Kış sporlarının merkezi Erzurum, genç yeteneklerin keşfedilip desteklendiği “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesine ev sahipliği yaptı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen bu önemli proje, sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda gençlerin fiziksel, psikososyal ve kişilik gelişimlerine katkı sağlayacak bir dönüm noktası olarak ön plana çıkıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, projeyi yakından görmek ve sporcularla buluşmak üzere Erzurum programı çerçevesinde Palandöken Konaklı Kayak Merkezi’ni ziyaret etti. Burada çocuklarla ve gençlerle yakından ilgilenen Bakan Göktaş, başarılı sporculara ödül verdi, kızak kayan çocuklarla bir araya geldi. “Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesi çerçevesindeki etkinlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Mustafa Çiftçi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen birer konuşma yaptı.
“5 binden fazla sporcumuz var”
“Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor” projesinin anlamının çok büyük olduğunu ifade eden Bakan Göktaş, “Bu projeyle, koruma ve bakım altındaki çocuklara yeteneklerini geliştirmeleri için destek oluyoruz. Her birinin profesyonel birer sporcu olarak alanında kendilerini ifade edebilecekleri bir platform sunuyoruz. Tıpkı bu projede olduğu gibi kuruluşlarımızda kalan ve aralarında milli, lisanlı ve amatör sporcuların da yer aldığı 5 binden fazla çocuğumuz bulunuyor. Çocukların gösterdiği bu başarı bizleri çok mutlu ediyor. Daha fazla çocuğun ulusal ve uluslararası müsabakalarda yer almasını teşvik etmek için tıpkı Erzurum’da başlattığımız bu projeler gibi yeni ve başarılı çalışmaları önemsiyoruz” diye konuştu.
“Çocuklarımıza sıcak birer yuva sunuyoruz”
Sadece sporda değil, kültür, sanat, teknoloji ve bilişim alanlarında da çocukların yeteneklerini geliştirecek programlara katılmaları için destek olmaya devam edeceklerini vurgulayan Bakan Göktaş, “Bir söz vardır; ‘Çocuğun kalbi ekilmemiş tarlaya benzer; ne eksen tutar.’ O tarlaya sevgi tohumlarını ekmek, merhamet çiçeklerini yetiştirmek en asli vazifemizdir. Bu kapsamda çocuklarımızın en iyi şekilde yetişmeleri için gerekli her türlü çalışmayı eksiksiz olarak yürütüyoruz. Korumamız altında olan tüm çocuklarımıza aile ortamında büyüyecekleri sıcak bir yuva sunuyoruz. Her bir çocuğa yeri geldiğinde anne, yeri geldiğinde baba oluyoruz. Abi, abla, kardeş oluyoruz. ‘Çocuğun üstün yararı’ ilkesini gözeterek çocuklarımızı her türlü istismardan, şiddetten ve kötü alışkanlıklardan korumak için üstün bir çaba sarf ediyoruz” dedi.
“Onlar ülkemizin ve milletimizin geleceği”
Eğitimde, sağlıkta, kültürde, sporda sosyal hayatın her alanında çocukların ve gençlerin yanında yer almaya gayret ettiklerini belirten Bakan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İyi eğitim almaları, bir iş ve meslek sahibi olmaları, ülkemize ve milletimize yararlı bireyler haline gelmeleri için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz; özgür ve güçlü bir toplumun temeli ancak çocukların özgün ve nitelikli yetiştirilmeleri ile mümkün olabilir. Çocuklar istikbalimizdir. Çocukların, milli ve manevi değerlere sahip, kendine güvenen, eğitimli ve sağlıklı birer fert olarak yetişmeleri demek, ülkemizin ve milletimizin istikbalini güvence altına almak demektir. ‘Erzurum’un Yıldız Kayakçıları Zirvede Buluşuyor’ projesi bu güvenceyi sağlayacak çalışmalarımızdan sadece bir tanesidir.” – ERZURUM
]]>Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>SAMSUN – Samsun’un Alaçam İlçesinde köy çocuklarının oluşturduğu bocce takımı 98 lisanslı, 17 milli sporcusuyla başarıya doymuyor. Branşlarında Türkiye Şampiyonası’nda birçok başarıya imza atan ve Avrupa şampiyonluğu yaşayan sporcuların hedefi dünya şampiyonluğu.
Alaçamspor Bocce Takımı sporcuları, Türkiye Şampiyonası’nda elde ettikleri başarılar ile adından söz ettiriyor. Genç Milli Takımı’nın 4 sporcusundan 3’ünün Alaçamspor Bocce Takımı’nın oluşturduğu Genç Kız Milli Takımı, Avrupa şampiyonu olarak isimlerini tarihe yazdırdı. Alaçam Şadiye Muzaffer Turhan Anadolu Lisesi’nde öğrenim gören milli sporcuların hedefi dünya şampiyonluğu. Okul bahçesinde Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir nezaretinde hazırlıklarını sürdüren sporcular, çim topu ve boccenin dalları raffa, volo ve petank dallarında katıldıkları Türkiye şampiyonalarında birçok başarı elde ederek, gözlerini dünya şampiyonluğuna dikti.
Türk Milli Takımı’nı, Dünya Şampiyonası’nda temsil ettiğini ifade eden milli sporcu Pınar Kapusuz, “Gökhan Bozdemir’in başarıları ve öğrencilere verdiği değerleri gördükçe bu spora daha çok ilgimiz arttı. 2023 Mayıs ayında Avusturalya’da dünya şampiyonasına katıldım. Çin topu dünya şampiyonasında tek bayanlarda ülkemizi temsil ettim” dedi.
Demet Şahin: “Avrupa şampiyonu olduk, hedef dünya şampiyonluğu”
Avrupa şampiyonu olarak yurda döndüklerini dile getiren Genç Kız Milli Takım sporcusu Demet Şahin de, “2023 yılında ülkemizi temsil ettiğimiz İspanya’da Avrupa şampiyonluğunu getirdik. Tarihte bir ilk olarak. 4 yılda bir olan dünya şampiyonluğuna hazırlanıyoruz ve dünya şampiyonluğunu da ülkemize getirmek istiyoruz. Buna inanıyor ve kendimize güveniyoruz. 2018 yılında Cumhurbaşkanımızın huzuruna çıktığımızda bizden Avrupa ve dünya dereceleri istemişti. Biz sözümüzü tutuk Avrupa şampiyonu olduk. Hedefimiz dünya şampiyonluğu. Şu anki arzumuzda Cumhurbaşkanımızla tekrar bir araya gelmek” diye konuştu.
Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Melek Ünlü ise, “Bu sene bowling yarışmasında Türkiye birinciliği aldık. Haftada bir gün Samsun’a antrenman yapmaya gittik, çok emek verdik” şeklinde konuşurken, Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Eda Nur Kır de, “Bowling salonumuz olmadığı için haftada bir gün Samsun’a gidip geldik. Şampiyona için Ankara’ya gittiğimiz de bize ‘bowling salonunuz var mı’ diye sormuşlardı ama bizim Alaçam’da bowling salonumuz yoktu. Biz bocce ile uğraştığımız için bowlingi daha rahat yapabiliyoruz. Biz her branşta başarılı olabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Gökhan Bozdemir: “Boccede ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik”
Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir, “Bizim asıl branşımız bocce. Boccede de ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik. Bizim çocuklarımızın hepsi köy çocuğu. Alaçam’ın köylerinde yetişen çocuklar. Birçoğu da yurtlarda kalıyor. Sırf bu sporla uğraşabilsin, antrenmanı rahat yapabilsin diye. Çünkü çocuklarımız Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde öğrenim görüyorlar. Saat 16.00’da bizim okul kapanır, taşımalı olduğu için çocukların hepsi köylerine gider. Çocuklar burada çalışabilmek için kendi ailelerinden, kendi zamanlarından feragat edip bizimle beraber antrenman yapıyorlar. Hepsiyle gurur duyuyoruz, bize çok dereceler getirdiler, getirmeye de devam edecekler. En son bowling şampiyonluğu aldık. Bowling Türkiye şampiyonu olduğumuzda rakiplerimiz bize ‘Topunuz var mı?’ ya da ‘Alaçam’da bowling sahanız var mı?’ diye sorduklarında ‘Yok’ dedik ama bizim çocuklarımız haftada bir sefer Samsun’a kadar gidip, antrenman yapıp o antrenmanlar sonucunda çok uzun uğraşlarla bir şampiyonluk elde etti. Hepsiyle de gurur duyuyoruz. Amacımız yeni milli sporcular çıkartmak, Alaçam’ın gençlerine faydalı olmak, daha fazla gence dokunmak, onları meslek sahibi yapılmasını sağlamak. Milli olan ve bizden mezun olan çocukların hepsi üniversiteli. En büyük kazancımız o. Tek bir ricamız var, özellikle Cumhurbaşkanımızdan bizim Alaçam’da kapalı bir Bocce sahamız yok. Buraya kapalı bir bocce sahası yapılırsa daha fazla çocuğa, gence ulaşmak ve onları da bir meslek sahibi yapmak, topluma kazandırma en büyük arzumuz. Nice şampiyonluklar alarak ülkemizi en iyi şekilde temsil ederiz” açıklamasında bulundu.
Okul Müdürü Namık Kocabaş ise şunları söyledi:
“2019’dan beri Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde müdür olarak görev yapmaktayım. Geldiğimiz günden beri sporcularımızı destekliyoruz. Okulumuzun sportif başarıları birçok alanda, birçok branşta var. Hem Türkiye şampiyonlukları hem Balkan şampiyonlukları hem de uluslararası şampiyonluklar yaşadık. Öğrencilerimizin bu bocce, bowling ve voloya ilgileri oldukça fazla. Başarılarının artarak devam etmesi için onlara elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz.”
]]>Son 5 yılda desteğe ihtiyaç duyan tüm kesimlere yönelik yeni projeler geliştiren Kuşadası Belediyesi, kadın ve çocuklar için açtığı mekanlar ve sunduğu hizmetler ile “Önce kadınlar ve çocuklar” dedi.
KADIN DANIŞAM MERKEZİ’NDEN 5 YILDA 4 BİN 946 KİŞİYE ÜCRETSİZ HİZMET
Kuşadası Belediyesi, Kadın Danışma Merkezi aracılığıyla başta aile içi şiddet olmak üzere kadın, çocuk ve gençlerin yaşadığı sorunlar ile ilgili olarak psikolojik ve sosyal danışmanlık hizmeti sunuyor. Merkez bünyesinde istihdam edilen uzman psikologlar ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla sunulan hizmet kapsamında 5 yılda 4 bin 946 kişiye ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildi. Aile danışmanlığı hizmeti de veren Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi, kısa süre içerisinde Türkmen Mahallesi’nde yapımı sürmekte olan yeni binasında hizmet vermeye başlayacak.
ANNE-BABA ÇOCUK MERKEZİ, 1200 ÇOCUĞA EĞİTİM VERDİ
Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde bulunan Cafer Kotan Yaşam Parkı’ndaki Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde kente kazandırılan Anne Baba Çocuk Merkezi, çocukların çok yönlü gelişimine katkı sunarken, ebeveynlerin de çocuk gelişimi konusunda bilgilenmelerini sağlıyor. Kuşadası Belediyesi bünyesinde çalışmalarını yürüten diyetisyen, psikolog, psikolojik danışman ve sağlık görevlileri tarafından ebeveynler ile 3-6 yaş arası çocuklara yönelik ücretsiz eğitimlerin verildiği Anne-Baba Çocuk Merkezi bugüne kadar bin 200 çocuğa eğitim verdi. Merkez, düzenlenen çeşitli atölye çalışmaları ve etkinliklerle de çocukların ve ebeveynlerin gelişimine katkı sundu.
KUŞADASI’NIN YEREL EŞİTLİK EYLEM PLANI HAZIR
Kuşadası Belediyesi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nce (CEMR) hazırlanan ve yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını amaçlayan Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı’nı imzaladı. CEMR ile kadınların sosyal ve siyasal yaşamdaki yeri güvence altına alındı. Kuşadası Belediyesi, belgenin imzalanmasının ardından, bünyesinde kurduğu Yerel Eşitlik Birimi tarafından Kuşadası’nda yaşama geçirilecek tüm faaliyetlerde toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini göz önünde bulundurmayı amaçlayan Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın hazırlanmasını da sağladı. Belediye Meclisi son olarak Yerel Eşitlik Eylem Planı’nı kabul ederek kentte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla önemli bir adım daha attı.
KADINLAR İÇİN YARDIM HATTI
Kadına yönelik şiddetin önüne geçmeyi amaçlayan Kuşadası Belediyesi, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ile ‘Acil Yardım Hattı’ iş birliği protokolü imzaladı. Protokole göre, şiddet ve istismara maruz kalan kadınlar, hukuki ve psikolojik destek ile danışmanlık ihtiyaçlarını karşılamak için federasyonun acil yardım hattını arayabilecek.
ÜRETEN KADINLAR ADA KOOP ÇATISI ALTINDA BİRLEŞTİ
Kuşadası Belediyesi tarafından verilen destekle Ada Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında bir araya gelen gönüllü kadınlar, Emek Atölyesi’ni kurarak üretime başladı. Pandemi döneminde günde 2 bin adet maske üreterek Kuşadası’nın tüm maske ihtiyacını karşılayan Emek Atölyesi, tekstil ve gıda alanlarında üretimlerini sürdürüyor. Emek Atölyesi’nde üretilen ürünler, Kuşadası Belediyesi Halk AdaMarket adıyla satışa sunuluyor.
EL EMEĞİ FESTİVALİ İLE EV EKONOMİSİNE KATKI
Kuşadası Belediyesi tarafından kadınların ev ekonomisine katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla düzenlediği El Emeği Festivali de sürüyor. ‘Emek sizden, destek bizden’ sloganıyla Kuşadası Atatürk Meydanı ile Davutlar Mahallesi’nde bulunan İbrahim Saka Parkı’nda açılan stantlarda kadınlar el emeği, göz nuru ile ürettikleri birbirinden güzel ürünlerini yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunuyor. Festival, her hafta sonu kurulacak stantlar ile 30 Nisan’a kadar devam edecek.
]]>Motosiklet mekanikeri Serkan Ceyhan ve motosiklet eğitmeni Kübra Ceyhan çiftinin oğulları 6 yaşındaki Rüzgar ve 5 yaşındaki Toprak, babalarının mesleği dolayısıyla iki tekerlekli araçları çok erken kullanmaya başladı.
Bisikleti 2, kendilerine uygun ölçekte motosikletleri 4 yaşlarından itibaren kullanan ve ilçede özel bir kolejin anaokuluna giden kardeşler, ilk yarış heyecanlarını geçen sene İzmir’de yaşadı.
Birlikte katıldıkları ilk yarışta Toprak, 2023 Türkiye Pist ve Süpermoto Şampiyonası’nın 2’nci ayağında “50 cc JR” kategorisinde 3’üncü oldu, ağabeyi dereceye giremedi. 3’üncü ayakta ise aynı kategoride Rüzgar 2’nciliği, Toprak 3’üncülüğü elde etti.
Şimdiden 3 kupa kapanan kardeşler, 2024 Türkiye Pist ve Süpermoto Şampiyonası’nda birinci olabilmek için anne ve babalarının desteğiyle antrenmanlarını sürdürüyor.
Rüzgar Ceyhan, AA muhabirine, motosikletini ve yarışmayı çok sevdiğini söyledi.
Toprak Ceyhan da kardeşi ve Türkiye Motosiklet Federasyonu Milli Takımlar Kaptanı Kenan Sofuoğlu’nun oğlu Zayn Sofuoğlu ile yarışırken eğlenceli anlar yaşadıklarını ifade etti.
“Gaza basmaları için her zaman keyifleri olmuyor”
Baba Serkan Ceyhan, çocuklarının bir sene içinde derece yapacak seviyeye geldiklerini ancak eğitim alanlarının dar olması nedeniyle antrenmanlarda zayıf kaldıklarını anlattı.
Yaşları küçük olduğu için antrenmanlarda oğullarının psikolojisine göre hareket ettiklerini aktaran Ceyhan, “Gaza basmaları için her zaman keyifleri olmuyor.” dedi.
Motor sporlarında güvenliğin, ekipmanların çok önemli olduğunu dile getiren Ceyhan, kask, bot, mont gibi malzemeleri temin etmede zorluk çekmelerine ve alan darlığına rağmen Rüzgar ve Toprak’ın şimdiden önemli başarılara ulaştığını vurguladı.
Zamanla daha başarılı olacaklarına inandığını ifade eden Ceyhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ağabey kardeş diyaloğu eksilmiyor ama bir noktada rakip olmaları da lazım. Çünkü ikisi birbirini itelediği zaman ortaya düello çıkıyor. Bu sefer başarılar ortaya çıkıyor ve sınırlar zorlanıyor. Ağabey kardeş ilişkisi gündelik hayatta farklı ama yarış ortamında da ister istemez değişkenlik gösterebiliyor. Çocuklar pistte gerçekten birbirlerine rakipler, ciddi anlamda rakipler. İkisi de birbirinden çok yetenekliler ama ev ortamında, günlük hayatlarında gerçekten bir ağabey kardeşler, birbirlerini tutuyorlar ve birbirlerini seviyorlar. Gelecekte milletimize, vatanımıza faydalı çocuklar olmalarını temenni ediyorum. Aynı zamanda böyle bir spor dalı, böyle bir imkanları varken elimizde, bu işin mutfağından geldiğimiz için yani bu konuda gerçekten ulaşabilecekleri en üst seviyeye ulaşmaları için, elimden geldiği kadar destek olabildiğim kadar ben de sonuna kadar destekleyeceğim.”
Bu seneki şampiyonanın takviminin henüz açıklanmadığını ancak çocuklarla daha sık antrenmanlar yapmaya başladıklarını bildiren Ceyhan, emeklerinin karşılığını almak istediklerini kaydetti.
İlk yarışta dereceye giremeyince üzüldü, ikincisinde kardeşini geçerek 2’nci oldu
Anne Kübra Ceyhan ise antrenmanlarda veya yarışlarda kaza yaptıklarında çözümü arkasını dönmekte bulduğunu belirtti.
Kazaların da bu işin bir parçası olduğunu anlatan Ceyhan, “Gelecek için tecrübe oluyor. ‘Anneciğim yok bir şey. Bir şey olmadı. Hadi kalk devam edelim’ diyerek çocukları sakinleştirip konsantrelerini artırmaya çalışıyorum.” ifadesini kullandı.
Katıldıkları ilk yarışta küçük oğlu Rüzgar’ın dereceye girip kupa alamadığı için çok üzüldüğünü dile getiren Ceyhan, bir sonraki ayakta kardeşini de geçerek 2’nci olduğunu aktardı.
Çocuklarının, eşinin atölyesinde büyümelerinden dolayı motosikletlere aşina olduklarını vurgulayan Ceyhan, şunları kaydetti:
“Motosiklet kullanmayı çok seviyorlar. Herhangi bir çocuk motosiklet sesi duyduğunda ürkerken benim çocuklarım hangi marka geçti diye heyecanlanıyor. İstedikleri için biz de arkalarındayız. Fazlasıyla da destekçiyiz. Gidebildikleri noktaya kadar gitmeleri için elimizden geleni yapacağız. Bu konuda da hem eşim olsun hem ailelerimiz olsun hem de şu anki yerel yönetimimiz fazlasıyla destek oluyorlar. Biz de onları başarıları için devam etmek istiyoruz.”???????
]]>Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor
Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.
Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
]]>Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi. – DİYARBAKIR
]]>İzmir’deki sanayilerde çırak krizi
Çırak bulamayan esnaf açığı kendi çocuğunu yetiştirerek kapatmaya çalışıyor
İZMİR – İzmir’de sanayi esnafı, mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan dert yakınıyor. Esnafın en büyük sorununun ‘çırak’ bulamamak olduğunu ifade eden ustalar, bu nedenle birçok meslek dalının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, çırak açığını kapatmak için artık kendi çocuklarını yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.
“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”
3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şuanda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.
“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”
Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şuanda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.
Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:
“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”
Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.
Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı
3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.
Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu.
]]>Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.
“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”
3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şu anda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.
“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”
Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şu anda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.
Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:
“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”
Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.
Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı
3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.
Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu. – İZMİR
]]>