Fetih yetkilisi Saydam, işgal altındaki Batı Şeria’nın el-Bire kentinde bulunan ofisinde, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Fetih Hareketinin Filistinliler arasında uyum sağlanmasına odaklandığını ifade eden Saydam, “Hamas’ın da uluslararası hukukla uyumlu uzlaşı ve vizyon doğrultusundaki Filistin siyasi denkleminde olması gerekiyor.” diye konuştu.
“(Refah kenti) Filistin halkı için ya zafer ya da mağlubiyet olacak”
Filistin ulusal mücadelesinin son durağı olan Gazze Şeridi’nin güneyinde yaklaşık 1,5 milyon insanın sığındığı Refah kentine odaklandıklarını vurgulayan Saydam, şunları kaydetti:
“Filistin halkı için ya zafer ya da mağlubiyet olacak. Beklenen zafer de saldırılar karşısında tehcirin engellenmesi, akan kanın durması ve saldırılara son verilmesidir. Özellikle de benzeri görülmemiş kalabalığın oluştuğu Refah kentinde işlenen suçların önüne geçilmesi için uluslararası bir duruş olmalı. Her kilometrekarelik alanda 27 bin Filistinlinin toplandığından söz ediyoruz. Dolayısıyla İsrail’in orada şimdiden belli olan bir katliamla insanları daha da dar bir alana sürükleyecek.”
İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den beri işlediği katliamlara dikkati çeken Saydam, “Filistinlilerin duygularını anlamlandıracak sözcük kalmadı. Çünkü soykırım savaşı, katliam ve savaş suçlarıyla sınırları aştı.” şeklinde konuştu.
Saydam, “dünyanın gözü önünde” Filistin halkına dayatılan bir soykırıma tanıklık edildiğini, düzenlenen halk protestolarının yanı sıra zirvelerin ve Uluslararası Adalet Divanının dahi bu trajik manzaranın önüne geçmede başarılı olamadığını söyledi.
“Filistin uzlaşı hükümetini Devlet Başkanı Abbas kuracak”
Gelecekte Gazze Şeridi ve tüm Filistin için bir teknokratlar hükümetinin kurulmasından söz edildiğinin altını çizen Saydam, “Bir hükümeti kurma konusu gündeme gelince Filistin siyasi oluşumlarıyla ilgili tüm detayları göz önünde bulunduracağız. Yani bir uzlaşı hükümeti olacak. Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından teknokratlardan oluşturulacak hükümet, tüm Filistinliler arasında uzlaşı hükümeti olarak kabul görecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Bunun “anlaşamadıkları herkesle aynı masada oturacakları” anlamına gelmediğini, Filistinli siyasi muhaliflerin de olacağını vurgulayan Saydam, Fetih Hareketi olarak herkesin kabul edeceği ve üzerinde anlaşacağı kolektif bir stratejiye odaklandıklarını ifade etti.
Cezayir ve Mısır’ın el-Alameyn kentinde Hamas’la mutabık kaldıkları eksenler olduğunu, bunların da Fetih Hareketi ile Hamas arasında birleştirici olmasını istediklerini aktaran Saydam, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarından sonra kurulacak Filistin hükümetine ilişkin bölgesel önerilere de değinerek, “Bize bölgesel öneriler geldi ancak konuyu karara bağlama yetkisi Filistin yönetimindedir ve yakında olacaktır.” dedi.
Fetih yetkilisi Saydam, hükümetin kurulması için dünyanın Filistin halkı için ne planlamak istediğinden çok kapsamlı Filistin çerçevesinin anlaşılması gerektiğini kaydetti.
Filistin yönetiminde reformlar
Filistin yönetiminde, reformların konuşulduğu eski Devlet Başkanı ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yasir Arafat’ın dönemi olan, 2002 yılında yaşananların tekrarlanmaması gerektiğini dile getiren Saydam, “İsrail’in aşırı sağcı hükümetinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun etrafında haklarında davalar açılan 10 suçlu oturuyor. Buna rağmen burada İsrail’in içinde reformdan söz eden kimseyi göremiyoruz.” dedi.
Filistin’e gelince “sanki sürekli yönlendirilmeye ihtiyacı varmış gibi” bir yaklaşımın söz konusu olduğunu ifade eden Saydam, bu yaklaşımları “devam eden bir sömürgecilik uygulaması” olarak nitelendirdi.
Netanyahu’nun Gazze Şeridi’ne topyekün saldırılarını başlattığı ilk günden itibaren orada işlediği suçların üstünü örtmek için Filistin’de reform konusunu gündeme getirdiğine dikkati çeken Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birileri Gazze’ye yönelik saldırılarda zaman kazanmak için seni temel konudan uzaklaştırarak başka bir konuyla meşgul etmek istiyor. Bizler de bunları fark ediyoruz. Filistin yönetimi, 7 Ekim 2023’ten önce reformlara başlamıştı ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bizler zaten kamu kurumlarından herhangi birinin sürekli olarak gözden geçirilmesi gerektiğini biliyoruz. Ancak İsrail’in suçlulardan oluşan hükümetine sessiz kalarak bunun Filistin halkına dayatılması gibi bir durum söz konusu olamaz.”
Öncelikle Filistin ulusal projesi olan Gazze Şeridi’ndeki tehciri önlemeyi başarmaları gerektiğini dile getiren Saydam, Gazze’nin kendileri için temel bileşen olduğunu kaydetti.
Halihazırda Filistinler olarak kendi aralarında uyum sağlama ve gelecekte Filistin ulusal mücadelesi için birlik olmaya odaklandıklarını aktaran Saydam, “Hamas’ı uzlaşı hükümetine dahil edecek siyasi denkleme odaklanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Ramazan ayı uygulamalarıyla Batı Şeria’da infialin olması hedefleniyor”
İşgal altındaki Batı Şeria’da “infialin olması için” ramazan ayında birtakım uygulamaları planlayan İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin, uluslararası toplumun baskısıyla düşürülmesi gerektiğini söyleyen Saydam, “İsrail güçleri şehirlere baskınlar düzenledi, mülteci kamplarını bombaladı ve aktivistleri gözaltına aldı ancak yine de bizleri Batı Şeria’da çatışmalara sürüklemede başarılı olamadı. Şimdi de İsrail, bu tür uygulamalarla Filistinlilerin ayak bastığı yerleri ateşe vermek istiyor.” diye konuştu.
Netanyahu’nun Filistin halkını “din savaşına” sürüklemeye çalıştığına işaret eden Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Planlanan uygulamalar aynı zamanda bizleri, hem Kudüs hem de Batı Şeria’da sonuç verecek bir mücadeleye sevk eder. Çünkü bu, kimsenin engellemeyeceği bir insanlık hakkıdır. Kanaatimce bu uygulamalar hızla infiale doğru ilerliyor ve İsrail de geri adım atmak zorunda kalacak. Şu anda bekliyoruz ancak dini bir temel üzerine olabilecek hiçbir baskıcı uygulama kabul edilemez. Bu durumda etkilenen Gazze ve Batı Şeri değil, (1948 toprakları da dahil) tüm Filistin toprakları etkilenecek.”
İsrail yönetiminin Filistin devletinin kurulmasına karşı ısrarlı tutumuna karşı dünyanın Netanyahu hükümetini düşürmesini kaçınılmaz kıldığını vurgulayan Saydam, Netanyahu’nun İsraillileri ve dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen Gazze’ye destek gösterilerine katılan Yahudileri temsil etmemesi gerektiğini savundu.
Dünyanın birçok ülkesinde Filistin bayraklarıyla protestolara katılan Yahudilerin, Filistinlileri öldürme temeline dayalı projeyi yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine vurgu yapan Saydam, “70 yıldan beri devam eden destansı direniş, askeri güç ne olursa olsun yok edilemez.” dedi.
İsrail medyası, aşırı sağcı Tel Aviv yönetiminin ramazan ayında Filistinlilerin işgal altındaki Doğu Kudüs kentinde yer alan Mescid-i Aksa’ya ulaşmalarını sınırlandıracak uygulamalara dair planına dikkat çekmişti.
]]>“Filistin’e özgürlük. Cezasızlığa hayır. Katliama son verin” başlığıyla kent merkezinde organize edilen yürüyüşe katılan binlerce kişi, uluslararası topluma “Artık yeter. Sözü bırakın harekete geçin” çağrısı yaptı.
“Bu bir savaş değil soykırım”, “Filistin’e özgürlük”, “Hemen ateşkes” sloganları atan ve bu ifadelerin olduğu pankartlar taşıyan İspanyollar, İsrail’in Gazze’yi işgalinin ve bombalamasının, ayrıca Refah bölgesine saldırı planının durdurulmasını istedi.
Gösteriye, azınlık sol koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakından 5, koalisyonunun büyük ortağı Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 1 bakan ile hükümete dışarıdan destek veren ancak İsrail’e karşı gerekli yaptırımları uygulamadığı için eleştiren Podemos partisinin yöneticileri de katıldı.
İspanya hükümeti İsrail’e karşı politikasında vaat ve icraat konusunda ikilem yaşıyor
Filistin’e destek ve İsrail’e karşı baskı yapılması için bu zamana kadar birçok çağrı yapan İspanya’daki sol koalisyon hükümeti, her şeye rağmen bu politikasında vaat ve icraat konusunda tutarsızlığını sürdürdü.
İktidara gelirken “ilk icraatımız Filistin devletini tanımak olacak” diyen PSOE ve Sumar, geride kalan 3,5 ayda Filistin devletini tanıma hususunda somut bir adım atmazken, hükümet görevlileri bununla ilgili yöneltilen soruları cevapsız bırakmaya devam etti.
Gösteriye katılan Sumar lideri, Başbakan Yardımcısı ve Çalışma Bakanı Yolanda Diaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya örneğini vererek, İsrail’e de Filistin’de insan haklarını çiğnemesinden dolayı yaptırım uygulanmasını istedi.
“İnsan haklarında görecelik yoktur ve aynı standartlar aynı durumlarda geçerli olmalıdır.” diyen Diaz, kendileri iktidarda olmalarına rağmen İsrail’e karşı karar almakta zorlandıklarını gizlemedi. Diaz, “Uluslararası toplumun daha fazlasını yapmasını talep ediyoruz. Ayrıca İspanya hükümetinin de daha fazla taahhütte bulunmasını istiyoruz, çünkü bu barbarlığa artık son vermek çok önemli.” diye konuştu.
PSOE’den Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise Başbakan Pedro Sanchez’in “Filistin devletinin tanınması temelinde iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansı düzenlenmesi” sözlerini tekrarlayarak, “Gazze’de hemen ateşkes ilan edilmesi” çağrısında bulundu.
Puente, İspanya’nın İsrail’e silah sattığı iddialarını yalansa da hükümete dışarıdan destek veren Podemos partisi, PSOE’yi hedef alarak bu yöndeki eleştirilerini sürdürdü.
Hükümetin İsrail’e karşı politikasının “sadece makyaj operasyonu” olduğunu savunan Podemos partisi lideri Ione Belarra “Suç devleti İsrail’in yaptığı bir soykırımdır ve İspanyol hükümeti hemen silah alım satımını durdurmalıdır, bunu yapmadıkça bu soykırımın bir parçası olacaktır.” şeklinde konuştu.
Gösteriye katılan İspanyollar, Avrupalı hükümetlerden İsrail’e karşı boş sözler değil eylem bekliyor
Bu arada, gösteriye katılan İspanyollardan Paz Ruiz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Sadece İspanya değil tüm hükümetler, güç, para ve korkudan dolayı İsrail’e karşı seslerini çıkaramıyor. Hükümetler konuşmaya gelince çok şey söylüyorlar ama iş eyleme geçtiğinde verdikleri sözler uçup gidiyor. Biz artık boş sözler değil eylem bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Antonio Gonzalez de “İsrail her geçen gün daha fazla insan öldürüyor ve sivil halka daha fazla zarar veriyor. Avrupa’da Almanya gibi ülkeler ise hiçbir şey yapmıyor. Maalesef bizim yapabildiğimiz tek şey gösteri yapıp, baskı kurmaya çalışmak ama AB adım atmadan hiçbir şey olmaz.” dedi.
“Gazze’deki katliam derhal sona ermeli”
Gösteri sonunda okunan manifestoda, “Gazze’deki katliam derhal sona ermeli ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulmayı garanti edecek tüm eylemler teşvik edilmeli.” denilerek, “Filistin halkının korunmasını ve kendi geleceğine özgürce karar vermesine olanak tanınmasını sağlayacak, uygulanabilir ve tam egemen bir Filistin Devleti’nin etkili bir şekilde tanınması garanti edilmelidir.” çağrısı yapıldı.
İsrail’in Gazze’de sağlık ve su altyapılarına yönelik saldırılarını da sert dille eleştiren İspanya’daki sol siyasi partiler ve örgütler, sağlık personelinin ve gazetecilerin öldürülmesini, binaların yarısından fazlasının yıkılmasını ve 1 milyon 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini kınadı.
]]>