Ege Üniversitesi Hastanesi çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle duruma tepki gösterdi. Sağlıkçılar adına basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek ‘hakkı hak edene teslim edin’ diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz” dedi.
Ege Üniversitesi Hastanesi’nde örgütlü tüm sendika üyeleri, üniversite çalışanları, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin beşte birini aldıkları gerekçesiyle hak talepleriyle ilgili açıklama yaptı.
Ege Üniversitesi Başhekimlik binası önünde toplanan Türk Sağlık Sen, SES, Hep Sen, Birlik Sağlık Sen, Genel Sağlık İş Sendikası, Genç Sağlık Sen, Hekim Birliği Sendikası üyeleri adına ortak basın açıklamasını yapan Türk Sağlık Sen İzmir Üniversite Şube Başkanı Osman Ata, “Adı teşvik olan fakat idareciler tarafından angaryaya dönüştürülerek zayi edilen hakkımızın peşindeyiz. Mesele çalışanın hakkı ve alacağı ücret olunca cimrilikte sınır tanımayanlar, mevzuatta bir açık bulsalar maaşlarımızı da ödemeyip, çalışma düzenini köle sistemine çevirmek isteyenler, karşılarında hep bizi bulacaklardır” dedi.
“ÜNİVERSİTEMİZ ÇALIŞANLARININ, DİĞER ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE GÖREV YAPAN ÇALIŞANLARIN ALDIĞI TEŞVİK ÖDEMESİNİN 5’TE 1’NE MAHKUM EDİLMESİNE RIZA GÖSTERMEMİZ BEKLENEMEZ”
Ata, şunları söyledi:
“Tüm üniversite hastaneleri benzer ekonomik sıkıntılar yaşarken, Uludağ Üniversitesi özellikli birimler 7 bin 500, klinikler 5 bin 500, poliklinikler 3 bin 500, İstanbul Üniversitesi 4 bin 900, Adnan Menderes Üniversitesi 4 bin 100 almaktadırlar. Üniversitemiz çalışanlarının, diğer üniversite hastanelerinde görev yapan çalışanların aldığı teşvik ödemesinin 5’te 1’ne mahkum edilmesine rıza göstermemiz beklenemez. Ortada böyle bir durum varsa bu tamamen bir kötü niyet ve görevi kötüye kullanmadır. Mahkemelerde hesap sorulacak bir hukuki duruma dönüşmektedir.
“ÇALIŞANLARA YAPILAN BU ZULME SON VEREREK HAKKI HAK EDENE TESLİM EDİN”
Sıkıntı ve sorunları çalışanın sırtına yükleyip, kendileri keyif çatanlar aklını başına alsın. Harakiri yapın demiyoruz ama az insaf edin, şapkanızı önünüze koyun, kaldıysa biraz vicdanınızın sesini dinleyin diyoruz. Çalışanlara yapılan bu zulme son vererek hakkı hak edene teslim edin diyerek çağrımızı yineliyoruz. Herkes taban ve teşvik ödemelerinin artması konusunda bir mücadele ortaya koymaya çalışırken biz yitip giden teşvik ödememizi kurtarmanın peşindeyiz. Bu durum bile meselenin nasıl vahim bir hal aldığını anlatmaya yeterlidir.
“İDARECİLER ‘HASTANENE BATTI YAPACAĞIMIZ BİR ŞEY YOK’ DİYORLARSA KAPATSINLAR KEPENGİ”
Eğer idareciler ‘hastanene battı yapacağımız bir şey yok’ diyorlarsa kapatsınlar kepengi. Burası 3. basamak, köklü bir üniversite hastanesi diyorsanız. O zaman çalışanı mağdur etmeyin hakkını teslim edin. Ekonomik şartların ve enflasyonun çalışanın belini büktüğü bir dönemde bu yapılanlar tabiri caizse işkenceden farksızdır.
HAKKIMIZ BİZE TESLİM EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ
Teşvik ödemesini ev ekonomisine katarak geçinmeye çalışan her çalışanın yaşadığı sıkıntının vebali sizin üzerinizdedir. Çocuğuna harçlık veremeyen, pazar parasını denkleştirmeyen, her çalışanın günahına girmektesiniz. Kul hakkı yemektesiniz. Bunun hesabını iki cihanda da veremeyeceksiniz. Çalışanların temsilcileri sendikalar olarak bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz. Bu teşvik ödemelerindeki eksiklikler iade edilene, hakkımız bize teslim edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”
]]>
Enerji İş üyeleri, Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir araya geldi.
Burada düdük çalıp ve slogan atarak zam oranını protesto eden üyeler, “İmamoğlu söz verdi, her şey çok güzel olmadı”, “Hani her şey çok güzel olacaktı? Sadaka değil, zam istiyoruz” ve “Mücadelemiz emek için sistem palavralarından vazgeçin” pankartları taşıdı.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Enerji İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mubin Tekin, İBB’ye bağlı İstanbul Enerji A.Ş.’de 15 yıldır çalışan bir kişinin, yol ve yemek dahil aldığı ücretin 20 bin 33 lira olduğunu söyledi.
Maaş bordrosunu gösteren Tekin, şöyle konuştu:
“İşte bu belediyenin, bu kardeşime reva gördüğü ücret bu…Biz buna itiraz ediyoruz. Bugün buradan sesimizi bu yüzden yükseltiyoruz. İnanın bu sadece bu şirket için verdiğimiz veri, daha niceleri var. Bu çağrımız sadece İstanbul Enerji A.Ş’de çalışan kardeşim için değil, İSKİ’de çalışan kardeşim senin için, İGDAŞ’da çalışan kardeşim senin için, İSFALT’ta çalışan, diğer iştiraklerde çalışan ve İBB bünyesinde çalışan kardeşlerim sizler için bu sesimizin yükselişi”
“Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz”
Sendika olarak 2022 ve 2023 yılları boyunca ara zam yönünde teklifleri sunmalarına rağmen cevaplar verilmediğini ve yapılan her görüşmede İBB’nin seslerini duymazlıktan geldiğini aktaran Tekin, bazılarının kaygıya düşmesiyle sendikaya ek protokol yapılması yönünde teklifler gelmeye başladığını anlattı.
Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
“Sadece adı ek protokol…İçeriğine bakıyorsunuz; sözde halkın içinden ayrılmayan, sürekli halkla iç içe görüntüler verenlerin sunmuş olduğu zam teklifi yüzde 10…İnanın şaka yapmıyorum veya yanlış telaffuz etmiyorum, yüzde 10. Gerçek enflasyon yansımasını geçtik artık açıklanan enflasyon oranlarından bile bihaber olan İBB yönetimi, bu sadaka niteliğindeki sözde zam teklifini ne yazık ki sunmak gibi bir acziyete düşmüş durumda. Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz.”
Sendikanın bu tekliflere karşı gerçeği yansıtan tekliflerine ise cevap dahi verilmeye tenezzül edilmediğini anlatan Tekin, “Her türlü faaliyete ucu açık çek verircesine destek sunan, yapılmış olan faaliyetlere ayrılan bütçeden daha fazlasını bunların reklam kampanyalarında kullanan, sürekli olarak emekçiye değer verdiklerini, emeğin en üstün değer olarak görülmesi gerektiğini söyleyen ama hamaset ve söylemden öteye geçemeyen, sonu zam görüşmelerine geldiğinde yüzde 170’lik bir teklife karşı hiç çekinmeden adeta sadaka verirmişçesine yüzde 10’luk sözde teklif sunan belediyecilik anlayışını esefle kınıyoruz.” diye konuştu.
İstanbul’da faaliyet gösteren diğer özel şirketlerin bir çoğunun, belediye iştiraklerinin hemen hemen 2 katı ücret verdiğini belirten Tekin, “Burada çalışan arkadaşlarımız dışarıda çok rahat bir şekilde daha fazla ücretlere iş bulabiliyor, ‘Neden gitmiyor, neden orada çalışmıyor?’ sorularına gelecek olursak; yıllarını, emeğini, gençliğini ve hayatını vermiş olduğu bu şirketten tazminatını alamadığı için gidemiyor. Tazminatı adeta bağlayıcı unsur gibi kullanıp üyelerimizi, emekçilerimizi bu ücretlere mahkum ediyorlar.” ifadelerini kullandı.
]]>CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, kreş fiyatlarındaki artışlara dikkat çekerek bunun kadınları çalışma yaşamının dışında bırakmaya zorladığını ifade etti. Salıcı, sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda şunları söyledi:
“BU SİSTEM KADINLARI ÇALIŞMA HAYATININ DIŞINDA KALMAYA ZORLUYOR”
“Kreş fiyatları uçmuş durumda. Aylık 15, 20, 30 hatta İstanbul’da 1 milyon liraya kadar çıkıyor. Bakıcı tutsan en az aylık 25 bin lira. Türkiye’de asgari ücret net 17 bin lira. Çalışan her iki kişiden biri asgari ücretli. Yani çalışan bir anne çocuğunu kreşe vermek isterse, ya kazancının tamamını hatta daha fazlasını kreşe verecek ya da çocuğuna bakmak için işini bırakmak zorunda kalacak. Bu sistem açıkça kadınları çalışma hayatının dışında kalmaya zorluyor.
“AKP, ‘ÜÇ ÇOCUK YAPMANIZI İSTİYORUM AMA KREŞ AÇMIYORUM’ DİYOR”
TÜİK’e göre 0-3 yaş arası çocuk sahibi annelerin istihdam oranı, genel kadın istihdam oranından iki puan daha düşük. Bu da yaklaşık 200 bin annenin iş gücü piyasasından çocuğuna bakmak için çekildiğini gösteriyor. Zaten ülkemizde 10 kadından 7’si çalışmıyor. Çalışanlar da işleri ve evleri arasında tercih yapmak zorunda kalıyor. Oysa mevzuata göre 150’den fazla kadın çalışanın olduğu işyerleri annelere kreş hizmeti vermek zorunda. Bankalardan, atölyelere kadar bu böyle. Ama kurala uymayan iş verene uygulanan ceza sadece aylık 18 bin lira. Yani yaptırım, caydırmıyor. Aksine yuva açmamayı teşvik ediyor. AKP ‘üç çocuk yapmanızı istiyorum ama kreş açmıyorum’ diyor.
Bugün tek kişinin maaşıyla aile geçindirmek mümkün değil. Çalışmak erkeklerin olduğu gibi kadınların da hakkı. Çalışan erkeğe ya da kadına değil, çalışan insana ihtiyacımız var. Büyük bir reform gerekiyor. Beş yılda kreş sayısını üç katına çıkaran CHP’li belediyelerin yaptığı gibi bol bol kreş açılması gerekiyor. İşyerlerinde anneler için bakım desteğine, emzirme odalarını sağlamamız gerekiyor. Ücretli doğum izni sürelerini artırılması, babaların da doğum izni alabilmesini, doğum sonrası iş kaybetmeme garantisini konuşmamız gerekiyor. İş mülakatlarında kadınlara hamilelik planlarını sormayı da tarihe gömelim artık. Bu mesele evin geçimidir. Evladın bakımıdır. Geleceğin garantilenmesidir. Kadınlar için Türkiye’nin çağdaşlık sınavıdır, eşitlik davasıdır.”
]]>MELTEM KARAKAŞ
Aile Sağlığı Merkezlerinin ödediği vergilere dikkati çeken SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Birtürk Özkavak, “Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor” dedi.
Sağlık ve Sosyal hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi tarafından geçtiğimiz yıllarda depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan ve hala inşaatına başlanmayan Aile Sağlığı Merkezi önünde basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve aile sağlığı merkezinde görev yapan doktor Birtürk Özkavak, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti vurgusu yaptı.
Özkavak, şöyle konuştu:
“Son yıllarda görülmemiş ölçüde ekonomik sorunlar yaşıyoruz. Emekçiler yoksullaşıyor, hayat pahalılaşıyor ve iğneden ipliğe bütün emekçiler daha çok çalışmak, daha çok emek harcamak zorunda kalıyorlar ailelerini geçindirmek için. Bunlardan birisi de aile sağlığı merkezinde çalışanlar yani orada çalışan hekimler, hemşireler, tıbbi sekreterler, laborantlar ve orada çalışan hizmetli arkadaşlarımız. Bütün emekçilerin çok büyük sorunları var ama bugün özellikle konumuz aile sağlığı merkezinde çalışan emekçilerin ödediği ek vergiler çünkü bununla ilgili Türkiye’de bütün aile sağlığı merkezlerinde çalışan emekçiler olarak eylemlilik başlattık. Bundan böyle her çarşamba günü bir aile sağlığı merkezinde özellikle vergi dilimleriyle ilgili olan sorunlarımızı dile getireceğiz.
“EMEKÇİLERİN VERGİLERİNİ HABİRE ARTIRIYOR”
Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor. Aile hekimliğiyle ilgili, aile hekimleri birinci basamak çalışanlarıyla ilgili yaptığımız açıklamaları özellikle bu meydanda seçiyoruz çünkü arkamızdaki alan Eskişehir’in tarihi binalarından biriydi ve depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkıldı. Tam da yerel seçimler arifesinde biz Eskişehir’in sağlık emekçileri olarak bu alana da dikkat çekmek istiyoruz. Yıllardır boş kalan bu alanı yerel seçimler arifesinde bir kez daha hatırlatıyoruz ve buranın halkın sağlık ihtiyaçlarını gözetmek üzere değerlendirilmesi gerektiğini ifade diyoruz.
“EKONOMİK SORUNLAR DERİNLEŞTİKÇE İLAÇ FİYATLARI ARTMAYA BAŞLAYACAK”
Bu ekonomik sorunlar derinleştikçe yoksulluk artacak, yoksulluk derinleşecek, ilaç fiyatları olağanüstü artmaya başlayacak ve birçok ilaç eksilecek. Yurttaşlarımız hastanelerde istedikleri sağlık hizmetlerine zaten ulaşamıyorlar. Giderek daha fazla ulaşamayacakları günler gelecek. Biz istiyoruz ki bu sorunlar giderilsin, biz istiyoruz ki bu ülkenin onurlu emekçileri olarak insanca yaşayalım. Bütün halkımız insanca yaşasın, derdimiz tasamız budur. SES olarak bundan böyle her Çarşamba farklı bir aile sağlığı merkezinde sorunları dile getirmeye devam edeceğiz. Yurttaşlarımızın desteğini bekliyoruz çünkü derdimiz iyi bir sağlık hizmeti, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti. Kolaylıkla, daha düşük ücretlerle, hatta ücretsiz ilaçlara ulaşmak, nitelikli sağlık hizmeti alması için yurttaşlarımızın çaba harcıyoruz. Bütün yurttaşlarımızdan destek bekliyoruz.”
]]>
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Muhsin Uysal, TBMM’de görüşülen ve sağlıkçıları ilgilendiren kanun teklifinin, sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları doğrultusunda olduğunu söyledi. Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
TBMM’de görüşülen Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı SES’in Şişli Şubesi’nde bugün basın toplantısı düzenlendi. “Sağlık torbaya sığmaz” sloganıyla düzenlenen toplantıya Şube Eş Başkanı Fadime Kavak Sevim ile Yönetim Kurulu üyeleri Muhsin Uysal ve Ferdane Çakır Doğan katıldı.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE DÜZENLEMELER VAR”
Hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Uysal, kanun teklifinin derhal geri çekilmesi çağrısı yaparak özetle şunları dile getirdi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. Kanun teklifinde, ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56’ncı maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.”
“NÖBET ÜCRETLERİ DÜZENLENMELİ”
Uysal, taleplerini de şöyle sıraladı:
“Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretlerinde iyileşmeye gidilmesi; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması gerçekleştirilmelidir.”
“MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğuna vurgu yapan Uysal, “Sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, tüm sağlık çalışanlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.
“YASALAŞTIKTAN SONRA DAVA AÇACAĞIZ”
Fadime Kavak Sevim de şunları söyledi:
“Öncelikle iktidar partisine, Sağlık Bakanlığı’na seslenmek istiyoruz. Daha sonra Meclis’te bulunan tüm partilerin, özellikle de sağlık emekçisi, hekim, hemşire olan milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Bu yasa tasarının Meclis’ten geçmemesi için elinizden gelen her şeyi yapın lütfen. Biz sağlık emekçileri olarak bu yazı tasarısına karşı çünkü var gücümüzle mücadelemizi sürdüreceğiz. O nedenle bu yasa tasarısının geri çekilmesini istiyoruz. Yasalaştıktan sonra yine sendikamız dava açarak bu sürecin iptaline dair bir çalışma yürütecek ama bu noktaya gelmeden önce Meclis’ten geçmemesi için özellikle de muhalefet partilerin milletvekillerine seslenmek istiyoruz. Biz sağlık emekçilerinin sesini duyun lütfen.”
]]>THY Basın Müşavirliğinden yapılan açıklamada, Türkiye’de genç nüfusun en çok çalışmak istediği şirketler arasında zirvede yer alan THY’nin, yayımladığı “Take-Off 101”, “Take-Off Jr.” ve “Take-Off Cadet” iş ilanlarıyla uçuş ve yer çalışanı olarak birçok pozisyonda alım yapacağını duyurduğu, bu ilanlar kapsamında şirketin 2033 hedefleri doğrultusunda çalışan istihdamını artırmayı hedeflediği belirtildi.
Açıklamada, Abdulkerim Çay’ın, İstanbul Teknik Üniversitesinin düzenlediği “Kariyer Zirvesi” etkinliğinde, THY’nin işe alım politikaları ve süreçleri hakkında konuşma yaptığı aktarıldı.
THY’nin büyüme stratejileri doğrultusunda her yıl çalışan sayısını artırmaya gayret ettiğini kaydeden Çay, “İstihdamı artırma politikalarımızla Türkiye ekonomisine katkı sunmaya çalışıyoruz. 2023 yılında uçuş ve yer ekiplerinden oluşmak üzere toplam 5 bin 134 çalışanı bünyemize kattık. Bu yıl da yine 2023’te olduğu gibi yaklaşık 5 bin çalışanı ailemize almayı hedefliyor, iştirak şirketlerimizle birlikte takribi 84 bin olan çalışan sayımızı 10 yıl sonunda 150 bin çalışana ulaştırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Take-Off 101” ve “Take-Off Jr.” ilanlarıyla genç istihdamı teşvik ediliyor
Açıklamada, “Take-Off 101” (Part-Time Öğrenci) ve “Take-Off Jr.” (Yeni Mezun ve Lisans Son Sınıf Öğrencileri) yetenek kazanımı programları ile kariyerine başlamak isteyenlere birbirinden farklı alanlarda çalışma imkanı sunan THY’nin, genç nüfusun istihdamını bu ilanlarla desteklediği kaydedildi.
THY’nin, Part-Time Öğrenci programı ile lisans eğitimi gören 3. ve 4. sınıf öğrencilerine, öğrenimleri devam ederken çalışma hayatını deneyimleme fırsatı sunduğuna dikkatin çekildiği açıklamada, “Değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayan adaylara, 2 dönem boyunca toplamda 12 ay THY bünyesinde çalışma imkanı sunuluyor. 1 Ocak 1998 ve sonrasında doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gençlere hitap eden ilana, 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören öğrenciler başvurabilecek.” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, “Take-Off Jr.” programı ile de lisans eğitimi alan son sınıf öğrencilerine ve yeni mezunlara kariyer fırsatı sunulduğu aktarılarak şunlar kaydedildi:
“Bayrak taşıyıcı, programın değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayan yetenekli ve başarılı adaylara bünyesinde tam zamanlı çalışma fırsatı sunuyor. 1 Ocak 1997 ve sonrasında doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gençlere yönelik açılan ilana, lisans son sınıf öğrencileri ve mezunları başvurabilecek. İlanlarda iyi derecede İngilizce bilen, iletişimine ve gelişimine önem veren, yeni ve uygulanabilir fikirler üretebilen ve takım çalışmasına yatkın gençler tercih edilecek. Her iki ilana da 10 Mart 2024’e kadar başvuru gerçekleştirilebilecek.”
Yetiştirilmek üzere ikinci pilot aday adayı alımı
Açıklamada, Take-Off Cadet (Yetiştirilmek Üzere İkinci Pilot Aday Adayı) programı ile bölüm fark etmeksizin tüm lisans mezunu ve 31 Aralık 2003-1 Ocak 1994 tarihleri arasında doğmuş kişilerin, THY ailesine katılmak için ilana başvuru yapabileceği belirtildi.
İşe alım sürecinde başarılı olan adayların 2 sene boyunca eğitim görecekleri anlatılan açıklamada, “Adaylar eğitim sırasında 2 brüt asgari ücret maaş, konaklama, kira yardımı, yemek kartı, sigorta ve indirimli bilet gibi haklardan faydalanabilecek. İlana 30 Nisan 2024 tarihine kadar başvuru yapılabilecek.” bilgisi verildi.
THY’nin yayında olan tüm ilanlarına “kariyer.thy.com” internet sitesinden başvurulabilir.
]]>İzmir’de sağlık çalışanları, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, teklifin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini söyledi.
İzmir Sağlık Platformu üyeleri, bugün İzmir Tabip Odası’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi.
İzmir Sağlık Platformu adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, söz konusu kanun teklifinin Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlandığını ve kanun teklifinin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini öne sürdü. Ayhan, şunları söyledi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gasbının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.”
“KANUN TEKLİFİ ANAYASAYA AYKIRI”
Kanun teklifi ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından ikaz edilen öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Ayhan, “Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır” diye konuştu.
“TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Ayhan, açıklamalarının devamında ise şunları kaydetti:
“Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti. Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından “Çalışan ve Üreten Gençler Programı” kapsamında finanse edilen ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı desteğiyle Ortahisar Belediyesince yürütülen proje kapsamında, Geçit Mahallesi’ndeki 11 bin 500 metrekarelik alana “En Mutlu Köy” kuruldu.
Özel gereksinimli bireylerin hem doğanın içinde köy hayatını deneyimleyebilmesi hem de günlerini keyifli uğraşılarla geçirmesi hedeflenen proje çerçevesinde seralar, üretim atölyeleri, kümes ve kafe yaptırılan “En Mutlu Köy”, 26 Ekim 2023’te faaliyete geçti.
Proje kapsamında istihdam edilen 20 özel gereksinimli birey, seralarda sebze, fide ve süs bitkisi yetiştiriciliğini, kümeste yumurta tavukçuluğunu, atölyelerde dokuma, pasta yapımı, tekstil ile ahşap işlemeciliğini öğreniyor.
Ortahisar Belediyesine ait servislerle geldikleri köyde el becerilerine göre branşlara ayrılan özel bireyler, mesai bitimine kadar ziraat mühendisleri ve usta öğreticiler eşliğinde çalışıyor.
Ortahisar Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Sıddık Yılmaz, AA muhabirine, ilk olarak çeri domates ürettikleri köydeki 4 serada şu anda marul çeşitleri yetiştirdiklerini söyledi.
Süs bitkisi, sebze fidesi ve istiridye mantarı da yetiştirmeyi planladıklarını belirten Yılmaz, “Tavuk kümesimiz ve üretim atölyelerimiz var. Burası çok fonksiyonlu ama ilerleyen aşamalarda daha da çeşitlendirmeyi planlıyoruz. Özel gereksinimli bireylerin burada engelsiz bireyler gibi çalışabileceğini göstermek açısından önemli bir proje.” dedi.
“Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor”
Yılmaz, proje kapsamında istihdam sağladıkları özel gereksinimli bireylere sosyal ve psikolojik anlamda destek de verdiklerine dikkati çekerek, “Projede doğa ve üretim faktörü öne çıkıyor. Çalışanlarımız hem doğal ortamda çalışıyor hem de para kazanıyor. Domates ve marul üretim ve hasat dönemleri onların rehabilitasyonuna katkı sağlıyor. Çalışanlarımız gerçekten mutlu, onların iyi olmalarına ne oranda katkı sunduğumuz çok önemli.” diye konuştu.
Projenin akademik çalışmalara da örnek olabileceğine işaret eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En mutlu insanların En Mutlu Köy’de daha da mutlu olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Ziraat mühendisleri, sera görevlimiz, usta öğreticilerimiz, özel eğitim hocalarımız, güvenliğimiz olmak üzere toplamda 35 personelin 20’si, otizmli, zihinsel, görme ve işitme engelli özel gereksinimli bireylerden oluşuyor. Özel gereksinimli bireyler saat 08.00’de belediye önünde toplanıp 09.00’da işbaşı yapıyor. Görev tanımı yaptıklarımızın bir kısmı tarımsal üretimle ilgileniyor, kümeste günlük kontroller, yemleme, yumurta toplama gibi işlemler yapılıyor.”
Sıddık Yılmaz, üretim atölyelerinde ise günlük eğitim gördüklerini kaydederek, ilerleyen zamanlarda oluşturulacak satış reyonlarında ürünlerin alıcıyla buluşturulacağını sözlerine ekledi.
Çalışmaktan mutlular
Yöresel dokuma tezgahında çalışan 20 yaşındaki Rafet Kalfa, çalışmayı çok sevdiğini söyledi.
Sera ve kümeste çalışan 27 yaşındaki Yusuf Yavuz ise kıvırcık, düz ve yağlı marul yetiştirerek bakımlarını yaptığını, çalışmaktan mutlu olduğunu dile getirdi.
Ahşap atölyesinde görevli 29 yaşındaki Alperen Ergin de “Bizim arkadaş grubuyla çalışıyoruz. 4 öğrenci, 1 öğretmen var. Güzel vakit geçiriyoruz, çalışmak güzel ve zevkli bir şey, hepimiz mutluyuz.” dedi.
]]>Seçimler yaklaşırken siyasetin ısınmaya başladığı bir ortamda çalışanların işlerini kaybedecekleri söylentilerinin çıkması üzerine Özkan Alp belediye çalışanlarına seslendi. Odunpazarı’na hizmet için ‘Gönüller yapmaya geldik’ sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Alp, “Sözümüzde de samimiyiz. Ailesini geçindirmek için çalışanı işten çıkararak gönül yapılmaz. Bu zamana kadar alınlarının teriyle belediyeye hizmet etmiş kıymetli emekçi kardeşlerim rahat olsunlar. Hepsinin gönüllerini fethedeceğiz. Şimdiden biz geldikten sonra daha iyi şartlarda çalışacaklarına emin olsunlar” dedi.
“Kıymetli emekçi kardeşlerimiz merak etmesin”
Geçtiğimiz çarşamba günü Cumhur İttifakı’nın Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nebi Hatipoğlu da, çıkarılan söylentiler üzerine belediye çalışanlarını rahatlatan bir demeç vermişti. Özkan Alp ise belediye çalışanlarına, “Bu zamana kadar belediye için emek harcamış çalışan kardeşlerimizin huzurunu bozacak şekilde yapılan bir propaganda ahlakını asla kabul etmiyoruz. İş başına gelirsek çalışanların işlerini kaybedeceği söylentileri çıkarılıyor. Kıymetli emekçi kardeşlerimiz merak etmesin. Hiçbirinin alın terlerini heba etmeyeceğiz. Büyükşehir Adayımız Sayın Nebi Hatipoğlu Bey çalışanlara yönelik müjdelerini verdi. Her sözünün altına imzamızı atıyoruz. Göreve geldiğimizde tabii ki biz de Odunpazarı Belediyesi olarak Büyükşehir ile beraber yürüyeceğiz” şeklinde konuştu.
“Ben çalışanlarımızın bir kardeşi olarak söz veriyorum”
Her seçim döneminde belediye çalışanlarının işini kaybetme endişesi yaşadığını söyleyen Alp, “Biz geldiğimizde partizanlık tarihe karışacak. Belediyede çalışan kardeşlerimiz her seçim döneminde ister istemez böyle bir endişe yaşar. Bu bilindiği için kasıtlı dedikodular çıkarılır. Ben çalışanlarımızın bir kardeşi olarak söz veriyorum. Bu endişeler gereksizdir. Gece evinizde rahat uyuyun. Akşam mesainizi bitirip evinize gittiğinizde ailenizle huzurlu vakit geçirin. Sadece bizim iş başına gelmemizin heyecanını ve hevesini yaşayın” ifadelerini kullandı.
“Biz gönüller yapmaya geldik diye yola çıktık”
Dinamik biçimde hizmet etmek için bütün belediye çalışanlarının huzurlu ve mutlu olmaları gerektiğinin altını çizen Özkan Alp, Nebi Hatipoğlu’nun verdiği sözlerin kendilerini de bağlayan sözler olduğunu vurgulayarak, “Halkımızın da gönlünü yapacağız, çalışanlarımızın da gönlünü yapacağız. Biz alın teri dökenin dostuyuz. Sizleri seviyoruz, siz de bizi seveceksiniz. Sayın Hatipoğlu’nun müjdelediği çalışanlarımız için kreş, kreşte ücretsiz bakım ve eğitim, otopark imkanı, sosyal denge tazminatı taahhütleri bizim de taahhüdümüzdür. Göreve gelir gelmez ilk önce bunları sağlayacağız ki hem çalışanlarımızın gönüllerini yapalım hem de büyük bir moral ve dinamizmle hep birlikte yola çıkalım” dedi.
“Kasıtlı çıkarılan dedikodulara kulak asmayın”
Olumsuz söylentilere değil hizmete odaklanılmasını isteyen Alp, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Kıymetli emekçi kardeşlerimize diyorum ki, kasıtlı çıkarılan dedikodulara kulak asmayın. Odunpazarı halkı bizden hizmet bekliyor. Zihnimizi ve emeğimizi hep birlikte bunun için yoralım. Odunpazarı’nın bu zamana kadar göreceği en büyük hizmetleri birlikte yapacağız. Odunpazarılılar da mutlu olacak, siz de mutlu olacaksınız. Halkımız ve siz mutlu olunca biz de mutlu olacağız. Biz çevremizde gönlü kırık, mutsuz insan istemiyoruz. Mutluluk rahmettir. Bu rahmeti inşallah hep birlikte yaşayacağız.” – ESKİŞEHİR
]]>Honaz Belediyesi ile Belediye-İş Sendikası arasında maaş zamlarına ilişkin protokol imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında belediye personeline yapılacak zamda belli oldu. Yapılan sözleşme çerçevesinde belediyede çalışan personelin alacağı en düşük maaş 21 bin 536 TL oldu. Düzenlenen programda konuşan Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, belediye işçilerinin nasırlı elleri ve alın teriyle hizmet verdiğini söyledi. Göreve geldiklerinde Honaz Belediyesinde çalışan personellerin sendikal haklarının olmadığını dile getiren Başkan Kepenek, sendikasız çalışanın olmadığı bir belediye haline geldiklerini ifade etti.
Maaşların zamanında ödendiği bir belediye haline geldiklerini vurgulayan Başkan Kepenek, çok çalışanı olması nedeniyle hedef olduklarını söyledi. Belediye personeline dönerek ‘Aranızda boş yatan var mı?’ sorusunu yönelten Başkan Kepenek, “Biz geldikten sonra Büyükşehir Belediyesi çeşitli mahallelerde 75 dönüm parkı bize devretti. Aynı zamanda Sağlıklı Yaşam Merkezi, kitap kafe, doğum merkezi, kreşler gibi pek çok birim açtık. 14 tane araç aldık, bunlara şoför aldık. Honaz Belediyesi her alanda hem yeni birim açtı hem de yeni personele ihtiyaç duydu. İşsizliğin en yoğun olduğu dönemde bizi fazla işçi çalıştırmakla suçluyorlar. Ne büyük tezat. Bizim böyle bir gücümüz olduktan sonra gelecekle ilgilim kaygımız yok. İnsanların kolaylıkla sağlık ve eğitime eriştiği, mutlu olduğu bir Honaz oluşturduk” dedi.
“O çöpü temizleyen işçiye hiç mi saygınız yok?”
Sosyal medya üzerinden kendilerini karalamaya çalışanların olduğunu ve bu girişimlerini saygısızlık olarak adlandırdığını söyleyen Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, “Tabi ki eksikliklerimiz olacak ama hayatında hiç temizlik yapmamış insanlar, ellerine süpürge almamış insanlar sosyal mecralardan dolu çöplerin fotoğraflarını çekip atıyorlar. Bizi karalamaya çalışıyorlar. Oysa biliyorlar ki 15-20 dakika sonra çöp kamyonumuz orayı temizleyecek. Bunları yaparak bizleri yıpratmaya çalışıyorlar. Ancak kendileri yıpranırlar. Benim çalışanımın alın teriyle alay etmek, onları yok saymak başta onlara saygısızlık ama en önemlisi kendilerine saygısızlık olarak adlandırıyorum. O çöpler mahallede yaşayanların çöpleri. O fotoğrafı çekenlerde o çöpleri atanlar. 10 dakika sonra gelip o çöpü temizleyen işçiye hiç mi saygınız yok?” ifadelerini kullandı.
“Maaşlar arkadaşlarınıza tam yüzde 70 zam yaptık”
Belediye personeline verilecek zam oranını da açıklayan Başkan Kepenek, “Maaşlar arkadaşlarınıza tam yüzde 70 zam yaptık. Bu size verilen değerin bir göstergesi. Aynı zamanda bu maaş büyük bir sorumluluk. Bu parayla çocuklarınıza ailenizin geleceğine yatırım yapacaksınız. Bir belediye düşünün yılda en fazla 2 ya da 3 prim verir. Biz yılda 5 kez prim veriyoruz. Bunu yapan başka belediye yok. Güle güle harcayın, çocuklarınızla mutluluk içinde harcayın. Bu zor şartlarda çalışarak evinize para götürüyorsunuz. Sizin bu aldığınız parada gözü olanlar, çok işçi çalıştırıyorlarmış, daha az işçi ile belediyeyi yöneteceklermiş. Buyursunlar gelsinler, bizim verecek belediyemiz yok. Çünkü biz birlikte güçlüyüz. Sendika aidatı kesildikten sonra en düşük maaş net 21 bin 536 lira maaşınız olacak. Asgari ücretin maaş oranının yüzde 26,6 fazlası” şeklinde konuştu.
Sendikalarının hiçbir yerden talimat veya emir almadığı vurgusunda bulunan Belediye-İş Sendikası Denizli Şube Başkanı Uğur Cihan, “Kim bize bir adım atıyorsa, bize değer veriyorsa, bizim çocuklarımızı kendi çocukları gibi değerli görüyorsa biz onu başımızın üstünde taşırız. Yüksel Başkanımızın da yanındayız, başımızın üzerinde yeri var. 31 Mart seçimlerinden sonra daha güzel sözleşmelerin altına imza atacağız” ifadelerini kullandı. – DENİZLİ
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Osmaniye’de, sağlık, emniyet, jandarma, orman ve itfaiye gibi kurumların acil çağrılarının tek merkezde toplandığı 112 Acil Çağrı Merkezi personeli, deprem gecesi ve sonrasında cevapsız çağrı bırakmamak için var güçleriyle çalıştı.
Gece gündüz merkezde kalan 112 çalışanları, bazen gözyaşlarıyla bazen de soğukkanlı kalıp ihbarları ilgili birimlere ulaştırdı.
Deprem günü normal günden 10 kat fazla çağrıyı yanıtlamayı başaran çalışanlar, yaşadıkları o günleri unutamıyor.
Osmaniye 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Guddusi Arık, AA muhabirine, 5 Şubat günü bir yakınının sağlık sorunlarından dolayı yıllık izne çıktığını ve Tekirdağ’da olduğunu söyledi.
Arık, 6 Şubat’ta depremi haber alır almaz görevinin başına döndüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Acil çağrı merkezinde görevli arkadaşlarımızı WhatsApp’tan görüntülü arayarak durumlarını sordum. Allah’a şükür, kimseye zarar gelmemişti. Bunun üzerine ‘Vatandaşlarımızın bugün bize ihtiyacı var, onlar bugün bize ulaşamazsa bu görevimizi yapmamış oluruz. Bunun için herkesin bütün gayretiyle görevini yapmasını ve çağrı merkezine gelmesini istiyorum.’ diye konuşma yaptım. Arkadaşlarım da bu sözüme binaen çağrı merkezine gelerek görevlerinin başını geçti.”
“Günde 1500 çağrı alırken deprem günü bu sayı 11 bin 650’ye çıktı”
Deprem gününde 11 bin 650 çağrı aldıklarına işaret eden Arık, “Eskişehir ve Manisa’ya aktardığımız çağrılar bunun haricinde. Günde 1500 çağrı alırken deprem günü bu sayı 11 bin 650’ye çıktı. Hiçbir arkadaşım istirahat etmedi, 3 gün boyunca 32 personelimizle görevlerimizi layıkıyla yerine getirmeye çalıştık.” dedi.
Arık, deprem sürecinde yapılan “Baraj patladı.” gibi yalan haberlerden dolayı panik yaşayan vatandaşların da çağrı merkezinde yoğunluk oluşturduğunu ifade ederek, bu yalan haberlerle de mücadele etmek zorunda kaldıklarını aktardı.
Her zaman olduğu gibi deprem zamanı da bir an olsun görevlerinin başından ayrılmadıklarını vurgulayan Arık, “İlk günkü gibi vatandaşımızın hizmetindeyiz. Zor bir süreçten geçtik ama bunu da atlattık. Biz buradayız, hizmet için elimizden gelen gayreti gösterme çabasındayız.” diye konuştu.
“Artçı depremlere rağmen nöbet yerlerimizi terk etmedik”
Acil Çağrı Merkezi çalışanı Nilgül Çolak ise 6 Şubat depreminde merkezde nöbetçi olduklarını ve büyük korku yaşadıklarını anlattı.
Depremin sadece Osmaniye’de olduğunu düşündüklerini ama daha büyük yıkımların yaşandığını gördüklerini belirten Çolak, şunları kaydetti:
“Evlerindeki arkadaşlarımız da görevlerinin başına geldi, hemen çağrıları almaya başladık. Gelen aramalarda hep feryat figan sesleri vardı. Vatandaşımız ağladı, biz de ağladık. Bir yandan ailemize ulaşmaya çalışıyorduk, bir yandan da vatandaşlarımızın çağrılarını cevaplıyorduk. Artçı depremlere rağmen nöbet yerlerimizi terk etmedik. Allah bir daha hiç kimseye yaşatmasın.”
Çolak, ailelerinin de çağrı merkezinde yatıp kalktığını, 3 gün boyunca kurumu hiç terk etmeyerek gelen çağrıları sorunsuz karşıladıklarını dile getirdi.
Merkez çalışanı Fatih Curabaz da depremden soran üstlerindeki korkuyu atarak hemen çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Deprem sürecinin kendileri için yıpratıcı olduğunu vurgulayan Curabaz, “Depremde 2 gün boyunca merkezden ayrılmadan çalıştık. Takviye ekiplerin gelmesiyle rahat bir nefes aldık. İhbarları gerekli birimlere ileterek üzerimize düşen görevi yaptık.” ifadesini kullandı.
]]>Gölbaşı Belediyesi ile Hizmet-İş Genel Sendikası ve Öz Güven-Sen arasında toplu sözleşme töreni gerçekleştirdi. Törene Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, MHP Gölbaşı İlçe Başkanı Musa Şahin, Ak Parti İlçe Başkanı Selim Akceylan, Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, Hizmet-İş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Keskin, Hizmet-İş Genel Sendikası Şube Başkanı Yusuf Güler, Öz Güven-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ümit Yalçın, Bellas Genel Müdürü Ali İhsan Tunç, birim müdürleri, meclis üyeleri ve belediye personeli katıldı.
İmzalanan toplu sözleşmeyle belediyede çalışan bekar bir çalışanın maaşı yüzde 80 artışla 28 bin TL oldu. İkramiye ve diğer sosyal haklar dahil edildiğinde bekar bir çalışanın maaşı aylık 32 bin TL’ye ulaştı. Kadrolu bekar bir çalışanın maaşı ise ücret, yemek, yakıt ve yol yardımları dahil edildiğinde 42 bin TL olarak belirlendi. Geçici olarak çalışan personelin maaşı ise yemek dahil 22 bin TL’ye yükseltildi.
Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, programda yaptığı konuşmada Temmuz ayında geçici işçilerin Bellas çalışanlarıyla, toplu sözleşme ve özlük haklarında eşitleneceğini ve personellerin çalışma yılına göre her yıl için aylık 50 TL kıdem tazminatı alacağını müjdeledi.
“Zamları seçim yatırımı olarak değil emekçi kardeşlerimiz hak ettiği için yapıyoruz”
2019’da göreve gelmeden önce de belediye çalışanlarıyla bir araya geldiğini belirten Başkan Şimşek “O zaman ben belediye meclis üyesiydim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Bilge Liderimiz, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin takdirleriyle ve sizlerin destekleriyle Cumhur İttifakı’nın Gölbaşı Belediye Başkanı oldum. Gölbaşı’nı yaşanabilir bir hale getirdik, Gölbaşı’nın kapılarını dünyaya açtık. Gölbaşı, Türkiye’nin en temiz ilçesi seçildi. Gölbaşı’nın etrafı güzelleşti. Bunu ben tek başıma yapmadım, sizlerin emekleriyle ve gayretleriyle yaptık. Yorulmak yok, usanmak yok, hep beraber çalışacağız, Gölbaşı’nı hak ettiği yere getirmeye devam edeceğiz. Maaş zamlarını seçim yatırımı olarak yapmıyoruz, siz değerli emekçi kardeşlerimiz hak ettiği için yapıyoruz. Memurlarımızın sosyal denge oranlarını her zaman yüzde 100 verdik” dedi.
“Kök asgari ücretin üzerine yüzde 250 zam yaptık”
Başkan Şimşek, “Göreve geldiğimizden bu yana promosyonlar, ikramiyeler ve mesai ücretleri konusunda son kuruşuna kadar sizin yanınızda olduk. Bunlar sizin hakkınız. Biz Gölbaşı Belediyesi olarak kök asgari ücretin üzerine yüzde 250 zam yaptık. Bununla da bitmedi. Geçen yıl da, ondan önceki yıl da yaptık, Allah nasip ederse bundan sonraki yıllarda da yapacağız” şeklinde konuştu.
“Gölbaşı’nın hakkını hiç kimseye peşkeş çekmedik”
Başkan Ramazan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
“Ekonomiyi güzel kullandık. Gölbaşı’nın hakkını hiç kimseye peşkeş çekmedik. Çalışanlarımız çok emek veriyorlar. Biz belediyede göreve geldiğimizden bugüne bir gün aksatmadan maaşlarınızın ödemesini gerçekleştirdik. Mesaileri, bayram ikramiyelerini her zaman verdik. Biz Cumhur İttifakı olarak bunu başardık, sizlerin sayesinde başarmaya devam edeceğiz. Daha uzun yolumuz var. Gölbaşı’nı yaşanabilir bir hale getirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sendika başkanlarıma, il başkanlarımıza, Bellas müdürümüze, birim müdürlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun.” – ANKARA
]]>