Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Dr. Fatih Erbakan, Tekirdağ’daki ilk durağı Süleymanpaşa ilçesi oldu. Erbakan, YRP Süleymanpaşa İlçe Başkanlığı binası açılışına katılarak burada partililere seslendi.
Erbakan açıklamasında, “Ahlaklı belediyecilik demek, her şeyden önce Adalet demektir. İşte biz 89’da Sivas Belediyesini Refah Partisi olarak aldık, 94’te Çorum Belediyesini rahmetli Arif Ersoy hocayla aldık ve Çorum’da da, Sivas’ta da en büyük hizmetleri orada ki alevi vatandaşlarımızın yaşadığı mahallelere yaptı Refah Partili belediye. Siz bize oy vermediniz, siz bizden değilsiniz, bize destek olmadınız öyleyse size hizmet yok demediler. Çorum’da alevi dedeleri ile bir araya gelen Arif Ersoy hocamız, belediye başkanımız dediler ki ona ‘bizim yıllardır desteklediğimiz partiden böyle bir hizmet görmemiştik, Refah partili belediyeden biz en büyük hizmetleri gördük Allah sizden razı olsun’ dediler. Adalet ve kul hakkına riayet, her kesime bizden olsun olmasın adil bir şekilde hizmet götürmek. Ahlaklı belediyeciliğin temellerinden. Ahlaklı belediyecilik bereket demektir 2. olarak. İşte 95 yılında Konya Büyükşehir Belediyesi, hükümete çağrı yaptı. Bizim milli görüş belediyesi olarak kasamızda para birikti bütün borçlarımızı ödedik, bu parayı size faizsiz kredi olarak verebiliriz, gidip dünya bankasından, IMF’den faizle borç almanıza gerek yok dedi. Milli görüşün bereketi, ahlaklı belediyeciliğin bereketi. Bugün belediyeler boğazına kadar borç içinde, boğazına kadar borç faizine batmış ama milli görüş belediyeciliği, ahlaklı belediyecilikte borçlanma olmaz, denk bütçe olur, borç faizi ve borç belasından, batağından belediyelerin kurtarılması olur. Borçlar da ödeniyor, efsane hizmetler de yapılıyor, rüşvette olmuyor, yolsuzlukta olmuyor, adaletsizlikte olmuyor, adam kayırma torpilde olmuyor, borç ve faiz batağından da kurtulunuyor bunun bereketi ile. 89 ve 94 milli görüş belediyeciliği bunun örnekleri ile dolu. Şimdi inşallah 1 Nisan tarihinden itibaren hem Tekirdağ’da, hem Süleymanpaşa’da hem de tüm Türkiye’de, Yeniden Refahla yeniden Milli Görüş belediyeciliği ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız inşallah. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren ahlaklı belediyeciliğe geçiş ve bu belediye hizmetlerinde ki inşallah performansımızla 2028’de de Yeniden Refah’ı, Milli Görüşü iktidara birlikte taşıyacağız Allah’ın izniyle” dedi.
“14 Mayıs’ta ki mutabakat metninde yazdığımız maddeler uygulanmadı”
Erbakan açıklamasının devamında, “İşte emeklinin hali ortada, asgari ücretlinin hali ortada, küçük esnafın, çiftçinin, köylünün, dar gelirlinin hali ortada. Açlık sınırı 19 bin lira olmuş, emekli maaşı 10 bin lira, bunun yarısı kadar. Yoksulluk sınırı 52 bin 300 lira olmuş. Türkiye’de kaç ailenin evine ayda 52 bin liradan fazla para giriyor, yüzde 15. Türkiye’nin yüzde 85’i yoksulluk sınırının altında, yüzde 45’i de açlık sınırının altında. Neden böyle?. Bizim 14 Mayıs’ta ki mutabakat metninde yazdığımız maddeler uygulanmadığı için böyle. Borç, faiz, zam, vergi ekonomisi devam ettiği için böyle. Milli görüşün üretim, istihdam ve ihracata dayalı ekonomi modeli uygulanmadığı için böyle. Denk bütçe yapılmadığı için, kamu da israf önlenmediği için Yeniden Refah Partimizin ortaya koymuş olduğu milli kaynak paketlerinde ki kaynaklar harekete geçirilmediği için böyle. Paralar imtiyazlılara gidiyor, faize gidiyor, israfa gidiyor. Emekliye, memura, işçiye, köylüye, çiftçiye para kalmıyor. İşte 2028’de inşallah aynen 54. Hükümette olduğu gibi Erbakan Hocamızın yaptığı gibi yeniden denk bütçe ile yeniden israfı önleyerek ve yeniden borçlanmadan, zam yapmadan, ilave vergi ihdas etmeden milli kaynak paketleriyle kaynak üreterek ve bu imkanı da asıl sahibi olan millete, dar gelirliye aktararak milletimizin yüzünü inşallah güldüreceğiz” diye konuştu.
Hedef 2028
2028’de Yeninden Refah ile iktidara kavuşacaklarını da ifade eden Erbakan, “Milletimiz 89 ve 94’teki Milli Görüş Belediyeciliği dönemini hasretle bekliyor, buna 1 Nisan’dan itibaren kavuşacağız. Yine milletimiz 96-97’de Erbakan hocamızın Başbakan olduğu dönemki bolluk ve bereket dönemini bekliyor buna da inşallah 2028’de yeniden Refah iktidarı ile kavuşacağız Allah’ın izniyle” diyerek konuşmasını sonlandırdı. – TEKİRDAĞ
]]>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bankalara ve varlık yönetimi şirketlerine borçlarından dolayı icra takibi başlatılan vatandaşların durumuna dikkat çekti. Gürer’in bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle:
11 AYDA 1 MİLYON 197 BİN KİŞİ İCRA TAKİBİNE ALINDI
“2023 yılının Ocak- Kasım döneminde 780 bin 650 kişinin bankalara olan bireysel kredi borcunu, 767 bin 663 kişinin ise kredi kartı borcunu temerrüt süresinin de sonuna kadar ödeyemediği için bankalar tarafından icra takibine alındı. Hem kredi kartı hem de tüketici kredisi borcu yüzünden söz konusu dönemde takibe alınanlar tek kişi sayıldığında 2023 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 1 milyon 197 bin 35 kişi bankalar tarafından icra takibine alındı.
Önceki yıllarda da bankalar tarafından borcu yüzünden icra takibine alındığı halde borcunu henüz ödeyememiş 2 milyon 337 bin 292 kişi var. 2 milyon 109 bin 51 kişi de varlık yönetim şirketlerinin takibinde icra takibinde bulunuyor. Hem bankalar hem de varlık yönetim şirketleri tarafından borcu yüzünden takip edilenler tek kişi sayıldığında takipteki toplam vatandaş sayısı Kasım 2023 sonu itibariyle 3 milyon 830 bin 149 kişi olarak hesaplanıyor. Resmi verilere yansıyan borçlarla vatandaşın mağduriyeti artıyor. Bu arada özel ikili ilişkiler ile şahıs, esnaf gibi borçlanılan kesimler bu veriler içinde yer almıyor. Elden alınan borçlarda dikkate alındığında borçlanma daha da artıyor. Örneğin çiftçi borçlarını ödemek için arazi satıp, borç ödüyor. Kimi icralık olmamak ya da sorun yaşamamak için evdeki eşyasını satmak zorunda kalıyor. İkinci el pazarları beyaz eşya ya da mobilya gibi eşyalarla dolu, vatandaş borç ödemek için bu yola başvuruyor. Kayıtlı ve resmi veriler dışında bir de kişiye özel borçlanma olayı gerçeği var. Nüfusun çoğunluğu borçla yaşamaya çalışıyor.
YEREL SEÇİM SONRASI DAHA DA ZOR
“Milyonlarca insanın icra takibinde olduğu bir ülkede, sürekli artan yoksullaşma ile karşı karşıyayız. Sofradan ekmek eksilmeye devam ediyor. Yeterli beslenemeyen aile sayısı artıyor. 4 milyon hane sosyal yardımla yaşıyor. Yatağa hiçbir çocuk aç girmesin derken bu iktidarın eseri olarak aileler yatağa aç girer duruma düşürüldü. AKP iktidarlarının yanlış ekonomi politikaları ile yaratılan denge bozukluğu bu zihniyetle düzelmesi zor görülüyor.
Daha çok kemer sıkma dönemi sürecek. Kamu varlıklarından sonra kamu arazilerinin satışı da durmuyor ama denge tutmuyor. Elinde imar planı yapma yetkisi de bulunan özelleştirme idaresinin 2023 yılında yaptığı 180,9 milyon dolarlık özelleştirmenin 179,1 milyon dolarlık kısmını taşınmaz (arsa-arazi) satışları oluşturdu. 2022 yılında yapılan 504 milyon dolarlık özelleştirmenin de 441 milyon dolarlık kısmını taşınmaz satışından elde edilmişti. Kamu varlıklarında elde ne kaldı ise satmaya devam eden iktidar bir yandan da sürekli zam ve vergi ile gelir sağlamaya vatandaştan almaya devam ediyor. Akaryakıt, gübre ve yem gibi önemli tarımsal üretim girdilerine gelen vergi ve zamlar ile fiyatlar artıyor. Bu sürecin gıda maliyetlerini artıracağı için de rafta ürün fiyatlarına kısa süre sonra yeni artışlar yansıyacak.”
BİR HAFTA İÇİNDE 134 BİN 515 YENİ İCRA DOSYASI
Gürer, 1 ve 5 Ocak 2024 tarihlerinde icra dairelerine UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısının ise geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 9,9 oranında artarak 134 bin 515 olduğuna da dikkat çekerek, “UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan dosya sayısı 5 Ocak itibariyle 21 milyon 328 bin oldu” dedi.
(Görüntü: Arşiv)
]]>TBMM Genel Kurulu’mda 2024 bütçe görüşmeleri devam ediyor. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, şehitlere Allah’tan rahmet ve millete başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında. hükümetin bütçe müzakerelerinde mali ve iktisadi kıyaslamaları yaparken 2002 yılı verilerini baz aldıklarını belirterek, “2002 yılı öncesinde 28 Şubat darbesi, 1999’da başlayan 2001’e kadar süren 1 tanesi ulusal 1 tanesi de küresel 2 tane ekonomik kriz, bununla beraber Anayasa kitapçıklarının fırlatılması, devalüasyonun gerçekleşmesi ve çok büyük bir felaket olarak Marmara depreminin yaşanmış olduğunu hepimiz biliyoruz. Böyle bir dönemle, böyle bir kriz dönemiyle bugüne ait verileri kıyaslamanız halinde başarılı görünmeniz son derece doğaldır. Örneğin Sayın Cevdet Yılmaz tarafından 11 Aralıkta bu kürsüden yüzde 50,4 olarak açıklanan Avrupa Birliği tanımlı borç yükü yani kamunun brüt borç yükü yüzde 50,4 olarak açıklanmıştı. Bunu 2002 yılının kriz ortamındaki yüzde 71,5’la kıyaslarsanız başarılı görünürsünüz ancak bu oranın 1992-2000 yılları arasında yüzde 33,7 ila yüzde 53,5 arasında olduğunu dikkate almak gerekir. Bu veriler 90’lı yıllardaki kısa süreli koalisyon hükümetlerinin kamu brüt borç stoku bakımından şu andaki hükümetten daha başarılı olduğunu göstermektedir. 53’üncü hükümet döneminde yüzde 44,1 olan kamu brüt borç stoku, 54’üncü hükümet döneminde uygulanan icraatlar ve atılan temeller sayesinde iki senede 3,5 puan birden düşerek yüzde 40,6’ya gerilemiştir. Yani bugünkü kamu borç yükü oranının 10 puan altındadır. Yine milli görüşün ekonomi modelinin uygulandığı 54’üncü hükümette işsizlik oranı yüzde 6,8’di; şu anda ise işsizlik oranı yüzde 8’5’tir. Oysa kendinizi kriz dönemi olan 2002 yılındaki yüzde 10,5’lik işsizlikle kıyaslarsanız başarılı görünmeniz gayet normaldir. Ayrıca, bugün yüzde 5,9 olan büyüme, 1996 yılında yüzde 7, 1997 yılında yüzde 7,5 seviyesindedir yani büyüme bakımından da mevcut hükümet 54’üncü hükümetin gerisindedir. Yine, kişi başı milli gelirin 54’üncü hükümetin icraatları sayesinde 1996-1998 yılları arasında iki senede yüzde 52 oranında artış gösterdiğini de hatırlamamız gereklidir. Cari dengenin o dönemde yüzde eksi 1 olduğunu ve şu anda cari dengenin yüzde eksi 5 seviyesinde olduğunu da hatırlamamız gereklidir” ifadelerini kullandı.
Erbakan şöyle konuştu:
“Kıymetli milletvekillerimizin ve aziz milletimizin bildiği üzere 54’üncü hükümet dönemi refahın tabana yayıldığı bir bolluk ve bereket dönemi, dar gelirlinin alım gücünün, refah seviyesinin arttığı bir dönem olmuştur. 54’üncü hükümet 11 ay gibi kısa bir sürede dar gelirlinin alım gücünün artırılması noktasında dünya şampiyonu olmuştur. Aradan geçen 26 sene ve 13 hükümete rağmen, hiçbir hükümet 54’üncü hükümetin ekonomi alanındaki başarılarını gösterememiştir. Buradan sesleniyorum: Gerçekçi bir kıyaslama yapılmak isteniyorsa 54’üncü hükümetin 11 ayda ortaya koyduğu başarılı ekonomi icraatlarıyla kıyaslama yapılmalıdır, 2002 yılının kriz verileriyle yapılan kıyaslamaların yanıltıcı olacağı ortadadır. Buradan dostane bir şekilde çağrımızı yineliyoruz: Bu borçlanma politikası bizleri darboğaza sürüklemektedir. 2024 yılında 2,65 trilyon lira net borçlanma ve 1,25 trilyon lirayla en büyük harcama kaleminin faiz ödemeleri olduğunu görüyoruz. 20 senede 500 milyar doların üzerinde faiz ödedik ve önümüzdeki 3 senede 125 milyar dolar daha faiz ödeyeceğiz. Sürekli borçlanarak, bu borcun faizini zamlarla ve vergilerle millete, esnafa ve üreticiye yükleyerek bir yere varamayız. İktisadi kalkınma olmadan, reel üretim artırılmadan, katma değerli üretimin payı artırılmadan, 110 milyar dolarlık dış ticaret açığından kurtulmadan, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere milli eğitimde ve üniversitede köklü değişimleri ortaya koymadan, AR-GE ve inovasyonu geliştirmeden, hukukun üstünlüğü ilkesi piyasalara hissettirilmeden ekonominin düze çıkması mümkün değildir. Bu amaçla hükümeti borçlanmadan denk bütçe yapmaya davet ediyorum.” – ANKARA
]]>