Yeşil dönüşüm konusunda birçok öncü ve Türkiye genelinde ilk olma özelliği taşıyan çalışmaların hayata geçirildiği AOSB’nin Bölge Müdürü Ersin Akpınar’ın yönetimindeki oturumda, sektörün önde gelen isimleri döngüsel ekonomi, yeşil mutabakat çalışmaları ve plastik geri dönüşümü gibi kritik konuları hakkında katılımcılarla değerli bilgiler paylaştı.
Oturumun moderatörü AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, kuruluşu 50 yıl öncesine dayanan bölge hakkında genel bilgiler paylaştıktan sonra Yeşil Dönüşüm konusundaki çalışmalarından söz etti.
Akpınar, verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramının günümüzün en önemli konuları arasında yer aldığını belirterek, “Değişimi ve sürekli yenilenmeyi destekleyen, yaşanabilir bir çevre, sürdürülebilir ekonomik gelişme ve Türkiye’nin rekabetçi gücüne katkı için AR-GE ve inovasyona önem veriyor, yenilikçi hizmetler ve yeşil dönüşüm konusunda hayata geçirdiğimiz projelerle katılımcılarımıza öncülük ediyoruz” dedi.
Yeşil mutabakat
Akpınar, Türkiye’deki OSB’ler içinde Yeşil Mutabakatın ilk adımlarının Adana Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü’nce atıldığını bildirdi. Akpınar, bu çerçevede, iki çalıştay düzenlendiğini, temiz, döngüsel bir ekonomiye geçerek kaynakların verimli kullanımını artırmayı, biyolojik çeşitliliği eski haline getirmeyi ve kirliliği azaltmayı öngören Yeşil Mutabakata uyum konusunda katılımcılarına öncülük ettiklerini vurguladı.
Arıtma tesisi
Sanayi kuruluşları için arıtmanın en önemli konuların başında geldiğini belirten Akpınar, AOSB’nin dünya standartlarında artıma tesisine sahip olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
“AOSB Evsel ve Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisine bölgemizdeki katılımcıların faaliyetleri sonucu gelen evsel ve endüstriyel tüm atık sular Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Sektör Tablomuz olan Tablo 19 (Karışık Endüstriyel Atıksuların Alıcı Ortama Deşarj Standartları) limit değerlerine uygun olarak arıtılmaktadır. Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtma faaliyeti kaynaklı oluşan 190813 atık kodlu tüm arıtma çamurları (ayda ortalama 3000 ton) Atık Yönetimi Yönetmeliği gereği lisanslı taşıyıcılar ile lisanslı bertaraf firmalarına gönderilmektedir. Arıtma çamurunun kurumumuz içerisinde nihai bertarafının yapılabilmesi için yurtiçi ve yurtdışı kurutma, yakma, piroliz vb. tesisleri ziyaret edilerek ilgili teknolojiler yerinde görülmüştür. Mevcut arıtma tesisi ve projelendirmesi süren yeni atıksu arıtma tesisinin kapasitesi gözetilerek 180 ton/gün kapasiteli çamur bertaraf tesisi yapılması planlanmaktadır.”
Akpınar, sunumunda, bölgedeki GES yatırımları, AOSB tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk kurum bazlı “Sera Gazı Hesaplama Yazılımı”, “Avrupa Yeşil Mutabakatı Çerçevesinde AOSB’nin Eko-Endüstriyel Parka Dönüştürülmesi Amacıyla Döngüsel Ekonomi ve Endüstriyel Simbiyoz’un Geliştirilmesi” isimli TUBİTAK-1005 Projesi, üniversite ve sanayi işbirliği çalışmaları, Dünya Bankası destekli projeleri, sürdürülebilirlik ödülleri ile Sanayi Odaklı Ar-Ge ve İnovasyon Proje Yarışması konusunda da bilgiler verdi.
AOSB’nin vizyonu
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İstemi İstemi Berk, Adana OSB’nin sürdürülebilirlik alanında attığı adımlarla vizyoner olduğunu gösterdiğini belirterek, sözlerine başladı.
Berk, Paris Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi düzenlemelere karşı ülke genelinde farkındalık oluştuğunu belirterek, “Farkındalığın ardından davranış değişikliği noktasına geldik. Bu regülasyonlara uyum sağlamalıyız, aksi takdirde ihracatımız sekteye uğrayacak. Çünkü, ülke olarak ihracatımızın yüzde 40’ını AB ülkelerine yapıyoruz. AB cephesinden baktığımızda ise Türkiye olarak AB pazarının yüzde 3.4’ünü ifade ediyoruz. Bu AB nezdinde önemli değil ve bizi başka ülkelerle ikame edebilir. Ama biz AB pazarında bulunmak zorundayız” dedi.
Berk, ihracat yapan firmalar için bir takım yükümlükler getiren düzenlemelerin şimdilik 6 sektörü kapsadığını ancak, 2026’dan itibaren plastik mamul ve ham maddelerini de kapsayacağını kaydetti.
Oturumda, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Küçüker, “Plastik Sektöründe Döngüsel Ekonomi ve Endüstriyel Simbiyoz Uygulamaları” konulu sunumunda, döngüsel ekonominin önemine vurgu yaptı.
Küçüker, bakanlığın yakın zamanda döngüsel ekonomi eylem planı açıklayacağını belirterek, “Döngüsel ekonomi ve simbiyoz sadece atık ve hammadde değişimini değil bilgi değişimini, ekipmanların birlikte kullanımı gibi konuları da kapsadığını vurguladı. Küçüker, gelecekte yaşanması beklenen su krizlerinden de söz ederek, “2050 yılında Dicle ve Fırat Nehirleri dışındaki nehirler debilerinin yüzde 10’unu kullanabilecek” dedi. – ADANA
]]>Taburdaki arama kurtarma köpekleri, özellikle 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde birçok insanın canlı olarak enkazdan çıkarılmasını sağladı.
Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında temel eğitimlerini tamamladıktan sonra DAK Taburu’nda görevlendirilen köpekler, burada da özel eğitimlerden geçiyor.
DAK Taburu Veteriner Hekimi Üsteğmen Ahmet Akpınar, taburda yer alan arama kurtarma köpekleri hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi.
Taburda 8 arama kurtarma köpek postası bulunduğunu belirten Akpınar, genel mevcudun 19 arama kurtarma köpek timinden oluştuğunu söyledi.
Akpınar, DAK Taburunda bulunan arama kurtarma köpeklerinin cinsleri, özellikleri ve eğitim süreci hakkında, şunları kaydetti:
“19 arama kurtarma köpeğimizin 15’i Belçika Malinoios, 4’ü Labrador cinsinden oluşmaktadır. Öncelikle asıl temel eğitimimiz Bursa Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığında icra edilmektedir. Eğitim süreci, 6 ay sosyalizasyon, 1 ay temel itaat ve 6 ay da ihtisas eğitimi olmak üzere 13 ay gerçekleştirilmektedir.”
DAK Taburu’ndaki eğitimlerin, güç ve kondisyon parkuru ile güç ve cesaret parkurunda gerçekleştirildiğini anlatan Akpınar, bunun müteakibinde enkaz arama eğitimi ve havlama kutusu eğitimi şeklinde icra edildiğini söyledi.
Belçika Malinoios cinsi köpeklerin diğer köpeklere nazaran arama isteğinin daha yüksek, yükseklik korkusunun daha az olduğunu aktaran Akpınar, “Dayanıklılığı ve zekası da diğer köpeklere göre daha üstün olduğu için daha çok bu köpekleri tercih ediyoruz.” dedi.
Akpınar, taburda görevli arama kurtarma köpeklerinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olduğunu belirterek, “200 metre alan aramasında, 10 metre derinlikte enkaz ve 2 metre derinlikte çığ aramalarında her türlü canlı kazazedeyi yüzde 95 oranında bulabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, askeri köpeklerimiz.” diye konuştu.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezi depremlerde DAK Taburunda yer alan köpek timlerinin çok büyük başarılar elde ettiğini belirten Akpınar, “31 kazazedeyi canlı olarak tespit ederek ekiplerimize çok büyük yardımlara dokunmuştur.” ifadesini kullandı.
Akpınar, her türlü arazi ve hava koşulunda görev alabilmek için hazırlıklı olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Normalde biz kendi içimizde Bursa Askeri Veteriner Okulunun düzenlediği eğitimleri tatbik ediyorduk. Fakat depremlerden sonra AFAD’la koordineli şekilde çalışmaya başladık. Onların bir akreditasyon sınavları var. Biz de köpeklerimizi onların eğitimleriyle koordineli şekilde akredite etmeleri için ona uygun eğitim yapıyoruz. Bununla ilgili 2022’de 2, 2023’te de 4 köpeğimiz akreditasyon testlerini tamamlamışlardır.”
Köpeklerin depremde, çığda, selde, heyelan ve erozyon gibi her türlü doğal afette görev yapabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurgulayan Akpınar, yapılan eğitimler ile sürekli hazır şekilde beklediklerini söyledi.
“Sıla” 6 Şubat depremlerinde 12 depremzedenin canlı çıkarılmasını sağladı
DAK Taburu’nda görevli köpeklerden biri de 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde aktif bir şekilde rol alan “Sıla”ydı.
Sıla ile birlikte Malatya’da görev alan DAK Taburu Veteriner Uzman Çavuş Samet Çekim, “6 Şubat depremlerinde Malatya’da köpeğimle beraber görev aldım. Bu esnada enkazlarda yapmış olduğumuz aramalarda, köpeğimle beraber 12 canlıyı tespit ettik.” diye konuştu.
Malatya’daki arama kurtarma çalışmalarında, depremde yıkılan bir binanın enkazında kalan 14 yaşındaki erkek çocuğa “Sıla” sayesinde ulaşıldığını belirten Çekim, “Çalışmalarla beraber erkek çocuğun canlı olarak çıkmasını sağladık.” dedi.
Depremin ilk gününde alana ulaştıklarını anlatan Çekim, 10 gün boyunca Sıla ile canlı aramasını sürdürdüklerini kaydetti.
Her gün farklı enkazlarda farklı kazazedelere ulaşmaya çalıştıklarını dile getiren Çekim, “İnsanların yakınlarını kurtarmak güzel bir şey. Bir de köpeğin bulduğunu öğrendiklerinde gelip görmek istediler. ‘Bizim yakınlarımızı kurtaran köpek kim’ diye merak edenler ve bu şekilde geri dönüşler oldu.” ifadesini kullandı.
]]>