Cumhur İttifakına desteğini açıklayan ve seçim irtibat merkezini ziyaret eden BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini MHP İl Başkanı Tolga Adıgüzel, karşıladı.
Seçim Koordinasyon Merkezi’nde BBP Başkanı Tuncay Ertem ve yönetimini ağırlayan Adıgüzel, desteklerinden dolayı Ertem ve yönetimine teşekkür etti.
MHP Kars İl Başkanı Tolga Adıgüzel, “Bugün Büyük Birlik Partisi Kars İl Başkanı Tuncay Ertem ve kıymetli yönetimi aramızdadır. Geçen kendileri ile konuştuk dedi ki; ‘başkanım bizler yönetimimiz ile sizlerin yanındayız cumhur ittifakını destekliyoruz. Prof. Dr. Ötüken Senger’in sonuna kadar yanındayız.’ Bugün de kendileri buraya geldiler kıymetli yönetimleri ile birlikte hepinizin huzurunda teşkilatımız adına kendisine hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyoruz. İnşallah her geçen gün büyüyerek güçlenerek yolumuza devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakına destek vereceklerini belirten BBP İl Başkanı Tuncay Ertem, “Cumhur ittifakının her zaman bir araya gelmesinin en önemli etkenlerinden bir tanesi vatan millet ve devlet söz konusu olduğunda hiçbir şekilde bir çıkar gözetmeksizin menfi herhangi bir değerini öne almaksızın bir araya gelmeleri ve devletin çıkarına çalışmalarıdır. Cumhur ittifakının temel taşlarından olan Büyük Birlik Partisi İl Başkanı olarak siz değerli vatandaşlarımızın karşısına bu nedenle gelmiş bulunmaktayız. Burada Cumhur İttifakı adayımız Prof. Dr. Ötüken Senger hocamız yıllardır tanıyoruz. Kendisinin dürüstlüğüne, çalışkanlığına liyakat sahibi bir insan olduğuna kefil olabileceğim bir insandır. Onda da herhangi bir endişemiz yoktur. Şehrimize çok şey katacağından ayrıştırmadan birleştirerek herkesi kucaklayacağından adım gibi eminim. 28 Mart’ta bir olduk Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı layık olduğu makamına hep beraber çalışarak gönderdiysek 31 Mart yerel seçimlerinde de Ötüken Senger’i yine birlik olarak layık olduğu yere belediye başkanı olarak hep beraber gönderelim” diye konuştu.
Büyük Birlik Partisi’nin desteğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Ötüken Senger, “Başkanımız bizi onura etti, çok teşekkür ediyorum kendisine, Cumhur İttifakının bir parçasıdır Büyük Birlik Partisi, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi her zaman omuz omuza olmuştur. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi hem Cumhurbaşkanı seçiminde, hem de genel seçimlerde birlikte mücadele ettik. Şimdi de yerel seçimlerde Allah’ın izniyle hep birlikte mücadele edeceğiz. Allah kendilerinden razı olsun az önce kendisinin de ifade ettiği gibi biz bir yola çıktık ve Allah’u Teala bizi utandırmasın inşallah, bu yolda şehrimiz Kars için söylüyorum. İdeolojik yaklaşımı ve etnik milliyetçiliği bir daha yapmamak üzere tarihin derin sayfalarına gömeceğiz. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum, gücümüze güç kattılar. İnşallah bundan sonra birlik ve beraberlik içerisinde sloganımız olan ayırmadan ayrıştırmadan birlik ve beraberlik içerisinde inşallah 31 Mart akşamı Milliyetçi Hareket Partisi önünde sizlerinde çalışması, çabasıyla zaferimizi kutlayacağız Allah hepinizden razı olsun hepinize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – KARS
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“SEÇİM AKŞAMI BÜTÜN TÜRKİYE SOMA MANİSA’YI KONUŞACAK”
“Soma faciasından sonra geldik. Soma Kaymakamlığı önünde oturduk, kalkmadık. Ta Ankara’dan heyetler gelene kadar. Sözleri aldık. O sözler tutulana kadar Ankara’da meclisi kapattırmadık. Madencilere verilen sözler kısmen tutuldu ancak madenlerin güvenli olması, madenler güvenli olmadan madenlerin açılmamasına yönelik sözler çok azı tutuldu ama o günden bugüne Türkiye’nin dört bir yanında, Ermenek’ten başlayarak en son İliç’e kadar yine madenciler emeklerinin karşılığını almak yerine hayatlarını veriyorlarsa eğer bu Türkiye’de madencilerin ve emekçilerin daha verecek çok mücadelesi, yürüyecek çok yolu ve hep beraber elde edecek çok kazanımları olduğunu gösteriyor. Benim de size canım feda. Soma’ya gelince böyle duygular çok yüksek oluyor. Madenci kardeşim sesini duyurmak istiyor, emekçi, emekli kardeşim sesini duyurmak istiyor. Biz, o gün buradan yola çıktık. Somalı kardeşlerimizle birlikte büyük bir mücadeleyi verdik. Ama sonrasında çok üzüldük. Çünkü birileri Türkiye’nin başka bir yerinde, sıcak odalarında, ellerinde cep telefonları Twitter’da her seçim akşamı Soma’nın seçim sonuçlarına baktılar, bilir bilmez Soma’ya laf ettiler. Soma’da seçim kaybettiğimiz oldu, belediye başkan adayı gösterdiğimiz kazanamadığımız oldu. Ama Soma’ya, Somalının iradesine, Somalının oyuna, Somalının iyi niyetine, Somalının açık alınlığı, başı dik duruşuna hiçbir zaman laf söyletmedim, söyletmeyeceğim. Ama bu 31 Mart’ta yine Soma konuşulacak. Daha önce seçim kaybettiğimizde konuşanları susturdum. Sen biliyor musun Soma’daki zorluğu. Sen biliyor musun Soma’daki mücadeleyi? Sen anlar mısın açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten dedim. Seçim akşamları onları susturdum. Ama bu seçim akşamı kimseyi susturmayacağım. Bu seçim akşamı bütün Türkiye Soma’yı konuşacak, Manisa’yı konuşacak. Çünkü bu sefer bu meydanı doldurduk ve Somalıların karşısına bu sefer kırk dört yaşında yirmi yıllık bir avukat, Soma davasını ilk günden son güne takip eden, Soma’da siz garibanın, Soma’da bir mağdurun, parası olmayan birinin devlette adliyede ne işi olsa her telefonda git onu bul dediğimiz Soma’nın bir civan mert delikanlısını benim çok değerli bir kardeşimi sizin evladınız Sercan Okur’u aday gösterdik. Gerçekten siyasetçinin telefonu yirmi dört saat durmaz çalar. Gece arar gündüz arar. Bayramda arar. Pazar günü arar. Telefonu açtığında karşındakinin derdini dinlediğinde önemli olan ona bir çözümü söyleyebilmek, onu doğru birine yönlendirebilmektir. Ben siyasete girdiğim günden beri Soma’da kimin başı sıkışsa Sercan’ı biliyor musun dediğimde bilirim der. Sizin Sercan Okur’u tanımayana tanıtmanız lazım. Bilmeyene bildirmeniz lazım. Ben Özgür Özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Sercan Okur’a kefilim, yanındayım, arkasındayım. Ona kefil olun ona bu seçimi siz kazandıracaksınız.
“CENGİZ ERGÜN VERDİĞİ SÖZLERİN HİÇBİRİSİNİ TUTMADI GİTTİ AKP’YE TESLİM OLDU”
Sandık başına gidince dört tane oy kullanılacak. Bu oylardan bir tanesi çok kıymetli, o oy, yakasında bir parti rozeti olmayan, arkasında bir parti gücü olmayan, tek başına çıkmış sizlerden oy isteyen muhtarın oyu. O oy demokrasi açısından en kıymetli oylardan bir tanesi. Bunun için sizden ricamdır. Hangi görüşten olursa olsun muhtarlarımıza sahip çıkalım. Ben hepsine başarı diliyorum. Yolları açık olsun. Hepsine kolay gelsin muhtar adaylarımızın. İkinci oy belediye meclisi için, üçüncü oy Soma’mız için, Sercan Başkanımız için ve dördüncü oy Manisa Büyükşehir Belediyesi için. İlk zamanlarda uzaktan davulun sesi hoş gelir. Manisaspor başkanıymış. Efendim eşi İzmir’denmiş. Ailesi CHP’liymiş diye laflarla bizim çok anlatmamıza, çok itirazımıza rağmen Cengiz Ergün seçildi. Ne yaptı verdiği sözlerin hiçbirisini tutmadı. Ne yaptı Manisa’da Türkiye’nin en pahalı suyunu sattı. Türkiye’nin en pahalı suyunu siz kullanıyorsunuz Cengiz Ergün yüzünden. Ne yaptı ulaşımı aksattı, arap saçına döndürdü. Türkiye’nin ölçek bazında en pahalı toplu ulaşımını siz kullanıyorsunuz. Önce ben de Atatürkçüyüm, ben de cumhuriyetçiyim, ailem sosyal demokrat diyerek oyları toplayan bu insan 2019 seçimlerinde AKP ile işbirliği yaptı. Cumhur İttifakı’nın adayı oldu. Kendi astığı Atatürk resimlerine söylediği birkaç cümleye aldanan Atatürkçüleri ve Manisa’nın güzel insanlarını kahrederek gitti AKP’ye teslim oldu.
“PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE FERDİ BAŞKAN ENGEL OLDU”
Ardından öyle bir dönem başladı ki Manisa’da sokağa çıkmaz oldu. Hiçbir iş yapmıyordu tamamen yapmaz oldu. Ama, Manisa’nın en güzel varlıklarını TÜGVA var ya Erdoğan’ın oğulları TÜGVA’lara, okçuluk vakıflarına, ENSAR vakıflarına peşkeş çekmeye başladı. Tayyip Erdoğan bunu en zayıf yerinden, bir takım davalarından dosyalarından yakaladı. Manisa’nın ne kadar güzel yeri varsa hepsini bunlara vermeye başladı. Verdi verdi verdi en sonunda hepimizin evlendiği nikah dairesini bile TÜGVA’ya verdi. SGK’ya ait Beyaz Fil’i aldılar, yıkmaya kalktılar, peşkeş çekmeye kalktılar, hepimiz itiraz ettik ama Cengiz Ergün nerede, Manisa’nın aleyhine bir şey varsa ona destek verdi. Peki karşısına kim dikildi? Bizim Ferdi. Sonra bir gün Manisa’da eko-turizm yapacaklar. Bir dağın başı. Oradaki alanda eko-turizm alanı ilan etmişler. Oyları vermişler, güzelim ormanın tepesindeki ağaçları kesiyorlar. Sonra bir baktık. Oraya villa yapıyorlar. Ferdi başkan peşine düştü. Yazdık, çizdik. ya bu eko-turizmdi. Bu olmaz. Yürütmeyi durdurma verin diye. Mahkeme davayı açacak ya. Taraflara tebliğ edecek ya. Adrese mektubu celbi yollayacak ya. Yolladığı kağıda bir baktık. Cengiz Ergün’ün kızının ismi. Meğersem o eko-turizm alanını bilinmedik bir turizm diye vermiş. Üstünden üç-beş ay geçmiş. Kızına devretmiş. Güzelim ormanın ortasında kızına villa yaptırıyormuş. Orayı kızına verdi. Kim engel oldu? Yine bizim Ferdi.
“350 DAİRE PARASINI KENDİNE ALMAK İÇİN DEĞİŞİKLİK YAPTI”
Yine bir gün Manisa’da imar plan değişikliği yapıldı. Ana cadde üzerindeki beş katlar, on beş kata çıkarıldı. Oradaki o değişiklik yapılırken oraya bir cümle koymuş. Eğer caddenin üstünde yeri olan bir arsanın devamında içeride de yerleri varsa onlara da on beş kat verilir. Bizim belediye başkanının orada küçük bir yeri varmış. Arkadaki parkla kendi arkasını değiş tokuş yapmış. Arkadaki koca arsaları da beş kattan on beş yapmış. Kaç daire fark ediyor? Üç yüz elli daire. Kaç para fark ediyor? Tam beş yüz milyon lira. Yani üç yüz elli daire parasını bir cümleyle kendine almak için değişikliği yaptı. Önergeyi verdi, verdi kim engel oluverdi yine bizim Ferdi. Şunun için anlatıyorum. Vicdansız, insafsız, gözü doymayan ve iktidarda kaldığı her gün kendini, ailesini, yandaşlarını bu yaptıkları görülünce de tehdit edilince de bütün Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çeken birisine karşı tertemiz. Sütte leke var onda yok. Yaptığı işi güzelce yapan her türlü kent suçunun karşısında dimdik ayakta duran, sokakta gezen ve asla ve asla surat asmayan, enerjisi bitmeyen yoksulu gördüğünde, emekçiyi gördüğünde yüzü gülen bir adayımız var. Mimar Ferdi Zeyrek.
“BU İŞİN AK PARTİ’Sİ MHP’Sİ KALMADI”
Bu işin AK Parti’si MHP’si kalmadı. Bu bir genel seçim değil. Bu seçimde artık, belediye başkan adayı seçiliyor. ve dürüst, çalışkan, namuslu sorun çözecek kişilere şehrin anahtarını vereceğiz. Belediyenin anahtarını vereceğiz. Ben size bir şey söyleyeyim. Kendi partisinde olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin karşısına götür. Bir tarafa mevcut belediye başkanını bir tarafa, Ferdi Zeyrek’i. Vallahi de billahi de Devlet Bey kendisi düzgün bir seçim yapacak olsa o belediye başkanı yerine elli kere Ferdi’yi seçer. Elli kere Ferdi’yi seçer. Cengiz Ergün bir kefeye Ferdi Zeyrek’i bir kefeye koyduğunda adaletin terazisi de, vicdanın terazisi de siyasetin terazisinde de Ferdi Zeyrek, ağır basıyor, ağır basıyor, ağır basıyor. O yüzden biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak adaylarımızı sadece Cumhur Halk Partililere değil, şehrini seven, ilçesini seven herkese emanet ediyoruz.
“BEŞLİ ÇETEYE PARA VAR EMEKLİYE YOK”
Bugün sadece Soma’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında televizyonlarının başına geçenler televizyonlarda bir umut, bir müjde bekliyorlar. Bunu bekleyenler, geçim sıkıntısı karşısında ezilenler, hayat pahalılığı karşısında ezilenler, zamlardan ezilenler, en çok da kimler, en çok da emekliler. Bakın meydanlarda bunu soruyorum. Meydanların çok önemli bir kısmı emekli. Canı yanıyor. Meydanlarda, mitinglerde sesimi duyurayım diye buralara koşuyor. Elleri kaldırtıyoruz, on taneden sekiz tanesi neredeyse on bin lira alıyor. Daha iki gün önce TÜRK-İŞ açıkladı. Açlık sınırı 16 bin 200 lira. Emekliler açlık sınırının altı bin lira altında geçinmeye zorlanıyorlar. Yokluğa, felakete, açlığa sürükleniyorlar. Yani TÜRK-İŞ’in hesaplarına göre, DİSK’in hesabı falan değil. Son bir ayda gıda enflasyonu yüzde on beşleri bulmuş. Ama bizim emeklimize o kadar düşük bir enflasyon hesabıyla zam yaptılar ki yüzde otuz üç zam yaptılar, yedi bin beş yüz lirayı on bin lira yaptılar ve açlığa sürüklediler. Ben emekliye para ver deyince, emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Emekli başına yedi bin lira seyyanen zam sekiz yüz milyon para tutuyor, sekiz yüz milyon lirayı bulabilirsem çalışanların maaşını ödeyemem diyor. Emekliyle çalışanı karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa bu sene beşli çeteden, zengin müteahhitlerden, holdinglerden, yandaşlardan alması gerekip de vazgeçtiği vergi bu para kadar. Yani beşli çeteye para var. Emekliye para yok. Yani lüks otomobillerine, dünyanın en pahalı makam aracına fakat para var, emekliye yok. Uçan sarayına para var, emekliye para yok. Yazlık sarayına para var, emekliye para yok. Eğer emekliye para yoksa, 31 Mart’ta oy da yok. Öyle mi? Tayyip Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Ben Tayyip Erdoğan’ın söylediğini söyleyeyim. Siz de sana da oy yok deyin. Belki duyar. Erdoğan diyor ki emekliye para yok. Oy yok, oy yok. Duyar da, duyar da bir şey yapar mı? Yapmaz. Çünkü o garibanın sesini, ezilenin sesini, yoksulun sesini duymaz. Onun duyduğu ses hep zenginlerin sesi, hep fabrikatörlerin sesi, hep patronların sesi. Ama ona sesimizi 31 Mart günü duyuracağız hep beraber.
“TEK ÇARE VAR O DA BİRLEŞMEK, BİRLİKTE OLMAK, BİZ BUNA TÜRKİYE İTTİFAKI DİYORUZ”
Soma olmuş, ders gibi. Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi söylüyor. On lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı diyor, ben emekliyim diyor. Cebimde bu kaldı diyor. Bu çarelerin, bu sorunların hepsinin çaresi vallahi ne bende, ne bir başkasında. Çaresi sizde, çaresi sandıkta. Şimdi bundan sonra hep birlikte yapacağımız bir şey var. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylarına oy vereceğiz. Ama bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Manisa’da Manisa ittifakı Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar var. Milliyetçi demokratlar var. Muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz. Türk’ünü, Kürt’ünü, Laz’ını, Çerkez’ini, Karadenizlisini, doğulusunu, güneydekini, Manisa’dakini ayırmıyoruz. Soma’mızda, Karadeniz’den olanlar var. Güneydoğu’dan olanlar var, İç Anadolu’dan olanlar var. Buraların yerli olanları var. Ama herkes var. Sorun var. Ama, çözümde bir tek çare var. O da birleşmek, birlikte olmak. O yüzden biz buna Türkiye İttifakı diyoruz. Türkiye İttifakı kimden oy bekler. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları kazandığında kim gözyaşı döküyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Türkiye ittifakının renkleri bayrağımızın renkleridir. Kırmızı ve beyaz. Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz. Zenginler bir yanda dururken, emeği sömürülen işçiden, fukaralardan, garibanlardan, emeklilerden, emekçilerden, genciyle, yaşlısıyla, bu memleketin güzel insanlarından oy istiyoruz. 31 Mart günü, Soma’yı Sercan Okur’a, Manisa’yı Ferdi Zeyrek’e. Bu iki genç adayımız, yaşları birbirine denk, ikisi de birbirinden yakışıklı, ikisi de birbirinden çalışkan, ikisi de birbirinden namuslu, bu iki evladımızı, bu iki kardeşimizi sizlere emanet ediyorum. Onları 1 Nisan sabahının belediye başkanları yapmaya söz mü? Size güveniyorum, size inanıyorum. Onları size, sizi de allaha emanet ediyorum.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Kastamonu’nun Hanönü ve Taşköprü ilçelerinde AK Parti seçim ofislerinin açılış törenlerine katılarak her iki ilçede de esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. İlçelerde konuşan Tunç, yerel seçimlerde her iki ilçeden de rekor oy beklediklerini söyledi.
“Ekonomimizi yeniden toparlıyoruz, yeniden emeklimizin, memurumuzun, işçimizin alım gücünü arttırmak için çalışıyoruz”
Taşköprü ilçesinde vatandaşlara seslenen Bakan Tunç, “Hükümet olarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte inşallah önümüzdeki dört yıl istikrar süreci olacak. Bakın bir deprem yaşadık. 6 Şubat’ta 11 vilayetimiz yerle bir oldu. Şimdi o şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Bir de ondan önce 3 yıl kapalı kaldık, pandemi yaşadık. Bütün dünya ekonomileri etkilendi. Bizim ekonomimizde etkilendi ama biz 2002’de iktidarı devraldığımızda 21 bankası batmış, IMF’ye muhtaç, emeklinin maaşının bile artık ödenemez noktaya geldiği batık bir tabloyu devralmıştır. Oradan çıktık geldik. Şimdi bu pandeminin etkisiyle, 6 Şubat depremlerinin etkisiyle olumsuz etkilenen ekonomimizi yeniden toparlıyoruz, yeniden emeklimizin, memurumuzun, işçimizin alım gücünü arttırmak için çalışıyoruz. O projeleri de inşallah ekonomi yönetimimiz hayata geçirmeye devam edecek. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Önümüzdeki dört yıllık seçimsiz geçecek bir süre icraat hamleleriyle halkımızın refahını yeniden arttırmanın gayreti içerisinde olacağız. Hep beraber bunu yapacağız. Millet olarak çok zorlukları birlikte aştık. Bunu da sizlerle beraber aşacağız inşallah. Yeter ki huzur olsun, güven olsun, güvenlik olsun, adalet olsun” dedi.
“Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik”
“Adaletten ayrılmamaya çalışacağız” ifadelerine yer veren Tunç, “Hukukun üstünlüğünden hiçbir zaman taviz vermeyeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı o 90’lı yıllara artık geri dön yok. O koalisyonlu, krizli yıllara geri dönmeyen hiç gerek yok. O nedenle bugüne kadar Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik. Vatandaşlarımızın özgürlüklerini arttırdık. Bundan sonra da yine demokrasimizin standardını yükseltmenin gayreti içerisinde olacağız. Anayasamızda sessiz devrim sayılan reformları yaptık. Kamu denetçiliğinden kişisel verilerin korunmasına varıncaya kadar, kadın haklarından, çocuk haklarına varıncaya kadar, darbeci, vesayetçi anlayışı büyüten, yapısal Dönüşümü o büyüten kurumların yapısal dönüşümünü sağladık. Yüksek Askeri Şura’dan Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısına varıncaya kadar hepsini demokratikleştirdik. Darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı, sizin desteğinizle biz onları kaldırdık. Gerektiğinde sıkı ilan edilebilir diye madde vardı, siz referandumlarda gittiniz, oyu verdiniz ve bunları kaldırdık. İnşallah yeni dönemde yeni demokratik, sivil bir Anayasayı da yapmak nasip olur. Mecliste böyle bir uzlaşma sağlanabilirse inşallah ülkemiz için de Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcında bu da hayırlı bir çalışma olur inşallah. Milletimize olan borcunuzu da yerine getirmiş oluruz” diye konuştu. – KASTAMONU
]]>DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Osmaniye’de; “Hepimizin alım gücü düştü, ücretler geriledi. Böylesi bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte de esas olarak aslında gelirde adalet, vergide adalet diyerek bir mücadele süreci içerisindeyiz. Özellikle son iki yıldır yaşanan bu bölüşüm krizine çözüm olacak politikaları öneriyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz” dedi.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği Osmaniye’de Cebelibereket Gazeteciler Cemiyetini ziyaret etti. Çerkezoğlu burada yaptığı açıklamada, “Biz istiyoruz ki, gerçekten Türkiye’nin işsizlik sorunu var, gelir dağılımı adaletsizliği var. Bu sorunların hepsi çözülebilir. Hiçbiri çözümsüz meseleler değil ama bütünlüklü bir bakış açısına ihtiyaç var yani özellikle istihdam, işçi, kalifiye eleman, eğitim politikalarından başlayarak yapısal çözümlere ihtiyaç var. Bu anlamda bizim ülkemizin çok önemli birikimleri var, çok önemli değerleri var” diye konuştu.
“DİSK OLARAK DEPREM BÖLGELERİNDE AKTİF ÇALIŞTIK”
Arzu Çerkezoğlu şunları söyledi:
“Benim Osmaniye’ye ikinci gelişim. Daha önceki ziyaretimde de sizleri ziyaret etmiştik. Çok teşekkür ediyoruz. Bugün yine bir Osmaniye programında bölgedeki örgütlü sendikalarımızın yöneticileri ve temsilcileri ile bir aradayız. Hem sizlerle bir araya gelmek hem Osmaniye’deki bölgedeki sıkıntılarına biz nasıl destek olabiliriz neler yapabiliriz bunları konuşmak hem de biliyorsunuz bu toprakların insanı Yaşar Kemal’in ölüm yıl dönümüydü dün, onun köyüne geçeceğiz bir anma programı yapacağız. Sonrasında depremde hayatını kaybeden insanlarımızı ve şehitliği ziyaret edeceğiz. Burada işçi arkadaşlarımızla bir aradayız. Bölgeye dair böyle bir ziyaret planımız var bugün. Malum deprem sürecini birlikte yaşadık. 11 ilde yaşanan depremlerde etkilenen illerden bir tanesi Osmaniye. Dolayısıyla bu kadar büyük bir enkaz bu kadar büyük bir yıkım bütün Türkiye’yi derinden sarstı. Biz de ilk andan itibaren deprem bölgesinde olmaya çalıştık. Depremin yıl dönümü 6 Şubat’ta yine DİSK yönetimi olarak yine Hatay’daydık. Defne İlçesinde bir psikososyal destek merkezinin temelini Türkiye Psikiyatri Derneğiyle beraber attık. Depremin gerçekten hem kısa vadede etkisi var hem uzun vadede etkileri var, ekonomik etkileri var, toplumsal etkileri var, psikolojik etkileri var. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere psikososyal desteğin çok önemli bir ihtiyaç olduğunu gördük ve uluslararası sendikaların büyük bir desteğini ve bu konu hakkında çalışma başlattık ve temel atma törenimizi yaptık. Mayıs ayında muhtemelen açılışımızı yapacağız.
“HEPİMİZİN ALIM GÜCÜ DÜŞTÜ”
Bu kadar büyük bir enkaz ve bu kadar büyük bir deprem, dayanışma çok önemli. Tabi ki önce sosyal devlet sosyal politika ama dayanışma da çok önemli. Bu nedenle bizde DİSK olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Geçen ziyaretimizden sonra özellikle Osmaniye’yi de Türkiye’nin gündeminde tutmak için elimizden geldiğince, tüm televizyon programlarında canlı yayınlarda, toplantılarda, en son DİSK Başkanlar Kurulunu Hatay’da yaptık. Yine orada hep bu bölgeyi özellikle Osmaniye’yi gündemde tutmaya, buranın sorunlarıyla bir dayanışma sürdürmeye çalıştık. Önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz. DİSK olarak da yaşadığımız bu tablo çalışanlar açısından, emekçiler açısından oldukça ağır. Çok yüksek enflasyonlu bir sürece girildi. Hepimizin alım gücü düştü, ücretler geriledi. Böylesi bir dönemi yaşıyoruz. Bu süreçte de esas olarak aslında gelirde adalet, vergide adalet diyerek bir mücadele süreci içerisindeyiz. Özellikle son iki yıldır yaşanan bu bölüşüm krizine çözüm olacak politikaları öneriyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. En son İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş gerçekleştirdik. Türkiye gündeminde de ciddi bir yer tuttu. Bütün kentlerde Edirne’den Artvin’e kadar toplantılar mitingler gerçekleştirdik. Bu mücadeleyi de sürdürüyoruz.
“TÜRKİYE’DE GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VAR”
Biz istiyoruz ki, gerçekten Türkiye’nin işsizlik sorunu var, gelir dağılımı adaletsizliği var. Bu sorunların hepsi çözülebilir. Hiçbiri çözümsüz meseleler değil ama bütünlüklü bir bakış açısına ihtiyaç var yani özellikle istihdam, işçi, kalifiye eleman, eğitim politikalarından başlayarak yapısal çözümlere ihtiyaç var. Bu anlamda bizim ülkemizin çok önemli birikimleri var, çok önemli değerleri var. Çok genç bir ülkeyiz, genç bir nüfusa sahibiz. Aslında herkes hepimiz açısından belli bir eğitim sürecini tamamladıktan sonra çalışabilmek bir temel hak çalışma hakkı ama buna uygun eğitim almak ve çalışırken de emeğimizin karşılığını alabildiğimiz, alın terimizi aldığımız, evimizi, ailemizi geçindirebildiğimiz bir ücret ve sosyal haklar bu ülkede yaşayan herkesin temel yurttaşlık hakkı. Bu anlamda biz bu ülkenin bütün değerleri ve birikimleri üzerinden ülkemizin bütün olanaklarını en iyi şekilde kullanarak gerçek bir demokrasinin de kurumsallaştırıldığı bir ülkede yaşamak istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz DİSK olarak. DİSK olarak üzerimize düşen tarihsel sorumluluğun yerine getirmek için gece gündüz çalışıyoruz.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, katıldığı Dünya STK Günü KASTOB Buluşması’nda kentsel dönüşüm projesinin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Karadenizlilerin her zaman kendilerinin yanında olduğunu vurgulayan Murat Kurum, “Karadeniz’e baktığımızda hep bizim yanımızda durmuş, 22 yıldır da hep ön safta yer almış. 783 bin kilometrekare vatan toprağı üzerinde ikinci yüzyılımızı kutluyorsak, bu millet sayesinde. Karadeniz’e her gittiğimizde bizi bağrına basan insanları görüyoruz” şeklinde konuştu.
Kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde yaptığı hizmetleri hatırlatarak, “Sinop, Samsun, Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin’e bakanlar bizim eserlerimizi görür. Samsun’a gittiğinizde Toybelen Sıfır Atık Sanayi Sitesi’ni, Subaşı Meydanı ve Yeraltı Otoparkı’mızı; Canik, İlkadım, Atakum, Vezirköprü, Tekkeköy ve Çarşamba’da sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarımızla karşılaşırsınız. Giresun’da sel oldu yine oradaydık. Vatandaşımızın en zor anında, selden zarar gören vatandaşlarımızın yanına gittik. Giresun’da Kastamonu’da yine böyle bir selle karşılaştık. Trabzon’a gittiğinizde Akçaabat ve Vakfıkebir millet bahçelerimizi, Beşikdüzü ve Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projelerimizi, Uzungöl koruma projemizi, içme suyu ve park projelerimizi görürsünüz. Rize’ye gittiğinizde Çarşı Mahallesi Meydan Projesini, Taşlıdere, Yağlıtaş, Salarha ve Tophane’deki kentsel dönüşüm projelerimizi, sosyal konutlarımızı, Ayder koruma projemizi görür; orada yaptığımız Gelintülü Şelalesi Seyir Terası’mızda seyre dalarsınız” dedi.
“İstanbul 31 Mart’ta kentsel dönüşümün kararını verecek”
İstanbulluların 31 Mart’ta vereceği kararın, kentsel dönüşüm için önemli olacağını vurgulayan Kurum, “31 Mart yaklaşıyor. İstanbul şunun kararını verecek; İstanbul’un sorunları için çalışanlar varken, diğer tarafa baktığınızda bu 5 yıla kendi gelecekleri uğruna mücadeleye katılmış olanları görecek. Bir tarafta İstanbul her alanda kendine yetsin diyenler varken, ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, ‘KAAN kalorifer peteğine benziyor’ diyenler var. Bu seçim İstanbul’un kentsel dönüşümünün yapılıp yapılmayacağının kararı” diye konuştu.
“650 bin konutu, Üsküdar’da Fikirtepe’de Tuzla’da Pendik’te nasıl yaptıysak öyle yapacağız”
İstanbul’un son beş senedir hizmet belediyeciliğinden yoksun kaldığını belirten Kurum; göreve gelir gelmez ilk olarak kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmek ve trafik çilesine son vermek için çalışacaklarını belirtti. Kurum, “İstanbul’da insanın ömründen 3 yılını alan trafik çilesine son vermek istiyoruz. Metrobüs kuyruklarındaki çileyi bitireceğiz ve metro ağını da iki takına çıkartacağız. Kentsel dönüşümü daha önce Pendik’te, Tuzla’da, Fikirtepe’de nasıl yaptıysak, Üsküdar Ferah Mahallesi’nde, Esenler’de akıllı şehir uygulamasıyla, Zeytinburnu’nda dönüşümü nasıl yaptıysak, Gaziosmanpaşa’da yarım kalan 5 bin konutu nasıl bitirdiysek, Tozkoparan’da kentsel dönüşümü nasıl başardıysak, Beyoğlu’nda nasıl gerçekleştirdiysek, 31 Mart akşamı İstanbullularla el ele vererek; İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayana kadar çalışacağız. 31 Mart akşamı eser siyaseti başlasın istiyoruz. Bundan önce nasıl vatandaşımızın yanında olduysak yine öyle çalışacağız. İstanbul’un kardeşi, evladı olmaya talibiz” dedi.
“Bizi ararsanız şantiyede bulursunuz dedikodu ve polemiklerin içinde bulamazsınız”
Murat Kurum, sözlerini, “Biz çalışan tarafta oluruz. Bizi ararsanız Üsküdar’daki kentsel dönüşüm çadırında oluruz, bizi aradığınızda şantiyeden çıkmış, metro temelini atarken görürsünüz. Gençlerimiz için yeni atölyelerin inşasını verirken bulursunuz. Bizi ararsanız, İstanbul’un sorunlarını giderirken bulursunuz. Polemiklerin, dedikoduların, bahanelerin arkasında bulamazsınız. Biz hep yapan tarafta olacağız. Geçmişte hep verdiğimiz sözleri tuttuk. Milletimizin gülen yüzüyle hep karşılaştık. İstanbul’daki kardeşlerimiz için bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a, katıldığı programda, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer de eşlik etti. – İSTANBUL
]]>Kartal’da Trabzon Şalpazarı Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği ziyaretinde konuşan Kurum, Karadeniz’in iyi gününde ve kötü gününde hep yanlarında olduklarını söyledi.
İstanbul’un son 5 yıldır kaderine terk edildiğini belirten Kurum, “Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği gibi süreçleri 5 yıl yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık.” diye konuştu.
Kurum, kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, “dava arkadaşım” dediği il başkanını saf dışı bırakan, “ablam” dediği İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan, bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla 5 yılı geçirdiklerinin altını çizerek, “Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
İstanbul için durumun giderek kötüye gittiğini aktaran Kurum, şöyle devam etti:
“İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek, trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister.”
“Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık”
Kurum, 31 Mart seçimlerinin Türkiye Yüzyılı için önemli olduğuna dikkati çekerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın diyenler’ var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar, diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş, diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hizmet belediyeciliği anlayışla yollarına devam edeceklerinin altını çizen Kurum, şunları kaydetti:
“Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta, hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık.”
Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay’ı İZTO ziyaretinde İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Mahmut Özgener, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Yönetim Kurulu, Disiplin Kurulu üyeleri karşıladı. Özgener, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirdi. CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da eşlik ettiği toplantıda İzmir’in sanayi ve ticaret alanlarının yanı sıra kentin ekonomik ve sosyal alanda kalkınması için yerel yönetimler ile iş birliği konuları ele alındı.
“İZMİR PLANLAMA AJANSI’NI GELİŞTİRECEĞİM”
Belediyelerin yapacağı projelerde işletmeci olmaması gerektiği düşüncesini benimsediğinden bahsederek konuşmasına başlayan Tugay, İzmir Planlama Ajansı’nı geliştireceğini belirterek şöyle dedi:
“Yerel yönetimlerin işletmeci değil destekleyici olması gerektiği kanaatindeyim. Veri toplama, analiz etme, strateji belirleme konusunda İzmir’in bir planlama ajansı olması gerektiğini düşünüyorum. İzmir bu konuda çok yetersiz. İstanbul’da bu konuda çok başarılı işler yapılıyor. İzmir’de de bir planlama ajansı kurup bunu geliştirmek niyetindeyim. Bütün projelerinizde sizi anlayan bilen bir ekiple çalışmanızı istiyorum. Benim buradaki rolüm beraber olacağımız kişi ve kurumları belirlemek, yürünecek yol konusunda destek sunmak ve bu konudaki tecrübeli bilirkişilere güvenle durumu tebliğ etmek olmalı. Benim en büyük rolüm sizleri kritik noktalarda desteklemek olmalı.”
“ZEMİN SORUNU OLAN YERLERDE YAPI STANDARDINI KONUŞMALIYIZ”
Beklenen olası bir deprem halinde İzmir’in yapılaşmasına yönelik plan ve araştırmalarından bahseden Tugay, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Deprem konusunda İzmir için büyük çalışmalar var. Ben de Karşıyaka Belediye Başkanlığım dönemimde araştırma yaparken İzmir raporlarına ulaştım. Fay hattı enteresan bir olay. Fay hattı olmayan bir yerde olası bir depremde yeni kırık oluşuyor. İzmir’in tarihine baktığımızda olan depremler 6,5 ya da 7 civarı en yüksek. Ona güvenerek İzmir daha riskli diyoruz. Bizim zafiyetimiz zeminin bozuk olduğu yerler. Manavkuyu’da çanak etkisi denen yer var. Mesela Karşıyaka’da geçtiğimiz deprem oradan daha kuvvetli hissedildi. Samos Körfezindeki Kuşadası’ndaki 6.9 şiddetinde ama Bayraklıda 5 hissedildi. Fay olsaydı buna tekabül ederdi. Karşıyaka’daki 5.1 daha sarsıcı oldu. Ama Manavkuyu’da tepenin arasında çanak şeklinde olduğu için gelen dalga çarpıp daha kuvvetli bir sarsıntıya neden olup yıkıyor. Yaşanan depremler İzmir’e çok şey öğretti. Fay analizinden ziyade zemin sorunu yerlerde yapı standartlarını, nasıl ve temelden kaç katlı bina yapılacağını konuşmalıyız. Bunları Karşıyaka için konuştuğumuzda inanılmaz bir tedirginlik oldu. Bunu biraz daha bilimsel verilerle sorunu dile getirerek değil çözerek hareket etmeyi amaçlıyorum. Bunlar kesinlikle yerinde bırakılacak sorunlar değildir. Her iki yakada yumuşak zeminli alanlarda ciddi sorunlar olabilir.”
“TAMAMLANMAYAN OPERA BİNASI KONGRE MERKEZİ OLABİLİR”
Tamamlanması beklenen Karşıyaka Opera binası hakkında da konuşan Tugay, opera binası olarak planlanan projenin İzmir’in kongre merkezi haline getirilmesi fikrini şu sözlerle anlattı:
“Opera binası konusu teknik bir konu. Benim ön bilgimle Türkiye’de yapacak firma yok. Yurt dışından hizmet alınca da anormal bir fiyat oluşuyor. Bizim ihtiyacımız olan Opera Binası mı yoksa başka bir şeye evirelim mi konusunu konuşuyoruz. Operadan vazgeçip burayı kongre merkezi haline getirme fikrimiz var. O binanın özel mimarisi korunarak iç tasarımı düzenleyip çalışılarak ki bununla ilgili görüşmeler de yapıldı. Mimarlardan da olumlu cevaplar geldi. Buradan asla sanata ve operaya karşı çıktığım fikri de çıkarılmasın. Kentin yararına bir şey olsun istiyorum. Çevresindeki belediyeye ait iki alanı da kompleks olarak değerlendirip binanın bir parçası gibi planlayıp güzel bir alana çevirelim isteğindeyim. Şehrin kongre merkezi ihtiyacını karşılayacak güzel bir bina olsun istiyorum. Tabii ki bunların hepsini birlikte oturup değerlendirerek tartışmaya açıp hep birlikte değerlendirelim istiyorum.”
“1,5 YILDA 1 BÖLÜ 25 BİNLİK PLANLAMALARI TAMAMLAYACAĞIZ”
Kentsel dönüşüm konusuna da değinen Tugay, Türkiye’nin en yetenekli plancıları ile çalışıldığını belirterek Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde kat sıkıştırma kararıyla dönüşümde ev sahiplerinin mağduriyetinin engellendiğini müjdeledi. İzmir’e yönelik bu gibi sorunların aciliyetinin farkında olduğundan bahseden Tugay, 1 bölü 25000 planlarında büyük eksiklikler olduğunu ve önümüzdeki 1,5 sene içinde tamamını yapacağını belirtti. Tugay sözlerinde ortak akılı yinelerken şu ifadelerle devam etti:
“30, 40, 50 senelik planlar yapacağız. Bu konuyu sizler gibi kurumlarla ortak yapmayı planlıyoruz. Planımız olmazsa yol haritamız da olmaz. Bu eksik İzmir’de devam ediyor. Kiraz’ın ve Beydağ’ın 1 bölü 25 binliği yok. Bu olamaz. Bu eksiği giderince bir şeyler yapmak daha kolay. Nereye yürüyeceğimizi, ne amaçla kullanacağımızı tanımlamış olacağız. Ben bundan korkmuyorum. Cesur davranacağım. Yaptığım kat kaybetmeme projesi tüm İzmir’e örnek oldu. Kimse kat kaybetmeden bina yenileyebildi. Yükseklik sabit kalırken kat yüksekliği azaltıldı. Bu şekilde de fazla at elde edildi. Biz bunun öncülüğünü yaptık bu sebeple mutluyum.”
“EN DOĞRU KARARI BİRLİKTE VERECEĞİZ”
Tugay, seçildiği takdirde siyasi konuları bir kenara bırakacağını vurgulayarak, “Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olursam siyasi konuları bir kenara bırakacağım. Laiklikten, demokrasiden, insan haklarından asla ödün vermem, CHP’liyim ama bunun dışında şehirle ilgili verilecek tüm kararlarda tüm siyasi iradelerle, şehri temsil eden kurumlarla hepimiz birlikte bir doğruda çabalayarak şehir için en doğru kararı birlikte vermeliyiz.”
“BU KENTİN BİR ANAYASASI OLSUN”
Başkan Cemil Tugay, İzmir için gelecek vizyonunun en doğrusunun birlikte karar vermek olduğunun altını çizdi. Tugay konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Burada 9 tane üniversite var. Bir sürü hocamız bilirkişimiz, profesörümüz var. Türkiye ve dünyanın en uzman insanlarını getirelim anlatsınlar. Bu şehrin bir anayasası olsun. O anayasayı yazıp yürüyelim. Örneğin sanayi sitesi nerede olacak? Bu işin bir tanımlamasını, alt yapısını, atık yönetimini hepsini uzmanları ile planlayalım. İzmir’in nereye gittiğini konuşmak lazım. Başıboşluk doğru değil. Örneğin mobilya sektöründe üretimi yoğun, markalaşması düşük bir noktadayız. Tekstil ve tarımda da aynı durum var. Bir şey yapacaksak katma değeri yükseltelim.”
“İNCİRALTI’NDA YEŞİLİ KORUYALIM”
İnciraltı bölgesinin tarım alanı olarak devamının akla mantığa uygun bir süreç olmadığını söyleyen Tugay, “Alanı tam olarak yok edip binaya çevirelim demiyorum. Yeşili koruyalım. Sosyal tesis alanlarını koruyalım. Kamusal alanları nasıl değerlendireceğimizi düşünelim. Bana göre spor tesisi ve kongre merkezi harika olur. En önemlisi bu konuda bilirkişilere danışmak. Ben doktorum, sağlık konularında ciddi farklar yaratacağıma inanıyorum. Ama uzmanlığım olmayan bu konularda bilen kimse ona soracağım. Turizmde, tarımda sanayide bu hep böyle olacak. Bu şehrin gelişimi için ne konuşup karar alacaksak en kısa zamanda yapma taraftarıyım. Belediyelerde bu konuda koordinasyonu sağlayacak bir birim kuracağız. Başına da en bilirkişiyi koyacağız. Bunların hepsi hazır.”
“STATÜKOCU BÜROKRASİ ANLAYIŞI DEĞİŞECEK”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, belediye yönetimindeki statükocu anlayışın değişeceğini belirterek, şunları söyledi:
“Basmane çukuru, gibi sorunların acil çözümünü sağlamayı planlıyoruz. Konak Pier gibi bir alan marinaya dönüşünce şehrin aurası değişecek. Bir iki örnekten sonra her şeyin düzeleceğine inanıyorum. Bu şehrin aurası değişecek. Kararlı durmamız çok önemli. Bizim yapımızda bir statükocu bürokrasi var. Biz o kararlılığı bugüne kadar gösteremedik. Bu olayın benimle birlikte biteceğine söz veriyorum. Bunu çok net söylüyorum. Bu anlayış değişecek. İzmir Birleşmiş Milletler Dünya Sıralaması’nda 58. sırada. Bizce 20 olmalı. Bu işi 5 sene içinde 58’den kaça çıkaracağımızı hep birlikte görelim. Ben 57 yaşındayım. 5 yıl sonra 62 olacağım. Sonrası ne olur bilemem ama 5 yıl içinde ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Bende hep yapıcılık vardır. Ben kendimi psikolojik olarak buna hazırlıyorum. Sizlerden de umutlu ve heyecanlı bir bekleyiş umuyorum. Şu an yapılan anketlerde 12 puan önde çıkıyoruz. Konu oy almak vermek değil. Bu olayı siyasi tartışmalardan çıkarmak isterim. İzmir’in iyiliği için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Herkesin belediye başkanı olacağım bir iş yapamazsam konuştuklarımızın bir anlamı yok. İstersek sabahtan akşama kadar konuşalım bu anlamsız olur.”
“BENİ DE ALIN O BİRLİKTELİĞE”
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı Mahmut Özgener, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, İzmir’de İZTO, EBSO, İTB, EİB ve İESOB olarak ortak hareket ettiklerini aralarında iş birliği olduğunu vurgulayınca Başkan Tugay da “Beni de ekleyin o birlikteliğe” dedi. Özgener, bundan memnun olacaklarını ifade etti.
]]>CHP Gaziemir İlçe Başkanlığı önünde partililer ve Gaziemirliler ile buluşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay burada yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi.
Tugay, “Değerli yoldaşlarım, yurttaşlarım, hemşerilerim. Güzel bir yola çıktık. Güzel insanlarla beraberiz. Bu yolda başarısızlığa dair hiçbir şüphemiz yok. Kendimize inancımız asla sarsılmaz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Biz Atatürk’ün emanetçileriyiz. Biz altı okun temsilcileriyiz. Biz İzmir’iz. Bugüne kadar İzmir’e biz sahip çıktık. Bundan sonra da devam edeceğiz” diye konuştu.
“BEN CHP’NİN EVLADIYIM”
“İzmir’in halkının hakkında gözü olan kaybedecek, yalanları ile birlikte evine dönecek” diyen Tugay sözlerine şöyle devam etti:
“Az önce telefon eden bir arkadaşım dedi ki; Hamza Dağ gazetecilere beyanat vermiş. ‘Aziz Kocaoğlu ve Alattin Yüksel benim babam gibidir, ben de onların evladı gibiyim’ demiş. Alaattin Yüksel de yaptığı açıklamada ‘O bizim evladımız değil, bizim evladımız Cemil Tugay’dır’ demiş. Değerli kardeşlerim, ben İzmir’in evladıyım. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin evladıyım. Ben örgütün evladıyım. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin adeta nefesinin altında büyüdüm. Ben Atatürk’ün gözlerine bakarak büyüdüm. Biz bu memleketi, İzmir’i onlara bırakır mıyız? Size yemin ederim ki 1 saat uyumadan, belki 1 öğün yemek yemeden, gece gündüz bütün İzmir’i koşabilirim. Bize verilen görevin sorumluluğunu biliyorum. Bana bu görev verildiği, partim beni layık gördüğünden itibaren İzmir’in taşıyım, toprağıyım, bir avuç suyuyum, ağacın dalıyım, artık ben bu şehrin ölene kadar kendini adamış hizmet insanıyım. Hiçbir zaman unutmayacağımız bir gerçek var; çok asil bir emaneti teslim aldık. Bunu alnımızın akıyla sonrakilere teslim edeceğiz. O zamana kadar çocuklarımızın, gençlerimizin, ablalarımızın, abilerimizin, çok değerli kardeşlerimizin hepsinin ayrı ayrı hakkı hukuku bize emanet olacak. Çünkü biz canımız pahasına bunları korumaya devam edeceğiz. Bu şehir, İzmir bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sosyal belediyeciliğin öncü şehirlerinden birisi olacaktır.”
“ASLA ZALİMLERİN ÖNÜNDE EĞİLMEYECEĞİZ”
İzmir’in kalkınma belediyeciliğinin Türkiye’deki öncülerinden birisi olacağını söyleyen Başkan adayı Tugay, “Bundan sonra bu ülkede bu enflasyonu yaratanlar, bu işsizliği yaratanlar bu adaletsizlikleri yaratanlar, insanları yüksek kiralar altında ezdirenler, insanları alışveriş yapamaz, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirenler, şunu görecek; İzmir hiç kimseye el açmadan, kimsenin önünde eğilmeden, kendi gücüyle kendi insanlarıyla büyüyecek, kendi insanlarına sahip çıkacak. Bir zamanlar ‘Tam bağımsız Türkiye’ diye bağıra bağıra can veren insanların yoldaşıyız biz. Tam bağımsız Türkiye diye ipe gidenlerin yoldaşıyız biz kardeşlerim. Onların hakkı üzerimizde, onların mirası bizde. Asla zalimlerin önünde eğilmeyeceğiz. Hiç kimse bu şehre rüşvetler teklif ederek bu güzel şehrin insanlarını alamayacak, onların oylarını alamayacaklar” diye konuştu.
“İZMİR KAYBETMEYECEK”
Başkan Adayı Tugay, sözlerini şöyle tamamladı:
“Size söz veriyorum; tarımsa tarım, sanayiyse sanayi, girişimcilikse girişimcilik, esnaflıksa esnaflık ne gerekiyorsa ben bu şehrin belediye başkanı olarak bütün İzmirlilerin önünü açacağım. Bütün İzmirlilerin yanında olacağım. Hiç kimse bir başkasına muhtaç olmayacak. Öylesine bir dönem yaşayacağız ki bu şehirde aç kardeşimiz de, okula giderken ihtiyacı karşılanmamış öğrencimiz de olmayacak. Sokakta yatan kimse de kalmayacak. Hepsine Cumhuriyet Halk Partisi adına, altı ok adına, bu vatanı bize kurup armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına sonuna kadar sahip çıkacağız. Bunu hep beraber yapacağız. Ben aslan yürekli büyüklerimize ve bu güzel yürekli gençlerimize, onların içindeki o mücadele isteğine çok inanıyorum. O yüzden o gençlerimizle beraber bu ilkenin kurtuluşuna hep beraber imza atacağız. İzmir kaybetmeyecek. Cumhuriyet Halk Partisi asla kaybetmeyecek. Yemin ederim önümüzdeki genel seçimde ülkeyi de onlardan hep beraber alacağız. O yüzden çalışalım, insanlara o sosyal medya hesaplarından satın aldığı medyalardan sürekli yalan söyleyen insanları umutsuz hale getirenlere karşı onlara umudu hep beraber aşılayalım. Bu ülkenin insanlarına dik durmak yakışır, onurlu olmak yakışır, mücadele etmek yakışır.”
]]>Törenin açılış konuşmasını yapan Belediye Başkan Adayı Feyat Asya; “Bugün bir taziye vesilesi ile ilimize teşrif eden kıymetli büyüğümüz Bursa Milletvekilimiz Muhammed Müfit Aydın ve ilimizin Milletvekili Mehmet Emin Şimşek karargahımızda halkımızla bir çay içmek istediler. Bizde karargahımızın gayrı resmi açılışını yapmıştık. Teberrüken Milletvekillerimizin katıldığı bir açılış yapmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Rabbim 31 Mart 2024’te icra edilecek seçimlerin özelde şehrimize ve şehrimiz insanlarına genelde ülkemiz ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. En nihayetinde gönül coğrafyamızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın elinin ve dilinin çok daha güçlü olmasına vesile olmasını Cenabı Allah’tan temenni ediyorum” dedi.

“GERÇEK BELEDİYECİLİĞİN İNŞASI İÇİN KOLLARIMIZI SIVADIK”
Asya, gerçek belediyeciliğin inşasını yapacaklarını belirterek; “İlk günkü aşk ve heyecanla çıktığımız kutlu yolda tek gayemiz halkımıza hizmetkarlık yapmaktır. Önümüzdeki dönemde bu şehrin eksik kalmış sosyal, kültür, gönül, sevgi, muhabbet ve edebiyat belediyeciliğini yapmak üzere hep birlikte sahada olacağız. Gönüllere dokunmak, asli işimiz olan gerçek belediyeciliğin inşası için kollarımızı sıvadık. Rabbim her birimizin yardımcısı olsun. İnşallah başta il başta olmak üzere 5 ilçe 17 belde belediyemiz ile birlikte Sayın vekilimiz ve il başkanımızın koordinesinde güçlü bir şekilde Ankara’dan almamız gereken paylara vesile olacak çalışmalara sizler katkı sunacaksınız. Bizler de hizmetkarlığa devam edeceğiz. Bu vesile ile kısa bir süre içinde toplanan siz değerli dostlarımıza şahsım ve ekibim adına şükran ve minnetlerimi arz ediyorum” şeklinde konuştu.

AK Parti İl Başkanı Melik Emre, saha çalışmalarının startını verdiklerini kaydederek; “Değerli Bursa Milletvekilimiz Müfit ağabeyimiz meclisin tatile girmesi ile gelip çalışmalarımıza katkı sundu. Bizleri kırmayıp seçim büromuzu ziyaret edip, coşkumuza ortak olmak isteyen Müfit ağabeyimize hoş geldiniz diyorum. Dün saha çalışmalarımızı başlatmıştık. Hepimizin yolu bahtı açık olsun” şeklinde konuştu.

YÜCE: FEYAT BAŞKANIMIZI 3’ÜNCÜ DÖNEMDE DE BAŞKAN OLARAK KAZANDIRACAĞIZ
MHP İl Başkanı Osman Yüce, birlik beraberlik mesajı vererek; “Biz memleket sevdalısı olan bir siyasi partiyiz. Karşılıksız bir şekilde bu davaya gönül vermiş biri olarak Feyat Başkanımızı 3’üncü dönemde de başkan olarak kazandıracağız. Muş’ta yarım kalan hizmetlerin tamamlanması adına oylarınıza, dualarınıza ve desteklerinize ihtiyacımız var. Hepiniz hoş geldiniz şeref verdiniz” ifadelerini kullandı.

ŞİMŞEK: BİZLER BU YÜREKLERİN SICAKLIĞI İLE BU İNSANLARA HİZMETKARLIK EDİYORUZ
AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, açılış töreninde yaptığı konuşmada, vatandaşlara hizmet etmeye devam edeceklerini ifade ederek; “Değerli büyüğümüz Bursa Milletvekilimiz Müfit ağabey, taziyelere katılmak üzere ilimize geldi. Seçim karargahımızda çay içme teklifimizi kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ediyorum. Böyle bir program planımızda yoktu. Kısa bir süre içinde böyle gözleri gülen bir kalabalık hiçbir yerde yoktur. Yaklaşık 22 yıldır bu insanların bakışı değişmedi. Yüzleri ve gözleri hep güldü. Bizler bu yüreklerin sıcaklığı ile bu insanlara hizmetkarlık ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde hep bu millete hizmet etmeyi şiar edindik. Yine yeni bir yoldayız. Allah hayırlara vesile kılsın. İl belediye başkanımız Feyat Asya, 5 ilçe belediye başkanımız, 17 belde belediye başkanlarımız, meclis ve genel meclis üyelerimiz ile birlikte 5 yılda daha bu şehre hizmet etmeyi Cenabı Allah’tan temenni ediyorum. Sizler bundan 6 ay önce parlamentoda 5 yıl daha çalışma vekaleti verdiniz. Hiçbir zaman tembellik yapmadık. Milletimiz ve şehrimiz için çalıştık bundan sonra da çalışmalarımızı devam ettireceğiz” dedi.

AYDIN: BU PARTİNİN SİZLERE HİZMETKAR OLMANIN DIŞINDA BİR DERDİ YOKTUR
Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise, seçim çalışmalarının hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak; “Bizler sizlerle gurur duyuyor ve iftihar ediyoruz. Değerli kardeşlerim çok ciddi bir zenginlik kazandık. Ekonomimiz elhamdülillah iyi durumdadır. Ben Muş’taki bu araçların onda birini gördüğüm günleri hatırlıyorum. Şimdi hemen hemen herkesin evinin önünde arabası var. Onun için şuanda Türkiye dünyada iyi bir isim yapmaya başladı. Osmanlı’nın ruhunu yaşatmaya başladı. Osmanlı’nın 600 yıllık döneminde bizler dünyaya adaleti ve saygıyı yaydık. 80 yıldır bizleri o tarihten uzaklaştırmaya çalıştılar. Osmanlı döneminde Türk’ü, Kürd’ü, Arab’ı ve Çerkez’i hepsi kardeşçe yaşıyordu. Bizim kardeşlik çimentomuz İslam’dır. Türk’ün, Kürd’ün, Arab’ın ve Acem’in de tek bir çimentosu var o da İslam’dır. Eğer sizler İslam’dan uzaklaşırsanız, o zaman ırkçılık dediğimiz melanet ortaya çıkıyor. Allah hepinizden razı olsun. Bu yolda bugüne kadar yapılan hizmetler için Başkanımızı, Milletvekilimizi ve İl Başkanlarımızı tebrik ediyorum. Gerçekten çok ciddi bir mesafe alınmış. Bu fırsatı 31 Mart’ta bunu devam ettireceğiz. Bu partinin sizlere hizmetkar olmanın dışında bir derdi yoktur. Buradaki il başta olmak üzere ilçelerimiz ve beldelerimizde bu hizmetkarlığın devam etmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Allah hayırlı ve uğurlu etsin” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından seçim koordinasyon merkezinin açılışı yapıldı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler Belediyesi tarafından yaptırılacak olan Bahçelievler Cemevi’nin temel atma törenine katıldı. Törende Kurum’u Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Boztepe, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, MKYK Üyesi Metin Tarhan, Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş ve beraberindeki heyet karşıladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, protokol konuşmalarıyla devam etti. Ardından protokolün sahneye çıkıp butonlara basmasıyla birlikte cemevinin ilk beton harcı döküldü. Törende ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Görevi devraldığımız bu şehri adaletle yöneteceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın”
Temel atma töreninde konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “İstanbul bütün Anadolu’yu ve Trakya’yı kucaklayan, yaşatan ve onlarca umudun kapısı olan bir şehrimizdir. İstanbul, Kafkasya’dan Balkanlar’a kadar gönül coğrafyamızdan göç etmiş kardeşlerimize yurt olmuş bir şehrimizdir. ve bu şehirde hepimiz hemşeriyiz, buraya aitiz. Cem olmayı, birlik olmayı, beraber olmayı amaçlayan bu gönül mekanının temellerini atarken, şunu da açıkça söylemek isterim: 31 Mart’ta Allah nasip eder ve İstanbullu hemşerilerimiz de bizi layık görürlerse, her İstanbullu kardeşimin, her İstanbullu hemşehrimin başkanı olacağım. Her evin kardeşi, evladı olacağım. Farklılıklarımızı zenginlik olarak göreceğim. Biz, Fatih Sultan’dan sadece bir coğrafya teslim almadık. Aynı zamanda bir ruh, bir felsefe, bir yönetim anlayışını miras aldık. Bu yönetim anlayışının en önemli unsuru da hiç şüphesiz adalettir. Hizmette ötekileştirme, hizmette imtiyaz olmaz, hizmette ancak ve ancak adalet olur. Görevi devraldığımız bu şehri adaletle yöneteceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Her şeyi yerli yerine koyacağımızdan, herkesin hakkını alacağından, İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz gönüller yapmaya geliyoruz. Bu şehrin her ilçesine, her semtine, her mahallesine adaletle hizmet götüreceğiz” dedi.
“İstanbul’u birlik ve beraberlik içinde hep birlikte yöneteceğiz”
Bahçelievler’in her sokağına huzur getirmek için çalıştığını ifade eden Kurum, “Tüm İstanbul’a olduğu gibi Bahçelievler’in de her sokağına huzuru getirmek için başkanımla birlikte çalıştık. Hep birlikte, birliğimizin kuvvetiyle ve Allah’ın izniyle İstanbul’u özüne döndürmek istiyoruz. Biz bir oldukça sorunların üstesinden gelmek daha kolay olacak. Biz birliğimizle büyüdükçe sıkıntılarımız küçülecek. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin dediği gibi bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi bozmaya yeltenenlere asla izin vermeyeceğiz. Bizi biz yapan değerlerimizle, inançlarımızla kardeşlerimizle dostça yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. İstanbul’u birlik ve beraberlik içinde hep birlikte yöneteceğiz. Bu anlamda biz sizin kardeşiniz olacağız. Siz de bizim yol arkadaşımız olacaksınız. Siz isteyeceksiniz, biz yerine getiren tarafta olacağız. Sözünüz havada kalmayacak. Hiçbir kardeşimin hizmetten dolayı boynu bükük olmayacak. Bizi hep yanınızda göreceksiniz. Milletimizin her zaman yanında olduk. Milletimizin zor anında yanındaydık ve sımsıkı tuttuğumuz o elleri hiç bir zaman bırakmadık. Milletimizin huzurunu görene kadar gece gündüz mücadele ettik. İstanbul için, huzurlu yarınlarımız için çalışan, emek veren, ter döken herkesin yeri başımızın üstü olacak, makamı kalbimiz, yüreğimiz olacak. Ne diyor Hz. Ali Efendimiz; ‘Halk iki sınıftır. Birincisi dinde senin kardeşindir. İkincisi de yaratılışta senin kardeşindir. Hepsine adaletli ol, adil davran. Ne olursa olsun adaleti elden bırakma’ İşte bizim sözümüz de özümüz de ruhumuz da budur. Herkes bizim biriciğimizdir, özümüzdür, canımızdır. Canlarımızdır. Buradan hareketle şimdiye kadar hep haktan, halktan yana olduk. Hakikaten bir gün olsun ayrılmadık. Halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gördük. Bundan sonra da böyle olacaktır. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Elmadağ Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Yavaş, “Ben şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna baktık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var. İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Elmadağ Belediye Başkanı Adem Barış Aşkın ile birlikte Elmadağ’da Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“KENDİ PARAMI HARCAMAYACAĞIM HİÇBİR YERE SİZİN TERTEMİZ PARANIZI HARCAMAM”
“Biz belediye başkanı olmadan önce ‘Yapamazlar, edemezler, yönetemezler, daha ilk aydan maaşları ödeyemezler’ gibi korkutmaya başlayıp daha sonra ‘Sosyal yardımları kesecekler, işçileri çıkaracak’ ve benzer biliyorsunuz karalamaların hepsi vardı. Allah’a çok şükür bir beş yıl geçti. Ne işçileri çıkarttık? Hepsi mutlu, hep birlikte mesai arkadaşımız gibi çalışıyoruz ne de sosyal yardımları kestik. O ‘Maaşları bile ödeyemezler’ diyen belediyeyi şu anda Amerika’daki fişlenen kuruluşa göre kredibilitesi en büyük belediyenin Ankara Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı. Yaptığımız çalışmalardan İngiltere’den Dünya Başkentleri Başkent Ödülü’nü aldık. ve bugün Türkiye’de ‘Mansur Yavaş Belediyeciliği’ konuşuluyor. Çünkü bizden öncekilerin sadece ‘Proje yapıyoruz’ deyip çöp projelere yatırdıkları paraları görünce o çöp projeleri görünce aradaki farkı anladılar. İçinde insan olmayan hiçbir projeye bir kuruş para harcamam. Kendi paramı harcamayacağım hiçbir yere sizin tertemiz paranızı harcamam. Öncelikli olarak hemşehrilerimin bu bölgelerde Ankara’nın tüm sınırları içerisinde birçok ihtiyacı var. İşbaşına geldik, 232 köyde kanalizasyonu açıktan akıyor. Yüzlerce köyde su yok. Polatlı suyundan memnun değil. Bunlar yıllardır ihmal edildi. Çünkü ‘Yerin altına yapılan yatırım görülmez’ dediler. Oysa şöyle bir kendinizi yoklayın; iki saat suyunuz kesilse başlıyorsunuz heyecanlanmaya. Peki onlarca yıldır su sıkıntısı çeken, tankerle su taşınan köyleri düşündüğünüz zaman hangisi acil, hangisi farz? Çöp projeler mi? Bunlar mı? Elbette ki insanların acil ihtiyaçları farz. ve gelir gelmez öncelikli olarak belediyedeki tüm çakarlı araçların çakarlarını söktük. Beş yıldır ben bir minibüs, bir şoför, bir korumayla geziyorum.
4 bin kadar ihaleyi canlı yayınladık. Türkiye’de benden başka yok. A’dan Z’ye bütün ihalelerimiz yayınladı. Belediyenin bütün mali tabloları nereye beş kuruş harcıyorsak hepsini internet sitemizden görüyorsunuz. Hesabınızı bu şekilde veriyoruz. Sayıştay gelir zaman zaman tehdit eder. Çekinmeden Sayıştay raporlarını da yayınlıyoruz. ve hesabımızı her vesileyle veriyoruz. Nereye bir icraat yaparsak bu park, bu kavşak şu kadar TL’ye mal olmuştur diye. Eski dönemden iki misli daha fazla Ankara’nın çeşitli yerlerinden, bütün ilçelerde yeşil alanlar kazandırdık. Ama hiçbir yere hani asfaltını yapıyoruz, kıymetini bilirler gibi, asfaltınız hayırlı olsun kavşağınız hayırlı olsun tabelalarını da asmadık hiçbir şekilde.
“HER ŞEYİMİZ O KADAR AÇIK Kİ HER YERDE HESAP VERMEYE HAZIRIZ”
Zaman zaman bazı siyasileri görürsünüz. Herhangi bir yolsuzluk iddiası olduğu zaman ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm. Kimseye hesap vermem’ gibi böbürlenenleri görürsünüz. Her şeyimiz o kadar açık ki her yerde hesap vermeye hazırız. ve diyoruz ki; bu dünyada hesabını veremeyen kimse öbür dünyada mümkün değil veremez. Onun için hem bu dünyada hesabını vereceksiniz hem öbür dünyada. Ondan sonra vatandaşın karşısına böyle korumasız bir şekilde alnı açık bir şekilde çıkacaksınız. Allah’ıma bin şükür, bana güvenlerin başını eğecek hiçbir işin içinde olmadık. Olsaydık duyardınız. Diyoruz ki; süremiz bitince de aynı şekilde. O zaman korumamız da olmayacak. Şoförümüz de olmayacak. İnşallah sizlerin yanına gayet rahat bir şekilde geleceğiz. Neden korumasız geziyoruz? Kimseyi ayırmadık ki. Herhangi bir köye, mahalleye, ilçeye hizmet ederken ‘Burada kaç oy çıkmış’ diye bakmadık.
“ELMADAĞI’IN EN ÜCRA KÖŞESİNDEKİ KÖYDEKİ BAKKAL DAHİ ŞİMDİ PARA KAZANIYOR”
Buradaki sıkıntıları biliyoruz. Başkanım biraz önce yapılanları anlattı. Başkanım direkt arıyor şu ihtiyacımız var diye. İkinci defa söyletmiyoruz. Derhal talimatını veriyoruz. İmkanınız varsa anında destek olmaya çalışıyoruz. Ama maalesef diğer belediye başkanlarımızdan birçoğu uzattığımız eli tutmadılar, kendi ilçeleri kaybetti. Elmadağ hep yanımızda durdu. Elmadağ kazandı ve kazanmaya devam edecek. Elbette eksiklerimiz vardır. Eski dönemden farklı daha neler var? Eskiden biliyorsunuz destek ihtiyacı olan ailelere destek olunurdu. Belediyecilik başkanım da söyledi, yol yapmak, asfalt değil. Bunu herkes yapar. Az yapar, çok yapar ama mutlaka yapar. Belediyecilik şöyle tarif edilir; doğumundan ölümüne kadar insanların her türlü beşeriye ihtiyacını karşılayan kurumdur diye geçer. Dolayısıyla bizler öncelikli olarak bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Komşusu aç yatarken tok yatamayız. Verdiğim sözlerden bir tanesi şuydu buraya geldiğimde; kimseyi açıkta bırakmayacağız, okuluna gidemeyen, okuyamayan hiçbir çocuk olmayacak diye. Söz verdiğimiz gibi Başkent Kart’ı çıkarttık. Üç yılı geçti. Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle o evin ihtiyacını en iyi bilen anne ve baba gidiyor istediği esnaftan ihtiyacını gideriyor. Eskiden nasıl oluyordu? Bir tane esnaftan toptan alınıyordu. Koli koli getirip evlere dağıtılıyordu ve hem dağıtım masrafı çıkıyordu hem de zaman zaman o dağıtılan kolilerden şikayetler oluyordu. Şimdi böyle bir ihtiyaç yok. Bir kişi değil Ankara’daki tüm esnaflar da kazanıyor. Elmadağ’ın en ücra köşesindeki köydeki bakkal dahi şimdi para kazanıyor. Onlar da ayakta kalıyor. 200 bin aileye Ankara’da protein yardımı, et yardımı yapıyoruz Tam 27 aydır kasaplar kazanıyor. Kırtasiye yardımını da aynı şekilde şimdi birer tane çanta yaptırıp sırtlarını vermek suretiyle yapmıyoruz. Kırtasiye yardımı olarak parayı kartlara yüklüyoruz. Kırtasiyecilerden alıyor, üç harflilerden ve AVM’lerden geçmiyor ki kırtasiye esnafını da ayakta kalsın.
“BEN BAŞKENT KART’I ÜÇ YILDIR UYGULUYORUM. RAKİBİM BAŞKENT KART VERECEKMİŞ, DUYMAMIŞ. ÜÇ YILDIR DAĞITTIĞIMIZ ŞEYİ İCRAAT OLARAK SUNUYOR”
Ben şimdi Başkent Kart’ı üç yıldır uyguluyorum değil mi? Fakat rakibim Başkent Kart verecekmiş, duymamış. Üç yıldır dağıttığımız şeyi icraat olarak sunuyor. Biz birer kilo et veriyoruz. ‘Ben but veriyorum’ diye övünüyor. Faaliyet raporuna bastık ki bir şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Biz Keçiören’de 50 bin aileye destek oluyoruz. Siz yönettiğiniz ilçede 50 bin kadar desteğe ihtiyacı olan aileyi bilmiyorsanız o zaman hiç bu konulardan bahsetmeyeceksiniz. Çünkü onun da çöp projeleri var. İnsan hayatına dokunmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Türkiye’de hala doğal gaz dağıtan hiçbir belediye yok. İnsanlarımızı evde üşütmüyoruz. Bizim gibi protein yardımı yapan hiçbir belediye yok. 918 köye internet götürmüş hiçbir belediye yok. Kırsal kalkınmalarda destek olan belediyeler var ama bizim hızımıza yetişemiyorlar.
Meclis’teki engellemeleri falan hepsini görüyorsunuz. Adalet hep lafta kalıyor. Partisinin, partilerinin adı adalet ama artık görüyoruz ki adaletin A harfi dahi kalmamış.”
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, Karadeniz Ereğli Öğretmenevi’nde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi.
Toplantıda konuşan Tunç, ilçede, 31 Mart’ta vatandaşların tercihiyle “AK Parti Belediyeciliği”nin başlayacağını söyledi.
Gerçek belediyeciliğin; hizmet, icraat, herkese eşit hizmet götüren, adaletli belediyecilik olduğunu ifade eden Tunç, Karadeniz Ereğli’nin gerçek belediyeciliği fazlasıyla hak ettiğini dile getirdi.
Bakan Tunç, CHP yönetiminde belediyecilik ve yerel yönetimler noktasında ilçenin zaman kaybettiğini, bunun son gününün de 31 Mart olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemindeki çalışmalarından bahseden Tunç, AK Parti’nin millet hareketi olarak kurulduğunu kaydetti.
Tunç, 22 yılda vatandaşın, önüne konulan 17 sandıkta tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirdi.
Kurulduğu günden bu yana AK Parti’nin çeşitli engellemelerle karşılaştığına işaret eden Tunç, “İşte bu vesayetçi, darbeci anlayışla hep karşı karşıya kalırken ülkemizi de ekonomide 4 kat büyüttük. Türkiye’nin her yerini icraatlarla donattık.” dedi.
“Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik”
Tunç, enerji ve savunma sanayinde bağımsız bir Türkiye’yi daha ileriye taşımayı hedeflediklerinin altını çizerek, politikalarının merkezine her zaman insanı koydukları, her konuda vatandaşı güçlendirmenin gayretinde olduklarına anlattı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminde Kovid-19 salgınıyla karşı karşıya kaldıklarına, daha sonra 6 Şubat’ta yaşanan depremlerle ekonomik anlamda zorlanmaların yaşandığına değinen Tunç, vatandaşın alım gücünü artırmaya yönelik politikaları devreye soktuklarını kaydetti.
Tunç, yeni dönemde önceliklerinin, depremlerde yıkılan şehirleri ayağa kaldırmak olduğunu belirterek, altyapı, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla afetlere dirençli şehirler oluşturmaktan geri durmayacaklarını vurguladı.
“Önce insan” demeye devam edeceklerini belirten Tunç, “Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik, sessiz devrim sayılan reformlara imza attık. Her alanda, özellikle 90’lı yıllar boyunca temel hak ve özgürlükler noktasındaki o kayıp yılları telafi etmenin, Türkiye’yi yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin önünde engel koymak isteyenlerin karşısında yine biz olacağız. Yine hukukun üstünlüğünü ve adaleti savunmaya hep devam edeceğiz. Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmamızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Tunç, terörden arındırılmış, kadına şiddetin olmadığı, çocukların her türlü istismardan korunduğu huzurlu bir gelecek için canla başla çalışmaya devam edeceklerini dile getirerek, dünyada hakkaniyeti, adaleti ve mazlumun hakkını savunmayı da sürdüreceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun miting programına değinen Tunç, “Nerede, Türkiye’nin ana muhalefetini gören var mı? Bazen aday tanıtım toplantıları yapılıyor; yanlış adayın adı anons ediliyor, başka bir adayın eli kaldırılıyor falan. Böyle bir karışıklık. Bir altılı masa vardı. Nerede altılı masa? Hani bunlar Türkiye’nin yönetimine taliplerdi? Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdikleri kişiyi kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. Şimdi aleyhinde konuşup duruyorlar. Hani siz birbirinizin yardımcısı olacaktınız? Bunlar muhalefette birliktelik sağlayamayanlar, öyle bir ihtimal yoktu ama iktidar bunlar olsaydı Türkiye’nin hali nasıl olurdu? Kaosa sürüklenirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Tunç, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Karadeniz Ereğli’de yüzde 50’nin üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek verildiğini aktararak, “Bu ne demek? Karadeniz Ereğli Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyor. Recep Tayyip Erdoğan da Ereğli’de gerçek belediyecilik istiyor. İşte bunu da İbrahim Sezer’le gerçekleştireceğiz inşallah.” diye konuştu.
Programın ardından Bakan Tunç ve beraberindekiler, ilçede esnafı ziyaret etti.
Tunç, ziyaret sırasında seçim ofisi önünde karşılaştığı Karadeniz Ereğli Belediye Başkanı ve CHP’nin Belediye Başkan adayı Halil Posbıyık’la bir süre sohbet etti.
Posbıyık, kendisine “Başkanım devrediyormuşsunuz bu dönem, İbrahim Bey’e (Sezer).” diyen Bakan Tunç’a esprili bir dille, “İbrahim benim yanımda zaten, o benle çalışacak. Başkan yardımcısı yapacağım inşallah. Adayların hepsi kardeşimiz, değerli insanlar. Burada seçim belli bir seviyede gider çünkü bütün adaylar birbirini tanıyor, hepsi de değerli arkadaşlar. Ben de onların ağabeyleriyim. Onlara yol göstereceğiz, beraber yürüyeceğiz.” yanıtını verdi.
Seçim ofisini ziyaret ettiği Posbıyık ve ekibine başarılar dileyen Tunç, ardından esnaf ziyaretini sürdürdü.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Beyoğlu’ndaki Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde 2023’de Liselere Geçiş Sistemi’nden (LGS) 500 tam puan alan öğrencilerle buluştu. Düzenlenen programa ayrıca İstanbul Valisi Davut Gül, protokol ve öğrenciler de katıldı.
“Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz”
İstanbul Valisi Davut Gül programdaki açıklamasında, “İstanbul Çocukları Vakfı, İstanbul Valiliği koordinasyonunda, İstanbul Valisi’nin Başkanlığında 25 kişilik bir mütevellisi olan sivil toplum kuruluşu. 3 tane temel önceliğimiz var. Bir tanesi, dezavantajlı çocuklar. Bir diğeri, özel yetenekli çocuklar. Sonuncusu da daha başarılı, tıpkı burada olan gençlerimiz gibi çocuklarımız gibi olan çocuklar. Bugün bu toplantıda LGS’de 500 tam puan alan öğrencilerimizi misafir ettik. 107’si İstanbul’umuzda olmak üzere toplam İstanbul’daki okullarımızda okuyan öğrenci sayımız 388. Dokuzuncu sınıfa devam ediyorlar, hazırlığa devam ediyorlar. İsteğimiz ne? Temelde şunu yapmak istiyoruz, sizler Türkiye Yüzyılını inşa edecek gençlerimizsiniz. Türkiye Yüzyılı mutlaka inşa edilecek. İnşa edilecekse beşeri sermayeyle bunu yapabiliriz. Sizin çok önemli bir kazanımınız var, başarılı öğrencilersiniz. Devlet olarak, millet olarak yanınızda olmak istiyoruz. Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz. Size emek veren aileleriniz başta olmak üzere öğretmenlerinize ve hiç şüphesiz sizlere teşekkür ediyoruz. Sizler hem İstanbul’umuza hem Türkiye’mizi olağanüstü duygular yaşattınız, yaşatıyorsunuz” diye konuştu.
“Aylık düzenli olarak üçer bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz”
Ocak ayından başlayarak her ay düzenli olarak karınca kararınca bir burs vereceklerini belirten Gül, “Şimdilik tespit ettiğimiz miktar aylık düzenli olarak 3’er bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz. Helali hoş olsun. Bu şu demek, Şubat ayında 2 aylık vereceğimiz için 6 bin lira size borçluyuz. Ayın sonuna doğru 6 bin liranızı yatıracağız ve aksilik olmazsa her ay bir araya geleceğiz. Gitmek istediğiniz, görmek istediğiniz, tanımak istediğiniz yerlerde de sizlere çeşitli aktiviteler yapacağız. Sizden özel hiçbir beklentimiz yok. Tek bir beklentimiz var, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi okullarda okursanız okuyun, ne iş yaparsanız yapın bir ayağınız hep Türkiye’de olsun. Gönlünüzün, kalbinizin bir tarafı hep bu topraklarda olsun. Bunu istiyoruz. Son olarak biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımızı Rize’ye uğurladık. Gelirken bu programı söylediğimizde sizlere özel selam söyledi, gözlerinizden öpüyor. İnşallah uygun zamanda kendi programı da uyarsa, Sayın Cumhurbaşkanımızla da bir araya getirmek isteriz sizleri” ifadelerini kullandı.
“Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız”
Liselere giriş sınavında 500 tam puan alarak lise eğitimine başlayan tüm öğrencileri yürekten tebrik ettiğini belirten Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tercih ettiğimiz liseler, bizi hayallerimize yaklaştıran önemli adımlardan biri. Hayallerinize artık bir adım daha yakınsınız. Şu an hissettiğiniz coşkulu duygular bir sonraki hedefinize ulaştığınızda daha da büyüyecek. Meslek sahibi olduğunuzda ise artık maraton koşucularının kupaya ulaştığı anda olduğu gibi hayallerinize dokunmaya başlayacaksınız. Merakınızı her zaman canlı tutun. Öğrenmenin en büyük motivasyonu meraktır. Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız. Bizim gençlerimizin her biri güneş gibi parlıyor. Tıptan mühendisliğe, hukuktan siyasete, sanattan ticarete her alanda müthiş başarılar elde ederek hepimizi gururlandırıyor” dedi.
“2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz”
Öğrencilerin eğitim hayatları boyunca ihtiyaç duydukları her konuda yanlarında olduklarını belirten Bakan Göktaş, “Her birinizi tekrar tebrik ediyor, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum. Sözlerimi bitirirken buradan bir müjde vermek de isterim. 19 Şubat Pazartesi 2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz. Böylelikle kamuda çalışan engelli memur sayımızı, son 21 yılda 12 kat artırarak 68 bin 396’ya çıkarmış olacağız. Yaptığımız atamalar ve Bakanlık olarak yürüttüğümüz hizmetler ile ülkemizde engellilerin herkesle eşit hak ve imkanlara sahip olmasını hedefliyoruz. Engelli bireylerin toplumla kaynaşmasını kolaylaştıracak ve hayata daha aktif ve bağımsız olarak katılmasını destekleyecek bu atamaların hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin birinci yıl dönümüne sayılı günler kaldı. Diyarbakır’da 100 kişiye mezar olan, ikiz çocuklarını ve eşini kaybeden Hediye Aslan (43), enkaz altından 56 saat sonra çıkartılmıştı.
Hediye Aslan, bir yıl sonra İHA muhabirine enkaz altında yaşadıklarını anlatarak, 17 yaşında ikizleri ve eşi olduğunu, deprem sırasında çocuklarının kendisini kaldırdığını söyledi.
“Bir mezar gibi yerin altındaydık”
Kalktığında çok sallandıklarını, ne yapacağını bilemediğini belirten Aslan, şöyle konuştu:
“6’ncı kattayız, atlasak olmuyor. Kalktım, kapıyı açarken duvar üzerime geldi. Yıkıldı, ben orada kaldım, çocuklarım da içeride kaldı. Birbirimizi göremedik, hiçbir ses gelmedi. Çok saat geçti, hep karanlıktı, bir mezar gibi yerin altındaydık. Çalışma yapanların sesi bana geliyordu, benim sesim bir türlü onlara gitmiyordu. En son itfaiyeci bir dayı Kürtçe konuşuyordu, sesi geldi. Yan tarafımda epeyce çalıştı, sesimi ona duyurmak istedim. Sesim ona gitti ve üstüme çalıştılar. İtfaiyeciler beni buldu.”
“Kendimi bıraktım çocuklarımı düşünüyordum”
“O acıyla niye sesimi duymuyordunuz diyemedim” diyen Aslan, “Çocuklarımı hep soruyordum. Dediler sağdır. Hastaneye gidinceye kadar hep sağ dediler. Daha sonra söylediler. Hep çocuklarımı düşünüyordum. Kendimi bırakmıştım. Taşların içinde küçük bir parça kilim vardı. Mezar gibiydi, zorla dönerek sırayla yan tarafımı ısıtıyordum. Çok üşüyordum. Çocuklarım çok başarılıydı, hedefleri vardı, avukat olacaktı, olamadı” dedi.
Yerin altındayken çocuklarının kanepenin yanında olup kurtulacakları umuduyla beklediğini aktaran Aslan, kendisinin boş bir yerdeyken kurtulduğunu, pencerenin yanında olan çocuklarının da kendisine hep bir umut olduğunu kaydetti.
“Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı”
Yattığı sırada sanki 5 dakikalık bir uykuda olduğunu belirten Aslan, “Korkuyordum ve günler geçiyormuş. Avukat olmak isteyen oğlum Abdullah’ın 5’inci sınıftaki din kültürü öğretmeni rüyamda bana yiyecek getiriyordu. ‘Kan değerlerin düşmesin’ diyordu. Bana su getiriyordu. Gözümü kapattığım zaman bana kek ve su getiriyordu. Sanki melekler bana getiriyordu. Din kültürü öğretmeni bayandı. Uyandığım zaman sanki gerçekten yemiş gibiydim. Susama, acıkma hiçbir şey hissetmiyordum. Çıkarttıklarında da doktora götürdüklerinde kan değerlerimi ölçtüklerinde hepsi standarttı. Sofradan sanki yeni kalktığımı söylüyorlardı. Orada ne yediğimi sordular. Hiçbir şey yemediğimi söyledim. Rüyalarımdan da bahsetmedim. Çocuklarımı kaybetmenin şoku vardı, kendime sakladım” diye konuştu.
“Çocuk korkuyordu, sonra sesi yavaş yavaş kesilmeye başladı”
Yerin altında çocuklarına seslenirken kendi çocuğu yaşında olan Muhammed’in cevap verdiğini dile getiren Aslan, “Çocuklarım Abdullah ve Şiyar diye seslenirken bir çocuktan ses geldi. Şiyar’ı zannettim. O çocukta ‘ay, ay’ diye inliyordu. ‘Şiyar sen misin’ diye seslendim. ‘Yok, ben Muhammed’ dedi. Onu teselli etmeye çalıştım. Bak hepimiz bu duruma düşmüşüz, sakin ol. ‘Abla bu neydi başımıza gelen’ diye cevap verdi. ‘Ne durumdasın’ dediğimde, ‘yerin altındayım, sadece kafam gözüküyor’ dedi. Ben sustukça o, ‘abla susma’ diyordu. Çocuk korkuyordu. Sonra sesler yavaş yavaş kesilmeye başladı” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan, geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada mahkeme, Hisami Apartmanı’nın yıkılmasıyla ilgili tutuklu sanık müteahhit Mehmet Ali Korkut’un tutukluluk halinin devamına, Mehmet Meşe ile Ahmet Özcan’ın tutuklanmasına, tutuksuz sanık Nurettin Özcan hakkında da tutuklanmaya yönelik yakalama kararı vererek, duruşmayı 14 Mart’a ertelemişti. – DİYARBAKIR
]]>‘TÜRK MİLLETİ OLARAK ESARET ALTINDA YAŞAYAMAYACAĞIMIZI GÖSTERDİK’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden saldırılarına tepki göstererek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Dün Akif’in yaşayıp gördüklerine haykırdığı gibi biz de bugün Gazze başta olmak üzere katledilen, sömürülen, zulmedilen insanlar için Akif’in diliyle haykırmaya, haktan ve haklıdan yana olmaya devam edeceğiz. Zulmü alkışlamayacak, zalimi asla sevmeyeceğiz. Gelenin keyfi için şanlı geçmişimize dil uzatmayacağız. 3 buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmayacağız. ‘Adam aldırma da geç git’ diyenlerden değil gerektiğinde canımız pahasına hakkı tutup kaldıranlardan olacağız. Merhum Akif’in yaklaşık bir sene evvel yaptığı şu tespitlerin isabetini bugün çok daha iyi anlıyoruz; Türk için istiklalsiz hayat müstahildir yani imkansızdır. Tarihte gösteriyor Türk istiklalsiz yaşayamaz. Türk Milleti olarak esaret altında, yabancı bir gücün boyunduruğu altında yaşayamayacağımızı bin yıllık tarihimizde defalarca gösterdik. Bunu Çanakkale’yi geçilmez yaparak gösterdik. Bunu tüm imkansızlıklara rağmen İstiklal harbimizi zafere ulaştırarak gösterdik. Bunu hala bedelini ödediğimiz Kıbrıs Barış Harekatı ile gösterdik. Bunu 15 Temmuz gecesi çıplak ellerimizle tanklara, uçaklara ölüm kusan silahlara meydan okuyarak gösterdik. Bunu emperyalist güçlere tetikçilik yapan teröristlerle mücadelemizde binlerce canımızı feda ederek gösterdik.”
‘BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ HEDEF ALAN PROVAKASYONLAR YAŞANIYOR’
Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bunu FETÖ’sünden PKK’sına, eli kanlı canilere karşı yürüttüğümüz çok yönlü mücadele ile gösterdik. Şundan herkes emin olsun; istiklalimize yönelik saldırılar devam ettikçe biz de istikbalimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Maddi ve manevi olarak bedel ödesek de öz yurdumuzda hür ve özgür bir şekilde yaşama irademizden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz. Son günlerde bu irademizin içeride ve dışarıda test edildiğini görüyoruz. Irak’ın kuzeyinde Mehmetçiğimize yönelik kalleş saldırıların gerisinde milletimizin istiklal aşkını sınama teşebbüsleri vardır. Dikkat ederseniz hepimizin yüreğini dağlayan saldırılardan sonra birlik ve beraberliğimizi hedef falan çeşitli provakasyonlar yaşanıyor. Toplumun farklı kesimlerini düşmanlaştıran 5’inci kol faaliyetlerini terör saldırılarının bir devamı olarak değerlendiriyoruz. İç kaleyi sarsmayı, bizi içerden zayıflatmayı amaçlayan bu sosyal terör eylemleri; bütün bunlar karşısında hep birlikte daha net bir duruş sergilemeliyiz. Öfkenin, insan aklının önüne geçtiği bu hassas dönemlerde bilhassa siz gençlerimizden daha soğukkanlı hareket etmenizi bekliyorum” dedi.
‘SİZİ KARDEŞLERİNİZE KARŞI KIŞKIRTANLARA DİKKATLİ OLUN’
Erdoğan, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Gençler şunu lütfen unutmayın; Türkiye bizim ortak vatanımızdır. Ortak çatımız, ortak yuvamızdır. Gençler; bu topraklar üzerinde bin yıldır yan yana yaşayan, kanı kanına karışmış insanlar olarak hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Sünnisi ve Alevisi ile 85 milyon olarak hepimiz aynı kilimin desenleriyiz. Tüm genç kardeşlerime sesleniyorum; acımız ve öfkemiz ne kadar büyük olursa olsun bu çizginin kaybolmasına ama asla müsaade etmeyin. Sizi kardeşlerinize karşı kışkırtanlara karşı dikkatli olun. Bu alçakların kendi zehirlerini size de enjekte etmesine asla izin vermeyin. 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’nin en büyük gençlik hareketi olan AK Gençliğin bu konuda tüm gençlere örnek olacağına inanıyorum. Sizlerden kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılmanızı bekliyorum” dedi.
‘SAÇMASAPAN ARGÜMANLARLA MİLLETİN AKLIYLA ALAY ETMEKTEN VAZGEÇİN’
“Buradan bu mürailere sesleniyorum” diyen Erdoğan, “Madem teröre şaşı bakıyorsunuz en azından biraz dürüst olun. Madem terör örgütlerine gıkınızı çıkartamıyorsunuz bari biraz hasbi olun. Saçma sapan argümanlarla milletin aklıyla alay etmekten vazgeçin. Cumartesi günkü skandal sizin bölücülerle ne ilk ne son dayanışmanızdır. Biz sizin kapkara sicilinizi televizyon ekranlarında PYD’nin avukatlığını yaptığınız günlerden çok iyi biliyoruz. Biz sizin sözde terör hassasiyetinizi Irak- Suriye teskerisine bölücü örgütün uzantılarıyla birlikte verdiğiniz ret oylarından çok iyi biliyoruz. Biz sizin terör konusundaki ilkesizliğinizi 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde Kandil’den gelen destek açıklamalarından çok iyi biliyoruz. Meydan meydan ‘Seloya özgürlük’ çağrıları yapan siz değil miydiniz? Miting alanlarını PKK’nın sembolleri ile selamlayan siz değil miydiniz? Bölücü örgütün kurulduğu köyü seçim öncesinde ziyaretgaha çeviren siz değil miydiniz? Silivri’deki teröristin kapısında milletvekillerine sırayla nöbet tutturan siz değil miydiniz? Kurultay kürsüsünden hapisteki demokrasi düşmanlarına selam yollayan siz değil miydiniz? Bunların hepsini kat ve kat fazlasıyla yaptınız ve ne olduğunuzu çok iyi biliyoruz. Siyasi çıkarınız ve istikbaliniz için bölücü terör meşruiyet kazanmasına rıza gösterdiniz” dedi.
]]>