Kent genelinde olası afet ve acil durumlara müdahale için İçişleri Bakanlığının himayesinde, Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik’in talimatıyla çalışma başlatıldı.
İlk etapta, il genelinde İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet ve İl Milli Eğitim müdürlüklerinde görevli 2 bin personelden oluşan 56 arama kurtarma ekibinin kuruldu.
Afet ve Acil Durum (AFAD) İl Müdürlüğü ve Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri tarafından teorik ve uygulamalı eğitime tabi tutulan ekipler, daha sonra 16 kişilik gruplar halinde enkaz sahasına alınarak arama yöntemleri, arama kurtarmada kullanılan malzemeler, hasta ve yaralı taşıma teknikleri ile enkazdan yaralı çıkarma gibi konularda bilgilendirildi.
Ayrıca olası deprem durumunda çadır ve konteyner kentlerin kurulacağı alanların belirlendiği kent merkezi ve Yüksekova ilçesinde, 5 bin çadır ve çeşitli malzemelerin bulunacağı lojistik depo kurulması için de çalışma yürütüldü.
Kentte 2015’ten önce yapılan 2 bin 500 yapının depreme karşı riskli olup olmadıklarının tespit edilmesi amacıyla üniversite ile belediye arasında protokol imzalandı. Ücretsiz sunulacak bu hizmet için şu ana kadar yaklaşık 600 kişi belediyeye başvuru yaptı.
“Bu süreci hızlı şekilde bitirmeyi amaçlıyoruz”
Vali ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, AA muhabirine, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra bilim insanlarının sismik boşluk oluşan yerlere dikkat çektiklerini, bu yerlerden birinin de Hakkari ve Yüksekova olduğunu söyledi.
Kent merkezi ve ilçeleri için deprem konusunu birinci gündem maddesi yapmalarının zorunluluk olduğunu belirten Çelik, “Buradaki fay bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa 20 yıl, 30 yıl sonra enerjisini boşaltacak. Bizim buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Depreme nasıl hazırlıklı olunur? Depreme dirençli kentler oluşturarak. Temel nokta bu.” dedi.
Belediyede göreve başladıktan sonra yapıların dayanıklılığını tespit etmek için mahalle bazlı mikro bölgeleme çalışması yaptıklarını anlatan Çelik, şöyle devam etti:
“İlk elde ettiğimiz sonuçlar yaşadığımız tereddüdün karşılığı gibi. Yapıların gözlemsel risk durumu analizini yaptığımızda bazı mahallelerde yapı stokunun yüzde 80’nine varan oranda riskli yapılardan oluştuğunu gördük. Üniversitemizle iş birliği yaparak 2 bin 500 yapı için deneysel yapı analiz raporlarını çıkarmak, yani karot numuneleri alınarak bunların kolon, kiriş, statik yapılarını test etmek için bir süreç başlattık. Bu çalışmayı ücretsiz yapacağız. Başvuruları almaya başladık. Bu süreci hızlı şekilde bitirmeyi amaçlıyoruz.”
Bu çalışmaların devamının kentsel dönüşüm olacağını dile getiren Çelik, depremin oluşturabileceği zararları önlemenin tek yolunun, deprem esnasında yıkılmayacak yapılar inşa etmek olduğunun altını çizdi.
“5 bin çadır stoklamayı hedefliyoruz”
Depreme karşı arama kurtarma ve barınma sürecinin planlanmasının zaruri olduğunu belirten Çelik, “Şu ana kadar 56 arama kurtarma ekibi oluşturduk. Bu ekiplerimiz jandarma, polis ve öğretmenlerden oluşuyor. Bunlara yönelik 16’şar timler halinde eğitim sürecini başlattık. Depremin ilk anında enkaz alanına girebilmek için ihtiyaç duyulan insan gücünün ötesinde hidrolik anlamda destekleyebilecek makineler ve tesisatın da alım sürecini başlattık.”
Çelik, üniversite ile belediye sınırları içindeki 10 mahallede Arama Kurtarma Gönüllüleri Eğitme protokolünü yapacaklarını, bu mahallelere de arama kurtarma ekibinde bulunması gereken tüm makine ve aletlerin yer aldığı konteynerler yerleştireceklerini bildirdi.
Yüksekova ve kent merkezinde lojistik depo kurarak 5 bin çadır stoklamayı hedeflediklerini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Hem Yüksekova hem de kent merkezi için bin konteynerlik geçici barınma alanları oluşturmayı hedefliyoruz. Buralar için gerekli projelendirme, alt yapı çalışmaları yapıldıktan sonra konteyner sevkiyatları devam edecek. Burada yeni yapılan yapı stoku bizim için büyük avantaj. Devletin koyduğu kurallar aslında insan yaşamını düzenlemek ve korumak üzerinedir. Dolayısıyla bina yapımına ilişkin çıkarılan yönetmeliklerin tamamı insan hayatını korumak içindir. Değişik maliyetlerden kurtulmak için kaçak yapı yapma eylemine giren vatandaşlarımızın bu süreçten uzak durması gerekiyor ki acı bedeller ve sonuçlarla toplum olarak karşı karşıya kalmayalım.”
Kurdukları yeni ekiplerle toplamda 2 bin arama kurtarma personeline ulaşacaklarını belirten Çelik, “Ekipmanların alım sürecinin tamamlanmasıyla tam donanımlı arama kurtarma ekibine dönüşecekler. Karot örneklerinin alımı için laboratuvar oluşmuş durumda. Nisan sonuna kadar başvuruları alacağız. Temmuz sonunda da karot numunelerine ilişkin sonuçları bitirmiş olacağız. Ondan sonraki sürecin tamamını da vatandaşlarımızın kentsel dönüşüm talepleri ve şehrimizin kentsel dönüşüm ihtiyacı çerçevesinde yukarı bölgede oluşturacağımız alanlar.” dedi.
“Ekipler donanımlı hale geliyor”
AFAD’da görevli arama kurtarma teknisyeni Abdurrahman Yıldız da kentte oluşturulan ekiplerin eğitimine devam ettiklerini söyledi.
Yıldız, “Kaba, fiziki arama, galeri açma ve domuz damı, enkaza giriş tekniklerini, üstten giriş, yandan giriş, katların kaldırılması gibi konularını anlatıyoruz. Bu eğitimleri alan ekipler donanımlı bir hale geliyorlar. Çünkü eğitimde enkazı bire bir yaşıyorlar.” diye konuştu.
]]>Abalı Kayak Merkezi, Akdamar Adası ve Kilisesi, kaleleri, kedisi ve Türkiye’nin en büyük gölüyle kültür ve inanç turizminin önemli destinasyonları arasında yer alan Van’ın kış turizminde de öne çıkmasını sağlıyor.
Kente 45 kilometre uzaklıktaki Artos Dağı eteklerinde yer alan merkez, her yıl kent sakinlerinin yanı sıra çevre illerden binlerce kayakseveri ağırlıyor.
Özellikle hafta sonlarında yoğunluğun katlanarak arttığı merkezde, insanların huzurlu ortamda vakit geçirmesi ve güvenle kayak yapabilmesi 5 kişilik JAK timi görevini sürdürüyor.
Merkezde 7 gün 24 saat görev başında olan tim, tam donanımlı kar ve arazi araçları ve ekipmanıyla, yaralanma, kaybolma, telesiyejde ve arazide mahsur kalma gibi olumsuzluklara anında müdahale ediyor.
Sıcaklığın sıfırın altında 15 dereceye kadar düştüğü bölgede zorlu arazi koşullarında görevlerini yerine getiren JAK timi, tecrübelerini pekiştirmek ve hareket kabiliyetini artırmak için sürekli tatbikatlar gerçekleştiriyor.
Telesiyejde mahsur kalanları kurtardılar
Merkezde yapılan tatbikatta, senaryo gereği kayak merkezinin ikinci etap pistinde düşerek yaralanan kayaksever, 112 Acil Çağrı Merkezinden yardım istedi.
Bunun üzerine kar motorlarıyla olay yerine ulaşan JAK timi, ilk müdahalenin ardından sedyeye aldıkları yaralıyı, sağlık ekiplerine teslim etti.
Başka bir senaryoda ise kayak merkezindeki telesiyejde mahsur kalan 2 kayakçıya, JAK timleri anında müdahale etti.
Kar motosikletiyle bölgeye ulaşan ekip, halat yardımıyla telesiyeje çıkarak 30 metre yüksekte mahsur kalan kayakçıları güvenle piste indirdi.
“İnsansız hava araçlarından etkin yararlanıyoruz”
Tim komutanı Jandarma Üsteğmen Seyfettin Şahin, AA muhabirine, her türlü doğa ve insan kaynaklı afetler ile kaybolma ve kaza olaylarında arama kurtarma faaliyeti icra ettiklerini söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı bünyesindeki Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı Arama Kurtarma Birlik Komutanlığı personeli olarak Abalı Kayak Merkezi’nde 24 saat esasıyla görev yaptıklarını belirten Şahin, “Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek milli teknolojilerimizi arama kurtarma birliğimizin envanterinde bulundurmaya özen gösteriyoruz. Burada sedyeli kar motosikletini, dağcılık ekipmanlarını ve ilk yardım malzemelerini etkin kullanıyoruz. Arama kurtarma çalışmalarımızı görevin ihtiyaç ve niteliğine göre arama kurtarma ve kadavra köpeklerimizle destekliyoruz. Ayrıca insansız hava araçlarından etkin yararlanıyoruz.” dedi.
Vatandaşların güven ve huzur içinde kayak yapmaları için sürekli tatbikatlar düzenlediklerini anlatan Şahin, şunları kaydetti:
“Kayak merkezinde kaza sonucu yaralanma, pist dışına çıkmak suretiyle kaybolma ve telesiyej arızalanması olaylarına karşı müdahalede bulunuyoruz. Yaralanmalarda ihbarı alır almaz sedyeli kar motosikletiyle olay yerine intikal edip, ilk yardım tecrübesi olan personelimizin yardımıyla yaralılarımızın sağlık kuruluşuna sevkini sağlıyoruz. Kaybolma olaylarında ise vatandaşımızın en son görüldüğü koordinatlara hızlıca intikal ederek çeşitli hastalık ve hipodermiyle yakalanmadan güvenli bölgeye tahliyesini gerçekleştiriyoruz. Burada AFAD, 122 Acil Sağlık ekipleriyle müşterek tatbikatlar yapıyoruz. Amacımız olası ihbarlara karşı koordinasyonumuzu sağlamak.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı’ndan sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu’nun açıklaması şöyle:
“Kullanım ömrünü tamamlamış gemilerin hala hizmette tutulmasının ciddi sonuçlarını ile karşı karşıyayız. İmralı açıklarında batan Batuhan A gemisindeki 6 mürettebat hala bulunamadı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve yaşlı gemilerin hala sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımın sonucu olabilir. Bu konuda yetkililerin acil bir şekilde adım atmalarını bekliyoruz. Denizde can emniyeti, devlet itibarımızın idamesi açısından hayati önemi haizdir. Ayrıca, bu tür deniz kazalarının önlenmesi ve kayıp denizcilerin bulunması için Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın imkan ve kabiliyetlerinin acilen artırılması gerekmektedir. Helikopter ve büyük tonajlı gemiler gibi kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılması, acil durumlarda daha hızlı müdahale imkanı sağlayacak ve kayıpların minimize edilmesine yardımcı olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, deniz güvenliği ve denizcilerimizin sağlığı konularında daha etkin önlemler alınması çağrısında bulunuyor, önerilerimizi de kamuoyu ile paylaşmamak istiyorum: Ülkemizde arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin esaslar 17 Ekim 2020 tarihli ve 31277 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Deniz ve Hava Araçları Kazalarında Arama Kurtarma Yönetmeliği’ ile düzenlenmiştir.
Söz konusu mevzuata göre Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi, Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde icra edilecek tüm arama kurtarma faaliyetlerini en üst düzeyde koordine etmekle görevlendirilmiştir. Kıyılardan itibaren deniz alanlarında arama kurtarma faaliyetlerinin koordinasyon sorumluluğu ise ‘Sahil Güvenlik Komutanlığına’ verilmiştir. Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık yarısına karşılık gelen bir alan olan Türk Arama Kurtarma Bölgesi’nde meydana gelen arama kurtarma olaylarına en kısa sürede reaksiyon gösterilmesi maksadıyla; Sahil Güvenlik Komutanlığına ait tüm su üstü ve hava unsurları her türlü olumsuz meteorolojik koşulda fedakarca görev yapmaktadır.
“ARAMA KURTARMA BÖLGESİNDE MEYDANA GELEN KAZALARDA İNSAN KURTARMAK, TALEP EDEN GEMİLERDEN ZAMANINDA YARALI VEYA HASTA TAHLİYE ETMEK DEVLETLERİN SAYGINLIĞINI VE GÜVENİRLİĞİNİ ARTIRIR”
Denizde Arama ve Kurtarma faaliyetlerinin etkinlikle ve başarı ile icrası her devlet için önemli bir itibar göstergesidir. Deklare ettiği Arama kurtarma bölgesinde meydana gelen kazalarda insan kurtarmak, talep eden gemilerden zamanında yaralı veya hasta tahliye etmek devletlerin saygınlığını ve güvenirliğini artırır. İlan edilen Arama kurtarma bölgesinde, kazazedeye ulaşamamak, ulaşılsa dahi kazazedeyi kurtaramamak ise milli itibara ve devletin güvenilirliğine büyük zarar verir. Özellikle doğu Akdeniz’de Türk arama kurtarma Bölgesi içerisinde, Yunanistan tarafından nispeten daha güçlü helikopterlerle yapılan arama kurtarma ve yaralı, hasta tahliye faaliyetleri uluslararası ortamda devlet olarak saygınlığımıza zarar vermektedir.
İlan ettiğimiz Türk Arama Kurtarma bölgesinin büyüklüğü dikkate alındığında, özellikle doğu Akdeniz ve Karadeniz’de ana karamızdan uzakta süratli ve etkili arama kurtarma ancak her hava şartında görev yapabilecek helikopterler ile mümkün olabilir. Dünya üzerinde; olumsuz hava şartlarında harekat icra edebilecek, deniz üzerinde görev yapabilecek, fazla sayıda kazazede taşıyabilecek, harekat yarıçapı yüksek ve görevde kalma süresi uzun sayılı helikopter tipi mevcuttur. Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterindeki helikopterler personelin tecrübe ve uzmanlığına rağmen, teknik yetersizlikler nedeni ile özellikle ana karadan uzaktaki arama kurtarma faaliyetlerinde arzu edilen seviyede kullanılamamaktadır.
“DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞIMIZ ENVANTERİNDEKİ HELİKOPTERLER DE BÜYÜK ÇAPLI ARAMA KURTARMA GÖREVLERİ İÇİN UYGUN DEĞİLDİR”
Üzerlerinde bulunan hassas harekat cihaz ve sistemleri, aldığı diğer görevler ve kısıtlı kazazede taşıma kabiliyeti nedeni ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız envanterindeki helikopterler de büyük çaplı arama kurtarma görevleri için uygun değildir. Geçmiş dönemde; Sahil Güvenlik Komutanlığı bu ihtiyacı tespit ederek olumsuz hava şartlarında da arama kurtarma görevi yapabilecek genel maksat helikopteri tedarik projesini başlatmış ancak bu projede arzu edilen ilerleme sağlanamamıştır.
Son dönemde; Karadeniz Ereğli limanı açıklarında ve Marmara Denizi’nde meydana gelen 2 deniz kazasında iç sularımızda bile meteorolojik şartların da etkisi ile başarılı arama kurtarma faaliyetleri icra edilememiş, denizcilerimiz hayatlarını kaybetmiştir.
Meydana gelen deniz kazalarına; standart altı ve kullanım ömrünü doldurmuş gemilerin faaliyete devam etmesinin, denetim eksikliğinin ve meteoroloji biliminin dikkate alınmamasının neden olduğu da aşikardır.
Bu çerçevede; mevcut durumda; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından Türk deniz ticaret filosuna yönelik denetim fonksiyonların eksiksiz yerine getirilmesine yönelik tedbirlerin ivedi olarak alınması, Uzun süredir gündeme getirilen ve sürekli ihmal edilen Denizcilik Bakanlığının kurulması ve denizcilikle ilgili fonksiyonları diğer bakanlıklardan devralması,sahil Güvenlik Komutanlığının arama kurtarma görevlerinde etkinliğini artıracak, yıllar önce gündeme gelen ancak maalesef durdurulan genel maksat helikopteri tedarik projesinin süratle realize edilmesi,
denizde can emniyeti, denizde hak ve menfaatlerimizin korunması, devlet itibarımızın idamesi açısından hayati önemi haizdir.”
]]>Proje ve alım garantisi detaylarının aktarıldığı ‘Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) yerlileştirme projesi İzmir tanıtım toplantısı’, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü Atatürk Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Programın açılış konuşmasını yapan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace, “1999 depreminin izlerini hala taşırken senesinin dolmasına sayılı günler kala 6 Şubat depreminde yaşanan arama kurtarma süreçlerini hep birlikte takip etmiştik. Binlerce yuvayı sevdiklerine kavuşturan AFAD ekiplerinin mücadelesini gördük. Ne mutlu bizlere ki felaketlerin ardından var gücüyle insan üstü çaba gösteren AFAD çalışanları, bu olaylar yaşanmadan önce alınabilecek önlemleri aldılar. Afet öncesi hazırlık ve zarar azaltma, afet öncesinde yapılacak müdahale ve afet sonrasındaki iyileştirme çalışmalarının yönetim ve koordinasyonunu gerçekleştirmeyi hedefleyen AFAD’ın faaliyetleri dahilinde ihtiyaç duyduğu ekipmanların, yerli üreticiden tedarik etme projesini de yürekten kutluyorum. Fakat zor ekipmanlar da bulunuyor. Ciddi teknoloji barındıran ürünler var. Bu çalışma ile ekonomimiz ve sanayimiz kazanırken diğer taraftan kaliteli Türk malları ile kullanılan ekipmanların dayanıklılığı artırılmış olacaktır” dedi.
Toplantıda söz alan Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da, “6 Şubat depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. O bölgede deprem olduktan sonra yaklaşık 5 gün orada kalarak bütün deprem bölgesini gezdim. Türkiye’deki AFAD sayısı normal olması gereken sayının binde 1’i civarında. Biz de deprem geçirmiş bir şehiriz. Birçok binamız çöktü ve geri kalan binalarda hasar oluştu. Uzun zamandır kırılmayan bir fay var. Bu fayın kırılma beklentisinin yaşandığı bir yeriz. Deprem bizde 1-2 ay konuşuluyor. Sonra deprem gündemden kalkıyor. Deprem konusu sadece AFAD’dan beklenerek çözüm bulunması gereken konu değil. Bunun bir de ekipman ayağı, diğeri de çalışan ayağı var” açıklamalarında bulundu.
“2 bin 932 kadro tahsisi yapıldı”
Bir enkazda 75 kişinin çalışması gerektiğine vurgu yapan Afetlere Müdahale Genel Müdürü Dr. Sadi Ergin ise şu ifadelere yer verdi:
“6 Şubat depremlerine yakalandığımızda 2 bin 800 arama kurtarma teknisyeni arkadaşımız vardı. Yaklaşık bine yakını son 1 yılda alınmış arkadaşlarımız. 39 bin binanın yıkıldığı 26 bin enkazda canlı araması yapıldığı bir durumda 2 bin 800 kişi ve 11 ilde arama yapan arkadaşlarımızı düşünürsek 2 bin 800 kişi ile mücadele vermemiz gerekirdi. Bir enkazda 75 kişi çalışması gerekir. Aynı anda bütün enkazlarda arama kurtarma çalışması yapabilmemiz için 1 milyon 952 bin personele ihtiyacımız vardı. Bütün devletlerde profesyonel arama kurtarma personeli sayısı ise 800 bindir. 2 bin 932 kadro tahsisi yapıldı. Yaklaşık 6 bin kapasiteye ulaşacağız. Kamu kurumları ve devletlerin çok güçlü kapasitesi var. Bunlardan istihdam edebileceğimiz 100 bin arama kurtarma arkadaşımızın, kamu kurumlarımızdan, STK’lardan tahsisine gidiyoruz. Bakanlıklarımızın bütün kapasitelerini, genç dinamik, arama kurtarma faaliyetlerinde katkı sunabilecek, tecrübesiyle madencilerimiz, kısaca bu sayıyı planladık. O program dahilinde de yaza kadar bu arkadaşlarımızın tüm ihtiyaçlarımızı temin etmemiz gerekiyor. Biz bu 100 bin kişiyi, aldığımız, ürettiğimiz malzemelerle eğiteceğiz. Şu ana kadar 40 bin civarında eğitim verdiğimiz arama kurtarma görevlisi arkadaşlarımız oldu. Bu arkadaşlarımız enkazda çalışacak kültürü edinecek, her türlü yöntemi öğrenmiş olacak. Beklentimiz sizin katkınız, bizlere omuz vermeniz. Biz dersimize hazırız, ödevimizi yaparız.”
Toplantının ardından katılımcılara afet esnasında kullanılan malzemelerin tanıtımı yapıldı.
Toplantıya, Afetlere Müdahale Genel Müdürü Dr. Sadi Ergin, Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace katıldı. – İZMİR
]]>