ABD’nin 47. Başkanı Donald Trump, “Önce Amerika” politikasını uygulamayı sürdürüyor.
Gelecek ay başkanlık görevine başlayacak olan Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’dan yaptığı açıklamada, Panama Kanalı’ndan geçen ABD gemilerine uygulanan ücretleri “haksız” olarak nitelendirerek eleştirdi.
Trump açıklamasında, “Donanmamız ve ticaretimiz çok haksız ve adaletsiz bir muameleye maruz kaldı. Panama tarafından talep edilen ücretler çok gülünç. Ülkemizin bu şekilde soyulmasına derhal son verilecektir.” dedi.
“PANAMA KANALI’NIN BİZE İADE EDİLMESİNİ TALEP EDECEĞİZ”
Çin’in kanal çevresinde artan etkisine işaret eden Trump, “Burayı yönetmek sadece Panama’ya aitti, Çin’e ya da başka birine değil. Yanlış ellere geçmesine ‘asla’ izin vermeyiz ve vermeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Panama’nın kanalın güvenli, verimli ve güvenilir bir şekilde işletilmesini sağlayamaması halinde harekete geçeceklerini belirten Trump, “Panama Kanalı’nın tam olarak ve sorgusuz sualsiz bize iade edilmesini talep edeceğiz.” açıklamasını yaptı.
Panama yetkilileri, Trump’ın sözlerine yanıt vermedi.

PANAMA 1999 YILINDA TAM KONTROLÜ ELE GEÇİRDİ
Fransa tarafından 1881 yılında başlatılan inşaat, yaklaşık 10 yılın ardından çok yüksek maliyet ve işçiler arasında artan salgın hastalıklar nedeniyle durdu. ABD, 1904’te kanal projesini satın alarak, 1914 yılında projeyi tamamladı.
ABD Başkanı Jimmy Carter’ın 1977 yılında imzaladığı anlaşmayla Panama Kanalı, Orta Amerika ülkesine iade edildi. Panama, 1999 yılında kanalın tam kontrolünü ele geçirdi.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Slovenya, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını sürdürmesi nedeniyle İsrail’in dışlanmasını talep etti.
Slovenya, Eurovision 2025’in yönetim organı olan Avrupa Yayın Birliği’ne (EBU) resmi başvuruda bulundu.
SLOVENYA ÇEKİLMEYİ DEĞERLENDİREBİLİR
Avrupa Yayın Birliği’nin talebi kabul etmemesi durumunda Slovenya’nın protesto amacıyla yarışmadan çekilmeyi değerlendireceği belirtildi.
Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, 19 Aralık’ta yaptığı açıklamada, İsrail ve Rusya’nın sırasıyla Gazze ve Ukrayna’ya yönelik savaşlarıyla BM Şartı’nı ihlal ettiğini söyledi, ancak İsrail’in bunu çok daha geniş bir ölçekte yaptığını vurguladı.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
En çok sömürgecilik yapan ülkelerden biri olan Fransa, yavaş yavaş Afrika topraklarından kovuluyor.
Egemenliğini yeniden tesis etme kararı alan Orta Afrika ülkesi Çad, uluslararası ilişkilerini eski sömürgeci hükümdarından uzaklaştırmak için Fransa ile olan anlaşmalarını feshettiğini duyurmuştu.
Bunun ardından Fransa, 10 Aralık tarihinde savaş uçaklarını ülkeden çıkarmıştı.
Çad Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Fransız savaş uçaklarının Çad’dan çekilmesinin ardından, askeri birliklerin de geri çekilmesine başlandığı belirtildi.
FRANSA’NIN VARLIĞI OCAK AYINDA SONLANACAK
Açıklamada, Fransa’ya ait askeri birlik ve teçhizatların ülkeden geri çekilme sürecinin ocak ayının sonunda tamamlanacağı duyuruldu.

FRANSA AFRİKA’DAN KOVULUYOR
Kurulduğu tarihten itibaren Afrika topraklarında büyük bir sömürgecilik hareketi başlatan Fransa kan kaybetmeye devam ediyor.
Kontrol altın aldığı bölgelere kendi dilini ve para birimini kullanmayı zorunlu kılan Fransa, son iki yıldır Afrika’daki bir çok ülkeyle anlaşmalarını feshediyor.
MALİ
2012 yılında patlak verenve uzun bir süre devam eden şiddet olayının ardından Mali’de yaşananların Fransız sömürgesine bağlanmasıyla ülkede karışıklık yaşanmıştı.
Mali’de eski Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita’nın Ağustos 2020’de askeri darbeyle devrilmesiyle halkın Fransa karşıtlığı sokaklara taştı, Fransız bayrakları yakıldı.
Son olarak Fransız büyükelçisinin sınır dışı edilmesiyle Fransa hükümeti Mali’den çekilerek askerlerini Nijer ve Gine’ye kaydırdı.

TEK TEK ASKERLERİNİ ÇEKTİ
Fransa, 7 Haziran 2021’de Fransa karşıtı kampanyalar yürütmekle suçladığı Orta Afrika Cumhuriyeti ile askeri anlaşmalarını askıya almış ve bu yıl sonuna kadar başkent Bangui’de bulunan son askeri birliğini çekeceğini duyurmuştu.
Burkina Faso’da 30 Eylül 2022’de başa geçen askeri hükümet, 23 Ocak’ta Fransa ile askeri işbirliği anlaşmasını feshettiğini açıkladı ve Fransız askerlerine ülkeden ayrılmaları için 1 ay süre tanıdı.
Uranyum zengini olan Nijer, Fransa için büyük bir önem taşıyordu.
Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Nijer’de 1500 asker konuşlandıran Fransa, ülkenin darbeyle gelen yeni yönetiminin iş birliklerini feshetmek istemesiyle bir kez daha darbe yemişti.
Mali, Burkino Faso ve Nijer’in ardından Afrika ülkelerinden daimi askeri birliklerini çekmek zorunda kalan Fransa, sömürgeci ülkelerinin anlaşmalarını bitirmesiyle ciddi bir kan kaybı yaşıyor.

TÜRKİYE’NİN AFRİKA’DAKİ VARLIĞI
Afrika sömürgecilik prangalarından kurtulmaya devam ederken, Türkiye olan işbirliklerini de genişletmeye devam ediyor.
Türkiye, 21. yüzyılda Afrika’da en çok büyükelçilik açarak tarihe geçti.
2003 yılından beri kıtada birçok elçilik açan ve anlaşmalara imza atan Türkiye, Afrika kıtasında toplam 44 büyükelçilik açtı.
Bunlar, Cezayir Mısır Libya Fas Sudan Tunus Benin (Burkina Faso Fildişi Sahili Gana Gine Moritanya Nijer Nijerya Senegal Sierra Leone Togo Gambiya Cibuti Eritre Etiyopya Kenya Somali Güney Sudan Tanzanya Uganda Ruanda Burundi Kamerun Çad Demokratik Kongo Cumhuriyeti Gabon Ekvator Ginesi Angola Botsvana Madagaskar Malavi Mozambik Namibya Zambiya Zimbabve Güney Afrika.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’nın doğusundaki Magdeburg kentinde, bir şüphelinin aracını Noel pazarındaki kalabalığın üzerine sürmesiyle gerçekleştirdiği saldırıda ölü ve yaralı sayısı arttı.
Yaşanan saldırıya ilişkin resmi açıklama yapan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Ölenler arasında bir çocuk da bulunuyor.
YARALI SAYISI 200’Ü GEÇTİ
Başlangıçta 68 olarak açıklanan yaralı sayısı da 200’ün üzerine çıktı.
Yaralılardan 40’ının sağlık durumunun ağırlığını koruduğu belirtildi.
Almanya’da kamu yayın kuruluşu MDR, güvenlik güçlerine dayandırdığı haberinde saldırıyla ilgili olarak gözaltına alınan kişinin 50 yaşında bir Suudi Arabistan vatandaşı olduğunu duyurmuştu.
Olaydan kısa bir süre sonra tutuklanan şüphelinin 2006’dan beri Almanya’da yaşayan 50 yaşında Suudi Arabistanlı bir doktor olduğu belirlendi.

“SUUDİ MUHALİF”
Saldırı şüphelisinin tek başına hareket ettiğine inanılıyor.Aşırı sağcı sosyal medya hesapları, failin “İslamcı bir terörist” olduğunu iddia ederken bir Alman yetkili, The Washington Post’a yaptığı açıklamada şüphelinin kendisini “Suudi muhalif” olarak nitelendirdiğini söyledi.
Raporlara göre şüpheli, daha önce “İslam karşıtı” görüşler dile getirdi. Saldırının nedeni henüz tespit edilmedi ve soruşturma sürüyor.
Magdeburg’daki saldırının ardından şehrin Noel pazarlarında polis sayısı artırıldı.
SCHOLZ OLAY YERİNİ ZİYARET ETTİ
Ayrıca güvenlik makamlarının birbiriyle yakın temas halinde olduğunu söyledi.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Magdeburg saldırısının ardından bu öğlen saatlerinde olay mahaline bir ziyaret gerçekleştirdi.
Scholz, saldırının gerçekleştiği yerin yakınında kurulan anıtın bulunduğu alana beyaz bir gül bıraktı.

ALMANYA NOEL SALDIRISI
Almanya’nın Magdeburg kentinde bir kişi, ulusal basında yer alan haberlere göre, Noel pazarında en az 400 metre boyunca BMW marka bir aracı kalabalığın üzerine sürmüştü. Saldırıda ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetmiş, en az 68 kişi de yaralanmıştı.
Olayın ardından Noel pazarı kapatılırken, insanlardan şehir merkezini terk etmeleri istenmişti.
Saksonya-Anhalt Eyaleti Başbakanı Reiner Haseloff, saldırganın gözaltına alındığını belirterek, Suudi Arabistan kökenli saldırganın Saksonya-Anhalt eyaletinde çalışan bir doktor olduğunu ve 2006’dan bu yana Almanya’da yaşadığını ifade etmişti.

Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nijerya’da Noel kutlamaları kanlı bitti.
Başkent Abuja’da bir kilisede Noel kutlamaları dolayısıyla gıda dağıtımı gerçekleştirildi.
Ücretsiz ürünleri duyan halk, kiliseye akın etti.
10 ÖLÜ, 8 YARALI
Yaşanan kalabalık korkunç bir izdihama yol açtı.
Olayda ilk belirlemelere göre; 10 kişi hayatını kaybetti, 8 kişi yaralandı.
Nijerya Federal Başkent Bölge Polis Sözcüsü Josephine Adeh, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye’de 61 yıllık kanlı rejimin düşüşünün ardından sevinç kutlamaları sürüyor.
Şam’ın muhaliflerin kontrolüne geçmesiyle başlayan “Özgür Suriye” kutlamaları, ülkenin dört bir yanına yayıldı.
Londra merkezli insani yardım kuruluşu Syria Relief, Halep’te moral konseri düzenledi.
KONSERE AKIN ETTİLER
Moral konserini duyan binlerce Suriyeli etkinlik alanına akın etti.
Syria Relief’in organize ettiği ve Suriyeli ünlü sanatçı Yahya Havva’nın sahne aldığı Halep’teki konser, yaklaşık dört saat sürdü.

DEVRİM VE DİRENİŞ MARŞLARI SÖYLENDİ
Binlerce kişinin katıldığı konserde insanlar doyasıyla eğlenirken “devrim” ve “direniş” marşları ve şarkılar söylendi.
Olaysız sona eren konser renkli görüntülere sahne olurken meydanda Suriye bayrakları dalgalandırıldı.



Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SAĞANAK YAĞIŞ YURDU ETKİSİ ALTINA ALACAK
Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Gümüşhane, Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sivas, Yozgat, Gümüşhane, Erzincan, Bolu ve Tunceli çevrelerinin karla karışık yağmur ve Kar, yağış alan diğer yerlerde yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak şeklinde görülecek olan yağışların; Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz‘in doğusu ile Ankara, Konya, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Bolu, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli, Kıyı Ege ve Antalya’nın doğusunda yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor. Ülkemizin iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis bekleniyor.
KIYI EGE VE BATI AKDENİZ’DE FIRTINA BEKLENİYOR
Hava sıcaklıklarının batı kesimlerde yağışla birlikte biraz azalacağı, ülke genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle güney, kuzeydoğu kesimlerde batı ve kuzeybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz ile Çanakkale ve Balıkesir çevrelerinde kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde esmesi bekleniyor.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Meteoroloji, yağışların; Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in doğusu ile Ankara, Konya, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Bolu, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli, Kıyı Ege ve Antalya’nın doğusunda yer yer çok kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini bildirdi.
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI
Rüzgarın; Kıyı Ege, Batı Akdeniz ile Çanakkale ve Balıkesir çevrelerinde güney yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde eseceğinin tahmin edildiğinin belirtildiği açıklamada ulaşımda aksamalar, çatı uçması ve kar savrulması gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği aktarıldı.
BUZLANMA VE ÇIĞ UYARISI
Meteoroloji’den yapılan açıklamada, “Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinde dik ve eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi ile buzlanma, don ve ulaşımda meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.” denildi.

Hava Muhalefetiİç AnadoluÇanakkaleKaradenizMarmaraFırtınaAkdenizYaşamDünyaDoğakarEge
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bütçe teklifi 249 ret oyuna karşılık 318 oyla kabul edildi.
TOPLAM GİDER 14 TRİLYON 731 MİLYAR
2025 yılı için bütçe giderleri toplam 14 trilyon 731 milyar lira olarak belirlendi. Buna karşılık bütçe gelirleri ise 12 trilyon 800 milyar lira olarak tahmin edildi. Bu rakamlar doğrultusunda 2025 yılı bütçe açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı yüzde 3,1 olarak öngörüldü.
VERGİ GELİRLERİNDE KDV İLK SIRADA
Bütçe gelirlerinin ana kaynakları arasında vergi gelirleri ilk sırada yer aldı. 2025 yılı için en yüksek vergi geliri kalemi olarak 3 trilyon 599 milyar liralık Katma Değer Vergisi (KDV) öngörüldü. Onu 2 trilyon 130 milyar lira ile Gelir Vergisi, 2 trilyon 121 milyar lira ile Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve 1 trilyon 637 milyar lira ile Kurumlar Vergisi takip etti.
Bütçe görüşmelerinde ekonomideki büyüme hedefleri, kamu harcamalarının dağılımı ve vergi politikasına ilişkin detaylar da gündeme alındı. Bütçe kapsamında sosyal harcamalar, yatırımlar ve kamu hizmetleri gibi birçok kalemde önemli miktarda kaynak ayrıldığı belirtildi.
Türkiye’nin 2025 yılı ekonomik yol haritasını belirleyen bütçe düzenlemesinin, planlanan hedeflere uygun şekilde uygulanması bekleniyor.

Tbmm Genel KuruluPolitikaEkonomiFinansDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Grup CEO’su Oliver Blume yaptığı açıklamada, “Uzun ve yoğun müzakerelerin ardından varılan anlaşma, Volkswagen markasının gelecekteki yaşayabilirliği için önemli bir sinyaldir” dedi. Volkswagen’dan yapılan açıklamada, anlaşmanın orta vadede yıllık 15 milyar Euro tasarruf sağlayacağını ve 2024 hedefleri üzerinde önemli bir etkisi olmayacağı belirtildi. Dresden fabrikası için alternatif seçenekleri araştırıldığı ve Osnabrueck tesisini yeniden kullanacağı da ifade edildi. Üretimin bir kısmı ise Meksika’ya kaydırılacak.
YÜZDE 5’LİK ÜCRET ARTIŞI ASKIYA ALINDI
IG Metall Sendikası kasım ayında kararlaştırılan yüzde 5’lik ücret artışının askıya alınacağını ve 2025 yılı sonuna kadar Dresden fabrikasında araç üretiminin durdurulacağını açıkladı. Çalışma konseyi başkanı Daniela Cavallo, “Hiçbir tesis kapatılmayacak, operasyonel nedenlerle kimse işten çıkarılmayacak ve şirket ücret anlaşmamız uzun vadede güvence altına alınacak” dedi. Cavallo şöyle devam etti: “Bu üçlü anlaşma ile en zor ekonomik koşullar altında kaya gibi sağlam bir çözüm elde ettik” dedi.

BAŞBAKAN DA OLUMLU KARŞILADI
Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi ile sendikalar arasındaki anlaşma Almanya Başbakanı Olaf Scholz tarafından da olumlu karşılandı. Scholz, “Şirket ve sendikaların bugün iyi, toplumsal olarak kabul edilebilir bir çözüm üzerinde anlaşmaları iyi haber. Anlaşma tüm zorluklara karşın Volkswagen ve çalışanlarının iyi bir geleceğe umutla bakabilmelerini sağlıyor” ifadelerini kullandı.
VOLKSWAGEN SADECE BİR BAŞLANGIÇ
Frankfurt Merkezli Hauck Aufhäuser Lampe Başekonomisti Alexander Krueger, “İlk bakışta iki tarafın da az çok kabul edebileceği bir uzlaşma gibi görünüyor. Başkaca şirketler de işten çıkarma planları yapıyor ve Volkswagen sadece bir başlangıç gibi duruyor” değerlendirmesinde bulundu.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – Ekonomiİş DünyasıVolkswagenOtomobilEkonomiSendikaFinansDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Suriye ekonomisi, 14 yıl içinde yüzde 85 küçüldü. İşsizlik oranı yüzde 57’ye, enflasyon ise yüzde 141’e ulaştı. Gayrisafi Milli Hasıla, 2010’da 67,5 milyar dolardan 2023’te 9 milyar dolara geriledi. Kişi başına düşen gelir, 2010’da 2.800 dolarken, 2023’te 1.600 dolara düştü. Günlük petrol üretimi, 383 bin varilden 90 bin varile kadar azaldı.
EKONOMİK VE SOSYAL YIKIMIN BOYUTU BÜYÜK
Dış ticaret hacmi, 29 milyar dolardan 4 milyar dolara düştü. Ülke, PKK/YPG etkisiyle uyuşturucu trafiğinin merkezlerinden biri haline geldi. İç savaş nedeniyle evlerin yüzde 17,5’i yıkıldı. Yeniden inşanın maliyeti 117,7 milyar dolar. Ülke nüfusu, 22 milyondan 18,5 milyona geriledi. 4,8 milyon kişi ülkesini terk etti, 7 milyon kişi iç göçe zorlandı. Suriye poundu, 2011-2023 yılları arasında dolar karşısında 270 kat değer kaybetti.

ALTIN REZERVLERİ ERİDİ, YOLSUZLUK HAD SAFHADA
2010’da 178 ülke arasında 127. sırada olan Suriye, 2023’te 180 ülke arasında 177. sıraya geriledi. Orta Doğu’nun önemli altın rezervlerinden birine sahip olan ülke, savaş sürecinde bu rezervlerin büyük kısmını kaybetti.
ALTYAPI VE ENERJİ KAYIPLARI HAYATI FEL ETTİ
Elektrik üretim kapasitesi, savaş öncesine oranla yüzde 50’den fazla azaldı. Elektrik altyapısındaki zarar, doğrudan 40 milyar dolar, dolaylı olarak ise 80 milyar dolar seviyesinde. Tarım arazilerinin yüzde 25’i kullanılmaz hale geldi.
TÜRKİYE’NİN SURİYE’YE KATKILARINDA İNŞAAT SEKTÖRÜ İLK SIRADA YER ALABİLİR
Suriye’nin altyapısının yeniden inşasında Türk inşaat firmaları önemli bir rol oynayabilir. İnşaat malzemeleri Türkiye’den tedarik edilerek hızlı bir yapılaşma sağlanabilir.

SAVUNMA SEKTÖRÜ
İç savaşta yıpranan ülkenin askeri altyapısı ve kaynakları, İsrail’in rejimin düşmesinin ardından Beşar Esad’ın İsrail’e verdiği haritalar daha büyük yıkıma neden oldu. İsrail’in askeri üsler, silah depoları ve kışlalara yaptığı nokta atışlarla kalan son askeri varlıklar da adeta yok edildi. Beşar Esad’ın ayrılmasının ardından dağılan Suriye ordusunun yeniden inşasında Türk savunma sanayii firmaları aktif rol üstlenebilir.
SAĞLIK YATIRIMLARI
Ülkede hastane altyapısı büyük ölçüde yok olmuş durumda. Türk özel hastaneleri, bilgi birikimi ve uzman kadrosuyla bu açığı kapatabilir. Burada bir diğer ihtiyaç da sağlık çalışanları konusu. İç savaş nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan arasında doktorlar başta olmak üzere sağlık çalışanları da var. bu açığın kapanması da yıllar alabilir.

SANAYİ VE ENERJİ YATIRIMLARI
Türk yatırımcılar sanayi alanında istihdamı artırabilirken, enerji sektöründe güneş ve rüzgar santralleri kurarak ülkenin enerji açığını giderebilir. Tıpkı 2005 yılında planlandığı gibi ortak organize sanayi bölgeleri kurulması durumunda bölgede istihdam çok daha artabilir.
BM’DEN KORKUTAN RAKAMLAR
Birleşmiş Milletler‘e göre 2024’te Suriye’de 16,7 milyon insan yardıma muhtaç durumda. Bu rakam 2023 yılında 15,3 milyondu. Standart bir gıda sepetinin fiyatı ise 2013’e göre 133 kat artmış durumda.
GELECEK İÇİN BEDEL
Suriye’nin ekonomi ve altyapısını yeniden ayağa kaldırmak için gereken maliyet, 250 milyar doları buluyor. Bu süreçte Türkiye gibi ülkeler, ekonomik ve insani katkılarla önemli bir rol oynayabilir.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – DünyaBirleşmiş MilletlerPolitikaEkonomiSuriyeRusyaDünyaİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GEÇİŞ HÜKÜMETİYLE DİPLOMATİK ANGAJMAN
Leaf’ın ziyaretinin Esad rejiminin devrilmesinin ardından ABD’nin Suriye’deki geçiş hükümetiyle “diplomatik angajmanının başlamasının bir parçası” olduğu ifade edildi.
İLK ABD’Lİ YETKİLİ OLACAK
Adı açıklanmayan 2 ABD’li yetkiliye dayandırılan haberde, Leaf’ın temasları hakkında ise bilgi verilmedi. Leaf, Suriye’de Baas rejiminin devrildiği 8 Aralık’tan bu yana Şam’ı ziyaret eden ilk ABD’li yetkili olacak. Axios’un haberine ilişkin henüz Washington yönetiminden açıklama yapılmadı.
BLINKEN SİNYALİ VERMİŞTİ
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) şu ana dek yaptığı olumlu açıklamaları takip ettiklerini ve somut adımları da görmek istediklerini kaydederek, somut adımların atılması halinde doğrudan görüşmeler için ABD’li yetkilileri Suriye’ye gönderebileceklerini söylemişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İSRAİL İLE UZUN BİR SAVAŞA HAZIRIZ”
Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İsrail’in Orta Doğu’da sürdürdüğü katliamlara dikkat çeken el-Husi, “İsrail saldırganlığının Husilerin Filistinlileri desteklemeye yönelik tutumunu değiştirmeyeceğini” söyledi. İsrail ile “açık bir çatışma içinde olduklarını” vurgulayan el-Husi, “İsrail ile uzun bir savaşa hazırız” ifadelerini kullandı.
“SİYONİSTLERİN SON HEDEFİ KUDÜS, MEKKE VE MEDİNE’Yİ KONTROL ETMEK”
Siyonistlerin Suriye’de doğan güvenlik açığından yararlanma ve “Büyük İsrail Projesi” kapsamında Fırat Nehri’ne ulaşma planlarına da karşı olduklarını vurgulayan el-Husi, “Siyonistlerin son hedefinin Kudüs, Mekke ve Medine’yi kontrol etmek olduğu” uyarısında bulundu.
“GAZZE’YE SALDIRILAR DURANA DEK MÜCADELE EDECEĞİZ”
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sare de İsrail’e yönelik Husi saldırılarının “Filistin halkına yönelik zulme ve Gazze halkına yönelik katliamlara yanıt olarak” gerçekleştirildiğini vurguladı. “Daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz üzere, Allah yolunda cihat, Gazze’deki mücahitlere destek ve Yemen’i savunmak için İsrail ile uzun bir savaşa hazırız” diyen Sare, “Gazze’ye yönelik saldırılar durana ve kuşatma kaldırılana kadar mücadele edeceklerini” söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli’nde düzensiz göçle mücadele toplantısı yapıldı. Vali Uğur Turan başkanlığında gerçekleşen toplantıya mülki idare amirleri ve ilgili kurum yetkililerinin katıldı. Toplantıda, kentte düzensiz göç ile mücadelede yapılan çalışma ve faaliyetler görüşüldü.
Toplantıda konuşan Turan, düzensiz göçle mücadelede üstün gayret gösteren kolluk kuvvetlerine teşekkür etti. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUSYA’YA KAÇIŞTA İKİ KİŞİ YANINDAYDI
Esad’ın kaçışının ardından yeni detaylar da ortaya çıkmaya devam ediyor. Londra merkezli Al Majalla’nın iddiasına göre Esad, Rusya’ya kaçarken yanında iki kişi vardı. İddiaya göre Esad’ın Rusya yolculuğunda yanında Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Mansur Azzam ve koruma birimi başkanı Tuğgeneral Muhsin Muhammed bulundu. Esad’ın ailesiyle kaçmadığı, o tarihlerde eşi ve çocuklarının zaten yurt dışında olduğu belirtildi.
ESAD NEDEN BİR HAFTA SESSİZ KALDI?
Esad’ın kaçtıktan sonra bir hafta boyunca sessiz kalmasının nedeni, geride bıraktığı yardımcılarının sosyal medya hesaplarına erişim bilgilerini geri almak için Suriye’nin kıyı bölgelerine, komşu ülkelere veya Moskova’ya ulaşmalarını beklemesi olduğu da öne sürüldü.
Esad ülkeden kaçmasından sonra yaptığı ilk açıklamada, çatışmalar sırasında Rus üssüne sığındığını ve Moskova’dan gelen talimatla Suriye’den götürüldüğünü iddia etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
COLANİ İLE GÖRÜŞECEK
Şam’daki kaynaklar önümüzdeki 15 günlük süre zarfında Erdoğan’ın Emevi Camii’ni ziyaret edebileceğini kaydederken, HTŞ lideri Colani ile görüşecek olan Erdoğan’ın, Suriyeli Türkmenler ile de bir araya gelmesi bekleniyor.
OLAĞANÜSTÜ KORUMA KALKANI OLUŞTURULACAK
Cumhurbaşkanı için Hama, Humus, İdlib hattı boyunca hava ve karadan olağanüstü koruma kalkanı oluşturulacak. Türk radarları da aktive edilerek bütün hava hareketliliği kontrol altına alınacak.
HALEP KONSOLOSLUĞU ÇALIŞMALARINA HIZ VERİLDİ
Türkiye, Şam’da Büyükelçiliğin açılmasının ardından Halep konsolosluğu için de çalışmalarına hız verdi. Fiziki şartların hazır olmasının ardından konsolosluğun hizmete gireceği bildirildi. Erdoğan beklentisine paralel Türkiye’nin Suriye’ye ilk dış hatlar seferini gerçekleştireceği de öğrenildi.
ESAD’A DESTEK VEREN GAZETECİLER DE ZİYARETİN PEŞİNDE
Öte yandan aralarında bazı siyasi parti başkanları, Erdoğan karşıtı gazeteci, yorumcu ve STK başkanlarının Şam’ı ziyaret amaçlı resmî makamlara talepte bulunduğu bilgisi var. Türkiye Gazetesi’nin haberine göre bu isimler arasında düştüğü son güne dek Beşar Esad’a destek verenler de bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nasim “her gün 10-12 saat sorgulanıyor” ve tekrar tekrar infazla tehdit ediliyordu.
Genişliği iki metreyi bulmayan hücrede yatak ya da tuvalet yoktu. Tecrit hücresinde geçen dört ay, 36 yaşındaki kuaförün, İran’ın kötü şöhretli Evin Hapishanesi ile ilk tanışmasıydı. Orada gördüklerinin hepsi sorguculardı. “Tek başına ölüp gideceğini ve kimsenin duymayacağını” düşündü.
Evin Hapishanesi’nde tutulan Nasim ve diğer kadınların günlük yaşamını birden çok güvenilir kaynağın ifadelerini bir araya getirerek anlattık.
Birçoğu, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin Eylül 2022’deki ölümünden sonra başlayan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarıyla bağlantılı olarak tutuklanan onbinlerce kişi arasındaydı. Mahsa kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve gözaltındayken ölmüştü.
Evin Hapishanesi’nden salıverilen çok sayıda kişi, içerideki koşullar hakkında konuştu. Ancak hala içeride olan mahkumların yaşamlarıyla ilgili detaylar nadiren sızıyor.
Duyduklarımız sadece zulmü değil, mahkumların kadın hakları için kampanya yaptığı ve konulan kısıtlamalara meydan okuduğu karmaşık tezatların bulunduğu bir yeri ifşa ediyor. Şaşırtıcı anlar da var. Örneğin bir mahkumun arada eşiyle yalnız kalmasına izin veriliyordu ve bu mahkum hamile bile kalmıştı.
Rap müzik ve makyajı seven Nasim, biri çatışmalar sırasında öldürülen arkadaşlarıyla birlikte protestolara katıldıktan sonra Nisan 2023’te gözaltına alındı. Sorguları “sokaklarda ölenleri düşünerek” atlattığını anlattı. Tecrit hücresinden çıktığında Nasim’i görenler vücudundaki kesikleri, yara izlerini ve ayrıca yanlış ifadeler vermesi için nasıl işkenceden geçirildiğini gördü.
Rezvane de protestolardan sonra 2023’te eşiyle birlikte gözaltına alındı. Her ikisi de ayrı kadın ve erkek bölümleri olan Evin’e götürüldü. Sorgucular Rezvane’ye kocasını öldüreceklerini ve ona “ömür gibi kararana, patlıcan gibi morarana kadar” vuracaklarını söylediler.
Tecrit hücresi, sorgular ve aşağılanmadan sonra Nasim kadın kanadına sevk edildi. Burada, çoğu siyasi suçlardan tutuklanmış, Rezvane de dahil 70 dolayında mahkum vardı.
2022’de İngiltere’ye dönmesine izin verilen İngiltere ve İran çifte vatandaşı Nazanin Zaghari-Ratcliffe de cezasının yaklaşık dört yılını Evin’de geçirdi.
Buradaki kadınların çoğu, eylemleri nedeniyle mahkum edildi. Suçlamalar arasında “propaganda yaymak, rejime karşı silahlanmak ve ulusal güvenliği tehlikeye atmak” bulunuyor.
20 dolayında mahkumun kaldığı, üst üste üç kat ranzalar bulunan dört kalabalık hücrede kalıyorlar.
Sıkışık bir alanda beraber yaşamak sık sık sorunlara, bazen de hem fiziksel hem de sözlü kavgalara neden oluyor. Ancak kadınlar, sıkı arkadaşlıklar da kuruyor.
Kış aylarında “herkes donuyor” ve kadınlar “ellerinde sıcak su dolu şişelerle yürüyerek ısınmaya çalışıyor.” Yazın ise ter içinde kalıyorlar.
Alanda küçük bir mutfak ve bir çift ocak da var. Hapishane kantininde yiyecek alacak kadar paraları olunca kendi yemeklerini yapabiliyorlar ve koğuşa gelen basit hapishane yemeğinin üzerine beslenebiliyorlar.
Koridorun sonundaki karanlık, kirli alan sigara içme yeri olarak kullanılıyor. Küçük, betondan bahçede, çiçekler için bir yer var ve voleybol ağı da biraz hava almalarını sağlıyor.
Kendi kıyafetlerini giyebiliyorlar ve iki tuvaleti olan koğuşta serbestçe dolaşabiliyorlar. Her akşam, tuvalet ve dış fırçalamak için sıra oluyorlar.
Dört aydır yatan Rezvane, işte burada hamile olduğunu öğrendi.
Yıllardır çocuk sahibi olamıyordu ve artık anne olmaktan vazgeçmişti. Ancak Evin’in kurallarına göre hala erkekler kanadında yatan eşiyle birlikte arada özel olarak buluşabiliyorlardı ve bu buluşmalardan birinde haile kaldı.
Hamile olduğunu anladığında “birkaç gün boyunca ağladı.”
“Hapiste en kötü şeyin psikolojik baskı ve gerilimler olduğunu” gördü. Mahkumların günlerinin çoğunu yataklarında oturarak geçirdiği kalabalık koğuşta sessiz bir yer bulmak sürekli vermek zorunda olduğu bir mücadeleydi.
Hapishanede elma suyuna, ekmeğe ve ete aş erdi. Bunları bulmak zordu. Kantinden biraz et aldığında, fiyatın dışarıya göre en az iki kat daha pahalı olduğunu gördü.
Hapishane gebeliğin dördüncü ayında ultrasona girmesine izin verdi ve doktorlar bebeğin kız olduğunu söyledi.
Kızının “her bir kalp atışını duyduğunda umut daha da güçlendi.” Ancak hapishanedeki koşulların bebeğin sağlığını tehlikeye atabileceğinden korkuyordu. Rezvane sadece yemeklerden kaygılanmıyordu. Epilepsi hastasıydı ve stresten uzak durması gerekiyordu. Doktorlar düşük riskinin büyük olduğunu söylediler.
Gazeteci Vida resim yapmayı seviyor. Çarşafları tuval olarak kullanıp, diğer kadınların portrelerini yapıyor.
Portrelerinden biri Kürt mahkum Pakşan Azizi’ye ait. Azizi, IŞİD kurbanlarına yardımcı olmak için Irak ve Suriye’deki Kürt bölgelerine gitmişti. Pakşan, İran rejimine karşı silaha sarılmak suçlamasıyla ölüm cezasına çarptırıldı ve cezanın yakında infaz edilebileceği yönünde büyüyen bir kaygı var.
Vida’ya, gizli anlamları olabilecek hiçbir şey çizmemesi uyarısı yapıldı. Bahçedeki resimlerinden birinde yıkılan tuğlalar ve ardındaki yeşil bir orman vardı. Hapishane yönetimi üzerini boyadı.
Bir koridorda, koşan bir İran çitası çizdi. Bazı kadınlar “bundan nasıl iyi bir enerji aldıklarını” söylüyordu. Ancak bir gece yönetim bu resmin de üzerini boyadı ve Vida’nın resim malzemelerine erişimini kısıtladı.
Ancak resimlerinden biri sağlam duruyor. Kadınların sigara içmek için çıktıkları koridorun duvarlarında, dev, mavi okyanus dalgaları var.
Tıbbi bakıma ulaşmak da kadınlar için sürekli bir mücadele oldu. İnsan hakları eylemcisi ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin hayatını tehdit eden bir kalp ve akciğer hastalığı var.
Ancak hapishanedeyken doktora erişmek için uzun bir mücadele vermek zorunda kaldı. Yakınları, doktor randevusu sırasında başörtüsü takmayı reddettiği için yönetimin sürekli engellediğini söyledi. Yönetim, diğer mahkumların iki hafta boyunca açlık grevi yapmasının ardından geri adım attı. Nergis, tıbbi gerekçelerle Aralık başında 21 gün serbest bırakıldı.
Parmaklıklar ardında Nergis ve diğerleri protestolar yaptı, sınırları zorladı ve hakları için savaşmaya devam etti. Yasalara göre başörtüsü takmaları gerekmesine karşın, bir çoğu reddetti. Yönetimle uzun bir kavgadan sonra, mahremiyet için güvenlik kameralarının görüşünden uzakta, yataklarına çarşaf asmalarına izin verildi.
Kadınların yüzleşmek zorunda kaldığı en büyük zorluklardan biri cezalarını duymak. Nasim’in sorgucuları ölüm cezasıyla tehdit etti ve akibetini öğrenmek için yaklaşık 500 gün beklemek zorunda kaldı.
Teselliyi kader arkadaşlarında buldu. Nasim arkadaşlarını kendisine yaşam veren ve “kanatlarının altındaki yaralara merhem olanlar” diye tanımladı.
Her sabah arkadaşlarından biri yatak perdesini çekip, kahvaltıya kalkmasını sağlıyor.
Kaynaklarımızdan biri “Her gün yapacak bir şeyler düşünüyoruz. Günün sonunda da ‘Bugün de yaşadık’ diyoruz sözleriyle açıklıyor durumu.
Diğerleriyse vakitlerini şiir okuyarak, şarkı söyleyerek, el yapımı kart oyunları oynayarak ya da televizyon izleyerek geçiriyorlar. Dizi, belgesel ve futbol gösteren İran kanallarını izleyebilecekleri iki televizyonları var.
Cezasını beklerken ve sürekli idam cezası tehdidi altındayken, Nasim’in devam edebilmesini sağlayan bu küçük şeylerdi. Sonunda cezası açıklandı ve altı yıl hapis, 74 kırbaç ve Tahran’dan uzak bir kasabada 20 yıl sürgün cezası aldı. Propaganda yaymak ve İslam Cumhuriyetine silahla karşı gelmekle suçlanmıştı.
Cezasının ağırlığına karşın, Nasim şimdi yenide nefes alabildiğini hissediyor ve kaybettiğini sandığı hayatını kucaklıyor.
Kanattaki üç kadın rejime karşı silaha sarılmaktan ya da silahlı gruplarla bağlantılı olmaktan ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak birinin cezası bozuldu.
Uluslararası Af Örgütüne göre İran’da geçen yıl 800’den fazla kişi infaz edildi. Bu, son sekiz yıldaki en yüksek sayıydı. Çoğu idam cezası şiddet ve uyuşturucu suçlarından verildi ve bazıları kadındı.
Dolayısıyla, her salı günü kadınlar hapishanenin bahçesinde infazları protesto ediyor, gece boyunca bahçeden çıkmayı reddediyorlar ve açlık grevleri yapıyorlar. Kampanya İran genelindeki hapishanelerde yayıldı ve uluslararası destek gördü. Mahsa Amini’nin ölüm yıldönümünde Evin’deki kadınlar başörtüleri yaktı.
Bu eylemlerin karşılığı da oluyor. Bazen gardiyanla koğuşları basıp, kadınları dövüyor ve yaralıyor. Ek sorguya alınabiliyorlar, tecrit hücresine atılabiliyorlar ya da telefon görüşmesi ve ziyaretçi hakları engelleniyor. Kaynaklarımızdan birine göre gardiyanların çoğu kadın ve kaynaklarımıza göre üstlerinden aldıkları emirlere göre “bazen nazikler, bazense zalimler.”
İran hükümeti sıklıkla insan hakları ihlalleri iddialarını reddediyor ve Evin’deki koşulların tüm gerekli koşulları karşıladığını ve mahkumlara kötü muamelede bulunulmadığını savunuyor.
Rezvane’nin doğumu yaklaşırken, hapishane yönetimi doğum için dışarı çıkmasına izin verdi. Ekim’de bir kız bebek dünyaya getirdi.
Ancak kızını sağlıkla kucağına almış olmasının neşesi ve rahatlığı korku, mutsuzluk ve öfkeyle karışıktı. Kocasının çıkmasına izin verilmedi. Ancak bebeğinin babasını Evin’de görebilmesine müsaade edildi.
Stres nedeniyle Rezvane anne sütü üretemedi. Yakında bebeğiyle birlikte, beş yıllık cezasının geri kalanını tamamlaması için Evin’e geri çağrılmayı bekliyor. Erken tahliye edilmezse yaklaşık dört yıl daha yatabilir.
Genelde bebeklerin iki yaşına kadar anneleriyle birlikte hapiste kalmasına izin veriliyor. Bu mümkün olmazsa, bakımevine yerleştiriliyorlar.
Ancak bir mahkum, hapishanedeki zorlukların mahkumları durdurmak bir yana “daha cesur ve güçlü” kıldığını söylüyor. Bu da “gelecek net: savaşmak, hapiste bile” inançlarını körüklüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BEŞAR ESAD’A RUSYA VATANDAŞLIĞI TEKLİF EDİLDİ
Rusya Duması Savunma Komitesi Başkan Yardımcısı Alexei Zhuravlev, “Yanukoviç Rus vatandaşlığı almayı başardıysa, şu anda olumsuz tutuma rağmen Rusya için çok şey yapan Esad’a neden verilmesin?” ifadesini kullandı.
ESAD RUSYA’YA YARDIMCI OLSUN
Russian Today’in haberine göre; Rus milletvekili Dmitry Kuznetsov, Esad’ın Donbass bölgesinin yeniden inşasına yardımcı olması gerektiğini söyledi. Kuznetsov “Bence Sayın Esad ve ailesi hayır işleriyle uğraşmalı, Donbass’ın savaştan zarar görmüş bölgelerinden birinin yeniden inşasına destek olmalı. Sayın Esad Mariupol kentinde yeni inşa edilen evlerden birine de taşınabilir” ifadelerini kullandı.
2 MİLYAR DOLARA YAKIN SERVETİ VAR
Suriye’de başarıya ulaşan devrim hareketinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kararıyla Esad ve ailesine sığınma hakkı verildiği bildirilmişti. Esad’ın kaçarken yanında 135 milyar dolar götürdüğü ortaya çıkmış, Esad ailesinin Moskova ve Londra’daki gayrimenkulleriyle 2 milyar dolara yakın serveti olduğu iddia edilmişti.

Uluslararası İlişkilerPolitikaDünyaRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri çıkıp ileri geri konuşuyor. Ne diyorlar; Türkiye‘nin Suriye’de ne işi var? Bunu diyecek kadar kendi tarihini bilmeyenleri kültür ve medeniyet değerlerimizden yoksun olanları görüyoruz. Kimi bu soruyu cahilliğinden, kimi de ideolojik fanatizmden soruyor. Şimdi gördünüz mü, Niçin Suriye’de olduğumuzu? Ne oldu şimdi? Suriye’nin başındaki nerede? Neticede kim haklı çıktı? Allah’a hamdolsun biz haklı çıktık. Esad pılısını pırtısını toplayıp bir gecede kaçmak zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
“Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum. Yiğitler ve şehitler beşiği, istiklalimizin ışığı, vatanımızın, devletimizin, istiklalimizin aşığı Sakarya’yı ve Sakaryalı kardeşlerimi bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. Bu salonu bayram havasına, şölene çeviren siz değerli kardeşlerime teşekkür ediyorum. Kongremiz hayırlı, mübarek olsun.
“BU YOL TÜRKİYE YÜZYILI YOLUDUR”
Bu yol hak yoludur, bu yol millete hizmet yoludur. Bu yol kardeşliğimizin yoludur. Bu yol, Türkiye‘nin bir yıldız gibi parladığı, asli kodlarına döndüğü, dosta güven, düşmana korku verdiği Türkiye Yüzyılı yoludur. Bu yol gazilerin, şehitlerin yoludur. Bu yol gönül coğrafyamızda ‘aman Türkiye’nin kılına zarar gelmesin’ diye dua eden kardeşlerimizin, soydaşlarımızın dindaşlarımızın yoludur. Bu yolda bizimle birlikte olduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum. AK Kadınlara özellikle çok çok teşekkür ediyorum.
Sakarya insanıyla, tarihiyle, adıyla Türkiye’nin mayası olan bir şehir. Unutmayın Sakarya, Sakarya’dan ibaret değildir. Beşeri coğrafyamızın bütün kodlarını taşıyan potansiyel Sakarya’da mevcuttur.
“AŞMAMIZ GEREKEN ENGELLER VAR”
Dünyadaki ve bölgemizdeki kırılmaların eşliğinde yeni bir dönemin arifesindeyiz. Elbette her şey güllük gülistanlık değil, hala çözmemiz gereken sıkıntılar, aşmamız gereken engeller var. Türkiye, Cumhuriyet’in ikinci asrıyla birlikte önüne açılan yeni kapıları, yeni fırsatları en iyi şekilde değerlendirmektedir. Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır, biraz daha gayret, biraz daha destek istiyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin hiçbir kazanımına sevinemeyen güruhu görüyorsunuz değil mi? Bunlar artık psikiyatrinin konusu olacak yere savrulmuştur.
“SABREDENLER ZAFERE ULAŞTI”
Bu millet ensardır. Onlar ise muhacirdir. Biz muhacirleri hiçbir zaman bu ülkeden kovmayacağız onlara hep sahip çıkacağız. Hamdolsun dediğimiz oldu mu? Çuvallarla, valizlerle dönüyorlar. Sabredenler zafere ulaştılar. Bizim için aslolan milletimizin ne beklediği neyi murad ettiğidir. Kardeşlerim ülkemizi nasıl 2023 vizyonuyla buluşturduysak 2053 vizyonunu hayata geçirmek de AK Parti kadrolarına nasip olacaktır. Ülkemizde kardeşliğin, dara düşene el uzatmanın kıymetini en iyi Sakaryalılar bilir. Suriyeli kardeşlerimize kol kanat gererek kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirdik. Bunu da şikayet ederek değil muhacirlere ensar olma şuuruyla yaptık
“BİZ HAKLI ÇIKTIK”
Birileri çıkıp ileri geri konuşuyor. Ne diyorlar; Türkiye’nin Suriye’de ne işi var? Bunu diyecek kadar kendi tarihini bilmeyenleri kültür ve medeniyet değerlerimizden yoksun olanları görüyoruz. Kimi bu soruyu cahilliğinden, kimi de ideolojik fanatizmden soruyor. Şimdi gördünüz mü, Niçin Suriye’de olduğumuzu? Ne oldu şimdi? Suriye’nin başındaki nerede? Türkiye’nin hemen dibinde kritik gelişmeler yaşanıyor. Bunlar ne olup bittiğini takip etmiyorlar. 3. Dünya Savaşı çıksa CHP’nin umurunda olmaz.
“ESAD PILISINI PIRTISINI TOPLAYIP KAÇTI”
Suriye’de 2011’de başlayan iç çatışmalar kardeşlik iklimini başka boyuta taşıdı. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirirken içerden ve dışardan gelen nice baskıyı, ithamı, tahriki, provokasyonu göğüslemek mecburiyetinde kaldık. Asla geri adım atmadık. Neticede kim haklı çıktı? Allah’a hamdolsun biz haklı çıktık. Esad pılısını pırtısını toplayıp bir gecede kaçmak zorunda kaldı.
“SURİYE’LİLERİN VATANLARINA DÖNEMEDİKLERİNİN NEDENİ…”
Suriye’deki devrime şaşı bakanlara, Esad dönemini yüceltenlere en güzel cevap Şam’daki yeraltı hapishaneleridir. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Ülkemizdeki Suriyelilerin yıllarca vatanlarına dönemediklerinin nedeni o hapishanedeki işkence aletleridir. Vahşet hikayelerini dinlemeye insanın yüreği dayanmıyor. CHP Genel Başkanı Esad’ın af reklamını yapmıştı. Esad’ı ziyarete gidecekti ya. Özgür Bey ne oldu, niye gitmedin ya? Azıcık insani duyarlılıkları varsa, siyasete tövbe eder siyaset öncesi işlerine geri dönerler. Bunların derdi herhangi bir davayı savunmak değil. Kendilerine bedavadan çıkar sağlamak. Bunlar hiçbir zaman millet de karşılık bulamadılar. Rabbim ülkemizi bunların eline düşmekten muhafaza eylesin.”
Olgun KızıltepeHaberler.com – PolitikaRecep Tayyip ErdoğanPolitikaTürkiyeGündemSuriye
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Birdişli Haberler.com’da sunucu Abdurrahman Yazıcı’nın konuğu oldu. Rejim değişikliğinin Türkiye’ye etkilerini değerlendiren Birdişli, “Suriyelilerin ülkelerine dönmesi konusunda çok iyimser olmamak lazım. Çünkü orada bir belirsizlik ortamı var. Suriyeliler ilk geldiklerinde işçi konumundaydı, şimdi işveren konumuna geldiler. Hiçbir tüccar belirsizlik ortamına gitmek istemez. Türkiye’de yaşanan düzen, kanun gibi şeylerin Suriye’de olmadığını görenler muhtemelen geri (Türkiye’ye) dönecektir” diye konuştu.

Sunucu Abdurrahman Yazıcı konuğuna, Suriye’deki rejim değişikliğinin hemen öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin verdiği mesajları hatırlatarak Türkiye’nin bu harekattan önceden haberi olup olmadığını sordu. Prof. Dr. Birdişli “Türkiye muhaliflere bu değişen ortamla ilgili mutlaka telkinde bulunmuştur çünkü bütün bu aktörlerin zayıflayıp sahada uygun bir ortamın oluşmasını takip edip değerlendirmek ciddi bir devlet aklı gerektirir. İstihbarat organizasyonu gerektirir” dedi.

Abdurrahman YazıcıHaberler.com – DünyaHaberler.com ÖzelEkonomi Türkiyeİnsan HaklarıGöçmenlerPolitikaEkonomiSuriye
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyami Netanyahu, İsrail Ordusuna tampon bölge ve “yakındaki hakim noktaları” ele geçirme emri verdiğini söyledi.
Netanyahu bunun, Beşar Esad rejiminin çökmesinden sonra İsrail’i isyancı güçlerin saldırılarından korumak için atılan geçici bir adım olduğunu belirtti. Bazı Arap ülkeleri ise durumu kınadı.
Golan Tepeleri nerede ve kimin kontrolünde?
Golan Tepeleri, Suriye’nin güneybatısında, kuzeydoğu İsrail’e uzanan kayalık bir plato. İsrail’in askeri işgali altında.
1967’deki Altı Gün Savaşı’nda, İsrail Golan Tepeleri’nden İsrail’e saldırmış, İsrail karşılık verip, bölgenin 1200 kilometrekaresini ele geçirmişti.
Suriye 1973’teki Yom Kippur Savaşı’nda Golan Tepelerini geri almaya çalışsa da, başaramadı.
İki ülke 1974’te her iki tarafın 80 kilometre uzunluğundaki bir tampon bölgenin dışında kalmasını öngören bir ateşkes anlaşması yaptı. O günden bu yana bölgede tarafların anlaşmaya uyup uymadığını gözlemleyen bir BM gücü bulunuyor.
İsrail’in bölgedeki egemenliği uluslararası alanda tanınmıyor. Ancak 2019’da dönemin ABD Başkanı Donald Trump, on yıllarca süren ABD politikasından vazgeçmiş ve işgali tanımıştı.
Suriye, İsrail Golan Tepeleri’nin tümünden çekilmedikçe, İsrail ile herhangi bir barış anlaşması yapmayacağını söyledi.
Geçen ay Suriye ve BM, İsrail’in tampon bölgede siperler inşa ettiğinden ve bazı noktalarda tampon bölgeyi aştığından şikayet etmişti.
Golan Tepeleri neden önemli?
Suriye, 1948-1967 arasında Golan Tepelerini elinde tuttuğunda buradan tüm kuzey İsrail’i düzenli olarak top ateşine tutmuştu.
İsrail içinse, 60 kilometre kuzeydeki Suriye’nin başkenti Şam ve Suriye’nin güneyinin büyük kısmı Golan Tepeleri’nden açıkça görülebiliyor. Bölgeyi kontol etmek Suriye’nin askeri hareketlerini izlemek için mükemmel bir hakim gözlem noktası sunuyor.
Tepelerin üzerindeki yamaç da, Suriye’den gelebilecek saldırılara (1973 Savaşı’nda olduğu gibi) İsrail’e doğal bir tampon sağlıyor.
Golan Tepeleri, genelde kurak olan bölgede önemli bir su kaynağı aynı zamanda.
Tepelerden gelen yağmur suları Ürdün Nehrini besliyor ve etrafındaki toprakları üzüm bağları ve meyve bahçelerine uygun hale getiriyor, ayrıca hayvanlara otlak sunuyor.
Suriye ve İsrail arasındaki muhtemel bir barış anlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri, Suriye’nin İsrail’in 1967 Savaşı öncesindeki sınırlara çekilmesi talebiiydi.
Bu şekilde Suriye, İsrail’in Kinneret Gölü, Arapların da Taberiye Gölü adını verdiği suyun doğu kıyısının kontrolünü elinde tutabilecekti. Böylece İsrail önemli tatlı su kaynaklarının birinden olacaktı. İsrail bu nedenle sınırın daha doğudan çizilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail’deki kamuoyu bölgenin geri vermek için stratejik açıdan fazla önemli olduğunu düşündüğünden genelde Golen Tepeleri’nin elde tutulmasından yana.
Golan Tepeleri’nde kimler yaşıyor?
Golan Tepeleri’nin Suriyeli Arap sakinlerinin çoğu, 1967 Savaşı sırasında bölgeden kaçtı.
Golan bölgesinde şu anda 30’dan fazla Yahudi yerleşimi var ve buralarda tahminen 20 bin kişi yaşıyor. İsrail 1967 savaşı biter bitmez burada yerleşim inşasına başladı.
Yerleşimler uluslararası hukuka aykırı ama İsrail buna karşı çıkıyo.
Yerleşimcilerin yanı başında çoğu Golan’ı İsrail ele geçirdiğinde kaçmayan 20 bin Suriyeli Dürzi yaşıyor.
Suriye buranın daima kendisine ait olduğunu ve geri alınacağını söylüyor. İsrail ise Golan’ın savunması açısından hayati önemde olduğunu ve hep elinde tutacağını belirtiyor.
İsrail son günlerde Golan Tepeleri’nde yaptı?
İsrail Ordusu birlikleri, Suriye Ordusu muhaliflerin ilerlemesi üzerine bölgedeki mevzilerini terk edince askerden arındırılmış tampon bölgenin denetimini ele geçirdi.
İsrailli komutanlar daha sonra, birliklerinin Golan Tepeleri’ndeki askerden arındırılmış tampon bölgenin de ötesinde faaliyet gösterdiğini kabul etti.
Netanyahu askerlerin uygun bir düzenleme yapılana kadar “geçici savunma mevzileri” kurduğunu belirtti.
İsrail Başbakanı “Suriye’de ortaya çıkan yeni güçlerle barış içinde komşuluk ilişkileri kurarsak, ki biz bunu istiyoruz. Ancak kuramazsak İsrail devletini ve sınırını korumak için elimizden geleni yapacağız” edi.
Suriye’den gelen haberlerde, İsraillilerin başkent Şam’ın 25 kilometre yakınına kadar geldiği belirtildi, ancak İsrail askeri kaynakları bu kadar ilerlendiğini reddetti.
İsrail’in hamlesi bazı Arap ülkelerince kınandı. MısırDışişleri Bakanlığı durumu “Suriye topraklarının işgali ve 1974 ateşkes anlaşmasının açık ihlali” diye tanımladı.
Netanyahu ise, isyancı güçlerin Suriye’de yönetimi ele geçirmesiyle 1974 anlaşmasının “çöktüğünü, bu nedenle de İsrail’in sınırlarını güvenlik altına almak için harekete geçildiğini belirtti.
Londra’daki SOAS Üniversitesi’nden Prof. Gilbert Achcar “İsrail Suriye tarafından 7 Ekim Hamas saldırısı gibi bir saldırıyı önlemek istediğini söylüyor. Bu ilerleme ve diğer güçlerin işgal altındaki bölgenin sınırına yaklaşmasını önleme fırsatı oldu.” diyor.
Birçok uzman, İsrail’in hamlesinin meşruiyetinden şüpheli.
Londra merkezli uluslararası ilişkiler düşünce kuruluşu Chatham House’dan Prof. Yossi Mekelbirg “Suriye anlaşmaya uymayacağını söylemedi. Bu, İsrail’in güvenliğini sağlamak için attığı önleyici bir adım. Ancak askeri hamle içi meşruiyet yok” diyor.
Mekelberg ayrıca, İsrail’in Suriye topraklarına girmesinin gelecekteki Suriye yönetimiyle ilişkileri zehirleyeceğini söylüyor.
“İsrail en kötü durum senaryosuyla başa çıkmak üzere faaliyet gösteriyor ama bu ters tepebilir. Yeni rejimle dost olmanın yolu bu değil.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PKK KONVOYUNA OPERASYON
MİT, Esad rejiminin son bulması sonrasında saha ajanları vasıtasıyla bölgedeki gelişmeleri takibe aldı. Örgütün, Esad rejimiyle yaptığı anlaşmalarla rejimden devraldığı füze, mühimmat, ağır silah ve tanklara el koyduğu ve kendi depolarına taşımaya başladığı tespit edildi. Örgüt mensuplarının karanlıktan faydalanarak füze ve mühimmatları TIR’lara yüklediği ve konvoy halinde bölgeden uzaklaşmaya çalıştığı belirlendi. Bunun üzerine operasyon düzenlenerek konvoyda yer alan füze ve ağır silah yüklü 12 TIR, 2 tank ve 2 mühimmat deposu imha edildi.
OPERASONLAR DEVAM EDECEK
Örgütün, gasp ettiği Suriye halkına ait askeri ekipman ve teçhizatı Türkiye’ye yönelik kullanmayı planladığı belirtildi. MİT kaynaklarınca, Suriye’de oluşan durumda, terör örgütünün sınırda yuvalanıp Türkiye’ye yönelik faaliyet göstermesine müsamaha gösterilmeyeceği ve terör örgütüne yönelik operasyonların devam edeceği kaydedildi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, son gelişmelerin Türkiye’nin izlediği insani ve vicdani politikanın ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini, Türkiye’nin Suriye’de barıştan, özgürlükten, diyalogdan, adaletten yana tutumunu sürdürdüğünü, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının ve istikrara kavuşmasının önemini ifade etti.
“İSRAİL’İN SALDIRILARI SURİYE’NİN İSTİKRARINA KATKI SAĞLAMIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail saldırganlığının bu kez de Suriye’de ortaya çıktığını, bu tutumun Suriye’nin istikrarına katkı sağlamadığını, Suriye’nin terör unsurlarından temizlenmesinin şart olduğunu belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu-Bozkurt kara yolunun Isırganlık mevkisinde Cemalettin Ç. idaresindeki 37 ACA 536 plakalı otomobil ile Mehmet Emre B’nin kullandığı 61 AR 668 plakalı pikap çarpıştı.
Kazada otomobilin sürücüsü ile otomobilde bulunan Ekrem Güneş (36) yaralandı.
Ambulansla Bozkurt Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Güneş, hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatipoğlu, Turkuvaz Medya Spor Zirvesi’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Sarı-kırmızılı kulübün ikinci başkanı Metin Öztürk’ün Barış Alper Yılmaz’ın sakatlığının ardından yaptığı açıklamalara Acun Ilıcalı’nın verdiği yanıtı değerlendiren İbrahim Hatipoğlu, “Fenerbahçe’nin algı başkanı algılarına devam ediyor maalesef. Suçladıkları konularda 2 maç önce teknik direktörlerinin neler söylediklerini unutmadık. Bu konuda insanlara ders vermek ve ahlak kurallarından bahsetmek onların işi değil. Söylemiş oldukları kelimeleri telaffuz etmek ve o seviyeye inmek istemiyorum. Sporun ruhuna aykırı beyanlardan uzak durmak istiyoruz. Sivas’ta yaşananları tüm Türkiye gördü. Canımız yandı. Açıklamalarımızı yaptık. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’ndan bizzat gelen tepkilerle Galatasaray’ın haksızlığa uğradığı tescil edildi. Buradan algı yapmanın hiçbir faydası yok.” ifadelerini kullandı.
Sivassporlu futbolcu Rey Manaj’ın Barış Alper’e faul yaptığı pozisyonun futbolun içinde olamayacağını aktaran Hatipoğlu, “Bizim için ‘Geçmiş olsun’ mesajı yayımlayan herkese teşekkür ediyoruz. TFF’ye karşı tavrımız çok net. Bu federasyonun istifa etmesi gerektiğini ve TFF Başkanı’nın yaptığı açıklamalarla tarafsızlığını yitirdiğini düşünüyoruz. TFF ile bu mücadelemiz devam edecek. Özür ile güven probleminin çözülmesi mümkün değil.” şeklinde konuştu.
İbrahim Hatipoğlu, UEFA Avrupa Ligi’nin 6. haftasında 12 Aralık Perşembe günü İsveç ekibi Malmö ile deplasmanda yapacakları maçtan güzel bir oyunla galip geleceklerine inandığını dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 6’ncı maçında yarın saat 18.30’da Athletic Bilbao’yu konuk edecek. Bu karşılaşma öncesinde düzenlenen basın toplantısında Fenerbahçe forması giyen Çağlar Söyüncü değerlendirmelerde bulundu. Yarınki maçın önemine vurgu yapan Çağlar Söyüncü, “Zorlu bir hafta sonu geçirdik. Böyle maçlarda galibiyetler de mağlubiyetler de unutulmuyor. Ama unutmamız lazım. Yarın çok önemli bir maçımız var. Kazanmak için elimizden geleni vereceğiz. Kavgaysa kavga, mücadeleyse mücadele. İyi bir takıma karşı oynayacağız. Sistemi olan bir takım” ifadelerini kullandı.
‘YUSUF GERÇEKTEN POTANSİYELİ OLAN BİR KARDEŞİMİZ’
Yusuf Akçiçek gibi genç oyunculara yardımcı olduklarını belirten 28 yaşındaki futbolcu, “Yusuf gerçekten potansiyeli olan bir kardeşimiz. Böyle olmasa hocamız onun üzerinde çok fazla durmazdı. Genç kardeşlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Şans geldiği sürece top onlarda diyebiliriz. Şans geldiğinde en iyi şekilde değerlendireceklerini düşünüyorum. Umarım Fenerbahçe ve milli takıma uzun yıllar yararlı olur” sözlerini sarf etti.
‘SAHAYA ÇIKAN HERKES YÜZDE 100’ÜNÜ VERİYOR’
Takımda güzel bir rekabet ortamı olduğunu söyleyen Çağlar Söyüncü, “Çok kaliteli arkadaşlarımız var. Çok güzel bir rekabet ortamımız var. Bir birimizi destekliyoruz bunun karşılığında da iyi sonuçlarını alıyoruz. Yoğun maç takviminde değişiklikler olabiliyor. Burada önemli olan kulübümüz. Sahaya çıkan herkes yüzde 100’ünü veriyor” dedi.
Oynamaya hazır durumda olduğunu aktaran Çağlar, “Yaklaşık 3.5 haftadır fizyoterapistlerle çalışıyorum. 5-6 antrenmandır takımla çalışıyorum. Oynamaya hazırım” diyerek sözlerini noktaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nin 6. haftasında yarın saat 18.30’da evinde İspanyol temsilcisi Athletic Bilbao ile karşılaşacak. Bu müsabakanın hazırlıklarını tamamlayan sarı-lacivertlilerde Çağlar Söyüncü, basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Yarınki maçın önemine vurgu yapan Çağlar, “Zorlu bir hafta sonu geçirdik. Böyle maçlarda galibiyetler de mağlubiyetler de unutulmuyor. Ama unutmamız lazım. Yarın çok önemli bir maçımız var. Kazanmak için elimizden geleni vereceğiz. Kavgaysa kavga, mücadeleyse mücadele. İyi bir takıma karşı oynayacağız. Sistemi olan bir takım” ifadelerini kullandı.
“Yusuf, potansiyeli olan bir kardeşimiz”
Genç futbolcu Yusuf Akçiçek ile ilgili sorulan soruya milli futbolcu, “Yusuf gerçekten potansiyeli olan bir kardeşimiz. Böyle olmasa hocamız onun üzerinde çok fazla durmazdı. Genç kardeşlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Şans geldiği sürece top onlarda diyebiliriz. Şans geldiğinde en iyi şekilde değerlendireceklerini düşünüyorum. Umarım Fenerbahçe ve milli takıma uzun yıllar yararlı olur” dedi.
“Sahaya çıkan herkes yüzde 100’ünü veriyor”
Çağlar Söyüncü, takımda güzel bir rekabet ortamı olduğunu belirterek, “Çok kaliteli arkadaşlarımız var. Çok güzel bir rekabet ortamımız var. Bir birimizi destekliyoruz bunun karşılığında da iyi sonuçlarını alıyoruz. Yoğun maç takviminde değişiklikler olabiliyor. Burada önemli olan kulübümüz. Sahaya çıkan herkes yüzde 100’ünü veriyor” dedi.
Oynamaya hazır durumda olduğunu aktaran Çağlar, “Yaklaşık 3,5 haftadır fizyoterapistlerle çalışıyorum. 5-6 antrenmandır takımla çalışıyorum. Oynamaya hazırım” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Saraybosna’da 10 Aralık Dünyaİnsan Hakları Günü dolayısıyla farklı şehirlerdeki kayıp kişileri bulma alanında faaliyet gösteren dernekler bir araya geldi.
Toplantıya katılan ve yakınlarını arayan ailelere, Bosna Hersek Kayıp Kişiler Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi.
Kayıp Kişiler Enstitüsü’nden Saliha Duderija, savaşta kaybolanların tamamını bulmak istediklerini belirterek, “Kayıpları bulduğumuzda geçmişimizin etkilerini aşmak ve toplumsal uzlaşmadan bahsetmek mümkün olur. Ölülerine saygı göstermeyen bir toplum, yaşayanlarına da saygı göstermez.” ifadesini kullandı.
Duderija, araştırmacıların sahada çalıştığını ve kayıp kişilerin izlerini sürdüğünü, 7 bin 500’den fazla insanı aramanın büyük bir zorluk olduğunu söyledi.
Aljonka Dzeletovic ise Mostar şehrinde askerlik yapan kardeşini 32 yıldır aradığını, kayıp kişilerin bulunması noktasında sessiz kalanları harekete geçirmek istediklerini ifade etti.
Yaşananların insan haklarına aykırı olduğunu aktaran Dzeletovic, “Aileler, kayıplarının nerede olduğunu bilmeli ve huzura kavuşmalı. Bosna Hersek’teki tüm iyi insanları, sakladıkları gerçeği açıklamaya ve bu sürece katkı sağlamaya davet etmek istiyoruz.” diye konuştu.
Öte yandan Enstitü, 1991-1995 yıllarındaki döneme ait uydu görüntülerini elde etmek için çalışma başlattı. Çalışma ile birlikte savaş koşullarında arazilerin değişiklikleri incelenmesi ve toplu mezarların yerlerinin tespit edilmesi amaçlanıyor.
1 Mart 1992’de başlayan Bosna Savaşı, 14 Aralık 1995’e kadar sürdü
Sırp meclisi, 21 Aralık 1991’de Yugoslavya içinde federal bir yapı olarak Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti’nin kurulması ve aynı zamanda Krajina Sırp Cumhuriyeti’nin tanınması kararı aldı. Bu karar temelinde, 9 Ocak 1992’de Bosna Hersek Sırp Halkı Cumhuriyeti ilan edildi.
Bosna Hersek’in, 29 Şubat -1 Mart 1992’de yapılan referandum sonucunda bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırpların kontrolündeki Yugoslav ordusu ve Sırp paramiliter birlikler, Müslüman Boşnaklara karşı etnik temizlik başlattı.
14 Aralık 1995’e kadar süren Bosna Savaşı’nda 100 binden fazla kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 2 milyon kişi göç etmek zorunda kaldı.???????
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanaklı Mahallesi’nde, dün B.T’nin silahla yaralandığı kavgaya ilişkin gözaltına alınan S.A’nın emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Adliyeye sevk edilen S.A. tutuklandı.
Olay
Çanaklı Mahallesi’nde, 9 Aralık’ta B.T. ile S.A. arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu B.T. silahla yaralanmış, otomobille olay yerinden kaçan S.A. ise gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rejim karşıtı güçler Şam’a girdi ve Suriye’de 61 yıllık rejim çöktü.
Muhalifler karşısında 61 yıllık Baas rejiminin düşüşünü izleyen Esad, ülkesinden kaçtı.
Suriye’de yaşanan gelişmelerin uluslararası yankıları merakla beklenirken bir açıklama da Birleşmiş Milletler’den (BM) geldi.
“DİKTATÖR REJİMİNİN SONA ERMESİ SURİYE HALKI İÇİN TARİHİ BİR FIRSAT”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Esad’ın ülkesini terk etmesinin bir fırsat olduğunu söyledi.
Guterres şu ifadeleri kullandı:
14 yıllık vahşi savaş ve diktatör rejimin sona ermesinin ardından Suriye halkı, istikrarlı ve barışçıl bir gelecek inşa etmek için tarihi bir fırsatla karşı karşıya.

Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beylikdüzü Adnan Kahveci Mahallesi Osmanlı Caddesi üzerinde bulunan 14 katlı binada sabah saatlerinde meydana gelen patlamada 3 kişi yaralanırken, apartman görevlisi 48 yaşındaki Nuri Girgin’in enkaz altında kaldığı tespit edildi. Patlama sonrası AFAD ve itfaiye ekiplerinin enkaz çalışmaları esnasında Nuri Girgin enkazdan ölü olarak çıkarıldı. Apartman görevlisi Nuri Girgin’in cenazesi Yenibosna’da bulunan Adli Tıp Kurumu Morguna getirildi. Burada işlemlerinin tamamlanmasının ardından Nuri Girgin’in cenazesi ailesine teslim edilecek. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, ” Filistin’de bugün yaşanan hadise ne meşrudur, ne de kendini savunma hakkının bir tezahürüdür. Tanımını net yapalım: İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği ‘post-modern bir Holokost’tur” dedi.
Emine Erdoğan, Katar’ın başkenti Doha’da ‘Doha Forum 2024’ kapsamında düzenlenen ‘Filistin için tek yürek: İşgalin ve soykırımın karanlığında umudu koruma’ oturumuna katıldı. Yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı forumda konuşan Emine Erdoğan, Filistinli çocukların Al-Şifa Hastanesi’nin önünde düzenledikleri basın toplantısıyla dünyaya ‘yaşamak istiyoruz, bizi koruyun’ çağrısı yapmalarının üzerinden tam 395 gün geçtiğine dikkati çekti.
Birleşmiş MilletlerÇocuk Fonu’nun Gazze’yi ‘çocuk mezarlığı’ olarak tanımlamasının üzerindense 407 gün geçtiğini anımsatan Emine Erdoğan, “Güvenli bölge denilen Refah’ta yerinden edilmiş Gazzelilerin kaldığı çadır kentin bombalanmasının ve 44 kişinin cayır cayır yanarak katledilmesinin üzerinden 195 gün geçti” ifadesini kullandı.
‘BUGÜN SOYKIRIMIN 428’NCİ GÜNÜ’
Filistinlilere uygulanan soykırımın bugün 428’inci günü olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tam 14 aydır, örgütlü bir zalimliğin, insanlığın ortak vicdanına, insan olmanın haysiyetine gerçekleştirdiği en acımasız saldırılardan birisine tanıklık ediyoruz. ‘Meşru müdafaa’ adı altında genci yaşlısı, kadını erkeği, Hristiyanı Müslümanı ayırt etmeksizin bir ülke, milleti ve kültürüyle topyekun tarihten silinmeye çalışılıyor. Vicdan sahibi herkes adına sormak istiyorum: 16 bini çocuk olmak üzere, 44 bin sivili vahşice katletmek, hastane, okul, ibadethane, hatta yetimhane bombalamak, hangi din veya hukuk sisteminde ‘meşru’ olabilir? Nüfusunun yarısı 18 yaş altı olan Gazze’ye, toplamda 70 bin tonu aşan bomba atarak İsrail kendisini kimden koruyor olabilir? Filistin’de bugün yaşanan hadise ne meşrudur, ne de kendini savunma hakkının bir tezahürüdür. Tanımını net yapalım: İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği ‘post-modern bir Holokost’tur.”
‘BU İŞGAL, TARİHİN EN KARANLIK SOYKIRIMLARINDAN BİRİSİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA’
Neredeyse bir asırdır, Filistin halkının sistematik bir hırsızlığa, insanlık dışı bir ayrımcılığa ve bitmek bilmeyen bir işgale maruz kaldığına dikkati çeken Emine Erdoğan, “Son bir yıldır bu işgal, tarihin en karanlık soykırımlarından birisine dönüşmüş durumda. İsimler, hayatlar her gün artan farklı sayılar arasında kaybolup gidiyor” dedi. ‘Saldırıların sürekli artan şiddeti ve buna karşı kayıtsızlık, bizi bu kötülüğe yavaş yavaş alıştırıyor’ ifadesini kullanan Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Her yeni kayıp, geçilemeyeceğini düşündüğümüz bir başka etik sınırı daha geride bırakıyor. Üstelik hepsi, tüm dünyanın gözleri önünde oluyor. Bugün tanık olduğumuz soykırım, tarihte ilk kez kurbanları tarafından, olur da bir yerden yardım gelir ümidiyle naklen dünyaya aktarılıyor. Bu apaçık gerçeklik karşısında, kendisini hümanist değerlerin savunucusu olarak gören tırnak içinde medeni dünya, olanlara göz yumuyor. Bu soykırımı ve suçlularını aklamak için tüm insani, hukuki ve dini ilkelerini ayaklar altına alabiliyor. Dahası ekonomik yardım ve silah desteği ile bu soykırıma açıkça ortak oluyor. Oluşturduğu korku iklimi ve yalan siyasetiyle Siyonizm, barışa dair tüm umutları yok etmeye çalışıyor. Antisemitizm yaftası, adeta bir silah gibi, bu vahşete sesini çıkarmak isteyen herkese doğrultuluyor. Tarafsızlık iddiasında olan büyük medya platformları, İsrail yanlısı içerikleri öne çıkarırken, zulmü bir hakikat olarak gözler önüne seren paylaşımları pervasızca kaldırıyor.”
‘FİLİSTİN’DE TANIK OLDUĞUMUZ ŞEY BİR SAVAŞ DEĞİL’
“Filistin’de tanık olduğumuz şey bir savaş değil. Bu, sadece en güçlü ve zalim olanın hayatta kaldığı, öteki hayatların kolayca harcanabildiği bir dünya düzenini kabul ettirme çabası” açıklamasını yapan Emine Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“İnsanlık olarak sahip olduğumuz tüm kutsalların kirletilebildiği, tüm müşterek değerlerin yozlaştırılabildiği, bir grup insanın çıkarı için kalan herkesin ve her şeyin değersizleştirilebildiği keyfi bir sistemin zorla dayatılması. Küçük bir ideolojik azınlığın gerçeklikten kopuk planlarını işletmek için kurduğu bu bencil düzeni her şeyden önce bir insan, bir Müslüman olarak reddediyorum.”
Bu saldırgan tahakküm karşısında, dünyanın içinde bulunduğu utanç verici acziyet ve ikiyüzlü siyasetin kabul edilemez bir seviyede olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “İsrail’in meşru müdafaa hakkını dokunulmaz bir kutsal gibi savunan Batılı ülkelerin, bu uğurda katledilen onbinlerce Gazzeli masum karşısındaki sessizliğinden ne anlamamız gerekiyor? İnsan Hakları Beyannamesinde ve uluslararası birçok sözleşmede hakları koruma altına alınmış ‘insan’ tanımı, sadece Batı’nın belirlediği sınırlar içindekileri mi kapsıyor? Unutmayalım ki, sonraki nesillerin ibret alacağı bir tarih yazılırken, durduğumuz nokta bizleri tanımlayacak” diye konuştu.
‘BU BİR EMANET VE MİRAS MESELESİDİR’
Bunun bir emanet ve miras meselesi olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, “Devraldığımız küresel insani değerler emanetine ne pahasına olursa olsun sahip çıkabilme ve ardımızda daha adil bir dünya miras bırakabilme meselesi. Dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun, insanı merhametle kucaklayan, özü itibarıyla değerli gören bir inanç ve medeniyeti savunma ve yüceltme meselesi” değerlendirmesini yaptı.
“Filistin için tek yürek olan bizler, tüm insanlığı manevi çocukları kabul eden, Hz. İbrahim’in mirasına sımsıkı sarılıyoruz” ifadesini kullanan Emine Erdoğan, “O, ‘İlahi azabı hak etmiş şehirlerde bile en azından 10 masum bulunur’ diyen, eşsiz bir önderdi. Hz. İbrahim ve diğer tüm peygamberlerimiz başta olmak üzere, bütün iyilik öncülerinin, kendilerini adadıkları barış ve selamet yolunu izliyoruz” dedi.
‘GAZZELİLER ONURLU DİRENİŞİYLE, HEPİMİZE UNUTTUĞUMUZ FAZİLETLERİ HATIRLATIYOR’
Filistin’e bakıldığında, bugünkü yıkım ve gözyaşının ötesindeki, binlerce yıllık medeniyetin izlerinin, eşsiz kültürünün ve doğasının görülmesi gerektiğine işaret eden Emine Erdoğan, “Bunun için, unutturmaya çalıştıkları gerçek Filistin’i, 1945, hatta 1900’ler öncesindeki tarihiyle öğrenmeyi, hafızalarımızda canlı bir şekilde yaşatmayı bir görev bilmeliyiz. Zira bu tarihten öğrenecek çok şeyimiz var.” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Gazzeliler onurlu direnişiyle, zalim karşısında yılmayan, vakar duruşlarıyla hepimize unuttuğumuz faziletleri hatırlatıyor. Kurumuş kalplerimize ruh kazandırıyor, vicdanlarımızı güçlendirerek doğruyu yanlıştan ayırt edebilen birer pusulaya dönüştürüyor. Bugün dünyanın her yanındaki mitinglerle şahit olduğumuz uyanış, yeni bir dünyanın doğuşunu da müjdeliyor. Bu yüzden, belki de en önemlisi Gazze, soykırım ve işgalin kararttığı hayatlarımızı umudun ışığıyla aydınlatıyor. Umut, yalnızca bir his değildir, umut etmek, bir tercihtir. Her sabah kalkıp, her şeye rağmen yeniden, yine aynı şevk ve cesaretle aydınlık bir geleceğe inanmayı seçmektir. Ailesini kaybeden, evinden sürülen, kimliğinden eşyasına sahip olduğu her şeyi yağmalanan Gazzelilerin her şeye rağmen taşıdıkları umut, bizi ayakta tutuyor.”
Geçen yıl 15 Kasım’da, İstanbul’da, lider eşleriyle yaptıkları ‘Filistin için Tek Yürek’ olma çağrısını buradan bir kez daha yinelemek istediğini belirten Emine Erdoğan, “Gelin, bu umut etrafında birleşelim ve ortak gücümüzü etkili bir eyleme dönüştürelim. Bugün hala kurtarabileceğimiz masumlar için, hemen şimdi, ama’sız, niye’siz bir ateşkes çağrımızı daha da yüksek haykıralım” dedi.
‘GAZZE’YE EN FAZLA YARDIM GÖNDEREN ÜLKE KONUMUNDAYIZ’
Türkiye’nin, gerek Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması gerekse Filistin’in bağımsız bir devlet olarak var olması için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü vurgulayan Emine Erdoğan, “88 bin ton insani yardımla Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülke konumundayız” dedi.
Bu noktada, Katar’ın arabuluculuk ve ateşkes çabalarındaki rolünü çok önemli bulduklarını ve takdir ettiklerini dile getiren Emine Erdoğan, “Diplomasi ve diyalogun merkez noktası haline gelen Doha Forum’un bu seneki buluşmalarının hayırlara vesile olmasını diliyor, programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.
Emine Erdoğan, konuşmasını İsrail tarafından şehit edilen, Gazze İslam Üniversitesi Profesörü Yazar ve Şair Rifat Alerir’in şiirinden ‘Eğer ölmem gerekiyorsa, Sen yaşamalısın, hikayemi anlatmak için. Eğer ölmem gerekiyorsa, dilerim umut getirsin, dilerim, bir hikaye olsun’ alıntısıyla tamamlarken, “Profesör Rifat’ın, kurtaramadığımız yavrumuz Hind Recep’in, dedesinin kollarında can veren Riim’in ve nicelerinin hikayesi hepimize emanet. Filistin’in hikayesi, bizim ortak mirasımız. Sayıların ve savaşın ötesindeki Filistin’e ve Filistinlilere sahip çıkma cesareti gösteren herkesi yürekten selamlıyorum.” dedi.
LİDER EŞLERİNE HİTAP ETMİŞTİ
Filistin meselesini sürekli gündemde tutan ve her platformda dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, geçen yıl 15 Kasım’da İstanbul’da pek çok ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının eşlerini ağırladı.
Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde ev sahipliğini yaptığı, 15 devlet ve hükümet başkanı eşi ve özel temsilcilerin katılımıyla düzenlenen ‘Filistin İçin Tek Yürek’ temalı zirvede konuklara hitap etti. Konuşmayı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da takip etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ESAD İRAN’A KAÇTI” İDDİASI
Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ise çatışmaların başladığı ilk günlerde Rusya’ya kaçtığı iddia edildi. Bu bilgi yalanlanırken, Esad’ın önceki gün ailesiyle birlikte İran’a gittiği öne sürüldü.
“ESAD ŞAM’DAN OPERASYONLARI YÜRÜTÜYOR”
Ancak bu da yalanlandı. Suriye devlet haber ajansı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Şam’da kaldığını ve çalışmalarını başkentten yürüttüğünü söyledi.
“HAMANEY’İN DANIŞMANI ŞAM’DA ESAD’LA GÖRÜŞTÜ”
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komitesi üyesi Yakup Rızazade konuya ilişkin açıklama yaptı. Rızazade, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Ali Laricani’nin dün Suriye’nin başkenti Şam’da Esad ile görüştüğünü söyleyerek, “Ali Laricani’nin Şam ziyareti ve Doha’daki Astana görüşmeleri ile Suriye’de bir siyasi çözüm bulunacağını umut ediyorum. Esad ve ailesinin Suriye’den ayrıldıkları yönündeki iddialar doğru değil” ifadelerini kullandı.
İran’ın Suriye’deki askeri danışmanlarını çektiği yönündeki iddiaları da reddeden Rızazade, “Suriye’deki askeri danışmanlarımızı bölgeden çekmedik ve Şam Büyükelçiliğimiz halen aktif durumda” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YalovaCumhuriyet Başsavcılığı’nca DEAŞ terör örgününe yönelik sürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü, İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıkları iş birliğiyle yapılan çalışmalarda; Yalova’da eylem hazırlığında olan şüpheliler ile örgüte katılmak isteyen kişiler takibe alındı. Polis, 29 Kasım’da takibe alınan şüphelilere yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. 17 kişi gözaltına alınırken, şüphelilerin ev, iş yeri ve araçlarında yapılan aramalarda 2 tabanca, 3 av tüfeği, kama, büyük kılıç, av tüfeği fişeği, askeri kamuflaj malzemeleri ve örgütsel dokümanlar ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 8’i tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan hakkında yakalama kararı bulunan 3 şüpheliyi arama çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de muhalif gruplar, Esad rejimine bağlı güçlerle girdiği çatışmaların ardından 30 Kasım’da büyük bölümünü ele geçirdiği Halep’te sevinç gösterileri sürüyor. Tarihi Halep Kalesi’nde bir araya gelen halk, zafer kutlamalarına devam ediyor. Suriyeli Mehmet Aboul Foz, 13 yıl sonra Halep’e geldiğini belirterek, “Reyhanlı’da oturuyordum. Halep’e yeni geldik. Hedef tam (özgür) Suriye. 13 yıldır gelemiyorduk. Bugün geldik çok şükür” ifadelerini kullandı. – HALEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 22. Doha Forumu’na katılmak üzere geldiği Katar’da temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin katılımıyla Astana Formatında Dışişleri Bakanları Toplantısı gerçekleştirdi. Fidan, Lavrov ve Arakçi, görüşmedeki Suriye’deki durumu ele aldı. – DOHA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERDOĞAN’DAN “ESAD” AÇIKLAMASI
Erdoğan, partisinin Gaziantep 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. “Suriyeli kardeşlerimiz gerçekten çok zor günler geçirdi. 12 milyona yakın Suriyeli doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Başka ülkelere göçmek isterken yollarda can verdi. Aylan bebeğin fotoğrafını nasıl unutabiliriz” diyen Erdoğan, “Aramızda sınırlar olabilir ama bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Nice asırlar boyunca birlik ve dirlik için olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BİR ÇAKIL TAŞINDA BİLE GÖZÜMÜZ YOK”
Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “Kimsenin bir çakıl taşında bile gözümüz yok. Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Kendi ülkelerinin geleceğine karar verecek olan Suriyelilerdir. Türkiye olarak milli çıkarlarımızı tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim. Kan dökerek can alarak, sivillerin üzerine bomba yağdırarak hiçbir yere varılmayacağını son 13 senedir yaşananlar göstermelidir. Suriye toprakları savaşa doymuştur. Kana ve gözyaşına duymuştur.

“HUZUR İÇİNDE YAŞADIKLARI BİR SURİYE GÖRMEK İSTİYORUZ”
Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini idrak edemedi. Türkiye dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında yer almaktadır. Hiç kimsenin dışlanmadığı, zulme uğramadığı, farklı kimliklerin yan yana huzur içinde yaşadıkları bir Suriye görmek istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DOHA’DAN İLK AÇIKLAMA İRAN’DAN
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Doha’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesinden sonra basına konuştu. Erakçi, Suriye’de çatışmaların bir an önce sona erdirilmesi, ülkenin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterilmesi ve Suriye hükümetinin siyasi diyalog kurması konusunda herkesin hemfikir olduğunu ifade etti.
MUHALİFLERİ “MEŞRU” KABUL ETTİLER
Erakçi, “meşru muhalefet grupları” ile Suriye hükümeti arasında siyasi görüşmelerin başlatılması gerektiğini dile getirdi. İranlı bakanın, düne kadar “terörist” dedikleri Suriyeli muhalifler için, “meşru muhalefet” demesi dikkatlerden kaçmadı. Abbas Erakçi, bu konuda Suriye hükümetiyle istişarede bulunmaya karar verdiklerini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melike Hatun Camisi’nde öğle namazının ardından cami avlusunda bir araya gelen grup adına konuşan Özgür-Der Ankara Şubesi Üyesi Abdullah Tahir Kaya, Esed rejiminin Suriye’de 1 milyona yakın sivilin ölümüne ve milyonlarca kişinin sakat kalmasına yol açtığını belirtti.
Esed rejiminden kaçan 13 milyon Suriyelinin yerinden olduğunu, bunların 6-7 milyonunun Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığındığını ifade eden Kaya, rejim karşıtı grupların 27 Kasım’da başlattığı operasyonlar sonucunda Halep ve Hama’nın Esed rejiminden, Tel Rıfat’ın ise PKK’dan temizlendiğini kaydetti.
Kaya, “Suriye halkının zalimlere karşı verdiği mücadele bizim onurumuzdur. Suriye’nin özgürleşmesi için verdiğimiz destek devam edecektir.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, 22’nci Doha Forumu’na katılmak üzere gittiği Katar’ın başkenti Doha’da Mali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Abdoulaye Diop ile görüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MUHALİFLER HUMUS’A DA GİRDİ
Suriye Milli Ordusu (SMO) Münbiç’e ilerlerken muhalifler Hama’yı rejimin elinden aldı. Esad rejimi Hama’dan çekildiklerini duyurdu. Muhalifler son olarak Humus’un kent merkezine girdiklerini duyurdu.

ŞAM’DA PATLAMA!
Suriye’nin başkenti Şam’ın merkezinde bulunan Radyo Televizyon binası ile Savunma Bakanlığının binasının olduğu bölgeye ise kamikaze dron saldırısı düzenlendi.
Yine ülkenin güneyinde de bazı kent merkezlerinin muhalif güçler tarafından ele geçirildiği öğrenildi.


ESAD KAÇTI İDDİASI!
Son olarak dünya basınına çok önemli bir haber düştü. Beşar Esad’ın ailesiyle Suriye’den kaçtığı iddia edildi. Son olarak Esad’ın İran’ın başkenti Tahran’da olduğu belirtiliyor.
Wall Street Journal da “Mısırlı ve Ürdünlü yetkililer, Beşar Esad’a Suriye’yi terk ederek sürgünde hükümet kurmasını tavsiye etti.” iddiasında bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gruplar, şiddetli çatışmaların ardından 5 Aralık’ta Hama kent merkezini rejim güçlerinden aldı. Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.

SPİEGEL TÜRKİYE’NİN ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ
Suriye’de yaşanan bu gelişmeler Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafında yakında takip edilirken Batı da gözünü kulağını bu sıcak noktaya çevirmiş durumda. Alman Spiegel dergisi Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yayımladığı makalede Türkiye ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın rolüne dikkat çekti.


“BATI ERDOĞAN ÜZERİNDEN TARAFLARA ETKİ ETMEYE ÇALIŞMALI”
Maximilian Popp imzalı makalede, Batı’nın neden Türkiye’ye ihtiyacı olduğunun altı çizildi. AB ve ABD’ye de çağrı yapılan makalede, “Avrupalılar ve Amerikalılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden savaştaki taraflara etki etmeye çalışmalı.” denildi. Makalede, Batı’nın savaşı etkilemek için bir kozu olmadığı vurgulanırken 2012’de Esad’ın Humus’a kimyasal silah saldırısına müdahale etmediklerinde savaşa etki etme fırsatını kaybettikleri hatırlatıldı.

“AB VE ABD, ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMELİ”
Suriye’nin geleceğine ilişkin ise çarpıcı bir tespit de makalede yer aldı. “Suriye’nin geleceğini İran, Rusya ve hepsinden önce Türkiye belirliyor” denilen makalede şunlar kaydedildi:
“Batı, Suriyelilere yardım etmek istiyorsa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a etki etmeye çalışmalı. Batı’nın güçsüzlüğü, kendi başına getirdiği bir şey. Erdoğan, muhaliflere erkenden destek verdi. AB ve ABD, Erdoğan ile görüşmeli.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Şehir içindeki çatışmalar sırasında sivillerin hayatını kurtarmak için askeri birlikler yeniden konuşlandırılarak şehir dışındaki mevzilere taşındı” denildi. Hama, iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Suriye hükümetinin kontrolü altında bulunuyordu. Rejim karşıtı silahlı gruplar üç gün önce kuzeybatıdaki Halep vilayetine doğru ilerledikten sonra oraya doğru yola çıktılar. Halep-Şam güzergahında yer alan Hama’nın ele geçirilmesi, Suriye’nin en kalabalık bölgelerinin kavşağında yer alan Suriye’nin üçüncü büyük kenti Humus’un yolunu açıyor. Rejim karşıtı silahlı hükümete muhalif gruplar, 27 Kasım’da saldırı başlattı. 30 Kasım’da aynı adı taşıyan ilin merkezi olan Halep şehrine girdiler. Bu, 2020’den bu yana bölgedeki en ciddi artış.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>USGS, 7.0 büyüklüğündeki depremden 3 dakika sonra Santa Rosa şehrinin yaklaşık 68 kilometre kuzeyindeki Cobb yakınlarında ise 5.8 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildiğini açıkladı.
California açıklarında 7.0 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
TSUNAMİ DALGALARININ 12.00’DEN SONRA KARAYA ULAŞMASI BEKLENİYOR
Ulusal Tsunami Merkezi, ABD’nin batı kıyısı boyunca Oregon eyaletindeki Dunes City’den başlayarak California’daki San Francisco ve San Jose’ye kadar uzanan 643 kilometre uzunluğundaki bir bölge için tsunami uyarısı yayınladı. Tsunami dalgalarının San Francisco’ya yerel saatle 12.10’da ulaşmasının beklendiği duyuruldu.
Ulusal Hava Durumu Servisi, kıyı bölgesinde bulunan vatandaşlara iç bölgelerdeki yüksek alanlara doğru hareket etme çağrısında bulundu. Depremde henüz can ve mal kaybı bildirilmedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kararnamede, Tambela’nın neden görevden alındığı belirtilmezken, kabinenin, yeni hükümet kurulana kadar görevine devam edeceği vurgulandı.
Tambela, Traore’nin Eylül 2022’de yönetime el koymasından kısa süre sonra Ekim 2022’de başbakan olarak atanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HAMA’DA 16 BÖLGE ELE GEÇİRİLDİ
Rejim kontrolündeki Hama’da da Celime, Elzeka, Beridec, Cübbeyin, Tel Meleh, Kırkat, Muğayyir ve Mabtan yerleşimleri ile Gab Ovası’nda Tüveyne, Huveyz, Şeria ve Bab Taka köylerini kontrolü altına alan muhalifler ilerleyişini sürdürüyor.

GENİŞ ÇAPLI OPERASYONLA KONTROL ALTINA ALINDI
SMO, Türkiye’nin desteklediği muhalif grupların çatısı altında faaliyet gösterirken, HTŞ, özellikle İdlib bölgesinde güçlü bir varlık göstermekte. Tel Rıfat, PYD/YPG’nin kontrolündeydi ve stratejik olarak önemli bir konumdaydı. SMO ve HTŞ, Tel Rıfat’a düzenledikleri geniş çaplı bir operasyonla bölgeyi kontrol altına aldı. Muhalifler art arda yaptıkları hamlelerle 5 gün içinde resmen haritayı değiştirdi.

HALEP VE TEL RIFAT’TA HANGİ ÖRGÜTLER VAR?
Peki Suriye‘nin kuzeyinde hangi örgütler var? Halep’te ve Tel Rıfat’ta Suriye rejimine karşı savaş veren gruplar ve örgütler hangileri? İşte isim isim tam liste;
TEL RIFAT
HALEP
Erdem AksoyHaberler.com – DünyaSavaş ve ÇatışmaOperasyonPolitikaSuriyeDünyaİdlib
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HALEP TÜRK VE MÜSLÜMAN’DIR”
Konuşmasında kalesine Türk bayrağı asılan Halep için “Halep iliklerine kadar Türk ve Müslüman’dır. Bunu sadece biz söylemiyoruz; tarih söylüyor, coğrafya söylüyor, hakikat söylüyor, ecdad söylüyor, Halep kalesine çekilen Türk bayrağı söylüyor” diyen Bahçeli, bugüne özel Fetih Suresi yazılı rozeti ve yüzüğü tercih etti.
İşte Bahçeli’nin rozeti ve yüzüğü;


“ESAD YÖNETİMİ AKLINI BAŞINA ALMALI”
Suriye’deki sıcak çatışma ortamına da değinen Bahçeli, “Biz Suriye’nin sarsılan devlet yapısına umut bağlayamayız. Esad yönetimi aklını başına almalı. Düşmanı dost sayan, düşmanı dost sayan yaklaşımı geride bırakmalı. YPG bitene kadar sahayı boşaltamayız. Türkiye ile Suriye arasında diplomasi ve diyalog süreçleri üçüncü tarafların herhangi bir bozucu etkisi olmadan canlandırılmalıdır. Başka çare ve çıkış yolu kalmamıştır” dedi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – PolitikaDevlet BahçeliPolitikaGüncelMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah’tan ise konuyla ilgili henüz bir açıklama yapılmadı.
İSRAİL, ATEŞKESİ 25 KEZ İHLAL ETTİ
Öte yandan İsrail ordusunun ateşkes anlaşmasını birçok defa ihlal ettiği belirtildi.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu 7’si bugün olmak üzere ateşkesin yürürlüğe girdiği 27 Kasım’dan bu yana anlaşmayı 25 kez ihlal etti.
Haberde, İsrail ordusunun, ateşkese rağmen akşam saatlerinde ülkenin güneyindeki birçok beldeye hava saldırılarını sürdürdüğü ifade edildi.
Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşması, 27 Kasım Çarşamba günü yerel saatle 04.00’te (TSİ 05.00) yürürlüğe girmişti.
Anlaşmanın ikinci maddesinde, “İsrail, Lübnan’da sivil, askeri veya devlete ait hedeflere kara, deniz veya havadan herhangi bir askeri saldırıda bulunmayacak.” ifadeleri yer almıştı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de, öğle saatlerinde Halep kent merkezine giren Esed rejimi karşıtı silahları gruplar, akşam saatlerinde kentin iç mahallelerine kadar ilerledi.
Silahlı gruplar, kentin merkezi konumundaki Sadallah El-Cabiri Meydanı’na ulaştı.

Halep’in batı kırsalında 27 Kasım’da rejim güçleri ile rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışmalar başlamıştı.
Üç gündür devam eden çatışmalarda silahlı gruplar, Halep ve İdlib illerinde en az 70 yerleşim yeri ve noktayı ele geçirdi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Netanyahu’nun Hollanda’yı ziyaret etmesi için seçenekler olabileceğine değinen Schoof, “En önemli şey anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerimizin olması ve bunlara uymamızdır. Bunu göz önüne alarak, İsrail Başbakanı Hollanda’ya geldiğinde nasıl hareket edeceğimizi görmemiz gerekir. Uluslararası hukuk çerçevesinde de tutuklanmadan Hollanda’ya gelebileceği olası senaryolar var” ifadelerini kullandı. Başbakan Schoof, söz konusu “olası senaryolar” hakkında ayrıntılı bilgi vermedi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım’da Roma Statüsü’nün 18. ve 19. maddeleri uyarınca savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Halep’te neler oluyor? Haberi Görüntüle
Operasyonun Seyri
Muhalifler, operasyonun ilk gününde Serakib çevresindeki birçok noktayı kontrol altına aldı. Yerel kaynaklara göre, operasyon dün sabah erken saatlerde yoğun bir topçu ve roket bombardımanıyla başladı ve muhalifler birkaç saat içinde şehre ilerledi. Serakib’in önemi, iki ana uluslararası yolun (M5 ve M4) kesişim noktasında bulunmasından kaynaklanıyor. Bu yollar, Şam ile Halep’i ve Halep ile Lazkiye’yi birbirine bağlayan stratejik arterlerdir.
REKLAM
Rejim ve Rusya’nın Tepkisi
Suriye rejim güçleri, Serakib’den çekilmek zorunda kalırken, bölgedeki Rus savaş uçakları sivil bölgelerde saldırılar gerçekleştirdi. İdlib ve Halep kırsalındaki bu saldırılarda 17 sivil hayatını kaybetti. Rus hava kuvvetlerinin özellikle Halep’in batısındaki Atarib ve Darat İzze şehirlerini hedef aldığı ve bu saldırılarda büyük yıkım yaşandığı bildirildi.
Türkiye’nin Değerlendirmesi
Türk güvenlik kaynakları, operasyonun İdlib’deki “çatışmasızlık bölgesi” sınırları içinde kaldığını belirtti. Kaynaklar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelişmeleri yakından izlediğini ve askeri noktaların olası bir saldırıya karşı hazır olduğunu ifade etti. Ayrıca, Türk tarafının operasyonlara aktif bir şekilde destek verdiği yönünde bir bilgi teyit edilmedi. Zira Türkiye bu çatışma ortamının derinleşmesi halinde insani krizin maliyetinin Türkiye’ye zarar vereceğini dikkate alarak hamleler yapıyor.
REKLAM
Rejim Güçlerinin Savunma Hatlarının Çöküşü
Muhalif grupların ilerleyişi, rejim güçlerinin savunma hatlarında ciddi bir çöküşe yol açtı. İran destekli milislerin zayıflayan varlığı ve Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanması, rejimin direnişini daha da kırılgan hale getirdi. Operasyon sırasında İranlı bir askeri danışmanın öldürüldüğü açıklandı. Ayrıca, muhalifler rejim güçlerinden önemli miktarda mühimmat ve askeri araç ele geçirdi.
İnsan Hakları ve Göçmen Krizi
Operasyon sırasında rejimin kontrol ettiği bölgelerden sivil nüfusun büyük ölçüde tahliye edildiği bildirildi. Ancak İdlib ve çevresindeki yoğun bombardıman, yeni bir göç dalgasına yol açtı. Bölgede yaklaşık 57.000 kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtildi. Bu durum, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte insani krizi daha da derinleştiriyor.
REKLAM
Askeri ve Siyasi Hedefler
Muhalifler, operasyonun sadece askeri değil, siyasi bir hedefi de olduğunu belirtiyor. Bu hedefler arasında:
1-2019-2020 yıllarında kaybedilen bölgelerin geri alınması.
2- Milyonlarca mültecinin geri dönüşü için güvenli alanların oluşturulması.
3- İran destekli milislerin Suriye’den çıkarılması.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Suriye’nin kuzeybatısındaki bu gelişmeler, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Astana sürecini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye’nin rejimle diyalog girişimlerine rağmen rejimin uzlaşmaz tutumu ve Rusya’nın sınırlı desteği, sahadaki dinamiklerin daha da karmaşık hale gelmesine neden oluyor.
Askeri uzmanlar, rejimin direnişinin zayıf olduğunu, ancak muhaliflerin yeni bir saldırı dalgasına karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor. Operasyonun genişletilmesi halinde rejim üzerindeki baskının artacağı ve bunun siyasi çözüm sürecini yeniden canlandırabileceği ifade ediliyor.
REKLAM
Bu gelişmeler, Suriye’deki çatışmaların seyrini ve bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir. Türkiye’nin bu süreçteki rolü ve Suriye muhalefetinin gelecekteki hamleleri dikkatle takip edilecek.
Serakib’in Stratejik Önemi ve Tarihçesi
Serakib, Suriye iç savaşında defalarca el değiştiren ve her iki taraf için de kritik öneme sahip bir bölge olarak öne çıkıyor. Şehir, 2020 yılında rejim güçleri tarafından Rusya’nın yoğun hava desteğiyle ele geçirilmişti. Bu operasyon sırasında ağır bombardımanlarla şehir büyük ölçüde tahrip olmuş ve binlerce sivil yerinden edilmişti. Rejimin 2020’deki operasyonundaki ana hedef, M5 ve M4 yollarının kontrolünü ele geçirerek ticari ve askeri lojistiği güvence altına almaktı. Ancak bugünkü muhalif ilerleyişi, bu stratejik kazanımı yeniden sorgulatıyor.
Muhaliflerin Başarı Faktörleri
Serakib operasyonunda muhaliflerin başarısında birkaç ana faktör etkili oldu:
1- İnsansız Hava Araçlarının Kullanımı: Muhalifler, rejim ve İran destekli milislerin savunma hatlarını kırmak için etkili bir şekilde insansız hava araçları kullandı. Özellikle Halep’in batısında stratejik bir nokta olan 46. Tugay’ın ele geçirilmesinde bu araçlar önemli bir rol oynadı.
2- Yoğun Topçu ve Roket Atışları: Muhalif gruplar, rejim hatlarını zayıflatmak için yoğun ve sürekli bir topçu ateşi uyguladı. Bu durum, rejimin moralini ve savunma kapasitesini ciddi şekilde düşürdü.
3- Rejim Güçlerinin Dağınıklığı: Askeri uzmanlara göre, rejim güçleri hem insan kaynağı hem de lojistik açıdan zayıflamış durumda. Özellikle İran destekli milislerin bölgedeki zayıflayan varlığı ve Rusya’nın Ukrayna savaşına yoğunlaşması, rejimin savunma kapasitesini düşürdü.
REKLAM
Rusya’nın Rolü ve Tepkisi
Rusya’nın 2024’teki bu gelişmeler karşısında verdiği tepki, geçmiş yıllardaki müdahalelerden farklılık gösteriyor. 2019 ve 2020’deki yoğun hava saldırılarının aksine, bu kez Rus hava desteği daha sınırlı kaldı. Analistler, bunun Rusya’nın Ukrayna’daki askeri angajmanının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerde denge politikası arayışından kaynaklandığını belirtiyor. Ancak, Rusya’nın sivil alanlara yönelik hava saldırıları, insani krizleri derinleştiriyor ve çatışmanın şiddetini artırıyor.
Türkiye’nin Duruşu
Türk güvenlik kaynakları, muhaliflerin operasyonlarını yakından izliyor ve Türkiye’nin İdlib’deki askeri noktalarının olası tehditlere karşı hazırlıklı olduğu belirtiyor. Ancak, Türkiye’nin bu operasyonlara açık bir destek vermiyor. Ankara’nın önceliği, İdlib’deki çatışmasızlık bölgesinin korunması ve yeni bir göç dalgasının önlenmesi.
REKLAM
Bölgedeki kaynaklar, Türkiye’nin bu operasyonları rejimin uzlaşmaz tavrına karşı dolaylı bir mesaj olarak gördüğünü belirtiyor. Özellikle Suriye rejiminin Türkiye ile diyalog girişimlerini reddetmesi ve Rusya’nın bu konuda ara buluculuk rolünü etkili bir şekilde oynayamaması, sahadaki bu gelişmeleri tetikleyen unsurlar arasında sayılıyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Operasyonların yoğunlaştığı bölgelerdeki sivillerin durumu giderek kötüleşiyor. Son birkaç gün içinde yaşanan çatışmalar ve bombardımanlar nedeniyle 57.000’den fazla kişi evlerini terk etti. Yeni göç dalgası, zaten kapasitesinin üzerinde olan İdlib’deki mülteci kamplarını daha da zor durumda bırakıyor. Kış mevsiminin başlamasıyla birlikte insani yardımların yetersiz kalacağı endişesi büyüyor. Uluslararası kuruluşlar, yeni göç dalgasına yönelik acil yardım çağrısında bulunuyor.
Çatışmaların Geleceği
Muhaliflerin Serakib ve çevresindeki ilerleyişi, Suriye iç savaşında dengeleri yeniden değiştirebilir. Ancak, rejim ve müttefiklerinin bu duruma nasıl yanıt vereceği belirsizliğini koruyor. Rejimin mevcut zayıflığına rağmen, ilerleyen dönemde beklenmedik bir karşı saldırı düzenlenmesi ihtimali göz ardı edilmiyor.
REKLAM
Bölgedeki kaynaklar, bu operasyonun Astana sürecini yeniden gündeme getirebileceğini veya Türkiye ile Rusya arasında yeni bir mutabakat zemini oluşturabileceğini belirtiyor. Ancak, bu operasyonların Cenevre görüşmelerine bir etkisi olmayacağı düşünülüyor; zira bu süreç sahadaki askeri durumdan ziyade uluslararası siyasi iradeye bağlı.
Serakib ve çevresindeki gelişmeler, Suriye’nin geleceği açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Muhalifler, askeri kazanımlarını siyasi çözüme dönüştürmek istiyor. Ancak, rejimin ve müttefiklerinin vereceği tepki, bu sürecin başarısını belirleyecek. Türkiye’nin rolü ve uluslararası toplumun yaklaşımı, Suriye’nin kuzeybatısındaki bu yeni denklemi şekillendirmeye devam edecek.
Operasyonun Bölgesel ve Uluslararası Etkileri
Serakib ve Halep çevresindeki operasyonlar, sadece Suriye iç savaşı için değil, bölgesel ve uluslararası güç dengeleri açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Aşağıdaki başlıklar bu etkileri özetliyor:
1- Türkiye’nin Rolü ve Bölgesel Politikası
Türkiye, İdlib’deki askeri varlığı ve çatışmasızlık bölgelerini koruma çabalarıyla sahada önemli bir aktör olmaya devam ediyor. Türkiye’nin bu operasyonlara doğrudan bir müdahale yaptığına dair bir bilgi bulunmamakla birlikte, muhaliflerin ilerleyişi Türkiye’nin çıkarları ile uyumlu görünüyor. Ankara, rejimin kontrol ettiği bölgelerdeki ilerlemeleri, Suriye rejimine karşı bir baskı unsuru olarak kullanabilir. Özellikle, rejimle yürütülen görüşmelerin kesintiye uğramasının ardından, Türkiye’nin bu tür operasyonlar sonrasında Şam yönetimini diplomasi masasına oturtabilir.
REKLAM
Bunun yanı sıra, Türkiye’nin temel hedeflerinden biri, olası bir göç dalgasını sınırları dışında tutmak ve İdlib’de güvenli bölgeler oluşturarak insani krizin önüne geçmek. Bu bağlamda, Türkiye’nin diplomatik ve askeri adımlarını dikkatli bir denge içinde sürdüreceği öngörülüyor.
2- Rusya-Türkiye İlişkileri
Serakib ve Halep operasyonları, Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler açısından kritik bir test niteliğinde. Astana sürecinin ortak garantörlerinden biri olan Rusya’nın, İdlib’de rejimle uyumlu hareket ettiği biliniyor. Ancak, Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatini bölgeden çekmek zorunda kalan Moskova, bu süreçte Türkiye ile gerilimi artırmaktan kaçınabilir.
Rusya’nın hava saldırılarıyla sınırlı bir müdahalede bulunması, Türkiye ile ilişkilerde bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor. Ancak, Rusya’nın ilerleyen dönemde operasyonların kapsamının genişlemesine tepki gösterme ihtimali de göz ardı edilmemeli.
3- İran’ın Azalan Etkisi
İran destekli milislerin sahadaki etkisinin azaldığı görülüyor. Serakib operasyonunda İranlı bir askeri danışmanın öldürülmesi ve milislerin birçok noktada çekilmesi, İran’ın sahada yaşadığı kayıpların bir göstergesi. Bu durum, İran’ın Suriye’deki etkisinin zayıfladığına işaret ediyor ve bölgedeki diğer aktörler için yeni fırsatlar doğurabilir.
REKLAM
4- ABD ve Batı’nın Yaklaşımı
ABD ve Batılı ülkeler, İdlib’deki gelişmelere genellikle insani kriz üzerinden yaklaşmakta. Serakib operasyonu, Batı’nın dikkatini yeniden Suriye’ye çekebilir. Ancak, ABD’nin mevcut öncelikleri arasında Suriye düşük bir sırada yer almakta. Bu nedenle, Batı’nın operasyona ilişkin tepkisinin sınırlı bir insani yardım çağrısıyla kalması muhtemel.
5-Muhalefetin Geleceği ve İç Dinamikler
Bu operasyon, Suriyeli muhalif gruplar arasında yeni bir motivasyon kaynağı olabilir. Ancak, operasyonun başarısı muhaliflerin birleşik bir komuta yapısı oluşturmasına bağlı. Muhalif gruplar arasındaki iç çekişmelerin ve farklı ideolojik görüşlerin, bu kazanımları uzun vadeli bir stratejiye dönüştürme konusunda engel teşkil edebileceği belirtiliyor.
6-Çatışmasızlık Anlaşmalarının Durumu
Operasyonun, Astana süreci kapsamında belirlenen çatışmasızlık bölgelerinin statüsünü etkileyebileceği değerlendiriliyor. Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan anlaşmaların ihlali veya yeniden müzakere edilmesi gündeme gelebilir. Muhaliflerin operasyonlarını bu bölgelerin sınırları içinde tutması, mevcut anlaşmaların tamamen çökmesini engelleyebilir.
REKLAM
Olası Senaryolar
Halep ve Serakib operasyonu, Suriye iç savaşının seyrinde yeni bir döneme işaret ediyor. Muhaliflerin kısa sürede elde ettiği kazanımlar, rejim üzerindeki baskıyı artırırken, uluslararası ve bölgesel dengelerde de değişimlere yol açabilir. Ancak, bu ilerleyişin sürdürülebilirliği, şu faktörlere bağlı:
Rejimin Karşı Hamleleri: Rejim güçlerinin toparlanıp yeni bir karşı saldırı başlatma olasılığı.
1- Rusya ve İran’ın Tepkileri: Özellikle Rusya’nın bu süreçte izleyeceği tutum, çatışmaların geleceğini belirleyecek.
2-Türkiye’nin Desteği: Türkiye’nin diplomatik ve askeri olarak ne kadar aktif bir rol üstleneceği.
Bu operasyonun başarısı, muhaliflerin kazanımlarını koruyabilmesi ve uluslararası toplumun sahadaki bu yeni duruma nasıl tepki vereceğiyle doğrudan bağlantılı. Ancak, Suriye’deki savaşın uzun süreli ve çok katmanlı yapısı göz önüne alındığında, bu operasyonun nihai bir çözüm sağlamaktan ziyade, savaşın farklı bir evresine geçiş anlamına geleceği söylenebilir.
REKLAM
Serakib Operasyonunun Olası Senaryoları
Serakib’in muhalifler tarafından ele geçirilmesi, sahadaki askeri dengeleri değiştirirken, aynı zamanda siyasi süreçler ve uluslararası ilişkiler açısından yeni bir dönemin habercisi olabilir. Bu gelişmenin muhtemel sonuçlarını ve senaryolarını değerlendirebiliriz:
1-Muhaliflerin Stratejik Hedefleri
Muhalif gruplar, Serakib gibi stratejik şehirlerin kontrolünü sağlayarak hem sahada üstünlük kazanmayı hem de siyasi müzakerelerde daha güçlü bir konuma gelmeyi hedefliyor. Özellikle, 2019 ve 2020’de kaybedilen bölgelerin geri alınması, hem askeri hem de moral açısından kritik bir öneme sahip.
Serakib’in ele geçirilmesiyle muhaliflerin öncelikli hedefleri şunlar olabilir:
M5 ve M4 Karayollarının Tam Kontrolü: Bu yolların kontrolü, lojistik üstünlük sağlayarak rejimin ikmal hatlarını kesebilir.
Halep’e Yakınlaşma: Muhaliflerin Halep’in batısındaki konumlarını güçlendirmesi, rejim üzerindeki baskıyı artıracaktır.
Mülteci Dönüşünü Sağlamak: Ele geçirilen bölgelerde güvenli alanlar oluşturarak, mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek muhalefetin siyasi hedeflerinden biridir.
REKLAM
2- Rejim ve Müttefiklerinin Olası Tepkileri
Rejim, bu kaybı telafi etmek için bir karşı saldırı düzenleyebilir. Ancak, şu anki koşullarda rejimin hareket kabiliyeti sınırlı görünüyor:
Askeri Güçlerin Yetersizliği: Rejim, hem insan gücü hem de lojistik açısından zayıf durumda. İran destekli milislerin zayıflayan varlığı ve Rusya’nın sınırlı desteği, rejimi yalnız bırakıyor.
Rusya’nın Desteğinin Azalması: Rusya’nın Ukrayna savaşına odaklanması, Suriye’deki hava desteğini minimum seviyeye indirmiş durumda. Bu durum, rejim için ciddi bir dezavantaj oluşturuyor.
Rejimin bu durumu aşmak için yapabileceği hamleler:
Yerel Milis Güçlerini Hareketlendirme: Rejim, kaybettiği bölgeleri geri almak için yerel milisleri devreye sokabilir.
1-Yoğun Hava Saldırıları: Rusya’nın sınırlı desteğine rağmen, rejim kalan hava gücünü yoğunlaştırabilir.
2-Psikolojik ve Propaganda Savaşları: Rejim, kayıplarını örtbas etmek ve muhalefeti bölmek için propaganda yöntemlerini yoğunlaştırabilir.
REKLAM
Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler bu süreçte yeni bir sınavdan geçebilir:
Astana Süreci: Operasyonların genişlemesi, Astana sürecini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, Rusya ve İran arasındaki müzakereler, bu gelişmeler ışığında yeniden şekillenebilir.
Yeni Mutabakat Arayışları: Türkiye ve Rusya, sahadaki çatışmaların kontrolden çıkmaması için yeni bir mutabakata varabilir.
Uzun Vadeli Olasılıklar
Serakib’in kontrolünün muhaliflerde kalması, sahadaki dengeleri uzun vadede değiştirebilir. Ancak, bu durumun sürdürülebilirliği konusunda birkaç risk bulunuyor:
Rejimin Karşı Saldırı Potansiyeli: Rejim, uygun bir fırsat bulduğunda Serakib’i yeniden ele geçirmek için büyük bir karşı saldırı başlatabilir.
Uluslararası Müdahaleler: Rusya ve İran gibi aktörlerin yeniden sahaya dönmesi, çatışmaların şiddetini artırabilir.
Muhalifler Arasındaki İç Çekişmeler: Muhalif gruplar arasında koordinasyon eksikliği, kazanımları uzun vadede tehlikeye atabilir.
Rusya’nın Stratejik Hesapları
Rusya, Ukrayna’daki askeri angajmanı nedeniyle Suriye’ye daha sınırlı bir müdahalede bulunuyor. Ancak Serakib’deki gelişmeler, Moskova’nın bölgedeki stratejik hesaplarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir:
Askeri Destek ve Hava Saldırıları: Rusya, muhaliflerin ilerleyişini durdurmak için rejime sınırlı ama etkili bir askeri destek sunabilir.
Türkiye ile Yeni Anlaşmalar: Rusya, Türkiye ile yeni bir mutabakat oluşturarak hem rejim hem de muhalifler üzerindeki nüfuzunu artırmayı hedefleyebilir.
Diplomatik Baskı Aracı: Moskova, Serakib’deki durumu Batı’ya karşı bir pazarlık unsuru olarak kullanabilir ve bu bağlamda Türkiye ile işbirliğini artırabilir.
Uluslararası Toplumun Rolü
Serakib’in ele geçirilmesi, uluslararası toplumun Suriye’ye yönelik ilgisini bir kez daha canlandırabilir. Ancak bu ilginin yoğunluğu ve niteliği, gelişmelerin insani ve siyasi boyutlarına bağlı olacaktır:
AB’nin Göç Politikası: Avrupa Birliği, yeni bir göç dalgası korkusuyla Türkiye ile işbirliğini artırabilir ve Suriye krizine yönelik insani yardım fonlarını artırabilir.
ABD’nin Sessizliği: ABD’nin Ukrayna ve Asya-Pasifik öncelikleri, Suriye’ye yönelik ilgisinin sınırlı kalmasına neden olabilir. Ancak, insani krizlerin büyümesi, ABD’nin sembolik de olsa bir müdahalede bulunmasına yol açabilir.
Arap Dünyası ve Körfez Ülkeleri: Serakib’in ele geçirilmesi, Körfez ülkelerinin muhaliflere olan desteğini yeniden artırmasına neden olabilir. Bu durum, İran’ın bölgedeki etkisini daha da sınırlandırabilir.
Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah lideri, İsrail ile yapılan ateşkes anlaşmasının Lübnan devletinin egemenliğinde gerçekleştirildiğine dikkati çekti.
“İLERİ DÜZEYDE BİR ZAFER”
Savaştan zaferle çıktıklarını söyleyen Kasım, 2006 yılındakinden daha ileri düzeyde bir zafer kazandıklarını iddia etti.
Kasım, “Zafer kazandık. Çünkü, Siyonist oluşumun direnişi zayıflatma ve son verme çabasına, Hizbullah’ı yıkmasına engel olduk.” ifadelerini kullandı.
Mağlubiyetin İsrail’i her taraftan çepeçevre sardığını dile getiren Kasım, İsrail’in kuzeyinde yerinden edilenlerin sayısının ilan edildiği gibi 70 bin değil yüzbinlerce olduğunu söyledi.
REKLAM“FİLİSTİN’E DESTEĞİMİZ DURMAYACAK”
Kasım, İsrail ile varılan ateşkese ilişkin ise “bunun ülkelerin imzasını gerektiren yeni bir anlaşma değil, daha ziyade BMGK’nın 1701 sayılı kararı için idari tedbirler programı” olduğunu ifade etti.
Hizbullah lideri, “Anlaşma, İsrail ordusunun işgal ettiği her yerden çıkacağını ve Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine yerleşeceğini vurguluyor.” dedi.
Ateşkes anlaşmasının Lübnan’ın egemenliği altında gerçekleştirildiğini, kendilerinin de sahada buna onay verdiklerini kaydeden Kasım, anlaşmanın uygulanması için Hizbullah ile Lübnan ordusu arasındaki koordinasyonun üst düzeyde olacağını aktardı.
Lübnan ordusuna “milli bir ordu” olarak baktıklarını söyleyen Kasım, “(Lübnan’ın güneyi) Kendi vatanında bizim vatanımızda yerlerini alacaktır.” dedi.
Kasım, İsrail’in ateşkesle Hizbullah’ın Gazze’ye verdiği desteği baltalama imkanı bulduğu yönündeki söylemlere ilişkin ise “Filistin’e desteğimiz durmayacak. Desteğimiz, çeşitli şekiller ve yollarda devam edecektir. ” dedi.
HİZBULLAH LİDERİ, 5 TAAHHÜTTE BULUNDU
Kasım, Hizbullah’ın bundan sonraki süreçte takınacağı tavra ilişkin vaatlerini ise şu şekilde sıraladı:
REKLAM
“Büyük çabalar gerektiren ve uygun mekanizmalara sahip olduğumuz yeniden yapılanma sürecini halkımızla birlikte sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanının belirlenen tarihte seçilmesi başta olmak üzere anayasal kurumların tamamlanmasıyla ilgileneceğiz. Milli çalışmalarımız, vatanın bütün millet için olduğuna inanan tüm güçlerle işbirliği içinde olacak. Taif Anlaşması temelinde tek bir Lübnan inşa etmek isteyen tüm güçlerle işbirliği ve diyalog içinde olacağız. Direniş, sivil barışı korumaya devam edecek ve düşmanın Lübnan’ı zayıflatmasını engellemeye hazır olacak.”
Lübnan ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşması, 27 Kasım Çarşamba günü yerel saatle 04.00’te (TSİ 05.00) yürürlüğe girmişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uygulamalar ve kitapçıklar vatandaşlara, sığınak yapımı ve yiyecek depolama konusunda bilgiler sundu. Ayrıca en kötü şartlar da göz önüne alındı. İlgili metin ve uygulamalarda olası bir elektrik kesintisi durumunda, vatandaşlara nasıl yaşamlarına devam edeceklerine dair bilgilere yer verildi. Kitapçıkta ayrıca su kesintisi hâlinde hijyenin nasıl sağlanacağına dâir de bilgiler yer alıyor. Halka yeterli miktarda su depolamaları tavsiye edilirken, kış koşulları için battaniye ve sıcak tutacak giysilerin de hazır bulunması istendi.
REKLAM
İsveç vatandaşlarına dağıtılan kitapçığın girişinde “Belirsizliğin hâkim olduğu zamanlarda yaşıyoruz. Silahlı çatışmalar bize en yakın bölgelerde yaşanıyor. Bizleri etkilemek ve durumumuzu kötüleştirmek için terör saldırıları, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları düzenlenmektedir.” denildi.
Kitapçıkta ayrıca İsveç vatandaşlarının hazır olmaları istenerek “Eğer İsveç’e saldırılırsa kolektif direniş bizim için esastır. Herkes İsveç’in bağımsızlığı ve demokrasisi için kendisine düşen rolü yerine getirmelidir. Sizler İsveç’in aciliyet durumunda hazır olmasında rol alacaksınız.” dendi.
HALKTAN FARKLI TEPKİLER GELDİ
The Guardian’ın haberine göre savaş koşullarına ilişkin kitapçık dağıtılması halkta farklı tepkilere neden oldu.
36 yaşındaki İsveçli Johnny Chamoun “Hazır olmak iyidir, kitapçık dağıtılması da iyi bir fikir.” dedi. Diğer yandan, daha önce Somali’de yaşanan çatışmalara doğrudan şahit olan ve şu an Stokholm’de yaşayan Muna Ayan ise vatandaşların kayıtsızlığına şaşırarak “Hiç stresli görünmüyorlar, ben ise korkuyorum. Çünkü ben savaşı yaşadım ve atlattım.” dedi. Muna ayrıca, kitapçıkta yazan talimatlara uygun olarak su, bateri ve el feneri depoladığını söyledi.
Bir başka İskandinav ülkesi olan ve Rusya’yla uzun bir sınıra sahip olan Finlandiya ise vatandaşları için “72 saat hayatta kalabilir misiniz?” adıyla bir test yayımladı. Finlandiya bu adımıyla vatandaşlarını fiziksel ve psikolojik olarak savaşa hazır olmaya teşvik ediyor. Test, temel yaşam malzemeleri ve psikolojik dayanıklılık gibi birçok etken içeriyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyaretçiler, Panmunjom ateşkes köyü gibi sınırdaki daha popüler turistik noktalara göre daha az bilinen ve daha az askerileştirilmiş bir yerde olmasına rağmen Starbucks’a giderken askeri bir kontrol noktasından geçmek zorunda.
Gözlemevi ile sadece 1,4 km uzaklıktaki Kuzey’deki sınır kasabası Kaepung arasında “tarafsız sular” olarak tanımlanan bir nehir akıyor. Açık bir günde Kuzey Koreli köylüler gözlemevinin teleskoplarından görülebiliyor.
Gimpo Belediye Başkanı Kim Byung-soo, Starbucks’ın küresel tanınırlığıyla sınır bölgesinin “karanlık ve iç karartıcı” imajını değiştirebileceğini söyledi.
Kim gazetecilere yaptığı açıklamada, “Burası artık genç, parlak ve sıcak olarak görülebilecek ve küresel ilgi toplayabilecek güvenlik ve barış için önemli bir turistik yer haline gelebilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başbakan Barnier, dün Le Figaro gazetesine yaptığı açıklamada, aşırı sağcıların “kırmızı çizgimiz” diye tanımladığı 2025 bütçe tasarısında, elektrik fiyatlarındaki vergi artışını geri çektiğini duyurdu.
Marine Le Pen, Le Monde gazetesine yaptığı açıklamada, 2025 bütçesinin mevcut halinde hala sıkıntıların olduğunu söyledi.
Aşırı sağcı lider Le Pen, bütçeyle ilgili taleplerini yerine getirmesi için Barnier’ye 2 Aralık’a kadar süre verdiğini açıkladı.
REKLAM
Le Pen, Başbakan Barnier’nin 2025 sağlık sigortası bütçesini oylama yapmadan yürürlüğe koyma hakkı tanıyan Fransız Anayasası’nın 49. maddesinin 3. fıkrasını işletmesi halinde, hükümeti düşürmek için gensoru önergesine destek verme niyetinin geçerli olduğunu kaydetti.
Hükümeti, bu gensoru önergesini 2025 bütçesi görüşüldüğü zamana ertelemenin işe yaramayacağını belirten Le Pen, bütçe konusunda 4 kırmızı çizgisi bulunduğunu vurguladı.
Le Pen, ayrıca Barnier’nin Le Figaro gazetesine verdiği demeçte RN talep ettiği için elektrik fiyatlarındaki vergi artışını geri çekip, taviz verdiğini belirtmemesine tepki göstererek bu durumun “demokratik sorun teşkil ettiğini” ifade etti.
Marine Le Pen, “Oylarımızı istiyorlar ama kafalarımızı istemiyorlar, bunu 4 yıldır yaşıyoruz. Bir demokraside, Ulusal Meclis’in ilk grubunun kırmızı çizgilerinin dikkate alınmasında utanacak ne olduğuna anlam veremiyorum.” dedi.
Gensoru önergesi, Barnier hükümetini düşürebilir
Barnier hükümeti, Mecliste çoğunluk sağlanamadığı için kendilerine bütçeyi oylama yapmadan yürürlüğe koyma hakkı tanıyan Fransız Anayasası’nın 49. maddesinin 3. fıkrasını işletebilir.
Parlamentoda 124 milletvekili bulunan aşırı sağcı RN ve 192 üyeli solcu Yeni Halk Cephesi (NFP) ittifakının eş zamanlı olarak hükümete karşı bir gensoru önergesine destek vermesi halinde hükümet düşebilir.
10 Ekim’de hükümet tarafından Parlamentoya getirilen 2025 bütçe tasarısında 40 milyar avro tasarruf ve 20 milyar avroluk vergi artışı planlanıyor.
Fransa’da bütçe açığının, Avrupa Birliği (AB) tarafından belirlenen yüzde 3 sınırının çok ötesine geçerek bu yıl gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6’sına dayanacağı tahmin ediliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rutte, İngiltere’de düzenlenen 6. Atlantic Future Forum’da (Atlantik Geleceği Forumu) görüntülü bir mesajla konuşma yaptı.
“Avrupa’nın kalbinde sıcak bir savaş var, Çin, İran ve Kuzey Kore, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in savaş makinesini destekliyor ve karşılığında çok şey alıyor.” diyen Rutte, Orta Doğu’daki gelişmelerin İttifak’ın üyelerini etkilemediği düşüncesinin bir yanılsama olduğunu söyledi.
Rutte, küresel düzenin kaosla değiştirilmek istendiği bir dönemden geçildiğini ve NATO olarak buna izin vermemek için çalışacaklarını anlattı.
REKLAM
Hollanda’nın Lahey kentinde gelecek yıl düzenlenecek NATO zirvesine 3 temel alanda hazırlanıldığını dile getiren Rutte, ilk olarak müttefiklerin savunma harcamalarını Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 2’si hedefinin de ötesine taşıması gerektiğinin altını çizdi.
Rutte, “Üretimi artırmak ve savunma sanayimizi yeniden canlandırmak için daha fazla ve daha iyi harcama yapmamız gerekecek.” dedi.
İkinci önemli alanın Ukrayna’yı desteklemeye devam etmek olduğunu ifade eden Rutte, “Şimdiye kadar desteğimiz Ukrayna’yı mücadelede tuttu. Çatışmanın gidişatını değiştirmek için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Evet, bunun bir bedeli var ancak bu askeri bütçemizin yalnızca bir kısmı. Rusya’nın kazanmasının etkileri ise Ukrayna’nın çok ötesine geçiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Üçüncüsü, Avrupa Birliğinden (AB) Asya-Pasifik’e ve güney komşularımıza kadar yakın ve uzak yerlerdeki ortaklıklarımızı derinleştiriyoruz.” ifadesini kullanan Genel Sekreter, şunları kaydetti:
“Rusya’nın saldırganlığı Ukrayna, Çin, İran ve Kuzey Kore ile sınırlı değil. Saldırganlar cesaretlendirildiğinde ve hepimizi tehdit ettiğinde istikrarsızlaştırıcı eylemlerinin çok geniş kapsamlı etkileri oluyor. NATO’ya yatırım yapmaya devam etmeliyiz. Özgürlüğümüzü ve güvenliğimizi güvence altına almanın tek yolu transatlantik bir gelecek.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görevli Helen Flanagan, “Bu operasyon, terörist grup PKK ile bağlantılı olduğuna inandığımız faaliyetlere yönelik önemli bir soruşturma ve operasyondur” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NETANYAHU’DAN BIDEN’A TEŞEKKÜR
İsrail Başbakanlık Ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımında, Başbakan Netanyahu ile ABD Başkanı Biden’ın ateşkes anlaşması üzerine görüştüğü duyuruldu. Paylaşımda, Netanyahu’nun ” Lübnan‘da ateşkes anlaşmasının sağlanmasında ABD’nin katkısı” ve “İsrail’in anlaşmanın uygulanmasında hareket serbestisini koruması yönündeki anlayışı için” Biden’a teşekkür ettiği belirtildi.
BIDEN: ATEŞKES 04.00’DE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK
ABD Başkanı Biden, Lübnan ile İsrail hükümetleri arasında varılan ateşkesi ilan etmek üzere Beyaz Saray’da basın toplantısı düzenledi. Biden, ABD ve Fransa’nın öncülüğünde uzun süren diplomatik çabalar sayesinde Lübnan ile İsrail hükümetleri arasında ateşkes anlaşmasına varıldığını ve ateşkesin bugün yerel saatle 04.00’te yürürlüğe gireceğini bildirdi. ABD Başkanı, Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin önümüzdeki 60 gün boyunca Lübnan’ın güney sınırına konuşlanarak bu bölgenin kontrolünü sağlayacağını, bölgede Hizbullah unsurlarının bulunmayacağını ve bu süreç zarfında İsrail askerlerinin kademeli şekilde bölgeden geri çekileceğini belirtti. Biden, ABD’nin Fransa ve diğer müttefikleriyle birlikte “bu ateşkes anlaşmasının tam olarak uygulanmasını sağlamak için İsrail ve Lübnan ile çalışma sözü verdiklerini” ifade etti. Bu süreçte Lübnan’da herhangi bir Amerikan askerinin görev almayacağını da kaydeden Biden, İsrail’e ise her anlamda destek olmaya devam edeceklerini bildirdi.İsrail ile Hizbullah arasındaki “yıkıcı çatışmalara” bir son verilmesinin bölge açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Biden, Gazze konusunda da somut gelişmeler beklediklerini kaydetti.
DİKKAT ÇEKEN GAZZE MESAJI
Öte yandan Biden, İsrail-Hizbullah krizinin ateşkesle çözümü yönünde atılan adımla birlikte artık tüm gözlerin Gazze’ye çevrileceğini ifade etti. Biden, “Önümüzdeki günlerde ABD; Türkiye, Mısır, Katar ve İsrail’le birlikte Gazze’de ateşkes için yeni bir girişimde bulunacak.” şeklinde konuştu. ABD’nin Suudi Arabistan’la bir dizi güvenlik ve ekonomi anlaşması üzerinde çalışmaya devam ettiğini de belirten Biden, “Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini” içeren süreç için çalışmaya devam ettiklerini de sözlerine ekledi.
10 BAKAN ONAY VERDİ, BİRİ KARŞI ÇIKTI
Biden, X hesabından yaptığı paylaşımda ise İsrail ve Lübnan başbakanlarıyla görüştüğünü, her iki tarafın da “İsrail ile Hizbullah arasındaki yıkıcı çatışmayı sona erdirme teklifini kabul ettiğini” belirtmişti. İsrail güvenlik kabinesinde yapılan ateşkes oylamasında, 10 bakanın onay verdiği birinin ise karşı çıktığı belirtilmişti. Netanyahu liderliğindeki kabine Lübnan’da ateşkesi görüşmek için akşam toplanmıştı. Toplantı sonrası kamera karşısına geçen Netanyahu, ateşkes anlaşmasını güvenlik kabinesinin onayına sunacağını ve süresinin sahadaki gelişmelere bağlı olacağı açıklamasını yapmıştı.
NETANYAHU’DAN İLK AÇIKLAMA
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan ile ateşkes kararı sonrasında ilk kez açıklamalarda bulundu. Başbakan Netanyahu, yayımladığı video mesajda, ateşkesin süresinin sahadaki gelişmelere bağlı olacağını söyledi. Netanyahu, Hizbullah’ın anlaşmayı ihlal etmesi halinde İsrail’in Lübnan’ı tekrar vuracağını aktararak; “ABD’nin tam mutabakatıyla, askeri eylemde tam özgürlüğümüzü koruyoruz. Hizbullah anlaşmayı ihlal eder ve kendini silahlandırmaya çalışırsa, saldıracağız.” dedi. İsrail Başbakanı, sözlerine şu şekilde devam etti: “Gazze’de kalan rehineleri geri getirmeye hazırız. Kuzeyde yaşayan tüm vatandaşlarımız evine dönecek. Hamas’ı yok etmekte kararlıyız.” Ateşkesi şimdi kabul etmek için 3 temel sebeplerinin olduğunu savunan Netanyahu, bunların; “İran tehdidine odaklanmak, İsrail ordusunu yenilemek, techizat takviyesi yapmak ve Hamas’ı izole etmek” olduğunu öne sürdü. Washington’dan İsrail’e “silah sevkiyatlarında büyük gecikmeler yaşandığını” ileri süren Netanyahu, ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın göreve başlayacak olmasına işaret ederek, söz konusu gecikmelerin “yakında sona ereceğini” kaydetti.
İSRAİL’İN LÜBNAN SALDIRILARINDA 3 BİN 768 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Ekim 2023’ten bu yana 946’sı kadın ve çocuk, 222’si sağlık çalışanı olmak üzere 3 bin 768 kişi öldü, 15 bin 699 kişi yaralandı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü. Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi. Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ediyor. Lübnan hükümetinin açıkladığı verilere göre, ülke genelinde İsrail saldırıları nedeniyle 1,9 milyona yakın kişi yerinden edildi. Bunların 624 binden fazlası Suriye’ye göç etti.

Uluslararası İlişkilerPolitikaTürkiyeİsrailLübnanGazzeKatarMısırDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’NİN UKRAYNA’YA ASKERİ YARDIMI
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Trump’ın 5 Kasım’da seçilmesinden iki gün sonra kendisiyle görüşmek istediğini ve Kuzey Kore ile Rusya arasında giderek artan askeri iş birliğinin yol açacağı tehditleri ele almak istediğini söylemişti.
Trump’ın ABD başkanlığını kazanması, Avrupa ülkelerinde ABD’nin Ukrayna’ya yönelik askeri yardımı durdurabileceği yönünde endişelere yol açmıştı. NATO müttefikleri, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı mücadelede kalmasının hem Avrupa hem de ABD güvenliği açısından önemli olduğunu savunuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İHA’nın haberine göre görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan İmamoğlu, son günlerde gerçekleşen kayyım atamalarının birbiriyle bağlantılı olduğunu ve CHP’nin bir sonraki seçimde iktidar olmasının önüne geçilmeye çalışıldığını iddia etti.
KAYYUM AÇIKLAMASI
İmamoğlu yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hükümetin yargı ve kayyumlar eliyle kendi iradesini millete dayatma politikası demokrasiyi, kardeşliği ve birliği baltalıyor. İşte milleti hiçe sayan bu anlayış yüzünden ekonomiden eğitime, sağlıktan adalete her alanda ne yazık ki çürümeler ve gerilemeler yaşanıyor. Bugün demokrasi ve hukuk için mücadele etmek, milletin iradesine sahip çıkmak kesinlikle aslında ülkemizin bugünle değil geleceğine sahip çıkmaktır. Yerel yönetimleri kayyumcu, vesayetçi anlayıştan kurtarıp milletin egemenliğini kayıtsız şartsız sağlamak için acilen atılması gereken demokratik ve hukuki adımlar vardır. Bugün iktidarda olanlar ilk seçimlerde ortaya çıkacağı belirginleşen milletin kararını engellemek üzere her hukuksuzluğa tenezzül eden adımlar atmaya karar vermiştir. Ne yazık ki bu adımları atma konusunda belli hazırlıklar artık sokakta, kahvehane dedikodusuna kadar ulaşmıştır.”
Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün “terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla yargılandıkları davada mahkeme tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildiğinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, şu cevabı verdi: “Mahkemeyle ilgili detayları genel başkanımızla toplantıya girmeden önce almıştık. Detayları takip ediyoruz, sonuçta bir mahkeme var. Mahkemede alınmış bir karar var. Muhtemeldir ki bu mahkemenin, birinci derece mahkemenin itiraz süreçleri söz konusudur. Hukuki mücadelenin devam ettiği bir hususta hem bugüne kadar gelinen noktada süreç nasıl işlemiş onu irdeleyeceğiz hem de bundan sonraki mücadele nasıl yürütülmelidir diye dikkatle bakacağız.”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaşanan arbede hakkında konuşan İmamoğlu, bu görüntülerin hoş olmadığını ve iki tarafı da suhulete davet ettiğini söyledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti’den muhalefete etki ajanlığı ziyareti
Güler, 9’uncu yargı paketinden çıkarılan etki ajanlığı düzenlemesine ilişkin, “Bu kanun kabul edilseydi, gazeteci, muhabir ajan mı olacaktı? Buna eleştirileriniz olabilir ancak hangi madde metninde bu tür bir ifade yazıyor. Alman ceza kanunun 98. maddesinde benzer düzenleme var. 1 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası var. Herkese ajanlık suçlaması yapılacak diye eleştiri yapılması anlamsız. Daha yapıcı eleştiriler gelmesini beklerdik.” dedi.
Güler, teğmenlerin kılıçlı yemini soruşturmasına yönelik de “Teğmenlere ‘Biz Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ dedikleri için soruşturma açıldığı söyleniyor. Bu doğru değil. Yemin töreni öncesi komutanları tarafından uyarıldıkları ve izin almaya çalıştıkları ortaya çıktı. Orada yapılan durum, eylemin önceden planlı yapıldığı yönünde” diye konuştu.
REKLAM
Güler’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
ETKİ AJANLIĞI DÜZENLEMESİ
Bu kanun kabul edilseydi, gazeteci, muhabir ajan mı olacaktı? Buna eleştirileriniz olabilir ancak hangi madde metninde bu tür bir ifade yazıyor. Alman ceza kanunun 98. maddesinde benzer düzenleme var. 1 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası var. Herkese ajanlık suçlaması yapılacak diye eleştiri yapılması anlamsız. Daha yapıcı eleştiriler gelmesini beklerdik.” dedi.
TEĞMENLERİN KILIÇLI YEMİNİ
‘Teğmenlerin TSK’nın itibarına zarar verecek tutum ve davranış sergilendiği tespit edilmiştir’ diyor. Bu kapsamda yürütülen soruşturma rapora bağlanmış ve Disiplin Kurulu, süreci devam ettiriyor. İlgili teğmenlerin savunmaları alınacak, değerlendirilecek ve bir karar oluşturulacak. Bu da idari yargının denetimine tabii. Bu konularda hassasiyet gösterdiğini iddia etmeyi ben bu konularda çok ucuz bir siyaset olarak görüyorum. Çünkü Sayın Özel, Muğla’da bir röportajda şöyle diyor; “Sıkışınca milli mücadeleden bahsederek alkış alınarak ilerlenemez. Bunda kolaycılık var” diyordu. Ne değişti acaba? Askerinin disiplin hiyerarşisinde yürütülen bir disiplin soruşturmasına böyle yaklaşıyor şimdi. Ne değişti de böyle bir tavır sergiliyor. Teğmenlerimizi bu kadar düşünen Sayın Özel, TSK’ya yönelik birkaç yıl önce kimyasal silah kullanıyor iftirası atan Türk Tabipler Birliği Başkanı olan kişiye karşı şükranlarını nasıl sunuyordu, bunu da bize izah ederlerse memnun oluruz.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU’NDAKİ GERGİNLİK
Yapılan eylemi kınadığımızı, bir daha yaşanmaması adına bütün siyasi parti gruplarına görev düştüğünü hatırlatmak istiyorum. CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’den özür beklediğimizi, gerekli tutumu beklediğimizi buradan ifade etmek istiyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’da yer alan habere göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca, 1995’te etkisiz hale getirilen PKK’lı terörist Gülşen Atalmış için DEM Parti’nin Esenyurt’taki binasında sözde anma etkinliği yapılmasına ilişkin soruşturma sürüyor.
HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİLER
Bu kapsamda gözaltına alınan DEM Parti Esenyurt ilçe yöneticileri Abdullah Arınan ve Rojda Yılmaz’ın emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından adliyeye gönderildi. Savcılıktaki işlemlerinin ardından Arınan ve Yılmaz, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” ve “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından tutuklanmaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TAZİYE MESAJLARI GELDİ
Onur Günay’ın vefat haberi, ailesi ve yakın çevresinde büyük üzüntüye neden olurken CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da taziye mesajı yayınladı.
İL BAŞKANINDAN DA MESAJ VAR
CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, “Güzelbahçe Belediye Başkanımız, yol arkadaşım Mustafa Günay’ın oğlu Onur Günay kardeşimizi kaybettiğimizi büyük bir üzüntüyle öğrendim. Onur kardeşimize Allah’tan rahmet, Başkanımıza ve acılı ailesine sabırlar diliyorum. Başımız sağ olsun. Çok üzgünüz” dedi.
CEMİL TUGAY: BAŞKANIMIZ VE AİLESİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sosyal medyada paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi; “Güzelbahçe Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Günay’ın oğlu Onur Günay’ın vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrendim. Genç yaşta hayatını kaybeden Onur kardeşimize Allah’tan rahmet, Başkanımız ve ailesine başsağlığı diliyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, Barrot ile Erakçi’nin Tahran’ın nükleer programını görüştüğü bilgisi verildi.
Barrot’un, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesini istediği, ülkenin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam işbirliği içinde olması gerektiğini belirttiği ifade edildi.
Açıklamada, “Fransa, Alman ve İngiliz ortaklarıyla, diplomatik bir çözüme ulaşmak adına İran ile müzakerelere geri dönebilmek için çaba sarf etmeyi sürdürüyor.” ifadesi kullanıldı.
Barrot’un ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına son vermesi için çaba sarf ettiği belirtilen açıklamada, Fransız Bakanın, İran ve müttefiklerini bu konuda yapıcı bir tutum benimsemeye çağırdığı aktarıldı.
Açıklamada, Barrot’un, 2 yıldır İran’da tutuklu bulunan 3 Fransız’ın serbest bırakılması beklentisini de dile getirdiği kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, merkez Osmangazi ilçesi Ankara Yolu Caddesi Sırameşeler mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şuayip A. işletmesinin önünde bulunan otobüs durağına aracını park etti. Yolcu indirmek için gelen belediye otobüsü ise Şuayip A.’nı aracını çekmesi için uyarıda bulununca taraflar arasında sözlü tartışma çıktı. Tansiyonun artmasıyla silahına sarılan Şuayip A.’yı çevredekiler durdururken, o anlar kameraya yansıdı.
Polis harekete geçti
Görüntüler üzerine harekete geçen Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Motosikletli Polis Timleri kimliği tespit ettiği şüpheliyi silahla yakaladı. İfadesi alınmak üzere Merinos Polis Merkezine götürülen şüpheli işlemlerinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, silaha ise el koyuldu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT), terörden arananlar listesinde gri kategoride yer alan Maoist Komünist Parti (MKP) mensubu Kadir Çelik’i saklandığı Orta Doğu ülkesinde yakaladı.
MİT, Türkiye’ye yönelik saldırı hazırlığında olan gri kategoride aranan MKP’li terörist Kadir Çelik’in yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Kadir Çelik, saklandığı Orta Doğu ülkesinde operasyonla yakaladı. Çelik, kaldığı adreste yakalanarak, Türkiye’ye getirilip emniyet güçlerine teslim edildi. Çelik’in, 2011-2016 yılları arasında İstanbul’da MKP’nin illegal yapılanmasında faaliyet yürüttüğü tespit edildi. Bu faaliyetlerden birinin Okmeydanı’nda gerçekleştirilen yol kapama eyleminde molotoflu saldırı olduğu belirlendi. Türkiye’deki illegal faaliyetlerinden sonra terörist Kadir Çelik, 2016’da Irak’ın kuzeyine geçti. Çelik, MKP ile PKK arasındaki iş birliği çerçevesinde Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarında suikast eğitimi aldı. 2018’de Suriye alanına geçen Çelik, Suriye’nin kuzeyinde PKK unsurları ile koordineli olarak silahlı faaliyet yürüttü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik himayesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Adana Bölge Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü arasında imzalanan “Dezenformasyonla Mücadele Kurumlar Arası İşbirliği Protokolü” kapsamında kamu görevlilerine Çukurova Kalkınma Ajansı’nda, dezenformasyona karşı daha az dirençli olan ve sosyal medyaya en fazla maruz kalan gençleri bilgilendirmek ve toplumun genelinde farkındalık uyandırmak, medya okuryazarlığını yaygınlaştırmak ve dezenformasyonla mücadele etmek amacıyla eğitim düzenlendi.
Vali Yardımcısı İbrahim Küçük, eğitimin açılışında, eksik, yanıltıcı veya asılsız bilgilerin üretilmesini ve yayılmasını engellemek, bu konuda gençleri bilinçlendirmek ve doğru bilgiye erişim kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla eğitimin düzenlendiğini söyledi.
Bilgiye çok rahat ulaşılırken o bilgilerin gerçekliğinin araştırması sorumluluğunun ortaya çıktığına dikkati çeken Küçük, şöyle konuştu:
“Benim kişisel olarak kendi kanaatim, gördüğümün yüzde 50’sine, duyduğumun yüzde 80’nine inanamaz hale geldik çünkü yanıltıcı nitelikte bilgiler ve görsellerle beraber adeta sürekli ‘bombalanıyoruz’. Bir süre sonra bunları biz gerçekmiş gibi algılamaya başlıyoruz. İletişim çağında yaşadığımız bu dönemde olaylarla ilgili gerçeklerden uzaklaşılarak yapılan her türlü yayın ve haber, maalesef toplumda yıkıcı, incitici ve tamir edilemez bazı hasarlar vermektedir.”
Küçük, özellikle olağanüstü dönemlerde karşılarına çıkan bu tür sakıncaların toplumu son derece olumsuz etkilediğini ifade ederek, “Toplumsal algıyı yanlış yönlendiren, korkutucu, ürkütücü bazı haberlerle beraber toplumu infiale, korkuya sürükleyebilen, sindirebilen bazı haberlerin yapıldığını, insanlar arasında bazı algıların farklı şekilde sirayet ettiğini hepimiz maalesef görüyoruz ve yaşıyoruz. Dijital okuryazarlık konusunda da özellikle gençlerin çok daha iyi bir eğitim alması gerekiyor çünkü gelecekte bu tür tehlikelere maruz kalacak olan kitle özellikle gençlerimiz olacaktır.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Adana Bölge Müdürü Yalınız da eğitimlerle yeni medya kullanıcılarının dijital medya okuryazarlığının arttırılması, sorgulama yeteneklerinin geliştirilmesi, dezenformasyon konusunda farkındalık oluşturması amaçlandığını belirterek, destek veren kurum yetkililerine teşekkür etti.
Milli Eğitim Müdürü Hasan Tevke de basın, sosyal medya veya farklı şekillerde ulaşılan bilginin ne derece güvenilir olduğunun sorgulanması gerektiğini anlatarak, dezenformasyonla mücadeleyi eğitim kurumlarında bir konu olarak işlediklerini bildirdi.
Toplantıya protokol üyeleri ile eğitim alacak kamu çalışanları katıldı.
Eğitimlerin 2 gün süreceği bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Merkez Toroslar ilçesi Akbelen Mahallesi 84002 Sokakta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Hasan F., birlikte yaşadığı resmi nikahı olmayan bir çocuk annesi Aybeniz Top ile para meselesi yüzünden tartıştı. Şüpheli tartışma sonrası kadını eşarpla boğarak öldürdü. Durumun fark edilmesi üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemenin ardından kadının cenazesi otopsi için Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi morguna gönderildi. Şüpheli Hasan F. ise kaçmak için gittiği otogarda yakalandı. Farklı suçlardan kaydı bulunan cinayet şüphelisinin kadının adına krediler çektiği ileri sürüldü.
TV programında kayıp diye aramış
İstanbul’da yaşayan Hasan F.’nin geçtiğimiz ay katıldığı bir televizyon programında, birlikte yaşadığı bir çocuk annesi Aybeniz Top’un kayıp olduğunu iddia ederek aradığı ortaya çıktı. Katıldığı programda birlikte yaşadığı kadınla ile ilgili ‘önce kayıp ardından da kaçırılmış zorla tutuluyor’ diyen cinayet zanlısı Hasan F.’nin yalanını ise televizyona çıkan Aybeniz Top ortaya çıkarmıştı. Aybeniz Top, katıldığı programda ilk eşinden ayrıldığını birlikte yaşadığı Hasan F.’den ise şiddet gördüğünü söylemişti.
Daha sonra ikilinin barıştığı ve Mersin’de Aybeniz Top’un boş olan babasının evinde yaşamaya başladıkları, cinayetin de orada işlendiği öğrenildi. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) –İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, CHP’li milletvekillerinin “kayyum” tepkisiyle karşılaştı. İçişleri Bakanlığı Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde kavga çıktı. Bakan Yerlikaya ve CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır göğüs göğüse itişti. CHP ve AK Partili vekiller arasında arbede yaşandı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi görüşülecek. CHP milletvekilleri, komisyon öncesi salona “kayyum bütçesine hayır”, “kayyum halk iradesine darbedir” dövizleriyle girdi.
CHP MalatyaMilletvekiliVeli Ağbaba, Esenyurt Belediyesi’ne “kayyum” atanmasına tepki gösterdi. Ağbaba, “Arkadaşlar bu kayyum, milletin iradesine yaptılar. AK Parti’nin belediyeleri FETÖ’den görevden alındığında onlara kayyum atamadılar, mecliste seçtiler. CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı tutuklayıp, kayyum atadılar. AK Partili, MHP’li belediyelere farklı uygulama CHP’li belediyelere farklı uygulama. Biz de bugün kayyumun ne anlama geldiğini İçişleri Bakanı’na anlatacağız. Bu milletin iradesine bir darbedir. Millete karşı yapılmış bir darbedir. 2019’da denediler başarılı olamadılar, bunda da başarılı olamayacaklar. Hodri meydan diyoruz” diye konuştu.
CHP milletvekilleri, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Plan ve Bütçe Salonu’na girişinde “kayyum” tepkisi gösterdi. Kayyum ataması nedeniyle CHP’li milletvekilleri, Bakan Yerlikaya’yı salona almak istemedi. CHP’li vekiller, “Siz bizi Esenyurt Belediyesi’ne almadı biz de onu Meclis’e almayacağız” dedi. CHP’li Başarır ile Bakan Yerlikaya arasında tartışma yaşandı. Başarır, Bakan Yerlikaya’ya “Sen kimi ittiriyorsun?” tepkisini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Aksu, Başkan Mutlu’yu makamında ziyaret etti. Yaklaşık bir saat süren ziyaret boyunca iki başkan fikir alışverişinde bulundu.
Mutlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken; Aksu da “Misafirperverliği için Belediye Başkanı’mız Sayın Hasan Mutlu’ya teşekkür ediyorum. Ortak hedefimiz ilçelerimizi ve şehrimizi daha yaşanabilir kılmak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şeyhanlıoğlu, ABD’nin Trump döneminde daha radikal ve İsrail yanlısı politikalar izleyeceğini belirtti. Bu stratejilerin, İsrail’in Nil’den Fırat’a “Büyük İsrail” hedefleri doğrultusunda Gazze, Batı Şeria ve Lübnan gibi bölgeleri kontrol altına alınmasını hedeflediğini söyledi. ABD’nin Doğu Akdeniz ve Güney Asya başta olmak üzere bölgedeki askeri varlığına dikkat çeken Şeyhanlıoğlu, Kızıldeniz, Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi’nde yoğun bir şekilde faaliyet gösterdiğini vurguladı. İran’a yönelik nükleer baskılar, PYD- PKK’ya destek ve İsrail’in Lübnan üzerindeki hedefleri gibi adımların, bölgeyi Sykes-Pico’dan sonra Suriye ve Irak gibi ülkelerin; BOP kapsamında illere kadar parçalandığını ve bunun da daha fazla gerilim oluşturacağını ifade eden Şeyhanlıoğlu, “İngiltere, Amerika ve İsrail, bölgeyi kendi çıkarlarına göre şekillendirme çabasında” dedi.
“Çözüm; Bereketli Hilal Birliği”
Şeyhanlıoğlu, bölgedeki sorunların çözümü için Türkiye, İran, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkeleri arasında iş birliği yapılmasının bir “beka meselesi” haline geldiğini söyledi. Bu ülkelerin su, enerji, toprak ve güvenlik alanlarında ortaklaşa çalışması gerektiğini belirten Şeyhanlıoğlu, bu iş birliğini “Bereketli Hilal Birliği” olarak adlandırdı.
“Bu yapı, bölgedeki sorunların çözümü için tek yoldur. Bu coğrafyanın kendi kaynaklarıyla, dış güçlere bağımlı olmadan, ekonomik ve siyasi iş birliği yapması gerekiyor. Bu ülkeler Irak, Libya, Lübnan, Suriye ve terör sorunlarını kendi aralarında çözmelidir. Birine yapılan saldırı hepsine yapılmış kabul edilmelidir.” diyen Şeyhanlıoğlu, bu birliğin tarihi ve stratejik olarak büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.
Ayrıca, bölgedeki mevcut sorunların, İslam ülkelerinin sınırlarının değiştirilmeden, “İnsan, sermaye, teknoloji ve hizmetlerin serbest geçişine” bağlı olduğunu böylece temel sorunların ekonomik, siyasi, askeri ve teknolojik iş birliği yoluyla çözülebileceğini belirten Şeyhanlıoğlu, bu yaklaşımın Osmanlı ve Avrupa Birliği’nin oluşum sürecini kendine rol model aldığını ifade etti.
Türkiye’nin rolü ve bölgesel iş birliği
Türkiye’nin Mısır, Irak ve İran gibi komşu ülkelerle ortak projelere öncülük etmesi gerektiğini söyleyen Şeyhanlıoğlu, özellikle Irak Kalkınma Yolu Projesi ve ticaret koridorlarının önemine dikkat çekti. “Türkiye-Mısır iş birliği Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştirebilir ve Batı’ya karşı bir denge unsuru oluşturabilir. Bugün Batı, Kıbrıs Rum kesiminde tarihin en büyük Haçlı donanmasını toplamış durumdadır. Bu tehdit öncelikle Türkiye’ye yöneliktir. Bugün bir Hıristiyan devletine dönüştürülmek istenen Lübnan da Filistin gibi Batı tarafından işğal edilmektedir. ” dedi.
Son olarak, Şeyhanlıoğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı dışında bir yapılanmanın gerekliliğine dikkat çekerek, bölgenin sorunlarının çözülebilmesi için bölgesel ve küresel dinamiklere dayanmanın şart olduğunu vurguladı. Bereketli Hilal Birliği’nin hayata geçirilmesi halinde, Orta Doğu’nun hem ekonomik hem de siyasi açıdan Küresel bir aktör olarak güçlü bir yapıya kavuşacağını belirtti.
“Bu model, bölgedeki sorunları çözmek ve dış güçlerin müdahalesini sınırlamak için tarihi bir fırsat olabilir” diyen Şeyhanlıoğlu, İslam dünyasının geleceği için Şii-Sünni gibi mezhep ve etnik yapılar yerine Ümmet bilinci ve küresel işbirliğinin faydaları mantığına dayanarak hetmenin önemine dikkat çekti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 11-17 Kasım’da ilçe genelindeki operasyon ve denetimler kapsamında çok sayıda ev, iş yeri ve araçta arama yaptı.
Çalışmalar sonucu ruhsatsız 29 av tüfeği, 3’ü kurusıkı olmak üzere 47 tabanca, el bombası, balistik yelek, çok sayıda mermi ve kartuş, 445 uyuşturucu hap, 2 hassas terazi ve sınavlarda kopya çekmek için kullanıldığı değerlendirilen kameralı düzenek bulundu.
Ele geçirilen suç unsurlarıyla ilgili gözaltına alınan 36 şüpheli tutuklandı.
Polis ekipleri, denetimlerde farklı suçlardan aranan 253 kişiyi de yakaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKSARAY – Aksaray’da jandarmanın uyuşturucuyla birlikte yakaladığı 3 şahıstan 2’si tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Operasyon, Aksaray merkezde bir ikamete yönelik gerçekleştirildi. Edinilen bilgiye göre, 3 şahsın uyuşturucu imal ve ticareti yaptığı bilgisine ulaşan İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde şahısların ikametine operasyon düzenledi. Operasyonda V.K., S.K. ve E.K. isimli 3 şahıs yakalanırken evde yapılan aramada 240 gram kubar esrar maddesi ele geçirildi. Yapılan çalışmalarda 3 şahsın da uyuşturucu imal ve ticareti yaptığı belirlenirken, jandarmada sorgudan geçirilen şahıslar Aksaray Adliyesine sevk edildi. Burada hakim karşısına çıkarılan şahıslardan V.K. adli kontrol şartı ile serbest kalırken, S.K. ve E.K. mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Vatandaşlarımızı zehirlemek isteyen zehir tacirlerine karşı titiz ve gayretli çalışmalarımıza gece gündüz demeden aralıksız devam edilecektir” derildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın İl Jandarma Komutanlığı, KOM Şube Müdürlüğü koordinesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince uyuşturucu madde imal ve ticaretini yapan şahıslara yönelik koordineli çalışmalar aralıksız devam ediyor. Bu çerçevede jandarma ekiplerince bir gün içerisinde 26 şüpheli yakalandı, yapılan aramalarda ise muhtelif miktarlarda metamfetamin, 2 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Yakalanan şüpheliler hakkında başlatılan adli süreç devam ediyor. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA’da trafik lambası olmayan geçitlerde yayalara yol vermeyen ve dron destekli uygulamayla tespit edilen 29 sürücüye 3 bin 135’er lira ceza kesildi. Sürücülerden Mehmet A., “Geçitte, ayakta bekleyen biri var diye, ceza yazılmaz ki. Yürüse dururdum” dedi.
İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri, trafik lambası olmayan yaya geçitlerinde bekleyen ya da yolun karşısına geçmek isteyen yayalara yol vermeyen sürücülere yönelik uygulama başlattı. Trafiğin yoğun olduğu Fuzuli Caddesi’nde, yayalara yol vermeyen ve vatandaşların can güvenliğini tehlikeye atan sürücüler dronla tespit edildi.
SÜRÜCÜLER İTİRAZ ETTİ
Uygulama kapsamında 29 araç, ihlallerin tespit edildiği noktanın ilerisinde polis tarafından durduruldu. Sürücüler, polise itiraz edip, cezayı engellemeye çalıştı. Bazı sürücüler yayaları görmediğini, bazıları da ihlali yapanın yayalar olduğunu savundu. Ceza kesilen sürücülerden Mehmet A., “Neden ceza yediğimi bilmiyorum Yaya yolunda kimse yoktu. Yoldan geçen olmazsa neden durayım” dedi. Kuralın tekrar anlatılması üzerine Mehmet A., “Böyle bir durum olduğunu bilmiyordum. Geçitte, ayakta bekleyen biri var diye, ceza yazılmaz ki. Yürüse dururdum” diye konuştu.
YAYAYA YOL VERMEYEN 29 SÜRÜCÜYE CEZA
Yaklaşık yarım saat süren uygulamanın sonunda yayaya yol vermeyen 29 sürücüye 3 bin 135’er lira idari para cezası kesildi. Öte yandan uygulama noktasında kask takmadığı belirlenen 21 motosiklet sürücüsüne 690’ar, bisiklet yolunu kullandığı tespit edilen 7 motosiklet sürücüne de 1506’şar lira para cezası uygulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD merkezli Fox haber kanalına açıklamalarda bulundu. Bin günü aşan Ukrayna’daki savaşla ilgili son durumu değerlendiren Zelenskiy, Rusya’ya karşı oluşan birliğin dağılmasından endişe ettiğini ifade etti. Savaşın ilk zamanlarının en zor dönem olduğunu belirten Zelenskiy, “Ancak içinde bulunduğumuz dönem bence Ukrayna’daki birliğimize bağlı. Şu an en tehlikeli olan şey, Avrupa’daki birliği ve en önemlisi Ukrayna ile ABD arasındaki birliği kaybetmemiz” dedi.
Savaşı bitirmenin tek yolunun diplomasi olduğunu savunan Zelenskiy, “Bugünden itibaren savaşın sona ermesinin Putin’e bağlı olduğundan gerçekten eminim. Bunu yapabilir. İsteyebilir ve bu savaşı sona erdirebilir” şeklinde konuştu. Savaşın sona ermesinin Amerika Birleşik Devletleri’nin tutumuna daha fazla bağlı olduğuna dikkat çeken Zelenskiy, “Putin, ABD’den daha zayıf. ABD Başkanı’nın gücü, yetkileri ve silahları var. Enerji kaynaklarının fiyatını düşürebilir. Medyada Trump’ın enerji kaynaklarının, petrolün fiyatlarını düşürebileceğine yönelik sinyaller duydum ve bunun yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Trump, Putin’den daha güçlü”
ABD’nin yeni başkanı seçilen Donald Trump’ın savaşı sona erdirme ihtimalini değerlendiren Zelenskiy, “Bu basit olmayacak, ancak ABD’nin elinde olan tüm meseleleri kullanırsa, evet, yapabilir. Çünkü o Putin’den çok daha güçlü. Amerika Birleşik Devletleri daha güçlü. Ekonomi daha güçlü. ABD’nin çok büyük bir etkisi var” şeklinde konuştu.
ABD’nin Kiev’e yaptığı askeri yardımlarla ilgili konuşan Zelenskiy, “Eğer yardımları keserlerse, bence kaybedeceğiz. Elbette, her durumda kalıp ve savaşacağız. Üretim yapıyoruz ancak kazanmak için yeterli değil. Hayatta kalmak için yeterli değil. Ancak, bu ABD’nin seçimi olacaksa, ne yapmamız gerektiğine karar vereceğiz” dedi. – KİEV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anti-personel kara mayınları, tank gibi askeri taşıtlara karşı kullanılan mayınlardan farklı olarak insan hedeflerine yönelik kullanılıyor.
İsmini gizli tutan ABD savunma yetkilisi, mayınların yakında Ukrayna’ya teslim edilebileceğini, Washington’ın bu mayınların Ukrayna topraklarında kullanılmasını beklediğini aktardı.
ABD’nin sağlayacağı bu mayınlar, belirli bir süre için aktive edilerek kullanılıyor ve kalıcı olarak kullanılamıyor.
ABD’li yetkili ayrıca Ukrayna’nın bu mayınları, yoğun yerleşim bölgelerinde kullanmamayı da taahhüt ettiğini kaydetti.
Biden’ın bu kararı, Pazar günü Washington’ın Ukrayna’ya, ABD’nin verdiği uzun menzilli füzeleri Rusya’da hedeflere karşı kullanma izni vermesinden sonra geldi.
Ukrayna dün ilk kez, ABD’nin sağladığı bu füzeleri Rus topraklarındaki hedeflere karşı kullanmıştı.
Ukrayna ve Rusya arasında gece boyunca karşılıklı drone saldırıları gerçekleştirildiği de bildirildi.
Kiev’deki ABD Büyükelçiliği de “20 Kasım’da ciddi bir hava saldırısı ihtimali olduğu” bilgisinin alınmasının ardından geçici olarak kapatıldı.
Büyükelçilik açıklamasında burada çalışanlara sığınağa gitme talimatı verildiği belirtildi. Ayrıca ABD vatandaşlarına da hava saldırısı uyarısı duyduklarında sığınaklara gitmeye hazır olmaları çağrısı yapıldı.
ABD’nin uzun menzilli füze kararı
Pazar günü Washington’ın izin vermesinden bir gün sonra Ukrayna ilk kez Rusya toprakları içindeki bir hedefe ABD tarafından tedarik edilen uzun menzilli füzelerle saldırmıştı.
BBC’nin ABD’deki ortağı CBS News’e konuşan ABD’li yetkililer, ATACMS (Ordu Taktik Füze Sistemi) kullanıldığını doğruladı.
Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın dün sabah Rusya’nın Bryansk bölgesine düzenlediği saldırıda altı ATACMS füzesi kullandığını, bunlardan beşinin imha edildiğini söylemişti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın füzelerin “Amerikalı askeri uzmanlar tarafından kullanıldığı anlayışıyla hareket edeceğini” söyledi.
Brezilya’nın Rio de Janeiro kentindeki G20 zirvesinde bir basın toplantısı düzenleyen Lavrov, “Bunu Batı’nın Rusya’ya karşı savaşının yenilenmiş bir yüzü olarak kabul edeceğiz ve buna göre tepki vereceğiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe teklifi görüşülmeleri başlarken gerginlik yaşandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törende anıta çelenk sunuldu, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Meriç Belediye Başkanı Yunus Atay’ın konuşma yaptığı törende öğrenciler şiir okuyup gösteri sundu, ardından Atay, temsili milis kuvvetleri komutanına ve kurtuluş kızına hediye takdim etti.
Programda öğrencilerden oluşan ritim grubu tarafından klarnet ve darbuka gösterisi gerçekleştirildi ve ardından Edirne Belediye Bandosu konser verdi.
İlçe Kaymakamı Adnan Ayte’nin kurtuluş dolayısıyla düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödül verdiği tören geçit merasimi ile sona erdi.
Programa Garnizon Komutanı Mesut Babayiğit, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, ilçe protokolü, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Keşan’da “Kurtuluş Bayramı İndirim Günleri” başladı
Keşan’da “Kurtuluş Bayramı İndirim Günleri” başladı.
İlçenin kurtuluşunun 102. yıl dönümü dolayısıyla Keşan Belediyesi öncülüğünde, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası, Keşan Ticaret Borsası, Keşan Ziraat Odası ve esnaf odaları iş birliğiyle düzenlenen etkinlik kapsamında vatandaşlara uygun fiyatlarla alışveriş yapma imkanı sunuldu.
Belediye Başkanı Mehmet Özcan, etkinliğin yalnızca bir alışveriş organizasyonu olmadığını, aynı zamanda şehir ekonomisini canlandıracak ve esnafla vatandaş arasında güçlü bir bağ oluşturacak dayanışma hareketi olduğunu ifade etti.
Kurtuluş etkinlikler kapsamında ayrıca Keşan Kent Müzesi içerisinde bulunan Kent Kafe’nin ve yenilenen cadde ve sokakların açılışı gerçekleştirildi.
Açılışlara CHP MilletvekiliAhmet Baran Yazgan, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, ilçe belediye başkanları, CHP İl Başkanı Harika Taybıllı ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyaret sırasında Vali Musa Işın ve Vali Kübra Güran Yiğitbaşı, Dr. Naci Aktaş’a yeni görevinde başarı dileklerini iletti. Görüşmede, bölgesel iş birliği ve ortak projelerle ilgili fikir alışverişinde bulunuldu.
Vali Dr. Naci Aktaş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, her iki valiye teşekkürlerini sundu. Bu anlamlı buluşma, bölgeler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek adına önemli bir adım olarak değerlendirildi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnhisar Belediye Başkanı Nihal Arslan’ın oğlu Emre Arslan, ilçede düzenlenen düğünle Yağmur Akkoyun ile dünya evine girdi. Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin ve İnhisar Belediye Başkanı Nihal Arslan ellerinde Türk bayraklarıyla davul zurnayla Pazaryeri ilçesinde gelin almaya birlikte gitti. Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, “Bizden kız almak o kadar kolay değil” dese de gelin alımı yöresel oyunların oynamasının ardından gerçekleşti.
Düğüne İnhisar Kaymakamı İrem Ayşegül Çetin, Bilecik Valisi Şefik Aygöl ve eşi Nazlı Aygöl, MilletvekiliHalil Eldemir, Serkan Yıldırım ve beraberinde bir çok protokoller katılım sağladı. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin Kiev Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada, bugün Rusya’nın büyük bir hava saldırısı düzenleyebileceğine ilişkin özel bilgi alındığı belirtildi. Açıklamada, “Hazırlıklı olmak adına büyükelçilik bugün kapalı olacak. Büyükelçilik çalışanlarına yerlerinde kalmaları talimatı verildi. ABD Büyükelçiliği, ABD vatandaşlarına hava saldırısı alarmı verilmesi halinde derhal sığınaklara gitmeye hazır olmalarını tavsiye ediyor” ifadeleri kullanıldı.
UKRAYNA İLK KEZ ABD’NİN FÜZELERİYLE RUSYA’YA SALDIRMIŞTI
ABD Büyükelçiliği’nin saldırı uyarısı, Ukrayna’nın savaşın bininci gününde ilk kez Rus topraklarına ABD yapımı uzun menzilli ATACMS füzeleriyle saldırmasından bir gün sonra geldi.
PUTIN’DEN KRİTİK İMZA
ABD yönetiminin, uzun menzilli Amerikan silahlarının sınırlı şekilde Rusya topraklarında kullanımı için Ukrayna’ya izin vermesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den dünyayı ürküten bir imza geldi. Putin ülkesinin balistik füze saldırılarına uğraması halinde buna nükleer silahla yanıt verilmesine olanak tanıyan doktrini onayladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN – Hayatını kaybeden Muazzez İlmiye Çığ’ın cenazesi, Mersin’de toprağa verildi.
Rahatsızlığı nedeniyle Mersin’in merkez Mezitli ilçesinde kaldırıldığı özel bir hastanede tedavisi sürerken hayatını kaybeden Muazzez İlmiye Çığ için Toroslar ilçesindeki Akbelen Şehir Mezarlığında ikindi namazı sonrası tören düzenlendi. Tören öncesi Çığ’ın üzerine Türk bayrağı örtülü tabutu önüne gelen kimi vatandaşlar dua etti, yakınları ise taziyeleri kabul etti. Çığ, kılınan cenaze namazının ardından Akbelen Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
Cenaze törenine Çığ’ın yakınları, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, siyasiler, çeşitli dernek temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kosova polisince yapılan yazılı açıklamaya göre, birimlerin Zveçan’daki Kralj Petri Sokak’ta yaptıkları aramada, toprağa gömülü halde 3 plastik bidon içinde askeri üniforma, 2 adet AK-47 piyade tüfeği, 4 adet M75 el bombası, 300’den fazla mermi, şarjörler, kurşun geçirmez yelek ve askeri sırt çantası ele geçirildi.
Söz konusu silah ve mühimmatın, Kosova’nın kuzeyinde geçen yıl 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan Banjska saldırısıyla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.
Kosova’nın kuzeyinde son aylarda yapılan operasyon ve aramalarda çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Fransa Dışişleri Bakanı Jean- Noel Barrot, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ve önümüzdeki dönem AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi görevini üstlenecek Kaja Kallas Polonya’nın başkenti Varşova’da bir araya geldi.
Transatlantik ilişkilerin geleceği, güçlü ve dayanıklı Avrupa’nın inşası ve Ukrayna’ya yardımların devam etmesi konularının ele alındığı toplantıya İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy ile İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares de görüntülü olarak katıldı. Toplantının davetlileri arasında bulunan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ise çeşitli temaslar için ABD’ye gittiği için toplantıya katılamadı.
Dışişleri Bakanları yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıya ev sahipliği yapan Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski, Ukrayna halkı ile birlik ve dayanışma içerisinde olduklarını belirtirken, diğer Dışişleri Bakanları ile birlikte Rusya’ya yönelik yaptırımların Rusya Ukrayna topraklarından çıkana ve Ukrayna’nın yeniden inşası masrafını karşılayana kadar daha da sertleştirilerek sürdürülmesi konusunda hemfikir olduklarını söyledi.
Yaptırımların Rusya’nın askeri potansiyelini etkili bir şekilde zayıflattığını, Rusya’yı ekonomik olarak da izole ettiğini belirten Sikorski, “Putin Rusya’sı yalnızca Avrupa için değil, dünya düzeni için de en ciddi güvenlik tehditlerinden birini oluşturmaya devam ettiği hususunda bir yanılsamamız bulunmamakta. Rusya’nın amacı Avrupa güvenlik mimarisini kalıcı olarak yıkmak. Onun emperyalist hırslarına kararlı bir şekilde karşı koymalıyız” dedi.
Bugünkü toplantının Donald Trump başkanlığındaki yeni ABD yönetimine yönelik ortak bir mesaj oluşturulmasına da hizmet ettiğini belirten Sikorski, “Mevcut jeopolitik durumda Avrupa-ABD işbirliğinin transatlantik toplumunun refahı ve güvenliği açısından hayati önem taşıdığına inanıyoruz. Yalnızca güçlü transatlantik bağlar, Rusya ve diğer devletlerden gelen artan tehditlere etkili şekilde karşı koymamıza olanak sağlayacaktır” dedi.
“Belirleyici faktör ABD Başkanı’nın adı değil, AB-ABD ilişkilerinin yakınlığı”
Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock ise güvenliklerini korumak için NATO’nun Avrupa kanadını daha da güçlendirilmesi konusunda hemfikir olduklarını belirtirken, NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını arttırmalarının önemine dikkat çekti. AB-ABD ilişkilerine değinen Baerbock, belirleyici faktörün ABD Başkanı’nın adı değil, AB-ABD ilişkilerinin yakınlığı olduğunu söyledi. Baerbock, “Bu anlamda bir kez daha altını çizmek isterim ki Avrupa’da barışın güvenliğinin sağlanmasına ara vermeyeceğiz” dedi.
“Umut ediyoruz ki bu kış savaşın son kışı olur”
İtalya Dışişleri Bakanı Tajani, Ukrayna’nın yeniden inşası konulu ortak konferans hazırlıkları içerisinde olduklarını söyledi. Savaş halen devam ederken enerji iletim hatlarının yeniden inşasını düşünmek zorunda olduklarını belirten Tajani, “Kış mevsiminin Rusya’nın baş müttefiki olmasına izin veremeyiz, umut ediyoruz ki bu kış savaşın son kışı olur” ifadelerini kullandı. – VARŞOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>’50 MİLYON DOLAR TİCARET HACMİNE ULAŞMA HEDEFİ BELİRLEDİK’
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, daha sonra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) düzenlendiği ‘Türkiye- Lesotho Yatırım Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Lesotho ile ticaret hacminin sembolik denilecek bir seviyede olduğunu ifade ederek, “Lesotho’nun 3 milyar dolara yakın bir dış ticaret hacminin olduğunu dikkate aldığımızda, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacminin potansiyelin çok altında olduğunu görüyoruz. Sayın Başbakanla görüşmelerimizde ikili ticaret ve yatırımlarımızın gerçek potansiyelini yakalaması için ilk aşamada 50 milyon dolar ticaret hacmine ulaşma hedefi belirledik” dedi.
Türk firmalarının Lesotho’da yatırımlarının bulunmadığını dile getiren Yılmaz, “Sayın Başbakanla bugün baş başa ve heyetler arası gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, ilişkilerimizi ticaret, yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, eğitim, turizm ve çevre başlıkları alanlarında geliştirmek yönünde mutabık kaldık. Gerek bölgesel gerek çok taraflı platformlarda Lesotho’yla iş birliği içerisinde olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu kapsamda, Lesotho’nun Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası yararlanıcısı bir ülke olması, SAKU ve SADAK gibi bölgesel örgütlerin üyesi olması, ayrıca da Afrika Kıtası Serbest Ticaret Anlaşmasına taraf olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Bu anlaşmalar vesilesiyle özellikle tekstil ve konfeksiyon sektöründe önemli bir ihracat performansı bulunduğunu görüyoruz. Diğer taraftan, Lesotho’nun gıda güvenliği ile ilgili sorunlarını da dikkate alarak tarım sektöründe ve tarımsal mekanizasyon alanında da iş birliği fırsatları sunduğunu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE-LESOTHO İŞ KONSEYİ’NİN KURULMASI İÇİN YOL HARİTASI BELİRLENDİ
Türkiye’nin 48 Afrika ülkesiyle İş Konseyi mekanizmasının bulunduğu belirten Yılmaz, “Türkiye ve Lesotho arasında henüz bir iş konseyi mekanizmasının tesis edilmediğini biliyoruz. Bu bağlamda, DEİK ve Lesotho’dan bir muhatap kuruluş arasında, iki ülke iş dünyaları arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ticaret ve yatırımların artırılmasına katkı sağlayacağına inandığımız bir Türkiye-Lesotho İş Konseyi’nin belli bir faaliyet içerisinde kurulmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Bu çerçevede iki aşamalı bir yol haritası belirlemiş durumdayız. Öncelikle, iş dünyamızdan oluşturulacak bir heyetin gerek ticaret gerek yatırımlar gerek müteahhitlik hizmetleri alanında Lesotho’daki fırsatları, imkanları yerinde görmesi, incelemesi ve bu proje fikirlerinin geliştirilmesi ve bunun oluşturduğu zemin esas alınarak ikinci aşamada da bir iş konseyinin kurulmasının faydalı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çin- Orta Asya Doğalgaz Boru Hattı hizmete girdiği 2009 yılından bu yana Çin’e 500 milyar metreküpten fazla doğalgaz taşıdı.
ANONS (Türkçe): HONG YAN, Xinhua muhabiri, Yapay zeka ile desteklenmiş seslendirme:
PipeChina Batı Boru Hattı Şirketi’ne göre, Çin-Orta Asya Doğalgaz Boru Hattı hizmete girdiği 2009 yılından bu yana Çin’e 500 milyar metreküpten fazla doğalgaz taşıdı.
Bu dönemde kullanılan doğalgaz yaklaşık 666 milyon ton standart kömürün yerini alarak 731 milyon ton karbondioksit emisyonunun azaltılmasına katkı sağladı.
Çin’in ilk uluslararası doğalgaz boru hattı olan bu hat, 1.833 kilometre uzunluğunda olup yıllık 60 milyar metreküp doğalgaz taşıma kapasitesine sahip.
Xinhua Haber Ajansı muhabirleri Beijing’den bildiriyor.(XHTV)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığının (MSB) sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Oramiral Tatlıoğlu’nun resmi davetlisi olarak Türkiye’de bulunan, İspanya Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sanchez ve beraberindeki heyetin, Deniz Kuvvetleri Karargahını ziyaret ettiği ve ikili ilişkiler toplantısı gerçekleştirildiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>G-20 Liderler Zirversi için Brezilya seyahatinde ABD Başkanı Joe Biden’a eşlik eden ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı John Feiner, dün yayılan, Washington’ın Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne Rusya topraklarındaki saldırılar için uzun menzilli ABD menşeli silahları kullanma izni verdiğine dair haberler üzerine gazetecilerin sorularını yanıtladı. Feiner, ” Amerika Birleşik Devletleri, çatışma boyunca, savaş alanındaki duruma dayalı olarak siyasi kararlar alacağını, son günlerde ve haftalarda Rusya topraklarında yabancı güçlerin konuşlandırılmasıyla ilgili önemli tırmanmalar da dahil olmak üzere, sürekli olarak belirtti” dedi.
The New York Times pazar gecesi ABD yönetiminden kaynaklara dayanarak Biden’ın Ukrayna’ya ATACMS taktiksel balistik füzeleriyle Rusya topraklarına saldırma izni verdiğini bildirmişti. Fransa merkezli Le Figaro’nun ise Fransa ve İngiltere’nin SCALP ve Storm Shadow taktiksel füzelerinin Kiev tarafından Rusya’da kullanınımına onay verdiğini öne sürmüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Ukraynalı yetkililer, Odesa ve Sumi kentlerini hedef alan Rus hava saldırılarında, 21 kişinin hayatını kaybettiğini, 100’den fazla kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Ukrayna’nın Odessa Bölgesi Askeri İdaresi Başkanı Oleg Kiper, Rusya’nın Odesa’ya yönelik füze saldırısında 10 kişinin öldüğünü, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 39 kişinin ise yaralandığını belirtti. Rusya hava saldırısının konutlara ve sivil altyapıya zarar verdiği bildirilirken, kent merkezinin en çok etkilenen bölgeler arasında yer aldığı aktarıldı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Odesa’daki saldırıda bir apartman, bir üniversite binası ve bir yönetim merkezinin hasar gördüğünü kaydetti.
Öte yandan, Ukrayna Devlet Acil Hizmetler Biriminden yapılan açıklamada, gece geç saatlerde Sumi kentindeki bir konutun hedef alındığı Rus hava saldırısında, aralarında iki çocuğun da bulunduğu 11 kişinin hayatını kaybettiği, 89 kişinin yaralandığı belirtildi. Sumi bölge savcıları saldırıda 90 daire, 28 araba, iki eğitim kurumu ve 13 binanın zarar gördüğünü açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARSENAL TRANSFER ETMEK İSTİYOR
İspanyol basınından Fichajes’in haberine göre; Avrupa’nın birçok dev takımının kadrosuna katmak istediği Arda Güler’e son olarak İngiltere Premier Lig ekiplerinden Arsenal talip oldu. Real Madrid’in, geleceğin yıldızlarından biri olarak gördüğü oyuncusunu bırakmaya direnebileceği ancak Arda’nın daha fazla süre almak istemesi durumunda bu transferin gerçekleşebileceği aktarıldı.
ODEGAARD PLANI DEVREDE
İngiliz devi, Arda Güler transferinde milli yıldız ile aynı kaderi paylaşan Martin Odegaard planını devreye sokacak. Norveçli futbolcu, Real Madrid’den Arsenal’e transfer olduktan sonra muhteşem bir çıkış yakalamış ve kaptanlığa kadar ilerlemişti. Ayrıca Deneyimli orta sahanın gösterdiği başarı, 19 yaşındaki Arda’nın Londra’ya transfer olması durumunda izleyebileceği yolu açıkça gösteriyor.
ARDA AYRILMAK İSTİYOR
Öte yandan İspanyol basını, Arda Güler’in kararını verdiğini ve bu kararı çevresiyle de paylaştığını yazdı.Forma şansı bulamadığı gerekçesiyle mutsuz olduğu ifade edilen Arda, devre arasında kendisine gelecek olan teklifleri değerlendirerek Real Madrid’den kiralık olarak ayrılmayı istiyor.
BU SEZONKİ PERFORMANSI
Arda Güler, bu sezon İspanyol ekibiyle 12 maça çıktı. Bu karşılaşmalarda yalnızca 307 dakika sahada kalabilen Arda, takımına gol ya da asist katkısı sağlayamadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, “Terörist neredeyse bizim hedefimiz orası. Bunların peşindeyiz. Mehmetçik bunların korunakları, sığınakları tek tek buluyor ve bunları imha ediyor. Teröristleri etkisiz hale getiriyor” dedi.
TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK PartiKayseriMilletvekili Hulusi Akar, geldiği Trabzon’da valilik, Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörlüğü’nü de ziyaret eden Akar, ‘Türkiye’nin Güvenlik ve Savunma Meseleleri’ konferansında açıklamalarda bulundu. KTÜ Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansa; Vali Aziz Yıldırım, İl Emniyet Müdürü Murat Esertürk, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı.
‘ÜLKE TEK, VATAN TEK’
Konferansta konuşan Hulusi Akar, “Hiçbir zaman fidandan çınara Söğüt ruhunu, Çanakkale ruhunu, Milli Mücadele ruhunu, 15 Temmuz hain darbe girişime karşı mücadele ruhunu unutmayacağız. Bunların daima hatırlayacağız. Bunlardan ders alacağız. Ülkemizin bekası, asil milletimizin refahı için. Bunların yapılması bizim için hayati önem taşıyor. Bu parti meselesi değil, zihniyet meselesi. Ülke tek, vatan tek, milletin, devletin bekası için bu milletin refahı için birlik ve beraberlik içerisinde bakmamız gereken hadise. Nedir bu? Ana vatan, gök vatan, mavi vatan, yavru vatan, dijital vatan bunlar birdir; bütündür. Bunlar parçalanamaz. Bunları Allah’a çok şükür bugüne kadar parçalamak isteyenler ya denizlere döküldü ya da bulundukları çukurlara gömüldüler. Bundan sonra da gömmeye hazırız” dedi.
‘HİÇBİR ZAMAN BENCİL DAVRANMADIK’
Akar, “Artık söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir ülke var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Bu herkesin bilmesi, herkesin anlaması lazım. ve şu anda 3 kıtada etki alanımız var; Avrupa’da, Afrika’da, Asya’da. Türkiye’nin kıymetini bilelim, Türkiye’nin değerini bilelim. Türkiye gerçekten tarihiyle, coğrafyasıyla, seçkin ve saygın kültür ve medeniyetiyle, nüfusuyla, saygın ordusuyla büyük bir güç, büyük bir devlet, seçkin ve saygın bir yeri var. Bunu bilelim. Buna inanalım ve bu şekilde konuşalım, çalışalım ve geleceğe bu şekilde bakalım. Bu yönde Türkiye için çalışmalarımızı sürdürdük, sürdüreceğiz inşallah. Bunları yaparken, terörle mücadele dahil, gelişmeler dahil, ekonomik konular dahil, barış ordusu için yapılan çalışmalar dahil, hiçbir zaman bencil davranmadık. Türkiye şu anda hiçbir ittifaka, hiçbir komşusuna, hiçbir dost ve müttefik ülkeye yük değil, yük alan bir ülke konumunda. Bunu da herkes gördü, görüyor” diye konuştu.
‘AZİMLİYİZ, KARARLIYIZ’
Akar, “Terörist neredeyse bizim hedefimiz orası. Bunların peşindeyiz. Mehmetçik bunların korunakları, sığınakları tek tek buluyor ve bunları imha ediyor. Teröristleri etkisiz hale getiriyor. Teröristlerin önünde 2 yol var. Birincisi bulundukları çukura gömülecekler. İkincisi adalete teslim olacaklar. Başka yolları yok. Bunların arkasında kim olursa olsun. Asil milletimizi, 40 yıldan beri bu milletin başına musallat olan bu belalarından kurtarmakla azimliyiz, kararlıyız. İHA’larımız, SİHA’larımız var. Kızıl Elma geliyor. Milli gemilerimiz var. Bunları tasarımda yapıyoruz, üretimde yapıyoruz ve bunları ihraç ediyoruz. Müthiş gelişmeler oldu. Bu TCG Anadolu, başlı başına bir hikaye. Bizim yapmamız gereken ne varsa bunları yaptık, yapıyoruz. Tarihi ve kültürel bağlarımızı güçlendirdik, güçlendirmeye devam ediyoruz.
Konferansın ardından KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı tarafından Hulusi Akar’a resminin bulunduğu tablo hediye edildi.
HABER-KAMERA: Efnan DEMİREREN/TRABZON,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>300 TARANTULA VE ONLARCA TEHLİKELİ BÖCEK
Peru’nun başkenti Lima’da bulunan Jorge Chavez Uluslararası Havalimanı’nda, Güney Kore uyruklu bir yolcunun güvenlik kontrolünden geçerken karnındaki anormal şişlik, görevlilerin dikkatini çekti. İncelemeler sonucunda, şüpheli yolcunun kazağının altında çeşitli tehlikeli hayvanlar taşıdığı ortaya çıktı. Havalimanı polisi, yolcunun karnına sardığı özel torbaların içinde 300 tarantula, yaklaşık 100 kırkayak ve dokuz adet mermi karıncası buldu. Hayvanların, küçük plastik torbalar içerisinde vücuda sarılarak taşındığı belirlendi. Peru Ulusal Ormancılık ve Yaban Hayatı Servisi’nden biyolog Pilar Ayala, ele geçirilen hayvanların tümünün koruma altına alındığını ve hayvan kaçakçılığına karşı sıkı önlemler aldıklarını belirtti.
HAYVAN KAÇAKÇISI TUTUKLANDI
Yolcunun hayvan kaçakçısı olduğu ve tehlikeli hayvanları yasa dışı yollarla ülkeye sokmaya çalıştığı tespit edilen yolcu gözaltına alındı. Ayala, hayvanların küçük fermuarlı poşetlerde ve filtre kağıtlarıyla kaplanarak taşındığını, yolcunun vücudunun etrafına iki kuşakla sabitlendiğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan Kültür ve Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) Daimi Konseyi 41. Dönem Toplantısı yapıldı.
TÜRKSOY’un gelecek seneye ilişkin faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, ayrıca “Türk Dünyası-2025 Kültür Başkenti” ünvanının Kazakistan’ın Aktau şehrine verilmesi kararlaştırıldı.
Böylece, geçen yıl “Türk Dünyası-2024 Kültür Başkenti” olan Türkmenistan’ın Anev şehri, düzenlenen şölen ile ünvanını Kazakistan’ın Aktau şehrine devretti.
Kazakistan’ın tek liman kenti Aktau
Türkçede “beyaz dağ” anlamına gelen Aktau, Kazakistan’ın güneybatısındaki Mangistau Yarımadası’nda bulunuyor.
???????Mangistau eyaletinin idari merkezi olan Aktau, Hazar Denizi kıyısındaki konumu itibarıyla Azerbaycan, Rusya, Türkmenistan ve İran ile ortak deniz sınırını paylaşıyor.
Aktau şehrinin bulunduğu Mangistau Yarımadası açık hava müzesini andırıyor. Bölge, çok sayıda tarihi, arkeolojik ve kültürel mirası barındırıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, 17 Kasım saat 03.20’de Seferihisar ilçesi açıklarında içerisinde düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu ‘KB-22’ tarafından lastik bot içerisindeki 6’sı çocuk 33 düzensiz göçmen kurtarıldı. Ekipler, Foça ve Çeşme ilçesi açıklarında da yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmak isteyen lastik botlar içerisindeki toplam 84 göçmeni yakaladı. Öte yandan, aynı gün saat 09.20’de Menderes ilçesi Sünger Kayalıkları’nda karadan ulaşımı olmayan bölgede yaralanan 1 şahsın tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi.
Karaya çıkartılan göçmenler, sağlık kontrolleri ve işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine sevk edildi. Yaralanan vatandaş ise sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump, bugün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla söz konusu iddiaları doğruladı. Trump’ın 2024 seçim kampanyasının ana vaatleri arasında öne çıkan planın 20 milyon aileyi etkilemesi bekleniyor.
TRUMP’TAN ‘DOĞRU’ ONAYI
Gelişmeyi daha önce uluslararası izleme örgütü “Judicial Watch” Başkanı Tom Fitton duyurmuştu. Trump, Fitton’ın paylaşımını “Doğru!” notuyla onayladı.
YASAL MÜCADELE KAPIDA
Avukatlar ve göçmen hakları savunucuları Trump’ın planına karşı mahkemelerde mücadele yürütmeye hazırlanıyor. Trump’ın ekibinde ise yasal itirazları aşma ve yürürlüğe girebilir emirler hazırlama hazırlıkları başladı.
PAROLE PROGRAMI KALDIRILACAK
Öte yandan Trump’ın; Küba, Venezuela, Haiti ve Nikaragua gibi ülkelerden gelen göçmenlerin kabul edildiği geçici vize programı ‘Parole’yi sona erdirmeyi hedeflediği öğrenildi. Program, çerçevesinde 2022 Ekim’den bu yana yaklaşık 530 bin göçmen hava yoluyla ülkeye giriş yapmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in 26 Ekim’de İran’a düzlediği saldırıya dair açıklamalarda bulundu. Netanyahu, saldırıda İran’ın nükleer programına ait belirli bir unsurun vurulduğunu belirterek, savunma ve füze üretim kapasitesinin de zayıfladığını aktardı. Netanyahu, “Bu bir sır değil. Bu saldırıda nükleer programlarına ait vurulan belirli bir unsur var” dedi.
İran’ın başkenti Tahran çevresindeki Rusya tarafından tedarik edilen 3 adet S-300 hava savunma bataryasının vurulduğunu aktaran Netanyahu, İran’ın uzun menzilli balistik füzelerde kullandığı katı yakıt üretim kabiliyetine de ciddi zarar verildiğini söyledi. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco, Gazze’de yaşananların “soykırım teşkil ettiğini” savunan uzmanlar olduğunu söyleyerek bu konuda bir inceleme yürütülmesi çağrısı yaptı.
Papa’nın sözleri, bu hafta yayımlanacak bir söyleşi kitabında yer aldı. İtalyan La Stampa gazetesi, “Umut asla hayal kırıklığına uğratmaz” isimli kitaptan bazı bölümleri manşetinden yayımladı.
Yayımlanan bölümlere göre Papa, “Filistinli kardeşlerimiz, topraklarına gıda ve yardım ulaştırmanın zorluğu nedeniyle kıtlık içindeki Gazze’yi terk ediyor” dedi ve şöyle devam etti:
“Bazı uzmanlara göre Gazze’de yaşananlar soykırım niteliği taşıyor. Bunun hukukçular ve uluslararası kuruluşlar tarafından formüle edilen teknik tanıma uyup uymadığını tespit etmek için dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekiyor.”
İsrail’in Vatikan Büyükelçiliği, bu konudaki haberlere atıfla “7 Ekim 2023’te İsrail vatandaşlarına yönelik soykırım niteliğinde bir katliam yaşandı ve o tarihten bu yana İsrail, yedi farklı cepheden vatandaşlarını öldürme girişimlerine karşı meşru müdafaa hakkını kullandı” şeklinde bir açıklama yaptı.
Büyükelçilik, “Bu meşru müdafaayı başka bir isimle adlandırmaya yönelik herhangi bir girişim, Yahudi devletini tecrit etmektir” diye ekledi.
Papa Francesco’nun geçen yıl da Filistinli bir grupla özel görüşmesinde “soykırım” ifadesini kullandığı iddia edilmişti.
Papa, 7 Ekim’de kaçırılan İsrailli rehinelerin yakınları ile aileleri Gazze’de olan Filistinlileri, Kasım 2023’te Vatikan’da kabul etmişti.
Filistinli grupta yer alan Beytüllahim’li bir Hıristiyan, Papa’nın kendileriyle görüşmesinde Gazze’de yaşananlar için “Bu bir savaş değil, savaşta bir güç dengesi olur. Bu sivillere karşı bir savaş, bu bir soykırım” dediğini söylemişti.
Bu sözler basında geniş yer bulmuş ancak özel görüşmenin içeriği resmi olarak açıklanmamış, Vatikan’dan bu sözlere teyit gelmemişti.
BM: ‘Gazze’deki politikalar soykırımla uyumlu’
Papa’nın sözleri, uluslararası kuruluşların benzer açıklamalarından hemen sonra basına yansıdı.
İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını soruşturmakla yükümlü Birleşmiş Milletler (BM) Özel Komitesi, 14 Kasım tarihli raporunda İsrail’in “Gazze’deki politika ve uygulamalarının soykırım özellikleriyle uyumlu olduğu” sonucuna vardığını açıkladı.
BM’nin Ekim-Temmuz 2023 dönemini inceleyen raporuna göre Gazze’de tüm nüfusunun yüzde 90’ına denk gelen yaklaşık 1,9 milyon kişi son bir yılda evini terk etmek zorunda kaldı.
Raporda İsrail’in 2024 başında Gazze’de “25 bin ton yani iki nükleer bombaya eşit miktarda patlayıcıyla yoğun bir bombalama kampanyası” yürüttüğü belirtildi.
Bu saldırıların su ve hijyen sistemlerini çökerttiği ve tarımsal tahribat ile birlikte toksik kirliliğe neden olduğu ifade edildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de 14 Kasım’da yayımladığı yeni bir raporla İsrail’i Gazze’de Filistinlileri toplu olarak yerinden ederek savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekle suçladı.
HRW raporunda İsrail’in eylemlerinin “etnik temizlik tanımına uyduğunu” savundu.
İsrail, HRW raporuna “tamamıyla yanlış ve gerçekten kopuk” diyerek tepki gösterdi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oren Marmorstein, açıklamasında İsrail’in Gazze’deki insanları değil sadece Hamas’ı hedef aldıklarını vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vedant Patel de 14 Kasım’da düzenlediği basın toplantısında gazetecilere, ABD’nin İsrail’in yöntemlerinin soykırımla tutarlı olduğu konusuna “kesinlikle katılmadığını” söyledi.
“Bu tür söylemlerin ve bu tür suçlamaların kesinlikle asılsız olduğunu düşünüyoruz” diye ekledi.
Suçlamalar ne anlama geliyor?
Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yargıcı Rıza Türmen, BM özel komitesinin raporuyla ilgili BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede bu suçlamaların siyasi ağırlığının olduğunu ancak “hukuki ağırlığının” “Uluslararası Adalet Divanı’nda” olduğunu belirtti.
Türmen, Güney Afrika tarafından İsrail’e karşı açılan davayı hatırlatarak “Soykırım suçunun işlendiğinin ve oradaki Arap, Filistinli nüfusun ortadan kaldırılmasına dair İsrail’in özel bir kastı, niyeti olduğunun ispat edilmesi gerekir ki bu da ancak bir yargı organı tarafından yapılacak bir iştir” diye konuştu.
Eski AİHM yargıcı, BM Özel Komitesi’nin raporunda yer alan İsraillerin sivilleri öldürmesi, insani yardımı engellemesi ve sivilleri açlığa mahkum etmesi gibi bir takım iddiaların BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ndeki maddeler ile “örtüştüğüne” dikkat çekti.
Türmen, “soykırım” suçlamasının ancak Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilecek bir karar ile netleşebileceğini hatırlattı.
Buna karşın BM raporunun İsrail’in aleyhinde siyasi olarak kullanılabileceğine dikkat çekti:
“BM Komitesi’nin herhangi bir yaptırımı olamaz. Ancak uluslararası kamuoyunu etkiler.”
Hamas’ın İsrail’e düzenlediği 7 Ekim 2023’teki saldırıda yaklaşık 1.200 kişi öldü ve 251 kişi rehin alındı.
Gazze’deki yerel yetkililere göre İsrail’in saldırılarında ölenlerin sayısı 44 bine yaklaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi katıldığı devlet televizyonu programında iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Kesinlikle böyle bir görüşme olmadı. Bu, ABD basını tarafından ortaya atılan uydurma bir haber” ifadelerini kullandı. Arakçi, “Haber, İran saatiyle dün gece 1’de basında yer aldı. Ben ise söz konusu haberi sabah gördüm ve ciddi olarak değerlendirmedim. Öğle saatlerine kadar da yanıt verilecek düzeyde bir iddia olarak görmedik. New York’ta sabah olmasını bekledik. Bizden habersiz böyle bir görüşmenin yapılamayacağını biliyorum. BM temsilciliğimiz ile yaptığımız görüşmede bunun ABD basını tarafından ortaya atılan uydurma bir haber olduğu belirtildi. Bende hızlı bir şekilde söz konusu haberin yalanlanması talimatını verdim” şeklinde konuştu.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise konuya ilişkin açıklamasında, söz konusu görüşmenin kesinlikle yapılmadığını belirterek, bu konuda ABD medyasının oluşturduğu propaganda karşısında şaşkın olduklarını ifade etti.
MUSK-ERİVANİ ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞME İDDİASI
ABD merkezli New York Times gazetesi, iki İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen milyarder Elon Musk’ın 11 Kasım Pazartesi günü New York’ta İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said Erivani ile bir araya geldiğini duyurmuştu. Görüşmede İran ile ABD arasındaki gerginliğin nasıl azaltılabileceği konusu üzerinde durulduğu belirtilmişti. Musk’ın talebi üzerine gerçekleştirilen görüşmenin 1 saatten fazla sürdüğü ve yerinin Erivani tarafından seçilerek gizli tutulduğu aktarılmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – Elazığ’da, tartıştığı kız arkadaşını silahla ensesinden ağır yaraladıktan sonra intihar girişiminde bulunan şahıs, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Olay öğlen saatlerinde Abdullahpaşa Mahallesi 263. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Vahap Çetin, konuşmak için yerel Kanal Fırat Televizyonunda muhabir olan Semra D.’nin evine gitti. Annesinin de evde bulunduğu sırada Semra D. ile tartışan Vahap Çetin, belinden çıkardığı silah ile kadına ateş etti. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerinde 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ensesine kurşun isabet eden Semra D., olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Fırat Üniversitesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.
Olayın ardından kaçan Vahap Çetin ise Elazığ Bingöl karayolu Akçakiraz bölgesinde intihar girişiminde bulundu. Haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Vahap Çetin, ambulansla Fethi Sekin Şehir Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Vahap Çetin, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Semra D.’nin, Fırat Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakımdaki tedavisi sürüyor.
Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Serik İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Ardından Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’u makamında ziyaret eden Başkan Böcek, Serik Belediyesi’nin Büyükşehir Belediyesi’nden taleplerini dinledi. Başkan Böcek, Serik’te yapılması gereken projeleri tek tek hayata geçireceklerini kaydetti. Serik’in bugünü ve yarını için önemli çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Başkan Muhittin Böcek, Kadir Başkan ile birlikte Serik’te halkın mutluluğu için birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirtti.
66 mahallemize önemli projeler yapacağız
Başkan Muhittin Böcek, Serik ziyaretinde son olarak Serik Belediyesi’nce hizmete açılan halk lokantasının açılışına katıldı. Burada konuşan Başkan Muhittin Böcek, “Bu 5 yıllık süre içerisinde 66 mahallemizde yapmamız gereken ne varsa muhtarlarımızla, meclis üyelerimiz ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte hayata geçireceğiz” dedi. Başkan Böcek, “Serikli vatandaşlarımıza, üreticimize, emeklimize, gençlerimize, çocuklarımıza burslar da dahil olmak üzere her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz. Serik Belediyemizin bugün hizmete açtığı halk lokantası çok önemli. Sosyal belediyecilik anlayışı içerisinde Türkiye’de birçok örnek çalışmalar yapıyoruz. 2019-2024 yılları arasında 11 büyükşehir belediye başkanı olarak sosyal projelerle bütün vatandaşlarımızın beğenisini kazanarak, halkımızın iyi gününde kötü gününde yanında olduk. Bundan sonra da bütün vatandaşlarımızın mutlu ve huzurlu olduğu, inşallah hep birlikte güzel günleri hep beraber göreceğiz” diye konuştu. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Burj al-Barajneh, Hadath, Haret Hreik ve Tayuneh’i vurdu. Tayuneh’te vurulan bir bina yıkıldı. Saldırı anları amatör kameralara saniye saniye yansırken, can kaybına ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı. – BEYRUT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“El Ele Güvenli Geleceğe” ve “Gençlik Güvenli Gelecek” projeleri kapsamında Erzurum Atatürk Üniversitesinde eğitim gören öğrencilerin ülkemize yararlı birey olarak yetişmelerini sağlamak, öğrencilere polis olarak her zaman yanlarında olduğumuz mesajını vermek, terör örgütleri tarafından yürütülen propagandayı etkisiz kılmak, terör örgütlerinin üniversitedeki illegal yapılanmalarına katılımı engellemek ve azaltmak amacıyla yapılan bilgilendirme çalışmalarına devam ediliyor.
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi konferans salonunda, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi konferans salonunda sunumlar yapılarak toplamda 450 kişiye ulaşılırken akabinde stant açılarak bilgilendirme broşürü dağıtıldı. Program kapsamında öğrencilere çeşitli ikramlarda bulunuldu, hediyeler verildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM’ye 2019 yılında ilk kez sunulduğunda kadınları ‘erkeklerin saygı duyulan eşleri’ olarak tanımlayan ifadeleri nedeniyle geri çekilen İİT Kadının İlerlemesi Teşkilatı Tüzüğü yeniden Dışişleri Komisyonu’na getirildi. Orijinal metni aynen korunan tüzükte kadınlar bu kez “erkeklerin saygın ortakları” olarak tanımlandı. Komisyonda CHP’li üyeler, kadınların bu şekilde tanımlanmasına tepki gösterdi.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Düzelttik diye geldiniz. ‘Erkeğin saygı duyulan eşi’ ifadesini ‘erkeğin saygın ortağı’ yapmışsınız. Ama anlaşmada İngilizcesi aynen duruyor. Bir taraftan milyonlarca kadının güvencesi İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıyorsunuz, diğer taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı’nda kadını böyle gören bir teşkilata üye olalım diyorsunuz. Bu ülkede kadınlar erkeklerin saygın ortağı olmadan önce yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de kadınlar her şeyden önce eşitlik ve can güvenliği istiyor” dedi. Muhalefetin tepkileri üzerine anlaşma yeniden değerlendirilmek üzere geri çekildi.
Çakırözer teklifin daha önce de Meclis’e getirildiğini ve tepkiler sonrası geri çekildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Ben 2019’da bu Komisyonun üyesiydim. O zaman bu anlaşmanın içinde şöyle bir ibare vardı ‘Kadınların erkeklerin saygı duyulan eşleri olarak.’ ‘eşleri’ ibaresi vardı. Şimdi ‘ortağı’ yapmışsınız. Geri çekildi şimdi tercüme değiştirilmiş. Eşi değil ‘ortağı’ yapmışsınız. Ama İngilizcesi aynı. Kadın sadece erkeğin saygın ortağı, eşi, partneri değildir. Kadın birey olarak da saygındır, ailesiyle de saygındır, eşiyle de saygındır. Ama burada sadece erkeğin saygın ortağı. Şimdi ‘Biz çeviriyi düzelttik, yeniden’ getirdik demekle olmuyor. Metnin İngilizcesi aynen duruyor. Bu ülkede kadınlar her gün can korkusuyla sokağa çıkamıyor, kadınlar her gün öldürülüyor. Türkiye’de kadınlar mücadele veriyor. Ama kadınlar erkeklerin saygın ortaklığından önce yaşamlarına saygı, eşitliklerine saygı mücadelesi veriyor.”
“Bu nasıl bir çelişki”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığını hatırlatan Çakırözer, “Bu anlaşma İslam dünyasında kadınların iyiliği için hazırlanmış olabilir. Ama siz bir taraftan milyonlarca kadının güvencesi Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıyorsunuz, bir taraftan 6284 sayılı kadını şiddete karşı koruyacak kanunu yumuşatmaya çalışıyorsunuz, diğer taraftan İslam İşbirliği Teşkilatı’nda böyle bir tüzüğü onaylatmak için Meclis’e teklif getiriyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir?” diye konuştu.
Milletvekillerinin soruları üzerine Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz, 57 İİT üyesinden 27’sinin anlaşmayı imzaladığını, 30’unun imzalamadığını, imzalayanlardan 18’inin onayladığını 9’unun ise onaylamadığını açıkladı.
CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre de anlaşmanın Azerbaycan ve Özbekistan başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyetler ile Tunus ve Fas gibi İslam ülkeleri tarafından imzalanmamış olmasına dikkat çekti.
Tartışmaların ardından Komisyon Başkanı Fuat Oktay’ın önerisiyle Dışişleri Bakanlığı’nın Komisyona yeniden sunum yapması yönünde alınan karar ile anlaşma gündemden çıkarıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi’nin ev sahipliğinde Cermodern’de düzenlenen resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci, yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetli katıldı. BM’nin sürdürülebilir kalkınma ve kimsenin geride bırakılmayıp insan haklarının olduğu bir dünyanın yansıması olduğunu belirten BM Türkiye Mukim Koordinatörü Ahonsi, 79 yıl önce yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın yol gösterici olmaya devam ettiğini söyledi. BM Antlaşması’nın ülkeleri bölünme karşısında birliğe ve kriz karşısında kolektif eyleme yönlendirdiğini dile getiren Ahnosi, “Çatışmalar şiddetleniyor, kutuplaşma derinleşiyor. 2024 yılındayız ve küresel açlık var. Bolluk içindeki dünyamızda her on kişiden birinin düzenli olarak bir gün ya da daha uzun süre aç uyuması utanç verici. Bu durum ciddi gıda güvensizliği olarak nitelendiriliyor. İklim krizi hızlanıyor; karmaşık yeni teknolojiler ortaya çıkıyor. Sürdürülebilir kalkınma amaçları geride kalıyor. Bu zorlu zamanlarda BM, bugün karşı karşıya olduğumuz karmaşıklıkları ele almak için vazgeçilmez çok taraflı bir platform olmaya devam ediyor. Savaşın yıkımından iklim acil durumuna, artan eşitsizliklerden yapay zeka gibi yeni teknolojilerin getirdiği zorluklara kadar dünyanın sorunları hiçbir ülkenin tek başına sağlayamayacağı çözümler gerektiriyor” ifadelerini kullandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BM’nin kuruluşunun 79’uncu yıl dönümü Ankara Cermodern’de düzenlenen resepsiyon ile kutlandı. Resepsiyona, sayıda yabancı misyon temsilcisi ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayşe Berris Ekinci katıldı.
İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. BM Türkiye Mukim Koordinatörü Ahonsi konuşmasında, çatışmaların şiddetlendiğini ve kutuplaşmanın derinleştiğini belirterek, “2024 yılındayız ve küresel açlık var. Bolluk içindeki dünyamızda her on kişiden birinin düzenli olarak bir gün ya da daha uzun süre aç uyuması utanç verici – bu durum ciddi gıda güvensizliği olarak nitelendiriliyor” dedi.
Savaşın yıkımından iklim acil durumuna, artan eşitsizliklerden yapay zeka gibi yeni teknolojilerin getirdiği zorluklara kadar dünyanın sorunlarının hiçbir ülkenin tek başına sağlayamayacağı çözümler gerektirdiğini ifade eden Ahonsi, “21’inci yüzyılın zorlukları bağlantılı, kapsayıcı ve tüm insanlığın uzmanlığından yararlanan çerçeveler gibi 21. yüzyılın çözümlerini gerektirir” diye konuştu.
“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne bağlı kalmalıyız”
Uluslararası hukuku koruyarak ve çatışmaları barışçıl yollarla çözmek için diplomasiyi yoğunlaştırarak kapsayıcı ve adil toplumlar inşa etme taahhüdünün yeniden teyit edilmesi gerektiğini vurgulayan Ahonsi, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne ve onun tüm insanlar için onur ve özgürlük vaadine bağlı kalmalıyız. Eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddete, özellikle de tüm amaçlarımıza ulaşmamızda tam katılımları kritik öneme sahip olan kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı duruşumuzu net bir şekilde ortaya koymalıyız” ifadelerini kullandı.
Ahonsi, Gelecek Paktı’nda özetlenen eylemlerin küresel yönetişimi ilerletmeye, uluslararası barış ve güvenliği güçlendirmemize, kalkınma için bilim ve teknolojinin teşvik edilmesi ve gençlerin geleceklerini şekillendirmesine yardımcı olacağına inancını dile getirdi.
BM’nin kurucu üyesi olan Türkiye’nin, BM’nin uzun süredir kararlı bir savunucusu olduğunu söyleyen Ahonsi, “BM ile küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde yapıcı, üretken ve ileri görüşlü ilişkiler sürdürmüştür. Türkiye’deki BM kuruluşları, fonları ve programları, Türkiye’nin tüm vatandaşlarına ve sakinlerine fayda sağlayan, hiç kimsenin geride bırakılmamasını sağlamak üzere, Türkiye’nin gelişmiş, yüksek gelirli bir ülke olma vizyonunu gerçekleştirmesine destek olmak için özenle ve stratejik bir şekilde çalışarak hükümet ve diğer ortaklarla, hem toplu hem de bireysel olarak, işbirliği yapmaya devam edecektir” diye konuştu.
Ekinci: BM için acı dolu bir yıl
Dışişleri Bakan Yardımcısı Ekinci, örgütün kuruluşunun 79’uncu yıl dönümü kutlamasının Geleceğin Zirvesi’nin toplanmasıyla aynı zamana denk geldiğini belirterek, “Türkiye bu Zirve’yi desteklemiştir. Pakt’taki taahhütlerimizin yerine getirilmesi için diğer BM üyeleriyle birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.
Kuruluş yıl dönümünü hüzünle kutladıklarını dile getiren Ekinci, başta Gazze olmak üzere çatışma bölgelerinde görevlerini yaparken hayatını kaybeden BM personelinin sayısının rekor seviyelere ulaşmasından dolayı BM için acı dolu bir yıl olduğunu kaydetti. BM barış gücü misyonlarının hedef alındığı saldırılara şahit olduklarını söyleyen Ekinci, “BM Genel Sekreteri’nin kendisi bile uluslararası topluma uluslararası hukuk ve BM Şartı’nda yer alan yükümlülükleri hatırlattığı için sözlü saldırıların hedefi haline geldi. Bu saldırılar, merkezinde BM’nin yer aldığı çok taraflılığa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde gerçekleşti” dedi.
Türkiye’nin BM Şartı ilkelerinin korunması ve barışın tesisi ile sürdürülmesi çabalarında BM ve kurumlarını desteklemeye devam edeceğini belirten Bakan Yardımcısı Ekinci, “Kurucu bir üye olarak BM’nin temsil ettiği değerlerin güçlü bir destekçisi ve savunucusu olmaya devam ediyoruz. BM’nin bütçesine en fazla katkı sağlayan ilk 20 ülke arasında yer alıyoruz. BM’de barış için arabuluculuk girişimlerine öncülük etmeye devam ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bartın’da bulunan Meclis Başkanı Hara ve milletvekillerinden oluşan heyet iiçin Amasra ilçesinde tekne turu düzenlendi. Tekne ile Amasra Büyük Liman ve Küçük Liman arasında tur atan heyete Tavşan Adası ve tarihi Kemere Köprüsü gösterilerek bölgenin tarihi ve turistik yerleri hakkonda bilgi verildi.
Denizde görülen Yunus balığı nedeniyle büyük heyecan yaşayan Hara, teknenin yaklaşması üzerine yakından gördükleri yunus balığının yaşamadığını anladı.
Büyük üzüntü yaşayan Hara ve teknediler, turun arsından ise Amasra’nın tarihi ve turistik yerlerini gezdi.
Tarihi Demirciler çarşısını da gezen Hara, çarşıda bol bol alışveriş yaptı.
Malavili heyete balık ve salata da ikram edildi. – BARTIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Marmaraereğlisi ilçesi Bahçelievler Mahallesi Cennet Sokak’taki bir evde saat 13.00 sıralarında meydana geldi. Bir kadın kuaföründe çalışan Yağmur E.’nin işe gitmemesi üzerine arkadaşları durumu ailesine bildirdi. İnşaat ustası olan baba ve tekstil fabrikasında çalışan anne, kızlarına ulaşamayınca üst kattaki komşularından yardım istedi. Komşu, ailenin verdiği yedek anahtar ile eve girdiğinde Yağmur E. ve Kübra Rabia Y.’yi kanlar içinde yerde yatarken buldu. Bunun üzerine polis ve sağlık ekiplerine haber verildi.
Sağlık ekipleri, Yağmur E.’nin olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Ağır yaralı olarak Marmaraereğlisi Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Kübra Rabia Y. ise yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Yağmur E.’nin cenazesi, aynı hastanenin morguna kaldırıldı.
Savcılık ve polis ekipleri olay yerinde detaylı incelemelerde bulundu. Kızların ölüm nedenine ilişkin başlatılan soruşturma sürdürülüyor. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İZMİR) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İzmir’in Karabağlar ilçesi Uzundere Mahallesi’nde yıkım kararı olmasına rağmen emniyet desteği verilmediği için yıkılamayan kaçak tarikat yurduna ilişkin konuştu. Zeybek, ” Türkiye’de kaçak yapılaşmanın da imar suçlarının da kente karşı işlenmiş imar suç hareketlerinin de kaynağı ve nedeni AKP’dir. AKP’nin doğrudan doğruya ranttan, kaçak yapılaşmadan beslenen bir siyasal hareket olduğunun en temel göstergesi de bu manzaradır” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, İzmir’in Karabağlar ilçesi Uzundere Mahallesi’nde yıkım kararı olmasına rağmen emniyet desteği verilmediği için yıkılamayan İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası önünde basın açıklaması yaptı.
Zeybek’e açıklamasında CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ilçe başkanlar ile il ve ilçe yöneticileri eşlik etti.
Kaçak tarikat yurdunun hala yıkılamamasının ardında siyaset olduğunu belirten Zeybek, yıkımın gerçekleşmemesinde AK Partili siyasetçileri işaret ederek, şunları söyledi:
“Pek çok yapı, hem projesine uygun yapılmak zorunda projesine uygun yapılmasını da bir denetim şirketi tarafından denetlenmesi gerekir. Bu manada görevini eksik yaptığı için de kimi zaman meydana gelen ölümlü olaylarda ilgili belediyeye de bu yapının yapımı esnasında denetim görevinin neden eksik yaptığınız biçiminde ilgililer hakkında da soruşturma açıldığını, hatta kimi zaman ölümlü yıkım olaylarından sonra belediye yetkililerinin tutuklandığını biliyoruz. Hal böyleyken Ocak 2024 yılında başlayan kaçak yapıyla ilgili belediyemize başvuru yok. Çünkü bölgenin imar planı yok. İmar plana göre bu parselin neresini imar alacak neresi donatı alanında kalacak, yol nereden geçecek bunlar belli değil. Belediyemiz hemen inşaatın başlangıcında yapı tatil tutanağı tutuyor ve inşaatı mühürlüyor. Sonrasında da ilgili kaymakamlığa yazı yazıyor. Diyor ki ‘burada bir yıkım gerçekleştireceğim. Bana kolluk gücü veriniz.’ Kaymakamlık o gün de ülkenin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak bir türlü bu kolluk gücünü vermeye yanaşmıyor. Niye? Çünkü biliyoruz ki bu kaçak yapının arkasında AKP’nin İzmir siyasetinde söz sahibi olan etkili isimleri var. Onların talimatı üzerine bu süreç gerçekleşmiyor. Arkasından verdikleri hukuk dışı kararlarla Türkiye gündemini sarsan mahkemelere, bir yenisi daha ekleniyor. İzmir 6. İdare Mahkemesi, buradaki belediyenin yapı tatil tutanağı ve üzerine vermiş olduğu yıkım kararında ‘yürütmeyi durdurma’ kararı veriyor. Kaçak bir yapı, ruhsat yok, proje yok, onay yok, bölgenin imar planı yok. Hem yıkım kararı çıkıyor, hem buna ilişkin idari para cezası çıkıyor. Bütün bunlarla ilgili yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar. Burada devletin hukuk eliyle, mahkemeler eliyle süreci engellemesinin temel bir örneğini görüyoruz. Arkasından kaymakamlığın yapılan kaçak yapıların yıkılması noktasında var olan yıkımın gerçekleşmesiyle ilgili kolluk kuvveti göndermeyerek de yıkımın gerçekleşmesinin engellendiğini görüyoruz.”
“Türlü türlü bahanelerle bu yıkım gerçekleşmiyor”
Kaçak yapının yıkım kararına rağmen emniyetin belediyeye kolluk kuvveti desteği vermediğini hatırlatan Zeybek, şu ifadeleri kullandı:
“Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verince de kaçak yapının ilgilileri tarafından arkalarındaki her türlü siyasi desteği de alan iktidar tarafından kollanan ve korunan kaçak yapının malikleri, burada inşaatın ikinci katına başlıyorlar. Belediye ikinci kez yıkım kararı alıyor. Yine encümenden geçiyor. Aslında Türkiye’de bir kaçak yapıyla ilgili yapı tatil tutanağı iki kez tutulduğunda bunun malikleri doğrudan doğruya ceza mahkemelerinde yargılanıyorlar. Yeni yasaya göre kaçak yapı yapmak aynı zamanda suç. Buna göz yuman belediyelerle ilgili de yetkililer hakkında da cezai dava açılacağına ilişkin bir yasa hükmü olmasına rağmen burada yine kaymakamlık devreye giriyor ve yine kolluk kuvveti göndermiyor. İdare mahkemesi yaptığı yanlışın farkına varıyor, binanın camı çerçevesi takılmış, çevre düzenlemesi belli bir düzeye gelince belediyenin itirazı sonrasında ‘yürütmeyi durdurma’ kararını kaldırıyor. Belediyemiz bir kez daha kaymakamlıktan yıkımı gerçekleştirmek için kolluk kuvveti istiyor ama ülkenin içinde bulunduğu koşullar gerekçe gösterilerek türlü türlü bahanelerle bu yıkım gerçekleşmiyor.”
“Yasalara uygun olmayan emirleri yerine getirmek zorunda değilsiniz”
Kaçak tarikat yurdunun ülkedeki 22 yıldır mevcut siyasetin ürünü olduğunun altını çizen Zeybek, kamu görevlilerine seslenerek şöyle konuştu:
“Bu yapı, doğrudan doğruya AKP’nin tek adam rejiminin devlet eliyle nasıl kaçak yapıldığının temel bir göstergesidir. Mahallenin girişinde, gözümüzün önünde bir kaçak yapılaşma AKP İzmir siyasetinin, AKP milletvekillerinin ve devletin bürokratlarının, devletin hukuk sisteminin, marifetiyle tamamlamış durumda. Nasrettin Hoca’nın dediği gibi yani iş gerçekleşmeden önce uyarı yapmak gerekir. Türkiye’de kaçak yapılaşmanın da imar suçlarının da kente karşı işlenmiş imar suç hareketlerinin de kaynağı ve nedeni AKP’dir. AKP’nin doğrudan doğruya ranttan, kaçak yapılaşmadan beslenen bir siyasal hareket olduğunun en temel göstergesi de bu manzaradır. Bir kez daha hukuka saygılı olarak bu işlemi tamamlamasıyla ilgili süreci takip edeceğiz.
Her türlü toplumsal olayda 10 dakika içinde emniyet güçlerini orada demokratik tepkisini göstermek isteyen yurttaşlarımızın karşısına diken devlet, Esenyurt’ta belediyeye girmek için nöbet tutan belediye meclis üyelerini binaya sokmamak için duvar oluşturan çevik kuvvet polisleri, nasıl oluyor da gözümüzün önünde gerçekleşmiş bir kaçak yapılanmanın bir cemaate ait olduğu herkes tarafından bilinen bir kaçak yapının yıkılmasını engellemek için de türlü oyunlara başvuruyorlar? Çağrımız açıktır. Devletin memurları, devletin görevleri, devletin kaymakamları hukuku uygulamakla, devletin kendilerine yüklediği kanuni sorumluluğu yerine getirmekle mükellef ve yükümlüdürler. Değerli kamu yöneticileri kanunsuz emir, emir olamaz. Yasalara uygun olmayan emirleri yerine getirmek zorunda değilsiniz. Kanuna aykırı verilmiş olan emirler, talimatlar ya da şifai bilgilendirmelere dayalı olarak değil, yerel yönetimler yasasının ve İçişleri Bakanlığının size yüklemiş olduğu sorumluluğun gereğini yerine getirin. Belediye başkanımızın size yazmış olduğu yazıya cevap verin. Kolluk gücü marifetiyle bu kaçak yapılaşmanın yıkılmasına yardımcı olun.
“Siyaset taraf olduğu için bu yıkım gerçekleşmiyor”
Bunun arkasında siyaset var. Siyaset taraf olduğu için bu yıkım gerçekleşmiyor. Yoksa bundan çok daha büyük binaların nasıl yıkıldığını hepimiz biliyoruz. Gördüğümüz kadarıyla burada ne proje var ne projeye uygun bir denetim var. Yapıya ilişkin en ufak bir belediyede kayıt yok. O nedenle kaçak bir yapının güvenli olup olmadığından öte bence bu yapının kaçak olmasıdır bizim üzerinde durduğumuz. O nedenle yapılan işlem tümüyle imar hukukuna aykırıdır yapılan işlem 21’inci yüzyılda Türkiye’de bu kadar deprem riskini taşıyan ve depremden dolayı on binlerce insanı kaybetmiş bir ülkede geldiğimiz nokta açısından utanç veririz.”
Kınay: “Kamusal görevimiz, engellenemez”
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay da şunları kaydetti:
“Yasal olarak görevimizi yerine getirmek için hukuki tüm süreçleri yürüttüğümüz, yıkım işlemini gerçekleştirmek için alana geldiğimizde kim olduğu nereden geldiği belli olmayan kişiler tarafından alanın etrafının sarıldığı, iş makineleriyle yolların kapatıldığı bir sürecin içerisinde işimizi yapmamız engellenmektedir. Bununla ilgili hukuki süreçlere başvurulmuş, savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş tüm kurumlara ilgili yazışmalar yapılmış ve gereğinin yapılması istenmiştir. Biz İzmir Büyükşehir Belediyemizle beraber görevimizi yapmak için hazırız. Kaçak yapılarla ilgili her yerde olduğu gibi kendi belediyemize de mücadelemize devam ediyoruz. Bizler aynı çağrımızı tekrarlıyoruz ve görevimizi yapmak için bu işlemlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Kamusal görevimizin engellenemeyeceğini bir kez daha belirtiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’ne katılmak üzere Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ferenc Liszt Uluslararası Havaalanı’nda Macaristan Devlet Bakanı Gergely Gulyas ve Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Gülşen Karanis Ekşioğlu tarafından karşılandı.
BAKAN FİDAN DA HEYETTE
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyareti sırasında eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 11. Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Kasım’da başlayan Kırgızistan temasları sona erdi.
MACARİSTAN YOLUNDA
Erdoğan, temaslarını tamamlayarak başkent Bişkek’ten ayrıldı. Erdoğan ve heyetini taşıyan uçak, TSİ 15.00 sıralarında Bişkek’teki Manas Uluslararası Havalimanı’ndan ayrılarak Macaristan’a hareket etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı havalimanında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov uğurladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Kasım’da Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yapılacak Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’ne katılacak.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de başkanlık seçimleri devam ederken, FBI adına hazırlanan sahte bir video, seçmenler arasında paniğe neden oldu. Videoda, terör tehdidi gerekçesiyle seçmenlere oy merkezlerinden uzak durarak uzaktan oy kullanmaları tavsiye ediliyordu.
FBI, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bu videonun sahte olduğunu ve gerçek bir tehdit durumunu yansıtmadığını belirtti. Açıklamada, FBI’ın oy verme merkezlerinde yüksek terör tehdidi olduğu iddiasıyla oyların uzaktan kullanılması çağrısında bulunduğunun öne sürüldüğü bu videonun tamamen yanıltıcı olduğu vurgulandı.
Ayrıca, başka bir videoda bazı eyaletlerde hapishane yönetimlerinin mahkum oylarını manipüle ederek bir siyasi partiyle işbirliği yaptığının iddia edildiğine de dikkat çekildi. FBI, bu videonun da sahte olduğunu ve içeriğinin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
FBI, seçim güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı eyalet ve yerel güvenlik birimleriyle yakın işbirliği içinde çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, demokratik süreci baltalamayı ve seçim sistemine olan güveni sarsmayı amaçlayan bu tür yanıltıcı içeriklerin tehdit değerlendirmelerini bozabileceği uyarısında bulunuldu. Ayrıca tüm vatandaşlara yalnızca güvenilir kaynaklardan bilgi edinmeleri tavsiye edildi.

“SEÇİM GÜVENLİĞİNİ ETKİLEYECEK OLAY YOK”
Öte yandan, ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA) Kıdemli Danışmanı Cait Conley de gazetecilere, hava durumu ve başka nedenlerle “geçici altyapı aksamaları” olduğunu bildirdi.
Conley, “Ulusal düzeyde seçim altyapısının güvenliğini etkileyecek bir olay gerçekleşmedi.” bilgisini verdi.
GEORGIA EYALETİNDE 5 BOMBA İHBARI
Fulton bölgesinin seçim direktörü Nadine Williams, düzenlediği basın toplantısında, Georgia eyaletinde yapılan 5 bomba ihbarı nedeniyle iki farklı oy verme merkezinin geçici süreyle tahliye edildiğini kaydetti.
Williams, bu ihbarların sahte olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Oy verme merkezlerinin tekrar faaliyete geçtiğini söyleyen Williams, bu merkezlerin biraz daha uzun açık kalması için başvuru yapıldığını aktardı.

MISSOURI’DE SEL, OY VERME MERKEZLERİNE ERİŞİMİ KISITLADI
Missouri eyaletinde sel nedeniyle yollar kapanırken, birçok oy verme merkezine erişim kısıtlandı.
Yerel yetkililer, Missouri’de halihazırda tek bir merkezde oy verme işleminin gerçekleşebildiğini aktardı.
Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Kamala Harris’i karşı karşıya getiren 60. başkanlık seçimlerinde 270 delegeye ulaşan aday, yarışı kazanıyor.
Başkanlık yarışını kazanan isim 20 Ocak 2025’te yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’da Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratlar (FDP) arasındaki koalisyonun dağılmasının ardından, erken seçim olasılığı gündeme iyice yerleşti. Normalde gelecek yıl Eylül’de yapılması planlanan genel seçimlerin erkene alınacağı kesinleşmese de, Mart 2025 ortaları muhtemel tarih olarak öne çıkıyor.
MUTFAĞINDAN ADAY OLDUĞUNU DUYURDU
Ekonomi Bakanı ve Almanya Başbakan Yardımcısı Robert Habeck, yaklaşan seçimlerde Yeşiller Partisi’nin başbakan adayı olarak yarışmak istediğini açıkladı. Cuma günü Instagram ve YouTube’da yayımladığı bir video mesajında Habeck, “Almanya halkı için Yeşiller’den aday oluyorum” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKAN SEÇİLME ŞANSI DÜŞÜK
Habeck’in adaylığının önümüzdeki hafta sonu Wiesbaden’de yapılacak Yeşiller kurultayında kesinleşmesi bekleniyor ve siyasi gözlemcilere göre, adaylığının önünde herhangi bir engel görünmüyor. Ancak Habeck’in başbakan seçilme şansı düşük. Anketlerde Yeşiller’in oy oranı şu an için %9-11 aralığında seyrediyor.
PAYLAŞTIĞI VİDEO, KILIÇDAROĞLU’NU HATIRLATTI
Habeck’in mutfakta konuşurken paylaştığı video, CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu andırdı.
Kemal Kılıçdaroğlu da cumhurbaşkanı adaylığını evinin mutfanından duyurmuş, sonrasında da paylaştığı açıklamaların çoğunu mutfakta yapmıştı.
Ne var ki bu taktik, Kılıçdaroğlu’nun kazanmasına yetmemişti.

TRUMP’IN ZAFERİ, ALMAN KOALİSYONUNU YIKTI
Donald Trump’ın ABD’deki başkanlık seçimini kazanması, Demokrat Kamala Harris’i destekleyen Alman hükümeti için ilk kötü haber bu oldu. Ardından akşam geç saatlerde Habeck’in de içinde bulunduğu koalisyon dağıldı. Vergi ve ekonomi konularında yaşanan uzun tartışmaların ve koalisyonun bütçe üzerinde anlaşamamasının ardından Başbakan Olaf Scholz (SPD) Maliye Bakanı Christian Lindner’i (FDP) görevden aldı. Ve şu anda Habeck, Başbakan Scholz’un yanında, fazla siyasi etkisi olmayan bir azınlık hükümetinde yer alıyor. Manzara çok da iyi değil.
Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 11. Zirvesi’ne katılmak üzere Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te…
Cumhurbaşkanı Erdoğan burada temaslarını sürdürüyor.
ALİYEV İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir araya geldi.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov da hazır bulundu.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 47. başkanını belirleyeceği seçimler büyük bir hararetle devam ediyor.
Yaklaşık 240 milyon seçmenin bulunduğu ülkede, 81 milyondan fazla Amerikalı erken oy kullandı.
Bazı seçmenlerin elektronik posta yolu ile oy kullandığı seçimlerde birçok kesimi sandığa götürmek için Demokratların adayı Kamala Harris ile Cumhuriyetçi Donald Trump, var güçleriyle çalışıyor.
Ensonhaber Genel Yayın Yönetmeni İlyas Efe Ünal ile Adem Metan, ABD Kongre Binası önünden son gelişmeleri aktardı.

TRUMP, AMİŞLERİ OY VERMEYE İKNA ETTİ
Seçimlerin nabzını Washington’da tutan Ensonhaber ekibi, Amişlerin ne gibi bir fark yapacağını araştırdı.
Ülkedeki önemli azınlıklardan biri de Amiş tarikatı.

Adem Metan, seçimlerin kaderini belirleyecek kritik eyaletlerden, 19 delegeli Pensilvanya’da 100 bine yakın mensuplu Amiş tarikatının, Cumhuriyetçilerin adayı Trump tarafından sandığa gitmeye ikna edildiğini söyledi.
Ve şimdiden 10 binden fazla Amiş seçmen, oy kullandı.
Amişlerin seçime katılımının, ABD seçimlerini kritik oranda Trump lehine çevireceği yorumlandı.

AMİŞLER KİMDİR
Reform hareketleri ve dini baskılar nedeniyle 18. yüzyılda İsviçre ve Almanya’dan dini özgürlük vadeden “Yeni Dünya”ya göç eden ve bugün nüfusu 300 bini bulan gelenekçi Hristiyan mezhebi, hala Avrupa’dan ABD’ye göç ettikleri günkü şartlarda yaşıyor.
Kurucuları Jakop Ammann (1644 – 1712 ya da 1730) adlı bir İsviçrelidir.

HER TÜRLÜ TEKNOLOJİYİ REDDEDİYORLAR
Modern hayatı ve teknolojiyi reddeden, el emeğine ve işçiliğe önem veren bu topluluk, teknoloji devi ABD’de her türlü teknolojiden uzak yaşıyor.
Çalışkan ve disiplinli bir topluluk olarak bilinen Amişler, inançları doğrultusunda son derece basit ve sade bir yaşam sürüyor.
Amişler, otomobil yerine “buggie” adı verilen at arabalarıyla yolculuk yapıyor.
Geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, traktör dahi kullanmayan Amişler, tarlalarını at arabalarıyla sürüyor, mahsulleri modern çiftlik teknolojileri olmadan ekip biçiyor ve hasat ediyor.
Çocuklar da dahil tüm aile üyeleri, tarlada çalışıyor, inek sağıyor ya da ev işlerine bakıyor. Amişler; tarla, inşaat ya da ahır işlerinde de imece usulü birbirlerine yardım ediyor.

NESİLLERDİR ALMANCA KONUŞUYORLAR
Lancaster County’de Amiş toplulukları içinde nesiller boyunca korunan Pennsylvania Almancası konuşur. Esas olarak güney Indiana’da yaşayan ve bir tür İsviçre Almancası konuşan yalnızca küçük bir İsviçre Amiş azınlığı vardır.

KALABALIK AİLEYE ÖNEM VERİYORLAR
Çok sayıda çocuk sahibi olma geleneğini sürdüren Amişlerin en az 5’şer çocuğu var. Amiş çocukları, tek odalı kendi okullarında 8 yıllık eğitim alıyor, aileler çocuklarını 8 yılın ardından okula göndermiyor.
İbadetleri, diğer Hristiyanlardan farklılık gösteren Amişler; iki haftada bir pazar günleri kendi kiliselerine gidip, ayin sonrası birlikte yemek yiyor.
Giyim tarzlarıyla da dikkat çeken bu topluluk, kıyafetlerini genelde kendileri dikiyor ve fermuar dahi kullanmıyor.
Kadınlar koyu renk, düz uzun elbiseler ve beyaz önlük giyiyor, kep benzeri beyaz şapka takıyor. Düğünlerinde kendi diktikleri mavi elbise giyen genç Amiş kadınları, evlendikten sonra düğün elbiselerini kiliseye giderken giyiyor ve öldüklerinde yine düğün elbiseleriyle gömülüyorlar.

ASKERLİĞİ REDDEDİYORLAR, OY VERMİYORLAR
Erkekler ise koyu renk askılı pantolon ve uzun kollu, yakasız gömlekler giyiyor, yazın hasır şapka, kışın siyah fötr şapka takıyor. Bıyık bırakmaları yasak olan Amiş erkekleri, evlendikten sonra sakal bırakıyor.
Elektrik kullanmadıkları için çamaşır ve bulaşıklarını elde yıkayan Amişler, gün batımından sonra çalışmayı bırakıp evlerine gidiyor ve aydınlatma için gaz lambası kullanıyor.
Savaş karşıtı olan ve askerliği reddeden Amişler oy kullanmıyor, vergi vermiyor, sadece kendi ürettikleri ve sattıkları ürünlerin gelir vergisini ödüyor.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayyum atamaları Türkiye’nin gündeminde.
CHP’li Esenyurt Belediyesi ile başlayan süreçte, DEM’li Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine terör örgütü PKK bağlantıları gerekçesiyle kayyum atandı.
Başta CHP olmak üzere DEM Parti ve diğer muhalefet partileri, bu karar karşısında ayağa kalktı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, uygulamaya karşı TBB’yi toplantıya çağırdı.
Bu kapsamda İmamoğlu, geldiği Ankara’da tüm siyasi parti liderlerinden randevu talep etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından talebi reddedilen İmamoğlu, muhalefet partilerinin genel başkanları ile bir araya geldi.
MUHALEFET LİDERLERİ İLE GÖRÜŞTÜ
İmamoğlu bu kapsamda, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile görüşmeler gerçekleştirdi.

AKILLARA 6’LI MASA GELDİ
Tüm liderlerle görüşme sonrası kameraların karşısına geçen İmamoğlu, kayyum atamalarına tepkisini yineledi.
İmamoğlu’nun liderlerle görüşmesi, akıllara muhalefetin 2023 seçimleri öncesindeki 6’lı masa görüşmelerini hatırlattı.





Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkesinin ev sahipliği yaptığı 5. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin ardından, bir sonraki zirvenin ev sahibi Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.
Orban, zirvede herhangi bir resmi karar almadıklarını ve toplantının sadece görüşmelerden oluştuğunu belirtti.
Orban,
Zaman kaybetme lüksümüz yok. ABD seçimleriyle birlikte tarihin akışı hızlandı ve bir dönemin sonuna gelindi. Dünya değişim sürecine girecek ve bu değişim, geçmişten daha hızlı olacak. Karşımızda büyük meseleler var
ifadelerini kullandı.
“AMERİKALILARIN BİZİ KORUMASINI BEKLEYEMEYİZ”
Orban, Avrupa’da farklı görüşlerin çatıştığını belirterek,
ABD seçim sonuçlarına karşı bir tepki göstermemiz gerektiği konusunda bir görüş birliği vardı. Değişimlerin büyük olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Avrupa’nın en kısa sürede barışı sağlaması gerekiyor. Avrupa’nın, kendi barış ve güvenliğini sağlamak adına daha aktif bir rol oynaması gerektiği konusunda hemfikir olduk. Daha açık bir şekilde ifade edersek, Amerikalıların bizi korumasını bekleyemeyiz
dedi.
Ayrıca, Orban, Avrupa’nın barış müzakerelerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ve bu sürecin Avrupa’nın geleceğini şekillendireceğini vurguladı.

“GÖÇ KRİZİNDEN SONRA İKTİDARDA KALAN TEK AVRUPALI LİDERİM”
Orban, göç meselesine ilişkin Avrupa’da her kesimin değişiklik talep ettiğine dikkat çekerek, düzensiz göçle mücadelede en büyük engelin yargısal aktivizm olduğunu ifade etti. 2015’teki göç krizinden sonra iktidarda kalan tek Avrupalı liderin kendisi olduğunu belirten Orban, düzensiz göçle mücadelenin yegane yolunun, Avrupa’nın göç düzenlemelerine karşı “isyan” etmek olduğunu söyledi.
Macaristan’ın kendi göç yasalarına sadık kaldığını, ancak Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa yargısına karşı dava açıldığını belirten Orban,
Yaptığımız uygulamaların yanlış olduğuna karar verdiler, ceza ödememiz gerektiğini ve düzenlemeleri değiştirmemiz gerektiğini söylediler. Ancak, bu düzenlemeleri değiştirmek için anayasa değişikliği yapmamız gerekiyor, aksi takdirde Macaristan’ın anayasasına aykırı hareket etmiş olurum, ki bunu yapamam
dedi.
“SINIRLARIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ”
Orban, Avrupa’daki göçle ilgili yargısal aktivizmden kastının tam olarak bu olduğunu belirterek, Avrupa’nın göçle ilgili düzenlemelerinin düzensiz göçle mücadele sistemini tamamen çökerttiğini vurguladı. Orban, “Bu kaotik durumu ve yasal düzenlemelerle dolu denizi bir kenara bırakın, sınırlarımızı korumak zorundayız” diyerek, Macaristan’ın güvenliğini ve sınırlarını koruma kararlılığını ifade etti.
“UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI KİM FİNANSE EDECEK”
Orban, Avrupa’da barış yanlılarının sayısının hızla arttığını ve ABD’deki seçim sonuçlarının bu ülkelerin duruşunu güçlendirdiğini belirtti. Ardından, ABD’nin Ukrayna’ya olan desteğini Trump yönetiminde geri çekmesi durumunda, Avrupa’nın tek başına Ukrayna’yı finanse etmeye hazır olup olmadığını sorguladı. “Bu artık uzun vadeli bir mesele haline geldi” diyen Orban, yalnızca mevcut yardım paketini değil, daha büyük ve sürekli finansman gereksinimlerini gündeme getirerek,
50 milyar dolarlık yardımın yeterli olmayacağı ortada. Bu miktar hızla yetersiz hale gelecek ve yeni talepler başlayacak. Peki, bunu kim finanse edecek? Hangi ülke bu yükü omuzlayacak?
şeklinde sorular yöneltti.
Orban, Avrupa Birliği’nde halkın savaşa finansal destek verme konusunda giderek daha temkinli hale geldiğini, çünkü savaşın amacının net olmadığı ve sonuçları hakkında garanti verilmediği bir ortamda bu tür yükümlülüklerin kabul edilmesinin zorlaştığını söyledi. “Kimse, bu savaşın ne kadar süreceği veya yaptırımların ne kadar etkili olacağı konusunda net bir cevap veremiyor” dedi.
Son olarak, ABD seçimleri ile birlikte bir dönemin sona erdiğini ve Avrupa’da da fikir ve yaklaşımlarda değişim rüzgarlarının estiğini ifade etti.

“TRUMP’I HAPSE ATMAK İSTEDİLER ANCAK YENİDEN SEÇİLDİ”
Orban, ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın zaferine de değinerek,
Trump’ı hapse atmak, mal varlıklarına el koymak ve onu ortadan kaldırmak istediler, ancak bugün o, yeniden seçilmiş bir ABD Başkanı. Halkın iradesini savunarak yerleşik güç elitine karşı mücadele edenlerle yan yana olmaktan gurur duyuyorum. İşte bu, demokrasiye dair olan gerçek şeydir
şeklinde konuştu.
EDİ RAMA: “2 SINIRLI BİR AB UYGULANABİLİR DEĞİL”
Basın toplantısında Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Avrupa liderlerinin “Avrupa’nın kara koyunu Viktor Orban’ın liderliğindeki grup” olarak bir araya gelmesinin oldukça özel bir durum olduğunu belirtti. Bir sonraki zirveyi de Macaristan’ı örnek alarak başarılı bir şekilde gerçekleştirmeyi amaçladıklarını ifade eden Rama, forumda herkesin kendi görüşlerini açıkça dile getirmesinin cesaret verici olduğunu vurguladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa’yı yeniden uyandırdığını söyleyen Rama, Avrupa Siyasi Topluluğu formatını geliştiren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a da teşekkür etti.
Avrupa’nın geleceği konusunda iyimser olduğunu ve Arnavutluk’un Avrupa’nın bir parçası olduğunu vurgulayan Rama,
Önümüzdeki on yıl içinde, Batı Balkanlar’daki diğer ülkelerle birlikte Avrupa Birliği’ne katılmaya hazır olacağımıza inanıyorum. Çünkü, bir iç sınır ve bir dış sınırdan oluşan bir Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir olması mümkün değil. Batı Balkanlar ise bu iç sınırın bir parçasıdır
şeklinde konuştu.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhalefette kayyum gündemi var…
Bu gündem, CHP içinde fikir ayrılıklarını da ortaya çıkardı.
Özellikle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, katılmadığı kayyum mitingiyle öne çıktı.
Bunun yanında Yavaş, 29 Ekim ve diğer milli bayramlardaki yüksek konser ücretleri ödemekle eleştiriliyor.
Bu kapsamda yaptığı ‘Sağdan soldan vuruyorlar’ açıklaması yine parti içindeki ayrılıklara dikkat çekerken Yavaş’tan yeni bir açıklama geldi.
Yavaş, tv100’de Gürkan Hacır ile Taksim Meydanı’nda özel açıklama yaptı.
“MUHALİF GİBİ GÖRÜNEN KİŞİLER”
Mansur Yavaş, o sözleriyle ne anlatmak istediğini açarken şu ifadeleri kullandı:
“O açıklama tartışmayı körüklemek isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi dışındaki odakları, grupları, parti içinde sorun varmış gibi göstermeye odaklanan çevreleri, sabah akşam Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve kendini gündemden düşürmeyen kişileri ve ‘muhalif’ gibi görünen kişileri kapsamaktadır.”
“SAĞLI SOLLU VURUYORLAR”
Son 1 haftadır fahiş konser ihaleleri nedeniyle saldırıya uğradığını öne süren Yavaş, şu açıklama ile gündeme gelmişti:
Son 50 ankete baktığınız zaman, hemen hemen hepsinde hem başarı oranları açısından hem de kamuoyu yoklamalarında ben birinci çıkıyorum. Son 1 haftadır acımasız bir saldırı var, her türlü iftirayla başladılar saldırmaya. Bu maalesef sağlı sollu yapılıyor.
Ama çekindiğimiz hiçbir şey yok çünkü 5 yıl boyunca belediye meclisinde 148 üyede 40 kişiydik. Her türlü hakarete ve iftiraya rağmen halk bunun cezasını büyük bir tokat atarak Türkiye rekoruyla kırdı. Varsa herkes bildiğini şeffaf bir şekilde açıklasın, her şey soruşturulsun. Veremeyeceğimiz hiçbir hesabımız yok. Ama yargıyı sopa gibi kullanıp kumpasları yapmak, bunlar FETÖ taktikleridir, tavsiye etmem.”
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Almanya’da Başbakan Olaf Scholz’un Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden alması sonrası patlak veren siyasi krizin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, açıklamalarda bulundu.
“KLASİK BİR MUZ CUMHURİYETİ”
Zaharova, Almanya hükümetini, Ukrayna’ya desteği ve Rus gazına getirilen kısıtlamalar üzerinden eleştirerek,
Alman koalisyon hükümetinin çökmesi, Almanya’daki modern siyasi sistemin ana sorununu ortaya çıkardı. Bu, klasik bir ‘muz cumhuriyeti’. Bu arada bu terim ilk kez ABD’de 1904 yılında ortaya çıktı. O (Muz Cumhuriyeti terimi) Henry tarafından kullanıldı. Dünyada hiçbir devlet, kendi hükümetini ABD seçimlerinin sonuçlarına göre aynı gün dağıtmadı. Almanya hariç.
dedi.
İLGİLİ HABERAlmanya erken seçime gidiyor: Koalisyon dağıldı
“SIRF WASHINGTON’U MEMNUN ETMEK İÇİN”
Almanya yönetiminin başarısız bir politika sergilediğini aktaran Zaharova,
Peki siz ne istiyordunuz? Berlin, vatandaşları ve sanayi sektörü için hayati öneme sahip Rus gazını koruyamadı, ekonomik büyüme temposunu koruyamadı, fabrika ve şirketlerinin ABD’ye göçünü itaatkar bir şekilde izledi. Sırf Washington’u memnun etmek uğruna
ifadelerini kullandı.
PESKOV: “ALMAN EKONOMİSİ ZOR BİR DURUMDA”
Almanya’daki hükümet krizine dair Kremlin’den de açıklama geldi. Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Alman ekonomisinin zor bir durumda olduğunu belirterek,
Koalisyonun çöküşünün doğrudan Rus enerji kaynaklarının terk edilmesiyle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Alman ekonomisi elbette çok güç durumda. Önde gelen Alman şirketleri rekabet güçlerini kaybediyor
dedi.
İLGİLİ HABERAlmanya’da koalisyon hükümeti krizi: Maliye Bakanı Lindner görevden alındıKaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İspanya’da Valencia kentinin yanı sıra ülkenin doğu ve güneyinde etkili olan şiddetli yağışın ardından meydana gelen sel ciddi can kayıplarına neden olmuştu. Ülkenin güneyini ve doğusunu afet bölgesine dönüştüren şiddetli yağış ve sel, bu kez ülkenin kuzeydoğusundaki Girona kentinde etkili oldu. Girona’ya bağlı Cadaqués ilçesinde saatlerce etkili olan şiddetli yağış hasara neden oldu. Şiddetli yağışların ardından sokaklar sular altında kalırken, yaklaşık 30 araç sel sularına kapıldı. Cadaqués ilçesinde sabah saatlerinde yaşanan sel felaketinde yaralanan ise olmadı.
Katalonya meteoroloji birimi, yarın sabah saatlerine kadar şiddetli yağış uyarısı yayınladı.
Hayatını kaybedenlerin sayısı 219’a yükseldi
Yerel yetkililer, Valencia’da etkili olan şiddetli yağış ve selde hayatını kaybedenlerin sayısının 219’a yükseldiğini açıkladı. Hayatını kaybedenlerin 211’inin Valencia’da olduğunu açıklayan yetkililer, günlerdir haber alınamayan 93 kişiyi arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Kayıp sayısının daha fazla olabileceği ihtimali üzerinde duran yetkililer, bugüne kadar 36 bin 605 kişinin kurtarıldığını açıkladı. Arama kurtarma çalışmalarına 8 bin asker ile 9 bin 200 polis katılıyor. – VALENCİA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin California eyaletinde yer alan Los Angeles’taki Ventura County’de Çarşamba günü çıkan orman yangını devam ediyor. Rüzgarın etkisiyle yaklaşık 24 saat içinde 20 bin dönümlük araziye yayılan alevler evlere ulaştı. İtfaiye tarafından yapılan açıklamada, yangında şu ana kadar 132 yapının küle döndüğü, 88 yapının hasar gördüğü ve yangının yalnızca yüzde 5’inin kontrol altına alınabildiği kaydedildi. Ventura County Şerifi James Fryhoff, 10 kişinin yaralandığını ancak durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Fryhoff, en az 14 bin kişiye tahliye emri verildiğini söyledi.
California Valisi Gavin Newsom, Ventura County’de acil durum ilan ederek, yangınla mücadeleye yardımcı olmak için eyalet çapında gerekli tüm kaynakların sağlanması talimatını verdi.
Southern California Edison elektrik şirketi, artan risk nedeniyle alevlerin yayılmasını önlemek amacıyla 5 ilçede yaklaşık 70 bin ev ve iş yerinde elektriğin kesildiğini söyledi.
Yangının nedeni henüz bilinmezken konuyla ilgili inceleme devam ediyor. – LOS ANGELES
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BBC’nin haberine göre, Facebook’un 21 Haziran’da güncellenecek politikası çerçevesinde çocuk kullanıcılar, nişan dürbünü, tabanca kılıfı, tüfek kayışı ve benzer silah aksesuarlarının reklamlarını göremeyecek.
Facebook, çocukların bu tür reklamları görmesinin engellenmesi kararının, düzenli olarak gözden geçirilen politikaları çerçevesinde alındığını açıkladı.
BAĞLANTI BULUNDUĞUNU YAZDI
Teknoloji sitesi The Verge ise Facebook’un kararının, son dönemde ABD’de düzenlenen okul saldırılarının ardından yeniden silah şiddetine odaklanılmasıyla bağlantısı bulunduğunu yazdı.
Facebook’un silah, cephane ve patlayıcı satışına yönelik halihazırda kısıtlamaları mevcut.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU İKİ SORUNUN DA CEVABI KOCAMAN BİR HAYIRDIR.”
“Kur Korumalı TL Mevduat Sistemi, Hazine’nin kaynaklarını zenginlere mi aktarmaktadır? Bu sistem, garibanın döviz sahibini fonladığı saçma sapan karanlık bir düzen midir? Baştan söyleyelim. Bu iki sorunun da cevabı kocaman bir hayırdır.” ifadelerini kullanan Canikli, sistemin temel araçlarından birisinin, döviz tevdiat hesabını vadeli TL mevduat hesabına dönüştüren kişiye, vade başı ile vade sonu arasındaki kur farkının, vade sonunda hesaplanan faiz tutarından büyük olması halinde aradaki farkın Hazine tarafından ödenmesi olduğunu açıkladı.
Canikli, kur farkının faiz tutarını aşan kısmının Hazine tarafından vadeli TL hesap sahibi olan kişiye ödendiği gibi bir görüntünün ortaya çıksa da gerçek tablonun çok farklı olduğunu belirterek “Bu sistem yerine, reel faizin 0, nominal faizin enflasyon oranı kadar olduğu geleneksel faiz politikasının uygulandığı bir sistem yürütülmüş olsaydı vadeli TL mevduat sahibi vade sonunda enflasyon oranı kadar garantili bir faiz geliri elde edecekti.” değerlendirmesinde bulundu.

ARADAKİ FARK KADAR İLAVE ÖDEME
Yeni sistemde ise aynı mevduat sahibinin, enflasyon oranından daha düşük orandaki politika faizi oranında garantili faiz geliri elde edeceğini, kur farkının faiz oranının üzerinde gerçekleşmesi halinde de mevduat sahibine, aradaki fark kadar ilave ödeme yapılmakta olduğunu aktaran Canikli, şöyle devam etti:
“Varsayalım ki enflasyon oranı yüzde 21, politika faiz oranı yüzde 14, 12 aylık dönemdeki kur değişim oranı a) yüzde 12, b) yüzde 16 olsun. Geleneksel faiz politikasının uygulandığı sistemde, bankada 100 bin TL mevduatı olan bir kişi dönem sonunda, garantili olarak 21 bin TL faiz geliri elde edecektir. Eğer Devlet, yatırımları teşvik etmek amacıyla yatırımcının finansman maliyetinin bir bölümünü üstlenmek ve sübvanse etmek istiyorsa bu tutar Hazine tarafından yatırımcıya ödenecektir. Diyelim ki Devlet, yüzde 21’lik faiz oranının yüzde 7’lik kısmını sübvanse etmek istesin. Bu durumda yatırımcıya Hazine’den 7 bin TL ödeme yapılacaktır. Yatırımcının finansman yükü de yüzde 21’den yüzde 14’e düşmüş olacaktır. (Basitleştirmek için banka komisyon ve masrafları ihmal edilmiştir.)”


ÖRNEK VEREREK ANLATTI
Canikli, “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Sistemi”nde ise aynı mevduat sahibinin 12 aylık dönemde garantili olarak 14 bin TL faiz geliri elde edeceğini hatırlatarak şu bilgileri verdi:
“Eğer a şıkkı gerçekleşirse yani 12 aylık dönemde dolar kuru yüzde 12 oranında artarsa 12 bin TL’lik kur farkı ortaya çıkacaktır. 12 bin TL’lik kur farkı, 14 bin TL’lik garantili faizden küçük olduğu için Hazine tarafından mevduat sahibine ödeme yapılmayacaktır. Yatırımcı, politika faiz oranı olan yüzde 14’lük orandan kredi kullanacağı için de yatırımcıya Hazine’den ayrıca bir destek ödemesi yapılmayacaktır. Eğer b şıkkı gerçekleşirse, yani 12 aylık dönemde dolar kuru yüzde 16 oranında artar ise 16 bin TL’lik kur farkı ortaya çıkacaktır. 16 bin TL’lik kur farkı, faiz gelirinden büyük olduğu için aradaki fark olan 2 bin TL, Hazine tarafından mevduat sahibine ödenecektir.”

GARİBAN DÖVİZ SAHİBİNİ FONLAMAMAKTA…
Yatırımcının bu sistemde, politika faiz oranı olan yüzde 14 üzerinden, yani enflasyon oranından 7 puan daha düşük bir oranda kredi kullanacağı için Hazine tarafından yatırımcıya herhangi bir destek ödemesi yapılmayacağını vurgulayan Canikli, şunları kaydetti:
“Açıkça ortaya konulduğu üzere, ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Sistemi’nde, yatırımcıya aktarılacak finansman desteği, Hazine tarafından değil bu sistem tarafından karşılanmaktadır. Bu sistemde kur farkının faiz gelirinden yüksek olması nedeniyle mevduat sahibine Hazine tarafından aktarılan kaynak, esasında yatırımcıya fiilen aktarılan finansman desteğine dönüşmektedir. Özetlemek gerekirse bu sistemde gariban döviz sahibini fonlamamakta, tam aksine zengin mevduat sahibi yatırımcıyı sübvanse etmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülkemizde kurdaki hareketlerin etkisiyle yükselen enflasyon veya fiyat artışlarıyla sonuçlanan ekonomik sıkıntılar elbette vardır. Fiyatlardaki düzenli artışı ifade eden enflasyonun olduğu yerde yatırım olmayacağı, üretim azalacağı, istihdam düşeceği için dengeler bozulur. Buna karşılık sadece kurdaki yükselişe bağlı olarak kimi ürünlerdeki fiyat artışı yatırımı, üretimi, istihdamı doğrudan etkilemez. Tam tersine kurdaki rekabet gücü yatırımda, üretimde, istihdamda artışa yol açar.
Dünya borsalarındaki şişkinlik, basılan fazla paranın kendisine gidecek yer bulamamasından kaynaklanıyor. Karşımızdaki bu tablo bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizde eskiden beri hâkim olan anlayışı sürdürerek yatırımdan, üretimden, büyümeden ve istihdamdan vazgeçecektik ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Her zamanki gibi biz mücadeleyi tercih ettik. Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına uygun bir politikayı izleme fırsatı elde etti.
Dünyanın içinden geçtiği kritik dönemin önümüze açtığı fırsatları değerlendirmekte kararlıyız. Ülkemizi eskiden yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyor, kendi oyun planımızla devam etme irademizi ortaya koyuyoruz.

Ülkemizi bunca tuzaktan, badireden nasıl çıkardıysak, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız. İstihdamı artırmanın yolunun yatırımdan, üretimden, ihracattan, büyümeden geçtiği konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin uzak tutulmaya çalışıldığı her kalkınma hamlesinin önünün darbe, vesayet, krizle kesilerek IMF, Dünya Bankası, mandacı iktisatçılarımız tarafından aksi istikamette yönlendirilmeye çalışıldığı gerçek işte budur.
Biz geçmişte denenmiş yüksek faiz, düşük kur kısırdöngüsü yerine yatırım, ihracat, büyüme odaklı politikamızda ülkemiz için en doğru olanı yapmakta kararlıyız. Politika faizinin düşük tutulmasını bunun için memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini bunun için takipte özellikle kararlıyız. Yatırım, üretim, ihracatı bunun için teşvik ediyoruz. İstihdamı gözümüz gibi koruyoruz. Büyümeyi bunun için önemsiyoruz. Felaket tellallarının gürültülerini bunun için dikkate almıyoruz. Mandacı iktisatçıların reçetelerine bunun için itibar etmiyoruz.
Kurdaki yükselişi izah ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine tepesine bineceğiz.
İhracatımızı dünyanın dört bir yanına yayarak, şirketlerimizin bu alana girmesini sağladık. Küresel para cambazlarıyla işbirliği yaparak kendi ülkelerini soymayı alışkanlık haline getirenlerin önünü kestik.
Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu tespitimiz ülkemizin yaşadıklarından çıkardığımız derslere dayanıyor. Ekonomi politikalarının aracı olan faizin seviyesini belirleyecek olan ülkenin ihtiyaçlarıdır.
Mandacı iktisatçıların ülkemizi açlığa, yoksulluğa mahkûm edecek politikalarını reddediyoruz. Bu reddimizi yeni değil uzunca süredir ortaya koyuyoruz. Bunun yerine sorunlarımızı kendi çözümlerimizle aşacak adımları atıyoruz.
Kamu işçileri, memurların ücretlerindeki artışlarla başlattığımız çalışanlarımızı fiyat artışına karşı koruma politikamızı, asgari ücrette de sürdüreceğiz.

CİDDİ DÖVİZ VARLIĞI VAR
Ülkemizde bireylerin döviz borcu değil, bankalarda, yastık altında ciddi bir döviz varlığı vardır. İhracat ve ithalat dışı olanlar dışında kayda değer döviz borcu olan şirketimiz yoktur. Bankalarımızın açık pozisyonları bulunmuyor. Önemli olan burası. Bütçe performansımız oldukça yüksek seviyededir. Büyük altyapı projelerimizi önemli ölçüde bitirdiğimiz için yatırımlarda kullanmak için acil finansal ihtiyacımız kalmadı. Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz, önemli döviz giderimiz olan enerji sorununun çözümü konusunda umutlarımızı güçlendirdi.
İZMIRLİ DEPREMZEDELERE KONUTLARI CUMA GÜNÜ TESLİM EDİLİYOR
BAŞKANErdoğan, cuma günü İzmir’de bizzat yerinde sevincini paylaşacağı bir müjde vereceğini belirterek şöyle konuştu:
Elazığ ve Malatya’da olduğu gibi İzmir’de de hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Yaşanan depremin ardından Elazığ’da 23 bin 677 konut ve 2 bin 515 köy evi, Malatya’da 6 bin 287 konut ve 1555 köy evi yaparak 1 yıl geçmeden vatandaşlarımıza teslim etmeye başlamıştık. İzmir’de de aynı hızla konutlarımızı inşa ettik. Bu süreçte İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşüm, deprem dönüşüm çalışmalarını yürüttük. Hazırlıkları hızla tamamlayarak yıkılan evlerin yerine vatandaşlarımıza sıcak birer yuva olacak konutların temellerini 22 Şubat’ta attık.
Depremden en çok etkilenen Bayraklı’nın 3 mahallesindeki toplam büyüklüğü 75 bin metrekareyi bulan 7 ayrı bölgede yatırım bedeli 750 milyon lira olan 1391 konut ve 302 dükkân inşa ettik. Bunlardan 596’sı konut ve 145’i dükkân olmak üzere toplam 741 bağımsız bölümün yapımını tamamladık. İnşallah bu konut ve dükkânları 26 Kasım’da, yani önümüzdeki cuma günü vatandaşlarımıza bizzat teslim edeceğiz.
Geri kalan 795 konut ve 157 dükkânı da en kısa sürede tamamlayarak hak sahiplerine vereceğiz. Bayraklı’da 3 milyon 800 bin metrekare büyüklüğündeki rezerv alanda depremzedeler için yatırım değeri 1.5 milyar lira olan 3 bin 649 konut ve 51 dükkân yapıyoruz. Bu alanın ilk etabında inşa edilen 397 konutu yılbaşında tamamlayarak İzmirli vatandaşlara teslim edeceğiz.
Kabine toplantısında hak sahibi vatandaşların yapacakları ödemelerle ilgili kararı da verdik. İzmir’de inşa ettiğimiz konutlarımızı ilk 24 ayı ödemesiz, 216 ayı ödemeli olmak üzere 20 yıla yayılan bir vade ile vatandaşlarımıza takdim edeceğiz. Aylık ödemeler 2 artı 1 konutlarda 740 liradan, 3 artı 1 konutlarda ise 1020 liradan başlayacak. Bir başka ifadeyle İzmirli depremzede vatandaşlarımızı, 2 artı 1 konutları 160 bin lira ile 180 bin lira, 3 artı 1 konutları 220 bin lira ile 260 bin lira arasında maliyetinin çok altında fiyatlarla ev sahibi yapıyoruz. Öte yandan Başkan Erdoğan, Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde bir araya gelen Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) yöneticilerine seslendi. İngiltere’de bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın telefon bağlantısıyla katılımcılara hitap eden Erdoğan, “2023 için çok farklı adımların atılacağı bir dönem içerisinde olacağız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘DESTEĞİ BİRİKTİREN AİLELER VAR’
Türkiye’de 4 bin 237 koruyucu ailenin yanında 5 bin 155 çocuk bulunduğunu belirten Bakan Kaya, ailelere her çocuk için ayda 823 TL ve servis için 212 TL destek verdiklerini belirtti: “Ekonomik durumu yerinde olan ailelerimiz arasında o kadar güzel insanlar var ki… Bu paraya hiç dokunmayan ailelerimiz var. Çocuğa ilerleyen dönemde, üniversite eğitimi sürecinde destek olmak için bu parayı bankada biriktirenler oluyor.”
‘AYRIM SÖZ KONUSU DEĞİL’
Çocukların koruyucu aile yanına yerleştirilirken ailelerin sosyal hizmet uzmanları tarafından incelendiğini ifade eden Bakan Kaya, bu süreci şöyle anlattı: “İnce elenip sık dokuyoruz. Çocuk da uyum sağlarsa, koruyucu aile yanına yerleştiriliyor. Nasıl ki bir evde erkek çocuk ile kız çocuk beraber büyüyorsa, koruyucu ailelerimiz içinde de erkek çocuğu olup kız evlat verdiğimiz birçok aile bulunmakta. Keçiören’de 2 erkek evladı olan bir ailemiz Merve ismindeki kızımızı koruyucu aile olarak sahiplenmiş. Şimdi bir çocuğumuzu daha almak istiyorlar. O süreç de devam ediyor. Biz de evlerine misafir olduk. Bunun gibi birçok örnek var.”
‘AİLE YANINDA YAŞAMALILAR’
Koruyucu aile sayısının artmasını, bütün çocukların uygun şartlarda aile yanında yaşamasını istediklerini söyleyen Bakan Kaya, şu bilgileri verdi: “Devlet olarak onlara her türlü maddi-manevi imkânı sunmaya çalışıyoruz. Büyük dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Çocuklarımız 100-200 kişilik koğuşlarda değil 5-6 kişilik sevgi ve çocuk evlerinde bakılıyor. Bu dönüşümü yüzde 100 olarak sene sonunda gerçekleştireceğiz. Şu an 650 civarında çocuğun kaldığı yurtlar tamamen kapanıyor. ‘Çocuk evleri’ ve ‘çocuk evleri sitesi’ modeline geçiyoruz.”
4 BİN 237 KORUYUCU AİLE
Türkiye’de 13 binden fazla çocuk devlet koruması altında. 4 bin 237 koruyucu ailenin yanında ise 5 bin 155 çocuk yaşıyor. Bazı aileler birden fazla çocuğa koruyucu ailelik yapıyor. Türkiye genelinde 14 aile 4 ve 4’ten fazla kardeşin, 71 aile 3 kardeşin, 597 aile de 2 kardeşin koruyucu ailesi. (Habertürk)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAŞBAKANLARIN GÖRÜŞMESİNDE GÜNDEME GELDİ
Bu açıklama ile tankın motoru için belirsizlik süreci başlamıştı. Ukrayna’nın savunma firmalarından sorumlu devlet kurumu UkrOboronProm Genel Müdürü Roman Romanov, bu konuda yaşanan son gelişmeyi C4Defence internet sitesine anlattı. Romanov, Başbakan Binali Yıldırım’ın davetlisi olarak 14 Mart tarihine Ankara’yı ziyaret eden Ukrayna Başbakanı Vladimir Groysman’ın temaslarında konunun gündeme geldiğini açıkladı.
6TD3 MOTORU ÖNERİLİYOR
Romanov, iki başbakanın tank motoru konusunda İşbirliği ön anlaşması (Memorandum of Understanding/MoU) imzalandığını kaydetti. Ukrayna, bu anlaşma ile 6TD3 motorunu öneriyor. Romanov, motor için talep edilen güce ilişkin bilginin paylaşılmasını beklediklerini kaydetti.

BİR KAÇ AY İÇERİSİNDE UYGULAMAYA KONULABİLİR
Türkiye’nin haberine göre konunun teknik açıdan sorunlu olmadığını, politikacıların istekli olmasının yeterli olduğunu kaydeden Romanov, istekli olma ölçüsünün projeye ayrılan bütçeyle ilgili olduğunu ifade etti. Romanov, Ukrayna’nın II. Dünya Savaşı sırasında ayda 200 tank ürettiğini hatırlatarak önerdikleri işbirliği modelleri arasında bazılarının birkaç ay içinde uygulamaya konulabileceğini söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLDÜRÜLENLER MUHALİF
Öldürülen politikacılardan 34’ünün yerel seçimlerde aday olduklarını aktaran kuruluş, 34 kişiden 29’unun belediye başkanlığına, 5’inin ise eyalet meclis üyeliğine aday olduğunu açıkladı. Öldürülen 34 adayın ayrıca mevcut belediye yönetimlerine muhalif partilerden olduğuna dikkat çeken kuruluş, 7 adayın ise kadın olduğunu açıkladı.
SON ÖLDÜRÜLEN POLİTİKACI ALMA BARRAGAN
Ülkede en son öldürülen politikacının 34 yaşındaki aday Alma Barragan olduğu ifade edilirken, Barragan’ın dün öğleden sonra seçim kampanyası yürütmek için halkın arasında dolaştığı sırada bir grup silahlı saldırgan tarafından öldürüldüğü belirtildi.
SON SUİKAST GİRİŞİMİ BU SABAH OLDU
Ülkedeki son suikast girişimi ise sabah saatlerinde Acapulco Belediye Başkan Adayı Jose Alberto Alonso Gutierrez’e düzenlenirken, Gutierrez saldırıdan sağ kurtuldu. Halk ise güvenli bir seçim ortamı oluşturulması konusunda yetkililerden yardım bekliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“OY KULLANMA ALANLARI AKTİF GÜVENLİK UNSURLARIYLA GÜVENDE”
Fulton Kayıt ve Seçim Direktörü Nadine Williams yaptığı açıklamada, merkezlerin yaklaşık 30 dakika süreyle tahliye edildiğini belirterek, “Neyse ki bu merkezler şu anda yeniden faaliyete geçti ve tüm oy kullanma alanları aktif güvenlik unsurlarıyla güvende” dedi. Williams, yetkililerin C.H. Gullatt İlköğretim Okulu ve Etris Toplum Merkezi’ni bu gece biraz daha geç saatlerde açık tutmak için mahkeme kararı isteyeceklerini söyledi.
“İHBARLAR GERÇEK DEĞİL”
FBI da bomba ihbarlarının ardından açıkla yaptı. Yapılan açıklamada, ihbarların çoğunun Rusya kaynaklı e-posta adreslerinden geldiği ifade edildi. FBI, şimdiye kadar ihbarların hiçbirinin gerçek olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığını vurguladı. FBI, seçim güvenliğinin en öncelikli konularından biri olduğunu belirterek, eyalet ve yerel güvenlik birimleriyle yakın iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceklerini ve Amerikalıların oy kullanma hakkını koruma amacıyla her türlü tehdide karşı yanıt vereceklerini açıkladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İşgalci İsrail ordusu, 7 Ekim 2023’ten beri Filistin’de hastaneler dahil önüne gelen her hedefi vuruyor. Siyonist rejimin Gazze’de yürüttüğü soykırımın en acımasız yönlerinden biri sağlık kuruluşlarında yarattığı yıkım oldu. Son 13 ayda İsrail askerleri en az 10 hastaneyi kuşattı ve baskın düzenledi.

SORULARI CEVAPSIZ BIRAKTI
AP, geçen yıl sonlarında Gazze’nin kuzeyindeki üç hastaneye düzenlenen baskınları incelemiş ve 34’ten fazla hasta, görgü tanığı, sağlık ve insani yardım çalışanlarının yanı sıra İsrailli yetkililerle görüşmüştü. Bu hastaneler Al Awda, Kemal Advan ve Endonezya Hastaneleri idi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İsrail, her üç baskında da önemli bir Hamas varlığına dair hiç kanıt sunmadı. AP, röportaj yaptığı kişilerin bildirdiği olayları listeleyen bir dosyayı İsrail askeri sözcüsünün ofisine sundu. Ofis, olaylar hakkında yorum yapamayacağını ifade etti.

MEŞRU NEDENİ OLMAYAN BASKINLAR
İşte, AP’nin araştırmasında öne çıkan noktalar şöyle:
İşgalci İsrail ordusu, Hamas’ın Al Awda Hastanesi’nde bulunduğuna dair hiçbir zaman iddiada bulunmadı. Ona rağmen askerler geçen yıl hastaneyi kuşatma altına alıp baskın düzenledi. AP, ordu sözcüsüne bu operasyona hangi istihbaratın yol açtığını sorduğunda, yanıt alamadı.

Askerler hastaneyi kuşattıktan sonra personel, İsrail keskin nişancı ateşi nedeniyle bölgeye yaklaşmanın ölümcül olabileceğini aktardı. Üç hastane yöneticisi, doğum yapmak için tesise yürüyen iki hamile kadının 12 Aralık’ta vurulduğunu ve sokakta kan kaybından öldüğünü belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Amerika’da beklenen gün geldi…
Amerika’da halk, 4 yıl boyunca görevde kalacak olan başkanı seçmek üzere sandık başına gidecek.
Kamala Harris ve Donald Trump’ın yarıştığı seçimlerde, kıran kırana bir mücadele verildi.
Trump ve Harris, aylardır sürdürdükleri politikalarla seçimde kazanmanın binbir yolunu aradı.
İki adayın seçim çalışmalarının karşılığı, sandıkta görülecek.
Seçim gününe girilirken, iki aday da yoğun tempodan çıktı ve seçmenler için son bir mesaj daha yayınladı.
İLK MESAJ TRUMP’TAN GELDİ
X hesabından seçmenleri için son bir mesaj paylaşan Donald Trump, şu ifadelere yer verdi:
“TRUMP’A OY VERİN VE BARIŞI GETİRİN”
Amerikan siyasi tarihindeki en büyük ve en geniş koalisyonu kuruyoruz. Buna Michigan’da barış isteyen rekor sayıda Arap ve Müslüman seçmende dahildir. Kamala ve savaş çığırtkanı kabinesinin Orta Doğu’yu işgal edeceğini, milyonlarca Müslümanın öldürülmesini sağlayacağını ve 3. Dünya Savaşı’nı başlatacağını biliyorlar. TRUMP’A OY VERİN VE BARIŞI GERİ GETİRİN!

KAMALA’DAN DA MESAJ VAR
Kamala Harris ise yayınladığı mesajında şu ifadelere yer verdi;
“SİZİ BİRİNCİ PLANDA TUTACAĞIM”
Kariyerim boyunca tek bir müşterim oldu, insanlar. Büyük bankalarla mücadele ettim ve Amerikan ev sahiplerine 20 milyar dolar aktardım, gaziler ve öğrenciler için ayağa kalktım ve uluslararası suç örgütlerini kovuşturdum. Başkan olarak sizi her zaman birinci planda tutmaya devam edeceğim. Fırsat ve özgürlük dolu bir gelecek için oy vereceğiz; bazıları için değil, herkes için. Büyük Kongre Üyesi John Lewis’in bize hatırlattığı gibi, demokrasi bir durum değil, bir eylemdir. Şimdi harekete geçme zamanımız. Ve birlikte kazanacağız.

İKİ ADAYIN DA GÖZÜ PENSİLVANYA’DA
ABD’de 5 Kasım Salı günü yapılacak 60. başkanlık seçimleri için nefesler tutulurken, Trump ile Harris seçim kampanyalarının son gününü yoğun geçirdi.
Demokrat Harris, seçimin en kritik eyaletlerinden Pensilvanya’da 5 ayrı seçim mitingi düzenlerken, Trump ise aynı gün içinde hem Pensilvanya’da hem Kuzey Carolina’da hem de Michigan’daki seçim etkinliklerine katıldı.
Olmazsa olmaz eyaletlerin başında gelen Pensilvanya’da son günlerde art arda çeşitli bölgelerde mitingler düzenleyen iki rakip, bu eyaletin 19 delegesini mutlak olarak kazanmak istiyor.

YARIŞIN KADERİNİ 7 ÇEKİŞMELİ EYALET BELİRLEYECEK
538 delegenin bulunduğu seçim sisteminde 270 delegeye ulaşan adayın yarışı kazanacağı ABD başkanlık seçimlerinde 7 çekişmeli eyalet, yarışın kaderini belirleyecek.
Bu seçimlerde salıncak eyaletler durumunda olan Pensilvanya, Georgia, Arizona, Nevada, Kuzey Carolina, Michigan ve Wisconsin, ülkenin bir sonraki başkanının kim olacağının belirlenmesinde en büyük rolü oynayacak.
Öte yandan ABD medyasına yansıyan haberlere göre Harris, seçim gecesi sonuçları Washington DC’de bulunan Howard Üniversitesi kampüsünde takip edecek; Trump ise Florida’da West Palm Beach’te seçim gecesini geçirecek.
İLGİLİ HABERAmerika’da seçim öncesi geniş güvenlik önlemleri
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD seçiminde sona yaklaşıldı.
Milyonlarca seçmen, bugün ülkenin kaderini belirleyecek ismi seçmek için sandık başına gidiyor.
Demokrat Kamala Harris ve Cumhuriyetçi Donald Trump arasındaki yarışın galibi bu seçimle belirlenecek.
Sandıkların kurulması ve bazı eyaletlerde oylamanın başlamasıyla dünyaca ünlü bir isimden, çarpıcı bir açıklama geldi.
“GAZZE SOYKIRIMINA ORTAK OLAN DEMOKRATLARA OY VERMEYECEĞİM”
Dünyaca ünlü Amerikalı siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler profesörü John Mearsheimer, ABD’de Joe Biden yönetiminin İsrail’in Gazze’deki soykırımında suç ortağı olduğunu kaydederek Demokratlara oy vermeyeceğini açıkladı.
Mearsheimer, “Gazze’deki soykırım nedeniyle Demokratlara oy vermeyeceğim. Biden yönetiminin soykırımın suç ortağı olduğunu düşünüyorum ve soykırım benim için kırmızı çizgi. Biden ya da (ABD’de Demokratların adayı) Kamala Harris’e asla oy vermem çünkü soykırımın suç ortağılar.” dedi.

“ETNİK TEMİZLİK SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ”
Filistin meselesindeki uygun görüşün İsrail’i kınamak olduğunu ifade eden Mearsheimer, Almanya ve ABD’nin İsrail’in Gazze’de işlediği soykırımda “suç ortağı” olmalarından dolayı şaşkın olduğunu söyledi.
Mearsheimer, 7 Ekim 2023’ten sonra İsrail’in Gazze’yi “temizlemek için fırsat gördüğünü” aktararak, şunları söyledi:
İsrail, etnik temizlik amacıyla sivilleri hedef alan bir cezalandırma kampanyası yürüttü. Filistinlileri kovmakta başarılı olamadılar. Filistinlileri ezmeye, bombalamaya, daha fazla Filistinliyi evlerinden çıkarmaya devam ettiler, aç bırakma stratejisi izlemeye başladılar. Etnik temizlik işe yaramadığı için soykırıma dönüştü, toplu katliamdı ama sonra soykırıma dönüştü.
TRUMP’A DA OY VERMEYECEK
Ayrıca Mearsheimer, Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’a da oy vermeyeceğini söyledi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bin 210’u çocuk, 11 bin 742’si kadın olmak üzere 43 bin 341 Filistinli öldü, 102 bin 105 kişi yaralandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İtalyan basınında bugün çıkan haberlerde, bir dönem üst düzey yetkilere sahip olması sebebiyle “süper polis” olarak anılan Carmine Gallo hakkında yeni iddialar gündeme geldi.
Soruşturmanın baş şüphelilerinden olan ve halihazırda ev hapsinde tutulan eski polis Gallo’nun İsrail teknolojisine sahip kriptolu telefon kullandığı iddia edildi.
Buna ek olarak, Başbakanlıktan bazı kişilerin, Gallo ile Milano Fuar Vakfı Başkanı Enrico Pazzali’nin ortak şirketi “Equalize”yi ziyaret ettiğinin de soruşturma dosyasında yer aldığı, bu durumun, bağlantı kurulan kişilerin nüfuzunu ve sahip oldukları bağlantılar ağını gösterdiği kaydedildi.
REKLAM
-Soruşturmada Mossad’ın adı geçiyor
Soruşturmadan basına yansıyan daha önceki haberlerde de Gallo ve Pazzali’nin, yasa dışı şekilde elde ettikleri bilgileri, özel şirketleri “Equalize” üzerinden milyonlarca avro karşılığında İsrail ve Vatikan gibi başka ülkelerin gizli servislerine sattıkları ileri sürülmüştü.
İsrail gizli servisi Mossad ajanlarının, “Equalize” ile bazı anlaşmalar yapmış ve bilgi takaslarına gitmiş olabileceği iddia edilmişti.
Corriere Della Sera gazetesi, soruşturmada, Mossad ajanı oldukları sanılan iki İsraillinin “Equalize” firmasını ziyaret ettiğinin belirlendiğini duyurmuştu.
Vatikan’ın da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın bir Rus iş adamı hakkında bilgi almak için “Equalize” ile temasa geçtiği iddiaları basında yer almıştı.
Bu arada, soruşturma kapsamında sorgulanan eski polis memuru Marco Malerba da ifadesinde, halihazırda ev hapsinde tutulan başlıca şüphelilerden eski amiri Gallo’ya “bir dönem amiri olduğu için ‘hayır’ diyemediğini” ve bu nedenle devletin veri tabanına erişim sağlayıp istediği bilgileri eski amirine verdiğini kabul etmişti.
REKLAM
Başbakan Giorgia Meloni, hafta içinde RAI kanalında katıldığı programda, siber casusluk skandalının “kabul edilemez” olduğunu belirterek, “İtalya’da bir bilgi piyasası var. Bu tiksintiye son vermemiz lazım. Bu davalardan önce de siber güvenliğe dair bir kararname çıkarmıştık, şimdi teknik bir kurul yeni bir kararname üzerinde çalışıyor.” demişti.
Savunma Bakanı Guido Crosetto ise siber casusluk skandalıyla ilgili derhal meclis araştırması başlatılması çağrısında bulunarak devlet sırlarının risk altında olabileceği uyarısı yapmıştı.
Crosetto, skandalla ilgili ortaya dökülen bilgilerin sadece “buzdağının görünen kısmı” olduğunu belirtmişti.
Mafya ile Mücadele Savcısı Giovanni Melillo, soruşturmaya dair daha önce yaptığı açıklamada, gizli verilerin “devasa ve endişe verici bir pazar ortaya çıkardığını” söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
11 KİŞİ YARALANDI
Tira şehrindeki bir apartmana roket isabet etmesi sonucu en az 11 kişinin yaralandığı bildirilirken, birçok bölgede meydana gelen zarar amatör kameralara yansıdı.

Hizbullah’ın gerçekleştirdiği iddia edilen saldırılarda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına ilişkin resmi açıklama yapılmadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 55 artarak 43 bin 259’a yükseldi. Soykırımcı İsrail ordusunun, başta Cibaliya beldesi ve Cibaliya Mülteci Kampı olmak üzere Gazze kentinin kuzeyinde sürdürdüğü kuşatma ve saldırılar 27’nci gününde de devam etti. Gazze’de şubat ayında görev yaptıktan sonra ülkesine dönen Fransız doktor Pascal Andre ise Anadolu Ajansı’na konuştu ve İsrail’in savaş suçlarını anlattı.

Doktor Andre, İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze’de işlevsel hastane kalmadığını, bölgedeki sağlıkçıların yardımların bölgeye ulaşmasına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Fransız acil servis hekimi Andre, 8-22 Şubat tarihlerinde Gazze’nin Han Yunus kentindeki Avrupa Hastanesi’nde görev yaptı. Pascal Andre, “Biz kafasından vurulan çocuklara tanık olduk. Bir çocuğun kafasına sıkan bir keskin nişancı nasıl insan kalabilir? Hamile bir kadının karnına ve kafasına sıkan bir keskin nişancı, evine dönüp karısına ve çocuklarına nasıl sarılabilir?” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TEK KURŞUN VE KASITLI
Geçtiğimiz günlerde ABD merkezli New York Times gazetesi de Gazze’de gönüllü 65 sağlık çalışanının şahit olduklarına yer vermişti. Söz konusu sağlıkçılardan 44’ü Gazze’de başından ya da göğsünden vurulmuş birden fazla küçük yaşta çocuk gördüğünü ifade etti.

Ortopedi cerrahı Dr. Khawaja Ikram, şahit olduğu dehşeti anlatırken “Bir gün acil servisteyken her birinin kafasında tek bir kurşun deliği olan 3 ve 5 yaşlarında iki çocuk gördüm. Kendilerine İsrail’in Han Yunus’tan çekildiği söylenmiş. Bu yüzden evlerine geri dönmüşler. İsrailli keskin nişancı ikisini de vurmuş” demişti

SANSÜRCÜ GAZZE KASABI
İsrailli Haaretz gazetesinin sahibi Amos Schocken’in, Netanyahu hükümetini eleştirerek “Filistinli özgürlük savaşçıları” ifadesini kullandığı Londra’daki konferans konuşmasının ardından İsrail İçişleri Bakanlığı gazete ile ilişkileri askıya aldığını duyurdu. İsrail İçişleri Bakanlığı’ndan yayımlanan açıklamada, Haaretz gazetesiyle yürütülen faaliyetlerin ve işbirliğinin bir sonraki duyuruya kadar askıya alındığı bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazze’deki Hükümetin Medya Ofisi’nden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinde Şelayil ve el-Gandur ailelerine ait içinde 170 sivilin bulunduğu binaları bombaladığı belirtildi.

84 KİŞİ ÖLDÜ, ONLARCA KİŞİ YARALANDI
Açıklamada, “İşgalci İsrail ordusunun işlediği iki vahşi katliamda 50’den fazlası çocuk 84 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi enkazda kayboldu ve yaralandı.” ifadesi kullanıldı.
“İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı” vurgulanan açıklamada, İsrail ordusunun sivillerin ve yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı binaları hedef aldığı aktarıldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GAZZE’NİN KUZEYİNDE SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKTÜ
İsrail ordusunun yaklaşık 1 aydır sıkı kuşatma uyguladığı Gazze’nin kuzeyinde sağlık ve sivil savunma ekiplerinin hedef alınmaları sebebiyle görevlerini yerine getiremediği hatırlatıldı.
Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinde sağlık sistemini çökerttiği ve hastaneleri hedef alarak hizmet dışı bıraktığı kaydedildi.

Uluslararası toplum ve kuruluşlara “insani görevlerini üstlenme” çağrısı yapılan açıklamada, sivillerin, hastanelerin ve sağlık kurumlarının korunması ve Gazze’deki soykırımı durdurması için İsrail’e baskı yapılması istendi.

Açıklamada, tüm dünya ülkelerine sivilleri, yerinden edilenleri ve çocukları hedef alan bu korkunç katliamları kınama çağrısı yapıldı.
Gazze’de işlenen suçlardan İsrail, ABD yönetimi, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler sorumlu tutuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doktor Andre, İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze’de işlevsel hastane kalmadığını, bölgedeki sağlıkçıların yardımların bölgeye ulaşmasına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Fransız acil servis hekimi Andre, 8-22 Şubat tarihlerinde Gazze’nin Han Yunus kentindeki Avrupa Hastanesi’nde görev yaptı. Pascal Andre, “Biz kafasından vurulan çocuklara tanık olduk. Bir çocuğun kafasına sıkan bir keskin nişancı nasıl insan kalabilir? Hamile bir kadının karnına ve kafasına sıkan bir keskin nişancı, evine dönüp karısına ve çocuklarına nasıl sarılabilir?” diye konuştu.

TEK KURŞUN VE KASITLI
Geçtiğimiz günlerde ABD merkezli New York Times gazetesi de Gazze’de gönüllü 65 sağlık çalışanının şahit olduklarına yer vermişti. Söz konusu sağlıkçılardan 44’ü Gazze’de başından ya da göğsünden vurulmuş birden fazla küçük yaşta çocuk gördüğünü ifade etti. Ortopedi cerrahı Dr. Khawaja Ikram, şahit olduğu dehşeti anlatırken “Bir gün acil servisteyken her birinin kafasında tek bir kurşun deliği olan 3 ve 5 yaşlarında iki çocuk gördüm. Kendilerine İsrail’in Han Yunus’tan çekildiği söylenmiş. Bu yüzden evlerine geri dönmüşler. İsrailli keskin nişancı ikisini de vurmuş” demişti
SANSÜRCÜ GAZZE KASABI
İsrailli Haaretz gazetesinin sahibi Amos Schocken’in, Netanyahu hükümetini eleştirerek “Filistinli özgürlük savaşçıları” ifadesini kullandığı Londra’daki konferans konuşmasının ardından İsrail İçişleri Bakanlığı gazete ile ilişkileri askıya aldığını duyurdu. İsrail İçişleri Bakanlığı’ndan yayımlanan açıklamada, Haaretz gazetesiyle yürütülen faaliyetlerin ve işbirliğinin bir sonraki duyuruya kadar askıya alındığı bildirildi.

NAZİ KAMPINDAKİ MİNİK JULİA
İsrail ordusunun paylaştığı ve onlarca Filistinli erkeğin yarı çıplak şekilde bir arada gözaltına alındığı görüntülerde kameralara küçük bir kız çocuğu takılmıştı. BBC Arapça ekibi fotoğraftaki tek kız olan Julia ve babasına ulaştı. 3 yaşındaki Julia Abu Warda’nın hayatta ve ailesinin yanında olduğu öğrenildi. İsrail’in bombalarından dolayı işitme sorunu yaşayan Julia’nın babası Muhammed, “Son 21 günde 5 kez yer değiştirmek zorunda kalmıştık. Yine İsrail’in ‘bombalanacak’ uyarısının ardından bulunduğumuz yeri değiştirirken İsrail askerlerinin güvenlik kontrolüne rastladık ve erkekleri bu şekilde toplayıp soydular. Julia da o sıra kucağımdaydı” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fahiş fiyat köpüğü belli başlı sektörlerde ortadan kalktı, kalkıyor, bunun devamı gelecek. Vatandaşımızın helal lokmasına göz dikenlere göz açtırmayacağız.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizdeki çatışma ve gerilimlere, gelecekle ilgili çizilen kötümser senaryolara rağmen ekonomimizin temel göstergelerinde iyileşme devam ediyor. Türkiye’nin çıkarı neredeyse oraya gidiyor, menfaati neyi gerektiriyorsa o yönde işbirliği geliştiriyoruz. Dış politikamızın ana omurgası Türkiye eksenidir.” dedi.
“BRICS MEVCUT ANGAJMANLARIMIZIN ALTERNATİFİ DEĞİL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin BRICS’le gelişen münasebetleri, mevcut angajmanlarımızın alternatifi asla değildir ve olamaz. Biz makas değiştirmiyoruz. Bilakis, Türkiye merkezli bir anlayışla değişen küresel sistemde hak ettiğimiz yeri almaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
TUSAŞ’a yapılan terör saldırısıyla ilgili olarak konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadelere yer verdi:
“TUSAŞ SALDIRI SONRASI 213 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ”
Kandan beslenen terör baronlarının bölgemizde kendilerine yeni efendiler, uşaklığını yapacakları yeni sahipler aradıkları anlaşılıyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu alçak saldırıyla verilmek istenen mesajları buruşturup çöpe attık. TUSAŞ saldırısı sonrası, terör örgütüne ait 470’in üzerinde nokta hedef alındı, 213 teröristin etkisiz hale getirildi. Bizim terörden, eli kanlı canilerden, mankurtlaşmış maşalardan ve onları kullanan patronlarından alacağımız bir mesaj da zaten olmaz. Terör baronları Türk siyasetini dizayn edemeyecekler, 85 milyonun arasına nifak duvarları öremeyecekler, ülkemizi istikametinden saptıramayacaklar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
“HİÇBİR ENGELİ TANIMIYORUZ”
Milletimizin kızılelmasına dönüşen Türkiye Yüzyılı’nın inşası yolunda azim ve sabırla ilerliyoruz. 85 milyonun refah, huzur, mutlu ve müreffeh geleceğinin önünde hiçbir engel tanımıyoruz. İhanet, sabotaj, alçak ve kalleş saldırıların bizi hedeflerimizden alıkoymasına müsaade etmiyoruz. Güvenlikten terörle mücadeleye, ulaştırmadan dış politikaya her konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Aziz milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek, ülkemizi menzili maksuduna ulaştırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.
REKLAM“KAFKASYA’DA BARIŞ RÜZGARLARI ESİYOR”
18 Ekim’de Ermenistan, Azerbaycan, Rusya ve İran Dışişleri Bakanlarını ülkemizde misafir ettik. Platformun önemli bir ihtiyacı giderdiğini müşahade ediyoruz. Bu yapıyı kurumsal bir yapıya kavuşturmak arzusundayız. Karabağ’da 30 yıllık işgalin sona ermesiyle birlikte Güney Kafkasya’da kalıcı barışa yönelik eşsiz bir fırsat yakalandı. Can Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu doğrultuda gösterdikleri samimi çalışmaları yakından takip ediyoruz. Kalıcı barışa yönelik eşsiz bir dönem yakalandı. Azerbaycanlı kardeşlerimizle koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceğiz.
“EKONOMİDE İYİLEŞME DEVAM EDİYOR”
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın 51. genel kurulunda iş dünyamızda bir araya geldik. Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere, bölgemizde artan çatışma ve gerilimlere, kötümser senaryolara rağmen ekonomimizin temel gösterilerinde iyileşme kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Avrupa ve ABD dahil tüm dünyayla birlikte ülkemizin başağrısı olan enflasyonda düşüş başladı. İnşallah bunu devamı gelecek. Vatandaşımızın helal lokmasına göz dikenlere kesinlikle göz açtırmayacağız. Etiket oyunları, fısıltı gazetesi, piyasa manipülasyonları ile ceplerini dolduranların tepesine bindik ve binmeye devam edeceğiz.
“ENFLASYONDAN NEMALANAN BİR KESİM VAR”
Türkiye’de maalesef enflasyondan nemalanan bir kesim var. Üretmeden, riske girmeden paralarına konforlu bir alanda para katmaya alışmışlar. Biz yıllarca bunların istismar zeminlerini ellerinden aldık. Koronavirüs salgınında tüm dünyada zirveye çıkan enflasyon oranları herkes gibi bizi de menfi etkiledi. Salgının yanısıra biz bir de doğrudan ekonomimizi hedef alan saldırılara maruz kaldık. Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat depremlerini yaşadık. 3 seçim, salgın ve depremin etkilerini daha sert hissetmemize sebep oldu. Rusya-Ukrayna savaşından ülkemizi uzak da tutsak, ekonomik yansımalarından tamamen uzak tutamadık. Bu tablo enflasyonu fırsata tahvil eden rantçıların ellerini ovuşturmalarına yol açmıştır. Merkez Benkamızın rezervi artıkça bunların eleştirilerinin dozu da arttı. Enflasyonda düşüş eğilimi başlayınca bunların rahatsızlıkları ayyuka çıkmaya başladı. Yalan, yanlış ve manipülatif haberlerle milletimizin moralini bozmaya çalıştılar.
“İŞ DÜNYAMIZDAN GELEN MAKUL TALEPLERİ KARŞILAMAK GÖREVİMİZDİR”
Milletimiz yaşadığı onca zorluğa, omuzladığı onca yüke rağmen bizi anlıyor, bize inanıyor, hükümetimize ve ekonomi politikamıza güveniyor. Bu aziz ve fadakâr millete hayal kırıklılığı yaşatmamakta kararlıyız. İş çevreleri, piyasa aktörleri, ihracatçılarımızla yakın istişare içinde önümüzdeki süreci yöneteciğiz. İş dünyamızdan gelen makul talepleri karşılamak görevimizdir.
“ALMANYA İLE İŞBİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRİYORUZ”
Bu sene Türkiye ile Almanya arasındaki dostluk anlaşmasının 100. yıldönümünü kutluyoruz. Cumhurbaşkanı’nın Nisan ayı ziyaretinin ardından önceki hafta Şansölyeyi İstanbul’da ağırladık. Almanya ile işbirliğimizi güçlendiriyoruz. 50 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizde hedefimiz 60 milyar dolar. İsrail’in katliamları gibi konularda fikir ayrılığımız olsa da Almanya ülkemizin Avrupa’daki en önemli ortağıdır. Bu vasfını önümüzdeki dönemde de muhafaza edecektir.
“PEK ÇOK BAŞLIKTA MUHTAR KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLDUK”
2015 yılında bizim başlattığımız muhtarlarla buluşma gelenek sayesinde şimdiye kadar 40 binden fazla muhtar kardeşimizle bir araya geldik. Muhtar aylıklarından, sigorta primlerine, silah ruhsatı harcından, belediyelerde ihdas ettiğimiz muhtarlık işleri dairesi ve müdürlüklerine kadar pek çok konuda muhtar kardeşlerimizin yanında olduk. Muhtarlarımıza hak ettikleri değeri vererek bu mütekebbir anlayışı değişime zorladık. Bir kez daha köylerine ve mahallelerine hizmet çabalarında tüm muhtar kardeşlerimize Allah’tan kolaylıklar diliyorum.
“DIŞ POLİTİKADA MAKAS DEĞİŞTİRMİYORUZ”
Türkiye’nin hedeflerine, beşeri, tarihi, ticari bağlarına uygun şekilde 360 derecelik perspektifle dış politikamızı icra ediyoruz. Kendi çıkarlarımız doğrultusunda özgür irademizle adımlarımızı atıyoruz. Türkiye’nin çıkarı neredeyse oraya gidiyor, işbirliklerimizi geliştiriyoruz. Farklı vesilelerle söylemiştim; bizim dış politikamızın ana omurgası Türkiye eksenidir. Türkiye’nin milli menfaatleri, güvenlik hassasiyetleri, ekonomik ve ticari çıkarları herşeyin üzerindedir. Biz makas değiştirmiyoruz, bilakis Türkiye merkezli anlayışla değişen küresel sistemde hak ettiğimiz yeri almaya çalışıyoruz. Zirve marjında Rusya, Venezüela, Özbekistan, Vietnam ve Kongo liderleriyle ikili görüşmelerim oldu. Zirveye katılan diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla bir araya geldik. Ciddi işbirliği potansiyeline sahip olduğumuz kanaatindeyim. Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer alan ülkemiz için önemli fırsatlar sunan Brics ile ilişkilerimizi ilerletmenin ülkemizin menfaatlerine olduğuna inanıyoruz. Türkiye tüm platformlarda NATO müttefiki, AB’ye tam üyelik müzakereleri yürüten bir ülke olarak yer almaktadır.
“TERÖRİSTLERİN İNLERİNİ BAŞINA GEÇİRDİK”
Kazan’a ayak bastıktan hemen sonra TUSAŞ’ın Kahramankaz’ın yerleşkesine yapılan hain terör saldırısında 5 vatan evladının şehit edildiği haberini aldık. Saldırının zamanlamasının ve seçilen hedefin tesadüf olmadığı açıktır. Bu kanlı ve kalleş terör eyleminin ülkemiz iç siyasetinde farklı bir iklimin filizlenmeye başladığı süreçte tekabül etmesi ayrıca manidardır. Kandan beslenen terör baronlarının bölgemizde yeni efendiler aradıkları anlaşılıyor. Milletimiz bu saldırılarda nerelere sinyal verilmek istendiğini net olarak gördüğüne inanıyorum. Bu alçak saldırıyla verilmek istenen mesajları buruşturup çöpe attık. Terörden, eli kanlı canilerden, mankurtlaşmış maşalardan alacağımız mesa da zaten olamaz. Bu terör eylemi paniğin, telaşın, tükenmişliğin, çaresizliğin emaresidir. Hain saldırıya cevabımızı bölücü örgütün Suriye ve Irak’taki inlerini başlarına geçirerek kat kat verdik. Milletimiz ve şehit ailelerimiz şundan emin olsun. TSK ve MİT şehitlerimizin kanını yerde bırakmamıştır. Emniyet ve adli birimlerimiz de teröristlerin tüm bağlantılarını ortaya çıkarmak için kapsamlı soruşturma yürütmektedir. Terörü kaynağında kurutma stratejisinden geri bir adım asla atmayacağız.
“TÜRKİYE BU BELADAN MUTLAKA KURTULACAK”
Terörsüz Türkiye hedefimizden kesinlikle kopmayacağız. Türkiye bu beladan mutlaka kurtulacaktır. Terör yıllarca ülkemizde siyaseti yönlendirmek için bir aparat olarak kullanılmıştır. Ne zaman siyasette diyalog zemini güçlense, toplumda kutuplaşma azalsa terör hemen devreye girmiştir. Buna geçmişte defalarca şahit olduk. Aynı senaryonun tekrar sahnelenmesine seyirci kalmayacağız. Teror baronları Türk siyasetini dizayn edemeyecekler, ülkemizi istikametinden saptıramayacaklar.
“TÜRKİYE DÜŞMANLARIYLA HAREKET EDENLERİN AKIBETLERİ BERBAT OLACAKTIR”
Ülkemizin gündemini yönlendirme peşinde koşanları da aynı şekilde hüsrana uğratacağız. Türkiye düşmanlarıyla hareket edenlerin akıbetleri berbat olacaktır. 15 Temmuz gecesi 252 kardeşimizi şehit eden FETÖ’nün Pansilvanya’daki elabaşının ağababalarının kucağında ölmesi herkese ibret olmalıdır. Bu millete kurşun sıkanlar, sırtından hançerler, milletin evlatlarının kanını dökenler ne bu dünyada ne ebedi alemde iflah olmayacak her zaman lanetle anılacaktır. BMGK’nın saldırıyı kınayan ve taziye sunan açıklamasını memnuniyetle not ettik. Siyasi partilerimizin teröre karşı tek ses, tek nefes olduğunu takdirle karşıladığımızı burada ifade ediyorum. Ancak faili apaçık olanların terör eylemini kınamayanları milletimize havale ediyorum.
“SAHA EXPO ARTIK RÜŞTÜNÜ İSPATLAMIŞTIR”
Savunma sanayimizin gurur verici ürünleri bizzat görme fırsatı bulduk. 15 bin ziyaretçi, 300’ün üzerinde delagasyonun katıldığı SAHA EXPO artık rüştünü ıspatlamıştır. Her türlü zorluğa, engele ve ambargoya rağmen yılmadan, azimle çalışan bu sektörümüzün tüm kuruluşuna, şirketlerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.
“DEPREM BÖLGESİNDE EVİNE GİRMEYEN HİÇBİR HAK SAHİBİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Deprem bölgemizin ayağa kaldırılması gündemimizin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ne yaparsak yapalım bir elimiz ve gözümüz, 6 Şubat depremlerinin etkilendiği 11 ilimizdedir. 18 bin 404, Hatay’da olmak üzere 101 bin 254 tanesini teslim ettik. Cumartesi günü 29 bin 311 yuvamızın kuralarını çekerek vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece kurası çekilen konut sayısı 130 bin 565’e ulaştı. Bu yılın sonuna kadar 201 bin 688 ev ve işyerini teslim edeceğiz. Deprem bölgesinde evine girmeyen hiçbir hak sahibi bırakmayacağız. Hatay’da deprem konutlarının teslim töreninin yanısıra İskenderun-Antakya otoyolunun temel atmasını gerçekleştirdik. Proje sayesinde zamandan 3 milyar lira, akaryakıttan 400 milyon lira olmak üzere yıllık 3.4 milyar liralık tasarruf sağlayacağız. Anahtarlarını teslim ettiğimiz konutlarımızın da afetzedelerimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Allah ömür verdikçe inşallah 81 vilayetimizin tamamına aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
“ORUÇ REİS GEMİMİZ GÖREV YERİ OLAN SOMALİ’YE ULAŞTI”
Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığımızı ‘kültür yolu festivali’ dolayısıyla tebrik ediyorum. 16 şehirde yapılan Türkiye kültür yolu festivalini gelecek yıl 20 şehirde düzenlemeyi planlıyoruz. 5 Ekim’de İstanbul Boğazı’ndan uğurladığımız Oruç Reis, görev yeri olan Somali’ye ulaştı. Oruç Reis gemimiz 6 ay boyunca 5750 km. kare üç boyutlu sismik arama yapacak. Aramalardan inşallah müjdeli haberler alacağımıza inanıyorum.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MHP lideri Devlet Bahçeli, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101’inci yıldönümü dolayısıyla yazılı bir mesaj yayınladı.
Bahçeli mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Cumhuriyeti bir asrı geride bırakarak, yeni yüzyılın ilk yıldönümüne güçlü bir vizyon eşliğinde, milli birlik ve dayanışma hissiyatının güvencesi altında, aynı zamanda kuruluş felsefesinin bağlayıcılığı temelinde giriş yapmıştır.
REKLAM
Devir Türk Devri, zaman Türkiye Yüzyılı zamanıdır.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller Cumhuriyet meşalesinin altında hem aydınlanırken hem de geleceğin parlak sayfalarını aralamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin aziz ve tarihi varlığının kesintisiz devam edegelen hürriyet ve istiklal davasıyla eklemlenmesinin mümtaz bir eseri, milli kahramanlık ve kader ortaklığının marifetiyle husule gelen muazzez bir egemenlik beratıdır.
Bütün müdafaa imkânlarından mahrumiyet çekilen bir dönemde, hiçbir yokluğa ve yılgınlığa boyun eğmeyen milletimiz dişiyle tırnağıyla, imanıyla iradesiyle, canıyla kanıyla vatana yığılan akur düşmanı önüne kattığı gibi kovalamayı, bunun ardından da hâkimiyetine dayanan yeni Türk devletini kurmayı başarmıştır.
Cumhur, demokrasi sistemi ile devlet şekli demek olan Cumhuriyetle ayrılmamak üzere kavuşmuştur.
Böylelikle birbirini tamamlayan mütareke ve işgal dönemleri kapanmış, Türk tarihinde yepyeni bir dönem başlamıştır.
REKLAM
Aziz Atatürk’ün veciz sözlerle açıkladığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğunu eserleriyle ispat etmek için ebediyet güzergâhında harekete geçmiştir.
Evvelemirde Allah’ın inayetine, hemen ardından milletimizin azim ve kararlılığına istinat eden Milli Mücadele kahramanları bir yanda zaferlerin düğümünü çözerken, diğer yanda Cumhuriyet’in fazilet ve fikrini duru vicdanlarında cem ederek yepyeni bir çığırın açılışını bilek ve inanç kudretiyle hayata geçirmişlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti, soylu bir milletin “varım ve payidarım” mesajının şehit kanlarıyla ibra ve izharıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, tarihteki Türk devletler zincirine eklenen halka, geçmişle geleceği birleştiren köprü, egemenlikle milleti tekleştiren son söz, ebedi karar ve irade kuvvesidir.
Kurtuluş yıllarının emsalsiz feragat ve fedakarlıklarıyla kurucu ilkelerini temerküz eden Cumhuriyet’in, yeni yüzyılın ilk yıldönümünde aynı duruş ve duyuşa ihtiyacı olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.
REKLAM
Haksızlığa, hayasızlığa, en şedit saldırılara karşı cephe cephe kazanılmış zaferlerle çatısı örülen Türkiye Cumhuriyeti’nin nefsine ve yabancı telkinlere esir düşenlerin elinde oyuncak olmasına rızamız olmayacaktır.
Tarihin hiçbir etabında, dış düşmanlardan merhamet dilenmeyen Türk milleti, içimize sızmış ve sirayet etmiş nevzuhur azgın işbirlikçilere, onların sonu gelmez tahrik ve tahribatlarına, aynı şekilde hain emel ve hedeflerine elbette taviz vermeyecek, teslim olmayacaktır.
Türk milletinin uzanan müşfik ve hoşgörülü elini hala idrak edememiş, manasını kavrayamamış, maksadını anlayamamış siyasi güruhun provokatif açıklamaları, hiçbir değer hükmüyle izah edilemeyen sakat pozisyonları yapıcı olmadığı gibi, tam tersine sorumsuz ve yıkıcı mahiyetlidir.
Güney Kürdistan tanımıyla kuzeyini tescilleme arayış ve çabasına girenlerin son şanslarını kullanmaktan özenle imtina etmeleri, ısrarla ayrıştırıcı ve bölücü üsluba sarılmaları hezeyan olmakla birlikte; sahte demokrat, sanal özgürlük ve temelsiz halklar ezberlerini hurdaya çıkarmaktadır.
REKLAM
Ülkemizin komşu coğrafyaları kaynayıp kaosa sürüklenmişken, milli birlik ve kardeşlik tebliğimize direnenler, hala ve inatla terör diline saplanıp kalanlar doğru yolda değildir, sabır ve sebat eşiklerini zorladıklarını görmek mecburiyetindedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Kürt sorunu yoktur, asla da olmayacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin etnik veya mezhebi bir ağırlığı ve açmazı da yoktur.
Var olan sorun bölücü terör sorunudur, kaldı ki bu ihanetin kökü muhakkak surette kazınacaktır.
TUSAŞ tesislerine kadar gelip beş kardeşimizi şehit eden teröristlerle, bölücü terör örgütüyle, terörizm patentini kontrolünde tutan bölgesel ve küresel odaklarla yollarını ayırmayan kim ya da kimler varsa demokrasi ve insanlık düşmanlığı ortak paydasında buluşmaları mutlak bir akıbettir.
Terör ve bölücülüğü sadece hayatımızdan değil, milli hafızadan da söküp atma hedefinden cayma, sapma ve savrulma söz konusu değildir.
Şayet buna direnç gösterilirse, eski usul mücadele stratejilerinden çok daha sert, seri ve şiddetli yöntemlerin devreye alınması mukadder hale gelmeli, hiç kimsenin de gözünün yaşına bakılmamalıdır.
REKLAM
Türkiye Cumhuriyeti lütufla, bağışla, ihsanla, ikramla veya piyangodan çekilişle kazanılmamıştır.
İç ve dış müstevli cephesinin mütecaviz tahakkümleriyle de sarsılmayacak, sonsuzluk istikametindeki bağımsız ilerleyişinden kesinlikle vazgeçmeyecektir.
Milli birlik ve beraberlik şuurunun perçinlenmesi gereken bugünlerde, herkesin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne önşartsız bağlılığı samimi dileğimdir.
Bin yıllık kardeşliği yaşayıp yaşatarak Türk ve Türkiye Yüzyılının sütunlarını elbirliğiyle, vicdan ve irade birliğiyle inşa edeceğimize inancım tamdır, tarifsizdir, tahditsizdir.
Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olacak, vatan ve millet sevdalılarının emsalsiz mücadeleleriyle korunup kollanacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarını, TUSAŞ saldırısında şehit olan kardeşlerimizi ve diğer bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, şükranla hislerimle anıyorum.
Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun diyorum.
Büyük Türk milletinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor, en kalbi selam, sevgi ve saygılarımı paylaşıyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle;
“Atatürk, kurduğu Cumhuriyeti ne kendinden sonraki Cumhurbaşkanlarına, partiye ne siyasete ne orduya emanet etti. Atatürk kurduğu Cumhuriyeti gençlere emanet etti.
Bu ülkede refah, demokrasi, eşitlik yok. Yani Cumhuriyet’in temel felsefesi terk edilmiş durumda. İşte bu yüzden Atatürk ve arkadaşlarının sosyal, ekonomik, bireysel hakların temini için verdiği mücadele bugün ülkeyi yönetenler tarafından yarım bırakılmıştır.
Birliğimize, beraberliğimize sahip çıkmak hepimizin görevidir. Bir yandan korkuyu örgütleyenler terör örgütleri ya da mafya liderleri eliyle bu ülkeye istikamet belirlemek isteyenler var. Cumhuriyeti hedeflerinden geri götürmek isteyenlere, demokrasiyi kendi çıkarları için rafa kaldıranlara, bir kişinin umut hakkı için bu ülkede yaşayanların umudunu tüketenlere karşı milletin hep birlikte sesini yükseltmeye ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaya ihtiyacı var.
REKLAM
Kendi hedefleri için milleti sefalete sürüklemek isteyenlerin yaptıklarını hep beraber görüyoruz. Bu ülkenin bütünlüğünün teminatı Atatürk’ün eseri CHP’dir.
Bu ülkedeki 86 milyonun müşterek hedeflerini korumaya çalışıyoruz. Bizde veremeyeceğimiz hesap, gizli kapılar ardından mutabakat yok. Bu tarihi kavşakta Türkiye Cumhuriyetinin geleceğine el koyma kararlılığıyla yola koyulmaya karar verdik. Eğer birilerinin şahsi hesapları anayasaya uzanacaksa biz orada yokuz.
Biz bölünmeye karşıyız, kavgaya çatışmaya karşıyız. Şehit babalarının gazilerimizin gözünün içine bakamayacak hiçbir adımın yanında değiliz. Şehitlerimizin rızası olmayacak bir şeyin tarafı olmayacağız.
Saray orada, Çankaya Köşkü burada. Çok yakında elbette Cumhuriyet kutlamaları milletin evinde Çankaya Köşkünde yapılacak. Ve orada sizin seçtiğiniz bir Cumhurbaşkanı oturacak. Bu tarihi kavşakta birileri iktidar hevesine düşebilir biz oralara hiç bakmayacağız. Biz muassır medeniyetleri yakalayıp geçecek, AB’nin tam üyesi olacağız. Gençler için pasaportsuz, vizesiz tam dolaşmayı sağlayacağız. En gelişmiş ülkelerin noktasına gelecek bir tercihte bulunacağız. Ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtaracağız. Bugün 29 Ekim ama Cumhuriyet korkanların, evde oturanların değil, kendisine sahip çıkanların rejimidir. Anıtkabir’e hep beraber Cumhuriyet’imiz için yürüyüşe geçiyoruz. Sokaklara çıkın, meydanlara çıkın ve coşkuyla Cumhuriyetimizi kutlayın.
Bundan 101 yıl önce tam burada olduğu gibi size ifade ediyorum; Türkiye Cumhuriyeti’nin şekli hükümeti Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet ilan edilmiştir. Yaşasın Cumhuriyet.”
CUMHURİYET RESEPSİYONUNA KATILMAYACAK
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 29 Ekim dolayısıyla Beştepe’de düzenlenecek resepsiyona katılmayacağı öğrenildi.
Özel, akşam Manisa’da olacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DHA’da yer alan habere göre toplantıya Ağrı ve Muş’tan da katılım sağlandı. Toplantının basına açık olan bölümünde konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, gerek Türkiye, gerek bölge, gerekse yeryüzünün zorlu bir tarih cenderesinden geçtiğini ve insanoğlunun belki de görebileceği en büyük küresel imtihanlardan biriyle sınanmakta olduğunu belirtti.
“KONJONKTÜR KURŞUN GİBİ AĞIR”
Fırtınalı bir iklimin hâkim olduğu dünyada, bölgesel ve uluslararası zeminin oldukça kaygan ve muhataralı olduğuna değinen Yalçın, “Konjonktür kurşun gibi ağır, hava hayli bulanık ve puslu, siyasi görüş mesafesi oldukça düşüktür. Önümüzü görmekte, istikametimizi tayin etmekte zorlanmaktayız. Ahir zaman, baş döndürücü bir hızla gözlerimizin önünden akıp gitmekte; hayat, avuçlarımızın arasından kayarken âdeta bir meçhule kanat çırpmaktadır. Dünyamızı saran kaos ve belirsizlikten, tereddüt ve tereddiden bilistifade, yeni bir sömürü düzeni tesis etmeye soyunan küresel aktörler, hiç olmadığı kadar yoğun mesai sarf etmektedir.
REKLAM“EN KALLEŞ İTTİFAKLAR KURULMUŞTUR”
Eskinin kirli defterleri raflarından indirilmiş, yarım kalmış hesapları yeniden görmek için en kahpe mizanlar, en kalleş ittifaklar kurulmuştur. Doymak ve durmak bilmeyen küresel emperyalizm; harita değişimi, siyasi kadastro ve işgal için tutup her türlü alet ve edevatla, silah ve teçhizatla donattığı vekil ve taşeronlarını sahaya sürmüştür. Kaybetmekte olduğu evren jandarmalığını elinde tutmak için keçeyi suya atan baş emperyalist ABD, bütün riskleri göze almış görünmektedir” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bölgede giderek genişleyen ve dünyayı sarmakta olan yangın karşısında bilge lider hususiyeti ve devlet adamı tecrübesiyle siyasi tarihi açısından dönüm noktası oluşturan bir çağrıda bulunduğunu belirten Yalçın, “Kimi devlet görünümünde, kimi de müttefik adı altında yapılandırılıp teşkilatlandırılmış olan taşeron ve vekiller; ağababalarının koruması ve gölgesi altında, büyük bir serbesti içinde kıyım ve katliamlar sahneye koymakta, kanlı terör eylemleri düzenlemektedir.
“KÜRESEL CANAVARLAR HER CİNAYETİ MEŞRU SAYMAKTA”
Küresel canavarlar, emellerine nail olmak için her insanlık dışı yolu mubah, her cinayeti meşru, her yağma ve talanı helal addetmektedir. Taşeron ve vekiller de dizginlerini tutanların verdiği cesaretle her türlü kötülüğü irtikap etmekte; insanlığın bütün erdemlerini, bütün birikim ve kazanımlarını ambar fareleri gibi yiyip tüketmektedir. Böyle badireli zamanlarda ihtiyacımız olan ilk şey, pusula olup yön ve rehberlik edip yol gösteren, aklıselim sahibi, bilge bir liderin varlığıdır.
REKLAM
Milletimizi selamete çıkarmanın, devletimizi hedefe kazasız belasız ulaştırmanın yolu, lidere ittiba etmekten, aksakallı bir rehberin söz ve nasihatlerine uymaktan geçmektedir. İkincisiyse bir olmak, iri olmak, diri olmaktır. Birbirimize sıkı sıkıya sarılmaktır. Toplumsal barışa tutunmak, bin yıllık kardeşlik hukukuna dayanmaktır. Birlik ve beraberlik; bizi belirsizliklere, fırtınalı havalara, dış etkenlere, haricî ve dâhilî tehlikelere karşı mukavemetli kılacaktır.
“BU DAVET İÇERİYE VE DIŞARIYA DÖNÜK MESAJ TAŞIMAKTA”
İşte Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, bölgemizde giderek genişleyen ve dünyayı sarmakta olan yangın karşısında bilge lider hususiyeti ve devlet adamı tecrübesiyle siyasi tarihimiz açısından dönüm noktası oluşturan bir çağrı yapmıştır. Sayın Devlet Bahçeli, doğrudan Türkiye’nin bekasına, milletimizin egemenliğine dönük emperyalist tehdidi savuşturmak üzere herkesi, her kesimi gönül seferberliğine, birlik ve beraberliğe davet etmiştir. Bu davet; içeriye olduğu kadar dışarıya da dönük mesaj taşımaktadır.
Bu davet, yerel siyasi aktörler kadar uluslararası güç odaklarına da yönelik bir hamledir. Genel Başkanımızın daveti, ABD başta olmak üzere millî bütünlüğümüzü hedef alan küresel aktörlerin bölgeye dönük planlarını buruşturup çöpe atmıştır. Kirli hesapları boşa çıkarmıştır. Oyun kökünden değişmiş, tuzaklar bozulmuştur. Coğrafyamızda sözün ve egemenliğin sahibinin kim olduğu, millet vicdanını yansıtan, varlık refleksini temsil eden en kararlı siyasi partinin liderinin ağzından duyurulmuş, hatırlatılmıştır” dedi
Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin çıkışının, MHP’nin 55 yıllık geleneksel sorumlu, yapıcı ve uzlaşmacı politikalarının devamı ve son numunesi olduğunu söyleyen Yalçın, “MHP, daima Türk siyasetinin yolunu tıkayan değil, bilakis önünü açan siyasi parti olmuştur. MHP, milletimizin güvenlik, esenlik ve refahı neyi icap ettiriyorsa, devletimizin çıkarları neyi gerektiriyorsa siyasetini ona göre belirlemiştir.
“BÜYÜK ÇIKIŞLARI BÜYÜK LİDERLER YAPAR”
MHP, siyasi hayatı boyunca oyun kurmuş, oyun bozmuş ama oyun oynamamıştır. Şurası bir hakikattir ki büyük hamleleri, büyük çıkışları, büyük liderler ve büyük siyasi partiler yapar. Siyaset, korkakların işi değildir. O bakımdan onlar, siyaseten risk alır, cesur davranırlar. MHP Lideri de öyle yapmıştır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, bütün siyasi riskleri göze alarak yaptığı çağrının ne kadar yerinde ve anlamlı olduğu, bölücü terör örgütü PKK’nın TUSAŞ’a yaptığı alçakça saldırıyla ortaya çıkmıştır. Malum çağrının, çok önemli temellere, sağlam gerekçelere ve liderlik ferasetine dayandığı hemen anlaşılmıştır” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, mesajında, bağımsızlığın mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olarak nitelendirdiği Cumhuriyetin 101’inci yılının kutlandığını belirtti.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde 101 yıl önce yapılan oylamada, “Yaşasın Cumhuriyet” nidaları ve sürekli alkışlarla oybirliğiyle ilan edilen Cumhuriyet’in temellerinin, “bilhassa kimsesizlerin kimsesi” olması için türlü badirelere göğüs gererek, çok sağlam bir biçimde atıldığını vurgulayan Özel, şunları kaydetti:
“Cumhuriyetimizin temelleri o kadar güçlüdür ki aradan geçen 101 yılda kuruluş felsefesinden sapma çabalarına, terör başta olmak üzere çok sayıda saldırıya, sayısız darbe ve darbe girişimine maruz kalmış olmasına rağmen Cumhuriyetimiz dimdik ayaktadır. Ne Cumhuriyetimiz ne yurttaşlarımız teröre teslim olmamıştır, olmayacaktır.”
REKLAM
Özel, 23 Ekim’de TUSAŞ’a Ankara’da düzenlenen terör saldırısında şehit olan yurttaşlara bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.
“Teröre teslim olmamak adına yaptığımız çağrıya uygun olarak tüm yurttaşlarımızı Cumhuriyetimizin 1’inci yılında olduğu gibi, 100’üncü yılında olduğu gibi 101’inci yılında da Cumhuriyetimizin coşkusunu doyasıya yaşamaya çağırıyorum.” ifadelerini kullanan Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Cumhuriyetimizi seven ve ileriye taşımak isteyen, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine ve en büyük eserine sahip çıkmak isteyen tüm yurttaşlarımızı illerindeki ve ilçelerindeki kutlamalara katılmaya davet ediyorum.
101 yıl sonra bizlere ‘kimsesizlerin kimsesi olmak’ için kurulmuş cumhuriyetimizin sosyal hukuk devleti niteliklerini güçlendirmek için kurucu kadrolarımız gibi durmaksızın çalışmak düşmektedir. Demokrasinin, hukuk devletinin ve laiklik ilkesinin yara aldığı bir dönemde, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine bağlı kalarak Cumhuriyetimizi 86 milyon yurttaşımızın her bir ferdi için daha yaşanılabilir kılmak ve ülkemizi çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltmek önümüzdeki en temel görevimizdir.”
CHP Genel Başkanı Özel, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitleri saygı ve rahmetle andı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’den yapılan açıklamada, hakimi değiştirilen davayla ilgili Hakimler ve Savcılar Kurulu’na başvurulacağı belirtildi.
Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bu süreçte, geçtiğimiz İBB Meclis oturumunda Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Sözcüsü Faruk Gökkuş’un ‘İzah edeceğim neden Samsun’a sürdüğümüzü de izah edeceğim’ şeklindeki sözleri üzerine bir kez daha harekete geçildi. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer, yarın HSK’ya başvuracak.
Bugüne kadar hakim değişikliğine ilişkin kamuoyunda oluşan haklı kaygıların ve iddiaların haklılığını gösteren bu son gelişmenin, hiçbir şüphe olmaksızın ortaya çıkan yeni delillerle birlikte değerlendirilmesini isteyecek. Mevzuata ve ilke kararnamelerine aykırı olarak görev yeri değiştirilen Hakim Hüseyin Zengin’in atamasını yapan HSK Birinci Dairesi üyeleri hakkında inceleme ve soruşturma yapılmasını talep edecek. Çıkışta basın açıklaması yapacak.”
Fotoğraf: AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki saat 15.25’te başlayana toplantı 2 saat 10 dakika sürdü.
TUSAŞ’A YÖNELİK TERÖR SALDIRISI ELE ALINACAK
TUSAŞ’a yönelik terör saldırısının detayları kabine toplantısında değerlendirildi. Irak ve Suriye’nin kuzeyine yapılan ve çok sayıda terör hedefinin imha edildiği operasyonlar da Kabine toplantısında masaya yatırıldı. Atılacak adımlar ele alındı.
İSRAİL’İN GAZZE VE LÜBNAN’A YÖNELİK SALDIRILARI
İsrail’in Gazze ile başlayan Lübnan ile devam eden saldırıları da toplantının başlıkları arasında yer aldı.
İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırıları da Ankara’nın yakın takibinde. İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına Ankara’dan tepkiler art arda geldi. Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada saldırı kınandı. “İsrail, bölgemizi daha büyük bir savaşın eşiğine getirmiştir.” açıklaması yapıldı. Bölgedeki gerilim, Türkiye’nin attığı ve atacağı adımlar kabinede ele alındı.
EKONOMİDEKİ GELİŞMELER
Kabinede, 2025 yılı bütçesi, orta vadeli programın yansımaları ve enflasyonla mücadeleye dair ayrıntılar da ele alındı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzenlenen törenin ardından İYİ Parti lideri Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanına giderek kendisi ile tokalaştı.
NE OLMUŞTU?
İYİ Parti lideri Dervişoğlu, geçtiğimiz hafta partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, MHP lideri Bahçeli’nin yıllar önce seçim meydanında ip atarak terör örgütü PKK elebaşı Öcalan’ın idam edilmesi çağrısını attığı iple hatırlattı.
Dervişoğlu, “Bu milattır. Madem ki milattır o zaman onun da bir hatırası olsun. Türk milletinin anılarını yok ettiniz, bu büyük milletin geleceğine kast ettiniz. Al şimdi bu ipi başının ucuna as.” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Dervişoğlu’nun Meclis kürsüsünden attığı ipi isteyip odasına astı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağıralioğlu, burada yaptığı konuşmada, iktidarla mücadelelerinin merkezini hasımlığın değil, mesuliyetin belirlediğini ifade etti.
“BU MEMLEKET, BİR AVUÇ MUHTERİSE YETEMEDİ”
Milletin, siyasi münakaşayla, dedikoduyla kaybedilecek bir gününün olmadığını vurgulayan Ağıralioğlu, “Bu memleket, kendisi gibi 10 Türkiye’ye yeterdi ama bir zümreye yetemedi. Bu memleket, kendisine bölgesine, bütün Türk dünyasına, İslam alemine, insanlığa yeterdi, bir avuç muhterise yetemedi. Milletimizin kaderi olmayan bu fakirliği neyi tutarak halledeceğimizi biliyoruz. Ürettiğinin hakkını alamayanlar için alın terinden tutacağız. Tarlalarda gece gündüz çalışan, harmanda hissesine elleri kalan çiftçinin nasırlı ellerinden tutacağız. İş imkanları hayaliyle üniversiteye girmiş, çıkınca iş bulamamış çocuklarımızın hayallerinden tutacağız.” diye konuştu.
REKLAM
Yavuz Ağıralioğlu, partilerini, ümidin zora girdiği bir zamanda kurduklarını belirterek, “Partimizi, memleketi yeniden ayağa kaldıracak ikinci yüzyıl mesuliyetine, bir parti münakaşasına değil, 85 milyonu bir ve beraber etme ciddiyetine kuruyoruz. Hayırlı uğurlu olsun, başlıyoruz.” açıklamasında bulundu.
“BAŞARIRSAK, MİLLETİN A PLANI OLSUN”
Ağıralioğlu, partisinin isim belirleme hikayesini ise şöyle anlattı:
“Cumhuriyet, halkla buluşacaktı, ülke adaletle kalkınacaktı. Memleket iyilikle doğrulacaktı. Gelecek, gelecekle güçlü olacaktı. Dertlerimiz derman bulacak, saadetle, huzurla yeniden refaha kavuşulacaktı. Bu kavram ve kelime yorgunluğunun, güzel güzel isimler bulup, konuşmalar yapıp, veciz veciz nutuklar atıp, harikulade programlar yazıp, milletin bulduğu bu fakirliğin milletin kahrına sebep olacağından bahisle ben arkadaşlarıma, ‘Bu kadar kelime kavram yorgunluğunun üzerine bir de biz yük etmeyelim kendimizi milletimize, alfabemizin ilk harfinden başlayalım’ dedim. Biz niyetimizi beyan edelim, kahramanlık yaparsak, milletimiz bize isim bulsun istedik. Başarırsak, akıllıların, ahlaklıların, adaletlilerin, adanmışların, azimlilerin, milletin A planı olsun. A kalite yaşamın öncüsü olsun. Hakkı olan herkese hakkını alabileceği bir anahtarı verebilmeyi namusu bilenlerin partisi Anahtar Parti.”
“HİÇ KİMSE ‘KÜRT’ DEYİNCE ‘TERÖR’ DİYEMEZ”
Türkiye Cumhuriyeti’nin, Meclisinde teröristlerin ağırlanacağı bir devlet olmadığını kaydeden Ağıralioğlu, şu ifadeleri kullandı:
“40 yıldır evlatlarımızın canını, milletimizin canını terörle katleden bu alçak cinayet şebekesinin değil başını, sevenlerini bile Meclise sokmayacağız. Türk milletinin ve devletinin, bunca ödediği bedel ortadayken, kendi evlatları şehit olmuş, geride kalanları mezar taşlarına ‘baba’ diyorken, analar 40 yıldır mezar taşlarına ‘evlat’ diye sarılıyorken, hiç kimse ama hiç kimse evlatlarımızın katilini Meclise davet edemez. Hayatımın kalanında, kendime ‘Türkmenim’ dediğim coşkuyla, kendime ‘Kürdüm’ diyebilecek bir mesuliyetle konuşuyorum. Bu memlekette hiç kimse ‘Kürt’ deyince ‘terör’ diyemez, ‘Öcalan’ deyince ‘Kürtler’ diyemez. Hiç kimse, Kürde Öcalan’ın elini değdiremez. ‘Kürtlerin temsilci’ diye Öcalan’dan bahsedemez. Yaşadığımız sorunları Kürtlere havale edip, Öcalan’ı çözümün adresi diye gösteremez hiç kimse.”
Anahtar Parti kaynaklarından alınan bilgiye göre, akşam saatlerinde yapılacak kurucular kurulu toplantısı ile Yavuz Ağıralioğlu’nun genel başkanlığa seçilmesi bekleniyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa Birliği yaptığı soruşturmanın neticesinde Çin menşeli elektrikli araçlara uygulanan tarifeleri yüzde 45.3’e kadar artırma kararı aldı.
Avrupa Komisyonu, AB’nin standart yüzde 10 otomobil ithalat vergisine ek olarak Tesla için yüzde 7,8’den yeni sekme açarak Çinli SAIC için yüzde 35,3’e kadar değişen ekstra tarifeler belirleyecek.
RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI
Ek tarifeler Salı günü AB Resmi Gazetesinde yayınlanarak resmen onaylandı ve bugün yürürlüğe girecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Carlos Mazon basına yaptığı açıklamada, “Cansız bedenler bulundu, ancak ailelere saygı gereği daha fazla bilgi paylaşmayacağız” dedi.
İspanya’da etkili olan şiddetli yağmur ve dolu yağışları, birçok bölgede ani sellere yol açtı.
Yetkililere göre, bin kişiden az nüfusa sahip Albacete’nin doğusundaki Letur kentinde altı kişiden haber alınamıyor.
Bulunan cenazelerin sayısı açıklanmazken, kurtarma çalışmaları gece boyunca devam ediyor.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, sel sularının köprüleri yıktığı ve arabaları sürüklediği görülüyor. Bazı videolarda insanların sele kapılmamak için ağaçlara tutunduğu görüntülendi.
Acil durum ekiplerinin bazı bölgelere ulaşmakta zorlandığı bildirilirken, radyo ve televizyon istasyonlarına sel bölgelerinde mahsur kalan veya sevdiklerini arayan yüzlerce kişiden yardım çağrısı geldiği belirtiliyor.
Yerel yetkili Milagros Tolon, İspanyol kamu televizyonu TVE’ye yaptığı açıklamada, acil durum ekiplerinin Letur’da kayıp kişileri aramak için drone kullandığını söyledi.
Tolon, “Önceliğimiz bu insanları bulmak” dedi.
İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı AEMET, Valencia bölgesinde kırmızı alarm, Endülüs’ün bazı bölgelerinde ise ikinci en yüksek seviye alarm ilan etti.
Valencia Belediyesi, Çarşamba günü tüm okulların ve spor etkinliklerinin askıya alındığını ve parkların kapalı kalacağını duyurdu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, X platformunda yaptığı paylaşımda kayıp kişilerle ilgili haberleri “endişeyle” takip ettiğini belirtti.
Sanchez, halkı yetkililerin tavsiyelerine uymaya çağırarak “gereksiz seyahatlerden kaçınılması” gerektiğini vurguladı.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Deprem, Türkiye’nin gündeminden düşmüyor..
6 Şubat’ta yaşanan yıkıcı depremin ardından yaralar sarılırken, her deprem haberinde ise vatandaşların tedirginliği artıyor.
Son olarak Antalya sallandı..
ANTALYA AÇIKLARINDA 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
AFAD, saat 19.43’te merkez üssü Antalya’nın Demre ilçesi açıklarında Akdeniz’de 4.0 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu..
DERNLİĞİ 7 KİLOMETRE
Depremin 7.46 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.


Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki sergi salonunda düzenlenen 29 Ekim Özel Programı’na katılarak burada bir konuşma gerçekleştirdi.
Konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, İmralı’da mahkum bölücü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkındaki çıkışına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“ÖNYARGISIZ DEĞERLENDİRİLMELİ”
Dünyada ve bölgemizde tarihi gelişmelerin yaşandığı siyasi ve ekonomik yeniden yapılanma sürecinin kapılarının aralandığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 85 milyon hep birlikte Türkiye yüzyılı vizyonu etrafında bütünleşmemiz çok daha önemli ve hayati hale gelmiştir. Bunun için de ülke ve millet olarak önümüzdeki siyasi, sosyal, ekonomik sorunları hızla çözmemiz şarttır. Cumhur İttifakı ortağımızın öncülüğünde son dönemde ortaya konan yaklaşımların bu geniş arka plan ışığında önyargısız olarak değerlendirilmesinin daha faydalı olacağı kanaatindeyiz.
İLGİLİ HABERCumhurbaşkanı Erdoğan: 29 Ekim’de binlerce yıllık bir devlet, yeniden yükseldi
“MEVLANA’NIN DEDİĞİ GİBİ; YENİ ŞEYLER SÖYLEMEMİZ LAZIM”
Bu yaklaşım, kadim devlet aklının, milletimizin binlerce yıllık tecrübesinden süzülüp gelen irfanının gereğidir. Hazreti Mevlana’nın ifadesiyle, yeni şeyler söylememiz gereken, sorunları görmezden gelen değil, kararlı irade ortaya koyup çözmemiz gereken bir iklime girdik. Aksi halde, nevzuhur devletlerden ve toplumlardan bir farkımız kalmaz. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Milli mücadele tek başına bu halkın en zor şartlarda bile neler yapabileceğinin en güzel timsalidir. Aziz milletim, değerli misafirler, milli mücadelede asker sayısı, ekonomik güç, silah, teçhizat, ulaşım ve istihbarat imkanları bakımından üstün olan taraf işgalcilerdi. Ama Allah’ın nusret ve inayetiyle zaferi kazanan biz olduk.
İLGİLİ HABERSON DAKİKA! Devlet Bahçeli: Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Kürt sorunu yoktur
İLGİLİ HABERDEM Parti’den Devlet Bahçeli’ye ‘Türk ile Kürtlerin birbirini sevmesi farzdır’ yanıtıYavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
70 YAŞINDAKİ ADAM 54 BIÇAK DARBESİYLE ÖLDÜRÜLDÜ
Olay, 21 Ekim günü Asma Mahallesi’nde meydana geldi. Kamil Gezer’den haber alamayan komşusu evine gitti. Kapıyı açan olmayınca komşusu, Gezer’i cep telefonuyla aradı. Telefonun sesi içeriden gelip kapıyı açan olmayınca, durum 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Olay yerine, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giren ekipler, banyoda Kamil Gezer’i kanlar içinde buldu. Yapılan incelemede Gezer’in 54 bıçak darbesiyle öldürüldüğü belirlendi. Gezer, otopsi sonrası toprağa verildi.

KATİL, GÜVENLİK KAMERALARINDAN YAKALANDI
Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kameraları incelemeye alındı. Yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyen ekipler, cinayet şüphelisinin Engin Verimli olduğunu belirledi. Şüpheli, önceki gün polis tarafından gözaltına alındı. Olayda kullanılan bıçak ise Çaycuma ilçesinde ormanda bulundu.
CİNAYETİN NEDENİ ALACAK VERECEK MESELESİ
Engin Verimli’nin Gezer’i alacak meselesinden çıkan tartışmada öldürdüğü öğrenildi. Emniyetteki sorgusu tamamlanan şüpheli, bugün Zonguldak Adliyesi’ne sevk edildi. Verimli, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşten çıkarılan Microsoft çalışanları Abdo Mohamed ve Hossam Nasr, Associated Press’e (AP) yaptıkları açıklamada, “Gazze’deki soykırımının kurbanlarını onurlandırmak ve Microsoft’un bu soykırımdaki suç ortaklığına dikkati çekmek” amacıyla şirketin Washington’daki Redmond kampüsünde sessiz protesto düzenlediklerini bildirdi.

Bu protestonun, Microsoft tarafından onaylanan ve ihtiyaç sahibi insanlar için düzenlenen diğer bağış kampanyalarına benzer olduğunu ifade eden çalışanlar, düzenledikleri protestodan birkaç saat sonra işten çıkarıldıklarını öğrendiklerini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarında sevdiklerini kaybeden çok sayıda kişinin şirket bünyesinde yer aldığını vurgulayan Mohamed, “Microsoft, bir araya gelip acımızı paylaşabileceğimiz ve artık kendileri adına konuşamayan insanların anılarını onurlandırabileceğimiz bir alan yaratmayı başaramadı.” ifadesini kullandı.

Çalışanlar ayrıca, Microsoft’un bulut teknolojisinin İsrail hükümetine satılmasına karşı çıkan “Apartheid için Azure’a Hayır” adlı koalisyonun üyesi olduklarını belirtti.


Microsoft ise söz konusu olayın ardından yaptığı açıklamada “iç politikaya uygun olarak bazı çalışanların işine son verildiğini” açıklamış, ancak konuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermeyi reddetmişti.
İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler ve Gazze hakkında depoladığı dataların artması üzerine Amazon bulut sunucuları ile Microsoft ve Google’ın yapay zeka sistemlerini, bilgilerin sınıflandırılması ve filtrelenmesinde kullandığı ağustosta ortaya çıkmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırı anında binalardan birinde bulunan Lübnanlı Şalan ez-Zeyn, öğle saatlerinde 3 patlama sesi duyduklarını ve birden evdeki eşyaların üzerlerine düşmeye başladığını, annesi ile kız kardeşinin hafif şekilde yaralandığını, diğer binada yaralılar ve hatta ölenler olduğunu söyledi.
Saldırı öncesinde binanın boşaltılması yönünde hiçbir uyarı yapılmadığını kaydeden Zeyn, “Bu düşman, Gazze’de, Lübnan’da, Irak’ta hep bunu yapıyor. Tarihi boyunca hep böyle korkak ve cani olmuştur.” dedi.
Sağlık Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, Sayda ilçesindeki saldırıda 8 kişinin öldüğünü, 25 kişinin yaralandığını açıklamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yetkililerden alınan bilgiye göre, dün akşam saatlerinde başkent Lefkoşa’daki Dr. Burhan Nalbantoğlu Acil Durum Hastanesi’nde bulunan 7 bebekten kuvözde tedavi gören 20 günlük Mihrimah Toymuradov yaşamını yitirdi, sağlık durumları kritik olan 6 bebek entübe edildi.

Bebeklerin aileleri, hastane önünde toplanarak hastane yönetimine tepki gösterdi. Aileler, bebeklere sıvı besin yerine tıbbi alkol verildiğini iddia etti.

Sağlık Bakanlığı, hastane ile ilgili inceleme başlattı. Polis, hastanenin Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde çalışan 4 görevliyi gözaltına aldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konu ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, olaydan büyük üzüntü duyduğunu kaydederek, gerekli soruşturmanın yapılmasının takipçisi olacağını belirtti.

Tatar, süreç ile ilgili Sağlık Bakanlığı ve polisin gerekli çalışmaları yürüteceğini vurgulayarak, “Kaybettiğimiz bebeğimize Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı, diğer etkilenen bebeklerin en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyorum.” ifadesini kullandı.

KKTC Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek de yaptığı açıklamada, olayın tüm boyutları ile araştırılacağını ve bir ihmal varsa sorumluların cezalandırılacağını kaydetti. Dinçyürek, sürecin yargıya intikal ettiğini ve şeffaf şekilde yürütüleceğini söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, ilk değerlendirmesinde süreci yakından takip edeceklerini ve terörü kimden gelirse gelsin lanetlediklerini bildirdi. Özel, ardından Diyarbakır’daki programına eşlik eden MYK ve PM üyeleri ile milletvekilleriyle olağanüstü olarak bir araya geldi ve terör saldırısını değerlendirdi.
Yaklaşık yarım saat süren toplantıda, programların iptal edilmesi, Ankara’ya dönülmesi ve Merkez Yönetim Kurulu toplantısının Ankara’da acil olarak toplantıya çağrılması kararlaştırıldı. Toplantı Özel, Ankara’ya ulaşana kadar Genel Sekreter Selin Sayek Böke başkanlığında gerçekleştirilecek.
Ayrıca, Genel Başkan Yardımcıları ve Milletvekillerinden oluşan bir heyetin de TUSAŞ’a gitmesi kararı alındı. Özel, ayrıca İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile telefonda görüşerek terör saldırısıyla ilgili bilgi aldı.
REKLAM“ŞEHİTLERE RAHMET, YARALILARA ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret ederek, eş başkanlar Serra Bucak ve Doğan Hatun ile görüştü. Açıklamalarda bulunan Özel, Ankara’da TUSAŞ tesislerine yapılan terör saldırısına ilişkin, “Biraz önce konuşmalar başlamışken, bir not iletti arkadaşlar. Ankara’da TUSAŞ’ta, Kahramankazan tesislerinde bir canlı bomba saldırısı, ardından bir çatışma var. Şehit ve yaralılar var. Tabii olay çok yeni, dikkatle takip ediyoruz. Şehitlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Terörü kimden ve nereden ne gerekçeyle gelirse gelsin, lanetliyoruz. Tam da bu saldırıyı görünce, buradaki zamanlamanın ne kadar dikkat çekici olduğunu da düşünmeden geçemiyor insan. 7 Haziran’ı, 7 Haziran’a birkaç gün kala Diyarbakır’dan başlayan ve 1 Kasım’a kadar süren süreci hatırlamadan geçemiyor insan. Bütün terör örgütlerinin bir anda aktif olduğu bir sürecin aslında 7 Haziran ve 1 Kasım arasında kamuoyunu nasıl yönlendirmeye çalıştığını hatırlamak gerekiyor. Kim terörden medet umuyorsa yanlış yapıyor. Biz bugün Diyarbakır’da dün Ankara’da Türkiye’nin gündeminden terörün çıkmasını, şehitlerin çıkmasını, ananın nereli olursa olsun Kürt de olsa Türk de olsa batıdan da doğudan da gözyaşının durmasını ve artık bu ülkede 86 milyonun barış kardeşlik huzur içinde yaşayıp refaha kavuşmasını, yoksulluktan kurtulmasını, gelecek endişesinden Kürt’ün de Türk’ün de Alevi’nin de Sünni’nin de gençlerinin kurtulmasının umudundayız. Tabii ki kolay olmayacak, tabii ki istemediğimiz sözleri söyleyecekler. Örneğin ben dün çok net bir şekilde Devlet Bey el yükseltiyorsa ben de yükseltiyorum, Kürtlere devlet teklif ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hepimizle beraber sahibi olmalarını kendilerine ait hissetmelerini onların ait isteyeceği ‘İşte benim devletim’ diyecekleri kadar kendilerini kapsayan kendilerini memnun eden bir devlete kavuşsunlar diye demokrasi teklif ediyoruz dedik. Birileri buradaki sadece devlet teklif etmeden, Özgür Özel ‘Kürtlere şunu teklif etti, bunu teklif etti’ diye gerçek dışı bir sürü beyan da söylediler. Her türlü psikolojik harp ve her türlü saldırgan tutmaya hazır olmak gerekiyor. Tabii bu şehitlere çok ciğerimiz yandı, yanmaya devam ediyor” dedi.
REKLAMSELAHATTİN DEMİRTAŞ İLE GÖRÜŞME
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’ya yaptığı ziyaretle ilgili konuşan Özel, “Bu ziyaretten hemen önce, pazartesi günü Sayın Demirtaş’ı ve Selçuk Mızraklı’yı Edirne F Tipi Cezaevinde ziyaret etmiştim. Selçuk Mızraklı 2008 yılında Diyarbakır Tabip Odası Başkanı iken ve Sayın Tanrıkulu Diyarbakır Baro Başkanı iken, ben de Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteriyken tanıdığım daha sonra Meclis’te bir araya geldiğimiz ve sonra dokunulmazlığı varken üzerinde, hiçbir kaygısı hiçbir korkusu yokken, kendisinden şüphesi yokken olsaydı şüphesiz dokunulmazlık zırhını bırakmazdı. Gelip Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine aday olan kazanan, milletvekili olurken temiz kağıdı alan, belediye başkan adayı olurken alan ama ardından çok kısa sürede o gece başlatılan bir soruşturmayla Diyarbakır halkının kendini seçme yetkisi elinden alınan ve kayyum atanan bir süreci yaşamıştı diğer eş genel başkanımızla birlikte. Onu cezaevinde ziyaret ettim. Bu ziyareti ben aslında 2019 yılında Selçuk Mızraklı’ya yapmak isterken o imkan elimizden alınmıştı. Ben çok değerli Serra Başkanımın ve Doğan Başkanımın şahsında Diyarbakır halkının önce iradesini selamlıyorum. Ardından içeride haksız yere tutulan Selçuk Mızraklı’yı bir kez daha selamlıyorum. Sayın Selahattin Demirtaş buraya yapacağım ziyaretten haberdardı, selamlarını getirdim. Onun selamlarını ve kendi özgürlüğünü de burada bir gün hep birlikte kahve içmeyi ümit ediyorum. 31 Mart seçiminde elde ettiğiniz çok yüksek oy oranıyla bu şehri yönetme yetkisi için elde ettiğiniz başarı için bir kez daha kutluyorum” diye konuştu.
“TÜRKİYE’DE YENİ BİR SÜREÇ YENİ BİR İKLİM TARTIŞILIYOR”
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin konuşmasıyla Türkiye’de yeni bir sürecin tartışıldığını ifade eden Özel, “Biraz önce Serra Başkan’ı dikkatle dinledim. Çok önemli şeyler söyledi. Sonra Doğan Başkan bilmediğimiz bir dilde konuştu. Meclis deyimi ile ama konuşmayı bilmediğimiz bir dildir. Meclis’te yazdığı gibi bilmediğimiz ve saymadığımız bir dil değildir. Saygı duyduğumuz bir dildir. Kendi ana dilinde konuşmuştur, kendi ana dilini kullanmasına ve kendisini öyle ifade etmesine tüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olması gerektiği gibi bizim de saygılı olmamız gerekir. Zaten uzak diller olmadığı ve pek çok kayyum olmak üzere kelimeye olan aşinalığımızla da ne demek istediğinizi anladım. Bugün burada Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde bir kayyumun oturmaması önemli bir mesele. Serra Başkanın yaptığı vurgu çok kıymetlidir. İlk önce Van’da kazanana değil de ikinciye mazbata vermeye kalktıklarında büyük bir itirazın biz de parçası olmuştuk. Çok güçlü bir heyetle orada olduk ve o iş çözülene kadar oradan ayrılmamıştık. Doğrusu buydu ve orada sonuç alındı bir önceki dönemin aksine. Hakkari‘deki kayyum atamasına en sert tepki gösterilirken de oradaydık. Buradan, Diyarbakır’dan öncelikle çağrım şudur; salı günü Sayın Bahçeli’nin ifadeleri, bir hafta önceki ifadeleriyle Türkiye’de yeni bir süreç yeni bir iklim tartışılıyor. Burada ben Diyarbakır sokaklarında, tabii bu sokaklara sizler kadar ya da Sezgin Bey kadar hakim olmam mümkün değil ama Diyarbakır’a çokça gelmiş ve bugün yine sokaklardan bulunmuş birisi olarak ben Diyarbakır sokaklarında barışa kardeşliğe dair bir umut ancak sürece ilişkin bir tedirginlik ve bir güvensizlik görüyorum. Bunu görüyorum ve bir samimiyet beklentisi görüyorum. Bunu tüm siyasilerden bekliyorlar” diye konuştu.
“YOL TEMİZLİĞİNE, ÖN AÇILMASINA İHTİYAÇ VAR”
Kayyum uygulamalarının önüne geçilebileceğini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
“Buradan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden bir çağrı yapıyorum; bu konuda samimi adımlar atmak isteyen herkesin bilmesi gereken bir şey var ki bir yol temizliğine, bir ön açılmasına önün görülmesine ihtiyaç var. Burada bence atılacak ilk samimi, kolay ve olması gereken adım, bir kanun hükmünde kararname ile düzenlenen, aslında belediye başkanı bir suç işler mi, işleyebilir. Her partiden işleyebilir ama bu suçun kesinleşmesinden sonra yani KHK’nın koyduğu gibi eğer terör iddiası varsa kovuşturma aşamasında falan değil, soruşturma aşamasında değil, hüküm kesinleştikten sonra hatta süresi içinde yapılan Anayasa Mahkemesi başvurusunu dahi bekleyerek, sonra eğer olacaksa da mutlaka belediye meclisinin içinden yeni bir belediye başkanı seçilir. Bunun normal, bütün dünyada olan Türkiye’de de kanunda olan hükmü bu iken olağanüstü hali fırsat bilerek ‘OHAL KHK’sıyla bu terör şüphesi varsa hemen görevden alınır, yerine kayyum atanır. Bu demokrasi değil. Bugünün ruhuna bugünün beklentisine de hiç uygun değil. Burada komisyonda 45 dakika, Genel Kurul’da 2 saat sürecek bir yasama faaliyeti bu işi hemen halledebiliriz. Hatta öyle bir mevzu ki bu konuda söylenecek her söz tükendi, genel kurulda konuşmadan bile oylamaya geçebiliriz. Bu konuda bir samimiyet göstermelerini buradan iki yanımda iki genç, biri kadın biri erkek, Diyarbakır’ın halkın yüzde 70’e varan iradesiyle seçtiği ve geçmişte aynı durumda yerlerine kayyum atanmış 2 sayın belediye başkanının yanından bu çağrıyı yapıyorum. Bugün bu çağrı DEM Partililerin belediyeleri ile ilgili bir güvence gibi görünür, yarın iktidar el değişince senin bugün en milli gördüğünü bir başkası terörist yapar. Bunu yıllarca Türkiye’de hepimiz yaşadık. Gücün elinde olana göre teröristin değiştiği bir süreç yerine hukuki gibi bir sürecin doğru şekilde tarif edilmesi gerektiğini en net bir şekilde ifade etmek istiyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan TUSAŞ yerleşkesine yönelik terör saldırısıyla ilgili tezkere de kabul edildi. Tezkerede, “23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi tesislerine yönelik terör saldırısı, ülkemizin barışına ve huzuruna kasteden alçakça bir girişimdir.” ifadelerine yer verildi.
Üç tezkere de Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti İzmir Bayraklı Meclis Üyesi Latif Aydemir’in kadın cinayetleri hakkında yaptığı açıklamalar tepkilere neden olmuştu.
Aydemir, “Bir kısmı bayanlar olmak üzere, erkeklerin çoğunda öldürenler kadar ölenler de suçludur” ifadelerini kullanmıştı.
LATİF AYDEMİR DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ
Konuyla ilgili açıklama yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Latif Aydemir’in sarf ettiği sözlerin kabul edilemez olduğunu, kendisinin disipline sevk edildiğini belirtti.
Hamza Dağ’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
Kadına ve çocuğa karşı şiddet konusunda tavizsiz ve kararlı bir mücadele vermek, asli sorumluluğumuzdur.
Bu bağlamda Bayraklı Belediye Meclis Üyesi Latif Aydemir’in, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde kadın cinayetleriyle ilgili yaptığı konuşma partimizce kabul edilemez.
Kadınlara yönelik şiddetin engellenmesinde büyük mücadele veren bir parti olarak amasız fakatsız şiddete karşıyız.
Aydemir, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmiştir.
Şiddet, hiçbir hali ve şekliyle kabul edilemez.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siyasette yumuşama dönemi derinleşirken, MHP’nin DEM Parti’ye ‘el uzatmasının’ ardından bir adım da CHP’den geldi.
Yerel seçim sürecinde DEM Parti ile iş birliği yapan CHP’de daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun ziyaret ettiği HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı bu kez CHP Genel Başkanı Özgür Özel ziyarete gitti.
Özel ve beraberindeki heyet, Edirne F Tipi Cezaevi’ne geldi.
ÖZEL VE HEYETİ CEZAEVİNDE
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, saat 11.00‘de Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’yı ziyareti öncesinde cezaevi girişinde, Demirtaş’ın avukatı tarafından imzalı “Arafta Düet” kitabı ile bir çağrı metni takdim edildi.
Metnin Demirtaş’ın Türkiye kamuoyuna yönelik çağrı metni olacağı belirtilirken, metnin basın aracılığıyla paylaşılacağı da bildirildi.

KALABALIK KONVOYLA CEZAEVİ ZİYARETİ
Diğer yandan Özel’in konvoyu dikkat çekti.
Makam aracı olarak kullandığı minibüsün yanında birçok araç Özel’e refakat etti.
Özel’in sonu gelmeyen konvoyunun geçişi kameralara yansıdı.



Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ülkesiyle ilgili devam eden savaşın son durumu hakkında bilgi verdi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirmek için bir “Zafer Planı” geliştirdiklerini belirten Zelenskiy, “Bu hafta, Rusya’yı savaşı adil bir şekilde sona erdirmeye zorlamak amacıyla hazırladığımız stratejimizi tüm Avrupa ortaklarımıza sunacağız” dedi.
“UKRAYNA’NIN MAKSİMUM DESTEĞE İHTİYACI VAR”
Zelenskiy, bu planı Ukrayna halkıyla da paylaşacaklarını ifade ederek,
Zafer Planı’nın içeriğini, ortaklarımızdan alacağımız ilk geri dönüşlerle birlikte kamuoyuna açıklayacağız. Hepimizin, Ukrayna’da gerçekten maksimum desteğe ihtiyaç duyduğunu unutmamalıyız
değerlendirmesini yaptı.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye, savunma sanayisinin önemli merkezlerinden TUSAŞ’a yönelik terör saldırısıyla sarsıldı.
Saldırıyı gerçekleştiren teröristlerden 2’si öldürülürken, kaçan teröristlerin yakalanması için operasyon sürüyor.
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, saldırıyı kınadığı bir mesaj paylaştı.
“DEVLETİMİZ GÜÇLÜDÜR”
Aksakal, yaptığı yazılı açıklamada, “Savunma sanayimizin kalbi olarak kabul ettiğimiz TUSAŞ’a yönelik gerçekleştirilen terör saldırısını nefretle, şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.” ifadesini kullandı.
Saldırının zamanlamasının manidar olduğunu bildiren Aksakal, şunları kaydetti:
Saldırıda şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Allah güvenlik güçlerimizi korusun diyorum. Devletimiz güçlüdür, bu melaneti mutlaka bertaraf edecektir. Milletimizin başı sağ olsun.

İLGİLİ HABERTUSAŞ’daki terör saldırısını PKK’nın gerçekleştirdiği ortaya çıktıYavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başbakanlığa yakın kaynaklara dayanılan haberde, 17-19 Ekim’de sürecek festival kapsamında İşiba’nın tapınağı ziyaret etmeyi planlamadığı aktarıldı.
Kabine Başsekreter Yardımcısı Aoki Kazuhiko, düzenlediği basın toplantısında, “Tapınağı ziyaret edip etmeme kararı Başbakan’ındır” dedi.

GÜNEY KORE’DEN DERİN HAYAL KIRIKLIĞI
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Başbakan İşiba’nın bağışının “derin hayal kırıklığı ve pişmanlığa” neden olduğu belirtildi.
Bağışın, “Japonya’nın geçmişteki saldırganlığını yücelttiği ve savaş suçlularını kutsadığı” savunulan açıklamada, “Japonya’nın yeni kabinesinin sorumlu liderlerini, tarihle dürüstçe yüzleşmeye ve içtenlikle pişmanlık duyduklarını göstermeye çağırıyoruz” ifadesi kullanıldı.

DAHA ÖNCE DE TEPKİLERE NEDEN OLMUŞTU
Temmuz 2022’de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Japonya Başbakanı Abe Şinzo, 2013’te tapınağı ziyaret etmiş ve bu ziyaret komşu ülkelerin tepkisini çekmişti.
Japonya’da hükümet yetkilileri ve iş dünyası yöneticilerinin yıl içinde birçok kez ziyaret ettiği kutsal tapınağa, başbakan düzeyinde en son Abe gitmişti.
İlk olarak 1869’da inşa edilen tapınağın İkinci Dünya Savaşı’nda ölen 2,5 milyon kişinin anısını onurlandırdığı biliniyor. Tapınak keşişlerinin 14 savaş suçlusunu, 1978 yılında “kutsal” kabul etmesi tartışmalara neden olmuştu.
Komşu ülkeler nezdinde “Japonya’nın geçmiş militarizminin sembolü” olarak görülen tarihi tapınak, savaşta ölenlerin anılması amacıyla yıl içinde farklı festivaller dolayısıyla ziyaretçi akınına uğruyor.


YENİ SEÇİLDİ
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) içi siyasi bağış fonu skandalı sonrası önceki Başbakan Kişida Fumio, istifa kararı almıştı.
27 Eylül’de parti içi seçimin ikinci turunda LDP liderliğinde seçilen İşiba, partisinin hakimiyetindeki Mecliste 1 Ekim’de ülkenin 102. başbakanı olmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: İsrail’in Suriye’nin liman kenti Lazkiye’ye yönelik bir saldırı gerçekleştirdiği bildirildi. Saldırının ardından hedef alınan bölgede yangın ve patlamaların meydana geldiği belirtildi.

Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdüren İsrail, bu kez Suriye’yi hedef aldı. Resmi Suriye basınında yer alan haberlere göre, İsrail’in liman kenti Lazkiye’ye yönelik bir saldırı gerçekleştirdiği bildirildi. Saldırının ardından Suriye hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtilirken, hedef alınan bölgede yangın ve patlamaların yaşandığı kaydedildi. İsrail’den konuya ilişkin açıklama yapılmazken, Suriye merkezli bazı sosyal medya hesapları İsrail’in İran destekli gruplara ait bir silah deposunu vurduğunu iddia etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

HİZBULLAH’TAN İSRAİL’E DARBE
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, Hizbullah İsrail’e çifte darbe vurdu. Hizbullah’ın sosyal medya platformu Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Kiryat Shmona şehrine bir dizi füze saldırısı gerçekleştirildiği bildirildi.

Saldırıyı doğrulayan İsrail basını en az 10 füze fırlatıldığını duyururken, şehirde meydana gelen patlama ve yangın görüntüleri sosyal medyada paylaşıldı. Hizbullah ayrıca Lübnan’ın Nakura bölgesi yakınlarındaki Labbouneh Tepeleri’nde seyreden bir İsrail tankının güdümlü füzeyle vurulduğunu duyurdu. Saldırı sonrasında alev alan tank kilometrelerce öteden amatör kameralara yansırken, İsrail’den Hizbullah’ın son misilleme eylemlerine dair resmi açıklama yapılmadı.

ABD YEMEN’İ VURDU
ABD ordusu, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki uluslararası sularda seyreden askeri ve sivil gemileri hedef alan Husilere yönelik bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan yazılı açıklamada, “Yemen’de İran destekli Husilere ait çeşitli gelişmiş konvansiyonel silahların bulunduğu çok sayıda silah deposuna yönelik hassas hava saldırıları düzenlendiği” kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinde “tam anlamıyla soykırım suçu işlediği” vurgulanan açıklamada, saldırıların “Generaller Planı” çerçevesinde işlendiği belirtilerek “modern tarihin Nazi döneminden bu yana en acımasız askeri planlarından birisi” nitelendirmesi yapıldı.
Hamas, siyasi ve askeri desteği sebebiyle, İsrail’in Gazze’nin kuzeyini yok etmesinden Washington yönetiminin sorumlu olduğunu ifade etti.

“İNSANİ YARDIMA İZİN VERİLMELİ”
Hamas, Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği (AB)-Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi konusunda yaptığı açıklamada ise “somut adımlar” çağrısında bulundu.
Açıklamada, “Zirvenin Gazze’ye tüm geçişlerin açılması ve insani yardım girişine izin verilmesi çağrısı kapsamında, BM Güvenlik Konseyi’nin 2735 sayılı kararındaki ateşkes çağrısı uyarınca somut adımların atılmasını gerekiyor.” ifadelerine yer verildi.

İSRAİL PLANININ DETAYLARI
İsrail’deki “Ynet” haber sitesinin 4 Eylül’deki haberinde, ordudaki eski Operasyonlar Bölümü Başkanı General Giora Eiland’ın girişimiyle hazırlanan ve onlarca eski rütbeli subay ile generalin katkı sağladığı bir plandan bahsedilmişti.
“Generaller Planı” adını taşıyan bu plan, Filistinlileri, Gazze Şeridi’nin kuzeyinden tehcir etmeyi, bunun ardından bölgenin kuşatılmasını ve silahlı direnişçilerin “ölüm ya da teslim olma” arasında tercihe zorlanmasını içeriyor. Gazze’nin kuzeyinde 7 Ekim itibarıyla başlatılan saldırı, abluka ve tahliye sürecinin bu plan kapsamında gerçekleştirildiği düşünülüyor.
İsrail ordusu 13 gündür Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı ile Beyt Lahiya ve Beyt Hanun’a yoğun kara ve hava saldırısı düzenliyor.
Bölgeyi kuşatan İsrail askerleri, hareket eden her şeyi hedef alarak bölgeye giriş çıkışları da engelliyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), ülkenin anayasasında yapılan değişiklikle Güney Kore’nin ilk kez “açık bir şekilde düşman devlet” olarak tanımlandığını bildirdi.
KCNA’nın haberine göre, Güney ile son dönemlerde gerilim tırmanırken, Kuzey Kore, bölgede tansiyonu artıracak bir anayasa değişikliği yaptı.
Haberde, Kuzey Kore’nin anayasada yaptığı değişiklikle Güney Kore’nin ilk kez “açık bir şekilde düşman devlet” olarak tanımlandığı ifade edildi.
Koreleri birbirine bağlayan yolların bir kısmının 15 Ekim’de patlatılmasının nedenine de değinilen haberde, bu gelişmenin anayasa değişikliğine uygun şekilde “kaçınılmaz ve meşru” tedbirler olduğu kaydedildi.
Haberde açıklamasına yer verilen Kuzey Kore Savunma Bakanlığından bir sözcü ise Pyongyang’ın güney sınırlarını “kalıcı olarak güçlendirmek için önlemler almayı sürdüreceğini” kaydetti.

GÜNEY KORE’DEN YANIT GELDİ
Öte yandan, Yonhap’ın haberine göre, Güney Kore Birleşme Bakanlığından yapılan açıklamada, “birleşme karşıtı” olarak nitelenen “düşman devlet” tanımlaması kınandı.
Açıklamada ayrıca, “Kuzey’in provokasyonlarına güçlü bir şekilde karşılık verileceği” yinelendi.

DEVLETLERİN BİRLEŞMESİ İMKANSIZ
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ocakta Güney Kore’nin “değişmez baş düşman” olarak tanımlanması için anayasanın yeniden yazılması çağrısında bulunmuştu.
Güney Kore ile ABD’yi, askeri tatbikat düzenleyerek ve stratejik varlıklar konuşlandırarak Kore Yarımadası’nı olası savaş bölgesine dönüştürmekle suçlayan Kim, Güney Kore ile yeniden birleşme arayışına girmenin “imkansız” olduğunu vurgulamıştı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’de yayın yapan Politico gazetesinin haberine göre, Grande, 29 Ağustos’ta Washington’da yardım kuruluşlarının temsilcileriyle Gazze’deki insani durum hakkında toplantı yaptı.

SİLAH TRANSFERİ DURMAYACAK
Toplantıya katılan 3 insani yardım temsilcisi ile toplantıya ilişkin bilgi sahibi 2 kişi, Gazze’deki çalışmalarının sekteye uğramasından endişe duydukları için isim vermeden Politico’ya yaptıkları değerlendirmede, Grande’nin bu görüşmede, ABD yönetiminin, yardımları engellese dahi İsrail’e silah transferini durdurmayacağını açıkladığını aktardı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Buna göre, Grande toplantıda, ABD’nin Gazze’ye insani yardımların girişine izin vermesi için Birleşmiş Milletler üzerinden İsrail’e baskı uygulamak gibi başka taktikleri de değerlendirebileceğini ancak Washington yönetiminin İsrail’i desteklemeye devam edeceğini, silah sevkiyatını geciktirmeyeceği ya da durdurmayacağını vurguladı.

“KURALLAR İSRAİL İÇİN GEÇERLİ DEĞİL”
Gazze’ye insani yardımların girişini İsrail’in nasıl engellediğini ve bunun insancıl hukuku ihlal ettiğini ayrıntılarıyla anlatan katılımcılara cevaben Grande’nin “Kuralların İsrail için geçerli olmadığını” söylediği kaydedildi.

ABD KÖTÜ POLİSİ OYNAMAYACAK
Politico’ya konuşan yetkililerden biri, Grande’nin ABD’nin bazı müttefiklerine karşı “kötü polisi oynayamayacağını” ifade ettiğini aktardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir yılı aşan soykırımda kadın, çocuk demeden on binlerce Müslümanı öldüren İsrail, Hamas’ın yeni lideri Yahya Sinvar’ı şehit etti. İsrail Dışişleri Bakanı Katz, “Hamas lideri Yahya Sinvar İsrail ordusu tarafından öldürüldü” açıklamasını yaptı. Sosyal medyaya ise Yahya Sinvar’ın şehit olduğunu gösteren görseller ve görüntüler servis edildi.

ŞEHADET PARMAĞINI KESMİŞLER
Görüntülere bakıldığında Yahya Sinvar’ın sağ kolundan ve sol dizinden ve başından vurulduğu görülüyor. İsrail askerleri Sinvar’ın cansız bedenine ilk ulaştığında çekilen görüntülerde ise sol elin işaret parmağı kesik görünmüyor.
İsrail askerlerinin Yahya Sinvar’ın üzerindekileri çıkarırken kaydettiği görüntüde ise sol işaret parmağının ölümü sonrasında kesildiği görülüyor.

Bu da Yahya Sinvar’ın sağ eli parçalandığı için sol işaret parmağının ölümünden sonra İsrail askerleri tarafından şehadet parmağı olarak kesildiğini ortaya çıkarıyor. Kimi sosyal medya yorumlarında ise parmak izi için parmağının kesildiği iddia ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan’da BM barış gücünde faaliyet gösteren Fransız askerlerinin korunmasının, “tüm tarafların sorumluluğunda” olduğunu hatırlatan diplomatik kaynaklar, tarafları bu sorumluluğa uygun hareket etmeye ve “UNIFIL’in hareket özgürlüğü dahil görevini sürdürmesine izin vermeye” çağırdı.
Diplomatik kaynaklar, Fransa’nın, “UNIFIL’e ve barış gücünün Mavi Hat yakınındaki pozisyonunu koruma kararına tam destek” verdiğini aktardı.
İsrail Başbakanı Netanyahu, UNIFIL’in Lübnan’ın güneyinden geri çekilmesini istemiş, BM ise Lübnan’daki barış gücünün operasyon bölgesinden ayrılmayacağını bildirmişti.

BM KOMUTA MERKEZİ HEDEF ALINMIŞTI
UNIFIL, 10 Ekim’de İsrail ordusunun bir gözlem kulesini hedef alması sonucu iki barış gücü askerinin yaralandığını duyurmuştu.
11 Ekim’de de İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki Ras Nakura bölgesindeki UNIFIL komuta merkezinin ana girişini top mermisiyle hedef almış, bir UNIFIL gözlem kulesi de “Merkava tankı” ile vurulmuştu. Saldırılarda iki askerin daha yaralandığı bildirilmişti.
Birçok ülke, İsrail’in UNIFIL güçlerine yönelik saldırılarını kınamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Dünya gündemi Hamas lideri Yahya Sinvar’ın suikastıyla sarsıldı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), dün yaptıkları açıklamada 31 Temmuz’da Tahran’da öldürülen Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin yerine geçen Yahya Sinvar’ın hayatını kaybettiğini duyurdu.

IDF Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, yayınladığı video mesajda Hamas’ın son lideri Sinvar’ın öldürüldüğünü açıkladı. Sinvar’ın “İsrail’e yönelik en ölümcül saldırının” planlayıcısı olduğunu iddia eden Hagari, “Sinvar adaletten kaçmaya çalışıyordu. Ancak başarısız oldu” dedi. “Onu bulup adalete teslim edeceğimizi söylemiştik ve bunu yaptık” ifadelerini kullanan Hagari, “Gazze’deki sivillerin arkasına saklanarak İsrail’e karşı savaşmayı seçen oydu” şeklinde konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“OPERASYONLARIMIZ SÜRECEK”
Gazze’ye yönelik saldırılardan Hamas’ı sorumlu tutan Hagari, “Tüm rehineleri evlerine döndürene dek durmayacağız. İsrail vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik operasyonlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

NETANYAHU’DAN FLAŞ HAMLE
Yerel basında çıkan haberde, Netanyahu’nun bazı bakanlar ve üst düzey güvenlik yetkilileriyle “özel” bir toplantı yapacağı belirtildi. Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı yerleşkesinde yapılacak güvenlik toplantısında, İsrail ile Hamas arasında esir takası müzakerelerinin ele alınacağı ifade edildi.
İsrail, Hamas Lideri Yahya Sinwar’ın ölmeden önceki son anlarını paylaştı

ABD’DE HAREKETLİLİK BAŞLADI
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u telefonla arayarak İsrail’in “Hamas lideri Yahya Sinvar’ı öldürdüğü” yönündeki açıklamasına ilişkin görüşme yaptı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ZİYARETTE MASAYA YATIRILACAK KONULAR
Barzani’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Türkiye ile Irak ve IKBY arasındaki ilişkileri güçlendirme konusunda görüş alışverişinde bulunacağı belirtilen açıklamada, tarafların bölgedeki son gelişmeleri ve her iki tarafı ilgilendiren çeşitli konuları ele alacakları ifade edildi.
IKBY ile Türkiye arasındaki ilişkilerin, uzun süredir güvenlik, enerji ve ticaret temelinde şekillendiği biliniyor. Ancak iki taraf arasındaki en önemli gündem başlığı, PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki varlığı. Türkiye, sınır ötesinde terör örgütü PKK ile mücadelesinde IKBY’nin desteğine önem veriyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TCMB ART ARDA 250 BAZ PUANLIK FAİZ İNDİRİMLERİNE GİDECEK”
Morgan Stanley ekonomistleri ocak ayından itibaren art arda 250 baz puanlık faiz indirimleri öngörürken, TCMB’nin politika faizini mart ayına kadar yüzde 42,5’e ve haziran ayına kadar da yüzde 35’e çekeceğini tahmin etti. Sonrasında gevşeme döngüsünün daha küçük adımlarla devam edeceğini öngören analistler, gerçekleşen enflasyona göre reel faiz oranlarının yaklaşık yüzde 3 olmasını bekledikleri belirtildi. Morgan Stanley ekonomistleri, Türk bankaları için 2025-2026 net gelir tahminlerini de ortalama yüzde 19 oranında düşürdü.
DOLAR KURU TAHMİNİ
Türk lirasının yıl sonunda dolar karşısında 36 seviyesindeki önceki tahminin üstünde güçlenme riski olduğunun altı çizildi. Bankanın Dolar/TL için 2025 yıl sonu beklentisi de 45 olarak kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Bu Otel Yasadışı” ve “Suyumuz Sizin Havuzunuzda” yazılı pankartlar taşıyan protestocular, otelin yüzme havuzlarından su doldurdu. Yerel halk, son dönemdeki su kesintilerinden dolayı öfkeli ve otellerde kalan turistlerin sınırsız su kullandığını iddia ediyor.
Adalılar, kuraklık nedeniyle şiddetli su kesintileriyle karşı karşıya. Protestocular, otel misafirlerine dağıttıkları el ilanlarında, “Sandos Papagayo’da kalırsanız, bu çevresel suça ortak olursunuz” mesajını iletti.
Bu eylem, İspanya genelinde artan turizm karşıtı protestoların bir parçası. Geçen yaz, on binlerce İspanyol, ülkeye gelen 85 milyondan fazla turisti caydırmak için çeşitli şehirlerde gösteriler düzenledi.
İspanya’nın veri ajansı INE’ye göre, 2024 yılı turizm açısından yeni bir rekor yıl olabilir. Ancak bu durum, yerel halkın maaşlar, konut ve fırsatlar konusundaki memnuniyetsizliğini artırıyor. Sakinler, aşırı turizmin yaşam koşullarını kötüleştirdiğine inanıyor.
Veriler, turistlerin giderek otel yerine kiralık daireleri tercih ettiğini gösteriyor. Bu eğilim, konut fiyatlarını yükseltiyor ve yerel halkın ev bulmasını zorlaştırıyor.
Protestocular, 20 Ekim’de Kanarya Adaları genelinde daha büyük bir gösteri planlıyor. Hükümetin turizm politikasını ve yerel kaynakların kullanımını eleştiren gruplar, gelecek planlarının toplumun gerçek katılımı olmadan yapıldığını savunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılacak olan başkanlık seçimine sayılı günler kala ABD merkezli Fox News kanalı, Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump ve Demokrat Parti’nin adayı Kamala Harris’i 24 ya da 27 Ekim tarihlerinde yapılacak ikinci canlı yayın düellosuna davet etti. Fox News, ikinci bir canlı yayın düellosunun “her adaya kapanış argümanlarını sunma fırsatı vereceğini” aktardı.
Trump ve Harris, daha önce 10 Eylül’de ABC News tarafından Philadelphia’da gerçekleştirilen canlı yayın düellosunda karşı karşıya gelmişti. Trump, seçimlerden önce başka bir canlı yayın düellosu olmayacağını söylemişti.
Trump ve Harris, henüz söz konusu teklifle ilgili açıklama yapmadı. – NEW YORK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Discord Mayıs 2015’te piyasaya sürüldü.
Başlarda birçok oyunsever, platformu, oyun oynarken bir yandan sesli sohbet etmek için kullandı.
Discord, kullanıcılarına, sohbet odaları oluşturabildikleri “sunucular” kurma imkanı tanıyan bir platform.
Birçok açıdan özelleştirilebilen bu sunucular herkese açık ya da yalnızca davetiye yoluyla girilebilecek şekilde ayarlanabiliyor.
Bir sunucuya üyeyseniz, dünyanın neresinde olursanız olun o sunucuda “kanallar” adı verilen yazılı ya da sesli sohbet odalarına katılabiliyorsunuz.
Kullanıcılar, bireysel olarak ya da en fazla 10 kişilik gruplar halinde “direkt mesajlar” üzerinden sunuculara girmeden irtibat da kurabiliyor.
Platforma katılmak için en az 13 yaşında olmak gerekiyor. Eğer bir ülkenin sosyal medya yasalarına göre asgari üyelik yaşı bunun üstündeyse Discord’a kaydolmak için yerel mevzuattaki şartlar esas alınıyor.
Platform ilk çıktığı yıllarda oyunseverler arasında popüler oldu.
Ancak yayın açma, görüntülü arama gibi fonksiyonların eklenmesiyle yıllar içinde tabanını yüzbinlerden on milyonlara çıkardı.
Discord bugün oyunseverlerin yanı sıra şirketlerden okullara, arkadaş gruplarından enstitülere birçok farlı topluluğun iletişim kurmak ve içerik paylaşmak için kullandığı bir platform.
Discord’un platformun aylık aktif kullanıcı sayısı 150 milyonun üzerinde.
Platformun karanlık yüzü
Bazı diğer sosyal medya platformunda olduğu gibi Discord’u da kötüye kullananlar var.
Platformun adı, hem Türkiye’de hem de dünya çapında, siber suçlar, online zorbalık ve cinsel istismar iddialarıyla anıldı.
Discord, İstanbul’da 4 Ekim Cuma günü İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil adlı 19 yaşındaki iki kadının aynı yaştaki Semih Çelik tarafından vahşice öldürülmesinin ardından tartışma konusu oldu.
Çelik’in Discord üzerinden bir Incel (Involuntary celibate/İstemsiz Bekarlık Projesi) grubuyla iletişim halinde olduğu iddia edildi.
Cinayetlerin ardından Discord ile benzeri platformlarda suç unsuru içerikler paylaşılan çok sayıda grup olduğu ve bunların bazılarının üyelerini suça özendirdiği öne sürüldü.
Platforma, 9 Ekim günü, “Çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik suçlarının işlendiğine dair yeterli şüphenin bulunması” nedeniyle erişim engeli getirildi.
Gazeteci ve İletişim Danışmanı Mehmet Şafak Sarı, toplumu şoke eden cinayetleri işleyen Çelik ve onun gibi toplumda kendine yer bulamayan kişilerin birbirlerini teşvik eden, cesaretlendiren şiddet içerikleri paylaşmak için Discord ve benzeri platformları kullandıklarını söyledi.
BBC Türkçe‘ye konuşan Sarı, bu kişilerin tepki gördükleri ya da platform kuralları tarafından engellendikleri için paylaşımlarını herkese açık uygulamalarda yapmayı tercih etmediklerini ifade etti.
İletişim Danışmanı Sarı, Discord’a erişimin engellenmesiyle bu davranışın daha da teşvik edilebileceği, bu tip faliyetler yürütmek isteyecek çocukların “daha da kapalı bir mecraya yönelebileceği” uyarısında bulundu.
Sarı, örnek olarak da Türkiye’nin Ağustos’ta Roblox adlı oyun platformunu yasaklamasını gösterdi.
Roblox’a “çocukların istismarına neden olacak içerikler barındırdığı için” erişim engeli getirilmişti.
Sarı, “Roblox yasaklandığında da çocuklar farklı sitelere yönlendi. Discord’da da aynı şeyi yaşayabiliriz” dedi.
Discord’un Türkiye’de erişime engellenmesinden bir gün önce Rusya da platformu yasaları ihlal ettiği ve uygunsuz içerikleri kaldırmadığı gerekçesiyle ülke çapında yasakladı.
2023’te ise ABD Savunma Bakanlığı’ndan sızdırılan bazı belgelerin bir asker tarafından ilk olarak Discord’daki bir sunucuda paylaşıldığı tespit edilmişti.
Discord’un güvenlik önlemleri yeterli mi?
Discord, BBC Türkçe’nin Türkiye’deki erişim engeli ve platform güvenliğiyle ilgili sorduğu sorulara haber yayına girdiği sırada henüz yanıt vermemişti.
Ancak platformun “politika ve güvenlik” sayfasında ne tür önlemler aldığına dair detaylı açıklamalar mevcut.
Discord’un göre platformda taciz, tehdit, kişisel bilgilerin ifşası, nefret söylemi, aşırılıkçılık, çocuk istimarı, 18 yaş altı kullanıcılar ile cinsel içerik paylaşımı, intihar ve kendine zarar vermeyi teşvik ve aşırı şiddet içerikli görüntüler paylaşmak yasak.
Kurallarda ayrıca çocuk istismarı ya da yasa dışı içeriklerin paylaşılması gibi bazı durumlarda yerel kolluk kuvvetleriyle irtibata geçilebileceği belirtiliyor.
Discord’un web sitesinde bu vakalara dair birçok detaylı alt başlık bulmak mümkün.
Platform, Topluluk Kuralları’nı ihlal edilen içerik ve kullanıcıların engellenmesi için çalışıldığını da söylüyor.
Peki platformun aldığı önlemler sunucularda suç teşkil eden faaliyetleri durdurmak için yeterli mi?
Mehmet Şafak Sarı’ya göre Discord ve benzeri şirketlerin kurallarını uygulama sürecinde yaptırım ya da kontrol mekanizmaları oldukça sınırlı:
“Şirketler tamamen kendi belirledikleri (şekilde), kişi ve kurumların fikrini almadan süreç işletiyorlar. Bazı devletler de güvenlik politikaları ve kişilik haklarını öne sürüp farklı yönlerde hareket ediyor”
Sarı, halka da bu süreçte bir söz hakkı sağlanmadığını söylüyor.
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 Ekim’de TBMM’de basın mensuplarına yaptığı bir açıklamada Discord’un ilgili devlet birimleriyle IP adresleri ve içerikler gibi bilgileri paylaşmayı reddettiği için erişime engellendiğini söyledi.
Sarı, veri paylaşımı durumunda kullanıcı gizliliğinin riske girebileceğini belirtti.
İletişim danışmanı, hem Discord gibi şirketlerin hem de kamu kurumlarının böyle süreçleri “tamamen şeffaf ve toplumda özgürlükler anlamında güvenilir bir çizgide” yürütmesi gerektiğini vurguladı.
İlgili haberler
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SOĞUTMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Kaldırım Mahallesi’ndeki tarihi Hasandede Camii’nde çıkan, Bartın, Ulus, Abdipaşa ve Kumluca belediyelerine bağlı itfaiye ekipleri ile Bartın ve Ulus orman işletme müdürlüklerine ait arazözler tarafından kontrol altına alınan yangını soğutma çalışmaları sürüyor. Cami imamı Nurettin Altekin, “Biz öğle namazından çıktıktan sonra içeride bulunan kadınların bağrışmalarıyla yangını öğrendik. Sonrası bu halde, çok üzüldük” dedi.
Polis ekipleri cami çevresine şerit çekerek inceleme başlattı. Caminin ana taşıyıcı ağaç direklerinin sağlam olduğu görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Binlerce yıl medeniyetlere başkentlik yapmış önemli ilçelerden biri olan İznik, tarihi eser kaçakçıları tarafından köstebek yuvasına çevrildi. İznik ilçesi Yukarı Göllüce Mahallesindeki 3 kişinin ellerinde bir şeylerle İkiz Kayalara çıktığını fark eden Göllüce Köyü muhtarı Hüseyin Kutlu, durumu İznik Jandarma Komutanlığı ekiplerine haber verdi. Ekipler gelene kadar 5 kişinin peşine takılan Muhtar Kutlu, elindeki telefonla da o anları saniye saniye kaydetti.
Muhtar Kutlu’yu karşılarında elinde dedektörle gören zanlı koşarak kaçarken, mağara içerisinde bulunanlar ise kazı yapmadıklarını iddia etseler de hızlı hızlı olay yerinden uzaklaşmaya çalıştı. Zanlılardan birinin daha kaçtığı olayda, 3 kişi olay yerine gelen jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“El-Aksa” televizyonunun Telegram sayfasında yayınlanan habere göre, İsrail savaş uçakları, Cibaliya’daki Ebu Şerh kavşağında görevini yapan ekibi füzelerle hedef aldı.
Saldırıda kameraman ve foto muhabiri Muhammed et-Tanani öldü, muhabir Tamir Lebed de yaralandı.
İsrail askerleri ambulansların vurulan “El-Aksa” televizyonu ekibine ulaşmasına izin vermedi.
Haberde, yaralanan muhabir Lebed’in sağlık durumuna ilişkin ise ayrıntı verilmedi.
Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’ten bu yana öldürülen gazetecilerin sayısı 176’ya yükseldi
Öte yandan Gazze’deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Muhammed et-Tanani ile birlikte Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında öldürülen gazetecilerin sayısının 176’ya yükseldiği kaydedildi.
Açıklamada ayrıca uluslararası topluma ve medyayla ilgili uluslararası kuruluşlara “Filistinli gazetecileri öldürmeyi bırakması için İsrail’e caydırıcı yaptırımlar uygulanması ve işlediği suçlar nedeniyle uluslararası mahkemelerde yargılanması için harekete geçilmesi” çağrısında bulunuldu.
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bazı yerlere yeniden kara saldırısı başlatan İsrail ordusu, başta Cibaliya olmak üzere Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun ve Beyt Lahiye bölgelerini yoğun şekilde bombalıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi ziyaret kapsamında Hırvatistan’a geldi. Bakan Fidan, Dubrovnik kentinde düzenlenen Ukrayna – Güneydoğu Avrupa Zirvesine katıldı. Bakan Fidan, daha sonra Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grliç Radman ile bir araya geldi. – DUBROVNİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Şafak Gürçam, Demokrasi Meydanı’ndaki kermesin açılışındaki konuşmasında, tamamlandığında kapasitesi ve mimarisiyle ilçelerini temsil edecek güzel ve anlamlı bir eser yapıldığını söyledi.
Caminin temelinin 2019’da atıldığını belirten Gürçam, “Camimizin inşaatı pandemi, deprem afeti, ekonomik daralmalar gibi zorluklara rağmen hayırseverlerin büyük destekleriyle durmadan ilerliyor. İnşallah kısa zamanda tamamlanıp ibadete açılacak. Yapımında destek ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Yeni Şeker Camisi Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hasan Basri İnan ise cami inşaatının kaba inşaatının tamamlandığını dile getirerek, “Maliyetinin yüzde 80’ini ilçedeki hayırseverler karşıladı. Tamamlandığında 3 bin 500 kişi kapasitesi ile bölgenin en büyük camisi olacak. İlçenin gelecek yıllarına da hizmet verecek cami yapımında katkı ve emeği gecen herkese teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.
İlçe Müftüsü Sıtkı Kaya’nın duası eşliğinde kermesin açılışı gerçekleştirildi.
Dört gün açık kalacak kermeste satışa sunulan ürünlerden elde edilen gelir, cami inşaatında kullanılacak.
???????
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HİZBULLAH’TAN BİR SALDIRI DAHA
Salı günü Akdeniz kıyısındaki İsrail liman şehri Hayfa’ya misilleme olarak en büyük füze saldırısını gerçekleştiren Hizbullah, bugün bir kez daha stratejik kenti hedef aldı. Hayfa ve daha kuzeydeki Akra’da sirenler çalarken, hava savunma sistemleri aktif hale geldi.
40 FÜZE ATEŞLENDİ
İsrail medyası en az 4 kişinin düşen şarapnel parçaları nedeniyle yaralandığını bildirdi. Yaralılardan birinin durumu ağır. İsrail ordusu ise, Lübnan’dan Hayfa ve çevresine 40 füze ateşlendiğini duyurdu. Ordu, açıklamasında füzelerin birçok hasara neden olduğunu kabul etti.
ELEKTRİKLER KESİLDİ
Yediot Ahronot, Hayfa’nın kuzey banliyösü Kiryat Bialik’te füze saldırısı nedeniyle elektriklerin kesildiğini bildirdi. İsrail internet sitesi Walla ise, bu sabah Davud’un Sapanı hava savunma sistemi tarafından engellenen iki füzenin hedefinde Akdeniz’deki gaz sahası Leviathan’ın olduğunu yazdı. Hayfa ile Lübnan sınırı arasında kuş uçuşu yaklaşık 30 kilometre mesafe bulunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serbest Dalış Dünya Şampiyonası, 40 ülke ve 140 sporcunun katımıyla devam ediyor.
Milli sporcu Görkem Gedik, şampiyonada paletsiz ip desteksiz kategorisinde 72 metreye, 2 dakika 50 saniyede dalış yaparak Türkiye rekoru kırdı.
Daha önce de 71 metre ile bu kategorideki rekoru elinde bulunduran Gedik, şampiyonada 5’inciliği elde etti.
Gedik, yaptığı açıklamada, rekoru yenilemenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
Serbest Dalış Dünya Şampiyonası, 12 Ekim’de sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Arap kılığına girmiş İsrail askerleri, Nablus kentinde genç erkeklerin bulunduğu bir araca ateş açtı.
Filistin Kızılayından yapılan yazılı açıklamada, sağlık ekiplerinin Eş-Şarki Çarşısı’nda gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden 4 Filistinlinin naaşını hastaneye naklettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVUSTURYA Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, parlamento seçimlerinde en çok oyu alan üç partinin liderlerinden olası koalisyonlar konusunda görüşmeler yapmalarını istedi.
Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ) yüzde 29’a yakın oyla kazandığı 29 Eylül’deki genel seçimlerin ardından herhangi bir siyasi parti genel başkanına hükümet kurma görevi vermedi.
Meclise giren 5 partinin liderleri ile görüşme yapan Van der Bellen, yeni kurulacak koalisyon hükümeti ve hangi siyasi partinin bu görev için belirleneceği konusunda açıklamalarda bulundu. Van der Bellen, bugüne dek genellikle seçimde en çok oy alan partinin genel başkanının hükümet kurmak için görevlendirildiğini fakat bu kez alışılmışın dışında bir durum olduğunu belirterek, “Bu ilk defa karşılaşılan, yeni bir durum. Hiçbir parti seçimin kazananıyla hükümet kurmak istemiyor” dedi.
Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, parlamento seçimlerinde en çok oyu alan üç partinin liderlerinden olası koalisyonlar konusunda görüşmeler yapmalarını istediğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyinde 2 PKK/ YPG’li teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG’li teröristlere karşı operasyonlarına aralıksız devam ediyor. Fırat Kalkanı bölgesinde tespit edilen 2 PKK/YPG’li terörist etkisiz hale getirildi” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Irak’ın daha önce İsrail’in savaşı yaymaya çalışmasının doğuracağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunduğunu hatırlatan Sudani, Gazze savaşının üzerinden geçen 1 yılın sonunda çatışmanın Lübnan’a yayılarak tüm bölgeye yönelik tehdit oluşturmaya başladığını ifade etti.
Sudani, “Bölgenin tanık olduğu tehlikeli gelişmeler ışığında, başta ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere tüm dostlarımıza, bölgeyi ve dünyayı kalıcı savaşlara sürükleyecek, küresel ekonomiyi sarsacak ve kalkınmayı sekteye uğratacak tehlikeli bir aşamanın eşiğinde olduğumuzu söylüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un, İsrail’e silah tedarikinin durdurulması ve savaşın sona ermesi için çalışılması çağrısına övgüde bulunan Sudani, Macron’un bu pozisyonunun, bölgenin içinde bulunduğu tehlikenin farkında olmasından kaynaklandığına işaret etti.
Irak’ı bu gerilimin etkilerinden korumak için çok çalıştıklarını ve bunu başardıklarını kaydeden Sudani, “Mevcut aşamada, sivillerin hedef alınmasının durdurulması ve bölgenin, kazananı olmayacak bir savaştan kurtarılması birinci öncelik olmalıdır.” ifadesini kullandı.
Sudani, Irak’ın, dost ve kardeş ülkelerle bölgenin ve dünyanın güvenliğini etkileyen çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve sükunetin sağlanması için çalışmaya devam edeceğini vurguladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’nın 33 yıl aradan sonra yeniden başlattığı zirve, yarın da Paris’te devam edecek.
Zirvenin açılışında, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Tunus Başbakanı Kemal el-Meduri, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Uluslararası Frankofon Örgütü (OIF) Genel Sekreteri Louise Mushikiwabo’nun yanı sıra birçok hükümet ve devlet lideri yer aldı.
Fransa ile aralarındaki gerilim sonrası OIF üyeliği askıya alınan Mali, Burkina Faso ve Nijer zirveye davet edilmedi.
Bu yılki teması, “Fransızca üretmek, yenilik yapmak ve girişimci olmak” olarak belirlenen zirvede, OIF’nin başkanlığını Fransa, Tunus’tan devraldı.
REKLAM
Macron, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, Villers-Cotterets şatosunda 1539’da imzalanan fermanla Fransızca kullanımının yayılmasının ilk adımlarının atıldığını dile getirdi.
Fransız Kralı 1. François’nın bu kentte, Fransız ulusunun birliğini ortak bir dil vasıtasıyla kurmaya başladığını ifade eden Macron, “Hepimiz buranın vatandaşlarıyız, çünkü hepimiz Fransızca dilinin vatandaşlarıyız.” dedi.
Macron, dünya genelinde 300 milyondan fazla kişinin bu dili konuştuğunu belirterek, OIF’nin 1970’de Nijer’in başkenti Niamey’de imzalanan anlaşmayla kurulduğunu hatırlattı.
Fransızcanın ayrıca ticaret, girişimcilik ve ticaret için kullanılan bir dil olduğunu belirten Macron, ticaretle ilgilenen gençlerin sadece İngilizceye değil Fransızcaya yönelmesi çağrısında bulundu.
Macron, gelecek yıl, Villers-Cotterets şatosu bünyesindeki Fransızca Uluslararası Dil Merkezi’nin Fransızca öğretmenleri ve tercümanlar eğitmeye başlayacağını açıklayarak, “(Fransızca konuşan ülkeler) Frankofoni, asrın zorluklarını göğüslememize olanak tanıyan bir diplomatik etki alanıdır. Bugün Villers-Cotterets çağrısıyla, büyük dijital aktörlere daha güvenli ve çeşitli bir dijital ortam kurmaları için çağrıda bulunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu
REKLAMMACRON’DAN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM MESAJI
Halkların kendi kaderlerini tayin etme özgürlüğüne inandıklarını kaydeden Macron, “Orta Doğu’da iki devletli çözüm olmadan barış olmayacağından eminiz.” ifadesini kullandı.
Tunus Başbakanı Kemal el-Meduri ise Gazze halkına karşı yapılan soykırım karşısında derin üzüntüsünü dile getirdi.
Meduri, Filistinlilerin egemen ve bağımsız bir devleti olma hakkı olduğunu belirterek, Lübnan’la dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Tunus Başbakanı Meduri, sonuçları tahmin edilemeyen Orta Doğu’da artan gerilimden endişe duyduğunu vurguladı.
Uluslararası Frankofon Örgütü (OIF) Genel Sekreteri Mushikiwabo, “Frankofoni, İngilizceye karşı bir içe kapanıklık değil, aksine dil çeşitliliği kapsamında Fransızcayı destekleyen bir topluluk.” değerlendirmesinde bulundu.
Mushikiwabo, son haftalarda dünyada siyasi gerilimlerin arttığına ve Frankofon bölgelerinin de bundan etkilendiğine dikkati çekti.
Uluslararası Frankofon Örgütü 88 üye ülkeden oluşurken, Mali, Burkina Faso ve Nijer’in üyelikleri askıda.
Fransa’nın özellikle Afrika’da eski sömürgeleriyle son yıllarda gerilen ilişkilerinin de etkisiyle, Fransızcanın bu kıtada etkisinin azaldığı düşünülüyor.
Fransız basını da bugün yapılan zirve hakkında “Macron’un Fransa’nın etkisini güçlendirmek için Frankofon liderlerini ağırladığı” değerlendirmesine yer verildi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jablanica’da meydana gelen yoğun yağışların ve toprak kaymasının neden olduğu can kayıplarından derin üzüntü duyulduğu belirtilen açıklamada, “Ülkemiz dost ve kardeş Bosna-Hersek’e her türlü insani yardımda bulunmaya hazırdır. Yerel makamlarla iş birliği halinde ihtiyaçların tespit edilerek, yardımların ulaştırılmasına yönelik çalışmalarımız sürmektedir.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, Bosna Hersek halkına başsağlığı dileğinde bulunuldu.
Yerel kaynaklar, Bosna Hersek’in Jablanica ve Konjic kentlerini vuran sellerde 14 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü açıklamıştı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Luciano, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında çevrim içi değerlendirmelerde bulundu.
23 Eylül-3 Ekim’de yaklaşık 235 bin kişinin kara yoluyla Suriye’ye geçtiğini belirten Luciano, bunlardan 152 bininin Suriyeli ve 82 bininin ise Lübnanlı olduğunu söyledi.
Luciano, aynı dönemde 50 bin kişinin Beyrut Havalimanı’nı kullanarak, 1060 kişinin de deniz yoluyla ülkeden ayrıldığını belirtti.
1411 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
REKLAM
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1411 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Gazze’de soykırım uygulayan ve Lübnan’ı istila eden İsrail, işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da da uluslararası hukuku sistematik bir şekilde ihlal etmektedir.” ifadesine yer verildi.
İsrail tarafından Tulkerim’e düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilere Allah’tan rahmet dilenen açıklamada, “İsrail’in, Filistin halkını ve meşru haklarını yok etmek üzere attığı her adım, uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamada, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası kuruluşlar, İsrail’in uluslararası hukuka aykırı saldırılarını durdurmaya ve Filistin halkının haklarını savunmaya çağrıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Başkan Yardımcısı ve Demokratların başkan adayı Kamala Harris, Beyaz Saray’da basın mensuplarına Orta Doğu’daki son durumu değerlendirdi.
“İRAN, ORTA DOĞU’DA TEHLİKELİ BİR GÜÇ”
İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırısını kınayan Harris, “İran, Orta Doğu’da istikrarsızlaştırıcı ve tehlikeli bir güç; İsrail’e yönelik bugünkü saldırısı da bu gerçeği kanıtlamaktadır.” değerlendirmesini yaptı.
İsrail’in kendini savunma hakkına vurgu yapan Harris, Tel Aviv’in kendini en iyi şekilde savunabildiğinden her zaman emin olmak istediklerini kaydetti.
Harris, “İsrail’in güvenliğine olan taahhüdüm sarsılmaz. İran’a ve İran destekli teröristlere karşı ABD güçlerini ve çıkarlarını savunmak için gereken adımları atmaktan asla tereddüt etmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Lübnan Afet Risk Yönetimi Biriminden yapılan açıklamada, İsrail’in saldırılarının ardından Lübnan’da yerinden edilen kişilere ilişkin bilgi verildi.
240 BİN KİŞİ SURİYE’YE GEÇTİ
Lübnan’da 23-30 Eylül tarihlerinde 239 bin 453 kişinin Lübnan sınırından Suriye’ye geçtiği, bu kişilerin 176 bin 80’inin Suriyeli ve 63 bin 373’ünün Lübnanlı olduğu kaydedildi.
İsrail saldırıları nedeniyle 8 Ekim 2023’ten bu yana 1 milyon kişinin yerinden edildiği, bu kişilerden 155 bin 600’ünün sığınma merkezlerine yerleştirildiği belirtildi.
Lübnan’da yerinden edilenlerin barınması için 875 merkezin açıldığı, bunlardan 625’inin maksimum kapasitesine ulaştığı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca Lübnan hükümetinin, Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlarla birlikte bağış toplanması için “insani yardım çağrısı” başlattığı, ülkede yerinden edilen kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması için 425 milyon dolara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

İSRAİL’İN LÜBNAN’DA ŞİDDETLENEN SALDIRILARINDA 1275 KİŞİ ÖLDÜ
Hizbullah ile 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 17-18 Eylül’de Hizbullah’ın kullandığı çağrı cihazları ve telsizleri patlattı, 23 Eylül’de de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1275 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde yüz binlerce kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut’a ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırılarına dünyadan farklı tepkiler gelmeye devam ederken, İngiltere Savunma Bakanı John Healey konuyla ilgili yazılı bir açıklama yayınladı.
İNGİLTERE’DEN İSRAİL’E TAM DESTEK: SAVUNMA HAKKININ ARKASINDAYIZ
İran’ın İsrail’e yönelik saldırılarını kınayan Healey, “İngiliz kuvvetleri bu akşam Orta Doğu’da gerilimin daha da tırmanmasını önleme çabalarında rollerini oynamıştır” ifadelerini kullandı.
Ülkesinin İsrail’in savunmasına ne şekilde destek verdiği konusunda detay paylaşmayan Healey, “Operasyona katılan tüm İngiliz personele cesaretleri ve profesyonellikleri için teşekkür etmek istiyorum. İngiltere, İsrail’in ülkesini ve halkını tehditlere karşı savunma hakkının tamamen arkasındadır” dedi.
ABD, SAVUNMA DESTEĞİ VERDİĞİNİ AÇIKLAMIŞTI
İran İsrail’e yönelik yaklaşık 200 füzenin kullanıldığı bir dizi saldırı gerçekleştirmiş, İran Devrim Muhafızlarından yapılan açıklamada ise işgal altındaki stratejik hedeflere yönelik “Gerçek Vaad 2” operasyonunun başlatıldığı kaydedilmişti.
ABD hükümetinden yapılan açıklamalarda ise, İsrail’in saldırıları ABD kuvvetlerinin aktif desteği ile bertaraf ettiği belirtilmişti.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AA muhabiri, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Saeid İravani’nin BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektuba ulaştı.
Mektupta, İran’ın salı akşamı İsrail’in askeri ve güvenlik hedeflerine yönelik füze saldırısı düzenlediği bildirildi.
İRAN’IN BM’YE GÖNDERDİĞİ MEKTUPTA MEŞRU MÜDAFAA VURGUSU
Saldırının “BM Şartı’nın 51. maddesine göre meşru müdafaa hakkı uyarınca” gerçekleştirildiği belirtilen mektupta, bunun “siyonist rejimin” İran’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine yönelik ihlallerine cevap olduğu ifade edildi.
Mektupta, söz konusu ihlallerin arasında İran’ın resmi misafiri Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’ye yönelik suikast, Lübnan’da büyükelçisinin yaralanması, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve üst düzey İranlı askeri danışmana yönelik suikastlar bulunduğu kaydedildi.
Saldırıların masum sivilleri hedef alan “siyonist rejimin” aksine etik prensipler ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca sadece askeri ve güvenlik tesislerini hedef aldığı ifade edilen mektupta, BMGK’nin temel görevini yerine getirmemesinin üzüntüyle karşılandığı belirtildi.
Mektupta, BMGK’nin hareketsiz kalmasının İsrail’in tüm kırmızı çizgileri ihlal etmesine imkan tanıdığı kaydedilerek, bunun İran’a uluslararası hukuk uyarınca meşru müdafaa hakkını muhafaza etmekten başka seçenek bırakmadığı savunuldu.

“İRAN HIZLI, KARARLI VE ÇOK DAHA GÜÇLÜ CEVAP VERİR”
İran’ın “terörist İsrail rejimini” yeni bir saldırganlığa karşı şiddetle uyardığı vurgulanan mektupta, İran’ın çıkarları, toprak bütünlüğü ve egemenliğini koruma hakkı bulunduğu bildirildi.
Mektupta, İsrail’in yeni bir saldırısı karşısında hiçbir çekince olmadan “İran’ın karşılığının hızlı, kararlı ve daha önceden çok daha güçlü” olacağı uyarısına yer verildi.
BMGK’nin kararlı ve acil bir şekilde İsrail’in Lübnan, Gazze ve Suriye’de işlediği savaş suçlarını durdurması çağrısı yapılan mektupta, ancak bu şekilde kapsamlı bölgesel savaşın engelleneceğine işaret edildi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Yavuzyılmaz köprü, tünel ve otoyolları işleten şirketlere ödenen garanti tutarlara güncel kur ayarlaması yapıldığını açıkladı. X hesabı üzerinden paylaşımda bulunan Yavuzyılmaz, şu ifadeleri kullandı:
” AK Parti, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan köprü, tünel ve otoyolları işleten şirketlere ödenen garanti tutarlarına güncel kur ayarlaması yaptı! 1 Ekim 2024 itibariyle Osmangazi Köprüsü’nde; Geçen araç ücreti 555 TL olarak kalacak ancak Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti bin 870 TL’ye çıkıyor. Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı bin 315 TL’ye yükselecek. Çanakkale Köprüsü’nde; Geçen araç ücreti 585 TL olarak kalacak ancak Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 760 TL’ye çıkıyor. Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 175 TL’ye yükselecek. Avrasya Tüneli’nde; Geçen araç ücreti 156 TL olarak kalacak ancak Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 238 TL’ye çıkıyor. Hazinenin şirkete tünelden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 82 TL’ye yükselecek. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde; Geçen araç ücreti 70 TL olarak kalacak ancak Hazinenin şirkete garanti ettiği araç geçiş ücreti 204 TL’ye çıkıyor. Hazinenin şirkete köprüden geçen her araç için ödeyeceği fark tutarı 134 TL’ye yükselecek. Ayrıca bu projelerde garanti edilen günlük araç geçiş sayıları tutturulamazsa, Hazine şirketlere tutturulamayan sayıdaki her araç için Osmangazi Köprüsü’nde bin 870 TL Çanakkale Köprüsü’nde 760 TL Avrasya Tüneli’nde 238 TL YSS Köprüsü’nde 204 TL ödemek durumda!”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Emirdağ ilçe merkezinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Kacerli Mahallesi’nde yaşayan S.A., bilinmeyen bir nedenle eşi S.A. ile tartıştı. Tartışmanın kavgaya dönüştüğü olayda S.A., karısının üzerine tüfekle ateş açtı. Açılan ateş sonucu karısı ve kavgayı ayırmaya çalışan oğlu yaralanırken, S.A. ardından aynı tüfekle intihar etti. Olayın duyulması üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Bölgeye gelen ekipler, yaralanan kadın ve oğlunu ambulansla hastaneye kaldırdı. Tüfeği ateşleyen S.A.’nın ise öldüğü belirlendi. Ekiplerin olay yerindeki incelemeleri devam ediyor. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FENERBAHÇE Asbaşkanı Acun Ilıcalı, Antalyaspor maçının ardından yaptığı açıklamada, aynı filmin oynanmasına izin vermeyeceklerini ve federasyona güvendiklerini söyledi.
Fenerbahçe Asbaşkanı Acun Ilıcalı, 2-0 kazandıkları Antalyaspor maçının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zor ve sıcak bir havada güzel bir takıma karşı galibiyet aldıkları için mutlu olduklarını belirten Acun Ilıcalı, “Bizim için çok önemli bir maçtı. Puan farkını da biraz kapattık. Bu galibiyet çok faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.
‘AYNI FİLMİN OYNANMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’
Hakemlerin verdiği kararların tartışıldığını ifade eden Acun Ilıcalı, “Ben açıkçası yönetici arkadaşlarımla da konuştum. Biz böyle sıcak sıcak, tam pozisyonlar değerlendirilmeden açıklama yapmak istemiyoruz. Bildiğimiz her şeyi bir araya getirip, aslında öyle konuşmak istiyoruz. Bunu da 1-2 gün içerisinde yapacağız. Yani Türkiye’de şu anda olan garip şeyler var. Taraftarlarımız şunu çok iyi bilsinler. Aynı filmin oynanmasına izin vermeyeceğiz. Fenerbahçe olarak biz şu anda olan gariplikleri federasyonumuza güveniyoruz. Başkanımız da bu konuda açıklama yaptı biliyorsunuz. Yeni bir federasyon. Federasyonumuzun niyeti gayet iyi, fakat olan gariplikleri onlarla paylaşacağız. Videoları da onlara ileteceğiz. Bugün olan şeyleri bilmiyorum ama herkes görmüştür herhalde. Hani çok net bir penaltı pozisyonunun verilmemesi. Onu boş verin hani vermeyi geçtik. Bir incelenmemesi, bizim VAR’ların yaklaşık 5-10 saniye arasında yüz metre koşusu gibi yapılıp başka VAR’ların maratona dönmesi son derece uzun uzun incelenmeler olması… Bizde de hadi başlayın olması. Bunlar tabii ki çok garip şeyler. Ama öncelikle pozisyonları hep beraber bir inceleyelim. Hakem hocalarımızın dediklerine bakalım. Ondan sonra da isterseniz bununla ilgili gerekli açıklamaları yapacağız. Yani 2 gün içerisinde biz önemli açıklamalar yapacağız. Taraftarlarımız şunu iyi bilsinler. Biz hep söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz. Biz bir maçla yıkılmayız. Biz Fenerbahçe’yiz. Mağlubiyet almayacağız demedik, biz şampiyon olacağız. Onun için bu yola baş koyduk dedik. Bir mağlubiyet aldığımız zaman bizi bozmaya çalışanlar hedeflerine ulaşamadılar, ulaşamayacaklar. Biz hepimiz bu yola baş koyduk. İnşallah hocamızla beraber, ona da güveniyoruz” diye konuştu.
‘İPİ GÖĞÜSLEYEN TAKIM OLMAK İSTİYORUZ’
İpi göğüsleyen taraf olmak istediklerini belirten Ilıcalı, “Futbol bu herkes puan kaybı yaşayacak. Yeter ki kimse takımları yenilmez zannetmesin. Hiçbir takım yenilmez değil. Futbol bu, yenme ve yenilme olacak? Mühim olan uzun bir maraton. Her zaman söyledim. Şunu da söylüyorum. İpi göğüsleyen taraf olmak istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE- Japonya 100. Yıl Lansmanı Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt’un da katılımıyla Marmaray Yeni Kapı İstasyonu’nda yapıldı. Türkiye ve Japonya arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 100’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan İskurt, “Japonya, ülkemizin Asya’daki en büyük yatırımcısı, üçüncü büyük ticaret ortağı olmasının yanı sıra, Türk sanayileşmesinin mihmandarlarından biridir. Halen Halihazırda 200’ün üzerinde Japon sermayeli şirket ülkemizde faaliyet göstermektedir” dedi.
Türkiye ve Japonya arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 100’üncü yılı dolayısıyla, Marmaray Yenikapı İstasyonu’nda düzenlenen Türkiye-Japonya 100. Yıl Lansmanı’na Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt, Ulaştırma Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün, Ortadoğu-Avrupa Genel Müdürü Jıca Kei Toyama, Japonya’nın Türkiye Büyükelçisi Katsumaka Takahiko, Bakan Yardımcısı Amakawa Hidefumi Mlıt katıldı. Etkinlikte konuşan İskurt, “Türkiye ile Japonya Asya’nın doğu ve batı uçlarında yaşayan köklü tarihin geçmişime sahip mirasları koruma başarısını göstermiş iki ülkedir. Bu zengin mirastan her iki toplumun da istifade edebileceği fırsatların oluşturulması son derece önemlidir. Bu doğrultuda 2019 senesi Japonya da Türk kültür yılı ilan edilmiştir. 2024 yılı itibariyle, Türkiye ve Japonya arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinin 100. yılını heyecanla yaşıyor ve bugünde çok şükür kutluyoruz. Bu tür artan karşılıklı üst düzey ziyaretler ve iki ülkede gerçekleştirilen etkinlikler halklarımız arasındaki dostluğun daha da pekiştirilmesine sağlamaktadır. Bu töreni, 150 yıllık bir hayalin gerçekleşmesini sağlayan ve iş birliğimizin en önemli eserlerinden olan Marmaray Projesi çerçevesinde bugün gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
l
‘200’ÜN ÜZERİNDE JAPON SERMAYELİ ŞİRKET ÜLKEMİZDE’
Enver İskurt, “Japonya, ülkemizin Asya’daki en büyük yatırımcısı, üçüncü büyük ticaret ortağı olmasının yanı sıra, Türk sanayileşmesinin mihmandarlarından biridir. Halen Halihazırda 200’ün üzerinde Japon sermayeli şirket ülkemizde faaliyet göstermektedir. Türkiye, Asya ve Avrupa arasında ki doğu batı koridorlarında doğal bir köprü olduğu gibi, Kafkas ülkeleri ve orta Asya’dan Afrika’ya uzanan koridorunda tam ortasında yer almaktadır. Ülkemizin uluslararası ticaret açısından ne kadar önemli bir koridor olduğu bilinci ile, son 22 yılda ülkemizin ulaşım ve haberleşme alt yapısında yaklaşık 276 milyar dolar üstünde yatırım gerçekleştirerek, ülkemiz üç kıta arasında önemli jeopolitik konumunu büyük alt yapı projeleri ile güçlendirerek uluslararası ulaştırma koridoru için kritik bir bağlantı noktası haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİSPOR Teknik Direktörü Burak Yılmaz, “Rakip Beşiktaş’a saygımız sonsuz. Yarın kazanıp inşallah bir an önce tırmanmak istiyoruz. Oynadığımızın oyunun karşılığını almak istiyoruz” dedi.
Kayseri spor yarın Beşiktaş ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün yaptığı antrenman ile tamamladı. A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın da takip ettiği antrenmanda sarı kırmızılı futbolcular kondisyon çalışması yaptı.
İdmandan önce basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kayserispor Teknik Direktörü Burak Yılmaz, “Yarın Beşiktaş maçı, çok değerli. Beşiktaş önemli bir takım. Çok iyi transferler yaptılar. Ajax maçı onlar için yol kazasıdır. Ama, biz yarın kesinlikle kazanmak istiyoruz. Rakip Beşiktaş’a saygımız sonsuz. Yarın kazanıp inşallah bir an önce tırmanmak istiyoruz. Oynadığımızın oyunun karşılığını almak istiyoruz. A Milli Takım hocası sevgili Montella da bugün bizlerle. Hem antrenmanımızı takip ediyor hem de yarın maçımızı takip edecek. Çünkü formda ve iyi oyuncularımız var. Onları da takip etmeye geldi” açıklamasında bulundu.
“SERHAT AKIN KONUSUNDA ÇOK ÜZGÜNÜM”
Genç teknik direktör Burak Yılmaz açıklamasının devamında, “Hafta içi yaşanan çok üzücü bir Serhat Akın olayı var. Kendisiyle de konuştum. Bu konuda çok üzgünüm. Çok kırgınım. Çünkü artık futbol spor olmaktan çıktı. Futbolda eleştiri olur. Sizler de bizleri eleştiriyorsunuz. Bizler yıllarca hem oyunculuğumuzda hem antrenörlüğümüzde eleştirildik. O yüzden çok kırgınım. Çok üzüntülüyüm. İnşallah böyle bir şeyler bir daha yaşanmaz. İnşallah böyle şeyler yaşanmaz ama sadece sosyal medyada paylaşımlar yapabiliyoruz. İnşallah böyle bir şey bir daha yaşanmasın” ifadelerini kullandı.
“YARIN BU BİR BAŞLANGIÇ OLSUN”
Kaleci Bilal Bayazit’ın sakatlığının sorulması üzerine Burak Yılmaz, ” Bilal ilk kez dün bizimle çalıştı. Ben yarın kalede olabileceğini düşünüyorum ama yine de tam olarak akşam belli olacak. Onurcan Piri Trabzonspor maçında harika oynadı. Göztepe maçında şansızdı. Onur’a da Bilal’e de güvenimiz sonsuz. Bir an önce hak ettiğimizi almak istiyoruz. İnşallah yarın bu bir başlangıç olsun” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, saat 22.30 sıralarında Malatya- Sivas karayolu Kendirli mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Sivas istikametinden gelen 44 JA 219 plakalı askeri araç, kavşakta 58 AAB 674 plakalı Ford marka otomobille çarpıştı. Kazada 5’i asker 7 kişi yaralanırken, bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı.
Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü saldırıları Lübnan’da da sürdürüyor. Lübnan’a gece gündüz bomba yağdıran İsrail ordusu, ülkenin kuzeyindeki Bekaa Vadisi’nde bir evi hedef aldı. Saldırıda 11 kişi hayatını kaybetti. Enkaz altında arama çalışmaları sürüyor.
Lübnan Ulusal Haber Ajansı’nın (NNA) haberine göre, İsrail’in ülkenin güneyindeki Tyre bölgesinde yer alan Tayr Debba kasabasını bombalaması sonucu ise 4 kişi öldü, çok sayıda kişi ise yaralandı.
İsrail ordusundan yeni iddia
İsrail ordusu Hizbullah’ın üst düzey isimlerinden Nebil Kauk’u dün düzenlenen saldırılarda öldürdüğünü iddia etti. Hizbullah tarafından ise iddilara yönelik henüz bir açıklama gelmedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Nilfuruşan’ın öldüğünü doğruladı
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, Kudüs Gücü Operasyonlarından sorumlu komutan yardımcısı Abbas Nilfuruşan’ın İsrail’in Cuma günü Beyrut’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıda hayatını kaybettiğini doğruladı. Açıklamada, Nilfuruşan’ın “İran’ın güvenliği için çalışan ve Filistin davasına yardım eden biri” olduğu vurgulandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı 8 Ekim’den bu yana bin 640 kişinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 8 Ekim’den bu yana ülkede gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle 104’ü çocuk olmak üzere toplam bin 640 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtmiş, can kayıplarının çoğunun çoğu İsrail’in son iki haftadaki saldırılarında yaşandığı aktarılmıştı. – BEYRUT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, 27 Eylül Cuma günü Beyrut’ta Şii nüfusun çoğunlukta olduğu ve Hizbullah’ın kalesi olarak nitelendirilen Dahiye bölgesini çok sayıda hava saldırısıyla hedef aldı.
Lübnan medyası, savaş uçaklarının ağır bombalarla gerçekleştirdiği saldırıları, 2006 yılında İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan savaştan bu yana Beyrut’un maruz kaldığı en ağır hava bombardıman olarak niteledi.
Hizbullah lideri Nasrallah ve diğer bazı üst düzey isimlerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan İsrail hava saldırıları, Beyrut’un Dahiye bölgesinde 6 binayı yerle bir etti.
Şiddeti Beyrut’un birçok bölgesinde hissedilen hava saldırıları, gece boyunca devam etmiş ve binlerce ailenin bölgeden kaçmasına yol açmıştı.
İsrail’in Lübnan’a şiddetlenen saldırılarında 1052 kişi öldü
Hizbullah’la 8 Ekim 2023’ten beri kontrollü çatışmalara devam eden İsrail ordusu, 23 Eylül’de Lübnan’ın güney kentlerinin yanı sıra Bekaa ve Baalbek bölgelerine yüzlerce hava saldırısı düzenledi.
Lübnan makamlarına göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül’den beri 104’ü çocuk ve 194’ü kadın olmak üzere toplam 1052 kişi öldü.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun 27 Eylül’de Beyrut’a düzenlediği hava saldırılarında öldürüldü.
Hizbullah ise İsrail’e roket ve füzelerle karşılık veriyor. İsrail tarafında çoğunlukla ordu üslerini hedef alan bu saldırılarda büyük bir hasar bildirilmedi.
İsrail bombardımanı nedeniyle ülke içerisinde 150 bine yakın kişi yerinden oldu.
Ülkenin güney kesimlerinden başkent Beyrut ve kuzeye göç dalgası devam ederken, Suriye’ye 10 binlerce kişinin göç ettiği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler’e (BM) bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Lübnan’da son bir hafta içinde 118 bin kişinin yerinden edildiğini duyurdu. Ekim 2023’ten bu yana ise 211 bin kişinin yerinden edildiği ifade edildi.
BM’ye bağlı IOM’ndan yapılan açıklamada, “25 Eylül itibariyle, Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’da yaklaşık 74 bini çocuk olmak üzere toplam 211 bin 319 kişinin ülke içinde yerinden edildiği kaydedilmiştir. Bu rakam geçtiğimiz hafta 118 bin 466 kişinin yeni yerinden edilmiş olmasıyla birlikte önemli bir artışa işaret etmektedir” denildi.
Ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin (IDP) çoğunluğu (yüzde 73) Lübnan’ın güney sınırı boyunca uzanan üç bölgeden geliyor. IOM açıklamasında, “Yüzde 42’si Bent Jbeil’den, yüzde 17’si Sour’dan ve yüzde 14’ü Marjaayoun’dan. Geri kalan yüzde 27’lik kesim ise Baalbek, Baabda, El Nabatieh, Saida, Hasbaya, Beyrut, El Hermel, Jezzine, Batı Bekaa, Zahle ve Chouf olmak üzere 11 farklı bölgeden gelmektedir. Bu dönemde en çok yeni yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan ilçeler Beyrut, Chouf, Baabda, Saida ve Aley’dir” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da bir grup, tarihi surlara İsrail’in saldırısı sonucu hayatını kaybeden Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın posterini astı.
Diyarbakır’da bir grup, İsrail’in 2 gün önce Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın dev posterini, tarihi surlara astı. Posterin üzerinde, ‘Yolun yolumuzdur, ey şehid’ yazısı yazılırken, gruptakilerin elinde ise Hizbullah ve Filistin bayraklarının olduğu görüldü.
Haber ve Kamera: Gıyasettin TETİK, Seyfettin EKEN/DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi (FCDO), Lübnan’a seyahat edilmemesi, Lübnan’daki İngiliz vatandaşlarının da ülkeden ayrılması çağrısında bulundu.
FCDO’dan yapılan açıklamada, “FCDO, İsrail, Lübnan Hizbullahı ve Lübnan’daki diğer devlet dışı aktörler arasında devam eden çatışmalarla ilgili riskler nedeniyle Lübnan’a seyahat edilmemesini ve Lübnan’da bulunan herkesin ülkeyi derhal terk etmesini tavsiye etmektedir. Lübnan’da, başta İsrail sınırı olmak üzere, Bekaa Vadisi ve Litani nehrinin kuzeyi de dahil olmak üzere ülkenin diğer bölgelerinde de havan ve topçu atışları ile hava saldırıları devam etmektedir. Güney Beyrut, 20 Eylül’de yüzlerce kişinin yaralandığı bir saldırı da dahil olmak üzere defalarca hava saldırılarına hedef olmuştur. 28 Eylül’de Lübnanlı Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın İsrail’in Beyrut’un güneyinde düzenlediği bir hava saldırısında öldüğü doğrulandı. Duyuru üzerine Lübnan’da kutlama amaçlı silah sesleri duyulduğu ve protesto gösterileri düzenlendiği bildiriliyor. Durum hızla tırmanabilir ve daha geniş bölge için risk oluşturabilir. Dikkatli olun, gösterilerden kaçının ve gelişmeler için yerel medyayı izleyin” denildi.
KAYIT YAPTIRIN ÇAĞRISI
Bakanlık ayrıca Lübnan’daki İngiliz vatandaşlarının verilen internet bağlantısından kayıt yaptırmaları istendi. Açıklamada, “Lübnan’da bir İngiliz vatandaşıysanız, Birleşik Krallık hükümetine orada olduğunuzu bildirmek için varlığınızı kaydedin. Bilgilerinizi daha önce (12 Eylül’den önce) bize kaydettirdiyseniz, yeniden kayıt yaptırmanız gerekecektir. Varlığınızı kaydettirmek, güncel iletişim bilgilerinizi sağlamayı içerir. Ailenizin veya grubunuzun Britanya vatandaşı olan her üyesi için ayrı bir form doldurmalısınız. Kaydınız, güncellemeleri paylaşmamıza olanak sağlayacaktır” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in saldırısında öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a ilişkin mesaj paylaştı. Biden, “Hizbullah, kırk yıllık bir terör saltanatı boyunca yüzlerce Amerikalının öldürülmesinden sorumluydu” dedi.
Beyaz Saray’dan paylaşılan ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından kaleme alınan mesajda, şu ifadeler yer aldı:
“Hasan Nasrallah ve liderliğini yaptığı terörist grup Hizbullah, kırk yıllık terör saltanatı boyunca yüzlerce Amerikalının öldürülmesinden sorumluydu. İsrail’in hava saldırısında hayatını kaybetmesi, aralarında binlerce Amerikalı, İsrailli ve Lübnanlı sivilin de bulunduğu çok sayıdaki kurbanı için bir adalet ölçüsüdür. Nasrallah’ı öldüren saldırı, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın katliamıyla başlayan çatışmanın daha geniş bir bağlamında gerçekleşti. Nasrallah ertesi gün Hamas’la el ele verme ve İsrail’e karşı ‘kuzey cephesi’ adını verdiği bir cephe açma kararı aldı. Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in Hizbullah, Hamas, Husiler ve İran destekli diğer terörist gruplara karşı kendini savunma hakkını tamamen desteklemektedir. Daha dün Savunma Bakanıma, saldırganlığı caydırmak ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaş riskini azaltmak üzere Orta Doğu bölgesindeki ABD askeri güçlerinin savunma pozisyonunu daha da güçlendirmesi talimatını verdim.”
‘ELLERİNDE AMERİKAN KANI VARDI’
Biden’ın ardından ABD Başkan Yardımcısı ve ABD Başkan Adayı Kamala Harris de açıklama yaptı. Harris açıklamasında, “Hasan Nasrallah ellerinde Amerikan kanı olan bir teröristti. On yıllar boyunca Hizbullah’a liderlik ederek Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdı ve Lübnan, İsrail, Suriye ve dünyanın dört bir yanında sayısız masum insanın öldürülmesine neden oldu. Bugün Hizbullah’ın kurbanları bir nebze de olsa adalete kavuşmuştur” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında gerçekleşen Yüksek Düzeyli Enerji Geçişi Diyaloğu Toplantısı’na katıldı.
Toplantı, COP29 Başkanı Azerbaycan ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) himayesinde ve Avrupa Komisyonu ev sahipliğinde gerçekleşti. Toplantıda COP29’un ilk Küresel Durum Değerlendirmesi’nin enerji sonuçlarını eyleme dönüştürmeye yardımcı olacak çözümlerin nasıl geliştirilebileceğine odaklanıldı. Katılımcılar COP29’daki enerji sonuçlarına katkıda bulunmak için enerjiyle ilgili iklim eylemi ve azmi konusunda yapıcı görüş alışverişinde bulundu ve IEA’nın yayımladığı Durum Değerlendirmesinden Eyleme Geçmeye: COP28 Enerji Hedefleri Nasıl Uygulanmalı? adlı yeni rapor paylaşıldı.
Bakan Yardımcısı Varank, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı Hedefleri’nin COP28 Birleşik Arap Emirlikleri Oydaşması ile uyumlu olduğunu vurgulayarak enerji dönüşümünün iklim politikasının merkezi konumunda olduğuna dikkat çekti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İRAN Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesine ilişkin yayımladığı taziye mesajında, İsrail ve ABD’yi suçladı. Bakanlık, ABD’yi İsrail’in ‘ortağı’ olarak nitelendirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Siyonist rejimin savaş suçu işlemesini ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ihlal etmesini şiddetle kınarken, Siyonist rejimin suç ortağı, destekçisi ve suç ortağı olarak ABD hükümetinin her türlü uluslararası suç ve terörist eylemi işlemeye devam etmesindeki doğrudan sorumluluğunu vurgular. Bu vahşi terör eyleminin sonuçlarının suçlu Siyonist rejimi ve destekçilerini hedef aldığı ve bunların başında da Amerikan rejiminin geldiği açıktır” denildi.
‘KUDÜS’ÜN ÖZGÜRLÜĞÜ KESİNTİYE UĞRAMAYACAK’
Bakanlık, liderlerin öldürülmesiyle ‘Kudüs’ün özgürlüğünün’ kesintiye uğramayacağı ifade edilerek, “İran İslam Cumhuriyeti, Filistin, Lübnan ve Batı Asya bölgesindeki İslami direnişin aydınlık yolunun Seyyid Hasan Nasrallah’tan İsmail Haniye’ye kadar Kudüs’ün özgürlüğünün cesur ve yürekli liderlerinin şehadetiyle kesintiye uğramayacağını, Müslüman ülke ve milletlerin terörist işgalcilere karşı onur, direniş ve mücadele yolunun güç ve kudretle devam edeceğini vurgular” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Mobil Radarı “MORAD-12” sayesinde Ayvalık açıklarındaki lastik botta düzensiz göçmenlerin bulunduğunu tespit eden Sahil Güvenlik ekipleri harekete geçti.
Sahil Güvenlik botu “KB-115” ile bölgeye ulaşan ekipler, 21 düzensiz göçmeni yakaladı.
Ayrıca Midilli Adası istikametine seyir halindeki başka bir lastik botta da 23 düzensiz göçmeni yakalayan ekipler, bu kişileri Ayvalık’ın Cunda Adası’ndaki Sahil Güvenlik Komutanlığına getirdi.
Yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DünyaDoğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kategorilerine göre ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında’ olduğu için korunması gereken türlerin ‘Kırmızı Listesi’nde yer alan çizgili sırtlan Adıyaman’ın Besni ilçesine bağlı Sayören köyü yakınlarında görüldü. Çizgili sırtlanı gören vatandaşlar cep telefonlarıyla sırtlanı görüntüledi. Boş arazide bir süre dolanan sırtlan daha sonra uzaklaşarak gözlerden kayboldu. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>3 HAFTA YOK
Mbappe, sakatlığı nedeniyle 3 hafta formasından uzak kalacak. 25 yaşındaki forvetin Atletico Madrid, Lille ve Villarreal maçlarında forma giymesi beklenmiyor.
REAL MADRID PERFORMANSI
Paris Saint-Germain ile sözleşmesi sona erdikten sonra bu yaz bedelsiz olarak Real Madrid’e transfer olan Kylian Mbappe, Eflatun-beyazlılarla şimdiye kadar 9 maça çıktı. Mbappe, bu karşılaşmalarda 7 gol attı ve 1 asist yaptı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BU DİRENİŞ GRUBUNA NASIL TERÖR ÖRGÜTÜ DERİM?”
Keir Simmons, Erdoğan’a Türkiye’nin Hamas ile ilişkisini sordu. Erdoğan, Türkiye’nin teröristlere karşı olduğunu ancak Hamas’ın terör örgütü olmadığını belirterek “Biz teröristlere karşıyız. Fakat Hamas’ı iyi tanıyan liderlerden biriyim. Hiçbir zaman ben Hamas’a terör örgütü demedim. Ve şu anda da Hamas’a bir terör örgütü olarak bakmıyorum. Zira Hamas, topraklarını koruma gayreti içerisinde olan bir direniş grubudur. Dolayısıyla böyle bir direniş grubuna ben nasıl olur da terör örgütü derim?” şeklinde konuştu. Erdoğan’ın bu sözlerinden sonra Amerikalı sunucunun yüz ifadesinin değişmesi dikkatlerden kaçmadı.
“ŞARTLARI HAZIRLAYAN NEDENLERİ İYİ BİLMEK LAZIM”
Konuşmasının devamında 1947’den beri Filistin halkının çektiği acılara vurgu yapan Erdoğan, “7 Ekim’e bu şartları hazırlayan nedenleri iyi bilmek lazım. Onları iyi anlamak lazım. Ve burada acaba ne kadar Filistinli şehit edildi, ne kadar Filistinli öldürüldü, bunun da perde arkasını incelediğimizde durum çok farklı yerlere ulaşır” dedi.
UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ: ABD İSTEMİYOR
Gündemdeki konulardan biri de Ukrayna’nın NATO üyeliği idi. Erdoğan’a Ankara’nın Ukrayna’nın NATO üyeliğine nasıl baktığı soruldu. Erdoğan, “Amerika, Ukrayna’nın her şeyden önce NATO’ya üye olmasını istemiyor. Birçok NATO ülkesi bir defa Ukrayna’nın NATO’ya üye olmasını istemiyor. Bu gerçekleri görerek kararımızı vermemiz lazım” yanıtını verdi.
Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda hemen karar verilmemesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Bu işler heyecanla adım atılacak konular değil. Bizler de bu konularda kararlarımız verirken tabii ki bütün NATO üyelerinin duruşunu masaya yatırıyoruz. Şu an itibarıyla tüm NATO ülkelerinin duruşu, benim için diğer ülkeler için nedir ne değildir bu gelişmeleri takip ederek nihai kararımızı veririz” ifadelerini kullandı. Bu sözlerinin üzerine Simmons, Erdoğan’a “Karar verdiniz mi?” diye sordu. Erdoğan, “Hayır” dedi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Politika
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Ocak 2020’de meydana geldi. 240 bin takipçisi olan ‘Lolrelai’ lakaplı Costache, diş sorunları için dişçi Costin Iulian Berechet ile iletişime geçti. Berechet, Instagram üzerinden modele ulaşarak tedavi karşılığında reklam teklif etti.
Randevu sırasında Berechet, Costache’yi uyuşturarak evine götürdü ve tecavüz etti. Model, ertesi sabah dişçinin evinde uyandığında durumu fark etti.
Costache, yaşadıklarını bir vlog aracılığıyla paylaşarak polisi harekete geçirdi. Bükreş Bölge Mahkemesi’nde görülen davada Berechet suçlu bulundu ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca Costache’ye 40.000 sterlin tazminat ödemesine ve hapisten çıktıktan sonra 5 yıl süreyle diş hekimliği yapmamasına karar verildi.
Mağdurun avukatı Adrian Cuculis, “Mahkeme, kanıtlara dayanarak adil bir karar verdi,” dedi. Cuculis ayrıca, bu davanın benzer deneyimler yaşayan diğer kadınların da seslerini duyurmasına yol açtığını belirtti.
Bu olay, sosyal medya üzerinden yapılan iş tekliflerine karşı dikkatli olunması gerektiğini ve potansiyel tehlikeleri gözler önüne seriyor. Yetkililer, benzer durumlarla karşılaşan kişilerin derhal polise başvurmaları gerektiğini vurguluyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanlığ’ndan yapılan açıklmada, Bakan Hakan Fidan’ın Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York şehrindeki Türkevi’nde Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed El-Busaidi ile bir araya geldiği bildirildi.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklama şu şekilde:
“Bakanımız Hakan Fidan, New York’ta Türkevi’nde Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed El-Busaidi ile bir araya geldi.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, New York’un Staten Island bölgesinde meydana geldi. LaRosa Grill adlı restoran zincirinin sahibi Esposito, Andrade’nin yatak odasındaki duman dedektörüne gizli kamera yerleştirmekle suçlandı. İddiaya göre, kamera Andrade’nin “yüzlerce” özel görüntüsünü kaydetti.
Manhattan’daki jüri, Esposito ve eşi Danielle’in 780.000 dolar duygusal sıkıntı tazminatı ödemesine karar verdi. Ayrıca Michael Esposito’ya 2 milyon dolar cezai tazminat verildi.
Andrade, Cultural Care Au Pair programı aracılığıyla ABD’ye gelmişti. Esposito ailesinin dört çocuğuna bakmak üzere işe alınmıştı. Ancak üç hafta sonra, odasındaki duman dedektöründe bir tuhaflık fark etti ve içinde gizli kamera olduğunu keşfetti.
Olayın ortaya çıkmasının ardından yaşanan tartışmada Andrade, korkuya kapılarak pencereden atladığını ve polis karakoluna sığındığını belirtti. Kameranın hafıza kartını polise teslim etti.
Dört çocuk babası Esposito, 24 Mart 2021’de yasadışı gözetleme suçlamasıyla tutuklandı. Olay, ABD’de au pair programlarının güvenliği konusunda tartışmalara yol açtı.
Andrade’nin avukatı, “Bu karar, kişisel mahremiyet haklarının önemini vurguluyor ve bu tür suçların ciddiyetle ele alınması gerektiğini gösteriyor,” dedi.
Esposito’nun avukatı ise kararı temyize götüreceklerini açıkladı.
Bu olay, yabancı ülkelerde çalışan au pair’lerin karşılaşabileceği risklere dikkat çekerken, işverenlerin sorumluluklarını da gündeme getirdi. Uzmanlar, au pair programlarında daha sıkı denetim ve güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini vurguluyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DEHŞETE DÜŞÜREN ANLAR SANİYE SANİYE KAYDEDİLDİ
Kaza, çevredeki diğer araçların trafik kameralarına saniye saniye yansıdı. Yük dolu olduğu öğrenilen tırın önce trafikteki diğer araçlara çarptığı, ardından yan yola manevra yaparak durabildiği görüldü. Kaza sonrası hasar gören 16 araç ve tır, otoyolun uzun süre kapanmasına ve kilometrelerce trafiğe neden oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAD, SURİYELİLERİN ÜLKESİNE DÖNMESİNE İZİN VERDİ
Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme adımlarına yönelik çalışmalar devam ederken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad dikkat çeken bir karara imza attı. Kanun hükmünde kararname yayımlayan Esad, 22 Eylül 2024 tarihinden önce işlenen firar suçları, cünhalar ve ihlaller için genel af sağladı. Kararnameyle birlikte yurt dışına kaçan Suriyelilerin ülkelerine dönmelerine izin verildi.
4 AY İÇİNDE DÖNMELERİ GEREKİYOR
Kararnameye göre, ülke içinde saklananların 3 ay içinde teslim olması gerekecek. Yurt dışında olanlardan ise 4 ay içinde Suriye’ye dönmesi istenecek. Söz konusu af, inşaat kontrol yasalarında öngörülen bazı kabahatleri, ekonomik suçları, elektrik hırsızlığını, iletişim hizmetlerini almak için hileli yollara başvurmayı ve Tüketiciyi Koruma Kanunundaki cünhaları kapsamıyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ESAD’A SESLENMİŞTİ
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu’na katılmak için ABD’ye gerçekleştireceği ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenlemişti. Erdoğan, Suriyelilerin ülkelerine dönmek için beklediğini belirterek şunları söylemişti: “Suriye’deki gerilimin artık sona ermesi gerektiğini, oradaki istikrarsızlığın başta terör örgütleri olmak üzere, tabii İsrail’in bir devlet terörü estirdiğini çok açık net ortaya koyacağız.
“MİLYONLARCA SURİYELİ VATANLARINA DÖNMEK İÇİN BEKLİYOR”
Suriye topraklarının tamamında huzur ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Suriye’nin birlikte atabileceği adımlar, Şam yönetimini muhaliflerin bir süredir Suriye’de çatışmasızlığın sağladığını görüyoruz. Bu durum kalıcı çözüm için etkin bir kapı aralamak adına elverişli bir ortam sağlıyor. Suriye dışında milyonlarca insan vatanlarına dönmek için bekliyor.
“İLİŞKİLERİN NORMALLEŞTİRİLMESİ İÇİN HAZIRIZ”
Biz bu konuda çağrımızı yaptık. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için Beşar Esad ile görüşme irademizi de ortaya koyduk. Biz şimdi karşı taraftan cevap bekliyoruz. Biz buna hazırız. Halkı Müslüman iki ülke olarak artık bu birlikteliği, bu beraberliği bir an önce gerçekleştirelim istiyoruz. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönem de böylesi bir görüşme neticesinde inşallah başlar, diye inanıyorum.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Samsun’un Atakum ilçesi Yeni Mahalle’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Balıkesir’de yaşayan S.N.A.(23) adlı kadın gezmek için Samsun’a geldi. S.N.A. erkek arkadaşı E.B. ile buluşup gezerken sokakta D.A.(24) ile karşılaştılar. E.B. ile D.A. arasında kavga çıktı. Bu sırada araya giren S.N.A., erkek arkadaşıyla kavga eden D.A.’yı karnından bıçakladı.

GÖZALTINA ALINARAK ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Ağır yaralanan D.A. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ)Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alınan S.N.A., Samsun Adliyesine sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAÇAK KAT ÜZERİNE BİR KAÇAK KAT DAHA
Fatih’te birçok bina üzerindeki kaçak yapılar dikkat çekerken, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin karşısında bulunan 4 katlı bina görenleri hayrete düşürdü. Binada inşa edilen kaçak katın üzerine bir kaçak kat daha çıkıldı. Kaçak yapılar ile ilgili konuşan çevredeki vatandaşlar depremde yıkım riskini artırdığını ifade etti.

“HERKES KENDİ CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR”
Mahallede yaşayan vatandaşlardan Eyüp Ekşi, “İstanbul’da çok yasak ve kaçak var. Geliyorlar, bakıyorlar ve kimse ilgilenmiyor. Onun için bunun bir sorun olması gerekiyor ama yapacak bir şey yok. Herkes kendi cebini düşünüyor. Binalar sakat oluyor, su doluyor, her taraf bozuluyor. Dünya kadar masraf ediyorlar” şeklinde konuştu.

Deprem riskine karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen bir başka vatandaş Hüseyin Korkut ise, “Maalesef insanlar dört katın üstüne kaçak kat yapıyorlar. Bunların ileride deprem olduğunda ne olacağı malum. Hepsi yıkılacak. Bir sürü insan zayiatı olacak” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖZGÜR ÖZEL’İ TOPA TUTTU
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın 2023 seçimlerine kadar özel kalemliğini yapan, 14 Mayıs’ta İYİ Parti’den milletvekili seçilip istifa eden Yüksel Arslan, isim vermeden CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘i topa tuttu. Özgür Özel için, proje çocuk” diyen Arslan, CHP’nin Atatürk’ün hatırasına ihanet ettiğini savundu.
“ATATÜRK’ÜN AZİZ HATIRASINA İHANET ETTİĞİ GÜN GİBİ ORTADA”
Arslan, şunları söyledi: “Kurucu iradenin, Atatürk’ün ortaya koyduğu kuruluş ilkelerinin düşmanlarıyla el el olanlar, “Mustafa Kemal’in Askeri” olamaz. Terör örgütleriyle, etnik bölücülerle, vatan hainleriyle aynı kareye girenlerin, Atatürk’ün aziz hatırasına ve mücadelesine ihanet ettiği gün gibi ortada. “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sözü mesuliyet sahibi ve inanmış insanların dilindeyse memleketin sorunlarına şifa olur. Siyasi kalpazanların ve hangi bayrağa selam durduğu belli olmayan kimliksizlerin ağzından çıkıyorsa, kirli niyetlerin üstü örtülmek isteniyordur.
“PROJE ÇOCUK”
Devletimizin temeline, milletimizin varlığına yönelik saldırıların hedefine ulaşması için işbirlikçilik yapanlar, “Mustafa Kemal’in Askeri” değil düşmanıdır. Kariyer basamaklarını çıkmak için Avrupa başkentlerinde kapı aralayanlar, Türk’ün kudreti ve kuvvetinden başka irade tanımayan Atatürk’e bizim gözümüzle bakamazlar. Tek derdi kendi kariyeri ve ona çizilen rotada yürümek olana, “Proje Çocuk” denir, “Mustafa Kemal’in Askeri” denmez.

MANSUR YAVAŞ: KENDİSİNE TAVSİYEM BU TWİTİ SİLMESİDİR”
Arslan’a Mansur Yavaş’dan uyarı gecikmedi. Arslan’ın açıklamalarını onaylamadığını belirten Yavaş şunları söyledi: “Kamuoyunun dikkatine: Bağımsız milletvekili Sayın Arslanın bu açıklamalarını ve yayınladığı metni onaylamadığımın bilinmesini isterim. Ayrıca iyi bilinmelidir ki bu tür açıklamalar benim siyaset tarzıma uymamaktadır. Kendisine tavsiyem bu twiti silmesidir.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cerrah Mahallesi’nde Ali Çubuk (30) ile C.N (20) arasında iddiaya göre yol verme tartışması yaşandı.
Tartışmanın kavgaya dönüşmesinin ardından C.N. silahla Ali Çubuk’u yaraladı.
Daha sonra C.N. ve ağabeyi Ö.N. (25) olay yerinden kaçtı.
Ali Çubuk, olay yerine sevk edilen ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Yaralı kişi hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Bölgede operasyon gerçekleştiren jandarma ekipleri, Ali Çubuk’un cinayet zanlısı C.N. ile ağabeyi Ö.N’yi Yeniceköy Mahallesi’nde yakalayarak gözaltına aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
FIÇI İÇİNDE ERKEK CESEDİ BULUNDU
Alınan bilgiye göre, Bozyazı ilçesine bağlı Ustalar Mahallesi’nde bulunan çöp dökme alanında plastik fıçı içerisinde çıplak vaziyette erkek cesedi görüldü. Cesedi gören vatandaşın ihbarı üzerine bölgeye jandarma, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

ELLERİ VE KOLLARI BAĞLIYMIŞ
Güvenlik güçleri bölgede önlem alırken, henüz kimliği belirlenemeyen erkek cesediyle ilgili soruşturma başlatıldı. Bozulmaya yüz tutmuş haldeki erkek cesedinin elleri ve ayaklarının bağlı olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla’nın Marmaris ilçesinde gelişim kampında bulunan Avrupa Şampiyonu Ampute Milli Takımı onuruna, ilçedeki bir otelde yemek verildi.
Organizasyonda, AK Parti Milletvekili Mete ve Kaymakam Kaya’nın yanı sıra Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Marmaris Cumhuriyet Başsavcısı Fatmagül Yörük, Aksaz Deniz Üs Komutanı Tuğamiral Neslim Eski, Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Kazım Açıkbaş, Marmaris İlçe Emniyet Müdürü Emre Alay, Marmaris İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Berker Dongul, Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanı Yarbay Akın Çoşkunlar ve kurum müdürleri Ampute Milli Futbol Takımı ile bir araya geldi.
AK Parti Milletvekili Mete, buradaki konuşmasında, birçok davet ve yemekte bulunduğunu ancak bu akşamki kadar heyecanlanmadığını söyledi.
Milli takımın güzide sporcularıyla bir arada olmak ve onları Marmaris’te ağırlamanın onur verici olduğunu belirten Mete, “Ampute Milli Takımı oyuncularının bir ayağı bir eli olmayabilir ama görüyor ve inanıyorum ki hepinizin yüreği bize on basar. Kocaman yürekleriniz sizi dünya şampiyonu yaptığında biz gözyaşlarıyla izlemiştik. Sizleri ağırlamaktan çok büyük onur duyduk. Önümüzdeki yıllarda da gelenek olur, her zaman sizleri ağırlamaktan onur duyarız.” diye konuştu.
Kaymakam Kaya ise milli takım sporcularını ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını dile getirerek, “Sizlerin vazgeçmeyen inadınız, anlayışınız, hiçbir engeli tanımamanız, umutsuz olan umudunu kaybetmiş birçok kardeşimize umut oluyor. Abileriniz şampiyonluklarıyla bize milletçe sevinç yaşattı. İnşallah sizlerde şampiyonluk sevinçleri yaşatacaksınız. Sizlere inancımız güvenimiz tamdır. Başarılarınız daim olsun.” ifadelerini kullandı.
Organizasyonda, protokol üyeleri ve sporcular sohbet etti.
Milli takım heyeti protokol üyelerine milli takım forması hediye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Konak ilçesinde, ‘Torbacı’ olarak tabir edilen sokak satıcılarının kullandığı adrese polis ekipleri baskın yaptı. 5 kilo 241 gram esrar maddesi, 187 sentetik ecza, 18 uyuşturucu hap, 1 uzun namlulu silah, uyuşturucu madde ticaretinden elde edildiği tahmin edilen 130 bin 730 TL, 600 dolar ve 290 avro ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan 2 kişi çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
İzmir’in Konak ilçesinde, zehir tacirlerinin uyuşturucu madde satışını önlemek adına yapılan çalışmalar kapsamında, ‘Torbacı’ olarak tabir edilen sokak satıcılarının zula olarak kullandığı adres tespit edildi. Harekete geçen polis ekipleri, savcılık talimatı ile söz konusu adrese baskın yaptı. Baskında 2 şüpheli gözaltına alınırken, adreste yapılan aramalarda 5 kilo 241 gram esrar maddesi, 187 sentetik ecza hap, 18 uyuşturucu hap, 1 uzun namlulu silah, uyuşturucu madde ticaretinden elde edildiği tahmin edilen 130 bin 730 TL, 600 dolar ve 290 avro para ele geçirildi. Uyuşturucu maddelere yok edilmek üzere el konulurken, gözaltına alınan S.Ç.(44) ve M.B.(36) emniyete götürüldü. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 2 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan S.Ç. ve M.B. tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Samsun’un Atakum ilçesi Yeşildere Mahallesi Anadolu Bulvarı üzerinde saat 21.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sivil polis ekiplerinin takip ettiği Soner O.(42) polis aracının aracının önünü kesmesi sonucu yakalanınca bu sırada içinde bulunduğu araçta tabancasını kafasına dayadı. Polisin “Yapma” sözleri üzerine Soner O. tetiği çekerek kendini başından vurdu. Ağır yaralanan Soner O., ambulansla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Soner O., acil serviste yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavaş, Cumhuriyet Meydanı’ndaki programda, “İnsanlar Milli Mücadele rotasında gezerken, burada binlerce yıl öteden kalmış, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren Gordion’u da ziyaret edecek. İnşallah Polatlı’mız tarım şehri olmanın yanında bir kültür şehri, turizm şehri olma yolunda önemli adımlar atacaktır.” dedi.
Polatlı Belediye Başkanı Mürsel Yıldızkaya da “Yoklukla, kıtlıkla boğuşan bir milletin böyle zafer kazanmasının altında yüksek bir şuur ve ruh vardır. O ruhun adı da Sakarya ruhudur. Sakarya ruhunu diri tutmak, genç kuşaklara aktarmak da bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Biz Polatlı Belediyesi olarak Sakarya ruhunu diri tutmak için bütün imkanlarımızla gayret gösteriyoruz.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından şarkıcı Sefo, konser verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail askerleri tarafından katledilen Türkiye ve ABD vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi’nin babası Mehmet Suat Eygi, Didim’deki evinde basın mensuplarına açıklamada bulundu. Türk bayraklarıyla donatılan evde ağabeyi Yılmaz Eygi ile birlikte açıklama yapan Mehmet Suat Eygi’nin bitkin olduğu görüldü. Baba Eygi, “Ayşenur çok acayip bir insandı. Devletimiz keyfi cinayetin peşini bırakmadı. Sonuçlarını sonradan öğrendim, çok mutlu oldum. İnşallah aynı şeyi Amerikan hükümetinden de bekliyorum. Çünkü Ayşe Amerika’ya gittiğinde 10 aylıktı. Oranın özgürlüklerinde büyüdü. Oranın vatandaşı, bu yüzden Amerikan hükümetinin de sorumluluğu var. Aynı hassasiyeti inşallah Amerikan hükümeti de gösterir” dedi.
Kızıyla son görüşmesine yönelik soru üzerine Eygi, “En son Seattle Havalimanı’nda görüştük. Diğer kısımlarını cevaplamak istemiyorum” dedi. Cenaze süreciyle ilgili sorulara da cevap veren baba Eygi, “Kaymakam beyin sağ olsun yoğun ilgisi var. Her konuda bizi bilgilendirdi. Yarın sabah önce İstanbul, ardından da İzmir’de olacak. Cenaze cumartesi günü kalkacak” diye konuştu.
ABD Başkanı ve diğer ABD’li yetkililerin açıklamalarına yönelik soru üzerine Mehmet Suat Eygi, “ABD biraz değişik bir ülke. Dünyanın neresinde bir haksızlık kendi vatandaşına öldürme varsa Amerika amblemindeki kartal gibi söker. Ama konu İsrail olunca biraz daha geçiştirme çabası olabiliyor. Ama insanların vicdanına bakacaklarına inanmak istiyorum. Politika gereği başka şeyler konuşulabilir ama insan vicdanı bunları yapması gerektiği yere çekecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşmesinin olup olmadığı sorusu üzerine Eygi, “Olayı öğrendiğimiz gün görüşebilecek durumda da değildim. Ulaşmaya çalışmışlar bana ama ben görüşemedim” ifadelerini kullandı.
“İdealist bir yapısı vardı”
Kızı Ayşenur’un idealist bir insan olduğunu anlatan Eygi, “Tabii bu biraz da yaratılışla ilgili. Doğumundan beri büyüdükçe bu konuda iyiydi. Amerika’da iyi bir eğitim almıştık, iyi gidiyordu. Bu da ideal işte. İdeallerin peşinden koştu; Ortadoğu cehennemine koştu ve idealistti” diye konuştu.
ABD’nin Seattle kentinde yaşayan Mehmet Suat Eygi, kızı Ayşenur’un Pakistan asıllı eşi Hamid Mazhar Ali ve diğer kızı ile birlikte ata ocağında taziyeleri kabul ederken, eşinden boşanan anne Rabia Birden ise Muğla’daki yakınlarının yanında taziyeleri kabul ediyor. Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesinin cuma günü İstanbul’a, ardından İzmir’e geleceği ve daha sonra karayoluyla Didim’e getirileceği öğrenildi.
Ayşenur Ezgi Eygi’nin cenazesi, 14 EylülCumartesi günü öğle namazına müteakip merkez camisinde kılınacak cenaze namazının ardından Didim Asri Mezarlığı’nda defnedilecek. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerin sonlandırıldığını aktaran Bakanlık, Eygi’nin cenazesinin Cuma günü Türkiye’ye varmasının öngörüldüğünü belirtti.
Bakanlık kaynaklarına göre Eygi’nin cenazesinin Perşembe gecesi Tel Aviv’den Bakü’ye götürülmesi ve cenazeyi burada Bakü Büyükelçiliği’nin teslim alması planlanıyor.
Defnin ise Aydın’ın Didim ilçesinde olabileceği aktarılıyor.
Peki Ayşenur Ezgi kimdir?
Türkiye’de doğdu, ABD’de büyüdü
Eygi 27 Temmuz 1998’de Antalya’da doğdu. Ailesiyle kısa bir süre sonra ABD’ye taşındı.
Sonraki hayatını bu ülkede geçirdi. Ancak aile üyelerinin aktardığına göre dönem dönem Türkiye’ye de gelip gidiyordu.
Geniş aile üyelerinin önemli bir kısmı Türkiye’de yaşıyor.
Eygi’nin Facebook profilinde geçmiş yıllarda Türkiye’de çekilmiş fotoğrafları da yer alıyor.
Genç yaşta siyasi kampanyalarda yer almaya başladı
Eygi’nin ABD’de üniversite eğitimine başlamadan önce siyasi kampanyalar içinde yer aldığı aktarılıyor.
ABD’de faaliyet gösteren sosyalist gruplardan Socialist Alternative (Sosyalist Alternatif), Eygi’nin ölümünün ardından yaptığı açıklamada, Eygi’nin 2015 ile 2018 arasında üyeleri olduğunu belirtti.
Yazıda, Eygi’nin gruba katılmasının, demokratik sosyalist çizgideki Demokrat Partili senatör Bernie Sanders’ın yükseliş dönemine denk geldiği belirtiliyor.
Yazıya göre 2016 seçimlerini Donald Trump kazandığında Eygi, Trump karşıtı eylemlerde aktif rol oynadı, öğrenci eylemlerinde öncülük yaptı ve bazı eylemlerde etkili konuşmalar yaptı.
Sitede Eygi’nin Trump karşıtı konuşmalarıyla ilgili haber ve videolar ile 2016 tarihli, Seattle’daki öğrenciler olarak katıldıkları bir eylemi anlatan yazısı da bulunuyor.
Eygi, Karl Marx’tan alıntı yaptığı bu yazıda, “Bu seçim bir ateş yaktı ve biz o ateşin kendisiyiz, inanacağımız bir gelecek için yanıyoruz” ifadesini kullanıyor.
Grubun yayımladığı yazıya göre Eygi, 2016 ila 2017’de ABD’nin Kuzey Dakota eyaletinde inşa edilmesi planlanan petrol boru hattını protesto etmek ve engellemek için gerçekleştirilen çevreci kampanyada da aktif bir şekilde yer aldı ve burada kurulan protesto kampında da kaldı.
Trump karşıtı gösterilerden Filistin eylemlerine
Eygi, ilerleyen yıllarda Washington Üniversitesi’nde psikoloji okudu ve ayrıca Orta Doğu dilleri ve kültürü programında yan dal yaptı.
Üniversite’nin açıklamasına göre Eygi, psikoloji bölümüne yeni gelen öğrencileri karşılamaya yardımcı olan bir akran mentoruydu da.
Siyasi eylemlilik süreci üniversite yıllarında da devam etti Eygi’nin.
Bu dönemde Filistin’le ilgili kampanyalara da aktif bir şekilde katıldı.
Anadolu Ajansı’na (AA) konuşan Eygi’nin üniversite arkadaşlarından Nilan Aydın, “kendisinin de zaman zaman İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırına karşı protestolara katıldığını, Eygi’nin de bu protestolarda bulunduğunu ve birçok kez Filistin için maddi yardımda bulunduğunu” belirtiyor.
Guardian gazetesine konuşan, Eygi’nin de derslerine girdiği Washington Üniversitesi Orta Doğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü öğretim üyesi Aria Fani, Eygi’nin ABD üniversitelerinde geçen yılki protestolar sırasında aktif rol aldığını belirtiyor.
Eygi’nin, protestolar sırasında kampüslerde kurulan onlarca Filistin yanlısı kamptan biri olan Washington Üniversitesi kampüsündeki “Gazze Özgürleştirilmiş Bölge için Halk Üniversitesi”nin organizatörlerinden biri olduğunu söylüyor.
Fani ayrıca “Eygi’nin Türk milliyetçiliğini ve Kürtlere yönelik şiddeti eleştiren” bir tutumu olduğunu belirtiyor.
“ABD dış politikasına ve ABD’deki beyaz üstünlüğüne karşı çok eleştireldi ve İsrail de bir istisna değildi” diye konuşuyor.
Eygi, yaklaşık üç ay önce üniversiteden mezun oldu.
Mezuniyet töreninde üzerinde “Özgür Filistin” yazısı bulunan bir Filistin bayrağı açtı.
Bu süreçte, Filistinlilerin hakları için faaliyet yürüten, Uluslararası Dayanışma Hareketi’ne (ISM) katıldı.
ISM hareketinin geçmiş yıllarda, kampanya sırasında öldürülen üyeleri bulunuyor.
2003 yılında bir İsrail buldozeri tarafından öldürülen ABD’li Rachel Corrie de bu isimlerden biri.
Gönüllü olarak Batı Şeria’ya gitti
Eygi son dönemde Filistin’e gitmeye karar verdi.
Guardian gazetesine konuşan Aria Fani, bu kararından onu vazgeçirmeye çalıştığını söylüyor.
Ancak kendisi de gençliğinde Batı Şeria’ya gidip protestolara katıldığını belirtiyor:
“Onu vazgeçirmeye çalıştım ama bunu zaten kendim yaptığım için çok zayıf bir pozisyondaydım. Yaşadığı bu kısa hayattaki aktivizminde çok ama çok ilkeliydi.”
Fani, “Batı Şeria’da hayatın nasıl olduğu konusunda inanılmaz derecede bilgiliydi. Saf bir gezgin değildi. Bu deneyim onun yıllar süren aktivizminin doruk noktasıydı” diyor.
Ailesi tarafından ölümünden sonra yayımlanan açıklamada, “Ayşenur, baskı ve şiddete maruz kalmaya devam eden Filistinli sivillerle dayanışma içinde olmak için Batı Şeria’ya gitme zorunluluğu hissetti” ifadesi yer alıyor.
Arkadaşı Nilan Aydın, AAröportajında, “Bana oraya kadar gidip o insanlara yardımcı olmak istediğinden bahsediyordu. Ama bunu herkes söylüyor ve gerçekten yapacağını hiç düşünmemiştim” diyor.
Vurulma olayı nasıl yaşandı?
6 Eylül’deki olay ise Nablus kentine bağlı Beyta beldesinde yaşandı.
2020 yılından beri Beyta’da, İsrail’in yasa dışı yerleşim projelerine karşı gösteriler düzenleniyor.
6 Eylül’deki gösteriye Eygi de katıldı.
Eygi, gösteri sırasında başından vuruldu ve hastaneye kaldırıldı ancak yaşamını yitirdi.
Görgü tanıkları ve Filistin basını, Eygi’nin İsrail askerleri tarafından vurulduğunu aktardı.
Eygi ile birlikte protestoya katılan İsrailli-Yahudi aktivist Jonathan Pollak, BBC’ye verdiği demeçte, olay sırasında iki el ateş edildiğini duyduğunu söyledi.
“Çatıda askerlerin nişan aldığını” gördüğünü aktaran Pollak, “bir ya da iki saniyelik” arayla iki el ateş edildiğini duyduğunu belirtti.
“Birinin bana seslendiğini ve İngilizce ‘Bize yardım et. Yardıma ihtiyacımız var. Yardıma ihtiyacımız var’ dediğini duydum. Onlara doğru koştum” dedi.
Eygi’yi “yerde bir zeytin ağacının altında yatar halde, başı kanlar içinde” gördüğünü söyledi ve şöyle devam etti:
“Elimi arkasına koyup kanamayı durdurmaya çalıştım. Nabzını ölçtüm çok zayıftı.”
Cuma günkü gösterinin, Eygi’nin ISM ile birlikte katıldığı ilk protesto gösterisi olduğunu da söyledi Pollak.
ISM, Eygi’nin İsrail ordusu tarafından kasten öldürüldüğünü savundu.
İsmini açıklamayan Bir ISM gönüllüsü ise şu açıklamayı yaptı:
“Askerlerden yaklaşık 200 metre uzakta, yolda duruyorduk ve çatıda bir keskin nişancı açıkça görülebiliyordu. Gönüllü arkadaşımız biraz daha geride, diğer bazı aktivistlerle birlikte bir zeytin ağacının yanında duruyordu. Buna rağmen ordu onu kasten başından vurdu.”
ISM, bugüne kadar 17 Filistinli göstericinin Beyta’da gösterilerde öldürüldüğünü belirtiyor.
İsrail ordusu, olayla ilgili tam teşekküllü bir soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Tepkiler ne oldu?
Ailesi, Eygi’nin vurulma koşulları göz önünde bulundurulduğunda İsrail tarafından yürütülen bir soruşturmanın yeterli olmayacağını savundu.
Ailenin açıklamasında “Başkan Biden, Başkan Yardımcısı Harris ve Dışişleri Bakanı Blinken’ı bir ABD vatandaşının hukuksuz bir şekilde öldürülmesine ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatmaya ve suçluların hesap vermesini sağlamaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Eygi’nin ölümünü “cinayet” olarak nitelendirdi ve “Nablus kentinde İsrail işgal askerleri tarafından öldürüldüğünü” kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamasında “İsrail’in Batı Şeria’daki işgal karşıtı sivil bir protestoya karşı yaptığı barbarca müdahaleyi lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da daha sonra yaptığı açıklamada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili soruşturma başlattığını ve ilgili raporların Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki İsrail’e karşı yürütülen davalara da sunulacağını kaydetti.
ABD yönetiminden farklı değerlendirmeler yapıldı.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Eygi’nin öldürülmesinin “meşrulaştırılamayacağını” savundu ve olayda bir “kışkırtma” olmadığı tespitini paylaştı.
Blinken buna ek olarak İsrail’e Batı Şeria’daki operasyonlarında “kökten değişiklik” yapma çağrısında bulundu.
ABD Başkanı Joe Biden ise Eygi’nin ölümü için “kaza” değerlendirmesini yaptı.
Eygi’nin, ABD’de yaşayan Pakistan asıllı eşi Hamid Mazhar Ali yaptığı açıklamada, Biden’ın söylemine karşı çıkarak “bunun bir kaza olmadığını ve katillerin sorumlu tutulması gerektiğini” savundu.
10 Eylül’de İsrail ordusu tarafından yapılan yeni açıklamada “Eygi’nin kendisine yönelik olmayan, dolaylı ve kasıtsız atış ile’ öldürülmüş olma ihtimali yüksek” olduğu” belirtildi.
“Gösteride İsrail askerlerine taş atıldığı” savunulan açıklamada, Eygi’yi öldüren kurşunun, “onu değil, İsrail güvenlik güçlerine yönelik ayaklanmanın baş kışkırtıcısını” hedef aldığı belirtildi.
Açıklamada, “İsrail ordusu Ayşenur Ezgi Eygi’nin ölümü için en derin üzüntülerini ifade eder” cümlesi de yer aldı.
ISM ve medyaya konuşan bazı eylem katılımcıları, taş atma iddiasını reddetti.
Batı Şeria’da temsili cenaze töreni düzenlendi
Olaydan sonra Türk Dışişleri Bakanlığı, Ezgi’nin cenazesinin Türkiye’ye götürülmesi için çalışmalar başlattı.
9 Eylül’de Eygi için Batı Şeria’da bir cenaze töreni düzenlendi.
Eygi’nin cenazesi; uluslararası dayanışma aktivistleri, Filistinliler, Türkiye’nin Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi İsmail Çobanoğlu, Nablus Valisi Gassan Daglas ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla Nablus kentindeki Rafidiye Hastanesi’nden alındı.
Eygi’nin tabutu, nakledileceği ambulansa bando eşliğinde resmi törenle yerleştirildi.
Törende, üzerinde “Onun kanı özgürlüğün taşlarını döşesin, huzur içinde yat arkadaşımız” yazılı bir pankart, Filistin bayrakları ile Eygi’nin resmi taşındı.
Bu arada ABD’nin farklı eyaletlerinde Ezgi için düzenlenen anma törenleri devam ediyor.
Rachel Corrie’nin anne ve babası Cindy ve Craig Corrie, yaptıkları açıklamada, kızlarının ölümüyle Eygi’nin ölümü arasında benzerlikler olduğunu, kızlarıyla ilgili soruşturmada olduğu gibi Eygi ilgili bir soruşturmada da olayın cezasız kalmasından kaygı duyduklarını söyledi.
Türkiye’deki cenaze planı
Eygi’nin cenazesinin Tel Aviv’den Azerybaycan’ın başkenti Bakü’ye gönderildikten sonra Türkiye’ye götürülüp Didim’de toprağa verilmesi planlanıyor.
Eygi’nin annesi, babası ve eşi de cenaze için Türkiye’de bulunuyor.
Cenaze törenin önümüzdeki birkaç gün içinde düzenleneceği düşünülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bölgedeki AA muhabirinin aktardığına göre, 48 saat süren baskınların ardından İsrail ordusu Tulkerim Mülteci Kampı’ndan çekildi.
İsrail güçlerinin çekilmesinin ardından Tulkerim Belediyesi ve sağlık ekipleri, Tulkerim Mülteci Kampı’na girebildi.
Mülteci kampının yakınında bulunduğu Tulkerim kentinin caddelerine konuşlanan İsrail güçleri ise iş makineleri eşliğinde baskınlarını sürdürüyor.
İsrail ordusunun 10 Eylül Salı gününden beri Tulkerim kenti ve Tulkerim Mülteci Kampı’nda sürdürdüğü baskınlarda 8 Filistinli öldürülmüştü.
İş makineleri eşliğinde Batı Şeria’nın Tulkerim kenti ve Tulkerim Mülteci Kampı’na baskın yapan İsrail güçleri, Filistinli aileleri evlerinden çıkmaya zorlamış, bazı evleri ateşe vermiş ve kentin altyapısında büyük hasar oluşturmuştu.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında şu ana kadar 703 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARMARA Denizinin Tekirdağ’a bağlı Şarköy ilçesi açıklarında Liberya bandıralı gemiden düşen Hindistan uyruklu personel Ganesh Govind (22), kayboldu. Tekirdağ Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Kıyı Emniyeti’ne bağlı 3 botla Govind’i arama çalışması başlatıldı.
Olay akşam saatlerinde Şarköy açıklarında meydana geldi. Bölgede 6 numaralı demirleme sahasında bulunan Liberya bayraklı geminin kaptanı Rui Fu Sheng, Tekirdağ Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Bölge Liman Başkanlığı’na gemide görevli personel Ganesh Govind’in kaybolduğu ihbarında bulundu. İhbar üzerine hareket geçen ekipler kaptanın ifadesine başvurdu. Gemi kaptanı Sheng, en son sabah saat 10.40’da gördüğü Govind’in saat 19.15 sıralarında gemide olmadığını fark ettiklerini anlattı. Ekipler, gemiden düştüğü şüphesi üzerinde durulan Govind’i arama çalışması başlattı. Arama çalışmalarının 2’si sahil güvenlik, biri kıyı emniyete ait olmak üzere 3 botla sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amandine Roy ve Natacha Rey, Aralık 2021’de YouTube’da yayınladıkları videoda, Brigitte Macron’un ‘Jean-Michel’ isminde bir erkek olarak doğduğunu iddia etmişti. Fransa Cumhurbaşkanı’nın eşi, iki kadına karşı iftira davası açmıştı.
İddia, Fransa’da 2022 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden haftalar önce gündeme gelmiş ve sosyal medyada yayılmıştı.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda, Brigitte Macron (eski adıyla Brigitte Trogneux) isminde birinin aslında hiç doğmadığı, Jean-Michel Trogneux’nun cinsiyet değiştirerek bu ismi aldığı iddia ediliyordu.
İddia o kadar yaygınlaştı ki Jean-Michel Trogneux adı sosyal medyada onbinlerce kişi tarafından etiketlendi.
MahkemePerşembe günü söz konusu iki kişinin Brigitte Macron’a 8.000 euro, kardeşi ean-Michel Trogneux’ya da 5.000 euro ödemesine karar verdi.
71 yaşındaki Brigitte Macron, duruşmalara katılmadı.
Kendini medyum olarak tanımlayan sanık Amandine Roy, kendini bağımsız gazeteci olarak tanıtan Natacha Rey ile YouTube kanalında dört saat boyunca röportaj yapmıştı.
Rey, “devlet yalanını” ortaya çıkardığını savunmuştu.
Brigitte Macron hakkındaki asılsız iddialar eşi Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un siyasi karşıtları tarafından yayıldı. Bunlar arasında aşırı sağcı gruplar, aşı karşıtı gruplar ve QAnon komplo teorisi hareketi de vardı.
Macron’un 2017 yılında cumhurbaşkanı seçilmesinden beri, eşi ilk kez hedef alınmıyor.
Daha önce de Macron ile eşi arasındaki 25 yıllık yaş farkı, sosyal medya ‘trolleri’nin hedefi olmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür Mahallesi’nde hayırseverlerin katkılarıyla yapımı tamamlanan 4-6 yaş Kur’an kursunun açılışına katılan Erbaş, burada yaptığı konuşmada, Allah’ın “mağfirete koşunuz, hayırda yarışınız” ayetinden yola çıkarak, hayra ve mağfirete koştuklarını söyledi.
Erbaş, Kur’an kursunun yapımında emek veren ve destek olanlara teşekkür etti.
Düzce Valisi Selçuk Aslan da açılışı gerçekleştirilen eğitim yuvasının yapımında emeği geçen ve destek olanlara teşekkür etti.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir de kursun yapımında çalışanların ve çocuklara harf öğreteceklerin amel kapısını açık bırakacağını vurgulayarak, emeği geçenlere teşekkür etti.
Erbaş ve beraberindeki heyet daha sonra Fevzi Çakmak Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Cemil Dede ve Ayşe Nine Kur’an Kursu’nu açtı.
Depremde aldığı hasar nedeniyle yıkılan cami tekrar ibadete açıldı
Ali Erbaş, son olarak kentte 23 Kasım 2022’de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremde ağır hasar alarak yıkılan, devlet-vatandaş işbirliğiyle tekrar yapılan Şıralık Mahalle Camisi’ni hizmete açtı.
Camide ikindi namazını kıldıran Erbaş, daha sonra Kur’an-ı Kerim okudu ve dua etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRKİYE’DEN YOĞUN KATILIM VARDI
Fenerbahçe, Beşiktaş ve Bursa spor’da görev yapan ve 70 yaşında yaşamını yitiren Alman teknik direktör Christoph Daum için Almanya’nın Köln kentinde cenaze törenine Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, teknik direktör Yılmaz Vural, efsane futbolcular Volkan Demirel, Tanju Çolak, Tuncay Şanlı, Selçuk Şahin ile Servet Yardımcı gibi isimler başta olmak üzere Türk futbolundan birçok isim katıldı.

“BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM” ŞARKISI DUYGULANDIRDI
Daum’un eski günlerini anlatan fotoğraf, video gösterimi ve konuşmalar esnasında duygusal anlar yaşandı. Türk şef ve besteci Betin Güneş’in yönettiği orkestra, Daum ailesinin Türk dostluğunu vurgulamak için istediği “Bir başkadır benim memleketim” şarkısını seslendirdi.

KOÇ VE ŞAKUL KONUŞMA YAPTI
Törende Alman spor kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin yanı sıra siyasetçiler de konuşma yaptı. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve Beşiktaş Genel Sekreteri Kaan Şakul kürsüye geldi.

Ali Koç, Daum ailesine taziyede bulunarak “Bu zor dönemde size sabır ve güç diliyorum. O büyük bir liderdi, pek çok kalbe dokunan muhteşem bir insandı.” dedi.
Beşiktaş Genel Sekreteri Kaan Şakul, “O, saha içinde ve özellikle saha dışında pek çok kalbe dokunan harika bir insandı. Huzur içinde yatın Bay Daum. Seni özleyeceğiz ama asla unutmayacağız” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlığın istikbalini etkileyen tehditler karşısında uluslararası dayanışmayı güçlendirmeyi, barışçıl, güvenli ve adil bir sistemin inşasına giden yolu açmayı amaçlayan geleceğin zirvesine sayılı günler kaldığını ifade eden Erdoğan, zirveyi, dünyayı kasıp kavuran çatışmaların, zulmün, açlığın, yoksulluğun ortasında açılan nadir bir fırsat penceresi olarak gördüğünü belirtti.
Zirveye iştirak edecek tüm mevkidaşlarına, BM Genel Sekreteri Guterres’in kendilerine sunduğu bu imkanı layıkıyla değerlendirme çağrısında bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:
“ÇOCUKLARIN BOMBALANDIĞI BİR DÜNYADA HİÇBİRİMİZ GÜVENDE DEĞİLİZ”
“Güvenli ve müreffeh bir gelecek inşa edebilmek için öncelikle barışa ihtiyacımız var. Terörizm, İslam ve yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği gibi meydan okumalar, yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddetini arttırıyor. Bunun en acı örneğini 11 aydır Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında görüyoruz. 17 bini çocuk 41 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, 100 binin üzerinde yaralının olduğu, Gazze’nin neredeyse tamamının yerle bir edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. İsrail’in işgal politikaları karşısında başta BM olmak üzere uluslararası toplumun sesinin daha gür çıkması şart. Çocukların bombaların altında can verdiği bir dünyada açık söylüyorum, hiçbirimiz kendimizi güvende hissedemeyiz. Türkiye olarak zulmün karşısında ve mazlumun yanında durmaya devam edecek, bu insani duruşumuzdan da geri adım atmayacağız.”
“IRKÇILIĞA VE AŞIRI SAĞ AKIMLARA KARŞI DEMOKRASILERIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yalnızca belirli bir refah düzeyini yakalamış ülkelerin değil kalkınma çabalarını sürdüren toplumların da hakkaniyetle temsil edildiği bir küresel yönetişim mimarisini temin etmeleri gerektiğini vurguladı.
Daha iyi bir gelecek için, yeşil dönüşümü odağına alan, iklime dirençli, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen, kimsenin geride bırakılmadığı bir düzene geçiş yapmaları gerektiğini bildiren Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Toplumlarımızı zehirleyen her türlü nefret söylemine, ırkçılığa ve aşırı sağ akımlara karşı demokrasilerimizi korumak zorundayız. Tüm bu hedefleri gerçekleştirmek için ihtiyacımız olan, çok taraflı sistemi, dünyanın beşten büyük olduğu şiarını merkeze alarak adalet ve hakkaniyet ekseninde yeniden şekillendirmektir. Dünya liderlerini geleceğin zirvesinde bu amaçlar doğrultusunda el ele vermeye davet ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinize saygı ve selamlarımı iletiyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yerel basında sadece Thomas olarak anılan kocası, eşini boğarak öldürdüğünü itiraf etti. Daha sonra cesedi parçalara ayırdığı ve kimyasal maddelerle yok etmeye çalıştığı ortaya çıktı.
Thomas, polise verdiği ifadede olayın nefsi müdafaa olduğunu iddia etti. Ancak adli tıp raporu bu iddiayı desteklemedi. Police, Thomas’ın cinayetten sonra soğukkanlı davrandığını ve suçu örtbas etmeye çalıştığını belirtti.
Kristina, Sırp kökenli başarılı bir modeldi. 2008 yılında İsviçre Güzellik Yarışması’nda finale kalmıştı. Son yıllarda podyum koçluğu yapıyordu.
Çiftin ilişkisinin bir süredir sorunlu olduğu ve daha önce aile içi şiddet şikayetleri olduğu öğrenildi. Buna rağmen, Kristina cinayetten kısa süre önce sosyal medyada mutlu aile fotoğrafları paylaşmıştı.
Kristina’nın ölümü İsviçre’de büyük üzüntü yarattı. Birçok ünlü, özellikle de güzellik yarışması camiasından isimler, acılarını dile getirdi. Eski ve yeni İsviçre güzelleri, Kristina’nın iyi kalpli ve güzel bir insan olduğunu vurguladılar.
Bu trajik olay, aile içi şiddetin ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yetkililer, olayın psikolojik boyutlarını da araştırıyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, İran’ın, Ukrayna’daki “yasa dışı” savaşında Rusya’ya ölümcül silahlar göndererek destek olduğuna işaret edildi ve buna göz yumulmayacağı kaydedildi.
Bakanlık, açıklamasında, Tahran’ın Moskova’ya balistik füzeler göndermeye devam ettiği ve bu silahların Rusya tarafından Ukrayna’da kullanıldığı iddia edildi.
Bu kapsamda söz konusu silah transferiyle ilgili İran ve Rusya’da bulunan toplam 10 kişi ile 6 kurum yaptırım listesine eklendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Savunma Bakanı Austin, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile görüşerek, Batı Şeria’da bir protestoya katılan Amerikalı vatandaş Ayşenur Eygi’nin sebepsiz ve haksız yere ölümünden İsrail güçlerinin sorumlu olduğu konusundaki ciddi endişesini dile getirdi.” denildi.
Austin’in Gallant’tan, “Batı Şeria’da faaliyet gösterirken İsrail güçlerinin angajman kurallarını yeniden gözden geçirmeye çağırdığı” belirtilen açıklamada, ayrıca Gazze’de tüm rehinelerin serbest bırakılmasını ve bölgedeki düşmanlıkların azaltılmasını güvence altına alan bir ateşkes anlaşmasına varılmasının öneminin yinelendiği kaydedildi.
Türk-Amerikan vatandaşı 26 yaşındaki aktivist Ayşenur Ezgi Eygi, 6 Eylül’de işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Beyta beldesinde düzenlenen işgal karşıtı gösteride İsrail keskin nişancısı tarafından açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybetmişti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programın Gazze ile ilgili bölümünde iki aday da İsrail’e net şekilde destek verirken Trump, İsrail’e koşulsuz destek silah desteği sağlayan Biden yönetiminin başkan yardımcısı olan Harris’i “İsrail’den nefret etmekle” suçladı.
İsrail’e verdikleri desteğin devam edeceğini ima eden Harris, her şeyin 7 Ekim’deki Hamas saldırılarıyla başladığını savundu.
O gün yaşananları anlatan Harris, “O gün de bugün de İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu söylüyorum. Ancak şu da bir gerçek ki aralarında kadın ve çocukların da olduğu çok fazla masum Filistinli öldürüldü. Bu savaş sona ermeli, hemen sona ermeli.” dedi.
İsrail ile Hamas arasında bir ateşkesin sağlanması ve esirlerin serbest bırakılması gerektiğini kaydeden Harris, bunun için yoğun şekilde çalıştıklarını belirtti.

“İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İÇİN BİR YOL ÇİZMELİYİZ”
Harris, bölgede barışçıl bir çözüm konusunda ise şunları söyledi:
“İki devletli çözüm için bir yol çizmeliyiz, bu çözüm içerisinde İsrailliler için de Filistinliler için de güvenlik olmalı. Gazze’yi yeniden inşa edebileceğimiz, Filistinlilerin hak ettikleri gibi güvenlik, onur ve kendi geleceklerine karar verme imkanlarını olduğu iki devletli çözüm olmalı. Ancak bir konuda sizi temin ederim, İsrail’e her zaman kendini savunma imkanını vereceğim.”
Öte yandan Trump ise, “Esirleri Hamas’ın elinden nasıl kısa sürede kurtaracaksınız?” şeklindeki soruya, “Eğer ben başkan olsaydım bu (Gazze’deki savaş) hiç başlamazdı. Eğer ben başkan olsaydım Rusya asla Ukrayna’ya saldırmazdı.” dedi.
Harris’in İsrail’den nefret ettiğini savunan Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD Kongresinde yaptığı konuşmada Harris’in Kongre’de olmadığını hatırlattı.

“EĞER O BAŞKAN OLURSA İSRAİL 2 YIL İÇİNDE ORTADAN KALKAR”
Trump, “Eğer o başkan olursa İsrail 2 yıl içinde ortadan kalkar.” iddiasını dile getirdi ve Harris’in aynı zamanda Arap halklarından ve Yahudilerden nefret ettiğini savundu.
Biden yönetiminin İran’a 300 milyar dolar kaynak sağladığını ve Tahran’ın da bu paraları Hamas ve Hizbullah gibi örgütlere dağıttığını savunan Trump, “(Başkan olursam) Hızlı şekilde anlaşmayı sağlayacağım. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdireceğim. Hatta seçimleri kazanırsam başkan olmadan bile önce bunu yapacağım.” şeklinde konuştu.


BİDEN CNN’DEKİ TARTIŞMANIN ARDINDAN ADAYLIKTAN ÇEKİLDİ
Aday olduğu dönemde Başkan Joe Biden ile Trump, 27 Haziran gecesi CNN’deki ilk canlı yayın tartışmasında kozlarını paylaşmıştı.
81 yaşındaki Biden, ikinci dönem adaylığında yaşı konusunda duyulan kaygıları giderecek performans sergileyememiş, program sonrası yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.
Demokrat Partili kesimden ve Biden’ı destekleyen bazı medya kuruluşlarından, Biden’a “başkanlık seçimlerinden çekilmesi” çağrısı yapılmıştı.
Biden ise sağlık durumunun eskisi gibi olmadığını kabul ederek, Trump’a karşı en iyi alternatifin halen kendisi olduğunu belirtmiş ve yarıştan çekilmeyeceğini açıklamıştı.
Ancak Biden, 21 Temmuz’da sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, adaylıktan çekildiğini duyurmuştu.

270 DELEGEYE ULAŞAN ADAY SEÇİMİ KAZANIYOR
ABD’de Seçiciler Kurulu olarak adlandırılan seçim sistemi nedeniyle bazı eyaletler başkanın belirlenmesinde kritik önem taşıyor.
Her 4 yılda bir başkanlık seçimlerinin yapıldığı ABD’de seçmenler, başkanı doğrudan değil, oy verdikleri delegeler yoluyla seçiyor.
Bu üyeler de ABD’nin başkanı ve başkan yardımcısını seçmekle görevli olurken, seçimlerde en fazla oyu alan aday değil, en fazla delegeyi kazanan aday başkanlık koltuğuna oturuyor.
Seçimlerden sonra toplanarak ABD başkanını seçen Seçiciler Kurulu üyelerinin sayısı ise her eyaletteki ABD Kongresinin iki kanadı olan Temsilciler Meclisi ve Senatodaki toplam üye sayısına eşit. Kongre’de temsilcisi olmayan başkent Washington’ın de Seçiciler Kurulu’nda 3 üyesi bulunuyor.
Seçiciler Kurulu’nun her eyalete farklı ağırlıklarla dağıtılmış toplam 538 delegesi bulunuyor. Bu sayının yarıdan 1 fazlasına, yani 270 delegeye ulaşan aday, başkan olmaya hak kazanıyor. Aynı sisteme göre bir eyalette rakibinden 1 oy dahi fazla alan başkan adayı, o eyaletteki tüm delegeleri kazanıyor (winner-take-all).

7 EYALET “KRİTİK”
Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçilerin yoğunlukta olduğu birçok eyalet bulunuyor. 1 fazla oyun bile tüm delegelerin kazanılmasına imkan tanımasından dolayı iki siyasi görüş arasında dengenin olduğu eyaletler ise başkanlık seçiminde kritik önem taşıyor.
ABD seçim sistemine göre, örneğin, California’nın 54 delegesi bulunurken, Texas’ın 40, Florida’nın 30 ve New York’un 28 delegesi bulunuyor ancak delege sayısı fazla olan bu eyaletlerin parti eğilimleri uzun yıllardır pek değişmediği için toplamda sonuca etkileri büyük olmuyor. Örneğin, California ve New York uzun yıllardır Demokrat, Texas ve Florida ise uzun zamandır Cumhuriyetçi eğilimiyle biliniyor.
Bu sistemde başkanlık seçimlerinin kaderini Cumhuriyetçi ile Demokratlar arasında gidip geldikleri için “salıncak eyaletler” olarak da adlandırılan “kritik eyaletler” belirliyor.
2024 seçimlerinden önce, başkanlık için ulaşılması gereken toplam 270 delege sayısının 93’ünü teşkil eden Arizona, Nevada, Wisconsin, Michigan, Pensilvanya, North Carolina ve Georgia şeklinde 7 “kritik eyalet” bulunuyor.
Güncellenen delege sayılarına göre Arizona’nın 11, Nevada’nın 6, Wisconsin’ın 10, Michigan’ın 15, Pensilvanya’nın 19, North Carolina’nın 16 ve Georgia’nın ise 16 delegesi var.

KRİTİK EYALETLERDE DENGE VAR
ABD’de seçim anketlerini yayımlayan Real Clear Politics (RCP) adlı haber platformunun verilerine göre, Trump ile Harris, yarışı başa baş götürüyor.
Ülkede yapılan anketlerin ortalamasına göre Harris yüzde 48,4, Trump ise yüzde 47,2 oya sahip.
Harris kritik eyaletlerden Wisconsin, Michigan, Nevada’da rakibinden daha fazla oya sahipken, Trump, North Carolina, Georgia ve Arizona’daki yarışta Harris’in önünde gözüküyor. Pensilvanya’da ise başkan adayları arasındaki durum dengede.
Kritik eyaletlere tek tek bakıldığında ise North Carolina’da Trump yüzde 47,9, Harris yüzde 47,8; Georgia’da Trump yüzde 48,3, Harris yüzde 48; Arizona’da Trump yüzde 48,4 Harris yüzde 46,8; Wisconsin’de Trump yüzde 47,2, Harris yüzde 48,7; Michigan’da Trump yüzde 47,1 Harris yüzde 48,3; Nevada’da Trump yüzde 47,4 Harris yüzde 48; Pensilvanya’da Trump yüzde 47,6 Harris yüzde 47,6 oy oranıyla yarışı götürüyor.

Diğer eyaletlerde ise anket sonuçları şu şekilde:
California’da Trump yüzde 35, Harris yüzde 59,5; Texas’ta Trump yüzde 50,3, Harris yüzde 43; Florida’da Trump yüzde 49, Harris yüzde 43; New York’ta Trump yüzde 39, Harris yüzde 53; New Hampshire’da Trump yüzde 45,7, Harris yüzde 50,7; Minnesota’da Trump yüzde 44,5, Harris yüzde 50; Virginia’da Trump yüzde 44, Harris yüzde 48; Ohio’da Trump yüzde 52, Harris yüzde 43; Maine’de Trump yüzde 41, Harris yüzde 58; Montana’da Trump yüzde 56,3, Harris yüzde 38,7.
Indiana, Kentucky, Tennessee, Mississippi, Alabama, West Virginia, South Carolina, Massachusetts, Rhode Island, Connecticut, New Jersey, Delaware, Maryland, North Dakota, South Dakota, Nebraska, Kansas, Oklahoma, Iowa, Missouri, Arkansas, Louisiana, Illinois, Washington, Oregon, Idaho, Utah, Wyoming, Colorado, New Mexico, Alaska, Vermont, Hawaii eyaletlerinde ise RCP’de ABD Başkanı Joe Biden’ın başkanlık adayından çekilmesinden önceki tarihlere ait anket sonuçları yer alıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saldırının şiddetiyle bölgede metrelerce derinlikte 3 çukur oluştuğu ve en az 20 çadırın yandığı ve yok olduğu, çok sayıda kişinin kumların altına gömüldüğü kaydedildi.
Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre ise Han Yunus’taki Nasır Hastanesine şu ana kadar 8, sahra hastanesine ise 6 kişinin naaşı ve çok sayıda yaralı getirildi. Hastanelere getirilen cesetlerin parçalanmış olduğu bilgisi aktarıldı.
ÇOK SAYIDA ÖLÜ VE YARALI VAR
Sivil savunma ekiplerinin, bölgede elektrik olmaması, cesetlerin oluşan çukura gömülmesi ve etrafa saçılması nedeniyle ölü ve yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği aktarıldı. Bu nedenle sayının artabileceği belirtildi.
OLUŞAN ÇUKURLARA GÖMÜLÜP YOK OLAN AİLELER VAR
İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana gerçekleşen en çirkin katliamlardan biriyle karşı karşıya olduklarını belirten Sivil Savunma Müdürlüğü ise saldırıda 65 kişinin öldüğü ve yaralandığını, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğünün Sözcüsü Mahmud Basal Al Jazeera televizyonuna yaptığı açıklamada, “Her bir çadırda en az 5 kişi olduğu düşünülürse çok büyük bir sayıyla karşı karşıya olduğumuz anlaşılır. Bölgede 3 büyük çukur oluştu. Çadırlar, bu çukurlara gömüldü. Cesetleri çıkarmamız çok uzun sürebilir, bunun için ağır iş makinelerine ihtiyacımız var. Çukurlara gömülüp tamamen yok olan aileler var.” dedi.
İsrail ordusu ise saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, Mevasi bölgesinde Hamas komuta merkezini hedef aldığını iddia etti.
HAMAS, İSRAİL’İN İDDİALARINI YALANLADI
Hamas’tan yapılan açıklamada, hedef alınan bölgede direnişçilerin olduğu yönündeki iddiaların “düpedüz yalan” olduğu ifade edildi.
İsrail’in bu tür iddialarla, işlediği çirkin katliamları meşrulaştırmaya çalıştığı kaydedilen açıklamada, Hamas’ın daha önce pek çok kez “sivillerin olduğu yerlerde direniş unsularının bulunmadığı ya da bu yerlerin askeri amaçlarla kullanılmadığını” açıkladığı dile getirildi.
İsrail savaş uçaklarının “güvenli” olduğu iddia edilen bir bölgede gerçekleştirdiği “korkunç” katliamın, Nazist İsrail hükümetinin, uluslararası hukuku ve saldırıların durdurulması yönündeki çağrıları hiçe sayarak Filistin halkına karşı iğrenç katliamlar işlemeye ve soykırıma devam ettiğini gösterdiği vurgulandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın haberine göre, patlama sonucu kontrol noktasında görevli bulunan 2 güvenlik gücü mensubunun hayatını kaybettiği iddia edildi.
Söz konusu patlamayla ilgili resmi makamlardan henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Anayasal düzenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olan bu rejimin dostuysan, o kılıçtan niye ürküyorsun? O kılıçtan vatan, millet düşmanları ürkecek. Türkiye’nin düşmanları ürkecek. Atatürk düşmanı varsa, o ürkecek” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 101’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle; genel başkan yardımcıları, merkez yönetim kurulu, parti meclisi üyeleri ve milletvekilleriyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. Özel ve beraberindeki heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyerek Atatürk’ün mozolesine çıktı. Özel’in mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Özel, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayarak, şunları yazdı:
“Aziz Atatürk, Sayın Genel Başkanım; 2 büyük eserinizden biri olan CHP’nin, her kademesinden yöneticileri ile birlikte partimizin kuruluşunun 101’inci yılında huzurunuzdayız. Sizden aldığımız büyük ilhamla, partimizi iktidar yaparak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinden sapmadan, kurucu değerlerine bağlı kalarak; demokratik, laik, sosyal hukuk devletini, devletin niteliklerini güçlendirerek, gösterdiğiniz hedefe ulaşmak için durmadan, dinlenmeden mücadele edeceğimize söz veriyoruz. Sayın Genel Başkanım; Amasya’da kurtuluş reçetesi olarak ortaya koyduğunuz, ‘Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır’ ilkesine, partimizin kuruluşunun 101’inci yılında sıkı sıkıya bağlıyız. Cumhuriyetimizi, emanet ettiğiniz gençlerle birlikte yüceltmek, çizdiğiniz muasır medeniyet seviyesinin ilerisine taşımak, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve demokratik yoksunlukları milletimizle birlikte giderebilmek için azimle ve kararlılıkla mücadele edeceğiz. Aziz hatıranızın önünde saygıyla eğiliyor; size, silah arkadaşlarınıza ve partimizin kurucu kadrolarını oluşturan yol arkadaşlarınıza minnetlerimizi sunuyoruz. Şehitlerimizi ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirmiş yurttaşlarımızı rahmetle anıyoruz. Ruhunuz şad olsun.”
Heyet daha sonra 2’nci Cumhurbaşkanı ve CHP’nin 2’nci Genel Başkanı İsmet İnönü’nün Anıtkabir’de kabrinin bulunduğu alana geçti. Özel, İnönü’nün kabrine de çelenk bıraktı. Saygı duruşunun ardından heyetin Anıtkabir ziyareti sona erdi.
‘CHP’NİN NASIL YÖNETİLECEĞİ KONUSUNDA TENAKUZ YOK’
Anıtkabir ziyaretinin ardından Özel başkanlığındaki heyet, 3’üncü ve 4’üncü CHP Genel Başkanları Bülent Ecevit ile Deniz Baykal’ın Devlet Mezarlığı’ndaki kabirlerini ziyaret etti. Özel, Ecevit ve Baykal’ın mezarına çelenk bırakıp dua etti. Ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özel, olağanüstü tüzük kurultayı ve partinin kuruluş yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilen etkinlikleri anlattı. Özel, “Geride bıraktığımız tüzük kurultayında partimizi nasıl yöneteceğimize dair tüm maddeleri müzakere ettik ve birçoğu oy birliğiyle ve bazıları da çok net bir oy farklılığıyla, çok az muhalif oyla değişti. Yani CHP’nin nasıl yönetileceği konusunda herhangi bir tenakuz (çelişki) yok. Önümüz bu açıdan çok açık” ifadelerini kullandı.
‘4-9 EYLÜL KURULUŞ HAFTASI OLARAK KUTLANACAK’
Özel, Türkiye’yi nasıl yöneteceklerine dair yol haritasını ortaya koyduklarını belirterek, “Bundan sonra milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz ve her birimiz; Türkiye’nin dört bir yanına giderek vatandaşların taleplerini, nasıl çözümler beklendiğini ve CHP iktidarından beklentilerini duyacağımız ve Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarımız için öne süreceği talepleri topladığımız ve bunlara göre belge ve programımızı hazırladıktan sonra bu ülkeyi nasıl yöneteceğimiz konusunda partimizi milletimize arz ettiğimiz bir süreci birlikte yaşayacağız. Bugün iktidara, dünden bir gün daha yakınız. Yarın bir gün daha yakın olacağız. Her geçen gün CHP’nin iktidarına koşar adımlarla ilerleyeceğiz. Örgüt buna inandı ve kitlendi. Milletimiz bunu özledi ve heyecanla bekliyor. Bu anlamda bu 4- 9 Eylül arası geçirdiğimiz süreci çok kıymetli buluyorum. Önceki genel başkanlarımızla yaptığımız toplantıda; Sayın Altan Öymen’in önerisiyle ve mutabakatla önerdiğimiz, önce komisyonumuz ardından da kurultayımız tarafından kabul edilen madde gereği de bundan sonra 4-9 Eylül, CHP’nin Kuruluş Haftası olarak sanatsal, kültürel, bilimsel ve siyasi programlarla kutlanacak” diye konuştu.
‘GERİDE KALDI O ESKİ TÜRKİYE’
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Mezuniyet Töreni’nde teğmenlerin gerçekleştirdiği kılıçlı yemin ile ilgili açıklamalarını değerlendiren Özel, “Maalesef büyük bir üzüntü içindeyim, büyük bir tesir içindeyim. Harbiye mezuniyetinde bir gelenek yerine getirildi. Harbiye mezuniyetinde yaşanan; Harbiye’nin kurulduğu günden bu yana her sene yapılan kılıç çatma ve yemin merasimiydi. Bunların birçoğuna basın da yer verdi. Sayın Erdoğan vaktiyle şahitlik etti, izledi, alkışladı. 2016 yılından bu yana resmen okunmuyor ancak teğmenler yerine getirmeye devam ediyordu. Bu rahatsızlık nereden kaynaklanıyor? Gerçekten anlamak güç, oysa bu sene en büyük mutluluğun olacağı bir sene. Dünyada örneği var mıdır bilinmez ama bizim için büyük bir gurur. ‘Cumhuriyet 100 yılını boşa tamamlatmamış’ denen bir gurur. Kara, Deniz, Hava Harp Okulları’nın birincisi kadın teğmenler. O kadın teğmenlerden biri Harbiye’de, arkadaşlarının kılıçlarını birbirine çatarak onlara yemini yaptırıyor. Sayın Erdoğan 8 gün sustu, 8 gün sonra manidar; ama manası hiç hoş olmayan bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı imam hatiplilerin bir derneğinde yapmış olmasını, toplumsal kutuplaşmaya ve Türkiye’nin aşmakta olduğu bir süreci geri çağırmaktan medet umduğu için son derece rahatsız edici buluyorum. Ne imam hatipler ordunun düşmanıdır ne ordu imam hatiplilere karşıdır. İmam hatiplilerin görevi Anayasa çerçevesinde, bu milletin ihtiyacı olan din hizmetlerini görecek personeli yetiştirmektir. Harbiye’nin görevi de savunmayı gerçekleşecek personeli yetiştirmektir. İkisinin de Anayasal düzende yerleri vardır, ikisinin de kanunda yerleri vardır ve bunları birbirine rakipmiş gibi göstermek; bakın 8 gün susup, teğmenlerin yaptığını imam hatiplilerin bir toplantısında dile getirirseniz burada doğrudan şunu itiraf ediyorsunuz; ‘Ben bir kutuplaşma istiyorum, en uygun zemin burada.’ Size yapılan hararetli alkışları, orduya karşı yaptığınız açıklamalara imam hatiplilerden gelen alkışlar olarak gösterdiğinizde olan oluyor. Geçmişte Silahlı Kuvvetler mensuplarını bir günü vesile edip, bir eylemlilik içine sokmak ne kadar yanlış ise belli bir günde belli bir yerde yürütmek, durup düşünüp tasarlayarak, taammüden, imam hatiplilerin olduğu bir yerde teğmenlere meydan okuma, hat bildirme ve bunun üzerinden imam hatiplilerin alkışını canlı yayına servis etmek, ‘Ben tükendim, ben bitiyorum, başka çarem kalmadı. Son çarem eski Türkiye’de’ demektir. Biz o Türkiye’yi 5 Kasım’da niyetiyle, 31 Mart’ta fiiliyatla bitirdik. Geride kaldı o eski Türkiye” değerlendirmesinde bulundu.
‘KUTUPLAŞMAYLA İKTİDARDA KALACAĞINI DÜŞÜNÜYORSA YANILGI İÇİNDEDİR’
Normalleşme süreci ile birlikte kutuplaşmanın geride kalmasını hedeflediklerini ifade eden Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdikleri görüşmelere atıfta bulunarak, “Milletimiz, ‘Kutuplaşmayan kucaklaşan, kavga etmeyen kucaklaşan, milletiyle kucaklaşan ve benim derdimle meşgul olan, suni krizlerle beni unutmayan siyasete prim veriyorum’ dedi. Sayın Erdoğan’ın bundan bir mesaj almasını umuyorduk. Onun için gittik, ziyaret ettik, iletişim kurduk. Hiçbir şey anlamadı. İlk günlerdeki ifadeleri son derece kıymetliydi ama sonrasında şu akla uydu, ‘Bu CHP’ye yarıyor. Kavga ve kutuplaşma olmayınca CHP’ye yarıyor, kutuplaşalım.’ Zaten izlerini görüyorduk ama bu sefer 8 gün durdu, düşündü ve teğmenlere o sözleri söyleyerek toplumu kutuplaştırmayı, eski Türkiye’ye duyduğu özlemi gündeme getirdi. Erdoğan bu tip kutuplaşmalardan beslenerek iktidara tutunacağını sanıyorsa büyük bir yanılgı içindedir. Onun oyununa düşmeyiz. ‘Bu teğmenler kılıcı kime çekiyor’ diyor. Yıllarca aklına gelmeyen soru, şimdi mi geliyor? Cevaplayayım o zaman; teğmenler kılıcı kime çekerler biliyor musun? Dosta güven, düşmana kaygı versin diye çekerler. Sen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Anayasal düzenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olan bu rejimin dostuysan, o kılıçtan niye ürküyorsun? O kılıçtan vatan, millet düşmanları ürkecek. Türkiye’nin düşmanları ürkecek. Atatürk düşmanı varsa, o ürkecek. Onlar ürktükten sonra, 8 gün dura düşüne onların safına geçip Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerine had bildirmeye çalışmak gerçekten bir siyasi tükenmişliğe, kutuplaşma niyetiyle Türkiye’nin bugünlerini ve yarınlarını hiç etmeye çalışmaktır. Ben buna izin vermem. O yüzden sözümüze kıymet veren herkese diyoruz ki bu oyunu görün. Gençlerin bir kısmını bir yanda, bir kısmını öbür yanda gösterme uğraşını görün. Orduya laf söyleyerek; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusuyla, Recep Tayyip Erdoğan’ın ordusu gibi bir ikilik yaratmaya çalışan ayrımcı dili görün” ifadelerini kullandı.
‘ADALET YERİNİ BULANA KADAR NARİN’İN YANINDAYIZ’
Özel, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 21 Ağustos’ta kaybolan Narin Güran’ın cansız bedenine ulaşıldığı olayı dikkatle takip ettiklerini vurgulayarak, “Bir heyet oluşturduk. Sayın Sezgin Tanrıkulu, Sayın Süleyman Bülbül, Sayın Atakan Ünver, 3 hukukçu arkadaşımız, Kadın Kolları Genel Başkanımız Sayın Asu Kaya’yla birlikte bu törenden sonra bölgeye hareket ediyorlar. Çok yakından hem otopsiyi hem adli süreci takip edeceğiz. Şunu söyleyelim; beline kadar suyun içinde 20 gündür, Narinimizi arayan güvenlik güçlerine, sivil personele yürekten teşekkür ediyoruz. Evlatlarını arar gibi aradılar. Bu konuda emek veren herkese teşekkür ediyoruz. Tahkikatın bundan sonrası son derece dikkatli yürütülmelidir. Olmadık feodal ilişkilere yapılan atıfların, hukukun önüne geçmesinin, delilleri karartmasının, suçluların adalet önünde bir ömür boyu hesap vermemesine asla izin verilmemelidir. Bu konuyu en yakından takip ediyoruz. Dün duyduğumuz, bazı feodal ve hukuk devletine sığmayacak açıklamaları tehlikeli buluyoruz. Bölgeye gidiyoruz ve bundan sonra yakından takip edeceğiz. Adalet yerini bulana kadar Narin’in yanındayız” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYANET İşleri Başkanı Ali Erbaş, “İster bireysel, ister bölgesel, ister küresel olsun, yaşanan bütün sorunları ancak İslam’ın bilgi ve hikmete dayalı üstün ahlakı ve bakışıyla çözebiliriz” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Ankara Dini Yüksek İhtisas Merkezi’nde Diyanet Akademisi 2024-2025 Dini Yüksek İhtisas Eğitimi Açılış Programı’na katıldı. Programda, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Selim Argun, Burhan İşliyen, Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan ve çok sayıda davetli yer aldı.
Erbaş, Diyanet Akademisi’nin hizmet içi eğitimlerle birlikte fonksiyonel hale geldiğini ve Türkiye ve İslam alemi için önemli bir merkeze oturduğunu söyledi. Bugün tüm okullarda 2024-2025 eğitim öğretim yılının ‘Çanakkale’den Gazze’ye Bağımsızlık Ruhu ve Vatan Sevgisi’ temasıyla hazırlanan açılış dersiyle başladığını kaydeden Erbaş, “Çanakkale’den Gazze’ye ifadesinde çok büyük bir mesaj var. Bu mesaj bizim Gazzeli kardeşlerimize sahip çıkmamız gerektiğini anlatıyor. Orada masum yavruların, bebeklerin, çocukların, kadınların; canilerin, zalimlerin bombardımanı altında nasıl can verdiğine bir dikkat çekmek var. ve bütün Müslümanların Gazze’ye, Filistin’e sahip çıkması gerektiği mesajı var, bu mesajla gençlerimizi, çocuklarımızı yetiştirmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
‘MÜSLÜMANLARIN CİDDİ SORUNLARI VAR’
Erbaş, dünyanın tarihin en zor dönemlerinden birini yaşadığına işaret ederek, “İnsanlığın savaşlar, yoksulluk, tabiatın dengesinin bozulması gibi devasa sorunlarının yanı sıra ümmet olarak Müslümanların da ayrıca ciddi sıkıntıları bulunmaktadır. Dünya insanının büyük bir kısmı kendini huzur ve güven içinde görmemekte ve maalesef geleceğe umutla bakamamaktadır. İster bireysel, ister bölgesel, ister küresel olsun, yaşanan bütün sorunları ancak İslam’ın bilgi ve hikmete dayalı üstün ahlakı ve bakışıyla çözebiliriz. Bunu topluma ve dünyaya taşıyacak olan ise bizleriz” dedi.
Konuşmasının sonunda kursiyerlere tavsiyelerde bulunan Erbaş, şunları kaydetti:
“En sağlam dayanağımız Kur’an ve sünneti referans almamızdır. Bunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. En büyük imkanımız, imanımız, samimiyetimiz ve gayretimizdir, bu çizgiden hiçbir zaman sapmayalım. En çok ihtiyaç duyacağımız şey; yüce bir ideal, adanmışlık ruhu ve bitmeyen bir heyecandır, bunlardan hiçbir zaman taviz vermeyelim. Yüce dinimiz İslam’a ve insanlığa hizmet etmek en büyük idealimiz, bu uğurda adanmışlık ruhuyla çalışmak en büyük bahtiyarlığımız ve çalışmalarımızın meyvelerini görmek en büyük heyecan kaynağımızdır. Bu itibarla idealinizi büyük, heyecanınızı canlı tutun, kendinizi önemseyin.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özel, partisinin 101. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla beraberindeki heyetle eski CHP Genel Başkanları Deniz Baykal ve Bülent Ecevit’in Devlet Mezarlığındaki kabirlerini ziyaret etti.
Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, bir soru üzerine, CHP’nin 101. kuruluş yıl dönümünü değerlendirerek, CHP’nin tam 47 yıl sonra, bir seçimden ilk kez birinci parti çıkmanın, 50 yıl sonra da iktidarı tek başına yakalamanın sorumluluğunu yüklendiğini belirtti.
Özel, geride bıraktıkları “tüzük kurultayı”nda, CHP’nin nasıl yönetileceği konusunda artık herhangi bir mutabakatsızlık olmadığını, program çalıştayında da Türkiye’yi nasıl yöneteceklerine ilişkin yazılı belgelerini üretmek üzere önlerine bir yol haritası koyduklarını bildirdi.
“Bu konuşmayı son derece rahatsız edici buluyorum”
Bir gazetecinin, Kara Harp Okulu mezuniyet törenine ilişkin, “Teğmenlerle ilgili devam eden bir tartışma var. Cumhurbaşkanı da uzun süre sonra sessizliğini bozdu ve bazı açıklamaları oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu Özel, şöyle yanıtladı:
“Maalesef büyük bir üzüntü içindeyim, büyük bir teessür içindeyim. Harbiye mezuniyetinde bir gelenek yerine getirildi. Harbiye mezuniyetinde yaşanan, Harbiye’nin kurulduğu günden beri her sene yaşanan kılıç çatma ve yemin merasimiydi. Sayın Erdoğan şahitlik etti, izledi, alkışladı vaktiyle. Ancak bu sene bu metin, 2016’dan beri resmen okunmuyor ama yine teğmenler yerine getiriyordu. Bu sene rahatsızlık nereden, gerçekten anlamak güç. Erdoğan, 8 gün sustu. 8 gün sonra manidar ama manası hiç hoş olmayan bir konuşma yaptı. Bu konuşmayı, imam hatiplilerin bir derneğinde yapmış olmasını, toplumsal kutuplaşmaya ve Türkiye’nin aşmakta olduğu bir süreci geri çağırmaktan medet umduğu için son derece rahatsız edici buluyorum.”
“Geride kaldı o eski Türkiye”
Özgür Özel, ne imam hatiplerin ordunun düşmanı ne de ordunun imam hatiplere karşı olduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bakın 8 gün susup, teğmenlerin yaptığını imam hatiplilerin bir toplantısında dile getirirseniz, burada doğrudan şunu itiraf ediyorsunuz: ‘Ben bir kutuplaşma istiyorum, en uygun zemin burada.’ Size yapılan hararetli alkışları, orduya karşı yaptığınız açıklamalarda, ‘imam hatiplilerden gelen alkışlar’ diye gösterdiğinizde, işte o zaman olan oluyor. Bile isteye, imam hatiplilerin olduğu bir yerde teğmenlere meydan okuma, had bildirme ve bunun üzerinden imam hatiplilerin alkışını canlı yayından servis etme, ‘Ben tükendim, ben bitiyorum, başka çarem kalmadı, son çarem eski Türkiye’de.’… Biz o Türkiye’yi, 5 Kasım’da niyetiyle, 31 Mart’ta fiiliyatla bitirdik, geride kaldı o eski Türkiye.”
“Onun oyununa düşmeyiz”
Partilerinin “normalleşme” dediği meselenin, “bu tip işlerden uzak durulması” olduğunu vurgulayan Özel, şöyle devam etti:
“Bir teğmenle bir imam hatip mezununu birbirine rakip, düşman gibi göstermenin son günü 31 Mart’tı. Milletimiz, ‘Kutuplaşmayan, kucaklaşan, kavga etmeyen ve benim derdimle meşgul olan, suni krizlerle beni unutmayan siyasete prim veriyorum.’ dedi. Sayın Erdoğan’ın bundan bir mesaj almasını umuyorduk. Onun için gittik, ziyaret ettik, iletişim kurduk. Hiçbir şey anlamadı. İlk günlerde kendi ifadeleri son derece kıymetliydi ama sonrasında şu akla uydu; ‘Kavga olmayınca CHP’ye yarıyor, kutuplaşma olmayınca CHP’ye yarıyor, aman efendim kutuplaşalım.’ 8 gün durdu, düşündü ve teğmenlere o sözleri söyleyerek, toplumu kutuplaştırmayı, eski Türkiye’ye duyduğu özlemi gündeme getirdi. Erdoğan, bu tip kutuplaşmalardan beslenerek iktidara tutunacağını sanıyorsa, büyük bir yanılgı içindedir. Onun oyununa düşmeyiz.”
Özel, teğmenlerin kılıçlarını, “Dosta güven, düşmana kaygı versin” diye çektiklerini belirterek, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin dostuysan, Anayasal düzenin dostuysan, Türkiye Cumhuriyeti’nin dostuysan, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olan bu rejimin dostuysan, o kılıçtan niye ürküyorsun? O kılıçtan vatan, millet düşmanları ürkecek. Türkiye’nin düşmanları ürkecek. Atatürk düşmanı varsa, o ürkecek. Onlar ürktükten sonra, 8 gün dura düşüne onların safına geçip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerine had bildirmeye çalışmak, gerçekten bir siyasi tükenmişliğe, kutuplaşma niyetiyle Türkiye’nin bu günlerini ve yarınlarını heba etmeye çalışmaktır, ben buna izin vermem.” diye konuştu.
Teğmenlerin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin askerleri olduğunu aktaran Özel, şöyle devam etti:
“Ona karşı husumet dilini çok tehlikeli, fevkalade siyasi, fevkalade çıkarcı ve fevkalade utanç verici buluyorum. Takdirlerle ödül verdiğin kadın teğmene soruşturma mı açacaksın şimdi? Manisalı hemşehrim İkra’ya had mi bildiriyorsun sen? 2 gün hiç olmazsa şunun tadını çıkarsaydı insanlar. Ailelerinin de hepimizin de kursağına dizdiniz. Bu millet böyle bir gerginlik istemiyor. Bu gerginlikten beslenme hesaplarının, siyaseten menfaat umanlara çok ağır bedelleri olur.”
“Adalet yerini bulana kadar, Narin’in yanındayız”
Özel, Diyarbakır’da ölü bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’a ilişkin soru üzerine, bir heyet oluşturduklarını söyledi.
Heyetin bu törenden sonra bölgeye hareket ederek otopsiyi ve adli süreci takip edeceğini aktaran Özel, Narin Güran’ı günlerce arayan güvenlik güçlerine ve sivil personele teşekkür ederek, şu ifadeleri kullandı:
“Tahkikatın bundan sonrası son derece dikkatli yürütülmelidir. Olmadık feodal ilişkilere yapılan atıfların, hukukun önüne geçmesinin, delilleri karartmasının, suçluların adalet önünde bir ömür boyu hesap vermemesine asla izin verilmemelidir. Dün duyduğumuz bazı feodal ve hukuk devletine sığmayacak açıklamaları tehlikeli buluyoruz. Bölgeye gidiyoruz ve bundan sonra yakından takip edeceğiz. Adalet yerini bulana kadar Narin’in yanındayız. Türkiye’de Narin için gözyaşı akıtan herkesin yanındayız. Hiçbir feodal ilişkinin teminatı değiliz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, bakanlıktaki imza töreninin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın himayesinde gerçekleştirildiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, çelenk sunumun yapıldığı törende konuşan CHP Köşk İlçe Başkanı Mehmet Güldenk, 101 yıllık CHP’nin demokrasi mücadelesinin bir asırdır devam ettiğini söyledi.
Güldenk açıklamasında ” Türkiye Cumhuriyeti’nin, ilk partisi Halk Fırkası ile başlayan demokrasi mücadelesi bizlerle bugün devam ediyor. Geçmişimizden aldığımız güçle, özgürlük ve demokrasiyi savunarak emin adımlarla yürüyoruz. Partimizin kurucusu başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kahraman şehitlerimizi, ebediyete intikal etmiş partililerimizi saygı ve minnet ile anıyoruz” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Leman Yenigün Narin’e ilişkin açıklamalarda bulundu
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİDEN Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Denizli ziyareti kapsamında Beyağaç İlçesi Belediye Başkanlığını ziyaret etti. Burada konuşan Erbakan, “Milli görüş belediyeciliği önce ahlak ve maneviyat demektir. Milli Görüş belediyeciliğinde rüşvet, adam kayırma, torpil, hırsızlık ve yolsuzluk olmaz. Bunların hiçbirisi kapımızdan içeriye giremez” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Denizli programı kapsamında Beyağaç ilçesini ziyaret etti. İlçe girişinde kalabalık bir grup tarafından karşılanan Erbakan, ardından geçtiği ilçe meydanında halka seslendi. Erbakan konuşmasına başlamadan önce, Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa edip, Yeniden Refah Partisi’ne üye olan Hüseyin Kadıoğlu’na rozet taktı.
‘Milli Görüş’ belediyeciliğinin ‘adalet’ demek olduğunu, hiç kimseye ayrım gözetmeksizin adil bir şekilde hizmet götürmek olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Erbakan, “1989’da, 1994’de Milli Görüş olarak belediyeleri aldık. Şehirler çöp çamur ve çukurla anılıyordu. Türkiye’nin en gelişmiş şehri İstanbul bile çöpten, çamurdan, çukurdan geçilmiyordu. Bu sorunlar ortadan kaldırıldı. Şehirlerde su yoktu. İstanbul’da dahi musluklardan su akmıyordu. Su sorunu ortadan kaldırıldı. Bununla beraber alt yapı üst yapı hizmetleri, ulaşıma yönelik hizmetler daha önceki belediyeler döneminde yapılan maliyetin üçte birine, dörtte birine, beşte birine mal edilerek bu hizmetler gerçekleştirildi. Çevre düzenlemeleri parklar, bahçeler en mükemmel şekilde yapıldı. Bununla beraber sosyal yardımlar, toplu sünnet şölenleri, iftar çadırları, AŞ evleri aynı zamanda vatandaşa belediyenin kapılarını açan ‘Beyaz Masa’ uygulaması, bunların hepsi ilk defa Milli Görüş belediyeciliğiyle hayat buldu. Milli Görüş belediyeciliği demek, Yeniden Refah belediyeciliği demek, hizmet belediyeciliği demektir” dedi.
‘MİLİ GÖRÜŞ BELEDİYECİLİĞİ ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT DEMEKTİR’
Milli Görüş belediyeciliğinin kendilerine oy vermiş olsun ya da olmasın, hangi görüşten ya da kesimden olursa olsun o insana hizmeti götürmek olduğunu vurgulayan Erbakan, “Adaletin bir diğer şubesi de ehliyet ve liyakat demektir. ‘Akrabamı, yandaşımı, partilimi işe yerleştireyim., göreve getireyim’ hayır, kim layıksa kim ehliyetliyse görevlere onlar getirilecek. Adaletli belediyecilik olacak. Milli Görüş belediyeciliği ‘bereket’ demektir. Milli Görüş belediyeciliğinde borç olmaz, borç faizi olmaz. Rant belediyeciliğiyle 20 senedir belediyeleri boğazına kadar borca batırmışlar. Biz inşallah bu borçları kapatacağımız gibi belediyenin kasasına da parada koyacağız ve asla borçlanmayacağız. Borçlanmayı bırakın, borçları da temizleyeceğiz. Mili Görüş belediyeciliği önce ahlak ve maneviyat demektir. Milli Görüş belediyeciliğinde rüşvet, adam kayırma, torpil, hırsızlık ve yolsuzluk olmaz. Bunların hiçbirisi kapımızdan içeriye giremez. Ahlaklı belediyecilik demek Milli Görüş belediyeciliği demektir. Bizim Diyarbakır’da bir belediye başkanımız 1994’ten 1999 yılına kadar başkanlık yaptı. Kayapınar ilçesinde başkan olmadan önce seyyar satıcılık yapıyordu. Başkanlığı kaybettikten sonra da kaldığı yerden seyyar satıcılık yapmaya devam etti. Demek ki bu 5 yıl boyunca devletin milletin bir kuruşuna dahi göz dikmemiş. Ahlaklı belediyecilik Milli Görüş belediyeciliği bu. Bu doğrultuda Beyağaç Belediyesi’ni de yöneteceğiz. Sizin güvenininiz boşa çıkarmayacağız” diye konuştu.
Erbakan, konuşmasının ardından Yeniden Refah Partili Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün’ü ziyaret etti. Başkan Pütün, belediye çalışmaları hakkında Erbakan’a brifing verdi. Erbakan, ardından ilçedeki Beyağaç İmam Hatip Ortaokulu’nu ziyaret ettikten sonra ilçeden ayrıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konyaaltı Belediyesi, Diyarbakır’da 21 Ağustos tarihinde kaybolan ve 19 gün sonra cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ı anmak için tören düzenledi. Konyaaltı Belediye binasında düzenlenen anma törenine Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve belediye personeli katıldı. Törene siyah kıyafetlerle katılan personel, Narin’in fotoğrafının bulunduğu alana kırmızı karanfil bıraktı. Duygulu anların yaşandığı anma töreninde bazı çalışanlar gözyaşlarına hakim olamadı.
Öyle bir ağlasam ki çocuklar
Narin’in anma törenindeki konuşmasına Aziz Nesin’in “Öyle bir ağlasam, Öyle bir ağlasam çocuklar. Size hiç gözyaşı kalmasa. Öyle bir ölsem, Öyle bir ölsem çocuklar. Size hiç ölüm kalmasa” dizeleriyle başlayan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, “Sözün bittiği yerdeyiz. Acımız ve öfkemiz çok büyük. Narin yaşasaydı yaşıtları gibi bugün okula gidecekti. Ama maalesef acı haberini aldık” dedi.
“Çocuklar ölürken susulmaz”
“Çocuklar ölürken susulmaz” diyen Başkan Kotan, “Susmadık, hiç bir zaman da susmayacağız. Narin’i anmak için, öfkemizi paylaşmak için bugün bir araya geldik. 19 gündür kayıp olan Narin’i büyük umutlarla bekledik. Güzel haberlerini bekledik ama maalesef ölüm haberini aldık. Bunu yapanların en ağır şekilde ceza almasını istiyoruz” diye konuştu. Çocukları korumanın ve toplumun içerisinde ön planda tutmanın önemine vurgu yapan Başkan Kotan, “Bunlar için mücadele eden bizler olmalıyız. Hem siyasetle uğraşanlar, hem de devletin her kademesinde olanlar bunları yapmalı” diye konuştu. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli Savunma Bakanlığı, Piyade Üsteğmen Ömer Fatih Ayar şehit düştüğünü duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Irak kuzeyinde Gara bölgesinde, 9 Eylül 2024 tarihinde, bölücü terör örgütü mensupları ile sağlanan temasta kahraman silah arkadaşımız Piyade Üsteğmen Ömer Fatih Ayar ağır yaralanmış, derhal hastaneye sevk edilmiş, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır dileriz” denildi.
“İmamoğlu’nun akrabası”
Trabzonlu Üsteğmen Ömer Fatih Ayar’ın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun akrabası olduğu ortaya çıktı. İmamoğlu, sosyal medya hesabından şehit düşen yakını için başsağlığı mesajı yayımladı. İmamoğlu “Irak’ın kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen operasyonda şehit olan Piyade Üsteğmen Fatih Ayar’ın acısını yaşıyoruz. Şehidimize Allah’tan rahmet, yakınlarımıza da sabırlar diliyorum. Şehidimiz 10 Eylül Salı günü ikindi namazına müteakip Trabzon Köprübaşı Merkez Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacaktır” dedi.
” Sinem Dedetaş’tan İmamoğlu’na başsağlığı mesajı”
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ise sosyal medya hesabı X’den yaptığı paylaşımda ise İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na başsağlığı mesajında bulundu. Dedetaş, “Irak’ın kuzeyinde şehit düşen Üstteğmen Ömer Fatih Ayar’a Allah’tan rahmet, başta kederli ailesi ve İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere, tüm yakınlarına ve sevenlerine sabır dilerim. Milletimizin başı sağ olsun”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melihcan ÇALIŞKAN/ İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda CHP’nin 101’inci yıldönümü etkinliğine katıldı. Konuşmasında son yerel seçim sürecine değinen İmamoğlu, “O dönem yürüttüğümüz politikaları ve propagandayı hatırlıyorsunuz ki evet biz bunları anlattık vaatlerimizde bulunduk ve milletimiz bizi seçti. Yani dedi ki CHP Türkiye’nin birinci partisi” İfadelerini kullandı. İmamoğlu konuşmasının devamında, “Dün itibariyle başlatılan parti programı sürecini çok önemsiyorum. Parti programının 8-10 ay içerisinde tamamlanırken de sadece Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin ya da sevenlerinin değil aynı zamanda milletimizi temsil eden bütün kurum kuruluşlarının, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla beraber yazılacak yeni programı hep birlikte oluşturmak ve onu da milletimize tane tane kelime kelime anlatmakla yükümlü olduğumuz bir döneme giriş yaptık” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin kuruluşunun 101’inci yıldönümü kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda gerçekleştirilen törene katıldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nca düzenlenen törende İmamoğlu’nun yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de yer aldı. Anıta çelenk bırakılması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından İmamoğlu törende konuşma yaptı.
‘CUMHURİYET HALK PARTİSİ DİMDİK AYAKTA’
İmamoğlu, “Partimizin kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Gerçekten dünyada başka bir örneği olmayan ve kurtuluş mücadelesi esnasında bir partinin demokrasi adına halkın iradesinin organize olması adına kurulmuş olması dünyada görülmemiş bir örnek. Böylesi kıymetli bir örneği ve aynı zamanda net olarak ifade edeyim. Demokrasiyi en uygulamalı bir biçimde dünyaya gösteren ve hissettiren bir kurucu önderimizin varlığı belki de bizi en özel kılan durumdur. Bu yönüyle kurucumuz olan ve Kurtuluş Savaşı’na liderlik yapan ebedi başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü hepinizin huzurunda minnet duygularımı iletmek istiyorum. 101 yıl, dile kolay bir asır geçti ve Cumhuriyet Halk Partisi dimdik ayakta” dedi.
‘TÜRKİYE’Yİ ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNİN ÜZERİNE HEP BİRLİKTE TAŞIYACAĞIZ’
“Sadece halkın hizmetinde olan partimiz aynı zamanda Cumhuriyetin, demokrasinin, laikliğin, hukuk devleti ve sosyal adaletin öncüsü ve savunucusu olarak ülkemize hizmet etmeye devam ediyor” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında halkımızın bizden çok büyük beklentileri olduğunu bütün Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini bilmesi şarttır. Hep birlikte ülkemizi yeniden demokrasiye, adalete ve refaha kavuşturmak görevimizdir. Herkesin özgür ve eşit dayanışma ve kardeşlik içerisinde yaşadığı güçlü bir ülkeyi inşa edebilmek Cumhuriyet Halk Partililerin, bu yüzyılın başlangıcında düşen en önemli görevler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partili olmanın büyük sorumluluğuyla, büyük onuruyla, Türkiye’yi birleştirip bütünleştiren siyaset anlayışıyla Atatürk’ten aldığı güç ve ilhamla ülkemizin geleceğini halkla birlikte halkımız için şekillendirecek ve Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine hep birlikte taşıyacağız” şeklinde konuştu.
‘PARTİNİN KAPILARINI ARDINA KADAR 86 MİLYON İNSANIMIZA AÇINIZ’
İmamoğlu, “Bu inançla buradayız ve partimizin 101. kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Biz bu çağda, bu yılda partide görev yapmanın aslında ne denli büyük bir sorumluluk olduğunun farkında olan insanlarız. Ben öyle hissediyorum. Ben diyorum ki belki de partimiz tarihinde kuruluş, kurtuluş döneminin sonrasında en önemli süreçte siyaset görevi içerisinde olan kişileriz. Bu bağlamda özenli bir tutumu ve tavrı sizlerle paylaşmak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapılarını ardına kadar 86 milyon insanımıza, milletin evlatlarına açınız. Bu milletin kurtuluşu ve gerçekten bu milletin yeni bir Cumhuriyetin kuruluşu döneminde muhtaç olduğu Cumhuriyet Halk Partisi anlayışına bu dönemde de yeni ihtiyaçları ve onları karşılayacak düşünceye ihtiyaç duyduğunu ve bu süreçte de yine halkla birlikte hareket edersek başarıya ulaşacağımızı bilmenizi isterim” dedi.
‘GELİN HEP BİRLİKTE İKİNCİ YÜZYILI İNŞA EDELİM’
“Türkiye’de sistemi kısırlaştıran ve rejimi sadece tek kişilik bir otoriteye dönüştüren bir anlayışa karşı yeniden güçlü bir demokrasiyi, güçlü bir hukuk devletini inşa etmek istiyorsak milletimizin her kesimini içimize katarak davet ederek bu anlayışla birlikte mücadelenin bir parçası yapmayı sağlamakla yükümlüyüzö ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Özellikle ve özellikle ülkemizin pırlanta gençlerini ve hanımefendileri Cumhuriyet Halk Partisi’ne davet ediyoruz. Gelin hep birlikte ikinci yüzyılı inşa edelim. Dünyanın en misafirperver partilileri gibi gelen bütün halkımızı karşılayın. Ama kapıdan içeri girip üye olduktan sonra onların sizinle eşit birer ev sahibi olduğunu onlara hissettirin. ve partimizin emin olun ki partimizin bu kapsayıcılığıyla birlikte yapmamız gereken bir şeyi daha hatırlatmak isterim. O da bugünün durumundan şikayet etmek ya da bugünün sıkıntılarını anlatmak ya da bugünün sıkıntılarının sorumlularını milletimize ifade etmek görevimiz bitmiştir çünkü bu görevi yerine getirdik” dedi.
‘MİLLETİMİZLE BİRLİKTE EL SIKIŞTIK’
İmamoğlu, “Milletimizle birlikte el sıkıştık. Milletimiz bizi 31 Mart’ta Türkiye’nin birinci partisi yaptı. Niçin yaptı? Ekonomide, adalette, eğitimde birçok konuda ülkemizi çok zor duruma düşüren politikaların sorumlusunun bugünün iktidarı olduğunu vatandaşımız biliyor, çözüm arıyor, çare arıyor ve çözüm ve çare arayışında da 31 Mart’ta bu ülkenin neredeyse yüzde 65’ine yakın nüfusunun yaşadığı yerlerin yönetimini bize veriyor. Bu demek oluyor ki vatandaşımız farkında bizimle el sıkıştı ve bize bu yetkiyi verdi. Cennet vatanımızın güzidesi en üst seviyede temsilini sağlayan İstanbul’umuza ikinci dönem kazandıran nefer gibi çalışan dostlarımızın bir bölümü dava arkadaşlarımızın bir bölümü burada. O dönem yürüttüğümüz politikaları ve propagandayı hatırlıyorsunuz ki evet biz bunları anlattık vaatlerimizde bulunduk ve milletimiz bizi seçti. Yani dedi ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisi’. Bu kadar net” diye konuştu.
‘PARTİ PROGRAMI SÜRECİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUM’
İmamoğlu, “Şimdi ise milletimiz bizden çözüm maddelerini istiyor. Her konuda endüstride, sanayide, tarımda, eğitimde, adalette, dış politikada, kalkınmada, gençlik politikalarında, haksızlığın ve hukuksuzluğun olmadığı bir ülke var etme konusundaki prensiplerde bugünkü rejimi nasıl değiştirip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni daha işlevli hale nasıl getireceğimizi, milletin istediğinin olduğunu iddia eden değil milletin olduğunun istediğini net olarak ifade eden ve kanıtlayan bir anlayışı milletimize anlatmamız gereken bir dönemdeyiz. O bakımdan dün itibariyle başlatılan parti programı sürecini çok önemsiyorum. Parti programının 8-10 ay içerisinde tamamlanırken de sadece Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin ya da sevenlerinin değil aynı zamanda milletimizi temsil eden bütün kurum kuruluşlarının, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla beraber yazılacak yeni programı hep birlikte oluşturmak ve onu da milletimize tane tane kelime kelime anlatmakla yükümlü olduğumuz bir döneme giriş yaptık” şeklinde konuştu.
‘GEÇMİŞTE SİZİ MEŞGUL EDEN BİR KISIM PARTİ İÇİ HUSUSLARI ZİHNİNİZDEN SİLİN’
İmamoğlu, “Sevgili dostlarım işte tam da bu kapsamda büyüyelim milletimizi kucaklayalım. Değil bir buçuk milyon 15 milyon üyesi olan kocaman bir siyasi partiyi sadece ülke demokrasisine değil dünya demokrasi tarihine geçecek büyük bir halkçı devrimi büyük bir icraatçı devrimi, büyük bir kalkınmacı devrimi Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bütün ülkemize, bütün milletimize, bütün dünyamıza hep birlikte gösterelim. Ben bugünkü sorumluluğumuzun bu olduğunu iddia ediyorum. Geçmişte sizi meşgul eden bir kısım parti içi hususları zihninizden silin. Geçmişte sizleri meşgul edip çokça müzakerelerini yaptığınız tartışmaları silin atın, mevzu başkadır, süreç başkadır, milletimiz hizmet bekliyor. Her attığınız adımın, her söylediğiniz sözün bizi iktidara da bir adım yaklaştırıyor mu ya da bir adım uzaklaştırıyor mu diye düşünerek atmanızı tavsiye ediyorum” diye konuştu.
‘İKTİDAR YOLCULUĞUNUN EN ÇALIŞKAN NEFERİ OLACAĞIMI HEPİNİZE SÖZ VERİYORUM’
İmamoğlu, “Ben bu duygularla, bu iktidar yolculuğunun en çalışkan neferi olacağıma hepinize söz veriyorum. Bu bağlamda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere hizmeti geçmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten saygıdeğer Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar geçmiş dönem görev yapmış bütün genel başkanlarımızı saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyorum. Bu yolculukta sürecimize liderlik eden çok kıymetli Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e başarılar diliyorum. İşte tam da bu duygu ve bütünleşmeyle birlikte Cumhuriyet Halk Partililere inşallah önümüzdeki süreçte milyonlarca Cumhuriyet Halk Partili olacak yeni üyelerimize ve tabii ki milletimize nice güzel yüzyıllar diliyorum. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Elbette onunla birlikte de Cumhuriyet Halk Partisi” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi tarafından açıklanan bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayılarını değerlendirdi.
2024 yılının ilk yedi ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe takılan kişi sayısının yüzde 41 oranında arttığına dikkat çeken Dinçer, şunları kaydetti:
“Artan hayat pahalılığı karşısında gelir-geçim dengesinin bozulması ay sonunu zor getiren vatandaşın kredi kartlarına yüklenmesine yol açtı. Böylece vatandaş bireysel iflasın eşiğine geldi. Kredi kartlarına borcu olmayan kimse kalmadı. Vatandaş aldığı aylığı kredi kartlarına yatırmak zorunda kalarak ay boyunca kredi kartıyla geçinmeye çalışıyor. Sadece bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal eden kişi sayısı 2023 yılında 461 bin iken, bu yılın ilk 7 ayında 784 bine ulaştı. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe takılan kişi sayısı ise 2023 Ocak-Temmuz ayında 486 bin iken, bu yılın ilk 7 ayında 642 bin kişiye ulaştı. Böylece 2024 yılının ilk 7 ayında yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artışla 1 milyon 63 bin kişiye ulaştı. İstatistiklere bakıldığında vatandaşın artık yüksek faiz nedeniyle bireysel krediden uzaklaşarak, kredi kartlarına daha bağımlı hale geldiği görülmektedir. 2024 yılının ilk 7 ayında bankaların gecikmeye uğrayan ve sorunlu kredi olarak nitelendirilen alacak miktarının ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 122 artışla 89 milyar TL’ye ulaştığını görmekteyiz.
Vatandaş market, sağlık ve temel ihtiyaç giderlerini artık kredi kartlarıyla karşılamaktadır. Bu da bankaların vatandaş üzerinden milyarlarca lira faiz geliri elde etmesine yol açmaktadır. BDDK verilerine göre bankaların kredilerden sağladığı toplam faiz gelirinin 2 trilyon lirayı geçtiği, bu gelirin 717 milyar liralık bölümünün ise yurttaşlardan alınan faizlerin oluşturduğu belirtilmektedir. Ülkemizde icra dosyalarının 21 milyon 500 bini aştığı bir ortamda, bireysel kredi ve kredi kartı borçları hızla artmaya devam etmektedir. Açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakılan işçiler, asgari ücretliler ve emekliler borçla hayatta kalmaya çalışıyorlar. Yoksulluk bitmiyor, aksine artarak devam ediyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 eğitim öğretim yıılında ilk ders zili çalarken Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, yeniden okullarına kavuşan öğrencileri okulun ilk günü yalnız bırakmadı. İlçenin farklı noktalarında bulunan okulları ziyaret ederek öğretmenler ve öğrencilere eğitim ve öğretim döneminin hayırlı olmasını temenni eden Başkan Geçit, Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü Caner Güler ile birlikte Topsöğüt Hürriyet İlkokulu’na giderek minik öğrencilerin heyecanını paylaştı.
Sınıfları tek tek gezerek öğretmenlerin ve öğrencilerin yeni eğitim öğretim dönemini tebrik eden Başkan Geçit, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, “Yeni bir eğitim-öğretim yılına başlamanın heyecanı ve mutluluğu içerisindeyiz. İnsan hayatında aileden sonra en önemli basamak olan okul, çocuklarımızı hayata hazırlayan ve eğitim imkanlarını sistemli bir şekilde sunan bir yuvadır. Ülkemizin aydınlık geleceğinin güvencesi olan siz değerli öğrencilerimiz de toplumumuzun en değerli varlıklarısınız. Sizler hem eğitim alanında hem de sosyal hayatınızda ve aile içerisinde kişiliğiniz ve becerilerinizle örnek olacağınıza inanıyoruz. Başarı sadece dersler ve testlerde yakaladığınız seviye değildir, hayatın her alanında yakalanan başarı daha kıymetli ve değerlidir. Sosyal uyumunuz, aile içerisinde ve arkadaşlarınızla kurduğunuz iletişiminiz, ekip çalışmasına verdiğimiz önem, adaptasyonunuz ve ekip çalışmasıyla hayata bakmanız doğru ve güzel bir hayat yaşamanızı sağlayacaktır. Başarı, derslerdeki başarıyla sosyal hayatta ki başarıların bir bütününü ifade eder. Sizlerin başarı merdivenlerini teker teker çıkarak hepinizin farklı alanlarda ülkemize ve geleceğimize güzel hizmetler yapacağınıza yürekten inanıyorum. Yeşilyurt Belediyesi olarak tüm öğrencilerimizin her türlü bilgi, beceri ve donanıma sahip bireyler olarak yetişmelerinde, yeteneklerinin geliştirilmesinde, büyük bir gayret ve özveriyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Okuyan, araştıran, sorgulayan, milli ve manevi değerlerine bağlı, bilgi ve yeteneklerini ülkemiz ve insanlık için kullanacak bir gelecek için eğitime yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nda bütün eğitim camiamıza başarılar diliyor, yeni eğitim-öğretim yılının sevgili öğrencilerimiz başta olmak üzere öğretmenlerimize, eğitim camiamıza, velilerimize, ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
Başkan Geçit, konuşmasından sonra öğrencilere hediye paketlerini dağıttı. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitimci Ömer Faruk Kızılkaya’nın başlattığı kampanya hakkında şu açıklama yapıldı: “Şehrimizdeki uçak seferlerinin yetersizliği ve yüksek bilet fiyatları, hepimizin günlük yaşamını olumsuz etkilemektedir. Kalitesiz uçuş hizmetleri, seyahatlerimizi daha da zorlaştırmakta ve bizleri mağdur etmektedir. Bu durum, hem iş hem de sosyal hayatımızı ciddi şekilde kısıtlamaktadır.” diye konuştu.
İmza kampanyası hakkında açıklama yapan Ömer Faruk Kızılkaya, kampanyanın nedenlerini ise şöyle sıraladı “Şehrimizden yeterli sayıda uçak seferi düzenlenmemektedir. Bu durum, acil durumlarda veya planlı seyahatlerde büyük zorluklar oluşturmaktadır. Mevcut uçuşların bilet fiyatları oldukça yüksektir. Bu da seyahat etmeyi neredeyse imkansız hale getirmektedir. Uçuş hizmetlerinin kalitesi, beklentilerimizin çok altındadır. Konforlu ve güvenli bir seyahat deneyimi yaşayamıyoruz. Basına sürekli yansıyan ‘Erzurum uçağı rötar yaptı’ şeklindeki haberler hem Erzurum’un turizm faaliyetlerine zarar vermekte hem de Erzurum insanının kendini ikinci sınıf vatandaş görmesine sebep olmaktadır.”
Eğitimci Ömer Faruk Kızılkaya, kampanya ile birlikte şu hedeflere ulaşmak istediklerini söyledi: “Daha fazla uçak seferi düzenlenmesini, yolcularımızın rötarlarla bekletilmemesini, bilet fiyatlarının makul seviyelere çekilmesini, uçuş hizmetlerinin kalitesinin artırılmasını talep ediyoruz. Bu taleplerimizin karşılanması, şehrimizin gelişimine katkı sağlayacak ve bizlerin yaşam kalitesini artıracaktır. Hep birlikte sesimizi duyurmak ve bu sorunlara çözüm bulmak için hemşehrilerimizi imza kampanyasına destek olmaya davet ediyoruz. Şehrimizin geleceği için, daha iyi bir ulaşım hizmeti için, hep birlikte harekete geçelim. İmzanız, değişimin ilk adımı olacaktır. Gelin hep birlikte şehrimize sahip olalım. ” – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Cahit Çelik, toplantı sonrası Valilik’te düzenlediği basın toplantısında, emniyet ve jandarma personelinin ağustos ayında yaptığı çalışmaları değerlendirdi.
Vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak için gece gündüz görev yapan 1316 emniyet ve 831 jandarma mensubuna teşekkür eden Çelik, kentte tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını söyledi.
Çelik, ağustos ayında terör örgütlerine yönelik 4, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında 20, uyuşturucunun arzının önlenmesine yönelik 75 ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında 5 operasyon düzenlendiğini, bu operasyonlarda 122 şüphelinin gözaltına alındığını aktardı.
Kentte gerçekleşen 1384 asayiş olayından 1327’sinin aydınlatıldığına işaret eden Çelik, ağustos ayında 78 bin 110 aracın kontrol edildiğini, 14 bin 829 araca cezai işlem uygulandığını ve 417 aracın trafikten men edildiğini bildirdi.
Vali Çelik ayrıca il genelinde meydana gelen 698 trafik kazasında 494 vatandaşın yaralandığı, 5 kişinin de hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencilerle sohbet eden Başkan Yetişkin, öğrencilerin eğitim yılından beklentilerini dinleyerek öğretmenler ve okul yöneticileriyle birlikte yeni dönemin planları hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Başkan Yetişkin, öğrencilere eğitim hayatında başarılı olmaları için teşvik edici sözler söyledi. Başkan Yetişkin’in ziyaretine Kocagür Mahalle Muhtarı Orhan Akrancı da eşlik etti. Muhtar Akrancı, Başkan Yetişkin’e mahalle sakinlerinin eğitim konusundaki taleplerini ve önerilerini iletti.
Öğrencilerle tek tek ilgilenerek bol bol fotoğraf çektirerek onların yeni eğitim yılına enerjik bir başlangıç yapmalarını sağlayan Başkan Yetişkin’e öğretmenler de ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen törende, Cumhuriyet Halk Partisi’nin asırlık geçmişi coşkuyla kutlandı. Etkinlik, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende Başkan Anıl Yetişkin, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı, CHP Efeler İlçe Başkanı Süha Bayırlı ve çok sayıda partiliyle bir araya geldi. Yetişkin, Cumhuriyet’in ve partinin köklü mirasına vurgu yaparak, bu önemli günü Aydınlı hemşehrileriyle birlikte kutlamanın gururunu yaşadığını ifade etti. Program boyunca partililer, birlik ve dayanışma mesajları verdi.
CHP’nin 101 yıllık tarihi boyunca, Cumhuriyet’in kazanımlarını koruma ve demokrasiye sahip çıkma noktasındaki kararlı duruşuna dikkat çeken Yetişkin, bu mirası daha ileriye taşıyacaklarını vurguladı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Siyasetin gündeminde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ayak kırıkları var.
Ev kazası sonucunda ayağı kırıldığı açıklanan Özel’in yaşadıkları hakkında farklı iddialar ortaya atıldı.
Bazı sosyal medya hesapları tarafından, Özgür Özel’in ayağından vurulduğu iddiaları servis edildi.
Bu iddiaları FETÖ’cülerin yaydığını belirten Özel, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söylerken bir yalanlama açıklaması daha yaptı.
BU KEZ RÖNTGEN FİLMLERİNİ PAYLAŞTI
Saygı Öztürk’e konuşan Özel, ayrıca ayak röntgen filmlerini paylaştı.
Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Herkesin başına gelebilecek, geçirdiğim bir ev kazası üzerinden, hepimizin kimler olduğunu iyi bildiği bir grubun, sosyal medyadan akıl ve ahlak dışı bir kampanya başlattığını ve farklı pek çok kişinin bu gündemin peşine takıldığını gerçekten şaşkınlıkla takip ettim.
Tarihsel husumetimiz olan FETÖ’cü hesapların yaydığı bir yalan, daha sonra üzerine eklenerek, boyutlandırılarak kasıtlı olarak devam ettirildi. Parti Sözcümüz açıklama yaptı, ben bizzat açıklama yaptım ancak bu iddialar sürdürüldü.

“AMAÇ PARTİMİZE ZARAR VERMEK”
Çünkü bunu yapanların gerçekle dertleri yok, tek amaçları bize ve partimize zarar vermek. Bunu herkes biliyor ve görüyor.
Bu gündemlere teslim olacak değiliz. Bu konuda açıklama yapmayı bile aslında zül sayıyorum. Biz işimize bakıyoruz. Bizim gündemimizde memleketin sorunları ve bu sorunlara üreteceğimiz çözümler var. Herkese açık, şeffaf bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Zeytinburnu Belediye Meclis Üyesi Nazif Tunç, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait sosyal tesislerden çıkış yaparken otopark ücreti ödemek istemedi. İSPark ücretini ödemeden çıkış yapamayan Nazif Tunç, güvenlik görevlisiyle tartışma yaşadı. Tunç, güvenlik görevlisine: “Ben meclis üyesiyim, otopark ücreti ödemem.” dedi.
“BU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN VERİLEN BİR HAK”
Ücret ödemeden çıkmak isteyen Tunç’a otopark görevlileri müsaade etmeyince, Tunç, “Ben meclis üyesiyim, otopark ücreti ödemek istemiyorum. Benim arabama idari işlem yapın, cezai işlem uygulayın. Büyükşehir Belediyesi’nin vermiş olduğu bir hak bu” dedi.
Tartışma nedeniyle İSPark’a ait otoparkta uzun kuyruklar oluşurken güvenlik görevlisi çıkış kapısını açtı. Tunç, ücreti ödemeden otoparkı terk ederken o anlar kameralara yansıdı.
NAZİF TUNÇ KİMDİR
1979 yılında Malatya doğumlu Nazif Tunç, İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Malatya’da tamamladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Tunç, 2017-2024 yılları arasında AKP Zeytinburnu İlçe Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Bu süre boyunca Seçim İşleri Başkanlığı görevini yürüten Tunç, Hukukçular Derneği üyesi olup Bakırköy’de kendine ait ofiste serbest avukatlık yapıyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘İZMİR KÖRFEZİMİZ, ARTIK NEFES ALAMAMAKTA’
İzmir Körfezi’nin, dünyanın göz bebeği olan bir tabiat harikası olduğunu söyleyen Bakan Kurum, “Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın denize döküldüğü yer burasıdır. Mavi vatanımızın en anlamlı noktası, en muhteşem bölgesidir. Bağımsızlığımızın simge mekanıdır. Burası; birbirinden güzel adalarıyla, tuzlaları, dalyanlarıyla; kuş cenneti ve lagünleriyle, tam bir cennet parçasıdır. Maalesef bugün; sıraladığım tüm bu güzellikler tehlike altındadır, adeta can çekişmektedir. İzmir Körfezimiz, karadan gelen kirlilik nedeniyle artık nefes alamamaktadır. Balıklarımız toplu ölümler yaşamaktadır. Bakanlık olarak geçtiğimiz günlerde, bu acı durumun sebeplerini incelemek için harekete geçtik. Körfezin farklı noktalarında deniz suyu numuneleri aldık. Üzülerek söylüyorum; denizdeki, atık su kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazladır” diye konuştu.
‘İZMİR KÖRFEZİ’NDEKİ OKSİJEN SEVİYESİ, YER YER 0’A KADAR DÜŞTÜ’
Bu durumun evsel ve endüstriyel atıkların, suya arıtılmadan karıştırıldığı anlamına geldiğini belirten Murat Kurum, “Bu da beraberinde koku problemini getirmekte, insan sağlığını tehdit etmektedir. Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi’ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken, bu seviye 1,8’e, yer yer 0’a kadar düşmüştür. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan İzleme Sonuçları’nda da kirlilik parametrelerinin; özellikle 2020 yılından sonra ciddi artış gösterdiği görülmüştür. Şu anda İç Körfez’de; toplam fosfor, Klorofil-a ve Amonyum azotu gibi zararlı maddeler; sınır değerlerinden tam 2 kat daha fazladır. Maalesef iç körfezimizde; denizdeki su hareketliliği ve sirkülasyonu artık durma noktasına gelmiştir. Altını çizerek ifade etmek gerekirse; şu anda körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen 7 derenin durumuna baktığımız da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, ‘organik kirlilik’ açısından tarihin en kötü durumundadır” dedi.

‘ÇİĞLİ ATIKSU ARITMA TESİSİNİN VERİMLİ İŞLETİLMEMESİ AYRI BİR PROBLEM’
İki önemli noktanın altını çizmek istediğini söyleyen Bakan Kurum, “İzmir Körfezi’ni temizlemek için Büyük Kanal Projesi yapılmıştı. Bu projede; yağmur suyu ve kanalizasyon şebekesinin birleştirilmiş olması nedeniyle; tam 5,5 kat daha fazla kirli ve katı madde denize akmaktadır. Bu denizimiz için hakikaten hayati bir sorundur. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin verimli işletilememesi de ayrı bir problemdir. Bakanlık olarak; Çiğli Atıksu Arıtma tesisi düzgün işletilmediği için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni defalarca uyardık. Son 5 senede 6 milyon liradan fazla tutarda, 13 ayrı ceza uyguladık. Bu cezaların sebebi, tesisin düzgün çalıştırılmaması; İzmir Körfezi’ni her gün önceki günden daha fazla kirletmesidir” ifadelerini kullandı.
‘KATI MADDE DEĞERİ OLMASI GEREKEN LİMİTİN TAM 4 KATINA ÇIKMIŞTIR’
Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden 23 Ağustos’ta numune aldıklarını belirten Bakan Murat Kurum, “Analiz sonucu bizi yine üzmüştür. Çünkü tesisteki katı madde değeri olması gereken limitin tam 4 katına çıkmıştır. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kurulu kapasitesi, günde yaklaşık 605 bin metreküptür. Ama tesise gelen atıksu miktarı günlük 700 bin metreküpü aşmaktadır. Tesise gelen fazla atıksu tesiste arıtılmıyor; çok yüksek miktarda katı atık, orta körfeze arıtılmadan doğrudan dökülüyor. İzmir Körfezi’mizin dibine birikiyor, dip çamurunu arttırıyor, canlı yaşamını derinden etkiliyor” dedi.

‘İZMİR KÖRFEZİ ÖLMEKTEDİR’
Bugün körfezde yaşananların, tam anlamıyla büyük bir çevre felaketi olduğunu söyleyen Bakan Kurum, şöyle konuştu: “İzmir Körfezi’nin ekosistemi artık tamamen çökme noktasına gelmiştir; İzmir Körfezi ölmektedir. Bu güzelim denizin bu hale gelmesinin sorumluları; seçim meydanlarında ‘İzmir Körfezi’nde yüzeceğiz’ diyen ama görevdeyken körfez için tek bir adım atmayanlardır. Sorumlular; şimdi suçlarını gizlemek için ‘Bu balıklar bize ait değil, bunlar gemilerle getirildi’ diyerek kendini gülünç duruma düşürenlerdir. Bu kirliliğin sorumlusu; yağmur suyu ve kanalizasyon kanallarını bile birbirinden ayıramayan, kurulu atıksu tesislerini bile çalıştıramayan, derelerini dahi ıslah etmekten aciz olan belediyelerdir.”
‘HAREKETE GEÇMELERİ İÇİN ZORLAYACAĞIZ’
Bakanlık olarak, İzmir için sorumluları izleme ve denetim görevlerini yapmaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade eden Bakan Kurum, “Bilim kurulumuzu oluşturduk. İnşallah kurulumuz, bundan böyle, yerel yönetimlere yol gösterecek. Bilim insanlarımız, İzmir’deki yerel yöneticiler için kirlilikle mücadeleye dair yol haritaları çıkaracak, ev ödevleri verecek. Biz de Bakanlık olarak; belediyeler ev ödevlerini yapıyor mu yapmıyor mu, anlık olarak takip edeceğiz. Eksiklikleri varsa söyleyeceğiz. Yönetim zafiyeti söz konusuysa uyaracağız. Atılması gereken adımlar atılmıyorsa harekete geçmeleri için zorlayacağız. İzmir Körfezi, bugün yapıldığı gibi kaderine terk edilemez, görmezden gelinemez, yok sayılamaz. Biz de buna asla izin vermeyiz, vermeyeceğiz. İzmir Körfezi’nde yapılan her şeyin an be an, 7 gün 24 saat takipçisi olacağız” diye konuştu.
‘YURT DIŞINDA OLMAYI TERCİH ETMİŞ’
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yapılacak İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulu toplantısına katılmamasına ilişkin soruyu da cevaplayan Murat Kurum, “Biz İzmir’in Sivil Toplum Kuruluşlarıyla, bilim insanlarımızla, valimizle İzmir Körfezi için hayati öneme sahip bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. İsterdik ki, bu toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da olsun fikirlerini paylaşsın, yapılması gerekenleri ilgili bilim kuruluyla paylaşsın. Kendisini davet ettik ancak kendisi yurt dışında olmayı tercih etmiş. Demek ki, İzmir’den daha önemli meseleleri var. Kendisine neden katılmadığını sorarsınız. Ancak biz İzmir’in bu hale getirilmesini izlemeyeceğiz. Yapması gereken görevleri bizzat kendilerine hatırlatacağız” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan defalarca randevu istemesine rağmen karşılık bulamayan Özcan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“73 KERE RANDEVU İSTEDİM VERMEDİNİZ”
Sayın Cumhurbaşkanı’na çağrımdır! Sayın @RTErdogan, sizden 73 defa randevu istedim vermediniz. Bu süre içinde katil, darbeci, zalim dediğiniz herkes ile görüştünüz, benimle yine görüşmediniz. Nedir benim suçum, Atatürkçü ve Türk Milliyetçisi olmak mı? Bana yeni rota oluşturup Ankara’ya kadar tekrar yürütmeyin lütfen. Verin şu randevuyu kurtulun.
BOLU’DAN ANKARA’YA YÜRÜMÜŞTÜ
Tanju Özcan kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildikten sonra Bolu’dan Ankara’ya “Adalet ve Değişim” sloganı ile bir yürüyüş gerçekleştirmişti. Özcan, yürüyüşünü CHP Genel Merkezi önünde tamamlamıştı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>X hesabından yaptığı paylaşımda Meral Akşener’e çok sayıda soru soran Ümit Özdağ, “Ne kadar para toplarsanız toplayın borçlu olduğunuz kul hakkını ödeyemeyeceksiniz” ifadelerini kullandı.
Özdağ, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“BÜTÜN İYİ PARTİLİLERE İHANET ETTİNİZ”
“Sayın Meral Akşener, bana 50 bin TL’lik tazminat davası açmışsınız. Siz bana IBAN numaranızı yollayın. Ben bir yerden bulur hemen hesabınıza yatırırım.Siz İYİ Parti’ye umut bağlayan insanlar için büyük bir hayal kırıklığı oldunuz. Bütün İYİ Partililere ihanet ettiniz. Ne kadar para toplarsanız toplayın borçlu olduğunuz kul hakkını ödeyemeyeceksiniz.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Uzun açıklamasında, “Sivas Kongresinin 105’inci yıldönümü kutlamaları öncesi, Tarihi Kent Meydanımızdaki Atatürk Büstü’nün temizlenmesi çalışmaları esnasında kameralara yansıyan görüntü ve sonrasındaki sosyal medya paylaşımları üzerine bu tür bir açıklama yapılma gereği duyulmuştur” dedi. Uzun açıklamasına şöyle devam etti:
“PERSONELİMİZİN HAREKETLERİ BASINA YANLIŞ YANSIDI”
Her yıl büyük bir coşkuyla kutladığımız 4 Eylül etkinliklerinin bir parçası olan Atatürk Anıtına çelenk sunma törenleri öncesi bahsi geçen bölge büyük bir titizlikle temizlenmiş ve törene hazır hale getirilmiştir. Ancak tören başlama saatine dakikalar kala Atatürk Büstü’nün üst kısmında oluşan yeni bir leke nedeniyle hızlıca hareket eden temizlik personelimizin hareketleri yanlış anlaşılmaya meydan verecek şekilde basına yansımıştır. Personelimizin temizlik çalışmasının, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın aziz hatırasına saygısızlık olarak görülmesini kabul etmemiz mümkün değildir.
“İDARİ GÖREVLERİNE SON VERİLDİ, PERSONEL KOVULMADI”
Öte yandan özellikle sosyal medyada çıkan bilgi kirliliğine son vermek ve ilk elden doğru bilgileri sizinle paylaşmak adına belirtmek isterim ki, ilgili personelimizin bağlı bulunduğu amirinin ve temizlik işleri müdürümüzün idari görevlerine son verilmiştir. Herhangi bir personelimizin işten çıkarılması gibi bir durum asla söz konusu değildir. Aynı şekilde temizlik işlerinden sorumlu ilgili başkan yardımcımız da, yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren bu olay üzerine sorumluluk almış ve görevinden affını talep etmiştir. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehrimizde, bu yıl üst düzeyde icra edilen etkinliklere gölge düşürmeyi amaçlayan paylaşım ve açıklamaları kınıyor, bilgimiz dışında üretilen haberlere itibar edilmemesini rica ediyor, siz kıymetli basın mensuplarına ve kamuoyuna saygılarımı sunuyorum.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AĞIR SİLAHLAR KULLANILDI
Çatışmanın, Afganistan güvenlik güçlerinin sınırda kontrol noktası inşa etmesi sebebiyle yaşandığı ileri sürüldü. Devam ettiği aktarılan çatışmada, ağır silahların da kullanıldığı ifade edildi. Afganistan yönetiminden konuya ilişkin henüz açıklama yapılmazken, sosyal medyadaki paylaşımlarda taraflar arasında yoğun çatışma yaşandığı görüldü.

2 ÜLKE ARASINDAKİ SINIR SORUNLARI
Afganistan’da şu anki yönetim de dahil hükümetler, iki ülke sınırındaki Durand Hattı’nı resmi sınır olarak kabul etmedi. Öte yandan Pakistan, kendi topraklarında yaşanan terör saldırılarında Afganistan’ın da önemli rolü bulunduğunu ileri sürüyor.

İslamabad yönetimi, kendisine karşı savaşan Pakistan Talibanı’nın (TTP) Afganistan’da mevzilendiğini ve Afgan yönetiminin bu örgüte karşı tedbir almadığını öne sürüyor. Afgan yönetimi ise Pakistan’ın iddialarını reddediyor ve ülkedeki güvenlik problemleriyle ilgilerinin olmadığını savunuyor. Afganistan ve Pakistan arasında sınır sorunları devam ederken, iki ülke güvenlik güçleri arasında zaman zaman sınırda anlaşmazlıklardan kaynaklı ölümlere varan silahlı çatışmalar yaşanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ayvacık açıklarında, içinde düzensiz göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine Sahil Güvenlik Botları “TCSG-28” ve “KB-119” bölgeye yönlendirildi.
Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarılan Suriye uyruklu 4 düzensiz göçmen, işlemlerinin ardından Ayvacık Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun Cenin’e yönelik saldırılarında Emced Mustafa İbrahim Salih ve Mustafa Emin Talal Abdullah’ın öldürüldüğü bilgisi paylaşıldı.
Filistin Kızılayından yapılan açıklamada ise ekiplerin, İsrail askerlerinin açtığı ateşle öldürülen 2 Filistinlinin bulunduğu bölgeye ulaşmaya çalıştığı ancak İsrail ordusunun engeline takıldığı kaydedildi.
Filistin Kızılayı çalışanlarından birinin ise Cenin’in batısındaki Es-Sile el-Harisiyye beldesinde İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucunda şarapnel parçasıyla yaralandığı aktarıldı.
Kızılay ekiplerinin ayrıca biri başından vurulan bir çocuk olmak üzere iki yaralıyı hastaneye naklettiği aktarıldı.
Filistin haber ajansı WAFA ise İsrail ordusunun Cenin’de yaşayan Filistinlileri canlı kalkan olarak kullandığını belirterek, Cenin’in doğusunda çok sayıda Filistinlinin gözaltına alındığını duyurdu.
İsrail ordusu, Cenin’deki bir sebze pazarını da ateşe verdi. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, bir İsrail buldozeri taşıdığı yanan bir cismi, Cenin çarşısındaki sebze tezgahlarının üzerine attı.
Çıkan yangında, iki sebze dükkanı ile 50 sebze tezgahı kullanılamaz hale geldi. Yaklaşık 25 dakika sonra bölgeye girişlerine izin verilen Filistin Sivil Savunma ekiplerinin çıkan yangını kontrol altına aldığı kaydedildi.
Tubas kentine bağlı el-Faria Mülteci Kampı’ndan sonra Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’ndan çekilen İsrail askerlerinin Cenin’deki saldırıları ise 4. gününde devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Karaada üzerinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu ve dalış timi gönderildi.
Ekipler, Karaada üzerindeki 2’si çocuk 5 düzensiz göçmeni kurtardı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>20 YAŞ ALTI KADINLAR DÜNYA KUPASI’NDA HAYATA GEÇİRİLECEK
Yapılan açıklamaya göre, FIFA’nın mayıs ayında gerçekleştirilen kongresinde, ayrımcılık karşıtı politikanın bir parçası olarak oyunculara ırkçı tacizlere karşı tavır alma yetkisi verildi. Bu çerçevede ırkçılığa karşı kol hareketi, ilk kez Kolombiya’da düzenlenecek 20 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası’nda hayata geçirilecek.
Uygulama kapsamında yapılacak “Irkçılığa hayır” hareketi sonrası üç adımdan oluşan prosedür uygulanacak.
IRKÇILIĞA MARUZ KALAN FUTBOLCU ELLERİNİ BİLEKLERİNDEN ÇAPRAZLAYACAK
Irkçılığa maruz kalan futbolcular, ellerini bileklerinden çaprazlayarak hakeme ırkçı tacize maruz kaldıklarını işaret edecek. Bunun ardından hakemler, üç adımlı prosedürü başlatacak. İlk adımda hakemler maçı durduracak. Taciz devem ederse oyuncular ve teknik ekip, soyunma odasına götürülecek. Olay sona ermezse maç ertelenecek.
Yeni uygulamayla ilgili açıklamada bulunan FIFA Başkanı Gianni Infantino, “Irkçılıkla mücadele etmek hepimizin birlikte yapması gereken bir şey. Kolombiya’daki FIFA 20 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası’nda ‘Irkçılığa hayır’ jestini uygulamak, dünya çapındaki oyuncuları güçlendirmek için önemli bir ilk adımdır. Şimdi üç adımlı prosedürün tüm dünyada maksimum etkiyle uygulanmasını dört gözle bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAHNEDE HAYATINI KAYBETTİ
ABD’li dünyaca ünlü rapçi Fatman Scoop adıyla bilinen Isaac Freeman, konser verdiği sırada sahnede rahatsızlandı. Yere düşen Scoop, sedye ile sahneden alınarak yakındaki bir hastaneye kaldırıldı. 53 yaşındaki Freeman tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

CEP TELEFONU KAMERASINA YANSIDI
Freeman’ın sahnede rahatsızlandığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Fatman Scoop’un DJ kabininin arkasında bayıldığı ve ardından platforma tırmanmaya çalıştığı, o sırada sahnedeki diğer sanatçıların kalabalığa hitap etmeye devam ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Datça açıklarında can salında düzensiz göçmenler olduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu yönlendirildi.
Ekipler, Yunanistan unsurlarınca Türk kara sularına geri itilen can salındaki 4’ü çocuk 19 düzensiz göçmeni kurtardı.
Bodrum ilçesi açıklarında da lastik botta düzensiz göçmenlerin olduğu bilgisi üzerine bölgeye sahil güvenlik botu yönlendirildi.
Ekiplerce durdurulan lastik bottaki 10’u çocuk 25 düzensiz göçmen yakalandı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Astrahan bölgesindeki kulüpte gerçekleşen etkinlikte, iki erkek ve iki kadın sahne önünde soyundu. Görüntüler, 22 yaşındaki bir kadının özellikle istekli olduğunu gösterdi. Diğer üç katılımcının daha çekingen davrandığı gözlemlendi.
Tutuklanan kadın sonradan, “Yaptıklarım için pişmanım. Davranışlarım ahlak dışıydı. Herkesten özür dilerim,” dedi. Kadın ayrıca ailesinden de özür diledi.
Vali Igor Babushkin olaya sert tepki gösterdi: “Bu, hepimiz için bir utançtır. Vatandaşlarımız savaşta canlarını verirken, bazıları insan onurunu aşağılayan ahlaksız bir gösteri düzenledi.” Babushkin, etkinliğin düzenlendiği yerin bir sığınak olduğuna dikkat çekerek, “BUNKER’in ne olduğunu bile biliyorlar mı? Şu anda gerçek BUNKER’lerde, cephe hattında neler olduğunun farkındalar mı?” diye sordu.
Vali ayrıca, savaş sırasında Rusya’da çıplaklığa izin verilip verilmemesi gerektiğini sorguladı ve olaya karışanların isimlerinin açıklanması gerektiğini belirtti. Bu olay, Rusya’da savaş zamanı ahlaki değerler ve toplumsal normlar üzerine tartışmaları alevlendirdi.
Polis, kulübe baskın düzenleyerek organizatörleri de gözaltına aldı. Yetkililerin, benzer olayların tekrarlanmaması için gece kulüplerine yönelik denetimleri artıracağı bildirildi.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray, Wilfried Zaha’yı Lyon’a kiraladı. 31 yaşındaki futbolcu sezonun geri kalanında Fransız ekibinin başarısı için ter dökecek.
15 GOLE KATKI VERDİ
Wilfried Zaha, Galatasaray formasını 43 maçta giydi. Fildişi Sahilli futbolcu bu karşılaşmalarda 10 gol ve 5 asistlik skor katkısı verdi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FSK tarafından yapılan açıklamada, Türk ordusu ile işbirlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimle Kosovalı askerlerin muharebe kapasitesinin artırılmasının amaçlandığı bildirildi.
Muharebe eğitiminin, Türk askerleri tarafından FSK’nin Kara Kuvvetleri 2’nci Alayı’na yönelik verildiği belirtilen açıklamada, ” Türkiye Cumhuriyeti, FSK’nin tüm alanlarda kapasitesini sürekli olarak artırmaya yardımcı olmaktadır ve profesyonel gelişim ile teknik destek sunmaktadır.” ifadelerine yer verildi.
Kosova ve sınır ötesinde kriz yönetim operasyonlarını sağlaması, ülkede sivil savunma operasyonlarında ve doğal afetler ile diğer acil durumlarda görev yapması amacıyla 2009’da kurulan FSK’nin 2018’de yasal değişikliklerle silahlı kuvvetlere dönüştürülme süreci başlatılmıştı. Söz konusu sürecin 10 yıl sürmesi bekleniyor.
Kosova’da 1999’dan bu yana KFOR bünyesinde görev yapan Türk askeri, FSK’nin silahlı kuvvetlere dönüştürülme sürecine çeşitli katkılar sağlıyor. Ayrıca FSK’nin askeri envanterinde çok sayıda Türk ürünü bulunuyor.???????
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP OrduMilletvekiliMustafa Adıgüzel, Ordu ve Karadeniz bölgesindeki fındık tarımı yapılan alanlarındaki kokarca tehlikesine dikkat çekmek amacıyla yürüyüş başlattı. Gürgentepe ilçesinden 50 kilometre yürüyüp, Fatsa ilçesinde yolu yarılayan Adıgüzel, “Fındık da bizim, toprak da bizim. Karadan denize özgür Karadeniz, tam bağımsız Türkiye. Fındığın yolundan yürüyoruz. Yoldaki herkesi de bize katılmaya çağırıyoruz” dedi.
CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Karadeniz Bölgesi’nde son iki senede artan kahverengi kokarca popülasyonuna karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yürüyüş başlattı. 27 Ağustos’ta memleketi Ordu’nun Gürgentepe ilçesinden yola çıkan Adıgüzel, yürüyüşte 50 kilometreyi geride bıraktı. Yürüyüşün üçüncü gününde Adıgüzel’e partililer ve vatandaşlar da eşlik etti.
YOLU YARILADI
Yürüyüşün üçüncü gününde Fatsa- Bolaman yolunda DHA’ya konuşan Milletvekili Adıgüzel, “Gürgentepe’den başladık. Gürgentepe ve Çamaş arasındaki 23 kilometreyi ilk gün yürüdük. Dün Çamaş’tan başlayıp Fatsa’ya kadar olan 22 kilometreyi yürüdük. Dün akşam Fatsa’dan denize ulaştık. Şu an Fatsa’dan buraya kadar yürüdük, 5’inci kilometredeyiz. Bugün şu ana kadar 50 kilometre yürümüş olduk. Önümüzde 50 kilometre daha var. Çaytepe civarına kadar gideceğiz. Yarın Perşembe ilçesine ulaşacağız. Son gün ise Ordu merkeze yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘FINDIĞIN YOLUNDAN YÜRÜYORUZ’
Fındık coğrafyasında kahverengi kokarca zararlısı nedeniyle hasarın ciddi boyutta olduğunu belirten Adıgüzel, “Biz fındığın yolundan yürüyoruz. Bu kitlesel bir şey değil, bu özellikle hasat zamanı üreticinin yanında olma, derdini dinleme yürüyüşüdür. Fındığın yolundan hareket ediyoruz. Kaç kişiyle yürüdüğümüz değil, kaç kişi için yürüdüğümüz önemli, diyoruz. Biz 450 bin fındık işçisi ve 8 milyon bu işten ekmek yiyen insanlar için yürüyoruz. Her geçen gün sesimiz yükseliyor. Hatta Tarım Bakanlığı ve hükümetten çeşitli açıklamalar geliyor fakat bunlar hala olumlu açıklamalar değil, hala olayı görmezden gelmeye çalışıyorlar” diye konuştu.
‘KARADAN DENİZE ÖZGÜR KARADENİZ, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’
Gürgentepe ilçesinden başlayan yürüyüşün Ordu’nun merkez ilçesi Altınordu’da son bulacağını söyleyen Mustafa Adıgüzel, “Yürüyüşümüzün tam amacı; bölgedeki kokarca felaketini, işçilerin ve üreticilerin isyanını dile getirmek ve özellikle vahşi madencilikle bölgenin maden alanlarına çevrilmesine karşı itirazımızı belirtmektir. Diyoruz ki, ‘Fındık da bizim, toprak da bizim. Karadan denize özgür Karadeniz, tam bağımsız Türkiye.’ Fındığın yolundan yürüyoruz. Yoldaki herkesi de bize katılmaya çağırıyoruz” dedi.
Haber-Kamera: Ordu,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısına katılmak üzere geldiği Belçika’da temaslarına devam ediyor. Bakan Fidan, başkent Brüksel’de İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares ile bir araya geldi. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, “terörle mücadele operasyonu” adını verdiği operasyonlar kapsamında dört kente askeri birliklerini gönderdi.
Bu, İsrail’in son 20 yılda Batı Şeria’da düzenlediği en büyük askeri harekat olarak değerlendiriliyor.
Batı Şeria nerede ve kimin kontrolünde?
Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında ve Kudüs’ün de doğusunda yer alıyor.
Filistin İstatistik Kurumu verilerine göre bölgede yaklaşık 3,2 milyon insan yaşıyor. Bunların çoğu Filistinli. Çok sayıda Yahudi de uluslararası hukuka göre yasadışı bir biçimde burada yaşıyor.
Modern İsrail devletinin kurucuları 1947’de Batı Şeria’nın büyük bölümünün gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin parçası olması konusunda anlaştı. Ancak Arap ülkelerinin kendisine saldırısı üzerine İsrail bu plandan vazgeçti.
Bir ateşkesin ardından Ürdün 1950 yılında bölgeyi işgal etti. İsrail güçleri 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında bölgeyi Ürdün’den aldı ve askeri işgal altına soktu.
İsrail’in 1970’ler ve 1980’ler boyunca bölgede yerleşimler kurması Arap nüfusu arasında öfkeye neden oldu. Bu nedenle uluslararası protestolar gerçekleştirildi.
Filistinliler Batı Şeria’da 1987’den 1993’e ve 2000’den 2005’e kadar Batı Şeria’da ayaklanmalar düzenledi.
Ürdün 1988’de Batı Şeria üzerindeki hak iddiasından vazgeçti. 1993’teki Oslo Anlaşması ile beraber Batı Şeria’nın bir kısmı Filistin Yönetimi tarafından yönetilirken, geri kalan kısmı da doğrudan İsrail yönetimi altında kaldı.
Hem İsrail hem de Filistinliler bölge üzerinde hak iddia ediyor. Ancak onlarca yıldır devam eden görüşmelerin ardından bölgenin nihai statüsü hala karara bağlanmadı.
İsrail operasyonları nerede ve neden gerçekleştirdi?
İsrail ordusu Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgesinde yer alan en az dört Filistin şehrine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Bunlar Cenin, Tulkarim, Nablus ve Tubas.
Filistin medyası Cenin’e giden ana yolların kapatıldığını ve kentteki mülteci kampında silahlı çatışmalar yaşandığını duyurdu. Bir İsrail ordu sözcüsü “büyük birliklerin” şehre girdiğini söyledi.
Filistinli kaynaklar İsrail askerlerinin şafak vakti Cenin’deki bir hastaneye girdiğini ve Tulkarim’deki iki hastaneye de erişimi engellediğini söyledi.
Nablus’a düzenlediği baskınlarda İsrail ordusunun buradaki iki mülteci kampına odaklandığı bildirildi.
Tubas yakınlarındaki Far’a kampına yönelik insansız hava aracı saldırısı olduğu belirtilen İsrail saldırısı sonucunda yaralananlar olduğu ve İsrail askerlerinin Kızılay’a ait bir tıbbi tesise girdiği bildirildi.
İsrailli yetkililer dokuz Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi. Bu kişileri “silahlı teröristler” olarak tanımladı.
İsrail güçlerinin Tulkarim’deki Nur Shams kampını kuşattığı bildirildi ve bir bölge sakini “çok sayıda noktada çatışmaların” olduğunu söyledi.
Bir başka bölge sakini ise askerlerin herkese kimlik kontrolü yapmak için kampın çıkış yollarını kapattığını söyledi.
İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, İsrail ordusunun “dün geceden beri Cenin ve Tulkarm mülteci kamplarında kurulan İran-İslamcı terör altyapılarını dağıtmak için tam güçle çalıştığını” söyledi.
İsrail ordu sözcüsü Nadav Shoshani ise Cenin ve Tulkarm’daki birliklerin sivillere yönelik saldırıları önlemek için “istihbarat güdümlü, terörle mücadele operasyonları” yürüttüğünü ifade etti.
İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıdan bu yana neredeyse her gün Batı Şeria’da baskınlar düzenliyor.
Baskınlara Filistinliler ne tepki verdi?
Batı Şeria’daki Filistin Sağlık Bakanlığı, uluslararası topluma yaptığı çağrıyla Cenin, Tulkarim ve Tubas’taki hastanelerin korunmasını istedi.
Bakanlık bu sabah yaptığı açıklamada “uluslararası toplumdan ve Kızıl Haç’tan” yardım istedi. İsrail ordusunu da ambulans erişimini engellemekle suçladı ve bunun insancıl hukukun “bariz bir ihlali” olduğunun altını çizdi.
Bakanlık, İsrail ordusunun İbn Sina Hastanesi’ne giden yolları kapattığını ve Halil Süleyman Hastanesi ile Kızılay ve Friends of the Patients kuruluşlarının merkezlerini kuşattığını söyledi.
Filistin medyasına göre Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Batı Şeria’daki durumu takip etmek üzere Suudi Arabistan’a yaptığı ziyareti yarıda kesti.
Uluslararası toplum nasıl tepki verdi?
BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da “giderek artan askeri müdahalesini” kınadı.
OHCHR, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki son operasyonunun “uluslararası hukuku ihlal eden bir şekilde” yürütüldüğünü söyledi.
Açıklamada, “Batı Şeria’da güç kullanımı insan hakları normlarına uygun olmalıdır” denildi.
BM geçen hafta yaptığı bir açıklamada, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Batı Şeria’da düzenlediği hava saldırılarında 26’sı çocuk olmak üzere 128 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurmuştu.
Aynı dönemde Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da 11’i İsrailli yerleşimciler tarafından olmak üzere toplam 607 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.
Batı Şeria’da, şimdiki İsrail topraklarındaki evlerinden edilen on binlerce Filistinlinin barındığı çok sayıda mülteci kampı var.
Bu kamplarda özellikle gençler arasında yüksek düzeyde yoksulluk ve işsizlik söz konusu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kır düğün salonunun büyük bir bölümünün AK Partili Şaphane Belediyesi tarafından yapıldığı belirtildi. Şaphane Belediyesi 31 Mart Yerel seçimlerinde AK Parti’den CHP’ye geçmişti.
Kütahya’nın Şaphane ilçesinde kır düğün salonunun açılışı CHP Kütahya İl Başkanı Tamer Yenikaya, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve CHP’li Şaphane Belediye Başkanı Lütfi Mutlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.
Açılış sonrası İl Başkanı Tamer Yenikaya ve Belediye Başkanı Lütfi Mutlu ile birlikte belediye tesislerinde incelemelerde bulunan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu daha sonra İlçe Kaymakamı İsmail Karakoç’u da makamında ziyaret etti.
Konak Belediyesi olarak her zaman kardeş belediyelerle dayanışma içerisinde olacaklarını söyleyen Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Birimizin ihtiyacını diğerimiz tamamlayacak. Vatandaşlarımızın en iyi hizmete ulaşması için yorulmadan omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Bu projenin hayata geçmesinde emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi.
Mutlu, kır düğün salonundaki eksikliklerin giderilmesi konusunda üzerine düşeni yapacaklarını ifade etti. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları bugün Belçika’da bir araya geldi. Başkent Brüksel’de Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell başkanlığında gerçekleştirilen AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı’nın ilk oturumunda Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba’nın da katılımıyla Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı ve küresel erişim konuları ele alındı.
Orta Doğu’daki durum masaya yatırıldı
Toplantının 2. oturumunda ise Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması için devam eden müzakereler çerçevesinde Orta Doğu’daki durum masaya yatırıldı. Birleşmiş Milletler (BM) Gazze Kıdemli İnsani Yardım ve Yeniden Yapılanma Koordinatörü Sigrid Kaag, sahadaki insani durum hakkında bakanları bilgilendirmek üzere oturuma katıldı. Oturumda ayrıca, Venezuela’da yaşanan siyasi kriz de görüşüldü.
Borrell’den Türkiye ile diyalog vurgusu
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell toplantının ilk oturumu öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın çok uzun zamandan sonra ilk kez davet edildiğini belirterek, “Uzun yıllardır bizimle değildi” dedi.
Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin pozisyonu açısından Avrupa Birliği’nin rolünü Türkiye’nin anlaması gerektiğini vurgulayan Borrell, “Durumu çözmenin en iyi yolunun diyalog olduğuna inanıyoruz. Bu kararın alınmasını sağlayan ve Türk bakanı davet eden herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Türk bakanın bize katılabilmesinin çok iyi bir haber olduğunu düşünüyorum”
Bakan Fidan’ın programına ilişkin konuşan Borrell, “Bazı bakanlarla ikili görüşmelerde bulunacak. Umarım bu görüşmeler AB ve bazı üye devletlerin Türkiye ile ilgili sorunlarının ele alınması açısından önemli ve olumlu olur” ifadelerini kullandı.
Bunun iyi bir girişim olduğunu vurgulayan Borrell, “Her şey diyalog ve iyi niyetle çözülebilir, ancak diyalog için insanların tartışma fırsatına sahip olması gerekir. Türk bakanın bu toplantı sırasında bize katılabilmesinin çok iyi bir haber olduğunu düşünüyorum” dedi. – BRÜKSEL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni Eğitim Öğretim Yılı Değerlendirme Toplantısı, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in başkanlığında gerçekleştirildi. Düzenlenen toplantıya Vali Hüseyin Aksoy katılım sağladı. İl Jandarma Komutanları, İl Emniyet Müdürleri ve İl Milli Eğitim Müdürleri de görüşmede yer aldı. Katılımlar Video Konferans Sistemi (VKS) üzerinden yapıldı.
2024-2025 eğitim öğretim yılının birinci dönemi 9 Eylül 2024 Pazartesi günü başlayıp 17 Ocak 2025 tarihinde sona erecek. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yılmaz, partisinin Ordu İl Başkanlığında teşkilat mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Parti olarak gelecekle ilgili planlamalara devam ettiklerini anlatan Yılmaz, toplantıların da bu temel amaç doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etti.
Yılmaz, AK Parti’li belediyelerin algı siyasetinden ziyade hizmet ürettiğini, insanların yüzünde memnuniyet görünceye kadar da bu noktada mücadele vermekle ilgili bir misyon taşıdıklarını vurguladı.
AK Parti belediyeciliğinin merkezinde hizmet mantığının yer aldığına dikkati çeken Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“Bunun dışındaki siyasi partilerin temel hedefleri bu değil mi? Hayır, bu değil. Onlar daha çok hizmetten ziyade algı, daha ziyade psikolojik, sosyolojik iletişimler, bu algı iletişimi ile kurulmuş çeşitli edebiyatlar, bunların içerisinde mağduriyet edebiyatı ağırlıklı olarak yer alır. Yapamadıkları, beceremedikleri işleri daha doğrusu altından kalkamayacakları birtakım şeyleri mazeretlerin altına sığınarak bir gerekçe bulma yolunu hep tercih etmişlerdir. Bugün de aynısını yapıyorlar. ‘Kimse yerim dar’ diye oynamayan gelin rolü üstlenmesin.”
Yılmaz, hizmeti çok önemsediklerinin altını çizerek, “Tabii ki sosyal medya ortamında algıyla birlikte bir hizmet felsefesi lafı yapmak kolaydır. Ama hiçbir sosyal medya algısı, siyaset için en önemli iletişim aracı olan hizmetin yerini tutmaz.” diye konuştu.
Hizmetin oluşturduğu siyasal iletişim algısının karşılığının hiçbir sosyal medya algısı olamayacağını dile getiren Yılmaz, “Onun için insana hizmet en temel belirleyici hedefimizdir.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Meclis’teki kabul basına kapalı gerçekleşti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kent genelinde terör örgütlerinin eylem ve faaliyetlerini deşifre edip engellemeye yönelik çalışmalarını sürüyor.
Ekipler bu kapsamda düzenledikleri operasyonda, emekli A.Y, görevinden ihraç edilen veri kontrol işletmeni R.K, kamuda sekreter D.S. ile kamuda öğretmenlik yapan F.S’yi yakaladı.
Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan A.Y. tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anneannesi Leyla Çetiner’i 31 Temmuz’da aralarında çıkan tartışma sonrası silahla rehin aldıktan sonra öldüren Şener hakkında çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol ve yurt dışı yasağı uygulanmıştı. Akli dengesinin yerinde olmadığı belirtilen ve nezarethanede adli tıp doktoru muayenesinden geçirilen Bedirhan Şener’in, Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastanesi’ne sevk edilerek, 3 hafta süreyle gözetim altına alınmasına karar verilmişti.
Bilkent Şehir Hastanesince düzenlenen raporda, “gözlem altına alınan şüphelinin cezai sorumluluğunu etkileyecek şiddet ve mahiyette akıl hastalığının ya da zayıflığının bulunmadığı, ‘üst soya karşı kasten ateşli silahla öldürme ve öldürmeye teşebbüs’ suçu ile ilgili fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği, bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olduğu” belirtilerek, şüphelinin, Türk Ceza Kanunu’nun “akıl sağlığıyla” alakalı maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği kaydedildi.
TUTUKLANDI
Bedirhan Şener, yapılan tespit ve toplanan deliller doğrultusunda, “üst soya karşı kasten öldürme” ve “üst soya karşı kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) sitesinde yer alan yasak kararında, “T.C. Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.08.2024 tarihli ve 2024/6024 D. İş sayılı kararı ile yayın yasağı getirilmiştir” denildi. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ’Yİ ZİYARET ETTİ
Mesut Özil, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti. Özil, MHP lideri Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli’yle güzel sohbet” notunu düştü.

SİYASETE Mİ ATILIYOR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan hayranlığı ve Cumhur İttifakı’na yakınlığıyla bilinen Mesut Özil’in Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından “Mesut Özil, siyasete mi atılıyor?” sorusunu akıllara geldi. Paylaşımı gören birçok kullanıcı da bu yönde yorumda bulundu.

CAMİİ TEMİZLEMESİ GÜNDEM OLMUŞTU
Son dönemlerde kendini spora veren ve değişimiyle adından söz ettiren bir dönemin süper yıldızı Mesut Özil, geçtiğimiz günlerde Üsküdar’daki Şemsi Ahmet Paşa Camii’nin temizliğine yardım ederken görüntülenmişti. Özil, bu davranışından dolayı takdir toplarken videonun altına “Allah razı olsun”, “Rabbim sayılarını artırsın”, “Adamsın reis”, “Adam Adam” şeklinde yorumlar yapılmıştı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zelenskiy, başkent Kiev’de gerçekleşen “Ukrayna 2024 Bağımsızlık Forumu”nun ardından düzenlediği basın toplantısında yerel ve yabancı gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ukrayna ordusunun Rusya’nın Kursk bölgesine yönelik operasyonuna değinen Zelenskiy, kamuoyunun Ukrayna’nın bu adımdan haberdar olmadığı için operasyonun başarılı olduğunu savundu.
Zelenskiy, Kursk’a düzenledikleri operasyon neticesinde, Rusya’nın Harkiv bölgesine yönelik saldırılarını engellediklerini savunarak, “Kursk operasyonu, birçok şeyi beraberinde getirdi, öncelikle Harkiv bölgesinin işgalini durdurdu.” değerlendirmesini yaptı.
REKLAM
Rusya’nın Ukrayna’nın Sumi ve Çernigiv bölgelerine yönelik işgal planları olduğunu iddia eden Zelenskiy, Rusya’nın bu planlarını da engellediklerini söyledi.
Zelenskiy, Kursk bölgesindeki askeri faaliyetlerin Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesinin aşamalarından biri olduğuna işaret ederek, “Kursk operasyonu İkinci Barış Zirvesi (Ukrayna Barış Zirvesi) ile bağlantılı mı? Evet, çünkü Kursk operasyonu Ukrayna’nın zafer planının noktalarından biridir.” değerlendirmesinde bulundu.
Ülkesinin ilk yerli balistik füze denemesini başarıyla gerçekleştirdiğini ifade eden Zelenskiy, “Ukrayna’nın ilk balistik füze testi olumlu sonuçlandı. Askeri endüstriyel kompleksimizi bu konuda tebrik ediyorum.” şeklinde konuştu.
BARIŞ PLANI
Bir barış planı paketi hazırladığını kaydeden Zelenskiy, “Rusya’yı diplomatik yollarla savaşı bitirmeye zorlayan güçlü bir paket bu.” dedi.
Zelenskiy, eylül ayında söz konusu barış planını önce ABD Başkanı, ABD Başkan adayları Kamala Harris ve Donald Trump ile paylaşmak istediğini belirtti.
REKLAMF-16 AÇIKLAMASI
Zelenskiy ayrıca, ülkesine kısa bir süre önce teslim edilen F-16 savaş uçaklarının Ukrayna ordusuna sağladığı imkanlar hakkında da değerlendirmede bulundu.
Bu uçaklar sayesinde Rus ordusunun dün fırlattığı bazı füze ve İHA’ları düşürmeye başladıklarını kaydeden Zelenskiy, “F-16’lar çok güzel sonuç verdi. Bu büyük (dünkü saldırı) saldırı kapsamında F-16’ların yardımıyla bazı füzeleri ve insansız hava araçlarını düşürdük. Ayrıca bize F-16’ları sağladıkları için ortaklarımıza da teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“RUSYA NÜKLEER SİLAHLARLA KORKUTMAYA ÇALIŞIYOR”
Zelenskiy, Ukrayna’nın uzun menzilli silahların Rusya’ya yönelik kullanılması durumunda Rusya’nın nükleer silahlarla karşılık vermesi ihtimaline ilişkin soruyu da yanıtladı.
Rus yetkililerinin nükleer silah kullanma konusunda dünyayı “korkutmaya” çalıştığını savunan Zelenskiy, “Nükleer silahlarla korkutmak. Bu (Rusya’nın) korkutma programın bir parçasıdır.” dedi.
Nükleer silahın kullanılmasına izin verilmeyeceğini kaydeden Zelenskiy, “Nükleer silah kullanımının tüm dünya tarafından desteklenmesi pek mümkün görünmüyor. Sanırım tüm dünyadan çok hızlı bir tepki gelecek.” diye konuştu.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Panelde gençlerin sorularını yanıtlayan Gezeravcı’ya, İsveç Astronomi Gençlik Derneği tarafından uzaydaki başarılı çalışmaları nedeniyle altın madalya verildi.
AA muhabirine konuşan Gezeravcı, “Ax-3’ün görevi bünyesinde ülkelerimiz adına icra ettiğimiz bu program; İsveç gençliği açısından da taşıdığı mana ve onlara katkısı önemli olduğu için bizi madalya ile onurlandırdılar.” dedi.
İsveç’te birkaç gün daha programlara katılacağını aktaran Gezeravcı, şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizin ilk uzay misyonunu şubat ayında tamamlamamızın ardından ülkemize dönüşle birlikte yoğun çalışmalar yaptık. Çeşitli üniversitelimizde, halkımızla bulaşabileceğimiz her fırsatta, görevimizin icrasını gelecek nesillere ilham verecek şekilde bütün hikayesini anlatmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda Ax-3 görevini icra ettiğimiz astronotlarımız birlikte, 2 ve 5 Haziran tarihleri arasında, ilk buluşmamızı Türkiye’de gerçekleştirmiştik. İkinci buluşmayı da İsveç’te gerçekleştiriyoruz.”
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, toplantıya Irak’ı temsilen Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci katıldı.
Toplantıda, Irak güvenlik güçlerinin kapasitesinin geliştirmesinin tamamlanması dahil olmak üzere Irak ile NATO arasındaki ortaklığı güçlendirmenin yolları, sınır güvenliği, uyuşturucu ve terörle mücadele ile Suriye’deki Hol Kampı dosyası ele alındı.
NATO’nun Irak’taki misyonunun savaşmak değil, müsteşarlık düzeyinde olduğunu ifade eden Araci, Irak’ın güvenliği ve istikrarı, Irak güçlerinin kapasitesinin geliştirilmesi ve terörle mücadele için NATO ile işbirliği ve diyaloğun sürdürüleceğini belirtti.
Açıklamaya göre, NATO temsilcileri de Irak’ın bölgenin güvenlik ve istikrarı için merkezi rol ve öneme sahip olduğunu ve her iki tarafın da üzerinde anlaşmaya varılan savunma kapasitesi geliştirme paketini gerçekleştirmeye hazır olduğunu kaydetti.
Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Araci’nin, Yüksek Düzeyli Siyasi Diyalog toplantısının ikincisinin Bağdat’ta gerçekleştirilmesini istediklerini NATO temsilcilerine ilettiği aktarıldı.
*Haberin görseli Shutterstock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzman heyet istişarelerin ardından müzakereler için yarın Doha’ya gidecek.
Haberde, heyetin, anlaşmanın genel hatlarına ilişkin açık konularda bulunan boşlukların azaltılması amacıyla arabulucularla görüşmelere devam etmesinin beklendiği kaydedildi.
Ayrıca heyetin ateşkes anlaşması ve esir takası konusunda İsrail ve Hamas ile müzakerelere devam eden Mısır, Katar ve ABD’li temsilcilerle görüşmesi öngörülüyor.
REKLAMKAHİRE’DEKİ MÜZAKERELER
Hamas ve İsrail arasında Gazze Şeridi’nde ateşkes ve karşılıklı esir takası anlaşması için dolaylı müzakere zirvesinin 25 Ağustos pazar günü ABD, Katar ve Mısırlı yetkililerin katılımıyla Kahire’de yapılmıştı.
İsrail devlet televizyonu KAN, ateşkes ve esir takası anlaşması müzakereleri için Kahire’de bulunan İsrail heyetinin pazar günü ülkeye döndüğünü açıklamıştı.
Haberde, adı açıklanmayan İsrailli yetkililerin, Kahire’deki görüşmelerle ilgili olarak, “Bugün Gazze’deki ateşkes görüşmelerinde ilerleme kaydedilme şansı zayıftı.” ifadesine yer verilmişti.
Yetkililer, “Heyetin aldığı yetki, Philadelphi Koridoru’nda anlaşmaya varılmasına imkan vermiyor.” ifadesini kullanmıştı.
Hamas’tan üst düzey bir yetkili ise ABD Başkanı Joe Biden’ın 2 Temmuz’da açıkladığı ateşkes teklifine bağlı olduklarını; Kahire’de kendilerine sunulan yeni teklifini, “İsrail işgalini kalıcı hale getireceği” gerekçesiyle reddettiğini belirtmişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail ve uluslararası kamuoyunda siyasi nedenlerle Hamas ile esir takası anlaşması yapmamakla suçlanıyor.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 10 ayı aşkın sürede çoğunluğu kadın ve çocuk can kaybının 40 bini her geçen gün aştığı insanlık felaketi gün geçtikçe derinleşiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>150 koltuklu parlamento için seçimlere giden ülkede Gürcü Rüyası adlı parti 74 sandalyeyle iktidarda bulunuyor. Başbakan ise partinin lideri İrakli Kobahidze.
Batı ve ABD karşıtı söylemiyle ön plana çıkan Kobahidze, ülkeyi haftalarca karıştıran ve AB yanlılarıyla Rusya yanlılarının yer yer çatıştığı protesto gösterilerini başlatan “yabancı etkinin şeffaflığı” adlı yasanın yaratıcısı.
Ülkeyi seçime götüren Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zourabichvili ise kendisinin de karşı çıktığı “Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasasının askıya alınması ve iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe sunmuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın toplantısından satır başları şöyle:
Bakan Fidan, “Her iki ülke (Türkiye ve Azerbaycan) daima bir millet iki devlet anlayışıyla hareket etmiştir. Bundan sonra da iyi günde kötü günde birlikte olmaya devam edecektir” dedi.
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov ise “Azerbaycan ile Türkiyenin tutumu birdir. Bu karşılıklı destek, stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkileridir. Böyle de devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Ayrıntılar geliyor…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusunun Gazze vilayetinin farklı noktalarına düzenlediği 5 hava saldırısında 3’ü çocuk en az 18 sivilin yaşamını yitirdiği ve çok sayıda kişinin yaralandığını aktaran Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimine yönelik 4 hava saldırısında da 12 Filistinlinin öldüğünü belirtti.
İsrail savaş uçaklarının güneydeki Han Yunus kentinde de 3 noktayı bombaladığına işaret eden Basal, bu hava saldırılarında en az 13 sivilin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını ifade etti.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 589’u çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 435 Filistinli öldü, 93 bin 534 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir, arşivdendir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sprūds, sosyal medya platformu X’ten bugün yaptığı açıklamada bu adım için en uygun vaktin 2028 olabileceğini ifade etti. Savunma Bakanı, bugün Letonya basınında yayımlanan röportajında da kadınlara zorunlu askerlik çağrısı yaptı.
Zorunlu askerliği kadınları kapsayacak şekilde genişletmenin “bugün ya da yarın” gerçekleşmeyeceğinin altını çizen Sprūds, bu yolda siyasi ve teknik engellerin olduğunu vurguladı.
Letonya Savunma Bakanı, “2028’e kadar konunun kamuoyunda tartışılması, askerlik altyapısının iyileştirilmesi, kadınlara özel malzeme ve ekipman sağlanması gerektiğini” söyledi.
Rusya’nın, Ukrayna’ya karşı Şubat 2022’de başlattığı savaşın ardından Avrupa ülkeleri savunma becerilerini güçlendirmeye hız verdi. Kadınları askere almayı planladığını duyuran Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte bunu gerçekleştiren üçüncü Avrupa ülkesi olma yolundaydı.
NATO ülkesi olan Letonya da Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından zorunlu askerliği tekrar yürürlüğe sokmuştu. Baltık ülkesi, 2028’e kadar asker sayısını 4 bine çıkarmayı hedefliyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kararnamede, Hüseyinzade’nin kırsal alanlardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi yönündeki “kararlığı ve değerli tecrübeleri” nedeniyle bu göreve atandığı belirtildi.
İran’ın ilk Türk Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Kırsal Kalkınma ve Yoksul Bölgelerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atadığı Kürt kökenli siyasetçi Abdülkerim Hüseyinzade, devrim sonrasında hükümet kabinesinde yer alan en üst düzey Sünni isim oldu.
REKLAM
Her ne kadar İran’ın siyasi sisteminde cumhurbaşkanı yardımcıları, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcılığı makamı kadar etkili olamasa da Hüseyinzade’nin yıllar sonra ilk Sünni olarak kabineye girmesinin önemli olduğu değerlendiriliyor.
TEBRİK MESAJLARI
Hüseyinzade’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanması bazı milletvekilleri tarafından tebrik edildi.
Piranşehr Milletvekili Kemal Hüseyinpur ise bu atama nedeniyle Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a teşekkür ederek, Hüseyinzade’nin kırsal bölgelerdeki yaşam koşullarının iyileştirilmesinde kalıcı rol oynayacağını söyledi.
Bender Abbas Milletvekili Ahmed Muradi de Hüseyinzade’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanmasının Pezeşkiyan’ın dile getirdiği, “ulusal birlik ve kalkınma stratejisi yönünde atılmış bir adım” olacağını ifade etti.
PEZEŞKİYAN ELEŞTİRİLMİŞTİ
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, seçim kampanyalarında “ülkede mezhep ayrımı nedeniyle layık oldukları statüden mahrum bırakılan Sünniler olduğunu” söylemiş ve bu sorunu çözeceğini vadetmişti.
Pezeşkiyan’ın kabine listesinde Sünni bir isme yer vermemesi tepkilere yol açmıştı
REKLAM
Sünni Milletvekili Muhammed Kesim Osmani, 17 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın önerdiği kabinesinin yapısını ve kabinede Sünni bir isme yer vermemesini eleştirmişti.
Osmani, “İran’ın tarihi boyunca hiç kimse kadınları ve Sünni toplumu zat-ı aliniz kadar teşvik etmemiştir. Biz sizden umutluyduk ve ‘Sünni toplumuna güvenmeme’ büyüsünü bozup ülkedeki en hassas askeri görevlerden birini Sünni Kürt bir komutana (Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Şehram İrani) emanet eden Rehber’in (İran lideri Ayetullah Ali Hamaney) usulüne göre hareket edeceğinizi düşündük fakat yapmadınız.” ifadelerini kullanmıştı.
ZARİF GÖREVE DEVAM EDİYOR
Öte yandan Meclis’e sunulan kabine listesine itiraz ederek kısa süre önce atandığı Stratejik İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığından istifa ettiği imasında bulunan eski Dışişleri Bakanı Zarif de bugün X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla görevine devam ettiğini duyurdu.
Batı ile ılımlı ilişkiler geliştirilmesini savunan Zarif, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde 2013-2021 arasında iki dönem Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.
REKLAM
Zarif, Temmuz 2015’te İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 5 daimi üyesi ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya ile Almanya arasında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmanın da mimarlarından biriydi.
HÜSEYİNZADE KİMDİR?
Abdülkerim Hüseyinzade, İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Nekde kentinde 1980 yılında Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hüseyinzade, İran’ın önde gelen Sünni siyasetçilerinden eski Senendec Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Danışmanı Celal Celalizade’nin yakın akrabalarından biri olarak tanınıyor.
Ülkede mart ayında yapılan genel seçimlerde Meclis’e girme hakkı kazanan Hüseyinzade, 3 dönem Uşneviye ve Nekde Milletvekili olarak Meclis’te görev yaptı.
Meclis’te görev yaptığı süre boyunca İran’da kültürel ve etnik meselelerin çözümü ve internet yasaklarının kaldırılması üzerine çalışmalar yürüttü.
Hüseyinzade, Eylül 2022’de Mahsa Emini adlı genç bir kadının polis nezaretinde hayatını kaybetmesinin ardından sosyal medya hesabından olaydan büyük üzüntü ve öfke duyduğunu ifade etmişti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail devlet televizyonu KAN ile Kanal 12 televizyonunun haberine göre Angert, dün akşam X sosyal medya platformunda konuya ilişkin paylaşım yaptı.
Angert, İskenderun Tugayı’na yeni atanan Besal isimli komutanın göreve gelmesinin ardından askerlerine gönderdiği mesajında, “Tugay’a yeni bir komutan katıldı. Öncelikle savaşçıların soykırım yapmasını umuyorum. Lübnan’ın köyleri ıssız kalacak ve yolları çıkışsız olacak.” ifadesini kullandığını açıkladı.
Angert, başka bir paylaşımında da Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğindeki aşırı sağcı “Dini Siyonizm” partisine mensup askerleri “ölüm yiyenler mezhebi” olarak tanımladı.
REKLAM
Meclis Anayasa, Hukuk ve Yargı Komitesi Başkanı Simcha Rothman, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Dışişleri ve Güvenlik Komitesi Başkanına mektup göndererek Angert hakkında disiplin soruşturması ve işlem başlatılması çağrısında bulundu.
Smotrich de X platformunda yayımladığı paylaşımında, “İsrail ordusu bu kadının hala ordudan ihraç edildiğini duyurmadan bu sabah uyanmamızın bir nedeni var mı?” ifadesine yer verdi.
Kanal 12 televizyonunun haberinde, İskenderun Tugayı askerlerinin 7 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan sınırında ve Gazze Şeridi’nde 200 günden fazla yedek asker olarak görev yaptığı ifade edildi.
Angert’in gönderileri X’te paylaştığından beri engellendi, ancak kopyaları hala İsrail medyasında dolaşıyor.
ANGERT GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Angert, tugaya atanan yeni komutanın mesajını ortaya çıkardıktan sonra cezalandırıldı. İsrail devlet televizyonu KAN’da yer alan habere göre kadın subayın, Besal hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşımları nedeniyle görevden alındığı belirtildi.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habere göre Kennedy, kimlerin ne tür görevler alabileceğinin belirleneceği geçiş sürecinin yönetilmesinde ilgili ekiplere eş başkanlık edecek.
Siyasi yorumcu ve televizyoncu Tucker Carlson’a verdiği son mülakatında konuyu teyit eden Kennedy, “Hükümeti kimlerin yöneteceğinin belirlenmesinde geçiş süreci ekibinde yer almam istendi.” dedi.
ESKİ DEMOKRAT GABBAR’DAN DESTEK
Öte yandan 2020 yılındaki başkanlık seçimleri için Demokrat başkan aday adayları arasında yer alan dönemin Kongre üyesi Tulsi Gabbar da Trump’a destek vereceğini açıkladı.
NYT’nin haberinde, Kennedy ile birlikte Gabbard’ın da Trump’ın seçim ekibine dahil olarak Cumhuriyetçi başkan adayı ile yakın çalışacağı kaydedildi.
ABD’de 5 Kasım 2024’te yapılacak 60. başkanlık seçiminde, Demokrat aday Kamala Harris ile Cumhuriyetçi aday Donald Trump yarışıyor.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trump, “Tüm dünya karmaşa içinde. Hızlı bir şekilde bir şeyler yapılmazsa 3. Dünya Savaşı ile karşı karşıya kalacağız. Nükleer güç ve mevcut diğer kapasiteler nedeniyle bu, önceki dünya savaşlarına da benzemeyecek” dedi.
Trump, Arlington Ulusal Mezarlığı’nda, 2021 Ağustos’ta Kabil Havalimanı’nda düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybeden ABD askerlerinin aileleriyle bir araya geldi ve anma törenine katıldı. Trump, yaptığı açıklamada, “Üç yıl önce Kamala ve Biden’ın beceriksizliği 13 savaşçının ölmesine, yüzlerce sivilin öldürülmesine, ağır yaralanmasına ve 85 milyar dolar değerinde dünyanın en iyi askeri teçhizatının Taliban’a terk edilmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.
REKLAM
Ağustos 2021’de Taliban’ın Afganistan’daki birçok bölgeyi ele geçirmesi ve ilerleyişinin sürdürmesinin ardından ABD Başkanı Joe Biden, Kabil’deki askerlerin tahliyesini emretmişti. Tahliye oldukça kaotik bir şekilde gerçekleşmiş ve kargaşaya neden olmuştu. Taliban’ın ülkenin yönetimini ele geçirmesinin ardından Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzai, ülkeyi terk etmişti.
Tahliyenin sürdüğü dönemde, 26 Ağustos 2021’de Kabil Havalimanı’na düzenlenen terör saldırısında, aralarında 13 ABD askeri ve 169 Afgan sivilin de bulunduğu 182 kişi hayatını kaybetti. Saldırıdan saatler önce ABD’li yetkililer, vatandaşlarını havalimanını terk etmeleri konusunda uyarmış, eski İngiltere Silahlı Kuvvetler Bakanı James Heappey, havalimanında DEAŞ terör örgütü üyelerinin saldırı tehdidi konusunda uyarılarda bulunmuştu. Ayrıca saldırıda aralarında 15 ABD askerinin de bulunduğu 200 kişi yaralanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İran devlet televizyonuna göre, Hamaney, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın liderliğindeki yeni hükümet kabinesini kabul ettiği toplantıda konuştu.
Yeni kabinenin Meclis’te eksiksiz güvenoyu almasından memnuniyetini dile getiren Hamaney, Pezeşkiyan’ın kabine listesini kendisiyle istişare ettiğini ve kendisinin de bazı isimleri özellikle tavsiye ettiğini belirtti.
Hamaney, yeni hükümetin önceliklerinden birinin pahalılık ve enflasyon sorununu çözmek olması gerektiğini ifade etti.
Ekonomideki sorunların çözümünü Batı ile müzakerelere bağlanmaması gerektiğini söyleyen Hamaney, “Umudumuzu düşmana bağlamamıza gerek yok. Planlarımız için düşmanların onayını beklememeliyiz.” dedi.
REKLAM
Hamaney, “Bu gerçek, Cumhurbaşkanımızın sözlerinde ve Dışişleri Bakanı’nın birkaç gün önceki açıklamalarında da mevcuttu. Elbette bu düşmanla bir yerde etkileşime girmeyeceğimiz anlamına gelmiyor ancak sorun şu ki ona güvenmememiz gerekiyor. Bazı yerlerde aynı düşmanla etkileşime girmek çelişkili değil, engel yok.” diye konuştu.
Yetkililerin yapay zeka teknolojileri konusunda geri kalmaması gerektiğini belirten Hamaney, “Yapay zekayı kullanıyor olmak bizi aldatmasın. Yapay zeka kullanıcısı olmak bir avantaj değil. Yapay zekanın ustalaştırılması gereken derin katmanları var. Bu katmanlar başkalarının elinde.” dedi.
Dünyada gelecekte Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gibi yapay zeka konusunda da bir ajans kurulabileceğini ve diğer ülkelerin yapay zeka teknolojisi geliştirmesini engelleyebileceklerini söyleyen Hamaney, “Bu teknolojinin derin katmanlarına ulaşmalı ve ülke içinde yapay zekanın altyapısını takip etmelisiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ukrayna Genelkurmay Başkanı Oleksandr Syrskyi, operasyon sürecinde Ukrayna ordusunun 100 yerleşim yeri ve 594 Rus askerini ele geçirdiğini açıkladı.
Syrskyi, Moskova birliklerinin bölgede karşı saldırıya geçmeye ve Kiev güçlerini kuşatmaya çalıştığını ancak bu girişimlerin geri püskürtüldüğünü de sözlerine ekledi.
Üç haftadır devam eden Kursk operasyonunun amaçlarından birinin Rus güçlerini başta Pokrovsk ve Kurakhove olmak üzere diğer bölgelerden uzaklaştırmak olduğunu söyleyen Syrskyi, Rus birliklerinin Ukrayna’nın güneyinden çekildiğini belirterek, “Kursk operasyonu Rus güçlerinin önemli bir kısmını başka yöne çekti. Şu an itibariyle Kursk cephesine yaklaşık 30 bin askerin gönderildiğini söyleyebiliriz ve bu rakam giderek artıyor” dedi.
Syrskyi, Rusya’nın Ukrayna’nın cepheye giden ikmal hatlarını kesmeye çalıştığını söyledi.
“Pokrovsk cephesinde durum oldukça zor. Düşman personel, silah ve askeri teçhizat avantajını kullanıyor, aktif olarak topçu ve hava gücü kullanıyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamalarda, söz konusu saldırıların İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyindeki köyleri ve sivillerin yaşadığı güvenli evleri hedef almasından dolayı misilleme olarak düzenlendiği vurgulandı.
Öte yandan İsrail tarafından bu bölgelerde saldırı uyarı sirenlerinin çaldığı belirtilirken, yaralı ya da can kaybına ilişkin bilgi paylaşılmadı.
REKLAM
Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail topçuları Meys el-Cebel beldesi yakınındaki Güney el-Merc bölgesini fosfor bombalarıyla hedef aldı.
Burc el-Muluk beldesi çevresindeki Tel en-Nahhas bölgesi de İsrail’in topçu atışlarına maruz kaldı.
Haberde, Sur kentinin doğusundaki el-Mecadil beldesinin İsrail dronları, Nabatiyye beldesi çevresindeki açık alanın ise İsrail savaş uçaklarının hedefi olduğu belirtildi.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, Mecadil beldesinde 3, Şihin beldesinde 1 kişinin İsrail saldırıları sonucu yaralandığını açıkladı.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurum amirlerinin kendi faaliyetleriyle ilgili bilgilendirmenin yapıldığı toplantıda, Orman Bölge Müdürü Oktay Ayatay il genelindeki ormancılık çalışmalarına dair sunum eşliğinde bilgiler verdi.
Kurum amirlerinin karşılıklı görüş alışverişi, sorun ve çözüm önerilerinin de ele alındığı toplantı, kurumlar arası işbirliğinin artırılmasına yönelik iyi niyet temennileriyle son buldu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren Bozüyük Aile ve Sosyal Hizmet Merkezinde görev değişimi gerçekleşti. Bozüyük Aile ve Sosyal Hizmetler Merkezine Bakanlık tarafından kuruluş müdürü olarak atama yapıldı. Kurucu Müdür olarak görev yapan ve açıldığı günden bugüne ilçede ve hizmet bölgesindeki vatandaşlara hizmet etmekte olan Murat Akcan bayrağı, daha önce Osmaniye’de görev yapan Abdulkadir Taşletimur’a teslim etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konya Sanayi Odası Ağustos ayı meclis toplantısı KSO Meclis Başkanı Memiş Kütükcü’nün başkanlığında meclis ve meslek komitesi üyelerinin yoğun katılımı ile gerçekleşti. Toplantının açılışında konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın ekonomideki tüm zorluklara rağmen üretim iştahını koruduğunun altını çizdi. Büyükeğen, “Konya’mızın ihracatı bu yılın ilk 7 ayında yüzde 7.5 ile, yüzde 4.1 olan Türkiye ortalamasının çok üzerinde artarak, 2 milyar dolara yaklaştı. İnşallah bu yıl sonunda, yeni bir ihracat rekoru kırmaya hazırlanıyoruz. Türkiye’nin dış ticaret fazlası veren ender şehirleri arasında yer almaya devam ediyoruz. Teknoloji Gruplarına göre baktığımızda ise; düşük teknoloji üretimimiz yüzde 19’a kadar gerilerken, orta-düşük teknoloji üretim oranımız yüzde 31.5’a, orta-yüksek teknoloji üretim oranımız da yüzde 48’e yükselmiş durumda. Konya, tüm bu başarıları çok çalışarak, üreterek yakaladı. Daha fazla üretmek, daha yüksek katma değerli üretim ve ihracat yapmak istiyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada, sanayimizin en büyük sorunu insan kaynağı haline geldi. Bu sorunu acilen çözüme kavuşturmamız lazım. Gençlerimizi, meslek liselerine yönlendirmeye, mesleki eğitimi teşvik etmeye devam etmeliyiz. Bunu yaparken, ülkemizdeki yabancıların kayıtlı bir şekilde çalıştırılması ile ilgili yasal düzenlemeleri de hızla yapmak zorundayız. Bu konuda milletvekillerimizin desteklerini bekliyoruz” dedi.
“Ülkemizi birlikte kalkındıracağız”
AK Parti Konya Milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından söz alan AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı ise, sanayinin ve üretimin önemine dikkat çekti. Konya sanayisinin taleplerini takip etmeye devam edeceklerini ve sorunları birlikte çözeceklerini ifade eden Angı, “Sanayimizin ve şehrimizin gelişmesi noktasında sanayicilerimiz büyük çaba sarf ediyor. Tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Karşılaşılan zorlukları birlikte aşacağımıza inanıyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, milletvekillerimizle birlikte bu sorunların çözümü için elimizden gelen her türlü çalışmayı yapmaya hazırız” şeklinde konuştu.
Toplantıda KSO’nun meclis ve meslek komitesi üyeleri de söz alarak sektörlerine dair sorunları ve taleplerini dile getirdi. Toplantıda ayrıca Konya Sanayi Odası’nın Kömür, Taş, Kum, Mermer ve Diğer Madenler Sanayiini temsil eden 1. Meslek Komitesi Başkanı Bahattin Çevik ile Gıda Maddeleri İmalatı, Et ve Et Ürünleri Sanayiini temsil eden 2. Meslek Komitesi Başkanı Hayati Çelik de birer sunum yaparak, kendi sektörleri ile ilgili bilgiler verdi. Konya Model Fabrika Başdanışmanı Prof. Dr. Yakup Kara ise, model fabrikanın yaptığı çalışmaları anlattı.
Toplantıya; AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Konya Milletvekilleri Tahir Akyürek, Ziya Altunyaldız, Orhan Erdem, Meryem Göka, Mustafa Hakan Özer, Mehmet Baykan ve Latif Selvi katıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, Osmangazi Belediye Başkanı olarak görev yaptığı 15 yıldaki çalışmalarından oluşan “Türkiye Yüzyılına 15 Yıl” adlı kitabını BGC Başkanı Nuri Kolaylı’ya armağan eden Mustafa Dündar, “Hizmette geçen 15 yıl süresince Osmangazi’ye kazandırdığımız eserlerin anlatımından oluşan kitabımla tarihe not düşmeyi istedim. Özellikle kitabımda da yer alan Panorama 1326 Bursa Fetih Müzemiz, Bursa’yı dünyaya anlatan nitelikte. Panorama 1326, bir buluşma, kültür ve faaliyet merkezi olarak hizmet vermekte. 8 bin 388 metrekare alana kurulu ‘Panorama 1326 Bursa’ Fetih Müzesi’nin resmi açılışını Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleştirmiştik. Müzemizi, dünyanın 138 farklı ülkesinden 1 milyon 500 bin kişi ziyaret etti. Açıldığı günden bugüne müzede; konferanslar, sergiler, tiyatro oyunları vb. toplam 509 etkinlik yapıldı. Müzemiz, 7 farklı ödüle layık görüldü” dedi.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı da, 15 yıl süresince verdiği hizmetlerden dolayı Mustafa Dündar’a teşekkür ederek, “Basınla 15 yıl süresince yakın iletişim kurdunuz ve şeffaflığa önem verdiniz. Yerel basını desteklediğinize bizzat şahit olduk. Bundan sonraki dönemde de yaşamınızda başarılar diliyorum” dedi.
Ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra BGC Yönetim Kurulu üyeleri Kenan Kibar, Burhan Kaya, BGC Genel Sekreteri Sinan Tunç ve BGC İdare Müdürü Sedef Işıkkent yer aldı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Karabük MilletvekiliCem Şahin, daha önce mevzuattaki değişiklikler nedeniyle ertelenen Soğuksu 3. Etap TOKİ Konutlarının ihalesinin yenilendiğini söyledi.
İhaleyi alan firma belirlendiğini aktaran Şahin, ihale çerçevesinde yapılacak olan konutların, işyerlerinin ve ibadethane komplekslerinin, modern mimari ve çevre dostu tasarımlarla hayata geçirileceğini ifade etti.
Şahin Projenin, bölgenin ihtiyaçlarına ve çevre şartlarına uygun şekilde planlanarak, vatandaşların daha konforlu ve güvenli bir yaşam sürmelerini hedeflediğini kaydetti.
AK Parti Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç ise, “Bu kentsel dönüşüm projesi, sadece Soğuksu bölgesini değil, tüm Karabük’ü olumlu yönde etkileyecek. İhale sürecinin tamamlanmış olması, projenin en kısa sürede hayata geçmesini sağlayacak. Proje kapsamında; 866 adet 2+1 ve 3+1 konut, 53 işyeri, çocuk parkları, cami, okul, Kuran Kursu ve sosyal donatı alanları hayata geçirilecek” ifadelerini kullandı.
“Şehri imar, gönülleri ihya prensibimizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, “Şehri imar, gönülleri ihya prensibimizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Soğuksu TOKİ projesi, hem modern yaşam alanları sunacak hem de şehrimizin estetik görünümünü güçlendirecek. Karabük’ün daha yaşanabilir bir yer haline gelmesi için gece gündüz çalışıyoruz” dedi. – KARABÜK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Bu yıl temmuz sonu itibarıyla hava yolu ile seyahat eden yolcu sayımız 129 milyon 738 bin 772’ye ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 118 milyondu. 2024 yılı istatistiklerini incelediğimizde bu yıl 230 milyon üstünde yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy, Trabzon Havalimanı’nda yapımı tamamlanan yeni hizmet binalarının açılış törenine katıldı.
‘THY İLE ÇOK KAPSAMLI İŞ BİRLİKLERİ YÜRÜTTÜK’
Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Göreve geldiğimiz günden itibaren hava yolu taşımacılığının turizm alanında ne denli önemli olduğunu sürekli vurguladık ve bu alanda hizmet kalitesinin, çeşitliliğinin artması için ciddi kararlar aldık, adımlar attık. Türk Hava Yolları ile çok kapsamlı iş birlikleri yürüttük. Hava yolu taşımacılığının önemini anlamak için İstanbul Havalimanı’nın bugün geldiği konuma bakmak yeterlidir. Yine Antalya, Çukurova ve içinde bulunduğumuz Trabzon Havalimanı gibi son 22 yılda ülkemizde tamamlanan ve halen yürütülen inşa, yenileme ve tadilat çalışmalarına baktığımızda hava yolu taşımacılığında ne denli büyük bir mesafe katettiğimizi açıkça görüyoruz” dedi.
‘TÜRKİYE ULAŞIMDA ADETA ÇAĞ ATLAMIŞTIR’
Türkiye’nin ulaşımda adeta çağ atladığını söyleyen Bakan Ersoy, “Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu ve iradesiyle Türkiye ulaşımda adeta çağ atlamıştır. Bu doğrultuda hava yolu taşımacılığı da bugün milletimiz için lüks olmaktan çıkmış, her bölgemize ve her vatandaşımıza sunulan bir imkan haline gelmiştir. Bütün bunların da ötesinde Türkiye, uluslararası hava yolu ağında bütün Avrupa ülkelerini geride bırakarak tartışmasız bir merkez konumuna yükselmiştir. Böylesi bir konuma gelmişken, ulaştırmada altyapının her şeyin temelini teşkil ettiğini de gözden kaçırmamak gerekiyor. Bizim sorumluluk alanımızdan baktığınızda, turizm tesislerimizden kültür varlıklarımıza uzanan bir alanda altyapının sürdürülebilirlik, koruma, kaliteli hizmet ve konfor demek olduğunu vurgulamak isterim” diye konuştu.
‘ULAŞIM VE ALTYAPI HİZMETLERİ, MİLLETİMİZİN YAŞAM KALİTESİDİR’
Turizm altyapı yatırım projelerine ilişkin bilgi veren Ersoy, “Ülkemize gelen misafirlerin konaklama tesislerinden çıkıp gerek şehir hayatına dahil olmasını gerekse ören yerlerimizi, müzelerimizi, tarihi alanlarımızı gezmesini istiyorsak sağlıklı bir altyapı sağlamak durumundayız. 2002-2024 yılları arasında sadece Trabzon’da yerel yönetimlerin turizm altyapı yatırım projelerine günümüz fiyatlarıyla tam 528 milyon lira destek vermiş bulunuyoruz. Tabii Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak ülkemize gelen nitelikli turist sayısını artırmanın ve dolayısıyla Türkiye ekonomisine, aziz milletimizin refahına mümkün olan en büyük katkıyı yapmanın gayretindeyiz. Ancak ulaşım ve altyapıdaki hizmetlerin öncelikli hedefi her zaman milletimizin konforu, milletimizin yaşam kalitesidir” ifadelerini kullandı.
‘ULAŞIM VE ALTYAPI BİR ÜLKENİN VARLIĞININ TEMİNATIDIR’
Projelerde emek verenlere teşekkür eden Bakan Ersoy, ulaşım ve altyapının bir ülkenin varlığının teminatı olduğunu belirterek, “Ulaştırma ve altyapının sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ne denli önemli olduğunun bilinmesi, bu noktada farkındalığın artması önemli. Bu farkındalık, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın omuzladığı muazzam yükü ve sorumluluğu anlamamızı sağlayacaktır. Öyle ki, ulaşım ve altyapı bir ülkenin varlığının teminatıdır. Bugün dünyada yaşanan farklı gelişmelere baktığınızda kara, hava, deniz ve demir yolu taşımacılığının; bunları işlevsel kılan altyapının sadece şehirleri ve ülkeleri birbirine bağlamadığını, bunun ötesinde ülkemizi ve milletimizi güvenle geleceğe bağladığını çok net bir şekilde görebiliyoruz” dedi.
URALOĞLU: TRABZON’A 1 MİLYON 319 BİN 299 ZİYARETÇİ GELDİ
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da Trabzon Havalimanı’nın 2023 yılında iç ve dış hatlarda yaklaşık 3,5 milyon yolcuyla havalimanları arasında 9’uncu sırada yer aldığını aktardı. Bakan Uraloğlu “Gördüğünüz üzere gerçekten burada Trabzon’umuzun büyümesiyle doğru orantılı olarak sürekli kendini yenileyen ve gelişen bir havalimanımız var. 2024 yılının ilk 7 ayında iç ve dış hatlarda 14 bin 886 uçak trafiğiyle 2 milyon üstünde yolcu ağırladı. Havalimanımızdan; Katar, Azerbaycan, Almanya, Kuveyt, Irak ve Ürdün başta olmak üzere 11 ülkede 20 farklı noktaya 19 farklı hava yolu şirketiyle dış hatlardan ulaşım sağlanıyor. Bildiğiniz üzere Trabzon ve Suudi Arabistan arasında direkt uçuşları da başlattık. Yaz dönemi boyunca gerçekleştirdiğimiz uçuşlarla hem Cidde’ye hem de Riyad’a Trabzon’dan direkt seyahat etmek mümkün oldu. Bu uçuşlarla 2023 yılında Trabzon’a 1 milyon 319 bin 299 yerli ve yabancı ziyaretçi geldi” diye konuştu.
‘ÇOK RAHAT BİR COĞRAFYADA DEĞİLİZ’
Sürekli artan yolcu sayısı doğrultusunda Trabzon’a yeni bir havalimanı kazandırmak için de çalışmalara başladıklarını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Trabzon Havalimanı’mızın gücüne güç katacak yeni hizmet binalarımız ve bağlantı yolumuzla sivil havacılık sektörümüzün gelişimi adına yeni bir başarıya daha imza attık. Hayırlı uğurlu olsun. Bu yapılarımızın yeni havalimanı projemiz hayata geçene kadar yapılması gerekiyordu. Biliyoruz ki, Trabzon Havalimanının pist uzunluğu 2 bin 640 metre ve önümüzdeki süreçte Trabzon için yeterli olmayacak. Bu nedenle mevcut yerinden biraz daha kuzeye yeni bir havalimanı inşa edeceğiz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak bizler coğrafyanın emrettiği ve mühendisliğin müsaade ettiği imkanlar doğrultusunda çalışıyoruz. Bakın, burada havalimanımız biraz daha doğuya doğru kaydırılamıyor. Çünkü biraz ileri gittiğiniz zaman yaklaşık 50-60 metrelere varan derinlikler var. Batıya doğru geldiğimizde ise liman var. Özetle çok rahat bir coğrafyada değiliz” ifadelerini kullandı.
‘KUZEYE TAMAMEN YENİ BİR PİST YAPILMASI GEREKİYOR’
Projelerinde Trabzonspor Tesisleri’ni koruyacaklarını ifade eden Uraloğlu, “Mevcut yerde pistin uzatılması değil, oradaki Trabzonspor Tesisleri’ni de koruyacak şekilde biraz daha kuzeye tamamen yeni bir pist yapılması ve terminalinin yapılması gerekiyor. Bakanlık olarak projemizi bunun üzerine yoğunlaştırdık. İlerleyen zamanlarda sahada bir tespit yaparak, ilgili taraflar ile konuşarak projeyi netleştirip yapılması gereken rötuşları yapıp yolumuza devam edeceğiz. Projenin kesinleşmesinin ardından yapım ihalesini de önümüzdeki süreçte başlatacağız” dedi.
‘HAVAALANLARININ İŞLEVİ GİDEREK ARTIYOR’
Hava yolu ile ulaşımın her geçen gün artarak tercih edildiğini vurgulayan Uraloğlu, “Hiç şüphesiz gökyüzü, insanın sınırlarını zorlayarak yeni ufuklara açıldığı, cesaretin ve azmin kanatlandığı ve hız faktörünün hayatımıza daha çok girdiği bir alan. Toplumlar artık hayatlarını daha çok zaman kazanmak için ‘hız’ odaklı yaşam biçimine göre düzenleniyor. Bu bağlamda da havaalanlarının işlevi giderek artıyor. Hava yolu ile ulaşım her geçen gün artarak tercih ediliyor. Bu kapsamda Asya ve Avrupa arasındaki doğu-batı koridorunda doğal bir köprü olduğu gibi Kafkas ülkeleri ve Rusya’dan Afrika’ya uzanan kuzey güney koridorlarının da tam ortasında bulunan ülkemiz, 4 saatlik uçuş süresiyle 1,4 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin merkezinde muhteşem bir lokasyona sahip” diye konuştu.
‘230 MİLYON ÜSTÜNDE YOLCU TAŞIYACAĞIMIZI ÖNGÖRÜYORUZ’
Türkiye’de hava yolu ile seyahat eden yolcu sayısının 129 milyon 738 bin 772’ye ulaştığını duyuran Bakan Uraloğlu, “‘Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak’ hedefiyle hareket ederek ülkemizi; dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. İç hatlardaki aktif havalimanı sayımız 26 iken son olarak 10 Ağustos’ta hizmete açtığımız Çukurova Uluslararası Havalimanıyla 58’e yükselttik. 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 131 ülkede 346 noktaya ulaştık. 2002’de iç ve dış hatlarda seyahat eden yaklaşık 34,5 milyon olan yolcu sayımızı da 2023 yılında 214 milyonun üstüne taşıdık. Bu yıl temmuz sonu itibarıyla hava yolu ile seyahat eden yolcu sayımız 129 milyon 738 bin 772’ye ulaştı. Bu sayı geçen yıl aynı dönemde yaklaşık 118 milyondu. 2024 yılı istatistiklerini incelediğimizde bu yıl 230 milyon üstünde yolcu taşıyacağımızı öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmalar sonrası yapılan duanın ardından kurdele kesilerek, havalimanındaki yeni dış hatlar gelen yolcu terminali ve CIP binası hizmete açıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Çankırı İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından orman yangınlarının önlenmesi maksadıyla 15 göl-gölet, 32 ormanlık ve piknik alanı denetlendi. Denetim çerçevesinde yasadışı avlanan 3 şahıs hakkında ‘kara avcılığı kanununa muhalefet’ suçundan toplamda 9 bin 873 TL cezai işlem uygulandı. – ÇANKIRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 5 Haziran’da yapılan seçimle Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı’na seçildi.
Ekrem İmamoğlu, bu kapsamda tebrik ziyaretlerini kabul ediyor.
İmamoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği’ndeki makamında yine kendisine hayırlı olsun ziyaretinde bulunan siyasetçileri, belediye başkanlarını kabul etti.
BÜLENT ARINÇ’I KABUL ETTİ
İmamoğlu’nu ziyaret eden siyasetçiler arasında eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da yer aldı.
İmamoğlu’nu ziyaret edenler arasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol yer aldı.

JAPON HEYETİ DE AĞIRLADI
Öte yandan İmamoğlu’nu Japonya Büyükelçiliği’nden bir heyet de ziyaret etti.
İmamoğlu, bugün CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılacağı Demokrat Belediyecilik Eşgüdüm Konseyi Toplantısı’na katılacak.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın TBMM’de konuştuğu özel oturuma ayağını kırdığı için katılamamıştı.
Özgür Özel, bu kapsamda Abbas ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Özel görüşmede, Mahmud Abbas’ın TBMM Genel Kurulu’na hitap ettiği oturumda, geçirdiği kaza nedeniyle bulunamadığı için üzüntülerini dile getirdi.
CHP’nin Filistin halkının haklı davasının her zaman yanında olduğunu vurgulayan Özel, genel başkan seçildikten sonra, dünyadaki 119 lidere Bağımsız Filistin Devleti’ni tanımalarını isteyen bir mektup gönderdiğini ve tüm yurt dışı ziyaretlerinde Gazze’deki katliamlara dikkati çektiğini anımsattı.
“GAZZE’YE GİTME KARARINI DESTEKLİYORUM”
“Başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulmasını gerekli görüyor ve iki devletli çözümü destekliyoruz.” diyen Özel, Filistin halkının mücadelesinde her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarını vurguladı.
Özel, Türkiye’yi ziyaretinden dolayı teşekkürlerini sunduğu Abbas’ın, Gazze’ye gitme kararını da desteklediklerini söyledi.

ABBAS’TAN FİLİSTİN’E DAVET
Mahmud Abbas ise Özel’e geçmiş olsun dileklerini ileterek, CHP’nin tarihini ve Filistin davasına süren desteğini çok iyi bildiklerini, bu destekleri ve yardımları hiçbir zaman unutmayacaklarını aktardı.
Özel’in, CHP Genel Başkanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı olarak çok önemli görevlerde bulunduğunu, bu görevler nedeniyle kurduğu temaslarda Filistin meselesini gündeme getirdiğini belirten Abbas, “Siz dünyaya açılan bir pencere gibisiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
CHP Lideri Özel’i Filistin’e davet eden Abbas, “Sizleri ikinci ülkeniz Filistin’e davet ediyorum. Seçtiğiniz herhangi bir tarihte gelebilirsiniz, Filistinli kardeşlerinizin durumunu yakından takip edebilirsiniz. Bu davet açık bir davettir.” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Boğazı’nda, Vaniköy’de villa inşaatı görüntülerinin sosyal medyada paylaşılması üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü inceleme başlatıldığını duyurdu. Bakanlığa bağlı ekipler bugün bir kez daha mühürleme işlemi yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) de konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Yapılan denetimler sonucunda, kısmen basit onarım izninin dışında kalan ve güçlendirme ruhsatı kapsamında yapılabilecek çalışmaların kurumumuza güçlendirme ruhsatı talebinde bulunulmadan yapılmakta olduğu, yasal yapılara ilave ahşap ve prefabrik yapılarının inşa edilmekte olduğu tespit edilmiştir. Bu durum üzerine yasal süreç ivedilikle başlatılmış, 16.08.2024 tarih, 2089 sayılı yapı tatil tutanağı düzenlenmiş olup inşaat mühürlenerek faaliyetten men edilmiş ve konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur” denildi.
Murat Kurum Gaziantep’ten açıklama yaptı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da, Üsküdar Vaniköy’deki inşaat ile ilgili, “Bakanlığımız inşai faaliyetlerin yürütülmesini durdurmuş ve inşaatı mühürlemiştir. Bu kapsamda ilgili kurumlara ilişkin de suç duyurusu süreci yürütülmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden de kaçak yapının ilavelerine ilişkin yıkımının yapılması yazılı talep edilmiştir. Yapılmaması halinde Bakanlığımız gerekli süreci gerçekleştirecektir” açıklamasını yaptı.
Ongun’dan Kurum’a: Önlem şart
Murat Kurum’a yanıt ise İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun’dan geldi. Ongun sosyal medya açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Bakan, popüler gündeme teslim etmiş kendini. Oysa, Üsküdar Sahili’ndeki kaçak kafelere anında imar yapı belgesi veren kişidir kendisi. Fikirtepe trajedisinin mimarı, Tema Park’ı ” temasız” bırakan, İstanbul’u dikey mimariye teslim eden kişidir kendisi. Hatta, 12 bin yıllık buzul gölünü definecilere emanet edip, 12 bin yıllık doğa harikasını 12 günde yok eden kişidir kendisi. O “Korurum” diyorsa bilin ki bitirir. Toplumca önlem almamız şart.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL) –İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 7. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesine ilişkin, “Ben daha fazla daha sık ve daha gündemde olmasını da dilerim. Sonuçta biz beraber çalıştık, kader birliği yaptık ve bundan sonra yeni bir dönem var, yeni bir süreç var. Bu sürece de Sayın Kılıçdaroğlu ve onun gibi partimizin büyüklerinin ışık tutması, yön vermesi, tavsiyede bulunması kadar önemli hususlar yoktur. O bakımdan elbette Sayın Kılıçdaroğlu’yla defalarca buluşmayı dilerim” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan- Bayrampaşa Tramvay Hattı’nın yapımı başlatıldığı tören sonrası gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtladı. İmamoğlu, 7. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yapmış olduğu görüşmenin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Bir kere Sayın Kılıçdaroğlu’yla bizim görüşmemiz sürpriz değil. Sonuçta bizim önceki dönem genel başkanımız. Bu muhabbetin içeriği tamamen bir dertleşmedir, sohbettir. Birbirine sevgisi yüksek, saygısı yüksek iki insanın buluşmasıdır. İçeriğin kamuoyuyla paylaşılan birçok gündemle ilgisi yoktur. Muhabbet gayet güzeldi. İki saate yakın sohbet ettik. Evinde olmaktan büyük onur duydum. Bizi ağırlayıp çayını içmekten de Sayın Selvi Hanım’ın da memnun oldum. İnşallah kendisiyle İstanbul’da da buluşmak istediğimizi, açılışlarımıza gelmesi de bizimle birlikte olmasını ve burada kendilerini ağırlamaktan da çok mutlu olacağımı onur duyacağımı ilettim. Sizinle paylaşacağım özeti budur ve inanın özeti olduğu gibi tamamının da anlamı budur. Hiçbir türlü başka bir anlam yüklemeyin lütfen.”
İmamoğlu, “Devamı gelecek mi? Genel anlamda bir değerlendirme yapıldı mı” sorusuna ise şu cevabı verdi:
“Niye gelmesin devamı? Gelmezse yanlış olur. Yani ben Sayın Hikmet Çetin’le sağ olsun çok sık görüşürüz mesela. Sayın Karayalçın’la bazen gündem odaklı konuşuruz. Sayın Altan Öymen ile mümkün olduğu kadar görüşebiliyoruz. Niye Sayın Kılıçdaroğlu’yla devamı olmayacak? Ben daha fazla daha sık ve daha gündemde olmasını da dilerim. Sonuçta biz beraber çalıştık, kader birliği yaptık ve bundan sonra yeni bir dönem var, yeni bir süreç var. Bu sürece de Sayın Kılıçdaroğlu ve onun gibi partimizin büyüklerinin ışık tutması, yön vermesi, tavsiyede bulunması kadarı önemli hususlar yoktur. O bakımdan elbette Sayın Kılıçdaroğlu’yla defalarca buluşmayı dilerim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ‘Afet Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’ sonrası açıklama yaptı
Bakan Yusuf Tekin:
“Okulların açılması için heyecanlı bir sürecin içerisindeyiz”
“Bu eğitim-öğretim yılında üç tane ana konuyu merkezimize almayı planladık”
GAZİANTEP – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gaziantep’te ‘Afet Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’ sonrası yaptığı açıklamada deprem bölgesinde eskisinden yüzde 10 daha fazla olacak şekilde toplam 19 bin 784 derslik yapacaklarını açıkladı. Bakan Tekin, yeni eğitim döneminde üç ana konuyu merkeze almayı planladıklarını da duyurdu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Gaziantep’te ‘Afet Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’na konuştu. Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinden etkilenen 11 ilin milli eğitim müdürlerinin katıldığı toplantıda 2024-2025 eğitim-öğretim yılı ile ilgili değerlendirmeler yapıldı. Toplantıya Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Kilis Valisi Tahir Şahin ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de katıldı.
“Okulların açılması için heyecanlı bir sürecin içerisindeyiz”
Toplantı sonrası önemli açıklamalar yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı olarak heyecanlı bir döneme girdik. Okulların açılması için heyecanlı bir sürecin içerisindeyiz. Bir aksilik olmazsa 2 Eylül günü eğitim-öğretim takvimimiz başlıyor. Öğretmen arkadaşlarımız okullarında olacak 2 Eylül itibariyle, 9 Eylül tarihi itibari ile de öğrencilerimizle beraber 2024-2025 eğitim-öğretim yılını başlatmış olacağız. Ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, ailelerine hepsine hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” dedi.
“Depremde yıkılan 9 bin 935 derslik yerine 19 bin 784 derslik yapmış olacağız”
Deprem bölgesinde yapılan çalışmalar ile ilgili de bilgi veren Bakan Yusuf Tekin, “Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası 11 ilde yaşadığımız derslik sıkıntısını gidermek için yaptığımız çalışmalarla ilgili rakamları sizlerle paylaşmak isterim. 6 Şubat tarihi itibari ile Türkiye genelinde bin 295 okulumuzda 9 bin 935 derslik kullanılamaz hale geldi. Yani yıkıldı ya da yıkılmasa bile yıkılması gereken bir hale geldi. Allah bize bir daha böyle felaketler yaşatmasın. Bu vesileyle yakınlarını kaybeden Vatandaşlarımız başta olmak üzere bütün milletimize bir kez daha baş sağlığı dilemek isterim. 6 Şubat’tan sonra başlayan çalışmalar neticesinde bu 9 bin 935 eksilen derslik yerine toplam 11 ilde inşaatı tamamlanan, yani eğitim öğretime açılan ve yakın zamanda açılacak şekilde ihalesi yapılmış inşaatı devam eden dersliklerimizle beraber toplam 19 bin 784 derslik yapılmış olacak. Yani 9 bin 935 derslik eksilmiş iken yaklaşık 10 bin derslik ilave olarak eklemiş olacağız. Yani 6 Şubat öncesindeki derslik sayısının yüzde 10 üzerinde bir derslik sayısına kavuşmuş olacağız” ifadelerini kullandı.
“Bu eğitim-öğretim yılında üç tane ana konuyu merkezimize almayı planladık”
Yeni eğitim-öğretim yılında 3 ana konuyu merkeze almayı planladıklarını açıklayan Bakan Yusuf Tekin, “Bu yıl da üç tane ana konuyu merkezimize almayı planladık. Genelgelerimizde bunlardan bir tanesi 2024-2025 eğitim öğretim yılında okul öncesi 1. sınıf, 5. sınıf ve 9. sınıflarda ilk defa uygulanmaya başlanacak olan Türkiye Yüzyılı maarif modeli. Bu yılın yani 2024-2025 eğitim-öğretim yılındaki hazırlıklarımızın odak noktasında bu anlamda öğretmen, idareci ve formatör eğitimlerimizi Haziran ayının başından itibaren yürütüyoruz. Zaten 2 Eylül’de öğretmen arkadaşlarımızın seminer dönemi başladığında bu konudaki faaliyetlerimiz biraz daha yoğunlaşmış olacak. Ağustos ayı başında yayınlanan mesleki ve teknik eğitim politika belgesi de bizim yeni eğitim öğretim yılındaki ana başlıklarımızdan bir tanesi olacak. Mesleki ve teknik eğitimde bu anlamda yeni adımların atıldığı bir yıl olacak. Üçüncü konu da dünyanın her tarafında modern ya da örnek olarak çokça önümüze getirilen ülkelerin tamamında eğitim-öğretim sürecinin içerisindeki ana unsurlardan bir tanesi aileler. Dolayısıyla biz 2024-2025 eğitim-öğretim yılında ailelerden, ebeveynlerden, öğrencilerinin, çocuklarının, evlatlarının eğitim-öğretim süreçlerinde daha başarılı eğitim almaları, daha verimli bir eğitim almaları, hem pedagojik olarak hem akademik olarak hem de değer anlamında daha iyi eğitim almaları açısından ailelerin okullarımızda ve öğretmenlerimizle ortaklaşa çalışmaları, birlikte paylaş mantığıyla hareket etmelerini merkeze alan bir dizi etkinlik planlıyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz günlerde bir platformu da hizmete sunmuş olduk. Ailem ismi de bir mini dizi seti oluşturduk. Hem okullarımızda öğretmen arkadaşlarımızın, idareci arkadaşlarımızın, ailelerle ve velilerle paylaşması için materyaller oluşturuyoruz. Yeni dönemde aileleri bu anlamda eğitim öğretim sürecinin içerisinde görmekten, çocuklarına hem örnek olma anlamında hem de akademik eğitimlerinin gelişmesi anlamında katkı vermelerinden mutlu olacağımızı ifade etmek isterim. Hep beraber hepimizin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirerek başarılı, sağlıklı bir eğitim-öğretim yılını geçirmiş oluruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Tatar yayımladığı taziye mesajında, askeri aracın kaza haberini üzüntüyle öğrendiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Akçay-Güzelyurt ana yolu üzerinde askeri aracın devrilmesi sonucu, araç içerisinde bulunan Piyade Er Uğurcan Işık’ın şehit olduğunu, 11 askerin yaralandığını üzüntü ile öğrendim. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar, şehidimize de Allah’tan rahmet, yaslı ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Türk halkına başsağlığı dilerim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahiler Kalkınma Ajansı ve KOP Bölge Kalkınma İdaresi Projeleri Toplu Açılış ve İmza Töreni’ne katılmak için Nevşehir’e gelen Kacır, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde yerli sıcak hava balonu üreten firmanın üretim tesisini ziyaret etti.
Tesisteki çeşitli birimlerde incelemede bulunan Kacır, işçilerle sohbet edip şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Halis Aydoğan’dan bilgi aldı.
Daha sonra Togg makam aracının direksiyonuna geçen Kacır, beraberindeki protokol üyeleriyle ilçeye bağlı Mustafapaşa köyüne geçti.
Burada Kapadokya Üniversitesi yerleşkesindeki tarihi medreseyi gezen Kacır’a, üniversitede teknoloji alanında yürütülen çalışmalarla ilgili Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar tarafında brifing verildi.
Kacır’a programlarında Nevşehir Valisi Ali Fidan, AK Parti Nevşehir Milletvekilleri Süleyman Özgün ve Emre Çalışkan, MHP Grup Başkanvekili ve Nevşehir MilletvekiliFiliz Kılıç, siyasi parti ile bazı kurum ve kuruluşların temsilcileri eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ile telefonda görüştü. Görüşmede, ikili iş birliği konuları ele alındı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavuz, YalovaHalk Eğitimi MerkeziKonferans Salonu’nda düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, iktidara geldikleri 2002 yılından bugüne kadar başta başörtüsü yasağı olmak üzere birçok sorunu ortadan kaldırdıklarını söyledi.
Savunma sanayinde gelinen seviyeye dikkati çeken Yavuz, özellikle silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve insansız hava araçlarıyla (İHA) başta güneyde oluşturulmak istenen terör koridoru olmak üzere Karabağ gibi birçok coğrafyadaki karışıklıkların Türkiye sayesinde ortadan kaldırıldığını anlattı.
Türkiye’nin bu alanda eskiden dışa bağımlı olduğunu dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:
“Amerika, ‘bana hava savunma sistemi ver’, vermiyor. Parasıyla oradan alayım, ‘alamazsın’ diyor. Niye? ‘İstediğim zaman sana her türlü operasyonu yapmam lazım.’ Yok öyle yağma kardeşim. Geçti Bor’un pazarı… İsrail’in ‘Demir Kubbe’si varsa bizim de ‘Çelik Kubbe’miz var Allah’ın izniyle. Hani ‘ekonomi’ diyoruz ya işte bu kısımları görmemezlikten gelmememiz gerekir. Ekonomi kabul ama özgür değilsen, kendini savunamıyorsan bir anlamı var mı?”
Yavuz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin iyi bir seviyeye ulaştığını vurguladı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te 11 ili etkileyen depremlerin Türkiye’ye 104 milyar dolar maliyetinin olduğunu ancak bölgenin kısa sürede toparlandığını kaydeden Yavuz, şöyle konuştu:
“Çok büyük bir yıkım vardı, çok önemli dramlar yaşandı, zorluklar çekildi kabul ama en azından devlet depremzedelerin gece gündüz, sabah akşam yanındaydı. Hiçbirimiz makamlarına oturmuş kalmış ve makamı odak haline getirmiş insanlar değiliz. Kusurlarımız, eksikliklerimiz olabilir ama AK Parti çizgisi ve zihniyetini iyi irdeleyin. Sanki deprem olmamış gibi. Asayiş berkemal, meseleye el koymuş devlet ve her birinin binası hazırlanıyor. Amerika’nın veya Avrupa’dan bir devletin başına gelse etkilemez mi? Ondan önce Suriye’yi, pandemiyi, Ukrayna savaşını yaşadık. Bütün bunları yok sayarak ‘Niye bu kadar oldu’ demek doğru mu? Yaşadık. Şimdi Allah’ın izniyle dönemsel olarak yaşadığımız bu sıkıntılar yavaş yavaş geçecek ve çok daha güçlü, müreffeh bir Türkiye’nin mensubu olarak yolumuza devam edeceğiz.”
Toplantıya, AK Parti Yalova Milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş ve Meliha Akyol, Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Soygüzel, ilçe ve belde belediye başkanları, il ve ilçe yönetimleri ile teşkilat üyeleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır’ın merkez Kayapınar, Yenişehir ve Sur ilçesindeki mahalle muhtarları ziyaret etti.
Ziyaretinde muhtarların sorun ve taleplerini dinleyen Tanrıkulu, muhtarlar ile yerel ve merkezi yönetim arasında iletişimin oluşması gerektiğini söyledi. Muhtarların çalışma şartlarının da düzeltilmesi çağrısında bulunan Tanrıkulu, şunları söyledi:
“Diyarbakır’da ilçelerimizde muhtarlarımızı ziyaret etmeye devam ediyoruz. Bugün de Sur’da, Yenişehir’de, Kayapınar’da muhtarlarımızı ziyaret ettik, onları dinledik. Hepsinin birbirinden farklı sorunları var. Yaklaşık 8 yıl maalesef yerel yönetimler kayyumlar vasıtasıyla yönetildi. Dolayısıyla yerel yönetimin halkla en yakın teması olan muhtarlarla yerel yönetim birimleri arasında doğru bir iletişim kurulamadı. Bunun verdiği eksiklikler var. Muhtarlar sonuç itibarıyla bulundukları mahallede halka en yakın olan insanlar, her gün türlü sorunu bizzat gören ve toplumun düşüncelerini doğrudan doğruya aktaran pozisyonda olan, aynı zamanda seçilmiş kamu görevlileri. Bu eksikliğin giderilmesi lazım. Yani muhtarlarla yerel yönetimler ve muhtarlarla merkezi yönetim birimleri arasındaki çok daha doğru bir iletişim kurulması lazım. Aktarılan birçok sorun var. Öncelikle mesela muhtarların kullandıkları bilgisayar, kullandıkları ofisler, maalesef yenilenmemiş. Bilgisayarlar kötü ve bu şartlarda birçok hizmeti vermek zorunda kalıyorlar. Dün de ortaya koymuştuk, neredeyse tebligat memuruna dönüşmüşler. Gittiğim her muhtarın ofisinde öncelikle posta memurları var ve onların da çok sorunları var. Bütün bu sorunların giderici noktada etkin koordinasyonun yapılması lazım. Ben de Diyarbakır Milletvekili olarak üzerime düşen her şeyi yapmaya hazırım. Aldığım sorunları benim çözebileceğim, iletebileceğim, çözüm noktasında yardımcı olabileceğim noktalarda çaba içerisinde olacağım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayrampaşa’daki törende konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un hayati mesele olarak en önemli konusunun deprem, güncel olarak ise ulaşım olduğunu söyledi.
Kentte 5 yılda ciddi bir atılımla ulaşıma yatırım yaptıklarını belirten İmamoğlu, bu yatırımların en güçlü ağını raylı sistemlerin oluşturduğunu kaydetti.
İmamoğlu, raylı sistemlerin 1 kilometresinin neredeyse 2 milyar lira olduğunu ifade ederek, “Dolayısıyla biz bu işe gözümüzün nuru gibi bakıyoruz. En ucuza en kalitelisini, en iyisini nasıl yaparız? Çünkü yapacağımız her iş tarihi bir iş olacak. Tarihi bir başarıya imza atmalıyız ama aynı zamanda sizin paranızı yönettiğimiz için her kuruşunu titiz harcamayı da kendimize ilke ediniyoruz.” diye konuştu.
Eyüpsultan-Bayrampaşa Tramvay Hattı’nın daha önce protokolünü imzaladıklarını, bugün ise projeye başlayacaklarını vurgulayan İmamoğlu, hattın bir an önce hizmete girmesini diledi.
“Bir yanlış varsa hesabını sorarız”
ÜsküdarVaniköy Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’ndeki izinsiz inşaata ilişkin de İmamoğlu, bir vatandaşın bile arsasına imar çıkarmadığını belirterek, “Biz süreci layıkıyla takip ederiz. Hak yedirmeyiz, hukuku çiğnemeyiz. Bir yanlış varsa o yanlışın hesabını sorarız, gereğini yaparız. Kimse bundan şüphe etmesin.” dedi.
Programın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Ankara’daki görüşmesine ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:
“Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşmemiz sürpriz değil. Sonuçta bizim önceki dönem genel başkanımız. Bu muhabbetin içeriği tamamen bir dertleşme, sohbettir. Birbirine sevgisi, saygısı yüksek iki insanın buluşmasıdır. İçeriğin kamuoyuyla paylaşılan birçok gündemle ilgisi yoktur. Muhabbet gayet güzeldir. İki saate yakın sohbet ettik. Evinde olmaktan büyük onur duydum. Sayın Selvi Hanım’ın çayını içmekten de memnun oldum. İnşallah kendisiyle İstanbul’da da buluşmak istediğimizi, açılışlarımıza gelmesini, bizimle birlikte olmasını ve burada kendilerini ağırlamaktan da çok mutlu olacağımı, onur duyacağımı ilettim. Sizinle paylaşacağım özeti budur. İnanın özeti olduğu gibi tamamının da anlamı budur. Hiçbir türlü başka bir anlam yüklemeyiniz lütfen.”
Ziyaretlerin devamının gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine de İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Niye gelmesin? Gelmezse yanlış olur. Sayın Hikmet Çetin’le sağ olsun çok sık görüşürüz mesela. Sayın Karayalçın’la bazen gündem odaklı konuşuruz. Sayın Altan Öymen’le mümkün olduğu kadar görüşebiliyoruz. Niye Sayın Kılıçdaroğlu’yla devamı olmayacak? Ben daha fazla, daha sık ve daha gündemli olmasını da dilerim. Sonuçta biz beraber çalıştık, kader birliği yaptık. Bundan sonra yeni bir dönem, yeni bir süreç var. Bu sürece de Sayın Kılıçdaroğlu ve onun gibi partimizin büyüklerinin ışık tutması, yön vermesi, tavsiyede bulunması kadar önemli hususlar yoktur.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beypazarı Belediyesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Dışilişkiler Daire Başkanlığı koordinesinde Güney Afrika, Venezuela, Singapur, Fas, Kosta Rika, Estonya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Tacikistan, Ekvador, Moldova, Bulgaristan, Nikaragua, Dominik Cumhuriyeti, Kırgız Cumhuriyeti, Macaristan, Endonezya, Paraguay, Guatemala, Ukrayna, Panama, Amerika Birleşik Devletleri, El Salvador, Özbekistan, Azerbaycan ve Bangladeş’in büyükelçi, maslahatgüzar, konsolos, ataşe ve eşlerinden oluşan heyeti ağırladı.
“Beypazarı Tanıtım Programı” kapsamında gerçekleşen ziyarette, ziyaretçiler belediye binasında karşılanarak, ilçenin tarihi hakkında bilgi aldı. Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap, diplomatik temsilcilere ilçenin tarihini, geleneklerini ve yerel ürünlerini tanıttı. Program süresince ziyaretçiler, ilçenin simgesi haline gelen Hıdırlık Tepesi, Yaşayan Köy, Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi’ni gezdi ve Taş Mektep’te Beypazarı’na özgü yemekleri tattı. Kasap, “Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, yalnızca ilçemizin tanıtımı için değil, aynı zamanda dostluklarımızı pekiştirmek için de bir fırsattır” diyerek, bu tür ziyaretlerin, ilçenin uluslararası tanıtımına katkı sağlayacağı vurguladı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Tel Aviv ile Hamas arasında esir takası ve ateşkes mutabakatının gelecek günlerde sağlanması gerektiğini belirterek, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uzun süreli işgaline karşı olduklarını söyledi. Blinken, Orta Doğu programı kapsamında bulunduğu Katar’ın başkenti Doha’da basın mensuplarına açıklama yaptı.

“ZAMAN ÖNEMLİ”
Orta Doğu ziyareti kapsamında birçok üst düzey yetkiliyle görüşme fırsatı bulduğunu anlatan Blinken, “Mesajım basit, net ve acil. Ateşkes ve rehine mutabakatına sona gelinmeden ulaşılmalı. Bunu şimdi yapmalıyız.” ifadelerini kullandı. Blinken, zamanın önemini vurgulayarak, “Esirlerin sağlığı tehlikede. Zaman önemli çünkü Gazze’de her gün kadın, çocuk ve erkekler acı çekiyor. Yeterli gıdaya, ilaca ulaşamıyor. Başlatmadıkları ve durduramayacakları bir çatışmada yaralanma ve ölme riskleri bulunuyor. Zaman önemli çünkü her geçen gün bölgede gerilimin tırmanması riski var.” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Mısır ve Katar ile gerilimin tırmanmaması için çalıştıklarını dile getiren Blinken, Hamas ile İsrail arasındaki ateşkes ve esir takası için yürütülen müzakerelere değindi. Blinken, İsrail’in ABD Başkanı Joe Biden’ın ateşkes önerisini onayladığını savunarak, Hamas’a da bu öneriyi kabul etmesi çağrısını yineledi.

“MÜMKÜN OLAN HER ŞEY YAPACAĞIZ”
Ateşkes mutabakatına varılabilmesi için herkesin gerekli esnekliği göstermesi gerektiğini vurgulayan Blinken, iki tarafın da anlaşmanın uygulanmasının detayları konusunda çalışacağından ve hemfikir kalacağından emin olmak istediklerini söyledi. Blinken, ABD’yle beraber Mısır ve Katar’ın yanı sıra çok sayıdaki ülkenin ateşkesin hemen sağlanmasının aciliyeti konusunda hemfikir olduğunun altını çizerek, “(Mutabakat) Bu, derhal gerçekleşmeli ve gelecek günlerde hayata geçirilmeli. Biz de bunun sağlanması için mümkün olan her şeyi yapacağız.” şeklinde konuştu.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Blinken, “ABD, İsrail’in Gazze’de uzun süreli işgalini kabul etmiyor. Mutabakat, İsrail ordusunun konumu ve Gazze’den çekilmesi hususundaki program konusunda çok açık. İsrail, bunu kabul etti.” dedi. Blinken, İsrail başta olmak üzere ateşkes ve esir takasının sağlanmasının herkesin yararına olduğunu dile getirdi. Çatışmanın diğer bölgelere yayılmamasını sağlamaları gerektiğine işaret eden Blinken, “Gazze, kuzeyde, Lübnan’da ve Hizbullah konusunda daha iyi bir yere ulaşmak için birçok yönden anahtar konumunda. Kızıldeniz’de Husiler ile gerilimin düşürülmesi, İsrail ile Suudi Arabistan arasında iki ülkenin de çıkarına olacak normalleşme anlaşmasının sağlanıp sağlanamayacağının değerlendirilmesi için anahtar noktada.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail basınında yer alana habere göre; İsrail ordusunun Han Yunus bölgesine düzenlediği saldırıda çıkan yangın sonucu 6 İsrailli esir hayatını kaybetti.

BOĞULARAK ÖLDÜLER
Yediot Ahronot gazetesinin haberinde, “Han Yunus kentinde cesetleri bulunan 6 İsrailli esirin ölüm sebebine ilişkin ön değerlendirme, esirlerin tutuldukları tünelde İsrail ordusunun saldırısı sonucu çıkan yangında gazdan boğularak öldüklerini gösteriyor.” ifadelerine yer verildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ADLİ TIP KURUMUNUN İNCELEMESİ DEVAM EDİYOR
İsrailli esirlerin yaklaşık 6 ay önce düzenlenen bir saldırı sırasında hayatlarını kaybettiğine dikkat çekilen haberde, bölgede bulunan bulguların bu değerlendirmeyi güçlendirdiği ve adli tıp kurumu incelemesinin devam ettiği belirtildi.

TÜNEL DUMANLA DOLDU
İsrail ordusunun esirlerin bulunduğu tünelin yakınındaki bir noktayı hedef aldığı ve saldırı sonucu meydana gelen yangından çıkan dumanın tünele dolduğu kaydedildi.

Tünelde İsrailli esirlere ait cesetlerin yanı sıra ellerinde kalaşnikof tipi tüfekler olan Hamas mensuplarına ait cesetlerin de bulunduğu, cesetlerde herhangi bir yaralanma izine rastlanmadığı aktarıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı Jennifer Lopez ile Oscar ödüllü oyuncu Ben Affleck’in 20 yıl önceye dayanan büyük aşkı sonlanıyor. İkonik çiftin ayrılacağı iddiaları son dönemde sıkça dillendirilirken, Jennifer Lopez’in resmen boşanma davası açtığı belirtildi.

Ünlü çiftin son aylarda birlikte görüntülenmemesi ve son fotoğraflarında yüzlerinin asık olması, boşanacakları iddiasını güçlendirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“BEN AFFLECK’İN TAVIRLARI…”
İkilinin aslında birbirlerini sevdikleri ancak Affleck’in, eşinin aşırı kontrolcü kişiliğinden bunaldığı söyleniyor. Affleck’in tavırlarının Lopez’in kariyerinin önünde bir engel olduğu haberleri medyada sıkça yer almıştı.

LÜKS MALİKANE SATIŞA ÇIKMIŞTI
Lopez ve Affleck Los Angeles Beverly Hills’te satın aldıkları 12 yatak odalı, 24 banyolu malikaneyi de 68 milyon dolara satışa çıkarmıştı.

Çiftin bir süredir ayrı yaşadığı ve ilişkiyi kurtarmak için çaba gösterdiklerini ancak başaramadıklarını belirtiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rus hava savunma sistemlerinin toplam 45 uçak tipi İHA’yı imha ettiği kaydedilen açıklamada, bunlardan 11’inin Moskova bölgesi, 23’ünün Bryansk bölgesi, 6’sının Belgorod bölgesi, 3’ünün Kaluga bölgesi, 2’sinin Kursk bölgesinde düşürüldüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seçilmesi halinde ABD ordusundaki trans saçmalığını bitireceğini vurgulayan Trump şöyle konuştu:
“Askerlerin düşmanlara odaklanması gerekiyor, cinsiyetlerinin ne olduğunu çözmeye değil. Umarım savaş zamanı geldiğinde cinsiyetlerinin ne olduğunu çözmüş olurlar.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘KIBRIS TÜRKÜ, TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ İLE BUNU BAŞARMIŞTIR’
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ziyaretin ardından Bartınlı iş insanları ile bir araya geldi. Burada konuşan Tatar, Kıbrıs’ın ekonomisini güçlendirmek ve refahı artırmanın kendilerinin en asli görevi olduğunu belirterek, “Şu anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 144 ülkeden farklı öğrenci bulunmaktadır. Turizmde ambargolara rağmen farklı ülkelerden gelen, Türkiye üzerinden gelen turistler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizm güzellikleri, doğasını, mavisini, yeşilini görerek daha tanımaktadırlar. Bugün 30 bin yatak kapasitesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti turizmi, inşallah önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde 35- 40 bin ve 50 bin yatak kapasitesine doğru gitmektedir. Dolayısıyla turizm, eğitim, hizmet sektörlerinde yine Anadolu’dan getirilen tarım sektöründeki gelişmelerle, hizmetler sektörünün teknolojik ve Ar- Ge çalışmalarıyla, iletişim ağıyla artık Kuzey Kıbrıs’tan hizmet ihracatının bile yapılabileceğini söyleyebiliriz. Yani Doğu Akdeniz’deki bu Türk devletinin bir Singapur, bir Dubai’de olduğu gibi cazibe merkezi olmaması için hiçbir neden yoktur. Çünkü oradaki yapıya baktığınızda barış, huzur, istikrar ve her türlü ekonomik gelişmenin olabileceği bir eğitim adası ve markalaşma noktasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizmine, eğitimine bir marka haline gelmiştir. Belki bu 50 yıl almıştır, ama Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin desteği ile bunu başarmıştır” dedi.

‘DEVLETİMİZİN TEYİT EDİLMESİYLE ANCAK BİR MÜZAKERE MASASINA OTURACAĞIZ’
Türkiye’nin iki devletli çözüme her zaman destek verdiğini söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Türkiye’nin verdiği tam destek sayesinde bütün dünya da bunu ciddiye almaktadır. Bizim kendi başımıza Kıbrıs Türkü olarak, ‘biz kendi ayrı devletimizi istiyoruz’ dememiz yeterli olmayacaktır. Çünkü Kıbrıs Türk’ünün potansiyeli, gücü bellidir. Ama garantör ülke yani ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin iki devletli çözüm demesi teraziyi, dengeleri bambaşka bir noktaya getirmiştir. Onun için yeni siyaset işte bu kadar önemlidir ve bu aşamaya geldikten sonra artık bunun geri dönüşü yoktur ve geri dönüş olmamalıdır. Daha dün telefon geldi. Birleşmiş Milletler’den telefon geldi. Bizleri eylül ayında masaya oturtmak için büyük bir beklenti içerisindeymişler. Tabii Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanlarımızla istişare yapacağız. Bizim siyasette asla geri dönüşümüz yoktur. Çünkü dedik ki; egemen eşitliğimiz, eşit ruhsatımız, yani devletimizin teyit edilmesiyle ancak bir müzakere masasına oturacağız. Eğer bu teyit edilirse, gerek uçuş gerekse direkt temas ve her türlü acımasız ambargo üzerimizden kalkmasıyla müzakere masasına oturmamız mümkün olacaktır” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar iş insanları ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Bartın Kent Müzesi ile Amasra ilçesindeki müzeyi ziyaret etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Okulun çalışanlarından olduğu öğrenilen ve daha sonra kendini vuran saldırgan ağır yaralandı. USK Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Adnan Beganovic, silahlı kişinin okula gelerek otomatik silahla 3 kişiyi öldürdüğünü ve daha sonra kendisini vurduğunu açıkladı.
Beganovic, saldırganın ağır yaralı olduğunu ve Banja Luka şehrindeki hastaneye kaldırıldığını belirterek, olayın neden gerçekleştirildiği hakkında delil topladıklarını kaydetti.
Öte yandan yerel medyadaki haberlerde, saldırganın okulda hademelik yaptığı, öldürdüğü kişilerin de okul müdürü, sekreteri ve öğretmen olduğu bilgisi yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>28 ÖLÜ, 23 YARALI
Otobüsün devrilmesi sonucu 28 Pakistanlı yaşamını yitirirken, 14’ü ağır olmak üzere 23 kişi de yaralandı.
KAZA FREN SİSTEMİNDEKİ ARIZADAN KAYNAKLANDI
Yezd eyaletinin Karayolu Polis Müdürü Albay Haci Dehabadi, uzmanların ilk incelemelerine göre, kazanın aracın fren sistemindeki arızadan kaynaklandığını aktardı.
Otobüste bulunan 51 Pakistanlının Irak’ın Kerbela kentindeki Erbain törenlerine katılmak üzere İran’a giriş yaptığı belirtildi.
Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ile beraberindekilerin 10 Ekim 680’de (Hicri 10 Muharrem 61) Kerbela kentinde şehit edilişi, her sene “Aşura Günü”nde anılıyor. Aşura Günü’nden 40 gün sonrasında yapılan anma etkinliklerine “Erbain” (Kırkıncı Gün) törenleri adı veriliyor. Bu yılki Erbain etkinlikleri 25 Ağustos’ta yapılacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Han Yunus’un doğusunda yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan İsrail bombardımanında 2’si çocuk ve 5’i kadın 7 Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail’in yine kentin doğu bölgelerine düzenlediği Filistinlilerin evlerinin bulunduğu noktalara yapılan ayrı saldırılarda da 6 Filistinli öldü.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 480’i çocuk, 10 bin 980’i kadın olmak üzere 40 bin 223 Filistinli öldü, 92 bin 981 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail’de Ultra Ortodokos Yahudiler, Yüksek Mahkeme’nin haziran ayında onayladığı zorunlu askerlik yasasını protesto için sokaklara döküldü.

Kudüs`te bir askeri kayıt ofisini basmak isteyen göstericiler polis engelini aşmaya çalıştı. Göstericiler polis bariyerlerini yıktı, çöp kutularını devirdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İsrail polisi, coplarla göstericileri bölgeden uzaklaştırmaya çalıştı. Atlı polisler de göstericilere sert müdahalede bulundu.
Ultra Ortodoks Yahudilere ‘Zorunlu askerlik’ şiddeti!

ZORUNLU ASKERLİKTEN MUAFİYET KARARI
İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran’da oy birliğiyle Ultra Ortodoks Yahudi erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti.

Kararda, askere alınmayanların kamu tarafından finanse edilen sosyal yardım ve eğitim yardımlarından da yararlanamayacaklarına yer verilmişti. Tarihi öneme sahip bu karar, İsrail’de yeni bir iç kargaşaya neden olma ve kültürel bir çatışmayı körükleme potansiyeline sahip bulunuyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları’na göre, gemi başlangıçta iki küçük tekneyle ateş alışverişinde bulundu. Teknelerden birinde 3-5 kişi, diğerinde ise yaklaşık 10 kişi bulunuyordu.
Britanya Kraliyet Donanması tarafından yönetilen ajans, geminin daha sonra “iki tanımlanamayan füzeyle vurulduktan sonra üçüncü bir füzeyle isabet aldığını” belirtti.
Ajans, “Gemide yangın çıktı ve gemi motor gücünü kaybetti” dedi ve can kaybı bildirilmediğini ekledi.
UKMTO, “Gemi sürükleniyor ve kontrol edilemiyor” açıklamasında bulundu.
Yunan liman yetkilisi sözcüsü, geminin Yunan bandıralı Sounion adlı, Yunan denizcilik şirketi Delta Tankers’a ait bir petrol ürünleri tankeri olduğunu belirtti.
Yunan liman yetkilisi, çoğunluğu Filipinli 25 kişilik mürettebatı olan geminin Irak’tan ayrıldığını ve birçok rafinerinin bulunduğu Atina yakınlarındaki bir limana gittiğini söyledi.
Liman yetkilisine göre, şimdiye kadar herhangi bir yaralanma bildirilmedi ve geminin füzelerle veya insansız hava araçlarıyla vurulmuş olabileceği belirtildi.
Saldırıyı hemen üstlenen olmadı, ancak bu olay İran destekli Husi isyancıların Gazze’ye destek olduğunu söyledikleri, dokuz aydır süren Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki uluslararası gemilere yönelik kampanyası kapsamında gerçekleşti.
İsyancıların roket ve insansız hava aracı saldırıları kampanyası, normalde dünya ticaretinin yüzde 12’sine kadar olan kısmını oluşturan Kızıldeniz’deki deniz trafiğini ciddi şekilde aksattı.
ABD ve İngiltere, Ocak ayından bu yana Yemen’deki Husi hedeflerine saldırarak karşılık verdi, ancak bu saldırılar isyancıları caydırmakta pek etkili olmadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EKİPLER ALEVLERİN SIÇRADIĞI KÖYÜ BOŞALTTI
Bölgeye 2 de yangın söndürme helikopteri yönlendirildi. Ekipler, alevlerin yayılmasını ve çevre mahallelere ulaşmasını önlemek için havadan ve karadan yangına müdahale ediyor. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen alevlerin sıçradığı Demirler köyü ise tedbir amacıyla boşaltıldı.

BOLU’YA SIÇRADI
Yangının Gerede‘ye sıçraması üzerine Bolu Valiliğinden açıklama yapıldı. Açıklamada, “Ankara ili Kızılcahamam ilçesinde bugün saat 12.28 sıralarında başlayan ve ilimiz Gerede ilçesi Demirler köyü mevkisine sirayet eden orman yangınına Valiliğimizin koordinesinde müdahale edilmekte olup söndürme çalışmaları devam etmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

“YANGIN SEBEBİ İNSAN KAYNAKLI”
Ankara Valisi Vasip Şahin ise ilk belirlemelere göre yangının insan kaynaklı olduğunu açıkladı. Vali Şahin, “Gerekli incelemeler yapılıyor.” dedi.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay şöyle gelişti: Thanat tuvalete oturduğunda, aniden testislerinde keskin bir acı hissetti. Elini tuvalete soktuğunda, 3,6 metre uzunluğunda bir pitonla karşılaştı. Panik içinde yılanı çekip çıkardı ve bir tuvalet fırçasıyla ölene kadar yılana vurdu.
Thanat hemen hastaneye giderek tetanos aşısı oldu. Doktorlar yaranın ciddi olmadığını ve kısa sürede iyileşeceğini söyledi. Adam, zehirli bir yılan olmadığı için şanslı olduğunu belirtti.
Bu tür olaylar Tayland’da daha önce de yaşanmış. 2016 ve 2020 yıllarında benzer piton saldırıları kaydedilmiş.
Ağ pitonları, Güneydoğu Asya’da yaygın olarak bulunur ve bazen şehir yaşamına da sızabilirler. Bu durum, insanlarla karşılaşmalarına ve çatışmalara yol açabilir. Bu yılanlar dünyanın en büyüklerinden olup, çeşitli hayvanları hatta bazen insanları bile yiyebilirler.
Bu olay, vahşi yaşamın beklenmedik yerlerde karşımıza çıkabileceğini ve dikkatli olmamız gerektiğini hatırlatıyor.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2016 yılından beri yayınlanan diziye üçüncü sezonda dahil olan Sözen, dün görüntülerin ortaya çıkmasıyla sosyal medyada tartışma konusu oldu.

PYD/YPG AJANINI CANLANDIRDI
Dizide terör örgütü PYD/ Ypg‘nin arasına sızan Esrin isimli bir ajanı canlandırdığını söyleyen oyuncu, role nasıl seçildiğini şu sözlerle anlattı;
“2016 yılında Fransa’nın en çok sevilen işlerinden biri olan ‘Le Bureau des Légendes’ dizisinden teklif geldi. O sırada neredeyse tek kelime Fransızca bilmiyordum. Buna rağmen seçmelere gittiğimde yönetmen oyunumu çok sevdi. Yönetmen, ‘Bir şekilde hallederiz’ dedi. Hemen hızlandırılmış bir biçimde Fransızca özel derslere başladım.” Melisa Sözen, oynadığı karakter hakkında ise “Suriye’de DEAŞ’a karşı savaşan bir ajanı canlandırıyorum. Bu yüzden de çekimlerden hemen önce dil derslerinin yanı sıra silah ve dövüş eğitimleri de aldım. Benim için çok keyifli ve güzel bir süreç oldu”
Terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD’li bir teröristi canlandıran Melisa Sözen, sosyal medya kullanıcılarını ikiye böldü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİLAH ÜRETİCİSİYLE YAPILAN ANLAŞMA ORTALIĞI KARIŞTIRDI
Borussia Dortmund, geçen mayıs ayının sonunda silah üreticisi Rheinmetall ile üç yıllık sponsorluk anlaşması imzalamış, şirket logosunun Dortmund ekibinin lisanslı ürünlerinde, stattaki reklam panolarında ve basın toplantılarında yer alacağı bildirilmişti. Nuri Şahin yönetimindeki Dortmund’un bu hamlesi, iç sahada oynayacakları maçları da etkileyecek.

TARAFTARLAR BU ANLAŞMAYA TEPKİLİ
Südtribüne (Güney tribünü) taraflar birliğinin yayımladığı ve bir çok taraftar grubunun imzaladığı açıklamada, kulübün Rheinmetall ile yaptığı sponsorluk anlaşmasına tepki gösterildi. Açıklamada, kulübün sorumlularının ve tüm kurulların Borussia Dortmund’un “etki gücünü” bir silah şirketinin kamuoyundaki imajını iyileştirmek için kullanmalarını kabul etmelerinin ve bu sırada kendi değerlerinden vazgeçmelerinin reddedildiği vurgulandı.

PROSTESTOYA HAZIRLANIYORLAR
Borussia Dortmund’un sezonun ilk lig maçında Eintracht Frankfurt ile 24 Ağustos’ta oynayacağı karşılaşmada sarı-siyahlı taraftarlara Rheinmetall ile yapılan anlaşmadan duydukları memnuniyetsizliği stada taşıma çağrısı yapılan açıklamada, döviz ve pankartların hazırlanması istendi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Liberya bandıralı gemide, Hintli bir mürettebatta “kist benzeri cilt lezyonları” görülmesi üzerine alarm verildi. Sağlık yetkilileri acil durum protokolünü devreye soktu ve mürettebatın gemiden inmesini yasakladı. Sadece sağlık personelinin gemiye girmesine ve muayene yapmasına izin verilecek.
Gemi, test sonuçları çıkana kadar Parana Nehri’nde karantinada kalacak. Ina-Lotte adlı gemi, Brezilya’dan soya yükü almak için gelmişti.
Bu olay, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) maymun çiçeğini küresel sağlık acil durumu ilan etmesinden bir hafta sonra gerçekleşti. Bu yıl 13 ülkede vakalar görüldü ve Afrika’da 571 ölüm kaydedildi.
Mpox’un iki türü var: Clade 1 ve Clade 2. Clade 1’in ölüm oranı daha yüksek ve yeni mutant suşu Clade 1b hızla yayılıyor.
Hastalık genellikle hafif seyrediyor, ancak bağışıklık sistemi zayıf kişiler için ölümcül olabiliyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MSB, İzmir, Aydın ve Bolu’da devam eden orman yangınlarını söndürme çalışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlığın, resmi sosyal medya hesabından yapılan paylaşım şöyle:
“İzmir, Aydın ve Bolu’da devam eden orman yangınlarını söndürme çalışmalarına destek olmaya devam ediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; 6 helikopter ile İzmir’in Menderes ilçesinde, 2 helikopter ile İzmir’in Karşıyaka ilçesinin Yamanlar mevkisinde, 2 helikopter ile İzmir’in Urla ilçesinde, 3 helikopter ile Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde, 2 helikopter ile Bolu’nun Göynük ilçesinde olmak üzere toplam 15 helikopterle havadan mücadeleye devam ediyor.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yumaklı, Muğla’da, Yatağan’ın Yava Mahallesi ile Ula ilçesinin Karadere mevkisinde çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmalarını helikopterle izledi.
Daha sonra Ula Yangın Yönetim Merkezi’ne gelen Yumaklı, gazetecilere yaptığı açıklamada, orman yangınlarıyla ilgili sabahtan bu yana bilgilendirmeler yaptığını söyledi.
En son İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar yangınının kontrol altına alındığı bilgisini verdiğini belirten Yumaklı, “İzmir’in Menderes ilçesindeki Tahtalı Barajı’nın her iki tarafında devam eden yangının enerjisinin düşürüldüğünü söylemiştim. Arkadaşlarımız müdahaleye devam ediyorlar. Arazinin sarp, kayalık ve ulaşılma sorunu nedeniyle farklı yollardan ulaşarak, yollar açarak, birbirine hortumlar ekleyerek müdahaleler devam ediyor. Gece boyunca müdahale devam edecek. Tehlike arz eden durum yok.” dedi.
İkinci yangının Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde geniş alana yayılan yangın olduğuna değinen ve herhangi bir problemin kalmadığını, büyük oranda kontrol edildiğini bildiren Yumaklı, “Karabük’ün Ovacık ilçesindeki orman yangını an itibarıyla kontrol altına alındı. 5 yangından bir tanesi kontrol altına alındı. Manisa Gördes yangınını söndürme çalışması büyük oranda tamamlandı ancak gece soğutma çalışmaları devam edecek. Yarın sabah itibarıyla son kontrollerden sonra bilgisini verebiliriz.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, Uşak Eşme’deki yangında da büyük oranda kontrolün sağlandığını ancak soğutma işlemlerinin devam ettiğini vurgulayarak, son bilgiyi yarın vereceklerini söyledi.
Ekiplerin yoğun mücadele verdiğini kaydeden Yumaklı, “Perşembe günü sabahtan bu saate kadar 109’u orman yangını, 138’i kırsal yangın toplam 247 yangına müdahale edildi, bunlardan 241’i kontrol altına alındı. 241 yangını kontrol altına almak için bize destek veren herkese çok teşekkür ederim. Şu an için bizi endişeye sevk edecek herhangi bir yangın yok. Ancak müdahalesi devam eden, enerjisi düşmüş, büyük oranda kontrol altına alınmış ya da yarına kadar iyileşmeyi sağlayacak bize güzel haberler verecek sonuçları paylaşacağız.” ifadesini kullandı.
(Sürecek)
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAMYONDA PATLAMA MEYDANA GELDİ
İsrail‘in başkenti Tel Aviv’de bir kamyonda patlama meydana geldi. Patlamada 1 kişi hayatını kaybetti. İlk belirlemelere göre çok sayıda kişi yaralandı. Polis tarafından yapılan açıklamada, patlamanın Lod Caddesi’nde meydana geldiği aktarılarak, olay yerine çok sayıda ekibin sevk edildiği belirtildi. Polis, patlamaya kamyonda bulunan bir patlayıcının neden olduğunu ifade etti.

TERÖR SALDIRISI OLUP OLMADIĞI BİLİNMİYOR
Patlamanın terör saldırı olup olmadığı henüz netlik kazanmazken, saldırıyla ilgili soruşturma devam ediyor. İsrail basınında yer alan haberlerde, iç istihbarat servisi Shin Bet’in patlama hakkında yürütülen soruşturmaya dahil olmadığı ifade edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir, Aydın, Manisa ve Bolu başta olmak üzere Türkiye’nin birçok bölgesindeki orman yangınları devam ediyor. Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde önceki gün çıkan orman yangını Muğla il sınırına ulaştı.

YANGIN MUĞLA SINIRINDA
Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde etkili olan rüzgarla birlikte alevler Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çavdır Mahallesi sınırına kadar ulaştı. Alevlerin ilerlememesi için dozerler ve iş makineleri ile çalışmalar sürerken, itfaiye ekipleri hat üzerinde olası sıçramaya karşı hazır bekletiliyor.
TAHLİYELER BAŞLADI
Mahalleli, kendilerine ait traktörlerle tedbir amaçlı bölgeden uzaklaştı. Jandarma ekipleri, iş makineleri, itfaiye ve yangına müdahale eden araçlar dışında bölgeye sivil araç almıyor. Çavdır ile yakınındaki Yeşilköy mahallelerinde yaşlılar, çocuklar, hastalar ve hayvanlar ise AFET ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ( Afad ) koordinesinde tedbir amaçlı tahliye edildi.
8 UÇAK VE 14 HELİKOPTER HAVADA
Yangına kara ekiplerinin yanı sıra havadan da 8 uçak ve 14 helikopterle müdahale ediliyor. Güre, Hışımlar ve Malküpü ve Örmepınar mahallelerinde yanan alanlar dronla görüntülendi. Ekiplerin yangını söndürme çalışmaları havadan ve karadan sürüyor.

İZMİR’DEKİ YANGIN HALA DEVAM EDİYOR
İzmir’in Karşıyaka ilçesinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınına havadan müdahale edilmeye yeniden başlandı. Ekipler, yangını kontrol altına alma çalışmalarını şiddetli rüzgara rağmen sürdürüyor.
Karşıyaka ilçesi Yamanlar Mahallesi Karatepe mevkisinde önceki gün başlayan yangın yerleşim yerlerine kadar ulaşmıştı. Yangında 16 ev yanmış, 87 ev ve 45 iş yeri boşaltılmıştı. 3 mahallenin de tahliye edildiği yangın dolayısıyla hayvan barınağı da boşaltılmıştı. Karşıyaka’da başlayan ve Bayraklı ile Çiğli ilçesindeki ormanlık alanlara da yayılan yangında, kentin birçok noktası duman altında kalmıştı. Yangın söndürme çalışmalarına, orman ekiplerinin yanı sıra belediyeler, polis, AFAD, jandarma personeli de araçlarıyla destek vermişti.

BİR YANGIN DA MENDERES’TE ÇIKTI
İzmir’in Menderes ilçesinde de orman yangını çıktı. İzmir Orman Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, Şaşal Mahallesi’nde saat 16.45’te çıkan orman yangınına ilk müdahale 10 dakika sonra gerçekleştirildi. Yangını söndürmek için 1 uçak, 3 helikopter, 7 arazöz, 2 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi ile çalışmalar devam ediyor.
MANİSA GÖRDES’TEKİ YANGIN DİĞER İLÇELERE SIÇRADI
Manisa’nın Gördes ilçesinde başlayıp Salihli ve Gölmarmara ilçesine ulaşan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale devam ediliyor. Boyalı Mahallesi’nde 14 Ağustos’ta çıkan orman yangını, rüzgarın da etkisiyle yayılarak Salihli ilçesine bugün de Gölmarmara ilçesi Yunuslar Mahallesi’ne ulaştı.

Gördes’in yanı sıra Salihli’nin Kale Mahallesi ile halen Gölmarmara’nın Yunuslar Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda etkili olan yangına 6 uçak, 14 helikopter, 46 arazöz, 14 su ikmal aracı, 6 iş makinesi, 6 ilk müdahale yer ekibi müdahale ediyor. Yangınla mücadelede 45 teknik eleman olmak üzere 450 personel görev yapıyor.
Kayacık Mahallesi’nde 15 Ağustos’ta çıkan ve devam yangına ise 1 uçak, 4 helikopter, 15 arazöz, 3 su ikmal aracı, 2 iş makinesi, 1 ilk müdahale yer ekibi müdahale ederken, 5 teknik eleman olmak üzere 100 personel bölgede söndürme çalışmalarına katılıyor. Alevlerden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunan Manisa Valisi Enver Ünlü, Salihli’nin Hacıhıdır Mahallesi ile Gölmarmara’nın Yunuslar ve Çamköy Mahallelerinde yangın riskinin devam ettiği bilgisini paylaştı.

UŞAK
Uşak’ın Eşme ilçesi Dereli köyü yakınlarındaki otluk alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangın ormanlık alana sıçradı. İhbar üzerine bölgeye arazözler ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangına havadan da 1 helikopter ile müdahale ediliyor.
BOLU
Bolu’nun Göynük ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangını söndürme çalışmaları devam ediyor. Bekirfakılar köyü mevkisindeki ormanlık alanda önceki gün öğle saatlerinde çıkan yangının söndürülmesi için çalışma yürütülüyor.

Yangını söndürme çalışmalarına Bolu ve çevre illerden 12 helikopter ile 138 arazöz ile 245 araç ve iş makinesi destek veriyor. Bölgede görev yapan 1357 personel ile yangının söndürülmesi için havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangının sürdüğü Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde incelemelerde bulundu. Örmepınar Mahallesi yakınındaki kriz merkezinde gazetecilere açıklama yapan Yumaklı, bir önceki açıklamasında 6 aktif yangından bahsettiğini hatırlatarak, “Bunlardan bir tanesi olan Muğla Milas yangını kontrol altına alındı çok şükür. Halihazırda 5 aktif yangınımız var. İzmir Karşıyaka Yamanlar’la alakalı 3 uçak, 14 helikopterle bir vadinin içerisine sıkıştı yangın. Orada ulaşım biraz zor. Bu şekilde uçaklar ve helikopterlerle bu alanda baskıyı azaltıp arkadaşlarımızın bir şekilde müdahale ederek söndürmesini bekliyoruz.” diye konuştu.

“AĞIR SINIF YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞINI BURAYA YÖNLENDİRDİK”
Yumaklı, Aydın’ın Bozdoğan ilçesindeki yangına da 8 uçak, 14 helikopterle müdahale edildiğini anlatarak, şunları söyledi: “Bu uçaklardan bir tanesi de geçtiğimiz haftalarda Türkiye’ye getirmiş olduğumuz Be-200, ağır sınıf yangın söndürme uçağı. Onu da buraya yönlendirdik. Şu anda arkamızda bulunan dumanlarını gördüğümüz kuzey hattı yangının çıkış noktası olan Alhisar köyüne yakın bir nokta. Maalesef burada da kırsal alanda başlayıp ormana sirayet eden bir yangın var. Kesin olmamakla beraber yine bir dikkatsizlik sonucu maalesef şu andaki duruma geldiğimizi düşünüyoruz.”
Bölgede rüzgarın dün çok şiddetli olduğunu, bugün ise düne göre bir miktar azaldığını kaydeden Yumaklı, kuzey ve güney hattaki 2 noktada ekiplerin yoğun çalıştığını anlattı. Yumaklı, güney hatta çok verimli ormanların yer aldığını vurgulayarak, “Orada bizi çok çok daha zorlayacak. Rüzgarın çok ciddi bir şekilde artması durumunda arkadaşlarımız, müdahale eden ekiplerimiz için de hayati tehlikeler söz konusu olabiliyor. Güre, Hışımlar ve Malküpü mahalleleri burada tahliye edildi. Hışımlar’da üç ev, Örmepınar’da da iki ev hasar görmüş durumda. 10 personelimiz ve 59 vatandaşımız dumanlardan etkilendi ama sağlık durumları açısından herhangi bir risk yok.” ifadelerini kullandı.
“HERKES CANSİPERANE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR”
İncelemelerde bulunmak üzere Umurlar köyüne gelen Vali Erkan Kılıç, yetkililerden bilgi aldı. Kılıç, gazetecilere, “Yangın şu anda tam kontrol altına alınmadı ama ekiplerimiz yoğun şekilde çalışıyor” dedi. Dün ve önceki güne göre daha iyi durumda olduklarını aktaran Kılıç, AFAD, Orman Genel Müdürlüğü, sağlık, jandarma, emniyet, Kızılay dahil bütün kurumların sahada olduğunu kaydetti.

Kılıç, herkesin cansiperane çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti: “Şu anda yangın belli noktalarda söndürüldü. Oralara tedbir amaçlı müdahaleler devam ediyor. Amacımız yangının daha da yayılmasını önlemek. Çıkabilecek yangınlara da anında müdahale etme noktasında arkadaşlarımız çalışıyor. Bu yangınla ilgili de Sayın Bakanımız da dün açıklamıştı, 4 kişi gözaltına alındı. Şu anda onların işlemleri devam ediyor. Anızdan çıktığını değerlendiriyoruz. Bu konuda da bütün vatandaşlarımızın duyarlı olmasını istiyoruz. Nelere mal olduğunu hep beraber görüyoruz.”
YANGIN BÖLGESİNDEN TAHLİYELER VAR
Vali Kılıç, tedbir amaçlı tahliyelerin yapıldığının hatırlatılması üzerine yaşlı, kadın, çocuk ve engelli birey olmak üzere 490 kişiyi akrabalarının yanlarına yerleştirdiklerini dile getirdi. Vatandaşların evlerini bırakmak istemediğini belirten Kılıç, “Burada beyaz et sektöründen dolayı tavuk kümesleri var. Orada da çok büyük sayıda tavuklarımız var. Dolayısıyla onlara da sahip çıkmak istiyorlar, bakımları var. Ama bir şekilde ikna ettik vatandaşları, tehlikeli alandan çıkararak tahliye etmeye gayret gösterdik. Vatandaş da bize duyarlılık gösterdi. Bununla ilgili süreci izleyeceğiz. İnanıyorum ki kısa sürede normale döner ve kendi evine, bağ bahçesine vatandaşlarımız döner.” diye konuştu.

Kentte ekiplerin su alma alanlarıyla ilgili sıkıntı yaşayıp yaşamadığı sorulan Kılıç, sıkıntı olmadığını, kentte 200’ün üzerinde irili ufaklı göl ve göletin bulunduğunu kaydetti. Soru üzerine Kılıç, yangınla ilgili gözaltına alınanların işlemlerinin devam ettiğini aktararak, “4 kişi, arazinin sahipleri aslında.” dedi. Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin yangına çok hızlı bir şekilde müdahale ettiğini vurgulayarak, “İlk saniyesinden itibaren müdahaleye başlandı. Herkes olağanüstü bir gayret gösterdi. Temennimiz bu tip yangınlarla bir daha karşılaşmamak. Cenab-ı Allah ülkemizi her türlü afetlerden korusun.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAMÇATKA YARIMADASI’NDA 7,2 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
Rusya’nın doğusundaki Kamçatka Yarımadası’nda TSİ 22.10’da 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ABD Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi, depremden kaynaklanan bir tsunami tehdidi olduğunu bildirdi.
Avrupa Akdeniz Sismoloji Merkezi de depremin yaklaşık 29 km (18 mil) derinlikte kaydedildiğini açıkladı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede, Türkiye ile Azerbaycan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE YANGIN UÇAĞI DESTEĞİ
Görüşmede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, orman yangınları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geçmiş olsun dileklerini iletti. Aliyev, orman yangınlarıyla mücadelede Azerbaycan’ın her türlü desteği vermeye hazır olduğunu, bu çerçevede bir yangın söndürme uçağının Türkiye’deki çalışmalara katılması için talimat verdiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da Azerbaycan halkının desteğine teşekkür ederek, Türkiye ile Azerbaycan kardeşliğinin böylesi günlerde daha da perçinlendiğini belirtti.
TÜRKİYE’DEN TEŞEKKÜR PAYLAŞIMI
Dışişleri Bakanlığı, X sosyal medya platformundan Azerbaycan’a teşekkür paylaşımı yaptı. Paylaşımda, “Ülkemiz genelindeki orman yangınlarını söndürme çalışmalarına verdiği değerli destek için can Azerbaycan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ARTIK HİNT FİLMLERİNE GÜLMEYECEĞİM”
Görüntünün altına “O taksiciye helal olsun nasıl bir refleks”, “İnanılmaz bir zamanlama”, “Saç kökleri çok sağlammış”, “Nasıl yakaladın sen onu ya helal olsun”, “Artık Hint filmlerine gülmeyeceğim” şeklinde yorumlar yapıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuyla ilgili bilgi sahibi birkaç kişi, Gizli Servis’in geçen ay kendisine yönelik suikast girişiminden bu yana eski Başkan Donald J. Trump’ın güvenliğini, Başkan Biden’ın koruma ekibinin bir kısmını geçici olarak Trump’a kaydırmak da dahil olmak üzere çeşitli şekillerde güçlendirdiğini söyledi.
Hayattaki tüm başkanları koruma görevi olan Gizli Servis ayrıca, Trump’a gelecekteki açık hava mitinglerinde daha fazla koruma sağlamak için mermileri püskürtmek üzere tasarlanmış balistik cam da sağladı.
REKLAM
Bir Gizli Servis yetkilisi, Trump’a yönelik artan şiddet tehdidinin, Biden’ın son dönemde seyahat programını azaltmasıyla birleşince bu adımın hem gerekli hem de uygulanabilir olduğunu belirtti.
Beyaz Saray sözcüsü konuyla ilgili yorum yapmazken, Trump’ın kampanya sözcüsü de yorum yapmayı reddetti.
Trump’a suikast girişimi
Gizli Servis, 13 Temmuz’da Butler, Pa’daki bir açık hava mitinginde silahlı bir saldırganın Trump’a ateş açmasından bu yana kara bulutlar altında. Saldırıda Trump’ın kulağı sıyrılmış, bir seyirci ölmüş ve iki kişi de ağır yaralanmıştı. F.B.I. olayı soruşturuyor ve kongre liderleri de soruşturma başlattı.
Gizli Servis, saldırıyı mümkün kılan güvenlik ihmallerinin sorumluluğunu üstlendi. Kimberly A. Cheatle kurumun direktörlüğünden istifa etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Son 48 saat içerisinde hükümetlerimizin üst düzey yetkilileri, Gazze’de ateşkesin sağlanmasının yanı sıra esirler ve tutukluların serbest bırakılması konusunda yoğun müzakereler yürütmüştür. Bu müzakereler, ciddi ve yapıcı biçimde olumlu bir ortamda yapılmıştır.” ifadeleri yer aldı.
“ANLAŞMANIN HIZLICA UYGULANMASI SAĞLANACAK”
ABD’nin bugün Katar ve Mısır’ın desteğiyle taraflar arasındaki anlaşma konusunda “boşlukların azaltılmasını amaçlayan bir öneri sunduğu” belirtilen açıklamada, bu önerinin ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mart tarihinde açıkladığı öneri ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2735 sayılı kararıyla uyumlu olduğu kaydedildi.
“Geçen haftalarda uzlaşıya varılan konular üzerine inşa edildiği” bilgisine yer verilen önerinin, “boşlukları tamamlayarak anlaşmanın hızlıca uygulanmasını sağlayacağı” vurgulandı.
Anlaşmanın uygulanması konusundaki detayların ilerleyen günlerde görüşüleceği bildirilerek, teknik ekiplerin esirler ve tutuklular dahil, anlaşmanın insani boyutunu kapsamlı bir biçimde ele alacağı ifade edildi.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tokyo ile Nagoya arasındaki tren seferlerinin iptal edildiğini, bazı yerel seferlerde daha yavaş tarifelere geçildiğini belirten yetkililer, olumsuz hava koşullarından etkilenen çok sayıda uçuşun iptal edildiğini duyurdu.
Normal şartlarda akşam saatlerine kadar açık olan Disneyland, tayfun nedeniyle 15.00’te kapatılırken kargo şirketi Yamato Transport, Tokyo ve yakınlarındaki bölgelere 16-17 Ağustos’ta teslimat yapılmayacağını bildirdi.
Yetkililer, halkı nehirlerden ve sahillerden uzak durmaları konusunda uyardı.
Tokyo yakınlarındaki sulardan geçmesinin ardından kuzeye doğru devam ederek Kanto ve Tohoku bölgelerini etkisi altına alması beklenen Ampil Tayfunu’nun karaya ulaşması öngörülmüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oylamada Paetongtarn’ın lehine 319, aleyhine 145 oy kullanılırken 27 milletvekili çekimser kaldı.
Parlamentoda yapılan oylama sonucunda 37 yaşındaki Paetongtarn, ülkenin 31. başbakanı seçildi.
Paetongtarn, ülkenin en genç başbakanı seçilirken, Şinavatra ailesinden bu görevi üstlenen 3. isim oldu.
Anayasa Mahkemesi, 14 Ağustos’ta Başbakan Srettha Thavisin’i, kabine üyelerinden Pichit Chuenban’ı “hukuksuz atadığı” gerekçesiyle azletmişti.
Pheu Thai Partisi ve koalisyon ortakları da eski Başbakan Taksin Şinavatra’nın kızı Paetongtarn Şinavatra’yı parlamentoda yapılacak oylamada yeni lider olarak aday göstermişti.
Eski Başbakan Taksin Şinavatra, 2006’da askeri darbe sonucu görevinden uzaklaştırılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Yüksek yaz sıcaklıkları Norveç takımadalarındaki buzulların rekor düzeyde erimesine neden oldu. Dünyanın en kuzeyindeki buzullardan bazılarına ev sahipliği yapan Svalbard, gezegenin en hızlı ısınan yerlerinden biri. Buzulları 23 Temmuz’da tüm zamanların günlük yüzey erimesi rekorunu kırdı” denildi.
Norveç’e ait Svalbard takımadaları, küresel ortalamadan 6 kat daha hızlı ısınıyor. Bilim insanlarına göre kutup ayılarının risk altında olduğu Svalbard, iklim değişikliğinin en somut görüldüğü bölge.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, İsrail’in “temel prensiplerinin ABD ve diğer arabulucular tarafından bilindiği” vurgulanarak “arabulucuların baskısı sonucu Hamas’ın bu şartları kabul etmesiyle uygulanacak adımların belirleneceği” savunuldu.
NETANYAHU “27 MAYIS PRENSİPLERİ”NDE ISRARCI
İsrail basını, Netanyahu’nun ısrarcı olduğu “27 Mayıs prensipleri” olarak ifade edilen maddeleri ise şöyle sıraladı:
İsrail’in, Gazze Şeridi ve Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru olarak isimlendirilen sınır hattında ve Gazze’nin Mısır’a açılan Refah Sınır Kapısı’nda hakimiyeti, Gazze’nin güneyinden kuzeyine gidecek olası Hamas mensuplarının dönüşünü engellemek için Gazze Şeridi’ni kuzey güney hattında bölen Netzarim Koridoru’nda denetim mekanizması kurulması.
REKLAM
İSRAİL “YENİDEN SALDIRMA” HAKKINI KORUMAK İSTİYOR
Bunun yanı sıra, ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra Netanyahu’nun İsrail’in Gazze’ye yeniden saldırabilme hakkını korumak istediği belirtiliyor.
İsrail’in başmüzakerecisi niteliğindeki Mossad Direktörü David Barnea ve Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın, Netanyahu’nun eklemek istediği maddelerin anlaşmayı zora sokacağını kendisine ilettiği basına yansımıştı.
Hamaslı üst düzey yetkililer, Al Jazeera televizyon kanalına, ABD Başkanı Joe Biden’ın 2 Temmuz’da açıkladığı öneride uzlaşılan konuların, Doha’daki müzakerelerden çıkan sonuçta bulunmadığına dikkati çekmişti.
Filistinli kaynaklardan alınan bilgiye göre, Doha’daki görüşmeden çıkan sonuçta Gazze’yi ikiye ayıran Netzarim Koridoru ve Gazze Şeridi ile Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’na ilişkin maddeler bulunmuyor.
MÜZAKERELER
İsrail ile Hamas arasında esir takası ve Gazze Şeridi’nde ateşkese varılması amacıyla Katar’ın başkenti Doha’da dün ve bugün müzakereler yapılmıştı.
“İyi geçtiği” açıklanan Doha’daki müzakerelere, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Bill Burns, Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ve Mossad Direktörü David Barnea’nın başkanlığındaki heyetler katılmıştı.
*Haberin görseli AP tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistinlileri 10 ayı aşkın süredir sürekli göçe zorlayan İsrail, şimdi de kendisinin “güvenli olduğunu” iddia ettiği ve yerinden edilmiş Gazzelilerin sığındığı El-Mevasi’nin bazı bölgelerine saldırmaya hazırlanıyor.
İsrail yönetimi, yaklaşık 2,3 milyon Filistinliyi hapsetmeye çalıştığı El-Mevasi’yi de hedefine koymuş durumda.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yeni bir harita paylaşarak Deyr el-Belah kentinin doğusundaki bölgelerin yanı sıra Han Yunus’a bağlı El-Karara, El-Mevasi, Cela, Hamed ve En-Nasr bölgelerinin boşaltılması çağrısında bulundu.
REKLAM
Adraee’nin paylaştığı haritada, İsrail’in “insani bölge” ilan ettiği ve yerinden edilen 1 milyondan fazla Filistinlinin sığındığı El-Mevasi’nin bazı kısımlarının da yer alması dikkati çekti.
“Tahliye” kararının alınmasının nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atan Adraee, paylaştığı haritada yer alan bazı bölgelerdeki Filistinlilerden göç etmelerini istedi.
“Tahliye” kararı Doha’daki ateşkes müzakereleri sürerken geldi
İsrail ordusunun El-Mevasi’deki bazı bölgelerin boşaltılması talebinin, Katar’ın başkenti Doha’da Tel Aviv yönetimiyle Hamas arasında esir takası ve Gazze’de ateşkes müzakerelerin devam ettiği bir süreçte gelmesi dikkati çekti.
Gazzelileri yeniden göçe zorlayan bu “tahliye kararının” Doha’da dün başlayan ve bugün de devam edecek olan ateşkes ve esir takası müzakerelerine etkisi ise henüz bilinmiyor.
İsrail, El-Mevasi’nin “güvenli olduğunu” iddia etmişti
İsrail ordusu, 7 Ekim’de Gazze’de kuzey bölgelerden başlattığı zorunlu göçü güneyde yer alan Han Yunus’a ve en sonra yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı Refah’a saldırarak sürdürmüştü.
REKLAM
Han Yunus ve Refah’a saldırılar sırasında İsrail, buradaki Filistinlilerden “güvenli olduğunu” iddia ettiği El-Mevasi’ye gitmelerini istemişti.
Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah bölgeleri arasında yer alan Akdeniz kıyısındaki El-Mevasi, altyapının bulunmadığı, yapılaşmanın oldukça az olduğu bir bölge.
İsrail’in saldırılarından kaçan Filistinliler, çaresizlik içinde buradaki derme çatma çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor.
Filistin Kızılayı, Refah’a başlatılan kara saldırısından sonra bölgeye gelen göç nedeniyle El-Mevasi’de tek çadırlık bir yerin dahi kalmadığını belirtiyor.
Artan sıcaklık ve su sıkıntısı başta olmak üzere zorlu şartlar yüzünden birçok Filistinli, El-Mevasi’ye gitmek yerine evlerinin enkazında yaşamaya çalışıyor.
İsrail, Gazze’de zorunlu göçü sistematik bir silah olarak kullanıyor
İsrail, 7 Ekim’de başlattığı saldırılardan bu yana yayınladığı “tahliye” kararlarıyla Gazze’de yaşayan Filistinlileri sürekli olarak göçe zorluyor.
Birleşmiş Milletlerin (BM) verilerine göre, Gazze’de yaşayan her 10 kişiden 9’u İsrail saldırıları nedeniyle göç etmek zorunda kaldı.
Gazze’de oradan oraya savurulan Filistinliler, saldırılar ve gıda sıkıntısının yanı sıra zorunlu göç nedeniyle zor günler geçiriyor.
BM’ye göre, Gazze’deki Filistinlilerin büyük çoğunluğu ayda bir göç etmek zorunda kalıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan seçildiğinde tüm Amerikalılar için maliyetleri düşürmeyi ve ekonomik güvenliği artırmayı en önemli önceliği haline getireceğini vurgulayan Harris, Kovid-19 salgını sırasında tedarik zincirleri kesintiye uğradığında fiyatların arttığını anımsattı.
Harris, tedarik zincirlerinin artık iyileşmesine karşın fiyatların hala çok yüksek olduğunu belirterek, bu konuda harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Planının, krizleri istismar eden ve kuralları çiğneyen “fırsatçı şirketler” için yeni cezalar içereceğini ve kurallara göre oynamaya çalışan küçük gıda işletmelerini destekleyeceklerini söyleyen Harris, gıda sektörünün daha rekabetçi hale gelmesine yardımcı olacaklarını dile getirdi.
REKLAM
Harris, rekabetin ülke ekonomisinin can damarı olduğuna inandığını kaydederek daha fazla rekabetin Amerikalılar için daha düşük fiyatlar anlamına geldiğine işaret etti.
“TRUMP’IN ORTA SINIFIN MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN CİDDİ BİR PLANI YOK”
Amerikalılar için ev sahibi olmanın finansal bir işlemden daha fazlası olduğunu vurgulayan Harris, birçok yerde ciddi bir konut sıkıntısı olduğunu ifade etti.
Harris, başkan olduğunda konut inşaları için endüstriyle işbirliği yapacağını ifade ederek, bu kapsamda eyalet ve yerel düzeyde bürokrasiyi azaltacaklarından bahsetti.
Ekonomik planını Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump’ın planıyla kıyaslayan Harris, “Donald Trump, milyarderler ve büyük şirketler için mücadele ediyor. Biz, çalışan ve orta sınıf Amerikalılara paralarını geri vermek için mücadele edeceğiz.” dedi.
Trump’ın orta sınıfın maliyetlerini düşürmek için ciddi bir plan sunmadığını öne süren Harris, şöyle devam etti:
“Bu seçimde bir tercih var. Donald Trump’ın orta sınıfı mahvetme, çalışan insanları cezalandırma ve milyonlarca Amerikalı için yaşam maliyetini artırma planları. Diğer taraftan, başkan seçildiğimde yapacağımız şey, maliyetleri düşürmek, ailelerin mali açıdan güvenliğini ve istikrarını artırmak, çalışan ve orta sınıf Amerikalılar için fırsatları genişletmek olacak.”
REKLAMHARRIS’İN EKONOMİ GÜNDEMİNDE VERGİ İNDİRİMLERİ VE KONUT TEŞVİKLERİ YER ALIYOR
Amerikalılar için maliyetleri düşürmek, Harris’in kampanyasının en önemli önceliklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Harris’in ekonomi politikaları, market ürünleri ile reçeteli ilaçların maliyetini düşürmeyi, uygun fiyatlı konutların artmasını ve orta sınıf için vergilerin azaltılmasını amaçlıyor.
Bu kapsamda, gıda ve market ürünlerinde, fiyatların fahiş şekilde yükseltilmesini yasaklamaya yönelik yasa için Kongre ile birlikte çalışması planlanıyor.
Gıda ürünlerinde maliyetleri düşürme planına benzer şekilde, ilaç şirketlerine karşı da sert önlemler alınması hedefleniyor.
ABD’de gelecek 4 yıl içinde 3 milyon yeni konut inşa edilmesi hedeflenirken, konut inşaatını teşvik etmeye yönelik vergi destekleri getirilmesi öngörülüyor. Aynı zamanda ilk kez konut satın alacaklar için 25 bin dolara kadar peşinat desteği sağlanması planlanıyor.
Ayrıca, kira desteğinin genişletilmesi ve Wall Street yatırımcılarının toplu olarak konut satın almasının önlenmesi hedefleniyor.
Öte yandan, yeni doğan çocuğu olan ailelere yönelik vergi indiriminin 6 bin dolara kadar çıkarılması planlanıyor.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depremin derinliği 7.1 km olurken, merkez üssü, Hatay’ın Yayladağı ilçesine 119 km uzaklıkta.
5.2 büyüklüğündeki depremden 3 dakika sonra aynı merkez üslü 4.2 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.
Deprem Hatay ve Gaziantep’ten de hissedilirken, merkez üssünde deprem sonrası herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı ancak sallantıdan dolayı insanların kısa süreli panik yaşadığı bildirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamas yetkilisi, açıklamasında, “İşgal güçlerinin ‘güvenli bölgeleri’ defalarca hedef aldığını, masum insanlara karşı en korkunç katliamları yaptığını biz gördük ve tüm dünya izledi.” ifadelerine yer verdi.
Rışk, İsrail’in sadece bölgeleri boşaltmayı hedeflemediğini, aynı zamanda sistematik bir şekilde, Filistin halkına karşı yeni katliamlara zemin hazırlamayı ve uluslararası hukuka göre açıkça savaş suçu sayılan insanlık suçlarını sürdürmeyi hedeflediğine işaret etti.
REKLAM
Binlerce sivilin defalarca yerinden edilmesiyle, uluslararası insani anlaşmaların ve yasaların açık bir şekilde ihlal edildiğini kaydeden Rışk, İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri göç etmeye zorlamasının, Filistin halkının maruz kaldığı toplu cezalandırma ve “soykırımı” derinleştirdiğini aktardı.
Rışk, devam eden İsrail saldırılarından Tel Aviv yönetimine destek olan ABD yönetiminin sorumlu olduğunu vurgulayarak, dünya liderlerini İsrail’e Gazze’deki saldırılarını durdurması için baskı yapmaya çağırdı.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde yerinden edilmiş 1 milyondan fazla Filistinliyi sıkıştırdığı ve “insani bölge” olduğunu iddia ettiği El-Mavasi’nin bazı kısımlarına saldırı başlatacağını duyurarak buradaki Filistinlilerden bir kez daha göç etmelerini istemişti.
İsrail ordusunun, yaptığı tahliye uyarısının hemen ardından kentin batısında yer alan El-Mevasi bölgesinde yerinden edilen Filistinlilerin çadırına düzenlediği saldırıda 3’ü çocuk 4 Filistinli ölmüştü.
İSRAİL, EL-MEVASİ’NİN “GÜVENLİ OLDUĞUNU” İDDİA ETMİŞTİ
İsrail ordusu, 7 Ekim’de Gazze’de kuzey bölgelerden başlattığı zorunlu göçü güneyde yer alan Han Yunus’a ve en sonra yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı Refah’a saldırarak sürdürmüştü.
Han Yunus ve Refah’a saldırılar sırasında İsrail, buradaki Filistinlilerden “güvenli olduğunu” iddia ettiği El-Mevasi’ye gitmelerini istemişti.
Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah bölgeleri arasında yer alan Akdeniz kıyısındaki El-Mevasi, altyapının bulunmadığı, yapılaşmanın oldukça az olduğu bir bölge.
Fotoğraf, AA tarafından servis edilmiştir, temsilidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Abdulkadir Uraloğlu, Bismil ilçesinde, Diyarbakır-Bismil-Batman kara yolu açılışında yaptığı konuşmada, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak yatırımların yegane hedefinin 85 milyon vatandaşa daha konforlu ve daha güvenli bir yaşam sunabilmek olduğunu söyledi. Bu çalışmaların bir başka hedefinin de özellikle Diyarbakır gibi bölgesinde bir merkez olan şehirlerin cazibesini artırmak olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı liderliğinde 81 ili birbirinden ayırt etmeksizin hayata geçirdikleri projelerle, Türkiye Yüzyılı’nda şehirlerin ulaşım altyapısını daha da güçlendirmeye devam ettiklerini kaydetti.
“Diyarbakır-Bismil-Batman Yolumuzun açılışıyla ‘durmak yok, yola devam’ diyoruz” diyen Bakan Uarloğlu, şöyle konuştu:
“Güneydoğu Anadolu Projesi’nin faaliyete geçmesiyle Diyarbakır’ın “Bereketli Hilal” olarak anılan verimli toprakları, tarımın ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük etmektedir. Diyarbakır, coğrafi konumuyla da ticaret merkezlerine kolay ulaşılabilmesi, dinamik ve genç nüfusu ve eşsiz tarihsel dokusunun sağladığı turizm potansiyeli ile gelişimini sürdürmektedir. Bu nedenle Diyarbakır’ın ulaşım ağının güçlendirilmesi ülkemiz için çok önemli. 2002 yılından bu yana Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Diyarbakır’ın ulaşım ve iletişim altyapısı için 57 milyar 652 milyon lira yatırım gerçekleştirdik.”
“9 bin 852 metre uzunluğunda 97 adet köprü inşa ettik”
44 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 456 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 2 kilometreden 285 kilometreye çıkardıklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Diyarbakır-Mardin Yolu, Diyarbakır-Şanlıurfa Yolu, Diyarbakır-Silvan Yolu, Kuzey Batı ve Güneybatı Çevre Yolları, Havaalanı Bağlantı Yolu, Diyarbakır-Ergani Yolu Köprü ve Köprülü Kavşakları, Diyarbakır Şehir Geçişindeki Köprülü Kavşaklar gibi önemli karayolu projelerini bitirdik. 9 bin 852 metre uzunluğunda 97 adet köprü inşa ettik. Malabadi, Eğil, Eğil Sancak, Dicle Ongözlü, Çüngüş, Dörtulular ve Dilaver gibi tarihi köprülerinin restorasyonunu da gerçekleştirdik. Şu anda da toplam proje tutarı 15 milyar 618 milyon lira olan 12 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz. Bunlarından en önemlilerinden biri de açılışı için bir araya geldiğimiz Diyarbakır-Bismil-Batman yolumuzdur” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ı Batman’a bağlayan 66 kilometre uzunluğundaki Bismil-Batman güzergahı Bismil Ovası’ndan geçmekte olduğuna değinen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Günlük ortalama 11 bin aracın kullandığı yolumuzda özellikle tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu dönemlerde taşıt trafiği önemli ölçüde artmaktadır. Hizmete sunulan bu yolda 3 adet modern dönel kavşak, 3 adet sığınma cepli kavşak, 7 adet hemzemin kavşak, 7 adet altgeçit ve 1800 metre uzunluğunda 60 adet menfez inşa ettik. Yolumuzu bitümlü sıcak karışım kaplamalı hale getirerek; Diyarbakır-Bismil-Batman güzergahındaki trafik güvenliğini ve konforu arttırdık. GAP Bölgesi’nde üretilen tarım ürünlerinin daha hızlı, daha ekonomik taşınmasını tesis ettik. Bölgedeki lojistik operasyonların gelişmesine katkı sağladık.”
“Deprem Konutları’nın bağlantı ve imar yollarında altyapı dahil çalışmalarımız sürmektedir”
Yol ile zamandan 33 milyon lira, akaryakıttan 24 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 57 milyon lira tasarruf edileceğini aktaran Bakan Uraloğlu, “Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 3 bin ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Yolumuzun kalan 12,4 kilometre uzunluğundaki sathi kaplamalı kesiminin BSK ihalesini de en kısa zamanda yapmayı planlıyoruz. Bağlar ilçesinde yapımı devam eden Deprem Konutları’nın Bağlantı ve imar yollarında altyapı dahil çalışmalarımız sürmektedir. Bu çerçevede 25,9 kilometre uzunluğunda Diyarbakır-Şanlıurfa yoluna bağlantıyı sağlayacak Farklı Seviyeli Kavşak imal ediyoruz. Toplamda 9 bin 500 metre yağmur suyu hattı ve 7 bin metre atıksu imalatı ile 1800 metre içme suyu hattı tamamlanmıştır. Mart ayı sonuna kadar 7,3 kilometrelik kesimi bitirmeyi hedefliyoruz. Geri kalan kısmı da bu yıl içerisinde bitirerek vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız” diye konuştu.
“Elazığ-Diyarbakır Hızlı Tren Projesi’nin etüt çalışmalarımız devam etmektedir”
Diyarbakır’ın havayolu ve demiryolu gibi diğer ulaşım modlarında da gelişmesi için çok önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Uraloğu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Diyarbakır-Kurtalan arası 100 kilometre, Diyarbakır-Batman arası 40 kilometre, Malatya – Diyarbakır 30 kilometre ve Yolçatı-Diyarbakır hattı Gezin-Sallar arası 22 kilometre olmak üzere Diyarbakır’ın tüm demiryolu ağını yeniledik. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesini iltisak hattı yaparak demiryolu ağına dahil ettik. Diyarbakır’ı saatte 200 kilometre hızla Elazığ’a bağlayacak Elazığ-Diyarbakır Hızlı Tren Projesi’nin etüt çalışmalarımız devam etmektedir. Bu bölgeden, biraz güneyimizden geçecek olan Irak’ın Faw Limanı’ndan başlayıp Ovaköy Sınır Kapısı’ndan girecek olan 1200 kilometrelik demiryolu ve otoyol, ülkemizi baştan başa kat ederek Kapıkule’den Avrupa’ya çıkartacak hattımızda da çalışmalarımızı çok yakından takip ediyoruz. İnşallah Irak tarafında bu sene içerisinde çalışmalara fiili olarak da başlayabilirsek bir ilki gerçekleştirmiş olacağız. Dolayısıyla bu bölgenin gelişimine çok ciddi bir destek verecektir. Gelecek projeksiyonunda bu hat Elazığ üzerinden Malatya -Çetinkaya-Sivas hattına bağlantısı sağlanarak ülkemizin doğu – batı kesimindeki demiryolu ağına entegrasyonu sağlanacaktır. Böylece Diyarbakır’ın Ankara ve İstanbul hızlı tren bağlantısı yapılmış olacaktır.”
“Diyarbakır Havalimanı yeni terminal binası, ülkemizin doğusunda yolcu körüklü ilk havalimanı oldu”
70 kilometre uzunluğa sahip olan Ergani-Leylek-Diyarbakır-Bozdemir kesiminde de mevcut durumda tek hat olan demiryolu hattının çift hatta çıkarılmasına yönelik projelendirme çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Bakan Uarloğlu, Ergani’deki mevcut istasyona bağlantısı bulunan bu projeyle birlikte Bozdemir-Diyarbakır-Ergani arasındaki konvansiyonel hat kapasitesini büyük oranda artıracağız. Tüm Türkiye’de yaşanan havayolu taşımacılığındaki gelişme elbette Diyarbakır’da da etkisini gösterdi. Diyarbakır Havalimanı’nı da yeniledik ve yılda 5 milyon yolcuyu ağırlayacak kapasiteye çıkardık. Diyarbakır Havalimanı yeni terminal binası, ülkemizin doğusunda yolcu körüklü ilk havalimanı oldu. Yeni ve modern bir terminal binasıyla da Diyarbakır’a yakışan, Diyarbakır’a yaraşan bir havalimanına kavuştuk. Bu yatırımlar ile 2002 yılında 211 bin olan yolcu trafiğini, 2023 yılında 2 milyonun üzerine çıkardık” ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır’ın cumhurbaşkanı liderlinde geçen son 22 yılda çok geliştiğini ve bambaşka bir şehir olduğuna değinen Bakan Uraloğlu, “Güneydoğu Anadolu’nun parlayan yıldızı haline geldi. Bu gelişimde Diyarbakır’a yapılan ulaşım ve iletişim yatırımlarının payı çok büyük. Yapılan her yol ulaştığı yere yatırım çekiyor, bölgenin ticari hareketliliğini hızlandırıyor, ekonomisini güçlendiriyor. İnşallah 31 Mart yerel seçimlerinde de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesiyle birlikte bütün ilçe belediye başkanlıklarına talibiz. AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Mehmet Halis Bilden kardeşimizle planladığımız tüm projeleri hep birlikte hayata geçireceğiz” dedi.
Törene Vali Ali İhsan Su, AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Galip Ensarioğlu, Suna Kepoğlu Ataman, İl Jandarma Komutanı Tümgenaral Selçuk Yıldırım, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Raşit Ocak, AK Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Halis Bilden, kaymakamlar, kamu kurum temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. – DİYARBAKIR
]]>CHP Konyaaltı Belediye Başkan Adayı Cem Kotan, Konyaaltı ilçesinde bir otelde düzenlenen kahvaltıda basın mensupları ve partililer ile bir araya geldi. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda Cem Kotan’ın seçim çalışmaları anlatılırken, yeni dönemde hayata geçireceği projelerin tanıtımı yapıldı. Parti Meclisi tarafından isminin açıklanmasının ardından 2 aylık surecin geride kaldığını belirten Kotan, “Her kesimle bir araya gelerek kendimizi anlattık. Konyaaltı’nı hep birlikte yöneteceğiz sloganı ile hareket ettik. 100 proje ile yola çıktık. Şu anda 41 tane projemiz Konyaaltı halkının talep ettiği projeler. Çılgın bir projemiz yok, hepsi hayatın içerisine dokunan projelerdir. Biz katılımcı ve demokratik bir yönetim anlayışı ile yola çıktık. Projelerimizi de halkımız belirleyecek. Konyaaltı belediye başkanı ile vatandaşın iletişimi güçlendi. Belediye başkanının kendilerinin yanında olmasını istediler” dedi.
“Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz”
Vatandaşa şu sözü verdiklerini belirten Kotan, “Devamlı vatandaşımız ile birlikte olacağımızın sözünü verdik. Şu anda çalışmalarımız muazzam bir şekilde ittifaka yakın bir oy oranımız var. Konyaaltı halkımıza çok teşekkür ederim. Göreve geldiğimiz zaman belediye halkın içerisinde olduğu gibi ailelerin de içerisinde olacak. Bir eve baktığımız zaman belediyemizin görünmesini istiyoruz. Kreşlerimizin sayısını 2 katına çıkaracağız. Engelli vatandaşlarımıza ait işletmelerde gerekli şartlar yok, bununla ilgili de çalışmamız olacak. Emeklilerin çok yoğun yaşadığı bir ilçede bulunuyoruz. Birtakım merkezlerimizin açılması yönünde çalışmalarımız olacak. Kadınlar ile ilgili olarak hobi atölyelerin açılması, parkların ışıklandırılması ile daha konforlu bir kentte yaşamaları için elimizden geleni yapacağız. Her zaman bir hayaliniz olacak, bizim bu kentte siyaset yaparken bu ilçeye yönelik bir hayalimiz vardı. Hayalimiz olarak aday olduk. Ben her zaman siyasette hayali olan insanlar ile koşmak istedim” ifadelerine yer verdi.
“Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir”
En büyük hayalinin Konyaaltı’nı, halkla beraber yönetmek olduğunu belirten Kotan, “Muhtarlar ile bir ekip oluşturmak istiyoruz. Muhtarlar ile belediye başkanı arasında bir bürokrasi vardır. Muhtar belediye başkanına ulaşamıyorsa o mahallenin sorunlarının çözümü gecikir. Biz muhtarlarımız ile her 3 ayda bir araya gelerek bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Orada sorunlar ve talepler iletilecek. Biz neler yaptığımızı anlatarak onlara hesap vereceğiz. Bir bakıma denetleneceğiz. Bir bakıma yetkimizi paylaşmış olacağız. Daha sonra katılımcı demokrasi ile mahalle toplantıları yapmak istiyoruz. Muhtarımızı yanımıza alarak direk halkımıza giderek onların sorunlarını dinleyeceğiz. Bir hizmet rotası çizeceğiz. 3 ay sonra yine giderek yapılıp yapılmadığını denetleyeceğiz. Konyaaltı halkı ile bütünleşmek istiyoruz. Biz katılımcı demokrasinin daha da gelişmesinden yanayız. 10 yıldır belediyecilik alanında çalışıyorum. Onlarla birlikte hem yöneteceğiz hem de yönetileceğiz. Bütün kararlarda halkımıza gideceğiz” sözlerine yer verdi.
“Güzel bir yolculuğa çıkacağız”
5 yıl boyunca çok güzel bir hikaye yazmak istediklerini belirten Kotan, “Güzel bir yolculuğa çıkacağız. Güzel başarı hikayeleri yazacağız. Çok başarılı genç bir ekibimiz var. Hepsi hayatın içerisinde olan projelerdir. Biz geçmişimize bağlıyız, önceki başkanlarımızın yaptığı projeleri geliştireceğiz. Hizmetleri daha iyi noktaya getireceğiz. Belediye başkanı makam odası ile makam aracının arasına sıkışmayacak” dedi.
CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, “Bu zamana kadar ilçemize hizmet eden başkanlarımıza teşekkür ederim. Cem Kotan arkadaşımıza başarılar diliyorum. Kendisi partimizin emekçisidir. İlçemize değer katacak projeleri ile en iyi hizmeti yapacaktır” ifadelerini kullandı.
“23 yıldır sosyal demokrat belediyeciliği ile yönetiliyor” diyen CHP İl Başkanı Nail Kamacı, “Bu dönem bir nöbet değişimi oldu. Parti meclisi kararları bizim için kutsaldır. Bizim adayımız Cem Kotan’dır ve arkasındayız. Cem Kotan 2004-2005 yılında partimizde görevlerde bulundu. O dönemlerde partimizde çalıştı. Parti geçmişi olan bir arkadaşımızdır, kendisine başarılar diliyorum” sözlerine yer verdi.
CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, “Örgüt olarak bilfiil durmadan gece gündüz demeden çalışmaya başladık. Amacımız sıkılmadık el bırakmamaktı. Sadece bir seçim kazanmak için değil rekorunu kırmak için harekete geçtik. Sadece ilçede değil büyükşehir anlamında da bunun peşindeyiz. Çalışmaya devam edeceğiz” dedi. – ANTALYA
]]>Tunç, Burdur Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Adalet Bakanlığı İşyurtları Atölye ve Tesislerinin açılışında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin temel amacının, adaletin tecellisi olduğunu anımsatarak, bunun önemli boyutunu ise ceza adaleti sisteminin oluşturduğunu belirtti.
Ceza adaleti sisteminin ilk aşamasının ceza soruşturma, ikinci aşamasının ceza kovuşturma ve üçüncü aşamasının da bu cezanın infazı olduğunu ifade eden Tunç, soruşturma ve kovuşturma sonrasında gerçekleşecek olan cezanın infazı ile ilgili aşamanın, ceza adaleti açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Bakan Tunç, suçlunun hem bir yaptırımla karşı karşıya kalmasının hem de onun yeniden topluma kazandırılmasının, ceza adaletinin temelini oluşturduğunu dile getirerek, ceza infaz sisteminin amacının yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, aynı zamanda suçluları yeniden topluma kazandırmak ve toplumu suçtan korumak olduğunu vurguladı.
Ceza infaz kurumlarının aynı zamanda birer eğitim kurumları olduğunu aktaran Tunç, kurumlarda 893 öğretmen görev yaparken, 63 bin 888 hükümlü ve tutuklunun da eğitim gördüğünü anlattı.
Tunç, Adalet Bakanlığı ile Kültür Turizm Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, hükümlü ve tutukluların 6 ilde faaliyet gösteren 8 adalet halk kütüphanesindeki 23 milyon kitaptan yararlanabildiğini dile getirdi.
İşyurtları sistemi milli ekonomiye katkı sağlıyor
Hükümlülerin infaz sonrası yaşamlarında topluma kazandırılmaları ve meslek edinmeleri amacıyla işyurtları kurumunun önemli faaliyetler yürüttüğünün altını çizen Tunç, şöyle konuştu:
“İşyurtlarımız sayesinde cezaevlerimiz sadece suçluların ıslah edildiği yerler olmayıp aynı zamanda işbaşı mesleki eğitim veren büyük bir teşkilat yapısına da sahiptir. Bu konuda hedef koyarken, batı infaz sistemlerinin ötesinde, içerisinden çıktığımız medeniyetin gereklerine uygun olarak, insanlarımızı kazanmayı ve yüksek değerler ile donatarak topluma geri dönmelerini amaçlıyoruz. Bu kapsamda, işyurtlarımız üretimin hiç durmadığı bir fabrika gibi çalışmalarına devam ediyor. Türkiye genelinde 403 Ceza ve İnfaz Kurumumuzda toplam 367 işyurdu müdürlüğünde bin 700 atölye ve tesisimiz bulunuyor. Bu işyurdu atölyelerinde, gıdadan tarım ve hayvancılığa, mobilyadan el sanatlarına, tekstilden hazır giyime, metal işlerinden inşaat ve onarım işlerine kadar 200’den fazla meslek dalında işbaşı meslek eğitimi veriyoruz. Bu tesislerde her yıl ortalama 58 bin 500 hükümlü ve tutuklu çalışıyor. Başta tarım ve hayvancılık sektörlerinin yanı sıra endüstriyel üretimde de öne çıkarak yerli ve milli üretimi destekleyen işyurtları sistemimiz, milli ekonomimize katkı sağlarken, buradan elde edilen gelir adalet hizmetlerine harcanıyor.”
Tesislerde 104 hükümlü çalışacak
Yılmaz Tunç, açılışını gerçekleştirdikleri Burdur İşyurtları Atölye ve Tesislerinin 698 bin metrekare büyüklüğündeki Burtrak arazisi üzerine kurulu olduğunu ifade etti.
Yerleşkede işyurdu müdürlüğüne bağlı işkollarında 52 personel ve 104 hükümlünün çalışacağını belirten Tunç, bin 200 metrekare kapalı ve bin 200 metrekare açık alana sahip, restoran, dinlenme tesisi ve halka açık satış mağazasının, 600 metrekare kapalı alana sahip, keçi sütünden peynir ve dondurma üretimi yapacak süt işleme tesisinin ve 3 bin 600 küçükbaş hayvan kapasiteli 4 keçi ağılının bulunduğunu kaydetti.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, Burdur Valisi Türker Öksüz ve protokol üyeleri tarafından tesisin açılış kurdelesi kesildi.
Açılış sonrasında Tunç ve beraberindekiler tesisleri gezdi.
]]>Genişletilmiş Bodrum ittifakını, toplumun her kesimden meclis üyesi adaylarının da katılımıyla oluşturduklarını söyleyen Tosun, “31 Mart’tan sonra yeni bir dönem başlayacak. Sizlerden bir arkadaşımız Meclisimizde yer alacak. Hatta başkan yardımcısı düzeyinde sizinle muhatap olacak. Bodrum’da bütün spor dallarını yeniden kurgulayacağız” diyerek, Cumhur İttifakı Belediye Meclis Üyesi Adayı Rıza Karakaya’yı işaret etti.
Bodrum’a 12 bin kişilik yeni şehir stadı sözü
Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, 31 Mart mahalli idareler seçiminde halkın teveccühü ile göreve geldiği takdirde yatırıma dönüştüreceği spor projelerini, Bodrum’da faaliyet gösteren amatör ve profesyonel spor kulüplerinin başkan ve temsilcileri ile paylaştı. AK Parti Bodrum İlçe Başkanı Hacı Dalda, MHP Bodrum İlçe Başkanı Tayyar Şafak, Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Meclis Üyesi adayları ile hemen her branştan spor kulüplerinin temsilcilerinin katıldığı yemekte konuşan Mehmet Tosun, göreve gelir gelmez 12 bin kişi kapasiteli yeni şehir stadının yapımına başlayacaklarını müjdeledi. İçerisinde kapalı yüzme havuzu da bulunan spor kompleksinin Kızılağaç Mahallesi’nde projelendirildiğini ve yatırım programına alındığını kaydeden Tosun, “Bodrumsporumuza hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Önce Turgutreis, ardından Yalıkavak ve Karaova
Bodrum’da sadece alt ve üstyapıda değil, sporda da yeni bir belediyecilik serüvenini başlatacaklarını belirten Tosun, spor kulüplerine her anlamda destek sözü verdi. Bodrum Yarımadası’nın tek kapalı spor salonu olan Binnaz Karakaya’nın kapasitesi ve standartları ile yetersiz kaldığını söyleyen Tosun, Turgutreis’ten başlayarak Yalıkavak ve Karaova bölgesi olmak üzere ilk etapta üç tane kapalı spor salonu projesinin müjdesini verdi. Tosun “Bodrum gibi bir dünya kentinde, bu kadar spora gönül veren dostumuzun, hemşehrimizin olduğu yerde bir tane kapalı spor salonu bize yakışmaz” diye konuştu.
Cumhur İttifakı Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın en güzel yerinde yaşıyoruz. Denizimiz, iklimimiz, doğamız çok güzel. Fakat bunlarla barışık, sürdürülebilir bir yaşam kurgumuz, planlamamız yok. Bu spora da yansımış durumda. Bodrum’da 80’in üzerinde spor kulübümüz var ve bunların pek çoğu amatör. Ciddi sıkıntılarınız olduğunu biliyorum. Yerelde de belediyemizin yeterince size destek olamadığının farkındayız. Merkezi hükümetin desteğiyle, Büyükşehir Belediyesi ile el ele vererek Bodrum’un sporla ilgili birikmiş sorunlarını hep birlikte, ortak akılla çözeceğiz. Bütün amatör spor kulüplerimizi destekleyerek, güçlendireceğiz. Belediye elindeki tüm imkanlarla sizlerin yanında olacak”
Meclis üyesi adayları arasında, Bodrumspor’u birinci lige çıkaran efsane kulüp başkanı Rıza Karakaya’nın da olduğunu hatırlatan Tosun, “31 Mart’tan itibaren spora gönül veren kulüp başkanlarımız bizim başımızın tacı olacak. Bundan böyle belediye içinde de bir muhatabınız olacak” dedi.
Bodrum’un her mahallesinde çocuklar spor yapacak
Üç tarafı denizlerle çevrili Bodrum Yarımadası’nda su sporlarına gereken özenin gösterilmediğini de söyleyen Mehmet Tosun, “Yelkende, sörfte kulüplerimiz kendi çapında bir şeyler yapıyor ama altyapıda ciddi eksiklerimiz var. Yapacağımız kıyı kullanım planları çerçevesinde, takımlarımızın antrenman ve müsabaka yapacağı yerleri belirleyeceğiz” dedi.
Bodrum’un her mahallesine çocukların ve gençlerin spor yapabileceği tesisler kazandıracaklarını da kaydeden Tosun, “Ben köyde doğup büyüdüm. Bizim köyde sahalarımız yoktu, futbolu sokaklarda oynadık. Ben mahalleli kültürünün yaşatılmasını isteyen biriyim. Bodrum’un her mahallesinde, çocuklarımızın sporla ilgili aktiviteyi gerçekleştireceği mekanlar olacak. Çocuklar kendi mahallelerinde sadece futbol değil, basketbol, voleybol, tenis oynayacak” diye konuştu.
Off-road ve dağcılık gibi doğa sporlarına olan merakı ile de bilinen Bodrum Belediye Başkan Adayı Mehmet Tosun, Bodrum’da sporun her alanına yönelik projeleri kentin dokusuna ve doğasına uygun bir şekilde hayata geçireceklerini belirterek “İnsanların spor turizmi denildiğinde de rotasını Bodrum’a çevirmelerini sağlamalıyız. Bodrum’da turizmi ancak bu şekilde sürdürülebilir hale getiririz” dedi. Bu kapsamda yürüyüş rotaları ve bisiklet parkurları planlayacaklarını belirten Mehmet Tosun, Bodrum’u atletizm gibi spor dallarında başarıyla temsil eden veteran ve genç sporcular için de pist sözü verdi. – MUĞLA
]]>Güney Afrikalı Müslümanlar, 60 milyonluk ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 2’sini oluşturmakla beraber, ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan oldukça etkin bir azınlık toplum olarak öne çıkıyor.
Ülkede yaşayan Müslümanların büyük bölümü Hollandalı ve İngiliz sömürgeciler tarafından buraya getirilen Asyalı Müslümanların soyundan geliyor.
Geçmişte sömürgeciliğin ve ırkçılığın acısını yaşayan Güney Afrika Müslüman toplumu, apartheid rejiminin çöküşünün ardından geçen 30 senede ülkenin en varlıklı kesimlerinden biri olma özelliği taşıyor.
Johannesburg’da ramazan fuarı
Ülkenin en büyük şehri Johannesburg, 29 Şubat- 3 Mart tarihlerinde, kıtanın en büyük ramazan fuarlarından birine ev sahipliği yaptı.
Gallagher Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara, Johannesburg sakinleri yoğun ilgi gösterdi.
Türkiye’den çeşitli firmaların da stant açtığı fuarı ziyaret edenler, yiyecekten bayramlık kıyafete varıncaya kadar ramazan öncesi son alışverişlerini gerçekleştirme fırsatı buldu.
Eid Fest isimli fuarın organizatörlerinden Nisha Naidu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır düzenli gerçekleştirilen etkinliğe bu sene 20 bine yakın kişinin katıldığını belirtti.
Naidu, fuara Türk firmalarının gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Türk menşeli ürünler bu sene de fuarımızda önemli bir yer tutuyor. Türk firmalarının her geçen yıl daha yoğun katılım gösterdiğini gözlüyoruz.” diye konuştu.
Yunus Emre Enstitüsü standı
Fuarın ziyaretçileri arasında yer alan Türkiye’nin Pretorya Büyükelçisi Ayşegül Kandaş, önceki yıllarda olduğu gibi Güney Afrika’da ramazanın bu yıl da büyük bir coşkuyla karşılandığını belirterek, Güney Afrikalı Müslümanların, ibadetlerini yerine getirme konusunda son derece hassas olduğunu kaydetti.
Kandaş, Güney Afrika’da Müslümanların nüfusun yüzde 2 civarını oluşturmasına rağmen, ekonominin yaklaşık yüzde 30’una hakim olduklarına dikkati çekerek, “Bildiğiniz üzere buradaki Müslümanlar, geçen yıl Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye yardım için seferber oldu. Bu konuda kendilerine minnettarız.” diye konuştu.
Fuardaki Yunus Emre Enstitüsü (YEE) standı da ziyaretçiler tarafından ilgiyle karşılandı.
Johannesburg YEE Türk Kültür Merkezi yetkilisi Abdülaziz Yiğit, bu stantta Türk el işi sanatlarından eserlere yer verip YEE’nin kurs ve etkinliklerini tanıttıklarını belirtti.
Güney Afrika’da ramazan gelenekleri
Ülkenin önde gelen Müslüman sivil toplum kuruluşlarından (STK) Awqaf SA görevlilerinden Nasiba Abdoola, dünya genelinde olduğu gibi Güney Afrika’da da Müslümanların ramazan ayını büyük heyecan ve coşkuyla beklediklerini kaydetti.
Abdoola, Güney Afrika’da sokak iftarlarına dikkati çekerek, “Güney Afrika’da ramazan geleneklerimizin başında sokak iftarları gelir. Yüzlerce, hatta binlerce kişi bu sokak iftarlarında bir araya gelerek orucumuzu birlikte açarız. Bunun dışında ramazan boyunca misafirimiz eksik olmaz. Bu ayı aile ve yakınlarımızla birlikte geçirmeye özen gösteriyoruz.” dedi.
Ramazanda mutfaklarda Cape Malay ve Hint mutfağına özgü yöresel tatların çokça tercih edildiğini belirten Abdoola, şu ifadeleri kullandı:
“Genellikle iftarlarda hafif şeyler yemeyi tercih ederiz. Ana yemekleri, daha ağır oldukları için teravih namazından sonraya saklarız. Gençlerimiz çoğu zaman sahura kadar uyumaz. Sahur vakti ailenin tüm üyeleri tekrar sofra başında bir araya geliriz.”
]]>Samsun’da 18 belediye arasında CHP’li tek belediye başkanı olan, 31 Mart yerel seçimlerinde partisi tarafından tekrar aday gösterilmeyen Başkan Cemil Deveci, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Av. Cemil Deveci, “Siyaset böyle bir şey. Her görevin böyle bittiği bir nokta var. Bizim görevimiz de 1 ay sonra bitiyor. Kendi özel hayatımıza döneceğim. 5 yılda Atakum’da ciddi hizmetler yapıldı. Burada ilkeli, dürüst, hesap verebilir bir duruş sergiledik ve Atakum’da bugüne kadar yapılamayanlar yapıldı. Atakum bir kültür, turizm ve üniversite kendi. Hasan Ali Yücel Gençlik, Bilim ve Sanat Merkezi’nde günde 2 bin genç, köy enstitüsü modelinde hizmet aldı. Türkiye’de ilk oldu. Şimdi de atıl durumda olan bir binayı Atasanat Merkezi olarak açacağız. Katılımcı bütçe toplantıları ile vatandaşlarımızı kentin sorunlarına ortak ettik, kent yönetimine öneriler bulundurtuyoruz. Herkesi bir biçimde kent yönetimine katmaya çalıştık. Gıda Bankası’nı Karadeniz’de ilk kez biz uyguladık. Aktif istihdam modelini Karadeniz’de ilk kez uyguladık. Bunlar belediyemiz tarafından Karadeniz’de ilk kez yapılan uygulamalardı. Görevi devralacak arkadaşlara bunları bir daha anlatacağım, üzerine daha başarı eklemesini tavsiye edeceğim. Benden istekleri olursa kendilerine yardım edeceğim. Böylece kent kazanır, gençlik, kadınlar, Samsun ve Türkiye kazanır” diye konuştu.
“Türkiye siyaset kurumu kendine çekidüzen vermeli”
Partilerin belediye başkanının nasıl ve hangi kurallar ile seçileceğinin daha önceden belirlemesi gerektiğine değinen Cemil Deveci, “Belediye başkanlığım ya da seçilip, seçilmemem mevzu değil. Dün de söylüyordum bugün de söylüyorum. Sadece CHP ve AK Parti değil, tüm siyasi parti kurumunun içinde yetmezlikleri var. Türkiye siyaset kurumu kendine çekidüzen vermeli. Cemil Deveci bundan sonra geri kalan ömründe bunlarla mücadele edecek. Kendim için değil, seçilmek için değil, kendi partim için değil. Ülke için, Türkiye için siyaset kurumunun Türkiye’yi yönetebilecek çapta ve nitelikte olması gerekir. Bir belediye başkan adayının, bir milletvekili adayının nasıl seçileceğini bir parti çok daha öncesinden belirlemeli ve o kurallara uymalı. Bir yöneticinin nasıl seçileceğini, ne kadar görev yapacağını bilmeli partinin üyeleri. Artık ülkeye demokrasi gelecekse, demokratik kurumlar sistemi manzumesi olacaksa, demokrasi yaşam biçimi haline dönüşecekse demokrasiyi kuracak ve ülkeyi yönetecek olan partilerin önce bu kuralları kendilerine koyması lazım. Onun dışındakiler ayrıntı. Onlar bana uygulandı, başkasına uygulandı, hepsi birbirine benzedi. Önümüzdeki dönemde daha iyi şeyler uygulanacak” şeklinde konuştu.
“Örnek yurttaş kimliğim ile devam edeceğim”
Bundan sonraki siyasi kariyeri ile ilgili de konuşan Deveci, “Bundan sonraki kariyerim itiraz ederek devam edecek. Yanlışa yanlış diyeceğim. İtiraz eden yurttaşa, öneride bulunan yurttaşa ihtiyacımız var. Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşının görevi ve sorumluluğu Anayasa’da belirlenmiştir. Yurttaşlık görevini eksiksiz yapamayan, tam olarak yapamayan anayasal sorumluluklarını yerine getiremiyor demektir. Bir nevi Anayasa’yı uygulamaktan tembellik yapıyor demektir. Biraz daha ileri giderse Anayasa’daki görevlerini yerine getirmiyor demektir. Onun için Anayasa’da tanımlanan görevlerini aktif olarak yapacak örnek bir yurttaş kimliğim ile sağlıklı kaldığım sürece görevime devam edeceğim” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
]]>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İznik ilçesinde sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, hemşehri dernekleri temsilcileri, muhtarlar ve teşkilat üyeleriyle buluştu. Marmarabirlik tesislerindeki toplantıya Başkan Alinur Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti İl Başkanvekili Kamil Bayramiç, İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, İznik Belediyesi eski başkanı Osman Sargın, AK Parti İlçe Başkanı İnanç Şahin, MHP önceki dönem ilçe başkanı İlhan Yavaş da katıldı.
Programda bu dönem yapılan çalışmaları ve yeni dönem için planlanan projelerinden bahseden Başkan Alinur Aktaş, projeleri tüm toplumla empati kurarak hazırladıklarını söyledi. Bursa’ya dair dertleri ve heyecanları olduğunu belirten Başkan Aktaş, “İznik’te sahil düzenlemesinden restorasyonlara, yollardan göletlere kadar birçok çalışma yapıldı. Burada tarımsal gelirlerin artmasını, turizm açısından daha fazla insanın ilçeye gelmesini, sosyal ve kültürel yaşamın zenginleşmesini istiyoruz. İznik avantajlarının dezavantajlarından daha fazla olduğu bir ilçe. İznik, Bursa’nın incisi gibidir. Geçtiğimiz dönemde Cumhurbaşkanımızın katılımıyla İznik Gölü kenarında 4. Dünya Göçebe Oyunları’nı gerçekleştirdik. Şimdi bu alanı tamamen ata sporları ve kamp merkezine çeviriyoruz. Okçuluk, binicilik, mas güreşi, matrak gibi geleneksel spor dallarına yönelik eğitim kampı şeklinde hizmet verecek ‘Ata Sporları Kamp Merkezi’ni devreye alıyoruz. Yerin tahsisiyle alakalı konuyu hallettik. En kısa zamanda süreci başlatıp İznik’e değer katan ve yılın 12 ayı yaşayan bir alanı kazandıracağız. Tarihi İznik Surları ve İstanbul Kapı’da restorasyonu tamamladık. Son dokunuşları yapılıyor. Yenişehir Kapı restorasyonunda çalışmaları tamamlandık. Hepsini bütün içerisinde biraraya getirip turizm destinasyonu oluşturmak istiyoruz. İznik Roma Tiyatrosu restorasyonu çerçevesinde da seyir platformu yapıldı” dedi.
Bursa’ya sıfırdan 6 tane kapalı pazaryeri kazandırdıklarını, İznik özelinde de çalışmalara kısa sürede çalışmalara başlamak istediklerini söyleyen Başkan Aktaş, tüm ilçelerde olduğu gibi İznik’e de aile yaşam destek merkezi oluşturacağını belirtti. İznik’e de gençlik merkezi kazandırarak gençlerin hayatına değer katacaklarının müjdesini veren Başkan Aktaş, fide fidan desteklerinin de hız kesmeden süreceğini anlattı. Tecrübeli, bilgi birikimi olan ve cesaret sahibi bir kadroya sahip olduklarını söyleyen Aktaş, “Tevazu sahibiyiz. Biz işimizin hamalıyız. El birliği içerisinde yolumuza devam edeceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi bozmasın” diye konuştu.
Bursa Milletvekili Mustafa Varank, İznik’in çehresi ve insanlarıyla Bursa’nın müstesna ilçelerinden olduğunu söyledi. Bursa’ya ve ilçelere daha fazla projeler kazandırmak için 22 senedir çalıştıklarını belirten Varank, bu dönem yollarla ilgili konuları bir an önce bitirmek için mücadele vereceklerini anlattı. Önümüzdeki süreçte farklı bir İznik’i inşa edeceklerini belirten Varank, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu sayesinde gündeme gelen İznik, dünyanın dört bir tarafından geleni insanların ve devlet başkanlarının ziyaret ettiği bir ilçe haline geldi. İznik’in marka değerini yükseltmek devam edelim. İznik’i Türkiye’de örnek ilçelerden bir tanesi haline getirelim. Bunun yolu da iş bilmekten geçiyor. İş bilirseniz kılıcı kuşanırsınız. Bu dönemde şimdiye yaptıklarımızın üzerine neler koyacağımızın, neler katacağımızın çalışmasını yaptık. Hem İznik için hem de Bursa için farklı bir dönemi ortaya koyacağız. Bunun yolu da 31 Mart’ta doğru tercihi yapmaktan geçiyor. İnşallah hep beraber İznik Yüzyılı’nı ve Bursa Yüzyılı’nı beraber inşa edeceğiz” dedi.
İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, 5 senedir durmadan yorulmadan çalıştıklarını belirtti. İlçenin ihtiyaçları olduğu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteğini de her zaman yanlarında hissettiklerini dile getiren Usta, güçlü bir şekilde seçimleri kazanarak yola devam edeceklerini söyledi.
Başkan Alinur Aktaş ve beraberindekiler daha sonra İznikli esnaf ve vatandaşları ziyaret ederek görüşlerini dinledi. Ardından Tacir Mahallesi’ni ziyaret eden Başkan Aktaş ve beraberindekiler, meşaleler eşliğinde coşkuyla karşılandı. – BURSA
]]>Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, vatandaşların sevgi ve destek sözleriyle geldiği alanda yaptığı konuşmada içme suyu ve kanalizasyon konularının ilk öncelikleri olacağını, tarıma olan desteklerin de artarak devam edeceğini ifade etti.
Tarımda Bodrum’da uygulanan projelerin Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalara ek olarak uygulanacağını, ata tohumlardan üretilen fide ve fidan dağıtımı gibi üreticiyi destekleyecek projelerin artarak devam edeceğini belirten Aras, “Sağlıklı gıdaya ulaşmak için tarıma desteklerimiz her zamankinden fazla olacak” diyerek, tarımdan uzaklaşan vatandaşların da yeniden tarımla uğraşmalarını sağlamak için de destek projelerinin olduğunu sözlerine ekledi.
İhtiyaç görülen mahallelerde, aile ekonomisine büyük katkı sağlayan kreş ve etüd merkezleri açacaklarını belirten Aras, çocuk ve gençlere yönelik projelerin her zamankinden daha fazla olacağını sözlerine ekledi. Tarihi ve kültürel yapıların korunması için de her türlü desteği vereceklerini belirten Ahmet Aras, bölge kültürünü daha fazla turizm ile buluşturmak için de hazırlanan projelerin hızlıca hayata geçirileceğini ifade etti.
Büyükşehir’in gücü Milas’ta hissedilecek
Ahmet Aras, Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ı makamında ziyaret ederek başladığı Milas programına, Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan tarihi arastadaki esnafları ziyaret ederek devam etti. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Milas Belediye Başkan Adayı Fevzi Topuz ile birlikte esnaflardan gelen talep ve önerileri samimiyetle dinleyen Aras, bugüne kadar yapılan hizmetlerin devam ettirilerek, başta turizme yönelik yeni proje ve yatırımlarla da Milas esnafının ekonomisine katkı sunacaklarını ifade etti.
Alışverişe çıkan vatandaşlarla da sohbet eden Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, Milas’ın tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması, kadınlar başta olmak üzere çocuk ve gençlere yönelik hayata geçirilecek projelerle de Milas halkının Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin gücünü her zaman yanlarında hissedeceklerini ifade etti.
Yatırımlar artarak devam edecek
Milas Seçim Koordinasyon Merkezini ziyaret ederek partililerle bir araya gelen Ahmet Aras ardından, Milas Kültür Merkezi Temel Atma Törenine katıldı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Milas’a kültür, sanat alanında hizmet edecek ve sosyal hayatı zenginleştirmesi amacıyla projelendirilen, ve temel atma töreniyle ilk adımı atılan Milas Kültür Merkezi açılışında konuşan Bodrum Belediye Başkanı ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, yatırımların artarak devam edeceğini belirterek şunları söyledi;
“Büyükşehir Belediyemizin yatırımları devam ediyor. Sürekli temel atma ve açılışlar yapıyoruz. Başkanımız bizlere muhteşem bir miras bırakıyor. Temelini attığımız bu projeleri başkanımla beraber açacağız. Yatırımların devamı için çok çalışacağız ve yatırımlarımız asla durmayacak. Kentimizin potansiyelini çok iyi biliyoruz. Kültür ve sanat bu topraklarda her zaman hakim olmuştur. Milas ve Bodrum bölgelerindeki antik yapılaşmayı biliyoruz. Bu eser kentimizin kültürü açısından, ailelerimiz ve çocuklarımız için büyük önem taşıyor. Nasıl okullar eğitime hizmet ediyorsa kültür ve sanatta çocukların hayata bakışlarına olumlu anlamda katkı sunacaktır. Sanat insanı düşünmeye sevk eder. Bu da toplumumuzun ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Bu güzel eser Milas’a hayırlı olsun. Başkanımıza ve ekibine teşekkür ederim” – MUĞLA
]]>Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda düzenlenen Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Buluşması’nda konuşan Kurum, Memur-Sen’in 20-30 yıllık değil 1000 yıllık kadim bir duruş olduğunu söyledi.
Kurum, göreve geldiklerinde İstanbul için “eşit hizmet, adaletli düzen” diyen bir belediyecilik anlayışı sergileyeceklerini vurgulayarak, yoksullara yardım edeceklerini, yetimlere sahip çıkacaklarını, muhtaçlara destek olacaklarını kaydetti.
Açık ve şeffaf olacaklarını, temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceklerini dile getiren Kurum, “Medeniyetimizin emrettiği ilkelerle çalışacak, İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız.” ifadelerini kullandı.
Kurum, hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptı hatırlayın. Bizim Rabia işaretimizle aklı sıra dalga geçerek, kendince Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kibri aklının önüne geçmiş mevcut CHP’li İBB başkanı milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor. Bak buradan net söylüyorum, senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, senin itirazın tek bayrağa, senin itirazın tek millete, senin itirazın tek vatana. 31 Mart’ta, bu aziz millet, o eller, öyle bir demokrasi tokadı atacak ki öyle bir sallayıp seni tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu anlayacaksın. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek, onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz.”
“Memurların hak arama mücadelesine destek vereceğiz”
CHP döneminde İBB’den çıkarılmaları eleştiren Kurum, 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Memurların hak arama mücadelesine destek vereceğiz. İBB’den çıkarılan, haksızca görevden alınan tüm kardeşlerimizi görevlerine geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz kırıldı, üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz.”
“Memur kardeşlerimin 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız”
Murat Kurum, memur çocukları için kreşler yapacaklarını, memurlara yönelik toplu ulaşımda iyileştirmeleri hayata geçireceklerini belirterek, “Yine sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım.” şeklinde konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin metro yatırımlarıyla ilgili performansını da eleştirerek, 10 metro ihalesinin 3’ünün mevcut yönetim tarafından iptal edildiğini anlattı.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da “Sayın Kılıçdaroğlu ‘Emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı 1400 sözleşmeliyi işten çıkardı ve sonra da kıyımlar devam etti.” diye konuştu.
Programa, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ve Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk de katıldı.
]]>Mersin Turizm İşletmecileri Derneği (MERTİD) ile bir araya gelen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kentin turizm potansiyelini açığa çıkarmak için Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak önemli projeler ürettiklerini ve hayata geçirdiklerini söyledi. Bu konuda dernek ve turizmcilerle de iş birliği yaptıklarını hatırlatan Başkan Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak hayata geçirdikleri proje ve tesisleri katılımcılarla paylaşarak, “Örneğin Darısekisi Örnek Yörük Köyü, orası bir yerli turist çekme aracıdır. Bunu tanıtmak, anlatmak ve organize etmek turizmcinin işidir. Silifke Gazi Çiftliği’miz var. On binlerce insanı orada misafir ettik. Orası Gazi Mustafa Kemal’in birinci sırada üye olduğu Türkiye’nin ilk Tarım Kredi Kooperatifi’dir. Böyle bir manevi değeri var. Orada da çok güzel çalışmalar yaptık” dedi.
“Visit Mersin Projesi ile ziyaretçilerin seyahatlerini planlayabileceği bir platform hazırlıyoruz”
Kenti tanıtmak için bir ‘Turizm Haritası’ çalışması gerçekleştirdiklerini aktaran Seçer, bu çalışmanın da turizm işletmecileriyle fikir alışverişi yapılarak ortaya konduğunu belirtti. Gelecek dönem MESKİ Su Müzesi’ni hayata geçireceklerini söyleyen Seçer, “Özellikle çocuklarımıza su bilincini kazandırması yönünde çevre illerden oldukça ilgi çekecek. ‘Antik Mersin’ projemiz var. Toplam 33 kilometre uzunluğuna sahip 5 ayrı kültür rotası oluşturuldu. Yine Antik Mersin Tanıtım Ofisi’ni sahilde açıyoruz. Kısa sürede hizmete açacağız. Orada artırılmış sanal gerçeklik teknolojisi kullanılacak. VR Mersin’den farklı, daha geliştirilmiş bir çalışma olacak. Yine yeni dönemde bir projemiz ‘Visit Mersin Projesi’ ile ziyaretçilerin seyahatlerini planlayabileceği bir platform hazırlıyoruz” şeklinde konuştu.
‘Kilikya Yolu’ projesiyle Mersin kültür ve spor turizminde cazibe merkezi olacak
Mersin’in ören yerlerinin yer aldığı noktalarda bisiklet ve koşu parkurları oluşturarak Mersin’in kültür ve spor turizminde cazibe merkezi konumuna gelmesini amaçlayan ‘Kilikya Yolu’ projesinin detaylarını da paylaşan Seçer, “500 kilometrelik bir rota. Otuza yakın da parkur içeriyor. Belediyemiz yapıyor bu çalışmayı ve doğa derneklerinin katkısıyla hayata geçirdi” diye konuştu. ‘Mersin Tarihi Kent Merkezi Koruma ve Canlandırma’ projesi kapsamında da Kasaplar Çarşısı’nı kamulaştırdıklarını ve yerine bir kent meydanı yapacaklarını belirten Seçer, “Tarihi kent meydanı önemlidir. Yani tekrar bina çıkmayacağız. Kenti canlandıralım, insanlar gelsin orada alışveriş yapsın, kafede veya restoranda otursun diye güzel bir meydan yapacağız” dedi.
“Taş Bina Mersinimize yakışır bir kent müzesi olacak”
Taş Bina’nın çok kısa sürede boşaltılacağını ve restorasyon sürecinin başlayacağını dile getiren Seçer, “İçinde farklı birimlerin olduğu, gayet güzel, Mersinimize yakışır bir kent müzesi olacak. Bunun da önemli bir çalışma olduğunu düşünüyorum” ifadelerine yer verdi. Seçer bir diğer proje Karboğazı Kayak Merkezi projesi için ise, “Turizm Bakanlığıyla yürüttüğümüz bir çalışma var. Daha önce başlatılmış, akamete uğramış. Biz tekrar gündeme aldık. Onun da çalışmaları devam ediyor. Turizm Bakanlığı ve Orman Bakanlığı olmak üzere her iki bakanlıkla da görüşmelerimiz iyi gidiyor. Özellikle Turizm Bakanlığı da bu konuda sıcak davranıyor. Ormandan da tahsis konularımız var, orası çok geniş bir alan. Oranın hem günübirlik ziyaret alanı hem de kayak merkezi olması için çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.
“Kent dinamikleri iş birliği içinde olmalı”
Tarsus Şelalesi’nde de önemli bir çalışmayı hayata geçireceklerini vurgulayan Seçer, “Orada bir sosyal merkez, etkinlik merkezi yapacağız. Şelalenin tamamının düzenlemesini yapmak istiyoruz. Narlıkuyu’yu da bir gençlik kampı çalışmasıyla bölgenin ilgi alanı haline getireceğiz. Onun da çalışmaları çok kısa bir süre sonra başlar, projesini hazır ettik” dedi. Kentin önemli turizm potansiyeli olduğunun altını çizen Seçer, bu potansiyeli ortaya çıkarmak için kent dinamiklerinin iş birliği içinde olması gerektiğine dikkat çekti. Seçer, “Belediye, sivil toplum, bürokrasi, Ankara ilişkilerini ortaklaşa götürmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
Hayata geçirdikleri festivallerden de söz eden Seçer, Uluslararası Tarsus Festivali, Gençlik Festivali, Edebiyat Festivali gibi birçok organizasyonla Mersin’in tanıtımına katkı sağladıklarını söyledi. – MERSİN
]]>Avrupa Birliği-Kayseri İş Forumu 2024 Programı kapsamında kente gelen Dışişleri Bakan Yardımcısı AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ve 17 büyükelçinin yer aldığı 21 kişilik heyet ile AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi Murat Cahid Cıngı, TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a nezaket ziyaretinde bulundu.
Başkan Büyükkılıç’ın belediye girişinde karşıladığı Avrupalı büyükelçilere çiçek takdim edildi.
Başkanlık makamında gerçekleşen görüşmede konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Sizleri Kayseri’mizde ağırlamaktan onur duyuyoruz. Kayseri’miz 6 bin yıllık geçmiş, 4 bin yıllık ticari ortamı, yasaları yazan, oluşturan bir yaklaşım içerisinde ticaret ve sanayi şehridir” dedi.
Kayseri’yi sadece ticaret ve sanayi şehri olarak görmekten ziyade tarım ve hayvancılık alanında da ön plana çıkarma yolunda gayret gösterdiklerini anlatan Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin, ciddi manada altyapı sorunu olmayan bir şehir olduğunu, yeşil üretimi, yeşil yönetimi, yeşil organize sanayi sürecini önemseyen çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
“Şehrimizi Avrupa Birliği Kriterlerine Uyacak Şekilde Yönetmeye Gayret Ediyoruz”
Büyükkılıç, çevreci bir yaklaşım ile yeşili kent ile buluşturma yönünde özen gösterdiklerini belirterek, “İş adamlarımızla, sanayi kuruluşlarımızla iş birliği halinde şehrimizi Avrupa Birliği kriterlerine uyacak şekilde yönetmeye, o sürece dahil olma yönünde gayretlerimizi sürdürüyoruz. 150 civarında ülkeye ihracat yapan, Avrupa ülkeleri ile hem ithalat hem ihracat düşüncesinde ön plana çıkan bir şehir olduğumuzu paylaşmak isterim” diye konuştu.
Akıllı şehir projeleri ile ilgili yerel yönetim, kamu, kurum ve kuruluşları ile iş birliği halinde çalışmaların sürdüğünü, Akıllı Şehircilik Daire Başkanlığı kuracaklarını hatırlatan Başkan Büyükkılıç, dirençli kentler konusunda da Afet Daire Başkanlığı’nı hayata geçirdiklerini, bu alanda daha disiplinize bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini anlattı.
“Kayseri, Ulaşımı Rahat Bir Şehir”
Büyükkılıç, 30 büyükşehir arasında yatırıma en çok pay ayıran bir belediye olarak anıldıklarını yatırımların yüzde 43’ünü de taşraya kaydırma çabası içerisinde olduklarını söyledi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, havayolu, karayolu ve demiryolu ile kente ulaşımın rahat olduğunu ifade ederek, “Kayseri’miz güvenli bir liman, Orta Anadolu’nun göbeğindeyiz, merkezindeyiz, bu güzel şehrimize ulaşım kolaylığı var. Havayolu ile İstanbul’dan Kayseri’ye 1 saatte, Erciyes Kayak Merkezi’mize de 20 dakikada rahatlıkla ulaşabilirsiniz” dedi.
Başkan Büyükkılıç, ithalatın iki katı kadar ihracat yapan bir şehirden bahsederek, “Amacımız insanların hem konforunu arttırmak hem de ekonomiye yük olmamaktır. İthalatımızın iki katı kadar ihracat yaptığımız yönünde rakamlar da bizleri keyiflendiriyor” şeklinde konuştu.
Büyükkılıç, 5 üniversitenin kendisinden uluslararası bir ölçekte söz ettirdiğini, Kayseri’de tüm ülkelerden öğrencilerin olduğunu, Kayseri’nin dinamik bir şehir olduğunu anlattı.
AB projeleri ile ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin oldukça büyük projeleri olduğunu ve hayata geçtiğini ifade eden Büyükkılıç, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’a bugüne kadar yaptığı katkılar dolayısıyla teşekkür ederek, daha fazlasını beklediklerini ifade etti.
Büyükelçiler Kayseri Ekonomisinden Övgüyle Bahsettiler
Kendilerini kabul edip misafirperverlik gösterdikleri için teşekkür ederek konuşmasına başlayan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ise Kayseri’ye defalarca geldiğini dile getirerek, Kayseri ekonomisinin çok dinamik, sınai, ticari ve tarımla ilgili faaliyetlerin de ön planda olduğunu öğrendiklerini paylaştı.
Avrupalı diplomatlar ile birlikte Kayseri’de olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Meyer-Landrut, kentin işleyişi ve nitelikleri ile ilgili birebir bilgi alma fırsatı bulduklarını da dile getirdi. Konuşmasında Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ilişkinin en önemli unsurunun ekonomi ve ticaret olduğunu da sözlerine ekleyen Meyer-Landrut, bu ilişkilerin gelişmesinde sanayici ve iş insanlarının büyük bir etkisinin söz konusu olduğunu vurguladı.
“Kayseri Çok Güzel Bir Dağa Sahip”
Ziyarette konuşan Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, meslektaşlarının ülkesinde kar ve kayak sporunun büyük bir yer önem arz ettiğini dile getirerek, Kayseri’nin de bu anlamda çok güzel bir dağa sahip olduğunu ve önemli olduğunu kaydetti.
“Kayseri Yeniliğe ve Yenilikçiliğe Açık Bir Şehir”
Dumont, iklim değişikliği konusunda yaşanan sıkıntılar düşüncesinde Kayseri özelinde konunun nasıl değerlendirildiğini ve bu konuda iş birliği yapılmasının mümkün olup olmayacağı yönündeki sorusu üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin de iklim değişikliğinden etkilendiğini ve Kayseri’nin bu konuda duyarlılık gösteren bir şehir olduğunu aktardı. Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini, suların daha dikkatli kullanılmasına yönelik gayret gösterilmesi ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirildiğini anlattı. Büyükkılıç ayrıca çevre ile ilgili karbon ayak izi konusunda da gerekli duyarlılığın gösterilmesi yönünde gayretleri olduğunu sözlerine ekledi. Büyükkılıç, Erciyes’te de suni karlama ile zaman zaman eksik olan kar ihtiyacının tamamlandığını belirterek, “Kayseri yeniliğe ve yenilikçiliğe açık bir şehir” dedi.
Büyükkılıç, küresel ısınmayı önemseyen bir yaklaşım içerisinde olduklarını belirterek, şunları söyledi:
“Sulamalarımızı kapalı sulama ve damlama yöntemiyle çalışmalar yaparken aynı zamanda enerji boyutunda GES projelerini hayata geçiriyoruz. GES projelerimiz var. Biyogaz projelerimiz var. Yağmur suyu hasadı diye projelerimiz var. Aynı zamanda pis su kanalına yağmur sularını vermiyoruz. Onları ayrı bir kanal marifetiyle tekrar değerlendirme düşüncesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Doğalgazla ilgili kombi projelerimiz var. İhtiyacı olan ailelere kombi hediye ediyoruz. Dolayısıyla bütçelerine katkı sağlamış oluyoruz. Kömür kullanımını engellemeye çalışıyoruz. 16 ilçemizin hepsine doğalgazı ulaştırmış sayılırız. Hava kirliliği konusunda da epeyce yol aldık. Yaşanacak şehir Kayseri.” – KAYSERİ
]]>Yunusemre Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Yunusemre Belediye Başkan Adayı Dr. Mehmet Çerçi, Yunus Emre Millet Çarşısı Etkinlik Salonu’nda yeni dönemde hayata geçirecekleri projeleri kamuoyuyla paylaştı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan toplantıda ilçenin kurucu belediye başkanı olan Mehmet Çerçi’nin 10 yıllık yönetimi süresince Yunusemre’ye kazandırdığı çalışmaların yer aldığı tanıtım filminin gösterimi yapıldı.
Konuşmasına Abdurrahim Karakoç’un ‘Acaba Kim Anlar’ şiiriyle başlayan Cumhur İttifakı Yunusemre Belediye Başkan Adayı Dr. Mehmet Çerçi’nin konuşması sık sık tezahürat ve alkışlarla kesildi. Sıfırdan aldıkları belediyeyi 10 yılda ihya etmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Mehmet Çerçi, “Sevgi ve hizmette sınır tanımadık. Gönül ve hizmet seferberliğimiz gördüğünüz gibi gün geçtikçe büyüyor. Derdimiz davamız, sevdamız Yunusemreliler’in gönlüne girebilmek. Bugün görüyoruz ki kocaman bir aile olduk. Yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin ihtiyaçlarına cevap veren projeler ortaya koyduk, koymaya da devam ediyoruz. Asıl olan insana dokunmaktır. Sıfırdan bir belediye ile yola başladık. Bugünse Yunusemre, Ege Bölgesi’nin yıldızlarından biri oldu. Hem eser siyasetinde hem gönül belediyeciliğinde çok önemli projeleri hayata geçirdik” diye konuştu.
Emeklilere müjde
“Projelerimizi yaparken de hiçbir insanımızın bu hizmetlerden mahrum kalmamasını gözettik” diyen Cumhur İttifakı Adayı Çerçi, “Tüm kırsal mahallelerimize hemen hemen tüm projeleri götürdük. Turizmin harekete geçirilmesi anlamında çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Aigai Antik Kentinde yürüttüğümüz çalışmalar, Ortaköy’de yaptığımız er meydanı, biyolojik gölet, kamp karavan projesi ve daha niceleri. Sosyal projelerimiz, gençlik projeleri, emeklilerimiz için yaptığımız çalışmalar. Onlar için sosyal tesislerimizin sayısını arttırıyoruz. Emeklilerimiz için sosyal konut yapacağız. Huzur kent projesi ile de 70 yaş üstü kimsesi olmayan vatandaşlarımıza sahip çıkacağız. Birileri projelerden rahatsız oluyor. Akılları yetmiyor bunlara. Bırakın rahatsız olsun. Cumhur ittifakı hazır. Durmak yok, yola devam diyoruz” dedi.
Yeni dönem için hazırladıkları projelerin de lansmanını yapan Dr. Mehmet Çerçi, bu başarıda emeği geçen belediye çalışanlarını unutmayarak onlara teşekkür etti.
Eşinden Mehmet Çerçi’ye gül
Konuşması sonrası eşine sürpriz yapan Dr. Melek Çerçi de Mehmet Çerçi’ye gül vererek her zaman onun destekçisi olduğunu söyledi. Mehmet Çerçi de eşinin jestine jestle karşılık vererek çiçek verdi.
Mehmet Çerçi’nin ardından konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhur İttifakı Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cengiz Ergün, Cumhur İttifakı olarak el ele vererek güzel hizmetler yapmayı sürdüreceklerini belirterek şunları dile getirdi: “10 yıldır birlikte çalışıyoruz. Bugün yaptığı lansmandan mutluluk duydum. Yaptığımız istişarelerde başkanımızı hiçbir zaman geri çevirmedim. Bu birlikteliği Rabbim daim etsin. El birliği ile güzel hizmetler yapacağız. Bu projeleri hayata geçireceğiz. Teveccühünüzle bir kez daha bu görev tevdi edilirse hizmetlerimizi sürdüreceğiz”
AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç ise konuşmasında muhalefete göndermede bulunarak “Siyaset hodri meydan diyebilmek. Birileri Yunusemre ittifakı kurabilmek diyor. Biz bu ittifakı yıllar önce kurduk. Kendisinin de özgürleşme vakti geldi. Değerli başkanlarımızın sonu aydınlık olsun” dedi.
“Yol arkadaşlarımıza desteğimiz tam olacak”
Mehmet Çerçi’nin sunumu sırasında çok duygulandığını kaydeden MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay konuşmasında, “Başkanımızın sunumunda çok duygulandım. Sayın Ergün ve Mehmet Çerçi’nin yaptığı hizmetlerin en yakın takipçilerinden biriyim. Halka hizmet Hakk’a hizmettir diyerek çalışıyorlar. Her yaştan tüm insanımızın hayatını kolaylaştıran çalışmalara imza attılar. Yol arkadaşlarımıza desteğimiz tam olacak. Yolları açık olsun” ifadelerini kullandı.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe konuşmasını, “Mehmet Başkanımız dava arkadaşımız. Onlar kıskansınlar, çatlasınlar. Türkiye’nin geleceği cumhur ittifakıdır. Şimdiden hayırlısı olsun” sözleriyle tamamladı.
“Manisa deneme tahtası değildir”
22. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç yaptığı konuşmada Mehmet Çerçi’yi kutlayarak şunları söyledi: “Tanıtım toplantısı muhteşem oldu. Çok mutlu oldum. Bir yandan büyükşehir bir yandan da Yunusemre’miz büyük hizmetler yapıyor. Bunu da her yerde anlatıyorum. Herkes gördü ki bu tanıtımların büyük bir kısmı gerçekleşti. Milletvekilliği döneminde de başarılı işler yaptı. Başkanlığında da güzel işler yaptı. Güzel insanlarla çalıştı. Allah yolunu açık etsin. Bu seçimler ciddiyet kazandı. Cumhur İttifakı kaybetsin istiyor. Bu çok onurlu bir davranış değil. Bildiğiniz gibi Yeniden Refah Partisi Adayı, Sayın Çerçi lehinde çekildi. Kendisini kutluyorum. Kısacası Manisa kazanacak. Bunları yapar mı diyemezsiniz, yapılanları görüyorsunuz. İnsana, tabiata, mahlukata işleyen muhteşem işler yapılıyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Maceraya gerek yok. Onun bunun dedikodusuna gerek yok. İnsanlar yapılanları görüyor. Yapılacaklara da inanıyor. Manisa deneme tahtası değildir. İnşallah Manisa başarılı olacak.”
Konuşmaların ardından davetliler ve belediye meclis üyesi adayları sahneye çıkarak partilileri selamladı.
Düzenlenen toplantıya 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cengiz Ergün, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, AK Parti İl Başkanı Salih Hızlı, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı İlkcan Durmaz, MHP Yunusemre İlçe Başkanı Bülent Kovancıoğlu, Cumhur İttifakı Belediye Meclis Üyesi Adayları, belediye başkanları, muhtarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı.
Çerçi’nin hazırladığı projeler ise şu şekilde; Gürle konut projesi, Depreme dayanıklı şehircilik dönüşümü, Süreyya tabiat parkı ve millet bahçesi, Anemon millet bahçesi, Yunusemre kamp karavan parkı, Osmancalı gençlik kampı ve doğal yaşam merkezi, Karaköy kapalı pazaryeri ve yeraltı otoparkı, Merkezefendi sosyal tesisleri, Barbaros sosyal tesisleri, Muradiye kent meydanı, Muradiye pazaryeri ve otoparkı, Muradiye yerel tohum merkezi, Laleli aile yaşam merkezi, Yunusemre huzur kent, Yunusemre kadın konuk evi, Güzelyurt buz pisti, Yunusemre aqua park, Gürle küçük sanayi, Yunusemre 100. Yıl meydanı, Muradiye prestij caddesi, Kampüs yolu çok amaçlı spor salonu, Emekliler sosyal tesisi, Akgedik çok amaçlı spor salonu, Akgedik hanımlar lokali ve kreş, Akgedik pazaryeri, Horozköy düğün salonu, Atatürk Mahallesi sosyal tesisleri, Güzelyurt ve Fatih katlı otoparkları, Yeni Mahalle ve Barbaros katlı otoparkları, Yunusemre çölyak ve +1 park, Muradiye kültür ve taziye evi. – MANİSA
]]>Aydın’da, vatandaşın huzurunun sağlanması, suç ve suçlularla mücadele edilmesi çerçevesinde Aydın Valisi Yakup Canbolat başkanlığında Asayiş Güvenlik Toplantısı gerçekleştirildi. Aydın genelindeki son durumun görüşüldüğü toplantıda güvenlik güçleriyle yürütülen çalışmalar da masaya yatırıldı. Ayrıca toplantıda İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca 1-29 Şubat tarihleri arasında yapılan çalışmaların da istatistikleri görüşüldü.
İl genelinde gerçekleştirilen çalışmalar hız kesmeden devam ederken son 1 ayda toplam bin 669 şüpheli yakalandı. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar neticesinde, 0-5 yıl arası aranan 420 şahıs, 5-10 yıl arası aranan 29 şahıs, 10 yıl üzeri aranan 30 şahıs, ifadeye yönelik aranması olan 485 şahıs olmak üzere toplam 964 aranan şahıs yakalandı, 479 şahıs tutuklandı.
İl genelinde gerçekleşen, hırsızlık olaylarında, 159 olay aydınlatılırken, olaylarda 130 şahıs yakalandı, 9 şahıs tutuklandı. 3 kasten öldürme olayı meydana geldi, olayların tamamı aydınlatılırken, bu olaylarda da 3 şahıs tutuklandı. Umuma açık işyerlerine yapılan denetimlerde ise 20 işyerine toplam 2 milyon 16 bin 736 TL idari para cezası uygulandı. Asayiş olaylarında il genelinde yapılan aramalarda 43 tabanca, 9 kurusıkı tabanca, 53 av tüfeği ve 1 uzun namlulu silah olmak üzere toplam 106 silah yakalandı. Olaylarda 66 adet araç ele geçirildi, toplam 127 şüpheli de yakalandı.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla mücadele kapsamında da il genelinde 11 kaçakçılık, 21 mali, 9 organize, 4 ulusal olmak üzere toplam 45 adet olay meydana geldi. Meydana gelen olaylarda 111 şüpheli yakalandı, 107 şüpheli gözaltına alındı, 42 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ayrıca olaylarda 3 adet cep telefonu, 37 litre alkollü içki, bin 336 paket sigara, 163 adet sahte para, 2 adet sahte belge, 392 kilogram tütün, 2 adet tabanca, 37 adet tabanca fişeği, 3 adet uzun namlulu fişek ele geçirildi.
Narkotik Suçlarla mücadele kapsamında ise il genelinde 314 olay meydana geldi. Meydana gelen olaylarda 337 şüpheli yakalandı, 28 şüpheli tutuklandı. Olaylarda bin 192,34 gram esrar, bin adet skunk, 4,03 gram eroin, 2,3 gram kokain, 3,61 gram bonzai, 330,18 gram metamfetamin, 22 adet ectasy, 142 adet sentetik ecza, 20 adet kök kenevir ele geçirildi.
“39 etkinliğe 83 bin kişi katıldı”
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamında il genelinde gerçekleştirilen 39 etkinliğe 83 bin 889 kişi katılırken, etkinliklerde herhangi bir olumsuzluk meydana gelmedi. Okullar bölgesi ve umuma açık yerler kapsamında il genelinde yapılan denetimlerde toplam 623 okulda, 20 sabit ekip ve 752 güvenlik koordinasyon görevlisi görev yaptı. Okul giriş-çıkış saatlerindeki trafik yoğunluğunu en aza indirmek ve trafiği düzenlemek için 26 trafik ekibi ve 44 trafik personeli görevlendirildi. Bu denetimlerde 98 internet kafe, oyun salonu, 304 kafe kahvehane, 90 içkili yer, 158 şans oyunları bayii büfe ve 241 park, bahçe olmak üzere toplam 891 alan denetlendi, 9 işletmeye de idari işlem uygulandı.
“6 ölümlü kaza meydana geldi”
Trafik Suçları kapsamında ise il genelinde Şubat ayında 76 bin 315 araç kontrol edildi. Kurallara uymadığı tespit edilen 1 bin 293 sürücüye ceza kesildi, 137 araç trafikten men edildi, 80 sürücünün ehliyetine el konuldu. Bu süreçte 42 maddi hasarlı, 367 yaralamalı, 6 ölümlü trafik kazası olmak üzere toplam 415 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda 506 vatandaş yaralandı, 6 kişi de hayatını kaybetti. Okul servislerinin denetimine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında da 834 servis aracı denetlendi, 38 araca cezai işlem uygulandı. Ticari taksilerin denetimine yönelik çalışmalarda da 459 ticari taksi denetlenirken, 55 araca cezai işlem uygulandı. – AYDIN
]]>Vali Kızılkaya başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. Terörle mücadele, asayiş operasyonları ve gümrük kaçağıyla mücadele konularında yapılan çalışmalar paylaşıldı. Vali Kızılkaya, valiliğin resmi sosyal medya hesabından canlı yayınlanan toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Vali Kızılkaya, halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütleri olmak üzere, suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını belirterek, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek mahalli idareler genel seçimlerinde vatandaşların huzur ve güven içinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle oy kullanmalarının tesisi için her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını aktardı.
Seçimlerin kente yakışır bir olgunlukta, huzur ve güven ikliminde geçmesini dileyen Kızılkaya, “Şubat ayı içerisinde terörle mücadele şube müdürlüğü ekiplerince 13 operasyon gerçekleştirilmiş, el yapımı patlayıcı düzeneği, antitank roket mühimmatına tuzaklanmış şekilde bulunarak imha edilmiştir. Sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 5 kişi yakalanmış, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 1 şahıs hakkında aranıyor kaydı çıkarılmıştır. PKK/KCK ve FETÖ terör örgütlerine üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından aranan 4 kişi yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Narkotik suçlarla mücadele şube müdürlüklerince yapılan çalışmalarda 7 kilo 417 gram esrar ile bir miktar metamfetamin, kenevir tohumu, 22 uyuşturucu nitelikte hap ve 17 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 35 şüpheli hakkında işlem yapıldı” dedi.
Asayiş operasyonlarına ilişkin çalışmalara da değinen Kızılkaya, 33 kişi hakkında adli işlem yapıldığını belirtti. Vali Kızılkaya, “Gümrük kaçağı 8 bin 975 paket sigara, 14 bin dolu makaron, 34 cep telefonu, kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı, 5 ruhsatsız tabanca ve şarjörü, Kalaşnikof tüfek, 130 Kalaşnikof fişeği, 50 tabanca fişeği, 2 dedektör, 6 kazı malzemesi ele geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde yakalanan 217 şüphelinin 69’u tutuklandı. Geçmiş yıllarda meydana gelen faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yılın ilk 2 ayında yapılan çalışmalarda 16 faili meçhul olay aydınlatılmıştır. Siber suçlarla mücadele şube müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda da terör örgütü propagandası yapan 111 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yasa dışı 367 sitenin kapatılma işlemi yapıldı. Meydana gelen 42 siber olayından 31’i aydınlatıldı. Ülkeye yasa dışı yollarla giren 1 organizatör 21 göçmen yakalandı” ifadelerini kullandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 1-29 Şubat’ta il merkezi ve ilçelerde gerçekleşen 239 olayın 168’inin aydınlatıldığını aktaran Kızılkaya, 5 hırsızlık olayına ilişkin 7 şüphelinin yakalandığını bildirdi.
Aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 142 kişinin yakalandığını, 54 kişinin tutuklandığını aktaran Vali Kızılkaya, 33 bin 360 aracın denetlendiğini, 12 sürücü belgesinin geri alındığını, 57 aracın trafikten men edildiğini, trafik kurallarını ihlal eden bin 408 sürücüye ceza uygulandığını belirtti.
Toplantıya, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, Siirt Cumhuriyet Başsavcısı Tuğan Sarıca, Vali Yardımcısı Abdulhamit Mutlu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, kaymakamlar ve güvenlik birimlerinin yetkilileri katıldı. – SİİRT
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın ev sahipliğinde özel bir otelin konferans salonunda gerçekleştirilen Proje Tanıtım Programına; AK Parti Kayseri Milletvekilleri Bayar Özsoy ve Şaban Çopuroğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Meral Koşar, AK Parti Kocasinan İlçe Başkanı Selçuk Melekoğlu, MHP Kocasinan İlçe Başkanı Hacı Ali Doğan, AK Parti Melikgazi İlçe Başkanı Tayyar Şahin, AK Parti Kocasinan Kadın Kolları Başkanı Gülhan Dulda İmamoğlu, AK Parti ve MHP yönetimi, meclis üyeleri, muhtarlar, iş adamları, oda başkanları, sivil toplum kuruluşların temsilcileri ve basın mensupları ile vatandaşlar katıldı.
Başkan Çolakbayrakdar, yeni dönemde şehre çağ atlatacak, vizyon projelerini, ‘Çevre Belediyeciliği, Hizmet ve İcraat Belediyeciliği, Sosyal Belediyecilik, Kültür, Sanat ve Spor Belediyeciliği, Güvenli ve Dirençli Şehirler, Vizyoner Belediyecilik ve Katılımcı Belediyecilik’ adlı 7 ana konu başlıklarıyla slayt gösterisi eşliğinde anlattı. Başkan Çolakbayrakdar, ilk olarak ‘Çevre Belediyeciliği’ konu başlığıyla yapılan ve yapılacak çalışmaları aktardı.
“Projelerimizi, ‘çözüm, proje ve sosyal odaklı’ anlayışıyla hayata geçiriyoruz”
Kayseri’nin kalbine dokunacak projelerle Kocasinan’a özgü ve Kocasinan’ı farklılaştıracak bir şehir inşa edeceklerinin altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, “2015 yıldan bu yana 9 yıllık bir süreçte Kocasinan ve Kayseri için çalışıyor ve üretiyoruz. İlk göreve başladığımızda ‘Yeni Kayseri Kocasinan’da kurulacak, Kocasinan, Kayseri’nin Yeni yüzü Olacak ‘diye iddialı bir sözle başlamıştık. Bu söze, inanarak ve güvenerek söyledik. İnancımız bu bereketli toprakların neler yapabileceğiydi ve güvencimizde milletimizdi. Bu noktada Kocasinan’ın her bir köşesinin birbirinden farklı ortaya koyabileceğimiz, yapabileceğimiz değerleriydi. Bu değerleri gün yüzüne çıkartabilmek için 3 başlıkta kendimize çalışma prensibini seçtik. ‘Çözüm, Proje ve İnsan Odaklı’ çalışmaları ilke edindik ve Şükür Allah’a bu 3 ana prensip doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.
“Şehre, 5 milyon metrekare yeşil alan kazandıracağız”
Birinci başlıkta yer alan ‘Çevre Belediyeciliği’ konu başlığı altında yüzlerce projeyi hayata geçireceklerini belirten Başkan Çolakbayrakdar, “Günümüzde en çok konuşulan ve en çok gündem olması beklenen işlerin başında çevre geliyor. İklim değişiklikleri, kuraklık, atıklar ve canlılar olmak üzere bunların hepsi bir bütün olarak çevreyi kapsıyor. Bu noktada 5 yıl içerisinde 1,5 milyon metrekare alanı kapsayan ve yaklaşık 200 noktada park yapmayı hedefliyoruz. Sadece park yapmakla yetinmeyeceğiz. Şehrin merkezinde ve merkeze yakın yerlerde ağaçlandırma çalışmaları ile 3,5 milyon metrekare orman alanını Kayseri’mize kazandıracağız. Toplamda 5 milyon metrekare yeşil alan kazandırmış olacağız. İklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili dünyada bu konulara çözüm aranıyor. Bu noktada yeşillendirme çalışmaları buna en büyük etken olduğu için çalışmalarımız bunun için önemli ve değerlidir. Bu noktada 120 bin metrekare alanda kurulacak olan yeni bir kent parkı inşa edeceğiz. Hedefimiz, gelişim odaklı değer üreten bir Kocasinan’dır. Bu değerin tabi ki bölgeyi ciddi manada güzelleştirecektir. Bu ayrıca bölgeye değer odaklı bir noktaya getirmektir. 7’den 70’e herkese bir değer üretecek parklar zinciri kazandıracağız. Çevre Belediyeciliği içinde yüzlerce projeyi hayata geçireceğiz. Mithatpaşa’nın ardından 70 bin metrekare alanda bir parkı daha Zümrüt’e kazandırıyoruz. Ayrıca çocuklar için trafik eğitim parkı ile çocuklara trafik eğitimleri verilecek. Orman alanların içerisinde mevcut orman alanların kurtarılması ve eklenmesiyle olacak. Taşhan Fındıklı Mesire Alanında kamp ve trekking gibi alanlar olacak. Yeni Doğan Vefa Ormanı ile Kocasinan’da her bir gözünü açan bebeklerin adına, rahmetli olan kişilerin adına ve evlenen çiftler adına bir orman oluşturacağız. Hacı Mustafa Tarman Biyolojik Gölet çalışması da hayata geçmiş olacak. Binlerce insanın yürüdüğü ve çevrenin daha nitelikli olması için Düvenönü, İstasyon, Ahievran ve Hastane Caddesi’ne estetik ve işlevsel dokunuşlarla yeni düzenlemeler yapacağız. Şehrimizin, imar planlama noktasında bir kimliği var. İnşallah bu dokunuşlarla birlikte daha kimlikli şehir haline getirmeyi hedefliyoruz. Kocasinan’ımızda her canlı değerlidir. Bu noktada 22 bin metrekare alan üzerinde kuracağımız ve sokak hayvanlarına hizmet verecek olan Sen’Patı Park projesini şehrimize kazandıracağız” ifadelerini kullandı.
“Şehri, dört bir koldan inşa ediyoruz”
‘Hizmet ve İcraat Belediyeciliği’ için gece-gündüz demeden çalıştıklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan’da bugüne kadar bin 322 km yol yaptık ve bin km daha yol yaparak, toplam 2 bin 347 km yol yapmayı hedefliyoruz. 40 yıllık geleneği, yol aksını değiştirdik ve akıllı kavşaklarla trafiksiz ulaşım aksı kazandırdık. Şehrin bütün ulaşım akslarını sırtlayacak ulaşım yolları yaptık. Bekir Yıldız Bulvarı, Ali İhsan Alçı Bulvarı, Ziyagökalp Akıllı Kavşak, Yenidoğan Akıllı Kavşak, Beyazşehir Taşkın koruma Kanalı, Yenidoğan Taşkın Koruma Kanalı, Asfalt Plenti, Agrega Tesisi ve 138 büyük iş makinası aracı kazandırdık. Güneş Enerjisi Santrali 100 bin metrekare alana kurulu 6 MW kapasiteli yeni bir tesis daha yapacağız. Generalemir 4,5 km, Ertuğrulgazi 4,8 km, Mithatpaşa Mahallesi 12,8 km, Bekir Yıldız Bulvarı 1 km, Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi 2,4 km, Yunusemre Mahallesi 1 km ve Seyrani Mahallesi 1,75 km gibi yollar yapacağız. Yeni bir tesis daha Erkilet’ de Kafe Sinan Arabidin’i kazandıracağız. Çiftçiden direk vatandaşa ulaşacak olan Organik Pazar Projesini hayata geçireceğiz. Hanım kardeşlerimizin üretimin içerisinde olmasını önemsiyoruz ve bunu için Hanımeli Kadın Kooperatifi ile üretim yapıyoruz. İhtiyaç olan yerlerde kapalı semt pazar yerlerini de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Başın sıkışırsa dara, Ahmet Çolakbayrakdar’ı ara”
‘Sosyal Belediyecilik’ ile ilgili Türkiye ve Kayseri’de ilklere ve örnek hizmetlere imza attıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Öncelikle hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Dost Eli ve Dost Mağaza, Çölyak Paketi ve Glütensiz Kafe Sinan’ın yanı sıra Gönül Kazanı ile 65 yaş üstü büyüklerimize ve engelli kardeşlerimize her gün sıcak yemek ulaştırıyoruz. Bugün itibariyle 456 kişinin gönlüne dokunuyoruz. Yatağa bağımlı Evde Sağlık Hizmetleri, Dost Kapısı ve Gençlik Aile ve Danışmanlığı gibi çalışmalarımızla vatandaşlarımıza daha kapsamlı hizmet vereceğiz. Maddi olarak her şeyi yapıyoruz ve manevi olarak da her alanda ihtiyaç sahiplerinin yanında oluyoruz. O kadar farklı dramlar var ki, bu dramlara sahip olmamız lazım. Bunun içinde en ulaşılacak kapı, belediyedir. Bunun için ulaşılacak en önemli nokta belediye başkanıdır ve şöyle bir sloganı ortaya koydum. ‘Başın sıkışırsa dara, Ahmet Çolakbayrakdar’ı ara’. İşin bir diğer tarafında engelli kardeşlerimiz var. Ahievran Mahallesi Eğitim Kampüsü, Özel Çocuklar için Mola Evi ve Engelsiz Nakil Aracı hizmetimizle her zaman olduğu gibi engelli kardeşlerimizin yanında olacağız. Kreş ve Gündüz Bakım Evi de yeni projelerimizin arasındadır” ifadelerine yer verdi.
“Uluslararası müsabakaların yapılabileceği tesisler kazandıracağız”
‘Kültür, Sanat ve Spor Belediyeciliği’ ile de vatandaşların hayatlarına dokunduklarını söyleyen Başkan Çolakbayrakdar, şunları kaydetti:
“İnsana ulaşacak ne hizmet varsa biz oradayız. Bu doğrultuda yavrularımız için Kocasinan Spor Kulübü (tekvando, boks, futbol, masa tenisi vb. gibi), Kocasinan Spor Kulübü Tesisi, Masa Tenisi Spor Kompleksi, Kocasinan Akademi Zümrüt, Beyazşehir ve Ziyagökalp Çocuk Kulübü, Sinan Kütüphane gibi çalışmalarımızı hizmete sunacağız. Özellikle Kayseri’mize uluslararası müsabakaların yapılabileceği masa tenisi tesisini kazandıracağız.”
“Türkiye’de büyük ölçekte kendi imkanlarıyla dönüşüm yapan tek belediyeyiz”
‘Güvenli ve Dirençli Şehirler’ ile ilçe belediyeler ölçeğinde Türkiye’deki en büyük kentsel dönüşüm projeleri yapan belediye olduklarına değinen Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan Belediyesi olarak 10 farklı bölgede kentsel dönüşüm yapıyoruz ve bu kentsel dönüşümü bu şekilde büyük alanda kendi personel ile kendi kaynaklarınla yapan sayılı belediyeyiz. Yunusemre, Ahievran, Uğurevler, Yenidoğan, Ziyagökalp ve Seyranı gibi yerlerde dönüşüm tüm hızıyla devam ediyor. Bu zamana kadar 3 bin 59 aileye sıcak yuvasını kazandırdık. Şehrin her bir köşesinde olması gereken ne varsa, hepsini çok iyi biliyoruz. Çözümünü de problemini de biliyoruz. Özellikle nasıl çözünür kaygısını güdüyoruz. Argıncık ise karış karış her bir noktayı gezdik ama itiraf ediyoruz orada hedeflediğimiz noktaya ulaşamadık. Biz, bütün şartlarımızı zorladık. Geldiğimiz noktada asla pes etmeyeceğiz dedik. Allah nasip ederse yeni bir metot. Bir rezerv alanda yeni konutlar. Argıncık içerisinde mülkiyeti olan ve hakkına razı olan çünkü orada çözümsüzlük noktası, hak konusunda rıza göstermemedir. Hakkına razı olana rezerv alandan evini vereceğiz ve oradaki vatandaşın sorununu çözeceğiz. Kentsel dönüşüm eşittir sosyal dönüşümdür” diye konuştu.
“Bir belediye, vizyonunu dünya ötesine taşıyor”
‘Vizyoner Belediyecilik’ ile şehrin kimliğine bağlı kalarak, tarihi ve kültürel değerlerine değer kattıklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Tarihi yapı olan Hızır İlyas Köşkü’nü restore ederek, gök gözlem evine dönüştürdük. Bir vizyon daha ortaya koyuyoruz. İlk Türk Astronot Alper Gezeravcı’ların yetişebilmeleri için bir altyapıya ihtiyaç var. Bir belediye uzay diye bir vizyon ortaya koyuyor. Bununla yetinmiyoruz ve Astronomi Müzesi’ni hayata geçireceğiz. Bu bölgede Millet Bahçesi Kamp ve Etkinlik Alanı ile Seyir Terası Projesi’nin çoğunu hayata geçirdik. Şehrin en güzel seyredileceği noktada hem Erciyes hem de şehri en iyi şekilde temaşa edeceksiniz. Gençlere ve çocuklara astronomi ve uzay ile ilgili Astropark kazandırıyoruz. KOCAFEST gibi teknoloji festivali yapan bir belediyeye bu yakışır. Teknoloji festivali yapan 3 belediyeden birisiyiz. Anlattığım projelerin projeleri yapılmış, hazır projeleri anlatıyorum. Bunlar yetmedi başarılı ve belli kriterde olan öğrencilerimizi Teknoloji ve Bilim Turları Cern Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi İsviçre ile Teknoloji ve Bilim Turları Leonardo da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi İtalya’ya götüreceğiz. Çocuk Köyü, Hoca Hasan Medresesi ve Köyümde Hayat Var projelerini de hayata geçireceğiz. Kocasinan’ın 48 köyü var. Ülkelerin gelecekleriyle ilgili enerji, savunma ve sanayi ne kadar önemli ve stratejik ürün ise tarımda bir o kadar önemli ve stratejiktir. O yüzden genç çiftçiler için proje hazırladık. Kentten kırsala göç sağlayan gençlerimizin eğitiminden üretimine kadar her alanda destek vereceğiz. Üretimsel kalkınma hamlesini başlatacağız” ifadelerini kullandı.
“Kocasinan’da yaşamak ayrıcalıklıdır’ dedirtene kadar çalışacağız”
‘Katılımcı Belediyecilik’ ile Türkiye’ye model olan Kayseri Belediyeciliğini ileri bir noktaya taşımak için ‘Ortak aklı’ daha fazla harekete geçirerek, daha modern bir şehir inşa edeceklerini ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, ” Ben değil, Kentim Bilir. Herkesi içine kattığımız ‘Ortak aklı’ harekete geçirdiğimiz ve benim bu şehirle ilgili destek olacağım bir konu var diyen kim var ise onlarla bir araya geleceğimiz yeni bir yönetim ve iletişim modelidir. Bu şehri, birlikte yönetelim. Bu şehri birlikte her alanda kalkındıralım. Huzur içerisinde yaşanacak bir şehir inşa etmenin kaygısı içerisindeyiz. Şehirde yaşayan bütün canlılara, şefkatle yaklaşmanın kaygısı içerisindeyiz. Ama en önemlisi mutlu insanların yaşadığı bir şehri, inşa etmenin kaygısı içerisindeyiz. İyi ki Kocasinan da yaşıyorum. ‘Kocasinan’da yaşamak ayrıcalıklıdır’ dedirtene kadar durmadan çalışacağız” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
]]>Haiti’de yaşananlar, ülkede son yıllarda silahlı çetelerin önlenemez gibi görünen yükselişini izleyenler için bile şoke edici. Bu Karayipler ülkesinin başkentinde ve giderek artan oranda kırsal kesimlerde de hakimi olan çeteleri yakından inceledik.
Silahlı gruplar, Haiti’nin tarihinde usun süre kanlı bir rol oynadı.
Papa Doc diye tanınan François Duvalier ve oğlu Jean Claude “Baby Doc” Duvalier’nin 29 yıl süren dikta yönetiminde Tonton Macoutes diye bilinen bir milis gücü, Duvalier rejimine herhangi bir muhalefeti bastırmak için aşırı şiddet kullanmıştı.
Genç Duvalier 1989’da sürgüne gitmeye zorladı, ancak çeteler değişen miktarlarda güç sahibi olmaya devam ettiler ve bazen ittifak yaptıkları siyasetçiler tarafından korunup, teşvik edildiler.
Çete şiddetindeki son yaygın artış, 7 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Jovenel Moise’nin suikastla öldürülmesinin ardından başladı.
Cumhurbaşkanı, Haiti içindeki “karanlık güçleri” kınamaya başladıktan sonra, başkent Port-au-Prince’teki evinin hemen dışında bir grup Kolombiyalı paralı asker tarafından vuruldu.
Kolombiyalılar ve bazı diğer şüpheliler tutuklansa da, suikast emrini kimin verdiğine dair yürütülen soruşturmada hala herhangi bir sonuç alınamadı.
Çete şiddeti Cumhurbaşkanı Moise’nin iktidar döneminde de yaygındı, ancak suikastin yarattığı iktidar boşluğu sayesinde çeteler daha çok alan ele geçirdi ve daha etkin bir hale geldiler.
Ülkede boş kalan tek koltuk sadece cumhurbaşkanlığı da değil.
Genel seçimlerin tekrar tekrar gecikmesi nedeniyle, tüm seçilmiş yetkililerin görev süreleri doldu ve kurumlar lidersiz kaldı.
Jovenel Moïse’s öldürülmesinden bu yaana ülkeyi Ariel Henry yönetiyor.
Henry, ölümünden kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Moise tarafından başbakanlığa atanmıştı, ancak seçilmiş bir isim değil bu yüzden meşruiyeti konusunda soru işaretleri var.
Söz verdiği seçimler gerçekleşmediği için Ariel Henry’nin liderliğine karşı giderek büyüyen bir muhalefet var.
Dahası, güvensizlik de arttı ve yüzbinlerce Haitili evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Henry’nin en büyük rakiplerinden biri, polislikten kovulduktan sonra çete lideri olan Jimmy Cherizier.
“Barbekü” takma adıyla da tanına Cherizier, 2020’de işbirliğine giden dokuz çetenin kurduğu G9 ittifakını yönetiyor. İttifakın öldürülen cumhurbaşkanı Moise’nin Tet Kale Partisi ile bağları olduğu belirtiliyor.
Barbekü, Başbakan Henry’ye en başından beri karşı çıkıyordu.
Çete lideri “kokuşmuş burjuvaziyi” sorumlu tuttuğu Moise suikastını takipçilerini “meşru şiddet” diye tarif ettiği eylemlere teşvik etme için kullandı.
Vahşi saldırılar ve yağma olayları artı. Özellikle de Barbekü’nün hakim olduğu başkent Port-au-Prince’te.
Ekim 2021’de, Jimmy Cherezier çetesinin birden ortaya çıkan ağır silahlı adamları, havaya ateş açarak Ariel Henry’nin bir anıta çelenk bırakmasını engellediler.
Cherezier daha sonra etrafında çete üyeleriyle beyaz bir takım elbise giyerek söz konusu anıta çelenk bıraktı. Sıradışı bir güç gösterisiydi.
Cherezier’in G9 çetesi, öldürülen Cumhurbaşkanı Moise’ye karşı çıkan partilerle bağlantılı olduğu belirtilen G-Pep çetesiyle de kanlı bir savaş veriyor.
İki çete arasında bölge ele geçirmek için yaşanan çatışmalar sık sık görülüyor ve çatışmalar başkent Port-au-Prince’in yoksul mahallelerinden kent merkezine doğru yayıldı.
Okullar ve hastaneler çatışmalar yüzünden kapanmak zorunda kaldı ve Uluslararası Göç Örgütüne göre geçen yıl 100 binden fazla kişi evlerini terk etti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, BBC’ye yaptığı açıklamada, çalışanlarının yardım dağıtmak için yüzlerce çeteyle müzakere etmek zorunda kaldığnı söyledi.
G9, 2022’de bir başka güç gösterisi yaptı ve Varruex yakıt terminaline girişi abluka altına aldı. Bu nedenle yakıt sıkıntısı başladı ve içme suyu ile ilaç gibi önemli yardımlar darbe aldı.
11 milyon nüfuslu ülkede 2023 rakamlarına göre sadece 9 bin aktif çalışanı olan ülkenin polis gücü, ABD’den kaçırılan gelişmiş silahlara sahip çetelerle başa çıkmakta zorlandı.
BM’nin insani yardım koordinatörü Ulrika Richardson’a göre şu anda başkentin % 80’inin çete kontrolü altında olduğunun tahmin edildiğini söylüyor ve bu bölgelerde yaşayanların “insanlık dışı” şiddete maruz kaldığını belirtiyor.
Richardson, 2022 ve 2023 arasında kadınların ve genç kızların çeteler tarafından hedef alınmasıyla cinsel şiddetin % 50 arttığını vurguluyor.
Başbakan Henry, şiddetle başa çıkabilmek için uluslararası destek çağrısı yaptı, ancak şu ana dek sadece Bahamalar, Bangladeş, Barbados ve Çad BM’ye resmen güvenlik personeli gönderebileceklerini söylediler. Ancak bunların hiç biri henüz ülkeye ulaşmadı.
Şiddet olaylarındaki son artış sırasında Henry, Kenya’ya gidip Haiti’ye 1000 polis konuşlandırmayı vaat eden yetkililerin vaatlerini yerine getirmesi için lobi faaliyetinde bulundu.
Haitili siviller umutsuzca, güvenlik koşullarının düzelmesini beklerken, yabancı güvenlik personelinin konuşlandırılmasından kaygılı olanlar da var.
1791’deki köle isyanıyla Fransa’dan bağımsızlığını alan Haiti, 1915’ten 1934’e dek ABD işgalinde kaldı. 1994 ve 2004’teki Amerikan askeri müdahaleleri de, bir çok kişiyi dış müdahelelere karşı kaygılı hale getirdi.
Karşıtları, Henry’nin istifa çağrıları artarken Kenya polis gücünü iktidarını sağlamlaştırmak için kullanacağından korkuyor.
Jimmy “Barbekü” Cherizier de Ariel Henry’yi yabancı güvenlik gücü çağırarak, konumunu sağlamlaştırmak istemekle suçlayanlardan biri.
2022’de çete lideri kendi “barış” planını sunmuş ve çetesinin affedilmesini ve Haiti’nin 10 bölgesinden temsilcilerin olacağı bir “akiller heyeti” oluşturulmasını istemişti. O dönem ayrıca çetesine kabine üyelikleri verilmesini de talep etmişti.
Cherezier o günden bu yana baskıyı artırıyor ve kendisini “gayrımeşru” bir lideri devirmeye çalışan bir “devrimci” olarak sunuyor.
Cherezier 1 Mart’ta “Ariel Henry ile savaşmaya devam edeceğini” söylemiş ve “savaşın gerektiği kadar süreceğini” belirtmişti.
Henry’nin şu anda nerede olduğu bilinmiyor, ancak binlerce firari mahkum sokaklardayken ve G9’un güçlü lideri açıkça istifa çağrısında bulunurken, başbakanın asayişi çabucak yeniden sağlaması giderek daha uzak bir olasılık haline geliyor.
]]>Afrikalı Amerikalı seçmenler, Trump’ın kaybettiği bir önceki seçimde büyük ağırlıkla Joe Biden’a oy verdi.
BBC’nin araştırması, siyah Amerikalılar ile Trump’ı bir arada gösteren düzinelerce sahte görsel tespit etti.
Ancak bu görsellerle, Trump’ın kampanyasını doğrudan ilişkilendiren bir kanıt bulunmuyor.
Siyah seçmenleri oy vermeye teşvik etmeye çalışan Black Voters Matter örgütü, söz konusu sahte görsellerin, Trump’ı sempatik göstermeye çalışan bir stratejinin parçası olarak değerlendiriyor.
BBC yapay zeka üretimi görsellerin yaratıcılarına da ulaşmayı başardı.
O kişilerden biri, bu görsellerin “gerçek olduğunu iddia etmediğini” savundu.
Yapay zeka üretimi sahte “Trump destekçisi siyah seçmen” görselleri, başkanlık seçimleri öncesi dikkat çeken dezenformasyon trendlerinden biri.
2016’da Trump’ın kazandığı başkanlık seçimi öncesi kampanya sürecinde, yabancı ülkelerin seçim sonucunu etkilemeye yönelik bazı girişimleri olduğu kanıtlanmıştı. Buna karşın, söz konusu yapay zeka görsellerinin ABD’li seçmenler tarafından üretilip paylaşıldığı anlaşılıyor.
Stable Diffusion, Midjourney gibi yapay zeka programları, kullancıların istedikleri görseli kelimelerle tarif etmesi üzerinden görsel oluşturabiliyor.
Bu teknoloji son başkanlık seçimlerinden bu yana büyük bir gelişim gösterdi.
BBC’nin Dezenformasyon ve Sosyal Medya Muhabiri Mariana Spring, bu tür görselleri oluşturan Florida merkezli muhafazakar bir radyocu olan Mark Kaye’e ulaştı.
Kaye ve ekibi, Trump’ı bir partide yanında siyah kadınlarla sempatik bir şekilde gösteren yapay zeka içeriğini üretmiş, bu görseli Kaye’nin bir milyondan fazla takipçili Facebook hesabında paylaşmıştı.
Kaye bu Facebook paylaşımında, siyahların Trump’ı desteklediğini savunmuş ve bu sahte görseli kullanmıştı.
Söz konusu görselde, eksik parmaklar gibi yapay zeka üretimi izi taşıyan bazı işaretler göze çarpıyor.
Ancak bu paylaşımın altındaki yorumlarda, birçok kullanıcının yapay zeka görüntüsünün gerçek olduğuna inandığı görülüyor.
BBC’ye konuşan radyocu Kaye, kendisinin bir foto muhabiri olmadığını, “bir hikaye anlatıcısı” olduğunu savunuyor:
“Bunun gerçek olduğunu iddia etmedim. ‘Bakın, Donald Trump, bu Afrikalı Amerikalı seçmenlerle partideydi. Bakın onu ne kadar seviyorlar!’ demedim.
“Biri, Facebook’ta gördüğü bir fotoğraf nedeniyle öyle ya da böyle oy veriyorsa bu, o kişinin problemidir.”
Benzer şekilde üretilen bir başka görselde, Trump bir evin verandasında, siyah seçmenlerle birlikte poz verirken görülüyor.
Bu görsel, ilk olarak bir komedi hesabında paylaşıldı. Ancak sonrasında bir başka hesap tarafından, gerçekmiş gibi paylaşıldı ve çok sayıda görüntüleme elde etti. Sahte görseli tekrar dolaşıma sokan hesap, Trump’ın konvoyunu bu gençlerle poz vermek için durduğunu iddia ediyordu.
BBC, Demokrat Parti adayı Joe Biden’ı bir seçmen grubu nezdinde sempatik gösterecek sahte görsel tespit edemedi.
Yakın bir süre önce New York Times gazetesi ile Sienna Üniversitesi’nin kamuoyu araştırması, kilit önemdeki altı eyaletteki siyah seçmenlerin yüzde 71 oranında Biden’ı desteklediğini gösteriyor. Bu oran Biden’ın kazandığı 2020 seçiminde ulusal çapta yüzde 92’ydi.
Siyah seçmeni sandığa götürmek için faliyet gösteren Black Voters Matter’tan Cliff Albright, Trump yanlısı sahte içeriklerin daha çok genç siyah erkekleri hedeflediğini savunuyor. Bu seçmen grubunun, Trump’a oy vermeye, siyah kadın seçmenden daha yakın olduğu değerlendiriliyor.
BBC’den Mariana Spring’in bu haber için konuştuğu siyah bir taksi şoförü, Trump’ın demokrasiye bir tehdit olduğuna yönelik anlatımın kendisi için bir oy verme motivasyonu olmadığını savunuyor. Douglas isimli sürücü, kendisine gösterilen bu fotoğrafın gerçek olduğunu düşündüğünü de söylüyor.
2016 seçimlerinde de sosyal medya kullanılarak seçmen grupları, sahte hesaplarla yönlendirilmeye çalışıldı. Bu girişimlerden bazılarının arkasında Rusya’nın olduğu tespit edildi.
Geçen aya kadar Facebook’un da sahibi olan Meta’da, dezenformasyon önleme üzerine çalışan Ben Nimmo, farklı ülkelerde seçimleri etkileme hedefinde olan devletlere yapay zekanın farklı fırsatlar sunduğunu kaydediyor.
Buna karşın Nimmo, Facebook gibi platformların sahte içerikleri tanımlama ve ayıklama noktasında giderek daha etkin hale geldiğini söylüyor.
Nimmo, yabancı ülkelerin sosyal medya ünlüleri kullanarak, hedef mesajlarını aktarmaya çalışabileceği uyarısını da yapıyor.
Aralarında ABD Başkanı Joe Biden’ın da bulunduğu dünya liderleri yapay zekanın yarattığı riskler konusunda endişelerini açıkça dile getiriyor.
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katıldı. Kurtulmuş, konferansta yaptığı konuşmada sözlerine Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına İSİPAB Dönem Başkanlığı dönemlerinde başarılar dileyerek başladı. Konferansın iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin dünyaya uzun süredir hakim olan modern düşüncenin dünyadaki bütün imkanları sömürmek ve onun üzerinden kar elde etme hırsının olduğunu söyledi.
“Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesi, kainatı bu noktaya getirdi”
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yer kürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti. İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde yer yüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım” dedi.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında bulunduğunu, bu kadar büyük bir güce, yer altı yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen İslam dünyasının bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi. Kurtulmuş, İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu bu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde olduğunu, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olmak mecburiyetinde olduğunu hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım” dedi.
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama biz genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım” dedi.
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararasındaki finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz”
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüzbinlerce, hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan, masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi artırmak ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır” dedi.
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda gelecek dönemde yeni, barışçıl hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında yer aldı. Kurtulmuş, daha sonra Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı. – ABİDJAN
]]>Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, sözlerine, Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına, İSİPAB dönem başkanlığı için başarılar dileyerek başladı.
Konferansın, iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini anımsatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin, dünyaya uzun bir süredir hakim olan modern düşüncenin, dünyadaki bütün imkanları sömürmesi ve onun üzerinden kar elde etme hırsı olduğunu söyledi.
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin, kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yerkürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti.
İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde, yeryüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının, geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında, bu kadar büyük bir güce, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusu bulunmasına rağmen, bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz.” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olması gerektiğini hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım.”
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım.”
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararası finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız.” şeklinde konuştu.
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüz binlerce hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır.”
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda, gelecek dönemde yeni, barışçıl, hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında, katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında da yer aldı.
Kurtulmuş, daha sonra, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katılmak üzere geldiği Fildişi Sahili’nde temaslarına devam ediyor. Kurtulmuş, resmi ziyarette bulunmak üzere geldiği Fildişi Sahili’nde, Grand Bassam şehrindeki Grand Bassam Kız Yetimhanesi’ni ziyaret ederek, TİKA tarafından yaptırılan okul öncesi sınıfın açılışını gerçekleştirdi. Kurtulmuş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye ve Fildişi Sahili’nin özellikle son yıllarda çok yakın ilişkisi bulunan ve bu ilişkilerini geliştirmeye devam eden iki dost ve kardeş ülke olduğunu belirtti. İki ülkenin devlet başkanlarının karşılıklı ziyaretleriyle Türkiye ve Fildişi Sahili arasındaki ilişkilerinin çok daha hızlı bir şekilde gelişmeye başladığını dile getiren Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016’da Fildişi Sahili’ne gerçekleştirdiği ziyaretinde eşi Emine Erdoğan’ın yetimhanenin renovasyonu sonrasındaki açılış törenine katılmasıyla da Grand Bassam Kız Yetimhanesi’nde dostluğun ete kemiğe büründüğünü ifade etti.
“Afrika halkları uzun kolonyalizmden çok çekmiştir”
Bugün de yetimhanenin anaokulu sınıfının açılışının gerçekleştirileceğini aktaran Kurtulmuş, açılışta emeği geçen TİKA çalışanlarına teşekkür etti. Türkiye’nin son yıllarda Afrika kıtasıyla ilişkisinin geliştiğini belirten Kurtulmuş, “Bizim ‘Afrika açılımı’ adını verdiğimiz program çerçevesinde Türkiye, Afrika’daki dost ve kardeş ülkelere elini uzatarak, ‘Buyurun hep beraber el ele verelim ve Afrika’nın uyanışını hep birlikte sağlayalım’ diye fikirlerini ortaya koymakta, işbirliği ve yardımlaşma imkanlarını desteklemektedir. Çünkü Afrika halkları uzun kolonyalizmden çok çekmiştir. Emperyalist ülkelerin bu bölgenin yerel halklarına karşı tepeden bakan, kibirli tavırlarından çok çekmiştir. Onun için biz, ülkelerle ve halklarla ilişki kurarken resmi bir ilişki kurmanın çok ötesinde kalpten kalbe ilişkileri kurmak, kalpten kalbe köprüleri geliştirmeyi öncelik olarak görüyoruz” dedi.
Açılış ile Fildişi Sahili halkıyla Türk milleti arasında bir gönül köprüsünün inşa edilmekte olduğunu aktaran Kurtulmuş, “Biz Afrika halklarına kazan kazan prensibi çerçevesinde, yaratılışta eşit insanlar olarak işbirliği, yardımlaşma, dostluk ve kardeşlik ilkeleri içerisinde hep birlikte daha güzel günleri kurabiliriz fikriyle yaklaşıyoruz. Bu çerçevede bugün buradaki programın çok anlamlı olduğunu ifade etmek isterim” dedi.
“Toplumların vicdanı yetimlere olan yaklaşımlarıdır”
“Toplumların geleceği çocuklardır, gençlerdir. Toplumların vicdanı ise yetimlere olan yaklaşımlarıdır” diyen Kurtulmuş, bu anlamda buradaki çocuklara sahip çıkmanın insanlık adına ortak vazife olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, “Bu çocuklarımızın, evlatlarımızın arasından güzel eğitimler alarak, belki dünya çapında mühendislerin, doktorların, bilim insanlarının, siyasetçilerin, askeri personelin, velhasıl dünyaya faydalı olabilecek çok sayıda okumuş insanın çıkacağına yürekten inanıyoruz. Bu gençlerimizin içerisinden çok sayıda toplum liderinin de çıkacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Yetimlere sahip çıkmanın toplumların vicdanının göstergesi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bizim kültür ve medeniyetimizde yetimin ayrı bir yeri vardır. Yetimin kalbini kıran dünyayı yıkar; yetimin kalbini yapansa dünyayı yapar” dedi.
Kur’an-ı Kerim’deki 23 yerde yetimlerle ilgili uyarıların yer aldığını belirten Kurtulmuş, Peygamber Efendimizin de bir yetim olduğunun unutulmamasını istedi. Kurtulmuş, “Bu çerçeveden baktığımız zaman bu yetimhanedeki faaliyetlerimiz, kültür ve medeniyetimizin bize yüklediği önemli sorumluluklardan birisidir” dedi.
“İsrail’in saldırılarında hayattan koparılanların yüzde 75’i ise kadın, yaşlı ve çocuklardır”
Grand Bassam’da yetimlerle ilgili bu faaliyette bulunurken ne yazık ki dünyanın başka bir ülkesinde, Filistin’in Gazze topraklarında İsrail’in saldırılarıyla çok sayıda çocuğu yetim ve öksüz hale getirdiğini ifade eden Kurtulmuş, “İsrail’in saldırılarında beş ay içerisinde 30 bin insan hayattan koparılmıştır. Bunların yüzde 75’i ise kadın, yaşlı ve çocuklardır. Gazze’de hayattan koparılan bütün masum insanların hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Yetim bırakılan bütün evlatlarımıza sahip çıkmanın bir insanlık borcu olduğunu Grand Bassam’dan ifade etmek istiyorum. İnşallah çocukların yetim bırakılmadığı, kadınların ailelerinden koparılmadığı, yaşlı insanların suçsuz yere öldürülmediği, yeryüzünde hakkaniyetin, adaletin, insafın ve vicdanın hakim olduğu bir dünyayı kurmak hepimize nasip olur” dedi.
Açılış töreninde TBMM Başkanı Kurtulmuş’un eşi Sevgi Kurtulmuş, Fildişi Sahili Kadın, Aile ve Çocuk Bakanı Nasseneba Toure, İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) Türkiye Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak, İSİPAB Türkiye Delegasyonu Üyesi ve AK Parti Adana Milletvekili Ahmet Zenbilci, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ve Türkiye’nin Abidjan Büyükelçisi Deniz Erdoğan Barım da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan kız yetimhanesinin açılışını yapmıştı
1972 yılında kız ve erkek öğrenciler için kurulan yetimhane, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2016’da Fildişi Sahili’ne gerçekleştirdiği ziyaretinde eşi Emine Erdoğan ve Fildişi Sahili Devlet Başkanı’nın eşi Dominique Claudine Ouattara tarafından kız yetimhanesi olarak açıldı. Fildişi Sahili Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığına bağlı olan yetimhanede 5-21 yaş arasında 133 kız eğitim görüyor. Yetimhanede çocuklar için kültürel, fiziksel ve sosyal faaliyetlerin yanı sıra el işi becerilerini geliştirmek amacıyla kurslar veriliyor. Kütüphane, yemekhane, sağlık ocağı, bilgisayar odası, oyun alanı ve atölyelerden müteşekkil bir kampüsten oluşan yetimhanede, TBMM Başkanı Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş’un ziyareti dolayısıyla da TİKA tarafından yaptırılan anaokulu sınıfının açılışı gerçekleştirildi. – ABİDJAN
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.
“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”
Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.
“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”
Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.
“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”
Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayii ihracat rakamları
“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.
“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”
Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>KABİNE TOPLANTISI SONRASI AÇIKLAMALARDA BULUNDU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. Türkiye’nin bugünüyle birlikte geleceğini de şekillendirecek tarihi bir ekonomik dönüşümden geçtiğini belirten Erdoğan, “Açıklanan her veri, ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor. Geçtiğimiz yıl maruz kaldığımız ‘Asrın Felaketi’ 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdü. Dünya ortalamasının 1,5 katına tekabül eden bu büyüme oranı, yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen ekonomimizin direncini ve dinamizmini ispatlıyor.” diye konuştu.
Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanmasının ayrıca önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Milli gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması, fevkalade sevindirici bir gelişmedir.” dedi.

Erdoğan, satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye’nin, kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edeceğini aktardı.
“DAHA ÖNCE ÜLKEMİZİ NASIL ENFLASYONDAN KURTARDIYSAK, BU DEFA DA YAPACAĞIZ”
AK Parti iktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlandığını belirten Erdoğan, “İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran, 2023 yılının aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti.” diye konuştu.

Enflasyonla mücadelede henüz istenen yere gelinmediğini belirten Erdoğan, “Ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz.” dedi.
Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesinin, bu mücadeleye olan inancın işareti olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Aynı şekilde cari açıktaki düşüş de sürüyor. Bu yılın ilk 2 ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık.” bilgisini verdi.
“HEDEFİMİZ 60 MİLYAR DOLAR”
Yenilenebilir enerji yatırımları ve yüksek teknolojiye dayalı üretimlerin artmasıyla cari açığın gerileyeceğini kaydeden Erdoğan, küresel enerji noktasında fiyatlardaki gerilemenin de bu mücadeleye destek olduğunu söyledi.
Turizm gelirlerinin her yıl rekor kırdığına işaret eden Erdoğan, “Geçtiğimiz yılı 54,5 milyar dolarla kapattığımız turizmde, bu yılki hedefimiz 60 milyar dolardır. Tabii tüm bu programları uygularken hep yaptığımız gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI 66 LİRADAN 10 BİN LİRAYA YÜKSELTTİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin risk priminin düşmesi, borçlanma maliyetlerimizin azalması, yatırımcıların ilgisinin artması, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesi, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olmamız, ekonomi programımızın doğru yolda ilerlediğini gösteriyor.” diye konuştu.
Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek isterim. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken, en olumlu gelişmeleri çalışanlarımızın, emeklilerimizin, dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla gerçekleştirdik. En düşük emekli maaşını 66 liradan 10 bin liraya, nereden, nereye. Asgari ücreti 184 liradan 17 bin liraya, engelli maaşını 25 liradan yaklaşık 4 bin liraya çıkarmış, her alanda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş bir hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız.”

“MUHALEFET, EMEKLİLERİN KAFASINI KARIŞTIRIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattım. Emeklilerin kafasını karıştırmak için vadettikleri rakam, ülkenin tüm yatırımları durdurulsa bile ödenmez. Sözü edilen artışları, ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak, kamu görevlilerine maaş vermesek bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak, devletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız.
Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum. Rabb’im birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum.”
Erdoğan, toplantının ve alınan kararların hayırlara vesile olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.
ÖZGÜR ÖZEL, “EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRET OLMALI” DEMİŞTİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarda “En düşük emekli maaşı asgari ücret olmalı, bu sınırın altında hiçbir maaş kalmamalı.” demişti.
]]>Avusturya’nın başkenti Viyana’daki Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi’nde UAEA Yönetim Kurlu Toplantısı düzenlendi.
Toplantı sonrasında Başkan Grossi, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AA muhabirinin, İsrail’in denetlenmeyen nükleer faaliyetleri ve kontrol dışı nükleer silahlarının Orta Doğu’daki durumu daha karmaşık hale getirip getirmeyeceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Grossi, bölgedeki gelişmelerden duyduğu kaygıyı dile getirerek, “nükleer silahların kullanımına ilişkin ciddiyetsiz konuşmaların kabul edilemez olduğunu” yineledi.
Grossi, İsrailli aşırı sağcı Miras Bakanı Amihai Eliyahu’nun Kasım 2023’de Gazze’ye yönelik nükleer silah kullanma tehdidinin bölgede domino etkisi yaptığını belirterek, bu tür konuşmaların sonlandırılması gerektiğini ifade etti.
“Ajans, bölgede Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın uygulanması için çabalıyor. Nükleer silahların kullanımına ilişkin ciddiyetsiz konuşmalar, diğer ülkelere de sıçradı.” ifadesini kullan Grossi, nükleer silahların uluslararası hukuka göre yasaklı olduğunu vurguladı.
İran’ın nükleer faaliyetleri
Grossi, İran’ın nükleer faaliyetlerine de değinerek, bu ülkede zenginleştirilmiş uranyum stokunda artışın devam ettiğini, Tahran yönetimin yaklaşık 3 yıldır Ek Protokol’ü uygulamadığını ve bu süre zarfında Ajans’ın da tamamlayıcı erişim sağlayamadığının altını çizdi.
İran’ın Kapsamlı Güvenlik Denetimi Anlaşması kapsamında Kod 3.1 adı verilen uygulamayı hayata geçirmesi gerektiğini ifade eden Grossi, İran’ın nükleer programının tamamen barışçıl olduğuna dair Ajansın güvence verebilecek bir konumda olması için bu durumun çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Grossi, “İran’ın nükleer silah üretmeye yönelik teknik yeteneklerine ilişkin kamuoyuna yapılan açıklamalar, İran’ın güvenlik denetimine ilişkin beyanlarının doğruluğu ve eksiksizliği konusundaki endişelerimi daha da artırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın 4 Mart 2023’te UAEA ile yaptığı Ortak Mutabakatta alınan kararları uygulamayı durdurmasının ciddi oranda endişeye yol açtığını kaydeden Grossi, “Bu da İran’ın üzerinde anlaşmaya vardığımız şeye bağlı kaldığına dair şüpheleri artırıyor.” görüşünü paylaştı.
Grossi, İranlı yetkililerle görüşmek istediğini, Tahran’dan gelecek davet üzerine hareket edeceğini belirterek, söz konusu kaygıların ancak yapıcı ve anlamlı bir işbirliği ile çözülebileceğini, bu bağlamda İran’ı bir kez daha eksiksiz ve şeffaf bir şekilde işbirliği yapmaya çağırdı.
Zaporijya Nükleer Santrali
Ukrayna’daki Zaporijya Nükleer Santrali’ne ilişkin istikrarsız durumun sürdüğünü belirten Grossi, son haftalarda nükleer santral çevresinde çatışmaların arttığını ifade etti.
Grossi, olası bir nükleer kazanın yaşanmasını önlemek adına daha önce BM Genel Kurulu’nda açıkladığı 5 temel ilkeye tarafların dikkat ettiğini, ancak zaman zaman bu ilkelerin bazılarını riske atabilecek adımların da atıldığına dikkati çekti.
Ajans uzmanlarının burada nükleer güvenliğin sağlanması için çalışmalarını sürdürdüğünü, olası bir tehlike karşısında gereken önlemleri almaya çalıştığını kaydeden Grossi, ancak buradaki ekibin nükleer güvenliğine ilişkin yürüttüğü kontroller kapsamında santralin her noktasına erişim sağlayamadığını dile getirdi.
Grossi, Rus yetkililerin onayı doğrultusunda yarın Moskova’ya bir ziyaret gerçekleştireceğini, bu bağlamda Zaporijya Nükleer Santrali başta olmak üzere diğer nükleer güvenliğe ilişkin üst düzey görüşmeler yapacağını kaydetti.
]]>Kurtulmuş, resmi ziyarette bulunmak üzere geldiği Fildişi Sahili’nde, Grand Bassam şehrindeki Grand Bassam Kız Yetimhanesi’ni ziyaret ederek Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından yaptırılan okul öncesi sınıfın açılışını gerçekleştirdi.
Kurtulmuş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye ve Fildişi Sahili’nin özellikle son yıllarda çok yakın ilişkisi bulunan ve bu ilişkilerini geliştirmeye devam eden iki dost ve kardeş ülke olduğunu belirtti.
İki ülkenin devlet başkanlarının karşılıklı ziyaretleriyle Türkiye ve Fildişi Sahili arasındaki ilişkilerinin çok daha hızlı bir şekilde gelişmeye başladığını dile getiren Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016’da Fildişi Sahili’ne gerçekleştirdiği ziyaretinde eşi Emine Erdoğan’ın, yetimhanenin renovasyonu sonrasındaki açılış törenine katılmasıyla da Grand Bassam Kız Yetimhanesi’nde dostluğun ete kemiğe büründüğünü ifade etti.
Bugün de yetimhanenin anaokulu sınıfının açılışının gerçekleştirileceğini aktaran Kurtulmuş, açılışta emeği geçen TİKA çalışanlarına teşekkür etti.
Türkiye’nin son yıllarda Afrika kıtasıyla ilişkisinin geliştiğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bizim ‘Afrika açılımı’ adını verdiğimiz program çerçevesinde Türkiye, Afrika’daki dost ve kardeş ülkelere elini uzatarak, ‘Buyurun hep beraber, el ele verelim ve Afrika’nın uyanışını hep birlikte sağlayalım.’ diye fikirlerini ortaya koymakta, işbirliği ve yardımlaşma imkanlarını desteklemektedir. Çünkü Afrika halkları uzun kolonyalizmden çok çekmiştir. Emperyalist ülkelerin bu bölgenin yerel halklarına karşı tepeden bakan, kibirli tavırlarından çok çekmiştir. Onun için biz, ülkelerle ve halklarla ilişki kurarken, resmi bir ilişki kurmanın çok ötesinde kalpten kalbe ilişkileri kurmak, kalpten kalbe köprüleri geliştirmeyi öncelik olarak görüyoruz.
Bugün burada ortaya konulan bu güzel merasimle birlikte yine Fildişi Sahili halkıyla Türk milleti arasında bir gönül köprüsünün inşa edilmekte olduğunu görüyoruz. Biz Afrika halklarına kazan kazan prensibi çerçevesinde, yaratılışta eşit insanlar olarak; işbirliği, yardımlaşma, dostluk ve kardeşlik ilkeleri içerisinde hep birlikte daha güzel günleri kurabiliriz fikriyle yaklaşıyoruz. Bu çerçevede bugün buradaki programın çok anlamlı olduğunu ifade etmek isterim.”
“Toplumların vicdanı yetimlere olan yaklaşımlarıdır”
“Toplumların geleceği çocuklardır, gençlerdir. Toplumların vicdanı ise yetimlere olan yaklaşımlarıdır.” diyen Kurtulmuş, bu anlamda buradaki çocuklara sahip çıkmanın insanlık adına ortak vazife olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, “Bu çocuklarımızın, evlatlarımızın arasından güzel eğitimler alarak, belki dünya çapında mühendislerin, doktorların, bilim insanlarının, siyasetçilerin, askeri personelin velhasıl dünyaya faydalı olabilecek çok sayıda okumuş insanın çıkacağına yürekten inanıyoruz. Bu gençlerimizin içerisinden çok sayıda toplum liderinin de çıkacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yetimlere sahip çıkmanın toplumların vicdanının göstergesi olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bizim kültür ve medeniyetimizde yetimin ayrı bir yeri vardır. Yetimin kalbini kıran, dünyayı yıkar; yetimin kalbini yapansa dünyayı yapar.” şeklinde konuştu.
Kur’an-ı Kerim’deki 23 yerde yetimlerle ilgili uyarıların yer aldığını belirten Kurtulmuş, Hazreti Muhammed’in de bir yetim olduğunun unutulmamasını istedi.
Kurtulmuş, “Bu çerçeveden baktığımız zaman bu yetimhanedeki faaliyetlerimiz, kültür ve medeniyetimizin bize yüklediği önemli sorumluluklardan birisidir.” dedi.
“İsrail’in saldırılarında, hayattan koparılanların yüzde 75’i ise kadın, yaşlı ve çocuklardır”
Grand Bassam’da yetimlerle ilgili bu faaliyette bulunurken ne yazık ki dünyanın başka bir ülkesinde, Filistin’in Gazze topraklarında, İsrail’in saldırılarıyla çok sayıda çocuğu yetim ve öksüz hale getirdiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“İsrail’in saldırılarında, beş ay içerisinde 30 bin insan hayattan koparılmıştır; bunların yüzde 75’i ise kadın, yaşlı ve çocuklardır. Gazze’de hayattan koparılan bütün masum insanların hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Yetim bırakılan bütün evlatlarımıza sahip çıkmanın bir insanlık borcu olduğunu Grand Bassam’dan ifade etmek istiyorum. İnşallah çocukların yetim bırakılmadığı, kadınların ailelerinden koparılmadığı, yaşlı insanların suçsuz yere öldürülmediği, yeryüzünde hakkaniyetin, adaletin, insafın ve vicdanın hakim olduğu bir dünyayı kurmak hepimize nasip olur.”
Açılış töreninde, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un eşi Sevgi Kurtulmuş, Fildişi Sahili Kadın, Aile ve Çocuk Bakanı Nasseneba Toure, İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) Türkiye Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdürrahim Dusak, İSİPAB Türkiye Delegasyonu Üyesi ve AK Parti Adana Milletvekili Ahmet Zenbilci, AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun ve Türkiye’nin Abidjan Büyükelçisi Deniz Erdoğan Barım da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan kız yetimhanesinin açılışını yapmıştı
1972 yılında kız ve erkek öğrenciler için kurulan yetimhane, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şubat 2016’da Fildişi Sahili’ne gerçekleştirdiği ziyaretinde eşi Emine Erdoğan ve Fildişi Sahili Cumhurbaşkanının eşi Dominique Claudine Ouattara tarafından kız yetimhanesi olarak açıldı.
Fildişi Sahili Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığına bağlı olan yetimhanede, 5-21 yaş arasında 133 kız eğitim görüyor.
Yetimhanede çocuklar için kültürel, fiziksel ve sosyal faaliyetlerin yanı sıra el işi becerilerini
geliştirmek amacıyla kurslar veriliyor.
Kütüphane, yemekhane, sağlık ocağı, bilgisayar odası, oyun alanı ve atölyelerden müteşekkil bir kampüsten oluşan yetimhanede, TBMM Başkanı Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş’un ziyareti dolayısıyla da TİKA tarafından yaptırılan anaokulu sınıfının açılışı gerçekleştirildi.
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Vali Kemal Kızılkaya başkanlığında Siirt Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’nde güvenlik ve asayiş toplantısı gerçekleştirildi.
Kızılkaya, Valiliğin resmi sosyal medya hesabından canlı yayınlanan toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kızılkaya, halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütleri olmak üzere, suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını belirterek, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde vatandaşların huzur ve güven içinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle oy kullanmalarının tesisi için her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını aktardı.
Seçimlerin kente yakışır bir olgunlukta, huzur ve güven ikliminde geçmesini dileyen Kızılkaya, şunları kaydetti:
“Şubat ayı içerisinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 13 operasyon gerçekleştirilmiş, el yapımı patlayıcı düzeneği, antitank roket mühimmatına tuzaklanmış şekilde bulunarak imha edilmiştir. Sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 5 kişi yakalanmış, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 1 şahıs hakkında aranıyor kaydı çıkarılmıştır. PKK/KCK ve FETÖ terör örgütlerine üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından aranan 4 kişi yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalarda 7 kilo 417 gram esrar ile bir miktar metamfetamin, kenevir tohumu, 22 uyuşturucu nitelikte hap ve 17 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 35 şüpheli hakkında işlem yapıldı.”
Asayiş operasyonlarına ilişkin çalışmalara da değinen Kızılkaya, 33 kişi hakkında adli işlem yapıldığını belirtti.
Kızılkaya, “Gümrük kaçağı 8 bin 975 paket sigara, 14 bin dolu makaron, 34 cep telefonu, kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı, 5 ruhsatsız tabanca ve şarjörü, kaleşnikof tüfek, 130 kaleşnikof fişeği, 50 tabanca fişeği, 2 dedektör, 6 kazı malzemesi ele geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde yakalanan 217 şüphelinin 69’u tutuklandı. Geçmiş yıllarda meydana gelen faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yılın ilk 2 ayında yapılan çalışmalarda 16 faili meçhul olay aydınlatılmıştır. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda da terör örgütü propagandası yapan 111 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yasa dışı 367 sitenin kapatılma işlemi yapıldı. Meydana gelen 42 siber olayından 31’i aydınlatıldı. Ülkeye yasa dışı yollarla giren 1 organizatör 21 göçmen yakalandı.” ifadelerini kullandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 1-29 Şubat’ta il merkezi ve ilçelerde gerçekleşen 239 olayın 168’inin aydınlatıldığını aktaran Kızılkaya, 5 hırsızlık olayına ilişkin 7 şüphelinin yakalandığını bildirdi.
Kızılkaya, aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 142 kişinin yakalandığını, 54 kişinin tutuklandığını aktaran Kızılkaya, 33 bin 360 aracın denetlendiğini, 12 sürücü belgesinin geri alındığını, 57 aracın trafikten men edildiğini, trafik kurallarını ihlal eden 1408 sürücüye ceza uygulandığını belirtti.
Toplantıya, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, Siirt Cumhuriyet Başsavcısı Tuğan Sarıca, Vali Yardımcısı Abdulhamit Mutlu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, kaymakamlar ve güvenlik birimlerinin yetkilileri katıldı.
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Son Kabine toplantısından bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat’ın 12’sindeki Kabine toplantısının ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a gittiklerini hatırlattı.
Her iki ülkenin devlet başkanının davetine icabetle yaptıkları bu ziyaretlerin oldukça verimli, samimi ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildikleri Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldığını kaydetti.
Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanları ile görüşmeler yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Dubai ziyaretinin ardından Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile ikili ve heyetlerin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Erdoğan, Mısır’da da ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili konularla özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuklarını aktararak, görüşmelerde, Gazze’deki katliamı durdurma ve yardımların bölgeye sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atılabilecek ortak adımları da ele aldıklarını ifade etti.
Yaralıların Türkiye’ye sevki ve Gazze’ye gönderilen 37 bin tonu aşan insani yardım malzemesinin ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi desteklerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bu desteğin sürdüğünü bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını dile getirdi.
Mısır ziyaretlerinin ardından Samsun’la başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon’la devam eden bir Karadeniz programı yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Sağ olsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bu ziyaretlerimizde de bizi kucakladı, muhabbetle bağrına bastı.” dedi.
“Bölgesel hususları gözden geçirdik”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kazandığı seçimin hemen ardından ilk resmi ziyaretini 19 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, bu ziyarette hem Aliyev’i tarihi seçim başarısından dolayı tebrik ettiklerini hem de ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme imkanı bulduklarını aktardı.
Erdoğan, ertesi gün adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimlerinin kura çekim törenine katıldıklarını belirterek, “Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüzü, yargı teşkilatımızı her alanda güçlendirerek tutmayı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı Edi Rama ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Seçim mitinglerimize 21 Şubat’ta Afyonkarahisar, 22 Şubat’ta Denizli, 23 Şubat’ta Balıkesir, 24 Şubat’ta Sakarya, 25 Şubat’ta Adana ile devam ettik. Gittiğimiz her şehirde, vatandaşlarımızın sevgisiyle, coşkusuyla, duasıyla karşılaşmış olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları hıncahınç dolduran tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.
İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini 26 Şubat’ta hizmete açtık. Ardından Ankara’da Seçim İşleri Başkanlığımızın toplantısına katılarak, dava ve yol arkadaşlarımızla 31 Mart hazırlıklarını değerlendirdik. Miting maratonumuzu 27 Şubat’ta Manisa’yla, 28 Şubat’ta Kütahya’yla, 29 Şubat’ta Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin ve NG Kütahya Seramik’in yeni fabrikalarının hizmete açılış törenlerine katıldık.”
“En önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayının ilk gününü artık dünyanın önemli uluslararası etkinliklerinden biri haline dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdıklarını belirterek, “Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza, 148 ülkeden yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik. Gerek Forum açılışındaki hitabımızda gerekse görüşmelerimizde ikili konularımızın yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.” dedi.
Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Takip eden günlerde Antalya ve Muğla mitinglerimizde yine vatandaşlarımızla buluştuk. Ayrıca Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmeti açtık. Muğla Marmaris’te sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ile bir araya geldik. Aday tanıtımlarından başlayarak seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehrimizde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bu takvimin yaklaşık yarısını önümüzdeki haftalarda hayata geçireceğiz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart mahalli seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
“Hayatın normal ritmine dönmesi için çalışıyoruz”
Gelişmeler ne olursa olsun, zihinlerinde ve kalplerinde en üst sıralarda tuttukları değişmez gündem maddelerinin olduğuna işaret eden Erdoğan, depremde yıkılan şehirlerin ayağa kaldırılmasının bunlardan biri olduğunu vurguladı.
Erdoğan, yerleşim yerlerini yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek, geçici barınma alanlarının standardını yükselterek, hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayının başı itibarıyla bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. Yıl sonuna kadar da 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Kendi evini yapmak isteyenlere, hibesi ve kredisiyle her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Amacımız, tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahcup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.”
(Sürecek)
]]>İsrail, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri sözde “güvenli olduğu” iddiasıyla göçe zorladığı güneydeki Refah kentini de hedef almaya başladı.
Refah’a sığınan yüz binlerce Filistinli, uluslararası hukuku ve kararları hiçe sayan İsrail’in saldırılarının yol açtığı felaketin gölgesinde güvenli bir alan bulmaya çalışıyor.
Refah’taki çadır kamplarında yaşayan Filistinliler, bir taraftan her an üzerlerine bir bomba düşecek korkusuyla yaşarken, diğer taraftan da şiddetli soğuk ve kasvetli karanlık içinde acı çekiyor.
İsrail ordusunun daha önce “güvenli” olduğunu iddia ettiği ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin sığındığı güneydeki Refah kenti, Gazze Şeridi’ndeki en yoğun nüfuslu bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.
Yerinden edilen Gazzeliler, kış ve zorlu hava koşullarıyla başa çıkmak için ihtiyaç duydukları battaniye, kışlık kıyafet ve ısınma araçlarından yoksun. Halk, bitkin ve yorgun bedenlerini ısıtmak için umutsuz bir çabayla boş alanlarda yakılan ateşlerin etrafında toplanarak ısınmaya çalışıyor.
Yakılan ateşlerin etrafında ısınmaya çalışan aileler, bir yandan da birbirlerine manevi ve psikolojik destek sağlamaya çalışıyor.
Gazze’de “olmayan” güvenli ve sıcak bir yuva arayışı içinde olan siviller, gecelerini üzerlerinde uçan İsrail savaş uçaklarından ya da çevrede bekleyen tanklardan her an gelebilecek bir bomba korkusuyla geçiriyor.
İsrail’in tehditlerinin artmasıyla birlikte Refah’a kara saldırısı düzenleme olasılığına ilişkin endişeler artıyor.
“Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz”
AA muhabirine konuşan yerinden edilmiş Filistinli Nasır el-Hatib, Gazze’nin doğusundaki Şucaiye Mahallesinden 8 kişilik ailesiyle birlikte Refah’a geldiklerini belirterek, yanlarında ne kendilerini ne de küçük çocuklarını sıcak tutabilmek için kıyafet getiremediklerini söyledi.
“Koşullar zor ve trajik olduğu için evden hiçbir şey alamadık. Havalar çok soğuk, kendimizi ve çocuklarımızı ısıtabilmek için ateş yakıyoruz.” diyen Hatib, Gazze Şeridi’ndeki yüz binlerce yerinden edilmiş insan gibi kendilerinin de para ve yiyeceklerinin olmadığını ve yaşam mücadelesi verdiklerini belirtti.
Hatib, “Güvenli ve sıcak bir yuva arıyoruz. Ancak maalesef bu şartlarda bu mümkün görünmüyor. Gazze Şeridi’nde güvenli hiçbir yer kalmadı.” dedi.
“Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz”
Gazzeli Fayiz Hasaneyn de 6 kişilik ailesiyle Refah’a sığındığını belirterek, geldikleri yerde soğuktan korunmak için battaniye ya da kıyafetlerinin olmadığını dile getirdi.
Derme çatma bir çadırda kaldıklarını ve ısınabilmek için odun, karton ve benzeri şeyler yaktıklarını söyleyen Hasaneyn, “Umarız savaş biter ve evlerimize sağ salim döneriz. Savaş günleri bizi yordu ve henüz akıbetimizi bilmiyoruz.” dedi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 534 Filistinli öldürüldü, 71 bin 920 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi (BTCA) ile “Ambargolu (Embargoed)” adlı sivil toplum örgütünün öncülüğünde İngiltere Parlamentosu önündeki meydanda bir araya gelen Kıbrıs Türkleri, BMGK’nin 1964’te aldığı kararının 60. yılında söz konusu kararın iptalini talep etti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bayraklarının yanı sıra “Barış gücü değil, işgalci”, “İngiltere Kıbrıs’ta yanıldı”, “BMGK’nin 60 yıllık kararı yetti artık” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, yüzlerinde de “ambargolu” yazılı maskeler kullandı.
Protestoya katılan İngiltere’deki Kıbrıs Türkleri, BMGK’nin 186 sayılı kararının, KKTC’nin izolasyonuna yol açtığını belirterek, söz konusu kararın geri çekilmesi çağrısında bulundu.
“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bizim bütün haklarımızı gasbetmiştir”
Protestoya katılan BTCA Başkanı Kenan Yaman, basına yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararıyla BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’a intikal ettiğini hatırlattı.
Yaman, “Bunların maksadı; sözde bizi, Kıbrıs Türkünü korumaktı ancak o günden bugüne bu kararla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adı altında bizim bütün haklarımızı gasbetmiştir.” dedi.
Rum tarafının, söz konusu BM kararını gerekçe göstererek Kıbrıs Türklerine haklarını elinden aldığını ve KKTC’ye ambargoların uygulandığını belirten Yaman, şunları söyledi:
“Biz bugün bu kararı protesto etmek için buradayız. İngiltere’nin kaleme aldığı bu kararın değiştirilmesini ya da geri çekilmesini istiyoruz çünkü Kıbrıs’ın, buradaki sorunun temel taşı BM Güvenlik Konseyi kararıdır. Bunu kullanarak şu anda Kıbrıs’ın çıkmaz durumda olduğu açıktır. Biz bunun düzeltilmesini istiyoruz.”
Yaman, Kıbrıs Türklerinin, Ada’da iki devletli çözümden yana olduğunu dile getirerek, “Artık bizim haklarımızı iade etmeleri şarttır. Başka türlü Kıbrıs meselesi hiçbir şekilde ve durumda halledilemez.” diye konuştu.
-“Bizim dünyaya açılan tek penceremiz Türkiye Cumhuriyeti’dir”
Yaman, Kıbrıs Türklerinin gasbedilen haklarından birinin de KKTC’nin dünyadan izole edilmesi olduğuna dikkati çekerek, bu izolasyona son verilmesi amacıyla KKTC’ye direk uçuşların başlatılması gerektiğini belirtti.
“Bizim dünyaya açılan tek penceremiz Türkiye Cumhuriyeti’dir.” diyen Yaman, şunları kaydetti:
“Ben buradan, İngiltere’den mektup yazıp direk Kıbrıs’a gönderemem. Bu benim insan haklarımın ihlali değil mi? Direk Türkiye’ye gidecek. Türkiye’de bir adres vereceğim ve oradan Kıbrıs’a gidecek. Bu aylar alır, hatta yolda kaybolur. Bizim buradaki yaşlılarımız, genç çocuklarımız, hamilelerimiz buradan direk Kıbrıs’a uçamaz. İlla ki Türkiye’den gitmesi lazım. Türkiye’de inecek, güvenlikten geçecek ve tekrar uçağa binecek, ondan sonra Kıbrıs’a varacak. Bu bizim haklarımızın ihlali değil mi? Biz istediğimiz zaman memleketimize direk gidemez miyiz? Bu yanlışlık düzeltilmelidir.”
Yaman, ambargo nedeniyle KKTC ile doğrudan ticaret yapılamadığına işaret ederek, “Buradan oraya direk bir şey gönderemiyoruz. İhracat, ithalat yapılmaz. Bütün bunlar 186 sayılı karardan ötürüdür. En temel sorunumuz; bu karardır, bu karara itiraz ediyoruz. 60 sene oldu. Bu karar kalkmalı ve haklarımız bize iade edilmelidir.” ifadesini kullandı.
]]>MHP lideri Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:
“Filistin halkı ve işgal atındaki yurt toprakları zulmün pençesinde, hunhar saldırı ve operasyonların odağındadır. Sayıları 30 bini aşan sivil ve masum Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. İnsani felaket hazmetme ve tahammül kapasitesini geçmiştir. İsrail, Filistinlilerin hayat ve varlık haklarına karadan ve havadan ölüm yağdırmaktadır. Haysiyet ve hürriyet gibi temel insan hakları yok sayılmaktadır. Soykırım trajedisi artık son bulmalıdır.

“GAZZE’DE BARIŞ PROJESİ YÜRÜTÜLMELİ, TÜRKİYE ÖNCÜ ROL OYNAMALIDIR”
11 Mart 2024 tarihinden itibaren karşılayacağımız Mübarek Ramazan ayında, İsrail ile Filistin arasında ara çözüm değil, kalıcı ve kesin çözüm vasatı oluşturulmalıdır. 10 Mart 2024 tarihinde ilk sahurla birlikte hukuki, siyasi, insani, vicdani ve İslami ölçüler kapsamında muhkem “Barış Projesi” tezahür ve tedarik etmeli, Türkiye bu konuda öncü rol oynamalıdır. İslam alemi ilk sahura kalktığı anda barış havasının huzur ve güveniyle müşerref olmalıdır.
Ramazan ayında kırılgan ve geçici değil, mütekamil ve mütemadi ateşkes kararıyla birlikte onurlu barış ve uzlaşma iklimi ilk sahurdan iki devletli çözüme kadar kökleşerek vücut bulmalıdır. Türkiye ve tüm İslam ülkeleri ortak iradeyle kenetlenip; dökülen kanların durması, Gazze yıkımının sonlanması; aksi halde siyasi, ekonomik ve askeri her türlü insani müdahalenin devreye alınmasıyla ilgili tavır ve tutumu dünyaya ilan etmelidir.

“MESCİD-İ AKSA’NIN HÜZÜN VE ISTIRAP DEVRİ KAPANMALIDIR”
Gazzeli mazlumlara havadan yapılan ve göstermelik olmasından başka bir manaya gelmeyen yardımların yerine, Ramazan ayı münasebetiyle temel insani ihtiyaçların temini hususunda elbette seferberlik ruhuyla harekete geçilmeli, petrol zengini ülkeler manevi sorumlukların vecibesiyle inisiyatif üstlenmelidir. Ramazan ayının bereketiyle Filistin halkının gözyaşları silinmelidir. Mescid-i Aksa’nın hüzün ve ıstırap devri kapanmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın diyalog çabaları ve diplomatik temasları çok değerlidir. Sonuca ulaşması samimi dileğimizdir. Ancak gerekirse Türkiye her ihtimali masaya koyup restini çekmeli, bunun da siyasi eylemini planlayıp fedakarlık ve kahramanlık içinde icra etmelidir. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Boşa geçecek zaman kalmamıştır. Ramazan; barış, bereket, bolluk ve kardeşlik mevsimidir. Önümüzdeki Ramazan, barışın kurumsallaşıp kökleşmesi için müstesna ve muazzez bir fırsattır. Şayet bu fırsat kaçarsa, bölgenin ve dünyanın bacasını ateş saracak, Türk milleti de bu tehdit ve tehlike karşısında tarafsız kalmayacaktır. Ahlaklı insan ve toplumun sorumluluk duygusu yüksektir. Sorumluluklarımızın şuurundayız, zulme karşıyız, mazlumun da yanındayız.

“ŞER VE ŞİRRET EMELLER KARŞISINDA TEK YÜREK OLALIM”
Eski dönemlerde var olan ve toplumsal hayatımızı çepeçevre kuşatan ahlaki safiyetin ve toplumsal duyarlılığın müteakip dönemlerde buharlaşıp bireyselleşmesi Kur’an-ı Kerim’in Cuma Suresi’nin 11’inci ayetini çok daha haklı ve geçerli hale getirmektedir. Nitekim şahsi servetler yığılırken bir emr-i azim olan infak yoluyla paranın, hayır kanallarını zorlayarak, vahye uygun düşecek şekilde, yukarından aşağıya doğru toplum hayatına akmaması, hem sosyal, hem ekonomik, hem de siyasal çarpıklıklara neden olmaktadır. Bu çarpıklığın önüne geçmek için kim zordaysa elinden tutalım, ekmeğimizi bölüşelim, hayır ve hasenatta yarışalım, şer ve şirret emeller karşısında tek yürek olalım. Zekat-fitre-sadakalarımızı ihtiyaç sahibi insanlarımıza muhakkak ulaştıralım. Diyorum ki, Allah bes, baki hevestir. Galip olan yalnızca Allah’tır. Zalimlerin ve zulümlerin akıbeti mahvı perişanlıktır.
Aziz milletimizin ve Türk-İslam aleminin Ramazan-ı Şerifi’ni bugünden kutluyor; Allah’tan insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını niyaz ediyor, tutacağımız oruçların ve yapacağımız duaların kabulünü diliyorum.”
]]>İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun ile Bitlis’e gelen Zorlu, İYİ Partiye katılan Ahlat Belediye Başkanı Abdulalim Mümtaz Çoban’ı ziyaret etti.
Ardından belediye binasının önünde gazetecilere açıklama yapan Zorlu, Ahlat Belediyesinin Abdulalim Mümtaz Çoban’ın idaresinde an itibarıyla İYİ Partinin yönetimi altında olduğunu söyledi.
Ahlat’ın kendileri için önemli bir yer olduğunu belirten Zorlu, kuzeyden güneye, doğudan batıya, etnik köken ve mezhep ayrımı yapmadan ülkenin her bir ferdini kucaklama sorumluluğunda olduklarını ifade etti.
Ülkenin ekonomik anlamda sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Zorlu, “Özellikle son süreçte iktisadi anlamda bazı veri akışları gerçekleşti. Bunları takip ederek vatandaşımızın haklarını arıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisine önergeler, kanun teklifleri veriyoruz. Bu rakamlara yönelik emekçinin, emeklinin gelir düzeyinin ne olması gerektiğini haykırıyoruz.” diye konuştu.
“Emeklimizin, emekçimizin yanındayız”
Büyüme oranının yüzde 4,5 olarak açıklandığını belirten Zorlu, ülkenin büyümesinden memnuniyet duyduklarını kaydederek, şöyle konuştu:
“Bu büyümeden gelir dağılımı ne kadar etkilenmektedir. Bundan Bitlis’in, Ahlat’ın, Türkiye’nin farklı yerlerindeki insanların haberi var mı? Kişi başına milli gelir de 13 bin 110 dolar olarak açıklandı. Emekliye ne kadar zam verildi? 10 bin lira en düşük emekli maaşı ki bundan daha düşük alan emeklilerimiz de var. Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Emekliye seyyanen zam verilmek zorundadır. En son verilen bayram ikramiyesi 3 bin lira, gerçekten kabul edilebilir değildir. 2 kişilik bir aile bayram günü bir yerden bir yere gitmek istese sadece otobüs bileti 2 bin lira tutuyor. Şekerini, ikramını katmıyoruz. Son yıllarda bu değişim ne kadar emeklinin aleyhine yaşanmış. Emeklimizin, emekçimizin sonuna kadar yanındayız. İYİ Parti olarak bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, bayram ikramiyesi de ek 7 bin lirayla mutlaka 10 bin, yani en düşük emekli maaşı düzeyine getirilmek durumundadır.”
“Atama takvimini açıklayın”
Öğretmen atamaları konusuna da değinen Zorlu, şöyle devam etti:
“Temmuz ayından bugüne kadar yüz binlerce öğretmenimiz ve aileleri kaygılı bir bekleyiş içindedir. Bir kez daha Ahlat’tan sesleniyoruz, bu günden tezi yok atama takvimini açıklayın ve en az 100 bin kadroyu adil şekilde dağıtarak öğretmenlerimizin bu haklı feryadına kulak verin. Mülakat uygulamasının kaldırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisine kanun teklifi veren siyasi partiyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi her ne kadar seçim sebebiyle çalışmalarına ara vermiş olsa da iktidar, muhalefet bir araya gelerek bunu gerçekleştirmemiz ve bu uygulamayı da hayata geçirmemiz mümkündür, mülakat kaldırılmalıdır. Öğretmenlerimizin yeri, sınıflarıdır, okullarıdır, onları da oraya göndermek mecburiyetimiz vardır.”
Zorlu, bir gazetecinin, “Özgür Özel’in Manisa’da Türkiye ittifakından söz ederek İYİ Parti seçmenine seslendiği” yönündeki sorusuna, “Bilmiyorum böyle bir ittifak mı var? Ben duymadım doğrusu ama bizim ittifakımız milletimizledir. Böyle kent uzlaşışı gibi birtakım kavramları bilmeyiz. Milletimize gidiyoruz ve her bir kare toprağımızda milletimizle bütünleşerek inşallah bu seçimin en iyi çıkış yapan partisi olacağız. Biz ne demlenenlerden ne de demleyenlerden olma düşüncesine sahibiz. İnşallah 31 Mart’ta hep birlikte sonuçları göreceğiz.” yanıtını verdi.
]]>Antalya’nın dört bir yanında seçim çalışmalarını sürdüren Tütüncü, Alanya ilçe sakinleriyle kucaklaştı. Alanya’yı karış karış dolaşan Tütüncü, ilçe muhtarlarıyla buluştu, oda başkanlarının taleplerini dinledi, belediye işçileriyle öğle yemeği yedi, kooperatifleri ziyaret etti. Tütüncü, Alanya’da günün ilk ziyaretinde muhtarlarla buluştu. Alanyalı muhtarlar ile sabah kahvaltısında bir araya gelen Tütüncü, Alanya’nın eserlerinde hizmetlerinde en güzeline layık olduğunu söyledi. Tütüncü, “Alanya çok daha güzel hizmetlerle geleceğe yürümeli. Alanya Belediye başkanımızdan Allah razı olsun. Adem Murat Yücel başkanımız çok çalışarak, çok gayret ederek Alanya’ya eserler üstüne eserler, hizmetler üstüne hizmetler koymaya çalışıyor. Başkanımıza çıktığı yolda başarılar diliyoruz. Biz her zaman başkanımızın yanındayız. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Alanya’da çok büyük eksiklerinin olduğunu son 5 yılda hep beraber gördük “dedi.
“Örnek şehir”
Tütüncü, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yanında olmadığı ilçe belediyelerini tek kanatla uçmaya çalışan kuşa benzetti.
Hakan Tütüncü, “31 Mart Alanya için hamle yılları, atılım yılları olsun. Ulaşım, trafik, altyapı ve nazım imar konusunda en iyi hizmeti Antalya’mızın her yanına götürmek için yollara çıktık. Alanya Belediye başkanımızla beraber biz, örnek bir kadim şehir meydana getireceğiz” diye konuştu.
“Türel gitti, tesisler yarım kaldı “
Alanya’daki alt yapı sorunlarına da değinen Tütüncü, “Alt yapı sorunları sebebiyle dünyanın göz bebeği güzel şehrimiz mavi bayraklarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa bunun hesabini kim verecek? Bir büyükşehir belediyesi 5 yıl görevde kalırda arıtma ile ilgili bir şey yapmaz mı?” dedi. Tütüncü, içme suyundan köy ve yayla yollarına kadar görülmemiş hizmetleri Alanya’ya getireceklerini de sözlerine ekledi. Alanya’da yarım kalan tesisler konusuna da değinen Tütüncü, “Menderes Türel başkanım gitti, yapımına başlanan tesisler öylece kaldı. İnşallah o tesisleri tamamlamak önemli bir vefa borcumuz olacak. Bunu en güzel şekilde biz yapacağız ” dedi.
“Oda başkanlarıyla buluştu”
Tütüncü, Alanya’daki ikinci ziyaretinde ilçenin oda başkanlarıyla bir araya geldi. Yeni dönemdeki beklenti ve hedeflerin anlatıldığı buluşmada Tütüncü, oda başkanlarının sorularını cevapladı. Güzel bir şehrin doğuşunun, büyükşehir belediyelerinin en büyük görevleri arasında yer aldığına değinen Tütüncü, rasyonel düşünce ve bilimsel bilginin belediyecilik çalışmalarının her alanında en kıymetli husus olduğunu söyledi.
“İşçilerle yemek yedi”
Tütüncü, Alanya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü şantiyesinde belediye çalışanları ile yemek yedi. Cumhur İttifakı Antalya Belediye Başkan adayı Tütüncü, çalışanlara yemek servisini kendi eliyle yaptı. Alanya Belediyesi çalışanları ile bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Tütüncü, haftanın bir gününü Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü ekipleri ile arazide geçirdiklerini ve bu zamanın çok kıymetli olduğunu söyledi. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Alanya Belediyesi’nin güçlerini birleştirerek, ilçeye en güzel hizmetleri taşıyacaklarını da sözlerine ekledi. “Kepez’de çalışanlarımızla beraber çok güzel işler yaptık.” diyerek, sözlerine devam eden Tütüncü, “Belediye çalışanlarımızın emeklerine sağlık. Sizler çalışırsınız, takdiri hep belediyeler alır. Bize yöneltilen teveccühlerin arkasında sizlerin emeği, sizlerin alın teri vardır. Sizin arazideki emeğiniz vardır. Milletimiz adına da sizlere teşekkürü bir borç biliyoruz. Allah hepinizden razı olsun. Alanya’mıza çiçek gibi bakıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde çok güzel işler yapma heyecanı içinde, sıcacık ev sahipliğiniz için çok teşekkür ediyoruz” dedi.
“Alanya çıkarması”
Alanya’nın dört bir tarafını karış karış gezen Tütüncü, ilçenin Halk Otobüsleri Kooperatifi’nin emektar şoförleriyle de bir araya geldi. Antalya’nın altın çağında yapılacak çalışmaların konuşulduğu buluşmada Tütüncü, bu çağın herkesin yaşamaktan mutlu olduğu, sorunların ortadan kalktığı, çözümlerin geldiği yeni bir dönem olduğunu bildirdi. Günün bir başka ziyaretini de Yatçılar ve Gezi Tekneleri Kooperatifi’ne gerçekleştiren Tütüncü, ilçe sakinlerini de selamladı. Akşama kadar devam edecek olan Alanya turunda, ilçe seçim ofisini ziyaret edecek, Alanyaspor Taraftarları Derneği ile buluşacak, Alanyaspor-Trabzonspor maçını izleyecek. – ANTALYA
]]>Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti başkanlığında düzenlenen toplantıda, İl Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı, İl Jandarma Komutanı J.Alb. Özgür Özer ve İl Sahil Güvenlik Komutanı Yzb. Emre Meral basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Vali Serdengeçti’nin sunumuyla gerçekleştirilen toplantıda; asayiş, trafik, siber suçlar, terör, organize suçlar, yasaklı maddelerle mücadele, tefecilik ve yasadışı kaçakçılık gibi konularda bilgilendirme yapıldı.
Giresun genelinde son iki ay içinde sürdürülen güvenlik hizmetlerinden bahseden Serdengeçti, terörle mücadele; başta FETÖ, PKK, radikal sol ve dini istismar eden örgütler olmak üzere terörün her türlüsü ile amansız bir mücadele verdiklerini ifade ederek “İlimizde son 2 ayda bu anlamda 29 operasyon gerçekleştirildi. Yağlıdere ilçemiz, Karadoğa Deresi, Sırataş Tepesi barınma alanında 8 Ocak 2024 tarihinde sözde Karadeniz Açılım Grubunca kullanıldığı değerlendirilen muhtelif yaşam malzemelerini ele geçirdik. Bu operasyonlarımıza son terörist, ülkemiz ve milletimiz için bir tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar kararlılıkla devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Göçmen kaçakçılığı ile mücadele, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığını önleme hususlarında da bilgiler veren Serdengeçti “İlimizde toplam 4 bin 746 düzenli göçmen bulunuyor. Yine son iki ayda görevlilerimizce göçmen kaçakçılığına yönelik 4 operasyon icra edilmiştir. Beş düzensiz göçmen yakalanmış, 2 kişi sınır dışı edilmiş ve 16 göçmen de sevk edilmiştir” şeklinde konuştu.
Yasaklı madde ve uyuşturucuyla mücadele konularına da değinen Vali Serdengeçti “Geleceği zehirlemek isteyenlerin daima karşısında şerefli güvenlik güçlerimizin bulunacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bu kapsamda son 2 ay içinde ilimiz genelinde; 93 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda 64 şahsı gözaltına aldık ve sevk edildikleri adli mercilerce 17 şüphelinin tutuklanmasına ve 5 şüphelinin de adli kontrolüne karar verildi. Bu kapsamda Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilen operasyonlarda 5 bin 282 gram esrar, 104 gram metamfetamin, 2 bin 322 gram skunk, 66 adet sentetik ecza, 5 gram eroin, 3 gram kokain, 380 adet ekstazi ve 2 adet de silah ile geçirilmiştir” açıklamasında bulundu.
Serdengeçti, organize suçlar kapsamında ise “1 Ocak 2024’ten bu yana organize suçlarla mücadelede 6 operasyon gerçekleştirdik. Toplam 8 şüphelinin bulunduğu soruşturmalarda bir tutuklanma ve bir adli kontrol kararı verildi. Yapılan operasyonlarda 10 tabanca, bir kuru sıkı tabanca, 121 fişek ele geçirildi” dedi.
Serdengeçti, kaçakçılığa yönelik son 2 ayda 38 operasyon gerçekleştirdiklerini, adli mercilerce 4 şüpheli hakkında tutuklama 6 şüpheli hakkında da adli kontrol kararı verildiğini, bu operasyonlarda 189 litre alkollü içki, bin 200 paket sigara, 33 bin 800 adet dolu makaron, 100 bin 800 adet boş makaron, 82 şişe alkollü içki, bir silah imalathanesi, 17 adet tabanca, 11 adet kurusıkı tabanca, 4 adet piyade tüfeği, bir adet av tüfeği, 44 adet şarjör ve 695 adet tabanca fişeği ele geçirildiğini belirtti.
Diğer bir önemli hususun da aranan şahıslar konusunda olduğunu belirten Serdengeçti, şu ifadeleri kullandı:
“Giresun’da son 2 ayda sıfır ile 5 yıl aralığında hapis cezası olan 170 kişi, 5 ile 10 yıl aralığında hapis cezası olan 11 kişi, 10 yıl üzerinde hapis cezası olan 8 kişi kolluk kuvvetlerimizin yoğun çalışmaları neticesinde yakalanmıştır. Kısaca hakkında hapis cezası verilen ve firar durumunda bulunan 189 kişi 2 ayda yakalanarak teslimleri gerçekleştirilmiştir. Öte yandan henüz cezası bulunmayıp, beyanı alınmak üzere firar durumunda bulunan 489 kişi de yakalanarak haklarında gerekli işlemler yapıldı. Ayrıca asayiş suçlar kapsamında 37 adet tabanca, 5 adet kurusıkı tabanca ve 6 adet av tüfeği olmak üzere toplam 48 silah ele geçirildi.”
Son olarak trafik olayları hakkında bilgi veren Vali Serdengeçti, Giresun ili genelinde son 2 aylık dönemde 159 bin 576 adet aracın kontrol edildiğini, bu araçlardan 3 bin 814’üne cezai işlem uygulandığını ve bin 547 aracın trafikten men edildiğini belirterek son iki ayda bir ölümlü kaza ve 127 yaralanmalı kaza meydana geldiğini söyledi. – GİRESUN
]]>Meyer-Landrut, Kayseri Ticaret Odası’nda düzenlenen AB – Kayseri İş Dünyası Formu’nda yaptığı konuşmada, “Yeşil mutabakat” ve “Dijital Dönüşüm”ün AB için çok önemli olduğunu, Türkiye’nin bu alanda önemli adımlar attığını söyledi.
Türkiye’nin sıfır emisyon hedefini tanımladığını, Ulusal Eylem Planı yaptığını ve aynı zamanda karbonsuzlaştırma konusunda öncelikli sektörleri belirlediğini anlatan Meyer-Landrut, bunların önemli adımlar olduğunu dile getirdi.
AB ile Türkiye’nin ekonomik ilişkilerinin çok güçlü olduğuna değinen Meyer-Landrut, “AB üye ülkeleri ve Türkiye arasında 2023’te 206 milyar avrodan fazla ticaret hacmi gerçekleşmiş. Gerçekten çok önemli bir rakam.” diye konuştu.
“Tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor”
Gümrük Birliği hakkında bilgiler veren Meyer-Landrut, şöyle devam etti:
“Gümrük Birliğinin 2016’da güncellenmesiyle ilgili bir öneride bulunulmuştu. Komisyon da her iki taraf açısından bu anlaşmanın güncellenmesinin büyük potansiyeli, avantajları olduğunu kabul etmişti. Karşılaştığınız bazı sorunlardan, zorluklardan bahsettiniz. Biz de Gümrük Birliğinin uygulanmasında birtakım zorluklar yaşıyoruz. Ticareti engelleyici konular diyoruz buna. Bu konuda da yapılan çalışmalar, geçen yaz atılan adımlar daha somut sonuçları bize sağlayacak ve burada ifade edilen hedeflere ulaşılabilecek. Vizeyle ilgili şunu net olarak söylemek isterim. Hepimiz, tüm üye ülkeler ve konsolosluklar, gerçekten özellikle iş insanları için vize sağlama konusunda çok çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığıyla da çalışarak vize konusunun kolaylaştırılmasının yollarını bulmaya çalışıyoruz. Vizeye erişimi kolaylaştırmayı sağlıyoruz. 2023 itibarıyla baktığımızda Türkiye’de, önceki yıllara göre en yüksek sayıda Şengen vizesi verilmiş. Herhalde tüm dünyada en fazla sayıda Şengen vizesinin verildiği ülke. Dolayısıyla bir politika değil, birtakım pratik çalışmaların yapılması gerekiyor bu zorlukların aşılması için. Zorlukların, iş dünyasının ihtiyaçlarının farkındayız ama şundan emin olun ki tüm üye devletler bu sorunu çözmek için çok titiz şekilde çalışıyor.”
Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay da Kayseri’nin ticarette önemli kentlerden biri olduğunu ve istikrarlı şekilde ilerlediğini anlattı.
“Avrupa Birliği ile siyah beyazlar değil, gri alanlar var. Biz bunları beyaza boyamak istiyoruz. Bu beyazı boyarken de Kayseri’nin kapasitesini, potansiyelini kullanmak istiyoruz.” diyen Bozay, büyükelçilerden, ikili düzeyde her konunun olurundan çözülmesini talep etti.
Bozay, birçok Avrupa ülkesi ile büyük ticareti olan Türkiye’nin bu durumu ileriye taşıması gerektiğini de vurguladı.
“Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin”
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin otomotiv, beyaz eşya ve konfeksiyon gibi alanlarda Avrupa’nın ana tedarikçisi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, 2 yıl sonra AB ile ekonomik ilişkilerin en önemli ayağı olan Gümrük Birliğinin 30’uncu yılına girileceğini belirtti.
Gümrük Birliğinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini savunan Hisarcıklıoğlu, AB Konseyinin mart ayında Gümrük Birliğinin güncellemesi konusunda çalışmalara başlaması için komisyona yetki vermesini beklediklerini söyledi.
Vize konusunun önemli olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye AB ilişkilerinde çok ciddi bir sorun haline geldi. Avrupa Birliği’ni de çok anlayabilmiş değilim. İş adamlarının önünü açacak vize kolaylığını niye yapmaz Avrupa Birliği? Özellikle vizelerin iş dünyasına kolaylaştırılmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Kapıkule’den nasıl çıkacaklar? Kota var, şoföre vize var. Şoför vize alamıyor ki kamyon gitsin. Yani tarife dışı bir engel var. Bunların düzeltilmesine de ihtiyaç var.”
Program, konuşmaların ardından protokol üyelerinin hediye takdimiyle sona erdi.
]]>Türkiye’de geçen yıl yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde binlere bina yıkılmış, 10 binlerce insan hayatını kaybetmişti. Depremlerin büyüklüğüne rağmen zemininde sismik izolatör kullanılan büyük kamu binalarının depremden etkilenmediği görülmüştü. Şehir hastaneleri ve kamu binalarında kullanılan sistemin vatandaşların oturacağı binalarda da kullanılmasına ilişkin Atakum Belediye Meclisi gelen talepler üzerine konuyu gündemine aldı.
Örnek teşkil edilecek karar ile birlikte yapı ruhsatlarına eklenecek plan notu ile birlikte yönetmelikte yer alan “Zeminin topraktan destek alması” maddesi yerine “Yapı ruhsat başvurularında depreme dayanıklı yapılar inşa etmek için sismik izolatör kullanılacak olan birimlerin çevresinde güvenlik önlemleri alınmak üzere ön bahçe dahil tüm bahçe alanları statik gereklere göre düzenlenebilir” plan notu eklenerek deprem izolatörünün yapılmasının önü açılacak.
“Karadeniz’de ilk”
Atakum Belediye Meclisi Mart Ayı Olağan Toplantısı 1. Oturumu’nda konuşan Atakum Belediye Başkanı Cemil Deveci, zemini kot altında kalan Balaç’ta yapılacak bir bina için kendilerine talep geldiğini, alacakları bu karar ile birlikte Karadeniz’de ilk defa vatandaşların ikamet edeceği bir binanın zemininde sismik izolatör kullanılacağını ve bu alınacak kararın depreme dayanıklı binalar yapılmasının da önünü açacağını ifade etti.
“Samsun Şehir Hastanesi’nde de bu yöntem kullanıldı”
Sismik izolatörlerin yakın zamanda meydana gelen depremlerde de güvenirliğini kanıtladığının altını çizen Cemil Deveci, “Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından ‘sismik (deprem) izolatör’ ülke gündemine geldi. Mevcut imar planlarında deprem izolatörünün yapılacağı binaların nasıl yapılacağına dair bir hüküm yok. Birçok kurumdan uzman görüşü aldık. Karadeniz’de ilk kez Atakum’da uygulanacak. Samsun Büyükşehir Belediyesi ile de görüştük. Bu sistemi kullanarak yapılacak binalar için ‘plan notu’ olursa uygulayıcılar için rahatlık sağlar diye düşünüldü. Binada deprem izolatörü uygulandığından binanın zeminden itibaren etrafının boş bırakılması gerekiyor. Binanın sallanabilme ve esneme ölçüsüne göre duvara veya toprağa değmemesi gerekiyor. Bizim yönetmeliğimizde kot altında kalan temellerin etrafının kapatılması gerekiyor. Toprak zeminden destek alınsın gibi bir mantık var mevcut yönetmelikte aksine bu izolatör kullanılan binalarda da yapının esnemesi için önünün açık tutulması gerekiyor. Zeminden itibaren belli miktarda etrafının boş olması gerekiyor. OMÜ Mimarlık Fakültesi ve Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin görüşünü aldık. Bakanlıktan gelen uzman görüşünde ise ‘Sismik derz mesafesi, izolatör tasarım deplasmanın en az 2 katı olacak şekilde projelere yansıtılması ve bu detaya göre peyzaj düzenlemesi yapılması gerekir’ diyor. Yani zeminden itibaren toprak kotuna kadar bir mesafeyi boş tutacak. Fore kazıklar ile zemin koruma altına alınacak. İlk uygulamayı da Balaç Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nın altında yapılacak bina için meclis kararının ardından izni verilecek. Komisyonda uzmanlar da konu hakkında daha detaylı bilgileri verecekler. Bu karar Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi’nden geçtikten sonra da diğer birçok ilçede de örnek gösterilebilecek. Samsun Şehir Hastanesi ve Tekkeköy Devlet Hastanesi de sismik izolatör yöntemi ile yapıldı. Devlet de artık tüm büyük kamu yatırımlarının zemininde bu deprem izolatörlerini kullanıyor. Bizler de bu kararı alarak, sağlam binaların yapılmasında öncü olacağız” dedi.
Söz konusu gündem maddesi, meclis üyelerinin oybirliği kararı ile İmar Komisyonu’na havale edildi. Komisyonda görüşülecek gündem maddesi, meclisten geçtiği takdirde karara bağlanacak ve ilçedeki binaların zemininde deprem izolatörü kullanılabilecek. – SAMSUN
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu toplantıları kapsamında yaptığı açıklamada, Gazze’ye Mısır üzerinden giden insani yardımlar için artık İsrail’in izninin beklenmemesi gerektiğini kaydetmiş ve ilgili ülkelerin tek taraflı adım atmaları önerisini gündeme getirmişti.
Son Türkiye ziyaretini Temmuz 2023’te gerçekleştiren Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya gidecek.
Ziyaretin gerçekleşeceğini ilk duyuran kişi Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına katılan Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki oldu. Maliki, hafta sonu düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abbas’ın sürekli iletişimde olduklarını, Ankara’da yüz yüze görüşme fırsatı bulacaklarını söyledi. Filistinli bakan, görüşmelerde Türkiye’nin Filistin’e desteğinin ele alınacağını, özellikle Gazze’ye yapılan yardımlar konusunun ele alınacağını kaydetti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun kapanış basın toplantısında Abbas’ın ziyaretini teyit etti ve görüşmelerde İsrail-Hamas savaşının seyrinin ele alınacağını söyledi.
Fidan, “Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede” ifadeleriyle Ankara’da yapılacak görüşmelerin içeriğini de duyurmuş oldu.
Gündemde ateşkes ve insani yardım var
Bakanı Fidan aynı basın toplantısında, ateşkes konusunda genel bir anlayış bulunduğunu ve anlaşmaya yakın olunduğunu kaydetti ve asıl dikkat çekilmesi gereken durumun Gazze’de giderek kötüleşen insani koşullar olduğunu vurguladı.
Gazze’ye yardım konusunda uluslararası toplumun yerleşik uygulamaları bırakıp artık tek taraflı adım atması gerektiğini düşünen ülkeler olduğunu kaydeden Fidan, “Bizler de artık bu görüşleri destekliyoruz çünkü yani birilerinin iznini bekleyerek Gazze’ye yardım ulaştırmak, artık 2 milyondan fazla insanın yavaş ve sessiz ölümüne ortak olmak manasına geliyor” dedi.
Yardımlar İsrail’in onayı olmadan Gazze’ye geçmiyor
İsrail ve Mısır arasında yıllardır geçerli olan uygulamaya göre, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı kullanan insani yardım kamyonları İsrail’e geçiyorlar ve Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda denetlendikten sonra Gazze’ye gönderiliyorlar. Denetleme işleminin vakit alması, İsrail’in onay vermediği insani yardım maddelerinin geri gönderilmesi gibi uygulamaların, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçların Filistin halkına ulaşmasında kesintilere neden olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Filistin’e insani yardımlarını artıran ülkeler arasında olan Türkiye, son aylarda başta Mısır ve diğer önde gelen Arap ülkeleriyle yaptığı temaslarda İsrail’in izninin artık aranmaması gerektiğini, bu konudaki uygulamanın değiştirilmesi çağrısında bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay Kahire’ye yaptığı ziyaret sırasında konuyu Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüştüğü biliniyor. Mısır yönetiminin ilk başta öneriye mesafeli olduğu ancak İsrail’in saldırıları sonucunda insani durumun giderek çok daha kötüleşmesi üzerine pozisyonunu esnettiği kaydediliyor.
Bunun en önemli sinyallerinden biri Mısır’ın, İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı tek kent olan Rafah kentine saldırması durumunda Camp David’de imzalanan barış anlaşmalarından çekileceği tehdidinde bulunmuş olması olarak değerlendiriliyor.
Ancak Mısır’ın henüz insani yardımlar konusunda “tek taraflı” bir süreç başlatma noktasında olmadığı, özellikle ateşkes müzakerelerinin yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir adımı atmayı değerlendirmeyeceği kaydediliyor.
Antalya Diplomasi Forumu’nda neler konuşuldu?
Gazze konusu, bu yıl 3. sü yapılan Antalya Diplomasi Forumu’nun öncelikli konuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, açılış konuşmalarında İsrail’in saldırılarını sert dille eleştirirken, Batı dünyasının büyük çoğunluğunu da çifte standart uyguladıkları için kınadılar. Erdoğan, Gazze’de yaşananların mevcut uluslararası sistemin tamamen çöktüğünün bir göstergesi olduğunu belirtti ve daha adil bir sistemin mutlaka kurulması gerektiği mesajını yineledi.
Dışişleri Bakanı Fidan ise Gazze’deki durumu özel olarak işleyen ve Filistin Dışişleri Bakanı Maliki ile Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin konuşmacı olarak yer aldığı bir panele de katıldı. Temas Grubu ülkelerinden Suudi Arabistan ve Katar ise Antalya Diplomasi Forumu’na dışişleri bakanı düzeyinde katılmadı.
Fidan, forumun kapanış basın toplantısında, Antalya’da küresel sistemin adaletsizliğine ve dengesizliğine karşı oluşmakta olan uzlaşının ele alındığını belirtirken, “Bazı uluslararası aktörlerin farklı meselelerdeki çifte standartlı ve uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımları, forum esnasında panelistlerce adeta ifşa edildi” dedi.
Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden üst düzey katılım olmaması dikkat çekti. Buna karşın bu yıl da Afrika ülkelerinden yoğun bir katılım gözlendi. Toplantıya cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı düzeyinde katılım gösteren 19 ülke çoğunlukla Afrika ve Balkan ülkeleri oldu.
]]>Özel, Lüleburgaz Belediyesi Sanat Akademisi’nde düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşları ve Muhtarlar Buluşması”nda, seçimlerde aday olan tüm muhtarlara başarılar diledi.
AK Parti iktidarını değiştirmeye geçen yıl yapılan genel seçimlerde çok yaklaşılmasına rağmen bunun gerçekleşmediğini anımsatan Özel, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Özel, emekli maaşlarının yüksek enflasyon karşısında çok düşük kaldığını, bu nedenle en düşük emekli maaşının 25 bin lira olması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumunu (TÜİK), verilerinin gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştiren Özel, “Bugün itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 67. Peki gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon yüzde 130.” ifadesini kullandı.
Yarına umutla bakmak isteyen herkesi oy vermeye, 31 Mart’ta sandık başına davet eden Özel, şöyle konuştu:
“2018 yılındaki seçim başarısından sonra tek adam rejiminin yerleştiği günden sonra 2019’da İstanbul’dan, Ankara’dan başlayarak 11 büyükşehirle genel iktidarın gücünü yerelden dengelediğimiz süreçte, geçen seneki seçimlerde yüzde 51’e 49’luk duruma kadar gelip büyük bir talihsizlikle, kendi hatalarımızla o seçimi kazanamamıştık.
Yarınlara umutla bakmak isteyen ‘bu hükümet beni görmezden gelmesin’ diyen, ‘beni de hesaba katsın’ diyen herkesin 31 Mart’ta bu hükümete ‘bir dur bakalım’ demesi lazım. Türkiye’nin bütün yoksullarını, bütün işsizlerini, bütün esnaflarını, bütün çiftçilerini, bütün emekçilerini ve bütün emeklilerini 31 Mart’ta sandıkta birleşmeye davet ediyorum.”
“Türkiye ittifakı Türkiye’yi seven herkesten oy alır”
Cumhur İttifakı’nın karşısında güçlü olduklarını vurgulayan Özel, aday gösterdikleri tüm belediye başkanlarının donanımlı ve tecrübeli olduğunu belirtti.
Cumhur İttifakı’nın karşısında bu kez herkesten oy alacak Türkiye ittifakının olduğunu ifade eden Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye ittifakı, Türkiye’nin geleceğinin garantisi. Onların karşısındaki ittifakın adı bu sefer Millet İttifakı değil ama çok daha güçlüsü var, Türkiye ittifakı. Türkiye ittifakı kimden oy alır? Türkiye’yi seven herkesten oy alır. Milli takım gol atınca sevinen herkesten oy alır, Filenin Sultanları şampiyon olduğunda ağlayandan, kızlarımız ağlarken gırtlakları düğümlenen herkesten oy alır. Türkiye ittifakı, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı beyaz renkleriyle, ay yıldızlı al bayrağıyla, vatanını, ülkesini, milletini sevenleriyle biz Türkiye’yi kucaklamaya, Türkiye’yi kurtarmaya, Türkiye’deki sıkıntı çeken herkesi kucaklamaya geliyoruz.”
Programda, CHP Kırklareli İl Başkanı Bora Terzi ile Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli de konuşma yaptı.
Özgür Özel, daha sonra pazar yerinde esnaf ziyaretinde bulundu. Ürünlerin fiyatlarını inceleyen Özel, vatandaşlarla sohbet etti.
Özel, vatandaşlara hitap etti
Ardından Kongre Meydanı’ndaki programa geçen Özel, burada da katılımcılara seslendi.
Emeklilerin yüzde 70’inin 10 bin lira maaş aldığını, iktidarın enflasyonu düşüreceği vaatlerinin bir türlü gerçekleşmediğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“Bak Recep Tayyip Erdoğan, karıncanın kardeşi var. Onu sana ezdirtmeyiz, karıncanın kardeşi, CHP’dir, CHP’lilerdir. Dün, Recep Tayyip Erdoğan çıktı dedi ki ‘Enflasyonu düşüreceğim, yıl sonuna kadar’, geçen sene de aynı şeyi söylemişti. Ama o bunu söylediğinde 19 lira olan mazot 40 lira, 42 lira olunca, 45 liralara kadar çıkınca iğneden ipliğe her şeye zam geldi. Zam gelmeye devam ediyor. Evet, seninle istediğin gibi kavga edeceğim ama kimlik siyaseti kavgası etmeyeceğim. Sen zam, zam, zam yaparken, sen istiyorsun diye ‘dem, dem, dem’ konuşmayacağım. Emekliyi konuşacağım, esnafı konuşacağım, yoksulları konuşacağım, işsizliği konuşacağım.”
Partisinin belediye başkan adaylarına oy isteyen Özel, Lüleburgaz’da belediye başkanlığını kazanacaklarına inandığını vurguladı.
Türkiye’yi kucaklayan bir siyaset yaptıklarını dile getiren Özel, Türkiye ittifakının içinde sosyal demokratların, muhafazakar demokratların ve milliyetçi demokratların olduğuna işaret etti.
]]>Kepez Belediye Meclisi, bu dönemdeki 60. toplantısını gerçekleştirdi. Belediye Meclis Salonu’nda yapılan toplantı, yoklama, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce parti grup sözcüleri, meclisin bu dönemle ilgili düşüncelerini dile getirdi.
“Bu bir veda değil, hizmete devam edeceğiz”
Ak Parti Grup Sözcüsü Serhat Demir, “Bugün bir veda konuşması yapmayacağım. 8 Mart Cuma günü yapılacak olan devam meclisinde bu dönemi değerlendireceğim. O gün vedalaşır ve kucaklaşırız. Ancak bu bir veda olmaz. Çünkü hizmet için her zaman milletin yanında olmaya, Kepez’imize, Antalya’mıza hizmet etmeye devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
CHP; “Kepez’de kararların yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçti”
Kepez Belediye Meclisi’nde 5 yıl boyunca aldıkları kararların ilçe sakinlerine ve Antalya’ya hayırlı olmasını dileyen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Sözcüsü Barış Bulut da şunları söyledi: “Kepez Belediye Meclisi üyesi olarak milletimizin bize verdiği 5 yıllık görev süresini tamamlıyoruz. Bugüne kadar mecliste almış olduğumuz kararların Kepez’de yaşayan hemşehrilerimize ve Antalya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte meclisteki gündem maddelerinin yüzde 90’nından fazlası oybirliğiyle geçmiş. Bu anlamda meclis yönetimine, Başkanımıza, tartışmaya yol açmayacak şekilde bir belediye yönetimi sergileyen bürokratlarımıza CHP grubu adına teşekkür ederim. Bu süreçte acı tatlı olaylar yaşadık. Ama hiçbir zaman birbirimizi rencide edecek bir durum sergilenmemiştir. Varsa da bu son toplantıda helalleşelim isterim. Yeni dönemde görev olacak meclis üyesi arkadaşlarımıza da başarılar dilerim. Görev almayacak olan meclis üyesi arkadaşlarımıza da bundan sonraki yaşamlarında mutlu, huzurlu ve başarılı dolu bir günler diliyorum.”
MHP, “Şahıslar adına bir eleştirimiz olmadı”
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü Ali Baki Sarıca da, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimi sürecinin yaşandığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçimlerin bir demokrasi şöleni içerisinde geçmesini canı gönülden diliyorum. Meclis üyesi arkadaşlarımızdan yapmış olduğumuz siyasi eleştirilerden alınganlık gösterenler olabilir. O arkadaşlarımızdan helalleşmek isteriz. MHP olarak biz genelde kurumsal yapıları eleştiririz. Şahıslar adına bir eleştirimiz olmamıştır. Yeni dönem için başvuru yapan meclis üyesi arkadaşlarımızın yeniden seçilip, bir hizmet yarışı içerisinde olmalarını gönülden diliyorum. Başvuru yapmayan arkadaşlarımızı da yeni yaşamlarında başarılar diliyorum.”
Komisyonlara yeni üye
Parti grubu sözcülerinin açıklamalarından sonra 16 gündem maddesinin görüşülmesine geçildi. Meclis Başkan Vekili Süleyman Acar, başkanlığında yapılan mecliste, komisyon üyeliği seçimi vardı. Üye eksilmesinden dolayı, aynı parti kontenjanından olmak şartıyla Denetim, İsim Tespit ve Hayvan Hakları komisyonları için üye seçimi yapıldı.
Denetim Komisyonu’na Cafer Turgay (CHP), İsim Tespit Komisyonu’na Veli Yılmaz (CHP) ve Hayvan Hakları Komisyonuna Özcan Özalp (CHP) seçildi.
Antalya Kütüphanesi’ne yönetmelik
Mecliste, Başkan Hakan Tütüncü döneminin eserlerinden biri olan Antalya Kütüphanesi’nin, çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmelik teklifini de oy birliğiyle kabul edildi. Yönetmelikle kütüphaneni işletilmesinde, yönetilmesinde aksaklık yaşanmaması amaçlanıyor.
Son meclis toplantısı Cuma günü
Gündemdeki 16 maddenin görüşülmesinin tamamlanmasından sonra söz alan Başkanvekili Acar, komisyonlara havale edilen diğer konuların karara bağlanması için Kepez Belediye Meclisi Mart ayı olağan toplantısının 2. oturumunun 8 Mart Cuma günü yapılacağını belirterek, toplantıyı sonlandırdı. – ANTALYA
]]>Vali Özkan, DSİ 4 Bölge Misafirhanesinde, Vali Yardımcıları Hacı İbrahim Türkoğlu ve Vali Yardımcısı Sait Arcaklıoğlu, 31 ilçe kaymakamı, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut ile toplantı yaptı.
Yaklaşan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili tedbirleri değerlendiklerini ve genel asayiş, suç ve suçlular ile mücadeledeki son durumu konuştuklarını belirten Özkan, “Konya’mız huzur şehri, Konya’mıza tarım şehri, sanayi şehri, kültür şehri, spor şehri deniliyor. Çok önemli özelliklerinden birisi de tarihten gelen dayanışmanın, sivil toplum ruhunun hakim olduğu, yardımlaşmanın ve huzurun cari olduğu bir şehir. Şehrimizin avantajlarından birisi de suç ve suçlulara müsamahanın daha az olduğu, iyiye, güzele koşturma yönündeki temayülün daha ağırlıklı olduğunu ifade edebilirim. Bu huzur, istikrar ortamının muhafazasına tedbirler alacağız.” diye konuştu.
Özkan, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi gerekli hazırlıkların tamamlandığını ifade ederek, Konya’da 1 milyon 649 bin 704 seçmenin 5 bin 365 sandıkta oy kullanacağını belirtti.
Seçimlerde 6 bin 437 polis, 2 bin 326 jandarma olmak üzere toplam 8 bin 763 personelin görev başında olacağını vurgulayan Özkan, “Seçimle ilgili bu çalışmalarımız nitelikli bir şekilde etkin, yaygın ve koordineli bir şekilde devam edecektir. Kaymakamlarımız ilçelerinde bu toplantıları yapıp risk analizlerini yaparak tedbirler alacaktır. Adli makamlarımızın gözetim ve denetiminde geçecek olan seçimlerin hayırlı olmasını, kazasız belasız bir şekilde atlatılmasını temenni ederim.” dedi.
Suç ve suçlularla mücadele
Konya’da meydana gelen asayiş olayları, suç ve suçlu ile mücadeledeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, son 9 ayda malvarlığına karşı işlenen, evden hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlarda aydınlatma oranının yüzde 91 olduğunu, 59 cinayet olayının ise tamamının aydınlatıldığını vurguladı.
Son 2 ayda hapis cezalı aranan 846 kişinin yakalandığını ifade eden Özkan, şunları kaydetti:
“İl Jandarma Komutanlığınca 17 Ocak’ta icra edilen operasyonda Çumra ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kiralanan depolardan 1 Kasım 2023’te buğday çalınması olayı ile ilgili 11 şüpheli yakalanmış, 3’ü tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol almıştır. Sarayönü ilçesinde 29 Ocak’ta kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı olayında, 2 bin 430 adet sikke ve 164 adet tarihi obje ele geçirilmiş, yakalanan 3 şüpheli adli kontrol almıştır. Son 2 ayda İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda, 8 yağma olayında yakalanan 24 şüpheliden 11’i tutuklanmış, motosiklet hırsızlığı olaylarında 1 zanlı tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, piyasa değeri toplam 190 bin lira olan 5 motosiklet bulunarak sahiplerini teslim edilmiştir. Yapılan 98 kayıp şahıs müracaatında 91 şahıs bulunmuş, 8’inin aranmasına devam edilmektedir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda da 46 aranan şahıs yakalanmış, 15 şahıs tutuklanmıştır.”
Özkan, son 2 ayda PKK, DEAŞ ve FETÖ/PDY Terör Örgütüne yönelik 11 terör operasyonu düzenlendiğini, 50 şüphelinin gözaltına alındığını, 8’inin tutuklandığını söyledi.
Narkotik ekiplerinin çalışmalarında ise son 2 ayda 279 operasyon yapıldığını, 1373 kişinin gözaltına alındığını, 209 şüphelinin tutuklandığını dile getiren Özkan, operasyonlarda 20 kilo 370 gram esrar, 2 kilo 548 gram eroin, 7 kilo 620 gram metamfetamin ve 120 bin 787 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirtti. Organize suç örgütleri ile mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Özkan, 28 operasyon düzenlendiğini, 29 şüphelinin tutuklandığını ifade etti.
Konya’da 142 bin 408 göçmen yaşıyor
Özkan, geçici koruma altındaki Suriyeli sayısının 120 bin 356 olduğunu, ikamet izni ile kalan 8 bin 544 ve uluslararası koruma çerçevesinde kalan 13 bin 508 kişi olmak üzere toplam göçmen sayısının 142 bin 408 olduğunu belirtti.
Özkan, 2023’te 1827, 2024’ün ilk 2 ayında 117 düzensiz göçmen yakalandığını kaydetti. Göçmenlerle ilgili son 9 aydaki 57 operasyonda 26 organizatörün tutuklandığını ifade eden Özkan, İl Emniyet Müdürlüğünce göçmen kaçakçılığı (TCK-79) suçundan 14, organ doku ticareti suçundan 2 adli işlem tesis edilerek yakalanan 19 şüpheliden 11’inin tutuklandığını ve bu dosyalar kapsamında 7 aracın trafikten men edildiğini sözlerine ekledi.
]]>Vali Vahdettin Özkan, yaklaşan 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri ve genel asayiş, suç ve suçlular ile mücadelede son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi gerekli hazırlıkların tamamlandığını belirten Vali Özkan, “Seçim güvenliğine ilişkin seçim güvenlik toplantılarını yapıyoruz. Seçimlerle ilgili kolluk birimlerinin kim nerede görev yapacak planlamaları yapıldı, kaymakamlıklara gönderildi. Konya’da 1 milyon 649 bin 704 seçmen 5 bin 365 sandıkta oy verme işlemini gerçekleştirecek. Seçimlerde 6 bin 437 polis, 2 bin 326 jandarma olmak üzere toplam 8 bin 763 personel, toplam bin 346 araç ile görev başında olacak” ifadelerini kullandı.
Suç ve suçlularla mücadele
Konya’da emniyet ve jandarma bölgesinde meydana gelen asayiş olayları, suç ve suçlu ile mücadeledeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, son 9 ayda malvarlığına karşı işlenen, evden hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlarda aydınlatma oranının yüzde 91 olduğunu, 59 cinayet olayının ise tamamının aydınlatıldığını, son 2 ayda hapis cezalı aranan 846 kişinin yakalandığını ifade etti. Özkan, “İl Jandarma Komutanlığınca 17 Ocak 2024 tarihinde icra edilen operasyonda Çumra ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kiralanan depolardan 1 Kasım 2023 tarihinde buğday çalınması olayı ile ilgili 11 şüpheli yakalanmış, 3’ü tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol almıştır. Sarayönü ilçesinde 29 Ocak 2024 günü, kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı olayında, 2 bin 430 adet sikke ve 164 adet tarihi obje ele geçirilmiş, yakalanan 3 şüpheli adli kontrol almıştır. Son 2 ayda, İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda, 8 yağma olayında yakalanan 24 şüpheli şahıstan 11’i tutuklanmış, motosiklet hırsızlığı olaylarında 1 şahıs tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, piyasa değeri toplam 190 bin TL olan 5 adet motosiklet bulunarak sahiplerini teslim edilmiştir. Yapılan 98 kayıp şahıs müracaatında 91 şahıs bulunmuş, 8’inin aranmasına devam edilmektedir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda da 46 aranan şahıs yakalanmış, 15 şahıs tutuklanmıştır” dedi.
Terör, narkotik ve suç örgütü operasyonları kararlıkla devam ediyor
Vali Vahdettin Özkan, son 2 ayda düzenlenen terör, narkotik ve organize suç örgütü operasyonları hakkında bilgiler verdi. Özkan, PKK, DAEŞ ve FETÖ/PDY Terör Örgütüne yönelik 11 terör operasyonu düzenlendiğini, 50 şüphelinin gözaltına alındığını, 8’inin tutuklandığını söyledi. Vali Özkan, narkotik ekiplerinin çalışmalarında ise 279 operasyon yapıldığını, bin 373 kişinin gözaltına alındığını, 209 şüphelinin tutuklandığını kaydetti. Özkan, operasyonlarda 20 kilo 370 gram esrar, 2 kilo 548 gram eroin, 7 kilo 620 gram metamfetamin ve 120 bin 787 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirtti. Organize suç örgütleri ile mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Özkan, 28 operasyon düzenlendiğini, 29 şüphelinin tutuklandığını ifade etti.
Konya’da Geçici Koruma Altındaki Yabancı Sayısı: 120 bin
Konya’daki göçmenlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Konya Valisi Vahdettin Özkan, Geçici Koruma Altındaki Suriyeli sayısının 120 bin 356 olduğunu, İkamet İzni ile kalan 8 bin 544 ve Uluslararası Koruma çerçevesinde kalan 13 bin 508 kişi olmak üzere toplam göçmen sayısının 142 bin 408 olduğunu belirtti. Özkan, 2023 yılında 1.827, 2024 yılının ilk 2 ayında 117 düzensiz göçmen yakalandığını kaydetti. Göçmenlerle ilgili son 9 aydaki 57 operasyonda 26 organizatörün tutuklandığını ifade ederek, İl Emniyet Müdürlüğünce Göçmen Kaçakçılığı (TCK-79) suçundan 14, Organ Doku Ticareti suçundan 2 adli işlem tesis edilerek yakalanan 19 şüpheliden 11 ‘i tutuklandığını ve bu dosyalar kapsamında 7 aracın trafikten men edildiğini sözlerine ekledi.
Toplantıya, Vali Vahdettin Özkan, Vali Yardımcısı Hacı İbrahim Türkoğlu, Vali Yardımcısı M. Sait Arcaklıoğlu, 31 İlçe Kaymakamı, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut katıldı. – KONYA
]]>22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, beraberinde AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç ile birlikte Şehzadeler Belediyesi’ni ziyaret etti. Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik ve başkan yardımcıları, Bülent Arınç’ı belediye önünde karşıladı, daha sonra makamında ağırladı.
Ziyaretine ilişkin bir değerlendirme yapan 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başkan Çelik’in iki dönem Manisa ve Şehzadeler’e büyük hizmetleri olduğunu, Şehzadeler halkının da bu hizmetlerden fevkalade memnun olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “Biz bu hizmetlerin daha da büyüyüp, gelişmesini arzu ediyoruz. Manisa’ya gelmişken belediyemizi ziyaret etmek, başkanımıza da geçmiş dönem hizmetleri için teşekkür etmek istedim. Bildiğiniz gibi Ömer Faruk Çelik bu dönem devam etmeyecek. Adaylık noktasında bir teşebbüsü olmadı. Şehzadeler ve Manisa için yaptığı hizmetleri şimdilik kafi gördü. Aday olarak Yavuz Kurt isimli bir arkadaşımız kendisinden bayrağı devralıp hizmetleri devam ettirecek. Onun kazanması, Manisamıza hizmet etmesi için onunla birlikte gönül gönüle gayret ediyoruz. Çok yaklaşan seçimler dolayısıyla başkanımıza bir veda ziyareti olarak kabul edebilirsiniz, teşekkür etmeye geldim. Manisa’mızın değerli bir evladı olarak elinden gelen gayreti gösterdi. Bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum. Eşi ve çocukları ile birlikte sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Bunu hem şahsım hem de Manisa adına yapmaktan iftihar duyuyorum. Allah bundan sonra kalan ömrünü bundan öncekilerden daha bereketli, başarılı kılsın. Şehzadeler Belediyemize de belediyemizin temsil ettiği Şehzadeler halkına da hayatlarında başarılar, sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Yaklaşan Ramazan’ın da mübarek olmasını temenni ediyorum. Manisa’da Ramazan bir başkadır. Eminim bunun bereketini de hep beraber yaşayacağız.”
“Çok güzel hizmetler yapmıştır bizler buna şahidiz”
Başkan Çelik’in geçmiş ve şimdiki dönemlerinde hem göze hem de gönüllere hitap eden hizmetleriyle müstesna bir yeri olduğunu dile getiren AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç ise, “Başkanımız kendi isteğiyle bayrağı Yavuz Kurt arkadaşımıza devretti. Bizler de şehrimizin kalkınması için Şehzadelerin daha da güzelleşmesi için milletvekilleri olarak, şehrin ileri gelenleri, hemşehrilerimizle birlikte çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Başkanımız bugüne kadar çok güzel hizmetler yapmıştır bizler buna şahidiz. O yüzden kendisine bir veda ziyareti yaptık. Hizmetleri için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki koşturacağımız nice zaferlerde de beraber olmanın da mutluluğunu yaşıyorum.” dedi.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik de şöyle konuştu: “Bugün ziyaretleri ile bizleri onurlandıran Meclis Başkanımız Sayın Bülent Arınç büyüğümüze, çok değerli Milletvekilimiz Mücahit Arınç’a çok teşekkür ediyorum. Şeref verdiler. 10 yıllık belediye başkanlığı dönemimizde, geçmiş siyasi hayatlarımızda Sayın Başkanımızın ve değerli Milletvekilimizin çok büyük destek ve katkıları oldu. Ben tüm Şehzadeler halkı adına bugüne kadar ilçemize kazandırdığımız hizmetlerdeki katkıları ve destekleri için şükranlarımı sunuyor, nazik ziyaretleri için de çok teşekkür ediyorum.”
Başkan Çelik daha sonra ziyaretin anısına Bülent Arınç ve Mücahit Arınç’a Manisa’ya özgü hediyeler verdi. – MANİSA
]]>Toplantının gerçekleştiği Grand Yazıcı Turban Otel’e, 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde dinlenme amacıyla gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 yıl aradan sonra ilk defa otele geldi.
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası kaldığı otelde açıklama yaptıktan sonra otel sahibi ve şu anda AK Parti Marmaris Belediye Başkan Adayı Serkan Yazıcı’nın helikopteri ile Dalaman’a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dalaman’dan da TC-ATA uçağı ile 01.43’te THY-8456 koduyla havalanarak İstanbul’a gitmişti.
FETÖ/PDY terör örgütünün asker kökenli Özel Kuvvetler, MAK ve SAT ekiplerinden oluşan suikast timi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı derdest etmek için gece saatlerinde otele helikopter ile inerek Nedip Cengiz Eker ve Mehmet Çetin isimli 2 polisi memurunu şehit etmişlerdi.
FETÖ/PDY terör örgütü üyesi suikast timi tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma polislerinin kaldığı ve mermi izlerinin halen durduğu oda müzeye çevrilmişti.
Partisinin Muğla aday tanıtım mitingi için Muğla’ya gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te hain darbe girişimi sırasında bulunduğu otelde, iş adamları ve STK temsilcileri ile bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan STK temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli idareler seçimleri arifesinde il mitinglerine devam ettiklerini belirterek, “Bugün de Muğlalı vatandaşlarımızın misafiri idik. Bizi bir kez daha bağrına basan Muğlalı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. İl ziyaretimizi vatandaşlarımız ile buluşmanın yanında iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın nabzını tutma vesilesi olarak da görüyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim ihracat ve cari fazla yolu ile büyütme stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketine ve bölgemizde patlak veren çatışmalara rağmen, hamdolsun hedeflerimizden kopmadık” dedi.
2024 yılında hedef 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir”
Türkiye’nin 2024 yılını rekor turist sayısı ile kapattığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelir ile kapattık. Bu sene hedefimiz 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar gelir. Turizm geliri ve ihracatta yakaladığımız ivme hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık Ocak ve Şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat yüzde 6 artışla 259 milyar doları buldu. Büyüme tarafında da olumlu tablo devam ediyor. Geçtiğimiz sene yüzde 4 buçuk büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz 1 trilyon dolar sınırını geçerek tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik etabı aşmayı başardık” dedi.
“Üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz”
“Bölgede çatışmaların durulup, istikrar arttıkça inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımıza ağrıtan en önemli kovid-19 salgını ile başlayan bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden büyüme odaklı ekonomi programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız. Bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“Tüm zorlukların üstesinden gelmesini bildik”
Türkiye olarak son yıllarda elde edelin kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının korunmasının olduğunu açıklayan Erdoğan, “Geride bıraktığımız 21 yıl içerisinde terör saldırılarından darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşadık. Bir başka ülkenin başına gelse yerli yeksan olmasına yol açacak nice sınama ile nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü. Ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin ülkemize güya barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vaat edenlerin ‘Halil İbrahim sofrası kurduk’ diyerek milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar esen ilk rüzgarda darmadağın oldu. Bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış. Milletimiz, 14-28 Mayıs’taki tercih ile Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıkmıştır. Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
“Türkiye yüzyılı inşasını yerel ve merkezi yönetimlerin el ele vermesi ile gerçekleştirebiliriz”
Türkiye yüzyılının inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimler el ele verip uyum içinde çalışarak gerçekleştirileceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bunun en çarpıcı örneği depreme hazırlık çalışmalarıdır. Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken, diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken, yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken mahalli idareler istismar siyaseti ile hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki, bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz. Marmaris ve Fethiye körfezinin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet tarama ve dip temizleme gemisi dün Marmaris limanına ulaştı. Gemilerimiz İnşallah bu hafta tarama çalışmalarına başlıyor. Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrimizin ve ilçemizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Tabii asıl umudumuz 31 Mart’ta yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur ittifakının gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyesinde Aydın Hocamızla Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz” dedi. – MUĞLA
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, AK Parti İzmir İl Başkanlığında Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi üyeleriyle kahvaltı buluşmasında bir araya geldi. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da yer aldığı toplantı sonrası basın kuruluşlarına açıklama yapan Dağ, 31 Mart seçimlerinde başarılı olmaları dahilinde şehir planlamalarında mimar ve mühendis meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarını söyledi.
“Bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var”
Mimarlar ve mühendislerin Bayraklı ve İzmir’de benzersiz eserlere imza attıklarını belirten Hamza Dağ, açıklamasında meslek gruplarıyla birlikte çalışacaklarının vurgusunu yaptı. Dağ, “Çocukken birçoğumuzun “büyüyünce ne olmak istiyorsun” sorusuna verdiği cevabı, çoğu evladımızın hayalini yaşıyorsunuz. Bayraklımızda, İzmir’imizde birçok benzersiz esere imzalarınızı atıyorsunuz. Dokunuşlarınızla şehrimize ruh katıyorsunuz. Mimarlar ve Mühendisler Grubu İzmir Teşkilatının kıymetli mensupları, değerli arkadaşlarım, 1 Nisan sabahı desteklerinizle işbaşına geldiğimizde yine sizlerle birlikte yapacağımız çok iş var. 5 yılda şehrimize kazandıracağımız yüzlerce eser var. Yollarımız, köprülerimiz, kavşaklarımız var. Acil dönüşüm bekleyen yapılarımız var. İnsanlarımızın hizmetine sunacağımız sosyal tesislerimiz, parklarımız bahçelerimiz var. Gençlerimize miras bırakacağımız kütüphanelerimiz, bilim ve teknoloji merkezlerimiz var. Yaşlılarımızı misafir edeceğimiz huzurevlerimiz, yaşlı bakım merkezlerimiz var. Anlayacağınız bu şehirde birlikte yapacağımız çok iş var” dedi.
“Vizyon projelerde size ihtiyacımız var”
Mimar ve mühendislerin tecrübelerinden faydalanacaklarını söyleyen Dağ, “Sadece alt ve üst yapıyı değil, şehrimizin karasında, havasında, denizinde ortaya koyacağımız çalışmalarda, hayata geçireceğimiz vizyon projelerde size ihtiyacımız var. Bunların hiçbirini siz olmadan yapmamız mümkün değil. Sizlerin desteğiyle emaneti teslim aldığımızda, önümüzdeki 5 yılda en yakın çalışma arkadaşlarımız yine sizler olacaksınız. Bu şehrin her sokağında, her caddesinde beraber ter dökeceğiz. Şehrimizin çehresini sizlerle el ele vererek değiştireceğiz. Eşsiz İzmir vizyonumuzu sizlerin emeğiyle gerçeğe dönüştüreceğiz. Kısacası yoluyla, köprüsüyle, altyapısıyla, konutuyla, yeşil alanıyla İzmir’i birçok alanda yeniden inşa edeceğiz. Eşsiz İzmir’i sizlerle daha eşsiz hale getireceğiz. Tecrübelerinizden faydalanarak, ortak akıl ve istişare kültürünü benimseyerek ilerleyeceğiz. Görev süremizin sonunda da hemşehrilerimize daha yaşanabilir, daha güvenli ve daha sürdürülebilir kent hediye edeceğiz” diye konuştu.
“365 gün 6 saat mesai harcayacağız”
Kent için ortaya koyduğu projelerinin tümünde mimar ve mühendislerle mesai harcayacağına dikkat çeken Hamza Dağ, “Evet, İzmir’imizde şu an saymakla bitiremeyeceğimiz birçok esere imza atacağız ama peki ya burada, Bayraklımız için neler yapacağız? Yeni çevreyolunu inşa ederek Menemen-Bayraklı arasında trafikte kalma süresini 10 dakikaya düşüreceğiz. İZBAN’ı Çiğli, Konak, Gaziemir ve Torbalı’da yapacağımız gibi Bayraklı’da da yerin altına alacağız. Bayraklı Smyrna Meydanı’na köprülü kavşak inşa edeceğiz. Altınyol Caddesi üzerine yapacağımız battı çıktı ile, Bayraklı’yı denizle buluşturacağız. Şehir Hastanesi-Altınyol bağlantı yolu, Bayraklı – Karşıyaka Dağ Yolu gibi yeni alternatif yollar açacağız. Bayraklı-Turan bölgesine İzmir bahçesi kazandıracağız. Şehir genelinde doğalgaz altyapısını genişletecek, ilçemizdeki doğalgaz altyapı çalışmalarının önündeki engelleri de hızlıca kaldıracağız. Bunların hepsini birlikte yapacağız. Bir projede birinizle, bir başkasında diğerinizle çalışacağız. Sahada çalışmaya imkan bulamadıklarımızla da masada çalışacağız. Mutlaka ama mutlaka mimarlarımızla, mühendislerimizle 365 gün 6 saat mesai harcayacağız. Ben İzmir için elimi değil, gövdemi ortaya koyuyorum. ve size söz veriyorum, şehrimiz için taş üstüne taş koyan herkesin en büyük destekçisi olacağım” sözlerine yer verdi. – İZMİR
]]>Cumhur İttifakına desteğini açıklayan ve seçim irtibat merkezini ziyaret eden BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini MHP İl Başkanı Tolga Adıgüzel, karşıladı.
Seçim Koordinasyon Merkezi’nde BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini ağırlayan Adıgüzel, desteklerinden dolayı Ertem ve yönetimine teşekkür etti.
MHP Kars İl Başkanı Tolga Adıgüzel, “Bugün Büyük Birlik Partisi Kars İl Başkanı Tuncay Ertem ve kıymetli yönetimi aramızdadır. Geçen kendileri ile konuştuk dedi ki; ‘başkanım bizler yönetimimiz ile sizlerin yanındayız cumhur ittifakını destekliyoruz. Prof. Dr. Ötüken Senger’in sonuna kadar yanındayız.’ Bugün de kendileri buraya geldiler kıymetli yönetimleri ile birlikte hepinizin huzurunda teşkilatımız adına kendisine hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyoruz. İnşallah her geçen gün büyüyerek güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakına destek vereceklerini belirten BBP İl Başkanı Tuncay Ertem, “Cumhur ittifakının her zaman bir araya gelmesinin en önemli etkenlerinden bir tanesi vatan millet ve devlet söz konusu olduğunda hiçbir şekilde bir çıkar gözetmeksizin menfi herhangi bir değerini öne almaksızın bir araya gelmeleri ve devletin çıkarına çalışmalarıdır. Cumhur ittifakının temel taşlarından olan Büyük Birlik Partisi İl Başkanı olarak siz değerli vatandaşlarımızın karşısına bu nedenle gelmiş bulunmaktayız. Burada Cumhur İttifakı adayımız Prof. Dr. Ötüken Senger hocamız yıllardır tanıyoruz. Kendisinin dürüstlüğüne, çalışkanlığına liyakat sahibi bir insan olduğuna kefil olabileceğim bir insandır. Onda da herhangi bir endişemiz yoktur. Şehrimize çok şey katacağından ayrıştırmadan birleştirerek herkesi kucaklayacağından adım gibi eminim. 28 Mart’ta bir olduk Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı layık olduğu makamına hep beraber çalışarak gönderdiysek 31 Mart yerel seçimlerinde de Ötüken Senger’i yine birlik olarak layık olduğu yere belediye başkanı olarak hep beraber gönderelim” diye konuştu.
Büyük Birlik Partisi’nin desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Ötüken Senger, “Başkanımız bizi onura etti, çok teşekkür ediyorum kendisine, Cumhur İttifakının bir parçasıdır Büyük Birlik Partisi, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi her zaman omuz omuza olmuştur. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi hem Cumhurbaşkanı seçiminde, hem de genel seçimlerde birlikte mücadele ettik. Şimdi de yerel seçimlerde Allah’ın izniyle hep birlikte mücadele edeceğiz. Allah kendilerinden razı olsun az önce kendisinin de ifade ettiği gibi biz bir yola çıktık ve Allah’u Teala bizi utandırmasın inşallah, bu yolda şehrimiz Kars için söylüyorum. İdeolojik yaklaşımı ve etnik milliyetçiliği bir daha yapmamak üzere tarihin derin sayfalarına gömeceğiz. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum, gücümüze güç kattılar. İnşallah bundan sonra birlik ve beraberlik içerisinde sloganımız olan ayırmadan ayrıştırmadan birlik ve beraberlik içerisinde inşallah 31 Mart akşamı Milliyetçi Hareket Partisi önünde sizlerinde çalışması, çabasıyla zaferimizi kutlayacağız Allah hepinizden razı olsun hepinize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – KARS
]]>Balasurıya, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sağlanan imkanlar dolayısıyla ADF’yi organize eden ekibi takdir ettiğini belirten Belasurıya, “Diplomasi forumlarını her zaman ilgi çekici bulmuşumdur. Özellikle de gerilimin yüksek olduğu bu gibi zamanlarda, dünya liderlerinin bir araya gelmesi, mevcut meseleleri tartışması ve ileriye dönük bir yol araması kesinlikle zorunludur.” ifadelerini kullandı.
Belasurıya, “Diplomasi başarısız olduğunda savaş başlar ve dünyanın mevcut durumu göz önüne alındığında, bu tür forumların düzenlenmesi ve dünya liderlerinin siyasi meseleler, ekonomik meseleler ve teknoloji gibi konulara bağlı olarak bir dizi konuyu geniş şekilde tartışabilmesi gerekir. Bence tüm bu alanlar ele alındı, bu nedenle ADF’yi kesinlikle ilgi çekici buldum.” dedi.
“Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz”
Türkiye-Sri Lanka ilişkilerine de değinen Belasurıya, iki ülkenin çok iyi siyasi ilişkilere sahip olduğunu söyledi.
Belasurıya, iki millet arasındaki ilişkilerin çok köklü bir tarihe sahip olduğunu ve 11. yüzyıla kadar dayandığını kaydetti.
Türkiye’nin bağımsızlığını ilan eden Sri Lanka’yı tanıyan ilk ülkelerden olduğuna dikkati çeken Belasurıya, buna karşın mevcut ekonomik ilişkilerin köklü siyasi geçmişe uygun olmadığını ve geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Belasurıya, hem Türkiye hem de Sri Lanka’nın çok stratejik konumlarda yer aldığını, Sri Lanka’nın 2022’deki ekonomik krizin ardından mevcut yönetimin yaptığı reformlarla önemli bir virajı döndüklerini aktardı.
Ülkesi Sri Lanka’nın lojistik, yenilenebilir enerji, teknoloji, imalat ve tarım gibi alanlarda gelişme kaydettiğini vurgulayan Belasurıya, şunları söyledi:
“Ekonomi diplomasisi söz konusu olduğunda Sri Lanka ve Türkiye’nin görüşüp müzakere edebileceği pek çok potansiyel alan olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Türkiye’nin turizm açısından Avrupa’da önemli bir nokta olduğunu biliyoruz. Sri Lanka’nın da turizm endüstrisi bu yıl hızla büyüyor ve yılın ilk iki ayı harika geçti. Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz. Örneğin Sri Lankalı yatırımcılar Maldivler’e yatırım yaptı ve bu şirketler oldukça iyi durumda, Türkiye’deki otelciler de engin deneyimiyle Sri Lanka’ya yatırım yapabilirler ve zamanla yatırımlarından harika geri dönüşler alabilirler.”
Belasurıya, 2022’de döviz krizi yaşanan Sri Lanka’da ilaç ve yakıt gibi bazı ürünlerin alımı için uzun kuyruklar oluştuğunu, gıda güvenliğiyle ilgili sorunlar yaşandığını hatırlatarak artık her şeyin normale döndüğünü dile getirdi.
1948’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana bazı Sri Lanka hükümetlerinin sosyalizme yaklaştığını ve sübvansiyonları teşvik ettiğini kaydeden Belasurıya, mevcut hükümetin yakıt, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarda maliyete dayalı fiyatlandırmaya gittiğini, vergileri artırdığını ve 2022’de yaklaşık 750 milyar rupi zarar eden Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 2023’te 313 milyar rupi kar ettiğini aktardı.
“Ne yazık ki ekonomik krize girdiğimizde almamız gereken ilaç acıdır.” diyen Belasurıya, söz konusu tedbirleri almasalar Sri Lanka’nın ekonomik istikrara kavuşamayacağını, bu süreçte başta Hindistan olmak üzere uluslararası toplumun da kendilerine yardımcı olduğunu belirtti.
“Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz”
Belasurıya, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak “Sri Lanka’da birbirini izleyen tüm hükümetler Filistin davasını destekledi. Hatta Filistin halkının davasına verdiği güçlü destek nedeniyle Filistin’de eski devlet başkanlarımızdan birinin adını taşıyan bir cadde bulunmaktadır.” dedi.
Bölgede kalıcı barışın sağlanması için 1967 sınırlarına dayalı iki devletli bir çözüme ihtiyaç olduğunu savunan Belasurıya sözlerini şöyle tamamladı:
“Uluslararası mimarinin değişmesinin zamanının geldiğini düşünüyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından tasarlanan uluslararası mimariye sahip olmanın adil olmadığını düşünüyoruz. Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz. Hindistan, Türkiye, Endonezya, Nijerya gibi bazı ülkeler muazzam bir ekonomik ilerleme kaydediyor. Birleşmiş Milletlerde veto yetkisi açısından Afrika ülkelerinin temsil edilmediği, Hindistan gibi ülkelerin temsil edilmediği, Latin Amerika ülkelerinin temsil edilmediği bir sistem var. Uluslararası mimaride hem siyasi mimaride hem de dünyanın finansal mimarisinde bir değişiklik olması gerektiğini düşünüyoruz.”
]]>Comanescu, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Büyükelçi Comanescu, Foruma davet edildiği için onur duyduğunu belirtti.
Foruma ikinci kez katıldığını ifade eden Comanescu, “ADF gibi birçok foruma katılıyorum. Ancak şunu söylemeliyim ki ADF hem katılımcılar hem de içerik açısından katıldığım en önemli forumlardan biri oldu.” dedi.
Comanescu, ADF’nin “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak” temasına ilişkin, “Bu başlığın, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri olarak sorumlu olduğum alana da mükemmel bir şekilde uyduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Karadeniz’in “çok çalkantılı” bir bölge olduğunu ifade eden Comanescu, “Bu nedenle bir kez daha burada bulunmaktan ve Karadeniz bölgesiyle ilgili konuda panelist olarak yer almaktan büyük memnuniyet ve onur duyuyorum. Çok değerli bir forum.” ifadelerini kullandı.
” Türkiye’nin KEİ dönem başkanlığı sırasında birçok önemli karar alındı”
Comanescu, Türkiye’nin KEİ dönem başkanlığı sırasında önemli kararlar alındığını belirterek Türkiye’nin dönem başkanlığındaki katkısına övgüde bulundu.
Türkiye’nin dönem başkanlığında alınan özellikle iki kararın önemli olduğunun altını çizen Comanescu, bu kararlardan ilkinin, “KEİ Bakanlar Konseyinin geçen yıl KEİ Ekonomik Gündemi’ni kabul etmesi” olduğuna işaret etti.
Comanescu, söz konusu gündemin 10 yıl için KEİ’nin faaliyetlerinin stratejisini oluşturduğunu belirterek “Bu da gösteriyor ki Ukrayna’daki savaş nedeniyle tanık olduğumuz kargaşaya rağmen, üye devletler bu örgütün önemi ve bu bölgedeki ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine katkıda bulunmaya devam etmek için örgüte önümüzdeki 10 yıl için uygun bir çerçeve sağlamanın önemi konusundaki farkındalıklarını kanıtlamışlardır.” dedi.
Diğer önemli kararın, KEİ’nin proje geliştirme planı olarak adlandırılan ve örgütün proje odaklı boyutunu güçlendiren ya da geliştiren planın yeniden etkinleştirilmesi olduğunu söyleyen Comanescu, “Türkiye’nin dönem başkanlığı sırasında üzerinde mutabık kalınan başka kararlar da var. Örneğin KEİ İş Konseyinin güçlendirilmesi, ki bu konsey örgütün iş dünyasıyla ilgili önemli bir organıdır.” şeklinde konuştu.
“Faaliyetlerimize neredeyse tamamen geri dönmüş durumdayız”
Comanescu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın KEİ üzerindeki etkilerine yönelik, bölgedeki pek çok husus gibi örgütün de savaştan etkilendiğini kaydederek “Gerçek şu ki 2022’de yarım yıldan fazla süre boyunca, örgütümüzün pratikte birçok faaliyetini erteleme eğiliminde olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak üye devletlerin yapıcı tutumları sayesinde örgütün faaliyetlerini yeniden başlatabildik. Şimdi faaliyetlerimize neredeyse tamamen geri dönmüş durumdayız.” dedi.
“Önemli olan bir duvar örmek. Elde ettiklerimizin üzerine bir şeyler inşa etmek ve dediğim gibi örgütün ekonomik işbirliğine katkıda bulunma kapasitesini daha da artırmaktır.” diyen Comanescu, bölgedeki mevcut durumun uygun şekilde ele alınması, orta ve uzun vadeli geleceğin göz önünde bulundurulması ve ona göre hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Krizlerin en kısa sürede çözüme kavuşmasını ümit ediyorum”
Comanescu, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının KEİ’ye etkilerine ilişkin, “Bir köşedeki krizin tüm dünyayı etkilediği bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısıyla bu konuda şunu söylemeden geçemeyeceğim; elbette her kriz, her çatışma, dediğim gibi, o bölge de dahil olmak üzere tüm dünyayı etkiliyor.” diye konuştu.
Krizlerin en kısa sürede çözüme kavuşmasını ümit ettiğini belirten Comanescu, Karadeniz ve Orta Doğu’da barışın geri gelmesi temennisinde bulundu.
Comanescu, KEİ’nin 2024 hedeflerine ilişkin de şunları kaydetti:
“Genel Sekreter olarak, haziran ayında bir araya gelecek olan dışişleri bakanlarına bir öneri sunmayı ve bundan önce de üst düzey yetkililerin bir araya gelerek temel ekonomik gündemin somut olarak uygulanmasına ilişkin önerilerini sunmalarını planlıyorum. Öncelik budur. Ayrıca yakın gelecekte hayata geçirilecek projelere ilişkin somut öneriler de sunulacaktır. Bunlar tabii ki en önemli öncelikler.”
]]>Haliliye Belediyesi tarafından yapımı gerçekleştirilen Çamlıdere Çok Amaçlı Salonun açılışı için tören düzenlendi. Törene, Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın yanı sıra TBMM Başkanvekili ve Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, belediye meclis üyeleri, teşkilat üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Coşkuyla gerçekleşen programın açılışında konuşan Çamlıdere Mahalle Muhtarı Halit Kaya, “Bir gerçeği dile getirmek adına ne zaman Mehmet Canpolat başkanımızın kapısını çaldıysak, ne zaman telefonla aradıysak anında telefonumuza cevap vermiş, gittiğimizde bizlerle görüşmüş ve taleplerimizi anında birim müdürlerine aktararak net bir şekilde çözüme kavuşturmuştur” dedi.
“Sözümüzün eriyiz, Haliliye’nin neferiyiz”
Canpolat da konuşmasında Çamlıdere Çok Amaçlı Salonu’nun bölge halkına hayırlı olmasını diledi. Verdikleri sözleri bir bir tutmanın gayreti içerisinde olduklarının altını çizen Başkan Canpolat, “Çamlıdere her zaman için dün, bugün ve yarın Cumhurbaşkanımızla, AK Parti ile beraber yol yürümüş bir bölgemiz. Geldik, buralarda sözlerimizi verdik ama sözlerimizi verirken şu cümleleri de kullandık. Sözümüzün eriyiz, Haliliye’nin neferiyiz dedik. Ne söz verdiysek hepsini bir bir yerine getirdik. Ama söz verirken neye güvendik, tabii ki önce Allah’a sonra cumhurbaşkanımıza sonra bakanımıza, milletvekillerimize, il başkanımıza, teşkilatımıza ve size güvendik, söz verdik. Ben onlardan Allah razı olsun diyorum. Memlekette hizmet denilince, Türkiye’de hizmet denilince herkesin aklına Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Neden geliyor, İstanbul Belediyesi’nde devrim yaptı, çağ atlattı. İstanbul’da belediyeciliği AK Parti belediyeciliğini herkes Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrendi. Biz de ondan öğreniyoruz, bizler de onun yolunda gidiyoruz, bizim liderimiz, sembolümüz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çamlıdere’nin özelinde bizden bir çok amaçlı salon dediler, emriniz olur başımız üstüne gözümüz üstüne dedik. Allah’a inanıyoruz, Cumhurbaşkanımız bizleri 31 Mart’a kadar size emanet etti, 31 Mart’tan sonra da sizler bizim en kıymetli emanetlerimizsiniz. 31 Mart günü akşamı sandıklar açıldığında inşallah ak ak ak oylarla sandıkları doldurmaya hazır mıyız” dedi.
“Canpolat karınca gibi çalışıyor”
TBMM Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ da Haliliye’de Mehmet Canpolat’ın karınca gibi çalıştığını vurgulayarak, “Hem Çamlıdere Çok Amaçlı Salonu’muzun açılışını hem de böylesine coşkulu bir kalabalık ve bölgemizin saygın insanlarıyla bir arada olmak gerçekten bizim için büyük bir şereftir. 31 Mart yerel seçimleri sadece Haliliye’mizin, Çamlıdere bölgemizin değil Türkiye’mizin ve Şanlıurfa’mızın geleceğini tayin eden bir seçimdir. Verdiğimiz her oy bizim irademizi yansıttığı gibi bizim memleketimizi kime emanet edeceğimize dair kararımızı yansıtacaktır. Bir yandan Haliliye’de Mehmet Canpolat kardeşimi ikinci dönem için, Büyükşehir’de Zeynel Abidin bey kardeşimi yine ikinci dönem için seçerken öte yandan Cumhurbaşkanımızın ardından dağlar gibi Şanlıurfa’nın bir kez daha durduğunu dosta düşmana dünyaya bir kez daha ilan edeceğiz Allah’ın izniyle. Bir yandan Büyükşehir Zeynel Abidin kardeşimle ilçemizde Haliliye’mizde karınca gibi çalışan Mehmet Canpolat kardeşimle el ele gönül gönülle birlikte Şanlıurfa için gece gündüz çalışacağız. Bundan hiç ama hiç hiç kimsenin endişesi olmasın” diye konuştu.
Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesildi. – ŞANLIURFA
]]>Güneydoğu Asya ülkesi Bangladeş’in Cox’s Bazar kentinde ocak ayında Kutupalong Mülteci Kampı’nda çıkan yangında evlerini kaybeden Arakanlı Müslümanlar (Rohingyalar) için Türkiye harekete geçti. Yangın sonrası 490 barınağın yapımını üstlenen Türkiye Diyanet Vakfı, bugün itibariyle 350 aileye inşaatları tamamlanan barınakları teslim etti. Kalan barınakların gelecek iki hafta içerisinde ailelere teslim edilmesi hedeflenirken, yangın nedeniyle kullanılamaz hale gelen TDV Camisi ise tekrar inşa ediliyor.
“Rohingyalı kardeşlerimizi evleriyle tekrar buluşturacağız”
TDV Bangladeş Koordinatörü Oğuzhan Adsız yaptığı açıklamada, mülteci kampındaki yapıların yeniden inşaatı için hız kesmeden çalıştıklarını ifade etti. Bangladeş Afet Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler (BM) ile koordinasyonlu bir şekilde çalıştıklarını belirten Adsız, “490 tane barınağı vakıf olarak biz yapacağız. Bağışta bulunan bağışçılarımızın emanetlerini buradaki kardeşlerimiz için kullanmaya devam ediyoruz. Şu an barınak çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah Ramazan ayı öncesinde çalışmalarımızı tamamlayarak evleri yanan Rohingyalı kardeşlerimizi evleriyle tekrar buluşturacağız” dedi.
Barınakların 15 metrekareden oluştuğunu söyleyen Adsız, “Bu ölçüler bize Bangladeş Afet Bakanlığı tarafından verilen ölçü. Barınak yaparken bu ölçülere uyarak inşa ediyoruz. Aynı zamanda bu barınaklarımızın yanında yanan bir camimiz de vardı. Onun da inşasını Ramazan ayı öncesinde tamamlayarak ilk teravihe yetiştireceğiz. Buradaki kardeşlerimizi ibadetlerini Ramazan ayı boyunca diğer camilerimizde olduğu gibi yapmaya devam edecekler” diye konuştu.
“Dünya Rohingyalı Müslümanlar için elinden gelen gayreti gösteriyor”
Şu an itibariyle 350 aileye barınakların teslim edildiğini kaydeden TDV Bangladeş Koordinatörü Adsız, “Bir buçuk hafta içinde barınaklarımızın hepsini tamamlayacağız. Zaten bu barınakları inşa eden Rohingya toplumu. Çünkü el işçiliği burada çok gelişmiş, özellikle bambudan çok fazla çeşitli ürün çıkartabiliyorlar. Yaşam alanları Myanmar’da yaşanan zulüm öncesinde de aşağı yukarı bu şekildeydi. Tek fark burada hayatta kalma korkuları yok. Daha güvenli bir ortam var. Kampta polisler ve askerler var. Başta Türkiye olmak üzere tüm dünya Rohingyalı Müslümanlar için elinden gelen gayreti gösteriyor. Bizde 2017’de kriz başladığı andan itibaren beslenmeden barınmaya, eğitimden sağlığa ve meslek edindirmeye kadar pek çok projeyi hayata geçirdik” şeklinde konuştu
“Yemek bulmakta zorlanıyoruz”
Rohingya mülteci kampında yaşayan medrese hocası ise yaptığı konuşmada, “Çok zor durumlar yaşadık ve buraya geldik. Çok zor şartlarda yaşıyoruz, çocukların eğitiminde zorlanıyoruz. Yemek bulmakta zorlanıyoruz. Yemek veriliyor ama sadece hayatımızı devam ettirebilecek kadar” ifadesini kullandı.
Daha iyi şartlarda yaşamak istediklerini dile getiren medrese hocası, “Yangın yaşandığında ben medresede eğitim veriyordum. Çocuklarım buradaydı ve yangını duyar duymaz buraya geldim. Çocuklarımı kurtardım, her şeyimiz yandı, hiçbir şeyimiz kalmadı. Evimiz yapıldığı için çok teşekkür ederiz” dedi.
Binlerce Müslüman evsiz
Bangladeş’in Cox’s Bazar şehrinde Arakanlı Müslümanların yaşadığı Kutupalong Mülteci Kampı’nda 6 Ocak’ta çıkan yangında bin 200 yerleşim yeri hasar görmüş ya da tamamen yanmıştı. Yaklaşık 7 bin Arakanlı Müslüman ise evsiz kalmıştı. – DAKKA
]]>Gebze Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Gebze Belediye Başkan Adayı Zinnur Büyükgöz, Osman Hamdi Bey Kültür Merkezinde seçim beyannamesini açıkladı. 31 Mart seçim beyannamesinde yer alan eser ve projelere ilişkin hazırlanan slayt gösterimi eşliğinde sunum yapan Büyükgöz, “Yaklaşık olarak 5 yılı geride bıraktık. Bu 5 yılda Gebze’mize yeni planlar, yeni projeler, yeni hizmetler sunduk. Yollarımızı yeniledik. Gebze’mize yeni yollar kazandırdık. Hizmet merkezleri yaptık. Spor tesisleri açtık. Sosyal tesisler kurduk. Doğalgaz, su, kanal altyapımızı güçlendirdik. Eğitim, kültür sanat, spor faaliyetleri düzenledik. Mahalli müşterek ihtiyaçları karşıladık. İhtiyaçların ötesine geçtik, Gebze’nin gelecek 50 yılını planladık. Her konuda sağlam işler yaparak Gebze’nin şehircilik altyapısını sağlamlaştırdık” dedi.
“Gebze’de mülkiyet problemi artık yok düzeyindedir”
Projelerle hayatın daha da kolaylaşacağını ve Gebze’nin güzelleşeceğine dikkat çeken Büyükgöz, “Gebze Belediye Başkanıyım ama aynı zamanda bir şehir plancısıyım. ‘Geçtiğimiz dönemde yaptığın en önemli iş nedir?’ diye sorulacak olursa, ‘Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları yapılar için, ihtiyaç duydukları hizmetler için sağlam altyapı geliştirmektir’ derim. Her konuda altyapımızı geliştirdik. Şehrin omurgasını oluşturan yapılaşma hak ve standartlarını belirledik. Gebze’de mülkiyet problemi artık yok düzeyindedir. Vatandaşlarımız tapularını almaya hak kazanmış, tapuların çoğu sahiplerine teslim edilmiştir” diye konuştu.
“50 yılda yapabileceğimiz hizmetleri 5 yılda Gebze’mize kazandırdık”
Gebze’nin geleceğini sağlama aldıklarını vurgulayan Başkan Büyükgöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
” Gebze Belediyesi’nin bütçesiyle ancak 50 yılda yapabileceğimiz hizmetleri 5 yılda Gebze’mize kazandırdık. Önümüzdeki dönem de rotamız kurumlar arası uyumdur. Büyükşehir Belediyemizle, bakanlıklarımız ve şehrimizin paydaşlarıyla uyum içinde çalışmaktır. Çağ açıp çağ kapatan, son otağını Gebze’de kuran Fatih Sultan Mehmet Han, fetihler yolunda tereddüt gösteren askerlerine şöyle diyordu: ‘Hey gaziler. Yürümek gerek. Niçin duralım?’ Millet olarak hepimiz Fatih’in yolundayız. Biz de öyleyiz. Şimdi Türkiye Yüzyılı’ndayız. Yürümek değil, koşmamız gerek. Kentsel yenilenme için tam zamanıdır. Uyumun bereketini artırmanın tam zamanıdır. Kültür sanatı çoğaltmanın tam zamanıdır. Spor ve eğitimle Gebze’yi geliştirmenin tam zamanıdır. Yeni yollar açmanın tam zamanıdır. Gebze için, Kocaeli için, Türkiye için Koşmanın tam zamanıdır. Büyük bir heyecanla, tam zamanı olduğunu düşündüğümüz, bütün şehircilik hizmetleri için Türkiye Yüzyılı şehirleri içinde ışığı parlayan bir Gebze için yüzlerce proje hazırladık”
“Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemi olacak”
Projelerini açıklayan Büyükgöz, “Gebze ilçe sınırlarında mülkiyete dair, imara dair hiçbir problem kalmayacak. Yeni dönem gelmekte olan deprem hakikatine karşı, kentsel dönüşüm dönemi olacak. Kirazpınar’da 350 dairelik tolu konut yapılacak. 18 kırsal mahallelerde yeni imar yolları açılacak. Yeni Gebze TEM’in kuzeyinde doğacak. 400 dönümlük arazine üzerine Balçık Küçük Sanayi Sitesi kurulacak. Galericiler Sitesi Gebzeliler ile buluşturulacak. Akıllı Ulaşım ile modern şehir hayatının akıcılığı gerçekleşecek” dedi.
“Gebze’de merkezde soluk alınacak meydanlar olacak”
Büyükgöz, yeni dönemde ilçeye 30 yeni park kazandıracaklarını ifade ederek, “Mesir alanları açacağız. Belediye önü otopark ve çevre düzenlemesi yapılacak. Alaettin Kurt Stadyumu otopark ve çevre düzenlemesiyle güçlendirilecek. Sultan Orhan Cami çevre düzenlemesi ile Osmanlı hatırası canlandırılmak üzere uygun bir imalat süresi başlayacak. İlyasbey meydan ve otoparkı., İstasyon Meydanı ve yeraltı otoparkı düzenlenecek. Mustafa Paşa Meydanı düzenlenecek. Gebze’de merkezde soluk alınacak meydanlar olacak ve bu trafiği de rahatlatacak. Çoban Mustafa Paşa Cami’de de çevre düzenlemesi yaparak alt ve üstyapıyı düzenleyeceğiz” diye konuştu.
Yeni kompleksler yapılacağını da kaydeden Büyükgöz, gençler için birçok proje hayata geçireceklerini söyledi. Büyükgöz, 7/24 kreş sayısını artıracaklarını belirterek, 65 yaş üstü vatandaşlar içinde Belediyenin Güzide Sosyal Tesislerinde yüzde 20 indirim uygulanacağını açıkladı. – KOCAELİ
]]>Seçim kampanyaları devam ederken, Cumhur İttifakı’nın adayı Ekrem Başer’in yaptığı bir ziyaret dikkatleri çekti. Bu ziyaret, alışılagelmişin dışındaydı. Denizli’nin 1989-1999 yılları arasında belediye başkanlığını yapmış, CHP’nin önde gelen isimlerinden Ali Marım, Başer ve ekibinin ziyaret ettiği isimler arasındaydı. Marım, özellikle ilk dönemindeki başarılı hizmetleriyle hatırlanıyor. Bu ziyaretin, 1989’a dayanan bir hikayesi olduğu ortaya çıktı.
35 yıl sonra anlamlı ziyaret
5 Şubat 2024 tarihinde, Ekrem Başer’in sosyal medyada paylaştığı bir fotoğraf, siyasi çevrelerde geniş yankı buldu. Genç politikacı ve ekibi, CHP’li Ali Marım’ı ofisinde ziyaret etmiş, bu ziyaret Başer’in seçim sürecindeki ilk ziyaretlerinden biri olarak kaydedilmişti. Başer’in bu ziyaretinin arkasında, Denizli’nin belki de ilk defa duyacağı çok özel bir anı yatıyordu. Cumhur İttifakı adayı Ekrem Başer, Ali Marım’ın SHP’den Denizli Belediye Başkan adayı olarak gösterildiği dönemde, ilk ev ziyaretlerinden birini Sırrakapılar Mahallesi’nde dedesi Ekrem Başer’e yapmıştı. Ali Marım, bu hikayeyi doğruladı. Başer, 35 yıl sonra belediye başkan adayı olduğunda, Marım’ı ziyaret ederek sıra dışı bir etkinliğe imza attı.
Ali Marım; “Bu ziyaret beni çok mutlu etti ve onurlandırdı”
Ali Marım, ilk kez aday gösterildiğinde, seçim kampanyasının başlangıcını Sırrakapılar Mahallesi’nde yaptıklarını ve bu başlangıcı Ekrem Başer’in evinde gerçekleştirdiklerini belirtti. Marım, bir avukat dostunun komşusu merhum Ekrem Başer’in evinde küçük bir mahalle toplantısıyla seçim maratonuna başlamıştı. Torun Ekrem Başer’in yıllar sonra bu nedenle kendisini ziyaret etmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi. “Ekrem kardeşimin bu sebeple ziyareti beni onurlandırdı” dedi.
Marım 1994 seçimi çalışmasını da aynı evde başlattı
1994 seçimlerine CHP Adayı olarak katılan Ali Marım, uğurlu geldiğine inandığı için bu kampanyanın ilk durağı olarak da dede Ekrem Başer’in evini seçti. CHP’li Marım, 1994 seçimlerine başlarken Başer Ailesi’nin kendisine yeniden şans getirdiğini söyledi. Keza Marım o seçimleri de kazandı.
“Ymarım siz de bana şans getirirsiniz”
Ali Marım ilk kez belediye başkanı seçildiğinde henüz altı yaşında olan Ekrem Başer, yıllar sonra büyüyüp farklı bir partiden politikaya atıldı. Başer, Ak Parti’de ilk olarak Merkezefendi İlçe Başkanı olarak görev yaptı ve kısa süre sonra partinin üst düzey yöneticilerinin teşvikiyle Merkezefendi Belediye Başkan Adayı oldu. Başer Ailesi, Ali Marım ile ilgili bu değerli anıyı unutmadı. Evde uzun zamandır anlatılan bu hikaye, Ekrem Başer’in hafızasına kazındı. Adaylık süreci resmiyet kazandıktan hemen sonra Ali Marım’ı ziyaret eden Ekrem Başer, siyasetin deneyimli ismi Marım’a, “Umarım dedem gibi siz de bana şans getirirsiniz ve bir sonraki dönemde ilk ziyaretlerimden birini yine size yaparım” dedi. – DENİZLİ
]]>“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”
Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”
Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.
Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”
]]>Beş aya yakın süredir devam eden saldırılarda, Gazze’deki Sağlık Bakanlığına göre yaklaşık 30 bin Filistinli öldü. İsrail önemli ilerleme kaydettiğini ve “topyekun zafer” için bastırması gerektiğini söylüyor.
Ancak Hamas, askeri kapasitesinden öte bir örgüt. Aynı zamanda siyasi, ideolojik ve sosyal bir hareket. Dolayısıyla İsrail’in Hamas’ı toptan yok etme amacı, gerçekçi ve hatta mümkün mü?
Sahada neler oluyor?
İsrail, Gazze’de Hamas’a ait 24 tugaydan 18’ini yok ettiğini söylüyor ve Gazze’nin kuzeyindeki Hamas’ın askeri yapısının yok edilmesinin tamamlandığını” belirtiyor.
İsrail Ordusu, 7 Ekim 1200 dolayında kişiyi öldürdüğü, 250 civarı kişiyi rehin aldığı saldırıyı düzenlediğinde 30 binden fazla savaşçısı olduğunu söylüyor.
İsrail, 13 bin savaşçıyı öldürdüğünü iddia ediyor ve Netanyahu Şubat başında “20 binden fazla teröristi, Hamas’ın savaş gücünün yarısınan fazlasını öldürdük” demişti. BBC bu verileri bağımsız kaynaklardan doğrulatamadı ve İsrail Ordusu, kullandıkları yöntemin detaylarını açıklama isteğimizi karşılıksız bıraktı. İsrail ve Gazze’den gelen sayılar birbiriyle çelişiyor ve Gazze Sağlık Bakanlığı ölenlerin 9 bin kadarının aralarında sivillerin de bulunduğu, yetişkin erkekler olduğunu söylüyor.
Hamas’ın Siyasi Bürosu BBC’ye yaptığı açıklamada İsrail’in iddialarını reddetti ve askeri kanadının Gazze’nin “tüm bölgelerinde kuvvetle” faaliyet gösterdiğini söyledi. İsrailli Haaretz gazetesi de Hamas’ın bazı tugaylarını yeniden oluşturmaya başladığı haberini yaptı.
Jane’s Defence Weekly dergisinin Ortadoğu Editörü Jeremy Binne Hamas’ın “çok kolay bir şekilde saflarına yeni savaşçılar katabildiğini ve bunun büyük olasılıkla meseledeki en önemli veri olmadığını” belirtti.
İsrail’deki Reichman Üniversitesi’nin Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü’nden emekli Albay Miri Eisin ise İsrail’in Hamas’ın “komutanlarını öldürdüğünü, silah depolarını bulduğunu Hamas’ın yer altındaki terör sistemini sistematik bir şekilde havaya uçurduğunu” söylediğini kaydediyor.
Ancak Binnie, Hamas’ın tünel sisteminin “daha önce tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu” ve İsrail’in bu tünelleri tamamen yok etmek için “daha uzun bir yol kat etmesi gerektiğini” söylüyor ve “rehinelerin buralarda tutuluyor olması riskinin çabalarına darbe vurduğunu” kaydediyor.
Binnie ayrıca, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde de operasyonlarının “tam bir etkisiz hale getirmeden çok, açık uçlu, devam eden bir baskı sürecine benzediği” izlenimini verdiğini aktarıyor.
İsrail’in “tamamen çarpıtılmış” olduğunu söylediği Uluslararası hukuku ihlal suçlamaları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın, soykırım iddialarına ele almasına karşın, Netanyahu İsrail’in devam etmesi ve kalan Hamas tugaylarını etkisiz hala getirmesi gerektiğini belirtiyor.
İdeolojiyi etkisiz hale getirmek mümkün mü?
Hamas, çoğu Batılı ülke tarafından bir “terör” örgütü olarak görülüyor ve bir çoğu da Hamas liderlerinin hala İsrail’in yok edilmesi çağrısı yaptığına işaret ediyor. Ancak Hamas, Arap dünyasının bazı kesimlerinde bir direniş hareketi olarak görülüyor. Örgüt, 2006’da yapılan seçimleri kazanması ve rakibi El Fetih’i 2007’de şiddet kullanarak bölge dışına atmasından bu yana, Gazze’yi yönetiyor.
Gazze Şeridi, o zamandan bu yana hem İsrail hem de bir ölçüde Mısır tarafından abluka altında tutuluyor ve her iki ülke de bunu güvenlik adına yaptıklarını söylüyor.
Filistinli örgütler, son 20 yılda Gazze’den İsrail’e binlerce roket fırlattı. Bazen de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail güçleriyle yaşanan çatışmalara misilleme olarak.
Avrupa Dışilişkiler Konseyi’nden Ortadoğu uzmanı Hugh Lovatt, ;Hamas için “Sadece askeri bir hareket ya da sadece siyasi bir hareket değil” diyor.
Lovatt “Bu ideoloji yok edilemeyecek. Özellikle de İsrail’in silah gücüyle” diye konuşuyor.
Lovatt, örgütün İsrail’e silahlı direnişine desteğin “özellikle şimdi, Filistinlilerin kendi kendilerini yönetme hakkını elde etmek için herhangi bir siyasi ufuk olmadığını hissettiğinde yankı bulduğunu” söylüyor
Batı Şeria’daki Arap Amerikan Üniversitesi’nden Dr. Amjad Ebu El Ezz de, çoğu Filistinli’nin “bir gelecek göremediklerinden” Hamas’ı desteklediğini anlatıyor.
İsrail Başbakanı Netanyahu, kariyerinin büyük bir bölümünde bir Filistin devletinin kurulmasına karşı çıktı. Netanyahu bu tutumunu güvenlik kaygılarıyla, Hamas’ın İsrail’i tanımayı reddetmesiyle açıklıyor. Ancak partisi Likud’daki ve aşırı sağcı koalisyon hükümetindeki bir çok kişi de Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin İsrail’e ait olduğuna inanıyor.
İsrailli barış yanlısı grup Peace Now’a göre geçen yıl, Batı Şeria’da rekor sayıda yerleşim inşa edilmesi onaylandı.
2023’te Batı Şeria’da İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimciler tarafından en az 81’i çocuk 507 Filistinli öldürüldü ve Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Bürosu’nun (OCHA) kayıtları tutmaya başladığı 2005’ten bu yanaki en kanlı yıl oldu.
BM ayrıca, Batı Şeria’daki Filistinlilerin saldırılarında 36 İsrailli’nin öldüğünükayıtlara geçirdi.
Buna ek olarak, El Fetih’in elindeki Filistin Yönetimi’ne karşı büyük bir öfke var. Birçok Filistinli, Filistin Yönetimi’nin yolsuzluklara bulaştığını ve İsrail işgaline karşı zayıf kaldığına inanıyor.
Dr. Ebu El Ezz 7 Ekim’den önce Gazze’deki Filistinlilerin abluka altında, “büyük bir hapishanede” yaşadıklarını düşündüklerini, Batı Şeria’dakilerin de Yahudi yerleşimcilerin saldırılarına, toprak ilhakına ve işsizliğe öfkeli olduklarını söylüyor.
Ebu El Ezz, Filistin toplumunun büyük bir bölümünün gençlerden oluştuğunu ve barış süreci olmadığı için, “diğer partilerin Filistinli gençlere gösterecek her hangi bir şeyleri bulunmadığını” anlatıyor.
“İşgal sürdükçe, katliamlar, ölümler sürdükçe, birçok insan Hamas’ın söyledikerini dinleyecek, çünkü umut arıyorlar” diyor.
Hamas’a verilen destek ne durumda?
Gazze’deki Filistinlilerin 7 Ekim’den sonra ödedikleri büyük bedele karşın, geçen yıl sonlarında yapılan bir araştırma, Filistinlilerin Hamas’a verdiği desteğin arttığını ortaya koydu.
Batı Şeria’daki 750 ve Gazze’deki 481 kişiyle yapılan ankete göre Batı Şeria’da Hamas’a destek Eylül ayında % 12 civarındayken, Aralık’ta % 42’ye yükseldi.
Anketi gerçekleştiren Batı Şeria merkezli Siyaset ve Anket Araştırma Merkezi’nden Dr. Halil Şikaki, Hamas’a verilen desteğin genelde çatışma dönemlerinde arttığını, ancak bu son artışın “çok büyük” olduğunu vurguladı.
Şikaki, anket yapıldığı dönem İsrail ve Hamas arasında ateşkes anlaşması yapıldığını, İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın ve çocukların salındığını anlatıyor.
Bu durumun da, Hamas’ın Filistin amaçlarını gerçekleştirmek için kullandığı şiddetin “çok etkili olduğunu” düşündürmüş olabileceğine vurguluyor.
Dr. Şikaki, yerleşimcilerin saldırıları ve Filistin Yönetimi’nin savaşa tepkisine duyulan öfkenin de Hamas’a desteği artırdığını ifade ediyor.
Gazze’de ise durum farklı. Hamas’a destek % 38’den % 42’ye çıktı ve bu artış, anketin hata payı içinde.
Hamas’ın 7 Ekim saldırılarını düzenlemekte haklı olduğunu düşünenlerin oranı Gazze’de % 57 düzeyindeyken, Batı Şeria’da bu oran % 82 oldu.
Şikaki “Hamas’ın bu savaşla ilgili kararlarının ceremesini çekenlerin Hamas’a çok daha eleştirel baktığı açık” diyor.
Şubat başına dek Gazze’de görev yapan BBC gazetecileri de, Hamas’a yönelik hoşnutsuzluğun arttığına dair işaretlerden bahsediyordu.
Bazı Gazzeliler sevdiklerinin ölümünü, İsrail güçlerinin evlerini yıkması ve açlık nedeniyle Hamas’a öfke duyduklarını söylüyordu.
Ayrıca, Gazzelilerin Hamas’ı açıkça eleştirmekten kaygı duydukları da söyleniyordu.
Yeni bir savaşçı kuşağı mı?
Dr. Ebu El Ezz, Gazze’deki bir çok gencin “İsrail ve işgale karşı nefretle dolu olduklarına” inanıyor.
“Bence sonraki kuşaklar intikam almak için bu askeri örgütlere katılacaklar. Çünkü ailelerini kaybettiler, çocukları kaybettiler, annelerini, çocuklarını, kardeşlerini yitirdiler.”
Ancak Albay Eisin, Hamas’a daha fazla destek verileceği kaygılarının, askeri hedeflerden uzaklaştırmaması gerektiği gröüşünde.
7 Ekim saldırılarının “korkunçluğuna, aşırılığına ve gaddarlığına” dikkat çeken Eisin, “Zaten çok radikalleşmiş haldeler” diyor.
“Bu yüzden bizim tepkimiz öncelikle bu kabiliyetlerini yok etmek olmalı. Bu ideolojiyi zaten olduğundan daha da kötü bir hale getirmeyecektir” diye konuşuyor.
Ancak Dr. Şikaki “Büyük bir savaş, peşinden barış gelirse gençlerin silaha sarılması anlamına gelmeyebilir” diye ekliyor.
Savaştan sonra ne olacak?
Netanyahu, savaş sonrası İsrail’in “silahtan arındırılmış” bir Gazze’deki güvenlik kontrolünü ucu açık bir şekilde elinde tutacağı ve İsrail’e düşman gruplarla bağlantısı olmayan Filistinlilerin yöneteceği bir savaş sonrası planı belirledi.
Albay Eisin, Hamas’ın daime “bir tür varlık göstereceğini” söylüyor, ancak İsrail’in “örgütün büyük bölümünü, tehdidi” yok edebileceğine de inanıyor.
Lovatt ise “Hamas’ı gerçekten marjinalize etmek ve zayıflatmanın tek yolu, siyasi bir yolun yaratılmasıyla olur” diyor.
Ancak iki devletli çözüme giden yol karamsar görünüyor.
Netanyahu geçtiğimiz günlerde X’teki açıklamasında, “İsrail’in tüm Batı Ürdün bölgesindeki güvenlik kontrolünden ödün vermeyeceğini söyledi ve bu da bir Filistin devletiyle çelişiyor” dedi.
Bu, İsrail’in başlıca müttefiki ABD’yle de açık bir çelişki anlamına geliyor.
Biden yönetimi, İsrail’in Gazze’yi uçu açık işgaline devam etmemesi gerektiğini söyledi. Statükoya gerçek bir alternatif olmadığı için şiddetin daha da artması riski devam ediyor.
Binne “İsrailliler’in bir zafer günü yaşayacağını düşünmüyorum. Hamas’ı zayıflatabilirler ama asıl mesele savaştan sonra Hamas’ın geri dönmesini nasıl önleyeceğiniz” diyor.
Katkıda bulunam: Heather Sharp
]]>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik” dedi.
TİP, Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda halk buluşması düzenledi. Buluşmaya; TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Çankaya Belediye Başkan adayı İrfan Değirmenci katıldı.
TİP’in Çankaya Belediye Başkan Adayı İrfan Değirmenci, şöyle konuştu:
“Bugün 3 Mart. 1924’te halifeliğin kaldırıldığı gün. Laiklik, TİP’in kırmızı çizgisi. Laikliği savunmak üzere, ‘Tek adamın karar verdiği yerde hiçbir şey olmaz, gül bitmez, ağaç dikseniz o yeşermez, tek adam karar vermeyecek, hep birlikte karar vereceğiz’ diye yola çıktık, bundan 100 yıl önce. İktidarı tek adam rejimi üzerinden eleştirirken Çankayalılara 25 aday adayının arasından, başvuruda bulunan aday adaylarından bir tanesini seçmeden ‘Budur işte bizim adayımız’ diyerek bir adayı dayatmak da eleştirdiğin şeye dönüşmek. Kusura bakmasınlar. Seçeneksiz değiliz. Kendimizi yönetmeye talibiz. Çankaya, Türkiye’nin en büyük bütçesine sahip belediyelerinden. Bu bütçeyi nereye harcayacağımızı da kendimiz karar veririz, beş kuruşunun da peşine düşeriz, demek için yola çıktık. Önümüzde 28-29 günümüz var, herkesten çok çalışacağız. Herkese çok güzel bir yanıt vereceğiz.”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş da, şunları söyledi:
“BİZİM BİR TANE GÜZEL MEMLEKETİMİZ VAR”
“Bu seçim, bundan 30 yıl sonra tarihe yazıldığında Türkiye İşçi Partisi’ni çıkartın bu seçimden, bu seçim Türkiye tarihinin en heyecansız seçimi olarak tarihe geçer. 14 Mayıs-28 Mayıs seçimlerinde bir kurtuluş umudu yeşerdi, tabii o büyük heyecan hedefine ulaşmayınca üzüldük, kırıldık, öfkelendik, gücendik, hak etmediğimizi, bu ülkenin bunu hak etmediğini düşündük. Nihayetinde bizim başka gidecek yerimiz yok, bizim bir tane güzel memleketimiz var. Bizleri birleştiren şey, bu memleketi bu yobazlara, bu faşiştlere teslim etmemek konusunda inat edenleriz. Mücadelede kararlı olanlarız.
“BİZ BU SEÇİMLERDE ‘DEĞİŞMEK ŞART’ DİYORUZ”
Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuç beklemek bize uygun bir şey değil. Biz bu seçimlerde ‘Değişmek şart’ diyoruz. Herkes karşısındakinin değişmesini bekliyor, biz ise değişimi kendimizden başlatmaya karar verdik. Muhalefetin bir bütün olarak değişmesi lazım dedik. Sadece seçim günü gidip oy kullanarak, bu iktidardan kurtulmayı beklemek hayaldir. Eline devletin tüm olanaklarını geçirmiş, tarikatların desteğini arkasına almış, büyük sermayenin tam boy desteklediği, uluslararası güçlerin de arkasında tam boy durduğu AKP’yi yenmeyi gerçekten istiyorsak, ‘Oyumu atar hiçbir şeye de karışmam’ diyerek bu iktidarı yenmek mümkün değildir. ‘Birisi gelsin de bizi bu iktidardan kurtarsın’ diyen hayal kurar. Bizi bizlerden başka hiç kimse kurtaramaz.
“EKSİK YAPIYORUZ. BİZ DEĞİŞMEDEN, MUHALEFET DEĞİŞMEDEN BU MEMLEKETİN DEĞİŞMESİNİ BEKLİYORUZ”
Öyle kolay yoldan bu kadar yıldır bu ülkenin tepesine çökmüş bir karanlıktan kurtulmak kolay değildir. Bunu Çankaya’da özellikle söyledim çünkü burada AKP’den MHP’den bu Cumhur İttifakı’ndan bu faşist iktidardan kurtulma iradesinin çok güçlü olduğunu biliyorum. Buna rağmen, ‘Neden kurtulamıyoruz’ sorusuna doğru yanıt vermemiz lazım. Eksik yapıyoruz. Birilerinin gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz. Biz değişmeden, muhalefetin bütünü değişmeden, bu memleketin değişmesini bekliyoruz.
“BİZİM ALACAĞIMIZ OYLA MUHALEFET KAYBEDECEKSE ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRDİK”
Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir numaralı sorumlusu Saray iktidarıdır, Recep Tayyip Erdoğan’dır, AKP’dir, Cumhur İttifakı’dır. Dolayısıyla bir seçime gidiyorsak, önümüzdeki ilk hedef AKP’nin ve MHP’nin geriletilmesidir. Halka ait olan ama kendilerinin gasp ettiği tüm alanlardan sökülüp atılmaları için mücadele edeceğiz. Bizim üzerimize düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirdiğimizi söyleyebilirim. Türkiye’de binin üzerinde il, ilçe, beldede seçim yapılacak, biz bunların 200-250 tanesinde belediye başkan adayı göstermedik. Kazanabileceğimize inanmıyorsak, bizim alacağımız oyla muhalefet kaybedecekse, iktidar koltuğunu korumaya devam edecekse, Türkiye İşçi Partisi olarak ‘Önce ülkemizin, önce memleketimizin çıkarları, önce halkımızın çıkarları’ diyerek üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten hiçbir yerde tereddüt etmedik.
“EN GÜÇLÜ OLDUKLARI YERDE BİLE İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Biz iktidarın elindeki mevzilerin geri alınması konusunda sorumlu davranıyoruz. Muhalefetin yeni mevziler kazanması konusunda sorumlu davranıyoruz. Ama bu statükoya da teslim olmuyoruz. ‘Burası zaten AKP’nin, burası zaten MHP’nindir’ diye düşünülen her yerde Türkiye İşçi Partisi aday çıkarıyor. Orada emekçileri, yoksulları, halkı, bu AKP-MHP faşizminin eline terk etmemek, o tarikatların, cemaatlerin insafına terk etmemek; halkın kendisini yalnız ve çaresiz hissedip, o tarikatlere, cemaatlere, o faşist partilere boyun eğmesine engel olmak için kazanıp kazanamayacağımızdan bağımsız olarak en güçlü biçimde mücadele ediyoruz. Belki oralarda bu seçimi kazanamayacağız ama emekçilerin gönlünü kazanacağız. Belki orada bu seçimi kazanamayacağız ama o emekçilerin hapsedildiği o duvarlarda çatlaklar yaratacağız ve oralara aydınlığın girmesi için mücadele edeceğiz. Bunu devrimci bir görev olarak görüyoruz. En güçlü oldukları yerlerde bile bu iktidara boyun eğmeyeceğimizi ifade etmek istiyoruz.
“GEBZE BELEDİYE BAŞKANI 5 YIL ÇALIŞMADIĞI KADAR, BU 1 AYDA ÇALIŞACAK”
Gebze’de seçim şöyleydi: Biz aday olana kadar AKP dünyanın en rahat seçimine gidiyordu. AKP’li belediye başkanı daha sokağa çıkmamıştı. Soranlara, ‘O evden çalışıyor’ diyorlardı. Gebze’deki adaylığımız gündem olmadan önce yerel seçimde, işçi sınıfının durumuna ilişkin tek bir laf edilebiliyor muydu? Gebze halkı durumdan çok memnun, belediye başkanı 5 yıl çalışmadığı kadar, bir ayda çalışacak. Yine orayı alamayacaklar ama biraz ter dökmeyi öğrensinler.
“BİZ BU SEÇİMDE O CEKETLERİ GARDIROPLARA ASMAYA GELDİK”
Belki dışarıdan basit gibi gözüküyor ama böylesi bir yerde adaylık iddiası ortaya koymak bile Türkiye siyasetinde dengeleri değiştiriyor. İşçi sınıfının hali, yaşadıkları konuşulmaya başladı. 31 Mart’tan 1 Nisan’a bir umut taşıyacaksak eğer emekçi mahallelerinde yeni bir alternatifin doğuşuna işaret ediyoruz. Muhalefetin de değişmesi lazım dedik ya, nasıl AKP-MHP ‘Buralar bizim kalemiz’ diye düşünüyorsa, Çankaya gibi birçok yerde de bir muhalefet tembelliği başladı. ‘Buranın onurlu insanları nasılsa bunlara oy vermez, o zaman buraya ceketimizi asar kazanırız’ diye düşünüyorlar. Biz bu seçimde o ceketleri gardıroplara asmaya geldik.”
]]>CHP Bodrum Belediye Başkan Adayı Tamer Mandalinci, Seçim Koordinasyon Merkezi açılışını yaptı. Açılış törenine CHP Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras da katıldı. Açılışta konuşan Aras,”Bizler burada çeşmemizden su akıtamazken ücretsiz olarak santrallere tahsis eden o beşli çeteye karşı Akbelen’de mücadele etmedik mi? Muğla’nın her yerinde bir sorun problem varsa, enerjimiz var, gençliğimiz var, heyecanlıyız, çalışmak istiyoruz “diye konuştu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bodrum Belediye Başkan Adayı Tamer Mandalinci’nin Seçim Koordinasyon Merkezi açılışına CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın yanı sıra Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras, CHP Parti Meclisi Üyeleri Baran Bozoğlu ve Mehmet Alkın Denizaslanı, Muğla Milletvekileri Cumhur Uzun, Gizem Özcan, Süreyya Öneş Deri·ci·, Muğla İl Başkanı Zekican Balcı, Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın, İl Gençlik Kolları, il ve ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı.
CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı ve CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’dan sonra konuşan Bodrum Belediye Başkanı ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras 5 yıl boyunca yaptığı projeleri anlatarak başladığı konuşmasında şunları dile getirdi:
“SİZLERİN HİZMETKARI OLMAK İÇİN BÜYÜKŞEHİR ADAYI OLDUM”
“Bu sene kardeşinizi büyükşehir belediye başkanı olarak gördüğünüzde ki ben başkan olmak için değil, devletimde, Bodrum’da her türlü makamı, memnuniyeti gördük. Tamamen sizlere yoldaş olmak için, sizlerin hizmetkarı olmak için oraya gidiyorum. Biz halk çocuğuyuz. Bizler saraylarda doğmadık. Annem, babam çiftçi, esnaf ailesiyiz biz. Dişinden tırnağından arttırdığı paralarla bizleri okuttular. Bileğimizi altın bilezik eğitimi verdiler. Bizler saraylarda doğmadığımız gibi anamız babamız bize gemicik de almadı gemiciklerimizi de yok bizim. Bizler sizlerin evlatlarıyız. Bizlere sahip çıkın.
Bizler burada çeşmemizden su akıtamazken ücretsiz olarak santrallere tahsis eden o beşli çeteyle gidip Akbelen’de mücadele etmedik mi? Muğla’nın her yerinde bir sorun problem varsa, enerjimiz var, gençliğimiz var, heyecanlıyız, çalışmak istiyoruz. Kimseye efendi olmak için, baş olmak için, patron olmak için, bu görevlere talip olmuyoruz. Bizler, tamamen Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukları evlatları olarak onun yolundan, onun ışığından memlekete, vatana, millete, bayrağa hizmet etmek için çalışacağız. Sizlerden bunun için destek istiyoruz.
Tamer diyecek ki başkanım benim size ihtiyacım var. Tamer’in parası yoksa parasını ben vereceğim. Ben de diyeceğim ki Tamer’e, Tamer benim şuraya ihtiyacım var. Şu arsayı bana tahsis et. Üzerine kreş yapayım. O da o arsayı bana verecek. Yani birlikte kol kola, omuz omuza çalışacağız. Her türlü desteği vereceğim Tamer Başkan’a. Çünkü beş yılda Bodrum’da yaşadıklarımı ben çok iyi biliyorum. Bunun tecrübesini kazandım. Bundan sonra dediğim gibi her köşesine dokunacağız beraber Tamer başkanla.”
“BU CENNET BELDEMİZİN HAK ETTİĞİ HİZMETLERİ ALMASINI SAĞLAYACAĞIZ”
Bodrum Belediye Başkan Adayı Tamer Mandalinci ise “5 yıldır Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığım Bodrum Belediyesi’nin Başkan Adayı olarak bugün karşınızdayım. Sizlerin bana olan güveni, halkımızdan aldığım cesaret ve güçle, halkımıza daha iyi hizmet edebilmek için var gücümle çalışıyorum, daha da çok çalışacağım. Allah nasip ederse 1 Nisan’da ben Bodrum’da, Ahmet Başkanımızın Muğla Büyükşehir’den vereceği destekle, omuz omuza vererek bu cennet beldemizin hak ettiği hizmetleri almasını sağlayacağız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, 31 Mart Yerel Seçimlerinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sosyal ve demokrat belediyecilik anlayışımızın damgasını önce Muğla’da ardından memleketimizin her noktasında vuracağımıza yürekten inanıyorum” dedi.
“SU SORNUNU KISA SÜREDE ÇÖZÜME KAVUŞTURACAĞIZ”
Eşit Adil ve Şeffaf Hizmet anlayışımızla hizmet edeceklerini belirten Tamer Mandalinacı, ” Su sorunu en kısa zamanda çözüme kavuşturacağız. Son yıllarda susuzluk ile anılan bir Bodrum’u bu sorundan kalıcı olarak kurtaracağız. Yollarımızı ve kaldırımlarımızı düzelterek başlayacağız işe. Sezon gelmeden peyzaj ve temizlik işlerimize öncelik vereceğiz. Çöp toplama işlerinde sıkı denetim ve düzenlemeler yapacağız. Bodrum’u pırıl pırıl yapmaya söz veriyoruz. Beldemizdeki trafik sorununun çözümü için İstanbul Ticaret Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğümüz projeyi derhal hayata geçireceğiz. Bize oy vermezseniz “size su da gelmez, Yalıkavak yolunuzda yapılmaz, yardım da alamazsınız” diyenlere boyun eğmeyecek, dimdik durarak hakkımız olanı alacağız” diye konuştu.
Muğla Büyükşehir Belediyesi ile omuz omuza çalışacaklarını söyleyen Mandalinacı, konuşmasını şu sözlerle bitirdi:
“Muğla Büyükşehir belediyesine seçeceğimiz Bodrumlu başkanımız Ahmet Aras ile KİPTAŞ benzeri bir gayrimenkul şirketi kurup bölgemiz yakınlarında kamu arazilerinin üzerine sosyal konutlar yapacağız. Gördüklerimizi görmezlikten gelmeyeceğiz, çözüm odaklı ve çalışkan olacağız. Eğer herhangi bir noktada israf varsa bunu mutlaka engelleyeceğiz. Tasarruf tedbirlerimizi derhal devreye sokacağız. Sorunlarımızı sıraya koyarak değerli meclis üyelerim ve Bodrum Belediyesindeki birbirinden kıymetli çalışma arkadaşlarım ile bu sorunları çözmek için gece gündüz çalışacağız”
]]>CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Muğla’da, Bodrum Seçim Koordinasyon Merkezi Açılışına katıldı. Burada konuşan Başarır, şunları söyledi:
“BAZEN BU MUHTERİS KONUŞURKEN BU ÜLKEYİ 22 YILDIR KİM YÖNETİYOR ŞAŞIRIYORUM”
“Bodrumlu yurttaşlarımız kendi arabalarıyla, bisikletleriyle, yayan geldi buraya. Ama bir kişi de tam bu dakikalarda Muğla merkezde: Tek adam. Ben konuşmamı beklerken danışmanlarım, söylediği yalanları madde madde atıyordu bana. Diyor ki ‘Muğla turizm ve tarımda Antalya’nın gerisinde.’ Ah Ahmet Aras, Turizm Bakanısın ya sen. Ah Tamer Mandalinci sen de Tarım Bakanı olacaksın ya. Bazen bu muhteris konuşurken bu ülkeyi 22 yıldır kim yönetiyor şaşırıyorum. Adam teflon tava gibi, hiçbir şey yapışmıyor. Bu ülkeyi sen yönetiyorsun. 2019’da biz belediyeleri kazandık. Bu belediye başkanları aslında yanlış işler yaptı bence. Niye? Ulaşımda emekliden, öğrenciden para almıyor, çok az alıyor. Birçok belediye maliyetinin yüzde 10’una yemek dağıtıyor. Hastalara bakım merkezleri açıyor. Yani şu anda Muğla’da konuşan muhterisin yapması gereken her şeyi yapıyor. O da diyor ki herhalde bu ülkeyi CHP’li belediyeler yönetiyor. Doğru. Çünkü sen emekline 10 bin lira maaş verecek kadar aciz bir insansın. Sen, bu ülkede üniversiteyi kazanan her 10 çocuktan 8’ine yurt vermeyecek kadar zalim bir insansın. Sen bu ülkenin ev hanımlarını mutfağına, kaderine terk eden bir insansın. ve şimdi bizi suçluyor.
“BEN MUĞLA’DA, KÖYCEĞİZ’DE, MARMARİS’TE HİÇ ÇÖP GÖRMEDİM. AMA BİZİM ÇÖPE ATTIĞIMIZ ADAMI ADAY YAPTINIZ”
Ahmet Aras, yaptıklarını anlatıyor, diyor ki ‘Büyük felaketler geldi başımıza. Ona rağmen direndik. Orman yangınları, pandemi, deprem… Bir uzaylılar gelmedi Muğlaya.’ O da geldi. Aydın Ayaydın, uzaydan geldi bence, burada mı yaşıyor? Bu topraklarda yaşayan, burada doyan, burada uyanan bir aday bulamadın da DYP, ANAP, CHP, AKP’de gezen bir adamı yolladın? Bunların bir milletvekili var, Kadem Mete çıktı, trafik sorunundan, çöplerden bahsediyor. Yazları ben de burada yaşıyorum. Dedim ki ‘Ben Muğla’da, Köyceğiz’de, Marmaris’te hiç çöp görmedim. Ama bizim çöpe attığımız bir adamı aday yaptınız.’ Biz sadece Bodrum’a bir belediye başkan adayı vermedik, Türkiye’ye uzun yıllar hizmet edecek bir siyasetçi de yolladık. Buraya koyduğun büyükşehir adayı, Tamer’in 2 buçuk katı yaşında. Keşke onun kadar aklı, bilgisi, öngörüsü de olsa.
“SÜREKLİ YALAN SÖYLÜYOR, ALGI YAPIYOR, TERÖR DİYOR İFTİRA ATIYOR…”
Beyefendi Muğla’dan, biz Bodrum’dan konuşuyoruz. O sürekli yalan söylüyor, algı yapıyor, terör diyor, iftira atıyor. 2019’da seçilen belediye başkanlarımıza bakın, hangisi terörden yargılandı? Ama senin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanın kapkaççı Melih Gökçek, yüz bin kez FETÖ’den yargılanmalıydı. Bugün 3 Mart. Hilafetin bir yere kaldırılıp bırakıldığı gün. Laikliğe ilk adımın atıldığı gün. Laik cumhuriyetin temellerinin atıldığı gün. Senin partinde ‘Hilafet gelsin yürüyüşleri’ yapan soysuzlar var. ben Bodrum’a mandalinayı getiren ve Atatürk’ün bu yüzden Mandalinci soy ismini koyduğu pırıl pırıl bir genci aday yapıyorum. Sen ise Ata’ma hakaret eden Şevki Yılmaz’ın oğlunu Kocaeli’nden milletvekili yapıyorsun. Ne yüzle Muğla’ya geliyorsun? 5 yıldır bu ülkeyi talan ediyorlar. Seçimin son 3 ayında Öcalan’ın ya da Karayılan’ın videosuyla milyarlarca lira para harcayıp halkı kandırıyorlar. Ama 31 Mart’ta çok daha büyük bir ders alacaklar. Artık halk uyandı. Biz 1999’da olduğu gibi terörist başını bu ülkeye getirip yargılayan Genel Başkan Bülent Ecevit’in çocuklarıyız. Sen ise onun kardeşinin mektubunu TRT’de okutan adamsın.
“31 MART’TA BAŞTA İSTANBUL OLMAK ÜZERE 11 BÜYÜKŞEHRİ ALIYORUZ”
31 Mart’ta başta İstanbul, Muğla olmak üzere 11 büyükşehri alıyoruz. Bursa’yı, Manisa’yı, Denizli’yi, Balıkesir’i, Kastamonu’yu, Kırıkkale’yi alıyoruz. 2023 seçimlerinde tek adam oradan rekor oy aldı. 2 gün önce de Türkiye’de kredi kartı borçlarının en fazla olduğu il açıklandı, Bayburt’muş. Yapmayın kendinize bu kötülüğü, takım tutar gibi parti tutmayın. O yüzden en az 3 yılımızı Bayburt’a vereceğiz. Bayburtluları uyandıracağız. Muğla’nın ilçe belediye başkanları, büyükşehir belediye başkanıyla 3 gündür tüm ilçeleri geziyoruz. Gerçekten muhteşem. Muğla’da en az yüzde 65 oy istiyoruz. Bodrum’da en az yüzde 70 oy istiyoruz. Dalaman’ı, Ortaca’yı, Köyceğiz’i tekrar alıyoruz. Nüfusunuz 1 milyon 56 bin. Bütçeniz 10 milyar. Ama yazın 5 milyon yurttaşımızı misafir ediyoruz. Yani Muğla’nın bütçesi 40 milyar olmalı. Bu konuda Meclis’te gerekli önergeleri vereceğiz, söz veriyorum. Biraz önce Aydın Ayaydın’ın pankartlarını gördüm. Demiş ki ‘Bodrum trafik çilesi çekmeye mecbur değil.’ Şu yoldan sorumlu olan Ahmet Aras mı? Recep Tayyip Erdoğan ve Karayolları. Ama söz veriyoruz, önce Muğla’yı sonra ilk seçimde Türkiye’yi alacağız ve ulaşım sorununu bitireceğiz.”
]]>Dağ, Gaziemir’de bir kahve fabrikasında gençlere yönelik projelerinin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, hedefinin İzmir’i gençler için kolay yaşanabilir bir şehir kimliğine kavuşturmak olduğunu belirterek, “Artık bir genç, üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulmak için başka şehirlere gitmek zorunda kalmayacak.” dedi.
Dağ, gençlere yönelik projeleri “Gençlerimiz İçin Eğitim ve İstihdam Altyapısı”,”Kampüs”, “Gençlerimiz İçin Sosyal Altyapı”, “Gençler İçin Sosyal İmkanlar” olarak 4 başlık altında hazırladıklarını ifade etti.
Meydan Alsancak Projesi içerisinde oluşturacakları bilişim vadisi ile İzmir’i inovasyonun merkezi haline getireceklerini belirten Dağ, şunları kaydetti:
“Bilişim vadisinde hizmete sunacağımız yazılım geliştirme, iş geliştirme, kuluçka, oyun ve animasyon geliştirme merkezleriyle çeşitli alanlarda girişimcilik faaliyeti yürüten yeni firmalara destek olacağız. Vadi içerisinde oluşturacağımız ve yapılacak Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere laboratuvar ve makine ekipman parklarıyla girişimcilerin çalışmalarını kolaylaştıracağız. İzmir’imizi bir girişimcilik merkezi haline getirmek için İzmir Girişim Sermaye Fonu’nu kuracağız. Genç girişimcilerimiz fikirlerini gerçeğe dönüştürebilsin diye 150 bin lira geri ödemesiz finansal destek sağlayacağız.”
Dağ, Genç İzmirim Kart sahiplerinin aylık 200 lira ödeyerek sınırsız toplu ulaşımdan faydalanabileceklerini anlattı.
Öğrenci İzmirim Kart kullanan lise son sınıf öğrencilerine özel 5 bin lira teşvik ödülü verileceğini, yılda 4 kez tiyatro ve sinema biletini ücretsiz temin edeceklerini anlatan Dağ, şunları kaydetti:
“İzmir dışında okumaya giden üniversite öğrencilerimize yılda 1 kez İzmir’e gidiş dönüş otobüs biletini İzmir Büyükşehir Belediyesi sağlayacak. Öğrenci evlerindeki 25 metreküpe kadar doğalgaz ücretsiz olacak. İhtiyaç sahibi öğrencilerimize kırtasiye desteği sağlayacağız. Belediyemize ait sosyal tesisler Öğrenci Genç Kart sahiplerine yüzde 20 indirimli olacak. Şehrimizde üniversite kazanan her gencimize 10 bin lira destek vereceğiz. Buna ek olarak, şimdi yeni bir müjdeyi duyurmak istiyorum. Üniversite sınavında ilk 1000’e giren öğrencilerimize 50 bin lira başarı ödülü vereceğiz.”
Dağ, yeni evlenecek sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı çiftlere çeyiz desteği vereceklerini kaydetti.
İzmir’i gençlerle yönetmek istediğini vurgulayan Dağ, “Bizim amacımız popülist söylemler, geçici çözümler değildir. Gayemiz, gençlerimizin potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Beklentimiz, yapacağınız çalışmalar, üreteceğiniz proje ve fikirler ile kendinize, İzmir’imizin, ülkemizin bugününe, geleceğine katkı sağlamanızdır.” ifadelerini kullandı.
Toplantı sonunda bir gencin “AK Parti’ye İzmir’den oy çıkmaz. CHP’yi sevmesek de istemesek de yine CHP’ye oy vereceğiz gibi bir algı var. O algıyı nasıl kırmayı planlıyorsunuz sorusuna Dağ, şöyle cevap verdi:
“Çalışıyoruz kardeşiz. Yani ben kendimi anlatıyorum. Projemi size anlatıyorum. Biz de hizmet etmek istiyoruz. Sonuç olarak İzmir’in de hizmete ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Asıl 1 Nisan’dan sonra çalışacağız. Daha çok çalışacağız. Ben şunu bilirim. Sadece algıyla seçim kazanılmaz olgu da önemlidir. ‘Sırf algı yapalım buradan netice alalım’ diye bir şey olmaz. Asıl olguyu temele koyarsanız, algı onun üstünde bir anlam ifade eder. Ben gördüğünüz gibi somut projelerle derdimi anlatıyorum. İzmir’de yapacak projeleri anlatıyoruz. Bizim derdimiz bu vakte kadar İzmir’e 12 yıl boyunca milletvekili olarak hizmet ettik. Şimdi de Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmet etmek istiyoruz. Bu derdimizi anlatacağız. Hayatta ben şunu bilirim. Halkın terazisi şaşmaz. Halkın terazisi Allah’ın izniyle doğru çekecek. 31 Mart’ta da doğru çekecek. Demokrasi gereği biz kendimizi anlatıyoruz. İnşallah da İzmir’de hemşehrilerimiz de teveccüh gösterecektir.”
]]>Pendik Sahil Meydanı’nda düzenlenen “Pendik Hamsi Festivali”nde konuşan Kurum, Pendik’in her zamanki gibi coşkulu olduğunu ve 31 Mart zaferini müjdelediğini söyledi.
Kurum, “Karadeniz demek geçmişimiz, bugünümüz, geleceğimiz demek. Karadeniz demek, delikanlılık demek, vatan sevdası demek, sığınılacak liman demek, çelik gibi güçlü irade demek. Emin olun sizleri canımızdan öte seviyoruz. Pendik’imizin her bir sokağını, burada yaşayan her bir kardeşimizi seviyoruz. Çünkü sizler açık sözlüsünüz, yiğitsiniz.” ifadelerini kullandı.
Bakanlığı boyunca gittiği 81 ilde eser ve hizmetleri olduğunu anlatan Kurum, Karadeniz’de ayak basmadık bir tepe, yayla bırakmadıklarını kaydetti.
“İBB Başkanı ‘İstanbul’da kentsel dönüşüm yapılmasın’ diyor”
Kurum, İstanbul’daki deprem riskini kendilerinin gidereceğini, kentte tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar mücadeleyi vatandaşlarla vereceklerini ve İstanbul’da 650 bin konutu dönüştüreceklerini aktardı.
İBB Başkanı İmamoğlu’nun kentsel dönüşüm projeleri hakkındaki sözlerini eleştiren Kurum, şöyle devam etti:
“Biz ‘650 bin konut yapacağız.’ diyoruz. Bu yarı zamanlı belediyecilik yapan CHP’li belediye başkanı, ‘Bu konutların yapılmasına gerek yok’ diyor. Akla ziyan. Geçmişte yaptıkları belli, koca 5 yılda 5 bin konutu ancak dönüştürmüşler. Sen Trabzon’a gitsen, bizim orada yaptığımız konut sayısı senin koca 5 yılda yaptığından katbekat fazla. Pendik’e gelseniz, sosyal konutlarımızı, kentsel dönüşüm konutlarımızı görürsünüz. İstanbul’da 39 ilçedeki projelerimizi görürsünüz.”
“31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz”
İmamoğlu’nun, 5 yıl boyunca kendi geleceğini inşa etmek için İstanbul’un ve Pendik’in kaynaklarını boşa harcadığını söyleyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrafı bitirdik deyip, tabelalara tam 175 milyon lira para harcadı. Arkadaş sen israfı, tabelalara 175 milyon harcayarak bitiremezsin, 2 günlük konsere 550 milyon harcayarak bitiremezsin. Ama hiç merak etme 31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz. 31 Mart’ta eş genel başkanınla seni tamamen özgürleştireceğiz. Artık istediğin kadar tatile gidebilirsin. Ama 31 Mart’ta bir de şunu yapacağız, o yaptığın israfların birer birer hesabını soracağız.”
Kurum, 31 Mart’ta bir tarafta İstanbul’da trafik çilesini bitirmek ve metro hatlarını 5 yılda 2 katına çıkarmak isteyenlerin, diğer tarafta ise 5 yılda sadece 8 kilometre metro yapanların, bununla da yetinmeyip yapılan metro ihalelerini iptal edenlerin olduğunu belirtti.
Metro inşaatına hafriyat döküldüğünü anımsatan Kurum, “Dünyanın neresine giderseniz gidin böyle bir örnekle karşılaşamazsınız. Bu, CHP anlayışıdır, reklam belediyeciliği anlayışıdır.” dedi.
“İstanbul’un her sokağında bizi göreceksiniz”
Bugüne kadar verdiği tüm sözlerini tuttuğunu kaydeden Kurum, “Size söz, İstanbul’un her sokağında, mahallesinde, ilçesinde bizi göreceksiniz. Bizi hiçbir zaman o bahanelerin, iftiraların, dedikoduların tarafında görmeyeceksiniz.” dedi.
Pendik’te trafiği rahatlatacak katlı kavşak projesini hızla hayata geçireceklerini bildiren Kurum, Sabiha Gökçen Havalimanı çevresinde vatandaşlara eziyet olan trafiği çözeceklerini, Pendik-Sabiha Gökçen- Tuzla metro hattını 2,5 yıl içerisinde tamamlayıp ilçeye kazandıracaklarını söyledi.
“31 Mart’ta tüm İstanbul’u sevindirelim”
Kurum, seçime kalan 28 günde herkesin bir kişiyi ikna edip oyunu almasını rica ederek, “31 Mart’ta tüm İstanbul’u sevindirelim, herkesi kucaklayalım. 31 Mart akşamı Eren Bülbül’ün annesini, Aybüke öğretmenin annesini, tüm şehitlerimizin, gazilerimizin annesini sevindirelim. İstanbul’daki tüm kardeşlerimizle el ele, Gazi Mustafa Kemal’in hayal ettiği, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak istediği ve Cumhurbaşkanı’mızın sevdası olan aziz İstanbul’umuzu sizlerle geleceğe hazırlayalım.” diye konuştu.
Programın ardından vatandaşlara karanfil dağıtan Kurum, sahneye gelen çocuklarla horon tepti.
Programa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik ve AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçti. Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) tarafından Nuri Paşa’nın vefatının yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de anma programı düzenlendi. Programa TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, milletvekilleri, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı.
“Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu sayısız kalplerin fatihine çevrildi”
Programdaki konuşmasında Bakü’nün Kafkas İslam Ordusu tarafından kurtarılmasının zorlu bir dönemde gerçekleştiğini belirten TÜRKPA Genel Sekreteri Mehmet Süreyya Er, “Değer çok büyüktür ve Azerbaycan devletinin tarihinde çok önemli bir rol oynamıştır. Gösterdiği iradesi ve şecaatiyle Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu sayısız kalplerin fatihine çevrildi. Azerbaycan halkının gönlünde ebediyete kadar var olacaktır. Onların şecaati ebediyen Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir örneğini daha altın harflerle tarihe yazdı. Nuri Paşa’nın kahramanlığı iki halkın ortak tarihinde şerefli kardeşlik sayfasına çevrildi. İnanıyorum ki, bugün Nuri Paşa’nın, Kafkas İslam Ordusu’nun verdiği şehitlerin, canlarını vatan için feda etmiş bütün vatan evlatlarının ruhları şaddır” dedi.
Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasının kendilerini memnun ettiğini ifade eden TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, “Boşuna bir millet, iki devlet demiyoruz. İki ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz. Kafkas İslam Ordusu, Bakü’nün kurtuluşu için bin 130 şehit verdi. Nuri Paşa, Azerbaycan’da gittiği her yerde saygı ve hürmetle karşılandı. Nuri Paşa, sık sık bir olmadan, bir olarak çok güçlü olunacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi” diye konuştu.
“Ermenilerin kimlerin vekili olarak Azerbaycan’da katliam yaptıklarını çok iyi anlamak lazım”
Azerbaycan’ın farklı bölgelerinde bulunan Osmanlı askerlerinin mezarlarının kendilerine bırakılan bir emanet olduğunu vurgulayan Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, “Tarihe baktığımızda, tarih penceresinden alacağımız çok dersler var. Bu derslerden en önemlisi de tarihin her döneminde vekalet savaşlarının yaşandığıdır. Burada Ermenilerin kimler tarafından kullanıldığı, kimlerin vekili olarak Azerbaycan’da, Kafkas coğrafyasında katliam yaptıklarını çok iyi anlamak lazım. Günümüzde vekalet savaşlarının da ne anlama geldiğini bugün Gazze’de de, Suriye’de de, başka coğrafyalarda da görüyoruz. Birileri kendi çıkarları adına başkalarıyla savaş verirken, savaşın içerisinde olan güçler olarak kullanmaktadır. Bu çerçevede uyanık olacağız ve kardeşliğimizi de tesis etmek için, korumak için mücadele vereceğiz” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa kimdir?
Azerbaycan’ın Osmanlı Devleti’nden yardım talep etmesi üzerine Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçen Nuri Paşa, 15 Eylül 1918 tarihinde başta Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerini düşman işgalinden kurtardı. İstanbul Sütlüce’de kurduğu silah fabrikasında 2 Mart 1949’da meydana gelen büyük patlamada hayatını kaybeden Nuri Paşa’nın hatırası hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de yaşatılmaktadır. – BAKÜ
]]>Yeniden Refah Partisi’nin Samsun İl Başkanlığı Aday Tanıtım Toplantısı, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın katılımıyla İlkadım ilçesindeki Mustafa Dağıstanlı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda Yeniden Refah Partisi İl Başkanı İbrahim Yaşar, Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Av. Adem Güney, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcıları Cengiz Zor ve Nurettin Gül konuşmalar yaptı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Evet yıllar boyu partilerimizi kapattılar ama kalplerimizi kapatamadılar inşallah. Samsun’da böyle bir manzara görüyorum. Vefatının 13. yılında merhum Erbakan hocamızı rahmetle anıyor, hayırla yad ediyoruz. Yeniden Refah Partimiz üye rekorlarında birinciliği kimseye kaptırmıyor. 1 Mart günü konuşmamda dedim ki ‘450 bini geçtik, 452 bin 800 olduk.’ 2 Mart’ta İstanbul’da konuşma yaparken arkadaşlar dediler ki ‘455 bin 300 oldu.’ Üye sayımız günde 2 bin 500 artıyor. Günde 2 bin 500 demek, ayda 75 bin demektir. 1 yılda neredeyse 1 milyon üye demektir. Bugün itibarıyla 455 binin üzerindeyiz. İnşallah 31 Mart seçimlerine 500 binin üzerinde üyeyle gireceğiz. Türkiye’nin üye sayısı bakımından üçüncü büyük partisi olarak gireceğiz. 6 ay önce eylül ayının başında 265 bin üyeyle başladık. 6 ay içinde 455 bine geldik. Bu 6 ayda yüzde 80 büyüme demektir. Böyle bir büyümeyi başka bir siyasi partinin göstermesi mümkün değildir. İnşallah 500 bini geçip seçimlere girdikten sonra hemen takip eden birkaç ay sonra 1 milyonu da geçeceğiz. ve inşallah 2028’de milli görüş ve Yeniden Refah’ı iktidara taşıyacağız. İnşallah Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisi olarak adım adım 31 Mart akşamına doğru gidiyoruz. Önce 31 Mart’ta yerel yönetimlerde Yeniden Refah’ı, milli görüşü iktidar yapacağız. Bu iktidar bizlere hem ahlaklı belediyeciliği getirmiş olacak hem de 2028’deki iktidarın kapısını açacak inşallah” dedi.
Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Zor, “Samsun gerçekten Türkiye’nin incisi. Her bir yanında her türlü güzelliği var. Sadece bir eksiği var ki milli görüşçü belediye başkanları yok. 1 Nisan sabahı Samsun’a milli görüşçü belediye kadroları elini değdirdiği zaman bu Samsun başka bir Samsun olacak inşallah” diye konuştu.
Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Gül ise, “Partimizin kuruluşunda birşey söylenmişti. Gün gelecek yeniden salonlara sığmayacağız denmişti. Bu manzarayı görünce aklıma geldi. Bugün yeniden salonlara sığmıyoruz. Milli görüşün ikinci 40 yılında partimiz hızla büyümeye devam ediyor. Siz zafere inanmış bir topluluk olarak partimizi Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi haline getirdiniz. Bu nedenle tebrik ve takdir ediyorum. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olma yolunda adım adım hedefe gidiyoruz inşallah” şeklinde konuştu.
Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Adem Güney, “Artık Türkiye’de ve Samsun’da ahlaklı belediyecilik dönemi başlıyor. Önce ahlak ve maneviyat diyen bir belediyecilik anlayışı Samsun’da 1 Nisan itibarıyla hakim kılınacaktır. Artık şefkatle muamele eden, hak ve adaleti üstün tutan, ahlaklı belediyecilik geliyor. Artık gardiyan belediyecilik değil, milletine karşı daima dürüst, güvenilir, garson belediyecilik başlıyor. Rüşvetin kökünün kazındığı, yalanın, talanın olmadığı belediyecilik başlıyor” dedi.
Gençlere yönelik vaatlerinden söz eden Güney, “Gençlerimizin en iyi şartlarda yaşama ve sosyal hayata katılımı bizim en önemli görevimizdir. Bu amaçla gençlik konseyleri ile katılımcı bir yönetim sergileyeceğiz. 18-25 yaş aralığındaki tüm gençlerimize Genç Refah Kartı vereceğiz. Gençlerimiz bu kartla ister tiyatroya, ister sinemaya gidebilecek. Hasan Togar belediye başkanımızla söz vermiştik. İleri sürüş pistleri kurarak, gençlerimizin drift yapma ve hız yapma isteklerini güvenli bir ortama taşıyacağız. Burada hem güvenli bir ortam sağlanacak hem de uzman eğitmenlerle sürüş tekniklerini geliştirebilecekler” diye konuştu.
Toplantıda Yeniden Refah Partisi’nin 17 ilçede belediye başkan adayları açıklandı. Aday listesi ise şöyle:
Tekkeköy – Hasan Togar
Ladik – Adnan Topal
Çarşamba – Necattin Arpacı
İlkadım – Kemalettin Tangal
Atakum – Okan Keskin
Terme – Berat Çetin
Vezirköprü – Havva Şen Saygın
Kavak – Şerif Ün
Ayvacık – Refahittin Şencan
Salıpazarı – Alim Çakır
19 Mayıs – Şaban Şenocak
Canik – Yılmaz Hocaoğlu
Bafra – Şükrü Neiş
Asarcık – Hidayet Belik
Alaçam – Muhammet Ergin
Yakakent – Murat Marap
Havza – Engin Toprak – SAMSUN
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Hançerli’ye tavrı nedeniyle teşekkür eden İmamoğlu, “Onun bu kadirşinaslığını, partili duruşunu, yoldaşlığını alkışlıyorum. Yakışanı yapıyor. Yakışanı yapmaya, herkesi davet ediyorum” dedi. İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a da “Ne diyor acemi aday? İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Ona buradan sesleniyorum: Bu millete, ‘Kanal İstanbul gündemimde yok’ demeyene kadar, sana bu soruyu soracağım; bir. İki; senin gündeminde yok da sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız, hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nın da gündeminde var mı yok mu; onu açıkla” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu. Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti. İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.
“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA O PARTİ BU PARTİ YOK. BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR: Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok. Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz. Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum. İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum. Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.
EKREM İMAMOĞLU ORAYA CAMİİ YAPARSA MÜTEDEYYİN İNSANLAR EKREM İMAMOĞLU’NA TEŞEKKÜR EDER, ETMESİN DİYE: Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi? O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer. Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu. Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş. Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz? Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.
SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN: Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın. Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün. O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın. Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM: Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız. Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti. 2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar? Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım. Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
BU KARDEŞİNİZLE EKİBİ İSTANBUL’U TALAN EDECEKLERİ KANAL İSTANBUL’U YAPTIRMADI YAPTIRMAYACAK KARDEŞİM: Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun. Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz. Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti. Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim. Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
BU MİLLET KENDİNİ ALDATANI SEVMEZ BİRDE ALDANANI: Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir. İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez. Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam. Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM: Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi. Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri”
]]>Destici, Sivas’ta Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde proje tanıtım programında yaptığı konuşmada, partisinin Sivas belediye başkan adayı Adem Uzun’a destek istedi.
BBP’nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yanında 14 yaşından beri yer aldığını aktaran Destici, Sivas’ın BBP için önemli bir il olduğunu söyledi.
Destici, Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun olarak bazı bölgelerde seçime tek başlarına girdiklerini ifade etti.
“Kalbinde zerre kadar iman olanın Filistin ve Gazze davası olur”
Ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, İsrail’in Gazze’de insanlık suçu işlediğini belirtti.
İsrail’in Gazze’de 30 bin masum insanı öldürdüğünü vurgulayan Destici, ” Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı İsrail ile ilgili tek kelime etmiyor. Siyonist katillerle ilgili soykırımcılarla ilgili tek kelime etmiyor ama diyor ki ‘Hamas terör örgütüdür.’ İsrail’e şirin gözükmeye çalışıyor. Hamas, Filistin’in Gazze bölgesinin siyasi partisi, oranın yönetimini elinde bulunduran parti.” şeklinde konuştu.
“Başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız”
Yerel seçimlerde kazandıkları tüm il, ilçe ve beldelerde önceliklerinin sahipsiz köpek sorununu çözmek olduğunu aktaran Destici, şunları kaydetti:
“Türkiye genelinde baktığınız zaman son yıllarda milletin en önemli dertlerinden biri sokak köpekleri oldu. Köpek saldırıları sonucu çocuk, kadın ve yaşlı insanların ölümleri oluyor. Bize yetki verilen her ilde, her ilçe ve beldede seçimi kazandıktan 1 ay sonra sokaklarda başıboş saldırgan köpek bırakmayacağız. Bunları imkan varsa hayvan barınaklarına alacağız, kısırlaştıracağız ama imkan olmadığı yerde de elbette uyutacağız. Önceliğimiz insan olacak.” ifadelerini kullandı.
“Kayyum uygulaması devam etmelidir”
Her partinin diğer partililerle görüşebileceğine dikkati çeken Destici, şöyle devam etti:
“İstisnamız ve kırmızı çizgimiz, terör örgütlerinin siyasi partileriyle iş yapılamaz. Eğer yapılırsa millete, devlete, vatana ve şehitlerimize ihanet olur. ‘Kent uzlaşısı’ adı altında seçim işbirliği yapıyorlar. DEM Parti, bir önceki adı HDP, ondan önceki adı BDP, ondan önceki adı HADEP, ondan önceki adı DEHAP böyle gidiyor. Bukalemun gibi sürekli isim değiştiriyorlar. İstanbul’da bir ilçeyi onların istediği yani terör örgütünün ve onun siyasi temsilcisinin istediği partinin adayını gösteriyorsunuz. Kazandığı zaman oraya geçecek. İstanbul’da metropolde düşünün, PKK’nın partisinin büyük bir ilçe belediyesi olacak. Elbette devlet gereğini yapacak. Şimdi birileri diyor ya ‘kayyum uygulamasına son verilecek.’ Niye son verilsin kardeşim. Eğer seçilen belediye başkanı terörle arasına mesafe koymazsa, teröristleri belediyeye doldurursa, belediyenin imkanlarını terör örgütü ve uzantıları için kullanırsa elbette kayyum atanır ve kayyum uygulaması devam etmelidir.
Yine son günlerde yeni çözüm sürecinden bahsediliyor. Şehit liderimizin Muhsin Başkanımızın terörle mücadeleyle ilgili sözlerinden cevap vermek istiyorum. Şehit liderimizin dediği gibi terörü ve teröristi yok etmek istiyorsanız onun tüm unsurlarına karşı topyekün mücadele edeceksiniz. Sadece dağda, ovada, sınır içinde, sınır dışında teröristlere karşı askerin, polisin yaptığı mücadele yetmez. Şehirde de biz mücadele edeceğiz, arkasında sermaye olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste olanlarla da mücadele edeceğiz. Mecliste terör örgütünün partisi ve sözde milletvekillerinin olmasına da müsaade etmeyeceğiz.
Devlete baş kaldıranın başını koparırsınız. Şimdi Atatürkçü olduğunu, Atatürk’ün partisinin genel başkanı olduğunu söyleyenler şimdi bunlarla işbirliği yapıyorlar. İsyancılarla, devlete baş kaldırmış olanlarla işbirliği yapıyorlar. Atatürk olsaydı, 40 yıldır devlete savaş açmış terör örgütü siyasi partiyle iş yapar mıydı? Onlarla seçim işbirliği, ortaklık yapar mıydı? Atatürk devlete baş kaldırana ne yapmış, sen ne yapıyorsun? Terörle, teröristle arana mesafe koy, işbirliğini bitir.”
]]>Muğla programı kapsamında Marmaris’te bir otelde düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda katılan Erdoğan, Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme stratejisini kararlılıkla uyguladıklarını söyledi.
Erdoğan, geçen yıl yaşanılan deprem felaketine ve bölgede patlak veren çatışmalara rağmen hedeflerinden kopmadıklarını vurguladı.
Turizmde 2023’ü rekor ziyaretçi sayısı ve turizm geliriyle kapattıklarını bildiren Erdoğan, bu sene hedefin 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar turizm geliri olduğunu ifade etti.
İhracatta yakalanan ivmenin hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, “Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak, 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat rakamımız ise yüzde 1,6 artışla 259 milyar doları buldu.” bilgisini paylaştı.
Erdoğan, büyüme tarafında da olumlu tablonun devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz, 1 trilyon dolar sınırını geçerek, tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik eşiği daha aşmayı başardık. Bölgemizde çatışmalar durulup istikrar arttıkça, inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.
Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yıl sonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”
“14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan senaryoyu yırtıp attık”
Erdoğan, bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan, ekonomiye katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının kurulması olduğuna dikkati çekti.
Geri bırakılan 21 yıl içerisinde terör saldırılarından, darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınamayla nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık.
Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin, ülkemize güya, barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vadedenlerin, ‘Halil İbrahim Sofrası kurduk’ diyerek, milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar, esen ilk rüzgarda darmadağın oldular. Dün bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin, çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Ne diyelim, demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış.”
“Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır”
Erdoğan, milletin 14- 28 Mayıs’taki tercihiyle Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıktığını belirterek,”Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.” dedi.
Türkiye Yüzyılı’nın inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele vererek, uyum içinde çalışarak gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğinin depreme hazırlık çalışmaları olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken, mahalli idareler istismar siyasetiyle hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır, Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz.”
Erdoğan, Marmaris ve Fethiye Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdikleri 2 tarama ve dip temizleme gemisinin dün Marmaris Limanı’na ulaştığını belirterek, gemilerin bu hafta tarama çalışmalarına başlayacağını söyledi.
Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrin ve ilçenin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Asıl umudumuz yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğlamızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir belediyesinde Aydın Hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdiden her birinize destekleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum.”
Notlar
Programa, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Muğla Valisi İdris Akbıyık, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Cumhur İttifakı’nın Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın ile Marmaris Belediye Başkan adayı Serkan Yazıcı, Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem ile davetliler katıldı.
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Muğla mitinginde konuştu. Erdoğan, “31 Mart’ta milli iradenin bayramını ilan edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına yakışır yeni bir kalkınma hamlesinin startını inşallah sizlerle birlikte sandıkta vereceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Muğla’da düzenlediği mitingde, ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı. Mitingde konuşan Erdoğan, şunları söyledi:
“HER KESİMDEN VATANDAŞIMIZIN TAMAMINI KUCAKLADIK, TAMAMINA HİZMET ETTİK”
“Muğla’ya yapılan her hizmette mührümüz var, damgamız var. Kendimi fahri Muğlalı olarak da görüyorum. Bu vesileyle geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde yüzde 34,5 ve milletvekilliğinde aldığımız yüzde 32 oy oranı için tüm Muğlalılara teşekkür ediyorum. Biliyorum ki bu oy oranları Muğla’yla aramızdaki sevginin derinliğini göstermekten çok uzaktır. Biz bugüne kadar sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Ülkemizin asırlık ihmallerin sonucu olan altyapı eksiklerini gidermek için çalıştık, milletimizin anasından emdiği ak süt kadar helali olan hak ve özgürlüklerini geliştirmenin mücadelesini verdik. Demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın meyvesini de ülkemizi 21 yılda 3 kat büyüterek, insanımızın özgüvenini artırarak aldık. Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız sürecinde ne şahsen ne hükümet uygulamalarıyla ne parti politikalarıyla hiç kimseyi, hiçbir zaman ötekileştirmedik. Her kökenden, her meşrepten her kesimden vatandaşımızın tamamını kucakladık, tamamına hizmet ettik. Muğla yörüklerinin ve Türkmenlerinin mağduriyetlerini de biz ortadan kaldırdık. Kürt kardeşlerimizin hakkını da biz savunduk. Karadeniz’in Akdeniz’in geçit vermez dağlarına hangi yatırımları yaptıysak, Ege’nin Doğu Anadolu’nun Güneydoğu Anadolu’nun her karışına aynı yatırımları biz götürdük. Biz bu ülkeyi 81 vilayetinin tamamıyla kucakladık. Hiçbir şehrimizi hiçbir insanımızı dışlamayan bir anlayışla, Türkiye’yi önce 2023 hedefleriyle sonra da ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla biz buluşturduk.
“MUĞLA HAK ETTİĞİ YERDE DEĞİLDİR”
Bir çeyrek asır öncesinin Muğlasını gözlerinizin önüne getirin, yanına da bugünkü Muğla’yı koyun. Arada asırlık fark göreceksiniz. Muğla şimdi dünyanın gözbebeği, dünyanın çekim merkezi haline gelmiş bir şehre dönüşüyor. Yine de Muğla hak ettiği yerde değildir. Muğla’nın potansiyelini tam anlamıyla kullanmasının önündeki en büyük engel ise şehrin Büyükşehir Belediyesi’ni 25 yıldır yöneten zihniyettir. Kendisi şehir için hiçbir şey üretmeyip köy görünümünde tutanlar, Bakanlıklarımızın ve girişimcilerimizin hayata geçirmek istediği projeleri engellemek için de ellerinden geleni yapmışlardır. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin idari tasarrufla ya da yargı yoluyla engellediği projeleri üst üste koysanız bir Muğla daha çıkar. Bugün Muğla, turizmde ve tarımda Antalya’nın gerisinde kalmışsa tek sebebi bu zihniyettir. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Aydın Hoca’mızı aday gösterdik. Kendisi akademide, bürokraside, siyasette tecrübeli, en saygın, en çözüm odaklı isimleri arasında yer alan bir hocamızdır. Sadece bu tercih bile hak ettiği eserlere ve hizmetlere kavuşturma konusundaki kararlılığımızın açık ifadesidir.
“31 MART’I MİLLİ İRADENİN BAYRAMI İLAN EDECEĞİZ”
Şu anda karşımdaki katılımı görüyorum, rakam 50 bin. Ramazan ayının rahmetli ve bereketli iklimine yaklaşıyoruz. İnşallah beraberce 31 Mart’ta milli iradenin bayramını ilan edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına yakışır yeni bir kalkınma hamlesinin startını inşallah sizlerle birlikte sandıkta vereceğiz. Türkiye’yi 21 yıldır eser ve hizmet siyasetiyle yönetirken, her şehrimiz gibi Muğlamıza verdiğimiz sözü tutmak için de gece gündüz çalıştık. İktidara geldiğimiz günden bugüne Muğla’ya 122 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 3 bin 375 adet yeni derslik kazandırdık. Gençlik ve sporda 11 bin 157 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. 71 adet spor tesisi inşa ettik. Şimdi de Muğla-Bodrum ve Fethiye’ye yeni spor tesisleri, Marmaris’e gençlik merkezleri kazandırmak için çalışıyoruz. Şehrimizdeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara yaklaşık 4 milyar lira tutarında kaynakla destek olduk. Sağlıkta toplam bin 291 yataklı 15 hastanenin de aralarında olduğu 40 sağlık tesisi inşa ettik. Halen 150 yataklı Marmaris Hastanesi’nin de içinde yer aldığı 4 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. Muğla’da 3 bin 375 konutun yapımını tamamlayıp, hak sahiplerine teslim ettik. 2 bin 303 konutun yapımına devam ediyoruz. 2021 yılının yaz ayında yaşadığımız orman yargınlarının ardından 20 bin köy evi inşa ederek, hak sahiplerine teslim ettik. Muğla’da 4 bin 455 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Hükümete geldiğimizde şehrimizde 8 adet atıksu arıtma tesisiyle belediye nüfusunun yüzde 25’ine hizmet veriyordu. Byugün ise 33 adet atıksu arıtma tesisiyle nüfusun yüzde 94’üne hizmet veriyoruz. Muğla’daki 6 millet bahçesi projemizden birini tamamladık, diğerleriyle ilgili çalışmaları sürdürüyoruz.
“4 MİLYON YOLCU KAPASİTESİNE ULAŞAN MİLAS-BODRUM HAVALİMANI’NI YENİLEDİK”
Ulaştırmada 90 kilometreden aldığımız yolu 463 kilometreye çıkardık. Geçen yıl 5,5 milyon kapasitesine ulaşan Dalaman Havalimanı’nı ve 4 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Milas-Bodrum Havalimanı’nı yeniledik. Fethiye ve Marmaris Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz 2 adet tarama ve dip temizleme gemisi dün itibarıyla bölgeye ulaştı, çalışmalarına bu hafta başlıyor. Tarım ve ormanda Muğla’ya 8 baraj, 7 içme suyu tesisi, 20 sulama tesisi, 1 araziyi toplulaştırma projesi, 70 taşkın koruma tesisi, 8 gölet ve 10 hidroelektrik santrali kazandırdık. Muğla’nın içme suyunu garanti altına aldık. 145 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık, arıcılığı desteklemek için 18 bal ormanı kurduk. Muğla’da toplam 60 bin dekar arazinin daha sulanmasına hizmet edecek 5 yeni baraj daha inşa ediyoruz. Muğlalı çiftçilerimize 34 milyar liralık tarımsal hibe desteği verdik. İstihdamı desteklemek için Muğla’daki işverenlere 6,5 milyarlık prim teşviki verdik. Enerjide Menteşe, Yatağan, Ula ve Bayır’a doğal gaz arzı sağladık. Önümüzdeki dönemde de Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Seydikemer’e doğal gaz arzını sağlamayı planlıyoruz.
“MUĞLA SANDIKLARI PATLATARAK, GERÇEK BELEDİYECİLİK KONUSUNDA BİZE GÜVENİNİ ORTAYA KOYACAKTIR”
Muğla’nın her biri diğerinden güzel körfezlerinin temizliğinden altyapı ve Büyükşehir kaynaklı imar sorunlarına kadar tüm meselelerin çözümü için projelerimiz hazır. Yerel yönetimlerde de 31 Mart akşamı Cumhur İttifakı güven alırsa bizi tutana aşkolsun. Biz de tüm gücümüzle Muğla’yı her bakımdan daha güzel ve huzurlu bir geleceğe hazırlayacağız. Muğla sandıkları patlatarak gerçek belediyecilik konusunda bize güvenini ortaya koyacaktır.
Her şeyin başı huzur. Muğla bir asır önce işgal yaşamış, ardından Milli Mücadele’yle istiklalini kazanmış bir şehir olarak bunun anlamını çok iyi biliyor. Muğla, terör örgütü PKK yüzünden yüzlerce evladını şehit olarak toprağa verdi. Türkiye’nin istikrarı bozmak isteyen emperyalistlerin ilk harekete geçirdikleri araçlar terör örgütleridir. 15 Temmuz’un ardından terörle mücadelemizi artık kendi topraklarımızda değil, terörün kaynağında yürüteceğimizi ilan ettik. Bütün bu teröristleri Gabar’da, Tendürek’te, Cudi’de mağaralara gömdük. Milletimizin huzuruna kimse kast edemez. Irak ve Suriye’de bunları yaptık. Yola aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”
Erdoğan, konuşmasının ardından ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı.
]]>
Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) tarafından düzenlenen etkinliğe Genel Sekreter Mehmet Süreyya Er, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Azerbaycan Aksakalı Hasan Hasanov, TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, milletvekilleri, akademisyenler ve yazarlar katıldı.
TÜRKPA Genel Sekreteri Er, programda yaptığı konuşmada, 1918’de, Osmanlı Devleti’nin kendisinin de zor durumda olduğu bir dönemde Azerbaycan’ın çağrılarını yanıtsız bırakmadığını ve yardıma koştuğunu belirtti.
Er, Nuri Paşa’nın ağabeyi Enver Paşa’nın talimatıyla Kafkas İslam Ordusu’nun başına geçerek Azerbaycanlı kardeşlerinin imdadına yetiştiğini ve Bakü’yü kurtardığını söyledi.
Kafkas İslam Ordusu’nun 15 Eylül 1918’de Bakü’yü Bolşevik ve Ermeni çetelerden kurtararak kahramanlık destanı yazdığını vurgulayan Er, Bakü’nün kurtarılmasının Azerbaycan devlet tarihinde önemli rol oynadığını kaydetti.
Er, “Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu, Azerbaycan halkının kalbinde ebediyen yer edinmiştir. Onların kahramanlığı, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin bir parlak örneğini daha tarihin hafızasına altın harflerle kazıdı. Nuri Paşa’nın kahramanlıkları iki milletin ortak tarihinde şerefli kardeşliğin sayfasına dönüştü.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’nın Cumhuriyet döneminde kurduğu fabrikalarla Türk savunma sanayisinin öncüleri arasında yer aldığını hatırlatan Er, bu gibi şahısların gelecek nesillere öğretilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
“Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Mesten de Kafkas İslam Ordusu’nun 1918’de Azerbaycan’a gelerek kardeşlerine yardımda bulunmasının iki ülke arasındaki kardeşliğin en büyük nişanelerinden olduğunu anlattı.
Mesten, Osmanlı Devletinin 1. Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde yenilgilerle yüz yüze kaldığı bir dönemde en seçkin askerlerini Azerbaycan’a gönderdiğini hatırlatarak, “Bu ordu sayesinde Azerbaycan bağımsızlığını tam olarak kazandı. 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden ve zulümden kurtuldu. Bugün ise bizlere düşen atalarımızın yüzyıl öncesinden bıraktığı emanete sahip çıkmaktır.” dedi.
Nuri Paşa’nın savunma sanayiindeki faaliyetlerinden de bahseden Mesten, “Nuri Killigil Paşa, cumhuriyet tarihinin ilk endüstriyel silah tasarımcılarından olmuştur. Arap-İsrail savaşında Arap orduları için silah ve cephane üretmiştir.” diye konuştu.
Mesten, 2. Karabağ Savaşı’nda da Türk halkının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’a gösterdiği siyasi ve manevi destekleri hatırlatarak, “Azerbaycan ile Türkiye’nin kardeşliği et ile tırnak gibidir. Kardeş ülkelerimiz arasında bütün bu gelişmelere rağmen, önümüzde çok daha büyük görevler bizleri bekliyor. Bize düşen, aramızdaki bağları daha da sağlamlaştırarak gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakmak, her alanda işbirliğimizi derinleştirmektir.” şeklinde konuştu.
“Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz”
TÜRKPA Hukuk İşleri ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı, Nevşehir Milletvekili Kılıç ise konuşmasında, Nuri Paşa’nın vefatının üzerinden 75 yıl geçmesine rağmen Azerbaycan Türkleri tarafından saygı ve minnetle hatırlanmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “Boşuna ‘bir millet iki devletiz’ demiyoruz. İyi ki bir milletiz, iyi ki bağımsız Türk devletleriyiz.” dedi.
Kılıç, Nuri Paşa’nın ve Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetlerinden, onların o dönemde Azerbaycan’da gördükleri saygı ve hürmetten bahsederek, “Killigil soyadını alan Nuri Paşa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından milletle birlikte kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nde, ülkesi ve Türk dünyası için dinlenmeden çalışmaya devam etti. Sık sık Türk dünyasının bir olmasından, bir olarak çok daha güçlü olacağından bahseder, bir gün bu arzusunun mutlaka gerçekleşeceğini söylerdi.” şeklinde konuştu.
“Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır”
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Bağcı da Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’de kazandığı zaferin İstanbul ve Bakü’yü kontrol altında tutmak isteyen güçleri çılgına döndürdüğünü ve hüsrana uğrattığını vurguladı.
Bağcı, Azerbaycan’ın birçok bölgesinde Türk şehitliklerinin olduğunu aktararak, “Koyun koyuna yatan Osmanlı askerleri bize emanet ve mirastır. Bu miras ve emaneti, kardeşliğimizin mayasını teşkil eden bu birlikteliği korumak görevimizdir.” ifadelerini kullandı.
Nuri Paşa’yla ilgili filmin gösterildiği etkinlik, Türk ve Azerbaycanlı akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.
?
]]>Partisinin Muğla aday tanıtım mitingi için Muğla’ya gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te iş adamları ve STK temsilcileri ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, STK temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli idareler seçimleri arifesinde il mitinglerine devam ettiklerini belirterek, “Bugün de Muğlalı vatandaşlarımızın misafiriydik. Bizi bir kez daha bağrına basan Muğlalı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. İl ziyaretimizi vatandaşlarımızla buluşmanın yanında iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın nabzını tutma vesilesi olarak da görüyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yolu ile büyütme stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketine ve bölgemizde patlak veren çatışmalara rağmen hamdolsun hedeflerimizden kopmadık” dedi.
“2024 yılında hedef 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir”
Türkiye’nin 2024 yılını rekor turist sayısı ile kapattığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelirle kapattık. Bu sene hedefimiz 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar gelir. Turizm geliri ve ihracatta yakaladığımız ivme hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat, yüzde 6 artışla 259 milyar doları buldu. Büyüme tarafında da olumlu tablo devam ediyor. Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz 1 trilyon dolar sınırını geçerek tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik etabı aşmayı başardık” dedi.
“Üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz”
“Bölgede çatışmaların durulup, istikrar arttıkça inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli konu. Covid-19 salgını ile başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden büyüme odaklı ekonomi programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız. Bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“Tüm zorlukların üstesinden gelmesini bildik”
Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının korunmasının olduğunu açıklayan Erdoğan, “Geride bıraktığımız 21 yıl içerisinde terör saldırılarından darbe girişimine, sokak olaylarından tabi afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşadık. Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınama ile nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü. Ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin ülkemize güya barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vaat edenlerin ‘Halil İbrahim sofrası kurduk’ diyerek milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar esen ilk rüzgarda darmadağın oldu. Bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış. Milletimiz, 14-28 Mayıs’taki tercih ile Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıkmıştır. Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
“Türkiye yüzyılı inşasını yerel ve merkezi yönetimlerin el ele vermesi ile gerçekleştirebiliriz”
Türkiye yüzyılının inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele verip uyum içinde çalışması ile gerçekleştirileceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en çarpıcı örneği depreme hazırlık çalışmalarıdır. Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken, diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken, yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken mahalli idareler istismar siyaseti ile hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki, bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz. Marmaris ve Fethiye körfezinin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet tarama ve dip temizleme gemisi dün Marmaris limanına ulaştı. Gemilerimiz inşallah bu hafta tarama çalışmalarına başlıyor. Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrimizin ve ilçemizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Tabii asıl umudumuz 31 Mart’ta yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde Aydın hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz” dedi. – MUĞLA
]]>Başkan Ataç, ilçede gelecek dönem hayata geçireceği projeleri tanıtmak üzere Yunus Emre Spor Tesisleri’nde toplantı düzenledi. Toplantıya Başkan Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, Büyükşehir Belediye (EBB) Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP EBB Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, İl Başkanı Talat Yalaz, ilçe belediye başkan adayları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Program, Tepebaşı Belediyesi tarafından geçen dönemlerde hayata geçirilen projelerin tanıtımı ile başladı. Ardından Başkan Ataç’ın yeni dönem projeleri katılımcılara takdim edildi.
Programda ilk olarak kürsüye gelen CHP İl Başkanı Talat Yalaz, şöyle konuştu:
“BİRÇOK KONUDA DEVLETİN YAPMASI GEREKENLERİ BELEDİYEMİZ YAPTI”
“Hayat pahalılığı altında, enflasyon altında halkımız eziliyor. Bu nedenle belediyelerimiz bütçelerinin önemli bir kısmını sosyal yardımlara ayırdılar. Haliyle belediyeler de ekonomik krizden nasibini alıyor. Enflasyon nedeniyle merkezi bütçenin azlığının yansıması nedeniyle zor günler geçiriyorlar. Ama ne mutlu bize ki Tepebaşı ne hizmetten geri kaldı, ne de Ahmet Başkan’ımız en ufak bir mazeret üretti. Hatta birçok konuda devletin, merkezi idarenin yapması gerekenleri de belediyemiz yaptı, yapıyor. Ahmet Başkan’ın ve sosyal belediyeciliğinin şefkatli elleri her zaman omuzlarımızda.”
“SAKIN YALANLARA KANIP ŞEHRİNİZİ SATMAYIN”
EBB Başkanı Büyükerşen, “Sakın yalanlara kanıp şehrinizi satmayın, oylarınızı satmayın. Şehrinizi bir büyük maceraya atmayın. İşte Kazım, işte Ahmet, işte Ayşe Ünlüce. Türkiye ilk defa bir Cumhuriyet kadını, bu toprakların kültürlü bir kadını, bir hukukçunun bu şehri nasıl yönettiğine şahit olacak. ve görecek hanımlar nasıl yönetir bu şehri. Onu ve Kazım ile Ahmet’i sizlere emanet ediyorum. Yalnız kendi attığınız oylar değil, karşı oylardan da 3-4 kişiyi ikna etmek size vatan borcudur, şehir borcudur” diye konuştu.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, şunları dile getirdi:
“20 yıldır Tepebaşı’mızı başarıyla yöneten Sayın Ahmet Ataç yeni dönem projelerini bize tanıtacak. Ben de bir Tepebaşı seçmeni olarak merak ediyorum ve biri diyor ya, ‘Şaban Bey, toplantının yıldızı ben olmam lazım. Soru sorma’ diyordu. Onun için toplantının yıldızı Ahmet Ağabey olması lazım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
EBB Başkan adayı Ayşe Ünlüce de Tepebaşı’nın çok büyük bir gelişme gösterdiğini ve bu gelişimin devam etmesi için 5 yıl daha Tepebaşı’nda Ahmet Ataç’la birlikte yol alınması gerektiğini söyledi. Eskişehir’de halkçı ve demokratik belediye anlayışıyla hizmet sürdürdüklerini belirten Ayşe Ünlüce, şöyle devam etti:
“SİZE DOĞRU, ŞEFFAF, HALKÇI BELEDİYECİLİK SÖZÜ VERİYORUZ”
“Tepebaşı’nı bu kadar güzel yapan başkanımız, büyük bir fedakarlıkla Tepebaşı’nı geliştiren Ahmet Başkan’ımız, önümüzdeki 5 yıl daha Tepebaşı’nda başkan olacak. Tepebaşı Belediye Başkanı’mız Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı’mız Kazım Kurt ve kırsal belediye başkanlarımızla beraber biz size doğru, şeffaf, halkçı belediyecilik sözü veriyoruz. Ben diyorum ki: ‘Merak etme sen Tepebaşı, Ahmet Ataç yanınızda.’ Ben diyorum ki işimiz gücümüz Tepebaşı, işimiz gücümüz Odunpazarı, işimiz gücümüz Eskişehir.”
Sahneye, “Tepebaşı seninle gurur duyuyor” tezahüratı eşliğinde çıkan Başkan Ataç ise şöyle konuştu:
“ESKİŞEHİR YEŞİL CENNET OLDU”
“1999’da Sevgili Yılmaz Hoca’m ile değerli liderimiz rahmetli Bülent Ecevit’in önerisi ile DSP’den belediye başkanı seçildik. O zaman vatandaşımız, ‘Bizim özgürce yaşayıp, onur duyabileceğimiz bir kent oluşturursanız yanınızda oluruz’ dediler. ve bizi seçtiler, bugün hala seçiyorsunuz. Bu tespit o kadar doğruydu ki bize yön verdi. O ilk 5 yıl içinde mütevazı Tepebaşı’nın geleceği hazırlandı. Altyapısı, üstyapısı yapıldı, yeşil alanları tanzim edildi. İkinci dönemimde ise artık Tepebaşı’nın kaderi farklı bir yöne gitmeye başladı. Hiç sıradan bir iş yapmak istemedik. Yapacağımız işlerde Türkiye’de ilk olmasına da dikkat ettik. Bunu da başardık. Geçmiş dönem projelerimizi izlediniz, hepsi birbirinden güzel projeler. 1999’da Tepebaşı’nda spor sahası diye bir şey yoktu. Market değil, iri bakkal yoktu. Bakın, Batıkent’te Murat Kent’in olduğu alanlarda kamyon kasasının içinde bakkal vardı. Oradan alışveriş yapılıyordu. Bunu Tepebaşılı olanlar çok iyi bilir. Tozunu, çamurunu çok iyi bilir. Şehre geldiğinde çamurun renginden mahallesi söylenirdi. Şirintepe’den, Çamlıca’dan geliyor. Farklı renklerde gördüğü mahallesinin ayrımı yapılıyordu. Ama bugün Çamlıca Eskişehir’in en geniş mahallelerinden biri oldu. O zaman 20 bin nüfusu olan Çamlıca’da bugün 65 bin nüfus var. Kurak bir Tepebaşı’ydı, bugün 2 bin 500 dönüm yeşil alanı suluyoruz. Kişi başına 13 metrekare yeşil alan düşüyor. İstanbul’da kişi başına 30 santimetrekare düşen yerler var. Eskişehir gerçekten bir yeşil cenneti oldu.
“BU SEÇİMİ ALACAĞIZ, MANZARA DİYOR Kİ: BİTTİ BU İŞ”
Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı gösterdik. Yapacaklarımızı beğendiniz mi arkadaşlar? Şimdi sakın şöyle bir düşünce olmasın, ‘Bizim mahallemize bir şey yapılmıyor’, yok öyle bir şey. İnanın, şimdi bunları tasarladık. Koşullar elverdiğince bazıları yapılabilir, bazıları olmayabilir. Ama hiç düşünmediğimiz noktalarda da hizmetlerimiz son sürat gelebilir. Bugün bizim yaptığımız projeleri, Tepebaşı’nda Eskişehir’de kimse düşünmüyordu ama hepsi gerçek oldu. Bugün Alzheimer Merkezi’ne Türkiye’den insanlar müracaat ediyor. Alzheimer Merkezi’ni niye yaptık? Alzheimer hastası, bakımı çok zordur, maliyetlidir. Sırf o ailelere destek verelim diye yaptık. Zihinsel engelli çocuklarımızın Montaj Atölyesi Türkiye’de tek. Nadir Küpeli Başkan’ımıza bir tane de sizle açalım dedik. İkinci atölye de orada kuruldu. İki atölyede çocuklarımızın yaptığı montaj sayısı 21 milyon. Nasıl çalışıyorlar, bir de kafalarında ne yalan ne dolan var, sadece sevgi var. Çocuklar için ağız diş sağlığı merkezimizde yaklaşık 75 bin çocuğumuz elimizden geçti. Tabii kuruş ödenmeden, bedava. Bugün bir lira, iki lira için ekmek kuyruğuna giren baba, çocuğunun dolgusunu nasıl yaptırabilir? Mümkün değil. Hele bu yoksullukta. Bir de açıklıyorlar, 4 milyon 400 bin aileye yardım yapıyoruz diyorlar. Bu 20 milyon kişi eder. Türkiye’nin 4’te 1’i açlık, sefalet içinde demek ki. Utanmadan bunu açıklıyorlar. Etkilenmeyen tek yer var, saray. Bir, iki, üç, dört maaş… Nasıl çocuklarına yediriyorlar anlamıyorum. Hepimizin hakkı var o paralarda. Eğer 31 Mart’ta sandıkta bunlara sarı kartı göstermezsek vay halimize. 4 yıl sonra seçim. 4 yılda bizim pestilimizi çıkartırlar. Ama direneceğiz, yaptırmayacağız. Çünkü bu seçimi alacağız. Nasıl alacağız? Büyükşehir’de Ayşe Ünlüce, Odunpazarı’nda Kazım Kurt. Bu 3’lüyü kimse deviremez. Sevgili dostlar, şu manzara zaten diyor ki, bitti artık bu iş. Yolumuz açık olsun.”
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Pendik Belediyesi tarafından düzenlenen hamsi festivaline katıldı. Festivale Murat Kurum’un yanı sıra Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Sahilde bulunan meydanda kurulan çadırlarda yüzlerce vatandaşa hamsi ekmek dağıtıldı. Festivalde düzenlenen halk oyunları gösterileri katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Festivalde yöresel sanatçılar da konser verdi. Müzik eşliğinde horon oynayan vatandaşlar, gönüllerince eğlendi. AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum ile Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin birlikte horon oynadı.
Festivalde konuşan Murat Kurum, “Bugün Pendik her zamanki gibi coşkulu. Bugün Pendik 31 Mart zaferini müjdeliyor. Sizlerle yol arkadaşı olmak, sizler için yola çıkmak şereflerin, gururların en büyüğü. Biz bakanlık yaptığımız görev boyunca milletimizin yanında olduk. 31 Mart’tan sonra İstanbul’da fetret dönemini bitireceğiz, İstanbul’un yeniden yükselişini başlatacağız. Bu anlamlı buluşmaya, hamsi festivalimize hepiniz hoş geldiniz. Bu festivalin düzenlenmesinde emeği geçen Ahmet Cin başkanıma teşekkür ediyorum. Karadeniz’imizi adeta Pendik’imize getirdik. Hamsi bahane, burada dostluğumuzu muhabbetimizi pekiştireceğiz” dedi.
Kurum, “Şimdi sadece İstanbul diyoruz. İstanbul’un sorunlarına odaklanacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayana kadar çalışacağız. İstiyoruz ki İstanbul’da 650 bin konutumuzu dönüştürelim. CHP’li belediye başkan adayı bu konutların yapılmasına gerek yok diyor, akla ziyan. İstanbul’da kentsel dönüşüm yapılmasın diyor. Geçmişte yaptıkları belli, koca 5 yılda 5 bin konutu ancak dönüştürmüşler. Trabzon’da yaptığımız konut sayısı bundan daha fazla. Pendik’te bizim sosyal konutlarımızı görürsünüz. 39 ilçede yaptığımız projeleri görürsünüz. Çocuklarımız, yarınlarımız için çabalarken görürsünüz. Biz aşkla, şevkle sizlerle elele vereceğiz. İstanbul’umuzun yarınlarını birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“31 Mart seçimleri böylesine önemli, kritik bir seçim” diyen Kurum, “Bir taraftan İstanbul için hayaller kurup, o hayallerin peşinden koşanlar var, bir tarafta maalesef İstanbul’un geleceğine ilişkin bir hayali, projesi olmayanlar var. 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği getireceğiz. Size söz, İstanbul’un her sokağında, her bir ilçesinde bizi göreceksiniz. Hep sözünü tutan, hayallerini gerçekleştiren tarafta olacağız. Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan itibaren bu aziz şehre hizmetlerimizi yapacağız” dedi.
Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ise, “Burası Pendik sahil meydanı. Biz 30 yıldır burada etkinlik yapıyoruz. Ama ne yazıkki 5 yıldan beri akıllarına Pendik’te etkinlik yapmak gelmeyen Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında buraya bizim çadır kurmamızı engellemeye çalışıyor. Ama biz buna direneceğiz. 5 yıldır bu meydanda etkinlik yapmayanlara buna müsade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Cin, “Pendik Murat Kurum başkanımıza ve şahsımıza ciddi bir teveccüh gösteriyor. Bugün de hamsi festivali dolayısıyla sayın bakanımızı davet etmiştik. O da nezaket gösterdi geldi. Coşku üst seviyedeydi. Hem Pendikli vatandaşlarımıza hem de sayın başkanımıza teşekkür ediyoruz. İnşallah bu coşkunun esas kutlamasını 31 Mart’tan sonra yapacağız. Pendik ve İstanbul’da hayırlı hizmetlerin başlangıcı için bismillah diyeceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Adıyaman Türkiye Petrolleri Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Yeni yüzyılda Adıyaman Vizyonu’ proje tanıtım toplantısına AK Parti Adıyaman milletvekilleri Mustafa Alkayış, İshak Şan, Resul Kurt, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Bulucu, Belediye Başkan Adayı Ziya Polat, partinin yönetim kurulu üyeleri, partililer, meclis adayları ve çok sayıda kişi katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan AK Parti Adıyaman İl Başkanı Emrah Bulucu, “Bizim siyasetimiz eser siyaseti, bizler siyaseti mevki makam için değil halk için yaparız. Bunun en güzel göstergesi Ziya Polat başkan. 5. sıra milletvekili adayıyken emin olun ki birinci sıra milletvekili adayı gibi çalıştı ve gayret gösterdi. Şimdi bu memleket için çalışıp gayret gösterecek. İnşallah bu depremin izlerini en hızlı şekilde sileceğine eminiz. Allah’ın izniyle Belediye Başkan Adayımız Ziya Polat’ın açıklayacağı vizyonel projelerle bu değişim ve dönüşümün öncüsü olarak Türkiye yüzyılı belediyeciliğinin Adıyaman’ın yeniden inşasında ve ihyasında büyük katkı sağlayacağına, tüm projelerle bütün değişimi 1 Nisan’dan sonra sahaya yansıtacağına eminiz” dedi.
AK Parti Milletvekili Mustafa Alkayış ise, “6 Şubat’ta yıkılan, büyük yara alan, 8 bin 561 kardeşimizi toprağa verdiğimiz, yaklaşık 17 bin kardeşimizin de yaralandığı ve birçoğunun hala tedavi gördüğü, bağımsız bölümlerin, yani konutların yüzde 28’inin yıkıldığı, yüzde 30’unun darbe aldığı bir şehri inşallah omuzlayacak olan, ayağa kaldıracak olan, gözü yaşlı kardeşlerimize derman olacak olan bu programımızın Adıyaman’ımıza, davamıza, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bugün sıradan bir toplantı yapmıyoruz. 31 Mart’ta seçim var. Halk bir karar verecek. Sandığın başına gidip Adıyaman’ın geleceğini oylayacak. Bu nedenle de 31 Mart seçimleri yaşadığımız mahallenin, yaşadığımız köyün ve yaşadığımız ülkenin geleceği açısından, gidişat açısından gerçekten bir karar anı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta birçok kumpası, tuzağı ile beklentiyi, içeride ve dışarıda yapılan kirli pazarlıkları boşa çıkarttı. Çünkü milletimiz ona inandı. Milletimiz samimiyeti gördü ve bu samimiyet özellikle deprem bölgesinden verildi. Milletimizin desteğiyle, dualarıyla o oyunları boşa çıkarttı. Bizler Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşlarıyız, biz dönen dolapları biliyoruz. Onların heveslerinin kursağında kaldığını ama onların da boş durmadığını biliyoruz. Bizler nasıl gayret edip çabalıyorsak, bir araya gelip mücadele ediyorsak, bilin ki birçoğu dışarıdan beslenenler, dışarıdan burada bir şeyler yapmak isteyenler de çalışıyor. Bunu parlamentoda çok net görüyoruz. Bu memlekete, bu millete, bu topraklara ve bu halk için ne faydalıysa mutlaka onların oyu hayırdır. Bütün aldıkları Amerika’dandır, İsrail’dendir. Bütün ödevleri ellerine tutuşturulmuş olan raporlardır. Ama burada sizin hakkınızı ve hukukunuzu, sizin inanıcınızı ve sizin geleceğinizi korumak, kollamak için gece gündüz demeden çalışan bir lider var, bir parti var, bir dava var. 31 Mart sabahı inşallah bayrağımız daha da yukarıya çıksın diye onun yol arkadaşı olan sizler varsınız. O yüzden bugünkü toplantımızı ben çok büyük bir şevkle takip edeceğim” şeklinde konuştu.
AK Parti Adıyaman Milletvekili İshak Şan da konuşmasında, “Ziya Polat, Adıyaman’ın bir evladıdır. Kendisinin şehrimizin sorunlarını yakından bilen, Adıyaman’ın daha yaşanabilir, daha modern ve daha kalkınmış bir şehir haline getirebileceğine inancımız tamdır. Bizler AK Parti ailesi olarak şehrimizi modernliğe taşıyacak, projeleri adayımızın da öncülüğünde inşallah harekete geçireceğiz” dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, “İnşallah Ziya Polat başkanla birlikte Adıyaman’ımızın sarılmaya başlanan yaralarını hızlıca toparlayacağız. 6 Şubat’ta asrın felaketini değil bin yılın felaketini yaşadık. Bu yaraları sarmak kolay değil ama bunların hepsi yapılacak ve onarılacak. Birlik ve beraberlik içerisinde olursak inşallah her şey daha da güzel olacak. Evler, iş yerleri, fabrikalar yapılıyor ve onarılıyor. Cumhurbaşkanımız geldiğinde 2 bin 800 konutu ailelere teslim etmiştik. Bu ay sonuna kadar konut teslimini 5 bin adet olarak hedefliyoruz. Yıl sonuna kadar da inşallah hep birlikte 35 bin Adıyamanlı hemşehrimiz evlerinde aileleriyle birlikte huzur içerisinde oturmayı hedefliyoruz. Hep birlikte Adıyaman’ı yeniden ihya edeceğiz. Ben katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
104 projesini tek tek anlatan AK Parti Adıyaman Belediye Başkan Adayı Ziya Polat, “Adıyaman’dan Adıyamanlılardan gurur duyuyorum, Adıyaman’a hizmetkar olmaya geliyoruz. Hep birlikte bu şehri yeniden ayağa kaldırmaya geliyoruz. Adıyaman’dan başka ne işimiz var ne sevdamız var ne de beklentimiz var. İnşallah bu heyecanımız ve enerjimiz 31 Mart’ta rekor kıracak” diyerek projelerini tek tek anlattı.
Polat, metrobüs, sosyal konut projesi, ulaşım projesi, alt yapı sisteminin yenilenmesi, imar düzenlemeleri, Atatürk Bulvarı yol ve kavşak iyileştirmeleri, 6 Şubat Bulvar projesi, kentsel ve yerinde dönüşüm faaliyetleri, beton santrali ve kalite kontrol laboratuvarlarının kurulması, kuzey çevre yolu, Deprem Anıtı ve Müzesi, Adıyaman kurtarma ekibinin kurulması, muhtar evleri- afet deposu, temiz Adıyaman projesi, 6 Şubat hatıra ormanı, konaklamalı baraj sahil projesi, uluslararası kültür ve sanat festivali, su paketleme tesisi, halk ekmek, hastane konukevi ve büyük hastane otoparkı, aşevi, sosyal market, üniversite ve hastane önlerinde belediye çorba dağıtım noktaları, kimsesiz evler projesi, yeni evlenen çiftlere destek, emeklilere doğalgaz yardımı, fizik tedavi merkezi, yazlık sinema, eğitim destekleri, kaykay merkezi gibi projeleri anlattı. Projelerin anlatılması sonrası il genel meclisi ve belediye meclis adaylarının tanıtımı yapıldı. – ADIYAMAN
]]>Açılışa, CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, CHP İl Başkanı İsmail Cem Akyol, Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, Amasra Belediye Başkan Adayı Recai, Çakır, CHP’li belediye başkan adayları, Belediye ve İl Genel Meclisi Üyesi adayları ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılışta konuşan CHP Amasra İlçe Başkanı Ogün Basançelebi, “Amasra tarihini, kültürünü ve güzelliğini koruyarak modern ilçe haline getirme vizyonuyla çalışan Başkanımızı yeniden seçmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını indirmemek için çok çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi demokrasi; birlikte yönetme sanatıdır. Bizler Amasra’da demokrasi sanatını en iyi şekilde icra etmeye çalışırken bazıları Amasra’yı tek adamdan alınan emirlerle yönetme arzusu içine girmişler. Bizler ‘güzel şeyler birlikte yapılır’ derken bazıları ‘büyüklerimiz yaptı’ demenin ötesine gitmiyorlar” dedi
Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır ise konuşmasında, ‘İlk mart ayını görmeden başlayan pandemiyle uğraştık. Yine ekonomik krizin sonucunu hala hep birlikte yaşıyoruz. Bölgemizde yaşanan fırtınaya sele, canımızı acıtan maden faciası katliamında kaybettiğimiz 43 kardeşimizin acısına rağmen Amasra’da imkansız denilenleri birlikte başarmanın yolunu açtık. Emekten, doğadan ve demokrasiden yana tavrımızdan ödün vermeden, devraldığımız yüz yıllık Cumhuriyet mirasını halk için halk ile beraber yeniden yorumlayarak oluşturduğumuz Amasra modeli ile bunları başardık. Belediye, Merkezi hükümet, özel sektör, kardeş belediyelerimiz, Büyükşehir Belediyeleri destekleriyle ranttan uzak ve hizmete dayalı bu modelin misyonu, devraldığımız ağır borç yükü ve hizmet gerçekleştirmekte güçlük çeken dar bütçeli belediyemizin kaynaklarını verimli kullanarak mümkün oldu” ifadelerine yer verdi.
“Borcu yüzde 65 azalttık”
Başkan Çakır, 2019 yılında ağır borç yükü bulunan ve dar bütçeli bir belediye devraldığını belirterek, 5 yılda ödemelerin düzenli hale getirildiğini ve borcun ise yüzde 65 oranında azaltıldığını kaydetti. Enflasyonun ve giderlerin arttığı süreçte borçlarında önemli kısmını ödemeyi başardıklarını vurgulayan Çakır, ’17 ay birikmiş maaş alacakları olan personelimizin, kendi dönemimdeki maaşlarını ödediğimiz gibi, geçmiş alacaklarından da 10 maaş alacaklarını ödemiş olduk. 2019’da göreve geldikten sonraki süreçte enflasyon nedeniyle giderlerimizin 6 kat arttığını gördük. Mazot fiyatları 7 kat, elektrik 8 kat arttı. Diğer masraflarımızda da 10 katı aşan maliyet artışları ile yüz yüze geldik. Buna rağmen Amasra belediyesinin borç yükünü neredeyse yerinde tutarak, yüzde 60’a yakın borç azalmasını sağladık. Bu borç Amasra halkımızın, çocuklarımızın, torunlarımızın borcu. Biz çocuklarımızı, torunlarımızı borçlandırmak istemedik. Bugün sefa sürüp, yarın acısını onlara yaşatmamak için çaba verdik, borcumuzu azalttık” dedi.
Mazot yolsuzluğu iddialarına sert tepki
İsimsiz ve sahte bir adresin yer aldığı mektup ile hakkında başlayan soruşturma ile ilgili de konuşan Çakır, “Biz Amasra’nın sorunları ile boğuşup, kılı kırk yararak, tabiri caizse sinekten yağ çıkarırcasına çalışırken, bazıları bizi sahte isim ve adres ile ihbarda bulunup, kara çalmaya çalışıyor. Amasra halkı bize çocuklarını emanet etti. Bizimle beraber, bu kentin geleceği için yürüttüğümüz termik santral mücadelesinde bizimle beraber yürüdü, emekçilerin çadırlarında bir araya geldik. Bunun bize yapışmayacağını herkes biliyor. İlgi çekici olan şu, biz 43 kardeşimizin acısını yaşamak bir yana, hesabını sormak için davaları gün gün takip ediyoruz. Bir yılı geçti halen çözülmüş değil, bazı kamu çalışanlarına bir yılı geçtikten sonra ancak soruşturma izni verilebildi. Bizimle ilgili açılan soruşturma tahmin ediyorum, dünya rekoru. 3 gün içerisinde ifadeden sevke, ağır cezadan dava tarihi belirlenmesine uzanan süreç yaşandı. Amasra bir Türkiye rekoru daha kırdı. Ama bu bir utançtır, Amasra için. Bu utancı yaşatanlarla da, hem sandıkta hem de hukuk yoluyla hesaplaşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Görev süresinde yaptığı çalışma ve projeler hakkında da bilgi veren Çakır, yeniden seçilmesi halinde yapacağı çalışmalar hakkında da bilgiler verdi.
“Hizmetlerin iyi olduğu yerlerde insanlar daha mutlu oluyor”
CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’a ilçede yürüttüğü çalışmalar için teşekkür ederek, kendisine başarı diledi. Bankoğlu, “Ama sadece Bartın için değil, Batı Karadeniz için değil, tüm Türkiye’de hatta dünyada örnek bir kent olma yolunda ilerliyor Amasra. Tüm dünyanın göz bebeği olacak Amasra inanıyorum ben buna. Büyük bir potansiyeli var Amasra’mızın. Biz ne şanslıyız ki aslında Amasra’nın güzelliğini daha da parlatan, potansiyelinin farkında olup hak ettiği değeri bulması için gece gündüz çalışan bir belediyemiz var. ve yine ne şanslıyız ki Amasra’ya tek önceliğim hizmet diyen, işine, görgüsüne, bilgisine, ahlakına ve dürüstlüğüne güvendiğimiz bir Recai Başkanımız var. Biliyorsunuz iş ve hizmet kadar aslında insanların hafızasında iyi bir iz bırakmak ve iyi anılmakta çok önemli. Belediyemizin aslında 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerle iyi bir iz bıraktığını burada yaşayan hemşerilerim olarak hem siz görüyorsunuz ama aynı zamanda şehir dışından Amasra’mıza gelen herkes bunu görüyor ve bunu biliyoruz. Belediye hizmetlerinin iyi olduğu şehirlerde biliyorsunuz insanlarda daha mutlu ve daha huzurlular. Her ne kadar ekonomik gidişat herkesi bir darboğaza sürüklemiş olsa da sokağa çıktığımız zaman iyi hizmetleri görmek en azından insanlarımızın yüzünü güldürüyor” ifadelerini kullandı.
“Seçim sonucunu tahmin etmekte uğraşacağımız son seçim olabilir”
Açılışa katılan CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak da, Belediye Başkanı Recai Çakır’ın Amasra’ya değer kattığını ifade ederek, “Amasra’mız gerçekten Türkiye’nin gözbebeği olan kentlerimizden bir tanesi ve Amasra Belediye Başkanımız Recai Çakır da Amasra’nın değerine değer kattı. Amasra’ya her geldiğimde burada bir şeylerin değiştiğini, Amasra’ya hizmet geldiğini görüyorum. Zaten Amasralılar da ‘kendisinden çok memnunuz, bir dönem daha bu hizmetlerini bir dönem daha istiyoruz’ dediler.’ ifadelerine yer verdi.
Amasra’da Çakır’ın farkla kazanmasını beklediğini ifade eden Öztrak, “Geçtiğimiz yıl bir seçim yaşadık ve seçimden sonra olan biteni de hepimiz görüyoruz. İnsanların yaşam standartları ve geçim şartları her geçen gün biraz daha geriye gidiyor. Bu seçim belki de sonucunu tahmin etmekle uğraşacağımız son seçim. Bu seçimde Amasra’dan yüzde 75 oy istiyoruz. ‘Dur ‘demenin yolu da sizin o tertemiz oylarınızdan geçiyor” diye konuştu.
Kurdelenin kesilmesi ile hizmete açılan seçim ofisinde katılımcılara yemek ikramında bulunuldu. – BARTIN
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Tekirdağ aday tanıtım toplantısında; “Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.
CHP Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Candan Yüceer’in tanıtım toplantısı, kentteki bir otelde yapıldı. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katıldı. Burada konuşan Özel, önceki gün Çorlu tren faciasının 19’uncu duruşmasına katıldıklarını ve adalet rayların altında kalmasın diye 25 Nisan’a ertelenen duruşmaya da gideceklerini söyledi.
“ÇORLU DAVASINDA TARAFIMIZI BELLİ ETTİK”
Özel, şunları dile getirdi:
“Biz oraya giderek ve örgütümüz ilk günden beri giderek, milletvekillerimiz ilk günden son güne kadar orada olarak aslında biz tarafımızı belli ettik. Biz mağdurdan yanayız ama birileri de tarafını belli edecek iki tane iş yaptılar. Bir tanesini şöyle yaptılar. Kaza olduğu sırada Devlet Demiryolları Ulaşım AŞ’nin genel müdürü olan kişi Veysi Kurt, uzun tartışmalardan sonra görevden alınmıştı. Onu, karar duruşması diye bizim bildiğimiz, onların da duruşmayı erteleyeceklerini bildikleri günden 4 gün önce bu sefer Devlet Demiryolları’nın, TCDD’nin genel müdürlüğüne getirdiler. Yani Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Siz mağdurdan tarafsınız ama şunu bilin, ben onları yargılatmadım. Onları kanun önüne çıkartmadım. Onlara hesap sorulup da ipin ucu bana uzansın diye, Binali (Yıldırım) Bey üzerinden bize kadar gelsin diye gayretlerin karşısında dimdik durdum, siz mağdurun tarafında olabilirsiniz. Biz katilin tarafındayız’ dedi. Bu kadar net taraf koydu kendisine. O gün bilmiyorduk bunlara tepki gösterirken ama sonradan öğrendik ki, kazanın olduğu gün Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın genel müdürü vardı, İsa Apaydın. O da ayrılmıştı. Bir yerlerde şirket kurmuş. O kurduğu şirketle ihalelere girermiş ve tam bizim duruşma salonunda olduğumuz dakikalarda Samandağ’da bir yol ihalesi karara bağlanmış, 1,3 milyar lira İsa Apaydın’ın kurduğu şirkete verilmiş. Yani Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Madden de arkalarındayım, manen de arkalarındayım. Ben burada kimseyi yargılatmadım. Sadece çok alt düzeydeki sorumluların yargılanmasına izin verdim. Kimi atadıysam arkasında durdum. Bundan sonra da durmaya devam edeceğim’ dedi. Biz de buradan Tayyip Erdoğan’a hatırlatalım. Sen kimin arkasında durursan dur, biz haklının yanında, mağdurun yanında, ezilenin yanında, yani Cumhuriyet Halk Partisi ki kimsesizlerin kimsesidir; O senin kimsesiz gördüklerinin yanında kapı gibi durmaya devam edeceğiz.”
“BÜYÜKŞEHİRLERDE 5 GÜÇLÜ KADIN ADAYIMIZ VAR”
Bugün de Yüceer’in aday tanıtım toplantısı için Tekirdağ’da olduklarını belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tabii Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk’ün kurduğu parti. Daha dünyada, dünya kadar ülkede kadınlar oy kullanamazken seçme ve seçilme hakkının tanındığı bir ülkedeyiz. Nice Avrupa Birliği ülkesi bizden 30 sene sonra kadınlara oy kullandırtmaya ya da onları milletvekili yapmaya, belediye başkanı yapmaya başladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçmeden bu önemli vizyonu ortaya koydu ve bize de bunu öğütledi. Biz o yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nin aday belirleme süreçlerinde mutlaka kadın adayların ve gençlerin olması gerektiğini düşündük. Kadınla ilgili mesele şudur. Hayatın tam yarısı kadınlardan ve erkeklerden oluşurken bu kendiyle çok övünen, kendini vazgeçilmez gören biz erkeklerin her birini hem dünyaya getiren hem yetiştiren, ilk bilgileri verenler kadınlarken, en iyi öğretmenleriniz kadınlarken maalesef bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyaset yapanlar, Atamızın vizyonunu takip ettirip bugünlere getirmekte önemli bir eksiklik ve mahcubiyet içindeyiz. Rakamlar kötü. Benden önce bu görevi yapan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, çok önemli bir vizyon koydu, kadın kotası getirdi, gençlik kotası getirdi, mücadele etti ama eldeki rakamlar bu seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde tam iki katına çıkabiliyor. Yine de yeterli değil ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönettiği büyükşehirlerde Muğla varken elimizde, İzmir varken, Aydın varken, Antalya varken, İstanbul, Ankara varken, Mersin, Adana varken sadece bir kadın büyükşehir belediye başkan başkanımız vardı. Sevgili Topuklu Efe’miz. Bu dönem 5 güçlü kadın adayımız var. Bu 5 adayımızın gönül ister, 5’i de seçimi alsın. 5’te 5 yapmak istiyoruz. Gün gelecek, Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yarısı kadın, yarısı erkek olacak. Belediye başkanlarının yarısı kadın, yarısı erkek olacak.”
“KADİR BAŞKAN, TAYYİP BEY GİBİ YAPMIYOR”
Tekirdağ’da CHP’li mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın ailesindeki bir sağlık sorunu nedeniyle İzmir’e gittiği için programda olmadığını söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Candan Başkan’ın ondan alacağı ve sürdüreceği en önemli özellik şu. Hiç yöneticilikte Tayyip Erdoğan’a benzemiyor Kadir Başkan. Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Ben iktidarım. Bak, Hatay muhalefette kaldı. Boynu bükük kaldı’ diyor. Yani ‘Bana oy vermeyene hizmet etmedim’ diyor. Diyor ki Hataylılara, ‘Deprem geçirdiniz. Çadırda kaldınız. Açıkta kaldınız. Şimdi konteynerdesiniz. Bir kısmınız hala çadırda. Sorununuz çok ama sizin bir kusurunuz var. Oyu bana vermemek. O yüzden sizi cezalandırıyorum’ diyor. Hatta diyor ki, ‘Bak, bir daha sandığa gideceksiniz. Benim partime oy vermezseniz mahsun kalırsınız’ diye şantaj yapıyor. Burada 11 ilçe belediyesi var. 7’sini Cumhuriyet Halk Partili belediyeler yönetiyor, 4 tanesini de CHP’li olmayan belediyeler. Her bir belediye başkanı hakkını teslim ediyor ki, bunu bütün Tekirdağ biliyor. Kadir Başkan, Tayyip Bey gibi yapmıyor. Bizde olmayan belediyeyle olan belediyeye eşit davranıyor. Oy vermeyen kimseyi oy verenden ayırmıyor. Kendisine gerçek bir devlet adamı olduğu için yürekten teşekkür ediyorum.”
“TELAFİ EDİCİ BÜYÜMEYİ BÜYÜMEDEN SAYIYORLAR”
Albayrak’ın diğer çalışmalarını öven ve bundan sonra da parti bünyesinde çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayan Özel, bundan sonraki süreçte de Yüceer’in, Tekirdağ’ı örgütle birlikte yöneteceğine işaret etti. Bölgedeki tarımın önemine de dikkat çeken Özel, şunları söyledi:
“2023 rakamları açıklandı. Tekirdağ için de çok önemli, benim memleketim için de. Güya Tayyip Bey diyor ki, ‘Hani yokluk, yoksulluk vardı? Bakın, Türkiye büyüdü’. Bir ara öyle bir küçülttüler ki, şimdi telafi edici büyümeyi büyümeden sayıyorlar. Türkiye toplamda büyüdü diye gösteriyorlar ama tarımda Türkiye, 2021’de yüzde 3 daralmıştı. Bu sene büyüyecek deniyordu. Yine yüzde 0,2 küçülmüş Türkiye gibi nüfusu artan, Türkiye gibi İhracatı olan, Türkiye gibi beslenme konusunda çok üst düzeyde bir talebin ortaya çıkmış olduğu; büyük bir ordusu, güçlü bir ordusu olan, genç bir nüfusu olan ülkede ve bu kadar verimli toprakları olan bir ülkede tarımın küçülmesini asla ve asla içimize sindiremiyoruz. Gıda enflasyonu, TÜİK’e göre bile yüzde 70. Gerçek gıda enflasyonu yüzde 120 ile 145 arasında ölçülüyor. Bir yandan Mehmet Şimşek, Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin 13 bin 110 dolara çıktığını söylüyor ama bir yandan en düşük emekli maaşı 10 bin lira. Açlık sınırı 16 bin 200 yüz lira. 10 bin liralık emekli maaşı 3 bin 800 dolardır. 17 bin liralık asgari ücret, 6 bin 400 dolardır. Türkiye’de kişi başına 13 bin dolar düştüğüne göre emeklinin kayıp 10 bin doları nerededir? Kayıp 10 bin doları var emeklinin. Asgari ücretlinin kayıp 7 bin doları vardır. Bu ülkenin emeklisi ve bu ülkenin çalışanları, her birinin cebinde yıllık 10 bin dolar, 300 bin lira para kayıpsa, bütün asgari ücretlerin cebinden 7’şer bin dolar, 210 bin lira yıllık kayıpsa bu para kimin cebinde durmaktadır? İşte bunun hesabını sormak zorundayız.”
“TERÖR DİYE KANDIRIP OY ALDILAR”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın propagandalarına da değinen Özel, şöyle konuştu:
“Recep Tayyip Erdoğan, dün bir kez daha seçimleri kaybettiğini görünce geçen sefer yaptığı gibi iftiraya, yalana, dolana, hakarete sarılacağını gösterdi ve sarıldı. Geçmiş seçimlerde, sonradan kendisinin yalan olduğunu kabul ettiği montaj videolarla ‘Efendim CHP’nin, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına, Sayın Kılıçdaroğlu’na güya Kandil destek veriyormuş, alkış yapıyormuş. Montaj video yapacak kadar utanmazlığı ele aldılar. Birçok insana da şunu söylediler. ‘Evet. Açsın. Yoksulsun. İşsizsin. Güvencesizsin ama tehlike büyük. Vatanı bölecekler, oyu bize vermelisin. Bayrağı indirecekler, oyu bize vermelisin. Ezanı dindirecekler, oyu bize vermelisin’. Bu çok büyük bir yalandı. Seçim geldi geçti. Yoksul insanları, dardaki insanları beka sorunuyla korkutarak, terörle iş birliği diye yalanlar atarak kandırıp oylarını aldılar. Şimdi 10 bin lira emekli maaşına mahküm ediyorlar. İşsizliğe, derin yoksulluğa mahküm ediyorlar. Pazar yerlerinde çürümüş, atılmış, ezilmiş sebze meyveyi yüzünü kapayarak toplayan analarımız var. Onlar o haldeyse yüzünü gizleyecek olan onlar değil; biziz, hepimiziz ama esas yüzünü gizleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Gelinen bu noktada yine yalana sarılarak insanların açlıklarını, yokluklarını başka bir şeyle telafi etmeye çalışıyor.
“BAYRAK VE EZANLA TEHDİT EDİYORLAR”
Aynı Hitler gibi… Yıllar önce Alman halkı açlıktan kırılırken, Alman bebeler açlıktan ağlarken Goebbels, Hitler’e şöyle metinler yazıyordu: ‘Alman çocuklarının tereyağına değil, güçlü Alman tanklarına, gres yağına ihtiyacı var’. Şimdi burada bayrak ve ezanla tehdit ediyor. Seçim geçti. O beş vakit mübarek ezanı okuyan müezzinin hakkını yine sizin vekilleriniz savunuyor. Diyorlar ki müezzinlere, imamlara, Diyanet Sen’e, ‘Siz faizsiz bankacılığa gideceksiniz. Onlar size promosyon verecek. Özel bankanın verdiği onda birine razı etmeye çalışıyorlar’. Ezanı susturacak diyenler, ezanı okuyanın hakkını savunuyor. Tayyip Erdoğan da onun hakkını yedirtiyor. Buradan şunu söyleyelim. Ben Tekirdağ İl Başkanımın, adaşımın gözünün içine baka baka söyleyeyim. O da gittiği her yerde bunu söylesin. Bu ülkenin beka sorunu olduğunda kimin ne yaptığını hepimiz biliyoruz. Beka sorunu nedir? Yok olma, istila olma, zapt edilme, ele geçirilme; oldu mu? Vallahi oldu. Matbaayı 200 yıl geç getirince, adamlar 200 yıl ileri geçince, teknolojiye değil de saraylara yatırım yapınca, akla, insana değil de şatafata yatırım yapınca ve 1200’lerde İngiltere’den parlamento deneyimi başlarken, 1700’lerde Fransa kendi devrimlerini yaparken, herkes demokrasiye giderken tek adam rejimi sürünce bu memleket, yapamadığımız toplarla, yapamadığımız donanmalarla, tuhaf deyimlerle 30 yıl Haliç’e zincirlediğimiz donanma küflenmişken geldi işgal altına girdi.
“DÜŞMAN DONANMASINA KIRMIZI HALI SERİYORLARDI”
Bu ülkeye işgal donanmaları geldi. O gün bize bunlar, kendilerini milli görüp bizi gayrımilli ilan edenlerin çok sevdikleri, peşinden gittikleri, Numan Kurtulmuş’un dediği gibi ‘150 yıldır aynı yoldayız’ diyor. O yolun yolcuları, o düşman donanmasına kırmızı halı seriyorlardı. Bizim yolunun yolcusu olduğumuz Kartal istim botunun ucuna çıkmış, mavi gözleriyle ufka bakıp yanındaki yaverine ‘Korkma çocuk, geldikleri gibi gidecekler’ diyordu. Beka sorunu varken bizimkiler Bandırma vapuruyla Samsun’a, oradan Sivas’a, Erzurum’a, Ankara’ya savaşa; onunkiler İngiliz zırhlısıyla yurt dışına… Beka sorunu varken biz, İngiliz uçaklarının attığı İskilipli Atıf Hoca’nın, ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmayın. Gazi Mustafa Kemal’in katli vaciptir’ yazıları atılırken biz Ankara Müftüsü Börekçi’nin fetvasını dinliyorduk. ‘Kurtuluş Savaşı’na katılmak her Müslüman’ın boynunun borcudur’ diyordu. Bugün, o Ankara Müftüsü Börekçi’nin daha sonra başına geçeceği Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulduğu gün.. Bugün 3 Mart. Güvence olan laiklik ilkesinin temellerinin atıldığı gündür.”
“İZMİR ADAYLARININ AFİŞLERİNDE AK PARTİ AMPULÜ YOK”
Özgür Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tayyip Erdoğan demiş ki dünkü yalanlarına, ‘Özgür Özel partisini topladı’ demiş. İnanamıyorum, bu sözleri nasıl söylüyor? Herhalde bunu nerede söylemem lazım, bilmiyorum. Sizin duymuş olmanız lazım. Ben demişim ki, ‘Seçim geçene kadar sahtekar olun. Sahte olun. Milleti kandırın. Sakın gerçek yüzünüzü göstermeyin’. Demişim ki, ‘Seçime kadar gizlenin, riyakarlık yapın. AK Partililerden oy toplayın’. Değerli partililerim, şimdi ben bir şey diyeceksem zaten açıktan söylüyorum da sen bize bir şey demedin demezsiniz. Ne diyeceğimi bilirsiniz ama bir şey diyeceksem, şunu söylerim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan yürüyün derim. Zaten yürüyorsunuz. 6 okumuza ayrı ayrı sahip çıkın, derim. Derim ki örneğin günün birinde, Türkiye’ye yine had bildirmek için altıncı filo falan gelirse Tayyip Bey’in kendisinin abilerinin yaptığı gibi sakın ona doğru onu kıble görüp namaz kılmayın. Hemen gidin o altıncı filoyu denize dökün derim. Bir genç arkadaşımı görsem yakasında rozeti yok, kendi rozetimi ona takarım. Ben rozetimizle gurur duyarım ama Tayyip Bey ne yapıyor? İzmir’de Tayyip Bey’in büyükşehir belediye başkan adayı, ilçe belediye başkan adayları bırak rozet takmayı, billboardda AK Parti’nin ampulü yok, arabada AK Parti’nin ampulü yok, afişte, broşürde AK Parti’nin ampulü yok. Diyor ya, ‘Sahtekar olun, kendinizi gizleyin, oy alın, gerekirse riyakarlık yapın dedi Özgür’. Bakın, kişi kendinden bilir işi. Biz böyle bir şeyi aklımızdan bile geçirmedik. Onurla, gururla burada rozet ama İzmirlilere ‘Aman rozet kullanmayın. Benim ismimi bile asmayın. Belki ancak o zaman İzmir’de şansınız olur’ diyen riyakarı da bütün Türkiye’ye bir kez daha gözler önüne seriyorum. Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir.”
]]>Laiklik Meclisi, “hilafetin ve Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırıldığı, Tevhidi Tedrisat Kanunu”nun çıkarıldığı 3 Mart’ı yüzüncü yılında Laiklik Günü olarak kutladı. Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen sempozyuma akademisyenler, Öğrenci- Veli Derneği, Barolar Birliği’nden uzmanlar katıldı.
Açılışının ardından program, salondan gelen uyarılar üzerine durdurularak İstiklal Marşı okundu. Meclis Sözcülerinin, İstiklal Marşı okunmadan açılış yaptıkları için özür dilemesi sonrası programa devam edildi.
Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen sempozyuma eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı ve Laiklik Meclisi Sözcüleri’nden Ömer Faruk Eminalioğlu, akademisyenler, Öğrenci- Veli Derneği, Barolar Birliği’nden uzmanlar katıldı.
CHP Gaziantep Milletvekili Avukat Hasan Ötürkmen: 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edildiği günün, ‘Laiklik Günü’ olmasına yönelik TBMM Başkanlığına Kanun Teklifi vermişti. Öztrükmen burada yaptığı konuşmada, “Hizbullah’ı parlamentoya taşıyan bu iktidar çoğunluğunun böyle bir yasayı kabul etmesi düşünülemez. Ancak biz kendimize verilen görevi yerine getirmeli, toplumsal duyarlılığı yaratmalıyız diye düşünüyorum. Bugün Cumhurbaşkanı İstanbul Belediye Başkanı olduğunda ‘Demokrasi benim için bir araçtır. İstediğim istasyonda biner istediğim istasyonda inerim demişti. Şimdi istasyondan inme zamanı geldi. AKP iktidara geldiğinde şeriat isteyenlerin oranı yüzde 6,8 iken bugün şeriat isteyenlerin oranı 16, 8’e yükselmiştir” dedi.
Necatibey Eğitim Enstitüsü çıkışlı öğretmen, yazar Mustafa Gazalcı: “Diyanet Akademisi’nin açılmasında, adliye koridorlarında şeriat istemlerini arttırdıklarını gördük. Milli Eğitim’e olup bitenleri hepimizi biliyoruz. Özellikle eski müsteşar Yusuf Tekin’in bir dakika bile çocuklarımızı zehirlenmemesi gerekir. Bütçe konuşmasında tarikatlarla protokol imzalamaya devam edeceğim dedi. ÇEDES saçmalığı akıl almaz biçimde sürüyor. Okul cami birbirine karıştırılıyor. Ülkemizin aydınlık geleceği laiklik ve öğretim birliği içinde verilen laik, bilimsel eğitimdedir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye Barolar Birliği İnsan hakları Merkezi Koordinatörü avukat Ercan Demir: “Bir insanın tarihinde 10 yıl uzun bir zaman olabilir ama toplumun tarihinde 100 yıl uzun bir zaman değil. Cumhuriyetimizin 100 yıllık tarihi boyunca özellikle halkın egemenliğinin de temel argümanı olan laikliğe karşı örgütlenmeler ve laiklik ilkesinin ortadan kaldırılmasına ilişkin girişimler hep olmuştur”
Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu: “Aradan geçen bu yüzyıla rağmen köklü bir demokrasi anlayışımızın olmayışının nedenleriyle maruz kaldığımız cumhuriyetin en temel değerlerine saldırıldığına şahit olduğumuz bir dönemi yaşadığımız için buradayız. Üstelik bu saldırının en yoğun şekilde görünen halini bir kelime ile ifade etmek istiyorum, dini ve siyasi taassup deniyor buna. Evet din bir gerçekliktir… Din hürriyeti olarak ifade edilmeye çalışılan şeyin yegane düşmanı ne yazık ki bir kimsenin kendi inancından ve kendince hakikat olarak kabul ettiği görüş ve kanaatten başka olan inanç görüş ve kanaatlere ve bunları taşıyanlara karşı düşmanlık beslemesi onları boğup susturmaya kalkışması yani taassuptur.”
ÇYDD Genel Başkan Yardımcısı Sedat Durna: “Yüz yıl önce, bugün, Cumhuriyet kurulalı dört ay olmuş genç Cumhuriyette çok önemli devrimci kararlar alınmıştır. Hilafet kaldırılmış, Genç Cumhuriyet’in üzerindeki dini vesayete son verilmiş ve devletin teokratik görünümü ortadan kaldırılmıştır. Fetva makamı görevi gören şeriye ve efkaf vekaleti kaldırılmıştır. Öğretim ve bilgi yasası ile eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, eğitimde program ve hedef birliği sağlanmış, kültür ve ulus birliği güvence altına alınmıştır. Yüz yıl önce kaldırılan din ve hilafet vesayeti ile bugün ne yazık ki tekrar karşı karşıyayız. Okullarda tarikat ve cemaatlerin yol gezmesi, anayasanın ikinci maddesinde düzenlenen laik devlet hükmünü ve 42. maddesinde düzenlenen çocuklarımızın layık ve bilimsel eğitim alma hakkının iddialıdır. Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan ÇEDES protokolü, yüz yıl önce bugün kaldırılan din vesayetinin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla geri getirilmesidir. Bu projeyle bütün Milli Eğitim Sistemi ve bütün Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vesayeti altına alınmış durumdadır. Bu manzara karşısında bizlere sadece karşı çıkmak düşmüyor. Atatürk Cumhuriyeti ve kazanımları doğrultusunda örgütlenmeli ve örgütlü yapılara da destek vermeliyiz.”
]]>MELTEM KARAKAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi. Vilayet Meydanı’nda yapılan tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı ve saygı duruşu ile İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN NİTELİKLERİ ‘LAİK, DEMOKRATİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ’ OLARAK KESİNLEŞTİRİLMİŞTİR”
Daha sonra basın açıklaması yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“1 Kasım 1922’de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin İlanı devrimlerinin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Laik Hukuk Devleti’ niteliğini belirleyen ilk adımdır. Bu 3 yasa; Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekaletlerinin kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genelkurmay Başkanlığı’nı kuran 429 sayılı yasa, çok başlı eğitime son veren 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ve halifeliği kaldıran 431 sayılı yasadır. 3 Mart Yasaları ile başlayan aydınlanma devrimi; şeriye mahkemelerini kaldıran, devlet yönetiminde şeriat hükümlerini yasaklayıp evrensel hukuk kurallarını getiren ve çağdaş yargı sistemini kuran 8 Nisan 1924 tarih ve 469 sayılı ‘Mehakimi Şeriyenin İlgasına (Şeriat mahkemelerinin kaldırılmasına) ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun’, Tekke ve Zaviyeleri kapatıp Tarikatları yasaklayan 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer Devrim Kanunları ile tamamlanmış, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ‘Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti’ olarak kesinleştirilmiştir.
“BUGÜN DEVRİM YASALARI YOK SAYILMAKTA, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ TEHDİT ALTINDADIR”
100 yıl sonra geldiğimiz noktada bugün devrim yasaları yok sayılmakta, laik Türkiye Cumhuriyeti tehdit altındadır. Eğitim gericileştirilmiştir. Osmanlı’yı batıran bilim düşmanı kafaların 100 yıl sonra şerit ve hilafet çağrılarıyla ortalığa dökülmesine göz yumulması, anayasal kurumların işlevsizleştirilmesi, cumhuriyet eğitim sisteminin 100 yıl öncenin çağ, akıl ve bilim dışı çıkmazında soluksuz bırakılması ne büyük gaflet ne affedilmez dalalet ne tarifsiz acıdır. Atatürk’ün ‘eğitimdir ki bir milleti ya özgür ya bağımsız, şanlı, yüksek topluluk şeklinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder’ sözleriyle yaşamsal önemine işaret ettiği bilimsel eğitim sistemi yeniden hayat bulmadan aydınlanma devrimleri yeniden devletin temeline yerleştirilmeden cumhuriyet kuruluş ayarlarına dönmeden hiçbir sorunumuzu aşamayacağımız artık anlaşılmalıdır. Siyaset kurumunu, yargı, yasama, yürütme organlarını ve her düzeydeki devlet yöneticilerini uyarıyoruz. Bu gidiş iyi gidiş değildir. Sonu Afganistan olmaktır. Irak, Suriye, Lübnan gibi kana bulanmaktır. Atatürk’ün ‘tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve delaletten gelmiştir’ uyarısını unutmayın. Bindiğiniz dalı kesmeyin. Atatürkçü Düşünce Derneği cumhuriyetin 101’inci ve 3 Mart devrim yasalarının 100. yılında bu felaketli gidişe son vermek için tek çarenin bir an önce Atatürk’ün akıl ve bilim yoluna girmek olduğu inancı ve kemalizmin namus sesini yurdumuz semalarına bir sis çanı gibi asarak milletimizle birlikte yeniden Atatürk cumhuriyetine ulaşmak kararlılığı ile gençliğe hitabeden aldığı görevinin başındadır.”
“DEVRİM YASALARI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMASI AÇISINDAN ÖNEMLİDİR”
ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen ise şunları söyledi:
“TBMM’nde kabul edilen yasayla halifelik kaldırıldı, öğrenim birliği yasası kabul edildi, din işleri ve vakıflar bakanlığı kaldırıldı. Bu üç yasanın her biri çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temellere oturtulması açısından çok önemlidir ve devrim niteliğindedir. Halifeliğin kaldırılması laik demokratik sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlıklar seviyesine yükselme hedefinin önünü açmıştır. Alınan kararların şeriat kurallarına uyun olup olmadığını denetleyen din işleri ve vakıflar bakanlığının kaldırılması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak laik devlet anlayışının hakim kılınması sağlanmıştır. Öğrenim birliği yasası ile eğitimin din kurallarından koparılması ile akıl ve bilimi esas alan çağdaş eğitim modelinin esas alınmasını sağlamıştır. Yapılan düzenleme ile misyoner okulları tek çatı altında toplanmış ulusal laik ve çağdaş eğitim anlayışı benimsenmiştir.”
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Laleli Ordu Caddesi ve yakın çevresi düzenlemesi açılışında konuştu. İmamoğlu, “2019’da milletimiz ne yaptı biliyor musunuz. İstanbul’u kendi mülküymüş gibi gören bir yönetim anlayışından bu şehri kurtardı. ve millet, bu şehrin her noktasının, her köşesinin kendisine ait olduğunun farkına vardı. Bize bu görevi verdiniz, teslim ettiniz. Biz bu şehri, 16 milyon İstanbulluya teslim ediyoruz. ve kendimizi de bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle, İstanbul’da ihmali, ihaneti ve israf devrini tarihe gömdük, bitirdik. Başka bir dönem başladı. Hizmet dönemi, icraat dönemi ve yatırım dönemini başlattık. O sayede, İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını güzelleştiren, kolaylaştıran muazzam işler yaptık. Şimdi bir avuç insan, o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar. İstanbul’un kaynakları size, halka değil, kendilerini aksın istiyorlar. Bunun için de bir çalışma içerisindeler. Ama siz, buna müsaade etmeyeceksiniz” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, temelini 2 Kasım 2022’de attıkları Ordu Caddesi ve yakın çevresi düzenlemesi açılışında konuştu. Ordu Caddesi’nin İstanbul’un en güzel caddesi olmaya aday bir yer olacağına vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ORDU CADDESİ’NDE ÇOK DOĞRU, ÇOK GÜZEL VE ADALETLİ BİR DÜZENLEME SÜRECİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK: Cıvıl cıvıl, İstanbul’un güzel insanlarıyla, yurt içinden, yurt dışından gelecek on milyonlarca turistin burada yürürken zevk alarak yürüyecekleri günlere adım atmak üzereyiz. Bugün yeni bir dönemi başlatıyoruz. İstanbul’u adil bir şehir yapmak için çalışan bir yönetim olarak, Ordu Caddesi’ne de adalet getiriyoruz. Bir cadde düzenlemesinde adalet nasıl sağlanır biliyor musunuz? Tüm ulaşım araçlarına caddeyi eşit olarak paylaştırarak, o caddeden yararlanan herkesin ortak çıkarlarını gözeterek bunu yaptık ve Ordu Caddesi’nde çok doğru, çok güzel ve adaletli bir düzenleme sürecini gerçekleştirdik. Ordu Caddesi ve yakın çevresinde yaptığımız düzenlemelerle, araçları yavaş seyahat etmeye teşvik ederek, yayalara ve bisikletlere güvenli bir ortam sağladık.
BU CADDELERİN, BU MEYDANLARIN TEK SAHİBİ VAR; O DA MİLLET: Yaptığımız düzenlemelerle Ordu Caddesi, İstiklal Caddesi’ne benzer bir yapıya kavuşacak. Ben; birlikte, güzellikte, doğrulukta rekabeti severim. İsterim ki; vatandaşlarımız, esnafımız, Ordu Caddesi’nin bu yeni haliyle kendilerini öyle güçlü hissetsinler ve bu süreci öyle güçlü sahip çıksınlar ki, yakında İstiklal Caddesi kadar Ordu Caddesi de her yönüyle İstanbul’un kalbi, İstanbul’un merkezi olmaya aday olsun -ki olacağına da yürekten inanıyorum- örnek gösterilmeye başlansın. Burası olağanüstü güzel bir nokta haline dönüşecek. Biz, gerekeni yaptık. Bundan sonrası, başta buradaki esnafımız ile buradaki yaşayan dostlarımızın katkılarıyla olacak. İstanbul’un caddelerini, meydanlarını, en doğru şekliyle, en güzel şekliyle düzenliyor ve sizlerin hakkı olan bu güzellikleri sizlere teslim ediyoruz. Bu caddelerin, bu meydanların tek sahibi var. O da millet. Kimseye ait değil, millete ait. Onun için buralara bazı kuralları koyacağız.
MİLLET, BU ŞEHRİN HER KÖŞESİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNUN FARKINA VARDI: 2019’da milletimiz ne yaptı biliyor musunuz. İstanbul’u kendi mülküymüş gibi gören bir yönetim anlayışından bu şehri kurtardı. ve millet, bu şehrin her noktasının, her köşesinin kendisine ait olduğunun farkına vardı. Bize bu görevi verdiniz, teslim ettiniz. Biz bu şehri, 16 milyon İstanbulluya teslim ediyoruz. ve kendimizi de bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle, İstanbul’da ihmali, ihaneti ve israf devrini tarihe gömdük, bitirdik. Başka bir dönem başladı; hizmet dönemi, icraat dönemi ve yatırım dönemini başlattık. O sayede, İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını güzelleştiren, kolaylaştıran muazzam işler yaptık. Şimdi bir avuç insan, o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar. İstanbul’un kaynakları size, halka değil, kendilerini aksın istiyorlar. Bunun için de bir çalışma içerisindeler. Ama siz, buna müsaade etmeyeceksiniz.
ACEMİLİK NASIL HİÇ BİTMEZ BİLİYOR MUSUNUZ: Tabii her seçimde bir aday çıkar. Doğrudur, bir adayları var. 2019’da Binali Bey, ‘Belediyeciliği veya İstanbul’u bilen aday’ şeklinde tarif edilmişti. Şimdiki sayın adayın, aslında her konuda biraz dezavantajı var. Açıkçası bazı konuları bilmiyor olabilirsiniz, acemi de olabilirsiniz. Öğrenmeye talipseniz, sorun yok. Herkesten çok çalışır, öğrenirsiniz. Ama acemilik nasıl hiç bitmez biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilse. Öğrenmeye ya da çalışmaya da gönlünüz yoksa, o zaman işiniz zor. Şimdi bazı konuları iyi anlatmak lazım. Hemşehrilerim biliyordur ama, İstanbul’un göbeği olan Fatih’in bu caddesinin adı, biliyorsunuz Ordu Caddesi. Biraz ileriden Itibaren, burası Divanyolu Caddesi’ne döner. Hemen devam eder, o tarihi alana, Minlon Taşı’na, işte sağ tarafta Sultanahmet’e, sol tarafta Ayasofya Camii’ne ve arkasından Topkapı Sarayı’yla buluşursunuz. Arkamızda da işte 30’lu, 40’lı, 50’li yıllarda yapılan bir kısım çalışmaların sonuçlarında yapılan şehir planlamalarıyla, iki tane cadde açılıyor. Biliyorsunuz; Bayrampaşa’ya doğru giden ve sonrasında TEM otoyoluna bağlanan Vatan Caddesi vardır. Hemen sola doğru döndüğünüzde Topkapı’ya doğru devam eden, Millet Caddesi vardır. Aslında burada, o dönemde bir üçleme yapılmıştır. Vatan, Millet, Ordu; yani silahlı kuvvetlerimiz. Yani bu şehrin adı, bir şehrin ya da bir yörenin adı değil. Vatan, millet ordu kavramlarından adını alan caddelerden birisidir. Mesele şurada: Eğer biraz uyduruyorsanız, öğrenmeye niyetli değilseniz, bilmiyorsanız, birine sorup anlamaya çalışmıyorsanız; vallahi işiniz zor.
AZ ZAMANDA, ÇOK ACEMİLİK YAŞATTI BİZE: Sevgili İstanbullular; acemi aday derken, farklı bir kavram anlaşılıyor, sanki Ekrem İmamoğlu adayı ya da rakibini hafife alıyormuş gibi. Öyle bir şey yok. Sadece acemi olduğunu ifade ediyorum. Tabii acemi olduğunu ifade ederken, İstanbullulara önemli bir şeyin altını da çizmek isterim. Biliyorsunuz, birçok acemiliği gösterdi. Bu çok az zamanda, çok acemilik yaşattı bize. Ama tabii burada daha önemli bir mesele var. İstanbul’la bir alakası var mı, yok mu sayın adayın? Bir kere buna bakmak lazım. İstanbul’la ilgili bir duygusu var mı, yok mu? Bunu irdelemek lazım. İstanbul’un mahallelerini, sokaklarını, caddelerini, topografyasını ilçelerini biliyor mu? Buna bakmak lazım. İstanbul bilgisi var mı? İstanbul’a şahitliği var mı? Yaşamışlığı var mı? Bakın bunların hepsi önemli. Bugüne kadar ömrünü nerede yaşamış? Nerede geçirmiş? Büyükçekmece neresi? Küçükçekmece neresi? ya da hangi ilçe, hangi yakada, bunlara bakmak lazım. Bir adayın İstanbul’la alakası, yaşanmışlıkları önemli. İstanbul, dünyanın göz bebeği. İstanbul, dünyanın en güzel şehri. Dolayısıyla şuna bakmak önemli: İstanbul’la alakası var mı? İstanbul’a rabıtası, gönül bağı var mı? Bu şehir hakkında bilgisi veya ilgisi olan bir kişi mi?
AK PARTİLİ, MHP’Lİ; YANİ CUMHUR İTTİFAKI’NA OY VERMİŞ YURTTAŞLARIMA SORMAK İSTİYORUM: Burada ben, özellikle AK Partili, MHP’li; yani Cumhur İttifakı’na oy vermiş yurttaşlarıma sormak istiyorum. Evet, tabii ki bir partinin ya da bir ittifakın adayları çıkar. Arkasında da o partinin genel başkanı vardır. Tamam, olabilir. Ama Sayın Erdoğan, böyle bir adayın arkasında. Doğrudur. Ama şöyle düşünsün Cumhur İttifakı’na oy verenler. Özne olarak, İstanbul Belediye Başkanı adayı olduğunda bu adaya oy verirler mi vermezler mi? Önce buna bir baksınlar bugüne kadar ortaya koyduğu performansla, ortaya koyduğu söylemlerle. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın bence AK Partili ve Cumhur İttifakı’na oy vermiş insanların bile, bu yaptıklarından sonra oy verme eğilimini zayıflattığını düşünüyorum. Oy vermeyeceklerini düşünüyorum. Onlar da İstanbullu. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu adayı ileri sürmesi ve İstanbul’a göstermesini irdelemesi lazım vatandaşlarımızın.
SAYIN ERDOĞAN’IN, KURUM’U NASIL BURAYA GÖNDERDİĞİNİ SORGULAYIN: Ben, Sayın Topbaş’ı birçok yerde rahmetle andım, minnetle andım. Hizmetleri geçmiştir. Eleştirdiğim tarafları da oldu. Onlar da ayrı. Ama bakın hatırlayın; Sayın Erdoğan’ın, nasıl Kurum’u buraya gönderdiğini sorgulayın. Derken, aynı şekilde rahmetli Topbaş’ı görevden aldı biliyorsunuz değil mi? Neden aldı? Çünkü Topbaş’ın -beğenirsiniz, beğenmezsiniz- bir iradesi vardı. Rahmetli Topbaş’ın iradesi şuydu; İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Bakın aynı fikirde olmayabiliriz. Ama İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Merkezi yönetimin her dediğine, Erdoğan’ın her dediğine ‘evet’ demiyordu. 5 tane imar dosyasına imza atmadı diye, onu metal bir yorgunu ilan edip görevden aldılar. Doğru mu? İşte şehri korumak, şehri düşünmek, İstanbulluyu düşünmek başka bir boyut. Kadir Topbaş’ı, rahmetliyi görevden aldı. Bir açıklama getirmedi. Kadir Bey, o görevden alındıktan sonra çok üzgün olduğunu, çok canının sıkkın olduğunu, onu çok hırpaladığını çok yakın çevresinden duydum. Bu haksızlık karşısında ne kadar darıldığını biliyorum.
SAYIN CUMHURBAŞKANI NE YAPIYOR?: Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı ne yapıyor? Buraya ithal, atama bir aday getiriyor; bunu kabul edelim. Bu doğru bir şey. Bak; ithal ve atama bir aday. Bir tarifi bütün vatandaşlarımız öğrendi. ‘Tensipleriyle’ buraya geldi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın tensipleriyle İstanbul’a geldi. ‘Talimatlarıyla’ şunu yaptı. Hani geçen kendisi de ifade etti. ‘Buyruğumu yerine getirdi’ dedi. Buyruk! Bakın; böyle gelen muhtemelen nasıl olur biliyor musunuz? Böyle gelen insanlar, onun ‘affıyla’ da görevden giderler. Onlar biliyorsunuz, ‘Görevden ayrıldım’ demiyorlar, ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın affıyla görevimden ayrıldım’ diyor. Bakın; geçen gün bir söyleminde bana, “İstanbul’u öznesi yapmıyor” demiş Sayın Kurum. Yani bunu kim söylüyor? Kendisi özne bile olmayan birisi söylüyor. Kendisi özne değil. Bu önemli. Söylemem o ki; atanmış bir adayla, İstanbul halkı karşı karşıyadır. Sayın Cumhurbaşkanı İstanbulluya, ‘Siz ister beğenin ister beğenmeyin. Ben atıyorum, onu seçeceksiniz’ diyor. Öyle demiyor mu? Öyle diyor. İstanbul’a dair acemiliği bir yana, aynı zamanda atanmış bir adaydır. Aynı zamanda da ithal bir adaydır. Bakın çok net ifade ediyorum.
ŞUNU İSTİYOR: ‘BENİM İRADEM GEÇECEK KARDEŞİM. BEN NE DERSEM O OLACAK: Çünkü bütün bunları niye yapıyor biliyor musunuz Sayın Cumhurbaşkanı? Şunu istiyor: ‘Benim iradem geçecek kardeşim. Ben ne dersem o olacak.’ Biz de ne diyoruz? ’16 milyon ne derse o olacak kardeşim.’ Olayın özü budur. Bu kadar basit. Bakın; bu meseleyi niye anlattım biliyor musunuz? Bu iş, ciddi bir meseledir. Halkın iradesini istemiyor. Halkın seçtiği belediye başkanının bir irade sahibi olmasını, İstanbul’u korumasını, İstanbul’u kollamasını, İstanbullunun sesi, soluğu olmasını istemiyor. Nokta. Onun için, dediğine imza atacak bir aday istiyor. Her dediğini kabul edecek bir aday istiyor. Biraz da ‘Ceketimi koysam kazanırım’ anlayışıyla hareket ediyor. Bu yüzden bu seçim, sadece bir belediye başkanı seçimi değildir. Bu seçim, aynı zamanda milletin iradesinin de korunması seçimidir. Bunu unutmayınız. Bu seçim, sadece İstanbul muhafızlığı seçimi de değildir. Bu seçim, İstanbullunun iradesinin de muhafızlığının seçimidir. Bunu da unutmayın.
SESİNİ SOLUĞUNU KESTİNİZ ONLARIN KANAL İSTANBUL’U AĞIZLARINA ALAMIYORLAR: Biz, her zaman şunu söyledik: Bu kentin insanlarına güveneceksin. Bu kentin insanları ne diyor, ona bakacaksın. Bakın ne kadar güçlüsünüz, size hatırlatmak istiyorum. İstanbul halkı o kadar güçlü ki; İstanbul halkı Kanal İstanbul’u istiyor mu? Hayır. Hem de büyük oranda istemiyor. Bakın sesini soluğunu kestiniz onların. Kanalı bile ağızlarına alamıyorlar. Kanal ismini bile ağızlarına alamıyorlar; doğru mu? Kanal İstanbul ismini ağızlarına alamayan Sayın adayın, daha düne kadar, millete, sanki böyle talimat vererek ‘ya-pa-ca-ğız’ dediğini hatırlıyorsunuz değil mi? Görüntüleri var. Daha bir sene yok. Şimdi, ‘İstanbul’un gündeminde olmayan şey gündemimde yoktur. Niye bana sürekli soruyorsunuz bu soruyu’ diye gazeteciye fırça atıyor. Ama nereye kadar biliyor musunuz? Az önce anlattığım gibi; bir kişi ona talimat verene kadar. Talimatı aldığı gün, sabahtan akşama kadar Kanal İstanbul sayıklar. Bu iş bitecek kardeşim. Ben, evdeki evladıma bile bir şeyi dikti ettirmem, ettiremem. Ettiremem kardeşim. Her yerde söylüyorum: Bu ülkenin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillere ihtiyacı var. Bu kadar net. Biz, onu teslim temsil ediyoruz.”
O ANLAYIŞI DA TARİHE GÖMECEĞİZ: O bakımdan siyasi kariyerleri aldanmak ve aldatmak üzerine olan anlayışa, hep birlikte son vereceğiz. O anlayışı da tarihe gömeceğiz. Bunlar, yaptıkları işe saygı duymuyor. Bunlar, vatandaşa saygı duymuyor. Biz ise, ilk günden beri insana saygı, kente özen şiarıyla hareket ediyoruz. Vatandaşa asla yalan söylemiyor ve aldatmıyoruz. Kimse de bizi aldatamıyor. Yaptığımız her işi, en ince detaylarıyla, özellikle saygılı bir süreç sonunda yapıyoruz. Çünkü bu millet, aldatanı da sevmez, aldatılanı da sevmez kardeşim. Her ikisini de sevmez. İşlerimizi ortak aklın ve bilimin yol göstericiliğinde yapıyoruz. Bu nedenle bazı gecikmelerimiz de olabiliyor. Ama biz göz boyayan, geçici çözümlerin değil, gerçek ve kalıcı çözümlerin peşindeyiz. Bu kardeşiniz bundan hiç taviz vermedi, vermeyecek. Ordu Caddesi’ndeki bütün detaylarda da bunu görebilirsiniz”
YASAK YOLDAN GEÇEN AK PARTİ SEÇİM ARACINA: “BENİM İNSANIM TALİMATLA KÖTÜLÜK YAPMAZ”
İmamoğlu’nun konuşmasının bu noktasında, AKP’nin bir seçim aracının, yüksek sesle müzik çalarak, araç girişinin yasak olduğu Ordu Caddesi’nden geçtiği görüldü. Aracı fark eden İmamoğlu, “Buradan geçiyor ama ceza kesmek lazım ona. Orası yasak. İşte böyle kural çiğnemeyi kendilerine marifet görüyorlar. Ne diyeyim? Olsun. O da garibim, demişlerdir ki, ‘Sen buradan git, çaktırmadan da müziği aç.’ Demek ki içindeki şoförün de ar duygusu yüksek, farkında mısınız sesi kapattı. Dayanamadı. Benim insanım, güzel insan be. Benim insanım güzel insan. Talimatla kötülük yapmaz kardeşim” ifadelerini kullandı. Ordu Caddesi ve çevresinin düzenleme işinin cefasını çeken esnaf ve vatandaşlardan helallik isteyen, projede emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini ileten İmamoğlu, “Adalet ve kardeşlik yolunda, Hizmet yolunda hep beraber tam yol ileri” dedi.
Konuşma yaptığı platforma CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat’ı davet eden İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“MAHİR POLAT’LA ARAMIZDAKİ DUYGU; BİRBİRİMİZİN BİLGİSİNE VE AKLINA HÜRMET”
“Ben, Mahir Bey’le yaklaşık 10 yıldır tanışıyorum. Daha önce ilçe belediye başkanlığımda, danışmanlığını almıştım. Sonra da burada yöneticimiz olarak, yol arkadaşlığı yaptık. Bizim yol arkadaşlığımız nasıl biliyor musunuz? Mahir Bey’le birbirimize olan duygumuz şu: Birbirimizin bilgisine hürmet, birbirimizin aklına hürmet. Onun yetkisi sınırlarındaki yetkilerini kullanırken ona olan inanç. Ama inancımızın altyapısında ne var biliyor musunuz? O da çalışma arkadaşlarının bilgisine hürmet gösteriyor. O da onların ortak aklına güveniyor. Bizim olmazsa olmaz kuralımız ne biliyor musunuz? Şurada çalışan mühendisin gözlemlerine, çalışan emekçinin deneyimlerine, onun ortaya koyduğu çalışma azmine saygı gösteren ve ona inanan, ona güvenen, onun aklına kulak kabartan, dinleyen yöneticilerle çalışıyoruz. ve öyle yaptığımız için, güzel işler ortaya çıkıyor. Ben bu güvenle, Mahir Polat’a güveniyorum. Ama onlar, birçok alanda nasıl emanet ediyorlar süreci biliyor musunuz? ‘Ben ne dersem onu yapacaksın ha’ diyerek yola çıkarıyorlar. Biz de ne diyoruz biliyor musunuz sevgili Mahir Başkanım? Allah’ın izniyle seçilirsen; kanunlar, kurallar ve millet ne derse, onu yapacaksın kardeşim. O kadar basit. Bizim yolculuğumuz bu. Onun için bu değerli bir yolculuk. Onun için en büyük duamız şu: Bize bu yetkiyi verin, Allah’ın izniyle biz size mahcup olmayacağız kardeşim. Yaradan’a duamız; ‘Allah’ım beni bu şehrin evlatlarına, bebelerine, çocuklarına, kadınlarına, erkeğine, gençlerine mahcup etme.’ Aynı duygularla Mahir Bey için dua ediyor, onları size emanet ediyorum. Sizleri de Yaradan’a emanet ediyorum. Ordu Caddesi hayırlı, uğurlu olsun.”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından Ordu Caddesi, kesilen kurdele ve edilen duaların ardından yenilenmiş haliyle İstanbulluların kullanımına açıldı. Proje kapsamında; 40 bin metrekarelik alana Bergama granit taş kaplama, 1.800 metrekare de bazalt porfir bordo taş kaplama uygulandı, 2 bin 850 metrekare yeşil alan oluşturuldu. Bisiklet park alanları, yeni kent mobilyaları, cadde, çalı ve eser aydınlatmaları ile Ordu Caddesi, yepyeni bir görünüme kavuştu.
]]>Muğla’ya yapılan her yatırımda AK Parti iktidarının mührü bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim gönlümüz Muğla’dan hiç ayrılmadı. Bunun için de hamd olsun Muğla’ya yapılan her hizmette mührümüz var, damgamız var. Marmaris’teki devlet konuk evinde zaman zaman kalan bir kardeşiniz olarak kendimi fahri Muğlalı olarak da görüyorum. Bu vesile ile geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği genel seçimlerinde aldığımız yüzde 34,5 ve Milletvekilliğinde yüzde 32,5 oy için Muğlalılara teşekkür ediyorum. Bu oy oranları Muğlalı ile aramızdaki sevginin derinliğini göstermekten çok uzak. Biz bu güne kadar sadece eser hizmeti yaptık. Altyapı eksiklerini gidermek için çalıştık. Demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın meyvesini ve ülkemizi 21 yılda 3 kat büyüttük. Benim Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım sırasında ne şahsen, ne hükümet politikaları ile kimseyi ötekileştirmedik. Her kesimden vatandaşımızın tamamını kucakladık ve hizmete verdik. Muğlalı Yörüklerin ve Türkmenlerin mağduriyetlerini de biz ortadan kaldırdık. Karadeniz’in, Akdeniz’in geçit vermez dağlarına hangi yatırımları yaptık isek Ege’nin ve Güneydoğu Anadolu’muzun yatırımlarını biz götürdük. Biz bu ülkeyi 81 vilayetinin tamamını kucakladık. Hiçbir insanımızı dışlamayan anlayışımız ile önce 2023 hedefleri ile şimdi de Türkiye Yüzyılı ile biz buluşturduk. Sanayi, ticaret, turizm her alanda üreten ve istihdam eden, ülkesine katkı sağlayan insanlarımızı destekledik ve teşvik ettik. Altyapısı gelişen Türkiye’nin en yakın şahidi Muğla’dır. Çeyrek asır öncesinin Muğla’sının yanına bugünkü Muğla’yı koyun. Arada asırlık fark göreceksiniz” dedi.
“Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar yatırımları engellemek için ellerinden geleni yaptı”
Muğla’nın dünyanın çekim merkezi haline dönüştüğünü açıklayan Erdoğan, “Aradaki en büyük engel ise Muğla Büyükşehir Belediyesini 25 yıldır yöneten zihniyettir. Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar, Bakanlıklar ve girişimcilerimizin projelerini engellemek için de ellerinden geleni yaptılar. Muğla Büyükşehir Belediyesinin idari tasarruf ile yargı yolu ile engellediği projeleri üst üste koysanız bir Muğla daha ortaya çıkar” diye konuştu.
“Muğla’ya 122 milyar lira kamu yatırımı yaptık”
Alandaki vatandaş sayısını 50 bin kişi olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayına yaklaşıyoruz. Sayılı günler kaldı. İnşallah 31 Mart’ta milli irade bayramı ilan edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına yakışır yeni bir kalkınma hamlesini inşallah sizlerle birlikte sandıkta vereceğiz. Ülkemize ve Muğla’mıza en büyük müjdemiz bu olacak. Türkiye’yi 21 yıldır eser ve hizmet siyaseti ile yönetirken, her şehrimiz gibi Muğla’mıza verdiğimiz sözleri tutmak için de gece gündüz çalıştık. Bu anlayış ile iktidara geldiğimiz günden bu güne kadar 122 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitim’de 33 bin 375 derslik, Gençlik ve Spor’da 11 bin 157 kişilik üniversite öğrencileri için yurt binası, 71 spor tesisi yaptık. Şimdi de Muğla Bodrum ve Fethiye’ye yeni spor tesisleri, Marmaris’e Gençlik Merkezi kazandırmak için çalışıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 4 milyar tutarında kaynak ile destek olduk” ifadelerini kullandı.
İki havalimanının kapasitesi arttırıldı
Muğla’daki iki uluslararası havalimanının kapasitelerinin arttırıldığını belirten Erdoğan, “Muğla’da 3 bin 375 konutun yapımını tamamlayarak hak sahiplerine teslim ettik. Muğla’da 2021 yaz ayında yaşadığımız orman yangınlarını ardından 312 köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Kentsel dönüşümde 45 bin 455 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Ulaştırmada 90 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 460 kilometreye çıkardık. Geçen yıl 5,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Dalaman ve 4,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Milas-Bodrum havalimanlarını yeniledik. Ören ve Turgutreis Yat Limanlarını ve Güllük iskelelerini şehrimize kazandırdık. Fethiye ve Marmaris Körfezini balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet gemi bölgeye ulaştı. Gemilerimiz tarama çalışmalarına inşallah bu hafta başlıyor. Turizm ve tarım potansiyelini artırmak için pek çok projemiz var” dedi.
“Muğla’nın tüm ilçeleri doğal gaza kavuşacak”
Muğla’ya yapılan enerji yatırımlarında doğal gaza kavuşan Menteşe, Ula, Yatağan ve Kavaklıdere dışındaki Marmaris, Bodrum ve Fethiye dahil tüm ilçelere doğal gaz arzı için çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Muğla’da 145 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 13 sulama tesisi tamamlandığında 165 bin dekar araziyi su ile buluşturacağız. Toplam 60 bin dekar alanın sulanmasına hizmet edecek 5 yeni baraj daha inşa ediyoruz. Arıcılığı geliştirmek için 18 bal ormanı kurduk. Tesis ettiğimiz 91 şehir ormanı ile vatandaşlarımıza rahat nefes alacakları alanlar oluşturduk. Muğlalı çiftçilerimizi 34 milyar liralık tarımsal destek verdik. İstihdamı desteklemek için Muğlalı iş insanlarımıza 6,5 milyar destek verdik. Enerjide Menteşe, Ula’ya, Yatağan’a doğal gaz arzı sağladık. Önümüzdeki dönemde Bodrum, Dalaman, Datça Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Seydikemer’e doğal gaz arzını sağlamayı planlıyoruz” dedi.
“Milletimizin huzuruna kimse kastedemez”
Türkiye’nin 40 yıldır terör ile mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin başı huzur. Huzurun ilk şartı güvenlik. Muğla bir asır önce işgal yaşamış, ardından Milli Mücadele ile istiklalini kazanmış bir il olarak bunun anlamını çok iyi biliyor. Türkiye’nin 1970’li yıllarda maruz kaldığı ideolojik kavgalardan Muğla’mız da etkilendi. Ardından PKK terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede Muğla’mız yüzlerce vatan evladını şehit olarak toprağa verdi. Tarih boyunca vatan savunmasında en başta yer alan Muğlalı kahramanlarımız bugün de ülke içinde, sınırlarımızda ve sınırlarımız dışında görev yapıyor. 85 milyon vatandaşımızın her akşam yastığa başını huzur içinde koyması için bu adımları atıyoruz. Dikkat ederseniz Türkiye’nin istikrarını bozmak isteyen emperyalistlerin ilk harekete geçirdikleri araçlar terör örgütleridir. Yaklaşık 40 yıldır terör ile mücadele eden ülkemizin bu alandaki en önemli strateji değişikliğini biz yaptık. Cumhuriyet tarihimizin en alçak ihanet girişimi olarak 15 Temmuz’un ardından terör ile mücadelemizi artık kendi topraklarımızda değil, terörün kaynağı olan yerlerde yürüteceğimizi ilan ettik. Bunu Gabar’da yaptık mı, Tendürek’te yaptık mı, bunu Cudi’de yaptık mı? Bütün bu teröristleri oralarda mağaralara gömdük mü? Yaparsa AK Parti yapar, yine yapacağız. Çünkü milletimizin huzuruna kimse kastedemez. Irak ve Suriye’de bunları yaptık. Yola aynı kararlılıkla inşallah devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti Muğla Büyükşehir ve 13 ilçe belediye başkan adayını tanıttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Muğla aday tanıtım mitinginin ardından Marmaris’e hareket etti ve seçim koordinasyon kurulu toplantısına katıldı. – MUĞLA
]]>Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Kırşehir’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Ahilik Müzesi’ni ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, 22 yılda ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’nin ticaret faaliyetlerinin büyümesi için gayret gösterdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Çok tarihi bir alandayız. Ahi Evran-ı Veli’nin, Ahilik teşkilatının geçmişine ışık tutan Kırşehir Ahilik Müzemizdeyiz. Ahilik; insanlar arasındaki ticaret ve toplumsal ilişkilerde dürüstlük, güvenilirlik, iş ve meslek ahlakına saygı, hak ve hukuka riayet etme gibi ilkeleri esas almış bir yaşam tarzıdır. Bizler de bu ilkelere göre yaşıyor ve ülkemizdeki ticaret faaliyetlerinin büyümesi için gayret ediyoruz. Çünkü dünya sahnesinde ekonomik yönden güçlü olmadan siyasi yönden güçlü olmak mümkün değildir. Ticaret ise ekonominin can damarıdır. Hiç şüphesiz ekonomik başarılarda da ulaşım ve iletişim alanında gerçekleştirilen yatırımların büyük rolü vardır. Güçlü bir ulaşım altyapısı, ekonomik büyümenin birincil şartıdır. Güvenli, hızlı ve kolay ulaşım; ticaretin, üretimin ve ihracatın en önemli bileşenidir. Yapılan her yeni yol geçtiği yerin istihdamına, üretimine, ticaret ve kültür hayatına can katmaktadır. Bu gerçekle hareket ederek, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçen son 22 yılda ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık”
2002 yılında mevcut olan 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolu 29 bin 400 kilometreye ulaştırdıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, “2002 yılında; 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. 2002 yılında 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 774 kilometreye çıkardık. 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. Bin 714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık. Yavuz Sultan Selim, 1915 Çanakkale ve Osmangazi Köprüleri, Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara, İstanbul-İzmir, Ankara-Niğde Otoyolları gibi dev karayolu projelerini hayata geçirdik.10 bin 948 kilometre olan demiryolu ağımızı da 13 bin 919 kilometreye çıkardık. Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul Boğazı altından birbirine bağlayan Marmaray ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattıyla birlikte Doğu Asya’dan Batı Avrupa’ya, Pekin’den Londra’ya kesintisiz ulaşım sağladık. Bu projelerimiz Modern İpek Demiryolu’nun en önemli parçasını oluşturdu. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye çıkardık. 2002’de 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, bugün 6 kıtada, 130 ülkede 346 noktaya uçuyoruz. İstanbul Havalimanımız Avrupa’da 1., dünyada 7. sırada, Antalya Havalimanımız Avrupa’da 10., dünyada 41. sırada, Sabiha Gökçen Havalimanımız ise Avrupa’da 11., dünyada 43. sırada yer aldı” ifadelerini kullandı.
“TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz”
TÜRKSAT 6A uydusunu Haziran-Temmuz ayı gibi yörüngesine göndermeyi hedeflediklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Denizcilik alanında da 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a çıkardık. İletişim altyapısında da büyük hamleler yaptık. Afrika seviyelerinde bulunan iletişim altyapımıza adeta çağ atlattık. Bugün 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abonemiz var. Fiber ağ uzunluğumuzu yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye ulaştırdık, 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Uzaydaki aktif haberleşme uydu sayımızı 5’e çıkardık. Şimdi ilk milli ve yerli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz. TÜRKSAT 6A uydumuzu Haziran-Temmuz gibi yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz” dedi.
“Yolları böldük ama gönülleri birleştirdik”
İnsanların sevdikleriyle güvenli ve konforlu seyahat etmeleri için bölünmüş yollar inşa ettiklerini aktaran Uraloğlu, “Yurdumuzun dört bir yanında ulaşım ve iletişim altyapısını güçlendirmeye devam ederken, elbette Kırşehir’de de çok büyük yatırımlar yapıyoruz. Son 22 yılda Kırşehir’in ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 14,5 milyar TL yatırım gerçekleştirdik. Bozkırın Tezenesi merhum Neşet Ertaş’ın da; ‘Ne söyleyeyim şu dünyanın haline dağlar ayrı ayrı, çöl ayrı ayrı, şu insanlar bölüşmüşler dünyayı hudut ayrı ayrı, yol ayrı ayrı’ dizelerinde dile getirdiği gibi Kırşehir’in yolları artık ayrı ayrı. Biz insanımız sevdiklerine güvenle, konforla kavuşsun diye bölünmüş yollar inşa ettik. Yolları böldük ama gönülleri birleştirdik. 2002 yılında 20 kilometre olan Kırşehir’in bölünmüş yol uzunluğunu 193 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 9 kilometreden 141 kilometreye çıkardık. Ankara-Niğde Otoyolu’nu bitirdik. Bağlantı yolu ile birlikte Kırşehir’imizi Ankara’ya ve Akdeniz’e otoyol konforuyla bağladık. Ankara-Kırşehir Otoyolu, Kaman Çevre Yolu, Hirfanlı Köprüsü gibi önemli karayolu projelerini tamamladık. Kırşehir-Kırıkkale-Ankara Yolu’nu, Kırşehir-Kayseri Yolu’nu, Kırşehir-Kaman-Ankara Yolu’nu duble yol olarak bitirdik. Bazı kesimlerde bitümlü sıcak karışım çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu’ndan Kırşehir’e 2 müjde
Kırşehirlilere 2 müjde veren Bakan Uraloğlu, “Sizlere iki müjde daha vermek istiyorum. İlki; yatırım programımıza alarak projesini onayladığımız 20 kilometre uzunluğundaki Kırşehir Çevre Yolu çalışmalarımızı başlatıyoruz. Projemizde öncelikli talep edilen otoyol ayrımı kavşağı-terminal kavşağı arasındaki 10,5 kilometrelik kesimi 18 Mart’ta ihale edeceğiz. Proje bünyesinde 7 adet farklı seviyeli kavşak bulunuyor ve bunun 5’i ihale edeceğimiz kesim kapsamında inşa edilecek. İkinci müjdemiz ise Kırşehir’in Nevşehir’deki Kapadokya Havaalanına ulaşımını sağlayacak 38 kilometre uzunluğundaki Tuzköy Kesikköprü Yolu Projesi. Projeyi bakanlığımız gündemine aldık. En kısa zamanda yatırım programına alacağımız projemiz için yaklaşık 1.3 milyar liralık bir yatırım bedeli öngörüyoruz. Her iki projenin de şimdiden hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Mucur-Karahasanlı Yolu yatırım programında, önümüzdeki süreçte bu yolu da yapacağız. Zaman zaman şehrimizin gündemine gelen hızlı tren projemizden de bahsetmemek istiyorum. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak hızlı tren aksında Kırıkkale-Kırşehir arasının projesini bitirdik. Kırşehir-Nevşehir arası proje çalışmamız da devam ediyor” şeklinde konuştu.
Yerel seçimlere de değinen Bakan Uraloğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Biz milletimizin efendi, bizlerin ise hizmetçi olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadık. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunu bir an olsun unutmadık. Biliyorsunuz şimdi önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. 27 gün sonra bir kez daha sandık başına gideceğiz. Desteklerinizle 31 Mart seçimlerinden sonra AK Parti Kırşehir Belediye Başkan Adayımız Dr. Osman Arslan kardeşimizle birlikte Kırşehir’in gelişimi ve Kırşehirlilerin kalkınması için gerekli her türlü gayret ve kararlılığı göstermeye devam edeceğiz.” – KIRŞEHİR
]]>Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek taleplerini sıraladı. Açıklamayı yapan sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle, “Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır” dedi.
Birleşik Emekliler Sendikası bugün İstanbul Kartal Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı okuyan Sendika Genel Sekretesi Aysel Lüle taleplerini sıraladı. Lüle’nin okuduğu açıklama ve talepler şöyle:
“YOKSULLUĞUN TEK SEBEBİ EMEKLİLERİ OY DEPOSU OLARAK GÖREN AKP İKTİDARIDIR”
“Ülkemizde 16 milyon emeklinin kaderi sadece bir kişinin iki dudağı arasındadır. Oysa ki olması gereken emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarının emekli örgütleriyle yani emekli sendikalarıyla toplu sözleşmelerle belirlenmesidir. Resmi verilere göre 4 kişilik bir ailenin milli gelirden hanesine giren pay 2024 yılı itibarı ile aylık 135 bin TL iken son açıklanan açlık sınırı 18 bin 973 TL. Emeklinin yaşamını idame ettirmesi için verilen emekli maaşı hazine yardımı ile birlikte sadaka gibi bir zamla 10 bin TL’ dir. Değerli emekli dostlar bizlere layık görülen hazine yardımı ile birlikte
10 bin TL maaş emekliye maaş değil ölüm ücretidir. Değerli emekli dostları bizler AKP’den önce orta derecede bir yaşam standardına sahipken bugün emekliler olarak ülkenin dilencileri durumuna getirildi. Emekliler eskiden yaşam koşulu olarak asgari ücretlilerin çok üzerinde maaş alırken AKP döneminde emeklilerin eline geçen ücret asgari ücretin yarısı oranına düşürülmüştür. Bu da gösteriyor ki 16 milyon emeklinin açlığının ve yoksulluğunun sebebi olanların emekliye vereceği boş vaatlerden başka bir şeyi kalmamıştır. Emeklileri açlığa ve sefalete teslim eden sonrada bizim aklımızla alay ederek ‘Emeklilere en iyi maaşı biz verdik’ diyerek 16 milyon emekliden oy isteyen AKP’nin ve Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın oy deposu olmayacağız. 16 milyon emekli adına Erdoğan’a hatırlatıyoruz. Sizin başında olduğunuz AKP iktidarından önce en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 40 fazlasıydı sizin iktidarınızdan önce en düşük emekli aylığı ile 13 adet çeyrek altın alınırken sizin döneminizde 3 adet çeyrek bile alınamıyor. Sizden önce emekli tazminatımızla bir ev alabilirken bugün kiralık bir ev tutmaya bile gücümüz yetmiyor. Bugünkü emeklilerin yoksulluğunun tek sebebi emeklileri oy deposu olarak gören AKP iktidarıdır.”
“KRİZİ BİZ YARATMADIK, FATURASINI BİZ ÖDEMEYECEĞİZ”
Emeklilerin talepleri şöyle:
-En düşük emekli aylığının taban ücretinin (kök maaşının) 17 bin 2 TL’ye yükseltilmesi. Cumhurbaşkanı bütçesine yapılan yüzde 85’lik artışın aynı oranda ayrımsız bütün emeklilere yapılması,
-Sağlıkta katkı payının kaldırılması,
-İki bayram verilen ikramiyenin asgari ücret oranına yükseltilmesi
-Emekli sendikaları ile görüşülerek emekli ücretlerinin toplu sözleşmeyle belirlenmesi,
-Eğer bu ülkede ekonomik kriz varsa bunun sebebi biz emekliler değiliz. Tasarrufa önce cumhurbaşkanlığı bütçesi, milletvekili maaşları, kamu harcamaları, yandaşlara getirilen vergi afları, köprülere, hastanelere, havaalanlarına verilen garantilerden ve en az 3-5 maaş alanların maaşlarının kesilmesinden tasarrufa başlanmalı.
Sonuç olarak bireysel zenginleşen seçtiklerimizin toplumsal yoksullaşan emeklileri olmayacağız. İktidarın yanlış politikalarının bedelini biz emekliler ödemeyeceğiz. Krizi biz yaratmadık, faturasını biz ödemeyeceğiz”
]]>AK Parti adayı Öntürk, Hatay Merkez Salonu’nda düzenlenen “Hatay’da Yüzler Gülsün Diye” başlıklı toplantıda projelerini anlattı.
Büyükşehir Belediyesi yönetimini eleştiren Öntürk, “Hatay bu tabloyu hak etmiyor. Hataylılar, yapay zekayla tespit edilen belediye başkanı yerine yapan zekayla şehrine hizmet etmeyi şereflerin en büyüğü sayan, ortak akıl ve katılımcı yönetim anlayışına sahip, şeffaf, iş bilen ve çalışkan kadrolar bekliyor.” diye konuştu.
Öntürk, vatandaşların yerel seçimde algı ve mazeret zihniyetini değil gerçek belediyeciliği seçeceğini söyledi.
Hizmetlerin eşit ve adil yapılacağını ifade eden Öntürk, “Hataylılar 10 yıl boyunca yan gelip yatıp, seçime 1 ay kala ‘dostlar alışverişte görsün’ diye 300-500 metre asfalt dökeni değil, planlı, programlı ve bütçe hakkına riayet eden, suyu, altyapıyı, parkı, ucuz ulaşımı ve tüm yolların asfaltlanmasını lütuf değil temel hak gören üretken belediyecilik anlayışını tercih edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yapamayacağımız işlerin vaatlerini vermeyiz, veremeyiz”
Cumhur İttifakı adayı Öntürk, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen kentin yeniden inşası sürecinde devletin ilgili kurumlarıyla istişare içerisinde çalışacaklarını vurguladı.
Şehrin yeniden ayağa kaldırılmasının adımlarını planladıklarını dile getiren Öntürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şehrin toplumsal, tarihi ve kültürel hafızasının yok sayılmasına hiçbir zaman müsaade etmeyeceğimizin altını çiziyorum. Tüm hemşerilerimizin can ve mal emniyeti ile mülkiyet hakkının gözetildiği bir süreci işleteceğimizden hiç kimsenin endişesi olmasın. Gerçekliğin dışına çıkarak yapamayacağımız işlerin vaatlerini vermeyiz, veremeyiz. Tutamayacağımız sözleri sarf etmeyiz, edemeyiz. Bu minvalde en çok yıkımı ve kaybı yaşadığımız Antakya’mızın yeniden ayağa kaldırılması birinci önceliğimizdir.”
Öntürk, şehir içi ulaşımı rahatlatmak için 2 aşamalı proje yürüteceklerine işaret ederek, şunları anlattı:
“İlk aşamada hazırlayacağımız acil eylem planı kapsamında olağan akıştaki acil müdahaleleri yapacağız. Büyükşehir yol ağındaki alt ve üst geçit gereksinimi olan noktaları tespit edecek ve ivedilikle bunların inşasını tamamlayacağız. İkinci aşamada 30 yıllık ulaşım master planını bitirip, tüm Hatay’ın ulaşım yatırımlarını bu plana göre gerçekleştireceğiz. Trafik sinyalizasyon sistemi ve uyarı levhalarını rehabilite edecek, yeni nesil sistemler kuracağız.”
“Dönüşüme muhtaç yapılar için dönüşüm ofisleri kuracağız”
Kentin uygun noktalarında 300-500 bin metreküp su elde edecekleri küçük barajlar yapmayı hedeflediklerini belirten Öntürk, tüm ilçeler için çok sayıda proje hazırladıklarını, ilçe belediye başkanlarıyla omuz omuza çalışacaklarını dile getirdi.
Öntürk, depremlerde yıkılmayan ancak risk taşıyan yapılar için de çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Dönüşüme muhtaç yapılar için dönüşüm ofisleri kuracağız. Depremzede hak sahiplerinin haricinde kalan ve devlet desteği alamamış vatandaşlarımız için kuracağımız ofislerde tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Hedeflerini sıralayan Öntürk, Türkiye Yüzyılı’nda Hatay’ı, gerçek belediyecilik anlayışıyla yarınlara taşımak için Cumhur İttifakı çatısı altında çalışacaklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından Öntürk ve ilçe belediye başkan adayları katılımcıları selamladı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Kastamonu Hemşeri Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum da eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başeskioğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, Bağcılar KASDER Şube Başkanı Mahir Karataş, belediye başkan adayları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “İstanbul kadim şehirdir. İstanbul bizlere yurt olan yerdir. Bu şehri son 5 yılda kıymet bilmez ellerden kurtarmak üzere Kastamonuluların çok büyük bir görevi vardır” sözlerine yer verdi.
“İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Kastamonu’muzun gönlümüzdeki, tarihimizdeki, bağımsızlık mücadelemizdeki yeri çok ama çok ayrıdır, müstesnadır. Kastamonu İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in 100 yıl önce Nasrullah Camisi’nde o meşhur vaazını yaptığı yerdir. Bu memleket sizlerin mücadelesi sayesinde vatan azmini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Bu memleket ne zaman bir sıkıntıya girse, ne zaman devletimiz bir mücadelenin içinde olsa biliriz ki Kastamonu’nun yiğit evlatları, kahramanlarımız her zaman yanımızdadır. İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var” dedi.
“Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik”
Her zaman Kastamonuluların yanında olduğunu dile getiren Kurum, “Her gittiğim yerde söylüyorum. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Karadeniz’imizin her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret yapmışız. Karadeniz’de ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. 11 Ağustos 2022’de Kastamonu’muz çok acı bir sel felaketi yaşadı. O gün tüm afetlerde olduğu gibi Kastamonu’daki, Bozkurt’umuzdaki sel felaketinin ilk anından itibaren hep sizlerin yanında olduk. Kastamonulu kardeşlerimizin acılarını paylaştık, yaralarını sarmanın gayreti içerisinde olduk. Bu yüzden Kastamonulu kardeşlerimiz bizi iyi bilir, iyi tanır. Biz afetin ilk anından itibaren Kastamonulu kardeşlerimizin elini tuttuk. O gün Bozkurt’umuzda omuz omuzaydık. Beraber ağladık beraber üzüldük. Vatandaşlarımız en ufak bir mağduriyet yaşamasın diye tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bugün Bozkurt’umuz yeniden ayağa kalktı. Bozkurt’ta, Sinop Ayancık ve Bartın’da evleri zarar gören afetzede kardeşlerimize yeni konutlar inşa ettik. O zaman yine CHP zihniyeti siz bunları yapamaz bitiremezsiniz dediler. Verdiğiniz sözleri gerçekleştiremezsiniz dediler. Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik. Selden hasar gören tüm dükkanlarımızı, sanayi sitelerimizi yeniledik” şeklinde konuştu.
“İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir”
Kurum, “İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Önümüzde İstanbul’u yeniden ehil ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey apaçık ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta milletin yardımına koşanlar, diğer tarafta afet anında tatil beldelerine gidenler var. Bir tarafta İstanbul’umuzun 39 ilçesi için dertlenen, diğer tarafta kemdi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler var. Bu anlayışın millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konutu bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konut inşa edenleri seçeceksiniz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi geleceği için harcayanları ya da kenti için harcayanları seçeceğiz. İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir” ifadelerini kullandı.
“Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin”
Rabia işaretini eleştiren İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Kritik bir seçime gidiyoruz. Yarı zamanlı CHP’li mevcut belediye başkanı çıkmış ne diyor biliyor musunuz? Bizim Rabia işaretiyle alakalı ‘Bir parmak eksilterek el sallayanları 31 Mart’ta özgürleştireceğiz’ diyor. Bunlar tıpkı genel başkanları Özgür efendi gibi ağzından çıkanları kulakları duymuyor. Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin. Her zamanki gibi kibirleri akıllarının önüne geçmiş olacak ki kalkıp milletimizle dalga geçiyorlar, milletimizi aşağılıyorlar. ya sen bu işareti hiç mi duymadın, ne anlama geldiğini hiç mi öğrenmedin?” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:
“TÜRKSAT 6A uydumuzu Haziran-Temmuz gibi yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz”
Bakan Uraloğlu, Kırşehir’de Ahilik Müzesi’ni ziyaret etti
KIRŞEHİR – Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kırşehir’de Ahilik Müzesi’ne yaptığı ziyarette, “Güçlü bir ulaşım altyapısı, ekonomik büyümenin birincil şartıdır. Yapılan her yeni yol geçtiği yerin istihdamına, üretimine, ticaret ve kültür hayatına can katmaktadır” dedi.
Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Kırşehir’e gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Ahilik Müzesi’ni ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, 22 yılda ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkiye’nin ticaret faaliyetlerinin büyümesi için gayret gösterdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Çok tarihi bir alandayız. Ahi Evran-ı Veli’nin, Ahilik teşkilatının geçmişine ışık tutan Kırşehir Ahilik Müzemizdeyiz. Ahilik; insanlar arasındaki ticaret ve toplumsal ilişkilerde dürüstlük, güvenilirlik, iş ve meslek ahlakına saygı, hak ve hukuka riayet etme gibi ilkeleri esas almış bir yaşam tarzıdır. Bizler de bu ilkelere göre yaşıyor ve ülkemizdeki ticaret faaliyetlerinin büyümesi için gayret ediyoruz. Çünkü dünya sahnesinde ekonomik yönden güçlü olmadan siyasi yönden güçlü olmak mümkün değildir. Ticaret ise ekonominin can damarıdır. Hiç şüphesiz ekonomik başarılarda da ulaşım ve iletişim alanında gerçekleştirilen yatırımların büyük rolü vardır. Güçlü bir ulaşım altyapısı, ekonomik büyümenin birincil şartıdır. Güvenli, hızlı ve kolay ulaşım; ticaretin, üretimin ve ihracatın en önemli bileşenidir. Yapılan her yeni yol geçtiği yerin istihdamına, üretimine, ticaret ve kültür hayatına can katmaktadır. Bu gerçekle hareket ederek, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçen son 22 yılda ülkemizin ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık”
2002 yılında mevcut olan 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolu 29 bin 400 kilometreye ulaştırdıklarını dile getiren Bakan Uraloğlu, “2002 yılında; 6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. 2002 yılında 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 774 kilometreye çıkardık. 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. Bin 714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık. Yavuz Sultan Selim, 1915 Çanakkale ve Osmangazi Köprüleri, Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara, İstanbul-İzmir, Ankara-Niğde Otoyolları gibi dev karayolu projelerini hayata geçirdik.10 bin 948 kilometre olan demiryolu ağımızı da 13 bin 919 kilometreye çıkardık. Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul Boğazı altından birbirine bağlayan Marmaray ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattıyla birlikte Doğu Asya’dan Batı Avrupa’ya, Pekin’den Londra’ya kesintisiz ulaşım sağladık. Bu projelerimiz Modern İpek Demiryolu’nun en önemli parçasını oluşturdu. 2002’den bu yana aktif havalimanı sayımızı 26’dan 57’ye çıkardık. 2002’de 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken, bugün 6 kıtada, 130 ülkede 346 noktaya uçuyoruz. İstanbul Havalimanımız Avrupa’da 1., dünyada 7. sırada, Antalya Havalimanımız Avrupa’da 10., dünyada 41. sırada, Sabiha Gökçen Havalimanımız ise Avrupa’da 11., dünyada 43. sırada yer aldı” ifadelerini kullandı.
“TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz”
TÜRKSAT 6A uydusunu Haziran-Temmuz ayı gibi yörüngesine göndermeyi hedeflediklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Denizcilik alanında da 152 olan uluslararası liman sayımızı 190’a çıkardık. İletişim altyapısında da büyük hamleler yaptık. Afrika seviyelerinde bulunan iletişim altyapımıza adeta çağ atlattık. Bugün 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abonemiz var. Fiber ağ uzunluğumuzu yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye ulaştırdık, 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Uzaydaki aktif haberleşme uydu sayımızı 5’e çıkardık. Şimdi ilk milli ve yerli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz. TÜRKSAT 6A uydumuzu Haziran-Temmuz gibi yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz” dedi.
“Yolları böldük ama gönülleri birleştirdik”
İnsanların sevdikleriyle güvenli ve konforlu seyahat etmeleri için bölünmüş yollar inşa ettiklerini aktaran Uraloğlu, “Yurdumuzun dört bir yanında ulaşım ve iletişim altyapısını güçlendirmeye devam ederken, elbette Kırşehir’de de çok büyük yatırımlar yapıyoruz. Son 22 yılda Kırşehir’in ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 14,5 milyar TL yatırım gerçekleştirdik. Bozkırın Tezenesi merhum Neşet Ertaş’ın da; ‘Ne söyleyeyim şu dünyanın haline dağlar ayrı ayrı, çöl ayrı ayrı, şu insanlar bölüşmüşler dünyayı hudut ayrı ayrı, yol ayrı ayrı’ dizelerinde dile getirdiği gibi Kırşehir’in yolları artık ayrı ayrı. Biz insanımız sevdiklerine güvenle, konforla kavuşsun diye bölünmüş yollar inşa ettik. Yolları böldük ama gönülleri birleştirdik. 2002 yılında 20 kilometre olan Kırşehir’in bölünmüş yol uzunluğunu 193 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 9 kilometreden 141 kilometreye çıkardık. Ankara-Niğde Otoyolu’nu bitirdik. Bağlantı yolu ile birlikte Kırşehir’imizi Ankara’ya ve Akdeniz’e otoyol konforuyla bağladık. Ankara-Kırşehir Otoyolu, Kaman Çevre Yolu, Hirfanlı Köprüsü gibi önemli karayolu projelerini tamamladık. Kırşehir-Kırıkkale-Ankara Yolu’nu, Kırşehir-Kayseri Yolu’nu, Kırşehir-Kaman-Ankara Yolu’nu duble yol olarak bitirdik. Bazı kesimlerde bitümlü sıcak karışım çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu’ndan Kırşehir’e 2 müjde
Kırşehirlilere 2 müjde veren Bakan Uraloğlu, “Sizlere iki müjde daha vermek istiyorum. İlki; yatırım programımıza alarak projesini onayladığımız 20 kilometre uzunluğundaki Kırşehir Çevre Yolu çalışmalarımızı başlatıyoruz. Projemizde öncelikli talep edilen otoyol ayrımı kavşağı-terminal kavşağı arasındaki 10,5 kilometrelik kesimi 18 Mart’ta ihale edeceğiz. Proje bünyesinde 7 adet farklı seviyeli kavşak bulunuyor ve bunun 5’i ihale edeceğimiz kesim kapsamında inşa edilecek. İkinci müjdemiz ise Kırşehir’in Nevşehir’deki Kapadokya Havaalanına ulaşımını sağlayacak 38 kilometre uzunluğundaki Tuzköy Kesikköprü Yolu Projesi. Projeyi bakanlığımız gündemine aldık. En kısa zamanda yatırım programına alacağımız projemiz için yaklaşık 1.3 milyar liralık bir yatırım bedeli öngörüyoruz. Her iki projenin de şimdiden hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Mucur-Karahasanlı Yolu yatırım programında, önümüzdeki süreçte bu yolu da yapacağız. Zaman zaman şehrimizin gündemine gelen hızlı tren projemizden de bahsetmemek istiyorum. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak hızlı tren aksında Kırıkkale-Kırşehir arasının projesini bitirdik. Kırşehir-Nevşehir arası proje çalışmamız da devam ediyor” şeklinde konuştu.
Yerel seçimlere de değinen Bakan Uraloğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Biz milletimizin efendi, bizlerin ise hizmetçi olduğunu hiç aklımızdan çıkarmadık. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturunu bir an olsun unutmadık. Biliyorsunuz şimdi önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. 27 gün sonra bir kez daha sandık başına gideceğiz. Desteklerinizle 31 Mart seçimlerinden sonra AK Parti Kırşehir Belediye Başkan Adayımız Dr. Osman Arslan kardeşimizle birlikte Kırşehir’in gelişimi ve Kırşehirlilerin kalkınması için gerekli her türlü gayret ve kararlılığı göstermeye devam edeceğiz.”
(MK-TB-SO-Y)
]]>TBMM’de kabul edilen Kanun Teklifi içinde, deprem bölgelerinin yeniden ihyası ve inşası için çok önemli bir maddenin de olduğunu ifade eden Milletvekili Ölmeztoprak, “Deprem bölgelerinde sanayi alanı olabilecek yerler, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, alanın durumuna göre ilgili kurumların görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilmekte, malikleri tarafından depremler nedeniyle yıkılan veya kullanılamayacak kadar hasarlı durumda olan sanayi işyerlerinin borçlandırılmak suretiyle, yerinde yeniden inşası veya güçlendirilmesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılmakta, yatırım programında olan veya sonradan programa dahil edilen sanayi sitelerinin altyapı ve üstyapı inşasının tamamına kadar, mimarlık-mühendislik hizmetleri dahil proje tamamlanana kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca krediyle desteklenmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik olarak verilen destek ve uygulamaların süresi bir yıl daha uzatılacak” dedi.
Kanun maddeleri arasında silahlı örgütlerle mücadele içinde de çok önemli maddeler olduğunu belirten Milletvekili Ölmeztoprak, “Gazi Meclisimizde kabul edilen Sekizinci Yargı paketi ile birlikte, silahlı örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak. Silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Ayrıca, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltiliyor” ifadelerini kullandı.
“Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacak”
Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacağını vurgulayan Ölmeztoprak, “Sekizinci Yargı paketi ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları, güncel ihtiyaçlar ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü nazara alınarak yeniden düzenleniyor. Söz konusu değişiklikle birlikte ilgili kişinin açık rızasının olması ve kanunlarda açıkça öngörülmesi gibi hallerde kişisel veriler işlenebilecektir” dedi.
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin madde ile ilgili düşüncelerini ifade eden Ölmeztoprak, “Mevcut düzenlemede bulunan hükümler, ticari faaliyetlerini sürdüren şirketlerin yurt dışında bulunan bulut tabanlı yazılım ve uygulamaların hukuka uygun olarak kullanılabilmesini hemen hemen imkansız hale getirmiştir. Bu nedenlerden dolayı Türkiye’de yapılacak yatırımları da engelleyici bir hal almaktadır. Sekizinci yargı paketindeki düzenlemelerle engeller kalkacaktır. Kişisel veriler, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, uluslararası kuruluş veya ülke içerisindeki sektörler hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecektir” diye konuştu. – MALATYA
]]>AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu, Büyükdere Mahallesi Kaplanlı Caddesi’ndeki büronun açılışında yaptığı konuşmada, 60 gündür sahalarda olduklarını belirterek, yola çıktıkları günden itibaren “başkan sahada” mottosuyla Eskişehir’in sorunlarını dile getirdiklerini söyledi.
Her sorunu dile getirdiklerinde CHP’nin trollerle, medya baronlarıyla, genel başkanlarla ve il başkanlarıyla üstüne geldiğini kaydeden Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalan söylüyor, yapamaz, edemez.’ Biz kötü bir şey söylemiyoruz ki sizlere bir şey söylemiyoruz. CHP’ye de bir şey söylemiyoruz. CHP’ye gönül veren hemşehrilerimize de hiçbir şey söylemiyoruz. Biz diyoruz ki ‘Eskişehir’in kronikleşmiş sorunları var. Eskişehir’in bir trafik problemi var. Bunu çözeceğiz’ diyoruz. Projeler sunuyoruz. ’15 tane katlı kavşak yapacağız diyoruz. Tramvayı yer altına alacağız’ diyoruz. Bunda kötü bir şey var mı? Söyleyin, hemşehrilerim.” diye konuştu.
Sorunları kendisine vatandaşların söylediğini ve bunlara çözüm önerileri sunduğunu dile getiren Hatipoğlu, “Projeleri yapıyorum. Sizlere diyorum ki ‘Bu trafik problemini çözeceğim.’ Gittiğim yerlerde diyorlar ki ‘Su problemi var. Çeşmeden suyu içemiyoruz, kullanamıyoruz. Sular çok pahalı.’ Ondan sonra buna çalışıyorum. Çalışmamın sonucunda şu çıkıyor. ‘4 milyar liralık yatırım yapacağım. Suyu içilebilir hale getireceğim. Su fiyatlarını yüzde 40 aşağı indireceğim’ diyorum. Ona da bahane buluyorlar. Beni yalancılıkla suçluyorlar. Tüm medyalarıyla, medya patronlarıyla bana hakaret ediyorlar. Ben kötü bir şey mi söylüyorum? ‘İçilebilir su yapacağım. Su fiyatlarını aşağı çekeceğim’ diyorum. Suçsa ben suçluyum. Niye bunlar benim üstüme geliyor? Ben bunları yüzüne vurduğum için mi? Yıllardır yapılamayan yatırımları söylediğim için mi?” dedi.
Hatipoğlu, Eskişehir’in ilçelerde çok büyük bir çevre felaketi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Arıtma yok. Seyitgazi’ye, Sarıcakaya’ya, Mihalgazi’ye gittim. Sakarya Nehri’ne, Mihalgazi’nin, Sarıcakaya’nın bütün evsel atıkları akıyor. Zamanında arıtmayı yapmamışsın. O Sakarya Nehri’nde balık tutan arkadaşlar söylüyor, ’25 çeşit balık vardı. Bugün balık yok’ diyor. Eskişehir’de çevre felaketi var. Bunu söylemeyeyim mi ben? Bunu dile getirmeyeyim mi? Vatandaşlarıma ‘Arıtma tesisi yapacağım demeyim mi?’ Ben ne diyeceğimi anlamadım. Ne desem beni suçlu buluyorlar.”
Tramvay hatlarını yer altına alacağı vaadinde bulunduğunu hatırlatan Hatipoğlu, “Diyorlar ki ‘Yalancısın, sen yapamazsın. Yerin altında su var.’ Biz hızlı treni yer altına indirmedik mi? İstanbul’da Anadolu yakasından Avrupa yakasına treni geçirmedik mi, yer altından suyun içinden? Niye yapamıyoruz? Diyorum ki ‘Vatandaşlarımızın deprem riski var. Kentsel dönüşüm yapmam lazım’ diyorum. ‘Yapamazsın’ diyorlar. Niye yapmayayım? Vatandaşlarımız bir yıl önce deprem yaşadı. Hayatlarını mı kaybetsinler? 1999 yılı öncesi yapılan evlerin hepsi çürük. Mahallelerde sıkıntı var. ‘Bunlara imar vereceğiz. 5 kat buraları dönüştüreceğiz’ diyoruz. Bizi yalancılıkla suçluyorlar. Siz yapamıyorsanız biz de yapamayacağız anlamına gelmez. 25 yıldır 24 adet kentsel dönüşüm yaptınız. Bunu siz yapamıyorsanız bizi yalancılıkla suçlamayın. İnşallah 5 yıl içinde 25 bin konutun kentsel dönüşümünü yapacağım. Buradan hepinize söz veriyorum.” ifadelerini kullandı.
Hatipoğlu, Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp’le birlikte ilçede gençlik merkezleri ve ücretsiz kreşler açarak ilçeye çağ atlatacaklarını vurguladı.
Mevcut büyükşehir belediyesi yönetiminde belediyedeki kadın istihdamının 25 yılda yüzde 5 gerileme gösterdiğini aktaran Hatipoğlu, göreve gelmeleri halinde belediyede kadın istihdamına önem vereceklerini ifade etti.
AK Parti’nin Odunpazarı Belediye Başkan adayı Özkan Alp ise Odunpazarı’nın 85 mahallesi, 440 bin nüfusuyla birçok ilden büyük bir yer olduğunu belirtti.
85 mahalleye aynı hizmeti yapacaklarını vurgulayan Alp, “Büyükdere Mahallesi’ndeyiz. Burayı hep kendilerinin arka bahçesi zannedenler, aslında Büyükdere’ye de hizmet yapmadılar. Şurada 12-13 katlı binalar var. Arkasında imar 2 kat. Gündoğdu, Huzur, Erenköy, Emek, 71 Evler mahalleleri, her taraftaki imar sorununu çözeceğiz. Altyapı sorununu çözeceğiz.” dedi.
İlçedeki tüm mahallelere spor salonları, gençlik merkezleri ve yaşlı bakım evleri yapacaklarını söyleyen Alp, “Artık Odunpazarı 85 mahallesiyle birlikte hizmet alacak. Eskişehir’in en güzel mahalleleri Odunpazarı’nda olacak. Çünkü Odunpazarı’nı birlikte yöneteceğiz. Halkımızın istedikleriyle birlikte çalışacağız. ‘Biz yaptık, oldu’ demeyeceğiz. Beraber yapacağız. Beraber yöneteceğiz.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından büronun açılış kurdelesini, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ümit Sezer, MHP Odunpazarı İlçe Başkanı Okan Ekşi, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan adayı Hamid Yüzügüllü ve AK Parti Tepebaşı İlçe Başkanı Emre Aydın kesti.
]]>Kırşehir Valisi Hüdayar Mete Buhara’yı ziyaret eden Bakan Uraloğlu’na, kilim ve Neşet Ertaş’ın plağı hediye edildi. Uraloğlu, daha sonra esnaf ziyaretinde bulundu.
Bakan Uraloğlu, Kırşehir Ahilik Müzesi ziyareti öncesi gazetecilere, Türkiye’nin ticari faaliyetlerinin büyümesi için gayret ettiklerini söyledi.
Dünya sahnesinde ekonomik yönden güçlü olmadan siyasi yönden güçlü olmanın mümkün olmadığını vurgulayan Uraloğlu, ticaretin, ekonominin can damarı olduğunu ifade etti.
Ekonomik başarılarda ulaşım ve iletişim alanında gerçekleştirilen yatırımların büyük rolü olduğunu aktaran Uraloğlu, “Güçlü bir ulaşım altyapısı, ekonomik büyümenin birincil koşuludur. Güvenli, hızlı ve kolay ulaşım, ticaretin, üretimin ve ihracatın en önemli bileşenidir. Yapılan her yeni yol, geçtiği yerin istihdamına, üretimine, ticaret ve kültür hayatına can katmaktadır.” dedi.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen son 22 yılda ulaşım ve iletişim altyapısına 275 milyar dolar yatırım gerçekleştirildiğine dikkati çekti.
2002 yılında, 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu yaklaşık 29 bin 400 kilometreye ulaştırdıklarını anlatan Uraloğlu, şöyle konuştu:
“Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. 2002 yılında 311 kilometre olan toplam köprü uzunluğunu 774 kilometreye çıkardık. 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 753 kilometreye yükselttik. 1714 kilometre olan otoyol ağımızı ise 3 bin 726 kilometreye çıkardık. Yavuz Sultan Selim, 1915 Çanakkale ve Osmangazi köprüleri, Avrasya Tüneli ve Kuzey Marmara, İstanbul- İzmir, Ankara- Niğde otoyolları gibi dev karayolu projelerini hayata geçirdik. 10 bin 948 kilometre olan demiryolu ağımızı da 13 bin 919 kilometreye çıkardık. Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul Boğazı altından birbirine bağlayan Marmaray ve Bakü-Tiflis- Kars demiryolu hattıyla birlikte Doğu Asya’dan Batı Avrupa’ya, Pekin’den Londra’ya kesintisiz ulaşım sağladık. Bu projelerimiz modern İpek Yolu’nun en önemli parçasını oluşturdu.”
Bakan Uraloğlu, 2002’den bu yana aktif havalimanı sayısını 26’dan 57’ye çıkardıklarını anımsatarak, denizcilik alanında da 152 olan uluslararası liman sayısını ise 190’a çıkardıklarını dile getirdi.
İletişim altyapısında da büyük yatırımlar yaptıklarının altını çizen Uraloğlu, “Afrika seviyelerinde bulunan iletişim altyapımıza adeta çağ atlattık. Bugün 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abonemiz var. Fiber ağ uzunluğumuzu yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye ulaştırdık. 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Uzaydaki aktif haberleşme uydu sayımızı 5’e çıkardık. Şimdi ilk milli ve yerli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz. TÜRKSAT 6A uydumuzu haziran ayında yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.
Bakanlığın Kırşehir’e yatırımları
Kırşehir’deki yatırımlara da değinen Uraloğlu, son 22 yılda Kırşehir’in ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 14,5 milyar lira yatırım gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Uraloğlu, Kırşehir’e 2 müjde vereceğini belirterek, şöyle devam etti:
“İlki yatırım programımıza alarak projesini onayladığımız 20 kilometre uzunluğundaki Kırşehir çevre yolu çalışmalarımızı başlatıyoruz. Projemizde öncelikli talep edilen otoyol ayrımı ve terminal kavşağı arasındaki 10,5 kilometrelik kesimi. 18 Mart’ta ihale edeceğiz. Proje bünyesinde 7 farklı seviyeli kavşak bulunuyor ve bunun 5’i ihale edeceğimiz kesim kapsamında inşa edilecek. İkinci müjdemiz ise Kırşehir’in Nevşehir’deki Kapadokya Havaalanı’na ulaşımını sağlayacak 38 kilometre uzunluğundaki Tuzköy- Kesikköprü yolu projesi. Projeyi bakanlığımız gündemine aldık. En kısa zamanda yatırım programına alacağımız projemiz için yaklaşık 1,3 milyar liralık bir yatırım bedeli öngörüyoruz.”
Projelerin hayırlı olmasını dileyen Bakan Uraloğlu, “Mucur- Karahasanlı yolu da yatırım programında, önümüzdeki süreçte bu yolu da yapacağız. Zaman zaman şehrimizin gündemine gelen hızlı tren projemizden de bahsetmemek istiyorum. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak hızlı tren aksında Kırıkkale-Kırşehir arasının projesini bitirdik. Kırşehir-Nevşehir arası proje çalışmamız da devam ediyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Uraloğluna, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkan ve AK Parti İl Başkanı Seher Ünsal da eşlik etti.
]]>Sadık, ?????3. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) AA muhabirlerinin sorularını yanıtladı.???????
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan insani kriz hakkında açıklamalarda bulunan Sadık, “İsrail, 76 yıldan daha uzun bir süredir Filistin halkını öldürüyor. Filistinlilere karşı sürekli olarak bu vahşet işleniyor ve son dönemde (Gazze’de) yaşananlar bunun bir parçası.” dedi.
Sadık, İsrail’in 1948’den bu yana Filistin topraklarında yol açtığı insani drama son vermesi için dünyanın artık dur demesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu artık durmalı. Dünya artık bilinçlenmeli. Çünkü kendilerini vahşice bir işgalden kurtarmaya çalışan insanların ölmesine izin verilmemeli.” diye konuştu.
“Türkiye ile bağımsızlığımızdan bu yana birlikte çalışıyoruz”
Türkiye ile Sudan arasındaki ikili ilişkilerin seyrinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Sadık, “Sudan ile Türkiye arasında eskiye dayalı tarihi ve çok istikrarlı ilişkiler var. Ülkemizin 70 yıl önceki bağımsızlığından bu yana birlikte çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.
Sadık, söz konusu ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması için yoğun çalışma yürüttüklerini, iki ülke arasındaki ilişkilerin, “cumhurbaşkanlığı diplomasisi, dışişleri bakanları arasındaki yakın temas, diplomatik istişare komitesi ve bakanlar komisyonu” olmak üzere birçok koldan yürütüldüğünü anlattı.
ADF’ye ilk kez katılma fırsatı bulduğuna işaret eden Sadık, “Dünyanın dört bir yanından devlet başkanı, bakanlar ve STK temsilcileri, birçok ülkede yaşanan sorunları görüşmek ve bunlara çözüm yolları aramak için burada bir araya geliyorlar. Bütün bunlar, daha yaşanabilir bir dünya kurma çabası için yapılıyor.” ifadelerini kullandı.
“Sudan’daki iç savaş milyonlarca insanı yerlerinden etti”
Sadık, ülkesinde yaşanan iç savaşa ilişkin ise şunları söyledi:
“Hiçbir saygın devlet, topraklarında iki ordunun varlığına izin vermez. Bu milisler, kendilerini çok güçlü hissettikleri için orduya katılmayı reddettiler. Bunların insanlara karşı, yine yabancı diplomatik misyonlar, büyükelçilikler, Birleşmiş Milletler (BM) ofisleri ve ülkenin altyapısına yönelik olmak üzere birçok yıkım ve vahşete sebep oldular.”
Savaşların her yerde insani dramlara neden olduğunun altını çizen Sadık, milyonlarca insanın söz konusu iç savaştan etkilendiği için yerlerinden edildiğine ve acil insani yardıma ihtiyaç duyduğuna dikkati çekti.
Sadık, tarım açısından zengin bir ülke olmalarına rağmen çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden insanların gıda bulmakta sıkıntı yaşadıklarını, uluslararası toplumun Sudan halkına yardım konusunda pek varlık göstermediğini kaydetti.
Sudan’daki insani yardım ihtiyacının Gazze ve Ukrayna’da yaşananların gölgesinde kaldığının farkında olduklarını dile getiren Sadık, bu konuda Dünya Gıda Programından destek talebinde bulunduklarını vurguladı.
“Türkiye gibi kardeş ülkelerin destekleriyle kolera salgını bitmek üzere”
Sadık, başta Türkiye’nin büyük katkılarıyla kolera gibi salgın hastalıkların üstesinden gelebildiklerini aktararak, “(Hastalıklar konusunda), Türkiye, Katar ve Mısır gibi kardeş ülkelerin yardımıyla bu sorunun üstesinden gelmek üzereyiz. Bu konunun çözümünde siz, gerekli ilaç desteklerinizle büyük pay sahibi oldunuz. Birkaç hafta içerisinde, belki bir ay gibi bir zamanda kolera hastalığı bitmiş olacak.” diye konuştu.
Sudan’daki iç savaşın sonlandırılması için başlatılan Cidde müzakerelerine de değinen Sadık, her türlü askeri çatışmanın müzakere masasında ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine inandıklarını ve ülkede barışın bir an önce tesisi için uluslararası arabuluculuk kanallarını açık tuttuklarını hatırlattı.
Sadık, milislerin, müzakerelerde üzerinde anlaşılan maddeleri yerine getirmediklerini belirterek, “Hükümet olarak, anlaşma maddeleri uygulanmadan yeni görüşmelere başlamayacağız.” ifadesini kullandı.
Paralı asker grubu Wagner üyelerinin Sudan’daki milis güçlerle savaştığı iddialarına da değinen Sadık, “Az sayıda Wagner üyesinin milislere yardım ettiği doğru. Ancak Rus dostlarımızdan, bunların isyancılarla çalışmasının bireysel olduğunu biliyoruz. Bu durum ne Wagner’in ne de Rusya Federasyonu’nun bir politikasıdır.” dedi.
]]>Geçtiğimiz yıl deprem nedeniyle yapılamayan Manisa Şifalı Otlar Festivali’nin ikincisi yapıldı. Şehzadeler Belediyesinin öncülüğünde, Manisa Pazarcılar Odası, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğinin katkılarıyla ilçedeki tarihi Kurşunluhan’da yapılan festivale eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şube Başkanı ve Festival Komitesi Başkanı Muzaffer Yurttaş, Manisa Pazarcılar Odası Başkanı Destan Bulgay, ot satıcıları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Manisa Pazarcılar Odası Başkanı Destan Bulgay ve Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Metin Öztürk’ün selamlama konuşmasının ardından festivalin komite başkanı olan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şube Başkanı Muzaffer Yurttaş, Türkiye’nin endemik bitki bakımından zengin bir ülke olduğunu ve Manisa’nın da şifalı otlarıyla ünlü bir şehir olduğunu belirtti.
Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik ise festivalin ortaya çıkmasının fikrinin Dr. Muzaffer Yurttaş’a ait olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Çelik şunları söyledi:
“Bu sene festivalimizin ikincisini düzenliyoruz. Burası bir şifa şehri, bir tarih şehri. Biz başlattık. Nasıl ki bir bahar bir çiçeğin açmasıyla başlıyorsa bunun ikincisini düzenlediğimiz bu festivali başlatmış olduk. İnanıyorum ki 1 Nisan’dan sonra Yavuz Kurt başkanımızla birlikte bu festival giderek büyüyecektir. Belki 6 ayda bir, belki haftada bir yapılacak ve çok daha fazla katılımlarla yapılacak hale gelecektir” dedi.
“Hastane yerine şifahane”
Açılışta son konuşmayı yapan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ise babasının Yunusemre’nin Büyüksümbüller köyünden, annesinin de Alanyalı ve Girit’ten geldiğini belirterek, Giritlilerin ot yemeklerine olan düşkünlüğünden bahsetti. Arınç, “Şimdi ota dönüş var. Yani sağlıklı beslenme, doğal beslenme, şifalı beslenme bütün dünyada gündemde. Biz bunu farkında değiliz. Hepimiz ilaç kullanıyoruz. Bu ilaçların hemen hemen hepsi sentetik. Bu ilaçlar bir şeyi tamir ederken başka yerleri bozan ilaçlardır. Yan etkileri çok fazladır. Bir doktorun karşısında bunu söylemek cesaret işi ama ilaç kullanmamayı, mümkünse doğal yollarla tedavi olmayı tavsiye ederler. Ben bu yaşıma geldim bunu öğrendim ama çok geç öğrenmişim. Fakat mecburen antibiyotiği de kullanabilirsiniz onu da dengeleyecek başka bir şeye ihtiyaç olabilir. Şimdi doğal hayat klinikleri çok fazlalaştı. Doğal hayatı zaten Dr. Muzaffer Yurttaş yapıyor ama bunun babası rahmetli Suat Arusan’dır. 3 sene önce rahmetli oldu. O derdi ki; ‘Bizim bu doğal şifa olarak yaptıklarımızın yan etkisi yoktur, dorudan etkisi vardır’ bu çok önemlidir. Mide koruyucu ilaç kullanıyorsunuz, onun bir şeye faydası var ama 10 şeye de zararı var. Kullandığım için bunları söylüyorum, aynen tespitlerimdir. Bu şifalı bitkileri de ölçülü kullanmak lazım yoksa o da karaciğere zarar veriyor. Demek ki işi uzmanına soracaksınız. Suat Beyin itiraz ettiği bir konu vardı. ‘Bundan sonra hastane kelimesi kullanılmamalı şifahane denilmeli’ diyordu. Ne kadar güzel. Oraya hasta giren şifa bulmalı, şifahen taburcu olmalı. İnşallah Fahrettin Koca ile Sayın Bakanımızla bir konuşursak hastanenin adını şifahane yapacağız” diye konuştu.
Arınç, konuşmasının ardından sahnede görev alan minik çocuklara hediyeler takdim ettikten sonra Kurşunluhan içinde kurulan stantları gezerek katılımcılardan bilgi aldı. – MANİSA
]]>ISPARTA – Yerel seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya gelen HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekerek, “Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
Hür Dava Partisi Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya geldi. Isparta’da bir işletmede basın mensupları ile bir araya gelen Yapıcıoğlu açıklamalarda bulundu.
“İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor”
Şu anda ülke gündeminin yoğunluğunun seçim çalışmaları çerçevesinde ilerlediğini söyleyen Yapıcıoğlu, konuşmasında 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekerek, “Gazze’de çok ciddi bir zulüm yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Maalesef aradan geçen 5 aya rağmen ayağa kalkanlar, buna itiraz edenler, bir şeyler yapmaya çalışan insanlar bu zulmü durduramadı. Uluslararası hukuk devreye girdi. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla siyonist işgalciler hakkında dava açıldı. Fakat bu da durduramadı onları. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı itibariyle oradan acil insani ateşkes kararı bile çıkarılamıyor. Amerika tek başına bütün karar tasarılarını veto ediyor. Bu nedenle biz böyle coşkulu bir seçim kampanyası yapmadık, yapamadık. Eğer bu zulüm devam ederse bundan sonra da seçim gününe kadar da daha önceki dönemlerde alışıldık bir seçim kampanyası yapmak doğrusu bizim içimizden gelmiyor. Seçim dolayısıyla Türkiye’yi dolaşıyoruz. Adaylarımızı çıkardık. Biz de vatandaşın desteğine talibiz ve önümüzdeki dönem için şehirlerin HÜDAPAR belediyeciliğiyle tanışması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Lakin dediğim gibi Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
“2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı”
Konuşmasının devamında Gazze için yapılanların yetersiz olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, “Bu Aksa Tufanı ismiyle başlayan 7 Ekim operasyonundan sonra aslında bazı uluslararası ilişkiler uzmanları hocalarının da dediği gibi gerçekte uluslararası hukuki bir şeyin olmadığı gerçeği de açığa çıktı. ve aynı zamanda Filistin’, Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi kendisine dert edinen insanların zaaflarının ne olduğu da ortaya çıktı. 2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı. Biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki oradaki zulmün durması için bugüne kadar kim ne yapmışsa biz hepsini değerli görüyoruz. Gayemiz kimseyi zor durumda bırakmak ya da kimsenin niyetini sorgulamak değildir. Ama şunun da bilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi de dahil ederek diyoruz ki bugüne kadar oradaki zulmün durması için harekete geçen bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa bütün bu yaptıklarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Israrla ve tekrarla biz bunu söylemeye devam edeceğiz. Eğer yapılanlar yeterli olsaydı bu durum durmuş olurdu. Yapılanlar yetersiz ki halen devam ediyor. Öyleyse herkes bugüne kadar yaptıklarımız üzerine ne ilave edebilir daha fazla ne yapabilirimi düşünmeli ve belki de bu konuda ortak akıl ile bu zulmü durdurmanın yeni yollarını aramalıyız. Bizim kanaatimize göre oradaki siyonistlerin, oradaki işgalcilerin, bu kadar pervasız, bu kadar vahşi, bu kadar umursamaz bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka kameraların önünde, canlı yayında bu zulümleri yapabilmelerinin asıl sebebi ellerinde bulundurdukları teknolojik ya da ekonomik güç değildir. Süper güçleri arkalarına almaları da değildir. Asıl sebep bizlerin yani İslam dünyasının ya da gayrimüslim de olsa, insanlıktan yana, adaletten yana, tavır koyan insanların yeterince bir araya gelememeleri, bir birlik oluşturamamaları, güçlerini bir şekilde toplayamamalarıdır” dedi. Bu zulüm durmadığı taktirde Türkiye’nin de etkilenebileceğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Bizim bu dağınıklığımız bizim saçma sapan ufak tefek sebeplerle enerjimizi ve mesaimizi birbirimizin kullanmamız sebebiyle bütün dünyada bir zulüm almış başını gidiyor. ve eğer bu zulmü durduramazsak bu zulüm Filistin’le sınırlı kalmayacak. Yavaş yavaş genişleyerek belki Allah korusun bizi de içine alacak bir ateş gibi etrafı kasıp kavuracak. Öyleyse bütün insanlığa, insanlıktan istifa etmemiş herkese çağrımızdır. Bu zulmü bir an önce durdurun. Hiçbir şey yapamıyorsanız oradaki kardeşlerinizin acil ihtiyacı olan gıdayı, suyu, ilacı, yakıtı, enerjiyi onlara göndermenin bir yolunu bulunuz” şeklinde konuştu.
“Bu yarışta biz de varız”
Konuşmasında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere değinen Yapıcıoğlu, “Malumlarınız olduğu 2023 seçimlerinde de Cumhur İttifakı çatısı altında yine milletvekili seçimlerine katıldık ve ilk defa parlamentoda temsil imkanı elde ettik. 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde de seksen bir vilayetin tamamında kendi adaylarımızla, kendi parti logomuzla seçimlere katılacağız. Isparta’da da ilk defa seçime giriyoruz. Isparta’da hem il genel meclisi adaylarımız bütün ilçelerimizde merkezde ve ilçelerimizde yine belediye başkan adaylarımız var. Bu yarışta biz de varız. İnşallah biz diyoruz ki bizim meselelere yaklaşımımız insanı merkeze alan ve adaleti inceleyen, adaleti gerçekleştiren hedefi olarak ilan eden bir siyasi anlayışla memleketimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.
“Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil”
Seçim çalışmaları çerçevesinde siyasi parti temsilcilerine ve vatandaşlara çağrıda bulunan Zekeriya Yapıcıoğlu siyasi parti temsilcilerini kullandıkları üslup konusunda uyardı. Yapıcıoğlu, “Bu manada seçim çalışmalarına girdikten sonra bazı siyasi partilerin bazı şahsiyetlerin, bazı kişilerin kullanmış oldukları dille ilgili de şu çağrıda bulunuyoruz. Önümüzde bir seçim var. Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil. Diğer bütün siyasi partiler bizim siyasi rakiplerimizdir. Hiçbirisi bizim düşmanımız değil. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değildir. Öyleyse herkes kullanacağı dile de dikkat etsin. Milleti, vatandaşı tahrik edici üsluptan herkes imtina etsin. Kendi tabanını konsolide edebilmek için, oyların üç beş artırabilmek için, vatandaşı birbirine karşı tahrik eden ya da bir kısmını diğer bir kısmının düşmanıymış gibi gösterenler memlekete iyilik yapmıyorlar. Vatandaşlara da çağrımız şudur. Bu provokasyonlara gelmeyin. Seçimler bittikten sonra sizler birbirinizin komşusu, birbirinizin akrabası, birbirinizin iş arkadaşı, aynı iş yerinde çalışan kişiler olmaya devam edeceksiniz. Belki şehir içinde aynı toplu taşıma aracını kullanacaksınız. Belki aynı okulda öğrenci olacaksınız, belki aynı iş yerinde iş arkadaşı olarak hayatımıza devam edeceksiniz. Dolayısıyla bu provokasyonlara vatandaşlarımızın gelmemesini, bunun bir seçim olduğunu, daha önce de seçimler yapıldığını seçimden sonra da kim kazanırsa kazansın, hayatının devam edeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Seçim sonuçlarının şimdiden memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi.
]]>Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, eşi Yeşim Şimşek ile birlikte ilçede hizmet veren kadın esnafla Kadın Dayanışması programlarında bir araya gelmeye devam ediyor. Gölbaşı’ndaki kadın esnaflarla buluşan Başkan Şimşek, “Gölbaşı Belediyesi olarak tüm imkanlarımızla çalışan ve üreten kadınlarımızın her zaman destekçisiyiz. Gölbaşı’mızı çalışan kadınlarımızla birlikte güzelleştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Programa AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanı Selim Akceylan, MHP Gölbaşı İlçe Başkanı Musa Şahin, AK Parti ve MHP Gölbaşı İlçe teşkilatları ve Gölbaşı’nda emek gösteren kadın esnaf katıldı.
Başkan Şimşek, “2019 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Genel Başkanımız, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendilerin görevlendirmesi ve sizlerin kıymetli destekleriyle göreve geldik ve ilçe sakinlerimizin yaşamını güzelleştirmek için çalışmalara başladık. Seçim beyannamemizde vaat ettiğimiz projelerin yüzde 98’ini gerçekleştirdik. İnşallah Cumhur İttifakı’mızın gücü ve sizlerin desteğiyle ilçemize hizmet etmeye devam edeceğiz. Lansman törenimizde vizyon projelerimizi ve yaptıklarımızı paylaştık. Oldukça titiz şekilde hazırlanan kitapçığımız büyük beğeni aldı, tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Gölbaşı geçmiş yıllara oranla büyük aşama kaydetti”
Başkan Şimşek, Gölbaşı’nın 54 mahallesiyle 150 bin nüfusuyla büyük bir aile olduğunun altını çizdi. Başkan Şimşek, “Ben ilçemi tanıyorum. İlçe sakinlerimizin de ilçemizi iyi şekilde bilmesi gerekiyor. Gölbaşı, stratejik bir ilçe, turizm, öğrenci, sanayi, tarım ve hayvancılık, eğitim kenti. 922 ilçe arasında en özellikli ilçede bulunuyoruz. Devletin birçok stratejik kurumu ilçemizde bulunuyor. Mogan ve Eymir göllerimiz var, üniversitelerimizin kampüsleri var. Türkiye’nin en temiz ilçesi seçilen ilçemizin farkında olmamız gerekiyor” dedi.
Başkan Şimşek, “1970’li yıllarda üç tane sinema salonu vardı, iki tanesi açık hava sinemasıydı. 150 bin ilçe var ama sinema salonu yok. Biz yaptık, artık 4 tane sinema salonumuz var. Biz vaatlerimizi gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
“Tramvay güzergahını değiştireceğiz”
Amaçlarının, üniversite öğrencileri ve turistler için ilçeyi ilgi odağı haline getirmek olduğunu vurgulayan Başkan Şimşek, “Mogan Gölü’nü temizledik, orada 70’li yıllarda kürek yarışları oluyordu, şimdi tekrar başlıyor, ilçemizi her alanda geliştiriyoruz. Bunların bilinmesi gerekiyor. 54 kilometre yürüyüş ve bisiklet yolu yaptık. Amacımız esnafımızı da desteklemek. Tramvay projemizle yukarıdaki üniversite öğrencilerimizi aşağıya indiriyoruz. Esnaflarımızla her zaman istişare halindeyiz, tramvay güzergahımızı değiştirmek üzere çalışmalarımız devam ediyor. Biz vatandaşlarımız ne isterse, nasıl isterse o şekilde hizmet veren, sizler için çalışan kişileriz.
Tulumtaş Mağaramıza dünyadan insanlar geliyor. 5 milyon yıl önce oluşuma başlamış bir mağara. Dünyada tek olan Uluslararası Bilardo Kompleksimizde dünya şampiyonaları düzenleniyor. Dünyadan turistler Gölbaşı’na geldi. Daha da gelecek. Esnafımıza da katkı oluyor. Otel, taksi, dolmuş, bakkal, market herkes iş yaptı. 365 günün 360’ında açık bir merkez. Ankara’nın başkent oluşunun 100. yılında 100. Yıl Buz Pateni ve Tırmanma Salonu’muzu açtık, minik evlatlarımız ücretsiz şekilde buz pateni ve tırmanma sporlarıyla tanışıyor. Hiç durmadan çalıştık, çalışmaya da devam edeceğiz. Üniversiteliler Caddesi projemiz bitmek üzere. 4 sinema salonu, 37 dükkan olacak. 1,5 milyar TL değeri var şu an oranın, hepimizin değeri. Üniversiteler Caddesi’ne Bowling Federasyonu ile iş birliği içinde Bowling Salonu da yaptık. Bin 800 tane başvuru var orası için, tüm markalardan oldukça ilgi görüyor. Gölbaşı esnafımıza da sesleniyorum, marka oluşturun, marka alın ve buraya ilgi gösterin, Üniversiteliler Caddesi hepimizin, ilçemizin önemli değeri. Cemal Gürsel Caddesi’ne tamamen granit döşedik. Hiçbir masraftan kaçınmıyoruz. Günü kurtarmak için iş yapmıyoruz. 40 yıl, 50 yıl gidecek şekilde kaliteli tadilatlar yapıyoruz. Tarım kenti diyoruz oldukça modern ve temiz Kurban Alanı yaptık. Aynı zamanda burası fuar alanı. 2019’da yaptık, orası aynı zamanda toplanma alanı afet anlarında. Biz gelene kadar Kurban Kesim Alanı yoktu. Orada Uluslararası Tarım Fuarı yaptık, 220 firma, 550 marka ile Gölbaşı’nın ismini duyurduk” açıklamasında bulundu.
“Gölbaşı’mızın merkezine sahip çıkmamız gerekiyor”
Gölbaşı’nı marka kent yapma hedefiyle çalışmalarına devam ettiklerini belirten Başkan Şimşek, “Gölbaşı’mızın merkezine özel önem göstermemiz gerekiyor, esnaflarımızla çalışanlarımızla hep beraber sahip çıkmamız ve geliştirmemiz gerekiyor. Gölbaşı kabuğunu kırmaya başladı. Biz esnaflarımıza her zaman destek oluyoruz” dedi.
Başkan Şimşek, kiralık araç sistemini bitirdiklerini, 136 yeni aracı öz kaynak bünyesine kattıklarını, bu sayede 185 milyon TL kar ettiklerini vurgulayarak hepsinin borcunun bittiğinin de altını çizerek bütün araçların belediyeye geçtiğini söyledi.
“Hem esnafımızı hem de ihtiyaç sahiplerimizi destekliyoruz”
Başkan Şimşek, “Hilal Kart’ın sistemini değiştirdik. Artık ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız, dükkan camında “Bu İş Yerinde Hilal Kart Geçerlidir” çıkartması bulunan yerel esnaflarımızdan bu kartla istedikleri alışverişi yapabiliyor. Bu sayede yerel esnafımızı da destekliyoruz. Zincir marketlerde değil, tamamen yerel esnaflarımızda geçerli. Her ay Gölbaşı’ndaki yerel esnafımıza önemli katkı sağlanmış oluyor. Yeni dönemde Hilal Kart sistemini geliştirip yaygınlaştırarak geri dönüşüm için puan sistemi uygulamasını başlatacağız” dedi.
Bütün köylerdeki camilerde su ısıtmalı, güneş ısıtmalı sistemlerin olduğunu, kameralı sistemlerin bulunduğunu vurgulayan Başkan Şimşek, “Bütün köylerinde doğal gaz bulunan ender ilçelerdeniz, belki de bu konuda tekiz. Vatandaşlarımızı tüp, soba, kömür gibi dertlerden kurtardık” açıklamasında bulundu.
“Doğumdan ölüme kadar vatandaşımızın yanındayız”
Başkan Şimşek, “Hoş Geldin Bebek projemizle eşim Yeşim Hanım ev ev dolaşarak yeni doğan bebek paketlerimizi ailelerimizle paylaşıyor. Cenaze araçlarımızı yeniledik, başka bir ile nakletmek gerekiyorsa onu da gerçekleştiriyoruz, yani doğumdan ölüme kadar her zaman vatandaşlarımızın yanında oluyoruz. Hatalarımız, eksiklerimiz olabilir, insanız. Ama emin olun sizlerin hakkını hiç kimseye yedirmiyoruz. Gönül rahatlığıyla Gölbaşı’nı dolaşıyorum” diyerek sözlerini noktaladı. – ANKARA
]]>EBB Başkanı Büyükerşen, Halk TV’de yayınlanan “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar”ın konuk oldu. Başkan Büyükerşen’in akademik yaşamının yanında 25 yıldır sürdürdüğü Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na veda etmesine ithaf edilen programda duygusal anlar yaşandı.
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, gazeteci-yazar Serhan Asker’in sunduğu programda EBB Senfoni Orkestrası, Şef Ender Sakpınar’ın yönetiminde performans sergiledi. Orkestraya konuk solist olarak Çimen Yalçın eşlik etti. Halk oyunları ekibi de Kırım ve Eskişehir’e ait yöresel oyunları sahneledi.
Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Halk TV’den canlı yayınlanan programa; Başkan Büyükerşen’in yanı sıra CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt konuk olarak katıldı.
Büyükerşen’in fotoğraflarından ve hayata geçirdiği projelerin yer aldığı kısa filmin gösterimi sırasında duygu dolu anlar yaşandı. Başkan Büyükerşen programda, şunları söyledi:
“Sizlerden asla ayrılmıyorum. Benim yanımda yetişmiş, en az benim kadar Atatürkçü Ayşe Ünlüce’ye görevi huzurla devrediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ayrılıyorum ama sizlerden ayrılmıyorum. Ben, sizlersiniz yapamam bunu zaten biliyorsunuz. Yıllardır yaptığımız hizmetlerde birisi benim sağ, birisi sol kolum olan Ahmet Ataç ve Kazım Kurt kardeşlerim ile birlikte Ayşe Ünlüce var. Gözünüz arkada kalmasın. Ayşe Ünlüce’yi sizlere emanet ediyorum. Ahmet Ataç ve Kazım Kurt ile birlikte Cumhuriyetçi Türk kadınının, bir hukukçunun, bizim yanımızda yetişen bir adayın kazanabileceğini gösterin. Sizi çok seviyorum. Eskişehir ve sizler benim hayatımın en değerli parçasısınız. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Bizler büyük projeler yaptık ama siz sahip çıktınız. Ne kadar değer bilen bir halk olduğunuzu biliyor ve teşekkür ediyorum. Bu hizmetler karşılığında verilen ödüller bize değil her zaman sizlere verilmiş ödüllerdir.”
Büyükerşen, 1999 yılında meydana gelen Gölcük Depremi ve Eskişehir’de yaşananları da izleyicilerle paylaştı. İtfaiyenin yenilenmesi ve inşaatlarda beton kalitesinin artırılması konusunun Eskişehir’de ilk yapılan işlerden biri olduğunu belirtti. Göreve geldiği 1999 yılından bu yana Eskişehir’de altyapıdan üstyapıya yapılan proje ve yatırımları aktaran Büyükerşen, salondaki izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.
Büyükerşen, Eskişehir’in bir turizm şehrine dönüştüğünü de belirterek bunun kent ekonomisine katkısını izleyicilerle paylaştı. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemlerinde yaşadıklarını ve anıları paylaşan Büyükerşen’in sözleri sırasında izleyiciler de gözyaşlarını tutamadı. Belediye Başkanlığı sonrası emeklilik döneminde de üretmeye kitap yazarak devam edeceğini paylaşan Büyükerşen bu konudaki fikirlerini de paylaştı.
CHP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce konuşmasında, şunlara yer verdi:
“Atatürk sevdalısı bir Cumhuriyet kenti Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmaktan onur duyuyorum. Yılmaz Hocamızla Eskişehir’de 25 yılda çok büyük bir değişim yaşandı. 20 yılında Ahmet Ataç ve 10 yılında Kazım Kurt Başkanlarımızın da çok büyük payı var. Ben de bu ekibin bir parçası olarak bu güzel şehri korumak ve daha ileriye taşımak üzere bu güzel bayrağı devralacak olmanın gururunu yaşıyorum. Eskişehirlilere çok güveniyorum. Yapılan her şey sizlerle birlikte oldu. Saha gezilerimizde de görüyoruz ki; kadınlar destekliyor ama erkek hemşehrilerim de çok büyük destek veriyor. Bu çok mutluluk verici.”
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da şunları söyledi:
“Odunpazarı’nda 10 yıldır kamucu, halkçı bir belediyecilik uygulamasıyla tasarruf eden ve bütçesini düzenleyen bir belediye yarattık. Halkın katılımını çok önemsedik. Tüm çalışanlarımızın ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla belediyeyi yönetiyoruz. Bundan sonra da öyle olacak. Eskişehir; Odunpazarı, Tepebaşı ve diğer kırsal ilçelerdeki başarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin kalelerinden oldu ve olmaya devam edecek. Gelecek süreçte de kadınları, gençleri, çocukları, yaşlılarımızı mutlu edecek projeler yapmaya devam edeceğiz. Sosyal ve halkçı belediyeciliği en iyi uygulayan şehir Eskişehir’dir. İktidar ile uyumlu belediye olmak zorunda değil. Eskişehir’de, 25 yıldır iktidarla aynı partiden olmayan bir yönetimle çok büyük başarılara imza atıldı.”
Başkan Kurt, afet riskli alanların dönüşümü konusunda yetkinin belediyelere devredilmesi konusunda da iktidara çağrı yaptı.
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise şöyle konuştu:
“20 yıldır beraberiz. Çocuklarımızla, kadınlarımızla, büyüklerimizle, engellilerimizle her alanda çok güzel projeler yaptık. Sağlık projelerini geliştirdik. Bu dönemde daha da ilerleteceğiz. Eskişehir, Türkiye’ye örnek projelerini sürdürecek. Her zaman söylüyorum. Türkiye Eskişehir olsa. Yılmaz Hoca’mızla her zaman birlikte olacağız. Cumhuriyetin 100. yılında Büyükşehir’e kadın bir Belediye Başkanı onur katacaktır.”
Usta sanatçı Müjdat Gezen yayına telefonla bağlanarak Eskişehir’e Büyükerşen’in heykelini hediye etmek istediğini belirtti. Gezen’in Başkan Büyükerşen ile ilgili görüşlerini aktardığı program için sosyal medya üzerinden de binlerce mesaj paylaşıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de programa mesaj göndererek teşekkürlerini iletti.
Yaklaşık 3 saat süren program, salondaki izleyicilerin telefonlarının ışıklarını yakması ve ‘Samanyolu’ şarkısı eşliğinde sona erdi.
]]>ABD’likimya profesörü Michelle Francl’in yazdığı kitapta, biraz tuz eklemenin çayı daha iyi hale getirebileceği yönündeki önerisi
Hatta İngiltere’deki ABD Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından bir açıklama bile yayımladı. Açıklamada, “İngiltere’nin güzel halkının yüreği ferah olsun; çaya tuz atmak gibi akla hayale sığmayacak bir düşünce resmi ABD politikası değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Bu tartışmayla ilgili birçok esprili haber yayımlandı.
Serious Eats yazarları ve editörleri tat testi bile yaptı ve en nihayetinde de “Steeped: The Chemistry of Tea” kitabının yazarı kimyager Francl’ın haklı olduğu sonucuna vardılar.
Onlara göre de demliğe az miktarda tuz eklemek gerçekten de çayın acılığının bir kısmını gideriyordu.
Peki çay ve onu doğru şekilde demlemek İngiltere’de neden bu kadar çok insan için önemli?
Çayın İngiltere’deki tarihi incelendiğinde, çay yapma yöntemlerinin pek de tekdüze olmadığını görmek mümkün.
Çay 17. yüzyılda İngiltere’ye ilk getirildiğinde sütsüz içiliyordu; örneğin İngiliz yazar Samuel Pepys Eylül 1660’ta bir Salı günü ilk kez içtiği çayı sütsüz betimliyor.
Şekerse daha yaygın bir şekilde çaya katılıyordu.
İngiliz çay kültüründe alışkanlık haline gelen süt ilavesi çok daha sonra geldi.
Vergiler düşürüldü
“Scoff: Britanya’da Yemek ve Sınıfın Tarihi” isimli kitabın yazarı tarihçi Pen Vogler’e göre insanlar çay demlemenin çeşitli yollarını aradı.
Vogler, hükümet politikalarının da çayın birçok İngiliz için günlük bir ihtiyaç olarak yerleşmesine yardımcı olduğunu söylüyor.
18. yüzyılda çayın vergilendirilme biçiminde önemli değişikliklere gidildi ve çay bir lüks olmaktan çıkıp herkesin alabileceği bir şey haline geldi.
Vogler, “The East India Company (EIC) [İngiltere’nin Hindistan’daki sömürge aracı olan “Doğu Hindistan Şirketi”] hükümete o kadar bağlıydı ki, 2008 krizindeki bankalar gibi, batmak için çok büyüktü. Temelde çay ticareti yapıyordu” diyor.
EIC’nin o zamanki direktörü ve ünlü İngiliz çay markası Twining’s’in kurucusu Richard Twining, Çin çayına daha fazla talep yaratılması için dönemin başbakanı William Pitt’e başvurdu ve hükümet çay üzerindeki vergileri yüzde 119’dan yüzde 12,5’e düşürdü.
Böylece her sınıftan ve gelir düzeyinden insanlar arasında çay içmek mümkün hale geldi.
Bu durum, sonunda Britanya adalarının çok ötesinde etkilere neden oldu.
Ekonomist Francisca Antman’a göre, 18. yüzyılın sonlarında İngiltere’de o kadar çok çay içiliyordu ki, bu durum ortalama yaşam süresini kayda değer ölçüde uzatmış olabilir; çünkü suyun kaynatılması bakterileri öldürür.
İngilizler Hindistan’a hükmettiğinde, Çin çay bitkileri İskoç bir botanikçi tarafından çalındı, daha sonra da bitkilerin orada da yetişebildiği görüldü. Böylece mahsulü denetleyenler İngiliz sömürgecileri oldu.
Vogler, “Çay, İngilizlere özgü bir şey olarak görülmeye başlandı” diyor.
Dahası, Londra Queen Mary Üniversitesi’nde 18. yüzyıl çalışmaları profesörü ve “Çay İmparatorluğu: Dünyayı Fetheden Asya Yaprağı” kitabının ortak yazarı Markman Ellis, uluslararası alanda satılan çayın neredeyse tamamının dünyanın geri kalanına giderken Londra’dan geçtiğini söylüyor.
Çin ve Hindistan’da pek çok insan yakınlarda yetişen çayı içiyordu. Geri kalanlar içinse çay Londra üzerinden gidiyordu.
Bu gerçeklerden hareketle, çayın özünde “İngiliz” olduğuna dair yaygın bir inanış doğdu.
Adı ne olursa olsun İngiliz çayının (English Breakfast Tea) İngiltere’den binlerce kilometre uzakta yetiştirildiğini öğrenmek bugün basit birkaç Google aramasıyla çok kolay olsa da, bu inanış bugün bile değişmedi.
Ulusal efsane yaratma süreci
Tüm bölgesel ve sınıfsal farklılıklarıyla birlikte, İngiliz çay yapma yöntemleri, dünyanın geri kalanının çayı nasıl demlediğini düşündüğümüzde, oldukça küçük bir örnek olarak kalıyor.
Örneğin Çin’in kendine özgü epiküryen ve proleter çay demleme yöntemleri var. Hint alt kıtasındaki insanlar masala çayını bambaşka bir şekilde demliyor.
Gıda tarihçisi Helen Saberi’nin “Çay: Küresel Bir Tarih” kitabının açılış cümlelerinde, “Çinliler onu küçük fincanlardan yudumlar, Japonlar çırpar. Amerika’da buzlu servis ederler. Tibetliler tereyağı koyar. Ruslar limonla servis eder. Kuzey Afrika’da nane eklenir. Afganlar kakule ile tatlandırır” diyor.
Dünyanın dört bir yanında geçerli çay demleme tariflerinin listesi uzayıp gidiyor.
Ancak İngiltere’deki pek çok kişi için çay bir şekilde hala “ülkeye has” bir şey olarak duruyor.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve “Ellis’s Empire of Tea” kitabının yazarlarından biri olan Richard Coulton, “İngilizler çay içerek ulusal bir efsane yaratma sürecine girdiler” diyor:
“Bence bugün İngilizler ideal bir fincan çay konusunda heyecanlanıyorlarsa, bunun bir nedeni, küresel hakimiyet deneyimlerine yönelik gizli bir kültürel özlem olabilir. Ya da bunun en azından bu şanlı geçmişin hikayelerine duyulan nostalji olduğuna inanıyorum.”
İngiltere’de insanlar çay hakkında konuşmayı seviyor çünkü çay her yerde.
Vogler bunu, “Çay günlük rutinimizi işaret ediyor. Nasıl her gün işe gidip geliyorsak, çay da günlük ritminizin gerçekten önemli bir parçası” sözleriyle açıklıyor ve şöyle devam ediyor:
“Tüm tarihi nedenlerden dolayı çayla aşırı özdeşleşiyoruz. Bunu tam bir çay fanatiği olarak söylüyorum. Çayı seviyorum.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu İstişare Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan Muhammet Vanlıoğlu, Bitlis Konfederasyonu ve Doğu Güneydoğu Üst Çatı Platformu Başkanı Selim Korkmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı Başkanı Hüsamettin Korkutata, AK Parti Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Veysel Ayhan, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, “Belediye başkanları her şeyi vadedebilirler ama samimiyet vadetmek herkesin harcı değil. İBB başkan adayımızın en büyük vaadi samimiyeti ve güzel kalbidir. O daha önceki görevlerinde olduğu gibi şimdi de sahicilikten hiç ödün vermedi” dedi.
“Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Biz İstanbul’a bakınca güçlü bir devletin izlerini, aynı medeniyetin evlatlarının kenetlenmiş ruhunu görürüz. Öyle ki İstanbul’un bir yanı Erzurum’dur, Erzincan’dır. Kars’tır, Van’dır, Bitlis’tir! İstanbul’un diğer yanı Muş’tur, Bingöl’dür, Bitlis’tir, Ağrı’dır, Elazığ’dır, Hakkari’dir, Tunceli’dir. İstanbul’dan bakınca Bitlis’in beş minaresini, Erzurum’un Çifte Minareli Medresesi’ni, Van Gölü’nün eşsiz maviliğini, Muş’un uçsuz bucaksız ovalarını, Bingöl’ün karlı yaylarını görürsünüz. Sizlere bakınca Türkiye’nin özetini görüyorum. Bu tür buluşmalarda milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurduğunuzu görüyorum. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. Her zaman en büyük gayemiz sizlere hizmet etmek oldu. Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Bu milletin her bir ferdini kendi kardeşimiz gibi seviyoruz. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu” dedi.
“Bizim işaretimizle dalga geçiyor”
Ekrem İmamoğlu’nun AK Parti’nin Rabia işareti ile dalga geçmesine tepki gösteren Kurum, “Bugün derdiyle dertlendiğimiz bu aziz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Bu koca 5 yıl sadece reklamla, algıyla ve polemikle geçmiştir. İsrafı bitirdik deyip o boy boy dizdikleri arabaların ili katını hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 175 milyon reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları ve 550 milyon harcadıkları o konserleri görüyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan, dün çıkmış bizim Rabia işaretimiz için bir parmak eksilterek el mi sallanır demiş. Bu yetmezmiş gibi tüm AK Parti’mizin seçmeniyle dalga geçip Allah size akıl fikir versin demiş. Kibre bakar mısınız, bu nasıl bir kibirdir? Kibri aklının önüne geçmiş. Bizim işaretimizle dalga geçiyor. Bu işarette tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan var. Bunun neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz sen istesen de istemesen de 22 yıldır olduğu gibi milletimizde el ele kol kola yürümeye devam edeceğiz. Sen git 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git o İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a değil kendi emellerin için çarçur et. 31 Mart’ta bu millet senin o eş genel başkanını da seni de süresiz tatile yollayacak” şeklinde konuştu.
“Bunların millete zerre kadar şefkati yok”
Bu seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini belirten Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul’umuzu önümüzdeki yerel seçimde emin ellere teslim etmek yeniden şahlandırmak için çok önemli bir fırsat var. Bu yerel seçimde hizmetler yarışacak. Bu yerel seçimde eserler yarışacak. İşte milletimiz bu farkı görüyor çünkü değerli kardeşlerim her şey ayan beyan ortadadır İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey ayan beyan ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de, Bağcılar’da, Kartal’da 75 bin yeni yuvayı inşa etmek için çalışanlar var. Bugün bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde çalışanlar var. Bugün bir yanda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bile karşı çıkanlar ve Ayasofya müze olsun diyenler, diğer yanda Havalimanı’nı, Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni yapanlar var. Bunların millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. İşte bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi, ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlatanları seçeceğiz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da İstanbul’un kaynaklarını İstanbul için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi göz önünde bulundurarak, hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçecektir.”
“İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz”
“Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyen İBB Başkan Adayı Kurum, “Bizim bu şehre dair rüyalarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi paylaşıyoruz. Derdi olmayanlar bizi anlayamazlar. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde konutlarımızı yaparken, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacaklar. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız. Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek aynı anlayışla çalışıp 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçim çalışmaları çerçevesinde Isparta’ya geldi. Isparta’da bir işletmede basın mensupları ile bir araya gelen Yapıcıoğlu açıklamalarda bulundu.
“İçimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor”
Şu anda ülke gündeminin yoğunluğunun seçim çalışmaları çerçevesinde ilerlediğini söyleyen Yapıcıoğlu, konuşmasında 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekerek, “Gazze’de çok ciddi bir zulüm yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Maalesef aradan geçen 5 aya rağmen ayağa kalkanlar, buna itiraz edenler, bir şeyler yapmaya çalışan insanlar bu zulmü durduramadı. Uluslararası hukuk devreye girdi. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla siyonist işgalciler hakkında dava açıldı. Fakat bu da durduramadı onları. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı itibariyle oradan acil insani ateşkes kararı bile çıkarılamıyor. Amerika tek başına bütün karar tasarılarını veto ediyor. Bu nedenle biz böyle coşkulu bir seçim kampanyası yapmadık, yapamadık. Eğer bu zulüm devam ederse bundan sonra da seçim gününe kadar da daha önceki dönemlerde alışıldık bir seçim kampanyası yapmak doğrusu bizim içimizden gelmiyor. Seçim dolayısıyla Türkiye’yi dolaşıyoruz. Adaylarımızı çıkardık. Biz de vatandaşın desteğine talibiz ve önümüzdeki dönem için şehirlerin HÜDAPAR belediyeciliğiyle tanışması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Lakin dediğim gibi Gazze’deki soykırım, o vahşet devam ettiği müddetçe bizim içimizden şarkılı, türkülü, müzikli, seçim kampanyaları yapmak gelmiyor” dedi.
“2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı”
Konuşmasının devamında Gazze için yapılanların yetersiz olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, “Bu Aksa Tufanı ismiyle başlayan 7 Ekim operasyonundan sonra aslında bazı uluslararası ilişkiler uzmanları hocalarının da dediği gibi gerçekte uluslararası hukuki bir şeyin olmadığı gerçeği de açığa çıktı. ve aynı zamanda Filistin’, Mescid-i Aksa’yı, Gazze’yi kendisine dert edinen insanların zaaflarının ne olduğu da ortaya çıktı. 2 milyarlık İslam alemi 2 milyonluk Gazze’ye yeterince sahip çıkamadı. Biz şunu söylüyoruz. Diyoruz ki oradaki zulmün durması için bugüne kadar kim ne yapmışsa biz hepsini değerli görüyoruz. Gayemiz kimseyi zor durumda bırakmak ya da kimsenin niyetini sorgulamak değildir. Ama şunun da bilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kendimizi de dahil ederek diyoruz ki bugüne kadar oradaki zulmün durması için harekete geçen bir şeyler yapmaya çalışan kim varsa bütün bu yaptıklarının yetersiz olduğunu görüyoruz. Daha fazla bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyoruz. Israrla ve tekrarla biz bunu söylemeye devam edeceğiz. Eğer yapılanlar yeterli olsaydı bu durum durmuş olurdu. Yapılanlar yetersiz ki halen devam ediyor. Öyleyse herkes bugüne kadar yaptıklarımız üzerine ne ilave edebilir daha fazla ne yapabilirimi düşünmeli ve belki de bu konuda ortak akıl ile bu zulmü durdurmanın yeni yollarını aramalıyız. Bizim kanaatimize göre oradaki siyonistlerin, oradaki işgalcilerin, bu kadar pervasız, bu kadar vahşi, bu kadar umursamaz bir şekilde dünyanın gözünün içine baka baka kameraların önünde, canlı yayında bu zulümleri yapabilmelerinin asıl sebebi ellerinde bulundurdukları teknolojik ya da ekonomik güç değildir. Süper güçleri arkalarına almaları da değildir. Asıl sebep bizlerin yani İslam dünyasının ya da gayrimüslim de olsa, insanlıktan yana, adaletten yana, tavır koyan insanların yeterince bir araya gelememeleri, bir birlik oluşturamamaları, güçlerini bir şekilde toplayamamalarıdır” dedi. Bu zulüm durmadığı taktirde Türkiye’nin de etkilenebileceğini söyleyen Yapıcıoğlu, “Bizim bu dağınıklığımız bizim saçma sapan ufak tefek sebeplerle enerjimizi ve mesaimizi birbirimizin kullanmamız sebebiyle bütün dünyada bir zulüm almış başını gidiyor. ve eğer bu zulmü durduramazsak bu zulüm Filistin’le sınırlı kalmayacak. Yavaş yavaş genişleyerek belki Allah korusun bizi de içine alacak bir ateş gibi etrafı kasıp kavuracak. Öyleyse bütün insanlığa, insanlıktan istifa etmemiş herkese çağrımızdır. Bu zulmü bir an önce durdurun. Hiçbir şey yapamıyorsanız oradaki kardeşlerinizin acil ihtiyacı olan gıdayı, suyu, ilacı, yakıtı, enerjiyi onlara göndermenin bir yolunu bulunuz” şeklinde konuştu.
“Bu yarışta biz de varız”
Konuşmasında 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere değinen Yapıcıoğlu, “Malumlarınız olduğu 2023 seçimlerinde de Cumhur İttifakı çatısı altında yine milletvekili seçimlerine katıldık ve ilk defa parlamentoda temsil imkanı elde ettik. 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde de seksen bir vilayetin tamamında kendi adaylarımızla, kendi parti logomuzla seçimlere katılacağız. Isparta’da da ilk defa seçime giriyoruz. Isparta’da hem il genel meclisi adaylarımız bütün ilçelerimizde merkezde ve ilçelerimizde yine belediye başkan adaylarımız var. Bu yarışta biz de varız. İnşallah biz diyoruz ki bizim meselelere yaklaşımımız insanı merkeze alan ve adaleti inceleyen, adaleti gerçekleştiren hedefi olarak ilan eden bir siyasi anlayışla memleketimize hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.
“Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil”
Seçim çalışmaları çerçevesinde siyasi parti temsilcilerine ve vatandaşlara çağrıda bulunan Zekeriya Yapıcıoğlu siyasi parti temsilcilerini kullandıkları üslup konusunda uyardı. Yapıcıoğlu, “Bu manada seçim çalışmalarına girdikten sonra bazı siyasi partilerin bazı şahsiyetlerin, bazı kişilerin kullanmış oldukları dille ilgili de şu çağrıda bulunuyoruz. Önümüzde bir seçim var. Biz seçime gidiyoruz, savaşa değil. Diğer bütün siyasi partiler bizim siyasi rakiplerimizdir. Hiçbirisi bizim düşmanımız değil. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değildir. Öyleyse herkes kullanacağı dile de dikkat etsin. Milleti, vatandaşı tahrik edici üsluptan herkes imtina etsin. Kendi tabanını konsolide edebilmek için, oyların üç beş artırabilmek için, vatandaşı birbirine karşı tahrik eden ya da bir kısmını diğer bir kısmının düşmanıymış gibi gösterenler memlekete iyilik yapmıyorlar. Vatandaşlara da çağrımız şudur. Bu provokasyonlara gelmeyin. Seçimler bittikten sonra sizler birbirinizin komşusu, birbirinizin akrabası, birbirinizin iş arkadaşı, aynı iş yerinde çalışan kişiler olmaya devam edeceksiniz. Belki şehir içinde aynı toplu taşıma aracını kullanacaksınız. Belki aynı okulda öğrenci olacaksınız, belki aynı iş yerinde iş arkadaşı olarak hayatımıza devam edeceksiniz. Dolayısıyla bu provokasyonlara vatandaşlarımızın gelmemesini, bunun bir seçim olduğunu, daha önce de seçimler yapıldığını seçimden sonra da kim kazanırsa kazansın, hayatının devam edeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyoruz. Seçim sonuçlarının şimdiden memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum” dedi. – ISPARTA
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, Nilüfer’deki seçim ofisi açılışına katıldı. CHP Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Kayıhan Pala, Hasan Öztürk, Orhan Sarıbal, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, CHP Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir ve çok sayıda vatandaşın katıldığı törende, protokol üyeleri kısa kısa konuşmalar yaparak, Bursa başta olmak üzere tüm ilçeler kazanmak için çok çalışması gerektiğine vurgu yaptı.
“17 ilçenin çocuklarının gülümsemesi yola çıktık”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, konuşma öncesi mevcut Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ve Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir’in ellerini kaldırarak ve sarılarak konuşmasına başladı. Bozbey, “Zaman zaman birbirimizin ufak tefek kırdığı insanlar olabilir. Benim de kırıldığım zamanlar olmuştur, benden yana hakkım helal olsun. Kırgınlığımız yok. Bizim hedefimiz var. Sadece Nilüfer’deki çocukların değil, bu kentteki 17 ilçenin çocuklarının gülümsemesi için yola çıktık. Çiftçinin, köylünün, esnafın sorunlarını bilmiyorlar. Seçim sürecine girdik, yine burada, sizinleyiz. Genel Merkezimiz o dönemki Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu bizi 3 yıl önce aday göstermiştir. Ardından yönetim değişti ve mevcut Genel Başkanımız Özgür Özel, ‘Bozbey, seninle biz Bursa’yı kazanacağız. Derhal çalışmaya başla, alacağız Bursa’yı, yola koyul’ dedi ve bizde yola koyulduk” ifadelerini kullandı.
“Bizi taklit etmeye çalıştılar”
“Bu kentin imarından planlamasına, tarımdan, esnafına kadar, hayvancılık yapanından diğer taraftan çocukların ihtiyaçlarını bilen biri olarak gerçekten çözüm önerilerimiz var” diyerek sözlerini sürdüren Bozbey, “Bundan 3 gün önce biz çözüm önerilerimizi paylaştık. Her ne kadar bizi sonrada bizi taklit etmeye çalışsalar da her ne kadar 5 sene önceki bizim yapmış olduğumuz projeleri kendilerine örnek alıp lansman gibi sunmuşlarsa da Bursalılar Mustafa Bozbey’i iyi tanır. Biz söz verdik mi yaparız. Birilerinin projeleri çalmasına gerek yok. Bize gelsinler biz onlara veririz zaten. Biz fikrimiz saklamayız. Biz insanların mutlu, umutsuzların umutlanmasını istiyoruz. Birileri gibi değiliz” dedi.
“Yaptıkları şeyler bilime uygun değil”
Projelerin vatandaşlar tarafından ilgi ile takip edildiğini dile getiren Bozbey, “Bu kentin sorunlarını kime sorsanız söylüyorlar. Trafik, ekonomi, kentsel dönüşüm gerçekten bu konuda 5 yılda Bursa geriledi. Tam tersine trafikte de yoğunluk arttı. Sorunlar artmaya devam ediyor. Bakmayın siz tabelalarda şunu yaptık dediklerine. Onların hiçbiri bilime uygun değil. Ulaşım Master Planına da uygun değil. Bunlar bilim insanlarını da kale almıyorlar. Bilim insanları bunu böyle yapın diyorlar, bunlar, ‘Hayır, biz kafamıza göre yapacağız’ diyorlar. Biz bilimsel verilere bakarak, raporlara göre hem trafiği hem Bursa’nın sorunlarını tek tek çözeceğiz” şeklinde konuştu.
“2 katlı binayı yıkıp, yerine 8 katlı bina yapmak kentsel dönüşüm değil”
Başkan Adayı Mustafa Bozbey sözlerini şöyle tamamladı: “Bursa’da kentsel dönüşüm yok. Bursa’da mimar, mühendis arkadaşlar var. Kentsel dönüşüm 2 katlı binayı yıkıp, yerine 8 katlı bina yapmak kentsel dönüşüm değildir. Olsa olsa rantsal dönüşümdür. Bursa’nın önce anayasasını yapacağız. Bursa’nın anayasası 1/100.000 ölçekli plandır. Onun altında kentsel dönüşüm alanlarını dirençli bir kent olgusu çerçevesinde kentin ihtiyaçlarını oraya koyarak planlama yapılacak ve sonra inşaatlar başlayacak”
“Kenti ortak akılla yöneteceğiz”
Nilüfer Belediye Başkan Adayı Şadi Özdemir de, “Yeşil enerji kaynaklarına yönelecek, Karbon ayak izinin azaltılması için önceki dönemlerde başlatılan çalışmalara devam edeceğiz. İstiyoruz ki kentimizde nefes alabileceğiniz daha çok yeşil alan olsun. Gelecek nesillere daha temiz bir gelecek bırakmanın yolu kentte yeşil alanları çoğaltmaktan geçiyor. Kişi başına düşen yeşil alan konusunda Türkiye’nin en çok yeşil alana sahip olan kenti olacağız. Yani sanatın kenti Nilüfer’de daha çok sanat üretilmesini sağlayacağız, Sporun kenti Nilüfer’de yaşayanların daha kolay spor alanlarına ulaşmasını sağlayacağız Tarım kenti Nilüfer’de kırsal kalkınmanın hep yanında olacağız. Üretim kenti Nilüfer’de daha çok bacasız sanayinin teşvik edilmesine önayak olacağız, Yeşil kent Nilüfer’i Türkiye’nin yeşil alan konusunda lideri yapacağız, Sosyal belediyecilik anlayışı ile AKP iktidarının yoksullaştırdığı halkımıza her türlü desteği daha çok vereceğiz. Hiç kimsenin herkesten akıllı olmadığını biliyoruz. Bildiklerimizin bilmediklerimiz içerisinde çok az yer tuttuğunun da farkındayız. Bu nedenle de kenti Ortak akılla yöneteceğiz. ve bütün bunları hep birlikte yapacağız” dedi. – BURSA
]]>CHP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği 6’ncı Vefa Ödülleri Töreni, İstanbul Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Genel Başkanları, parti yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları, CHP’ye emek vermiş isimler başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:
“Örnek alınacaksa bu işin örnek alınması, ders alınacaksa bundan ders alınması lazım. Öyle ‘Vefa gösteriyoruz’ diye vefa gösterilmeyen değil, kurumsal kimliğin sahiplendiği ve bugünlere birbiriyle itişe kakışa değil, birbirinin eksiğini bulanların değil, birbirine çelme takanların değil, ta o günden bugüne dayanışarak gelenlerin, kol kola girenlerin, birbirine kol kanat gerenlerin ve örgütü tüm kademeleriyle dışlamak değil, sahiplenmenin başarısıdır bu. İster hayatta olsunlar, ister olmasınlar, ister sonuncusu olsun, ister birincisi olsun CHP’nin bir genel başkanına, tüm genel başkanlarına vefa göstereceksek, bunu partilerini iktidar yaparak göstereceğiz arkadaşlar. Bu inanç, özgüven, bu enerji ile her birinize olan inancımla, güvencimle bu güzel gece için bir kez daha emeği geçenlere, bugünlere getirenlere, ilk gün akıl edenlere teşekkürlerimi sunuyorum.”
Törende Hayat Boyu Mükemmeliyet Ödülü, EBB Başkanı Büyükerşen’e verildi. Ödül öncesi salonda Büyükerşen’in hayatını anlatan kısa film gösterildi. Daha sonra Büyükerşen’e ödülünü, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu takdim etti.
İstanbul Vefa Ödülü Yüksel Çengel’e verilirken, Türkiye Vefa Ödülü ise eski İmar ve İskan Bakanı Erol Tuncer’e takdim edildi. Erol Tuncer, ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in elinden aldı.
Törende yaşadığı tecrübeleri katılımcılarla paylaşan Başkan Büyükerşen, vefanın çok önemli bir duygu olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“BEN ATATÜRK VE TÜRK ULUSUNUN HİZMETKARIYIM”
“Hayatımın en mutlu anlarından birini yaşıyorum. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, jüri üyelerine, CHP İl Başkanı Özgür Çelik’e, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e çok teşekkür ediyorum. Hayatım boyunca bana ne görev verilirse onu yapmaya çalıştım. Ben bir hizmetkarım. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk ulusunun hizmetkarıyım. Son nefesime kadar da bu devam edecek.”
Akademide ve Anadolu Üniversitesi’nde başta Açıköğretim Fakültesi olmak üzere hayata geçirdiği çalışmaları katılımcılara aktaran Büyükerşen, sözlerini şöyle tamamladı:
“Son görevim ise belediyecilik oldu. Rahmetli Bülent Ecevit ile siyasete girdim. Bu sayede çağdaş şehircilik anlayışı ile insanların içerisinde mutlu ve gururlu olduğu şehir modelini herkese gösterdik. Her şeyin sonu olduğu gibi belediye başkanlığının da sonu gelince yerime, benim yanımda yetişen hukukçu bir Türk kadınını teklif ettim. Genel Başkanımız ile partimiz kabul etti. İnşallah bu seçim sonucunda Türkiye, Eskişehir’den bir Cumhuriyet kadınını tanıyacak ve o da herkese örnek olacak. Türkiye’nin geleceğine inançla, umutla bakıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’e ömür boyu borçlu olduğumuzu asla unutmayalım.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Antalya’nın Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, üçüncü gün etkinlikleriyle sona erdi.
“Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” ana temasıyla düzenlenen forumda, küresel meselelerin ve krizlerin yanı sıra iklim değişikliği, göç, İslam karşıtlığı, ticaret savaşları ve yapay zeka başta olmak üzere, birçok konu uzmanlar tarafından tartışıldı.
2021 yılında yaklaşık 2 bin kişinin katılım sağladığı ADF’ye, bu yıl 148 ülkeden 4 bin 700 kişi katıldı.
Diplomatların ve siyasilerin yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyasının temsilcilerinin katıldığı panelde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin de yer aldığı “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” düzenlendi.
Refik Anadol’un sergisi ile Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan, “Türkiye Yüzyılı” ile beraber bu diplomasinin hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğünü gösteren “Diplomasi Tüneli” de dikkati çekti.
Medya partneri AA’nın standı forumda ilgi gördü
Forumda AA standı çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilere, AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı hediye edildi.
Burada “Kanıt” kitabını inceleyenler arasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Esvatini Kralı 3. Mswati, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammad Hasan Mahmud, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic, Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Vekili Ali Omar Balad, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Xavier Bettel, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Bahreyn Dışişleri Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Şeyh Abdulla Ahmed Bin Hamad Al Khalifa, Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomasi Başdanışmanı Dr. Enver Gargaş, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Venezuela Dışişleri Bakan Yardımcısı Coromoto Godoy Calderon??????? yer aldı.
Bunların yanı sıra, Srı· Lanka Dışı·şlerı· Devlet Bakanı Tharaka Balasurıya, Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Güney Afrika İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Naledi Pandor, Batı Trakya’daki DEB Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ziyaretçi, AA standını gezerek, “Kanıt” kitabını inceledi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World sunucularından Alican Ayanlar’ın üstlendiği panele Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova katıldı.
Panelde konuşan IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Kılıç, eğitimin uluslararası ilişkilerde insan kalitesinin rolünü belirlemedeki önemine dikkati çekerek, “Eğitim dediğimiz şey, eğitim felsefecilerinin de dediği gibi plansız bir şey değildir.” diye konuştu.
Kılıç, “İnsanın iç eğitimi onun dış eğitiminin de beraberinde kalitesini de yükseltecektir.” şeklinde konuşarak, iç eğitimin ilkokuldan başlamak üzere bütün insanlığa öğretilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu söyledi.
Öğrencilerin yalnızca “yüksek IQ odaklı alanlara” endekslenmemesi gerektiğini belirten Kılıç, duygusal zekanın ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Uluslararası öğrencilerin farklılıklarının, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz”
YÖK Başkanı Özvar da eğitim ve kültürün ülkeler arası dayanışmayı güçlendirebileceğine dikkati çekerek, bu alanda işbirliğinin toplumlar arasında dostça ilişkiler kurulması konusunda gelecek vadettiğini ifade etti.
Türkiye’deki uluslararası öğrencilere ilişkin konuşan Özvar, “Uluslararası öğrencilerin çeşitliliğinin, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Biz de onlardan öğreniyoruz.” dedi.
Özvar, kültürel yakınlığı olan ülkelerle işbirliği ve yakın ilişkiler kurulmasının “daha kolay” olduğunu kaydederek, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk devletleriyle ilişkilerin, kültürel, bilimsel ve teknolojik etkileşimleri etkilediğini vurguladı.
Yükseköğretim konusunda bilim diplomasisi alanında çalıştıklarını söyleyen Özvar, bu yaklaşımın yalnızca “bir öncelik değil aynı zamanda uluslararası işbirliklerini zenginleştiren yeni bir bakış açısı” olduğunun altını çizdi.
“Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir”
Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Raimkulova ise kültür ve eğitimin ulusların gelişimi ve refahı konusunda belirleyici iki faktör olduğunu ve zengin tarih ve kültürel mirası olan Türk devletleri için bu faktörlerin önemini vurguladı.
Raimkulova, Türk devletlerinin ortak köken, dil ve zengin kültürel miraslarının olduğunu kaydederek, “Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir.” dedi.
Türk Kültür ve Miras Vakfının misyonunun, söz konusu Türk kültürel mirasını uluslararası alanda korumak, tanıtmak, araştırmak olduğunu, bu alanda çalışmalar yaptıklarını aktaran Raimkulova, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde Türk devletlerinin, dayanışmayı güçlendirme ve işbirliğini derinleştirme alanında bağlılıklarına işaret etti.
Bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilimin yeri
Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev de Antalya Diplomasi Forumu’nun, mevcut bölgesel ve küresel konularda diyalogların yürütülmesi için temel platformlardan biri olduğunu ifade etti.
Mustafayev, mevcut dönemde bölgesel işbirliği girişimlerinin, kargaşalı dönemlerde diplomasinin gelişmesine ilişkin rolüne dikkati çekerek, bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilim aracılığıyla barışçıl ilişkiler kurulmasının önemini vurguladı.
Siyasilerin, diplomatik faaliyetlerinde stratejilerinin önemli bir parçası olarak kültür, bilim ve eğitimi öncelemesi gerektiğini belirten Mustafayev, Türk devletlerinin ortak kültürel miraslarının korunması konusunda bölgesel işbirliğinin öneminin de altını çizdi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, gazeteci Andrea Sanke tarafından yönetilen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Madagaskar Dışişleri Bakanı Rafaravavitafika Rasata ve Gambiya Dışişleri Bakanı Mamadou Tangara katıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, konuşmasında, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) yüzde 41 olduğunu ve net sıfır emisyon hedefine 2053’te ulaşmayı planladığını belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede birçok enstitüyle işbirliği içinde olduklarını söyledi.
Bozay, an itibarıyla taslağı oluşturulan iklim yasasının bu yıl yürürlüğe girmesini umduğunu belirterek, gelecek nesillerin bu dönemi nasıl hatırlayacağının önemine dikkati çekti.
Yapılan anketler ve araştırmalar sonucu genç neslin bu dönemi “belirsizlik” kelimesiyle tanımladığına değinen Bozay, bu belirsizliğin iklim değişikliğinde alınan eylemlerde de görüldüğünün altını çizdi.
Bozay, iklim değişikliği ile mücadelenin “yarışa” dönüştürülmemesinin önemini vurgulayarak, ülkelerin yenilenebilir enerji kullanımı gibi planlarda gerçekçi hedefleri olmasının yanı sıra bu konuda atılacak adımların bir standarda oturtulması gerektiğini dile getirdi.
Küresel ısınma ve olumsuz etkileriyle mücadelede bireylerin rolüne değinen Bozay, ülkelerin bu konuda halkına ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu, “Evlere etki etmek için yerel yönetimle işbirliği içinde olmalıyız.” sözüyle ifade etti.
Bozay, gelecek nesillerin iklim konusunda bilinçlenmesinin önemli olduğunu belirterek, “genç neslin zihnini ve kalbini kazanmak”, gelecek nesillerin iklim değişikliği ile savaşmasını bir gelenek haline getirmek için özellikle eğitim müfredatında yapılan değişiklikler olmak üzere günlük yaşamda birçok değişiklik yapıldığını söyledi.
Teknolojik gelişmelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemine işaret eden Bozay, “Ancak güneş panelleri ve rüzgar değirmenleri, başkaları tarafından üretilip bu teknolojiler ihtiyacı olanlarla paylaşılmazsa gelecek nesillere faydası olmayan sorunlu bir sistem bırakmış olacağız.” dedi.
“İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz”
Gambiya Dışişleri Bakanı Tangara ise ülkesinin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını vurgulayarak, konferanslarda verilen sözler ve hedeflerin gerçek hayata geçirilmesindeki aksaklıklara dikkati çekti.
Tangara, “Bağışçı yorgunluğundan bahsediyoruz ama yemin yorgunluğundan bahsetmiyoruz.” ifadesiyle konferansların oluşturduğu motivasyon ortamından etkilenip gerçek hayata geçirilmeyecek sözler verilmemesi gerektiğini söyledi.
Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kendi politikalarının ve projelerinin oluşturmasının önemine işaret eden Tangara, “Başkalarının gelişim modellerini takip edersen her zaman geride kalırsın çünkü birini takip eden, hep onun arkasında kalır. Sürücü koltuğuna oturup, kendi çabalarınla ilerlemelisin.” diye konuştu.
Tangara, konuşmasını, “İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz.” ifadesiyle sonlandırdı.
“Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla”
Madagaskar Dışişleri Bakanı Rasata da ülkesinin iklim değişikliği sebebiyle risk yaşayan ulusların başında yer aldığını aktardı.
Küresel ekosistemin yüzde 5’ini oluşturan Madagaskar’ın, koruma altına alınması gereken bir “hazine” olduğunu kaydeden Rasata, dört bir yanı denizlerle çevrili bu ülkenin iklim değişikliği ile savaşması için özel önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi.
Rasata, Madagaskar’ın her yıl ilkim değişikliği ile mücadele kapsamında 400 milyon dolar kaybettiğini ifade ederek, ülkesinin bu mücadelede uluslararası ortaklarla işbirliği yapmasının önemine değindi.
Madagaskar’ın, küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine katkısının, iklim değişikliğinden etkilenmesinden çok daha az olduğunu savunan Rasata, “Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla.” dedi.
Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir alan bırakmak için gereken önlemlerin alınmasının önemini vurgulayan Rasata, “Ofislerimizde belge imzalamaktan fazlasını yapmalıyız.” ifadesini kullandı.
Rasata konuşmasını, “Gambiyalı mevkidaşımın dediği gibi (iklim değişikliği ile mücadelede) birlik olmalıyız.” ifadesiyle sonlandırdı.
]]>Eskişehir’de bir otelin salonunda Akil Gençler Platformu’nun düzenlediği “Gençler Kararını Veriyor” organizasyona; AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu, AK Parti Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Özkan Alp, AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Hamid Yüzügüllü, partililer ve çok sayıda genç katıldı.
“Hizmet götürecek olan ağabeylerimizle var gücümüzle çalışacağız”
Organizasyonda kürsüye çıkan Akil Gençler Platformu Genel Başkanı Delil Ateş, “Dostlarım, Eskişehir’in sadece merkezinde değil, en ücra mahallelerine, en ücra sokaklarına hizmet götürecek olan ağabeylerimizle var gücümüzle çalışacağız. Çünkü biz daha yaşanılabilir bir Eskişehir istiyoruz. Bunu fazlasıyla hakediyoruz. Kararımız net, sözümüz net” dedi.
“Kaldırım yapacağız dediler de siz mi dediniz durun yapmayın diye?”
Daha sonra kürsüye çıkan AK Parti Tepebaşı Belediye Başkan Adayı Hamid Yüzügüllü şöyle konuştu:
“İnşallah Sivrihisar’da nasıl yaptıysak sizlerle beraber yine kazanacağız ve yine Tepebaşı’nı, Eskişehir’i sizlerle birlikte yöneteceğiz. Bir aydır sahalarda geziyoruz, her tarafı dolaşıyoruz. Gerçekten içler acısı bir durum var. Eksikler çok, görmezlikten gelinmiş, yapmak istenilmemiş, ayrımcılık yapılmış, bugün Sütlüce’si, Şirintepe’si, Yeşiltepe’sinde çok büyük eksiklikler var, Fevzi Çakmak’ta çok büyük eksiklikler var. Bunlar, sadece merkezdeki 10 mahalleye hizmeti yapmışlar ama kenar mahallelerdeki hizmetlerin hiçbirini yapmamışlar. Burada artık bir bahane belediyeciliği çıkmış ortaya. İş yapmak istemedikleri için her şeye bahane üretiyorlar, her şeye bahane buluyorlar. Yolu yap diyorsun engelliyorlar diyor, kaldırımı yap engelleniyoruz diyorlar, altyapıyı yap engelleniyor diyorlar. Sorayım size, mahallelerinize gelip de yol yapacağız, kazı yapacağız, operasyon yapacağız, kaldırım yapacağız dediler de siz mi dediniz durun yapmayın diye? Ama yapmaya niyetleri olmadıkları için bahane belediyeciliği yapmışlar. Ama bizim belediyeciliğimiz öyle bir belediyecilik değil, bizim belediyeciliğimiz ilk önce insan odaklı, hizmet odaklı, şeffaf belediyecilik adaletli yönetim.”
“85 mahallesi de aynı hizmeti alacak”
Beylikova ilçesinde yaptığı hizmetlerle tanınan ve Odunpazarı ilçesi için ‘çoğu ilden büyük’ diyen AK Parti Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Özkan Alp ise, “Biz 15 senede Beylikova’da vermiş olduğum bütün sözlerimi tuttuk. Ama Odunpazarı aslında gerçekten birçok ilden büyük. Aslında koskoca bir il olan Odunpazarı; sanayicisi, esnafı, emeklisi, genci, kadını, öğrencisi herkes hizmet bekliyor. Maalesef Odunpazarı 85 mahallesine aynı hizmetler gitmemiş. 75. Yıl Mahallesi ile Gündoğdu, Orhangazi, Huzur’u, Emek’i herkes hizmet bekliyor. Herkes aynı vergiyi veriyor, herkes aynı su parasını veriyor, herkes aynı ulaşım parasını veriyor ama aynı hizmeti almıyor. Ben söz veriyorum, Odunpazarı’nın 85 mahallesi de aynı hizmeti alacak, aynı şeyler yaşanacak, aynı hizmetler olacak diyorum. 10 senedir belediye başkanı Kazım Başkan, amatör sporlara hiç yardım yapmamış. Amatör sporlar bir şehirde, bir ilçede en çok desteklenmesi gereken yerler. Bir sürü gençlerimiz, çocuklarımız var. Sadece halı saha yaptım diyor, tamam ben Beylikova’ya 11 halı saha yaptım ama sentetik halı saha da yaptık. Bizim takımlarımız Alpu, Bozan, Mihalıççık, Beylikova’da oynuyor. Karatesi var, yüzmesi var, sporu var, boks var, güreş var. Arkadaşlar, biz nasip olursa, gelirsek Odunpazarı’nda da, Tepebaşı’nda da, Büyükşehir’de de amatör spor kulüplerinin hepsine sahip çıkacağız. Gerekli her türlü desteği vereceğiz” ifadelerini kullanarak vaatlerini sıraladı.
“Eskişehir’in büyümesi gerekiyor”
Eskişehir’in giderek küçüldüğünü dile getiren ve kentte çevre sorunu olduğunu dile getiren AK Parti Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ise şöyle konuştu:
“Eskişehir bundan 25 sene önce Bursa’yla büyük şehirlerle yarışıyordu. Bugün geldiğimizde 30 büyükşehir arasında en az yatırım yapan şehirlerden biri. Tabii ki bu yatırımlar yapılmadığı için şehir büyümüyor, şehir gelişmiyor, şehirdeki ne gayrimenkullerin fiyatı istediğimiz gibi artıyor, ne esnafımız daha rahat para kazanabiliyor. Yatırım hem istihdamı hem de esnafımızın önünü açacaktır. İnşallah trafiği bitireceğiz diyoruz bununla ilgili yatırımlarımız var. Kentsel dönüşüm yapacağız diyoruz. Bununla ilgili yatırımlarımız var. Eskişehir’i büyütmek isteyen ben ve başkanlarımız var ama karşımızda hep Eskişehir’i küçültmek isteyen, Eskişehir’e yatırım istemeyen ve bunu açık açık da söyleyen bir rakibimiz var. Eskişehir büyütmeyeceğiz bizi diyorlar. Bizim gençlerimiz nerede iş bulacak Eskişehir’i büyütmeyeceksen? Eskişehir’in büyümesi lazım çocuklarımıza iş bulmamız lazım, esnafımıza iş lazım, kadınlarımıza iş lazım. Büyükşehir Belediyesi’nde son 25 yıldır kadın istihdamı yüzde 5 azaldı. Her mahallede yeterli kreş sayısı yok. En son seçimde 100 tane yaparız dediler, 17’sini yaptılar. Daha işte 83 tanesi duruyor.”
Eskişehir’de çevre sorunu olduğuna dikkat çeken Hatipoğlu, “Eskişehir’de bir çevre felaketi yaşanıyor. Bu trafik her kavşakta 4 ton 5 ton yakıt tüketimi her kavşakta bekliyoruz. Her gün yüzlerce kilo zehirli gazlar havaya gidiyor. Bu yatırımları yapıp bu çevre katliamını bitirmemiz lazım. Eski ilçelerindeydim bundan iki gün önce bir gün Mihalgazi’de bir gün Sarıcakaya’da. Arkadaşlar arıtma tesisi yok, evsel atıkların tamamı Sakarya Nehri’ne gidiyor. Ben orada balık tutmuş adamım. 25 çeşit balık vardı şu anda bir tane balık yok. Çevreye bari bu zararı vermeyin arkadaşlar. Çevre felaketi yaşanıyor Eskişehir’den tüm Türkiye’ye sesleniyorum buradan. Bu çevre felaketine son vermemiz lazım. İlçelerde arıtma yok. Bakın Kızılyer diye yeni bir yer açıldı Hasan Polatkan’da yok kanalizasyonu yok. Porsuk Çayı’na vermişler, kanalizasyonu yapmadan imar verdiler. Bakın Porsuk’ta balık vardı şimdi fareden başka hiçbir şey yok. Hem Eskişehir’i hem Eskişehirspor’u Süper Lig’e çıkaracağız. Eskişehirspor’u muhakkak şirketleştireceğiz. İnşallah Eskişehirspor Koleji’ni kuracağız. Türkiye’nin her yerinden genç yetenekli oyuncuları getireceğiz” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “son derece ciddi bir mesele” olarak nitelendirdiği dinleme skandalının “büyük bir dikkatle, derinlemesine ve hızlı bir şekilde soruşturulacağını” duyurdu.
Peki Rusya’nın sızdırdığı kayıt gerçek mi? İddia edildiği gibi gerçekten de Alman yetkililer Kırım köprüsüne saldırı planlarını mı konuştular? Kremlin’in hamlesinin gerisinde ne yatıyor olabilir? Gelişmeler Alman siyasetinde ve basınında nasıl yankılandı?
Merak edilen soruların yanıtlarını derledik.
Toplantı kaydı nasıl sızdı?
Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Ingo Gerhartz ile üst düzey üç askerin videokonferans görüşmelerinin ses kaydı, ilk olarak 1 Mart’ta Russia Today Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan tarafından sosyal medyada paylaşıldı.
Alman medyasına göre, basına 38 dakikalık bölümü sızdırılan bu görüşme 19 Şubat’ta yapıldı. Almanya Savunma Bakanlığı, böyle bir videokonferansın yapıldığını doğruladı, kaydın bir dinleme faaliyeti sonucunda elde edildiğini tahmin ettiklerini kaydetti.
“Değerlendirmemize göre hava kuvvetleri mensuplarının yaptığı bir görüşme dinlendi” açıklamasını yapan bakanlık bununla birlikte sosyal medyada dolaşan kayıt ve deşifre edilmiş versiyonunun içeriği ve doğruluğu konusunda yorum yapmadı.
Toplantıda neler konuşuluyor?
Videokonferans, Ukrayna’nın talep ettiği Taurus adlı uzun menzilli füzeler konusunda Alman Savunma Bakanı Pistorious’a verilecek brifing öncesinde düzenleniyor. Hava Kuvvetleri Komutanı Ingo Gerhartz ve üç üst düzey hava kuvvetleri mensubu, Pistorious’a yapılacak sunumu gözden geçiriyor.
Alman hükümetinin, Taurus’ları gönderme yönünde siyasi bir karar alması durumunda Alman askerlerinin bir görev üstlenmek zorunda kalıp kalmayacağı, Almanya’nın savaşa müdahil bir ülke konumuna gelmeden bu desteği sağlayıp sağlayamayacağı teorik olarak tartışılıyor.
Görüşmede, “Taurus’lar tabii ki tek başına savaşın seyrini değiştirmeyecek” görüşünü dile getiren Gerhartz, İngiliz ve Fransızların Ukrayna’ya verdiği SCALP ve Storm-Shadow füzelerinin bitmek üzere olduğu, bu nedenle Almanya’dan artık Taurus’ları göndermesini istemelerinin olası olduğunu kaydediyor. Siyasi karar alınması halinde ilk aşamada 50 adet bir sonraki aşamada bir 50 adet daha uzun menzilli füze verilebileceğini söylüyor.
Bir diğer üst düzey asker, sivil kayıplara yol açmamak için Ukraynalı askerlere Taurus’lar konusunda verilmesi gerekecek eğitimin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Bu eğitimin ne kadar süreceğini, Ukrayna’ya Taurus füzelerinin ne zaman sevk edilebileceğini ele alıyorlar.
Ukrayna ordusunun Almanya’nın teknik desteği olmadan bu füzeleri kullanıp kullanamayacağı, misyon planlama ve hedef belirleme aşamalarının Alman ordusunun uydu görüntüleri, veri paylaşımı olmaksızın gerçekleşip gerçekleşemeyeceği farklı senaryolar üzerinden tartışılıyor. Almanya’nın doğrudan müdahil olmaması için nasıl bir yol izlenebileceği, İngiltere ya da Amerikalıların bu teknik desteği üstlenip üstlenmeyeceği konuşuluyor.
Kırım Köprüsü’ne saldırı mı planlanıyordu?
Videokonferans kaydı, Rusların gündeme taşıdıkları, “Alman askerler Kırım Köprüsü’ne saldırı planlıyor” iddiasını doğrulamıyor.
Hava kuvvetleri mensupları, Almanya’nın Taurus füzelerini Ukrayna’ya vermesi durumunda, bunların hangi amaçla kullanılabileceğini konuşuyor. Ancak bu görüşme, doğrudan saldırı planlarının yapıldığı bir toplantı değil, olası senaryoların, alternatiflerin genel olarak tartışıldığı bir görüşme.
Ukrayna’nın Taurus seyir füzelerini, Rusya’nın mühimmat depoları ile Kırım Köprüsü’nü hedef almak için kullanmak isteyebileceği değerlendirmesini aktaran Alman komutanlar, bu füzelerin teknik olarak köprüyü imha edip edemeyeceğini tartışıyor.
Askerler, Ukrayna ordusunun Kırım Köprüsü’nü vurabilmek için uydu görüntüsüne, istihbarat, teknik desteğe, bazı verilere ihtiyacı olabileceğine, hedef sapması olmaması için bunun önem taşıdığına dikkat çekiyorlar.
Ukrayna’nın bu verileri ne şekilde tedarik edebileceğini konuşan askerler, yine teorik olarak üç farklı senaryodan söz ediyor.
Almanya’nın vurulacak hedeflere dair gerekli uydu görüntülerini Büchel’deki askeri üsten “güvenli hatlar” oluşturarak doğrudan Ukrayna’ya iletebileceği, bunun uygun görülmemesi halinde kara yoluyla Polonya’ya götürülecek verilerin buradan Ukrayna’ya gönderilebileceği konuşuluyor.
Ancak Alman hükümetinin, ülkeyi savaşa taraf hale getirebilecek adımlar atmaması konusundaki hassasiyetine işaret eden komutanlar, bir başka alternatifin, Ukrayna’nın uydu görüntüler konusunda, ABD ve İngiltere gibi diğer müttefiklerden destek alması olabileceğini dile getiriyorlar.
Yayınlanan kayıt müttefikleri kızdırabilir mi?
Dinleme kaydının skandala yol açan bir diğer yönü de Alman ordusunun üst düzey mensuplarının müttefikleri açısından hassas bazı bilgileri konuşuyor olmaları.
Örneğin Alman komutanlar İngiltere’nin Ukrayna’ya verdiği füzelerin kullanımına teknik destek için, bu ülkede askeri personel bulundurduğu ve İngilizlerin Taurus’un kullanımı için de Ukrayna ordusuna gerekli teknik desteği vermeyi Almanlara teklif ettiklerinden söz ediyorlar.
Ayrıca Alman askerleri, Taurus misyonlarının belirlenmesinde ve hedeflerin vurulmasında uydu görüntülerinin önem taşıdığını konuştukları esnada, Ukrayna’da “sivil kıyafetle gezen Amerikalı aksanlı kişiler bulunduğuna” işaret ederek, onların da uydu görüntülerine sahip olduklarından yola çıktıklarını kaydediyorlar.
Alman siyasetinde nasıl yankılandı?
Skandal, Rusların aslında Alman ordusu Bundeswehr’de çok daha fazla görüşmeyi dinlemiş olabileceği şüphelerine yol açtı. Milletvekilleri, bunun münferit bir olay mı, yoksa ciddi güvenlik zaafiyeti mi olduğu konusunda kapsamlı soruşturma istiyor. Hatta Federal Meclis’te bir soruşturma komisyonu kurulması talep ediliyor.
Ana muhalefetteki Hristiyan Demokratların (CDU) savunma ve dış politika uzmanı Roderich Kiesewetter, Rusya’nın Almanya’ya karşı yürüttüğü “hibrit saldırı sonucu elde ettiği” ses kaydının Rusya Devlet Başkanı Putin’in elini güçlendirdiği görüşünde.
Kiesewetter sosyal medya paylaşımında, Rusya’nın bu ses kaydını sızdırarak, müttefik ülkelerin Almanya’ya güvenini zayıflatmayı, Avrupa’yı parçalamayı amaçladığını, Alman kamuoyunu manipüle ettiğini söyledi.
“Buna izin vermemeliyiz” diyen CDU’lu siyasetçi, Scholz’un artık Taurus’ların Ukrayna’ya verilmesine yeşil ışık yakması gerektiğini savundu.
İktidar ortaklarından Hür Demokrat Partisi’nin (FDP) milletvekili Marie-Agnes Strack-Zimmermann ise yaptığı açıklamada “Casuslukla ilgili saflığımıza artık son vermek zorundayız” dedi.
Yeşiller Partili Agnieszka Brugger Spiegel dergisine yaptığı açıklamada Rusya’nın dezenformasyon yoluyla Alman toplumuna nüfuz etmeye çalıştığını, önümüzdeki aylarda sabotaj girişimlerinin olabileceği uyarısında bulunarak, “Siyasette, medyada ve toplumda buna çok daha iyi hazırlanmamız gerekiyor. Toplum olarak daha dirençli, daha sağlam ve daha dayanıklı olmamız gerekiyor” diye konuştu.
Başbakan Scholz Taurus füzelerinin gönderilmesine neden karşı?
Ukrayna hükümeti, Rusya’nın saldırılarına karşı koyabilmek ve askeri etkinliğini artırabilmek amacıyla Taurus füzelerine ivedilikle ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Bu füzelerin, cephenin ilerisindeki Rus mühimmat depolarını, kritik yapıları vurabilecek olması, savaşın gidişatını etkileyebilecek bir adım olarak görülüyor.
Bu konuda aylardır girişimlerde bulunan Ukrayna hükümeti, bugüne kadar Almanya Başbakanı Olaf Scholz’dan olumlu bir yanıt alabilmiş değil. Scholz, muhalefetten ve kendi koalisyon ortaklarından gelen eleştirilere rağmen bu konuda geri adım atmıyor.
Başbakan Scholz geçen hafta yaptığı açıklamada, Taurus’ların Ukrayna’ya verilmesi durumunda, Almanya’nın da savaşa dahil olabileceği konusunda endişesini dile getirerek, “Alman askerlerinin herhangi aşamada ve herhangi bir yerde, bu sistemin ulaşabileceği hedeflerle hiçbir ilişkisi olmamalıdır” demişti.
Scholz bu kararını, şu sözlerle açıklamıştı: “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Rusya ile NATO arasında bir savaşa dönüşmesini engellememiz gerek. Ukrayna topraklarında hiçbir Alman askerinin bulunmayacağı çok açıktır. Benim savunduğum da budur: Ülkemizin ve ülkemizin askeri unsurlarının bu savaşa katılması söz konusu olmayacaktır. Bu, hükümetin ve Şansölye olarak benim vatandaşlara karşı bir sorumluluğumuzdur.”
Alman basını: ‘Müttefikler Almanya’dan şüphe duyacaklar’
Rusya tarafından sızdırılan dinleme kaydı Alman basınında “Dinleme skandalı” ve “Hükümet için büyük utanç” gibi başlıklarla yer aldı. Haberler konusunda, herhangi bir erişim kısıtlaması söz konusu olmazken, basın organlarının görüşmenin içeriğini ayrıntılı olarak okurlarına aktarmaları da dikkat çekti.
Die Zeit gazetesi “Almanya için yüz kızartıcı, hava kuvvetleri için bir felaket” başlıklı haber-yorumunda yaşanan dinleme skandalını “tam bir fiyasko” olarak nitelendiriyor.
Bunun Almanya için NATO’da olumsuz sonuçlar doğurabileceği, müttefik ülkelerin bundan sonra Almanya ile bilgi paylaşırken Rusların dinlemediğinden emin olmak isteyebileceklerine dikkat çekiliyor.
Der Tagesspiegel gazetesi ise “Hava Kuvvetleri Komutanı Gerhartz’ın görevde kalmaya devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor” bilgisini veriyor.
Frankfurter Allgemeinen Zeitung gazetesindeki yazıda, “Moskova, Scholz’un Ukrayna’ya Taurus vermeme kararına sadık kalmasını sağlıyor. Müttefikler bir kez daha Almanya’dan şüphe duyacaklardır” ifadeleri yer alıyor.
]]>Erzurum programı çerçevesinde ilk olarak Erzurum Valiliğini ziyaret eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada Vali Mustafa Çiftçi tarafından karşılandı. Daha sonra Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaret eden Bakan Göktaş, Palandöken’de düzenlenen “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”na katıldı. “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nda AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“Araştırmada çarpıcı sonuçlar çıktı”
Daha sonra kürsüye gelen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, burada yaptığı konuşmada Türkiye’de ilk kez “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını belirterek, “Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız” dedi.
Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti. Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine değinen Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadelemizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir” diye konuştu.
“STK’lar bizim için kıymetli”
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir” şeklinde konuştu.
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz” dedi.
“Türkiye’de ilk defa yapıldı”
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına vurgu yapan Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030 yılında yüzde 12.9, 2040 yılında ise yüzde 16.3 olması bekleniyor” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını dile getiren Göktaş, “Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırmasında çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin altyapısını oluşturacağız. Bunun yanı sıra, bu araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceğiz. Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından, “STK ve İş Dünyası Buluşması Kahvaltı Programı”nın soru-cevap kısmına geçildi. – ERZURUM
]]>Proje İmam Hatip Lisesi Salonundaki programda, Akdeniz Belediyesinin spora ve sporcuya gösterdiği önemi yansıtan, Akdeniz Belediye Spor Kulübü’nü, ilçeye kazandırılan yeni ve yenilenen futbol, basketbol ve tenis oynanabilen spor tesislerini tanıtan, spor okullarını ve amatör sporculara desteği anlatan kısa bir filmin gösterimi sunuldu. Ardından söz alan Kültür Sosyal İşler Müdürü ve Akdeniz Belediye Spor Kulübü Başkanı Ali Uçar, “Yönetimi devraldıktan sonra hızlı bir atılım göstererek kulüp adına tek branşta faaliyet gösterirken, 4 sene gibi kısa sürede 5 alanda faaliyet göstermeye başladık. Takımlarımızın hepsi de müsabık takımlar olup, kendi kategorilerinde il, ulusal ve uluslararası düzeyde başarılar elde ederek bizlere gurur yaşattılar. Sadece sportif başarılara odaklanmadan, sporcunun ahlaklı ve bir duruşu olması gerektiğinden hareketle, hocalarımızla birlikte sadece sportif hocalık yapmadık onlara birer öğretmen de olduk” dedi.
“Barışı ve huzuru getirdik, hiç kimseyi dışlamadık”
Salonu dolduran Akdeniz Belediye Spor Kulübü sporcuları ve velilerine hitap eden Akdeniz Belediye Başkanı Mustafa Gültak ise kentte huzur, barış ve kardeşlik iklimini hakim kıldıklarının altını çizdi, spordan eğitime, kültür ve sanattan gezilere, hayatın her anına ve alanına dokunan hizmetlere dek birçok örnek projeyi Akdeniz halkına kazandırdıklarını ifade etti. Gültak; göreve geldiği 2019 yılında bu yana herkesin ve her kesimin belediye başkanı olmayı 5 yılda başardığını belirterek, “Akdeniz’de artık kimse kavga etmiyor, kimse ötelenmiyor. Gece 12’de bile olsa Akdeniz’de canlılık var. Biz ilk başta huzuru, kardeşliği ve barışı getirdik. Herkesin belediye başkanı olmayı başardık. Ne bir Kürt kardeşim, ne bir Zaza kardeşim, ne bir Arap Alevisi kardeşim, ne bir Yörük kardeşim kendini bizden dolayı, yaptıklarımızdan dolayı ötelenmiş hissetmedi” diye konuştu.
“Sporda Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonları yetiştirdik”
Akdeniz’e onlarca spor tesisi kazandırdıklarını kaydeden Başkan Gültak, hem spor kulübü bünyesinde hem de yaz, bahar ve kış dönemlerinde açtıkları okulda binlerce çocuğu spora kazandırdıklarını anlattı. Başkan Gültak, sundukları destekler sayesinde özellikle savunma sporlarında Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonları yetiştirdiklerini vurguladığı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Birçok gencimizin, sporcumuzun farklı başarı öyküleri var. Peki, daha önce Akdeniz’de bunlar niye olmuyordu? Düşünmüyorlardı, yapmak istemiyorlardı. Biz göreve geldiğimizde Akdeniz’in sadece BİLSEM’li 2 öğrencisi vardı. Ne demek BİLSEM öğrencisi? Üstün zekalı, üstün yetenekli öğrenciler. Akdeniz’de ‘sadece BİLSEM’li 2 öğrenci olması mümkün değil’ dedim. Geçen sene BİLSEM Merkezi açtırdım buraya. Sayı şu an 54. BİLSEM’li çocuklarımızın sayısı 2’den 54’e çıktı. Demek ki Akdeniz’de de zeki ve üstün yetenekli onlarca çocuğumuz varmış ama birileri onları keşfetmemiş, takip etmemiş, umursamamış.”
“Eğitimde de şampiyonlar yetiştirdik”
Göreve gelmeden önce Akdeniz Belediyesinin tek bir etüt merkezi olmadığını vurguladığı konuşmasında Başkan Gültak, “Peki bu çocuklar Mezitli, Yenişehir ile nasıl yarışacak? Yarışamıyorlardı. Etüt Merkezini açtık. Geçen senenin sayısal Türkiye 496’ncısı Akdeniz’den çıktı. Bu senenin LGS bölge birincisi; tek yanlış yapmasa Türkiye birincisi, Akdeniz’den çıktı. Demek ki olabiliyormuş. Bir yandan Akdeniz’de sporda şampiyonlar yetiştirirken, bir yandan eğitimde şampiyonlar Akdeniz’den çıkabiliyormuş. Tabi tüm bunlar uğraşınca, mücadele edince oluyor” şeklinde konuştu.
“Çay Mahallesi’ndeki evler değerlendi”
Çay Mahallesi’nde tamamlanan ve Barış Mahallesi’nde devam eden yerinde kentsel dönüşüm projelerine de değinen Başkan Gültak; “Oradaki insanlarımıza Yenişehir ilçemizin konforunu getirdik. Çay Mahallesi’nde insanlarımız artık lüks evlerinde huzur ve güven içinde yaşıyor. Sadece ve sadece mahallede oturan hak sahibi insanlara bu evleri verdik. Dışarıdan hiç kimse bu evleri alamadı. Çay Mahallesi’ndeki evlere de hak sahipleri 200 bin lira para verdi, fark olarak. Şimdi o evler çok daha fazla değerlendi. Barış Mahallemizde de 500 konutluk proje bitmek üzere. Yani eğitim, spor, kültürel faaliyetler, geziler, sanatsal etkinliklerle şehrimizin tamamında barışı ve huzuru sağladık” diye konuştu.
“Yaptıklarım, yapacaklarımın teminatıdır”
Başkan Gültak, Karaduvar Balık Festivali, Esenli Üzüm Şenliği, Akdenizli kadınlar için hizmete açılan kültür ve sanat evleri, geziler, hoş geldin bebek projesi, onkoloji hastalarına ücretsiz servis hizmeti, evde bakım ve temizlik hizmeti gibi proje ve çalışmaları hatırlattığı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Beş yılda huzuru, barışı, kardeşliği getirdiğimiz gibi eğitim, spor, kültür, sanat, kadınlar ve gençlerle ilgili birçok projeyi de hayata geçirdik. 31 Mart’ta seçime gidiyoruz. Takdir sizlerindir, kıymetli halkımızındır. ya spordaki bu devasa yatırımlara devam ederiz. Kadınlar ve gençler yararına yaptığımız projeleri daha da büyüterek yaparız. Eğitimde çok daha fazla yerler açıp başarılar elde ederiz. Kentsel dönüşüme devam ederiz. Festivallere devam ederiz. En önemlisi de huzuru, barışı ve kardeşliği devam ettiririz. Takdir sizlerindir. Özellikle annelere söylüyorum, aman huzurunuzu kaçırmayın. Bunu yapmak isteyenlere de fırsat vermeyin. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Ben size ‘cek, cak’ demiyorum. Yaptıklarımı anlattım. Yaptıklarım, yapacaklarımın teminatıdır. O yüzden destek olun, ben de sizin içinizden biri olarak Ankara ile köprü olayım.”
Akdeniz Belediye Spor Kulübü bünyesinde mücadele eden yüzlerce sporcuyu, velileri ve antrenörlerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, plaket ve hediye sunumunun ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. – MERSİN
]]>Başkan Karalar, Yumurtalık ve Ceyhan ilçelerinde Seçim Ofisi açılışlarını yaptı, mahalle toplantılarına katıldı. Karalar, Kurtkulağı ve Sağkaya köylerinde Mahalle Merkezi; Doruk Köyü’nde ise Mahalle Merkezi ile Kadın Emeği Üretim Merkezi’nin açılışını yaptı.
Yumurtalık ilçesinde Avluk, Haylazlı ve Deveciuşağı köylerinde vatandaşla bir araya gelen ve hizmetleri anlatan Başkan Karalar, ardından balıkçılara ağ ve malzeme desteğinde bulundu. Karalar, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda toplanan kalabalığa, şu sözlerle seslendi:
“Bugün de Yumurtalık’daki bu coşkuyu ve kalabalığı görünce aynı sözleri rahatlıkla söyleyebiliyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Biz hizmet ederken oy hesabı, siyasi ayrım, etnik köken, mezhep ayrımı yapmıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizde, Misak-ı Milli sınırlarında yaşayan her vatandaşımız birinci sınıftır ve hizmet almayı hak etmektedir. Biz de halkımıza ayrım gözetmeden hizmet etmek zorundayız. 15 ilçede 836 yerleşim biriminde dokunmadığımız yer kalmadı.”
Yumurtalık’ta yapılan hizmetlerle ilgili bilgi veren, asbestli boruları değiştirdiklerini ve ilçenin su problemini çözdüklerini kaydeden Karalar, asfalt çalışmalarını da anlattı. Başkan Karalar, Yumurtalık’ta CHP’nin Adayı Erdinç Altıok’un seçimi kazanmaya çok yakın olduğunu ve 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimin ilçenin geleceği için büyük önem taşıdığını aktardı.
Yumurtalık’ın mevcut sahilinin sorunlu olduğunu belirten Başkan Karalar, burada güzel bir sahil yapmaya hazır olduklarını, ilçede altyapı ve yol sorununun da kalmayacağını kaydetti.
Karalar, otogar projelerinin Belediye Meclisi’nde engellendiğini aktararak, şunları söyledi:
“Görevi devraldığımızda belediye işçisinin maaşını bile ödeyemez durumdaydı. İlk yıl otogar yapılması mali açıdan mümkün değildi. İkinci yıl pandemi gerçekleşti. Sonrasında uluslararası işler gerçekleştiren, oldukça başarılı bir firmaya otogar projesi yaptırdık. Bu proje belediye meclisinde AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Şimdi kendilerinin reddettikleri otogar projesini ben engellemişim gibi açıklamalar yapıyorlar. Biz ikinci dönemde otogarı aynı yerinde yapacağız. Kimse de engel olamayacak. Hizmette bizimle kimse yarışamaz. Biz artık devasa hizmetleri borçlanmadan yapabilir hale geldik. Kimseden borç istememize ihtiyaç kalmadı. Belediye’yi devraldığımızdaki şartlar düşünüldüğünde, geldiğimiz nokta adeta bir mucizedir.”
CEYHAN İLE YUMURTALIK’IN KÖYLERİNE KALİTELİ SU GELECEK
Ceyhan’daki Seçim Ofisi’nin açılışını yapan Karalar, Ceyhan’a başta sağlıklı su hizmeti olmak üzere, önemli hizmetler yapıldığının altını çizdi. Asbestli boruları söküp, sağlam ve sağlıklı su isale hatları döşediklerini, ilçenin yollarını da yaptıklarını belirten Karalar, yapılan işleri maliyetleri ile birlikte anlattı. Karalar, Yedigöze Barajı’ndan su getirme projesinin temeli attıklarını ve böylece Ceyhan ile Yumurtalık’ın köylerine Çatalan suyu kalitesinde su geleceğini açıkladı.
MAHALLE MERKEZLERİ VE KADIN EMEĞİ ÜRETİM MERKEZİ’NİN AÇILIŞI YAPILDI
Başkan Karalar daha sonra Ceyhan Kurtkulağı ve Sağkaya köylerinde mahalle merkezi, Doruk Köyü’nde ise Mahalle Merkezi ile Kadın Emeği Üretim Merkezi’nin açılışını yaptı.
Açılış yapılan noktalarda halka seslenen Karalar, şimdiye kadar yapılan hizmetleri artırarak sürdüreceklerini belirtti. Köy sakinlerinin sorunlarını dinleyen Karalar, “Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin bekçileriyiz” diye konuştu.
]]>UĞUR İSTANBULLU
Cumhuriyet Halk Partisi eski Artvin İl Başkanı Ahmet Biber, ” Türkiye’de kurallar işlemiyor, hukuk işlemiyor ve ne yazık ki yargı öyle bir noktaya geldi ki çok haklı insanlar haksız durumuna düşebiliyor. Gerçekleri yazan ve söyleyenler yargılanıyorlar, hapislere atılıp baskı görüyorlar. Türkiye büyük bir karartma altında ve bir taraftan hem iç hem de dış sömürü had safhada. Bunların üzerini din ile örtüyorlar. Şeriat artık adliye koridorlarında seslendiriliyor. Bugünkü kanunlarımıza göre ‘şeriat istiyoruz’ demek suçtur. Ama Cumhuriyet’i savunanlar, laik Cumhuriyet’i savunanlar suçlu hale geliyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi eski Artvin İl Başkanı Ahmet Biber, yerel seçimler öncesinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Biber şu değerlendirmeleri yaptı:
“TÜRKİYE’NİN GİDİŞİNE BAKTIĞIMIZDA BU SEÇİMLERİN NE KADAR ÖNEM ARZ ETTİĞİNİ İFADE ETMEK İSTİYORUM”
“Önümüzde çok önemli bir dönüm noktası olabilecek bir seçim var. Yerel seçimler olsa da, Türkiye’nin gidişine baktığımızda bu seçimlerin ne kadar önem arz ettiğini ifade etmek istiyorum. Bugün genelden bakmak istiyorum ve genelden baktığımızda da pahalılık bir tarafa, ekonomi almış başını gidiyor. Bir üretim fazlalığı ya da bir döviz fazlalığı var. Türkiye’de refah artıyor anlamında değil bu. Ekonomi ters yönde gidiyor. Geçen basına da yansıyan açılan işletmelerin en az üç katı kapanmış. İşsizlik sürekli artmış ve emekliler çöplerden sebze ve meyve toplamaya başlamış. Benliğini kaybetmiş bir toplumla karşı karşıyayız.
“ŞERİAT ARTIK ADLİYE KORİDORLARINDA SESLENDİRİLİYOR”
Türkiye’de kurallar işlemiyor, hukuk işlemiyor ve ne yazık ki yargı öyle bir noktaya geldi ki çok haklı insanlar haksız durumuna düşebiliyor. Gerçekleri yazan ve söyleyenler yargılanıyorlar, hapislere atılıp baskı görüyorlar. Türkiye büyük bir karartma altında ve hem iç hem de dış sömürü had safhada. Bunların üzerini din ile örtüyorlar. Şeriat artık adliye koridorlarında seslendiriliyor. Bugünkü kanunlarımıza göre ‘şeriat istiyoruz’ demek suçtur. Ama Cumhuriyet’i savunanlar, laik Cumhuriyet’i savunanlar suçlu hale geliyor ve işte böyle bir durumdayız. Tam da bu noktada insanlar konuşmakta zorlanıyor. Ama ne pahasına olursa olsun bende Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski Artvin İl Başkanı olarak bu gerçekleri söylemek istiyorum. Önümüzdeki seçimlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.
“TÜRKİYE BUGÜN DIŞARDAN PARA DİLENİYOR VE BİZ BUNLARA KATLANMAK ZORUNDA DEĞİLİZ”
Türkiye bugün dışardan para dileniyor ve biz bunlara katlanmak zorunda değiliz. Önümüzdeki seçimlere vurgu yapmak istiyorum. Türkiye’de o parti gelir bu parti gider diyoruz ama işin aslı öyle değil. Türkiye hızla bir tarafa doğru kaydırılıyor, açıkçası gericiliğe doğru kaydırılıyor ve Türkiye laik bir cumhuriyetten uzaklaştırılıyor. Cumhuriyet adı altında dikta rejimlerini görüyoruz ve dikta rejimlerin halkını nasıl ezdiğini görüyoruz. Bakın Filistin’i görüyoruz bakın dünyada bir sürü Müslüman ülkeler var. Neden Filistin’e sahip çıkamıyoruz? Toplumu eğitmezsek ve toplum kendi kendini koruma bilincine sahip olmaz ise kendimizi savunamayız. Bakın gelişmiş ve kapitalist ülkelerin İsrail’i nasıl koruduğunu görebiliyoruz. Türkiye’yi Afganistan ve Pakistan gibi ülkelere benzetmek istiyorlar ama bizler buna asla izin vermeyeceğiz. Burası Atatürk’ün kurduğu laik demokratik bir Cumhuriyet’tir ve asla başka cumhuriyetlere döndürülmesine bizler var oldukça izin vermeyeceğiz.”
]]>Böcek, CHP Döşemealtı Belediye Başkan adayı Menderes Dal’ın seçim koordinasyon merkezinin açılışını yaptı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği açılışa, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Milletvekilleri Aliye Coşar, Cavit Arı, Mustafa Erdem, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Muratpaşa Belediye Başkanı ve adayı Ümit Uysal ile çok sayıda vatandaş katıldı. Tören, Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal’ın proje vaatlerinin yer aldığı filmin izlenmesiyle başladı.
Vatandaşlara seslenen Başkan Böcek, 2019’da Turgay Gençle birlikte Döşemealtı’na hizmet için kolları sıvadıklarını belirterek, “Döşemealtı’nda 223 km içme suyu 44 km kanalizasyon, 61 km yol ve kapalı devre sulama sistemleri gibi birçok hizmet kazandırdık. Bu dönemde de Menderes Dalla birlikte çok güzel işler yapacağız. Hep birlikte Döşemealtı’na hizmet edeceğiz” dedi.
“Harmanda yüzü olmaz”
Göreve geldiğinde mazotun 6 lira olduğunu hatırlatan Başkan Böcek, şunları söyledi: “Bugün 46 liraya dayandı. Gübre pahalandı. İlaç pahalandı. Çiftçiyi ezdiren, halkın ekonomik darboğaza sokanlar altın çağdan bahsediyor. Yiğit muhtaç oldu kuru soğana bunu bileceksin. Emekliyi ezdiren sizsiniz. Ama benim çiftçim, emeklim, halkım bunu unutmayacaktır. Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz” diye konuştu.
Çevre yollarını açmayanların ulaşım sıkıntısından bahsettiğini dile getiren Başkan Muhittin Böcek, “21 yıldır alışmışlar, seçime doğru Antalya’ya hızlı tren, otoyol ihaleleri yapılıyor, seçim sonrası unutuluyor. Vaatlerini unutuyorlar. Sonra altın çağdan bahsedeceksin. Hadi oradan diyecektir sevgili hemşehrilerim diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Bür ton su bir ekmekten ucuz”
Büyükşehir Belediyesi olarak 3 bin 311 kilometre içme suyu hattı yaptıklarını anlatan Başkan Böcek şunları kaydetti: “Antalya’da 70 yıllardan kalma asbestli boruları değiştirdik. 514 km kanalizasyon yaptık. Hem borç ödedik hem yatırım yaptık. Bunları tasarrufla yaptık. Bizden alınanlara rağmen milletin parasını millete harcadık. Halkımıza sosyal yardımlar yapmaya çalıştık. Bir ton su bir ekmek parası dedik. Ekmek 10 lira oldu su 8 lira Antalya’da. 4 bin 14 öğrencimize 8 bin lira eğitim bursu veriyoruz. Gençlerimizin Türkiye’de kalmasını istiyoruz. Sizden aldığımız güçle aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. İşimiz gücümüz Döşemealtı, işimiz gücümüz Antalya, işimiz gücümüz Türkiye.”
“Adil yönetim”
CHP Döşemealtı Belediye Başkan adayı Menderes Dal, esnaf ve vatandaş ziyaretlerinde kendilerinden en çok talep edilenlerin temel belediyecilik hizmetleri, adil, dürüst ve liyakatli bir yönetim anlayışı ve Döşemealtı’nın tarihi ve doğal zenginliklerinin korunması ve tanıtılması olduğunu söyledi. Dal, göreve geldiklerinde halkın beklentilerini en kısa sürede hayata geçireceklerini vurguladı.
“Halkçı belediyecilik”
Toplumcu, halkçı bir belediyecilik anlayışıyla eşit ve nitelikli hizmetleri tek tek hayata geçireceklerini ifade eden Menderes Dal, “Evde sağlık hizmeti sağlayacağız. Etüt merkezleri, kreşler, yaşlı bakım merkezleri, toplum merkezleri kuracağız. Üretimi destekleyecek kooperatifler kuracağız. Kırkgöz’ü gözümüz gibi koruyacağız. Yok olmaya yüz tutan Döşemealtı Halısını yaşatacağız. Döşemealtı markası oluşturacağız” dedi.
“Genç’ten birlik beraberlik mesajı”
Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç kürsüye çıkarak birlik beraberlik mesajları verdi. Genç, hem CHP Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal’ın hem de Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in arkasında olduğunu vurgulayarak, “Kimse benden başka bir şey beklemişin. 25 yıldır ben bu partiye emek veriyorum. Başkan adaylarıma seçim sürecinde ve seçildikten sonra her türlü desteği vereceğim” dedi.
Konuşmaların ardından Döşemealtı Koordinasyon Merkezi törenle açıldı. Başkan Böcek, Antalya Nakliyatçılar, Ambarcılar ve Kamyon Galericileri Kalkınmaz ve Dayanışma Derneği Başkanı Engin Güler ve yönetimiyle bir araya gelerek, sorun ve taleplerini dinledi, projelerini anlattı.
“Korkuteli SKM açıldı”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Muhittin Böcek, Döşemealtı’ndan sonra Korkuteli’de CHP Belediye Başkan Adayı Saniye Caran’ın seçim koordinasyon merkezi açılışına katıldı. Büyük coşkunun yaşandığı miting havasında geçen açılışta vatandaşlara seslenen Başkan Böcek, 5 yıldır ranta dönük değil halka dönük projeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Altyapısı üstyapısı, içme suyuyla, asfaltıyla Korkuteli’nde birçok hizmete imza attıklarını belirterek, “Ben çalışmalarımı asla seçime yönelik yapmadım. Saniye Caranla el ele bütün Korkutelililerin mutluluğu için çalışacağız. Yapımı biten sebze ve meyve kurutma tesisimiz Korkuteli’ne çok yakıştı. Yakında açılışını yapacağız. Orada Korkutelili gençlerimiz ve kadınlarımız çalışacak. 100 milyona mal olan tesisimizde 250 kişi istihdam edeceğiz” dedi
“Korkuteli’ye hak ettiği değeri alacak”
Saniye Caran, konuşmasında Korkuteli’nin bir tarım ve ticaret kenti olduğunun altını çizerek, “Bugün 59 bin olan nüfusumuz yazın 4 katına kadar çıkıyor. Havası ve suyuyla çok yaşanabilir olan ilçemizde yılın her günü ticaret, tarım ve turizm yapma hedefindeyiz. Spor ve sağlık turizmi projelerimizle hak edilen değeri vermeye geliyoruz. Büyükşehir Belediyesiyle el ele verip, projelerimizi gerçekleştirmemiz gücümüze güç katacaktır” diye konuştu. – ANTALYA
]]>Szijjarto, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
ADF’ye ilk kez iştirak ettiğini ancak buraya daha önce katılan mevkidaşlarından övgü dolu sözler duyduğunu dile getiren Szijjarto, “Bu Batı Avrupa’nın olmadığı bir BM Genel Kurulu gibi.” dedi.
Szijjarto, tüm kıtalardan çok sayıda ülke temsilcisinin katıldığı ADF’nin etkili şekilde ikili görüşmeler yapma imkanı tanıdığını vurgulayarak, “Dünyayla buluşmak için tüm dünyayı dolaşmak zorunda kalmıyoruz.” ifadesini kullandı.
Avrupa dış politikasının Ukrayna’daki savaşa “indirgenmiş durumda” olması nedeniyle bugünlerde özellikle Avrupa’da dünya diplomasisinin olumsuz bir terim haline geldiğini dile getiren Szijjarto, “Avrupa kıtasında bir savaş psikolojisi var. Bu tartışmalarda diplomasiden, barıştan bahsettiğinizde ya (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in ajanı, Rusların dostu ya da Kremlin’in propagandacısı olarak görülüyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Szijjarto, ADF gibi etkinliklerin diplomasinin “yeniden doğmasına” yardımcı olacağını umuyor
Szijjarto, Ukrayna’daki savaşın komşusu olarak diplomasinin “yeniden doğmasına” özellikle ilgi duyduklarını, ADF gibi etkinliklerin bu konuda yardımcı olacağını umduklarını kaydetti.
Türkiye ile Macaristan arasında saygı ve güvene dayanan bir ilişkinin bulunduğunu belirten Szijjarto, saygının uluslararası politikada temel eksiklik olduğunu ifade etti.
Szijjarto, 2023’te iki ülke arasında 4 milyar dolarlık ticaret hacmi rekoru kırıldığını hatırlatarak, geçen sene imzalanan doğal gaz sevkiyatına ilişkin anlaşmaya dair, bu yılın ikinci çeyreğinde Macaristan’ın, Türkiye’nin gaz ihraç ettiği komşusu olmayan ilk ülke olacağını söyledi.
Bakan ayrıca iki ülke arasındaki uçuşların sıklaştırılması için de çalıştıklarını belirtti.
“Hem AB hem de NATO’da, bulunduğumuz tüm örgütlerde genişleme yanlısı bir ülkeyiz”
Macaristan Ulusal Meclisinin, İsveç’in NATO’ya katılmasına ilişkin anlaşmayı onaylaması hakkında Szijjarto, İsveç ve Macaristan arasında güven eksikliği olduğunu ve bunun da İsveçli politikacılar tarafından yaratıldığını ancak görüşmelerin ardından kaybolan güven ortamının tekrar tesis edildiğini kaydetti.
Szijjarto, “Biliyorsunuz hem AB hem de NATO’da, bulunduğumuz tüm örgütlerde genişleme yanlısı bir ülkeyiz. Ne kadar çok olursak o kadar güçlü olacağımıza inanıyoruz. Bu durumda jeopolitik perspektiften bakıldığında, İsveç katılmak istiyorsa katılmalarına izin vermemiz gerektiği açıktı.” diye konuştu.
“Güçlü Amerikan liderliği yoksa büyük güvenlik krizlerinin üstesinden gelinemez”
Bakan Szijjarto, Ukrayna’daki savaşa ve Gazze’deki duruma ilişkin şunları kaydetti:
“Güçlü Amerikan liderliği yoksa büyük güvenlik krizlerinin üstesinden gelinemez. Eminim ki Başkan (Donald) Trump 2020’de tekrar seçilmiş olsaydı, güvenlikle ilgili her iki kriz de çoktan çözülmüş olurdu. Dolayısıyla Ukrayna açısından bakıldığında Başkan Trump’ın barışı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca birkaç yıl önce “Abraham Anlaşmaları” adlı girişimiyle oldukça başarılı olduğu gibi Orta Doğu’daki güvenlik durumunun iyileştirilmesine de katkıda bulunabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla bizim için en önemli şey, bu çatışmanın diğer ülkelere de yayılmasından kaçınılması gerektiğidir.”
Szijjarto, Gazze’deki “çatışmanın” diğer ülkelere sıçraması durumunda bunun bölgesel bir savaşla sonuçlanacağını savundu.
]]>Seçer, tanıtım toplantısında önümüzdeki döneme ilişkin projeleri anlattı. Belediyecilikte bir model olduklarını söyleyen Seçer, “Memnuniyetle çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Sözümüzdür, Mersin Metrosu tamamlanacak”
İkinci 5 yılda uygulamaya koyacakları projeleri sıralayan Seçer, metro projesi ile başladı. Metro projesinin süreci ile ilgili yaşananları anlatan Seçer, projenin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programına alınmasını sağladıklarını söyledi. Metro için, “Sözümüzdür, Mersin Metrosu tamamlanacak, Mersinlilerin hizmetine girecek” diyen Seçer, finansman arayışında olumlu gelişmeler olduğunu söyleyerek, çalışmaların hızla devam edeceğini vurguladı.
“Mersin Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyeciliğin ta kendisidir”
Mersin’in artan nüfusuna dikkat çeken Seçer, geliri düşük vatandaşlar için hayata geçirecekleri ‘Sosyal Konut Projesi’nin Türkiye’ye model olabilecek bir proje olduğunu belirterek, “Kiralar aldı başını gitti. Binlerce orta-alt gelir grubuna uygun sosyal konut yapacağız. Birinci amacımız bu konutları vatandaşlarımıza kiraya vermek. İkinci amacımız gelişmelere göre ucuz konutlar yapıp, uygun fiyatlar ve şartlarda vermek. Bu; ikinci 5 yıllık dönemde bizatihi üzerinde duracağım ve Türkiye’ye model olacağını düşündüğüm çok değerli bir proje. İşte sosyal belediyecilik budur. Mersin Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyeciliğin adıdır, ta kendisidir” şeklinde konuştu.
“Afet Yönetimi ve Lojistik Kampüsü kuracağız”
Mersin’in deprem bölgesinde olmadığını ancak dolaylı da olsa depremden etkilenen bir kent olduğunu ifade eden Seçer, 11 kentte meydana gelen deprem sonrasında vatandaşların Mersin’e sığındığını hatırlattı. Mersin’in tsunami, orman yangını ve kuvvetli yağışlarda da sel yaşanma riski olan bir kent olduğundan bahseden Seçer, “Depremden sonra Afet İşleri Dairesi Başkanlığını kurduk. Daha önce de İklim ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığını kurmuştuk. Deprem bizim için, tüm Türkiye için olduğu gibi önemli bir ders niteliğindeydi. Bu 2 daire ve diğer dairelerin katkılarıyla bu süreci başlattık” dedi. Büyükşehir olarak ‘Afet Yönetimi ve Lojistik Kampüsü’ kuracaklarını duyuran Seçer, “İkinci 5 yıllık dönemde de ciddiyetle üzerinde duracağımız çalışmalardan bir tanesi bu olacak.
Mersin’i depreme ve afetlere dayanıklılığı konusunda hazır hale getireceğiz” diye konuştu.
Tarımsal İnovasyon Merkezi kuracaklarını müjdeledi
Konuşmasında, ‘Tarımsal İnovasyon Merkezi’ kuracaklarını da müjdeleyen Seçer, “Tarım önemli. Özellikle elektrik faturaları tarımda sulama kooperatiflerinin baş belasıdır. Kooperatiflerin tarımsal Güneş Enerjisi Santrali (GES) projelerine destek vereceğiz. Nasıl fide-fidanda, sulama borusunda, alet ekipmanda ve hayvancılıkta destek veriyorsak burada da destek vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“Mersin katılımcı demokrasi ile yönetiliyor”
Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile katılımcı demokrasi anlayışı çerçevesinde sık sık bir araya geldiğinin de altını çizen Seçer, şöyle devam etti; “Hemşehri derneklerinden sendikalara, bütün sivil toplum örgütlerine kadar tüm odalarımızı, derneklerimizi dinliyoruz. Mersin katılımcı demokrasi ile yönetiliyor. Demokrasi lafta değil, uygulamalarla oluyor.”
Mersin’de yeni bir ekmek fabrikası açacaklarını da söyleyen Seçer, Mersin’de yaşayan herkese hitap edecek ekmek çeşitlerinin çıkacağını kaydederek aşevini de büyüteceklerini duyurdu. Binlerce insanın 3 çeşit sıcak yemeği 10 TL’ye aldığını hatırlatan Seçer, “Afiyet olsun, helal, hoş olsun. Yesinler, kendi paralarını yiyorlar. Kapasiteyi artıracağız. Silifke’ye de o bölgeye hitap etsin diye bir aşevi açacağız” şeklinde konuştu.
İkinci 5 yılında 13 ilçede yapılması planlanan projelerden söz eden Seçer, şu ifadeleri kullandı; “Mersin büyüyor, gelişiyor. Şehirler canlı organizmalar gibidir; büyürler, gelişirler ihtiyaçları bitmez. Bizlerin görevi de yeni ihtiyaçlara, yeni taleplere cevap vermektir. Bıkmadan, usanmadan bunu yapmaya devam edeceğiz. 5 yıllık süre boyunca ayrımcılık yapmadık. Kimseyi siyasi görüşünden, bulunduğu etnik yapısından, inanç grubundan dolayı kategorize etmedik.” – MERSİN
]]>Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın işçiler, daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında 8 Mart 1857’de grev başlattı. Grev sırasında fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 100’den fazla işçi hayatını kaybetti.
Kopenhag’da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde 8 Mart, New York’taki tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına “Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.
Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda 8 Mart 2012’de oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.
Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.
Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.
Belli başlı öteki olaylar:
3 Mart
1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.
1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.
1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.
1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.
1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.
1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.
1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.
2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev yüzde 70,28 oy alarak kazandı.
2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.
2013 – Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.
2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.
2017 – Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.
2018 – Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.
2018 – Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.
2020 – Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.
2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.
4 Mart
1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.
1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.
1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934- Ankara Radyosu yayına başladı.
1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.
1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.
2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.
2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.
2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.
2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.
2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.
2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.
2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.
2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.
5 Mart
1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.
1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.
1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.
1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.
1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.
2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.
2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.
2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.
2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.
2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.
2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.
2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.
6 Mart
1920- “Kaşağı”nın yazarı, ünlü öykücü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesi’nde öldü. Ömer Seyfettin, 12 Mart 1884’te Gönen’de doğmuştu.
1925- Takriri Sükun Kanunu’na dayanılarak İstanbul’da altı gazete ve dergi, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Kapatılan yayın organları şunlardı: Tevhidi Efkar, İstiklal, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç.
1927- İstanbul Radyosu yayına başladı.
1948- Anadolu Ajansında 1925’te şirket kurucuları arasında yer alan ve “Başyazar” olan ünlü şair, yazar ve gazeteci Kemalettin Kamu 47 yaşında Ankara’da öldü.
1961- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye üzerinden geçerken Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel tarafından karşılanan II. Elizabeth, Gürsel ile 40 dakika görüştükten sonra Türkiye’den ayrıldı.
1989- Şarkı sözü yazarı ve şovmen Fecri Ebcioğlu öldü.
1995- Avrupa Birliği üyesi on beş ülkeyle Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.
2002- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gazeteci yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun ile İran rejim muhalifi Ali Akbar Gorbani’nin öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütünün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağırıcı hakkındaki idam cezasını onadı.
2013- Venezuela’nın uzun süredir kanserle mücadele eden Devlet Başkanı Hugo Chavez, 58 yaşında hayatını kaybetti.
2016- Irak’ın Babil kentinde kontrol noktasına yönelik intihar saldırısında 52 kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
2016- İran’da yolsuzluktan yargılanan iş adamı Babek Zencani, idama mahkum edildi.
2016- Ankara’da düzenlenen Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda Makaralı Yay Genç Kız Milli Takımı altın madalya kazandı.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülkenin vatandaşlarına 3 ay yeni vize sınırlaması getiren düzenlemeyi imzaladı.
2018- “Ayla” filmi, ABD’de düzenlenen 24. Sedona Uluslararası Film Festivali’nde, “En İyi Yabancı Film” ve izleyici oylarıyla belirlenen “En İyi Film” ödüllerini kazandı.
2018- FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 73 sanığın yargılandığı davada hükmü açıklayan mahkeme, eski Harekat Başkan Vekili tuğamiral İrfan Arabacı ile eski İstihbarat Daire Başkanı tuğamiral Murat Şirzai’nin de aralarında bulunduğu 47 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 18 sanığa müebbet hapis cezası verdi.
2021 – Müzik dünyasında çığır açan kasetlerin mucidi, Hollandalı mühendis Lou Ottens, 94 yaşında öldü.
2023- Danimarka Savunma Bakanlığı, siber güvenlik tedbirleri kapsamında çalışanlarına resmi hizmette kullanılan cihazlarda TikTok’u kullanmasına yasak getirdi.
7 Mart
1917- Nick Larocca’nın “Original Dixiland Jazz Band” adlı orkestrası, ilk caz plağını New Jersey’deki Victor Co. plakçılık şirketi için doldurdu.
1927- İstiklal Mahkemelerinin görevi sona erdi.
1954- Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan Petrol Yasası kabul edildi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu.
1969- Golda Meir, İsrail’in ilk kadın başbakanı oldu.
1977- Pakistan’da seçimleri Zülfikar Ali Butto kazandı.
1979- ABD uzay aracı Voyager I, Jüpiter ve Uranüs’ün Satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. Voyager I, Jüpiter’in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1983- Zonguldak Ereğli Kömür İşletmelerinin Kandilli üretim havzasındaki Armutçuk Ocağı’nda meydana gelen patlamada 102 kişi öldü, 86 kişi yaralandı.
1989- Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde “dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını” serbest bırakan yasayı iptal etti.
1990- Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan, uğradıkları silahlı saldırıda yaşamlarını yitirdi.
2016- Rus tenisçi Maria Sharapova, Avustralya Açık’taki doping testinin pozitif çıktığını açıkladı.
2017- Fransa’da 7-12 Mart’ta düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ilk kez 8 kategorinin tamamında 24 sporcuyla mücadele veren Milli Takım’da klasik yay genç erkeklerde Erdal Meriç Dal Avrupa şampiyonu oldu.
2018- Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO’dan davet alan Sivaslı halk ozanı ve şair Ayten Gülçınar, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
2019- İstanbul’un en yüksek tepesine yapılan ve inşaatı 6 yıl süren Çamlıca Camisi’nde ilk ezan sabah namazında okundu.
2021- Ekvator Ginesi’nin Bata kentinde, askeri kışladaki cephanelikte meydana gelen 4 büyük patlamada, 105 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
2022- Bilim insanları, ilk defa Güneş’ten 10 kat daha büyük kırmızı üstdev bir yıldızın patlayarak supernovaya dönüşmesini gözlemledi.
2023- AFAD’ın Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin yayımladığı raporda, yıkılan binalarda kolon, kiriş ve perdelerde düz donatının kullanıldığı, hassas bölgelerde iri çakıl ve tahta gibi yabancı unsurlara rastlandığı tespitleri yer aldı, yönetmelik kurallarına ve esaslara uyulmadan inşa edilmiş yapıların ciddi hasar gördüğü vurgulandı.
2023- Hindistan ile Fransa orduları ilk kez “FRINJEX-23” adlı ortak askeri tatbikat yaptı.
8 Mart
1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir’de yaşamını yitirdi.
1857- New York’ta tekstil işçisi kadınlar, “16 saatlik çalışma süresi, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları” sebebiyle greve çıktı. Polisin müdahalesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Kopenhag’da 1910’da toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde, kadın işçilerin grevine atıfla bu gün “Emekçi Kadınlar Günü”, 8 Mart 1977’de ise BM tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.
1948- Tanımladığı deri hastalığı “Behçet Hastalığı” adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu öldü.
1952- ABD’nin Philadelphia eyaletinde ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.
1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM’den geçti.
1963- Suriye’de, darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak’ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.
1972- Eski Başbakan Adnan Menderes’in oğlu Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara’da intihar etti.
1984- 8 ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili “Olağanüstü Hal Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC’ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya’ya, ardından da Münih’e indirildi.
2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.
2008- Hollanda’nın Lahey kentindeki Artistik Buz Pateni Uluslararası Aegon Kupası’nda, kadınlarda Tuğba Karademir 2. oldu ve Türkiye’ye bu spor dalında tarihte uluslararası bir yarışmada büyükler kategorisindeki ilk madalyayı kazandırdı.
2010- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 41 kişi öldü.
2012- Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edildi.
2017- İsrail’de ezanın 23.00-07.00 saatlerinde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı mecliste (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.
2017- Guatemala’da bir yetiştirme yurdunda çıkan yangında 13-17 yaşlarındaki 40 kız çocuğu hayatını kaybetti.
2018- Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı burçların 94 yıldır yeri bilinmeyen kitabesi, Antalya Kaleiçi’nde bir evin duvarında bulundu.
2019- Şanlıurfa’da bulunan dünyanın en eski anıtsal tapınağı olarak kabul edilen, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.
2021 – Tiyatro ve sinema sanatçısı Rasim Öztekin, İstanbul’da kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede 62 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – Sırp tenisçi Novak Djokovic, tek erkekler dünya sıralamasında toplam 311 hafta zirvede yer almayı garantileyerek, İsviçreli Roger Federer’in rekorunu kırdı.
9 Mart
1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camisi ibadete açıldı.
1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.
1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucunda konuşma yeteneğini kaybetti.
1929- İstanbul’da Matbaacılık Mektebi açıldı.
1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları’na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios’un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.
1957- Türkiye’nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1967- Gazeteci, yazar Vala Nureddin (Va-Nü), 66 yaşında İstanbul’da öldü.
1967- Gölcük Tersanesi’nde “Berk” adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.
1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü’nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul’da yakalandı.
2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere’de 104 yaşında öldü.
2003- Siirt’te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde üç milletvekilliğini alan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.
2007- İsviçre’de, Ermeni çevrelerinin “soykırım” iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Lozan Mahkemesince 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Bu ceza, mahkemece iki yıl tecil edildi.
2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.
2019- Japonya’da yaşayan 116 yaşındaki Kane Tanaka, Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi seçildi.
2020- Eski bakanlardan Şevket Kazan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında hayatını kaybetti
2021 – Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davada 3 sanık ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. 8 sanık 3 yıl 9 ay ile 10 yıl 6 ay arasında hapse mahkum edildi, 6 sanığın beraatine hükmedildi. Gülen’in arasında bulunduğu 9 firari sanığın dosyaları ayrıldı.
2021 – ABD merkezli düşünce kuruluşu Newlines Strateji ve Politika Enstitüsünün raporunda, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı eylemlerinde, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin tüm maddelerini ihlal ettiği ve bu halkı “yok etmeyi” amaçladığı ortaya konuldu.
2022 – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, T129 Atak Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri’nin yurt dışındaki ilk teslimatını Filipinler’e yaptı.
]]>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Adayı Seçer, düzenlediği ‘2. Dönem Tanıtım Toplantısı’nda Büyükşehir olarak gelecek 5 yılda hayata geçirecekleri projeleri kamuoyuna duyurdu. Toplantıda Seçer, ‘Kalkınmacı, sosyal ve yenilikçi belediyecilik’ alanında hayata geçirdikleri projeleri sıralarken, 2024-2029 dönemi için yatırım, hizmet ve faaliyet hedeflerini anlattı. Başkan Seçer, şunları kaydetti:
“Mersin büyüyor, değişiyor, kabuğunu kırıyor. Metro, otobüs, köprü, yol, kavşak; bu çalışmalarla Mersin gibi metropol kente yakışır hamleler yaptık. Kadına, yaş almışa, çocuğa, gence, dezavantajlı gruplara uyguladığımız sosyal politikalarla Türkiye’ye örnek olduk. Çocuklarımız için eğitimde, hastalarımız için sağlıkta, üreticilerimiz ve çiftçilerimiz için özellikle küçük ölçekli ve üretici kadınlar için tarımda önemli desteklerle belediyecilikte bir model olduk. Memnuniyetle çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.”
5 yıl önce yola çıkarken Mersinlilere üç temel başlık altında yapacaklarını anlattıklarını hatırlatan Seçer, tüm bu vaatlerin altını doldurduklarını belirtti, şunları dile getirdi:
“KENTİN 1/500 İMAR PLANLARINI BİTİRDİK”
“Bir tanesi kalkınmacı belediyecilikti. Sanayide, tarımda, turizmde, lojistikte, ticarette ne yapacağımızı anlattık. Bütün sektörlere destekler verdik. 20-25 yıldır yılan hikayesine dönen; kentin 1/5000’lik imar planlarını bitirdik. Sanayi bölgelerinin kurulumuna, turizm yatırımlarına destek verdik. Sahili ranta kapattık, halka açtık. Orada belediye kafeleri ile halka hizmet verilmesini sağladık.”
Tarım, lojistik, ticaret ve her sektörde, sektör aktörlerinin fikirlerini alarak hizmetlerini yaptıklarını ifade eden Seçer, gereken noktada da iş birliği yaptıklarını da kaydetti. Kentte yaşayan her gruba ulaştıklarını sözlerine ekleyen Seçer, şöyle devam etti:
“İNOVATİF, VİZYONER, YENİLİKÇİ BİR ANLAYIŞ GETİRDİK”
“Sosyal belediyecilikle Türkiye’ye örnek olduk. Her alanda çığır açtık. Kafalar değişti ne çok değişti. İnovatif, vizyoner, yenilikçi bir anlayış getirdik. Belediyecilik imalatı olarak bu yapılan yolların Türkiye’de örneği yok. ‘Mersin Büyükşehir yaparsa en iyisini ve kalitelisini yapar’ bunu belediyenin girişine yazdık. Hem yenilikçi hem kalkınmacı hem sosyal belediyecilik devam edecek. Artık bu anlayış, bu hizmetler bizim rutinimiz haline geldi. Ama yeni vizyonlar ortaya koymamız ve Mersin’i daha yükseklere taşımamız lazım.”
İkinci 5 yılda uygulamaya koyacakları projeleri sıralayan Seçer, sözlerine metro projesi ile başladı. Metro projesinin süreci ile ilgili yaşananları ayrıntılarıyla anlatan Başkan Seçer, projenin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınmasını sağladıklarını duyurdu. Metro için Seçer, “Sözümüzdür. Mersin metrosu tamamlanacak, Mersinlilerin hizmetine girecek” dedi.
Mersin’in artan nüfusuna dikkati çeken Başkan Seçer, geliri düşük yurttaşlar için hayata geçirecekleri Sosyal Konut Projesi’nin Türkiye’ye model olabilecek bir proje olduğunu sözlerine ekledi, şu bilgileri verdi:
“ORTA-ALT GELİR GRUBUNA SOSYAL KONUT YAPACAĞIZ”
“Kiralar aldı başını gitti. Binlerce orta-alt gelir grubuna uygun Sosyal Konut yapacağız. Birinci amacımız bu konutları yurttaşlarımıza kiraya vermek. İkinci amacımız gelişmelere göre ucuz konutlar yapıp, uygun fiyatlar ve şartlarda yurttaşlarımıza vermek. Bu, ikinci 5 yıllık dönemde bizatihi üzerinde duracağım ve Türkiye’ye model olacağını düşündüğüm çok değerli bir proje. İşte sosyal belediyecilik budur. Mersin Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyeciliğin adıdır, ta kendisidir.
“MERSİN’İ DEPREME VE AFETLERE DAYANIKLILIK KONUSUNDA HAZIR HALE GETİRECEĞİZ”
Depremden sonra Afet İşleri Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. Daha önce de İklim ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’nı kurmuştuk. Deprem bizim için, tüm Türkiye için olduğu gibi önemli bir ders niteliğindeydi. Bu iki daire ve diğer dairelerin katkılarıyla bu süreci başlattık. İkinci 5 yıllık dönemde de ciddiyetle üzerinde duracağımız çalışmalardan bir tanesi bu olacak. Mersin’i depreme ve afetlere dayanıklılığı konusunda hazır hale getireceğiz.
“DURMADIK, DUYARSIZ VE KAYITSIZ KALMADIK”
Durmadık, duyarsız ve kayıtsız kalmadık. Çalışıyoruz. Bunu görmezlikten gelip, ‘Mersin’de trafik sorunu var, 5 yıldır bu yönetim çalışmadı, yetersiz kaldı’ dendiği noktada haksızlık ederler. Durmuyoruz, çalışıyoruz, gecemiz gündüzümüz Mersin için. Biz biliyoruz, vatandaş bizi seviyor, bize inanıyor ve güveniyor.”
Konuşmasında, ‘Tarımsal İnovasyon Merkezi’ kuracaklarını da müjdeleyen Seçer, şunları aktardı:
“GÜNEŞ ENERJİSİ SANTRALİ PROJELERİNE DESTEK VERECEĞİZ”
“Tarım önemli. Özellikle elektrik faturaları tarımda sulama kooperatiflerinin baş belasıdır. Kooperatiflerin tarımsal Güneş Enerjisi Santrali projelerine destek vereceğiz. Nasıl fide-fidanda, sulama borusunda, alet ekipmanda ve hayvancılıkta destek veriyorsak burada da destek vereceğiz.”
Köylerde kuracakları ‘Köyümüz Atölye Projesi’ne değinen Seçer, insanları doğdukları yerde doyurmanın ve yerinde kalkınmanın önemine vurgu yaparak, şöyle konuştu:
“Köyünüzde lavanta üretimi var, bu nasıl raf ürününe dönüştürülebilir? Lavantayı ürettik, lavanta olarak satarsak başka, katma değer katarsak başka… Bunları öğreteceğiz. Gerekiyorsa coğrafi işaret alınacak, paketlemesi, pazarlaması, bütün aşamaları öğrenilecek. Tarımda yaptıklarımız, sürdürülebilir, netice alınabilir ve ekonomiye katkı sunan projeler.”
“YÖRÜK YAŞAM OBASI KURACAĞIZ”
Darısekisi Örnek Köyü’nü kurduklarını ve buranın da güzel ziyaretçi alan bir yer olduğunu dile getiren Seçer, “Yörük Yaşam Obası kuracağız. Müze, sergi alanı, atölyelerden Yörük ürünleri pazarından Yörük mutfağına, dokuma ve çarpana üretim alanına kadar Yörük yaşamına ilişkin her fonksiyonun olduğu çok güzel bir Yörük Yaşam Obası’nın Mersinlilere ve Yörüklerimize sözünü veriyoruz” diye konuştu.
Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile katılımcı demokrasi anlayışı çerçevesinde sık sık bir araya geldiğinin de altını çizen Seçer, konuşmasına şöyle devam etti:
“MERSİN, KATILIMCI DEMOKRASİ İLE YÖNETİLİYOR”
“Hemşehri derneklerinden sendikalara, bütün sivil toplum örgütlerine kadar tüm odalarımızı, derneklerimizi dinliyoruz. Mersin katılımcı demokrasi ile yönetiliyor. Demokrasi lafta değil, uygulamalarla oluyor. Herkes ve her renk burada. İnsanları bir arada ve kardeşçe tutmak önemli. Bu da barış, saygı ve kardeşlik diliyle olur. İnsanları siyasi görüşünden, mezhebinden, meşrebinden ayırarak, onları üzerek ve korkutarak olmaz, sevgiyle olur. Biz tüm Mersin’i kucaklıyoruz, herkesi seviyoruz ve sayıyoruz.”
YENİ EKMEK FABRİKASI KURULACAK, AŞEVİ BÜYÜTÜLECEK
Mersin’de yeni bir ekmek fabrikası açacaklarını da duyuran Seçer, kentte yaşayan herkese hitap edecek ekmek çeşitlerinin çıkacağını kaydedetti, Aşevi’ni de büyüteceklerini açıkladı.
Bisiklet yol ağını geliştirdiklerini vurgulayan Seçer, 148 kilometre bisiklet yolunu 400 kilometreye çıkaracaklarını belirtti. Mersin’i Avrupa Bisiklet Ağı’na aldıracaklarını açıklayan Seçer, şöyle devam etti:
“MERSİN, BİSİKLET TURUNA ÇIKANLARIN UĞRAK YERLERİNDEN OLACAK”
“Dünyada bisiklet turuna çıkanların uğrak yerlerinden biri de bundan sonra Mersin olacak. Dünyanın her tarafından bisiklet tutkunları buraya gelecek. Kent böyle tanınıyor, ekonomisi böyle oluyor. Biz nerede ne olması gerekir, hangi çeşit bitki olması gerekir kaç tane olması gerekir bunu da çalıştık. Önümüzdeki 5 yıl 2,5 milyon ağaç ve bitki ekimi hedefliyoruz.”
İkinci 5 yılında 13 ilçede yapılması planlanan projelerden söz eden Seçer, aktardığı hizmetlerin yüzlerce çalışmadan sadece bazıları olduğunu ifade etti. Başkan Seçer, sözlerine şöyle son verdi:
“13 İLÇEDE BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
“Mersin büyüyor, gelişiyor. Şehirler canlı organizmalar gibidir; büyürler, gelişirler ihtiyaçları bitmez. Bizlerin görevi de yeni ihtiyaçlara, yeni taleplere cevap vermektir. Bıkmadan, usanmadan bunu yapmaya devam edeceğiz. 5 yıllık süre boyunca ayrımcılık yapmadık. Kimseyi siyasi görüşünden, bulunduğu etnik yapısından, inanç grubundan dolayı kategorize etmedik. Şimdi seçime gidiyoruz. Mersin’den hiçbir endişemiz yok. Emin olun Mersin’de güçlüyüz. Önemli olan tüm Türkiye’de güçlü olabilmek. Tüm Türkiye’de güçlü çıkalım. Ben hepinizi, tüm partililerimi göreve çağırıyorum. Bulunduğunuz ilçede ilçe belediye başkan adayınıza, büyükşehir belediye başkanınıza, meclis seçimlerinde partinize destek olmaya, bir olmaya, birlik olmaya çağırıyorum. 13 ilçemiz var, bir de Büyükşehir. 13 ilçede başarıdan başarıya koşmak için mücadele edeceğiz ve başaracağız. Çünkü çalışıyoruz, çalışacağız. Beraber, birlikte çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız. Kazanacağız, başaracağız.”
Toplantı, Başkan Seçer ve eşi Meral Seçer’in, CHP il ve ilçe yöneticileri ile belediye başkan adaylarıyla birlikte zafer pozu vermesinin ardından sona erdi.
]]>Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen tanıtım toplantısına, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz ve bazı ilçe belediye başkan adayları katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz tanıtım toplantısında projelerini ve vaatlerini anlattı.
Aday tanıtım toplantısında konuşan Dr. Fatih Erbakan, “10 Şubat’ta Ankara’da demiştik ki Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethetti, bizim Mehmet’imiz de 16 milyon İstanbullunun gönüllerini fethedecek inşallah. Dün üye sayılarımızı açıkladım. ‘1 Mart itibarıyla üye sayımız 452 bin 800 oldu’ dedim. Bugün üye sayımız 455 bin 300 olmuş. Günde 2 bin 500 kişi artış ayda 75 bin yapar. Biz bu tempoyla, bu aşkla devam ettiğimiz zaman inşallah önümüzdeki aylarda ayda 100 bin üye kaydedeceğiz. Şimdi hedefimiz 31 Mart’a kadar 500 bini geçmek ve inşallah seçimlere üye sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük üçüncü partisi olarak girmek” ifadelerini kullandı.
Yerel seçimlerin 2 açıdan çok önemli olduğunu vurgulayan Erbakan, “31 Mart’ta Yeniden Refah Parti’mizin yerel yönetimlerde iktidar olması iki açıdan çok önemli. Bir tanesi ahlaklı belediyecilikle, Milli Görüş belediyeciliği ile milletimizin yeniden buluşturulması. Rantçı belediyecilikten, örgütçü belediyecilikten, heykelci belediyecilikten usanan milletimizi kurtaracağız ve ahlaklı belediyeciliği inşallah hakim kılacağız. İkinci önemi ise 31 Mart seçimlerinde Yeniden Refah Parti’mizin oy patlamasının 2028 seçimlerinde Yeniden Refah’ın iktidarının yolunu açacak olması” dedi.
31 Mart’ta ahlaklı belediyeciliğin yeniden hakim olacağını söyleyen Erbakan, “Bir diğer önemi belediyelerin borç ve faizden kurtarılması, israfın önlenmesi, belediyelerin giriş kapısına ‘rüşvet alan da veren de melundur’ tabelasının asılmasıdır. Belediye bütçesinden harcama yaparken kendi cebinden harcama yapmaktan daha hassas davranan, ahlaklı belediye başkanlarının koltuğa oturması. Kendi cebinden harcarken rahat rahat harcayabilirsin orada kul hakkı yok ama belediyenin bütçesini harcarken kul hakkı var. Orada kendi cebinden harcıyor gibi harcayamazsın. Bunu da dünyacı değil, ahiret önceliğine sahip olanlar yapabilir. Siyaseti ticaret olarak değil, ibadet olarak görenler yapabilir. Bu yüzden ahlaklı belediyecilik çok önemli. Adam kayırmanın, torpilin, çifte standardın olmadığı bir belediye anlayışı. Dayısı olanın değil, hakkı olanın hizmet makamına oturduğu bir belediyecilik anlayışı önemli. Belediye başkanlığı makamını kendisini ve çevresini zengin etmek için bir ticaret makamı olarak gören değil, milletin derdine derman olup millete hizmet edip Allah’ın rızasını kazanan belediye başkanları olması ahlaklı belediyeciliktir. Bu fedakar dava erlerinin, sizlerin gayreti ile aziz milletimizin desteği ve duası ile, Milli Görüş’ün bereketi ile inşallah 1 Nisan’dan itibaren ahlaklı belediyeciliği İstanbul’da ve tüm ilçelerinde başlatacağız” şeklinde konuştu.
Konuşma sonrası Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz ve ilçe belediye başkan adayları anons edildi.
Adalar’da Faruk İlerisoy, Arnavutköy’de Abdülrezzak İlbeyi, Ataşehir’de Bülent Tüylü, Avcılar’da Mustafa Demirci, Bağcılar’da Faruk Bağcı, Bahçelievler’de Metin Türk, Bakırköy’de Salih Doğan, Başakşehir’de Kadir Karaca, Bayrampaşa’da Hakan Arabacı, Beşiktaş’ta Osman Toprak, Beykoz’da Mustafa Kazım Alpay, Beylikdüzü’nde Vehbi Orakcı, Beyoğlu’nda Zeynel Özmen, Büyükçekmece’de Yücel Sundur, Çatalca’da Ali Açıkgöz, Çekmeköy’de Yücel Evsen, Esenler’de Mahmut Okudan, Esenyurt’ta Ahmet Fatih Hatunoğlu, Eyüpsultan’da Lokman Çelik, Fatih’te Halit Özkarataşlıoğlu, Gaziosmanpaşa’da Neşe Fazlıoğlu, Güngören’de İsa Çetin, Kadıköy’de Levent Metin, Kağıthane’de Burhan Asaf Şafak, Kartal’da Nevzat Şavluk, Küçükçekmece’de Mehmet Yavan, Maltepe’de Küçükağa Hacıefendioğlu, Pendik’te Fahrettin Karakurt, Sancaktepe’de Cemil Cebir, Sarıyer’de İsmet Temel, Şile’de Necmettin Deniz, Silivri’de Ömer Hakverdi, Şişli’de Gülşen Kılınçer, Sultanbeyli’de Ömer Urgun, Sultangazi’de Yasin Kul, Tuzla’da İbrahim Gökay, Ümraniye’de Orçun Şekercioğlu, Üsküdar’da Turgut Sadıkoğlu ve Zeytinburnu’nda Gökhan Kasap aday gösterildi. – İSTANBUL
]]>“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Kurum’dan Özgür Özel’in ‘bedelli askerlik’ eleştirisine cevap: “Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu.
]]>“MURAT KURUM İSTANBUL’DA BÜYÜK FARK YARATACAK”
Kurum’un İstanbul’da büyük bir fark yaratacağını ifade eden Şimşek, İstanbul’daki en önemli sorunlardan ulaşım, konut açığı ve afet riskini AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayının çözeceğini söyledi. Hükümet olarak İstanbul’un altyapısına yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını anlatan Şimşek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, hayata geçirdiği projelerle ulaşım sorununun çözümüne katkı sunduğunu, gelecekte de bu sorunu çözeceğini ifade etti.
“İSTANBUL’U ÇOK DAHA İLERİ BİR NOKTAYA TAŞIYACAĞIZ”
Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde 1 milyon 319 bin sosyal konut yapıldığını belirterek, Murat Kurum’un İstanbul için bir şans olduğunu, kentsel dönüşümü deneyimi ile en iyi şekilde yapacağını kaydetti. Bakan Şimşek, AK Parti’nin yerel yönetim vizyonunda “gerçek belediyecilik” olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti; “Biz insan odaklıyız, bizim belediyecilikten maksadımız hizmet ve eser siyasetidir. Biz, kalkınmanın yerelden başladığını biliyoruz. Bizim belediyecilik anlayışımızda verdiği sözü yerine getirme vardır. Biz böyle bir ekibiz. Katılımcı, kapsayıcı ve hesap verilebilir bir belediyecilikten bahsediyoruz. Hep birlikte İstanbul’u çok daha ileri bir noktaya taşıyacağız. Çünkü bu çağda artık sadece ülkeler rekabet etmiyor, artık illerle, şehirlerle, metropollerle rekabet ediliyor. İstanbul’u daha rekabetçi kim yapabilir? Tabii ki Murat kardeşimiz. Çünkü o bu işin ehli. Çünkü bu birikime ve tecrübeye sahip.”
“EĞER HİZMET YOKSA DEMEK Kİ SORUN BAŞKADIR”
Mehmet Şimşek, muhalefetin hiçbir bahanesi olmadığını çünkü kendilerinin Ankara’dan parayı, kaynağı adil ve kurala dayalı bir şekilde gönderdiklerini vurguladı. 2023 yılında en çok paranın, en çok kaynağın İBB’ye gittiğini bildiren Şimşek, şöyle devam etti; “Ankara’ya gitmiş, İzmir’e gitmiş. Üçü de ana muhalefetin elinde olan belediyeler. Bakın ilk 10’da Antalya var, Mersin var, Adana var. Bu 6 ilin tamamı gördüğünüz gibi muhalefetin elinde. Biz ayrımcılık yapmadık. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur. Biz bütçeden belediyelere parayı, kurala dayalı olarak, formüle dayalı olarak, adil bir şekilde gönderdik. Eğer hizmet yoksa demek ki sorun başkadır. Dolayısıyla çok net bir şekilde biz yerel yönetimlere güçlü kaynak aktarıyoruz. Niçin? Oradaki hemşehrilerimize hizmet için aktarıyoruz, eser için aktarıyoruz, yatırım için aktarıyoruz. Bu kaynakların doğru kullanılması çok değerlidir.”
“DÜNYADA DA TÜRKİYE’DE DE ENFLASYON ÖNEMLİ SORUN”
Şimşek, yerel yönetimlere AK Parti hükümetleri döneminde kaynağı yüz kattan daha fazla artırdıklarına dikkati çekerek, bu anlamda muhalefetin hiçbir bahanesinin olamayacağını ifade etti. Şehirlerin akıllı, çevreye duyarlı, dirençli ve rekabetçi olması gerektiğine işaret eden Şimşek, AK Parti’nin seçim beyannamesinde bunların hepsine yer verildiğini aktardı. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 20 yılda her alanda büyük bir ilerleme sağlandığını ifade ederek, ekonomik sorunların farkında olduklarını, bunu çözmek için geçen eylül ayında kapsamlı bir program açıkladıklarını hatırlattı. Sorunları köklü bir şekilde çözeceklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti; “Çünkü biz, esnafımızın da emeklimizin de işçimizin de asgari ücretlimizin de sorunlarını biliyoruz. Bu sorunları geçmişte çözdük, Türkiye’yi hızlı bir şekilde kalkındırdık. Altyapısını iyileştirdik, eğitimine yatırım yaptık, sağlığına yatırım yaptık, ekonomimizi büyüttük. Son yıllarda dünyada da Türkiye’de de enflasyon önemli bir sorun. Ortaya koyduğumuz programla biz tekrar enflasyonu tek haneye indireceğiz. Enflasyonu tek haneye indirdiğimizde, siz çok daha rahat bir şekilde konut alabileceksiniz. Çünkü konut kredisi alabileceksiniz. AK Parti hükümetleri öncesi, konut kredisi yok denecek kadar azdı. Biz tek haneye indirince, krediye erişim arttı.”
“PROGRAMIMIZI SABIRLA UYGULAYACAĞIZ”
Enflasyonu tekrar tek haneye indireceklerini vurgulayan Şimşek, “Çünkü biz, imkanlarımızın faiz yerine yatırıma ve hizmete gitmesini istiyoruz. Evet, önümüzde tabii ki kolay olmayan bir süreç var. Ama sabırla biz programımızı uygulayacağız ve bu program başarılı olacak. Bu program sayesinde sorunlarımızı çözme imkanı olacak. Gerçekten de program çalışıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, 2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a işaret ederek, “Program eylülde açıklandı. Program çalışıyor. Büyümede, işsizlik oranında, enflasyonda ve bütçe açığında hedefleri 2024’te, 2025’te ve 2026’da tutturacağız. Şimdi hedefimiz ne? Hedefimiz toplumumuzun, milletimizin refahı. Bunun için de dünyayla birlikte zorlu bir dönemdeyiz ama başaracağız. Bize güvenin.” diye konuştu.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>“SORUNLARIN HEPSİNİN ÇARESİ SİZDE”
CHP Genel Başkanı Özel, Manisa’nın ilçelerinde düzenlenen mitinglere katıldı. Soma ilçesinde parti otobüsü üzerinden seçmenlere seslenen Özgür Özel, “Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi 10 lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı, ben emekliyim diyor. Bu sorunların hepsinin çaresi sizde, çaresi sandıkta. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde CHP’nin adaylarına oy vereceğiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE İTTİFAKI BEDELLİ ASKERLİĞE KAÇANLARDAN OY BEKLEMEZ”
‘Türkiye ittifakı’ çağrısını yineleyen Özel, “Bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz” dedi. “Türkiye ittifakı kimden oy bekler” diyen Özgür Özel, “Türkiye ittifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz” ifadelerini kullandı.
TEPKİLER SONRASI YENİ AÇIKLAMA YAPTI
Sözlerinin bedelli askerlik yapanların tepkisini çekmesi üzerine konuya ilişkin yeni bir açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Dedim ki bu ülke için canını verecek herkesten oy istiyorum. Bir yandan da şunu söylüyorum: Hepimiz bu ülke için canımızı veririz ama Tayyip Erdoğan bu ülke için canını veren şehidin tabutunun ucundan tutacak, bir elinde şehidin tabutu bir elinde mikrofon orada siyaset yapacak. Kerpiç briket bir ev penceresiz camına naylon çekilmiş oraya gidecek siyaset yapacak. Sonra da üzerine bir kamuflaj, buraya Cumhurbaşkanlığı forsu, efendim, ‘Recep Tayyip Erdoğan’a kamuflaj ne de yakışmış’ diye 7 tane gazete birden manşet atacak. Eğer bir kamuflaj bir Erdoğan’a yakışacaktıysa Bilal Erdoğan’a yakışaydı, Burak Erdoğan’a yakışaydı. Bunu söyleyip biz vatanseveriz biz vatanımızı severiz, sizinkiler gibi bedelli ile çürük raporu ile kaçmayız dedim.
“SEN KENDİ EVLADINA ÇÜRÜK RAPORU ALIYORSUN”
Diyorlar ki Özgür Özel ‘bedelliden oy istemedi mi?’. O kanunun altında imzam var benim. Oyum var. Bedelli askerlik yapan da bu milletin evladıdır, gidip normal askerlik yapan da evladıdır. Bir dil sürçmesinden siyaset çıkarmaya çalışan Erdoğan’a şunu söylüyorum: Sen kendi evladına çürük raporu alıyorsun da bedelli yapıp askere yollamıyorsun da başkasının gariban çocuğu üzerinden niye siyaset yapıyorsun onu soruyorum onu.”
]]>Karabük Bartınlılar Derneğince düzenlenen toplantıya katılan Tunç, bölgenin bir evladı ve kardeşi olarak, bölge illerine sahip çıkarak, şehirlerin daha müreffeh hale gelmesi için çalıştıklarını söyledi.
Projelerin hayata geçmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirten Tunç, Bartın-Karabük kara yolunun, bölünmüş yol olarak yapılmasını yatırım programlarına aldıklarını kaydetti.
Tunç, AK Parti’nin 22 yıldır iktidarda olduğunu anımsatarak, siyaset anlayışlarının merkezine hep insanı koyduklarını dile getirdi.
Milletin 17 seçimde de AK Parti’yi desteklediğine dikkati çeken Tunç, “Biz de milletimizin bu güvenini boşa çıkarmamak için çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. İnsanı güçlendirmeye devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız.” diye konuştu.
Her dönemde Türkiye’nin daha da gelişmesi için istikrarlı kalkınma hamleleri ortaya koyma gayretinde olduklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“Türkiye’yi ekonomide 3-4 kat büyüttük. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayinde bağımsız olabilmek için mücadele ettik. Savunma sanayinde yerlilik oranını yüzde 80’lere ulaştırarak hem terörle mücadeledeki kararlılığımızı gösterdik hem de dış tehditlere karşı ülkemizin savunmasını daha da güçlü hale getirdik. Enerjide bağımsızlığımızı ilan edebilmek için doğal gaz keşiflerinden petrol keşiflerine, nükleer enerjiye varıncaya kadar her alanda ülkemizi ileriye taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz.”
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle eser ve hizmet siyasetiyle 81 ili hiçbir ayrım yapmadan daha da ileriye taşıyacaklarını vurgulayan Tunç, çocuk ve gençlerin daha müreffeh, daha gelişmiş bir ülkede yaşayabilmelerinin yolunu açmak için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.
“Demokrasimizin standardını yükselttik”
Bakan Tunç, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Demokrasimizin standardını yükselttik. Her türlü vesayetle mücadele ettik. Darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Bundan sonra da bu darbecilerin, vesayetçilerin hiçbir zaman bu karanlık gecelere tevessül edememeleri için çok önemli, sessiz devrim sayılan reformları hayata geçirdik. Anayasa değişiklikleri yaptık. Kanun değişiklikleri yaptık. Yapısal reformları hayata geçirdik ve bundan sonra ülkemizin demokrasisine müdahale edemesinler, milli iradeye kastedemesinler diye o sessiz devrim sayılan reformları milletimizin desteğiyle gerçekleştirdik.”
Çocukların ve gençlerin huzurlu bir geleceğe kavuşması anlamında terörün her türlüsüyle mücadele ettiklerinin altını çizen Tunç, “Dünyada da hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya devam ettik. Dünyada adaleti, hakkaniyeti savunarak, dengeli dış politikamızda bir Türkiye ekseni oluşturduk. Bundan sonra da güçlü Türkiye için gece gündüz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, konuşmasının ardından Karabük Bartınlılar Derneğince engelli vatandaşlara dağıtılmak üzere temin edilen akülü sandalyeleri sahiplerine verdi.
Tunç, çölyak hastaları için oluşturulan gıda kolileri ile Bartın’ın Ulus ilçesindeki okullara ulaştırılmak üzere hazırlanan kitapları da teslim etti.
Adalet Bakanı Tunç, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından kentten ayrıldı.
Bakan Tunç’a, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya ve partililer eşlik etti.
]]>Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı ve Gebze Belediye Başkan adayı Erkan Baş İzmir ilçe belediye başkan adayları tanıtım toplantısında konuştu, “Bu iktidarın en önemli özelliği İzmir’e İzmirliye düşman olmasıdır. Çünkü İzmir’in temsil ettiği bütün değerler aslında bu iktidarın yok etmek istediği değerler. Cumhuriyet değerlerini, Laikliğin değerlerini, özgürlüğü yok etmek istiyor.” dedi.
Türkiye İşçi Partisi İzmir belediye başkan adaylarının tanıtım töreni, Genel Başkanı Erkan Baş’ın katılımıyla Çiğli Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Tanıtım törenine TİP İl Başkanı Kenan Yılmaz’ın yanı sıra çok sayıda partili katıldı.
“TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ HALKIN TERCİH HAKKINA SAYGI DUYACAK”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Hatay örneğinde olduğu gibi iki tane deprem suçlusundan bir tanesini seçmeye mecbur bırakıldığınız zaman Türkiye İşçi Partisi halkın tercih hakkına saygı duyacak ve gereken alternatifi ortaya koyacaktır dedik. Biz hırsızın mavisini kırmızısını tanımayız, yalancının mavisini kırmızısınız tanımayız, katilin mavisini kırmızısını tanımayız. Yalancıya, hırsıza talancıya karşı dimdik her yerde dururuz her yerde. Artık mecburiyet siyaseti bitti. Türkiye’nin hiçbir yerinde ben şunu söylemedim. Mecbursunuz bize oy vereceksiniz demedim. Mecbur oy verme dönemini bitiriyoruz. Biz halkın gönlünü kazanmaya geldik. Biz halkın aklını kazanmaya geldik Mecburen değil seve seve yürekten oy vermek isteyenlerin oyunu almaya geldik. Şimdi İzmir’deyiz. İzmir’de olmak hem çok kolay hem çok zor. Çok kolay çünkü İzmir’in çok güzel insanları var. İzmir’in denizi var, İzmir’in tarımı var emek var emekçiler İzmir’i güzelleştiren İzmir’in kadınları var, gençleri var. İzmir bu açılardan baktığımızda çok güzel bir kent yaşamanın çok güzel olması gereken bir kent.
“TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ İZMİR’İN İLÇELERİNDE İZMİRLİ HAK ETTİĞİNİ ALSIN DİYE ADAY ÇIKARTIYOR”
Ama İzmir’de yaşamanın bir de çok zor bir yönü var çünkü ülkenin tepesinde bir iktidar var 22 yıldır bu ülkeyi yöneten bu iktidarın en önemli özellikleri nedir diye bana sorsanız. Ene önemli özelliği işçiye, emekçiye, halka düşman olmasıdır. En önemli özelliği Kürde aleviye yoksula düşman olmasıdır. Ama bunların hepsini toplamında bu iktidarın en önemli özelliği İzmir’e İzmirliye düşman olmasıdır. Çünkü İzmir’in temsil ettiği bütün değerler aslında bu iktidarın yok etmek istediği değerler. Cumhuriyet değerlerini, Laikliğin değerlerini, özgürlüğü yok etmek istiyor. Aslında şöyle düşünüyor. İzmir’i teslim alırsam bütün Türkiye’yi teslim alırım diye düşüyor. O yüzden her türlü zorbalığı, her türlü zulmü, yerleştirerek yapan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı var. İzmirli bunu biliyor mu biliyor. O yüzden de bu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne hiç ama hiç yüz vermiyor. Fakat işte İzmir’i bu iktidar tarafından hedef hale getirilmesini kusura bakmayın ana muhalefette de yarattığı bir muhalefet tembelliği var. Nasıl olsa diyor bu İzmirliler bu AKP zihniyetlerine MHP zihniyetine teslim olmazlar o yüzden benim İzmir’e hizmet etmeme de gerek yok. İzmirlinin hakkını vermeme de gerek yok. Seçimden seçime bir aday çıkartırım. Kimi çıkartırsam da İzmir’de de ilçelerinde de insanlar bu adaya oy verirler. İşte arkadaşlar Türkiye İşçi Partisi onun için bu seçimlerde İzmir ilçelerin de adaydır. Artık tembel muhalefet dönemi bitti. Nasıl olsa bu seçimi biz alıyoruz dönemi bitti. Türkiye İşçi Partisi neden İzmir’in ilçelerinde adaylar çıkartıyor. İzmir’i hak ettiğini alsın diye aday çıkartıyor. İzmirli kendine yakışanı alsın diye aday çıkartıyor.”
]]>Partisinin Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek’in Kültür Sitesi Lale Salonu’nda düzenlenen Proje Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Özel, yerel seçimlerde, büyükşehir dahil birçok belediyeyi kazanmak istediklerini söyledi.
Özel, anket sonuçlarına göre Manisa’daki pek çok ilçede AK Parti ile yarıştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Geçen seçim CHP olarak bağrımıza taş bastık. CHP’ye ‘Büyükşehir, Şehzadeler ve Yunusemre İYİ Partide olacak dediler’, ‘Tamam’ dedik. Gittik oylarımızı İYİ Partiye verdik. Bu seçimde de İYİ Partinin adayı var iki tarafta… Keşke ittifak kurabilseydik, birimizin olduğu yerde öbürümüz olmasaydı. Büyükşehirde de her yerde de çok daha rahat olsaydık ama olmadı. Ama ben Manisalı hemşehrilerimden, iyi insanlardan, güneş yüzlü insanlardan, gözlerinde güneş açanlardan kendi memleketimde bir beklentim var. Siz geçen birlikte mücadele edip yenemediğimiz AK Parti’yi bu sefer Gülşah (CHP Şehzadeler Belediye Başkan adayı Gülşah Durbay) değiştiriyor, aman ha arkamızda durun sakın bize kaybettirmeyin. Ayrıca şunu unutmayın ‘eski dosttan düşman olmaz’, o belediye İYİ Partiye gönül vermiş herkesin de belediyesi olacak.”
Özel, Yunusemre ilçesinde de adayları Semih Balaban’ın önde olduğunu öne sürdü.
Manisa’daki İYİ Parti seçmeninden destek beklediklerini vurgulayan Özel, “Ben söyleyince, hep ‘abla’ dediğim, çok sevdiğim Meral Hanım biraz da kızmaya başladı ama geçen seçimde bize İYİ Parti söylendiği anda Büyükşehirde, Yunusemre’de hep birlikte İYİ Partiye verdik, canla başla çalıştık. Herhalde Manisa’daki İYİ Partililer hepimizden çok İYİ Partiye sahip çıkan Semih Balaban’a gönül borçlarını bu sefer ödeyecekler.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti ile görüşmelerine yönelik eleştirilere de değinen Özel, şöyle konuştu:
“Efendim ‘DEM Parti ile görüşüyor’, önümüzde bayram var. Bana bir şeyle övünebilirsin deseler ne ile övünürüm biliyor musunuz? Biz Türkiye’deki tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek partiyiz. Çünkü biz Türkiye’nin temel direğiyiz, taşıyıcı kolonuyuz. Ben 6,5 milyon oy veren yurttaşın hatırına ve saygısına DEM Parti ile bayramlaşırım. MHP, İYİ Parti, AK Parti ve DSP ile bütün partilerle bayramlaşabilen tek parti CHP’dir. O yüzden CHP’liler partisiyle gurur duysun. İşbirliği yaparsak açık söyleriz, ittifak yaparsak açık yaparız. Bu sefer de ‘Bir ittifak var açıkla’ diyorlar, Açıklıyorum. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır, rengi ay yıldızlı al bayrağın rengidir.”
Zeyrek, projelerini anlattı
CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek de seçilmesi halinde Manisa’da ilk 2 tonluk şebeke suyunu 1 liradan vatandaşlara sunacaklarını belirtti.
250 gramlık halk ekmeği 5 liradan satacaklarını, 3 yılda tamamlayacağı raylı sistem projesiyle günde 45 bin yolcuyu taşıyacaklarını, 15 yılda kendisini finanse edecek raylı sistem projesiyle şehirde ulaşımın yüzde 50 ucuzlayacağını söyleyen Zeyrek, ayrıca İzmir ile Manisa’yı raylı sistemle birbirine bağlayarak iki kent arasındaki ulaşımı 15 dakikaya düşüreceklerini anlattı.
Zeyrek, pek çok ilçedeki otogarları yenileyeceklerini, altyapı ve üstyapıyı modernleştirerek kente yeni meydanlar kazandıracaklarını, kavşakları yenileyip otopark sayısını arttırarak şehirdeki ulaşımı rahatlatacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Özkan Çetinkaya’nın proje tanıtım toplantısına katıldı. Kabinede yer aldığını ve bir köprü görevi görmeye söz veren Bakan Tunç, “Bölgenin bir evladı olarak sizlerin hemşerisi olarak kabinede hükümetimizde sayın Cumhurbaşkanımız da bir köprü vazifesi görmeye bir kere buradan söz veriyoruz. Milletvekillerimize el ele vererek inşallah Özkan kardeşimizi il belediyeleri arasında en genç başkan olarak inşallah başarılı olmasını sizler seçtikten sonra Karabüklü hemşerilerimizin takdiriyle inşallah bu projeleri hayata geçireceğiz. Bu güzel projeleri ne kadar süre içerisinde hayata geçirebilirsiniz dedim. İlk 5 yıl dedi yani ilk 5 yılda eğer bu projeler hayata geçerse gerçekten Karabük bambaşka bir Karabük olur” dedi.
“Karabük’te yeni bir dönem başladığını hep beraber görüyoruz”
AK Parti’nin adayı Özkan Çetintaya’nın adaylığı ile birlikte Karabük’te yeni bir dönem başladığını ifade eden Tunç, “Bu heyecan Özkan kardeşimizde var. Artık Karabük’te yeni bir dönem başladığını hep beraber görüyoruz Karabük’müze bugüne kadar çok önemli hizmetleri geçen değerli milletvekillerimiz oldu. Onlara buradan çok teşekkür ediyoruz, bir kısmı aramızda. Mehmet Ali Şahin başkanımız da aramızda. Diğer aramızda bulunan milletvekillerimize varıncaya kadar hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Hükümet yatırımları konusunda çok önemli mesafeler aldı. Hayatını kaybeden milletvekillerimiz Burhanettin hocamız, Ali Öğüten milletvekilimiz Allah’tan rahmet diliyoruz. Yine bugüne kadar bu teşkilata emek veren teşkilat mensuplarımızla hayatını kaybedenlere de Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz. Kastamonu’da büyük bir heyecan var oradan Kastamonu Taşköprü ye geçtik. Seçim irtibat bürosunu açmak için gittik. Ama bir mitinge dönüştü, büyük bir heyecan olduğunu gördük. Oradan Sinop’a gittik Sinop’ta da adayımızın projelerinin tanıtım toplantısına katıldık. Adayımızın Sinop’a değer katacak o güzel Karadeniz’in incisine yükseltecek projeleri dinledik. Bugün de biraz gecikmeli olarak bu toplantıya katıldık. Karabükümüzün önünün açık olduğunu ve inşallah Karabüklülerin bu fırsatı vererek Karabük’te gerçek belediyeciliğe başlatacaklarını yürekten inanıyorum” diye konuştu.
“Karabük’ü Karadeniz’e bağlayan yol projenin takipçisiyiz”
Karabük’ü Karadeniz’e bağlayan yol projesini hayata geçirmek için önümüzdeki süreçte yoğun çaba sarf edeceklerini belirten Tunç, “Karabük demir çeliğin başkenti. Karabük, Zonguldak, Bartın daha önce tek bir vilayetti. Sonrasında ayrı ayrı yollarımıza devam ettik ama gönüller bir oldu. Ortak projelerimiz var bu ortak projelerin hayata geçmesi için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. En başta Karabük’ü Karadeniz’e bağlayan yol projemiz. Yatırım programımızda inşallah Karabük, Safranbolu-Bartın duble yolunun yapılmasıyla ilgili olarak hem Özkan kardeşimiz Belediye Başkanı olduğunda daha çok bastıracak inşallah. Hem de milletvekillerimizle beraber biz o projenin takipçisiyiz. Çünkü Karabükümüzü sahile ulaştıracak Amasra ile Karabük’ü ve Safranbolu’yu bütünleştirecek önemli bir yol projesi. İnşallah onu hayata geçirmek için de önümüzdeki dönemde yoğun bir gayret göstereceğiz. Yine Karabük’te Garpark çok güzel bir proje. O zaten tek başına o hayata geçse Karabük’te Karabük bambaşka bir güzelliğe kavuşacak. ve o gar parkın hemen yanında da Adalet Bakanlığı’na tahsis edilen 21 bin metrekare alan var ve orada bir proje çalışmalarını başlattık. İnşallah önümüzdeki günlerde proje tekliflerini alacağız ve Karabük’e yakışır ve o gar parkla bütünleşecek o meydanla bütünleşecek mimaride adaletin de vatanına yakışır bir adalet sarayına inşallah kazandıracağız” dedi.
“Cumhurbaşkanımız İstanbul’u yaşanılır hale getirdi, o başarı dalga dalga yayıldı”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki başarısının Anadolu’da dalga dalga yayıldığını milletin de “AK Parti’yi kurt, sorunları sen çözersin” dediğini anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“1994’te Cumhurbaşkanımızın Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimindeki o yaşanılmaz hale getirilen İstanbul’u devralarak 4,5- 5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yaşanılır hale getirmiş olması işte orada gerçek belediyeciliğinin temellerinin atıldığı dönemdir. Havası soluna olmayan çöpleri toplanamayan sıla ve akmayan Haliç’in kenarından kokudan geçilmeyen İstanbul’u devraldı Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminden 94 te sayın Cumhurbaşkanımız ve tek bir dönemde kısa bir süre içerisinde İstanbul’u yaşanılır hale getirdi ve o başarı Anadolu’da dalga dalga yayıldı AK Parti’nin kurulmasını sağladı adeta milletimiz o başarıyı gördü İstanbul’u bu kısa süre içerisinde o çözülemeyen sorunlarını çözdü ve İstanbul’da yaşanır hale getirdin dedi bütün milletimiz Anadolu’da. ‘Sen bir parti kur, seni Başbakan yapalım. Türkiye’nin de çözülemeyen sorunlarına sen çözersin’ dedi ve adeta onun bir parti kurmasını zorladı, Yani AK Parti’nin kuruluş sebebi gerçek belediyecilikten gelir. Gerçek belediyecilik o dönemde uygulanan ve AK Parti’nin kurulmasıyla beraber de bütün ülke genelinde eser ve hizmet siyasetine dönüşen ekolün adıdır.”
“17 seçimde milletimiz tercihini yaptı. Şimdi 18. Sandık geliyor”
AK Parti’nin 22 yıldan bu yana iktidarda olduğunu 17 seçimde milletin tercihini AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan yaptığını belirten Tunç, “Şimdi Karabük inşallah yeni bir dönemi 1 Nisan’dan itibaren o ruhu burada başlatacak inşallah. Bundan hiç şüphemiz yok. O başarı AK Parti’nin kurulmasını sağladı ve 14 ay gibi kısa bir süre içerisinde milletimiz söz verdiği gibi tek başına iktidara getirdi. 22 yıldan bu yana da iktidardayız. 17 seçim geldi geçti, 17 seçimde de milletimiz tercihini AK Parti’den Recep Tayyip Erdoğan’dan Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı. Şimdi 18 sandık geliyor. Muhalefetin içinde bulunduğu durumu görüyorsunuz. 10 ay önce yapılan seçimlerde bir ittifakları vardı, şimdi dağıldılar altılı masa dediler. Masanın orta hakları vardı. Cumhurbaşkanı adaylarını şimdi kendi partilerine genel başkanlığına bile layık görmediler. Sonrasında o Cumhurbaşkanı yardımcısı olacak kişiler de şimdi hepsi birbirine düştü. Demek ki Allah korusun bunlar bir iktidara gelmiş olsalardı; iktidarı nasıl paylaşacaklarını nasıl paylaşamayacaklarını işte şimdi içinde bulundukları duruma baktığımız zaman görüyoruz. Nasıl bir tehlikeden geçmişiz ama milletimiz gerçekten kadirşinas ve izan sahibi. En doğru kararı verdi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde kabinemizin ikinci dönemini başlattı. Şimdi 31 Mart’ta vereceğimiz kararla da yerel seçimleri yapacağız. Yerel seçimler önemli. Şehirlerimizi yönetecek olan belediye başkanları önemli. Gerçek belediyecilik önemli. Gerçek belediyecilik dediğimiz zaman kalkınmacı belediyeciliktir. Şehrini geliştiren büyüten üretken belediyeciliktir. Yeni projeler üretir, vaat ettiği projelerin de ötesine geçen uygulayan sürekli hükümetten isteyen, proje üretip bakanından milletvekilinden o projelere destek isteyen belediyeciliktir. Gerçek belediyecilik şefkatli belediyeciliktir. Biraz önce örneklerini gördüğümüz. Fakir fukaranın yardımına koşan hastayı evinde hasta bakımını yapan, yaşlının ayağına giden, belediyecilik hizmetlerinde özellikle kimi kimsesi olmayanları gözeten belediyeciliktir. Gerçek belediyecilik ulaşılabilir belediyeciliktir. Erişilebilir belediyeciliktir. Bir problem için telefonu açtığınızda belediyeye orada karşınızda muhatap bulabilmektir. Gerçek belediyecilik hem fiziken ulaşılabilen hem de dijital yolla da ulaşılabilen işte biraz önce Özkan Bey’in projeleri tüm bu ilkelere ihtiva eden çok güzel hazırlanmış düşünülmüş, taşınmış ve uygulanabilir belediyeciliktir. Adil belediyeciliktir. Herkese eşit hizmet götürür, her mahalleye eşit hizmet götürür. Ayrım yapmaz mahalle ayrımı yapmaz, dolayısıyla adaletlidir, güvenilirdir. İnşallah tüm bu ilkelere uygun işte biraz önceki gördüğümüz projeler de hayata geçtiğinde Karabüklü hemşerilerimiz yaşamaktan gurur duyduğu onur duyduğu ve çocuklarımızın da Karabük’te yaşamaktan mutlu olduğu bir şehri inşallah imar edecek ve gönülleri de ihya ederek yoluna devam edecek” dedi.
“Ülkemizi istikrarlı kalkınma hamleleriyle ileriye taşıdık”
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyerek eğitimden sağlığa sosyal politikalardan kültüre her alanda insanı güçlendirmek için çalıştıklarını belirten Tunç, “22 yıldan bu yana hep önce insan dedik insanı yaşat ki devlet yaşasın dedi. Bunu derken biz sadece bunu parti programımıza yazmakla ya da bir slogan olarak kullanmadık bunu uygulamamızla, icraatımızla gösterdik. Eğitimden, sağlığa, sosyal politikalardan kültüre her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insanı güçlendiren insanı önemseyen politikalara ağırlık verdik. Bu nedenle zaten 22 yıldan bu yana iktidarda kalabildik. İnsanı önemsemeye öncelemeye devam edeceğiz. Hep önce insan demeye devam edeceğiz. Kadınıyla genciyle yaşlısıyla işçisiyle memuruyla emeklisi ile çocuğuyla hep insan diyeceğiz. Önce insan diyeceğiz, insan güçlü olacak ki aile güçlü olsun. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun, millet olarak güçlü olalım. İstikrarlı kalkınma hamlelerini kesintisiz sürdürdük. Bugüne kadar 81 vilayetimizin eserlerle donattık. Hiçbir ayrım yapmadan bunu gerçekleştirdik. 81 vilayetimizde gerçekleştirdiğimiz o icaratlarla ülkemizi o istikrarlı kalkınma hamleleriyle ileriye taşıdık. Enerjide bağımsız savunma, sanayinde bağımsız, yabancıya muhtaç olmayan bir Türkiye olsun diye hem çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri birer birer kaldırdık. Özgürlük alanını genişlettik. Üniversitelere alınmayan kız çocuklarımızı hatırlayalım. O birinci olan kürsülerden yaka paça aşağıya indirilen kızlarımızı hatırlayalım. İşte 28 Şubat’ın yıl dönümünü daha yeni geride bıraktık. O karanlık günlerden bugünlere geldik. Temel hak ve özgürlüklerin önüne engel koymak isteyen vesayetçi darbeci anlayışla mücadele ede ede bugünlere geldik demokrasimizi güçlendirdik. Ülkemizde yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşabilmesi için mücadelesine milletimizle beraber yaptık. Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmak için çocuklarımızın gençlerimizin daha huzurlu bir geleceğe kavuşması için terörün her türlüsüyle mücadele ettik ve kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz inşallah. Karabüklü hemşerilerimiz bu mücadelede hep yanımızda oldu. Genel seçimlerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, referandumlarda rekor oranda destek verdiniz. O nedenle biz Karabüklü hemşerilerimize borcumuz var ve inşallah belediyeyi de kazandıktan sonra şu projeleri çok hızlı bir şekilde hayata geçirerek hem yerelde hem genelde bu borcumuzu biz Karabüklü hemşerilerimize ödemek istiyoruz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz, Karabüklü hemşerilerimiz bu fırsatı verecek” şeklinde konuştu.
“Vesayetçi anlayış bir daha devreye giremesin diye önemli yapısal reformları hayata geçirdik”
Türkiye’nin demokrasisini güçlendirmek için çalıştıklarını, bunları yapmaya çalışırken de her türlü engellemelerle karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Tunç, Anayasa’daki vesayetçi anlayışın bir daha devreye girememesi için önemli yapısal reformları hayata geçirdiklerini kaydetti. 15 Temmuz hain darbe girişimine de değinen Tunç şöyle devam etti:
“Türkiye’nin demokrasisini güçlendirmek için çalıştık. Bakınız 22 yıldan bu yana ülkemiz ekonomide 3-4 kat büyürken dünya projelerine adım atarken milletimizin refahını artırmaya yönelik icraatları yapmaya çalışırken, her türlü türlü engellemelerle karşı karşıya kaldık. 367 krizleri, e muhtıralar, parti kapatma davaları, gezi olayları ki Türkiye’nin enflasyonun yüzde 5’e düştüğü faizlerin yüzde 5’e düştüğü dünya projelerini konuştuğumuz, dünyanın en büyük hava alanlarını konuştuğumuz köprülerini konuştuğumuz nükleer santralini konuştuğumuz enerjide bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz savunma sanayinde yüzde 80’lere varan yerlilik oranını yakalamaya çalıştığımız ve İMF defterini kapatarak bize artık dünyaya ekonomide de kimseye muhtaç değiliz diye ilan ettiğimiz bir dönemde o gezi olaylarını başlattılar. Sokakları ateşe vererek adeta bir sokak darbesiyle hükümeti değiştirmeye çalıştılar. Başaramadılar sonrasında 17-25 Aralık emniyet-yargı darbesiyle başarabileceklerini zannettiler. Orada da başaramadılar. Terörü azdırmaya çalıştılar. Hendekler kazdılar başarılı olamadılar. Son darbeyi 15 Temmuz karanlık gecesinde vurabileceklerini ve Türkiye’nin yönetimini birilerine küresel güçlere devredebileceklerini düşündüler ama milletimizin şanlı direnişiyle Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşuyla karşı karşıya kaldılar. O darbecileri o karanlık geceyi darbecilere darbe yaparak aydınlığa çevirmeyi milletimizle başardı. Şimdi tabii ondan sonraki süreçte bir yönetim reformu yaptık. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek Cumhuriyetimizi güçlendiren demokrasimizi güçlendiren halkın yürütmeyi doğrudan belirlediği istikrar sistemine adım attık. O istikrarsız yönetim koalisyonlar devri olan parlamenter sistemi bırakarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtik. Anayasamızda önemli bir yönetim reformuydu. Bunun dışında anayasamızda temel hak ve özgürlükleri genişleten, hak arama yollarını artıran kadın hakları çocuk hakları dezavantajlı kesimlerde dediğimiz engellilerimiz şehit, gazilerimiz tüm bunlara pozitif ayrımcılık getiren düzenlemeleri hayata geçirdik. Anayasamızda vesayetçi ve darbeci ruhu taşıyan maddeleri ortadan kaldırmaya ve anayasamızı vesayetçi ruhtan arındırmaya çalıştık. Milletimizin desteğiyle bunları yaptık. Anayasamızda bir daha bu ülkede darbe olmasın vesayetçi anlayış bir daha devreye giremesin diye önemli yapısal reformları hayata geçirdik.”
“İnşallah parlamentomuz da bu uzlaşma sağlanır”
YAŞ, MGK, HSK, Anayasa Mahkemesi’nin yapısına varıncaya kadar demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdiklerini belirten Yılmaz Tunç, “Yüksek Askeri şuranın yapısından, Milli Güvenlik Kurulunun yapısına varıncaya kadar, hakimler savcılar kurulunun yapısından Anayasa Mahkemesi’nin yapısına varıncaya kadar tüm bunları demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik. Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Özel yetkili mahkemeleri kaldırdık. Askeri mahkemeleri kaldırdık. Askeri, Yargıtay’dan. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne varıncaya kadar, tüm bunlar anayasamızda temizlendi. Darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı anayasamızda kaldırdık. Sıkıyönetim gerektiğinde ilan edilebilir diye bir madde vardı anayasamızda kaldırdık. Anayasamızın vesayetçi ruhunu azalttık ama tabii tüm bu değişiklikler önceki dönemlerde yapılan değişikliklerde anayasadaki vesayetçi ruhun azalmasını sağladı. Tamamen ortadan kalkmasını o maddelere sinen ruh bakımından tam diyemeyiz. O zaman şimdi önümüzdeki hedefimiz Türkiye vizyonunun başında, ülkemizi milletimizi demokratik, sivil, katılımcı, temel hak ve özgürlükleri öne alan yeni bir anayasaya kavuşturmak inşallah parlamentomuz da bu uzlaşma sağlanır ve özellikle temel hak ve özgürlükleri insan haklarını güvenceye alan bir anayasayla yolumuza inşallah Türkiye vizyonunda devam ederiz” diye sözlerini tamamladı. – KARABÜK
]]>İsmi açıklanmayan yetkili, kabul edilen bu ateşkesin kalıcı olarak bölgede sürmesi için çalışmaların devam edeceğini de ifade etti.
BİDEN, ATEŞKES İÇİN PAZARTESİYİ İŞARET ETMİŞTİ
ABD Başkanı Biden, hafta başında New York’a yaptığı ziyarette basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlamıştı. Biden, Gazze’de ne zaman bir ateşkes sağlanabileceğine ilişkin soruya, “Umuyorum bu hafta sonuna kadar. Ulusal güvenlik danışmanım çok yakın olduğumuzu söyledi ama daha tamamlamadık. Umuyorum ki gelecek pazartesiye kadar (Gazze’de) bir ateşkes sağlanacaktır.” şeklinde yanıt vermişti.
ABD Başkanı Joe BidenTASLAK UZLAŞIYA GÖRE ATEŞKESİN İLK AŞAMASI 6 HAFTA SÜRECEK
Hamas ile İsrail arasında arabulucuların müzakere ettiği Gazze Şeridi’nde ateşkes ve karşılıklı esir takası uzlaşısının aşamalı olacağı, ilk başta 6 haftalık bir ateşkes ve Gazze’deki 35 kadar İsrailli esirin serbest bırakılmasının planlandığı belirtildi.
Arapça yayın yapan Londra merkezli Şark el-Avsat’ın Filistinli kaynaklara dayandırdığı habere göre, taraflar arasında Paris’te taslağı oluşturulan uzlaşıya göre ateşkes ilk aşamada 6 hafta süreyle devreye girecek.

Ateşkesin birinci aşamasında Gazze Şeridi’ndeki 35 kadar İsrailli serbest bırakılacak, İsrail hapishanelerindeki yüzlerce Filistinli esir de salıverilecek.
Taraflar arasında “karşılıklı serbest bırakılacak esir listeleri, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinden çekilmesi, Filistinlilerin buraya yeniden dönmesi, savaşın kesin biçimde sonlanması” gibi konular, anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşaması için yeniden müzakere edilecek.

İsrail devlet televizyonu KAN ise İsrail ordusunun “çatışmalara ara vermeye hazır olduğunu”, bu süreyi “sahadaki güçlerin takviyesi, tedarik, Gazze’nin kuzeyi ve güneyine saldırıya hazırlık olarak” kullanacağını bildirdi.
İsrail’den yayın yapan Kanal 12 televizyonu, ateşkes müzakerelerinin ilerleyen günlerde Kahire ya da Doha’da bir anlaşmayla sonuçlanabileceğini ve ramazan ayında uygulamaya girebileceğini aktardı.

HAMAS’IN ÇEKİNCELERİ
Öte yandan Hamas Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamid, el-Gad televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail’in “ateşkes anlaşmasını bir esir takası anlaşmasına dönüştürmek” istediğini ve içeriğini boşaltmaya çalıştığını belirtti.
İsrail basınının aktardığının aksine müzakerelerin “olumlu bir atmosferde geçmediğine” işaret eden Hamid, Hamas’ın “Gazze’ye saldırıların sonlandırılması, İsrail ordusunun gerekirse aşamalı olarak Gazze’den çekilmesi talebine karşı Tel Aviv’in ret yanıtında inatçı davranmasının görüşmeleri zorlaştırdığını” kaydetti.

Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin basın danışmanı Tahir en-Nunu, Mısır’ın el-Vatan gazetesine yaptığı açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Hamas’ın “taleplerinden taviz verdiğini açıklamasının” gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
İsrail’i anlaşmaya varılmasını engellemekle suçlayan en-Nunu, Hamas’ın “anlaşma için savaşın bitmesi, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesi, ablukanın kaldırılması ve Gazze’nin yeniden inşası şartlarına bağlı olduğunu” vurguladı.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ise en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı. Enkaz altında hala binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>ABD, GAZZE’YE 38 BİN ÖĞÜNLÜK GIDA YARDIMI ATTI
ABD Merkez Komutanlığından (CENTCOM) yapılan açıklamada, ABD ordusuna ait 3 adet C-130 kargo uçağının Gazze’ye bugün havadan insani yardım ulaştırdığı belirtildi. Gazze saati ile 15.00-17.00’de Ürdün Kraliyet Hava Kuvvetleri ile ortak olarak gerçekleştirilen insani yardım operasyonunda ABD’nin Gazze’nin kıyı şeridine havadan bıraktığı paletlerin yaklaşık 38 bin öğünlük gıda içerdiği kaydedildi.
Açıklamada, “Bu hava yardımları, yardım akışının kara koridorları ve rotaları yoluyla genişletilmesi de dahil olmak üzere Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırmaya yönelik sürekli çabaların bir parçasıdır.” ifadesi paylaşıldı.

İSRAİL’İN KARA YARDIMLARINA İZİN VERMEMESİ ÜZERİNE YARDIMLAR HAVADAN ATILIYOR
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, Gazze’deki 2,3 milyon insanın en az dörtte birinin şiddetli açlıkla karşı karşıya bulunduğunu, havadan atılan yardımların yardım dağıtımında etkili bir yöntem olmadığını, ancak son çare olarak başvurulabilecek bir önlem olduğunu belirtiyor.
İsrail’in karadan insani yardımların Gazze’ye girişine izin vermemesinden dolayı Ürdün ve Mısır da daha önce Gazze’ye havadan insani yardım ulaştırmaya çalışmıştı.
Öte yandan, İsrail ordusunun, 29 Şubat’ta Gazze kentinde insani yardım bekleyen Filistinlilere yönelik saldırısında 116 kişi hayatını kaybetmiş, 760’dan fazla kişi de yaralanmıştı.
Gazze’deki hükümet, İsrail’in insanı yardım bekleyenlere yönelik saldırısının “kasıtlı ve planlı” olduğunu vurgulamış ve “İşgal ordusu bu kişilerin, bölgeye insani yardım almak için geldiklerini biliyordu ancak onları soğukkanlılıkla öldürdü.” ifadelerini kullanmıştı.

ABD BİR YANDAN İSRAİL’E SİLAH GÖNDERİYOR
Öte yandan ABD ordusu, İsrail’in Gazze’deki katliamına desteğini sürdürüyor. ABD, 7 Ekim’den bu yana İsrail’e binlerce ton askeri teçhizat sağladı, savaş gemileri gönderdi ve istihbarat desteği verdi. İsrail, 7 Ekim’den bu yana ABD’den, silah ve mühimmat ile üst düzey komutanların danışmanlığına kadar birçok alanda destek aldı.

ABD’NİN İSRAİL’E SAĞLADIĞI SİLAH VE MÜHİMMAT DESTEKLERİ
ABD, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının başlamasından bu yana İsrail’e mühimmat, araç, silah, koruyucu ekipman ve tıbbi malzeme dahil olmak üzere binlerce askeri malzeme sağladı.
ABD, Aralık 2023 itibarıyla İsrail’e 230 kargo uçağı, silah ve askeri teçhizat yüklü 20 gemi gönderdi.
Wall Street Journal’ın (WSJ), Aralık 2023’teki haberinde, ABD tarafından İsrail’e gönderilen mühimmatın 5 bin 400’den fazla MK84 savaş başlığı bombası ve 5 binden fazla MK82 güdümsüz bombadan oluştuğu belirtildi.

Haberde ayrıca, 1000 civarında GBU-39 küçük çaplı bomba ve yaklaşık 3 bin müşterek doğrudan taarruz mühimmatının (JDAM) bulunduğu kaydedildi.
WSJ’a göre, yaklaşık 15 bin bomba ve 57 bin top mermisinin bulunduğu silah sevkiyatı, İsrail’e C-17 tipi askeri kargo uçaklarıyla gönderildi.

ON MİLYONLARCA DOLAR DEĞERİNDE BOMBA VE MÜHİMMAT DAHA GÖNDERECEKLER
İsrail’in yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’deki katliamı devam ederken, ABD yönetiminin de Tel Aviv’e silah desteği sürüyor. The Wall Street Journal (WSJ) Gazetesi, Biden yönetiminin İsrail’e silah göndermeyi planladığını yazdı. ABD’li yetkililere dayandırılan haberde, İsrail’e gönderilecek silah teslimatının her birinden yaklaşık bin adet olmak üzere MK-82 türü bomba, KMU-572 saldırı mühimmatı ve FMU-139 bomba fitillerini içerdiği kaydedildi.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Keçiören’de konuştu. Ankara için ne yapmak istedilerse engellendiklerini belirten Yavaş, tüm ihaleleri canlı yayınladıklarını, halka hesap verdiklerini kaynakları “har vurup harman savurmadıklarını” anlattı. Yavaş, “Ankara’nın gerçek ihtiyaçları nedir onları tespit ediyoruz. Aynı zamanda kaça yapıyoruz, bunların hepsinin biz size hesabını veriyoruz. Ama lafa geldiği zaman ‘Ben bu dünyada hesap vermem, öbür dünyada Allah’a hesap verin’ deyip sıyrılıyorlar. Ben de diyorum ki; artık bu işler bitsin, şaibeler bütün belediyelerin üstünden kalksın Türkiye’de. Artık siyaset kolay kazanma, kar kapısı olmasın. Herkes mal beyanını açıklasın. Göreve geldiğinde neymiş, görevden sonra ne olmuş, bunu bir görsün. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiç vermez” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Keçiören’de vatandaşlarla bir araya geldi. Keçiören Belediye Başkan Adayı Mesut Özarslan’ın da katıldığı buluşmada Yavaş şunları söyledi:
“ARTIK BU ZİHNİYETİN SONU GELMİŞTİR. ANKARA HALKI KENDİSİYLE ELELE TUTUŞACAK BELEDİYE BAŞKANLARINI SEÇECEKTİR”
İşbaşına gelir gelmez belediye meclisine ilk yaptığım konuşma şuydu; sevgili belediye meclis üyelerimiz, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beni seçti bu halk. İlçelerde farklı tercih kullandı, saygımız sonsuz, hepimiz buna saygı duymak zorundayız. Ben bundan sonra sizlerle birlikte iş birliği yapıp Ankara’nın bütün ilçelerine gereken çalışmaları yapıp, projelerimizi gerçekleştirmeye destek olacağım. ve asla hiçbirinizi de ayırmıyorum. Elinizi tutun, hep beraber güzelce hizmet edelim. Fakat maalesef belediye başkanlığından bir ikisi hariç daha hiçbiri benim odamı dahi görmedi. Neden? Çünkü patilerini ilçelerinden çok seviyorlar. Lafa geldiği zaman her şey Keçiören için, her şey Çubuk için, her şey Nallıhan için demesini biliyorlar. Hani ben de partizanlık olsa şuradan az oy aldık desem, yaklaşmasam amenna. Böyle siyaset olmaz, idarecilik de olmaz. Bakın bu kardeşiniz Ankaralının hakları için Cumhurbaşkanıyla görüşüyor, bakanlarla görüşüyor. Bir yerim mi eksiliyor? Sonuçta Ankara halkının yararına olan işlerle görüşüyorum. Onların talebi diyorum. Onun yetkisinde olan şeyleri istiyorum. Peki sizler neden Ankara halkının seçtiği Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nı niye yok sayıyorsunuz? Bu nedenle artık bu zihniyetin sonu gelmiştir. Ankara halkı kendisiyle elele tutuşacak belediye başkanlarını seçecektir.
“ANKARA İÇİN NE İSTEDİYSEK BAŞARILI OLMASIN DİYE HEPSİNE ‘HAYIR’ DEDİLER. YARIN BİR GÜN BUNLARIN HEPSİNİ TELEVİZYONDAN DA GÖSTERECEĞİZ”
Ankara için ne istediysek bu başarılı olmasın diye hepsine ‘Hayır’ dediler. Yarın bir gün bunların hepsini televizyondan da göstereceğiz. Tüm ihale canlı yayınlıyoruz. Halka hesap veriyoruz, hesap vermek zorundayız. Birine siz borç verseniz, har vurup harman savurduğunu görürseniz ne dersiniz? Kaldı ki bize emanettir bu paralar. Biz bunları sadece sizin ihtiyaçlarınız için harcamamız lazım. Bir nereye harcayacağımızı soruyoruz. Kent Konseyi’yle toplanıp sivil toplum kuruluşlarıyla beraber öncelikli yatırımlar ne olması gerekir, Ankara’nın gerçek ihtiyaçları nedir onları tespit ediyoruz. Aynı zamanda kaça yapıyoruz, bunların hepsinin biz size hesabını veriyoruz. Ama lafa geldiği zaman ‘Ben bu dünyada hesap vermem, öbür dünyada Allah’a hesap verin’ deyip sıyrılıyorlar. Ben de diyorum ki; artık bu işler bitsin, şaibeler bütün belediyelerin üstünden kalksın Türkiye’de. Artık siyaset kolay kazanma, kar kapısı olmasın. Herkes mal beyanını açıklasın. Göreve geldiğinde neymiş, görevden sonra ne olmuş, bunu bir görsün. Bu dünyada hesabını veremeyen öbür dünyada hiç vermez. İki, sizden aldığımız paraları harcarken israf yapamayız. Çakarlı arabalarla, konvoylarla, lüks araçlarla gezemeyiz.
Kimse vatandaşın parasıyla sefa süremez. İsraf edilmiş tek bir yatırımımız yok. Ankara halkını kalkındıracak kırsal kalkınma çalışmalarımız, desteklerimiz var. Şimdiye kadar hiçbir belediye bizim kadar destek olmadı. İklimde değişikliği nedeniyle önümüzdeki yıllar açlık ve kuraklık getirecek. Üretilmesi lazım. Bu nedenle çiftçilere destek oluyoruz.
“BİR KENTİN ANNESİ, BABASIYSAK BİZ, BİZİM KENTİMİZDE YAŞAYAN, DESTEĞE İHTİYACI OLAN AİLELERİ GÖZETMEK BOYNUMUZUN BORCUDUR”
Şimdi bir kentin annesi, babasıysak biz, bizim kentimizde yaşayan, desteğe ihtiyacı olan aileleri gözetmek boynumuzun borcudur. Biz gelmeden yardımları kesecek dediler ne oldu? İşçileri çıkaracak dediler. Ne oldu? Kendileri çıkarttılar değil mi? Kendi belediyelerinden kendilerini çıkarttılar. Emeğiyle çalışan herkes mesai arkadaşımızdır dedik. Sosyal destek de tarihinde görülmediği kadar yapılıyor. Başkent Kart üzerinden yapılıyor. Esnaflar da para kazanıyor. Biz elin verdiğini de diğer el görmüyor. Şimdi en son başımıza gelen işler şunlar; Keçiören Köprüsü’nü, Fatih Köprüsü’nü yapacağız. Animasyonunu yayınladık. Ankara Üniversitesi’yle de anlaştık, protokol imzalayacağız. Tam iki yıl oldu. ve bu protokoller daha imzalanmadı. Ben de geçenki açılışımızda söyledim; Projesi hazır. Gerekirse yerin altından tünelde geçip illa ki orayı da rahatlatacağız. Keçiören-Ovacık metrosunun projesini ben bitirdim. Fakat Ovacık’ta bir tane bakım istasyonu için yer lazım. Keçiören Belediyesi’nden istedik vermediler. Ondan sonra ‘Biz metro yapacağız’ diyorlar. Elinizde metro projesi yok ben yapmasam. Keçiören-Havaalanı metrosunu yapacağız. Bir de onlar da şikayet ediyor. Diyorlar ki; ‘Havaalanına metrosu olmayan tek şehir Ankara’ diye. Siz neyi şikayet ediyorsunuz? 25 yıl benden önceki dönem aldı yapmadınız. 2022’den beri yatırım programında yapmadınız. Sizin ne şikayet etme hakkınız var? Bu yılki bütçeye de 2024 bütçesine üç bin lira koymuşlar. Açmışlar pankartları; ‘Keçiören metrosu yapılacak.’ İstanbul’la metro yarıştırıyorsunuz. Ankara’nın suçu günahı ne? Bugünkü büyükşehir başarısız olsun diye kendi ilçelerine maalesef eziyet ettiler. Şimdi artık değişim zamanı geldi.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı ve CHP’nin adayı Mansur Yavaş, “Hiçbir Allah’ın kulunu hiçbir sebeple ayırmadık. Beş yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır. Bu ne zamana kadar olur bu rekabet? İşte en yoğun olduğu ay bu ay. Bu ay bitecek. Hepimiz rozetimizi çıkarıp, el ele verip Ankara için neler yapabileceğiz? diyeceğiz. Ama şunu söylemekten geçmeyeceğim; ilçe belediye başkanlarımız çok kusurlular bu işten. Benimle görüşmeleri yasaklandı. Benim odamı görmedi hiçbirisi hemen hemen. Bir ikisi haricinde hiçbirisi benim odamı da görmedi. Bana telefon açıp herhangi bir talepleri olmasını zül saydılar. Partililerini ilçelerinden çok sevdiler. Özellikle küçük ilçeler. Bunları yapan belediye başkanlarının birçoğu şimdi gidiyor arkadaşlar. Anketlere göre hepsi gidiyor. İnşallah ders almışlardır. Seçim sonucunu görecekler, bu dersi alacaklar. ve inşallah Allah nasip ederse onu gösteriyor ki büyük bir oy farkıyla geliyoruz, rekor kırarak geliyoruz” dedi.
Mansur Yavaş, bugün Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ile birlikte GİMAT esnafını ziyaret etti. Esnaf ile yaptığı toplantıda konuşan Yavaş şunları söyledi:
“ÇALIŞAN HERKES MESAİ ARKADAŞIMIZDIR DEDİK”
Gelir gelir gelmez biz öncelikli olarak hiçbir işçimizi atmadık. Çalışan herkes mesai arkadaşımızdır dedik. Yine sosyal destekleri biraz sonra anlatacağım ama ilk başlarken meclis toplantımızı açık yaparak başladık. İlk toplantıyı. Herkes görsün diye. Çünkü Ankara halkı büyükşehire belediye başkanı olarak beni seçerken ilçelerin çoğunluğunda da rakiplerimizden seçtiler ve ilk meclis toplantısında dedim ki; böyle bir tablo ortaya çıktı. Seçmenin tercihine saygımız saygı duymamız lazım. Hep el ele verelim beraber çalışalım. Ama maalesef öyle olmadı. Biz 40 kişiydik 148 kişilik Meclis’te. Zaman zaman engellemeler oldu. Hukuka başvurduk ama mümkün olduğu kadar bunu kamuoyu gündemine taşımadan yaptık. Gün geldi sayın Cumhurbaşkanına çıktık. Bakanlarımızla görüştük ama bunların hepsi Ankara halkının menfaatine taleplerimizdi. Kimseyle kavga etmemeye çalışarak çatışmadan hizmet etmeye başladık. İlk yaptığımız işlerden birisi yine tüm ihalelerin canlı yayınlanması. Canlı yayınlanınca zaman zaman belki burada da vardır bilmiyorum, bazı toplantılara gittiğimiz zaman ilk defa müteahhitlerimizle yüz yüze geliyoruz. Artık müteahhitler belediye gelip bir şekilde işte ‘Biz şu ihaleye gideceğiz’ falan diye hiç kimse sormuyor. Şunu gördük, gelmeden önce ülkemizde yaşanan israfı gördüğümüz için bu açık yayınlanan ihaleler nedeniyle eski ve yeniyi kıyasladık. Katılımcı sayısı arttı. Kırım oranları arttı. Örneğin belediyemizde iş yapan bir müteahhit 2015 yılında 80 liraya yaptığı işi bizim yaptığımız açık ihalede 20 liraya aldı. Hatta ‘Niye o adama iş veriyorsun’ dendi. Aradaki farkı 40-50 milyon liraydı. Sırf böyle olacak diye 40 milyon lirayı biz çöpe atamayız dedik ve eşit şartlarda ihaleye girmesini sürdürdük. Daha sonra baktık araba bolluğu var belediyede. Lüks araba bolluğu da var. Eskiden kalma alışkanlık. Tümünü sattım, kiralık araçlara biniyorlar daha ucuz şimdi. Hepsi aynı arabalara biniyorlar. Çünkü ben de örnek oldum. Yıllardır hiçbir konvoy olmadan zaten çakarları gelir gelmez söktürmüşüm ben bütün araçlardan, bir koruma bir şoförle beş yılımızı geçirdik. Beş yıl boyunca genel seçim dahil gelmiş yerde fotoğrafımı görmediniz. Sadece belediyenin icraatlarını astık. Şimdi astığımız pankartların parasını da il başkanlığımız karşılıyor. Belediyenin içinde de resmimizin asılmasını yasakladık.
“SEÇİM SONUCUNU GÖRÜP DERS ALACAKLAR”
Ben yardım yapmak istiyorum. Özellikle yarın Ramazan geliyor. Ne yapacağını bilmiyor insanlar. Bu köprüyü biz kurmuştuk. Yine bu köprüyü biz açık tutacağız. Kırtasiye destekleri sadece kırtasiyeciden alabiliyor. Üç harfli zincir markete ve AVM’de geçmiyor. Yakında kasaplarınkini de kapatacağız AVM’lere. Dolayısıyla esnafın da bir şekilde ayakta kalması lazım. Hiçbir Allah’ın kulunu hiçbir sebeple ayırmadık. Beş yıl boyunca insanların verdiği oydan dolayı küçümseyen veya onlara laf atan bir tane benim sosyal medya açıklamam olmamıştır. Bu ne zamana kadar olur bu rekabet? İşte en yoğun olduğu ay bu ay. Bu ay bitecek. Hepimiz rozetimizi çıkarıp, el ele verip Ankara için neler yapabileceğiz? diyeceğiz. Ama şunu söylemekten geçmeyeceğim; ilçe belediye başkanlarımız çok kusurlular bu işten. Benimle görüşmeleri yasaklandı. Benim odamı görmedi hiçbirisi hemen hemen. Bir ikisi haricinde hiçbirisi benim odamı da görmedi. Bana telefon açıp herhangi bir talepleri olmasını zul saydılar. Partililerini ilçelerinden çok sevdiler. Özellikle küçük ilçeler. Bunları yapan belediye başkanlarının birçoğu şimdi gidiyor arkadaşlar. Anketlere göre hepsi gidiyor. İnşallah ders almışlardır. Seçim sonucunu görecekler, bu dersi alacaklar. ve inşallah Allah nasip ederse onu gösteriyor ki büyük bir oy farkıyla geliyoruz, rekoru kırarak geliyoruz. İnşallah belediye meclisimizdeki sayı çok olur. Tek sorunumuz o. Ankara’da 55-60 da oy alsam ben belediye meclisinde hala çoğunluğun olmama durumu var. Sebebi de şu; Evren’den iki bin 500 oya iki tane meclis üyesi geliyor, Çankaya’da ve Keçiören’den 70 bin oya bir tane geliyor. Merkezden Ankara Büyükşehir’le beraber Yenimahalle, Çankaya, Keçiören inşallah alıyoruz orayı da, Etimesgut, Gölbaşı, Mamak’ı da alsanız yetmiyor. Onun için ilçelerde oturanlardan da özellikle ayrıca destek istiyorum.”
]]>Babadağ Belediye Başkanı ve İYİ Parti Babadağ Belediye Başkan adayı Ali Atlı, Babadağ ilçe merkezinde ve Kelleci Mahallesi’nde yer alan iki seçim koordinasyon merkezinin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, İYİ Parti Denizli İl Başkanı Nihan Cihan Özden, İYİ Parti Merkezefendi Belediye Başkan adayı Fatih Coşkun, İYİ Parti Babadağ ilçe başkanı Mehmet Şimşek, Meclis üyesi adayları, parti kadın ve gençlik kolları, partililer ve Babadağlı vatandaşlar katıldı.
Babadağlılar tarafından yoğun ilgi ile karşılanan açılış töreninde konuşan Başkan Ali Atlı, “Sadece ve sadece vatandaş odaklı, hizmet odaklı, memleketini seven belediye personellerimizin gerek pandemi döneminde, gerek pandemi sonrası dönemde dar gelirli vatandaşlarımızın, dezavantajlı vatandaşlarımızın, çiftçimizin, köylümüzün, dokumacılarımızın, toplumun her kesiminin ihtiyacı olan tüm hizmetler, Babadağ Belediyesi tarafından maksimum seviyede sağlanmıştır. Biz yeni bir hikaye yazmak için yola çıktık. Bunun ilk adamını bugün atıyoruz. Bugün aramızda bulunduğunuz için bizlerle olduğunuz için hepinize şükranlarımı sunuyorum. Yolumuz açık olsun. 1 Nisan sabahı güneşli bir Babadağ sabahına uyanalım. İyiler kazanacak diyor hepinize saygılar sevgiler sunuyorum” diye konuştu.
Açılışta İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de bir konuşma gerçekleştirdi. Öztürk, ‘Kıymetli Babadağlılar. 5 yıl sonra geldik yeni bir yerel seçime. Yerel seçimleri, genel seçimlerden ayıran özellik vatandaşlara doğrudan hizmet verilen bir alan olması. Vatandaşlar açısından bu seçim çok daha değerli. Adayların şahsi duruşu ve çalışmaları bu anlamda çok önemlidir. Bir belediye başkanı seçimi kazandıktan sonra hangi partiden seçimi kazanırsa kazansın, vatandaşlarını ayırmadan herkese eşit hizmet vermek zorundadır. Biz Ali Başkanın yaptıklarını gördük biliyoruz. Sadece büyükşehir konusunda bir eksiği vardı Ali başkanımızın. inşallah bu seçimlerden sonra onu da biz de seçimi kazanarak tamamlayacağız. Bu sayede Babadağ’ı çok daha güzel bir hale getireceğiz.’ ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından seçim koordinasyon merkezi açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından pilav hayrı düzenlenirken, meclis üyesi adayları da tanıtıldı.
İYİ Parti Denizli İl Başkanı Nihan Cihan Özden de bir konuşma gerçekleştirdi. İl başkanı Özden, ‘Cesur ve iyi harekatın temsilcileri sizlerle birlikte olmaktan guru duyuyorum. Burada sizin gibi iyi insanlarla birlikte olmak, hala bu kirli siyasette iyilerin de olduğunun ispatıdır. Peki Denizli böyle kirli bir düzende oy kullanmak zorunda mı? Babadağ zorunda mı? Zorunda değil kardeşim. 44 dolu dolu projemiz ile Denizli’nin en iyi projeleri bizde. Babadağ için de en iyi projeler bizde. Babadağlılar zaten en iyi kim zaten biliyor. Ali başkanım 5 yılda yaptığı hizmetlerle en iyi olduğunu gösterdi. Allah’ın izniyle 1 Nisan’da Ali Atlı Başkan olacak. Babadağ kazanacak.’ diye konuştu.
Babadağ ilçe merkezinin açılışının ardından Kelleci Mahallesi’nde de seçim koordinasyon merkezinin açılışı gerçekleştirildi. Kelleci Mahalle sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği açılışta Başkan Atlı’ya destek büyüktü.
Coşkunun yüksek olduğu Kelleci Mahallesi’ndeki açılışta ise Başkan Atlı, ‘Çoban ateşini yaktığımız Kelleci Mahallesinde olmaktan dolayı büyük mutluluk içerisindeyiz. Biraz önce 2024 yerel seçimleri için seçim koordinasyon merkezimizin açılışı gerçekleştirdik. Tarihte bir ilk olarak Kelleci Mahallemizde de seçim koordinasyon merkezimizi açıyoruz. Kelleci Mahallemiz, Babadağımızın en örnek ve değerli mahallelerinden biridir. Ben de Kellecili olmaktan dolayı duyduğum mutluluğu, onuru ve gururu belirtmek istiyorum. 2019 seçimlerinde Kelleci Mahallesi nasıl öz evladına sahip çıktıysa, 1 ay sonra gerçekleşecek seçimlerde de öz evladına sahip çıkacaktır. Babadağ’ı 5 yıl daha yönetme yetkisini bize verecektir. Bundan hiç şüphem yoktur. Bu memleket ne çektiyse damatlardan çekti. Siz öz evladınızı yalnız bırakmazsınız. Hepinizi çok seviyorum. Saygılarımı sunuyorum’ diye konuştu.
Kelleci Mahallesi’nde hava şartları kötü olmasına rağmen, açılışa mahalleliler yoğun ilgi gösterdi. Açılış sonrası Başkan Atlı ile birlikte, İYİ Parti Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yasin Öztürk, İl Başkanı Nihan Cihan Özden, İlçe Başkanı Ayşe Yümsek ve partililer vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. – DENİZLİ
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, seçim çalışmalarına devam ediyor. Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, AK Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı Sami Şahin, MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy, Küçükçekmece İlçe Başkanı Mehmet Cem Özel, AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlar ve sloganlarla eşlik etti. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“İstanbul’da akın akın büyüyen bir değişim iradesi var”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Bu meydanları görünce muhalefetin aklı karışıyor. Bu coşkuyu, heyecanı, sevgiyi görünce ne yapacaklarını bilmiyorlar. Gelsinler Küçükçekmece’deki bu morali görsünler. Tam 54 gündür İstanbul’umuzun her yerinde milletimizle kucaklaşıyoruz. Gittiğimiz her sokakta, girdiğimiz her dükkanda, her evde şunu net bir şekilde görüyorum; İstanbul’da akın akın büyüyen bir değişim iradesi var. İstanbul’da sokak sokak büyüyen bir değişim dalgası var. 31 Mart’ta Küçükçekmece kararını vermiştir. 31 Mart’ın ayak seslerini dinlemek isteyen, coşkuyu görmek isteyen bu meydana gelsin. Bu meydan bize, tıpkı 28 Mayıs’ta olduğu gibi 31 Mart zaferimizi müjdeliyor. 31 Mart’ta bu coşkuyla önce Küçükçekmece’yi ardından İstanbul’umuzun her bir mahallesini inşa edeceğiz. Biz reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik diyoruz. ‘Yeniden İstanbul’, ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. 31 Mart’ta Küçükçekmece’miz Cumhur İttifakı’mızı sandıkta rekor oyla destekleyecek. Küçükçekmece sandıkları öyle bir patlatacak ki, İstanbul’da herkes Küçükçekmece’yi konuşacak. Bu millet için biz uykusuz da kalsak, ailemizden de her türlü fedakarlığı yapsak azdır. İstanbul’umuz, kendisine vefası olmayanların elinde çile çekiyor. İstanbul’umuz beceriksiz ellerde dertleniyor. İstanbul’umuz ehliyetsiz ellerde eser görmüyor. Bekle İstanbul hizmet siyaseti geliyor” dedi.
“Kendi geleceklerini için her türlü kirli ittifakın içine girerler”
Mevcut İBB yönetiminin 10 yıl sonra hatırlanacak tek bir projesinin bile olmadığını dile getiren Kurum, “Bu aziz şehir 5 yıl boyunca sevgisizlikten, ilgisizlikten neler çekti neler. Halbuki İstanbul nazlıdır. Bir bebek gibi ilgi ister. Sevgi, sevda, aşk ister. İstanbul’la ilgilenecek belediye başkanı ister. İstanbul, arada bir belediyeye uğrayanların, başka işler peşinde koşanların ilgisizliğinden bıktı. Küçükçekmece’ye gel, insanların çekmiş olduğu sıkıntıya şahit ol. İstanbul için sevgi Murat Kurum’dur. Sevgi polemik değildir. Sevgi zor zamanda bu şehirden kaçmak değildir. Sevgi, İstanbul’a emektir. Sevgi yarınlara eserdir. Sevgi Küçükçekmece’ye hizmettir. Bunlarda bu şehre emek yok. CHP’li büyükşehir belediye yönetiminin 10 yıl sonra hatırlanacak tek bir projesi yok. Bunlar ancak İstanbul’un kaynaklarını kendi emelleri için harcamayı bilirler. Bunlar israfı bitirdik deyip boy boy tabelalara reklam asıp tam 175 milyon harcamayı bilirler. Bunlar yol yürüdükleri dava arkadaşımız dedikleri genel başkanlarını, il başkanlarını arkadan hançerlemeyi bilirler. Bunlar ablam abla dediği Meral Akşener’i görse yolunu değiştirir. Hani ablandı, hani sarılıyordunuz? Bunların derdi kendi gelecekleri. Kendi geleceklerini için her türlü kirli ittifakın içine girerler. Biz Küçükçekmece’yi arkamıza alır omuz omuza dağları deleriz. İstanbul bizim mazimiz, tarihimiz ve kimliğimizdir. İstanbul bize şanlı Türk tarihinin, bin yıllık Anadolu yürüyüşümüzün emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. İstanbul bize ‘En büyük hayalim İstanbul’u yeniden yükseltmekti’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir” şeklinde konuştu.
“1 Nisan’dan itibaren Küçükçekmece’miz için dev yatırımlarımızı hemen başlatacağız”
Küçükçekmece’ye yönelik projelerini anlatan Kurum, “Küçükçekmece CHP belediyeciliğinin pençesinde inim inim inliyor. Şu 5 yıldır, ne Büyükşehir’in ne Küçükçekmece Belediyesi’nin sizlere en ufak bir hizmeti var mı? Yok. Küçükçekmece’mizi maalesef 20 yıl öncesine geri götürmek istiyorlar. Ben ve Aziz başkanım 5 yılda gerekirse 20 yıllık eser üreteceğiz ama sizi CHP’nin insafına asla teslim etmeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren Küçükçekmece’miz için dev yatırımlarımızı hemen başlatacağız. Yarımburgaz Mahallemizde evlatlarımızın sağlıklı ve güvenli yarınları için tüm sorunları çözeceğiz. Önce imar planını yapacağız. Yapacağımız imar planıyla kıyı rekreasyon projemizde vatandaşımız dönüşümü istediği gibi gerçekleştirecek. Küçükçekmece Gölü’nü, gençlerimizin, yavrularımızın istifade edeceği muazzam bir Su Sporları Festival Merkezi’ne dönüştüreceğiz. Annelerimizin hem üretime hemde istihdama katkı sağlamaları için projelerimizi yapacağız. Daha konforlu bir alanda alışveriş yapmaları için yeni Pazar alanlarını ve otoparklarımızı süratle hizmetinize sunacağız. Mevcut CHP’li İBB yönetiminin 5 yıl görmezden geldiği Ayamama Deresi’ndeki koku problemini çözmediler. Biz göreve gelir gelmez Ayamam Deresi’ni tamamen ıslah ediyoruz. Etrafına yürüyüş yolları ve dinlenme alanları yapıp Küçükçekmece’mize kazandıracağız. Mahmutbey-Küçükçekmece-Bahçeşehir-Esenyurt, Halkalı-Bahçeşehir-Çatalca, İstanbul Havalimanı-Arnavutköy-Başakşehir-Halkalı raylı sistem hatlarıyla metro hizmetlerini Küçükçekmece’mize getireceğiz. Sefaköy-Halkalı-Başakşehir ve Kirazlı-Halkalı raylı sistem hatlarıyla birlikle Küçükçekmece’nin her yere ulaşımını sağlayacağız. Trafiği rahatlatacak Ayazma-Altınşehir Kavşak problemini hızlı bir şekilde giderecek, Bahçeşehir’e kadar yan yolu inşa edeceğiz. Mahmutbey kavşağını düzenleyeceğiz. Küçükçekmece’ye giriş çıkış eziyet olmayacak. Olimpiyat Tünelini hızla inşa edip daha bir Küçükçekmece için hep birlikte çalışacağız” ifadelerine yer verdi.
“Bunların işi algı ve sosyal medya belediyeciliği”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir televizyon programındaki konuşmasını eleştiren Kurum, “Özgür efendiye televizyonda soru soruyorlar. ‘Siz ittifak kurdunuz mu?’ diyorlar. Bu soru şu an milletin merak ettiği soru değil diyor. Cevap vermemek için kıvırıyor. Lafı çevirmekte ve algıyı yönetmekte bunların eline kimse su dökemez. Bunların işi algı ve sosyal medya belediyeciliği. Bana sordukları soruların hiçbiri İstanbul’la ilgili değil. Hep başka gündemleri pişirip pişirip İstanbulluların önüne getiriyorlar. 31 Mart’tan sonra biri kapı arkası ilişkilerle eş başkanlığı görevini bırakacak, biri de süresiz olarak tatile gidecek” dedi. – İSTANBUL
]]>Türkiye’nin dört bir yanından emekli astsubaylar, özlük hakları için İzmir Gündoğdu Meydanı’nda bir araya geldi. Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Jandarma Emekli Astsubay Tamer Cihan, haklarını alıncaya kadar inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “İstendiğinde bir gecede geçen kanunlar varken, astsubaylarla ilgili çalışmalarınız 5 yıldır bitmedi mi? diye sordu.
Emekli Astsubayların İzmir Gündoğdu Meydanı’ndaki basın açıklamasına, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İYİ Parti İl Başkanı Ülkü Doğan, İYİ Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale ve partililer de katıldı. Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Jandarma Emekli Astsubay Tamer Cihan, şunları söyledi:
“ASTSUBAYLARLA İLGİLİ ÇALIŞMALARINIZ 5 YILDIR BİTMEDİ Mİ?”
“Biliyoruz ki ülke kaynaklarının kimlere, nerelere ve nasıl kullanılacağının tespiti tamamen siyasi iktidarın tasarrufundadır. Siyasi iktidar politikaları, bazı harcama kalemlerini öncelerken, bazı harcama kalemlerini öteleyebiliyor. İstenilen yerlere ödenek bulunurken, ülke savunmasında en önde yer alan, şehit Astsubay Ömer Halis Demir örneğindeki gibi bir emirle ölümü göze alıp şehadet şerbetini içen, ülkenin kaderini değiştiren, ordunun bel kemiği astsubayların verilen sözlere rağmen ısrarla haklarının verilmiyor olması ve bu durumun da diğer emekli vatandaşlarımızı emsal gösterilerek ve onları kullanarak yapılıyor olması, sorumluluğu üzerinden atma çabasından başka bir girişim değildir.”
Emekli astsubayların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını söyleyen Cihan, “Yılmayacağız, bıkmayacağız, yorulmayacağız, haklarımızı alıncaya kadar tüm azim, inanç ve kararlılığımızla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan ise konuşmasında şunları kaydetti:
“HAKLARINIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIM”
“Bu parlamentoda Murat Bakan oldukça bu parlamentoda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gazi Meclis’te Cumhuriyet Halk Partisi oldukça sizin astsubayların hakkını kürsüden ben bir başçavuş çocuğu olarak savunmaya, mücadele etmeye devam edeceğim. Bugün Manisa’da bizim aday tanıtım törenimiz var. Genel Başkanımızı aradım Özgür Özel’i. “Sayın genel başkanım bugün astsubayların mitingi var” dedim. Aklı burada kaldı. “Benim selamımı tüm astsubaylara ilet” dedi. Benimle beraber beş sene o grup başkan vekili ben grup yönetim üyesi olarak biz astsubay haklarının mücadelesini sayın genel başkanımla beraber yürüttük2015’ten 2020’ye kadar. Astsubay haklarında, asker haklarında, uzman çavuşların, polislerin haklarında çok katkıları vardır. Büyükşehir belediye başkan adayımız Cemil Tugay şu an Foça’da yetişemedi buraya. Onun da sizlere selamını getirdim. Onlara bir de şu sözü verdim. İzmir Cumhuriyet’in kalesidir. İzmir Cumhuriyetçilerin kalesidir. İzmirliler Mustafa Kemal’in askeridir. İzmir’deki bu cumhuriyet bayrağını kimseye bırakmayacağız. Bunun da sözünü verdim. Sizler adına bir astsubay çocuğu olarak. Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Askeri olmaya devam edeceğiz.”
“TAZMİNAT HAKKINIZIN VERİLMEMESİNE İTİRAZ EDİYORUZ”
İYİ Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ümit Özlale, konuşmasında şunları söyledi:
“Burada ben binlerce Mustafa Kemal’in askerini görüyorum. ve nasıl Atatürk’ümüz ve silah arkadaşları haksızlığa, hukuksuzluğa, işgale ülkemizin elden gitmesine itiraz ediyorsa biz bugün aynı şartlarda bir sürü şeye hep beraber binlerce bu kalabalık olarak itiraz ediyoruz. Neye itiraz ediyoruz? Tazminat hakkınızın verilmemesine itiraz ediyoruz. Sonuna kadar hak etmenize rağmen 5400 ek gösterge verilmemesine itiraz ediyoruz. Bu vatanı canınız pahasına korurken, ailenizle, Türkiye’mizin her bir tarafına hiç düşünmeden, bayrağımızın gölgesi altında giderken külfette aynılaşıp nimette ayrılaşmasına itiraz ediyoruz. Buradan da söz veriyorum. İzmir milletvekili Ümit Özlale olarak İYİ Parti milletvekili olarak ve büyükşehir belediye başkanı adayı olarak ben, biz, sizi başımızın üstünde taşımaya dünden razıyız. Bu haklı mücadelenizde sonuna kadar arkanızdayız.”
“BİZ ONURUMUZU KORUMAK İSTİYORUZ”
Emekli Deniz Astsubay Namık Karaca, “Çok büyük bir emekli astsubay kitlesini burada toplamayı başardık. Astsubaylarımız para istemiyor. Para isteyenler bu kadar çok ve büyük bir miktarda bir araya gelmez. Biz onurumuzu korumak istiyoruz. Çünkü biz aşağılanıyoruz. Artık öyle aşamaya geldi ki bize yapılanlar, aşağılanıyoruz. Onurumuzu korumak için bu kadar emekli astsubayı bir araya getirmeyi başarıyoruz. Bundan da çok sevinçliyiz. Umarım bizi yönetenler, bizi aşağılamaktan, horlamaktan vazgeçer ve adaletli bir ücretlendirme sistemi bize uygularlar” diye konuştu.
]]>Hasan Fehmi Gökşen Spor Salonu’nda düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve edilen duanın ardından İl Başkanı Ahmet Kurt partililere seslendi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, yaptığı konuşmada, Çankırı’ya hakkıyla 5 yıl hizmet etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.
İsmail Hakkı Esen’in 2022 yılında Türkiye’nin en başarılı belediye başkanı seçildiğini belirten Yılık, “Çok şükür ki başarılı hizmetleri sayesinde bugün Çankırı’yı Türkiye’de tanımayan yok. Belediye Başkanı’mız üretken belediyecilik anlayışıyla hizmet ettiği Çankırı’da ilimizi çağdaş bir şehir haline getirme yolunda çok büyük adımlar attı. Altyapı hizmetlerindeki başarılı çalışmalarıyla şehrimizin temel ihtiyaçlarını karşılamak için çaba harcadı. Yollarımız, kaldırımlarımız ve altyapı sistemlerimiz modern bir görünümüne kavuştu.” diye konuştu.
Çankırı’nın sadece fiziksel değil, sosyal ve ekonomik olarak da dönüşüm geçirdiğini dile getiren Yılık, “Artık bundan sonra Çankırı’mız için durmak yoktur. Vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için yaptığımız çalışmaların meyvelerini topluyoruz ve daha da ileri gitmek için kararlı bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Bizler gücümüzü sizlerin desteğinden, sevgisinden alıyoruz. MHP teşkilatları olarak Çankırı’mızda tek yürek olup kenetlendik.” ifadelerini kullandı.
Pelin Yılık’ın konuşmasının ardından son 5 yılda yapılan hizmetlerle ilgili sinevizyon gösterimi sunuldu.
Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen de 5 yıllık görev süresinde laf değil, iş ürettiklerini söyledi.
Çalışmalarında seçimler için değil, gelecek nesiller için projeler ürettiklerini belirten Esen, şunları aktardı:
“Fakat 5 yıl çok çabuk geçti. Bu 5 yıllık süreçte çok sıkıntılar atlattık. Bunları hep beraber yaşadık. Bütçe disiplini ile başladığımız 2019 yılında mazbatayı aldığımızda ekonomisi zayıf bir belediye devralmıştık. Akabinde 1 yıl geçtikten sonra bütçeyi düzelttik derken 100 yılda bir gerçekleşebilecek pandemiyle karşı karşıya geldik. Bunları, yaşadığımız süreçteki zorlukların hiçbirini bahane etmeden bugüne kadar 178 proje ürettik. Bunların 63’ü dev projelerdi.”
Görev süresinde yaptıkları projeleri anlatan Esen, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunları niye yapıyoruz? Benim doğduğum, büyüdüğüm bu şehre borcum var. Bu vatana borcum var. Allah bizlere nasip etti hiçbir bahanesiz, tereddütsüz, fakatsız, lakinsiz bu şehre hizmet etmeyi, önce ona inanıyorum. Bizim bahaneler üretecek zamanımız yok. Bizim lafa lafla karşılık verecek durumumuz yok. Bizim fakatlara, lakinlere ayıracak zamanımız yok. Varsın herkes bir şeyler söylesin, iftiralar atsın bizim bunlara cevap verecek durumumuz da yok. Biz işimizi yapıyoruz, Allah rızası için Hak yolunda halkımıza hizmet etmeye gayret ediyoruz. Biz kavga etmeye gelmedik. Bana bazen ‘Başkan’ım 2024’teki en büyük projen nedir?’ diye soruyorlar. En büyük projem insanların gelir seviyesi ne olursa olsun bu şehirde ailesiyle beraber huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşayabilmeleri. Allah nasip ederse 1 Nisan’dan sonra kimsenin bu şehrin huzurunu bozmasına müsaade etmeyeceğiz.”
Konuşmanın ardından Esen, yeni projelerini katılımcılara tanıttı.
]]>Akdoğan, yaptığı açıklamada, TBMM’ye sundukları kanun teklifine ilişkin bilgi verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kamuoyuyla paylaştığı “Birleşik Emekli Kart” ile ilgili Emeklilere Emekli Kart Verilmesi ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi hazırladıklarını belirten Akdoğan, Meclis’in teklifi hemen yasalaştırması çağrısında bulundu.
5 maddelik kanun teklifinde emeklilere banka kartı niteliğine haiz “Emekli Kart” verilmesini öngörülüyor. Teklifte, “Emekli Kart” sahiplerinin ikametgahlarında kullandıkları elektrik, doğalgaz ve belediyelerce tahakkuk ettirilecek su ücretlerinin yüzde 40’tan az indirim içermemek üzere belirlenecek tarife üzerinden alınması, bayramlarda emeklilere bir aylık net asgari ücret kadar ikramiye ödenmesi ve emeklilerin kamu hizmetleden tamamen ücretsiz yararlanması hükümleri yer alıyor.
Teklifin gerekçesinde gelir eşitsizliğinin giderek büyüdüğünün altı çizilerek, Türkiye’nin AB’de gelir eşitsizliği en yüksek ülke olduğu kaydedildi. Asgari ücret ile en düşük emekli maaşı arasındaki farkın son 21 yılın en üst seviyesine ulaştığına işaret edilen gerekçede, emeklilerin enflasyon nedeniyle artan maliyet karşısında alım güçlerinin her geçen gün azaldığına vurgu yapılarak, bu konuda sosyal hukuk devleti anlayışı kapsamında yasal düzenleme yapılmasının amaçlandığı belirtildi.
Akdoğan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Benim Ayşe Teyzem, Fatma Ablam, Ahmet Dedem, Ali Amcam çarşıya pazara gidince 3 kuruşun hesabını yapmasın, üşüdüğünde doğalgazın faturasını düşünüp kombiyi kısmasın diyoruz. Dedeler, nineler bayramda torunu gelecek de ona ne harçlık verecek diye üzülmesin, kaygılanmasın diyoruz. AK Partililer hep gelenekten, yerlilikten, millilikten söz ediyorlar ama işin gerçeğine gelince gözleri kör, kulakları sağır, dilleri lal oluyor. Artık bayramlar bayram olmaktan çıktı. İkram için tutacağın şekerin fiyatı almış başını gitmiş. Ramazanlarda iftarlık fiyatları cep yakıyor, emekli bayramda karalar bağlıyor. Bunlar da çıkmış 2 bin TL olarak verdikleri emekli ikramiyesini 3 bin TL’ye çıkarmakla övünüyor. İnsan hiç değilse yaşlıya hürmetten bu miktara bayram ikramiyesi demekten biraz ar eder.”
“KAYNAKLARI YURT DIŞINA AKTARIYORLAR”
Türkiye’de yaklaşık 15 milyon emeklinin 10 milyonunun açlık sınırının altında emekli aylığı aldığına işaret eden Akdoğan, iktidarın çarşıdan, pazardan ve vatandaştan haberinin olmadığını vurguladı. Vatandaşın her geçen gün yoksullaştığını, emeklinin halinin perişan olduğunu vurguayan Akdoğan, “Çocuğunun eline bakan var, hasta haliyle çalışan, konudan komşudan yardım alan var. İktidarın varı yoğu semirttiği müteahhitler, bildiği uluslararası faiz lobileri ve tefeciler. Onların keyfi yerindeyse iktidarın da keyfi yerinde. Eğer gerçekten yerli ve milli iktidarsan keseceksin müteahhitlere, uluslararası faiz lobilerine ve tefecilere akıttığın hortumun musluğunu, aktaracaksın vatandaşına, emekline. İnsanları ömürlerinin ikinci baharında, emekliliğin tadını çıkaracağı dönemde, yoksulluğa, açlığa, sefalete mahkum etmeyeceksin. Emeklilerimiz için ne kaybedecek bir zaman ne de duracak bir zaman var” ifadelerini kullandı.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, Şırnak Valisi, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve İdil Kaymakamı’nın AKP’nin İdil Belediye Başkan Adayı İkbalhan Haznedar’ın seçim çalışmalarına katılmasına tepki gösterdi. Bakan, “İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz” dedi.
CHP İçişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel’in AKP’nin İdil Belediye Başkan Adayı İkbalhan Haznedar’ın seçim çalışmalarına katılmasıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan, şunları kaydetti:
“PARTİ DEVLETİYLE MÜCADELE EDİYORUZ”
“Basına bir fotoğraf düştü. Fotoğrafta Şırnak’ta İdil İlçesi’nde AKP Belediye Başkan Adayının seçim çalışmasına Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü, İdil Kaymakamı katılıyor, birlikte seçim çalışması yapıyorlar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ne diyor? Hepsi devlet memuru. 7. maddesine göre; ‘Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar.’ Bulundular mı? Bulundular. ‘Görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar’ diyor. Eylemde bulundurlar mı? Bulundular. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyorum senin bürokratların, senin Valin, –ki o Şırnak Valisi o ilde devletin temsilcisidir, her devlet kurumunun her bakanlığın temsilcisidir, en üst düzeyde devlet görevlileri olarak bir partinin seçim çalışmasına katılıyorlar– İl Emniyet Müdürün, İl Jandarma Komutanın, Kaymakamın bu çalışmalara katılırken sen ne yapıyordun? Onun da ne yaptığını söyleyelim. Balık baştan kokar. Ali Yerlikaya da aynı anlarda Eyüpsultan’da AKP belediye başkan adayının seçim çalışmasında propagandasına katılıyor. Ali Yerlikaya’nın 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevi nedir? Görevi; iç güvenlik kuruluşlarını idare etmektir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini, asayişi, kamu düzenini, ahlakı vs. savunmaktır. Bu yaptığının bununla ilgili var mı? Devletin terör örgütleriyle mücadele etmesi gerekirken, bunlarla ilgili çalışma yapması gerekirken, kamu düzenini sağlaması gerekirken, İçişleri Bakanı seçim çalışmasında. Onun devlet memuru olan bürokratları da kendi illerinde seçim çalışması yapıyor. Bundan utanmıyorlar, sıkılmıyorlar, bunda bir beis görmüyorlar. Haklarında bir soruşturma açılacağına ve bununla ilgili bir disiplin cezası alabileceklerine dair bir kanaatleri yok. Tam tersine mesleklerinde yükselmek, terfi etmek, daha iyi bir yere atama görebilmek için bu çalışmalara katılıyorlar. Biz şu an parti devletle mücadele ediyoruz. Devlet tamamen liyakat sistemini bırakmış, bir siyasi partiye mensubiyet veya aidiyet üzerinden organize olmuş durumda. Ali Yerlikaya’ya soruyorum; sen devletin, bu ülkenin İçişleri Bakanı mısın? AKP’nin İçişleri Bakanı mısın?
Burada bir kişiye dikkat çekmek gerekiyor. Murat Bulut. Murat Bulut kimdir? Murat Bulut; Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkan Yardımcısı ve Başkanıyken Menzil cemaatinin Jandarma Genel Komutanlığı’nda örgütlenmesine öncülü ettiği söylenen, iddia edilen şahıstır. Menzilcileri ve diğer tarikat ve cemaat bağlantısı olan kişilerin mülakatta kayırılarak Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne girmesini sağlayan kişidir. Bunun iddia edildiği kişidir. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne imamı protokole alarak camiye namaza gitmeyen öğrencileri fişlediği iddia edilen kişidir. Adana Bölge Komutanıyken Murat Bulut, korumalarını bırakıp, makam aracıyla ve şoförüyle beraber Adana’dan Adıyaman Menzil’e gittiği iddia edilen kişidir. Tüm bunları düşündüğünüzde; üniformayı giymiş, ülkesi için mücadele etmesi gereken, siyasi parti, ideoloji, felsefi düşünce, inanç ayırmadan hizmet etmesi gereken bir Jandarma Komutanından bahsediyorum. Bunun terfisi, yükselişi de aynı mensubiyet üzerinden devam ediyor. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya soruyorum; senden önce cemaatler, tarikatlar aynı şekilde örgütleniyordu kamu bürokrasisinde. Şimdi örgütlenmekle kalmıyorlar açık açık ayan beyan seçim çalışmalarına katılıyorlar. Sen geldin ne değişti?”
“BAKANLIĞINIZIN BİR TALİMATI MI VAR?”
Konuyu ayrıca TBMM gündemine de taşıyan CHP’li Bakan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Bakan, Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:
1- Devlet bürokrasisinin en üst kademelerinde görevli olan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel’in, devlet temsilini ve gücünü kullanarak, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılmasını nasıl açıklıyorsunuz?
2- İl valileri, jandarma komutanları ve emniyet müdürleri ile kaymakamlar hangi görev, talimat veya emirle siyasi faaliyetlerde bulunmaktadırlar? Kanuna aykırı olarak siyasi faaliyette bulunan kamu görevlilerinin AKP’nin seçim çalışmalarına destek olmaları kapsamında görevlendirildiklerine dair Bakanlığınızın bir talimatı mı vardır?
3- Eğer böyle bir talimat yoksa, bir siyasi partinin adayının propaganda çalışmasına katılan Şırnak Valisi Cevdet Atay, Şırnak İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Murat Bulut, Şırnak İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman ve İdil Kaymakamı Anıl Adıgüzel hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı davranmaktan idari soruşturma başlatılacak mıdır?
]]>
Çelik, AK Parti’nin Seyhan ilçesi Cemalpaşa Mahallesi’ndeki seçim ofisi açılışında, 31 Mart yerel seçimlerine, demokrasi bayramını kutlamaya az bir zaman kaldığını söyledi.
Yerel seçime kadar olan dönemin “son derece kıymetli bir şekilde” değerlendirilmesini isteyen Çelik, seçimlere birlik, beraberlik ve dayanışma içinde güçlü bir şekilde gidilmesi gerektiğini belirtti.
Çelik, 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta ortaya koyulan iradenin bir benzerini Adana’da 31 Mart’ta tekrar göstereceklerini dile getirdi.
Merkezi hükümetin verdiği desteklerle Adana’da, şehir hastanesinden 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne kadar kentin ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetlere imza atıldığını vurgulayan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Fakat en büyük eksiğimiz belediyelerde arzu ettiğimiz güce kavuşmamış olmamızdır. Şimdi bu eksiğimizi gidermek üzere inşallah Seyhan’da Erdal Hatipoğlu kardeşimize 1 Nisan günü yetki vereceğinize inanıyorum. Erdal kardeşimiz sizlerin desteğiyle inşallah Seyhan Belediye Başkanı olduğu zaman, Seyhan’da özlemi çekilen büyük projelere imza atmak, Seyhan’ın çehresine değiştirmek, Seyhan’ı güzelleştirmek, daha iyi noktalara getirmek için merkezi hükümetimizin Adana’ya yaptığı desteklerin, Seyhan’da daha da kuvvetli hale gelmesi için Seyhan Belediyesi’nin Cumhur İttifakı’nda olması lazım.”
Çelik, Adana’da yıllardır eksiği duyulan, özlemi çekilen hizmetlerin alınması için büyükşehir konusunda güçlü bir vizyona imza atılması gerektiğini söyledi.
Cumhur İttifakı’nın Seyhan Belediye Başkan adayı Hatipoğlu’nun yanı sıra Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir’e destek verilmesini isteyen Çelik, “Fatih ve Erdal kardeşimiz el ele, omuz omuza bu Seyhan’a hizmet etmek için inşallah sizlerin desteğiyle 1 Nisan sabahı bismillah diyerek göreve başlayacaklar. Bu hizmetlerin Seyhan’a kazandırılması için bu güçlü desteği verecekler. Onun için yapmamız gereken bir şey. Seyhan’da ‘Erdal Hatipoğlu’, Büyükşehirde ‘Fatih Mehmet Kocaispir’ diyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı’nın birlik, beraberlik ve bütünlük içinde ve şeffaf bir biçimde seçimlere gittiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
“Daha önceki seçimlerde ittifak yapanların, altılı, yedili masa kuranların bu seçimde 6, 7, 8 parçaya bölündüğünü, her partinin de kendi içinde parçalara bölündüğünü ve bugün daha 14 Mayıs, 28 Mayıs seçimlerinin üzerinden bir yıl bile geçmeden birbirlerine en ağır lafları söylediklerini görüyoruz. Kendi masalarını bile ayakta tutamayanların Türkiye’ye, Adana’ya, Seyhan’a vereceği hiçbir hizmet ve yapacağı hiçbir iyilik ve ortaya koyacağı hiçbir katkı yoktur.”
Çelik, seçime kadar durmadan, dinlenmeden çalışılmasını, diğer partilere oy vermiş kişilere ulaşılmasını istedi.
Çelik, Yüreğir’de mitinge katıldı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, daha sonra merkez Yüreğir ilçesi Karacaoğlan Mahallesi’nde düzenlenen mitinge katıldı.
Burada yaptığı konuşmada Çelik, bu mahallenin 14 Mayıs’ta ve 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na çok güçlü destek verdiğini söyledi.
Yeni bir döneme girildiğini ve yeni bir sayfayı açtıklarını aktaran Çelik, “Cumhurbaşkanı’mız önümüzdeki dönemi ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan etti. ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ilan edilmesi demek, Türkiye’nin her alanda çok daha ileri ufuklara, çok daha yüksek standartlara kavuşması demek. Tabii ki bu aynı zamanda ‘Adana’nın Yüzyılı’ ve ‘Yüreğir’in Yüzyılı’ anlamına geliyor. Şimdi inşallah büyükşehirde Fatih Kocaispir kardeşimize destek vererek, Yüreğir’de de Halil Nacar kardeşimizi Yüreğir Belediye Başkanı seçerek Türkiye Yüzyılı’na imza atacağımız yerel yönetimlerde bu dönemi başlatacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın, şefkatli bir belediyecilikle bütün Yüreğir’i kuşatacak birçok projesi olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Kadınlarımız, büyüklerimiz, gençlerimiz, önümüzdeki dönem için bu projelerin her biri vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracak. Vatandaşımızın daha iyi, arzu ettiği bir Yüreğir’de yaşamasını sağlayacak. Bazıları çıkıp, ‘Ben başka partideyim ama benim gönlüm Recep Tayyip Erdoğan’dan yana. Ben o sebeple yarın bir gün seçimi kazanırsam Cumhur İttifakı’na katılacağım. Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına geçeceğim.’ diyor. Bu tabii yalan siyasetidir. Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhur İttifakı’nın yanında olan Yüreğir’deki adayımız Halil Nacar’dır. Onun dışında hiçbir kimsenin bizim seçmenimize, vatandaşlarımıza, hemşehrilerimize dönük bu hitaplarının bir geçerliliği yoktur.”
]]>İntiharı teşvik eden bir internet sitesinde reklamını yapan Leonid Zakutenko, alıcı rolündeki bir muhabire İngiltere’ye haftada beş koli gönderdiğini söyledi.
BBC, Zakutenko’nun Kiev’deki evine kadar izini sürdü ve iddiaları yüz yüze kendisine yöneltti.
Zakutenko ölümcül kimyasalı sattığını reddetti.
BBC, bu ölümcül kimyasalın adını vermeyi doğru bulmuyor.
Ancak yapılan araştırma, bu maddeyi yıllardır tedarik ettiğini ortaya çıkardı.
Söz konusu kimyasal, İngiltere’de meşru bir amaç için kullanan şirketlere yasal olarak satılabiliyor.
Tedarikçiler, maddenin ne için kullanılacağına dair temel kontrolleri yapmadan müşterilere satış yapamıyor.
Kimyasal, küçük dozlarda bile yutulması halinde ölümcül olabiliyor.
Geçen yıl Londra’da ölen 54 yaşındaki ikiz kız kardeşler Linda ve Sarah, kimyasalı, bilinen bir intihar forumunda Ukraynalı satıcıdan temin etmişti.
Kardeşlerin ailesi, Zakutenko için “aşağılık ve kötü bir insan” ifadesini kullandı.
Kız kardeşleri Helen Kite göre Linda, “birkaç pound karşılığında ‘ölüm kitine’ kolayca” erişebilmişti.
Kite, kız kardeşlerinin ve diğer pek çok kişinin kimyasala erişimini engellemek için yetkililerin harekete geçmemesinin “ulusal bir utanç” olduğunu söyledi.
Zakutenko’nun sattığı kimyasal madde Linda’nın kullandığı forumda açıkça tartışılıyor ve üyeler birbirlerine bu maddenin nasıl satın alınacağı ve kullanılacağı konusunda tavsiyelerde bulunuyor.
Londra Queen Mary Üniversitesi’nde farmakoloji uzmanı Profesör Amrita Ahluwalia’ya göre kimyasal, 2019’dan bu yana İngiltere’de 130’dan fazla ölümle bağlantılı olabilir.
Ahluwalia, patologlardan ve polisten kendisine gönderilen, hayatını kaybetmiş kişilerden alınan kan ve diğer örnekleri analiz etti.
187 testin %71’inde bu kimyasalın yüksek oranda bulunduğunu tespit etti; bu da en az 133 kişinin bu kimyasalın yutulması sonucu ölmüş olabileceğini gösteriyor.
Ahluwalia’ya göre “ne için kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda, sorunların tam olarak araştırılması, kullanımının amacına uygun olması için düzenleme yapılması” gerekiyor.
Cinayet suçlamaları
Geçen yıl tutuklanan ve şu anda 14 cinayet suçlamasıyla karşı karşıya olan Kanadalı Kenneth Law da aynı maddeyi tedarik ediyordu.
Law’un kimyasal maddeyi dünya çapında 40 ülkedeki alıcılara 1.200’den fazla kez sattığı ve İngiltere’de en az 93 ölümle bağlantılı olduğu düşünülüyor.
BBC araştırması Zakutenko’nun aynı kimyasalı en az Kasım 2020’den beri sattığını ortaya çıkardı.
Hatta Law ile aynı intihar forumunda kısa bir süre kendi reklamını yapmıştı.
Forumun kullanıcıları mesaj yoluyla Zakutenko’nun iletişim bilgilerini iletti.
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de bir sitedeki küçük bir dairede yaşıyordu.
Paketlerini gönderdiği postanenin önünde ona iddialarımızı yöneltip hayatlarına son vermek isteyen insanlara neden zehirli bir kimyasal gönderdiğini sorduk.
Bunun “yalan” olduğunu söyleyip uzaklaşmaya çalıştı.
O gün sipariş verdiğimizden kolilerden en az birinin kimyasal madde içerdiğini biliyoruz.
Ölenlerin ailelerine ne söyleyeceğini sorduğumuzda, “Neden bahsettiğinizi bilmiyorum” dedi.
David Parfett’in 22 yaşındaki oğlu Tom da aynı kimyasalı Kenneth Law’dan satın almış ve Ekim 2021’de yaşamına bununla son vermişti.
Parfett şimdi intihar forumunun kapatılması ve Zakutenko gibi satıcıların durdurulması için kampanya yürütüyor.
İngiliz yetkililer, en az Eylül 2020’den beri bu kimyasaldan ve çevrimiçi ticaretten haberdar.
O tarihten bu yana İngiltere’deki adli tabipler en az beş kez farklı devlet dairelerine yazı yazarak kimyasal madde ve intihar forumu hakkında harekete geçilmesini tavsiye etti.
Parfett, Aralık 2023’te Zakutenko’dan bir sevkiyat satın aldı; yetkililerin paketi durdurup durdurmayacağını görmek için sistemi test etmek istiyordu.
Siparişi verdikten birkaç gün sonra polisten bir “sağlık kontrolü” uyarısı almış, ancak kimyasal madde yine de haftalar içinde eline ulaşmıştı.
Parfett, “Bugün ölümlerin sayısı hakkında bildiklerimiz ortadayken bunun gerçekleştiğine hala inanamıyorum” diyor.
Parfett ve Kite, yakınları Tom ve Linda’nın kimyasal maddeyi öğrendikleri foruma karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulunuyor.
Kite siteyi, “yetkililer tarafından engellenmeden en savunmasız kişileri hedef alan ve geride kalanlar için tarifsiz acıya neden olan bir iğrençlik” olarak tanımladı.
Hükümet, geçen yıl yasalaşan yeni Çevrimiçi Güvenlik Yasası’nın bu tür forumlara erişimi kısıtlamaya yardımcı olacağını söylüyor.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Etimesgut’ta seçim koordinasyon merkezi açılışına katıldı. Partisinin Ankra Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Topel Yıldırım ve Etimesgut Belediye Başkanı Adayı Hilmi Özer ile seçmenlere seslenen Akşener, şunları söyledi:
“Seçim; seçmenin düğünüdür, seçmenin bayramıdır. ya düşman olacak ne var? Biri gidecek, biri gelecek. Bakacaksınız, doğru hizmet etmiyorsa onu göndereceksiniz, öbürü gelecek. Bizim inancımıza göre seçmen seçimlerde bir karar verir. Der ki sen muhalefetsin, benim avukatım olacaksın. Öbürüne de döner der ki, sen iktidar olacaksın, bana hizmet edeceksin. Avukatın, halkın avukatının görevi nedir O sesi duyurmaktır.
“EMEKLİYE BU BAYRAMDA 7 BİN TL VERMEK ZORUNDASINIZ ERDOĞAN”
Ben İYİ Parti Genel Başkanı olarak bu seçime giderken iktidarın bu konuya çözüm üretmesi için ısrarla emekliler diyorum farkında mısınız? Emekliye bu bayramda 7 bin TL vermek zorundasınız Erdoğan. 7 bin TL vereceksiniz. Elalemin Suriyelisine veriyorsun. Açlıktan sürünen emekline bayram hediyesi 7 bin TL vereceksin, vermek zorundasın. Yıllarca seni bu emekliler desteklediler. Görevini yerine getirmek zorundasın. Buna karşılık aynı emeklilere 11 bin TL seyyanen zam vereceksin. ve en düşük emekli maaşı da asgari ücret kadar olacak. Bunu niye diyorum? Bunu şunun için diyorum; bu seçim siz emeklilerin, siz seçmenlerin birilerinin kulağını çekebilme imkanını size veren bir seçim. Şimdi geçinebilmek için yapacağınız iş bu. Bu dediklerimin hayata geçirilmesi için kulakları çekmek, 2 tarafın da kulağını çekeceksiniz.
“100 BİN ÖĞRETMEN TAYİN EDİLMELİDİR”
Dikkat edin, ısrarla bir şey söylüyorum ben. 100 bin öğretmen tayin edilmelidir. O çocukları siz okuttunuz. O çocukları bu millet cebinden, ana baba rızkından keserek okuttu. O kadar okulu açmayacaktınız. Madem açtınız tayin edeceksiniz, tayin etmek sizin için bir zorunluluktur. Siz etmiyorsanız biz iktidara geleceğiz ve biz edeceğiz.
Bu nasıl bir Etimesgut’muş. Yani bu Etimesgut’ta neler var, neler; onu sorayım. Kimin ayağına taş attık, kimin cebine girenlerin ya da gireceklerin önüne geçtik? Ne yaptık biz de asla bir siyasi partide olmayacak bir saygısızlık, bir operasyon bizim partimize çekildi? Şimdi bunları yazdık bir kenara.
“BEN BU İKİ KARDEŞİME SİZİN SESİNİZ OLMALARI İÇİN OY İSTİYORUM”
Cengiz Topel Yıldırım beş kuruş para çaldırmaz. Çalanın peşine düşer. Dolayısıyla ondan dolayı da herkesin sinirini bozar. Buradaki Hilmi kardeşimizse herkesle hemhal olur, herkesin işine koşar, onun da para çaldırmayacağına kefilim. Şimdi bu çerçeve içerisinde ben bu iki kardeşime oy istiyorum. Sizin sesiniz olmaları için oy istiyorum.”
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışında konuştu. “Eğitim ve sağlık alanlarında 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz” diyen Erdoğan, şunları söyledi:
“EKSİKLİKLER AKSAKLIKLAR ELBETTE ÇIKABİLİR”
“Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Sağlam girenin hasta çıktığı köhne düzeni değiştirdik. Şehir hastaneleri, sistem olarak ülkemize mahsus ve yeni bir sağlık hizmetidir. Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri ve aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini eşi benzeri olmayan bir şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız. Eskiden bizim insanımız yurt dışına teşhis ve tedavi için giderdi. Şimdi ise Türkiye hemen her branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldi.
“HERKESİN BAŞKANI ANTALYA’DA NE YAPTI?”
Hamdolsun milletimiz Türkiye’nin nereden nereye geldiğini iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyor. 31 Mart’ta Antalya, ‘artık yeter, yeni bir adım atalım’ diyecek. Birilerinin dediği gibi ‘herkesin başkanı’…’Herkesin başkanı Antalya’da ne yaptı? Hiçbir şey yok. Tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi… Kusura bakmayın bunlar yalan ve çarpık ifadeler. Dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımlar 21 yılda Türkiye’nin bir başından diğer başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.
“HAYIRLI PROJELERİ TAKDİR ETMEK KİMSEYİ KÜÇÜLTMEZ”
Antalya bir turizm kenti. Ama bu turizm kentinde doğru dürüst havalimanlarımız, terminallerimiz var mıydı? Yoktu… Bizimle birlikte terminal binalarından tutunuz, pistlerine varıncaya kadar hepsi bir başka oldu. Şimdi hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmete etmemiş olanların bu tür yatırımları değersizleştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Sağlıkta, enerjide, savunmada, turizmde, diğer alanda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez. Ama bugün Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa, ve sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa, işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir.
“BİZİM HASTANELERİMİZ KADAR MODERN ESERLERİ DÜNYADA ZOR BULURSUNUZ”
Bizim hastanelerimiz kadar modern, bizim okullarımız kadar yeni, bizim yollarımız kadar konforlu, bizim havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz. Hastanelerle ilgili rahmetli Savaş Ay’ın programlarını izlemişsinizdir. Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan, üretken nüfusumuzu eklediğimizde ortaya başka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladığı altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Açılışını yaptığımız bu muhteşem şehir hastanemizin bir kez daha, sadece Antalya’nın değil, buraya gümbür gümbür turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olsun diyorum. Emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum.”
]]>İMAMOĞLU: FARKINDA OLMADAN HÜKÜMETİ, ERDOĞAN’I ELEŞTİRİYOR
İmamoğlu şunları söyledi “Şimdi bu Mekke- Esenyurt meselesini alet ettiler ya o zaman, sanki işe yaramış gibi bu acemi aday dayanamadı dün bir laf yetiştirdi. Neymiş efendim? Bak lafa bak Allah’ınızı severseniz ya;’31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek.’ İBB’yi o kazanırsa ‘Gazze’ye yardım edeceğim’ demiş. Neresinden tutarsan eline geliyor. Bir; ey Allah’ın adamı, ey güzel adam. Ne diyeyim sana? Daha ne diyeyim yani? Allah seni ailene bağışlasın. Git ailenle yaşa. Ama bu şehri sen bilmiyorsun. Bu şehrin insanı ne hiç bilmiyorsun. Ben bu laftan ne anlarım biliyor musun? Aslında farkında değil. Hükümeti eleştiriyor burada hükümeti. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti Gazze’ye yardım edemedi. O gelince edecekmiş.Acemi adayın dengesi o kadar bozuk ki, farkında olmadan aramızda kalsın Erdoğan’ı eleştiriyor.

“İSTANBUL’DA YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜREN BİR ACEMİ ADAY VAR”
Sayın Cumhurbaşkanı’na diyor ki, ‘Gazze’ye yardım et. Bak sen etmedin, ben gelirsem ben edeceğim’ diyor. ‘İBB başkan olursam yardım edeceğim’ diyor. Bak daha yeni başladık. Kavga etmeyin. Yan yana afişleriniz var. Sonra makası alıp kesmeye başlarlar. Bak Sayın Erdoğan’ın sağı solu belli olmaz. Resimlerinden bir gün sonra seni pat diye çıkarıverir ha. Tek kendi resimleriyle seçime girer İstanbul’da. Yapar vallahi yapar. Ben zaten bekliyorum. Bir hafta bilemedin, iki hafta sonra meydanlarda söyleyeyim. Gene dayanamayacak. Keşke memleketin gerçek sorunlarına eğilse ama hani bir laf vardır ya; ‘Boynun eğri demişler, nerem doğru ki’ demiş. Şimdi bunların işi böyle. Ben bunlara boşuna su kaynattı demiyorum. Boşuna kayış attılar demiyorum. Vallahi Allah’a yardımcıları olsun. Ama neyse. Bu zor zamanlarda,emeklilerimizin yüzünün gülmediği zamanlarda, dar gelirlilerin sıkıntılarını had safhada olduğu zamanlarda , enflasyonun tavan yaptığı zamanlarda Allah razı olsun İstanbul’da yüzümüzü güldüren bir acemi aday var.”
NE OLDU?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, Bakırköy’de katıldığı bir etkinlikte Gazze’ye yapacakları yardımlar için milletin gerçek belediyecilikten yana tavrını koyması gerektiğini belirterek “31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek, Gazze’de elini bize uzatan kardeşlerimiz sevinecek” ifadelerini kullanmıştı.
Kurum konuşmasında, “31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek, Gazze’de elini bize uzatan kardeşlerimiz sevinecek. Gazzeli yavrularımız sevinecek. Orada Gazze’nin özgürlüğü için İBB olarak Gazze’ye yapacağımız yardımlar için inşallah 31 Mart’ta milletimiz yine gerçek belediyecilikten yana tavrını koyacaktır” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A ÇAĞRI: MURAT KURUM’U ADAYLIKTAN ÇEK
CHP lideri Özgür Özel ise bu açıklamalar hakkında şunları söyledi: ” Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye yerel seçimlerde verebilecek hiçbir şeyi olmamasının kanıtı İstanbul’daki adayının Murat Kurum olmasıdır. Sen İstanbul’a Murat Kurum’u layık görüyorsan, Murat Kurum da ’31’inde kazanırsak Filistin’deki çocuklara yardım yapacağız’ diyorsa, daha bundan sonra söyleyecek bir şey yoktur. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, buradan sonra, bugün son gün adayı çekmek için son gün. Ben bu adayı Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam çeker alırım. Murat Kurum orada duracağına oraya bir tane Pinokyo koysa Murat Kurum’dan daha inandırıcıdır. Bugün son gün, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Murat Kurum’u çek, İstanbul’a Pinokyo’yu aday göster. Daha inandırıcı olursun, daha dürüst bir adayın olur, daha samimi bir adayın olur.”
]]>Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleşen Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde konuştu. Uraloğlu, Türkiye’nin cennet köşesi, turizmin ve tarımın başkenti Antalya’yı her ziyaret ettiklerinde yeni bir proje ve eseri hayata geçirmekten duydukları mutluluğu ifade etti.
“Antalya’da 22 yılda ulaşım ve altyapıda 181 milyar yatırım gerçekleştirdik”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 22 yılda Antalya’nın ulaşım ve iletişim altyapısı için yapılan yatırımlara değinen Uraloğlu, “Yaklaşık 181 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 197 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 715 kilometreye çıkardık. Antalya Batı Çevre Yolu’nu açtık. Antalya Kuzey Çevre Yolunda Başköy, Korkuteli, Kirişçiler ve Isparta Köprülü Kavşaklarını inşa ettik. Akdeniz Batı Sahil Yolu’nu bölünmüş yol olarak tamamladık. Phaselis Tüneli’ni hizmete aldık. Böylelikle Antalya’nın; Demre, Finike, Kumluca, Kemer, Kaş ve Kalkan gibi turizm cenneti belgelerle ulaşımını kolaylaştırdık. Şubat ayı içerisinde hem Kızılkaya-Bozova-Korkuteli Yolu hem de Alanya – Kuşyuvası – Taşkent Yolu Kaplanhanı ve Çayarası Tünelleri projelerinin tamamlanan kesimlerini hizmete aldık” diye konuştu.
“Antalya-Alanya Otoyolu’nun en kısa zamanda inşasına başlıyoruz”
Bakan Uraloğlu, 122 kilometrelik Antalya Alanya otoyolu ihalesini de gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “En kısa zamanda yapım çalışmalarına da başlıyoruz. Şimdi buradan Antalya Alanya ne kadar sürüyor? 2 saat sürüyor. Trafik yoğun oldu mu 3 saat sürüyor, belki 3,5 saat sürüyor. Bunu bitirdiğimiz zaman eğer siz yasal sınırlarına uyarsanız ki biz onu tavsiye ediyoruz, Antalya -Alanya arası 1 saat sürmeyecek. 45 dakikada buradan Alanya’ya gidebileceğiz. Bu sene de çalışmalarına da dediğim gibi başlıyoruz” dedi.
Antalya Şehir Hastanesi’ne 5 kilometre uzunluğunda, 2 gidiş 2 geliş olmak üzere 4 şeritli yol yaptık”
Uraloğlu, Antalya Şehir Hastanesi gibi önemli bir sağlık kompleksinin bağlantı yollarını inşa etmekten ayrı gurur duyduklarını ifade etti. Uraloğlu, “Yolumuzun uzunluğu 5 kilometre, 2 gidiş 2 geliş olmak üzere tam 4 şeritli yol yaptık. Onun kavşaklarıyla ilgili de bazı planlamalarımız var. Onu da önümüzdeki sene büyükşehir belediyemizle beraber, ilçe belediyelerimizle beraber projelendireceğiz. ve onun da çaresine bakacağız ama şimdilik ilk etapta acil olan kesimi bitirdik ve trafiğe açtık” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, hastane yollarının hayati önemine de işaret etti. Uraloğlu,”Birimiz hasta olduğu zaman, hastaneye hızlıca erişmemiz gerektiği zaman, bir hasta ziyaretine gitmemiz gerektiği zaman, yine bir sağlık çalışanımızı, bir hemşiremizi acil müdahaleye gitmesi için önce ulaşabilmesi lazım. Dolayısıyla yol da bize lazım.” dedi.
“Yoldan geçecek olan ambulansı bir an önce yetiştirmek için çalışıyoruz”
Bakan Uraloğlu, nice güzel projeleri hayata geçirmek için çalıştıklarını belirterek, “Fahrettin Koca Bakan’ım sağ olsun, böyle güzel hastaneleri yapıyor. Bizi de bunun yollarına vesile ediyor. Biz de bu yoldan hastaneye giden gerek hastalarımız, gerek onun yakınları, gerekse de sağlık çalışanlarımız, Allah razı olsun dedi mi, biz de gerçekten mutlu oluyoruz. Biz de memnun oluyoruz. Sizin dualarınız bizler için kıymetli, oradan geçecek olan bir ambulansı bir an önce yetiştirmek için biz de buna gayret ediyoruz. Güzel hizmetler yapmaya gayret ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Ulaştırmacılara yakışan bir sloganımız var, ‘Durmak yok, yola devam'”
Bakan Uraloğlu, bu hizmetlerin arttırılabilmesi için büyükşehir belediyesiyle de uyum içerisinde çalışmaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Uraloğlu, “Siz yetki verdiniz, AK Parti belediyeleri olarak büyükşehir olarak size hizmet ettik. Ama 5 yıl bir ara verdik. 31 Mart’ta Hakan Tütüncü kardeşimizle beraber 1 Nisan sabahı yeniden Antalya diyecek miyiz? İnşallah 31 Mart’ta sandıkları patlatacağız. Bizim bir sloganımız var. Tam da ulaştırmacılara yakışan bir sloganımız var. Durmak yok, yola devam” diye konuştu. – ANKARA
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Arıkan, seçimler yaklaştıkça istismar sezonunun açıldığını, istismar konularının da had safhaya ulaştığını belirterek, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un, “31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir” dediğini hatırlatarak Kurum’u istismar etmekle suçladı.
Mahmut Arıkan, partisinin Yozgat Belediye Başkan Adayı Ziya Koçak’ın seçim irtibat bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Arıkan, kendisinin de Kayseri Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğunu bildirdi. Arıkan, ” Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti” dedi.
“BU GEMİ TİCARETİNİ DURDURUN, BU VEBALİN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ”
Arıkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Seçimler yaklaştıkça istismar sezonu istismar konuları da had safhaya ulaştı. Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, AK Parti’nin adayı Murat Kurum çıktı ve dedi ki; ’31 Mart günü seçmenler AK Parti’ye oy verirse Gazzeliler sevinecektir’. Allah’tan korkun diyorum, Allah’tan utanın diyorum. Meclis’te en yüksek grubu olan partisiniz, devleti siz yönetiyorsunuz. Sizin yönettiğiniz devlette günlerce 7 Ekim’den bu tarafa Gazze’ye İsrail’e olan gemi ticaretini durdurmaktan acizsiniz. Biz bu konuda bir milletvekili kardeşimizin hayatını feda ettik. Şehadet şerbetini içtik. Meclis kürsüsünden şehadet şerbetini içti. O arkadaşımız can çekişirken meclis kürsüsünde can çekişip, yere düşmüşken AK Parti Grup Başkanvekili bir kadının neler söylediğini hep beraber duyduk. Aradan 3 aya yakın zaman geçti tek bir özür dahi bununla alakalı gelmedi maalesef. Israrla dedik ki; bakın bu gemi ticaretini durdurun, bu vebalin altından kalkamazsınız. Bizi yalan söylemekle itham ettiler. İsrail’e gemi ticaretinin olmadığını ifade ettiler. Bundan bir buçuk ay önce Sanayi Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Meclis kürsüsüne geldi ve dedi ki; 7 Ekim’den bu tarafa İsrail’e olan gemi ticaretimiz yüzde 38 mi, 48 mi onu tam hatırlamıyorum azaldı dedi. El insaf demek gerekiyor. Hani ticaretimiz yoktu? Hani oraya sadece gıda gönderiyorduk? Biz durmadık, üzerine gittik bu hususun. İsrail’e silah gönderiyorsunuz, Allah korkun dedik. Bize döndüler yine yalan söylüyorsunuz dediler. En sonunda itiraf etmek durumunda kaldılar. Biz silah göndermiyoruz, silahın parçalarını gönderiyoruz dediler. Ne anlama geliyor? Demonte vaziyette silah aparatlarını gönderiyorlar, İsrail’de silah yapılmasını temin ediyorlar ama İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gözümüze baka baka Gazze’deki Müslümanların feryadını istismar etmeye devam ediyor.
“İNSANLARIMIZ GERÇEĞİ GÖRDÜ ARTIK”
İddialı bir cümle kullanacağım; tüm Yozgatlı hemşehrilerim bunu duysunlar. Gerek Yozgat’ta gerekse Türkiye’deki bin 395 seçim bölgesinde yapılan seçimlerde oluşan havaya baktıklarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin elinde imkan olsun, elinde yetki olsun, bütün samimiyetimle söylüyorum, 31 Mart’ta yapılacak seçimleri iptal edecekler. Niye? Makamlar gidiyor artık, insanlarımız gerçeği gördü artık. İstismar edilmekten yoruldu artık. İstismar etmedikleri hiçbir şey kalmadı, hiçbir şey. Maddi anlamda da manevi anlamda da her şeyi istismar ettiler maalesef. Ramazan ayı yaklaşıyor. Bütün belediyelerde koliler stoklanıyor, iaşe fişleri stoklanıyor. Yapmayın Allah aşkına. İnsanlarımızın duygularını, ihtiyaç sahibi olmalarını rencide etmeyin artık. Kapı kapı kutu dağıtacaklar. Kapı kapı iaşe fişi dağıtacaklar. Siz oraya yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu bitirmek için bu insanlardan oy istediniz. Bu insanlar da size yoksulluğu bitirin diye oy verdiler. İnsanlara koli koli iaşe paketi dağıtın diye oy vermediler. Emeklilerimiz sürekli istismar ediliyor. Bu kardeşiniz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde üç kez söz aldı, emekli maaş zamlarıyla alakalı. Hepiniz biliyorsunuz 7 bin 500 liradan maaşı 10 bin liraya çıkarttılar, yüzde 33 bir artış yaptılar ama mikrofonu ellerine aldıklarında emekli maaşlarımızı yüzde 49 arttırdık dediler ama yüzde 33 artmıştı. Saadet Partisi olarak gür bir sedayla emeklilerimizin sorunlarını dillendirdik. Önce 37’den 42’ye sonra 42’den sonra 49’a çıkardılar ama 7 bin 500’den 10 bine çıkarmasına engel olmadılar. Gazze’yi istismar ediyorlar. Yoksulluğu istismar ediyorlar. Emekliyi istismar ediyorlar. Köylüyü istismar ediyorlar. Asgari ücreti istismar ediyorlar. Her anlamda müthiş bir istismar söz konusu maalesef ama hemşerilerimizin verdiği kredi artık bitti.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde bir konuşma yaptı.
Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği atılımların sembolü olarak gördüğü şehir hastanelerinden birinin daha hizmete açmak üzere Antalya’da olduklarını belirten Erdoğan, en ileri tıp teknolojileriyle donatılan Antalya Şehir Hastanesinin 1500 yatak kapasitesiyle en değerli turizm ve üretim markalarından biri olan kente önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.
Açılışı yapılan 5 kilometre uzunluğundaki bağlantı yoluyla da Antalya Şehir Hastanesine ulaşımın en rahat şekilde yapılabilmesine imkan verileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolunun ülke ve şehre hayırlı olmasını diledi.
Hastanede görev yapacak personellere kolaylıklar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu eserleri şehrimize kazandıran bakanlıklarımızı, kurumlarımızı yüklenici firmaları tebrik ediyorum. Hastanemizde dertlerine derman arayacak Antalyalı kardeşlerimize şimdiden Allah’tan şifalar diliyorum. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik. Bunları da eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik olarak sıralamıştık. Ardından bunlara ülkemizin diğer tüm başlıklardaki yatırım eksiklerini de ilave ettik. Altyapısı, sistemi ve insan kaynağıyla bu alanlarda yaptığımız reformlar sayesinde huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyoruz. Mesela eğitim ve sağlık alanlarının her birinde sayıları yaklaşık 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz.
Sağlıkta, eski Türkiye manzaralarını, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar iyi bilir. Her bakımdan tel tel dökülen hastaneleri hatırlayın. Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Doktorunu bulmanın ayrı, ilacını temin etmenin ayrı dert olduğu o çarpık sistemi hatırlayın. Sağlam girenin bile hasta çıktığı o köhne düzeni kökten değiştirmek için çok çalıştık. Şehir hastanelerimiz işte bu gayretin bir ürünüdür. Nereden nereye? Bu modelle pek çok farklı teşhis ve tedavi birimini aynı çatı altında buluşturan bir sistem kurduk. Böylece hastası ve hasta yakınıyla vatandaşımızın şehrin bir ucundan diğerine koşturmasının önüne geçtik.”
“Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir”
Şehir hastanelerinin sistem olarak Türkiye’ye mahsus ve yeni bir sağlık hizmeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini, eşi benzeri olmayan birer şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların eskiden teşhis ve tedavi için yurt dışına gittiğini şimdi ise Türkiye’nin hemen hemen tüm branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kanuni ne diyor? ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Bu yola böyle koyulduk. Yani Kanuni devleti yok farz ederek, ‘devlet feda olsun ama insanımızın yeter ki sağlığını, sağlık sorununu halledelim.’ demiş. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Arkasında çok büyük bir mücadelenin, emeğin, kaynağın yattığı bu iftihar tablosunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Hamdolsun milletimiz, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyorum.
Şu anda biz Antalya’dayız. 31 Mart’ta Antalya bir karar verecek. Neyin kararını verecek? ‘Durmak yok, artık yeter.’ diyecek. ‘Yeni bir adım atalım.’ diyecek ve bu yeni adımda evet birilerinin dediği gibi herkesin başkanı. ‘Herkesin başkanı’ ne yaptı Antalya’da? Hiçbir şey yok, tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi kusura bakmayın bunlar yalan ifadeler, çarpık ifadeler, dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımları 21 yılda, Türkiye’nin bir başından bir başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.”
“Hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez”
Antalya’nın bir turizm kenti olarak doğru dürüst havalimanı, terminalleri yokken AK Parti iktidarıyla terminal binalarından pistlerine, uçak seferlerine varıncaya kadar hepsinin bir başka olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmet etmemiş olanların bu tür yatırımları, değersizleştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Sağlıkta, ulaştırmada, enerjide savunma sanayinde, turizmde ve diğer alanlarda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmenin kimseyi küçültmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bugün eğer Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa ve 60 milyon turiste yürürken sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir. Türkiye’nin avantajı geçmişte sağlam ve işler bir altyapısı olmadığı için ihtiyaçlarını en son teknolojiye ve sisteme dayalı olarak karşılama imkanına sahip olmasıdır. Hastanelerimiz kadar modern, okullarımız kadar yeni, yollarımız kadar konforlu, havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz.” diye konuştu.
Merhum gazeteci Savaş Ay’ın programlarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan ve üretken nüfusumuzu eklediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladıkları altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Cumhuriyetimizin ikinci asrına armağanımız olan Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Gençlerimize, siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla her alanda iftihar edeceğimiz bir ülke bırakmak istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. Hizmete açtığımız her yeni yatırımı bu yolda atılmış yeni bir adım olarak görüyoruz. Antalya Şehir Hastanemizin sadece Antalya’ya değil, çünkü Antalya bir turizm kenti olduğuna göre buraya yurt dışından turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olmasını diliyorum.”
Törenden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindeki heyet ve sağlık çalışanları ile birlikte Antalya Şehir Hastanesinin açılış kurdelesini kesti.
Açılış törenine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de katıldı.
Törende, Antalya Şehir Hastanesi’nin tanıtım filmi gösterildi.
]]>İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin Bakırköy’deki merkezinde düzenlenen Esnaf ve Sanatkarlar İstişare Toplantısı’nda konuşan Yönter, MHP olarak her zaman ön şartsız bir şekilde esnafla birlikte olmaya devam edeceklerini söyledi.
Yönter, Türkiye ekonomisinin yüzde 99’unun küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye ekonomisinin kılcal damarlarını esnaf ve sanatkarlarımız oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin değeri şu anda cari fiyatlarla 1 trilyon 119 milyar dolar. 1923’te bu rakam 950 milyon dolardı. Nereden nereye geldik? Şu anda kişi başına düşen gelir 13 bin 110 dolar, 1923’te 45 dolardı. Yeterli mi? Değil. Hedefimiz çok büyük. Ulaşmamız gereken yerler var. Bu nedenle Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına Türk ve Türkiye Yüzyılı dedik. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı oluşturacak iki mimar var; Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli.”
Esnaf ve sanatkarların temel problemlerini bildiklerini aktaran Yönter, küreselleşmenin soğuk dalgalarının esnafı çok etkilediğini söyledi.
Yönter, alışveriş merkezleri ve zincir marketlerin fiyat artışlarını takip ettiklerini kaydederek, “Bunun neresi insaflı, neresi vicdanlı? Bu fiyat artışlarının ekonomik gerçeklere dayandığını kim iddia edebilir. 31 Mart yaklaştıkça zammı ve ekonomiyi silah gibi kullananları biz bilmiyor muyuz? Bunların arkalarında Türkiye düşmanları yok mu? Bal gibi var, buz gibi var.” ifadelerini kullandı.
TAG uygulamasıyla taksicilerin perişan olduğunu ifade eden Yönter, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda Türkiye genelinde taksici esnafımıza yönelik bir itibar suikastı var. Hiç kimse keyfinden 24 saat boyunca direksiyon sallamıyor. Bunlar emekçi, bu milletin has evlatları. Taksici, dolmuşçu esnafımızı sürekli karalayanları kınıyorum. Diğer tüm esnafımızın olduğu gibi taksicilerimizin de arkasındayız. İstanbul’da taksi sorununun kalıcı şekilde çözüleceğine de yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki en sıcak gündemlerden biri bu olmalı.”
“Türkiye’de siyasi sorun yaşanacak hiçbir ortam yoktur”
Yönter, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yönetimde istikrarın sağlandığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de siyasi sorun yaşanacak hiçbir ortam yoktur. Şimdi önümüzde mahalli idareler seçimi var. Bu seçimlerden de sağ salim 14-28 Mayıs seçimlerine müzahir olacak şekilde çıkmak zorundayız. Bu Türkiye için, esnaflarımız için, geleceğimiz için… 14 ve 28 Mayıs’ta malum zihniyet iktidar olsaydı halimiz ne olurdu? Allah bizi korumuş. Devlet, millet izmihlal yaşardı. Her şey birbirine girerdi. Sokaktan geçene cumhurbaşkanı yardımcılığı veren, PKK’yla ittifak yapan bir zihniyetle karşı karşıyaydık. Bölücüleri belediyelere taşıyan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Büyük bir krizin eşiğinden döndük. 31 Mart’ta bunu tamamlamamız, son vuruşu yapmamız lazım. İstanbul’daki trafik sorununun çözümü, depreme dayanıklı konutların yapımı ve İstanbul’un kirlenen çehresinin tekrar temizlenmesi için yeni bir umut, yeni bir isim gerekiyor. Bizim anlayışımıza göre bu ismin tarifi Sayın Murat Kurum ve Cumhur İttifakı. Murat Kurum Bey’in 31 Mart’ta seçileceğine inanıyoruz.”
Yönter, yerel seçimde başarılı olacaklarını belirterek, “Biz kendi geleceğimiz hakkında, İstanbul hakkında karar vereceğiz. 31 Mart’ta irademizi göstereceğiz ve İstanbul’da yarı zamanlı, mevsimlik, konjonktürel belediye başkanını Saraçhane’den alıp evine göndereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ardından esnafın sorun ve taleplerini dinleyen Yönter, sorunların çözümü için ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerini söyledi.
]]>Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Büyük Lansman Programı”nde konuşan Aktaş, Bursa’nın ulaşımını kolaylaştırmak, trafiğini rahatlatmak için çok sayıda proje hazırladıklarını söyledi.
Aktaş, 2035 yılı ulaşım ana planında yer alan Demirtaş-Çalı metro hattına gelecek dönemde başlayacaklarını belirterek, kuzey-güney yönünde ilk olma özelliği taşıyan hattın, 22 kilometre uzunluğunda olacağını kaydetti.
Bursa Şehir Hastanesi ile Görükle metro hattına da değinen Aktaş, “Gelecek dönem sonunda toplam raylı sistem hattımızı 89 kilometreye ulaştırarak toplu taşımada önemli bir dönüşümü gerçekleştireceğiz. Dersimize gerçekten çok iyi çalıştık. Bir önemli dönüşümü de toplu taşıma araçlarımızda gerçekleştiriyoruz. 68 metro aracını yaklaşık 6 milyar lira yatırımla kentimize kazandıracağımız süreci başlattık. Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahip bir belediye olarak 500 yeni otobüsü kentimize kazandıracağız.” ifadesini kullandı.
Aktaş, Bursa trafiğinin tek ana hat üzerinde aktığını dile getirerek, kuzey ve güneyde iki yeni koridor oluşturarak yeni yollarla ve tünellerle Bursa trafiğine nefes aldıracaklarını anlattı.
“100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz”
Aktaş, ortak akılla dirençli bir Bursa’yı hep birlikte inşa edeceklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz dönemde afetlere dirençli ve sürdürülebilir bir şehir inşası için Bursa’da yer alan yaklaşık 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız bölüm konuttan dönüşüm önceliği bulunan alanlarda çalışmalarımızı başlattık. Eski yapı stoku ve zayıf zemin yapısıyla önce çıkan kent merkezimizdeki alanlar ile özellikle son dönemlerde sismik hareketlenmelerle sürekli gündemde olan hatta belediye binasını boşaltmak dışında hiçbir eylem planı olmayan ilçe belediyesine sahip Mudanya ile Gemlik ilçelerimiz başta olmak üzere ilimiz bütünündeki öncelikli alanlarda kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde daha ulaşılabilir ve daha yeşil dirençli kent Bursa’yı inşa etmek için 100 bin konutluk kentsel dönüşüm projemizi hayata geçiriyoruz. Tüm bu kentsel dönüşüm çalışmalarını kendi kaynaklarını kullanarak, yerinde dönüşümün öncüsü belediyemiz ve iştiraki Burkent, TOKİ ve özel sektörümüzün gücüyle gerçekleştireceğiz.”
Başkan Aktaş, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla Bursa’nın tarihi değerlerini de gün yüzüne çıkarmaya devam edeceklerini belirtti.
“Çok daha yeşil ve yaşanabilir bir şehir olacak”
Akıllı şehircilik alanında da önemli adımlar attıklarını dile getiren Aktaş, “Kentin tüm veri akışını topladığımız, ölçümlenebildiği ve tüm hizmetlerin takip edilebildiği bir akıllı şehir yönetim merkezi oluşturuyoruz. Bu merkez, normal zamanlarda istatistik ve bilgi analizleri yaparken, Allah korusun bir afet ya da olağanüstü durumda ise operasyonel fonksiyonları üstlenecek, konunun sevk ve idare edildiği müdahale merkezine dönüşecek. Bursa’mızı daha yaşanabilir bir kent haline getirmek için şehrin dijital ikizinin oluşturulması çalışmalarımızı da hızla sürdürüyoruz. ” ifadesini kullandı.
Aktaş, 2 bin 500 kilometrelik yeni içme suyu hatlarıyla Bursa’yı 2060 yılına kadar içme suyu sorunu olmayan dirençli bir kent haline getireceklerini anlattı.
Kente yeni yeşil alanlar kazandıracaklarını belirten Aktaş, “Bursa artık 5 yıl öncesinden daha yeşil ama çok daha yeşil ve yaşanabilir bir şehir olacak. Yeni dönemde de 3,5 milyon metrekare yeni yeşil alan sözünü buradan hemşehrilerime veriyorum. Bursa’mız yeşili ve mavisinin uyumuyla bir başka güzel. Kaynağını Uludağ’dan alıp Bursa ovasına doğru süzülen derelerimiz kentimizin en önemli hazinelerinden.” diye konuştu.
Aktaş, hayata geçirecekleri katı atık bertaraf tesislerine ilişkin detayları anlatarak, ayrıca dağınık halde imalathane ve üretim tesislerini kentin doğusunda ve batısında oluşturacakları 2 yeni KOBİ organize sanayi bölgesine taşımayı hedeflediklerini kaydetti.
Gençlere yönelik “Genç Kart” uygulaması devreye alınacak
Nilüfer ve Yıldırım ilçelerine yeni kongre merkezleri kazandıracaklarını ifade eden Aktaş, genç ve kadın girişimcilere kuracakları yeni iş için 100 bin liralık hibe desteği sağlayacaklarının sözünü verdi.
Aktaş, spora önem verdiklerini, gençler için de projeler hazırladıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Genç Kart uygulaması ile gençlerimize sosyal ve kültürel etkinliklerden gönüllerince faydalanmaları için yıllık 5 bin lira destek sağlıyoruz. Artık bu kart ile genç kardeşlerim konsere mi gider, tiyatroya mı veya bir stand up gösterisine mi katılır kendi bilecekleri iş. Gençlerimizin eğitim öğretim hayatlarına maddi anlamda önemli katkı sağladığımız ve geçtiğimiz dönemde yıllık 10 bin meslek lisesi ve üniversite öğrencimize sunduğumuz burs imkanından bu dönemde fen lisesi, Anadolu ve imam hatip liselerindeki başarılı öğrencileri de dahil ederek yıllık 16 bin öğrenciyi yararlandırıyoruz.”
Emeklilerle ilgili projelerini de anlatan Aktaş, “Tüm emeklilerimize ulaşımda, su faturalarında ve sosyal tesislerimizde yüzde 25 oranında indirim sağlıyoruz. Sağlayacağımız indirimlere ilave olarak, emeklilerimize yılda 2 kez olmak üzere 1500 liralık nakdi destek sunacağız.” bilgisini verdi.
Aktaş, Bursa’yı Türkiye Yüzyılı’nda gerçek belediyecilik anlayışından koparmadan, Cumhur İttifakı çatısı altında çok daha güzel yarınlara taşımak için çalışacaklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından Bursa’nın tüm belediye başkan adayları fotoğraf çektirdi.
Programa AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, AK Parti Bursa milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları, belediye başkan adayları ile partililer katıldı.
]]>Biri dizi ziyaret ve toplantıya katılmak için Sinop’a gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ilk olarak Sinop Valiliği’nin ziyaret etti. Protokol üyeleri tarafından karşılanan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Valilik Anı Defteri’ni imzalamasının ardından Vali Dr. Mustafa Özarslan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Daha sonra Bakan Tunç, sırasıyla Adalet Sarayı, Sinop Barosu ve Sakarya Caddesi’nde esnafları ziyaret etti. Akabinde AK Partinin kültür merkezindeki proje tanıtım toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı açıklamada, “Sinop’umuz Karadeniz’in incisi. Türkiye’nin en güzel şehri. Karadeniz’in bütün illeri birbirinden güzel ama Sinop gerçekten coğrafyasıyla, konumuyla tartışmasız bir değere sahip. Sinop’a inşallah hep beraber sahip çıkacağız. Yakup Üçüncüoğlu başkanımız bu projeleri hızlı bir şekilde hayata geçirecek. Biz de ona destek olacağız. Sinop’un bundan sonra vakit kaybetmeyeceğine, kayıp yılları da süratli bir şekilde telafi edeceğine yürekten inanıyoruz. Sinop’ta inşallah gerçek belediyecilik başlayacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Gerçek belediyecilik 1994 yılında sayın cumhurbaşkanımızın İstanbul’da temellerini attığı ve sonrasında eser ve hizmet siyaseti olarak bütün yurda yayılan AK Parti iktidarıyla yayılan cumhur ittifakıyla birlikte ekol haline gelen bir belediyecilik. İnşallah Sinop bu heyecanı yakalamış ve 1 Nisan’dan itibaren de bunun uygulamasını Sinop’ta da göreceğiz” dedi.
“Yeni bir anayasa yapmanın mücadelesini vereceğiz”
Son 22 yıl içinde anayasada bir çok yenilik getirdiklerini belirten Bakan Tunç, “Anayasamızda gerçekleştirmiş olduğumuz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları anayasamızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu. Bilgi edinme hakkı diye bir hak anayasamızda yoktu. Bunların hepsini işte şu son dönemde 22 yıl içerisinde milletimizin onayıyla gerçekleştirdik. Bugüne kadar anayasamızda yapılan sessiz devrim sayılabilecek bu reformlar evet küçümsenmeyecek reformlar. Ülkemizin demokrasi standardını yükselten reformlar. Hükümet sistemiyle beraber cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte vatandaşlarımızın doğrudan doğruya yürütmeyi, cumhurbaşkanını seçtiği halkın idaresinin yürütmeye yansıdığı, demokrasiyi güçlendiren, cumhuriyet rejimini daha da güçlendiren yönetim reformuna da milletimizin onayıyla imza attık. Şimdi bu kazanımları koruyarak katılımcı, demokratik, sivil, temel hak ve özgürlükleri öne alan bir anlayışla yeni bir anayasayı yapmanın mücadelesini vereceğiz” şeklinde konuştu.
“Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz”
Deprem bölgelerine yardımların devam ettiğini söyleyen Tunç, “Ülkemizi çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuşabilmesi için terörün her türlüsünden arındırarak devam edeceğiz. Bir taraftan ülkemizi geliştirirken, kalkındırırken şehirlerimizi de inşallah tabi önceliğimiz deprem bölgemiz. Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Orada o mücadeleyi verirken diğer şehirlerimizi de ihmal etmeden oraların imarını, ihyasını da kesintisiz sürdüreceğiz. 31 Mart’a şurada 1 ay gibi kısa bir zaman kaldı. Bu süre içerisinde inşallah kapı kapı dolaşacağız. Karadeniz’in incisi olan Sinop’a yakışır güzel hizmetlerin gelmesi için herkesin kapısına giderek Yakup Üçüncüoğlu diyeceğiz. Hep beraber ona destek vereceğiz ve inşallah 1 Nisan’dan itibaren Sinop’ta yeni bir dönemi başlatacağız” ifadelerini kullandı.
Proje tanıtım toplantısı sonrası AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun tarafından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yöresel Sinop Bıçağı hediye edildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, AK Parti Sinop Belediye Başkan Adayı Yakup Üçüncüoğlu eşlik etti. – SİNOP
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’in Kıdemli Uzmanı eski Büyükelçi Alper Coşkun’un üstlendiği panele İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Helga Maria Schmid, Uluslararası İşler Enstitüsü (IAI) Direktörü Nathalie Tocci ile NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray katıldı.
AGİT Genel Sekreteri Schmid, teşkilatının “çatışmaları önleme” rolünü vurgulayarak, bunu sağlamak amacıyla çeşitli araçların geliştirildiğini ancak uygulanması konusunda siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
“Sanırım 35 yıl önce Avrupa topraklarında şiddetli savaşların geri döndüğünü görmeyi hayal bile edemezdik.” diyen Schmid, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasının ardından Avrupa’da değişen güvenlik politikalarının AGİT’in çalışma ve karar alma süreçlerini de etkilediğini söyledi.
Schmid, güvenlik sorunlarını ele almak için farklı yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu belirterek, “Güvenlik sorunları, asla sadece siyasi ve askeri güvenlik değil. Ekolojik boyutu, dolayısıyla ekonomik boyutu ve insani boyutunu da giderek daha fazla dikkate almanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Çatışmaların önlenmesi için yeterince temsil edilmeyen kadın, genç ve azınlıklar gibi öznelerin sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Schmid, “Silahların kontrolü konusunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda nükleer silahlara haklı olarak çok fazla odaklanılıyor ancak konvansiyonel silahların kontrolünü de unutmamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Uluslararası topluma katkıda bulunmanın bir diğer yolu da barışı teşvik etmektir”
İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, yaklaşık 200 sene önce tarafsızlık politikasının kabul edilmesinin, ülkesinin dönemin büyük güçleriyle çevrili olmasının yarattığı koşullarla ilişkili olduğunu anlatarak, “Ve biz, bu yükümlülüğü bir varlık, bir ulus olarak kendimizi uluslararası topluma kazandırmanın aracı haline getirmeye çalıştık.” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra Avrupa ülkeleriyle işbirliğinin öneminin farkına vardıklarını söyleyen Cassis, “Coğrafi ve siyasi olarak (Avrupa’nın) tam kalbindeyiz. Dolayısıyla tarafsız olmak yerine işbirliğine dayalı bir yol seçmeliyiz. Aslında İsviçre hükümetinin, ABD yaptırımlarına dahil olurken yapmaya karar verdiği ve işbirliği yapmanın en iyi yollarını bulmaya çalıştığı şey de buydu.” ifadelerini kullandı.
Cassis, İsviçre’nin NATO müttefikleriyle çevrili olmasının ülkeye güvenlik sağladığını kaydederek, NATO ile barışın teşviki konusunda işbirliklerinin yapıldığını ve bunların artacağını ancak NATO’ya katılımın söz konusu olmadığını dile getirdi.
Uluslararası platformla işbirliğini güçlendirme çabaları kapsamında ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) katılma kararı almasının tarihte ilk olduğunu vurgulayan Cassis, tarafsızlık statüsünü koruyarak Avrupa’nın güvenlik mimarisinin şekillenmesi sürecinde yer almak istediklerini kaydetti.
İsviçreli Bakan, ülkesinin BMGK’ye katılmasının nedenini şöyle anlattı:
“Onlarca yıl boyunca tarafsızlık nedeniyle kamuoyunda çok aktif şekilde tartışıldı. Şimdi oradayız ve kendi aralarında konuşmayan ülkeler arasında diyaloğu kolaylaştırmaya katkıda bulunuyoruz ve bunun mümkün olduğunu görüyoruz. Bunu yapmak ve aynı zamanda tarafsız olmak mümkün. Tarafsız olmak, sadece uluslararası hukuka göre askeri açıdan tarafsız olduğumuz anlamına geliyor. Kayıtsızlık anlamına gelmiyor, değerlerimiz olmadığı anlamına gelmiyor.”
“Uluslararası topluma katkıda bulunmanın bir diğer yolu da barışı teşvik etmek ya da çatışmaları çözmektir.” diyen Cassis, Şubat 2022’den bu yana Rusya ile devam eden savaşı sonlandırmak için İsviçre’nin Ukrayna’ya yüksek düzeyli “Küresel Barış Zirvesi” yapmayı teklif ettiğine dikkati çekti.
Cassis, barışın sağlanması amacıyla sürece Rusya, BRICS ülkeleri ve tüm ülkelerin dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi.
“NATO’yu gerektiğinde savaşabilecek yapıya dönüştürdük”
NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Bray, son 2 yılda Avrupa’da değişen güvenlik ortamıyla İttifak’ın da evrildiğine işaret ederek, “Bence devlet savaşları geri döndü. Bu, kolektif savunmanın bölgede çok önemli bir şey olduğunu hatırlatıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa güvenliğine yönelik en ciddi krizle karşı karşıyayız.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasından bu yana ülkelerin NATO’ya ilgisinin arttığını ve savaşın Avrupa’daki ülkeleri statükonun devamını sağlamak adına birleştirdiğini anlatan Bray, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rekor bir sürede, tarihte hiç yapmadığımız kadar hızlı bir şekilde Finlandiya’yı müttefikimiz yaptık ve yine aynı şekilde İsveç de çok yakında İttifak’ta olacak. Bence tüm bunlar bize tekrar şunu hatırlatıyor: Saldırganlık karşısında daha önce de defalarca söylendiği gibi, (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin’in savaştan önceki talepleri neyse bunun tam tersini elde etti. Rusya’nın şu an daha önce sahip olduğundan daha fazla NATO sınırı var.”
Savaşın NATO’nun işleyiş ve planlamasını değiştirdiğini belirten Bray, “Çatışma planlamasına yaklaşımımızı temelden değiştirdik. NATO’yu gerektiğinde savaşabilecek yapıya dönüştürdük. Kara, hava, deniz, uzay ve siber alana kadar her alanda yeteneklerimizi ve çabalarımızı artırdık.” bilgisini paylaştı.
Bray, Ukrayna’nın güvenliğinin Avrupa için önemli olduğuna işaret ederek, “Buradan çıkan bir başka basit gerçek de Avrupa’nın güvenliğinin doğrudan Ukrayna’nın güvenliğine bağlı olduğu, güvenli ve emniyetli bir Ukrayna olmadan güvenli bir Avrupa’nın da olamayacağıdır.” dedi.
“Batı ile kalıcı savaş hali artık Rusya’daki rejimin hayatta kalması için ön koşul”
IAI Direktörü Tocci, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenlik politikalarının yanı sıra NATO ve Avrupa Birliği (AB) gibi kuruluş ve örgütlenmelerin politikalarını da değiştirdiğini ifade etti.
Geçmişte genişlemenin güvenlik motivasyonlu olduğunu ve bir ülkenin tamamen güvenli, demokratik ve müreffeh olmasa da istikrarlı olmasının genişlemeye dahil edilmesi için yeterli görüldüğünü savunan Tocci, “Artık biliyoruz ki bu, Avrupa’nın sınırlarıyla alakalı hale geldi. ya bölünmenin bir tarafındasınız ya da bölünmenin diğer tarafındasınız ve daha önce de söylediğim gibi, eğer uçurumun diğer tarafındaysanız işgal gibi şeyler olabilir.” dedi.
Tocci, bu bağlamda genişlemenin artık stratejik zorunluluk halini aldığını belirterek, “Mükemmel şekilde demokratik olmanızın, tüm standartları mükemmel şekilde karşılamanızın gerçekten bir önemi yok.” ifadesini kullandı.
Rusya-Batı mücadelesinin Ukrayna savaşıyla sona ermeyeceğini dile getiren Tocci, “Batı ile kalıcı savaş halinin artık Rusya’daki rejimin hayatta kalması için ön koşul olduğunu düşünüyorum. Bunun Ukrayna’da sona ereceğini düşünmüyorum ve bence, umarım sona erer ama sona ermeyebileceğini ve çok daha uzun yıllar sürebileceğini varsaymalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“SEÇİM AKŞAMI BÜTÜN TÜRKİYE SOMA MANİSA’YI KONUŞACAK”
“Soma faciasından sonra geldik. Soma Kaymakamlığı önünde oturduk, kalkmadık. Ta Ankara’dan heyetler gelene kadar. Sözleri aldık. O sözler tutulana kadar Ankara’da meclisi kapattırmadık. Madencilere verilen sözler kısmen tutuldu ancak madenlerin güvenli olması, madenler güvenli olmadan madenlerin açılmamasına yönelik sözler çok azı tutuldu ama o günden bugüne Türkiye’nin dört bir yanında, Ermenek’ten başlayarak en son İliç’e kadar yine madenciler emeklerinin karşılığını almak yerine hayatlarını veriyorlarsa eğer bu Türkiye’de madencilerin ve emekçilerin daha verecek çok mücadelesi, yürüyecek çok yolu ve hep beraber elde edecek çok kazanımları olduğunu gösteriyor. Benim de size canım feda. Soma’ya gelince böyle duygular çok yüksek oluyor. Madenci kardeşim sesini duyurmak istiyor, emekçi, emekli kardeşim sesini duyurmak istiyor. Biz, o gün buradan yola çıktık. Somalı kardeşlerimizle birlikte büyük bir mücadeleyi verdik. Ama sonrasında çok üzüldük. Çünkü birileri Türkiye’nin başka bir yerinde, sıcak odalarında, ellerinde cep telefonları Twitter’da her seçim akşamı Soma’nın seçim sonuçlarına baktılar, bilir bilmez Soma’ya laf ettiler. Soma’da seçim kaybettiğimiz oldu, belediye başkan adayı gösterdiğimiz kazanamadığımız oldu. Ama Soma’ya, Somalının iradesine, Somalının oyuna, Somalının iyi niyetine, Somalının açık alınlığı, başı dik duruşuna hiçbir zaman laf söyletmedim, söyletmeyeceğim. Ama bu 31 Mart’ta yine Soma konuşulacak. Daha önce seçim kaybettiğimizde konuşanları susturdum. Sen biliyor musun Soma’daki zorluğu. Sen biliyor musun Soma’daki mücadeleyi? Sen anlar mısın açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dedim. Seçim akşamları onları susturdum. Ama bu seçim akşamı kimseyi susturmayacağım. Bu seçim akşamı bütün Türkiye Soma’yı konuşacak, Manisa’yı konuşacak. Çünkü bu sefer bu meydanı doldurduk ve Somalıların karşısına bu sefer kırk dört yaşında yirmi yıllık bir avukat, Soma davasını ilk günden son güne takip eden, Soma’da siz garibanın, Soma’da bir mağdurun, parası olmayan birinin devlette adliyede ne işi olsa her telefonda git onu bul dediğimiz Soma’nın bir civan mert delikanlısını benim çok değerli bir kardeşimi sizin evladınız Sercan Okur’u aday gösterdik. Gerçekten siyasetçinin telefonu yirmi dört saat durmaz çalar. Gece arar gündüz arar. Bayramda arar. Pazar günü arar. Telefonu açtığında karşındakinin derdini dinlediğinde önemli olan ona bir çözümü söyleyebilmek, onu doğru birine yönlendirebilmektir. Ben siyasete girdiğim günden beri Soma’da kimin başı sıkışsa Sercan’ı biliyor musun dediğimde bilirim der. Sizin Sercan Okur’u tanımayana tanıtmanız lazım. Bilmeyene bildirmeniz lazım. Ben Özgür Özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Sercan Okur’a kefilim, yanındayım, arkasındayım. Ona kefil olun ona bu seçimi siz kazandıracaksınız.
“CENGİZ ERGÜN VERDİĞİ SÖZLERİN HİÇBİRİSİNİ TUTMADI GİTTİ AKP’YE TESLİM OLDU”
Sandık başına gidince dört tane oy kullanılacak. Bu oylardan bir tanesi çok kıymetli, o oy, yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, tek başına çıkmış sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. O oy demokrasi açısından en kıymetli oylardan bir tanesi. Bunun için sizden ricamdır. Hangi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Ben hepsine başarı diliyorum. Yolları açık olsun. Hepsine kolay gelsin muhtar adaylarımızın. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Soma’mız için, Sercan Başkanımız için ve dördüncü oy Manisa Büyükşehir Belediyesi için. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir. Manisaspor başkanıymış. Efendim eşi İzmir’denmiş. Ailesi CHP’liymiş diye laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün seçildi. Ne yaptı verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı. Ne yaptı Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı. Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz Cengiz Ergün yüzünden. Ne yaptı ulaşımı aksattı, arap saçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz. Önce ben de Atatürkçüyüm, ben de cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AKP ile işbirliği yaptı. Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendi astığı Atatürk resimlerine söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti AKP’ye teslim oldu.
“PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE FERDİ BAŞKAN ENGEL OLDU”
Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu tamamen yapmaz oldu. Ama, Manisa’nın en güzel varlıklarını TÜGVA var ya Erdoğan’ın oğulları TÜGVA’lara, okçuluk vakıflarına, ENSAR vakıflarına peşkeş çekmeye başladı. Tayyip Erdoğan bunu en zayıf yerinden, bir takım davalarından dosyalarından yakaladı. Manisa’nın ne kadar güzel yeri varsa hepsini bunlara vermeye başladı. Verdi verdi verdi en sonunda hepimizin evlendiği nikah dairesini bile TÜGVA’ya verdi. SGK’ya ait Beyaz Fil’i aldılar, yıkmaya kalktılar, peşkeş çekmeye kalktılar, hepimiz itiraz ettik ama Cengiz Ergün nerede, Manisa’nın aleyhine bir şey varsa ona destek verdi. Peki karşısına kim dikildi? Bizim Ferdi. Sonra bir gün Manisa’da eko-turizm yapacaklar. Bir dağın başı. Oradaki alanda eko-turizm alanı ilan etmişler. Oyları vermişler, güzelim ormanın tepesindeki ağaçları kesiyorlar. Sonra bir baktık. Oraya villa yapıyorlar. Ferdi başkan peşine düştü. Yazdık, çizdik. ya bu eko-turizmdi. Bu olmaz. Yürütmeyi durdurma verin diye. Mahkeme davayı açacak ya. Taraflara tebliğ edecek ya. Adrese mektubu celbi yollayacak ya. Yolladığı kağıda bir baktık. Cengiz Ergün’ün kızının ismi. Meğersem o eko-turizm alanını bilinmedik bir turizm diye vermiş. Üstünden üç-beş ay geçmiş. Kızına devretmiş. Güzelim ormanın ortasında kızına villa yaptırıyormuş. Orayı kızına verdi. Kim engel oldu? Yine bizim Ferdi.
“350 DAİRE PARASINI KENDİNE ALMAK İÇİN DEĞİŞİKLİK YAPTI”
Yine bir gün Manisa’da imar plan değişikliği yapıldı. Ana cadde üzerindeki beş katlar, on beş kata çıkarıldı. Oradaki o değişiklik yapılırken oraya bir cümle koymuş. Eğer caddenin üstünde yeri olan bir arsanın devamında içeride de yerleri varsa onlara da on beş kat verilir. Bizim belediye başkanının orada küçük bir yeri varmış. Arkadaki parkla kendi arkasını değiş tokuş yapmış. Arkadaki koca arsaları da beş kattan on beş yapmış. Kaç daire fark ediyor? Üç yüz elli daire. Kaç para fark ediyor? Tam beş yüz milyon lira. Yani üç yüz elli daire parasını bir cümleyle kendine almak için değişikliği yaptı. Önergeyi verdi, verdi kim engel oluverdi yine bizim Ferdi. Şunun için anlatıyorum. Vicdansız, insafsız, gözü doymayan ve iktidarda kaldığı her gün kendini, ailesini, yandaşlarını bu yaptıkları görülünce de tehdit edilince de bütün Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çeken birisine karşı tertemiz. Sütte leke var onda yok. Yaptığı işi güzelce yapan her türlü kent suçunun karşısında dimdik ayakta duran, sokakta gezen ve asla ve asla surat asmayan, enerjisi bitmeyen yoksulu gördüğünde, emekçiyi gördüğünde yüzü gülen bir adayımız var. Mimar Ferdi Zeyrek.
“BU İŞİN AK PARTİ’Sİ MHP’Sİ KALMADI”
Bu işin AK Parti’si MHP’si kalmadı. Bu bir genel seçim değil. Bu seçimde artık, belediye başkan adayı seçiliyor. ve dürüst, çalışkan, namuslu sorun çözecek kişilere şehrin anahtarını vereceğiz. Belediyenin anahtarını vereceğiz. Ben size bir şey söyleyeyim. Kendi partisinde olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin karşısına götür. Bir tarafa mevcut belediye başkanını bir tarafa, Ferdi Zeyrek’i. Vallahi de billahi de Devlet Bey kendisi düzgün bir seçim yapacak olsa o belediye başkanı yerine elli kere Ferdi’yi seçer. Elli kere Ferdi’yi seçer. Cengiz Ergün bir kefeye Ferdi Zeyrek’i bir kefeye koyduğunda adaletin terazisi de, vicdanın terazisi de siyasetin terazisinde de Ferdi Zeyrek, ağır basıyor, ağır basıyor, ağır basıyor. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak adaylarımızı sadece Cumhur Halk Partililere değil, şehrini seven, ilçesini seven herkese emanet ediyoruz.
“BEŞLİ ÇETEYE PARA VAR EMEKLİYE YOK”
Bugün sadece Soma’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler televizyonlarda bir umut, bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler, geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler, zamlardan ezilenler, en çok da kimler, en çok da emekliler. Bakın meydanlarda bunu soruyorum. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor. Meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz, on taneden sekiz tanesi neredeyse on bin lira alıyor. Daha iki gün önce TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının altı bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar. Yokluğa, felakete, açlığa sürükleniyorlar. Yani TÜRK-İŞ’in hesaplarına göre, DİSK’in hesabı falan değil. Son bir ayda gıda enflasyonu yüzde on beşleri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabıyla zam yaptılar ki yüzde otuz üç zam yaptılar, yedi bin beş yüz lirayı on bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben emekliye para ver deyince, emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Emekli başına yedi bin lira seyyanen zam sekiz yüz milyon para tutuyor, sekiz yüz milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene beşli çeteden, zengin müteahhitlerden, holdinglerden, yandaşlardan alması gerekip de vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani beşli çeteye para var. Emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına fakat para var, emekliye yok. Uçan sarayına para var, emekliye para yok. Yazlık sarayına para var, emekliye para yok. Eğer emekliye para yoksa, 31 Mart’ta oy da yok. Öyle mi? Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.
“TEK ÇARE VAR O DA BİRLEŞMEK, BİRLİKTE OLMAK, BİZ BUNA TÜRKİYE İTTİFAKI DİYORUZ”
Soma olmuş, ders gibi. Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi söylüyor. On lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı diyor, ben emekliyim diyor. Cebimde bu kaldı diyor. Bu çarelerin, bu sorunların hepsinin çaresi vallahi ne bende, ne bir başkasında. Çaresi sizde, çaresi sandıkta. Şimdi bundan sonra hep birlikte yapacağımız bir şey var. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarına oy vereceğiz. Ama bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Manisa’da Manisa ittifakı Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar var. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz. Türk’ünü, Kürt’ünü, Laz’ını, Çerkez’ini, Karadenizlisini, doğulusunu, güneydekini, Manisa’dakini ayırmıyoruz. Soma’mızda, Karadeniz’den olanlar var. Güneydoğu’dan olanlar var, İç Anadolu’dan olanlar var. Buraların yerli olanları var. Ama herkes var. Sorun var. Ama, çözümde bir tek çare var. O da birleşmek, birlikte olmak. O yüzden biz buna Türkiye İttifakı diyoruz. Türkiye İttifakı kimden oy bekler. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları kazandığında kim gözyaşı döküyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Türkiye ittifakının renkleri bayrağımızın renkleridir. Kırmızı ve beyaz. Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken, emeği sömürülen işçiden, fukaralardan, garibanlardan, emeklilerden, emekçilerden, genciyle, yaşlısıyla, bu memleketin güzel insanlarından oy istiyoruz. 31 Mart günü, Soma’yı Sercan Okur’a, Manisa’yı Ferdi Zeyrek’e. Bu iki genç adayımız, yaşları birbirine denk, ikisi de birbirinden yakışıklı, ikisi de birbirinden çalışkan, ikisi de birbirinden namuslu, bu iki evladımızı, bu iki kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. Onları 1 Nisan sabahının belediye başkanları yapmaya söz mü? Size güveniyorum, size inanıyorum. Onları size, sizi de allaha emanet ediyorum.”
]]>İZMİR – İzmir’de açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir’e gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığını söyledi. Öte yandan Bakan Tekin, İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini 2024 yılı yatırım programına aldıklarını söyledi.
İzmir programlarını Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda sürdüren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burada yaptığı açıklamada kent ile ilgili projeleri aktardı. Programa Bakan Tekin’in yanı sıra İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Çankırı Bölünmez, AK Parti İzmir Milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan ve Yaşar Kırkpınar’ın yanı sıra AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı katıldı.
Eğitim yatırımlarını anlattı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle, her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün İzmir’de gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Tekin, K Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre sınıf sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi. Yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çeken Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini de dile getirdi. İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak” açıklamasında bulundu.
Yerel seçim açıklaması
31 Mart’ta gerçekleşecek seçimler hakkında da açıklama yapan Bakan Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nı yerel seçimler çok yakından ilgilendiriyor. Özel sektör ve resmi ve olmak üzere yaklaşık bir milyon 200 bin öğretmeni bünyesinde barındıran, yaklaşık 76 bin farklı yerleşkede kuruma sahip olan bir bakanlığız. Hal böyle olunca gerek öğretmenlerimizin gerek 20 milyona yaklaşan öğrencilerimizin gerekse de üzerinde okul inşa ettiğimiz gayrimenkullerimizin yönetimi, yatırımların planlanması, ihtiyaçlarının giderilmesi için yerel yönetimlerle çok yakın ilişki halindeyiz. Yerel yöneticiler bize destek verdiği yerlerde işlerimiz çok rahat bir şekilde yürüyor. Bazı yerel yöneticilerimiz hem bize destek oluyorlar. Üstümüzden yük olarak okul, spor salonu, oyun alanı, kütüphane gibi yatırımlarla da bizim yürüttüğümüz faaliyetlerin daha efektif hale gelmesi için destek oluyorlar. Ancak bazı yerlerde de sorunlar yaşıyoruz. Bazı belediyelerde üzerinde okul inşa edebileceğimiz imar süreçlerine göre organize edilmiş arazi bulmakta zorlanıyoruz. Bazı bölgelerde okullarımızın bulunduğu yerleşkelerde inşaat ve ruhsatlandırma süreciyle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu tür sorunlar yaşanınca yatırımlarımız gecikiyor ve kamuoyunun beklentileri ve sabırsızlıkları artıyor. Eğitim öğretim süreçlerine destek vaat eden destek olacağını göreceğimiz, bildiğimizin seçilmesini arzu ederim” sözlerine yer verdi.
“Sınıf sayısı 33 bine çıkacak”
“İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak” diye konuşan Bakan Tekin, “Belediyeler, eğer bize bu anlamda destek olur eğer bize sorun çıkarmazlarsa, inşallah en geç 2 yıl içerisinde İzmir’de eğitim ve öğretim sürecinin hizmetine sunmuş olacağız. Hali hazırda ihalesi yapılmış ya da yapılmak üzere ya da inşaatı devam eden 90 tane projemiz var. Bunlar; bir fen lisesi, 12 tane mesleki ve teknik anadolu lisesi, güzel sanatlar lisesi, özel eğitim uygulama okulu, çok programlı lisesi, spor lisesi, öğrenci pansiyonu, anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve imam hatip lisesi. Bu projelerin bir kısmı devam ediyor. Bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış imar ve inşaatla ilgili problemlerin çözülmesi için bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlanırsa tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak. Ayrıca 6 atölye, 7 öğrenci pansiyonu, 2 spor salonu, 1 konferans salonu olmak üzere 2023 yatırım programımızda var olan projelerin dökümü bu şekilde. Bu proje bedelleri de yaklaşık olarak 6 milyar 800 milyon TL. Bunlara ilave olarak biz 2024 yatırım programı açısından iki tane yaklaşımımız var. Bunlardan birisi yıkılıp yeniden yapılması düşünülen okullarımız. Diğeri de deprem süreci sonrasında güçlendirme analizleri yapılıp güçlendirme kararı verilen okullarımız. 2024 yatırım programımızda İzmir için biz 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım kılavuzumuza aldık. Ayrıca deprem güçlendirmesi kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış ve 329 dersle tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Ayrıca deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu deprem güçlendirmesi sürecini almış olacağız. Onların da karşılığı 683 sınıf. Dolayısıyla şöyle baktığımızda hali hazırda İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak. Yüzde 10 civarında bir sınıf artışı öngörmüş oluyoruz” dedi.
Gastronomi Lisesi müjdesi
İzmir’e bir gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığı müjdesini veren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların küçük yaştan itibaren mesleki teknik eğitim, sportif eğitim ve sanatsal eğitim almalrı konularında yeni bir süreç başlattıklarını da dile getirdi. Bakan Tekin, “Turizm sektörü konusunda ara eleman sıkıntısı yaşandığını biliyoruz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak meslek eğitimindeki ara elaman sorunu çözmek için ciddi tedbirler aldık. Ancak bilhassa turizm sektöründeki dostlarımızla konuştuğumuzda orada da bir eksiklik var. O ihtiyacı gidermek için Türkiye genelinde başlangıçta yedi bölgede yedi tane olmak üzere bir meslek formatı geliştirdik. Bünyesinde mutfak sanatları, buna ilişkin servis programı ve turizm işletmeci bir bölümü olan bir gastronomi lisesi tasarlıyoruz. Bu gastronomi formatı; bulunduğu bölgenin annelerimizin reçeteleri diye tanımladığımız yöresel yemeklerin hem mutfak sanatı olarak hayata geçirilmesi anlamında hem servis edilmesi anlamında profesyonel servis anlamında hem de dil işletmecilik kültürü doğrultulması anlamında liseler oluşturması. İstanbul’da bunun ilk örneğini 2024-2025 eğitim üretim yılı başı itibariyle başlatmış olacağız. Boğaza nazır bir restoran işletmesinde çocuklarımızın ürettiklerini İstanbul halkıyla ve misafirlere ikram edecekleri bir uygulama restoranıyla beraber hayata geçireceğiz. Genel yöneticilerimiz ve mülki idare amirlerimizle de uygun bir lokaysan temin edilirse ikinci örneğini de İzmir’de planlamak istiyoruz bununda yapımını bir hayırseverimiz üstlendi. İzmir’de öğretmenlerimizin İzmir’e dışarıdan gelen kamu görevlilerinin misafir edilebilecekleri bir öğretmen evi sıkıntımız var. Konak Öğretmen Evimizi yeniden yatırım programımızı aldık. En kısa zamanda bu konak öğretmen evimiz de yine burada hizmete açılmış olacak. Bunları yapmak için öngördüğümüz 2 yıl oldu” açıklamasında bulundu.
Dağ: “Biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, 31 Mart’ta gerçekleşecek seçimleri kazanarak başkan olduğu takdirde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan projeleri gerçekleştireceğini dile getirdi. Dağ, “zmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak önümüzdeki süreçte eğitim ve öğretim alanında sorumlu olduğumuz alanlarda elimizden gelenin fazlasını yapacağız. Günümüze baktığımızda küreselleşmenin ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin etkisiyle hızlı dönüşümlerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bizler Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıl içerisinde evlatlarımızın her anında yanında olacağız. Anne ve babaların gönül rahatlığıyla çocuklarını teslim edecekleri 100 yeni kreşi hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve bilimsel birçok alanda çağın ihtiyaçlarına uygun eğitimler alabileceği Çocuk Gelişim Akademilerimizi hayata geçireceğiz. Çocuk üniversiteleri kurarak, çocuklarımızın ilk yaşlarda yeteneklerini keşfedecek ve ailelerimize rehberlik hizmeti sunacağız. Çocuk Yaşam Parkı projemizle çocuklar toprağa dokunacak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemleyecek, köy yaşamını öğrenecek, doğanın döngüsünü ilk elden deneyimleyecek. Burada ifade ettiğim ve daha saymaya fırsatımın olmadığı birçok proje ile şehrimizde bütüncül bir eğitim sistemi oluşturacağız. Okullarımız temizlik ve güvenlik zorlukları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı çözmeye devam ediyor biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız. Birçok şehirde belediyeler okul inşa edip Mili Eğitim’e teslim ediyor. Biz 5 yıllık süreçte belediye olarak bakanlığın yapacağı okulların yüzde 10’nu yapıp teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024 ikinci gününde devam ediyor.
Forum kapsamında moderatörlüğünü TRT World muhabiri Melinda Nucifora’nın üstlendiği “Bölgesel mekanizmaların rolü ne olmalı?” başlıklı panele, Asya İşbirliği Diyaloğu (ACD) Genel Sekreteri Dr. Pornchai Danvivathana, Güvenlik İşbirliği Merkezi (RACVIAC) Direktörü Constantin-Mihail Grigorie, Büyük Göller Bölgesi Uluslararası Konferansı (ICGLR) Genel Sekreteri Joao Samuel Caholo ve Avrupa Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Bjorn Berge katıldı.
Caholo, kritik doğal kaynaklara sahip 12 Afrika ülkesini bünyesinde bir araya getiren ICGLR’nin bölgenin barış ve istikrara ulaşması için politik ve ekonomik araçlar kullandığını söyledi.
Birleşmiş Milletlerin (BM), “biz ve onlar” anlayışını yıkmak için 1945’te kurulduğunu belirten Caholo, kuruluşun yaklaşık 70 yıl boyunca misyonunu büyük ölçekte gerçekleştirmesiyle “bir başka dünya savaşı yaşanmadığını” savundu.
Caholo, büyük ülkelerin BM Güvenlik Konseyinde veto hakkını suistimal ederek, küçük ülkeleri işgal etmesini izlediğine işaret etti.
Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) arasındaki anlaşmazlığın, ABD’nin müdahalesiyle çözüldüğünü hatırlatan Caholo, küresel güçler ve bölgesel mekanizmaların birlikte işlemesi halinde sınırdaki silahlı grupların diyalog kurabileceği bir alan yaratılabileceği ve bu durumun bölgesel kalkınma için büyük bir adım olabileceğini ifade etti.
ICGLR Genel Sekreteri Caholo, savaş ve çatışmaların önlenmesinde en önemli adımın, bölgesel mekanizmalarda oy birliğiyle alınan kararların üye devletler tarafından uygulanması olduğunu söyleyerek, “İnsanlık asla Gazze ve Ukrayna’da gördüklerimizin yaşanmasına izin vermemeli.” dedi.
Bölgesel kalkınma
ACD Genel Sekreteri Dr. Danvivathana, ACD’nin Asya ve Avrupa’dan 35 üyeleri arasında anlaşmazlıklar olduğunu ancak Birliğin, anlaşmazlık konularından ziyade mutabık kalınan hususlar üzerine inşa edilerek çözüm ürettiğini kaydetti.
Uluslararası aktörlerin birbirine bağımlı olduğunu ve özellikle sınır ötesi meselelerde hiç kimsenin tek başına hareket edemeyeceğini belirten Danvivathana, bölgesel mekanizmanın uluslararası işleyişe de katkı sunacağının altını çizdi.
Danvivathana, devletlerin, küresel rekabete giremeyecekleri alanlar yerine ulusal çaptaki ekonomik avantajlarına odaklanarak atılım yapmasının bölgesel kalkınmayı ileri taşıyabileceğini söyledi.
“Barış istiyorsan barışa hazırlan”
RACVIAC Direktörü Grigorie, RACVIAC üyesi 9 Güneydoğu Avrupa ülkesinin geçmişteki anlaşmazlıklar ve güncel çekişmelere rağmen, bölgesel bir kuruluş çatısı altında buluşarak güvenlik diyalogu kurduğunu aktardı.
Kuruluşa üye bazı devletlerin Kosova’yı halen tanımadığına dikkati çeken Grigorie, askeri konuların ele alındığı buluşmalar haricinde RACVIAC üyelerinin oy birliğiyle Kosova’nın da toplantılara davet edilmesine karar vermesini bu duruma örnek gösterdi.
Ukrayna- Rusya Savaşı gibi uluslararası çatışmalarda diplomasinin önemine dikkati çeken Grigorie, “Romalıların ‘Barış istiyorsan savaşa hazırlan’ diye bir sözü vardır. Bugün dünyada bunu görebiliyoruz, belki takılıp kaldık. Bu durumda yapmamız gereken, ‘Barış istiyorsak barışa hazırlanmak’ olacaktır.” ifadesini kullandı.
“Küresel çatışmaların ele alınacağı etkili oluşuma ihtiyaç var”
Avrupa Konseyinin İsrail- Filistin sorunu yerine kıtadaki çatışmalara odaklandığını belirten Avrupa Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Berge, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda insan hakları ihlallerinin kayıt altına alınması için Ukrayna, Avrupa Birliği ve G7 ülkelerinin işbirliğiyle işlevsel bir kayıt mekanizması oluşturduğunu ve mekanizmanın merkezinin Hollanda’nın Lahey kentinde olacağını bildirdi.
Berge, ABD’nin bazı çatışmaların çözümünde yapıcı rol oynayabileceğini kaydederek, Rusya ile savaşının bitmesi için Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin ortaya koyduğu barış planının uygulanması gerektiğini ifade etti.
BM Güvenlik Konseyinin 2. Dünya Savaşı sonrasında küresel barışı korumak için kurulduğunu fakat “tekrar tekrar başarısız olduğunu” belirten Berge, küresel çapta savaş ve çatışmaların ele alınacağı daha etkili bir oluşuma ihtiyaç duyulduğunu savundu.
]]>Koca, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Kepez ilçesindeki Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolları açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” hedeflerinden birine daha ulaşmanın, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
“Çok sayıdaki hastaneyi tek çatı altında toplayan şehir hastanelerimizle 2013’te, Türkiye olarak, sağlıkta yeni bir dönem açmıştık. Bugün bu hastanelerin sayısı 24’e ulaştı. Sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerimizde vermekteyiz.” diyen Koca, bu muazzam gelişmenin geçmişle kıyaslanamayacak bir güç ve konfor olduğunu anlattı.
Koca, 2002 yılından bu yana Antalya’da 26 hastane, 2 ağız ve diş sağlığı merkezi, 38 birinci basamak sağlık tesisi olmak üzere 66 sağlık tesisini hizmete açtıklarını bildirdi.
Antalya’da Bakanlık olarak sağlık kuruluşlarında hizmet veren sağlık çalışanı sayısını 4 kat artırdıklarını vurgulayan Koca, “Uzman hekim sayısını ise 450’den 2 bin 110 uzman hekim sayınına çıkardık. Yani uzman hekim sayısını, sadece Bakanlığımız sağlık kuruluşlarında yaklaşık 5 kat artırdık. Bugün Bakanlığımız, Antalya’da yaklaşık 23 bin personeliyle hizmetinizde.” diye konuştu.
Her atılımın devamı olduğuna işaret eden Koca, şunları kaydetti:
“300 yataklı Manavgat Devlet Hastanesi, 300 yataklı Aksu Devlet Hastanesi, 200 yataklı Alanya Devlet Hastanesi, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Döşemealtı Devlet Hastanesi’nin aralarında bulunduğu yatırım değeri 7 milyarı aşan, 9 sağlık tesisimizi süratle hizmete açacağız. Buradan müjdelemek istiyorum. Döşemealtı Devlet Hastanemizin inşaatı bitti, altyapı çalışmaları devam ediyor. Çok yakında hasta kabulüne başlayacağız. Öte yandan, yeni yatırım programımızda ihale, proje ve arsa tahsisi aşamasında olan 38 yeni sağlık tesisimiz daha bulunuyor. Bizim için hiçbir hizmet final değildir. Tamamlanan yatırım, yenisi için başlangıçtır. Şehir Hastanesi dahil. Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz, 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Hastanemizde, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Kalp Damar Hastalıkları Hastanesi, Genel Hastane ve Onkoloji Hastanesi bulunmaktadır. Şehir Hastanemiz, 300 poliklinik ve 43 ameliyathane yanında, Yanık Merkezi, Uyku Laboratuvarı, İnme Merkezi, Organ Nakli Merkezi, Perinatal Merkezi ve Genetik Hastalıklar Merkezi gibi özellikli birimlere sahiptir. Antalya Şehir Hastanesi, şuna yeni örnektir: Sağlık yatırımlarında gerçek, hayali aştı.”
Ulaşılan her hedefin yerini, yenisinin aldığını aktaran Koca, hizmet yolunda aldıkları güç sayesinde bir gün bile mola vermeyerek hizmet ettiklerini vurguladı.
130 bine yakın hasta muayene edildi
Yeni eserler, daha da gurur verici günler olacağına dikkati çeken Koca, Antalya Şehir Hastanesi’nin 4 Aralık’ta hasta kabulüne başladığını, bugün resmi açılışını yaptıklarını hatırlattı.
Koca, üç ayda 130 bine yakın hastanın muayene, 1500’e yakın hastanın ameliyat edildiğini vurgulayarak, şu anda 2 bin 150 personelle sağlık çalışanıyla hizmet ettiklerini bildirdi.
Hastanede, 400’ü aşan uzman hekim ve akademisyen kadrosuyla hizmet verdiklerinin altını çizen Koca, “Günlük bakılan poliklinik hasta sayısı 4 bine ulaştı. Acilde verilen hizmetle birlikte 5 bin hasta. Hastanemiz tam devreye girdiğinde günlük 20 bin hastanın muayene edildiği hastane olacak. Hastanemiz 32 ayda hizmete açılmış oldu.” ifadelerini kullandı.
]]>Manisa programı öncesi, 2 gün önce Bursa’da açmış olduğu CHP Osmangazi İlçe Başkanlığa gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe binalarının görünür olmasını, il binalarının görünür olmasını, partimize layık olmasını çok önemsiyorum. Çünkü boşuna söylenmiş bir söz değildir, baba evi. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kuruluş tarihi olarak da Sivas Kongresi’ni 1919’da 5 Eylül günü toplanan Sivas Kongresini işaret etmektedir. Öyle olunca Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları kendisine ve partimize layık olmak durumundadır. Bursalıları, Osmangazi’deki herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi’deki baba evine bir çayımızı içmeye davet ediyorum. Adresi dünyanın öbür ucundan tarif etsek elinizle koymuş gibi bulursunuz. Bursa’da Ulu Cami’nin tam karşısındayız” diye konuştu.
Yoğun bir seçim temposu içerisinde olduklarını belirten Özel, “Bu tempo içinde sürekli gelişmeler oluyor. Son olarak da bir gelişme oldu. Gerçekten hani yanıt vermek, gazeteci arkadaşlar soruyorlar, insan utanç duyuyor, hicap duyuyor. Dün AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ’31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarından Gazze’nin umutlanacağını söylemiş. Ayrıca, kendisi kazanırsa, Gazze’ye insani yardımda bulunacağını bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu da söylemiş. Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık ve bir tarafı sahtekarlıktır. Bu kadar ucuz siyaset olmaz. Türkiye’nin bütün belediyelerimizin Kızılay’ın AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor. Refah Sınır Kapısı’nda Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin tek bir gündemi olduğunu belirten Özel, ekonomik kriz dışında, hayat pahalılığı dışında, zam dışında hiçbir konunun olmadığını söyledi. Özel, “Açlık sınırı, 16 bin 200 lira olarak açıklandı. Yani emekli 10 bin lira alacak ve tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Büyük bir haksızlık. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. O diyor ki bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem. Emekli karta ihtiyaç olduğunu bir kez daha yeniliyorum. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil, 800 milyon liraya ihtiyaç var. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri, 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün herkesi 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum. Son sözüm şudur. Bursa’dayız. Osmangazi’deyiz. Osmangazi’de de. Bursa Büyükşehir’de de seçim çok çok iyi gitmektedir. Ben Osmangazi’ye iki gün önce geldim. Bugün gelip ilçe başkanlığımızda çay içmek, ziyaret etmek için geldim. Bir Nisan günü sabah, Ankara’da da olsam, Manisa’da da olsam, mazbatayı ne gün alırlarsa ertesi günü başkanımın kahvesini içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyorum. Osmangazi’de, Erkan Başkan’ın çayını içeceğim. Onunla birlikte, bütün örgütümüzle birlikte sade kahve içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bakın ben Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ay yıldızlı bayrak olacak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak. Bizim ittifakımız Türkiye ittifakı rengi kırmızı beyaz. Bursa’nın ittifakının adı. Bursa ittifakı, rengi yeşil beyaz” dedi. – BURSA
]]>Bahçelievler Şule Yüksel Şenler Bilim Merkezi ve Kütüphanesi açılış törenine katılan Kacır, “7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızın bilim ve teknolojiye merakını artıracak bu merkezin Bahçelievler’e, İstanbul’a hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmasında 28 Şubat Darbesi’ne atıf yapan Kacır, “Hafızalarımız taze, hafızalarımız diri. Hafızalarımızı diri tutmamıza vesile olan bayrak isimlerden biri de bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezi ve kütüphanemizin de adını taşıyacak olan Şule Yüksel Şenler’dir.” ifadelerini kullandı.
Kacır, Şenler’in yaşantısıyla, şahsiyetiyle, asaletiyle topluma rehberlik ettiğini vurgulayarak, “Cezaevi günlerinde sergilediği duruşla, güçlü kalemi ve güçlü kelamıyla verdiği mücadeleyle gerçek bir yol göstericiydi. Ne mutlu ki bugün onun mirasını yaşatanlar bilimden sanata, siyasetten bürokrasiye toplumsal hayatın her yerinde özgürce ve hiçbir ayrıma tabi tutulmadan kendilerine yer buluyor. ” diye konuştu.
“Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdik”
Türkiye’nin sanayileşmede, bilimde ve teknolojide akamete uğratılmış hikayelerle dolu tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdıklarını söyleyen Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdiklerini vurguladı.
Kacır, Cumhuriyet’in ikinci asrına bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atmış ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye olarak adım attıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ve şimdi Milli Teknoloji Hamlesiyle ülkemizde son 22 yılda elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşıyoruz. Ekonomik ve siyasi bağımsızlığın teknolojik bağımsızlıktan geçtiği düsturuyla kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemize, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamıza imkan tanıyacak program ve projeleri hayata geçiriyoruz.
Bayraktar TB-2, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, TCG Anadolu, Togg, Kızılelma ve Kaan… Milli Teknoloji Hamlemizin bu vizyon eserlerinin hepsinde ömür sermayesini bu ülkenin kalkınması ve güçlenmesi için adayan bir gençliğin alın teri var, akıl teri var.”
TEKNOFEST gençliğinin gümbür gümbür geldiğini anlatan Kacır, gençlerin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Kacır, Türkiye genelinde teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak için 81 ilde Deneyap teknoloji atölyeleri kurduklarının vurgulayarak, “Ortaokul ve lise öğrencimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. ‘Stajyer Araştırmacı Burs Programı’ kapsamında, 7 binden fazla öğrencimizin üniversite lisans eğitimleri esnasında AR-GE projelerinde yer almasını destekliyoruz. İstanbul ve Kocaeli’de açtığımız yeni nesil yazılım okullarımızda öğrencilerimize ücretsiz yazılım eğitimi veriyoruz. Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezimizi bilim gönüllülerimizin hizmetine sunduk. 6 ilimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne kadar 10,5 milyon vatandaşımızı ağırladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bugüne kadar 13 ilçedeki bilim merkezlerinde gerçekleştirilen eğitim atölyelerine 775 binin üzerinde gencin katıldığına işaret eden Kacır, “Dün ilçe ölçeğinde 14. bilim merkezimizi, Çekmeköy’e kazandırmıştık. Bugün de 15.sinin açılışını gerçekleştirmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Kacır, hükmettiği her coğrafyada asırlara meydana okuyan kütüphaneler inşa eden bir ecdadın torunları olarak kitapların mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşları olduğunun da bilincini taşıdıklarını söyleyerek, “İşte bu anlayışla ülkemizin dört bir yanında birçok modern kütüphaneyi hizmete aldık. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni, Rami Kütüphanesi’ni gençlerimiz başta olmak üzere, yediden yetmişe farklı yaş gruplarından vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Geçtiğimiz hafta Gaziantep’teydim. Şahinbey’de bir ilçe belediyemizin hizmete almaya hazırlandığı muhteşem bir kütüphane gördüm. Bizim ilçe belediyelerimizin ürettiği hizmetlere, başkalarının tatil yaparak yönettikleri büyükşehir belediyeleri yetişemiyor.” diye konuştu.
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz”
AK Partili belediye başkanlarının Türkiye’nin dört bir yanında eser siyaseti ile gayretlerini sürdürdüğüne işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz. Başkaları ağustos böcekleri gibi günlerini tatilde geçirdiler. Milletimiz ne diyorsa bizim için baş tacı. Yeter ki milletimiz, şu yaşadığımız şehirleri güzelleştirmek, bu şehirleri geleceğe taşımak adına önümüzdeki 5 yıl gecesini gündüzüne katacak adaylarımıza destek veriyor olsun. Biz inanıyoruz ki bizim adaylarımız Allah’ın izniyle önümüzdeki 5 yılda bu şehirlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla çalışacaklar. Neredeyse Bahçelievler’in tüm okullarında spor salonları var. Sordum arkadaşlarıma ‘Rahmetli Kadir Başkan Bahçelievler’de kaç spor salonu yapmış?’ Dediler ki 10 spor salonunu rahmetli Kadir Topbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Bahçelievler’e kazandırmış”
‘Son 5 yılda okullarımızda yapılan ilave bir spor salonu var mı?’ diye sordum. ‘Büyükşehir belediyesi tarafından yok’ dediler. Karar Bahçelievler’in, karar milletin. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Murat Kurum, Bahçelievler’de Hakan Bahadır. Allah’ın izniyle bu üçlü hem Türkiye’yi hem İstanbul’u hem Bahçelievler’i geleceğe taşıyacak.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde miting yaptı, vatandaşlarla buluştu. Cengiz Topel Meydanı’ndaki mitinge CHP Lideri Özel vatandaşlar tarafından bayraklarla karşılandı. Mitingde konuşan Özel, “Bu memleketin yüzde 95’i ben Atatürkçüyüm diyor, daha doğrusu yüzde 95’inin Atatürk’le bir sorunu yok. Atatürk’ü severim diyor, vatanımızı kurtardı ülkemizi kurdu diyor. Biz de CHP olarak Atatürk’ün kurduğu partide siyaset yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Zamana zaman birileri Atatürk’ün adını anıyor ama çoğunlukta yaptıkları icraatlar cumhuriyetin kurucu kadrolarına duydukları husumeti gözler önüne seriyor. Çedes diye bir proje var, laikliğe karşı, Atatürk’e karşı ne kadar adam varsa hepsi Çedes’i savunuyor, biz de bu projenin ne kadar tehlikeli olduğunu söylüyoruz. Ne oldu biliyor musunuz, daha dün İzmir il müftüsü Çedes projesi kapsamında küçücük çocukları aldı bir mezar ziyaretine götürdü. Kimin mezarına götürdü biliyor musunuz? Esat Erbilli’nin mezarına götürdü. Esat Erbilli Menemen’de Asteğmen Kubilay’ı katledip kafasını kesip menemende gezdirenler var ya onların içinde olup da yaşı yüksek olduğu için infaz edilmeyip müebbet hapse çarptırılan, suçu sabit olan, Kubilay’ın katilinin mezarına çocukları götürmüşler. Şimdi bütün Atatürkçülerden, sadece CHP’lilerden değil MHP’liler diyor biz de Atatürk’ü seviyoruz. AK Parti seçmenin içinde Atatürk sevgisi olan yok mu çok. Herkese diyoruz ki bakın kardeşim bunlar gemi azıya aldılar. Asteğmen Kubilay’ın kafasını kesen adamın mezarına çocuğu götürenlerden bu memlekete fayda gelmez. Ben diyorum Atatürk bize bunu öğütlüyor. Atatürk, Devlet Bahçeli için öldü ama bizim için ölmedi buramızda yaşıyor” dedi.
“Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor”
Konuşmasında emekli ücretlerine değinen Özel, “Bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabı ile zam yaptılar ki yüzde 33 zam yaptılar, 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben ’emekliye para ver’ deyince ’emekliye para verirsem çalışanlara maaş ödeyemem’ diyor. ‘Emekli başına 7 bin lira seyyanen zam 800 milyon para tutuyor, 800 milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem’ diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor, oysa bu sene 5’li çeteden, holdinglerden, müteahhitlerden alması gerekip vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani 5’li çeteye para var, emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına para var emekliye yok, uçan sarayına para var emekliye yok. Yazlık sarayına para var emekliye yok. Diyor ki eğer emekliye para yoksa 31 Mart’ta oy da yok. Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok, ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim, siz de sana da oy yok deyin belki duyar. Duyar da bir şey yapar mı yazmaz, çünkü o garibanın sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin, patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber” diye konuştu.
“Bedelli askerliğe kaçanlardan değil gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz”
Konuşmasının sonunda bedelli askerlik yapanlara kızdırabilecek sözlere de yer veren Özel, “Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz, öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken emeği sömürülen işçiden, emeklilerden, emekçilerden oy istiyoruz”
Özel, Soma mitinginin ardından Salihli mitingine geçmek üzere ilçeden ayrıldı. – MANİSA
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Ramazan ayına bir ay kaldığını anımsatan Erdoğan, Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta “milli irade bayramını” beraberce ilan edeceklerine inandığını söyledi.
Cumhuriyetin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlesinin yeni bir safhasını Antalyalılarla birlikte “yeniden Antalya” diyerek başlatacaklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in ikinci asrını Türkiye Yüzyılı yapma taahhüdüyle halkın karşısına çıkarken, bunun gerisinde bugüne kadar ülkeye kazandırdıkları eser ve hizmetlerin olduğunu aktardı.
Erdoğan, Türkiye’nin her vilayeti gibi Antalya’nın da bu kalkınma şöleninden payına düşeni aldığını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Son 21 yılda Antalya’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 304 milyar lira tutarında yatırım yaptık. CHP’nin burada bir yatırımı var mı? Yok. Yaparsa, yine biz yapacağız. Eğitimde 14 bin 450 yeni derslik inşa ettik. Üçü vakıf, biri devlet olmak üzere dört yeni üniversite kurarak şehrimizdeki üniversite sayımızı beşe yükselttik. Gençlik ve sporda 21 bin 593 kişi kapasiteli yüksek öğrenim yurt binaları açtık. Peki, Antalya Belediyesinin kaç tane yurt binası var? 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum dahil olmak üzere toplam 116 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda Antalyalı ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza 9 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta 1500 yataklı şehir hastanemiz başta olmak üzere, buradan çıkacağım şimdi şehir hastanemizin açılışına gideceğim. Şehir hastanemizi açıyoruz. Toplamda 3 bin 497 yataklı 36 hastane dahil 66 sağlık tesisi yaptık. İçinde 300’er yataklı Aksu ve Manavgat hastanelerimizin de olduğu 1050 yataklı 9 sağlık tesisimizin yapımı sürüyor.”
TOKİ vasıtasıyla Antalya’da 5 bin 570 konutun yapımını tamamladıklarını, 1449 konutun yapımına ise devam edildiğini ifade eden Erdoğan, Antalya’da riskli yapı olarak tespit edilen 26 bin 15 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Turizm yara almasın diye biz yapıyoruz”
Erdoğan, Antalya’da altı millet bahçesi projesinden dördünü tamamladıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“İktidara geldiğimizde il sınırları içerisinde 17 atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun ancak yüzde 27’sine hizmet verilebiliyordu. Bugün 36 atık su arıtma tesisiyle belediye nüfusunun tamamına hizmet veriyoruz. Normalde Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan hizmetleri bile Antalyalı kardeşlerimizin en önemli gelir kapısı olan turizm yara almasın diye biz yapıyoruz. Kemer ve Çamyuva bölgelerinin atık su meselesini çözen arıtma tesislerini bir yıldan kısa süre içinde biz bitirdik, yakında açılışını gerçekleştiriyoruz. Güncel rakamla 2 milyar liraya mal olan tesislerimizin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.”
Antalya’da 2021’de yaşanılan orman yangınlarının ardından yaraları sardıklarını anımsatan Erdoğan, 721 köy evini tamamlayarak hak sahiplerini teslim ettiklerini, buna 190 köy evini daha yakında ekleyeceklerini belirtti.
“Antalya Havalimanı’nın kapasitesini yıllık 80 milyon yolcuya çıkartıyoruz”
Ulaştırmada 195 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol uzunluğunu 715 kilometreye çıkardıklarının bilgisini veren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Antalya Spor Kavşağı’nı trafiğe açtık. Meydan Kavşağı’ndaki şerit sayısını artırdık. Mevlana, Gıyaseddin Keyhüsrev katlı kavşaklarıyla kesintisiz şehir içi ulaşım imkanını sağladık. Antalya’nın dört bir yanında tüneliyle, köprüsüyle, kavşağıyla yapımı devam eden onlarca yol projesi var. Bunları da birer birer hizmete alacağız. Antalya-Alanya otoyolunun inşasına da yakında başlıyoruz. Antalya Şehir Meydanı-Havalimanı-Expo Tramvay Hattı’nı hizmete aldık. Antalya Havalimanı’na yaptığımız iç ve dış hatlar terminal binasını büyüterek yıllık 35 milyon yolcu kapasitesine çıkardık. Geçtiğimiz yıl 35 milyon 600 bin yolcu Antalya Havalimanı’nı kullandı. Bir başka ifadeyle havalimanımız tam kapasite çalıştı. Önümüzdeki yıllarda talebi de göz önünde bulundurarak Antalya Havalimanı’nın kapasitesini yıllık 80 milyon yolcuya çıkartıyoruz. Antalya’ya ikinci bir havalimanı olarak Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nı da kazandırdık. Kaş ve Alanya yat limanlarını hizmete aldık. Manavgat ırmak ağzı düzenlemesini tamamladık. Demre çay ağzı barınma yerini yaptık. Demre yat limanının altyapı inşaatı, Gazipaşa yat limanının onarımı bitti.”
Erdoğan, Antalya’ya 21 baraj, 2 içme suyu tesisi, 62 sulama tesisi, bir arazi toplulaştırma projesi, 104 taşkın koruma tesisi, üç gölet, bir yeraltı depolama tesisi ve 20 hidroelektrik santralini kazandırdıklarını söyledi.
Antalya’da toplam 92 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek 12 barajın yapımının devam ettiği bilgisini veren Erdoğan, son 21 yılda inşa ettikleri sulama projeleriyle kentte 544 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını, inşaat safhasındaki sulama tesisiyle 116 bin dekar araziyi daha sulayacaklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalyalı çiftçilere 50 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdiklerini dile getirerek, “Şehrimize üç yeni organize sanayi bölgesi, iki teknopark, 18 araştırma, geliştirme merkezi ve bir tasarım merkezi kurduk. İstihdamı desteklemek için Antalya’daki işverenlere 19 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide Antalya, Aksu, Döşemealtı, Elmalı, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Muratpaşa ve Seriye doğal gaz arzını sağladık. Önümüzdeki dönemde Alanya, Finike, Gazipaşa, Kemer, Kumluca ve Manavgat’a doğal gaz arzı sağlamayı planladık.” ifadelerini kullandı.
Antalya’yı nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Şehrimizi gerçek belediyecilikle buluşturmak için Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarımızın arkasındayım. Siz de arkasında mısınız? Elbette her parti, her aday kendine göre iddia sahibidir ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda bizimle yarışacak kimseyi tanımıyoruz. Antalya’yı Türkiye Yüzyılı’na hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta daha güçlü desteğinizi istiyoruz. Büyükşehir ve ilçe adaylarımızı sizlere emanet ediyorum.”
Mitingden notlar
Miting alanına helikopterle gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kürsüye çıkmadan önce çocuklara oyuncak hediye etti, vatandaşlarla sohbet etti.
Mitinge, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, eski TBMM Başkanı ve Başbakanlardan, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun da arasında olduğu bazı milletvekilleri de katıldı.
Mitingde Antalya’ya yönelik hazırlanan tanıtım filmi gösterildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının bitiminde, AK Parti ve Cumhur İttifakı büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı.
(Bitti)
]]>İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sürerken tüm dünyada da tepkiler devam ediyor. Yousef ve Matilde Najmeddin çiftinin çocukları ile yaptığı destek görenlere alkış tutturuyor. Filistin asıllı olan 40 yaşındaki Yousef, 2021 yılında Fransız asıllı eşi Matilde ile Noon (12), Jood (9), Nınawa (6) ve Jal (4) isimli çocuklarını farklı ve özgür bir şekilde eğitmek ve onları Filistin’e götürmek için eşek arabası ile yola çıktı. İsrail’in Filistin’e saldırıları artınca Najmeddin ailesi, gittikleri ülkede İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını anlatarak boykot çağırısı yaptı. En son geçtiğimiz yıl ekim ayında Bulgaristan’da Amedeo Giacomini (38) ile tanışan Najmeddin ailesi, onunla bisikletle Türkiye’ye kadar geldi. Kocaeli’ye ulaşan Najmeddin ailesi ve Amedeo Giacomini, Filistin’e kadar pedal çevirecek. Filistin’e destek için yola çıkan grup, yılın sonunda Filistin’e varacaklarını söyledi.
“Fransa’dan yolculuğumuza eşek ile başladık”
Eşiyle 14 yıl önce Filistin’de belgesel çekerken tanıştıklarını ve evlendiklerini söyleyen Yousef Najmeddin, “Eşimle Fransa’ya taşındık. Çocuklarımızı farklı ve özgür bir şekilde eğitmek istiyorduk ve onları yavaş yavaş yürüyerek Filistin’e götürmeye karar verdik. Fransa’dan önce eşek arabası ile Bulgaristan’a kadar geldik. Bulgaristan’a gelmemiz 2 senemizi aldı. Yolculuğumuzun amacı baştan beri Filistin’di. İsrail’in soykırımından önce biz yolculuğumuza başladık. Bulgaristan’dayken Filistin’de son olaylar patlak verdi ama biz, ‘Seyahatimize devam etmeliyiz, hayatımıza devam etmeli ve Filistin hakkında yapabileceğimiz her şeyi yapmalı ve konuşmalıyız’ dedik. İsrail’i boykot ettik. Çünkü bunun Filistin için en iyi mesaj olduğunu düşündük. İsrail ürünlerini boykot ediyorduk. İtalya, Hırvatistan, Bulgaristan’a kadar geldik. Bulgaristan’da eşek yolculuğumuzu bitirdik. Tanıştığımız arkadaşlar sayesinde bisiklet yolculuğuna başladık. Bulgaristan’da tanıştığımız arkadaşlar da aynı amaç doğrultusunda yolculuk yapıyordu. 6 bin kilometreye kadar eşekle yolculuk yaptık. Bulgaristan’dan Kocaeli’ye 2 bin kilometre yol yaptık. İstanbul’a geldiğimiz zaman kalabalık ve karmaşadan dolayı araba kullanmak durumunda kaldık. Daha sonra tekrar bisiklet kullanmaya devam ettik” diye konuştu.
“2021’de yolculuk yapmamızın temel amacı İsrail’in Filistin’e yaptığı zulüm ve katliam”
Konuşmasını sürdüren Yousef Najmeddin, “Fransa’da yolculuğa başladığımız zaman yavaş yavaş ilerlemek istedik çünkü çocuklarımızın bulundukları kültürü öğrenmelerini istedik. Aynı zamanda insanlara Filistin hakkında bilgi veriyor, İsrail’i boykot ettiğimizi söylüyorduk. Bu süreç zor oldu ama Filistin’deki durumu, katliamı göstermek için bu sürece girdik. 2021’de yolculuk yapmamızın temel amacı İsrail’in Filistin’e yaptığı zulüm ve katliam. Bu senenin sonunda Filistin’e yetişmeyi planlıyoruz. 2021’den beri Filistin’e hiç desteğimizi kesmedik. Hep İsrail mallarını boykot ettik. Elimizden geldiğince yolculuk esnasında Filistin’deki katliamı tüm insanlara anlattık” şeklinde konuştu.
“Filistin’de hayal edemeyecek kadar büyük katliam var”
Konuşurken duygulanan Matilde Najmeddin, “Dehşetini hayal edemediğimiz bir duyguyu ifade etmek zor. İsrail’in Filistin’e yaptı çok korkunç. Filistin’de hayal edemeyecek kadar büyük katliam var. Fransa’da başladığımız yolculuğumuz boyunca insanlara İsrail’in katliamından bahsettik. İnsanlara bu katliamı durdurmak için ürünleri boykot etmeye davet ettik” ifadelerini kullandı.
“Yousef ve ailesinin yaptığını cesurca buldum ve hayran kaldım”
Bulgaristan’da Najmeddin ailesi ile tanışan ve onlarla yolculuğa başlayan Amedeo Giacomini, “Daha önce İsrail’de çalışmıştım. İsrail halkının iyi olduğunu düşünüyorum ama hükümetin kiracılara eziyetini gördüm. İnsanların yemek yiyemediğini, aç kaldığını, banyo yapamadıklarını gördüm. Daha önce de Filistin’i destekliyordum ancak Yousef ile tanıştıktan sonra onlarla yola çıkmaya karar verdim. Yousef ve ailesinin yaptığını cesurca buldum ve hayran kaldım. Bunun üzerine Yousef ve ailesine katılma kararı aldım” dedi. – KOCAELİ
]]>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kepez ilçesi Turgut Özal Spor Salonu yanında düzenlenen mitingte vatandaşlara hitap etti.
Mitinge katılımın 80 bin olduğunu kaydeden Erdoğan, güzelliklerini anlatmaya, dillerin kifayetsiz kaldığı Antalya’da bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne 30 günün kaldığını dile getiren Erdoğan, “Antalya’nın ilçeleri gümbür gümbür geliyor. Buğulu gözlerle Akdeniz ufuklarını süzen Antalya, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle hepsinden önemlisi insanıyla ülkemize değer katıyor, huzur veriyor. Antalya artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor. Dün başlayan ve 3’üncüsü Antalya Diplomasi Forumu bu yükselişin işaretlerinden biridir. Antalya artık sadece Türkiye’nin değil, artık dünyanın bütünleştiği bir yer. Bu tür organizasyonlar şehrimizin marka değerinin artmasına da katkı sağlıyor. Antalya Diplomasi Forumu’nda dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ülkemizi ve küresel meselelere ya anlatma imkanı bulduk” diye konuştu.
“Antalya sözünde duracak”
Seçimlerin siyasetçiler için hesap verebilme dönemlerinin olduğunun altını çizen Erdoğan, “Biz zaten yıllardır hesap verdik. Hesap veriyoruz. Ama hesaptan kaçanlara da 31 Mart’ta hesap sormaya hazır mıyız? Gümbür gümbür 31 Mart’a hazırlanıyor muyuz? Hükümeti veya belediyeleri yönetmek için sandıkta yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapan, yapacaklarının sözünü verirler. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirip verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya şimdi geçtiğimiz 5 yılda büyükşehir ve ilçeleriyle belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor önümüzdeki 5 yıl için aday olanları da ölçüp tartıyor. Cumhur İttifakı olarak büyükşehir ve ilçe adaylarımızla Antalya’ya hizmete talibiz. Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığında bu kardeşimize yüzde 43, milletvekilliğinde yüzde 41 oy oranıyla bize destek verdiniz. Bu oy Antalya’yla aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzak dur. İnşallah hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları, Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Şu mitingimizin 31 Mayıs’taki zaferimizin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Antalya’nın sözünde duracağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Akla bakar mısınız?”
“Cumhurbaşkanı olarak bu ülkenin başında mı? Başında. Ayrıca Cumhur İttifakı olarak kabine, inşallah bizde mi?” diye soran Erdoğan, “Cumhur İttifakı ve şu anda da hükümet olarak iş başında olduğumuza göre yerel yönetimine 31 Mart’ta bize teslim ettiğiniz de Evelallah ülkeyi biz uçurmaya devam edecek miyiz? Öyleyse bu ülkeyi maalesef çöpten, çukurdan, çamurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz. Antalya’nın, dünya şehri vasfını her alanda güçlendirmesini yerine getireceğiz. Siyasi hayatımız boyunca hep ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız anlayışına, sıkı sıkıya bağlı kaldık. Milletimize asla yalan söylemedim. Bizi aldatmaya kalkanlarda, eninde sonunda kendi kazdıkları kuyulara düştüler. Ama ülkemizde Türk sermayesi yalan ve aldatma üzerine kurulu bir zihniyet var ki bir türlü ıslah olmuyor. Bir türlü milletin safına katılamıyor. Bu faşist zihniyet tercihini ya vesayetçilerden ya darbecilerden ya emperyalistlerden son dönemde de terör örgütlerinden yana kullanıyor. Geçtiğimiz günlerde CHP’nin yeni genel başkanı, parti teşkilatının yöneticilerine seçim dönemine özel öğütler veriyor. Ne diyor? ‘Gerçek niyetinizi saklayın’ diyor. Konuşmayın ki tepki almayın diyor. Polemiğe girmeyin ki zararlı çıkmayalım diyor. Susun ki yüreğinizdekilerden vatandaş, haberdar olmasın diyor. Yani şu seçim geçene kadar sahte olun, gerçek yüzünüzü saklayın milleti kandırın. Kim bu? CHP’nin Genel Başkanı. Akla bakar mısınız? Parti yöneticilerine, millete saygılı olun demiyor da riyakarlık yaparak millet kandırın diyor. Teşkilatlarına dürüst davranın demiyor da seçime kadar maskelerinizi takın ve sakın çıkarmayın diyor. Tabii ne yapsalar boş. Ne yapsalar beyhude. Hangi maskeyi takarsa taksınlar milletimiz bunların ne olduğunu artık gayet iyi biliyor. Ama niyetlerini ve taktiklerini kendi ağızlarıyla ikrar etmelerinden açıkçası biz memnuniyet duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.
“DEM ile demlendi”
“Görüldüğü gibi sandıkta hesap verecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı” diyen Erdoğan, ” Hangi kılığa gireceklerini, hangi yalana sarılacaklarını, hangi istikamete koşturacaklarını şaşırdılar. CHP’nin Genel Başkanı, önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile demlendi. İttifak yaptık. Bu iki parti aralarında yaptıkları gizli kapaklı anlaşmalarla belediye başkan adaylıklarını, meclis üyeliklerini, belediye yönetimlerini paylaştılar. Sonra da CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan bizim DEM’le ittifakımız yok diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış, riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş. Herkesi kör, alemi sersem sanıyorlar. Milletin feraset şamarı yüzlerine defalarca indiği halde bu aymazlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, nafile. Milletimiz sadece maskelerin arkasına sakladıkları gerçek yüzlerini değil, onların ciğerlerini biliyor. Bukalemun gibi renkten renge girseler de bu millet onları gördüğü her yerde tanır ve layık olduğu cevabı verir. Biz milletimize sözümüz olan eser ve hizmet siyasetine devam ediyoruz. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma eksiklerini telafi ettiğimiz gibi bugünkü sıkıntılarını da yine biz çözeceğiz. Ülkemizi, siyasetiyle, diplomasiyle, sanayisiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyanın en sıralarına nasıl taşıdıysak Türkiye Yüzyılıyla zirveye de öyle çıkaracağız. Gerisinde on yıllık zorlu bir mücadelenin bölgesel ve küresel krizin olduğu ekonomik sıkıntılarımızın çözümünde Önemli mesafe aldık Büyüme rakamları açıklandı. Türkiye geçtiğimiz yıl yüzde 4.5 oranında büyürken, milli gelirimiz ne oldu? 1,1 trilyonu ve kişi başına milli gelirimiz ne oldu, 13 bin doları aştı. Nereden nereye teşhis ettiğimiz kesintisiz büyüme ekibi sayesinde istihdamda, üretimde, ihracatta turizmde her yıl yeni rekorlar kırarak yolumuza devam ediyoruz. Tüm bunları söylerken çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yaşadıkları zorlukları asla görmezden gelmiyoruz” açıklamasını yaptı.
“Zübük siyasetçi oyunu”
“Antalya her yıl milyonlarca turisti ağırlamazsa, bereketli topraklarında yaz, kış üretim yapmazsa sahip olduğu refah seviyesini nasıl koruyacak” diye soran Erdoğan, ” Aynı durum 81 vilayetimizin tamamı içinde geçerlidir. Her kim karşımıza çıkıp da hesapsız, kitapsız atıp tutuyorsa bilin ki size hiçbir şey vermeyeceği gibi elinizdekinden olmanıza yol açacaktır. Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez. Şimdi Antalya’dan öyle bir ses verin ki Akdeniz’in karşı kıyısından bile duyulsun. Hazır mıyız Antalya 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? Antalya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Antalya’nın Altın Çağını başlatmaya var mıyız? Maşallah siz bu işi bitirdiniz, Antalya ‘evet’ diyorsa tamam. Bu iş bitmiştir. Ramazan Bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramının beraberce ilan edeceğimize ben inanıyorum. Cumhuriyetimizin en büyük demokratik ve kalkınma hamlesini yeni bir safhasını inşallah ‘yeniden Antalya’ diyerek başlatacağız” diye konuştu.
“Antalya’ya yapılanlar”
Antalya’ya son 21 yılda 304 milyar lira yatırım yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, ” CHP’nin burada bir yatır var mı yani? Yok. Yaparsa yine biz yapacağız. Eğitimde 10 bin 450 derslik inşa ettik, şehirdeki şehrimizdeki üniversite sayımızı 5’e yükseldik. 21 bin 593 yükseköğretim yurt binaları açtık. Antalya Belediyesi’nin kaç tane yurt binası var? 33 bin seyirci kapasiteli bir stadyum dahil olmak üzere toplam 116 adet spor tesisi inşa ettik. 9 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Şehir Hastanemizi açıyoruz. 66 sağlık tesisi yaptık. 1050 yataklı 9 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. 5 bin 570 konutun yapımı tamamlandı, bin 449 konutun yapımına devam ediyoruz. Antalya’mızda riskli yapı olarak tespit edilen 26 bin 15 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. 6 millet baki projemizden dördünü tamamladık. Bugün 36 adet atık su arıtma tesisi yapıldı. Normalde Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan hizmetleri bile Antalyalı kardeşlerimizin en önemli gelir kapısı olan turizm yara almasın diye biz yapıyoruz. Kemer ve Çamyuva bölgelerinin arıtma tesislerini bir yıldan kısa süre içinde biz bitirdik. Yakında açılışını gerçekleştiriyoruz. Antalya’da orman yangınlarının ardından yaraları biz sardık” diye konuştu.
“Antalya Havalimanı kapasitesini 80 milyona çıkıyor””
Erdoğan Antalya-Alanya otoyol projesinin inşasına yakında başlanacağını ifade ederek, ” Antalya Havalimanı’nın kapasitesini önümüzdeki yıl 80 milyona çıkarıyoruz. Antalya’da toplam 92 bin dekar alan arazinin sulaması için 12 barajın yapımı devam ediyoruz. 544 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Antalyalı çiftçilerimize 50 milyar lira tutarında tarımsal hibe verdik. Önümüzdeki dönemde Alanya, Finike, Gazipaşa, Kemer, Kumluca ve Manavgat’a doğal gaz arzı sağlamayı planladık. Antalya’yı daha nice güzel yatırımlarla, eserlerle, hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz. Şehrimizi gerçek belediyecilikle buluşturmak için, Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarımızın arkasındayım. Siz de arkasında mısınız? Elbette her parti, her aday kendine göre ideal sahibidir. Ama belediyeciliğin bizim işimiz olduğu hususunda bizimle yarışacak, kimseyi tanımıyoruz. Antalya’yı Türkiye Yüzyılına hazırlamak için 31 Mart’ta sandıkta daha güçlü desteğinizi istiyoruz” açıklamalarında bulundu.
Erdoğan, konuşmasının ardından Cumhur İttifakı adaylarıyla katılımcıları selamladı.
“Antalya’nın yanında olduk”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçen Mayıs ayında tarihi bir seçim yaptıklarını hatırlatarak, ” Cumhurbaşkanımızı çok büyük bir destek verdiniz. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden de zaferle çıkacağız. Hazır mıyız, kararlı mıyız? Çok iyi ehil adaylar belirledik. Hakan Tütüncü, çekirdekten yetişmiş bir kardeşimiz. Ülkemizin en tecrübeli belediye başkanlarından biridir. Gerçek belediyeciliği lafla değil icraatla ortaya koymuştur. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmetlerini katlayarak devam edecektir. Tütüncü, dersine iyi çalışmış. Her alanda belediye olarak neler yapacak hangi adımları ortaya atacak bunu belirlemiş. Belediye reklam yeri, algı yeri, belediye hizmet edilecek yerdir. Tütüncü, bunu yapacak. Her kesimi kucaklayan kimseyi ötekileştiremeyen ötelemeyen bir anlayışa sahip. Toplumun tamamını kucaklıyorlar. 2002’den bu yana hep Antalya’nın yanında olduk. Uğun 1500 yataklı bir Şehir Hastanesi’ni Cumhurbaşkanımız açacak. Bu hastane ile Antalya sınıf atlayacak. Ulaşımda da Antalya-Alanya otobanı ihale edildi. 3 gidiş, 3 geliş, Antalya Alanya arasını modern bir yol kavuşturuyoruz. Antalya turizmin başkenti geçen sene rekor kırdınız, 16 milyondan fazla turist ağırladınız. Bu sene 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir bekliyoruz. Burada öncü ilimiz Antalya olacaktır. 400 milyondan fazla destek verdik, bu sene de destekleyeceğiz. Tarımın hiçbir zaman modası geçmez stratejiktir. Tarımı çok daha ileriye taşıyacağız. Planlı tarım kavramı çerçevesinde sistemli ve etkili şekle getirmek için çalışıyoruz. Genç çiftçilerimizi destekleyeceğiz. Antalya’yı Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirlerinden biri yapmaya hazırız. Antalya hizmet bekliyor” ifadelerine yer verdi.
“Siyasi istikrar, güçlü lider”
Sadece sosyal medya ile işlerin yürümeyeceğini dile getiren Yılmaz, “Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Dünya zor bir dönemde, ekonomik krizler, savaşlar, tarihin en büyük afetini yaşadık. Terörle mücadeleyi devam ettiriyoruz. Büyün bunlar siyasi istikrar ve güçlü liderlikle oluyor” diye konuştu.
“Altın Çağ başlayacak”
Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü, Antalya için kutlu bir yolculuğa çıktıklarının altını çizerek, ” Biz Antalya’da ne zaman AK Parti olarak belediyede iktidara geldiysek büyün ilçeleriyle bir atılım dönemi şahlanış dönemi bekliyordu. O yıllar Antalya’nın güzel ve hizmet yıllarıydı. Son 5 yıl Antalya’nın kayıp yılları oldu, şimdi o geçmişi yıllarını Antalya’ya hep birlikte iade etmeye hazır mıyız? 1 Nisan 2024’den itibaren Antalya’da yepyeni bir dönem başlayacak o dönem ‘Antalya’nın Altın Çağı’ olacak. Biz eser ve projeler Antalya’nın Altın Çağı’nı başlatmaya hazırız” dedi.
“Birinci parti çıkacağız”
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, bu meydanlardan çok büyük destan yazdıklarını hatırlatarak, “Bugün buradan bir mesaj veriyoruz. Kepez ‘tamam’ inşallah, Antalya tamam inşallah. Cumhurbaşkanımızın arkasındayız. Antalya liderinin ve davasının yanında. Antalya’nın ve ilçelerinin altığın çağının yaşanacağı günlerin arifesindeyiz. Bu seçimlerden de birinci parti olarak çıkacağız. Hem Antalya Büyükşehir’de hem de ilçelerinde altın çağını başlatacağız” dedi.
“Çözemeyeceğimiz sorunu yok”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da 22 yılda tarihinin en büyük yatırımlarının hayata geçirildiğini kaydetti.
22 yılda yeni bir Antalya inşa edildiğini dile getiren Ersoy,” Hükümetimiz kentin sorunlarının çözümü için her türlü desteği sağladı. Antalya bugün Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezi haline geldi. Antalya 2023 yılında 16 milyon turist ağırlayarak rekor kırdı. Antalya’nın biriken bir çok sorunu var ama çözmeyeceğimiz sorunu yok” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>


















