Başvuru – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Fri, 21 Jun 2024 21:54:31 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda https://www.kanal7haber.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/ https://www.kanal7haber.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:54:31 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=8602 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.

Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.

Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.

-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.

Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.

-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.

Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.

Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”

“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”

Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.

Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
CHP Milletvekili, Türkiye Şeker Fabrikaları’ndaki İşe Alım ve Statü Değişikliklerinde Usulsüzlük İddiasında Bulundu https://www.kanal7haber.com.tr/chp-milletvekili-turkiye-seker-fabrikalarindaki-ise-alim-ve-statu-degisikliklerinde-usulsuzluk-iddiasinda-bulundu/ https://www.kanal7haber.com.tr/chp-milletvekili-turkiye-seker-fabrikalarindaki-ise-alim-ve-statu-degisikliklerinde-usulsuzluk-iddiasinda-bulundu/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:57:43 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=7882 CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Türkiye Şeker Fabrikaları’ndaki işe alım ve statü değişikliklerindeki uygulamalara ilişkin, “Bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Türkiye Şeker Fabrikaları’nda işe alım ve sonrasındaki başvurularda maalesef usulsüz bir işleyişin hakim olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin muhtelif yerlerinde işe alım yapan şirket, çalışanlarının statü başvurularını normlar hiyerarşisine aykırı bir şekilde reddediyor” dedi.

CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Türk Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi tarafından yapılan işe alımlar ve sonrasındaki statü değişikleriyle ilgili uygulamaların usule uygun yapılmadığını iddia etti. Kara, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

“İŞE ALIM VE SONRASINDAKİ BAŞVURULARDA MAALESEF USULSÜZ BİR İŞLEYİŞ HAKİM”

“Bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Türkiye Şeker Fabrikaları’nda işe alım ve sonrasındaki başvurularda maalesef usulsüz bir işleyişin hakim olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin muhtelif yerlerinde işe alım yapan şirket çalışanlarının statü başvurularını normlar hiyerarşisine aykırı bir şekilde reddediyor. Elimizde oldukça somut örnekler var. Örneğin bir yurttaşımız 2020 yılında KPSS sınavı ile İŞKUR üzerinden yapılan başvuru ile o dönem özelleştirme dairesinde bulunan TÜRKŞEKER A.Ş’de tekniker olarak işe başlıyor. Özelleştirme olduğu takdirde işe alınanlar hak talep edemeyeceklerini kabul ediyorlar. 29.04.2021 tarih 3923 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin özelleştirme kapsam ve programından çıkartılarak Türkiye Varlık Fonu’na devrine karar veriliyor. 4803 sayılı karar ile de şirket Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilişkilendiriliyor. Yani sonuç olarak kurumun statüsü değişiyor. Şimdi burada tekniker olarak alınmış yurttaşlarımız sözleşmeli personel statüsü için başvuruda bulunuyor ancak eğitim durumları gerekçe gösterilerek statüleri değiştirilmiyor. Burada açık bir usulsüzlük yapılıyor.

“ÇALIŞMA BARIŞI BÜYÜK ZARAR GÖRÜYOR”

Şimdi bu yurttaşlarımız kurumun statü değişikliği sonrasında 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile tanımlanan sözleşmeli personel statüsüne geçmek için başvuruda bulunuyorlar. 31981 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na göre de ‘2000 yılı sonrası en az 10 yıl özelleştirme programında kalan ancak daha sonra özelleştirme kapsam ve programından çıkarılarak eski statüsüne döndürülen kamu iktisadi teşebbüslerinde’ şeklinde başlayan madde ile bu hakkın kendilerine verildiğini görüyoruz. Ancak sözü geçen kamu iktisadi teşebbüsü başvuruda bulunanların (c) bendi kapsamındaki şartların taşınmadığını dile getiriyor. Statü değişikliği konulu tamimde belirtilen ‘işe başlama tarihi itibarıyla fakülte mezunu olmak’ şartı öne sürülüyor. 6206 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ortaya konulan sözleşmeli personel statüsüne geçiş için aranan şartlar incelediğimizde işe giriş tarihi itibarıyla fakülte veya yüksekokul mezunu olma şartı aranırken şirket idaresi tarafından hazırlanan tamimde şartın daha da sınırlandırılarak fakülte mezunu olmak olarak düzenlendiği ortaya çıkıyor. Bu yüzden de yüksekokul mezunu olan teknikerlerin başvurularının kabul edilmediğini görüyoruz. Öbür yandan daha sonra aynı meslek grubunda alınanların statüsünün farklı olduğu yurttaşlarımız tarafından bize belirtiliyor. Bu noktada bir adaletsizlik ortaya çıkıyor. Yani normlar hiyerarşisine aykırı bir durumu gerekçe göstererek bu yurttaşlarımızın statü değişikliği kabul edilmiyor. Kamu iktisadi teşebbüslerinde işe alım ve statü değişikliklerinde böyle bir usul kabul edilemez. Anayasa’nın da 10. Maddesi olan ‘Kanun Önünde Eşitlik’ ilkesine göre de ve belirtilen kararnamelere göre de yurttaşlarımızın başvurusunun geçersiz sayılması hukuksuzdur. Maalesef, bu iktidar döneminde çalışma barışı büyük zarar görürken birçok emekçimiz de değişik uygulamalar neticesinde mağdur edilmektedir.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/chp-milletvekili-turkiye-seker-fabrikalarindaki-ise-alim-ve-statu-degisikliklerinde-usulsuzluk-iddiasinda-bulundu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Katar’da temaslarını sürdürdü https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/ https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:51:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3529

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.

Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.

Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.

“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.

Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.

Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.

AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.

Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”

Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.

“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”

Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;

“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”

RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;

“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarini-surdurdu/feed/ 0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Katar’da temaslarına devam etti https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/ https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/#respond Fri, 09 Feb 2024 09:48:15 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3526

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.

Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.

Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.

“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.

Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.

Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.

AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.

Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”

Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.

“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”

Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;

“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”

RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;

“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakani-goktas-katarda-temaslarina-devam-etti/feed/ 0
KİPTAŞ, İstanbul Yenileniyor platformu kapsamında Kadıköy’de yeni bir projeye başladı https://www.kanal7haber.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/ https://www.kanal7haber.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/#respond Wed, 10 Jan 2024 09:03:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2226

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki KİPTAŞ, “İstanbul Yenileniyor” platformu kapsamında Kadıköy’ün Kozyatağı Mahallesi’ndeki Gezgin Apartmanı’nın temelini attı. KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, “KİPTAŞ tarihinde en çok riskli yapıya çözüm üreten yönetim olduk. Bu bizim için gurur verici. Bu işi hızlandırmak için merkezi yönetimden ve kamu bankalarından destek bekliyoruz” dedi.

İBB iştiraki KİPTAŞ, “İstanbul Yenileniyor” platformu kapsamında mahalle aralarındaki riskli yapıların dönüşümüne devam ediyor. Deprem riski taşıyan evlerinin dönüşümü için 13 Ekim 2022’de İstanbul Yenileniyor’a başvuran Kadıköy Kozyatağı Mahallesi’ndeki Gezgin Apartmanı’nın yerine yapılacak olan yeni projenin temeli, KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ile hak sahiplerinin katılımıyla bugün atıldı.

“31 BİN BAŞVURUMUZ VAR”

Temel atma töreninde proje hakkında bilgi veren Kurt, şunları söyledi:

“Yaklaşık 150 insanımız burada yaşıyordu. İstanbul depremle ilgili çok ciddi vakit kaybettiği için uzlaşı olan her yerde çözüm üretmek için sahaya giriyoruz. KİPTAŞ olarak 50 farklı noktada proje yürütüyoruz. Bu çok önemli bir sayı. Mahalle aralarına girdiğimiz için eleştiriliyoruz fakat bütüncül bir uygulama yapmak için de bazı bürokratik engellerle karşılaşıyoruz. Burada yüzde 100 uzlaşmamız haziran ayında olmasına rağmen temel atmamız 6 ay sürdü. Bu işler, kolay işler değil. Gönül ister ki mahalle ölçeğinde bu işleri organize edelim ama İstanbul çok vakit kaybetti. Özellikle 2000 yılında, depremden sonra acil önlemler alınmadığı için hala yapı stokumuzun yüzde 70’i potansiyel riskli. Biz de bu kapsamda uzlaşı sağladığımız, tek ya da çoklu yapı hiç fark etmez, KİPTAŞ olarak hizmet vermeye devam ediyoruz. KİPTAŞ tarihinde en çok riskli yapıya çözüm üreten yönetim olduk. Bu bizim için gurur verici. Bu işi hızlandırmak için merkezi yönetimden ve kamu bankalarından destek bekliyoruz. İstanbul Yenileniyor kapsamında 31 bin başvurumuz var. Bu 455 bin riskli bağımsız birime denk geliyor, yani 1,6 milyon insan burada yaşıyor. Eğer biz kamu bankaları aracılığıyla vatandaşlarımıza uygun ödeme planı sunabilirsek çok hızlı çözüm üretiriz.”

“EVİMİZİN HİKAYESİNE KİPTAŞ DA DAHİL OLDU”

Hak sahiplerinden Cemal Altaş, çok mutlu olduğunu dile getirerek “Sabırsızlıkla, bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz. Bu havaya rağmen buradayız. Bu dönüşüm bizi heyecanlandırıyor. KİPTAŞ’ın da tüm ekipleriyle burada olması bizi mutlu ediyor” dedi. Başka bir hak sahibi Ahmet Başat Şahin de “Her evin bir hikayesi var, bizim evimizin hikayesine KİPTAŞ da dahil oldu. Bu binaya 21 sene önce taşındım. Bu binada evlendim. Çocuğum bu binada doğdu” diye konuştu.

DEPREM DİRENÇLİ BİNA İNŞA EDİLECEK

Yapım yılı 1983 olan Gezgin Apartmanı sakinleri, 35 bağımsız birimden oluşan binalarını yenilemek için 13 Ekim 2022’de istanbulyenileniyor.com’a başvurdu. Hak sahiplerinin talepleri dinlendi, proje hazırlandı. 23 Mart 2023’te resmi sözleşmeler imzalanmaya başlandı ve 28 Mart 2023’te hak sahipleriyle 3’te 2 çoğunluğa ulaşıldı. 22 Haziran 2023 tarihi itibarıyla yüzde 100 uzlaşı sağlandı. 7 Temmuz 2023 tarihinde riskli yapı ilan edilen Gezgin Apartmanı’nda 25 Eylül 2023 itibarıyla tahliye süreçleri tamamlandı. Riskli yapının yıkımına ise 30 Eylül 2023’te başlandı ve kısa sürede tamamlandı. Depreme karşı dayanıksız olan Gezgin Apartmanı’nın yerine 44 konut ve bir ticari birim olmak üzere toplam 45 bağımsız birimden oluşan yeni proje inşa edilecek.

RİSKLİ YAPILARINI DÖNÜŞTÜRMEK İSTEYENLERİN İLGİSİ SÜRÜYOR

İBB Şehircilik Grubu şirketleri tarafından 5 Temmuz 2021’de hayata geçirilen İstanbul Yenileniyor platformu, açıldığı günden itibaren yoğun ilgiyle karşılaşıyor. Kullanıma açıldıktan kısa bir süre sonra tek yapıların da yenileme başvurularının değerlendirmeye alındığı sisteme bugüne kadar toplam 30 bin 703 adet başvuru geldi. Bu başvurular; 39 ilçe, 641 mahalle ve 456 bin 454 bağımsız birimde (416 bin 534 konut, 39 bin 920 ticari birim) yaklaşık 1 milyon 666 bin 136 kişiyi kapsıyor. Tek yapılar içinse 310 bin 389 bağımsız birimde (283 bin 243 konut, 27 bin 146 ticari birim) 1 milyon 132 bin 972 kişiyi kapsayan 20 bin 878 başvuru bulunuyor. Bu da toplam başvuruların yüzde 68’ine denk geliyor. Uzlaşma sürecinde olan 741 başvuru var. Bunlar 33 ilçe ve 154 mahallede 20 bin 296 bağımsız birimde (19 bin 130 konut, bin 166 ticaret) 76 bin 520 kişiyi kapsıyor.

]]> https://www.kanal7haber.com.tr/kiptas-istanbul-yenileniyor-platformu-kapsaminda-kadikoyde-yeni-bir-projeye-basladi/feed/ 0 Uluslararası Adalet Divanı nedir ve İsrail’e karşı Gazze’de soykırım davası neden bu mahkemede görülecek? https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-nedir-ve-israile-karsi-gazzede-soykirim-davasi-neden-bu-mahkemede-gorulecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-nedir-ve-israile-karsi-gazzede-soykirim-davasi-neden-bu-mahkemede-gorulecek/#respond Fri, 05 Jan 2024 09:12:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2015 Yüzyılın davasında 11 ve 12 Ocak’ta, Güney Afrika ve İsrail’i temsil eden avukatlar, dünyanın izleyeceği bir duruşma salonuna girecek.

İsrail, Gazze’deki Filistin halkına soykırım uyguluyor mu? Güney Afrika, 29 Aralık 2023’te, Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açtığını duyurdu.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise, ülkesinin Gazze’de benzersiz bir “ahlakla” hareket ettiğini söyledi ve bir İsrail hükümet sozcüsü, Güney Afrika’nın açtığı davayı “kan iftirası” diye tanımladı.

Bu ifade, Yahudilerin dini ayinlerinde kanlarını kullanmak için Hristiyanları öldürdüğüne dair tarihteki yanlış iddiaları tanımlarken dile getiriliyor.

Güney Afrika’nın başvurusunda ne var?

Güney Afrika’nın 84 sayfalık başvurusunda İsrail’in yaptıklarının “soykırım özellikleri taşıdığı, çünkü niyetin Gazze’deki Filistinlilerin önemli bir kısmını yok etmek olduğu” söyleniyor.

Başvuruda, bu soykırım fiillerinin arasında Filistinlilerin öldürülmesi, ağır psikolojik ve fiziksel hasara neden olmak ve “bir grup olarak fiziksel açıdan yok olmalarını” sağlamak için kasten gereken koşullara maruz bırakmak olduğu kaydediliyor.

Güney Avustralya Üniversitesi’nden hukuk hocası Juliette McIntyre, Güney Afrika’nın başvurusunun “çok kapsamlı” olduğunu ve “çok dikkatli bir şekilde kaleme alındığını” söylüyor.

BBC’ye konuşan McIntyre “İsrail’in tüm potansiyel argümanlarına yanıt vermeyi amaçlıyor ve mahkemenin yetkisi olmadığına dair olası iddialara da değiniyor” dedi.

“Güney Afrika, başvuruyu yapmadan önce İsrail ile konuyu birçok farklı platformda ele aldığını söylüyor.”

İsrail’in tepkisi ne oldu?

İsrailli Hükümet Sözcüsü Eylon Levy, İsrail’in mahkemede iddialarla mücadele edeceğini söyledi. Levy ayrıca, başlattığı savaşın tüm ahlaki sorumluluğunun Hamas’ta olduğunu belirtti.

Soykırım nedir?

1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesine göre soykırım, bir ulusal, etnik, ırksal ya da dini grubun kısmen ya da tamamen yok edilmesi amacıyla girişilen fiiller. Bu fiiller arasında şunlar bulunuyor

Soykırım, kanıtlaması en zor uluslararası suçlardan biri.

Kim soykırımla suçlanabilir?

Bir devlet ya da birey soykırımla suçlanabiliyor.

Dublin’deki Trinity College’tan hukukçu Michael Becker, bir devletin Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiğinin tespit edilmesiyle, bir bireyin soykırımdan suçlu bulunması arasında bir ayrım oldunu söylüyor.

Becker “Bu ayrım karmaşık ve kafa karışıklığına yol açabiliyor” diyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nın rolü ne?

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), BM’nin devletler arasındaki ihtilaflarda hüküm veren en üst düzey mahkemesi.

BM Genel Kuurulu ve Güvenlik Konseyi’nin dokuz yıllık görev süreleri için seçtiği 15 yargıçtan oluşan ICJ’ye devletler başvuru yapabiliyor.

Mahkemenin yetkilerinden biri 1948 Soykırım Sözleşmesi’nden doğan ihtilaflarda hüküm vermek.

1939-1945 yılları arasındaki İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da altı milyon Yahudi Naziler tarafından öldürüldü. Daha sonra dünya liderleri böyle bir olayın tekrarını önlemek amacıyla bu sözleşmeyi kabul etti.

İsrail, Güney Afrika, Myanmar, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri anlaşmayı onaylayan 153 ülke arasında.

Peki, Uluslararası Ceza Mahkemesi ne?

2002’de kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) de Lahey’de. Ülkelerin içindeki mahkemeler harekete geçmediğinde, devreye giren bir son çare mahkemesi. ABD, Rusya ve İsrail bu mahkemeye üye değil.

ICC ceza davalarını yargılıyor ve savaş suçları, insanlığa karşı suç ve soykırımdan bir kişi hakkında hüküm verebiliyor. Her birinin yasadaki tanımları farklı. Davaları ICC savcısının açması gerekiyor.

Kimler soykırımdan hüküm giydi?

Soykırım suçundan hüküm giyen ilk kişi, 1994’te 800 bin Tutsi’nin öldürüldüğü katliamdaki rolü nedeniyle, 1998’de BM destekli Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi’nde (ICTR) yargılanan Ruandalı Hutu Jean-Paul Akayesu oldu.

2017’de Uluslararası Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi (ICTY) eski Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç’i, emrindeki askerlerin 1995’te 8 bin Müslüman erkek ve erkek çocuğunu öldürdüğü Srebrenitza katliamı nedeniyle soykırımdan suçlu buldu.

Ancak Uluslararası Adalet Divanı, Bosna’nın yaptığı başvuruda Sırbistan ya da Eski Yugoslavya’nın Srebrenitza’da doğrudan soykırım yaptığı iddiasını reddetti.

Mahkeme bunun yerine Sırbistan’ı soykırımı önlememekten ve üst düzey bir generali teslim etmemekten suçlu buldu.

Daha önce ICJ’de raportör olarak çalışan Becker, mahkemenin bir devletin “soykırım niyetini” tespit etmek adına çıtayı çok yükseğe koyduğunu söylüyor.

İsrail – Gazze savaşı nedir?

Çatışma, 7 Ekim 2023’te Hamas militanlarının Gazze’den çıkıp, 1200 İsrailli’yi öldürmesi ve 200’den fazla kişiyi de rehin almasıyla başladı.

O günden bu yana İsrail hava saldırıları düzenledi, kara saldırısı başlattı ve Filistinlilere Gazze Şeridi’nin güneyine geçmeleri talimatı verdi. Yakıt ve gıda teslimatlarını da kısıtladı.

Hamas yönetiminin Sağlık Bakanlığı şu ana dek çoğu kadın ve çocuk 22 binden fazla kişinin öldürüldüğünü söylüyor.

İsrail, İngiltere, ABD ve diğer Batılı güçler Hamas’ı bir “terör örgütü” diye tanımlıyor.

11 ve 12 Ocak’ta ne olacak?

Güney Afrika aynı zamanda ICJ’ye ara önlemler alınması başvurusu yaptı. Mahkemenin İsrail’e Gazze’deki tüm askeri faaliyetlerini sona erdirmesi talimatı vermesini istiyorlar. Bu acil bir süreç ve ilk olarak bu başvuru ele alınacak.

McIntyre “Bu süreç bu aşamada soykırım bulgusu yapılmasına gitmeyecek. Kanıt standartları çok düşük. Burada sorulacak soru geri döndürülemez bir hasar verilmesi şansı var mı?” diyor.

McIntyre, Güney Afrika’nın zamanın kaybedecek zamanın olmadığı “makul bir soykırım yaşanması riski” bulunduğunu savunacağını söylüyor.

Ukrayna da 24 Şubat’ta Rusya’nın işgaline uğramasından sonra benzer bir başvuru yapmış, ICJ de birkaç hafta sonra Rusya’ya askeri harekatını durdurma talimatı vermişti. Rusya ise bu talimatı görmezden geldi.

McIntyre, ICJ’nin bu konudaki ara kararını Ocak sonunda vermesini bekliyor ve “Böyle bir karar İsrail üzerinde baskı yaratır” diyor. Ancak kararın nihai olmayacağını ve ICJ’nin uygulanmasını sağlama gücü olmadığını da ekliyor.

McIntyre ayrıca “Mahkeme sonra davanın esasına ve dayanaklarına baktığında, soykırım olmadığına karar verebilir.” diyor.

Becker de, ICJ’nin Rusya’ya karşı verdiği ara kararın, Rusya’ya askeri faaliyetlerini durdurma talimatı verecek kadar ileri gittiği için “çarpıcı” olduğnu söylüyor.

Becker “Mahkemenin İsrail’e durma talimatı vereceği konusunda biraz daha şüpheliyim” derken, ICJ’nin İsrail’den askeri faaliyetlerini “kısıtlamasını” isteyebileceğini vurguluyor.

“Bu da İsrail’in zaten bağlı olduğu uluslararası hükümlere uyması gerektiği anlamına gelir” diye de ekliyor.

ICJ’nin önündeki diğer soykırım davalarında ne oldu?

McIntyre en geçerli kıyaslamanın, Gambiya’nın Myanmar’a karşı açtığı soykırım davasıyla yapılabileceğini söylüyor.

Gazze’deki Filistinliler ve Myanmar’daki Arakan Müslümanları, ulus devlet olmadıkları için ICJ’ye erişemiyor ve davaları onlar adına başka ülkeler açıyor.

Gambiya, 2017’de bir milyon Arakan Müslümanı Bangladeş’e kaçmaya zorlandıktan sonra, Müslüman ülkeler adına Myanmar’ı soykırımda bulunmakla suçladı.

2023 sonlarında da İngiltere, Danimarka, Fransa, Almanya ve Hollanda, Kanada’yla birlikte davaya müdahil olma başvuru yaptı.

McIntyre “Bu, dünyaya ve mahkemeye yapılan başvuruyu destekledikleri sinyali veriyor” diyor.

Batılı ülkeler, ICJ’deki Ukrayna davasında da benzer bir hamle yapmıştı.

Ancak McIntyre, Batı’nın bu kez müdahil olmayacağını düşünüyor ve “Batılı ülkelerin Güney Afrika’ya destek için müdahale edeceğini görmeyeceğiz. Buradaki soru, Arap ülkelerinden bir müdahele görüp görmeyeceğimiz” diyor.

Nihai karar ne zaman çıkabilir?

Gambiya başvurusunu Kasım 2019’da yaptı, ancak henüz davanın esasına dair bir duruşma yapılmadı. Nihai bir karar alınması yıllar sürebiliyor.

McIntyre, ICJ İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı hükmüne varırsa, bunun daha sonra ICC’deki herhangi bir bireysel ceza soruşturmasında kanıt olarak kullanılabileceğini söylüyor.

İki hukuk uzmanı da, İsrail’e karşı böyle bir kararın alınması halinde, bunun diğer ülkelere, özellikle de İsrail’e destek verenlere, Tel Aviv ile ilişkilerini gözden geçirme baskısı yaratacağını söylüyor.

Ancak ABD yönetimi, daha şimdiden Güney Afrika’nın davasına güçlü bir şekilde karşı çıktığını gösterdi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı davanın “dayanaksız” ve “aslında tamamen temelsiz” olduğunu söyledi.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-nedir-ve-israile-karsi-gazzede-soykirim-davasi-neden-bu-mahkemede-gorulecek/feed/ 0
Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na İsrail başvurusu ne anlama geliyor? https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikanin-uluslararasi-adalet-divanina-israil-basvurusu-ne-anlama-geliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikanin-uluslararasi-adalet-divanina-israil-basvurusu-ne-anlama-geliyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:09:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1928 İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Musab Şahin, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ardından Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) başvuru sürecini ve kapsamını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Kısa süreli insani aranın sona ermesinden bu yana İsrail sistematik saldırılarına aralıksız devam ediyor. Hamas tarafı ve arabuluculuk rolünü üstlenen Katarlı temsilciler, bu saldırgan tutum sebebiyle müzakerelerin durduğunu defalarca ifade etti. Buna rağmen, bütün gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde Hamas ve İsrail arasındaki müzakerelerin devam ettiği anlaşılıyor. Çatışmaların yerini henüz siyaset ve akıl almadı ama diplomasi trafiği belirli oranda devam ediyor. Bu sınırlı müzakerelerin yanında son zamanlarda diğer aktörler tarafından çözüme yönelik açıklamaların sıklaştığı da görülüyor. Batı’da sivil kamuoyu tarafından yapılan baskı neticesinde siyasetçilerde tavır değişikliği oldu. İlk olarak (ABD Başkanı) Joe Biden kriz sonrasına dair bir öneri olarak iki devletli çözüme işaret etti. Daha sonra uzun süredir rafa kalkmış bu çözüm önerisine yönelik çağrılar diğer Batılı devletler ve bazı Arap ülkeleri temsilcileri tarafından tekrar edildi. Ayrıca, 7 Ekim’den bu yana ilk somut çözüm önerisi arabuluculuk rolünü oynamaya istekli olan Mısır tarafından geldi. Mısır’ın önerisine yönelik taraflardan veya diğer devletlerden herhangi bir destekleyici açıklama yapılmadı.

Diplomatik temasların hızlanması ve siyasi çözüme yönelik fikirlerin üretilmesi için saldırı halinin sona ermesi şart. Dolayısıyla öncelikle İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının durdurulması gerekiyor. Siyasi çözüm önerileri ancak ikinci aşamada tartışmaya açılabilir. İsrail’in durdurulması maksadıyla uluslararası arenada çözüm arayışlarının ilk olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) odaklı olduğu görüldü. Süreç, çeşitli devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının UCM’ye delil sunması yoluyla ilerledi. UCM, hantal yapısı, geçici tedbir kararı alamaması ve savcının yanlı tutumu gibi sebeplerle çözüm için makul bir zemin değildi. Onun yerine Birleşmiş Milletlerin (BM) yargı organı Uluslararası Adalet Divanı’na yapılacak bir başvuru daha hızlı ve etkili çözümler üretebilirdi. Nihayet, Divan’a ilk başvuru Güney Afrika tarafından oldukça tutarlı ve tatmin edici bir dosyayla yapıldı. Güney Afrika, soykırım sözleşmesinin Divan’ın yetkisini düzenleyen ilgili maddesine atıfla İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı soykırım suçu işlediği iddiasıyla Divan’da dava açarak, ivedi şekilde geçici tedbir kararı verilmesi talebinde bulundu. İsrail ise bu başvuruyu yalnızca sözlü olarak reddetmekle yetindi.

Başvurunun önemi ve sonraki süreç

Güney Afrika’nın başvurusu, İsrail’in soykırım teşkil eden eylemlerinin engellenmesi, soykırım olarak tescili, İsrail’in devlet olarak sorumluluğunun tespiti ve Divan’la UCM arasındaki koordinasyon sayesinde suçluların yargılanarak cezalandırılması taleplerini içeriyor. İlk aşamada, acil bir durum söz konusu olduğu için mevzuata göre ivedi şekilde geçici tedbir kararı verilebilecektir.

Başvurunun ardından İsrail’in açık veya örtülü şekilde yürüttüğü askeri operasyonlarının askıya alınması, yukarıda bahsedilen soykırım oluşturan fiillerin durdurulması, delillerin yok edilmesinin önlenmesi, Gazze’ye erişimin engellenmemesi, uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye serbest erişiminin sağlanması gibi tedbir kararları gündeme gelebilir. Güney Afrika, nihai karar açıklanana kadar bahsedilen türden bir geçici tedbir kararının 2024’ün ilk haftalarında mahkeme tarafından gündeme alınmasını ve değerlendirilmesini talep ediyor. Daha önce Divan’da Gambiya’nın başvurusu üzerine Myanmar için benzer tedbir kararları söz konusu olmuştu.

İsrail, Divan’ın kararlarına uymama yönünde bir direnç gösterebilir. Fakat İsrail’in BM’nin yargı organı Divan’ın kararlarına aykırı herhangi bir davranışı uluslararası kamuoyunun baskısını daha da artıracaktır. Böyle bir senaryoda İsrail’in Batılı siyasetçiler tarafından desteklenmesi bütün insan hakları doktrininin reddi manasına gelecektir. Ayrıca İsrail’in Divan’ın kararlarına aykırı tutumu, oluşan kamuoyu baskısıyla birlikte BM Güvenlik Konseyinin devreye girmesini de tetikleyebilir.

İsrail kuruluşundan bu yana hiçbir zaman uluslararası hukuk kurallarına bağlı hareket etmedi. İsrailliler bir balonun içinde etrafa kapalı şekilde yaşıyorlar. Aleyhlerindeki küresel gelişmelere duyarsız kalmayı başarabiliyorlar. Güney Afrika’nın bu hamlesi uluslararası arenada diğer devletlerden destek gördüğü ölçüde bir dönüm noktası olabilir. Onlarca yıldan sonra bir siyasi yapı olarak İsrail’in gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı sorumluluğunun hukuken tescil edilebilmesi imkanı doğdu. İsrail’in sorumluluğuna giden yol açıldı. Bu sürecin istenilen şekilde ilerleyebilmesi için Güney Afrika’nın cesur hamlesi diğer devletler tarafından acilen desteklenmeli ve davaya katılma suretiyle müdahil olunmalıdır. Nitekim, Ukrayna’nın aynı gerekçelerle Rusya aleyhine Divan’da açtığı davaya 32 ülke katılmıştı.

Başvurunun kapsamı ve ilgi çekici noktalar

Güney Afrika’nın başvurusu oldukça iyi yapılandırılmış, ayrıntılı ve hukuki zemine sahip. İsrail’in eylemlerinin soykırım suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti Divan’ın yetki alanında. Güney Afrika da kendisinin ve İsrail’in taraf olduğu 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin Divan’ın yetkisinin kabul edildiği 9’uncu maddesindeki düzenlemeye dayanarak bu başvuruyu yaptı.

Yine ilgili sözleşmedeki hükümler gereği taraf devletler için soykırımı önleme yükümlülüğü söz konusudur. Güney Afrika, taraf olduğu soykırım sözleşmesinden doğan soykırımı önleme sorumluluğunu öne çıkararak başvurusunu yaptı. İsrail dışındaki diğer devletler için ilk defa soykırımı önleme yükümlülüğünün gündeme getirilmesi oldukça önemli bir hamle. Bu yükümlülük, uzun vadede İsrail’i destekleyen veya İsrail’e karşı aksiyon almayan ülkelerin de soykırımdan dolayı sorumlu tutulabileceği manasına geliyor.

Güney Afrika taleplerini, İsrail’in eylemlerinin meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgusuyla ilişkilendiriyor. 7 Ekim’de Hamas’ın yaptığı eylemin İsrail’in soykırıma varan eylemlerini meşrulaştırmayacağını açıkça ifade ediyor. Böylece İsrail’in eylemlerinin meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksine soykırım olarak kabulünün gerekliliği öne çıkarılıyor.

Uluslararası ceza hukuku açısından İsrail’in eylemlerinin savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırıma dayandırılması mümkün. Dosya kapsamında geniş bakış açısıyla İsrail’in onlarca yıldır Filistinlilere yönelik eylemlerinin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte zaman açısından sınırlı, daha dar bir değerlendirme yapıldığında, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in soykırım suçunu işlediği ve talebin de buna dayandırıldığı görülüyor. İfadelere göre; Gazze Şeridi’nde devam eden Filistinlilerin yok edilmesine yönelik eylemler, yetkililerin açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde soykırım suçunun gerçekleştiği açık. Güney Afrika’nın başvurusu doğrudan uluslararası ceza hukukunun en ağır suçu olan soykırımın varlığının tespiti ve buna yönelik tedbir alınması amacını taşıyor.

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre soykırım suçunun oluşması için sözleşme kapsamında sayılan eylemlerin yanında ayırıcı özelliklere sahip bir grubu yok etme kastının da olması gerekir. Başvuru dosyasında İsrail’in soykırım kapsamında değerlendirilen eylemlerinin oldukça detaylı şekilde sözleşmedeki düzenlemelerle eşleştirildiği görülüyor. Örneğin, İsrail’in çoğu çocuk olmak üzere çok sayıda Filistinlinin ölümüne sebep olması sözleşmedeki eylemlerle örtüşüyor. Bunun dışında meskenlerin yıkılması, yeterli gıdaya, suya, tıbbi bakıma, hijyen koşullarına erişimin engellenmesi ve Filistin’de doğumları önlemeye yönelik tedbirlerin alınması gibi eylemlerle bedensel ve zihinsel zararların verilmesi suretiyle yaşam koşullarının ağırlaştırılması ise suç teşkil eden diğer fiiller. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bütün Gazze halkını sorumlu kabul eden beyanı, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Gazze halkının hepsini terörist olarak nitelendirmesi, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Gazze’nin toptan yerle bir edilmesi çağrıları ve benzerleri soykırım kastını gösteren ifadelerdir. Dosya kapsamında kullanılan ifadelere göre; İsrail’in eylemleri bu beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde soykırım suçunun varlığı sabittir. Belgede, soykırım iddiası diğer devletlerin temsilcilerinin çeşitli vesilelerle kullandığı ifadelerle destekleniyor. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana süren eylemlerinin Türkiye’nin de dahil olduğu 20 devlet tarafından soykırım olarak değerlendirildiği ifadesi ilgi çekici.

[İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Musab Şahin]

• Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/guney-afrikanin-uluslararasi-adalet-divanina-israil-basvurusu-ne-anlama-geliyor/feed/ 0