İŞSİZLİK Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümündeki ilk 6 madde, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Teklifin kabul edilen 5’inci maddesiyle birlikte en düşük emekli aylığı 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkarılacak.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında, çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler içeren ‘İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere toplandı. Teklif hakkında gruplar adına konuşmalar yapıldı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grubu adına söz alan Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, teklifle birlikte SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarının memur emeklisinin alacağı zam oranına eşitleneceğini söyleyerek, “Kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonunda eklenen 7’nci maddesiyle maaş artış oranının yüzde 42,57 olması düzenlenmiş, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın verdiği müjdeyle de bu oranın memur emekli aylığı artış oranıyla eşitlenerek yüzde 49,25 olacağı açıklanmıştır. Böylelikle, vereceğimiz önergenin kabulüyle yaklaşık 13 buçuk milyon SSK ve BAĞ-KUR emeklisinin de 2024 yılı ilk yarısı için maaş artış oranı yüzde 49,25 olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak emekli aylıklarının artırılması konusunda yapılan düzenlemeyi destekliyoruz; emeklilerimiz ile dul ve yetimlerinin aylıklarında artış sağlayan her kararın yanındayız” dedi
CHP’Lİ AĞBABA: EMEKLİNİN ZAMMI CEBİNE GİRMEDEN ERİMİŞ DURUMDA
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ise SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına yapılan zammın yüzde 49,25’e çıkarılmasını seçim teşviki olarak niteleyerek, “Siz, ‘Emekliye 3 mü yapsak, 5 mi yapsak?’ diye tartışırken, yıl başından bugüne maalesef iğneden ipliğe zam geldi. Çaya yüzde 35, şekere yüzde 12, kahveye yüzde 25, mutfak tüpüne 45 TL zam geldi. Köprüye, motorlu taşıtlar vergisine, benzine, her şeye zam geldi. Maalesef, emeklinin zammı cebine girmeden erimiş durumda. Sayenizde yeni bir iş kolu açıldı; birkaç yıldan beri ‘etiket değiştirici’ diye marketlerde etiket değiştiren insanlar var, yeni bir iş kolu açılmış durumda. Maalesef, Türkiye’nin yaşamış olduğu durum bu. Şimdi, seçimden bu yana hem iktidar partisi hem iktidar partisinin küçük ortağı emeklilerle ilgili çeşitli vaatlerde bulunuyorlar. 9 aydır hepimizin, hepsinin, herkesin ağzından söz çıkıyor, ‘Emekli zammı için çalışıyoruz, emekliye zam yapacağız’ diye ama maalesef 9 aydan beri gele gele 2 bin 500 TL bir zam geldi. Sadece 2 bin 500 TL zam geldi, 2 bin 500 TL’nin ne anlamı var? Bunu da sizin vicdanlarınıza bırakıyorum” diye konuştu. Ağababa, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.
AK PARTİ’Lİ KURT: KANUN TEKLİFİ İLE ÖNEMLİ AVANTAJLAR SAĞLANMIŞ OLACAKTIR
Gurubu adına söz alan AK Parti Adıyaman Milletvekili Resul Kurt, teklifle beraber bir yandan işletmelerde istihdamı artırıcı, bir yandan da işveren maliyetlerini dengelemek suretiyle uluslararası rekabete kaynak sağlandığını kaydetti. Yine, kanun teklifiyle beraber asgari ücret desteğinin de getirildiğini aktaran Kurt, “2016 yılından bu yana yüksek oranda artan, enflasyon üzerinde artan asgari ücretin işveren maliyetlerini dengelemek ve istihdamın korunmasını sağlamak için asgari ücret desteği uygulanmaktadır. Asgari ücret desteği, asgari ücret tutarındaki artışlardan dolayı işverenlerin işçilik maliyetlerini dengelemek, artan işçilik maliyetlerinin istihdamı olumsuz etkilemesini sağlamak, istihdamın korunmasına ve kayıt dışına yönelmemesine sebebiyet vermek amaçlarıyla Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenecek sigorta prim borçlarından mahsup edilmek üzere getirilen bir destek uygulamasıdır. Bu anlamda asgari ücret desteğiyle birlikte hem işverenlerin maliyetleri önemli oranda düşmüş olacak hem de rekabet noktasında bir avantaj sağlanmış olacaktır. Söz konusu İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle birlikte çalışma hayatımızda kolaylaştırıcı önemli avantajlar sağlanmış olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘TEKLİFİN YETERSİZ OLDUĞUNU İFADE ETMEK ZORUNDAYIM’
Yapılan konuşmaların ardından, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Ardından teklifin 1’inci bölümü üzerindeki görüşmelere geçildi. Teklifin 1 ila 6’ncı maddeleri kapsayan ilk bölümde gurubu adına söz alan Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, teklifin emeklileri olumsuz etkilediğini söyleyerek, “Yapılan düzenleme günümüzün ekonomik koşullarına uygun değildir, emeklilerimizin geçim sıkıntısına çare olamamıştır. İYİ Parti olarak emeklilerimizin açlığa terk edilmesini, giderek yoksullaşan maddi şartlara mahkum edilmesini kabul etmiyoruz. Bu teklifin yetersiz olduğunu ve dikkatle tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etmek zorundayım. Vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, refahını artıracak daha kapsamlı düzenlemelere ihtiyacımız vardır” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından teklifin ilk 6 maddesi kabul edildi. Teklifin kabul edilen 5’inci maddesiyle birlikte en düşük emekli aylığı 7 bin 500 liradan 10 bin liraya çıkarılacak.
]]>CHP’nin emeklilerin maaşlarında yaşanan kaybın ve ekonomik sorunlarının araştırılması önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, “Dün açıklanan rakamlar eğer bu Meclis’ten de aynen geçecek olursa maalesef en düşük emekli maaşı asgari ücretin yalnızca yüzde 59’u kadar olacak. Bu, kabul edilemez bir durumdur çünkü biliyorsunuz emekli maaşları aslında bir sosyal koruma programıdır. Siz, bu kadar düşük emekli maaşıyla kimseyi koruyamazsınız. Bu yıl ’emekliler yılı’ olarak ilan ediliyor ama bu kadar düşük bir emekli maaşıyla bu yıl ancak emeklilerin eğer şansları varsa hayatta kalma yılı olarak ilan edilebilir, emekliler yılı olarak maalesef değil” dedi.
CHP’nin emeklilerin maaşlarında yaşanan kayıp ve ekonomik sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin gündemin önüne çekilerek bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Grup önerisinin gerekçesini açıklayan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, şunları söyledi:
“BU KADAR DÜŞÜK BİR EMEKLİ MAAŞIYLA BU YIL ANCAK EMEKLİLERİN EĞER ŞANSLARI VARSA HAYATTA KALMA YILI OLARAK İLAN EDİLEBİLİR”
“Emekli maaşlarında öngörülen artış çok düşüktür ve Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki kayıp çok yüksektir. Bir tek rakamla bu durumu açıklayalım: 2002’de en düşük emekli maaşının asgari ücretle arasındaki fark 1,3 kattı. En düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,3 kat fazlasıydı, dün açıklanan rakamlar eğer bu Meclis’ten de aynen geçecek olursa maalesef en düşük emekli maaşı asgari ücretin yalnızca yüzde 59’u kadar olacak. Bu, kabul edilemez bir durumdur çünkü biliyorsunuz emekli maaşları aslında bir sosyal koruma programıdır. Siz, bu kadar düşük emekli maaşıyla kimseyi koruyamazsınız. Bu yıl ’emekliler yılı’ olarak ilan ediliyor ama bu kadar düşük bir emekli maaşıyla bu yıl ancak emeklilerin eğer şansları varsa hayatta kalma yılı olarak ilan edilebilir, emekliler yılı olarak maalesef değil.
“EMEKLİLERE GAYRİSAFİ YURT İÇİ HASILADAN AKTARDIĞINIZ PAYDAKİ ORAN YÜZDE 4,5”
Bakın, açlık sınırı 14 bin liranın üstünde, o da şimdilik. Bu maaşlar aylar sonra aynı kalırken açlık sınırı bu enflasyonist ortamda çok daha yüksek olacak. Yoksulluk sınırı 47 bin liranın üstünde, o da şimdilik. Şimdi, özellikle emekli maaşı alan milletvekillerine sesleniyorum: Sizler 96 bin lira emekli maaşı alırken 10 bin lira emekli maaşı alanların o rakamla nasıl geçinebileceğini düşünüyorsunuz? Bu, gerçekten haksızlıktır, eşitsizdir.
Bir yandan Türkiye’de emeklilerin sayısı artıyor ama maalesef Adalet ve Kalkınma Partisinin ekonomi politikaları nedeniyle gayrisafi yurt içi hasıladan emeklilere ayrılan pay azalıyor. Bu, kabul edilemez. Bir rakam vereyim size, çok geriye gitmeyelim: 2010’da emeklilerin ülkemizdeki nüfusa oranı yaklaşık yüzde 13’ken, şimdi bu rakam yüzde 16’yı geçmiş durumda; nüfus içerisindeki payları artıyor. Peki, gayrisafi yurt içi hasıladan aktardığınız paydaki değişim ne? 2010’da yüzde 6,8’ini emeklilere ayırırken nüfus artmış olduğu halde bugün ayırmaya çalıştığınız oran yalnızca yüzde 4,5; bu kabul edilemez. Bu rakamlar örneğin Almanya’da yüzde 13 civarında, komşumuz Yunanistan’da ise yüzde 16’nın üzerindedir.
“ÜLKEMİZDEKİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINDAN EMEKLİ OLANLAR ARASINDA ÇOK CİDDİ BİR EŞİTSİZLİK VAR”
Bir başka önemli sorun emekli maaşlarındaki artış yönteminin yanlışlığına ilişkindir. Her defasında Sayın Cumhurbaşkanının ‘Yüzde 5 artırıyoruz’ ya da şu kadar artırıyoruz demesine bağlı bir sistem kabul edilemez. Kaldı ki özellikle emekli maaşı 7 bin 13 liranın altında olanlar söz konusu olduğunda artış yüzde 33’ler civarındadır, dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin önerisini lütfen dikkate alın, emekli maaşlarındaki artışın asgari ücretteki artışla endekslenmesi önerisi çok yerindedir. Ayrıca, ülkemizdeki sosyal güvenlik kurumlarından emekli olanlar arasında çok ciddi bir eşitsizlik var. Emekli Sandığından emekli olanla SSK’den ve BAĞ-KUR’dan emekli olanlar arasındaki emekli maaşı farklılıkları kabul edilemeyecek düzeydedir, bu eşitsizliklerin giderilmesi gerekir. Bu enflasyonist ortamda insanların gerçekten temel gıdalara erişmekle bile ilgili sorunları olduğunu vurgulamak zorundayım.
“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI ARTIRMAYA DAVET EDİYORUM”
Emeğin ulusal gelirden aldığı payı hep birlikte artırmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki sosyal politikalar ve ekonomik politikalar, maalesef, emeğin ulusal gelirden aldığı payı giderek azaltmıştır. Hem emeğin ulusal gelirden aldığı payı arttırmak hem asgari ücreti yaşanabilir bir düzeye çıkarmak ve emeklilerin alacağı en düşük emekli maaşını da asgari ücret düzeyine çıkarmak zorundayız. Asgari ücretteki artışa benzer bir artışın da emekliler tarafından her artış döneminde yaşanması gerekir. Ülkede kaynak sorunu yoktur, ülkedeki kaynak sorununu iddia edenler sarayın harcamalarına baksınlar. Ülkede kaynak sorunu olduğunu iddia edenler özellikle Türkiye’nin ekonomi politikasındaki gereksiz harcamalara baksınlar. Dolayısıyla, özellikle tekrar ediyorum: Emekli maaşı alan milletvekillerini saraydan gelenleri buradan geçirmeye değil, vicdanlarının sesine uyarak en düşük emekli maaşını artırmaya davet ediyorum.”
]]>Yüksek kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar da kiracıların konuyla ilgili şikayetlerini derledi.
Geçtiğimiz yıldan bu yana yüksek enflasyonla birlikte tırmanışa geçen kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan şikayetlere göre, kira artış oranı yasalarla belirlenen yüzde 25’in çok ötesinde… Gelen şikayetlere göre kimi kiracılar yılda 5 kez kiralarına zam yapıldığını iddia ederken kimileri de bu koşullarda ‘nefes alamıyoruz’ diyor. Yetkililerden acil çözüm bekleyen kiracılar, evsiz kalmaktan korktuklarını belirterek ‘kışı sokakta mı geçireceğiz?’ endişesini platform üzerinden dile getiriyor.
Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle:
“KİRAYA BİR YILDA 5 KEZ ZAM YAPILDI”
“11 yıldır oturduğum evde son bir yılda 5 defa zam yapıldı. Ev sahibi şu an 10 bin TL istiyor. Asgari ücretin 11 bin 400 TL olduğu bir ülkede nasıl kira verilecek, nasıl geçinilecek? Allah rızası için bir el atın bu işe, çok çaresiz kaldık. Ne olacak bu hayat böyle?”
“GENÇLERİN AYAKTA DURMASI GEREKMEZ Mİ?”
“Kirada fahiş artış nedeniyle kiracı olarak oturmakta olduğum daire, 2 bin TL’den 7 bin TL’ye çıkartıldı. Tek başıma yaşayan ve asgari ücrete çalışan biri olarak bu konuda yardım istiyorum. Bir kiracı olarak büyük sıkıntı çekiyorum. Geçim konusunda biz gençlerin ayaklarımızın üstünde durmamız gerekmez mi? Neden sürekli zorluklarla karşılaşmak zorundayız?”
“SOKAKTA MI YAŞAYALIM?”
“Kiralar çok yüksek. Emekli maaşı ve asgari ücret bu kadar düşükken kiralar; 12, 15, 20 bin TL nasıl olabilir? Neden dur denilemiyor? Sokakta mı yaşayalım? Halkın sesine neden kulak verilmiyor? Asgari ücret ‘Emekli bu’ denilip bunun yüzde şu kadarı kira olmak zorunda denmiyor. Buna bile güç yetmiyorsa biz kimi neden savunuyoruz?”
“4 BİN TL İLE NASIL GEÇİNEBİLİRİM?”
“Ev sahibi, 2 bin TL olan kiramı 8 bin TL yaptı. Evde tek çalışan sadece benim. Eşim 3 yaşındaki oğlumuza bakıyor. ve ben asgari ücretle çalışıyorum. 12 bin 150 TL maaş alıyorum. 8 bin TL kira verip 4 bin TL ile faturalarımı ödeyip eve nasıl bakabilirim? 1 ay boyunca kalan 4 bin TL ile nasıl geçinebilirim? Yardımlarınızı bekliyorum.”
“BİRİLERİ ARTIK BUNA DUR DESİN”
Asgari ücretle çalışan birine 10 bin TL kira istemek nedir? Ev eski bir yapı, içerisi Allah’a emanet ve bir yılda üçüncü zam. Rabbime havale ediyorum ama devletimizin de buna bir dur demesi lazım. Yeter artık. Eğitim, eğitim diyorlar evlatlarımıza test kitabı almaya bile gücümüz yetmezken bir de kiraya zam yapılıyor. Birileri artık buna dur desin.”
“KIŞ VAKTİ ‘EVDEN ÇIKIN’ DESE, EV BULAMAM”
“Ev sahibimiz 2 bin TL olan kiramızı 6 bin TL’ye çıkardı. Bunu yapabilir mi? Kira artış oranı ne kadar? Bu konu hakkında ne yapabilirim? Kış vakti ‘Evden çıkın’ dese, ev bulamam; mağdur olmak istemiyorum. Ama bu kadar fazla birden zam yapılmasını da istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.”
“EV SAHİPLERİNE YAPTIRIM UYGULANMALI”
“Emekli maaşı ile kiramızı ödeyemeyecek duruma geldik. Ev sahibi yüzde 25 değil, yüzde 125 zam istiyor. Ev sahiplerine yaptırım uygulanmalı. Eğer yüzde 25 zam yapılmasının kanunu varsa, bu açıkça tekrar altı çizilerek ifade edilmeli. Zor durumdayız. Çok acil olarak kanunların altı çizilmeli ve kiracıların zor durumda mağdur olmaması sağlanmalıdır. Saygılarımla”
“NEFES ALAMIYORUZ”
“5 bin TL olan kiram 12 bin TL’ye çıkarılmak istendi. Böyle bir gelirimiz yok, nasıl karşılayacağız? Taşınmak için de büyük miktarda para gerekiyor. Böyle bir ekonomik sıkıntıyı daha önce hiç yaşamamıştık, herkes bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyor. Acil çözüm üretilmesi gerekiyor, aksi takdirde aile kavramı zarar görecek. Toplumsal bir stres içindeyiz. Devlet yetkililerinin derhal çözüm bulması şart. Lütfen acil olarak en azından kira yükümüzü hafifletecek adımlar atılmasını sağlayın, nefes alamıyoruz.”
]]>Avdagiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu ayın sonuna kadar 2024’te uygulanacak asgari ücretin tespit edileceğini hatırlatarak, asgari ücretin, iş dünyası tarafından asgari ücretten öte, tüm ücret skalasına etki eden bir çalışma olarak değerlendirildiğini söyledi.
2024 ile ilgili açıklanan “iddialı” bir Orta Vadeli Program’ın (OVP) yürürlükte olduğunu vurgulayan Avdagiç, “Buna bağlı olarak, enflasyon, kur ve faizle ilgili hedeflenen bir yol haritası var. Bütün bunların içinde iş dünyasının rekabetçiliğini kaybetmeyeceği bir denge içinde yürümemiz lazım. Sadece ücretlerin dengelenmesiyle değil, aynı zamanda faizlerin ve kurun da denge içinde olacağı bir yapı olması lazım ki Türkiye’deki üretici-ihracatçı rekabetçiliğini artırsın ve yurt içindeki üreticiler ithal ürünlere karşı dezavantajlı hale gelmesin. Yeni asgari ücretin bütün bu büyük resmi görerek belirlenmesinin doğru olacağı düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Gelir vergisi dilimlerinin güncellenmesi iş dünyasının üzerinde durduğu bir konu”
Şekib Avdagiç, asgari ücretle beraber iş dünyasının önemle üzerinde durduğu bir konunun ise gelir vergisi dilimlerinin güncellenmesi ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Yaklaşık 15 yıl önce asgari ücretin ilk vergi diliminin asgari ücretin 13 katı mertebesinde olduğu bilgisini paylaşan Avdagiç, “Her yıl asgari ücret bir sosyal ücret olarak daha hızlı artıyor olmasına rağmen gelir vergisi dilimleri bunun çok altında bir hızla arttı. İlk vergi dilimi 2008’de asgari ücretin 13 katıyken, bugün geldiğimiz noktada telaffuz edilen asgari ücret zammı beklentisi ve yeniden değerleme oranındaki vergi güncellemesi ile birlikte 2024’te 6 kattan bile az bir değere düşmüş olacak.” şeklinde konuştu.
Avdagiç, çalışanların gelir vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesinin yanı sıra SGK üst limitinin revize edilmesinin de çalışma hayatı için önemli bir açılım olabileceğini belirtti.
“Asgari ücret bölgesel olarak değerlendirilip belirlenebilir”
İTO Başkanı Avdagiç, nasıl yatırımlar için 1’den 6’ya kadar farklı teşviklerin uygulandığı bölgeler varsa asgari ücretin de 6 skala olmasa bile 3 veya 4 skala olarak belirlenebileceğini vurgulayarak, “Asgari ücret, bölgesel olarak değerlendirilip belirlenebilir. İstanbul’daki asgari ücretle, teşvikle ilgili 6. bölge kapsamındaki illerdeki asgari ücretin aynı olmaması gerekiyor diye düşünüyoruz. Dolayısıyla asgari ücretin gelişmiş illerde biraz daha yüksek, gelişmekte olan illerde görece olarak bunun altında bir skalayla belirlenmesi bir fayda sağlayacaktır.” yorumunu yaptı.
15 Aralık’ta uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notu hakkında değerlendirme yapmamasına değinen Avdagiç, şu andaki OVP’nin birçok piyasa aktörü tarafından da gerçeğe çok yakın olarak addedildiğini belirtti.
Avdagiç, “2018 yılından bu tarafı inceleyecek olursak uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ve Dünya Bankası, OECD gibi kurumların Türkiye’nin büyümesiyle ilgili, Türkiye ile ilgili verileri hep aşağıdan başlattığını görüyoruz. Türkiye hep öngörülenin üzerinde büyüdü.” diye konuştu.
Türkiye’ye gelen yatırımları da değerlendiren Avdagiç, seçimden bu yana yürütülen politikanın tutarlı ve yabancı fon sahiplerinin makul ve olumlu karşıladığı bir süreç olduğunu söyledi.
Avdagiç, “Tabii bizim açımızdan şu anda özellikle finansman maliyetinin yüksekliği önemli. En kritik konu, olabildiğince en hızlı bir şekilde enflasyonu aşağı çekmek ve finansman maliyetini buna bağlı olarak düşürüp Türkiye’deki iş dünyasındaki aktörlerin yatırım arzusunu artırmayı sağlamak.” dedi.
]]>