Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Atatürk Kültür Merkezi’nde saat 10.00’da başlayan Trabzonspor’un 55. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu yönetmesi için divan başkanlığına Hakan Orhan oy birliği ile seçildi. Genel kurula Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Teknik Direktör Şenol Güneş’in de katıldığı gözlendi. Divan seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından mevcut yönetim kurulunun faaliyet raporu okundu.
Ali Sürmen: “Benim veda günüm”
Daha sonra söz alan Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanı Ali Sürmen, yapılan genel kurulun aynı zamanda kendisi için veda günü olduğunu belirterek, “Trabzonspor şampiyon olduktan sonra ciddi sıkınlar yaşadı. Mali sorunlar yaşadı. İcracıların kapıya dayanmaya hazırlandığı dönemde sorumluluğu üzerine alan şahsi ve sponsorluk anlaşmaları yapan Ertuğrul Doğan’a da teşekkür ediyorum. Yaşanmışlıklarla ders alarak yoluna devam etmesini tavsiye ediyorum. TFF’de birçok arkadaşımız görev aldı ama görevli olduğu dönemde onun kadar elini taşın altına koyan isim görmedim. Türk futbolunda adaletin sağlanması için büyük bir emek veren Mustafa Hacıkerimoğlu. Maalesef Fenerbahçeliler istedi diye onlarla birlikte hareket edenleri de yadırgıyorum” ifadelerini kullandı.
Neden aday olmadığını daha önce açıkladığını belirten Sürmen, “Buranın kaybedeni olmaz bir tercih yapılıyor. Küsüp, darılarak başka yerlere gitmemektir önemli olan. Trabzonspor için çalışmaktır kendiniz için değil. Benim aday olmamamda düşündüğüm en büyük etken budur. Aday değilim diyorsak bu camia içindir. Ben yönetici olacağım kibrine katılmamak gerekiyor. Ben bu kongrede yönetmeye değil, yönetilmeye talip oldum. Kim seçilirse seçilsin onun emrindeyim. Trabzonspor’un emrindeyim” dedi.
Ertuğrul Doğan: “Divan Kurulu üyeleri yön gösterici olacaklardır”
Sürmen’in konuşmasının ardından kürsüye gelen Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, hizmetlerinden ötürü Ali Sürmen’e plaket verdi. Doğan, Trabzonspor Divan Kurulu’nun akil insanlardan oluştuğunu belirterek her bir üyesinin görüşlerinin kendilerini için önemli olduğunu ve yön gösterici olacağını söyledi.
Başkan adayları tek tek söz aldı
Genel kurul üyelerinin dilek ve temennilerinin ardından başkan adaylarından ilk söz alan isim Emin Kahraman oldu. Kahraman, Trabzonspor’da uzun yıllar yöneticilik yaptığını hatırlatarak, “Trabzonspor davet ettiği zaman hiçbir zaman görevden kaçmadım. Buradan bana bir şans çıkarsa en iyi hizmetleri yapmaya talibim. Yönetime sunulmak üzere durum tespit çalışma projelerimiz var. Daha aktif bir divan kuruluna her zamankinden daha çok ihtiyaç var” derken, diğer adayı Hayrettin Hacısalihoğlu ise, “Trabzonspor Kulübü’ne uzun yıllar hizmet ettim. Bunca yılın tecrübesi ile divan başkanı olarak hizmet vermek istiyoruz. Ben Trabzonspor’u hiç bir zaman uzaktan sevmemiş bir kardeşinizim. Hayatım boyunca yaşadığım heyecanın kaynağında hep Trabzonspor olmuştur. Ben işime gelen işi yapmadım sadece Trabzonspor’un işine gelen işleri yaptım. Bizler hiç bir zaman bir birimize rakip değiliz. Bizlerin rakibi haksızlığı kendine hak edinmiş kulüplerdir. Bizler tüzüğün bize verdiği yetkileri çok iyi biliyoruz ve bunun dışına çıkmayacağımızın sözünü veriyorum. Bizim amacımız birlik ve beraberliği arttırmaktır” açıklamasında bulundu.
Başkan adaylarından son sözü alan Mahmut Ören de, “Bugüne kadar Trabzonspor’a bütün alanlarda hiçbir beklenti olmadan hizmet etmeye çalıştım. En büyük hedefimiz birlik ve beraberliğin sağlanması adına çalışacağız. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu olarak üyelerin ayrışımına asla yol açmayacağız, birleştirici olacağız. Yönetime katkı sağlayacak tavsiyelerde bulunacağız” diye konuştu.
Oy verme işlemi başladı
Başkan adaylarının konuşmasının ardından oy verme işlemine geçildi. Trabzonspor Divan Başkanlık Kurulu Başkanlığı seçimlerinde oy verme işlemi saat 16.00’ya kadar devam edecek. 2 bin 90 üyenin oy kullanma hakkı bulunuyor. – TRABZON
]]>Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen genel kurula eski başkanlardan Ahmet Celal Ataman ve Mustafa Günaydın ile teknik direktör Şenol Güneş de katıldı.
Veda konuşması yapan mevcut başkan Ali Sürmen, genel kurulun kaybedenin olmayacağını, kim seçilirse seçilsin Trabzonspor’un emrinde olduğunu belirtti.
Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, Sürmen’e katkılarından dolayı plaket verdi.
Doğan, salonda bulunan herkesin Trabzonspor için ayrı bir değer olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Kimileri yarım asır, kimileri çeyrek asır bordo mavili camiamıza hizmet etmiş kişilerdir. Camiamızın akil insanları olarak nitelendirdiğim divan kurulu üyelerimizin her birinin görüş, öneri ve eleştirileri bizim için her daim yol gösterici olacaktır. Şimdi yeni bir başkan seçeceğiz, yeni bir dönemin kapısını aralayacağız. Bütün adaylara başarılar diliyorum. Bu arada yöneticilik yaptığım dönemden başkanlık yaptığım dönem boyunca sözde değil, her zaman özde ağabeylik yaptığı için huzurlarınızda kendisine teşekkür ediyorum.”
Başkan adayları konuştu
Başkan adayı Emin Kahraman, şu ana kadar yakışan bir sürecin yaşandığını dile getirerek, “Kendimi seçime hazırladım. İnşallah bana bu şans verilirse en iyi hizmetleri yapmaya talibim. Hepinizin oylarına talibim.” dedi.
Bazı kişilerin, “Divanın yetkisi ne ki?” sorusunu yönelttiğine dikkati çeken Kahraman, şu değerlendirmede bulundu:
“Biz de tüzüğü biliyoruz, divan istişare kuruludur. Divan transfer yapamaz, yönetim icraatlarını yapamaz, evet. Farkında mısınız bizim son şampiyonluğumuzdan sonra ne oluyor? Rakipler topla tüfekle algı yarışına girdiler. Türk futbolu böyle bir ortam yaşamadı. Sosyal medya, yorumcularıyla, hakemleriyle tozu dumana katıyor. Biz bu düzende nerede duracağız? Biz her zamankinden fazla tek yumruk olacağız. Yönetim, şehir, divan, tek yürek olmak zorundayız. Trabzonspor’un ayrışma lüksü yoktur. Trabzonspor’un bölünme, çözülme lüksü yoktur. Bu ekonomik şartlarda borç 7 milyara dayanmışken, rakipler herkese savaş açmışken biz daha güçlü olmak zorundayız.”
Başkan adayı Hayrettin Hacısalihoğlu da Trabzonspor’a hizmet noktasında yeni bir döneme başlamak arzusunda olduklarını vurgulayarak, “Trabzonspor’u hiçbir zaman uzaktan seyretmiş değilim. Her zaman önceliğim Trabzonspor’un çıkarları oldu. Asla taviz vermedim ve vermem. Bu kulüp, büyük camiaların birleşmesinden doğmuştur. Kuruluş aşamasından sonra birleşmiş, tek amaç için mücadele etmiş, bugünlere gelinmiştir. İnanıyorum kazanan da kaybeden de hizmet aşkını ilk günkü gibi sürdürecektir.” ifadesini kullandı.
Divan kurulu başkan adayı Mahmut Ören ise bugünün tarihte güzel bir gün olarak anılmasını istediğini belirterek, “Trabzonspor’un saygın ve en köklü kurumlarından birine aday oldum. Kulübümüzün menfaatleri doğrultusunda sağlıklı çözümler üretmek, divan başkanlığının yazılı olmayan görevidir. Biz göreve geldiğimizde üyelerin çekişmesine, kutuplaşmasına yol açmayacağız. Uzlaştırıcı, birleştirici olacağız. Kırgınlıkların son bulması için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Kulüp çıkarları doğrultusunda her şartta, platformda mücadele edeceğimize söz veriyoruz.” diye konuştu.
Oy verme işlemi başladı
Başkan adaylarının konuşmasının ardından oy verme işlemi başladı.
2 bin 90 üyenin oy kullanma hakkının bulunduğu genel kurulda Mahmut Ören, Hayrettin Hacısalihoğlu ve Emin Kahraman, başkan adaylığı için yarışıyor.
Divan kurulu başkanlığı seçiminde üyeler saat 16.00’ya kadar oy kullanabilecek, ardından da oy sayımına geçilecek.
]]>UAD’nin, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin vereceği danışma görüşü için 52 ülke ve 3 uluslararası kuruluşun sunumları dün Filistin’in beyanı ile başladı.
UAD’deki Filistin heyetinde yer alan Filistin Dışişleri Bakan Yardımcıları Ömer Avadallah ve Ammar Hijazi, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Avadallah, danışma görüşüyle İsrail’in Filistin halkına karşı uyguladığı bu hukuksuzluğun sona erdirilmesinin amaçlandığını belirterek, “Bugün duyduklarımızın ileride yapılacak pek çok işlemin başlangıcı olacağına inanıyoruz. Üç uluslararası örgütün de aralarında bulunduğu 50’den fazla ülke bu tarihi sürece katılacak.” dedi.
“Adaletin yerini bulacağına inanıyoruz”
Avadallah, İsrail’in 75 yılı aşkın süredir hiçbir uluslararası mahkemede hesap vermediğini anımsattı.
Uluslararası toplumun İsrail’e karşı sessizliği karşısında Güney Afrika’nın da soykırım davasıyla harekete geçtiğini kaydeden Avadallah, “İki hafta önce burada, İsrail’in işlediği soykırım davasına ilişkin sunumunu takip ediyorduk. İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını görüyoruz. İsrail işgali olan bu yasa dışı olgunun sona erdirilmesi için tüm uluslararası topluma ve Uluslararası Adalet Divanına sorumluluk düştüğüne inanıyoruz.” diye konuştu.
Gazze’de 7 Ekim’de başlayan saldırıların ardından Divan’a yeni beyanda bulunduklarını anlatan Avadallah, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İkinci beyanımızı Gazze’deki halkımıza yönelik saldırganlığın yoğun bir şekilde başladığı 25 Ekim’de sunduk. İsrail’in saldırganlığı 75 yılı aşkın bir süredir devam ediyor ve halkımıza karşı bir soykırım işleniyor. Bu nedenle İsrail’in halkımıza karşı işlediği tüm bu soykırım unsurlarına yer verdik ve uluslararası toplumun eylemsizliğinin İsrail’in bu soykırım suçunu işlemesine neden olduğunu söyledik.”
“İsrail hiçbir zaman uluslararası toplumun çağrılarına cevap vermedi”
Avadallah, Divan’ın görüşünün, İsrail’in yanı sıra üçüncü devletler açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, “İsrail hiçbir zaman uluslararası toplumun çağrılarına cevap vermedi ve uluslararası hukuktaki yükümlülüklerine riayet etmedi. Uluslararası Adalet Divanının önüne koyduğumuz bu meseleyle İsrail’in, Filistin’deki yasa dışı işgalini ortadan kaldırmaya yönelik üçüncü devletlerin, uluslararası toplumun ve aynı zamanda uluslararası örgütlerin yükümlülüklerini yerine getirme zorunluluğunun teyit edileceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Danışma görüşünün ardından, burada belirlenen hususların uygulanması ve hayata geçirilmesine yönelik çalışmalara başlayacaklarını söyleyen Avadallah, “BM Genel Kurulu, İnsan Hakları Konseyi ya da ikili ilişkiler gibi mevcut tüm mekanizmaları kullanarak, İsrail’in hesap vermesini, devletlerden sorumluluklarını üstlenmelerini, Filistin halkına yönelik saldırganlığında İsrail’e yardım etmemelerini ve destek vermemelerini isteyeceğiz.” dedi.
“Devletler bu meselenin uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesini istiyor”
Çok Taraflı İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Hijazi, uluslararası toplumun Filistin meselesine gösterdiği ilginin “eşi benzeri görülmemiş bir durum” olduğunu belirterek, “Duruşmalara ilk defa birçok devlet katılıyor. Bu devletlerin çoğu uluslararası hukuku destekliyor ve uygulanmasını istiyor. Bu da gösteriyor ki devletler, bu meselenin bir an evvel uluslararası hukuk ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde çözülmesini istiyor.” diye konuştu.
Hijazi, ABD ve Fiji’nin, İsrail’i destekleyen tutumlarını eleştirerek, “Uluslararası toplum, burada uluslararası hukuku ve uluslararası hukuka dayalı sistemi korumak ve bununla bağlantılı olan Filistin sorununu çözmek için yoğun ilgi gösteriyor. Bu ilkelerle uyumlu olmayan ve Divan’dan Filistin lehine bir görüş vermemesini isteyen az sayıda ülke de var. Ancak bunlar, ne yazık ki her zaman İsrail’i koruyan ve destekleyen birkaç ülke. Onlar uluslararası hukuktan yana değiller, uluslararası meşruiyetten ve BM kararından yana değiller.” değerlendirmesinde bulundu.
“Filistin’in kendi kaderini tayin hakkı inkar edilmiyor”
Hijazi, danışma görüşüne katılan devletlerin, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına, Filistin’in bağımsızlığına ve devlet olma hakkına karşı çıkmadığına işaret etti.
İsrail’in yazılı beyanında, Filistin’in bağımsızlığına ve devlet olma hakkına değinmediğini anlatan Hijazi, “Bunlar hiçbir zaman itiraz edilmemiş temel konulardır. İsrail’in sunumu bile bu konuya girmemiş, sadece Divan’ın bu konuda görüş vermek için yargı yetkisi olmadığını ima ediyor.” dedi.
Hijazi, İsrail’in sözlü beyanda bulunan devletler arasında yer almamasına ilişkin, “Sömürgecilik, apartheid ve uluslararası hukuk ihlallerinin meşruiyetini nasıl tartışabilirsiniz?” diyerek İsrail’in duruşmalara katılması durumunda kendini savunmasının zor olduğunu vurguladı.
BM Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanından görüş istemişti
BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.
BM Genel Kurulunun Divan’a yönelttiği sorular şu şekilde:
“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?
2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”
Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.
Danışma görüşünün etkisi nedir?
UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.
Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koşması dikkati çekiyor.
Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmesinin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.
UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail üzerindeki baskının artması ve ona açıkça destek veren ülkelerin uluslararası toplum tarafından tutumlarını gözden geçirmeye zorlanmaları muhtemel.
]]>