Açısından – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Mon, 26 Feb 2024 21:51:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Prof. Dr. Erdem: ‘Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük’ https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/ https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:51:10 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4572 Prof. Dr. Erdem: “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük”

ERZİNCAN – Erzincan’ın İliç ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen toprak kayması olayının ardından bölgede sağlıkçılar incelemede bulundu. Prof. Dr. Onur Erdem, “Verilere baktığımızda siyanür açısından şu anki değerlerin risk teşkil etmediğini gördük” dedi.

Olayın yaşandığı sahada incelemelerde bulunduktan sonra Doç. Dr. Sermet Sezigen ile birlikte gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Dr. Onur Erdem, “Bilim alanımız anlamında bizim kendi alanımıza baktığınızda ve insanların şu anda en çok sorusunu ya da cevabını merak ettiği siyanürle ilgili tartışmaları tabii burada yerinde görme imkanımız oldu. Araziye gittik bugün. Oraya da 2 sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar elbette ki normal. Ancak şu anda sahada gerek Çevre Bakanlığımız gerekse diğer bakanlıkların ölçüm cihazları AFAD’ın özellikle yaptığı sahada ölçümler var. ve biz bunları tek tek kontrol ettik. Daha da devam ediyor. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu anki değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Tabii ki bu burada kalmayacak. Ölçümler devam noktasal ve bölgesel anlamda farklı yerlerde tabii koruyucu tedbirler gerekiyor. Buradaki sağlık personeli ve arama kurtarma ekipleri açısından. Onları da biraz gözlemledik. Aynı zamanda bu konudaki bilgi gerekliliklerini tamamlamaya çalıştık. Malzeme eksiği yok şu anda. Onu da gördük. İşin insan ve çevre sağlığı boyutuna bakarsanız özetle tabii çok büyük bir olay. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkililerine sunduk. Zaten bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Gerekli desteği de vermeye devam edeceğiz, biraz sabırlı olmak lazım. Şu anda çevre sağlığı açısından da, insan sağlığı açısından da benim gördüğüm tablo verilere bakarak şu an çok acil bir risk oluşturmadı. Ama tabii izlemeye devam etmekte fayda var. Bunu da zaten yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Doç. Dr. Sermet Sezigen ise, “Bizim önceliğimiz olayın sağlık boyutu açısından bir ilk müdahalecinin güvenliğini korumak. İkincisi de yakın çevrede halkın sağlığını koruyacak tedbir almak. Bu noktada öncelikle mevcut gönül noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede müdahale görevli personelinin detektörleri var. Bunun dışında kurumda görev yapan şirket personeli kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Çevre Bakanlığı’nın düzenli olarak her gün periyodik olarak su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığına bildirdiği bir istasyonu var. Yerleşim yerine yakın. O da diğer kilitçilerle birlikte ölçüm yapıyor. AFAD’daki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte hani şu an için biz burada değeri tespit etmemekle birlikte müdahalecilerimizin olası bir arzu ettiğinde sıkıntı yaşamaması için kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları da dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar. Bunun dışında il sağlık müdürlüğümüzle olası bir marufiyet olursa diye buradan Erzincan’daki referans saatine kadar her türlü tanı tedavi ve tahliye tedbirlerini aldı. Bununla birlikte olası bir maruziyeti olursa da tıbbi olarak buna müdahale etmek için gerekli ekipmanlar ve personel burada mevcut. Burada pek çok farklı deistinden bilim insanı bir arada çalışıyor. Yaşam sağlık bilimleri olmak üzere. Bu noktada amacımız bu olayın en iyi şekilde müdahale edilerek sonlandırılması. İlk müdahaleciler başta olmak üzere hiçbirimizin burnu kanamadan bu olayın yönetilmesi” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/prof-dr-erdem-verilere-baktigimizda-siyanur-acisindan-su-anki-degerlerin-risk-teskil-etmedigini-gorduk/feed/ 0
Vergi Müfettişi: Dolaylı vergilerin payı artmalı, vergi adaleti sağlanmalı https://www.kanal7haber.com.tr/vergi-mufettisi-dolayli-vergilerin-payi-artmali-vergi-adaleti-saglanmali/ https://www.kanal7haber.com.tr/vergi-mufettisi-dolayli-vergilerin-payi-artmali-vergi-adaleti-saglanmali/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:03:13 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2632 Vergi Müfettişi Fatih Mustafa Olcay, vergide adaletin tesis edilmesi için dolaylı vergilerin gayri safi milli hasıla içindeki payının dolaysız vergilerde de sağlanması gerektiğini belirterek, “Harcamaların üzerinden alınan vergilerden ziyade servet vergileri ve gelir vergileri üzerinden alınan tutarların artan oranda bir şekilde yapılması ile özellikle çok kazanan çok, az kazanandan az şeklinde vergi alınması Türkiye’de vergi adaletinin tesis edilmesi için önemlidir” dedi.

Vergi Müfettişi Fatih Mustafa Olcay, kayıt dışılık, FATF (Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu), kara para aklama ve terörün finansmanı konularında Hazine ve Maliye Bakanlığının attığı adımları, vergi gönüllü uyum ve vergi adaleti konusunda önerilerini, enflasyon hedefi doğrultusunda AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Türkiye’nin atması gereken adımları ve dijital ekonomi kapsamında kripto varlıkların vergilendirilmesi konusunda son durumu İHA muhabirine değerlendirdi.

“Yatırımların Türkiye’ye akması, gri listeden çıkmak, kara para aklanması ve terörün finansmanı ile mücadele açısından çok büyük çalışmalar gösteriyor”

Vergi Müfettişi Olcay, kayıt dışılık, FATF, kara para aklama ve terörün finansmanını konularında Hazine ve Maliye Bakanlığının büyük olduğunu söylediği çalışmalar ortaya koyduğunu belirterek, “Bakanımız Mehmet Şimşek de ifadelerinde bu konulara sıklıkla değiniyor. Özellikle terörün finansmanı, kara para aklama ile alakalı, Türkiye’nin gri listeden çıkması, yatırımların Türkiye’ye çok daha fazla gelmesi açısından çok büyük mücadele gösterilmekte. FATF’ın gri listesinde şu anda iki tavsiyede uyumsuzluk göstermekteyiz. Bunu aşmak için bakanlığımız çalışmalarda bulunmakta. Bakanlığımız 2022 yılı raporunu FATF’a sundu. Bu noktada yatırımların Türkiye’ye akması, gri listeden çıkmak, kara para aklanması ve terörün finansmanı ile mücadele açısından çok büyük çalışmalar gösteriyor. Vergi denetim kurulunda çalışan vergi müfettişleri olarak terörün finansmanı, kara para aklamanın engellenmesi açısından üzerine düşen vergi incelemelerini ve denetimlerini gerçekleştiriyoruz. Özellikle asıl kullanıcıların tespit edilmesi ve terörün finansmanından kaynaklanan bu paranın aklanmasının engellenmesi konuları ile ilgili olarak hem raporlamalar hem de değerlendirmelerle bakanlığımızın bu çalışmasına katkılar sunmaktayız” diye konuştu.

“Çok kazanan çok, az kazanandan az şeklinde vergi alınması Türkiye’de vergi adaletinin tesis edilmesi için önemlidir”

Vergiye gönüllü uyum ve vergi adaleti konusunu ele alan Olcay, şunları söyledi:

“Vergilendirmede adaletin tesis edilmesi ve vergiye gönüllü uyumun sağlanması için Türkiye’de özellikle vergi bilincinin sağlanması gerekmektedir. Vergide adaletin tesis edilmesi için dolaylı vergilerin gayri safi milli hasıla içindeki payının dolaysız vergilerde de sağlanması gerekmektedir. Özellikle harcamaların üzerinden alınan vergilerden ziyade servet vergileri ve gelir vergileri üzerinden alınan tutarların artan oranda bir şekilde yapılması ile özellikle çok kazanan çok, az kazanandan az şeklinde vergi alınması Türkiye’de vergi adaletinin tesis edilmesi için önemlidir. Bu anlamda eksik olduğumuz hususları tamamlıyoruz, tamamlamaya gayret gösteriyoruz. Bakanlığımız da bu konuda çalışma göstermektedir.”

“2026’da tamamen yürürlüğe girecek olan SKDM’ye ilişkin Türkiye, eğer yerel emisyon ticaret sistemini oluşturursa ürünlerimizden AB’den ithal ettiğimiz mallara ilişkin maliyetlerdeki artışın önüne geçebiliriz”

Vergi Müfettişi Olcay, enflasyonun tek haneli seviyelere inmesi için Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikasına binaen Hazine ve Maliye Bakanlığının eş güdümlü olarak sıkı maliye politikası ve vergi politikası uygulamayı tercih ettiğini hatırlatarak, “Bu doğrultuda adımlar atıyor. Bu anlamda biz, sıkı para politikası ile maliyetlerin de ihracatın da çok önemli olduğunu düşünmekteyiz. İhracat kalemlerindeki maliyet artışlarının azaltılması ve ihracat kalemlerimizin artarak devam etmesi de ülkemiz açısından büyük önem arz etmektedir. Özellikle 2026’da tamamen yürürlüğe girecek olan SKDM’ye ilişkin Türkiye, eğer yerel emisyon ticaret sistemini oluşturursa ürünlerimizden AB’ye ithal ettiğimiz mallara ilişkin maliyetlerdeki artışın önüne geçebiliriz. Ancak ilerleyen süreçte bunlar yapmadığımızda şunlarla karşılaşabiliriz: Maliyetlerimizdeki artışlardan dolayı AB ülkelerine ihracat yapmak için pazar payımızda daralmalar görülebilir. Bu anlamda 2026 yaklaşmadan Hazine ve Maliye Bakanlığımız bu konularda çalışmalar gösteriyor. SKDM için bir an önce yerel emisyon sistemimizi uygulamaya sokmamız gerekmekte. Pazar payımızın daralmaması, ihracat hedeflerimizin gerçekleşmesi için adım atmalıyız. Bu iki durum, enflasyonun tek hanelere inmesine katkı sunacaktır” ifadelerine yer verdi.

“Önce tanımı yapılarak, kripto varlıkların geliştiricileri ve alım-satımcılarına ilişkin tanımlar yapılıp mevzuata eklenmesi gerekmekte”

Olcay, dijital ekonominin vergilendirilmesi ve kayıt altına alınması açısından çözüm bekleyen en önemli olduğunu söylediği konulardan birinin de kripto varlıklar olduğunu aktararak, “Kripto varlıklar, merkeziyetsiz bir şekilde saklanabilen, paylaşılabilen, alım-satım yapılabilen varlıklar. Kripto varlıkların vergilendirilebilmesi için öncelikle tanımın yapılması gerekiyor. Yani, emtia mı, gayri maddi hak mı, menkul kıymet mi yoksa para mı? Bu açıdan ülkemizde çalışmalar yürütülmekte. Daha sonra kripto varlıkların geliştiricileri ve alım-satımcılarına ilişkin tanımlar yapılıp mevzuata eklenmesi gerekmekte. Türkiye de buna ilişkin çalışmalar gösteriyor. Yakın zamanda Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in açıklamaları var: ‘Ülkeler bu anlamda kendi düzenlemelerini yapıyorlar. Biz de kendi düzenlemelerimizi yapmalıyız’ diye. Özellikle Türkiye’nin dijitalleşme alanında vergi ağını kurabilmesi, bu alanların boşluğunu doldurabilmesi açısından da kripto varlıkların vergi altına alınması ve bu uygulamanın geliştirilmesi çok büyük önem arz etmektedir” dedi. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/vergi-mufettisi-dolayli-vergilerin-payi-artmali-vergi-adaleti-saglanmali/feed/ 0
KLİMİK Başkanı: Domuz gribi hala baskın görünüyor, maske takmak için en iyi zaman https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-gorunuyor-maske-takmak-icin-en-iyi-zaman/ https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-gorunuyor-maske-takmak-icin-en-iyi-zaman/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:00:25 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1562 TÜRK Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, şu an Kovid dahil onlarca virüsün dolaşımda olduğunu ancak 2008’de büyük bir salgın yapan ve halk arasında Domuz gribi olarak bilinen H1N1’in baskın göründüğünü söyledi. Maske kullanmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, ‘Şu anda bile grip açısından riskli olan gruplar henüz aşılarını olmamışsa grip aşısı yaptırabilir. Henüz hastalanmamış olanlar açısından aşı olmanın yanı sıra maske takmak için de en iyi zaman. Yılbaşı kutlamaları toplanmalarında da hastalık belirtisi taşıyanların riskli gruptaki kişilerle aynı ortama girmemesi gerekli” dedi.

Geçtiğimiz yıl pandemi sonrası olduğu için daha erken görülmeye başlayan mevsimsel griplerin, bu yıl Aralık ayı başlarında yaygınlaşmaya başladığını söyleyen Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, şu an dolaşımda yüzlerce virüs ve bazı bakterilerin olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yavuz, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve 2 yaş altı çocuklar gibi riskli gruplar açısından ise özellikle influenza virüslerinden olan H1N1 ile koronavirüsün halen hastane ve yoğun bakıma yatışlar açısından tehlike arz ettiğini kaydetti. KLİMİK çalışma gruplarının sahadan verdiği bilgiler ve kendi merkezlerinin test sonuçlarını değerlendirdiğinde, Türkiye’de de dünyadakine benzer şekilde halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1’in şu anda baskın göründüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, ‘Çok fazla sayıda virüs ve bir miktar bakteri aktivasyonu var şu anda. Ama 2008’de pandemi yapmış olan H1N1’in aslında daha baskın olduğunu görüyoruz. Bu mevsim için beklenen bir süreç. Aralık-Ocak gibi başladıktan sonra Şubat-Mart gibi sonlanır, genelde Nisan’da yeni vaka çok da görmeyiz. Sayılar geçen yıla göre ne kadar fazla, bunu bilebilmemiz için Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün verilerine ihtiyacımız var” dedi.

‘KOVİD HALEN MEVSİMSEL BİR HASTALIK DEĞİL”

Kovid’in ise halen mevsimsel bir viral enfeksiyona dönüşmediğini ve 2-3 ayda bir yeni dalgalar şeklinde seyrettiğini belirten Prof. Dr. Yavuz, ‘Şu anda da tahminimiz, dünyadaki gidişatla doğru orantılı olarak Pirola’nın bir alt varyantı olan JN1 mutasyonunun Türkiye’de aktif olduğunu düşünüyoruz. JN1 de çok ciddi şekilde bağışıklıktan kaçtığı için, eskisi kadar yüksek pikler yaratmasa da yine de geçtiğimiz aylara göre (Kovid vakalarında) artış olduğunu söyleyebiliriz. İnfluenza da yavaş yavaş hem ölümler hem de hastane veya yoğun bakımlara yatışlara neden olmaya başlamış durumda dünyada. Türkiye de tahminimiz bu şekilde bir trend içinde” diye konuştu.

‘GRİP VE KOVİD RİSKLİ GRUPLAR İÇİN HALEN TEHLİKELİ”

Yüzlerce viral enfeksiyon içinde en önem verilmesi gerekenin, halen riskli gruplarda yoğun bakım yatışları veya ölüme neden olabilen Kovid ve grip olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Şu anda bile grip açısından riskli olan gruplar henüz aşılarını olmamışsa grip aşısı yaptırabilir. Çünkü çok fazla artmış durumda grip aktivasyonu. Henüz hastalanmamış olanlar açısından aşı olmanın yanı sıra maske takmak için de en iyi zamanlar. Yine yılbaşı kutlamaları olacağı için özellikle riskli gruptakilerin bulunduğu ortamlara gelen kişilerin hasta olmaması gerekiyor. Kovid için de aynı şekilde. Çünkü risk gruplarında her ikisinin de ağır sonuçları olabiliyor. Yaşlılar, 2 yaş altı çocuklar, obez insanlar, sigara içenler, ek hastalığı bulunanlar ve gebeler, korunmak için maksimum çabayı göstermek zorunda ve kalabalık yerlerde mutlaka maske takmaları lazım.” Hastalık belirtileri taşıyanların riskli gruplara bulaştırmamak için çaba göstermesi gerektiğine de değinen Prof. Dr. Yavuz, ‘Önemli olan hasta kişilerin özellikle ateşleri düşene kadar ya da en yoğun semptomları azalana kadar evde kalmaları. Bunu yapamıyorlarsa mutlaka maske takarak diğer insanları korumaları” diye konuştu.

‘GRİP AŞISI GRİBE NEDEN OLAMAZ”

Grip aşısı olanların da ‘Aşı olduktan sonra grip oldum” şeklindeki yaklaşımlarının aslında hatalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, aşının gribe neden olmasının imkansız olduğunu söyledi ve şu bilgileri verdi: ‘Böyle bir şey mümkün değil. Bir kere grip aşısı tam ölü virüs aşısıdır. Yani aşının kendisi hastalık yapamaz. Hastalığı da tamamen yüzde yüz engellemese bile ağır sonuçlarını engellemek üzere belirgin olarak azaltıyor. Hastaneye yatış, yoğun bakıma yatış gibi’ İnsanlar griple nezleyi karıştırıyorlar. Grip ayrı bir hastalık, influenza virüsün yaptığı bir hastalık. Yüzlerce başka virüsün neden olabileceği nezle ise başka bir hastalık. Nefes darlığı, ateş yoksa, uzamış öksürük de genellikle kendi kendine geçiyor, virüslerin huyudur akut bronşit dediğimiz duruma yol açabiliyorlar, buna grip diyemeyiz. Yaygın eklem ağrısı, kırıklık, yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı genellikle sadece influenza’da görüyoruz.”

‘ERKEN TANI VE TEDAVİ AÇISINDAN TESTLERDE YETERLİ DEĞİLİZ”

Kovid ya da grip açısından riskli gruptakileri hastaneye yatış veya ölümlerden korumanın bir yolunun da ‘çok erken evrede’ hastalığın kesin tanısının koyulup gerekli antiviral tedavilere başlanması olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, bunun için de test yapılması gerektiğini ancak ne yazık ki testlere ulaşımda sorunlar olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Gripte başka, Kovid için başka bir antiviral ilaç var elimizde. Ama her ikisinde de çok erken dönemde başlarsak etkili oluyor. O nedenle de hastalığın ağır seyretme riski olan kişilerde erkenden tanı alarak bu ilaçlara başlanması gerekiyor. Bizim Kovid’de elde ettiğimiz PCR testlerini hızlıca yapabilme kapasitesini maalesef çok geliştiremedik. Aslında onu, bütün viral enfeksiyonlar için kullanabilirdik. Testlere ulaşım sorunu var, bunu kabul edelim. Özellikle birinci basamakta (aile hekimlikleri) bu çok bariz. Sonuçta bu insanlar belirtileri başladığında aile hekimliğine gidecekler ama orada da Kovid döneminde olduğu gibi rahatça test yapmanın imkanı maalesef yok. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Üçüncü basamak hastanelerde bu testlerin yapılabildiğini biliyoruz ama oralarda da özellikle ‘ayaktan’ hastalara yapılmasında sıkıntı var. Henüz hastalık hafifken tanı koymamız gerekiyor oysa ki.”

Eczanelerden alınan antijen testlerinin özellikle negatiflik durumunda doğru sonuç vermeyebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, ‘Antijen testleri ancak pozitifse sonucu doğru diyebiliyoruz. Negatif ise PCR testleri ile doğrulamasının yapılması gerekiyor” dedi.

‘ÇOCUKLARDA BETA MEVSİMİ DE BAŞLIYOR”

Prof. Dr. Yavuz, viral enfeksiyonlar dışında çocuklar açısından da Beta mikrobunun artış göstermeye başladığına değinerek sözlerini şöyle noktaladı: ‘Çocuklar açısından özellikle Beta denen bir bakteri var, bu virüs değil. O da bu mevsimlerde biraz daha fazla artış gösteriyor. Dünyada da pandemiden sonra Beta dediğimiz bakterinin yani A grubu hemolitik streptokok’un neden olduğu enfeksiyonlarda bir artış vardı. Bu biraz daha sıkıntılı bir bakteri, bademcik iltihabı yapabiliyor, kızıl yapabiliyor ve ilk başta bulantı, kusma ile şok tablosu gibi bir tablo ile başlayabiliyor. Burada tabii ki hekime başvurmakta fayda var. Sadece semptomlara bakarak şudur diyebilme şansımız yok.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-gorunuyor-maske-takmak-icin-en-iyi-zaman/feed/ 0
KLİMİK Başkanı: Domuz gribi hala baskın, grip aşısı ve maske önemli https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-grip-asisi-ve-maske-onemli/ https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-grip-asisi-ve-maske-onemli/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:27:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1553

TÜRK Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, şu an Kovid dahil onlarca virüsün dolaşımda olduğunu ancak 2008’de büyük bir salgın yapan ve halk arasında Domuz gribi olarak bilinen H1N1’in baskın göründüğünü söyledi. Maske kullanmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, “Şu anda bile grip açısından riskli olan gruplar henüz aşılarını olmamışsa grip aşısı yaptırabilir. Henüz hastalanmamış olanlar açısından aşı olmanın yanı sıra maske takmak için de en iyi zaman. Yılbaşı kutlamaları toplanmalarında da hastalık belirtisi taşıyanların riskli gruptaki kişilerle aynı ortama girmemesi gerekli” dedi.

Geçtiğimiz yıl pandemi sonrası olduğu için daha erken görülmeye başlayan mevsimsel griplerin, bu yıl Aralık ayı başlarında yaygınlaşmaya başladığını söyleyen Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, şu an dolaşımda yüzlerce virüs ve bazı bakterilerin olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yavuz, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve 2 yaş altı çocuklar gibi riskli gruplar açısından ise özellikle influenza virüslerinden olan H1N1 ile koronavirüsün halen hastane ve yoğun bakıma yatışlar açısından tehlike arz ettiğini kaydetti. KLİMİK çalışma gruplarının sahadan verdiği bilgiler ve kendi merkezlerinin test sonuçlarını değerlendirdiğinde, Türkiye’de de dünyadakine benzer şekilde halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1’in şu anda baskın göründüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Çok fazla sayıda virüs ve bir miktar bakteri aktivasyonu var şu anda. Ama 2008’de pandemi yapmış olan H1N1’in aslında daha baskın olduğunu görüyoruz. Bu mevsim için beklenen bir süreç. Aralık-Ocak gibi başladıktan sonra Şubat-Mart gibi sonlanır, genelde Nisan’da yeni vaka çok da görmeyiz. Sayılar geçen yıla göre ne kadar fazla, bunu bilebilmemiz için Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün verilerine ihtiyacımız var” dedi.

“KOVİD HALEN MEVSİMSEL BİR HASTALIK DEĞİL”

Kovid’in ise halen mevsimsel bir viral enfeksiyona dönüşmediğini ve 2-3 ayda bir yeni dalgalar şeklinde seyrettiğini belirten Prof. Dr. Yavuz, “Şu anda da tahminimiz, dünyadaki gidişatla doğru orantılı olarak Pirola’nın bir alt varyantı olan JN1 mutasyonunun Türkiye’de aktif olduğunu düşünüyoruz. JN1 de çok ciddi şekilde bağışıklıktan kaçtığı için, eskisi kadar yüksek pikler yaratmasa da yine de geçtiğimiz aylara göre (Kovid vakalarında) artış olduğunu söyleyebiliriz. İnfluenza da yavaş yavaş hem ölümler hem de hastane veya yoğun bakımlara yatışlara neden olmaya başlamış durumda dünyada. Türkiye de tahminimiz bu şekilde bir trend içinde” diye konuştu.

“GRİP VE KOVİD RİSKLİ GRUPLAR İÇİN HALEN TEHLİKELİ”

Yüzlerce viral enfeksiyon içinde en önem verilmesi gerekenin, halen riskli gruplarda yoğun bakım yatışları veya ölüme neden olabilen Kovid ve grip olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda bile grip açısından riskli olan gruplar henüz aşılarını olmamışsa grip aşısı yaptırabilir. Çünkü çok fazla artmış durumda grip aktivasyonu. Henüz hastalanmamış olanlar açısından aşı olmanın yanı sıra maske takmak için de en iyi zamanlar. Yine yılbaşı kutlamaları olacağı için özellikle riskli gruptakilerin bulunduğu ortamlara gelen kişilerin hasta olmaması gerekiyor. Kovid için de aynı şekilde. Çünkü risk gruplarında her ikisinin de ağır sonuçları olabiliyor. Yaşlılar, 2 yaş altı çocuklar, obez insanlar, sigara içenler, ek hastalığı bulunanlar ve gebeler, korunmak için maksimum çabayı göstermek zorunda ve kalabalık yerlerde mutlaka maske takmaları lazım.” Hastalık belirtileri taşıyanların riskli gruplara bulaştırmamak için çaba göstermesi gerektiğine de değinen Prof. Dr. Yavuz, “Önemli olan hasta kişilerin özellikle ateşleri düşene kadar ya da en yoğun semptomları azalana kadar evde kalmaları. Bunu yapamıyorlarsa mutlaka maske takarak diğer insanları korumaları” diye konuştu.

“GRİP AŞISI GRİBE NEDEN OLAMAZ”

Grip aşısı olanların da “Aşı olduktan sonra grip oldum” şeklindeki yaklaşımlarının aslında hatalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, aşının gribe neden olmasının imkansız olduğunu söyledi ve şu bilgileri verdi: “Böyle bir şey mümkün değil. Bir kere grip aşısı tam ölü virüs aşısıdır. Yani aşının kendisi hastalık yapamaz. Hastalığı da tamamen yüzde yüz engellemese bile ağır sonuçlarını engellemek üzere belirgin olarak azaltıyor. Hastaneye yatış, yoğun bakıma yatış gibi… İnsanlar griple nezleyi karıştırıyorlar. Grip ayrı bir hastalık, influenza virüsün yaptığı bir hastalık. Yüzlerce başka virüsün neden olabileceği nezle ise başka bir hastalık. Nefes darlığı, ateş yoksa, uzamış öksürük de genellikle kendi kendine geçiyor, virüslerin huyudur akut bronşit dediğimiz duruma yol açabiliyorlar, buna grip diyemeyiz. Yaygın eklem ağrısı, kırıklık, yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı genellikle sadece influenza’da görüyoruz.”

“ERKEN TANI VE TEDAVİ AÇISINDAN TESTLERDE YETERLİ DEĞİLİZ”

Kovid ya da grip açısından riskli gruptakileri hastaneye yatış veya ölümlerden korumanın bir yolunun da ‘çok erken evrede’ hastalığın kesin tanısının koyulup gerekli antiviral tedavilere başlanması olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz, bunun için de test yapılması gerektiğini ancak ne yazık ki testlere ulaşımda sorunlar olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gripte başka, Kovid için başka bir antiviral ilaç var elimizde. Ama her ikisinde de çok erken dönemde başlarsak etkili oluyor. O nedenle de hastalığın ağır seyretme riski olan kişilerde erkenden tanı alarak bu ilaçlara başlanması gerekiyor. Bizim Kovid’de elde ettiğimiz PCR testlerini hızlıca yapabilme kapasitesini maalesef çok geliştiremedik. Aslında onu, bütün viral enfeksiyonlar için kullanabilirdik. Testlere ulaşım sorunu var, bunu kabul edelim. Özellikle birinci basamakta (aile hekimlikleri) bu çok bariz. Sonuçta bu insanlar belirtileri başladığında aile hekimliğine gidecekler ama orada da Kovid döneminde olduğu gibi rahatça test yapmanın imkanı maalesef yok. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Üçüncü basamak hastanelerde bu testlerin yapılabildiğini biliyoruz ama oralarda da özellikle ‘ayaktan’ hastalara yapılmasında sıkıntı var. Henüz hastalık hafifken tanı koymamız gerekiyor oysa ki.”

Eczanelerden alınan antijen testlerinin özellikle negatiflik durumunda doğru sonuç vermeyebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Antijen testleri ancak pozitifse sonucu doğru diyebiliyoruz. Negatif ise PCR testleri ile doğrulamasının yapılması gerekiyor” dedi.

“ÇOCUKLARDA BETA MEVSİMİ DE BAŞLIYOR”

Prof. Dr. Yavuz, viral enfeksiyonlar dışında çocuklar açısından da Beta mikrobunun artış göstermeye başladığına değinerek sözlerini şöyle noktaladı: “Çocuklar açısından özellikle Beta denen bir bakteri var, bu virüs değil. O da bu mevsimlerde biraz daha fazla artış gösteriyor. Dünyada da pandemiden sonra Beta dediğimiz bakterinin yani A grubu hemolitik streptokok’un neden olduğu enfeksiyonlarda bir artış vardı. Bu biraz daha sıkıntılı bir bakteri, bademcik iltihabı yapabiliyor, kızıl yapabiliyor ve ilk başta bulantı, kusma ile şok tablosu gibi bir tablo ile başlayabiliyor. Burada tabii ki hekime başvurmakta fayda var. Sadece semptomlara bakarak şudur diyebilme şansımız yok.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/klimik-baskani-domuz-gribi-hala-baskin-grip-asisi-ve-maske-onemli/feed/ 0