KAMERA: SADIK KARAKULOĞLU
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çorlu tren faciası davasının 25 Nisan’a ertelenmesinin ardından ailelerle birlikte duruşmanın yapıldığı salonun önünde açıklama yaptı. Özel, “Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Ben salona bugün girdim ve tarafımı belli ettim. Ben, evlatlarını kaybetmiş iki annenin arasında oturdum. Sen de 25 Nisan günü gel. Cesaretin varsa, yüzün tutuyorsa gel, tarafını göster. Yargılananların tarafına otur. Bu katilleri savunanların tarafına otur. Yanına da yargılatmadığın TCDD Genel Müdürü’nü al, o günkü bakanı al, Binali Yıldırım’ı al; yan yana, diz dize katillerin tarafına geçin” çağrısını yaptı.
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018 yılında meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 300’den fazla kişinin yaralandığı tren faciasına ilişkin 13 sanığın yargılandığı davanın 19’uncu duruşması, bugün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde yapıldı. Karar verilmesi beklenen duruşmada mahkeme heyeti, ara kararı açıklayarak davayı 25 Nisan tarihine erteledi.
“İKİ AY SONRAYA ERTELEMEK VİCDANSIZLIKTIR, KORKAKLIKTIR”
Kararın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ailelerle birlikte açıklama mahkeme önünde açıklama yaptı. Faciada oğlu Oğuz Arda Sel’in konuşmasının ardından söz alan Özel, ailelerin acısını paylaştığını belirterek şunları söyledi:
“Bu kazada hayatını kaybedenler, sakat kalanlar ve bu kazadan sonra ömürleri boyunca bu travmayı atlatamayacak olanlar nasıl ayağa kalktılar da buraya kadar geldi diye şaşacağınız analar, burada dimdik adalet arıyorlar. Bu kazada hayatını kaybeden, yakınlarını geri getirebilecekleri ya da 3 yaşında kolu kopan çocuğunun kolunu geri getirebileceği için gelmiyor buraya. Bundan sonra yaşanacak benzer bir faciaya engel olayım da ben yandım, başka analar yanmasın, başka evlatlar yanmasın, başka gencecik canlar toprağa düşmesin diye geliyorlar. Buradaki mücadeleyi acılı ailelerin yakarışları olarak duymayın. Bundan sonra hiçbir ana ağlamasın diye burada gelip duruyorlar, yürüyorlar. 19 duruşmadır burayı bırakmıyorlar. Bugün karar duruşması dendi. Aileler zaten buradaydılar. Geldik, duruşma salonu ağzına kadar doluydu. Normalde zaten bugün karar vermeyecek olsa bunu avukatlara söyler, ‘Şöyle bir engelim var. 2 ay sonraya erteleyeceğim’ der. Bu insanlara bu kadar zulmetmez. Köylerinden, evlerinden kalkıp yaşlı gözleriyle, bastonlarıyla, acılarıyla buraya gelip bu insanlara yoklamayı alıp ‘2 ay sonraya erteledim’ demek vicdansızlıktır, korkaklıktır.
“BURADA 100 KİŞİYSEK BİN KİŞİ OLACAĞIZ”
25 Nisan günü -buradan size söz olsun- burada 100 kişiysek bin kişi olacağız, bin kişiysek 10 bin kişi olacağız. Bu kalabalıktan korkup da kaçanlar şunu bilsinler. 25 Nisan günü ben yine buradayım. Çok daha büyük bir çağrıyla, çok daha kalabalık ailelerimizin yanında olacağız. Adalet arayışının yanında olacağız. Bu adaleti bu rayların altında bırakmayacağız. Bu rejime ezdirtmeyeceğiz ve ben buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir çağrıda bulunuyorum. Ben salona bugün girdim ve tarafımı belli ettim. Ben, evlatlarını kaybetmiş iki annenin arasında oturdum. Sen de 25 Nisan günü gel. Madem bu davayla bu kadar ilgilisin. Bu dava yüzünden görevden alınan genel müdürü terfi ettirerek Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne dört gün önce açıklıyorsun. Madem mafya filmlerindeki gibi semboller üzerinden konuşuyoruz. Sen diyorsun ya heyete, ‘Ben katilime bile sahip çıkarım. Onu sana yargılatmam. Hatta dört gün önce terfi ettiririm, tarafım’ budur diyorsun ya. Ben bugün tarafımı belli ettim. Ailelerin yanında oturdum. Eğer şu kadar cesaretin varsa, şu kadar yüzün tutuyorsa, eğer gerçekten o kadar cesursan mafya filmlerindeki mafya liderleri gibi sembollerle mesaj verme, gel, tarafını göster. Yargılananların tarafına otur. Bu katilleri savunanların tarafına otur. Yanına da yargılatmadığın TCDD Genel Müdürü’nü al, o günkü bakanı al, Binali Yıldırım’ı al; yan yana, diz dize katillerin tarafına geçin.
“KARARI SEÇİMDEN SONRAYA KAÇIRIYORSUN”
Esas meselenin sorumluları olarak en önde oturun. Bu ailelerin gözünün içine bakın ve ‘Bizim tarafımız bu’ deyin . Şunu bilin ki, ezenle ezilen karşı karşıyasa ezilenden tarafız. Ciğeri yananla o ciğerleri yakanlar karşı karşıyaysa ciğeri yananlar tarafız. Bir mağdur varsa mağdurdan tarafız. Sen görülüyor ki hem bu mağdurların hem de bu tedbirler alınmadığı için yanacak diğer canların analarının, babalarının karşısındasın. Benim için senin karşında olmak namus ve şeref borcudur. Sonuna kadar bu tarafta duracağım. Eninde sonunda senden de bütün katillerden de Soma’nın katillerinden de Hendek’in katillerinden de Pamukova’nın katillerinden de Afyon patlamasının katillerinden de teker teker hesap soracağız. Bundan sonra bizim tarafımız belli, senin tarafın da belli oldu. Bu kararın 25 Nisan’a bırakılmasındaki esas mevzuyu da biliyoruz. Kararı seçimden sonraya kaçırıyorsun. Bu kararı seçimden önce verip de toplumun senin ne yaptığını görüp sandıkta senden hesap sorulacağını biliyorsun. Ondan korkuyorsun. Yapacağınız rezillik ortaya çıktı. Sandıktan sonraya kararı kaçırıyorsun. İstediğin yere kadar kaç. Ben bu annelerle birlikte seni kovalamaya devam edeceğim.”
Dava öncesi de ailelerle birlikte Çorlu Santral’dan duruşmanın yapılacağı salona kadar aileler birlikte yürüyen Özel, onların dertlerini dinleyerek sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarının mesajını verdi.
Duruşmanın heyet üyelerinden birinin mazeret bildirmesi üzerine ertelendiği öğrenildi. Adalet ve karar beklerken erteleme kararını duyunca bir kez daha şaşıran aileler duruşmanın yapıldığı salonda durumu protesto etti.
]]>Yaklaşık 86 bin Lübnanlı, İsrail ordusu ve Hizbullah Hareketi arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’ın güneyindeki sınır bölgesinde yaşanan çatışmalar nedeniyle yerinden oldu.
İsrail ile Lübnan arasındaki 120 kilometrelik sınır hattı üzerinde bulunan belde ve köy sakinlerinin çoğu, başkent Beyrut başta olmak üzere güvenli bölgelerdeki yakınlarının yanına veya kendi imkanlarıyla kiraladıkları evlerde kalıyor.
Ev kiralamaya yetecek ekonomik gücü olmayan binlerce Lübnanlı ise çatışmaların başından beri ülkenin güneyindeki Sur kentinde halen eğitimim devam ettiği okullardaki dersliklerde kalıyor.
Okulların bazı katları iç göçmen ailelere ayrılırken, diğer katlarındaki dersliklerde ise öğrenciler eğitim alıyor.
AA muhabiri, Sur’daki okullarda 5 aydır yaşam mücadelesi veren ailelerle görüştü.
Sur’da 26 bin iç göçmen yaşıyor
Sur Belediye yetkililerinin verdiği bilgilere göre okullarda ve kendi imkanlarıyla kiraladıkları evlerde konaklayan iç göçmenlerin sayısı 25 bin 382’e ulaşmış durumda.
Yaklaşık 400 göçmenin kaldığı Sur Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak görev yapan Hasan Alluş, okullun bir kısmında yerinden olan ailelerin bir kısmında ise öğrencilerin eğitim aldığını, öğretimde herhangi bir aksamanın meydana gelmediğini söyledi.
Okulun zemin katının yerinden olan ailelere ve diğer katlarının ise öğrencilere tahsis edildiğini belirten Alluş, “Çatışmaların bitmesi halinde aileler elbette evlerine geri dönecek ancak çatışma devam ederse geçim kaynağı sadece köyündeki tarlası olan aileler hiçbir yere gidemez. Ev kiralayacak ekonomik durumları yok.” diye konuştu.
11 çocuğu ve hasta annesi ile aynı derslikte yaşıyor
Ailesi ile birlikle Sur Meslek Lisesi’nde kalan Mustada Seyyid, bir an önce çatışmaların bitmesini ve çok kısa bir mesafede olan evine geri dönmeyi dört gözle beklediğini dile getirdi.
Okulun dersliklerinden birinde 11 çocuğu ve hasta annesi ile yaşayan Seyyid, okulda çoğu zaman elektriğin kesik olduğunu, mutfak ve hijyenik bir banyonun da bulunmadığını belirtti.
Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl ilçesinin Beyt Liv beldesindeki evlerinden çıkıp ailesiyle birlikte okula sığındıklarını anlatan Seyyid, “4 aydan uzun süredir okulda kalıyoruz ve her gün beldemizin bombalandığına dair haberler duyarak yaşıyoruz. 4 günlük ateşkes olduğunda sadece bir kez evimi görme fırsatı elde ettim. Daha sonra evimin İsrail tarafından bombalandığı haberini aldım.” diye konuştu.
Ne zaman evlerine döneceklerini bilmeden çaresiz bir şekilde derslikte beklediklerini ve gün saydıklarını belirten Seyyid, okulda güvende olduklarını ancak hiçbir yerin kendi evleri gibi olmadığını ifade etti.
Seyyid, Lübnan hükümetinin yerinden edilenlere sağladığı yardımlar hakkında, “İlk önce aylık 140 dolar nakdi yardım yapılıyordu ancak şimdi bu 2 ayda bire çıkarıldı.” bilgisini verdi.
“Savaşın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk”
Okula sığınanlardan Blida beldesi sakini Nime Dahr, “Savaşın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk. Temmuz 2006’daki gibi 30 gün süren bir savaş olacağını düşünmüştük. Neredeyse 5’nci aya gireceğiz.” dedi.
Evine geri dönebileceği konusunda çok ümitli olmadığını belirten Dahr, İsrail savaş uçaklarının sınıra çok yakın olan Blida beldesine neredeyse her gün hava saldırısı düzenlediğini, bölgedeki birçok evin tamamen yıkıldığını söyledi.
Sınıra yakın yerleşim yerlerinin güvenli olmadığını ifade eden Dahr, çatışmaların seyrinin kendilerini endişelendirdiğini kaydetti.
İsrail ordusu ile Hizbullah Hareketi arasında 8 Ekim 2023’ten beri yaşanan çatışmalarda 211 Hizbullah mensubu, 43 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas, 12 İslami Cihad Hareketi mensubu, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri öldü.
]]>
9 İŞÇİ 10 MİLYON METREKÜP TOPRAĞIN ALTINDA KALDI
Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen toprak, 13 Şubat günü saat 14.28’de kaydı. Yaklaşık 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan bir su gibi vadiye doğru aktı. 9 işçi, geniş bir alana yayılan toprağın altında kaldı.

1000 KİŞİLİK EKİPLE ARAMA YAPILIYOR
İhbar üzerine bölgeye Erzincan Jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Ayrıca bölgeye Erzurum, Sivas, Rize, Malatya, Giresin, Diyarbakır, Tokat ve Tunceli AFAD ekipleri de takviye olarak bölgeye sevk edildi. Birçok gönüllü yardım kuruluşu da kurtarma çalışmalarına katıldı. AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan yaklaşık 1000 kişi alanda görev yapıyor. Çalışmalarda 5 dron, 2 kimyasal biyolojik ve nükleer araç, 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeği de kullanılıyor.

SİS VE YAĞMUR ETKİLİ
Olayın yaşandığı ilk günden itibaren ekiplerin bölgedeki çalışması sürüyor. Tek sıra halinde AFAD ekiplerinin bölgedeki arama çalışmaları dronla da havadan görüntülendi. Çalışma yapılan alanda ayrıca zaman zaman sis etkili olduğu da görüldü. Bölgede ayrıca gece saatlerinde de yağmur etkili oldu. Kayan toprağın yağmur nedeniyle sıvılaşması da ekiplerin alandaki çalışmasını zorlaştırıyor. Arama kurtarma çalışmalarının üçüncü gününde de işçilere ulaşılamadı.

“YAŞAYAN BİRİ YOK, BİRBİRİMİZİ KANDIRMAYALIM”
Olayın yaşandığı günden itibaren toprak altındaki 9 işçinin aileleri de bölgeye geldi. Ailelere ayrılan alanda toprak altındaki yakınlarının çıkarılmasını bekleyen ailelerin umutlu bekleyişi sürüyor. Kurtarma çalışmalarını yapan ekiplerden umutlu bir haber bekleyen aileler, gözyaşı döküyor. Ailelerin zaman geçtikçe toprak altında kalan yakınlarının kurtulacağı umudu da azalıyor. Bazı ailelerin ‘Orada yaşayan biri yok, birbirimizi kandırmayalım’ diyerek feryat ettiği görüldü.

VALİ AYDOĞDU AİLELERLE GÖRÜŞTÜ
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, aileleri kriz masasında görüşmek üzere maden sahası içerisinde bulunan idari binaya davet etti. Hamza Aydoğdu’nun burada aileler ile görüşerek, son 3 günde kurtarma çalışmalarında hangi aşamaya gelindiği konusunda bilgilendirme yapacağı öğrenildi.

“CİĞERİMİZ YANIYOR”
Öte yandan gözyaşı döken işçilerin ailelerine, Erzincan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerince psikososyal destek veriliyor. Mesai arkadaşları toprak altında kalan Cihat Karadağ, gazetecilere, olay anında deprem olduğunu zannederek dışarı çıktığını söyledi. Arkadaşlarını telefonla aradığını ancak ulaşamadığını anlatan Karadağ, “Senelerdir beraber çalıştığımız, ailemiz, canlarımız. Diyecek hiçbir şey bulamıyorum, ciğerimiz yanıyor. En az onlar kadar ciğerimiz yanıyor” dedi.
]]>