Tottenham, Galatasaray’ın da gündeminde yer aldığı öne sürülen Son’un sezon sonunda takımdan ayrılmayacağına emin.
SON TOTTENHAM’DA DEVAM EDECEK
Haberde, Tottenham’ın sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan 32 yaşındaki oyuncunun kontratında yer alan 1 yıllık uzatma opsiyonunu devreye sokacağı aktarıldı. Öte yandan Heung-min Son’un da takımda devam etmeye sıcak baktığı ifade edildi.
Tottenham formasıyla toplam 419 maça çıkan Güney Koreli futbolcu, 165 gol ve 87 asistlik performans sergiledi. (Sky DE)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>300 TARANTULA VE ONLARCA TEHLİKELİ BÖCEK
Peru’nun başkenti Lima’da bulunan Jorge Chavez Uluslararası Havalimanı’nda, Güney Kore uyruklu bir yolcunun güvenlik kontrolünden geçerken karnındaki anormal şişlik, görevlilerin dikkatini çekti. İncelemeler sonucunda, şüpheli yolcunun kazağının altında çeşitli tehlikeli hayvanlar taşıdığı ortaya çıktı. Havalimanı polisi, yolcunun karnına sardığı özel torbaların içinde 300 tarantula, yaklaşık 100 kırkayak ve dokuz adet mermi karıncası buldu. Hayvanların, küçük plastik torbalar içerisinde vücuda sarılarak taşındığı belirlendi. Peru Ulusal Ormancılık ve Yaban Hayatı Servisi’nden biyolog Pilar Ayala, ele geçirilen hayvanların tümünün koruma altına alındığını ve hayvan kaçakçılığına karşı sıkı önlemler aldıklarını belirtti.
HAYVAN KAÇAKÇISI TUTUKLANDI
Yolcunun hayvan kaçakçısı olduğu ve tehlikeli hayvanları yasa dışı yollarla ülkeye sokmaya çalıştığı tespit edilen yolcu gözaltına alındı. Ayala, hayvanların küçük fermuarlı poşetlerde ve filtre kağıtlarıyla kaplanarak taşındığını, yolcunun vücudunun etrafına iki kuşakla sabitlendiğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başbakanlığa yakın kaynaklara dayanılan haberde, 17-19 Ekim’de sürecek festival kapsamında İşiba’nın tapınağı ziyaret etmeyi planlamadığı aktarıldı.
Kabine Başsekreter Yardımcısı Aoki Kazuhiko, düzenlediği basın toplantısında, “Tapınağı ziyaret edip etmeme kararı Başbakan’ındır” dedi.

GÜNEY KORE’DEN DERİN HAYAL KIRIKLIĞI
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Başbakan İşiba’nın bağışının “derin hayal kırıklığı ve pişmanlığa” neden olduğu belirtildi.
Bağışın, “Japonya’nın geçmişteki saldırganlığını yücelttiği ve savaş suçlularını kutsadığı” savunulan açıklamada, “Japonya’nın yeni kabinesinin sorumlu liderlerini, tarihle dürüstçe yüzleşmeye ve içtenlikle pişmanlık duyduklarını göstermeye çağırıyoruz” ifadesi kullanıldı.

DAHA ÖNCE DE TEPKİLERE NEDEN OLMUŞTU
Temmuz 2022’de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Japonya Başbakanı Abe Şinzo, 2013’te tapınağı ziyaret etmiş ve bu ziyaret komşu ülkelerin tepkisini çekmişti.
Japonya’da hükümet yetkilileri ve iş dünyası yöneticilerinin yıl içinde birçok kez ziyaret ettiği kutsal tapınağa, başbakan düzeyinde en son Abe gitmişti.
İlk olarak 1869’da inşa edilen tapınağın İkinci Dünya Savaşı’nda ölen 2,5 milyon kişinin anısını onurlandırdığı biliniyor. Tapınak keşişlerinin 14 savaş suçlusunu, 1978 yılında “kutsal” kabul etmesi tartışmalara neden olmuştu.
Komşu ülkeler nezdinde “Japonya’nın geçmiş militarizminin sembolü” olarak görülen tarihi tapınak, savaşta ölenlerin anılması amacıyla yıl içinde farklı festivaller dolayısıyla ziyaretçi akınına uğruyor.


YENİ SEÇİLDİ
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) içi siyasi bağış fonu skandalı sonrası önceki Başbakan Kişida Fumio, istifa kararı almıştı.
27 Eylül’de parti içi seçimin ikinci turunda LDP liderliğinde seçilen İşiba, partisinin hakimiyetindeki Mecliste 1 Ekim’de ülkenin 102. başbakanı olmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), ülkenin anayasasında yapılan değişiklikle Güney Kore’nin ilk kez “açık bir şekilde düşman devlet” olarak tanımlandığını bildirdi.
KCNA’nın haberine göre, Güney ile son dönemlerde gerilim tırmanırken, Kuzey Kore, bölgede tansiyonu artıracak bir anayasa değişikliği yaptı.
Haberde, Kuzey Kore’nin anayasada yaptığı değişiklikle Güney Kore’nin ilk kez “açık bir şekilde düşman devlet” olarak tanımlandığı ifade edildi.
Koreleri birbirine bağlayan yolların bir kısmının 15 Ekim’de patlatılmasının nedenine de değinilen haberde, bu gelişmenin anayasa değişikliğine uygun şekilde “kaçınılmaz ve meşru” tedbirler olduğu kaydedildi.
Haberde açıklamasına yer verilen Kuzey Kore Savunma Bakanlığından bir sözcü ise Pyongyang’ın güney sınırlarını “kalıcı olarak güçlendirmek için önlemler almayı sürdüreceğini” kaydetti.

GÜNEY KORE’DEN YANIT GELDİ
Öte yandan, Yonhap’ın haberine göre, Güney Kore Birleşme Bakanlığından yapılan açıklamada, “birleşme karşıtı” olarak nitelenen “düşman devlet” tanımlaması kınandı.
Açıklamada ayrıca, “Kuzey’in provokasyonlarına güçlü bir şekilde karşılık verileceği” yinelendi.

DEVLETLERİN BİRLEŞMESİ İMKANSIZ
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ocakta Güney Kore’nin “değişmez baş düşman” olarak tanımlanması için anayasanın yeniden yazılması çağrısında bulunmuştu.
Güney Kore ile ABD’yi, askeri tatbikat düzenleyerek ve stratejik varlıklar konuşlandırarak Kore Yarımadası’nı olası savaş bölgesine dönüştürmekle suçlayan Kim, Güney Kore ile yeniden birleşme arayışına girmenin “imkansız” olduğunu vurgulamıştı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yemek yerken kadınlardan bir tanesi telefonunda “Dikkat edin. Bizim gibi soyunuzun tükenmesine izin vermeyin” diyen bir dinozorun görselini gösteriyor.
Kadınlar gülüyor.
Televizyon yapımcısı olan 30 yaşındaki Yejin, “Bu hem komik hem de çok trajik. Yok oluşumuza yol açabileceğimizin farkındayız” diyor.
Ne kendisi ne de arkadaşlarından herhangi biri çocuk sahibi olmayı planlamıyor.
Onlar çocuksuz yaşamı seçen, giderek büyüyen bir kadın topluluğunun parçası.
Güney Kore, dünyadaki en düşük doğum oranına sahip ve her yıl kendi rekorunu kırmaya devam ediyor.
Son nüfus verilerinde doğum oranının 2023 yılında yüzde 8 daha düşerek 0,7’ye gerilediği görüldü.
Bu veri bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen çocuk sayısı.
Nüfusun sabit kalması için bu sayının 2,1 olması gerekiyor.
Eğer bu şekilde devam ederse Güney Kore nüfusunun 2100 yılına kadar yarıya düşmesi bekleniyor.
‘Ulusal acil durum’
Dünyadaki birçok gelişmiş ülkede doğum oranları düşüyor.
Ancak hiçbirindeki düşüş Güney Kore kadar hızlı değil.
50 yıl içinde ülkede çalışma çağındaki insanların sayısının yarıya düşmesi, zorunlu askerlik hizmetine katılmaya uygun kişi sayısının yüzde 58 oranında azalması ve nüfusun neredeyse yarısının 65 yaşın üzerinde olması bekleniyor.
Bu durum ülkenin ekonomisi, emeklilik fonları ve güvenliği için o kadar kötü ki siyasetçiler ‘ulusal acil durum’ ilan etti.
Birbirini izleyen hükümetler yaklaşık 20 yıl boyunca sorunu harcama yaparak çözmeye çalıştı.
Şimdiye kadar yaklaşık 379,8 trilyon KRW (286 milyar dolar) değerinde yatırım yapıldı.
Çocuk sahibi olan çiftlere aylık ödemeler, sübvanse edilmiş konutlar ve ücretsiz ulaşım gibi yardımlar yapılıyor.
Hükümet çocuk yapmak isteyen evli çiftlerin hastane masraflarını ve tüp bebek tedavilerini bile karşılıyor.
Ancak bu tür teşviklerin işe yaramaması nedeniyle siyasetçiler daha yaratıcı çözümler bulmaya yöneliyor.
Örneğin Güneydoğu Asya’dan çocuk bakıcıları getiriliyor ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor veya 30 yaşından önce üç çocuk sahibi olan erkekler askerlik hizmetinden muaf tutuluyor.
Ancak gençler ve özellikle de kadınlar, siyasetçilerin kendilerine kulak vermediğini söylüyor.
BBC, geçen yıl ülkeyi dolaşarak çocuk sahibi olmamaya karar veren kadınlarla konuştu ve bu kararın arkasındaki sebepleri anlamaya çalıştı.
Yejin henüz 20’li yaşlarındayken tek başına yaşamaya karar verdiğinde sosyal normlara meydan okudu.
Güney Kore’de yalnız yaşamak büyük ölçüde kişinin hayatında geçici bir aşama olarak görülüyor.
Yejin beş yıl önce de evlenmemeye ve çocuk yapmamaya karar verdi.
Yejin, “Kore’de ev işlerini ve çocuk bakımını paylaşacak bir erkek bulmak zor. Tek başına çocuk sahibi olan kadınlar hakkında da kötü düşünülüyor” diyor.
2022 yılında Güney Kore’deki doğumların yalnızca yüzde 2’si evliliklerin dışında gerçekleşti.
‘Sürekli bir çalışma döngüsü’
Kariyerine odaklanmayı tercih ettiğini söyleyen Yejin, televizyon yapımcısı olarak çalıştığı işinin ona çocuk sahibi olma fırsatı vermediğini belirtiyor.
Güney Kore’de çalışma saatleri oldukça uzun.
“İşimi çok seviyorum ve beni tatmin ediyor” diyen Yejin, “Ama Kore’de çalışmak zor. Sürekli bir çalışma döngüsü içindesiniz” diye devam ediyor.
Yejin, işinde daha iyi olmak için boş zamanlarında ders çalışması yönünde de baskı olduğunu söylüyor:
“Koreliler, sürekli kendilerini geliştirmeye çalışmazlarsa geride kalacaklarını ve başarısız olacaklarını düşünüyorlar. Bu korku bizi iki kat daha fazla çalışmaya itiyor.”
“Hafta sonu geldiğinde, Pazartesi günü işe dönecek enerjiyi toplamak için bazen serum taktırdığını” söyleyen Yejin, aynı zamanda çocuk sahibi olmak için izin alması durumunda işine geri dönemeyeceğinden endişeleniyor.
Bu Kore’de oldukça yaygın bir korku.
Ücret eşitliği, işsizlik ve ev fiyatları
İnsan kaynakları alanında çalışan 28 yaşındaki bir başka kadın, doğum iznine ayrıldıktan sonra işten ayrılmak zorunda kalan ya da promosyon alamayan insanlar gördüğünü ve bu durumun kendisini asla bebek sahibi olmamaya ikna etmeye yettiğini söylüyor.
Güney Kore’de hem erkekler hem de kadınlar, çocuklarının ilk sekiz yılında bir yıllık izin hakkına sahip.
Ancak 2022 yılında, yeni babaların sadece yüzde 7’si izinlerinin bir kısmını kullanırken, bu oran yeni annelerde yüzde 70’ti.
Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) göstergelerine göre dünyada en yüksek eğitim seviyesine sahip kadınlar Güney Kore’de yaşıyor.
Buna rağmen Güney Kore, ücret eşitliği ve işsiz kadın oranında en kötü ülkeler arasında.
Araştırmacılara göre kadınlar kariyer yapmak ya da aile kurmak arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.
Giderek daha fazla kadın ise kariyerini seçiyor.
5 yaşındaki çocuklara İngilizce öğreten Stella Shin 39 yaşında ve kendi çocuğu yok.
Stella bunun kendi tercihi olmadığını söylüyor.
6 yıldır evli ve çocuk istemesine rağmen çalışmak ve hayatını yaşamakla meşgul olduğunu söyleyen Stella, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını ve artık yaşam tarzının çocuk yapmayı “imkansız” hale getirdiğini anlatıyor.
“Annelerin ilk iki yıl boyunca çocuklarına bakmak için işi bırakması gerekiyor, bu da beni çok mutsuz eder” diyen Stella, “Kariyerimi ve kendime bakmayı çok seviyorum” diye devam ediyor.
Çocuk sahibi olunca işten 2-3 yıl izin alma beklentisi kadınlar arasında yaygın.
Çocuk bakımını erkeklerle paylaşmak ise çok sık görülen bir şey değil.
İşinden vazgeçmek istese veya bir şekilde idare etmeye çalışsa bile Stella, ev fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle bunu göze alamayacağını belirtiyor.
Seul’da doğum oranı yüzde 0,59
Güney Kore nüfusunun yarısından fazlası başkent Seul’da ve çevresinde yaşıyor.
Bu da konut talebi ve diğer hizmetler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.
Seul’de doğum oranı 0,59’a düşerek ülkedeki en düşük oran oldu.
Barınmanın yanı sıra özel eğitim maliyetleri de kadınların çocuk yapmama tercihinde önemli bir etken.
Çocuklar 4 yaşından itibaren matematik, İngilizce, müzik ve tekvando gibi bir dizi pahalı, müfredat dışı kursa gönderiliyor.
Bu o kadar yaygın bir alışkanlık ki, vazgeçmek çocuğunuzu başarısızlığa sürüklemek olarak görülüyor.
Bu da aşırı rekabetçi bir ülke olan Güney Kore’de akıl almaz bir düşünce.
Güney Kore bu yüzden çocuk yetiştirmek için dünyanın en pahalı ülkesi haline geldi.
2022’de yapılan bir çalışmaya göre ülkedeki ailelerin yüzde 94’ü özel eğitimin ekonomik bir yük olduğunu, ancak sadece yüzde 2’sinin özel eğitimi tercih etmediğini tespit etti.
‘Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil’
Minji (gerçek ismi değil) de hikayesini paylaşmak istiyor ama ailesine çocuk sahibi olmayacağını henüz söylemedi.
Kocasıyla birlikte sahil kenti Busan’da yaşayan Minji, “Çok şaşıracaklar ve hayal kırıklığına uğrayacaklar” diyor.
Minji 20’li yaşlarının zor geçtiğini ve sanatçı olmak istemesine rağmen hayatını ders çalışarak geçirdiğini söylüyor:
“Hayallerime ulaşmak için değil, sadece vasat bir hayat yaşamak için durmadan rekabet etmek zorunda kaldım. Bu çok yorucuydu.”
Şimdi 32 yaşında olan Minji, sonunda kendisini özgür hissettiğini ve hayatın tadını çıkarabildiğini anlatıyor.
Çocuğunu kendisine benzer, rekabetçi bir mutsuzluğun içine sürüklemek istemeyen Minji, “Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil” diyor.
İç karartıcı bir sosyal olgu
Daejeon şehrinde yaşayan Jungyeon Chun, kendi deyimiyle “tek ebeveynli bir evlilik” sürdürüyor.
7 yaşındaki kızını ve 4 yaşındaki oğlunu okuldan aldıktan sonra yakındaki oyun parklarını geziyor ve kocası işten dönene kadar vakit geçiriyor.
Jungyeon, “Çocuk sahibi olurken çok büyük bir tercih yaptığımı düşünmüyordum, oldukça hızlı bir şekilde işime dönebileceğimi sandım” diyor.
Ancak Jungyeon kısa süre sonra sosyal ve ekonomik baskıların devreye girdiğini ve kendini tek başına ebeveynlik yaparken bulduğunu söylüyor.
Son 50 yılda Kore ekonomisi baş döndürücü bir hızla gelişerek kadınları yüksek öğrenime ve iş gücüne itti.
Ancak eş ve anne rolleri aynı hızda gelişmedi.
Hayal kırıklığına uğrayan Jungyeon, diğer anneleri gözlemlemeye başladı:
“Çocuk yetiştiren arkadaşım da depresyonda, karşı sokakta oturan arkadaşım da depresyonda. Bu bir sosyal olgu.”
Jungyeon, kadınların içinde bulundukları “trajik durum” nedeniyle annelik mucizesinden mahrum bırakıldığı için üzüldüğünü söylüyor.
‘Elimde olsa 10 çocuk yapardım’
Yejin’in evine dönelim. Öğle yemeğinden sonra arkadaşları kitapları ve diğer eşyalarını karıştırıyor ve onunla pazarlık yapıyor.
Kore’deki yaşamından sıkılan Yejin, Yeni Zelanda’ya taşınmaya karar verdi.
Bir sabah uyandığında kimsenin onu burada yaşamaya zorlamadığını fark ettiğini söylüyor.
Yejin hangi ülkelerin cinsiyet eşitliği konusunda üst sıralarda yer aldığını araştırdı ve Yeni Zelanda’nın açık arayla birinci sırada olduğunu gördü.
Yejin ve arkadaşlarına fikirlerini değiştirmeleri için onları ikna edebilecek bir şey olup olmadığını soruyorum.
Minsung’un cevabı beni şaşırtıyor:
“Çocuk sahibi olmayı çok isterim. Elimde olsa 10 çocuk yapardım.”
Onu durduran ne diye sorduğumda 27 yaşındaki kadın bana biseksüel olduğunu ve aynı cinsiyetten bir partneri olduğunu söylüyor.
Güney Kore’de eşcinsel evlilik yasal değil ve evli olmayan kadınların hamile kalmak için sperm donörlerini kullanmalarına genellikle izin verilmiyor.
Minsung, “Umarım bu bir gün değişir ve ben sevdiğim kişiyle evlenip çocuk sahibi olabilirim” diyor.
Minsung’un arkadaşları, Güney Kore’deki duruma bakıldığında anne olmak isteyen bazı kişilere izin verilmemesinin ironik olduğuna dikkat çekiyor.
Ancak görünen o ki siyasetçiler krizin derinliğini ve karmaşıklığını yavaş yavaş kabulleniyor.
Bu ay Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, şimdiye kadar yapılanların “işe yaramadığını” ve Güney Kore’nin “aşırı ve gereksiz düzeyde rekabetçi” bir ülke olduğunu kabul etti.
Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, hükümetinin artık düşük doğum oranını “yapısal bir sorun” olarak ele alacağını söyledi.
Ancak bunun ülkenin politikalarına nasıl yansıyacağı henüz belli değil.
Geçtiğimiz haftalarda Yeni Zelanda’da üç aydır yaşayan Yejin ile tekrar görüştüm.
Yeni hayatı, arkadaşları ve bir barın mutfağında çalıştığı işi hakkında çok heyecanlıydı:
“İş-yaşam dengem çok daha iyi. Hafta içinde arkadaşlarımla buluşabiliyorum. İş yerinde çok daha fazla saygı gördüğümü hissediyorum ve insanlar önyargılı değil. Bu da eve dönmek istemememe neden oluyor.”
Bu haber, Leehyun Choi ve Hosu Lee’in katkılarıyla hazırlandı.
]]>Dünyanın ilk 10 diş implantı üreticisi arasında yer alan MegaGen, implant yanında diş hekimi koltuğu, görüntüleme sistemleri ve bu alandaki yazılımları da üretiyor. MegaGen, dünyada 120’yi aşkın ülkede faaliyet gösteriyor.
Firma, Güney Kore dışındaki ilk üretim tesisini Türkiye’de İstanbul’a kurma kararı aldı ve buna yönelik çalışmalarını da hızlandırdı.
“Biz Türkiye’yi seçtik”
MegaGen Implant CEO’su Kwang Bum Park, AA muhabirine, firmanın Güney Kore’nin Daegu kentinde yer alan fabrikasında değerlendirmede bulundu.
Uzun zamandır yurt dışına açılma planları yaptıklarını belirten Park, çoğu şirketin yurt dışındaki ilk yatırımları için daha çok ABD ve Avrupa’yı düşündüğünü ancak kendilerinin geleceğe dair farklı fikirleri olduğunu söyledi. İş yapmak için belirli kararların verilmesi gerektiğini aktaran Park, “Yatırım için ABD ve Avrupa mantıklı olabilirdi ancak biz daha fazla gelişime açık olduğu için Türkiye’yi seçtik.” dedi.
Park, Kore’de robotik sistemlerle akıllı üretim yapan bir firma olduklarını, İstanbul’a kuracakları fabrikaya da Kore’deki gibi robotik sistem kuracaklarını belirtti.
Türkiye’deki üretimleriyle farklı ülkelere ve Avrupa’ya da yönelmeyi düşündüklerini vurgulayan Park, “Türkiye’de üretimi sağlayıp ‘Made in Türkiye’ etiketiyle ürünlerimizi Avrupa’ya göndermek gibi bir hayalimiz var. Türkiye, medikal turizmde oldukça meşhur bir ülke olduğu için Avrupa ve yurt dışından birçok hasta geliyor, bu hastalarla da ürünlerimizi duyurabileceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.
Park, Türkiye’de ilk olarak bir üretim bandıyla yatırıma başlayacakları bilgisini vererek, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye ilk aşamada 15 milyon dolarlık başlangıç yatırımı yapacağız. İlerleyen dönemde yatırımın karşılığı alındıkça daha fazla yatırım yapıp iş büyütülecek. Bu üretim bandında sonuçlar alındıkça büyümek istiyoruz. Türk devletinin desteklerinden faydalanarak daha büyük bina kurup, üretim bandını çoğaltıp her şeyi daha çok büyütmek hayalimiz. Çok daha büyük bir fabrika için 5 sene gibi bir sürenin ardından daha büyük yatırımlar yapmayı planlıyoruz. O zaman muhtemelen 100 milyon doların üzerinde yatırım yapılacaktır. Bu üretim tesisimizde dünyanın farklı yerlerinden gelecek diş hekimlerine eğitimler de verilecek.”
“İhracata da başlayacağız”
Türkiye’den İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Afrika ülkelerine de yönelme planları olduğunu bildiren Park, 5 yıllık üretim planının yarısında gelindiğinde ihracata başlamayı hedeflediklerini anlattı.
Park, kendisinin de diş hekimi olduğuna ve şirketi diş hekimleriyle birlikte kurduklarına dikkati çekerek, hekimlerin ihtiyaçlarını bilerek bu doğrultuda en doğru ürünleri ürettiklerini kaydetti.
İmplantın ardından diğer ürünlerinin de Türkiye’de üretimini sağlayıp “Made in Türkiye” etiketiyle dünyaya tanıtabileceklerini dile getiren Park, “Türkiye, iş bağlantısı kurmak için çok önemli bir ülke. Asya şirketlerinin bağlantı kurma eksikliği var. Türkiye üzerinden bağlantı kurup beraber başka yerlerde iş yapmak da istiyoruz. Biz Türkiye’deki şirketlere rakip olarak gelmek istemiyoruz. Biz teknik bilgi ve birikimimizi paylaşıp ülkedeki kalite ve standartların artırılmasına katkı sağlayabiliriz. Türkiye’deki ürün kalitemiz de Güney Kore’deki ile aynı olacak. Beraber güzel sonuçlar alabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Park, vergi gibi devletle ilişkiler ile çalışanlara karşı sorumluluk gibi konulara çok önem verdiklerini belirterek, Türkiye’deki yatırımlarını tamamlamaları için bazı izin ve işlem süreçlerinin hızlandırılmasını talep etti.
“Daha fazla Güney Kore şirketi gelecek”
Şimdiden MegaGen’in yatırımını izleyerek Türkiye’ye yatırım planı yapan Güney Koreli firmalar olduğuna işaret eden Park, “Daha fazla Güney Kore şirketinin Türkiye’ye gelip yatırım yapıp büyüyeceğini düşünüyorum. Türkiye’ye şu anda yapılan yatırımlar da sürekli büyüyor. Bizim ardımızdan global ve Güney Koreli yatırımcıların Türkiye’ye geleceklerini düşünüyorum.” dedi.
Park, dental pazarda dünyada 8’inci sırada yer aldıklarını, 2030’a kadar hedeflerinin 3. sıraya yükselmek olduğunu vurguladı. Sadece implant alanında değil, dental ve sağlık alanında da daha fazla inovasyon yapıp, yapay zekanın kullanıldığı dijital ürünler oluşturup farklı alanlara yönelmek istediklerini dile getiren Park, bu alanda AR-GE’ye de çok önem verdiklerini söyledi.
Türk Şehitliği’ni ziyaret etti
Türkiye’nin Kore Savaşı’nda Güney Kore’ye yardım eden ülkelerden biri olduğunu anımsatan Park, “Türkiye’den ‘kardeş ülke’ olarak bahsediyoruz. İki ülke halkları birbirine çok yardımcı oluyor. Fiziksel olarak Japonya ve Çin bize yakın ama duygusal olarak Türkiye’yi kendimize daha fazla yakın hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Park ile MegaGen Türkiye CEO’su Cem Dergin ve diğer şirket yöneticileri, basın mensuplarıyla yaptıkları görüşmenin ardından Güney Kore’nin Busan kentinde yer alan BM Anıtsal Mezarlığı’ndaki Türk Şehitliği’ni ziyaret etti. Şehitlik anıtına çiçek bırakan Park ve Dergin, saygı duruşunda da bulundu.
]]>