Batı Şeria – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Thu, 12 Sep 2024 19:00:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ayşegül Eygi’nin Cenazesi Türkiye’ye Getiriliyor https://www.kanal7haber.com.tr/aysegul-eyginin-cenazesi-turkiyeye-getiriliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/aysegul-eyginin-cenazesi-turkiyeye-getiriliyor/#respond Thu, 12 Sep 2024 19:00:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/aysegul-eyginin-cenazesi-turkiyeye-getiriliyor/ TürkiyeDışişleri Bakanlığı, 6 Eylül’de işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlenen bir gösteride İsrail askerleri tarafından vurularak öldürülen Ayşegül Ezgi Eygi’nin cenazesinin Türkiye’ye nakledilmesiyle ilgili işlemlerin tamamlandığını açıkladı.

Tel Aviv Büyükelçiliği ve Kudüs Başkonsolosluğu tarafından yürütülen işlemlerin sonlandırıldığını aktaran Bakanlık, Eygi’nin cenazesinin Cuma günü Türkiye’ye varmasının öngörüldüğünü belirtti.

Bakanlık kaynaklarına göre Eygi’nin cenazesinin Perşembe gecesi Tel Aviv’den Bakü’ye götürülmesi ve cenazeyi burada Bakü Büyükelçiliği’nin teslim alması planlanıyor.

Defnin ise Aydın’ın Didim ilçesinde olabileceği aktarılıyor.

Peki Ayşenur Ezgi kimdir?

Türkiye’de doğdu, ABD’de büyüdü

Eygi 27 Temmuz 1998’de Antalya’da doğdu. Ailesiyle kısa bir süre sonra ABD’ye taşındı.

Sonraki hayatını bu ülkede geçirdi. Ancak aile üyelerinin aktardığına göre dönem dönem Türkiye’ye de gelip gidiyordu.

Geniş aile üyelerinin önemli bir kısmı Türkiye’de yaşıyor.

Eygi’nin Facebook profilinde geçmiş yıllarda Türkiye’de çekilmiş fotoğrafları da yer alıyor.

Genç yaşta siyasi kampanyalarda yer almaya başladı

Eygi’nin ABD’de üniversite eğitimine başlamadan önce siyasi kampanyalar içinde yer aldığı aktarılıyor.

ABD’de faaliyet gösteren sosyalist gruplardan Socialist Alternative (Sosyalist Alternatif), Eygi’nin ölümünün ardından yaptığı açıklamada, Eygi’nin 2015 ile 2018 arasında üyeleri olduğunu belirtti.

Yazıda, Eygi’nin gruba katılmasının, demokratik sosyalist çizgideki Demokrat Partili senatör Bernie Sanders’ın yükseliş dönemine denk geldiği belirtiliyor.

Yazıya göre 2016 seçimlerini Donald Trump kazandığında Eygi, Trump karşıtı eylemlerde aktif rol oynadı, öğrenci eylemlerinde öncülük yaptı ve bazı eylemlerde etkili konuşmalar yaptı.

Sitede Eygi’nin Trump karşıtı konuşmalarıyla ilgili haber ve videolar ile 2016 tarihli, Seattle’daki öğrenciler olarak katıldıkları bir eylemi anlatan yazısı da bulunuyor.

Eygi, Karl Marx’tan alıntı yaptığı bu yazıda, “Bu seçim bir ateş yaktı ve biz o ateşin kendisiyiz, inanacağımız bir gelecek için yanıyoruz” ifadesini kullanıyor.

Grubun yayımladığı yazıya göre Eygi, 2016 ila 2017’de ABD’nin Kuzey Dakota eyaletinde inşa edilmesi planlanan petrol boru hattını protesto etmek ve engellemek için gerçekleştirilen çevreci kampanyada da aktif bir şekilde yer aldı ve burada kurulan protesto kampında da kaldı.

Trump karşıtı gösterilerden Filistin eylemlerine

Eygi, ilerleyen yıllarda Washington Üniversitesi’nde psikoloji okudu ve ayrıca Orta Doğu dilleri ve kültürü programında yan dal yaptı.

Üniversite’nin açıklamasına göre Eygi, psikoloji bölümüne yeni gelen öğrencileri karşılamaya yardımcı olan bir akran mentoruydu da.

Siyasi eylemlilik süreci üniversite yıllarında da devam etti Eygi’nin.

Bu dönemde Filistin’le ilgili kampanyalara da aktif bir şekilde katıldı.

Anadolu Ajansı’na (AA) konuşan Eygi’nin üniversite arkadaşlarından Nilan Aydın, “kendisinin de zaman zaman İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırına karşı protestolara katıldığını, Eygi’nin de bu protestolarda bulunduğunu ve birçok kez Filistin için maddi yardımda bulunduğunu” belirtiyor.

Guardian gazetesine konuşan, Eygi’nin de derslerine girdiği Washington Üniversitesi Orta Doğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü öğretim üyesi Aria Fani, Eygi’nin ABD üniversitelerinde geçen yılki protestolar sırasında aktif rol aldığını belirtiyor.

Eygi’nin, protestolar sırasında kampüslerde kurulan onlarca Filistin yanlısı kamptan biri olan Washington Üniversitesi kampüsündeki “Gazze Özgürleştirilmiş Bölge için Halk Üniversitesi”nin organizatörlerinden biri olduğunu söylüyor.

Fani ayrıca “Eygi’nin Türk milliyetçiliğini ve Kürtlere yönelik şiddeti eleştiren” bir tutumu olduğunu belirtiyor.

“ABD dış politikasına ve ABD’deki beyaz üstünlüğüne karşı çok eleştireldi ve İsrail de bir istisna değildi” diye konuşuyor.

Eygi, yaklaşık üç ay önce üniversiteden mezun oldu.

Mezuniyet töreninde üzerinde “Özgür Filistin” yazısı bulunan bir Filistin bayrağı açtı.

Bu süreçte, Filistinlilerin hakları için faaliyet yürüten, Uluslararası Dayanışma Hareketi’ne (ISM) katıldı.

ISM hareketinin geçmiş yıllarda, kampanya sırasında öldürülen üyeleri bulunuyor.

2003 yılında bir İsrail buldozeri tarafından öldürülen ABD’li Rachel Corrie de bu isimlerden biri.

Gönüllü olarak Batı Şeria’ya gitti

Eygi son dönemde Filistin’e gitmeye karar verdi.

Guardian gazetesine konuşan Aria Fani, bu kararından onu vazgeçirmeye çalıştığını söylüyor.

Ancak kendisi de gençliğinde Batı Şeria’ya gidip protestolara katıldığını belirtiyor:

“Onu vazgeçirmeye çalıştım ama bunu zaten kendim yaptığım için çok zayıf bir pozisyondaydım. Yaşadığı bu kısa hayattaki aktivizminde çok ama çok ilkeliydi.”

Fani, “Batı Şeria’da hayatın nasıl olduğu konusunda inanılmaz derecede bilgiliydi. Saf bir gezgin değildi. Bu deneyim onun yıllar süren aktivizminin doruk noktasıydı” diyor.

Ailesi tarafından ölümünden sonra yayımlanan açıklamada, “Ayşenur, baskı ve şiddete maruz kalmaya devam eden Filistinli sivillerle dayanışma içinde olmak için Batı Şeria’ya gitme zorunluluğu hissetti” ifadesi yer alıyor.

Arkadaşı Nilan Aydın, AAröportajında, “Bana oraya kadar gidip o insanlara yardımcı olmak istediğinden bahsediyordu. Ama bunu herkes söylüyor ve gerçekten yapacağını hiç düşünmemiştim” diyor.

Vurulma olayı nasıl yaşandı?

6 Eylül’deki olay ise Nablus kentine bağlı Beyta beldesinde yaşandı.

2020 yılından beri Beyta’da, İsrail’in yasa dışı yerleşim projelerine karşı gösteriler düzenleniyor.

6 Eylül’deki gösteriye Eygi de katıldı.

Eygi, gösteri sırasında başından vuruldu ve hastaneye kaldırıldı ancak yaşamını yitirdi.

Görgü tanıkları ve Filistin basını, Eygi’nin İsrail askerleri tarafından vurulduğunu aktardı.

Eygi ile birlikte protestoya katılan İsrailli-Yahudi aktivist Jonathan Pollak, BBC’ye verdiği demeçte, olay sırasında iki el ateş edildiğini duyduğunu söyledi.

“Çatıda askerlerin nişan aldığını” gördüğünü aktaran Pollak, “bir ya da iki saniyelik” arayla iki el ateş edildiğini duyduğunu belirtti.

“Birinin bana seslendiğini ve İngilizce ‘Bize yardım et. Yardıma ihtiyacımız var. Yardıma ihtiyacımız var’ dediğini duydum. Onlara doğru koştum” dedi.

Eygi’yi “yerde bir zeytin ağacının altında yatar halde, başı kanlar içinde” gördüğünü söyledi ve şöyle devam etti:

“Elimi arkasına koyup kanamayı durdurmaya çalıştım. Nabzını ölçtüm çok zayıftı.”

Cuma günkü gösterinin, Eygi’nin ISM ile birlikte katıldığı ilk protesto gösterisi olduğunu da söyledi Pollak.

ISM, Eygi’nin İsrail ordusu tarafından kasten öldürüldüğünü savundu.

İsmini açıklamayan Bir ISM gönüllüsü ise şu açıklamayı yaptı:

“Askerlerden yaklaşık 200 metre uzakta, yolda duruyorduk ve çatıda bir keskin nişancı açıkça görülebiliyordu. Gönüllü arkadaşımız biraz daha geride, diğer bazı aktivistlerle birlikte bir zeytin ağacının yanında duruyordu. Buna rağmen ordu onu kasten başından vurdu.”

ISM, bugüne kadar 17 Filistinli göstericinin Beyta’da gösterilerde öldürüldüğünü belirtiyor.

İsrail ordusu, olayla ilgili tam teşekküllü bir soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Tepkiler ne oldu?

Ailesi, Eygi’nin vurulma koşulları göz önünde bulundurulduğunda İsrail tarafından yürütülen bir soruşturmanın yeterli olmayacağını savundu.

Ailenin açıklamasında “Başkan Biden, Başkan Yardımcısı Harris ve Dışişleri Bakanı Blinken’ı bir ABD vatandaşının hukuksuz bir şekilde öldürülmesine ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatmaya ve suçluların hesap vermesini sağlamaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Eygi’nin ölümünü “cinayet” olarak nitelendirdi ve “Nablus kentinde İsrail işgal askerleri tarafından öldürüldüğünü” kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamasında “İsrail’in Batı Şeria’daki işgal karşıtı sivil bir protestoya karşı yaptığı barbarca müdahaleyi lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da daha sonra yaptığı açıklamada, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili soruşturma başlattığını ve ilgili raporların Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki İsrail’e karşı yürütülen davalara da sunulacağını kaydetti.

ABD yönetiminden farklı değerlendirmeler yapıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Eygi’nin öldürülmesinin “meşrulaştırılamayacağını” savundu ve olayda bir “kışkırtma” olmadığı tespitini paylaştı.

Blinken buna ek olarak İsrail’e Batı Şeria’daki operasyonlarında “kökten değişiklik” yapma çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Joe Biden ise Eygi’nin ölümü için “kaza” değerlendirmesini yaptı.

Eygi’nin, ABD’de yaşayan Pakistan asıllı eşi Hamid Mazhar Ali yaptığı açıklamada, Biden’ın söylemine karşı çıkarak “bunun bir kaza olmadığını ve katillerin sorumlu tutulması gerektiğini” savundu.

10 Eylül’de İsrail ordusu tarafından yapılan yeni açıklamada “Eygi’nin kendisine yönelik olmayan, dolaylı ve kasıtsız atış ile’ öldürülmüş olma ihtimali yüksek” olduğu” belirtildi.

“Gösteride İsrail askerlerine taş atıldığı” savunulan açıklamada, Eygi’yi öldüren kurşunun, “onu değil, İsrail güvenlik güçlerine yönelik ayaklanmanın baş kışkırtıcısını” hedef aldığı belirtildi.

Açıklamada, “İsrail ordusu Ayşenur Ezgi Eygi’nin ölümü için en derin üzüntülerini ifade eder” cümlesi de yer aldı.

ISM ve medyaya konuşan bazı eylem katılımcıları, taş atma iddiasını reddetti.

Batı Şeria’da temsili cenaze töreni düzenlendi

Olaydan sonra Türk Dışişleri Bakanlığı, Ezgi’nin cenazesinin Türkiye’ye götürülmesi için çalışmalar başlattı.

9 Eylül’de Eygi için Batı Şeria’da bir cenaze töreni düzenlendi.

Eygi’nin cenazesi; uluslararası dayanışma aktivistleri, Filistinliler, Türkiye’nin Kudüs Başkonsolosu Büyükelçi İsmail Çobanoğlu, Nablus Valisi Gassan Daglas ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla Nablus kentindeki Rafidiye Hastanesi’nden alındı.

Eygi’nin tabutu, nakledileceği ambulansa bando eşliğinde resmi törenle yerleştirildi.

Törende, üzerinde “Onun kanı özgürlüğün taşlarını döşesin, huzur içinde yat arkadaşımız” yazılı bir pankart, Filistin bayrakları ile Eygi’nin resmi taşındı.

Bu arada ABD’nin farklı eyaletlerinde Ezgi için düzenlenen anma törenleri devam ediyor.

Rachel Corrie’nin anne ve babası Cindy ve Craig Corrie, yaptıkları açıklamada, kızlarının ölümüyle Eygi’nin ölümü arasında benzerlikler olduğunu, kızlarıyla ilgili soruşturmada olduğu gibi Eygi ilgili bir soruşturmada da olayın cezasız kalmasından kaygı duyduklarını söyledi.

Türkiye’deki cenaze planı

Eygi’nin cenazesinin Tel Aviv’den Azerybaycan’ın başkenti Bakü’ye gönderildikten sonra Türkiye’ye götürülüp Didim’de toprağa verilmesi planlanıyor.

Eygi’nin annesi, babası ve eşi de cenaze için Türkiye’de bulunuyor.

Cenaze törenin önümüzdeki birkaç gün içinde düzenleneceği düşünülüyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/aysegul-eyginin-cenazesi-turkiyeye-getiriliyor/feed/ 0
İsrail askerlerinin saldırısında 2 Filistinli öldü, 3 kişi yaralandı https://www.kanal7haber.com.tr/israil-askerlerinin-saldirisinda-2-filistinli-oldu-3-kisi-yaralandi/ https://www.kanal7haber.com.tr/israil-askerlerinin-saldirisinda-2-filistinli-oldu-3-kisi-yaralandi/#respond Sat, 31 Aug 2024 19:55:50 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/israil-askerlerinin-saldirisinda-2-filistinli-oldu-3-kisi-yaralandi/ İşgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin bölgesinde İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 2 Filistinlinin öldüğü, 3’ünün yaralandığı belirtildi.

Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun Cenin’e yönelik saldırılarında Emced Mustafa İbrahim Salih ve Mustafa Emin Talal Abdullah’ın öldürüldüğü bilgisi paylaşıldı.

Filistin Kızılayından yapılan açıklamada ise ekiplerin, İsrail askerlerinin açtığı ateşle öldürülen 2 Filistinlinin bulunduğu bölgeye ulaşmaya çalıştığı ancak İsrail ordusunun engeline takıldığı kaydedildi.

Filistin Kızılayı çalışanlarından birinin ise Cenin’in batısındaki Es-Sile el-Harisiyye beldesinde İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucunda şarapnel parçasıyla yaralandığı aktarıldı.

Kızılay ekiplerinin ayrıca biri başından vurulan bir çocuk olmak üzere iki yaralıyı hastaneye naklettiği aktarıldı.

Filistin haber ajansı WAFA ise İsrail ordusunun Cenin’de yaşayan Filistinlileri canlı kalkan olarak kullandığını belirterek, Cenin’in doğusunda çok sayıda Filistinlinin gözaltına alındığını duyurdu.

İsrail ordusu, Cenin’deki bir sebze pazarını da ateşe verdi. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, bir İsrail buldozeri taşıdığı yanan bir cismi, Cenin çarşısındaki sebze tezgahlarının üzerine attı.

Çıkan yangında, iki sebze dükkanı ile 50 sebze tezgahı kullanılamaz hale geldi. Yaklaşık 25 dakika sonra bölgeye girişlerine izin verilen Filistin Sivil Savunma ekiplerinin çıkan yangını kontrol altına aldığı kaydedildi.

Tubas kentine bağlı el-Faria Mülteci Kampı’ndan sonra Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’ndan çekilen İsrail askerlerinin Cenin’deki saldırıları ise 4. gününde devam ediyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/israil-askerlerinin-saldirisinda-2-filistinli-oldu-3-kisi-yaralandi/feed/ 0
İsrail ordusu Batı Şeria’da askeri harekat sürdürüyor https://www.kanal7haber.com.tr/israil-ordusu-bati-seriada-askeri-harekat-surduruyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/israil-ordusu-bati-seriada-askeri-harekat-surduruyor/#respond Thu, 29 Aug 2024 16:48:51 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/israil-ordusu-bati-seriada-askeri-harekat-surduruyor/ İsrail ordusunun, Batı Şeria’daki kentlere yönelik düzenlediği asker harekat sürüyor.

İsrail, “terörle mücadele operasyonu” adını verdiği operasyonlar kapsamında dört kente askeri birliklerini gönderdi.

Bu, İsrail’in son 20 yılda Batı Şeria’da düzenlediği en büyük askeri harekat olarak değerlendiriliyor.

Batı Şeria nerede ve kimin kontrolünde?

Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında ve Kudüs’ün de doğusunda yer alıyor.

Filistin İstatistik Kurumu verilerine göre bölgede yaklaşık 3,2 milyon insan yaşıyor. Bunların çoğu Filistinli. Çok sayıda Yahudi de uluslararası hukuka göre yasadışı bir biçimde burada yaşıyor.

Modern İsrail devletinin kurucuları 1947’de Batı Şeria’nın büyük bölümünün gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin parçası olması konusunda anlaştı. Ancak Arap ülkelerinin kendisine saldırısı üzerine İsrail bu plandan vazgeçti.

Bir ateşkesin ardından Ürdün 1950 yılında bölgeyi işgal etti. İsrail güçleri 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında bölgeyi Ürdün’den aldı ve askeri işgal altına soktu.

İsrail’in 1970’ler ve 1980’ler boyunca bölgede yerleşimler kurması Arap nüfusu arasında öfkeye neden oldu. Bu nedenle uluslararası protestolar gerçekleştirildi.

Filistinliler Batı Şeria’da 1987’den 1993’e ve 2000’den 2005’e kadar Batı Şeria’da ayaklanmalar düzenledi.

Ürdün 1988’de Batı Şeria üzerindeki hak iddiasından vazgeçti. 1993’teki Oslo Anlaşması ile beraber Batı Şeria’nın bir kısmı Filistin Yönetimi tarafından yönetilirken, geri kalan kısmı da doğrudan İsrail yönetimi altında kaldı.

Hem İsrail hem de Filistinliler bölge üzerinde hak iddia ediyor. Ancak onlarca yıldır devam eden görüşmelerin ardından bölgenin nihai statüsü hala karara bağlanmadı.

İsrail operasyonları nerede ve neden gerçekleştirdi?

İsrail ordusu Batı Şeria’nın işgal altındaki bölgesinde yer alan en az dört Filistin şehrine eş zamanlı baskınlar düzenledi. Bunlar Cenin, Tulkarim, Nablus ve Tubas.

Filistin medyası Cenin’e giden ana yolların kapatıldığını ve kentteki mülteci kampında silahlı çatışmalar yaşandığını duyurdu. Bir İsrail ordu sözcüsü “büyük birliklerin” şehre girdiğini söyledi.

Filistinli kaynaklar İsrail askerlerinin şafak vakti Cenin’deki bir hastaneye girdiğini ve Tulkarim’deki iki hastaneye de erişimi engellediğini söyledi.

Nablus’a düzenlediği baskınlarda İsrail ordusunun buradaki iki mülteci kampına odaklandığı bildirildi.

Tubas yakınlarındaki Far’a kampına yönelik insansız hava aracı saldırısı olduğu belirtilen İsrail saldırısı sonucunda yaralananlar olduğu ve İsrail askerlerinin Kızılay’a ait bir tıbbi tesise girdiği bildirildi.

İsrailli yetkililer dokuz Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi. Bu kişileri “silahlı teröristler” olarak tanımladı.

İsrail güçlerinin Tulkarim’deki Nur Shams kampını kuşattığı bildirildi ve bir bölge sakini “çok sayıda noktada çatışmaların” olduğunu söyledi.

Bir başka bölge sakini ise askerlerin herkese kimlik kontrolü yapmak için kampın çıkış yollarını kapattığını söyledi.

İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, İsrail ordusunun “dün geceden beri Cenin ve Tulkarm mülteci kamplarında kurulan İran-İslamcı terör altyapılarını dağıtmak için tam güçle çalıştığını” söyledi.

İsrail ordu sözcüsü Nadav Shoshani ise Cenin ve Tulkarm’daki birliklerin sivillere yönelik saldırıları önlemek için “istihbarat güdümlü, terörle mücadele operasyonları” yürüttüğünü ifade etti.

İsrail ordusu, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıdan bu yana neredeyse her gün Batı Şeria’da baskınlar düzenliyor.

Baskınlara Filistinliler ne tepki verdi?

Batı Şeria’daki Filistin Sağlık Bakanlığı, uluslararası topluma yaptığı çağrıyla Cenin, Tulkarim ve Tubas’taki hastanelerin korunmasını istedi.

Bakanlık bu sabah yaptığı açıklamada “uluslararası toplumdan ve Kızıl Haç’tan” yardım istedi. İsrail ordusunu da ambulans erişimini engellemekle suçladı ve bunun insancıl hukukun “bariz bir ihlali” olduğunun altını çizdi.

Bakanlık, İsrail ordusunun İbn Sina Hastanesi’ne giden yolları kapattığını ve Halil Süleyman Hastanesi ile Kızılay ve Friends of the Patients kuruluşlarının merkezlerini kuşattığını söyledi.

Filistin medyasına göre Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Batı Şeria’daki durumu takip etmek üzere Suudi Arabistan’a yaptığı ziyareti yarıda kesti.

Uluslararası toplum nasıl tepki verdi?

BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da “giderek artan askeri müdahalesini” kınadı.

OHCHR, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki son operasyonunun “uluslararası hukuku ihlal eden bir şekilde” yürütüldüğünü söyledi.

Açıklamada, “Batı Şeria’da güç kullanımı insan hakları normlarına uygun olmalıdır” denildi.

BM geçen hafta yaptığı bir açıklamada, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Batı Şeria’da düzenlediği hava saldırılarında 26’sı çocuk olmak üzere 128 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurmuştu.

Aynı dönemde Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da 11’i İsrailli yerleşimciler tarafından olmak üzere toplam 607 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.

Batı Şeria’da, şimdiki İsrail topraklarındaki evlerinden edilen on binlerce Filistinlinin barındığı çok sayıda mülteci kampı var.

Bu kamplarda özellikle gençler arasında yüksek düzeyde yoksulluk ve işsizlik söz konusu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/israil-ordusu-bati-seriada-askeri-harekat-surduruyor/feed/ 0
Dışişleri Bakanlığı İsrail’in Batı Şeria’daki Operasyonunu Kınadı https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-israilin-bati-seriadaki-operasyonunu-kinadi/ https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-israilin-bati-seriadaki-operasyonunu-kinadi/#respond Wed, 28 Aug 2024 16:45:10 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-israilin-bati-seriadaki-operasyonunu-kinadi/ Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ” İsrail’in Batı Şeria’da başlattığı yasa dışı operasyonu ve İsrail Dışişleri Bakanının Gazze’deki uygulamaları Batı Şeria’ya da taşıyacakları yönündeki açıklamasını şiddetle kınıyoruz” denildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “İsrail’in Batı Şeria’da başlattığı yasa dışı operasyonu ve İsrail Dışişleri Bakanının Gazze’deki uygulamaları Batı Şeria’ya da taşıyacakları yönündeki açıklamasını şiddetle kınıyoruz. Netanyahu Hükümetinin Filistin halkına yönelik soykırımcı politikaları, uluslararası güvenliğe yönelik başlıca tehdittir. İsrail’in, uluslararası hukuku tamamen hiçe sayan bu eylemlerine karşı gerekli cezai ve zorlayıcı tedbirlerin alınması şarttır. İsrail’i kayıtsız şartsız destekleyen bir avuç ülkenin, hukuka ve insanlık vicdanına aykırı bu tutumlarından bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir” ifadelerine yer verildi. – ANKARA

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/disisleri-bakanligi-israilin-bati-seriadaki-operasyonunu-kinadi/feed/ 0
İsrail ‘Hamas’ı yok etme’ amacına ulaşabiliyor mu? https://www.kanal7haber.com.tr/israil-hamasi-yok-etme-amacina-ulasabiliyor-mu/ https://www.kanal7haber.com.tr/israil-hamasi-yok-etme-amacina-ulasabiliyor-mu/#respond Sun, 28 Jul 2024 09:00:25 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10573 İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu İsrail’in Gazze’deki amacının “Hamas’ın idari ve askeri kapasitesini yok etmek olduğunu” söylemişti ve sık sık da Hamas’ı etkisiz hale getirme amacından bahsediyor.

Beş aya yakın süredir devam eden saldırılarda, Gazze’deki Sağlık Bakanlığına göre yaklaşık 30 bin Filistinli öldü. İsrail önemli ilerleme kaydettiğini ve “topyekun zafer” için bastırması gerektiğini söylüyor.

Ancak Hamas, askeri kapasitesinden öte bir örgüt. Aynı zamanda siyasi, ideolojik ve sosyal bir hareket. Dolayısıyla İsrail’in Hamas’ı toptan yok etme amacı, gerçekçi ve hatta mümkün mü?

Sahada neler oluyor?

İsrail, Gazze’de Hamas’a ait 24 tugaydan 18’ini yok ettiğini söylüyor ve Gazze’nin kuzeyindeki Hamas’ın askeri yapısının yok edilmesinin tamamlandığını” belirtiyor.

İsrail Ordusu, 7 Ekim 1200 dolayında kişiyi öldürdüğü, 250 civarı kişiyi rehin aldığı saldırıyı düzenlediğinde 30 binden fazla savaşçısı olduğunu söylüyor.

İsrail, 13 bin savaşçıyı öldürdüğünü iddia ediyor ve Netanyahu Şubat başında “20 binden fazla teröristi, Hamas’ın savaş gücünün yarısınan fazlasını öldürdük” demişti. BBC bu verileri bağımsız kaynaklardan doğrulatamadı ve İsrail Ordusu, kullandıkları yöntemin detaylarını açıklama isteğimizi karşılıksız bıraktı. İsrail ve Gazze’den gelen sayılar birbiriyle çelişiyor ve Gazze Sağlık Bakanlığı ölenlerin 9 bin kadarının aralarında sivillerin de bulunduğu, yetişkin erkekler olduğunu söylüyor.

Hamas’ın Siyasi Bürosu BBC’ye yaptığı açıklamada İsrail’in iddialarını reddetti ve askeri kanadının Gazze’nin “tüm bölgelerinde kuvvetle” faaliyet gösterdiğini söyledi. İsrailli Haaretz gazetesi de Hamas’ın bazı tugaylarını yeniden oluşturmaya başladığı haberini yaptı.

Jane’s Defence Weekly dergisinin Ortadoğu Editörü Jeremy Binne Hamas’ın “çok kolay bir şekilde saflarına yeni savaşçılar katabildiğini ve bunun büyük olasılıkla meseledeki en önemli veri olmadığını” belirtti.

İsrail’deki Reichman Üniversitesi’nin Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü’nden emekli Albay Miri Eisin ise İsrail’in Hamas’ın “komutanlarını öldürdüğünü, silah depolarını bulduğunu Hamas’ın yer altındaki terör sistemini sistematik bir şekilde havaya uçurduğunu” söylediğini kaydediyor.

Ancak Binnie, Hamas’ın tünel sisteminin “daha önce tahmin edilenden çok daha büyük olduğunu” ve İsrail’in bu tünelleri tamamen yok etmek için “daha uzun bir yol kat etmesi gerektiğini” söylüyor ve “rehinelerin buralarda tutuluyor olması riskinin çabalarına darbe vurduğunu” kaydediyor.

Binnie ayrıca, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde de operasyonlarının “tam bir etkisiz hale getirmeden çok, açık uçlu, devam eden bir baskı sürecine benzediği” izlenimini verdiğini aktarıyor.

İsrail’in “tamamen çarpıtılmış” olduğunu söylediği Uluslararası hukuku ihlal suçlamaları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın, soykırım iddialarına ele almasına karşın, Netanyahu İsrail’in devam etmesi ve kalan Hamas tugaylarını etkisiz hala getirmesi gerektiğini belirtiyor.

İdeolojiyi etkisiz hale getirmek mümkün mü?

Hamas, çoğu Batılı ülke tarafından bir “terör” örgütü olarak görülüyor ve bir çoğu da Hamas liderlerinin hala İsrail’in yok edilmesi çağrısı yaptığına işaret ediyor. Ancak Hamas, Arap dünyasının bazı kesimlerinde bir direniş hareketi olarak görülüyor. Örgüt, 2006’da yapılan seçimleri kazanması ve rakibi El Fetih’i 2007’de şiddet kullanarak bölge dışına atmasından bu yana, Gazze’yi yönetiyor.

Gazze Şeridi, o zamandan bu yana hem İsrail hem de bir ölçüde Mısır tarafından abluka altında tutuluyor ve her iki ülke de bunu güvenlik adına yaptıklarını söylüyor.

Filistinli örgütler, son 20 yılda Gazze’den İsrail’e binlerce roket fırlattı. Bazen de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail güçleriyle yaşanan çatışmalara misilleme olarak.

Avrupa Dışilişkiler Konseyi’nden Ortadoğu uzmanı Hugh Lovatt, ;Hamas için “Sadece askeri bir hareket ya da sadece siyasi bir hareket değil” diyor.

Lovatt “Bu ideoloji yok edilemeyecek. Özellikle de İsrail’in silah gücüyle” diye konuşuyor.

Lovatt, örgütün İsrail’e silahlı direnişine desteğin “özellikle şimdi, Filistinlilerin kendi kendilerini yönetme hakkını elde etmek için herhangi bir siyasi ufuk olmadığını hissettiğinde yankı bulduğunu” söylüyor

Batı Şeria’daki Arap Amerikan Üniversitesi’nden Dr. Amjad Ebu El Ezz de, çoğu Filistinli’nin “bir gelecek göremediklerinden” Hamas’ı desteklediğini anlatıyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu, kariyerinin büyük bir bölümünde bir Filistin devletinin kurulmasına karşı çıktı. Netanyahu bu tutumunu güvenlik kaygılarıyla, Hamas’ın İsrail’i tanımayı reddetmesiyle açıklıyor. Ancak partisi Likud’daki ve aşırı sağcı koalisyon hükümetindeki bir çok kişi de Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin İsrail’e ait olduğuna inanıyor.

İsrailli barış yanlısı grup Peace Now’a göre geçen yıl, Batı Şeria’da rekor sayıda yerleşim inşa edilmesi onaylandı.

2023’te Batı Şeria’da İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimciler tarafından en az 81’i çocuk 507 Filistinli öldürüldü ve Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Bürosu’nun (OCHA) kayıtları tutmaya başladığı 2005’ten bu yanaki en kanlı yıl oldu.

BM ayrıca, Batı Şeria’daki Filistinlilerin saldırılarında 36 İsrailli’nin öldüğünükayıtlara geçirdi.

Buna ek olarak, El Fetih’in elindeki Filistin Yönetimi’ne karşı büyük bir öfke var. Birçok Filistinli, Filistin Yönetimi’nin yolsuzluklara bulaştığını ve İsrail işgaline karşı zayıf kaldığına inanıyor.

Dr. Ebu El Ezz 7 Ekim’den önce Gazze’deki Filistinlilerin abluka altında, “büyük bir hapishanede” yaşadıklarını düşündüklerini, Batı Şeria’dakilerin de Yahudi yerleşimcilerin saldırılarına, toprak ilhakına ve işsizliğe öfkeli olduklarını söylüyor.

Ebu El Ezz, Filistin toplumunun büyük bir bölümünün gençlerden oluştuğunu ve barış süreci olmadığı için, “diğer partilerin Filistinli gençlere gösterecek her hangi bir şeyleri bulunmadığını” anlatıyor.

“İşgal sürdükçe, katliamlar, ölümler sürdükçe, birçok insan Hamas’ın söyledikerini dinleyecek, çünkü umut arıyorlar” diyor.

Hamas’a verilen destek ne durumda?

Gazze’deki Filistinlilerin 7 Ekim’den sonra ödedikleri büyük bedele karşın, geçen yıl sonlarında yapılan bir araştırma, Filistinlilerin Hamas’a verdiği desteğin arttığını ortaya koydu.

Batı Şeria’daki 750 ve Gazze’deki 481 kişiyle yapılan ankete göre Batı Şeria’da Hamas’a destek Eylül ayında % 12 civarındayken, Aralık’ta % 42’ye yükseldi.

Anketi gerçekleştiren Batı Şeria merkezli Siyaset ve Anket Araştırma Merkezi’nden Dr. Halil Şikaki, Hamas’a verilen desteğin genelde çatışma dönemlerinde arttığını, ancak bu son artışın “çok büyük” olduğunu vurguladı.

Şikaki, anket yapıldığı dönem İsrail ve Hamas arasında ateşkes anlaşması yapıldığını, İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın ve çocukların salındığını anlatıyor.

Bu durumun da, Hamas’ın Filistin amaçlarını gerçekleştirmek için kullandığı şiddetin “çok etkili olduğunu” düşündürmüş olabileceğine vurguluyor.

Dr. Şikaki, yerleşimcilerin saldırıları ve Filistin Yönetimi’nin savaşa tepkisine duyulan öfkenin de Hamas’a desteği artırdığını ifade ediyor.

Gazze’de ise durum farklı. Hamas’a destek % 38’den % 42’ye çıktı ve bu artış, anketin hata payı içinde.

Hamas’ın 7 Ekim saldırılarını düzenlemekte haklı olduğunu düşünenlerin oranı Gazze’de % 57 düzeyindeyken, Batı Şeria’da bu oran % 82 oldu.

Şikaki “Hamas’ın bu savaşla ilgili kararlarının ceremesini çekenlerin Hamas’a çok daha eleştirel baktığı açık” diyor.

Şubat başına dek Gazze’de görev yapan BBC gazetecileri de, Hamas’a yönelik hoşnutsuzluğun arttığına dair işaretlerden bahsediyordu.

Bazı Gazzeliler sevdiklerinin ölümünü, İsrail güçlerinin evlerini yıkması ve açlık nedeniyle Hamas’a öfke duyduklarını söylüyordu.

Ayrıca, Gazzelilerin Hamas’ı açıkça eleştirmekten kaygı duydukları da söyleniyordu.

Yeni bir savaşçı kuşağı mı?

Dr. Ebu El Ezz, Gazze’deki bir çok gencin “İsrail ve işgale karşı nefretle dolu olduklarına” inanıyor.

“Bence sonraki kuşaklar intikam almak için bu askeri örgütlere katılacaklar. Çünkü ailelerini kaybettiler, çocukları kaybettiler, annelerini, çocuklarını, kardeşlerini yitirdiler.”

Ancak Albay Eisin, Hamas’a daha fazla destek verileceği kaygılarının, askeri hedeflerden uzaklaştırmaması gerektiği gröüşünde.

7 Ekim saldırılarının “korkunçluğuna, aşırılığına ve gaddarlığına” dikkat çeken Eisin, “Zaten çok radikalleşmiş haldeler” diyor.

“Bu yüzden bizim tepkimiz öncelikle bu kabiliyetlerini yok etmek olmalı. Bu ideolojiyi zaten olduğundan daha da kötü bir hale getirmeyecektir” diye konuşuyor.

Ancak Dr. Şikaki “Büyük bir savaş, peşinden barış gelirse gençlerin silaha sarılması anlamına gelmeyebilir” diye ekliyor.

Savaştan sonra ne olacak?

Netanyahu, savaş sonrası İsrail’in “silahtan arındırılmış” bir Gazze’deki güvenlik kontrolünü ucu açık bir şekilde elinde tutacağı ve İsrail’e düşman gruplarla bağlantısı olmayan Filistinlilerin yöneteceği bir savaş sonrası planı belirledi.

Albay Eisin, Hamas’ın daime “bir tür varlık göstereceğini” söylüyor, ancak İsrail’in “örgütün büyük bölümünü, tehdidi” yok edebileceğine de inanıyor.

Lovatt ise “Hamas’ı gerçekten marjinalize etmek ve zayıflatmanın tek yolu, siyasi bir yolun yaratılmasıyla olur” diyor.

Ancak iki devletli çözüme giden yol karamsar görünüyor.

Netanyahu geçtiğimiz günlerde X’teki açıklamasında, “İsrail’in tüm Batı Ürdün bölgesindeki güvenlik kontrolünden ödün vermeyeceğini söyledi ve bu da bir Filistin devletiyle çelişiyor” dedi.

Bu, İsrail’in başlıca müttefiki ABD’yle de açık bir çelişki anlamına geliyor.

Biden yönetimi, İsrail’in Gazze’yi uçu açık işgaline devam etmemesi gerektiğini söyledi. Statükoya gerçek bir alternatif olmadığı için şiddetin daha da artması riski devam ediyor.

Binne “İsrailliler’in bir zafer günü yaşayacağını düşünmüyorum. Hamas’ı zayıflatabilirler ama asıl mesele savaştan sonra Hamas’ın geri dönmesini nasıl önleyeceğiniz” diyor.

Katkıda bulunam: Heather Sharp

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/israil-hamasi-yok-etme-amacina-ulasabiliyor-mu/feed/ 0