SAĞANAK YAĞIŞ YURDU ETKİSİ ALTINA ALACAK
Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz, Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Gümüşhane, Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sivas, Yozgat, Gümüşhane, Erzincan, Bolu ve Tunceli çevrelerinin karla karışık yağmur ve Kar, yağış alan diğer yerlerde yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak şeklinde görülecek olan yağışların; Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz‘in doğusu ile Ankara, Konya, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Bolu, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli, Kıyı Ege ve Antalya’nın doğusunda yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor. Ülkemizin iç ve doğu kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte pus ve yer yer sis bekleniyor.
KIYI EGE VE BATI AKDENİZ’DE FIRTINA BEKLENİYOR
Hava sıcaklıklarının batı kesimlerde yağışla birlikte biraz azalacağı, ülke genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle güney, kuzeydoğu kesimlerde batı ve kuzeybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz ile Çanakkale ve Balıkesir çevrelerinde kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde esmesi bekleniyor.
KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
Meteoroloji, yağışların; Marmara, Ege, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in doğusu ile Ankara, Konya, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Bolu, Düzce, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli, Kıyı Ege ve Antalya’nın doğusunda yer yer çok kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini bildirdi.
KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI
Rüzgarın; Kıyı Ege, Batı Akdeniz ile Çanakkale ve Balıkesir çevrelerinde güney yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde eseceğinin tahmin edildiğinin belirtildiği açıklamada ulaşımda aksamalar, çatı uçması ve kar savrulması gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiği aktarıldı.
BUZLANMA VE ÇIĞ UYARISI
Meteoroloji’den yapılan açıklamada, “Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yükseklerinde dik ve eğimli yamaçlarında çığ tehlikesi ile buzlanma, don ve ulaşımda meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.” denildi.

Hava Muhalefetiİç AnadoluÇanakkaleKaradenizMarmaraFırtınaAkdenizYaşamDünyaDoğakarEge
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaydüzü köyünde evinin su arızasını gidermek için dere yatağına giden 62 yaşındaki Ali Arslan’a yaban domuzu saldırdı.
Boynundan ve sırtından yaralanan Arslan, bir süre mücadele ettiği domuzdan güçlükle kurtuldu. Yaralı halde köye ulaşmayı başaran Arslan, eşinden yardım istedi.
Haber verilmesi üzerine 112 Acil Servis ekipleri tarafından İnebolu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Arslan, yapılan ilk müdahalenin ardından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun’da geçen hafta yağan kar, kırsal kesimleri beyaz örtüyle kaplayarak kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kar yağışı, hayatı olumsuz etkileyerek ulaşımda aksamalara yol açsa da, Ladik ve Alaçam ilçelerinde adeta birer görsel şölen sundu.
Özellikle Ladik AkdağKayak Merkezi, hafta sonu tatilcilerine unutulmaz anlar yaşattı. Kayak yaparak kar manzarasının tadını çıkaran vatandaşlar, kışın keyfini doyasıya yaşadı. Kar yağışı, aynı zamanda Ladik Gölü’ne de can suyu oldu. Yaz aylarında kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kalan göl, karın ardından su seviyesini yükselterek izleyenlere eşsiz bir görsel şölen sundu.
Yüksek kesimlerde karın keyfini en çok çocuklar çıkardı. Kartopu oynayan ve kardan adam yapan çocukların mutluluğu yüzlerinden okundu. Beyaz örtüyle kaplanan yollar yolculara ve ziyaretçileri eşsiz manzaralar sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalecik köyünde 9 kaynak suyunun birleşmesiyle oluşan Girlevik Şelalesi, doğaseverlere ve fotoğraf tutkunlarına her mevsim ayrı güzellik sunuyor.
Kente 35 kilometre mesafedeki şelalede, hava sıcaklığının gece sıfırın altında 10 dereceye kadar düşmesiyle boyları 2 metreyi bulan buz sarkıtları oluştu.
Bölgeye gelen ziyaretçiler soğuk hava ve kara rağmen manzarayı izledi, fotoğraf çekti.
Yöre sakinlerinden Mahbup Boz, bölgenin inanılmaz bir doğal güzelliğe sahip olduğunu söyledi.
Kışın Ankara’da kaldığını ve yazın da Çağlayan’a geldiğini anlatan Boz, “Bu sene gitmeden kışı ve karı Çağlayan beldesinde görmeyi çok arzu ettim. Çok şükür nasip oldu ve gördüm.” dedi.
Boz, şelalenin güzelliklerinden bahsederek, şunları dile getirdi:
“Burası inanılmaz doğal bir güzelliği sahip. Kışın bir başka muhteşem görüntüsü var. Girlevik Şelalesi doğanın bize sunduğu mucize güzellik. Yaz aylarında ise bir o kadar daha katmerli güzelleşiyor. Ben burayı çok beğeniyorum. Hava sıcaklığı eksinin altına düştüğü zaman burada iki kişinin kucaklayabileceği buz sarkıtların oluştuğunu gördük. Yaklaşık 3 metre ve daha uzun buz sarkıtları oluşuyor. Gerçekten burası anlatılmaz, görülmesi lazım.”
Mersin’den kardeşini ziyarete gelen Fatma Uzan ise ilk defa Girlevik Şelalesi’ni ziyarete geldiğini belirterek, “Erzincan, doğal güzelliği açısından çok güzel. Biz Mersin’de oturduğumuz için çok kar göremiyoruz, o yüzden burada gördüğümüz, bu manzaraya doyum olmuyor. Gerçekten çok güzel manzarası var.” diye konuştu.
Yerel HaberlerKültür SanatHava DurumuerzincanGüncelYaşamDoğakar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜNYANIN en büyük sodalı gölü, Türkiye’nin ise en büyük gölü olma özelliğine sahip 1700 metre rakımdaki 3 bin 712 kilometrekarelik Van Gölü’nde su seviyesinin çekilmesi ile eski yerleşim alanları ortaya çıktı. Bu alanlar dron ile görüntülenirken; Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, ortaya çıkan yapıların ilgili uzmanlar tarafından tarihlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Küresel iklim değişikliğinden etkilenen yerlerden biri olan Van Gölü’ndeki su seviyesinde düşme sürerken; çekilme ile eski yerleşim alanları da ortaya çıkıyor. Bölgede daha önce dünyanın en büyük mikrobiyalitleri su yüzüne çıkarken; son olarak Bitlis’in Tatvan ile Ahlat ilçeleri arasında bulunan Adabağ köyü yakınlarında ortaya çıkan eski yerleşim yeri kalıntıları dron ile görüntülendi.
‘BAZI KALINTILARI ÇIPLAK GÖZLE GÖREBİLİYORUZ’
Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, “Su seviyesinin düşmesi ile birlikte mikrobiyalitler ve bununla birlikte bazı eski dönemlerdeki yerleşme kalıntıları da yüzeye çıktı ya da çıkmak üzere. Tabii bu alanlarla ilgili ciddi araştırmaların yapılması gerekmekte. Özellikle ilgili uzmanlar, tarihçiler ya da yerleşme alanları ile ilgili çalışma yapan uzmanların buralarda birtakım çalışmalar yapması gerekiyor. Çünkü burada göl seviyesi daha aşağıdaydı. Bu zaten göl seviyesinin bir dönem yükseldiğini ifade ediyor. Bunların ilgili uzmanlar tarafından tarihlendirilmesi gerekiyor. Özellikle Tatvan’dan Ahlat’a, oradan da Adilcevaz’a buradaki kıyılarda artık bazı kalıntıları çıplak gözle görebiliyoruz” dedi.
‘BU DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM’
Adilcevaz Yukarı Deniz Derneği Başkanı Cumali Birol ise bölgenin daha önce bilindiğini, yaptıkları dalışlarda da bu kalıntıları görüntülediklerini söyledi. İnceleme yapmaları için bilim insanlarını bölgeye davet eden Birol, “Van Gölü Havzası’nın hemen hemen her kıyısında yaşam izlerine rastlamaktayız. Evlerin olduğu bu bölgede yaşayan insanların olduğu, birçok medeniyeti içinde barındırdığını görebiliyoruz. 2007 yılında Adilcevaz kıyısı açıklarında gördüğümüz bu bölgeyle ilgili zaten paylaşımlar yapmıştık. Şimdi daha çok görünür hale geldi. Bizim bunları korumamız lazım. Bu değerlere sahip çıkmamız lazım. Bunun araştırılması da üniversitelere ve hocalarımıza kalıyor” diye konuştu.
Haber: Özcan ÇİRİŞ/BİTLİS,
Eren Üniversitesiİklim DeğişikliğiKültür SanatVan GölüGüncelBitlisKültürÇevreDünyaDoğa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜMÜŞHANE – Gümüşhaneli dağcılar, merkeze bağlı Dumanlı Köyü sınırlarındaki tarihi Santa Harabeleri’nde 16 kilometrelik eşsiz bir doğa yürüyüşü gerçekleştirerek ‘Kayıp Santa Yolu’nu adım adım keşfetti. Orman içindeki taş döşeli patikalarda çok sayıda tarihi yapı ve köprü ile karşılaşan sporcular bölgenin güzelliklerine hayran kaldı.
Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği üyesi sporcular merkeze bağlı Dumanlı Köyü sınırları içinde yer alan tarihi Santa Harabeleri’nde kamuoyunda ‘Kayıp Santa Yolu’ olarak bilinen parkuru ilk kez yürüdü. Toplam 27 sporcunun katıldığı etkinlikte 16 kilometrelik parkurda doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bir deneyim yaşayan sporcular Santa Harabeleri’nin büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir yürüyüş yaptı.
Yürüyüş boyunca sporcular ormanların içerisinde taş döşeli patika yolları takip ederken çok sayıda tarihi yapı ve köprü ile karşılaştı. Bölgenin doğasıyla iç içe olan bu yapılar, geçmişin izlerini günümüze taşırken, katılımcılara benzersiz bir yürüyüş deneyimi sundu.
Araçla bölgeye ulaşan sporcular İşhanlı Mahallesini aştıktan sonra tarihi patika yoldan yürüyüş devam etti. Orman içinden eşsiz manzaralar eşliğinde aralarında 1 yaşındaki İklim Doğa Can bebeğin de bulunduğu sporcular derelerdeki tarihi köprüleri aşarak Ayene Yaylasından Cirip Yaylasına ulaştı. Buradan geri dönen sporcular yine tarihi patika yolu takip ederek Terzili Mahallesine ulaşarak başladıkları noktada yürüyüşü sonlandırdı.
Etkinliğe katılan sporculardan Burak Soydaş, “Daha önce hiç deneyimleyemediğimiz Kayıp Santa Yolunun 16 kilometrelik parkurunu tamamladık. Çok güzel bir parkur. Daha önce gelip görmediğimiz köprüler, kiliseler, eski taş yayla evleriyle karşılaştık. Mükemmel bir görüntü vardı. Buraya gelmesin herkesin gelmesini tavsiye ediyorum. Buraya bugüne kadar gelmediğimiz için çok büyük pişmanlığımız var” derken, ekipteki sporculardan Demet Bayraktar da “Bugün keşfettik Kayıp Santa Yolunu. Gerçekten çok güzel bir parkurdu. Orman içerisinde yeşillikler arasında fevkalade güzel geçti. Burayı da keşfetmek ayrıca hoş oldu. Günün tamamını yürüyerek geçirdik. Çok keyif oldu. Çok zorlanmadık ve inanılmaz güzel manzaralar gördük. Hiç aklımıza gelmeyecek kuytu köşelerde tarihi köprüler vardı. Bugün gerçek bir keşif oldu bizim için. Bahar aylarında bu yolu deneyimlemek çok daha güzel olurdu çiçekler arasında” diye konuştu.
Yüzlerce yıllık taş binaları, kiliseleri, çeşmeleri ve eşsiz doğasıyla büyüleyici bir atmosfere sahip olan Santa Harabeleri, ziyaretçilerine hem zamanda yolculuk yaptırıyor hem de eşsiz manzaralarıyla hayran bırakıyor. Kimi kaynaklara göre 17. yüzyılda kimi kaynaklara göre de daha eski tarihlerde kurulduğu bilinen ve 7 mahalleden oluşan Santa Harabeleri, her bir mahallesinde dönemin özelliklerini yansıtan ve zamana meydan okurcasına dimdik ayakta duran tek ve iki katlı evleri, kiliseleri, okulları, şelaleleri ve çeşmeleriyle döneminin kendine özgü sivil mimari özelliklerini sergiliyor.
Doğu Karadeniz’in önemli kültürel miraslarından birisi ve geçmişin izleriyle dolu olan Santa Harabeleri, tarihi ihtişamı ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerine büyüleyici bir atmosfer ve enfes manzaralar sunuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DünyaDoğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kategorilerine göre ‘Nesli Tükenme Tehlikesi Altında’ olduğu için korunması gereken türlerin ‘Kırmızı Listesi’nde yer alan çizgili sırtlan Adıyaman’ın Besni ilçesine bağlı Sayören köyü yakınlarında görüldü. Çizgili sırtlanı gören vatandaşlar cep telefonlarıyla sırtlanı görüntüledi. Boş arazide bir süre dolanan sırtlan daha sonra uzaklaşarak gözlerden kayboldu. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beden eğitimi öğretmeni Yalçın Yıldız, Gercüş ilçesine bağlı Aydınlı köyü Mağaralı mezrasında kayalıklara tırmanıp kaya balı topluyor. 300 metrelik kayalıklara tehlikeli tırmanış yapan Yıldız, “5 yıldır beden eğitimi öğretmenliğini yapıyorum. Batman Gercüş Aydınlı köyü Mağaralı mezrasında yaşıyorum. Ben hobi olarak bu işi yapıyorum. Birkaç sefer daha bunu dile getirmiştim, bu yıl tekrar bal sezonu geldi ve tekrar başladım bal toplamaya. Sabahın erken saatlerinde uyanıp 2 saatlik yürüyüşün ardından kayaların tepesine ulaştık. 300 metreye yakın bir iniş yaptım. Daha önce arımızın bakımını ve temizliğini yapmıştık, güzel bir şekilde aynı şekilde tekrar açtık. Güzel bir bal vardı, 7 ile 8 kiloya yakın bal çıkardık. 4 ile 5 kilo da arıya bıraktık, arı telef olmasın diye. Bugün 300 metreye yakın kayalıklardan indim yani arının yaptığı yuvaya göre bunlar değişiyor” dedi.
Dağcılık eğitimini almayan bireylerin, bu işe kalkışmaması gerektiğini belirten Yıldız, “Bu işin ucunda ölüm bile var. Benim için bir tehlikesi yok, ben bu işin eğitimini almışım seviyorum. Bu işi hobi olarak yapıyorum. Çevrede kimsede bunu yapmadığı için bir nevi benim de hoşuma gidiyor. Yani elimden geldiğince bu işi devam edeceğim. Bu balı ilaç niyetine kullanıyoruz. Özellikle yaşlı ve hasta olan insanlar için kullanıyoruz. Akraba ve dostlarımıza veriyoruz şifa niyetine, kışın bunu ilaç olarak da tüketiyoruz. Soğuk algınlığı ve bazı hastalıklar için kullanmaktayız. Bu balın faydaları saymakla bitmez. Uzmanlar bu konuda daha iyi bilir. Bizim büyükler eskiden göz körlüğünde bile kullanıyorlarmış, soğuk algınlığı ve yaralarda kullanılıyor. Birçok hastalığa şifa kaynağıdır. Özellikle kanser tedavisinde çok etkilidir. Tamamen organik olduğu için şifa deposudur. Hiçbir katkı maddesi yok. İnsan eli kesinlikle değmiyor, arının doğada yaptığı baldır” diye konuştu. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Çankırı İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından orman yangınlarının önlenmesi maksadıyla 15 göl-gölet, 32 ormanlık ve piknik alanı denetlendi. Denetim çerçevesinde yasadışı avlanan 3 şahıs hakkında ‘kara avcılığı kanununa muhalefet’ suçundan toplamda 9 bin 873 TL cezai işlem uygulandı. – ÇANKIRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yumaklı, Muğla’da, Yatağan’ın Yava Mahallesi ile Ula ilçesinin Karadere mevkisinde çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmalarını helikopterle izledi.
Daha sonra Ula Yangın Yönetim Merkezi’ne gelen Yumaklı, gazetecilere yaptığı açıklamada, orman yangınlarıyla ilgili sabahtan bu yana bilgilendirmeler yaptığını söyledi.
En son İzmir’in Karşıyaka ilçesindeki Yamanlar yangınının kontrol altına alındığı bilgisini verdiğini belirten Yumaklı, “İzmir’in Menderes ilçesindeki Tahtalı Barajı’nın her iki tarafında devam eden yangının enerjisinin düşürüldüğünü söylemiştim. Arkadaşlarımız müdahaleye devam ediyorlar. Arazinin sarp, kayalık ve ulaşılma sorunu nedeniyle farklı yollardan ulaşarak, yollar açarak, birbirine hortumlar ekleyerek müdahaleler devam ediyor. Gece boyunca müdahale devam edecek. Tehlike arz eden durum yok.” dedi.
İkinci yangının Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde geniş alana yayılan yangın olduğuna değinen ve herhangi bir problemin kalmadığını, büyük oranda kontrol edildiğini bildiren Yumaklı, “Karabük’ün Ovacık ilçesindeki orman yangını an itibarıyla kontrol altına alındı. 5 yangından bir tanesi kontrol altına alındı. Manisa Gördes yangınını söndürme çalışması büyük oranda tamamlandı ancak gece soğutma çalışmaları devam edecek. Yarın sabah itibarıyla son kontrollerden sonra bilgisini verebiliriz.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, Uşak Eşme’deki yangında da büyük oranda kontrolün sağlandığını ancak soğutma işlemlerinin devam ettiğini vurgulayarak, son bilgiyi yarın vereceklerini söyledi.
Ekiplerin yoğun mücadele verdiğini kaydeden Yumaklı, “Perşembe günü sabahtan bu saate kadar 109’u orman yangını, 138’i kırsal yangın toplam 247 yangına müdahale edildi, bunlardan 241’i kontrol altına alındı. 241 yangını kontrol altına almak için bize destek veren herkese çok teşekkür ederim. Şu an için bizi endişeye sevk edecek herhangi bir yangın yok. Ancak müdahalesi devam eden, enerjisi düşmüş, büyük oranda kontrol altına alınmış ya da yarına kadar iyileşmeyi sağlayacak bize güzel haberler verecek sonuçları paylaşacağız.” ifadesini kullandı.
(Sürecek)
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, karaakbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, “Ülkemizde doğal ortamlarında korunan alanlar veya tür eylem planları aracılığıyla korunmakta olan yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kuruyoruz. Bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yapıyoruz. Halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 adet de alabalık üretme istasyonumuzda bu çalışmalarımız sürüyor” ifadelerine yer verdi.
42 milyon Alabalık, 1,4 milyon Keklik ve Sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla Bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını söyledi.
Aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını aktaran Yumaklı, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını anımsatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Bakan Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını dile getirdi.
“11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip doğal yaşam alanlarına bıraktık”
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerimizde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.
]]>Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, kara akbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda.” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kurduklarını kaydetti.
Yumaklı, bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yaptıklarının bilgisini vererek, halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 alabalık üretme istasyonunda bu çalışmaların sürdüğünü bildirdi.
42 milyon alabalık, 1,4 milyon keklik ve sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini, bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını ifade etti.
Yumaklı, aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını belirterek, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını anımsatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını bildirdi.
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerinde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şöyle devam etti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.”
]]>Antalya’da ilk kez düzenlenen fuara, 100’den fazla firma 150’den fazla markayla Antalya’da ilk kez sektör liderleri ve doğaseverleri bir araya getiriliyor. 3 Mart 2024 tarihine kadar, 10.30 ile 19.30 arası ziyaret edilebilecek fuarda; karavan çeşitleri, karavan yan sanayi, tiny house; outdoor ürünleri, doğa ve su sporları, motosiklet çeşitleri ve kamp donanımlarından arazi araçlarına, kadar sektöre dair tüm yenilikler bulunabilecek. Antalyalıların büyük ilgi gösterdiği fuarda özellikle en uygun ve en yüksek fiyatlı karavanlar ziyaretçilerin beğenisini topladı. Her karavanı içine girip inceleyen ziyaretçiler yetkililerden bilgiler aldı.
“Antalya’da ilk kez düzenliyoruz”
JOJO Fuarcılık Genel Müdürü Hakan Görkem Işım, fuarı ‘Turizmin başkenti, doğanın kalbindeyiz’ temasıyla Antalya’da düzenlediklerini ifade ederek, “JOJO Caravanport Antalya fuarının birincisini düzenliyoruz. Şu anda 20 ilden, 100’ün üzerinde katılımcı, 150’den farklı marka var. Yurt dışından katılımcılarımız da fuardaki yerini aldı” dedi.
“Karavan turizmi bir numara”
Türkiye’de pandemi ve depremden sonra karavana bir yöneliş ve deneyimlemenin arttığına dikkati çeken Işım, “Aslında deneyimleyen insanlar ve buna merakı olan insanların sayısı da artıyor. Bu sayılar arttıkça hem turizm olaraktan yüksek meblağlara çıkacağız. Türkiye, Avrupa’ya göre karavancılıkta 20-30 sene geride bulunuyor. Ama burada hem çok büyük kaynak var hem de çok güzel üreticilerimiz var. Hepsini desteklemek gerekiyor diye düşünüyorum. Alternatif açısından şu an karavan turizmi bir numara. Otel fiyatlarının tabii ki birazcık daha yüksekliğinden de kaynaklı iç piyasa için söylüyorum. İnsanlar direkt doğa ve toprak üzerine kurulmuş karavan ya da tiny house sektörüne yöneliyor” diye konuştu.
“Devamlılığı olsun”
Işım, fuarda yapım şekline göre 110 bin TL’den 10 milyona kadar uzanan karavan fiyatlarının olduğunu kaydetti.
Fuar hedeflerini açıklayan Işım, “En büyük hedefimiz Antalya’ya bu sektördeki fuarı kazandırmak ve devamlılığını sağlamak. Buradaki hem tüketicide hem kullanıcı buranın deneyimi olarak daha fazla, tecrübesi daha fazla. İlgi çok yoğun hafta sonu daha fazla ziyaretçimiz olacaktır” dedi.
“175 bin TL’ye karavan”
İzmit’ten gelen Dream House Karavan Yetkilisi Yusuf Turan, fuara en uygun fiyatlı karavanı getirdiklerini belirterek, “175 bin TL’ye mal edilen karavanımız, fuarın en iddialı karavanlarından. Bu karavanımız 2,5 metre, 2 kişilik, mobilya grubu, banyo, mutfak, buzdolabımız var. ATV ile bu karavanımızı istediğiniz yere götürebilirsiniz. Gösterilen ilgiden çok memnunuz” dedi.
“En geniş karavan”
Fuarın en büyük karavanına sahip olan 5K Karavan Dış Ticaret Sorumlusu Ömer Faruk Avcı, satışlarının yüzde 97’sinin ihracat ağırlıklı olduğunu kaydetti.
Pandemi ve depremin ardından karavan sektörümün ülke genelinde yayılma gösterdiğini dile getiren Avcı, “Bolu’da 4 bin metre kare alanda üretim yapıyoruz. 12 ülkeye ihracat yapıyoruz. Halkın ilgisi oldukça yüksek. Fuarın en büyük en geniş ve en ferah aracıdır. Aracımızda yarım ton temiz su tankı ve 6 kişi konaklayabilir. 6 güneş paneli, 6 akü, 3 KW invertör, kombi, poliüretan köpükle yalıtım, dış ve iç mutfak tuvalet banyo ayrı ayrı eksiksiz bir karavan. Sıfır aracıyla birlikte maddi, değer, 4,5 milyon. Ev konforunda karavan” dedi.
“Doğaseverler bir arada”
ANFAŞ Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bıdı ise Antalya’nın iklim ve ulaşım açısından fuarcılık sektörünün cazibe merkezi olduğunu belirterek, “Fuar doğaseverler ve üreticileri bir araya getirdi. Doğal yaşamın içerisinde bir sporcu olarak bu önemli fuara ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu fuar herkese uygun, doğaseverleri bir araya getiriyoruz. Gelecek yıl fuarımızı daha da geniş kapsamlı yapacağız. Antalya’da ilk kez yapıyoruz ama inşallah devamı gelecek” açıklamasını yaptı. – ANTALYA
]]>Adıyaman Üniversitesi ve Çelikhan Kaymakamlığının ortak girişimiyle yüzen adaların korunması ve yeniden canlandırılması için Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğüne sunulan “Ekosistemin Onarılması ve Yenilenmesi Projesi” kabul edildi.
Proje kapsamında ilk olarak denemelerin yapılacağı 300 metrekarelik alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri ve bilim insanlarının da aralarında bulunduğu heyet inceleme yaptı.
Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Kelleş, AA muhabirine, adaların doğa harikası olduğunu ancak zamanla küresel ısınmaya bağlı su seviyesindeki azalmayla eski görkemini kaybettiğini söyledi.
Yüzen adaları tamamen kaybetmemek için çalıştıklarını anlatan Kelleş, proje kapsamında oluşturulan heyetin bölgede inceleme yaptığını ve projenin başladığını belirtti.
Bakanlık yetkililerinin de Çelikhan’a gelerek incelemelerde bulunduğunu ve projeyi desteklediklerini kaydeden Kelleş, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 30 yıl önce 100 dönüm büyüklüğü olan yüzlerce adamız her geçen gün daha çok yok olma tehdidi altında. Şu anda 2-3 dönüm adamız mevcut. Bunları 1 ile 2 yıl içinde kurtarmazsak tamamen kaybetmek durumunda kalacağız. Burası sadece ülkemizin değil dünya için de doğa harikası bir hazine.”
Projenin detayları
Kelleş, proje kapsamında 2 adanın çelik halatlarla baraja doğru çekildikten sonra doğaya zarar vermeyen ve “çapa” olarak adlandırılan beton bloklarla sabitleneceğini, böylelikle bu adaların zincir uzunluğu kadar hareket edebileceğini ve karaya vurmasının engelleneceğini belirterek, daha sonraki aşamada ise adaların yeniden eski bitki örtüsüne kavuşmasının sağlanacağını söyledi.
Bitki örtüsünün oluşmasıyla adaların yeniden göçmen kuşları ağırlamaya başlayabileceğini anlatan Kelleş, adaların gölün ortasında kalmasıyla baraj suyunun filtre edilerek temiz kalmasının sağlanabileceğini sözlerine ekledi.
Adalar 210 ton karbondioksiti tutuyor
Adıyaman Üniversitesinde toprak üzerine araştırmalar yapan, Avrupa Birliği Ortak Araştırma Merkezi Avrupa Toprak Bürosu Ulusal Teknik Uzmanı Prof. Dr. Erhan Akça da adaların gelecek nesillere aktarılabilmesi için projenin son derece kritik olduğunu vurguladı.
Adaların estetik görüntünün yanında doğaya da önemli katkılarının olduğuna dikkati çeken Akça, şunları kaydetti:
“Projenin doğaya katacağı estetik değer dışında işlevselliği de önemli. İklim değişikliği ve çölleşme günümüzde çok büyük bir sorun. Bu sorunların önüne geçmek için atmosferdeki karbondioksiti tutmamız lazım. Bu anlamda adalar, karbondioksiti organik karbon olarak en yüksek derecede tutan sistemlerdir. Öyle ki bu alan, buradaki 210 ton karbondioksiti tutmaktadır.”
Turizme de katkı sağlayacak
Çelikhan Kaymakamı Ali Cemal Altınöz de yüzen adaların korunmasını ve bölgeye önemli bir doğal zenginlik sağlayan canlı yaşamını sürdürmek istediklerini söyledi.
Yıllardır bölgenin korunmasına yönelik çalışmalar yapıldığını, artık somut adımlar atma aşamasına geçileceğini belirten Altınöz, “Buradaki amacımız, yıllardır var olan adaların korunması ve canlanması. Yapılacak çalışmada karaya vuran adaları kurtardığımız zaman yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekecektir.” diye konuştu.
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürlüğü Erzincan Şubesi ekipleri, yaban hayatının sürekliliğini sağlamak için dron ve fotokapan gibi teknolojinin imkanlarından da yararlanarak görev yapıyor.
Özellikle kış aylarında yem bulmakta zorlanan yaban hayvanları için sivil toplum kuruluşlarının da destekleriyle yemleme çalışması yapan ekipler, bölgede fotokapanlarla yaban hayvan popülasyonunu takibe alıyor.
Avlaklarda kaçak avcıların izini süren, vatandaşların ihbarlarını güvenlik güçleriyle değerlendiren ekipler, bu konuda usulsüzlüğe izin vermiyor.
Sürekli sahada olan ekipler, çalışmaları sayesinde, nesli koruma altındaki yaban keçileri başta olmak üzere bölgedeki birçok yaban hayvanının popülasyonunun da artmasını sağlıyor.
Erzincan Doğa ve Koruma Milli Parklar Şube Müdür Vekili Kadir Kahraman, AA muhabirine, il genelinde av kontrol ve koruma faaliyetlerinin 24 saat esasına göre devam ettiğini söyledi.
Erzincan’ın yaban hayvan çeşitliliği ve zenginliği bakımından Türkiye’nin sayılı illeri arasında yer aldığını ifade eden Kahraman, av kontrol ve koruma faaliyetlerinin aralıksız sürdüğünü belirtti.
Geçen yıl 63 kişiye 6 milyon 870 bin lira ceza uygulandı
“Kent genelinde geçen yıl 63 kişiye kaçak avlanmaktan idari işlem yaptık. Bu kişilere toplam 6 milyon 870 bin lira idari para cezası ve tazminat uyguladık.” diyen Kahraman, özellikle kış mevsiminde hem müdürlük hem de sivil toplum kuruluşlarından aldıkları destekle yaban hayatını yemleyerek doğal yaşama destek olmaya çalıştıklarını anlattı.
Kurum olarak yaralı yaban hayvanlarının tedavilerini de gerçekleştirdiklerini aktaran Kahraman, “Gerek ekiplerimiz tarafından gerekse duyarlı vatandaşlar tarafından bulunan yaban hayvanların tedavilerini yapıyoruz. Tedavilerin ardından sağlığına kavuşan yaban hayvanlarını tekrar doğal ortamlarına bırakıyoruz. Doğada artık hayatına devam edemeyecek yaban hayvanlarını ise rehabilitasyon merkezlerine gönderiyoruz.” diye konuştu.
“Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak”
Doğu Anadolu Yaban Hayatını Koruma ve Avcılık Federasyonu Başkanı Yücel Bingöl de DKMP’nin denetimlerini desteklediklerini, esas konunun sürdürülebilir avcılık olduğunu belirtti.
“Yaban hayatı bittiği yerde bunu tekrar yerine koymanız mümkün değil.” ifadesini kullanan Bingöl, federasyon olarak özellikle kış aylarında yaban hayatı için yemleme programları yaptıklarını belirtti. Bingöl, “Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak. Doğa varsa insan vardır. İnsanın olmadığı yerde doğa da olmuyor.” diye konuştu.
Kaçak avcılığı hiçbir şekilde onaylamadıklarını vurgulayan Bingöl, vatandaşların kaçak avcılık yapanlara karşı duyarlı olmalarını istedi.
Federasyonun hukuk danışmanı Alp Zekeriya Bingöl de avcılığın doğa sporlarının farklı dallarını barındırdığını belirtti.
Avlaklardaki denetimin önemini anlatan Bingöl, şunları kaydetti:
“Avcılık sadece yaban hayvanın öldürülmesi gibi değerlendirilmemeli. Bu spor aslında kampçılık, doğa yürüyüşü gibi birçok farklı spor dalını da içinde barındırmaktadır. Bunlarla birlikte bu sporu yaptığınızda aslında avcılıktan da biraz çıkmış oluyorsunuz. Avcılık sporunu yaparken önemli iki konu var. Biri eğitimi ikincisi ise avcının sahadayken gerekli denetimlerin yapılması. DKMP şube müdürlüğü ekipleri avlaklarda gerekli denetimleri yaptıklarında çok güzel sürdürülebilir avcılık yapılacaktır.”
]]>Gümüşhane ve Trabzon’un doğa severleri Tersun Dağı’nda karın büyüsüne kapıldı
Yürüyüşe Kamboçyalı üniversite öğrencileri de katıldı
GÜMÜŞHANE – Gümüşhane ve Trabzon’un doğa tutkunları, karlı bir maceraya atılarak Gümüşhane-Şiran sınırındaki Tersun Dağı’nın eteklerinde doğa yürüyüşüne çıktı. Eşsiz manzaralar eşliğinde katılımcıları beyazın büyüsüyle buluşturan yürüyüşe Kamboçya’dan gelen misafirler de katıldı.
Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü ve Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği üyesi sporcular Gümüşhane sınırlarındaki Tersun Dağında unutulmaz bir kış yürüyüşü gerçekleştirdi.
Toplam 35 sporcunun katıldığı etkinlikte sporcular Tersun Dağından başladıkları yürüyüşte Kızıltaş ve Hatunoluğu mevkiini geçerek Karamustafa köyünde 10 kilometrelik yürüyüşü sonlandırdı.
Etkinlikte karlar altında saklı patikalarda ilerlerken doğanın kışlık örtüsünün oluşturduğu mest eden bir tablo ile karşılaşan sporcular, karla kaplı ağaçların oluşturduğu tünellerden geçerek ilerledi.
Yer yer 1 metreyi aşan kar kalınlığında karla mücadele etmenin verdiği keyifle neşeli kahkahalar atan sporcular, zaman zaman kayarak zaman zaman da birbirleriyle güreş yaparak zaman zaman da kartopu oynayarak anın tadını çıkardı, çocukluklarına geri döndü.
Bembeyaz bir örtüyle kaplı zirvenin muhteşem manzarası karşısında hayran olan dağcılar, kendilerini doğaya bırakarak huzurlu anlar yaşayıp tüm yorgunluklarını unuttu.
“Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu”
Karlı doğanın keyfini doyasıya çıkararak bu anları ölümsüzleştirerek bol bol fotoğraf çeken sporculardan Abdurrahman Ezber, “Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu. Bunun için zamanın önemi yok bence. Bunu her zaman yapabiliriz. Gayet güzel, hoş ve zevkli bir parkurdu. Kar diz boyu gidiyor zaten harika. Ağaçların üzeri kırağı bağlamış. Ormanın içerisinde müthiş bir atmosfer var” dedi.
Kamboçyalı öğrenciler: “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri”
Etkinliğe katılmak için Gümüşhane’ye gelen ve Türkiye’nin çeşitli illerinde üniversite okuyan Kamboçyalı öğrenciler Arifin Naseat, Edas El ve Asya El ise “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri. Çok beğendim, çok güzel, 10 numara bir yer. Stres gitti buraya geldiğimde. Çok güzel bir manzara varmış. Beklemediğim manzaralardan oldu” ifadelerini kullandı.
“Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti”
Etkinliğe Trabzon’dan katılan TEDAK üyesi sporcu Meral Kıvanç da “Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti. Orman ve patika yollar vardı, muhteşemdi. Harika manzaralara eşlik etmiş olduk. GÜDAK’la yürümek de çok çok keyifliydi. Gerçekten bundan sonraki faaliyetlerinizde de birlikte yürümek isteriz. Rota harikaydı, yorucu değil, orta zorlukta. Kar muhteşemdi. Yaklaşık bir metreye yakın kar mevcuttu. Çamların üzerinde, göknarların üzerinde karlar hala sabit kalmış soğuktan dolayı. Muhteşem bir manzara eşliğinde rotamız süperdi. Çok memnun kaldık. Teşekkür ederiz” diye konuştu.
“Doğa yürüyüşlerine bir kez katılsanız alışkanlık haline gelir”
Doğa yürüyüşlerinin alışkanlık haline geleceğini belirterek herkesi bu tür etkinliklere katılmaya davet eden TEDAK Başkan Yardımcısı Mustafa Abanoz ise “Yürüyüşümüz Tersun Dağı’nda başladı. Kızıltaş, Hatunoluğu ve Karamustafa köyünde sona erdi. TEDAK Kulübü ve GÜDAK Kulübü olarak birlikte bir faaliyeti yaptık. Güzel bir ahenk içerisinde, uyum içerisinde faaliyetimizi doğal güzelliklerin içerisinde iki kulüp olarak gerçekleştirdik. Bu coğrafya için alternatif, pazar günü ne yapabilirim diye düşünen insanlar için Gümüşhane’de GÜDAK, Trabzon’da TEDAK’la faaliyetlerimize katılabilirsiniz. Zevk alacağınızı ve alışkanlık haline geleceğine de inanıyorum” dedi.
“Çok güzel anılar bıraktık geride”
Hafta sonları sağlıklı ve kaliteli zaman geçirmek için doğa yürüyüşleri ve kış mevsiminde de kayak etkinlikleri düzenlediklerini belirten GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut da “Bugün 2100 rakamlı Tersun Dağından bir kar yürüyüşü başlattık. Yaklaşık 10 kilometrelik bir parkur. Her sene böyle bir kar yürüyüşü yapıyoruz. Trabzon TEDAK’la organize ettik etkinliği. 35 kişilik bir grupla yürüdük. Parkur çok güzeldi. Çok güzel anılar bıraktık geride. Arkadaşlar çocukluğuna geri döndü, karın içinde eski günlerini hatırladılar. Kimi yuvarlandı, kimi kaydı, kimi atladı, kimi arkadaşını kara gömdü. Anılarımızı tazeledik, çocukluğumuza geri döndük. Tersun Dağından başlayan yürüyüşümüz Hatunoluğu Mevkiinden Karamustafa köyünde bitti. Güzel bir yürüyüştü” ifadelerini kullandı.
]]>CHP’nin Artvin’in Arhavi ilçesinde bulunan Hidroelektrik Santralleri (HES) projesinin bölgeye verdiği zararların tespiti ve genel olarak bölgedeki doğa katliamının önüne geçilmesi amacıyla verdikleri Meclis araştırma önergesinin öne alınmasına ilişkin bugün TBMM Genel Kurulu’na öneri verdi.
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, şunları söyledi:
“TÜRKİYE’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİK VE HES PROJELERİNE KARŞI DUR DİYEBİLİYORSAK, ÖNCE YARGI MEVZUATINI DEĞİŞTİRECEĞİZ”
“Eğer Karadeniz’de çevreyi katletmek istiyorsanız HES yapacaksınız, bunla ilgili böyle sabıkalı durumlar var. Bizim orada araziler çok eğimli yüzde 70-80’e varan eğimli araziler var. Eskilerin yasak diye tabir etmiş olduğu ağaç kesimini yapıldığı yerde heyelan gelecektir, aynı bugün Erzincan İliç’te yaşanan felaketin yeniden meydana gelmesine ilişkin itirazlı kayıtlar koydular ama buna ilişkin herhangi bir işlem yapılmadı. Maden, HES projelerini yapanlar arkalarına yargıyı almışlar. Eğer siz yargıda bu karaları iptal ettirirseniz bile arkasında, Orman Bakanlığı’nın 2009/7 sayılı bir genelgesi var, bu kararı iptal etseniz bile karar kesinleştikten sonra bile bir genelge yayınlıyor Orman Bakanlığı, ilk mahkeme kararındaki eksiklikleri gider, eski süreci de tamamlama, 3 gün içerisinde bakanlığa gönder bakanlık tamam diyor. Bu konuda bakanlıktan gelmiş bir tane olumsuz karar yok. Devlet ihaleye fesat karıştırdı, ahlaksız iş adamıyla, kirli siyasetçi iş birliği yapmazsa bunlar olmaz. İliç’te bu işi yapan firmanın bir ayağı var Artvin’de Hod madeninde, aynı işi orada yapmaya çalışıyorlar. Siyasetten destek almayan bir iş adamı bu canların kaybına rağmen ertesi gün ben madencilik faaliyetlerine devam edeceğim nasıl diyebilir? Türkiye’deki vahşi madencilik ve HES projelerine karşı dur diyebiliyorsak önce yargı mevzuatını değiştireceğiz. Orman Bakanlığı’nın 2009/7 genelgesini yırtıp atacağız, vatanseverlik budur.”
Önerge üzerine Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun da şöyle konuştu:
“HES DIŞINDAKİ TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
“Belediye Meclis’inde AK Partili üyelerinin bile itiraz ettiği bu santral kararlarının gözden geçirilmesi, vatandaşların şikayet ve taleplerinin dinlenmesi, bu konuda Meclisimizin bir araştırma komisyonu kurarak zenginliklerimizin korunmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. HES dışında rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz enerji kaynakları vardır ve bu bölgede bunlar da değerlendirilebilir.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, şunları kaydetti:
“DOĞANIN AYARLARIYLA OYNARSANIZ BİLİNİZ Kİ İNTİKAMINI KÖTÜ ALIR”
“AK Parti’nin rantiyeci zihniyeti, bölge halkının geleceğini tehlikeye atmakta, Artvin’in, Artvinlilerin doğasını kirletmektedir. HES’ler kurulurken de doğaya büyük zararlar vermekte, kurulduğu bölgeyi talan etmektedir. Diğer yenilenebilir enerjiler üzerinde araştırmalar yapılıp teknolojik gelişmeler takip edilmeli ve bu alanlara yatırım yapılmalıdır. HES’lerin uygulandığı bölgelerde erozyon ve sel oluşumunda artış olduğu yapılan araştırmalarla sabittir. Santralin çevresinde hastalıkların arttığı bilinmektedir. Doğanın ayarlarıyla oynarsanız biliniz ki intikamını kötü alır.”
DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şunları söyledi:
“HES PROJELERİNİN HER BİRİNİN İPTAL EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
“HES’ler doğayı katlediyor, ekolojik dengeyi bozuyor, biyoçeşitliliği tehdit ediyor, su akış rejiminin değişimi nedeniyle sel ve benzeri felaketlere yol açıyor. Zaten hemen hemen her gün bu felaketlerin tanığıyız. Bu HES’lerle su metalaştırılıyor. Suyun kullanım hakkının yanı sıra arazilerin kullanım hakları da şirketlere devrediliyor. Acele kamulaştırma kararıyla bölge halklarının geçimlik tarımı, hayvancılığı katlediliyor ve onlar bir kez daha yoksullaştırılıyor. Tüm uygulamalar için ekolojik grupların, bölge halkının, meslek örgütlerinin kara mercilerine dahil olmasıyla bu HES projelerinin her birinin iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
CHP’nin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
]]>DİSK Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik’e ait altın madeni alanında meydana gelen faciaya ilişkin bugün Basmane Meydanında basın açıklaması düzenledi. DİSK üyesi işçi ve emekliler adına basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuşmasında; “Erzincan İliç’teki altın madeni insanı ve doğayı katletmeye devam ediyor. Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu büyük bir felaket ile karşı karşıyayız” dedi.
Sarı, açıklamanın devamında şunları söyledi:
“ABD merkezli SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığıyla kurulan Anagold AŞ’ye bağlı madende 9 çalışanın kayıp olduğu resmi açıklamalarda yer aldı. Sayının artmasından endişe ediyor, kayıpların bu korkunç felaketten kurtulmuş olmasını diliyor, tüm işçilere ve bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“SİYANÜRLÜ ISLAK TOPRAĞIN FIRAT NEHRİNE DOĞRU GİTTİĞİNE DAİR BİLGİLER, ÇOK TEHLİKELİ BİR FELAKETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNDÜRMEKTE”
Öte yandan milyonlarca ton sülfürlü, siyanürlü ıslak toprağın Fırat nehrine doğru gittiğine dair bilgiler, çok tehlikeli bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Toprakta siyanür olduğuna dair uzmanların uyarılarına rağmen, kurtarma ekiplerinin uygun koruyucu donanımlarının olmadığına dair görüntüler, bu felakete yol açan zihniyetin aynen devam ettiğini göstermektedir. Emeğe, doğaya, akla, bilime zerrece önem vermeyen, sermayenin çıkarları ve buradan elde edecekleri rantlar dışında gözü hiçbir şey görmeyen bir zihniyetin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bir kez daha görülmüştür.
“YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN MADENİN KAPASİTE ARTIŞI YAPMASINA İZİN VERİLMİŞ”
Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında da siyanürlü solüsyon etrafa saçılmıştı. Bu felaketin ardından maden kısa bir süre kapalı kalmış ve para cezasıyla konu kapatılmış, maden apar topar yeniden açılmıştı. Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen madenin kapasite artışı yapmasına izin verilmiş, insanlarımız, başta Fırat nehri havzası olmak üzere doğamız pervasızca büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştı. Yıllardır bu konuda soruna dikkat çeken meslek odaları, çevre gönüllüleri, yerel halkın feryatları dikkate alınmamıştır.
“DEVLETİN DENETİM VE YAPTIRIMLARDAN SORUMLU KURUMLAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞ”
Devletin denetim ve yaptırımlardan sorumlu kurumlar etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış veya görev yapmaları bilinçli olarak engellenmiştir. Daha da ötesi, işçi sınıfının sırtındaki vergi yükünün arttığı bir dönemde bu şirketler vergi afları ve düzenlemeleri ile ödüllendirilmiştir.
“MADENLERİMİZİ EMPERYALİST TEKELLERE PEŞKEŞ ÇEKENLER BİLSİNLER İŞÇİ SINIFI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir.
“MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”
DİSK olarak öncelikle yaşanan katliamların hesabının sorulması, kamusal bir madenciliğin insan, çevre ve doğayla uyumlu yapılabilmesi, bu ülkenin refahı ve gelişmesine gerçekten katkı sunabilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Kayıpların akıbetinin mümkün olan en çabuk biçimde netleştirilmesi, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden bu felaketin etkilerinin azaltılması için eldeki bütün olanakların seferber edilmesini acil olarak talep ediyoruz. DİSK konunun takipçisi olmaya devam edecektir.”
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürlüğü Erzurum Şubesi ekipleri, çetin kış şartlarının etkili olduğu Erzurum’da doğal yaşamın bozulmaması amacıyla kaçak avcılarla etkin şekilde mücadele ediyor.
Mesai gözetmeden çalışan ekipler, karlı arazilerde, arazi araçlarıyla av faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde denetimlerde bulunarak kaçak ve usulsüz avcılığı önlemeye çalışıyor.
Dron ve fotokapan gibi teknolojik imkanlardan yararlanarak nesli koruma altındaki yaban hayvanlarının popülasyonunu artırmaya çalışan ekipler, kar kalınlığının bir metreyi bulduğu arazilerde kaçak ve usulsüz avlananlara göz açtırmamak için sık sık denetim gerçekleştiriyor.
Büyük memeli hayvanların popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere 52 fotokapan kuran ekipler, bu cihazlardan gelen e-maillerden de faydalanarak yaptıkları denetimlerle yaban hayatını koruyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Nebi Doğan, AA muhabirine, kaçak avcılığa karşı 7 gün 24 saat esasına göre çalışma yürütüldüğünü söyledi.
Kaçak avcı ve belgesi olup da kurallara uymayan avcılara idari para ve tazminat cezası uyguladıklarını anlatan Doğan, “Son 1 yılda 8 bin kişiye denetim yaptık, kontrol sağladığımız 168 kişiye işlem yapıldı. Bu kişilere toplamda 1 milyon 250 bin lira idari ve tazminat cezası uygulandı.” dedi.
Kaçak avcılara yönelik denetim ve ihbarlar üzerine her gün sahaya ekip gönderdiklerini dile getiren Doğan, her yıl 8’inci ayda av sezonunun açıldığını, diğer yılın 3’üncü ayında kapandığını belirterek, diğer aylarda belgesi olsa da hiç kimsenin av yapamayacağını vurguladı.
“Bizde mesai yok. Sahaya çıktığımızda 2-3 saat değil bazen gece de kalabiliyoruz. Bölgede neyle karşılaşacağımız belli olmadığı için dönüş saatlerimiz belli değildir.” diyen Doğan, yıl içerisinde hemen her gün kaçak avcılara karşı ekiplerin sahaya gönderildiğini söyledi.
Fotokapanlarla hayvanların popülasyonu gözlemleniyor
Hayvan popülasyonunun artıp artmadığını öğrenmek ve kaçak avcılara karşı kullanmak amacıyla yaban hayvanlarının olduğu bölgelere fotokapan kurduklarını ifade eden Doğan, bu cihazların aylık periyotlarla kontrol edildiğini belirtti.
Yapılan çalışmaların hayati öneminin olduğunu vurgulayan Doğan, “Fotokapanlardan anlık mail de alıyoruz. Elimize ulaşan görüntüleri Genel Müdürlüğe gönderiyoruz. Fotokapanlarımızı genellikle büyük memeli hayvanların popülasyonunun yoğun olduğu bölgelere kuruyoruz. Bu sayede hayvanların popülasyonunu ve geçiş yollarının nereler olduğunu öğreniyoruz.” ifadelerini kullandı.
Doğan, fotokapanlara bugüne kadar kurt, yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, tilki, domuz, vaşak ve çakal gibi büyük memelilerin yanı sıra tavşan, sincap ve keklik gibi küçük hayvanların da takıldığını belirtti.
Erzurum bölgesinde kaçak avcılara karşı 52 fotokapan ve 2 dronla sürekli denetimler gerçekleştirdiklerini belirten Doğan, şunları kaydetti:
“Belli periyotlarda fotokapanları kontrol ediyoruz. Anında görüntü gönderen fotokapanlarımız var ve bazıları direkt mail gönderdiği için ilgili bölgeye ekip gönderiyoruz. Dronla takip yapıyoruz. Ulaşımın sağlanamadığı bölgelere dronla ilgili kişinin görüntüsünü alıp daha sonra polis merkezine gidip ilgili kişinin kimlik bilgilerini öğrenip o kişi hakkında gerekli yasal işlemleri yapabiliyoruz.”
]]>Hava sıcaklığının gündüz sıfırın altında 15 dereceye kadar düştüğü kentte yaban hayatını korumak için çalışan DKMP ekipleri, sabahın ilk ışıklarında arazi araçlarıyla av faaliyetlerinin yapıldığı bölgelere ve avlaklara gidiyor.
Ekipler, ormanlık alanlarda ve kırsalda kış şartlarından dolayı yiyecek bulmakta güçlük çeken yaban hayvanları için doğada yemleme ve besleme çalışması yapıyor.
Kar kalınlığının yer yer bir metreyi bulduğu arazilerde dolaşan ekipler, bitkin ve yaralı buldukları hayvanları da korumaya alıyor.
Yaban hayvanlarının dondurucu soğuklarda aç kalmaması ve yaşamlarını sürdürmesi amacıyla ekiplerin karlı arazilerdeki yolculuğu ve yemleme çalışması Anadolu Ajansı (AA) ekiplerince dronla görüntülendi.
“Sebze hallerinde çöpe gidecek yiyecekleri yemlemede kullanıyoruz”
DKMP Şube Müdürü Nebi Doğan, AA muhabirine, kış şartları ağır geçen Erzurum’da yabani hayvanların aç kalmaması için yoğun şekilde çalıştıklarını söyledi.
Her yıl kendilerine verilen bütçe ve vatandaşların da kendilerine hibe ettiği yemlerle çalışmalarını yürüttüklerini anlatan Doğan, “Geçen yıl 63 bin kilogram yemleme faaliyetini gerçekleştirdik. Bu yıl 2 bin kilogram kadar buğday, 600 kilogram da çayır otu ve yonca tarzı yemleme faaliyeti gerçekleştirdik. Bunun dışında sebze hallerinde de çöpe gidecek ve insanların kullanamayacağı yiyecekleri değerlendiriyoruz.” dedi.
Yabani keçilerin olduğu kuzey bölgelere ot, kuşların olduğu bölgelere ise daha çok buğday bıraktıklarını ifade eden Doğan, şöyle devam etti:
“Yemleme faaliyetlerinde çayır otu, buğday ve pazar atığı dediğimiz ve insanlar tarafından kullanılamayan yeşillikleri kullanıyoruz. Bunların içerisinde meyveler, sebzeler, lahana ve ıspanak var. Pazar atıklarının çöp değil, yabani hayvanlar için yem olmasını istiyoruz. Bu yemleri yabani keçiler ve tavşanlar için kullanıyoruz. Pazar ve hallerden yılda 2 ton civarında sebze ve meyve atığı toplayıp doğaya bırakıyoruz. Doğada yem bırakırken bizi gören vatandaşlar da bize ot ve buğdayda destek oluyor.”
Ulaşımın sağlanamadığı bölgelerde yabani hayvanların aç kalmaması için o bölgede yaşayan duyarlı vatandaşlara yem bıraktıklarını belirten Doğan, vatandaşların, yemleme faaliyetini gerçekleştirip görüntülerini kendilerine gönderdiğini dile getirdi.
Son 1 yılda 293 yabani hayvan tedavi altına alındı
Yaralı yaban hayvanlarını da tedavi ettiklerini vurgulayan Doğan, şunları kaydetti:
“Yaralı yaban hayvanlarını 112 üzerinden vatandaşlar bize bildiriyor. Veterinerimiz olay yerine gidip yaralı hayvanı uygun şekilde alıp getiriyor. Erzurum Şubesi olarak ilk müdahaleyi yapıyoruz. Eğer ağır bir vaka değilse ve veterinerimiz müdahale yapabiliyorsa, müdahalesini yapıp tekrar doğaya bırakıyoruz. Ameliyat içerikli ağır vakalar olduğu zaman Kars Kafkas Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne gönderiyoruz. Orada iyileşen hayvanlar tekrar Erzurum’a gönderiliyor ve alındıkları bölgeye bırakıyoruz.”
Son 1 yılda 293 yaralı yabani hayvanı tedavi altına aldıklarını ve 72’sini Erzurum’da tedavi edip doğaya bıraktıklarını aktaran Doğan, memeli hayvanların yanı sıra daha çok kuş türünü tedavi ettiklerini ifade etti.
]]>