İYİ Parti’nin, 13 Şubat’ta Antalya’da meydana gelen sel felaketi sonucu oluşan hasar ve zararların tespit ve telafi edilmesi, yurttaşların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi, mevcut altyapı eksikliklerinin tamamlanması ve Antalya’nın olası afetlere karşı güvenli hale getirilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis araştırma önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi, bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Öneri, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, şunları dile getirdi:
“ARTIK PANSUMAN VE PALYATİF ÇALIŞMALARLA BU YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ”
“Bu afetle bir kez daha gördük ki şehirlerimizin altyapısı yağmur sularını bile sorunsuz şekilde uzaklaştırmaya, vatandaşlarımızın can ve mal kayıpları yaşamasını önlemeye uygun değil. Bu afet bize şehirlerimizin eksik ve yetersiz olan altyapılarını tamamlamamız, yağış rejimine uygun bir şekilde yeniden inşa etmemiz gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde göstermiş oldu. Bir çok vatandaşımızı uzun zamandır emek verdiği tarladaki ürününü kaybetti. Bir çok vatandaşımızın evini kanalizasyon suyu bastı çünkü yağmur su kanallarıyla, kanalizasyon kanalları iç içe girmiş durumda. Bu sel ve afet gibi sürekli yaşadığımız kısır döngü haline gelmiş olaylara karşı kalıcı tedbirler almanın zamanı geldi, çoktan geçti bile. Günümüzde belediyeler altyapı gibi gözle görülmeyen ama hayati önem taşıyan yatırımlara gerekli kaynağı ayırmamakta daha çok oy kaygısıyla popülist alanlara yatırım yapmaktadır. Şehrin kanalizasyonu, atık su arıtma sistemi, yağmur sularını uzaklaştırma sistemi, mazgalların ve rögarların zamanında temizlenmemesi, dolan dere yataklarının yıllık bakımlarının yapılmaması, dere yatakları üzerinde yapılaşmaya izin verilmesi, çarpık kentleşme gibi hususlar yaşadığımız bu afetlerin başlıca sebebidir. Antalyamızda neredeyse her yıl benzer felaketler yaşanmaktadır artık pansuman ve palyatif çalışmalarla bu yapısal sorunlar çözülemez. Valiliğin koordinasyonunda büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, Devlet Su İşleri, Karayolları gibi bütün kurumların katılımı ile Antalya’daki bütün derelerin incelenmesi, dolmuş veya yapılaşma sebebiyle suyun akışına engel duruma gelmiş bütün derelerin regülatörlerin, ırmakların yılık kontrol temizlik ve ıslahının yapılması gerekmektedir. Şehirlerin imarı ve altyapısı yapılırken yağmurun ve sel sularının akış yönüne doğru planlanmalıdır.”
İYİ Parti’nin önerisi üzerine Saadet Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Hasan Ekici, şöyle konuştu:
“AFET YÖNETİMİNİ LİYAKAT SAHİBİ, EHİL KİŞİLER ÜSTLENMELİDİR Kİ BÖYLESİ ACI OLAYLARIN ÖNÜNE GEÇEBİLELİM”
“Başta Antalya Valiliği, Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü, Antalya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, bu işten sorunlu kamu kurumları neden gerekli uyarıları yeterli düzeyde yapıp gerekli önlem ve tedbirleri almadılar. Yaşanan felaket nedeniyle yaralanan, evlerini, işyerlerini su basan vatandaşlarımız var. Bu vatandaşlarımızın bir an evvel yaralarının sarılması gerektiğini önemle vurguluyoruz. Bölgede elektrik kesintilerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda gerekli çalışmalar acilen yürütülerek vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilmelidir. Herkes işini gerektiği gibi yapmak durumunda, afet yönetimini liyakat sahibi, ehil kişiler üstlenmelidir ki böylesi acı olayların önüne geçebilelim.”
DEM Parti Grubu adına söz alan Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp de şunları kaydetti:
“DEVLETİN İLGİLİ KURUMLARI ANTALYA’DA GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR”
“Geldiğimi noktada selden yaşam kaybının olması bir doğa olaylarında ziyade insani hataların sonucudur. Bu hatalar silsilesi artık sistematik hale getirilmiş ve normalleştirilmiştir. Devletin görevi yaşanan her felakette şaşırmak, ‘beklenenden çok daha büyüktü’ diye savunmaya geçmek değildir. Her ihtimali öngörerek ona göre önlemler almaktır ama sadece kağıt üstünde değil. AKP iktidarı 20 yılı aşkın bir süredir o kadar başka konulara odaklandı ki insan yaşamının önemi neredeyse son sıralara düştü. Devletin ilgili kurumları Antalya’da görevini yerine getirmemiştir Antalya Büyükşehir Belediyesi görevini ihmal etmiştir.”
CHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır ise şöyle konuştu:
“DAHA KAPSAMLI POLİTİKALARA İHİTİYACIMIZ VAR”
“Antalya Büyükşehir Belediyesi birimlerine 5 bine yakın ihbar ulaşmış olup büyükşehir belediyemiz afet kapsamında 506 araç, bin 670 personelle müdahalede bulunmuştur. Bin 600 aileye sosyal yardım yapmıştır. Yaşana bu sel felaketinde iklim değişikliğinin etkilerini görmekteyiz. Bu olağanüstü hava şartları gelecekte tüm dünyanın ve ülkemizin kaderi olacaktır. Bu kaderi yaşamamak adına daha kapsamlı politikalara ihtiyacımız vardır. Çiftçilerimizin zararlarının karşılanması çok acil ve elzemdir. Mülkiyet sorunu nedeniyle TARSİM’i olmayan çiftçilerimizin de mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir. Sigortalı ve sigorta kapsamı dışında kalan tüm zararların karşılanması elzemdir.”
İYİ Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
]]>DİSK Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik’e ait altın madeni alanında meydana gelen faciaya ilişkin bugün Basmane Meydanında basın açıklaması düzenledi. DİSK üyesi işçi ve emekliler adına basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuşmasında; “Erzincan İliç’teki altın madeni insanı ve doğayı katletmeye devam ediyor. Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu büyük bir felaket ile karşı karşıyayız” dedi.
Sarı, açıklamanın devamında şunları söyledi:
“ABD merkezli SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığıyla kurulan Anagold AŞ’ye bağlı madende 9 çalışanın kayıp olduğu resmi açıklamalarda yer aldı. Sayının artmasından endişe ediyor, kayıpların bu korkunç felaketten kurtulmuş olmasını diliyor, tüm işçilere ve bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“SİYANÜRLÜ ISLAK TOPRAĞIN FIRAT NEHRİNE DOĞRU GİTTİĞİNE DAİR BİLGİLER, ÇOK TEHLİKELİ BİR FELAKETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNDÜRMEKTE”
Öte yandan milyonlarca ton sülfürlü, siyanürlü ıslak toprağın Fırat nehrine doğru gittiğine dair bilgiler, çok tehlikeli bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Toprakta siyanür olduğuna dair uzmanların uyarılarına rağmen, kurtarma ekiplerinin uygun koruyucu donanımlarının olmadığına dair görüntüler, bu felakete yol açan zihniyetin aynen devam ettiğini göstermektedir. Emeğe, doğaya, akla, bilime zerrece önem vermeyen, sermayenin çıkarları ve buradan elde edecekleri rantlar dışında gözü hiçbir şey görmeyen bir zihniyetin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bir kez daha görülmüştür.
“YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN MADENİN KAPASİTE ARTIŞI YAPMASINA İZİN VERİLMİŞ”
Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında da siyanürlü solüsyon etrafa saçılmıştı. Bu felaketin ardından maden kısa bir süre kapalı kalmış ve para cezasıyla konu kapatılmış, maden apar topar yeniden açılmıştı. Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen madenin kapasite artışı yapmasına izin verilmiş, insanlarımız, başta Fırat nehri havzası olmak üzere doğamız pervasızca büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştı. Yıllardır bu konuda soruna dikkat çeken meslek odaları, çevre gönüllüleri, yerel halkın feryatları dikkate alınmamıştır.
“DEVLETİN DENETİM VE YAPTIRIMLARDAN SORUMLU KURUMLAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞ”
Devletin denetim ve yaptırımlardan sorumlu kurumlar etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış veya görev yapmaları bilinçli olarak engellenmiştir. Daha da ötesi, işçi sınıfının sırtındaki vergi yükünün arttığı bir dönemde bu şirketler vergi afları ve düzenlemeleri ile ödüllendirilmiştir.
“MADENLERİMİZİ EMPERYALİST TEKELLERE PEŞKEŞ ÇEKENLER BİLSİNLER İŞÇİ SINIFI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir.
“MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”
DİSK olarak öncelikle yaşanan katliamların hesabının sorulması, kamusal bir madenciliğin insan, çevre ve doğayla uyumlu yapılabilmesi, bu ülkenin refahı ve gelişmesine gerçekten katkı sunabilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Kayıpların akıbetinin mümkün olan en çabuk biçimde netleştirilmesi, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden bu felaketin etkilerinin azaltılması için eldeki bütün olanakların seferber edilmesini acil olarak talep ediyoruz. DİSK konunun takipçisi olmaya devam edecektir.”
]]>Atlas Sineması’nda gerçekleşen törende, esere katkısı olan kişi ve kurumlara ödülleri takdim edildi. Törende Anadolu Ajansından esere katkı sunan kameramanlar Osman Bakır ve Alican Ocak, muhabir Muzaffer Çağlıyaner ve Tunahan Akgün, foto muhabirleri Erçin Ertürk ve Murat Şengül ödül aldı.
Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, törende yaptığı konuşmada, insan yaşamının korku ve umut arasında sürdüğünü belirterek, “Acının ya da 6 Şubat’ın resmini çizebilecek bir kalem var mıdır acaba? 6 Şubat’ta yaşadığımız, asrın, yüzyılın felaketi diye ifade ettiğimiz bu büyük felaket, biz belediye başkanlarına ve yöneticilerine, korkuyla umut arasındaki çizgide, umuda dair çok şey yapmak için bir motivasyon, önemli, sürükleyici bir güç olmalı.” dedi.
Yaşanan acının ve kayıpların yanında yaşanan dayanışma nedeniyle Türk milletinin bir ferdi olmaktan büyük onur duyduğunu vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti:
“Bunun başlı başına bir umut kaynağı olduğunu ifade etmek isterim. Türk milleti ve Türkiye, deprem sabahı bütün dünyaya asrın felaketiyle karşılaştığını ama devlet millet el ele olduğunu, büyük bir devlet ve büyük bir millet olduğunu, asrın felaketinin açtığı yarayı, asrın dayanışmasıyla saracağını gösterdi. Elbette bunu gösteren, sizler, kalem sahipleri, televizyonlarda, gazetelerde bu büyük acıyı ve dayanışmayı bütün dünyaya duyuran ses oldunuz. Hepinizi kutluyor, tebrik ediyorum.”
Yıldız, kendisinin de depremin 3. günü Kahramanmaraş’a gittiğine işaret ederek, olası depremlere yönelik tedbirler alınması gerektiğinin altını çizdi.
“Haberciler, dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardı”
Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel de Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşattığı travmanın inanılmaz bir iz bıraktığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ama bu travmayı beraber, birbirimizle dayanışma içinde atlatmaya çalışıyoruz. Depremin ilk saatlerinden itibaren yaşananları kayıt altına alırken, bir taraftan da nasıl bir afet olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Haber akışı içinde yaşananları kayıt altına aldığımız o tarih, 6 Şubat. Yaşadıklarımızı, Sarsılma kitabıyla milli hafızamıza kazandırırken, aynı zamanda, tecrübelerimizin arşivlenmesine de katkı sağladık. Neslimizden nesillere çok kıymetli tecrübelerin kaydını bıraktık. Zor koşullarda görevini yapan meslektaşlarım aynı zamanda depremzede ve haberciydi. ‘Önce insanız’ diyerek ellerini taşın altına koydular. Dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardılar. Bu kitap ile tarihe not düştüler.”
Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Volkan Chih-Yang Huang ise etkinliğe davet edildiği için onur duyduğunu aktararak, “Geçen yıl bu zamanlarda arama kurtarma ekibimizle gece gündüz çalışarak, kurtarma operasyonunu desteklemek için Adıyaman’daydık. Unutulması güç, tarifi zor günlerdi. Sarsılma kitabını okuyunca oldukça duygulandım. Vefat edenlere rahmet diliyor, bir daha böyle bir felaket yaşanmamasını yürekten temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Tayvan tarafından yapılan yardımlara ilişkin merkezi ve yerel yönetimlerin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüklerinin altını çizen Volkan Chih-Yang Huang, yıl boyunca Hatay’ı 7, Adıyaman ve Gaziantep’i dörder, Kahramanmaraş’ı 2 kez ziyaret ettiğini söyledi.
Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Yalçın Eriş’in de kısa bir konuşma yaptığı etkinlikte depremle ilgili hazırlanan video da gösterildi.
]]>