Altun – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Thu, 11 Jul 2024 21:39:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Antalya Diplomasi Forumu’nda Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ni gezdi https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:39:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9475 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında düzenledikleri Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ne ilişkin, “Biz istiyoruz ki gerçekten bir taraftan Gazze’deki zulmü anlatalım bir taraftan bu zulüm karşısında Türkiye’nin verdiği haklı mücadeleyi bütün dünyaya açık ve net şekilde gösterelim, bu zulümler olmasın. Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde hak, adalet uğruna hakikat mücadelesi versin.” dedi.

Altun, “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” temasıyla Antalya’da Belek Turizm Merkezi’ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde başlayan ADF kapsamında İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni gezdi.

Altun, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, ADF’nin Türkiye’nin en önemli uluslararası kamu diplomasisi markalarından biri olarak hayata geçtiğini ve birçok lideri ağırladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde forumun hayata geçtiğini aktaran Altun, “Dışişleri Bakanlığının koordinasyonunda önemli küresel ve bölgesel meselelerin ele alınacağı çok kritik ve önemli forum. Bu forumda biz de istedik ki tam da bugünlerde gerçekten dünyanın kanayan yaralarından biri olan Gazze meselesini biz buraya gelen uluslararası misafirlere yenilikçi bir sergi mantığıyla anlatalım. Sayın Hanımefendi’nin teşrifleriyle Taksim’de açılan ve hala açık olan Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ni burada da sergileyelim, hayata geçirelim istedik. Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderlerle birlikte katılarak, açacakları bir sergi olacak. Buradan geçmek suretiyle forumun açılış konuşmalarını yapacaklar.”

Altun, serginin esas itibarıyla 2009’da İsrail’in dökme kurşun operasyonu esnasında gerçekten ne kadar büyük zulüm ortaya koyduğunu, çocukların kalemlerinden, yüreklerinden ve gözünden yapılan zulmü anlattığına dikkati çekti.

Sergide Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin yer aldığını belirten Altun, “Bu resimlerin her biri gerçek bir sanat eseri. Bu resimler aslında İsrail’in zulmünün nasıl tarihsel bir zulüm olduğunu ortaya koyan resimler. O günden bugüne İsrail Gazze’de, Filistin’de zulümlerini artırarak devam ediyor. Bugün gerek burada gerek Taksim’de hala açık olan sergiyi inceleyip, izlediğinizde şunu açık şekilde görebilirsiniz, ne yazık ki İsrail o gün de fosfor bombası kullanmış, o gün de sivilleri bombalamış, o gün de çocukları, kadınları öldürmüş, sivilleri sağlık çalışanlarını o gün de katletmiş. Bugün de katletmeye devam ediyor.” diye konuştu.

“Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde mücadele vermeli”

Yapılan katliamlara çocukların da şahit olduğunu dile getiren Altun, şöyle devam etti:

“Saf ve çok açık, net şekilde çocuklar kendi çizgileriyle bunu anlatmışlar. Burada bunu görebiliyorsunuz. Biz bir taraftan sergimizde bunu gerçekten dijital gösterim yöntemleriyle yenilikçi yöntemlerle dijital sanat yöntemleriyle göstermeye çalıştık. Burada gerçekten Gazze’deki zulmü tüm çıplaklığıyla küresel alana çocukların gözünden anlatalım istedik. Yarın da Hanımefendinin, lider eşlerine burada ev sahipliği olacak, sergimize Hanımefendi ve lider eşleri teşrif edecekler. Böylelikle biz istiyoruz ki gerçekten bir taraftan zulmü anlatalım bir taraftan bu zulüm karşısında Türkiye’nin verdiği haklı mücadeleyi bütün dünyaya açık ve net şekilde gösterelim, bu zulümler olmasın. Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde hak, adalet uğruna hakikat mücadelesi versin. Çünkü bu sergi, bir taraftan da İsrail’in esas itibarıyla yürüttüğü yalan siyasetini de deşifre etmeye yönelik bir sergidir. Bu anlamda bizim yürüttüğümüz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin yürüttüğü hakikat mücadelesinin de yansımalarından bir tanesidir.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, ADF bünyesinde yenilikçi yol ve yöntemlerle sergilerin hayata geçtiğini belirterek, “Onlara da vurgu yapmamız gerekir. Sayın Refik Anadol’un gerçekten önemli sergisi var. Aynı şekilde Diplomasi Tüneli de Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan ‘Türkiye Yüzyılı’ ile beraber bu diplomasinin artı hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğü gösteren sergi.” ifadelerini kullandı.

Altun, ADF’deki diplomatik faaliyetlere eşlik edecek şekilde sergilerle sürece destek olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “İnşallah başarılı forum hayata geçer. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, bu forum uluslararası markaya dönüşüyor. Cumhurbaşkanı’mız bu forum kapsamında birçok ikili görüşme de yapıyor.” dedi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-fahrettin-altun-antalya-diplomasi-forumunda-gazzeli-cocuk-ressamlar-sergisini-gezdi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, İİT Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı’nda konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/#respond Sat, 18 May 2024 21:33:39 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7321 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Enformasyon Bakanları Olağanüstü Toplantısı, “İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İşgalci İsrail Yönetimi’nin Dezenformasyon Faaliyetleri ve Gazetecilere ve Medya Kuruluşlarına Yönelik Saldırıları” temasıyla İstanbul’da yapıldı.

Toplantıya, 43 ülkeden 20 bakan, iletişim ve medya kuruluşlarının başkan ve üst yöneticilerinden oluşan yaklaşık 200 üst düzey temsilci katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İsrail’in Filistin’deki zulmünü anlatan kısa filmin izlenmesiyle başlayan toplantının açılışında konuşan Altun, 2022’de gerçekleştirdikleri İİT Enformasyon Bakanları Konferansı’nda İslam alemi ve tüm insanlık için büyük tehlikeler arz eden hakikat krizi ve dezenformasyon tehdidinin ele alındığını hatırlattı.

Bugünkü toplantının ise İslam İşbirliği Teşkilatı tarihi içinde özel bir yeri bulunduğunu belirten Altun, “Teşkilatımız, tarihinde ilk defa sektörel bazda olağanüstü bir toplantı gerçekleştiriyor. İsrail zulmüne karşı ortak bir tavır sergileyebilmek, iletişim ve medya alanında hakikat namına ortak bir mücadele ortaya koyabilmek açısından bu toplantı hayati önemi haiz bir toplantıdır.” ifadelerini kullandı.

İİT’nin kuruluşunun temelinde, Müslümanların Filistin sınavını hakkıyla verebilme kaygısının yattığını dile getiren Altun, konuşmasında teşkilatın kuruluşuyla ilgili bilgiler verdi.

Altun, teşkilatın merkezi olan Kudüs’ün bugün işgal altında olduğunu aktararak, “Ne var ki 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana İsrail, zulümlerini katbekat artırmış, dünyanın gördüğü en büyük katliamları, soykırımı Gazze’de, Filistin topraklarında hayata geçirmiştir. Ne yazık ki bu süreç devam etmektedir.” diye konuştu.

İsrail’in zulüm tarihi söz konusu olduğunda 7 Ekim’i bir milat, son zamanlarda ortaya çıkmış bir hadise olarak görmenin illüzyon ve yanılsama olduğunu kaydeden Altun, “7 Ekim ne bir milattır ne nevzuhur bir zulümdür ne de sebeptir. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de devam eden İsrail zulmü bir sonuçtur.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in, Batıcı, sömürgeci ve emperyalist zihniyetin Orta Doğu’daki fiili uzantısı olarak bölgede zulümlere, ağır insan hakları ihlallerine ve katliamlara imza attığını belirten Altun, bu faaliyetleri ve ihlalleriyle İsrail’in uluslararası hukuk ve teamüllere aykırı olarak zorla toprak kazanma, etnik temizlik, sivillerin kasten öldürülmesi gibi çok çeşitli savaş suçları işlediğini ve işlemeye devam ettiğini söyledi.

Altun, İsrail’in, Roma Statüsü, Lahey Sözleşmesi ve 4 No’lu Cenevre Sözleşmesi’nin ilgili maddelerini ihlal ettiğini aktararak, “İsrail, Gazze’de yaklaşık 30 bin masumu katlettiği bu saldırılarda, bu savaş suçları ile insanlığa karşı suç işlemiştir.” dedi.

“Katliamlar yapan İsrail, Batı dünya düzeni tarafından dokunulmaz kılınıyor”

İsrail’in suçlarını teşhis ederken onun arkasında toplanan karanlık güçleri de görmek gerektiğine işaret eden Altun, “İsrail’in bu denli pervasızca hareket etmesinin başlıca sebebi uluslararası sistemin adaletsizliğidir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun sorun ve çatışmalardaki işlevsiz yapısı, İsrail’in hak ettiği cezayı henüz alamamış olmasının başlıca müsebbibidir. İsrail suç işlemekte, katliamlar yapmakta ve fakat Batı dünya düzeni tarafından adeta dokunulmaz kılınmaktadır. Bunu kabul edemeyiz.” diye konuştu.

Altun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapısının katliamlara engel olamadığı gibi, ateşkes kararı dahi alamadığına vurgu yaparak, “İsrail’in onca ihlale rağmen bir yaptırımla karşılaşmaması, BM Güvenlik Konseyindeki veto ayrıcalığının sorumsuzca ve kötücül bir şekilde kullanılmasının bir neticesidir. Bu durum bizzat uluslararası sistemin içinde bulunduğu çaresizliği de göstermektedir. Bu sistemin revizyonu elzemdir.” dedi.

Bu nedenle Türkiye olarak küresel kriz ve çatışmaların çözümünde öncü rol alabilecek uluslararası bir sistemin inşasını ısrarla vurguladıklarını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür.’ ve ‘Daha adil bir dünya mümkün’ anlayışı, ilkesi, uluslararası sistemdeki revizyon ihtiyacının en veciz ifadesidir. Bu şiar doğrultusunda 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğü olan bir Filistin Devleti’nin kurulması hepimizin Filistin konusundaki duruşunun temelini oluşturmaktadır.” ifadesini kullandı.

Altun, bağımsız bir Filistin Devleti kurulmadığı müddetçe İsrail’in katliamlarını durdurmanın ve bölgede kalıcı bir barışı tesis etmenin mümkün olmadığını söyledi.

İsrail’in kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan yayıncılık anlayışı

Uluslararası sistemdeki adaletsiz ve hakkaniyetsiz yapı ve uygulamaların iletişim ve medya alanında da kendisine yer bulduğunu bildiren Altun, “İsrail’in katliamlarına sözde meşru gerekçeler sunarak uluslararası kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan bir yayıncılık anlayışı söz konusudur. Bu yayıncılık politikası, birçok yönüyle sömürgeci habercilik anlayışının günümüzdeki en somut yansımasıdır. Özellikle birtakım Batılı medya kuruluşlarının, haber kaynaklarını seçerken İsrail’in anlatısını tekrar eden, seçmeci bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz.” diye konuştu.

Altun, saldırıların başladığı ilk günlerde Filistinlilerin tanıklığına istisnai olarak başvurulurken, Batılı medya organlarında sıklıkla İsrailli yetkililerin demeçlerinin dolaşıma sokulduğunu aktararak, birçok medya kuruluşunun, bu tutum ve politikasıyla İsrail savaş makinesinin hizmetçisi konumuna düştüğünü belirtti.

“İsrail, Gazze’de sistematik bir şekilde gazetecileri katletmektedir”

İsrail’in tutumuna karşı hakikatten yana duran birçok gazetecinin, söz konusu medya kuruluşlarının mobbing ve baskısına maruz kaldığını, birçoğunun işten çıkarıldığını dile getiren Altun, “Bütün bunlar bir yana, karşımızda çok daha acı, insanlık için utanç verici bir başka tablo daha vardır. İsrail, Gazze’de sistematik şekilde gazetecileri katletmektedir.” dedi.

Altun, bu süreçte 130 gazetecinin katledildiğini, ailelerinin hedef alındığını, ailelerinden binden fazla çocuğun öldürüldüğünü ve evlerinin bombalandığını anlattı.

Sahada gazetecileri katleden İsrail’in temel hedefinin gerçekleri örtbas etmek olduğunu ve hakikati katletmek için gazetecileri öldürdüğünü ifade eden Altun, hayatını kaybeden gazetecilere rahmet diledi.

Altun, İsrail’in hakikati gizlemek için dezenformasyon yöntemini de kullandığını anlatarak, “Dünya Ekonomik Forumu tarafından geçtiğimiz hafta ‘Küresel Riskler Algı Araştırması’ adlı bir rapor yayınlanmıştır. Binin üzerinde uzmanın analizinden hareketle hazırlanan raporda kısa, orta ve uzun vadede insanlık karşısındaki 10 büyük tehdit sıralanmıştır. Bu rapora göre insanlığı bekleyen en büyük tehdit, dezenformasyon ve yanlış bilgidir. Benzer öngörüler, dünyanın çeşitli ülkelerindeki üniversiteler, stratejik düşünce enstitüleri ve bilgi merkezleri tarafından yapılan araştırmalarda da yer alıyor.” diye konuştu.

“Filistin davasının küresel gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz”

İsrail’in saldırıları ve dezenformasyon faaliyetlerinin de bu raporları teyit ettiğine dikkati çeken Altun, “Türkiye olarak dezenformasyon kaynaklı tehditlerin karşısında elimizden gelen bütün güçle mücadele etmeye çalışıyoruz. İletişim Başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve Anadolu Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren ‘Teyit Hattı’ birimi, bu tehditleri bertaraf etmeye yönelik önemli çalışmalar yürütmektedir. Çıkardığımız uluslararası yayınlarla, düzenlediğimiz yenilikçi sergilerle, yaptığımız filmlerle İsrail’in ve İsrail yanlısı medya kuruluşlarının dezenformasyonlarını ifşa ediyor, tarihe hakikat adına not düşüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Altun, Anadolu Ajansı ve TRT başta olmak üzere medya kurum ve kuruluşlarının, doğrudan sahadaki gerçekleri ortaya koyma noktasında büyük fedakarlıklarda bulunduğunu belirterek, “Bilhassa Anadolu Ajansımızın ortaya koyduğu görsellerin Uluslararası Adalet Divanı’nda delil olarak kullanılması, bu yönde atılacak her türlü adımın ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi.

Bu doğrultuda, dezenformasyonla mücadelede, kamu diplomasisinin çeşitli alanlarında, stratejik iletişim çalışmalarında ve sahadaki habercilik faaliyetlerinde ortaya konulacak tüm gayretlerde güçlü bir işbirliğiyle hareket etmeleri gerektiğine inandıklarını söyleyen Altun, böylelikle İsrail’in işlediği cürümlerin bedelini ödemesi için bu adımların çok kritik olduğunu düşündüklerini kaydetti.

Altun, bu çabaların, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler nezdinde kurulacak kapsamlı işbirlikleriyle çok daha anlamlı ve güçlü bir seviyeye çıkarılacağını vurgulayarak, “Bedeli ne olursa olsun, İsrail’in barbarlığını, soykırım girişimlerini, savaş suçlarını ve sadece Gazze’de değil, Filistin’in tamamında sürdürdüğü kötücül faaliyetlerini delilleriyle ortaya koymak zorundayız. Bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz. Biz şuna inanıyoruz, İsrail ne yaparsa yapsın, yaptığı zulümlerle hakikati asla susturamayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Şair Sezai Karakoç’un, “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak.” dizelerini hatırlatan Altun, “İslam ülkeleri olarak hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Filistin davasının küresel gündemden düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. İsrail’in suçlarını örtmek için büyüttüğü bu karanlığa ışık tutmaya devam edeceğiz. Şairin dediği gibi, ‘Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar.’ İsrail de aydınlıktan ve doğrulardan kaçıyor. Fakat bu kaçışı, tarih ve hakikat önünde mahkum olmaktan İsrail’i kurtaramayacaktır.” diye konuştu.

Altun, yapılan bu olağanüstü toplantının Filistinliler başta olmak üzere tüm İslam alemi için tarihi ve hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek, “Bu toplantının somut bir çıktısı olarak yayınlayacağımız Sonuç Bildirisi’nin, uluslararası topluma güçlü bir mesaj vereceğine inanıyorum.” dedi.

Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam etti. İİT üyesi ülkelerin enformasyon bakanları, ikili görüşmelerde ve konferansta yaptıkları konuşmalarda, İsrail’in dezenformasyon faaliyetlerine karşı Türkiye’nin mücadelesini önemsediklerini ve takdir ettiklerini belirtti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-iit-enformasyon-bakanlari-olaganustu-toplantisinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0
İletişim Başkanı Altun, AA’nın “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” panelinde konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:03:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5885 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı soykırım, barbarlık girişimleri gibi dezenformasyon kampanyalarına da duyarsız kalınmaması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.” dedi.

Altun, Anadolu Ajansı (AA) tarafından AAtölye’de düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı.

Buradaki konuşmasında, İsrail’in Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden katliamlarının ele alınacağı, bu katliamı belgeleyen yeni kanıtların sunulacağı panelde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Altun, tarihçi Ilan Pappe’nin “Filistin’de Etnik Temizlik” adlı kitabını “İsrail’in Filistin’e yönelik sürdürdüğü etnik temizliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak hafızalarda yer bulması, bilinçlerde kökleşmesini temin etmek için” yazdığını belirttiğine dikkati çekti.

Paneli de benzer bir inancın ve iradenin yansıması olarak gördüğünü vurgulayan Altun, “İnanıyorum ki bu toplantı, İsrail’in Gazze’de işlediği cürümlerin hukuk, tarih ve insanlığın vicdanı önünde kayda alınacağı başlıca etkinliklerden biri olacaktır. Bizler bu tür etkinliklerle sahada gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla elde ettiğimiz görüntülerle İsrail’in katliamlarını ‘iddia edilen’ değil, ‘somut delilleri olan, ispatlanmış savaş suçları’ olarak kayda geçireceğiz. Çabamız bu yönde.” ifadesini kullandı.

Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkürlerini ileten Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açık ve net bir şekilde şunu ifade etmek zorundayız, bugün Gazze’de apaçık bir soykırım yaşanıyor, İsrail, Gazze’de büyük bir soykırım suçu işliyor. İsrail, ‘soykırım’ başta olmak üzere Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürüm işledi, işlemeye devam ediyor. Soykırım suçu, yalnızca bir toplu öldürme faaliyeti değildir. Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekun bir saldırıdır.

İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu şekilde katletmiyor, bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma da imza atıyor. Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı, 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona ‘güvenli bölge’ diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları, yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“İsrail, Gazze’de insancıl hukuku tam anlamıyla yok sayıyor”

İnsancıl hukukun devletlerin silahlı çatışma anında nasıl kuvvet kullanacağını düzenlediğini ancak İsrail söz konusu olduğunda hukuktan değil, hukuksuzluktan, zulümden, adaletsizlikten bahsedilebileceğini vurgulayan Altun, Gazze’de insancıl hukukun İsrail tarafından tam anlamıyla yok sayıldığının, ayaklar altına alındığının altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İsrail’in, ısrarlı ve sistematik şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun açık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin de apaçık delili konumundadır.

‘Kanıt’ kitabında da bugün konuştuğumuz yeni kanıtlar dışında, gerçekten İsrail’in zulümlerine, işlediği soykırım suçuna ilişkin mebzul miktarda görsel ve delil bulmak mümkündür. Bu yüzden de İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’ndaki yargılamasında ‘Kanıt’ kitabındaki delillerin kullanılmasını çok önemsedik, bunun için yoğun çaba sarf ettik. Bugün bizleri hakikat namına gururlandıran bir gelişmeyle, Uluslararası Adalet Divanı’nda Kanıt kitabındaki deliller ve ortaya çıkan yeni delillerin kullanıldığını görüyoruz.”

“İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamalıyız”

İsrail’in yaptığı katliamları gizlemek için büyük çaba sarf ettiğini, Gazze’ye, Filistinlilere yönelik vahşetini, barbarlığını normalleştirmek için bizzat devlet eliyle yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası sürdürdüğünü aktaran Altun, İsrail’in, katliamlara başladığı ilk günden itibaren dezenformasyonlara da başladığına şahit olunduğunu söyledi.

İsrail’in yaptığı katliamları dezenformatif içeriklerle görünmez kılma gayretinde olduğunu belirten Altun, şöyle devam etti:

“Nasıl ki İsrail’in normalleştirmeye çalıştığı vahşiliklerine, barbarlıklarına ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalmamamız gerekiyorsa, aynı şekilde İsrail’in dezenformasyon kampanyalarına karşı da duyarsız olmamamız gerekiyor. Eğer duyarsızlaşırsak, hakikatin ve doğruların yerini yalanlar ve kurgu haberler alır. Eğer duyarsızlaşırsak, İsrail’in suçlarını normalleştirmiş, cezalandırılmasının da önüne geçmiş oluruz.

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı olarak, duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olmayı görev bildik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik, bilmeye de devam ediyoruz.”

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin İsrail’in dezenformasyonlarını, yalanlarını tek tek tespit ettiğini, uluslararası kamuoyuyla doğruları paylaştığını anlatan Altun, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7 Ekim’den bugüne kadar İsrail’in 200’e yakın dezenformasyonu deşifre etti.” ifadesini kullandı.

Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi bombalandığında İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcılarının “Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı” yalanını ortaya attığını ama Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu saptadığını anımsatan Altun, “Merkezimiz ayrıca İsrail Başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin önce adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı.” diye konuştu.

İfşa edilen dezenformasyonların İsrail vahşetinin yanı sıra zihniyetini de göstermesi bakımından ibretlik olduğunu dile getiren Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü, bunu uluslararası medyada işledi. Gazze’de bugün ne yazık ki ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde masum çocuklar, kadınlar, masum insanlar var. ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı.

Peki doğrusu neydi? Doğrusunu ifşa ettik. İddiaya konu görüntülerin, geçtiğimiz yıl 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşıldığı belirlendi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti. Bu görsellerin, ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasıyla paylaşılması esasında İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımadığını ve hakikat karşısında elinin ne kadar da zayıf olduğunu gösterdi.”

“2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’i Gazze’de can verdi”

Altun, İsrail’in bölgede hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıp katlettiğini anımsatarak, “2023’te öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can vermiş olması tesadüf olamaz. Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında, orada olanı biteni, hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Anadolu Ajansı kameramanı Muntasır es-Savvaf da onlar arasındaydı. Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.” dedi.

İsrail’in hakikati perdelemeye, gerçeği tahrif etmeye yönelik faaliyetlerinin başarısızlığa uğraması için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Altun, “Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun bir çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor, Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Zalim, görünmez kılınmaya çalışılıyor”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için bu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığını, her şeyden önce ayrıştırıcı bir dil kullandığını belirten Altun, şunları kaydetti:

“Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı’, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken, İsrailliler ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken, Gazze’de katledilen yerel halk için sadece ‘öldü’ ibaresi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmaktadır. Ne yazık ki Filistinliler bu şekilde haberlerde, Batılı medya organlarında ‘insani vasfı olmayan varlıklar’ gibi tanıtılmaktadır. Böylelikle bu haberleri okuyanların mazlumla özdeşlik kurması engellenmeye çalışılmakta, zalim görünmez kılınmaya çalışılmaktadır. Böylece Filistinli kardeşlerimiz daha fazla zulme tabi tutulmaya ve yalnızlaştırılmaya çalışılmaktadır.”

İsrail’e destek veren medyanın “tek taraflı habercilik” gibi tehlikeli bir taktiği de kullandığına değinen Altun, Batılı muhabirlerin İsrail vatandaşlarıyla yaptıkları görüşmelere haber saatlerinde herkesin denk geldiğini, söyleşi yapılan kişilerin izleyicilere “kurbanlar” olarak yansıtıldığını vurguladı.

Altun, bu anlatılarda Filistinlilerin 75 yıldır çektiği zulümlerden asla bahsedilmediğine vurgu yaparak, “Aksine, ne zaman İsrail devleti insanların evlerini, hastaneleri ve okulları bombalasa, bu vahşet İsrail’in sözüm ona ‘kendini savunma hakkı’ olarak lanse edilir. Ama özgürlüğü uğruna, bu istilacılara karşı direnen Filistinlilerin yaptığı herhangi bir eylem anında ‘terörizm’ damgası ile kitlelere servis edilir. Bunlar rastgele yapılan haberler değil, ideolojik saiklerle kurgulanmış stratejilerin uzantısı olarak karşımıza çıkan söylem ve anlatılardır.” şeklinde konuştu.

“Haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi son derece önemli”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“İsrail’in pervasızca giriştiği soykırım faaliyetleri ve bu faaliyetler karşısında Batı medyasının büyük bir kısmının içinde olduğu işbirlikçi tavır, Anadolu Ajansı başta olmak üzere haber kurumlarımızın hakikat mücadelesi yolundaki faaliyetlerini daha önemli, stratejik hale getirmektedir.

Hem yaşanan trajediyi belgeleyen hem de uluslararası medyaya insani ve mesleki anlamda örnek teşkil bu faaliyetler, büyük bir takdiri hak etmektedir. ‘Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar’ paneli bu bağlamda bir çabaya hizmet etmektedir. Kanıt kitabı, kitaba eklenen yeni kanıtlar, devamında gelecek olan Tanık ve Sanık kitapları da bu kıymetli çabaya hizmet etmektedir ve hak, hakikat mücadelemizin apaçık bir örneğidir. Büyük emeklerle karşımıza çıkan bu değerli çalışmalar ve bu önemli panel için emeği geçen bütün arkadaşlarımı canıgönülden tebrik ediyor, yürekten kutluyorum. Serdar Karagöz başta olmak üzere Anadolu Ajansının bütün çalışanlarını tebrik ediyorum. Hakkın, hakikatin kazanacağı, zulme galebe çalacağı daha adil bir dünya için çalışmaya, çabalamaya el birliğiyle devam edeceğiz.”

Moderatörlüğünü AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Yurdakul’un yaptığı panel, uzmanların konuşmalarıyla devam etti.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/iletisim-baskani-altun-aanin-gazzede-soykirim-yeni-kanitlar-panelinde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı: Gazze’de 130 Gazeteci İsrail Tarafından Katledildi https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/#respond Mon, 01 Apr 2024 21:48:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=5868 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çekerek, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Ankara’da düzenlenen “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneline katıldı. Panelde, İsrail’in Gazze’ye yönelik düzenlediği saldırılar ile soykırım suçları fotoğraf ve görüntülerle kanıtlandı.

“Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır”

İletişim Başkanı Altun, yaptığı konuşmada, Gazze’de apaçık bir soykırım işlendiğini söyledi. İsrail’in Gazze’de Roma Statüsü’nün suç olarak tanımladığı birçok ağır cürmü işlediğini belirten Altun, “Soykırım, bir halkın maddi ve manevi varlığına yönelen topyekün bir saldırıdır. İsrail sadece Gazze’de yaşayan insanları toplu bir şekilde katletmiyor; bölgenin manevi varlığını da yok etmek için kültürel bir soykırıma imza atıyor” diye konuştu.

“Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı”

İsrail’in Gazze’deki saldırıların tahribatına dikkat çeken Altun, şöyle konuştu:

“Saldırıların başlamasından bugüne kadar, Gazze’de 194 cami ve 100 okul tamamen yıkıldı; 266 cami, 3 kilise ve 295 okul ise ağır hasar aldı. İsrail, kültürü, gelenek, görenekleri ve bütün hafızasıyla bir halkın varlığını külliyen ortadan kaldırmaya çalışıyor. Son günlerde İsrail’in sözüm ona güvenli bölge diyerek insanları sürdüğü Refah bölgesine yönelik saldırıları yürüttüğü soykırım politikasının apaçık bir örneğidir.”

“Fosfor bombalarının kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili”

Gazze’de İsrail’in hukuku yok saydığını dile getiren Altun, “İsrail’in, ısrarlı ve sistematik bir şekilde sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alması insancıl hukukun apaçık bir ihlalidir. Yine çeşitli sözleşmelerle yasaklanan fosfor bombası gibi silahların da Gazze’de bilhassa sivil nüfus üzerinde yoğun bir şekilde kullanılması İsrail’in savaş suçu işlediğinin delili konumundadır” ifadelerini kullandı.

Bölgede gerçekleştirilen katliamların gizlemeye çalışıldığını vurgulayan Altun, Filistinlilere yönelik vahşetin ve barbarlığın İsrail tarafından yürütülen kapsamlı bir dezenformasyon politikası ile yürütüldüğünü anlattı.

İsrail’in dezenformatif içerik ve yalan haberlerle görünmez olmayı amaçladığını aktaran Altun, bölgedeki vahşiliklere, barbarlıklara ve soykırım girişimlerine karşı duyarsız kalınmaması gerektiğini dile getirdi.

İletişim Başkanlığının duyarsızlığa, unutkanlığa ve dezenformasyona karşı ilk günden itibaren teyakkuz halinde olduğunu ve çalıştığını belirten Altun, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘daha adil bir dünya mümkündür’ şiarını esas alarak, hakikat bayrağını dalgalandırmayı en önemli misyonumuz olarak bildik ve bilmeye devam ediyoruz” kaydetti.

“Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti”

İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsrail’in yalanlarını tek tek tespit ve ifşa ettiğine işaret eden Altun, şunları kaydetti:

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, 7 Ekim’den bugüne kadar, 200’ye yakın dezenformasyonu deşifre etti. Birincisi Gazze’deki el-Ehli Baptist Hastanesi’nin bombalanmasıyla ilgiliydi. İsrailli yetkililer, İsrailli medya kuruluşları ve sosyal medya kullanıcıları, ‘Saldırıyı İsrail değil Hamas yaptı’ yalanını orta attılar. Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, yaptığı çalışmada, söz konusu iddiayla beraber paylaşılan görüntülerin 2022 yılına ait olduğunu tespit etti. Yine merkezimiz ayrıca İsrail başbakanının eski dijital medya sorumlusu olan şahsın, İsrail ordusunun Gazze’de hastane bombaladığına ilişkin adeta zafer paylaşımı yaptığını, bir süre sonra bu paylaşımını silerek saldırının Hamas tarafından yapıldığına ilişkin ikinci bir paylaşım yaptığını ortaya çıkardı. Söz konusu İsrailli görevlinin tavrı İsrail’in dezenformasyonu nasıl sistemli şekilde kullandığını ortaya koyan örneklerden biridir.”

“Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda”

İsrail’in ifşalarından söz eden Altun, “İsrail, Gazze’de canlı insanların Hamas tarafından kefenlenerek ölü taklidi yaptırıldığını öne sürdü ve bunu uluslararası medya da işledi. Gazze’de bugün ölü sayısı 30 bine dayanmış durumda ve bunlar içinde de binlerce masum çocuk, kadın ve insanlar var ve hal böyleyken İsrailli yetkililer utanmadan böyle bir iddiayı ortaya attı. Peki doğrusu neydi? İddiaya konu görüntüler, geçtiğimiz yılın 19 Ağustos’ta sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerdi. Görseller Malezya’da bir camide verilen cenaze işlemleri eğitimine aitti” açıklamalarında bulundu.

“Hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor”

İsrail’in ‘Gazze’de canlı insanlar kefenlenerek ölü taklidi yaptırılıyor’ iddiasını değerlendiren Altun, şunları kaydetti:

“Birincisi, İsrail’in hakikati çarpıtmakta sınır tanımaz olduğunu. İkincisi İsrail’in hakikat karşısında elinin ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. İsrail, dezenformasyonu sistemli şekilde kullanarak hakikati katlettiği gibi bölgede, hakikati duyurmaya çalışan gazetecileri de doğrudan hedef alıyor onları da katlediyor.”

“130 gazeteci görevleri başında İsrail tarafından katledildi”

2023 yılında öldürülen gazetecilerin yüzde 75’inin Gazze’de can verdiğine dikkat çeken Altun, “Bugüne kadar 130 gazeteci görevleri başında gerçeği ve hakikati dünyaya duyurmak için görev yaptıkları esnada İsrail tarafından katledildi. Bugün ne yazık ki Batı medyasının hatırı sayılır bir kısmı, İsrail’in yaptığı katliamları görünmez kılmaya çalışmak için yoğun çaba gösteriyor. Batılı medya organlarının birçoğunda yaşanan çatışmalar İsrail’in bakış açısı ile aktarılıyor. Gazze’de yaşanan trajedi ve soykırım gizlenmeye çalışılıyor” ifadelerine yer verdi.

“Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta”

Yaşanan trajediyi gizlemek ve İsrail’in yaptığı soykırımı örtbas etmek için söz konusu medya organlarının farklı strateji ve taktikler uyguladığına vurgu yapan Altun, “Bu tür medya organlarında, Filistin halkı küresel çapta ‘yabancı, ‘öteki’ ve ‘geri kalmış’ bir topluluk olarak lanse edilirken İsrailliler ise ‘ilerici’, ‘modern’ ve ‘Batılı’ bir toplum olarak tasvir edilmektedir. İsraillilerin ölümleri İngilizce manşetlerde ‘cinayete kurban gitti’ şeklinde yer bulurken Gazze’de katledilen yerel halk için ‘öldü’ ifadesi kullanılmakta ve katil gizlenmeye çalışılmakta” ifadesini kullandı. – ANKARA

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-gazzede-130-gazeteci-israil-tarafindan-katledildi/feed/ 0
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında Programı’nda konuştu Açıklaması https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/ https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:51:18 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2771 Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir.” dedi.

Yeni Şafak gazetesinin kuruluşunun 30’uncu yılı dolayısıyla Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında” programında konuşan Altun, gazetenin, hakkaniyetli haber ve gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu söyledi.

Altun, Yeni Şafak gazetesinin yayın hayatına başlar başlamaz jenerasyonları için gerçekten müstesna bir yere sahip bulunduğunu, siyasi perspektif kazanmalarına ve entelektüel zenginlik elde etmelerine katkı sunan önemli bir mecra olduğunu ifade etti.

Gazetenin yaptığı haberlerle gizlenmek isteneni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldığını söyleyen Altun, sesi kısılan, ötekileştirilen, itilen mazlumun, mağdurun sesi olduğunu kaydetti.

Altun, dönemi itibarıyla gazetenin hem eleştirel bir çizgide yayın yaptığını hem de milli bir duruş sergilediğini anlattı.

Yeni Şafak’ın köşe ve yorum yazılarıyla da entelektüel birikimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunduğunu ifade eden Altun, bu yazıların sadece aktüel, yerel olanı değil bölgesel, küresel ve tarihsel olanı ele alan, muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılar olduğunu dile getirdi.

Altun, birçok değerli ismin Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldığını, okurlarına istikamet verdiğini belirtti.

Gazetenin eski genel yayın yönetmenlerinden Akif Emre’yi anan Altun, üniversiteyi bitirdikten sonra kitap yayıncılığına başladığında Emre’nin İzler ve Küreselliğin Fay Hattı isimli iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına eriştiğini, bu eserlerin de Emre’nin gazetede yazdığı yazılardan derlendiğini anımsattı.

Altun, Yeni Şafak’ın gazetecilik, habercilik, ve düşünce okulu olduğunu ifade etti.

Gazetenin “Türkiye’nin Önü Aydınlık” manşetiyle yayın hayatına başladığını hatırlatan Altun, “Bugün bu cümleyi kurmak kolay. Hepimiz Türkiye’nin önünün aydınlık olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz hamdolsun. Fakat Yeni Şafak gazetesi bu manşeti zor, karanlık günlerde attı, ‘Türkiye’nin önü aydınlık.’ dedi. Nitekim bu manşetten bir süre sonra Türkiye, 28 Şubat sürecini, zulmünü yaşadı. 28 Şubat sadece milletin değerlerini hedef alan bir saldırı da değildi, esas itibarıyla toplumun yerli ve milli kesimlerini tarih dışına itmeye yönelik kirli bir operasyonun, siyasal mühendislik projesinin de adıydı. Türkiye’yi Batılı sömürü düzeninin ve Batıcı bağımlılık sisteminin bir parçası haline dönüştürmeye, daha doğrusu onu geri döndürülemez şekilde bu bağımlılık düzeninin ve sisteminin bir unsuru yapmaya yönelik bir darbe girişimiydi. Amaç, Türkiye’yi içe kapatmak ve ilelebet kendi çelişkileriyle malul bir halde onu sıkıştırmaktı.” diye konuştu.

Altun, bin yıl süreceği söylenen bu fetret devrinde Türkiye’nin kültürel, siyasal ve toplumsal hatlarının yeni baştan düzenlenmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Hatırlayın, bazı gazete yöneticilerinin, köşe yazarlarının adeta aynı merkezden işaret almış gibi benzer argümanlarla bu ülkenin çocuklarına nasıl saldırdıklarını gördük, izledik. O yıllarda ‘militan gazetecilerin’, sözüm ona gazetecilerin zafer sarhoşluğu içinde hareket ettiklerini ve dönemin gazete manşetlerini, köşe yazılarını nasıl kötücül bir şekilde şekillendirdiklerini gördük. Herkesin sus pus olduğu bu dönemde bütün baskı ve politikalara rağmen Yeni Şafak gazetesi susmadı. O nedenle Yeni Şafak gazetesini bugün büyük bir şerefle anıyoruz. O gün orada gerçeklerin ve hakikatin gür sesi olmayı tercih ederek, tarihin doğru yerinde durdu. Böylesi bir ortamda ‘Türkiye’nin Önü Aydınlık’ manşetiyle yayın hayatına başladı ve dahası darbe ortamına rağmen haktan, hakikatten ve milli iradeden yana durdu. Böylelikle bu ülkeye, bu topraklara, bu vatanın evlatlarına inanarak ve güvenerek hareket etti.”

O günlerden sonra umudu, “Türkiye’nin önü aydınlık” sözünü haklı çıkaran gelişmeler olduğunu ifade eden Altun, “Hamdolsun ki devreye sokulmaya çalışılan tüm siyasi ve toplumsal mühendislik çabaları akim kaldı ve 2002 yılından itibaren Türkiye yeni bir döneme girdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetiyle ülkemizin önüne konulmak istenen bariyerleri yerle bir etti ve Türkiye o dönemden bu döneme bir şahlanış dönemine girdi. Sanayide, dış politikada, savunmada, iletişim ve medya alanında, birçok alanda bugün 30 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir Türkiye var karşımızda.” ifadelerini kullandı.

Altun, günümüz Türkiye’sinin artık üniversite kapılarından kovulan başörtülü öğrencilerin olmadığı, kılık-kıyafeti, dini inancı ne olursa olsun özgürce eğitim almanın ve aynı zamanda da eğitim vermenin mümkün olduğu bir Türkiye olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Günümüz Türkiye’si, demokratik iradesine cuntacılar tarafından balans ayarı yapılamayan, iç ve dış birtakım mihraklarla işbirliği halinde darbe yapmak isteyenlerin bizatihi milletimiz tarafından derdest edildiği bir Türkiye’dir. Günümüz Türkiye’si, dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum ve mağdurun yanında olmayı en önemli insani, tarihi ve vicdani vazifesi telakki eden bir Türkiye’dir. Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir. Bugünün Türkiye’si şanla, şerefle kutladığı yüzüncü yılında bir kısım çevrelerin hayal bile edemediği bilimsel başarılara imza atan, uzay yolculuğunu başlatan bir Türkiye’dir.”

Bugün Türkiye’de siyasal alanda yaşanan çoğulculukla birlikte medya alanında da çoğulculuğun yaşandığını gördüklerini kaydeden Altun, “Türkiye’de ne yazık ki yıllar yılı Batıcı elitler nasıl ki toplumun büyük bir kesimini siyasal alandan, kamusal alandan kovmaya çalıştılarsa medya alanından da kovmaya çalıştılar. Medya, bu yönüyle Batılı ideolojinin ve hayat nizamının bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü adeta. Tepeden inmeci modernleşmenin bir aracı olarak kurumsallaştı. Ne var ki Türkiye özgürleştikçe, demokratik alan genişledikçe, toplumun farklı kesimleri de kamusal alanda görünür hale geldi. Böylelikle medya alanı da çeşitlendi, güçlendi, genişledi.” diye konuştu.

“Türkiye yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır”

Altun, Necip Fazıl’ın “Türkiye’nin bir buçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilali, önce Babıali’nin millileştirilmesi, ahlakileştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasıyla mümkündür.” sözlerini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Gerçekten de basın, medya ve iletişim alanında yaşanan millileşme 2002 sonrasında kendisine kurumsal bir karşılık bulabilmiştir. Elbette nasıl ki bir dönem Büyük Doğu gibi yayınlar zorlu dönemlerde varlık göstererek bir değer ve fikir aktarımına imkan tanıdıysa aynı şekilde 1990’ların çetin koşullarında da Yeni Şafak bu değer zincirini başarıyla temsil etmiştir. Bu gayretler olmasaydı biz bugünün medya ekosisteminde nefes alıp veremezdik. Bu gayretler olmasaydı medyada hala Batıcı tahakküm arzıendam etmeye ve milletimizi Batılı sömürge düzeninin beklentileri doğrultusunda büyük bir rahatlıkla manipüle etmeye devam edecekti. Hamdolsun ki bu rahatlığa sahip değiller. Fakat bu demek değil ki rahat duruyorlar. Geleneksel medya araçlarıyla elde edemedikleri ne varsa bunları yeni medya düzeniyle dijital medya araçlarıyla elde etmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye karşı hibrit tehditler aracılığıyla, yeni medya yol ve yöntemleriyle bir yıpratma savaşı yürütüyorlar. Türkiye bugün bütün dünyada yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Oxford Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı somut araştırmalarda Türkiye bugün dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülke olarak tasnif edilmektedir.”

Altun, bunun arkasında iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bunun arkasında, açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekirki bir küresel, siyasal mühendislik projesi var. Nedir bu? Türkiye’yi yeniden Batıcı bağımlılık düzeninin bir unsuru haline getirmek. Yeniden Batılı sömürge düzeninin izinde giden, bağımlı bir aktöre dönüştürmek ve onu iddialarından vazgeçirmek.” diye konuştu.

Türkiye’nin son 10 yılda bu bağlamda birçok melez saldırı ve darbeye maruz kaldığını kaydeden Altun, “Gezi kalkışmasından darbe görünümlü 15 Temmuz işgal girişimine, ekonomik ataklardan terör saldırılarına kadar birçok saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Şimdi buna sistematik dezenformasyon saldırıları eklenmiş durumda. Tam da bu nedenle biz gayretimizin önemli bir bölümünü dezenformasyonla mücadeleye ayırıyoruz. Bu sistematik dezenformasyonlar sadece medya ve iletişim alanıyla, basın sektörüyle sınırlı bir mesele de değildir. Daha geniş bir alanda siyasi ve stratejik bir zeminde karşımıza çıkan bir tehditten bahsediyoruz. Bu nedenle biz, dezenformasyonla mücadele etmeyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak telakki ediyoruz. Bu mücadeleyi de sadece ulusal bir mücadele olarak değil, küresel bir mücadele olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in zulümlerine eşlik eden dezenformasyon kampanyalarına da tam da bu gerekçeyle karşı çıktıklarını ifade eden Altun, İsrail’in dezenformasyon saldırılarını böylelikle sadece Türkiye içinde değil, bütün dünyada bertaraf ettiklerini, bunun için yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.

Altun, dezenformasyonla mücadele noktasında Yeni Şafak gibi güçlü, kurumsal, geleneksel medya kuruluşlarının gayretine çok önem verdiklerine dikkati çekerek, “Zira bizler ortak bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin adı kelimenin tam anlamıyla hakikat mücadelesidir. Zira bugün ziyadesiyle muhtaç olduğumuz temel değer hakikattir. Yalanın sıradanlaştığı, artık hakikatin önemsizleştirilmek istendiği bu dönemde hakikat için verilen mücadele en şerefli mücadeledir. Bu hakikat mücadelesinde doğru haberin, doğru yöntemlerle ve hızla ortaya çıkarılması, gazeteciliğin bir meslek olarak uluslararası alanda savunulması son derece önemli, stratejik, hayati bir unsurdur.” diye konuştu.

Yeni Şafak’ın bu anlamda analog dönemde ortaya koyduğu başarıyı dijital dönemde de sergilemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Altun, bu yöndeki gayretleri için gazeteye teşekkür etti.

“Yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız”

Altun, bu alanın sürekli geliştiğini ve bu alanda sürekli yeni hibrit tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Özellikle yapay zeka teknolojileri sonrasında yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız. Yapay zeka alanını yönetmek bu anlamda son derece önemli bir husus. Bugün Türkiye’deki köklü medya kuruluşlarının bir diğer meydan okuması da uluslararasılaşma meselesidir. Yeni Şafak’ın bu yöndeki güçlü gayretlerinin de farkındayız. Bunun için de kendilerini tebrik ediyoruz. Zira artık Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir uluslararası adalet mücadelesi veriyor ve bu mücadelede gerçekten medyamızın desteği çok ama çok önemli.” dedi.

Türkiye’nin uzun yıllar vesayete karşı bir demokratikleşme mücadelesi verdiğini kaydeden Altun, bu mücadelede Yeni Şafak’ın doğru yerde durduğunu, mücadeleyi desteklediğini söyledi.

-“Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği mücadele, uluslararası alanda etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir”

Altun, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası alanda adalet mücadelesine öncülük ettiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ mottosuyla ifade ettiği bu mücadele, önümüzdeki dönemde, uluslararası alanda son derece etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir. Biz buna inanıyoruz ve medyamız bu noktada Yeni Şafak gazetesi de dahil olmak üzere yerli ve milli medyamız, Türkiye’nin uluslararası adalet mücadelesine destek verecek şekilde uluslararasılaştırma kabiliyeti geliştirmesi gereken yapılardır. Biz, dezenformasyon rejiminin el birliğiyle, sizlerle, hep birlikte gayret ederek hakikatin yerini almasına müsaade etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de gazetelerin Tanzimat’tan bu yana yayın hayatlarına devam ettiğini, bu 200 yıllık süre zarfında kimi yayınların eskidiğini, tarih olduğunu, kiminin yaptıkları yayınlarla tarihe geçtiğini belirten Altun, Yeni Şafak’ın 30 yıllık birikimiyle tarihe geçtiğini, önemli işlere imza attığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/cumhurbaskanligi-iletisim-baskani-altun-turkiyenin-birikimi-30-yasinda-programinda-konustu-aciklamasi/feed/ 0