Adalet – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 21:45:43 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, işyurtları sisteminin milli ekonomiye katkısını vurguladı https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-isyurtlari-sisteminin-milli-ekonomiye-katkisini-vurguladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-isyurtlari-sisteminin-milli-ekonomiye-katkisini-vurguladi/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:45:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10926 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Başta tarım ve hayvancılık sektörlerinin yanı sıra endüstriyel üretimde de öne çıkarak yerli ve milli üretimi destekleyen işyurtları sistemimiz, milli ekonomimize katkı sağlarken, buradan elde edilen gelir adalet hizmetlerine harcanıyor.” dedi.

Tunç, Burdur Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Adalet Bakanlığı İşyurtları Atölye ve Tesislerinin açılışında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin temel amacının, adaletin tecellisi olduğunu anımsatarak, bunun önemli boyutunu ise ceza adaleti sisteminin oluşturduğunu belirtti.

Ceza adaleti sisteminin ilk aşamasının ceza soruşturma, ikinci aşamasının ceza kovuşturma ve üçüncü aşamasının da bu cezanın infazı olduğunu ifade eden Tunç, soruşturma ve kovuşturma sonrasında gerçekleşecek olan cezanın infazı ile ilgili aşamanın, ceza adaleti açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Bakan Tunç, suçlunun hem bir yaptırımla karşı karşıya kalmasının hem de onun yeniden topluma kazandırılmasının, ceza adaletinin temelini oluşturduğunu dile getirerek, ceza infaz sisteminin amacının yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, aynı zamanda suçluları yeniden topluma kazandırmak ve toplumu suçtan korumak olduğunu vurguladı.

Ceza infaz kurumlarının aynı zamanda birer eğitim kurumları olduğunu aktaran Tunç, kurumlarda 893 öğretmen görev yaparken, 63 bin 888 hükümlü ve tutuklunun da eğitim gördüğünü anlattı.

Tunç, Adalet Bakanlığı ile Kültür Turizm Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, hükümlü ve tutukluların 6 ilde faaliyet gösteren 8 adalet halk kütüphanesindeki 23 milyon kitaptan yararlanabildiğini dile getirdi.

İşyurtları sistemi milli ekonomiye katkı sağlıyor

Hükümlülerin infaz sonrası yaşamlarında topluma kazandırılmaları ve meslek edinmeleri amacıyla işyurtları kurumunun önemli faaliyetler yürüttüğünün altını çizen Tunç, şöyle konuştu:

“İşyurtlarımız sayesinde cezaevlerimiz sadece suçluların ıslah edildiği yerler olmayıp aynı zamanda işbaşı mesleki eğitim veren büyük bir teşkilat yapısına da sahiptir. Bu konuda hedef koyarken, batı infaz sistemlerinin ötesinde, içerisinden çıktığımız medeniyetin gereklerine uygun olarak, insanlarımızı kazanmayı ve yüksek değerler ile donatarak topluma geri dönmelerini amaçlıyoruz. Bu kapsamda, işyurtlarımız üretimin hiç durmadığı bir fabrika gibi çalışmalarına devam ediyor. Türkiye genelinde 403 Ceza ve İnfaz Kurumumuzda toplam 367 işyurdu müdürlüğünde bin 700 atölye ve tesisimiz bulunuyor. Bu işyurdu atölyelerinde, gıdadan tarım ve hayvancılığa, mobilyadan el sanatlarına, tekstilden hazır giyime, metal işlerinden inşaat ve onarım işlerine kadar 200’den fazla meslek dalında işbaşı meslek eğitimi veriyoruz. Bu tesislerde her yıl ortalama 58 bin 500 hükümlü ve tutuklu çalışıyor. Başta tarım ve hayvancılık sektörlerinin yanı sıra endüstriyel üretimde de öne çıkarak yerli ve milli üretimi destekleyen işyurtları sistemimiz, milli ekonomimize katkı sağlarken, buradan elde edilen gelir adalet hizmetlerine harcanıyor.”

Tesislerde 104 hükümlü çalışacak

Yılmaz Tunç, açılışını gerçekleştirdikleri Burdur İşyurtları Atölye ve Tesislerinin 698 bin metrekare büyüklüğündeki Burtrak arazisi üzerine kurulu olduğunu ifade etti.

Yerleşkede işyurdu müdürlüğüne bağlı işkollarında 52 personel ve 104 hükümlünün çalışacağını belirten Tunç, bin 200 metrekare kapalı ve bin 200 metrekare açık alana sahip, restoran, dinlenme tesisi ve halka açık satış mağazasının, 600 metrekare kapalı alana sahip, keçi sütünden peynir ve dondurma üretimi yapacak süt işleme tesisinin ve 3 bin 600 küçükbaş hayvan kapasiteli 4 keçi ağılının bulunduğunu kaydetti.

Konuşmanın ardından Bakan Tunç, Burdur Valisi Türker Öksüz ve protokol üyeleri tarafından tesisin açılış kurdelesi kesildi.

Açılış sonrasında Tunç ve beraberindekiler tesisleri gezdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-isyurtlari-sisteminin-milli-ekonomiye-katkisini-vurguladi/feed/ 0
İstanbul Okmeydanı’nda polis tarafından öldürülen Uğur Kurt’un davası yeniden görüldü https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:09:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9445 EDDA SÖNMEZ

İstanbul Okmeydanı’nda bir yakınının cenaze törenine katılmak için gittiği cemevinin avlusunda, polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin dava yeniden görüldü. Yeniden yargılanan S. K. isimli polis memuru, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, “Bir önceki mahkeme heyetine verdiği karardan ötürü kınamıştım. Yine kınıyorum. Bugün görülen davadaki hakim ve heyeti yine kınıyorum. Tekrar bu davayı devam ettireceğim. Asla bu sonucu kabul etmiyorum. Gerçekten vicdanlı ve adalete, hukuka göre hareket eden hakimlere denk gelmeden de bu davayı bırakmayacağım” dedi.

2014 yılında cemevi avlusunda polisin silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümüne ilişkin dava, Anayasa Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararının ardından yeniden görüldü.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, daha önce 12 bin 100 lira para cezasına çarptırılan polis S. K., Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, maktul Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt ve taraf avukatları geldiler. Duruşmayı CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de takip etti.

“ADALET İSTİYORUM”: Duruşmada söz verilen Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt, “Öncelikle suçsuz bir insana polisin silahı ile rastgele ateş ederek, eşim Uğur Kurt’un ölümüne sebep olduğu için, Uğur Kurt için adalet istiyorum.  Oğlunun acısına dayamayarak kanser olan ve hayatını kaybeden kayınvalidem ve kayınpederim için adalet istiyorum. Babasını bir daha göremeyecek olan oğlum ve ben kendim için adalet istiyorum. Sokaktaki insanların can güvenliği için adalet istiyorum” dedi.

“AMİRLERİNİN ‘SIKMA’ UYARISINA RAĞMEN ATEŞ ETTİ”: Kurt ailesinin avukatlarından Turgut  Kazan, sanık polis memurunun olayın meydana geldiği tarihte deneyimli, terörle mücadele şube müdürlüğünde görev yapan, polis memuru olduğuna dikkat çekerek, bulunduğu yerden cemevindeki kalabalığı görebildiğini, amirlerinin “sıkma” diye uyarmasına rağmen ateş ettiğini söyledi. Avukat Turgut Kazan, sanık polis memurunun kullanmaması gerektiği şekilde silahını kullanarak ölüme sebebiyet verdiğini, böyle bir dikkatsizliğin ve özensizliğin kabulü mümkün olmadığını belirtti.

“KALABALIĞI GÖRÜYOR”: Kurt ailesinin avukatlarından Aslı Kazan ise  “Yaşam hakkı ihlal edilen Uğur Kurt, 30 yaşında bir insandı. 2 yaşında bir çocuğun babasıydı. Bugün o çocuk babasını hiç tanımadan 12 yaşına geldi. O sokak dar bir sokak. Sanık, sokağın tepesinde durmuş, kaçmakta olan bir hedefe silahını doğrultmuş. 5 yıllık polis, 3 aydır orada görev yapıyor. Cemevinin nerede olduğunu biliyor. Orada 30 kişilik kalabalık var görüyor. Uğur’un vurulduğunu görüyor, çünkü, ‘adam vuruldu’ diyor. Sonrasında Kağıthane Emniyet Müdürlüğü’nde görevli babası olduğunu sonradan öğrendiğimiz kişi ile kamera görüntülerini inceliyor. Delilleri karartmaya çalışıyor” diye konuştu.

“TAKDİR MAHKEMENİN”: Son savunması ve son sözü sorulan polis memuru S.K., “Takdiri mahkemeye bırakıyorum. Başka da bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

“ÖDEDİĞİMİZ PARA CEZASININ İADE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”: Polis memuru Sezgin K.’nın avukatı Tolga Yurdakul ise şunları söyledi:

“Benim müvekkilim de orada olmak istemezdi. Bu olayda, ani bir olay gerçekleşiyor ve araçtan yanarak iniyorlar. Bundan kimse bahsetmiyor. Atılan molotof araçtan içeri giriyor. Müvekkilim ve araçtaki meslektaşları yanıyor. Müvekkil o panikle iniyor. Araca doğru bir molotof daha atılıyor. Araç ateş topuna dönüyor. Görüş açısı mümkün değil. Silahı ile bir kez şahsa doğru, diğerlerini havaya doğru ateş ediyor. Müvekkilin panik halinde olduğu sabittir. Biz aynı kararın verilmesini talep ediyoruz. AYM’nin yetki gaspı yaptığını ve karışamayacağını düşünüyoruz.  Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyoruz. Müvekkilimiz daha önce verilen kararda  para cezasını ödemiştir. Eğer hapis cezası verilirse daha önceki karar doğrultusunda ödediğimiz para cezasının iadesini talep ediyoruz.”

ESKİ HÜKÜM İPTAL EDİLDİ: Mahkeme heyeti, AYM’nin kararı doğrultusunda  sanık polis memuru S. K. hakkında daha önce “taksirle ölüme neden olma” suçundan kurulan hükmün iptaline karar verdi.

2,5 YIL HAPİS CEZASI “Suçun vasfına göre karar verme” görevinin AYM’ye ait olmadığı dikkat çeken ve bu yönde hak ihlali kararı verilmediğini belirten mahkeme heyeti,  “taksirle ölüme neden olma” suçundan S.K.’yı takdir indirimi uygulayarak 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Hapis cezasını para cezasına çevirmedi.

“BİR KEZ DAHA ÖLDÜĞÜMÜZLE BAŞ BAŞA KALDIK”

“Sokakta yürüyen herkesin can güvenini ilgilendiren bir davaydı” diyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, şöyle konuştu:

“Ama her davaya geldiğimizde üzülerek çıkıyoruz. Ne yazık ki adalet için adaleti arıyoruz. O noktadayız şu anda. Sevgili Uğur’u öldürenler mahkum edilmedi. Bir kez daha biz mahkum edildik. Bu şayet bir cami avlusunda olsaydı ne olurdu bilmiyorum ama bir cemevi avlusunda bir vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kendi cenazesine geldiğinde vurularak öldürülüyor. Arkasında adaleti bekliyoruz. Adalet adaletsizlikten bize tekrar yeniden ceza veriyor. Bu Türkiye’nin önemli davalarından bir tanesiydi. Sokakta yürüyen herkesin can güvenini ilgilendiren bir davaydı. Kendi evinde, oturan toplumsal eylemlere katılan veya ibadethanesine giden herkesi ilgilendiren bir davaydı. Yani ne kadar çok tehlikede olduğumuzu, ne kadar çok sıkıntı olduğumuzu gösteren bir davaydı. Türkiye’de hukukun var olup olmadığını gösteren bir davaydı. Bir kez daha hukuksuzluktan baş başa kaldık. Bir kez daha öldüğümüzle baş başa kaldık. Ama biz her şeye rağmen bu adaletsizliğe rağmen Türkiye’de birlikte yaşamayı, Türkiye’nin çeşitliliğini korumayı hep birlikte devam edeceğiz. Ta ki adaleti bulunana kadar ta ki adaletin herkese lazım olduğunu herkesin gördüğü noktaya kadar. Burada sevgili Uğur’un ailesi de yanımızda şu anda. Alevilerden ziyade Sünni yurttaşlara sesleniyorum. Bu dava sadece Alevilerin davası değildir. Bu dava sadece Uğur’un davası değildir. Bu dava Türkiye’de herkesin davası olduğunu herkesin artık görmesini istiyorum”.

“ASLA BU SONUCU KABUL ETMİYORUM HUKUKA GÖRE HAREKET EDEN HAKİMLERE DENK GELMEDEN DE BU DAVAYI BIRAKMAYACAĞIM”

“Bu sonucu kabul etmiyorum” diyen Narin Kurt, ise şunları söyledi:

“10 yıldır biz bu mücadeleyi veriyoruz. Sokaktaki herhangi bir insanın bu şekilde bizim canımızı, güvenliğimizi sağlaması gereken kişilerin aksine canımızı alması ve bunun hukuk karşısında hiçbir cezasının olmamasıyla savaşıyoruz biz. 10 yıl oldu. ve ben bir önceki mahkeme heyetine verdiği karardan ötürü kınamıştım. Yine kınıyorum. Bugün görülen davadaki hakim ve heyeti yine kınıyorum. Bir insanın masum bir insanın hayatının bir çocuğun babasız bırakılmanın, bir annenin, babanın kanser olup ölmesine sebep olmasının bir eşin, eşinin elinden alınmasının ve bir daha onu hiç kimse, hiçbir ailesi göremeyecek olmasının karşılığı bilhassa yani bir insanın masum bir insanın hayatının elinden alınmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Yani hepimiz tehlikedeyiz. Bence vicdanını rahatsız eden bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa. Herkes bu davayı üstlensin. Çünkü sokakta yürürken hangimizin başına kolluk kuvveti tarafından ne geleceği ve sonrasında ne yaşayacağını gerçekten bilemiyoruz. Tekrar bu davayı devam ettireceğim. Asla bu sonucu kabul etmiyorum. Yani bu belki daha uzun sürer, kaç yıl sürer? Ne olur bilmiyorum. Gerçekten vicdanlı ve Adalete, hukuka göre hareket eden hakimlere denk gelmeden de bu davayı bırakmayacağım” dedi.

AYM, “YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ”: Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt eşinin polis tarafından öldürüldüğü olay hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle “yaşam hakkının ihlal edildiği” iddiasıyla AYM’ye başvurmuştu. Narin Kurt’un başvurusunu kabul eden AYM “yaşam hakkının ihlal edildiği”ne karar vermişti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/istanbul-okmeydaninda-polis-tarafindan-oldurulen-ugur-kurtun-davasi-yeniden-goruldu/feed/ 0
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırımı durdurmalı https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-israilin-filistine-uyguladigi-soykirimi-durdurmali/ https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-israilin-filistine-uyguladigi-soykirimi-durdurmali/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:18:14 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9270 NAZİR ALİYEV/BAHTİYAR ABDÜLKERİMOV – Orta Asyalı uzmanlar, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) geçici tedbir kararı kapsamında, Filistin halkına “soykırım” uygulayan İsrail ordusundaki sorumluların adalet önüne çıkarılması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Kırgız siyaset bilimci Mederbek Korganbayev, AA muhabirine, “Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin hukuki bir değerlendirme yapmalı ve sorumluları adalet önüne çıkarmalıdır.” dedi.

“Gazze Şeridi’ndeki sivil ölümlerinden İsrail askeri güçleri sorumludur” diyen Korganbayev, “Çatışmanın ilk günlerinden bu yana İsrail Savunma Kuvvetleri, Gazze Şeridi’nde defalarca akıl almaz ve aşırı silah ve askeri uçak kullandı. İsrail’in hava saldırıları ve kara operasyonları nedeniyle binlerce masum Filistinli öldürüldü, mahalleler tamamen yok edildi ve yaşam altyapısı yok edildi.” diye konuştu.

Korganbayev, İsrail komutanlığının hataları nedeniyle İsrail askerlerinin de sözde “dost ateşi” sonucu öldürüldüğüne dikkati çekerken UAD’nin, İsrail ordusunun eylemlerine ilişkin hukuki bir değerlendirme yapması ve sorumluları adalet önüne çıkarması gerektiğini belirtti.

” Türkiye’nin Filistin’deki durumu iyileştirme şansı daha yüksek”

Korganbayev, Türkiye’nin Gazze Şeridi’ndeki durumu iyileştirecek adımlar atma şansının daha yüksek olduğunu söyledi.

Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rusya’nın önerilerinin dikkate alınmasının pek mümkün görünmediğine işaret eden Korganbayev, ” Ankara, Orta Doğu’da görüşleri dikkate alınan ve bölgesel bir oyuncu olarak hareket ettiğinden dolayı Türkiye’nin çabaları daha etkili ve daha muhtemeldir.” değerlendirmesini yaptı.

Korganbayev, Türkiye’nin İsrail’den herhangi bir talepte bulunmadan, herhangi bir eleştiri yöneltmeden İsrail-Filistin sorununun çözümüne katkıda bulunabileceğine inandığını dile getirdi.

Ankara’nın Filistinlilere geniş çaplı insani yardım sağladığını kaydeden Korganbayev, “Türkiye, müzakereci olarak zengin diplomatik ve uluslararası deneyime sahip ve Filistin krizinin çözümü ve Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanmasına yönelik bir eylem planı hazırlayacak uluslararası bir çalışma grubunun parçası olabilir.” ifadelerini kullandı.

İki devletli çözüm Filistinlilerin çıkarına

İsrail’in askeri harekatı nedeniyle Gazze’nin ciddi bir insani krizle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Korganbayev, şöyle devam etti:

“Bana göre Hamas ile İsrail arasındaki çatışma askeri olarak çözülemez çünkü her iki tarafın eylemleri Filistinli sivillere çok büyük zarar veriyor. ‘İki devletli çözüm’ kavramı, Filistin halkının çıkarlarını ve haklarını karşılıyor ve İsrail’i önceki 1949 sınırlarına döndürüyor. Ancak Filistin devleti kurma yönündeki bu önerinin İsrail tarafından desteklenmesi pek mümkün görünmüyor. Bugün dünya toplumunun temel görevi, İslami ve Avrupalı devletlerin arabuluculuğu yoluyla Hamas ile Tel Aviv arasında uzun vadeli bir ateşkesin sağlanmasıdır.”

UAD, İsrail’e yönelik daha sert karar almalı

Özbekistanlı araştırmacı gazeteci Abduvali Saybnazarov ise UAD’nin, Filistin halkına “soykırım” uygulamakla yargılanan İsrail’e yönelik daha sert karar alması gerektiğini belirtti.

Güney Afrika Cumhuriyeti hükümetinin İsrail’i UAD’ye götürme kararını “cesurca” şeklinde nitelendiren Saybnazarov, bu kararın insanların adaletin yerine geleceğine olan güvenini arttırdığını ifade etti.

Saybnazarov, UAD’nin, İsrail aleyhine açılan “soykırım” davasında ihtiyati tedbir kararı vermesinin İsrail’in haksız olduğunu ispatlama açısından atılan önemli bir adım olduğu değerlendirmesinde bulundu.

İsrail ordusunun saldırılarında çok sayıda insanın öldüğünü ve bunun “çok üzücü” olduğunu dile getiren Saybnazarov, UAD’nin, “En azından çok sayıda insanın ölümüne neden olan bu savaşın durmasına etki edebilecek karar alması gerekiyor.” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-israilin-filistine-uyguladigi-soykirimi-durdurmali/feed/ 0
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: Gelirde adalet ve vergide adalet için mücadele ediyoruz https://www.kanal7haber.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-gelirde-adalet-ve-vergide-adalet-icin-mucadele-ediyoruz/ https://www.kanal7haber.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-gelirde-adalet-ve-vergide-adalet-icin-mucadele-ediyoruz/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:00:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8927

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Osmaniye’de; “Hepimizin alım gücü düştü, ücretler geriledi. Böylesi bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte de esas olarak aslında gelirde adalet, vergide adalet diyerek bir mücadele süreci içerisindeyiz. Özellikle son iki yıldır yaşanan bu bölüşüm krizine çözüm olacak politikaları öneriyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz” dedi.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği Osmaniye’de Cebelibereket Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti. Çerkezoğlu burada yaptığı açıklamada, “Biz istiyoruz ki, gerçekten Türkiye’nin işsizlik sorunu var, gelir dağılımı adaletsizliği var. Bu sorunların hepsi çözülebilir. Hiçbiri çözümsüz meseleler değil ama bütünlüklü bir bakış açısına ihtiyaç var yani özellikle istihdam, işçi, kalifiye eleman, eğitim politikalarından başlayarak yapısal çözümlere ihtiyaç var. Bu anlamda bizim ülkemizin çok önemli birikimleri var, çok önemli değerleri var” diye konuştu.

“DİSK OLARAK DEPREM BÖLGELERİNDE AKTİF ÇALIŞTIK”

Arzu Çerkezoğlu şunları söyledi:

“Benim Osmaniye’ye ikinci gelişim. Daha önceki ziyaretimde de sizleri ziyaret etmiştik. Çok teşekkür ediyoruz. Bugün yine bir Osmaniye programında bölgedeki örgütlü sendikalarımızın yöneticileri ve temsilcileri ile bir aradayız. Hem sizlerle bir araya gelmek hem Osmaniye’deki bölgedeki sıkıntılarına biz nasıl destek olabiliriz neler yapabiliriz bunları konuşmak hem de biliyorsunuz bu toprakların insanı Yaşar Kemal’in ölüm yıl dönümüydü dün, onun köyüne geçeceğiz bir anma programı yapacağız. Sonrasında depremde hayatını kaybeden insanlarımızı ve şehitliği ziyaret edeceğiz. Burada işçi arkadaşlarımızla bir aradayız. Bölgeye dair böyle bir ziyaret planımız var bugün. Malum deprem sürecini birlikte yaşadık. 11 ilde yaşanan depremlerde etkilenen illerden bir tanesi Osmaniye. Dolayısıyla bu kadar büyük bir enkaz bu kadar büyük bir yıkım bütün Türkiye’yi derinden sarstı. Biz de ilk andan itibaren deprem bölgesinde olmaya çalıştık. Depremin yıl dönümü 6 Şubat’ta yine DİSK yönetimi olarak yine Hatay’daydık. Defne İlçesinde bir psikososyal destek merkezinin temelini Türkiye Psikiyatri Derneğiyle beraber attık. Depremin gerçekten hem kısa vadede etkisi var hem uzun vadede etkileri var, ekonomik etkileri var, toplumsal etkileri var, psikolojik etkileri var. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere psikososyal desteğin çok önemli bir ihtiyaç olduğunu gördük ve uluslararası sendikaların büyük bir desteğini ve bu konu hakkında çalışma başlattık ve temel atma törenimizi yaptık. Mayıs ayında muhtemelen açılışımızı yapacağız.

“HEPİMİZİN ALIM GÜCÜ DÜŞTÜ”

Bu kadar büyük bir enkaz ve bu kadar büyük bir deprem, dayanışma çok önemli. Tabi ki önce sosyal devlet sosyal politika ama dayanışma da çok önemli. Bu nedenle bizde DİSK olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Geçen ziyaretimizden sonra özellikle Osmaniye’yi de Türkiye’nin gündeminde tutmak için elimizden geldiğince, tüm televizyon programlarında canlı yayınlarda, toplantılarda, en son DİSK Başkanlar Kurulunu Hatay’da yaptık. Yine orada hep bu bölgeyi özellikle Osmaniye’yi gündemde tutmaya, buranın sorunlarıyla bir dayanışma sürdürmeye çalıştık. Önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. DİSK olarak da yaşadığımız bu tablo çalışanlar açısından, emekçiler açısından oldukça ağır. Çok yüksek enflasyonlu bir sürece girildi. Hepimizin alım gücü düştü, ücretler geriledi. Böylesi bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte de esas olarak aslında gelirde adalet, vergide adalet diyerek bir mücadele süreci içerisindeyiz. Özellikle son iki yıldır yaşanan bu bölüşüm krizine çözüm olacak politikaları öneriyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. En son İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş gerçekleştirdik. Türkiye gündeminde de ciddi bir yer tuttu. Bütün kentlerde Edirne’den Artvin’e kadar toplantılar mitingler gerçekleştirdik. Bu mücadeleyi de sürdürüyoruz.

“TÜRKİYE’DE GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VAR”

Biz istiyoruz ki, gerçekten Türkiye’nin işsizlik sorunu var, gelir dağılımı adaletsizliği var. Bu sorunların hepsi çözülebilir. Hiçbiri çözümsüz meseleler değil ama bütünlüklü bir bakış açısına ihtiyaç var yani özellikle istihdam, işçi, kalifiye eleman, eğitim politikalarından başlayarak yapısal çözümlere ihtiyaç var. Bu anlamda bizim ülkemizin çok önemli birikimleri var, çok önemli değerleri var. Çok genç bir ülkeyiz, genç bir nüfusa sahibiz. Aslında herkes hepimiz açısından belli bir eğitim sürecini tamamladıktan sonra çalışabilmek bir temel hak çalışma hakkı ama buna uygun eğitim almak ve çalışırken de emeğimizin karşılığını alabildiğimiz, alın terimizi aldığımız, evimizi, ailemizi geçindirebildiğimiz bir ücret ve sosyal haklar bu ülkede yaşayan herkesin temel yurttaşlık hakkı. Bu anlamda biz bu ülkenin bütün değerleri ve birikimleri üzerinden ülkemizin bütün olanaklarını en iyi şekilde kullanarak gerçek bir demokrasinin de kurumsallaştırıldığı bir ülkede yaşamak istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz DİSK olarak. DİSK olarak üzerimize düşen tarihsel sorumluluğun yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz.”

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/disk-genel-baskani-arzu-cerkezoglu-gelirde-adalet-ve-vergide-adalet-icin-mucadele-ediyoruz/feed/ 0 Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi duruşması yapıldı https://www.kanal7haber.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/#respond Sat, 08 Jun 2024 21:45:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7963 GAYE ŞEYMA CAN

Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle hakim karşısına çıktı. Çok sayıda diplomat, insan hakları kuruluşu ve gözlemcinin izlediği duruşmada Maside Ocak savunmasında, “En azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu” dedi.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını hakkında, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” iddiasıyla 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

Davanın ilk duruşması, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya bazı sanıklar ve avukatları katılırken, ABD, Almanya, Çekya, Fransa, Hollanda ve İsveç konsoloslukları, AB Türkiye Delegasyonu, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), Paris Barosu, Tehlikedeki Avukatlar için Gözlemevi (OIAD), Uluslararası Af Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hakikat, Hafıza ve Adalet Merkezi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da takip etti.

EREN: “KORİDOR AÇILMADI, DERHAL GÖZALTINA ALINDIK”

İlk olarak savunma yapan İkbal Eren Yarıcı, “Dağılmamız için koridor açılmadı, derhal gözaltına alındık” dedi ve şöyle devam etti:

“AYM bizim davamızla ilgili hak ihlali kararı verdi. Sonrasında biz tekrar Cumartesi Meydanı’na çıktık. Ancak çevremiz polislerle sarıldı. Dağılmamız için bir uyarı yapılmadan gözaltına alındık. Gözaltına alınırken, darp edildik, havasız ortamda bekletildik. 29 hafta her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na yakın nerede olursa görüldüğümüz yerde gözaltına alındık. AYM kararını göstersek de suç işlediklerini söylesek de hiçbir direnç göstermediğimiz halde gözaltına alındık. Dağılmamız için koridor açılmıyor ve derhal gözaltına alınıyorduk.”

ALİ OCAK: “SUÇ YOKTU, BİZ SUÇ İŞLEMEDİK”

Ali Ocak ise yaptıklarının suç olmadığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

“700. hafta eylemimize polis saldırdı. Engellendi. Toplanma hakkımız engellendi. AYM bunun hak ihlali kararı olduğuna karar verdi. AYM bu kararı yetkililere de gönderdi. Bizler de AYM ile güvence altına alınan demokratik hakkımızı kullanmak için girişimlerde bulunduk. Her girişimimiz engellendi. Gözaltına alındık. Bu uygulama 29 hafta sürdü. Her hafta hakkımızda dava açılmak istendi fakat soruşturmalar düştü, suç yoktu. Biz suç işlemedik. Bu iddianamede söz konusu olan iddialara gelecek olursak hakkımızda açılan davada iddianame gerçeklerle bağdaşmıyor. Bir, kanuna aykırı bir yürüyüş yapmadık aksine demokratik hakkımızı kullandık. İkinci olarak zorla kelepçelendik. Üçüncü olarak güvenlik güçlerince dağılmamız engellendi. Bu gerçeklere o günkü kamera kayıtlarından ulaşmak mümkün. Bu iddiaları kabul etmiyorum beraatimi istiyorum.”

ALİ TOSUN: “ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE EDERKEN ADALETSİZLİKLERE MARUZ KALMAK TRAJİKOMİK”

Ali Tosun da mahkemedeki savumasında şunlara değindi:

“Slogan olmadı açıklamamızı yaptık oradan ayrıldık. Sonra yasaklar başlayınca şiddet oldu. Adaletsizliğe karşı mücadele ederken bu adaletsizliklere maruz kalmak tirajikomik. Bu suçlamayı kabul etmiyorum.”

HANİFE YILDIZ: “BEN DAVALI DEĞİLİM DAVACIYIM”

Hanife Yıldız, mahkemedeki savunmasında davalı değil davacı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Devlete güveneceksin, adalete güveneceksin oğlunu vereceksin, sonra oğlunu vermeyecekler. Ben bunu nasıl kabul edeyim? Ben hem anneyim, ben davacıyım bunlardan. Ben davalı değilim davacıyım.”

MASİDE OCAK: “EN AZINDAN BİR MEZARI OLSUN TALEBİMİZ KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”

Maside Ocak kayıplarının mezarları olsun yönündeki taleplerinin karşılıksız bırakıldığını söyleyerek savunmasında şunlara değindi:

“27 Mayıs 1995 günü Galatasaray Meydanında oturmaya başladık. On yıllardır biz kayıp yakınlarının sevdiklerimizle ilgili hakikate ulaşma, onların en azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı.

AYM kararları herkesi bağlar ve AYM kararlarına uyularak Galatasaray Meydanı’nın açılması gerektiğini hatırlatmak için 10.06.2023 tarihinde meydana gitmek istedim. Elimde sadece kayıplarımız için Galatasaray’a bırakmak üzere karanfil vardı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu.

Polis memurunun elindeki yasak kararını okumamıza dahi izin verilmedi. Dağılın anonsu yapılırken polis çemberi içindeydik ve dağılmamız için koridor açılmadı. Sadece gözaltı aracına binmemiz için koridor açıldı. Araç içinde en azından yaşı 70-80’i aşmış annelerimize, kardeşlerimize takılan kelepçelerin çıkarılmasını istedik ama çıkarılmadı. Yaklaşık 5 saat gözaltında kaldık. 29 yıldır yan yana olduğum, aile olduğumuz annelerim, kardeşlerim gibi ben de anayasal bir hakkın kullanımının suç olmadığını sizlere hatırlatarak, siz mahkeme heyetini hepimiz için ayrı ayrı derhal beraat kararı vermeye çağırıyorum.”

DURUŞMA 7 HAZİRAN’A ERTELENDİ

Duruşma savcısı eksik hususların giderilmesini talep etti. Mahkeme dosyadaki görüntülerin izlenmesine karar vererek, duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumartesi-annelerinin-950nci-hafta-eylemi-durusmasi-yapildi/feed/ 0
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Hocalı Katliamı’nı Anarak Adalet Talebinde Bulundu https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-hocali-katliamini-anarak-adalet-talebinde-bulundu/ https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-hocali-katliamini-anarak-adalet-talebinde-bulundu/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:18:41 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7740 Hocalı Katliamı’nın kurbanlarını anan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Hocalı’nın Azerbaycan halkının tarihinde ve bilincinde o kadar büyük bir yeri vardır ki, bu trajedi kalplerimizde o kadar büyük yaralar bırakmıştır ki, Hocalı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar sakinleşemezdik” dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenilerin 26 Şubat 1992’de gerçekleştirdiği Hocalı Katliamı’nın 613 kurbanını Ermenistan işgalinden kurtarılan Hocalı kentinde andı. Aliyev, Hocalı Katliamı’nın 32. yıldönümünde Hocalı kentini ziyaret ederek, Hocalı Soykırımı Anıtı’nın temelini attı. Daha sonra Hocalı’dan olan vatandaşlarla bir araya gelen Aliyev, 18 ülkenin Hocalı Katliamı’nı “soykırım” olarak tanıdığını, ancak büyük devletlerin ve uluslararası kuruluşların birçoğunun bu trajediye kayıtsız kaldığını belirtti.

“Hocalı soykırımını inkar etmek haksızlık ve vicdansızlıktır”

Hocalı soykırımı hakkındaki bu gerçekleri dünya kamuoyuna aktarmak için çok çaba sarf ettiklerini belirten Aliyev, “Dünyadan haklı olarak adalet istedik. Hocalı soykırımı dünyanın gözü önünde yaşanan kanlı bir suçtur. Hocalı soykırımını inkar etmek haksızlıktır, vicdansızlıktır. Ancak Ermenistan devleti, arkasında o zaman da şimdi de duran aynı güçler, aynı ülkeler, bu olayı örtbas etmek, Ermenistan’ı sorumlu tutmamak, Ermenistan’a herhangi bir yaptırım uygulamaması, cezasız kalmaları için elinden geleni yaptı. Hocalı’ya adalet talebimiz tamamen haklıydı. Bizim savaş alanında bu adaleti sağlamamız, uluslararası hukuka ve tarihi adalete tamamen uygundur. Tarihi adaleti yeniden sağladık. Savaş alanında Hocalı’nın masum kurbanlarının intikamını aldık, savaş alanında kanlarını aldık, kanlarının yerde kalmasına izin vermedik. Doğru, 30 yıl sürdü. Ancak bu 30 yılda yapılan çalışmalar, yürüttüğümüz bilinçli politika bugün buraya gelmemizi sağladı” dedi.

“Hocalı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar sakinleşemezdik”

Hocalı olmadan Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin tamamen sağlandığının düşünülemeyeceğini belirten Aliyev, “Hocalı’nın Azerbaycan halkının tarihinde ve bilincinde o kadar büyük bir yeri vardır ki, bu trajedi kalplerimizde o kadar büyük yaralar bırakmıştır ki, Hocalı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar sakinleşemezdik. Beş ay önce terörle mücadele operasyonu sonucunda Hocalı dahil işgal altındaki ve bölücülerin at koşturduğu tüm bölgeler kurtarıldı. 15 Ekim 2023’te Hocalı’da Azerbaycan bayrağı göndere çekildi. Hocalı’da da büyük iyileştirme çalışmalarına başladık” ifadelerini kullandı.

Azerbaycanlıların Karabağ’a geri dönüşü hızlanıyor

Azerbaycanlıların Karabağ’da beş yerleşim yerine geri döndüğünü hatırlatan Aliyev, “Bu Azerbaycanlıların geri döneceği yerleşim yeri sayısı 20’ye ulaşacak. Bu yıl hem Hocalı’da hem de Hankendi’de hayatın yeniden canlanacak. Şuşa’nın Malıbeyli, Kerkicahan, Turşsu köyleri de yeniden canlanacak. Ağdam şehri restore ediliyor ve Ağdam’a ilk göç gelecek yıl başlayacak. Yani inşaat çalışmaları genişliyor” dedi.

“İntikamımızı aldık”

Hocalı Katliamı’nın hiçbir zaman unutmayacaklarını ifade eden Aliyev, “Her birimiz o kanlı tarihe döndüğümüzde, o korkunç görüntüler ve fotoğraflara baktığımızda öfkeye kapılıyoruz ve 30 yıl değil 300 yıl geçse bile bu öfkemiz dinmeyecek. Bu doğaldır, biz insanız ama aynı zamanda büyük bir milletin de temsilcisiyiz. Tekrar söylüyorum, hem 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı’nda hem de bir günlük terörle mücadele operasyonunda intikamımızı aldık, büyük bir profesyonellik, kahramanlık ve fedakarlık gösterdik. Çocuklarımız bu toprakları işgalcilerden kurtarmak için ölüyordu. Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin” dedi. – BAKÜ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/azerbaycan-cumhurbaskani-hocali-katliamini-anarak-adalet-talebinde-bulundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Esenyurt ve Büyükçekmece’ye Adalet Sarayı kazandıracağını açıkladı https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-esenyurt-ve-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-kazandiracagini-acikladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-esenyurt-ve-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-kazandiracagini-acikladi/#respond Sat, 25 May 2024 21:49:08 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7563 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Esenyurt önemli bir ilçemiz. Türkiye’nin en kalabalık nüfuslu, en büyük ilçelerimizden bir tanesi. Esenyurt’ta, Büyükçekmece’ye de hizmet verebilecek ve tüm adliyeleri tek çatı altında toplayabilecek arsamızı da tahsis ettirdik. Proje çalışmalarımız devam ediyor. Esenyurt ve Büyükçekmece’ye de hizmet edecek olan Adalet Sarayı’nı bu bölgeye kazandıracağız. Diğer bakanlıklarımızın da değişik projeleri var” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Esenyurt’taki Zonguldak Bartın Karabük Eski 67li’ler Derneği’nde hemşehri buluşması programına katıldı. Programda konuşan Bakan Tunç, Esenyurt’un İstanbul’un en önemli ilçelerinden biri olduğunu belirterek, “Esenyurt, Türkiye’nin en kalabalık ilçelerinden birisi. İstanbul’un en büyük ilçesinin en iyi şekilde yönetilmesi gerekiyor. 94’lü yıllarda temelleri atılan, belediyecilik sonrasında AK Partili yıllarda eser ve hizmet siyasetiyle birlikte bütün Anadolu’da bir ekol, bir marka haline geldi. İstanbul’daki o başarı ne oldu, dalga dalga Anadolu’ya yayıldı. İşte Türkiye’nin 81 vilayetini yatırımlarla donattık. Ne dedik biz, ‘İnsanı yaşat ki devlette yaşasın.’ Bunu bir slogan olarak söylemedik biz. Hep önce insan dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık. ve güçlü insan, güçlü aile olsun, güçlü aile, güçlü toplum olsun dedik. ve insanımızın refahını artırmak için çalıştık” diye konuştu.

“Milletimizin refahını artırmaya çalışırken vesayetçi anlayışın direnişiyle karşı karşıya kaldık”

Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe taşımak adına verilen mücadeleyi vurgulayan Bakan Tunç, “Türkiye’yi terörden arınmış, huzurlu bir geleceğe taşımak adına milletimizle beraber önemli mücadeleler yaptık. Tabii ekonomimizi 3 kat, 4 kat büyütürken, milletimizin refahını artırmaya çalışırken vesayetçi anlayışın direnişiyle karşı karşıya kaldık. Gezi olayları, 17-25 emniyet yargı darbe girişimleri, terör olaylarının azdırılması, ülkemizin değişik yerlerinde patlamalar, hendek kazmalar. Tüm bunlarla karşı karşıya kaldık. Tabii 15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışması ile karşı karşıya kaldık. Ama milletimizin şanlı direnişiyle ülkemizin kutlu yürüyüşünü durdurmak isteyenlere fırsat vermedik ve bundan sonra da vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

“Gerçek belediyecilik her mahalleye, her sokağa adaletli davranmak demektir”

Belediyecilik anlayışlarının her mahalleye eşit hizmet götürmek olduğunun altını çizen Bakan Tunç, “Gerçek belediyecilik, her mahalleye, her sokağa, herkese adaletli davranmak demektir. Gerçek belediyecilik kalkınmacı, üretken belediyeciliktir. Her şehir için yeni projeler üreterek, bunu hükümete ve bakanlara teklif eden ve bunun da gerçekleşmesini istiyorum diyen belediyeciliktir” dedi.

“Esenyurt ve Büyükçekmece’ye Adalet Sarayı’nı kazandıracağız”

Esenyurt’ta ve Büyükçekmece’de hizmet verecek yeni Adalet Sarayı’nın 2024 yatırım programına alındığını ifade eden Bakan Tunç, “Esenyurt’ta, Büyükçekmece’ye de, bölgeye hizmet verebilecek ve tüm adliyeleri tek çatı altında toplayabilecek arsamızı da tahsis ettirdik. Proje çalışmalarımız devam ediyor. Esenyurt ve Büyükçekmece’ye hizmet edecek olan Adalet Sarayı’nı bu bölgeye kazandıracağız. Diğer bakanlıklarımızın da değişik projeleri var” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-esenyurt-ve-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-kazandiracagini-acikladi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Büyükçekmece’ye Adalet Sarayı müjdesi verdi https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-mujdesi-verdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-mujdesi-verdi/#respond Fri, 24 May 2024 21:48:40 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7527 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak bir müjdemiz var. Büyükçekmece Adalet Sarayı. 2024 yılı yatırım programına aldık. O parçalı binalardan Büyükçekmece’yi kurtararak Büyükçekmece’mize ve çevre ilçelere hizmet verecek büyük bir adliye sarayını kazandıracağız” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Büyükçekmece Bartın Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde Hemşehri Buluşması programına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Bakan Tunç, İstanbul’un önemli, dünya kenti, metropol olduğunu belirterek, “Dünyanın nüfusu en kalabalık şehirlerinden, en önde gelen merkezlerinden, Osmanlı’nın başkenti, Türkiye’nin en büyük kenti. O nedenle İstanbul’u konuşmadan hemşehrilerimiz İstanbul’da yaşayarak, doğduğu yeri unutmayan Bartınlı bir İstanbullular olarak sizler İstanbul’a da sahip çıkacaksınız. Yaşadığınız yerlerde Büyükçekmece’de ve diğer ilçelerine de sahip çıkacaksınız. Büyükçekmece Belediyemiz her zaman güzel çalışmalara imza attılar. Ben buradan dernek başkanımıza, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakı olarak Bartın’da yeni bir dönem başlayacak. Bartın’a hükümet olarak çok önemli eserler kazandırdık. Sizler memleketinize gidip geldiğinizde bu eserleri görüyorsunuz. Bütün kamu binalarını yeniledik. 400 yataklı yeni bir hastanenin inşaatını tamamladık. Her türlü ameliyatın yapılacağı büyük bir sağlık kompleksini Bartın’a kazandırdık. Barajlarıyla, yollarıyla, tünelleriyle, üniversiteleriyle şehrimizi büyüttük. Sanayi alanını büyüttük. Yeni fabrikalar kazandırdık. Fabrika inşaatları devam ediyor. Hedefimiz göç vermek değil, şimdi artık göç alan, istihdamı artan, nüfusu artan iller arasına girdik. Şimdi inşallah Cumhur İttifakı ve yerel yönetimle birlikte çok daha güzel eserlere şehircilik anlayışıyla ışıl ışıl bir Bartın’ı inşa ediyoruz. Onlar da İstanbul’a sahip çıkılmasını istiyorlar. Çünkü İstanbul’a sahip çıkmak Türkiye’ye sahip çıkmaktır. Türkiye Yüzyılı’na destek vermektir” dedi.

“İstanbul AK Parti ile ekol haline geldi”

Geçen 5 yılın ara dönem olarak tarihte kalacağı belirten Bakan Tunç, “O kayıp yılları hızlı bir şekilde telafi edeceğiz. 90’lı yıllar boyunca biz de İstanbul’da yaşadık, İstanbul’da öğrenim gördük. İstanbul’un CHP yönetimindeki o belediyecilik anlayışını hatırlıyoruz. 94’te Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’da Belediye Başkanı seçildiğinde İstanbul’un suyu akmıyordu. O günleri iyi hatırlayalım. İstanbul’un suyunu akıtmak için Istranca dereleri üzerine 7 tane baraj yapmaya kalkıştığımızda birileri ‘ağaç katliamı var’ diye propaganda yapıyordu. O 7 tane baraj olmasaydı bugün İstanbul’un suyu kesintisiz akabilir miydi? İstanbul’un havası solunamıyordu, gazeteler gaz maskesi dağıtıyordu promosyon olarak. Doğal gaz alanında çalışmalar Recep Tayyip Erdoğan İGDAŞ’ıyla başlatılmış olmasaydı İstanbul’da yaşanabilir miydi? İstanbul’da Haliç’in kenarından geçilemezdi. ‘Haliç artık temizlenemez, acaba üstünü topraklama mı yapsak’ diye konuşanlar olmuştu. O dönem Belediye Başkanı olan Cumhurbaşkanımız Karadeniz’den tünel açarak Haliç’e su akıttı deniz suyunu ve o toprağı temizleyerek Haliç’i temizledi. Bugün Haliç tertemiz olmuşsa onun sayesindedir. Cumhurbaşkanımız böyle bir İstanbul’u devraldı CHP’den. 94’te temelleri atılan belediyecilik gerçek belediyecilik. İstanbul AK Parti ile ekol haline geldi. Marka haline geldi, hizmet ve eser siyaseti olarak markalaştı” diye konuştu.

“Algı belediyeciliği değil İstanbul’da artık gerçek belediyecilik, hizmet ve eser siyaseti zamanı”

Ekrem İmamoğlu dönemini de değerlendiren Bakan Tunç, “Geçtiğimiz 5 yıl İstanbul’a değer katan ne yapıldı? Şöyle baktığımız hatırladığımız algı çalışmasından başka bir şey var mı? Göremiyoruz. Sadece reklam. Geçmişte yapılanları kendi yapmış gibi göstermek. Onun için algı belediyeciliği değil İstanbul’da artık gerçek belediyecilik hizmet ve eser siyaseti zamanı. İnşallah bunu Murat Kurum başkanım ile gerçekleştireceğiz. İstanbul’da kar yağdı trafikte insanlar donma tehlikesi geçirirken İstanbul’un Belediye Başkanı nerede yakalandı? Yabancı büyükelçi ile balık yerken yakalandı. İstanbul’da aşırı yağışlardan sel oldu. Neredeydi? Bodrum’da tatilde. Bir saatliğine geldi. Basına demeç verdi tekrar geri döndü. Elazığ’da deprem oldu Erzurum’daki kayak keyfini kesmedi insanlar enkaz altındayken. İstanbul’un sadece İstanbul’u düşünen bir belediye başkanına ihtiyacı var. Bunu inşallah İstanbul 31 Mart’ta gerçekleştirecek. Hiç kimsenin tahmin etmediği yüksek bir oyla gerçekleştirecek. 6’lı masa dediler, cumhurbaşkanı adayları vardı. Şimdi o Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığına layık gördükleri kişiyi partilerinin başına layık görmediler. Yardımcıları vardı. Nerede şimdi o yardımcılar. İktidara gelmiş olsalardı cumhurbaşkanı yardımcılığını nasıl paylaşacaklardı. Bir kaosa götürecekleri memleketi. Depremi yaşayan 11 ilimizi ayağa kaldırıp eski refah günlerine kavuşturmalıyız. Siyasi görüşü ne olursa olsun milletimiz şehirlerine hizmet edecek belediye başkanlarına oyunu verecek” ifadelerini kullandı.

Büyükçekmece’ye ‘Adalet Sarayı’ müjdesi

30 yıldan beri Büyükçekmece’nin ihtiyaçlarının giderilemediğini söyleyen Bakan Tunç, “Hükümetle bakanlarıyla bu bölgenin milletvekilleriyle kafa kafaya Büyükçekmece’ye bu da lazım şu da lazım diyecek bir belediye başkanı gerekiyor. Adalet Bakanlığı olarak bir müjdemiz var. Büyükçekmece Adalet Sarayı. 2024 yılı yatırım programına aldık. O parçalı binalardan Büyükçekmece’yi kurtararak Büyükçekmece’mize ve çevre ilçelere hizmet verecek büyük bir adliye sarayını Büyükçekmece’mize inşallah kazandıracağız” şeklinde konuştu.

“Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürme politikamızı sürdüreceğiz ve gerçekleştireceğiz”

Murat Kurum’un herkese eşit hizmet getireceğini kaydeden Bakan Tunç, “Gerçek belediyecilik erişebilir, dürüst olmaktır. Yolsuzluğa bulaşmamış olmaktır. Gerçek belediyecilik üretken belediyeciliktir. Önce insan diyoruz. Güçlü insan olacak. Eğitimden sağlığa kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar insan için çalışmak. Onların desteğiyle buradayız. O zaman insanımızı her alanda güçlendirmemiz lazım ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun. 22 yıldır bunu yaptığımız için milletimiz tercihini Recep Tayyip Erdoğan’dan yana, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı, yine kullanacak. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi kalkındırmaya, enerjide, savunma sanayinde bağımsız olmaya devam edeceğiz. Alım gücünü artıracak, enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürme politikamızı sürdüreceğiz ve gerçekleştireceğiz. Türkiye eksenini kurmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi terörün her türlüsünden arındırarak çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir gelecekte yaşaması için el birliğiyle çalışacağız. Her belediyenin nüfusuna göre paylar aktarılıyor. Ama o payların nerelere çarçur edildiğini hep beraber görüyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-buyukcekmeceye-adalet-sarayi-mujdesi-verdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugünkü yargı bağımsız ve tarafsızdır https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Sat, 18 May 2024 21:18:38 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7314 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bugünkü yargının her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız olduğunu belirterek, “Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” dedi.

Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.

Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.

Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.

Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:

“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”

“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”

Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.

Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.

Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.

Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.

Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
DEVA Partisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Celal Mümtaz Akıncı ve Selin Karsak, ANKA Haber Ajansı’nı ziyaret etti https://www.kanal7haber.com.tr/deva-partisi-ankara-buyuksehir-belediye-baskani-adayi-celal-mumtaz-akinci-ve-selin-karsak-anka-haber-ajansini-ziyaret-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/deva-partisi-ankara-buyuksehir-belediye-baskani-adayi-celal-mumtaz-akinci-ve-selin-karsak-anka-haber-ajansini-ziyaret-etti/#respond Sun, 12 May 2024 21:33:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7143 Haber: İLEYDA ÖZMEN/ Kamera: DURSUN ALKAYA

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Celal Mümtaz Akıncı, “Gençler için öğrenci yurtları çoğaltılması lazım, bugün öğrenci arkadaşlarımızın çektiği sıkıntının başında barınma sorunu geliyor. Onun dışında beslenme sorunu geliyor. Çünkü gerçekten son dönemde yaşanan hayat pahalılığı sebebiyle öğrenci arkadaşlarımızın yeteri derecede beslenemediklerinin farkındayız. DEVA Partisi olarak bu anlamda sosyal projeler geliştirip hatta onların boş zamanlarını da üretime katkı sağlamaları, okul dışındaki zamanlarında alınlarının teriyle ürettikleri ürünleri satarak kendilerine kaynak, harçlık sağlamaları için atölyeler kuracağız. Herkesin yüzünün güldüğü mutlu, huzurlu, derdine deva bulmuş bir Ankara tahayyül ediyorum” dedi.

DEVA Partisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Celal Mümtaz Akıncı ve DEVA Partisi Çankaya Belediye Başkan Adayı Selin Karsak, ANKA Haber Ajansı’nı ziyaret etti.

Plan ve projelerinden bahseden Akıncı şöyle konuştu:

“ADALETSİZLİĞE SON VEREREK DÜRÜST, İLKELİ, GERÇEKTEN HİZMETE YÖNELİK, ANKARALI HEMŞEHRİLERİMİZİN NEYE İHTİYACI VARSA ONUN İLİM ADAMLARI TARAFINDAN TESPİTİ SURETİYLE EN GÜZEL HİZMETİ YAPMAK AMACIYLA ADAY OLDUK”

“Ben malumunuz emekli bir Anayasa Mahkemesi üyesiyim, 25 yıllık da avukatlık deneyimim var. Dolayısıyla adalet çok önemli. Hep söylediğimiz gibi adalet devletin temeli, mülkün temeli diye ifade ediyoruz. Bu anlamda belediyeyle de hizmetlerde adaletle hakkaniyete uygun ve dürüstlükle bir hizmet politikası izlemeyi düşünüyoruz. Adalet deyince gerçekten çok geniş bir kavram bu. Adalet nedir? Her şeyi yerli yerine koymaktır. Örneğin kayırmacılık yapmak adaletsizliktir. İşi ehline vermemek adaletsizliktir. Bunlar maalesef Türkiye’de yaşadığımız sıkıntılar önceki dönemlerde. Bu nedenle belediye başkanlığımız sürecinde de inşallah adaletsizliğe son vererek dürüst, ilkeli, gerçekten hizmete yönelik, Ankaralı hemşehrilerimizin neye ihtiyacı varsa onun ilim adamları tarafından tespiti suretiyle en güzel hizmeti yapmak amacıyla aday olduk.

“TRAFİKTE AKILLI SİSTEMLERLE, AKILLI KAMERALARLA VE YAPAY ZEKAYLA GEREKSİZ BEKLEMELERİ, ZAMAN VE YAKIT KAYBINI ENGELLEMEK İÇİN BİR PROJEMİZ VAR”

Maalesef Ankara trafiği de İstanbul trafiği gibi çok yoğun hale gelmeye başladı. Trafikte zaman ve yakıt kaybetmeye başladık. Trafikte akıllı sistemlerle, akıllı kameralarla ve yapay zekayla gereksiz beklemeleri, zaman ve yakıt kaybını engellemek için bir projemiz var. Onu uygulayacağız inşallah. Onun dışında ülkemiz su fakiri olma yolunda hızla ilerliyor. Ne yazık ki küresel ısınmadan dolayı çok büyük bir su kaybı söz konusu. Bu su kaybının önlenmesi için projeler geliştirip yer altı barajları yapılması suretiyle buharlaşma nedeniyle doğan su kaybının engellenmesini sağlayıp Ankara’nın susuz kalmaması için çaba göstereceğiz. Su olmadan hayat olmaz. Bu çok önemli bir şey. Yapılması gereken proje diye düşünüyorum.

“EGO GARAJI’NDAKİ ARSAYI İMAR DEĞİŞİKLİĞİ YAPARAK ÖNCEKİ BELEDİYELERDEN BİR TANESİ SATTI VE ORADA ŞU ANDA MERKEZ ANKARA DİYE DEVASA BETON BLOKLAR OLUŞTU”

Kayırmacılık yapmadan belediyenin imkanlarını en akıllı şekilde israf etmeden kullanmak amacındayız. Yanlış örnekler var ne yazık ki yaşadığımız. Ankara Belediyesi mesela bir EGO Garajı vardı. Ego Garajı’ndaki arsayı imar değişikliği yaparak önceki belediyelerden bir tanesi sattı ve orada şu anda Merkez Ankara diye devasa beton bloklar oluştu. Halbuki belediyenin bu arsayı kendi şirketleri vasıtasıyla konut yapıp oradan elde ettiği gelirlerle sosyal konutlar yaparak dar gelirli vatandaşlarımızın konut ve kiralık ev ihtiyaçlarını karşılanması için değerlendirilebilirdi. ya da oradan elde edilen finans kaynağıyla raylı sistem ya da metro sistemlerinin yapılması için para harcanabilirdi. Ne yazık ki yeterli kaynak bulunamadığı için belediyeler ya ülke dışından kredi almak zorunda kalıyorlar ya da ülke içindeki bankalardan kredi aramak zorunda kalıyorlar. ve bu da hizmeti ne yazık ki aksatıyor.

“HERKESİN YÜZÜNÜN GÜLDÜĞÜ MUTLU, HUZURLU, DERDİNE DEVA BULMUŞ BİR ANKARA TAHAYYÜL EDİYORUM”

Gençler için öğrenci yurtları çoğaltılması lazım, bugün öğrenci arkadaşlarımızın çektiği sıkıntının başında barınma sorunu geliyor. Onun dışında beslenme sorunu geliyor. Çünkü gerçekten son dönemde yaşanan hayat pahalılığı sebebiyle öğrenci arkadaşlarımızın yeteri derecede beslenemediklerinin farkındayız. DEVA Partisi olarak bu anlamda sosyal projeler geliştirip hatta onların boş zamanlarını da üretime katkı sağlamaları için atölyeler kurup okul dışındaki zamanlarında alınlarının teriyle ürettikleri ürünleri satarak kendilerine kaynak, harçlık sağlamaları için atölyeler meydana getirip o atölyeler öğrenci arkadaşlarımızın gelir elde etmelerini ve öğrenci harçlıklarını kendilerinin çıkartmalarını hem de kendi alın teriyle terleriyle edindikleri parayla ihtiyaçlarını gidermelerinin yollarını arayacağız.

Havası temiz, suyu bol, yeşillik bir Ankara tahayyül ediyorum, düşünüyorum. ve herkesin yüzünün güldüğü mutlu, huzurlu, derdine deva bulmuş bir Ankara tahayyül ediyorum. İnşallah bu tahayyüllerim bu umutlarım gerçek olur.”

“BİZLER DE STK’LARIMIZLA BERABER ÇANKAYA’YI YÖNETMEK İSTİYORUZ”

Karsak da şunları söyledi:

“Çankaya’nın sıkıntılarıyla alakalı bunları gidermek adına birçok projemiz var tabii ki. En başta bize daha önceleri sahada iletilen kreş, bakım evleri vardı. Çankaya’mızın 123 mahallesinde sadece 14 adet bakımevi gözüküyor. Öncelikli olarak bunu geliştireceğiz. Bunların sayılarını arttırmaya çalışacağız. İkincisi tabii ki çok fazla altyapı sorunu var. Bunların çözümünde gerekli her şeyi hazırladık. Yerel yönetimler ve şehir planlamacılık eylem planlarımızda da bunları tek tek açıklamıştık. Tabii ki burada bir önemli faktör de Çankaya çok fazla STK’larımızın bulunduğu bir ilçemiz. Bizler de STK’larımızla beraber Çankaya’yı yönetmek istiyoruz.

Gençlerimiz için evinden, okuldan çıktığı zaman, onların vakit geçirebileceği kitap okuyabilecekleri, sosyal faaliyetler, sporsal faaliyetlerde bulunabileceği merkezler düşünüyoruz Çankaya’da. Bir diğer projemiz de bizim yaşlılarımıza yönelik. Şu an belediyelere ait bir huzurevi yok. Bizim hem yatılı aynı zamanda da sabah bırakıp akşam alınabilecek bir şekilde huzurevi projemiz var.

“KADIN VARSA ÇÖZÜM VARDIR SLOGANIYLA ÇIKTIĞIMIZ BU YOLDA ÇANKAYALI TÜM KADINLARIMIZI DA BİZLERLE BERABER ÇALIŞMAYA, BİRLİK OLMAYA DAVET EDİYORUZ”

Daha özgür daha daha şeffaf belediyecilikle yönetilen bir Çankaya hayal ediyoruz. Çankaya’da tek kadın adayıyım. Kadın varsa çözüm vardır sloganıyla çıktığımız bu yolda Çankayalı tüm kadınlarımızı da bizlerle beraber çalışmaya, birlik olmaya davet ediyoruz.

Özetle siyasetin temel sorunu olan ‘Biz biliriz’, ‘Zaten sorun bu’ demeden o alanın uzmanlarını, o derdin muhataplarını yönetime aktif bir şekilde katarak çalışacağız. Bu yüzden Çankaya’da bulunun bütün STK’lar, dernekler, gençler ve kadınları bu sürecin aktif bir parçası haline getireceğiz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/deva-partisi-ankara-buyuksehir-belediye-baskani-adayi-celal-mumtaz-akinci-ve-selin-karsak-anka-haber-ajansini-ziyaret-etti/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz” https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:42:32 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5981 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu.

Kura töreniyle görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik edip başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir” dedi.

Adaletin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumlarının başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu belirterek, “Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına, telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi, dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan anayasamızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık” dedi.

“Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı”

“Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargının, personelinden binasına kadar, vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken, aynı zamanda adalet teşkilatımızı darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştık. Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasimize kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştık. Az önce de söylendiği gibi ‘merdiven altı’ bir anlayışla yürüyen sistem vardı, ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin, güvenlik güçleriyle birlikte yargı mensuplarını da hedef aldığı dönemler yaşandığını hatırlatarak, “Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz” dedi.

“Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değildir. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe, Allah’ın izniyle, bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz” değerlendirmesini yaptı.

Yasama gibi, yürütme gibi, yargının da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık. Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Mecliste son hali verilecek 8. yargı paketiyle getirilen yeniliklerden bazıları şunlardır: İtiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri yeknesak hale getirilmek suretiyle iki hafta olarak düzenleniyor. İstinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcı hükmün tebliğ tarihi olarak belirleniyor. Adli para cezalarının miktarı günümüz şartlarına göre yeniden tespit edilerek caydırıcılık niteliği güçlendiriliyor. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine Adalet Bakanlığı’nda kurulacak Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanması öngörülüyor. Hükümlülere vasi atanması işlemi otomatik olmaktan çıkartılarak bu bireylerin kendi kararlarına bırakılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç haline getiriliyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına özellikle buna karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkan sağlanıyor. Kişisel verilerin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması konusunda, bireylerin haklarının daha güçlü korunmasını temin edecek güvenceler getiriliyor. Meclisimizin takdiriyle hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi, önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir” dedi.

“Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmalarının, her kurumun anayasada ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haiz olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkiinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin genel başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı görevi, Mecliste nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermektir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir” değerlendirmesini yaptı.

“Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz”

“Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz. Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz. Yüksek yargı kurumlarımızın, anayasada belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade, vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere, ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” açıklamasını yaptı.

“Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararların da, bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bu doğrultuda ilk adımları, biraz önce ifade ettiğim 8. yargı paketimizle atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda, Mecliste geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise, bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Mecliste bir mutabakat temin edebilirsek, zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile, yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır. İnşallah Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız.” – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüksek yargıdaki tartışmalarda taraf değil hakem mevkiindeyiz https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:51:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5944 Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek yargıdaki yetki tartışmalarına değinerek “Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’DAN ZİRVEYE DAMGA VURAN SÖZLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; “148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcımız milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin değeri kalmaz.

“REFORMLARI DEVAM ETTİRİYORUZ”

Türkiye geçmişte adaleti salması gereken kurumların başka güçlerin etkisi altına girmesinin bedelini ağır ödedi. Adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle yine darbe teşebbüsünde bulunulduğuna şahit olmadık mı? Merdivenaltı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Şimdi artık 4 4’lük fiziki imkanlarla hizmet veren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda onurlu duruşumuz miras bırakacağımız bir iftihar beratı. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları devam ettiriyoruz.

“İTİRAZ, İSTİNAF VE TEMYİZ BAŞVURU SÜRELERİ 2 HAFTA OLACAK”

Yargımızın hala çözüm bekleyen sorunları var. Bir kısmı Anayasa ve yasalarda yapılması gereken değişiklilerle ilgili. 8. Yargı Paketi ile itiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri 2 hafta olarak düzenleniyor. Meclisimizin takdiri ile hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir.

YÜKSEK YARGIDA YETKİ TARTIŞMASI

Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazıları ile ilgili verdiği tartışmaları kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

İlk adımları 8. Yargı Paketi ile atmaya başladık. Hem Anayasa hem yasa düzeyinde çalışması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Yeni Anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir Anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan kurtulmalıdır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/feed/ 0
Filistin Büyükelçisi: İsrail Ateşkesi İstemiyor, Netanyahu’nun Siyasi Hayatı Bitmesi Demektir https://www.kanal7haber.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/ https://www.kanal7haber.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:48:12 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3836

FİLİSTİN’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’ın 3 aşamalı ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin, “Ne İsrail ne de İsrail hükumeti bu ateşkesi istemiyor. Bu savaşın devam etmesi Netanyahu’nun özel, şahsi bir konusu oldu. Bu savaşın sonucu onun siyasi hayatının bitmesi demektir” dedi.

Filistin’in Ankara Büyükelçisi Mustafa, Filistin’de çatışmaların başlamasının üzerinden 130 gün geçtiğini ve İsrail’in Gazze’ye saldırıların devam ettiğini belirtti. Mustafa, “Gazze’de açık bir şekilde soykırım yapılıyor. Bugüne kadar 29 bin şehit verdik. 70 bine yakın yaralı ve 10 binden fazla kayıp kişi var. Yıkımın yüzde 65-70’inde altyapıyı hedef aldılar. Sağlık kurumlarını, okulları, camileri hedef aldılar. Suyu, elektriği kestiler. Oradaki insanları insani yardımlardan ve ilaçlardan mahrum bırakıyorlar. Çok büyük bir tehlikenin karşısındayız; çünkü bunlar devam etmektedir. Ağır bir şekilde Gazze’ye saldırarak insanları kuzeyden güneye sürmeye çalışıyorlar. Gazze’nin ortasını hedef alarak oradaki insanların güneye hareket edip, Refah’a göçmesini mecbur ederek, 1 milyon 800 bin kişiyi göçmek zorunda bıraktılar” dedi.

‘ULUSLARARASI TOPLUMUN İSRAİL’E BASKI YAPMASI LAZIM’

Mustafa, İsrail’in güvenli bölge olduğunu iddia ederek insanları sürdüğü Refah Kenti’ne yapılan saldırılarda en az 100 kişinin öldüğünü söyledi. Mustafa, bölgede çok fazla insan olduğunu ve bu saldırıların devam ederse çok daha büyük bir trajediye yol açacağını ifade ederek, “Batı Şeria’da da durum Gazze’den farklı değildir, her yeri işgal etmeye çalışıyorlar. Batı Şeria’da insanlar sadece İsrail ordusu tarafından değil oradaki yerleşimciler tarafından da hedef alınıyor. Kudüs’e insanların gitmesini engelliyorlar. Hiçbir şekilde duracakları yok, bu katliama devam ediyorlar. Refah’a hem karadan hem havadan hem de denizden saldırdılar. Yüzlerce insan hedef alındı ve bu daha verilerin sadece başlangıcıdır. Refah’ta 2 milyon Filistinli yaşıyor, herhangi bir askeri harekat büyük bir katliama yol açar. Uluslararası toplumun İsrail’e böyle bir trajediye yol açmaması için baskı yapması lazım. Faşist İsrail hükumeti, Amerika’nın desteğiyle bunları göz ardı ediyor” diye konuştu.

‘BU TÜM DÜNYAYA BİR ADALET SINAVIDIR’

Güney Afrika’nın Gazze’de sivillere yönelik saldırılara son verilmesi amacıyla Birleşmiş Milletler’in (BM) en yüksek mahkemesi olan Uluslararası Adalet Divanı’na dava açarak, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım yaptığı beyanında bulunmasını, ‘çok cesur’ bir hareket olarak niteleyen Mustafa, “İsrail’in 75 sene boyunca işlediği tüm suçlar göz ardı edilmemeli. 1948’den bu yana, bu suçların 75 senelik tarihi var. İsrail eğer ceza almış olsaydı tekrar bu suça kalkışmazdı. İsrail ilk defa Uluslararası Adalet Divanı’nda durup işlediği suçlara karşı ceza alacaktı. Her zamanki gibi İsrail kararlara saygı duymadı, sivilleri hedef aldı ve insani yardımların girmesine engel oldu. Dava devam etmektedir” dedi.

Dava kararında İsrail’in kendisine bağlı güçlerin Gazze’de soykırım yapmayacağını garanti etmesi gerekliliği bulunduğunu ve İsrail’in uluslararası yasal yükümlülükleri kapsamında, geçici karara uymak için alacağı önlemleri 1 ay içinde Lahey’e bildirmesinin istendiğini anımsatan Mustafa, “İsrail’in yaptıklarını Divan’a bildirmesi lazım. Adalet Mahkemesi 1 ay süre verdi. 1 ay sonra İsrail’e ceza verilmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda sadece Adalet Divanı’nda değil tüm dünyaya bir adalet sınavıdır” ifadelerini kullandı.

‘İSRAİL ATEŞKES İSTEMİYOR’

Öte yandan Refah’a gelen insani yardımların ihtiyacın sadece yüzde 8’ini karşıladığını bildiren Mustafa, savaş öncesinde Gazze’ye günde 500-600 TIR geldiğini şimdi ise İsrail’in günde 50-60 arasında TIR girmesine izin verdiğini söyledi. Mustafa, hastaneler hedef alındığı için ilaç ihtiyacı olduğunu vurguladı. Ateşkes için çabaların devam ettiğini belirten Mustafa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ‘Gazze’de tam zaferin aylar içerisinde mümkün olduğunu’ söyleyerek Hamas’ın üç aşamalı ateşkes teklifini reddetmesine ilişkin, “Ne İsrail ne de İsrail hükumeti bu ateşkesi istiyor. Çünkü özellikle bu savaş durduktan sonra, iç soruşturmalar ve cezalar başlayacak. Bu savaşın devam etmesi Netanyahu’nun özel, şahsi bir konusu oldu. Bu savaşın sonucu onun siyasi hayatının bitmesi demektir. Onun için bu savaşın devam etmesini istiyor. Kendisi ve etrafındaki hükumet hepsi aynı düşüncede” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/filistin-buyukelcisi-israil-ateskesi-istemiyor-netanyahunun-siyasi-hayati-bitmesi-demektir/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Verilen yargı kararları eleştirilebilir https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/#respond Tue, 30 Jan 2024 21:18:21 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3038 Antalya’da düzenlenen HSK Teftiş Kurulu Başkanlığı Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Verilen yargı kararları eleştirilemez mi? Elbette eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Eleştirilecek ki en doğru karara ulaşılabilsin. Sosyal medyada bir algı oluşturarak ‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz. Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi” dedi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu Başkanlığı Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı Antalya’nın turizm bölgesi Kundu’da bulunan Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tesislerinde gerçekleştirildi.

“‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz”

Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Adalet mülkün temelidir, adalet her şeyin yerli yerine konulmasıdır. Toplumsal barışısın sigortasıdır. Her zaman her yerde söylüyoruz, en iyi reform kötü uygulayıcının elinde en kötü mevzuat olarak ortaya çıkabilir. Verilen yargı kararları eleştirilemez mi? Elbette eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Eleştirilecek ki en doğru karara ulaşılabilsin. Bu eleştirileri yaparken birkaç karar üzerinden yola çıkılarak, tüm yargı mensuplarımızı 24 bin hakim ve savcımızın verdiği milyonlarca kar var. Özellikle ilk derecede verilmiş henüz daha kesinleşmemiş, kanunun yolu denetiminden geçmemiş kararları hemen sosyal medyada bir algı oluşturarak ‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz. Bu eleştirileri yapılırken özellikle yargının kendi mekanizması içerisinde bunların düzeltileceğini bilmemiz gerekir. Türk yargısının siyasi veya başka bir konumla yıpratılmasına müsaade etmememiz gerekir” dedi.

“Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi”

Yargının ağır bir iş yükü olduğuna dikkat çeken Tunç, “Yargımız bu iş yükünün altından kalkıyor mu kalkamıyor mu? Eksiklerimiz var, yapılması gerekenler var, yargının hızlanması gerekir. Geciken adalet değildir. Mahkemenin bir an önce sonuçlandırılması önemlidir. 2022 yılında Cumhuriyet savcılıklarında 5 milyon 40 bin karar veridi. Ceza mahkemelerinde 1 milyon 916 bin karar, hukuk mahkemelerinde 2 milyon 688 bin karar, idare ve vergi mahkemelerinde 386 bin karar, bölge adliye ve idare mahkemelerinde 1 milyon 471 bin karar verildi. Yargıtay ve Danıştay tarafından ise 643 bin karar verildi. Toplamda baktığımız zaman 12 milyondan fazla karar verildi. 2023 yılında ise Cumhuriyet savcılıklarında 5 milyon 180 bin karar veridi. Ceza mahkemelerinde 1 milyon 909 bin karar, hukuk mahkemelerinde 2 milyon 856 bin karar, idare ve vergi mahkemelerinde 532 bin karar, bölge adliye ve idare mahkemelerinde 1 milyon 477 bin karar verildi. Yargıtay ve Danıştay tarafından ise 445 bin karar verildi. Toplamda baktığımız zaman 12 milyondan fazla karar verildi. Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi” ifadelerine yer verdi.

“Türk yargısı bağımsız ve tarafsız bir şekilde görevini yerine getirmeye devam ediyor”

2024 yılında önlerinde 11 milyondan fazla derdest dosya bulunduğunu ifade eden Tunç, sözlerine şöyle devam etti:

“Yargı mensuplarımız inşallah bu 11 milyon dosyayı bitirerek, dosya sayısını azaltacak. Milyonlarca dosya var ama hem sosyal medyada hem de basının önüne düşen bazı olaylarda nasıl haksızlık yapıldığını görmek mümkün. Tabii bu eleştirilere yol açacak kararların olmaması da milletimizin yargımızdan beklentisidir. Bu eleştiriler en aza indirilmesini yargımızdan, savcı ve hakimlerimizden beklediğimiz bir husustur. Türk yargısı bağımsız ve tarafsız bir şekilde görevini yerine getirmeye devam ediyor. Yargının hatalı kararları yargı mekanizması içerisinde düzeltilebilir. Bu noktada teftiş kurullarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.”

Toplantı HSK Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Yiğit’in Bakan Tunç’a çeşitli hediyelerinin taktimi ve anı fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi. – ANTALYA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak” https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-artik-hakim-savci-adayligi-muessesi-olmayacak-hakim-savci-yardimciligi-muessesi-olacak/ https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-artik-hakim-savci-adayligi-muessesi-olmayacak-hakim-savci-yardimciligi-muessesi-olacak/#respond Sat, 23 Dec 2023 21:18:11 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1298 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak”

-Adalet Bakanı Tunç:

“1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar”

“Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler”

“Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır”

“Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz”

ANTALYA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hakim ve savcı adaylığı döneminin sona erdiğini, artık hakim, savcı yardımcılığı döneminin başladığını açıkladı. İlk sınavların bugün ve yarın gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar” dedi. Bakan Tunç ayrıca, cezaevindeki hükümlülerin Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi ile sorun ve şikayetini aracı olmaksızın, yazılı, sesli ya da görüntülü bir şekilde Adalet Bakanlığına direk ulaştırabileceğini söyledi.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları 12. Yıllık Değerlendirme Toplantısı, Aksu ilçesindeki ATGV Eğitim ve Sosyal Tesisinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın katılımıyla başladı. 23-26 Aralık tarihleri arasında “Türkiye Yüzyılında Ceza İnfaz Sistemi” temasıyla gerçekleşen toplatıda bir konuşma yapan Bakan Zafer Koç, son 21 yılda yapılan reformlarla ceza infaz kurumlarının ulaştığı modern ve çağın gereklerine uygun yüksek seviyeyi görmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi. Bakan Tunç, bununla yetinmediklerini belirterek, “Sürekli daha iyinin peşinde olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı her alanda olduğu gibi Adalet Yüzyılı olsun istiyoruz. Bu anlamda da Adalet Bakanlığı’na düşen tüm kurum ve bağlı ilgili kuruluşlarıyla tüm teşkilatımız adaletin yüzyılı için büyük bir seferberlik içinde çalışmalarını sürdürüyorlar” dedi.

Hakim, savcı yardımcılığı müessesi geliyor

23-24 Aralık tarihlerinde hakimlik ve savcılık sınavlarının başladığını aktaran Bakan Tunç, 800 adli yargı, 100 avukatlıktan geçiş, 100 idari yargı olmak üzere toplamda 1000 hakim v savcı yardımcısı adayının 2 gün boyunca ter dökeceğini söyledi. 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine artık 3 yıl süren hakim, savcı yardımcılığı dönemi olacağını açıklayan Tunç, “Bu yeni bir uygulama. Önceki yargı paketinde yasalaşmıştı, yürürlülük tarihi itibariyle de ilk sınavı bugün ve yarın gerçekleştiriyoruz. Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl süren tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar. Yargısal kararlara imza atmayacaklar ama tecrübeli hakim ve savcılarımıza yardımcı olurken de usta-çırak ilişkisi içerisinde mesleğe güçlü bir şekilde başlamış olacaklar” şeklinde konuştu.

“İnfaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var”

Ceza adaleti sisteminde adaletin tecellisi için soruşturma, kovuşturma ve infaz aşaması olan 3 bölüm aksamadan ilerlemesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, bu 3 aşamayı oldukça fazla önemsediklerini yineledi. Tunç, infaz aşamasında yasalara, mevzuata ve insan onuru ile haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Suçlunun topluma kazandırılması ve toplumu suçtan koruma anlamında hem gerçekleştirilen fiilin bir karşılığı olan yaptırımı, yani cezayı çekmesi, aynı zamanda o cezayı çekerken suçlunun topluma kazandırılmasına yönelik süreçlerin infaz aşamasında gerçekleşmesi, sonrasında da bir daha o kişinin suç işlemesini önlenmesi ve topluma kazandırması anlamında infaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var” dedi.

“Standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık”

Son 21 yılda ceza adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik soruşturma, kovuşturma ve infaz sistemine ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ve uygulanmasına yönelik çok önemli adımlar attıklarını kaydeden Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Öncelikle ceza adalet sistemine yönelik temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Türk Ceza Kanunumuz, Ceza Mahkemesi Kanunumuz, Ceza İnfaz Kanunumuz, Kabahatler ve Çocuk Koruma kanunumuz gibi birçok temel mevzuatımızı, günün ihtiyaçlarına uygun hale getirdik, güncelledik. Artık dünyanın en yeni, en çağdaş, hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu temel mevzuat çerçevesinde, alt düzenlemelerle uygulamaları da hayata geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ceza infaz kurumlarına ilişkin faaliyetlerimizi, insan onuruna uygun şekilde, hükümlülerin devlete emanet olduğu düşüncesiyle sürdürüyoruz. İnsana dokunmaya ve insanı kazanmaya odaklanan çağdaş infaz anlayışımızın bir sonucu olarak fiziki şartları yetersiz olan cezaevlerini kapattık. Yerlerine insanı ihtiyaçlara uygun, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, mesleki eğitim merkezlerinin, okulların, iş yurtları marifetiyle üretime yönelik faaliyetlerin olduğu, kütüphanelerle donatılmış çağdaş ceza infaz kurumlarını hayata geçirdik. Bu kapsamda 2002 yılından itibaren standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık. Bundan sonra da ceza infaz kurumlarımızın iyileştirilmesine devam edeceğiz.”

Cezaevindeki hükümlü sorun ve şikayetini aracı olmaksızın direk bakanlığa bildirilebilecek

Bakan Tunç, yenilikçi ve dijital teknolojileri SEGBİS, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP), Bireyselleştirilmiş Personel Eğitim Sistemi gibi uygulamalarla adalet sistemine kazandırmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:

“ACEP Projesi kapsamında yakın zamanda hayata geçireceğimiz, bakanlık iletişim uygulaması, kendimize olan güvenimizi en net şekilde ortaya koyduğumuz uygulama olacaktır. Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler. Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır. Hiçbir aracı olmadan hükümlümüz direk şikayetini bakanlığımıza iletilecek. Bu şikayetler değerlendirilecek, talebin ne olduğuna ve iddiaya bakılacak ve sizlerle istişareler gerçekleştirilecek. Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz.”

Toplantıda geçen yılın değerlendirmesini, uygulamada karşılaştıkları aksaklıkları ve sorunları genel müdürlük yöneticileriyle kurum yöneticilerin bir araya geldiklerini söyleyen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, insanı ve insan onurunu esas alan bir anlayışla haklarında mahkemelerce verilmiş mahkumiyet ya da tedbir kararlarını infaz ettiğimi hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumları içerisinde bulundukları süre içerisinde topluma yararlı bir birey olarak tekrar topluma geri dönmelerini temin etmek ve kurumda geçirdikleri süreyi kayıp zaman olmaktan çıkartarak eğitim ve donanımlarını arttırarak hayata tutumlarını sağlamanın en temel hedeflerin olduklarına vurgu yaptı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç da, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmasında temel amacın hükümlülerin haklarında verilmiş cezalarının çektirilmesinin yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etmenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğunu kaydetti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-artik-hakim-savci-adayligi-muessesi-olmayacak-hakim-savci-yardimciligi-muessesi-olacak/feed/ 0