisi Muharrem Akduman bu hafta da iki önemli konuya vurgu yapmış:
“Yüksel’ciğim milli bayramlarımızda ve milli maçlarımızda koro halinde söylediğimiz Memleketim, Hayat Bayram Olsa ve Sev Kardeşim şarkıları maalesef Yahudi şarkılarıdır ve bunu 85 milyonda 1 milyon kişi bilir. Rahmetli İlham ağabey (Gencer) bunu televizyonlarda ve internet sayfasında defalarca anlattı ama ilgilenen olmadı. Hatta eski eşi Ayten Alpman okumuştu Memleketim’i… Bu şarkıları yayınlamak vatana ihanet değil midir?”

Akduman’ın Yemekteyiz yarışması için de söyleyecekleri var:
“TV 8’deki Yemekteyiz yarışmasında büyük bir hata yapılmakta. Ev hanımlarının katıldığı bu yarışmaya profesyonel aşçılar da katılmakta… Olacak şey mi? Şartlar asla eşit değil. Kim uyduruyor böyle saçmalıkları?..”
Eğer Fil’istin olsaydı
Değerli okurum Memduh Öksüz’ün küçük ama son derece değerli tespitini paylaşıyorum:
“Mümin diyarını geçtim, hani insan olmayı da geçelim, o coğrafyada bir fil katliamı söz konusu olsaydı, dünya ayağa kalkardı…”
Gaflet kürsüsü
Adam (!), içinden eşek eti çıkan sucuğun adını “Sağlam Et” koymasın mı?
Zap’tiye
Bebeklerimize gösterdiğimiz ihmal ve özensizliği, İmralı’daki bebek katiline de gösteremez miyiz acaba?
Ne demiş?
Dubai çikolatasının mucidi Mısır kökenli İngiliz Sarah Hamouda’dan itiraf geldi: “Bu çikolatayı baklavadan esinlenerek yaptım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların en güvenilir hakem programı ‘beIN Trio’daki hakem yorumcuları, Arda Kardeşler’in Galatasaray’a altı sarı kart ve iki kırmızı göstermediğini tek tek ispatladı. Şimdi birçok Beşiktaşlı da sarı kırmızılı takımı kollayan bir yapının olduğunu iddia ediyor.
Galatarasaylı taraftarlar ise Icardi’ye yapılan müdahalenin penaltı olduğunu söylüyor ama bazı hakemler, Avrupa’da bu pozisyona penaltı çalınmadığını belirtti.
Ve bir programda Arda Kardeşler’in çocukluğundan beri sıkı bir Galatasaray taraftarı olduğu iddia edildi.
Arda Kardeşler belki de buzdağının görünen kısmı!
‘BeIN Trio’ ekibi, Fırat Aydınus, Bünyamin Gezer ve Deniz Ateş Bitnel’in çoğunluk kararlarına göre hazırlanan listeye göre ligin ilk 10 haftasında oynanan maçlarda Fenerbahçe’ye verilmesi gereken ama verilmeyen bir kırmızı kart ve karşılaştığı rakiplerine ise üç kırmızı kart verilmediği tespit edildi.

Galatasaray’a ise ilk 10 maçta verilmesi gerektiği halde verilmeyen 3 kırmızı, rakiplerine ise 1 kırmızı kart gösterilmedi.
Beşiktaş maçlarında ise rakiplerine verilmesi gerektiği halde verilmeyen tam altı kırmızı kart tespit edildi.
Yukarda bahsettiğim hakemlerin yorumlarından yola çıkılarak hazırlanan diğer listede ise bu sezon oynanan 10 hafta boyunca Fenerbahçe 20 sarı kart gördü. Görmesi gereken sarı kart sayısı ise 22! Rakipleri 28 sarı kart gördü ama görmeleri gereken kart sayısı 35.
Beşiktaş 23 sarı kart gördü, görmesi gereken 25 sarı karttı. 30 sarı kart gören rakiplerinin görmesi gereken sarı kart sayısı ise tam 51!
Galatasaray ise 20 sarı kart gördü. Hakemler maçı hatasız yönetseydi sarı kırmızılılar 44 sarı kart görecekti. Rakipleri 21 sarı kart gördü, normalde 27 kart görmeleri gerekirdi.
Kart deyip geçmeyin. Yorumcular Galatasaraylı futbolcuların çoğunluğu rakiplerine karşı kasti ve sert faullü oynayarak sahada üstünlük sağlayıp, ligi domine ettiklerini iddia ediyorlar.
Aynı Galatasaray’ın Young Boys’a elenmesi, futbolcuları ortalama 200 bin dolar maaş aldıkları Rigas gibi zayıf bir takıma puan kaybetmesi ve Türkiye’ye göre Avrupa’da daha çok kart görmesi yabancı hakemlerin dürüst performansına bağlanıyor.
TFF ise yaşanan hakem skandallarını sadece izliyor!
FUTBOLDA ADALET İSTEĞİ
Bir diğer tartışmada yapay zekalı fikstür çekilişiyle ilgili; bu sezon Galatasaray Avrupa maçları öncesi tüm lig maçlarını kendi sahasında oynarken, Beşiktaş Avrupa maçları öncesindeki tüm lig maçlarında deplasmana gitti!
Daha da ilginci; Galatasaray, Avrupa’daki en zorlu Tottenham maçı öncesi ligde bay geçecek. Sosyal medyada bu durum için “Ancak ayarlasan bu kadar olur” yorumları yapılıyor!
İddialar, gerçekler, hakem yorumları, yapay zekanın Galatasaray’ı üzmemesi vs. Süper Lig’in sportif bir gerçekliğinin olup olmadığı Jose Mourinho’yu gölge gibi takip eden İngiliz medyası sayesinde artık Avrupa’da da tartışılıyor!
Milyonların gözü önünde ağır çekimlerde izlenen hakem skandalları “Futbolda bile adalet yok” diye yorumlanıyor ve toplumdaki adalet duygusuna olan güveni azaltıyor!
Futbol deyip geçmeyin! Futbol uğruna ülkeler, birbirleriyle savaştı! Futbolun siyaset üzerinde de bir etkisi var. Bu etki üzerinden milyonlarca taraftar manipüle bile ediliyor olabilir!
Sosyal medya fenomeni bazı Galatasaraylı yorumcular bile hakem skandallarına isyan ediyorsa ortada büyük bir sorun var demektir! Futboldaki adaletsizlik toplumdaki nefret duygusunu da artırıyor!
Eğer iddia edildiği gibi hakem skandallarının nedenleri arasında bahis örgütlenmesi de varsa UEFA devreye girer ve ağır cezalar kesilir!
Bu sorunu TFF çözemeyecekse, Meclis’te komisyon kurulmalı ve acilen futbolda adalet sağlanmalı!
***
ADANA KEBABI’NIN GERÇEK FİYATI
Adana Kebabı’nda kullanılan kemiksiz erkek kuzu etinin kilosunun 450 TL’ye çıkmasına kebapçılar isyan etti.
Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur da şu açıklamayı yaptı: “1 kilogram et ile 10 kişi doyabilirken vatandaşlar restoranlara gittiğinde bir kişilik Adana kebabı en az 350 liraya yiyor. Bu fahiş fiyatların önüne geçilmesi lazım. Bir porsiyon Adana kebabın maliyeti 200 TL.”

Bir porsiyon Adana kebabında 150 gram et kullanılıyor. Bir kilo etten altı porsiyon çıksa; en az 2100 TL eder.
İşletmenin kirası, faturaları, çalışan maaşları vs. tüm giderleri toplasanız da yine de fahiş fiyat uygulandığı ortaya çıkıyor.
***
DUBAİÇİKOLATASI‘NDABEZELYE MİVAR?
Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Dubai çikolatası sandığınız üründe kıyılmış bezelye bile olabilir” dedi.
Gıda ürünlerinde belgelenen sahteciliklerden sonra bu çikolatadan ıspanak bile çıksa şaşırmam!

Dubai Çikolatasında en çok kilosu 80-100 TL olan tel kadayıf kullanılıyor. Eğer iddia edildiği gibi fıstık yerine bezelye de kullanılıyorsa 200 gramı ortalama 400 liradan satılan Dubai Çikolatası şu sıralar gramı en karlı ürün olabilir!
***
DİKEÇ ETKİSİDEVAM EDİYOR
İsveçli sırıkla atlama rekortmeni Armand Duplantis, 2024 Paris Olimpiyatları’nda dünya rekorunu kırdıktan sonra da fenomen atıcı Yusuf Dikeç’in ikonik hareketiyle poz vermişti. Duplantis şimdi de Halloween (Cadılar Bayramı) için yaptığı paylaşımda Dikeç kılığına girip o ikonik pozu tekrardan verdi.
Anlaşılan İsveçli atlet, Dikeç’in ikonik hareketinin etkisinden kurtulamamış.
Aslında birçok ünlü, Dikeç’in ikonik hareketini devamlı tekrarlıyor.

Oysa olimpiyatlarda 10 metre havalı tabanca kategorisinde Dikeç, partneri Şevval İlayda Tarhan ile birlikte gümüş madalya kazanmıştı. Altın madalya kazanan rakiplerini hatırlayan var mı?
Sırp atıcı Damir Mikec “Altın madalyayı ben mi aldım, sen mi (Yusuf Dikeç)?
Benim ülkemde bile sen bir numarasın” diyerek durumu gayet güzel özetlemiş. Dikeç artık sosyal medyada dünyanın en çok tanınan kişilerinden biri.
Bunun nedeni; Japon sosyal medyacılar, Dikeç’in atış stilini ‘çabasız karizma ve kusursuz sadelik’ diye yorumlayarak güzel özetlediler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çiftin nikâh şahitleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan da vardı.
Yavuz Bingöl, ‘Son kez evet’ diyerek, 5’inci kez evlendi.

Yavuz Bingöl, “Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyoruz. O yüzden biraz buruk girdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık” dedi.
REKLAM
Yavuz Bingöl’e, dedesi Çolak Hüseyin’e ait İstiklal Madalyası nikâh töreninde babası Yılmaz Bingöl tarafından takıldı.
Yavuz Bingöl, 2015 yılında meslektaşı Öykü Gürman ile dördüncü evliliğini gerçekleştirmişti. Ancak bu evlilik, yaklaşık bir yıl süren bir birlikteliğin ardından Nisan 2016’da sona ermişti.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyunculuktan önce müzisyen babasının etkisiyle müziğe yönelen Ferdi Atuner; “Rahmetli babam ud çalardı, sesi de çok güzeldi. Ankara ve İstanbul radyolarında klasik koro programlarını dinler ve eş zamanlı udunu çalardı. Daha sonra operaları dinlemeye başladım. Çocuk yaşlarda başlayan bu ilgi sonrasında konservatuara başladım. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin kazandım. İlerleyen dönemde bir arkadaşımın vasıtasıyla Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu’na gittim ve ‘Keşanlı Ali Destanı’ oyununda rol aldım” dedi.
Ferdi Atuner, ilk televizyon deneyimini ise 1982’de TRT’de yayınlanmaya başlayan ‘Sekiz Sütuna Manşet’ dizisiyle yaşadı. Oyuncu; Işıl Yücesoy, Erol Taş ve Ali Şen gibi isimlerle kamera karşısına geçti.
“HİCİV TİYATROSU YAPTIK”
1990’lı yıllardan itibaren özel televizyonların yayın hayatına başlamasıyla Ferdi Atuner, Levent Kırca ile ‘Olacak O kadar’ skeçlerinde de rol aldı ve geniş çevrelerce daha da tanındı. Atuner; “Çok iyi bir kadromuz vardı. Hiciv tiyatrosu yapıyorduk. Senarist kadrosunda Yılmaz Erdoğan da vardı. Türkiye’de her an hicive uygun konu çıktığı için herkes yazıyordu. Bir yandan televizyonda rol alırken bir yandan da gerçek işim olan operaya devam ediyordum” diye konuştu.
Ferdi Atuner sonrasında, ‘Çocuklar Duymasın’, ‘Reyting Hamdi’, ‘En Son Babalar Duyar’, ‘Ayrılsak da Beraberiz’ ve ‘Çılgın Bediş’ gibi kendi dönemlerinin çok izlenen dizilerinde rol aldı.
Setlerden bugünlere taşınan bir dostluğu olmadığını ifade eden oyuncu; “Herkes kendi yoluna gidiyor. Sette yaşananlar genelde setlerde kalıyor” ifadelerini kullandı.
Oyuncular için tiyatro ve televizyonun farklı özelliklerine dikkat çeken Ferdi Atuner; “Tiyatro canlı tabi ama başlıyor bitiyor. Televizyon ise yıllarca seni oynatmaya devam ediyor. Seni göz önünde tutuyor” diyerek, televizyonun oyuncuların varlığını sürdürme açısından önemli olduğunu vurguladı.
Rol aldığı dizi ve filmlerinin hepsinin kendi için özel yerleri olduğunu söyleyen 80 yaşındaki emektar sanatçı; “Şimdiki diziler ve filmler, hem prodüksiyon hem de hikâye açısından çok daha iyi. Herkes okullu ve eğitimli oldu. Bunların etkisi sonucunda kaliteli işler ortaya çıkıyor” diye konuştu.
“DÜNYAYA YENİDEN GELSEM YİNE OYUNCU OLURUM”
‘Çarıklı Milyoner’ filminde Kemal Sunal ile aynı seti paylaşan oyuncu, “Güle güle çektik filmi. O tarz filmleri gülmeden çekemezdik zaten. Kemal Sunal’ı çok severdim. Senaryoda yazılmayan şeyleri de oynuyorduk, yani doğaçlama yapıyorduk” dedi.
Oyunculukla ilgili hiçbir pişmanlığı olmadığına sözlerine ekleyen Ferdi Atuner, “Yine dünyaya gelsem aynı işi yaparım” diye konuştu.
İki çocuk babası olan oyuncu; “Oğlum Toygar, Antalya Devlet Operası’nda sahneye çıkıyor. Kızım İlayda ise bir şirketin genel müdürlüğünü yapıyor” ifadelerini kullandı.
CİHANGİR’DE YAŞIYOR
Sinema ve dizilerden kazandığı parayla Cihangir’den bir ev aldığını söyleyen oyuncu; “Bizim dönemimizde para konuşulmazdı. Verilen rolü nasıl oynayacağımızı, paradan önce düşünürdük. Emekli maaşımla geçiniyorum. Allah’a şükür ediyorum. Emekliliğin tadını çıkarıyorum. Şu ara pek teklif gelmiyor. Unutulmuş olabilirim ama buradayım” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Türk Beşleri’olarak adlandırılan o kurucular;
• Cemal Reşit Rey
• Hasan Ferid Alnar
• Ulvi Cemal Erkin
• Ahmed Adnan Saygun
• Necil Kâzım Akses
‘Türk Beşleri’ arasında yer alan; besteci, eğitimci ve etnomüzikolog Ahmet Adnan Saygun, aynı zamanda Atatürk’ün isteğiyle ilk Türk operası olan ‘Özsoy Destanı’nı besteleyerek sahneledi.
Bunun yanı sıra ilk ‘Devlet Sanatçısı’…

‘Özsoy Destanı’, ilk Türk operası olmasının ötesinde bir anlama sahip.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür devriminde atılan ilk adım.
O ilk adımı atmak, öyle kolay olmadı.
O ilk adım; kısıtlı imkânlarla sadece 26 günde atılacaktı.
Normal şartlarda; 2 – 3 yılda gerçekleştirilebilen bir çalışmayı 26 günde tamamlayan Ahmet Adnan Saygun, bir mucizeye imza attı.
Ahmet Adnan Saygun, hem Atatürk’ün yüzünü kara çıkarmadı hem de kültür devrimini başlattı.
Kültür devriminin ilk adımını atma adına üretilen ‘Özsoy Destanı’nın ortaya çıkış hikâyesi, Ahmet Adnan Saygun ve çalışmasında yer alanların yaşadıkları, BKM tarafından ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ adıyla beyazperdeye yansıtıldı.
Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla çekilen, BKM senaryo ekibi tarafından senaryolaştırılan ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nı Yağız Alp Akaydın yönetirken filmin başrollerini; Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili, Emre Karayel, Bensu Soral ve Okan Yalabık paylaştı.
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, birçok açıdan Türk sinemasının özel filmlerinden biri.

Atatürk’ün görev uğruna geride bıraktığı aşkı Bulgar Dimitrina Kovaçeva (Miti)
•Filmi özel kılan unsurlardan biri; Atatürk‘ün farklı bir yönünün ilk kez gözler önüne serilecek olması. (Atatürk‘ün görev uğruna aşkı geride bırakma sahnesinde gözler doluyor, içeride bir yerlerde yanma hissediliyor.)

Miti’yi Bensu Soral canlandırdı.
•Bir diğeri; bugüne kadar işlenmeyen bir konunun ele alınması. O konu da Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür devriminin ilk adımında yaşananlar…
Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ndeki söyleşide öğrencilerden biri şöyle bir soru yöneltmişti; “Sizin için iyi bir filmin, güzel bir filmin kriterleri nelerdir?”
Ünlü Fransız oyuncu ve yönetmen Jacques Tati‘nin “Ben istiyorum ki film; siz, salondan çıktıktan sonra başlasın” sözüyle cevap vererek; “Salondan çıktıktan sonra da zihinlerde akmaya devam ediyorsa, sahneleri, diyalogları zihinlerde; pencereler, o pencereler de yeni pencereler açıyorsa o film; iyidir, güzeldir” demiştim.
Elbette, salondan çıktıktan sonra filmin zihinlerde akmasını; hikâye, senaryo, yönetim ve oyunculuk performansları sağlıyor.
Bunu, ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ ile örneklemek gerekirse;
• Atatürk‘ün liderlik ve dâhiliğine bir kez daha şahit olarak; azmin ve kararlılığın, başarmanın ta kendisi olduğu gerçeği, tüm haşmetiyle kendini ortaya atıveriyor.
•İnsanların kısıtlı imkânlarla neleri başardığını görüp; en azından “Acaba ben, sahip olduğum imkânların farkında mıyım? İşimin hakkını yeterince verebiliyor muyum?” düşüncesine kapılıyorsunuz.
• 26 günde ortaya çıkan mucize; yoklar, yokluklar içinde 7 düvelin topraklarımızdan hangi azimle, nasıl bir vatanseverlilikle atıldığını hatırlatan bir pencere açıp; tüyleri diken diken eden bir gurur dalgalanmasıyla atalarımızı bir kez daha rahmetle yâd ediyorsunuz.
•Popülerlik uğruna üretilenlerin ve onların üreticilerinin değil, mesleğine saygı duyarak işinin hakkını verenlerin ve ürettiklerinin hayatta ve tarihte bir karşılığı olduğunu görmenin huzurunu yaşıyorsunuz.

Atatürk’ü Ertan Saban canlandırdı.
Atatürk, 1934’te ülkemizi ziyaret edecek olan İran Şahı Rıza Pehlevi’nin onuruna bir opera sahnelenmesini, operanın da yabancı değil, Türk olmasını istedi.
Ne var ki şöyle bir sorun vardı.
Hazırda olan bir Türk operası yoktu.
Yenisinin hazırlanması için de aslında zaman yoktu.
Öyle ya, bir operanın sahneye konulması için 2 – 3 yıllık bir zamana gereksinim vardı.
Ne var ki ne öyle bir zaman, ne de Atatürk’ün öyle bir sabrı vardı.
Öyle ya, 5 ayda 7 düveli toraklarımızdan çıkaran, 3 ayda harf devrimini gerçekleştiren bir ulusun liderinin bir opera için değil yıllarca, aylarca bile beklemeye tahammülü, öyle bir mantığı olabilir miydi?
O lidere; “Efendim, zamanımız yok, yeterince sanatçımız yok, uygun bir hazırlanma alanımız yok” demek, yoklar, yokluklar içinde bir savaş kazanmış, sonrasında cumhuriyet kurmuş bir lidere hakaret etmekle eş anlamlıydı.

Atatürk – Şah Rıza Pehlevi
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, bir mucizenin yoklar, yokluklar içinde ortaya çıkması sırasında yaşananları konu edinirken Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasındaki azme, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasındaki arzu ve vizyona başka bir açıdan ışık tutuyor.
“Salondan çıktıktan sonra da zihinlerde akmaya devam ediyorsa, sahneleri, diyalogları zihinlerde; pencereler, o pencereler de yeni pencereler açıyorsa o film; iyidir, güzeldir”de olduğu gibi zihnimde açılan pencerelerden birinde; “Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın karakterize edilen tarihi kişiler kimlerdir?” yazıyordu.

Ahmet Adnan Saygun, ‘Özsoy Destanı’nda sahneye çıkan bazı oyuncularla görülüyor.
AHMET ADNAN SAYGUN (Salih Bademci tarafından canlandırıldı)
1907… 7 Eylül’de İzmir’de dünyaya geldi.
Babası; İzmir Milli Kütüphanesi’nin kurucuları arasında yer alan öğretmen Mahmut Celalettin Bey.
Annesi; Konya’nın Doğanbey Mahallesi’nden gelip İzmir’e yerleşmiş bir ailenin kızı olan Zeynep Seniha Hanım.
İzmir’de Hadikai Sübyan Mektebi adlı mahalle mektebinde başladığı ilköğrenimine İttihat ve Terakki Numune Sultanisi adlı çağdaş okulda devam etti.
Sanat eğitimine ağırlık veren bu okulda 13 yaşındayken İsmail Zühtü (nazariyat) Rosati (piyano) ve Tevfik Bey (piyano) yanında müzik çalışmalarına başladı.

Ahmet Adnan Saygun
REKLAM
1922… Macar Tevfik Bey’in öğrencisi oldu.
1925… Fransız La Grande Encyclopedie’den müzikle ilgili makaleleri çevirerek birkaç ciltlik büyük bir Musiki Lugati meydana getirdi.
Hayatını kazanmak için su şirketi ve postanede çalıştı. Ardından İzmir Beyler Sokak’ta bir kırtasiye dükkânı açıp nota sattı. Bu işte başarısız olunca ilkokullarda müzik öğretmenliği yaptı.
Öğretmenlik döneminde Ziya Gökalp’in, Mehmet Emin’in, Bıçakçızade Hakkı Bey’in şiirleri üzerine okul şarkıları yazdı.
Devletin yetenekli gençleri müzik eğitimi için Avrupa’daki önemli konservatuvarlara göndermek üzere açtığı sınava girmek istese de annesinin ani ölümü üzerine, bu fırsatı kaçırdı.
1926… Orta dereceli okullarda müzik öğretmenliği yapmak için açılan sınavı kazanarak İzmir Erkek Lisesi’nde müzik öğretmenliğine başladı.
REKLAM
1927 – 1928… ‘Re Majör Senfoni’yi besteledi.
Devletin müziğe yetenekli gençler için açtığı sınavı tekrarlaması üzerine devlet bursuyla Paris’e gönderildi. Vincent d’Indy (kompozisyon), Eugène Borrel (Füg), Madame Borrel (armoni), Paul le Flem (Kontrpuan), Amédée Gastoué (Gregoryen ezgileri), Edouard Souberbielle (org) ile çalıştı.
Paris’teyken Op. (Opus) 1 sıra numaralı Divertissement adlı orkestra eserini yazdı.
* Ahmet Adnan Saygun’un bu bestesi; 1931’de jüri başkanının Henri Defossé’in olduğu Paris’teki bir beste yarışmasında ödül kazandı, Gabriel Pierné yönetimindeki Colonne Orkestrası tarafından önce Paris, Varşova daha sonra da Rusya ve Belçika’da seslendirildi. Eser; Cemal Reşit Rey’in Paris’te seslendirilmiş bulunan 3 eserinden (Anadolu Türküleri / 1927), (Bebek Efsanesi / 1928) ve (Türk Manzaraları / 1929) sonra yurt dışında icra edilen dördüncü Türk orkestra eseri oldu.
REKLAM
1931… Türkiye’ye dönüp Musiki Muallim Mektebi’nde müzik öğretmenliğine başladı, müzik imlası ve kontrpuan dersleri verdi.
1932… Piyanist Mediha (Boler) Hanım ile evlendi.

Mediha Boler, Melis Sezen tarafından canlandırıldı.
1934… Soyadı Kanunu üzerine babasının isteğiyle ‘Saygın’ soyadını aldı. Ancak bu soyad, başkası tarafından alındığı gerekçesiyle bir süre sonra soyadları ‘Saygun’ olarak değiştirildi.
‘Özsoy Destanı’nı 26 günde besteleyerek sahneledi. Liberettosunu; Münir Hayri Egeli‘nin yazdığı opera, Türk milletinin doğuşunu, İran ve Türk milletlerinin kökü uzak tarihe dayanan kardeşliğini ifade ediyor.
‘Özsoy Operası’nın sahnelenmesinden sonra kendisini kabul eden Atatürk‘e Türk musikisi hakkında bir rapor sundu. Güneş – Dil ve Türk Tarihi teorilerinden etkilenerek hazırlanmış bu rapor, 1936’da ‘Türk Musikisinde Pentatonizm’ başlığıyla yayımlandı.
Riyaset-i Cumhur Orkestrası Şefliği’ne getirildi.
Atatürk, yeni bir opera siparişi verdi. Bu sipariş üzerine, Cumhuriyet insanının doğuşunu anlatan ‘Taş Bebek Operası’nı besteledi. Bu eseri; 27 Aralık 1934’te Ankara Halkevi’nde sahnelendi.
REKLAM
1936…
İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda 1939’a kadar sürecek olan öğretmenliğe başladı.
Halkevleri’nin daveti üzerine, Türkiye’ye gelen Macar ünlü besteci ve etnomüzikolog Bela Bartok‘a Anadolu gezisinde eşlik etti. Birlikte özellikle Osmaniye dolaylarından derledikleri türküleri notalaştırdılar. Çalışmaları, “Bela Bartok’un Türkiye’deki Halk Müziği Araştırmaları” başlıklı bir kitap hâline getirilerek 1976’da Macar İlimler Akademisi tarafından İngilizce olarak yayımlandı.
1939…
Halkevleri’nin müfettişliğine başlayarak Türkiye’yi dolaştı.
REKLAM
1940…
Bir konser için Ankara’ya gelen ancak ülkelerinden Nazi baskısı nedeniyle geri dönmeyen Budapeşte Kadın Orkestrası üyelerinden Macar asıllı Irén Szalai (sonradan Nilüfer adını aldı) ile evlendi.
‘Türk Müzik Birliği’ adlı bir koro kurarak ‘Halkevlerinde Musiki’ adlı bir kitap yayınladı.
‘Op. 19 Eski Üslupta Kantat’, ‘Bir Orman Masalı’ adlı bale eserlerini besteledi.

Salih Bademci
1946…
Halkevleri müşavir ve müfettişliğinin yanı sıra Ankara Devlet Konservatuvarı’na kompozisyon öğretmeni olarak atandı. Aldığı davetler üzerine Londra ve Paris’e gitti, halk müziği üzerine çalışmalar yaptı; konferanslar verdi.
‘Kerem’, ‘Köroğlu’ ve ‘Gilgameş’, “Atatürk’e ve Anadolu’ya Destan” eseri, 5 senfoni, çeşitli konçertolar, orkestra, koro, oda müziği eserleri ve bir diğer başyapıtı olan ‘Yunus Emre Oratoryosu’nu besteledi. Vokal ve enstrümantal parçalar, türkü derlemeleri, kitaplar, makaleler yazdı.
* ‘Yunus Emre Oratoryosu’, Cumhuriyet Dönemi Türk müziğinin en çok seslendirilen eserlerinden biridir.
* Eserleri; New York NBC, Orchestre Colonne, Berlin Senfoni, Bavyera Radyo Senfoni, Viyana Filarmoni, Viyana Radyo Senfoni, Moskova Senfoni, Sovyet Devlet Senfoni, Moskova Radyo Senfoni, Londra Filarmoni, Kraliyet Filarmoni, Northern Sinfonia, Julliard Quartet gibi topluluklar ve Yo-Yo Ma gibi virtüözler tarafından seslendirildi.
REKLAM
1971…
Yürürlüğe giren Devlet Sanatçılığı Kanunu çerçevesinde ilk ‘Devlet Sanatçısı’ ünvanına lâyık görüldü.
1996…
6 Ocak’ta pankreas kanseri nedeniyle 83 yaşında hayatını kaybetti.
Ahmet Adnan Saygun, hayatı boyunca 76 eser üretti.
‘4. Yaylı Çalgılar Kuarteti’ adlı çalışması, vefatı nedeniyle yarım kaldı.
NURULLAH ŞEVKET TAŞKIRAN (Burak Bilgili tarafından canlandırıldı)
1901’de İstanbul’da doğan Nurullah Şevket Taşkıran, henüz ilkokul sıralarındayken müziğe karşı bir sevgi ve ilgi duymaya başladı. İlkokuldan sonra Mercan İdadisi’ne, oradan da öğretmen olmak için İstanbul Muallim Mektebi’ne giren Taşkıran, Osman Zeki Üngör‘den keman dersleri aldı.

Muallim Mektebi’nden sonra Mercan Sultanisi’ne öğretmen olarak atanan Nurullah Şevket Taşkıran, İstanbul’da birçok müsamerelere iştirak ederek, flüt dünyasının en zor parçalarını piyano refakatinde çaldı. Taşkıran, daha sonra Galatasaray Lisesi, Feyziati Kız Lisesi, Feyziati Erkek Lisesi, Kuleli Askeri Lisesi ve Halıcıoğlu Askeri Lisesi’nde müzik öğretmenliği icra etti.
1928’de müzik pedagojisi tahsili için Berlin’e gönderilen Nurullah Şevket Taşkıran, orada özel olarak şan dersleri de aldı. Berlin Stern Konservatuvarı’nın sahnelediği operalarda rol aldı. Bir yarışma sonunda hiçbir yabancı öğrencinin alamadığı ‘Gustav Hollandaender’ madalyasını kazanan Taşkıran, konservatuvardan 1934’te mezun oldu. Nurullah Şevket Taşkıran; daha sonra, İtalya şan literatür ve tekniğini etüt etmesi için Milano’ya gönderildi. Yeni kurulmuş olan Türk operasında birçok temsilde rol alan Taşkıran, Devlet Konservatuvarı’nda Türkçe metinli müzik diksiyonu öğretmenliği ve opera bölümü şefliği yaptı.
Nurullah Şevket Taşkıran, hayatını 1952’de kaybetti.
REKLAM
MÜNİR HAYRİ EGELİ (Ahmet R. Şungar tarafından canlandırıldı)
Yazar, sinemacı, heykeltıraş Münir Hayri Egeli, 1903’te İstanbul’da doğdu. Egeli, 1919’da İstanbul Muallim Mektebi’nden mezun olduktan sonra 1922’de Sorbonne Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü’nü tamamladı.
Münir Hayri Egeli, öğrenciliği sırasında Atatürk’ün emriyle kurduğu Paris Türk Haberler Bürosu’nun müdürlüğünü yaptı.
Münir Hayri Egeli; yurda döndükten sonra, Ankara Maarif Müfettişliği, Trabzon Lisesi Öğretmenliği, Tayyare Cemiyeti Neşriyat Müdürlüğü, Ankara Lisesi öğretmenliği, Kocaeli, Bolu, Balıkesir’de maarif müdürlüğü, İsmet Paşa Kız Enstitüsü’nün müdürlüğünü, Devlet Tiyatroları’nın müdürlüğünü, Güzel Sanatlar’ın müdürlüğü, Polis Enstitüsü’nün öğretmenliği ve Çocuk Esirgeme Kurumu neşriyat şefliğini yaptı.

Münir Hayri Egeli (Sağda)
Atatürk’ün isteği üzerine sinema öğrenimi görmüş, onu anlatan bir film çevirmiş; yine Atatürk’ün isteğiyle roman, liberetto, piyes yazmış çok yönlü bir sanatçıdır.
REKLAM
Münir Hayri Egeli, sinema konusunda ihtisas yapmak üzere Atatürk tarafından Almanya ve Rusya’ya gönderildi.
Münir Hayri Egeli, 1932’de Atatürk’ü anlatan ‘Bayönder’ adlı tiyatro oyununu, 1934’te ana fikri Atatürk tarafından sipariş edilen ‘Özsoy Destanı’nı yazdı.
Münir Hayri Egeli, 1933’te Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in isteği üzerine Atatürk heykeli yarışmasına katıldı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın takdirnamesini alırken, “Atatürk’e En Çok Benzeyen Heykel” ödülünü kazandı.
1954’te Türkiye İş Bankası‘nın finanse ettiği ilk Atatürk belgeseli olan ‘Atatürk Sevgisi‘ni hazırladı.

Ahmet R. Şungar (Solda)
Pakistan’da ‘Nilgün’ adını verdiği filmi çeken Münir Hayri Egeli’nin 1961 yapımı ‘Kolsuz Bebek’i Türk sinemasında çekilen birbirinden bağımsız üç öykülü ilk film oldu.
REKLAM
FİLMLERİ
• Doğan Çavuş (1938 / Tamamlanamadı)
• Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan (1951)
• Cem Sultan (1951)
• Vatan ve Namık Kemal (1951)
• Söz Müdafanındır (1952
• Yıldırım Beyazıd ve Timürlenk (1953)
• Sarı Zeybek (1953)
• Nilgün (1954)
• Kolsuz Bebek (1963)
REKLAM
NİMET VAHİD (Birce Akalay tarafından canlandırıldı)
ilk kadın opera sanatçısı, Devlet Konservatuvarı’nın ilk kadın şan hocası olan Nimet Vahid, 1902’de İstanbul’da doğdu. Arkeolog ve aralarında ünlü ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’nin de olduğu birçok esere imaza atan ressam Osman Hamdi Bey’in torunu.

Nimet Vahid, dedesi Osman Hamdi Bey’in kucağında görülüyor.

Nimet Vahid
‘Özsoy Destanı’nda ‘Ulu Anne’yi canlandıran Nimet Vahid, hem sahnelerde hem de radyoda çeşitli konserler vererek Batı müziğinin geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Nimet Vahid, ayrıca Türkiye’de Batı müziğinin gelişiminde öncü olmuş ilk kadın temsilcilerinden biri.

Birce Akalay
REKLAM
MEHMET NURİ CONKER (Emre Karayel tarafından canlandırıldı)
1882’de Selanik’te dünyaya geldi.
Atatürk‘ün mahalle, Askeri Rüştiye’de, Manastır İdadisi’nde, İstanbul Harbiye Mektebi’nde, Harp Akademisi’nde okul arkadaşı.
Selanik’te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk Harekâtı, Trablusgarp Muharebesi, Bingazi Muharebesi, Çanakkale Anafartalar Muharebesi ve Conkbayırı Muharebesi, Muş Cephesi, Kurtuluş Savaşı’nda görev yaptı.

Mehmet Nuri Conker
Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra başarılarından ötürü, 1 Eylül 1923’te Kurmay Albay rütbesine terfi etti ve TBMM tarafından Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile onurlandırıldı.
1925 – 1927 arasında TBMM’de Kütahya milletvekili olarak görev aldı.
TBMM II. ve III. Kütahya, IV. Dönem (Ara Seçim) ve V. Dönem Gaziantep Milletvekilliği, II. Dönem 5. Şube Başkanı, IV. Dönem Parlamentolar Türk Grubu Kurucu Üyeliği, V. Dönem TBMM Başkan Vekilliği yaptı.

Emre Karayel
Atatürk‘ün Conkbayırı Muharebeleri’ndeki başarılarına atıf olarak ‘Conker’ soyadını verdiği Mehmet Nuri Conker, 11 Ocak 1937’de geçirdiği bir kalp krizi sonucu Ankara’da hayatını kaybetti.
REKLAM
OSMAN ZEKİ ÜNGÖR (Okan Yalabık tarafından canlandırıldı)
Mehmet Âkif Ersoy‘un İstiklâl Marşı‘nı besteleyen Osman Zeki Üngör, 1880’de İstanbul’da doğdu.
REKLAM
Beşiktaş Askerî Rüştiyesindeki askerî eğitimin ardından 1891’de Osmanlı saray bandosu olan Mızıka-yı Hümayun’a girerek müzik öğrenimi gördü. Yeteneğiyle II. Abdülhamid‘in dikkatini çekince konser kemancısı olarak yetiştirildi. Vondra Bey’den keman, Aranda Paşa’dan da müzik nazariyatı dersleri aldı.

Osman Zeki Üngör
Mızıka-yı Hümayun bünyesinde Saffet Bey tarafından kurulmuş olan Makam-ı Hilâfet Filarmoni Muzikası’nda başkemancı olarak atandı. Yalnızca askerî marşlar çalan mızıkanın, bir senfoni orkestrasına dönüşmesi için emek verdi. Birçok ünlü bestecinin keman konçertolarını Türkiye’de çalan ilk Türk kemancı oldu. Sultan Abdülhamit’e sık sık konserler verdi. Konserlerinin çok beğenilmesi nedeniyle ödüllendirilip rütbesi genç yaşta binbaşılığa kadar yükseltildi.
REKLAM
I. Dünya Savaşı sırasında Mızıkay-ı Hümayun ile Avrupa şehirlerinde konserler verdi. 17 Aralık 1917 – 31 Ocak 1918 arasında gerçekleşen ve Viyana, Berlin, Dresden, Münih, Peşte, Sofya’yı kapsayan bu turne, bir Türk orkestrasının çıktığı ilk Avrupa turnesiydi.
1917’de saray orkestrasının şefliğine atanan Osman Zeki Üngör, Avrupa turnesi dönüşünde orkestrayı bağımsız bir kadroya kavuşturdu ve ilk defa saray dışında halka yönelik konserler verdi. Orkestra, haftalık halk konserlerini Tepebaşı’ndaki Union Française Salonu’nda verdi.
REKLAM
Osman Zeki Üngör, ülkenin müzik öğretmeni ihtiyacını karşılamak için Musiki Muallim Mektebinin kurulmasında önemli rol oynadı. Bu kurum, Ankara Konservatuvarının temelini oluşturdu. Üngör, okulun ilk öğretim üyesi ve ilk müdürüydü.
7 Haziran – 5 Eylül 1926’da Karadeniz adlı gemide düzenlenen Yerli Malı Sergisi nedeniyle 4 ay boyunca Güney ve Kuzey Avrupa limanlarını dolaştı ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile konserler verdi. Bu, Cumhuriyet döneminde bir Türk orkestranın çıktığı ilk yurt dışı turnesiydi.

Okan Yalabık
REKLAM
1934’te oluşan sağlık sorunları nedeniyle emekliliğe ayrılan Osman Zeki Üngör; emeklilik günlerinde İstanbul’da yaşarken, 1958’de İstanbul’da Moda’daki evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde askerî bir bando tarafından İstiklâl Marşı çalındı. Mehmet Âkif Ersoy’dan sonra cenazesinde İstiklâl Marşı çalınan ikinci kişi oldu. Cenazesi, Osmanağa Camii’nde ikindiden sonra kılınan cenaze namazının akabinde Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Kahkahanın 12’nci sezonu Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 16 Eylül’de gözaltına alınan “Diddy” lakaplı ünlü rapçi Sean Combs hakkında daha önce 100’den fazla kişiye cinsel saldırı ve istismarda bulunduğu gerekçesiyle açılan davalara yenileri eklendi. Diddy hakkında aralarında 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz de dahil olmak üzere 7 yeni dava açıldı. İddiaya göre 200 yılında 13 yaşında olan mağdur, ödül törenine girmek istediği sırada bir şoförün kendisine “Combs’un genç kızlardan hoşlandığını” söyledi. Mağdur ödül törenine giriş izni verilmediğini, ancak kendisine bir parti davetiyesi verildiğini ve burada kendisine uyuşturuculu bir içecek verildiğini ve bir odada Diddy ile 2 ünlünün tecavüzüne uğradığını iddia etti. Diğer bir davada ise 17 yaşındaki bir genç, New York’ta müzik sektörüne girmeyi hedeflediği için bir otelde düzenlenen partiye katıldığını, Diddy’nin kendisini bir yıldız yapabileceğine dair güvence verdiğini, ancak uyuşturucu içerikli alkol aldıktan sonra cinsel saldırıya uğradığını öne sürdü. Başka bir davada ise mağdur, Los Angeles’ta düzenlenen özel bir ödül töreni sonrası düzenlenen partide aralarında Diddy ve bir ünlünün bulunduğu birkaç kişi tarafından uyuşturulduğunu ve defalarca cinsel saldırıya uğradığını belirtti. Diğer bir davada New Yorklu bir adam, Diddy’nin kendisine Harlem’deki bir müzik stüdyosunda düzenlenen partide saldırdığı sırada 21 yaşında olduğunu ve alkol aldıktan sonra Diddy’nin cinsel saldırısına uğradığını ifade etti.
3’ü kadın, 4’ü erkek toplam 7 kişi, Diddy tarafından partilerde cinsel saldırıya uğradıklarını iddia ediyor.
Geçtiğimiz hafta Diddy hakkında kadınlara tecavüz ettiği, erkeklere cinsel saldırı ve 16 yaşında bir çocuğa cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 6 yeni dava açılmıştı.
Eylül ayında gözaltına alınmıştı
Ünlü rapçi, “rüşvet, seks ticareti, zorla çalıştırma, kundaklama, şantaj, adam kaçırma, uyuşturucu bulundurma” suçlamalarıyla, 16 Eylül’den bu yana New York’taki Metropolitan Gözaltı Merkezi’nde tutuluyor. Diddy, sektördeki nüfuzunu kullanarak genellikle evinde düzenlediği ve kayıt altına aldığı “freak offs” adı verilen ünlü partilerinde erkek ve kadınları cinsel ilişkiye girmeye zorlamakla suçlanıyor. Ünlü rapçinin evlerinde yapılan aramalarda uyuşturucu ve çok sayıda kayda ulaşılmıştı. Daha önce kefaletle serbest kalma talebi reddedilen Diddy, hakkındaki suçlamaların tamamını reddetmişti.
Ünlü rapçi hakkındaki davalar 5 Mayıs 2025’te görülmeye başlanacak. – NEW YORK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SILA DOĞU’YLA SAHNEDE ÖPÜŞTÜ
Kara para aklama, suç örgütü kurma, vergi kaçırma suçlarından 9 ay hapis yattıktan sonra ağustosta tahliye edilen Dilan Polat ile kardeşi Sıla Doğu’nun Beşiktaş’taki bir eğlence mekanında dudak dudağa öpüştüğü görüntüler başlarına iş açtı. Hayasızca hareketler suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Dilan Polat ve Sıla Doğu gözaltına alındı. Polat ve Doğu sevk edildikleri mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
DİLAN POLAT: YANAĞINDAN ÖPMEK İSTERKEN DENK GELDİ
Dilan Polat’tan serbest bırakılmasının ardından ilk açıklama geldi. Sosyal medya hesabından video paylaşan Polat, yaşadığı sürecin kendisi için “travmatik” olduğunu söyledi. Polat, şu ifadeleri kullandı: “Kötü bir gündü dün. O an bir anlık sevgiyle yanağından öpmek isterken denk geldi.
“ÇOK CİDDİ TRAVMALARIM VAR
Ben iyi değilim. Çok ciddi travmalarım var. Ne uyuyabiliyorum ne uyanabiliyorum. Dün biraz kısmi felç geçirdim. 3 kere bayılmışım, çok zordu. Unutulmak istiyorum, tek istediğim bu. Dışarısı çok zormuş. Lütfen artık normal hayatımı yaşayabileyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vural Çelik, Gülse Birsel ile ilgili şunları söylemişti;
Bunun nedeninin ise Birsel’in ‘Avrupa Yakası’nda Vural Çelik’in hakkını aramadığı olduğu konuşuluyordu.
Gülse Birsel’in Vural Çelik’in çelenk gönderdiği cenazesine katılmaması, sosyal medyada tepki çekti.
Vural Çelik’in kardeşi ve annesinin cenazedeki feryatları, yürekleri dağladı.

Gülse Birsel, hem küslükle hem de cenazeye katılmamasıyla ilgili dün akşam açıklamada bulundu:
Vural’a vedam; birkaç yıldır cenazelere gidemiyorum. (Çözmem gereken bir anksiyete.) Cenazeler, dini tören bölümünü ayrı tutarsak vefat edeni yad etmek, veda etmek için vardır. Ben bunu yazarak yapacağım.
REKLAM
Bir iş arkadaşımı çok erken kaybettim. Şaşkın ve üzgünüm. Vural Çelik, ‘Avrupa Yakası’nın ikinci sezonuna tek bölümlük Kubilay rolü için gelmişti. Çok tatlı bir performans gösterdi. O hafta yapımcıya “Mümkünse her bölüm yazmak istiyorum” dedim ve Vural, ekibe katılmış oldu.
Nevi şahsına münhasır biriydi. Setin çocuğu gibiydi. Herkese kendi kendine küser, nedenini bilmediğimiz konulara alınır, sonra barışmak için hediyeler isterdi. Bu hediye konusu setin şakası haline geldikçe “Bu hafta bana ne alıyorsun Gülse?” cümlesiyle girmeye başlamıştı stüdyoya. Beraber çok güldüğümüz, keyfi yerinde olsun diye hep kollamaya çalıştığımız bir çocuksu ruhtu. Özellikle bana ve Engin Günaydın’a çok nazı geçerdi. Sette biraz da bizi güldürmek için oynadığı bir “Mağdur persona”sı vardı. Şenay Gürler’le bir kahve içmeye mi çıkıyoruz, “Vaay tabii sosyete bizi davet etmez”! “Ya iki kız dedikodu yapacağız, sen niye geliyorsun?” “Yok ben garibanım zaten, bir kahve ısmarlamazsınız bu fakire, ben hangi parayla kahve içeceğim” filan derken bu sefer abarttığını fark edip onu gülme tutardı.

Hale Caneroğlu – Vural Çelik – Gülse Birsel – Sarp Apak – Şenay Gürler – Engin Günaydın; ‘Avrupa Yakası’nın setinde…
REKLAM
Setin bu geleneksel şakasından, bu dinamikten zenginliğine rağmen hep mağdur hep ezik ‘Gülenay’ı yazdım. Vural nefis oynadı. ‘Birinin bizi durduramadığı’ günlerdi.
Son sezona girerken, ayrılmak istediğini söylediğinde ben dahil birkaç oyuncu arkadaşım vazgeçirmeye çalıştık. Ücret, saatler, senaryodaki yeri gibi şikayetleri vardı.
Yapımcılarla konuşup, bana alıngan tonlu bir mesajla ayrıldığını söyledi ve teşekkür etti. Belki ısrar etmemi, yapımcıyı arayıp onsuz olmaz dememi bekledi. Yanlış karardı bence.
Keşke son sezonda da beraber oynasaydık. Ve keşke birkaç ay sonra bir TV programında benimle ilgili mana verilemez, yakışıksız cümleler etmeseydi. (Tabii kimse iş arkadaşıyla tek sebepten 16 yıl iletişimi kesmez. Ama sonraki yıllardaki hataları, yanlışları burada anlatmaya gerek de yok, yakışık da almaz.) Ben oyuncu arkadaşlarımla olan anlaşmazlıklarda kavga, polemik, magazin… (Devamı yorumlarda)
Gülse Birsel, birçok sosyal medya takipçisinden gelen tepki üzerine kısa bir süre sonra paylaşımını kaldırdı.
Vural Çelik açıklaması Haberi Görüntüle REKLAM
Gülse Birsel’in sonradan sildiği açıklamaları, Vural Çelik’in ailesini bir hayli incitti.
Vural Çelik’in kız kardeşi Kadriye Çelik, ailesi adına Gülse Birsel’e yazılı bir açıklamayla cevap verdi:
Kamuoyunun dikkatine,
Hayatımızın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Çok sevgili ağabeyim Vural Çelik aramızdan ayrıldı ve derin bir acı bıraktı. Onun sıcak gülümsemesi, sevgi dolu yüreği ve hayatımıza kattığı güzellikler her zaman hatırlanacak.
Unutmayalım ki, ağabeyim yaşamı boyunca birçok insanın kalbinde iz bıraktı. Bizlere öğrettiği değerleri, paylaştığı anıları ve verdiği sevgiyi asla unutmayacağız. Bu zor günlerde, birbirimize destek olmanın ve onun hatırasını yaşatmanın en önemli şey olduğunu biliyoruz.
Çelik ailesi olarak acımız henüz çok tazeyken Gülse Birsel’in haddini aşan açıklamalarına üzülerek tanık olduk. Ağabeyim hakkında yapılan bu tür yorumların, savunma fırsatımız olmadan yapılmasının ne kadar yerinde olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir insanın kalemi yetenekli olabilir; ancak bu, onun iyi bir insan olduğu anlamına gelmez. Ağabeyim, insanları mutlu etmeyi ve onları güldürmeyi çok seven, gördüğü her tebessümle mutlu olan bir insandı. Bu onun en büyük zenginliğiydi.
Ağabeyim hayatı boyunca görme engelli bir anneye, bir kız kardeşe ve iki yeğene bakan, hayat mücadelesi veren, ekmeğinin peşinde koşarken kimseye boyun eğmeyen biriydi. Onuruyla yaşadı ve onuruyla aramızdan ayrıldı.
Çelik ailesi olarak Gülse Birsel’e tavsiyemiz; ağabeyimin mezarına gidip helallik istemesidir. Bu, belki de bu zor günlerde bir nebze olsun kalplerimize su serper. Ağabeyim yüce gönüllüdür, umarız affeder…
Başımız sağ olsun, acımız paylaşıldıkça azalacak.
Çelik Ailesi
Ünlü oyuncu hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Vural Çelik’e veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“PASLAŞIYORUZ”
Cansu Tosun, gazetecilerin, “Oğlunuz Marsel için yardımcı tuttunuz mu?” sorusuna; “Bizim anneler bakıyor. Zaten Marsel okula başladı. Erkan ile iyi paslaşıyoruz. Yetişiyoruz her şeye. Çalışmak güzel. Organizasyonu iyi yaparsak sorun olmuyor” yanıtını verdi.
“ÇOK ŞÜKÜR BİZ ŞANSLIYIZ”
Rol aldığı dizide 12 saat kuralının olduğunu söyleyen Cansu Tosun; “Geçmişe bakıldığında arada ne gibi farklar yaratıyor?” şeklindeki soruyu ise “Geçmişte anne değilim daha farklı bir hayatım vardı. Med Yapım böyle bir kural uyguluyor. Bence herkes bu kuralı yapmalı. Oyunculuk yapıyorsunuz yüzde 100 orada olmanız gerekiyor. Bir haftada sinema filmi çekiyoruz. Çok şükür biz şanslıyız” sözleriyle cevapladı.
“KADIN OYUNCU OLARAK DİRETMEK GEREKİYOR”
Erkek oyuncuların kadınlardan daha yüksek ücret almasıyla ilgili de konuşan Cansu Tosun; “Kadın oyuncu olarak istediğiniz şeyi diretmek gerekiyor. Ancak biz değiştiririz bunu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BKM yapımı ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’, hikâye anlatmasının yanı sıra; oyunculukları, mekânları, kostümleri, ışığı ve müzikleriyle her bir sahnesinde yaşatacağı hüzün, mutluluk, heyecan ve gururla izleyicisini o yıllardaki bu eşsiz mücadeleye ortak ediyor.
REKLAM
Gösterime 25 Ekim’de girecek olan ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın ilk tanıtım filmi izleyicilerle paylaşıldı.

Nefes kesici ve büyüleyici prodüksiyonu ile göz kamaştıran, duygusal anların yaşandığı sahnelerin paylaşıldığı teaser’ın ardından, şimdi de filmin fragmanı heyecanla bekleniyor.

Yönetmen koltuğunda Yağız Alp Akaydın’ın oturduğu ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’; 1930’lu yılların Türkiye’sinde, bir avuç genç, yetenekli ve azimli insanın, önlerindeki tüm engellere rağmen bir ülkede sanatla nasıl devrim yaptığının nefes kesen hikâyesini anlatıyor.
REKLAM
Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili ve Emre Karayel ve Bensu Soral ve Okan Yalabık’ın yer aldığı bu çarpıcı film, gerçek bir hikâyenin gerçeküstü mücadelesini gözler önüne serecek.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Biri; henüz doğmamış, diğeri ise doğmuş çocuk üzerine…
Birinin annesi ve babası belli.
Diğerinin annesi belli ama babasının kim olduğu belli değil.
Babasının, Hacı Sabancı olduğu iddia edildi.
Hacı Sabancı, avukatı aracılığıyla söz konusu iddiayı ikinci kez yalanlayarak; “Çocuk benden değil” diye haykırdı.
Şöyle ki;
PINAR DENİZ
İLK HAMİLELİK POZU
Şu sıralar ilk kez anne olmaya hazırlanan Pınar Deniz, özel hayatında da kariyerinde de özel zamanlar yaşıyor. Yaklaşık 2 aylık hamile olan Deniz, 16 Eylül’de Kaan Yıldırım ile evlendi.
Pınar Deniz, Roma’da kıyılan nikâhta evlilik defterindeki imzasının mürekkebi henüz kurumadan Paris’e uçarak bir markanın Paris Moda Haftası’nda düzenlediği etkinliğine katıldı.
Beyaz saten bir elbise giyen Pınar Deniz; Kendall Jenner, Cara Delevingne, Andie MacDowell, Jane Fonda ve Eva Longoria gibi dünyaca ünlü modellerle aynı podyumda yürüdü.
Simon Ashley, Cara Delevingne, Pınar Deniz ve Julia Wieniawa
Etkinlikte; Oscar ödüllü Jane Fonda ile de bir araya gelen Pınar Deniz, usta oyuncuyla çektirdiği bu fotoğrafını “Seviyorum” notuyla sosyal medya hesabından yayımladı.
REKLAM
Hamile olduğu bilindiği halde Paris’e gidene kadar bu konuda tek cümle etmeyen Pınar Deniz, belli ki hamilelik duyurusunu yıldızlarla dolu özel geceye saklamış. Deniz, podyumdan indikten sonra bir ayna karşısında eliyle göbeğini tutup çektiği fotoğrafla anne adayı olduğunu belirtti.

30 yaşındaki Pınar Deniz, duygularını; “Hâlâ etkisinde olduğum bir gece… Paris’te dünyaca ünlü isimlerle aynı sahneyi paylaşmak ve kadının gücünü bu denli hissetmek çok gurur vericiydi” sözleriyle ifade etti.

HACI SABANCI
BABALIK YALANLAMASI
Hacı Sabancı ile birliktelik yaşadığını ve bu birliktelikten oğlu U.D.’nin dünyaya geldiğini iddia eden F.D, ünlü iş adamı hakkında babalık davası açmıştı.

F.D., mahkemeden U.D.’nin daha fazla mağdur edilmemesi bakımından ivedi şekilde yargılama yapılmasını, çocukla davalı baba arasındaki soy bağının DNA incelemesi yoluyla tespiti, davalının babalığına karar verilmesi ve akabinde nüfus kaydına geçirilmesini talep etmişti.

Basına yansıyan bu iddialar sonrasında Hacı Sabancı’nın avukatı Yunus Egemenoğlu, önceki haftalarda şu açıklamayı yapmıştı:
Değerli kamuoyu,
Müvekkilim sayın Hacı Sabancı, U.D. isimli bir çocuğun babası olduğu iddiası ve iftirasıyla karşı karşıyadır.
Şüphesiz bu tür asılsız iddialar ve iftiralar toplumumuzda tanınmış ve ülkemiz değerleriyle bütünleşmiş aileler ve fertler için ne ilktir ne de son olacaktır.
İftiraların amacının ne olduğunu biliyoruz ve buna karşı sessiz kalmayacağız.
Müvekkilimin eşi ve kızıyla mutlu aile birliğine ve şahsına yönelik bu iftiralara karşı her türlü yasal yollara başvuracak ve sürecin en yakından takipçisi olacağız.
Müvekkilim Hacı Sabancı’nın gerçeklerin ortaya çıkacağına ve adaletin yerini bulacağına inancı tamdır.
Saygılarımızla,
Avukat Yunus Egemenoğlu.

Hafta içinde yeni bir iddia daha ortaya atıldı. ‘DNA testi sonucunda U.D.’nin Hacı Sabancı’nın babası olduğu kesinleştiği’ ileri sürüldü.
Hacı Sabancı’nın avukatı Yunus Egemenoğlu, bir kez daha açıklamaya yaparak söz konusu iddiaları yalanladı.
Değerli kamuoyu,
Müvekkilim Hacı Sabancı için DNA testi yapıldığı gibi ileri sürülen iddialar doğru olmayıp, mahkemenin bu DNA testi yapılması yönünde tesis ettiği bir kararı dahi yoktur. Mahkemenin bu yönde bir kararı dahi yok iken kamuyu aldatmaya yönelik, müvekkil ve ailesini hedef alan bu tür gerçeğe aykırı haberler kamu vicdanını da incittiği, bu tür gerçeğe aykırı iddiaların haber değeri olmadığı, haber kriteri dahi taşımadığı açıktır. Hukuki ve cezai açıdan konunun yakından takipçisi olacağız.
Saygılarımızla,
Avukat Yunus Egemenoğlu.

GÜLSE BİRSEL
DOLANDIRICILARA KARŞI UYARDI
Haftanın bir diğer dikkat çeken paylaşımı Gülse Birsel’e ait…
Gülse Birsel, son dönemlerde adını ve fotoğraflarını kullanarak dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunanlara karşı uyarıda bulundu.

Yapay zekâyla yüzünün yaralı olduğuna ilişkin üretilen bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşanlara karşı Gülse Birsel, şu uyarıda bulundu; “Arkadaşlar, bunlar dolandırıcılık biliyorsunuz değil mi? Takipçilerimden; ‘Tutuklandınız mı’ falan diye yazanlar var. Sahte bunlar güzel kardeşim. Tıkladığınız haberlerin altında; ‘7.000’ lira ver, paranı katla’ diyen siteler çıkıyor.”

Gülse Birsel, konuyla ilgili yaptığı açıklamasına şöyle devam etti; “Geçen akşam, yemek yerken birinin annesi arayıp ‘Gülse tutuklanmış, ev hapsindeymiş’ falan deyince anladık. Bu dolandırıcılık siteleri, insan avlamak için yapay zekâ yardımıyla hazırlanan yalan haberlere inanacak hiç beklemediğimiz kadar çok insan var. Videolu haberler bile var.”

Gülse Birsel; “Başka ünlüleri de kullanıyorlar bu yalan haber tanıtımlarında. Peki AI, biraz daha gelişirse ve dolandırıcılar daha zekice, tam anlamıyla inandırıcı videolar üretirse? Kim bakıyor bu işlere?” şeklinde endişelerini dile getirdi.

Yapay zekâyla üretilen bir fotoğrafı ti’ye alan Gülse Birsel; “Ben önce dudağıma botoks yaptırmışım, sonra sonucu beğenmeyip doktorla kavga edip, sonra gözlere kapalı makyaj mı yapmışım? Ne bu?” şeklinde espri yaptı.

ELÇİN SANGU
JAHREIN MESELESİ
Elçin Sangu’nun paylaşımı ise davalık olduğuyla ilgiliydi.
Sosyal medyada ‘Jahrein’ ismiyle bilinen ve 13 gündür tutuklu bulunan Ahmet Sonuç’un, Elçin Sangu’dan şikâyetçi olduğu ünlü oyuncunun paylaşımıyla öğrenildi.

‘Müstehcen içerikli konuşmalar ve yayınlar’ suçlamasıyla tutuklanan Jahrein, kendisine ‘çomar’ dediği gerekçesiyle Elçin Sangu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ahmet Sonuç, Elçin Sangu’nun kendisine, 27 Mayıs 2024’te sosyal medya üzerinden, “Gamerın çomarına denk geldik” ifadelerini kullandığını şikâyet dilekçesinde ifade etti.

Ünlü oyuncu, X hesabından bulunduğu paylaşımda, ‘Jahrein’ lakaplı Sonuç’un kendisinden şikâyetçi olduğu dilekçenin fotoğrafı paylaşarak; “Jahr…….shahash ahhhh beee hiç sekmez klasik” yorumunda bulundu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medya hesabından kızı ile sık sık fotoğraf paylaşan oyuncu Emine Ün ile kızının benzerliği yeniden sosyal medyanın gündemine geldi.

Emine Ün doğum gününde soluğu kızının yanında aldı. Kendisi gibi oyuncu olan eski eşi Emre Kınay ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Duru Kınay ilgi odağı oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Üniversite eğitimi için İngiltere’ye giden Emine Ün ile Emre Kınay’ın kızları Duru Kınay son olarak annesini ağırladı.

Kızını okula uğurlarken duygusal anlar yaşayan Emine Ün bu defa yeni yaşına kızının yanında girmek için Londra’ya uçtu.

Güzelliği ile yıllara meydan okuyan Emine Ün 47. yaşına İngiltere’de kızı ile girdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2015 yılında dünyaevine giren Ceyda Düvenci ve Bülent Şakrak, dostça ayrılmaya karar vermiş, 8 yıllık evliliklerini 10 Temmuz 2023’te resmen bitirmişti.

Boşanma sonrası adeta kendini baştan yaratan Ceyda Düvenci, önce fazla kilolarından kurtuldu sonra gönül defterinde yeni bir sayfa açtı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

2024 yılı Ceyda Düvenci için yeni başlangıçların yılı oldu.

Oğlunun babası Bülent Şakrak’tan boşandıktan sonra kalbini radyocu Güçlü Mete’ye kaptıran Ceyda Düvenci son dönemde verdiği kilolar ile güzelliğine güzellik katmıştı.

Güçlü Mete aşkının yaradığı konuşulan Ceyda Düvenci son pozları ile takipçilerini hayal kırıklığına uğrattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye güzeli doktor İdil Bilgen, 15 gün geçmesine rağmen görevine başlamadı. Bilgen’in bu süre zarfında herhangi bir başvuru yapmadığı, göreve başlayabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü’ne 2 ay içinde mazeret dilekçesi vermesi gerektiği öğrenildi.
REKLAM
1650 rakımlı ve Türkiye’nin nüfus bakımından en küçük 3’üncü ilçesi olan Yayladere’ye 9 Eylül’de ataması yapılan ve 15 gün içinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurarak göreve başlaması gereken İdil Bilgen’in, başvuru süresi geçti.

Bilgen’in bu sürede herhangi bir başvuru yapmadığı, göreve başlayabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü’ne 2 ay içinde mazeret dilekçesi verebileceği öğrenildi. Belirtilen sürede mazeret dilekçesi vermemesi durumunda da 6 ayda bir yapılan, bir sonraki Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasına başvuru yapabileceği bildirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demet Sağıroğlu, gözyaşlarıyla uğurladığı 30 yıllık arkadaşına sosyal medya paylaşımıyla veda etti.
Demet Sağıroğlu, Metin Arolat ile olan fotoğrafı; “30 seneden sonra kardeşciğimin ardından yazabileceğim henüz bir şey yok. Bu acı nasıl hafifler bilemiyorum ama belki sonra yüzlerce güzel ve komik anımızı paylaşabilirim. Mekânın cennet olsun hayatım” ifadeleriyle yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>48 yaşındaki İngiliz oyuncu, başrol arkadaşı Leonardo DiCaprio’nun, Titanic’in batmasının ardından Rose karakterinin sığındığı yüzen kapıda yeterli yer bulamayıp donarak ölmesi sahnesinin detaylarıyla ilgili yıllardır çok sayıda soru aldığını belirtti.
Winslet, bu sahnenin çekildiği büyük su tankı hakkında, “Gerçekten garip bir tanktı, çünkü su sadece bel hizasına kadar geliyordu” itirafında bulundu.
“Leo’nun diz çökmek zorunda kaldığını söylemekten çekiniyorum. Bunu söylememem gerekirdi. Her neyse, James Cameron beni arar” diyerek filmin yönetmeniyle ilgili esprili bir ifade kullandı.
Tankın yapısı DiCaprio için pek elverişli olmasa da Winslet’in önemli bir avantajı vardı: Tuvalete kolayca gitme imkanı.
Ünlü oyuncu, “Sürekli ‘Tuvalete gidebilir miyim?’ diye düşünüyordum. Sonra kalkıp, kapıdan inip tankın kenarına yürüyordum. Yaklaşık 6 metre mesafeye gidip bacağımı kaldırıp yukarı tırmanmam gerekiyordu. Korkunçtu” şeklinde konuştu.
Ayrıca tankın kenarlarının etkileyici olduğunu vurgulayan Winslet, “Sonsuzluk tankıydı. Sürekli akan su sesi vardı” dedi.
Winslet, kariyeri boyunca ‘Titanic’ filminden bahsetmekten büyük bir mutluluk duyduğunu ve bu gişe rekortmeni filmin ona ‘yıldız’ ünvanını kazandırdığını belirtirken, o dönemdeki şöhretle başa çıkmakta zorlandığını, fakat artık bu durumu farklı bir perspektiften değerlendirdiğini söyledi.
Winslet, “Bu bir yük değil, asla” ifadeleriyle hislerini aktardı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belindeki fotoğraf makinesi dikkat çeken oyuncu, ilerleyen dönemde açacağı bir sergi için her ortamda yanında fotoğraf makinesini taşıdığını ifade etti.
Tekin, “Video odaklı kullanıyorum. Böyle boş günlerimde yanıma alıyorum ve bir şeyler çekiyorum. Hayalim yönetmenlik. Ben hikâye anlatmayı seviyorum. Sergi de düşünüyorum. Yapmak istediğim çok şey var ama zaman bulamıyorum henüz” ifadelerini kullandı.
27 yaşındaki Tarık Emir Tekin, 32 yaşına kadar oyunculuğa devam edeceğini ve ardından hayallerini yavaş yavaş gerçekleştireceğini dile getirdi.
Ünlü oyuncu, “Ben memnunum hayatımdan. Her şey adım adım şimdilik. Kendime challenge (meydan okuma) koyuyorum ve onları sıra sıra aşıyorum. Gerçekçi hedefler koymak istiyorum kendime ve sıra sıra ilerliyorum. Kendimle yarışıyorum diyebilirim” diyerek güldü.
Annesi Şevval Sam ile bir projede yer alma isteğini de muhabirler karşısında değerlendiren Tekin, “Annemle ve anneannemle aynı sahneyi paylaşmak… Onlar ile birlikte aynı yerde bir araya gelmek ya da aynı projede yer alabilmek. Bunlar herkese nasip olmaz. Bunu biz çok istiyoruz. Belki annemin klibinde yönetmenlik de yapabilirim. Ona hem mesaj olsun, hem de dilek olsun” dedi.
Tarık Emir Tekin ve Rus sevgilisi Sofia Katc ayrılmıştı. Oyuncu, aşk hayatını sorulması üzerine, “Böyle iyi ya… Nedenini ben de bilmiyorum. Mutluluğu bilemiyorum ama böyle daha üretken olduğumu söyleyebilirim. Yaşım da ufak sayılır, kendimi biraz geliştirmek istiyorum” dedi.
Tarık Emir Tekin sözlerini şöyle noktaladı: Ben hayatta hızlı tüketime karşı bir adamım. İlişkilerde de aynı yaklaşımda olmaya çalışıyorum. Derinliğine inemeyeceğim bir şeyin içinde olmak istemem. Gerçekten sevdiğim birisi olması, beni daha çok mutlu eder” diyerek yürüyüşüne devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 yaşındaki oyuncu, ameliyat olduktan sonra hastane odasından yaptığı paylaşımla sevenlerine sağlık durumu hakkında bilgi verdi.
“DOKTORLAR ‘ACİL AMELİYATA GİRMEN GEREKİYOR’ DEDİ”
Uzun bir süredir ayak bileğinde ağrı olduğunu söyleyen Batuhan Karacakaya, “Bileğim ağrıyor demiştim. Gören her doktor senin acil bir şekilde ameliyata girmen gerekiyor dedi. Bileğimde parça bir kemik kopmuş ve serbest bir şekilde bileğimde geziyormuş bu da aşırı ağrıya sebep oluyormuş” dedi.
“HER ŞEY YOLUNDA”
Sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Karacakaya, ardından sözlerini şöyle sürdürdü: Ada’da kaptığım bir hastalık yüzünden ameliyatım ertelenmişti ve kortizon tedavisi görüyordum. Şimdi ameliyatımı oldum. Her şey yolunda.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Michael Douglas, iki çocuğunun annesi Catherine ZetaJones’un 55’inci yaş gününü Instagram’dan kutlarken, “Doğum günü kardeşime… Tüm kalbimle seni seviyorum! Yeni yaşının en güzel yaşın olması dileğiyle” mesajını yazdı.
Catherine Zeta Jones, eşinin paylaşımını kendi sayfasında bir kez daha paylaştı.
Ünlü oyuncu da eşi Michael Douglas’ın doğum gününü, onun bir fotoğrafını paylaşarak kutladı: İyi ki doğdun kocacığım!
Galler doğumlu Catherine Zeta Jones ile ABD’li Michael Douglas’ın hikâyesi 1998’de başladı.
Michael Douglas, o zamanlar 29 yaşında olan Catherine ZetaJones’u ‘Maskeli Kahraman Zorro’daki esrarengiz ‘Elena Montero’ rolünde gördü ilk kez. Douglas, menajerine bir görüşme ayarlamasını söyledi ve böylece aralarındaki yakınlaşma başladı.
İki çocuklu bir aile kuran Douglas-Jones çiftinin ilişkisinde de her ilişkide olduğu gibi yıllar içinde inişler ve çıkışlar oldu.
Catherine Zeta Jones, 2016’da Daily Mail’e verdiği röportajda bu iniş ve çıkışlardan bahsederken; “Elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız ve ilk sorun ortaya çıktığında pes etmemelisiniz, çünkü bu son sorun olmayacak. Yolda çok daha fazlası olacak” ifadesini kullanmıştı.
Catherine Zeta Jones, 1998 yapımı ‘Maskeli Kahraman Zorro’ filminde Antonio Banderas ile birlikte rol aldığında ona hayran kalan Douglas, tanıştıklarında 54 yaşındaydı.
2016’daki Jonathan Ross’un programında tanışmalarını anlatırken; “Onunla barda tanıştım ve tam bir beyefendiydim” diyen Michael Douglas, gecenin ilerleyen saatlerinde hamlesini yaptığını ve Jones’a küstahça “Biliyorsun, çocuklarının babası olacağım” dediğini anlattı.
Catherine Zeta Jones’un verdiği karşılık aynı heyecanı taşımıyordu. Michael Douglas’ın anlatımına göre, eşi ilk tanışmalarında ona şöyle yanıt vermişti: Hakkında çok şey duydum, çok şey gördüm ve sanırım artık iyi geceler demenin zamanı geldi.
Bir sonraki yıl çift nişanlandıklarını duyurdu ve 2000’de de evlendiler.
Catherine Zeta Jones ile Michael Douglas, aynı yıl ilk çocuklarını beklediklerini açıkladı. Çiftin oğlu Dylan 23 yaşında, kızı Carys ile 20 yaşında.
Michael Douglas’ın, eski eşi Diandra Luker’dan 45 yaşında Cameron adında bir oğlu daha bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde oğlu Can’ı dünyaya getirmişti.
Şimdilerde anneliğin tadını çıkaran Ezgi Mola, oğlu ile objektif karşısına geçti.
Ünlü oyuncu, Can ile pozlarını paylaştı.
Kural bozmayan Ezgi Mola, oğlunun yüzünü göstermeyi tercih etmedi.
Öte yandan geçtiğimiz aylarda bir dergiye röportaj veren Ezgi Mola; “İnanılmaz bir değişim yaşıyorum. Evlendim, hayatımızın tam ortasına Can girdi ve aslında her şey onun etrafında şekilleniyor. Ben de aynı zamanda kendi hayatıma tekrar dönerek onu, o hayatla tanıştırıyorum bir taraftan” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım bir süredir birliktelik yaşıyor. Ünlü çift, birlikteliklerini bir adım daha ileriye taşıdı ve mutluluğa ‘evet’ dedi.

ROMA’DA EVLENDİLER
Ünlü çift, bugün Roma’da düzenlenen törenle evlendi. Düğünden gelen kareler ise sosyal medyada çok konuşuldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GELİNLİK VE DAMATLIK TERCİHLERİ DE BEĞENİLDİ
Pınar Deniz’in sade gelinliği ve Kaan Yıldırım’ın ünlü markalardan gelinlik ve damatlık tercihi de gündem oldu.
“GÖBEĞİ SAKLAYAMAMIŞSINIZ O GELİNLİKLE…”
Bazı takipçiler, Pınar Deniz’in gelinliğini beğenirken, bazı takipçiler de beğenmedi. Sosyal medya kullanıcıları, “çarşafı dolamış gibi duruyor”, “göbeği saklayamamışsınız o gelinlikle” ve “bayıldık çok güzel” yorumlarında bulundu.

MUTLULUK GÖZYAŞLARI!
Özellikle düğün sırasında Pınar Deniz’in mutluluk gözyaşı döktüğü görüldü.
Kaan Yıldırım ile evlenen Pınar Deniz gözyaşlarını tutamadı! İşte o anlar!

SOSYAL MEDYADA YANKI UYANDIRDI
Mutluluk gözyaşları döken 1,5 aylık ünlü oyuncunun o duygusal anları, sosyal medyada da yankı buldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV ekranlarının beğenilen programlarından ‘Esra Erol’da’, bu hafta yine konu ve konuklarıyla oldukça ilgi topladı.

Esra Erol’da programına katılan Dilek Arı eşinin çocuğuna kötü davrandığını söyleyerek isyanını dile getirmişti. Fakat gerçekler canlı yayında ortaya çıktı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bugün eşi Mustafa ile canlı yayında yüzleşen Dilek Hanım, eşinin çok fazla alkol aldığını ve başta çocukları olmak üzere çevresine kötü davrandığını söyleyerek boşanmak istediğini söyledi.
Esra Erol’da akılalmaz olay! Uyuması için 1,5 yaşındaki bebeğe alkol içiren aile canlı yayında gözaltına alındı!

“Çocuklarım benim kırmızı çizgim” diyen Dilek Arı, karşısında eşi Mustafa’yı görünce çocukları için bir şans daha verdiğini ifade etti. Ta ki o görüntüler ortaya çıkana dek…

Yayına verilen 1,5 yaşındaki bebeğin alkol şişesi tuttuğu hatta alkol şişesini ağzına aldığı o görüntüler büyük tepkilere yol açtı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demokratların adayı Harris de bu mesaja karşı sessiz kalmadı ve 34 yaşındaki ünlü şarkıcıyı savunan bir açıklama yaptı. Harris, Swift’in şarkı isimlerini Trump’a uyarlayarak bir mesaj verdi.
Harris’in ‘Trump’ın Kötü Haftası (Taylor’ın Versiyonu)’ adlı açıklaması şöyle:
“Donald Trump’ın haftasını Kötü Geçirdiğini söylemenin Güvenli (ve Sağlam) olduğundan oldukça eminiz. Bay Hiç İyi Değil bu haftayı duyguları üzerinde çalışarak, Şampanya Sorunlarından sızlanarak geçirdi. Onun ipe sapa gelmez konuşması, bağırması ve sürekli komplo teorileri, birçok kişinin Adam’ın başkan olamayacak kadar duygusal olduğunu söylemesine neden oldu. Dilediğiniz Gibi Adlandırın, Ancak Yaşamış En Küçük Adam için Yeni Bir Şey Değil.”
Harris, Swift’in ‘Safe & Sound’, ‘Down Bad’, ‘Mr. Perfectly Fine’, ‘Champagne Problems’ ‘The Man’, ‘Call It What You Want’ gibi şarkılarından oluşan bir mesaj oluşturarak Taylor Swift hayranı olduğunu gösterdi.
TARAFINI AÇIKLADI
Swift, kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinde Demokratların başkan adayı Kamala Harris’e oy vereceğini duyururken, “kaos ile değil de sükunet ile yönetilirsek bu ülkede çok daha fazla şey başarabileceğimize inanıyorum” demişti. Ünlü şarkıcı, sandığa gidecek seçmenlere iki adayın da politikalarını dikkatlice inceleme çağrısı yapmıştı.
KEDİLİ MESAJ
Açıklamasını kedili bir fotoğrafıyla yapan Swift, paylaşımını “Çocuksuz Kedili Kadın” sözleriyle bitirmişti. Swift’in bu sözleri akıllara Trump’ın Başkan Yardımcısı adayı JD Vance’in 2021’de Harris ve bazı diğer kadın Demokrat siyasetçiler için “Kendi hayatlarında perişan olan bir avuç çocuksuz, kedi sahibi kadınlar” demesini getirmişti.
ELON MUSK YANIT VERDİ
Swift’in paylaşımına Space X’in kurucusu Elon Musk yanıt vermişti. Trump’ı destekleyen Musk, Swift’in “Çocuksuz Kedili Kadın” sözleri ile alay etmişti. Musk, “Tamam Taylor… sen kazandın… sana bir çocuk vereceğim ve kedilerini hayatım pahasına koruyacağım” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı ünlüler yeni güzeli eleştirirken, bazıları ise sosyal medya paylaşımlarıyla Bilgen’in donanımlı ve güzel bir Türk kadınının temsil ettiğini savundu.
Aleyna Tilki, sosyal medya hesabından, eleştirilerinin genellikle toplumun ya da kendilerine öğretildiği, yerleşmiş güzellik standartlarından kaynaklandığı vurgulayan bir paylaşım yaptı.
Tilki, yaptığı paylaşımda; “Genellikle güzellik yarışmalarını çok desteklemiyorum ama donanımlı, hikayesi olan, kendi milyarlarca kadının aynısını yapmamış kadınlar gerçekten çok beğeniyorum. Kaliteli güzelliğiyle bir türk kadını. Eleştiri yapan insanları normalleştirmemek adına bunu söylemeliyim ki, öğretilmiş bilgilerle yönetilen beyniniz ve hisleriniz, herhangi bir güzelliği algılayacak kadar özgür değil” şeklindeki ifadeleri kullandı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan İdil Bilgen’in yarışmadan bir hafta önce Bingöl’e tayin olduğu öğrenildi.
2024 Türkiye Güzeli’nin, Sağlık Bakanlığı’nın 118’inci Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurasında, Bingöl’ün Yayladere İlçesi Toplum Sağlığı Merkezi’nde görev yapacaği belirtildi.
“ONKOLOJİDE UZMANLAŞACAĞIM”
Annesi Ayşe Bilgen’i meme kanseri nedeniyle 2018 yılında kaybettiğini belirten İdil Bilgen, yarışmada aldığı birinciliğin kariyerini etkilemeyeceğini ifade ederek; “Tıp eğitimimi bitirdim. Şimdi onkoloji üzerinde uzmanlaşacağım” demişti.
TAKİPÇİ SAYISI ARTIYOR
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü düzenlenen 2024 Miss Turkey’de güzellik tacını takan İdil Bilgen’in birinciliği büyük yankı uyandırmıştı. Günlerdir konuşulan Bilgen’in takipçi sayısı sosyal medyada 22 bini aştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Babası gibi golf sporuna ilgisi olan Zehra Çilingiroğlu, golf şampiyonu oldu.
Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu kızlarının şampiyonluk sevincini büyük bir gururla paylaştı.
Kızının kupa sevincini sosyal medya hesabından büyük bir gururla paylaşan Hülya Avşar, gönderisine “Zehra, Kemer Country Club Emirates İstanbul Golf Cup birincilik kupası” notunu düştü. Kaya Çilingiroğlu da aynı kareyi “Şampiyon” sözleriyle yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞAHAN’I ÜZMÜYORLAR!
Şahan’ın tüm bu yaptıklarından haberi olan Marmaris Belediyesi, Bakanlık’ın yıkım kararını uygulama yetkisine sahip olmasına rağmen, davanın devam etmesini gerekçe göstererek kaçak yapıyı yıkmıyor!
Buradan da Marmaris Belediyesi’nin sözde çevreci olduğunu öğrenmiş olduk!
Gökbakar’ın villasıyla ilgili hem hukuki süreç hem de idari soruşturma devam ediyor.
İdari mahkemede açılan davanın sonucuna göre, yıkım kararının uygulanıp uygulanmayacağı belirlenecek.
Muhtemelen yıkım kararı çıkar! O koydaki bütün yapılar yıkıldığında Bakanlık’ın yerinde olsam Şahan’ın “Burası özel mülktür” deyip, kimseyi sokmadığı koya “Burası halkın koyudur” diye levha asarım!
Bu olay çevreye duyarlı gözüken, bir ağaç kesildiğinde ortalığı ayağa kaldıran Şahan’ın da ne kadar ikiyüzlü olduğunu bir kez daha göstermiş oldu! Aslında Ege’de sit alanlarına inşa edilmiş böyle birçok kaçak yapı var!
Ağaçları kesip ev yapılarak doğanın katledildiği bu yapılarda oturanlar da genelde çevreci takılıyorlar!

‘KONUŞTUKLARINDA EN DÜRÜST BUNLAR’!
Şahan Gökbakar’ın “Doğal Karakteri Korunacak Alan’ olan bir bölgede kaçak yapılaşmaya imza atmasıyla ile ilgili sosyal medyada çıkan yorumlara da baktım.
Vatandaş Şahan’ın özellikle çevreci maske takmasına çok öfkeli yorumlarda bulundu. İşte onlardan bazıları:
“Şu utanmazlığa bakın. Konuştuklarında en dürüst bunlar, ‘Ağaç, yeşil, çevre, tarih’ diyen bunlar ama sit alanındaki çam ormanına kaçak yapı diken de bunlar”.
“Yangın diye yırtınan, doğa dostu sit alanına villa yapar mı?”
“Şahan’ın kuyruk acısı belli oldu!”
“İmar barışından garibanların faydalandığını mı sanıyordunuz? Bodrum’un tamamı böyle!”
“Bir Recep İvedik daha yapar millet ona gider bir villa parası daha kazandırır sorun mu?”
“Belediye imar planlama dairesi nasıl onay vermiş?”
“Saha sola atıp tutuyorsun. Kendi karıştığın işler ne böyle!”
“İyi yere kapak atmışsın, ağzın boşuna köpürmemiş seni gidi”.

VATANDAŞLA DALGA GEÇSİNLER DİYE Mİ SERBESTLER?
Kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan ve 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Dilan Polat ile eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 şüphelinin yargılandığı davada tüm sanıklar için tahliye kararı çıktı.
Ve Dilan Polat sosyal medya hesabından yaptığı ilk paylaşımda ‘Alo Engin’ deyip ‘Enerji’ şarkısını söyledi, iyi mi?
Dört rapor ile tespit edilen hırsızlık 500 milyon TL! Sahte fatura, 170 milyon TL! Aile şirketi arasında sahte fatura 500 milyon TL!
Kanuna aykırı kayıt dışı para tespit edilmişken ve bu kadar ciddi suçlama varken 10 ay sonra tahliye kararı nasıl çıkar?
Bu kararı alanlar gerekçelerini tek tek açıklamalılar!
Polisin emrine verilen lüks otomobilleri de geri alınca bunlar sosyal medyada şov yapar!
Adalet isteyen vatandaşlarla dalga geçerler!
Bu karardan sonra vergi kaçıranlar, kara para aklayanlarla ilgili mücadelede kamuoyu desteği nasıl sağlanır?
Bundan sonra her tartışmalı hukuk kararında ilk örnek gösterilecek olan Polat Ailesi olacak!
Bu tartışmalı kararla, alın teriyle, namusuyla para kazanıp, vergisini kuruşu kuruşa ödeyen vatandaşa verilen mesajın ne olduğunun farkında mısınız?
Şimdi “Bakın işte böyle” der gibi ‘Enerji’ şarkısı söyleyip vatandaşla, adaletle dalga geçiyorlar. Yazık, çok yazık!

İŞÇİLER, ZENGİNLERDEN DAHA MUTLUYMUŞ!
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, işçilerin ekonomik olarak dayanacak durumda olmadığını ifade ederken şöyle bir cümle kurmuş:
“O kadar sıkıntıya rağmen biz, zenginlerden daha mutluyuz. Bizim bir ayda aldığımızı onlar bir haftada kedilerine mama veriyorlar.”
İşçilerin zor durumda olduğundan bahsedip böyle konuşmak büyük tezat!
Bunu diyen sendika başkanı işçilerin hakkını nasıl savunabilir?

Altyazı
“Adalet duygusu, en çok hak arayanların elinde zavallılaşır.” (Bekleme Odası)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu soğan mafyası yakalanmasaydı, kim bilir devletin vergi kasasında ne kadar büyük bir delik açılacaktı! Bu suç makinesi teyze, şüphesiz devletin ekonomisine verdiği zararla, diğer büyük suçlularla yarışır hale gelecekti.
Neyse ki, adalet yerini buldu ve bu yasadışı tarım operasyonu sonlandırıldı. Böylece halkımız, huzur içinde sokakta yürümeye devam edebilir!”
TÜRK’ÜN TEKNOLOJİ İLE İMTİHANI
Değerli okurum Ali Aktulga çektiği bir fotoğraf eşliğinde pratik zekamıza (!) anlamlı bir vurgu yapmış:
“Şakir Zümre Soba Fabrikası’nı uçak fabrikasına çevirmekle başlayıp, bize vermediği hassas kameranın feriştahını yapıp Kanada’ya vermeyen ve harp sanayiinde bize satılmayan her yüksek teknolojik ürününün daha iyisini yapan Türk zeka ve emeğine, İBB’nin teknik personeli süper bir buluşla katkıda bulunmuş, ben şahidim…

Metro İstanbul Masko istasyonunda gördüğüm düzenek, teknolojinin geldiği son noktanın bir göstergesiydi adeta.
“Akan çatının suyunu toplama kolektörü” fotoğrafta göreceğiniz gibi basit ama fonksiyonel bir düzenek.
SEN DE Mİ MUSLERA?
Köşemizin aktif takipçilerinden Bekir Kurt ligin en centilmen futbolcusunun sonunda bize benzemesinden endişeli: “Merhabalar Yüksel bey, ben de sizin gibi sporsever bir izleyiciyim. Olimpiyatlarda yaşadığımız, bana göre ‘aldığımız’ hezimetten sonra Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nden elenmesi içimi çok ama çok acıttı. Oysa ne güzel hayal etmiştim, hem Mourinho’lu Fenerbahçe’yi hem de son senenin rekor kıran şampiyonu Galatasaray’ı gruplarda izleyecektik. Düşünmesi bile çok heyecan vericiydi. Ama malum, herkesin bildiği nedenlerden dolayı olmadı. İçimi daha çok acıtanı, Muslera gibi sakin, efendi bildiğimiz hem de takım kaptanının, gol attığı için sevinen futbolcuya attığı tekmeydi. Bu beni çok üzdü. Umarım Galatasaray hem Muslera’ya ceza verir hem de bir özür mesajı gönderir Young Boys takımına. Büyük takıma da bu yakışır. Muslera’nın da bir özür borcu var tabii. Galiba bu futbolcuyu da kendimize benzettik. Her akşam televizyonlarda sudan sebeplerle cinayetleri, şiddet olaylarını seyrederek bize benzedi. Umarım daha fazla benzemez.”
FUTBOLDAKİ BÜYÜK HATA
Değerli okurumuz Necdet Taylan, futbol yayınları sırasında gözden kaçan önemli bir hatanın altını çiziyor: “Yüksel bey merhaba, Bazı spor haberlerinde rastladığım hatayı sizin aracılığınız ile paylaşmak istiyorum: İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü’nün sponsorluk anlaşması gereği ismi “Rams Başakşehir” olup bu isim sadece Trendyol Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası maçları için geçerlidir. Avrupa maçlarında ise sadece “Başakşehir” kullanılır. Bu vesileyle Başakşehir ile birlikte Avrupa’da mücadele eden tüm takımlarımıza da başarılar dilerim.”
Ne demiş?
Okurumuz Şükrü Çelik’ten enfes bir yorum: “Olimpiyat oyunlarını sağlam sporcularda sıfır altınla kapatırken, şu anda paralimpik dalda dört altın kazandık. Acaba olimpiyat başlamadan bu sağlam olanların hiç değilse serçe parmaklarını kırsaydık sonuç farklı olur muydu?”

Gaf kürsüsü
Kanal D Haber’den bir alt yazı faciası: “Halka uzun durun denildi.” (Tabii ki “Uzak durun” olacaktı)
Zap’tiye
Daha birkaç yıl önce para üstü için bozuğu olmayan pazarcı, fileye 2-3 tane limon atardı. Şimdi kilosu 100 lira olduğu için neredeyse kredi kartına taksit yaptırıyoruz…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir döneme damgasını vuran ünlü sunucu Esra Ceyhan şimdi nerede, ne yapıyor?

Kızı Ayşe Ceyhan ile sakin bir hayat sürürken sosyal medyadan hayranlarıyla buluşmaya devam eden Esra Ceyhan’ın değişimi sosyal medyada gündem oldu. Esra Ceyhan, son haliyle sosyal medyada ilgi odağı oldu…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Atv’de bir ekran klasiği haline gelen Esra Ceyhan’la A’dan Z’ye isimli programı uzun yıllar zirvede götürmüş güzel sunucu Esra Ceyhan sosyal medyanın merak edilenlerinden oldu.

Esra Ceyhan’ın son halini merak edenler onu sosyal medyada buldu.

İşte biraz kilo almanın da etkisi ile değişen Esra Ceyhan’ın son hali…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Herkes erkek sanıyordu… Yeşilçam’ın efsane filmleri arasında yer alan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Samet karakterine hayat veren oyuncunun kim olduğunu duyanlar kulaklarına inanamıyor.

Selvi Boylum Al Yazmalım filmi, Yeşilçam efsanelerinden. Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin’in başrollerinde yer aldığı film Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran eserlerden.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

1977 yapımı Selvi Boylum Al Yazmalım, ‘Sevgi neydi?’ repliği ile hafızalara kazındı.

Asya’nın büyük aşkı İlyas yerine Cemşit’i seçmesi bizi çok üzse de yıllar geçtikçe Asya’nın doğru bir karar verdiğini bir nesil yaşayarak öğrendi.

Selvi Boylum Al Yazmalım sosyal medyanın en çok konuşulanlarından oldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞİKAYET YAĞIYOR
Mesela denizci Atilla Gökova’dan bir mail aldım. Marinaların bildiğini okumasından şikayetçi: “Ülkemizde euro cinsinden ya da döviz cinsinden ticaret yapmak yasak. Özellikle yelken okulları, charter şirketleri bu konuda çok ciddi denetim altında. Ancak marinaların bütün fiyat uygulamaları euro cinsinden… Mesela 40 fit teknenin marina ücreti 4 bin Euro idi bugün 15 bin euro bandına dayanmış durumda” diyor. Bu arada marinalar devletten kilovatını 3 TL’ye satın aldığı elektriği, kullanıcıya 3 Euro’ya satıyor. Ya da 3 TL’ye satın aldığı suyun tonunu kullanıcıya 3 Euro’ya veriyor…
Evet haklı bir isyan bence de… Marina müdürlerinin birbirlerine danışarak fiyatları belirlemesine tepki yağıyor. Yani, “Ben teknemi çeker, kendi halimde takılırım” diyorsanız, bir kez daha düşünün. Kıyıdan denize bakmak bile artık pahalı!

DENİZ KAZALARI SEZONUN ÖZETİ
Yaz sezonu boyunca göz kamaştıran güzellikleriyle yerli ve yabancı turistleri ağırlayan Bodrum, ne yazık ki son günlerde yaşanan deniz kazalarıyla gündemde. Geçtiğimiz haftanın en dikkat çekici olayı ise dünyanın en büyük ve lüks 100 yatı arasında gösterilen ICE adlı yatın Yalıkavak’ta bir tekneye çarpması oldu. ICE kazası, Bodrum’da yaz başından beri yaşanan deniz kazalarının sadece sonuncusu. Türkbükü açıklarında yaşanan bir başka kazada ise dikkatsizlik sonucu bir zodyak bot tekneyle çarpıştı ve iki çocuk yaralandı. Bir diğer olayda ise Bodrum limanında bağlı olan bir tekne çalındı ve kayalıklara vurmuş halde bulundu. Yaz başından beri denizlerde denetim artmalı kazalar yaşanmamalı diye yazdım, birçok uygulama yapıldı ama yine de geldiğimiz yazın sonunda uygulamaların yeterli olmadığını gördük. Bodrum gibi yoğun deniz trafiğinin olduğu bölgelerde, güvenlik önlemlerinin artırılması ve deniz araçlarını kullananların daha dikkatli olması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, hem insan hayatı tehlikeye giriyor hem de maddi hasarlar meydana geliyor. En moralimi bozan şey de Bodrum’da yaşanan bu deniz kazalarıyla ilgili hiçbir yetkiliden resmi bir açıklama yapılmaması oldu. Kazaların nedenleri ve alınacak önlemler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi bekleniyor. Bodrum, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak yaşanan bu kazalar, Bodrum’un bu güzelliklerini gölgelememeli. Yetkililerin ve deniz araçlarını kullananların daha dikkatli olması, Bodrum’un güvenli bir tatil destinasyonu olarak kalmasını sağlayacaktır. Dilerim 2025 yazında hala deniz kazalarını bu köşeye taşımıyor olurum.

21. GÜMÜŞLÜK MÜZİK FESTİVALİ
Ben şehre dönmüş olsam da sarı yazını Bodrum’da geçirenler için önerilerim devam edecek. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen 21. Gümüşlük Müzik Festivali, Gülsin Onay ve Erkin Onay’ın unutulmaz performansıyla kapanış yapacak. Festival 9 Eylül Pazartesi akşamı Gümüşlük’ün tarihi taş ocağında gerçekleşecek görkemli bir konserle son bulacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feryal Gülman’ı kayınvalide, Kemal Gülman’ı da kayınpeder yapacak olan müstakbel gelinin kim olduğunu da öğrendim. Mariam Mekhdieva adlı bir Azeri. Aslan Kemal, kendisi gibi 28 yaşında olan Mariam ile iki yıl önce St. Tropez’de tanışmış ve aşık olmuş. O günden beri mutlu mesut bir ilişki yaşayan aşıkların, çok yakında ilişkilerini resmiyete dökmek için ilk adımı atacakları kulağıma geldi. Hadi hayırlısı, umarım mutlulukları daim olur.

KÖYDE BULUŞUP SANAT YAPTILAR
İş dünyasındaki başarılarının yanı sıra sanata ve sanatçıya olan desteğiyle de adından söz ettiren Senur Biçer, sanatın büyük kentlere sıkışıp kalmasını önlemek için bir çalıştay başlatmıştı. Senur Hanım’ın, üçüncüsünü gerçekleştirdiği Sanat Çalıştayı’nın bu yılki durağı Bayburt oldu. Başpınar köyündeki Kenan Yavuz Etnografya Müzesi’ndeki çalıştaya 11 sanatçı katıldı. Fırat Neziroğlu’nun küratörlüğündeki çalıştaydan çıkan eserler müzede sergilenmeye başladı. Bu eserler İstanbul ve Mersin’de de sergilenecek. Böyle anlamlı bir işe imza attığı için Senur Biçer’e kocaman alkış.

KOVİD-19 YİNE HORTLADI!
Aman dikkat! Dört yıl önce tüm dünyanın başına musallat olan Kovid-19 illeti yine hortladı! Hemen her gün bu illet virüsü kapan isimler duyuyorum. Eskisi gibi sonuçları ölümcül olmasa da, resmen süründürüyor! Hastanelik olmadan kurtulanların sayısı çok az. Gülbin-Erkan Simitçioğlu çifti de, bu illetten nasibini alanlardan. Erkan Bey, hastalığı evde atlatmayı başarırken, Gülbin Hanım, bir hafta hastanede kalmış. Ünlü modacı Arzu Kaprol da hastanelik olanlardan. Arzu Hanım, taburcu olduktan sonra bile zor toparlamış. Siz siz olun, tedbiri elden bırakmayın.

JAPON SANATÇIYLA YENİ SEZON BAŞLADI
İstanbul’da sanat sezonu dün resmen başladı! İstanbul Modern, Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın müzeye özel hazırladığı geniş ölçekli yerleştirmeyi sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Japonya ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin 100. yıldönümü kapsamında gerçekleşen serginin açılışı için önceki gün müzede davet verdi. ‘Chiharu Shiota: Dünyalar Arasında’ adlı sergi daveti, sanat tutkunu ünlü isimleri buluşturdu. Shiota’nın imzası haline gelmiş kırmızı ipliklerden örülmüş atmosferiyle dikkat çeken sergiyi, 20 Nisan’a kadar gezilebilirsiniz; bilginize…

MARİNA FİYATLARI UÇMUŞ!
Önceki gün deniz tutkunu bir arkadaşımla yemekteydim. Ege ve Güney sahillerimizdeki marina fiyatlarının ikiye üçe katlanmasından dert yandı. Bu yüzden sosyetik isimlerin temmuzda marinalardan çıktığını, bazılarının da teknelerini satmaya başladığını söyledi! Atasay Kamer ve Serdal Adalı gibi isimler ise bu yüzden teknelerini yurt dışına taşımış. Uçağı atlayıp gidip Capri ya da Montenegro’ya demirledikleri teknelerinde keyif yapıyorlarmış. Bizimkiler cennet koylarımızı bırakıp yurt dışına kaçıyor ama umarım yabancı tekne sahipleri de aynı şeyi yapmıyordur. Çünkü Güney sahillerimizdeki esnaf, yabancı tekne sahiplerinden büyük ekmek yiyor. Marina sahiplerine duyurulur…

MELİS İYİ ELBİSE KÖTÜ
81. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin kırmızı halısında boy gösteren güzel oyuncu Melis Sezen, kendine has pozlarıyla yine dikkat çekmeyi başardı. Ancak Melis’in kırmızı halıda tercih ettiği düşük omuz beyaz elbisesini pek beğenmedim! Böyle bir etkinlik için yanlış bir model değil ancak işçilik ve duruş maalesef beklenen görüntüyü yaratmamış. Saten kumaş, bu kadar katlama ve detayla birlikte göz yorucu bir hal almış. Aynı zamanda üst beden de Sezen’e büyük duruyor. Venedik’te daha özenli olunmalıydı.

Yaz sezonundan sonbahara geçişte minik topuklu ayakkabılar popülerliklerini sürdüreceklerini şimdiden kanıtladı. Ancak bu küçük topuklar, bu kış daha blok bir görünüme sahip olacak.

Bu yıl eski popülerliğine kavuşan leopar desen, yazın olduğu gibi sonbahar/ kış sezonunda da yıldız koltuğundan inmeyecek. Çünkü dengesiz havalarda bile şıklığı en kolay garantileyen parçalardan biri.

Minimal çizgilere sahip, dikkat çekici metal takılar bu sezonun da favorisi olacak. Özellikle altın ve gümüş renklerinin bir arada olduğu takıları çok göreceğiz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hem gelinliği hem de tavırlarıyla adından söz ettiren yeni gelin Ayça Çağla Ilıcalı gündemdeyken Acun Ilıcalı’nın eski eşi Şeyma Subaşı’nın paylaşımları takipçilerinin markajında.

Yılın düğününün baş kahramanları Acun Ilıcalı ile Ayça Çağla Altınkaya’nın yanı sıra merak edilen isimlerden biri de Şeyma Subaşı oldu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Acun Ilıcalı’nın kızı Melisa Ilıcalı’nın annesi, eski eşi Şeyma Subaşı’nın bir paylaşımda bulunup, bulunmayacağı merakla bekleniyordu. Şeyma Subaşı şaşırtmadı.

Bali’de olan Şeyma Subaşı’nın iddialı pozlarının yanı sıra motosiklet üzerinden yaptığı paylaşım manidar bulundu.

Şeyma Subaşı son olarak “Bu duygu başka bir şeymiş…” dedi ve paylaşımına özgürlüğü temsil eden ‘beyaz güvencin’ koymayı da ihmal etmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>100 KONSER OLACAK
Anlaşmanın en kazançlı kısmı, Çin’in Makao kentindeki bir kumarhanede geçen bir turne için dokuz haneli bir meblağ oldu. Ünlü şarkıcı teklif edilen 200 milyon doları kabul etseydi, Las Vegas’taki Caesars Palace’ta verdiği “Weekends With Adele” konserlerine benzer konserler verecekti. Bunlar Kasım 2022’de başladı ve bu yıl 23 Kasım’da sona erecek, o zamana kadar şarkıcı 100 konser vermiş olacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris Delikyol Koyu’ndaki çam ormanı içindeki denize sıfır villası kaçak çıktı.

Hani Şahan’ın Marmaris’teki orman yangınında canlı yayın açarak “Evimi kurtaramasak da hiç önemli değil, gram üzülmem” diyerek Türkiye’yi ayağa kaldırdığı villa!
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Aslında Şahan’ın niyeti önüne iskele kurup burası ‘özel mülktür’ deyip vatandaşa koyu kapattığında iki yüzlülüğü ortaya çıkmıştı ama sosyal medyada çevreci tweet’ler paylaşınca her şey unutuluyor.
Hatta çevreci kahraman ilan ediliyorsun!

İşte o villa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı inceleme sonucunda meğer bir çivinin bile çakılmasının yasak olduğu “Doğal Karakteri Korunacak Alan” statüsündeki Birinci Derece Sit Alanı’nda bulunuyormuş.

Sadece Şahan’ınki değil, o koyda bulunan diğer bütün yapılar her şeyiyle koruma kapsamına aykırı olduğu tespit edildi.
Şimdi komşuları “Yaktın bizi Şahan” diyordur!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOĞUK SIKIM ZEYTİNYAĞI NEDİR?
Soğuk sıkım zeytinyağı, erken hasat zeytinlerin toplanıp aynı gün öğütülmesiyle yapılır. Ayrıca üretim esnasında kullanılan suyun sıcaklığı en fazla 27 derecedir. Soğuk sıkım yöntemi, zeytinin içerisinde bulunan vitamin ve minerallerin en az kayıpla yağa dönüştürülmesini sağlar. Bu yöntemle üretilen zeytinyağı hem daha lezzetli hem de daha sağlıklıdır. Zeytinyağı türlerinin üretim şekilleri birbirinden farklıdır. Piyasada satılan zeytinyağlarının birçoğu üretim şekillerine göre gruplandırılır veya isimlendirilir. Soğuk sıkım, bir tür zeytinyağı üretim çeşididir. Soğuk sıkım zeytinyağı, erken hasat zeytinyağı ismiyle de bilinir. Bu üretim şeklinde; zeytinler erken hasat döneminde dallarından toplanıp aynı gün içerisinde taş değirmenlerde çekirdekleriyle birlikte öğütülür. Dolayısıyla soğuk sıkım zeytinyağının erken hasat dönemindeki zeytinlerden üretildiğini söyleyebiliriz. Zeytinyağı başlı başına sağlıklı bir yağdır. Ancak özellikle soğuk sıkım zeytinyağı oldukça sağlıklı bir yağ çeşididir. Çünkü bu yöntemde zeytinde bulunan vitamin ve mineraller kaybolmaz. Soğuk sıkım zeytinyağı donar mı sorusunun cevabı çok merak ediliyor. Aslında hakiki zeytinyağı soğuk ortamlarda donar. Bu, çok normal bir durumdur. Dolayısıyla soğuk sıkım zeytinyağının da soğuk ortamlarda donduğunu söyleyebiliriz. Ortamın ısısı arttıkça zeytinyağı da normal kıvamına gelir.

ZEYTİNYAĞININ FAYDALARI
Mucizevi bir ürün olarak görülen zeytinyağının pek çok faydası bulunmaktadır. İşte zeytinyağının faydaları:
Kabızlık sorununu çözer.
Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeyi kolaylaştırır.
İçerdiği yüksek oranda kalsiyum sayesinde kemiklerin güçlenmesini sağlar.
Cildi korur ve yaşlanmayı geciktirir.
Egzama hastalığına iyi gelir.
Saçların dökülmesini engeller ve canlılık verir.
Kan şekeri seviyesini düşürür. Bu sayede diyabet hastaları için insülin görevi görür.
Kan basıncını düzenleyerek tansiyonun normal seviyede kalmasını sağlar.
Yorgunluk ve strese iyi gelir.
Vücuda enerji ve canlılık verir.
Kolesterol dengesini korur.
Vücuttaki çatlaklara iyi gelir.
Düzenli tüketildiğinde safra taşı problemini ortadan kaldırır.
Karaciğeri temizleyerek karaciğer fonksiyonunun artmasını sağlar.
Kalp sağlığını korur ve kalp krizinin önüne geçer.
Yüksek oranda içerdiği antioksidan sayesinde sindirim sistemini düzenler ve bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlar.
Kolon kanseri ve meme kanserinin tedavilerinde yardımcı olur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘LÜTFEN SOSYAL MEDYA OLMASIN’ NOTU
Hazırlık sürecinde beyaz bir sabahlık giyen ve heyecanı yüzüne yansıyan Ayça Çağla Altunkaya, sandalyede otururken zaman zaman da dans etti. Gelin tacını deneyen Altunkaya’nın giyeceği gelinlik ise merak konusu oldu. Siyah temalı bir düğün davetiyesi tercih eden Ilıcalı ve Altunkaya, kıyafet kodu olarak da siyahı seçti. Çift yalıdaki düğününü yakın çevresiyle yapacağı ise davetiyeye “Lütfen sosyal medya olmasın” notunu ekledi.
HAMİLELİK İDDİASI
Öte yandan Ayça Çağla Altunkaya’nın bebek beklediği çiftin bu yüzden nikah yaptıkları ileri sürülmüştü. Gazete Magazin’e yaptığı açıklamada hamilelik iddiasını yalanlayan Altunkaya “Her iki ayda bir benim hamilelik haberimi yapmaktan vazgeçin” diyerek sitem etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yalı Çapkını’nın Ferit’i Mert Ramazan Demir ile partneri Afra Saraçoğlu aşklarına geçtiğimiz haftalarda nokta koymuştu.

Yalı Çapkını dizisi ile kariyer basamaklarını hızla tırmanan Mert Ramazan Demir özel hayatı ile de adından çokça söz ettiriyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mert Ramazan Demir’in ailesi de çok merak ediliyor. Son olarak Mert Ramazan Demir’in doktor abisi Melik Demir ile kareleri ilgi odağı oldu.

İşte birbirlerine çok benzetilen Mert Ramazan Demir’in doktor abisi Melik Demir…

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yer aldığı filmlerle adını tüm Türkiye’ye duyuran Yeşilçam’ın en güzel kadın oyuncularından Ahu Tuğba 69 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hayranlarını ve sanat camiasını hüzne boğan Ahu Tuğba’nın son isteği ise herkesi duygulandırdı…

Uzun bir süredir ABD’de kızı Anjelik ile yaşayan Ahu Tuğba, geçtiğimiz nisan ayında büyük bir trafik kazası geçirmiş, 8 saatlik operasyonun ardından 3 hafta yoğun bakımda tedavi görmüştü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu süreçte bir türlü toparlanamayan Ahu Tuğba ile Miami’deki evinde kızı Anjelik ilgileniyordu.

Ölümü ile sanat camiasını yasa boğan Ahu Tuğba’nın son anlarında da yanında kızı Anjelik vardı

Ahu Tuğba, önceki gün Miami’deki evinde hayata veda etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu Bülent Polat’ın başı komşularıyla dertte! İşleri nedeniyle şu sıralar Kapadokya’da çalışan Polat, Çanakkale’de yaşayan eşi ve iki çocuğunun, komşuları tarafından rahatsız edildiğini söyleyerek isyan etti.

Çanakkale’de lüks bir sitede yaşayan ailesinin komşularının mobbingine maruz kaldığını söyleyen oyuncu, yaşadıkları olaylar nedeniyle evlerini satacaklarını açıkladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KAFAYI BİZE TAKMIŞLAR
Polat yaşananları şöyle anlattı: “Bebek ağlıyor diye jandarma çağırıyorlar. Daha önce de bizi şikâyet etmişler. Kendi halinde bir aileyiz. Ama birileri bize kafayı takmış durumda. Ben şehir dışında çalışıyorum. Eşim ve çocuklarım Çanakkale’de, aklım onlarda kalıyor. Oradan taşınsam da işin peşini bırakmayacağım. Ailemin huzurunu kaçıranları elbet bulacağım.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha önce de bu konuya değindim: Uzmanlar HAARP teknolojisiyle yapay deprem yaratılmayacağını söylüyor.
Depremi tetikleyecek bir enerji yaratmak için yüzbinlerce atom bombasının patlatılması gerekiyor.
Peki, insanların doğrudan müdahalesiyle deprem üretmek mümkün mü? Ünlü ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) ise konuyla ilgili şu yanıtı veriyor:
“Kimi uzmanlara göre, nükleer bombalarla üretilen sarsıntılar ya da derin madencilik faaliyetleri fay hatları üzerinde belirli etki yaratabilir. Ancak bunun yüksek sismik hareketlere dönüştüğü yönünde bugüne kadar kanıtlanmış bir bilgi yok.”
BU BİR SEKTÖR
AFAD da bu iddiaların gerçek dışı olduğuyla ilgili bir açıklama yayınlamıştı lakin başta da belirttiğim gibi komplo teorilerine inanan çok insan var.
Özellikle pandemi döneminden itibaren komplo teorisyenlerin mantıksız açıklamaları büyük ilgi görüyor.
YouTube’da ekonomiden doğal afetlere, salgınlara kadar birçok konuda kıyamet, kriz, savaş, kıtlık, doğal afet senaryoları üreterek halkı geren, psikolojisini bozan fenomen ve YouTuber’lar var.
Bunların tek bir amacı var, o da çok tıklanıp para kazanmak.
O yüzden beyne aşıyla çip takılmasından ABD gemisinin ürettiği yapay depremlere kadar birçok konuda ilgi çekecek her türlü palavrayı paylaşıyorlar.
Bu bir sektör! ABD’de ‘Kıyameti Bekleyenler’ diye belgesel serileri bile var.
YouTube palavracılarının toplum üzerindeki etkileri tahmin edilenin de çok üstünde!
RTÜK’ün komplo teorici hesaplarla ilgili bir çalışma yapmasında fayda var!
***
MAMA PARASINI AT YARIŞINA YATIRMAK
Yaşama Tutunan Patiler Derneği Başkanı Buket Özgünlü’nün, hayvan severlerin yaptığı mama parası bağışlarını at yarışlarına yatırdığı MASAK raporuyla ortaya çıktı.

Özgünlü, savunmasında at yarışından kazanacağı parayla barınak yaptıracağını söyler mi acaba?
Başıboş köpeklerle ilgili çıkarılan yasaya karşı çıkanlar arasında mama lobisinin olduğunu iddia edenler vardı.
Bu haber bu iddiayı doğrular cinsten.
Ne yazık ki Buket Özgünlü gibi hayvan severlerin duygularını sömüren, bağışları hayvan dostlarımıza harcamayan sahte hayvan severler ve dernek başkanları da var!
***
DARP, YARALAMA KATALOG SUÇU OLSUN
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen, Fenerbahçe-Alanyaspor maçını izledikten sonra, otoparkın çıkışında arkasından kornaya basan sürücü tarafından saldırıya uğraması, saldırganın yere düşürdüğü savcıyı defalarca yumruklaması görüntülerini dehşetle üzülerek izledik.
Saldırganın yedi suç kaydının olmasına da şaşırmadık.
Saldırgan bu sefer sert kayaya çarptı. Muhtemelen ağır bir ceza alacak.

Öte yandan saldırgan, savcı değil de normal bir vatandaşı dövseydi muhtemelen tutuksuz yargılanarak şiddet dolu hayatına devam edecekti.
Birçok suçtan sabıkası olanlar, yargının zafiyetini, hapis yatmayacağını bildikleri için şiddet suçu işlemeye devam ediyor!
Ne yazık ki, ülkemizde darp, yaralama suçu işleyenler genelde tutuklanmıyor. Sürekli haberlerde izliyoruz insanları hunharca dövenler, tutuklanmadan aramızda yaşamaya devam ediyorlar.
İnfaz yasasında darp ve yaralama, katalog suçu kapsamına alınmalı.
Darp ve yaralama suçu işleyenler hapis cezasına çarptırılmalı.
Toplumun huzuru için bu yasa değişikliğine ihtiyaç var!
***
İNFAZ YASASI DEĞİŞMELİ
İzmir’de Bülent Şengün (37), taksici Arif Karabacak’ı gasp ederek tabancayla öldürüp ardından yoldan geçen bir hafif ticari aracı gasp etti.
Hafif ticari araçla gittiği marketi de soymaya çalışan şüpheli, kendisine direnen iş yeri çalışanı İlayda Algar’ı yaralayıp, daha sonra ise ATM’den para çeken Engin K.’yı gasp ederek, tabancayla vurarak öldürdü.

ABD filmlerindeki seri katiller gibi… Polis yakalamasa kim bilir kaç kişiyi daha öldürüp Meksika sınırını geçecekti!
Oysa Şengün cinayetten 2004 yılında girdiği cezaevinden 2019 yılında denetimli serbestlik şartıyla tahliye edilmişti!
Ve cinayetlerine kaldığı yerden devam etti. Buna benzer birçok olay yaşandı ve yaşanmaya devam edecek!
Ne yazık ki, ülkemizdeki infaz sistemi doğru işlemiyor.
Katiller, gaspçılar vs. az hapis yatıp çıkıp kaldıkları yerden suç işlemeye devam ediyorlar!
Daha caydırıcı cezalara ihtiyaç var!
Eğer sorun cezaevlerinin kapasitesinin yetmemesi ise yeni büyük cezaevleri yapılmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Modern, 6 Eylül’de Japon sanatçı Chiharu Shiota’nın sergisini açmaya hazırlanırken, Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) de 13 Eylül’de Alman sanatçı Georg Baselitz sergisiyle cevap verecek! 1980’den bu yana uluslararası sanat dünyasında derin bir etkiye sahip olan ve Alman sanatına yeni bir kimlik kazandıran Georg Baselitz’in son 10 yılda ürettiği eserler, 13 Eylül 2024-2 Şubat 2025 tarihleri arasında SSM’de sergilenecek.

Bu arada İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Chiharu Shiota sergisini, 5 Eylül’de vereceği davetle açacakken SSM’deki Georg Baselitz sergisinin ana sponsoru olan bankanın yönetim kurulu başkanı Suzan Sabancı da 12 Eylül’de görkemli bir açılış daveti verecek. Umarım bu savaş hiç bitmez!
TORUNUNUMEMLEKETİNEGÖTÜRDÜ!
Sosyetenin yaşsız kadınlarından Bettina Machler, kızı Pia Hakko Yeşil sayesinde Haziran 2022’de anneanne, oğlu Can Hakko sayesinde de geçen yıl temmuzda babaanne olmuştu Bettina Hanım, 9 Temmuz’da bir yaşına basan torunu Leo Cem’i, geçtiğimiz hafta, doğup büyüdüğü topraklara götürdü.

İsviçre asıllı olan Bettina Hanım, oğlu Can ve gelini Deniz Hanım’ı da götürdüğü tatilde, torunu Leo Cem’e memleketini gezdiriyor. Bettina Hanım, hep birlikte İsviçre Alpler’indeki küçük kasabaları gezerken torunuyla çektirdiği fotoğrafları ise büyük bir mutlulukla sosyal medyada paylaşıyor.
ŞEHRE DÖNMEYENİYETİ YOK!
2020’de, 23 yıllık eşi Rober Baler’den boşandıktan sonra hayatı ‘tatil kıvamında’ yaşamaya karar veren Etel Baler, bu kararından hiç taviz vermedi! Özellikle çocuğu olan çoğu tatilci İstanbul’a dönerken, Etel Hanım’ın ise hiç niyeti yok.

Bodrum’da görevli arkadaşım Ersin Al, önceki gün Etel Hanım’ı küçük oğlu Leo ile birlikte zodyak botunda görüntülemiş. Karaya çıkıp anne-oğul yemek yemişler. Türkbükü açıklarına demirlediği katamaranında tatiline devam eden Etel Hanım’ın oğlunun okulunun açılacağı son güne kadar denizden çıkmaya niyeti yok gibi görünüyor.
DAVETTE PİERCİNG TAKTIRDILAR
Dünya starlarının da taktığı Türk mücevher markasının yaratıcısı Milka Karaağaçlı İnce, hafta sonu Bodrum Yalıkavak’taki mağazasında yaza veda daveti verdi. Veda davetine, yazın son demlerini Bodrum’da geçiren cemiyet ve sanat dünyasından ünlü isimler katıldı.

Son yılların önemli trendlerinden piercing’leri mücevher dünyasına dahil eden Milka Hanım, davette piercing’leri hakkında da bilgi verdi. Bu sırada konuklar arasındaki ünlü DJ Doğuş Çobakçor ile sevgilisi Asya Hacıoğlu piercing taktırdı. Cesaretlerinden dolayı da diğer konuklardan büyük alkış aldılar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Benim için asıl değerli olan ise bu görüntünün sadece caminin güvenlik kameraları tarafından tespit edilmiş olmasıydı. Yani Mesut bazıları gibi basını çağırıp ya da eşinin dostunun eline cep telefonunu tutuşturup kendini kayda aldırmamıştı. Belki de güvenlik kameraları olmasa bu hayır dolu güzellikten hiçbirimizin haberi olmayacaktı.

Baktım ki Sivaslı genç sporcular, Mesut ağabeylerinden feyz ve ilham alarak bir camiyi temizlemeye koyulmuşlar.
İşte gençlerimize böyle önderler, rehberler, rol modeller lazım. Mafya babaları yerine onlara özensinler diye…
Teşekkürler Mesut kardeş. Bu son golün, gönlümüzün çatalına asılı kaldı.
Murat Sefer Aksu
Bu ismi unutmayın. Çünkü bana göre yeryüzüne inmesi beklenen, kötülüğün son temsilcisi Deccal’in ta kendisi.
Elinde dirgen vardı canavarın. Tıpkı şeytanın, ucu çatal mızrağı gibi. Önünde de kendine kurban olarak seçtiği dünyalar masumu bir yavru köpek…
Vahşice saplıyordu mızrağını Deccal o yavrucağa… Bir daha, bir daha… Ta ki öldüğünden emin olana dek…

Bir yavru köpeciğin bir insana (!) nasıl bir zararı olabilirdi ki? Olsa bile böylesine canice öldürülmesine mazeret olabilir miydi?
Bekliyorum… Neyi mi? O insan müsveddesinin alacağı cezayı. Bakalım yine göstermelik bir para cezasıyla yaptığı yanına kâr mı kalacak, yoksa kadına, çocuğa, hayvana el kaldırmayı alışkanlık haline getirenleri titretecek ibretlik bir bedel mi ödeyecek?..
Bu rezaletler tesadüf olamaz
Ya topluca sapıttık ya da birileri bu ülkenin ar damarını çatlatmak için bir yerlerden düğmeye bastı.
Son bir hafta içinde 4 ayrı yerde insanlar utanmadan, çekinmeden, etraftakilere aldırmadan uluorta cinsel ilişkiye girerken görüntülendiler.
İzmir Alsancak, Zonguldak ve Kocaeli bu rezilliklerin adresiydi. İstanbul Kadıköy’de güpegündüz ortaya çıkan iğrençliğin başrolünde ise iki erkek vardı. Adeta Pompei’nin son günleri gibi…
Bundan bahsetmek kolay değil. Yazarken bile yüzüm kızarıyor. Ancak konunun vahametini ortaya koymak, büyük tehlikeye dikkat çekmek de gazetecilik görevim.
Bu insanların bunu neden yaptığı iyi araştırılmalı, failleri ciddi şekilde sorgulanmalı.
Eğer süzme sapık değillerse birileri tarafından mutlaka parayla satın alınmış provokatörler ya da tek merkezden emir alan gönüllü eylemcilerdir. Maksatları da “utanmayı” ortadan kaldırıp, bizi ayakta tutan inanç ve ahlak kolonlarının altında bomba patlatmaktır.
Umarım benimki vesvesedir. Ama değilse, teröristlerin yanı sıra bir de “Uyuyan ahlaksızlık hücreleri” ile mücadele etmek zorunda kalacağız.
Gaf kürsüsü
“Tabelada 10 yazıyor ama maç 4 dakika uzayacak… Pardon, oyuncu değişikliği olmuş, 10 numaralı Hajradinovic çıkmış.” (beIN Sports’ta Kasımpaşa – Adana Demirspor maçını anlatan Ali Okancı’nın bocalaması)
Zap’tiye
Netanyahu’ya en yakışan ismi protestocu İsrail halkı buldu: Crime Minister! (Suç Bakanı) (Prime Minister: Başbakan)
Ne demiş?
“Önce ihaleye giriyorlar sonra beni kendilerine aşık edince manipülasyona başlıyorlar. Yalnız gebereyim ama kimse beni değiştirmeye kalkmasın.” (Aşk yorgunu İrem Derici’nin sözleri)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY USULÜ HETTÜŞ
MALZEMELER
3 dilim bayat ekmek
2 adet küçük boy kuru soğan
1 deste semizotu
2 adet domates
Yarım limon suyu
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı sirke ve tuz

YAPILIŞI: Taze olarak alınan ya da bahçeden toplanan semizotunu yıkayıp yapraklarını ayıklayalım. Üç dilim bayat ekmeği ve kabukları soyulan kuru soğanları ince ince kıyalım. Bir tabak içerisinde karıştırarak üzerine 1 tatlı kaşığı sirkeyi gezdirelim. Domatesleri küp küp doğrayarak salata tabağına ilave edelim. Daha sonra ise semizotu yapraklarını ekleyelim. Zeytinyağı, limon suyu ve tuzu da ilave ederek karıştıralım. Salata, servise sunulmak için hazır…
ŞİŞPEREK ÇORBASI
MALZEMELER
1/2 kilogram kıyma
1 adet rendelenmiş soğan
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
3 su bardağı un
1 su bardağı su
1 adet yumurta
YOĞURT SOSU İÇİN:
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı un
1 kase yoğurt
1 yemek kaşığı zeytinyağı
YAĞI İÇİN:
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı nane
YAPILIŞI: Hazırlamaya ilk önce mantıdan başlayalım ve klasik mantı yapalım. Daha sonra nohut, kuşbaşı et ya da kemikli eti yaklaşık 5 su bardağı su ile düdüklüde haşlayalım. Haşlanan etli suya hazırladığımız mantı hamurlarını atıp bir iki taşım kaynatalım. Diğer yandan ayrı bir kapta 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı un, yoğurt ve zeytinyağını mikserle iyice çırpalım, kaynayan yemeğe sürekli karıştırarak ekleyelim. Daha sonra ezdiğimiz sarımsağı ilave edelim. Son olarak 4 yemek kaşığı zeytinyağında 1 tatlı kaşığı nane yakıp yemeğe ekleyelim.
MÜTEBBEL
MALZEMELER
3-4 adet köz patlıcan
1 su bardağı tahin
1-1.5 çay bardağı limon suyu
3 diş sarımsak
Tuz
ÜZERİ İÇİN:
1 çay bardağı ceviz
Pul biber
Zeytinyağı
YAPILIŞI: Köz patlıcanların kabuğunu soyup, muntazam bir şekilde kıydıktan sonra derin bir kapta tahinle harmanlayalım. Limon suyumuzu ilave edelim. Ardından sarımsaklarımızı sahanda dövüp ekleyelim. Son olarak tuz serpelim. Ceviz, pul biber ve zeytinyağı ile servis edelim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BABASININ KATİLİNİ ARIYOR
Başrollerini Burak Deniz (Mahir Yılmaz) ve Su Burcu Yazgı Coşkun’un (Canfeza Kilimci) paylaştığı ‘Bir Gece Masalı’ nihayet izleyiciyle buluşuyor!

Dizi ilk bölümüyle bu akşam ekranda! Dizi, babası görev yeri Denizli’de bir suikast sonucunda şehit edilen Mahir’in yirmi yıl sonra bir komiser olarak babasının katilinden intikam almak için şehre dönmesiyle başlıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ŞEHRAZAD İSMİNİ TAKIYOR

Ancak Mahir şehre geldiği ilk gün tanıştığı güzeller güzeli bir Yörük kızına aşık oluyor. Adını bir türlü öğrenemediği bu masal perisi gibi kıza Şehrazad ismini takıyor.

Bir yandan aşık olduğu Şehrazad’ı ararken bir yandan babasının katili Kürşat Kilimci’nin açık vermesini bekleyen Mahir beklediği fırsatı Kürşat’ın kızının düğününde yakalayacağını anlıyor.
Bir Gece Masalı 1. Bölüm Fragmanı izle
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BABAMSIN YA ONDAN SOYADIM TAYFUR, BU İŞİN İNANMADIĞIN BİR DE AHİRETİ VAR”
Babasının talebi üzerinden avukatı aracılığıyla yapılan açıklamayı yayınlayan Tuğçe Tayfur, “Tayfur soy ismini bana leylekler vermedi. Babamsın ya ondan Tayfur soyadım. İsim hakkı talep etmişsiniz. Ben paranızın bittiğini bilseydim eşimle yardımcı olurdum size. Siz ne dediyseniz baba olarak onu yaptım ben ama kötü yine ben oldum. Allah var gam yok. Bu işin bir de inanmadığın ahireti var be baba. Olur sorun yok. Tuğçe Aydın olarak devam ederim” diyerek sitem etti.

“AL SOYADIN SENİN OLSUN”
Babasının şarkılarını okumasına izin vermemesine de cevap veren Tuğçe Tayfur sözlerine şöyle devam etti: “Şarkılarına gelince de ‘Babamın şarkıları’ albümünün temel amacı senin o dönem rahatsızlığından dolayı şarkı söyleyememenden kaynaklı, yeni neslin de şarkılarını hatırlamaları, bilmeleriydi. Bu bir projeydi. O albümde de seçilen şarkılar tamamen söz müzik sana ait olanlardı. Özellikle onlar seçilmişti. Yoksa ben de bilirdim Ahmet ağabeyin yazdığı daha çok bilinen ‘Bana Sor’ gibi şarkıları söylemeyi. Albümün bütün giderleri de sevgili Bülent Seyhan tarafından yapıldı. Bir kuruşun geçtiyse bana evlatlarımın hayrını görmeyeyim. Neyin düşmanlığı bu? Yeğenin arkamdan konuştu diye sesimi çıkardım diye bu nasıl kin? Al yeğenlerin senin olsun baba. Ben arkandan iş çevirmiyorum neyse söylüyorum. Senden bir kuruş istemiyorum, yağcılık yapmıyorum diye p.. yaptın beni 2 saniyede. Al soyadın senin olsun.”
FERDİ TAYFUR: SOYADIMI KULLANMASIN, ŞARKILARIMI SÖYLEMESİN
Kızının düğününe dahi katılmayan ve bu süreçte gözlerden uzak hayatına devam eden Ferdi Tayfur, avukatı aracılığıyla bir açıklama yaparak kızına soyadını kullanmaması ve ticari faaliyetlerinde isim hakkı almak istediğini belirtti. Tayfur’un avukatı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Müvekkilim Sayın Ferdi Tayfur ve kızı Tuğçe Aydın arasında gelişen birtakım özel nedenlerden dolayı müvekkilimizin ‘Tayfur’ soyadının Tuğçe Aydın tarafından gerek görsel gerekse işitsel olarak ticari amaçlarla kullanılmasına ve müvekkilimizin kendisine ait eserlerin Tuğçe Aydın tarafından sosyal medya, dijital mecralar ve sahnelerde okunmasına rızasının olmadığını ve ayrıca Tuğçe Aydın’ın işletmiş olduğu ‘Tuğçe Tayfur Store’ isimli mağazasından kaynaklı müvekkilimizin isim hakkı alacağının bulunduğunu ve gerek müvekkilimiz Sayın Ferdi Tayfur, yeğenleri gerekse akrabaları hakkında sosyal medya ve dijital mecralarda herhangi bir açıklama veya söylemlerde bulunmaması adına Tuğçe Aydın’ı bilgilendirmekle bu açıklamalarımızı da kamuoyuna duyurmaktayız. Yapmış olduğumuz açıklamalara itibar edilmemesi durumunda gerek Tuğçe Aydın gerekse Tuğçe Aydın ile beraber iş yapan ve hareket eden şahıs veya şirketler hakkında tüm yasal haklarımızı saklı tutmakla beraber Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacağımızı bildiririz.”


Ecem AltanHaberler.com – Magazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift hakkında aylardır ayrılacaklarına dair haberler yapılıyordu.
BBC’nin eriştiği belgelere göre ünlü şarkıcı Jennifer Lopez, Salı günü Los Angeles’taki mahkemeye başvurarak boşanma davası açtı.
Basında çıkan haberlere göre Lopez herhangi bir evlilik öncesi anlaşmanın olduğunu belirtmedi. Bu da çiftin servetleri hakkında yasal bir çekişme yaşamasına yol açabilir.
Boşanma davası kapsamında mahkeme, çiftin mali kayıtlarının, gelirlerinin, masraflarının, tapulu mallarının ve borçlarının bildirilmesini istiyor.
Daha önce yapılan haberlerde çiftin Beverly Hills’teki villalarını 65 milyon dolara satışa çıkardığı belirtilmiş, ikisi de alyansları olmadan görüntülenmişti.
52 yaşındaki Affleck, 2015 yılında oyuncu Jennifer Garner’den boşandı. Çiftin beraber üç çocuğu var.
Bundan önce üç kez evlenen Jennifer Lopez’in diğer bir ünlü şarkıcı Marc Anthony’den iki çocuğu var.
2022 yılında Las Vegas’ta evlendiler
Magazin dünyasında Bennifer olarak bilinen çift, 2022 yılında Las Vegas’ta evlenmişti.
Önce küçük bir tören, bir ay sonra da Georgia’da büyük bir düğün düzenlenmişti.
Lopez, evliliğini Instagram’da duyurduğu paylaşımında, “Aşk çok güzel. Aşk çok müşfik. Ve anlaşılan o ki aşk sabırlı. Hem de 20 yıl boyunca” demişti.
Lopez, Affleck ile nikahlarına dair ise şunları yazmıştı:
“Tam da istediğimiz gibi oldu. Gece Vegas’a uçtuk, evlilik cüzdanı için diğer çiftlerle beraber sıraya girdik, dünyanın düğün başkentinde herkesle aynı yolculuğu gerçekleştirmiş olduk.”
Çift, bugüne kadar çok sayıda ünlünün hızlıca evlenmek için Las Vegas’ta gittiği Little White Wedding Chapel isimli şapelde ilişkilerini resmileştirdi.
Çift, başrolünde beraber rol aldıkları, 2002 yılında çekimine başlanan ve 2003’te vizyona giren Gigli filminin setinde tanışıp sevgili olmuştu.
2003 yılında nişanlanan çift, “sürekli medyanın dikkatine maruz kaldıklarını” dile getirerek 2004 yılında ayrılmıştı.
Nikahları tam 18 yıl sonra gerçekleşti.
Çiftin ilişkisi Lopez’in eski beyzbol oyuncusu Alex Rodriguez’den 2021’de ayrılmasının ardından başladı.
Lopez, kariyeri açısından risk aldı
Lopez hayranlarına yazdığı mailinde köpük banyosu yaptığı sırada Affleck’in dizlerine çökerek evlenme teklifini gerçekleştirdiğini yazmıştı.
Nişanlandıktan sonra Lopez, neredeyse 20 yıl ayrı kaldıktan sonra tekrar başlayan ilişkilerinin nasıl değiştiğini bir röportajda şu şekilde dile getirmişti:
“Şimdi daha yaşlıyız, daha akıllıyız, daha çok tecrübemiz var, hayatımızda başka yerlerdeyiz, çocuklarımız var, ve bütün bunların farkında olmamız gerektiğini biliyoruz.
“Hayatımızın bu aşamasında bu şekilde aşkın gerçekleşmesi çok güzel, böylece sahip olduğumuz şeyin daha çok tadına varabilir ve bunu daha çok takdir edebilir, birbirimize daha çok saygı duyabiliriz.”
Ancak ilişkileri ve boşanmaları Lopez’in kariyeri açısından sancılı bir döneme işaret edebilir.
Lopez en son olarak “This Is Me… Now” adında otobiyografik bir albüm yayınladı.
Bu albüm, Lopez’in Affleck ile olan ilişkisini ve yıllardır aşkta yakalayamadığı mutluluğu sonunda ele geçirmesini anlatıyordu.
Lopez, ayrıca bu albüme eşlik eden ve 20 milyon dolar yatırdığı bir müzikal filme de imza attı.
Ancak hem albüm hem de film beklenen etkiyi yaratmadı; iki yapım da çok olumlu geri dönüşler almadı.
Bu durum Lopez’in kariyeri açısından soru işaretlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİLAN POLAT TAHLİYE EDİLDİ
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından hakkında açılan dava kapsamında tutuklu bulunan Dilan Polat hakkında mahkeme tahliye kararı verdi. Polat yurt dışına çıkış yasağı konularak cezaevinden tahliye edilirken, gözler eşi Engin Polat’a çevrildi.

“ENGİN POLAT 4 EYLÜL’DEKİ İLK DURUŞMADA TAHLİYE OLABİLİR”
Engin Polat’ın tahliye olup olmayacağı merak edildi. Haberler.com Youtube stüdyosunda açıklamalarda bulunan Polat çiftinin avukatı Vahit Kaya, Engin Polat’ın da eylül ayındaki ilk duruşmada tahliye edilmesini beklediklerini belirtti. Avukat Kaya şunları söyledi: “Asıl mahkeme Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 4 Eylül’de başlayacak. Hakim 3 gün üst üste yargılama yapacak. 4 Eylül’de tahliye olma ihtimali de var.

İtirazlarımız devam ediyor. Adli tatil olduğu için mahkemenin asıl hakimi izinli. Nöbetçi hakim bakıyor. İlk duruşmada Engin Polat, babası Sezgin ve kardeşi Alper Kürşat Polat’ın da tahliye olması gerekiyor. Çünkü gelen raporlar onu gösteriyor. Hakimlerin de ona kanaat getirdiğine inanıyoruz. O yüzden savcılar da tahliye etti. Dilan Polat hakkında iki defa savcılar tahliye talebinde bulunmuştu. Ama reddetmişlerdi. Engin Polat’ın da ilk duruşmada tahliye olmasını bekliyoruz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİLAN POLAT’IN AVUKATLARINDAN ÖZEL AÇIKLAMALAR
Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, aralarında Dilan Polat ile eşi Engin Polat’ın da olduğu 5’i tutuklu sanık hakkında 9 Ağustos’ta yaptığı aylık tutukluk incelemesinde tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bunun üzerine Dilan Polat’ın avukatı Sevinç Horoz, Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine tutukluluğa itiraz dilekçesi sundu.

Talebi değerlendiren mahkeme, sanık Polat’ın üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, atılı suçlar için kanunda öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları, dosya kapsamındaki mevcut deliller ve alınan ifadelerle MASAK tarafından hazırlanan rapor içeriği karşısında, atılı suçların vasfının sanık lehine değişmesi ihtimali bulunduğunu belirtti.

DİLAN POLAT CEZAEVİNDEN ÇIKTI
Tutukluluktan elde edilecek faydanın bu aşamada adli kontrol hükümleri ile de sağlanabilecek olmasını dikkate alan mahkeme, Polat’ın tahliyesini kararlaştırdı. Mahkeme, Polat hakkında “yurt dışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Mahkemenin kararı Polat’ın tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Polat’ın, işlemlerin ardından cezaevinden tahliye edildi.

NE OLMUŞTU?
İstanbul merkezli 6 ilde 1 Kasım 2023 ve devamında düzenlenen operasyonlarda, Dilan Polat ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 24 şüpheli gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında Dilan Polat, Engin Polat ve Sinem Sıla Doğu’nun da aralarında bulunduğu şüphelilerden 16’sı tutuklanmış, hakimlik, 27 şirkete kayyum atanmasına hükmetmişti.

Sulh Ceza Hakimliği, 14 Haziran’daki aylık tutukluluk incelemesinde, Dilan Polat’ın kardeşleri Can ve Sinem Sıla Doğu ile Can Polat, Gökay Bekar, Halit Polat, Harun Abak, Metin Yılmaz, Mustafa Özalp, Nilgün Yılmaz, Uğurcan Ayyıldız ve Zekai Tepe’nin adli kontrol hükümleri uygulanıp tahliye edilmesine hükmetmiş, diğer 5 şüphelinin tutukluluk halinin devamını kararlaştırmıştı.

İDDİANAMEDEN
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, yasa dışı yollardan edinilen paraların “soğuk cüzdan yöntemi”yle sisteme sokulmadan transfer edilerek aklamaya tabi tutulduğu, örgütün söz konusu faaliyetler sırasında kısa sürede ulaştıkları şöhret ve tanınırlık sayesinde bir kısım gerçek ticari faaliyetlerde de bulunduğu, bu sayede aklama suçlarının en belirgin yönü olan takip ve kontrolün zorlaştırılmasını sağlamaya çalıştıkları değerlendirmesi yapılıyor. Delillerle sabit olan yasa dışı bahisten gelen paranın perdelenmeye çalışıldığı, zenginleşmenin gerçek bir ticaretten kaynaklandığı imajının oluşturulması için birden çok şirketin kurulduğu anlatılan iddianamede, bu şirketlerin faaliyetleri sırasında gerçekte olmayan iş ve işlemlere ilişkin sahte faturaların düzenlenip kullanıldığı ve kanunen tutulması gereken defterler dışında harici gizli kayıtların tutulduğu belirtiliyor.

İddianamede, soruşturma kapsamına alınan 31 şirketin ve bu şirketlerin sahip olduğu taşınmaz, araç ve benzeri tüm mal varlığının müsadere edilip mülkiyetin kamuya geçirilmesi de talep ediliyor. Dilan ve Engin Polat’ın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından toplam 20’şer yıldan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenen iddianamede, diğer şüphelilerin de farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları öngörülüyor.

Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, gönderildiği Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince, yargılamayı yapma konusunda yetkili mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu belirtilerek iade edilmişti. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının “görevli mahkemenin temel cezaya göre belirlenebilir olduğu, artırım maddesinin mahkemenin görevini belirlemede esas olmadığı” vurgulanarak yapılan itiraz Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. Mahkeme, davanın ilk duruşmasının 4 Eylül’de yapılmasına karar vermişti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tasarımcılar, tanıtım afişleri gibi görsel ürünleri istedikleri gibi hazırlamak için yapay zeka destekli uygulamalardan faydalanabiliyorlar. Bir sanatçı, kısa sürede bir şarkı üretebilirken, avukatlık uygulamaları dava dosyalarını anında çözebiliyor. Bu uygulamalar sadece belirli alanlarla sınırlı kalmıyor; sağlık, eğitim, finans, ticaret, ulaşım ve lojistik gibi çeşitli sektörlerde de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Akıllı telefonlardaki sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, akıllı yollar ve araç içi uygulamalar, çevrim içi alışveriş sitelerindeki algoritmalar ve tıbbi görüntüleme alanında kullanılan manyetik rezonans (MR) veya röntgen gibi görüntü analizleri de yapay zeka ile gerçekleştiriliyor.

“Artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu”
Yapay zekanın geleceği hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, makine öğrenmesi, derin öğrenme ve dil işleme modellerinin bileşkesinden oluşan yapay zeka sisteminin, Türkiye’de ve dünyada giderek yaygın bir hal almaya başladığını söyledi.
Yapay zekanın Türkiye açısından son derece önemli bir noktaya doğru evrilmeye başladığını belirten Prof. Kırık,Birçok iş koluna, alana yayılmaya başladığını ifade edebiliriz. Başta medya ve eğitimde yapay zekanın çok ciddi manada kullanıldığını görüyoruz. Gerek uygulamalar aracılığıyla gerekse de yapay zeka sohbet robotları aracılığıyla artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu.dedi.
Kullanıcıların son dönemde çok daha kolay şekilde yapay zeka destekli uygulamalara ulaşma imkanına eriştiğine işaret eden Kırık, bu uygulamaların eğitim alanında başvurulan temel kaynak haline geldiğine değindi.
Prof. Dr. Kırık, bu sistemlerden alınan bilgilerin teyit ve mukayeseye muhtaç olduğuna, bu tarz bilgilerin kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkati çekerek, öğrencilerin ödevlerini ve tezlerini yapay zeka uygulamaları üzerinden hazırlayabildiklerini dile getirdi.
Buradan alınan bilgilerin kıyas yapılmadan ve mukayese edilmeden bilimsel kaynaklara eklenmesi, referans gösterilmeksizin çalışmalarda kullanılmasının ciddi problemlere mahal verebildiğinin altını çizen Kırık,
Çünkü yapay zeka her zaman doğru cevabı verecek diye bir kaide yok. Unutmamamız gereken en temel nokta, var olan parametrelerin, verilerin, girdilerin sisteme eklemlenmesi ve daha sonra sorulan sorular üzerine bunların analizi esasına dayanarak cevapların sunulması söz konusu oluyor. İşte burada yanıltıcı bilginin sunulması, ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.diye konuştu.

Yapay zeka işsizlik ve istihdam sorununa yol açar mı
Prof. Dr. Kırık, İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doktorların teşhis koyamadığı bir hastaya yapay zeka aracılığıyla teşhis koyulduğunu aktararak, Rusya’da yapılan bir çalışmada ise bu ülke menşeili bir yapay zeka sohbet robotunun tıpta yeterlilik sınavından yüzde 83’lük dereceyle geçtiğini, bu nedenle tıp dünyasında yapay zekanın faydalı olup olmayacağı konusunda farkı görüşlerin olduğunu söyledi.
Medya ve eğlence sektöründe de yapay zekanın kullanıldığını, uygulamalar aracılığıyla müzik bestelendiğini ve senaryo hazırlandığını aktaran Kırık, şöyle devam etti:
Bu durum bir işsizlik ve istihdam sorununu beraberinde getirebilir. Çünkü belki birçok insanın yapacağı işi sadece tek bir yapay zeka uygulaması üzerinden gerçekleştirmesinin söz konusu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Telif davalarının artık medya aracılığıyla açılmaya başladığını da görüyoruz. Özellikle dünyanın en büyük yayın kuruluşları, yapay zeka sohbet robotlarına ciddi telif davaları açmaya başladılar. İzinsiz kullanmaları sebebiyle bu makalelerin tespiti söz konusu oldu.
Bundan sonraki süreçte, burada medya aracılığıyla var olan bilgilerin, içeriklerin yayılması söz konusu olduğu için ilgili yapay zeka sohbet robotlarına telif davaları açılmaya başlandı. Bu da gelecekte hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmamızı sebebiyet verebilir. Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu alanda çalışmalarını sıklaştırmıştı. 2025 yılından itibaren yürürlüğe girecek yapay zeka yasasını çıkarttı. Belki önümüzdeki günlerde Türkiye açısından da bu tarz yasaların çıkması kuvvetle muhtemel olabilir.
Prof. Ali Murat Kırık, yapay zekayı bir bebeğe benzeterek, gelecek yıllarda yapay zekanın büyüyeceğini, gelişeceğini ve yetişkin bir insanın sahip olduğu bütün özellikleri kendi bünyesine dahil edebileceğini anlattı.

Türkiye’de yapay zekaya yatırımlar hızla artıyor
Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kalır bir ülke olmadığına işaret eden Kırık, gerek devlet kurumları aracılığıyla gerekse de özel sektör girişimleriyle yapay zekaya olan yatırımların giderek artmaya başladığını, bu konuda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) başı çektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gelecekte somut adımlar atabileceğini, yeni yapay zeka programlarının, lisans ve lisans üstü programların açılacağını, bütün eğitim programlarına yapay zekanın entegre edilip buna uygun bir eğitim sisteminin yer alacağını dile getirdi.
Türkiye’deki yapay zeka sohbet robotlarına dair çalışmaların da tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:
ASELSAN ile HAVELSAN’ın bu alanda çalışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte özel sektörde Baykar’ın yerli ve milli sohbet robotunu geliştirmesi, bunu yaygınlaştıracak olmasının da ciddi bir avantaj olarak karşımıza çıkacağını ifade edebiliriz. Bunun sebebi şudur: Yerli ve milli teknolojilerin olması, doğru bilgiye ulaşabilme konusunda ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Çünkü bildiğiniz üzere dezenformasyon, çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bazen bu tarz sohbet robotlarının yanlı ve taraflı cevaplar verebildiğini görüyoruz, bilgi saklayabildiğine de şahit oluyoruz. Geçmişte nasıl arama motorlarını kullanıyorsak, bugün de yapay zeka sohbet robotlarını kullanmaya başlayacağız.
Orada en azından kıyas ve mukayese yapabilme şansımız söz konusuyken artık sadece soruları oraya sorarak cevapları oradan almaya başlayacağız.
O yüzden yerli ve milli yapay zeka sohbet robotlarının, uygulamalarının gelişim göstermesi oldukça önemlidir. Türkiye’de tabii ki TÜBİTAK’ın başını çektiği ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin de bu alanda yapacağı çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın aynı şekilde geliştirdiği yapay zeka zirvelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
]]>Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Olayı anlatması için söz verilen Pınar “Konsey sonrasında adaya gittik. Zaten burada benim adım çıkmıştı. Adaya gittik yatmaya hazırlanmaya başladığımızda Sema geldi. Pınar buraya gelebilir misin diye sert bir şekilde konuştu.
Burada konuşalım dediğimde sen ne zaman yakamdan düşeceksin dedi. Yakasında olmadığımı söyledim. Yazdığım şeye sinir olduğundan bahsetti. Beni bu şekilde yazamazsın dedi. Ben de istediğim gibi yazarım dedim.
Sonrasında sürekli buraya gel yanıma gel, okul çıkışında görüşürüz tarzı sert ifadeleri vardı. Ayrıca ben de öyle olduğunu düşünüyorum dedi. Sakinliğimi korudum. Ayağını yere vurmaya başladı. ya git buradan alın bunu şuradan dedim.
Yatağımın yanına geldi ayağımı tekmelemeye başladı. O zaman ayağa kalktım. Üstüme doğru gelmeye devam etti. O ara bana ilk hamlesini yaptı ve yüzüme geldi. Ben de hayatım boyunca hiç fiziksel bir hamlede bulunmadım. Elimi uzattım ve kafasının oradan tuttum, bunu buradan götürün dedim.
Diskalifiye olmak istemiyorum alın bunu dedim ve bir kol uzaklığında tuttum. O sırada kolumdan sıkıp kolumu da morarttı. Bana sürekli saldırmaya devam etti. Sürekli alın götürün şunu dedim.
Tahrik edecek bir şey de yapmadım. İki gündür takımdan ayrıyım ve şu anda da sinirlerim çok bozuk. Başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

ACUN KARARI AÇIKLANDI
Acun Ilıcalı “Yaptığımız toplantılar sonrasında verdiğimiz karar, Sema Survivor All Star’a devam edemeyecek. Kendisi hem şiddetsel hareketler ve ısrarları sonucu bizi çaresiz bıraktı. Benim için çok değerli bir yarışmacıydı. Tek telefonumla Survivor’a geldi.
Tansiyonun düşmesini diliyorum. Kimse elenmez gibi belki düşünüyordunuz ama şu anda da bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Hepinizin güzel kalbini biliyorum ama Pınar da burada her yarışmacı gibi bize emanet.
Fikirlerini istediği gibi dile getirebilir. Kendisine de bir kez daha geçmiş olsun diliyorum” dedi.

SEDA DA KONUŞTU: ALLAH KALP TEMİZLİĞİ VERSİN
Seda “Yani söyleyeceklerimi tutmaya çalışıyorum. Gözümden bir damla bile gözyaşı gelsin istemiyorum. Az önce 3 tane arı soktu hiçbir şey hissetmedim. Tek söyleyeceğim şey lanet olsun onların sporculuk hayatına, bu kinlerine nefretlerine lanet olsun.
Ne yaptı ne etti benim kardeşimi diskalifiye ettirdi. Sema’nın da bir çocuğu var ve bu çocuğuna hayatta tek başına bakıyor. Bundan sonra kafasını kaldırıp benim gözümün içine bakmasın. Ben burada anladım amacı.
Hayatımda kimseye beddua etmedim ama ona da etmeyeceğim. Allah kalp temizliği versin, başka bir şey de demiyorum” dedi.
OYUN ALANINDA DA KONUŞULDU
Parkur alanına gelen takımlara kısa bir konuşma yapan Murat, Pınar’a ve Seda’ya yeniden söz verdi.
Pınar: Hiç keyfim yok. Açıkçası kafam burada değil. Oyunda elimden ne gelirse onu yapacağım. Elimden ne gelir onu da bilmiyorum. Üzerine konuştuk, artık konuşmak da istemiyorum.
Keşke zamanı ileri alabilsem hatta geriye alabilsem de bunlar hiç yaşanmasa. Yapacak bir şey yok, unutmak istiyorum. Ama bu da kolay bir şey değil hiç kimse açısından.

Sema’nın kardeşi Seda: Üzgünüm. Vedası zaten ayrı bir üzgünlük ama bu tuzağa düştüğümüz için üzgünüm. İkimiz de buraya 7 sezon emek verdik. Survivor’da en iyi 6 kadını saysalar ikimiz çıkarız aynı aileden eminim ki performans anlamında.
Açıkçası hiç böyle bir şeyin içinde bulunmadık. İkimiz de aynı kişiyle aynı sezon yarıştık. Kötü bir şey söylemeyeceğim hiçbir zaman çok sakinim de. Ama yakıştırmadım. Yani iyiki bir spor yapmışlar, bir bitiremediler.
Neydi kinleri nefretleri bilemiyorum çok üzgünüm haketmedi Sema bunu. Bir noktada sinirine hakim olamadı. Hangi yarışmacı konseydeki yılan S’sini görse sorardı. Konuşmayı kabul etmeyerek bir kışkırtma başlamış zaten.
Sema’ya da neden bu tuzağa düştü diye üzgünüm ve kızgınım. Çünkü ben onu uyardım. Biz de belli ki yanlış yapmışız ki Sema burada değil ben buradayım. Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz.

NAGİHAN’IN DİZİ DÖNDÜ
Kırmızı Takım’da Nagihan ile Nefise ve Mavi Takım’da Begüm ile Aysu karşı karşıya geldi. Zorlu mücadeleyi Begüm-Aysu ikilisi kazandı. Nagihan’ın dizi oyunda döndü. Acılar içerisinde kalan Nagihan “Dizim döndü.
Baksana hocam dizim boşta” diye bağırarak ağladı. Nagihan sedye ile oyun alanından alındı. Doktor, iç bağlarda bir sıkıntı var gibi duruyor dedi. Doktorların ilk müdahalesinin ardından Nagihan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

MERVE SAKATLIK YAŞADI
Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna, Mavi Takım’da ise Berna ile Begüm kapıştı. Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna parkurda zorlandı ve Merve’nin beli incindi.
Doktorlar Merve’yi oyun kenarına aldı. Duruma tepki gösteren Aleyna “Durumu kötüydü birden ben de oynayacağım dedi, iyi değilsen neden çıkıyorsun” dedi.

3. ELEME ADAYI GİZEM OLDU
Ertelenen konseyde 1 oy Aleyna’ya, 3 oy Nagihan’a ve 7 oy da Gizem’e çıktı. Böylelikle üçüncü eleme adayı gizem oldu. Gize “Acun bey bekliyordum, sıkıntı yok. Düelloya çıkacağım.
Kendimi orada görmek istiyorum. Hayırlısı” dedi. Geçen haftadan Aysu adayımız ve bu haftaki son düelloyu oynayacak. Begüm birinci adayımız, Pınar ikinci adayımızdı ve Gizem 3. aday oldu.

4. ELEME ADAYI ALEYNA OLDU
Mavi Takım Kırmızı Takım karşısında geriye düştüğü karşılaşmayı 12-5 kazanarak dokunulmazlığın sahibi oldu. Oylamada 2 Merve, 3 Nefise ve 6 Aleyna çıktı. Böylelikle 4. ve son eleme adayı Aleyna oldu.
Aleyna “Düellolardan korkmuyorum. Bir kere girince o heyecanı yaşayınca sürekli kendini yenilemek istiyorsun. Adımın çıkmasını bekliyordum. Eşleşmeleri merak ediyorum” dedi.
]]>Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında karar verildi.

SEMA İLE PINAR’IN KAVGASI
Sema Aydemir, ‘Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen’ diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da ‘Sana mı soracağım’ cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, ‘Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma’ derken ikili birbirine tekrardan temas etti.
Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına ‘bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?’ dedi.
Pınar da ‘Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece.’ cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

SEMA ARKADAŞLARINA KENDİNİ İFADE ETMEYE ÇALIŞTI
Atakan’ın uzaklaştırmasıyla biraz da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı:
Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim bakar mısın? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın?
Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.

SEMA’NIN PINAR’A NEDEN SALDIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı.

Nagihan, ‘Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra 4*400 metre bayraklı yarışaca çıkacaktık.
Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız.
Hem de bayrakta da nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı.
Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.
Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsak da, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası bende bilemedim.
Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim.
Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.” ifadelerini kullandı.

SEDA SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI
Oyun alanında Sema ve Pınar’ı göremeyen Seda, ‘Merak ettim yine ne yaptı? Çünkü dün konseyden çıkarken Sema’ya dedim ki artık o kadar amacını anladım ki dedim.
İnsan hani düşmanı bile kaliteli olsun derler ya, sal Sema dedim, dalga geçelim. Yani düşünüyorum, düşünüyorum. İnsanın kalbi bu kadar kirli olur mu’diye düşünüyorum. Sorunu sadece Sema’yla olsaydı Sema daha gelmeden bana, Aleyna’ya sıçramazdı.
Pisliğe vurdukça, sıçrar ve yayılır. Dedim ki Sema salalım. İçimde bir şey vardı yine bir şey olur mu acaba diye, çünkü zaten elenecek, zaten performansı kötü ya giderken birilerine de götüreyim istiyor ya da ilk defa bir Survivor’dan sonra akılda kalayım, kötü ya da iyi fark etmez diyor ama ben onun tuzağına düşmeyeceğim.
Umarım Seda’da düşmemiştir. Ne derece bilmiyorum. Elim ayağım titriyor sinirden. Keşke onunla aynı yerde olabilseydim o anda. Kopacaksa toptan kopsaydı yani her şey. O benim gözümde o kadar değersiz ki. Bir kadının kalbi bu kadar kirli olmamalı diye düşünüyorum.” dedi.

DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’ın dokunulmazlık oyununun son müsabakası Mavi takımdan Yağmur ve Furkan ile Kırmızı takımdan Gizem ve Sercan Yıldırım arasında gerçekleşti. Furkan ve Yağmur’un kazanmasıyla dokunulmazlık sembolünün sahibi 12-9’luk skorla Mavi takım oldu.

SEMA GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI
Sema kavga sonrası konseyde Acun Ilıcalı’nın karşısına tek başına çıktı. Acun Ilıcalı, Sema’dan kendini ifade etmesini istedi. Sema şu ifadeleri kullandı:
Bende çok utanıyorum burada olmaktan. Geldiğimden beri kendime bir atış alanı hazırladım. Ben çalışacağım çünkü eksiğim var. Çekil benim düellom var çalışacağım. Sürekli bir şeyler. Sahra gitti, bana iftira attı.
Arkadaşlarıma demiş ki ben onun seçtiği atışı ve o atışı çalıştığını Sahra’ya söylemişim. Sahra burada bir haksızlık var. Ben düelloya çıkmıyorum demiş ve yarışmayı bırakmış. İşin acısı arkadaşlarım dedi ki hakkını helal et, vallahi biz bile düşündük acaba o yüzden mi gitti kız dedik dedi.
Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Çünkü ben böyle bir şey yapmadım. Sonra işte lohusa kadın, Alman turist, ekip senden çok pişman seni getirdiklerine, bir sürü şeyler söyledi. En son yılan yaptı biliyorsunuz konseyde ve sürekli yapıyor yapıyor ben sesimi çıkarmıyorum.
Konseyden sonra biz kampa gittik ama ben dedim ki Sema sen neden bu kadar eziliyorsun ki yani, ben bunları hak etmedim. Duramadım, gittim, içimde kalırdı yani. Pınar ne yaptın? Şimdi ne yaptın?
Neden dedim mesela birbimizden uzak durmuyoruz. Sen dedi Seda’nın istatistiği için uğraşıyorsun. Seda için uğraşsam ya derim ki beni seç ya da en kötü ihtimalle Pınar’ı seç derdim. Ne olursam olayım, ne fiziğimi ne yarışmayı bunları hakedecek bir şey yapmadım.
En kötüsünüde söyleyeyim ben 3 sene konteyner da kaldım. Bana da gelip sen bizim sayemizde olimpiyatlara gittin dedi. Çok hırslandım. Tutun şunu falan diyordu ama onun da eli armut toplamıyordu. Masuma yatmasın.
Sema Aydemir yaşadıklarını anlatıp utancını dile getirirken gözyaşlarına hakim olamadı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Acun Ilıcalı, Sema Aydemir’i çok iyi anladığını ifade ederek, ‘Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Baya da uzun süren toplantı sonrasında olayı defalarca seyredip, diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk ve sonrasında da bir kanaate ulaştık.
Yaptığımız değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan, bize de yıllarca çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin her zaman çok yüksek.
Sen bana göre örnek bir annesin. Hayatı tek hareketle değil, geneliyle değerlendirmekten yanayım her zaman. Fevri bir olaydan bir yere varmak, benim için insanı her zaman yanlış yere götürür.
Senin karakterinle ilgili bir değerlendirme değil bu ancak yaşanan olay bizim yarışmamızın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’den ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
]]>Survivor’a geçen haftalarda katılan Sema Aydemir ile Pınar arasında tansiyon yükseldi. Sema’nın Pınar’a karşı sert ifadeleriyle başlayan olay kavgaya dönüştü. Eleme adaylarından ilki Begüm ikincisi de Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka arasında büyük kavga çıktı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Temaslı kavgada Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında kararını verdi. Karara göre Sema Aydemir yarışmadan diskalifiye oldu.
Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat salladı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla az da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı: “Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim, bakar mısın? Olimpiyat barajını da mı sen geçirdin bana? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın? Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.”

KAVGANIN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Yarışmacı Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı. Nagihan, “Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra bayraklı yarışa çıkacaktık. Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız. Hem de bayrakta da. Nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı. Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.” ifadelerini kullandı.

Nagihan açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsakta, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası ben de bilemedim. Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten, hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim. Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.”
]]>Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Survivor’da zaman ilerledikçe çekişme ve heyecan doruklara ulaştı. Oyunda Ogeday ile Yunus Emre bir kez daha gerginlik yaşadı.
Dokunulmazlığı da kaybeden Kırmızı Takım’da sinirler iyice gerilmiş durumda. Mavi Takım’da Oyun esnasında Gizem’in kafasına yanlışlıkla Aysu’nun dirseği geldi ve kaşı açıldı.
DOKUNULMAZLIK MAVİ TAKIM’IN
Başa baş geçen mücadelede Mavi Takım oyun finalinde 12-8 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığın sahibi oldu. Büyük sevinç yaşayan Mavi Takım’da dokunulmazlık sembolünün sahibi ise Poyraz oldu.

Söz alan Yunus Emre “Bugün oyunu kaybettik ama arkadaşlarım elimden geleni yaptı. Issız bir adada sessiz bir gecede Allah’a sığınırım Ogeday beyefendi.
Bugün iyisin yarın düşeceksin. O suratın kireç gibi olacak oyun kaybettiğinde. Ben o takımdayken her zaman yensem de yenilsem de centilmen davrandım, sevdim. Bu takıma gelince aynı sempatikte olamıyorum.
Beni şurada oyun kenarında yakalayıp el hareketi yapıyorsun. Balıksan sana her şeyi hatırlatamam. Bende kurt gibi hafıza var” dedi.

Cevap veren Ogeday “Sen bence benle hiç konuşma zararlı çıkarsın. Sen üslubunla terbiyeli konuşsan hiçbir şey olmayacak. Atakan abin geldi onunla tartışıyoruz biz tatlı-sert ondan öğrenebilirsin.” dedi.
GİZEM’İN KAŞI AÇILDI
Gizem “Aysu bilerek yapmadı. Hiç önemli değil geçecek. Sadece gözümde bir baskı var. Dikiş atılacak, onunda dışında iyiyim” dedi.

KIRMIZI TAKIM NEDEN KAYBETTİ?
Acun Ilıcalı ada konseyinde sordu: Kırmızı Takım neden kaybetti? Sözün verildiği Sercan “Bugün bana sıra gelmedi. Takımın yeni gelen arkadaşlar adına zamana ihtiyacı var fakat çok fazla zamana ihtiyacı yok. Kalitelerini en başında gösterdiler.
Çok kısa zamanda alışacaklarını ve takıma katkılarını devam ettireceklerini düşünüyorum. Bazen ayrışmalar olabiliyor. Birlik olursak iyi bir ivme yakalarız” diye düşünüyorum dedi.
Merve de “Yeni klanların gelmesiyle pozitif bir enerji oluştu. Karşı takımla tartışmalar oluyor ve bu tartışmaların kısa sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık tartışma görmek istemiyorum.
Bugün de kaybettikten sonra bir tartışma olunca bir mutsuzluğa dönüşünce artık yeter oyuna dönelim oyun kazanalım dedim. Herkes sağ olsunlar oyuna döndü.
Fikir ayrılıklarımız var bu doğru. Ama birbirimizi huzursuz edecek derece değil. Bazı şeyleri konuşarak hallediyoruz artık” dedi.
YUNUS EMRE İLE ORTAM YİNE GERİLDİ
Acun Ilıcalı “Şu net bir şekilde görülüyor ki Yunus Emre’ye uyarılarımın çok bir önemi yok. Oyun kaybedip karşı takıma sürekli sataşan, üslubuyla söylediği sözlerle, programın içerisinde sanki kontrolsüz biri.
Her gün bir sebep bulan, Geçen de söylemiştim, benim çok ümidimin olmadığı, devam etme ihtimalini çok görmediğim bir yarışmacı. Sözü şimdi ona verelim” dedi.
“UYMUYORSA HİÇ PROBLEM DEĞİL”
Söz alan Yunus Emre “Ben bu adamlarla hepsiyle yarıştım. Hepsiyle de yendim yenildim. Özgür abiyle de yarıştım Ersin abi de vardı. Hiçbirisine saygısızlık yaptım mı?
Oyun alanında hareketler yapan bir arkadaş var mıydı burada. Ben de seviyeli bir şekilde yarışmamı sürdürdüm. Ogeday beyefendi ben ne zaman bir kazanç sağlasam döndüm takımımla sevindim. Dönmüş bana ‘seni garanti sayım yaptım’ falan, hayırdır.
Sen kimi nerede oynatıyorsun. Yani ben adamına göre muamele yaparım. Seviye oraya inerse ben daha da alçalabilirim Acun abi. Uymuyorsa bu programa hiç problem değil.
Sizinle burayı paylaşmak çok güzeldi. Sizleri çok seviyorum. Yapacak bir şey yok abi” dedi.
“DAVRANIŞ ŞEKLİN UYMUYOR BİZE”
Acun Ilıcalı da bu sözlerin üzerine Yunus Emre’ye “Davranış şeklin uymuyor bize” dedi.
Ogeday da “Yunus Emre ile biz helalleştik, Dostuz yani, ben ona yükseldim, o bana yükseldi. O benden ben ondan birbirimizden özür diledik. Bir kez daha özür diliyorum kendisinden. Kendi aramızda toparladık ve bir daha da böyle bir şey yaşamayacağız abi” dedi.

Ilıcalı “Daha önce defalarca uyardığım Yunus Emre bu şekilde abuksubuk laflar kullanamaz. Kendini haklı görebilirsin. Ben de diyorum ki; BİZE NE. Ne yapacaksın yani birisi bir şey deyince birini mi döveceksin. O zaman birisi bir şey deyince git ona saldır. Bana böyle dediler şöyle dediler…
Ben seni severim. Bu konu senle benim aramdaki sevgi konusu değil. Senin aşırı derece tehditler saydırman. Duelloya çıksan çıktığın adama saldırıyorsun.
Bugün konuşmaların son derece kabul edilmez. Her dakika tehditler yapıyorsun. Seni şöyle yaparım böyle yaparım. Burası senin tehdit alanın değil” dedi.
3 ÖDÜL CEZA DAHA
Acun Ilıcalı Yunus Emre’ye “Sana 3 ceza daha veriyoruz. Cezandan 3 kalmıştı 3 daha ekliyoruz. Bir daha yaparsan 5 daha vereceğiz. Bir daha yaparsan 5 daha verilecek. Seni de burada zorla tutmuyoruz” dedi.

4. ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Konseyde yapılan oylamada Aleyna 4, Gizem 4, Nagihan 2, Merve 2 ve Nefise 2 oy aldı. Bu durumda takım kaptanı Sema eleme adayını belirledi. Sema bir ismi düelloya yolladı. Takım kaptanı olan Sema “Biz direkt dokunulmazlık oyunlarına geldik.
Şu an bir söz hakkımız yok. Şimdi çok alakasız bir şekilde tam da kader kararı bana kaldı. O yüzden Gizem oynadı Aleyna oynamadı. Gizem’in düelloya girmesini istemediğim için, Aleyna diyorum” dedi. Böylelikle Aleyna 4. eleme adayı oldu.
EŞLEŞMELER DE BELLİ OLDU
Eleme adayları; Aysu, Pınar, Sahra ve Aleyna. İlk eşleşme Pınar ile Sahra arasında. İkinci eşleşme ise Aleyna ile Aysu arasında olacak.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>
Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Kate Midleton, Londra Marylebone’da bulunan London Klinik’te dün bir operasyon geçirdi.
Operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi. Prenses’in hayatını tehdit edecek bir durum olmadığı vurgulansa da 10 ile 14 gün arasında hastanede kalacağının açıklanması hayranlarını da telaşlandırdı.

Kate Middleton’ın nasıl bir operasyon geçirdiği açıklanmadı. Resmi duyuruda sadece operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi.
Önceden planlandığı belirtilen operasyon sonrası Kate’in bu ay ve önümüzdeki aylarda katılması gereken bütün programlarını iptal ettiği de Kensington Sarayı’nın açıklamasında yer aldı. Hasta hakları gereği Kate’in net olarak nasıl bir operasyon geçirdiği gizli tutuldu.
Haberin duyulmasından sonra Kate’in dünyanın dört bir yanındaki hayranları telaşlandı. Her ne kadar resmi açıklamada kanser şüphesi bulunmadığı belirtilse de hastanede kalış süresinin uzunluğu kaygı uyandırdı.
Kate’in hastaneden taburcu olduktan sonra iyileşme sürecini de Windsor’da çocuklarıyla birlikte geçireceği düşünülüyor.

NEDEN 14 GÜN HASTANEDE KALIYOR?
Kate ile ilgili en çok merak uyandıran ayrıntı ise hastanede kalış süresinin uzun olması. Ama konuya hakim uzmanlara göre 10 ile 14 gün hastanede kalacak olması durumunun o kadar süre hastanede kalmasını gerektirecek kadar ciddi olduğu izlenimi uyandırıyor.
Kate’in iyileşmesinin iki ya da üç ay süreceğinin açıklanması da onunla ilgili endişeleri artırdı.
Kate Middleton bu ameliyat nedeniyle iyileşinceye kadar halkın karşısına çıkmayacak. Bu arada bazı önemli etkinlikleri de kaçıracak. BAFTA Ödülleri bunlardan biri. St Patrick Günü de Kate’in operasyon sonrası katılamayacağı etkinlikler arasında.
Kate’in operasyonu sosyal medyada da gündem oldu. Çeşitli platformlarda Prenses’e iyi dileklerini sunanların yanı sıra endişelerini dile getirenler de çıktı.
Bir kullanıcı planlı bir operasyon için 14 gün hastanede kalmanın çok uzun bir süre olduğu yorumunu yaptı.
Bir başkası kendisinin de karın bölgesinden ameliyat olduğunu ve iyileşmenin uzun sürdüğünü belirtti.

23 GÜNDÜR ORTALARDA GÖRÜNMÜYORDU
İngiliz kraliyet ailesinin bir numaralı veliahtı Prens William’ın eşi olan Kate Middleton, tam 23 gündür de kamuoyunun karşısına çıkmamıştı.
Kate en son Sandringham’daki Noel ayinine katıldı. O gün William ve Kate, üç çocukları George, Charlotte ve Louis ile birlikte hem ayine katıldı hem de halkla buluştu.
ÜNLÜLERİN HASTANESİ
Hastalığının ne olduğu tam olarak açıklanmayan Kate Middleton, Londra’da özel bir hastanede tedavi görüyor.
Bu hastanede Kraliçe 2. Elizabeth’in kocası Prens Philip, Prenses Margeret gibi İngiliz kraliyet ailesi üyelerinin yanı sıra ünlü oyuncu Elizabeth Taylor ile suikaste kurban giden ABD Başkanı John F Kennedy de yatmıştı.
Galler Prensesi’nin ameliyat olduğu hastane 1932 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.

14 gün hastanede kalacak olan Middleton, BAFTA da dahil birçok etkinliğe katılamayacak. Prens William’ın da bu operasyon nedeniyle bazı etkinliklerini iptal edeceği ileri sürülüyor.
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Nuri Bilge Ceylan’la bahsedildiği gibi yakın arkadaş olmadıklarını belirten Demirkubuz, “Hiçbir zaman söylendiği gibi çok yakın arkadaş değildik. Aç kalsam ekmek parası isteyeceğim biri değildi.
Ama işte Semih Kaplanoğlu gibi, ya da başka arkadaşlar gibi görüştüğüm bir arkadaştı. Ama ben midem bulanınca uzaklaştım ama ilişkimiz kopmadı” dedi.

“İKLİMLER FİLMİNİN KURGUSUNDA BANA ÇOK ÇİĞ BİR HAREKET YAPTI”
2006 yılında Kader filminin “En İyi Film” ödülünü aldığı Antalya Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın bayılmasıyla ilgili konuşan Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
“İklimler’in kurgusu sırasında çok çiğ ve pis bir hareket yaptı. O onu çekti, ben Kader’i çektim. O sene Kader ağlarını Antalya Film Festivali’nde ördü; en iyi film ödülünü 300 bin liraya çıkardılar. 230 bin dolar. Dünyada eşi yok.
Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı gevrek gevrek… Jüride de bir Cannes’dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik.”
“TÖRENDE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ AÇIKLANACAKKEN BİRDEN BAYILDI”
“Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle… Ebru iki gün önce Kader’i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor.
Arkasından seslendim de, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader’e şey yok… Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı.
Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım… Törenden sonra ‘iyi misin’ demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. 2 gün sonra Mis Sokak’ta yüz yüze geldik ‘iyi misin’ dedim. Yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim…”
“SEN CANNES FİLM FESTİVALİ’NİN MUHTARI MISIN?”
“Çok yakınındaki bir akrabasına sordum. Cannes Film Festivali aleyhinde konuştuğum için benimle konuşmadığını söyledi. Lan Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne. Ben onunla ilgili yaşanan her şeyi akrabasına anlattım.
Bunları ona da anlatmalarını istedim. Haksızlığa uğradığını düşünüyorsa arasın ona da anlatayım. Kendisi de her şeyi biliyor. Yıllar sonra günlük ayağına çıkıp bir şey söylüyor. Arkadaşına sordum o da ‘vardır bir çıkarı’ dedi. Kendini o kadar akıllı zannediyor ki…
Çok akıllı bir insan ama sadece akıllı olmak yetmiyor. Zaten akıllı olsaydı 17 yıl sonra konuşup beni de buraya çıkıp konuşmak zorunda bırakmazdı. Arkasında kesin para işi var.
Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan
NURİ BİLGE CEYLAN: AŞAĞILANAN BEN OLDUM AMA ASIL AŞAĞILIK OLAN KENDİSİ
2014’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandığı “Kış Uykusu” filminin kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlayan Nuri Bilge Ceylan, “Üç Maymun” filmini Zeki Demirkubuz’un senaryosundan intihalle çektiği iddiasıyla ilgili sessizliğini bozmuştu.
Demirkubuz’un gerçeği bildiğini söyleyen Ceylan “Öyle bir şey yok ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı tercih ediyor. Bence çok ayıp ediyor. Bunca yıl arkadaşlık ettik, birbirimize ne yardımlar ettik sonuçta.
Yıllar sonra yaptığı bir söyleşide ‘Üç Maymun’ filmini seyretmediğini de söylemiş üstelik. İnsan izlemediğini iddia ettiği bir film için nasıl böyle şeyler ima eder? Bilmiyorum. Evet, aşağılanan ben oldum belki burada ama aşağılık olan kesinlikle ben değilim” demişti.
DEMİRKUBUZ: TEK KELİME EDERSE YOUTUBE KANALI AÇAR YAYIN YAPARIM
Dün akşam katıldığı canlı yayında Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerine de cevap veren Zeki Demirkubuz, “Üç Maymun’u izlemedim. Susacak, dişini sıkacak ve bir daha tek kelime etmeyecek.
Ederse, Youtube kanalı açarım, her gün düzenli yayın yaparım. Bu ülkenin en sevdiği şey unutmaktır. Her yaptığımız yanımıza kar kalmıyor. Biraz düşüneceksin.”
]]>ERDİNÇ: 11 EVİN PARASINI HANGİ YÖNTEMLE ÜLKEDEN ÇIKARDIN?
Fenomenlerle ilgili sık sık açıklamalar yapan Emrullah Erdinç, Öztürk çiftinin paralarının kaynağında sorun olduğunu, çiftin Amerika’da 24 evi olduğunu ve haberlerin ardından evlerin bir kısmını başkalarının üzerine devrettiğini söyledi. Erdinç aynı zamanda çiftin milyonlarca dolar sermaye ile iş yerleri açtığını söyledi. Gazeteci, son katıldığı yayında da “11 ev aldım diyor, 11 evi alırken paraları nasıl, hangi yöntemle buradan çıkarttınız? Bankayla mı? Başka yöntemle mi?” deyince ortalık karıştı.
ÖZTÜRK: KANAL KANAL GEZİP DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ
Erdinç’in sözlerinden sonra adeta deliye dönen Eylül Öztürk, Instagram hesabından peş peşe videolar yayınlayarak gözdağı verdi. Daha önce yayınladığı videoda Amerika’da evleri nasıl aldığını bir çocuğa anlatır gibi anlattığını söyleyen fenomen, şu ifadeleri kullandı: “Buyurun sayın araştırmacı gazeteci Emrullah Erdinç. Bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmıştım oysa ki. Tam 13 gün önce. Ama siz hala ısrarla hem kamuoyunu hem de insanları yanıltmaya devam ediyorsunuz. Hala ısrarla kanal kanal gezip insanları aldatmaya devam ediyorsunuz göz göre göre. Devleti aciz göstermeye çalışmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Türk bankasından Amerika’daki bankaya yolladım paraları. Dekontlarım da var. Devlet zaten benim yaptığım harcamaları bir tıkla görebiliyor. Bu paraları çıkartırken hesabını veriyorsunuz zaten.”
“HUKUK ÖNÜNDE HEPSİNİN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”
“Televizyon televizyon gezip ısrarla kamuoyunu yanılttınız. ’10 milyon lira sermayeyle şirket kurdunuz’ dediler olmadı, ‘4 milyon lirayla şirket kurdular’ dediniz olmadı, ’24 tane ev almış ve başkalarının üstüne geçirmiş’ dediniz yine olmadı. Hepsini de kamuoyuna açık bir şekilde ispatladım. Sizin gibi telefon ekranına bakarak konuşmadım, belgeleri koydum. Hepsinin belgesini sundum. Uğrattığınız manevi hasarı bir yere koyuyorum o başka bir dava konusu. Benim elimde ispatlanabilir çok büyük bir maddi kayıp var. Hepsinin hukuk önünde bedelini ödeyeceksiniz Emrullah Bey.”
“TARİHİMDEKİ EN BÜYÜK TAZMİNAT DAVASINI AÇACAĞIM”
“Olayları artık öyle bir noktaya getirdiniz ki; özel jet hosteslerine kaçak bir şekilde branda taşıttırıp para verdiğine kadar söylediniz. Bütün bir meslek grubunu zan altında bıraktınız. Milyon dolarlık evde yaşadığımı söylediniz. Hepsi belge belge bende var. Emrullah Bey siz ileride okullarda bir gazetecinin ne yapmaması gerektiğiyle ilgili ders olarak okutulacaksınız. Benim size açacağım o dava var ya tarihimde benim açtığım en büyük maddi tazminat davası olacak. Benim de adım Eylül Öztürk ise bana bunları yaşattığınız için bunun hesabını hukuk önünde sizden kuruş kuruş soracağım.”

Veeam Kurumsal Stratejilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Dave Russell ve Veeam Ürün Stratejilerinden Sorumlu Kıdemli Direktör Rick Vanoverkonuyla ilgili şunları aktarıyor:
İnsan hatası, kamu ve özel sektördeki veri ihlallerinin açık ara en büyük nedenlerinden biri. Öyle ki, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 Küresel Riskler Raporu, siber güvenlik tehditlerinin %95’inin bir tür insan hatasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. 2022 Veri İhlali Araştırmaları Raporu (DBIR) ise ihlallerin %82’sinin insan hatalarından kaynaklandığını ortaya çıkarıyor.
Dolayısıyla, kazara gerçekleşen veri sızıntıları yıllardır hükümetlerin baş belası olmaya devam ediyor. Dünya genelinde, bir İngiliz memurun El-Kaide dosyalarını trende bırakması, Avustralya hükümet dosyalarının satılan dolaplarda bulunması ve İngiltere hükümetinin terörle mücadele araçlarının yanlışlıkla Trello’da sızdırılması gibi vakalar yaşandı. ABD’de ise 2015 yılında 191 milyon seçmenin kişisel bilgileri internette yayınlanmış ve ABD askerleri nükleer sırları yanlışlıkla bir çalışma uygulamasına sızdırmıştı.
Aslında bu sorunun ortadan kalmayacağını, hatta daha da kötüye gidebileceğini söyleyebiliriz. Veri taşınabilirliği katlanarak artıyor ve bu durum hükümetlere verileri farklı lokasyonlarda barındırma ve hibrit çalışma ortamlarında çok departmanlı erişime izin verme gibi avantajlar sunuyor. Online çalışma arttıkça, kurumların çalışanlarının teknoloji uygulamaları üzerindeki denetim düzeyi azalıyor. Buluttaki daha fazla veri, bilgisayar korsanlarının özensiz veri kullanımından yararlanmaları için daha fazla portal yaratıyor. Bu eğilimler, personelin siber hijyen veya OPSEC (operasyon güvenliği) konusundaki bilgi eksikliğiyle birleştiğinde, kamu veri kaynakları bir bilgisayar korsanının iştahını kabartan kolay bir hedef haline geliyor.
Peki, kamu ve özel sektör, bilgilerin sızıntı yapabilecek noktalardan geçirilmemesi noktasında çalışanlarına nasıl yardımcı olabilir?
İlk olarak, kuruluşlar bulut ve konteyner ortamlarındaki verilerinin güvenliğini sağlayabilirler. Kuruluşlar buluta yatırım yaptıkça, birçoğu tesislerinde bekledikleri titiz standartları karşılayan ağ ve güvenlik çerçeveleri oluşturmakta başarısız oluyor. Kuruluşlar uygulamadan önce bulut güvenlik modelleri oluşturmazlarsa, geri dönüp uygun kontrolleri yapmak için genellikle çok geç olur ve bu kuruluşların IP’sini riske atar. Bu, kötü niyetli bir aktörün ağ içinde yaşamasına izin vermek gibi bir şeydir.
Ayrıca, kuruluşlar kimin hangi verilere erişebileceğine ilişkin politikalarını iyileştirebilirler. Bilginin kritik değeri göz önünde bulundurulduğunda, özellikle de bu bilgi gizli bilgi kategorisindeyse, kuruluşların “en az ayrıcalık” ilkesine dayalı sıfır güven güvenlik modelleri ve rol tabanlı erişim kontrolü (RBAC) prosedürleri oluşturması gerekir.
Sıfır güven güvenlik modelleri, kullanıcıları aradıkları bilgilere erişmek için kendilerine güvenilebileceğini aktif olarak göstermeye zorlar. Bu da bilinen kullanıcıları parolalar, oturum açma bilgileri veya biyometrik veriler temelinde tanımlayabilen araçların kullanılması anlamına gelir. En az ayrıcalık ilkesi, kullanıcıların yalnızca kullanmaya yetkili oldukları araçlara, teknolojilere ve belgelere erişmelerine izin vererek açıyı daraltır. Kuruluşlar, çalışanların rolleri değiştiğinde ise bu erişim ayrıcalıklarını değiştirebilir.
Son olarak, kuruluşlar kasıtsız veri sızıntıları konusunu, personelin “dijital hijyen” uygulamasını iyileştirmek için bir tetikleyici olarak ele almalıdır. Bu, siber güvenlik uygulamaları ve uygun veri işleme ihtiyacı hakkında düzenli eğitim turlarını içerir. Kuruluşlar güvenlik uzmanlarıyla dolu olmadığından, çalışanlarına güvenlikle ilgili temel bilgileri vermeleri ve bir sızıntıyla karşılaştıklarında yapılması gereken uygun eylemlerin neler olduğunu aktarmaları gerekir. Ayrıca siber güvenlik eğitim programlarının etkinliğini tekrar tekrar test etmeleri de önemlidir. Birçok kuruluş yılda bir ya da iki kez güvenlik farkındalığı eğitimleri düzenliyor, ancak bu yeterli değil. “İnsan güvenlik duvarı” eğitimi sürekli olmalı ve çalışanlara tehditler ortaya çıktıkça güncellemeler ve yeni talimatlar sunulmalıdır.
Bu aynı zamanda önemli dijital varlıkların belirlenmesini de içerir. Bir kuruluş için hangi varlıkların kritik öneme sahip olduğu ve bunların nasıl etkili bir şekilde korunacağı konusunda bilgi sahibi olmak, başarılı bir siber güvenlik müdahale planı oluşturmak için hayati önem taşır.
Diğer en iyi uygulamaları ise şöyle sıralayabiliriz:
Hükümetler ve özel kuruluşlar saldırı altında. Sahte aktörler her geçen yıl daha yaratıcı ve daha bilgili hale geliyor, bu da hayati önem taşıyan varlıkların yanlış ellere geçmesini önlemek için kurumları daha fazlasını yapmaya zorluyor. Koruma taktikleri düşmanca tehditlere odaklanmalı, ancak düşmanca olmayan tehditleri de kapsamalıdır, çünkü kasıtsız bilgi paylaşımları da kuruluşları büyük risklerle karşı karşıya getirebilir.
Veeam Yazılım Hakkında
Veeam®, kuruluşlara hibrit bulutları için veri güvenliği, veri kurtarma ve veri özgürlüğü yoluyla esneklik sağlar. Veeam Veri Platformu; Bulut, Sanal, Fiziksel, SaaS ve Kubernetes ortamları için tek bir çözüm sunarak işletmelerin uygulamalarının ve verilerinin korunduğundan ve işlerini devam ettirebilmeleri için her zaman kullanılabilir olduğundan emin olmalarını sağlar. Merkezi Columbus, Ohio’da bulunan ve 30’dan fazla ülkede ofisleri bulunan Veeam, Fortune 500’ün %82’si ve Global 2.000’in %72’si dahil olmak üzere dünya çapında 450.000’den fazla müşteriyi koruyor. Veeam’in küresel ekosisteminde 35.000’den fazla teknoloji iş ortağı, satıcı, hizmet sağlayıcı ve Küresel iş ortağı bulunur. Daha fazla bilgi edinmek için veeam.com adresini ziyaret edin veya Veeam’i LinkedIn @veeam-software ve Twitter @veeam üzerinden takip edin.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>













