Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘Zamansız Kadınlar Ekonominin Sürdürülebilirliği, Ailenin Kökü, Yaşamın Ta Kendisi’ paneline katıldı. Bakan Bolat, kadınların iş dünyasında güçlenmesinin bir toplumun refah sayısını arttıran en büyük yatırımlardan biri olduğunu ifade ederek, kadın girişimcileri desteklemek, inovasyonlara teşvik etmek ve ekonomik kalkınmayı sürdürülebilir hale getirmek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Öte yandan Bakan Bolat, “2002 yılından bu yana kadın girişimcilerimiz için çok fazla çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak kadın girişimcileri ihracata katılımını teşvik etmek politikalar geliştiriyoruz. Bu kapsamda ihracatçı yetiştirme programı ile tam 6 bin 500 kadın girişimcilerimize eğitimler verdik. 2002 yılında girişimciler arasında kadınların oranı yüzde 13,1’ken 2023 yılında bu oranın yüzde 17,4’e yükseldiğini görüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, sözlerine şöyle devam etti: “Son 5 yıldır jeopolitik gerilimlerin olduğu zorlu süreçten geçmekteyiz. Bu zorlu dönemde Türkiye ekonomisi başarılı bir dönem geçirmiştir. Covid döneminde bile Türkiye ekonomisi yüzde 1,9 büyüme gösterdi. Bunun yanında 2022’de yüzde 5,5, 2023 yılında 5,1 büyüme gösterdik. Bu yılda ilk 9 ayın ortalamasına göre yüzde 3,2 büyüme kaydetti. İstihdamda 22 yılında 21 milyondan yaklaşık 33 milyonluk istihdama bir yükseliş kaydettik. Kadın istihdamına baktığımızda ise 2005 yılında toplam kadın istihdam sayısı 4 milyon 773 bin kişiydi. Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 23,3’dü. 2023 yılı verilerine göre kadın istihdam sayısı, 10 milyon 346 bine yükseldi. Kadınların iş gücüne katılma oranı da yüzde 21’den yüzde 36’ya yaklaşmıştır. Böylece kadınların iş gücüne katılma oranındaki artış yüzde 68 düzeyinde gerçekleşmiştir.”
“Türkiye’nin hizmetler sektöründe kadın istihdam payı yüzde 64’dür”
2024 yılı Ekim ayı kadın istihdam verilerine değinen Bakan Bolat, “Toplam kadın istihdam sayısı 10 milyon 954 bin oldu. Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 37,4′ yükseldi. Kadınların iş gücüne arttıkça Türkiye ekonomisi daha hızlı büyüyecektir. Kadın büyükelçi oranı yüzde 2011’de yüzde 11,9’ken 2023 yılında bu 27,3’e yükseldi. Şirketlerde üst düzey yönetici kadın oranı 2012’de yüzde 14,4’ken 2022 yılında yüzde 19,6’ya yükselmiştir. Türkiye 2002 yılında 36 milyar dolarlık mal ihracatına sahipken bugün yıllık 261,4 milyar dolarlık yıllık mal ihracatına sahip ülke konumundayız. Bu oran yüzde 7’den fazla bir artıştır. 2024 yılında 38 milyar liralık bizim toplam bütçemizin 21 milyar lirasını ihracat desteklerinde kullandık. 2025 yılında bütçemiz 56 milyar lira olacak. Bununda 33 milyar liralık bölümü ihracat desteklerine kullanılacak. Dünyada kadın istihdamı en büyük pay yüzde 59 ile hizmetler sektöründedir. Türkiye’nin hizmetler sektöründe kadın istihdam payı yüzde 64’dür. Dünya ortalaması yüzde 59. 2002 yılında dünya hizmet ihracatındaki payımı yüzde 0,89’du biz bunu yüzde 1,35′ yükselttik. 2028 hedefimiz yüzde 2’ye ulaşmaktır. Türkiye’de 2 milyon 232 bin esnaf ve sanatkar var, bunların 4 bin 540’ını kadınlarımız oluşturuyor. Kadınların kurduğu kooperatiflerin sayısı bin 110’na ulaşmıştır” diye konuştu. – İSTANBUL
Ticaret BakanıÖmer BolatEkonomiİhracatKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dart sporu için özel üretim yapan bir Alman spor giyim markasıyla yaklaşık 3 yıl önce işbirliği anlaşması yapan firma, AR-GE merkezinde, hassas atışlar yapan dart sporcularının ayaklarını zemine 3 noktadan sabitleme seçeneği sunan kaydırmaz taban geliştirdi.
İlk etapta 20 bin çiftlik anlaşma imzalayan firma, tamamen yerli tasarımla hazırlanan dart ayakkabılarının üretimine başladı. Şehzadeler ilçesindeki fabrikada üretilen dart ayakkabıları, başta Almanya olmak üzere dünyada dart sporunun yaygın olduğu ülkelere ihraç ediliyor.
Firmanın yönetim kurulu başkanı Rıfat Sarı, AA muhabirine, geniş bir ürün çeşidinde günlük 1000 çift ayakkabı üretim kapasitesine sahip olduklarını, dış pazar odaklı farklı projeleri hayata geçirdiklerini ifade etti.
Dart ayakkabıları için 3 yıl önce başladıkları projenin ilk meyvelerini verdiğini, üretim ve ihracata başladıklarını bildiren Sarı, Avrupa ve Uzakdoğu ülkeleri ile ABD’deki sporculara sunulan ayakkabının kısa sürede bu sporu yapanların ilk tercihi olacağını düşündüklerini kaydetti.
Gücüne inandıkları projeye tasarımdan üretim ekiplerine kadar büyük emek verdiklerini aktaran Sarı, şöyle konuştu:
“Biz daha yolun başındayız. Şu an bizim için paradan ziyade bu işi dünyaya yaymak daha önemli. Çünkü Alman ortağımız bu işe çok ciddi bir yatırım yaptı. Sıfırdan başlanan bir projede, herhangi bir altyapı olmadan tamamıyla düşüncülerimizi ve fikirlerimizi birlikte hayata geçirdik. Proje meyvelerini vermeye başladı. Bugün ilk teslim edilen ürünler için 70 bin avro ihracat da yapsak rakamın küçüklüğü sorun değil. Biz geleceğine inandığımız için Alman firma da bize yatırım yaptı.”
Sarı, taban kalıbını tamamen düz olarak tasarladıkları ayakkabıda yürüyüş esnekliği olmadığını, kullanıcısına tam bir sabitleme imkanı sunduğunu söyledi.
Alman firma yetkilisi Wolfgang Marx da dart sporunun hassas bir denge gerektirdiğini, sporcunun her zaman aynı duruşta ve sağlamlıkta olması gerektiğini belirterek, “15 yıldır Türkiye ile çalışıyorum. Bazı tedarikçilerden gelen ayakkabılarım var. Manisa’daki firma, kalitesi ve ayakkabı çeşidi nedeniyle bu proje için ilk tercihimiz oldu. Tam olarak aradığımız şeyi üretebiliyorlar. Bu nedenle ortaklaşa gelişmemiz ve üretmemiz gerçekten çok büyük bir katkı oldu.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Bayraktar AKINCI TİHA, milli olarak geliştirilen kızılötesi arayıcı başlıklı güdümlü mühimmat TOLUN IIR ile gerçekleştirdiği atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.
Savunma Sanayii Başkanlığı liderliğinde yürütülen Bayraktar AKINCI Projesi kapsamında Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı’na yerli olarak üretilen yeni mühimmat ve sistemlerin entegrasyonu başarıyla sürüyor. Bayraktar AKINCI, Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen TOLUN Tam Atım Güdümlü Mühimmat ile gerçekleştirilen atış testini başarıyla tamamladı. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki AKINCI Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden 3 adet TOLUN IIR mühimmatı (Kızılötesi arayıcı başlıklı güdümlü mühimmat) ile havalanan Bayraktar AKINCI, atış testi icra etmek üzere Konya, Karapınar Atış Test ve Değerlendirme Merkezi’ne yol aldı. Burada Bayraktar AKINCI’nın 22 bin feet irtifadan ateşlediği yerli ve milli mühimmat TOLUN, görüntüleyici kızılötesi güdümü ile 20 kilometreden hedef zırhlı personel taşıyıcıyı tam isabetle vurdu.
Yeni akıllı milli mühimmat
Bayraktar AKINCI’ya entegrasyonu gerçekleştirilen ASELSAN’ın geliştirdiği TOLUN IIR, 80 kilometre atış menziline sahip. Çift yönlü veri bağı ile merkeze görüntü aktarımı sağlayabiliyor. Bu sayede TOLUN IIR, son ana kadar insan yönlendirmesi ile hedefine etkili bir şekilde kilitlenebiliyor.
Milli mühimmatlar ile attığını vuruyor
Bayraktar AKINCI TİHA’ya milli olarak üretilen mühimmatların entegrasyon süreci başarıyla devam ediyor. Etkin taarruz gücünü, farklı hedeflere karşı kullanılabilen geniş yelpazedeki milli mühimmatlardan alan Bayraktar AKINCI, etkinliğini ve caydırıcılığını gün geçtikçe artırıyor. Bugüne kadar milli TİHA’nın geliştirme faaliyetleri kapsamında MAM-L, MAM-L TV, MAM-T, MAM-T IIR/TV, MAM-C, TOLUN, TOLUN IIR, Teber-81, Teber-82, LGK-81, LGK-82, HGK-82, Gökçe Güdüm Kiti, Gözde Güdüm Kiti, KGK-82- SİHA, İHA-230 Süpersonik Füze, TV Arayıcı ve Lazer Arayıcı Başlıklı İHA-122 Süpersonik Füze ve Çakır Seyir Füzesi başarıyla test edildi. Bayraktar AKINCI, gerçekleştirilen atış testlerinde milli mühimmatlar ile hedeflerini tam isabetle vurdu.
ASELFLIR-500 ile nokta atış
Daha önce de 22 Şubat’ta icra edilen test kapsamında Bayraktar AKINCI, Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen sınıfında dünyanın en iyi elektro-optik sistemi olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi’ni kullanarak ilk kez deniz üstünde seyreden Albatros İDA’yı başarıyla imha etmişti.
AKINCI C gökyüzünde
24 Şubat’ta gerçekleştirilen test faaliyetinde Bayraktar AKINCI C, 1 saatten fazla havada kaldı. Uçuş sırasında aerodinamik parametre adımları başarıyla test edildi. Bayraktar AKINCI C, 2 X 850 HP olmak üzere toplamda 1700 HP sahip olduğu güç ile sınıfının en etkili ve kabiliyeti muharip platformu olacak. İlk uçuşunu 6 Aralık 2019’da yapan Bayraktar AKINCI TİHA, 29 Ağustos 2021’de envantere girdi. Yakın dönemde 2X450 HP gücündeki Bayraktar AKINCI A ve 2X750 HP gücündeki Bayraktar AKINCI B, Türk güvenlik güçlerinin yanı sıra başta Azerbaycan olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin envanterine de katılmaya başladı.
70 bin saattir göklerde
Türkiye’nin ilk milli insansız hava araçlarını üreten Baykar’ın milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar AKINCI TİHA, 70 bin uçuş saatini başarıyla tamamlayarak Türk havacılık tarihinde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. 24 Şubat’ta gerçekleştirilen test faaliyetinde ise 2 X 850 HP olmak üzere toplamda 1700 HP güce sahip Bayraktar AKINCI C, 1 saatten fazla havada kaldı. Uçuş sırasında aerodinamik parametre adımları başarıyla test edildi.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 33 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 34 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ege İhracatçı Birlikleri Ağustos ayında 1 milyar 548 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koydu. EİB, 2023 yılı Ağustos ayındaki 1 milyar 508 milyon dolarlık ihracatını yüzde 3 arttırdı. Ocak-Ağustos döneminde EİB’nin ihracatı 12 milyar 97 milyon dolar olurken, EİB son 1 yıllık dönemde 18 milyar 185 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.
Su ürünleri sektörü en fazla ihracat kalemi arasında yer aldı
Ege’de en çok ihracatı demir ve demirdışı metaller, su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörleri gerçekleştirdi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 6’lık artışla 137 milyon dolardan, 145 milyon dolara taşırken zirve ortaklığını sürdürdü.
Maden ihracatı yüzde 33 arttı
Ege Maden İhracatçıları Birliği, başarılarına Ağustos ayında bir halka daha ekledi ve yüzde 33’lük ihracat artış hızıyla 98 milyon dolardan 130,5 milyon dolara ilerledi ve zirvenin üçüncü sırasına adını yazdırdı.
Yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatı 103,8 milyon dolar
Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 100 milyon dolar barajını geçen bir diğer birlik 103,8 milyon dolarlık ihracat performansıyla Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği oldu.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatında yüzde 59’luk artış
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, ağustos ayında yüzde 59’luk ihracat artışıyla ülkemize kazandırdığı döviz tutarını 28,4 milyon dolardan 45,2 milyon dolara yükseltirken, EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında ihracat artış rekortmeni olmayı başardı.
Muğla Ege’de 4’üncü il
Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre, Ege’de ilk 4 il arasında ilk sırayı İzmir alırken, Manisa, Denizli ve Muğla yer aldı. Muğla 2023 yılı Ağustos ayında 88,7 milyon dolar olan ihracatını 94 milyon dolara taşıdı.
Eskinazi: “İhracatçının sermayesi eridi”
Türkiye’deki enflasyon rakamlarındaki artışla döviz kurlarındaki artışın örtüşmemesi nedeniyle son yıllarda ihracatçıların zorlu bir süreçten geçtiğinin altını çizen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi bu süreçte ihracatçılar olarak öz sermayelerinin azalması pahasına ihracat rakamlarını koruma çabası içinde olduklarını dile getirdi. Eskinazi, “Bu tablo ihracatçılarımız için sürdürülebilir bir tablo değil. Özellikle emek yoğun sektörlerde istihdam kaybı yaşanıyor. Pandemi sonrasında Türkiye’ye yönelen tedarikçileri maalesef kaçırdık. Türkiye, Uzakdoğu’daki rakiplerinden yüzde 35-40 daha pahalı konumda. İhracatçı firmalarımızın varlığını koruyabilmesi için dünyadaki rakiplerimizle rekabetçi olabileceğimiz bir ekonomik modelin hayata geçirilmesini istiyoruz. Aksi takdirde bu süreçte ihracatçı firmalarımızdan kayıplar vereceğiz” diye konuştu. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, şubat ayında yaş meyve sebze sektörünün ihracatında kayıp yaşanırken, diğer sektörlerin ihracatını artırma başarısını gösterdiğini kaydetti.
Özellikle iklimlendirme sektörü ihracatını 3,7 milyon dolardan 8 milyon dolara çıkartarak, yüzde yüzün üzerinde bir artış kaydettiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Ağaç mamulleri ve orman ürünleri ile kimyevi maddeler ve mamulleri yüzde 10’un üzerinde ihracat artışı gerçekleştirdi. İlk beş sektörün dışında yer alan diğer sektörlerimizin toplam ihracatı da artış gösterdi.
Şubat ayında bölgemiz açısından büyük önem taşıyan Rusya ve Almanya pazarımızda kayıplar yaşandı. Bölgemiz açısından büyük önem taşıyan bir diğer pazarımız olan Çin pazarı bu defa listeye giremedi. Şubat ayında Antalya, Burdur ve Isparta illerinden bin 111 firmamız 127 ülke ve bölgeye ürünlerimizi gönderdi” ifadelerine yer verdi.
İklimlendirme sektöründeki yükseliş
Yılın iki ayında gerçekleşen toplam ihracata bakıldığında yaş meyve sebze sektörünün gerilediğinin görüldüğüne değinen Çavuşoğlu, “Öte yandan doğal taş ağırlıklı maden ve metaller, ağaç ve orman ürünleri sektörlerimizin ihracatlarındaki artış ise yüzde 20’ye yaklaştı. Listede yer almayan iklimlendirme sektörü ihracatını yüzde 50’ye yaklaşan artışla 8,7 milyon dolardan 13 milyon dolara yükseltti. Su ürünleri sektörümüz ise 2,7 milyon dolardan 6,8 milyon dolara yükselterek, yüzde 154’lük bir artışa imza attı. Bölgemizden en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke listesinde rakamlar burukluk oluştursa da listenin geri kalanındaki ülkelerde yaşanan gelişmeler gelecek adına umut verdi. Özellikle 6. sırada yer alan ABD’ye gerçekleşen ihracat yüzde 52,2 oranında artışla 13 milyon dolardan 19,9 milyon dolara yükseldi. 8. sırada bulunan Bulgaristan’da ise ihracat yüzde 31 oranında artışla 12,4 milyon dolardan 16,3 milyon dolara, 13.sırada bulunan İran’da ise ihracat yüzde 234,2 oranında artışla 2,6 milyon dolardan 8,7 milyon dolara, 10. sıradaki Türkmenistan’da ise ihracatımız yüzde yüz 192,5 oranında artışla 2,5 milyon dolardan 7,5 milyon dolara yükseldi” diye konuştu.
Uygun fiyat etkisi
İhracatın bu ay gerileme yaşadığı Almanya ve Rusya pazarına bakıldığında, yapısal sorunların karşılarına çıktığını aktaran Çavuşoğlu, ” İspanya’da üretilen ürünlerin bizden daha uygun fiyatlı olması, Fas, Mısır, Tunus gibi ülkelerinin bize karşı fiyat avantajının olması, Almanya ve Avrupa özelinde bu dönemde sorun yaşamamıza neden oldu. Rusya’da yaşanan gerilemenin ise tahsilat sorununun yanı sıra yaş sebze meyve ürünlerinde İran’ın da üretim yapması ve maliyetlerin bizden düşük olması, İran, Azerbaycan ve Özbekistan’da üretimin artması ve bu ülkelerden Rusya’ya nakliye bize göre avantajlı hale geldi. Öte yandan Bulgaristan sınır kapılarında uzun süredir yaşanan sorunlar kontrat iptallerine neden oldu ve Batı Akdeniz’in Avrupa’ya olan ihracatını olumsuz etkiledi. BAİB olarak bölge ihracatını artırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve yıl sonu hedeflerimizi yakalayacağız” açıklamalarında bulundu. – ANTALYA
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.
“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”
Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.
“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”
Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.
“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”
Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayii ihracat rakamları
“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.
“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”
Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren 5. nesil savaş uçağı KAAN vesilesiyle savunma sanayinde gelinen yerin, Türkiye’de ve dünyada epeyce konuşulduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“KAAN başta olmak üzere savunma sanayi hamlelerimiz, Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. Öyle ki 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi.”
“SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bununla kalmadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayi ürünü satarak 5,5 milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz.”
Erdoğan, “Savunma sanayi ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekildedir, TB2, AKINCI, ANKA ve AKSUNGUR silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülke arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı, 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık.” diye konuştu.
Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayisinin, her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yaptığını aktaran Erdoğan, geçen yıl kara araçları ihracatının 500 milyon doları bulduğuna dikkati çekti.
“İlk sıralarda yer alıyoruz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi korvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla sensörleriyle muhabere sistemleriyle füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi deniz platformlarından 10 ülkeye 140 ihracat gerçekleştirdik.”
Erdoğan, yerli tasarım ve üretim olan ATAK taarruz helikopterlerinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterindekilerinin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 tane de ihraç edildiğini ifade ederek, “Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan HÜRKUŞ’un 5 adedi halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Kara araçlarındaki başarımızı, bunlara entegre edilen uzaktan komutalı silah sistemleri ihracatında da yakalamaya başladık. Kendi ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeli araçlarda da bizim silah kulelerimiz tercih ediliyor. Bugüne kadar 24 ülkeye yaklaşık 1200 silah kulesi satışı yaptık. Son dönemde yaşanan asimetrik savaşların vazgeçilmez unsuru olan kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. Halihazırda şirketlerimiz vasıtasıyla 11 ülkeye 1500 kamikaze dron ihracatı gerçekleştirdik. Hafif silah ve tabanca üretiminde de önemli bir marka haline geldik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor.” bilgisini verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüksek teknoloji içeren radar sistemlerinin tasarımı ve üretimi konusunda Türkiye’nin, 10 ülkeye yaptığı 40 adet ihracatla dünyadaki ilk 3 ülke arasında yer aldığının söyledi.
“Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz”
Henüz çalışmaları süren projelere de çok büyük ilginin olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“21 Şubat’ta ilk uçuşunu yapan KAAN’ımızın bizimle birlikte pek çok dost ülkede yol açtığı heyecanı, ilgiyi, umudu hep birlikte gördük. Bir başka ifadeyle, ülkemizin tasarımını ve üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabırla azimle dikkatle kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım. Bölgesel ve küresel krizlerin yaygınlaştığı, çatışmaların derinleştiği, tehditlerin arttığı bir dönemde Türkiye için bu tablo zaten çok önemlidir.
Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda, müttefikimiz dediğimiz kurumların ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız terör örgütleri tarafından roketlerle tehdit edildiğinde bize yardım etmek bir yana, ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silahları ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel dağıtanları, bunların bize karşı kullanılmasına göz yumanları da unutmadık, unutmuyoruz. İşte bunun için diyoruz ki biz artık kimin ne dediğine, kimin ne istediğine bakmıyoruz. Biz artık sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna, hangi adımları atması gerektiğine bakıyoruz.”
(Sürecek)
]]>Şubat ayı ihracat verileri açıklandı. Ülkemiz ihracatı şubatta yüzde 13,6 artışla 21 milyar 085 milyon dolar olarak gerçekleşti. TİM tarafından açıklanan Denizli ihracatı yüzde 6,1 artışla 360 milyon dolar seviyesinde seyrederken, Denizli İhracatçılar Birliği’nce kayda alınan ihracat yüzde 1,7 artışla 268 milyon dolar oldu.
Denizli’nin ön plana çıkan sektörlerinde ihracat seyri hakkında değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Ocaktan sonra şubat ayında da ihracat artışının devam etmesinin yılın geri kalanı için umut verici olduğunu ifade edebilirim. Şubat ayında Denizli ihracatını sektörel bazda ele aldığımızda tekstil-konfeksiyon ihracatının yüzde 2,8 artışla 112 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatının yüzde 4,1 azalışla 68 milyon dolar, demir-demir dışı metaller ihracatının yüzde 0,3 azalışla 56 milyon dolar, tarım ihracatının yüzde 10,8 artışla 28 milyon dolar, madencilik ihracatının ise yüzde 18 artışla 19 milyon dolar olduğunu görüyoruz. Makine ve aksamları sektörü sürdürülebilir ihracatıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Denizli’nin makine ve aksamları sektörü, sürdürülebilir ihracatıyla ilimize katkı sağlamaya devam ediyor. Şubat ayında makine ve aksamları ihracatında yüzde 60 artış yaşandı. Diğer yandan, tarım alt sektörlerinde şubat ayında; fındık ve mamulleri ihracatı yüzde 181 ve kuru meyve ve mamulleri ihracatı yüzde 140 oranında arttı. Önceki ay da belirttiğimiz gibi 2024 yılı tarım sektörü için oldukça bereketli başladı ve şubat ayında da pozitif anlamda ayrıştı” dedi.
Şubat ayında lider ülke İngiltere
Denizli’den en fazla ihracat yapılan ülkelere de değinen Başkan Memişoğlu, “Denizli’nin şubat ayı ihracatını ülke bazında değerlendirdiğimizde zirvede bulunan İngiltere’ye ihracatımız yüzde 4 artışla 48 milyon dolar olarak kaydedildi. Ardından gelen ABD’ye ihracatımız yüzde 11,7 artışla 33 milyon dolar, Almanya’ya ihracatımız yüzde 5,2 azalışla 31 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayında Denizli’den Irak’a yapılan ihracat yüzde 79, Mısır’a yapılan ihracat yüzde 62,3, İspanya’ya yapılan ihracat yüzde 45 arttı. Yine şubat ayında ilimizden Kanada’ya yapılan ihracatta yaşanan artış oldukça dikkat çekti. Verilerin bu seyirde devam etmesi iyileşme beklentimizin karşılığını bulacağının bir işareti olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye İmalat PMI, ocak ayında 49,2 düzeyinde ölçülmüştü. Şubat ayında ise eşik değer olan 50,0’nin üzerinde 50,2’ye yükseldi. Böylelikle 8 ay sonra ilk kez eşik değerin üzerine çıktı. Bu değer bize faaliyet şartlarında iyileşme olduğunu gösteriyor. Müşteri taleplerinde ve üretimde yaşanan artışların devam etmesi halinde yılın geri kalanında da ihracatımıza olumlu yansıyacağına inanıyorum. Yeni siparişlerin de etkisiyle önümüzdeki aylarda yılın başında kazandığımız ivmeyi önümüzdeki aylarda da sürdüreceğiz. Ocak ayı verilerine göre ihracat iklim endeksi bir önceki aya göre 0,9 puan artarak 50,6’ya yükseldi. Son 6 aydır ilk kez eşik değerin üzerinde gerçekleşen ihracat iklim endeksi de talep şartlarında toparlanma olduğuna işaret ediyor. Verilerin bu seyirde devam etmesi iyileşme beklentimizin karşılığını bulacağının bir işareti olarak karşımıza çıkıyor.
Elbette makroekonomik gelişmeler ihracatımızın seyri açısından oldukça önemli. Küresel ticarette ve gelişmiş ülkelerin mali politikalarında yaşanan dalgalanmalara rağmen 2024 yılına iyi başladık. İhracatımız hem ocak hem de şubat ayında pozitif seyretti. Yılın geri kalanında da olumlu ihracat seyrimizin devam etmesi için, Denizli
İhracatçılar Birliği olarak sürdürülebilir ihracat vizyonumuzla çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğimizi belirtmek istiyorum” şeklinde konuştu. – DENİZLİ
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Orta Karadeniz Bölgesi’nin (TR83 Bölgesi) kalkınmasına yönelik faaliyetlerini sürdüren OKA, yürüttüğü sonuç odaklı programları ile uyumlu olarak geliştirdiği Fizibilite Destek Programları çerçevesinde desteklenecek projeler için toplam 7,5 milyon TL, Teknik Destek Programları kapsamında ise desteklenecek projeler için ise toplam 7 milyon TL tutarında kaynak tahsis etti.
Turizm, katma değerli üretim ve ihracat alanında yatırım projeleri İçin 7,5 milyon TL
Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat illerinden oluşan TR83 Bölgesi’nin kalkınmasına ve rekabet gücü açısından önemli fırsatlardan yararlanılmasına, bölge ekonomisine yönelik tehdit ve risklerin önlenmesine, bölgenin yenilik ve girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesine yönelik yatırım projeleri havuzunun güçlendirilmesi amacıyla, bir işletme modeli içeren yatırım projesi önerilerinin fizibilite etüdü ve eklerinin hazırlandığı Fizibilite Desteği Programı; “Kültür ve Doğa Turizmi Ekseninde” ve “Katma Değerli Üretim ve İhracat Odaklı” olarak 2 ayrı alanda uygulanacak.
Diğer destek programları
Kültür ve Doğa Turizmi Ekseninde Fizibilite Desteği Programı; sürdürülebilir kültür ve doğa turizmine yönelik yatırım projeleri geliştirilmesi, turizm girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, destinasyon odaklı yaklaşım çerçevesinde TR83 Bölgesi’nde doğa ve kültür turizmine yönelik fizibilite çalışmaların desteklenmesi öncelikleriyle uygulanacak. Programın bütçesi 5 milyon TL olarak belirlendi. Katma Değerli Üretim ve İhracat Odaklı Fizibilite Desteği Programı; imalat sanayi altyapısının geliştirilmesi, ihracat kapasitesinin artırılması, üretim faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi, değer-tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ve istihdam kapasitesinin artırılması, işletmelerin yeşil ve çağdaş teknolojilere dönüşümlerinin hızlandırılması ve kaynak verimliliğine yönelik uygulamaların geliştirilmesi, TR83 Bölgesi’nde liman, demiryolu, lojistik merkez, havayolu, konteyner toplama merkezleri gibi lojistik altyapının gelişmesi, Sosyal Olarak Kapsayıcı Yeşil Dönüşüm (Socially Inclusive Green Transition-SoGreen) Projesinin 2. Bileşeni olan Kapsayıcı ve Çevreci Topluluk Geçim Tesisleri kapsamına yönelik fizibilite çalışmalarının desteklenmesi öncelikleriyle uygulanacak. Bütçesi 2,5 milyon TL olarak belirlendi. Son başvuru tarihi 24 Aralık 2024 olan bu programlar ile en fazla yüzde 75 oranında proje desteği sağlanacak. Fizibilite Desteği Programları, Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi (YHGP) Bölgesel Gelişme Ana Planı’nda yer alan proje ve eylem önerilerinin hayata geçirilmesi amacıyla ve Güdümlü Proje Desteği, Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı ve Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programına yönelik projeler geliştirilmesi amacıyla fizibilite çalışmalarının desteklenmesini de içeriyor.
Turizm, girişimcilik, katma değerli üretim ve ihracat alanında kapasite gelişimi için 7 milyon TL
Bölgedeki yerel aktörlerin bölgesel kalkınma açısından önem arz eden, ulusal, bölgesel, il düzeyinde veya kurumsal düzeyde tanımlanmış stratejik planları, eylem planları veya çalışma programları gibi politika belgelerinde önceliklendirilen ve kurumsal kapasite eksikliği nedeniyle hazırlık ve uygulama aşamalarında bir takım sorunlarla karşılaşılan çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla yürütülen Teknik Destek Programları; “Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesine”, “Katma Değerli Üretim ve İhracatın Geliştirilmesine” ve “Turizmin Geliştirilmesine” yönelik olarak 3 ayrı alanda uygulanacak. Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi Teknik Destek Programı; teknoloji odaklı ve yenilikçi girişimcilik ekosisteminin ayrıca kadınlar öncelikli olmak üzere yeni girişimcilere yönelik finansal modellerin geliştirilmesi ve mentörlük faaliyetlerinin desteklenmesi öncelikleriyle uygulanacak. Bütçesi 2 milyon TL olarak belirlenen programın son başvuru tarihi 31 Ekim 2024. Katma Değerli Üretim ve İhracatın Geliştirilmesine Yönelik Teknik Destek Programı; bölge işletmelerinin ihracat kapasitelerinin artırılması, ihracat faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve artırılması, küresel ölçekte rekabetçilik için yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi, işletmelerin yeşil ve çağdaş teknolojilere dönüşümlerinin hızlandırılarak kaynak verimliliğine yönelik uygulamaların yaygınlaştırılması öncelikleriyle uygulanacak. Bu önceliklerle ilgili olmakla beraber, aynı konuda/alanlarda teknik destek almak isteyen kurumların ortaklıklar kurarak yaptıkları başvurular, küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) vasfına sahip işletmeler tarafından sunulacak başvurular, kapsamı itibariyle kadın istihdamını destekleyici nitelikte başvurular ve çatı kurum/kuruluşların üyesi niteliğindeki işletmelere danışmanlık hizmetlerini içeren başvurular öncelikli olarak desteklenecek. Bütçesi 2,5 milyon TL olarak belirlenen programın son başvuru tarihi 31 Aralık 2024. Turizmin Geliştirilmesine Yönelik Teknik Destek Programı; turizm, konaklama, yiyecek-içecek hizmetleri sektöründeki işletmelerin teknik ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, kültür ve doğa turizmi alanı ile ilgili kamu kurumları, kooperatifler ve sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi, kültür ve doğa turizmi alanı ile ilgili proje portföyünün geliştirilmesi öncelikleriyle uygulanacak. Bütçesi 2,5 milyon TL olarak belirlenen programın son başvuru tarihi 31 Aralık 2024.
Programlar hakkında ayrıntılı bilgiye OKA’nın kurumsal internet sitesi ‘Başvurabileceklerim’ sekmesinden ulaşılabiliyor. – SAMSUN
]]>Toplantının gerçekleştiği Grand Yazıcı Turban Otel’e, 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde dinlenme amacıyla gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 yıl aradan sonra ilk defa otele geldi.
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası kaldığı otelde açıklama yaptıktan sonra otel sahibi ve şu anda AK Parti Marmaris Belediye Başkan Adayı Serkan Yazıcı’nın helikopteri ile Dalaman’a giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dalaman’dan da TC-ATA uçağı ile 01.43’te THY-8456 koduyla havalanarak İstanbul’a gitmişti.
FETÖ/PDY terör örgütünün asker kökenli Özel Kuvvetler, MAK ve SAT ekiplerinden oluşan suikast timi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı derdest etmek için gece saatlerinde otele helikopter ile inerek Nedip Cengiz Eker ve Mehmet Çetin isimli 2 polisi memurunu şehit etmişlerdi.
FETÖ/PDY terör örgütü üyesi suikast timi tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma polislerinin kaldığı ve mermi izlerinin halen durduğu oda müzeye çevrilmişti.
Partisinin Muğla aday tanıtım mitingi için Muğla’ya gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te hain darbe girişimi sırasında bulunduğu otelde, iş adamları ve STK temsilcileri ile bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan STK temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli idareler seçimleri arifesinde il mitinglerine devam ettiklerini belirterek, “Bugün de Muğlalı vatandaşlarımızın misafiri idik. Bizi bir kez daha bağrına basan Muğlalı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. İl ziyaretimizi vatandaşlarımız ile buluşmanın yanında iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın nabzını tutma vesilesi olarak da görüyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim ihracat ve cari fazla yolu ile büyütme stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketine ve bölgemizde patlak veren çatışmalara rağmen, hamdolsun hedeflerimizden kopmadık” dedi.
2024 yılında hedef 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir”
Türkiye’nin 2024 yılını rekor turist sayısı ile kapattığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelir ile kapattık. Bu sene hedefimiz 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar gelir. Turizm geliri ve ihracatta yakaladığımız ivme hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık Ocak ve Şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat yüzde 6 artışla 259 milyar doları buldu. Büyüme tarafında da olumlu tablo devam ediyor. Geçtiğimiz sene yüzde 4 buçuk büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz 1 trilyon dolar sınırını geçerek tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik etabı aşmayı başardık” dedi.
“Üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz”
“Bölgede çatışmaların durulup, istikrar arttıkça inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımıza ağrıtan en önemli kovid-19 salgını ile başlayan bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden büyüme odaklı ekonomi programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız. Bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“Tüm zorlukların üstesinden gelmesini bildik”
Türkiye olarak son yıllarda elde edelin kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının korunmasının olduğunu açıklayan Erdoğan, “Geride bıraktığımız 21 yıl içerisinde terör saldırılarından darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşadık. Bir başka ülkenin başına gelse yerli yeksan olmasına yol açacak nice sınama ile nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü. Ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin ülkemize güya barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vaat edenlerin ‘Halil İbrahim sofrası kurduk’ diyerek milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar esen ilk rüzgarda darmadağın oldu. Bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış. Milletimiz, 14-28 Mayıs’taki tercih ile Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıkmıştır. Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
“Türkiye yüzyılı inşasını yerel ve merkezi yönetimlerin el ele vermesi ile gerçekleştirebiliriz”
Türkiye yüzyılının inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimler el ele verip uyum içinde çalışarak gerçekleştirileceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bunun en çarpıcı örneği depreme hazırlık çalışmalarıdır. Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken, diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken, yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken mahalli idareler istismar siyaseti ile hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki, bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz. Marmaris ve Fethiye körfezinin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet tarama ve dip temizleme gemisi dün Marmaris limanına ulaştı. Gemilerimiz İnşallah bu hafta tarama çalışmalarına başlıyor. Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrimizin ve ilçemizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Tabii asıl umudumuz 31 Mart’ta yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur ittifakının gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyesinde Aydın Hocamızla Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz” dedi. – MUĞLA
]]>Muğla programı kapsamında Marmaris’te bir otelde düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda katılan Erdoğan, Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme stratejisini kararlılıkla uyguladıklarını söyledi.
Erdoğan, geçen yıl yaşanılan deprem felaketine ve bölgede patlak veren çatışmalara rağmen hedeflerinden kopmadıklarını vurguladı.
Turizmde 2023’ü rekor ziyaretçi sayısı ve turizm geliriyle kapattıklarını bildiren Erdoğan, bu sene hedefin 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar turizm geliri olduğunu ifade etti.
İhracatta yakalanan ivmenin hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, “Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak, 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat rakamımız ise yüzde 1,6 artışla 259 milyar doları buldu.” bilgisini paylaştı.
Erdoğan, büyüme tarafında da olumlu tablonun devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz, 1 trilyon dolar sınırını geçerek, tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik eşiği daha aşmayı başardık. Bölgemizde çatışmalar durulup istikrar arttıkça, inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.
Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yıl sonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”
“14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan senaryoyu yırtıp attık”
Erdoğan, bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan, ekonomiye katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının kurulması olduğuna dikkati çekti.
Geri bırakılan 21 yıl içerisinde terör saldırılarından, darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşandığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınamayla nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık.
Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin, ülkemize güya, barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vadedenlerin, ‘Halil İbrahim Sofrası kurduk’ diyerek, milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar, esen ilk rüzgarda darmadağın oldular. Dün bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin, çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Ne diyelim, demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış.”
“Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır”
Erdoğan, milletin 14- 28 Mayıs’taki tercihiyle Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıktığını belirterek,”Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.” dedi.
Türkiye Yüzyılı’nın inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele vererek, uyum içinde çalışarak gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğinin depreme hazırlık çalışmaları olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken, mahalli idareler istismar siyasetiyle hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır, Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz.”
Erdoğan, Marmaris ve Fethiye Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdikleri 2 tarama ve dip temizleme gemisinin dün Marmaris Limanı’na ulaştığını belirterek, gemilerin bu hafta tarama çalışmalarına başlayacağını söyledi.
Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrin ve ilçenin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Asıl umudumuz yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğlamızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir belediyesinde Aydın Hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdiden her birinize destekleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum.”
Notlar
Programa, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Muğla Valisi İdris Akbıyık, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Cumhur İttifakı’nın Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Aydın Ayaydın ile Marmaris Belediye Başkan adayı Serkan Yazıcı, Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem ile davetliler katıldı.
]]>Partisinin Muğla aday tanıtım mitingi için Muğla’ya gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te iş adamları ve STK temsilcileri ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, STK temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli idareler seçimleri arifesinde il mitinglerine devam ettiklerini belirterek, “Bugün de Muğlalı vatandaşlarımızın misafiriydik. Bizi bir kez daha bağrına basan Muğlalı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. İl ziyaretimizi vatandaşlarımızla buluşmanın yanında iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın nabzını tutma vesilesi olarak da görüyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yolu ile büyütme stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketine ve bölgemizde patlak veren çatışmalara rağmen hamdolsun hedeflerimizden kopmadık” dedi.
“2024 yılında hedef 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir”
Türkiye’nin 2024 yılını rekor turist sayısı ile kapattığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelirle kapattık. Bu sene hedefimiz 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar gelir. Turizm geliri ve ihracatta yakaladığımız ivme hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat, yüzde 6 artışla 259 milyar doları buldu. Büyüme tarafında da olumlu tablo devam ediyor. Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz 1 trilyon dolar sınırını geçerek tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik etabı aşmayı başardık” dedi.
“Üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz”
“Bölgede çatışmaların durulup, istikrar arttıkça inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli konu. Covid-19 salgını ile başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden büyüme odaklı ekonomi programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız. Bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“Tüm zorlukların üstesinden gelmesini bildik”
Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının korunmasının olduğunu açıklayan Erdoğan, “Geride bıraktığımız 21 yıl içerisinde terör saldırılarından darbe girişimine, sokak olaylarından tabi afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşadık. Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınama ile nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü. Ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin ülkemize güya barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vaat edenlerin ‘Halil İbrahim sofrası kurduk’ diyerek milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar esen ilk rüzgarda darmadağın oldu. Bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış. Milletimiz, 14-28 Mayıs’taki tercih ile Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıkmıştır. Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
“Türkiye yüzyılı inşasını yerel ve merkezi yönetimlerin el ele vermesi ile gerçekleştirebiliriz”
Türkiye yüzyılının inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele verip uyum içinde çalışması ile gerçekleştirileceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en çarpıcı örneği depreme hazırlık çalışmalarıdır. Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken, diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken, yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken mahalli idareler istismar siyaseti ile hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki, bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz. Marmaris ve Fethiye körfezinin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet tarama ve dip temizleme gemisi dün Marmaris limanına ulaştı. Gemilerimiz inşallah bu hafta tarama çalışmalarına başlıyor. Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrimizin ve ilçemizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Tabii asıl umudumuz 31 Mart’ta yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde Aydın hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz” dedi. – MUĞLA
]]>Dünyanın en önemli iki savunma sanayi ve silah fuarlarından olan “Enforce Tac 2024” ile “IWA Outdoor Classics 2024″e büyük stantlar açan Sarsılmaz Silah Sanayi, yeni ürün ve projelerini uluslararası tedarikçilere ve katılımcılara tanıtma fırsatı buldu, ülkelerin güvenlik kurumları ve silahlı kuvvetler mensuplarıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.
Fuarlarda yeni trendleri yerinde görme fırsatı bulan Sarsılmaz Silah Sanayi’nin askeri araçlara entegre edilebilen ağır makineli tüfeği SAR 127 MT ve makineli tüfeği SAR 762 MT fuar katılımcılarından büyük ilgi gördü.
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu, AA muhabirine, Nürnberg’deki fuarların uzun yıllara dayanan bir geçmişi olduğunu ve şirket olarak yıllardır fuarlara katıldıklarını söyledi.
Sarsılmaz’ın tabancasından piyade tüfeğine kadar bütün bir orduyu donatabilecek ürün gamıyla fuarlarda çok göz dolduran bir marka olduğuna dikkati çeken Özpamukçu, “Avrupa’nın en güçlü tesisine sahibiz. O yüzden üretim kabiliyetimiz ve kapasitemizle çok dikkat çekiyoruz.” dedi.
Özpamukçu, bu yılki fuarlarda Sarsılmaz’ın ürünlerine çok daha büyük bir ilginin olduğunu gözlemlediklerini anlatarak, şöyle devam etti:
“Bu ilginin aslında altında yatan sebep de biraz bu Rusya-Ukrayna savaşına da dokunuyor gibi görünüyor. Jeopolitik gerilimler sebebiyle de bu sene özellikle buraya ciddi bir ilgi olduğunu görüyoruz. Her iki fuarda da ürünlerimize büyük ilgi var. Avrupa’da da insanların özellikle savunma amaçlı bu sanayiye, bu yapıya ilgi duyduğunu fark ediyoruz. Sohbetlerimizde, görüşmelerimizde distribütörlerimiz, müşterilerimiz bunları çok net ifade ediyorlar. Önemli sayı artışları olduğunu duyuyoruz.”
“Üretim kapasitemizle Avrupa’nın en büyükleri arasındayız”
Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın yılda 440 bin tabanca ve 120 bin piyade ve makineli tüfek üretim kapasitesi olduğu bilgisini paylaşarak, bu kapasiteyle Avrupa’nın en büyükleri arasında olduklarını vurguladı.
Özpamukçu, “Biliyorsunuz NATO’nun en büyük ikinci ordusu Türkiye ve kendi ordumuzu donatma konusunda Sarsılmaz çok önde. Bu kabiliyetimiz NATO standartlarında bu ürünleri üretmeye de dayanıyor. O bakımdan hem NATO standartlarında ürünlerimizi üretip hem kendi ordumuzu donatma kabiliyetinde olmamız bize çok büyük bir kalite, güvenlik, güç veriyor. Diğer üreticiler karşısında da Sarsılmaz’ın konumunu çok yukarılara taşıyor. Avrupa’da da özellikle biz en önde gelen firmalarından biri halindeyiz.” diye konuştu.
Ürettikleri silahların saha bildirimlerine “hızlı reaksiyon” göstererek sürekli geliştirdiklerini anlatan Özpamukçu, Sarsılmazın en büyük gücünün “çevikliği” olduğunun altını çizdi.
Özpamukçu, Sarsılmazın kendi alanındaki en büyük AR-GE ve mühendisliğe sahip olduğunu vurgulayarak, “O bakımdan hem ürünleri geliştirmede hem yeni ürün geliştirmede bu gücümüzü kullanıyoruz. Sarsılmaz en son çıkan 12,7’siyle, TR Mekatronik firmamızla beraber yaptırdığımız geliştirme 20-25 milimetrelik top geliştirmeleriyle hem havada hem denizde hem karada kullanılabilir ürünler ortaya çıkarmasıyla bu kendi yaratma kabiliyetini de çok ilerletti. O yüzden AR-GE ve mühendislik bu işin can damarı. Sarsılmaz bunları da çok güçlü bir şekilde kullanıyor.” değerlendirmesini yaptı.
“Yerlilik noktasında yüzde 90’ın üzerindeyiz”
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdürü Özpamukçu, ülkelerin tedarik zincirinde yaşanan sorunların ardından savunma sanayisinde yerlilik oranına önem verdiğini hatırlatarak, Sarsılmaz’ın ürettiği silahlarda kullandıkları malzemenin yüzde 90’ının yerli üretim olduğunu vurguladı.
Özpamukçu, yerlilik oranında yüzde 100’lere çok kısa sürede ulaşılabileceklerini ve uluslararası tedarik zincirinde bir sıkıntı olsa dahi üretimlerinin aksamayacağını ve tüm tedbirleriyle üretim planlamalarını yapmış vaziyette olduklarını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayisinde çok doğru bir yolda ilerlediğini anlatan Özpamukçu, özellikle son 10-15 yılda yapılan geliştirmelerle ülkenin havacılıktan silahlara kadar savunma sanayinde hem iyi bir üretici hem de iyi bir ihracatçı konumuna geldiğini kaydetti.
Özpamukçu, “Savunma ihracatımız çok önemli artışlar gösterdi. Çok hızlı şekilde de artmaya devam ediyor. O bakımdan Türkiye’nin bu yatırımlar, kendisine yaptığı bu geliştirmeler, savunma sanayisi ve havacılık tarafında bizi çok farklı bir noktaya taşıdı. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bu gurur verici. Bunu (savunma sanayi) millileştiriyor olmamız, kendi ürünlerimizi kendimizin tedarik eder halde olması, hatta bunları büyük ülkelere, gelişmiş ülkelere kadar ihracat yapabiliyor noktada olmamız gurur verici. Savunma sanayisinin daha alacağı yol da var. Hızla ilerliyoruz. Bu gidişle daha da iyiye gidecek.” değerlendirmesinde bulundu.
Savunmada katma değer farkı
Özpamukçu, devletler arası ilişkilerde diplomasinin gücünün önemli olduğuna değinerek, Türkiye’nin yumuşak gücünün ülke savunma sanayisi için yeni ufuklar açtığını anlattı.
Türkiye’nin savunma ihracatının artırılmasının “üstün gayretler” sayesinde geliştiğinin dile getiren Özpamukçu, “Türkiye’nin bu başarıları bizi çok daha fazla ihracat yapabilir noktaya doğru da taşıyor. Savunma sanayisi özelinde zaten bu güç ayrı bir önem taşıyor. Oradaki işbirlikleri, devletten devlete projeler, bu tür büyük proje çalışmaları da hepimizin önüne bir ufuk açıyor. Biz de gayretlerimize devam edeceğiz.” dedi.
Özpamukçu, Türkiye’nin ihracatında savunma sanayi ihracatının katma değer olarak açık ara önde olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Burada AR-GE var, burada mühendislik var, burada ürün geliştirme var. Bu çerçevede ihracat noktasında Türkiye’nin savunma sanayisinde yaptığı her bir birim çok daha kıymetli. O yüzden AR-GE ve mühendislikle beraber bu katma değerli ürünleri biz yükseltmeye devam edeceğiz. Normal sanayi ihracatımızla savunma sanayi ihracatını kilogram başında mukayese ettiğinizde o bakımdan doğru yoldayız. Böyle gelişmeye devam etmemiz lazım.” dedi.
“SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz”
Alp Önder Özpamukçu, Sarsılmaz’ın halihazırda 81 ülkeye ihracat yaptığını ve tabancasından 20-25’lik toplarına kadar bir orduyu donatacak silahları ürettiğini vurguladı.
Özpamukçu, NATO standartlarında, teknolojisinde ve kalibrasyonda, kalitesinde üretim kabiliyetine sahip olduklarını ve 1880’den beri de Türk milletinin hizmetinde bir şirket olduklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu alanda hakikaten 150 yıllık tecrübe çok kıymetli bir tecrübe. Böyle baktığımız zaman da sayılı şirket görürsünüz. Dünyada da yine alanında o yüzden Sarsılmaz’ın yeri çok ayrı. Bundan sonraki yüzlü yıllarında da inşallah aynı şekilde sarsılmayıp devam edecek. Önümüzdeki 5 yıla baktığımızda çok hızlı gelişiyor teknoloji. Biz de SARBOT robotumuzu fuarlarda tanıttık, gösterdik.
O çok önemli ilerlemeler kaydediyor. SARBOT’la beraber biz teknolojik kabiliyetlerimizi daha da yukarıya taşıyoruz. Kendi AR-GE’mizde, kendi mühendisliğimizde geliştirdiğimiz yine SARBOT’ta da şu anda millilik seviyesi çok yüksek. Yüzde 80’leri bulduk, çok rahatlıkla yüzde 90’ları geçeceğiz onda da. Orada da hedefimiz o. Böyle baktığınız zaman Sarsılmaz’ın artık bir teknoloji şirketi olmaya doğru evirildiğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.”
“Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz”
Sarsılmaz Silah Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Öner Özyılmaz da IWA Outdoor Classics 2024’de av ve spor tüfeklerini, aynı zamanda yarı otomatik piyade tüfeklerini ve tabancalarını sergilediklerini belirterek “Almanya çok büyük bir üretici. Aynı zamanda çok güçlü bir devlet ve üretim kabiliyeti açısından geçmiş yıllarda hep önümüzdeydi. Ama biz Türkler artık Avrupa devletlerini yakalıyoruz. Sarsılmaz olarak da Almanya’daki en büyük üreticiler kadar kaliteli ürünler üretiyoruz ve bunları da bu en büyük stantlardan birinde gerek Avrupa müşterisine gerek dünya müşterisine sunuyoruz, bununla da gurur duyuyoruz.” dedi.
Özyılmaz, Sarsılmaz’ın aslında hem ürünlerini hem de kendi ülkesini tanıttığını belirterek, ürünlerin ulaştığı kalite seviyesi, işlevselliği ve çeşitliliğinin müşteriler tarafından çok beğenildiğini dile getirdi.
Sarsılmaz’ın ürünlerini Türk ordusunun geri bildirimleriyle güncelleyerek tekrar sahaya sunduğunu aktaran Özyılmaz, “Biz köklerimizden gelen av tüfeklerini sunmakla beraber aynı zamanda piyade tüfeklerimizi ve tabancalarımızı da burada sergiliyoruz. Bunların içerisinde çelik gövdeli tabancalarımız da var. Türkiye’nin özgün yerli tabanca geliştirme projesinin kazanan tabancası SAR-9 ailesi de var ve yeni ürünlerimiz de var. Bunların versiyonları var. Dolayısıyla aynı kaliteyi, Avrupa’yla aynı kaliteyi daha uygun fiyata alabilmek, Avrupa müşterisinin ilgisini çekiyor. Dolayısıyla çok ilgi görüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak”
Öner Özyılmaz, konvansiyonel silah sistemlerine yatırım yaparken aynı zamanda platform yatırımları da yapmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Gelecek ufkumuz Türkiye’nin havacılıkta yakaladığı insansız silah sistemlerini kara platformlarında da yakalamak. Bunun için İDEF’te ilk lansmanını yaptığımız SARBOT’u geliştirmeye devam ediyoruz. SARBOT üzerine farklı opsiyonel takılabilecek argümanları çalışıyoruz, silah sistemlerine çalışıyoruz. Aynı zamanda SARBOT’u çalışıyoruz. Dolayısıyla Sarsılmaz bir gelecek vizyonuyla hareket ediyor. Bunların ürünlerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
Biz ihracat öz güvenini aslında kendi ordumuza ürün üreterek sağladık. Bu öz güven ile 82’den fazla ülkeye ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Bu da aynı zamanda dolar demek, dolar kazanmak demek, para kazanmak demek. Tabii bu bir katlanan eğriyle artıyor. Geçtiğimiz 2 yılda harcadığımız ihracat çabası önümüzdeki 2 yılda hepimizi, bizi farklı yerlere taşıyacak. Bunu hep beraber göreceğiz.”
Özyılmaz, Kovid-19 döneminde başta maske olmak üzere “yerel üretimin” önemli olduğunun görüldüğünü hatırlatarak, “O dönemde herkes ayakları üzerinde durmak zorunluluğunu hissetti. Bu korku Rusya-Ukrayna savaşı sonrası artıyor. Dolayısıyla irili ufaklı devletler maliyetine bakmaksızın savunma teknolojilerine sahip olmak istiyorlar. Bu da bizlere sadece ürün değil, aynı zamanda teknolojiyi satma potansiyeliyle geri dönüyor. Biz bu projeleri takip ediyoruz. Devletimiz zaten yanımızda. Hep beraber ilerliyoruz.” görüşünü kaydetti.
]]>Şubat ayı ihracat rakamları Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla Adıyaman’da açıklandı. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliklerinden yapılan yazılı açıklamada bölgenin Şubat ayı ihracatı 985,1 milyon dolar olurken, Gaziantep’in ihracatı ise 863,6 milyon dolar oldu. Bölgedeki diğer illerin Şubat ayı ihracat performansı ise şöyle, Kahramanmaraş 101,5 milyon dolar, Mardin 88,0 milyon dolar, Malatya 35,2 milyon dolar, Şanlıurfa 24,1 milyon dolar, Diyarbakır 15,5 milyon dolar, Adıyaman 10,0 milyon dolar Kilis 7,5 milyon dolar.
İlk iki ayda toplam 183 ülkeye ihracat yapan bölgenin ülkelere göre ihracat tablosu incelendiğinde ise Irak, ABD, Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Libya, İsrail, İran ilk sıralarda yer alıyor. Bölgeden en fazla Makine Halısı, Pastacılık Ürünleri, Plastikler ve Mamulleri, Kumaşlar, İplikler, Değirmencilik Ürünleri, Bitkisel Yağlar, Diğer Gıda Müstahzarları, Ağaç ve Orman Ürünleri ve Demir Çelik Mamulleri ihraç edilmiş durumda.
İhracat rakamlarını değerlendiren GAİB Koordinatör Başkanı Fikret Kileci, “6 Şubat depremlerinden bir yıl sonra 2024 Şubat ayı ihracat rakamlarını karmaşık duygular içerisinde açıklıyoruz. Tüm bölgemizde maddi manevi ağır hasarlara sebep olmuş tarihimizdeki en yıkıcı depremlerin ardından bölgemiz dayanışma azmiyle depremden henüz birkaç ay sonra yeniden ihracatta ve üretimde iddialı hedefler koymaya başlamıştı. Açıklanan bu rakamlar bölge ihracatçımızın çalışkanlığını gözler önüne seriyor. Bugün ihracat rakamlarının Adıyaman’da açıklanması ve bu etkinliğe Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın da katılması anlamlıdır. Bu zorlu süreçte devletimizin desteğini hissederek ilerledik, bundan sonra da bu desteği hissedeceğimizi biliyoruz. Adıyaman felaketten en fazla etkilenen şehirlerimizin başında gelmektedir. Yaşadığı bu büyük felakete rağmen üretim çarkları bugün hala aynı hızla çalışmaya devam etmektedir. Adıyaman’daki tüm firmalarımıza ulaşmak ve ihracat potansiyellerini açığa çıkarmak istiyoruz” dedi.
Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birliklerinin Şubat ayı faaliyetlerinden de bahseden Kileci, “Şubat ayında faaliyetlerimize çok yönlü şekilde devam ettik. Finansal Okuryazarlık Eğitimi’ni hizmet binamızda yüz yüze olarak düzenleyerek üyelerimizin genel ekonomi, kredi, bütçe planlama, yatırım ve finansman gibi alanlarda karşılaşabilecekleri sorunları en aza indirmeyi hedefledik. Paris’te düzenlenen Tekstil, Moda ve Aksesuar Fuarı Premiere Vision Paris’e Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (GATHİB) olarak katıldık. Doku Kumaş Tasarım Yarışması kapsamında verilen Yurtdışı Tekstil ve Moda Fuarı Ziyaret Ödülü ile sektörün yenilikçi ve özgün karakterinin güçlenmesine katkı sağlayacak finalistlerimizin Premiere Vision Paris Fuarı’nı ziyaret etmesi sağladık. Başta kadın ve genç girişimcileri bir araya getiren ‘Export Akademi’ programını Birliklerimiz, Ticaret Bakanlığımız ve UPS Türkiye iş birliği ile hizmet binamızda gerçekleştirdik. Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz ve Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz Dubai’de düzenlenen dünyanın en büyük gıda fuarlarından Gulfood 2024’e katılım sağladı. Celal ve Mehmet Başkanlarımıza destek olmak içim benim de bulunduğum fuarda Başkanlarımızla beraber katılımcı üyelerimize başarılar diledik. Halı İhracatçıları Birliğimiz Hindistan’a yönelik düzenlediği Sektörel Ticaret Heyeti ile yeni pazar imkanları elde etme noktasında önemli bir adım attı. Görüleceği üzere tüm Birliklerimiz faaliyetlerine hız kesmeden sürdürmektedir. Önümüzdeki aylarda çalışmalarımız daha da yoğunlaşacak” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Şubat ayı dış ticaret rakamlarını Adıyaman’da açıkladı. Adıyaman Valiliğini ziyaret eden ve burada şeref defterini imzalayan Bakan Ömer Bolat, dış ticaret rakamlarını açıkladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 Şubat ayı dış ticaret rakamlarına gelince, ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 oranında artarak 21 milyar 86 milyon dolar gerçekleşmiştir. Böylece Cumhuriyet tarihimizin en yüksek Şubat ayı ihracat değerine ulaştık. Şubat ayı itibarıyla son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 oranında artışla 258,7 milyar dolar olarak gerçekleşerek 2023 yıl sonundaki tarihi rekor düzey bir kez daha aşılmıştır. İthalatımız ise Şubat ayında yüzde 8,5 oranında azalarak 28 milyar 87 milyon dolar gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığının Şubat’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,3 azalarak, 7 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da 14,6 puan artışla yüzde 75,1’e yükseldi. Şubat sonunda yıllık olarak ihracatımızda 258,7 milyar dolara ulaştık. Aralık sonunda 255,8 milyar dolardı. İhracatçılarımız ilk 2 ayda ekstradan 3 milyar dolar ihracat başarısı gösterdi. Yıllıklandırılmış ithalatımız 351,8 milyar dolara geriledi” dedi.
Bakan Bolat, konuşmasının devamında, “Küresel ticaretteki bu durgun seyre ve deprem felaketine rağmen 2023 yılında Türkiye ekonomisinde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat devam etmiştir. 2023 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 4,0 oranında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artışı ile Türkiye ekonomisi, yüksek oranlı büyüme performansını kesintisiz 14 çeyrektir sürdürmüştür. 2023 yılında ise ekonomik büyümemiz yüzde 4,5 oranında gerçekleşerek yüzde 4,4 olan OVP hedefini aşmıştır. Bu büyüme performansı ile ülkemiz verisi açıklanan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde 1. sırada, OECD ülkeleri içinde 2., G-20 ülkeleri içinde ise 4. sıradadır. Böylelikle 2023 yılında nominal GSYH 1,1 trilyon dolara ulaşarak ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini aşmıştır. Bu performans ile Suudi Arabistan ve Hollanda’yı geride bırakarak dünyanın en büyük 17. ekonomisi olması tahmin edilmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre ülke bazında nominal GSYH büyüklüğüne (dolar) göre Türkiye 2022 yılında 906 milyar dolar ile 19. sırada yer almaktadır. IMF beklentilerine göre bu sıralamanın 2023 yılında 1 trilyon 155 milyar dolar ile 17’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Ayrıca, 2023 yılında kişi başına düşen gelir yüzde 23 oranında artarak 13 bin 110 dolar seviyesine yükselmiştir. Sahip olduğumuz bu olumlu seyrin bir göstergesini de küresel ihracattan aldığımız payda görüyoruz. Nitekim 2021 yılında ilk defa yüzde 1 seviyesini aşan küresel ihracattan aldığımız pay, 2022 yılında yüzde 1,02’ye ve 2023 yılı ilk üç çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,06’ya yükselmiştir. Öte yandan, depremin 2023 yılında Şubat-Aralık döneminde ihracatımız üzerindeki negatif etkisini 6 milyar doların üzerinde hesaplıyoruz. Bu kapsamda, 2023 yılı ihracatımızın deprem yaşanmamış olsaydı yüzde 3,1 oranında artarak 262,2 milyar dolar olabileceği öngörülmektedir” ifadelerini kullandı. – ADIYAMAN
]]>Şubat ayı dış ticaret rakamları, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile TİM Başkanı Gültepe’nin katıldığı programla Adıyaman’da açıklandı.
Gültepe, programdaki konuşmasında, Adıyaman’ın da aralarında bulunduğu 11 ilin iki büyük depremle sarsıldığını anımsatarak, depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Depremlerin hemen ardından devletin, milletin, ihracatçılarla tek yürek olduğunu hatırlatan Gültepe, “Birliklerimizle afetin ilk gününden bu yana var gücümüzle çalıştık ve çalışıyoruz. Bir yılda normalleşme yolunda önemli adımlar atıldı. Normalleşmenin yolu çarkların dönmesinden geçiyor.” diye konuştu.
Deprem bölgesindeki ihracat ilk iki ayda yükseldi
Gültepe, deprem bölgesinde üretim ve ihracatın çok kritik rolü bulunduğunu ve 9 bine yakın ihracatçı firmanın yer aldığını dile getirdi.
Büyük yıkıma rağmen 11 ilde 19 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirildiğini anımsatan Gültepe, şöyle devam etti:
“Bu yılın ilk iki ayında ise afet bölgesindeki illerimizin toplam ihracatta artıya geçtiğini görüyoruz. İnşallah bu başarıyı yılın geneline de yayacağız. Sayın Bakanımız genel hatlarıyla şubat ayı ihracat verilerini açıkladı. Geçen ay 21,1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik, 2023’e göre yüzde 13,6 artıdayız. Elbette geçen yıl deprem nedeniyle ihracatta ciddi daralma yaşamıştık ama 2022’ye göre de yüzde 6 artıda olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu rakam tarihimizin en yüksek şubat ayı ihracatı.”
Gültepe, şubat ihracatında ilk sırada 3 milyar 130 milyon dolarla yine otomotivin yer aldığını, bu sektörü 2,6 milyar dolarla kimya, 1,5 milyar dolarla hazır giyim, 1,4 milyar dolarla çelik ve 1,3 milyar dolarla elektrik-elektronik sektörünün takip ettiğini aktardı.
“Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı”
Şubat ayında 20 sektörün ihracatını artırdığını belirten Gültepe, şöyle devam etti:
“Geçen ay 64 ilimiz ihracatını artırdı. En çok ihracat yapan 5 ilimiz, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara olarak sıralandı. Şubatta 1388 firmamız ilk kez ihracat yaptı, ihracatımıza 94 milyon dolara yakın katkı sundu. Birim ihracat değerimiz ise 1,43 dolar oldu. Avro/dolar paritesinin ihracatımıza pozitif etkisi 2024 yılında da devam ediyor. Geçen ay parite farkı ihracatımıza 63,5 milyon dolar katkı verdi. En çok ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Irak ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Özellikle ABD ve Latin Amerika’ya ihracatta dikkat çekici artış söz konusu. Genel tabloda ise 146 ülkeye ihracatımız arttı. 2023 küresel ekonominin yavaşladığı bir yıl oldu, zor bir yılda ekonomimiz önemli büyüme başarısı gösterdi. Türkiye ekonomisi 2023’te uluslararası kuruluşların beklentilerinin ötesinde, yüzde 4,5 büyüdü. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı. Artık küresel ekonomide yeni bir seviyedeyiz. Bu seviyenin ihtiyaçları farklı, ihracatçılardan beklentiler de farklı. Değişimin farkındayız.”
Gültepe, TİM olarak gelecek adına çalışmalarını sürdürdüklerini ve sektörlerle istişare içerisinde olduklarını anlattı.
TİM-İhracat Pazar Monitörü başlatılacak
Sektörlerle istişarelerden sonra iletişim, rekabetçilik ve planlamanın ön plana çıktığını anlatan Gültepe, şunları kaydetti:
“Bu üç başlığın bizim için önemi aynı, hepsi birbirinden hayati ve gerekli. İhracatın geçen yıl ekonomik büyümeye katkısı sınırlı kaldı. Bu sonuçta bazı sektörlerimizin rekabetçiliğini kaybetmesinin ve dış talepte daralmanın etkili olduğunu biliyoruz. Makine ve teçhizat yatırımları ise 2023’te büyümeye önemli bir katkı verdi. Hız kesmeyen yatırımları, daha çok üretim ve ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyorum. Burada yeni bir çalışmamızı da sizinle paylaşmak istiyorum. İhracatçılar olarak pazarlardaki talep hareketlerini ve riskleri hesaba katmak durumundayız. Biz bu gelişmeleri artık, pazartesi günü ilk sayısını yayımlayacağımız TİM-İhracat Pazar Monitörü’nden takip edeceğiz. Türkiye’de de bir ilk olan İhracat Pazar Monitörü sayesinde firmalarımız pazarlardaki tüm gelişmeleri en hızlı ve en gerçekçi veriler üzerinden takip edebilecekler.”
Programa Vali Osman Varol, ihracatçı birliklerinin yöneticileri ve ilgililer katıldı.
]]>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli’ne göre, bu yılın ilk ayında tarım, gıda ve içecek sektörü geçen yıl aynı döneme göre yüzde 11,63 artışla 2,17 milyar dolar ihracat ve yüzde 16,77 düşüşle 1,6 milyar dolar ithalat yaptı. Ocak ayında Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi.
Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan Dış Ticaret Verileri’ne göre, ocak ayında ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 11,63 artarken, ithalat ise yüzde 16,77 geriledi.
Ocak ayında buğday ithalatı azaldı sığır ithalatı arttı
Ocak ayında buğday ithalatı gerilerken, sığır ithalatındaki artış yılın ilk ayında devam etti. Bu ayda sırasıyla en fazla buğday, soya fasulyesi ve sığır ithal edildi. Ocak ayında buğday ithalatı geçen yıl aynı döneme göre yüzde 46,3 oranında azalarak 186,9 milyon dolar olurken, sığır ithalatı ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 65 artarak 87,1 milyon dolar oldu. Geçen yıl buğday ithalatı 3 milyar 402,4 milyon dolar, soya fasulyesi ithalatı 1 milyar 679,3 milyon dolar ve sığır ithalatı 1 milyar 163 milyon dolar olmuştu.
Ocak ayında Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi
Yılın ilk ayında Dış Ticaret Dengesi geçen yıl olduğu gibi fazla vermeyi sürdürdü. Ocak 2024’te Dış Ticaret Dengesi 830 milyon dolar fazla verdi.
Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektöründe Dış Ticaret Dengesi 2023 yılında 5,36 milyar dolar fazla vermişti.
Ocak ayında birim ihracat değeri geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 10,8 düşüşle 1.152 dolar/ton oldu. İthalat birim değeri ise geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 4,98 artarak 682 dolar/ton oldu.
Dış ticarette öne çıkan ürünler
Bu yılın ilk ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 137 milyon dolar ile un aldı. Bu ürünü 131,7 milyon dolar ile fındık içi ve 91,7 milyon dolar ile mandalina izledi. Bu ürünler, ocak ayında toplam ihracatın yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturdu.
Aynı dönemde ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 186,9 milyon dolar ile buğday oldu. Buğdayı 170,4 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 87,1 milyon dolar ile sığır takip etti. Bu 3 ürün, ocak ayı itibarıyla toplam ithalatın yüzde 28,2’sini oluşturdu.
Buğday ithalatında Rusya ve Ukrayna ilk sırada yer almaya devam etti
Bu yılın ilk ayında yapılan ithalatta ilk sırayı 186,9 milyon dolar ile buğday aldı. Geçen yıl buğday ithalatında ilk iki sırada yer alan Rusya ve Ukrayna, ocak ayında da buğdayın en fazla ithal edildiği ülkeler oldu. Bu dönemde, Rusya’dan 145,5 milyon dolar, Ukrayna’dan 28,6 milyon dolar ve Moldova’dan 5 milyon dolar tutarında buğday ithalatı yapıldı. Rusya ve Ukrayna’nın toplam buğday ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 93,1 oldu.
Ocak ayında buğdaydan sonra 170,4 milyon dolar tutarında soya fasulyesi ve 87,1 milyon dolar tutarında sığır ithal edildi. Soya fasulyesi ithalinde ilk sırayı 69,8 milyon dolar ile Ukrayna alırken, bu ülkeyi Brezilya (56,8 milyon dolar) ve ABD (24,4 milyon dolar) takip etti. Sığır ithalatında ise sıralama 51,9 milyon dolar ile Uruguay, 16,3 milyon dolar Brezilya ve 6,5 milyon dolar ile Almanya oldu.
En fazla ihracat ve ithalat yapan sektörler
Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde; en fazla ihracatın 262 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamuller sektöründe yapıldığı görüldü. Bu sektörü sırasıyla yaş meyve sektörü (248 milyon dolar), sert kabuklu meyveler sektörü (230 milyon dolar), balıkçılık ve su ürünleri sektörü (169 milyon dolar) ve un sektörü (138 milyon dolar) takip etti.
Şeker ve şekerli mamuller sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 12,46, yaş meyve sektörünün yüzde 11,79, sert kabuklu meyveler sektörünün yüzde 10,95, balıkçılık ve su ürünleri sektörünün yüzde 8,04 ve un sektörünün yüzde 6,54 oldu.
Yine aynı dönemde en fazla ithalat 439 milyon dolar ile hayvan yemi sektöründe yapıldı. Bu sektörün ardından en fazla ithalat yapan sektörler; bitkisel yağ (220 milyon dolar), un (215 milyon dolar), kakao ve çikolata (96 milyon dolar) ve canlı hayvan ticareti (89 milyon dolar) sektörleri olarak sıralandı.
Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki payı yüzde 33,75, bitkisel yağ sektörünün yüzde 16,88, un sektörünün yüzde 16,52, kakao ve çikolata sektörünün yüzde 7,39 ve canlı hayvan ticareti sektörünün yüzde 6,83 oldu.
İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler
Bu yılın ilk ayında geçen yıl aynı döneme kıyasla ihracatı değer olarak en fazla artan sektörlerin başında 73 milyon dolar ile (yüzde 46,29 artış) sert kabuklu meyveler sektörü geldi. Bu sektörü 58 milyon dolar ile (yüzde 92,23) ile hayvan yemi sektörü, 36 milyon dolar ile (yüzde 16,14 artış) şeker ve şekerli mamuller sektörü, 33 milyon dolar ile (yüzde 15,25) yaş meyve sektörü ve 31 milyon dolar ile (yüzde 19,18) salça ve konserve sektörü izledi.
Söz konusu dönemde ihracatı değer olarak en fazla düşen sektör 122 milyon dolar ile (yüzde 49,09 düşüş) bitkisel yağ Sektörü oldu. Ayrıca bakliyat sektörü 15 milyon dolar (yüzde 24,33 düşüş) ve Tohumculuk Sektörü 11 milyon dolar (yüzde 17,08) geriledi.
Bu yılın ocak ayında geçen yıl aynı döneme göre, ithalatı değer olarak en fazla artan sektör 38 milyon dolar ile (yüzde 64,4 artış) kakao ve çikolata sektörü oldu. Bu sektörün ardından canlı hayvan ticareti sektörü 34 milyon dolar (yüzde 63,5 artış), tohumculuk sektörü 13 milyon dolar (yüzde 53,7 artış), sert kabuklu meyveler sektörü 12 milyon dolar (yüzde 29,3 artış) ve alkollü içecekler Sektörü 12 milyon dolar (yüzde 49,6 artış) ile ithalatı değer olarak en fazla artan sektörler olarak sıralandı.
Bu dönemde ithalatı en çok düşen sektörler ise 173 milyon dolar ile (yüzde 44 düşüş) Bitkisel Yağ sektörü oldu. Bu sektörü 154 milyon dolar ile (yüzde 41,8 düşüş) un sektörü, 30 milyon dolar ile (yüzde 6,4 düşüş) hayvan yemi sektörü, 27 milyon dolar ile (yüzde 83,1 düşüş) pirinç değirmenciliği sektörü ve 21 milyon dolar ile (yüzde 30,4 düşüş) şeker ve şekerli mamuller sektörü takip etti.
Dış ticarette öne çıkan ülkeler
Bu yılın ilk ayında dış ticaret verileri ülke bazında değerlendirildiğinde; en fazla ihracat yapılan ülke 305 milyon dolar ile Irak oldu. Irak’tan sonra en fazla ihracat, 171 milyon dolar ile Almanya’ya, 136 milyon dolar ile Rusya’ya, 123 milyon dolar ile ABD’ye ve 96 milyon dolar ile İtalya’ya yapıldı. Yılın ilk ayında, bu 5 ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 34’3’ünü oluşturdu.
Aynı dönemde ülke bazında ithalat en fazla 318 milyon dolar ile Rusya’dan yapıldı. Bu ülkeyi, 149 milyon dolar ile Ukrayna, 104 milyon dolar ile Brezilya, 102 milyon dolar ile ABD ve 67 milyon dolar ile Malezya izledi. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 46,25’ini oluşturdu.
Türkiye, en fazla ithalatı Rusya ve Ukrayna’dan yapmaya devam etti. Bu iki ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 29,1’ine denk düştü.
Türkiye, ocak ayında en fazla ihracat yaptığı ülkelerden Irak’a un, dondurulmuş tavuk eti, mandalina; Almanya’ya fındık içi, ambalajlı fındık, domates; Rusya’ya ise mandalina, alabalık ve limon ihraç etti.
Türkiye aynı dönemde en fazla ithalat yaptığı Rusya’dan buğday, ham ayçiçeği yağı, ayçiçeği küspesi; Ukrayna’dan soya fasulyesi, buğday, ham ayçiçeği yağı ve Brezilya’dan ise soya fasulyesi, kahve ve sığır ithal etti.
TÜİK’in açıkladığı Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ndeki hesaplamalara 01 ve 24 fasılları arasındaki tüm Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTIP) kalemleri ile 29’uncu fasıl ve 35’inci fasıldan seçili ürünlerin dahil edildiği belirtildi. – İSTANBUL
]]>Toplantının ilerleyen bölümünde Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu’nun da teşrif ettiği mecliste söz alan GTO meclis üyeleri; ticari hayatı etkileyen sorunları, GTO üyelerinin ortak taleplerini ve ekonomik aktiviteyi canlandıracak çözüm önerilerini dile getirdi.
Toplantının açılışında yaptığı konuşmada 7.’si düzenlenen Geleneksel Kan Bağışı Kampanyası’na değinen GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, “Her yıl 8 Şubat’ta şehrimize Gazi unvanı verilişinin yıl dönümünde anlamlı bir işe imza atarak kan bağışı kampanyası gerçekleştiriyoruz. Geleneksel hale getirerek bu yıl 7.’sini düzenlediğimiz bu kampanyaya gelerek kan bağışında bulunan tüm üyelerimize ve vatandaşlarımıza can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Bu vesileyle de hatırlatmak isterim ki kan bağışına her gün her an ihtiyaç var. Bizim en önemli amacımız da buna vurgu yapmak. Sağlığımız müsaade ettiği sürece düzenli olarak kan bağışı yapmalı, insanlarımızın hayatına dokunmalıyız” dedi.
“İhracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği artırılmalı”
Meclis toplantısında yaptığı konuşmada GTO’nun Şubat ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında Meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Taner Özdurak, enflasyon sorununa dikkat çekerek, “Dövizin yükselmesi enflasyonu olumsuz etkiliyor. Ancak Türkiye’nin döviz gelirine ihtiyacı var Bunun en yetkili yöntemi de ihracat İşte bu nedenle ihracatçı desteklenmeli. Madem dövizin yükselmesi enflasyonu tetikliyor o zaman merkez Bankası döviz dönüşüm desteğini artırmalı Biliyorsunuz Merkez Bankası, Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin TCMB’ye satışı sırasında, firmalar verecekleri taahhüt karşılığında, Türk lirasına çevrilen tutarın yüzde 2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabiliyor. Bu desteğin yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum. İhracatçıya verilecek bir diğer destek de daha önce Tuncay Başkanımızın da dile getirdiği gibi navlun desteğidir. İhracatçıya direkt destek niteliğindedir” ifadelerini kullandı.
Enflasyonla mücadele açısından risk primindeki düşüş kalıcı olmalı
Merkez Bankası Başkanı değişikliğinin doğru yönetildiğini ve beklenildiği gibi faizin sabit tutulduğunu söyleyen Özdurak, enflasyonla mücadele açısından risk primindeki düşüş eğiliminin kalıcı olması ve Türk lirasının sınırlı reel değerleme eğiliminin bir süre daha devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Özdurak, “Bunun için, bütçe açığını azaltıcı önlemlerin ve para politikasındaki sıkılaşmanın önümüzdeki dönemde de sürdürülmesi zorunludur. Özetle, Ekonomide Rasyonele Dönüş Programı’ kararlılıkla uygulanmalı ve bu programdan geri dönüş olmayacağına dair algı güçlendirilerek yaygınlaştırılmalıdır. Bununla birlikte program yeni adımlarla da desteklenmelidir. Makroekonomik istikrarı sağlayıcı politikaların yanı sıra, verimliliği artıracak, yeşil dönüşüm sürecini hızlandıracak, eğitimin niteliğini yükseltecek, adil ve hızlı çalışan bir hukuk sistemini oluşturacak yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi önem taşımaktadır” diye konuştu.
“Gaziantep’in ülke ekonomisinde ilk dört ilden birisi olmaya öncülük edeceğiz”
GTO’nun stratejik planı hakkında da konuşan Başkan Yardımcısı Özdurak, “Bilindiği üzere çalışmalarımızı 4 yıllık stratejik planlama üzerinden yapıyoruz ve her yıl da gözden geçiriyoruz. Bu gözden geçirmeyi de yerel, ulusal, küresel sosyo-ekonomik mevcut durum ışığında yapıyoruz. Bu mevcut duruma göre faaliyet planlarımızda, hedeflerimizde gereken güncellemeleri yapıyoruz. Biliyorsunuz Odamızın vizyonu Gaziantep’in ülke ekonomisinde ilk dört ilden birisi olmasına öncülük etmek. Hedeflerimiz, stratejilerimiz, iş planlarımız hep bu vizyona erişebilmek için. Bu vizyona erişebilmek için 2026’ya kadar Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’dan aldığımız payı yüzde 5’e, ihracattan aldığımız payı yüzde 7’ye çıkarmayı, EFQM sisteminde Türkiye Büyük Ödülünü almayı ve 2025 yılına kadar TOBB Akreditasyon sisteminde 7 Yıldızlı Oda olmayı hedefliyoruz. Vizyonumuzu gerçekleştirebilmek için de 2024 stratejilerimizi, iş planlarımızı belirledik” şeklinde konuştu.
Meclis toplantısının ilerleyen bölümünde toplantıya katılarak GTO Meclisine hitap eden ve sunum gerçekleştiren Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, bugüne kadar yürüttükleri çalışmalar ve projeler hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Sunum ardından yapılan soru-cevap bölümünde ise söz alan GTO Meclis üyeleri ticari hayatı etkileyen sorunları, GTO üyelerinin ortak taleplerini ve ekonomik aktiviteyi canlandıracak çözüm önerilerini dile getirdi. – GAZİANTEP
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’nde konuştu. Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikalarının ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkanına kavuştuğuna dikkati çekerek, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da taktirle karşıladığını kaydetti. Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.
“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, “Sadece kağıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı haline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.” dedi.

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım.” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.
“MİLLETİMİZE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ TÜRKİYE YÜZYILI BAYRAĞINI ZİRVEYE ÇIKARMAKTIR”
Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkar edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

TÖRENDEN NOTLAR
NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Törende daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.
]]>TÜİK verilerine göre 2024 yılı Ocak ayı ihracat rakamlarını değerlendiren KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Ocak’ta Kayseri olarak 287 milyon 565 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,98 oranında artış yaşanmıştır. Kayseri olarak İthalatımız ise Ocak ayında 87 milyon 987 bin dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 16,54 azalış gerçekleşmiştir” diye konuştu.
Kayseri’den Ocak ayında 143 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğinin altını çizen Gülsoy, “İhracat pazarlarımız; Irak, Almanya, Avusturya, İtalya, ABD, Cezayir, Polonya, Fas, Fransa, Birleşik Krallık’tır” ifadelerini kullandı.
Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri, Çelik, Tekstil ve Hammaddeleri, Madencilik Ürünleri, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri, Otomotiv Endüstrisi, Halı gibi sektörlerde artış yaşanırken Demir ve Demir Dışı Metaller, Kimyevi Madde ve Mamulleri, Makine Aksamları, İklimlendirme Sanayi gibi sektörlerde azalış gerçekleşmiştir” dedi.
Başkan Gülsoy, Kayseri olarak 2024 yılına güzel bir giriş yaptıklarını, ihracatın önümüzdeki aylarda da artması ve yeni rekorlar kırılması için çalışacaklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“2024 yılı ekonomik daralmayla karşı karşıya kalacağımız kolay bir yıl olmayacak. Yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada ekonomik anlamda sorunlar devam ediyor. Jeopolitik riskler artıyor, dünyadaki siyasi kriz derinleşiyor. Ayrıca İsrail-Hamas savaşına bağlı olarak Kızıldeniz’de yaşananlar bizleri yeni bir tedarik zinciri krizi ile karşı karşıya bırakıyor. Tüm bunlar üretim maliyetlerinin yüksekliği ile birleşince rekabet gücümüz giderek zayıflıyor. Dolayısıyla ihracatta mevcut konumumuzu korumamızın dışında hedeflere ulaşabilmemiz için ihracatçılarımızın desteklenmesi oldukça önemli. Önümüzdeki süreçte firmalarımızın ileri teknolojiye adapte olmaları, dijitalleşmeyi gerçekleştirmeleri, yüksek katma değerli ve AB Yeşil Mutabakatı kriterlerine uygun olarak yeşil üretimle daha rekabetçi bir yapıya bürünmeleri elzemdir. Kayseri Ticaret Odası olarak bizlerde üyelerimizin yeni pazarlara ulaşması ve mevcut pazarlardaki paylarını daha yukarılara taşıması, yatırım ve istihdam olanaklarını genişletmesi hedefiyle projelerimizi sürdüreceğiz. Tüm zorlu koşullara rağmen iş insanlarımız üretmeye devam ediyorlar. İhracatçı üyelerimiz ve iş insanlarımız her ne olursa olsun toparlanmak, üretim ve istihdam için canla başla çalışıyor. İhracatçı firmalarımızın yönetim kademesinden tüm personeline kadar herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Kayseri Ticaret Odası olarak ihracatçı üyelerimizin yanında olacak ürettiğimiz projelerle dış ticaretlerine katkı sağlayacak, lobi faaliyetlerimizle de önlerindeki engelleri aşmalarına yardımcı olacağız. Ben inanıyorum ki 2024 yılında üyelerimizle, iş insanlarımızla el ele vererek, projeler geliştirip ihracat açıklarımızı kapatacak ve ülkemizin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz.” – KAYSERİ
]]>Başkan Yalçın, “Türkiye’nin ihracatı 2024 yılı Ocak ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,5 artarak 19 milyar 991 milyon dolar, ithalatı ise yüzde 22,0 azalarak 26 milyar 218 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı, ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 56,4 azalarak 6 milyar 227 milyon dolara düşmüştür. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise Ocak 2023’te yüzde 57,5 iken Ocak 2024’te yüzde 76,2’ye yükselmiştir. Ocak ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler, Almanya, ABD ve Irak olmuştur. Ocak ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler ise Rusya Federasyonu, Çin ve Almanya’dır” diye konuştu.
Kayseri’nin Ocak ayı ihracat-ithalat rakamlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Başkan Mehmet Yalçın, “Kayseri’nin 2024 yılı Ocak ayında yapmış olduğu ihracat 287 milyon 566 bin dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu rakam 2023 yılı Ocak ayında 279 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. İhracatımızda yüzde 3’e yakın bir artış yaşandığı görülmektedir. İthalat rakamımız ise Ocak 2024’te 87 milyon 978 bin dolar olmuştur. Ocak ayı ithalatımızı bir önceki yılın aynı ayına oranla yaklaşık yüzde 20 düşüş göstermiştir. Ocak ayı verilerine baktığımızda Kayseri’nin ihracatının ithalatını karşılama oranı 3,2 kata ulaşmıştır” ifadelerini kullandı.
Sektörler bazında ihracat ve ithalat oranlarına da değinen Başkan Yalçın, “Ocak ayında sektörlere göre ihracatın payı; İmalat Sanayi sektörü yüzde 93,0, Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 5,0, Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,5 olarak gerçekleşmiştir. Ocak ayında sektörlere göre ithalatın payı sıralaması ise İmalat Sanayi sektörü yüzde 75,6, Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 17,1, Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 3,9 düzeylerinde gerçekleşmiştir” şeklinde konuştu.
Başkan Mehmet Yalçın, “Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler ve bölgesel istikrarsızlıklar ekonomimizi etkilemektedir. Türkiye’nin küresel üretim ve ticaretteki payını daha da yükseklere çıkarmak için çalışmaların devam etmesi gerekmektedir. Ülkemizin dış ticaret açığındaki gerileme, ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme için olumlu bir işaret olarak algılanmaktadır. Sanayiciler olarak, yüksek enflasyon ortamından bir an önce çıkılması ve mali dengelerin sağlanmasını beklemekteyiz. Kısacası önümüzü görebilmek ve geleceğe ilişkin projeksiyonlarımızı sağlıklı yapmak arzusundayız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomi bürokrasisinin sanayicilerin ve ihracatçıların taleplerinin karşılanması noktasında yardımlarını esirgemeyeceklerini biliyoruz. Sağlanacak destekler ve güvenin etkisiyle Kayseri’nin 2024 yılı ihracatını 4 milyar doların üstüne çıkaracak gücü, heyecanı ve alt yapısı bulunmaktadır. Kayseri olarak hedefimiz, ihracatımızın birkaç yıl içinde 5 milyar dolara çıkarmaktır” dedi.
Başkan Yalçın, değerlendirmesinin sonunda, Türkiye’nin üretim ve ihracat hedeflerine ulaşması için gayretle çalışan tüm sanayicileri ve ihracatçıları kutladı. – KAYSERİ
]]>Yılmaz, İngiltere temasları kapsamında ilk olarak Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda bir araya geldi.
Burada bir konuşma yapan Yılmaz, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihsel ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek, Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı.
Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız.” dedi.
Yılmaz, “Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor. Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız.” diye konuştu.
Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin değerlendirmeler de yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de ifade etti.
“Ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor”
Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkati çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu belirtti.
Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor.” ifadelerini kullandı.
Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, şunları söyledi:
“İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor.”
İşsizlikte tek hane beklentisi
Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu.” ifadelerini kullandı.
Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu kaydetti.
Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun koşullarda ulaşması bakımından çok önemli olduğunun altını çizdi.
Yapısal reformlar OVP’ye girdi
Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu kaydetti.
Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu kaydeden Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz.” dedi.
“Cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira kredi”
AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini anımsatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefine işaret etti.
Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağının altını çizdi.
İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.
Toplum temsilcileriyle bir araya geldi
Yılmaz, Londra’daki temasları kapsamında İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi.
Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.
Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı.
]]>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Çanakkale Ziraat Odası ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi ile Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamuller İhracatçılar Birliği arasında protokol imzalandı.
Çanakkale Ziraat Odası aracılığıyla yapılan çağrı üzerine bir araya gelen 21 kadın çiftçi, “süs bitkilerinin üretim potansiyelinin belirlenmesi” konusunda yürütülecek projenin detaylarına ilişkin bilgilendirildi.
Protokole göre, hazırlanacak proje kapsamında Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üreticilere başlangıç materyali sağlayacak, hasat edilen ürünlerin satış ve pazarlamasına destek olacak.
Ziraat Odası, çiftçilerin organizasyonuna, ÇOMÜ eğitim ve desteklenmesine, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik ve sosyal yönden gelişimlerine, Ziraat Mühendisleri Odası ise birimlerin koordinasyon ve mühendislik desteklerine katkı verecek.
Özellikle kadın üreticilerin, kooperatif ve dernek benzeri oluşumlarla bir arada bulunabilecekleri bir organizasyon oluşturulmasının hedeflendiği çalışmanın ilk aşamasında, İstanbul’da mezat ziyareti yapılacak. Ayrıca, satış ve pazarlama üzerine görsel hafızalarını geliştirmek üzere toplantılar düzenlenecek, üretim seraları gezilecek, ÇOMÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde eğitim verilecek, ihracata yönelik üretim desteklenecek.
Koordinasyon sağlandıktan sonra altyapıları, üretim alanları, iş gücü ve üretim kapasiteleri değerlendirilerek, süs bitkisi üretimine temmuz ayında geçilecek. Her çiftçiye ortalama 600 metrekare alanda üretim materyali sağlanarak, kalite ve standardına bağlı olarak ürün ihracatı desteklenecek.
“Termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz”
Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Yılmaz, AA muhabirine, Çanakkale’nin hem iç hem de dış pazara yakınlığı nedeniyle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda avantajlı bir konumda yer aldığını söyledi.
Çanakkale’nin iklimsel olarak kışın birkaç ayın dışında süs bitkileri için uygun olduğunu ifade eden Yılmaz, “Burada üretim olursa yeni bir üretim alanı açmış oluruz. Şu anda süs bitkilerinde kesme çiçekte Antalya ağırlıkta bir ihracatımız söz konusu. Antalya’da yaz sıcağından dolayı iklimsel dezavantajlarımız var. Karanfilin dışında başka çeşitleri pazara sunamıyoruz. Daha fazla çeşitliliğin sağlanacağını düşündüğümüz bir bölge olduğu için Çanakkale’de birtakım çalışmalar yapılması adına iyi niyet protokolü imzaladık.” diye konuştu.
Yılmaz, Çanakkale’de kısa sürede süs bitkisi denemelerinin yapılacağını, birçok çeşidin uyumlu olacağını düşündüklerini aktardı.
Süs bitkisi üretiminin Çanakkale ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunacağına inandığını ifade eden Yılmaz, “Bundan 10 yıl önce Sakarya’da süs bitkileri sektörü yokken şu an ciddi bir sektör oluştu. Tokat’ta böyle bir sektör yokken yeni yeni oluşmaya başlıyor.” dedi.
“Çanakkale’de de neden olmasın?” düşüncesiyle hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, bu işi layıkıyla yapabilecek üreticilerle başlanıp projenin kendiliğinden büyüyeceğini öngördüklerini anlattı.
Yılmaz, Çanakkale’de üretilecek süs bitkilerin yerel esnafın ihtiyacını karşılayacak düzeyde olacağını, daha sonra büyük hedeflerin ortaya konulacağını belirterek, şunları kaydetti:
“Bir adım sonra kentin etrafındaki büyükşehirler, sektör daha da büyüdüğünde ihracat boyutuna taşınması gerekiyor. Bunu Isparta’da da yaşadık. Isparta’da 15 yıl önce sektör yokken şu an 1500-2 bin dönüm kapalı alanda yazlık karanfil üretimi yapılıyor. Bu ürünlerin tamamının Hollanda ve İngiltere’de satışı yapılıyor. Burada hem serada kesme çiçekler hem de dış mekanda üretimler gerçekleştiriliyor. Çanakkale’de termalin olduğu ilçelerin salon bitkisi üretimine uygun olduğunu düşünüyoruz. Süs bitkileri üretiminin neredeyse tamamı burada yapılabilecek potansiyele sahip.”
]]>Karaman OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kemal Boynukalın, İsrail’in Gazze’de sivil vatandaşları yönelik düzenlediği saldırılar nedeniyle Yemen’deki Husilerin de Kızıldeniz’de uluslararası yük gemilerine saldırmasının Karaman’ın da ihracatına büyük darbe vurduğunu söyledi. Boynukalın, “Savaşın devam etmesi nedeniyle bugün bin 200 dolar olan nakliye ücreti, bir anda 4 bin ila 4 bin 200 dolar arasında bir fiyata çıktı. Maliyetlerin artması üzerine de müşteriler mal almaktan beklemeye başladılar. Bu bekleme ne kadar sürer bunu bilemiyoruz. Ama bunun ortaya çıkmasıyla birlikte Karaman Organze Sanayi Bölgesi’nden yapılan ihracatlar da yüzde 60 varan düşüşler yaşadı” dedi.
“Dünya ticaretinin yüzde 15′ buradan yapılıyor”
Bu sorunun nasıl aşılacağını bilmediklerini ifade eden Boynukalın, “Bu uluslararası bir savaş ve dünyayı ilgilendiren bir savaştır. Kızıldeniz üzerinden dünya ticaretinin ve ithalatının yüzde 10 ila 15’i buradan yapılmaktadır. Tahmin ediyoruz ki Türkiye’de ham madde konusunda problemler olacak, gecikecek veya zamanında gelmeyerek sıkıntılar yaşayacağız. Karaman Organize Sanayisine bugün baktığımız da 90 ila 105 ülkeye ihracat yapıyor. Dünyanın birçok ülkesine şehrimizden makine, bisküvi, bulgur ve elma ihracatı yapılıyor. Elmanın en büyük alıcısı ise şuan Hindistan’dır. Kızıldeniz’deki saldırılar nedeniyle Hindistan’a buradan elmaların varış süreci 4 ayı geçince ihracat neredeyse tamamen durma noktasına geldi” diye konuştu.
“Karaman’ın ihracatı 350 milyon dolar”
Karaman’ın yıllık yurt dışı ihracatının 350 milyon dolar olduğunu belirten Boynukalın, “Ancak bugünlerde ihracat bedelleri çok düşük kalıyor. İhracatı arttırmak için her şey yapılıyor, ama bir türlü dünyadaki bu sıkıntılardan dolayı ihracatımızda maalesef yavaşlama devam ediyor. Şuan Karaman OSB’sinden 12-13 bin kişi ekmek yiyor. Bunun içine nakliyeciler ile firmaları da katarsak bu rakam daha da yükseliyor. Tabi böyle şeyler düşünmek bile istemiyoruz, ancak bu durumun uzun süre devam etmesi Karaman için bir felaket olur” şeklinde konuştu.
“Elma ihracatı durma noktasına geldi”
OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Elma Tüccarı Ahmet Kapar da, Kızıldeniz’de yük gemilerine düzenlenen saldırılar nedeniyle Karaman’dan yapılan elma ihracatının durma noktasına geldiğini söyledi. Elma ihracatında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını anlatan Kapar, daha önce Süveyş kanalından elmalarımızı gönderiyorduk. Süveyş kanalında olan sıkıntılardan dolayı 15-20 günde giden elmalarımız şimdi 55 günde gitmeye başladı. Bunun yanında ücretleri de yükseldi. Savaş öncesi 3 bin 500 dolara giden konteynerler şu anda 6 bin ila 6 bin 500 dolar arasında gitmeye başladı” dedi.
“Elmanın dayanma gücü ihracatta sıkıntı oluşturuyor”
Kapar, yaz mevsimine doğru elmanın dayanım gücü azalacağı için ihracatta ciddi sıkıntılar çekeceklerini ifade ederek, “İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırıları biran evvel durdurması gerekiyor. Kanalın güvenli geçişlere biran önce açılıp ticaretimizin hızlanmasını istiyoruz. Yaz mevsimine yaklaştığımız için elmanın 55 gün dayanması biraz sıkıntılı. Türkiye’den en çok elma ihracatını Hindistan’a yapıyoruz. Türkiye’den aşağı yukarı tahminen 50 bin ton elma gidiyordur” diye konuştu. – KARAMAN
]]>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Ticaret Borsası hizmet binası fuaye alanında gerçekleştirilen imza töreninde yaptığı konuşmada, deprem günlerinde Savunma Sanayii Başkanlığı’nda faaliyet gösteren firmaların ayrı ayrı sorumluluk aldıklarını ve ortak ihtiyaçları üretmek üzere üretim tesisleri kurguladıklarını söyledi.
Görgün, bugün de Kahramanmaraş’ta bunun ilkinin açılışını yaptıklarını hatırlatarak, söz konusu çalışmanın ikinci safhası için sözleşme akdinin daha büyük bir yatırımı içerdiğini ve yalnızca günümüz gençleri için değil gelecek nesiller içinde önemli olduğunu vurguladı.
Savunma sanayinin özellikle son 20 yılda müthiş başarılara imza attığını anlatan Görgün, şunları kaydetti.
“Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere verdiği destek, motivasyon ve sunduğu imkanlar, bu sektörde faaliyet gösteren tüm şirketlerimizin azim ve gayretli çalışmalarıyla hamdolsun biz yerlilik oranında yüzde 80’leri yakaladık. Savunma sanayii, hemen hemen her ortam için platform üreten özgün milli tasarımları kendi içindeki komponentleriyle faydalı yükleriyle mühimmatlarıyla ihtiyaç duyduğu tüm alt sistemleriyle yerli ve milli üreten bir sektör haline geldi. Bu haliyle dünyanın her yerinden gıptayla ve merakla takip edilen sektör haline geldi. 2023 yılını bir önceki yılın rakamlarına göre yüzde 27’lik bir artışla 5.5 milyar dolarlık ihracat rakamıyla kapattı. Özellikle kilogram başına ihracat değeri ortalamada 65 doları yakaladı. Bir önceki yıla göre yüzde 14’lük bir artıştı bu. Ancak bizim öyle ürünlerimiz var ki kilogram ihracat değeri 10 bin doları da geçiyor. Nitelikli, yüksek teknolojili ürünleri geliştiriliyor. Biz ürettiğimiz ürünlerle kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz, bununla birlikte dost ve müttefik ülkelerimizle de uzun süreli sürdürülebilir ilişkiler kurmak üzere birlikte çalışma fırsatlarını da kovalıyoruz. İşte bu gayretimiz, kalite ve maliyet etkin çözümlerimizle birlikte tercih edilen bir ülke ve sektör olmamızdan dolayı uluslararası işlerimizin, işbirliklerimizin, ihracatımızın artması anlamına geliyor. Kahramanmaraş Türkoğlu’ndan üretilen ürünlerin bir kısmı ihracat yapılacak, yurt dışına satılacak. Hali hazırda siparişleri alınmış üretilmeye başlanmış sistemler.”
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişci ise atılan adımların daha büyük yatırımların kapısını aralayacağını vurguladı.
Gençlik yıllarında kentte üniversite olmadığı için 18 yaşındayken başka bir şehre gitmek zorunda kaldığını hatırlatan Kirişçi, “Bugünkü gençlerimizin ne kadar şanslı ve bu konularda daha bereketli olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. İki üniversitemiz var, bu üniversitelerimizin yetiştireceği evlatlar bu memleketin evlatları başta olmak üzere pırıl pırıl gençlerimiz olacak. Bu katma değerli sektörde istihdam ediliyor olacaklar. Bundan dolayı bende çok mutlu ve heyecanlıyım.” diye konuştu.
Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, Kahramanmaraş’ın daha büyük yatırımlarla çok daha büyük bir sanayi kenti olmaya hazır bir şehir olduğunu belirtti.
Yatırımların kenti çok daha büyük bir teknolojik dönüşüme hazır hale getireceğine inandığını aktaran Buluntu, “Bunun sinyalleri alınmaya başladı. Şu anda 100’ün üzerinde Savunma Sanayii şirketine aynı zamanda yan tedarikçi olmak isteyen firmalarımız hazır. Bu şirketimizle birlikte Kahramanmaraş belki 100 yılın felaketini yaşadı ama şu an 100 yılın dönüşümünü birlikte yaşayacağız.” ifadelerini kullandı.
İmza töreninin ardından Görgün ve beraberindekiler, Onikişubat ilçesindeki EXPO alanına kurulan savunma sanayi konteyner kenti ziyaret ederek, vatandaşlarla bir araya geldi.
]]>Akyol, 16-18 Şubat’ta düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” için bulunduğu Antalya’da AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri doğrultusunda savunma sanayisinde ihracatı bir adım yukarıya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
ASELSAN’ın tüm platform üreticilerinin içindeki elektronik sistemleri, akıl katan sistemleri yapan bir firma olduğunu belirten Akyol, denizaltılar, gemiler, kara araçları, İHA’lar, uçaklar, helikopterler ve uydularda kullanılan faydalı yükleri, elektronik sistemleri, son teknoloji ürünleri geliştirdiklerini kaydetti.
Bu sistemleri geliştirerek savunma sanayi sektörünün katma değeri yüksek ihracat yapmasının önünü açtıklarına dikkati çeken Akyol, “Kendimizin doğrudan temin edip son kullanıcıyla buluşturduğumuz ürünler de var. 14 ülkede ofis, firmamız veya ortaklığımız var. Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya, Uzak Doğu’dan Balkanlar’a, Orta Doğu’dan Türk cumhuriyetlerine kadar birçok yerde fabrikalarımız, dizayn ofislerimiz faaliyet gösteriyor. Küresel bir şirket haline dönüştük. Dünyada önemli savunma sanayi firmalarının listelendiği ligde Türkiye’yi temsil eden en yukarıdaki firmayız.” diye konuştu.
“İhracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu”
Akyol, 2023’te 601 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladıklarını kaydederek, bunun, ASELSAN’ın bugüne kadar ulaştığı en yüksek rakam olduğunu bildirdi.
Dört yeni ülkeye ihracat yapma imkanı yakaladıklarını aktaran Akyol, “Böylece kurulduğumuz günden bu yana ihracat yaptığımız ülke sayısı 86 oldu.” bilgisini paylaştı.
Akyol, 2024 stratejilerini alanında en iddialı ürün yapmak, dünyada kendi segmentinde en azından ilk 3’te olmak, ihracat odaklı büyüyen ve yeni konseptler yaparak dünyada fark yaratan bir anlayışı uygulamak olarak belirlediklerini kaydetti.
Türkiye’ye konulan ambargo nedeniyle verilmeyen kameralara karşı ASELFLIR 500 kamerasını yaptıklarına, bunun dünyadaki bütün muadillerinden daha iyi bir kamera olduğuna işaret eden Akyol, “İhracat odaklı büyümeye, geliştirmeye devam ediyoruz. 2024 yılında dünyanın her yerinde bayrak göstermeye devam edeceğiz. 2024, hem savunma sanayi sektörü hem de ASELSAN için başarılarla dolu bir yıl olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık”
ASELSAN’ın içerisinde NATO ihaleleri için özel bir birim kurduklarını anlatan Akyol, “NATO’nun bütün birimleriyle çalışıyoruz. Bu sene Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonuyla NATO’ya yöneldik. Bütün dünyadaki en yüksek standartların olduğu NATO’da ihalelere giriyoruz. NATO standartlarında dünyadaki sayılı firmalarla yarışacak pozisyona girmek bir süreçti ve bu süreci Türkiye başardı. Bu, geldiğimiz seviyeyi gösteriyor. Sadece NATO değil, OCCAR ve BM gibi uluslararası bütün yapılarda daha fazla yer almaya odaklandık.” dedi.
Ukrayna-Rusya savaşıyla özellikle Doğu Avrupa’da askeri harcamalarda artış olduğunun altını çizen Akyol, şunları söyledi:
“Romanya’dan yeni geldim. Macaristan’dan Polonya’sına, Estonya’sına kadar geçmişten daha fazla savunma sanayiye odaklanma var. Doğu Avrupa’yı önümüzdeki dönemde geleneksel ihracat pazarlarımızın içinde yeni bir alan olarak görüyorum. ASELSAN olarak Balkanlar ve Polonya için yeni birimimizi, ofisimizi aktif hale getirdik. Geleneksel pazarlara yeni yeni başlayan Afrika ülkelerinin yanı sıra Doğu Avrupa’nın da eklendiğini söylemek isterim. Şili’de tank modernizasyonu ihalesi kazandık. Orada bu çalışmayı yürütmeye başladık. Filipinler’de hava savunma ihalesi kazandık. Dünyanın bütün noktalarında faaliyet gösterecek seviyeye çıktık.”
“ASELSAN çalışanlarının yüzde 60’tan fazlası mühendis”
ASELSAN bünyesinde 10 bin 600 çalışan olduğu bilgisini veren Akyol, çalışanların yüzde 60’tan fazlasının mühendis olduğuna işaret etti.
Dokuz AR-GE merkezleri bulunduğunu belirten Akyol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ankara ve Konya’da 2 meslek lisemiz var. Çalışanlarımızın yüzde 10’u kadar her yıl stajyer alıyoruz. Bu yıl ilk defa üniversitelerin 3’üncü sınıfındaki gençlerin ASELSAN’da yarı zamanlı çalışabilecekleri bir program başlattık. Üniversite 3’üncü ve 4’üncü sınıf öğrencileri ASELSAN’da çalışma deneyimi kazanıyor. Firmamızın içinde de yeni yetkinlikler kazandıracağımız uluslararası eğitim programları var. ASELSAN Akademisi’ni kurduk. Mühendislik faaliyeti yürüten arkadaşlarımız bu akademide master ve doktora yapabiliyor. Lise çağından doktorasına kadar uçtan uca yatırım yaptığımız çalışanlarımız ile Türkiye’nin çok zorlayıcı projelerini bir bir hayata geçiriyoruz. Ülkemizin bize yüklediği sorumluluk ile daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyoruz.”
]]>Türk Eximbank’ın Ümraniye’deki yeni genel müdürlük binasının açılışı gerçekleştirildi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katıldığı açılış programında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Türkiye’nin son 20 yılda güçlü büyüme performansı gösterdiğini vurguladı.
Çelik, geçmiş dönemin kazanımlarını her alanda daha da ileriye taşıyacakları “Türkiye Yüzyılı”nda da katma değerli üretim ve ihracat olarak büyümeyle vatandaşların refah seviyesini artırmak ve küresel değer zincirinde de daha da yükseltmek için durmaksızın çalışacaklarını ifade etti.
“7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirerek, sermayeyi 35,7 milyara çıkardık”
Osman Çelik, Orta Vadeli Program’daki (OVP) hedefler doğrultusunda Türk Eximbank’ın yüksek teknoloji ve katma değerli ihracatın finansmanına yönlendirecek mekanizmalar kurarak önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.
Çelik, Ticaret Bakanlığıyla birlikte yürüttükleri çalışmalar kapsamında Türk Eximbank’ın sermaye yapısını güçlendirdiklerini kaydederek, “7 ayda 3 defa sermaye artırımı gerçekleştirdik. Böylece Sayın Genel Müdürümüzün de ifade ettiği gibi bankamızın sermayesini 13,8 milyar liradan, ödenmiş sermayesini şubat ayı itibarıyla 35,7 milyara çıkarmış durumdayız. 6 ayda 3 kat bir nakdi sermaye artışı. Bu bakanlık olarak, hükümet olarak Eximbank’a verdiğimiz değerin de bir göstergesidir.” diye konuştu.
Bankanın ihracatçılara teminat kolaylığı sağlayarak kredi maliyetlerini azaltacak çalışmaları da sürdürdüğüne dikkati çeken Çelik, “Bu stratejik dönüşümün en önemli yönlerinden bir tanesi, ihracatçıların maliyetlerini azaltacak, teminat ihtiyaçlarını azaltacak şekilde bir çalışma içine girme noktasındaki gayretlerdir. Bu sermaye artışının ana sebeplerinden biri de sermaye ihtiyacı duymadan, sermaye yeterlilik sorununda sıkıntı yaşamadan tedbirli bir şekilde kredibilitesi yüksek firmalarımızdan başlamak üzere teminat ihtiyacını azaltmak dolayısıyla hem krediye ulaşımı kolaylaştırmak hem de kredi maliyetlerini azaltmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“TCMB ile çalışmalar neticesinde reeskont kredi limitini 10 katına çıkardık”
Osman Çelik, ihracatçıların finansmana erişimini artırmak amacıyla da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile birlikte çalışmalar yürüttüklerini anımsatarak, “Çalışmalar neticesinde geçtiğimiz temmuz ayında 300 milyon lira olan günlük reeskont kredi limitini önce 1,5 milyar liraya daha sonra da 3 milyar liraya yükselttik ve böylece günlük limitleri 10 katına çıkarmış durumdayız. Önümüzdeki günlerde de yine bu noktada yapılabilecek iyileştirmeler konusunda ilgili kurumumuzla görüşmelerimiz devam ediyor.” dedi.
Çelik, Türk Eximbank’ın güçlenen sermaye yapısıyla ihracat ekosistemine sağladığı destekleri, katma değerli ihracata dönüştürmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hükümetin ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda, ihracatçılara olan desteklerini artırarak sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayan Çelik, “Bu kapsamda 7456 sayılı kanunla ihracat gelirlerine uygulanan kurumlar vergisi avantajında değişikliğe gidilmiş olup, kurumlar vergisi mükellefleri için uygulanacak yüzde 25’lik kurumlar vergisi oranı, ihracat gelirleri özelinde 5 puanlık indirimle yüzde 20 olarak uygulanmaya başlanmıştır. Diğer bir deyişle ihracatçılarımızın münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançtan bir puan olarak uygulanan kurumlar vergisi indirim oranı 5 puana yükseltilmiştir.” diye konuştu.
“Yeni genel müdürlük binası, başlattığımız stratejik dönüşümün bir vitrini”
Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney de faaliyete başladıkları 1987’den beri mal ve hizmet ihracatı yapan firmaların en büyük destekçisi olduklarını ve bankanın tarihi bir dönemine hep birlikte şahitlik edildiğini söyledi.
Güney, yeni genel müdürlük binasının, bankada başlattıkları stratejik dönüşüm ve yeniden yapılandırma çalışmalarının bir vitrini olduğunu vurgulayarak, Eximbak’ın nakdi kredi desteklerine erişimi kolaylaştırmak adına teminat mektubunun yanı sıra Türk bankacılık sektöründe kabul görmüş olan diğer kredi teminatlarıyla da çalışmaya başladıklarını belirtti.
Bunu sağlamak üzere bankada kredi izleme ve erken uyarı sistemlerini hayata geçirdiklerini kaydeden Güney, “Yine kredi tahsis süreçlerini hızlandırmak adına otomatik kredi karar destek sistemlerin uygulamaya aldık. Yine finansal kapsayıcılığımızı artırmak adına özellikle faiz hassasiyeti olan ihracatçılarımızın Eximbank desteklerine erişimini sağlamak üzere bankamız içerisinde faizsiz bankacılık pencere sistemini kurduk. Faizsiz bankacılık danışma komitemizin uygunluğu ile hem sigorta tarafında, alacak sigortası tarafında hem de kredi tarafında faizsiz bankacılık ilke ve standartlara uygun birçok ürünü ihracatçılarımızın kullanımına sunmuş bulunmaktayız.” dedi.
“İhracatçılarımızın yeşil dönüşüm projelerini desteklemek üzere 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik”
Ali Güney, sınırda karbon vergisi düzenlemesine de değinerek, bu kapsamda Eximbank’ta sürdürülebilirlik süreçlerini oluşturduklarını ve kredi tahsis politikalarının ana unsuru haline getirdiklerine dikkati çekti.
Güney, “İhracatçılarımızın yeşil dönüşümle ilgili yapmış olduğu projeleri desteklemek üzere yurt dışı sermaye piyasalarından ve uluslararası finansal kuruluşlardan 3,7 milyar dolar kaynak temin ettik ve bu kaynağı da ihracatçılarımızın kullanımına sunduk. Bu sene içerisinde çok ciddi anlamda yeni kaynaklar, sürdürülebilir temalı yeni kaynakların arayışı içerisindeyiz. Buradaki çalışmalarımız son aşamaya geldi. Önemli bir miktarda kaynak girişi sağlamayı hedefliyoruz. Yine ihracatçımızın yeşil ve dijital dönüşümle ilgili projelerini desteklemek üzere Ticaret Bakanlığımızla beraber uygun maliyetli, uzun vadeli kredi paketleri konusundaki çalışmalarımızla son aşamaya geldik.” şeklinde konuştu.
Gelecek dönemde bu paketlerle ilgili de açıklamalar yapacaklarını dile getiren Güney, Eximbank’ın desteklerinin tabana yaygınlaştırılmasında özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini önceliklendirdiklerinin altını çizdi.
“2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşti”
Türk Eximbank Genel Müdürü Güney, KOBİ’lerin finansman erişimindeki en büyük sorunu olan teminat sorununa kalıcı bir çözüm oluşturmak adına İhracatı Geliştirme AŞ’nin kuruluşuna katkıda bulunduklarını ve yüzde 5 hissedarı oldukları bilgisini paylaştı.
Güney, “İhracatı Geliştirme AŞ, faaliyetine başladığı süreden bu yana yaklaşık yüzde 93’ü KOBİ olan 6 bin ihracatçıya 40 milyar lira kredi kullandırdık. Türk Eximbank desteklerinden faydalanan ihracatçılar içerisinde KOBİ’lerin payı 2019’da yüzde 70’lerdeydi. Bugün bu oran yüzde 85’lere ulaşmış durumda. Yine KOBİ’lerin kredi desteklerinden almış olduğu pay aynı dönemde yüzde 12’lerdeydi. Geçen yıl sonu itibariyle bu oran yüzde 28’e ulaşmış durumda.” ifadelerini kullandı.
Eximbank olarak 2023’te ihracatçılara 19,6 milyar dolar kredi desteği sağladıklarını dile getiren Güney, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Yine Türkiye’nin en büyük alacak sigortası kuruluş yolu olarak sigortalamış olduğumuz vadeli ihracat alacakları 22,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2023’te ihracatımıza sağlamış olduğumuz destek 42 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bakanlığımızın yapmış olduğu nakdi sermaye girişleriyle, ödenmiş sermayemiz 35,7 milyar seviyesine öz kaynaklarımızla 60 milyar lira seviyesine ulaşmıştır. Güçlü öz kaynak ve sermaye yapımızla önümüzdeki dönemde bunun kaldıraç etkisiyle ihracatçımıza 2024’te 24 milyar dolar nakdi kredi desteği ve 26 milyar dolar da alacak sigortası desteği olmak üzere 50 milyar dolarlık bir destek sağlamayı hedefliyoruz.”
Programa, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanı sıra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı ve bazı bankaların genel müdürleri katıldı.
]]>Ticaret Bakanı Bolat Türk Eximbank yeni hizmet binası açılış törenine katıldı
İSTANBUL – Ümraniye’de, Türk Eximbank yeni hizmet binası açılış töreni düzenlendi. Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Bolat, “Eximbank’ın sermayesi Temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira artırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” dedi.
Türk Eximbank Genel Müdürlük yeni hizmet binası açılış töreni Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla Ümraniye’de gerçekleşti. Açılış törenine aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı ve Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih,Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da katıldı.
“Eximbank’ın sermayesi 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu”
Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Yeni genel müdürlük binasının açılışı da Eximbank için yeni bir ferahlık, yeni bir büyüme, yeni bir hamle olacaktır. Eximbank’ın büyümesi, gelişmesi demek ihracatçılarımızın, ihracatımızın büyümesi ve gelişmesi demektir. Yeni yeni genel müdürlük binasına geçiş on yıl içerisinde bankanın insan kaynağında yüzde 50’ye yakın bir artış anlamına gelecek demektir. Yeni faaliyetlerle ve büyüme ile yeni yeni insan kaynağı ihtiyacı da ortaya çıkacaktır. Eximbank bu yeni genel müdürlük binasıyla gelenleri çok güzel, ihtişamlı bir şekilde karşılamış olacak. Bina içerisinde yaptığı güzel faaliyetlerle, finansman imkanlarıyla da gücüne güç katacaktır. Türk Eximbank’ın 2022 yılında ihracatımıza aşağı yukarı 45 milyar dolar destek sunduğunu biliyoruz. 2023 yılında 42 milyar dolar bir destek sunmuştu. İnşallah bu yıl 50 milyar dolar bir destek sunulması hedeflenmiştir. Eximbank’ın sermayesi temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem güzel ve ihtişamlı yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira arttırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” diye konuştu.
“İhracatçı sayılarımızı 150 bine çıkartacağız”
Konuşmasının devamında Bakan Bolat, “1973 bu yana 50 yıl geçti. O zaman yıllık 1 milyar doları anca geçiyorduk.1987 Ekim ayında ihracatta aylık 1 milyar doları geçtik. Bayram ediyorduk. Artık günlük 1 milyar dolar ihracat yapıyoruz. İnşallah hedefimiz 2030 yılına kadar günlük 1 buçuk milyar dolarlık ortalama rakamları yakalamaktır. Bunu da Türkiye İhracatçılar Meclisi’ndeki ihracatçılarımızla birlikte yapacağız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’ndaki ihracatçılarımızla, Sanayi ve Ticaret Odalarında, sivil toplum kuruluşlarındaki ihracatçılarımızla beraber yapacağız. Bugüne kadar nasıl başardıysak bundan sonra da inşallah daha başarılı olacağız. 2022 yılını 255,8 milyar dolar mal ihracat hedefiyle kapatmıştık. Dün itibariyle 257,6 milyar dolara ulaştık. Yani 50 günde 1,8 milyar dolar artırdık yıllık ihracatımızı. Hizmet ihracatımızda 100 milyar dolarla kapamıştı geçen yılı. Orada da hedefimiz 110 milyar dolar, mal ihracatında hedefimiz 267 milyar dolar. Şu anda iki aylık performansımız bu hedeflerin rahatlıkla ulaşılacağını göstermektedir. Ümit ederiz ki Yine bölgede, dünyada büyük jeopolitik gerilimler, savaşlar, salgınlar olmasın. Allah korusun böyle şeyler ortaya çıkmasın. Bugün itibariyle bu noktada iyi gidiyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayılarımızı da 150 bine çıkartacağız. Yılda ortalama yüzde 7’lik bir artış var. Geçen yıl 138-139 bin civarında ihracatçımız vardı. Bu yılı da 150 bin ihracatçıyla kapatacağız” dedi.
]]>Türk Eximbank Genel Müdürlük yeni hizmet binası açılış töreni Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla Ümraniye’de gerçekleşti. Açılış törenine aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı ve Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih,Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da katıldı.
“Eximbank’ın sermayesi 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu”
Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Yeni genel müdürlük binasının açılışı da Eximbank için yeni bir ferahlık, yeni bir büyüme, yeni bir hamle olacaktır. Eximbank’ın büyümesi, gelişmesi demek ihracatçılarımızın, ihracatımızın büyümesi ve gelişmesi demektir. Yeni yeni genel müdürlük binasına geçiş on yıl içerisinde bankanın insan kaynağında yüzde 50’ye yakın bir artış anlamına gelecek demektir. Yeni faaliyetlerle ve büyüme ile yeni yeni insan kaynağı ihtiyacı da ortaya çıkacaktır. Eximbank bu yeni genel müdürlük binasıyla gelenleri çok güzel, ihtişamlı bir şekilde karşılamış olacak. Bina içerisinde yaptığı güzel faaliyetlerle, finansman imkanlarıyla da gücüne güç katacaktır. Türk Eximbank’ın 2022 yılında ihracatımıza aşağı yukarı 45 milyar dolar destek sunduğunu biliyoruz. 2023 yılında 42 milyar dolar bir destek sunmuştu. İnşallah bu yıl 50 milyar dolar bir destek sunulması hedeflenmiştir. Eximbank’ın sermayesi temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem güzel ve ihtişamlı yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira arttırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” diye konuştu.
“İhracatçı sayılarımızı 150 bine çıkartacağız”
Konuşmasının devamında Bakan Bolat, “1973 bu yana 50 yıl geçti. O zaman yıllık 1 milyar doları anca geçiyorduk.1987 Ekim ayında ihracatta aylık 1 milyar doları geçtik. Bayram ediyorduk. Artık günlük 1 milyar dolar ihracat yapıyoruz. İnşallah hedefimiz 2030 yılına kadar günlük 1 buçuk milyar dolarlık ortalama rakamları yakalamaktır. Bunu da Türkiye İhracatçılar Meclisi’ndeki ihracatçılarımızla birlikte yapacağız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’ndaki ihracatçılarımızla, Sanayi ve Ticaret Odalarında, sivil toplum kuruluşlarındaki ihracatçılarımızla beraber yapacağız. Bugüne kadar nasıl başardıysak bundan sonra da inşallah daha başarılı olacağız. 2022 yılını 255,8 milyar dolar mal ihracat hedefiyle kapatmıştık. Dün itibariyle 257,6 milyar dolara ulaştık. Yani 50 günde 1,8 milyar dolar artırdık yıllık ihracatımızı. Hizmet ihracatımızda 100 milyar dolarla kapamıştı geçen yılı. Orada da hedefimiz 110 milyar dolar, mal ihracatında hedefimiz 267 milyar dolar. Şu anda iki aylık performansımız bu hedeflerin rahatlıkla ulaşılacağını göstermektedir. Ümit ederiz ki Yine bölgede, dünyada büyük jeopolitik gerilimler, savaşlar, salgınlar olmasın. Allah korusun böyle şeyler ortaya çıkmasın. Bugün itibariyle bu noktada iyi gidiyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayılarımızı da 150 bine çıkartacağız. Yılda ortalama yüzde 7’lik bir artış var. Geçen yıl 138-139 bin civarında ihracatçımız vardı. Bu yılı da 150 bin ihracatçıyla kapatacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>“Türkiye’nin ayçiçek yağı ihracatının yarısı Güneydoğu Anadolu’dan”
Yağlık ayçiçeği tohumu ve ham ayçiçeği yağı ithalatında tarife kontenjanı uygulanmasına ilişkin tebliğ ile bu ürünlerde gümrük vergisinin azaltılmasını değerlendiren Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, “Türkiye, bitkisel yağ alanındaki ileri seviyedeki özel sektör yatırımlarıyla geniş bir coğrafya için tedarik merkezi. Geçen yıl ülkemiz 963 milyon dolar ayçiçek yağı ihraç etmiş, ihracatın yarısı Güneydoğu Anadolu bölgesinden gerçekleşmişti. Şu an dünyada ayçiçeği tohumu ve yağı alanında ham madde bolluğu var. Uzmanlar geçen yıl küresel ayçiçek üretiminin 22 milyon metrik tona ulaştığı tahmin ediyor. Başta Ukrayna olmak üzere ayçiçek tohumu üreticisi ülkelerin rekolteleri bu derece artmış ve ayçiçek tohumunda küresel fiyatlar bu kadar gerilemişken, bu karar işletmelerin ham madde maliyetlerini aşağı çekecek bir adım oldu. Ticaret Bakanlığımız bu kararı alırken, yurtiçindeki hasat dönemine kadar piyasaların sağlıklı bir şekilde işlemesini gözetti. Enflasyonla mücadele için seferber olduğumuz bu dönemde, gıda alışverişlerinin zirve yapacağı Ramazan ayı öncesi alınan gümrük vergisini azaltma kararını anlamlı buluyoruz” dedi.
“Irak’taki çalışmalarımız ihracatta olumlu sonuç verdi”
Bölge ekonomisi için büyük önem taşıyan Irak’ta dış ticareti kısıtlayıcı önlemlerin sürdüğüne ve bunun bölgede ekonomisini etkilemeye devam ettiğine dikkat çeken Kadooğlu, “Irak’ta meyve suyu ve meşrubat ithalatına getirilen yasaklara, son olarak hamur işleri ve kek kısıtlamaları eklendi. Fakat biz Irak’ın bu ürün gruplarında yüksek üretim kapasitesi olmadığını biliyoruz. Irak’ta bakanlığın amacı içeride artan talebi karşılamak üzere ülkede yatırım iştahını artırmak gibi görünüyor. Bu tip uzun vadeli yatırım gerektiren kısıtlamalar hem Irak’taki arz güvenliğini etkiler hem de üretim kapasitelerimiz düşünüldüğünde bizim performansımızı… Burada bir çözüm üretmek üzere Irak yeter ki işbirliğine istekli olsun, biz her türlü desteği veririz. Niyetimizi ve isteğimizi ortaya koymak üzere, ülkedeki üst makamlara sık sık kendimizi anlatıyoruz. Son olarak Yönetim Kurulu Üyelerimizin katılımıyla TİM tarafından Erbil’de ticaret heyeti düzenlendi ve ihracatçılarımız 250 ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi. Ocak’ta Irak’a hububat ihracatımızda geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 14,5’lik artıştan, bu çalışmalarımızın sonuç verdiğini gözlemliyoruz” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Aynı zamanda Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Başkanı olan Çelik, AA muhabirine, 2022’yi 30 milyar 995 milyon 808 bin dolar dış satımla tamamlayan otomotiv endüstrisinin, geçen sene yüzde 13 artışla 35 milyar 4 milyon 230 bin dolarlık ihracatla tüm zamanların rekorunu kırdığını söyledi.
Çelik, “2018 yılında yaklaşık 32 milyar dolarlık en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Pandemiyle beraber maalesef bu rakamı bir türlü geçemiyorduk. 2022’de 31 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmıştık. 2023 yılı ise rekoru tekrardan kırdığımız ve 35 milyar dolarlık önemli bir değere ulaştığımız bir yıl oldu ve Türkiye’de en çok ihracat yapan sektör olduk.” dedi.
Otomotiv sektörünün 2022 hariç son 18 yılda 17 yıl ihracat lideri olduğunu hatırlatan Çelik, 2023’te tekrardan ihracatta liderlik koltuğuna oturduklarını aktardı.
“Avrupa bölgesi, en büyük pazarımız olarak devam ediyor”
Çelik, otomotiv endüstrisinin geleneksel pazarının Avrupa Birliği pazarı olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği pazarının, İngiltere’yi dışında tuttuğumuzda yüzde 67-68 bandında bir payı var. Avrupa Birliği’nde olmayan ülkeleri de coğrafi olarak pazarın içine koyduğunuzda yüzde 80’leri bulan bir pazar büyüklüğüne ulaşıyor. Tabii bunların içinde en büyük pazar Almanya. Devamında Avrupa’nın diğer büyük ülkeleri giriyor. İhracat yaptığımız ilk 10 pazara bakarsak bunun 8’i Avrupa bölgesi. Hatta Rusya’yı da Avrupa bölgesine katarsanız 9’u Avrupa bölgesi ülkesi. Bunların dışında ayrışan bir tek Amerika Birleşik Devletleri var. O açıdan Avrupa bölgesi, coğrafi yakınlığımızın da verdiği güçle ihracatta her zaman en öncelikli ve en büyük pazarımız olarak devam ediyor.”
“Bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk”
Çelik, sektörün bu yıl ihracata hızlı bir başlangıç yaptığını ve ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3’lük artışla 2,8 milyar dolarlık dış satıma imza attığını belirtti.
2024 yılı için bir projeksiyon hazırladıklarına değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“OİB yönetim kurulu olarak bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk. Bu sadece tek başına bir hedef değil. Arkasında verileri olan bir rakam olarak karşımıza çıktı. Çok yüksek bir sapma, önemli bir savaş, Allah korusun pandemi, afet vesaire gibi önemli bir problem olmazsa bu yılı da Türkiye’de otomotiv endüstrisi olarak ihracatın lideri ve 39 milyar dolar civarında bir ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Ocak ayında açıklanan 2,8 milyar dolar ihracat rakamı da ihracat hedefinin ulaşılabilirliğini pekiştiriyor.”
“Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var”
Avrupa Birliği’nin sektör için en önemli ve ana pazar olduğunu aktaran Çelik, “Otomotiv endüstrisi için ilave pazarlarda, Avrupa’nın ihracat hacmine destek olacak yeni pazarlarda büyüme hedefimizi her zaman yüksek motivasyonla koruyoruz. Özellikle Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var ve oralara yönelik özel çalışmalar yapıyoruz.” dedi.
Çelik, 5-9 Şubat’ta 23 firmanın katılımıyla Fas’a ticaret heyeti organizasyonunun gerçekleştirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Kuzey Afrika bölgesi ve Körfez bölgesi, Rusya ve Amerika. Amerika iki bölgeden oluşmakta. Kuzey Amerika da önemli bir pazarımız, ilk 10’da ihracat olarak baktığımızda ama Güney Amerika’da istediğimiz verilere tam olarak ulaşamıyoruz. Ticaret Bakanlığımızla uzak coğrafyalara geçtiğimiz yıllarda çeşitli stratejiler belirledik ve bunun paralelinde yaklaşık 10’dan fazla etkinliğimizi uzak coğrafyaları kapsayacak şekilde yapıyoruz. Milli katılım fuarları, ticaret heyetleri, satın alma heyetleri düzenliyoruz. Ürün Geliştirme (Ür-Ge) faaliyetimiz var ve içinde 18 tane firmamız var. Bu firmalarla çeşitli satın alma ve ticaret heyetleri düzenliyoruz. Uzak ülkelere yönelik faaliyetlerimiz aslında o pazarlara olan odağımızı gösteriyor.”
Kovid-19 salgını sonrası yerli üreticilerin ilk kez diğer uzak bölge olan Çin’de bir fuara katıldığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bundan sonra da her geçen yıl oradaki düzenlediğimiz etkinliği artırmayı hedeflemekteyiz. Çin ne kadar bize önemli bir rakip ve tehdit olsa da birçok ürün grubunda, o bölgenin büyük pazar olması dolayısıyla onu potansiyel olarak da görüyoruz. O açıdan Avrupa bölgesinin yüksek oranlı ihracatını koruyarak rakamsal bazda herhangi bir kayba uğramadan üstüne ilave edeceğimiz yeni pazarlara yoğun bir şekilde odaklıyız.”
]]>Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın kapanışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin büyük bir aile olduğunu söyledi.
Bu aile var oldukça küresel güç Türkiye vizyonuna her geçen gün daha da emin adımlarla ilerleyeceklerini vurgulayan Görgün, savunma sektörü güçlenen Türkiye’yi, yükselen yıldız noktasına kararlılıkla taşıyacaklarını belirtti.
Çalıştayda katılımcılardan gelen önerileri not ederek dikkate aldıklarını ifade eden Görgün, “Gelen öneriler arasında, başkanlığımızın sektörde ihracat odaklı dönüşümü ve teşkilat yapısının güçlendirilmesi ihtiyacı, ihracata yönelik yeni finansman modellerinin ortaya konulması gerekliliği, NATO ülkeleri ve ihalelerine yönelik olarak odaklı çalışmaların başlatılmasının önemi, devletten devlete satış ve uluslararası konsorsiyum gibi yenilikçi proje ve ihracat modellerinin yürürlüğe alınması yer aldı.” diye konuştu.
Görgün, gelen diğer önerileri ise şöyle sıraladı:
“Alt sistem üreticileri ve KOBİ’lerin ihracat faaliyetlerine daha etkin bir şekilde katılımının organize edilmesi, savunma sanayimizin uluslararası fuarlara katılım desteğinin artırılması, ihracat bilgi yönetim sisteminin kurulması, savunma sanayisinde üretilen ürünlerin sivil sektörlerde çift kullanımlılık esasına dayalı olarak yaygınlaştırılarak ihracatın geliştirilmesinin desteklenmesi.”
Her öneri, fikir ve görüşün kendileri için önemli olduğunu dile getiren Görgün, önerilerin üzerinde tek tek çalışarak kısa vadede önemli ve kritik adımlar atacaklarını kaydetti.
Kısa vadede atacakları adımlar ve sektöre yönelik öneri ve talimatları arasında birinci konunun ihracatın finansmanı olduğunu ifade eden Görgün, şöyle konuştu:
“Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile görüşüyoruz. Yeni, yani mevcutta olmayan finansal kaynaklar bulacak ve ihracatın uzun vadeli finansmanını sağlayacağız. Bunun için mesafe aldık, inşallah bu yıl içerisinde güzel gelişmeleri paylaşacağız. İkinci konumuz verimlilik ve sinerji. Bir yandan ihracatımızı artırmayı hedeflerken diğer yandan da mutlaka ve mutlaka verimli ve sinerjik çalışmayı da öğrenmeli ve bunu önemsemeliyiz. Başta vakıf şirketlerimiz olmak üzere tüm savunma sanayi ekosistemimiz, yurt dışındaki ofis ve şirketlerimiz ile ortaklaşmalı ve gider mükerrerlikleri başta olmak üzere her harcamaya ve imaj dağınıklığına dikkat etmeli. Üçüncü konu ise gelişimi ölçmemiz ve ödüllendirilmemiz. İhracatın artırılmasında dünyada uygulanan performans göstergelerini ve ölçümlerini mutlaka şirketlerimize adapte etmeli ve bu göstergeleri performans yönetim sistemlerimiz ile ilişkilendirerek ölçmeli ve ödüllendirmeliyiz.”
Dördüncü ve en önemli konunun başkanlık bünyesinde kurulması önerilen NATO Müdürlüğü olduğuna işaret eden Görgün, “Bu konuda kısa vadede organizasyonel bir adım atacak ve yapılanmamızı buna göre şekillendireceğiz. Yapılandırılacak müdürlüğümüz ayrıca Avrupa Birliği, OECD, Birleşmiş Milletler ve OCCAR ilişkileri ve faaliyetlerini takip edecek.” ifadelerini kullandı.
Görgün, güçlü bir irade ve sürdürülebilir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayisinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceklerini kaydetti.
]]>Yılmaz, Mersin programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan tarafından karşılanan, tören mangasını selamlayan ve şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra bir otelde iş insanlarıyla bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında Türkiye’nin ekonomik büyüme konusunda oldukça iyi bir performans ortaya koyduğunu vurgulayan Yılmaz, Kovid-19 pandemisinin etkilerinin yoğun yaşandığı 2020-2022 döneminde dünya ekonomisi yüzde 7 büyürken, Türkiye ekonomisinin kümülatif olarak yüzde 20 büyüdüğüne dikkati çekti.
Yılmaz, bu dönemde Türkiye’nin ihracat ve istihdamının arttığını, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,7, son 20 yılda ise yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdüğünü kaydetti.
İhracatta tarihi bir seviyenin yakalandığını, geçen yıl itibarıyla 256 milyar dolar ihracat rakamına ulaşıldığını anımsatan Yılmaz, ihracatta bu yıl ocak ayına iyi başlandığını, ihracatın aylık bazda yüzde 3,6 artış gösterdiğini ve ithalatın ise yüzde 22 oranında azaldığını ifade etti.
“Seçici ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat” sözüne işaret ederek, bu perspektifi hiçbir zaman kaybetmeden bütün politikalarını organize ettiklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bir yandan yeni para politikalarımızla birlikte finans maliyetlerinin arttığını görüyoruz. Diğer taraftan özellikle yatırımcılar, nitelikli yatırım yapanlar ve ihracatçılar için finansal şartları iyileştirici birtakım adımlar da atıyoruz. Neler yaptık bu kapsamda? Bir defa ihracatçıyı desteklemeye yönelik seçici kredi kullanımı ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankamız, reeskont kredilerinde günlük limiti 10 kat arttırdı ve uygulanan faiz oranı politika faizinin oldukça altında. Bu, ihracatçılarımızı desteklemek için uyguladığımız bir politika. Bu politikaları uygularken KOBİ’lerimizi önceliklendiriyoruz ve yine ihracat performansını dikkate alarak bunları hayata geçiriyoruz.”
İhracatçıları gözetme noktasında geçen yıl kurumlar vergisi sisteminde bir değişiklik yapıldığını, genel oranın yüzde 25 olarak belirlendiğini aktaran Yılmaz, “Bankacılık ve finans kesimi için bunu yüzde 30 olarak tayin ettik. İhracatçı firmalarımız için de yüzde 20 dedik. Bu yine ihracatı destekleme politikalarımızın bir yansıması, daha az vergi yüküyle ihracatçılarımız çalışsın diye bunu yaptık.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, son dönemde Meclis’te yapılan düzenlemeyle, dış ticaret şirketleri kanalıyla ihracat yapan KOBİ’lerin de bundan istifade edebilmesinin önünün açıldığını, doğrudan veya dolaylı ihracat yapan firmaların hepsinin bu vergi avantajından faydalanması için gerekli mevzuat düzenlemesinin hayata geçirildiğini kaydetti.
“Toplumsal Yatırım Notu” uygulaması hayata geçirilecek
Cari açığın, katma değerin yükseltilmesi ve ihracatın arttırılmasıyla azaltılabileceğine işaret eden Yılmaz, nitelikli yatırımları desteklemek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni (YTAK) hayata geçirdiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Toplumsal Yatırım Notu’na ilişkin çalışmaların devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu not bankalara verilecek bir not. Şahıslara veya firmalara değil. Merkez Bankamız, Bankalar Birliğiyle bu konuyu çalışıyor. Bankalar yatırımcıya, ihracatçıya, nitelikli alanlara krediyi arttırdıkça bankaların notu yükselecek ve bu not artışına göre de Merkez Bankamız onlara teşvik edici bir takım uygulamalar yapacak. Böylece bankalarımızı sistematik olarak yatırımcıya, ihracatçıya daha fazla kredi vermeye sevk etmiş olacağız. Böyle bir uygulamayı da önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
“6 saat 23 dakikalık seyahat süresi, 2 saat 15 dakikaya düşecek”
Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakalandığını, 2023’te ihracatının 7,7 milyar dolara yükseldiğini, toplam ihracattan aldığı payın da yüzde 1,6’dan yüzde 3’e çıktığını anlatan Yılmaz, Mersin’in ihracatın öncü ve sürükleyici illerinden biri olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu dile getirdi.
Mersin, Adana ekseninde bakıldığında bölgenin lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara, yüksek rekabet potansiyeline sahip olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz. Lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bunun da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşıyacağına inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Silifke, Taşucu otoyolu projesini hayata geçirmek üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için.
Demir yolunda, ulaşımda farklı projelerimiz var. Yine en öne çıkan projelerden biri Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşecek. İşte bu projeler bölgemizin çehresini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olması ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra Körfezi’ne kadar inen, Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar, yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz.”
Merkezi idare olarak son 20 yılda Mersin’e toplam 98 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’nın açılışı için gün sayıldığını, havalimanının devreye girmesiyle hava yolu anlamında da bölgenin farklı bir üstünlük kazanmış olacağını ifade etti.
“Kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Dış pazarlardaki talep geliştikçe, yeni pazarlara biz eriştikçe, ihracatçılarımızı farklı desteklerle takviye ettikçe, kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuya yönelik politikaları dikkatli bir şekilde değerlendireceklerinin de altını çizen Yılmaz, konuşmasının ardından düzenlenen toplantıda, iş insanların taleplerini dinledi, sorularına yanıt verdi.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentte bir otelde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması programına katıldı.
“Türkiye, dünya ekonomisine göre daha fazla büyüdü”
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, kamu ve özel sektörün bir arada planlama yaptığını söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ekonomik büyümelere göre daha pozitif yönde büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektör bir arada hem planlama yapıyoruz hem de istişareyi birlikte sürdürüyoruz. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçtiğini söyleyemeyiz. Dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüdü. Bu şekilde büyümeye devam edeceği gözüküyor. Son 20 yılda ortalama dünya ekonomisi yüzde 3.6 büyümüş. Bu ticarete de başka alanlara da yansıyor. Özellikle bizim ihraç pazarımız olan ülkelerin büyümesi bizim açımızdan daha önemli. Bu yıl ve önümüzdeki 2 yılda yüzde 2 büyüme bekleniyor. Dünyada ekonomik büyümenin çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisi halen arzu edilen düzende değil. Halen dünyada sıkı para politikaları izleniyor, enflasyonla mücadele ediliyor. Türkiye ekonomisine gelecek olursak ilk 9 aylık verilerde dünya yüzde 3 büyürken ülkemiz 4.7 büyüdü. Orta vadeli programda da büyümemiz yüzde 4.4 hedeflenmişti. Son çeyrek yüzde 3.7 civarında büyüme gelirse bu hedefi yakalayacağız. Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1.8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz vardı. Bu yıl rakamlar ay sonu çıkacak ama bizim tahminlerimize göre 1.1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz trilyon dolar seviyesini geçmiş oluyor. Bu rakamla birlikte kişi başı gelirimizin de 13 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyoruz. Türkiye ekonomisi dünyanın 17., satın alma gücüne göre ise 11. ekonomisi konumunda. Önümüzdeki döneme de çok daha iyi yürüyeceğiz.”
“Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek”
Türkiye’nin enflasyonla mücadele ettiğini ve kısa sürede bu etkilerin enflasyon rakamlarına yansıyacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “En önemli uğraştığımız alan enflasyonla mücadele. Enflasyon konusunda son dönemlerde güncellenmiş para politikalarıyla mücadele yürütüyoruz. Ülkeyi durgunluğa düşürmeden enflasyonu düşürmeniz lazım. Bütün bunlar çerçevesinde aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz. Aylık bazda etkileri görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu beklediğimiz bir yükseliş var. Bundan sonraki dönemde kademeli düşüş göreceğiz. Yılın ortalarından sonra enflasyonun düştüğünü hep birlikte görmüş olacağız. Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek ama aylık etkilerini düşüşlerini göreceğiz” dedi.
“Birçok olumsuz gelişmeye rağmen bu performans takdiri hak ediyor”
Türkiye’de yerli üretimi arttırıp cari açığı kapatmak için çalışmaların yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Cari işlemler dengemiz bizim tartıştığımız bir konudur ve. Ekonomi tarihinde bu hep böyle olmuştur. Biz hükümetimiz, cumhur ittifakımız ve meclisimiz Türkiye’de yerli üretimi arttırarak cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde engel olmaktan çıkarmak istiyoruz. Geçen yılın ilk yarısında 60 milyar dolarlara kadar yükselen cari açığın yılı 45 milyar dolarla bitirdiğini görüyoruz. Yaşadığımız gelişmelerin etkisi oldu. 4.2 civarında milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda altının payı da yüksek. 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Bunu kalıcı bir şekilde azaltmak istiyoruz. Turizm gelirlimizin önemli katkısı var. 54.3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. Hizmet gelirlerinde Türkiye iyi bir noktada. İhracatımız önemli bir performans gösteriyor. 256 milyar dolar seviyesiyle geçen yıl tarihin en yüksek rakamı oldu. Birçok olumsuz gelişmelere rağmen bu performans takdiri hak ediyor. İnşallah bu rakamları çok daha yüksek seviyelere çıkartacağız” dedi.
“İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz”
Türkiye’de istihdam sayısının her geçen gün arttığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hep söylediği 4’lü sistem var. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç bu. Bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Aşırı tüketim çokta olumlu değil. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp, asıl büyümemizi ihracat üzerinde yapmaya çalışıyoruz. Bu politikalarımızın yardımıyla istihdam da ciddi bir gelişme var. Türkiye ekonomisi ilk defa 32 milyonun üzerinde istihdam ortaya koydu. Aylık bazda baktığınızda 8.8’e düştü işsizlik oranımız. Yıllık olarak da tek haneli kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Yakın bir tarihte tam çıkmış olur bunun sonucu. 10.1 diye tahmin etmiştik ama bunun altında kapattık. İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz. İş gücü piyasalarına kadınların, gençlerin girmesi çok önemli. Kadınsız kalkınma da olmaz, demokrasi de olmaz. Bu konuda desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz”
Kur korumalı mevduat sisteminin yavaş yavaş azaldığını aktaran Yılmaz, “Bankacılık sektörümüzün sermaye yapısı güçlü. Takipteki alacaklar oldukça düşük. Ülkemizin risk durumu oldukça aşağılara gelmiş durumda. Riskleri azalttığımız, siyasi güven ve istikrarı yükselttiğimiz için bu seviye de düştü. 700’den 300’e kadar gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. CDS’i azaltmaya devam edeceğiz. Kur korumalı mevduat ülkenin önemli bir meselesi. Geçici bir düzenlemeydi. O dönemin şartları içinde bir ihtiyacı karşıladı. Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz. Ağustos ayında 124 milyar dolar seviyesine gelmişti. 9 Şubat itibariyle rakamlar elimde. 2 trilyon 360 milyon TL’ye gelmiş durumda. 77,7 milyar dolar seviyesinde. Bununda çok büyük bir kısmı TL mevduata geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan farklı bir çerçeveye gidiyoruz. Mali disiplin çok önemli” şeklinde konuştu.
“Bütçe disiplinine önem veriyoruz”
6 Şubat merkezli depremlerin ülke ekonomisini etkilediğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Deprem yaşadık maalesef. Riskleri azaltmamız lazım. Riskleri çok iyi tespit edip yoğun bir çalışmayla geleceğimizde çok dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bütçe disiplinine önem veriyoruz. Geçen yıl sırf merkezi idareden 900 milyarın üzerinde harcamamız oldu. Bu yıl deprem ödeneklerin payı 1 trilyon liranın üzerinde. 20 yılda bütçemiz iyi yönetilmemiş olsaydı, mali yapımız kötü olsaydı çok zor duruma düşürdük. Ancak Türkiye siyasi olarak iyi yönetildiği için bu büyük afeti omuzlamış durumdayız. Depremin yaralarını sarmış olacağız. En güçlü ekonomileri bile etkileyen deprem bizleri de etkiledi ancak bunun da üstünden geleceğiz. Bütçe açığının milli gelire oranı 5.8 olarak kapattık. İnşallah deprem harcamalarımızı yapınca bütçe açığımız daha da azalacak. Burada sadece konutlardan bahsetmiyoruz, altyapının iyileştirilmesi çok önemli” dedi.
“İhracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”
İhracatı ve ihracatçıları destekleyen politikaların sürdüğünden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son dönemde kritik bazı alanlarda yatırım yapıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızı destekleyecek şekilde merkez bankamız politikalar uyguluyor. Bu politikalara devam edeceğiz. Şuanda toplumsal yatırım notu dediğimiz çalışma var. Yatırıma, ihracata toplumun daha fazlasına katkı sunan bankalara yüksek not vereceğiz. Buna göre de merkez bankası o bankalara belli avantajlar sağlayacak. YİTAK dediğimiz bir program başlattık. Teknolojik içeriği yüksek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere daha düşük faizle kredi sağlıyoruz. Burada bir komite ulaştırdık. Kriterler çok net, ağırlıkları belli. Uygun projeler YİTAK’tan kredi alacaklar. Bütçemizde alan oluştukça burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Sanayi bakanlığımız proje tekliflerini almış durumda” diye konuştu.
“Adana ve Mersin çok önemli bir bölge”
Adana ve Mersin’in İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra çok önemli bir konuma sahip olduğunu aktaran Yılmaz, “Çok önemli bir bölgedeyiz. Çukurova bölgesi çok önemli. Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir konuma sahip. Diğer taraftan geçmişte biz planlama teşkilatında yapılan çalışmalarda bu bölgenin potansiyelini vurgulardık. İstanbul, Ankara ve İzmir dışında metropol olma potansiyeli olan bölge burası. Ancak şimdiye kadar çok değerlendirdik mi bunu kendimize sormalıyız. Bu bölgemize farklı bir ivme katacağımıza ben yürekten inanıyorum. Orta Anadolu Akdeniz aksı dediğimiz bir ulaşım hattı planlamamız gerekiyor. Afet riskine karşı belli sanayilerin gelişmesi gerekiyor. Deprem döneminde burayı gördük. Buna uygun projeler yapmalıyız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından program basına kapalı soru-cevap ile devam etti. Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra oda ve borsaların başkanları ve iş insanları katıldı. – ADANA
]]>Görgün, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nda yaptığı konuşmada, uluslararası ilişkiler siyasi, ekonomik, askeri ve teknolojik ilişkilerden oluşan dört sütunlu bir yapı olarak düşünülürse bu konuların kesişim noktasında savunma sanayiinin bulunduğunu belirtti.
Küresel gelişmelerin savunma sanayiinin faaliyet alanını gittikçe genişlettiğine dikkati çeken Görgün, uluslararası siyasetin klasik aktörü olan devletler ve uluslararası kuruluşlara, çok uluslu şirketler, lobiler, sivil toplum kuruluşları, terör ve suç şebekelerinin de eklendiğini kaydetti.
Görgün, bütün bunlara dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler de eklendiğinde tehditlerin ve bunlarla baş etme yöntemlerinin sürekli bir yarış içerisinde olduğu bir dünyayla karşı karşıya kaldıklarını anlatarak, salgın dönemi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın savunma sanayiinin muharebe alanıyla sınırlı kalamayacağını, gıda güvenliği, halk sağlığı gibi kavramlardan da ayrı düşünülemeyeceğini gösterdiğini vurguladı.
Son dönemde bölgedeki savaşlar, terör tehditleri, sınır güvenliği ve mülteci akımları gibi gelişmelerin savunma sanayiini kamuoyunda öne çıkan bir kavram haline taşıdığını aktaran Görgün, “Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun ve Avrupa’nın adeta unutmaya başladığı konvansiyonel tehditleri yeniden gündeme getirmiştir. Dünyada Ukrayna dışında da 56 ülkede 2022 yılı itibariyle silahlı çatışma yaşandı. Bunların üçünde Ukrayna, Myanmar ve Nijerya’da 10 binin üzerinde yaşamın yitirildiğini görüyoruz.” dedi.
Görgün, Vilnus Zirvesi’nde müttefik ülkelerin Rusya-Ukrayna savaşından çıkan dersler ışığında NATO’nun savunma sanayii alanında karşılaştığı sorunlara yönelik çok önemli bir bildirge üzerinde anlaştığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bildirgeyle savaş ekonomisi mantığına hızla geçiş yapabilmek amaçlandı. Mühimmat ve diğer kritik ürünlerin üretiminde sürat ve kapasiteyi artırma ve savunma teçhizatının birlikte çalışabilirliğini hedefleyen Savunma Üretimi Eylem Planı üzerinde mutabık kılındı. NATO müttefikleri, Ukrayna’da sahadan Rusya gibi bir konvansiyonel tehdit karşısında sıcak çatışma ortamında ihtiyaçların hızlıca üretilip teslim edileceği bir savunma sanayii kapasitesinin tesisi, savunma üretim zincirlerinin özellikle müttefikler arasında işbirliğinin geliştirilmesi suretiyle hızlandırılması, müttefiklerin NATO standartlarında ürettikleri ekipman ve mühimmatın birbiriyle çalışabilirliğinin geliştirilmesi gibi 3 önemli ders çıkarttı.”
Türk firmalara, NATO ihalelerine katılım önerisi
Savunma sanayi alt yapısının sadece Türkiye’nin değil müttefiklerinin de ihtiyaçlarına yetişecek şekilde daha da büyüme ihtiyacı ve fırsatı ile karşı karşıya olduğuna işaret eden Görgün, “NATO ülkelerinin yüzde ikilik orandaki taahhüdünün, savunma bütçelerinde çok büyük artışlara neden olacağı aşikardır. Bu da standartlarında üretim yaptığımız NATO üyeleri ve ortaklıklarıyla birlikte 50 ülkelik büyük ve küresel bir pazara dönüştürmektedir. Bizim için de özellikle teknolojisi gelişmiş Avrupa ülkeleriyle ortak üretim imkanı açısından karşılıklı faydaya dayalı önemli bir fırsat doğmuş bulunmakta olup savunma sanayii iş gücümüz hem niteliği hem de maliyeti açısından NATO için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
NATO Savunma Yatırım Programı, Askeri Bütçe ve Sivil Bütçesi için 2024 yılında toplam 8 milyar avroluk bir kaynak ayırdığını belirten Görgün, tüm firmalara NATO ihalelerine katılım gibi kendilerine hedef koymalarını önerdi.
Haluk Görgün, NATO’nun hem uzun vadeli geliştirme programlarına hem de hazır alım ihalelerine firmaların büyük önem vermesi gerektiğini vurguladı.
Görgün, başkanlık olarak NATO ihaleleri ve iş imkanları konusunda farkındalığı arttırıcı çalışmalar, ziyaretler, eğitim faaliyetleri ve konferanslar yapmayı planladıklarını dile getirerek, “Türkiye, NATO’nun en büyük ve saygın bir üyesidir. Kurallara, şartnamelere uygun hazırlayıp teklif sunulan ihalelerde firmalarımızın şansı diğer üyelerle eşit olacaktır.” şeklinde konuştu.
SIPRI’nin yayınladığı listede, geçen yıl ASELSAN, BAYKAR, TUSAŞ ve ROKETSAN’ın ilk 100 firma içerisinde yer aldığı bilgisini veren Görgün, Türk savunma sanayiinin gelişen teknolojisi ve artan ihracat kapasitesiyle, dünya çapında pek çok ülkenin imreneceği bir seviyeye ulaştığını kaydetti.
“Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti”
Savunma sanayiindeki ihracatın sürdürülebilirliğinin sektörün geleceği için önem taşıdığının altını çizen Görgün, şöyle konuştu:
“2002 yılında sadece 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız yıldan yıla kat be kat arttı. 2022 yılında 4,364 milyar dolar olan savunma ve havacılık sanayii ihracat rakamımız 2023 yılında yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara ulaştı. Firmalarımız 2023 yılında toplam değeri 10,240 milyar doları aşan sözleşmeler imzaladı. Savunma sanayiimiz son 10 yılda 185 ülkeye 230 çeşit ürün ihraç etti. Bu büyüme Türk savunma sanayii ürünlerinin dünya pazarında bir marka haline gelmesinin sonucudur. Türkiye’de kilogram başına ihracat tutarı ortalamada 1,57 dolar iken, savunma sanayiimiz geçtiğimiz yıla oranla kilogram başına ihracat değerini yüzde 14 arttırarak 65 doları aşmış ve ekonomimize ve dolaylı olarak toplumsal refaha yüksek bir katkı sağlamıştır.”
Görgün, bu başarıyı sürdürmek için Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapmaya, uluslararası işbirliklerini güçlendirmeye ve yeni pazarlara açılmaya devam etmeleri gerektiğini, yerli ve milli vizyon ile gelecek nesilleri teknolojiyi tüketen değil, tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir konuma taşıyacaklarına inandığını kaydetti.
“Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net”
Yapay zeka, robot ve otonom araçlar, ileri malzemeler, nanoteknoloji, biyoteknoloji ve kuantum bilgisayarlar gibi alanlarda kaydedilen gelişmelerin, hem tehditlerin hem de bunlarla savaşma vasıtalarının da durmak bilmeyen bir yarış içinde olacağına işaret ettiğini anlatan Görgün, şunları kaydetti:
“Bu ortam, dinamik stratejik planlara, hızlı karar alma mekanizmasına, kararları uygulama iradesine ve kesintisiz finansman imkanlarına olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu noktada da ifade etmek isterim ki Savunma Sanayii Başkanlığımız da işte tam bu ihtiyaçları karşılamak için çok büyük bir öngörüyle teşkilatlandırılmış olup günümüzde de en üst seviyede desteklenmektedir. Geleceğe yönelik hedeflerimiz büyük ve vizyonumuz net. Yerli ve milli üretim vizyonuyla bizlere liderlik eden ve çalışmalarımızı her daim destekleyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bu vesile ile burada bir kez daha şükranlarımı arz ediyorum.”
“Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz”
Görgün, savunma sanayiinde yakalanan başarının sürdürülebilirliği için önlerindeki dönem stratejilerinde verimlilik, ihracat, dijital güvenlik ve dönüşüm ile çift kullanımlık öncelikli amaçları arasında yer aldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Bununla birlikte çığır açan teknolojiler, finansal kaynakların çeşitlendirerek artırılması, insan değerleri yaklaşımının geliştirilmesi, çevik yönetim, sanayimizdeki yeteneklerin KOBİ ve yeni girişimleri destekleyecek şekilde etkin kullanımı ile kaynak yönetimi ve ömür devri yönetimi konuları da odaklanacağımız diğer alanlar arasında olacak. Savunma sanayiindeki başarılar Türkiye’yi savunma ve güvenlik teknolojilerinde uluslararası bir lider ve yol gösterici yapma hedefimize doğru attığımız adımların bir yansımasıdır.
Önümüzdeki dönemde, kendi ihtiyaçlarımızı en maliyet etkin şekilde çözmeye ve dost ile müttefik ülkelerimizle de işbirliği seviyemizi azami seviyeye çıkarmaya devam edeceğiz. BAYKAR gibi öncü firmalarımızın ve sektörümüzdeki diğer tüm paydaşların katkılarıyla uluslararası başarılarımızı daha da ileriye taşıyacağımıza olan inancım tamdır. Yaptığımız her işte güçlü bir irade ve sürdürülebilir bir ihracat stratejisiyle Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumunu daha da güçlendireceğiz.”
]]>Bakan Bolat, Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı”nın açılışında, 8,5 aylık bakanlık görevinde 25 ülkede toplantılara katıldığını, 100’e yakın başka ülkelerin bakanlarının ziyaretlerinin olduğunu söyledi.
Savunma sanayisinde yapılanların Türkiye’ye sadece 5,4 milyar dolarlık ihracat geliri ya da 12 milyar dolarlık üretim anlamına gelmediğini ifade eden Bolat, şöyle konuştu:
“Savunma sanayisi diplomaside, savunma alanında ve uluslararası alanda çok büyük prestij, saygınlık kazandırıyor. Türkiye ile iyi geçinme, yakınlaşma ve işbirliğinden istifade etme arayışlarını da beraberinde getiriyor. Yani çarpan etkisi çok yüksek. O nedenle savunma sanayiini başlatanlardan Cumhurbaşkanı’mızın, son 20 yılda büyük azim ve kararlılıkla bu büyük başarılara liderlik etmesinden gerçekten ülkemiz olarak çok büyük kazanç elde ettik. Bunun dış politikaya, genel ihracata etkisi çok büyük oldu. Savunma sanayi sadece savunma araçları üretimi ya da ihracatı anlamına gelmiyor. Türk sanayisinin, ihracatının kalitesi ve başarısı anlamına geliyor. Bunun diplomasideki yansımaları anlamına geliyor. Diplomaside söz var, ‘Sizin gücünüzün gölgesi masaya düşmedikçe müzakere başlamaz’ derler. İşte böylesine güçlü savunma sanayiine sahip olduğunuz zaman sizin gücünüzün gölgesi masanın üstüne düşer ve müzakereler başlar. Başlayan müzakerelerde de eliniz yüksek olur, görüşlerinizi kabul ettirme noktasında avantajlı duruma geçersiniz.”
“Milli gelirin üçte biri sanayiden sağlanıyor”
Batı’nın ve Rusya’nın sanayide ve teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında ve sonrasında gerçekleştirdiklerini belirten Bolat, “Savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü savunması olmayan bir ekonominin, bir ülkenin bizim coğrafyamızda ayakta kalması çok zordur.” diye konuştu.
Bolat, güçlü savunma sanayinin ihracat yeteneği, savunma ve diplomatik güç kazandırdığını, halkın refahını ve ülkenin zenginliğini artırdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“1973’te 1 milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık 1 milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük 1 milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük 1,5 milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki 12. Kalkınma Planı döneminde, 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var. 2002’de yola çıktığımızda AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda yedi buçuk kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştı. 1980’de Türkiye’de 25 bin şirket, bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi. Hedefimiz bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek. Bu yıl ilk defa 10 bine yakın ihracatçı firma, ihracatçı ailesine katıldı. Toplam 6,6 milyar dolarlık bir katkı yaptılar. Bazen ‘Türkiye’de sanayi yok. Türkiye ekonomisi az gelişmiş.’ diye söyleniyor. Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 sonunda 4,5 kat artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor.”
Sanayinin gelişip büyüdüğünü ve ülkeye büyük katma değer getirdiğini aktaran Bolat, “Üretimi, milli geliri, ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor. 70 ülkeye yaptığımız ihracatta, 2023’te o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 2023 sonunda 54 fasılda 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 39 fasılda ihracat rekoru kırdık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bolat, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payının yüzde 30 olduğunu, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğini hatırlatarak, 2028’de yüzde 50’ye yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.
Kilogram ihracat birim değeri 2002’de 55 sent civarındayken 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttiklerine işaret eden Bolat, savunma sanayiinde bu rakamın 65 dolar, kimi ürünlerde 10 bin doları geçtiğini bildirdi.
“Türkiye çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”
Küresel üretimin 2023’te patinaj yaptığını, özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk yaşandığını aktaran Bolat, “Küresel fiyatlardaki köpük azalırken Türkiye’nin mal ihracatı arttı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz.” dedi.
Bakan Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde 80 bin kişinin istihdam edildiğini ve 12 milyar dolarlık üretimin, 180 ülke ve bölgeye ihraç edildiğini belirtti.
Savunma sanayisinde 2022’deki 4,4 milyar dolarlık ihracatın, 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:
“Türkiye savunma sanayiinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son bir ay içinde üç, dört önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır. NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriter vardı. ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası, Afrika, Orta Doğu, Asya, ön Asya ve Uzak Doğu açısından Türkiye artık çok önemli üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi.”
“10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı”
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise özellikle son yıllarda savunma sanayi sektörünün uluslararası rekabetin çok yüksek olduğu pazarlarda hem ekonomik hem teknik üstünlükleriyle tercih edilebilir duruma geldiğini söyledi.
Kara, deniz, hava platformlarının artık birden fazla ülkeye ihraç edildiğini anlatan Görgün, bu platformların içinde var olan alt sistemlerin, faydalı yüklerin, mühimmatların her birinin ayrı ayrı alıcısının olmasının kendilerini memnun ettiğini aktardı.
Görgün, sözlerini şöyle tamamladı:
“Son 10 yılda savunma sanayimiz özellikle ihracatta 4,3 kat arttı. Sektörümüzde, ihracatın ithalatı karşılama seviyesi yüzde 250. Kilogram başına ihracat değerimiz 65 doları buldu. Tabii bazı ürünlerimiz var ki kilogram başı ihracatı 10 bin doların üzerinde. Yüksek teknolojiyle çalışan, yüksek teknoloji üreten ve bu teknolojiyi özellikle dost ve müttefik ülkelerimizle de paylaşarak, sadece teknolojik bağımsızlığımıza değil, ekonomik bağımsızlığımıza da katkı sağladığımızı bilerek onurla ve gururla çalışan bir sektörüz. Geçtiğimiz sene 5,4 milyar dolar olan ihracatımız bir önceki seneye göre yüzde 27’lik bir artış göstermişti. En az bu kadar bizi memnun eden ise yaptığımız sözleşmelerin, teslim ettiğimiz ürünlerin iki katı olması.”
]]>Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.
“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”
2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.
“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”
“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:
“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”
“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”
Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.
“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”
Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.
“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”
Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”
Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.
“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”
NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi. – ANTALYA
]]>Bakan Bolat, Antalya Ticaret Odası’nda düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki hükümetin 21 yılda çok şeyi başardığını söyledi.
Milli gelirin 4,5 kat artarak, 230 milyar dolardan 1 trilyon 75 milyar dolara çıktığını ifade eden Bolat, “İki hafta sonra, 1 Mart’ta dördüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandığında inşallah 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başına milli gelirimiz de 12 bin 500 doları aştı. 12 bin 650 dolar. Orada da son rakamı 1 Mart’ta alacağız. Daha önemlisi on üç çeyrektir büyüme gösteriyoruz.” diye konuştu.
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini, batı ülkelerinin son 40 yılın en yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 kat faiz oranlarını artırdıklarını ifade eden Bolat, şunları söyledi:
“Almanya, İngiltere, Fransa, hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördük. Bizim için niye önemli? Bize en çok turist gönderen ülkeler. Bizim en çok ihracat yaptığımız ülkeler. Avrupa Birliği bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusu. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması, büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümemizi destekleyeceğiz. Hamdolsun 1973’te yılda bir milyar dolar ihracat yapan bir ülkeydik. 1987 ekim ayında ayda 1 milyar doları başardığımızda çok sevinmiştik. ve bugün itibariyle günde bir milyar dolar ihracat yapabilen bir ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı 7,5 artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık. Allah’a şükürler olsun bugün itibarıyla bunun üstüne 1,5 milyar dolar daha ekledik. ve yıllıklandırılmış olarak 257,5 milyar dolara ulaştık. Haziran’dan bu yana her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustos’tan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamları açıklıyoruz.”
“Küresel ticarette 2023’te gerileme var”
Ağustos’tan bu yana her ay dış ticaret açığında azalış rakamları açıkladıklarını dile getiren Bolat, “Yıllık bazda, 2022’de 110 milyar dolara çıkan dış ticaret açığını 2023’te 106’ya düşürdük. Bugün itibarıyla 97 milyar dolardayız. Bu azalmaya devam edecek. Bunu nasıl başarıyoruz? İhracatımızı biraz daha arttırarak. Zor şartlara rağmen. Dünyada öyle ‘Bana malını gönder, bekliyorum.’ diyen bir talep yok.” dedi.
İhracatın, çok zor şartlarda, çok büyük uğraşlarla yapıldığını anlatan Bolat, şöyle devam etti:
“Dünya’da talep düştü. Küresel ticarette 2023’te gerileme var. Küresel büyümede yavaşlama var, durgunluk söz konusu. Böyle bir yılda biz Allah’a şükür dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışıyla yılı kapadık. Ama 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İnşallah ihracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek.”
“Dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız”
Bakan Bolat, 2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2023’te 100 milyar dolara çıktığını ifade ederek, bunun içinde turizm, taşımacılık, fuarcılık, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri ihracatı, bilişim, danışmanlık ve yazılım sektörü gibi kalemler olduğunu söyledi.
Hizmet ihracatında 2024 yılında hedeflerinin 110 milyar dolar olduğunu dile getiren Bolat, “Olağanüstü bir jeopolitik ya da ciddi siyasi, askeri bir gerilim olmazsa, bir salgın durumu hissetmezsek, 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamlara ulaşacağız. Bunu, ihracatı mal ve hizmetlerde arttırarak ithalatı azaltarak başaracağız.” diye konuştu.
Bolat, cari işlemler dengesinin, döviz sıkıntısına neden olması açısından her zaman başlarını ağrıtan bir konu olduğunu belirterek, “Geçen sene mayıs ayında dış ticaret açığı yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı. Bu ay itibarıyla 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibarıyla cari açığımız 60,1 milyar dolardı. Tavandı. Cari açığı 2023’te 45,2 milyar dolarla kapatıyoruz. Şu müjdeyi verebilirim; mart-nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak.” diye konuştu.
“Antalya, dünyanın turizm başkentlerinden biri oldu”
Bolat, Antalya’nın son 20 yılda çok büyük gelişme gösterdiğini söyledi.
Son 20 yılda Türkiye’nin milli geliri 4,5 katı artarken, Antalya’nın bunun iki katından fazla bir gelişme gösterdiğini dile getiren Bolat, şöyle devam etti:
“Antalya, dünyanın turizm başkentlerinden biri oldu. Avrupa’da, Asya’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da bilinen ve turizm için görülmek istenen çok güzel bir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine çok iyi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine baktığımızda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 130. Antalya, 2,2 milyar dolar ithalatı olan bir şehrimiz. Önü çok açık. Ama en önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta çağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 5,5-6 milyonu bizim kendi vatandaşlarımız. 51 milyonun üçte biri Antalya’ya geldi. Türkiye’nin dünyaya açılan İstanbul’dan sonraki ikinci büyük kapısı. Antalya Havalimanı, 30 milyon yolcuyu geçen yıl itibariyle ağırladı. Bu da gösteriyor ki Antalya, Türkiye ölçeğinde büyüdü, gelişti, refahı arttı. ve Türkiye’nin beşinci büyük şehri haline geldi. Yani 2000 yılında Antalya ilk 15’in içinde ancak vardı. 15’ten 5’inciliğe yükselmek çok büyük bir başarı.”
Antalya Ticaret Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar da Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadar ki en yüksek turist sayısına ulaştığını anımsattı.
Kaliteli tesisler, nitelikli işgücü, eşsiz ören yerleri ve kültürel mirası ile Antalya’nın her yıl daha fazla ziyaretçi aldığını vurgulayan Bahar, “Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te, yeni bir rekor kıracağız.” dedi.
Toplantıya Antalya Valisi Hulisi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve Kemal Çelik ile ATSO üyeleri katıldı.
]]>Makine İhracatçıları Birliği’nden (MAİB) yapılan açıklamaya göre, geçen yılın son çeyreğini yatay bir seyirle ve toplam 7 milyar dolar ihracatla kapatan makine ihracatı, 2024’e miktar bazında 7 bin ton, değer bazında 50 milyon dolar eksilerek başladı.
Aylık bazda evsel ve endüstriyel soğutma makineleri ile takım tezgahları ihracatında düşüş gözlenirken; içten yanmalı motorlar, tekstil ve konfeksiyon makineleri ile türbin, turbo-jet ve hidrolik sistemlerde artış yaşandı.
Ocakta en büyük iki ihracat pazarı Almanya ve ABD’ye ihracat artarken, küresel bankacılık sisteminin müdahalesi neticesinde Rusya’ya dış satımda yüzde 30’a yakın düşüş yaşandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, dünyada makine üretimi ve ihracatının artmadığı 2023’ü üretimde yüzde 22,9’luk, ihracatta ise yüzde 10,6’lık yükselişle kapattıklarını anımsattı.
Türkiye’nin ana ihracat pazarı Avrupa Birliği’nde yaşanan olumsuz gelişmelere değinen Karavelioğlu, bu bölgedeki yatırımlardaki isteksizliklerden, taleplerin ertelenmesinden ve makine sektörünün üretiminin düşmesinden bahsetti.
Karavelioğlu, son yıllarda Avrupa ülkelerinin makine sektöründe Türkiye’de yetişen nitelikli işgücünü çekmeye çalıştığını kaydederek, mühendis ve yazılımcılara yönelik açık hamlelerin KOBİ’ler üzerinde yükselen sektörün geleceği açısından tehdit oluşturduğunu anlattı.
Kutlu Karavelioğlu, “Türkiye’nin makine fabrikaları önce savunma sanayimize, oradan da Avrupa’ya tasarımcı ve teknik insan yetiştirip ihraç eden bir eğitim öğretim kurumuna dönüştü; bir diploma vermediğimiz kaldı. Fikri mülkiyet meselesi bir yana, bu kayıpların işin idamesine yönelik ağır bedelleri olacağını görmek durumundayız” açıklamasında bulundu.
“YENİ SİPARİŞLERİN BİR KISMI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KOŞULLARINA BAĞLI OLACAK”
MAİB Başkanı Karavelioğlu, yaza doğru artması beklenilen siparişlerin bir kısmının sürdürülebilirliğe dair yeni koşullara bağlanacağına dikkati çekerek, işletmelerin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumunun öneminden bahsetti.
Bu konudaki faaliyetlerine değinen Karavelioğlu, “Sürdürülebilirlik Eylem Planı Raporumuzda çizdiğimiz yol haritasını somut pratiğe dönüştürmek ve tasarlanan reçetelerin firmalar ölçeğinde hayata geçmesine öncü olabilmek amacıyla türlü yöntem ve araçlar geliştiriyoruz. İkiz Dönüşüm UR-GE Projemiz, ihtiyaç analizi ve küme yol haritası oluşturulması konusunda Ticaret Bakanlığımızın en iyi uygulama örneği ödülüne layık görüldü” dedi.
“DESTEKLER OLMAZSA, KOBİ YAPISINDAKİ SEKTÖR KENDİ YAĞIYLA KAVRULAMAZ”
Kutlu Karavelioğlu, yüksek katma değerli ihracatçı sektörlerin, gelişmiş ülkelerin tamamında ekonominin göz bebeği kabul edildiğine vurgu yaparak, desteklerin olmaması veya devam etmemesi halinde KOBİ yapısındaki sektörün dünyanın hiçbir yerinde kendi yağı ile kavrulamayacağını bildirdi.
Karavelioğlu sözlerine, “Makine sektörümüzün pandemi öncesi 2019’a göre yüzde 70 daha fazla miktarda üretim, yüzde 40 daha fazla değerde ihracat yapar hale gelmesinde, teknoloji ve ürünlerin çeşitlenip katma değerinin ve rekabetçiliğinin artmasında, çevikliğinin ve dayanıklılığının pekişmesinde devletin koruyucu ve kollayıcı mekanizmalarının büyük rolü olduğunu hep söylüyoruz. Bu durumun ileri ülkelerden başlayarak kendi teknolojilerini geliştirmek iddiasındaki bütün ülkeler için geçerli olduğunu da sık sık yinelemek lüzumu duyuyoruz” diye devam etti.
İthalatta yaşanan artışa işaret eden Karavelioğlu, “İthalat rejiminde alınan tedbirlerin başarılı olabilmesi için Yatırım Teşvik Mevzuatımızdaki açık kapıların acilen kapatılması gerektiğini düşünüyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) çatısı altında TurkishGlass markasıyla ihracatını artırmak için faaliyetlerini sürdüren Türkiye cam sektörü, ‘Cam Sektör Çalıştayı’nda bir araya geldi. Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren birlik üyesi firmaların katılım gösterdiği çalıştayda, Türkiye cam sektörünün ihracatını artırmak amacıyla sektördeki fırsatlar, zorluklar ve çözüm önerileri değerlendirildi.
“2023’te ihracat birim fiyatında dolar bazında yüzde 8 artış yakaladık”
Tüm cam sektörünün son dört yılda yakaladığı ihracat başarısına değinen Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, “2020 yılında 1 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 2023 yıl sonu itibarıyla yüzde 52 artışla 1,6 milyar doların üzerine çıkardık. Aynı dönemde ihracat birim fiyatında dolar bazında yüzde 30’un üzerinde artış yakaladık. Yalnızca 2023 yılını değerlendirdiğimizde ise birim fiyatında dolar bazında yakaladığımız yüzde 8’lik artış, ihracatımızda katma değerli ürünlerin payının hızla arttığını gösteriyor. Kaldı ki yüzde 79 yerli katma değer oranıyla ülkemizin cari açığının azaltılmasına çok önemli katkılar sağlayan sektörlerden biriyiz” dedi.
“Yeni hedef çözüm üretme ve Ar-Ge üssü olmak”
Türk üreticilerin camın tüm faaliyet alanlarında var olduğunu aktaran Kumru, 4 milyon tonun üzerinde üretim ve işleme kapasitesi, bununla birlikte yüksek ürün kalitesi sayesinde 175 ülkeye ihracat yaparak Türkiye’yi dünyanın cam üretim üssü haline getirdiklerini ifade etti. Kumru yeni hedeflerini ise şu sözlerle anlattı: “Başarımızı geleceğe taşımak için teknoloji ve ürün geliştirme, karbon ayak izini azaltma, dijitalleşme ve kapasite artırma odaklı yatırımlarımıza aralıksız devam ediyoruz. Sadece üretim üssü olmakla yetinmiyor, müşteri odaklı anlayışla ihracat pazarlarımızın ihtiyaç duyduğu ürünlere çözüm üretme ve Ar-Ge üssü olmak için de var gücümüzle çalışıyoruz.”
“ABD, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına odaklanmalıyız”
İhracat payını artırmak kadar önemli bir konunun da ihracat pazarlarını çeşitlendirmek olduğuna dikkat çeken Kumru, “İhracatımızın büyük çoğunluğunu yaptığımız Avrupa pazarındaki durgunluktan etkilenmemek için ABD gibi tüketimin yüksek olduğu pazarlar ile Afrika ve Orta Doğu gibi gelişmekte olan pazarlara odaklanmalıyız. Pandemi döneminde olduğu gibi günümüz itibarıyla dünya konjonktüründe yaşanan gelişmeler, ülkeler arasında rekabette değişen dengeler sektörümüz için yeni kapılar açabiliyor. Sektör olarak ihracat pazarlarındaki tüm fırsatları değerlendirebilecek kapasiteye, deneyime, ürün çeşidine ve hizmet seviyesine sahibiz” diye konuştu.
Sektör temsilcileri hep birlikte fikir geliştirdi
Konuşmaların ardından ÇCSİB Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisi 2024 Öngörüleri ile Cam Sektörüne Etkileri’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. 100’e yakın sektör temsilcisinin katıldığı çalıştayda ayrıca Eğitmen, Yazar ve Konuşmacı Fırat Çapkın’ın moderatörlüğünde fikir geliştirme çalışmaları yapıldı. – İSTANBUL
]]>Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Karataş, AA muhabirine, adeta domino etkisi yaratarak yatırımcıları ilçeye getirdiklerini söyledi.
Karataş, 2009’da sadece 2 fabrikası olan Fatsa OSB’de bugün 50 fabrikaya ulaşıldığını belirterek, “O günlerde 300 kişilik istihdam varken, bugün bu sayı 9 bin seviyelerine kadar çıktı. 500 dönümde hizmet veren OSB, bugün bin dönümü aşan noktaya geldi. Bu, gerçek manada bir başarı hikayesidir. Gelinen noktada Fatsa OSB kabuğuna sığmıyor.” dedi.
İhracatı olmayan OSB’den 90 ülkeye ihracat yapılır vaziyete gelindiğini vurgulayan Karataş, “Sadece dünyada bilinen pazarlar Almanya’ya İngiltere’ye ihracat yapmıyoruz. Japonya, Hong Kong, Avusturya ve Tayland gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Dünyanın birçok noktasında ‘Made in Türkiye’, ‘Made in Fatsa’ logosuyla pazarlarda kendimize yer buluyoruz.” diye konuştu.
Karataş, ilçe nüfusunun yaklaşık 126 bin olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
“Fatsa gibi küçük bir ilçeden 90 ülkeye ihracat yapmak gerçekten sıra dışı bir durum. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı’mıza ve hükümetimize teşekkür ederiz. Cumhurbaşkanı’mız bize bir vizyon açtı, sağladığı teşviklerle de rekabetçi noktaya geldik. Yatırımcılarımız da bu argümanları kullanarak dünya pazarında kendilerine yer buldular.”
Fatsa OSB’nin, Türkiye’deki 350 OSB içerisinde istihdam açısından üçüncü sırada bulunduğuna işaret eden Karataş, “Bir ilçede bu denli yükseliş gerçekten başarı hikayesidir. Bu başarıdaki en büyük pay yatırımcılarındır. Onların burada yatırım yapmaları bizim için büyük kıvançtır.” ifadesini kullandı.
Karataş, Fatsa OSB’nin gelişmeye devam ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:
“Hedefimiz, şu anda 9 bin olan istihdam sayımızı yeni kurulan fabrikalarla 15 bine çıkarmak. Diğer hedeflerimizin başında ise bin dönüm çalışma alanımızı 1500 dönüme çıkarmak geliyor. Kamulaştırma çalışmalarımız bu anlamda sürüyor. Ayrıca 90 ülkeye ihracatımızı, 130 ülkeye kadar çıkarmak istiyoruz. Her yıl artan bir ivmemiz var. İnanıyorum ki bu rakamları kısa sürede yakalayacağız. Fatsa OSB sayesinde ilçemiz ve şehrimiz de kalkınıyor. Şu anda Fatsa göç veren değil, göç alan bir ilçe konumuna geldi.”
Yatırımcıların hedefi istihdam ve üretim kapasitesini artırmak
Fatsa OSB’de faaliyet gösteren firmanın genel müdürü Burak Felek, 70’den fazla ülkeye bentonit madeninden ürettikleri ürünleri ihraç ettiklerini söyledi.
Felek, 215 kişiye istihdam sağladıklarını anlatarak, “Hedefimiz daha modern tesisler kurarak istihdam sayımızı artırmak.” dedi.
Ahşap ürünleri işleyen fabrikanın sahibi Abdülkerim Aydın ise hedeflerinin istihdamı bir yılda 450’den bine çıkarmak olduğunu vurguladı.
Ürünlerini 35 ülkeye ihraç eden tekstil fabrikasının sahibi Bilal Uygur da “650 kişiye istihdam sağlıyoruz. Günlük ürettiğimiz bin takım elbiseyi dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediyoruz. Hedeflerimiz daha büyük. Hem işçi sayımızı hem de ihracat yaptığımız ülke sayısını artırmak istiyoruz.” diye konuştu.
]]>Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliğince Antalya’daki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen “9. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Çalıştayı” başladı. Programa, 11 ülkeden aralarında mühendisler, birlik başkanları, Tarım ve Orman müdürlerinin de bulunduğu 800 sektör paydaşı katıldı.
Bakan Yardımcısı Gizligider, açılışta yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın, Amasya’daki programlar nedeniyle çalıştaya katılamadığını söyledi.
Daha çok su ürünleri mühendisine ihtiyaç olduğundan 111 personelin yakında istihdam edileceğini anlatan Gizligider, Türkiye’nin Asya, Afrika ve Avrupa’nın ortasında önemli bir merkez olduğuna dikkati çekti.
Üretimde yeni sürece girdiklerine işaret eden Gizligider, şunları kaydetti:
“Su varsa biz varız, yoksa yokuz. Temele suyu aldığımız, ihracatımızı, ithalatımızı, ihtiyacımızı ve uzun vadede yeni ihtiyaçlarımızı planlayarak üretim planlamasına 2024 itibarıyla geçiyoruz. Bundan sonra kimin, nerede, ne kadar, nasıl ve ne şekilde üretim yapacağına toprağın doğal mirası karar verecek. Devlet de bunun düzenlemesini yapacak. Destekler, teşvikler, yönlendirmeler yer yer yaptırımlar buna yönelik olacak. Sözleşmeli üretim modeline de bu yıl itibarıyla geçiriyoruz. Sözleşme örnekleri yayımlandı. Tam hukuki koruma altına alındığı yeni model şimdiden sadece Türkiye’de değil, yakın coğrafyada da ciddi yansıma buldu.”
“Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz”
Gizligider, sürdürülebilirliğin her sektör için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, su ürünlerinde de üretim planlamasına ihtiyaç olduğuna değindi.
Türkiye’nin, levrek üretiminde dünyada birinci, alabalıkta ise dünyada ikinci, Avrupa’da da birinci olduğuna dikkati çeken Gizligider, Türk somonunda da ciddi başarı sağlandığını aktardı.
Gizligider, 2002’de 97 milyon dolar olan su ürünleri ihracatının 2023’te 1,7 milyar doları aştığını vurgulayarak, “Türk somonu ve balık çeşitlerimiz dünyada aranır ürünler oldu. Yaklaşık 100 ülkeye balık ihracatımız var. Japonya’dan tutun ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e, Güney Kore’ye, Orta Doğu ve Balkanlar’ın tamamına ihracatımız söz konusu. Yetiştirdiğimiz balığın üçte ikisini ihraç ediyoruz. Çok daha fazla ihraç edebiliriz. Balık tüketiminde de üç katına ulaşmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Sünger şehirler oluşturulacak”
Antalya’daki su baskınlarına değinen Gizligider, “İklim değişiyor, Antalya’da bunu gördük. Artık bir yılda yağması gereken yağmur, bir, iki günde yağıyor, afet boyutuna geçen yeni dünya düzenine karşı yeni tedbirler almamız gerekiyor. Sadece tarım ve ormancılık sektörüyle değil, aynı zamanda yeni şehircilik sistemine geçmemiz gerekiyor. Artık sünger şehirleri net şekilde konuşmamız, bu sürece geçmekle ilgili altyapı yatırımları gerekiyor. Bu alanda önemli hazırlıklarımızı yaptık. Yakında müjdesi paylaşılacaktır.” diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay da sektörün her yıl büyüdüğünü, 2030’da ihracat hedeflerinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti.
Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Fırat Erkal ise su ürünleri sektörünün önemli girdi sağladığını bildirdi.
Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Coşkun, doğayla çevreyi koruyarak kaliteli mal satmanın önemli olduğunu hatırlatarak, küresel iklim değişikliğinden sektörün etkilenmemesi için kapalı devre sistemler kurmak gerektiğini söyledi.
Çalıştay 17 Şubat’ta sona erecek.
]]>İhracattaki artış, yeni yatırımlar ile mevcut tesislerdeki kapasite artırımını beraberinde getirdi. Kedi köpek maması ihracatının yarıdan fazlasının yapıldığı Ege Bölgesi’nde bu yıl 4-5 yeni üretim tesisinin devreye girmesi, bazı firmaların da yeni yatırımlarla kapasite artırımına gitmesi planlanıyor.
Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, sevimli dostların mama ihracatı son 5 yılda katlandı. Sektörün ihracatı 2018’de 8 milyon, 2019’da 16 milyon, 2020’de 30 milyon dolara çıktı.
Artış geçen yıl da devam etti, ihracat önceki yıla göre yüzde 38’lik artışla 122 milyon dolara yükseldi. Böylece kedi köpek maması ihracatı 10 yıl içerisinde 27 kat arttı.
İhracatın yüzde 60’ı EİB kanalıyla gerçekleşti. EİB’nin 10 yıldır kesintisiz artan ihracatı 1 milyon dolar seviyesinden 74 milyon dolara çıktı.
En fazla ihracat yapılan ülkeler Malezya, İsrail, Irak, ABD ve İngiltere oldu.
Üretim ve ihracat üssü Ege
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Öztürk, AA muhabirine, ülkenin ihracatının yüzde 60’ının bölgeden yapıldığını söyledi.
Birliğin bu yıl için 150 milyon dolar ihracat hedefi koyduğunu belirten Öztürk, “Yeni yatırımları da gördükçe bunu da aşmak için, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda önlerini açmak için elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Öztürk, üretimde özellikle Manisa, Muğla ve Balıkesir’de kümelenme olduğunu kaydederek, “Önümüzdeki 5 yıl içinde bu sektörü 500 milyon dolar seviyelerine kadar arttırmayı düşünüyoruz. 4 milyon dolar seviyelerinden 120 milyon dolarlara geldik. Ama henüz alacak çok yolumuz var. Dünyadaki pazar 10 milyarlarca dolar diyebiliriz. Sektördeki yeni yatırımlarla beraber ihracatın daha da çok artacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.
Sektörün yatırımcıların ilgisini çektiğini ifade eden Öztürk, bu yıl 4-5 firmanın yeni yatırımlarla üretime başlamasının planlandığını aktardı. Öztürk, yerli üretimle pazardaki ithal ürün oranının da azaldığını dile getirerek, sektöre ciddi yatırımların yapıldığını ve yatırımların devam ettiğini söyledi.
Mevcut tesisler kapasite artırıyor
Salihli ilçesinde üretim yapan Lider Group’un Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Oktay Diker de 2009 yılında yıllık 35 bin ton üretimle faaliyete başladıklarını, yıllar içinde tesisi büyüterek yıllık 220 bin ton üretim miktarına ulaştıklarını ifade etti.
Diker, üretimlerinin yüzde 35’inin ihracata gittiğini anlatarak, şöyle konuştu:
“4 kıtada 70’ten fazla ülkeye ihracatımız mevcut. Önümüzdeki yıllarda hem kapasite artışı hem de ürün çeşitlendirmesiyle, yaş mama anlamında da bir yatırımımız var, yeni pazarlar elde etmek üzere hedeflerimizi oluşturduk. Kuru mama tarafında yatırımımızla 60 bin tonluk bir ilave tesis yatırımı yapıyoruz. Onunla birlikte de kapasitemiz artmış olacak. Artışın temel nedeni hayvan sahiplenme oranlarının dünya üzerinde özellikle pandemiyle ciddi anlamda artması. O dönemde gelen talepleri hazırlığımız çerçevesinde karşıladık. ve gittikçe de bu yaşam tarzlarının farklılaşması, gelir yükselmesiyle birlikte mamadaki ihtiyaç artıyor.”
]]>Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat, “2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
7-10 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Connection Fuarı” açılış töreni gerçekleşti. Açılış törenine Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, TİM ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe de katıldı. Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat fuarın açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
“REKOR KIRDIK”
Konuşmasına 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başlayan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Bu fuarın ortaya koyduğu bu muhteşem tablo, Türkiye ekonomisinin 21 yıldan bu yana nasıl güçlü temeller üzerinde ilerlediğinin ve geliştiğinin açık bir göstergesi. Türkiye olarak bunun en açık delili üretimdeki büyüme rakamlarımız. 2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. Bunun en önemli faktörlerinden birisi ihracattaki başarıdır. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
“DÜNYANIN YEDİNCİ BÜYÜK İHRACATÇISI KONUMUNDAYIZ”
Türkiye’nin ithalat ve ihracattaki başarı oranlarını paylaşan Bakan Bolat, “Tekstil ve giyim sektörü bizim için çok önemli bir yer oluşturuyor. Türkiye sanayisini ilk ateşleyen sektör tekstil sektörü olmuştur. Daha sonra hazır giyim sektörü, metal sektörü, otomotiv sektörü, makine sektörü, inşaat malzemeleri, bilişim gibi diğer sektörlere yansımalar olmuştur. Pamuk üreticisi bir ülke olmamızın verdiği avantajla tekstilde bundan yüz yıl önce başladığımız yolculukta bugün dünyada Avrupa’nın üçüncü büyük ihracatçısı, dünyanın ise yedinci büyük ihracatçısı konumuna ulaşmayı sizlerin sayesinde başardık. Hazır giyimde geçen yıl 20.6 milyar dolar ihracat, tekstilde de 12.3 milyar dolar ihracat ile toplamda yaklaşık 33 milyar dolar ihracatı bu sektörlerden elde ettik. Pamuk üreticisi olmamız, hızlı pazarlara, hedef pazarlara olan yakınlığımız, iki günde mal teslim edebilmemiz, geniş ürün yelpazemiz, hızlı teslimat, özgün tasarım ve müşterilerin beğenilerini dikkate alan ürün yelpazesi bu başarıda çok önemli bir rol oynamıştır. Biz Ticaret Bakanlığı olarak yıllık bütçemizin yüzde 60’ını ihracat desteklerine tahsis ediyoruz. Bundan sonra da devam edeceğiz. 2024 yılı bütçemizde ihracata verdiğimiz destekleri yüzde 110 arttırdık. Bu yıl inşallah Orta Vadeli Program’da yer alan 267 milyar dolar mal, 110 milyar dolar hizmet ihracat hedeflerini başaracağız. Avrupa’nın, Avrupa Birliği’nin ana ülkelerinin ithalatı yüzde 15 civarında azaldı. Biz Türkiye olarak Avrupa Birliği’ne ihracatımızı arttırabildik. Bizim dünya mal ihracatından aldığımız pay yüzde 1,02’den yüzde 1,06’ya çıktı. Hedef 2028’de yüzde 1,30. Hizmet ihracatındaki payımızı da arttırmaya devam ediyoruz. Yüzde 1,30’luk payımız var. 2028 yılında bunu yüzde 2’ye çıkaracağız” şeklinde konuştu.
“SİZLERLE BİRLİKTE GERÇEKTEN MODANIN BAŞKENTİ OLABİLİRİZ”
Programda İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Biz sizlerle birlikte gerçekten modanın başkenti olabiliriz. Tekstilin, hazır giyimin şu üç konudan uzaklaşması lazım; kur rekabeti, enerji ve ucuz işçilik. Bunlardan kurtularak, marka değeri yüksek ürünler üreterek, dünyanın her tarafında özellikle yeşil dönüşümün avantajlarından faydalanarak, farklı farklı ürünler geliştirerek kurum ve işçilik fiyatı ne olursa olsun rekabet edebilir bir duruma gelmemiz gerekiyor. Bunu da yapabileceğinizi biliyorum” diye konuştu.
]]>Antalya, Burdur ve Isparta illerinden 2024 yılı Ocak ayında yüzde 2 oranında artışla 217 milyon 933 bin 694 dolar ihracat gerçekleştirildi. Ocak ayında, en fazla ihracat Çin’e gerçekleşti. Çin’e gerçekleşen ihracat 2023 yılı Ocak ayına kıyasla yüzde 50,90 gibi rekor oranda arttı ve 23 milyon 798 bin 465 dolar oldu. En fazla ihracatı ise yüzde 7,80 oranında artış ve 82 milyon 957 bin 296 dolar ile yaş meyve sebze sektörü gerçekleştirdi.
En fazla ihracat gerçekleştiren sektörler sıralamasında birinci yaş meyve sebze
Bölgeden en fazla ihracat gerçekleştiren sektörler sıralamasında birinci yaş meyve sebze sektörü ikinci sırada yüzde 33,35 oranında artış ve 43 milyon 896 bin 685 dolar ihracatla maden ve metaller sektörü takip etti. Sektörün 43.8 milyon dolarlık ihracatının 23 milyon 651 bin 220 dolarlık kısmı ise doğaltaş ürünlerinden oluştuğuna dikkat çeken Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, “Üçüncü sıradaki ağaç mamulleri ve orman ürünleri sektörümüz yüzde 25.16 oranında ihracat artışı ile 24 milyon 339 bin 201 dolar ihracat yapma başarısı gösterdi.4. sıradaki kimya sektörümüz 17 milyon 692 bin 142 dolar ihracat yaptı. Listenin beşinci sırasında 0.15 oranında artış ve 8 milyon 230 bin 870 dolarla çimento cam seramik ve toprak ürünleri sektörümüz yer aldı” dedi.
Çin’e yüzde 50,90 oranında artışla 23 milyon 798 bin 465 dolar ihracat
Yılın ilk ayında listenin birinci sırasında yer alan Çin’e yüzde 50,90 oranında artışla 23 milyon 798 bin 465 dolar ihracat gerçekleştiğini belirten Ümit Mirza Çavuşoğlu, “İkinci sırada ise yüzde 3,45 oranında artışla 15 milyon 615 bin 483 dolar ihracat gerçekleşen Almanya yer aldı. Listenin 3. sırasında Rusya yer aldı ve Rusya’ya yüzde 38.89 oranında gerileme ile 14 milyon 983 bin 331 dolar ihracat gerçekleşti. Rusya pazarındaki daralma ödeme yöntemlerindeki sıkıntılar nedeniyle oluşurken, para transferinin önündeki engellerin kaldırılmasıyla ihracatın yeniden eski seyrine dönmesi bekleniyor. Dördüncü sırada ise yüzde 18.53 oranında gerileme ve 12 milyon 216 bin 286 dolar ihracatla savaşın devam ettiği Ukrayna yer aldı. 5. sırada ise yüzde 4.66 oranında artış ve 10 milyon 855 bin 570 dolar ihracatla Romanya yer aldı” ifadelerine yer verdi.
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Batı Akdeniz’den Ocak ayında gerçekleşen ihracata bakıldığında geleneksel sektörlerimizin geleneksel pazarlarına ihracatlarını sistematik bir şekilde sürdürdükleri görüldü. Birliğimiz kadar firmalarımız da hedef pazarlarında ihracatlarını artırmak için çalışmalarını sürdürmekte. Ancak ülkemizin yakın çevrelerinde yaşanan gelişmeler de ortada. Savaşlara, siyasi istikrarsızlıklara, ödeme yöntemlerindeki sıkıntılara ve tarife dışı engellere rağmen ihracatımızı az da olsa artırabilmek, böyle bir dönemde oldukça önemlidir. Birlik olarak son bir yıldır farklı sektörlerimiz için farklı ülkelere sektörel ticaret heyetleri düzenliyoruz. Aynı zamanda yurt dışı fuarlarına katılarak, gittiğimiz yerin ithalatçı firmalarını ziyaret ediyoruz. Bu çalışmaları gerçekleştirmeye devam edeceğiz.” – ANTALYA
]]>TÜRKİYE İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023’ün aralık ayında ihracatın yüzde 0,4 artarak 23 milyar dolar, ithalatın yüzde 11 azalarak 29 milyar 39 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı.
TÜİK, Aralık 2023 dönemine ilişkin dış ticaret istatistiklerini açıkladı. Buna göre; ihracat 2023 yılı aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 artarak 23 milyar dolar, ithalat yüzde 11 azalarak 29 milyar 39 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat 2023 yılı Ocak-Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,6 artarak 255 milyar 777 milyon dolar, ithalat yüzde 0,5 azalarak 361 milyar 774 milyon dolar olarak gerçekleşti.
DIŞ TİCARET AÇIĞI ARALIK AYINDA YÜZDE 37,8 AZALDI
Aralık ayında dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,8 azalarak 9 milyar 713 milyon dolardan, 6 milyar 39 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Aralık ayında yüzde 70,2 iken, 2023 Aralık ayında yüzde 79,2’ye yükseldi.
Ocak-aralık döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,2 azalarak 109 milyar 541 milyon dolardan, 105 milyar 997 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Aralık döneminde yüzde 69,9 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 70,7’ye yükseldi.
ARALIK AYINDA EN FAZLA İHRACAT YAPILAN ÜLKE ALMANYA OLDU
Aralık ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 679 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 314 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 254 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 217 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 22 milyon dolar ile İtalya takip etti. 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,2’sini oluşturdu.
Ocak-Aralık döneminde de ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 21 milyar 92 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 14 milyar 826 milyon dolar ile ABD, 12 milyar 786 milyon dolar ile Irak, 12 milyar 468 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 12 milyar 381 milyon dolar İtalya ile takip etti. 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,8’ini oluşturdu.
İTHALATTA İLK SIRAYI RUSYA FEDERASYONU ALDI
İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Aralık ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 209 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 270 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 514 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 470 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 330 milyon dolar ile ABD izledi. 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,1’ini oluşturdu.
Ocak-Aralık döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 45 milyar 602 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 44 milyar 980 milyon dolar ile Çin, 28 milyar 684 milyon dolar ile Almanya, 19 milyar 902 milyon dolar ile İsviçre, 15 milyar 778 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.
]]>İHKİB’den yapılan açıklamaya göre, katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önemi bulunan moda endüstrisi, “yeşil dönüşüm” zirvesinde küresel markaların ve alım ofislerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
İHKİB’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, Yeşil Mutabakat’a uyum sürecinde yapılan çalışmalar mercek altına alınırken, Türk moda endüstrisinin taraflardan beklentileri konuşuldu.
İlgili bakanlıklar, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının yanı sıra ulusal ve uluslararası paydaşların temsilcilerinin de katıldığı toplantının açılışını TİM ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe yaptı.
Gültepe’nin açılış konuşmasının ardından Euratex Genel Direktörü Dirk Vantyghem ile Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Bahar Güçlü ve İTKİB Genel Sekreter Yardımcısı Özlem Güneş, Yeşil Mutabakat sürecindeki çalışmalarla ilgili birer sunum gerçekleştirdi.
Dirk Vantyghem, sunumunda moda endüstrisinin sürdürülebilirlik stratejisini ve AB yönetiminden beklentilerini anlatırken, Bahar Güçlü de Yeşil Mutabakat ile ilgili yasal düzenlemelerin Türkiye’ye yansımaları hakkında bilgi verdi.
İTKİB Genel Sekreter Yardımcısı Özlem Güneş ise Yeşil Mutabakat’ın Türk moda endüstrisi için önemli bir fırsat olduğunun altını çizdi. Güneş, Yeşil Mutabakat’a uyum sürecine ilişkin İHKİB’in yürüttüğü çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
“Avrupa ve ABD pazarına daha çok odaklanmamız gerekiyor”
Mustafa Gültepe de Türkiye’nin hazır giyimde küresel bir oyuncu olduğunu belirterek, dünya hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 3,5’ini Türkiye’nin gerçekleştirdiğini bildirdi.
İHKİB olarak halen yıllık 20 milyar dolar civarında olan ihracatı 40 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Gültepe, şöyle devam etti:
“Hedefe giden yol Avrupa’dan ve Amerika’dan geçiyor. Çünkü hazır giyimde en büyük pazarımız Avrupa Birliği. Toplam hazır giyim ihracatımızın yüzde 60’ını AB ülkelerine yapıyoruz. Diğer Avrupa ülkelerini ve ABD’yi eklediğimizde oran yüzde 75’e yaklaşıyor. 40 milyar dolarlık ihracat için alternatifler üzerinde çalışmakla birlikte Avrupa ve ABD pazarına daha çok odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü verilerden de görüldüğü gibi hazır giyimde 40 milyar dolarlık ihracatın yolu Avrupa ve ABD’den geçiyor. Avrupa ve Amerika merkezli markalarla zaten uzun yıllara dayanan işbirliklerimiz var. Bilgi birikimimizle, hızımızla, üretim kalitemizle, tasarım gücümüzle, Avrupa’ya coğrafi yakınlığımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz. Yeşil dönüşümü de moda endüstrimiz için fırsata dönüştürmek istiyoruz. Dönüşüm sürecinde tam bir yıl önce çok önemli bir adım attık. Moda endüstrimizin Yeşil Mutabakat’a uyumunun yol haritası niteliğindeki eylem planımızı 30 Ocak 2023’te kamuoyu ile paylaştık.”
“Küresel markalar olaya sadece fiyat odaklı bakmamalı”
İHKİB Başkanı Gültepe, yol haritasında belirlenen 40 eylemden 13’ünde uygulama aşamasına geçtiklerine işaret ederek, daha gidilecek uzun bir yol, yapılması gereken çok iş olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin tedarik zincirinde elyaftan son ürüne tüm bileşenlerin tamamlandığı iki ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Gültepe, “Ayrıca tasarım gücümüzle, üretim kalitemizle, hedef pazarlara yakınlığımızla ve güçlü tedarikçi altyapımızla da rakiplerimizden ayrışıyoruz. Mevcut artıların yanına sürdürülebilirliği de eklememiz gerektiğini biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gültepe, “Ortaklık zinciri yaklaşımı ile yeşil dönüşüm sürecini fırsata çevireceğimize inanıyoruz. Biz tedarik zincirinde herhangi bir halka olmaktansa ortaklık zincirinin vazgeçilmez bir parçası olmak istiyoruz. İşte tam burada ‘uygunluk’, ‘rekabetçilik’ ve ‘sürdürülebilirlik’ kriterleri öne çıkıyor. Çevresel, sosyal ve yönetsel açıdan tam ve uygun, fiyat performans bakımından rekabetçi olmamız, sürdürülebilirlik uyumunu tamamlamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kalitenin bir değeri, değerin de bir maliyeti bulunduğunu anlatan Gültepe, bu nedenle yıllardır birlikte çalıştıkları küresel markaların olaya sadece fiyat odaklı bakmaması gerektiğinin altını çizdi. Gültepe, üretimde olduğu gibi işbirliklerinin de sürdürülebilir bir zemine oturtulması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>Dünya doğal taş rezervinin yüzde 35’ine sahip Türkiye’nin madencilik sektöründe Manisa’nın Kula ilçesindeki traverten rezervi, ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Kula’daki tesislerinden çıkarılan travertenlerin büyük bölümünü doğrudan işlenmiş olarak ihraç ediliyor. Kula’daki 900 bin metrekarelik alanı kaplayan ve 300 metre derinliğe inen ocağında, 270 milyon metreküplük rezervle dünyanın en büyük traverten ocaklarından birine sahip. Ocakta, dev traverten blokları iş makinesi yardımıyla önce kaynaktan ayrılıyor. Blok taşlar daha sonra iş makinesiyle kamyonlara yükleniyor. Fabrikaya taşınan traverten bloklar daha sonra kesilerek plaka haline getiriliyor. Cilalama ve dolgulama gibi işlemlerden geçen plakalar istenilen ebatta kesilerek satışa hazır hale getiriliyor.
Blok mermer ithalatının 2,22 milyar dolar bandındaki paydan 650 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren Türkiye, yüzde 29’la birinci sırada yer alıyor. 4,66 milyar dolar işlenmiş mermer-traverten ithalatında ise Türkiye 1,31 milyar dolarlık payla Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor.
Yaptıkları tanıtım ve yatırım faaliyetleriyle Pazar paylarını büyüttüklerini söyleyen Cemar Mermer ve Traverten’in Genel Müdürü Yusuf Yalçın, “Gerek üretim ocağımız gerekse fabrika kısmımız kapalı alanlarımızla sektörde üçüncü nesil geldiğimiz için Yönetim Kurulu Başkanımızın üçüncü nesil bu sektörde olmasından dolayı bu bilgi birikim ve tecrübenin vermiş olduğu özgüvenle bu alanda hem Türkiye’de çok önemli bir pay sahibi olduğumuzu düşünüyorum hem istihdama, üretime, ihracata önemli ölçüde katkı yaptığımızı düşünüyoruz. Aynı zamanda son yıllarda sektörde özellikle Türkiye’nin doğal taşının tanıtımı konusunda önemli hamleler yapıyoruz. Dünya çapında hatırı sayılan Verona Fuarı ve Uluslararası İzmir Fuarında son yıllarda son yıllarda özellikle anasponsor olduk. Bu anasponsorluğun ve ihracat rakamlarının vermiş olduğu güvenle insanların bizi tercih etme oranı son yıllarda çoğaldı. Bizim 15 tane tanıtım uzmanımız var. Hem şirketimizi hem de ürünlerimizi tanıtan bu arkadaşlarımız dünyanın bütün ülkelerini dolaşarak hem ülkemizi, hem taşımızı hem de şirketimizi tanıtıyorlar” dedi.
“Üretim kapasitemizi 3,5 katına çıkaracak bir yatırım yapıyoruz”
Üretim kapasitesini arttırarak Türkiye ihracatına da önemli bir katkı sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Yalçın, “Ocağımızın ve fabrikamızın kapalı alan büyüklüğüyle yetinmiyoruz. Her geçen gün büyüyen bir organizasyon olduğumuz için üretim kapasitemizi 3,5 katına çıkaracak bir yatırım yapıyoruz. Bu özellikle birkaç ay sonra devreye girecek. Sektördeki rolümüz de daha da fazla büyüyecek. Şu anda ortalama 400-450 civarında çalışanımız 600-700’lere çıkmış olacak. Şu anki yapmış olacağımız ciro da yükselmiş olacak. Bunun sonucunda da Türkiye’nin ihracat rakamlarında önemli bir pay sahibi olacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
Travertenin doğal bir taş olması nedeniyle çok tercih edildiğini söyleyen Yalçın, “İnsanoğlunun yaşadığı her alanda kullanılabilir. Doğal olması tercih sebebi oluyor. Nefes alabilen bir taş, herhangi bir katkı maddesi istemeyen bir taş. Özellikle 54 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ama en çok Avrupa ve Amerika’da tercih ediliyor. Bunun nedeni ise doğal ve sağlıklı olması” dedi.
“Son yıllarda birinci olmamızla yetinmeyip bu aradaki makası da arttırdığımızı görüyoruz”
Son yıllarda yaptıkları yatırımlarla ihracat paylarını arttırarak makası açmak istediklerini söyleyen Yalçın, “Mermer sektöründe 2013 yılından beri açık ara Türkiye ihracat rakamlarında en çok mermer ihracatı yapılan ülkeler arasında açık ara birinci. Bu da bizi mutlu ediyor. Özellikle son yıllarda birinci olmamızla yetinmeyip bu aradaki makası da arttırdığımızı görüyoruz. Daha da fazla mutlu olmamız için biz de bu doğal taş konusunda da farkındalığın gelişimi için nasıl ki mermer sektöründe bu açık ara liderliği yakaladıysak traverten ve doğal taş sektöründe de bu liderliği yakalamak makası mermer sektöründe olduğu gibi açmak istiyoruz. Bu çerçevede biz şirket olarak üzerimize düşeni olabildiğince fazla yapmak istiyoruz. Özellikle son yıllarda bizim rakamlarımıza da yansıması, fuarda aldığımız güzel tepkilerin, fuardan sonra şirketimizle girilen diyaloglardan anladığımız kadarıyla iyi bir yolda gittiğimizi düşünüyorum. Bu üretim kapasitemizi arttırdığımız zaman telaffuz ettiğimiz rakam ve planlamaların çok daha anlamlandığını göreceğiz. Bu anlamda ülkemizle paralel bir şekilde hamlelerimize devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Travertenin Avrupa ve Amerika’da sıklıkla kullanıldığını belirten Yalçın, “Sektörün geneline baktığımız zaman Amerika, Hindistan gibi ülkelerde çok tercih edildiğini görüyoruz. Bazı ülkelerde blok talebi var, bazı ülkelerde işlenmiş talebi var. Biz bloktan çok işlenmiş taş olarak ihracat ediyoruz. Bu çerçevede başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinin ve Amerika’nın daha fazla tercih ettiğini görüyoruz. İşlenmiş olması da metrekarede daha fazla fiyatı yükseltiyor. Bazı ülkeler blok olarak alarak kendi fabrikalarında işliyorlar. Bizim dünya standartlarında bir kasalama sistemiyle Avrupa Birliği normlarına uygun, Amerika standartlarına uygun bir paketlemeyle gönderiyoruz” dedi.
“Blok mermer-traverten ihracatında birinci sıradayız”
Blok mermer-traverten ihracatında Türkiye’nin birinci sırada yer aldığını söyleyen Yalçın, “Dünya blok mermer-traverten ithalatı 2,22 milyar dolar bandında. Türkiye tüm dünyada 650 milyon dolarlık blok mermer-traverten ihracatı gerçekleştirerek pazarda yüzde 29 payla birinci sırada olduğunu görüyoruz. Bunun yanında aynı zamanda dünyada işlenmiş mermer-traverten ithalatındaysa 4,66 milyar dolar bandında. Türkiye 1,31 milyar dolarlık işlenmiş mermer-traverten ihracatı gerçekleştirerek pazarda yüzde 25’lik payla Çin’in ardından ikinci sırada yer aldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı. – MANİSA
]]>Yabancı sermayenin gelmesi için ise devlet ilkelerinin uygulanması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çelebi, bu ortamda üretim ve verimliliğin artırılmasının her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı. Çelebi, “Türkiye ihracatındaki büyüme önceki yıla göre yüzde 1’in altında oldu. Dünyada Emtia fiyatları yüzde 25 düşmesine rağmen yine de 255 milyar dolar düzeyinde bir ihracat gerçekleşti. Bunun anlamı emtia fiyatları yüzde 25 düşerken, değer olarak miktar olarak demek ki ihracatta bir artış var. İhracatın ithalatı karşılamama oranı yüzde 70’e çıktı. Bunun yüzde 80’e çıkarmak lazım. Fakat bazı sektörlerde demir çelik gibi 15 milyon tonluk bir sıvı çelik üretiminde bir düşme oldu” dedi.
Parasal daralmayla 1-2 yıl ekonominin belli bir dengeye oturabileceğini ifade eden Çelebi, ancak asıl meselenin, üretimi ve verimliliği artırmak olduğunu belirtti. “Türkiye, teknoloji transferi yapmalı. Çünkü görüyoruz ki Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, müthiş bir teknoloji üreterek üretim verimini sağladı. ABD ve Avrupa Birliği dışında yeni bir gelişme potansiyeli oluşturdular. Türkiye bunun dışında kalmamalı” diyerek önerilerini dile getirdi.
“2024 yılında sıkı para politikası uygulamasına gireceğiz, zor bir yıl olacak”
Çelebi, zor bir yıl olacağını belirttiği 2024 yılını ilk 6 ay ve ikinci altı ay olarak farklı değerlendirerek, “2024 yılının ilk altı ayı daha genişleyici politikaların uyguladığı bir seçim atmosferinde geçecek. Mayıs, Nisan, Mayıs gibi enflasyonun yüzde 70’lere çıkacağı hesap ediliyor. İkinci alt ayında ise daha daraltıcı politikalar söz konusu. Enflasyonun da bu ortalamanın yüzde 36 – yüzde 40’a kadar ineceği öngörülüyor. Fakat hayat pahalılığı probleminin çözümü henüz gerçekleşmedi. Çünkü 2023’te gördüğüm kadarıyla eğitimde yüzde 82, sağlıkta yüzde 79.56 ve gıda da yüzde 70’in üzerinde fiyat artışları var. Hayat pahalılığına yol açan bu fiyat artışlarını aşağıya çekecek uygulamaları da devreye alınması gerekiyor” değerlendirmelerini yaptı.
“Fiyat artışlarını durdurmak için dolaylı vergilerde reform yapılmalı”
Çelebi’nin bunun için önerdiği yöntem, özellikle mazotta ve benzinde vergi oranlarını düşürmek. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içinde oranının yüzde 68 olduğuna işaret ederek, son 16 yılın ortalama dolaylı vergi oranının ise yüzde 66 olduğunu söyledi. Çelebi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bence Türkiye’de enflasyonun temel nedeni devletin açıkları ve bütçe. Vergi tahsilatıyla ve dolaylı vergilerle kapatılacağı varsayılıyor. Bütçe açığı 600 milyar TL civarında sabit tutuluyor. Ama kişisel kanaatim eğer biz hayat pahalılığı düşüreceksek, bu gıda fiyatlarını enflasyon oranının altına indireceksek, mutlaka dolaylı vergilerde bir reform yapılması lazım.” – İSTANBUL
]]>Türkiye’den 2023 yılında deniz salyangozu ihracatından 2 milyon 50 bin 343 kilogram karşılığı 22 milyon 637 bin 304 dolar döviz girdisi elde edildi. İhracatta ilk üç sırayı 916 bin 200 kilogram karşılığı 11 milyon 491 bin 392 dolar ile Güney Kore Cumhuriyeti, 330 bin 100 kilogram karşılığı 3 milyon 884 bin 944 dolar ile Çin Halk Cumhuriyeti ve 398 bin 27 kilogram karşılığı 3 milyon 7 bin 291 dolar ile İspanya aldı.
Bu ülkeleri 210 bin 64 kilogram karşılığı 2 milyon 201 bin 904 dolar ile Japonya, 182 bin 860 kilogram karşılığı 2 milyon 3 bin 587 dolar ile Tayvan, 10 bin 10 kilogram karşılığı 29 bin 530 dolar ile Ukrayna, 775 kilogram karşılığı 9 bin 72 dolar ile Gürcistan, bin 160 kilogram karşılığı 4 bin 756 dolar ile Romanya, 216 kilogram karşılığı 2 bin 650 dolar ile Azerbaycan-Nahçivan, 432 kilogram karşılığı 2 bin 179 dolar ile KKTC izlerken, 10 ülkeye yapılan toplam 2 milyon 50 bin 343 kilogram deniz salyangozu ihracatı karşılığında ülkeye 22 milyon 637 bin 304 dolarlık döviz girişi sağlandı.
2022 yılında ise 7 ülkeye yapılan deniz salyangozu ihracatından 2 milyon 176 bin 240 kilogram karşılığı 18 milyon 779 bin 917 dolar döviz girdisi sağlanırken, 2021 yılında ise bu rakam 14 milyon 707 bin 305 dolar olarak gerçekleşmişti.
26 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2023 yılında 3 milyon 54 bin 263 kilogram karşılığı 13 milyon 745 bin 45 dolar döviz girdisi sağlanırken, bu durum 2022 yılında 2 milyon 102 bin 628 kilogram karşılığı 11 milyon 137 bin 463 dolar olarak gerçekleşti. 2023 yılında yapılan hamsi ihracatında ilk üç sırayı 4 milyon 831 bin 138 dolar ile Fransa, 4 milyon 86 bin 121 dolar ile Belçika, 1 milyon 349 bin 308 dolar ile Almanya aldı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, salyangoz ihracatında yeni pazar arayışlarında olduklarını belirterek “Geçen yıl yapılan ihracatta 2 milyon kilogram karşılığı 22 buçuk milyon dolar civarında döviz girdisi sağlandı. İlk sıralara bakıldığında Güney Kore, Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracat söz konusu. 2022 yılında ise 7 ülkeye 18 milyon dolar civarında ihracat gerçekleşti. Salyangoz ihracatına baktığımız zaman önceki yıllara göre arttığını son olarak ta 22 milyonun üzerine çıktığını görüyoruz. Özellikle bölgemizden yapılan ihracattaki artışın yüzde 28 seviyesine geldiğini, dolayısıyla Türkiye genelinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nden yapılan ihracatın arttığını görmekteyiz. Rakamların her geçen gün artacağını düşünüyoruz ama bunu yaparken eko sistemi göz önüne alarak avlanma yaparak elimizdeki mevcut imkanları uzun süreye yaymalıyız” dedi. – TRABZON
]]>Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.
Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>2023 yılında gerçekleşen fındık ihracatında önceki yıla göre miktarda yüzde 9 düşüş, tutarda ise yüzde 7 artış yaşandı. Toplam 121 ülkeye gerçekleştirilen fındık ihracatında en büyük payı geleneksel ihraç pazarları olan Avrupa ülkeleri aldı.
2023 yılında Trabzon toplam fındık ihraç miktarının yüzde 28’lik kısmını tek başına gerçekleştirdi. Trabzon’dan 82 bin 392 ton fındık ihraç edilerek karşılığında 531 Milyon 17 Bin 330 Dolar döviz girdisi sağlandı. 2023 yılında Trabzon’dan ihraç edilen fındık miktarında önceki yıla göre yüzde 22, ihracat tutarında ise yüzde 4 oranında düşüş yaşandı. Trabzon’dan 59 farklı ülkeye fındık ihraç edilirken, en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, Almanya, Polonya, Fransa ve Brezilya oldu.
Konu hakkında değerlendirmelerde buluna Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Fındık ve Mamulleri Sektör Komitesi Başkan Yardımcısı Sebahattin Arslantürk, 2023 yılında geleneksel ihraç pazarlarımız olan başta Avrupa ülkeleri ve diğer küresel pazarlarda yaşanan son yılların en yüksek enflasyonu nedeniyle siparişlerde büyük oranda düşüşler yaşandığını ve bu durumun da fındık ihracatımıza yansıdığını belirtti. Arslantürk, küresel enflasyonist baskıların yol açtığı yurtdışındaki bu olumsuz tablo yanında iç piyasada başta enerji ve işçilik maliyetleri olmak üzere üretim maliyetlerinde yaşanan yüksek oranlı artışlar, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yüksek faiz oranlarının da ihracatçıyı olumsuz olarak etkilediğini, ancak bu olumsuz durumlara rağmen fındık ihracatçısının çok iyi bir performans sergileyerek yılı artışla kapatmayı başardığını ifade etti.
2024 yılında Avrupa piyasalarında kısmi toparlanma öngördüklerini belirten Arslantürk, alıcıların çok temkinli hareket etmeye devam edeceklerini, siparişlerin piyasa hareketine göre oluşacağı bir sezon beklediklerini belirtti. Toparlanmanın ancak 2024’ün ikinci yarısında hissedilebileceğini ifade eden Arslantürk, 2024 yılının fındık ihracatında ihtiyati bir yıl olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız”
Fındık üretim ve ihracatımızda geleneksel üstünlüğümüzü koruyabilmek açısından, birim başına verimin arttırılmasının çok önemli olduğuna da değinen Arslantürk “750 bin hektarlık alanda üretim yapılmasına rağmen 700 bin ton altında üretim miktarı mevcut. Türkiye ortalaması dekar başına 85 kg. Trabzon’da ise dekar başında 50 kilogramı bile bulamıyoruz. 85 kg verimle dünyanın en verimsiz üretimini yapan ülke konumundayız. Verim bu kadar düşükken üreticinin bu üretim miktarları ve desteklerle bu işi sürdürmesi mümkün değil. Bahçe yenileme çalışmalarına ağırlık verilirse verimi 4-5 kata kadar çıkarmak mümkün. Bu nedenle ülkemizde destekleme politikalarının üreticiyi daha kaliteli ve birim başına verimi artıracak üretime teşvik edilmesi gerekiyor. Ülkemizin en fazla net döviz girdisi sağlayan tarım ürünü olan fındık ihracatında uluslararası piyasalardaki üstünlüğümüzün korunabilmesi için tüm tarım ürünleri açısından küresel bir tehdit olan iklim değişikliğinden kaynaklanacak olumsuzluklara yönelik olarak da şimdiden önlem alınması çok büyük önem ihtiva ediyor. Her yıl küresel ısınmanın yol açacağı verim kayıpları da dikkate alındığında mevcut durumumuzu iyileştirici çalışmalar yapılmaması halinde sektörde büyük kayıpların yaşanacak” dedi.
Tarımsal üstünlüğü bulunan tüm ülkelerin önümüzdeki dönemde yaşanacak iklim değişikliği riskine karşı korunmak ve nüfusun gıda güvenliğini sağlamak amacıyla tarım ve gıda ürünlerini en önemli stratejik sektör haline getirerek, küresel ısınma riskine yönelik yoğun önlem ve destekleme politikaları uyguladıklarına değinen Arslantürk, “Ülkemizin de bu duruma gerekli hassasiyeti göstermesi, Bakanlıkların ivedilikle tarım ürünlerindeki sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticiyi üretime teşvik etmek için elzem olan politikaları uygulamaya koymaları gerekiyor. İhracatçıya verilecek destek de fındıktaki stratejik üstünlüğümüzün kaybedilmemesi için önemli bir yatırım olacak” diye konuştu. – TRABZON
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2023 yılı Kasım ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 artarak 22 milyar 999 milyon dolar, ithalat yüzde 5,7 azalarak 28 milyar 916 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Kasım döneminde ihracat yüzde 0,7, ithalat yüzde 0,5 arttı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 artarak 232 milyar 810 milyon dolar, ithalat yüzde 0,5 artarak 332 milyar 736 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Kasım ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 1,6, ithalat yüzde 6,7 arttı
Enerji ürünleri ve nakdi olmayan altın hariç ihracat, 2023 Kasım ayında yüzde 1,6 artarak 20 milyar 451 milyon dolardan, 20 milyar 773 milyon dolara yükseldi.
Kasım ayında enerji ürünleri ve nakdi olmayan altın hariç ithalat yüzde 6,7 artarak 20 milyar 294 milyon dolardan, 21 milyar 650 milyon dolara yükseldi. Enerji ürünleri ve nakdi olmayan altın hariç dış ticaret açığı Kasım ayında 877 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,1 artarak 42 milyar 423 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 96,0 oldu.
Dış ticaret açığı Kasım ayında yüzde 32,6 azaldı
Kasım ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,6 azalarak 8 milyar 784 milyon dolardan, 5 milyar 918 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Kasım ayında yüzde 71,3 iken, 2023 Kasım ayında yüzde 79,5’e yükseldi.
Dış ticaret açığı Ocak-Kasım döneminde yüzde 0,1 arttı
Ocak-Kasım döneminde dış ticaret açığı yüzde 0,1 artarak 99 milyar 828 milyon dolardan, 99 milyar 926 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Kasım döneminde yüzde 69,8 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 70,0’a yükseldi.
Kasım ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,3 oldu
Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Kasım ayında imalat sanayinin payı yüzde 93,3, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,8, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,3 oldu.
Ocak-Kasım döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.
Kasım ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 67,6 oldu
Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Kasım ayında ara mallarının payı yüzde 67,6, sermaye mallarının payı yüzde 16,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,4 oldu. İthalatta, 2023 Ocak-Kasım döneminde ara mallarının payı yüzde 72,5, sermaye mallarının payı yüzde 14,3 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,0 oldu.
Kasım ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu
Kasım ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 750 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 365 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 285 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 262 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 103 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,4’ünü oluşturdu.
Ocak-Kasım döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 19 milyar 415 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 13 milyar 519 milyon dolar ile ABD, 11 milyar 535 milyon dolar ile Irak, 11 milyar 359 milyon dolar ile İtalya ve 11 milyar 265 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,8’ini oluşturdu.
İthalatta ilk sırayı Çin aldı
İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Kasım ayında Çin’den yapılan ithalat 3 milyar 555 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 458 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 374 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 467 milyon dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri, 1 milyar 361 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,2’sini oluşturdu.
Ocak-Kasım döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 41 milyar 711 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 41 milyar 395 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 26 milyar 170 milyon dolar ile Almanya, 18 milyar 815 milyon dolar ile İsviçre, 14 milyar 448 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,8’ini oluşturdu.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 0,7 arttı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,7 artarken, ithalat yüzde 3,1 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,4 artarken, ithalat yüzde 5,6 azaldı.
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 4,0 oldu
Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsıyor. Kasım ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,3 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4 olarak kaydedildi. Ocak-Kasım döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4, Ocak-Kasım döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,7 oldu.
Kasım ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,1’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,6 oldu. Ocak-Kasım döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,9, Ocak-Kasım döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,5 oldu.
Özel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Kasım ayında 21 milyar 9 milyon dolar oldu
Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Kasım ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 artarak 21 milyar 9 milyon dolar, ithalat yüzde 2,9 azalarak 27 milyar 475 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Kasım ayında dış ticaret açığı yüzde 21,8 azalarak 8 milyar 268 milyon dolardan, 6 milyar 467 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Kasım ayında yüzde 70,8 iken, 2023 Kasım ayında yüzde 76,5’e yükseldi.
İhracat 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde 211 milyar 647 milyon dolar oldu
Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azalarak 211 milyar 647 milyon dolar, ithalat yüzde 0,1 artarak 311 milyar 739 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Kasım döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,2 artarak 96 milyar 992 milyon dolardan, 100 milyar 92 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Kasım döneminde yüzde 68,9 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 67,9’a geriledi. – ERZİNCAN
]]>