SEYFİ ÇELİKKAYA
Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta Mart ayına gelinmesine karşın yağışların istenilen düzeyde düşmemesi tarım sektörünü endişelendirmeye başladı. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, yağış olmaması halinde hem hububatta hem de baklagillerde yüzde 50, yüzde 60 kaybın olacağını söyledi. Yozgatlı çiftçilerden Mikail Avcı da, yağışların Mart ve Nisan aylarında da düşmemesi halinde çok zor durumda kalacaklarımı belirterek, “Mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış” dedi.
Yozgat’ta kış aylarındaki hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım sektöründe faaliyet gösterenleri endişelendiriyor. Hava sıcaklığını mevsim normallerinin üzerinde olması tarım alanlarında fare ve böcek popülasyonunu artırdı. Bölge çiftçisi bir taraftan tarımsal zararlılarla mücadele ederken diğer taraftan da beklediği yağışların düşmemesi halinde yaşayacağı sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinin hesabını yapıyor.
“BU AYDA BU TARLAYA GİRMEK ESKİDEN MÜMKÜN DEĞİLDİ”
Yozgat Merkez Divanlı Mahallesinden çiftçi Mikail Avcı, şunları söyledi:
“Bir sefer sürmüştüm ama hoşuma gitmedi, tekrar bir daha sürüyorum. Kuraklık had safhada, korkuyoruz ne kadar olsa da, kuraklık herhalde bizi perişan edecek. eçtiğimiz 5-6 yılda olduğu gibi, inşallah olmaz. Şubat ayı da yağsız geçti. Bu ayda bu tarlaya girmek eskiden mümkün değildi ama şimdi havalar çok sıcak geçti. Çok kuraklık geçiyor. Allah hayırlısını versin. Nisan ayında zaten yağış olmazsa bizim halimiz harap. Ne olacağı belli, mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış. Verim olmadıktan sonra mecbur batacağız. Habire küçülmeye devam. Korkuyoruz da endişe ediyoruz. Sonuç vahim, Allah hayırlısını versin, İnşallah olmaz ama çiftçi çok perişan bir duruma düşer. Allah yardım etsin. Şu kuru toprağa bu kadar parayı saçıp da geride üç beş kuruş ekmeğini, kazanabilen, kazanmayı bekleyen tek çalışan çiftçidir. Başka çalışan kesime bak, aylığını, aylığı gelir, maaşını alır ama çiftçi öyle değil. Çiftçi atar, saçıyor, saçıyor, Allah ne verirse alıyor, cebine koyuyor veya aldığını ödeyemiyor. Mesela geçtiğimiz yıllarda aldığım ürünü ödeyemediğim için ben çok küçüldüm. Hem traktörlerimi sattım hem araziyi küçülttüm. 2 bin dönümden 500 dönüme yakın araziye düştüm. 2 bin dönüm arazi işliyordum ama 500 dönüme, 400-500 dönüme geriledi. Allah hayırlısını versin. İnşallah geçtiğimiz 5-6 yıl gibi olmaz. Geçen yıl iyiydi ama tabii 5-6 yılın acısını da bir geçen sene çıkartmadı. Allah hayırlısını versin. Allah’a sığınıyoruz, sürüyoruz, ekeceğiz bakalım.”
“BAKLAGİLLERDE, BUĞDAYDA SIKINTI YAŞARIZ”
Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz de açıklamasında, şu görüşlere yer verdi:
“2023-2024 yılı güzün 11’inci ayda, 10’uncu ayda yağmurlarımız güzeldi. Özellikle hububatta, buğdayda, köklenmede hiçbir sıkıntımız yok ama bahar itibariyle yani Ocak- Şubat’ta kar yağmadı. Kar yağmadığından dolayı arazide bir su eksikliği var. Ekinde köklenmede bir sıkıntı yok. Mart ayı içerisinde, Nisan’da yağış devam ederse kuraklık olacağını düşünmüyorum. Ekimlerde sıkıntı olmaz, köklenmesi güzel ama Mart’ta, Nisan’da da yağış yağmazsa ister istemez ekinlerde, baklagillerde buğdayda bir sıkıntı yaşarız. Baklagilleri de yeni başladık ekmeye, işte mercimeklere girdi, nohutlar ekilmeye başlıyor. Memleketimiz tarım memleketi. Kuru tarımla iştigal eden bir memleket. Ondan dolayı da kar, yağmur olması gerekiyor ama 2024 yılında daha kar görmedik. Kış bitti, kar görmedik. İnşallah yağışlarla bunu kapatacağız. Pazar günü bir yağış gözüküyor. Pazar günkü yağıştan da gübre atan arkadaşlar inşallah yararlanır. Tabanda nem var, nohut köklenir, mercimek köklenir. Köklendikten sonra yapraklanma döneminde iyi bir yağmur yağarsa orada da sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Yağmazsa hem buğdayda hem baklagillerde yüzde 50- 60 kaybımız olacağını düşünüyorum. İnşallah bu korkulan olmaz, biz de bu riskten kurtuluruz.”
]]>
Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, seçim irtibat bürosunda vatandaşlarla buluşmaya devam ediyor. Önceki dönem Şanlıurfa Milletvekili Seydi Eyyüpoğlu, AK Parti Haliliye İlçe Başkanı Mustafa Bağmancı, Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu, Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak, teşkilat üyeleri ve vatandaşların ziyaret ettiği seçim bürosunda Başkan Canpolat, vatandaşlarla tek tek görüştü.
Vatandaşlar tarafından yoğun katılım sonucunda seçim bürosuna sığmadıklarını aktaran Mehmet Canpolat, “Geçmişte olduğu gibi bugünde yarında inşallah hep beraberiz, biriz bir olmak zorundayız. Çünkü ümmetin lideri Recep Tayyip Erdoğan ümmetin ve milletin partisi AK Parti bayrağı altında Haliliyeli hemşerilerimize hizmet etmenin gayreti içerisindeyiz. Her sandıkta ve seçimde hep beraber el ele Cumhurbaşkanımızın ve AK Parti’nin bayrağını en yüksekte tuttuk. Önümüzde bir seçim daha var. Yine vatandaşımızın önüne bir sandık iniyor. Çok güzel bir laf vardır, ‘Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmazmış.’ Allah’a hamd olsun hem hükümetimizin hem de belediyelerimizin başta büyükşehir olmak üzere tüm ilçe ve Haliliye’nin her noktada ve mahalle de yüzü de var izi de var. İnşallah bunlar sandıkta ak olarak çıkacaktır. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar neyle uğraşırlarsa uğraşsınlar havada balon cümleler kursalar dahi hizmetin ve icraatın partisi AK Parti’dir. Geçmişteki hizmetlerimiz gelecekteki hizmetlerimizin teminatıdır. Bu topluluk Haliliye’de olmak üzere ne varsa ne yoksa yıkıp geçecek bir topluluktur. Ne güzel demiş şair, ‘Minareler süngü kubbeler miğfer camiler kışlamız müminler asker bu ilahi ordu dinimi bekler Allahü ekber, Allahü ekber’ demiştir. Eminim ki, sandıklar da yine Şanlıurfa’dan Haliliye’den rekor bir oy ile sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Siz hazırsınız bir kararlıyız, gazabımız şimdiden mübarek olsun” dedi.
Önceki dönem Şanlıurfa Milletvekili Seydi Eyyüpoğlu da, “Millete hizmet eden Allah’ın yanında da en makbul insan sayılır. Onun için Allah şahit Mehmet Canpolat’ı seviyorum. Niye seviyorum, çünkü Canpolat ilçe başkanlığından şimdiye kadar siyasette hizmette hevesli olduğu için seviyorum. Değerli hemşerilerim Mehmet Canpolat tecrübesini aldı, hizmetlerin nasıl yapılacağını çok iyi öğrendi. O yüzden ben usta başkan diyeceğim. Gerçekten de ustalığının diplomasını aldı. 6 ay önce de bir seçim geçirdik, Urfa’nın hemen hemen bütün ilçelerini dolaştık. Haliliye’den tek bir şikayet duymadım. İnşallah daha iyi yerlerde de Allah bizlere nasip eder görürüz. Siyaset lafla olmaz, insanoğlu birine dayanmazsa, bel bağlamazsa o insanın cesareti de olmaz bir şey de yapamaz. Ama burada dağ gibi dünyanın lideri arkamızda ve iktidar arkamızda hizmet buradadır. Hemşerilerimden ricam Haliliye’yi havaya uçurmamız lazım” diye konuştu.
Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak ise, “Biz Siverek’ten Canpolat’a destek vermek için bugün buradayız. Çünkü Canpolat’a her şeyiyle kefiliz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle tekrar aday gösterildi. Mimar Sinan’ın bir sözü vardır, camileri tarif ederken şu benim eserim, bu benim eserim dermiş. Şimdi Canpolat’ın ustalık dönemini göreceğiz inşallah. Gerçekten inanıyorum ki, önümüzdeki ustalık döneminde hakkıyla tahminlerin ötesinde bir hizmet, hizmetlerin altına da kendi imzasını atacak ve kalıcı eserler bırakacaktır. İlerisi için çocuklarımıza göstereceğimiz güzel şeyleri yapacak. Bunun mimarı olarak görüyorum, şimdiden Canpolat’a başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Canpolat, seçim bürosundaki vatandaşlarla sohbet etti. – ŞANLIURFA
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Arnavutköy’de düzenlenen mitingde; isim vermeden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’a yönelik “Bugünden söylüyorum, ‘İmamoğlu demişti’ derseniz. Şu anda bu acemi adayın fotoğrafından daha çok başkasının fotoğrafı var İstanbul’da; biliyorsunuz, değil mi? Onun kim olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Bak, sabredemeyecek. Ben söylüyorum, sabredemeyecek. Bir-iki hafta sonra sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe gezip vallahi de billahi de miting yapmaya başlayacak. Her gün illa beni diline dolayacak. Seçildiğim günden beri, bu göreve geldiğim günden beri hep söyledim. İnanın, her gece beni rüyasında görüyor” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte bugün Cumhuriyet Meydanı’nda halk buluşması düzenledi. İmamoğlu konuşmaya başladığı sırada, AKP’nin seçim kampanyası aracı yüksek sesle müzik çalarak alanda tur attı. Olaya tepki gösteren İmamoğlu, “Arada buradan miting olduğunu bile bile müzik çalıp geçen arabalar var, olsun. Şimdi toplumdaki saygıyı, sevgiyi artıracak şey, yöneticilerin tavrıdır. Yöneticilerin tavrı güzel ahlak, güzel bir iyi davranış; ailelere, çocuklara, gençlere huzur verir. Üzüldüğüm ne, biliyor musunuz? Akılları o kadar gitmiş ki, bu hareketi yaparak oy kazanacağını zannediyor. Benim memleketimin vicdanlı insanı var ya, benim memleketimin adaletli insanı, bu yapılanın ahlak dışı olduğunu bilir ve ona oy vermez. Göreceksiniz, vermeyecek. Bizim insanımız ahlaklı, adaletli, vicdanlı insanı sever. Vicdanı, ahlaklı olmayana bu millet evlatlarını emanet etmez, etmeyecek. Onun için Allah onlara akıl versin. Ne diyeyim? Allah onları ıslah etsin” dedi.
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAĞITIYORUZ, SENİN GİBİ BİR AVUÇ İNSANA DEĞİL”
Yaptıkları hizmetlerle milletin parasını millete dağıttıklarını ve dağıtmaya devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı meydandan bana sormuştu. ‘Sen kimin parasını, kime dağıtıyorsun’ demişti. Milletin parasını millete dağıtıyoruz, senin gibi bir avuç insana değil. Biz bu şehirde halkçı belediyeciliğin, vatandaşını düşünen belediyeciliğin en iyi örneklerini vermeye devam ediyoruz. Biz su gibi şeffaf bir İstanbul Belediyesi yönetiyoruz. ‘İstanbul Belediyesi halka aittir’ düşüncesini ilk kez bu topraklara biz yerleştirdik. Bu şehrin belediyesi, her daim yaptığı her işle ilgili vatandaşına hesap verdi, vermeye devam edecek. Her gün bu kardeşiniz çarşıda, pazarda, sokakta, şantiyelerde vatandaşın arasında, onlarla birlikte bu şehri yönetiyor. Her zaman vatandaşıyla dertleşen, dertlenen bir yönetim olduk. Onların ihtiyaçlarını anladık. Ortak akılla torpilli değil; liyakatli, milletin evlatlarıyla belediyeyi yönetiyoruz. Bu şeffaflık, -şunu söyleyeyim- eğer devletin her kurumunda olsaydı şu anda bu memleket, üç haneli enflasyona gömülmezdi. Şu anda bu memleket, dünyanın en yüksek enflasyonuna maruz kalmazdı. Şu anda bu memleketin parası pul olmazdı. Yoksullukla mücadele etmezdi ama bunlar liyakati, toplumun o güzel evlatlarını makamlardan uzaklaştırıp torpilli, eş, dost, akraba, oğlum, kızım, damadım dedikleri için, bir aileden torpilli 10-15 kişiyi makamlara yerleştirdikleri için bugün bu ülke bu durumda. Onun için biz liyakatli, milletin yetenekli evlatlarıyla bu ülkenin kurumlarını yönetmeye, başta İstanbul olmak üzere Tekin kardeşimle Arnavutköy’de de devam edeceğiz. Arnavutköy’de Tekin Başkan tarih yazacak.
“BEYLİKDÜZÜ’NÜ AK PARTİ’DEN ALDIĞIM GÜNDEN BERİ BENİ MİMLEDİLER”
10 yıl önce AK Parti’nin tek kaybettiği ilçe Beylikdüzü’ydü. Seçimi aldım, o günden beri beni mimlediler. Her işimi engellemeye çalıştılar. O günden beri o ilçede başladığım ahlakla büyükşehirde devam ediyorum. İstanbul’un rantını 16 milyon insanımıza dağıtmaya devam ediyorum. O yüzden beni buralardan uzak tutmaya çalışıyorlar. O yüzden istiyorlar ki, Ekrem İmamoğlu 16 milyona bu rantı dağıtmasın, bir avuç insan yararlansın ama biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bu millet uyandı. Bakın, karşılarına duvar gibi dikilince, cesur bir biçimde sürece dair fikirlerimizi söyleyince bunlar türlü oyunlarla güya beni yıldırmaya çalışıyorlar. Ben söyledim. Daha önce de söyledim. Bu kardeşiniz yılmaz, yıldırır. Siz yılacaksınız. En son şu davet meselesini gördünüz, değil mi? ya Allah aşkına, bir insan bu toplumda… Bizim örf adetimizde, kültürümüzde, inancımızda davet etmek makbuldür. Davete icabet etmek adettir, geleneğimizdir, ahlaktır, centilmenliktir. ‘Vay efendim Ekrem İmamoğlu’nu kim davet etti? O mu davet etti, bu mu davet etti?’ Davetiye bir ateş topuna döndü, ellerini yakıyor. Herkes kaçıyor davetiyeden. Yahu siz beni nereye davet ettiğiniz zannediyorsunuz ya da etmediğinizi? Bu millet, bu tarzınızın cevabını size verecek. Bunların aklı gitmiş. Şaka gibiler. Bunlar normal değil. Bunların aklı başında değil. Allah bunların hepsine Allah akıl versin.
“TAM ACEMİ BİR ADAY KOYMUŞLAR”
Bir de İstanbul’a, yani dünyanın en güzel şehrine, dünyanın en tarihi eski kadim kentine acemi bir aday koymuşlar. Bunlar kalkmışlar, ‘Efendim davet aşağı davet yukarı…’ Yahu sen önce git, bir siteyi bile yapamadığın Maltepe’de -daha dün gösteri yapıyorlar- insanlara evini teslim edemedin. 5 yılda bir site büyüklüğündeki yeri bitiremedin. Yok davet verildi, verilmedi. Tam acemi. Niye biliyor musunuz acemi? Bunlar, sadece verilen talimatı yerine getirdiler. Sadece o ne diyor? O diyor ki, ‘buyruğum’ diyor, ’emrettim’ diyor. Onlar ne diyor? ‘Tensipleriyle.’ Allah esirgesin, burada bir yangın çıktı. Bir yetkilisi çıktı televizyonda, ne dedi, hatırlayın. ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın tensipleriyle itfaiye yangını söndürmeye gitti’ dedi ya. Bunlara vallahi Allah akıl versin. İtfaiye birinin talimatıyla yangın söndürmeye gider mi? Bir yerde yangın çıkmışsa oraya itfaiye koşa koşa gider. Görevi bu. Bunların aklı, nevri dönmüş. Allah yardımcıları olsun.
“ACEMİ ADAYIN FOTOĞRAFINDAN ÇOK BAŞKASININ FOTOĞRAFI VAR”
Bunlar artık proje anlatacak durumda değiller. Projeleriyle insanlarını mutlu edecek durumda değiller. Onun için varsa yoksa polemik. Bunlar boş işlerin peşinde olsunlar. Biz arada sırada laflarını da duymuyor değiliz. ‘Ekrem İmamoğlu deprem bölgesine koştu’ dedi mi? E vallahi doğru söyledi. ‘Projelerinin yüzde 87’sini yaptı’ dedi mi? E vallahi doğru söyledi. Zaten kampanya döneminde iki doğruyu söyledi, o da bunlar. Hayal kırıklığı. Bugünden söylüyorum, ‘İmamoğlu demişti’ derseniz. Şu anda bu acemi adayın fotoğrafından daha çok başkasının fotoğrafı var İstanbul’da; biliyorsunuz, değil mi? Onun kim olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Bak, sabredemeyecek. Ben söylüyorum, sabredemeyecek. Bir iki hafta sonra sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe gezip vallahi de billahi de miting yapmaya başlayacak. Her gün illa beni diline dolayacak. Seçildiğim günden beri, bu göreve geldiğim günden beri hep söyledim. İnanın, her gece beni rüyasında görüyor. Vallahi beni rüyasında görüyor.
“TOPBAŞ’I ‘METAL YORGUNU’ İLAN EDEN SİZ DEĞİL MİSİNİZ”
İnsanları da aldatıyorlar. Bugün demiş ki Sayın Cumhurbaşkanı, benden önce rahmetli Kadir Topbaş İstanbul’a güzel bir çehre kazandırmış, ondan sonra da ben gelmişim, kazandıramamışım. Yahu insan da biraz ar olur. Rahmetli Topbaş’a, 5 imar dosyasına imza atmadı diye onu ‘metal yorgunu’ diye ilan edip, hayatı ona zindan edip mecburen görevi bıraktıran siz değil misiniz? Allah’tan utanın, korkun. Bunu söyleyeceksin, şimdi ‘rahmetli Topbaş’ diye anacaksın. Ben size söyleyeyim mi? Kendi partilileri bile bu söylediklerinden sonra başını öne eğip ne diyordur içinden, biliyor musun? ‘Senin yüzünden görevden gitti.’ Allah rahmet eylesin. Bu şekilde her şeyi kendi lehlerine döndürüp ne yazık ki yanlışla, yalanla konuları evirip çevirip kullanmaya bunlar hazır insanlar. Adamcağız üzüntüden birkaç sene sonra vefat etti. Söyleyeyim. Maşallah bunlar, kurtla yiyip çobanla ağlayan insanlar.
“RAHMETLİ ERBAKAN’A YAPMADIĞINI BIRAKMADI”
Bir şey daha hatırlatacağım. Rahmetli Necmettin Erbakan’a yapmadığını bırakmadı. Ben buna da değineceğim. Niye? Bugüne dair özel bir durum var. Ne demişti onu siyasete kazandıran kişiye, ‘Yaş 70, işi bitmiş’ demişti. Bugün kendisi 70 yaşına girdi. Ben öyle bir şey demeyeceğim. Doğum gününü tebrik ederim. ‘Allah sağlık versin, uzun ömür versin’ derim. Başka bir şey demem ama vatandaşı tehdit etmeyi bırakacaksın. Ne diyor insanlara? Bugün milleti oyla tehdit ediyor. ‘İstanbul’da bize oy vermediniz, ben onu engelledim’ diyor bugün. Engellediğini de itiraf ediyor. Diyor ki, ‘Murat Kurum gelirse işlerde aksama olmayacak’ diyor. Açıkça beni engellediğini itiraf ediyor. Allah aşkına, televizyonlara çıkıp başkanları diyordu ya ‘Engelleme yok.’ Bak, Sayın Cumhurbaşkanı söylüyor engellediğini. Bakalım bundan sonra ne yapacaksınız?
“BU MİLLETİ TEHDİT ETMEYE KALKMA”
Bir şey söyleyeyim. Bu millet tehdide kulak verseydi seçimi iptal ettikten sonra 13 bin 600 oyu, 806 bine çıkarmazdı. İkinci turda 806 bin oy alınca ortadan 3-4 gün kayboldu, hatırlayın. Tehditten sinen bir millet olsaydı bu millet, bir silahlı darbeciye karşı sokağa dökülmezdi. Sen bu milletin ne olduğunu bilmiyorsun. Onun için bu milleti tehdit etmeye kalkma. Bu millet sana cevabını verecek. Bu millet, önümüzdeki seçimde size öyle bir ders verecek ki, size gerçek sorumluluğunuzu hatırlatacak. 1 Nisan’dan sonra eliniz ayağınıza dolanacak. Bir an önce ekonomiyi düzeltmek için gece gündüz çalışmaya başlayacaksınız. Emeklilerin maaşını artırmak için uğraşacaksınız. Zam yapmamak için uğraşacaksınız. Bu millet size işinizin gücünüzün Ekrem İmamoğlu olmadığını; işinizin gücünüzün bu memleketin ekonomisi, emeklinin maaşı, asgari ücretin artması, pahalılığın bitmesi olduğunu 31 Mart’ta hatırlatacak.
“ONLARIN YAPAMADIĞININ İKİ KATINI YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Hazırlığımız tam. Projelerimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Onların yapamadığının iki katını yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Sizlerden elbette destek istiyoruz. Elbette Büyükşehir Belediye Başkanlığı oylarınızı istiyoruz. Özellikle Tekin Başkan’a Arnavutköy’de destek istiyoruz. Tekin Başkan’a Arnavutköy’de oy vermeye hazır mıyız? Arnavutköy’de, Meclis’te bizim listemizi destekleye hazır mıyız? İstanbul Gönüllüleri’ne üye olmaya, birlikte çalışmaya, sandıkta görev almaya, sandıkları güvende tutmaya, hep birlikte çalışmaya, milletçe demokrasi zaferi için uğraşmaya ve milletçe kazanmaya hazır mıyız? Hep beraber bu milletin İstanbul İttifakı’nı kurduğunu, bir vicdan ittifakı oluşturduğunu hak, hukuk mücadelesi verdiğini, hep birlikte tekrar göstereceğiz. Sizleri çok seviyorum. Sizlerle birlikte israfı bitirdiğimiz, hizmeti getirdiğimiz dönemin uzun yıllar bu şehirde var olacağını biliyoruz. Halkçı belediyenin var olacağını biliyoruz. Yeni nesil siyasetin, o güzel dilin Arnavutköy’deki temsilcisini bütün Türkiye’ye siz tanıtacaksınız. Ona destek vereceksiniz. Tekin Başkan’la birlikte Arnavutköy’de, hep birlikte İstanbul’da başarılı olacağız. Hep birlikte var gücümüzle ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Her şey çok güzel olacak.”
]]>Eşi felç geçirince ona bakmak için 7 ay kalan emekliliğinden vazgeçti
Hakan Ünsal: “Ona gözüm gibi bakıyorum, ölene kadar benim bebeğim o”
Gülay Ünsal: “Eşimden çok memnunum, Allah ondan razı olsun”
ESKİŞEHİR – Eskişehir’de yaşayan Gülay Ünsal’ın 2010 yılında beyinden pıhtı atması sonucunda felç geçirmesi nedeniyle eşi Hakan Ünsal, 7 ay kalan emekliliğinden vazgeçerek işini bıraktığı günden bu yana hanımına gözü gibi bakıyor.
58 yaşındaki Hakan Ünsal, 2007 yılından beri evli olduğu 45 yaşındaki eşi Gülay Ünsal’ı geçirdikleri tüm zorluklara rağmen bırakmıyor. 2010 yılında beyinden pıhtı atması sonucunda felç geçiren ardından bacağı kesilen eşine gözü gibi bakan Ünsal, eşinin her şeyiyle kendi başına ilgileniyor. Çalıştığı dönemlerde emekliliğine 7 ay kaldığını ancak eşinin hastalanması üzerine işini bıraktığını belirten Ünsal, eşinin zamanında yaptığı fedakarlıkları unutamadığını ondan dolayı biran olsun yanından ayrılmadığını ifade etti. Vefalı koca, seven insanlar için bu tarz işlerin karşılıklı olduğuna vurgu yapan yaparken, eşinden çok memnun olduğunu dile getiren Gülay Ünsal ise ‘Hem ondan hem de ailesinden Allah razı olsun’ dedi.
“Ona gözüm gibi bakıyorum, ölene kadar benim bebeğim o”
Felç geçiren eşi Gülay Ünsal’a 13 yıldır gözü gibi bakan Hakan Ünsal, “2007’den beri evliyiz. Eşim 2010’da beyinden pıhtı atmasından dolayı felç geçirdi ve bunu müteakip bacakta morarma olduğu için kangren olmasın diye diz kapağının üstünden kestiler. İlaçlarıyla, iğnesiyle, kan sulandırıcısıyla, hastaneye gidiş gelişleriyle, gezdirmeyle, yemekleriyle, her şeyiyle ben ilgileniyorum. Daha önce çalışıyordum, hanım böyle olunca bıraktım. Emekliliğime 7 ay vardı, emekli olamadım. Öyle bekliyor hala. Öğlene kadar evdeyiz, öğleden sonra da dışarlara gezmeye gidiyoruz. İşimiz varsa hastaneye gidiyoruz. O bana zamanında çok yardımcı oldu, çok kol kanat gerdi. Ben de bırakmak istemedim. Evet, karımı çok seviyorum. Geçimimiz için bize yardımcı oluyorlar, destekliyorlar. Bana evde bakım parası, karıma da engelli parası veriyorlar. Onunla geçinmeye çalışıyoruz. Sadece bez ve ilaç parasında zorluk çekiyoruz. Seven insanlar için bu iş karşılıklı. İnsanlar seviyorlarsa birbirlerine katlanacaklar. Tamam bazen kavgalar oluyor. Biz şimdi de kavga ediyoruz. Geceleri uyumuyor, uykusuzluk çekiyor. Beni uyutmuyor, çok zorlanıyorum. Bazen atışıyoruz ama yine de ben bırakmam. Ona gözüm gibi bakıyorum, ölene kadar benim bebeğim o” şeklinde konuştu.
“Eşimden çok memnunum, Allah ondan razı olsun”
Başından geçen süreci anlatan Gülay Ünsal ise şunları söyledi:
“Bayıldım, beynime pıhtı akmış. Düştüm, bir daha da kalkamadım. Eşimden çok memnunum, Allah ondan razı olsun. Annesinden de Allah razı olsun, iyi doğurmuş bana bakıyor. Onu beni sevdiği kadar seviyorum. Durunca çok sıkılıyorum, hastalık daha da çoğalıyor. Ben gezmeyi seven insanım. Eskiden sağlamken de seven insandım, şimdi de aynıyım.”
]]>Erbaş, Gümüşhane’de Kemaliye Camisi’nde “Sabah Namazı Buluşması” programında namaz kıldırdı.
Berat Gecesi’nin mübarek olmasını dileyen Erbaş, “Bugün, berat gününün sabahındayız. Rabb’im tövbe istiğfarlarımızı, zikrimizi, tesbihatlarımızı kabul eylesin inşallah. Öyle güzel bir andayız ki yerde ve göktekilerin Allah’ı tespih ettiği bir andayız.” diye konuştu.
Her canlının Allah’ı tespih ettiğini dile getiren Erbaş, “İnşallah bizim de dilimizden Rabb’imizi zikir eksik olmaz. Bunu namazla, abdestle, oruçla ve diğer ibadetlerle ömrümüzün sonuna kadar, son nefesimize kadar yapmak hepimize nasip olur inşallah.” ifadesini kullandı.
Erbaş, nefis terbiyesinin önemine işaret ederek, “Nefsini kötülüklerden arındırmayı, nefis eğitiminden geçerek son nefesine kadar Allah’ın rızasına uygun yaşamayı Allah hepimize nasip eylesin.” dedi.
Hazreti Muhammed’in bir hadisi şerifinde, “Kıyamet günü hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda Allah’ın arşının gölgesi altında gölgelenecek 7 sınıf insan vardır, bunlardan birisi de kalbi camilere bağlı müminlerdir.” buyurduğunu anlatan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah hepimiz onlardan, o müminlerden oluruz. Bir de ‘Neşeyi ve huzuru camilerde bulan gençler’ buyuruyor. Gençleri görüyorum aranızda, Allah sizden razı olsun. Gönlümüz ister ki o gençlerden daha çok olsun camilerimizde. Her birimiz gençlerimizi, çocuklarımızı yanımızda getirelim camiye. Onlara sevdirelim, azarlayarak değil nasihat ederek, müjdeleyerek, efendimizin usulüne uygun bir şekilde, ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.’ hadisi şerifine uygun bir şekilde. Buna ihtiyacımız var.”
Erbaş, imanlı, inançlı, ibadetli gençlere ihtiyaç olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Geleceğimizi onlara emanet edeceğiz. İnanç ve ibadeti birbirinden ayırmak mümkün mü? İbadetten yoksun inanç neye yarar? Amelden yoksun inanç neye yarar? Bunun için gençlerimizi, çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmeye gayret edelim, onlara dua edelim.”
Hazreti Muhammed’in, “Namaz gözümün nurudur.” dediğini ifade eden Erbaş, “Peygamber efendimizin vefat etmeden önce söylediği son sözler, ‘namaz, namaz, namaz’ olmuştur. Onun için şunu özellikle istirham ediyorum, çocuklarımız evlerimizde bizlerin namaz kıldığımızı göre göre büyüsün. Allah hepimize nasip eylesin.” diye konuştu.
Erbaş, duaya ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim duaya ihtiyacımız var. Yeryüzünde mazlum, mağdur, Gazze’de, Filistin’de mazlum kardeşlerimiz var, onların duaya ihtiyacı var. Zalim İsrail, işgalci katil İsrail masum demeden, bebek demeden, kadın, çocuk, yaşlı demeden bombalarla dünyanın gözü önünde insanları katlediyor. Elimizden geleni elimizle, dilimizden geleni dilimizle, kalbimizden yapabildiğimizi kalbimizle yapmamız lazım. ‘Bu da imanın en zayıf hali’ buyuruyor Peygamber efendimiz, onu da mı yapmayalım?”
Yardımların önemine dikkati çeken Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Elimizle neler yapıyoruz? Yardımlar gönderiyoruz. Oradaki insanların bir dilim ekmeğe, bir bardak suya, bir yudum suya ihtiyacı var. Eğer müminler, Müslümanlar bunu dahi göndermezlerse cenabıhakka nasıl hesap vereceğiz? Bütün İslam alemi olarak söylüyorum ve Müslümanların birleşmesini, elleriyle yapmamız gerekeni ellerimizle bütün Müslümanlar olarak önce yapmamız gerektiğini söylüyorum sonra dilimizle ve dualarımızla. Şu anda biz dualarımızı yapabiliyoruz berat sabahında.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sancaktepe Buluşmasında yaptığı konuşmasında, “Ben, 2019’daki rakibim, Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, biraz sıkıntı çekecek dedim, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok. Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu da sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy’ün ardından günün ikinci halk buluşmasını, komşu ilçe Sancaktepe’de yaptı. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ile birlikte esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. Abdurrahman Gazi Mahallesi’ndeki Samandıra Saat Kulesi çevresindeki esnafla ve vatandaşlarla bir araya gelen İmamoğlu ve Yeğin, yurttaşların ilgi odağı oldu. Bir çay ocağı önünde soluklanan İmamoğlu, çevrede bulunan vatandaşların sorunlarını dinleyip, taleplerini aldı.
İmamoğlu, börekçi esnafın isteğini kırmadı ve Kastamonu kır pidesi servisi yaptı. Yoğun ilgi altında esnafı gezen İmamoğlu, saat kulesinin bulunduğu meydana konumlanan DEVA, CHP, AKP, İYİ Parti ve Saadet Partisi stantlarını da ziyaret edip, başarı dileklerini iletti.
İMAMOĞLU’NDAN AK PARTİLİLERE: “1 NİSAN’DAHEPİMİZ KOMŞUYUZ, HEPİMİZ ARKADAŞIZ”
AK Parti standındaki partililer ile İmamoğlu arasında ilginç bir, “üye” diyaloğu yaşandı. AK Parti Sancaktepe Gençlik Kolları Başkanı Emrah Albayrak, İmamoğlu’na seçim broşürlerini verirken, bir başka partili de İBB Başkanı’na, “Başkanım, üye yapabiliriz istiyorsanız” teklifinde bulundu. İmamoğlu’nun AK Parti üyesi vatandaşa yanıtı, “Beni mi üye yapacaksınız? Ne kadar istiyorsunuz beni ya” oldu. Bu sözlerin sonunda AK Partili vatandaşa sarılan İmamoğlu, “Her şey ötesinde sulh içinde, barış içinde bir seçim ortamı olsun. Kimsenin burnu kanamasın, kimsenin gönlü kırılmasın. Fikirler yarışsın. İnsanlar birbirinin hakkında eleştiri yapabilir, döneri yapabilir. Ama günün sonunda, 1 Nisan’da hepimiz komşuyuz, hepimiz arkadaşız, hepimiz akrabayız. Aynı ailede farklı oylar veren insanlar var. Onun için herkesi Allah yardımcısı olsun. Allah utandırmasın” temennisinde bulun
AKP’Lİ VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “AK PARTİ’YE OY VERİYORUM. KIZIM SİZİ ÇOK SEVİYOR”
Esnaf ziyareti sırasında İmamoğlu’yla selamlaşan bir vatandaş, “Başkan, AK Parti’ye oy veriyorum. Kızım sizi çok seviyor, dersaneden geliyor. Resim çekilecekmiş seninle” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Tamam, tamam. Daha buradayım. 10 dakikaya gelir mi” oldu. Vatandaş da İmamoğlu’na, “3 dakikaya burada inşallah” şeklinde karşılık verdi. Vatandaşın kızı, 8. sınıf öğrencisi Yağmur, esnaf ziyareti sırasında yakaladığı İmamoğlu’na sarıldı. Yağmur’la fotoğraf çektiren İmamoğlu, yardımcılarından genç öğrenciye İBB kitaplarından bir seçki ulaştırmaları talimatını verdi ve “Çok güzel bir liseye gir, sonra çok güzel bir üniversite oku. İleride belki İstanbul’u sen yönetirsin” temennisinde bulundu.
SANCAKTEPE’DE İMAMOĞLU COŞKUSU
Yaklaşık 2 saat boyunca esnafı gezen ve vatandaşlarla sıcak sohbetler gerçekleştiren İmamoğlu ve Yeğin, “Sancaktepe Sarıgazi Halk Buluşması”nda coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Vatandaşlar, seçim otobüsünün arkasında kalan bölümü de doldurarak, İmamoğlu ve Yeğin’e sevgi gösterilerinde bulundu. Halk buluşmasında İmamoğlu ve Yeğin’e, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile CHP milletvekilleri Suat Özçağdaş, Ali Gökçek de eşlik etti.
İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:
“HİÇ DAVET EDİLMEDİM BİLİYOR MUSUNUZ İSTANBUL’DAKİ TÖRENLERİNE: Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığımda, beş senede ilçemde bir kez bile Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görmedim. Allah şahit, görmedim. İki-üç defa gelmişse de beni davet etmediler. Ben, bu beş yıl içerisinde her ilçeye 20 defa, 15 defa, 30 defa gittim. Hem gittim hem de seçilen belediye başkanına demokrasi gereği saygı gösterdim. Nereye gidiyorsam davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Ben bu açılışlara giderken ya da temel atmalara giderken, Allah aşkına bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Onun için, her defasında davet ettim. Belki bir-iki defa gelmiş olabilir Sayın Belediye Başkanı. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz İstanbul’daki törenlerine. Hatta parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim.
ŞİKAYET EDİNCE; SİRKECİ-KAZLIÇEŞME RAYLI SİSTEMLER AÇILIŞINA ULAŞTIRMA BAKANI TARAFINDAN DAVET EDİLDİM: Ben bu şikayeti sıklıkla yaptım ya hani; son günlerinde akılları başına geldi diyeceğim. Bu sefer beni ilk kez; Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildim. Vallahi teşekkür ediyorum kendisine. Peki şimdi ben ne yapacağım? Pazartesi oraya gideceğim. Pazartesi niye gideceğim biliyor musunuz? Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim o açılışa: O bakanlık, o makamlar; onlar kadar benim kardeşim, benim. Benim makamım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım.
MİLLETİN EVLATLARIYLA İSTANBUL’U YÖNETİYORUZ: Eğer sen dürüstsen, sen aklı ve bilimi masandan ayırmıyorsan, iyi insansan… Benim anneciğimin güzel bir duası var. Bana diyor ki benim annem, ‘Uşağım, Allah’ım seni güzel insanlarla buluştursun.’ Bütün evlatlar, güzel insanlarla buluşsun. Benim annemin duası, Allah’ıma şükür hep karşıma geliyor. Ben iyi insanlarla buluşup, onlarla yürüyorum. Onlar benim önüme düzgün işler getiriyor. Milletin evlatlarıyla İstanbul’u yönetiyoruz. O milletin evlatları dediğim ne biliyor musunuz? O milletin evlatları dediğim, sizin evlatlarınız. Benim eşim dostum değil, akrabam değil. Vallahi damadın da değil, oğlum da değil, kızım da değil. Milletin evlatları, milletin. Çünkü benim makamım, milletin makamı. Milletin bana emaneti olan makam.
BEŞ YIL BOYUNCA, SABAH KALKTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’, AKŞAM YATTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’: Açık söyleyeyim; ben bu seçimde daha güçlü bir yarış beklerdim. Daha güçlü bir performans beklerdim. Ama ne yazık ki olmuyor. Hatırlayın. Bunlara ben ne demiştim? 2019’u hatırlayın. İlk seçimi kazandık mı? Ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar değil mi? O dönemde, 18 gün İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki, ‘Bunları 18 günde çıldırttım. Beş yılda, size söz, bunları deli edeceğim’ demiştim, deli. ve ne oldu biliyor musunuz? Dediğim oldu. Vallahi billahi dediğim oldu. Adamlar, beş yıl boyunca, sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok, sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesi… Muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Vallahi öyle. Muhtemelen rüyasına da giriyorum. Yahu nedir benimle derdiniz? Ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya çalışan, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki, yok birbirimizden farkımız. Yok.
RAKİBİM ŞİMDİDEN BİRTAKIM İFTİRALAR UYDURMAYA BAŞLAMIŞ: Bugün Sancaktepe’de beraber gezerken, Alper Başkanımla birlikte gittik, AK Parti standına uğradık. Oradaki de benim hemşehrim. O da benim komşum. ya belki akrabam. Hepimizin akrabaları da başka partiye oy veriyor. Bu partiye veriyor. O partiye veriyor. Yahu niye ayrıştıracağım? Gittim, ellerini sıktım. Oradaki hemşehrim dedi ki, ‘Gel seni üye yapalım.’ Dedim, ‘Ya beni ne kadar seviyorsunuz. Allah razı olsun sizden’ dedim. Şimdi bunu niye anlattım? Bizim yüreğimiz bu kadar zengin. Ama söyleyeyim; Ben, 2019’daki rakibim, -kulakları çınlasın- Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, dedim yani biraz sıkıntı çekecek, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı, söyleyeyim. Açık ve net. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Yaptılar ya bunu. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok.
BUNLAR DAHA AZITACAKLAR, BİLİYORUM: Ben size bir şey daha diyeyim mi? Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı, onun için. Daha başka bir şey söyleyeyim. Çünkü bunlar, daha azıtacaklar biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. Daha ilerisine gideyim. İnanç, Allah’la kul arasında. Yaradan, bize öyle güzel bir din vermiş ki, kimse kimsenin inancını ölçemez. Kimse kimsenin inancını yorumlayamaz bile. Benimle Yaradan arasında. Ben, bir tek Yaradan’a sığınırım. Ben, bir tek Yaradan’a sığınır, bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu, anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Dolayısıyla, bu kötü sözlere inanmayın. Bu kötü sözlerle muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin.
NE DEMİŞTİ SAYIN CUMHURBAŞKANI? BİNALİ Mİ, SİSİ Mİ: Niye ilgilenmeyin biliyor musunuz? Bunlar, U dönüşünü seviyorlar. Hatırlıyor musunuz, 2019’da ne olmuştu? Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı? Hatırlıyor musunuz? ‘Binali mi, Sisi mi?’ Güya Sisi, ben. ya 14 Şubat’ta, hem de Sevgililer Günü’nde, gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek, söyleyeyim. Herhalde Öyle düşünüyorum. Öyle değil mi? Şimdi bakın, işin şakası bir yana, bu işin, bu dilin, bu siyasetin bu milletin gündeminde yeri yok. Ha şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse, ben onu İstanbul’da ağırlarım, Bu arada şunu söyleyeyim: Bu şehir, bu güzel İstanbul, bu güzel memleket, bu güzel devlet, bu güzel millet bu tavrı, bu ikircikli konuşmaları hak etmiyor. Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerimin, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor.
BİZ BUNLARA PABUÇ BIRAKMAYIZ KARDEŞİM: Neyi hak ediyor? Kütüphaneyi hak ediyor. Neyi hak ediyor? Metroyu hak ediyor. Niye hak ediyor? Yeşil alanı hak ediyor? Yurdu, bursu, kursu, ders atölyelerini hak ediyor. Daha güzel yeşil alanları, kent meydanlarını, daha kaliteli yaşamı hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor. Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın. İşinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı, hemen başka problemleri yaratmaya çalışırlar. İnsanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim; biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz.”
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Adana’da Çukurova, Seyhan ve Sarıçam ilçelerinde yapımı tamamlanan bin 589 konutun kurası çekildi. ‘Deprem Konutlarının Kura Çekilişi Töreni’ Yüreğir Kültür Merkezi’nde düzenlendi.
“Cennet gibi bir vatana sahibiz”
Depremde hayatını kaybedenler için Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, 1 ay içerisinde deprem bölgesinde teslim edilecek konut sayısının 75 bin olacağını anlatarak, “Öncelikle başımız sağ olsun. Ölenlere Allah rahmet eylesin. Bin yıllık Anadolu medeniyetini kurduğumuz bu güzel topraklarda başımıza gelen en büyük felaket bu depremlerdir. Allah bir daha böyle felaket yaşatmasın. Ölenlere rahmet, kalanlara sağlık diliyoruz. Hasarları giderip yaraları sarmak hepimizin ve devletimizin görevi. Mutluyuz, binlerce hak sahibini evlerine kavuşturduk. Gece-gündüz çalıştık ve hiç ara vermedik. Bu 1 ay içerisinde 46 bin konutu, gelecek ay vereceklerimizle birlikte 75 bin konutu vatandaşlarımıza vermiş olacağız. Bütün herkesten helallik alana kadar buradan gitmeyeceğiz. Bu coğrafya en eski yerleşim yeri olarak geçiyor. Medeniyet bu topraklardan, bilim bu topraklardan yayılmış. Cennet gibi bir vatana sahibiz. Bizim bu topraklarımızın da 2 kusuru var birisi depremsellik, diğeri de fitne odakları bitmiyor” ifadelerini kullandı.
“Artık şehirlerimiz, dağlarımız, ilçelerimiz tertemiz”
Türkiye’nin birçok bölücü örgüt ile mücadele ettiğini aktaran Özhaseki, “Birçoğunuzun yaşı geçmişi hatırlamaya yeter. Bir taraftan PKK gibi bölücü bir örgüt, bir taraftan meseleye diğer taraftan girip FETÖ’cü bir yapı, IŞİD gibi sapık bir grup. Hepsi aynı ülkeler tarafından destekleniyor. Bir seferinde Cizre’de yapılan açılış öncesi beni sosyal medyadan linç ettiler. Sabah ise onlara cevap verdim. Bana laf ediyorsunuz ama karşınızda Amerika’nın üsleri var dedim. Bana ise onlar demokrasi getiriyor dediler. Bunlar nereye gittiler de demokrasi, eşitlik götürdüler. Bunlar gittikleri her yere kan, bela, gözyaşı götürdüler. Yıllardır mücadele veriyoruz. Allah’a şükürler olsun artık şehirlerimiz, dağlarımız, ilçelerimiz tertemiz. Asker ve polislerimiz mücadelelerini hep sürdürüyor. Allah bu yavrularımızın ayaklarına taş değirmesin. Arada bir sızma yaparak canlarımızı yakmaya çalışıyorlar ama onlarla mücadele edecek gücümüz var” diye konuştu.
“5 riskli ülkeden birisi Türkiye”
Türkiye’nin deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, daha sonra şunları söyledi:
“Deprem konusunda hepimizin dikkatli olması gerekiyor. Bu ülke bir deprem ülkesidir. Her ne yaparsak onu bilerek yapacağız. Evlerimizi, iş yerlerimizi nereyi yaparsak yapalım bu deprem gerçeğini unutmamak gerek. 5 tane riskli ülke var ve birisi Türkiye. En riskli şehir ise İstanbul’dur. Yıkıcı deprem sayısı 231. Neredeyse her sene 2-3 yıkıcı deprem olmuş. 5 ve altındakileri saymıyoruz bile. Maddi hasar milyarlarca dolar. Biz doğa ile savaşamayız ve ona kafa tutamayız. İçeri de bir enerji var ve dışarı vuruyor. Biz bunu bilerek hareket edeceğiz. Tedbiri elden bırakmamak lazım. Her işimizi tedbirli, doğru yapmak zorundayız. Akıl, dize vurup ah etmek için değildir. Bizde böylece hareket etmek durumundayız. 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta çok şiddetli, yıkıcı ve uzun süren deprem meydana geldi. 11 ilimiz doğrudan hasar gördü. 14 milyon insanımız hasar gördü. 850 bin bağımsız bölüm yıkıldı. Böyle bir felaket ile karşı karşıya kaldık. Allah böyle bir acıyı bir daha göstermesin.”
“Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz”
Depremde birçok siyasi partinin deprem bölgesinde hizmet verdiğini ancak bazı kişilerin göstermelik hareketler yaptığını aktaran Bakan Özhaseki, “Depremin manevi hasarı ölçecek alet ortaya çıkmadı. Biz şu ana kadar girdiğimiz bütün evlerden ağlayarak çıkıyoruz. O evlerden acı tütmeye devam ediyor. 04.17’de Cumhurbaşkanımıza haber verildi. Oda ilk MYK toplantısında bize neler yaptığını anlattı. Bizde ona neler yaptığımızı anlattık. Bin 390 belediyeden 810 tanesi AK Partili. Ben o gün, bütün belediye başkanlarını arayıp hepsine işlerini bırakıp deprem bölgelerine gitmelerini söyledim. Sağ olsun bazı CHP’li belediye başkanları da gelip deprem bölgesinde çalıştı. Fakat milyonlarca nüfusu olduğu halde, ellerinde koca koca imkanları ve ordusu olduğu halde bazı kişiler sosyal medya orduysa gelip öz çekim yapıp gittiler. Onları vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz” dedi.
“1 buçuk sene içerisinde bütün evleri teslim edeceğiz”
Depremde tüm Türkiye’nin ve birçok kardeş ülkenin kenetlendiğini anlatan Özhaseki, “85 milyon bir millet evinde sıcak çorbasını içmedi, doğru dürüst uyumadı. Haccını erteleyenleri mi dersiniz, küçücük eski arabasıyla gelen kardeşlerimizi mi dersiniz hepsinden Allah razı olsun. Bu milletin içinde bir birey olmak bile yeter. İnsanoğlu dünyaya gelirken Allah’a dilekçe vermiyor. Öyle bir şey yok. Allah’ın takdiriyle dünyaya geliyoruz. Bu dünyadaki yaptıklarımızdan sorumluyuz. Hepimiz kol kola girdik ve asrın dayanışmasını gerçekleştirdik. Mart, Nisan aylarında sağlam zeminleri tespit edip inşaatlara başladık. Şu anda deprem bölgesindeki rezerv alanlarda 207 bin bağımsız bölümün yapımı devam ediyor. Şehir merkezlerinde 50 bin konutun, köylerde ise 50 bin çelik köy evinin de yapımına başlanmış durumda. Toplamda 307 bin konutumuzun inşası hızla devam ediyor. Yerinde dönüşüm için bir proje açıkladık ve binlerce kardeşimiz müracaat etti. 256 bin kardeşimiz müracaat etti. Köy evlerini çelikten yapıyoruz. 9 şiddetinde bile depremde yıkılmayacak evler yapıyoruz. Bir fon bulduk ve bütün illerimizde altyapıyı baştan yapıyoruz. Toplam altyapı civarı 60 milyar lira civarında. Adana içinde 3 milyar liralık proje hazırladık. Bu yaz itibariyle başlayıp hiçbir belediyeye yük getirmeden altyapıyı biz yapıyoruz. Diyarbakır’da dağıtılacak konutlarla bugün 46 bin konut dağıtmış olacağız. Ondan sonrada her ay gelip konutları dağıtmaya devam edeceğiz. Bugün bin 589 konutu dağıtıyoruz. Adana’da 8 bin 138 konutun ihalesi yapılmış, devam ediyor. Onları da dağıtacağız 1 buçuk sene içerisinde” ifadelerini kullandı.
“Kol kola girelim ve birliğimizi devam ettirelim”
Depremden 2 ay sonra sağlam zeminde inşaat çalışmalarına başladıklarını söyleyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, muhalefetin kendilerini eleştirdiklerini kaydederek, “Deprem olmuş 1 gün sonra muhalefetteki partinin ileri gelenleri, ‘Bu deprem iktidarı alır götürür’ diyor. Herkes enkazın altında ailesini kurtarmaya çalışıyorken bu laflar neyin nesi. Hangi hesabı yapıyorsunuz. İlk günlerde temel atarken ‘Acelenize ne oluyor’ diyorlardı. Aradan 1 sene geçince ise muhalefet çıkmış verilen 25 konut var diyor. Ben 75 binden bahsediyorum onlar ne söylüyor. Allah bunları ıslah etsin. 75 bin konut dağıtıyoruz. Geçen bir törende 1 tane tanıdığımız var mı diye soruyorum ama kimse çıkmadı. Burada hak yenmez. Deprem üzerinden, şehitlerimiz üzerinden siyaset olmaz. Eğer görmek istiyorlarsa tek tek gelsinler göstereceğim, inşaatları gezdireceğim. Bütün evleri 1, 1 buçuk sene içerisinde teslim edeceğiz. Nereden geldiğiniz hiç önemli değil, bizler Allah’ın kullarıyız. O yüzden kol kola girelim ve birliğimizi devam ettirelim” diye konuştu.
Öte yandan Bakan Özhaseki, vatandaşlara evleri teslim edilene kadar kira yardımlarının süreceğini söyledi.
Törene Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra kent protokolü ve vatandaşlar katıldı. – ADANA
]]>Sarıyer’deki Nativita di Santa Maria ( Meryem Ana’nın Doğuşu) İtalyan Kilisesi, kutsal su saçılarak ve dualar okunarak takdis edilip yeniden ibadete açıldı.
Katolik inancına göre kilisenin kutsallığına yapılan ihlal eyleminden dolayı kilisenin arındırılması ve yeniden takdisi ile Tuncer Cihan’ın ruhuna dua etmek için düzenlenen Kefaret Ayini öncesi kilise ve çevresinde polis ekipleri yoğun güvenlik önlemi aldı.
Kefaret Ayini’ni, Vatikan’ın Ankara Büyükelçisi Monsenyör Marek Solczynski ve İstanbul Latin Katolik Cemaati Episkoposu Monsenyör Massimiliano Palinuro birlikte yönetti.
Ayine İzmir Başpiskoposu ve Türkiye Katolikler Ruhani Reisi Monsenyör Martin Kmetec de katıldı.
Başka dinlerden temsilcilerin de katıldığı ayinde, kilisenin girişinde Tuncer Cihan için bir anma köşesi de hazırlandı.
Ayini yöneten Vatikan’ın Ankara Büyükelçisi Monsenyör Marek Solczynski, kilisenin büyük bir günah olan cinayetle kutsallığını yitirdiğini belirterek “Her cinayet hayatın kaynağı olan Allah’a karşı bir saygısızlık ve küfürdür. Bu nedenle kutsal suyla arındırma ve dualar sayesinde kilisenin arınmasını Allah’tan dilerim.” diye konuştu.
Solczynski daha sonra kutsal suyla kiliseyi gezerek kutsadı. Ayin sırasında dualar ve ilahiler okundu.
“Her cinayet aslında kutsala hakarettir”
İstanbul Latin Katolik Cemaati Episkoposu Monsenyör Massimiliano Palinuro ise Rabb’den onun evinde meydana gelen kötülük için af dilemeye geldiklerini vurgulayarak şöyle konuştu:
“İstanbul Katolik Kilisesi adına bu zor günlerde yanımızda olan herkese özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’mıza, bakanlara, belediye başkanlarına, yerel yetkililere ve emniyet mensuplarına içten teşekkür ederiz. Geçtiğimiz pazar günü insana ve dolayısıyla Allah’a karşı büyük bir günah işlendi. Rahmetli kardeşimiz Tuncer’in öldürülmesi Allah’a karşı işlenmiş bir suçtur. Her cinayet aslında kutsala hakarettir. Yaşamın kaynağı olan Allah’a karşı bir küfürdür. Bu cinayet kutsal bir yerde Allah’ın yeryüzündeki yeri olan bu kilisede işlenmiştir. Bu kilisenin kutsallığı ihlal edilmiştir. Gördüğünüz gibi sunak masası örtüsüz ve çıplak. Kilise şimdi bu kutsal kefaret ayini aracılığıyla yeniden kutsanacaktır.”
Cemaatlerinin şaşkın ve korkmuş durumda olduğunu aktaran Palinuro, tüm bunların neden meydana geldiğini kendilerine sorduklarını aktardı.
Palinuro, dünyanın kötülüğünün kutsal bir yere bile girdiğini, acı ve ölüm ektiğini vurgulayarak “Rab İsa ‘korkmayın’ diyor. Eğer Rabb’in kendisi silahların tutukluk yapmasını sağlayarak öldürmeye devam etmeye hazır olan katilleri durdurmasaydı, burada bu kilisede bir katliam gerçekleşecekti. Bunun bir işaret olduğuna inanan bizler, bu kilisenin adanmış olduğu Meryem Ana’nın annelik şefaatini kabul ediyoruz. Bu terörist saldırının hemen ardından dostlarım bana kiliseleri kapatmamı ve ayinleri kapalı kapılar ardından yapmamı tavsiye ettiler. Böyle yaparsak kötülüğe teslim olmuş ve bu kilisede bir katliam gerçekleştirmeye çalışan kötü insanların sapkın planlarına ortak olmuş oluruz. Fakat İsa bize düşmanlarımızı sevmemizi ve bizi zulmedenler için dua etmemizi öğretmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Haber verip o kadar insanı kurtardı”
Merhum kardeşleri Tuncer Cihan’ın fedakarlığını minnetle andıklarının altını çizen Palinuro, “Acımasız bir şekilde bu kardeşimiz öldürüldü. Çünkü katillerle ilk o karşılaştı ve herkesi kurtarmak için kilisede bulunanlara cesurca haykırdı. Gözü yaşlı annesi onu ‘bir melek kadar iyiydi’ diyerek Tanrı’ya uğurladı. Evet tıpkı koruyucu bir melek gibiydi. Başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatını feda etti. Merhametli Allah onu cennetine kabul etsin.” dedi.
Ayine katılan Tuncer Cihan’ın dayısı Rıza Aydemir ise şöyle konuştu:
“Yeğenim çok iyi bir insandı. Hayvanları, kedileri, kuşları beslerdi. Kim hastaysa hastaneye gidip refakatçilik yapardı. Kimseyi incitmezdi. Onun için çok gururluyum. Kendisi yardım etmeyi çok isteyen birisiydi. O gün içeri girip insanlara haber verip o kadar insanı kurtardı. Bunu isterdi. Böyle bir ölüm ona yakıştı.”
Ayine, kilisenin rahibi Anton Bulai ve çok sayıda cemaat üyesi katıldı.
Olayın geçmişi
28 Ocak’ta pazar ayini sırasında maskeli iki kişinin düzenlediği silahlı saldırı sonucu Tuncer Cihan (52) hayatını kaybetmişti.
Saldırıyı DEAŞ üstlenmiş, terör eylemini düzenleyen biri Tacikistan, diğeri Rus iki terörist aynı gün yakalanmıştı.
]]>Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Erbaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) dün açılışı yapılan Dr. Suat Günsel Camisi’nde düzenlenen Regaib Gecesi özel programına katıldı.
Burada konuşan Erbaş, mübarek bir zamanın içinde kutlu bir geceyi idrak ettiklerini belirterek, bunun bütün İslam alemi ve bütün insanlık için hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.
“Bizleri bir kez daha Regaib Gecesi’ne kavuşturan, üç aylara ulaştıran lütuf ve ikram sahibi Rabb’imize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Yüce Mevla bu zamanları hakkıyla yaşamayı, Ramazan’a ulaşmayı, bayrama kavuşmayı hepimize nasip eylesin.” şeklindeki görüşlerini dile getiren Erbaş, şöyle devam etti:
“Hazreti Peygamber’in, Recep ayı girdiği zaman ‘Allah’ım. Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur.’ ya Rabbi, Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl, bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Rabbim dualarımızı kabul eylesin inşallah.”
“Bazı gün ve geceler vardır ki taşıdığı mana bakımından özel öneme sahiptir”
Erbaş, Müslümanlar için bütün zamanların değerli olduğunu, Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle kulluk şuuru içerisinde yaşanması gerektiğini belirterek, “Ancak bazı gün ve geceler vardır ki taşıdığı mana bakımından özel bir öneme sahiptir. Bu kutlu, mübarek zamanlar, yaratılış gayemizi idrak etmek için büyük bir fırsattır. Mübarek günler ve geceler hayatımızı muhasebe etmek, Rabbimizle ilişkimizi gözden geçirmek için büyük bir nimettir. Hayatın meşgalesi içinde unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz değerleri hatırlamak için önemli bir imkandır.” diye konuştu.
İnsanın rağbet ettiği şeylerin, Allah katındaki kıymetini gösterdiğini yani insan neye niyet ve rağbet ederse Allah katında kıymeti ve derecesinin ona göre belirleneceğini anlatan Erbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Eğer Kur’an’a, iyiliklere, ibadetlere, hayır hasenata rağbet edersek, Allah katındaki derecemiz yükselir. İbadetlerle, hayır hasenatla, tövbe istiğfarla Allah’ın rahmetine ve mağfiretine ulaşırsınız. Allah da sizlere mükafat olarak cennetini nasip eder. Allah hepimizi böyle kullarından, cenneti kendileri için hazırladığı müttakilerden olmayı nasip eylesin.
“Tüm istek ve arzumuzu Rabb’imize ve O’nun rızasına yöneltelim. Hayatımızı, davranışlarımızı ve istikametimizi kapsamlı bir muhasebeye tabi tutalım. Hazreti Ömer’in dediği gibi ‘Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim.’ Mahşerde mizana bırakmadan amellerimizi kendimiz bu dünyada tartalım. Her gün kendimizi muhasebeye çekelim. Terazinin bir kefesine kendimizi, öbür kefesine amellerimizi koyalım. Acaba amellerimiz Rabb’imizin rızasına uygun mu değil mi, bunu gözden geçirelim.”
“Bütün acıları dindirecek yegane güç tüm kainatın sahibi olan Yüce Rabb’imizdir”
Erbaş, mübarek gecede Müslümanların, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarlılığını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Müslümanların üç aylara hüzünlü olarak girdiğine dikkati çeken Erbaş, insanlık onuru, hukuk ve ahlaki değerlerin hiçe sayıldığı, her türlü şiddetin yaygınlaştığı, zalimler ve zulümlerin çoğaldığı bir döneme şahitlik edildiğini bildirdi.
Mescid-i Aksa’ya baskınlar yapılarak insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığını, masum insanlar, bebekler, kadınlar ve yaşlıların dünyanın gözü önünde katledildiğini söyleyen Erbaş, kendisini dünyanın efendisi gibi gören bir zihniyetin, haksız, hukuksuz ve insafsız saldırılarla Filistinlileri topyekun soykırıma maruz bıraktığını dile getirdi.
Erbaş, şunları kaydetti:
“Bütün karanlıkları aydınlığa çevirecek ve bütün acıları dindirecek yegane güç, tüm kainatın sahibi olan Yüce Rabb’imizdir. O’nun inayetiyle idrak edeceğimiz Regaib Gecesi’ni kapsamlı bir tefekküre vesile kılarak, Rabb’imize, kendimize ve bütün mahlukata karşı sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Yaşadığımız her türlü zorluktan ve sıkıntıdan bir çıkış yolu açması için bütün rağbetimizi Rabb’imizin rızasına yöneltmeliyiz.
Bu gece, yeryüzündeki bütün masum, mahzun ve mazlum gönüller adına kalplerimizi semaya açalım. Ellerimizi semaya açalım, dualar edelim. İnsanlığın huzurunu tehdit eden her türlü şiddetin ve zulmün son bulması için ihlas ve samimiyetle Yüce Rabb’imize yalvaralım, yakaralım, niyazda bulunalım.”
]]>