“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”
Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”
Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.
Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”
]]>Önümüzdeki haftaya yine yüksek enflasyon rakamlarıyla başlayacağız. Dizginlenemeyen enflasyon oranlarına karşılık, seçim nedeniyle alınamayan faiz artışı gibi gerekli kararlar, ekonomide beklentilerin giderek daha da bozulmasına neden oluyor.
Ocak’tan sonra Şubat ayı enflasyonunun da yüksek çıkması bekleniyor. Türk-iş belirlemelerine göre Şubat’ta yüzde 8’lik fiyat artışı kaydedilirken, İstanbul Ticaret Odası (İTO) bu rakamı yüzde 4 olarak buldu. Piyasaların beklentisi ise ortalama yüzde 3.8 yönündeydi.
Yarın açıklanacak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayı enflasyon rakamlarının yüzde 4’ün altında çıkması beklenmiyor. Büyümeye devam eden yıllık rakamların yüzde 66’yı aştığını göreceğiz. Rakamlar ekonomi yönetiminin hedeflediği oranların üzerinde bir gerçekleşmeyi gösteriyor. Bu yüzde yükselen enflasyon bağlı, beklentilerdeki bozulmanın devam ettiğini göreceğiz.
Merkez Bankası 2024 yıl sonu enflasyon hedefi olarak yüzde 36’yı belirlerken, tahmin aralığının üst sınırı yüzde 42 idi. Belirlenen resmi enflasyon patikasının şu anda üzerine çıkmış durumdayız. Piyasadaki son beklenti rakamı yüzde 43 olmuştu. Bu ay yapılacak anket soncunda 2024 yıl sonu enflasyon beklentisinin daha da yukarı çıkması bekleniyor.
DÖVİZE TALEP ARTTI, REZERVLER ERİYOR
Ekonomi yönetimi Mayıs seçimlerinden sonra uygulamaya başladığı sıkı para politikası çerçevesinde, yüzde 8.5 olan politika faizini yüzde 45’e kadar çıkardı. Ancak bu artışı zamanında ve önden yüklemeli yapmadığı için, faiz artışının enflasyonla mücadeleye katkısı, beklentilerin altında kaldı. Bununla birlikte Mart sonunda yapılacak yerel seçim, sıkı para politikasının son iki aydır yeniden gevşetilmesini beraberinde getirdi.
Seçimler nedeniyle Merkez Bankası faizindeki artışa paralel artması gereken TL mevduat faizleri istendiği kadar artmadı. Bu aksaklıkta Merkez Bankası’nın piyasayı başka kanallarla, politika faizi altından fonlaması, piyasadaki likiditeyi uzun süre yüksek bırakması, talebin kısılması için ek adımları atmaması etkili oldu. Ocak ayı faiz toplantısında Merkez Bankası’nın “faizde tepe noktaya geldik” demesi ve gerekirse yeni faiz artışlarına yeterince açık kapı bırakmaması da, piyasalardaki beklentileri bozan başka bir unsur oldu.
Özetle; Merkez Bankası yüksek faiz artışına rağmen piyasadaki likiditede gerekli sıkılığı sağlayamadı, bu nedenle TL’ye dönüş konusunda eksik kaldı. Bu nedenle, piyasadaki dövize olan talebin yılbaşından bu yana yeniden canlanmasına neden oldu.
Yerli ve yabancı yatırımcılarda “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mevcut sıkı para politikasına seçim sonrasında da devam edeceğine” ilişkin yeterli güven sağlanamadığı için, son dönemde yabancı çıkışlarının da hızlandığını gördük.
İşte tüm bu nedenlerle bozulan enflasyon beklentilerine paralel olarak, döviz talebi de arttı, bu da yılbaşından bu yana döviz rezervlerinde yeniden erimeye neden oldu. Yılbaşından bu yana net rezervlerdeki erimenin 15 milyar dolara yaklaştığını görüyoruz. Son günlerde Merkez Bankası düzenli olarak her gün döviz eritmeye devam ediyor. Swap hariç, kamu dahil net rezervler yeniden eksi 60 milyar dolara kadar indi. Brüt rezervler bir ara 50 milyar doları aşmışken, şimdi 20 milyar doların biraz üzerinde seyrediyor.
KRİZ ÇIKMAZ AMA FATURA AĞIRLAŞIYOR
Rezervlerdeki erimenin Mayıs seçimleri öncesinde eksi 77 milyar dolara kadar indiğini görmüştük. Önümüzdeki 1 aylık süreçte döviz satışı devam ederse, seçimler öncesinde yeniden eksi 70 milyar dolarlara kadar indiğini görebiliriz.
Ekonomi yönetiminin seçimlere kadar yeni bir faiz artışına gidebileceği pek tahmin edilmiyor. Şubat ayında, yani gerektiği zamanda, yüzde 2.5’luk faiz artışı yapılabilseydi beklentiler iyileştirilebilirdi. Ancak şimdi beklentileri rayına sokabilmek için, seçimden sonra, en az 5 puanlık faiz artışının gerektiği konuşulmaya başladı.
Beklentilerde ve ekonomik verilerdeki bozulmaya rağmen, seçimler öncesinde bir döviz krizi çıkması beklenmiyor. Buna karşılık sıkı para politikasında yaşanan seçim gevşemesi ve gerekli kararların zamanında alınmaması, sıkı para politikasının maliyetini daha da artırdı. Bu nedenle de seçimden sonra alınması gereken tedbirlerin, olması gerekenden çok daha sıkı olması gerekebilir. Faiz artışlarının yüksek yapılması gereğinin yanında, bütçe açığının kapatılması için ek vergi ve zamların devreye girmesi de devreye girebilir.
Ekonomi yönetimi mali disiplini sağlamak için kamu tasarrufları konusunda Cumhurbaşkanı’na ikna edebilecek mi, bilmiyoruz. Harcamalarda kısıntı yapılmadığı takdirde toplumun ödeyeceği faturanın daha da ağır olması kaçınılmaz olacak. Ekonomi yönetimini seçimden sonra, gerçekten çok zor kararlar bekliyor.
]]>Küresel piyasalarda, ABD’de açıklanan verilerden alınan karışık sinyaller ve Fed üyelerinin açıklamaları paralelinde Bankanın ne zaman faiz indirimine başlayacağına yönelik belirsizliğin sürmesiyle bu hafta karışık bir seyir izlendi.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman, bu hafta yaptığı açıklamada, enflasyonun düşürülmesinde kaydedilen ilerlemeyi durdurabilecek ve fiyat baskılarının yeniden artmasına neden olabilecek yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında faiz oranlarını düşürmek için aceleleri olmadığını ifade etti.
New York Fed Başkanı John Williams da bankanın muhtemelen bu yılın sonlarında faiz indirimine gideceğini belirterek, 2024’te 3 faiz indirimi yapılmasını “makul bir başlangıç” olarak değerlendirdi. Williams, Fed’in yüzde 2’lik sürdürülebilir enflasyon yolculuğunda hala katedecek yolu olduğunu bildirdi.
Boston Fed Başkanı Susan Collins, Fed’in bu yılın sonlarında politikayı gevşetmeye başlamasının muhtemelen uygun olacağına inandığını belirtirken, Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic para politikasına sabırlı bir yaklaşımdan yana olduğunu vurguladı.
Bostic, son birkaç enflasyon verisinin yüzde 2 hedefine giden yolun inişli çıkışlı olacağını gösterdiğini, politika faizini yaz döneminde düşürmenin muhtemelen uygun olacağını dile getirdi.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de geçen yıl mal ve iş gücü arzındaki iyileşmelerin bu sene ABD enflasyonunda daha fazla düşüşe zemin hazırladığını söyledi. Goolsbee, ocak ayı kişisel tüketim harcamaları verileri bir toparlanmayı gösterse bile bundan anlam çıkarmak için dikkatli olunması gerektiğini savundu.
San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, para politikasının iyi durumda olduğunu ve gerekirse faiz indirebileceklerini belirterek, enflasyon baskısının süreceğini dile getirdi.
Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester ise Bankanın enflasyon konusunda yapması gereken biraz daha iş olduğunu, enflasyonda geçen yılki düşüş hızının bu sene de devam edeceğinden emin olamayacaklarını söyledi.
Öte yandan, Fed tarafından ABD Kongresi için yılda iki kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu’nun mart sayısı yayınlandı. Banka, raporda, ABD’de enflasyonun geçen yıl önemli ölçüde yavaşladığını ancak yüksek kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Fed’in ilk faiz indirimi ihtimali mayısta yüzde 18 ve haziranda yüzde 63 seviyesinde bulunuyor.
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, geçen yıl küresel ekonomik büyümenin dirençli ve tahmin edilenden daha güçlü olduğunu, enflasyonun ise düştüğünü ve ekonomilerin yaklaşık yüzde 80’inde bu yıl da düşmeye devam etmesinin beklendiğini belirtti.
Uluslararası Para Fonu (IMF), orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf kalmaya devam ettiğini, ticaretin yeniden canlandırılması, yapay zekanın potansiyelinin en üst düzeye çıkarılması, borç darboğazlarının önlenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele için işbirliğine ihtiyaç olduğunu bildirdi.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s (S&P), ABD ekonomisinin emsallerinden daha iyi performans göstermeye devam ettiğini, politika faizlerindeki keskin artışa rağmen ülkenin 2023’te büyümenin arttığı tek büyük gelişmiş ekonomi olduğunu ifade etti.
Moody’s ise geçen yıl yüzde 2,9 olan G20 ekonomik büyümesinin 2024’te yüzde 2,4’e düşmesini beklediğini açıkladı. Moody’s ayrıca New York Community Bank’ın uzun vadeli kredi notunu “Ba2″den “B3″e düşürdü, daha fazla not indirimi için izlemede bıraktı.
Küresel piyasalarda Orta Doğu’daki gelişmeler de yakından takip edilirken, petrol fiyatlarında oynaklık dikkati çekiyor. Kızıldeniz’de devam eden jeopolitik riskler ve OPEC+’nın arz kesintisi süresini uzatacağına yönelik haber akışı petrol fiyatlarını yukarı yönlü desteklemeye devam ediyor.
Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftayı yüzde 2,8 artışla 83,2 dolardan tamamladı. Altının onsu da bu hafta yüzde 2,3 artışla 2 bin 84 dolara çıktı.
Enflasyon baskılarının nispeten yavaşladığına işaret eden makroekonomik veriler sonrası ABD’nin 10 yıllık hazine tahvil faizi de haftayı 73 baz puan azalışla 4,1860’tan tamamladı.
Kripto para piyasası tarafında ise Bitcoin, 64 bin doları test ederek Kasım 2021’den sonraki en yüksek seviyesine çıktı. Bu yükselişte MicroStrategy’nin 155 milyon dolarlık Bitcoin aldığına yönelik haber akışı etkili oldu.
New York borsası karışık seyretti
Bu hafta ABD’de açıklanan verilerden çıkarılan karışık sinyallerle New York borsasında karışık bir seyir izlendi. ABD’de beklentilerin altında gelen büyüme verilerine rağmen bireysel tüketim harcamalarının güçlü olduğuna ilişkin sinyaller, New York borsasının yönü üzerinde etkili oldu.
ABD’de yeni konut satışları, ocakta aylık bazda yüzde 1,5 artışla 661 bine çıktı ancak bu artış piyasa beklentilerinin gerisinde kaldı. Dün ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 2 baz puanlık artışla yüzde 4,28’e yükseldi, bugün ise önceki kapanışının hemen altında seyrediyor.
Ülkede, dayanıklı mal siparişleri ocakta aylık bazda yüzde 6,1 ile beklentilerin üzerinde azaldı ve Nisan 2020’den sonraki en büyük düşüşünü kaydetti.
Conference Board (CB) Tüketici Güven Endeksi de şubatta aylık 4,2 puan azalışla 106,7’ye gerileyerek 4 aydan sonra ilk kez düşüş gösterdi. S&P Case-Shiller Ulusal Konut Fiyat Endeksi ise geçen yıl aralıkta bir önceki aya göre yüzde 0,2 arttı.
ABD ekonomisi 2023’ün dördüncü çeyreğinde yüzde 3,2 ile beklentilerin altında büyüme gösterdi. Ülkenin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verisine ilişkin ocak ayında yayımlanan öncü verilerde, ekonominin geçen yılın dördüncü çeyreğinde yüzde 3,3 büyüdüğü kaydedilmişti.
Analistler, ABD ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinde güçlü tüketim harcamalarının etkisiyle sağlam bir büyüme kaydettiğini, ancak büyümenin az da olsa hız kaybetmiş gibi göründüğünü belirtti.
Fed’in enflasyona ilişkin olarak yakından takip ettiği verilerin başında gelen çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, ocakta beklentiler dahilinde aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 2,8 arttı. Endeksteki değişim, yıllık bazda Mart 2021’den bu zamana kadarki en düşük artış olarak kayıtlara geçti.
Analistler, yavaşlamaya devam eden ve beklentiler doğrultusunda gelen enflasyon göstergesinin Fed’in yılın ilk yarısında faiz indirimine gidebileceğine ilişkin beklentileri desteklediğini çıkardığını ifade etti.
Haftalık işsizlik maaşı başvurularının da 215 binle tahminleri aştığına dikkati çeken analistler, bu durumun iş gücü piyasasında yumuşamaya işaret ettiğini söyledi.
Ülkede Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi, şubatta aşağı yönlü revize edilerek 76,9 puan oldu.
Tedarik Yönetim Enstitüsünün (ISM) imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) şubatta 47,8 ile piyasa beklentilerinin gerisinde kaldı. Ülkede, şubat ayı imalat sektörü PMI verisi ise 1,5 puan artarak 52,2 puanla beklentilerin üzerinde gerçekleşti ve ABD imalat sektöründe Temmuz 2022’den sonraki en hızlı iyileşmeye işaret etti.
Diğer yandan, ABD’li teknoloji devlerinden Microsoft, OpenAI’nin Fransız rakibi Mistral AI ile yeni ortaklık kurduğunu açıkladı. ABD Federal Ticaret Komisyonu, süpermarket zinciri Kroger’in rakibi Albertsons’ı 24,6 milyar dolara satın almak için yaptığı anlaşmayı market fiyatlarını artıracağı gerekçesiyle engellemek için dava açtı. Sony Interactive Entertainment, küresel iş gücünün yüzde 8’ine karşılık gelen 900 çalışanını işten çıkarma planını duyurdu.
Söz konusu gelişmelerle New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 1,77, S&P 500 endeksi yüzde 0,93 değer kazancıyla, Dow Jones endeksi ise yüzde 0,14 kayıpla haftayı tamamladı.
5 Mart Salı günü ABD’de fabrika siparişleri ile dayanıklı mal siparişleri, çarşamba günü ADP istihdam raporu, toptan stoklar, Fed Bej Kitap raporu, perşembe günü dış ticaret dengesi, haftalık işsizlik başvuruları ve cuma günü tarım dışı istihdam takip edilecek.
Avrupa borsaları
Avrupa borsalarında da ECB ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) faizleri ne zaman indirmeye başlayacağına ilişkin belirsizliğin devam etmesiyle karışık bir seyir izlendi.
Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurul oturumunda ECB Yıllık Raporu’na ilişkin değerlendirmede bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, enflasyonda düşüş sürecinin devam etmesini beklediklerini söyledi.
Lagarde, Avro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetin 2023’te zayıf seyrettiğini ve büyümenin son çeyrekte durgunlaştığını belirterek, “Ücret artışlarının önümüzdeki çeyreklerde enflasyon dinamikleri üzerinde giderek daha önemli bir etken haline gelmesi bekleniyor.” dedi.
ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos, dünkü açıklamasında, kararların tarihlere değil verilere bağlı olduğuna işaret ederek, Bankanın, enflasyonun hedefine doğru gideceğine ikna olduğunda faizleri düşüreceğini dile getirdi.
Analistler, ECB ve BoE’nin faiz indirimlerine haziranda başlayacağına ilişkin beklentilerin sürdüğünü belirtti.
Öte yandan, Avrupa’da 30’dan fazla medya kuruluşu, reklam teknolojisinde hakim konumu kötüye kullandığı iddiasıyla Google aleyhine dava açarak, şirketten 2,1 milyar avro tazminat talep etti.
Avro Bölgesi’nde Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubat ayında yıllık bazda yüzde 2,6 olarak açıklandı. Piyasa beklentileri, şubatta Avro Bölgesi’nde yıllık enflasyonun yüzde 2,5 olacağı yönündeydi.
Almanya’da ocakta perakende satışlar aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 1,4 azaldı. Ülkede öncü enflasyon verileri de şubatta aylık yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 2,5 ile beklentilerin altında gerçekleşti.
Bu gelişmelerle, Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,81, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,71 değer kazanırken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,31, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,41 değer kaybetti.
Gelecek hafta salı günü Avro Bölgesi’nde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), perşembe günü ECB’nin faiz kararı, cuma günü Avro Bölgesi’nde büyüme verileri takip edilecek. Analistler, ECB’nin gelecek haftaki toplantısında faizlerde değişikliğe gitmesinin beklenmediğini belirtti.
Asya piyasaları
Bu hafta Asya piyasalarında da karışık bir seyir hakim oldu.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, “Henüz sürdürülebilir ve istikrarlı bir enflasyon hedefine ulaşılacağını öngörecek konumda değiliz.” dedi.
Japonya’da enflasyon beklentileri aşmasına rağmen Ueda’nın açıklamalarının ardından piyasalarda BoJ’un yakın zamanda negatif faiz politikasına son verebileceğine yönelik beklentiler ötelendi.
Japonya’da TÜFE ocakta yıllık yüzde 2,2 arttı, çekirdek TÜFE de yüzde 2 artış gösterdi.
Ülkede öncü sanayi üretimi ocakta yüzde 7,5 geriledi. Söz konusu verinin yüzde 6,7 azalış olarak gerçekleşmesi bekleniyordu. Japonya’da imalat sanayi PMI şubatta 47,2 ile beklentilere paralel gerçekleşti, işsizlik oranı değişmedi ve yüzde 2,4 olarak hesaplandı.
Çin tarafında ise hükümetin ekonomik aktiviteyi canlandırmaya yönelik adımlar atmaya devam etmesi beklenirken, konuya ilişkin haber akışı bölge gündeminde ağırlığını korumaya devam ediyor.
Çin’de şubatta imalat sanayi ve bileşik PMI sırasıyla 49,1 ve 50,9 ile tahminler doğrultusunda gelirken, hizmet sektörü PMI 51,4 ile beklentileri aştı. Caixin imalat sanayi PMI ise 50,9 ile öngörüleri geride bıraktı.
Yeni Zelanda Merkez Bankası, faiz oranını son 15 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,50’de sabit tuttu.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,74, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,08 değer kazanırken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,82, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,94 değer kaybetti.
Gelecek hafta salı günü Japonya’da Tokyo TÜFE, cuma günü de dış ticaret dengesi ve cari denge verileri takip edilecek.
Yurt içinde gözler enflasyon verilerinde
Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 2,96 azalışla 9.097,15 puandan tamamladı. Dolar/TL, haftayı bir önceki kapanışın yüzde 1,1 üstünde 31,3774’ten tamamladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı G20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına ilişkin, “Gerçekleştirdiğim ikili görüşmelerde Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri değerlendirirken, çok taraflı kalkınma bankaları ve ülkelerle ilişkilerimizi ve işbirliğimizi güçlendirecek hususlarda görüş alışverişinde bulunduk.” ifadesini kullandı.
HSBC, para politikasının önemli derecede geleneksel tarafa yaklaşmasıyla “carry trade” dinamiklerinin Türk lirası (TL) için destekleyici hale geldiğini belirtti.
Bankanın “Gelişmekte Olan Piyasalar FX Yol Haritası” başlıklı raporunda, TL’deki değer kaybının, hem hız hem de ölçek olarak sınırlı kalacağı öngörüsünde bulunuldu.
Ülkede gelecek hafta pazartesi günü enflasyon, salı günü reel efektif döviz kuru, perşembe günü hazine nakit dengesi, cuma günü uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in Türkiye değerlendirmesi takip edilecek.
Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.060 seviyesinin destek, 9.300 ve 9.400 seviyelerinin direnç konumunda olduğunu kaydetti.
]]>Dün ABD’de açıklanan ve Fed’in enflasyona ilişkin yakından takip ettiği verilerin başında gelen çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi, ocakta beklentiler dahilinde aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 2,8 arttı. Endeksteki değişim yıllık bazda Mart 2021’den bu yana en düşük artış olarak kayıtlara geçti.
Analistler, yavaşlamaya devam eden ve beklentiler doğrultusunda gelen enflasyon göstergesinin Fed’in yılın ilk yarısında faiz indirimine gidebileceğine ilişkin beklentileri artırdığını ifade etti.
Ayrıca, dün haftalık işsizlik maaşı başvurularının 215 binle tahminleri aştığını anımsatan analistler, bu durumun iş gücü piyasasında yumuşamaya işaret ettiğini söyledi.
Söz konusu verilerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in ilk faiz indirimine gitme ihtimali mayısta yüzde 25 ve haziranda yüzde 70’e yükseldi.
Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, son birkaç enflasyon verisinin yüzde 2 hedefine giden yolun inişli çıkışlı olacağını gösterdiğini belirterek, politika faizini yaz döneminde düşürmenin muhtemelen uygun olacağını dile getirdi.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, geçen yıl mal ve iş gücü arzındaki iyileşmelerin bu sene ABD enflasyonunda daha fazla düşüşe zemin hazırladığını söyledi. Goolsbee, ocak ayı kişisel tüketim harcamaları verilerinin bir toparlanmayı gösterse bile bundan anlam çıkarmak için dikkatli olunması gerektiğini savundu.
San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, para politikasının iyi konumda olduğunu ve gerekirse faiz indirebileceklerini belirterek, enflasyonun sıkışabileceğini anlattı.
Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester de Bankanın enflasyon konusunda yapması gereken biraz daha iş olduğuna dikkati çekerek, enflasyondaki geçen yılki düşüş hızının bu sene de devam edeceğine güvenemeyeceklerini söyledi.
Öte yandan, Brezilya’nın Sao Paulo kentinde düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’ndan gelecek haber akışı da yatırımcıların odağında bulunuyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, geçen yıl yüzde 2,9 olan G20 ekonomik büyümesinin 2024’te yüzde 2,4’e düşmesini beklediğini bildirdi. Ayrıca, ABD’de federal hükümetin kapanmasını önleyecek geçici bütçe tasarısı da Temsilciler Meclisi ile Senatodan geçerken, yasalaşması için ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasına sunulacak.
Enflasyon baskılarının nispeten yavaşladığına işaret eden veriler sonrası, ABD’nin 10 yıllık hazine tahvil faizi dün yaklaşık 10 baz puan düşüşle yüzde 4,23 seviyelerine kadar inerken, günü yüzde 4,25 ile tamamladı. Şu sıralarda ise yatay seyrediyor.
Dolar endeksi dün yüzde 0,2 artışla günü 104,2 seviyesinden kapatmasının ardından, şu dakikalarda önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 104,1’de bulunuyor.
Yükseliş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyan altının ons fiyatı, şu sıralarda yüzde 0,1 yükselişle 2 bin 46 dolardan alıcı buluyor.
Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,3 düşüşle 81,8 dolardan günü tamamlarken, bugün önceki kapanışına göre yüzde 0,4 artışla 82 dolardan işlem görüyor.
Dün, New York borsasında, Nasdaq endeksi yüzde 0,90, S&P 500 endeksi yüzde 0,52 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,12 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de pozitif bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında ise karışık seyir hakim olurken, bugün gözler Avro Bölgesi’nde öncü enflasyon ve bölge genelinde imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine çevrildi.
Bölge merkez bankalarının faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına yönelik belirsizlik devam ederken, açıklanan veriler ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya işaret etti.
Dün Almanya’da ocak perakende satışlar aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 1,4 azalış kaydetti. Ülkede öncü enflasyon verileri de şubatta aylık yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 2,5 ile beklentilerin altında gerçekleşti.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin gelişmeler ve karşılıklı açıklamalar da gündemin odağındaki yerini koruyor.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,07, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,44 değer kazanırken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,34 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,11 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı.
Asya pay piyasalarında pozitif seyir öne çıkarken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, “Henüz sürdürülebilir ve istikrarlı bir enflasyon hedefine ulaşılacağını öngörecek konumda değiliz.” dedi.
Ueda’nın açıklamalarının ardından piyasalarda BoJ’un yakın zamanda negatif faiz politikasına son verebileceğine yönelik beklentiler ötelenirken, dolar/yen paritesi de yüzde 0,4 artışla 150,4 seviyesine çıktı.
Öte yandan, bölge genelinde açıklanan verilere göre, Japonya’da imalat sanayi PMI şubatta 47,2 ile beklentilere paralelinde gerçekleşirken, işsizlik oranı da yüzde 2,4 ile değişim göstermedi.
Çin’de şubatta imalat sanayi ve bileşik PMI sırasıyla 49,1 ve 50,9 ile tahminler doğrultusunda gelirken, hizmet sektörü PMI 51,4 ile beklentileri aştı. Caixin imalat sanayi PMI ise 50,9 ile öngörüleri geride bıraktı.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,2 artışla zirvesini yenilerken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,3 değer kazandı. Güney Kore’de ise tatil nedeniyle piyasalarda işlem gerçekleşmedi.
Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,45 değer kazancıyla 9.193,69 puandan tamamladı.
Dolar/TL, alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 31,2333’ten tamamlamasının ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 31,3100 seviyesinden işlem görüyor.
Öte yandan, bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın, G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’nda gerçekleştirecekleri görüşmelere ilişkin haber akışı da yatırımcıların odağında bulunuyor.
Analistler, bugün yurt içi ve dünya genelinde imalat PMI verilerinin yanı sıra Avro Bölgesi’nde öncü enflasyon ve ABD’de Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.250 ve 9.300 seviyelerinin direnç, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, şubat ayı imalat sanayi PMI
12.00 Avro Bölgesi, şubat ayı imalat sanayi PMI
12.30 İngiltere, şubat ayı imalat sanayi PMI
13.00 Avro Bölgesi, şubat ayı TÜFE
13.00 Avro Bölgesi, ocak ayı işsizlik oranı
17.45 ABD, şubat ayı imalat sanayi PMI
18.00 ABD, şubat ayı Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi
]]>Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları;
“Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum. Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milliyetimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir. Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.
Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milletimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir.
“İSRAİL YAPTIKLARININ BEDELİNİ EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEMELİDİR”
İsrail’in saldırılara son vermesi için ihtiyaç duyulan gerekli mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Hiçbir kurum bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir. İsrail, yaptıklarının bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Sessiz kalmak zulme ortaklıktır. İki devletli çözüm dışında başka seçenek yoktur. Cumhurbaşkanımızın gayretleri ziyan olmayacak adalet muhakkak tecelli edecektir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde sorun ve sancıdır. İnsanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya Ukrayna savaşının 3ç yılında sağ duyunun hakim çıkmasından makul bir alternatif yoktur. İstanbul’daki müzakere masasının güncellenerek bölgemizde barışın tesisi sağlanması her ülkenin çıkarınadır. Kalıcı çözüm beklentileri fiile geçmelidir. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.
HAYAT PAHALILIĞI VE ENFLASYON
Hayat pahalılığı kaderimiz değildir, bitecektir. Enflasyon ile mücadele başarıya ulaşacaktır. Faiz, döviz enflasyon siperine yatıp operasyon sürdürenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Türkiye öngörülebilen, yatırımcılarına kucak açan, hukukun üstünlüğünün olduğu ülkedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Türkiye’nin yükselişi hızlanacaktır. Kimse güveni zedeleyecek komploya tevessül etmemelidir. Art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Marketlerde etiketleri her gün değiştiren kim olursa olsun düzgün olamaz. daha önce temas ettiğim gibi FETÖ tarafından kumanda eden, fırsatçı ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetimler sıklaştırılmalıdır.
EMEKLİLERE HAK VERDİ
Ekonomik sorunların üstesinden gelinecektir. Hayat pahalılığı kaderimiz değil, bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri kursaklarında kalacak.
“KENT UZLAŞISI PKK İTTİFAKIDIR”
Muhalefet millet ile gönül bağını koparmıştır. 31 Mart’ta merkezi yönetimin hedefleri ile örtüşecek, muazzez bir sonucun çıkması yeni yüzyılın en önemli başarısı olacaktır. DEM’lendikçe şuurunu kaybeden yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesi ile toparlanması arzumuzdur. CHP DEM’lendikçe şuurunu kaybetti, yılana sarıldı. CHP yerel yönetimlerde başarısızdır. İflastadır, itibarsızdır. Bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür. Ne kadar gizleseler de, kaçak güreşip kayıkçı kavgasına tutuşsalar da Cumhur İttifakı yan yanadır. Oyunu görüyor, rol paylaşımını okuyoruz. Kent uzlaşısı PKK ittifakıdır, beşinci kol faaliyetidir. Davetiye polemiği çıkaran şahıs için son görülmüştür. Aynı şey diğer belediyeler için de geçerlidir. Özgür bey, Atatürk sizden partisini iktidar yapmasını bekliyor diye tuhaf açıklama yapmıştır. Bizim merak ettiğimiz mesajları nasıl aldığıdır. Bugünkü CHP Atatürk’ün partisi değil DEM’in oyun uşağıdır. Özgür Bey’in ne yiyip ne içtiğine dikkat etmelidir. Teröristlerle demlenen parti Atatürk’ün partisi olamaz.
“CHP’DE ATATÜRK’TEN HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTIR”
Milleti aşağılayan, depremzedeleri kötüleyen parti Atatürk’ün partisi olamaz. Atatürk demek soylu kahraman demektir. Onun mirasına ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de Atatürk’ten hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünleri görse partisi için kurtuluş savaşını başlatırdı. Kızılelma havalanır başlarını kuma gömerler, SİHA’lar havalanır hayırdır savaşa mı gidiyoruz derler. Projeler yapılır bunlara ne gerek var diye yolsuzluk iddialarını dillendirirler. KAAN kanat açar göğsümüz kabarır, bular motor yerli değil diye yapılanı yıkmak için uğraşır. CHP Türkiye’nin karşısındadır. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır. 31 Mart’ta zafer Cumhur’un hanesine yazılmalıdır. 31 Mart’ta zafer Türk milletinin olmalıdır.
TBMM’de Türkçeye rakip çıkarmaya çalışanlar bölünmez bütünlük konusunda Anayasa’ya aykırı hareket ederek suç işlemiştir. Bu suçu görmezden gelmek zımmen onay vermek demektir. MHP vatandaşımızı bütün olarak kucaklayan bir anlayışın temsilcisidir. Milleti oluşturan temel unsur kan bağı değil kültür ortaklığıdır. TBMM’deki konuşmaya müdahale eden Celal Adan beye teşekkür ediyorum. Meclis’te başka dille konuşanlar zalimlerin yerli figüranıdır.
Bizim için her dil saygıdeğerdir. Kim özel hayatında ana dili ile konuşmak istiyorsa konuşsun. Buna saygı duyarız. Şarkıların söylenmesinden şiirlerin okunmasından tedirgin olmanın anlamı yoktur. Özel hayattaki kullanım serbestisinin kamusal alana girmesi, ayrı kimliğin uyandırılması için sinsi tahriktir.”
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs ayına Escort Bayan ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Buna göre, TÜFE'deki değişim 2024 yılı Mayıs ayında Beylikdüzü Escort bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim oldu.
TÜİK'in açıkladığı mayıs ayı enflasyon İstanbul Escort rakamlarına göre haziran enflasyonu hariç memur ve memur emeklisinin zam oranı yüzde 17,38 olurken, işçi ve Bağkur emeklisinin zam oranı ise yüzde 22,72 oldu.
]]>İktidar partisinin her türlü gücü elinde bulundurduğuna işaret eden Babacan, “Sayın Erdoğan, seçimleri kazandı ama helalinden kazanmadı. Korku ve sindirme ortamında yüzde 48 de az değil” dedi.
Kayyım uygulamasını da eleştiren Babacan, “İlkesel olarak karşıyız. İdari kararlarla belediye başkanları görevden alınamaz. Bağımsız yargı ve denetim sonucu bir suç varsa o konu ayrı. Bu demokrasinin özünü katletmektir. Bu yarın Doğu ve Güneydoğu dışındaki illerin dışındaki yerlerde olmayacağının garantisi yok. Keyfi şekilde kullanılamaz” dedi.
“HUKUK, ADALET, HUKUK GÜVENLİĞİ YOKSA…”
Ekonomideki yaşanan gelişmeleri değerlendiren Babacan, açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeğin yansıtmadığını söyledi. Babacan, şöyle konuştu:
“TÜİK’in bağımsız ve şeffaf olması lazım. TÜİK yüzde 60-70 enflasyon diyor. Gerçekte ve sokağın dediği ise yüzde 120’lerde… Merkez Bankası hangi enflasyona göre mücadele kararları alacak. Merkez Bankası’nın arka kapıdan dolar satışı devam ediyor. Merkez Bankası, 2019’dan sonra 13 yılda 400 milyar doları geçen satış yapmış. Merkez Bankası şeffaf, bağımsız olmalıdır. Yapılan işlemler gizleniyor. Enflasyonla mücadele için yapılan faizlerin artırılması, zamlar ve dolaylı vergilerin artırılması…Merkez Bankası, Kur Korumalı Mevduat için geçen yıl 7 ayda 800 milyar lira karşılıksız para basmış. Bu ortamda enflasyon nasıl düşer. Hukuk, adalet, hukuk güvenliği yoksa, Merkez Bankası, TÜİK ve SPK gibi kurumların bağımsızlığı yoksa başarı sağlayamazsınız. Seçimden sonra Allah halka kolaylık versin.”
“BÜYÜK BİR DEMOKRASİ AYIBI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın son dönemde muhalefet partilerin kazanacağı belediyelere hizmetlerin gitmeyeceğine yönelik tehditlerine dikkati çeken Babacan, “Büyük bir demokrasi ayıbı, yeminine aykırı davranıyor. Cumhurbaşkanlığının ve parti genel başkanlığının mutlaka ayrılması gerekiyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin önemine işaret eden Babacan, halkın iktidarın gidişatına bir “sarı kart” göstermesini beklediklerini söyledi. Babacan, “Halkın feryadının ne kadar olduğunu yerel seçimlerde göreceğiz. Bu halk, Sayın Erdoğan’a kredi aça aça geldi. Bu bir belediye başkanlığı seçimi değil, bir uyarma seçimidir ” dedi.
“BİZİM ADAYLARIMIZ MEVCUTLARDAN DAHA İYİ YÖNETECEK”
CHP’nin adayları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a karşı tavırlarının destekleme ya da karşı çıkma olmadığını vurgulayan Babacan, “Bizim adaylarımızın mevcutlardan daya iyi yöneteceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı.
Etkili bir muhalefet yaptıklarını, iktidarın doğru yaptıklarını desteklediklerini yanlışlarının da çok açık şekilde eleştirdiklerini belirten Babacan, AK Parti’de güç zehirlenmesi yaşandığını, bunun da 3 dönem kuralının ihlalinden kaynaklandığını söyledi. Babacan, “Sayın Erdoğan’ın bu kurala göre bırakması gerekiyordu. Erdoğan’ın bugün 70. yaş günüymüş. Bu arada bir kilo yaş pastanın maliyeti de evde yaparsanız 600 lirayı buluyor” dedi.
TBMM’de Grup kurmaya yönelik bir soruya da Ali Babacan, “Partimizin ilkelerine uygun isimlerle olabilir. Partimizle uyumlu çalışacak isimlerle olabilir. Ancak bir adres göstermek doğru değil. Münferit katılmalar da olabilir. Bir zaman vermek mümkün değil, zaten Meclis çalışmalarına ara verecek. Makul bir zamanda olacaktır” yanıtını verdi.
]]>Maliye politikası tarafında bir enflasyon mücadelesi olmadığını belirten Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ekonomist Doç. Dr. Atilla Çifter, “Mehmet Şimşek atandığı zaman lüks ve gereksiz harcamaların kısılması gerektiğini söyledi. Ama bu gerçekleşmedi. Ocak ayında da bütçe dengesi eksi 150 milyar lira bir açık verdi. Dolayısıyla piyasa yüzde 42’ler seviyesinde bir enflasyon beklemesine rağmen Merkez Bankası beklentiyi yüzde 36’da tutuyor” dedi.
“Eksik makroekonomi politikasıyla enflasyon hedefinin sağlanması zor görünüyor”
Enflasyonun öncelikli kaynağının maliyet tarafında olduğuna işaret eden Doç. Dr. Atilla Çifter, “Şu anda baz etkisine güveniliyor. Mayıs’ta zirve yapıp ardından aşağı doğru gelmesinden bahsediyoruz. Yılın ortasından sonra kısa bir süre baz etkisiyle enflasyon düşecek. Ancak eksik makroekonomi politikasıyla enflasyon hedefinin sağlanması zor görünüyor. Yüzde 50’nin altında bir oranın TÜİK’in açıkladığı TÜFE’de pek mümkün gözükmüyor” değerlendirmesini yaptı.
“Piyasa, makro modelle karar almıyor”
Doç. Dr. Atilla Çifter, enflasyon beklentilerindeki bu ciddi sapmaların piyasanın tam olarak bir makro modelle karar almamasına bağlıyor. Çifter, “Piyasa ne beklenmesi istiyorsa onun kararını alıyor. Örneğin tüketiciye; ‘hissettiğiniz enflasyon nedir, beklediğiniz enflasyon nedir’ diye sorduğunuzda, tüketicinin beklediği enflasyonun gerçek enflasyona yakın bir oran çıkıyor. Bu piyasanın öngörüyse hiç tutmuyor” dedi. Dünyada ise makro modellerle öngörüler yapıldığını ve buna göre olması gerekenin ne olduğunu söylediğini kaydetti.
1 Nisan itibariyle ne olacak
Seçimlerin ardından 1 Nisan itibariyle ertelenen kemer sıkma politikasının devreye alınacağına ilişkin bir beklenti olduğunu dile getiren Çifter, bunun Mehmet Şimşek’in açıklamaları üzerinde oluştuğunu ifade etti. Çifter, “Ekonomi yönetimi bütçe tutturmak yerine vergilendirme, kredi kartı ve diğer harcamalar üzerinden talebi kısmaya yönelik bir adım atabilir. Bu da enflasyonu baskılayan bir etki ortaya çıkarır” açıklaması yaptı.
Ancak bu yöntemin yükü halka yüklediği izlenimi verdiğini söyleyerek “Haziran ayında Hafize Gaye Erkan’ın atanması ile yaklaşık olarak 7-8 aylık sürede yapılan faiz artışının dışında döviz kurunun tekrar sıkılmaya devam etmesi de bir nevi kontrollü kur görüntü veriyor” şeklinde konuştu.
“Çözüm, doğru makro politikalara dönmek”
Türkiye’de 2002′ den itibaren döviz kurunun serbest piyasada belirlendiğini hatırlatan Çifter, 2018’den itibaren ise döviz kurunu tutarak enflasyonla mücadele etme anlayışı olduğunu söyledi. Bu dönemde uygulanan makro politikaların hatalı olduğuna dikkat çeken Çifter, “Makro denge ve döviz kurunun daha yüksek olması gerekiyor. Yani Türk lirasının normalde makro denge seviyesi şu anda 31’in çok çok üzerinde” dedi.
Çözümün ise doğru makro politikalara dönmek olduğunun söyleyen Çifter, önerilerini şöyle dile getirdi:
“Hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve demokrasi anlayışının Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecindeki gibi işletilmesi. Yani dış kaynak çekecek adımların bir an önce atılması. Buna rağmen enflasyon mücadelesine, maliye politikası olmadan sadece döviz kurunu belli bir bantta tutarak devam edilirse gerilme ve kurda şok artış yaşanabilir.” – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli 29 Ekim Bulvarı’nda düzenlenen mitinge katıldı. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
“HOROZ DÖVÜŞÜNÜN BİLE BİR ADABI VAR AMA…”
“Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak, daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmaya hazırladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.
Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz, değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, içişlerine müdahale ediyorlar. Hem Cumhurbaşkanı adayları hem de Cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.
Şu anda alanda ne kadar insan var biliyor musunuz? 75 bin kişi var. Denizli bugün coşmuş.
Karşılaştığımız pek çok engele, gizli-açık ambargoya rağmen bu alanda kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Sadece son 1 sene içerisinde hava, kara, deniz platformlarında onlarca projeyi resmen hizmete aldık.
Terörle mücadelede kullandığı silahların bile çoğunu yurt dışından temin eden ülke tablosuna son verdik. Artık her şey bizim. Kendimiz üretiyoruz. Artık ihtiyacımız olan silahların hemen tamamını kendi imkanlarımızla üretebiliyoruz. Bununla yetinmiyor, dost ve kardeş ülkelere de ihraç edebiliyoruz. Geçen sene 5,5 milyar dolar savunma ihracatı gerçekleştirdik. Kendi savaş gemisini yapan dünyadaki 10 ülkeden birisiyiz.
“2028 YILI SONUNDA KAAN’IN HAVA KUVVETLERİMİZE KATILMASINI PLANLIYORUZ”
ANKA-3’ün de hizmete girmesiyle bu alanda çığır açtık, çığır açıyoruz ve KAAN’ımızı da gökle buluşturduk. Beşinci nesil savaş uçağımız KAAN ilk uçağını başarıyla icra etti. Yaklaşık 15 yıllık çabanın, gayretin ve azmin ürünü olan KAAN, dünkü testte çok kritik bir eşiği daha aştı. Allah nasip ederse 2028 yılı sonunda KAAN’ın Hava Kuvvetlerimize katılmasını planlıyoruz. Varsın birileri, ‘Yapamazsınız, başaramazsınız’ demeye devam etsin. Ne derseniz deyin, yaptık, gökle buluşturduk. Ne dediler, ‘kalorifer peteği’, ‘süpürge sapı’. Kendi akıllarınca projelerimizle dalga geçtiler. Varsın birileri, Türkiye’nin potansiyelini, Türk milletinin gücünü hafife alsın. Biz bunlara kesinlikle kulak asmayacağız. Ne kifayetsiz muhterislerin ne de ülkemizin başarılarından rahatsız olan beşinci kol elemanlarının umutlarımızı kırmasına izin vermeyeceğiz. İman varsa, irade varsa Allah’ın izniyle imkan da vardır.
İlgili ilgisiz her konuya Ankara’daki ofislerinden yorum yapan, ellerine geçirdikleri her fırsatı insanımızı kutuplaştırmak için kullanan ancak dünkü tarihi başarımızda tek kelime etmeyen sabık siyasetçileri milletimizin takdirine havale ediyorum. Basit bir görüntülü konuşmayı dahi yere göğe sığdıramayan bu eski politikacıların KAAN gibi teknoloji harikası bir savunma projesi hakkında derin bir sessizliğe bürünmeleri gerçekten ibret verici.
Kapı kapı dolaşarak 31 Mart akşamına hazırlanıyor muyuz? 31 Mart akşamı Denizli’den zafer türkülerini dinleyecek miyiz?
Enflasyon sadece bizim değil, Covid-19 salgını sonrasında tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı bir baş ağrısı. Bugün içinde 21 ambulansın, 2 bin 380 tonluk sivil yardım gemimizi Mısır’ın el-Ariş Limanı’na vardı. Daha nice görünür görünmez insani yardımlarımızla mazlumlara sahip çıkıyoruz. İçeride 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması için çalışmalarımız zaten yoğun bir şekilde devam ediyor.
“BU YILIN SONUNA DOĞRU ENFLASYONUN HIZLA DÜŞMEYE BAŞLAMASIYLA DAHA RAHAT BİR NEFES ALACAĞIZ”
Deprem bölgemiz için tüm bu önemli işleri yaparken diğer şehirlerimizin ve toplumumuzun diğer kesimlerini de ihmal etmiyoruz. Küresel ekonominin ve bölgemizin içinden geçtiği sancılı döneme rağmen devletimizin imkanlarını milletimiz için seferber etmiş durumdayız. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için verdiğimiz samimi mücadelenin en yakın şahidi milletimizin bizatihi kendisidir. 2024 yılı için asgari ücretlilerimize, kamu görevlilerimize ve emeklilerimize enflasyon oranlarının üzerinde artışlar yaptık. Hiçbir insanımızın serzenişlerine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Bütçemizin sınırlarını zorlama pahasına vatandaşlarımızın taleplerini karşılamaya gayret ediyoruz. İnşallah bu yılın sonuna doğru enflasyonun hızla düşmeye başlamasıyla hep birlikte daha rahat bir nefes alacağız.”
]]>CHP Bolu Milletvekili, Sanayi ve Ticaret Komisyonu Üyesi Türker Ateş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Ateş’in açıklaması şöyle:
“ENFLASYONLA MÜCADELE ARTIK ÇOK DAHA ZOR. BAKAN ŞİMŞEK’İN İŞARET ETTİĞİ 2026 YILINDA TEK HANELİ ENFLASYON HAYAL”
“Merkez Bankası’nın geçen haziranda başlatarak kesintisiz sürdürdüğü faiz artış sürecinde bu ay itibarıyla sona gelindiği izleniyor. Ancak yetkililerin de açıklamalarıyla itiraf ettiği üzere ekonomide bozulan dengeler ve kopan bağlar onarılamadı. Fatura ağırlaştı, riskler ortaya çıktı. Enflasyonla mücadele artık çok daha zor. Bakan Şimşek’in işaret ettiği 2026 yılında tek haneli enflasyon hayal. Merkez Bankası’nın bu hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında, politika faizinin yüzde 45’te sabit tutulması bekleniyor. Üst üste faiz artışı kararı alınan 8 toplantının ardından yolun sonu gözüktü. Hatta bu yıl içinde faiz indirimlerine başlanması da olası görülüyor. Ancak geçen zamanda faiz artışlarına rağmen enflasyon kontrol altına alınamadı ve döviz kuru tutulamadı. Yanı sıra oldukça yüksek olan politika faizine rağmen yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi sınırlı kaldı. Acı reçete, sıkı para politikasının büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkileri de cabası.
“ATIL İŞ GÜCÜ YÜZDE 24,7 GİBİ OLDUKÇA YÜKSEK BİR ORANA ÇIKTI. İŞ BULMA ÜMİDİNİ YİTİRENLER 1,9 MİLYONU AŞTI”
Aralık 2023 itibarıyla gerçek işsizliği ortaya koyan atıl iş gücü yüzde 24,7 gibi oldukça yüksek bir orana çıktı. Potansiyel iş gücü içinde olup iş bulma ümidini yitirenler 1,9 milyonu aştı. İş başı yapabilecek olup iş aramayanlar 1 buçuk milyonun üzerinde. Hane halkı borçluluğu da alarm veriyor. Vatandaşın takipteki kredi kartı büyüklüğü, geçen yıl yüzde 108 ve yıl sonundan şubat başı arasında da yüzde 15 artarak 17,7 milyar TL’ye ulaştı. Ayrıca yüksek faiz ortamında işletmeler tarafında finansmana erişim mümkün olmazken ticari kredi faiz oranı son olarak yüzde 54,4 ile 21 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
“SEÇİMDEN SONRA HEM VATANDAŞ HEM İŞLETMELER İÇİN BİR DE VERGİ ARTIŞLARI KAMBUR OLACAK”
Bu şartlarda enflasyonla mücadele daha zorlaşıyor. Ekonomi yönetiminin odaklandığı iç talepte düşüş, fiyat istikrarı sağlanacağına dair güven tesis edilemediğinden sınırlı kaldı. Ayrıca zorunlu harcamalar da düşen alım gücüyle ağırlıkla borçlanarak yapılır oldu. Tüketici kredilerinin ardından kredi kartlarında beklenen sınırlandırmaların özellikle dar gelirli için kritik etkileri olacağı açık. Yıla, bütçede açıkla ve kapsamında rekor faiz ödemesiyle başladık. Dolayısıyla seçimden sonra hem vatandaş hem işletmeler için bir de vergi artışları kambur olacak. Ayrıca, Merkez Bankası’nın önceki dönem koparıldığını itiraf ettiği faiz-kur bağının tesisi için TL mevduatına yönelik önlemlerine ilişkin ise vatandaşın TL tasarruflarının enflasyondan korunacağına güven duyması kolay değil ve dolarizasyon riski sürüyor.”
]]>ERDAL SAĞLAM
Merkez Bankası bu hafta toplanıyor ama yeni faiz artış kararı beklenmiyor. Halbuki enflasyon beklentilerinin kötüleştiği, TL’ye dönüşün gerektiği kadar gerçekleşemediği gözleniyor. Buna rağmen faiz artışı kararının verilmemesi, “enflasyonla mücadeleye seçim molası”nın devam ettiğini gösteriyor.
Seçim ekonomisinin Ocak’tan itibaren hızlandığını söyleyebiliriz. Örneğin Ocak ayı bütçe açığı geçen yıl aynı aya kıyasla 5 kat fazla gerçekleşti. İlk ayda faiz harcamalarının devasa boyutlara ulaşmasının bu açıkta etkisi oldu. Şubat ve Mart ayı bütçe açıklarının ise yaklaşan seçimler nedeniyle daha da yüksek çıkması beklenebilir. Çünkü seçimler yaklaştığında, çeşitli kesimlere biriken borçların da ödeneceği anlaşılıyor.
Buna rağmen Mayıs seçimleriyle kıyasladığımızda, Mart seçimlerinin ekonomiye etkisinin daha az olduğunu söyleyebiliriz. Seçim öncesi emeklilere verilecek ikramiye miktarının 3 bin TL olarak belirlenmesi, bu kez siyasi otoritenin daha dikkatli davrandığı biçiminde yorumlandı. Tabii ki 3 bin TL’lik ikramiyenin, yılbaşı maaş zamlarında olduğu gibi, ödeme günü yaklaştığında seçmen memnuniyeti açısından artırılması gündeme gelebilir.
Seçim etkisinin asıl olarak para politikalarında görüldüğünü, sıkı para politikasına seçim nedeniyle ara verildiğini de rahatlıkla söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta açıklanan beklenti anketleri, 2024 yılsonu enflasyon beklentilerinin daha da yükseldiğini ortaya koydu. Bunda beklenenden yüksek çıkan Ocak ayı enflasyonunun etkisi, doğal olarak büyük oldu. Bu nedenle 12 ay sonrası enflasyon beklentileri de, baz etkisi düşünülerek, bir miktar aşağı indi. Ancak 2025 enflasyon hedefinin yüzde 14 olduğunu düşünürsek, yüzde 39’a inen 1 yıl sonraki enflasyon rakam hala hedefin çok üstünde kalıyor.
Bu arada çıkan beklenti anketlerindeki rakamlar da iyimser gözüküyor. Merkez Bankası’nın hedefi 2024 yıl sonu için yüzde 36 ama piyasa beklentisi anketlerde yüzde 43’e çıktı. Piyasa oyuncularıyla görüştüğümüzde ise bu rakamı yüzde 46-47’nin altında tahmin edene rastlamadık. Dolayısıyla anketlerin gösterdiğinden daha yüksek bir piyasa enflasyon beklentisi olduğunu söyleyebiliriz.
GEÇ KALINDIKÇA FATURA BÜYÜYOR
Seçimler nedeniyle Merkez Bankası’nın piyasadaki likiditeyi gerektiği ölçüde çekmediği de bir gerçek. Bu nedenle TL’ye dönüşün göstergesi olan TL mevduatlara yöneliş beklentilerin altında kalıyor. Bu durum bankaların kaynak maliyetlerinin düşmesine neden olurken, özellikle küçük tasarruf sahibi vatandaşlar mağdur ediliyor. Merkez Bankası’nın çeşitli araçlarla mevduat faiz oranlarını artırmaya çalıştığı görülse de bunun yetersiz kaldığı açık. Seçim öncesi Merkez Bankası’nın bankalara bu konuda esnek davrandığı gözleniyor.
Mevduat faizlerinin düşük tutulması bir yandan küçük tasarrufçuyu mağdur ederken, öte yandan ise yine sıkı para politikasına ters biçimde, kredilerin yeniden artmasına neden oldu. Bankalar, önümüzdeki dönemde enflasyonun ve buna bağlı olarak politika ile mevduat faizlerinin düşeceği hesabıyla, yeni bir kredi oyunu kuruyorlar. Özellikle nakit sıkışıklığı olan, KOBİ ve esnaflara uzun vadeli kredi teklif ediyorlar. Bu kredilerin 2-3 yıl vadeyle alınması halinde kredi faiz oranlarını yüzde 46-47’ye çekmiş durumdalar. Kısa vadeli, üç ayda bir faiz ödemeli krediler için de yüzde 52 faiz uyguluyorlar.
Buna karşılık mevduatta ise, küçük tasarruf sahibine ancak yüzde 35-36 TL mevduat faizi ödüyorlar. Yüksek hacimli tasarruflara yüzde 42-43 faiz veriyor, KKM’den dönen TL mevduatlara ise yüzde 62’ye kadar faiz ödüyorlar. Bu ödemeler bileşik ve ortalama hesaplandığında faiz yüksek görünüyor ama özellikle küçük tasarruf sahibi yine enflasyon altında negatif faiz alıyor.
Bu nedenle de dövize talep artmaya devam ediyor. KKM’den çözülen hesapların bir bölümü TL’ye, diğer bölümü döviz hesapların akıyor. Sıkı para politikasının amaçlandığı TL’ye dönüş bu nedenle istenilen ölçüde olmuyor. Bu yüzden de Merkez Bankası döviz rezervlerinde erime devam ediyor. Ocak başından bu yana net döviz rezervlerindeki erimenin 10 milyar doları aştığı görülüyor.
Ekonomi yönetimi mevcut rezervlerle Mart ayı sonuna kadar durumu idare etmeye çalışacak. Rezervlerdeki sıkıntı nedeniyle yılbaşından bu yana kur artışları yüksek oldu. Ancak geçen seçim öncesinde olduğu gibi, bundan sonra seçime kadar kurları neredeyse sabit bir rakamda tutmaya çalışabilirler.
Özet olarak enflasyonla mücadelede gevşek bir dönem yaşıyoruz. Enflasyon beklentileri düşmesi gerekirken artıyor, bu nedenle de politika faizinde artış ihtiyacı hissediliyor. Seçim nedeniyle bu kararın alınamayacağı anlaşılıyor. Halbuki Şubat’ta yapılacak 2,5 puanlık faiz artışının beklentileri olumluya çevirme imkanı varken, seçimden sonra faiz artış ihtiyacının en az 5 puan olacağını söyleyebiliriz.
Geçen yılın ikinci yarısında gördüğümüz gibi; alınan geç kararlar ekonominin ödeyeceği faturayı büyütüyor. Emekli ikramiyesinin 3 bin TL olarak belirlenmesini, giderek artırılan yükün yine dar ve sabit gelirliler ile yoksul kesimlerin üzerine yükleneceğinin bir işareti olarak görebiliriz.
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentte bir otelde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması programına katıldı.
“Türkiye, dünya ekonomisine göre daha fazla büyüdü”
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, kamu ve özel sektörün bir arada planlama yaptığını söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ekonomik büyümelere göre daha pozitif yönde büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektör bir arada hem planlama yapıyoruz hem de istişareyi birlikte sürdürüyoruz. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçtiğini söyleyemeyiz. Dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüdü. Bu şekilde büyümeye devam edeceği gözüküyor. Son 20 yılda ortalama dünya ekonomisi yüzde 3.6 büyümüş. Bu ticarete de başka alanlara da yansıyor. Özellikle bizim ihraç pazarımız olan ülkelerin büyümesi bizim açımızdan daha önemli. Bu yıl ve önümüzdeki 2 yılda yüzde 2 büyüme bekleniyor. Dünyada ekonomik büyümenin çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisi halen arzu edilen düzende değil. Halen dünyada sıkı para politikaları izleniyor, enflasyonla mücadele ediliyor. Türkiye ekonomisine gelecek olursak ilk 9 aylık verilerde dünya yüzde 3 büyürken ülkemiz 4.7 büyüdü. Orta vadeli programda da büyümemiz yüzde 4.4 hedeflenmişti. Son çeyrek yüzde 3.7 civarında büyüme gelirse bu hedefi yakalayacağız. Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1.8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz vardı. Bu yıl rakamlar ay sonu çıkacak ama bizim tahminlerimize göre 1.1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz trilyon dolar seviyesini geçmiş oluyor. Bu rakamla birlikte kişi başı gelirimizin de 13 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyoruz. Türkiye ekonomisi dünyanın 17., satın alma gücüne göre ise 11. ekonomisi konumunda. Önümüzdeki döneme de çok daha iyi yürüyeceğiz.”
“Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek”
Türkiye’nin enflasyonla mücadele ettiğini ve kısa sürede bu etkilerin enflasyon rakamlarına yansıyacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “En önemli uğraştığımız alan enflasyonla mücadele. Enflasyon konusunda son dönemlerde güncellenmiş para politikalarıyla mücadele yürütüyoruz. Ülkeyi durgunluğa düşürmeden enflasyonu düşürmeniz lazım. Bütün bunlar çerçevesinde aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz. Aylık bazda etkileri görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu beklediğimiz bir yükseliş var. Bundan sonraki dönemde kademeli düşüş göreceğiz. Yılın ortalarından sonra enflasyonun düştüğünü hep birlikte görmüş olacağız. Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek ama aylık etkilerini düşüşlerini göreceğiz” dedi.
“Birçok olumsuz gelişmeye rağmen bu performans takdiri hak ediyor”
Türkiye’de yerli üretimi arttırıp cari açığı kapatmak için çalışmaların yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Cari işlemler dengemiz bizim tartıştığımız bir konudur ve. Ekonomi tarihinde bu hep böyle olmuştur. Biz hükümetimiz, cumhur ittifakımız ve meclisimiz Türkiye’de yerli üretimi arttırarak cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde engel olmaktan çıkarmak istiyoruz. Geçen yılın ilk yarısında 60 milyar dolarlara kadar yükselen cari açığın yılı 45 milyar dolarla bitirdiğini görüyoruz. Yaşadığımız gelişmelerin etkisi oldu. 4.2 civarında milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda altının payı da yüksek. 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Bunu kalıcı bir şekilde azaltmak istiyoruz. Turizm gelirlimizin önemli katkısı var. 54.3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. Hizmet gelirlerinde Türkiye iyi bir noktada. İhracatımız önemli bir performans gösteriyor. 256 milyar dolar seviyesiyle geçen yıl tarihin en yüksek rakamı oldu. Birçok olumsuz gelişmelere rağmen bu performans takdiri hak ediyor. İnşallah bu rakamları çok daha yüksek seviyelere çıkartacağız” dedi.
“İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz”
Türkiye’de istihdam sayısının her geçen gün arttığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hep söylediği 4’lü sistem var. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç bu. Bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Aşırı tüketim çokta olumlu değil. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp, asıl büyümemizi ihracat üzerinde yapmaya çalışıyoruz. Bu politikalarımızın yardımıyla istihdam da ciddi bir gelişme var. Türkiye ekonomisi ilk defa 32 milyonun üzerinde istihdam ortaya koydu. Aylık bazda baktığınızda 8.8’e düştü işsizlik oranımız. Yıllık olarak da tek haneli kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Yakın bir tarihte tam çıkmış olur bunun sonucu. 10.1 diye tahmin etmiştik ama bunun altında kapattık. İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz. İş gücü piyasalarına kadınların, gençlerin girmesi çok önemli. Kadınsız kalkınma da olmaz, demokrasi de olmaz. Bu konuda desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz”
Kur korumalı mevduat sisteminin yavaş yavaş azaldığını aktaran Yılmaz, “Bankacılık sektörümüzün sermaye yapısı güçlü. Takipteki alacaklar oldukça düşük. Ülkemizin risk durumu oldukça aşağılara gelmiş durumda. Riskleri azalttığımız, siyasi güven ve istikrarı yükselttiğimiz için bu seviye de düştü. 700’den 300’e kadar gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. CDS’i azaltmaya devam edeceğiz. Kur korumalı mevduat ülkenin önemli bir meselesi. Geçici bir düzenlemeydi. O dönemin şartları içinde bir ihtiyacı karşıladı. Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz. Ağustos ayında 124 milyar dolar seviyesine gelmişti. 9 Şubat itibariyle rakamlar elimde. 2 trilyon 360 milyon TL’ye gelmiş durumda. 77,7 milyar dolar seviyesinde. Bununda çok büyük bir kısmı TL mevduata geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan farklı bir çerçeveye gidiyoruz. Mali disiplin çok önemli” şeklinde konuştu.
“Bütçe disiplinine önem veriyoruz”
6 Şubat merkezli depremlerin ülke ekonomisini etkilediğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Deprem yaşadık maalesef. Riskleri azaltmamız lazım. Riskleri çok iyi tespit edip yoğun bir çalışmayla geleceğimizde çok dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bütçe disiplinine önem veriyoruz. Geçen yıl sırf merkezi idareden 900 milyarın üzerinde harcamamız oldu. Bu yıl deprem ödeneklerin payı 1 trilyon liranın üzerinde. 20 yılda bütçemiz iyi yönetilmemiş olsaydı, mali yapımız kötü olsaydı çok zor duruma düşürdük. Ancak Türkiye siyasi olarak iyi yönetildiği için bu büyük afeti omuzlamış durumdayız. Depremin yaralarını sarmış olacağız. En güçlü ekonomileri bile etkileyen deprem bizleri de etkiledi ancak bunun da üstünden geleceğiz. Bütçe açığının milli gelire oranı 5.8 olarak kapattık. İnşallah deprem harcamalarımızı yapınca bütçe açığımız daha da azalacak. Burada sadece konutlardan bahsetmiyoruz, altyapının iyileştirilmesi çok önemli” dedi.
“İhracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”
İhracatı ve ihracatçıları destekleyen politikaların sürdüğünden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son dönemde kritik bazı alanlarda yatırım yapıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızı destekleyecek şekilde merkez bankamız politikalar uyguluyor. Bu politikalara devam edeceğiz. Şuanda toplumsal yatırım notu dediğimiz çalışma var. Yatırıma, ihracata toplumun daha fazlasına katkı sunan bankalara yüksek not vereceğiz. Buna göre de merkez bankası o bankalara belli avantajlar sağlayacak. YİTAK dediğimiz bir program başlattık. Teknolojik içeriği yüksek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere daha düşük faizle kredi sağlıyoruz. Burada bir komite ulaştırdık. Kriterler çok net, ağırlıkları belli. Uygun projeler YİTAK’tan kredi alacaklar. Bütçemizde alan oluştukça burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Sanayi bakanlığımız proje tekliflerini almış durumda” diye konuştu.
“Adana ve Mersin çok önemli bir bölge”
Adana ve Mersin’in İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra çok önemli bir konuma sahip olduğunu aktaran Yılmaz, “Çok önemli bir bölgedeyiz. Çukurova bölgesi çok önemli. Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir konuma sahip. Diğer taraftan geçmişte biz planlama teşkilatında yapılan çalışmalarda bu bölgenin potansiyelini vurgulardık. İstanbul, Ankara ve İzmir dışında metropol olma potansiyeli olan bölge burası. Ancak şimdiye kadar çok değerlendirdik mi bunu kendimize sormalıyız. Bu bölgemize farklı bir ivme katacağımıza ben yürekten inanıyorum. Orta Anadolu Akdeniz aksı dediğimiz bir ulaşım hattı planlamamız gerekiyor. Afet riskine karşı belli sanayilerin gelişmesi gerekiyor. Deprem döneminde burayı gördük. Buna uygun projeler yapmalıyız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından program basına kapalı soru-cevap ile devam etti. Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra oda ve borsaların başkanları ve iş insanları katıldı. – ADANA
]]>Şimşek, Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun açılışındaki konuşmasında, etkinliğe katılımın yüksek olduğunu, iş insanlarının bir yere durduk yere gelmeyeceğini dile getirdi. Gelen iş insanlarının Türkiye ile Suudi Arabistan’ın doğal ortaklığına inandığı için burada olduğunu belirten Şimşek, Türkiye’deki yatırım ortamı ve Orta Vadeli Program’ı (OVP) içeren sunum yaptı.
Türkiye’de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren ve Suudi Arabistan’a yardımcı olunabilecek alanlara değinen Şimşek, özellikle turizmin Türkiye’de çok büyük bir başarı hikayesinin bulunduğunu söyledi.
Şimşek, “Türkiye şu an gelen turist sayısı anlamında dünya dördüncüsü. Bu alanda çok büyük bilgimiz, deneyimimiz ve kaynaklarımız var. Burada Suudi Arabistan’a yardımcı olabiliriz. Bir başka alan da inşaat sektörü. İnşaat alanında Türkiye büyük küresel oyunculardan biri. Burası da ortak iş yapabileceğimiz bir alan. Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük projelerinden bazılarının inşaatı başlamış durumda ve biz bunun bir parçası olmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Sunumunda havacılık ve savunma sektörü başta olmak üzere geçen 20 yılda Türkiye’de yaşanan gelişmeler ve sektörlerde sağlanan ilerlemeler hakkında bilgi veren Şimşek, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın üçüncü ülkelerde de birlikte çalışabileceğine işaret etti.
Şimşek, “Suudi Arabistan savunma sanayisini yerelleştirmeyi amaçlıyor. Biz, birlikte tasarlamak, birlikte geliştirmek, birlikte üretim ve birlikte küresel ihracat yapma projelerine açığız.” diye konuştu.
Türkiye ile Suudi Arabistan’ın bölgede birlikte barış ve güvenliği tesis edebileceğine dikkati çeken Şimşek, dünyanın çalkantılı bir dönemden geçtiğini, bu süreçte caydırıcı ülkelerin varlığının çok önemli olduğunu ifade etti.
“2028 itibarıyla fiyat istikrarını sağlamış olacağız, yolculuk başlamış durumda”
Sunumunda Türkiye ekonomisi ve Orta Vadeli Program’a da değinen, Orta Vadeli Program’ın fiyat istikrarına ve tek rakamlı enflasyona ulaşmayı amaçladığının altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:
“İnanıyoruz ki buraya ulaşmak için doğru programa sahibiz. 2028 itibarıyla fiyat istikrarını sağlamış olacağız, yolculuk başlamış durumda. Mali sağlığı düzeltiyoruz, büyük depremden kaynaklanan hasarı onarıyoruz, eksikleri azaltıyoruz, daha da önemlisi bu kazanımları sürekli kılmak için yapısal reformlar uygulayacağız. Enflasyonu düşürürken sıra dışı bir şey yapmayacağız, konvansiyonel para politikaları uygulanacak, para politikalarının sıkılaştırılması işe yarayacak. Yılın ikinci yarısında enflasyon kayda değer oranda düşmüş olacak. Enflasyon azaltılmasına giden yol; enflasyonun bu yıl yüzde 30’ların ortalarına düşmesini, gelecek yıl yüzde 14 civarına düşmesini, 2026’da tek basamaklıya düşmesini hedefliyoruz. Bu, küresel deneyimle uyumlu bir öngörü.”
Depremin geçici büyük bir açık ortaya koyduğunu anımsatan Şimşek, bunun etkisinin geçici olduğunu, cari açık ve GSMH’de ilerlemeler yaşanmaya devam edeceğini anlattı.
“Cari açık bu yılın ilk yarısında 30 milyar doların altına inecek”
Şimşek, “Türkiye’nin borçluluğu, gelişmekte olan birçok pazara göre görece düşük. Kamu-özel-şirket borçlarını bir araya alsanız bile, küresel gelişmekte olan piyasaların yarısından daha az ve dünya ortalamasının üçte birinden daha az. Cari açığın GSMH’nin yüzde 2,5’inden daha azına düşmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin rezervlerini artırma hedefinde olduklarını belirten Şimşek, şöyle devam etti:
“Cari açık aşağı doğru düşmeye başladı bile, doğru yolda olduğumuzu düşünüyoruz. Cari açık bu yılın ilk yarısında 30 milyar doların altına inecek. Türkiye’de büyüme güçlü. Türkiye büyüme bağlamında dünyanın önde gelen büyümekte olan pazarlarından biri. Geçici olarak bir yavaşlama görüyoruz ancak bu büyümeyi yeniden inşa etmek ve orta vadede sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlamak için yapısal reformlar kilit alanlardan biri. Rekabetçi bir ekonomi inşa etmek istiyorsanız, üretken bir ekonomi ortaya koymak istiyorsanız ve uzun vade büyüme potansiyelini geliştirmek istiyorsanız bunun tek yolu yapısal dönüşüm. OVP programımızın işe yaradığına dair güçlü kanıtlar var. Bu program nasıl çalışacağını bilmemiz gerek; mantıklı politikalar ve yapısal dönüşümlerin bir araya gelmesi, iyi bir anlatı… Bu anlatı, yatırımcı güvenini tekrar inşa etmeye yardımcı olacak, içeri akışı artıracak, paranın değerinin artmasını sağlayacak. Enflasyonun azalması hızlanacak ve ekonomideki dengesizlikler bu şekilde dengelenmiş olacak. Programın planlanan çalışma şekli bu ve bu program çalışmaya, işe yaramaya başladı bile.”
“Piyasa enflasyonun önümüzdeki 12 ayda yüzde 40’ın altına düşeceğini öngörüyor”
Türkiye’nin risk priminde yaşanan düşüşe dikkati çeken Şimşek, portföy girişi, döviz gibi konularda yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. Şimşek, “Enflasyon beklentileri düzeldiği için, piyasa enflasyonun önümüzdeki 12 ayda yüzde 40’ın altına düşeceğini öngörüyor ve piyasa şu an hedeflediğimiz rakamlara çok yakın, bu da bize cesaret veriyor.” diye konuştu.
Türkiye’de yaşanan tüm ilerlemelerin puanlama ajansları tarafından da görüldüğünü, bunu da puanlamalarına yansıttıklarına işaret eden Şimşek, “Türkiye’nin risk algısı şu andaki puanlardan çok daha iyi durumda. Makas açıklığına bakacak olursak, aslında şu andaki puanlama kurumlarının Türkiye’ye verdiği puanın 2 basamak yukarısında. Şimdiden piyasalar, Türkiye’de daha az risk olduğunu düşünüyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Şimşek, sunumunda katılımcı iş insanlarına Türkiye’nin yatırım yapma konusunda barındırdığı diğer avantajlar hakkında da bilgi verdi. Türkiye’nin yeşil alanlarda, yeşil ürünlerde dev bir potansiyeli bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu alanda da Suudi Arabistan ile ortak çalışılabileceğini kaydetti.
Şimşek sunumunda, altyapı ve üst yapıda yapılan yatırımlara, hedeflenen çalışmalara, yapay zeka, dijitalleşme alanlarında Türkiye’nin bakış açısına değinerek, “Yenilenebilir enerji yatırımı yapıyoruz. 12 yıl boyunca en az 100 milyar dolarlık yatırım yapacağız.” dedi.
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, eşi Ülkü Zeynep Babacan ile birlikte partisinin aday tanıtım toplantısı için Eskişehir’e geldi. Tepebaşı Kültür Merkezi’ndeki toplantıda Babacan’ın yanı sıra DEVA Partisi İl Başkanı Resul Aktürk ile partililer yer aldı. Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlerin önemli olduğunu ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, aynı zamanda iktidar için de uyarı seçimi olduğunu söyledi.
Yerel seçimlerde herhangi bir ittifak daveti almadıklarını ve davette de bulunmadıklarını kaydeden Babacan, ‘Bu seçimler önemli, belediye başkanlarımızı seçeceğiz. Belediye meclis üyelerimizi seçeceğiz ama aynı zamanda bu seçimde hükümete de bir uyarıda bulunmamız gerekiyor. Yani iktidara bir mesaj vermemiz gerekiyor. Bu seçimlerin sonucunda iktidarın alacağı mesaj şu olmamalı; ya ben güvenoyunu aldım, o kadar hukuksuzluk yaptım, haksızlık yaptım yine de halk beni destekliyor bak diye bütün bu yanlışlarını götürüp tescil ettireceği bir seçim olmamalı bu seçim. İşte o yüzden bu seçim, iktidara ‘aklını başını al deme’ seçimi. Onun içindir ki bu seçim, sadece belediye başkanlarını seçtiğimiz değil, iktidarı uyaracağımız bir seçim. Yani iktidara bir sarı kart gösterme seçimi, bu seçim. Yani sandıklar açıldığında iktidar demeli ki, galiba haddi aştık, galiba vatandaşın sabrı taştı. Galiba artık ne desek inanmıyorlar mesajını hükümetin bu sandıktan artık alması lazım. Sandıktan artık sarı kart çıkması lazım? dedi.
Gazetecilerin sorusu üzerine Türkiye’deki enflasyonu değerlendiren Babacan, ekonomi bakanlığı döneminden de bahsederek, ‘Şu anda Türkiye’nin en büyük ama en büyük ekonomi sorunu, sebepler arasından baktığımızda, enflasyon. Yani Türkiye’de 34 yıllık yüksek enflasyon döneminden sonra biz ne yaptık, benim ekonomi yönetiminin başında olduğum yıllarda, 2 yılda tek haneye indirdik ve uzunca bir sürede tek hanede tuttuk. O dönem başta emeklilerimiz olmak üzere, Türk lirası cinsi üzerinden sabit maaş alan herkesin, bütün işçilerimizin, memurlarımızın refahının arttığı bir dönemi oldu’ diye konuştu.
TUİK’in gerçek enflasyonu açıklamadığını belirten Babacan, ‘Enflasyon tek haneye inmeden, bu ülkede refahın artması mümkün olmayacak. Merkez Bankası’nda istikrar olmayınca, Merkez Bankası bağımsız çalışmayınca enflasyonun artması mukadder. Geçen sene sadece seçimlerden, aralık sonuna kadar Merkez Bankası’na zorla 800 milyar lira karşılıksız para bastırdılar, kur korumalı mevduatın farkını ödememek için. Talimatla yönetilen bir Merkez Bankası olduğu sürece Türkiye’de enflasyon düşmez. ya da tabi ki asıl ve asıl çözüm, iktidar değişimi. Enflasyon düzelirse, iktidar değişimi ile düzelir’ ifadelerini kullandı.
Babacan, konuşmasının ardından Eskişehir belediye başkan adaylarını açıkladı. DEVA Partisi’nden Büyükşehir Belediyesi için Çelik Erimez, Odunpazarı Yunus Korkmaz, Tepebaşı Mustafa Özkarayanık, Çifteler Mustafa Taşkın, Alpu Gökhan Memiş, Beylikova Sertal Özuçak, Mahmudiye Sabriye Elbastı Delican aday gösterildi. (DHA)
]]>Ekonomi yönetimi alınması gereken tüm kritik kararları seçim sonrasına öteledi. Yapılacak ek faiz artışı, kredi kartı kısıtlaması gibi, sıkı para politikası uygulamasını etkileyen önemli kararlar için toplantılar yapılıyor ama gereken önlemler belli ki seçim sonrasında alınacak.
Ekonomi yönetimi siyasi otoriteden gelen harcama artırıcı önlemlere artık ses çıkarmıyor. Ekonomi yönetimi alınacak önlemler için seçim sonrasına hazırlık yapıyor ama bu önlemleri şimdi kamuoyu önünde konuşmaktan da kaçınıyor. Bu arada seçim sonrasında yapılacak, elektrik doğalgaz gibi oldukça yüksek oranlarda yapılması gereken zamların da, şimdiden konuşulması istenmiyor.
Özetle; ekonomide alınması gereken, halkın satın alma gücünü iyice zorlaştıracağı bilinen, kararların hemen hepsi seçim sonrasına ötelenmiş durumda. Ekonomi yönetiminin hem biriken bu kararları Nisan ayından itibaren almaya hazırlanırken, hem de şimdi gündemde olmayan yapısal tedbirler ve reformlar için de sessiz sedasız hazırlık yapmaya çalıştığını biliyoruz.
Ekonomi yönetimi, daha doğrusu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek seçim sorasında gereken kararların alınması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etme konusunda umutlu görünüyor. Ancak seçim sonrasında çıkacak siyasi tablonun ne olacağı şimdiden bilinmediği için, Şimşek’in istediği önlemleri almakta ne kadar başarılı olacağına da şüpheyle bakılıyor. Bu tedirginliğin de etkisiyle, son aylarda Türkiye’ye gelen sıcak paranın azaldığı görülürken, bu da seçimlere gidilirken döviz rezervlerinde erimenin sürmesine neden oluyor.
FAİZDE EK ARTIŞ BEKLENİYOR
Yeni Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, geçen haftaki ilk enflasyon raporu açıklamasında yüzde 45’lik mevcut politika faizinin enflasyon hedefini gerçekleştirmek için yeterli olduğunu söyledi. Buna karşılık beklentilerin bozulması, görünümün olumsuza dönmesi halinde ek sıkılaştırma yani faiz artışlarını yapacaklarını, sık sık vurguladı. Bu nedenle piyasalarda, eski Başkana kıyasla daha şahin bir tutum takındığı algısı yarattı.
Bunun yanında piyasadaki fazla likiditenin çekilmesi, TL mevduat faizlerinin artması gerektiği konusunda da daha sıkı durulacağı, önlem alınacağı mesajını verdi. Bu konuda son yapılan zorunlu karşılık düzenlemesinden olumlu sonuç alınmaya başladığını söyledi. TL mevduat faizlerinin seçimlere kadar yükselmesinin siyasi olumsuzluk yaratmayacağı, aksine küçük tasarrufçuyu sevindireceği için siyasi otoritenin hoşuna gideceği biliniyor. Bu nedenle TL mevduat faizlerinin artması konusunda gerekirse ek önlemler alınmasında bir sıkıntı yaşanması beklenmiyor.
Ancak Merkez Bankası yönetimi de biliyor ki; seçimlere kadar ek faiz artışlarına gitmeseler bile, seçimden sonra ek faiz artışı yapılmak zorunda kalınacak. Çünkü mevcut faiz oranıyla 2024 yıl sonu için belirlenen yüzde 36’lık enflasyon hedefine inmek mümkün değil. Hatta hedefin hata payının en üst sınırı olan yüzde 42 oranına bile ulaşılamaz. O nedenle piyasalarda oluşan kanı da seçimlerden sonra bir ya da iki kez ek faiz artırım yapılmak zorunda kalınacağı yönünde.
Halbuki Şubat ayında bir ek faiz artışı yapılabilseydi, belki 2,5 puanlık ek artırımla yetirilebilecekti. Böyle bir karar, Merkez Bankası’na olan güvenin kazanılması ve enflasyon beklentilerinin düzeltilmesi adına büyük bir hareket olacaktı. Seçimler nedeniyle şimdiden bunun yapılamayacağı ortaya çıkarken seçim sonrasında yapılacak ek zam ihtiyacının 5 puana kadar çıkması gerekebilecek. Mayıs seçimlerinden sonra da faiz konusunda gereken büyük adımlar atılamadığı için, gerekenden daha yüksek bir faiz oranına çıkılmak zorunda kalınmıştı. Kısacası, zamanında ve yeteri dozda karar alınmaktan kaçınıldığında, sonunda çıkacak fatura daha da büyük oluyor. Bunun denendiği ve bilindiği ortada iken seçimler nedeniyle yine kararlarda geç kalınıyor.
BİRİKTİRİLEN ZAMLAR DA SEÇİMDEN SONRA
Enflasyon hedefinin tutabilmesi için, Merkez Bankası yönetimi talebin daha da kısılmasını, bu çerçevede tüketici kredileri ve kredi kartı kullanımlarının azalması gerektiği görüşünde. Son dönemde artan faizlere rağmen tüketicinin bu araçları kullanarak harcamalarını artırdığı görülüyor. İşte bu nedenle tedbir alınması gerektiğini açıkça söylüyorlar. Hatta gecen hafta bu konuda bir finansal istikrar komitesi toplantısı da yaptılar. Ancak belli ki alınması gerekten tedbirler konuşulurken, bunların hayata geçirilmesi için seçim sonrası beklenecek.
Bu arada seçim sonrasında, şimdiye kadar biriktirilen önemli zamların da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Merkez Bankası Başkanı Karahan, bunların devreye girmesini öngördüklerini söyledi. Ancak bu zamlar gerektiği ölçüde tek seferde devreye sokulursa, yılın ikinci yarısında beklenen enflasyon düşüşünün gerçekleşmesi mümkün olamaz. O nedenle zamların parça parça, enflasyon etkisini, aylar itibariyle hesaplayarak devreye sokulmasının planlandığını öğreniyoruz. Yani başta elektrik ve doğalgaz zamları olmak üzere, yeni zamların zamana yayılarak yapılacağı tahmin ediliyor.
Bunlarla birlikte yine mevduat ve diğer yatırım araçlarındaki vergi muafiyetlerinin de seçim sonrasında kaldırılması bekleniyor. Bu şekilde vergi gelirlerinin artırılması, faiz artışlarına ek olarak mali disiplinin sıkılaştırılmasıyla enflasyonla mücadelenin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Geniş toplumsal kesimler açısından seçim sonrasında, birkaç yıl sürecek çok zor bir ekonomik süreç yaşanacak. Enflasyonla mücadele için gereken tüm tedbirlerin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından onaylanıp onaylanmayacağını şimdiden bilmiyoruz. Bununla birlikte alınacak tedbirlerin bu kez yine, sadece çalışan ve dar gelirli kesim üzerine mi yükleneceği de merak konusu.
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İHA muhabirine ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Avdagiç, iş dünyası olarak kurun gerçekçi bir patikada ilerlemesinin Türkiye’nin ihracatla ilgili hedeflerine ulaşmasında önemli olduğunu belirterek, “İş dünyasının en acil çözüm beklediği 3 sorunu var. En önemli konu, Türkiye’nin ihracatla ilgili hedeflere ulaşma konusunda asla takılmaması lazım. Bunun için en önemli konulardan bir tanesi, kurun gerçekçi olması. Burada kurun yükselmesini veya düşmesini söylemiyorum. Bize göre kurun gerçekçi olmasının en önemli göstergesi, enflasyon artışıyla kur artışı arasındaki korelasyonun bozulmaması” dedi.
Avdagiç, dövizdeki ani hareketin enflasyon ile kur artışı arasındaki korelasyonu bozduğunu vurgulayarak, iş dünyasının ‘makul ve dengeli bir kur seyri’ beklediğini vurguladı.
Avdagiç, “2023 yılına dolarda 19 lirayla başladık, yaklaşık 29 lirayla bitirdik ama yıl içinde kabaca demek ki her ay 0,9 liralık bir artış var. Aritmetik olarak, ama öyle olmadı. Dolar 5-6 ay 19 lirada gitti, sonra çok hızla 27-28’e çıktı. Daha evvelki dönemlerde de aynı bu şekilde hızlı çıkışlar oldu. Dolayısıyla hala bizim genlerimizde dövizin ani değişikliklerine karşı bir savunma mekanizması var iş dünyasında. Bu beklentinin ortadan kalkması çok önemli. Çünkü buna bağlı olarak insanlar tasarruflarını daha çok TL’de değerlendirecekler, daha çok öngörüde bulunup, değerli para cinsinden kredi ihtiyaçlarını karşılayabilecekler. Bizim şu anda beklentimiz, makul ve dengeli bir kur artışı. Burada ağırlıklı olarak belki her zaman enflasyon yüzde 40 ise kur yüzde 40 olmasa bile yüzde 36 arttığı zaman korelasyon bozulmamış demektir. Ama enflasyonun yüzde 40 olduğu yerde kur yüzde 20 artarsa, kurun ihracat üzerinde bir etkisi yoktur söylemini asla doğru bulmuyoruz. Biz bu çizgideyiz” şeklinde konuştu.
“Gerçekçi ve istikrarlı bir kur olmasını istiyoruz”
Kur ile ilgili rakam telaffuz edilmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Avdagiç, “Bana göre “kur şu kadar” olmalı söylemi tehlikeli. Dövizin 30 lira olduğu yerde, 40-45 lira olsun demek çok ciddi bir zıplama anlamına geliyor. Hızlı artış da hızlı iniş de sizi çarpar. Bu nedenle biz gerçekçi, istikrarlı, enflasyonla korelasyon içinde bir kur olmasını istiyoruz. Biz hiçbir zaman rakam telaffuz etmiyoruz, bunun doğru olduğunu da düşünmüyorum. Mesela doları 25’e düşürürdünüz; o zaman enflasyon da düşer, ihracat da. Ama ithalat patlar. Sonra dış ticaret açığını nasıl yöneteceksiniz. Yani o zaman yıllardır çözemediğimiz problemi daha da derin bir hale getirmiş olacaksınız.” diye konuştu.
“Enflasyonu çok hızlı şekilde tek haneye indirmemiz lazım”
İTO Başkanı Avdagiç, son dönemde kredi maliyetlerinin yükseldiğine dikkat çekti. “Daha evvel kredilere erişimle ilgili sıkıntı vardı, şimdi ise esas konu kredi maliyetlerinin yüksekliği” diyen Avdagiç, “Şunu da iş dünyası olarak çok net biliyoruz ki, enflasyonda arzu edilen aşağı doğru bir eğilim ortaya çıkmadıkça, kredi faizlerinin geriye düşmesinin, hem Türkiye hem dünya ekonomi realiteleri anlamında bir karşılığı yok. Enflasyonu çok hızlı şekilde tek haneye indirmemiz lazım. Tek haneye indikten sonra da kalıcı olması, hatta daha aşağı gelmesi lazım. Yüzde 9-9,5 bile şu an yüksek bir oran.”
“Birçok konuda sağladığımız ilerlemeleri yeni TCMB Başkanımızla da sürdüreceğiz”
“İş dünyasının daha hızlı ve etkili şekilde ileri gitmesi için gerekli konuları, muhataplarımızla, Bakanlarımızla, ilgili kurumlarla, yerel yönetimlerle paylaşmaya devam edeceğiz” diyen Şekib Avdagiç, “Umudumuzu kaybetmiyoruz. Bizim iş dünyasının temsilcileri olarak hiçbir zaman umutsuz olma lüksümüz de yok, niyetimiz de yok. Özellikle Gaye Hanım’ın kısa kaldığı dönemde bile hem genel hem birebir toplantılarda birçok konuyu kendisine aktardık ve hiç kamuoyuna aktarmadığımız birçok konuda çok net ilerlemeler sağladık. Dolayısıyla yeni TCMB Başkanı Sayın Fatih Karahan ile de aynı süreç devam edecek. Bu makamda olanların bizim gibi iş dünyasının taleplerini dikkate aldıklarını görüyoruz. Tüm Bakanlıklarla iletişim kanallarımız açık, konularımızı aktarabiliyoruz. İş dünyasının önündeki süreçlerde işgücüne ulaşım, yabancı misafirlerimizin istihdam politikasının gözden geçirilmesi gibi birçok konu gündemimizde. Radarımızda sadece enflasyon, TCMB, finansmana ulaşma yok. Çok farklı alanlarda çok sayıda konuyu yetkililere ulaştırıyoruz” şeklinde konuştu.
“Çözüm beklediğimiz ikinci konu; ithalatın cazip hale getirilmemesi”
İş dünyasının acil çözüm beklediği ikinci konunun ise ithalatın cazip hale getirilmemesi olduğunu kaydeden Avdagiç, “İhracatın dengeli büyümeye devam etmesini, ithalatın makul bir şekilde yatay seyirde hatta gerilemeye devam etmesini bekliyorsak, bizim mutlaka ihracatın ithalatı karşılama oranını sürekli bir şekilde yüzde 80’in üzerine çıkarmamız lazım. Kalan yüzde 20’yi de turizm, hizmet ihracatıyla karşılayıp bir denge sağlamalıyız.
Çözüm bekleyen üçüncü konu olarak da yurt içi kaynakların efektif ve doğru yönlendirilmesini işaret eden Avdagiç, “Yurt içi kaynakların efektif ve doğru yönlendirilmesi çok önemli. Çünkü siz bu konuda algıyı ve beklentiyi doğru yönetemezseniz, insanlar dövizde kalmaya devam ederler. Tasarrufları ama bankalarda ama yastık altında dövizde kalmaya devam eder” dedi.
“Ücretliler kesimi üzerindeki vergi ‘aşırı tabana’ yayıldı”
Verginin tabana yayılması konusuna değinen Şekib Avdagiç, bunun iş dünyası üzerinde yeni bir yük oluşturacağını düşünmediğini aktardı. Avdagiç, “Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’e yüzde 100 katılıyorum. Bununla beraber ücretliler kesimi üzerindeki ‘aşırı tabana’ yayılan verginin de, daha rasyonel hale getirilmesi lazım. İşverenin cebinden yıllık çıkan 100 liranın 51 lirası çalışanın eline geçiyor. Çalışan da bu vergi dilimlerindeki durumdan dolayı, hemen ikinci ayda ikinci dilime, dördüncü ayda dördüncü dilime geçiyor. Burada işveren de mağdur oluyor, çalışan da bordroda gördüğü rakamın yüzde 40’ını SGK ve vergi dilimi olarak ödediğini görüyor” diye belirtti.
“Hizmet ithalatı 51 milyar dolar seviyesinde”
Aynı zamanda Hizmet İhracatçıları Birliği’nin (HİB) de başkanı olan Avdagiç, hizmet ihracatında 2023 yılını 100 milyar dolarla kapattıklarını hatırlattı. Avdagiç, hizmet ihracatının yanında ithalatının da rakamsallaştırılıp analiz edilmesi gerektiğine dikkati çekti. Geçtiğimiz yıl hizmet ithalatının 51 milyar dolar mertebesinde gerçekleştiği bilgisini paylaşan Şekib Avdagiç, “Niye bizim ihracatçımız daha çok yabancı lojistik firmalarını tercih etmek zorunda kalıyor. Bunlara yanıtlar arayışında olmalıyız. Mal ihracatı ve ithalatı çok uzun süredir bilinen kavramlar ve yakından takip ediyoruz. Hizmet ihracatı ise yeni bir kavram ama hizmet ithalatı ise kamuoyunun gündemine gelen bir konu değil. Mal ihracatı ve ithalatı nasıl beraber analiz ediliyorsa, hizmet ihracatının ve hizmet ithalatının da aynı şekilde rakamsallaştırılıp sunulması, alt kırılımlarının verilmesi gerekir.
“Ne işte ne okulda 1 milyon genci iş dünyasına çekmeliyiz”
Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de ‘ne işte ne okulda’ olan genç sayısının 3 milyona yaklaştığını ifade eden Avdagiç, “Türkiye’de ‘ne işte ne okulda’ olan gençlerimizin sayısı AB’nin 2,5 katı. 3 milyona yakın gencimiz ne işte ne okulda. Bizim ne yapıp edip Türkiye’de ‘ne işte ne okulda’ olan 3 milyona yakın gencin, 1 milyonunu iş dünyasına çekmemiz lazım. Genç jenerasyonu ama girişimci ama çalışan olarak, sanayide ve ticarette çalışan eleman olarak iş dünyasına katmamız lazım. Bizim jenerasyonun da çok büyük sorumluluğu var. Bu çocukları okuttuk, bunları adeta bir akvaryumda büyüttük. Bu gençler şu anda hala anne-babanın verdiği harçlıkla, çalışmadan, üretmeden, iş dünyasına girmeden hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Biz burada ifrat ile tefrit arasında, biraz ifrat tarafındayız gibi. Başka bir ekstrem duruma gidip staj yapmaya gelen çocuğa sadece fotokopi çektirip 4 hafta sonra göndermemeliyiz. Bir öğrenci torna tezgahının, CNC tezgahının başına geçmeden, torna-tesviye bölümünden mezun olmamalı” dedi.
Bu konuda İTO olarak 6 yazılım branşında donanımlı insan yetiştirmek için SoftİTO projesini hayata geçirdiklerini anlatan Avdagiç, “Orada şunu gördük. O sınıflarda arkeoloji doktoralı insanlar da var, lise talebesi de var, lise mezunu da var, üniversite okuyan ama bölümünden memnun olmayan da var, üniversite mezunu da var. Onlara bir kapı açtık, şu anda 2’nci etabı devam ediyor. Bütün mezunlar kapış kapış gidiyor” şeklinde konuştu.
“Tuzla tersaneler bölgesinde kaynakçılar günlük 100 dolar alırken, şimdi 200 dolar talep ediyor”
İTO Başkanı Avdagiç, yetişmiş çalışan sayısındaki yetersizliğe dikkati çekerken, Tuzla tersaneler bölgesindeki kaynakçı sıkıntısını örnek gösterdi. Avdagiç, “Tuzla tersaneler bölgesinde kaynakçılar günlük 100 dolar alırken, şimdi 200 dolar talep ediyor. Artık süreç Uzak Doğu’dan kaynakçı getirme noktasına geldi. Ama biz çocuklarımızı eğitip bu işlere monte edemiyorsak, sistemi gözden geçirmemiz gereken bir durum var demektir. Yeni bakanımız Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) aracılığıyla süreci devam ettiriyor. Bence MESEM’leri bugüne kadar yaşanan tecrübelerden olumlu-olumsuz çıktılarını dikkate alarak hızlıca geliştirmeliyiz. Oradan da iyi bir çıktı yakalamamız lazım. Tarihi genlerimizde olan kalfalık, çıraklık yapısını yeniden hayata geçirmeliyiz” dedi.
“Eğitim planlamamızı gözden geçirmeliyiz”
Nitelikli işgücü planlamasında üniversitenin önemli bir konumda yer aldığını belirten Şekib Avdagiç, üniversite konseptinin kendini yenilemesi gerektiğinin altını çizerek, “Eğitim planlamamızı gözden geçirmeliyiz. 81 ilimizin her birinde üniversite var. Bu politikamızı, bölümleri güncellemeliyiz. Evet hekim olmak, mühendis olmak için, hukukçu olmak için üniversite gerekiyor. Ama yazılım sektörü artık 4 yıl tahsil istemiyor. Bazı sertifikalara sahip olup, üzerine de yeni tecrübeleri koyduğunuzda birçok şeyden daha değerli olabiliyor. Örnek veriyorum, bir şef olacaksanız, makul kursları bitirdikten sonra iyi bir şefin yanında yetişmek, 4 yıllık üniversite mezunu olmaktan daha değerli oluyor. ABD ve Avrupa’da da bu eğilim var. Dolayısıyla üniversite konsepti kendini muhakkak yenilemeli” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen “Enflasyon Muhasebesi ve Etkileri Bilgilendirme Toplantısı” İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Hizmet Enstitüsü Kurul Üyesi Hüseyin Küçükdemirci ve İzmir Ticaret Odası 51. Mesleki Bilimsel ve Teknik Faaliyetler Grubu Meslek Komitesi Başkanı Yıldırım Kuruoğulları’nın açılış konuşmalarıyla başladı.
Erkoç: “Büyük önem taşıyor”
Uzun zamandır konuşulan ve en son 2004 yılında uygulanmış olan enflasyon muhasebesinin, 20 yıllık bir aranın ardından yeniden gündemde olduğuna dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Mahmut Erkoç, “Enflasyon düzeltmesi; mali tabloların yüksek enflasyonun etkisinden arındırılması, vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi ve mali tablonun ait olduğu tarihteki satın alma gücünü gerçek değerinde göstermesi açısından büyük önem taşıyor” dedi.
Zengin: “Yasal düzenleme yapılması gerekiyor”
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Zengin, enflasyon muhasebesinin 2024 yılından itibaren, geçici vergi dönemleri dahil, düzenli olarak uygulanacağını söyledi. Bu sürecin işletmelere yeni vergi yükü getirmemesi ve muhasebe meslek mensuplarının iş yükünün artmaması açısından enflasyon muhasebesinden doğan kar ve zararın yılsonu bilançolarına yansıtılması gerektiğini söyleyen Zengin, “Bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekiyor, bizler de bunu ilgili mercilere iletiyoruz. İletmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Küçükdemirci: “2026’ya kadar gündem olmaya devam edecek”
İzmir Ticaret Odası 51. Meslek Komitesi Üyesi ve İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Hizmet Enstitüsü Kurul Üyesi Hüseyin Küçükdemirci ise konuşmasında mali tabloların enflasyona göre düzeltilmelerinin zorunlu olduğunu belirtti. Enflasyon muhasebesiyle gerçekçi, güncel ve enflasyondan arındırılmış mali tablolar elde edilmesinin hedeflendiğini belirten Küçükdemirci, ülkemizde enflasyon düzeltmesi şartlarının 2022 yılında gerçekleştiği halde ertelendiğini, 2023 yılında ise uygulanamadığını, orta vadeli programda yer alan enflasyona ilişkin göstergelerde sapma olmazsa 2026’a kadar mali tablolarda enflasyon düzeltmesi uygulamasının gündemde olmaya devam edeceğini ifade etti.
Kuruoğulları: “Sorular cevap bulacak”
İzmir Ticaret Odası 51. Meslek Komitesi Başkanı Yıldırım Kuruoğulları ise, Enflasyon Muhasebesi’nin üyelerin en çok merak ettiği ve soru sorduğu konulardan biri olduğuna dikkat çekerek, toplantının bu soru işaretlerini gidermek amacıyla düzenlendiğini vurguladı.
Uzmanlar sunum yaptı
Moderatörlüğünü İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı ve İzmir Ticaret Odası Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Şerif Yıldız’ın yaptığı toplantıda; Mazars Denge Vergi Hizmetleri Ortağı ve Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği Başkanı Ahmet Kartal “Vergi Usul Kanunu Uyarınca Enflasyon Muhasebesi Uygulaması” konusunda, Mazars Bağımsız Denetim Ortağı Erdal Özçimen ise “TFRS Uyarınca Enflasyon Muhasebesi Düzeltmesi” hakkında sunumlar gerçekleştirdi. – İZMİR
]]>Karahan, yılın ilk enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Merkez Bankası İdare Merkezi’nde düzenlediği bilgilendirme toplantısında, ekibiyle dezenflasyonu tesis etmeye yönelik çalışmalara kararlılıkla devam edeceklerini söyledi.
Merkez Bankasının görevinin fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek olduğunu vurgulayan Karahan, bu amaçla Haziran 2023’te parasal sıkılaştırma sürecini başlattıklarını bildirdi.
Karahan, yapılan çalışmaları paylaşırken politikaların sonucu olarak bir önceki rapor döneminden bu yana hem reel hem finansal göstergelerin, para politikasının doğru yolda ilerlediğini teyit ettiğini dile getirdi.
Parasal sıkılığın önemine dikkati çeken Karahan, şöyle konuştu:
“Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyeye gerileyene kadar parasal sıkılığı korumakta kararlıyız. Enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını yakından takip ediyoruz. Enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya izin vermeyeceğiz. Uyguladığımız politikalar, etkisini göstermeye başlamakla beraber, kalıcı fiyat istikrarına ulaşana kadar politika duruşumuzu sürdürerek enflasyonu tahmin ettiğimiz patikaya düşürecek ve orta vadede ekonomimizi kalıcı fiyat istikrarına ulaştıracağız.”
“Faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızı önem kazanmıştır”
Küresel çapta sıkı para politikaları ve kısıtlayıcı finansal koşulların büyümeyi baskılayıcı etkisinin geçen yılın ortasından itibaren etkisinin belirginleştiğini vurgulayan Karahan, ihracatla ağırlıklandırılan küresel büyümenin, kademeli gerilemeyi takiben son çeyrekte önceki rapor dönemine göre yatay seyrettiğini anlattı.
Karahan, küresel ekonomideki gelişmelere ilişkin de değerlendirmede bulundu.
Küresel büyüme görünümü ve kompozisyonunun, jeopolitik riskler, finansal koşullar ve arz yönlü faktörlerin emtia fiyatları üzerinde belirleyici olduğuna işaret eden Karahan, önceki rapor döneminden bu yana enerji hariç emtia fiyatlarının sınırlı gerilemesini sürdürdüğünü bildirdi.
Karahan, bu dönemde doğal gaz fiyatları başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarının düştüğüne dikkati çekerek, petrol fiyatlarının, önceki rapor döneminden bu yana belirgin şekilde gerilerken kısa vadede yüksek oynaklık sergilemeyi sürdürdüğünü dile getirdi.
Bu görünüm altında küresel enflasyondaki düşüş eğiliminin yılın son çeyreğinde enerji fiyatlarının katkısıyla hızlandığını belirten Karahan, şu ifadeleri kullandı:
“Birçok ekonomide çekirdek enflasyon da son aylarda gerilemektedir. Bununla birlikte enflasyon, küresel düzeyde hedeflerin üzerinde seyretmektedir. Riskler devam etmekle birlikte enflasyonun yıl içinde gerilemeyi sürdürmesi beklenmektedir. Bu enflasyon görünümü altında gelişmiş ülke merkez bankaları, politika faizlerinin mevcut seviyesini enflasyon hedefleri için yeterli gördüklerini belirtmektedir. Önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızı önem kazanmıştır.”
Gelişmekte olan ülkelerin bir kısmında enflasyon görünümündeki iyileşmeyle faiz indirim süreçlerinin devam ettiğini vurgulayan Karahan, önceki rapor dönemine kıyasla gelişmiş ülke merkez bankalarının, politika faizlerini daha erken indireceğine yönelik piyasa beklentilerinin arttığını söyledi.
Karahan, enflasyonist riskler dikkate alındığında, merkez bankalarının indirim süreçlerini kademeli şekilde sürdüreceklerinin ve küresel ölçekte parasal sıkılığın korunacağının değerlendirildiğini ifade ederek geçen yılın son çeyreğinde küresel risk iştahının belirgin toparlandığını ve gelişmekte olan ülke piyasalarına portföy girişlerinin arttığını, yılbaşından itibaren ise gelişmiş ülke merkez bankalarının, faiz indirimlerine daha ihtiyatla yaklaşan sözlü yönlendirmeleri sonucunda portföy girişlerinin yavaşladığını anlattı.
“Akaryakıt fiyatlarındaki artışın dolaylı etkileri sürüyor”
Karahan, 2023’ün son çeyreğinde enflasyonun önceki rapor tahminleriyle tutarlı seyrettiğini ve yıl sonunda yüzde 64,8 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, yıllık enflasyonun, bu yılın ilk yarısına kadar artmasını beklediklerini tekrarladı.
2023’ün son çeyreğinde parasal sıkılaştırmanın etkileriyle fiyatlama davranışlarında ve enflasyonun ana eğiliminde gerçekleşen iyileşmeye bağlı olarak, enflasyon 3,3 puanla sınırlı arttığına işaret eden Karahan, artışın önemli kısmı olan 2,4 puanın doğal gazda 25 metreküp bedelsiz kullanım sınırının aşılmasından kaynaklandığını bildirdi.
Karahan, bu dönemde, enflasyon üzerinde, bir önceki çeyrekte akaryakıt fiyatlarındaki artışın dolaylı etkileri sürerken parasal sıkılaştırmayla talep koşullarının enflasyonu 1 puan civarında aşağı çektiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Yüksek ve oynak seyreden enflasyon, emtia fiyatlarının 2022 sonrasında düşüşe geçmesinin ardından 2023’te giderek daha fazla talep kaynaklı hale gelmiştir. Ancak sıkılaştırma adımlarımızla talepte dengelenme süreci başlamıştır. Perakende satış hacminin büyümesi, 2023’ün ikinci yarısında belirgin şekilde yavaşlamış, kasım itibarıyla çeyreklik bazda negatife dönmüştür. Politikalarımız, talepteki aşırılığın giderilmesinde başarılı olmakla birlikte, perakende satışların mevcut seviyesinin halen dirençli olduğunu değerlendiriyoruz. Yurt içi talebin dezenflasyon sürecini sürükleyici yönde hareket etmesini sağlamak için parasal duruşumuzu korumakta kararlıyız.”
Karahan, talepteki aşırılığın 2023’ün ilk yarısında artan ithalat yoluyla dış ticaret dengesine de olumsuz yansıdığına dikkati çekerek, iç talepteki dengelenmeyi takiben son dönemde ithalat eğiliminin zayıfladığını bildirdi.
Geçen yılın ilk yarısında bir önceki yarıya kıyasla yüzde 8,5 artan altın ithalatının, yılın ikinci yarısında yüzde 18,6 azaldığını vurgulayan Karahan, tüketim malları ithalatındaki artış eğiliminin, aynı dönemde belirgin zayıfladığını, mücevher hariç dayanıklı tüketim malı ithalatının gerilediğini, otomobil ithalatı artışının da hız kestiğini anlattı.
Ocak ayına ilişkin geçici verilerin, hem toplam hem de altın ve enerji hariç bakıldığında, dış ticaret dengesindeki iyileşme eğiliminin devamına işaret ettiğini kaydeden Karahan, 2023’ün ilk çeyreğinde altın ve tüketim malları ithalatındaki artışın, cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 5,7 seviyesine ulaşmasına neden olduğunu dile getirdi.
“2024’te cari dengede iyileşme sürecinin devamını öngörüyoruz”
2023 sonu itibarıyla cari açığın, milli gelire oranla yüzde 4 civarına gerilediğini tahmin ettiklerini belirten Karahan, “Bu dönemlerde, talebin zayıflamasıyla ve beklentilerin iyileşmesiyle birlikte, cari dengede düzelme gerçekleşmiştir. Mevcut parasal sıkılaştırma süreci de öncekilere benzer şekilde, başta altın ve dayanıklı tüketim malı olmak üzere, ithalat kanalıyla cari dengeye katkıda bulunmaya başlamıştır. 2024’te parasal aktarımın gecikmeli etkilerinin devreye girmesiyle, yurt içi talepte dengelenmeyle, cari dengede iyileşme sürecinin devamını öngörüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Finansal koşullardaki sıkılaşma ve iç talepteki dengelenmenin mal ve hizmet gruplarında fiyatlama davranışlarına olumlu yönde yansımalarının olduğunu aktaran Karahan, finansal koşullardan görece daha hızlı etkilenen dayanıklı tüketim malları sektöründe, özellikle otomobil, beyaz eşya, mobilya ve ev aletlerinde fiyat artışlarının yavaşladığını bildirdi.
Karahan, dayanıklı mal enflasyonunun üç aylık ortalamalara göre Ağustos 2023’teki yüzde 9 seviyesinden Aralık 2023 itibarıyla yüzde 1,3’e gerilediğini söyledi.
Özellikle otomotiv ve beyaz eşyada talebi yeniden canlandırmak amacıyla yapılan fiyat indirimlerinin etkili olduğunu vurgulayan Karahan, hizmet enflasyonu eğiliminde de son çeyrekte yavaşlama kaydedilirken katılığın sürdüğünü ifade etti.
Karahan, parasal sıkılaştırmanın, kısa vadede, mal enflasyonu üzerinde daha etkili olduğuna dikkati çekerek, hizmet enflasyonunun, düzenlemeye tabi yönetilen kalemler ile eğitim ve sağlık hizmetleri ve kira gibi geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi güçlü kalemler sebebiyle önemli atalet sergilendiğini, bu kalemlerin, şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun süreye yayılmasına neden olduğunu anlattı.
Ücret ve fiyat güncellemeleri ile sözleşme yenilemelerinde önemli bir ay olan ocakta, hizmet fiyatlarında yüksek oranlı artışların gözlendiğine işaret eden Karahan, hizmet enflasyonundaki katılığın önemli bileşeninin kiralar olduğunu, bu bağlamda konut piyasasının önem arz ettiğini, buradaki gelişmelerin öncü gösterge olarak yakından takip edildiğini sözlerine ekledi.
(Sürecek)
]]>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak ayı enflasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonun özellikle asgari ücret artışlarının etkisinde kaldığını dile getiren Bahar, “Ücretler en temel maliyet kalemlerinden birisidir. Ocak ayı enflasyonunun temelinde büyük oranda ücret artışları yatmaktadır. Bu nedenle söz konusu artışın geçici etkilerden kaynaklandığını düşünüyor, önümüzdeki aylarda düşüş trendine girileceğini öngörüyoruz” dedi.
Başkan Bahar açıklamasında şunları kaydetti:
“2024 yılının ilk ayı olan Ocak ayı enflasyonu bir önceki aya göre Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yüzde 6,70, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) yüzde 4,14 olarak açıklanmıştır. Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 64,86, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 44,20 olmuştur. Mayıs ayına kadarki süreçte enflasyonun yüksek çıkması ve yılın ikinci yarısından itibaren belirgin bir azalışın yaşanacağını öngörüyorduk. Bu nedenle Ocak ayında yüzde 64,86 olarak açıklanan yıllık enflasyon, beklentilerimizin çok da uzağında bir oran değil. Hatta önümüzdeki 2-3 ay bu rakamların bir parça daha üzerini görebiliriz. Ancak Haziran ayı ve sonrası, enflasyon adına bambaşka bir dönem olacaktır.”
“Üretici fiyatlarındaki yavaşlama umut verici”
Üretici fiyatlarındaki yavaşlamanın devam ettiğine değinen Ali Bahar “Aralık ayında da dile getirdiğimiz gibi, özellikle geçtiğimiz yıl, aşırı şekilde açılan ÜFE – TÜFE makasında tüm zamanların rekorları kırılarak aradaki farkın ÜFE lehine yüzde 60’lara kadar çıkarak tarihi düzeylere yükseldiğini görmüştük. Özellikle seçim sonrasında yeni ekonomi yönetiminin izledikleri politikalar sayesinde ÜFE’nin hız kesmesi ile birlikte makasın kapanmaya başladığını ve yüzde 20 TÜFE lehine değiştiğini görmüş bulunmaktayız. Üretici fiyatlarındaki bu yavaşlama Ocak ayında da devam etmiştir. Bu veriler bize üretim maliyetlerinde bir yavaşlama olduğunu, bu durumun gelecek döneme ilişkin umut verici bir gelişme olduğu işaret etmektedir” diye konuştu.
“Yeni TCMB yönetimi ile istikrarın süreceğine inancımız tamdır”
2023 yılı Haziran ayı ile birlikte göreve gelen yeni ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun şu ana kadar oldukça başarılı bir süreç yürüttüğüne dikkat çeken Başkan Bahar, “Merkez Bankası Başkanlığında bir değişim yaşadık. Şu ana kadar politikaların kararlılık ve şeffaflık içerisinde yürütüldüğü bir süreç oldu. Bu sürecin piyasalar için olumlu katkısını da görmeye başladık. Bizler inanıyoruz ki bu değişim, sistemin işleyişine ve istikrarın bozulmasına yönelik herhangi bir olumsuzluk oluşturmayacaktır. Yeni TCMB Başkanı Sayın Karahan’da enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya izin verilmeyeceğini, mevcut sıkı politikaların kararlılık içerisinde sürdürüleceğini ifade etmişlerdir. Bu açıklamalar piyasaların beklentisine son derece uygun ve istikrarın sürmesi açısından da umut verici açıklamalardır” dedi.
Göreve gelen TCMB Başkanı Fatih Karahan’a tebriklerini ileten Başkan Bahar, “Sayın Karahan’ın yeni görevinin kendisi ve ülkemize adına hayırlı olmasını temenni ederken, finansal istikrarın sağlanması noktasındaki kararlı duruşun sürdürülmesi adına iş dünyası temsilcileri olarak üzerimize düşen her görevi yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
2024 yılı için Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin önemine işaret eden Bahar, “Önümüze baktığımızda 2024 yılı enflasyon hedefinin yüzde 33 olduğunu görüyoruz. Bu hedefi her fırsatta hatırlatmaya devam edeceğiz ki iş insanlarımız maliyet ve fiyatlandırma çalışmalarını bu beklentiler ışığında ayarlayabilsinler. Bu sayede geleceğe yönelik alacağımız kararlarda beklentileri dikkate almanın belirsizlikleri azaltacağını ve bunun da iş dünyamız açısından risklerin azaltılması noktasında büyük bir etki oluşturacağını düşünmekteyiz” dedi.
Ocak ayında en fazla artış lokanta ve oteller ile eğitim ve sağlıkta yaşandı
TÜFE’de ana harcama grupları bazında en yüksek aylık artışın yüzde 17,68 ile sağlık grubunda gerçekleştiğini belirten Bahar, “Bunu yüzde 12,17 ile lokanta ve oteller, yüzde 10,25 ile çeşitli mal ve hizmetler grupları izlemiştir. Yıllık bazda ise en yüksek artışların sırasıyla yüzde 92,27 ile lokanta ve oteller, yüzde 79,81 ile eğitim ve yüzde 78,57 ile sağlık gruplarında gerçekleştiği görülmüştür. Ocak ayında, endekste kapsanan 143 mal ve hizmet kaleminin 131’inde artış yaşanırken yalnızca 8 başlıkta düşüş görülmüştür. Aynı dönemde 4 temel başlıkta fiyat değişimi gözlenmemiştir. Aralık ayında en fazla artış gösteren ürün yüzde 30,43 ile havayolu yolcu taşımacılığı olurken bunu yüzde 28,63 ile diğer analiz laboratuvarları ve röntgen çekim merkezleri ve yüzde 25,80 ile dişçilik ücreti izlemiştir. En fazla düşüş ise yüzde 4,19 ile çocuk giyim, yüzde 3,05 ile kadın giyim ve yüzde 1,41 ile erkek giyim olmuştur” ifadelerini kullandı. – ANTALYA
]]>AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, 3 Şubat’ta Buca’da yaptığı konuşmada, “İnşallah göreve geldiğimizde ilk iş olarak en büyük, en temel ihtiyaç olan suyun ücret tarifesinde yüzde 50 oranında indirime giderek vatandaşlarımızın su faturalarını yarı yarıya indireceğiz” demişti. CHP Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Dağ ve İnan’ın bu sözlerine yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Yücel, şunları söyledi:
“DAĞ’IN YAPILMAKTA OLANLARI, SANKİ İLK KEZ KENDİSİ YAPACAKMIŞ GİBİ ANLATMASI, DERSİNE İYİ ÇALIŞMADIĞI GİBİ İZMİR’DEN DE BİHABER OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”
“AKP İzmir adayı, İzmir’de altyapı ve su politikalarıyla ilgili çalışmalar yapacakmış. Zahmet etmesin ama İzmir’i biraz takip etsin. İzmir’de CHP belediyeciliği sayesinde yağmursuyu ayrıştırma ve toplama çalışmaları, sünger kent projesi gibi bir çok proje hali hazırda zaten uygulanıyor. Yapılmakta olanları, sanki ilk kez kendisi yapacakmış gibi anlatması, dersine iyi çalışmadığı gibi İzmir’den de bihaber olduğunu gösteriyor. Sanki suyun, elektriğin, akaryakıtın tüm ülkede bu kadar pahalı olmasının sebebi kendi iktidarları değilmiş gibi konuşan Sayın Dağ, Genel Başkan Yardımcısı olarak AKP iktidarının yarattığı krizlerden, hayat pahalılığından, yokluktan kendisinin de sorumlu olduğunu unutmamalı. İzmirli rüşvet siyasetine, gerçek dışı vaatlere, ak gibi gözüken ama sonunun kapkara olduğu belli olan yollara girmez. Böylesine ciddiyetsiz vaatlerle ne ülke ne de İzmir yönetilir. AKP İzmir adayı bu yolda devam ederse kimin kimi ciddiye almadığını 1 Nisan sabahı görecektir. Tıpkı Binali Yıldırım’ın ve Nihat Zeybekçi’nin gördüğü gibi…
“MADEM SEÇİMDEN SONRA SUYA YÜZDE 50 İNDİRİM YAPABİLİYORSUNUZ, O ZAMAN ADAMA SORMAZLAR MI NEYİ BEKLİYORSUNUZ DİYE”
AKP’nin İzmir Adayı Hamza Dağ’ın ve Eyyüp Kadir İnan’ın yüzde 50 su indirimini İzmirlilere adeta bir rüşvet gibi sunmaları, tam da AKP iktidarına yakışan bir anlayış. Madem seçimden sonra suya yüzde 50 indirim yapabiliyorsunuz, o zaman adama sormazlar mı neyi bekliyorsunuz diye? Mevcut AKP’li büyükşehir belediyelerinin olduğu tüm illerde neden suya yüzde 50 indirim yapmıyorsunuz? Niye seçimi bekliyorsunuz? İzmir kıyılarına, doğasına göz dikenlere geçit vermez. İzmir, CHP’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yönetilmeye devam edecek. Kimse boş hayallere kapılmasın.”
“İNAN, İZMİR ADAYIMIZ TUGAY’A LAF SÖYLEMEK İSTERKEN KENDİ İKTİDARLARININ ÜLKEYİ DÜŞÜRDÜĞÜ DURUMU İLAN ETMİŞ”
AKP İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay hakkında, “Cemil Tugay diyor ki, ‘Siz ülkedeki enflasyonu indirin, biz suyu bedava veririz.’ İşte senin belediyecilikten anladığın bu kadar. Sadece enflasyon İzmir’de mi var? Konya’da, Ordu’da, Trabzon’da, Şanlıurfa’da, Antep’te, Afyon’da enflasyon yok mu? Sen İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 25 senedir bu şehre en büyük pahalı suyu içiriyorsun. O nedenle böyle belediyecilikte zaten uzaktan yakından alakanız yok” demişti. CHP’li Yücel, İnan’ın bu sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Eyyüp Kadir İnan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Sayın Cemil Tugay’a aklınca ‘belediyecilik’ dersi vermeye kalkmış. Yetmemiş, bir de enflasyon itirafında bulunmuş. Evet, haklı. AKP’nin 22 yıllık iktidarı sonucunda, enflasyon sadece İzmir’de değil; Türkiye’nin 81 ilinde var. Başka neler var? Gerçek enflasyonu açıklamaktan korkan TÜİK, döviz karşısında günden güne eriyen Türk Lirası, 5 yılda 5 başkan değiştirdiğiniz eksi rezervdeki Merkez Bankası, ekonomik buhran, derinleşen yoksulluk, 10 bin liralık emekli maaşı, 17 bin 2 liralık asgari ücret ve 15 bin 48 liraya çıkan açlık sınırı var. Daha sayalım mı? Yoksa bu ülkeyi ekonomide de adalette de yerin dibine sokan AKP’nin icraatlarını anlatmaya devam edelim mi? İzmir’de AKP’ye rağmen sosyal belediyeciliği başarıyla hayata geçiren CHP’li belediyeler varken size sadece susmak düşer. AKP milletvekili Sayın İnan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Cemil Tugay’a laf söylemek isterken kendi iktidarları ve genel başkanlarının ülkeyi düşürdüğü durumu ilan etmiş. Bozuk saat bile günde iki kere doğru zamanı gösterir misali, AKP iktidarının bozduğu düzeni, yol açtığı hiper enflasyonu kabul etmiş. Enflasyonun tüm Türkiye’de can yaktığını, hayat pahalılığına yol açtığını farkında olmadan itiraf etmiş.”
]]>100 yıl önceki o refahta, İngiltere’ye yaptıkları kırmızı et ihracatının büyük payı vardı.
Bugün ise, içinde bulundukları ekonomik kriz nedeniyle Dünya Bankası’nın kişi başı gayrı safi yurtiçi hasıla listesinde 70.’liğe gerilemiş durumdalar.
Artık ülkedeki pek çok kişi, çayırlarda otlamaya devam eden ineklerin etini satın alamıyor.
20’lerinin başında, başkent Buenos Aires’in izbe bir mahallesinde yaşayan Oriana ve Samir çifti de onlardan biri.
Oriana “Çok zor durumdayız. Sürekli ay sonunu nasıl getireceğiz diye düşünüyoruz” diyor ve ekliyor:
“Biftek ülkesiyiz ama paramız yalnızca tavuk almaya yetiyor.”
Hatta tavuk da artık bir lüks haline gelmiş.
Geçen yıl enflasyon yüzde 211 ile 30 yılın zirvesine çıkmıştı.
Yalnızca Aralık’taki aylık enflasyon yüzde 25 oldu.
Genç çift kızları Ciara, Samir’in ebeveynleri ve erkek kardeşiyle küçük bir evi paylaşıyor.
Faturaları ödeyebilmek için büyük bir çaba harcamaları gerekiyor.
Gıda fiyatlarının yanı sıra kira, elektrik ve ulaşım maliyetleri de her ay artıyor.
Her şeyin fiyatı artarken kuryelik yapan Samir’in geliri ekonomik kriz nedeniyle azalmış.
Sokaklardaki insanların artan çaresizliği de onu endişelendiriyor.
“Elinizden cep telefonunuzu almak için sizi öldürebilirler” diyor.
Resmi verilere göre nüfusun yüzde 40’ından fazlası yoksulluk sınırı altında.
Pek çokları, gerçek oranın daha yüksek olduğunu düşünüyor.
Oriana da, Samir de Arjantin’in yeni lideri Javier Milei’ye oy verdi.
Radikal sağcı Milei geçen yıl oyların yüzde 55’ini alarak iktidara geldi.
Samir “O halkın sorunlarını anlıyor. Arjantin’in enflasyonla mücadele için ihtiyacı olan kişi o” diyor.
Fakat herkes bu kadar emin değil.
12 adet tatlıcı ve bakkal zinciri olan Claudio Paez bir zamanlar başarılı bir iş insanıydı.
Fakat halkın alım gücünün düşmesi sonucu dükkanlarını kapatmak zorunda kalmış.
Bugün yalnızca iki dükkanı açık ve işlerin daha da kötüleşmesini bekliyor:
“Ekonomik sorunlar üç ay daha devam ederse giderlerim gelirlerimden daha fazla olacak.”
Maddi sorunlar karşısında halk yeni çözümler üretmeye çalışıyor.
Claudio’nun dükkanlarından birinin yanına park eden bir minivan 1 ABD dolarına 12 yumurta satıyor.
İlgi yüksek, aracın önünde kuyruk oluşmuş. Fakat polisin gelip bu kayıt dışı satışı cezalandırmasından korkan satıcı, fazla kalamadan hareket ediyor.
Buenos Aires sokakları hâlâ 19. yüzyıldaki hızlı ekonomik büyüme döneminde yapılmış gösterişli binalarla dolu.
Fakat önlerinde kayıt dışı sokak satıcıları ve korsan taksiler bekliyor.
Salta Ulusal Üniversitesi’nin resmi verileri kullanarak yaptığı bir analiz, işgücünün yarısının gayrı resmi bir şekilde çalıştığını gösteriyor.
Seçimden hemen önce eski hükümetin çıkardığı bir yasa sonucu ülkede gelir vergisi ödeyen kişi sayısı epey azaldı.
Bu, kasasında para kalmamış ve gelire ihtiyacı olan bir ülke için kötü haber.
Arjantin kazandığından daha fazlasını harcıyor.
Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borcu 44 milyar dolar civarında.
Aynı zamanda IMF’ye en fazla borcu olan ülke konumunda.
President Milei says he has answers to the economic crisis. An economist by training, he’s a devout believer in untrammelled free markets and a shrunken state. On the campaign trail, he garnered plenty of attention by waving a real chainsaw in the air, to signal his commitment to cost-cutting.
He also promised to blow up the central bank and get rid of the local currency – the peso – altogether, and replace it with the US dollar. Both those ideas are currently on the back-burner, not least because the government itself is so short of dollars.
Instead, President Milei has devalued the peso by half to boost competitiveness. And he’s slashed the number of government ministries by a similar amount.
And, with a raft of proposals known as the “Omnibus” bill currently before Congress, it’s now the turn of public spending.
“For the last 30 years,” says analyst Sergio Berensztein, “we’ve been printing money like maniacs, which is why we have such high inflation. Now, for the first time, we have a president who understands the problem.”
The only solution, says Mr Berensztein, is to try to balance the budget, something the government’s promised to do by the end of this year. But it’s going to be “rough”, he adds.
Milei net bir oy farkıyla iktidara gelmiş olsa da partisinin Kongre’de çoğunluğu yok. Hatta bir çoğunluktan epey uzaklar.
Özgürlük Gelişimi adlı partisi 2021’deki yasama seçiminde sandalyelerin yalnızca yüzde 15’ini kazanabilmişti.
Buna ek olarak ülkedeki güçlü muhalefet, sendikalarda etkili.
Sendikalar geçen hafta bir genel grev yaptı ve ülkede on binlerce insanın katıldığı büyük gösteriler düzenledi.
Danışmanlık şirketi Cafeidas Group’tan Juan Cruz Diaz, Milei’nin önerdiği değişikliklerin ülkeye zarar verebileceğini söylüyor:
“Milei’ye oy verenlerin çoğu bir değişim istiyordu. Fakat bu, ekonomi ve devlet yapısına dair liberter yaklaşımını destekledikleri anlamına gelmiyor.”
Kongre önümüzdeki hafta Milei’nin önerilerini oylayacak.
Kabul edilip edilmeyeceklerini kestirmek zor.
Dahası kabul edilseler bile enflasyonun düşeceğinin bir garantisi yok.
Ve seçmenler için en önemli konu da enflasyonun düşmesi.
Diaz, yeni devlet başkanının ekonomideki durumu değiştirip insanlara nefes aldırması için “birkaç ayı olduğunu” söylüyor.
Milei’nin seçmenleriyle balayı kısa sürecek gibi gözüküyor.
]]>Önemli merkez bankalarının, şahin para politikalarının sonuna geldiğine ilişkin beklentiler güçlü kalmaya devam ederken, faiz indirimlerine ne zaman başlayacaklarına yönelik belirsizlik varlık fiyatları üzerinde etkili olmayı sürdürüyor.
Dün açıklanan verilere göre, ABD’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aralıkta aylık bazda yüzde 0,3 ve yıllık bazda yüzde 3,4 artışla beklentileri aştı.
Analistler, enflasyonun sıcaklığını korumasıyla ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecekteki faiz indirimlerinin beklenenden daha geç başlayabileceğini işaret ettiğini ancak söz konusu verilerin bankanın faiz indirimine ilişkin para piyasalarındaki fiyatlamalar üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığını getirdi.
Para piyasalarında, Fed’in ocak toplantısında politika faizini sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılırken, mart toplantısında yüzde 68 ihtimalle faiz indirimlerine başlayacağı fiyatlanmaya devam ediyor.
Diğer açıklanan verilere göre, ülkede ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı ise 6 Ocak ile biten haftada 202 bine gerileyerek son 3 ayın en düşük seviyesine inerken, ABD federal hükümetinin bütçe açığı, geçen yıl aralıkta bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 52 artarak 129 milyar dolara yükseldi.
Dün, Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester, bu yıl enflasyonda yüzde 2 hedefine ulaşılamayacağını belirtti.
Mart ayının faiz indirimi için erken olduğunu düşündüğünü söyleyen Mester, enflasyondaki düşüşün devam ettiğine dair daha fazla kanıt gerektiğini kaydetti.
Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin de enflasyonun istikrar kazandığına ikna olmasının gerektiğini belirterek, enflasyon yüzde 2’ye yaklaştığında faiz oranlarını düşürmeye açık olduğunu anlattı.
Ayrıca, Fitch Ratings Başekonomisti Brian Coulton, Fed’in faiz indirimlerine haziran veya temmuzdan önce başlamasını beklemediklerini ve bu yıl üç kez faiz indirimi yapacağını öngördüklerini dile getirdi.
Enflasyon verilerinin ardından ABD 10 yıllık hazine tahvil faizi 10 baz puan artışla yüzde 4,07’yi test ettikten sonra buradan gelen alışlarla yaklaşık 9 baz puan gerileyerek günü yüzde 3,98 seviyesinden tamamladı.
Dün, 102,1-102,8 aralığında dalgalı bir seyir izleyen dolar endeksi, günü yatay seyirle 102,3 seviyesinden tamamlarken, yeni günde de önceki kapanışının hemen altında bulunuyor.
Altının ons fiyatında da artan oynaklık göze çarparken, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,4 üzerinde 2 bin 36 dolardan alıcı buluyor.
Öte yandan, Orta Doğu’da artan gerilim de varlık fiyatları üzerinde etkili oluyor. ABD ve İngiltere’nin, Yemen’deki Husilere karşı ortak askeri operasyon düzenlemesinin ardından petrol fiyatları yükseliş eğilimine girdi. Brent petrolün varil fiyatı şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 1,5 üzerinde 78,8 seviyesinde bulunuyor.
Kripto para piyasaları tarafında da oynaklık öne çıkarken, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunun (SEC), 11 spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonu (ETF) başvurusunu dün onaylaması ve ETF’lerin 4 milyar doları aşan hacme ulaşması dikkati çekti.
Dün, 49 bin dolara yaklaşarak Aralık 2021’den bu yana en yüksek değerine ulaşan Bitcoin, şu dakikalarda 46 bin doların hemen altında alıcı buluyor.
Dün, New York borsasında Nasdaq endeksi yatay seyir izlerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,04 artış, S&P 500 endeksi ise yüzde 0,07 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında negatif seyir hakim olurken, bugün gözler İngiltere’de büyüme verilerine çevrildi.
Avrupa’da son açıklanan öncü enflasyon verilerinin ardından ABD enflasyonunun da güçlü sinyaller vermesi, risk iştahını törpüledi.
Dün Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, ECB’nin enflasyonun yüzde 2’ye yaklaşmasından emin olduktan sonra faiz indirimlerine başlayabileceğini ifade etti.
Öte yandan, yükseliş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyan avro/dolar paritesi, şu dakikalarda önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 1,0980 seviyesinde bulunuyor.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,98, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,52, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,86 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,66 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Asya pay piyasalarında Güney Kore hariç, pozitif seyir öne çıktı.
Çin’de bugün açıklanan TÜFE verileri, üst üste üç ay düşüş kaydederek, ülkede deflasyonunun devam ettiğine işaret etti.
Analistler, ülkede iç talebin de azalmaya devam ettiğinin sinyalini veren enflasyon verilerinin ardından Çin Merkez Bankasının (PBoC) atacağı adımların yatırımcılar tarafından yakından takip edildiğini söyledi.
Çin’de yıllık ihracat yüzde 2,3 artışla beklentileri aşarken, ithalat yüzde 0,2 artışla tahminlerin altında kaldı. Ülkede Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise yüzde 2,7 azalışla öngörülerden de fazla geriledi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,2, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 artış kaydederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 geriledi.
Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,28 değer kazancıyla 7.895,96 puandan tamamlarken, bugün gözler Moody’s’in piyasalar kapandıktan sonra açıklaması beklenen Türkiye değerlendirme raporuna çevrildi.
Bununla birlikte, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), ABD’nin New York kentindeki JPMorgan Chase genel merkezinde ilkini gerçekleştirdiği “Yatırımcı Günü” etkinliğinde konuşan TCMB Başkanı Dr. Hafize Gaye Erkan, dezenflasyona ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Dezenflasyon patikası; sadece bir projeksiyon değildir, başarı ölçümüzdür. Bunu başarmaya kararlıyız.” dedi.
Toplantıya, büyüklüğü 50 trilyon doları bulan dünyanın en büyük yatırım fonlarından 200’ü aşkın üst düzey temsilci katıldı.
Dolar/TL, dün önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 29,9972’den günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,1190 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde ödemeler dengesi ve perakende satış endeksi, yurt dışında ise İngiltere’de büyüme, sanayi üretimi ve dış ticaret açığı ile ABD’de ÜFE verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.910 ve 8.060 seviyelerinin direnç, 7.820 ve 7.750 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının kasım ayında 1 milyar 369 milyon dolar açık vermesini bekliyor.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, kasım ayı ödemeler dengesi ve perakende satış endeksi
10.00 İngiltere, kasım ayı GSYH, sanayi üretimi ve ticaret dengesi
16.30 ABD, aralık ayı ÜFE
]]>Dünya genelinde merkez bankalarının enflasyonla mücadelede sona yaklaştığına yönelik beklentiler bir süredir varlık fiyatları üzerinde etkili olsa da, geçen hafta Avrupa’da açıklanan veriler enflasyon endişelerinin yeniden güç kazanmasına neden oldu.
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) martta faiz indirimine gideceğine yönelik fiyatlamalar önemli ölçüde gerilerken, yarın ABD’de açıklanacak enflasyon verilerinden alınacak sinyaller yatırımcıların odağına yerleşti.
Ülkede, halihazırda iş gücü piyasası sıkı kalmaya devam ederken, enflasyondaki seyrin ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair ipucu vermesi bekleniyor.
Aralıkta, para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in faiz indirimlerine martta başlayacağına yönelik öngörüler oldukça güçlense de, yarın açıklanacak enflasyon verileri öncesinde faiz indirim ihtimali sınırlı şekilde gerileyerek yüzde 67 seviyesine indi.
Enflasyonun seyrine ilişkin soru işaretleri tahvil piyasalarının yönü üzerinde de etkili olurken, ülkedeki iş gücü piyasası verilerinin ardından yeniden yüzde 4 seviyesinin üzerine çıkan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yeni günde de yüzde 4,02 seviyesinde bulunuyor.
Dolar endeksi de 3 Ocak’tan bu yana 102,2-102,7 bandında hareket ederken, şu sıralarda yatay seyirle 102,5 seviyesinde bulunuyor.
Altının ons fiyatı önceki kapanışın hemen altında 2.028 dolardan, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,4 artışla 77,7 dolardan alıcı buluyor.
Analistler, ABD’deki Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri öncesinde yatırımcıların temkinli davrandığını belirterek, enflasyon verisinin Fed’in gelecek dönem politikalarına ilişkin soru işaretlerini azaltabileceğini ve varlık fiyatlarında oynaklığı artırabileceğini ifade etti.
Öte yandan, dün kripto para piyasalarında hareketlilik had safhaya çıktı.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunun (SEC) resmi X hesabından spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonlarını (ETF) onayladığına ilişkin bir paylaşım yapılmasının ardından Bitcoin 48 bin dolarla yaklaşık 2 yılın zirvesine çıktı.
Buna karşın, SEC Başkanı Gary Gensler’in SEC’in X hesabının ele geçirildiğini, spot Bitcoin ETF için henüz onay verilmediğini açıklamasıyla gerileyen Bitcoin, şu dakikalarda ise 46 bin dolarda dengelendi.
Dün, New York borsasında S&P 500 yüzde 0,15 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,42 değer kaybederken, Nasdaq endeksi yüzde 0,09 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında dün negatif seyir öne çıkarken, bölgede gelecek dönem para politikalarına ve ekonomik aktiviteye yönelik belirsizlikler risk iştahını törpülemeye devam ediyor.
Avrupa’da açıklanan öncü enflasyon verileri ECB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha geç başlayacağına ilişkin endişeleri artırırken, bölgede açıklanan veriler bir yandan da resesyon korkusunun canlı kalmasına neden oluyor.
Almanya’da dün açıklanan verilere göre sanayi üretimi, Kasım 2023’te aylık yüzde 0,7 azalışla tahminlerin altında kalırken, düşüş eğilimini de üst üste altıncı aya taşıdı. Söz konusu veri için piyasa beklentisi yüzde 0,2 artış olacağı yönündeydi.
Avro Bölgesi’nde bir önceki ay yüzde 6,5 olan işsizlik oranı ise kasımda yüzde 6,4 ile tahminlerin altında gerçekleşti.
Öte yandan, Dünya Bankası dün yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda, geçen yıl için yüzde 2,6 olarak tahmin edilen küresel ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,4 olacağını öngördü.
Küresel ekonominin bir yıl öncesine göre daha iyi bir yerde olduğuna işaret edilen raporda, küresel resesyon riskinin, büyük ölçüde ABD ekonomisinin gücü sayesinde azaldığı ancak artan jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisi için kısa vadede yeni tehlikeler oluşturabileceği vurgulandı.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,32, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,17 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,53 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı.
Asya’da tarafında ise Japonya hariç negatif seyir hakim oldu.
Japonya’da geçen hafta yaşanan depremler, enflasyonun yavaşlamaya devan ettiğine ilişkin alınan sinyaller ve son olarak da Japon işçilere yönelik ücret artışlarının sert bir şekilde yavaşlama kaydetmesi Japonya Merkez Bankasının (BoJ) ultra gevşek para politikasını sonlandırma düşüncesini öteleyebileceği beklentilerini artırdı.
Bu durum, dolar karşısında Japon yeninin değer kaybetmeyi sürdüreceğine yönelik beklentileri desteklerken, Nikkei 225 endeksinin de 1990’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasında etkili oldu.
Söz konusu gelişmelerin ardından, dolar/yen paritesi yüzde 0,2 artışla 144,8 seviyesinde bulunuyor.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,1 değer kazanırken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,7, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 azalış kaydetti.
Yurt içinde dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,06 değer kaybıyla 7.736,26 puandan tamamladı.
Dolar/TL, dün önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 29,9245’ten günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 29,9720 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde işsizlik oranı ve sanayi üretimi, yurt dışında ise ABD’de toptan eşya stokları verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.720 ve 7.630 seviyelerinin destek, 7.820 ve 7.950 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, kasım ayı işsizlik oranı ve sanayi üretimi
18.00 ABD, kasım ayı toptan eşya stokları
]]>Yabancı sermayenin gelmesi için ise devlet ilkelerinin uygulanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çelebi, bu ortamda üretim ve verimliliğin artırılmasının her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı. Çelebi, “Türkiye ihracatındaki büyüme önceki yıla göre yüzde 1’in altında oldu. Dünyada Emtia fiyatları yüzde 25 düşmesine rağmen yine de 255 milyar dolar düzeyinde bir ihracat gerçekleşti. Bunun anlamı emtia fiyatları yüzde 25 düşerken, değer olarak miktar olarak demek ki ihracatta bir artış var. İhracatın ithalatı karşılamama oranı yüzde 70’e çıktı. Bunun yüzde 80’e çıkarmak lazım. Fakat bazı sektörlerde demir çelik gibi 15 milyon tonluk bir sıvı çelik üretiminde bir düşme oldu” dedi.
Parasal daralmayla 1-2 yıl ekonominin belli bir dengeye oturabileceğini ifade eden Çelebi, ancak asıl meselenin, üretimi ve verimliliği artırmak olduğunu belirtti. “Türkiye, teknoloji transferi yapmalı. Çünkü görüyoruz ki Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, müthiş bir teknoloji üreterek üretim verimini sağladı. ABD ve Avrupa Birliği dışında yeni bir gelişme potansiyeli oluşturdular. Türkiye bunun dışında kalmamalı” diyerek önerilerini dile getirdi.
“2024 yılında sıkı para politikası uygulamasına gireceğiz, zor bir yıl olacak”
Çelebi, zor bir yıl olacağını belirttiği 2024 yılını ilk 6 ay ve ikinci altı ay olarak farklı değerlendirerek, “2024 yılının ilk altı ayı daha genişleyici politikaların uyguladığı bir seçim atmosferinde geçecek. Mayıs, Nisan, Mayıs gibi enflasyonun yüzde 70’lere çıkacağı hesap ediliyor. İkinci alt ayında ise daha daraltıcı politikalar söz konusu. Enflasyonun da bu ortalamanın yüzde 36 – yüzde 40’a kadar ineceği öngörülüyor. Fakat hayat pahalılığı probleminin çözümü henüz gerçekleşmedi. Çünkü 2023’te gördüğüm kadarıyla eğitimde yüzde 82, sağlıkta yüzde 79.56 ve gıda da yüzde 70’in üzerinde fiyat artışları var. Hayat pahalılığına yol açan bu fiyat artışlarını aşağıya çekecek uygulamaları da devreye alınması gerekiyor” değerlendirmelerini yaptı.
“Fiyat artışlarını durdurmak için dolaylı vergilerde reform yapılmalı”
Çelebi’nin bunun için önerdiği yöntem, özellikle mazotta ve benzinde vergi oranlarını düşürmek. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içinde oranının yüzde 68 olduğuna işaret ederek, son 16 yılın ortalama dolaylı vergi oranının ise yüzde 66 olduğunu söyledi. Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bence Türkiye’de enflasyonun temel nedeni devletin açıkları ve bütçe. Vergi tahsilatıyla ve dolaylı vergilerle kapatılacağı varsayılıyor. Bütçe açığı 600 milyar TL civarında sabit tutuluyor. Ama kişisel kanaatim eğer biz hayat pahalılığı düşüreceksek, bu gıda fiyatlarını enflasyon oranının altına indireceksek, mutlaka dolaylı vergilerde bir reform yapılması lazım.” – İSTANBUL
]]>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da esnaf ziyareti sırasında bir vatandaşın “AK Parti’den neden ayrıldınız” sorusu üzerine, “Onlar yanlış işler yapmaya başladılar. Vallahi büyük yanlışlar yapıyorlar. Hak-adalet kayboldu, ülke gittikçe ekonomik olarak zorlaşıyor, sıkıntıya düşüyor. Biz de çok çalıştık, çok emek verdik ama sonra baktık ki yanlışlar büyüdü, ‘biz şu yanlışların içinde olmayalım’ dedik. Yeni bir yol açtık, yürüyoruz” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hafta sonu İstanbul Sancaktepe’de esnaf ziyaretlerinde bulundu, Kartal’da halkla buluştu. Avcılar ve Beyoğlu’nda vatandaşlarla bir araya gelen Babacan, yerel seçim çalışmalarına bugün Niğde, Pozantı ve Tarsus ile devam ediyor.
“ASIL PROBLEM ENFLASYONU İNDİRMEK”
Ali Babacan, Sancaktepe programında halkla buluştu ve esnafın sorunlarını dinledi. Emekli maaşlarıyla ilgili konuşan bir vatandaş Babacan’a, “Sizin bakanlığınız sayesinde herkes bir ev, bir araba aldı. Şimdi uzaktan bakıyorlar” dedi.
Babacan, “Vatandaşlarımızın çoğu için araba hayal, ev imkansız zaten. Evin hayalini bile kuramıyorlar” dedi.
Başka bir vatandaş ise Babacan’a “Emeklilerin üçte ikisi oyunu ona veriyor, sonra açlıktan bahsediyor. Verme oyunu, verme; aç kalma” dedi dedi. Bir vatandaş ise sohbet sırasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamı için “uyduruk bir enflasyon” ifadelerini kullandı. Vatandaşları dinleyen Babacan şöyle konuştu:
“Emeklilerimizle ilgili asıl sorun şu: TÜİK bir enflasyon açıklıyor değil mi? Emeklilerimizin maaşı da o ‘uyduruk’ enflasyon kadar artıyor. Halbuki gerçek hayat pahalı. Dolayısıyla maaş sürekli eriyor. Eğer sadece maaşla geçiniyorsa vatandaşımız, hali perişan. Evinin kirasını bile ödemesi şu anda imkansız. Zorlaştı hayat. Asıl problem enflasyonu indirmek en önemli iş. Biz onu yaptık, 10 yıl da düşük tuttuk. Sonra maalesef iş bilmezler geldi, berbat ettiler. Biz o zaman dürüst bir ekip kurduk ama aynı zamanda işini bilen. Zaten bu iki vasıf bir kişide buluşacak; hem dürüst olacak hem işini bilecek.”
“200 LİRA 134 DOLARDI, ŞİMDİ 7 DOLAR ETMİYOR”
Babacan’, “Başkanım, siz bazen gösteriyorsunuz ya 200 lira, bu para 140 dolardı sizin bakanlığınızda” diyerek kendisine elindeki 200 liralık banknotu gösteren vatandaşa da “134 dolardı, şimdi 7 dolar etmiyor” yanıtını verdi. Vatandaşın 200 liranın yarım kilo Kars kaşarı almaya yetmediğini söylemesi üzerine Babacan, “Kars kaşarı alamıyor. Beyaz peynir hala alıyor ama gelecek yıl beyaz peynir de alamayacak” yanıtını verdi.
“AK PARTİ’DEN Mİ NİYE AYRILDIM? ONLAR YANLIŞ İŞLER YAPMAYA BAŞLADILAR”
Bir vatandaşın “AK Parti’den neden ayrıldınız” sorusu üzerine Ali Babacan, “AK Parti’den mi niye ayrıldım? Onlar yanlış işler yapmaya başladılar. Vallahi büyük yanlışlar yapıyorlar. Hak-adalet kayboldu, ülke gittikçe ekonomik olarak zorlaşıyor, sıkıntıya düşüyor. Biz de çok çalıştık, çok emek verdik ama sonra baktık ki yanlışlar büyüdü, biz şu yanlışların içinde olmayalım dedik. Yeni bir yol açtık, yürüyoruz” yanıtını verdi.
]]>