SEYFİ ÇELİKKAYA
Anadolu’da Atatürk’ün talimatı ile hububat üretiminin artmasıyla birlikte ortaya çıkan depolama ihtiyacını karşılamak amacıyla Devlet Demir Yolları’nın geçtiği bölgelerde kurulan buğday silolarından birisi de 1937 yılında Yozgat’ın Yerköy ilçesinde tesis edildi. Buğdayın işlenip, un haline getirilmesi amacıyla siloların bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesi’nde 1941 yılında hububat öğütme tesisi kuruldu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hububat depolamasını özel sektöre devretmesi sonucunda tarihi hububat siloları atıl kalırken, tarihi un öğütme tesisi özel sektör tarafından işletiliyor, bölgenin kaliteli un ihtiyacını karşılamaya devam ediyor.
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde, 1935-1937 yılları arasında Fransız Müteahhit Froment-Clavier firması tarafından yaptırılan, 24 Haziran 1938 tarihinde ise TMO’ya devri yapılan Buğday Silosu yakınında, 1941 yılında buğday işleme tesisi kurulup, un fabrikası olarak üretime açıldı. Tasfiye edilme kararı nedeniyle atıl durumda kalan TMO’ya ait siloların hemen yanı başında, bin 850 metrekare alan üzerinde 5 katlı olarak buğday öğütme tesisi inşa edildi. 25 metre yüksekliğindeki bacasının tepesinde yaz aylarında leylekleri konuk eden tesis, 1991 yılında el değiştirdi, tesisi alanlar tarafından yapımındaki teknoloji güncelleştirildi, buğdayı un haline dönüştürme işlevini halen sürdürüyor.
GÖVDESİ TAŞ, İÇ DÖŞEMESİ AHŞAP FABRİKA
Hacı Ali Aksoy isimli işadamı tarafından 1991 yılına kadar, kurulduğunda monte edilen teknoloji ile çalıştırılan buğday işleme tesisi, bu tarihten sonra teknolojisini yenileyip, un fabrikası olarak hizmete başladı. Fabrikayı satın alarak yenileyen Hacı Murat Savaş’ın oğlu Uğur Savaş, fabrika hakkında bilgi verdi, tesisin daha önce 8 saatte ancak 130 torba un işleyebildiği, makinaların önemli bölümünün yenilenerek, 8 saatte 480 torba un üretilmeye başlanıldığını aktardı. Tesisteki eski makinalar da söküp atmayıp, koruyan, bazılarını da kullanan tesisin yeni sahipleri, 400 kilowatt gücünde yeni bir trafo ile fabrikanın elektrik tesisatını yeniletip, otomatik kumanda sistemi ile modern hale getirdikleri fabrikada yerel buğday işlenip, un haline getiriyor. Uğur Savaş, her buğdayı işlemediklerini, buğday alımında seçici davrandıklarını belirterek, “Babam ve amcamın daha önce değirmenleri vardı, burayı almadan önce. Burayı satın aldılar, yerli buğdayı işliyoruz, katkı maddesi yok. Ekmeklik, baklavalık, böreklik, mantılık, makarnalık velhasıl her türlü unlu mamuller için un üretiliyor. Yerköy bölgesindeki ekmek fabrikalarına ve vatandaşlara satışını yapıyoruz” dedi.
Fabrikada buğday yıkama, temizleme, eleme makineleri ile birlikte 5 tanesi Rus, biri Alman, diğeri İtalyan olmak üzere toplam 7 buğday kırma makinesi ile elektrik üretiminde kullanılan İngiliz yapımı buhar makinesinin de çalışır durumda olduğu kaydedildi.
“BAKLAVA, TATLI GİBİ ŞEYLER ÇOK GÜZEL OLUYOR, İYİ BİR FABRİKA”
Fabrika ve TMO silolarının bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesinde doğup, büyüyen 63 yaşındaki Mehmet Yavuz, fabrikada çok kaliteli un öğütüldüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Doğma büyüme buralıyım. Çocukluğum buralarda geçti. Fabrikanın tarihi 1941’de yapıldığını söylüyorlar. Ben şimdi 30 torba un alacağım, buraya un almaya geldim. Çok güzel ekmeği oluyor, baklavalık falan çok güzel. Baklava, tatlı falan bu gibi şeyler çok güzel oluyor, iyi bir fabrika, unu çok güzel, tarihi bir fabrika, güzel fabrika. Bir zamanlar bu fabrika ofisle yarış ederdi, çok alım yapardı. Şu gördüğün meydanlar, şuralar, arkalar ve depoları, içerisi hep buğday alımı yapardı ve burada da kamyonu vardı. Kamyon ile tren istasyonuna gönderilirdi. Oradan vagonlara yükler. Başka illere un gönderilirdi. Tabii ki o zamanlar nakliyecilik az olduğu için trenle gönderirlerdi.”
]]>Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikaları ziyaret etmeye devam ediyor.
Başkan Ataç son olarak Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Baycan Elektrik, Yükseliş Makine ve ENTON A.Ş’yi ziyaret ederek firma yetkilileri ile bir araya geldi. Ziyaretlerinde üretim alanlarını da gezerek emekçilere çalışmalarında kolaylıklar dileyen Başkan Ataç, çalışanlar ile sohbet de etti.
Başkan Ataç, Baycan Elektrik fabrikasında Tepebaşı Belediyesi’nin Engelliler Montaj Atölyesi’nde aldıkları eğitimler sonucunda istihdam edilen özel bireyler ile de bir araya geldi. Başkan Ataç’a büyük ilgi gösteren özel bireyler, kendilerine yönelik çalışmalarından dolayı da teşekkürlerini iletti.
“HERKESİN PARMAK İLE GÖSTERDİĞİ BİR KENT”
Ataç, fabrika çalışanlarına şöyle seslendi:
“Emekleri kutsal işçi kardeşlerimiz ile bir arada olmaktan çok mutluyum. Ben 365 gün vatandaşlarımız ile iç içeyim. Kötü yönetilen ülke ekonomisi, her kesimden insanımızı zorluyor. Enflasyon vatandaşımızın belini büktü. Emekliler, esnaflar, evlenme hayali kuran gençlerimiz, memurlar, mutfağın idaresini üstlenen hanımlar, çiftçiler, siz işçi kardeşlerimiz… Bu ekonomik şartlar hepimizi daha kötüye götürmeye devam ediyor. Yoksulluk her geçen gün daha da derinleşiyor. Öte yandan bizler Eskişehir’de herkesin parmak ile gösterdiği, gıpta ile baktığı bir kent ortaya çıkardık. Sizlerin de destekleri ile bu istikrarlı gelişimin devam edeceğine yürekten inanıyorum, emin adımlarla yarınlara yürüyoruz. Şehrimizde son 20 yılda çok önemli bir gelişim yaşandı ve hepimiz bu kentte yaşamaktan dolayı çok mutluyuz. Eskişehir’imizde çağdaş, Atatürk’ü seven, Cumhuriyet değerlerine bağlı biçimde yaşamaya devam etmek için sizlerin desteği her zaman çok önemli oldu. Bu birliktelik, kardeşlik ve gelişimi yine hep birlikte devam ettireceğiz. Yolumuz açık olsun.”
“NET BİR EKONOMİK SORUN VAR”
ENTON A.Ş fabrika ziyaretine katılan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da şunları söyledi:
“Türkiye’nin sorunlarını hepimiz somut olarak yaşıyoruz. Türk parası, ekonomisi doğru yönetilmediği için hepimiz sıkıntı yaşıyoruz. Bu yönetim anlayışıyla bunun aşılması mümkün değil. Seçimden sonra daha da kötü olacak, seçim nedeniyle bazı zamlar öteleniyor ve memura, işçiye avans kabilinde birtakım şeyler veriliyor. Bu yanlış uygulanan bir ekonominin batış sürecidir. Tek adam yönetimi canı ne istiyorsa yaptı ama doğru olmadığı anlaşıldı. Geçmiş dönemlerde hangi partiye oy verdiyseniz bu önemli değil. Önemli olan şu anda ülkemizin içinde olduğu durumun değerlendirilmesidir. İyi niyetle, inanarak bu hükümete oy vermiş olabilirsiniz. Ama 14 Mayıs’tan bu yana mazotun fiyatı 2 kat, dövizin fiyatı 1 buçuk kat arttı. Sizin geliriniz bu kadar artmadı. Bu kadar net bir ekonomik sorun var ve bunun tek sorumlusu bu ülkeyi tek başına yöneten tek adamdır. Seçimi kazanmış olabilir ama geldiğimiz nokta maalesef kötü. İşçi, memur, esnaf, sanayici, işçi, emekli, köylü memnun değil. Bizim belediyelerimizin ihalelerine alıcı gelmiyor, fiyat vermeye korkuyorlar. Çünkü bugün verdiğiniz fiyat 3 ay sonra aynı değil. Ekonomi durmuş durumdadır, bunun sorumlusuna 31 Mart’ta bir uyarı göstererek hesap sormak gerekir.”
Fabrika çalışanları, Başkan Ataç ve Başkan Kurt’a soru ve taleplerini iletti. Baycan Elektrik Genel Müdürü Engin Yılmaz, Yükseliş Makine Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kunduracı ve ENTON A.Ş Genel Müdürü Kerem Toprarlar da Başkan Ataç’a bilgiler aktarırken, ziyareti için de teşekkür etti. Başkan Ataç ise firma yetkililerine çalışmalarında başarılar diledi.
]]>Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) bünyesindeki Susurluk Şeker Fabrikası, Balıkesir- Bursa kara yolunda 21 bin 322 metrekare alanda yaklaşık 700 kişiden oluşan çalışanlarıyla faaliyet gösteriyor.
Susurluk Şeker Fabrikası, 69 yıllık tarihinde en fazla üretim miktarına 1998 yılında ulaştı. O dönem 1 milyon ton pancar işleyip 105 bin ton şeker imal ederek rekor kıran fabrika, 2000’li yıllardaki en yüksek üretimini ise 83 bin 410 ton şekerle 2020-2021 sezonunda yaptı.
Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Manisa ve İzmir’de üretimin artırılmasına yönelik çalışmalarla son yıllarda üretimde artış ivmesi yakalanan tesiste, geçen sezon 521 ton pancar işlenerek 60 bin ton şeker üretildi.
Fabrikada 68. kampanya dönemi ise 21 Ekim 2023’te başladı. Şu ana kadar 900 bin pancar işleyerek 100 bin ton şeker, 350 bin ton küspe ve 50 bin ton melas üreten Susurluk Şeker Fabrikası, kampanyanın sona ereceği mart ayının ilk haftasına kadar 1998’deki rakamları geçerse tarihinin rekorunu kıracak.
“Şeker stratejik bir üründür”
Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker-İş) Susurluk Şube Başkanı Yavuz Gürsoy, AA muhabirine, kuruluşundan bu yana Susurluk Şeker Fabrikası’nın, bölgenin ekonomisine ve istihdamına, çiftçinin kalkınmasına önemli katkılarının bulunduğunu söyledi.
Kampanya döneminin çok iyi geçtiğini belirten Gürsoy, “Genel Müdürlüğümüz fabrikamıza desteğini çok fazla artırdı. Fabrikamızın geçen yıl kullanım kapasitesinde birinci olması, bu yıl da 1 milyon ton pancar işlenebilecek seviyeye gelmesi önemli. Bundan sonra bunun sürdürülebilir olmasını istiyoruz. Seneye de muhtemelen 800-900 bin ton pancar işleyerek sürdürülebilirliği devam ettireceğiz.” dedi.
Gürsoy, bu başarıdaki en önemli etkenlerden birinin fabrika müdürü, teknik birimler, yeni yetişen personel ile emekliye ayrılan 100 çalışanın yerlerine alınan işçilerin de şevk, heyecan ve özveriyle işlerini yapmaları olduğunu vurguladı.
Fabrikanın başarıyla yönetildiğini dile getiren Gürsoy, şöyle konuştu:
“İnanıyorum ki bundan sonra Susurluk Şeker Fabrikası ilelebet üretime devam edecektir. Şeker üretmek meşakkatli bir iştir, emek ister. Bizim emeğimiz tarlada çiftçiyle başlar. Nakliye yapan kişilerin ve fabrika çalışanlarının büyük emeği vardır. Son 2 yılda Fabrika Müdürümüz Kürşad Erdoğan’ın çabalarının yanı sıra yatırım taleplerini kabul eden ve tüm yatırımları gönderen Genel Müdürümüz Muhiddin Şahin’in emekleri çok büyüktür. Şeker-İş Genel Başkanımız İsa Gök ve yönetiminin katkısı çok büyüktür. Şeker stratejik bir üründür. Fabrikamıza değer katan herkese teşekkür ediyoruz.”
Susurluk Belediye Başkanı Nurettin Güney de fabrikanın birçok iş kolundaki esnafa katkı sağladığını aktardı.
Belediyenin arazilerine şeker pancarı ekerek çalışmalara destek olduklarını bildiren Güney, “Üreticileri teşvik eden bir çalışma oldu. Bu sene 67 dönüm arazimize şeker pancarı ektik. Bölgemizde 350 bin ton pancar üretimi yapıldı. Bazı yıllarda 40 gün süren kampanya bu sene 6 aya çıktı; bundan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Uludağ’dan başlayıp, Marmara Denizi’ne dökülen 200 kilometrelik Nilüfer Çayı’ndan ayrılarak, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. Derenin kimi zaman mavi, kimi zaman kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, kimyasal atıkları nedeniyle derede dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Bölgede inceleme yapan Doğayı Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) gönüllüleri, bir plastik fabrikasından dereye kimyasal bırakıldığını belirledi. DOĞADER gönüllülerinin ihbarı sonrası harekete geçen Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, detaylı inceleme yaptı. Ekipler de dereye kimyasal atık bırakıldığını tespit etti. İnceleme sonunda söz konusu fabrikanın faaliyetleri, ‘çevre izin ve lisansı’ bulunmadığı gerekçesiyle durduruldu.
‘BU FABRİKALAR RUHSATLI FABRİKALAR DEĞİL’
Fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasının ardından derenin daha temiz hale geldiğini vurgulayan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, Bölge halkının derneğimize yaptığı şikayet üzerine dün buraya geldik. Yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda derenin haftada birkaç kez renkli kimyasallarla kirletildiği ve derenin renkli aktığı tespitinde bulunduk. Yaptığımız incelemenin ardından dereyi buradaki bir fabrikanın kirlettiği tespit edildi. Yaptığımız şikayet üzerine de Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından cezai yaptırım uygulanarak fabrika kapatıldı. Bu tür tesislerin burada olmaması gerekiyor. Çünkü etrafımızda zeytin, şeftali, armut bahçeleri var. Burası, yaş sebze tarımının ve hayvancılığın yapıldığı doğal bir alan. Burada fabrika dediğimiz yerler de betondan oluşan, bildiğimiz fabrikalardan değil. Bunlar, plastik kaplamayla kaplı gecekondu fabrikası diyebileceğimiz formatta fabrikalar. Bu fabrikalar bakanlık tarafından ruhsatlı fabrikalar değil veya geçici ruhsatlarla çalışan fabrikalar. Bu bölge imara açık bir alan değil. İmar durumu, tarım alanı ve doğal alan olarak görünüyor. Sanayi ve imara kapalı olan bir alan. Bu bölgeye yakın olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi faaliyeti var ama kontrollü bir şekilde yapılıyor dedi.
‘DERENİN KİMYASAL İLE KİRLETİLEREK RENKLİ AKTIĞINI GÖRDÜK’
Derenin aynı zamanda 2 bin 160 hektar tarım arazisinin su ihtiyacını karşılayan Demirtaş Barajı’na döküldüğünü söyleyen Demir, OSB’deki fabrikalar Sanayi, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı prosedürlerine uyularak yapılan fabrikalar, kendi arıtma tesisi olan fabrikalardır. Burada fabrika faaliyetleri denetimden uzak, denetime tabi olmayan faaliyetlerdir. Derenin haftada 1-2 gün kimyasal ile kirletilerek renkli aktığını gördük. Yetkililerden, buralarda faaliyetlerin olmaması, ruhsatların verilmemesi ve bu fabrikaların buralardan kaldırılmasını istiyoruz. Burada tarım ve hayvancılığın devam ettirilmesini istiyoruz. Bu dere aynı zamanda Bursa’nın önemli bir kısmını sulayan, tarımsal sulama amaçlı kullanılan Demirtaş Barajı’nı besleyen derelerden bir tanesi. Kimyasal kirlilik bu dere aracılığı ile baraja ulaştığında, tarımsal faaliyetleri olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililerden bir an önce bu duruma müdahale etmelerini talep ediyoruz diye konuştu. (DHA)
]]>Olay, geçen 1 Şubat’ta Gebze ilçesinde bulunan Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) içerisindeki ABD firması olan Procter and Gamble (P&G) fabrikasının ana binasında meydana geldi. Saat 14.30 sıralarında üzerinde sahte bomba düzeneği ve 2 silahla fabrikaya giren eski çalışan İbrahim Yeşil, içeride bulunan 7 kişiyi rehin aldı. İbrahim Yeşil, sosyal medya hesabı üzerinden hedefinin İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu katliamları durdurması ve Mısır’a olan sınır kapısının açılması olarak açıklarken, emniyet güçleri ve saldırgan arasındaki müzakere yaklaşık 10 saat sürdü. Müzakerelerden sonuç alınmamasının ardından İbrahim Yeşil’in rehinelerin yanından ayrılıp tuvalete gittiği esnada operasyon için düğmeye basıldı. Herhangi bir çatışmanın yaşanmadığı operasyonda, saldırgan gözaltına alınırken rehineler de başarılı bir şekilde kurtarıldı.
DOĞUM GÜNÜ KUTLADILAR
Yaklaşık 10 saat süren operasyonda haberi alan rehinelerin aileleri fabrika önünde yakınlarına ulaşmaya çalıştı. Bir diğer yandan olayın sürdüğü sırada rehin alınan kişilerden birinin doğum günü olması sebebiyle daha önceden hazırlık yapan iş arkadaşları, saldırgandan doğum günü kutlamak için izin istedi. Saldırganın izin vermesi üzerine fabrika çalışanlarından birinin doğum günü kutlaması yapıldı. Daha önceden alınan pastaya koyulan mumlar üflenirken, arkadaşları doğum günü olan personeli kutladı. Saldırgan ise kriz sürerken sosyal medya hesabı üzerinden sık sık paylaşım yaptı.
‘O KAPININ AÇILACAĞINA İNANMIŞTIM’
Saldırgan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Kimsenin söylediğinin umurumda olmadığının farkındasınızdır umarım. İster deli, ister terörist, isterse hain olsun. O kapının açılacağına inanmıştım ifadelerini kullandı. Bir diğer paylaşımda ise, ‘Her ölüm, bir doğuma gebedir. Barışın doğumu ve barışın kapılarının açılması umuduyla’ ifadeleri yer aldı. Rehin alınanlardan birinin ise yakınına ‘Sizi çok seviyorum. Kurtarın bizi artık. İyi değilim, korkuyorum. Şarjım az. Sınır kapısı açılsın istiyor. Söyleyin açılsın yoksa çıkamayacağız’ dediği görüldü.
‘HEDEFİMİZ KARDEŞLERİMİZİ SAĞ SAĞLİM ORADAN ÇIKARMAKTI’
Saldırganın yakalanmasının ardından Kocaeli Valisi Seddar Yavuz açıklamalarda bulundu. Vali Yavuz, Olayın öğrenilmesinden itibaren valiliğimizin koordinasyonunda İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’nın da talimatlarıyla hassas bir müzakere süreci götürülmeye çalışılmıştır. Özellikle böylesi olaylarda rehinelerin can güvenliğinin sağlanması ve onlara zarar gelmemesi için titiz bir çalışma yürütülmüştür. Bu nedenle basın açıklaması tarzından özellikle uzak durduk. Hedefimiz öncelikle kardeşlerimizi sağ salim oradan çıkarmaktı. Nitekim bu süreci kıymetli emniyet mensuplarımız, istihbarat teşkilatımız olabilecek tüm bağlantılarıyla değerlendirerek bir çalışma gerçekleştirdi. Daha sonra da rehinelerin hiç birisine zarar gelmeksizin, küçük bir operasyonla etkisiz hale getirdik ifadelerini kullandı.
4 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Operasyonla gözaltına alınan İbrahim Yeşil, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 4 gün gözaltında olan Yeşil ile ilişkili olduğu değerlendirilen E.Y., A.K. ile U.A., emniyette işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan Yeşil tutuklanarak cezaevine gönderilirken E.Y. savcılık sorgusunun ardından, A.K. ve U.A. ise çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
OPERASYONUN DETAYLARI ORTAYA ÇIKTI
Operasyonun detayları da ortaya çıktı. İddiaya göre, müzakere sürecinde polisin ikna çabaları yetersiz kalınca fabrikaya saldırganın annesi getirildi. Annesiyle görüşmek istemediğini belirten Yeşil, 2-3 el silahla havaya ateş etti.
‘TUVALETE GİTTİ, POLİSE HABER VERİN’
Saldırganın tuvalete gittiği esnada rehinelerden birinin eşine Tuvalete girdi, lütfen hemen polise haber verin mesajı üzerine polis operasyon için düğmeye bastı. Diğer yandan polisin fabrika içerisinde bulunan kameralar ile saldırganı izlediği, tuvalete girdiği esnada operasyon yapıldığı da belirtildi. Hiç kimsenin burnunun dahi kanamadığı operasyonda saldırgan, ters kelepçe ile gözaltına alındı. Fabrikanın arka kapısından çıkarılan saldırgan, polis aracına bindirilerek Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürülerek sorguya alındı. (DHA)
]]>