Günaydın, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, bugünün 1 Mart 2003 tezkeresinin yıldönümü olduğunu hatırlatarak, CHP milletvekilleri ve AK Parti’li bazı milletvekillerinin bu tezkereye “hayır” dediğini anlattı.
Tezkereye “hayır” oyu veren AK Parti’li milletvekillerinin bir daha milletvekili yapılmadığını dile getiren Günaydın, “Suçları neydi; ABD’nin çıkarına AKP ile birlikte işbirliği yapmamak ve ‘Evet’ dememek. Dolayısıyla birisi Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘anti emperyalist’, ‘anti Amerikancı’ olarak tanımlarsa 1 Mart 2003 tarihine geri dönsün.” değerlendirmesinde bulundu.
O gün yapılan kapalı oturumun tutanaklarının neden yayınlanmadığını soran Günaydın, “Bu tutanaklar açıklandığı gün, bugün hamaset yapanların, aslında emperyalist çıkarlara hizmet etme konusunda ne kadar tereddütsüz olduklarını göreceğiz.” diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararları
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat ve 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine yönelik iptal kararlarını da değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesinin 27 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararına işaret eden Günaydın, Cumhurbaşkanlığının 1 sayılı kararnamesinin 10 Temmuz 2018’de yayımlandığını, CHP’nin 7 Eylül 2018’de iptal başvurusu yaptığını, Anayasa Mahkemesinin bunu 5,5 yıl incelediğini ve iptal kararını 26 Ekim 2023’te verdiğini anlattı.
Bu kararın, 4 ay sonra Resmi Gazetede yayımlandığını aktaran Günaydın, “Ben, bunun neresini makul neresini hukuka uygun değerlendireyim?” diye sordu.
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin bu kararında “Bu karar yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe girer” ifadesine dikkati çekti.
Bu iptal kararından sonra TBMM’nin Anayasa Mahkemesi kararına uygun düzenleme yapması gerektiğini söyleyen Günaydın, “Peki ne yapacaklar? Bugün görüşülmekte olan Yargı Paketi’nde gördüğümüz gibi onu da noktasına, virgülüne dokunmadan bir gece yarısı Meclis’ten geçirmeye çalışacaklar, bunun adı da hukuk olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Günaydın, Anayasa Mahkemesinin 28 Şubat tarihli Resmi Gazetede yayımlanan iptal kararıyla ise Türkiye Adalet Akademisinin hukuki bir zemini kalmadığını, 9 ay içinde düzenleme yapılamazsa kapatılacağını söyledi.
“Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz”
Genel Kurul’daki 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerine işaret eden Günaydın, “Her gece sabaha karşı 3’e kadar burada milletvekilleri kalıyor ve bugüne kadar 16 madde geçebildi. Bunu bir dayatmayla yapmaya çalıştıkları için biz de Meclis’te İçtüzükten kaynaklanan haklarımızı kullanıyoruz.” dedi.
CHP’nin 25 milletvekilinin Genel Kurul’da, geri kalan milletvekillerinin ise sahada çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Günaydın, “AKP’nin de 200 milletvekili Meclis’te çakılı durumdadır.” dedi.
TBMM’nin onurunu hiç kimseye çiğnetmeyeceklerini belirten Günaydın, “Seni, 200 milletvekilinle buraya dizeriz. Eğer Meclis’e, Anayasa’ya, hukuka uygun davranmazsan CHP’nin milletvekilleri sabahlara kadar da cumartesi, pazar da çalışırlar bundan da gocunmazlar.” ifadelerini kullandı.
Günaydın, bu tutumdan vazgeçilmezse tavırlarının aynen süreceğini dile getirdi.
“Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır.” açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Günaydın, “Biz bu filmi daha evvel görmemiş miydik?” dedi.
“Bu iyi polis kötü polis oyununu bu memleket çok açık olarak gördü.” diyen Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir.” açıklamasını hatırlattı.
Günaydın, “Erdoğan’ın itiraf ettiği birkaç şey var; 21 yıl sonra Hazinenin tam takır olduğunu ve emeklisine insan onuruna uygun yakışır bir maaş veremeyeceğini ifade ediyor. Çok tehlikeli, iki günlük siyasi çıkar uğruna insanları birbirine düşürecek bir açıklama yapıyor. Diyor ki emekliye ‘Sana para verirsem memurun maaşından kesmek zorunda kalacağım.'” değerlendirmesini yaptı.
“Emeklilerin ayda 10 bin TL maaşla süründüğünü” ileri süren Günaydın, “Senin paran yoksa Anagold’un 7,2 milyar dolarlık vergi borcunu niye sildin?” diye sordu.
“3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var”
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in kendisine yönelik “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aracını sekreterine kullandırdığı” iddiasına da değinen Günaydın, “Bu Meclis’te aynı oksijeni solumak zorunda kaldığımız Osman Gökçek’in bir iftirasıdır bu. Bu memlekette hukukun kırıntısı olsa Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in bir kere daha çıkamamak üzere hapiste olması lazım.” dedi.
Günaydın, kendisinin bir sekreteri olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
“Konunun benimle alakası yok. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aracını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü kullanıyor. Benden ricaları nedir; Ekrem Beyi takip ederken Özel Kalem Müdürü sürekli trafik cezaları yiyor. ‘Plaka korumalarınızdan birini bize verebilir misiniz?’ dediler. Ben plaka korumamı arsıza, hırsıza, mafya liderine vermemişim. Ben, plaka korumamı benden bunu rica eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürüne tahsis etmiştim. 3 plakam var, dolayısıyla bunları tahsis etme hakkım var. Konu benim sekreterim, benim aracım değildir. Bunu benimle bağlantılandıranlar, Ankara Büyükşehir Belediyesinin aracını, belediye başkanlığını kaybettikten sonra utanmadan yıllarca kullananlardır, belediyenin lojmanını utanmadan yıllarca işgal edenlerdir, Ankara’yı parsel parsel satanlardır.”
]]>Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye devrimci hareketinin ve 68 Kuşağı’nın önder sembollerinden Deniz Gezmiş’i doğum gününde anarak, Nazım Hikmet’in “Delikanlım” şiirini okudu.
Günaydın, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün 28 Şubat 1997 tarihinin üzerinden tam 27 yıl geçti. Elbette Türkiye’nin hesaplaşamadığı darbelerle analitik bir şekilde hesaplaşması gerekiyor. Acaba hangi siyasi hareket, hangi darbe karşısında nasıl bir tutum aldı ve o darbelerden kimler yararlandı. -Failleri kimdi? Sonuçta nasıl oldu, bunu iyi analiz etmek lazım.
“ERBAKAN’IN BUNLARI AMERİKANCI OLARAK NİTELENDİRMESİ BOŞUNA DEĞİL”
Klasik sorularımıza geri dönelim. 28 Şubat süreci kimlere yaradı? Refah Partisi arkasından Fazilet Parti’si kuruldu. Fazilet Partisi’nde bir grup insan kendini yenilikçi olarak tanımladı ve milli görüş gömleğini çıkartarak AKP’yi kurdu. Bunlar milli görüşün anti-emperyalist çizgisi yerine Amerika ile açıkça işbirliği yapan onlarla birlikte davranan kadrolar olarak kendilerini gösterdiler. Rahmetli Erbakan’ın hayatı boyunca bunları Amerikancı olarak nitelendirmesi boşuna değildir. Nitekim ‘Ben bu adama aşığım’ diyen Ethem Sancak’ın ‘Amerikan’ın desteği ile iktidara geldik’ lafı hatırlarındadır. Bugün kimilerini Sorosçu olarak itham eden Erdoğan’ın yanında bakın kimler var? Karşısında kimler var? AKP’nin kuruluş aşamasında George Saros’la beraber çeşitli konuları müzakere eden bir Erdoğan gerçeğini sizlerle paylaşalım.
Günaydın, basın açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Günaydın, TBMM’de olmadıağı halde dün Genel Kurul’da oy kullandığı gerekçesiyle muhalefetin sert eleştirdiği eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
“Oylama ve AKP retoriği hiç değişmiyor. Nurettin Nebati bu memlektte Maliye Bakanlığı yapmış olan bir insan hepinizde Meclis gazetecesi olarak, Meclisin çalışma dinamiğini biliyorsunuz. 5 dakikalık bir oy verme süreci içerisinde Mecliste bulunarak, bir pusula ile Meclis’te bulunduğunu Meclis Başkanlığı’na ileten Maliye Bakanı bir süre sonra Meclis Başkanı’nın o pusuladan ad okuyacağını bilir. Peki ad okunduğunda Maliye Bakanı Nureddin Nebati neden Meclis’te yoktu? Çünkü pusulayı gönderen de o değildi. Mesele bu kadar açık. Yani pusula ile oy sahtekarlığını Meclis’te yapmaya çalışan bir bakana bu memleket hazineyi teslim etti. İşte AKP tablosu bu kadar basit ve açık tablodur. Bunu basit bir Nurettin Nebati tutumu olarak tanımlamayalım. Bu AKP’nin her oylamada ortaya çıkan ahlaki tutumunu bir kez daha ortaya koymaktadır.”
]]>TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, kuvvetler ayrılığı ilkesinin terk edildiğini, Cumhur İttifakı’nın Anayasa Mahkemesi kararlarını hükümsüz kılmaya çalıştığını öne sürdü.
Kadroya alınan taşeron işçilerin meslek kodlarıyla ilgili sorunlar yaşandığını dile getiren Kaya, bu durumda olanların görevleri olmayan yerlerde istihdam edildiğini söyledi. Bülent Kaya, tayin başvurularının cevapsız bırakıldığını ve aile bütünlüğünün bozulduğunu dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasını hatırlatarak, bazı illerde siyanürle maden arama faaliyetlerinin sürdüğünü belirtti. Erhan Usta, hükümetin doğayı, çevreyi zehirlemekten vazgeçmediğini savundu.
Maden firmalarının denetlenmesini isteyen Usta, “Siyanür, sülfürik asit ve onlarca kanserojen madde içeren atıkların ülkemize ve doğamıza, insanlarımıza zarar vermesine müsaade etmeyin. Konunun takipçisi olmaya, maden işçilerimizin, bölge halkının ve gelecek nesillerin huzur ve refahı için konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.” dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Kürt sorunundaki çözümsüzlük kader değildir. 2013-2015 yılları arasındaki çözüm ve müzakere süreci bunu bize çok açık ve net gösterdi. O dönem olan iradenin doğru olduğunu, bu deneyimden yola çıkarak orada yapılan hataları görerek ve telafi ederek yeni bir sürecin başlamasının tam da zamanı olduğunu ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
“Türkiye için büyük acı kaynağıdır”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, maden ocağında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalanların halen kurtarılamadığını hatırlattı. Günaydın, “Bu Türkiye için büyük acı kaynağıdır. TBMM’nin de bu acıyı hissetmesi ve muhalefet partileriyle iktidarın bu konuyu ele alması hayatın olağan akışına uygundur.” değerlendirmesinde bulundu.
Meclis’te Araştırma Komisyonu kurulduğunu anımsatan Günaydın, iktidarın ve muhalefetin bu konunun üzerine gitmesi gerektiğini vurguladı. Gökhan Günaydın, şöyle devam etti:
“Oradaki saha görevlilerini gözaltına alarak, tutuklayarak bu meselenin altından kimse çıkamaz. Orada, AKP’nin 21 yıldır uyguladığı madencilik politikası sorgulanacaktır. Orada, bu madenlerin gizli açık ortakları kim, onlar sorgulanacaktır. Orada, helikopterlerle yurt dışına kaçırılan altının miktarı sorgulanacaktır. Orada, çıkarılan altının yüzde 98’i neden yabancılara peşkeş çekiliyor, bunlar sorgulanacaktır. Rapor ortaya çıktığında, bugün bu facianın yalnızca bir doğa olayı, madencilik faciasından öte aynı zamanda ekolojik ve iktisadi yıkım olduğunun farkına varacağız.”
Kanal İstanbul Projesi’ni eleştiren Günaydın, iktidarın 2011’den bugüne kadar projeyi gündem yaptığını, ancak adım atmadığını belirtti.
“Konu derinlemesine değerlendirilecektir”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasının ardından arama ve kurtarma çalışmalarının sürdüğünü anımsattı. İlgili bakanların bölgede bulunduğunu aktaran Gül, şunları kaydetti:
“Gözaltına alınanların sayısı 9’a yükselmiş durumda. Adli ve idari soruşturmalar derinleştirilerek devam etmektedir. Sorumluluğu, ihmali olanların adalet önünde en ağır şekilde hesap vereceğine olan inancımız tamdır. Dün de Gazi Meclisimizde tüm siyasi partiler olarak ortak komisyon kurduk. Milletimizin değerli vekilleri tarafından da bu konu derinlemesine değerlendirilecektir. Yerinde incelemeler yapılacaktır.”
Seçim beyannamesindeki vaatleri gerçekleştirmeye devam ettiklerini dile getiren Gül, Aile ve Gençlik Fonu’na ilk başvuruların alınmaya başlandığını belirtti. ???????Abdulhamit Gül, gençlerin yanında olmayı sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
]]>CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Günaydın, AK Parti’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Murat Kurum’un aday gösterilmesiyle ilgili, “Murat Kurum, 2018 ile 2023 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptı. Murat Kurum’un 2019 yılında imar affına imza atan bir bakan olarak tarihe geçtiğini ve bu imar affı içinde yurttaşlarımıza tabut olan evleri hepimiz hatırlıyoruz. Böyle bir sicilden sonra ‘İstanbul’u kentsel dönüşüm alanında dirençli bir kent haline getireceğiz’ diyorlar. 25 yıldır neden yapmadınız? Bu saatten sonra ne yapacaksınız? Soru bu kadar açıktır. Gelelim ulaşım meselesine; Murat Kurum dün Ulaştırma Bakanı ile beraber bir fotoğraf veriyor. Haritanın başına geçmişler, adeta haritaya bakarak İstanbul’un sorunlarını çözüyorlar. 2017 yılında merkezi hükümet AK Parti’deyken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de AK Parti tarafından yönetilmekteyken finansmanını ve yönetimini halledemediğiniz için metro inşaatlarının tamamını durduran ve çürümeye terk eden Mevlüt Uysal yönetiminde sizin belediyeniz değil miydi? ve şimdi tüm engellemelerinize rağmen o metroların inşaatı devam ediyor” diye konuştu.
‘KONUT DOKUNULMAZLIĞI İHLAL EDİLMİŞ OLUYOR’
Kentsel dönüşümün Türkiye için son derece önemli olduğunu kaydeden Günaydın, “Çünkü ülkenin yerleşim yerlerinin neredeyse yüzde 80’inin deprem riski altında olduğu bir memleketten söz ediyoruz. Burada kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, yapı stokunun dayanıklılığının arttırılması, kentlerin dirençli hale getirilmesi hayati bir sorumluluktur. Ancak bunu yaparken hem hukuka bağlı kalmak hem vatandaşın mülkiyet hakkına, etkili başvuru hakkına saygılı olmak gerekmektedir. Peki ne yaptılar? 9 Kasım 2023 tarihinde 6306 sayılı kanunda bazı değişiklikler yaptılar. Bu değişikliklerle, örneğin mevcut yapılaşmanın bulunduğu alanları rezerv alanı olarak ilan etme yetkisi ‘Cumhurbaşkanlığı’na tanındı, yani ‘Yürütme’ye tanındı. Eskiden rezerv alanları boş alanlara, uygun alanlara ilan ediliyordu. Şimdi sizin evinizin bulunduğu alanı rezerv alanı olarak Cumhurbaşkanı bir gece yarısı Resmi Gazete’de ilan edebiliyor. Arkasından size 90 gün içerisinde konutunu tahliye etmenize yönelik bir yazı geliyor, üstelik de o Tebligat Yasası’nın emredici hükümlerine uyulmadan yapılıyor. Polis zoruyla buralar tahliye edilebiliyor ve bunun plan süreleri, askı süreleri, itiraz süreleri, tümü genel hukuk ilkelerinden ayrıştırılan, yurttaş aleyhine olan bir yapıya dönüştürülüyor. Böylece konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, orantılılık ilkesi, etkili başvuru ilkelerinin tamamı ihlal edilmiş oluyor. Arkadaşlar; 9 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış bu yasaya karşı 4 Ocak 2024 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Anayasa Mahkemesi başvurusunu yapmıştır. Bir kez daha söylüyorum; biz kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması, konut stokumuzun dayanıklı hale getirilmesi, kentlerimizin dirençli hale getirilmesi için çalışıyoruz. Ancak buralardan birilerinin rant üretmesini istemiyoruz” diye konuştu.
‘KURTULMUŞ’UN YANITINA GÖRE TAVRIMIZI BELİRLEYECEĞİZ’
Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Günaydın, CHP’nin Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırmasına ilişkin, “İç tüzüğün hükmü Meclis Başkanlığı’nın bu çağrıya 7 gün içerisinde bir yanıt vermesine amirdir. Bugün konuştuğum Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, yarın yazılı bir yanıtın tarafımıza iletileceğini söylemiştir. O yanıtı bekleyeceğiz. O yanıta göre Meclis’in toplanıp toplanmayacağını göreceğiz ve biz de kendi tavrımızı belirleyeceğiz” dedi.
‘BAKANLAR TARAFSIZ KALMALI’
Günaydın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın, Murat Kurum’u desteklemesine ilişkin soruya da “Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Ulaştırma Bakanı; bunların tamamı seçimlerde tarafsız kalması gereken bakanlardır. Oysa bunlar şimdiden taraflarını belli etmektedirler. Taraflarını ilan etmelerinde bir sakınca görmemektedirler. Bu ne anlama gelecek; devletin araçları, devletin yakıtı, devletin personeli, kolluk kuvvetleri ve yargı kuvvetleri AK Parti’nin seçimi kazanması için bir tek parti devletinde görülebilecek ölçüde çalışmaya devam edecekler” diye cevap verdi. (DHA)
]]>