Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, İstanbul’da Diyanet Akademisi Başkanlığı 2. Dönem Aday Din Görevlileri Mesleki Eğitimi Açılış Töreni’ne katıldı.
Anadolu Dini İhtisas Merkezi’nde düzenlenen programda aday din görevlilerine ilk dersi veren Erbaş, sonu mutlulukla, huzurla, verimli bir şekilde tamamlanacak bir eğitime başladıklarını belirtti.
Yaptıkları işin en iyisini yapmak için eğitime, öğretime, okumaya, yazmaya önem veren bir medeniyetin çocukları olduklarının altını çizen Erbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Algı, idrak ve davranışların çok hızlı değişip dönüştüğü zamanlar yaşıyoruz. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, bilgi edinme araçlarından eğitim metodolojisine, bireysel ilişkilerden toplumsal normlara kadar her şeyi derinden etkilemektedir. Yaşanan bu karmaşık süreçten insanın yüz akıyla çıkmasının, işini en iyi bir şekilde yapmasının yolu, doğru bilgiyi doğru kaynaklardan, doğru yöntemle elde etmesinden geçmektedir. Önce metodumuzu, usulümüzü çok iyi tespit etmemiz ve uygulamamız gerekiyor.”
“Bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız”
Erbaş, İslam ahlakı gereğince bilginin amacının iyiliği ve ahlakı yaymak, kötülükleri toplumdan uzaklaştırmak olduğunu vurgulayarak, “Kur’an’da Rabb’imiz, ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten meneden bir topluluk bulunsun.’ buyurmaktadır. Adeta bizim görev tanımımızı yapıyor. Ömrümüzün sonuna kadar çizgimiz bu olacak. Hep hayra çağıracağız, iyiliği emredeceğiz, kötülükten men edeceğiz inşallah.” diye konuştu.
Toplumun her kesimine din hizmeti sunma ve İslam dini konusunda aydınlatmanın Diyanet İşleri Başkanlığının yasal sorumluluğunda olduğuna dikkati çeken Erbaş, “Bizler bu mükellefiyetin gereği olarak her türlü siyasi, ideolojik görüşün üstünde hiçbir mezhep, meşrep ayrımı yapmadan bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
“Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak”
Kur’an ve sünnetin ana kaynakları olduğunu ifade eden Erbaş, “Ama bunun yanında tabii ki aktüel bilgiyi ve dünyayı takip edin, o kadar hızlı değişiyor ki. Gençlere, çocuklara sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkmazsak onlara sahip çıkan o kadar çok şey var ki.” dedi.
Erbaş, din görevlilerinden her alanda kendilerini geliştirmelerini isteyerek, aktüel bilgiyi ihmal etmemelerini ve sosyal bilimler, edebiyat, tarih, teknoloji ve fizik gibi alanlarda yapacakları okumaların çok farklı kazanımlar sağlayacağını aktardı.
Din görevlilerinin çalışmasında aşk, heyecan, ihlas ve samimiyetin olması gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Peygamber varislerinde bunlar olmazsa başarılı olamayız. Mesleğimize, işimize aşık olacağız. Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak, camiye, sınıfımıza girerken heyecanla gireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erbaş, başlanılan eğitim sürecinin büyük bir nimet olduğuna dikkati çekerek, “Akademi döneminizi dolu dolu geçirmenizi istiyorum. Zaman ve çalışma planınızı çok iyi yapmalısınız. Hem mesleki formasyonunuzu hem de aktüel dünyanızı güçlü hale getirmelisiniz. Buradan mezun olduktan sonra daha bilinçli, daha bilgili bir şekilde, samimiyet ve özgüvenle milletimize ve insanlığa hizmet edeceksiniz.” diye konuştu.
]]>Erbaş, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince Konferansı’na katıldı.
Burada bir konuşma yapan Erbaş, Ayasofya Camisi’nde Ak Şemsettin’den sonra minbere kendisinin çıktığını söyledi.
Ak Şemsettin’in zamanının en ünlü matematikçilerinden birisi olduğunu anlatan Erbaş, “Ak Şemsettin aynı zamanda büyük bir alim. İslami ilimlerde de öyle. Mikrobu bulan ünlü bir bilgindir. İstanbul’un fethinde Ayasofya’da ilk o minbere çıkan Fatih Sultan Mehmet’in hocasıdır. İkinci açılışında minbere çıkmak da bize nasip oldu. Rabbim bir daha kapatmasın inşallah.” ifadesini kullandı.
Siyonist Hristiyanların Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli olduğunu vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti.
“Yahudilerin kutsal kitaplarına ‘eski Ahit’ diyoruz. Hristiyanların kutsal kitabına da ‘yeni Ahit’ diyoruz. Hristiyanlar aynı zamanda eski ahide de inanıyorlar. Yahudiler sadece eski Ahide inanıyorlar. Eski Ahit’i yeni Ahit’ten üstün tutan Hristiyan tarikatlar var. Bunlara da ‘evanjelistler’ diyoruz. Onlar Tevrat’a İncil’den daha fazla önem veriyor. Neden, orada ‘Yahudi Hıristiyanlık’ diye bir anlayış var. Evanjelistlere aynı zamanda Yahudi Hıristiyan denilebilir ‘Siyonist Hristiyanlar.’ Yıllardan beri bahsederdim Siyonist Hristiyanlar, Siyonist Yahudilerden daha tehlikeli derdim, bugün görüyoruz. Gazze’de, Filistin’de katliam yapanlara silahı Siyonist Hristiyanlar veriyor.”
Erbaş, Siyonist Hristiyanların dünyada sayısının 500 milyon olduğunu belirterek, “Siyonist Hristiyanların sayıları Siyonist Yahudiler gibi birkaç milyon da değil, sadece 500 bin Siyonist Hıristiyan var. Amerika’yı onlar idare ediyor. Yıllardır uğraştığımız PKK’ya 4 bin tır silahı da onlar gönderiyor. Bu Siyonist Hıristiyanlar aynı zamanda Yahudiliğin ‘Tanrı Krallığı’nın gerçekleştirilmesi’ diye inanç esaslarını kabul ediyorlar. ‘Tanrı Krallığı’nın bir an önce gerçekleşmesi lazım. Bunun gerçekleşmesinde de bizim payımız olsun ki tanrının rızasına ulaşalım’ diye bir inançları var. Tanrı Krallığı ne zaman gerçekleşecek, yeryüzünde savaşlar çıkacak, kaoslar olacak, zulümler, katliamlar, terör faaliyetleri olacak. Tanrı artık ‘yeter artık kop kıyamet’ diye emir verecek. ‘Tanrıyı kıyamete zorlamak’ diyorlar buna. İşte bu Siyonist Hristiyanların yıllardan beri dünyada belirledikleri yoldur. Tevrat’ın pek çok emrini yerine getirirler Siyonist Hristiyanlar.” şeklinde konuştu.
Erbaş, dünyada ihtida hareketleri arttığını dile getirerek, “Dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların sayısının artığına şahit oluyoruz. Her şerden bir hayır doğuyor. Şerrin bitmesi için elimizden geleni yapıyoruz, yapmamız lazım. Gazze’deki Filistin’deki bu katliamın ortadan kalkması için elimizden geleni yapacağız ama bu katliam yürürken başka bir hayır ortaya çıkıyor. Binlerce insan Müslüman oluyor. İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı görünce insanlar, kelimeyi şahadet getirip ‘Müslüman oldum’ diyor.” dedi.
Konferansta OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal’da kısa bir konuşma yaptı.
Toplantıya Erbaş ve Prof. Dr. Yavuz Ünal’ın yanı sıra Samsun Valisi Orhan Tavlı, Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Amir Muhammed Ramin ve öğrenciler katıldı.
]]>Erbaş, hutbede, İslam’ın din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini muhafaza etmeyi emrettiğini söyledi.
İslam’ın dinle bağdaşmayan, fıtratı bozan, bedene ve ruha zarar veren her türlü zararlı alışkanlığı ise yasakladığına işaret eden Erbaş, ” İnsanı uyuşturan ve aklı işlevsiz hale getiren alışkanlıkların başında alkollü içecekler gelmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde, ‘Sarhoş eden her şey içkidir ve her türlü içki haramdır.’ buyurmaktadır. İçki, bütün kötülüklerin anasıdır. İçki sebebiyle nice yuvalar dağılmaktadır. Yaralanmalı veya ölümlü nice trafik kazaları yaşanmakta, nice hayatlar ve umutlar sönmektedir. Bunun içindir ki, alkollü içeceklerin üretilmesi, içilmesi, alınması ve satılması dinimizde haram kılınmıştır.” dedi.
İnsanlığı felakete sürükleyen zararlı alışkanlıklardan birinin de kumar olduğuna dikkati çeken Erbaş, şöyle devam etti.
“Kolay yoldan para elde etme aracı olarak görülen kumar, haksız bir kazançtır. Pençesine düşürdüğü kimseyi yalnızlığa, çaresizliğe, birçok bela ve musibete sürüklemektedir. İslam’a göre şans oyunları ve kumarın her türlüsünü oynamak ve oynatmak haramdır. Yüce Rabb’imiz, alkol ve kumardan uzak durmamızı şöyle emretmektedir, ‘Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?'”
Erbaş, gençler arasında yaygınlaşan başka bir tehlikenin ise uyuşturucu ve madde bağımlığı olduğunu vurgulayarak, “Anne baba sevgisinden, aile şefkatinden uzak kalan gençlerimiz, özenti, arkadaş çevresi veya merak sebebiyle çeşitli uyuşturucu türlerine müptela olmaktadır. ‘Bir defa kullanmakla bir şey olmaz!’ diyerek kandırılan gençlerimiz, uyuşturucu bataklığına çekilmektedir. Cenabıhak, bir ayet-i kerimede, ?’Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın’ buyurmaktadır. Öyleyse aile, okul, cami, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları olarak el ele verelim. Alkollü içecekler, uyuşturucu ve benzeri insan sağlığına, akla ve iradeye zarar veren her türlü bağımlılıkla mücadele edelim. Edelim ki, gençlerimiz ve çocuklarımız, kötülerin ağına düşmesinler, kötülüğün girdabına sürüklenmesinler.” ifadesini kullandı.
İnternet ve sosyal medya gibi sanal ortamların da ölçüsüz ve sorumsuzca kullanıldığında zararlı bir alışkanlığa dönüştüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Son dönemde hızla yaygınlaşan dijital bağımlılık, kişiyi gerçek hayattan koparmakta, sevdiklerini ihmal etmesine, ömür sermayesini boşa harcamasına sebep olmaktadır. Bazı mecralarda kişi ve aile mahremiyeti hiçe sayılmakta, yalan, iftira ve asılsız haberlerle kul hakkı ihlal edilmekte, insan onuru ayaklar altına alınmaktadır. Alkol ve bağımlılık yapan bütün zararlı alışkanlıklar, modern çağın insana kurduğu ölüm tuzaklarıdır. Aklın selameti, neslin muhafazası zararlı alışkanlıklardan uzak kalmakla mümkündür. Fıtrata aykırı bu alışkanlıklar, insana ve topluma asla huzur vermez. Unutmayalım ki bizi dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak olan, Allah’ın koyduğu sınırlara riayet etmek, her türlü haram ve kötülükten sakınmaktır. Peygamber efendimizin şu uyarısını aklımızdan çıkarmamalıyız, ‘İki nimet vardır ki insanların çoğu, onları değerlendirme hususunda aldanmıştır. Bunlar; sağlık ve boş vakittir.”
Erbaş, daha sonra Gazze, Doğu Türkistan ve dünyadaki tüm mazlumlar için dua etti.
]]>Erbaş, Gümüşhane’de Kemaliye Camisi’nde “Sabah Namazı Buluşması” programında namaz kıldırdı.
Berat Gecesi’nin mübarek olmasını dileyen Erbaş, “Bugün, berat gününün sabahındayız. Rabb’im tövbe istiğfarlarımızı, zikrimizi, tesbihatlarımızı kabul eylesin inşallah. Öyle güzel bir andayız ki yerde ve göktekilerin Allah’ı tespih ettiği bir andayız.” diye konuştu.
Her canlının Allah’ı tespih ettiğini dile getiren Erbaş, “İnşallah bizim de dilimizden Rabb’imizi zikir eksik olmaz. Bunu namazla, abdestle, oruçla ve diğer ibadetlerle ömrümüzün sonuna kadar, son nefesimize kadar yapmak hepimize nasip olur inşallah.” ifadesini kullandı.
Erbaş, nefis terbiyesinin önemine işaret ederek, “Nefsini kötülüklerden arındırmayı, nefis eğitiminden geçerek son nefesine kadar Allah’ın rızasına uygun yaşamayı Allah hepimize nasip eylesin.” dedi.
Hazreti Muhammed’in bir hadisi şerifinde, “Kıyamet günü hiçbir gölgenin bulunmadığı bir anda Allah’ın arşının gölgesi altında gölgelenecek 7 sınıf insan vardır, bunlardan birisi de kalbi camilere bağlı müminlerdir.” buyurduğunu anlatan Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnşallah hepimiz onlardan, o müminlerden oluruz. Bir de ‘Neşeyi ve huzuru camilerde bulan gençler’ buyuruyor. Gençleri görüyorum aranızda, Allah sizden razı olsun. Gönlümüz ister ki o gençlerden daha çok olsun camilerimizde. Her birimiz gençlerimizi, çocuklarımızı yanımızda getirelim camiye. Onlara sevdirelim, azarlayarak değil nasihat ederek, müjdeleyerek, efendimizin usulüne uygun bir şekilde, ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.’ hadisi şerifine uygun bir şekilde. Buna ihtiyacımız var.”
Erbaş, imanlı, inançlı, ibadetli gençlere ihtiyaç olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Geleceğimizi onlara emanet edeceğiz. İnanç ve ibadeti birbirinden ayırmak mümkün mü? İbadetten yoksun inanç neye yarar? Amelden yoksun inanç neye yarar? Bunun için gençlerimizi, çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmeye gayret edelim, onlara dua edelim.”
Hazreti Muhammed’in, “Namaz gözümün nurudur.” dediğini ifade eden Erbaş, “Peygamber efendimizin vefat etmeden önce söylediği son sözler, ‘namaz, namaz, namaz’ olmuştur. Onun için şunu özellikle istirham ediyorum, çocuklarımız evlerimizde bizlerin namaz kıldığımızı göre göre büyüsün. Allah hepimize nasip eylesin.” diye konuştu.
Erbaş, duaya ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim duaya ihtiyacımız var. Yeryüzünde mazlum, mağdur, Gazze’de, Filistin’de mazlum kardeşlerimiz var, onların duaya ihtiyacı var. Zalim İsrail, işgalci katil İsrail masum demeden, bebek demeden, kadın, çocuk, yaşlı demeden bombalarla dünyanın gözü önünde insanları katlediyor. Elimizden geleni elimizle, dilimizden geleni dilimizle, kalbimizden yapabildiğimizi kalbimizle yapmamız lazım. ‘Bu da imanın en zayıf hali’ buyuruyor Peygamber efendimiz, onu da mı yapmayalım?”
Yardımların önemine dikkati çeken Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Elimizle neler yapıyoruz? Yardımlar gönderiyoruz. Oradaki insanların bir dilim ekmeğe, bir bardak suya, bir yudum suya ihtiyacı var. Eğer müminler, Müslümanlar bunu dahi göndermezlerse cenabıhakka nasıl hesap vereceğiz? Bütün İslam alemi olarak söylüyorum ve Müslümanların birleşmesini, elleriyle yapmamız gerekeni ellerimizle bütün Müslümanlar olarak önce yapmamız gerektiğini söylüyorum sonra dilimizle ve dualarımızla. Şu anda biz dualarımızı yapabiliyoruz berat sabahında.”
]]>İl buluşmaları kapsamında Gümüşhane’ye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” isimli programa katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Ahmet Hamdi Akseki Cami İmam-Hatibi Mansur Sağır’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda kendisini dinlemeye gelen gençlere bilimsel gelişme yolunda çok çalışmaları tavsiyesinde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve son olarak ilk uçuşunu gerçekleştiren milli savaş uçağı KAAN ile ilgili de açıklamalarda bulundu.
“Kudüs’teki zulmün bitmesi için 88 yıl beklemeyeceğiz”
Kudüs’ün Hz. Ömer döneminde farklı inançtan, mezhepten ve ırklardan insanların huzur içerisinde yaşadığı bir yer olduğunu fakat haçlıların gelmesiyle birlikte bu huzurun bozulduğunu belirten Prof. Dr. Erbaş, “637 yılında Hazreti Ömer Kudüs’ü İslam diyarı yaptığında esasında en büyük sevinci Yahudiler yaşadılar. Orayı Hazreti Ömer ‘Darü’s-Selam’ yaptı sevgili gençler. Darü’s-Selam ne demek? Barışın yurdu. 400 sene devam etti Hz. Ömer’in Darü’s-Selam yaptığı Kudüs’teki farklı inançlardan, ırklardan, hatta mezheplerden insanların barış içerisindeki yaşama süreci. Ne zaman ki bugünkü batılıların yine ataları olan haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü işgal etti. Yine büyük bir katliam. Kaçabilenler kaçtı, hayatını kurtaranlar kurtardı. Kudüs, Darü’s-Selam’dan Darü’l-Harb yani kaosun, savaşın, kavganın yaşandığı bir yer haline geldi. Kimler yüzünden? Bugünkü batılıların ataları, haçlılar yüzünden. Şimdi 1099’dan 1187’ye kadar. 88 sene bu zulüm sürdü. Bu işgal 88 yıl sürdü. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü tekrar Haçlıların işgalinden kurtardığı zamana kadar. Selahaddin Eyyubi ve askerleri, İslam ordusu 1187’de tekrar Kudüs’ü barışın yurdu haline getirdi. Ne zamana kadar? 1900’lü yıllara kadar 800 yıl. Farklı inançlardan, farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı mezheplerden insanların barış içerisinde yaşadığı yer haline geldi. 1917’de Batılılar, Haçlıların torunları orayı tekrar kaosun yaşandığı yer haline getirdiler. 1948 yılında bugün terör devleti dediğimiz İsrail’i kurdurdular. Osmanlı’yı parçaladıktan sonra, İslam Devleti’ni parçaladıktan sonra ve 75 yıl oldu. Daha önce bu zulüm 88 yıl sonra bitmiş idi. Şimdi bekleyecek miyiz 88 yılı. Ben 88 yıl beklemeyeceğiz diye düşünüyorum” dedi.
“KAAN gibi daha nice uçaklar uçacak”
Gençlere alanlarında çok iyi çalışmaları gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Dün ben sosyal medyada bir ayet paylaştım. Ayeti okuduğumda sanki bu ayet yeni inmiş gibi fark ettim. KAAN uçağımızı yaptık ya, KAAN uçağımızı uçurduk ya Elhamdülillah. Daha nice böyle uçaklar uçacak inşallah yakın zamanda. İşte o KAAN’ı uçurduğumuz zaman Enfal Suresi’nin 60. ayetinin altına KAAN’ın fotoğrafını koyarak paylaştım. Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun, besili atlar yetiştirin diyor Allah-u Teala. Bugün o günün besili atları işte bugünün kağanları, bugünün kızıl elmaları, o günün besili atları bugünün savunma sanayiinde ürettiğimiz o silahlar ya da benzeri şeyler. İlmi kim geliştiriyor olursa olsun ondan istifade edeceğiz. Bizim de yeni yeni buluşlara imza atmamız lazım. Alanlarımızda çok iyi çalışmamız lazım. Müslüman her zaman en iyi olur. Bu ilkeyi de zihnimizden, hafızamızdan hiçbir zaman çıkarmamamız lazım. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar diyoruz biz, Türkiye Diyanet Vakfı’nın logosunun altında. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar. Bizim yaptığımız her işteki hedefimiz, yeryüzünde iyiliğin hakim olmasıdır. Kötülüklerin ortadan kalkması, iyiliklerin yaygınlaşması. Müslüman’ın, müminin en önemli vazifelerinden birisidir. O yüzden hem eğitim süreçlerinizde hem de eğitim süreçleriniz bittikten sonra hayata atıldığınızda hep iyilik peşinde olun. Çünkü dünyayı iyilik değiştirecek diyorum” diye konuştu. – GÜMÜŞHANE
]]>Erbaş, cuma namazından önce irat ettiği hutbeye, “Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.” ayetini okuyarak başladı.
Yarın gece şaban ayının 15’i olduğunu, ramazanın habercisi mübarek Berat Gecesi’nin idrak edileceğini anımsatan Erbaş, “Bizleri bu mübarek geceye ulaştıran yüce Rabb’imize sonsuz hamdüsenalar olsun. ‘Recep ve şaban ayını ya Rabb’i bize mübarek kıl ve bizi ramazan ayına ulaştır’ diye dua eden Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya sonsuz salat ve selam olsun.” dedi.
Erbaş, Berat Gecesi’nin, akıp giden ömrün muhasebesini yapmayı, yaratılış gayesine uygun olmayan her türlü söz ve davranıştan uzak kalmayı insanlara hatırlatan önemli bir gece olduğunu ifade ederek, “Kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize zarar veren her türlü öfke, kin, haset ve nefretten uzak durmamız gerektiğini bize öğreten mübarek bir gecedir Berat Gecesi. Berat Gecesi, insanların hata ve kusurlarını örtenlerin Rabb’imizin sonsuz ikramlarına nail olacaklarını bildirir.” diye konuştu.
“Kim affeder ve insanlarla arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah’a aittir.” ayetinin de aralarında bulunduğu bazı ayetleri okuyan Erbaş, şöyle devam etti:
“Peygamber efendimiz, daha çok Kadir Gecesi’nde, ‘Allah’ım sen şüphesiz affedicisin, affedersin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle ya Rabb’i’ diye dua ederdi ve Hazreti Ayşe validemize böyle dua etmesini tavsiye etmişti, ondan öğreniyoruz biz affetmenin ne kadar önemli olduğunu, Rabb’imizin affedici olduğunu. İşte bu mübarek günlerde müminler olarak küçücük şeylere kızıp, öfkelenip birbirimize zarar vermeyelim, birbirimizin kalplerini kırmayalım, gücendirmeyelim, mümin affedici olur. Berat Gecesi, tövbe ve istiğfar gecesidir. Tövbe, günahta ısrar etmemektir. Hata ve kusurlarımıza nedamet duyup, tevvab olan Rabb’imizin sonsuz mağfiretine sığınmaktır. Yüce Rabb’imiz, ‘Ey iman edenler. İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabb’iniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar.’ buyurmaktadır. Öyleyse bu mübarek geceyi hayatımızda tertemiz sayfalar açmak için fırsat bilelim. Rabb’imizle aramızdaki en büyük engel olan haramlardan, kul ve kamu hakkından uzak duralım. Günahımızın ölçüsü ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinden asla umudumuzu kesmeyelim. Peygamber efendimizin, ‘Rabb’imiz, kulunun tövbe etmesine, önemli bir eşyasını kaybedip sonradan o eşyayı bulan birisinin sevindiğinden daha fazla sevinir.’ hadisi şerifi aklımızdan hiçbir zaman çıkarmayalım.”
Erbaş, Berat Gecesi’nin aynı zamanda dua gecesi olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Dua, kulluğun ve ibadetin özüdür. Dua, hayatın zorlukları karşısında bizlere direnme gücü veren eşsiz bir nimettir. Dua, kulun halini rabbine arz etmesi, acziyetini kabul ederek onun lütuf ve inayetine sığınmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de Rabb’imiz, ‘Bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim.’ diye bütün kullarını uyarmaktadır. Peygamber efendimiz ise Berat Gecesi’nde Cenabıhakk’ın kullarına şöyle nida ettiğini haber vermektedir, ‘Benden bağışlanma dileyen yok mu, onu bağışlayayım. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim.’ Öyleyse bu kutlu gecede karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek, rabbimize içtenlikle dua edelim aziz kardeşlerim. Anne ve babamızın, eş ve çocuklarımızın, akraba, komşu ve dostlarımızın sıhhat ve selameti için Rabb’imize niyazda bulunalım. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru, ümmet-i Muhammed’in birlik ve beraberliği için Allah’a yalvaralım. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere, dünya üzerinde zalimlerin, işgalcilerin, işgalci İsrail’in zulmü altında inleyen Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere nerede bir mazlum varsa, o mazlumların zalimlerin zulmünden kurtulabilmeleri için özellikle berat gecesinde, şu mübarek cuma gününde dua edelim. ‘Ya Rabb’i zalimleri zalimlere musallat eyle, onları birbirine düşür ve müminleri onların zulmünden kurtar.’ diye dua edelim.”
Ali Erbaş, hutbeyi, şu sözlerle tamamladı:
“Beratımızı alanlardan olabilmek için Kur’an ve sünnetin tarif ettiği bir mümin olmaya gayret edelim. Rabb’imizin emirlerine hakkıyla tabi olalım, yasaklarından var gücümüzle sakınalım. Her türlü kötülükten, haksızlıktan ve adaletsizlikten uzak duralım. Kırılan kalpleri onaralım, küskünlük ve dargınlıkları sonlandıralım. Üzerimizde hakkı bulunanlarla helalleşelim. Mazlum ve kimsesizlere el uzatmaya, haklı davalarında onların yanlarında olmaya, zalimlere ve bu zalimleri destekleyenlere karşı boykot vazifemizi hakkıyla yerine getirelim. Zalimlere, işgalcilere, mallarıyla, alışverişleriyle destek olanların mutlaka destekten vazgeçmeleri için gereken boykotu yapalım, yapmaya devam edelim. Bu vesileyle, Cenabıhakk’tan Berat Gecemizin aziz milletimiz, ümmet-i Muhammed ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Başta Gazze ve Doğu Türkistan olmak üzere bütün mazlumların felaha ulaşmasını yüce rabbimden niyaz ediyorum.”
Erbaş, daha sonra İstanbul’da elektrik akımına kapılarak vefat eden 42 yaşındaki Murat Koç’un cenaze namazını kıldırdı, ailesine başsağlığı diledi.
]]>– “Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir'”
– Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışı gerçekleştirildi
(Fotoğraflı)
Kaan Taşkın – İbrahim Çakmak
ANKARA – Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan ‘Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışında yaptığı konuşmada, “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki? İşte biz burada 4-6 yaş kurslarımız da burada olsun. Edirne’de, Van’da, Ordu’da, Aydın’da, Şırnak’ta, ülkemizin 81 ilinde neredeyse 922 ilçesinde artık 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan ‘Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışını gerçekleştirdi. Açılışa Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Ankara Valisi Vasip Şahin ve vatandaşlar katıldı.
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir”
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş açılışta yaptığı konuşmada, “Efendimiz buyuruyor ki, ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir.’ İşte burada 4-5-6 yaşındaki çocukların Kur’an’ı tanımaları sağlanacak. Elif, b, t nedir? Bununla da yetinmeden yine medeniyetimizin en önemli değerleri ile donanımlı genç nasıl olur onun temelleri atılacak. Sevgi, saygı, sadakat nedir, dürüstlük, yalanın çirkinliği, dürüstlüğün güzelliği nedir” dedi.
“Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki”
Toplumun söz konusu değerlerle donatılmış bir gence sahip olmayı arzu ettiğini belirten Erbaş, “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki? İşte biz burada 4-6 yaş kurslarımız da burada olsun. Edirne’de, Van’da, Ordu’da, Aydın’da, Şırnak’ta olsun her yerde. Ülkemizin 81 ilinde neredeyse 922 ilçesinde artık 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var. Biraz önce genel müdürümüzden aldığım rakam 211 bini aşmış. Elhamdülillah daha da çoğalacak” ifadelerini kullandı.
“Medeniyetimizin değerlerini öğretin”
Şimdiye kadar bir buçuk milyona yakın 4-6 yaş çocuğun Kur’an kurslarında hizmet gördüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz. Biz onun ümmeti olarak en güzel tavsiyelerinden birisi olan çocuklar yedi yaşına gelince onlara Din-i İslam’ı öğretmeye başlayın, temel dini bilgileri, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır? Sevgi nedir, saygı nedir? Küçükleri sevmek nedir, büyüklere saygı göstermek nedir? Bunları öğretin, medeniyetimizin değerlerini öğretin. Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz.”
“Fatih’ler Süleyman’lar yetiştirelim”
Bilim insanlarının araştırmalarına göre insanların karakterlerinin yarısının 7 yaşına kadar geçirdiği sürede oluştuğunu aktaran Erbaş, “Hazreti Aişe’ler, Fatıma’lar, Ali’ler Hüseyin’ler, Fatih’ler, Süleyman’lar yetiştirelim. Onlar gibi geçmişimizdeki o değerlerimizi çocuklarımıza öğretelim. Bunun için çırpınıyoruz. Vatanını seven, bayrağını seven, ezanını seven, Rabbini, peygamberini seven gençler yetiştirelim istiyoruz. Bunlardan bu millete faydadan başka bir şey gelmez. Her annenin babanın umudu budur” diye konuştu.
Vatanını, milletini ve devletini seven gençler yetiştirdiklerine dikkati çeken Erbaş, “Milletine, devletine hainlik yapanlara karşı içinde ve yüreğinde bir nefret besleyen gençler olsun. Öyle değil mi? Biz bir kötülük gördüğümüz zaman onu elimizle düzeltmek lazım. Elimizle düzeltemiyorsak dilimizle düzeltmemiz lazım. Dilimizle de düzeltemiyorsak kalbimizle o kötülükten nefret etmemiz lazım. Peygamber Efendimizin verdiği ölçü bu” açıklamalarında bulundu.
“Milletin sahip olduğu değerleri yeni nesille aktaracaksınız”
Vali Şahin ise yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi:
“Bütün medeniyetlerin gelişimine baktığımızda aslında çift taraflı bir gelişme mutlaka şart olarak görülüyor ve temelinde de o olduğu görülüyor. Bir taraftan maddi kalkınmayı yaparken ama öbür taraftan da kendi üzerinde yükseldiği değerlere sahip çıkarak o değerleri yücelterek ve o değerlerle tesis ederek nesillerini ancak öyle sağlayabiliyor. Yani siz bir kalkınma yapacaksanız, insanınızın kalitesini yükseltecekseniz. Mutlaka o coğrafyanın, o milletin sahip olduğu değerleri de aynı zamanda yeni nesille aktaracaksınız.”
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Kur’an kursunun açılışı kurdele kesilerek gerçekleştirildi.
]]>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan ‘Yaşamkent Hz. Aişe 4-6 Yaş Kur’an Kursu’nun açılışını gerçekleştirdi. Açılışa Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Ankara Valisi Vasip Şahin ve vatandaşlar katıldı.
“Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir”
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş açılışta yaptığı konuşmada, “Efendimiz buyuruyor ki, ‘Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenenleriniz ve öğretenlerinizdir.’ İşte burada 4-5-6 yaşındaki çocukların Kur’an’ı tanımaları sağlanacak. Elif, b, t nedir? Bununla da yetinmeden yine medeniyetimizin en önemli değerleri ile donanımlı genç nasıl olur onun temelleri atılacak. Sevgi, saygı, sadakat nedir, dürüstlük, yalanın çirkinliği, dürüstlüğün güzelliği nedir” dedi.
“Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki”
Toplumun söz konusu değerlerle donatılmış bir gence sahip olmayı arzu ettiğini belirten Erbaş, “Hangi anne ve baba çocuğunun kötülüklerle meşgul olmasını ister ki? İşte biz burada 4-6 yaş kurslarımız da burada olsun. Edirne’de, Van’da, Ordu’da, Aydın’da, Şırnak’ta olsun her yerde. Ülkemizin 81 ilinde neredeyse 922 ilçesinde artık 4-6 yaş Kur’an kurslarımız var. Biraz önce genel müdürümüzden aldığım rakam 211 bini aşmış. Elhamdülillah daha da çoğalacak” ifadelerini kullandı.
“Medeniyetimizin değerlerini öğretin”
Şimdiye kadar bir buçuk milyona yakın 4-6 yaş çocuğun Kur’an kurslarında hizmet gördüğünü dile getiren Erbaş, şunları kaydetti:
“Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz. Biz onun ümmeti olarak en güzel tavsiyelerinden birisi olan çocuklar yedi yaşına gelince onlara Din-i İslam’ı öğretmeye başlayın, temel dini bilgileri, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır? Sevgi nedir, saygı nedir? Küçükleri sevmek nedir, büyüklere saygı göstermek nedir? Bunları öğretin, medeniyetimizin değerlerini öğretin. Efendimizin tavsiyesini yerine getiriyoruz.”
“Fatih’ler Süleyman’lar yetiştirelim”
Bilim insanlarının araştırmalarına göre insanların karakterlerinin yarısının 7 yaşına kadar geçirdiği sürede oluştuğunu aktaran Erbaş, “Hazreti Aişe’ler, Fatıma’lar, Ali’ler Hüseyin’ler, Fatih’ler, Süleyman’lar yetiştirelim. Onlar gibi geçmişimizdeki o değerlerimizi çocuklarımıza öğretelim. Bunun için çırpınıyoruz. Vatanını seven, bayrağını seven, ezanını seven, Rabbini, peygamberini seven gençler yetiştirelim istiyoruz. Bunlardan bu millete faydadan başka bir şey gelmez. Her annenin babanın umudu budur” diye konuştu.
Vatanını, milletini ve devletini seven gençler yetiştirdiklerine dikkati çeken Erbaş, “Milletine, devletine hainlik yapanlara karşı içinde ve yüreğinde bir nefret besleyen gençler olsun. Öyle değil mi? Biz bir kötülük gördüğümüz zaman onu elimizle düzeltmek lazım. Elimizle düzeltemiyorsak dilimizle düzeltmemiz lazım. Dilimizle de düzeltemiyorsak kalbimizle o kötülükten nefret etmemiz lazım. Peygamber Efendimizin verdiği ölçü bu” açıklamalarında bulundu.
“Milletin sahip olduğu değerleri yeni nesille aktaracaksınız”
Vali Şahin ise yaptığı konuşmada, şu ifadelere yer verdi:
“Bütün medeniyetlerin gelişimine baktığımızda aslında çift taraflı bir gelişme mutlaka şart olarak görülüyor ve temelinde de o olduğu görülüyor. Bir taraftan maddi kalkınmayı yaparken ama öbür taraftan da kendi üzerinde yükseldiği değerlere sahip çıkarak o değerleri yücelterek ve o değerlerle tesis ederek nesillerini ancak öyle sağlayabiliyor. Yani siz bir kalkınma yapacaksanız, insanınızın kalitesini yükseltecekseniz. Mutlaka o coğrafyanın, o milletin sahip olduğu değerleri de aynı zamanda yeni nesille aktaracaksınız.”
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Kur’an kursunun açılışı kurdele kesilerek gerçekleştirildi. – ANKARA
]]>Erbaş, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde kıldığı cuma namazının ardından farklı ülkelerden İslam alimlerinin de katılımıyla İsrail’in abluka altındaki Gazze ve Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Refah kentine düzenlediği saldırılara ilişkin basın açıklamasında bulundu.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni sahasındaki toprak kaymasına değinerek sözlerine başlayan Erbaş, toprak altında kalan işçilere bir an önce ulaşılması için Allah’tan yardım niyazında bulunarak, millete “geçmiş olsun” dileklerini iletti.
Filistin’deki katliama tepkilerini ifade etmek için bir arada olduklarını belirten Erbaş, İslam dünyasının farklı ülkelerinden ve Türkiye’den alimlerle Ayasofya-i Kebir Camii’nin önünden tüm dünyaya seslendiklerini söyledi.
Prof. Dr. Erbaş, işgalci İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik başlattığı, hiçbir insani, vicdani ve hukuki temeli olmayan saldırıların pervasızca devam ettiğine dikkati çekerek, İsrail’in uluslararası mahkeme kararlarını hiç umursamadığını ve bütün dünyanın gözü önünde çok büyük bir katliam ve soykırım suçu işlediğini hatırlattı.
Masum insanlara karşı işlenen katliam ve soykırıma destek veren birtakım güç merkezlerinin, “katiller sürüsünü” daha da cesaretlendirdiğini belirten Erbaş, “Şimdi de gözü dönmüş caniler, yüz binlerce insanın sığındığı ve güvenli bölge ilan edilen Refah şehrine saldırmaktadır. Bu da İsrail’in insanlık düşmanı ve saldırganlık üzerine kurulu gerçek karakterini ve azgınlığını en açık şekilde ortaya koymaktadır. Siyonist İsrail’in, Gazze’ye ve yüz binlerce masum insanın sığınağı olan Refah şehrine yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır. Refah Sınır Kapısı’ndan insani yardımın girmesi derhal sağlanmalı; elektrik ve su başta olmak üzere en temel ihtiyaçların Gazze’ye ulaştırılabilmesi ve yaralıların çevre ülkelerdeki hastanelere nakledilebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.” diye konuştu.
“Bu katliama karşı çıkmak, herkes için insan olmanın bir gereğidir”
İsrail’in yaptıklarının “savaş suçu” olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Erbaş, “Başta Gazze olmak üzere Filistin halkının yurtlarından çıkarılması, topraklarının işgal edilmesi asla kabul edilemez. Gazze halkının bu ahlaksız işgal ve istila girişimine karşı verdiği mücadele dinen ve uluslararası hukuk açısından meşrudur. Her bakımdan desteklenmesi ümmetin üzerine farzdır. Zalim İsrail’in karşısında, mazlum Filistinlilerin yanında yer almak herkes için insani ve vicdani bir sorumluluktur. Gazze halkının yalnız bırakılması insanlık adına büyük bir utançtır ve tarihin affetmeyeceği bir davranıştır. Dolayısıyla Filistin’i ve mazlumları korumak için ne yapılması gerekiyorsa derhal yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Erbaş, Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de Nisa suresinin 75. ayetinde “Ey müminler. Size ne oldu da ‘Rabb’imiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip, bir yardımcı gönder.’ diyen mazlum erkekler, kadınlar ve çocuklar için Allah yolunda mücadele etmiyorsunuz?” buyurduğunu hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
“Gazze başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun masum insanlara karşı işlenen zulüm ve işkenceyi durdurmak için gayret göstermek, maddi manevi elinden geleni yapmak her bir Müslümanın insani, vicdani ve dini görevidir. Gazze’de yaşanan vahşet ve soykırım, sadece Müslümanların değil bütün insanlığın ortak sorunudur. Bu katliam, esasen tüm insanlığa karşı işlenmiş bir cinayettir. Buna karşı çıkmak, herkes için insan olmanın bir gereğidir.”
“Filistin, Gazze, Kudüs Müslüman yurdudur ve ilelebet öyle kalacaktır”
İsrail’in, dünyanın huzur ve barışı, insanlığın geleceği için büyük tehdit ve tehlike haline geldiğine işaret eden Erbaş, “Bu vahşet durdurulmadığı takdirde sadece Gazze’de değil, daha geniş bir coğrafyada daha büyük trajedilerin yaşanması kaçınılmazdır. Uluslararası kamuoyu ve kuruluşlar, bu insanlık dışı işgali durdurmak için gereken önlemleri mutlaka ve derhal hayata geçirmelidir. Bu minvalde İsrail savaş suçlusu ilan edilmeli ve Gazze’de hak, hukuk ve adalete uymayan saldırıları sebebiyle zalimlere hesap sorulmalıdır. Siyonist İsrail şunu bilmelidir ki dinen ve aklen hiçbir geçerliliği ve gerçekliği olmayan arz-ı mevud hayallerine asla ulaşamayacaktır.” diye konuştu.
Prof. Dr. Erbaş, tarihte hiçbir zalimin insanların canına, malına, yurduna, yuvasına kastederek emellerine ulaşamadığını belirterek, “Nasıl ki geçmişte Hazreti Musa ve yolundan gidenlere yaptıkları zulüm, zalim Firavun’un sonunu getirdiyse, Gazze’de, Filistin’de döktüğü kan da zalim İsrail’in sonunu getirecektir. Müslümanlar başta olmak üzere onurunu ve vicdanını kaybetmemiş insanlık, siyonizmin kirli planlarına karşı dimdik ayakta durmalıdır. Filistin, Gazze, Kudüs Müslüman yurdudur ve ilelebet öyle kalacaktır.” değerlendirmesini yaptı.
Haksızlık ve zulme karşı sivil protestolara, boykotlara devam edilmesinin önemini vurgulayan Erbaş, şunları kaydetti:
“Bu yüzden İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına karşı dünyanın dört bir yanında gösteri yapan fikri hür, vicdanı hür, cesur insanlara İstanbul’dan en kalbi hürmet ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz. Bilinmelidir ki bugün zalimin karşısında durmazsak ve haksız bir şekilde yurtlarından edilmek istenen, katliamlara maruz kalan Filistinli kardeşlerimize yardım etmezsek, bu ateş mutlaka bize de dokunacaktır. Dünyanın herkes için yaşanabilir bir yer olabilmesi, iyilerin cesaretine bağlıdır. Bu sebeple insanlığın onurunu kurtarmak için bütün farklılıklarımızı bir kenara bırakarak haksızlık ve zulüm karşısında tek yürek, tek vücut olalım. İnanıyoruz ki nihai zafer mutlaka iyilerin ve inananların olacaktır ve zafer yakındır.”
Basın açıklamasına eski Diyanet İşleri Başkanları Prof. Dr. Mehmet Görmez ve Dr. Tayyar Altıkulaç ile İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, İslam Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mürteza Bedir ve 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Sinanoğlu ile farklı ülkelerden gelen İslam alimleri, akademisyenler, Uluslararası Müslüman Alimler Derneği (UMAD) üyeleri ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.
]]>İstanbul Kongre Merkezi’nde, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) ve Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğinde, şehitleri anmak ve Filistin halkına destek olmak amacıyla “Şehitlerimiz İçin Sözümüz Var” programı gerçekleştirildi.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi İmam Hatibi Bünyamin Topçuoğlu Kur’an-ı Kerim tilaveti sundu.
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sözlerine, vatanın her sathında ve sınır ötesinde mücadele eden Mehmetçiği selamlayarak başladı.
Erbaş, vatan, ezan, bayrak ve tüm değerleri uğruna canını feda eden bütün şehitler ve işgalci İsrail’in Gazze’de uyguladığı vahşete maruz kalan Filistinlilerle dayanışma amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.
Müslümanların idaresi altında asırlarca barış yurdu olan Kudüs ve çevresinin bugünlerde hiçbir uluslararası kurala ve hukuka uymayan siyonist zalimlerin elinde bir katliama sahne olduğunu belirten Erbaş, “Gazze’de, Batı Şeria’da, Kudüs’te ve Filistin’in diğer bütün şehirlerinde kadın, bebek, çocuk demeden bir millet topyekun yok edilmeye çalışılmaktadır.” dedi.
Gazze’de, dünyanın gözü önünde hastaneler, okullar, ibadethanelerin yerle bir edildiğini anlatan Erbaş, çoğunluğu çocuk ve kadın olan binlerce Filistinlinin saldırılarda hayatını kaybettiğini, geride kalanların ise evsiz, yurtsuz bir şekilde açlık, susuzluk, salgın hastalık gibi sorunların pençesinde hayatta kalma mücadelesi verdiğini ifade etti.
Her fırsatta insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden dem vuran Batılı devletlerin, saldırılar karşısında sessiz kalarak bütün inandırıcılığını kaybettiğini vurgulayan Erbaş, “Zira bugün Gazze’de insanlar en güvenli mekanları olan evlerinde öldürülüyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar hunharca katlediliyor. Namaz için mabede giren, tedavi için hastanede bulunan, mülteci kamplarına sığınan hatta evini barkını terk ederken emniyeti için beyaz bayrak açarak yürüyen insanların üzerine bombalar yağdırılıyor.” diye konuştu.
Erbaş, aslında Gazze’de ölenlerin sadece çocuklar, kadınlar, masum siviller değil, bütün bir insanlık olduğunu söyledi.
Sadece Filistin’in ve Mescid-i Aksa’nın değil tüm insanlığın özgürleşmesi için her platformda tepkilerini ortaya koymaya devam edeceklerini belirten Erbaş, “Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin konusunda çok sayıda uluslararası organizasyon ve etkinlik gerçekleştirdik. İsrail’in haksız şiddetine karşı her platformda tepkimizi ortaya koymayı, barış ve esenlik çağrılarını seslendirmeyi her zaman vazifemiz bildik. Bizler dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin ise karşısında olmaya devam edeceğiz. Zulmün karşısındaki kararlı duruşumuz ve çabalarımız Allah’ın izni ve inayetiyle Filistin özgür oluncaya kadar devam edecektir.” ifadelerini kulandı.
Erbaş, bu toprakların şehitlerin kanlarıyla yoğrulduğunu ve ecdat tarafından emanet bırakıldığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız ötesinde mücadele eden şanlı Mehmetçiğimizin her zaman yanındayız ve dualarımız her zaman onlarla birliktedir. Gerek son Pençe Kilit Harekatında şehit olan şehitlerimize, gerekse ondan önceki ve tarihten bu yana bu topraklar için şehit olan bütün kardeşlerimize buradan dualar gönderiyoruz. Ruhlarına hatimler indiriyoruz. Hatimlerimizin dualarını her zaman 90 bin camide yapmaya devam ediyoruz. Gazilerimize şifalar, kolaylıklar diliyoruz. ve diyorum ki Allah şanlı ordumuzu havada, karada, denizde, her yerde ve her zaman muzaffer eylesin.”
Program, sanatçılar Murat Kekilli, Eşref Ziya, Aykut Kuşkaya, Mustafa Cihat, Grup Genç, Resul Aydemir, Fatih Koca, Necip Karakaya ve Hasan Özer’in sahne almasının ardından sona erdi.
Programa, AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve çok sayıda davetli katıldı. Salondakiler, Türk ve Filistin bayrakları sallayarak, “Katil İsrail” sloganları attı.
Ayrıca, TDV gönüllülerinin el emeğiyle hazırladıkları ve tüm geliri Gazze’ye gönderilecek ürünler, kongre merkezinde kurulan hayır çarşısında satışa sunuldu.
]]>Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Erbaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) dün açılışı yapılan Dr. Suat Günsel Camisi’nde düzenlenen Regaib Gecesi özel programına katıldı.
Burada konuşan Erbaş, mübarek bir zamanın içinde kutlu bir geceyi idrak ettiklerini belirterek, bunun bütün İslam alemi ve bütün insanlık için hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.
“Bizleri bir kez daha Regaib Gecesi’ne kavuşturan, üç aylara ulaştıran lütuf ve ikram sahibi Rabb’imize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Yüce Mevla bu zamanları hakkıyla yaşamayı, Ramazan’a ulaşmayı, bayrama kavuşmayı hepimize nasip eylesin.” şeklindeki görüşlerini dile getiren Erbaş, şöyle devam etti:
“Hazreti Peygamber’in, Recep ayı girdiği zaman ‘Allah’ım. Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur.’ ya Rabbi, Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl, bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Rabbim dualarımızı kabul eylesin inşallah.”
“Bazı gün ve geceler vardır ki taşıdığı mana bakımından özel öneme sahiptir”
Erbaş, Müslümanlar için bütün zamanların değerli olduğunu, Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle kulluk şuuru içerisinde yaşanması gerektiğini belirterek, “Ancak bazı gün ve geceler vardır ki taşıdığı mana bakımından özel bir öneme sahiptir. Bu kutlu, mübarek zamanlar, yaratılış gayemizi idrak etmek için büyük bir fırsattır. Mübarek günler ve geceler hayatımızı muhasebe etmek, Rabbimizle ilişkimizi gözden geçirmek için büyük bir nimettir. Hayatın meşgalesi içinde unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz değerleri hatırlamak için önemli bir imkandır.” diye konuştu.
İnsanın rağbet ettiği şeylerin, Allah katındaki kıymetini gösterdiğini yani insan neye niyet ve rağbet ederse Allah katında kıymeti ve derecesinin ona göre belirleneceğini anlatan Erbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Eğer Kur’an’a, iyiliklere, ibadetlere, hayır hasenata rağbet edersek, Allah katındaki derecemiz yükselir. İbadetlerle, hayır hasenatla, tövbe istiğfarla Allah’ın rahmetine ve mağfiretine ulaşırsınız. Allah da sizlere mükafat olarak cennetini nasip eder. Allah hepimizi böyle kullarından, cenneti kendileri için hazırladığı müttakilerden olmayı nasip eylesin.
“Tüm istek ve arzumuzu Rabb’imize ve O’nun rızasına yöneltelim. Hayatımızı, davranışlarımızı ve istikametimizi kapsamlı bir muhasebeye tabi tutalım. Hazreti Ömer’in dediği gibi ‘Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekelim.’ Mahşerde mizana bırakmadan amellerimizi kendimiz bu dünyada tartalım. Her gün kendimizi muhasebeye çekelim. Terazinin bir kefesine kendimizi, öbür kefesine amellerimizi koyalım. Acaba amellerimiz Rabb’imizin rızasına uygun mu değil mi, bunu gözden geçirelim.”
“Bütün acıları dindirecek yegane güç tüm kainatın sahibi olan Yüce Rabb’imizdir”
Erbaş, mübarek gecede Müslümanların, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarlılığını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Müslümanların üç aylara hüzünlü olarak girdiğine dikkati çeken Erbaş, insanlık onuru, hukuk ve ahlaki değerlerin hiçe sayıldığı, her türlü şiddetin yaygınlaştığı, zalimler ve zulümlerin çoğaldığı bir döneme şahitlik edildiğini bildirdi.
Mescid-i Aksa’ya baskınlar yapılarak insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığını, masum insanlar, bebekler, kadınlar ve yaşlıların dünyanın gözü önünde katledildiğini söyleyen Erbaş, kendisini dünyanın efendisi gibi gören bir zihniyetin, haksız, hukuksuz ve insafsız saldırılarla Filistinlileri topyekun soykırıma maruz bıraktığını dile getirdi.
Erbaş, şunları kaydetti:
“Bütün karanlıkları aydınlığa çevirecek ve bütün acıları dindirecek yegane güç, tüm kainatın sahibi olan Yüce Rabb’imizdir. O’nun inayetiyle idrak edeceğimiz Regaib Gecesi’ni kapsamlı bir tefekküre vesile kılarak, Rabb’imize, kendimize ve bütün mahlukata karşı sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Yaşadığımız her türlü zorluktan ve sıkıntıdan bir çıkış yolu açması için bütün rağbetimizi Rabb’imizin rızasına yöneltmeliyiz.
Bu gece, yeryüzündeki bütün masum, mahzun ve mazlum gönüller adına kalplerimizi semaya açalım. Ellerimizi semaya açalım, dualar edelim. İnsanlığın huzurunu tehdit eden her türlü şiddetin ve zulmün son bulması için ihlas ve samimiyetle Yüce Rabb’imize yalvaralım, yakaralım, niyazda bulunalım.”
]]>