CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz alarak partisi adına konuştu. Tanrıkulu, Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, özetle şunları söyledi:
“BİR İDARİ MAKAM, YARGITAY’DA OLUŞAN BİR MAĞDURİYETİ DEĞERLENDİREMEZ”
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, 13’üncü maddeyi ve 40’ıncı maddeyi okuduğumuzda bu ihtiyaçları karşılayacak kriterlere uygun bir komisyon getirmiyorsunuz. Şimdi, bugüne kadar oluşturulan komisyonlar, tazminat komisyonları idarenin işlem ve eylemlerine ilişkin ortaya çıkan ihlallerden kaynaklı komisyonlardı ve şu andaki komisyon da belirli bir zamana ilişkin görev yapan ve kanunla belirli görevleri verilmiş bir komisyondu ama şimdi biz bu yasayla komisyonu kalıcı hale getiriyoruz, kalıcı hale ve görevlerini genişletiyoruz. Yargıdan kaynaklanan, mağduriyete ilişkin oluşmuş ihlalden sonra bir iç hukuk yolu oluşturuyoruz ama oluşturduğumuz iç hukuk yolu idari bir kurul yani bakanlığa bağlı bir kurul, dolayısıyla yani bir yargıdan, yargısal bir işlemden yani hukuk mahkemesinde, idare mahkemesinde, ceza mahkemesinde, Yargıtay’da, Danıştay’da uzun yargılamadan dolayı oluşan bir mağduriyetten dolayı idari bir kurul oluşturuyoruz. Bu olmaz yani bir idari kurul, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmayan, yargı yetkilerini kullanamayan bir kurul yargıdan kaynaklı bir mağduriyeti değerlendiremez, işin esasında bir yanlışlık var. Bir idari makam, Yargıtay’da oluşan bir mağduriyeti değerlendiremez.
“ÖNCE ÖNLEYİCİ MEKANİZMALARI OLUŞTURMAK LAZIM”
Bir mazeretiniz yok, 22 yıldır iktidardasınız, yargıyı bağımsız ve tarafsız hale getiremediniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıldı, 90 bine yakın başvuru yapıldı makul süreden. Neden yapıldı bunlar? Yerel mahkemelerin yeterince çalışmamasından, zamanında karar vermemesinden. Peki, buna ilişkin olarak bir tedbir var mı bu kanunda? Yok. Dolayısıyla, önce önleyici mekanizmaları oluşturmak lazım ama yargının hızlı, tarafsız, adaleti sağlayıcı biçimde bir düzenleme yapmadan, şimdi sonuçları üzerine Anayasa Mahkemesi kararından sonra bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz. Böyle olmaz, bir kez daha uyarıyoruz. Anayasa Mahkemesinden alıyoruz başvuru hakkını, idari bir kurula veriyoruz ama yıllarca dava takip etmiş, emek vermiş avukatın emeğini yok sayıyoruz. ‘Hiç olmazsa Avukatlık Yasası’na bir ek düzenleme yapalım ve avukatlara emeklerinin karşısında nakdi veya nispi, neyse, ücret verilsin’ dedik, bu da kabul edilmedi. 180 bin avukatın mesleki emeği de bu kanunla sömürülmüş olacak aynı zamanda, yok sayılacak.
“OBJEKTİF KRİTERLERE BAĞLANMASI LAZIM”
Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım diyorum. Bu meselelere sığ bakmamak lazım, müzakere etmek lazım, danışmak lazım ve toplumda bundan sonra oluşacak zararları önceden karşılamak lazım.”
]]>Alpu Belediyesi’nde çalışan Süreyya Naldemir, kendisi gibi belediyede çalışan babasına uygulanan mobbing ve iş yerinin değiştirme kararına itiraz etti. 2023 yılının Temmuz ayında emekli olan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii ve engelli olduğunu iddia ettiği babasının yeri değiştirilerek ilçeden uzak bir mahallede belediyeye ait bir koyun çiftliğinin bekçisi tayin edildiği için duruma itiraz eden Süreyya Naldemir, yine iddiasına göre kendisinin ödenmemiş geçmiş dönem maaşlarını da icra yoluyla almaya çalıştı. İcra yolunu kullanması üzerine Naldemir, iddiasına göre Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi, kendisini işten çıkarmak ile tehdit etti. Bir süre sonra ise işten çıkarılan Süreyya Naldemir, belediyeye dava açtı. Mahkeme tarafından işe dönmesine hükmedilen Naldemir, karara rağmen işine geri dönemediğini belirtti.
“Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler”
Babasına uygulanan mobbing ve belediyeden alacaklarını alma yöntemi hakkında Süreyya Naldemir, “Babama, mobbing uygulamalarından ve farklı yerlere sürdüklerinden dolayı babam hakkını savunamadığı için, ben babamı savundum. Bunun sonrasında beni işten çıkarmakla tehdit ettiler. Daha sonrasında geçmiş dönemde maaş alacaklarım varken, ben bunu haciz işlemine koyduğum için Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi tarafından, ‘neden haciz işlemine koydun’ diye tehdit edildim. Sonrasında icra çekmediğimden dolayı beni işten sorgusuz sualsiz çıkardılar. Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, beni işten çıkardı. Arabuluculuk devreye girdiği zaman da ‘Ne biz onu işe alırız ne de haklarını veririz’ gibi ithamda bulunuldu. Ben de dava açmak zorunda kaldım. Dava açtıktan sonra bir buçuk yıl gibi bir süre oldu. Sonunda davayı kazandım. Ama hala işe geri alınmadım. Babam hiçbir sorun yaşamadı, emeklilik süresi dolduğu için yaşından dolayı çalışma hakkı vardı. Bizde babam durumunu hep arz ettiğinde işte farklı yerlere gitmemesi gerektiğinde babam Bu arada devlet memuru engelli olduğu için ben babamı savunduğumdan dolayı böyle oldu babam gibi diğer 9 insanın hakkında bir şey yapmadılar sırf babamla uğraştılar. Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler. Bu farklı sürüldüğü yerlerde çoban bekçiliği farklı farklı işlere görevlendirildi. Babam devlet memuru 657’ye tabiydi ama şu an babam zaten temmuz ayından itibaren 2023 yılı temmuz ayından itibaren emekli oldu. Bunların Fevziye Mahallesi’nde koyunların olduğu bir çiftlik var. Büyükşehir Belediyesi’ne ait yere gece bekçisi olarak görevlendirdiler. Taşeron işçi olarak çalışıyordum. Farklı farklı işlere zaten beni de oralara sürüyorlardı, mobbing uyguluyorlardı” dedi.
“Mahkemeyi kazandım hala beni işe almıyorlar”
Süreyya Naldemir konuşmasına şöyle devam etti:
“Ben en son olayda babamı Bozan Mahallesi’ne gündüz bekçisi olarak görevlendirdiler. Babam en son savunmaya girdiğim zaman özel kalem tarafından, ‘fazla uzatma işte başkan böyle uygun görüyor. Babanı Han gibi bir yerlere sürgün göndeririz’ gibi laflar etmişlerdi. Bu yüzden, ben de eski alacaklarımdan dolayı, haciz işlemi başlattığımdan dolayı, ‘Sen haciz işlemini geri almazsan seni işten çıkarırız’ gibi ithamlarda bulundular. Ben de onlara ‘Beni çıkarmanızda bir gerekçe yok. Ne gösterip de beni işten çıkaracaksınız’ dediğim zaman, ‘Bize çalışan adama gerek yok’ diye ithamda bulundular ve beni o zaman çıkarttılar. İşten çıkarılmamla alakalı dava açtım. Dava sonucunda mahkemeyi kazandım. 25 Ocak tarihinde en son ihtar sürecim vardı. İhtar sürecim dolduktan sonra hala beni işe almıyorlar. Ben görevime geri dönmek istiyorum.” – ESKİŞEHİR
]]>