CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla’da, partisinin Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Özel, şunları söyledi:
“Hayat; siyasetçiler için, siyaseti halk için yapanlar için, ülke için yapanlar için, ideali için yapanlar için bir başkalarında olduğu gibi değil; CHP siyasetinde öyle çevresini zenginleştirme oradan kendisine, ailesine, çocuklarına çıkar sağlama işi değil. Bizim işimiz her şey bittiğinde, ‘Arkamdan nasıl konuşulacak, ne söyleyecekler ve ne kadar dost biriktirdim’ işimiz o iş. Ben bugüne kadar çok dost biriktirdim ama ilk günden beri tam 5 dönemdir Muğla’ya hizmet eden; ‘İşte cumhuriyetin, işte CHP’nin belediye başkanı’ dedirten; birileri Türkiye’nin kredi notunu B-‘ye çıkarmaya çalışırken yönettiği büyükşehir belediyesinin kredi notunu AAA’da tutan ve Muğla’da 5 dönem görevden sonra, tekrar aday gösterilse tekrar seçilecekken ‘Şimdi bu belediyeyi gençlere emanet etme zamanı, bu deneyimlerden başkalarını yararlandırma zamanı’ diyerek görev yaptığı dönemle ilgili hakkında bir kişinin bir kuruşla ilgili arkasından konuşmayacağı; emanet ettiğimiz bu güzel Muğla’nın koylarını yağmalamak isteyenlerin aşamadıkları; onun için MUÇEV diye özel vakıflar kurup arkadan dolaşmaya çalıştıkları; kent suçlarına, talana karşı durmuş; birileri ‘İstanbul’a ihanet ettik. Bu gökdelenleri diktik, hançer gibi sapladık’ derken Muğla’da 4 kattan fazla dikey mimariye izin vermeyen; emanet aldığı Muğla’yı yıllar sonra ihanet etmeden şimdi gençlere teslim eden bir dostum, büyüğüm, ağabeyim var benim burada: Osman Gürün.
“BÜYÜKERŞEN’İN GENEL KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE, OSMAN GÜRÜN’E GÖREV TEKLİF EDİYORUZ”
Başkan’a bir teklifte bulunmaya geldim. CHP’nin belediye başkanları çok iyi çalışıyor. Ama bunu bütün Türkiye’ye anlatmakta birazcık eksik kalıyorlar. Aynı işi hepsi bir yapıyor ama ortak zeminde buluşturmakta bazen eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını, öbürü boşu boşuna masraf edip uğraşıyor, aslında proje hazır. 1 Nisan’dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı koordine edecek, iyileri birbiriyle buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak, Türkiye’ye ‘Bakın, bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz, bu ülkeyi de böyle yönetiriz’ diyecek, bir yandan da kendi denetimini yapacak, üç ayda bir belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım dedik. Yılmaz Büyükerşen’in genel koordinatörlüğünde, onun yanı başında Osman Gürün’e bu görevi teklif ediyoruz. Bütün Türkiye’deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Osman Başkan’ın yanında çok çalışkan bir arkadaşı vardı, o da şimdi görevi Menteşe’de bir kadın belediye başkanına teslim ediyor ama kendisi de Muğla’ya hizmet etmeye devam edecek: Bahattin Başkan. ve Milas’ta uzun yıllar hizmet edip bu süreçte yeniden aday olmayan CHP’nin en önemli değerlerinden bir tanesi: Muhammet Başkan. Bu üç cumhuriyet çocuğuna baktığınızda, kendilerine emanet edilen kamu görevini dört dörtlük yaptılar, ortak özellikleri; kırgınlık, küskünlük, yılgınlık yok. Gerçek partililik budur.
Bir değişim, bir gençleşme yaşıyoruz. Kadınların CHP’de hak ettiği noktaya gelmesini istiyoruz ve böyle bir vizyonda 43 yaşında bir kadın adayımızla Gonca Köksal ile, Bodrum’da 30 yaşında Tamer Mandanlinci ile, Seydikemer’de 34 yaşında Özgür Can ile, Dalaman’da 36 yaşında Sezer Durmuş ile ve benim yaşım olan 49 yaşındaki bir ortalamayla bundan sonra Muğla’yı kendisi de 53 yaşında olan Ahmet Aras’a emanet ediyoruz. Sizinle birlikte 33 gün daha koşacaklar. En sonunda mazbatalarını alıp göreve başlayacaklar. Mazbatalarını aldıklarında 9’u CHP’nin yönettiği belediyeler şu anda bizde. Bu sayının 15’e, 16’ya yükselmesini ümit ediyoruz. Göreve başlamak için devir teslime gidecekler. Orada kapıdan girerken camın yanında duracaklar. Ceplerinden mal varlıklarını çıkaracaklar. Mal varlıklarını göreve başladıkları gün, belediyelerinin kapısına asacaklar. Görevi bıraktıkları gün, yeni mal var varlıklarını oraya asacağız. Biz belediye başkanlarımızı mal varlıklarıyla, açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak ve emanet aldıkları Muğla’yı ranta değil, halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum.
“MUĞLA’YI HARAMİLERE DEĞİL, MİLLETE TESLİM EDECEĞİZ”
Muğla’da MUÇEV diye bir vakıf kurdular. Bir vakfı ve derneği birleştirdiler. Kim var yönetiminde? Eski milletvekilleri, AK Partili siyasetçileri, bürokratları koydular. Ne yapıyor? Osman Gürün’ün, belediye başkanlarımızın geçit vermediği işleri onlara yaptırtıyorlar. Koyları, yandaşlara kiralıyorlar. Buna karşı, CHP olarak mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Muğla’yı haramilere değil, millete teslim edeceğiz. Söz veriyoruz. Buraya geçmişte partimizde milletvekilliği yapmış bir adayı görevlendirmişler. ‘İktidara yakın olursam şu, bu olur’ diyor. Bir yandan kibirle yukarıdan bakıyor, belediye emekçilerini işinden edeceğini söylüyor. Bürokratları tehdit ediyor ama en büyük tehdidi Muğla’nın yeşiline ve mavisinedir. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çok katlıları dikemediği, her çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdikleri, Muğla’yı, Muğla’yı sevenlerin yönettiği, Muğla’da doğanların, doyanların, karnını namusluca ekmeğiyle kazandığı, ekmeğiyle doyuranların, namerde avuç açmayanların iktidarından, Muğla’yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz.
“MUĞLA’NIN ÇIKARINI KORUMAYA SÖZ VERİYORUZ”
Bundan sonraki süreçte nasıl ki Akbelen ormanlarında İkizköylülerin yanında olduysak, nasıl ki zeytin ağaçlarını koruduysak, nasıl ki çevremizi katledenlere, ağacımızı kesmeye, koylarımızı betonlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi verdiysek, bundan sonra da eski, yeni, mevcut kadrolarımızla, gençlerimizle, Muğla’nın genç il başkanıyla, tüm ilçe başkanlarımız ve sizlerle birlikte Muğla’yı korumaya, ona gözümüz gibi bakmaya, Muğla’nın çıkarını, namusumuz gibi korumaya hep birlikte bir kez daha söz veriyoruz.
“…BİR MİLYONLUK NÜFUSA GÖRE PARA YOLLUYORLAR”
Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum: Muğla, 1 milyon nüfuslu bir yerdir. Kışın, siz sizeyken 1 milyonsunuz. Yazın, 5-6 milyon oluyor. Buraya hizmet yapılsın diye bir milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar. 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Çok önemli altyapı yatırımları, çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından krediler bulunuyor. Özel finans yöntemleri kullanılıyor. Ancak, Türkiye’nin göz bebeği, her bir ilçesi bütün dünyanın dilinde olan bu güzel memlekete daha iyi hizmet yapılması için, daha önce Antalya’da ifade etmiştim. Cep telefonu sinyalinden, bir şehirde kaç kişinin hangi gün olduğu belli. Biz 5-6 milyona 12 ay ücret ödeyin, demiyoruz. Ama kim bir şehre gelip hizmetinden yararlanıyorsa, altyapısını meşgul ediyorsa, o kişi için devletin genel bütçeden ayırdığı payın verilmesi gerekir. Bunu, sırf kıyı şeridindeki bu güzel kentleri CHP’liler yönetiyor diye yapmıyorlar.
“KİRA FİYATLARI ÇOK ÖNEMLİ SORUN”
Kira fiyatları deyince bu Türkiye’de çok önemli bir sorun. Ocak 2024’te Muğla’daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Burada asgari ücret verdiğin birisi ortalama bir ev tutsa suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, çay demleyecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla. 2 yıl öncesine göre yüzde 171 artmış. Burada dinlenmeye gelen, konut stokuna talebi arttıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da Muğla’nın evlatları ne olacak? Muğla’daki polisler, askerler, öğretmenler, emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz şehirlerde sabit, yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclis’teki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla’daki yüksek kira sorununun bir an önce çözülmesi, Muğla’nın büyük sıkıntılar çeken, yoksullaşan orta direğine sahip çıkılması, Muğla’da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi, sıkıntıya düşen Muğla esnafının tüm yönleriyle desteklenmesi lazım. CHP olarak üzerine titrediğimiz bir ildeyiz. Seçim sonuçlarıyla ilgili hiç endişe duymadığımız, liyakatli, çalışkan yöneticilerinin işini iyi yaptığı, sizin de ziyadesiyle memnun olduğunuz, bundan sonra da ilerleyen günlere umutla bakacağımız günlerdeyiz.
“BİR ŞEY YAPACAKSANIZ 31 MART’TA SANDIK BAŞINDA YAPACAKSINIZ”
31 Mart seçimleri, sadece yerel seçimler değil. 31 Mart yerel seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.’ Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksınız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce, 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız. Daha önce her ne sebeple olsun, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen Marmaris’teki arıcılar, esnaf, memur, çalışan, herkes. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes 31 Mart’ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır.”
Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP’liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, ‘Hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin’ demezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek, onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde, temaslarda bulundum, ‘Birlikte olalım. Buraları AK Parti’ye, MHP’ye teslim etmeyelim’ dedim. Biz Ankara’da bir ittifak, bir iş birliği gerçekleştiremedik. Ama 2019’da büyük zaferi yaşayanlar ve yaşatanlar buradalar, seçmen bir yere gitmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakı’nın karşısındaki büyük Türkiye İttifakı’nın içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum.
“TÜRKİYE SENDEN BÜYÜKTÜR”
Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Bak, Türkiye senden büyüktür. O karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin, kardeşi vardır; karıncanın kardeşi vardır. O da CHP’dir, cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye’dir, Türkiye İttifakı’dır. Yok saydığın, Atatürk’ün ‘Milletin efendisidir’ dediği çiftçinin kardeşleri vardır. CHP’lilerdir, Türkiye İttifakı’dır, Türkiye’dir. Hepinizin arkasındayız. ve gençlerimiz, Türkiye’de umudu kalmayanlar, yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyenler gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz: Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin. Umut var, umut 31 Mart’tadır. Umut; geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, geçtiğimiz sene mayıs ayında belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya azmetmiş olan, kurduğu cumhuriyetin kıymetini bilen cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz.”
CHP lideri Özgür Özel, konuşmasının ardından, Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye katılan İbrahim Şimşek ve Murat Gökalp’in rozetlerini taktı ve “Hangi partide olursa olsun tüm cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, tüm milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba ocağına CHP’ye davet ediyorum” dedi.
]]>Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Erzincan’ın İliç ilçesinde toprak kayması sonucu meydana gelen maden kazası nedeniyle 9 işçinin toprak altında kalmasının üzerinden bir hafta geçtiğini belirtti.
CHP’nin bölgeye heyet gönderdiğini, ön rapor hazırlandığını aktaran Özel, “Orada yaşanan bir heyelan ya da toprak kayması değildir. Orada yaşanan işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üst üste konmasından oluşan yapay bir dağın çökmesi, kaymaya başlaması ve önüne kattığı her şeyi altına alarak dokuz canı ölüme sürüklemesidir.” diye konuştu.
Arama kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettiklerini bölgedeki çaresizliği gördüklerini kaydeden Özel, ön raporda ailelerin “Bu dağ bir gün başımıza bela olacak” ifadelerinin yer aldığını dile getirdi.
İliç’teki altın madeninde yıllardır çevre mücadelesi verildiğini söyleyen Özel, “Bundan üç yıl kadar önce orada siyanür sızıntısı oldu, göstermelik üç aylığına durdurdular madeni. O günkü durdurma kapatmaya dönüşse bu felaket oluşmayacak. O madene 16 milyon 440 bin lira ceza kestiler. İlk duyunca büyük para, caydırıcı diye düşünüyorsun. Bu ceza kesildi, aylar sonra bu Mecliste Plan Bütçe Komisyonunda bazı şirketlere vergi affı getirdiklerinde bu şirket de yararlandı. Bu şirkete kesilen ceza 16 milyon küsur, affedilen vergisi 222 milyon lira.” dedi.
Üretim izni alınan madenlerde daha sonra sahayı dört, beş kat büyütmek için başvuruda bulunulduğunu belirten Özel, İliç’de toprak kaymasının yaşandığı maden sahasına ilişkin ÇED raporunun bir örneğini kürsüden gösterdi.
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 1978’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğunu anımsatan Özel, “Geçmişteki madenlerin talan edilmesi, yağmalanması, yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine Bülent Ecevit hükümetinin bakanı Deniz Baykal ‘dur’ diyecek ve bütün madenleri kamulaştıracaktı. O gün Anayasa’ya uygun bir karar verildi.” dedi.
-“Bu sorunları sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi çözer”
CHP Genel Başkanı Özel, halkın çıkarlarını gözeterek, yaşanan maden faciasında sorumluluğu olanların ceza alması için konunun takipçisi olacaklarını vurgulayarak, “Bu sorunları sadece ve sadece 1978 gücüyle, Bülent Ecevit’in cesaretiyle, Deniz Baykal’ın kararlılığıyla Cumhuriyet Halk Partisi çözer.” ifadesini kullandı.
Rantçıların ve küçük çıkar gruplarının faydasının gözetildiği bir ekonomi düzeni içinde yaşandığını savunan Özel, dudak uçuklatan teşvikler ve ucuz kredilerle zenginleşen ayrıcalıklı bir zümre oluşturulduğunu öne sürdü.
Kur Korumalı Mevduat uygulamasını eleştiren Özel, bu uygulamadan faydalananlara ödenen paranın ülkenin bütçesinden verildiğini söyledi.
Özel, uygulanan ekonomi politikaları sonucunda vatandaşı 1 Nisan’dan sonra acı bir reçete beklediğini ifade ederek, dünya piyasalarında 1 Nisan’dan sonra Türkiye’de sıkı para politikası uygulanacağı, acı reçetenin garibana, yoksula dayatılacağı senaryolarının konuşulduğunu kaydetti.
Vatandaşa acı reçete dayatılırken, yabancı yatırımcılara da tarihi fırsatlar sunulacağını ileri süren Özel, şunları kaydetti:
“Peki böyle bir felakete doğru gidecek miyiz? Yoksa 1 Nisan meselesini 31 Mart akşamı kendi lehimize çevirecek miyiz? 31 Mart seçimlerinin hem demokrasi açısından hem de ülkenin kuvvetlerinin dengesi açısından bambaşka bir önemi var. Yoksullar için, garibanlar için, emekçiler için, emekliler için eğer bu iktidar, gücüne güç katacak olursa beklediği desteği görecek olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp, ‘Ne oluyoruz ya? Vatandaş bizden desteğini çekiyor’ diye sert bir uyarıyı almazsa bu gidişata bir kırmızı ışık yakılmaz, bu hükümete sarı kart gösterilmezse 1 Nisan’dan sonrası felakettir.
Ancak emekçiler, emekliler, yoksullar, işsizler, kendi geleceklerine sahip çıkacaklarsa hükümetin durumu garanti değil. ‘Bizi ezerse onu oradan indiririz’ diye ilk mesajı 31 Mart’ta verirsek herkes ayağını denk alacak. Ben vatandaşlarımıza 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması, 4 yıl boyunca zenginin kayırılıp sizin yine sömürülmeniz, 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşına mahkum edilmenizin önünde son silahınız, son çareniz, son gücünüz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir. Gücünüzü bu hükümete gösterin. Sizi buna davet ediyorum.”
(Sürecek)
]]>AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, Bornova ilçesi Atatürk Mahallesi’nde bulunan bir kafede vatandaşlarla bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in toplu ulaşımda 120 dakika uygulamasının mart ayında uygulamaya gireceğini duyurması üzerine, Soyer’e su ücretlerinde yüzde 50 indirim yapma çağrısında bulundu. Dağ, “Biliyorsunuz salı günü vaatlerimizi açıkladık. Ama öncesinde ben toplu ulaşımda 90 dakika konusunu tekrar uygulamaya koyacağımızı, öğrenciler için de 120 dakikayı uygulamaya koyacağımızı söylemiştim. Mevcut Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer, ‘Bugün 120 dakikayı uygulamaya koyacağını’ söyledi. Biz mutlu olduk. Bir vaadimiz 1 Nisan gelmeden gerçekleşmiş oldu. Hayırlı uğurlu olsun. Şimdi çağrıda bulunuyorum; o zaman 1 Nisan’ı beklemeye gerek yok. Gelin bugünden itibaren su ücret tarifelerinde de yüzde 50 indirime gidin. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi büyükşehir belediye başkanına talimatı versin, bu konuda da hamleyi yapsın. Biz de artık bu konuda kampanya dönemi boyunca herhangi bir talepte ve istekte, vaatte bulunmamış olalım. Vaatlerimizi daha 1 Nisan gelmeden gerçekleşmiş olmanın da büyük bir mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek isterim” dedi.
Dağ ayrıca, “Biz bütün ekibimize bu şehrin şehr-i emiri olacağız. Bundan şüpheniz olmasın. Çünkü benim 12 yıllık milletvekilliğim buna delildir. En büyük kefaletim 12 yıllık milletvekilliğim süresince bu şehrin her sokağında attığım adımlar, yaptığım çalışmalardır. Önümüzdeki 5 yılda da aynısını; daha fazlasını, daha ötesini, daha ilerisini Allah’ın izniyle hep beraber ve birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı.
İzmirlilere birlik olma çağrısında bulundu
“Bugüne kadar nasıl birlikte geldiysek, birlikte bir şeyleri başardıysak inşallah 31 Mart’tan sonra da hep birlikte lansmanımızda açıkladığımız projelerimizi başaracağız” diyen Dağ, “4,5 milyon hemşerimizle birlik, beraberlik içinde olursak işte o zaman o lansmandaki projenin tamamını gerçekleştirme durumumuz olacaktır. 1 Nisan’dan sonra inşallah üç ay geçer, altı ay geçer, İzmir’de bir şeylerin değişmeye başladığını ve gerçekten hizmet anlamında hizmetkar olma anlamında değişimler olmaya başladığını her bir hemşerimiz sonuna kadar hissetmiş olacak. Çünkü biz bu konuda birçok sınavı geçtik. Ben dört dönem milletvekilliği yaptım. Milletvekilliği dönemi boyunca bu şehrin her bir sokağında; her bir ilçesinde izler, eserler bırakma noktasında olduk. Artık önümüzdeki yıllarda hep beraber öyle izler, öyle eserler bırakacağız ki bu tarihe not olarak geçecek, tarihte konuşulacak ve tarihte de yarın bir gün evlatlarımız, torunlarımız ‘iyi ki bu dönemde böyle bir birlik beraberlik İzmir’de tesis edilmiş ve şehre bu hizmetler kazandırılmış’ diyecekler. Benim derdim bu. Ben İzmir sevdalısıyım, İzmir’e muhabbet duyan birisiyim” diye konuştu.
50 bin sosyal konut müjdesi verdi
“Bu şehrin orta gelirli ya da bir alt gelirli grubunun konut ihtiyacını giderme mecburiyeti var” diyen Dağ, “Biz İzmir Konut A.Ş.’yi kurmak suretiyle 50 bin tane sosyal konutu hayata geçireceğiz ve burada da çok net bir şekilde söylüyorum; 5 yıl İzmir’de ikamet etme şartı arayacağız. Çünkü biz İzmir’in içindeki kardeşlerimizi ev sahibi yapmak durumundayız. Yeni evlenen çiftlere, şehit yakınlarına, engellilere öncelik tanıyacağız. ve orada inşa edeceğimiz konutlarla aslında şehre bir nefes aldırmış olacağız. Şehre bu nefesi aldırdığımızda yerinde yeni yaşam dediğimiz kentsel dönüşümü de başarmak zorundayız. İnşallah onu da bununla entegre bir şekilde başarmayı arzuluyoruz. Bunu da yapacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun” şeklinde konuştu.
Dağ, vatandaşlar bir süre sohbet ettikten sonra alandan ayrıldı. – İZMİR
]]>