Kocasının görüntülü sohbet sitelerinde kadın kılığına girerek para kazandığını iddia etti
KOCAELİ – İnternet ortamındaki görüntülü sohbet siteleri 2 çocuk sahibi evli çiftin arasını bozdu. U.A. isimli şahsın para kazanmak amacıyla karısı F.A’yı bu sohbet sitelerine girmeye zorladığı, eşinin bunu kabul etmemesi üzerine “kadın” gibi davranarak kendisinin başkalarıyla görüştüğü ve karşılığında bu kişilerden para istediği iddia edildi. Eşinin baskılarına dayanamadığı için boşanma davası açtığını söyleyen F.A., “Külotlu çorap giyiyordu. Yüzünü göstermiyordu. Canlı sohbet sitelerinde bulunan görevliler ‘Erkek misin?’ diye şüphelenip aradığında eşim beni konuşturuyordu” dedi.
Edinilen bilgiye göre, İzmir’de bir anaokulunda hizmetli olarak çalışan F.A. ile Tokat’ta restoranda çalışan U.A. (37), yaklaşık 5 yıl önce sosyal medyadan tanıştı. Evlenmeye karar veren çift, bir süre Tokat’ta ikamet ettikten sonra sırasıyla İzmir, Gebze ve Sakarya’da yaşadı. Aynı zamanda çiftin bu evliliklerinden biri 3, diğeri 5 yaşlarında olmak üzere 2 kızı dünyaya geldi. 5 yıllık evli çiftin arasında taşındıkları Sakarya’da problemler başladı. İnternet ortamındaki görüntülü sohbet siteleri, U.A. ile F.A’nın arasını bozdu. U.A’nın karısı F.A’yı bu sohbet sitelerine girmeye ve başka erkeklerle konuşmaya zorladığı öne sürüldü. İddiaya göre, F.A’nın bunu kabul etmemesi üzerine U.A. farklı bir yönteme başvurdu. Kadın kılığına girdiği, sesini de değiştirerek başka erkeklerle sohbet ettiği ileri sürülen U.A’nın, bu şekilde canlı sohbet sitelerinden para kazandığı iddia edildi.
“Eşim benim telefonumdan birçok kişiyle yazıştı” iddiası
Öte yandan, 2022 yılının temmuz ayında Bursa’da yaşayan C.S. (34), iddiaya göre, sosyal medya üzerinden F.A. ile tanıştı ve ikili bir süre mesajlaştı. F.A’nın görüntülü konuşma için 100 TL istediği, C.S’nin de parayı gönderdiği öğrenildi. Bir süre sonra F.A’nın C.S’yi aralarında geçen yazışmaları yaymakla tehdit ederek, düzenli olarak para istediği iddia edildi. Şantaja dayanamayan C.S’nin ise Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına giderek şikayetçi olduğu, F.A. hakkında dava açıldığı bildirildi. Suçlamaları reddeden F.A. ise bu yazışmaları kendi telefonundan U.A’nın yaptığını, eşinin bu şekilde birçok kişiyle yazıştığını iddia etti.
2023 yılının ocak ayında Sakarya’dan Kocaeli’nin Gölcük ilçesine gelen F.A., eşi U.A’dan boşanmak için dava açtı.
“Yaşadığımız mağduriyetlerden dolayı delilleri oluşturmam iki senemi sürdü”
Yaklaşık bir yıldır eşinden ayrı yaşadığını söyleyen F.A., “Boşanma davası henüz sonuçlanmadı. 3 ve 5 yaşında 2 kızım var. Yaşadığımız mağduriyetlerden dolayı delilleri oluşturmam iki senemi sürdü. Delilleri elde ettikten sonra polise ihbar ettim ve boşanma davası açtım. Eşimle evlenirken bana restoranda çalıştığını söylemişti. Dışarıdan normal aile gibi görünüyorlardı. İnternetten tanıştık ve evlendik. Evlendikten sonra sürekli adres değiştirmeye başladık. Sürekli çevresindeki insanlara yalan söylüyordu. Daha sonra bana da yalanlar söylediğini anladım” dedi.
“Külotlu çorap giyiyordu”
Eşinin kendisine bu sohbet sitelerine girmesi için baskı yaptığını iddia eden F.A., “Sitelerde soyunmamı isteyenler oluyordu. Ben yapamadığım için para gelmiyordu. Para gelmeyince eşim bana hakaret ediyordu. Hatta bir kişi bizden şikayetçi olmuş. Hat adıma kayıtlı olduğu için adamla konuşmadığım halde bana dava açıldı. Eşim, siteden konuştuğu adamdan şantaj ve tehditle para istemiş. Bu şekilde şikayet üzerine adıma dava açıldı. Eşim aldığı paraları sürekli kumarda yiyordu. Kadın külotlu çorabı giyiyordu. Yüzünü göstermiyor, sadece bacaklarını gösteriyordu. Canlı sohbet sitelerinde bulunan görevliler ‘Erkek misin?’ diye şüphelenip aradığında eşim beni konuşturuyordu. Eşim önceden bana ne diyeceğimi söylerdi. Sözünü dinlemediğim zaman bana kızıyor, hakaret ediyordu. Eşim 2 seneye yakın bu şekilde para kazandı” ifadelerini kullandı.
(FK-HFV-BA-Y)
]]>Edinilen bilgiye göre, İzmir’de bir anaokulunda hizmetli olarak çalışan F.A. (31) ile Tokat’ta restoranda çalışan U.A. (37), yaklaşık 5 yıl önce sosyal medyadan tanıştı. Evlenmeye karar veren çift, bir süre Tokat’ta ikamet ettikten sonra sırasıyla İzmir, Gebze ve Sakarya’da yaşadı. Aynı zamanda çiftin bu evliliklerinden biri 3, diğeri 5 yaşlarında olmak üzere 2 kızı dünyaya geldi. 5 yıllık evli çiftin arasında taşındıkları Sakarya’da problemler başladı. İnternet ortamındaki görüntülü sohbet siteleri, U.A. ile F.A’nın arasını bozdu. U.A’nın karısı F.A’yı bu sohbet sitelerine girmeye ve başka erkeklerle konuşmaya zorladığı öne sürüldü. İddiaya göre, F.A’nın bunu kabul etmemesi üzerine U.A. farklı bir yönteme başvurdu. Kadın kılığına girdiği, sesini de değiştirerek başka erkeklerle sohbet ettiği ileri sürülen U.A’nın, bu şekilde canlı sohbet sitelerinden para kazandığı iddia edildi.
“Eşim benim telefonumdan birçok kişiyle yazıştı” iddiası
Öte yandan, 2022 yılının temmuz ayında Bursa’da yaşayan C.S. (34), iddiaya göre, sosyal medya üzerinden F.A. ile tanıştı ve ikili bir süre mesajlaştı. F.A’nın görüntülü konuşma için 100 TL istediği, C.S’nin de parayı gönderdiği öğrenildi. Bir süre sonra F.A’nın C.S’yi aralarında geçen yazışmaları yaymakla tehdit ederek, düzenli olarak para istediği iddia edildi. Şantaja dayanamayan C.S’nin ise Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına giderek şikayetçi olduğu, F.A. hakkında dava açıldığı bildirildi. Suçlamaları reddeden F.A. ise bu yazışmaları kendi telefonundan U.A’nın yaptığını, eşinin bu şekilde birçok kişiyle yazıştığını iddia etti.
2023 yılının ocak ayında Sakarya’dan Kocaeli’nin Gölcük ilçesine gelen F.A., eşi U.A’dan boşanmak için dava açtı.
“Yaşadığımız mağduriyetlerden dolayı delilleri oluşturmam iki senemi sürdü”
Yaklaşık bir yıldır eşinden ayrı yaşadığını söyleyen F.A., “Boşanma davası henüz sonuçlanmadı. 3 ve 5 yaşında 2 kızım var. Yaşadığımız mağduriyetlerden dolayı delilleri oluşturmam iki senemi sürdü. Delilleri elde ettikten sonra polise ihbar ettim ve boşanma davası açtım. Eşimle evlenirken bana restoranda çalıştığını söylemişti. Dışarıdan normal aile gibi görünüyorlardı. İnternetten tanıştık ve evlendik. Evlendikten sonra sürekli adres değiştirmeye başladık. Sürekli çevresindeki insanlara yalan söylüyordu. Daha sonra bana da yalanlar söylediğini anladım” dedi.
“Külotlu çorap giyiyordu”
Eşinin kendisine bu sohbet sitelerine girmesi için baskı yaptığını iddia eden F.A., “Sitelerde soyunmamı isteyenler oluyordu. Ben yapamadığım için para gelmiyordu. Para gelmeyince eşim bana hakaret ediyordu. Hatta bir kişi bizden şikayetçi olmuş. Hat adıma kayıtlı olduğu için adamla konuşmadığım halde bana dava açıldı. Eşim, siteden konuştuğu adamdan şantaj ve tehditle para istemiş. Bu şekilde şikayet üzerine adıma dava açıldı. Eşim aldığı paraları sürekli kumarda yiyordu. Kadın külotlu çorabı giyiyordu. Yüzünü göstermiyor, sadece bacaklarını gösteriyordu. Canlı sohbet sitelerinde bulunan görevliler ‘Erkek misin?’ diye şüphelenip aradığında eşim beni konuşturuyordu. Eşim önceden bana ne diyeceğimi söylerdi. Sözünü dinlemediğim zaman bana kızıyor, hakaret ediyordu. Eşim 2 seneye yakın bu şekilde para kazandı” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
]]>İSTANBUL – Beyoğlu’nda alkollü şekilde kaldırımda oturan Engin Yalçın ile iş yeri sahibinin aracına cisim fırlatılması nedeniyle tartışan, tartışma sırasında elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ı alnından yaralayarak ölümüne neden olduğu iddia edilen şüpheliye dava açıldı. Hazırlanan iddianamede kalem ‘silah’ sayılırken, şüphelinin 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.
]]>Beyoğlu’nda 10 Kasım 2023’de iddiaya göre 22 yaşındaki Derviş Karadağ, çalıştığı iş yeri olan börekçiden gürültü duyması üzerine dışarı çıktı. Dışarı çıktığında, Engin Yalçın (43) ile arkadaşının alkollü vaziyette kaldırımda oturduğunu ve hemen karşılarında park halinde bulunan işletme sahibinin aracına bir cisim fırlatıldığını gördü. Bunun üzerine çıkan tartışma sırasında Karadağ, elinde bulunan sipariş kalemiyle Yalçın’ın alnına doğru yumruk attı. Yaralanan ve yoğun kan kaybı yaşayan Yalçın ise kaldırıldığı hastanede olaydan 1 hafta sonra hayatını kaybetti.
Kalem silahtan sayıldı
Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Engin Yalçın’ın olay günü 08.00 sıralarında bir arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette kaldırım önünde oturduğu, gürültülü şekilde konuştukları, Yalçın’ın arkadaşının hemen karşılarında park halinde bulunan araca doğru bir cisim fırlattığı, bunun üzerine yan tarafta bulunan işletmeden iş önlüğüyle şüpheli Derviş Karadağ’ın çıktığı aktarıldı. İddianamede, başlayan sözlü tartışma sırasında şüpheli Karadağ’ın, sağ elinde ele geçirilemeyen fakat plastikten yapılma kalem olduğu değerlendirilen, ayrıca silahtan sayılan cisim bulunduğu, o vaziyette Yalçın’ın sol kaş kısmına doğru 1 kez yumruk attığı ve orada uzaklaştığı kaydedildi.
Olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği belirtildi
Yalçın’ın yoğun kan kaybı yaşayarak hastaneye kaldırıldığının anlatıldığı iddianamede, olaydan 1 hafta sonra vefat ettiği, düzenlenen otopsi raporunda ise Yalçın’ın otopsisinden alınan örneklerinde uyuşturucu madde tespit edildiği, ayrıca ölümünün cisim yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.
İş yeri sahibinin aracına taş attıklarını görünce uyarmak için dışarı çıktığını söyledi
Şüpheli Derviş Karadağ’ın ifadesine de yer verilen iddianamede, olay sırasında vefat eden Yalçın’ın, arkadaşıyla birlikte alkollü vaziyette taşkınlık yaptıklarını, sağa sola sataştıklarını, içlerinden birinin çalıştığı iş yeri işletmecisine ait araca taş attığını görmesi üzerine uyarmak amacıyla yanlarına gittiğini söylediği belirtildi. Şüpheli ifadesinin devamında ise uyarmak için yanlarına gitmesine rağmen Yalçın’ın kendisine küfür etmesine sinirlenerek elinde iş yerinde kullandığı kalemle öldürme kastı bulunmaksızın ve anlık öfkeyle başına doğru yumruk attığını, ardından eylemini sürdürmeksizin olay yerinden ayrıldığını söylediği aktarıldı.
İddianamede ayrıca, şüpheli Karadağ’ın ilk ifade işlemleri sırasında Yalçın henüz vefat etmediğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak vefat sonrasında yeniden işlemleri yapılarak tutuklandığı kaydedildi.
18 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Derviş Karadağ’ın ‘silahla kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma’ suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. – İSTANBUL
]]>Sultangazi’de 30 Mayıs 2022’de eski sevgilisi Zehra Ejderha’nın evinin önünde cansız bedeni bulunan Murathan Yılmaz’ın ölümünden sorumlu oldukları iddia edilen anne Türkan, baba Ahmet ve abi Mehmet Ejderha’nın yargılandığı dava karara bağlandı. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ahmet Ejderha ve Mehmet Ejderha, tarafların avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Duruşmaya maktul Murathan Yılmaz’ın ailesi de müşteki sıfatıyla katıldı. Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar, tahliyelerini ve beraatlarını talep etti.
Karar açıklandı
Kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Ahmet Ejderha ile Mehmet Ejderha’yı ‘kasten öldürme’ suçundan önce ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların eylemlerini haksız tahrik altında işlediğini de dikkate alan heyet, bu cezayı 14’er yıl 2’şer ay hapis cezasına çevirdi.
2 sanığa 15’er yıl hapis cezası
Sanıklara ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan ayrı ayrı 11 ay 20 gün hapis cezası veren mahkeme, bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Toplamda 15’er yıl 1’er ay hapis cezasına çarptırılan sanıkların tutukluluk hallerinin de devamına karar verildi.
1 sanığa beraat
Öte yandan mahkeme, sanık Türkan Ejderha’nın üzerine atılı suçtan kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatına karar verdi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Murathan Yılmaz ‘maktul’, Binnaz Yılmaz ile Hamza Yılmaz ‘müşteki’, Mehmet Ejderha, Türkan Ejderha ve Ahmet Ejderha ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.
Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Ahmet, Türkan ve Mehmet Ejderha’nın 30 Mayıs 2022’de maktul Murathan Yılmaz’ın ikamet adreslerinin önünde gördükleri, bunun üzerine şüpheli Ahmet ile Mehmet’ in fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek Murathan Yılmaz’a ateş ederek öldürdükleri, olay yerinden 2 silaha ait kovan ele geçirildiği, olayın hemen sonrasında ise şüpheli Türkan’ın diğer şüpheliler Ahmet ve Mehmet’ e yardım ederek silahlardan birini komşusu Raziye’ye vererek saklanmasını istediği aktarıldı.
İddianamede, kimliğinin gizli kalmasını isteyen bir şahsın olayın bir kısmını gördüğünün, şüpheli Ahmet’in maktule doğru 2-3 el ateş ettiğini, daha sonra bu silahı olay yerinde bulunan eşi şüpheli Türkan’a verdiğini, Türkan’ın da komşusu olan Raziye’ye verdiğini söylediği kaydedildi.
Olay sonrası şüpheli Mehmet’in 2.silahı alarak ve kamera kayıt cihazını da sökerek tespit edilemeyen bir yere gizlediğinin anlatıldığı iddianamede,, böylece şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, şüpheli Ahmet ve Mehmet’ in maktule ateş ettikleri, şüpheli Türkan’ın da yardım eden sıfatıyla diğer şüphelilerin eylemlerine iştirak ettiği kaydedildi.
Hazırlanan iddianamede şüpheliler Mehmet Ejderha ve Ahmet Ejderha’nın ayrı ayrı ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet ile ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi. Şüpheli Türkan Ejderha’nın ise ‘yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçuna iştirak’ suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapsi istendi. – İSTANBUL
]]>Bültende, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Münih Güvenlik Konferansı’nda ileri sürdüğü, “Bu, Gazze’deki askerlerimiz tarafından bulunan Yahudilerin Sonu adlı kitap. Bu kitabı Hamas’ın üst düzey lideri Mahmud el-Zahar yazmış.” iddiasının doğru olmadığı belirtildi.
Yapılan araştırmalar sonucunda kitabın, 1990’lı yıllarda Mısırlı yazar Abu Al Fida Muhammad Aref tarafından yazıldığının ve Filistin haricindeki iki ülkede basıldığının, iddia edildiği gibi Hamas veya Filistin meselesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığının tespit edildiği bildirildi.
Öte yandan bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılan, yaşlı bir kadının Türkçe bilmediği için havalimanında hizmet alamadığı ve iki buçuk saat rehin alındığı iddiasının doğru olmadığının anlatıldığı bültende, şu bilgilere yer verildi:
“17 Ocak’ta Van’dan İstanbul Havalimanına gelen S.Ç. isimli vatandaşımızın uçağı, 14.26’da piste iniş yapmıştır. Güvenlik kamerası görüntüleri incelendiğinde iddiaların tamamen asılsız olduğu, uçuş ekibinin yaptığı talep doğrultusunda vatandaşımıza uçaktan inişinden, havalimanı çıkış noktasına kadar gerekli tüm hizmetlerin sağlandığı belirlenmiştir. 14.36’da uçağın körük kapısından çıkışı akabinde S.Ç, 14.44’te tekerli sandalye ile alınmıştır. Görevliler tarafından 14.51’de bagaj alım salonuna getirilen S.Ç, 15.39’da bagajını almış ve 2 dakika sonra salondan çıkış yapmıştır. İddiaya konu görüntülerin, 15.42’de bagaj alım salonu önünde kaydedildiği belirlenmiştir.”
Yılda 4 kez MTV alınacak iddiası doğru değil
Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan, “Yılda 4 kez motorlu taşıtlar vergisi (MTV) alınacak” iddiasının da doğru olmadığı, iddia edilenin aksine Hazine ve Maliye Bakanlığının böyle bir çalışmasının bulunmadığı aktarıldı.
Bültende ayrıca, “İsrail ordusunun Gazze’nin Şucaiyye semtinde kullandığı Türk yapımı füzelerden çıkan şarapnel parçası” iddiasının doğru olmadığı vurgulanarak, şunlar kaydedildi:
“Türkiye’nin savunma sanayii alanında İsrail ile dolaylı veya direkt yoldan herhangi bir mühimmat ticareti bulunmamaktadır. İddiaya konu görselde yer alan parçanın herhangi bir mühimmata ait olup olmadığı dahi belli değildir. Ayrıca markalama için kullanılan made by ifadesi Türk savunma sanayii alanında kullanılmamaktadır.”
Bazı sosyal medya hesaplarından paylaşılan, “Türkiye’de Afganlar, iltica sistemine alınarak geçici koruma verilmesi için bir hazırlık yapılıyor” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığının iddia edildiği gibi bir çalışmasının kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulandı.
Bültende, bazı sosyal medya hesaplarından, “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının açıklaması” iddiasıyla paylaşılan belgenin sahte olduğu bildirildi.
Ayrıca bazı basın yayın organlarında yer alan, “Sağlık Bakanlığı, ilaçları artık kendisi analiz etmeden piyasaya sürecek. Yurttaşlar denek olarak kullanılacak.” iddiasının da gerçek dışı olduğu, Mecliste konuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Sağlık Bakanlığının ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceğine ilişkin iddianın doğru olmadığını belirttiği, ruhsat ve denetim sürecinin iyileştirilerek sağlanacağı hatırlatıldı.
“Süper Kupa finali iptal edildi” iddialarının doğru olmadığının belirtildiği bültende, Süper Kupa Finalinin, her iki takımın da lig ve Avrupa maçlarından dolayı fikstür sıkışıklığı olmaması için nisanda yapılmasının planlandığı kaydedildi.
FETÖ’nün manipülasyon amaçlı kullandığı sosyal medya hesaplarından paylaşılan bazı görüntülerin, “Erzincan’daki toprak kayması sırasında kaydedildiği” iddiasının da gerçeği yansıtmadığı, görüntülerin, 22 Şubat 2023’te Çin’in İç Moğolistan Özerk Bölgesindeki bir kömür madeninde meydana gelen kaza sırasında çekildiğinin tespit edildiği bildirildi.
]]>Alınan bilgiye göre, A.A., Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/95605 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uyuşturucu madde ticareti suçundan 8 Aralık 2022 tarihinde tutuklandı. A.A., koğuşundaki bir mahkumun yardımıyla avukat M. A.B.’i bularak ailesinin görüşmesini istedi.
495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini söyledi
İddiaya göre aile ile görüşen avukat, 80 bin TL karşılığında dosyayı takip edebileceğini, ancak oğlunun 2-3 ay içerisinde cezaevinden erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150-200 bin TL civarında olduğunu tahmin ettiği bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim/savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini söyledi. İddiaya göre görüşmeden 1 hafta sonra avukat aileyi tekrar arayarak, dosyaya bakan hakim ve savcıların 450 bin TL para istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söyledi. Aile çevresinden para toplayarak bu parayı ödedi. Paranın bir kısmı avukatın eşinin banka hesabına, 7 bin dolar ise elden ödendi. 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede ise A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildi. Aile A.A.’in cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim/savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak alarak kendilerini dolandıran avukattan şikayetçi oldu.
Konuşma kaydı ortaya çıktı
Dosyada şüpheli avukata ait ses kayıtlarına da yer verildi. İddia edilen kayıtlarda ise şu ifadeler yer aldı:
“İddianame diyor yazılırsa fiyat değişir, şartlar değişir. Ha garanti yapar mıyız, yapamaz mıyız, belki aksi bir mahkemeye denk gelecek. Bu savcı tıfıl bir savcı dedi başsavcı. Ben bunu yönetirim alırım dedi merak etme. Gider dedi gerekli talimatı veririm yaptırtırım çıkartırım çocuğu. Yüzde doksan dokuz bu şekil çıkacak. Savcı tutuksuz yargılanmasına diye karar yazacak salacak. İddianameyi de içicilik üzerine yazacak. İlk duruşmada çıkarırım. Tahliyesini veririm ilk duruşmada yine içiciliğe gönderirim olayı satıcılıktan beraat ettiririm. İşte bizim hem avantajımız var hem dezavantajımız var. Diyor bitirip çıkacağım. Hatta bana dedi yarın getir dedi, dedim abi yarın getiremem. Çünkü ailenin durumunu biliyorum. Bana dediler ev var, araba var. Satmaya çalışacağız. Nerden baksan bir hafta, on gün sürer dedim. Dedi ben bir hafta, on gün bekleyemem. Sana vereceğim en kısa süre çarşamba gününe kadar hallet.”
İncelenen hesap hareketlerinde söz konusu para gönderimlerinin doğrulandığı, müştekinin bu paraları verirken şikayet edilenin kendilerini dolandırabileceğinden şüphelenmesi ve başka delil elde etme imkanlarının bulunmaması nedeniyle kaydettikleri görüşmelerin hukuka uygun olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu değerlendirildi. Yine şikayet edilen avukatın daha öncesinde de başka mağdurlardan, tanıdığı yargı görevlilerine iş gördüreceği vaadiyle menfaat temin ettiğine yönelik iddialar bulundu.
Mağdur yakınlarını çeşitli vaatlerde bulunarak dolandırdığı iddiası ile hakkında 15 Mayıs 2023 tarihinde inceleme fezlekesi düzenlenen şüpheli avukatın Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2024/150 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildi. – ANTALYA
]]>İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tarafların avukatları katıldı.
Müşteki İsmail Aydemir’in avukatı Deniz Alp İmamoğlu, mütalaaya katıldıklarını belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Sanığın avukatı Ali Öztürk, Akersoy’un “Sen Arap sevicisin” şeklindeki sözlerinin, suçun kanunda tanımlanan unsurları arasında bulunan sosyal, sınıf, ırk ve bölge farklılıklarını temsil etmediğini iddia etti.
Bu sözlerin nefret ve kin oluşturma ihtimali bulunmadığını öne süren Öztürk, “Birisinin birisine ‘Sen bir Arap sevicisin’ demesinin ‘Sen bir Arap hayranısın’ demesinden ne farkı vardır? Bu cümlede hakaret yoktur. Ben Batıcıyım, biri bana ‘Sen Batıcısın’ dese ben bundan niye tahrik olayım? İngiliz hayranı olduğum da söylenebilir bundan da tahrik olmam.” diye konuştu.
Davayı karara bağlayan hakim, Akersoy’un üzerine atılı “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun unsurlarının oluşmadığına kanaat getirip, sanığın beraatine karar verdi.
Hakim, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” suçuna ilişkin ise sanığı 2 bin lira adli para cezasına çarptırıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Beyoğlu’nda 1 Ocak’ta kavga olduğu anonsu üzerine Refik Saydam Caddesi’ne giden ekiplerin incelemesinde, sanık Ege Akersoy’un, müşteki İsmail Aydemir’e yumruk attığının tespit edildiği aktarılmıştı.
İddianamede, Adli Tıp Kurumu raporuna göre, müştekinin yaralanmasının “mevcut tıbbi belgedeki arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu” kaydedilmişti.
Sanığın kamuya açık alanda Filistin’de yaşanan olayları protesto etmek için toplanan grupta yer alan, üzerinde Arapça ifadeler bulunan bayrağı taşıyan müştekiye yönelik “Sen tam bir Arap sevicisin. Arap kültürünü savunuyor” söylemleriyle halkın sosyal sınıf, ırk veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimin aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği dile getirilen iddianamede, sanığın eyleminin kamuoyu tarafından yakından takip edilip tepki gösterilen Filistin’de yaşananlar ve şehit haberleri gibi halk arasında infial uyandıran olaylarla ilgili yapılan bir miting sonrasında gerçekleştiği vurgulanmıştı.
İddianamede, sanığın bu eyleminin soyut tehlike suçu olmaktan çıkıp somut tehlike suçu haline geldiği, sanığı tanımayan ve sadece miting sonrası elinde bayrak taşıması nedeniyle saldırıya maruz kalan müştekiye yapılanın, toplumun bir kesimine karşı nefret uyandıracak mahiyette olduğu belirtilmişti.
Olay sonrası görsel ve yazılı medyada gösterilen tepkiler dikkate alındığında eylemin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunun kabulünün gerektiği ifade edilen iddianamede, sanık Ege Akersoy’un, “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kasten yaralama” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlarından 1 yıl 4 aydan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.
İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, sanık Akersoy’a isnat edilen “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçunun vasfının değişme ihtimali nedeniyle yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verilmişti.
]]>Bayramiç ilçesine bağlı Külcüler köyünde bulunan yaklaşık 200 kişiden oluşan Hilafeti Muhammediye Tarikatı üyeleri, ‘mehdi’ olarak kabul ettikleri Mustafa Çabuk’la 1 yıl önce kendilerini depremzede olarak göstererek, köyün yakınlarında bulunan Koç Termal ve Hilal Evleri’ni 2 yıllığına kiraladı. Ardından termal tesislerde, sosyal medya üzerinden sözde tebliğ hesapları bulunan ve canlı yayınlarla ‘Hz. Mehdi as. Ulusa Sesleniyor’ programları yapan tarikat, sosyal medya hesapları ve youtube üzerinden dini bilgiler vermeye başladı. Müritleri ile birlikte termal oteli kiralayan sözde mehdi burada “Mehdi’ye Bağlılık” töreni düzenledi. Youtube hesabı üzerinden yapılan ‘Hz. Mehdi as. Ulusa Sesleniyor’ programında soruları yanıtlayan Çabuk, mehdinin alametlerinden bahsediyordu. Savaşların, yangın, deprem ve sellerin kıyamet öncesi mehdi alameti olduğunu savunan Çabuk, “Haç durdurulacak, camiler kapatılacak, Şam bölgesinde Türk beldeleri yıkılacak, Melhame savaşı olacak, seller şehirleri yok edecek, yangınlar çıkacak, afetler ve belalar yükselecek, kıtlık ve kuraklık artacak, fiyatlar aşırı derecede yükselecek. Şu söylediklerimden hangisini yaşamadınız” dediği görüldü.
Kasım ayında kaçak kazı yaparken yakalandı
Bayramiç ilçesine bağlı Külcüler köyünde bulunan Hilafeti Muhammediye Tarikatı üyeleri, ‘mehdi’ olarak kabul ettikleri sözde mehdi Mustafa Çabuk’la birlikte Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından kaçak kazı yaparken gözaltına alındı. Şüphelilerin, kazdıkları alanda ‘ahit sandığı’ aradıkları öğrenildi. Hadislerde bahsedilen mehdi olduğunu iddia eden şüpheli Mustafa Çabuk, ahit sandığının yerinin kendisine melekler tarafından bildirildiğini iddia ediyor. Sözde mehdi Mustafa Çabuk’un da aralarında bulunduğu 21 kişi tutuklandı. Tutukluluk sürelerinin bitiminin ardından serbest kalan sahte mehdi Mustafa Çabuk, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespit edilmesi için aranmasının olduğu ortaya çıktı. Bu arada kızlarından bir süre haber alamayan, sonrasında bu grupla birlikte olduğunu öğrenen bir ailenin A Tv’deki programa katılarak kızının kurturulmasını istemesi üzerine, Bayramiç’teki bu gruptan Türkiye haberdar oldu.
Daha önceki yıllarda Gülen cemaatine mensup olduğu iddia edilen dönemin 18. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi İlhan Karagöz, 4 Temmuz 2016 günü çıkarttığı mahkeme kararı ile Gülen’i “Mehdi” ilan etmişti. ve yine kendinin sözde ‘resul’ ve ‘mehdi’ olduğunu iddia eden İskender Evrenesoğlu’na ait 5 internet sitesine; Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğince erişim engeli kararı verilmişti.
Öte yandan Külcüler köyü halkı ise, terma’de sözde mehdi Mustafa Çabuk ile 200’e yakın kişinin kalmasını istemiyor. Termalde grubun, 20’ye yakın küçükbaş hayvan bakmaya çalıştıklarını belirten köylüler, hayvanların tarlalarını zarar verdiğini ileri sürerek şikayetçi oldular. Termalde kalanlara durumu anlattıklarında ise tehdit edildiklerini ifade ediyorlar. Köylüler, termal yanından geçerken ise termalde kalanların kendilerine sopa gösterdiklerini belirtiyorlar. Jandarma ve kaymakamlığa defalarca şikayette bulunan köylüler, huzursuz olduklarını belirterek, bu sorunun çözüme kavuşturulmasını bekliyor. İddiaya göre, sözde sahte mehdinin termal otelde yüzlerce kişiyi zorla tuttuğu iddia ediliyor. – ÇANAKKALE
]]>Merkez Sarıçam ilçesinde 13 Ağustos 2022’de iki farklı ormanlık alanda yangın çıkardığı gerekçesiyle aynı gün tutuklanan ve eylemlerini terör örgütü PKK adına gerçekleştirdiği belirlenen F.D. ile keşif ve eylem çalışmaları için terör örgütüne fon sağladıkları iddiasıyla 13 Nisan 2023’te tutuklanan A.B. ve tutuksuz A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B. hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.
Sanık F.D. hakkında, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma” suçundan müebbet, “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçundan 10 yıla kadar hapis, tutuklu A.B. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından 25 yıla kadar hapis, diğer 10 sanık için ise “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” 10’ar yıla kadar hapis cezaları talebiyle hazırlanan iddianame, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Belgeler, ifade tutanağı, tanık anlatımları, Sarıçam Orman İşletme Şefliği tutanakları, HTS, PTS, dijital veri inceleme kayıtları ve bilirkişi raporlarına yer verilen iddianamede, sanığın kentteki orman yangınlarını terör örgütü PKK’nın talimatıyla çıkardığı anlatıldı.
İddianamede, F.D’nin Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince aynı suçlama yönüyle yargılaması süren R.B. ile terör örgütü PKK’nın talimatı üzerine 13 Ağustos 2022’de, R.B’nin kullanımındaki araçla gittiği Sarıçam ilçesi Ünlüce ve Çamlıca mahallelerinde 2 ayrı ormanı yakıp Mersin’e kaçtığının tespit edildiği belirtildi.
PKK’nın talimatıyla bölgede keşif çalışması yapmış
Sanığın yangınları çıkardığını gördüklerini anlatan 3 tanığın ifadelerinin de yer aldığı iddianamede, F.D’nin yangınlar öncesinde de PKK adına sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verildi.
F.D’nin telefonunun baz istasyonlarından sinyal verdiği adreslerin incelendiği de iddianamede belirtildi. Buna göre Kozan ve Yüreğir ilçeleri arasındaki kırsal alanlara hizmet veren geniş kapsama alanı olan baz istasyonlarından sanığın telefonundan sinyal alındığı, buraların orman yangını çıkan bölgelere yakın olduğunun tespit edildiği iddianamede anlatıldı.
İddianamede, “Sanık F.D. ve R.B’nin birlikte merkez Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla keşif çalışması yaptıkları, terör örgütü PKK’nın talimatıyla ormanlarda yangın çıkaran ‘ateşin çocukları’ yapılanmasıyla bağlantılı oldukları tespit edilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında sanığa farklı tarihlerde para gönderdiği iddianamede aktarıldı.
Sanığın PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında gönderdiği para için A.B. ile irtibata geçtiği anlatılan iddianamede, “F.D’nin PKK terör örgütü adına keşif ve eylem çalışmaları için kullanacağı paraları kendi banka hesaplarını kullanarak temin etmediği, 2022 yılının farklı tarihlerinde A.B’nin parayı parça parça A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B’nin banka hesaplarına aktardığı, sanık F.D’nin de bu paraları deşifre olmamak için diğer sanıklardan farklı zamanlarda bizzat elden teslim aldığı tespit edilmiştir.” denildi.
İki ayrı ormanlık alanı yakıp kaçmış
F.D’nin terör örgütü PKK’nın talimatıyla sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
“Sanığın, Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla R.B. ile keşif çalışması yaptığı, 13 Ağustos 2022’de Sarıçam ilçesi Çamlıca ve Ünlüce mahallelerindeki iki ayrı orman yangınını terör örgütü PKK’dan aldığı talimatla kasten çıkardığı, yangınları 3 tanığın F.D. ve R.B’nin çıkardığını gördüğü ve tanık anlatımlarına göre sanığın yangın sonrasında araçla hızlı bir şekilde bölgeden uzaklaştığı, sanığın aracının yangınların çıktığı saatlerde olay yerine yakın PTS kayıtları ve o bölgede cep telefonunun sinyal kaydının bulunduğu, olay yerinde o saatlerde başka araç ve kişinin tespit edilmediği, Sarıçam’daki 2 ayrı noktada 20 dakika arayla orman yangını çıkardığı değerlendirildiğinde, F.D’nin ‘terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma’ ve ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun’a muhalefet’ suçlarından, terör örgütüne fon topladığı ve F.D’ye yardım ettiği belirlenen A.B’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından, diğer 10 sanığın ise ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçundan cezalandırılması talep olunur.”
]]>İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın ikinci duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık Seçil Erzan, savcının, “Birçok kişiden para alıyorsunuz. Bu sistemi nasıl aklınızda tutuyorsunuz?” sorusuna, Nisan 2023’e kadar problem yaşamadığı yanıtını verdi.
Mahkeme Başkanı’nın, “(Hakan Ateş, Mehmet Aydoğdu ve Fatih Terim Fonu var, para kazandırıyor.) dediğin kimler var?” sorusuna karşılık Erzan, hangi müştekiye ne söylediğini hatırlamadığını ancak Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu ve Bülent Çeviker’in de aralarında olduğu bazı mağdurlara, “Gizli bir işlem, genel müdürlükte yapıyorlar, insanlar çok para kazanıyor.” dediğini ifade etti.
Erzan, basında da yer alan arabada çekilen videoyu kimin kaydettiğinin sorulması üzerine, “Moji, o videodaki sözleri bana zorla söyletti. Diğer insanlar gibi fazla para alanların içerisinde. O gece Tanın’la Merve geldiler, Hüseyin Avni de bizdeydi. Mutfakta kaldım, kapıyı açtırmadılar, 10-15 senet imzalattırdılar.” dedi.
Söz konusu işlemlerin Nisan 2023’ten sonra olduğunu ve kimseyi dolandırmayı düşünmediğini iddia eden Erzan, Nur Erkasap’tan para aldığını ancak miktarı hatırlamadığını söyledi.
Erzan, ödemelerin yüzde 90’ının elden yapıldığını belirterek, “Semih’in parasını hesabından Ali aldı. Daha sonra Ali, Semih’in hesabına 750 bin dolar olarak geri gönderdi. Semih bana parayı göndermek için Ali’nin hesabına yolladı. Ben 50-100 bin gibi ufak krediler çektim. Yüksek miktarda kredi çekmedim.” diye konuştu.
Avukat Epözdemir’den telefon sorusu
Bir kısım müştekinin avukatı Rezan Epözdemir’in, “Madem bankanın tüm bu işlemlerden haberi yok, niçin gözaltına alınmadan hemen önce banka telefonunuzu kırarak başka bir telefon veriyor size?” sorusuna karşılık Erzan, bankanın kendisine yeni hat verdiğini, diğer telefona ilişkin de “Ne yaparsan yap.” denildiğini, hiçbir yöneticisiyle bu durumu paylaşmadığını kaydetti.
Epözdemir’in, “Telefonun internet aramalarında neden Gürcistan’da para birimi araması yaptınız?” sorusuna ise Erzan, “Bir müşterimiz Gürcistan’da parası olduğunu ve Türkiye’ye getirmek istediğini söylediğinde para birimini öğrenmek için arama yaptırdım.” yanıtını verdi.
Avukat Epözdemir’in, “BDDK, 43 milyon eksi olduğunu söylemiş, bu para nerede?” sorusu üzerine Erzan, bu rakamın 43 milyon olmadığına dikkati çekerek, “Normalde 300-500 bin arasında eksidir. Herkes aldığını söylerse ortaya çıkar. 43 milyona benim söylediğim rakamlarla ulaşılmıştır. 53 milyon gibi toplanan bir para hesaplanmıştı ancak o dönem kendimde değildim. Bazılarına daha fazla, bazılarına daha az yazmışım o dönem verdiklerime.” şeklinde konuştu.
Mesaj kayıtlarında Tanın Yılmaz ile arasında geçen avukat Candaş Gürol’un 100 bin dolar aldığı iddialarına ilişkin de Erzan, bunun doğru olmadığını savundu.
Tutuksuz sanık Nazlı Can ise Erzan’ın işlemlerinin yasa dışı olduğunu anlamadığını ve kendisinin de sistemde parası olduğunu iddia etti.
Bilerek işlem yapmadığını, Erzan’ın kendi hesaplarını da kullandığını ancak şüpheleneceği durum olmadığını anlatan Can, Erzan’ın yanındayken “İmza atacağım.” sözleriyle birileriyle görüştüğünü dile getirdi.
Sanık Can, Erzan’la 2019’da tanıştığını ve akrabalarını ikna edip onlardan para aldığını belirterek, “Bize dönem dönem paralar veriyordu, sonra geri alıyordu.” dedi.
“Erzan’a para teslim etmeden önce konuyu babamla konuşmadım”
Müşteki Buse Terim Bahçekapılı ise vadeli hesabında bulunan 190 bin doları sanık Erzan’a verdiğini söyledi.
Fatih Terim ile baba-kız ilişkilerinde parasal konuları görüşmediklerini, kazançlarının ayrı olduğunu anlatan müşteki Bahçekapılı, Erzan’a para teslim etmeden önce babasıyla konuyu konuşmadıklarını vurguladı.
Sanık Erzan’la ilk kez babaannesinin cenazesinde yüz yüze görüştüklerini ifade eden Bahçekapılı, öncesinde ise bankacılık işlemlerine ilişkin yalnızca telefonda konuştuklarını bildirdi.
Bahçekapılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eşim beni arayıp böyle bir işlemden söz ettiğinde ‘Evet, benim de param burada.’ dedim o kadar. Terim Arıcan’a sorduğumda, kendisi para yatırırken yazılı kağıt verildiğini ama o gün para yatırırken hazineye yetişmesi gerektiği için evrakı yarın vereceklerini söyledi ama biz daha sonra evrak alamadık. 190 bin doları tek seferde verdim. Seçil Erzan Denizbank şube müdürü olmasaydı, sokaktan geçen biri olsaydı bu parayı vermezdim. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim var.”
Müşteki Bülent Çeviker de sanık Erzan ve müşteki Mert Zeydanlı’dan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu.
Müşteki Zeydanlı sanık Erzan’a dört kez para vermiş
Müşteki Mert Zeydanlı, 30 Ocak 2023’te bankaya para yatırdığı gün Erzan’ın kendisini odasına çağırdığını ve burada özel bir fondan bahsettiğini, isterse buna katılabileceğini söylediğini kaydetti.
Özel fonların işlem sürecine ilişkin bilgi sahibi olduğundan bahseden Zeydanlı, Erzan’a güvencesinin ne olacağını sorduğunda, sanığın kendisine senet alacağını belirttiğini anlattı.
Zeydanlı, sanıktan senet istediğinde kendisine, “Bu fonla Fatih Terim’in ve Müfit Erkasap’ın eşleri ilgileniyor, senedi onlardan alalım.” dediğini iddia ederek, “Ben bu belgeyi bankadan alamayacağımı zaten biliyordum. Senedi alınca da kendisine dört kez para verdim. Bir kere de 400 bin dolar aldım. Hemen ertesi gün Seçil, yeni bir teklifle geldi ama içeride 2 milyon 700 bin dolar param olduğu için kabul etmedim.” dedi.
Sanık Erzan’dan şikayetçi olduğunu dile getiren Zeydanlı, davaya katılma talebinde bulundu.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların mevcut halinin devamına karar verilmesini istedi.
Söz alan tutuklu sanıkların avukatları, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, ara kararında tutuklu sanıkların bu halinin devamına hükmetti.
Duruşma, müşteki beyanlarının alınması ve tanıkların dinlenilmesi için 15 Ocak’a ertelendi.
İddianamede kamuoyunun yakından tanıdığı isimler yer alıyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak, yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği belirtiliyor.
İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor.
Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve yine kamuoyunda tanınan Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının saptandığı belirtiliyor.
İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturarak, bu belgelere bankanın kaşesi ve ıslak imzasını atıp müştekilere ulaştırdığı ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
Sanık Erzan hakkında istenen ceza 252 yıla yükseldi
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın 77 yıldan 252 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
İddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>Üniversitelinin kaçarken düşürdüğü silah çeteyi çökertti
ZONGULDAK – Zonguldak’ta bir üniversite öğrencisinin uyuşturucu çetesine ait olduğu iddia edilen silahı düşürdüğü gerekçesiyle işkenceye maruz bırakıldığı olayda, 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68’er yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.
Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.
“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.
Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.
A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.
Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler
Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.
İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.
Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler
A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.
Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.
]]>İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.
Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.
“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.
Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.
Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.
A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.
Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler
Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.
İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.
Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler
A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.
Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor. – ZONGULDAK
]]>İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Selman ve Nur Gülen tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Tutuksuz sanıklar Bekir Öztürk ve Mine Öztürk de duruşmaya SEGBİS’le bağlandı.
Kimlik tespiti sonrası savunma yapan sanık Selman Gülen, örgütsel iletişim ve faaliyeti olmadığını savunarak, evinde ele geçirilen paraların kayınpederi olan sanık Bekir Öztürk’e ait olduğunu öne sürdü.
Yaşadıkları evin cezaevinden tahliye olmadan önce ailesinin yaşadığı ev olduğunu belirten Gülen, ele geçirilen dijital materyalin 2016’dan öncesine ait olduğunu savundu.
Sanık Gülen, FETÖ ile bir irtibatının olmadığını iddia ederek, hakkındaki suçlamaları reddetti.
Sanık Nur Gülen de eşi olan sanık Selman Gülen hakkında yakalama kararı olduğunu bilmediğini öne sürerek, tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Selman Gülen’in dosyasının ayrılarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.
Sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, haklarında “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan yakalama kararı bulunan sanıklar Nur Gülen, Bekir Öztürk ve Mine Öztürk’ün, adres kayıtlarının İzmir’de bulunmasına rağmen Sancaktepe’deki “gaybubet evi”nde saklandıkları anlatılıyor.
Sanıklardan Selman Gülen’in 2018 yılında İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan hapse mahkum edildiği aktarılarak, cezasının infaz edilmesinin ardından sanığın 7 Haziran 2022’de de cezaevinden tahliye edildiği belirtiliyor.
Tahliyesinden bu zamana kadar herhangi bir adres kaydı bulunmayan Selman Gülen’in, Sancaktepe’deki adreste saklandığının belirlendiği aktarılan iddianamede, sanığın tahliyesinin ardından topluma karışmadığı, örgüt yöneticilerinin talimatları doğrultusunda “gaybubet evi”nde kalmaya devam ettiği, yaşamsal faaliyetlerini karşılayacak ekonomik gelirleri sağlayıcı bir işte çalışmadığı aktarılıyor.
Sanık Nur Gülen’in örgütün sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptığı kaydedilen iddianamede, sanığın örgüt yöneticilerinin talimatları ile bankacılık finansal işlemleri gerçekleştirdiği, örgüte ait basın yayın organlarına düzenli abonelik ödemeleri yaptığı, hakkında yakalama emri olduğunu bilmesine rağmen ifade vermeyi tercih etmediği belirtiliyor.
Sanık Bekir Öztürk’ün Bank Asya’da hesabının bulunduğu aktarılan iddianamede, FETÖ ile iltisaklı yayınlar yapan bir firmaya 2015-2016 yıllarında düzenli ödemeler yaptığı, Kimse Yok mu isimli kuruluşa para gönderdiği, kullandığı GSM hattı ile örgütün tepe yöneticileri ile çok sayıda görüşmesinin tespit edildiği anlatılıyor.
Sanık Mine Öztürk’ün ise tanık beyanına göre örgütün mütevelli olarak adlandırdığı yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü, örgütün sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptığı bilgisi veriliyor.
İddianamede sanıklar Selman Gülen ve Nur Gülen, Bekir Öztürk ve Mine Öztürk’ün “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapsi talep ediliyor.
]]>SULTANGAZİ’de 2019 yılında 16 yaşındaki ikiz kardeşler tarafından lise öğrencisi Yasin Yağız’ın (15) bıçaklanarak öldürülmesinin ardından aileler arasında husumet oluştu. Olaydan 13 ay sonra ise tutuklu ikizlerin babası Hüseyin Demir (41), Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız (22) tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü. İddianamede Serkan Yağız ve azmettirdiği iddia edilen babası Alaattin Yağız ile amcası Kamuran Yağız’a ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edilirken, tutuklanmaları da istendi. Ancak mahkeme talebi reddetti.
Sultangazi Yunus Emre Mahallesi’nde 2019 yılının Aralık ayında lise öğrencileri arasında çıkan kavgada Yasin Yağız (15) bıçaklanarak öldürüldü. Yasin Yağız’ı bıçakladığı iddia edilen Y. Demir ve Z.Demir tutuklandı. İddiaya göre cinayetin ardından Yağız’ın ailesi Demir ailesini tehdit etmeye başladı. Baba Hüseyin Demir evini değiştirip Bağcılar’a taşındı. Ancak, olaydan 13 ay sonra Hüseyin Demir, Yasin Yağız’ın amcasının oğlu Serkan Yağız tarafından 7 kurşunla vurularak öldürüldü.
“MAKTUL İLE ARAMIZDA HERHANGİ BİR HUSUMET YOKTU”
Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İlk duruşmadaki savunmasında tutuklu sanık Serkan Yağız, “Ben bu olayı gerçekleştirirken tek başımaydım, diğer sanıklar Nevzat, Ferhat, Kamuran ve Alaattin olay yerinde değillerdi. Bu cinayeti işlemem için kimse beni azmettirmedi, bana bu yönde herhangi bir talimat veren ya da telkinde bulunan olmadı. Ben silah meraklısıyım, silahı sevdiğim için yanımda taşıyordum. Maktul ile aramızda bir husumet ya da sıkıntımız yoktu. Olay günü Bağcılar da oturan teyzeme geldim, teyzeme gidecekken yolda yürürken rahmetli Hüseyin Demir’i gördüm. Hüseyin Demir beni görünce elini beline attı, ben de silah çıkaracağını düşünerek belimdeki silahı çekip kendisine silahla iki, üç el ateş ettim. Daha sonra maktul tekel bayisine geçti, ben burada da maktule iki, üç el daha ateş ettim ve olay yerinden kaçtım. Yaklaşık 3 yıl önce maktulün oğulları benim amcamın oğlu Yasin Yağız’ı bıçaklayarak öldürmesi olayından haberdarım. Ben olay öncesindeki gece Yasin’in mezarını ziyaret etmiştim. Ancak bu olaydan kaynaklı maktul ile aramızda herhangi bir husumet yoktu” dedi. Diğer 4 sanık da suçlamaları ve azmettirme iddialarını kabul etmedi.
Davanın 7. duruşmasında Yasin Yağız’ın babası, Serkan Yağız’ın ise amcası olan tutuklu sanık Kamuran Yağız, tutuklulukta geçirdiği süre ve tutukluluğundan umulan yarar elde edildiğinden tahliye edildi.
“5 ÇOCUĞUNU YETİM BIRAKTILAR”
Davanın geçen hafta görülen son duruşmasında ise Hüseyin Demir’in kardeşi Metin Demir, “Biz her zaman hakkımızı arayacağız, bundan vazgeçmeyeceğiz. Sanıklar battık, bittik gibi duygu sömürüsü yapıyorlar. Hüseyin Demir geri gelmez, onu vurup 5 çocuğunu yetim bıraktılarö dedi.
“SOKAKTA SIRTIMDAN VURULARAK ÖLDÜRÜLMEKTEN KORKUYORUM”
Cumhuriyet Savcısı ise esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Mütalaada Maktul Hüseyin Demir’in Yağız’ın öldürülmesinden 2 ay sonra İstanbul Valiliği’ne silah ruhsatı almak için başvurduğu da belirtildi. Demir, Valiliğe verdiği dilekçede Yasin Yağız’ın öldürülmesi olayı dolayısıyla ikametini değiştirdiğini, yeni ikametinin Yağız’ın yakınları tarafından öğrenildiğini, çevresindeki esnafa kendisinin sorulduğunu, bir kısım şahısları da ikametinin civarında gördüğünü beyan etti. Dilekçesinde kendisini soran kişiyi kamerayla çektiğini de belirten Demir’in ailesiyle birlikte korku içinde yaşadığını, sokakta sırtından vurularak öldürülmekten korktuğunu da belirtmiş olduğu ortaya çıktı. Maktul Hüseyin Demir’in Valiliğe ibraz etmiş olduğu görüntü kaydında bulunan kişinin sanık Alaattin Yağız olduğu kaydedildi.
SAVCI 2 SANIĞIN TUTUKLANMASINI TALEP ETTİ MAHKEME REDDETTTİ
Cumhuriyet Savcısı sanıklardan Nevzat ve Ferhat Yağız’ın üzerlerine atılı suç yönünden mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak ve kesin deliller bulunmadığından beraatlarını talep etti. Sanıklar Serkan, Kamuran ve Alaattin Yağız’ın ise ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapislerini istendi. Sanık Serkan Yağız’ın ise ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. Cumhuriyet Savcısı Serkan Yağız’ın tutukluluk halinin devamını talep ederken Kamuran ve Alaattin Yağız’ın da tutuklanmalarını istedi.
Mahkeme heyeti şikayetçilerin avukatının ve iddia makamının Kamuran ve Alaattin Yağız’ın tutuklanması yönündeki taleplerinin reddine, sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunmalarını yapmaları için süre verilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.
“AZMETTİRİCİLERİ HALA DIŞARIDA”
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Demir ailesinin avukatı Bahaettin Özdemir, “Sanıklar soruşturma aşamasında tutuklanmış olmalarına rağmen şimdi adli kontrol şartıyla serbestler. Olay yerinde olmadığını iddia eden sanıkların hepsinin orada olduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen, olaydan önce keşif yaptıklarının ortaya çıkmasına, olaydan önce maktulü öldürmek için daha önce de orada bulunduklarının ortaya çıkmış olmasına rağmen mahkeme sanıkları adli kontrol şartıyla serbest bırakarak adeta ödüllendirdi. Kaçma tehlikesinin yüksek olduğu durumlarda, bu şekilde adli kontrol hükümlerinin uygulanması olası bir cezalandırma durumunda sanıkların cezasız kalmasına sebep olur. Ağırlaştırılması müebbet hapis cezasıyla yargılanan bu sanıkların bırakılmamaları, tutuklanmaları gerekiyordu. Olayın gerçek azmettiricileri hala dışarıda, bu da ileride telafisi mümkün olmayacak zararların doğma ihtimalini kuvvetlendiriyor. İddia makamı da bizim sanıklara dair tespit etmiş olduğumuz kuvvetli şüpheleri aynı şekilde tespit etti. Bu şüpheler en son gelen HTS analiz raporuyla da kesinliğe dönüştü. Sanıkların tutuklanmamalarının hiçbir mantığı, altyapısı yok. Bizim bu dosyada tespit etmiş olduğumuz tutuklamaya dair gerekçelerin beşte biri başka mahkemelerde cezalandırma için gerekçe olarak kullanılıyor”dedi.
İDDİANAMEDEN
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede eylemi gerçekleştiren Serkan Yağız’ın amcasının oğlu Yasin Yağız’ın maktul Hüseyin Demir’in oğulları tarafından bıçaklanarak öldürülmesi sebebiyle taraflar arasında husumet olduğu belirtildi. Serkan Yağız’ın olayı kan gütme saiki ile babası, amcası ve akrabalarıyla birlikte olayı tasarladığı vurgulandı. 6 Ocak 2021 tarihinde Serkan Yağız’ın ruhsatsız tabancasıyla Hüseyin Demir’e birkaç kez ateş ettiği, maktulün hemen yakındaki tekel bayi içine kaçmaya çalıştığı Yağız’ın maktule birkaç kez daha ateş ettiği, tezgahın arkasına sürüklenen maktulü ısrarla takip edip ateş ederek maktulü öldürdüğü anlatıldı. İddianamede olayı gerçekleştiren Serkan Yağız, babası Alaattin Yağız, amcası Kamuran Yağız ve 2 sanığın da ‘Tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisleri talep edildi. Serkan Yağız’ın ayrıca ‘Ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi.
]]>