Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ni gerçekleştiren 24 kişilik ekip, 36 gün süren seferin ardından yurda döndü.
Çevre ve kirlilik araştırmaları, oşinografi ve hidrografi çalışmaları, atmosfer ve uzay gözlemleri, jeoloji ve jeofizik, enerji sistemleri, meteorolojik ölçümler, batimetri haritalarının geliştirilmesi gibi farklı alanlarda yaptıkları çalışmalarıyla Türkiye’ye dönen ekip, gezegenin Antarktika’da çözümlenmesini bekleyen sırlarını araştırdı.
Sefer ekibi, Türkiye’nin bilimsel araştırma kampının bulunduğu Horseshoe Adası’nda çalışmalarını tamamladıktan sonra Dismal Adası’na uğradı. Ekip daha sonra, Lemarie ve Doumer kanallarını geçerek Deception Adası’na ulaştı. Burada lojistik operasyonlarla iki İspanyol bilim insanı TAE-VIII gemisine katıldı.
Livingston Adası’na 4 saatlik seyir ile ulaşan gemiye, Bulgaristan’a ait St. Kliment Ohridski bilim üssünde çalışmalarını gerçekleştiren bir Türk bilim insanı daha katıldı.
Yine aynı ada üzerinde bulunan İspanya’ya ait Juan Carlos I bilim üssüne lojistik operasyonlar gerçekleştiren bilim ekibi, sonrasında Greenwich Adası’nda bulunan Ekvador’a ait Maldonado üssüne doğru seyir gerçekleştirdi.
Bu istasyonda çalışmalarını gerçekleştiren bir Türk bilim insanının da gemiye katılması sonrasında ekip, Punta Arenas’a uçaktan önce son durak olan King George Adası’na 6 saatlik seyir ile ulaştı.
Sefer ekibinin zorlu yolculuğu
Antarktika King George Adası’ndan planlanan ilk uçuş ile önce Şili Punta Arenas, sonrasında Santiago ve Brezilya San Paulo üzerinden Türkiye’ye dönmeyi planlayan ekip, fırtınalı bir deniz seferi sonrası King George Adası’na ulaştı.
Ekip, hava muhalefeti sebebiyle uçuşların yapılamaması sonucu bir ay boyunca onlara yaşam alanı olan Şili bayraklı Betanzos isimli gemide beklemek zorunda kaldı. Bekleme süresince projeleri üzerine çalışan sefer ekibi, kalan zamanlarını da kitap okuyarak, sohbet ederek değerlendirdi.
Antarktika King George Adası’nda Teniente Rodolfo Marsh Martin Airport isimli toprak piste sahip olan ve günlük uçuşların gerçekleştirildiği küçük havalimanında, havanın sisli olması sebebiyle günlerce uçuş yapılamadı.
Uçuşların başlamasıyla yolculuklarına devam eden sefer ekibi, Şili Punta Arenas’tan Santiago’ya, ardından Brezilya Sao Paulo’ya ulaştı. Ekip buradaki son uçuşla 14 bin kilometrelik yolculuklarını Türkiye’de sonlandırmış oldu.
Hava koşulları sefer süresini uzattı
8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lideri Prof. Dr. Ersan Başar, sefere ilişkin AA muhabirine, Horseshoe Adası’ndan başlayan yolculuk şartlarının özellikle Deception Adası’ndan sonra kötüleşmeye başladığını, bundan dolayı da seferin uzadığını dile getirdi.
Prof. Dr. Ersan Başar, bekleme sürecinde havayı sürekli kontrol ettiklerini ve ekip olarak değerlendirmelerde bulunduklarını anlattı.
Antarktika’da en önemli ulaşım noktalarından birinin de King George Adası’nda bulunan havaalanı olduğunu belirten Başar, havaalanının çakıl bir pisti, çok küçük bir kulesi olduğunu, insanların sığınabileceği herhangi bir noktanın bulunmadığını söyledi.
Prof. Dr. Ersan Başar, Horseshoe Adası’nda 14 gün boyunca bilimsel çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, bilim insanlarınca, deniz, yer bilimleri ve ada üzerindeki yapılan çalışmaların tamamlandığını anlattı.
Ekibin, Horseshoe Adası ve çevresindeki denizel alanlarda da çalışmalar yürüttüğünü belirten Başar, şu bilgileri verdi:
“Deniz örnekleri alındı. Bu örnekler içerisinde uzun süredir devam eden projelerimiz kapsamında izleme çalışmalarımız da bulunuyor. Artık Antarktika’da ve Horseshoe Adası çevresindeki seferlerimizde birçok bilimsel veriyi elde ettik. Bu verilerin de zaman serileri anlamında bizler için gelecek açısından önemli olacağını düşünüyorum.”
“Projelerin uluslararası saygın bilimsel dergilerde yayına dönüşmesini umut ediyoruz”
8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Bilimden Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı Dr. Atilla Yılmaz da seferde, gemi seyrinin başladığı King George Adası’ndan başlayarak rota üzerinde de deniz bilimleri projeleriyle ilgili örnekleme ve ölçüm çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyledi.
Yılmaz, “8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi dahilinde toplam 22 proje yürütüldü. Proje konuları çevre ve kirlilik araştırmaları, oşinografi ve hidrografi çalışmaları, atmosfer ve uzay gözlemleri, jeoloji ve jeofizik, enerji sistemleri gibi farklı alanları içeriyor.” şeklinde konuştu.
Sefer dahilinde Harita Genel Müdürlüğü (HGM), Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) ve Türk Deniz Kuvvetleri Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı (SHODB) gibi işbirliği içinde oldukları kurumların da buradaki bilimsel altyapı ve tecrübeyi güçlendirme yönünde fayda sağladığını ifade eden Yılmaz, ayrıca sefere ikili işbirlikleri kapsamında 4 yabancı bilim insanının katıldığını kaydetti.
Yılmaz, “ABD, Bulgaristan ve İspanya’dan toplam 4 farklı araştırmacı çalışmalarını gerçekleştirmek üzere seferimizde yer aldı.” diye konuştu.
Seferde yapılan çalışmaların çıktılarını görmenin birkaç yıl aldığının altını çizen Yılmaz, “Bu projelerin uluslararası saygın bilimsel dergilerde yayına dönüşmesini umut ediyoruz.” dedi.
Ayrıca çalışmaların toplum nezdinde daha iyi anlaşılması, Antarktika ve küresel iklim değişikliği hakkında farkındalık oluşturması adına da çalışmalar yapıldığına değinen Yılmaz, Anadolu Ajansı ve TÜBİTAK BİTO’dan katılımcıların seferin başından sonuna bütün süreçleri belgelediğini, araştırmacılarla birebir çalışarak haber ve sosyal medyada yayınlanmak üzere çeşitli çalışmalar hazırladığını söyledi.
Seferin lojistik operasyonları, seyir ve can emniyeti
8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lojistikten Sorumlu Sefer Lider Yardımcısı Kpt. Doğaç Baybars Işıler de seferde, seyir sırasında çok fazla buzdağı ile karşılaştıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Bu bize küresel iklim değişikliğinin sinyallerini gösterdiği gibi aynı zamanda aslında denizdeki seyir sırasındaki emniyet önlemlerine bir hayli dikkat etmemiz gerektiğini de ortaya koyuyor. Çünkü denizde bulunan buz dağlarının fazlalığı gündüz olduğu gibi aynı zamanda gece saatlerinde de bir hayli asli önem teşkil etmekte ve aslında emniyet riski oluşturmakta. Bunların da bertaraf edilebilmesi için hem özel aydınlatılmış projektörlerle birlikte gözcülerin de bulunmasıyla gece de bu şekilde seyredilebiliyor.”
Emniyet kıstaslarının Antarktika’da çok önemli olduğuna değinen Işıler, sadece gemi bazında değil, aynı zamanda sefere katılan araştırmacıların her birine sefere katılmadan önce de gemiye geldikten sonra da emniyet eğitimlerini verdiklerini söyledi.
Işıler, “Geminin kendi emniyetini sürdürebilmesi için de deniz buzu ve buz dağlarına karşı da gözlemlerin yapılabilmesi ve seyir emniyetine dikkat edilmesi hepimizin, bütün seferi sağlıklı ve emniyetli bir şekilde tamamlayabilmesi için çok önemli.” şeklinde konuştu.
Sefer ekibine sağlık desteği
Yer bilimleri, yaşam bilimleri ve fiziki bilimler alanlarında 22 ayrı proje gerçekleştiren ekibe bir tıp doktoru da eşlik etti. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Bengüsu Mirasoğlu, 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nde görev alarak, bilim seferi ekibine hem sahada hem de gemide sağlık desteği verdi.
Antarktika Bilim seferlerinde doktor bulunmasının iki farklı aşamasının bulunduğuna değinen Mirasoğlu, şunları kaydetti:
“Bir tanesi sefer başlamadan önce yapılan muayeneler. Antarktika en uzak, en soğuk ve en izole yerlerden bir tanesi, o yüzden buraya gelecek olan katılımcıların sağlıklarının buraya da çalışmaya uygun olması gerekiyor. Bu nedenle sefer başlamadan önce gelecek olan bütün katılımcıları çok detaylı bir muayeneden geçiriyoruz. Oluşabilecek hastalıkları öncesinden bertaraf etmeye çalışıyoruz. Buraya geldikten sonra da oluşabilecek kazalar ya da hastalıklar, hastalıkların tedavisi için onların yanında bulunup tabii destek veriyoruz.”
Mirasoğlu, sefer sırasında ciddi bir sağlık problemi ile karşılaşmadıklarını ifade etti.
Bakan Kacır’dan bilim ekibine tebrik
Bilim Seferi heyetini tebrik eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ay yıldızlı bayrağın kutuplarda dalgalandığını belirterek, bilimsel çalışmaları himaye etmeye, kıtadaki geçici bilim üssünü kalıcı hale getirmek ve Antarktika Anlaşmalar Sistemi’nde asli üyeler arasında yer almak için çalışmalarına devam edeceklerini söyledi.
Öte yandan sefer sırasında görülen buzulların, buzdağlarının ve güney kutbunda yaşayan canlıların da gözlemleri gerçekleştirildi.
]]>Prof. Dr. Ata, telekomünikasyon ve 6G’yle ilgili alanlarda kadınların istihdamı ve görünürlüğünün arttırılması için küresel alanda çalışan bu topluluğun listesindeki ilk 100 kadın arasında yer almasını AA muhabirine değerlendirdi.
Son 10 yıldır İTÜ’de bilgi ve haberleşme alanında çalışmalar yürüttüklerini belirten Ata, “Aslında 6G alanında yaptığım tek çalışmanın değil, bir dizi çalışmanın neticesinde bu başarı ortaya çıktı. Teorik sayısal işaret işleme konusunda başladığım araştırma çalışmalarım, son 9-10 yılda İTÜ’deki Bilgi ve Haberleşme Araştırma Grubumuzla birlikte yeni nesil haberleşme ağlarına odaklandı. Araştırmalarımızın kapsamı önce 5G’ye, son 5 yıldır da 6G teknolojilerine evrildi.” diye konuştu.
Ata, daha yüksek veri iletim hızlarına ulaşmayı sağlayacak dalga şekli tasarımları, çok sayıda makinenin birbiriyle haberleşmesine imkan verecek yeni çoklu erişim teknikleri, enerjiyi verimli kullanan haberleşme ağlarının tasarımı ve RF dalgalardan enerji hasatlama gibi farklı yönleriyle bu alana bilimsel katkılar sunduklarını söyledi.
Bu çalışmalarla atıflar aldıklarına dikkati çeken Ata, “Yürütücülüğünü yaptığım ve 3 yıl önce TÜBİTAK’ın desteğiyle başlayıp 2023’te başarıyla tamamlanan, 6G telsiz ağları için İHA ve akıllı yansıtıcı yüzeylerin kullanıldığı projemizde, ultra bağlantılılık olarak tarif edilen kesintisiz ve güvenli iletişim odağında yenilikçi çalışmalarımız oldu.” ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Ata, telsiz haberleşme alanında yapılan AR-GE çalışmalarının, yaklaşık her 10 yılda bir ortaya konulan yeni vizyonla önce araştırma, ardından teknoloji geliştirme ve standartlaşma adımlarıyla sürekli ilerlediğini anlattı.
5G teknolojisinin zenginleştirilmiş mobil geniş bant haberleşme, yüksek veri hızlarına erişim, ultra güvenilir düşük gecikme süreleri, kritik uygulamaların desteklenmesi ve yoğun makine tipi haberleşme imkanı sağladığına işaret eden Ata, “6G teknolojisinde ise yeni frekans bantlarıyla daha yüksek veri hızlarına ve daha düşük gecikme sürelerine ulaşmanın ötesinde yapay zekanın işin içine girdiği akıllı ve veriden öğrenen sistemler, İHA ve akıllı yüzeyler gibi yenilikçi altyapıların kullanılmasıyla haberleşmede kesintisizliğin sağlanması ve blok zincir gibi yöntemlerle haberleşme güvenliğinin artırılması öne çıkıyor.” değerlendirmesini yaptı.
“6G teknolojisi 2030’lardan itibaren hayatımıza girecek”
Ata, bunlar gibi çok sayıda yeni yaklaşımın çalışıldığı teknoloji adayı 6G sistemlerinin henüz dünyada standartlaşmadığını dile getirdi.
Bu teknolojinin 2030’lardan itibaren devreye girmesinin beklendiğini vurgulayan Ata, şöyle devam etti:
“Telekomünikasyon dünyasında potansiyel olarak veri iletiminin çok yüksek oranlara çıkması sağlanacak. Bu sayede gerçek zamanlı 3 boyutlu video akışı, daha yoğun sanal gerçeklik deneyimleri ve dev dosyaların anında indirilmesi gibi uygulamalara imkan sağlanacak. 6G ağlarının yapay zekayla entegre edilmesi sayesinde, ağın kendi kendini optimize etmesi, ağ esnekliği ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimlerine olanak sağlanması öngörülmektedir.”
Prof. Dr. Ata, 6G ile kesintisiz her yerde bağlantı ve daha düşük gecikme amaçlandığını, veri aktarımındaki zaman gecikmesinin azalması sayesinde otonom araçlar gibi kritik uygulamalar için neredeyse anlık yanıt sürelerinin mümkün olacağını kaydetti.
6G teknolojisinin günlük hayatta büyük değişimler sağlayacağının altını çizen Ata, “Özellikle büyük ölçekli sensör ağlarının oluşturulması, dijital ikiz uygulamaları, akıllı şehirlerin ve birbirine bağlı cihazların etkinleştirilmesi, üretim ve lojistikte otomasyon, robot teknolojisi ve gerçek zamanlı veri analizinin desteklenmesi konusunda 6G’nin ülkemize ve dünyaya önemli katkıları olması bekleniyor.” dedi.
“Türkiye’deki en büyük zenginlik nitelikli beşeri sermaye”
Ata, bilim dünyasının haberleşme konularıyla birlikte farklı problemleri de artık bir arada çalışmaya başladığını aktararak, şu anda 6G kapsamında bütünleşik olarak algılama ve haberleşmenin bir araya getirildiği sistemleri çalıştıklarını ifade etti.
“Bilimsel çalışmaların belli bir olgunluğa erişmesi, kavramsal gösterimler ve standartlaşma süreçleriyle 6G teknolojisinin 10 yıl içinde hayatımıza girmeye başlamasını bekliyoruz.” diyen Ata, Türkiye’deki en büyük zenginliğin nitelikli beşeri sermaye olduğuna vurgu yaptı.
“Alanda öncü çalışmalar yapılması, yapılan çalışmaların haberleşme ve diğer dikey sektörlerdeki ekosistemin tüm unsurlarıyla desteklenmesiyle yerli ve milli çözümlerimizin uluslararası ölçekte yaygınlaşması bizi yeni nesil haberleşme teknolojileri alanında öne taşıyan unsurlar olacaktır.” ifadelerini kullanan Ata, 6G teknolojisinin önemli bir unsuru yapay zeka ve makine öğrenmesi yaklaşımlarını da özellikle haberleşme ağlarında uç birim hesaplama problemlerinde kullandıklarını ve bu çalışmaları dünyanın saygın dergilerinde yayınladıklarını sözlerine ekledi.
]]>Coşkulu açılışa, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Deniz Demiröz, Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Milletvekili Aliye Coşar, 27. Dönem Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, 27.Dönem Antalya Milletvekili Adayı Kemal Bilal Öner’in de aralarında bulunduğu çok sayıda bürokrat, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, muhtar ve vatandaş katıldı.
“ÖNCE İNSAN DİYEREK TÜM SORUNLARI ÇÖZEN BİR KUMLUCA İTTİFAKI OLUŞTURDUK”
Başkan Köleoğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
“2019 yılında ittifak buluşmasıyla beraber Kumluca Belediyesi’nde göreve başladık. O dönemden bu döneme baktığımızda göreve geldiğimizden kısa bir süre sonra büyük bir pandemi koşullarıyla karşı karşıya kaldık. Sonra büyük bir sel felaketi yaşadık. Tüm büyük ailemizde tek bir kişinin burnu bile kanamdan sel afetini atlattık. Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek, yardım isteklerimize bize bir baba olarak çok büyük destek verdi. Sıcak asfalt çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Atatürk Stadımızı yakın zamanda Kumluca’mıza kazandıracağız. Batı Antalya’nın en büyük camisi Büyük Kumluca Camimizi ibadete açtık. Özgür Özel başkanlığında Türkiye İttifakıyla birlikte biz de Kumluca’da ötekisi olmayan Kumluca’yı oluşturacağız. Diğer siyasi parti üyelerinden bizimle birlikte olanlar var. Kumluca’mızın gururu Cumhuriyet Halk Partisi ailesine katılan Kepez Belediyesi Meclis Üyesi Kontenjan Adayı Prof. Dr. Refik Emre Altekin’e hoş geldiniz diyorum. Kumluca’mızın kalkınması için gerçekleştirdiğimiz 50 icraatlerimizi tanıttık ve broşürlerimizi dağıttık.
2. dönemimizde gerçekleştireceğimiz 36 projemizin tanıtımı için güzel bir programla yine sizlerle olacağız. 3 sac ayağı üzerine oluşturduğumuz projelerimizle bir tek hedefimiz var dedik: Kumluca’nın kalkınması için gece gündüz çalışıp Kumluca’yı mutlu bir kent haline getirip yükselteceğiz. Tüm sorunları masaya yatıracağız. Önce insan diyerek gece gündüz insanlarımızın sorunlarına çözüm getireceğiz demiştik. Kumluca İttifakı ruhuyla tüm büyük ailemizle bunu yaşıyoruz. Biz doğru olduğumuza inanıyoruz. Hem Muhittin Başkanım için hem de kendim için İleri Daima İleri diyerek oy desteklerinizi bekliyorum.”
“PARTİMİZİN TEMELİNDE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCELERİ VAR”
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, “İki ve üç kişi parti ideolojisini değiştiremez. Partimizin temelinde Mustafa Kemal Atatürk anlayışı vardır. Tüm çalışmalarımızı bu yönde gerçekleştiriyoruz. Partimize gelen herkese kapımız açıktır. Kumluca’nın ilk ilçe başkanıyım. Kumluca ve Antalya’mız için her zaman güzel çalışmalar gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
“MUSTAFA BAŞKAN ÇOK GÜZEL ÇALIŞMALAR GERÇEKLEŞTİRDİ”
Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Cavit Arı da “Mustafa Başkan Kumluca’mız için çok güzel çalışmalar gerçekleştirdi. Seracılar dolusavarla kapsama alanı içinde zarar görmüyor. Ata sporumuza sahip çıkarak Orhan Okulu Tesisini Kumluca’mıza kazandırdı. Sel baskınlarının olmaması için kanallar ve arıklar temizleniyor” diye konuştu.
“ÇALIŞMALARIMIZLA HER ZAMAN KUMLUCALI HALKIMIZIN YANINDA OLDUK”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek ise şunları söyledi:
“Kumluca’da 41 mahallemiz için çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Kumluca için gece gündüz çalıştık. Kumluca’yı pilot ilçe yaparak çiftçi kart projemizi başlattık altyapı ve üstyapısıyla tüm çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Kumluca kapalı devre sulama tesisi, paketleme tesisi, sosyal yardımlar ilgili her şeyi Kumluca’mızda yapmaya çalıştık.”
]]>Depremlerde ağır hasar alan ve restorasyonu devam eden tarihi meclis binasının çalışma alanında incelemelerde bulunan Masatlı, AA muhabirine, Hatay’ın depremlerin yıkıcı etkisinin en fazla hissedildiği şehir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle depremin ilk dakikalarından bu yana her alanda olduğu gibi, tarihi eserlerin de yeniden ihyası ve inşası kapsamında çalışmalara aralıksız devam edildiğini belirten Masatlı, şöyle devam etti:
“Çalışmalarımız 4 farklı alanda devam etmektedir. Bunlardan birincisi İl Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinesinde yürüttüğümüz çalışmalardır. Bu kapsamda, Hatay Şehir Müzesi, Hatay Edebiyat Müze Kütüphanesi, St. Pierre Anıt Müzesi, Kırıkhan Nuriye Civelek Çocuk Kütüphanesi onarım ve restorasyon çalışmaları için proje ihaleleri yapılarak çalışmalara başlanmış, St. Pierre Anıt Müzesi restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Hatay Şehir Müzesi restorasyonu devam etmektedir, diğer yapıların ise proje çalışmaları sürüyor.”
Depremden zarar gören tescilli taşınmazlara yönelik, bugüne kadar 4 defa hibe programı dönemi açıldığını ve 409 başvurunun alındığını ifade eden Masatlı, 167 mülk sahibiyle proje, 3 mülk sahibiyle de uygulama sözleşmesi yapıldığını, tescilli taşınmazlara yönelik 239 projenin de değerlendirilmesinin devam ettiğini anlattı.
Vali Masatlı, kültür molozlarının Kültür Enkazı Döküm Sahası ve Ayrıştırma Merkezi’ne taşındığını, enkaz ayrıştırmadan çıkan 550 eserin de koruma altına alındığını söyledi. Bugüne kadar 257 tescilli yapının enkazının da kaldırıldığını aktaran Masatlı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen yeniden ihya ve inşa çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.
Valilik bünyesindeki Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yürütülen çalışmalara da değinen Masatlı, Valilik binası ve konutu ile Reyhanlı Müderris Konağı, Tabiat Şifahanesi-Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi gibi tarihi yerlerde de ihya ve inşa faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.
Tarihi meclis binası ve bitişindeki konaktaki çalışmalar
Masatlı, protokoller çerçevesinde gerçekleşen ve bu kapsamda Doğuş Grubu tarafından finanse edilen Hatay Meclis Binası ve Adalı Konağı’ndaki çalışmaları anlatarak, “Hatay meclis binamızda, ayrıştırma işlemleri tamamlanmıştır. Rölöve, rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projeleri koruma kurulu tarafından onaylanmıştır. Şu an itibarıyla tüm alanda yaklaşık 197 fore kazık işlemi yapılacak. Bunlardan şu an itibarıyla 65’i tamamlanmış durumdadır.” dedi.
Adalı Konağı’nda da ayrıştırma işlemlerinin bittiğini, zemin iyileştirme çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Masatlı, her iki tarihi yapının da 2025’in sonlarına doğru tamamlanmasını öngördüklerini söyledi.
Uzun Çarşı ve Kurtuluş Caddesi’ndeki çalışmalar
Tarihi Uzun Çarşı ve dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nde de çalışmalar yapıldığını vurgulayan Masatlı, şöyle devam etti:
“Tarihi Uzun Çarşı’mızda, şu an için 654 dükkanın yeniden, eskisinden daha güçlü ve modern yapımı için çalışmalarımıza başladık. 6 etap şeklinde inşa edilecek, çarşımızın yenilenmesi projemizdeki çalışmalarda yapılan her şey çok kıymetlidir. İlaveten Kemal Paşa Caddesi tarafında yer alan dükkanlarımızın da yeniden yapım çalışmalarına başlandı. İkinci olarak tarihin aydınlatılan ilk caddesi olması sebebiyle ülkemizin ve dünyanın önemli yapılarından Kurtuluş Caddemizde de çalışmalarımız devam etmektedir. Kurtuluş Cadde’mizde yer alan 56 tescilli yapının aslına sadık kalınarak yeniden ihya ve inşa edilmesi yönünde proje çalışmalarına başlanılmıştır. 6 yapımızın da koruma kurul onayı çıkmıştır.”
Masatlı, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden Hatay’ı gelecek nesillere eskisinden daha güçlü şekilde miras bırakmak için sahada çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.
]]>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.
Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.
“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”
TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.
“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”
Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>Dağlıoğlu, İngiltere’nin başkenti Londra’daki temasları kapsamında Kraliçe 2. Elizabeth Konferans Merkezi’nde düzenlenen ve dünyanın “yumuşak güç” temasıyla gerçekleştirilen en önemli etkinlikleri arasında gösterilen “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″e ana konuşmacı olarak katıldı ve sunum yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, İngiltere, İsviçre, Yeni Zelanda başta olmak üzere dünya çapında 100’den fazla ülkeden üst düzey katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Türkiye’deki yatırım potansiyelinin yanı sıra yatırım diplomasisi kapsamında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesine ve dayanıklı yapısına vurgu yaparak sunumuna başlayan Dağlıoğlu, Türkiye’nin son 20 yılda bölgesinde en yüksek yoğunlukta uluslararası yatırım çeken ülke olduğunun altını çizdi.
Dağlıoğlu, sağlıklı ve güçlü ekonomik sistem için uluslararası doğrudan yatırımların taşıdığı öneme işaret ederek, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin tarihi, kuruluş aşamaları ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’de çalışmasını kolaylaştıran yapısal reformların 20 yıllık geçmişi hakkında detaylar paylaştı.
Yürütülen marka ve kampanya çalışmaları hakkında da bilgi veren Dağlıoğlu, bir uluslararası yatırımın ön araştırma aşamasından proje sonlandırma aşamasına kadarki tüm süreçlerle ilgili yürütülen operasyonlar hakkında detaylı bilgiler sundu.
Dağlıoğlu, son dönemde ivme kazanan iletişim çalışmalarına da değinerek, uluslararası medya, sosyal medya, konvansiyonel ve dijital mecralarda gerçekleştirilen yenilikçi çalışmalara vurgu yaptı.
İmza attıkları süreli-süresiz yayınlar, uzman ekipler tarafından hazırlanan sektörel raporlar ve ödül alan çalışmalarla ilgili örnekler de paylaşan Dağlıoğlu, geleceğe yönelik projeksiyonlarını aktararak sunumunu tamamladı.
“Yatırım dünyasında Türkiye markasını en doğru şekilde konumlamaya çalışıyoruz”
Dağlıoğlu, AA’ya yaptığı açıklamada, Brand Finance tarafından düzenlenen zirveye Türkiye’nin doğrudan uluslararası yatırımcılara yönelik yürüttüğü kampanyaları anlatmak ve tecrübe paylaşımı için davet edildiklerini dile getirdi.
“Türkiye’nin anlatılması gereken çok büyük bir başarı hikayesi var.” diyen Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 2003’ten bu yana çok büyük atılımlar ve başarılar gerçekleştirildiğini anlattı.
Dağlıoğlu, ilerleyen döneme dair de “Türkiye Yüzyılı” kapsamında önemli vizyona sahip olduklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Türkiye markasının, o hak ettiği konumda, yüksek konumda kalması için ülke olarak faaliyet gösteriyoruz. Biz de yatırımcılara ulaşan mesajlar perspektifiyle yatırım dünyasında Türkiye markasını en doğru şekilde konumlamaya çalışıyoruz. Bugün burada o geçmiş kampanyamızı anlattıktan sonra bu geleceğe yönelik vizyonumuzu paylaşacağız. 2028 yılına kadarki dönem için hazırladığımız ve inşallah önümüzdeki dönemde tanıtmayı planladığımız doğrudan yatırımlar stratejimiz var. Bu stratejimizin nasıl kampanyaya dönüşeceğiyle ilgili bir çalışmamız da var. Bu bağlamda buradaki uluslararası iletişimciler camiasıyla da bir araya gelerek bu çalışmalarımızı istişare edeceğiz, fikirlerimizi olgunlaştıracağız ve bunu nasıl hayata geçireceğimizi konuşacağız.”
“Ortada ölçümlenebilir bir başarı var”
Dağlıoğlu, ayrıca, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda bölgesinde en çok yatırım çeken ülkeler arasında en üst ligde yer aldığını belirterek, halihazırda teknopark ve AR-GE merkezlerinde 700’den fazla uluslararası şirketin faaliyet gösterdiğini, 80 binden fazla uluslararası şirketin çeşitli sektörlerde hizmet verdiğini bildirdi.
Sadece son 20 yılda Türkiye’ye gelen toplam uluslararası yatırımların tutarının 260 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Dağlıoğlu, “Ortada ölçümlenebilir bir başarı var. Bu başarıya bizi ulaştıran iletişim çalışmalarının detayları ile ilgili örnekler verdik.” ifadelerini kullandı.
Dağlıoğlu, 2020’de gerçekleştirilen yeniden yapılanma süreci sonrasında 2021-2023 dönemlerini kapsayan ilk strateji belgesini yayınladıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çok yakında açıklamayı planladığımız ‘Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Stratejisi: 2024-2028’ dokümanının çizeceği ana rotada da ivmemizi artırarak kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Stratejimiz içinde iletişim ve tanıtma da müstakil bir politika alanı olarak yer alıyor. Şu anda Türkiye’nin küresel uluslararası doğrudan yatırımlar pazarında aldığı pay yüzde 1 civarında. Çağın gerektirdiği tüm iletişim mecraları ve araçlarından istifade ederek mümkün olan en kısa sürede bu oranı yüzde 1,5’e taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
Dağlıoğlu, MÜSİAD UK’in düzenlediği panele katıldı
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, “Küresel Yumuşak Güç Zirvesi 2024″te yaptığı sunumun ardından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği İngiltere Şubesi (MÜSİAD UK) tarafından düzenlenen “Ticari Başarı Yolculuğu” başlıklı panele katıldı.
İngiltere ve Türkiye ticari ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde (YEE) düzenlenen panelde, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD 2. Dönem Genel Başkanı Ali Bayramoğlu, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, eski TRT Genel Müdürü İbrahim Eren de yer aldı.
Panelde, MÜSİAD’ın kuruluş amacı, uluslararası yatırımlar ve Türkiye-İngiltere ticari ilişkileri ele alındı.
]]>İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, deprem felaketinde büyük yıkımların yaşandığı Hatay’ın yeniden inşası için oluşturduğu vizyonu ve yapacağı çalışmaları anlattı. Cömert, Hatay’ın yeniden inşası için yerel, ulusal ve uluslararası kaynakları değerlendiren, birleştirici ve kaynaştırıcı bir anlayış temelinde “Hatay Yeniden” isimli vizyon oluşturduğunu açıkladı. Habertürk Yerel Seçim 2024 programına katılan Nusret Cömert, adaylık sürecinde Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Dedelerim de Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması için uğraşmışlar. Evlerinin avlusuna bombalar bırakılmış. Böyle bir mücadeleyi veren insanları torunu olarak hayatımın bu bölümünü Hatay’a adamak istedim” dedi.
“Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz”
Deprem felaketinde çok ağır yara alan Hatay’ın yeniden ayağa kalkması için seferberlik anlayışıyla sorumluluk üstlendiğini ve hemşehrilerinin teveccühüne talip olduğunu belirten Cömert, şunları söyledi:
“Yaptığım çalışmalar sonucunda Hatay’ın yeniden inşası için bir vizyon oluşturdum. İsmini de ‘Hatay Yeniden’ koydum. Bu vizyon ile tarihi ve kültürel dokuyu koruyarak, modern, uygar, yaşanabilir bir şehir inşa etmek istiyorum. Tabi bunun tüm ekosistemini de yaparak, bir bütün olarak ilerleyeceğim. Katılımcı bir anlayışla, Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz. Doğru bir planlamayla bunu başaracağız. Çünkü aynı hataları yaparak farklı bir sonuç bekleyemeyiz. Öncelikli olarak konteynerlerde yaşayan hemşehrilerimin koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yapacağım. Sonrasında kültürel ve tarihi dokuyu koruyarak modern, uygar ve yaşanabilir bir şehir ortaya çıkarmak için planlarımızı, projelerimizi uygulamaya koyacağız.”
“Tarihi dokunun içinde depremde yıkılmayan çarpık yapıları ben yıkacağım”
Hatay’ın yeniden inşası için imar planlarını hazırlarken Antakya, Defne, İskenderun ve diğer ilçeler için ayrı ayrı çalışmalar yapacağını dile getiren Nusret Cömert, Antakya’da tarihi dokuyu ayağa kaldırırken depremde yıkılmayan gecekondu tarzı çarpık yapıları da yıkacağını açıkladı. Cömert, tarihi mirası gecekondulardan arındırırken hak sahiplerini mağdur etmeyeceklerini, uygun yerlerde konutlar ve işyerleri yapacaklarını ifade etti.
Antakya’da dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nin, Defne ilçesinin ve Hatay’ın pek çok yerinin büyük arkeolojik değere sahip olduğunu belirten Nusret Cömert, bu bölgelerde restorasyon projelerini uygularken Asi Nehri’ni de tekrar kente kazandıracaklarını, nehir boyunca yeşil alan düzenlemeleri, parklar ve spor alanları yapacaklarını ifade etti.
“Birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılacağım”
Hatay’ın yeniden inşa ederken projelerin finansmanı için yerel ve ulusal kaynakları değerlendirirken uluslararası kurum ve kuruluşların finans ve bilgi kaynaklarını harekete geçireceğini söyleyen Nusret Cömert, “Hatay’ın yeniden inşası için tarihi bir aşamayız. Doğru planlamalar, doğru projeler hazırlamak zorundayız. Ben birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılarak koordinatör görevi yürüteceğim. Sayın bakanlarımıza gideceğim, izah edeceğim. Çünkü elinizdeki projeniz doğruysa bunu izah edebilirsiniz” dedi.
“Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervinden Hatay faydalanmalı”
Enerji sektöründe 40 yılı aşkın birikime, enerji ve enerji jeopolitiği alanında uluslararası deneyimlere sahip olduğunu anımsatan Nusret Cömert, Doğu Akdeniz’de doğal gaz rezervleri bulunduğunu, bu alanda halihazırda yapılan çalışmalara Hatay’ı dahil edeceğini ve şehrin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağını ifade etti.
Hatay’ın yeniden inşası için siyasi referansının Atatürk ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliği olduğunu söyleyen Nusret Cömert, “Bunlar benim kırmızı çizgimdir” dedi. – HATAY
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Bursa Ticaret Borsası’nı (Bursa TB) ziyaret etti. Bursa TB Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerinin yanı sıra TOBB Yönetim Kurulu Üyelerinin de yer aldığı ziyarette konuşan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve TOBB Yönetim Kurulu Üyelerine Borsa’nın faaliyetlerive projelerine ilişkin bilgiler verdi.
Uluslararası standartlarda hizmet kalitesi
Üye odaklı hizmet anlayışından taviz vermeden, üyelerin talep ve ihtiyaçlarına uygun projeleri gerçekleştirmeye gayret ettiklerini dile getiren Başkan Matlı, 5 yıldızlı akredite Borsa olarak uluslararası standartlarda hizmet sunduklarını vurguladı. Göreve geldikleri 2013 yılında 980 milyon lira olan tescil işlem hacmini 2023 yılı itibarıyla 32 milyar liranın üzerine çıkardıklarını vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Kuruluşumuzun 100. yılını kutlayacağımız 2024 yılında, üyelerimize ve kentimize güç katacak projelere öncelik veriyor, tüm çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz” diye konuştu.
“Bursa’ya Gıda OSB kazandırmak istiyoruz”
Bursa Ticaret Borsası olarak dijitalleşme ve uluslararası ticaret konularında aktif bir şekilde çalışmalar yürüttüklerini belirten Başkan Özer Matlı, Bursa TB Akademi projesi ile ticaretin dijitalleşme sürecine liderlik etmeye gayret ettiklerini vurguladı. Gelecek dönem hedeflerinden de bahseden Başkan Matlı, Bursa’nın sahip olduğu tarımsal üretim çeşitliliği ve dünyaca ünlü gıda markalarıyla aynı zamanda önemli bir tarım kenti olduğunu vurgulayarak, Bursa’ya gıda alanında ihtisas organize sanayi bölgesi kazandırmak için çalışmalarını yürüttüklerini söyledi.
“Bursa TB, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlıyor”
Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Meclis Başkanı Mehmet Aydın ve Meclis Üyelerini çalışmalarından dolayı kutlayan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Bursa Ticaret Borsası’nın, bugün Türkiye’nin ticaret, tarım ve hayvancılık alanlarında önemli bir aktör olduğunu vurguladı. Bursa TB öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmaların Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağladığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bursa’da borsa 1924 yılından bu yana vardı ancak 2013 yılındaki seçimlerde Özer kardeşimin başkanlığa gelmesiyle birlikte yürütülen çalışmalarla, Bursa’da Borsa gerçekten varmış dedirtti. Bu noktada başta Özer Matlı başkanım olmak üzere tüm yönetim kurulu ve meclis üyelerini tebrik ediyorum” dedi.
“Mesleki eğitime yönelik çabalarınızı takdir ediyorum”
Bursa’nın sanayi ve tarım potansiyeline dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, Borsa’nın bu alandaki çalışmalarını desteklediklerini belirtti. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ayrıca, Bursa Ticaret Borsası’nın mesleki eğitime verdiği önemi ve tarım meslek liselerine sahip çıkma çabalarını da takdirle karşıladıklarını ifade etti. Bu yöndeki çalışmaların Türkiye’nin geleceği için kritik olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “Türkiye’nin ilk tarım meslek lisesi olan Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne MEB, TOBB ve TOBB ETÜ arasında imzalanan Mesleki Eğitim İşbirliği Protokolü kapsamında hamilik yapan, örnek çalışmalara imza atan Bursa Ticaret Borsası’nı ayrıca tebrik ediyorum. Bu yıl 100. yıl dönümünü kutlayacak olan Borsa’nın kurucularını ve emeği geçenleri saygı ve minnetle yad ediyorum” diye konuştu.
Ali Cihan’dan Başkan Matlı’ya teşekkür
Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ali Cihan ise, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve TOBB Yönetim Kurulu Üyelerine okulda hayata geçirilen faaliyetlere ilişkin sunum yaptı. Bursa Ticaret Borsası’nın himayelerinde yürütülen çalışmalar ile Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bugün sektörle iş birliği yapan ve ihtiyaç duyulan alanlarda sektöre istihdam sağlayan bir okul haline geldiğini belirten Ali Cihan, “Milli Eğitim Bakanlığımız ve TOBB başta olmak üzere desteklerini hiçbir zaman bizden esirgemeyen Bursa Ticaret Borsası Başkanımız Özer Matlı’ya öğrencilerim adına şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Asrın felaketinde ağır hasar alan Hatay’da yaraların sarılması için çalışmalar aralıksız sürüyor. Depremin ilk gününden itibaren afetzede vatandaşların yanında olan Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin Hollanda’da yürüttüğü çalışmalar sonucunu verdi. Hatay’da afete dayanıklı 450 konut ve 84 iş yerinden oluşan modüler mahalle inşa etmek üzere çalışmalar yürüten HBB ve Hollanda Konsorsiyum heyeti Hatay’da bir araya geldi. Hatay Planlama Merkezinde yapılan toplantıda HBB heyetine Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Nihat Tazearslan başkanlık etti. İki gün süren toplantılara Hollanda’nın Türkiye Büyükelçiliği Ticari Ataşeliği, Hollanda İşverenler Birliği (NL WORKS), Amsterdam Belediyesi Yetkilileri ve alanında uzman inşaat şirketlerinin temsilcileri katıldı.
Konutlarla ilgili master plan, projenin teknik, işlevsel, hukuki yönleri ve finans ve tasarım konuları üzerinde yoğun şekilde çalışmalar yapılan toplantılar sonrası heyet, HBB Başkanı Lütfü Savaş’ı ziyaret ederek alınan kararlarla ilgili bilgiler verdi. Başkan Savaş, projenin Hataylılar için büyük önem taşıdığını belirterek, aylardır çalışmalar yürüten Hollandalı yetkililere ve Hatay Büyükşehir Belediyesi ekiplerine teşekkür etti.
“Bizim amacımız dezavantajlı vatandaşlara ulaşmak ve onları ev sahibi yapmak”
Başkan Savaş, Hatay merkezde yapacakları konutların öncelikle dezavantajlı birey ve ailelere tahsis edileceğini söyledi. Savaş, “Anayasamıza göre devletin evi olan insanlarımıza bir ev verme mecburiyeti var. Hükümet, devletin imkanlarıyla zaten hak sahiplerine ev yapmak zorunda. Ama kiracılar için böyle bir mecburiyeti yok. Şu anda en fazla, kiracılar ve yeni evlenecek gençler konut sıkıntısı yaşıyor. Bizim amacımız onlara ulaşmak ve dezavantajlı grupları ev sahibi yapmak. Uygun taksit ve ödeme koşullarıyla uzun vadede insanlarımızı ev sahibi yapacağız. Proje kapsamında önümüzdeki ay içinde de temel atmak istiyoruz” dedi.
Depreme dayanıklı, sürdürülebilir bir kompleks mahalle ile Hataylıların yaralarını sarmaya katkı sağlamayı hedeflediklerini anlatan Savaş, Hollanda ile uzun zamandır projeye çalıştıklarını kısa zamanda mahallenin temelini atacaklarını bildirdi.
Heyet adına konuşan proje ortaklarından Frank Eyssen, “Çok donanımlı bir çalışma ekibi kurduk. Projenin zor noktalarının çözümü için çalışmalara devam ediyoruz. Projenin sağlıklı ilerlemesi için birlikte olmamız çok iyi. Bizim için en önemlisi bu projeyi komple bitirmek. Bu projenin tamamlanmasını ve Hatay’a yararlı olmasını diliyoruz, bunun için de çok fazla zaman harcıyoruz. Projeyi yürütenler olarak çok açık ve net bir şekilde sorumlulukları yerine getiriyor ve projeyi şeffaf şekilde yürütüyoruz” dedi.
Türkiye’de ilk defa bir belediyede tarafından hayata geçirilecek olan bu büyük projenin 11 Mart 2024 tarihinde master planın tanıtımı yapılacak. Deprem Yönetmeliği’ne uygun bir şekilde yapılacak olan konutların inşasında akıllı malzemelerin yanı sıra doğa ve teknolojiden de üst düzeyde faydalanılacak. Birinci etapta 450 konut, 84 ticari alan ve 250 araçlık otoparkı bulunan mahallenin tasarım ve inşası dünyaca ünlü alanında uzman şirketler tarafından üstleniliyor. – HATAY
]]>İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen ve kapılarını dün açan GSMA Mobil Dünya Kongresi kapsamında Türk gazetecilerle bir araya gelen Önal, fuar kapsamında gerçekleştirdikleri işbirlikleri, Türkiye’nin 5G yolculuğu, girişimlere verdikleri destekler başta olmak üzere şirket bünyesinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
GSMA çerçevesinde yer alan Türk şirketlerin yaptıkları çalışmaların önemine dikkati çeken Önal, teknoloji ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren firmaların ve girişimcilerin, öncü çalışmalara imza attıklarını ve bunların uluslararası arenada dikkati çektiğini söyledi.
Önal, gerek yerli firmalarla gerekse alanında öncü uluslararası şirketlerle teknoloji alanındaki tüm ekosistemi sahiplenen anlayışla, bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde, önemli proje ve işbirliklerimizle her yıl yerimizi alıyoruz. Bu yıl da güncel teknoloji alanındaki yenilikleri yerinde deneyimlemek, global teknoloji şirketleriyle işbirliklerimize imza atmak, yerli teknolojilerimizi dünyaya tanıtarak küresel arenada kullanımını sağlamak amacıyla, değerli işbirliklerine imza atmak üzere buradayız. Türk Telekom olarak, liderlik ettiğimiz sektörde sahiplendiğimiz ve önemli çalışmalara imza attığımız başlıklarımız var. Birincisi yerli ve global işbirlikleri ile bulunduğumuz bölgenin teknoloji sağlayıcısı olmak, ikincisi, teknolojimizle Türk mühendislerimizin çalışmalarını, yenilikçi fikirleri ve girişimleri destekleyerek, küresel sınırları kaldırıp dünyaya açılmak, üçüncüsü, yerli ekosistemi her zaman odağımızda tutmak, teknoloji üretmek ve ihraç etmek. Az önce saydıklarımda bir başarı varsa, Türkiye’de bu başlıklarda öncü bir çalışma varsa, tüm bunlara liderlik eden marka Türk Telekom’dur.”
“2024 için de yatırım iştahımız aynı, Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyoruz”
Ümit Önal, Cumhuriyetin 100. yılının kutlandığı 2023’te, Türkiye için de yeni bir yüzyılın kapılarının aralandığına işaret ederek, ülke için yeni fırsatları beraberinde getiren Türkiye Yüzyılı’nda da Türk Telekom olarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Türkiye’de en yüksek yatırımları gerçekleştiren teknoloji şirketlerinden biri olarak, yerli teknolojileriyle dışa bağımsız bir Türkiye için durmaksızın çalıştıklarına dikkati çeken Önal, şu bilgileri verdi:
“Tarih bize bir yatırım misyonu yüklüyor. Bu misyonla ülkemizin dijitalleşmesi için 2005’ten bu yana 20 milyar dolarlık yatırım yaptık. Türkiye’yi geleceğe taşımak için 2023’te de yatırımlarımıza ara vermeden devam ettik. 2023 yılının ilk 9 ayını öngörülerimiz paralelinde tamamladık. 2022’den 2023’e yatırımlarımız yüzde 79 arttı. Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 12,6 milyar TL’lik yatırım yaptık. Yatırım trendimiz 2024 yılında da devam edecek. 2024 için de yatırım iştahımız aynı. Ülkemizin gelişimi için kilit nokta olan fibere yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. 2023 yılının sonunda 32,2 milyon haneyi kapsayan fiber altyapımızın uzunluğunu 437 bin kilometreye, kapsama oranını ise yüzde 94’lerin üzerine çıkardık. Bir yandan da savunmadan sanayiye, finanstan enerjiye, eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma farklı sektörlerde dijitalleşmeyi sağlayan kilometre taşlarını oluşturmaya devam ediyoruz. Ülkemizi teknoloji ve iletişim alanında söz sahibi yapmak adına, bu yılda güçlü yönlerimiz, bilgi birikimimiz ve etkili insan kaynağımızla karşımıza çıkan fırsatlara odaklanmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın, teknolojinin ve dijitalleşmenin daha da yoğun yaşanacağı bir yüzyıl olacak.”
“Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı”
Türk Telekom CEO’su Önal, fiber altyapı konusunda yapılan çalışmalar ve gelinen noktada Türk Telekom’un sahip olduğu rakamlara ilişkin bilgi verdi. 5G ve dijitalleşme için fiber altyapının önemine dikkati çeken Önal, “Dijitalleşmenin ön koşullarından biri altyapı. Bizim de en önemli görev kalemlerimiz arasında. Herkes için erişilebilir ve yüksek hızda iletişim sunmak amacıyla fiber ağ çalışmalarımızı gece gündüz demeden sürdürüyoruz.” dedi.
Önal, fiberde alınması gereken yolun çok büyük kısmını katettiklerini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye’nin BTK Raporu 3. çeyrek verilerine göre 549 bin kilometrelik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin kilometresini Türk Telekom tek başına tesis etmiş durumda. 2023 yılı sonu itibarıyla fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin kilometreye çıkardık. 2023 Nisan ayında yayımlanan FTTH Council raporu da fiber konusunda geldiğimiz noktayı açıkça gösteriyor. Raporda Türkiye olarak, 15,7 milyon FTTH/B hane erişimi ile Fransa ve İspanya’nın ardından Avrupa’da 3. sırada yer alıyoruz. Uluslararası raporlardan da görüldüğü üzere, Türkiye’de 5G ve yeni nesil teknolojilerin verimli çalışmasına olanak sağlayacak fiber altyapı sürecini başarılı bir strateji ile emin adımlarla yürütüyoruz. Bir kez daha önemini belirtmek isterim ki fiber altyapı, 5G ve yarının teknolojileri için vazgeçilmez derecede önemli. 5G demek, fiber demek. Biz de tüm çalışmalarımızı, yatırımlarımızı bu bilinçle ve Türkiye için yapıyoruz. Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı.”
“5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her çalışmayı milli görev olarak görüyoruz”
GSMA’de en önemli başlıklardan birinin de Türkiye’nin de odak noktasındaki 5G konusu olduğunu anımsatan Önal, bu konudaki çalışmalar ve gerçekleştirdikleri ilklerle dünyada ve Türkiye’de 5G’nin yol haritasının çizilmesinde aktif rol üstlendiklerini aktardı.
Önal, “Spor, sağlık, tarım gibi birçok farklı sektörde uyguladığımız 5G denemelerimiz ile ülkemizi geleceğe taşıyan pek çok proje ve çalışmanın öncüsüyüz. Bizim 5G konusundaki fikrimiz çok net, hedefimiz 5G’ye olabildiğince yerli unsurlara geçerek ülkemizin bu teknolojiyi sadece kullanan değil, etrafına da kullandıran bir güç olmasını sağlamak. Bu konuda birçok yerli firma ile işbirliklerimiz var. 5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her tür çalışmayı milli görev olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ümit Önal, konuşmasında, mobil alanda yaşanan gelişmeler, küresel işbirlikleri konusunda aldıkları yolu ve bundan sonra hayata geçirecekleri çalışmaları da anlattı.
2022’de hayata geçirdikleri Türk Telekom Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile bugün hem girişimler hem de yatırımcılar için uzun vadeli değer yaratma imkanına sahip olduklarına dikkati çeken Önal, “PİLOT ile bugüne kadar 111 girişime toplamda yaklaşık 32 milyon TL nakit desteği sağladık. Bunlardan 52’si yurt içi ve yurt dışından toplam tutarı 35 milyon doları aşan yatırım alarak proje ve fikirlerini geliştirme fırsatı yakaladı. Türk Telekom Ventures ile halihazırda yatırım yaptığımız 16 girişimin 11’i PİLOT mezunlarımızdan oluşuyor.” bilgisini verdi.
“Verimli bir GSMA süreci geçiriyoruz”
Verimli bir GSMA süreci geçirdiklerini belirterek Önal, burada pek çok işbirliğine imza attıklarını, bu görüşmelerin ve yeni iş ortaklıklarının devam edeceğini söyledi.
Önal, “Bizim, ülkemizi teknoloji üreten ve ihraç eden bir konuma getirme hedefimiz var. Bu hedefle Türkiye’nin dışa bağımlılığını her geçen gün azaltan ve dünya için teknoloji üreten bir ülke olması için var gücümüzle çalışacağız. Potansiyeli yüksek yeni girişimler keşfetmeye, ekosistemimizi genişletmeye ve bu topraklar için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bugün ve yarın sizlerle birlikte GSMA’de programlarımız devam edecek. Yine 5G ve ötesi alanlarda bizleri gururlandıran küresel işbirliklerimizi ve SEBA gibi dünyaya açılan ürünlerimizi deneyimleme fırsatımız olacak.” diye konuştu.
“5G yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı, yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı”
Toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Önal, 5G’nin yol haritasına ilişkin soru üzerine, düzenleyici kuruluşun tüm operatörlerden, 5G’ye dair perspektifi, projeleri, yorumları içeren bir doküman istediğini, kendilerinin de bu paylaşımı gerçekleştirdiklerini söyledi.
Önal, “2024 yılı için bir ihale takvimi henüz açıklanmadı fakat zaman zaman 2024 yılında 5G ile ilgili çalışmalar yapılacağına dair birtakım söylemler içerisinde oldu Bakanlık. Bizim buradaki beklentimiz hem ihale modeline ilişkin. Birçok model var dünyada, Türkiye’de hangi modelin daha iyi olduğuna dair biz görüşlerimizi paylaştık düzenleyici kuruluşla. Teknolojide dışa bağımlılık konusunda bağımlılığımızı biraz daha hafiflettiğimiz, yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı. Bireysel değil, daha endüstriyel bir 5G kullanımının daha çok işte göze çarptığı bir dünyada, yerlilik oranının daha yüksek olduğu bir zamana doğru bunu kaydırmanın Türkiye açısından daha iyi olacağını düşünüyoruz. Yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı.” değerlendirmesinde bulundu.
Önal, “Toplam 406 megawattlık kapasiteye sahip olacak, Türkiye’de 3 farklı noktada güneş enerjisi santrali kurmak için en kısa zamanda ihaleleri gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>Çelik, parti genel merkezinde toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kuruluna (MYK) ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.
Toplantıda, seçimlere yönelik çalışmaların ele alındığını ifade eden Çelik, bugüne kadar yapılan çalışmaların AK Parti’nin, kurumsal kapasitesi itibarıyla seçimlere hazırlıklı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Çelik, bundan sonra da takvime uygun olarak seçimle ilgili çalışmaların partinin Seçim İşleri Başkanlığı başta olmak üzere kurullar tarafından yerine getirilmesinin takip edileceğini bildirdi.
Ömer Çelik, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum günü olduğunu hatırlatarak, AK Parti’nin bütün yetkili kurulları ve teşkilatları adına Erdoğan’ın doğum gününü kutladı.
Erdoğan’a bereketli, hayırlı, uzun yıllar temenni eden Çelik, “Şimdiye kadar vatandaşlarımızın da zarif şekilde ifade ettiği milletine adanmış bir ömürle, bedeli ödenmiş pek çok süreci yöneterek bu yaşlara, büyük işlere, büyük devrimlere imza atarak geldiler. Bundan sonrasında da kendilerine sağlık, mutluluk içerisinde büyük başarılarla milletimiz ve mazlumlar için yapacakları çalışmalarda başarılar dileyerek nice yaşlar, yollar diliyoruz.” diye konuştu.
Dünya liderlerinden doğum günü kutlaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayanlar olduğunu anımsatan Çelik, vatandaşların partiye gelerek, mesajla, telefonla, sosyal medya üzerinden ilettiği tebrikleri Erdoğan’a ulaştırdıklarını söyledi. Çelik, bütün vatandaşlara hassasiyetleri ve zarafetleri için teşekkür etti.
Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’teki toprak kayması nedeniyle büyük üzüntüler yaşandığını ifade eden Çelik, hayatını kaybedenler için rahmet diledi.
“Sınırlarımızın yakınlarında teröristan devletçikleri kurdurulmaya çalışılıyor”
Seçim sürecinde çalışmalar devam ederken aynı şekilde ülkenin güvenliğinin korunması bakımından terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak, aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristan kurmak isteyenlere hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir.
Eğer Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı, birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında birtakım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz.
Aynı zamanda bu, bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye, Birleşmiş Milletler Şartı’nın kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır.”
“Yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz”
Son zamanlarda Irak merkezli birtakım konuların gündeme geldiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız Irak’ı üst üste ziyaret ettiler, burada hem bu terör örgütlerine karşı ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız Kalkınma Yolu Projesi’nin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınırlarımızda özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü, hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim.”
Çelik, aynı şekilde FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütleri, organize suç örgütleri, milleti ve demokrasiyi tehdit eden her türlü unsurla gerekli mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Seçim sürecinde olunduğuna dikkati çeken Çelik, “Ne seçim ne başka bir gündem hiçbir şekilde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarma konusundaki irademizin önüne geçemez.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin birinci yıl dönümünde Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu, kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizin ifadesidir.” diye konuştu.
“Enflasyonla ilgili olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen ekonomik programın meyvelerini verdiğini ifade eden Çelik, enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, kadınların istihdam oranının artması, genç işsizlik oranının azalması gibi pek çok alanda güçlü neticenin görülmeye başlandığını vurguladı.
Bunların, 2023’ün son ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik finansal göstergelere yansımaya başladığını aktaran Çelik, kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 35,9’a çıktığını, genç işsizlik oranının da 4,7 puan iyileşerek yüzde 15,3’e gerilediğini belirtti.
Çelik, şöyle konuştu:
“Enflasyonla ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı, ülkemize gelen yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanı’mızın güçlü desteğiyle, Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü, bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz.”
“Altı çocuktan biri Gazze’de şiddetli kıtlık yaşıyor”
İsrail’in Gazze’deki soykırım faaliyetlerinin devam ettiğini ifade eden Çelik, Batı Şeria’daki saldırılarda da hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını söyledi. Çelik, “hiçbir çağrı ve girişimin Netanyahu hükümetini soykırım faaliyetinden geri döndürmediğini” kaydetti.
Açlık çeken Gazzelilerin hayvan yemi yemek durumunda kaldığını dile getiren Çelik, Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze’deki altı çocuktan birinin şiddetli kıtlık yaşadığını aktardı.
Çelik, İsrail güvenlik güçlerinin “İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil, soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiğini” ifade etti.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği için İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanına başvurmasının önemli bir dönüm noktası olduğunun altını çizen Çelik, “Birileri Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak olduklarıdır.” şeklinde konuştu.
Divan’ın İsrail’in ihlallerini tespit ettiğini anlatan Çelik, “Ama netice itibarıyla bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkesi hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İsrail Divan’ın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek. Ama İsrail, bu safhalardan defalarca geçmiştir ve her seferinde de uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek, yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir.” dedi.
(Sürecek)
]]>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, sermaye piyasalarında farklı yatırım araçlarına yönelim giderek artarken finansal okuryazarlığa yönelik çalışmalar da hızlandı. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarının yanında, finansal okuryazarlık 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen şubat ayı Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında konu ele alınırken, sermaye piyasalarının derinliği ve etkinliğinin artırılarak kaynakların daha üretken alanlara yönelmesi amacıyla finansal okuryazarlığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Toplantı sonrası yapılan açıklamada, bu çalışmalarla bireysel tasarrufların daha etkin kullanılması ve makro düzeyde tasarruf oranlarının artırılmasının amaçlandığı vurgulandı.
Öğrencilere finansal okuryazarlık dersleri
Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Ekşi, finansal okuryazar olabilmek için ileri düzeyde finansal bilgiye sahip olma zorunluluğunun olmadığını söyledi.
Serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaşması ve sermaye piyasalarına sunulan enstrümanların çeşitlenmesinin finansal farkındalığın oluşmasını sağladığını belirten Ekşi, son yıllarda özellikle bireysel yatırımcıların varlıklarını, borsada ve kripto paralarda değerlendirdiğini ifade etti.
Ekşi, bu durumun finansal okuryazar olmayı gerekli kıldığına dikkati çekerek “Finansal piyasalarda ürün çeşitliliğinin artması, ekonomik değişimler ve nüfusun artması yatırımcı sayısının yükselmesine sebep olmuştur ancak sadece yatırımcı sayısının çoğalması değil aynı zamanda nitelikli ve bilgili yatırımcının artması gereklidir.” dedi.
Araştırmaların, Z kuşağı olarak tanımlanan 18-25 yaş arası gençlerin dörtte birinin borsaya yöneldiğini gösterdiğini ifade eden Ekşi, bu gençlerin sadece üçte birinin finansal bilgiye sahip olduğunu aktardı. Ekşi, son yıllarda sosyal medyanın gençlerin kararları üzerinde etkili olabildiğini ve bunun riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunarak, şunları kaydetti:
“Gençlerin yatırım kararı alırken sosyal medyanın etkisi altında kaldığı, kişi veya kişilerin tutumlarına göre karar verdiği açıktır ancak sırf moda veya bir trend olarak finansal okuryazarlığa sahip olmayan kişilerin yatırım kararı almaları, alınan kararların riskli olabileceğini göstermektedir. Sadece sosyal medyaya bakarak yatırım kararı almak veya finansal bilgi öğrenmeye çalışmak doğru değildir.”
Türkiye için de finansal okuryazarlığın gelişmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekşi, gelişmiş bir finansal okuryazarlığın o ülkenin ekonomik politikalarının istikrarlı ve başarılı şekilde uygulanmasına olumlu yansıdığının altını çizdi. Ekşi, bu anlamda finans dersleri, üniversitede çeşitli konferans ve etkinliklerle gençlerin finansal okuryazarlığını artırmaya çalıştıklarını belirtti.
Bazı sosyal medya platformları finansal okuryazarlığı destekliyor
Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nigar Taşpınar ise sermaye piyasalarına artan ilgiye paralel bir şekilde finansal okuryazarlığın artmadığını ifade etti.
Taşpınar, bireylerin geleceğe dair güvensizlik, belirsizlik ve kaygı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmelerinin, finansal okuryazarlık seviyesinin katılımcı sayısıyla aynı doğrultuda artış göstermemesinin temel sebepleri olduğunu söyledi.
Sosyal medyanın, finansal okuryazarlık üzerindeki etkilerinin çok yönlü olduğunu belirten Taşpınar, bu alandaki platformların, çevrim içi eğitim imkanlarına erişim sağlamasıyla finansal okuryazarlığı desteklediğine dikkati çekti.
Taşpınar, sosyal medyanın olumsuz etkilerine yönelik ise “Sosyal medya platformları, yatırımcıları spekülatif davranışlara itebilir. Popüler trendlere katılma arzusu, bilinçli yatırım kararlarının yerine spekülatif eğilimlere yol açabilir. Bu tavsiyelerin güvenilirliği konusunda dikkatli olunmalı. Herkesin finansal uzman olmadığı unutulmamalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Teknolojinin ilerlemesiyle finansal okuryazarlığı artırmak için birçok dijital platform ve mobil uygulamanın hayata geçtiğini ifade eden Taşpınar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, birçok banka ve sivil toplum kuruluşunun bu konuda çalışmalar yürüttüğünü de hatırlattı.
Taşpınar, üniversitelerdeki bu alana yönelik çalışmalara dair şunları kaydetti:
“Akademik çalışmaların, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çabalar, bireylerin finansal konularda daha bilinçli olmalarını sağlayarak ekonomik refahlarını artırmayı hedefler ve toplum genelinde finansal okuryazarlık seviyelerini iyileştirmeyi amaçlar.”
]]>EVLENEN ÇİFTLERİN SAYISINDA AZALMA VAR
Bakan Göktaş, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde AK Parti Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel ve ilçe belediye başkan adayları ile ‘Basınla buluşma’ etkinliğine katıldı. Yüksel’in projelerini tanıtmasının ardından konuşan Göktaş da bakanlığın kente yaptığı yatırımları anlattı. TÜİK tarafından açıklanan evlenme ve boşanma verilerini değerlendiren Göktaş, “Buna göre, geçen yıl evlenen ve boşanan çiftlerin sayısı, 2022 yılına göre biraz düşmüş durumda. Bu veriler, bizim için çok önemli. Bu veriler ışığında sosyal politikalarımızı sürekli güncelliyoruz, yeniliyoruz. Ülkemizde evlenme ve boşanma ile ilgili son istatistikler, tüm dünyadakine benzer bir seyir izliyor. Bu nüfusun yaşlanması ve nüfus artış hızının düşmesiyle ilgili son verilerle beraber değerlendirilmesi gereken bir durum. Pek çok ülkede bu konuyla ilgili çalışmalarda artış olduğunu görüyoruz. Aile ilgili politikalarımızın stratejik önemde olduğu bilinciyle hareket ediyoruz” dedi.
DESTEK FONUNA 2 BİN 914 ÇİFT BAŞVURDU
Depremin vurduğu illerimizde evlilik fonu için başvuruların başladığı ifade eden Balan Göktaş, “TÜİK’in güncel verileri, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik sosyal politikalarımızın ne kadar önemli ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. 15 Şubat’ta başvuruları başlayan Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizi evlilik yolunda destekliyoruz. 15 Şubat itibarıyla ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını almaya başladık. Şu ana kadar gençlerimizin yoğun bir ilgisi söz konusu. Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” ifadelerini kullandı.
“ZORLA EVLİLİKLERLE MÜCADELE EDİLECEK”
Özellikle erken yaşta ve zorla evliliklerde yapılan çalışmalarda önemli mesafeler kaydedildiğini belirten Göktaş, “Diğer yandan erken yaşta ve zorla evliliklerle ilgili son 22 yılda yaptığımız çalışmalarla çok önemli mesafe kaydettik. Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Hem hukuki alt yapısı hem meselenin sosyal boyutuna dair önemli çalışmalar yapıyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de erken yaşta ve zorla evliliklerin yoğun olarak görüldüğü 28 ilde eylem planlarını uygulamaya koyduk. 8 Mart’ta Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda da erken yaşta zorla evliliklerle mücadeleye yönelik kız çocuklarının eğitim alanında güçlendirilmesine ayrıca yer alacak. Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele, bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri. Burada oldukça proaktif, hızlı ve yerel dinamikleri göz önünde bulunduran çözümler üretmeyi önemsiyoruz” diye konuştu.
]]>Hem biyolojik çeşitlilik hem de ekonomik açıdan çok değerli olan mersin balığı, nesli tükenme tehlikesindeki türler arasında yer alıyor.
Mersin balığı, popülasyonunun artırılması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığına ait istasyonlarda üretilerek Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salınıyor.
Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği de özellikle sosyal medya üzerinden yaptığı yayınlarla hem toplumu hem de balıkçıları bilinçlendirmeye çalışıyor.
Dernek yöneticileri, tesadüfen ağlara takılan mersin balıklarının tekrar denize salındığı görüntüleri paylaşarak farkındalık oluşturmaya çalışıyor.
Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı da olan Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, AA muhabirine, yaklaşık 20 yıldır mersin balıklarının durumunu takip ettiklerini söyledi.
Gerek bilimsel çalışmalarla gerekse izleme faaliyetleriyle mersin balıklarının durumunun takip edildiğini anlatan Tırıl, balıkçıların bu çalışmalarda kendilerine çok yardımcı olduğunu vurguladı.
Mersin balıklarının varoluş mücadelesi verdiğine işaret eden Tırıl, “Mersin balıkları, 200 milyon yıllık geçmişe sahip. Dinozorlarla aynı dönemlerde yaşamışlar. Dinozorların yaklaşık 60 milyon yıl önce yok olduğu biliniyor ama mersin balıkları günümüze kadar ulaşmış.” dedi.
Karadeniz’deki beş türden ikisinin neslinin tükendiği düşünülüyor
Tırıl, dünyada 27 farklı türü bulunan mersin balığının beş türünün Karadeniz’de yaşadığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:
“Gerek 20 yılı aşkın zamandır yürüttüğümüz çalışmalar gerekse balıkçılarımızın tesadüfen yakaladıkları mersin balıklarının görüntülerini incelediğimizde, 5 türden ikisine şimdiye kadar rastlayamadık. Bu türlerden biri ‘kolan balığı’, diğeri ‘şip balığı’ diye bilinir. Bu iki türün sularımızda maalesef tamamen tükenmiş olabileceğini düşünüyoruz. Yaptığımız çalışmalara göre mersin morinası, karaca mersin ve sivriburun mersin adı verilen diğer üç tür ise sayıları azalmış olsa da halen Karadeniz’de bulunmakta.”
Nesli tükenme tehlikesinde olmasından dolayı Türkiye’de 1997’de alınan kararla mersin balığının avlanmasının tamamen yasaklandığını belirten Tırıl, “Elbette çeşitli balıklar yakalanırken, mersin balıkları da ağlara takılıyor. Mesela hamsiyi çok sever mersin balığı, bu yüzden hamsi avı sırasında yakalanabilirler. Gırgır ve trol ağlarında rastlandığını biliyoruz. Balıkçılarımız tesadüfen yakaladıkları küçük balıkları geri salıyorlar ve çektikleri görüntüleri bize gönderiyorlar. Bu duyarlılığı gösteren balıkçılarımıza çok teşekkür ediyoruz. Aynı duyarlılığı büyük balıklar için de göstermelerini rica ediyoruz. Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerimizin denize döküldüğü bölgelerde büyük bireylerin de yakalandığı ve tekrar salındığına dair haberler alıyoruz. Büyük balıkların geri salınması özellikle çok önemli çünkü ancak bu balıklar neslin devamını sağlayabilirler.” diye konuştu.
“Amasya’daki üretim istasyonunda yaklaşık 90 bin mersin balığı üretildi”
Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi olarak Türkiye ve Karadeniz için çok büyük önem taşıyan mersin balığının yok olmaması için çalıştıklarını ifade eden Tırıl, şunları kaydetti:
“Geçmişte Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak projeler yürüttük. 2008-2011 yıllarında Tarım ve Orman Bakanlığı yürütücülüğünde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından desteklenen projede çalıştık. Bu projede mersin balıklarının yaşama ve üreme alanları incelendi, üretim çalışmaları gerçekleştirildi. Proje kapsamında Amasya’daki üretim istasyonunda yaklaşık 90 bin mersin balığı üretildi. Bu balıklardan 30 bin kadarı ülkemizde mersin balığı yetiştiriciliğinin gelişmesi için balık yetiştiricilerine verildi. Yaklaşık 15 bin yavru mersin balığı ise 5 Mayıs 2011’de Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salındı. Aradan geçen 12-13 yılda Amasya’daki tesiste balıklar üreme olgunluğuna ulaştı, iki yıldır üretiliyorlar. Yeşilırmak, Kızılırmak ve Sakarya nehirlerine salınan balıklar da üreme olgunluğuna ulaşmış. Üremek için bu nehirlere geliyor olabilirler. Bu konuda henüz yapılmış bilimsel çalışma olmamakla birlikte tesadüfen avlanan bireyleri izleyerek durumu takip ediyoruz. Bu konuda mutlaka bilimsel çalışmalar yapılmalı ve bu çalışmalar desteklenmeli. Çünkü bu durumun bilimsel olarak değerlendirilmesi ve kayıt altına alınması gerekiyor. 12-13 yıllık süreçte gelinen noktanın tespit edilmesi ve bundan sonraki süreç için planlama yapılması önem taşıyor.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in mahallelerin sorunlarına hızla çözüm üretmek üzere oluşturduğu acil çözüm ekipleri, 5 yılda birbirinden önemli çalışmalara imza atılmasını sağladı. Kentte özellikle geri kalmış bölgelerde çalınmadık kapı bırakmayan ekipler, İzmirlilerin; istek, öneri ve şikayetlerini tek tek not ederek sorunları yerinde tespit etti. Başkan Soyer’in “Sizin patronunuz vatandaş” dediği ekipler, 11 metropol ilçenin kentsel imkanlara erişimi kısıtlı mahallelerinde sorunların hızla çözüme kavuşmasını sağladı.
Süreç nasıl işledi?
Acil çözüm ekipleri, kurulduğu Kasım 2019’dan bu yana alan taraması kapsamında vatandaşla 23 bin 513 görüşme yaptı. Başkanlık, icraat ile ilgili birimlerin yetkilileri ve mahalle sakinlerinin ortak karar verdiği 335 iş kaleminden 227’si tamamlandı, 58’i devam ediyor. İlaçlama, temizlik, asfalt, kaldırım, sosyal yardım, park ve bahçe, ulaşım, kültürel ve sportif aktiviteler, altyapı çalışmaları, dere bakım onarımı gibi birbirinden farklı pek çok konuda çalışma yapıldı.
Karabağlar Parkı, Konak’ta Lale Parkı, Bornova’da Meriç Yaşayan Parkı bölgeye kazandırıldı. Buca Fırat Mahallesi’nde bulunan büyükşehir belediyesine ait 30 bin metrekarelik alandaki Fırat Fidanlığı, bölge sakinlerinin de görüşü dikkate alınarak Yaşayan Park’a dönüştürüldü.
Kentin dezavantajlı mahallelerinde de spor alanları oluşturuldu. “Kötü alışkanlıklar ile değil spor ile büyüyen nesiller” sloganıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü, 500’e yakın çocuğa ücretsiz spor eğitimi verdi. Yine gelir seviyesi düşük ailelerin çocuklarına spor malzemesi desteğinde bulunuldu, amatör spor kulüplerine destekler sağlandı.
Öz kaynaklar ile okul inşa ediliyor
Karabağlar Abdi İpekçi Mahallesi’nden okula gitmek için yola çıkan çocukların boş araziden geçerken tehlikeler yaşadığını tespit eden ekipler, hemen harekete geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk defa, belediye öz kaynakları ile ilk ve ortaokul inşa etmek için çalışmalar başladı. 3 katlı, 32 sınıflı Orhan Kemal İlkokulu’nda, inşaat çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Kentin dezavantajlı bölgelerinde mahalle sakinlerini tarım ile tanıştırma ve aile bütçesine katkı sağlaması adına başlatılan mahalle bostanları projesi kapsamında, 5 mahallede bostan alanı oluşturuldu ve 310 kadının tarımsal üretim yapması sağlandı.
Ulaşım ve altyapı sorunları çözüldü
Acil çözüm ekibi, çalışmaları kapsamında Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi ve Bayraklı Emek Mahallesi’nde İZSU yağmur suyu hattı döşedi. Bayraklı Gümüşpala Mahallesi’ne otobüs hattı konarak ulaşım kolaylaştı, Karabağlar Salih Omurtak Mahallesi otobüs son durağı uzatıldı ve depremde hasar gören Eyüp Ensari Camii güçlendirildi. Mahallede asfalt ve parke taşı uygulamaları yapıldı. Konak Küçükada Mahallesi’nde yer alan Metin Oktay Parkı baştan sona yenilendi; ayrıca Buca ilçesinde 16 çocuk parkı ve yeşil alan düzenlemeleri yapıldı, Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi’ne meyve bahçesi kazandırıldı ve halı saha yapıldı.
Gürçeşme İZBAN istasyonunda da çalışmaların başladığı ifade edilirken, çok yakında bölgenin ulaşım sorununun giderileceği belirtildi. Bornova’da da Behçet Uz Park Alanının tamamlandığı, Karabağlar Limontepe Mahallesi’nde park alanı ve mahalle bostanının yapımının sürdüğü aktarıldı. Öte yandan Kadifekale’ye çocuk parkları ve sosyal donatı alanları kazandırılırken, Karabağlar Abdi İpekçi ve Konak Lale mahallerinde altyapı çalışmalarının da yapıldığı öğrenildi.
Görüşmelerin hepsi yüz yüze mülakat
Yerinde hizmet anlayışı ile çalışan ekipler; mahallelerinde yapılacak her çalışmaya dair mahalle sakinleri ile karar vererek süreci ilerletiyor. Mahalle sakinlerinin görüşleri dikkate alınarak görüşmeler yapılıyor ve hem genel hem de özel sorunlara dair politikalar üretiliyor. Bugüne kadar 45 mahallede çalışma yapıldığı, toplam 23 bin 513 görüşme sonucunda 78 bin 691 kişiye erişim sağlandığı da ifade edildi. Saha araştırması yapılan mahallelerde bulunan hanelerin ortalama yüzde 22,22’si ile görüşüldü, görüşmelerin hepsi yüz yüze mülakat metodu kullanılarak gerçekleşti. – İZMİR
]]>İçişleri Bakanı Yerlikaya: “Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
KİLİS – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te İl Güvenlik Toplantısına katıldı. Yerlikaya, “Huzurumuzu bozan, güvenliğimize zarar veren çete, zehir taciri, tefeci, suç örgütü, kim olursa olsun, lütfen 112’yi arayarak ihbar edin” dedi.
Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı.
Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını %40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.
“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”
625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.
“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”
Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Türkiye genelinde bir günde 81 vilayette 100 ikidir ya da Ocak ay ortalaması her ay biz bunların kayıtlarına bakıyoruz. Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele edilir devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
]]>Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı. Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını yüzde 40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.
“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”
625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.
“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”
Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu. – KİLİS
]]>Bakan Yerlikaya, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen Güvenlik Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Kilis’in Türkiye’nin huzuru açısından önem verdikleri şehirlerden biri olduğunu söyledi.
Kilis’in 114 kilometrelik Suriye sınırı olduğunu anımsatan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Evet, hudut güvenlik sistemleriyle ilgili başta duvar ve fiziki güvenlik sistemlerimizin teknolojiyle donanımları gayet iyi noktaya geldi ve bu noktada hiçbir zaman da durmuyoruz. Öncelikli olarak düzensiz göç ve göçmen organizatörleriyle ilgili göreve geldiğimiz ilk andan itibaren bu noktada nasıl çalıştığımızı herkes biliyor. Bunu da sık sık kamuoyuna paylaşıyoruz. Burada Savunma Bakanlığımız hudut doğal ön tarafında geçişi daha zorlaştırmak için yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik. Bunların tamamını yani yüzde 40’ına yakınının yapıldığını gördük. ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemizi de daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik, altını çizdik.”
Bölgede çalışmaların devam ettiğini aktaran Yerlikaya, şöyle devam etti:
” Cerablus, El-Bab, Azez tarafında, karşı tarafta hayatın ihyasıyla ilgili 7 yıldan beri yapılan çok hizmetler, gayretler var. Bu göçü kaynağında durdurmayla ilgili yapılan çalışmalar mucibinde olduğunu tüm dünya biliyor. Kendi şehirlerimize, kendi hudutlarımıza göçü durdurmayla ilgili yaptığımız bu çalışmalarımızı da devam ettireceğiz. 625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Bu rakamı niye veriyoruz? Bu rakamı vermemizdeki temel duruş şu; bizde geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler, karşı taraftaki güvenli bölgedeki hayatın normalleşmesi, ihyasıyla ilgili olan yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişler de artarak devam ediyor. Bunun altını çizmek istiyoruz.”
Şehirde göçmen kaçakçılığıyla ilgili planlı ve projeli çalışma ve huduttan geçişi engellemeye yönelik çalışmaların uyum içerisinde yapıldığını dile getiren Yerlikaya, güvenlik güçlerini tebrik etti.
Kilis’te kurumların uyum içerisinde çalışma yaptığına işaret eden Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Asayişle ilgili şunu söylemek istiyoruz. Kişilere karşı ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatlara odaklanmış vaziyette. Bunu nereden görüyoruz? 2022-2023 rakamlarını yani olay sayılarına baktığımız zaman olay sayılarında ciddi bir düşme var. Ama var olan suçlarda da aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Hatta bazılarının da daha önde olduğunu da gördük. Bunun tabii devamını istiyoruz. Buradan vatandaşlarımıza şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili, yakalamayla ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşehrilerimize, vatandaşlarımızdan bir küçük yardım istiyoruz. Diyoruz ki, biz bu şehirde 457 hapisle ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz.”
Yerlikaya, vatandaşlara suçluların yakalanması için ihbar yapılması çağrısında bulundu. Yapılan ihbarlarla çok daha hızlı netice alınacağını belirten Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı. Biz hiç hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz. Bununla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız, kimlik kontrollerimizi arttırmamız, yakalama sayılarımızı çok daha güçlü hale getiriyor. Dolayısıyla suç işlemede temel görevimiz olan, önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz. Kilis’te bu noktada Allah’a hamdolsun 34 bin motor olmasına rağmen Kilis’te motosiklet hırsızlığı da dahil olmak üzere tüm hırsızlık tür olay sayısında çok ciddi düşmeler var. Çok büyük oranda aydınlatma oranları da Türkiye ortalamasının üstünde. Az önceki verdiğimiz günlük, bir günlük evden hırsızlık ortalaması Türkiye genelinde 102’dir. Türkiye genelinde Bir günde 81 vilayette 102’dir. O da ocak ayının ortalaması. Her ay, her gün biz bunların kayıtlarına bakıyoruz.”
Suç örgütleriyle mücadele devam edecek
Suç örgütleriyle mücadelenin sürdüğünü kaydeden Yerlikaya, uyuşturucuyla mücadelenin de devam edeceğini ifade etti.
Kilis’te de emniyet ve jandarmanın olağanüstü çalıştığını söyleyen Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Tüm terör türleriyle ilgili FETÖ, DEAŞ, DHKP-C hepsiyle ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesiyle ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimize, jandarmamıza, hudut birliklerimize, Kilisli hemşehrilerimizin göstermiş olduğu destek, güvenden dolayı, her birine teşekkür ediyorum. İnşallah Kilis’imizin huzuru, Türkiye’mizin huzuru için gece gündüz demeden çalışma noktasında arkadaşlarımız her zaman olduğu gibi aziz milletimizin emrinde, hizmetinde olmaya devam edecekler diyorum.”
Toplantıya, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Kilis Valisi Tahir Şahin, AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız ve ilgililer katıldı.
]]>Bakan Bayraktar, maden alanında arama kurtarma çalışmalarına ilişkin basına açıklamalarda bulundu.
Kurtarma çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü belirten Bayraktar, “9 kardeşimizi arıyoruz. Bu arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin, işçilerimizin 3’ünün bir lokasyonda, 6’sının diğer bir lokasyonda olduğunu tespit ettik. Belirlediğimiz noktalara inşallah bugün daha yoğun bir şekilde gireceğiz.” şeklinde konuştu.
Bayraktar, bütün riskler alınarak kurtarma çalışmalarına daha fazla yoğunluk verileceğini dile getirerek, “İnşallah ümit ediyorum ki bunlardan da netice alırız çünkü buradaki ailelerin, buradaki işçi kardeşlerimizin yakınlarının yoğun bir şekilde beklentileri var, çok haklı olarak. Biz de bunlara cevap verebilmek için gayret ediyoruz, çalışıyoruz.” diye konuştu.
Tehlikeli sızıntı iddialarına yönelik de sahada sürekli olarak ölçümlerin yapıldığını, heyelanın oluştuğu dere yatağının ilerleyen kısımlarında hem sudan hem topraktan sürekli numune alındığını ve testlerin yapıldığını belirten Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Şu ana kadar yaptığımız tespitlerle, testlerin neticesinde endişe edecek, endişeye mahal edecek bir durum söz konusu değildir. Halk sağlığını tehdit edecek veya orada çalışan şu anda personelimizi, özellikle AFAD personelini tehdit edecek herhangi bir şey söz konusu değildir. Dolayısıyla emniyetli bir şekilde bölgede çalışıyoruz.”
Toprakların boşaltılması için yol haritası çıkarılacak
Heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırılmasına ilişkin ise Bayraktar, “Burada (İliç) bahsettiğimiz heyelanla oluşan toprak yığınını kaldırmayla alakalı planlama aşamasına geçmiş durumdayız. Elbette bu belki aylarca sürecek bir hadise ama biz bugün o toprakları alıp emniyetli bir şekilde tekrar depolayacağımızla alakalı çalışmamıza başlamış durumdayız. Muhtemelen bugün öğleden sonra yapacağımız toplantıda bunun yol haritasını da çıkarmış olacağız. ” ifadesini kullandı.
Mevcut kontamine toprak kütlesinin taşınacağı operasyona ilerleyen birkaç gün içerisinde başlamayı hedeflediklerini ve bu konuda ilgili tüm kurumlarla yoğun bir şekilde çalışmayı sürdürdüklerini kaydeden Bayraktar, “İnşallah çevreyi ve halk sağlığını etkileyecek hiç bir riski göz ardı etmeden o kütleyi ortadan kaldırmış olacağız.” diye konuştu.
8 personel adliyeye sevk edildi
Bayraktar, temel önceliklerinin kurtarma operasyonuna devam etmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“İnşallah bundan bir netice alırız. Bugün buradan ayrıldıktan sonra ailelerimizle birlikte olacağız. Zaten onların bir kısmı burada bu faaliyetleri yerinde takip ediyorlar. Önceliğimiz bu konudur. Bunun dışında idari ve adli anlamda soruşturma devam ediyor. Başsavcımızdan aldığımız bilgiye göre, 8 personelle alakalı içlerinde yabancı uyruklu yönetici de olmak üzere adliyeye sevk edilmiş durumdalar. Muhtemelen önümüzdeki saatlerde ve günlerde ilave soruşturma kapsamında ifade verecekler. Bunların elbette kusuru, eksiği varsa bunu yargı mutlaka tespit edecektir ve gereğini yapacaktır.”
İlgili bütün kurumlar ve bakanlıklarla teknik ve idari yönden soruşturmaya devam edildiğini vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bu hadisenin neden kaynaklandığı kök sebepleri neydi, bu konu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Detayları kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Büyük bir operasyon yürütüyoruz, bir nebze sabır bekliyoruz, inşallah sahadaki çalışmalar netice verecek.”
Bayraktar, işletmenin ait olduğu şirketin üst düzey yöneticilerin hepsinin şu anda sahada olduğu bilgisini paylaşarak, “Şu anda bir tanesi hakkında soruşturma devam ediyor. Ama diğerleri de buradalar. Bizimle ortak, uyumlu şekilde çalışıyorlar. Şirket burada tümüyle bizim de belirlediğimiz esaslar çerçevesinde çalışıyor ve katkı koymaya başlamış durumdalar.” dedi.
Bu olayın üstü kapatılacak bir tarafının olmadığını aktaran Bayraktar, “Birçok farklı kurumumuz ile yoğun şekilde çalışıyoruz. Yapılan ve yapılacak konuları istişare ederek ilerliyoruz. Bu soruşturmanın neticesinde de bütün sorunlar ortaya çıkacak. Bir daha böyle bir hadiseyi, inşallah, Türkiye’de yaşamayız. Hakikaten çok üzgünüm.” ifadesini kullandı.
]]>TRAKYAKA, sağlık turizmi geliştirme çalışmalarında bölgesel ortak hareket etme kültürü yaygınlaştırılacak strateji eylem planını bir süre önce uygulamaya koydu.
Plan kapsamında Trakya Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği kuruldu, paydaşlarla toplantıları düzenlendi, bölge üniversitelerinde bulunan turizm bölümlerinin, sağlık turizmi çalışmalarına aktif olarak katılmaları teşvik edildi, sağlık turizm zirveleri ve konferansları gerçekleştirildi, hedef pazar analizleri yapıldı, dijital pazarlamaya ağırlık verildi, yurt dışı sağlık turizmi fuarlarına katılım sağlandı.
Çalışmalar kapsamında yurt dışından gelen hasta sayısında büyük artış kaydedildi, bölgede sağlık turizmi yetki belgesi bulunan 46 kuruluşta eylem planının uygulanması sonrası çok sayıda yabancı hasta tedavi oldu.
TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin, AA muhabirine, sağlık turizminde Trakya’nın kısa sürede büyük mesafeler katettiğini söyledi.
Şahin, TRAKYAKA olarak 2017’den beri sağlık turizmiyle ilgili çalışmalar yaptıklarını, son yıllarda yurt dışı pazarı çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade etti.
Bölgedeki sağlık turizmini geliştirme çalışmaları sayesinde Trakya’ya gelenlerin her yıl katlanarak arttığına dikkati çeken Şahin, “Strateji eylem planının ilk yıllarında bölgeye sağlık turizmi için yurt dışından 7 bin kişi gelirken bu sayı geçen yıl 48 bine çıktı, bunu artırmak için çalışıyoruz.” dedi.
Şahin, Trakya’ya tedavi olmak için Balkanlar, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nden hastaların geldiğini dile getirdi.
“Hasta sayısını yıllık 60 bine çıkarmayı hedefliyoruz”
Geçen yılın sağlık turizmi açısından bölge için verimli geçtiğini, bu yılın da daha verimli olması için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Şahin, şunları kaydetti:
“Trakya’ya sağlık turizmi için gelecek hasta sayımızı özellikle diş, göz gibi alanlarda daha fazla artırarak, pazarlamalarımızı da bu yönde yaparak hasta sayımızı artırıp yıllık 60 bine çıkartmayı hedefliyoruz. Hastanelere gerekli destekleri sağlayarak kurumların altyapılarını sağlık turizmine hazırladık. Uluslararası kalitede hizmet verecek şekilde hastanelerimiz hizmetlerini yürütmektedirler. Ticaret Bakanlığı sağlık turizmi kapsamında 90 milyon liralık destek verecek. Bu destekle de hedef pazar Balkanlar, Avrupa ve Orta Asya’da açılacak fuarlara yeniden katılacağız, dijital pazarlama yapacağız. Bu çalışmalarla hizmet sunduğumuz hasta sayısını yıllık 60 bine çıkarmayı hedefliyoruz.”
Sağlık turizmi için Trakya’ya gelen kişilerin sadece tedavi olup dönmediklerini dile getiren Şahin, bu kişilerin aynı zaman çeşitli ziyaret ve geziler yaparak şehirlerin ekonomilerine de katkı sağladıklarını belirtti.
Tekirdağ Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan da Trakya’nın sağlık turizminde daha çok obezite cerrahisi, plastik cerrahi, kulak-burun-boğaz, göz ve diş tedavileri alanlarında tercih edildiğini söyledi.
Türkiye’nin sağlıkta yakaladığı yükselişin sağlık turizmine de olumlu yansıdığını ifade eden Kalkan, şöyle konuştu:
“Hastanelerin konforu, teknolojik donanım ve hekimlerin özverileri sağlık turizmi için bölgenin tercih edilmesini sağlıyor. Bu yüzden Trakya sağlık turizminden çekim merkezi oluyor. Avrupa’dan, Afrika ülkelerinden, Orta Asya’dan birçok hasta tedavi için bölgeye geliyor. Gelen hastalar istedikleri tüm branşlarda hizmet alabiliyor. Özellikle Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde de onkoloji ve kardiyoloji bölümleri sıkça tercih edilen alanlar. Hastane imkanlarının istenilen seviyede olması sağlık turizmi için ilgi oluşturuyor.”
]]>İÇİŞLERİ Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, meteorolojinin, Antalya’da felakete neden olan sağanağa ilişkin ‘turuncu kod’ uyarısını kaldırıp ‘yeşil’e döndürdüğünü söyledi.
Antalya’da önceki gece başlayan şiddetli yağış sonrası meydana gelen sel felaketi üzerine kente gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Vali Hulusi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse ve AFAD yetkilileri ile AFAD İl Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenledi. Bölgenin çok yoğun yağış aldığına dikkati çeken Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, “Özellikle Kepez ilçesinde 24 saatte metrekareye 372 kilogram yağış düştü. Muratpaşa ilçemizde 277 kilogram metrekareye yağış düştü. Döşemealtı ilçemiz de 69 kilogramlık yağış aldı. Yağışlar bugün 18.00’e kadar yine yoğun devam edecek. Sonra azalarak, yarın saat 12.00’ye kadar yağışların kısmi devam edeceğini Meteoroloji’den görmüş olduğumuz raporlar doğrultusunda biliyoruz. Bugün itibarıyla Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bölgedeki turuncu uyarısını da kaldırmış durumda. Bölge şu anda yeşil konumda” dedi.
2 BİN 493 SU BASKINI OLAYI YAŞANDI
112 Acil Çağrı Merkezi’ne vatandaşlardan gelen toplam ihbar sayısının 5 bin civarında olduğunu açıklayan Karaloğlu, “Bunun 2 bin 493’ü su basmasıyla ilgili. Hem konutların, hem iş yerlerinin, hem kamu binalarının su baskınıyla ilgili ihbar sayısı. Bunların büyük kısmına müdahale edildi. Şu anda 426 noktada çalışmalar devam ediyor. İnşallah gün içerisinde kalan 426 noktadaki su tahliye çalışmalarımızı da tamamlarız diye temenni ediyoruz. Maalesef Halil Yıldız isimli vatandaşımız Gıyaseddin Keyhüsrev Kavşağı’nda aracıyla su ve balçığa girdikten sonra orada hayatını kaybetti. Rabb’im tekrar rahmet etsin. Üç vatandaşımızın da su baskını dolayısıyla hafif yaralandığıyla ilgili sağlık birimlerimizin bilgisi var” diye konuştu.
1200 DEKAR TARIM ALANI ZARAR GÖRDÜ
Tarımsal alanda 211 çiftçinin 1200 dekarda, özellikle Aksu bölgesinde sera zararı yaşandığını açıklayan Karaloğlu, “Bölgede şu anda su olduğu için tarımsal alanlardaki zarar tespit çalışmalarına başlayamadık. Suların çekilmesini bekliyoruz. Yine 14 küçükbaş hayvanın telef olduğuyla ilgili raporumuz var. Dün Kepez Devlet Hastanesi’nde sabah saatlerinde ciddi su baskını vardı. Hızlı bir şekilde Kepez Devlet Hastanesi’ndeki sorunlar giderildi. Şu anda tam teşekküllü olarak vatandaşımıza hizmet vermeye devam ediyor. Kamu binalarından öğrenci yurtları, okul binalarımız, diğer semt polikliniği gibi alanlarda da sorunlarımız var. Oradaki çalışmalar da devam ediyor. Bugün kamu binalarında, özellikle okullarda, okulların bahçelerinde ve bodrumlarındaki su birikintileriyle ilgili tahliyelerimiz devam edecek” dedi.
OKULLAR DEVAM EDECEK
Dün ve bugün tatil edilen Muratpaşa Kepez, Döşemealtı, Konyaaltı ve Aksu’da okullardaki sorunların giderilip, yarın eğitime devam edileceğini duyuran Karaloğlu, “Dün yaşanan yoğun yağış dolayısıyla 989 vatandaşımızı da çeşitli bölgelerden tahliye etmiştik. Şu anda şehir içerisinde trafikte bir sorun olmamakla beraber Çallı ve Demokrasi Kavşağı’nda battı-çıktı kısmındaki su tahliyesi, temizlik çalışmaları devam ediyor. Günün sonunda iki kavşağın su tahliyelerini tamamlayarak trafiğe açmayı hedefliyoruz. Çallı Kavşağı’ndaki su birikintisi dolayısıyla Kepez-Üniversite tramvay hattı da şu anda çalışmıyor. Gün içerisinde oradaki su tahliyesinden sonra inşallah kentin tramvay hattını da Büyükşehir Belediyemiz tekrar hizmete alır diye düşünüyoruz” diye konuştu.
HASAR TESPİT EKİPLERİ SAHADA
Ev, iş yeri, su baskınları nedeniyle oluşan vatandaşların zararına yönelik Afet Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmalarına dün başladığını anlatan Karaloğlu, bugün 360 kişilik ekiple sahada çalışmaların sürdüğünü söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı 50 kişilik afet tespit komisyonunun da sahada olduğunu belirten Karaloğlu, “Dün bir binanın zemininde çökme meydana gelmesi dolayısıyla 1 apartman boşaltıldı. Orada yaşayan 26 vatandaşımız da geçici barınma merkezlerine tahliye edildi. Bugün o binayla ilgili arkadaşlarımız hasar tespit çalışmalarını tamamlayacak. Binanın yapısal sorunu var mı yok mu? Şu anda kentte bir enerji sorunu yok, kısmi aboneliklerle ilgili olabilir ama genel olarak mahallelerde enerji, haberleşme sorunumuz yok. Kentin genelinde ulaşım sorunu da şu anda şu saat itibarıyla yok. İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya 20 milyonluk ve acil yardım ödeneğini Antalya’ya göndermişti. Bugünkü Zarar Tespit Komisyonu’nun çalışmaları sonrasında ihtiyaç olan ödenek inşallah Antalya Valiliğimize gönderilecek. ve vatandaşımızı kısmen de olsa rahatlatmış olacağız” dedi.
1 AYLIK YAĞIŞIN 3 KATI 1 GÜNDE YAĞDI
Diğer yandan Meteoroloji’nin raporlarına göre, dün saat 23.30 itibarıyla metrekareye Kepez’de 372,2 kilogram, Muratpaşa’da 277 kilogram, Döşemealtı’nda 69,04 kilogram yağış düştü. 1 ayda yağması beklenen yağışın 3 katı 1 günde yağdı. Yağışların bu gece saatlerine kadar etkili olması bekleniyor. Antalya’nın Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 4 bin 156 ihbar geldi. UMKE timleri tarafından 112 ambulanslarının ulaşamadığı 9 vakaya müdahale edildi, 1’i ağır olmak üzere 8 kişinin tedavisi devam ediyor. Aşırı yağışlar sonucu Kepez, Muratpaşa ve özellikle Aksu’da 211 üreticinin 1200 dekar örtü altı tarım alanında zarar oluştu, 14 küçükbaş yaşamını yitirdi.
KAMU TESİSLERİNDE MEYDANA GELEN HASARLAR
Kepez Devlet Hastanesi’nde, dün sabah saatlerinde aşırı yağış nedeniyle yaşanan olumsuzluklar hızlıca giderilip kesintisiz hizmete devam edildi. Şehzade Korkut, Elmalılı Hamdi Yazır ve Muratpaşa yurtlarının bodrum katlarında biriken sular tahliye edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne ait Gıda Kontrol Laboratuvarı’nın bodrum katındaki suyun tahliyesi devam ediyor. Kepez ilçesinde 109 okulun 24’ünün bahçesine su doldu. 27 okulun elektrik sistemlerinde arızalar meydana geldi. 22 okulun çatısı su akıttı, 24 okulun bodrum katını, 9 okulun spor salonunu ve 3 okul pansiyonunu su bastı. Muratpaşa ilçesinde 7 okulun bodrum katlarında su baskınları oldu ve bahçeleri suyla doldu. Olay bölgesinde Afyonkarahisar, Aydın, Burdur, İzmir, Denizli, Konya, Isparta, Ankara, Düzce, Eskişehir, Mersin illerinden gelen destek ekipleriyle 2 bin 544 personel, 432 araç, 356 motopomp ve 7 bot görev yapıyor. Afet Zarar Tespit Grubu’na 4 bin 109 başvuru yapılırken, 140 konuta ait zarar tespiti belirlendi. Bugün 360 kişiden oluşan zarar tespit ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde riskli görülen 1 binanın tedbiren tahliye edilmesine karar verildi. Tahliye edilen ve barınma talebi olan 26 vatandaşa geçici barınma imkanı sağlandı. Bugün diğer hasar ihbarlarına yönelik saha çalışmaları sürdürülecek.
MAHSUR KALAN KEDİYİ KURTARDI
Diğer yandan Antalya’da 2 gündür etkili olan sağanaktan, sokak hayvanları da etkilendi. Sağanak nedeniyle çok sayıda kedi ve köpek yaşamını yitirdi. Meydankavağı Mahallesi’ndeki bir apartmanın bodrum katını basan su nedeniyle duvarın üzerinde mahsur kalan bir kediyi kurtarmak için binada oturanlar seferber oldu. AFAD gönüllüsü Gülcan Demirbilek, belini geçen suyun içine girerek, kediyi bulunduğu yerden alıp, kurtardı. Boyuna kadar gelen suya giren Demirbilek, “Rabb’im sen yardım et” diyerek kediyi mahsur kaldığı yerden aldı.
Antalya Valiliği, Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ilçelerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle moto kuryelerin trafiğe çıkışına yönelik kısıtlamayı ise kaldırdı.
]]>Karaloğlu, AFAD İl Müdürlüğü’ndeki Afet Koordinasyon Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, kentte yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Kentin dün çok yoğun bir yağış aldığını belirten Karaloğlu, 24 saatte Kepez’e 372 kilogram, Muratpaşa’ya 277 kilogram, Döşemealtı’na da 69 kilogram metrekare başına yağış düştüğünü söyledi.
Yağışların bugün saat 18.00’e kadar yoğun, sonrasında ise yarın saat 12.00’ye kadar etkisini azaltarak devam edeceğini vurgulayan Karaloğlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün bölgedeki turuncu uyarısını kaldırdığını bildirdi.
Yoğun yağış nedeniyle ciddi su baskınları yaşandığını anımsatan Karaloğlu, şunları kaydetti:
“Şu ana kadar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen toplam ihbar sayısı 5 bin civarında. Bunun 2 bin 493’ü su basmasıyla ilgili. Hem konutların, hem iş yerlerinin, hem de kamu binalarının su baskınıyla ilgili ihbar sayısı. Bunların büyük bir kısmına müdahale edildi. Şu anda 426 noktada çalışmalar devam ediyor. İnşallah gün içerisinde bu kalan 426 noktadaki su tahliye çalışmalarımızı da tamamlarız diye temenni ediyoruz.”
Dün, Gıyasettin Keyhüsrav Kavşağı’ndaki alt geçitte vatandaş Halil Yıldız’ın suya ve balçığa giren otomobilinde hayatını kaybettiğini hatırlatarak, yakınlarına başsağlığı dileyen Karaloğlu, 3 kişinin de su baskını dolayısıyla hafif yaralandığını ifade etti.
Tarım alanlarının da zarar gördüğünü anlatan Karaloğlu, “Tarımsal alanda 211 çiftçimizin 1200 dekarlık alanda, özellikle Aksu bölgesinde sera zararı var. Bölgede şu anda su olduğu için tarımsal alanlardaki zarar tespit çalışmalarına başlayamadık. Suların çekilmesini bekliyoruz. Yine 14 küçükbaş hayvanın telef olduğuyla ilgili raporumuz var.” diye konuştu.
Kepez Devlet Hastanesi’nde de dün sabah saatlerinde ciddi bir su baskını yaşandığını ve hızlı bir şekilde sorunun giderildiğini dile getiren Karaloğlu, tam teşekküllü olarak vatandaşa hizmet verildiğini kaydetti.
Karaloğlu, öğrenci yurtları, okul binaları, semt polikliniği gibi alanlardaki sorunların da giderilmesi için çalışmaların hızlı bir şekilde sürdürüldüğünü bildirdi.
Muratpaşa, Kepez, Döşemealtı, Konyaaltı ve Aksu ilçelerinde dün ve bugün eğitime ara verildiğini belirten Karaloğlu, okullardaki sorunlar aşıldığı takdirde yarın eğitime devam edileceğini söyledi.
Trafikte de Çallı ve Demokrasi kavşaklarındaki battı çıktılarda su tahliyesi çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Karaloğlu, “Günün sonunda iki kavşağın da su tahliyelerini tamamlayarak trafiğe açmayı hedefliyoruz. Çalı Kavşağı’ndaki su birikintisi dolayısıyla Kepez – Üniversite tramvay hattı şu anda çalışmıyor. Gün içerisinde oradaki su tahliyesinden sonra inşallah kentin tramvay hattını da Büyükşehir Belediyesi tekrar hizmete alır diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Zemininde çökme olan binadaki 26 kişi tahliye edildi
Münir Karaloğlu, yağış nedeniyle vatandaşın çeşitli zararlı olduğunu dile getirdi.
İl Defterdarlığı bünyesinde oluşturulan Afet Zarar Komisyonu’nun dün itibarıyla çalışmalara başladığına dikkati çeken Karaloğlu, şöyle konuştu:
“Bugün 360 kişilik bir heyet ile sahadalar. Vatandaşlarımızın hem iş yerlerinde hem de konutlarında su baskını dolayısıyla oluşan zararların tespit ile ilgili çalışmalara bugün de devam edecekler. Bir taraftan da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Afet Hasar Tespit Komisyonu var. Onlar da 50 kişilik bir ekiple sahada çalışmalarına devam ediyor. Dün bir binanın zemininde çökme meydana gelmesi dolayısıyla apartman boşaltıldı. Orada yaşayan 26 vatandaşımız da geçici barınma merkezlerine tahliye edildi. O bina ile ilgili bugün hasar tespit çalışmalarını tamamlayacaklar. Binanın yapısal sorunu var mı yok mu ona bakılacak.”
Kentte bir enerji sorunu olmadığına işaret eden Karaloğlu, “Kısmi aboneliklerle ilgili sıkıntı olabilir ama mahallelerde genel olarak enerji ve haberleşme sorunu yok. Kentin genelinde de bir ulaşım sorunu yok. Onlar da çözülmüş oldu. En çok yoğunlaştığımız konu su tahliyesini yaptığımız 426 iş yeri ve konuttaki çalışmaları gün içerisinde tamamlayarak vatandaşın hasar tespitlerini belirlemek ve AFAD olarak vatandaşımıza ne yapabileceğimizin kararını vermek.” değerlendirmesinde bulundu.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin itfaiye ve ASAT ekiplerinin de sahada çalışma yaptığını aktaran Kararoğlu, DSİ ekiplerinin de Ankara’dan getirilen motopomplar ile Demokrasi ve Çallı kavşaklarında su tahliyesi yaptığını kaydetti.
Karayolları Bölge Müdürlüğü, emniyet, jandarma ve orman ekiplerinin de sahada çalıştığını bildiren Karaloğlu, “STK’lar ile Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen binin üzerinde AFAD gönüllüsü yaralarını sarmak için çalışıyor. Gönüllüler ev ve iş yeri temizliğinde destek oluyor. Vatandaşların bütün sorunları çözülmeden sahadan çekilmeyeceğiz. Bu çalışmalar vatandaşın sorunları bitinceye kadar devam edecek.” diye konuştu.
Antalya Valiliğine bakanlıkça 20 milyon lira acil ödenek gönderildiğini hatırlatan Karaloğlu, zarar tespit komisyonu çalışmalarından sonra ihtiyaç olan ödeneğin de gönderileceğini, vatandaşın kısmen de olsa rahatlayacağını vurguladı.
Gazetecilerin, alt geçitlerdeki su birikintilerine ilişkin sorusuna Karaloğlu, “Battı çıktılar şehirler için ihtiyaçtır. Sizin bütün planlamanızın üstünde bir yağış yağdıysa, (bu alanlar şehrin çukur alanlarıdır) buralarda suyun birikmesi kaçınılmaz oluyor. Doğruydu yanlıştı bilemeyiz, biz teknik insanlar değiliz. Battı çıktı olmayan bölgelerde de çok su birikintileri var. 24 saatte 372 kilogram yağıştan bahsediyoruz. Olağanüstü bir durum. Burada birbirimizi suçlamaktansa ortaya çıkan durumu vatandaşın lehine hızlıca çözmeliyiz. Şu an tartışma zamanı değil problemi çözme zamanı. Vatandaşı rahatlatma zamanı.” dedi.
Toplantıya Antalya Valisi Hulusi Şahin, AFAD Başkan Yardımcısı Önder Bozkurt, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse de katıldı.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı bazı eserlerde kısa sürede restorasyon çalışması başlattı
ADIYAMAN – Nemrut Dağı başta olmak üzere 300’ün üzerinde ören yeri ile adeta ‘açık hava müzesi’ olan Adıyaman’da 26 eser, 6 Şubat depremlerinde hasar gördü.
UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı başta olmak üzere Perre Antik Kenti, Eski Kahta Kalesi, Cendere Köprüsü, Karakuş Tümülüsü gibi 300’ün üzerinde ören yeri ile ülkemizin önemli turizm kentlerinden birisi olan Adıyaman’da tarihi ve kültürel varlıklarda depremden nasibini aldı.
Binlerce yapının yıkıldığı Adıyaman’da, Karakuş Tümülüsü’nde bulunan 2 bin yıllık ‘tokalaşma sütünü’ devrildi. 2 bin yıllık Eski Kahta Kalesi ağır hasar gördü. 18. Yüzyıl’da yapılan Tut Vijne Köprüsü yıkıldı. 16. Yüzyıl’da yapılan Adıyaman Ulu Cami yıkıldı. 1701 yılında yapılan Süryani Kadim Mor Petrus Mor Pavlus Kilisesi ağır hasar aldı. Adıyaman’da toplam 26 eser yıkık, ağır, orta ve az hasar aldı.
Bakanlık, tarihi ve kültürel varlıklara hızla müdahale etti
Hasar gören tarihi ve kültürel varlıkları korumak için Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, öncelikle çevre güvenliği ve can güvenliği önlemlerini alarak çalışmalara başladı.
Karakuş Tümülüs’ündeki ‘tokalaşma sütunu’ iki hafta gibi kısa sürede restore edilerek ziyarete açıldı. Eski Kahta Kalesi’nde restorasyon çalışmalarında sona gelinirken, 2024 turizm sezonunda ziyaretçilerini kabul edecek. Yıkılan Ulu Cami’nin taş ayrımı yapılırken yeniden yapılması için projelendirme çalışmaları sürüyor. Mor Petrus Mor Pavlus Kilisesi’nde ise restorasyon çalışmaları sürüyor.
Depremin birinci yıl dönümüne sayılı günler kala hasar gören tarihi ve kültürel varlıkların son durumu ile ilgili bilgi veren Kültür ve Turizm Müdürü Abuzer Gelse, “6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman genelinde zarar gören tarihi ve kültürel varlıklarımıza ilişkin gerekli çalışmalar ivedilikle ve hassasiyetle gerçekleştirildi. Bunun sonucunda Adıyaman il genelinde 26 adet tarihi ve kültürel varlığımızın hasar aldığını gördük. Bu tarihi ve kültürel varlıklardan yıkık, ağır, orta ve az hasarlı diye tasnif edildi. Bakanlığımız uhdesinde gerekli çalışmalar hızla başlatıldı.
Öncelikle Karakuş Tümülüs’ünde bulunan sütunlardan bir tanesi yıkılmıştı. Rekor bir sürede o sütunumuzu yeniden ayağa kaldırdık. Yine Eski Kahta Kalesi’nde meydana gelen bir takım hasarlar vardı. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüzün girişimleriyle burada da yine gerekli çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmalar bitmek üzere ve inşallah 2024 turizm sezonunda Eski Kahta Kalesi eski ihtişamıyla ve heybetiyle ziyaretçilerini karşılamaya devam edecek. Yine şehir merkezinde ve il genelinde zarar gören, Vakıflar Bölge Müdürlüğü uhdesinde bulunan bir takım cami, türbe, kilise gibi dini merkezlerimiz bulunmaktaydı. Bunlardan da hasar görenlerle ilgili gerekli işlemler başlatıldı.
Kommagene Uygarlığının 5 büyük eyaletinden birisi olan Perre Antik Kenti, depremde herhangi bir zarar görmedi. Yine Adıyaman’da turizmin odak noktasını oluşturan Nemrut Dağın’daki dev heykellerinin bulunduğu anıt mezarın çevresinde de herhangi bir zarar meydana gelmedi” diye konuştu.
]]>Türkiye’nin uzay yarışında hak ettiği payı almak için çalışmalarına hız verdiği ve uzay çalışmalarının sistematik olarak yürütülmesi bakımından Türkiye Uzay Ajansı’nın (“TUA”) kurulması önemli bir aşamaydı. Nitekim bunun önemli bir sonucu olarak ‘insanlığın ortak keşif alanı’ olan uzayda, Türk vatandaşımız Sayın Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na (“ISS”) bir takvim çerçevesinde çeşitli çalışmalar yürütmek üzere gitmiş olması, Türkiye için ortak bir gurur ve mutluluk vesilesi oldu. Konuyla ilgili hususların altını çizen Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Hava ve Uzay Hukuku Uzmanı Doç. Dr. İlyas Gölcüklü, Türkiye Cumhuriyeti’nin bununla yetinmeyerek bir sonraki adıma hazırlık yapması ve mutlaka uzay hukukuna dair iç mevzuat temelini de güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede Ulusal ve Ticari Uzay Programları Kanununu ya da Ticari Uzaya Fırlatma Kanunu gibi kapsamlı bir Uzay Kanunu yapılmasını önererek, akabinde mutlaka özel sektörün de uzay yarışına teşvik edilmesi gerekliliğini vurguladı. Yakın zamanda Azerbaycan’ın kendi ulusal uzay kanununu yapmış olmasının da bu konuda iyi bir örnek olduğunu belirtti.
Hukuki bir zemine oturması neden önemli
Doç. Dr. İlyas Gölcüklü, “istikbal göklerdedir” sözünün haklılığını teyit eden güncel gelişmelere dayanarak, “ABD bu tür işlerin hukuki altyapısını yıllar önce oturttu. Bu nedenle özel bir şirket olan SpaceX, sadece kendi ülkesinde değil Türkiye dahil yabancı ülkelerdeki uzay çalışmalarına da yön verir durumda” dedi. Bu yolculuktan geri kalmamak için sadece bu tür bilimsel çalışmalar için değil, uzay turizmi kapsamında da ISS ziyaretlerinin mümkün kılındığını anlattı. Gölcüklü, milli gurur yaşadığımız bu gelişmede dikkat çeken önemli detaylara işaret ederek hukuki alt yapının neden önemli olduğunu şöyle açıkladı:
“Ticari şirketlerin uzay çalışmalarına dahil olabileceğini düşünmeden yapılmış Birleşmiş Milletler antlaşmaları ve düzenlemeleri var. Bunlar artık yeterli olmuyor. Bu nedenle Türkiye’nin de bu adımlarla yetinmeyerek özellikle ABD’de yapıldığı üzere Ulusal ve Ticari Uzay Programları Kanunu ya da Ticari Uzaya Fırlatma Kanunu gibi kapsamlı bir Uzay Kanunu yapması ve bu düzenleme kapsamında mutlaka özel sektörün de uzay yarışına teşvik etmesi gerekiyor. Söz konusu şirketlerin teknoloji ve uzay araçları üretecek, know-how ve bilimsel birikimleriyle Türkiye’nin uzay hedeflerine katkıda bulunacak şekilde uzay yarışına dahil edilmesi önemlidir. Nitekim şu anda SpaceX, Blue Origin gibi şirketler hem gücünü bu hukuki altyapıdan ve desteklerden alıyor hem de yaptıkları özel sektör çalışmalarıyla kanuni düzenlemelerin şekillenmesinde önemli rol oynuyorlar” dedi.
Altınbaş Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlyas Gölcüklü gerek TUA’nın kuruluşu gerek Türk vatandaşımız Sayın Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) belirli çalışmalar yürütmek üzere gönderilmiş olmasının, Türkiye Cumhuriyeti adına çok önemli adımlar olduğunu kaydetti. Bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay hukuku alanındaki yol haritasının da en kısa zamanda belirlemesi gerekliliğinin altını çizdi. Gölcüklü son olarak bu tür bir yol haritasıyla, Türkiye’nin ancak bu şekilde uzay yarışından salt hizmet alan değil hem Türk vatandaşlarına ve hem de yabancı devletlere hizmet veren öncü konumda bir güçlü devlet statüsüne erişebileceğini ifade etti. – İSTANBUL
]]>Beraberinde, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Aydın Bozkurt ve iş insanı Cafer Burucu ile birlikte ETSO’ya gelen Prof. Dr. Akdağ, yönetim kurulu salonunda Başkan Özakalın ve Yönetim Kurulu üyeleriyle bir araya gelerek istişarelerde bulundu.
Başkan Özakalın’ı, ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu üyesi olarak seçilmesinden dolayı bir kez daha tebrik eden Prof. Dr. Akdağ ziyaretinde, şehrin sorunlarının gündeme taşınması ve çözümünde ETSO’nun etkinliğinden söz etti. Erzurum’un kalkınmasında lokomotif olacak sektörlerin başında sanayi, ticaret ve hayvancılık geldiğini ifade eden Prof. Dr. Akdağ, bunların akabinde de kış turizmi ve sağlık turizmi ile eğitim ve hizmet sektörlerinin geldiğini vurguladı. Sanayileşme olmadan zenginleşmenin olmayacağını kaydeden Akdağ, “Şehrimizin sanayileşmesi, gelişip, kalkınması adına her zaman ETSO ile istişarelerde bulunup, faydalı çalışmalar yürüttük. İş dünyamızı temsil eden ve sahanın nabzını çok iyi tutan ETSO Yönetimi, şehrimiz için yapılması gereken her türlü çalışmanın içinde yer almaktan, esnafın, tüccarın, iş dünyasının ve çalışma hayatının sorunlarını gündeme getirip çözüm aramaktan hiçbir zaman geri durmuyor. Bu sebeple Sayın Başkan’ın nezdinde Oda yönetimine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Başkan Özakalın; “Her zaman taşın altına elini koyan bir kurumuz”
ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. ETSO olarak Erzurum’un geleceği adına her zaman taşın altına elini koyan, yükünü omuzlayan bir kurum olma şiarıyla hareket ettiklerini belirten Başkan Özakalın, “Odamızın, her türlü çalışmasında Sayın Bakanımızın yakın desteğini gördük. Erzurum’un 6. Teşvik Bölgesi kapsamına alınması için yürüttüğümüz çalışmalardan, 2. OSB’nin bir an önce hayata geçirilmesine ve Odamız Vakfı’nın çalışmalarına kadar her konuda kendisinden büyük destek aldık. Yaptığımız istişarelerde de daima Sayın Bakanımızın tecrübelerinden faydalandık. Bu vesileyle Odamız adına kendisine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Konuşmasında, 2. OSB’deki çalışmaların son durumu hakkında da bilgi veren Başkan Özakalın, “Şu anda 3. Etap alanda 260’ın üzerinde yatırımcımızın arsa tahsis talebi bulunuyor. 3. Etabın 1,5 milyon metrekare büyüklüğündeki birinci kısmındaki 73 parselin önemli kısmının tahsisi yapıldı. Hali hazırdaki arsa taleplerini karşılayabilmemiz için Milli Savunma Bakanlığı’na ait ikinci kısmın da 3. Etaba dahil edilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah bu alanı da 2. OSB’mize kazandırırsak arsa tahsis taleplerini karşılama anlamında büyük bir sorunu çözmüş olacağız. Ayrıca 1. ve 2. Etap alanda güneş enerji santrali (GES) kurma çalışmalarımız da bütün hızıyla devam ediyor” şeklinde konuştu.
“Hızlı tren ve kalkınma yolu projelerinin takipçisiyiz”
Ziyarette, ‘Hızlı Tren Projesi’ ve ‘Kalkınma Yolu Projesi’ gibi Erzurum için iki önemli projeyle ilgili süreci de yakından takip ettiklerini hatırlatan Başkan Özakalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın da büyük önem verdiği bu projelerin kazanımlarından Erzurum’un en üst seviyede faydalanması için şehrimizin idarecileri, siyasi temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte her türlü gayretin içerisinde olacağız” dedi.
Ziyaretin ardından Prof. Dr. Akdağ ve beraberindekilere tadilattan geçirilen hizmet binasının 3. ve 4. katlarını gezdiren Başkan Özakalın, Prof. Dr. Akdağ’a ETSO bünyesinde faaliyete geçen Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’nin (ETSOTAM) yürüteceği faaliyetler ve diğer yeni oluşturulacak hizmet birimleriyle ilgili bilgiler verdi.
Özakalın ziyarette ayrıca Prof. Dr. Akdağ’a Erzurum’un ticaret tarihi ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nın tarihinin kaleme alındığı, ‘ETSO Tarihi’ isimli kitabı hediye etti. – ERZURUM
]]>Ormanda yangına, dirençli ağaçla önlem
ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, iklim değişikliği ile artan orman yangınlarına karşı ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ni (İDOP) hayata geçirdiklerini söyledi. Karacabey, Hatay’dan Çanakkale’ye uzanan 9 bin kilometrelik hatta kolay yanmayan bitki türleriyle şerit oluşturduklarını, bu çalışmayı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye uğraştıklarını belirtti.
Orman Genel Müdürü Karacabey, orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Karacabey, orman yapısının yangının şiddetini etkileyen bir unsur olduğunu ve bu nedenle ormanı bakımlı tutmanın yangın seviyesini düşüreceğini söyledi. Karacabey, “Uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmaları, bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha çok hissedilmesiyle artırdık. Bu kapsamda İDOP adını verdiğimiz bir projeyi hayata geçirdik. 400 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu. Yangına hassasiyet derecesi yüksek olan Hatay’dan Çanakkale hattına kadar olan Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 9 Orman Bölge Müdürlüğümüzü kapsayan bölgede 2024 yılında bu projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında birçok alanda çalışmalar yürüteceğiz. Bunlardan en önemlisi, vatandaşlarımızla bu farkındalık konusunu daha çok gündeme taşıyacağız ki onlar dikkatli olurlarsa, ateşe dikkat ederlerse, orman yangınına sebep olacak hususlara dikkat ederlerse, orman yangınlarının sayısında azalma olacak. Bununla ilgili ciddi bir seferberlik başlatmış olacağız. Yerleşim yerleri ile ormanlar arasında kolay yanmayan bitki türleriyle şeritler oluşturarak geldik bugüne kadar. Yaklaşık 9 bin kilometrelik bu şekilde çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye çalışacağız” dedi.
‘ORMAN İÇERİSİNDE ADETA TAMPONLAR OLUŞTURUYORUZ’
Karacabey, aynı şekilde tarım arazileriyle orman arasında bu tür bantların oluşturulmasına çalışacaklarını belirterek, “Yine orman içerisinde başlamış bir yangının ormanın tamamına sıçramasını önceleyecek ‘ara koridor’ diye ifade edebileceğimiz ‘yangın emniyet yolu’ veya ‘yangın emniyet şeridi’ adını verdiğimiz tesisler yaparız, o tesislerin miktarlarını artıracağız. Ayrıca yine ormanlarda bizim şu ana kadar planlanmış 360 bin kilometre yolumuz var. Bunların şu ana kadar 240 bin kilometrelik kısmını tesis ettik, tamamladık. Geri kalan 120 bin kilometrelik kısmını da bir an önce yaparak, bir yerde bir yangın çıktığında, ulaşmamız gerektiğinde kolay ulaşmamızı sağlayacak alt yapıyı hızlıca oluşturmanın çalışmalarını yürüteceğiz ki ne kadar kısa sürede ulaşabilirsek, oraya o kadar etkili müdahale etmemiz mümkün olacak. Bu tür çalışmaları İDOP çerçevesinde hayata geçirmiş olacağız. Orman içerisinde veya ormanın kenarında oluşturduğumuz bantlarda yanmaya karşı daha dirençli, daha dayanıklı olan ağaç türlerinden şeritler oluşturuyoruz ki yangın bir taraftan geldiğinde o şeritte yavaşlasın veya mümkün olursa durdurabilelim diye yanmaya dayanıklı ağaç türleriyle orman içerisinde adeta tamponlar oluşturuyoruz ve ormanın kenarında tabii ki. Buralarda yaptığımız çalışmalarda mümkünse o ağaçların meyveli olmasını da arzu ediyoruz ki meyveli olursa yaban hayatını da bir şekilde desteklemiş, katkıda bulunmuş oluruz” diye konuştu.
‘ORMAN VARLIĞI, DÜNYA ORTALAMASINA GELDİ’
Karacabey ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’üncü yılında orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30’una ulaşması hedefini gerçekleştirdiklerini söyledi. Karacabey, “Bunun için 2,6 milyon hektarlık bir alanda çalışma yapmak gerekiyordu. Bizler 20 yıllık bir plan çerçevesinde çalışarak, belirtilen bu hedefe ulaşmış olduk. 2023 yılında ülkemizin orman varlığı, dünya ortalaması olan yüzde 30 seviyesine geldi. Bunu yaparken 2022 yılı sonuna kadar toprakla buluşturduğumuz 6,6 milyar adet fidanın üzerine 2023 yılında 545 milyon fidan daha ilave ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 yılı için bize hedef olarak koydukları 7 milyar, o günkü sayıya baktığımızda dünya nüfusu kadar fidanı toprakla buluşturmuş olduk. 7 milyar hedefini, 7 milyar 100 milyonun üzerine çıkarak gerçekleştirmiş olduk” dedi.
‘AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA 1’İNCİSİ OLDUK’
Karacabey, bu atılımlarla Türkiye’nin dünya ülkeleri sıralamasında 46’ncı sıradan 27’nci sıraya yükseldiğini söyleyerek, “Orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında dünya 6’ncısı, Avrupa 1’incisi olduk. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarıyla en çok ağaçlandırma yapan ülkeler kategorisinde yine Avrupa 1’incisi, dünya 4’üncüsü olduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir konu. Özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çokça gündeme geldiği, karbon yutak alanlarının artırılması konusunun çok sık gündeme geldiği, erozyonla mücadelenin yine gündemde olduğu bir dönemde ülkemizin ağaçlandırma alanında, orman varlığını artırma alanında elde ettiği bu başarılar, tüm vatandaşlarımız, ülkemiz adına Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları adına bizim için de gurur verici bir durum” diye konuştu.
‘2023’TE DİKİLEN FİDAN SAYISI, 545 MİLYON’
Karacabey, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin bütün dünyada ve Türkiye’de paralel olarak her geçen yıl daha çok hissedildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla 2022 yılında toplam orman yangınlarından etkilenen alanımız 12 bin 764 hektarken, 2023 yılında 15 bin 520 hektara ulaştı. 2021 yılında yanan sahaların tamamında yeniden ormanlaştırma çalışmalarımızı tamamlamıştık. 2023 yılında da 2022 yılında yanan alanlardaki çalışmalarımızı tamamladık. 2023 yılında yangınlarda zarar gören alanlardaki çalışmaların 2024 yılının sonunda tamamlanması beklenirken, o sahalardaki çalışmaların yüzde 70’ini tamamladık. Kalan yüzde 30’luk kısmında da çalışmalarımız devam ediyor. 2022 yılında ağaçlandırılan alan 168 bin 608 hektar, 2023’te ağaçlandırılan alan 139 bin hektar. 2022’de dikilen fidan sayısı 648 milyon, 2023’te 545 milyon” dedi.
]]>ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, iklim değişikliği ile artan orman yangınlarına karşı ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ni (İDOP) hayata geçirdiklerini söyledi. Karacabey, Hatay’dan Çanakkale’ye uzanan 9 bin kilometrelik hatta kolay yanmayan bitki türleriyle şerit oluşturduklarını, bu çalışmayı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye uğraştıklarını belirtti.
Orman Genel Müdürü Karacabey, orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Karacabey, orman yapısının yangının şiddetini etkileyen bir unsur olduğunu ve bu nedenle ormanı bakımlı tutmanın yangın seviyesini düşüreceğini söyledi. Karacabey, “Uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmaları, bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha çok hissedilmesiyle artırdık. Bu kapsamda İDOP adını verdiğimiz bir projeyi hayata geçirdik. 400 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu. Yangına hassasiyet derecesi yüksek olan Hatay’dan Çanakkale hattına kadar olan Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 9 Orman Bölge Müdürlüğümüzü kapsayan bölgede 2024 yılında bu projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında birçok alanda çalışmalar yürüteceğiz. Bunlardan en önemlisi, vatandaşlarımızla bu farkındalık konusunu daha çok gündeme taşıyacağız ki onlar dikkatli olurlarsa, ateşe dikkat ederlerse, orman yangınına sebep olacak hususlara dikkat ederlerse, orman yangınlarının sayısında azalma olacak. Bununla ilgili ciddi bir seferberlik başlatmış olacağız. Yerleşim yerleri ile ormanlar arasında kolay yanmayan bitki türleriyle şeritler oluşturarak geldik bugüne kadar. Yaklaşık 9 bin kilometrelik bu şekilde çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye çalışacağız” dedi.
‘ORMAN İÇERİSİNDE ADETA TAMPONLAR OLUŞTURUYORUZ’
Karacabey, aynı şekilde tarım arazileriyle orman arasında bu tür bantların oluşturulmasına çalışacaklarını belirterek, “Yine orman içerisinde başlamış bir yangının ormanın tamamına sıçramasını önceleyecek ‘ara koridor’ diye ifade edebileceğimiz ‘yangın emniyet yolu’ veya ‘yangın emniyet şeridi’ adını verdiğimiz tesisler yaparız, o tesislerin miktarlarını artıracağız. Ayrıca yine ormanlarda bizim şu ana kadar planlanmış 360 bin kilometre yolumuz var. Bunların şu ana kadar 240 bin kilometrelik kısmını tesis ettik, tamamladık. Geri kalan 120 bin kilometrelik kısmını da bir an önce yaparak, bir yerde bir yangın çıktığında, ulaşmamız gerektiğinde kolay ulaşmamızı sağlayacak alt yapıyı hızlıca oluşturmanın çalışmalarını yürüteceğiz ki ne kadar kısa sürede ulaşabilirsek, oraya o kadar etkili müdahale etmemiz mümkün olacak. Bu tür çalışmaları İDOP çerçevesinde hayata geçirmiş olacağız. Orman içerisinde veya ormanın kenarında oluşturduğumuz bantlarda yanmaya karşı daha dirençli, daha dayanıklı olan ağaç türlerinden şeritler oluşturuyoruz ki yangın bir taraftan geldiğinde o şeritte yavaşlasın veya mümkün olursa durdurabilelim diye yanmaya dayanıklı ağaç türleriyle orman içerisinde adeta tamponlar oluşturuyoruz ve ormanın kenarında tabii ki. Buralarda yaptığımız çalışmalarda mümkünse o ağaçların meyveli olmasını da arzu ediyoruz ki meyveli olursa yaban hayatını da bir şekilde desteklemiş, katkıda bulunmuş oluruz” diye konuştu.
‘ORMAN VARLIĞI, DÜNYA ORTALAMASINA GELDİ’
Karacabey ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’üncü yılında orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30’una ulaşması hedefini gerçekleştirdiklerini söyledi. Karacabey, “Bunun için 2,6 milyon hektarlık bir alanda çalışma yapmak gerekiyordu. Bizler 20 yıllık bir plan çerçevesinde çalışarak, belirtilen bu hedefe ulaşmış olduk. 2023 yılında ülkemizin orman varlığı, dünya ortalaması olan yüzde 30 seviyesine geldi. Bunu yaparken 2022 yılı sonuna kadar toprakla buluşturduğumuz 6,6 milyar adet fidanın üzerine 2023 yılında 545 milyon fidan daha ilave ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 yılı için bize hedef olarak koydukları 7 milyar, o günkü sayıya baktığımızda dünya nüfusu kadar fidanı toprakla buluşturmuş olduk. 7 milyar hedefini, 7 milyar 100 milyonun üzerine çıkarak gerçekleştirmiş olduk” dedi.
‘AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA 1’İNCİSİ OLDUK’
Karacabey, bu atılımlarla Türkiye’nin dünya ülkeleri sıralamasında 46’ncı sıradan 27’nci sıraya yükseldiğini söyleyerek, “Orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında dünya 6’ncısı, Avrupa 1’incisi olduk. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarıyla en çok ağaçlandırma yapan ülkeler kategorisinde yine Avrupa 1’incisi, dünya 4’üncüsü olduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir konu. Özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çokça gündeme geldiği, karbon yutak alanlarının artırılması konusunun çok sık gündeme geldiği, erozyonla mücadelenin yine gündemde olduğu bir dönemde ülkemizin ağaçlandırma alanında, orman varlığını artırma alanında elde ettiği bu başarılar, tüm vatandaşlarımız, ülkemiz adına Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları adına bizim için de gurur verici bir durum” diye konuştu.
‘2023’TE DİKİLEN FİDAN SAYISI, 545 MİLYON’
Karacabey, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin bütün dünyada ve Türkiye’de paralel olarak her geçen yıl daha çok hissedildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla 2022 yılında toplam orman yangınlarından etkilenen alanımız 12 bin 764 hektarken, 2023 yılında 15 bin 520 hektara ulaştı. 2021 yılında yanan sahaların tamamında yeniden ormanlaştırma çalışmalarımızı tamamlamıştık. 2023 yılında da 2022 yılında yanan alanlardaki çalışmalarımızı tamamladık. 2023 yılında yangınlarda zarar gören alanlardaki çalışmaların 2024 yılının sonunda tamamlanması beklenirken, o sahalardaki çalışmaların yüzde 70’ini tamamladık. Kalan yüzde 30’luk kısmında da çalışmalarımız devam ediyor. 2022 yılında ağaçlandırılan alan 168 bin 608 hektar, 2023’te ağaçlandırılan alan 139 bin hektar. 2022’de dikilen fidan sayısı 648 milyon, 2023’te 545 milyon” dedi.
]]>AA muhabirinin, Milli Saraylar Başkanlığından aldığı bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Başkanlığa devredilen sarayda Ocak 2023’te başlanan çalışmalarda 1 yıl geride kaldı.
Bu süreçte Milli Saraylar Başkanlığı Bilim ve Değerlendirme Kurulunun belirlediği 5 yıllık yol haritası çerçevesinde, kısmen bugüne ulaşan Cihannüma Kasrı ve sur duvarları ile ilgili arkeolojik kazılar tamamlandı. Kasrın restorasyon süreci başlatıldı.
Cihannüma Kasrı restorasyon uygulamaları kapsamında, bugüne ulaşan özgün yapı kalıntılarının niteliğini yitirmiş ara harçları yapısal harç ile yenilendi, enjeksiyon ve temel güçlendirme teknikleri ile sağlamlaştırıldı.
Duvarlardaki çimentolu ve özgüne uymayan muhdes (sonradan oluşturulan) eklentiler yapıdan uzaklaştırıldı. Beden duvarları ve mimari elemanların (kapı, pencere, mermer söve ve mermer giriş kapısı ve merdiven) onaylı proje ve tarihi belgeler ışığında tamamlanmasına devam ediliyor.
Bu çalışmalar paralelinde Cihannüma Kasrı’nda ahşap konstrüksiyon üzeri kurşun kaplama çatının oluşturulması, kasrın özgün görünümüne kavuşması ve ziyaretçiler açısından işlevsel hale getirilmesi planlanıyor.
Diğer çalışmalar
Edirne Sarayı alanı içerisinde bulunan Namazgahlı Çeşme’ye ait çimento harçlı kalıntılar temizlenerek onaylı proje kapsamında duvarları ve çevre düzenlemesi yapıldı.
Namazgah sınırlarında bulunan süslemeli mermer çeşmede formunu kaybetmiş süsleme elemanlarının tamamlanması, sağlamlaştırması ve işlevsel hale getirilmesi hedefleniyor.
Saray sınırları içerisindeki diğer yapıların gün yüzüne çıkarılması için arkeolojik kazılar da tamamlandı.
Kum Meydanı’nı çevreleyen 310 metre uzunluğundaki Sur-u Sultani’ye (yapıyı çevreleyen surlar) ait temel kalıntıları kazılar neticesinde ortaya çıkarıldı. Alan içerisinde özgün temiz su ve atık su hatlarına ait güzergahların araştırılması bitti. Arz odası ve Kum Kasrı’na ait kalıntıların temizliği yapılarak açığa çıkarıldı.
Bu çalışmalar ile Sur-u Sultani, arz odası ve Kum Kasrı’na ait rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri oluşturularak Milli Saraylar Başkanlığı ve Bilim Değerlendirme Kurulu’na sunuldu.
Asker Hastanesi duvarına 58 ton çelikle koruma
Ayrıca sarayın sınırları içerisinde bulunan tarihi Edirne Merkez Asker Hastanesi alanında bugüne ulaşan 11 metre yüksekliğinde duvar kalıntısı, yıkılma tehlikesine karşı 58 ton çelik malzeme kullanılarak koruma altına alındı.
Edirne Sarayı’nda çalışmalar 10 bilim insanı, 15 teknik personel, 130 usta ve restoratörden oluşan 155 kişilik ekiple yürütülüyor. Çalışmaların sonucunda yapıların özgün kimliğine kavuşturulması, yerli ve yabancı ziyaretçilerin istifadesine sunulması amaçlanıyor.
“Ülkemiz için çok büyük kazanç olacaktır”
Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, AA muhabirine, Edirne Sarayı’nın Topkapı Sarayı’nın referans yapısı olduğunu söyledi.
Sarayın devletten imparatorluğa geçiş sürecinin önemli bir sembolü olduğunu belirten Soytürk, “Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde arkeolojik kazılar, saray mutfakları, Kum Kasrı, su maksemi ve yürüyüş yollarıyla beraber çalışmalarımızı bir noktaya getirmiştik. Edirne Sarayı’nın yeniden ihyası sadece şehrimiz için değil ülkemiz için çok büyük kazanç olacaktır. Bu kültürel mirasın yeniden ayağa kaldırılması çok ciddi bir turizm potansiyelini beraberinde getirecek.” diye konuştu.
Edirne Sarayı
Edirne Sarayı’nın 1450’de başlayan inşası 1475’te tamamlandı. Saray, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha az kullanıldığından tahribata uğradı, 1752’deki büyük deprem ve 1776’daki yangınla harap oldu.
1827’de kısmi tamir gören yapı, 1829’da Edirne’yi işgal eden Rus güçleri tarafından ordugah olarak kullanıldı, en büyük zararı bu dönemde aldı.
Vali Hurşit Paşa ve Hacı İzzet Paşa zamanlarındaki tamirat döneminde birçok yapı kurtarıldı fakat 1876-1877 Rus Savaşı’nda işgal kuvvetlerinin şehre yaklaşması üzerine Babüssaade civarında yığılan cephane, düşman eline geçmemesi için patlatıldı. Edirne Sarayı’nın birçok yapısı da bu patlamayla yıkıldı.
Yaklaşık 100 civarında yapıdan oluştuğu düşünülen Edirne Sarayı’ndan bugüne Babüssaade (Ak Ağalar Kapısı), Adalet Kasrı, Matbahı Amire (mutfak), su maksemi, Av Köşkü, Namazgahlı Çeşme ve Kum Kasrı hamamının da dahil olduğu 11 eser ulaşabildi.
Pek çok üniversitenin uzun yıllar kurtarma kazıları yaptığı alan, ihya çalışmaları için geçen yıl Milli Saraylar Başkanlığına devredilmişti.
]]>