Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da düzenlenen şampiyonada, Burcu Alıcı 55 kiloda hem koparma hem de silkmede bronz madalya kazanırken, Duygu Alıcı da 49 kiloda koparmada gümüş madalyanın sahibi oldu.
Milli sporcular, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, şampiyonada birlikte madalya almanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Burcu Alıcı, Avrupa Şampiyonası’nda ilk kez büyükler kategorisinde mücadele ettiklerini belirterek, “Büyükler kategorisinde ilk madalyamızı kazandık. Daha önce Duygu ile aynı şampiyonada yarışıp, birbirimizi desteklemeyi çok istiyorduk. Şu an istediğimiz oldu. Burada iki kardeş birbirimizi destekledik, madalyalarımızı aldık. Daha büyük başarılar elde edeceğimize inanıyorum.” diye konuştu.
Podyuma çıktığında kardeşi Duygu ve diğer milli sporcuların tribünde Türk bayrağını açarak tezahüratta bulunmasıyla ilgili Burcu, “Çok mutlu oldum. Her sporcunun hedefi Türk bayrağını dalgalandırmak. Ben de bayrağımızı dalgalandırmayı çok istiyordum. Karşımda bayrağımızı görünce tüylerim ürperdi, bana güç verdi.” ifadelerini kullandı.
Burcu Alıcı, yoğun bir çalışmanın sonucunda madalyaya ulaştıklarını vurgulayarak, “7. sınıftayken resim dersi hocamız halter için seçmelerin yapılacağını söylemişti. Çok merak ettim. Önce ben gittim, sonra Duygu’yu götürdüm. O şekilde haltere başladık ve 10 yıldır bu sporu yapıyoruz. Daha önce gençler kategorisinde silkmede Avrupa ikincisi, koparmada ve toplamda Avrupa üçüncüsü oldum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Duygu ile 2028 Olimpiyatları’na gitmek istiyoruz”
Burcu Alıcı, ikiz kardeşiyle daha büyük başarılar yaşamak istediğini anlatarak, “Öncelikle Dünya Şampiyonası’nda da madalya kazanmak istiyorum. Daha sonra çok iyi çalışarak, Duygu ile 2028 Olimpiyat Oyunları’na gitmeyi çok istiyoruz. İnşallah olacak.” dedi.
Elde ettikleri başarılarda ailesi ve antrenörlerinin büyük emeği olduğunu anlatan Burcu, “Madalyalarımı öncelikle bana emek veren Bahçelievler Belediyespor Kulübü antrenörüm Ramazan Mutlu hocama, sonra anneme, babama ve tüm sevenlerime armağan ediyorum. Destekleri için de bütün Türk milletine çok teşekkür ediyorum.” şeklinde görüş belirtti.
Duygu Alıcı: “İkiz kardeşimle madalyalar kazanmanın duygusu tarif edilemez”
Duygu Alıcı da kardeşiyle Avrupa Şampiyonası’nda madalya kazandığı için çok gururlu olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Avrupa’da ikiz kardeşimle madalyalar kazanmanın duygusu tarif edilemez. Kendi yarışmamda da kardeşimin yarışmasında da çok heyecanlandım. Burcu ile biz sürekli aynı yerde çalışıyoruz. Milli takım kampında da beraberdik, sürekli yan yanayız. Kardeşim kampta kolundan bir sakatlık geçirmişti ve bir hafta çok etkilenmişti. Çok ağlıyordu. ‘Bu ağlayışların boşuna değil.’ demiştim. Öyle de oldu. Avrupa Şampiyonası’nda iki bronz madalya birden kazandı. İzlerken çok heyecanlanmıştım, tribünde oturamıyordum.”
Kardeşi Burcu ile aynı organizasyonlara katılmayı çok sevdiğini anlatan Duygu, “Ondan önce tek başıma gidiyordum ve çok zor oluyordu. Arkadaşlarım var ama kimse kardeşimin verdiği yakınlığı ve desteği veremiyordu. Burcu ile birbirimizi destekliyoruz. Bazen tartışıyoruz, kavga ediyoruz ama yine de aynıyız, beraberiz. Biz 5 kardeşiz. Küçük kız kardeşim Züleyha da halterci. O da Yıldızlar Avrupa Şampiyonası’nda ikinci oldu.” şeklinde görüş belirtti.
Halterde ilk madalyasını İslami Dayanışma Oyunları’nda kazandığını hatırlatan Duygu, sözlerini şöyle tamamladı:
“İslami Dayanışma Oyunları’nda 3 altın madalya ile şampiyon olmuştum. Daha sonra 23 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası’nda 3 gümüş madalya kazandım. Bir sonraki Gençler Avrupa Şampiyonası’nda ise 3 bronz madalya almıştım. Şu anda da Sofya’da ilk kez katıldığım Büyükler Avrupa Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandım. Elbette hedefim 2024 Paris Olimpiyatları. Tayland’da yapılacak son bir müsabakamız kaldı. Ona daha iyi hazırlanacağım. Aslında buraya da iyi hazırlanmıştım ama sakatlıktan dolayı kısa bir sürede toparlandım. Buna da çok şükür, madalyamı aldım. Tayland’da derece yapıp, kota alacağıma inanıyorum. Sonra nasip olursa 2024 Paris Olimpiyatları. Ondan sonra 2028 Olimpiyatları’na hazırlanacağım.”
Ferhat Coşkun: “Ülkemize çok madalya kazandıracaklarına inanıyorum”
Kadın Milli Halter Takımı Başantrenörü Ferhat Coşkun da ikiz kardeşler Burcu ve Duygu Alıcı’nın önemli bir gelişim gösterdiğini anlatarak, “Milli takım teknik direktörlüğünü 2,5 yıldır yapıyorum. İkiz sporcularımız Duygu ve Burcu ile bu süreçte kamplarımızı yaptık. Avrupa Şampiyonası’nda büyükler kategorisinde ilk madalyalarını aldılar. Çok sevindirici oldu. Avrupa’da ve dünyada madalya almak çok zor. Hem bizi hem de ülkemizi sevindirdiler. Gelecekte çok büyük işler yapacakları kanaatindeyim. Her şeyi beraber yapıyorlar. İleride ülkemize çok madalya kazandıracaklarına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Acıbadem Kent Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Tutku Damla Topaloğlu, 2023/2024 Eğitim-Öğretim yılı ikinci dönemi başlarken, “okula yeniden uyum” konusuna anne babaların dikkatini çekti. Topaloğlu, “Birinci dönem boyunca yoğun bir tempoyla çalışıp ilk döneme ait sınav ve sorumluluklarını tamamlayan öğrenciler, yarıyıl tatili gelmesiyle kısa bir mola verip soluklanıp dinlendiler. Öğrenciler bu tatil sürecini geride bırakırken, tekrardan okula adapte olmakla ilgili birtakım zorlanmalar yaşayabilirler. Bu durumun son derece normal olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.
“Öfke nöbetleri yaşadıkları da görülebilmekte”
Çocukların tatilde, en azından daha geç yatıp daha geç kalkmış olabileceklerini; kahvaltı, yemek saatlerinin bile değişmiş olabileceğini belirten Topaloğlu, şöyle konuştu:
“Çocukların tatille birlikte değişen rutinlerin tekrar eski düzenine dönmesi zaman alabilir. Yani tatil rutininden okul rutinine dönmeleri, okula, derslere, öğretmenlerine ve arkadaşlarına alışmaları yeniden bir uyum süreci gerektirebilir. Bunun yanında ikinci dönemin başlamasıyla birlikte öğrencilerin tekrar yoğun bir tempoya gireceklerini bilmeleri; sınavlara, derslere ve başarılı olmaya dair birtakım kaygıları da beraberinde getirebilmektedir. Okula geri dönüşte zorlanan çocuklar bu geçiş sürecinde kendilerini zaman zaman üzgün, endişeli ya da kızgın hissedebilmekte; hırçınlık, ağlama nöbetleri ve öfke nöbetleri yaşadıkları da görülebilmektedir. Çoğunlukla okula dönüş döneminde çocuklar ebeveynleriyle daha yakın temas ihtiyacı hissedebilmekte ya da daha içe kapanma ve sessizleşme hali gösterebilmektedir. Bunun yanında; okula gitmek istememe, bedensel birtakım ağrılardan bahsetme, okula gitmemek için pazarlık yapma gibi ailelerin nasıl davranacağı konusunda zorlanabileceği durumlar da yaşanabilmektedir.”
Topaloğlu’ndan ebeveynlere öneriler
Öte yandan Psikolog Topaloğlu, çocukları okula geri dönmekte zorlanan ya da uyum problemi yaşayabilecek anne babalara bu sorunu aşmalarında yardımcı olabilmek için şu önerilerde bulundu:
“Sorunun kaynağını belirleyin: Öncelikle çocuğun hangi konuda zorluk yaşadığını anlayarak bu duruma dair konuşmak için onu teşvik etmek ve hislerini anlamaya dair çaba göstermek oldukça önemlidir.
Sorunun çözümüne odaklanın: Çoğu zaman okula dönüşle ilgili kaygı yaşayan çocuklar bu kaygıyla nasıl baş edebilecekleriyle ilgili fikir sahibi olmayabilir ya da bu sorunun üstesinden gelebileceklerine dair inançları olmayabilir. Duygularını anladığınızı; süreci yönetemediği noktada sizden destek alabileceği, sorunun üstesinden gelebilecek güçlü yanlarını olduğunu hatırlatmak çocukların çözüme odaklanabilmeleri için destekleyici olacaktır.
Okula dair olumlu yanlarından konuşun: Okula gitmekle ilgili heyecanlanabileceği neler olduğunu sormak, arkadaşlarıyla beraber olmanın keyifli olabileceğine değinmek ve okulda yapabileceği ve ilgisini çekebilecek aktivitelerden bahsetmek de olumsuz duyguların yerini olumlu duygularla çeşitlendirmek de katkı sağlayabilmektedir.
Kendi davranışlarınızda tutarlı olun: Çocukların olaylara yönelik bakışını belirleyen önemli bir faktörün de ebeveynlerin tutum ve davranışları olduğunu bilinmeli. Öncelikle ebeveynin sürece dair duygu, düşünce ve davranışlarını rahatlatıp kontrol edebildiğinde çocukların daha güvende hissederek sürece daha sakin ve özgüvenli bir şekilde adapte olabildiklerini kendinize hatırlatmanız oldukça önemlidir.
Fiziki ve ruhsal ihtiyaçlarına dikkat edin: Çocuğun yeterli uykuyu alabilmesi, yeterli beslenebilmesi, öz bakımının yeterli bir şekilde sağlanması gibi fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına ek olarak; duygu ve düşüncelerinin, koşulsuz kabul/sevgi ve temas ihtiyacının karşılanması gibi psikolojik ihtiyaçlarının da karşılanmasına özen göstermenin çocuğun okula dönüşe dair kaygı ve adaptasyon problemleri üzerinde olumlu yönde bir etki sağlayacaktır.” – İZMİR
]]>Elazığ’da bir kurs merkezine giden 4. sınıf öğrencileri, müdürleri ve öğretmenlerinin sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde şiir ve kitap okuma etkinliğinde bir araya geldi. Düzenlenen etkinliğe, Altı Nokta Körler Derneği üyeleri davet edildi. Öğrenciler tarafından çiçeklerle karşılanan dernek başkanı ve üyelerine şiirler okundu. Duygu dolu anlara sahne olan etkinliğin sonunda açıklamalarda bulunan öğrencilerden 9 yaşındaki 4. sınıf öğrencisi Taha Gündoğdu’nun, “Birisi bize sorunca o engellilik durumunu anlatmamız bile imkansız oluyor. Bazen doğuştan engelliler olduğu için onlara bunu anlatmak çok zor oluyor. Önceden gözlerini kaybetmiş bir insan saati ayarlayabilir ama doğuştan engelli olan biri bunu yapamaz. Engellilerin ne hissettiğini biz de anlıyoruz” sözleri sınıfta bulunanlardan takdir topladı.
Özellikle 39 yıllık dernek başkanlığı sürecinde bu kadar duygu dolu bir an yaşamadığını dile getiren dernek başkanı Refik Temiz, onur duyduğunu belirterek, etkinliğe katkı veren herkese teşekkür etti.
Şiirler okudukları görme engelli misafirlerine sorular sorduklarını dile getiren öğrencilerden Taha Gündoğdu, “Engellilerin renkleri, eşyaları merak etmeleri gibi durumları biz de düşününce hatta birisi bize sorunca o engellilik durumunu anlatmamız bile imkansız oluyor. Bazen doğuştan engelliler olduğu için onlara bunu anlatmak çok zor oluyor. Önceden gözlerini kaybetmiş bir insan saati ayarlayabilir ama doğuştan engelli olan biri bunu yapamaz. Engellilerin ne hissettiğini biz de anlıyoruz. Bunları yaşamanın kötü olduğunu hissediyoruz. Biz de bugün şiirler okuyup, merak ettiğimiz soruları sorduk. Onların dertlerini biz de anladık” dedi.
“39 yılı aşkındır bir dernek başkanlığı yapıyorum böyle onur verici bir durumla karşılaşmadım”
Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Refik Temiz, “4. sınıf öğrencileri ile bizleri buluşturdular, tanıştırdılar ve güzel şiirler okudular. Güzel bilgi alışverişinde bulunduk. Gerçekten şu an duygu doluyum, ne diyeceğimi de bilemiyorum. Elazığ’ımızda 39 yılı aşkındır bir dernek başkanlığı yapıyorum böyle onur verici bir durumla karşılaşmadım. Bugün bu tadı bize tattıran değerli müdire hanıma ve yönetimine teşekkür ediyorum. Çocukların geleceği bizim önümüzü açacak diye düşünüyorum. Şiirlerden ‘Görmüyorum görmüyorum’ üzerine yazılanı beni çok duygulandırdı” diye konuştu.
19 yaşında gözlerini kaybeden ve 39 yıldır karanlıkta yaşayan bir çocuk annesi Feride Öktan ise, “Verimli bir etkinlik gerçekten bizi mutlu etti, duygulandırdı. Hatta çocuklarımız şiirler okurken çok değişik duygular yaşadık, küçüklüğümüze gittik. İlk gözlerimi kaybettiğim döneme gittim ve doğuştan renkleri bilmeyenleri düşündüm. Taha kardeşime ve özellikle hocamıza böyle duyarlı çocuklar yetiştirdikleri için çok teşekkür ederiz” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ
]]>