Doğru – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Sun, 28 Jul 2024 21:30:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi Kuruldu https://www.kanal7haber.com.tr/ankara-universitesi-veteriner-fakultesi-hayvan-hastanesinde-veteriner-beslenme-ve-diyetetik-birimi-kuruldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/ankara-universitesi-veteriner-fakultesi-hayvan-hastanesinde-veteriner-beslenme-ve-diyetetik-birimi-kuruldu/#respond Sun, 28 Jul 2024 21:30:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10612 Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinde evcil hayvanlara yönelik beslenme danışmanlık hizmeti sunacak Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi kuruldu.

Sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için doğru beslenmeye ve uygun diyetlere ihtiyaç duyan evcil hayvanlar, verilen ev yemekleri nedeniyle sağlık sorunları yaşayabiliyor.

Evcil hayvanların beslenme sorunlarına çözüm üretmek amacıyla AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde kurulan “Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi”nde hem sağlıklı hem de hastalıkları olan evcil hayvanların doğru beslenmesi için özel programlar hazırlanacak, sahiplerine beslenme danışmanlığı hizmeti verilecek.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saçaklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye’de ilk kez” evcil hayvanlara yönelik böyle bir birim kurulduğunu söyledi.

Saçaklı, evde beslenen hayvan sayısındaki artışa paralel olarak, beslenmeye karşı bilinç ve ilginin de arttığını belirtti. Hayvan sahiplerinin herhangi bir hastalık, obezite ve yaşlılık durumunda “patili dostlarını” nasıl besleyecekleri hakkında bilgi eksikliği olduğunu dile getiren Saçaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kedi ve köpekler için böyle bir hizmetin verildiği bir bölüm bu zamana kadar kurulmamıştı. Beslenmeye ilişkin sorunlara uzman çözümü sunmak için bu bölümü kurduk. Hayvan sahipleri doğru besleme konusunda tereddüt yaşayabiliyor. Medyadan ya da birbirlerinden duydukları bilgileri sentezleyip doğrulara yönelemiyorlar. Hayvanseverlerin kafaları çok karışık. ‘Nasıl besleyeceğim, ne kadar besleyeceğim, hangi mamayı vereceğim?’ gibi o kadar çok sorun var ki normal sağlıklı hayvanlar için de biz burada bir beslenme modeli oluşturabileceğiz.”

Hayvanlardaki, böbrek hastalığı, diyabet, obezite gibi rahatsızlıklarda ilgili klinik birimlerdeki takibin yanı sıra beslenmenin de düzene sokulması gerektiğini vurgulayan Saçaklı, iyileşme süreçleri, hastalığın şiddetinin azalması, hatta hayvanların ömürlerinin uzaması için doğru beslemenin çok önemli olduğunu anlattı.

“Hayvanlar bireysel olarak değerlendirilecek”

Birime getirilen sağlıklı hayvanların öncelikle genel sağlık durumunun kontrol edileceğini, altta yatan bir hastalık yoksa günlük hayatı için gerekli enerji, mineral ve vitamin ihtiyacına göre program hazırlanacağını ifade eden Saçaklı, şöyle konuştu:

“Altta yatan başka önemli hastalıklar varsa o zaman burada mutlaka ilgili klinik birimlerde takibi yapılacak. Klinik tedavinin yanı sıra beslenme desteği de sağlayacağız. Çünkü bu tip hayvanların beslenmesinde özel olarak dikkat edilecek şeyler var. Hayvanlar bireysel olarak değerlendirecek. Örneğin bir böbrek hastası geldiğinde, onun klinik tedavi süreci devam edecek, fakat beslenmesine ilişkin o hayvanın durumuna özel program verilecek.”

Saçaklı, evcil hayvan sahiplerinin beslenme konusunda yaptıkları hatalara ilişkin de şunları kaydetti:

“Hayvanları ev yemekleriyle beslemenin doğru, hazır mamaların sakıncalı olduğu yönünde düşünceleri var, bu böyle değil. Eğer hayvanı, ihtiyacına uygun kaliteli mamayla besliyorlarsa başka hiçbir takviyeye gerek yok. Ev yemekleriyle beslediğiniz zaman o dengeyi sağlayamıyorsunuz. Sadece, hazır bir mamayı alıp vermek sahipleri için çok duygusal gelmiyor. İster istemez kendileri, çocukları gibi evde de bir şeyler vermek, beslemek istiyorlar. Bu yapılamaz değil ama mutlaka bir veteriner diyetisyen kontrolünde, uygun bir ev mama formülasyonuyla yapılmalıdır. Ondan sonra evde bunu hazırlayarak devam ederler. Ama çok sık kontrollerinin de yapılması lazım. Çünkü bizim ‘marjinal eksiklik’ dediğimiz durumlar oluşuyor. Bunu tespit edemezsek, gözden kaçarsa bu marjinal eksiklik veya fazlalık nedeniyle ileri dönemlerde çok ciddi problemlerle karşılaşabiliyoruz.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ankara-universitesi-veteriner-fakultesi-hayvan-hastanesinde-veteriner-beslenme-ve-diyetetik-birimi-kuruldu/feed/ 0
Saadet Partisi İstanbul Adayı Birol Aydın: “Bizim Bir İstanbul Tasavvurumuz Var, Kalite Denince Akla İstanbul Gelecek” https://www.kanal7haber.com.tr/saadet-partisi-istanbul-adayi-birol-aydin-bizim-bir-istanbul-tasavvurumuz-var-kalite-denince-akla-istanbul-gelecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/saadet-partisi-istanbul-adayi-birol-aydin-bizim-bir-istanbul-tasavvurumuz-var-kalite-denince-akla-istanbul-gelecek/#respond Fri, 19 Jul 2024 21:27:54 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=10010 Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, “Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Merkezinde insanın, ailenin ve mahallenin olduğu bir İstanbul. Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Kalite denince akla İstanbul gelecek. Taksisiyle, taksicisiyle, berberiyle, ayakkabıcısıyla, aşçısıyla, kaliteli bir İstanbul. İstanbul taksicisi, İstanbul müezzini, İstanbul ezanı, İstanbul sokağı, İstanbul caddesi, İstanbul binası, İstanbul mahallesi, İstanbul esnafı. Böyle bir tasavvuru gerçekleştirmek için de doğru işleri dosdoğru yapmamız gerekiyor. Yanlış işleri, doğru yapmak değil. Doğru işleri, dosdoğru yapmak lazım” dedi.

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, önce Saadet Partisi Ümraniye Belediye Başkan Adayı Yakup Kasımay ve İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Sadıkoğlu ile birlikte Ümraniye’de düzenlenen aday tanıtım programına katıldı. Aydın, ardından Saadet Partisi Kadıköy Belediye Başkan Adayı Recep Yılmaz ve İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Sadıkoğlu eşliğinde, Kadıköy’de düzenlenen aday tanıtım programına katıldı. Aydın şunları söyledi:

İSTANBUL’UN EN TEMEL MESELESİ GEÇİM MESELESİDİR”

Tarihi bir seçimin arifesindeyiz. Millet olarak sandığa gideceğiz. 5 yıl süreyle Kadıköy’ümüzü ve İstanbul’umuzu, Ataşehir’imizi yönetecek yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Yerel yöneticiler, bildiğiniz merkezi yönetimdeki yöneticilerden farklı olarak doğrudan halkla iç içe olan yöneticilerdir. Dolayısıyla seçtiğimiz yöneticiler, yaşadığımız şehrin, yaşanabilir olup olmayacağını, vizyonuyla, anlayışıyla yaslandığı değerlerle belirleyecek olanlardır. 20 gündür İstanbul’da insanımızla esnafımızla, derneklerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, bir kısım akademi çevreleriyle temaslarımız oluyor. Gördüğümüz üç şey var. Birincisi insanımız yorgun. İnsanımız karamsar, insanımız endişeli. İnsanımız küskün. Bir kasvet çökmüş. Umutsuz demeyelim ama karamsarlık sinmiş topluma. İkincisi gördüğünüz şu İstanbul’un en temel meselesi geçim meselesidir. Hayat pahalılığıdır. Ekonomik tablonun her bir kesimi derinden sarsmasıdır. Üçüncüsü ise insanımız hem durumdan memnun değildir hem de kurumdan ümitli değildir. Bu üç tablonun neticesinde yine gördüğüm, müşahede ettiğim, hissettiğim demiyorum, dokunduğum ve anladığım toplumun her bir kesiminde Saadet Partisi’ne karşı çok güçlü bir saygı ve değer yükleme var. İşte böyle bir atmosferde bir Kadıköy’ümüzde, Ataşehir’imizde, İstanbul’un 39 ilçesinde, büyük şehrimizde seçime gideceğiz. İnsanımıza doğru dokunmaya, gönlüne dokunmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. İstanbul’umuzda bir şeyi çoğaltmaya, yaygınlaştırmaya, kökleştirmeye ihtiyacımız var. Bu doğrudur, doğruluktur, adalettir, ahlaktır. Bu kavramlar ve bu değerler etrafında kümelenmezsek işimizi, sözümüzü, ticaretimizi, siyasetimizi, belediye yönetimimizi, kurumlarımızı, bu kavramlar etrafında eti kemiğe büründür hale getirmezsek, bu kasvet hali, yorgunluk hali ve İstanbul’un bugünkü keşmekeşliği devam edecek. Onun için biz Saadet Partililer olarak tanıdığımız, bildiğimiz, temas kurabildiğimiz kim varsa? Her birine gideceğiz, her birinin gönlüne dokunacağız. Zihnine dokunacağız. Şu ya da bu parti. Şu ya da bu aday üzerinden bir polemik, bir tartışma içerisine girmeksizin; gelin kardeşim, gelin bacım, gelin dayım, gel teyzeciğim, gel ağabeyciğim diyeceğiz. Gelin şu kavramlara sahip çıkalım. Bu kavramlara sokağımızda yönetimimizde, soframızda, münasebetlerimizde ve ticaretimizde yaygınlaştıralım. Bunları konuşmayalım, bunları yaşayalım. Çünkü Türkiye’de kabul edelim ki son zamanlarda bu kavramlar çokça istismar edildi. Adalet çok konuşuldu ama adalet uygulanmadı. Doğruluk çok koşuldu ama dürüst olunamadı. Vicdan çok dile geldi ama vicdanın yansımaları olmadı Helal ve haram kavramları çok konuşuldu ama o sınırlara riayet edilmedi. Ahlak dilimize pelesenk oldu ama ahlak ete kemiğe bürünerek sokağımızda olmadı. Onun için bu kavramları konuşmaya değil, dillendirmeye değil, bu kavramları sahiplenmeye, yaşamaya ihtiyacımız var. Geliniz bu kavramlara sahip çıkalım. Kadıköy’ümüz için, İstanbul için bu kavramlara sahip çıkmaktan daha büyük, daha kıymetli bir iş yapmayız. Bir yöneticiyi seçerken bu kavramlar etrafında, penceresinde ve zaviyesinde meselelere yaklaşalım. Diyelim, gelin doğruya, doğruluğa, vicdana, ahlaka ve adalete sahip çıkalım öyle sahip çıkalım ki bu sahip çıkmak İstanbul’un altında yatanlara sahip çıkmak olsun. Bu sahip çıkmak İstanbul’un üstünde yaşayanlara da sahip çıkmak olsun. Bu sahip çıkmak İstanbul’un geleceğine sahip çıkmak olsun, bu sahip çıkmak çoluğumuzun, çocuğumuzun, torunlarımızın geleceğine sahip çıkmak olsun. Biz çocuklarımıza biz arkadaşlarımıza bundan daha kıymetli bir duruşun bir sözü söyleyemeyiz.

DOĞRU İŞLERİ DOSDOĞRU YAPMAK LAZIM”

‘Ben doğru ve doğruluğun yanında oldum. Ahlakın ve vicdanın yanında oldum. Adaletin yanında oldum’ demekten daha değerli bir şey bırakamayız; kendimize, çocuklarımıza ve geleceğimize. Bu kavramlar üzerinden bir Kadıköy, bir İstanbul tasavvurumuzun olması gerekiyor. Bugün sizler televizyon ekranlarında çok gördüğünüz proje tartışmaları var, adaylar konuşuyor. Projeler, mega projeler konuşuluyor. Ama sormak lazım değil mi kardeşim? Tamam, sizin bir İstanbul tasavvurunuz var mı? Nasıl bir İstanbul tasavvuru ediyorsunuz ki bu projeleri, bu mega projeleri millete takdim ediyorsunuz, sunuyorsunuz. Nasıl bir İstanbul tasavvur ediyorsunuz? Gelecek on yıllarda nasıl bir Kadıköy, nasıl bir İstanbul olacak? Bunu ortaya koymadan bunun sınırlarını çizmeden sizin söyleyeceğiniz her bir söz, günü kurtarma sözüdür. Bakınız biz bugün İstanbul’da en çok konuştuğumuz işlerden birisi kentsel dönüşüm. ve adayların en mega projeleri bunlar üzerinden yürüyor. Peki kentsel dönüşüme tabi tuttuğunuz binaları ne zaman inşa etmişiz? Bugün yıkmayı düşündüğümüz binalar, 40-50 yıllık binalarımız. Çünkü 40-50 yıl önce de bir vizyon bir tasavvur olmamıştı. Bu tasavvur, bir İstanbul tasavvuru olmayınca böyle bir tablo ortaya çıktı. Aradan 40-50 yıl geçti. Bugün bütün siyasi partiler bir deprem afetinin karşısında dayanaklı, güvenli kurumları inşa etmek için kentsel dönüşüm vaatlerinde bulunuyor. İyi de bir tasavvurumuz olmazsa sadece bugünü kurtarmak adına, oy almak adına ortaya koyacağımız projeler 50 yıl sonra bugün yıkmak istediğimiz binalar gibi yıkılmayı bekleyen binalar olacak. Bugün dikeceğimiz binalar bugün var olan büyük plazalar, yüksek katlı binalar ne olacak? 50 yıl sonra belediye başkanı adaylarının, ‘En verimli, en hasarsız şekilde nasıl yıkacağız? Molozları nereye istifleyeceğiz?’ projeleri olarak takdim edilecek. Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Merkezinde insanın, ailenin ve mahallenin olduğu bir İstanbul. Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Kalite denince akla İstanbul gelecek. Taksisiyle, taksicisiyle, berberiyle, ayakkabıcısıyla, aşçısıyla, kaliteli bir İstanbul. İstanbul taksicisi, İstanbul müezzini, İstanbul ezanı, İstanbul sokağı, İstanbul caddesi, İstanbul binası, İstanbul mahallesi, İstanbul esnafı. Böyle bir tasavvuru gerçekleştirmek için de doğru işleri dosdoğru yapmamız gerekiyor. Yanlış işleri, doğru yapmak değil. Doğru işleri, dosdoğru yapmak lazım. Doğru işlerin yanlış yapıldığına örnek. İşte yanı başımızda Fikirtepe. O bölgenin bir kentsel dönüşüm ihtiyacı var mıydı? Vardı. Doğruydu. Ama bugün ortaya çıkan tablo. Gelecek 5 yıl, 10 yıl sonra onun bölgemize maliyetini hesap edebiliyor muyuz? Ayrıca oradaki insanların bir kısım müteahhitler zengin edilirken nasıl mağdur edildikleri ortada mı? Bakınız doğru iş, yanlış yapıldı. Yine İstanbul’umuzda dünden bugüne birçok yanlış proje, doğru yapıldı. En uzun köprü, en yüksek bina, devasa adliye sarayları… Bunlar İstanbul’un ihtiyaçlarını çözecek işler değildi. Yanlış işlerdi ama mühendislik açısından doğruydu.

OKULLARIMIZDA BİR TEK YAVRUMUZ GÜNÜ AÇ GEÇİRMEYECEK”

Bir başka konu son 5-6 yıldan beri uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bir bütün olarak toplumun tamamına sirayet etmesidir. Çalışanlarımıza, çocuklarımıza, yavrularımıza, talebelerimize, annelere, emeklilerimize sirayet etmesidir. Bir büyükşehir belediyesi olarak yapacağımız kıymetli iş ne olabilir? Devlet okullarının birçoğunda on binlerce yavrumuz aç. İşte Ahmet 4. sınıfta. Arkadaşlarından uzak bir yerde simit alamadığı için bu vakti geçirir. Onun karnını doyurmak için kantin kart projemizi devreye sokacağız. Okullarımızda bir tek yavrumuz günü aç geçirmeyecek. Birçok insanımızın doğal gaz maliyetleri çok yüksek. Biz bebeklerimizin özellikle 0-2 yaş arasındaki bebek sahibi olan ailelerimizin doğal gaz ihtiyacını ilk 125 metreküp zaten ortalama tüketim o kadardır büyükşehir belediyesi olarak biz karşılayacağız. Hızlı dokunuşlar bunlar. ve bugün devlet okullarımızın birçoğuyla özel okullar arasındaki makas çok açılmış. Fiyatlar açısından söylemiyorum. Fiziki şartlar açısından devlet okullarıyla, özel okulların arasında büyük farklar oluşmuş. Özellikle bu hijyen meselesi temizlik meselesi maalesef kanayan yaradır. Birçoğunuz birçok yerde buna şahit olmuşsunuzdur. Tuvaletler maalesef birçok devlet okulunda çok berbat. Mikrop saçıyor. Bu meseleye el atacağız. Hijyen timlerimizi devreye soracağız. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir protokol yaparak devlet okullarındaki bu tuvalet temizliğine el atacağız. Temizlik malzemelerini de personel ihtiyacını da biz gidereceğiz. Yine trafiğin en yoğun olduğu ya da toplu taşımanın en yoğun olduğu saatlerde lebalep bir yolculuk yapılıyor. Kadın, erkek, yaşlı, ihtiyaç sahibi herkesin belli saatlerde metrodan, tramvaydan balık istifi olduğu zamanlar. Kalıcı çözümü bulana kadar. Herkes için en uygun ulaşım imkanını toplu taşımada sağlayana kadar, hürmete en layık olan 3 kesimimize alternatif bir ulaşım imkanı sağlayacağız. Kadınlarımıza, 65 üstündeki büyüklerimize ve engellilerimize pembe metrobüsü devreye sokacağız. İsteyen pembe metrobüsü kullanacak, isteyen bildiği şekilde de mevcut ulaşım imkanını kullanacak. En yoksul semtlerde olabildiğince büyükşehir belediyesi olarak marketler oluşturacağız. Ucuz gıdaya, sebzeye ulaşma imkanı sağlayacağız. Bunu da kendi ürettiklerimizle özellikle çevremizdeki illerde tarım merkezleri oluşturarak ihtiyacımızı gidereceğiz. Taksi ihtiyacımız İstanbul’umuzun en acil meselelerinden biridir. Yıllardır konuşulur. Hatta siyasallaşmıştır. Bu konu bir türlü çözüme kavuşturulamamıştır. Ama biz geleceğiz İstanbul’umuzu bu taksi sıkıntısından kurtaracağız. 35 bin taksiyi İstanbul’a kazandıracağız. Efendim bu sizin işiniz değil şimdiye kadar yapmak istediler ama yapamadılar falan diyecekler. İşte biz de diyeceğiz? Biz onlar değiliz. Biz Saadet Partisi’yiz. Çoban hiç kurttan şikayet eder mi? Kaptan hiç denizin yüksek dalgalarını bahane ederek gemisini yanlış yerlere sürükler mi? İstanbullunun iradesinin önünde hiçbir güç duramaz. Biz buna öncülük yapacağız ve İstanbul’a bu imkanı sağlayacağız. Bu küçük dokunuşlar büyük neticeler doğuracak.

DOĞRU KAPI SAADET PARTİSİ’DİR”

Ancak tabii ki kalıcı, İstanbul’u İstanbul yapacak olan çözümümüz de var. En son olarak onu söyleyeyim. Dosdoğru çözüm. Kalıcı çözüm. O da İstanbul’un nüfusunu azaltmaktır. İstanbul, Türkiye’nin yüz ölçümünün yüz kırk dörtte biri. Bakın Bayburt’a Erzincan’a Tokat’a, Elazığ’a yüz ölçümüne ne kadar? İstanbul, şu kadar coğrafya, bu kadar nüfus. Yüz kişilik otobüse üç bin kişi bindiriyoruz. Bir artı bir daireye on aileyi sığdırıyoruz. Olmaz. En hakiki çözüm İstanbul’un 7-10 milyon nüfus aralığına çekilmesidir. Bu nasıl olacak? İstanbul’dan bu insanları böylece uzaklaştıracak mıyız? Yok, cezbedici, teşvik edici projelerimizi devreye sokacağız. Bunlardan birkaç tanesi işte KİPTAŞ, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde ev inşa edecek. İstanbul’un Kadıköy’ünde Ataşehir’inde bulunan emeklimiz buradaki yeriyle, oradaki yerini değiştirecek. Değerler örtüşecek tabii ki. Buradaki boşluğu biz kentsel dönüşümde, sosyal donatılama olarak kullanacağız. Başka ne yapacağız? İstanbul’dan Anadolu’ya iş merkezleri kuracağız. Bir kısım emeklilerimiz, bir kısım işi uzaktan çalışmaya elverişli olan insanlarımız için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde iş merkezleri kuracağız. Gençlerimiz için daha cazip projeler devreye soktuk. Hem Anadolu’nun güçlenmesine vesile olacağız hem İstanbul’un nüfusunun kademeli olarak düşmesini sağlayacağız. ve yapı stoğumuzu daha sağlıklı bir şekilde yenileceğiz. Yenilerken de hak sahipleri üzerine ekstra bir yük yüklememenin kararlılığı içerisindeyiz. Böyle bir İstanbul tasavvur ediyoruz. Ailenin, insanın ve mahallenin merkez alındığı, İstanbul’da başka bir yaşamın mümkün olduğu ve başka bir İstanbul’un mümkün olduğu, İstanbul hesabımız var. İstanbul’da daha iyi bir yaşam mümkün. Yolu nereden geçiyor? Yolu yanlış anahtarı çoğaltmamaktan geçiyor. Çünkü biliyorsunuz yıllardır İstanbul yanlış anahtarı çoğaltıyor. Yanlış anahtar açılması gereken kapıyı açmıyor. Bizim ihtiyacımız doğru anahtarı çoğaltmak, açılması gereken kapıyı da açmaktır. Doğru kapı da Saadet Partisi’dir.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/saadet-partisi-istanbul-adayi-birol-aydin-bizim-bir-istanbul-tasavvurumuz-var-kalite-denince-akla-istanbul-gelecek/feed/ 0
Sahte Kimliklerin Önüne Geçmek İçin Doğrulama Cihazları Kullanılıyor https://www.kanal7haber.com.tr/sahte-kimliklerin-onune-gecmek-icin-dogrulama-cihazlari-kullaniliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/sahte-kimliklerin-onune-gecmek-icin-dogrulama-cihazlari-kullaniliyor/#respond Mon, 22 Jan 2024 09:03:24 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=2659 Kamu ve özel kurumlarda sahte kimlikle yapılan işlemler, doğrulama cihazları sayesinde başlamadan tespit edilecek. 81 ildeki tapu müdürlükleri, noterlik ve bankalarda kullanılan cihaz, çipli kimlik kartı ve kişinin parmak izlerini İçişleri Bakanlığı, Nüfus Müdürlüğü veri tabanındaki bilgileriyle eşleştirip doğru kişi olup olmadığını sorguluyor. Kimliğin sahte olduğu anlaşıldığında şüpheli kişi hakkında yasal işlem başlatılıyor.

Elektronik kimlik tespitiyle hem vatandaşların mağduriyetleri engelleniyor hem de kurumların kayıp kaçaklarının önüne geçiliyor. 81 ildeki tapu daireleri ve Türkiye genelinde yaklaşık 300 noterlik ve bazı kamu ve özel bankalarda kullanılan yerli üretim kimlik doğrulama cihazı sayesinde hileli işlemlerin önüne geçiliyor.

Çipli kimlik kartı cihaza takılarak veri tabanındaki bilgiler ile eşleştiriliyor, ikinci doğrulama ise kişinin parmak izleri karşılaştırması oluyor. Burada da eşleme doğrulanırsa, kimlik sahibinin gerçek kişi olduğu doğrulanmış oluyor. 81 ildeki tapu dairelerinde, 300’e yakın noterlikte ve bazı kamu ve özel bankalar tarafından söz konusu cihazlar kullanılıyor. Bazı belediyeler, ziyaretçi kabul noktaları, yeni yeni sınav merkezlerinde cihazlar kullanılmaya başlandı.

Buradaki amaç 80 milyon vatandaşın çipli kimlik kartlarının, aynı zamanda kart sahibine ait parmak izlerinin KVKK’ya uyumlu olarak elektronik olarak doğrulanmasıdır. Cihaz kimlik doğrulama ve kimlik tespiti gerektiren tüm kurum ve kuruluşlarda kullanılabiliyor.

“Kimlik doğrulamasına ihtiyaç duyulan tüm alanlarda kullanılabiliyor”

Proje ulusal bir proje olarak başlatıldığını ve tamamen yerli ve mili olarak yer aldıklarını belirten firmanın kurucu ortağı Ümit Yaşar Usta, “2000’li yılların başında sahte kimliklerle yapılan işlemlerin önlenmesi için TÜBİTAK ile başlatılan sağlık kartı projesi, daha sonrasında yeni vatandaşlık kimlik kartları olarak Nüfus Vatandaşlık İşleri tarafından devam ettirilmişti. Bu sayede parmak izi içeren çipli kimlik kartlarıyla sadece SGK’da değil, tüm kurumlarda sahtecilik işlemlerinin önlenmesi hedeflendi. Bu sayede sahte kimlik ve başkasının yerine işlem yapma durumu ortadan kalkıyor. Cihaz kimlik doğrulamasına ihtiyaç duyulan tüm alanlarda kullanılabiliyor. Kamu kuruluşları, bankalar, noterlik, tapu daireleri, sınav merkezleri bu alanlardan bazılarını oluşturuyor” dedi.

“Yasadışı grupların sahte işlemlerine engel oluyor”

Herhangi bir firmaya veya üreticiye bağlı olmayan cihazın TSE ve Nüfus Müdürlüğünün kontrolünde İçişleri Bakanlığının onayıyla belli testlerden geçerek güvenlik sertifikalarını alması gerektiğini belirten Usta, “Belirlenen güvenlik şartlarını sağlayan tüm firmaların yatırımlarını yaparak cihazı üretebileceklerini söyledi. Cihazın kimlikle yapılacak her çeşit işlemi engellediğinin altını çizen Usta, “Bazen sahtecilik olayları yaşanabiliyor. Bu olaylar bazen kurumların parasal kayıplarına yol açıyor, bazen de vatandaşlarımızı mağdur edebiliyor. Sahte kimlikle yaşanan olaylar ulusal güvenliği de etkiliyor. Yasadışı grupların birtakım banka hesapları açarak burada dolandırıcılık yapması, bazı eylemlerde sahte kimlikle çıkartılan cep telefonu hatlarının kullanılması gibi olayların önüne geçmesi adına önemli. Bu anlamda yerli ve milli kaynaklarla geliştirilen kimlik doğrulama cihazlarının yaygınlaşmasını arzu ediyoruz” dedi.

“Kimlik doğrulamada dünyaya örnek olabiliriz”

Türkiye’nin çipli kimlik kartı kullanımında dünyadan ayrıştığını belirten Usta, bu teknolojiyi başta Avrupa olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilebileceğini söyleyerek, “Çipli kimlik kartları sadece Türkiye’de bulunmuyor. Dünya ülkelerinin genelinde kullanılıyor. Türkiye bu konuda çok ileriye gitti. Projenin en önemli ayağı tüm vatandaşların bu çipli karta sahip olması. Şu anda 80 milyona yakın vatandaş, çipli kart sahibi. 2024 yılı sonuna kadar çipli kartlara geçişin tamamlanması ve eski kağıt kimliklerin kullanılmayacağını düşünüyoruz. Türkiye bu noktada bu sisteme hızlı adapte olursa diğer ülkelere de örnek olacaktır. Yazılımlarımızı uyarlayarak mevcut cihazlarımızı Avrupa ve farklı ülkelerde kullandırabiliriz. Hem ülkemizde bu sektörün gelişmesi, hem yeni Ar-Ge faaliyetlerin yapılmasını sağlayacak, hem de uluslararası pazarda birçok fırsat sunacaktır” ifadelerini kullandı.

Cihazın sahteciliğin önüne geçmesi kadar üretildiği teknolojisi de dikkat çekiyor. Vatandaşların kişisel bilgilerini korumak amaçlı cihaz yapılacak yazılım veya fiziksel her türlü müdahalede kendini imha ediyor ve kendini kullanılamaz hale getiriyor. Usta cihazın en büyük özelliğinin güvenilir uç nokta cihazı olduğunu vurgulayarak, “Herhangi bir müdahaleye karşı korumalıdır, fiziken kapaklarını açmaya çalışırsanız, içindeki donanıma ve yazılıma müdahale etmeye çalışırsanız, cihaz bunu algılıyor ve içerisindeki ilgili yazılım ve anahtarları silerek kullanılamaz hale geliyor. Bu cihazın olduğu her noktada kimliğimizi huzur içerisinde bu cihazlara takıp doğrulama gerçekleştirebiliriz” şeklinde konuyu ifade etti. – İSTANBUL

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/sahte-kimliklerin-onune-gecmek-icin-dogrulama-cihazlari-kullaniliyor/feed/ 0
Engin Doğru, Esenyurt Belediye Başkanlığına CHP’den aday adayı oldu https://www.kanal7haber.com.tr/engin-dogru-esenyurt-belediye-baskanligina-chpden-aday-adayi-oldu/ https://www.kanal7haber.com.tr/engin-dogru-esenyurt-belediye-baskanligina-chpden-aday-adayi-oldu/#respond Mon, 25 Dec 2023 09:00:45 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1361 İş insanı Engin Doğru, Esenyurt Belediye Başkanlığına Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) aday adayı oldu. Adaylığını düzenlediği basın toplantısıyla duyuran Doğru, ‘Esenyurt’luların hepsi benim komşum, dostum, akrabam, arkadaşım ve yoldaşım. Esenyurt’luları kendi kapıma getirip orada saatlerce sıra bekletmeyeceğim, ben ayaklarına gideceğim. Mahallelerinde, evlerinde, kahvehanelerinde ve sokaklarında onların yanına gidip fikir alışverişinde bulunacağım. İlçemizi Türkiye’nin en güzel kentleri haline getireceğiz. Bunu en güzel yönetim şeklini uygulayarak yapacağız’ dedi.

İş insanı Engin Doğru Esenyurt Belediye Başkanlığına CHP’den aday adayı oldu. Doğru, adaylığını düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. Esenyurt’ta bir davet salonunda gerçekleşen toplantı yoğun katılımla gerçekleşti. Parti üyeleri, siyasetçiler, ailesi ve dostları Doğru’yu alkışlarla karşıladı.

Programdan önce şehitler için saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Engin Doğru’nun özgeçmişini ve projelerini anlatan kısa bir video izletildi. Ardından söz alan Doğru, projelerini katılımcılarla paylaştı. Program sonunda katılımcılar Doğru ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

‘ESENYURT’U DAHA İYİ BİR YERE TAŞIMAYI UMUT EDİYORUM’

Adaylığı hakkında konuşan Doğru, ‘Esenyurt’ta daha güzel işler yapacağıma inanarak aday oldum. Önümüzdeki süreçte geçmişteki eksiklikleri tamamlamak, yapılan yanlışların izlerini silerek daha güzel işler yapmayı ve Esenyurt’u daha iyi bir yere taşımayı umut ediyorum, bunu da ekibimiz ve kadromuzla başarıp daha güzel yerlere taşıyacağımıza inanarak aday oldum’ dedi.

‘ESENYURT’U DAHA YAŞANABİLİR KENT HALİNE GETİRECEĞİZ’

Esenyurt’un en önemli sorunlarından bir tanesinin trafik sorunu olduğunu söyleyen Doğru, ‘Esenyurt yapılırken imar durumları ve planları 500 bin nüfusa göre planlanmıştı, ancak Esenyurt şu anda 1 buçuk milyona yakın bir nüfusla yaşıyor. Bu da Esenyurt’u işin içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Dolayısıyla Esenyurt bu sıkıntıyı hak etmiyor, bu zorluklarla yaşamak Esenyurt’lulara yakışmıyor. Esenyurt daha güzel daha iyi şartlarda yaşamayı hak ediyor. Bunun dışında Esenyurt’ta devlet hastanesi sorunu var, insanlarımız devlet hastanesine gittiğinde saatlerce sırada bekliyor ve ek hizmet binası yıllardır bekliyor, yapılmıyor. Biz eğer Esenyurt’a gelirsek hem hükümet kanadında hem de büyük şehirle istişareler yaparak çok güzel işler yapacağımıza inanıyoruz. Bu hizmetleri çok hızlı bir şekilde yapıp Esenyurt’u daha yaşanabilir kent haline getireceğiz’ diye konuştu.

‘DEPREME DAYANIKLI EVLER YAPMAMIZ GEREKİYOR’

Esenyurt’un birçok mahallesinde kreş olmadığını söyleyen Doğru, ‘Önceliğimiz tüm mahallelerde hızlı bir şekilde kreş yapmak. İşe giden vatandaşlarımızın çocuklarını güvenle bırakabileceği kreşler oluşturmak istiyoruz. Esenyurt’ta otopark sorunu da var, ona da çözüm bulacağız. Bir diğer önceliğimiz de depreme dayanıklı evler yapmamız gerekiyor, depremden etkilenecek evleri tespit edip hızlı bir şekilde kentsel dönüşüm başlatmalıyız. Biz Esenyurt’u vatandaşlarımızla beraber yöneteceğiz. Onların fikirlerinden faydalanarak yöneteceğiz, biz hiçbir şekilde vatandaştan uzakta olmayacağız. Öncelikle yönetim kadrolarımızı oluşturup iyi bir kaptanlık yapacağız. Bu kaptanlığı yaparken de vatandaştan uzak değil fikir alışverişinde bulunacağız. Mahallelerimize gideceğiz, muhtarlarımızdan, kadınlardan, gençlerden gerekirse çocuklardan fikir alacağız. Bunları harmanlayıp oradan projeler üreteceğiz. Oranın ihtiyaçlarını ve eksiklerini tespit edip ona göre mahallelerimizdeki ihtiyaçlarımıza müdahale edeceğiz. Esenyurt’u yaşanabilir bir kent haline getireceğiz, herkesin gönlünü fethedeceğiz’ dedi.

‘VATANDAŞIMIZI KAPIMA GETİRİP BEKLETMEYECEĞİM’

Doğru, ‘Esenyurt’luların hepsi benim komşum, dostum, akrabam, arkadaşım ve yoldaşım. Esenyurt’luları kendi kapıma getirip orada saatlerce sıra bekletmeyeceğim, ben ayaklarına gideceğim. Mahallelerinde, evlerinde, kahvehanelerinde, sokaklarında onların yanına gidip fikir alışverişinde bulunacağım. Onların eksiklerini orada tespit edeceğim, çözümleri neyse onlarla beraber yapacağım. Vatandaşımızı kapıma getirip bekletmeyeceğim. Esenyurt’ta çok güzel işler yapacağız. İlçemizi Türkiye’nin en güzel kentleri haline getireceğiz. Bunu en güzel yönetim şeklini uygulayarak yapacağız’ diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/engin-dogru-esenyurt-belediye-baskanligina-chpden-aday-adayi-oldu/feed/ 0