Dededen babadan miras kalan tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor
Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan:
“Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor; Önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun”
TRABZON – Son yıllarda şehirlerde yaşamayı tercih eden yeni nesil dededen babadan kalan tarla işleri ile ilgilenmezken, tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde havaların sıcak gitmesi ile birlikte tarlalarda mesai bu yıl erken başladı. Yöre halkı güzel havayı da fırsat bilerek köyüne bahçesine giderken, tarla ve bahçelerde ise çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaşın üstündeki kadınlar oluşturuyor.
“Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum”
Evinin sebze, meyve, mısır ve patates ihtiyacı için tarla yaptığını belirten Trabzonlu Fatma Sofuoğlu, kendilerinden sonra gençlerin bahçe ve tarlaları sahipsiz bırakacağını ve girmeyeceğini söyledi. Sofuoğlu “Gençler okuyor, okuduktan sonra iş sahibi olunca da artık köylere gelmiyorlar. Eskiden birlik beraberlik vardı, büyüklerimiz ile 8-10 kişi tarlalarda çalışıyorduk. Şimdi ise çocuklar şehirlerden köylere gelmek istemiyorlar. Biz de atalarımızın yadigarını sürdürmek için burada çalışıyoruz. Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum, bu topraklar öylece kalacak” ifadelerini kullandı.
Yaza hazırlık yaptıklarını belirten Emine Sofuoğlu ise “Çocuklar tarla ayakkabılarını giyip bahçeye girmeye tiksiniyorlar. Onları eve alıştırdık, şehre alıştırdık. Bu yüzden gelmiyorlar. Bir de çocuklar köy koşullarına alışkın değil” şeklinde konuştu.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, yeni neslin bahçeye inmemesinin sadece Karadeniz Bölgesi’nin değil ülkemizin her yerinde önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekerek “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor” dedi.
Son yıllarda yeni neslin bahçeye inmemesine çözüm olarak uzman eleman tedarik firmaları kurulmasını öneren Pehlevan, “Bu büyük bir sorun. Sadece kendi bölgemiz için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için çok büyük bir sorun. Bu soruna zaman geçirmeden çözüm bulunması gerekiyor. Bizim önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun. Budama, ayıklama, toplamada maliyetler çok yüksek. Alanlarımız çok küçük şehirdeki bir kişi köyüne gidip fındığını ilaçlayıp, toplayıp, geri döndüğünde maliyet yükseliyor. Tedarik firmalarıyla birlikte bu işi çözebiliriz” dedi.
“Ülkemizin 350 milyon nüfusu besleyecek kapasitesi var”
Herkesin şehirde yaşama tercini tarımsal alanları olumsuz etkilediğine dikkat çeken Pehlevan, “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor. Hayatımızda hava gıda ve su olmazsa olmazımızdır. Bizim bunun bir şekilde çözümünü ortaya koymamız gerekiyor. Ülkemiz şu an dört mevsimi bir anda yaşayan o kadar zengin bir ülke ki, biz bir şekilde bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Türkiye toprakları şu anda 350 milyonu besleyecek kapasitesi var. Ama baktığınız zaman ekonomik kaygılardan kaynaklı üretim alanları terk ediliyor. ya da lüks yaşamak için ya da şehirde yaşamak için müthiş bir göç var. Bunu bir şekilde durdurmamız gerekiyor. Köyde yaşayanları devlet teşvik etmeli teşviklerini artırmalı ve teşvik yöntemimizi değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
]]>Bakan Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, karaakbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, “Ülkemizde doğal ortamlarında korunan alanlar veya tür eylem planları aracılığıyla korunmakta olan yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kuruyoruz. Bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yapıyoruz. Halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 adet de alabalık üretme istasyonumuzda bu çalışmalarımız sürüyor” ifadelerine yer verdi.
42 milyon Alabalık, 1,4 milyon Keklik ve Sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla Bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını söyledi.
Aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını aktaran Yumaklı, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını hatırlatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Bakan Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını dile getirdi.
“11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip doğal yaşam alanlarına bıraktık”
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerimizde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.” – ANKARA
]]>Prestijli ve kaliteli aile konutları konseptli “Adres Ankara Evleri” toplamda 3 etapta, 3.000 konut ve Açık Çarşı konseptli AVM’den oluşmaktadır… C40-45 dayanım gücüne sahip beton yapısı ve zeminde fore kazık uygulaması ile depreme dayanıklı bir proje olan “Adres Ankara Evleri”, doğa dostu peyzaj alanları, Açık AVM, tematik oyun parkurları, hastaneye ve metroya olan yakınlığı ile başkente yepyeni bir soluk getirecek.
ANKARA’NIN EN ÖZEL PROJELERİNDEN BİRİ
Ankara’nın en değerli yerleşim bölgelerinden biri olan Yenimahalle’de 164 bin metrekare arsa üzerinde yükselen “Adres Ankara Evleri” 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçeneklerinden oluşuyor. Konut ve ticari alanlar arasında geçişin bulunmadığı proje, bu özelliği ile konut alanlarının güvenliğini arttırırken aynı zamanda kullanıcılarına sosyal yaşamın avantajlarını sunuyor. Geniş yol ve caddeleri, düzenli peyzaj alanları, cadde üstü mağaza ve ticari alanları ile yalnızca değerli bir konut projesi değil, aynı zamanda geleceğiniz için iyi bir yatırım imkânı sunuyor.
SAĞLIK, METRO, EĞİTİM VE ALIŞVERİŞ HEMEN YANI BAŞINIZDA
Adres Ankara Evleri; Etlik Şehir Hastanesi, Antares AVM ve İvedik Metroya 1 dakika, İlköğretim, lise ve üniversiteye ise 5 dakikalık yürüme mesafesiyle ihtiyaç duyduğunuz her şeyin yanı başında yer alıyor.
Adres Ankara Evleri, yapımı devam eden Türkiye’nin en büyük adalet sarayına 1 kilometrelik yakınlığı ile başkentte yepyeni bir merkezle soluk getirecek.
ANKARA’NIN YENİ CAZİBE VE BULUŞMA MERKEZİ “ADRES ÇARŞI”
Proje içerisinde planlanan “Adres Çarşı” ise bölgenin yeni cazibe ve buluşma merkezi olmaya aday.Son zamanların en yeni trendlerinden olan Açık AVM konseptiyle tasarlanan ticari alanlar birçok önemli markaya hizmet verebilecek şekilde tasarlandı. Her ihtiyacınızı karşılayacak, her zevke hitap edecek olan “Adres Çarşı”, şehrin yeni cazibe merkezlerinden biri olarak Ankara’ya yepyeni bir sosyal yaşam alanı sunuyor.
ADRES ANKARA EVLERİ İLE AYIRICALIKLARI YAŞAYIN
Proje, “Adres Ankara Kulüp” ile sakinlerine ayrıcalıklı bir kulüp atmosferi yaşatmaya hazırlanıyor. Çevreye duyarlı, yeşil dostu olan ve 164 bin metrekare arsa üzerinde yükselen “Adres Ankara Evleri”, toplam 74 bin metrekarelik peyzaj alanı sunuyor. İçerisinde yüzme havuzu, spor salonu, kafe, sauna ve hamamın olacağı, ayrıca basketbol, voleybol, futbol ve tenis kortu olarak kullanılabilen açık sahaların yanı sıra farklı yaş gruplarına göre tasarlanmış çocuk oyun alanları, iki kilometrelik yürüyüş parkuru, aile oturma mekanları ve süs havuzları ile “Adres Ankara Evleri” sakinlerine her türlü aktiviteyi yapabilme imkânı sunuyor.
Projeyle ilgili detaylı bilgiye www.adresankara.com adresinden ulaşabilirsiniz.
]]>Gümrah, “İş Dünyası Söyleşileri” kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, küresel çapta 2022’nin başından itibaren yoğunlaşan belirsizlikler ve arz şoklarının özellikle Avrupa ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisinin 2023 boyunca da sürdüğünü aktararak, Kovid-19 sonrası artan tüketim, Ukrayna savaşının etkisiyle artan enerji maliyetlerinin tetiklediği enflasyon, enflasyonu dizginlemek için yapılan faiz artışları ve bu dinamiklerin bölgesel olarak farklılık göstermekle birlikte küresel ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin son 2 yılı şekillendirdiğini anlattı.
Genel görüşler paralelinde 2024’te küresel ekonominin durağan geçeceğini öngördüklerini ifade eden Gümrah, Çin ve Almanya ekonomisine ilişkin son dönemdeki ekonomik veriler bazı olumlu eğilimlerin sinyallerini verse de ekonomik toparlanmanın 2024’ün ilk yarısında pek gerçekleşmeyeceğini, ikinci yarıda olumlu gidişata dönüşebileceğini düşündüklerini kaydetti.
Gümrah, “Gelecek yıl ABD dahil dünyada 70’ten fazla ülkede seçim olacağını düşündüğümüzde bu yılın değişkenliklere, olumlu veya olumsuz sürprizlere açık bir yıl olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor.” dedi.
Dünya ekonomisinde baş döndürücü jeopolitik gelişmelerin, bölgesel çatışmaların yaşandığı bir ortamda, faizlerin yükseldiği bir dönemde tüketicilerin güveninin düşük seyrettiğini, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini, dış ticaret rotalarının yeniden çizildiğini aktaran Gümrah, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu süreçte ekonomiler arasındaki ayrışımlar, korumacılığı ön plana çıkaran ekonomi politikaları ve özellikle Çin ile Batı dünyası arasındaki fikir ayrılıkları, küresel ekonomik kalkınmayı sekteye uğratma ve küresel enflasyon oranlarındaki normalleşmeyi geciktirme potansiyeline sahip. Yine Ukrayna-Rusya savaşının gidişatı, bunun enerji fiyatları üzerindeki etkisi de kırılganlık düzeyini belirleyen faktörler arasında olacaktır.
İklim değişiminin artan etkileri daha sık doğal afetler ile karşılaşmamıza neden oluyor, yoğun yağışların yarattığı seller veya kuraklıkların yarattığı kıtlıklar başta bölgesel ama sonuçta küresel etkilerini de her geçen gün artırıyor. Bunun sonucunda da dünya; kontrolsüz göç veya temel gıda maddelerinde sert fiyat değişimleri ile karşı karşıya kalıyor.”
“2024, yeni makroekonomik programın katkısıyla normalleşmenin devam ettiği bir yıl olacak”
Atalay Gümrah, yurt içinde bu yıl yaşanan gelişmelere bakıldığında, haziran başından itibaren ekonomi politikalarının rasyonel ve daha piyasa ekonomisi kuralları içinde gelişmeye başladığını gördüklerini, bu adımların ilk olumlu yansımalarını da yabancı analist, yatırımcı yorumlarında ve belirgin derecede gerileyen ülke risk priminde gözlemlediklerini ifade etti.
Gümrah, “Ancak enflasyonu ilerleyen yıllarda tek hanelere düşürebilmek ve daha sürdürülebilir bir genel ekonomik dengeye, öngörülebilirliğe ulaşabilmek için sıkı para politikasının ve mali disiplinin 2024’te de devam edeceği görünüyor. Dolayısıyla yurt içinde sıkı para politikalarının etkisini, uluslararası finans kurumlarının Türkiye’ye yönelik yatırım iştahını ve Orta Doğu’daki gerginliklerin gidişatını, ekonomimizin performansını önemli ölçüde etkileyebilecek alanlar olarak değerlendiriyoruz.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 2023 yılını, temelde farklı dinamiklerin şekillendirdiği iki ayrı dönemde geçirdiğini ifade eden Gümrah, şöyle devam etti:
“İlk olarak mayıs ayı sonuna kadar seçimlerin birincil gündem maddesi olduğu, kurun yoğun kontrol edildiği, düşük politika faizine rağmen kredi kanallarının özellikle kurumsal yapılara büyük oranda kapandığı, genişlemeci politikaların desteğiyle iç talebin çok canlı olduğu bir dönem geçirdik. Haziran ayından itibaren ise politik belirsizliğin ortadan kalkması sonrasında geleneksel ekonomi uygulamaları ve sıkılaştırıcı para politikasıyla ekonominin daha öngörülebilir yapıya kavuşturulduğu, döviz, faiz ve enflasyon oranlarının dengelenmeye çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Yeni ekonomi yönetiminin aldığı kararları, piyasalara sağladığı öngörülebilirlik açısından olumlu buluyoruz.
2024, ülkemiz ekonomisi için 2023 ikinci yarısında başlatılan yeni makroekonomik programın katkısıyla normalleşmenin devam ettiği bir yıl olacak. 2024’ün ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşüş trendine girmesini, iç talebin de göreceli yavaşlamasını bekliyoruz. Ayrıca, ihracatının yüzde 50’ye yakınını Avrupa’ya yapan ülkemiz ekonomisi için Avrupa’daki talebin gelişimi ve bizim Avrupa ile ilişkilerimiz son derece önemli olacaktır.”
“Doğrudan yabancı yatırımların artmasını bekliyoruz”
Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Gümrah, 2024’te yurt içinde ekonomik büyümenin 2023 yılı için bekledikleri yüzde 4,5’e yakın düzeylerden yüzde 4’ün altına sarkabileceğini belirterek, 2024 yılı boyunca cari dengede son aylarda sinyallerini almaya başladıkları iyileşmenin devam etmesini, dış dengedeki bu iyileşmenin kademeli olarak dış finansman koşullarına da olumlu yansımasını ve doğrudan yabancı yatırımların artmasını beklediklerini söyledi.
Gümrah, “Bu da orta-uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesini destekleyecek çok önemli bir potansiyel gelişme olarak görünüyor. Bu potansiyeli etkin kullanmak için kur-faiz-enflasyon dengesinin gerçekçi şekilde yönetilmesi, özellikle ihracatın gelişmesinde son derece önemli olacaktır.” diye konuştu.
ABD öncülüğünde Batı’nın Çin’e üretimde bağımlılığını azaltma çabaları, Kovid-19 sonrası tedarik zincirlerini yakınlaştırma ve farklılaştırma arzularının Türkiye gibi üretim yetkinliğine sahip ve rekabetçi ülkelere yeni fırsatlar sunduğunu dile getiren Gümrah, “Akılcı mali politikaları sürdürüp Dünya Bankası ve benzer uluslararası endekslerdeki yatırım ortamını, iş yapma kolaylığı algılarını yükselten, rekabetçiliğini artıran bir Türkiye; bu değişimden kazançlı çıkan gelişmekte olan ülkeler arasında olacaktır.” dedi.
“Finansman kaynaklarına ulaşım ve maliyet, yatırım iştahını belirleyici temel ögelerin başında geliyor”
Atalay Gümrah, yeni ekonomi yönetiminin aldığı kararların öncelikli olarak uluslararası sermaye piyasalarında olumlu algılandığı için TL varlıklara ve Türkiye hazinesinin ihraç ettiği finansal enstrümanlara ilginin artmaya başladığını, bunu uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile ilgili görünüm revizyonlarında, Türkiye’nin CDS ile ölçülen risk primindeki iyileşmede, devlet tahvili ve hisse senetlerinde artan yabancı paylarında, TCMB döviz rezervlerindeki artışta gözlemleyebildiklerini söyledi.
“Sıcak para” olarak da adlandırılan bu sermaye akışlarını temkinli olumlulukla değerlendirdiğini ifade eden Gümrah, şunları kaydetti:
“Asıl önemli olan, ülkemizin değişen tedarik zincirlerinden daha büyük pay almasını sağlayacak, kalıcı değer yaratacak doğrudan yabancı yatırımın ve Türk sanayisinin yatırım iştahını artıracak işbirliklerinin, anlaşmaların artmasıdır. Doğrudan yabancı yatırımlarda yaşanacak artış, sadece dış finansman anlamı taşımayacak, ilgili faaliyetlerde bilgi transferini mümkün kılacak ve zaman içinde ekonomimizin üretim süreçlerini modernize etmesine de imkan tanıyacaktır. Hukuk sistemi, uluslararası iklim değişimi ile mücadele anlaşmaları ve uygulamalarımızın da uluslararası standartlarla uyumlu şekilde gelişmesi ve rasyonel ekonomi politikalarının da verdiği güvenle doğrudan yabancı yatırımların zaman içinde artacağını düşünüyoruz.
Yerli sanayimiz açısından finansman kaynaklarına ulaşım ve maliyet, yatırım iştahını belirleyici temel ögelerin başında geliyor. Rasyonel ekonomik politikalara dönüş, yatırım ortamının iyileşmesi, sanayicinin özellikle ihracata yönelik yatırımlarını cesaretlendirmektedir. Bunu sürekli kılmak ise reel kur politikaları, maliyetler üzerindeki yukarı yönlü baskının kontrol edilmesi ve ülkemizin rekabetçiliğinin desteklenmesi ile mümkün olacaktır.”
“(2024’te) İkinci yarıda büyümenin güçleneceği bir dönem beklentimiz var”
Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Gümrah, bu yıl hem Türkiye’nin hem de Eczacıbaşı Topluluğu’nun en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’daki yavaşlama, özellikle Almanya’da yaşanan küçülme, daha yüksek olan büyüme hedeflerine ulaşmalarını zorlaştırırken, 2022’nin son aylarında satın alımını tamamladıkları Gensenta İlaç ve Polat Maden’in katkıları ve yılın ilk yarısında iç pazarda yakaladıkları ivmeyle gelirlerinde 2 milyar avro seviyesini aştıklarını bildirdi.
Bu dönemde banyo, karo ve doğal kaynaklar gibi ihracat yoğun iş kollarının özellikle ihracat pazarlarında daralma yaşarken, tüketim ürünleri ve sağlık alanındaki iş kollarında elde ettikleri büyümeyle denge sağladıklarını kaydeden Gümrah, yeni yaptıkları yatırımlar ve satın almalar ile çalışan sayılarının 13 bin 500’e ulaştığını söyledi.
Gümrah, şöyle devam etti:
“İşlerimiz içinde sürdürülebilirliğe, dijitalleşmeye ayırdığımız hem insan hem mali kaynaklar arttı. Gelirlerimizde önemli paya sahip AB’nin 2030’lara giderken hayata geçireceği sınırda karbon ayarlaması uygulamasına hazırlık için şimdiden başta üretim tesislerimiz olmak üzere tüm alanlarda enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi ve fırsat eşitliği alanındaki çalışmalarımıza yoğunlaştık. Üretken yapay zeka uygulamalarının küresel anlamda iş yapış şekillerini, verimlilikleri yoğun bir şekilde dönüştüreceğini görüyoruz. Bu da dijital dönüşümün ötesinde, yapay zeka uygulamalarını her geçen gün üretim süreçlerimize, iş yapış şekillerine entegre etme iştahımızı artırıyor. Bu kapsamda sevindirici bir gelişme Vitra Karo Seramik fabrikamızın Dünya Ekonomik Forumu’nun, sektörlerinde teknolojiyi, veriyi etkin kullanan kuruluşları bünyesinde barındıran Global Lighthouse Network’üne kabul edilmesi oldu.
2024’te ciromuzu avro bazında yüzde 10 artırarak 2,2 milyar avro ciroyu aşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de 2023 yılına oranla daha yavaş bir büyümeye karşılık, uluslararası pazarlarda geçen yıl yaşadığımız daralmanın sona ererek özellikle ikinci yarıda büyümenin güçleneceği bir dönem beklentimiz var. Bir taraftan belirsiz küresel ortamda işimizi büyütmek, verimliliğini artırmak için çalışırken diğer taraftan da sürdürülebilirlik yol haritamızda emin adımlar ile yürümeye, teknolojiyi en etkin şekilde kullanmaya, tasarım ve inovasyon ile kuruluşlarımıza, ülkemize değer katmaya, istihdam yaratmaya devam edeceğiz.”
“ABD, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki etkinliğimizi daha da artırmayı amaçlıyoruz”
Bu yıl yaklaşık 800 milyon avro ihracata ulaşmayı öngördüklerini, bu dönemde Avrupa pazarlarında özellikle Almanya’daki daralma kendilerini olumsuz etkilerken, Orta Doğu ve Amerika’da pozitif iş sonuçları elde ettiklerini belirten Gümrah, “İçinde bulunduğumuz iş alanlarının hemen hemen hepsinde Türkiye’nin en büyük ihracatçısı konumumuzu koruyor, geliştiriyoruz. 2024 hedefimiz, 2023’te devreye aldığımız yatırımlar ile ihracat gelirlerimizi yüzde 15 büyütmek. Bu hedefi koyarken Avrupa’daki toparlanmaya ek olarak mevcut iş alanlarımızda farklı kanallara yayılarak, yeni müşterileri portföyümüze katarak büyümeyi planlıyoruz. 2023’te daha hareketli pazarlarımız olan ABD, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki etkinliğimizi daha da artırmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.
2023’te farklı iş kollarında kapasitelerini artırmaya, sürdürülebilirlikte enerji dönüşümüne ve teknolojiye yatırım yaptıklarını anlatan Gümrah, toplam 250 milyon avroyu aşan yatırım alanları arasında öne çıkanların, Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin Manisa’da açılışını yaptıkları 5. kağıt makinesi yatırımı ve Eczacıbaşı Yapı Gereçleri’nin Bozüyük’te açılışını yaptıkları seramik sağlık gereçleri işletmesi olduğunu bildirdi.
Gümrah, “Her iki tesis de ağırlıklı olarak ihracata yönelik ürünler üreterek ülke ekonomisinin gelişimini destekleyecek. Teknolojileri yüksek, enerji tüketimleri düşük yatırımlar ile de 350 kişilik bir istihdam yarattık.” dedi.
“2024 için yatırım bütçemize 500 milyon avro ayırdık”
Atalay Gümrah, büyüme yatırımlarına ek olarak, teknolojide altyapılarının güçlenmesi, dijital dönüşüm yol haritasının ilerlemesi, verinin daha etkin toplanıp değerlendirilmesi ve akıllı üretim sistemlerine yönelik önemli yatırımları olduğunu, son olarak da yeşil enerji dönüşümü kapsamında tesislerinde 20 megavat güneş paneli yatırımına ulaştıklarını anlattı.
2024 için yatırım bütçelerine 500 milyon avro ayırdıklarını belirten Gümrah, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki 5 yıllık dönem için ana iş kollarımızın hepsinde büyümeye yönelik yatırımlarımız devam edecek. 2024-2028 dönemi için Eczacıbaşı Topluluğu’nun işlerini geliştirmeye, büyütmeye ve iklim değişiminin etkilerini en aza indirmeye yönelik 2 milyar avroyu aşan bir yatırım planımız var. Bu dönemde yatırımlarımızda sağlık ve doğal kaynaklara daha büyük pay ayırdık. Yapı ürünleri ve tüketim ürünleri alanlarındaki faaliyetlerimiz, yatırım bütçelerinden büyüme potansiyelleri ölçüsünde pay alacaklar. Yatırımlarımızda yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyümeyi destekleyen hedeflerimiz olacak. Üretim yatırımlarına ek olarak, müşterilerimize daha iyi hizmet vermek için etkin olduğumuz pazarlarda tedarik zinciri ve depolama yatırımlarımızı da artıracağız.
Mevcut iş kollarımıza güçlü yatırımlar yaparken, bu iş kollarının iş modellerini zenginleştirecek yeni girişimleri büyüteceğiz. Topluluk içinde kurduğumuz iki dijital girişimden Evital ile uzaktan sağlık hizmeti verirken, Decoverse ile banyo yenilemesini kolaylaştıracak, çeşitlendirecek e-ticaret platformunu desteklemeye devam edeceğiz. Eczacıbaşı Momentum ile de startupları doğrudan veya yatırım fonları kanalı ile desteklemeyi, azınlık hisseleri almayı sürdüreceğiz. Sürdürülebilirlik yatırımlarımızın bütçelerimizdeki payı artacak, enerjide elektrik tüketimimizi yeşile çevirecek öz kullanıma yönelik enerji yatırımları, döngüsel ekonomi yatırımları, su-enerji ve malzeme tüketimimizi azaltacak kontrol sistemleri yatırımları da odağımızda olacak.”
“Sinerji veya dikey entegrasyon yaratabilecek alanlara yatırımı her zaman değerlendiriyoruz”
Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Gümrah, mevcut işlerinde öngördükleri yatırımlara ek olarak, 2022’de yaptıkları gibi, içinde bulundukları iş alanlarında büyüme hedeflerini destekleyecek şirket satın alımları ve ortaklıkları değerlendirmeye devam edeceklerini, yurt içinde olduğu kadar, yurt dışı pazarlarda da satın alma veya ortaklık kurma projelerini fırsatlar oluştukça mutlaka değerlendirdiklerini söyledi.
Gümrah, “Öncelikli hedefimiz, mevcut stratejik işlerimizi büyütmek, ölçek ekonomisini, uzmanlığımızı daha etkin kullanmak. Bununla beraber işlerimizde sinerji veya dikey entegrasyon yaratabilecek alanlara da yatırım yapmayı her zaman değerlendiriyoruz. Mevcut iş kollarımızda dijital teknolojinin daha ektin kullanıldığı yeni iş modellerine yaptığımız yatırımları da geliştirmeyi, çeşitlendirmeyi planlıyoruz. Bugün hiç içinde olmadığımız tamamen yeni alanlara yatırımların temel önceliğimiz olmayacağını söyleyebiliriz ancak bildiğimiz işlerde tüketicilerin davranışlarını, beklentilerini ve taleplerindeki değişimleri yakından izleyerek fırsat göreceğimiz yeni alanlarda işbirlikleri ile büyümekten de imtina etmeyeceğiz.” diye konuştu.
Orta Doğu ve Orta Asya bölgesindeki yatırım planları
Körfez’de bölgenin en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan’da seramik sağlık gereçleri ve endüstriyel mineral alanlarında ortaklık ve yatırım planları olduğunu anlatan Gümrah, Orta Doğu’da önemli değişimler olduğunu, bölgede daha etkin olmak için hem üretim hem de tedarik zinciri yatırımları planladıklarını söyledi.
Orta Asya ülkelerinden Kazakistan ve Özbekistan’da başta metalik maden sahalarını geliştirmek üzere çeşitli işbirliği ve yatırım fırsatları üzerinde çalıştıklarını ifade eden Gümrah, bu coğrafyalardaki zengin doğal kaynakların etkin kullanılmasına yönelik projeler geliştirmeyi planladıklarını bildirdi.
Gümrah, “Diğer yandan Fas’ta temizlik kağıtlarında mevcut yatırımımızı ilave yatırımlarla ve fırsatlar oluştukça satın almalar ile de Kuzey Afrika’da büyütmeyi, bu bölgeyi Afrika’da daha etkin olmak için bir üs olarak kullanmayı hedefliyoruz.” dedi.
Bu yatırımlar için bugünden somut bir rakam vermenin mümkün olmadığını vurgulayan Gümrah, yatırım rakamlarının, projelerin gelişimine ve ortaklık yapılarına bağlı olarak şekilleneceğini söyledi.
]]>