Çınar Gazetesi, okuyucularını bilgilendirirken kaliteli içerik sunmayı hedefler. Çınar Gazetesi'nin asayiş haberleri, ülkede yaşanan güvenlik olayları ve polis tarafından yürütülen operasyonlar hakkında anlık bilgi sağlar. Çınar Gazetesi son dakika haberleriyle, özellikle gün içinde gerçekleşen önemli gelişmeleri hızlı bir şekilde okuyucularına ulaştırır. Çınar Gazetesi, finans alanında piyasaları ve ekonomik gelişmeleri takip etmek isteyenlere güncel veriler sunar. Çınar Gazetesi’nin magazin haberleri ise sanat dünyasında ve ünlülerin hayatında olup bitenleri merak edenler için önemli bir bilgi kaynağıdır.
Çınar Gazetesi, spor haberlerinde de geniş bir içerik sunarak, futbol, basketbol, voleybol gibi farklı branşlarda güncel haberlere yer verir. Çınar Gazetesi gündem haberlerinde ise hem ulusal hem de uluslararası önemli gelişmeleri derinlemesine ele alır. Çınar Gazetesi, tüm bu içerik ve başvuru kategorileriyle farklı ilgi alanlarına sahip olan okuyucularına zengin bir haber kaynağı sunar. Çınar Gazetesi, güvenilirliği ve kapsamlı haber anlayışıyla Türkiye’de önemli bir yere sahiptir ve geniş okuyucu kitlesiyle her gün daha fazla kişiye ulaşmaktadır.
]]>İSTANBUL – Sultangazi’de iddiaya göre market sahibi, otomobilini dükkanının önüne park eden bir kadını aracını biraz geriye alması için uyarınca taraflar arasında tartışma çıktı. Ortalığı birbirine katan kadın, gazete standını devirip kameraya el salladı. Kadın doldurma dolabını yumruklarken, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, 20 Şubat Salı günü Sultangazi’de yaşandı. İddiaya göre market sahibi Mahperi Yakacı, dükkanının önüne otomobilini park eden komşusunu, dükkanının önünün kapanacağını belirterek aracını biraz geri almasını istedi. Uyarı sonrası, ikili arasında tartışma çıktı. Kadın tartışma alevlenince ortalığı birbirine kattı. Marketin önündeki gazete standını deviren kadın, yerden aldığı gazeteleri esnaf kadına doğru fırlattı. Kameraya el de sallayan kadın dondurma dolabını yumrukladı. Tartışmaya kadının ailesi de dahil oldu. Taraflar arasındaki tartışma bir süre daha devam etti. Yaşananların sonrasında esnaf Mahperi Yakacı ve eşi Ali Yakacı’nın komşularından şikayetçi olduğu öğrenildi. Kadının ortalığı birbirine kattığı anlar ise kameraya yansıdı.
“Dondurma dolaplarına, gazetelere saldırdı”
Olayı anlatan Mahperi Yakacı, “Arabayı çekmişti kapının önüne çekti gitti. Ben çekerken gördüm. Koşarak gittim. ‘Arabayı çekme mal geliyor biraz geriye çek’ dedim. Bıraktı gitti. Bende peşinden gittim. Tekrar aynı şeyi söyledim. Çekecek yer yok iki arabanın arasından mal geçmez kamyondan çünkü meyve sebze gelecek diye. Akşamları bize meyve sebze geliyor. Bayağı gitti ve pis konuştu. Ben de karşılık verdim sonra o bana saldırdı. Sonra geldi dondurma dolaplarına saldırdı. Gazetelere saldırdı. Gazeteleri yoldan topladım. Yap yap kameralar var görüyor dedim. Gazeteyi aldı içeriye gelip suratıma fırlattı. Hepsi de kameralarda var. Ama yine pislik yapıp gelip arabayı kapıma çekiyor. Şu beyaz araba onun hala da bırakmaya devam ediyor. Bütün millet hep şikayetçi. Herkese bunları yapıyor” dedi.
Eşi Ali Yakacı ise olayın olduğu gün kendisinin orada olmadığını belirterek. “Biz geldiğimizde zaten olay bitme aşamasına gelmişti. Sonradan olayı anladım. Arkadaşlardan dinledim. Olayın olduğu gün bizim hanım dışarıya çıkmış. Bizim yandaki komşu arabasını çekmiş. Arabanı biraz geriye almasını söylemiş. Çünkü ürün gelecek ondan dolayı demiş. Bayan da demiş ki ‘ben geri çekmiyorum’. Ondan sonra biraz küfürlü bir şeyler konuşmuş bizim hanım da öyle olunca mecburen karşılık vermiş. Daha sonra olay büyüyor olay büyüdükten sonra annesi, babası geliyorlar buraya. Bizim dondurma dolabının camlarına vuruyor, gazeteleri falan deviriyor. Ondan sonra olay daha da büyüyor. Bizim komşular yandaki esnaflar olmasaydı belki de bizim hanımı dövebilirlerdi. O yüzden bunlardan bütün esnaflar olarak şikayetçiyiz zaten. O nedenle gerekenin yapılmasını istiyorum. Emniyete şikayette bulunduk, emniyette zaten gerekeni yapacağını söyledi. Bundan sonrası adalete kalmış bir şey” dedi.
“Kadına vurmaya çalıştı dondurma dolabını kırmaya çalıştı”
Camdan sesleri duyduğunu söyleyen Cansu Alkan, “Buradaki bakkalcı ablanın arkadaşı oluyor annem. Sesleri duyunca korkup aşağıya indim. Kadın sadece bu arabayı geriye çekmesini söylemiş. Geri al biraz mal gelecek demiş. Sen nasıl dersin bana böyle diyerek kocası da yoktu ablanın yanında. Kadına saldırdı benim yanımda. Ben de gördüm hatta kamera görüntüleri de var. Kadına vurmaya çalıştı dondurma dolabını kırmaya çalıştı. Kaç kişi o saldıran kadını tutmaya çalıştık ama tutamasaydık dövecekti kadını burada bayağı bir zarar vereceklerdi. Dükkanı bastılar içeriye kadar girdiler. Kadın yalnızdı.” dedi.
]]>Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, meslekte 55 yılı geride bırakan gazeteci-yazar ve senarist Avni Özgürel’le gazeteciliği ve hayatının dönüm noktalarını konuştu.
Özgürel, gazetecilikten senaryo yazarlığına geçişini, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve merhum MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’le olan ilişkisine kadar hayatının önemli kesitlerini aktardı.
Ailesinin, Balkan Savaşlarının ardından Bulgaristan’dan Anadolu’ya göç ettiğini, kendisinin de 1948’de Ankara Altındağ’da dünyaya geldiğini belirten Özgürel, lisedeki edebiyat öğretmeni ve aynı zamanda Nihal Atsız’ın kardeşi olan Nejdet Sançar’ın sürekli kompozisyonlar yazdırıp, yarışmalara sokarak gazeteciliği tercih etmesinde önemli bir figür olduğunu dile getirdi.
Özgürel, UNESCO çerçevesinde düzenlenen uluslararası bir yarışmada üçüncü olduğunu belirterek, “Eğer bu mesleği yapıyor ve elimde kalemle dolaşıyorsam edebiyat öğretmenimin emekleri sayesinde. O dönem gazeteleri dolaşmış, ‘Bakın bu öğrencimiz UNESCO’dan derece aldı, Türkçesi, dili güzel.’ diye beni taltif edip, ‘Ona yazılar yazdırabilirsiniz.’ diye öneride bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.
Ulus gazetesinde mesleğe başladığını, ilk olarak edebiyat, kültür sanat, sergiler üzerine yazı ve haberler hazırladığını anlatan Özgürel, daha sonra Yeni İstanbul gazetesine geçtiğini aktardı.
Sonrasında Dünya gazetesinde mesleğine devam ettiğini dile getiren Özgürel, şöyle konuştu:
“Sonra Abdi İpekçi Milliyet gazetesine çağırdı ve o vesileyle İstanbul’a geldim. Milliyet, o dönem ekonomik olarak zor durumdaydı ama Abdi Bey’in tecrübesinden istifade etmek için geldim. Milliyet’te Abdi Bey’in desteğine rağmen 4-5 ay kalabildim. Gazeteden tek aldığımız öğle yemeğiydi. Abdi Bey’in öldürülmesinin ardından da Milliyet satıldı. Sonra tekrar Ankara’ya döndüm ve Dünya, Adalet, Son Havadis gibi gazetelerde çalıştım. İleriki yıllarda dönüp tekrar bir süre Milliyet’te çalıştım.”
“Türkeş Bey beni teselli etti”
Özgürel, 12 Eylül askeri darbesi olduğunda MHP’yi destekleyen Hergün gazetesinin Ankara temsilcisi olduğunu ifade ederek, darbenin ardından gazetenin kapatıldığını ve kendisinin de gözaltına alınıp sonrasında yargılandığını kaydetti.
Bu dönemde tutuklanan siyasi liderlerden Alparslan Türkeş’in, kendisini tedavi gördüğü Ankara Mevki Askeri Hastanesine görüşmeye çağırdığını dile getiren Özgürel, şunları anlattı:
“Hastaneye gittiğimde acı veren bir tabloyla karşılaştım. Ayağından hastane yatağının sütununa kelepçelenmiş. Ağlamaklı olmuştum. Türkeş Bey beni teselli etti. Bana ‘Bizim sesimizi, soluğumuzu kestiler. Bize bir gazete çıkar.’ dedi. Ben, ‘Bu ortamda bize gazete çıkarma şansı vermezler.’ deyince ‘Haftalık, ne olursa olsun, isterse teksirle…’ dedi. ‘Emredersiniz.’ deyip çıktım. Gazeteci İlnur Çevik’in babası İlhan Çevik’e gittim. Matbaaları vardı ve Daily News gazetesini çıkarıyorlardı. İlhan Bey, ‘Kağıdını getir basayım.’ dedi. Eski milliyetçi insanlardan, oradan, buradan toparladığımız paralarla biraz kağıt aldık ve rahmetli Erol Güngör’ün başyazarlığında Yeni Sözcü isminde haftalık gazeteye başladık. Bütün milliyetçi kesimin ağabey dediği Galip Erdem de yazılarıyla dergide yer aldı.
İlk sayısıyla birlikte gazete bir anda tırmandı ve 40 bine kadar çıktı. Millet destek olmak için mektupların içerisinde para gönderiyordu. Vatansever bir insan olan Ankara Sıkıyönetim Komutanı rahmetli Recep Ergun paşanın çabalarına rağmen Milli Güvenlik Kurulu Konseyi’nin baskısıyla gazeteyi 27 hafta çıkarabildim. Hem sahibi hem de sorumlu yazı işleri müdürü olduğum için son 8-10 sayısında sürekli gözaltı, ifadeler, davalarla uğraştım.”
Senaryo yazma serüveni tarih diziler ve belgesellerle devam etti
Gazetenin kapatılmasının ardından iki seneye yakın işsiz kaldığını aktaran Özgürel, Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası’nda görev yaptığı dönemden tanıştığı Turgut Özal’ı başbakanlığı döneminde ziyaret ettiğini söyledi.
Özgürel, Bulgaristan göçmeni bir aileden geldiği için o dönem Türklere yönelik baskıları yakından takip ettiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Hatta daha önce kaçak olarak gidip tutuklanmıştım. Turgut Bey, Bulgaristan’daki Türklere yönelik baskıları senaryo olarak yazmamı istedi. ‘Anladığım bir iş değil.’ deyince o dönemki TRT Genel Müdürü Tunca Toskay’ı arayarak ‘Avni’ye senaryo bilen birisini ve bir yönetmen gönder.’ dedi. İki ay zarfında TRT için Bulgaristan’daki Türklerin dramını anlatan 4 bölümlük Belene dizisini yazdım. Belene, Tuna Nehri üzerinde bir ada ve toplama kampı. Türkleri oraya götürüyorlar. Bir toplama kampında yaşanabilecek her türlü eziyet orada var. Dizi nedeniyle Bulgaristan Türkiye’yi protesto etti. Bir süre durdurdular yayını. Sonra Turgut Bey baktı ki oradaki Türklerin üzerindeki baskı artarak devam ediyor, dizinin devamına karar verildi. Hatta dönemin Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz, TBMM’deki bir konuşmasında ‘Yarın TRT bu diziyi yayınlayacak, haberiniz olsun.’ dedi. Ertesi gün de dizi yayınlanmaya başladı.”
TRT’nin o dönemki ücret standartları nedeniyle bu işten cüzi bir para aldığını anlatan Özgürel, bu duruma üzülen Turgut Özal’ın kendisine yardımcı olmaya çalıştığını kaydetti.
Özgürel, sonrasında şirket kurduklarını ve ilk olarak başrollerinde Mehmet Aslantuğ, Osman Yağmurdereli ve Erol Taş’ın oynadığı “İz Peşinde” dizisini yazdığını söyledi. Özgürel, senaryo yazma serüveninin Kösem Sultan’ı anlatan “Mahpeyker” ve diğer tarih dizileri ile belgesellerle devam ederek bugüne kadar geldiğini anlattı.
Bugün imtiyaz sahibi olduğu Yeni Birlik gazetesinde yazılar yazıp film çalışmalarına devam eden Özgürel, gençlere “Bizim gençlerimiz biraz daha dünyaya ilgili olur ve bakarlarsa kendi ülkelerinin tahmin ettikleri kadar sıkıntı içerisinde olmadığını görürler. Elbette eleştirmek lazım ama Türkiye’yi bir yaşamak, gezip görmek lazım. Doğusu, güneydoğusuyla halkı, insanları gördükçe daha çok gayret sarf etmemiz gerektiğini bileceksiniz.” tavsiyesinde bulundu.
]]>Basın İlan Kurumundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Genel Müdür Cavit Erkılınç, Afyonkarahisar’da düzenlenen 32. Dönem 5. Genel Kurul Toplantısı’nda, nitelikli yayınların haklarını ve sektördeki istihdam olanaklarını korumayı sürdüreceklerini belirtti.
İletişim alanının dışındaki fakültelerden mezun ancak bu alanda yüksek lisans veya doktora yapmış olanları fikir işçisi kadrosuna doğrudan dahil etmeyi hedeflediklerini aktaran Erkılınç, “Böylece eğitim seviyesi, beşeri sermayesi yüksek fikir işçilerinin gazetecilik yapmasını sağlayarak, daha kaliteli ve özgün içerik üretilmesini arzuluyor, sahadaki ‘Çalıştıracak personel bulamıyoruz’ söylemine de gerçekçi bir çözüm sunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber sitelerinin gayretleri ödüllendirilecek
Erkılınç, ikamet şartı, köşe yazıları, bekleme süresi, internet haber sitelerinin devri ve alan adlarının değişikliğine dair yönetim kurulu tekliflerine ilişkin şunları kaydetti:
“Genel kategoride yer alan internet haber sitelerinin, Türkiye’nin herhangi bir ilinde ikamet eden 4 fikir işçisini kadroya almalarına imkan tanıyoruz. Köşe yazarı kavramının içini boşaltmaya yönelik, herhangi bir toplumsal mevzuda fikir sunmayan, güncellikten ve günlük hayattan uzak, neredeyse tamamı alıntılardan oluşan yazılara yönetmelikle ‘dur’ diyoruz. Kadro ve haber sayıları yüksek olduğu için bekleme süresini 6 ay içinde tamamlamak isteyen internet haber sitelerinin gerçekleştirmeleri zorunlu kılınan 4 katı asgari tekil ziyaretçi sayısını 2 kata düşürüyor ve sayfa görüntüleme sayısını da 2 kat olarak belirliyoruz. Düzenlemelerle yaklaşık bir yıldır büyük emek harcadıklarını yakından gözlemlediğimiz internet haber sitelerimizin gayretlerini ödüllendirmeyi düşünüyoruz.”
Haber sitelerinin devrini ve alan adı değişikliğini kolaylaştıracak düzenleme
Resmi ilan yayımlama hakkını haiz veya bekleme süresinde internet haber sitesi bulunmayan Bayburt, Çankırı ve Iğdır’da dijital yayıncılık sektörünün canlanması ve ilave istihdam oluşmasını teminen bekleme süresinin 6 aya indirileceğine değinen Erkılınç, bulundukları illerde marka bilinirliği yüksek haber sitelerinin sisteme dahil edilmesi amacıyla, resmi ilan yayımlama hakkı bulunan internet haber sitelerinin devredilmesi ya da alan adlarının değiştirilmesine dair 2 yıl olan kısıtlamayı 1 yıla düşürdüklerini aktardı.
Yardım ve destekler yeniden düzenleniyor
Erkılınç, bu yıl fonlar arasında geçiş yapmak suretiyle gazeteci derneklerine 700 bin, azınlık gazetelerine ise 300 bin lira maddi kaynak aktarımı yapılmasının genel kurulun oylarına sunulduğunu, basın mensuplarının talepleri doğrultusunda faizsiz borç para miktarının 12 bin liraya yükseltileceğini, gazete işletmelerine verilen kredi desteğinde ise faiz oranı değişikliğine gidileceğini belirtti.
Bir gazeteciler cemiyetinin deprem bölgesindeki basın kuruluşlarının sorunları konusunda hazırladığı rapordaki isnatları değerlendiren Erkılınç, gazetelerin veya gazetecilerin, eleştiri içeren, sorunları gündeme getiren içerikler ürettiklerinde resmi ilan kesintisi ile karşı karşıya kaldıklarının ve resmi ilan verilmemekle tehdit edildiklerinin iddia edildiğine dikkati çekti.
Erkılınç, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde resmi ilanların dağıtımını gerçekleştiren tek merci vardır, o da Basın İlan Kurumudur. Dolayısıyla bu haksız, akıldan ve izandan yoksun suçlamaya, raporu muhatap aldığımdan değil ancak sizleri ve kamuoyunu aydınlatmak adına maddeler halinde cevap vermek istiyorum. Birincisi, 6 Şubat depremlerinden sonra bölgedeki yayınlarımıza yönelik hiçbir şekilde denetleme ve inceleme yapılmamıştır. İkincisi, deprem öncesinde gerçekleşen ve mutlak suretle yaptırım gerektiren 10 yayınımıza ait ihlal dosyalarının tamamı, 11 Temmuz 2023 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla herhangi bir müeyyide uygulanmadan kaldırılmıştır. Üçüncüsü, işlemsiz kaldırılan dosyaların dışında, bölgedeki 29 yayınımızın ihlal dosyaları önce süresiz ötelenmiş, sonrasında ise gerçek manada depremden etkilenmeyen iki ilimizdeki 11 gazeteye işlem yapılmıştır. Kurumumuz hiçbir döneminde yaptırım heveslisi olmamış, müeyyide peşinde koşmamıştır.”
]]>“Işık” adıyla 1918’de kurulan gazete, 6 Haziran 1925’ten itibaren Yeşilgiresun adını aldı.
Sahibi, sorumlu müdürü ve başyazarı Nuri Ahmet Çimşit tarafından, 1928’e kadar Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi ile karma olarak haftalık basılan gazete, bu tarihten sonra Türkiye Türkçesi ile yayın hayatını sürdürdü.
Sanattan spora birçok yazı ve haberi sayfalarına taşıyan gazete, 14 Mayıs 1974’te Hasan Öğütçü tarafından satın alınmasından bir yıl sonra faaliyetine günlük devam etti.
Yaklaşık bir asırdır okuyucularla buluşan gazete, haber içeriğinin yanı sıra günümüzde tarih meraklılarınca da ilgi görüyor.
Kent tarihiyle ilgili çalışma yapan kurumlar, akademisyenler ve öğrencilerin ilk başvurduğu yerler arasında olan Yeşilgiresun gazetesinin arşivi, dijital ortama aktarılmaya başlandı.
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Egemen Öğütçü, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli mücadeleye katkı vermek için yayınlar yapan Işık gazetesinin, Cumhuriyet’in kurulmasıyla Yeşilgiresun adını aldığını söyledi.
Dedesi Hasan Öğütçü’nün gazeteyi satın almasıyla çocukluktan itibaren kurduğu gazetecilik hayalini gerçekleştirdiğini anlatan Öğütçü, gazetenin hiçbir zaman kapanmadığını, bazı yıllarda matbaa ve işçi gibi sorunlar dolayısıyla aksaklıklar yaşandığını kaydetti.
Öğütçü, “Dedem satın aldıktan sonra burayı güncelliyor, o zaman çevre illerde bile olmayan yeni bir dizgi makinesiyle baskıya başlıyorlar. Şu an neredeyse 50 yıl olacak, Öğütçü ailesinde gazete basılmaya devam ediyor.” dedi.
Gelecek yıl gazetenin 100. yaşını kutlayacaklarını dile getiren Öğütçü, Işık gazetesi de baz alındığında bu tarihin daha da geriye gittiğini belirtti.
“Bu hafıza bizim ve Giresun için çok önemli”
Öğütçü, Yeşilgiresun gazetesinin Giresun’un hafızası olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Giresun’da birçok kurumun elinde olmayan, unuttuğu bilgiler Yeşilgiresun’da var. Bu hafıza bizim ve Giresun için çok önemli. Biz de elimizden geldiği kadar koruyoruz. Dijitalleştirme anlamında çalışmalara devam ediyoruz. 1925 ve 1950 arasındaki arşivi tamamen taradık, hatta birinci sayfalarını da internet sitemizden de isteyenler bulabilir. Tabii diğer yılları da dijitale aktarma anlamında kendi çabalarımızla devam ediyoruz.”
Tarihçilerin ve akademisyenlerin yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını ifade eden Öğütçü, “Biz bazen akademisyenleri geri çevirmek zorunda kalıyoruz çünkü eski, özellikle Osmanlıca olan arşiv yıpranmış durumda, o nedenle dijitalleşmeyi hızlı yapmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Tarihteki en önemli gündemler fındık fiyatı, hastane ve yol”
Egemen Öğütçü, arşivlere bakıldığında Giresun’un en önemli gündeminin günümüzdekine benzediğini belirterek, “Gündemler fındık fiyatı, hastane ve yol. 1920’lerden devam ederek hep aynı.” ifadelerini kullandı.
Yeşilgiresun gazetesinin, 1930’da “Şehir hastanesi istiyoruz” kampanyası başlattığını kaydeden Öğütçü, “Ciddi de bir kamuoyu oluşmuş. Bunun yanında fındık bayramları var. Üretici birliklerimiz günümüzde ‘fındığı pazara erken indirmeyin’ gibi söylemler kullanıyor, bu 1930’da da aynıymış.” dedi.
Öğütçü, Yeşilgiresun’un önemli bir marka olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gazete denilince akla gelen ilk Yeşilgiresun oluyor. Sosyal medyada da bu şekilde. Basılı gazete için gelecekte çok da güzel günler görünmüyor. İnsanlar birçok haberi sosyal medya üzerinden alıyorlar, orada haber ihtiyacını insanlar anlık karşılıyor, tabii ki bu sefer gazetelerde özel haberler yapmanız lazım. Biz de hemen hemen her gün özel haberlerle okuyucularımızı bilgilendirmeye çalışıyoruz. Her gün en az bir köşe yazarımız var, bu şekilde devam etmeye çalışıyoruz.”
]]>