1 Lira – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Thu, 21 Mar 2024 21:06:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ali Babacan: “Sayın Erdoğan, Hiç Boşuna Tehditle Şantajla Kendinizi Yormayın. Vatandaş Bu Sesten, Bu Tehditlerden Korkmuyor” https://www.kanal7haber.com.tr/ali-babacan-sayin-erdogan-hic-bosuna-tehditle-santajla-kendinizi-yormayin-vatandas-bu-sesten-bu-tehditlerden-korkmuyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ali-babacan-sayin-erdogan-hic-bosuna-tehditle-santajla-kendinizi-yormayin-vatandas-bu-sesten-bu-tehditlerden-korkmuyor/#respond Thu, 21 Mar 2024 21:06:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5474

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin aday tanıtım toplantısında; “Erdoğan artık sopayı aba altından göstermiyor. Elinde sallaya sallaya sopayı gösteriyor. Gittiği her yerde insanlara hep bir ağızdan tekrarlattırdığı, ‘tek millet’ dediği anlaşılan o ki, sadece kendisine oy verenlerden ibaret. Yeni ortaklarının diline hemen uyum sağladı, tehdide şantaja alıştı. Buradan kendisine sesleniyorum: Sayın Erdoğan, hiç boşuna tehditle şantajla kendinizi yormayın. Vatandaş bu şantaj siyasetini gayet iyi biliyor. Vatandaş, bu sesten, bu tehditlerden korkmuyor” dedi.

DEVA Partisi, bugün Bilkent Otel’de belediye başkan adaylarının tanıtım toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan DEVA Partisi Genel Genel Başkanı Ali Babacan, şunları söyledi:

“BİZ PARAMIZIN KIYMETİ OLSUN DİYE ÇOK ÇALIŞTIK”

“Arkadaşlar, size eski bir dosttan haber getirdim. Hepiniz tanıyorsunuz onu. Bir zamanlar değerli idi; Şimdi kimse yüzüne bakmıyor. O vefalıydı, herkesin yanındaydı; şimdi kimse onun yanında değil. Hatta ‘Düşenin dostu olmaz’ derler ya düştüğü zaman artık yerden kaldırmıyorlar bile. Evet, hepiniz onu çok iyi tanıyorsunuz. Eski dostumuz 1 lira. Hatırlayın: Bundan tam 20 sene önce, paradan 6 sıfırı atan kanunu çıkartmıştık. Elimde bu parayla okul okul, sokak sokak gezip vatandaşlarımıza yeni liramızı tanıtmıştım. Televizyonlarda görürüz ya; biri yaşlanır, haberini yaparlar: ‘Arkadaşları, dostları vefasız çıktılar’ derler. Biz vefasız çıkmadık. Bakın, yanındayız. Bakın işte elimde. Neden biliyor musunuz? Çünkü, 1 lirayla neler yapılabileceğini gördük. Çünkü, bu parayla alınabilecekleri biliyoruz arkadaşlar.

Çok şükür biz, paramızın kıymeti olsun diye çok çalıştık. Ülkemiz için bir hedefimiz vardı… Vatandaşlarımız için bir hayalimiz vardı… Gerçekleştirmek için çok çalıştık. Fert fert, birey birey zenginleştik. 2002’den 2013’e kadar milli gelirimiz tam 3,5 kat arttı arkadaşlar. Her birimiz en az üç kat zenginleştik. Ülkemizde mutlak yoksulluk diye bir şey kalmadı; sıfırladık. Tüm dünyanın cazibe merkezi olduk. Paradan 6 sıfırı atmaya karar verdiğimiz tarihte, 1 TL’ye neler alınıyordu şimdi sizlere söyleyeceğim. 2004 yılında bu parayla, 8 adet yumurta alabiliyordunuz. Şimdi, bir tane bile alamıyoruz. 1 liraya, yarım litre süt, alabiliyordunuz. Şimdi en az 20 lira. 1 kilo elma, 1 liraydı. 1 paket makarna, 1 liraydı. 750 gram yoğurt, 1 liraydı. Öyle bir paraydı ki 1 lira, 2 tanesini yan yana getirdiğinizde bir litreden fazla benzin alabiliyordunuz. 3 tanesini yan yana getirdiğinizde, bir kilo tavuk alabiliyordunuz. Şimdi, 100 tanesiyle bir kilo tavuk alamıyorsunuz. Bakın o senelerde iki buçuk tanesiyle dışarıda karın doyurulabiliyordu. Şimdi markete bir lirayla girseniz ciklet bile alamazsınız. Sokakta bir ihtiyaç sahibine verseniz, ‘Benimle dalga mı geçiyorsun’ der, yüzünüze bakmaz. Ekonomimizi, paramızı getirdikleri yer bu. Akıl dışı, bilim dışı uygulamalarla, hukuk tanımazlıklarıyla memleketi getirdikleri yer bu. 20 yıl sonra, dolar olmuş 31 lira. Mazot, 45 lira. Enflasyon yüzde 100’ün üzerinde. 20 yıl sonra 1 lira ortalarda yok.

“MEDYANIN ÜZERİNDEKİ BASKI HİÇ OLMADIĞI KADAR FAZLA”

Ama bu iktidar, kendisine emanet edilen her hakka ihanet ediyor. İktidara güvenliğimizi emanet ettik; sokakları çatışma alanına çevirdiler. Barınmayı emanet ettik; ev fiyatları, kiralar uçtu gitti, herkesi mahkemelik ettiler. Ekonomiyi bari düzelt, çocuklar aç kalıyor dedik; ilkokul öğrencileri bile öğün atlamayı öğrettiler. Uzun lafın kısası arkadaşlar; bu iktidar en temel görevini, vatandaş için var olma görevini yerine getirmiyor. İktidar, devlet-vatandaş akdinin gereğini yerine getirmiyor, anlaşmaya uymuyor.

Medyanın üzerindeki baskı hiç olmadığı kadar fazla. Ana haberlerde her şeyi söyleyemiyorlar. Birçok kanalda başka bir siyasi partinin adını anmak bile yasak. Fakat arkadaşlar, bunca karmaşanın içinde, gazetecilere büyük bir iyilik de yaptı bu iktidar. Nasıl bir iyilik mi? Söyleyeyim: Haberi gazetecilerin ayağına getirdiler. Ana haberler, haber bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Ofisleri nerede olursa olsun, nerede çalışıyor olurlarsa olsunlar; kamerayı pencereden dışarı çıkardılar mı işte haber orada. Kamerayı sokağa çevirin, biri ötekine silah doğrultmuş. Kamerayı trafiğe çevirin, biri ötekini tehdit ediyor. Kamerayı bir dükkana çevirin, biri ötekinden haraç kesiyor.  Her tarafta bir manşet, her tarafta bir haber.

“SİYASETİ BU KİRLİ ŞİDDET KÜLTÜRÜNDEN ARINDIRMALIYIZ”

Çünkü şiddetten beslenenler var, öfkeden, nefretten beslenenler var. ‘Öfke bir hitabet sanatıdır’ diyen bir Cumhurbaşkanı var bu ülkede. Siyasi iradenin en tepesindekiler tarafından kol kanat gerilen çeteler var bu ülkede. Mafya liderleriyle poz vermekten gurur duyan iktidar ortakları var bu ülkede. Esnafı tehdit eden, işletmelere çöken ve birileri tarafından korunan kollanan takım elbiseli adamlar var bu ülkede. İşte biz önce, siyaseti bu kirli şiddet kültüründen arındırmalıyız. Biz, bu kavgacı, ötekileştiren, nefret tohumları ekmek dışında bir şey bilmeyen, çözüm üretmeyen muhalefetin de tam karşısındayız. İşte o yüzden arkadaşlar Meclis’te, sokakta, siyasi parti toplantılarında, çarşıda pazarda şiddetin, ayrımcılığın, öfkenin tamamını yok etmek üzere biz buradayız. Sokaklarımız güvenli olacak. Hayatlarımız güvenli olacak. Haksızlığın her türünü al aşağı edeceğiz.

“SAYIN ERDOĞAN HİÇ BOŞUNA TEHDİTLE ŞANTAJLA KENDİNİZİ YORMAYIN”

Ülkenin cumhurbaşkanı, yerel seçim çalışmalarına başladı, il il dolaşıyor. Yanlış anlamayın bizim yaptığımız gibi halkın sorunlarını dinlemek için dolaşmıyor. Bir esnafın kapısını çalmışlığı, bir manava girmişliği yok. Emekliyle sohbet etmişliği, bir kahvede çay içmişliği yok. Yaptığı, yapacağı hizmetleri anlatmak için de dolaşmıyor. İl il, ilçe ilçe, halkı tehdit etmek için dolaşıyor. Kürsüye çıkıyor, ‘Biz yoksak, hizmet yok’ diyor. ‘Biz yoksak, doğal gazı göremezsiniz’ diyor. ‘İktidar benim. Belediye benden olmazsa, şehrinize hizmet beklemeyin’ diyor. Aba altından sopa göstermek diye bir tabir vardır. Erdoğan artık sopayı aba altından göstermiyor. Elinde sallaya sallaya sopayı gösteriyor. Gittiği her yerde insanlara hep bir ağızdan tekrarlattırdığı, ‘tek millet’ dediği anlaşılan o ki, sadece kendisine oy verenlerden ibaret. Yeni ortaklarının diline hemen uyum sağladı, tehdide şantaja alıştı. Buradan kendisine sesleniyorum: Sayın Erdoğan, hiç boşuna tehditle şantajla kendinizi yormayın. Vatandaşımız antrenmanlı. Yıllar öncesinden tanıyor, biliyor bu dili. 90’ların karanlığından biliyor. Küçük ortağınızdan biliyor. Küçük ortağınızın kol kanat gerdiklerinden biliyor bu tehditleri, şantajları. Sayın Erdoğan, siz hiç boşuna yorulmayın. Vatandaş bu şantaj siyasetini gayet iyi biliyor. Vatandaş bu sesten, bu tehditlerden korkmuyor.

“YEREL SEÇİMLER DENİNCE HERKESİN AKLINA HAKSIZ RANT GELİYOR”

Yerel seçimler denince, herkesin aklına tek bir şey geliyor: Haksız rant. İdeolojik zıtlıklar, siyasi görüş ayrılıkları fark etmiyor. Çoğu muhalefetin de zihnine yerleşmiş, habis bir zihniyet bu. İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki matematikleri şöyle: Onlar için belediyecilik eşittir komisyonla plaza dikilecek boş arsalar. Onlar için belediyecilik, eşittir-eşe dosta dağıtılacak ruhsatlar. Onlar için belediyecilik, eşittir partililere verilecek ihaleler, makamlara atanacak partililer, istifade edecek meclis üyeleri. Görüyoruz İstanbul’da bir kişi aday olmuyor, Ankara’dan sesler yükseliyor. Kırk yıllık partililer, bu uğurda partilerinden uzaklaşıyor; ‘Şuraya neden bu aday gösterilmedi’ tartışmaları var. Bozuk yollardan, kaldırımlardan bahseden yok. ‘Şuradaki kişi, bilmem kimin adamı, ben onu istemem’ tartışmaları var. Sahipsiz sokak hayvanlarından bahseden yok. ‘O ilçeye bizim şu arkadaş atanacaktı’ var, gelmeyen otobüslerden, kalabalık toplu taşıma araçlarından bahseden yok. İktidarıyla, muhalefetiyle yerel seçimlerdeki hesaplarda halk yok, millet yok, hizmet yok. İşte o yüzden biz buradayız arkadaşlar. Biz buradayız, DEVA Partisi burada. Hiçbir tehditten, şantajdan korkmadan buradayız. Dimdik, alnımız ak bir şekilde buradayız. Seçimleri kazandığımız her yerde, DEVA belediyeleriyle demokrasi nasıl yerelden yükselir, tüm ülkeye göstereceğiz. ve inşallah, DEVA belediyeleriyle bu ülkenin o sınırlı kaynakları, nasıl yerinde ve isabetli harcanır, isabetli harcandığında bir şehir nasıl ayağa kalkar göstereceğiz. Göstereceğiz ki, genel seçimlerden sonra bu ülkeyi nasıl ayağa kaldıracağımızı tüm millet duysun, görsün, şahit olsun.”

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/ali-babacan-sayin-erdogan-hic-bosuna-tehditle-santajla-kendinizi-yormayin-vatandas-bu-sesten-bu-tehditlerden-korkmuyor/feed/ 0 Çorlu’da SMA hastası bebeğin tedavi kumbaraları çalındı https://www.kanal7haber.com.tr/corluda-sma-hastasi-bebegin-tedavi-kumbaralari-calindi/ https://www.kanal7haber.com.tr/corluda-sma-hastasi-bebegin-tedavi-kumbaralari-calindi/#respond Sat, 30 Dec 2023 09:09:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1707

TEKİRDAĞ’ın Çorlu ilçesinde SMA TİP-1 hastası 11 aylık Yağız Batu Demirtaş’ın tedavi giderlerini karşılamak için iş yerlerine bırakılan yardım kumbaralarından 10’u çalındı. Yağız Batu’nun annesi Zeynep Demirtaş, “Bu kumbaraları biz gram gram, damla damla biriktirmeye çalışırken bebeğimizin kumbaralarının başka birileri tarafından çalınmış olması, onun nefesine göz dikilmiş olması, gerçekten bir anne için çok zoruma gitti” dedi.

Çorlu’da Zeynep- Hakan Demirtaş’ın 2 çocuğundan Yağız Batu’ya, henüz 9 günlükken götürüldüğü Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde SMA Tip-1 teşhisi konuldu. Tekirdağ Valiliği’nden alınan izinle Yağız Batu’nun gen tedavisi görmesi için gerekli olan 1 milyon 819 bin doların toplanması amacıyla yardım kampanyası başlatıldı. Eşi ev kadını olan Hakan Demirtaş, çocuğunun hastalığı üzerine şoför olarak çalıştığı özel şirketten ayrıldıktan sonra, stantlar kurup, para toplamaya başladı. Ailenin bugün marketler, iş yerlerine koyduğu yaklaşık 100 yardım kumbarasına son günlerde hırsızlar dadandı. Son 10 gün içinde Yağız Batu için konulan kumbaralardan 10’u hırsızlar tarafından çalındı. Bazı kumbaraların çalınma anları da iş yerlerinin güvenlik kameralarına yansıdı. Polis, şüphelileri yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.

‘OĞLUMUN NEFESİNİ ÇALMAYIN’

Oğlunun SMA hastası olduğunu 9 günlükken öğrendiklerini söyleyen Zeynep Demirtaş, “Çok insanın az parasına ihtiyacımız var. Bu süreçte biz bebeğimizin ilacına kavuşması için kumbaralar dağıttık. Bu kumbaraları biz gram gram, damla damla biriktirmeye çalışırken bebeğimizin kumbaralarının başka birileri tarafından çalınmış olması, onun nefesine göz dikilmiş olması, gerçekten bir anne için benim çok zoruma gitti. Benim evladım her gün acı çekerken bir de üstüne böyle bir şey yaşamak bir aile olarak bizleri çok üzdü. Ben buradan tüm Türkiye’ye seslenmek istiyorum; bu çok zor bir durum, hastalık gerçekten bebeğimi gün gün öldürürken sizlerin desteği olmadan biz bunları tamamlayamayız. Sizlerden tek isteğim 5 lira, 10 lira demeden bize destek olmaları insanların. Ben çocuğumun nefes almasını istiyorum. Bu kumbaraları çalan kişilerin de yakalanmasını istiyorum. Kumbaralarımızı çalan kişiye sesleniyorum; ne olursunuz benim evladımın sesini nefesini geri getirin. Bizim o kumbaralardaki 1 TL’ye dahi ihtiyacımız var. Allah rızası için yapmayın, biz onu damla damla biriktirmeye çalışıyoruz. Siz neden bizim emeklerimizi, nefeslerimizi çalıyorsunuz? Ne olursunuz geri getirin. Ben her gün çocuğumla burada acı çekiyorum. Neden benim acı çekmemi sağlıyorsunuz. Sizden hiç vicdan yok mu?” dedi.

‘1 LİRA, 1 LİRA BAĞIŞ TOPLUYORUZ’

Oğluna yardım toplamak için Edirne’de Bulgar turistlerin de yoğunlukla geldiği pazarda stant kuran Hakan Demirtaş, tedavi gideri 1 milyon 819 bin doları toplamak için 10 aydır tek başına koşturduğunu söyledi. Demirtaş, “Yağmur, çamur, kış demeden pazar yerlerine yetişmeye çalışıyorum. Evladımızın sesini duyurmak, kampanyamızı bir şekilde bitirmek istiyorum. Fakat ben burada evladım için koşarken 1 lira, 1 lira diye pazar yerlerinde bağış toplayıp evladımın sesini duyurmaya çalışırken arka planda sahadaki kumbaralarımız kimliği henüz belirlenemeyen 2 kişi tarafından günden güne toplanıyor. Her gün bana esnaftan ‘Kumbaranız çalındı, polise haber verelim mi?’ diye güvenlik kamerası görüntüleri gelmeye başladı. Bu konu bizi çok yaraladı. Biz 1 lira, 1 lira diye bağırarak bağış toplarken kumbaralarımızın çalınması bizi çok üzdü. Evladımızın sesini duyurmaya çalışırken, böyle olumsuz durumla karşılaşmak çok üzücü gerçekten. Ben buradan seslenmek istiyorum. Acılı bir baba olarak evladımın nefesi çalınsın istemiyorum. Evladımın nefesini çalanların da bir an önce bulunmasını yakalanmasını rica ediyorum” dedi.

’10 KUMBARAMIZ ÇALINDI’

Çorlu’da bugüne kadar 10 yardım kumbarasının çalındığını söyleyen Demirtaş, “Ne yapacağımı bilmiyorum. Artık stantlarda durmayıp hırsızların peşine kendim mi düşeyim. Kampanyayı mı yürüteyim. Kur ile mi yarışalım. Ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Lütfen yetkililerden destek bekliyorum. Sesimize ses, bize destek olsunlar. Kampanyada şu anda yüzde 30’luk dilimi topladık, yüzde 70’lik henüz toplayamadık. Valilik iznimizin bitmesine de 67 günümüz kaldı. Nasıl yapacağımızı şaşırdık. Evime gidemiyorum, çocuklarımın yüzüne, eşimin yüzüne bakamıyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Bir çıkar yol alıyorum, bulamıyorum. Lütfen bize destek olun, elimizden tutun. Biz çaresiz olan bir hastalık yüzünden evladımızı kaybetmek istemiyoruz. Bizim yüzdelik dilimimiz çok yükse, toplamamız gereken miktar çok yüksek olduğu için miktar olarak söylersek kumbara başına 2 bin 500 TL olarak hesaplayabiliriz. 10 tane kumbaramız çalındı. Biz bunları 1 lira, 1 lira topluyoruz. Yüzde 30’luk dilimi de bu şekilde geldik. Evladımızın nefesi var o kumbaralarda çalınmasını istemiyoruz. İnşallah yakalanıp cezasını çekerler diyorum” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/corluda-sma-hastasi-bebegin-tedavi-kumbaralari-calindi/feed/ 0