Antik Yunan’da bal “Tanrıların yiyeceği” olarak tanımlanıyordu, Çin’de ise ilaç olarak kabul ediliyordu.
Bugün balın gerçekten yararlı olup olmadığı, etkilerinin ne olduğu halen tartışılıyor.
Balın besin profili
Bal ham halinde, amino asitler, antioksidanlar, vitaminler, mineraller ve şekerden oluşuyor. Fruktoz oranı yüksek. Bu nedenle şekerden daha tatlı, ancak karbonhidrat içeren gıdaları değerlendirme sistemi olan glisemik endeksi daha düşük.
Glisemik endeks, bir gıdanın tek başına tüketildiğinde kan şekeri seviyesini ne kadar hızlı yükselttiğini gösteriyor.
1 sofra kaşığı (20 gr) bal:
• 58kcal/ 246KJ
• 15,3 gr karbonhidrat
• 15,4 gr şeker
• 0,1 gr protein
• 0 gr yağ
Balın sağlığa faydaları
Balın sağlığa yararları, hem nasıl bir işlemden geçirildiğine hem de arıların nektarlarını topladığı çiçeklerin kalitesine bağlı.
Ham bal, balın ısıtılmamış, pastorize edilmemiş, berraklaştırılmamış ve hiçbir şekilde filtre edilmemiş hali. Balın bu formunda, standard işleme yöntemlerinde kaybedilebilecek sağlığa yararlı daha çok besleyici madde bulunuyor.
Bal, yıllardır deri yaralanmalarında antiseptik olarak kullanılıyor. Yüzeysel yaralanmalarda ya da yanıklarda iyileşme sürecini hızlandırdığına inanılıyor.
Bal asıl olarak glükoz ve fruktozdan, yani suyu çeken iki şekerden oluştuğundan, yaradaki suyu emiyor. Yarayı kurutuyor ve böylece bakteri ve mantar üremesi kısıtlanıyor.
Balın özellikle daha koyu renkli çeşitleri, flavonoid gibi kimyasal maddeler açısından zengin bir kaynak.
Flavonoidlerin, anti bakteriyel, anti-viral, anti-alerjik ve anti-inflamatuar özellikleri olduğu belirtiliyor. Flavonoid içeriği nedeniyle, bazıları balı şekere kıyasla daha sağlıklı bir seçenek ve antioksidan kaynağı olarak görüyor.
Ancak şekerin Glisemik Endeksi, sofra şekerinden daha düşük olsa da, kalorisi yüksek, kan şekerini yükseltiyor ve ölçülü tüketmek gerekiyor.
Bal şekerden daha mı iyi?
Balın Glisemik Endeksi düşük, yani kan şekerini sofra şekeri kadar hızlı yükseltmiyor. Bal şekerden daha tatlı, dolayısıyla daha az tüketilebiiyor. Ancak bir çay kaşığı balda, bir çay kaşığı şekerden daha çok kalori var. Yani porsiyonlar ölçülü olmalı.
Bal tercih ediyorsanız, ham halini tüketmeye çalışın. Balın ham halinde, beyaz şekere kıyasla daha çok vitamin, enzim, antioksidan var. Ancak yine de ham bal tükettiğinizde aldığınız besin miktarının çok kaydadeğer olmadığını unutmamakta da fayda var.
Bal herkes için güvenli bir gıda mı?
Bal, “serbest” şekerlerden. Yani beslenmemizde kısıtlamamız tavsiye edilen türden bir şeker türü. Ancak tavsiye edilen miktarlarda tüketildiğinde çoğu yetişkin için güvenli kabul ediliyor.
Şeker hastaları ya da kan şekeri seviyesini yönetmek isteyenler içinse şeker yerine bal kullanmanın pek bir ajantajı yok. Çünkü ikisi de en nihayetinde kan şekeri seviyelerini yükseltiyor.
Ayrıca, 12 ayın altındaki bebeklere ham bal ya da ticari üretilen baldan verilmemeli. Çünkü bu şekilde botülizm adı verilen bir gıda zehirlenmesi riski ortaya çıkabiliyor.
Bir çoğumuz bal tüketmekten hoşlansa da, bazıları için kabul edilebilir bir gıda değil. Bal vegan bir gıda olarak kabul edilmiyor. Çünkü bal toplanmasının, kış aylarında hayatta kalabilmek için çok çalışan arıların hayatına zarar verdiğine inanılıyor.
]]>Dünyada bal üretiminde 95 bin arıcısı ile önemli bir sırada yer alan Türkiye’de en çok bal üretimi Ordu’da yapılıyor. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu Ordu’da yaklaşık 100 bin kişi geçimini bu sektörden sağlıyor. 550 bin koloninin olduğu kentte sektör, merdiven altında üretilen sahte ballar ile tehlikeye uğruyor.
“Bir kilo balın maliyeti 126 TL”
Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, marketlerde bal adı altında ucuza satılan ürünlerin insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, arıcılık sektörünü de olumsuz etkilediğini söyledi. Çiftçi, “Arıcı birlikleri olarak her yıl olduğu gibi bu yılda bal maliyetleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız. Buradaki en temel amacımız Türkiye’de bal üretimi yapan arıcılık işletmelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, bal kalitesi ve kovan başına verimin artırılıp dünya ortalaması seviyesine çıkmaktır. Biz bir kilo balın 126 TL maliyeti olduğunu yaptığımız çalışmalarda belirlemiştik. Ancak bugün market raflarında 50-60 liraya satılan bal adı altında ürünler var. Bu ürünler olduğu müddetçe de arıcılarımızın ürettiği ürünler hak ettiği değere ulaşmıyor. Merdiven altı üretimin önüne geçilmeli ve üreticilerimiz tarafından üretilen ballar maliyetlerinin üzerinde satılmalı. Üreticinin de refah seviyesi mutlaka yükseltilmeli” diye konuştu.
“Sahte ballar ihracatta da sorunlara neden oluyor”
Çiftçi, arıcılığın sürdürülebilir hale gelmesi için denetimlerin artması gerektiğini belirterek, “Doğadaki polinasyonun yüzde 40’ı arılar tarafından sağlanıyor. Merdiven altı yani tağşişli, arı görmeden bal adı altında satılan ürünlerin ayırt edilmesi için bakanlığımız bütçe ayırarak, tanesi 3 milyon olan NMR cihazı alınmıştı. Şuanda arıcılarımız maliyetin altında bal satıyor. Arıcılarımız ürettiği ballar elinde ve bu şekilde devam ederse arıcılık bitme noktasına gelir. Sonuçta Ordu’da 3 bin 500, Türkiye’de 95 bin arıcı bu meslekten ekmek yiyor. Bu maliyetler karşısında biz bal üretemez hale geldiğimizde merdiven altı ballar böyle giderse daha da artacak. Bu merdiven altı ballar ile ilgili ihracat yönünden de sıkıntılar var. Dünyanın farklı ülkelerinden ve ihraç ettiğimiz ballar ile ilgili sıkıntılar çıkıyor. Bakanlığımız üreticisini ve doğadaki polinasyonu düşünmeli, arıcılık sürdürülebilir hale gelmeli. Bu konuda destek sağlanırsa da hem arıcılarımız kazançlı çıkar, tüketici de düzgün bal yemiş olur” ifadelerine yer verdi.
“Enzimler ile yapılan ‘sahte bal’ insan sağlığını olumsuz etkiliyor”
“Marketlerde 50-60 liraya satılan ürünlere bal dememek lazım” diyen Çiftçi, şunları söyledi:
“Bir balın sadece dolum maliyeti kavanozu ve kapağı ile birlikte 30 TL. Ancak şuan market raflarında 60 liraya ballar var. Bunların içerisinde birileri ne olduğunu anlatsın, insanlar ne yediğini bilsin. Sonuçta bunlar enzimler ile yapılıyor, enzimler ile yapılan bir ürünün insan sağlığına zararının ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle merdiven altı üretimlerin mutlaka önüne geçilmeli.” – ORDU
]]>