AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Yeniay’ın, 10 Şubat Cumartesi Kanarya Mahallesi’ndeki bir derneği ziyareti sırasında beyaz bir araçla olay yerine gelen kişilerce uzun namlulu silah ve tabancayla ateş açılmıştı. Saldırıda 32 yaşındaki bir kadın ağır yaralanırken, çevredeki bazı binalara ve araçlara da kurşun isabet etmişti. Yeniay seçim çalışması esnasındaki silahlı saldırıda yaşananlara ilişkin CNN Türk ekranlarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Aziz YeniaySALDIRIDAN ÖNCE BİR KİŞİ UYARMIŞ
Yeniay, saldırı öncesi biri tarafından uyarıldığını ifade ederek, “Bir gün önceden bir cenaze çıkışında biri yanıma geldi, ‘Sizi öldürecekler, sizi uzun namlulu silahlarla tarayacaklar’ dedi. Tanıdığım, adını soyadını bildiğim biri. 20 senedir tanıdığım bir isim. Dedim ki; ‘Nereden aldınız bu bilgiyi?’ Şöyle cevap verdi; ‘Bozkırlar Kafe İSKİ’nin yanında bulunuyor. Oradaki 5 şahıs yakın zamanda cezaevinden çıktı. Geçmişte çok büyük bir iyilik yapmışsınız. Sokaklardaki biri sizi çok seviyor. Dedi ki bana, Aziz Başkan’a ulaş. Falan şirketteki falan kişi kendi aralarında konuşurken bir siyasetçi ile 2 saat toplantı yaptılar. Oradaki falan kişi oradakilerin konuşmasına şahit olmuş seni vuracaklar.'” dedi.
“BANA, ‘SENİ VURACAKLAR BAŞKANIM’ DEDİ”
Yeniay, açıklamasına devam ederek, “Israrla beni bırakmadı sonra şunları söyledi; ‘Terör örgütleri torbacıları kullanılacak. Roketle bile saldırabilirler.’ Ben de dedim ki; ‘Seni severim ama biraz makul olmak gerekiyor.’ O da bana, ‘Başkanım lütfen Kanarya Mahallesi’ne gitmeyin.’ dedi.” ifadelerini kullandı.

“DOĞRUSUNU SÖYLEMEK GEREKİRSE CİDDİYE ALMADIK”
Saldırının olduğu günkü seçim çalışmasıyla ilgili bilgi veren Yeniay şunları kaydetti:
“Bizim programlarımız birkaç gün önceden bellidir, duyurulur. Teşekkür ettim ama çok ciddiye almadım. İlgili şahsı aradım tekrar. Dedim ki; ‘İsim veriyorsun, siyasetçinin ismini veriyorsun. 2 tane firmadan bahsediyorsun. Niye böyle bir ilişkiye girsinler ki? Ben bu insanları tanımam etmem.’ Bunun üzerine, ‘Sana yalvarıyorum Başkanım’ dedi defalarca. Ben telefonu kapattım, doğrusunu söylemek gerekirse yine ciddiye almadık. Ertesi gün saat 16.00 civarında Kanarya’da Mardinlilerin bir ilçe derneğinde tanıtım yapacağız. Biz konuşmamızı yaptık. Oturma yerimiz kapının hemen girişindeydi. Güvenlik olarak en zayıf yerde oturuyoruz şimdi düşününce. İçerideki konuşmam bitti, artık çıkacağım. O esnada dikkatimizi çeken bir şey oldu. İçerdeki 2-3 kişi benim programım bitti değince dışarı çıktılar.”
İBB BAŞKANI İMAMOĞLU’NUN AÇIKLAMALARINDA TEPKİ
“Bir sonraki gün de birçok gariplik oldu.” diyen Yeniay, şunları söyledi: “Arkadaşlarımızdan bir tanesi vurulan kızımızın yanına gitti ilk müdahaleyi yaptı. Tabi ateş nereden açıldı bilmiyoruz, bekliyoruz. Dernek başkanı çıktı çok rahat bir şekilde içeri girdi. Dedi ki ‘Bu bize karşı bir şey değil. Adli bir saldırı, endişe edecek bir şey yok.’ Daha biz alandayız sahadan çıkmadan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan ‘Bu siyasi bir şey değildir’ açıklamaları geldi. Daha devlet olay yerine intikal etmemiş, savcı gelmemiş. ‘Siz nereden anladınız bunun adli bir mesele olduğunu? Bu beyanatı verenler; Devletin, emniyetin bilmediği bilgiyi nereden öğreniyorsunuz, size bu bilgiyi kim veriyor? Amacınız ne?’ diye soru sorduk. Sizin aracılığınız ile bir kez daha soruyorum. ‘Ne yapmak istiyorsunuz, nereye yönlendirmek istiyorsunuz, hedef mi şaşırtmak istiyorsunuz?'”

“İMAMOĞLU’NA, ‘SİZ SİNİRLİ HALİME HENÜZ DENK GELMEDİNİZ’ DEDİM”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun saldırı sonrası açıklamalarına değinen Yeniay, “Saldırı basitse kimin yaptığını açıklasınlar. ‘Aydınlatın bizi’ diyorum İlçe Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı’na. Ben telefonda konuştuğumda çok net olarak sordum. Herkesin haddini bilmesini gerektiğini de sordum. Ben gergindim ama beyefendi çok rahattı, ‘Biz medeni insanlarız’ ifadelerini kullandı. Ben kendisine ‘Henüz sakinim, siz sinirli halime henüz denk gelmediniz. Tavsiye de etmem’ dedim.” ifadelerini kullandı.
“BENİ UYARAN KİŞİ DAHA SONRA BENİ ARAYIP YARDIM İSTEDİ”
Yeniay konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Bizdeki, savcılıktaki, emniyetteki kanaat bunun bize karşı bir terör saldırısı olduğu yönünde. Aynı kişi beni bugün telefonla aradı ve ‘Benim ülkeyi terk etmem gerekiyor. Beni ortadan kaldıracaklar.’ dedi. ‘Bana yardım edin.’ dedi. Evham da yapıyor olabilir.”

Binaları yerle bir eden asrın felaketi, şehidin fotoğraflarını yerinden oynatmadı
HATAY – Hatay’da yaşayan Tahir Mert, evladının şehadeti sonrası bağımlısı olduğu alkolü bırakma sürecinde yaşadıklarıyla duygulandırıyor. Şehit babasının, evladı için yaptığı odaysa asrın felaketini hiçbir zarar almadan atlattı.
Hatay’ın Kırıkhan ilçesi Topboğazı Mahallesi’nde yaşayan Tahir Mert’in evladı Jandarma Uzman Çavuş İrfan Mert, Hakkari’nin Dağlıca ilçesinde görev yaptığı esnada teröristlerle girilen çatışmada 2016 yılında şehadete ermişti. Evladının şehadetiyle birlikte hayat felsefesi değişen baba Tahir Mert’in yaşadıklarıysa duyanları duygulandırıyor. Oğlunun şehadetinde önce alkol bağımlısı olan baba Mert, gördüğü rüya sonrası alkolü bıraktı ve iş yerinde alkol satışına son verdi. Evladının şehadeti sonra yaşam biçimi değişen baba Mert; kısa sonra hac görevini yerine getirerek, çevresindeki insanlara örnek olmaya başladı. Şehit babasının evladı için yaptığı hatıra odasıysa asrın felaketini hiçbir zarar almadan atlattı.
“Evladım şehit olmadan evvel çok alkol alan; gece gündüz, yedi yirmi dört alkol alan bir insandım”
Evladının şehadeti sonrası bağımlısı olduğu alkolden kurtulabilmek adına günlerce dua ettiğini ifade eden şehit babası, “Evladım, hayırlısı dedik ve gitti orada göreve başladı. Hayırlısı 4 buçuk sene orada görev yaptı. 4 buçuk yılın sonunda sıcak bir çatışmaya girdiler. Teröristlerle Sıcak çatışmada şehit oldu oğlum. Rabbim bütün şehitlerimizin şehadetini kabul etsin. Hocalarımız, imamlarımız güzel haftalarca burada Kur’anlar okundu. Burada bize yardımcı oldular ve bizimle beraber o anı yaşadılar sanki. Biz de onlara çok memnun olduk. Yani bu vatandır; bugün sen gitmezsen ben gitmezsem kim gidecek bu vatanı koruyacak. Yani şehit de olabiliriz, her şey olabilir. Şimdi benim de oğlum şehit oldu tabii. Evladım şehit olmadan evvel çok alkol alan; gece gündüz, yedi yirmi dört alkol alan bir insandım. Yani alkol almadığım gün yatamıyordum. Vücudum karıncalanıyordu. Yani nasıl bir eroinman gibi olmuştum artık. Yani kırk yıllık bir alkol içicisiydim. Bilakis bunu bırakmam için ben Rabbime dedim ki ‘Allah’ım sen madem ki beni şehit babası olmaya layık gördün beni bu illetten kurtar’ dedim. Hep dua ettim, yalvardım rabbime. Rabbim de dualarıma karşılık verdi” dedi.
Gördüğü rüyayla birlikte namaza başladı ve ağzına bir daha alkol sürmedi
Duaları ve yalvarışları sonrası gördüğü rüyayla birlikte namaza başladığını, iş yerinde alkol satışını bıraktığını ifade eden şehit babası, “Bu arada biraz yattıktan sonra ben sağ tarafa doğru yatarken iki elinin üzerinden böyle bir kişi geldi bana, böyle vücuduma hafif böyle dokundu. Ben kendim şöyle düşündüm. Dedim herhalde kapıyı ben kilitlemedim, açık bıraktım. Sabah oldu, herhalde müşteri geldi. Sol tarafıma döndüm ve bir karartıyla karşılaştım. Geliyorum arkadaş dedim ve o ara kapıyı açtım işte o karartı öbür kapıdan da çıktı, gölge gitti. Tekrar ben kapıya baktım, kapı kilitli. Allah’ım dedim, bu kimdi. Bu kadar güzel bir dokunuştu ki yani bu kadar güzel bir dokunuş olamaz, bedenimi sardı o dokunuş. Bir müddet daha sonra sabah ezanı okundu. O sabah ezanı o kadar ruhuma dokundu ki bu kadar ezanlar okundu ama o dokunuş, o ezanın sesi beni daha fazla bir aleme götürdü. Ben dedim ki bu sabah namazını kılmam lazım, bu adam beni namaza kaldırdı. Dolapta bir yarım şişe bir viskim vardı onu önce lavaboya döktüm. Namazdan sonra kesinlikle alkol almadım ama devamlı canım istiyordu. Oğlum Mesut’a dedim ki gel oğlum burada; ne kadar bira var, şarap var, viski var, bunların hepsini alacaksın doldur kasalara ve bunu götür Kırıkhan’daki büfeye teslim et. Bizim alışveriş yaptığımız, iş yeri. Onları teslim et, dedim oradan parasını da bana getirme. Onun parası senin olsun. Ben dedim gidiyorum Hacca yazılmaya. ve dükkanı kapattık, hacca yazılmaya. Dükkanı kapattık, biz hacca gittik ve geldik” dedi.
Devasa binaların yerle bir olduğu asrın felaketinde evladı için oluşturduğu odada hiçbir eşyanın zarar görmediğini ve fotoğraflarda herhangi bir oynama olmadığına dikkat çeken şehit babası “Büfedeki bütün bardaklar yerde, kırıldı. Gelinin hiçbir şeyi kalmadı. Kırıldı bütün tabaklar. İşte bir gün aklımıza geldi. Bir gün, iki gün sonra dedik Şehidimizin odasına bakalım. İnanır mısınız resimler bile oynamamış. Az bir şey kaybolmuş bir tanesinde. Allah’ım bu nasıl bir şey, bu nasıl bir ilahi takdirdir. Resimler bile oynamamış. Az bir şey kayma olmuş bir tanesinde. Rabbimin ilahi takdirdir; yani böyle bir şey olur mu, yani şu büfelerin birinin camı oynamaz mı. Benim koca soba oynamış da böyle gitmiş. Şu büfe oynamaz mı, oynamamış. Resimler düşmez mi, düşmemiş” dedi.
]]>