Bakan Tunç, AK Parti Sinop Belediye Başkan adayı Yakup Üçüncüoğlu’nun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Proje Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de gerçek belediyeciliğin temellerinin 1994 yılında atıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da temellerini attığı gerçek belediyeciliğin bütün ülkeye yayıldığını dile getiren Tunç, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız 1994 yılında suları akmayan, Haliç’in kenarından kokudan geçilmeyen, yaşanılamaz hale getirilmiş bir İstanbul’u devraldı. Dört buçuk, beş yıl gibi kısa bir sürede yaşanılır hale getirdi. İşte gerçek belediyecilik oradan doğdu.” diye konuştu.
AK Parti’nin masa başında, birkaç kişinin bir araya gelip, “Haydi, bir parti kuralım, amblemini belirleyelim, milletten oy isteyelim.” diye siyaset mühendisliği yapılarak değil, milletin talebiyle kurulduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“AK Parti’nin kurulmasının sebebi de işte bu gerçek belediyeciliktir. O gerçek belediyeciliğin daha sonra merkezi hükümetle de icraat hamlesi 81 vilayetimize yayılmış ve 22 yıldan bu yana da AK Parti’nin eser ve hizmet siyaseti olarak devam etmektedir. 2002’den bu yana ülkemizin her köşesine ayrım yapmadan hizmet götürdük. 22 yıldan bu yana hep ‘önce insan’ dedik. Siyasetimizin merkezinde hep insan vardı. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ derken bunu sadece bir slogan olarak söylemedik. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, insanımızı güçlendirmek için çok çalıştık. ‘Her alanda insan güçlü olacak’ dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık.”
AK Parti iktidarında Türkiye’deki temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin birer birer kaldırıldığını belirten Tunç, şu değerlendirmede bulundu:
“Temel hak ve özgürlüklerin önüne engel koymak isteyenlerin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar, 15 Temmuzlar, 12 Eylüller, 27 Mayıslar yaşanmasın diye demokrasimizin standartlarını yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Anayasa’mızda gerçekleştirdiğimiz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları Anayasa’mızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu, bilgi edinme hakkı diye bir hak yoktu. Bunların hepsini 22 yılda milletimizin onanıyla gerçekleştirdik.”
Adalet Bakanı Tunç, “bir daha bu ülkede darbe olmasın, vesayetçi anlayış ikide bir devreye girip de millet iradesinin önüne taş koymasın” diye yaptıkları reformları anlattı.
Bakan Tunç, Türkiye’de muhalefet belediyelerine de eşit hizmetin gittiğini ancak, AK Parti belediyelerinin başarılı kılanın payların doğru projelere aktarılması olduğunu dile getirdi.
Payların yanı sıra ilave projeler üreterek ilin milletvekiliyle bakanıyla uyumlu bir şekilde çalışılmasının da bir diğer başarı unsuru olduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“İşte Sinop’ta da inşallah bunu göreceğiz ve gerçek belediyeciliğin nasıl olduğunu Sinoplu hemşehrilerimiz de yaşayarak görmüş olacaklar. Gerçek belediyecilik katılımcı bir belediyeciliktir. Herkesin görüşlerine saygı duyar, herkesi dinler. Mahalle meclisleri, halk meclislerinde vatandaşların, hemşehrilerinin ne istediğine bakar. Sivil toplum kuruluşlarını dinler. Muhtarları dinler. Şehri için ne istiyor ona bakar. Gerçek belediyecilik erişilebilir bir belediyeciliktir. Belediyeye gittiğiniz zaman hemen kapıda karşılanırsınız. Problemini sorarsınız. İşte beyaz masa denilen projeler arasında var. Bir vatandaşı dinlersiniz. Vatandaş çayını içerken problemini anlatır. Gerçek belediyecilik hem dijitalden hem de gerçek olarak erişilebilmektir. Telefonla aradığınızda bir belediyeyi, şurada bir sorun var dendiğinde o telefona cevap verecek bir belediye görevlisi hemen o soruna müdahale eden bir belediyeciliktir.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da Uğur Mumcu Mahallesi sakinleri ile bir araya geldi. Murat Kurum’a kentsel dönüşüm toplantısında; Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
“Hiçbir sözümüzü sümen altı yapmayacağız”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Uğur Mumcu Mahallesi’nde gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Mahalle sakinleri ile bir araya gelen Kurum, “Biz bugün buraya alnımız açık geldik. Çünkü verdiğimiz bütün sözleri yerine getirmiş olmanın özgüvenine sahibiz. Hamdolsun, hiçbir sözümüzün altında kalmadık. Bizim mazimiz aydınlıktır. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. İşte, bizim aynamız da bizim işlerimizdir. Geçmişte ortaya koyduğumuz başarılardır. Bizim kimliğimiz; sözümüz senedimizdir.” sözleriyle konuşmasına başladı. Kurum; Kartal Orhantepe Millet Bahçesi, Çavuşoğlu Millet Bahçesi, Orhantepe kentsel dönüşüm süreci, Kartal’da 20 bine yakın konutun kentsel dönüşüme alınması gibi hizmetlerini hatırlatarak; “Bugün de buraya, sizin de ifade ettiğiniz gibi, ‘Murat Kurum söz verirse yapar’ güveniyle, inancıyla geldik.” dedi. 6 Şubat depreminin ardından, depremzedeler için durmaksızın çalıştıklarını ifade eden Kurum, “Üç ayda, 11 ilimize 180 bin konutun inşasını başlattık ve 15 gün önce de konutlarımız teslim edilmeye başladı.” diyerek; “Bu anlayışla, 1 Nisan’dan sonra da benim ağzımdan bir söz duyuyorsanız, o söylediğimiz projemizi, hayalimizi, her sözümüzü yerine getireceğiz. Hiçbir sözümüz askıda kalmayacak, hiçbir sözümüzü sümen altı yapmayacağız” dedi.
“Bir otobüs koymaktan acizler, olana bari mani olmayın”
Mevcut İBB yönetiminin kentsel dönüşüm sürecinde vaatlerini yerine getirmediğine değinen Kurum, “Biz, İstanbul’a, İstanbullu kardeşlerimize, Gerçek Belediyecilik vaat ediyoruz. Sözlerin unutulduğu, belediye dışında başka işlerin peşinde koşulduğu bir belediyecilik vaat etmiyoruz. Milletin zor anında burada olan, İstanbul’la ilgilenen, Kartal’ın, Orhantepe’nin sorunları için irade ortaya koyan bir belediye başkanı olmaya adayız. Biz, 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizin ve her evin evladı olmaya, muradı olmaya talibiz. Bu anlayışla çalışacağız. Toz pembe bir tablo çizerek mevcut CHP’li belediyenin yaptığı gibi aldatan ve aldanan bir belediyecilik yapmıyoruz. Gerçek sorunlardan, gerçek çözümlerden bahsediyoruz. Nasıl yapılacağını Ekrem Bey’e öğreteceğiz” diye konuştu.
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’un sorunlarının farkında olmadığını belirten Kurum, “Bir sorunu çözmenin ilk adımı, o sorunun varlığını kabul etmektir. Vatandaşın içine bir çık. Orhantepe’de milletin ne sorunu var, milletin ne ihtiyacı var, Orhantepe senden ne bekliyor, Orhantepe’de bundan önce Kadıköy’e giden otobüs şimdi niye yok? Gel de bir otobüse bin, metrobüse bin, millet ne çile çekiyor bir bak. Gelemezler, yüzleri yok, heybeleri boş. Biz, 1 Nisan sabahı göreve geldiğimizde Uğur Mumcu Mahallesi’nden, Kadıköy’e otobüsü göndereceğiz. Bir otobüs koymaktan acizler. Bir otobüs koyamaz mı insan? Olana bari mani olmayın” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyeciliğin neferleri artık sahaya çıkmıştır”
Kentsel dönüşüm sürecinin bir an önce başlaması gerektiğine dikkat çeken Kurum, “İstanbul bir deprem şehridir. Biz geçmişte depremlerden dolayı çok acı tecrübeler yaşamış, nice acı hatıralar biriktirmiş bir milletiz. Son bir asırda 133 bin canımızı depremlerde yitirdik. Tedbir alınmaz, ihmal edilirse, neler olacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz” şeklinde konuştu.
Kurum, afetlere dirençli bir İstanbul inşa edeceklerini söyleyerek, sözlerine, “Bu güzel şehirde 39 ilçemiz var. 7,5 milyon evimiz ve işyerimiz var. Tam 1,5 milyon yuvamız şu anda sağlıksız durumda. 600 bin yuvamızın acilen, bir dakika bile beklemeden dönüşmesi gerekiyor. Ama İstanbullular şunu çok iyi biliyor: Gerçek belediyeciliğin neferleri artık sahaya çıkmıştır. Bizler; annelerimizin, yavrularımızın umutlarını asla boşa çıkarmayacağız; İstanbul’u el ele hep birlikte dönüştüreceğiz. Biz, İstanbul’umuzda bu gerçeği görerek, İstanbul’daki her bir hemşehrimize ‘Afetlere Dirençli bir İstanbul’ vaat ediyoruz. Risksiz İstanbul vaat ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“5 bin 833 lira taksitle vatandaşlarımız dönüşümünü hızlı bir şekilde gerçekleştirecek”
İstanbul’un 39 ilçesinde toplamda 650 bin yeni konut inşa edeceklerini yineleyen Kurum, “Yeni güvenli, huzurlu yuvalarımızın 300 binini KİPTAŞ eliyle yapacağız. Yine bu konutlardan 100 binini; evi dönüşüme girecek yuva sahiplerine çok düşük fiyatlarla kiralayacağız. Bu konutlar kesinlikle satılmayacak. ‘Yarısı Büyükşehir’den’ diyerek, evini KİPTAŞ’la dönüştürenlere 700 bin lira hibe desteği vereceğiz, 700 bin lira da kredi desteği vereceğiz” dedi.
Murat Kurum, riskli konutlarda oturanların, yeni evlerine nasıl kavuşacaklarına ilişkin, “Vatandaşımızın ödemeleri konutun bitiş tarihinde başlayacak. İlk yıl faizsiz sabit taksitle, sadece 5 bin 833 lira taksitle, evin büyüklüğüne göre vatandaşlarımız dönüşümünü hızlı bir şekilde gerçekleştirecek. Bununla da kalmayacağız, tam 100 bin lira taşınma yardımı vereceğiz. İşte bu kampanyanın 15 Nisan’da başvurularını almaya başlayacağız. ve İstanbullulara hızlı bir şekilde konutlarını teslim edeceğiz” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu’nun ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ açıklamasını hatırlatan Kurum, “CHP’li yönetim şunu söylüyor: ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diyor. İstanbul deprem şehri, vatandaşımız huzursuz bir şekilde evinde oturuyor ve diyorlar ki konutların yapılmasına gerek yok. Ne yapacağız peki? Milletimiz riskli binalarda otursun biz de izleyelim mi yani? Belediyecilik bu mu yani? Onlar ne derse desin, biz milletten tarafa olacağız” diye konuştu.
“Vatandaşımızın imar planındakini beklentisini karşılayan tarafta olacağız”
Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki vatandaşların kentsel dönüşüm beklentilerinin farkında olduklarını söyleyen Kurum, “Haklı olarak, buradaki kardeşlerimiz de sağlam, dayanıklı binalarda, modern ve konforlu konutlarda yaşamak istiyorlar. Bizler de çok sevdiğimiz Kartal’ımızın bizden beklentilerine, taleplerine cevap vereceğimizi ifade ediyoruz. Öncelikle Uğur Mumcu Mahalle’mize bir kentsel dönüşüm ofisi kuracağız. Sizlerin taleplerini not edeceğiz. İmar planlarını vatandaşımızın dönüşümünü sağlayabilmesi amacıyla, bugünkü yönetmeliklerden ve mevzuattan kaynaklı o eksiklikleri giderecek yeni imar planını yaparak öncelikle başlayacağız” dedi.
Kurum, kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşın daima yanında olacaklarını belirterek, “Uğur Mumcu Mahallesinde yaşayan kardeşlerimiz dönüşüme girmek istiyorsa, müteahhitle anlaşmış ise biz onun yanında olacağız. KİPTAŞ eliyle dönüşümüzü yapmak istiyoruz derlerse, biz el ele vereceğiz ve Uğur Mumcu’nun dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Hem maddi destek sağlayacağız, hem kredi desteği sağlayacağız, hem taşınma ve kira yardımı desteği sağlayacağız, hem de vatandaşımızın imar planındaki beklentisini karşılayan tarafta olacağız. Hep birlikte kararı vereceğiz ve o kararı kısmi emsal artışı ile birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.
Kartal için hayata geçirecekleri diğer projeleri de aktaran Kurum, “Çavuşoğlu Sanayi Sitesi’nin taşınması hususunda her türlü çalışmamızı hızlıca tamamlayacağız. Yapımına başladığımız Taşocağı Millet Bahçesi’ni en kısa sürede Kartallı kardeşlerimizin hizmetine sunacağız. Tekel arazisi içerisinde kalan lojman alanına yeni bir millet bahçesi kazandıracağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>“ADANA’YI MALUM ELLERDEN ALMAYA HAZIR MIYIZ?”
Erdoğan, ilk uçuşunu gerçekleştiren yerli savaş uçağı KAAN’dan bahsederek “Türkiye adeta destan yazıyor. Dünyada söz sahibi olduk. Milli muharip uçağımız KAAN ilk uçuşunu başarı ile gerçekleştirdi. 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Şimdi uçak modelimizin bir üst segmentini yapacağız. Yeni müjdelerimiz yolda. Dostlarımız güven duyarken rakiplerimiz endişeye kapılıyor.” İşte Erdoğan’ın Adana’daki konuşmasından öne çıkanlar:
“Adana’da şu anda meydanda 75 bin kişi var. Adana’yı malum ellerden almaya hazır mıyız? Adana, eser ve hizmet nasipsizlerini sırtında taşır mı? Adana’nın gerçek belediyeciliğe olan hasretini dindirmeye az kaldı. Geçtiğimiz mayıs ayındaki seçimlerde verdiğiniz destek için siz teşekkür ediyorum. 31 Mart’ta Adana sandıklarını patlatarak gerçek potansiyelini ortaya çıkaracaktır.
“ŞAİBELİ PAZARLIKLARLA SEÇİM KAZANMA PEŞİNDELER”
Muhalefet birbirleriyle uğraşmaktan, parti için kavgalardan fırsat bulamadıkları için başka bir konuyla ilgilenemiyorlar. Şaibeli pazarlıklarla seçim kazanma peşinde koşuyorlar. Kendi seçmenleri başta olmak üzere milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek bir cendereye sıkıştırmak isteyenlere milletimiz dersini verecek ben inanıyorum. Biz Türkiye Yüzyılı diyoruz onlar birbirlerinin kuyusunu kazıyor. Adana kendi iradesini çantada keklik kabul edenlere yol vermez. CHP yönetimi bu ülkenin muhalefet enerjisini sömürüp işe yaramaz hale getirmektedir.
Yıllar önce başlattığımız projeler bugün hepimizin iftihar meselesi olan uçaklara, tanklara, gemilere, füzelere dönüşüyor. Türkiye, savunma sanayi alanında adeta bir destan yazıyor. Bugün 34 farklı ülkenin semalarını Türk İHA ve SİHA’ları koruyor. İHA ve SİHA’lar ile dünyada ilk 3 ülkeden biriyiz. Güçlü savunma sanayii ile dünyada söz sahibi olduk. Geçtiğimiz günlerde KAAN ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. KAAN ile 5. nesil uçak üretebilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Tüm dünya KAAN’ı konuşuyor. Bizdeki mankurtlaştırılmış zihinler KAAN’a bakınca kalorifer peteği, süpürge sapı görüyor. Ama Asya’dan Afrika’ya yüz milyonlar, güçlenen Türkiye görüyor.
“UÇAK GEMİMİZİN BİR ÜST SEGMENTİNİ YAPACAĞIZ”
Bu gurur 85 milyon olarak hepimizin. Önümüzdeki yıllarda daha modernini, daha güçlüsünü ve ilerisini yapacağız. Uçak gemimizin bir üst segmentini yapacağız, Deniz Kuvvetlerimiz var gücüyle çalışıyor. Türkiye’nin başarıları bizim azmimizi artırırken dost ülkelere örnek oluyor. Türkiye’yi her alanda güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz.
AK PARTİ ADANA ADAYLARI BELLİ OLDU
Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl sahibi herkes kabul edecektir. Adana’ya 21 yılda 279 milyar liralık yatırım yaptık. Adana, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün lokomotifliğini üstlenecektir. Adana’da TOKİ vasıtasıyla 18 bin 400 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. Adana’yı yerel yönetimlerle de hak ettiği hizmetlere kavuşturacağız.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması sonunda açıkladığı Adana büyükşehir belediye ve ilçe adayları şu şekilde:
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adayı: Fatih Mehmet Kocaispir
Aladağ: Mustafa Akgedik
Ceyhan: Erol Kahraman
Çukurova: Firdevs Cingözler
Feke: Ahmet Şener
İmamoğlu: Aydın Kangur
Karaisalı: Bekir Şimşek
Karataş: Necip Topuz
Kozan: Mustafa Atlı
Pozantı: Ali Avan
Saimbeyli: Vedat Cengiz
Sarıçam: Bilal Uludağ
Seyhan: Erdal Hatipoğlu
Tufanbeyli: Ekrem Keçe
Yumurtalık: Aydın Kütükoğlu
Yüreğir: Halil Nacar
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da hemşeri dernekleri ile buluştu
Cevdet Yılmaz:
“Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum”
“Siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız”
MANİSA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçtiğimiz gün ilk uçuşunu yapan Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’a yönelik daha önce yapılan eleştirilere atıfta bulunarak, “‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler” dedi.
Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi’nin ev sahipliğinde hemşeri dernekleri temsilcileriyle İrfan Meclisi’nde bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Ekonomide istikrar yönünde çalışmalarımızın yanı sıra yerli milli teknolojide büyük bir dönüm nokta noktasını bu hafta içinde yine birlikte yaşadık. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Hepimize gerçekten gurur veren bir anı daha yaşamış olduk. Tüm Türkiye duasıyla ilk kez gök vatan ile buluşan 5. nesil savaş uçağımız KAAN ile yılların emeği meyvelerini vermeye başladı. Önümüzdeki süreçlerde daha bir gelişerek inşallah hava kuvvetlerimizin envanterine girdiğini de hep birlikte göreceğiz. Buna başlangıçta neler dendiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. ‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler inşallah yeni projelerle. Savunma sanayimizin geldiği noktayla ve mühendislerimizin başarısıyla gurur duyuyoruz. Tabii bunlar kendiliğinden gerçekleşmiyor. Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi, siyasi istikrar zemininde bunları gerçekleştiriyoruz. Kararlı olunca işte bunlar başarılıyor, gerçekleştiriliyor. Daha da ileriye inşallah gideceğiz. Şimdi önümüzde Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın uzaya fırlatılması var. Dünya üzerinde haberleşme uydusu üretebilen ilk 11 ülkeden birisi olarak Türksat 6A ile uzayda inşallah iş sahibi olacağız. Yine geçtiğimiz günlerde astronotumuz biliyorsunuz gitti, geldi. Bu da uzayı artık yeni nesillerin gündemine tam anlamıyla yerleştirdi. İnanıyorum ki gelecekte uzayda da Türkiye çok farklı bir konumda olacaktır. Bu işler bir anda olmuyor. İşte bir süreçle adım adım kararlı bir şekilde bu yönde hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı yönetiminde Manisa’yı Türkiye yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehirlerinden biri olarak gördüğünü anlatan Yılmaz, “Mart seçimlerine hazırız. Az önce büyükşehir belediye başkanımızı dinledik. Gerçekten örnek bir belediyecilik. Bütçesinin yüzde 40’nı yatırıma harcayan bir belediye. Şimdi gerçek belediyecilik nedir derseniz ben şöyle tarif ediyorum; amacı doğrultusunda belediye imkanlarını, kaynaklarını kullanmak ve bunu da verimli bir şekilde kullanmak. Eğer siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız,ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız ve halka hizmet edemezsiniz Ama bu kaynakları halkın ihtiyaçları için kullanırsanız, verimli bir şekilde kullanırsanız o zaman işte algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapmış olursunuz” diye konuştu.
Muhalefeti de eleştiren Yılmaz, “Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu kadar didişme, çekişme, partiler arası, partiler için böyle bir yapı sadece karşıtlık üzerinden bir araya gelmiş yapının ülkemize ne tür bedeller ödetebilir olduğunu ifade etmek istiyorum. Vatandaşımızın bu anlamda basiretine, ferasetine ve bize verdiği desteğe şükranlarımı sunmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız da her zaman söylüyor. ‘Biz bu halka efendilik yapmak için gelmedik, hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Dolayısıyla yerelde merkezde aynı anlayışla insanı odağına alan, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ zihniyeti içinde bir belediyeciliği de devam ettireceğiz. Mehmet başkanımız yılların tecrübesiyle sizlerin desteğiyle, duasıyla inşallah bu hizmetleri daha üst noktalara taşıyacağız” dedi.
]]>Basın İlan Kurumundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Genel Müdür Cavit Erkılınç, Afyonkarahisar’da düzenlenen 32. Dönem 5. Genel Kurul Toplantısı’nda, nitelikli yayınların haklarını ve sektördeki istihdam olanaklarını korumayı sürdüreceklerini belirtti.
İletişim alanının dışındaki fakültelerden mezun ancak bu alanda yüksek lisans veya doktora yapmış olanları fikir işçisi kadrosuna doğrudan dahil etmeyi hedeflediklerini aktaran Erkılınç, “Böylece eğitim seviyesi, beşeri sermayesi yüksek fikir işçilerinin gazetecilik yapmasını sağlayarak, daha kaliteli ve özgün içerik üretilmesini arzuluyor, sahadaki ‘Çalıştıracak personel bulamıyoruz’ söylemine de gerçekçi bir çözüm sunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber sitelerinin gayretleri ödüllendirilecek
Erkılınç, ikamet şartı, köşe yazıları, bekleme süresi, internet haber sitelerinin devri ve alan adlarının değişikliğine dair yönetim kurulu tekliflerine ilişkin şunları kaydetti:
“Genel kategoride yer alan internet haber sitelerinin, Türkiye’nin herhangi bir ilinde ikamet eden 4 fikir işçisini kadroya almalarına imkan tanıyoruz. Köşe yazarı kavramının içini boşaltmaya yönelik, herhangi bir toplumsal mevzuda fikir sunmayan, güncellikten ve günlük hayattan uzak, neredeyse tamamı alıntılardan oluşan yazılara yönetmelikle ‘dur’ diyoruz. Kadro ve haber sayıları yüksek olduğu için bekleme süresini 6 ay içinde tamamlamak isteyen internet haber sitelerinin gerçekleştirmeleri zorunlu kılınan 4 katı asgari tekil ziyaretçi sayısını 2 kata düşürüyor ve sayfa görüntüleme sayısını da 2 kat olarak belirliyoruz. Düzenlemelerle yaklaşık bir yıldır büyük emek harcadıklarını yakından gözlemlediğimiz internet haber sitelerimizin gayretlerini ödüllendirmeyi düşünüyoruz.”
Haber sitelerinin devrini ve alan adı değişikliğini kolaylaştıracak düzenleme
Resmi ilan yayımlama hakkını haiz veya bekleme süresinde internet haber sitesi bulunmayan Bayburt, Çankırı ve Iğdır’da dijital yayıncılık sektörünün canlanması ve ilave istihdam oluşmasını teminen bekleme süresinin 6 aya indirileceğine değinen Erkılınç, bulundukları illerde marka bilinirliği yüksek haber sitelerinin sisteme dahil edilmesi amacıyla, resmi ilan yayımlama hakkı bulunan internet haber sitelerinin devredilmesi ya da alan adlarının değiştirilmesine dair 2 yıl olan kısıtlamayı 1 yıla düşürdüklerini aktardı.
Yardım ve destekler yeniden düzenleniyor
Erkılınç, bu yıl fonlar arasında geçiş yapmak suretiyle gazeteci derneklerine 700 bin, azınlık gazetelerine ise 300 bin lira maddi kaynak aktarımı yapılmasının genel kurulun oylarına sunulduğunu, basın mensuplarının talepleri doğrultusunda faizsiz borç para miktarının 12 bin liraya yükseltileceğini, gazete işletmelerine verilen kredi desteğinde ise faiz oranı değişikliğine gidileceğini belirtti.
Bir gazeteciler cemiyetinin deprem bölgesindeki basın kuruluşlarının sorunları konusunda hazırladığı rapordaki isnatları değerlendiren Erkılınç, gazetelerin veya gazetecilerin, eleştiri içeren, sorunları gündeme getiren içerikler ürettiklerinde resmi ilan kesintisi ile karşı karşıya kaldıklarının ve resmi ilan verilmemekle tehdit edildiklerinin iddia edildiğine dikkati çekti.
Erkılınç, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde resmi ilanların dağıtımını gerçekleştiren tek merci vardır, o da Basın İlan Kurumudur. Dolayısıyla bu haksız, akıldan ve izandan yoksun suçlamaya, raporu muhatap aldığımdan değil ancak sizleri ve kamuoyunu aydınlatmak adına maddeler halinde cevap vermek istiyorum. Birincisi, 6 Şubat depremlerinden sonra bölgedeki yayınlarımıza yönelik hiçbir şekilde denetleme ve inceleme yapılmamıştır. İkincisi, deprem öncesinde gerçekleşen ve mutlak suretle yaptırım gerektiren 10 yayınımıza ait ihlal dosyalarının tamamı, 11 Temmuz 2023 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla herhangi bir müeyyide uygulanmadan kaldırılmıştır. Üçüncüsü, işlemsiz kaldırılan dosyaların dışında, bölgedeki 29 yayınımızın ihlal dosyaları önce süresiz ötelenmiş, sonrasında ise gerçek manada depremden etkilenmeyen iki ilimizdeki 11 gazeteye işlem yapılmıştır. Kurumumuz hiçbir döneminde yaptırım heveslisi olmamış, müeyyide peşinde koşmamıştır.”
]]>Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde dün akşam görüşme gerçekleştirdi. Wang Yi, görüşmede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden arasında Kasım ayında ABD’nin San Francisco kentinde gerçekleştirilen görüşmede alınan kararların hayata geçirilerek sağlam, istikrarlı ve sürdürülebilir ikili ilişkiler geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Wang, iki tarafın karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliği ilkelerine bağlı kalması, iki büyük ülkenin birbiriyle geçinebilmesi için doğru yolu keşfetmesi gerektiğini ifade etti. Washington’dan Çin’in kalkınmasını nesnel ve makul şekilde değerlendirerek Çin’e yönelik olumlu ve pragmatik bir politika benimsemesini isteyen Wang, Biden’ın taahhütlerinin somut eylemlerle hayata geçirilmesini beklediklerini kaydetti.
“Tayvan, Çin topraklarının parçası”
Tayvan sorunuyla ilgili değerlendirmede de bulunan Wang, “Dünya üzerinde yalnızca bir Çin var ve Tayvan, Çin topraklarının parçası. Bu, Tayvan sorunundaki gerçek durum. Statükoyu değiştirmeye çalışanlar, Tayvan’ın bağımsızlığını savunan ayrılıkçı eylemler ile dış güçlerin suç ortaklığı ve desteği” ifadelerini kullandı.
Çinli Bakan, “ABD, gerçekten Tayvan Boğazı’nda istikrar umuyorsa ‘Tek Çin’ ilkesine ve Çin ile ABD arasındaki üç ortak bildiriye bağlı kalmalı, Tayvan’ın bağımsızlığını desteklememe yönündeki taahhütlerine uymalı” dedi. Wang Yi ayrıca ABD’yi Çinli şirketlere ve şahıslara yönelik “yasa dışı yaptırımlarını” kaldırmaya çağırdıklarını vurguladı.
“Yapıcı ve samimi görüşme”
Çin Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, görüşmenin “samimi, kapsamlı ve yapıcı bir görüşme” olduğu ifade edildi. İki bakanın, beşeri temaslar ve personel değişimi konularında da fikir alışverişinde bulunduğu, farklı alanlardaki diyalog ve iletişimi sürdürme üzerinde de mutabık kaldığı aktarıldı. İki bakanın ayrıca Çin ile ABD arasında uyuşturucuyla mücadele iş birliği çalışma grubunun faaliyetlerinden övgüyle bahsettiği belirtildi. Tarafların dış politika, Asya-Pasifik ile ilgili konular, denizlere dair meseleler ve yapay zeka alanlarında diyalog ve istişareyi ilerletme, iki ordu arasındaki iletişimi sürdürme konularında da mutabık kaldığı, Ukrayna krizi, Filistin-İsrail çatışması, Kore Yarımadası ve diğer bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunduğu bilgisi verildi.
“Yapıcı görüşme gerçekleştirdik”
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise görüşmeye dair sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Münih Güvenlik Konferansı oturum aralarında Çin Dışişleri Bakanı Wang ile bir araya geldik. Orta Doğu, Kuzey Kore ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı da dahil olmak üzere bazı ikili, bölgesel ve küresel meselelere ilişkin samimi ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden, San Francisco’da düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi çerçevesinde bir araya gelmiş, yapay zeka, fentanil ve ordular arası iletişim gibi konularda uzlaşılar sağlamıştı. İki ülkenin oluşturduğu uyuşturucuyla mücadele çalışma grubunun ilk toplantısı Ocak ayı sonunda Pekin’de düzenlenmişti. – MÜNİH
]]>Yılmaz, Şanlıurfa Bulvarı’nda AK Parti Seçim Bürosu’nun açılışında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakırlılara selamını, sevgisini ve muhabbetini ilettiğini belirterek, kalplerinin her zaman Diyarbakır ile attığını, ellerinden gelen tüm imkanlarla Diyarbakır’ın ve Diyarbakırlıların yanında olduklarını söyledi.
Diyarbakır’da yaptıkları hizmetlere değinen Yılmaz, “Silvan Barajımız, duble yollarımız, hastanelerimiz, okullarımız, kırsal alana, köylere yaptığımız hizmetler, tarımsal faaliyetler, çiftçimize verdiğimiz destekler, ihtiyaç sahibi, yetime yaptığınız destekler hepsi ortada. Vatandaş bunları yaşayarak görüyor.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların AK Parti öncesindeki durumu, AK Parti döneminde yapılanları yaşayarak bildiğini, takdir ve dua ettiğini anlatan Yılmaz, bu anlamda vatandaşlara müteşekkir olduklarını dile getirdi.
“İnşallah hep birlikte Diyarbakır’ı geleceğe hazırlayacağız”
Yılmaz, şöyle konuştu:
“Sloganlarla, laflarla, ideolojilerle kimsenin karnı doymuyor. Gençlerimize, çoluk çocuğumuza bir gelecek hazırlanmıyor. Bunu yaşayarak yine gördük, biliyoruz. Diyarbakır’ın çok daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye, daha fazla hizmete, yatırıma ihtiyacı var. Bu noktada da kritik bir seviyeye gelmiş durumda. Aslında her şey uygun. Tek yapmamız gereken Diyarbakır’a ve geleceğine sahip çıkmak. Sadece ve sadece aklı fikri Diyarbakır olan adayları desteklemek. Bunu yaptığımızda emin olun Diyarbakır çok şey kazanacak. Çok hızlı bir şekilde bir değişim, dönüşüm süreci yaşayacak. İnşallah hep birlikte Diyarbakır’ı geleceğe hazırlayacağız. Biz buna gerçek belediyecilik diyoruz. Şimdi belediyeyi amacı için kullanmak var, kanunlarda amacı belli. Belediye yerel hizmetler yapacak. Halka hizmet edecek. Bunun için mi kullanacaksınız belediyeyi, yoksa başka amaçlar için mi kullanacaksınız? Mesele budur. Kişisel kariyer için veya ideolojik için mi belediye kullanılacak? Bir enstrüman, bir araç olarak mı kullanılacak başka amaçlar için? Yoksa belediyeye tahsis edilen kaynaklar bu halka yeşil alanlar, spor tesisleri yapmak, içme suyunu temiz bir şekilde ulaştırmak, havanın kalitesini korumak, mesleki eğitimler vermek, girişimciliği desteklemek, yine ihtiyaç sahibi olan insanlara destek olmak gibi hizmetleri için mi kullanılacak? Biz işte bundan yanayız.”
Gerçek belediyecilikten yana olduklarını belirten Yılmaz, olması gerekenin bugüne kadar çeşitli dönemlerde yapılmadığı için halkın artık gerçek belediyecilik hizmeti istediğini, bunu da AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın adaylarının yerine getireceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Biz de onları takip edeceğiz. Gerçek belediyecilik anlamında her yaptıkları hizmetlerde de yanlarında olacağız, destek olacağız, güç vereceğiz. AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak gerçekten ehil bir arkadaşımızı aday yaptık. Halis Bey yıllardır tanıdığımız, bildiğimiz bir arkadaşımız. Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden biri nedir? Tarım sektörü, tarımda daha fazla üretim. Silvan Barajı’mız da devam ediyor. Bittiğinde Diyarbakır çok farklı bir yere gelecek. Halis Bey tam bu işin adamı. Tarım sektöründen geliyor. TİGEM Genel Müdürlüğü yaptı, yıllarca çok başarılı işlere imza attı. Ben o dönem daha yakından tanıdım. Kalkınma Bakanıydım. Gelip bizden ödenekler istedi, Ceylanpınar ve başka yerler için. Hakikaten çok büyük projelere imza attı. İnanıyorum ki; Diyarbakırlılar takdir ederlerse, seçerlerse Halis Bey bu bölgenin tarımına, üretimine, çiftçisine çok büyük destekler sunacak. Çok daha bilinçli bir şekilde bütün bu alandaki kurumlarımızın da gücünü, kapasitesini doğru bir şekilde organize ederek çiftçimize çok önemli yeni imkanlar açacak.”
“Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak”
Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden birinin de “afet” olduğuna işaret eden Yılmaz, depremde canların gittiğini belirterek, her birine Allah’tan rahmet diledi.
Bu sonuçların bir daha yaşanmaması için dirençli şehirler inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Çok daha iyi bir şehirleşme oluşturmamız lazım. Bu noktada da eski AFAD başkanımız bu işlerden en iyi anlayan insanlardan biri. Halis Bey inanıyorum ki; hem depremin yaralarını sarma, 16 binden fazla hak sahibimiz var, onlara konutlarını teslim etme hem de Diyarbakır’ın ihtiyaç duyduğu bu dönüşümü gerçekleştirme, çok daha dirençli bir şehir haline Diyarbakır’ı getirme noktasında çok güzel hizmetler yapacaktır. Yine Diyarbakır’ın en önemli meselelerinden biri de şehir içi ulaşım meselesi. Görüyoruz, Diyarbakır artık çok daha canlı. Kent içi ulaşımda da projelerini açıklayacaktır. Sonuna kadar yanındayız, arkasındayız, her türlü desteği vereceğiz.” diye konuştu.
İlçe belediye başkanlığı için gösterdikleri adayların göreve seçilmesiyle de Diyarbakır’da farklı bir dönemin başladığını göreceklerini ifade eden Yılmaz, bu farklı dönemin sadece Diyarbakır’a değil ülkeye, çok daha geniş bir coğrafyaya da büyük bir güç ve destek vereceğini kaydetti.
Diyarbakır’ın önemli bir merkez, bir medeniyet şehri olduğuna işaret eden Yılmaz, yıllardır birilerinin bunu heba ettiğini aktardı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Birtakım uluslararası güç odakları bu bölge üzerindeki hesaplarına Diyarbakır’ın gençlerini maalesef kurban ettiler. Bunlara müsaade etmememiz, gençlerimizi geleceğe hazırlamamız lazım. Çoluk çocuğumuzu çok daha güvenli bir şekilde, daha demokrat, daha kalkınmış bir Türkiye’ye hazırlamamız lazım. Kim ne derse desin Diyarbakır bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak. Bu vatana, bu bayrağa, bu devlete sahip çıkacak ve emperyalist birtakım güçlerin bu bölge üzerinde kurduğu hesapları boşa çıkaracak. İnşallah bu vesileyle Gazze’den Yemen’e, Balkanlar’dan, Kafkaslar’a çok daha geniş bir coğrafyaya birlik, bütünlük mesajı verecek.”
Parti teşkilatlarının çok kıymetli çalışmalar yürüttüğünü belirten Yılmaz, kapı kapı dolaşılıp, insanlara ulaşılması ve yüz yüze görüşülmesi tavsiyesinde bulundu.
Yılmaz, “Diyarbakırlıların gönlünü kazanacağız. Bunu da sonuca dönüştüreceğiz. Seçim koordinasyon merkezimizin hayırlı olmasını diliyorum. Cenabıallah yolumuzu, bahtımızı açık etsin.” dedi.
Daha sonra Yılmaz, merkez Sur ilçesi Gazi Caddesi’nde esnafı ziyaret etti.
]]>Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.
Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”
Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.
“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”
Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı. – BAYBURT
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da bulunan İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ)’nı ziyaret etti. Kurum, İSTOÇ ziyaretinin öncesinde Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nde dün Fatih Camii’nde gerçekleşen olayda saldırıya uğrayarak yaralanan İmam Galip Usta’yı da ziyaret ederek, durumu hakkında bilgi aldı. İSTOÇ ziyaretinde, Kurum’a Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti. İSTOÇ Yönetim Binası’nda İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel’le görüşme gerçekleştiren Murat Kurum, daha sonra basın açıklaması gerçekleştirerek; basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
‘RAKİBİMİZ İSTANBUL’A KARŞI OLAN İLGİSİZLİK”
İmamoğlu’nun Kurum’un adaylığı konusundaki yorumu hakkındaki soruya yanıt veren Kurum, ‘Öncelikle kendisine başarılar diliyorum. İstanbul’un sorunları var ve bu seçimde de özne İstanbul olmalı, 16 milyon İstanbul’da yaşayan vatandaşımız olmalı. Biz rakibimizi ifade ettik, rakibimiz İstanbul’a karşı olan ilgisizliktir, ihmalkarlıktır, Mahmutbey’deki trafik çilesini çözmeyen iradedir. Rakibimiz 16 milyon İstanbulluya söz verip de o sözleri gerçekleştirmeyen yönetim anlayışıdır. Rakibimiz herkesi kucaklayacağız deyip de o hizmetleri İstanbul’a kazandırmayanlardır. Dolayısıyla biz sadece İstanbul’a odaklanacağız. İstanbul’un meselelerine odaklanacağız. Bizi İstanbullular polemik içerisinde görmeyecek” dedi.
BU İRADE Mİ BİZE AKIL VERECEK?
TOKİ ile ilgili bir soruya cevap veren Kurum, ‘Anlaşılan o ki mevcut yönetim bizim yaptığımız işlerden rahatsız. Vatandaşımıza sunulan imkanlardan rahatsız. Bunlara odaklanacaklarına aslında işlerine odaklansalar bir sorun kalmayacak. Şimdi biz TOKİ Başkanlığımızla, Emlak Konut Genel Müdürlüğümüzle, diğer bakanlıklarımızla, yüz binlerce sosyal konusu İstanbul’a kazandırmış bir iradeyiz. Bakın evi olmayan tek bir vatandaşım kalmayana kadar çalışacağız sözü verdi Sayın Cumhurbaşkanımız. Biz de bu sözün gerçekleşmesi adına İstanbul’un 39 ilçesinde her mahallede hemen hemen bir proje gerçekleştirmişiz. 800 bin konutun dönüşümünü tamamlamışız. Yüz binlerce sosyal konutu İstanbullu kardeşlerimize kazandırmışız. Deprem olmuş üç ayda 180 bin konutun inşasına başlamışız, tüm dünyada örneği yok. Harıl harıl şantiyelerimiz çalışıyor. Deprem olmuş bir tane TOKİ konutunda yaşayan vatandaşımızın burnu bile kanamamış. Bir tane konut yıkılmamış. Milletimize de verdiğimiz tüm sözleri tutmuşuz. Dolayısıyla biz milletimize ne söz verdiysek o sözü hep tuttuk. O sözü tutmanın gayreti içerisinde olduk. Ancak bu eleştiriyi yapan mevcut İBB yönetimi aynaya döküp dönüp bir kendisine bakması gerekir. Yüz bin sosyal konut, yüz bin kentsel dönüşüm konutu. 30 bin, 40 bin sosyal konut yapacağım deyip, ikisini topladığınızda 140 bin ediyor. 140 bin değil, 5 bin konutu yapamayan bir iradeden bahsediyoruz. Şimdi bu irade mi bize akıl verecek’ Bu irade mi bizi eleştirecek? Böyle bir şey olabilir mi?” şeklinde konuştu.
SOSYAL KONUTLA İLGİLİ SÖZLEŞMELERİMİZ BELLİDİR
‘Bizim sosyal konutla ilgili sözleşmelerimiz bellidir” ifadesini kullanan Kurum, ‘Sözleşmelerimiz çerçevesinde üretici ve tüketici fiyat endekslerine gelen artışlar yansıtılır. Ancak TOKİ başkanlığımızın uygulaması hep vatandaşımızın lehine olmuştur. Daha önce de biz sosyal konut projelerimizi açıkladığımız zaman, işte efendim Tefe’ye şu kadar artış gelecek, ÜFE’ye bu kadar artış gelecek bu artışlarla milletimiz ne yapacak?’ dendiğinde biz bunları hep vatandaşımız lehine düşürdüğümüzü ifade etmiştik. Hatırlayın, dolayısıyla burada da artışlara gelen fiyatın indirimiyle birlikte vatandaşlarımıza sunumu söz konusudur. Şimdi buraları anlatalım, doğru bilgi verelim ki vatandaşımız da bu noktada doğru bilgileri alsın. Dolayısıyla buradaki maliyet artışlarının daha fazla olmasına rağmen TOKİ Başkanlığımız geçmişte de yapmış olduğu uygulamalar gibi fiyatlarında indirim yapmıştır. Yüzde elliye, yüzde altmışa varan indirimlerle vatandaşımıza bu projeleri sunmuştur” dedi.
İSTANBUL’DA MEVCUT BÜTÇEMİZİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ
Toplu ulaşım ile ilgili fikirleri ve toplu ulaşım zammı hakkındaki soruyu yanıtlayan Kurum, ‘Toplu ulaşıma zamla ilgili bir gündemimiz yok; bırakın zam yapmayı İstanbul’da biz trafik çilesini bitirmek istiyoruz. Trafiği ucuzlatmak ve vatandaşımıza da bu manada bütçesine katkı sunmak istiyoruz. Biz gerçek belediyecilik yapacağız arkadaşlar. Algı belediyeciliği de, sosyal medya belediyeciliği de yapmayacağız. Biz milletimiz ne istiyorsa onun peşinden koşacağız. Herhangi bir zam yapmak gibi bir projemiz, hedefimiz yok. Aksine ulaşımı rahatlatmak ve ucuzlatmak derdindeyiz. Çok net söylüyorum ve bu projeleri gerçekleştirebilmek için de mevcut bütçemizi en az iki katına çıkaracağız. Öz gelirlerine bakın, mevcut belediyenin öz geliri 2019’da yüzde otuzken şimdi öz gelir 15’lere düşmüş. Dolayısıyla biz özgelerimizi de artıracağız. Mevcut yönetim şimdi engelleniyoruz böyle deniyor ya. Merkezi bütçeden aktarılan pay değerli arkadaşlar 2019’a göre 10 kat artmış. Nasıl engelleniyorsunuz’ Dolayısıyla bütçe artmasına rağmen öz gelir niye düşüyor? Biz bunların hepsini inceledik. Tespitlerimizi yaptık. Biz İstanbul’da mevcut bütçemizi iki katına çıkaracağız.” dedi.
İSTANBUL’U BASAMAK OLARAK KULLANAMAZSINIZ
İstanbul’un sorunlarına yönelik görüşü ve yerel seçimlerin kazanılması durumundaki ilk icraati ile ilgili soruya yanıt veren Kurum, ‘İstanbul’un en büyük sorunu, mevcut yönetimin İstanbul’a olan ilgisizliği. Yani, bu ilgisizlik olduğu sürece sorun devam eder, bir sorun varsa çözüme ilişkin bir ilgi göstereceksiniz, irade göstereceksiniz. Biz İstanbul’a ilgimizi göstereceğiz, mesaimizi göstereceğiz, gençliğimizi göstereceğiz ve çalışkanlığımızla birlikte de bu projeleri yapacak ve sadece İstanbul’a odaklanacağız. Bakın çok önemli; İstanbul basamak olmaz. Gelecek için burayı bir basamak olarak kullanamazsınız” dedi.
]]>Ticaret Bakanlığı’ndan Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, 2023 yılına ilişkin ekonomi ve ticaret değerlendirmelerini içeren yazılı açıklama yaptı. Demir’in bugün yaptığı “Ekonomi ve Ticarette 2024 Yılına Nasıl Girdik” başlıklı açıklaması şöyle:
“2023 YILINI, ÜLKEMİZ EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ İÇİN İÇ KARARTICI BİR YIL OLARAK ARKAMIZDA BIRAKIYORUZ”
“2023 yılını, ülkemiz ekonomik görünümü için iç karartıcı bir yıl olarak arkamızda bırakıyoruz. 2000’li yıllardan itibaren en yüksek enflasyon, cari açık ve Türk lirasından kaçış gibi gerçeklerin 2023 yılında yaşanmış olması gibi gerçeklerden ötürü, 2023 yılını ülkemiz ekonomik görünümü için iç karartıcı bir yıl olarak arkamızda bırakıyoruz. Enflasyonun tarihi rekorlar kırdığı 2023 yılında, halkımızın alım gücünün belirgin bir şekilde aşındığına şahitlik ettik. Çarşıya pazara çıktığımızda gördüğümüz fiyatlar, maalesef halkımızın ağır bir geçim yükünü taşımak zorunda kaldığını göstermektedir. Aralık ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 64,77 olması, gıda enflasyonunun yüzde 67’ler üzerinde gerçekleşmesi, halkımızın yaşadığı sorunların sayısal ifadesi olarak değerlendirilmelidir. TÜİK’in açıkladığı gerçek hayattan kopuk bu veriler bile geçim sorunlarını örtbas edememektedir. Farklı araştırma gruplarının yayınladıkları istatistikler, gıda enflasyonunun yüzde 100’ün üzerinde olduğuna işaret etmektedir. TÜİK verileri baz alındığında dahi OECD ülkeleri arasında en yüksek enflasyonun ve gıda enflasyonunun ülkemizde bulunuyor olması, ülkemiz için hayal kırıklığıdır.
“GIDA ENFLASYONUNDA YAŞANAN MÜTHİŞ BAŞARISIZLIĞIN BİR SONUCU OLARAK ÜLKEMİZDE AÇLIK SINIRI YÜKSELMİŞTİR”
Özellikle gıda enflasyonunda yaşanan bu müthiş başarısızlığın bir sonucu olarak ülkemizde açlık sınırı yükselmiştir. Açlık sınırı, iki çocuk ve ebeveynlerden oluşan dört kişilik çekirdek bir ailenin hayatlarını idame ettirebilmeleri için tüketmeleri gereken minimum gıda ürünleri baz alınarak yapılan bir hesaplamadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği kriterler uyarınca kalori cinsinden yapılan bu hesaplama, temel gıda maddelerini (süt ve süt ürünleri, et, tavuk, baklagiller, pirinç, sebze ve meyve gibi) içeren bir sepetin kalori cinsinden fiyatını belirlemeye elverişli olduğu için global olarak kabul görmüştür. Bu kaloriyi tüketebilmenin fiyatı, Türk-İş Kasım 2023 araştırmasına göre, 14 bin 25,85 TL’dir. Öte yandan, açlık sınırı kalemlerinin kira, yakıt, elektrik ve ulaşım gibi temel harcamalarının hesaba katılmadığının altı çizilmelidir. Bu harcamalar hesaba katılarak elde edilen yoksulluk sınırı, Türk-İş Kasım 2023 araştırmasına göre, 45 bin 686,81 TL’dir. Mevcut görünüm, vatandaşlarımızın büyük bir kesiminin maalesef yoksulluk sınırının altında hayatlarını idame ettiklerini göstermektedir.
“ÜLKEMİZ GELİR ADALETSİZLİĞİNİN EN YÜKSEK YAŞANDIĞI ÜLKELERDEN BİRİ OLARAK PARMAKLA GÖSTERİLMEKTEDİR”
Bunlara ek olarak yüksek enflasyon, gelir dağılımında da bozulmalara sebebiyet vermiştir. Gelir dağılımı adaletsizliğini gösteren Gini Katsayısı, ülkemizde 2014 yılında 0,391 iken 2022 yılında 0,415 olarak kaydedilmiştir. 2023 yılına ilişkin bir veri henüz açıklanmadığı için kesin bir şey söyleyemiyoruz, ancak bu yüksek enflasyonun Gini Katsayısı’nı artırması muhtemeldir. Ülkemizin en yüksek Gini Katsayılı OECD ülkeleri arasında olduğunun belirtilmesinde fayda görülmektedir. Diğer bir deyişle ülkemiz maalesef gelir adaletsizliğinin en yüksek yaşandığı ülkelerden biri olarak parmakla gösterilmektedir.
“VERİLER, SON 12 AYLIK DÖNEMDE HİÇ CARİ FAZLA VEREMEDİĞİMİZ GERÇEĞİNİ ORTAYA KOYMAKTADIR”
Cari açık açısından da 2023 yılı kötü bir yıl olarak arkamızda kalmaktadır. Açıklanan son veri olan ekim ayına ilişkin değerler, son 12 aylık dönemde hiç cari fazla veremediğimiz gerçeğini ortaya koymaktadır. Yıllık cari açıktaysa son 5 yılın rekoru kırılarak 2018’den beri yaşanan en yüksek cari açık değeri olan 43,5 milyar ABD dolarına ulaşılmıştır. Burada yüksek teknolojik ürünlerin dış ticaretimizdeki paylarının vurgulanmasında fayda görülmektedir. Bu ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 3’lerde ve ithalatımız içindeki payının yüzde 12’lerde olduğundan hareketle, ihracatın niteliğinin sorgulanması gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, cari dengenin temel unsuru, sanayi ürünleri ticaretidir. Açıklanan veriler, burada da iç karartıcı bir resim ortaya koymaktadır. Sanayi sektörünün istihdamı 3’üncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre 225 bin kişiden fazla azalarak son 12 çeyreğin en düşük seviyesine inmiştir. İstihdama negatif katkı veren sanayi sektörünün cari dengeye de beklenen katkıyı veremeyecek olması muhtemeldir.
“AVM’DE YAŞANAN İNTİHAR VAKASINDA, VEFAT EDEN VATANDAŞIMIZIN SÖYLEDİĞİ ‘İKİ ÇOCUĞUM AÇ’ İFADESİ, 2023 YILINI MÜHÜRLEYEN SÖZ OLACAKTIR”
Bu ağır geçim yükü ve düşük ücretler, vatandaşlarımızı maalesef derinden sarsmıştır. Bir AVM’de yaşanan intihar vakasında, vefat eden vatandaşımızın söylediği ‘İki çocuğum aç’ ifadesi, uzun süreler boyunca hafızalardan silinmeyecek ve 2023 yılını mühürleyen bir söz olacaktır. Aynı vatandaşımızın söylediği ’15 bin TL borcum var’ ifadesi de hanelerde yaşanan sorunları ayyuka çıkarmıştır. Zira enflasyon karşısında ezilen vatandaşlarımız hayatlarını idame ettirebilmek için çareyi borçlanmakta bulmaktadır. Bir nevi cüzdandaki borç enstrümanı olarak nitelendirilebilecek kredi kartları kullanımları bu çıkarımı hemen teyit etmektedir. Bir önceki yılın kasım ayıyla kıyaslandığında bu kasımda kredi kartı sayısı yüzde 18 artış göstermiş ve kredi kartlarıyla yapılan işlem hacmi yüzde 124’lük bir sıçrama göstermiştir. Bu sayılar yorumlanıyorken kredi kartlarının kullanım yerlerinin değerlendirilmesi olmazsa olmazdır. Kredi kartlarının geleneksel kullanımı olan taksit amacının yanı sıra, vatandaşlarımızın günlük ihtiyaçlarını dahi bu finansman yöntemiyle karşılayabilmektedir.
“KOBİ’LERİN TOPLAM İHRACATTAKİ PAYLARININ 10 SENE İÇİNDE YARIYA DÜŞTÜĞÜNÜ GÖRÜYORUZ”
KOBİ’ler tarafında da işlerin pek iyiye gitmediğini söylemek mümkündür. Son 10 yıllık veriler, hiç de iç açıcı olmayan bir resim çizmektedir. KOBİ’lerin toplam ihracattaki paylarının son 10 sene içinde yaklaşık olarak yarıya düştüğünü görüyoruz. Toplam ihracatımız içindeki KOBİ payı 2013 yılında yüzde 59,2 iken yüzde 31,6’ya düşmüştür. Buna ek olarak, KOBİ’lerin toplam cirodaki paylarının son 10 sene içinde yaklaşık olarak üçte bir düştüğünü görüyoruz. Toplam ciro içindeki KOBİ payı 2013 yılında yüzde 63,8 iken 2022 yılında yüzde 42 buçuk olarak gerçekleşmiş. Bütün bunlar, küçük olarak değerlendirilebilecek kesimlerin ekonomideki paylarının azaldığını göstermekte, istihdamın halihazırda yüzde 70’ini sağlayan KOBİ’lerde çalışan kesimin kazançlarının reel olarak azaldığına işaret etmekte ve gelir adaletsizliğindeki uçurumun keskinleştiğine işaret etmektedir.
“DOĞRUDAN YATIRIM GİRİŞİNDEKİ AZALIŞ TRENDİ, ÜLKEMİZE DUYULAN DIŞ GÜVENİN NE KADAR AZ OLDUĞUNUN BİR GÖSTERGESİ”
Şirket sayıları perspektifinden de benzer bir tabloyla karşılaşılmaktadır. 2023’ün ilk 11 ayında kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,3 azalmışken kapanan şirket sayısı yüzde 7,2 kadar artmıştır. Gerçek kişi işletmeleri açısından değerlendirildiğindeyse durum daha kritik bir hal almaktadır. 2023’ün ilk 11 ayında kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,9 azalmışken kapanan şirket sayısı yüzde 44,7 kadar artmıştır. Bu istatistikler, ülkemiz ticari hayatının gerçekleridir ve ticaret ikliminin ne kadar bozulduğunun göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası doğrudan yabancı yatırım verileri, 2021 ve 2022 yılları boyunca gayrimenkul hariç uluslararası doğrudan yatırım girişinin sırasıyla 7,6 ve 7,1 milyar ABD doları tutarında olduğunu göstermektedir. Bu azalış trendi, 2023 yılında da devam etmiş ve 2023’ün ilk 8 ayı itibarıyla gerçekleşen giriş miktarı yüzde 16,1’lik bir azalışla 3,65 milyar ABD doları olarak kaydedilmiştir. Bu azalış trendi, ülkemize duyulan dış güvenin ne kadar az olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.”
]]>