İSTİKLAL MARŞI’NI DUYUNCA SAYGI DURUŞUNA GEÇTİ
Bingöl Şehit Er Özkan Dumlu İlkokulu 3’üncü Sınıf Öğrencisi Yiğit Eymen Kera, ekmek aldıktan sonra evine döndüğü sırada bir okulda okunan İstiklal Marşı’nı duyunca, saygı duruşuna geçti. Yiğit Eymen’in o anları, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.

EMNİYET MÜDÜRÜ, BİLGİSAYAR VE TÜRK BAYRAĞI HEDİYE ETTİ
Görüntüleri izleyen İl Emniyet Müdürü Şükrü Orhan, Kera ailesini ziyaret etti. Orhan, Yiğit Eymen’e bilgisayar ve Türk bayrağı hediye etti. Yiğit Eymen Kera, İl Emniyet Müdürü Orhan’a teşekkür ederek, “Ekmeğimi almış gidiyordum. Okulda İstiklal Marşı’nın okunduğunu duyunca yolda bekledim ve İstiklal Marşı’nı okudum” dedi.
“GÖĞSÜMÜZÜ KABARTTI”
Görüntüleri izlediğinde gururlandığını belirten İl Emniyet Müdürü Orhan, “İstiklal Marşı okunurken Yiğit’in yanından geçen insanlar da vardı. Milli ve manevi değerlerinin bu kadar farkında ve buna tepki gösteren böyle bir evladı görmek göğsümüzü kabarttı. Hemen ona sarılmak, ailesini tebrik etmek istedik. Böyle bir bilinçle ve terbiye ile yetiştirilen evladımız geleceğimizi emanet edeceğimiz güzel gençlerden. Maşallah, Allah nazarlardan saklasın. İnşallah karakteri böyle devam eder. Büyüdüğünde de kendisi gibi milli ve manevi değerlerinin bilincinde, ahlaklı ve güzel nesiller yetiştirsin” diye konuştu.

DEDESİ, PKK’NIN SALDIRISINDA ŞEHİT DÜŞMÜŞ
Anne Hasret Kera ise oğlunun milli değerlere bağlılığından gurur duyduklarını ifade ederek, Yiğit Eymen’in dedesi Nihat ve dedesinin babası Yusuf Kebude’nin, 1993 yılında Bingöl’ün Çavuşlar köyünde PKK’lı teröristler tarafından düzenlenen saldırıda şehit düştüğünü söyledi.
MAKAM ARACIYLA OKULUNA GÖTÜRDÜ
Ziyaretin ardından İl Emniyet Müdürü Orhan, Yiğit Eymen’i makam aracıyla Şehit Er Özkan Dumlu İlkokulu’na götürüp, sınıfında ona Türk bayrağı hediye etti. Yiğit Eymen, arkadaşlarıyla birlikte saygı duruşunda bulunduğu anları izledi. İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özel de Yiğit Eymen’i sınıfında tebrik etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP OrduMilletvekiliMustafa Adıgüzel, Ordu ve Karadeniz bölgesindeki fındık tarımı yapılan alanlarındaki kokarca tehlikesine dikkat çekmek amacıyla yürüyüş başlattı. Gürgentepe ilçesinden 50 kilometre yürüyüp, Fatsa ilçesinde yolu yarılayan Adıgüzel, “Fındık da bizim, toprak da bizim. Karadan denize özgür Karadeniz, tam bağımsız Türkiye. Fındığın yolundan yürüyoruz. Yoldaki herkesi de bize katılmaya çağırıyoruz” dedi.
CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Karadeniz Bölgesi’nde son iki senede artan kahverengi kokarca popülasyonuna karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yürüyüş başlattı. 27 Ağustos’ta memleketi Ordu’nun Gürgentepe ilçesinden yola çıkan Adıgüzel, yürüyüşte 50 kilometreyi geride bıraktı. Yürüyüşün üçüncü gününde Adıgüzel’e partililer ve vatandaşlar da eşlik etti.
YOLU YARILADI
Yürüyüşün üçüncü gününde Fatsa- Bolaman yolunda DHA’ya konuşan Milletvekili Adıgüzel, “Gürgentepe’den başladık. Gürgentepe ve Çamaş arasındaki 23 kilometreyi ilk gün yürüdük. Dün Çamaş’tan başlayıp Fatsa’ya kadar olan 22 kilometreyi yürüdük. Dün akşam Fatsa’dan denize ulaştık. Şu an Fatsa’dan buraya kadar yürüdük, 5’inci kilometredeyiz. Bugün şu ana kadar 50 kilometre yürümüş olduk. Önümüzde 50 kilometre daha var. Çaytepe civarına kadar gideceğiz. Yarın Perşembe ilçesine ulaşacağız. Son gün ise Ordu merkeze yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘FINDIĞIN YOLUNDAN YÜRÜYORUZ’
Fındık coğrafyasında kahverengi kokarca zararlısı nedeniyle hasarın ciddi boyutta olduğunu belirten Adıgüzel, “Biz fındığın yolundan yürüyoruz. Bu kitlesel bir şey değil, bu özellikle hasat zamanı üreticinin yanında olma, derdini dinleme yürüyüşüdür. Fındığın yolundan hareket ediyoruz. Kaç kişiyle yürüdüğümüz değil, kaç kişi için yürüdüğümüz önemli, diyoruz. Biz 450 bin fındık işçisi ve 8 milyon bu işten ekmek yiyen insanlar için yürüyoruz. Her geçen gün sesimiz yükseliyor. Hatta Tarım Bakanlığı ve hükümetten çeşitli açıklamalar geliyor fakat bunlar hala olumlu açıklamalar değil, hala olayı görmezden gelmeye çalışıyorlar” diye konuştu.
‘KARADAN DENİZE ÖZGÜR KARADENİZ, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE’
Gürgentepe ilçesinden başlayan yürüyüşün Ordu’nun merkez ilçesi Altınordu’da son bulacağını söyleyen Mustafa Adıgüzel, “Yürüyüşümüzün tam amacı; bölgedeki kokarca felaketini, işçilerin ve üreticilerin isyanını dile getirmek ve özellikle vahşi madencilikle bölgenin maden alanlarına çevrilmesine karşı itirazımızı belirtmektir. Diyoruz ki, ‘Fındık da bizim, toprak da bizim. Karadan denize özgür Karadeniz, tam bağımsız Türkiye.’ Fındığın yolundan yürüyoruz. Yoldaki herkesi de bize katılmaya çağırıyoruz” dedi.
Haber-Kamera: Ordu,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Fırıncılık Sektörü Güç Birliği Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Öğütülmüş Tahıl ve Unlu Mamuller Sektörü Başkanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mehmet Umur, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız”
İstanbul’un her mahallesinde mobil ekmek fırınları kuracaklarını belirten Kurum, “Ben, 81 ili 550 kez ziyaret etmiş bir kardeşinizim. Fırıncı esnafımızla bu gittiğim tüm ziyaretlerde kucaklaştık. İnanın gittiğim her yerde, esnafımız bizi bir kardeşi gibi bağrına bastı. 5 yıllık bakanlığım döneminde fırıncı esnafımızın fikrine, görüşüne hep çok değer verdim. Biz, hep birlikte çalıştık, şehirlerimizi de bugünlere hep birlikte getirdik. Bizim fırıncı esnafımız, COVİD salgını döneminde kahramanlaşmıştır. Depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimiz için; yeri geldiğinde kendi hayatını unutmuştur. Sıcak ekmeğini çıkarmış, milletin zor zamanında yanına koşmuştur. Hele hele asrın felaketinde ilk zamanlar ekmek çıkaramadık. Deprem sebebiyle doğalgaz ve elektrik hatlarını kestik. Asrın felaketinde gösterdiğiniz özveriyi, insanımızın yanına koştuğunuz o anları asla unutamayız. Afete hazırlık noktasında önemli bir çalışma yürütüyoruz. Şehrimizi her alanda afete hazır hale getirebilmek için bir tarafta kentsel dönüşüm, diğer tarafta afete hazırlık ve müdahale noktasında çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu şehirde deprem tehlikesini bilerek yaşamak zorundayız. Afete hazırlık bizim en önemli gündemimiz. Afete hazırlık noktasında afetin ilk anında vatandaşımıza her türlü hizmetleri verebileceğimiz bir anlayışla çalışacağız. İBB olarak İstanbul’un her mahallesine ilk zamanlarda sıcak ekmek çıkaracak mobil ekmek fırınlarını sizlerle birlikte kuracağız. Bu sistem çok önemli. Afet esnasında vatandaşımıza sıcak bir çorba ve ekmek verebilmek çok kıymetli. İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız. Ben, yetersiz bir yönetim nedeniyle 5 yıldır yaşadığınız biriken sorunlarınızı çok iyi biliyorum. İstanbul’un gittiğim her ilçesinde, fırıncı kardeşlerimi dinledim. Başkanlarım bu sorunları bize aktardılar. Biz 22 yıldır, insanımızın derdini hep kendi derdimiz olarak gördük. Hiçbir soruna sırtımızı dönmedik. Sorun üreten değil, daima çözümün tarafta olduk. Fırıncılık sektöründe de hem çalışanlar hem de vatandaşımız için çözümlerimiz de, projelerimiz tamamen hazır. Sizler, İstanbul gibi devasa bir metropole hizmet ediyorsunuz. Bu büyüklükteki bir şehirde de doğal olarak bazı olumsuzluklar olabiliyor. Esnafımıza sözümüzü veriyoruz. Sizin yanınızda durarak emekçiye sırt dönülen bu 5 yılı çabucak unutturacağız” dedi.
“Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz”
Fırıncı esnaflara yönelik müjdelerini açıklayan Kurum, “Bizim fırınlarımız her gün milyonlarca insanımızın yararlandığı dükkanlardır. Biz fırınlarımızda; yetersiz denetim ve kontrollerle hiçbir yere varamayız. İstanbul’un mührünü aldığımızda ekmeğimizin her zaman aynı yüksek kalitede çıkaracağımız ve ekmek fiyatında standardı sağlayacağız. İstanbul’umuzun bazı bölgelerinde başına buyruk şekilde çalışan fırınları tek tek biliyorum. Fırıncılar odamızın denetimi dışında, ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteren bu işletmelerden hepiniz şikayetçisiniz. Daha fazla mağdur olmanıza İBB olarak asla izin vermeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’da tek bir denetimsiz, sağlıksız, ruhsatsız fırın işletmesi kalmayacak. İşletme kayıt belgesi olmayan dükkanların, bu belgeyi almaları hususunda da teşvik edici girişimlerimizi süratle yapacağız. Fırıncılık sektöründeki rekabetin adil bir zeminde sürdürülmesi için kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Fırıncılık sektöründe yaşanan insan gücü sıkıntısının da farkındayız. İstanbul ekmeği bir marka olacak. Bu anlamda da; meslek eğitimleri, mesleki rehberlik hizmetlerimizi arttıracağız. Bu problemi de süratle çözeceğiz. Buradan iki müjdemi de vermek istiyorum. Birincisi merhum Kadir Topbaş ağabeyimiz döneminde açılan Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz. Orada yeni fırıncılarımızı yetiştireceğiz. Burada yetişen ustalarımıza sertifika vermek suretiyle yeni fırınlarda eleman, usta ve iş yeri sahibi olarak yetişmelerine imkan sağlayacağız. Fırıncılık sektöründe çalışan işçi kardeşlerimizin şikayetlerini biliyoruz. Yeterinde dinlenemiyorlar, yavrularına vakit ayıramıyorlar. Buna dair de planımız hazır. Pazar Tatili uygulamasını aşamalı olarak, uygulamaya geçeceğiz. Kentsel dönüşümde biz 650 bin yeni yuva yaparken; siz fırıncı esnafımızın da; varsa eski dükkanlarını hemen dönüşüme alacağız. Bu süreçte de bin bir emekle kazandığınız ruhsat haklarınızı sonuna kadar koruyacağız. Bunun için de gerekli düzenlemeleri yapacağız. Yine sektörümüzün dengesiz fiyatlardan etkilenmemeleri için de fiyat tarifelerinin zamanında yapılması dijital uygulamalar geliştireceğiz. Fırıncımızın hakkını, hukukunu koruyacağız, baş tacı edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız”
Fırıncı esnaflara çeşitli müjdeler veren Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ticarette hedef kitle, doğrudan milletimizdir. Biz vatandaşımızın en iyi şartlarda hizmet alması için çalışıyoruz. Ekmek fiyatlarının tüketiciyi zorlamayan bir aralıkta olmasını temin edeceğiz. Tarife dışı fiyat uygulaması yapanların; yavrularımızın kursağındaki ekmekle oynamasına asla izin vermeyeceğiz. Biz yola çıkarken halkın başkanı değil, halkın dostu, halkın evinin evladı olmaya talibiz dedik. O zaman bir evladın ne yapması gerekirse, biz de onu yapacağız. Fırıncılar odamızla el ele vereceğiz. İstanbul’da ekmeği beraberce ucuzlatacağız. Ekmeğin maliyeti düşecek ki, esnafımız ve milletimiz mutlu olacak. Tarladan sofraya kadar ekmeğin tüm sürecini masaya yatıracağız. Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek. Bu süreçleri tarladan İstanbul’a genelen kadar takip edeceğiz. 5 yıldır tek bir emaresi bile görülmeyen emek, ekmek ve esnaf dostu yönetime; İstanbullu kardeşlerimizle yeniden buluşturacağız”
“Bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz”
Vatandaşların seçimde doğru bir tercih yapacağına inandığını belirten Kurum, “Bugün İstanbul’u yönetenler 5 yıldır bu şehrin insanına bir kabusu yaşatıyorlar. Bu güzel İstanbul’umuzun 571 yıllık kazanımlarından her geçen gün biraz daha kaybediyoruz. Halbuki İstanbul’u yönetmek aşk ister, sevda ister, proje ister, yatırım ister. Biz de bu şuurla; İstanbul’u yeniden medeniyet yürüyüşüne sokacak projelerle; daima insanımızın yanı başındayız. Projeler hazır, yatırım planları hazır, çözümler hazır. Seçim atmosferi çok güçlü bir hal almıştır. Vatandaşımızın ilk günlerde hissettiği bıkkınlık, bezmiştik hali yerini artık umuda ve heyecana bırakmıştır. Vatandaşımız gerçek belediyecilikle CHP belediyeciliğinin farkını 5 yılda çok iyi görmüştür. 31 Mart’ta milletimiz eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında tarihi bir tercih yapacak. Biz bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceğiz. ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da kenti ve Bağcılar için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurarak hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı seçecektir. Son 5 yılda esnafın derdiyle dertlenmeyen, millet adına tek bir adımı olmayan bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Evde ekşi mayalı antik ekmek üreten Kavak, tarhana, erişte, marmelat, simit, cevizli sucuk, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı ve gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisi üretiyor
ÇORUM – Çorum’un Osmancık ilçesinde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı ve organik olarak temin ettiği meyvelerden çeşit çeşit sirke yapıyor.
Osmancık İlçesi Koyun Baba Mahallesi’nde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı alıç başta olmak üzere, organik olarak temin ettiği elma, ayva, armut, nar, mandalina ve birçok meyvenin sirkesini yapıyor.
İsmail Kavak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlangıcında virüse karşı önlem almak için ailesiyle birlikte gıda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini belirterek fermente ve ekşi mayalı ürünler hakkında araştırmalar yaptığını söyledi.
Ağırlıklı olarak annesinin tariflerini kullanan Kavak, sağlıklı beslenmek için doğanın nimetlerinden de faydalandığını belirterek; “Ekşi maya ekmek ve fermente ürünler hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Bilimsel olarak sirke nasıl yapılır bunların araştırmasına girdim. İlk yaptığım alıç sirkesiydi. Sonra sirkelerin en zoru olan hünnap ve vişne sirkesi yaptım. Bu sezon ise fermente olarak yapımına başladığım sirkeler, ayva, elma, armut, nar ve mandalina. Steril ve hijyen gibi kurallara uyulması gereken değerle sirkelerdir.
Her gün sirkeleri kontrol etmek gerekiyor. Parafensin, tanıdığımız üreticiden ilaçsız olarak yetişen meyvelerden sirkeler yapmamız gerekiyor. Bir numara diyebileceğimiz nar sirkesidir. Doktorlar ve bu işin doğal gıda uzmanları nar sirkesini özellikle ön plana çıkarmaktalar. Tansiyon ve şeker hastalıklarında tedavide etken olduğu ispat edilmiştir. Bu ürünleri kullanırken de doktorumuza danışmalıyız. Sirke oluşumu 8 ila 12 hafta arasında gerçekleşir. Temiz şişelerde karanlık serin bir ortamda durması gerekiyor. “dedi.
‘Antik ekmek yapıyor’
32 yıl kamuda görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Kavak, ekşi mayalı antik ekmek yaptığını da belirterek; “Eski medeniyetler özellikle Hititliler ekmek konusunda çok ilerideydi. Ekmek yapımı da kutsallık arz ediyordu.
10 çeşit atalık buğdayda yaklaşık 70 tane mineral ve protein var. Buda vücudumuzun daha aktif ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Antik ekmekte 10 çeşit atalık taş değirmen buğdayı var. Bunlar ilaç ve kimyasal gübre katılmamış, bin rakımlı dağlık alanlarda yetiştirilip taş değirmene götürülen buğdaylarımız.
Ekmek yapımında kullandığım unlar Osmancık Sarılan Köyünde yetişen çavdar, üveyik ve siyez, Karakılçık, Kars Kavılca, Kızılbuğday. Dünyada genetiği değişmemiş en eski 3 çeşit buğdaydan birisi Kızılbuğday, siyez ve kavılca. Bu buğdaylar yüksek rakımlı yerlerde yetişir, kalın kabuk yapısı ve yoğun lif dokusu vardır. Mineral ve protein açısından da çok değerli bir hale gelmiştir. Köse buğday, Sunter, Bezosta da atalık buğdaylar. Sunter ve Bezosta Rus atalık buğdayladır. Antik ekmekler, Asur, Babil, Mısır gibi bin, iki bin yıl öncesinde eski uygarlıkların tükettiği ekmeklerdir.
Deneme yanılma yolu ile tükettiği gıdaları üretmeye başlayan İsmail Kavak bugüne kadar, tarhana, erişte, alıç sirkesi ve marmeladı, elma, nar, armut, ayva, mandalina gibi çeşitli meyvelerden sirke, zerdeçallı, yumurtalı, sebzeli makarna, cevizli sucuk, ekşi maya ekmek, gresini, simit, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı, gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisinin yaptığını ve ailecek tükettiklerini sözlerine ekledi.
]]>Osmancık ilçesi Koyun Baba Mahallesi’nde yaşayan İsmail Kavak, doğadan topladığı alıç başta olmak üzere, organik olarak temin ettiği elma, ayva, armut, nar, mandalina ve birçok meyvenin sirkesini yapıyor.
İsmail Kavak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başlangıcında virüse karşı önlem almak için ailesiyle birlikte gıda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini belirterek fermente ve ekşi mayalı ürünler hakkında araştırmalar yaptığını söyledi.
Ağırlıklı olarak annesinin tariflerini kullanan Kavak, sağlıklı beslenmek için doğanın nimetlerinden de faydalandığını belirterek; “Ekşi maya ekmek ve fermente ürünler hakkında araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Bilimsel olarak sirke nasıl yapılır bunların araştırmasına girdim. İlk yaptığım alıç sirkesiydi. Sonra sirkelerin en zoru olan hünnap ve vişne sirkesi yaptım. Bu sezon ise fermente olarak yapımına başladığım sirkeler, ayva, elma, armut, nar ve mandalina. Steril ve hijyen gibi kurallara uyulması gereken değerle sirkelerdir.
Her gün sirkeleri kontrol etmek gerekiyor. Parafensin, tanıdığımız üreticiden ilaçsız olarak yetişen meyvelerden sirkeler yapmamız gerekiyor. Bir numara diyebileceğimiz nar sirkesidir. Doktorlar ve bu işin doğal gıda uzmanları nar sirkesini özellikle ön plana çıkarmaktalar. Tansiyon ve şeker hastalıklarında tedavide etken olduğu ispat edilmiştir. Bu ürünleri kullanırken de doktorumuza danışmalıyız. Sirke oluşumu 8 ila 12 hafta arasında gerçekleşir. Temiz şişelerde karanlık serin bir ortamda durması gerekiyor. “dedi.
‘Antik ekmek yapıyor’
32 yıl kamuda görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Kavak, ekşi mayalı antik ekmek yaptığını da belirterek; “Eski medeniyetler özellikle Hititliler ekmek konusunda çok ilerideydi. Ekmek yapımı da kutsallık arz ediyordu.
10 çeşit atalık buğdayda yaklaşık 70 tane mineral ve protein var. Buda vücudumuzun daha aktif ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Antik ekmekte 10 çeşit atalık taş değirmen buğdayı var. Bunlar ilaç ve kimyasal gübre katılmamış, bin rakımlı dağlık alanlarda yetiştirilip taş değirmene götürülen buğdaylarımız.
Ekmek yapımında kullandığım unlar Osmancık Sarılan köyünde yetişen çavdar, üveyik ve siyez, Karakılçık, Kars Kavılca, Kızılbuğday. Dünyada genetiği değişmemiş en eski 3 çeşit buğdaydan birisi Kızılbuğday, siyez ve kavılca. Bu buğdaylar yüksek rakımlı yerlerde yetişir, kalın kabuk yapısı ve yoğun lif dokusu vardır. Mineral ve protein açısından da çok değerli bir hale gelmiştir. Köse buğday, Sunter, Bezosta da atalık buğdaylar. Sunter ve Bezosta Rus atalık buğdayladır. Antik ekmekler, Asur, Babil, Mısır gibi bin, iki bin yıl öncesinde eski uygarlıkların tükettiği ekmeklerdir.
Deneme yanılma yolu ile tükettiği gıdaları üretmeye başlayan İsmail Kavak bugüne kadar, tarhana, erişte, alıç sirkesi ve marmeladı, elma, nar, armut, ayva, mandalina gibi çeşitli meyvelerden sirke, zerdeçallı, yumurtalı, sebzeli makarna, cevizli sucuk, ekşi maya ekmek, gresini, simit, menengiç kahvesi, kuşburnu marmeladı, gülhatmi reçeli gibi birçok gıdayı kendisinin yaptığını ve ailecek tükettiklerini sözlerine ekledi. – ÇORUM
]]>ERKAN KARACA
Çorum Saat Kulesi yanında toplanan bir grup davulcu, Ramazan ayında sahur davulcularının valilik izniyle kaldırıldığını söyleyerek karara tepki gösterdi. Davulcular adına açıklama yapan Murat Işık, “150 yıldır Çorum’da Ramazan davulu yaşatılıyor fakat son 3 yıldır bize davul çaldırılmıyor ve şu anda da Valilik kararıyla Ramazan davulunun kaldırıldığı söyleniyor. Şikayet olduğu söyleniyor fakat biz vali beyden bizim sesimizi duymasını istiyoruz. Geleneğimiz, göreneğimiz bu bizim” dedi.
Çorum’da davulculuk yapan ve Ramazan ayında sahura vatandaşları davulla kaldıran davulcular, iki yıldır önce pandemi ardından deprem felaketi nedeniyle çalamadıkları sahur davulunu bu yıl çalmak istiyorlar. Saat Kulesi yanında toplanan davulcular adına konuşma yapan Murat Işık, “81 vilayette ramazan davulu çalınıyor ancak Çorum’da bir türlü davul çalınamıyor. Bir sene pandemiyi bahane ettiler, bir sene depremi bahane ettiler. Bu sene de temelli kaldırdıklarını söylediler. Şöyle bir durum söz konusu; burada insanlar ekmek yiyor. Ekmeklerini kaldırmak çok kötü bir şey yani emek hırsızlığıdır” diye konuştu.
“150 YILLIK RAMAZAN DAVULU GELENEĞİ YAŞATILSIN”
Murat Işık, şunları söyledi:
“15 yıldır, davulculuk, zurnacılık efendime söyleyeyim müzisyenlikle ekmeğimizi evimize götürüyoruz. Şimdi Ramazan davulu ile ilgili buradayız. 150 yıldır Çorum’da Ramazan davulu yaşatılıyor fakat son 3 yıldır bize davul çaldırılmıyor ve şu anda da Valilik kararıyla Ramazan davulunun kaldırıldığı söyleniyor. Şikayet olduğu söyleniyor fakat biz vali beyden bizim sesimizi duymasını istiyoruz. Geleneğimiz, göreneğimiz bu bizim. Hani sürdürmemiz lazım. Sonuçta bir kültürü, bir toplumu devam ettiren şey geleneği göreneğidir. Şimdi biz bu geleneği göreneği devam ettirmek istiyoruz ama şu anda bizim Ramazan davulumuz kaldırıldı. 48 tane arkadaşım evine ekmek götürüyor. 48- 49 kişiyiz yani biz insanlardan para topluyoruz. Vatandaştan zorla para almıyoruz. Şöyle bir durum var, hani gidiyoruz, ‘hayırlı Ramazanlar’ diyoruz. Veren de oluyor vermeyen de oluyor fakat biz şunu şöyle söyleyelim bizim insanlarımız 48 kişi Ramazan’da 3-5 kuruş para toplayacak ve çoluğuna çocuğuna bir ekmek alacak diyelim, işte bir bayramlık alacak diyelim. Zaten amacımız bu. İnsanlardan zaten kimse davula kalkmıyor biz bunu biliyoruz ama bu bir gelenek olduğu için sürdürüyoruz.
“RAMAZAN DAVULUNDAN ŞİKAYETÇİ OLANLARI BİLİYORUZ”
Biz şöyle söyleyelim tüm yetkililerimize sesleniyoruz, rica ediyoruz tamam şikayet varmış bunu da biliyoruz. Şikayet olan yerleri de biliyoruz zaten. Hani bazı yüksek mevkideki insanlar, bazı yerler ama şöyle baktığımız zaman ben bu Buhara’da oturuyorum. Buhara’da Ramazan davulu çalıyorum. Kimisi Mimarsinan’da çalıyor. Hepimiz bir sokakta çalıyoruz. Zaten topluma baktığımız zaman kesinlikle Ramazan davuluna yüzde 80 katılım var. Ramazan davulu istiyor insanlar hatta zurna da istiyorlar ama biz maalesef zurna çalmıyoruz tek davul şeklinde geziyoruz. Ricamız şudur; bizim sesimiz duyulsun artık. Bizim insanlarımız zaten 3-5 kuruş bir ekmek parası için çalışıyor. Ramazan’da dediğim gibi çocuğuna çoluğuna bir bayramlık alacak arkadaşlarımız. Valimizin sesimizi duymasını istiyoruz. 81 vilayette ramazan davulu çalınıyor ancak Çorum’da bir türlü davul çalınamıyor. Bir sene pandemiyi bahane ettiler, bir sene depremi bahane ettiler. Bu sene de temelli kaldırdıklarını söylediler. Şöyle bir durum söz konusu; burada insanlar ekmek yiyor. Ekmeklerini kaldırmak çok kötü bir şey yani emek hırsızlığıdır. Lütfen diyoruz sesimizin duyulmasını istiyoruz. Artık gereğinin yapılmasını istiyoruz.”
]]>Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayı boyunca satılacak ramazan pidesi fiyatlarını açıkladı. Balcı, Federasyonun Genel Merkezinde yaptığı konuşmada Türkiye genelinde iller bazında uygulanması düşünülen Ramazan pidesi ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı ülke genelinde pidenin kilogram fiyatının 60 lira geçemeyeceğini dile getirirken geçen yıl Türkiye’de pidenin kilogram fiyatının azami 33 buçuk lira olduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin hiçbir yerinde pidenin kilogram fiyatı 60 liranın üzerinde olmayacak”
Balcı geçen yıl un fiyatının 360 lira seviyesinde olduğunu bu yıl ise 800 lira bandında çıktığını hatırlatarak, “Undaki artışın yüzde 110 olduğunu görüyoruz. Geçen sene tüm Türkiye’de uygulanan tek pide fiyatı ise 33 buçuk lira. Bu sene odalarımızla yapmış olduğumuz genelge ve görüşmeler neticesinde azami kilogram fiyatı 60 lira olacak. Dolayısıyla geçen sene 33 buçuk lira olan pide fiyatı bu sene 60 lira olarak uyguladığımızda yüzde 80 artış olduğunu görüyoruz. Giderlerimize baktığımızda yüzde 100’ün üzerinde bir artış varken yüzde 80 artışın vatandaşlarımızın da makul karşılayacağını ümit ediyorum. Ankara ilinde 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak. Yine Antalya’da 250 gram pide 15 lira. İstanbul’da da 250 gram pide 15 lira. Fakat her ilçede ve her ilde odalarımız kendi maliyet hesabını yaparak ilgili olan esnaf odaları birliğinden fiyat alacak. Dolayısıyla o coğrafi yapıya göre vatandaşımızın arzusuna göre değişik gram ve fiyatlarla pide üretilecektir. Ama Türkiye’de hiçbir yerinde kilogramı 60 liranın üzerinde olmayacak. İstanbul’da bir yerde veya herhangi bir işletmede 250 gram 15 liraya satılırken aynı şekilde iki 330 gram pide 20 liradan satılabilecek. Geçen senenin oranlarına baktığımızda aradaki farkın yüzde 80 olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
2002 yılında asgari ücret alan biri 920 adet ekmek alınırken 2024 yılında bu sayı 2 bin 125
Ekmek fiyatlarını da değerlendiren Balcı, “2023 yılında asgari ücret 8 bin 506 lira 6 kuruş iken 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olmasıyla birlikte asgari ücrette yüzde 100 artış olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde un fiyatı 380 liradan 700 lira bandına geldiğinde yüzde 84 bir artış var un fiyatında. İşletme giderlerimiz 4 bin 500 lirayken 7 bin lira bandına geldiğinde yüzde 55 bir artış söz konusu. 2023 yılında ekmeğin kilogram fiyatı 35 buçuk lirayken 2024 yılında ekmeğin ocak ayında kilogram fiyatı 40 lira. Ekmekteki artışında yüzde 14 ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Bütün bunları değerlendirdiğimizde bakacak olursak 2002 yılında asgari ücret 184 lirayken bir kilogram ekmek 1 liraymış. Yani 184 kilo ekmek alıyorsunuz. Bu da 200 gram üzerinden 920 adet ekmek yapıyor. 2002 yılında asgari ücret alan vatandaşımız aldığı asgari ücretle 920 adet ekmek alıyor. 2024 yılında asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu düşünecek olursak, ekmeğin kilogramı 40 lira olduğunda 425 kilogram ekmek alınıyor. 200 gram üzerinden baktığımızda 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Yani 2002 yılında 920 adet ekmek alınırken asgari ücretle, bugünkü asgari ücretle 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Aradaki ekmek farkı da bin 205. Dolayısıyla burada ekmek fiyatının çok makul olduğunu görmek mümkün” diye konuştu. – ANKARA
]]>