Cenin Mülteci Kampında Filistinli direniş gruplarının varlık gösterdiği biliniyor. İsrail ordusu, 7 Ekim saldırılarının ardından Cenin Mülteci Kampına düzenlediği baskınların şiddetini artırdı. Günlerce süren baskınlarda İsrail ordusuna ait iş makineleri kamptaki yolları kazarak yaklaşık 20 bin Filistinlinin yaşadığı kampın altyapısını sistematik bir biçimde tahrip ediyor.
İsrail ordusunun neredeyse gün aşırı baskın düzenlediği Cenin Mülteci Kampının yanı sıra Cenin kenti de İsrail askeri iş makinelerinin hedefi haline geldi. İş makineleriyle Cenin kentinin en işlek noktalarını birbirine bağlayan döner kavşak ve caddelerdeki asfaltı kazıyan İsrail güçleri, temiz ve atık su şebekesi borularını patlattı.
Cenin Belediye Başkanı Nidal Ebu Salih, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun son iki yıldır Cenin’e düzenlediği baskın ve saldırıların şiddetini 7 Ekim’den sonra artırdığını söyledi.
İsrail’in 50 bin nüfusu olan Cenin’in alt yapısını kasıtlı olarak hedef aldığını belirten Ebu Salih, 20 Şubat gecesi düzenlenen baskında kentteki yolların, su şebekesi ve altyapının tahrip edildiğini aktardı.
Ebu Salih, “İsrail ordusu Cenin Mülteci Kampındaki altyapının önemli bir kısmını yok etti. Bunun yanı sıra Doğu Mahallesi’nde de büyük zarara yol açtı. İsrail ordusu şimdi çarşı ve şehrin ticari bölümünü hedef almaya başladı.” diye konuştu.
İsrail güçlerinin askeri iş makineleriyle kentin en işlek noktalarının kesiştiği caddeleri kazıdığını ve altyapıya hasar verdiğini aktaran Ebu Salih, “İsrail işgali şehrin kuzeyi ile güneyi ve doğusu ile batısını birbirine bağlayan noktaları hedef almaya başladı. İsrail işgalinin işleyiş mantığı ve yöntemi, Cenin kenti ve mülteci kampında Filistin halkının iradesini kırmayı amaçlıyor” şeklinde konuştu.
Cenin Belediye Başkanı, İsrail ordusunun kentteki temiz ve atık su şebekesini tahrip etmesi sonucu yaklaşık 30 bin kent sakininin haftalarca su kesintisi yaşadığını dile getirdi.
Cenin’in adeta “küçük Gazze”ye dönüştüğünü ifade eden Ebu Salih, kentte son iki yılda İsrail askerleri tarafından öldürülenleri defnetmek için 5 yeni mezarlığın açıldığını, insanların hayatının giderek zorlaştığını belirtti.
Cenin Mülteci Kampındaki tahribat her geçen gün artıyor
Cenin Mülteci Kampı, 20 bin nüfusun yanında silahlı direniş gruplarının yoğunluğuyla biliniyor. İsrail ordusunun, 7 Ekim’den bugüne Cenin Mülteci Kampı’na düzenlediği baskınlarda yolları kazması nedeniyle kamptaki sokaklar toprak yola dönüşmüş durumda.
Kampta yaşanan şiddetli çatışmaların izleri yanmış siyah duvarlarda, terkedilmiş evlerde, binalardaki kurşun izlerinde açıkça görülüyor.
Kampın duvarlarına asılmış veya resmedilmiş, İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinli direnişçilere ait resimlerin tahrip edildiği dikkati çekti.
İsrail özel kuvvetlerinin, kampa düzenlediği baskında kuşattığı ve patlayıcılarla saldırdığı bir evin giriş katındaki dükkan yanık izleriyle kaplanmış durumda. Roket atılan evin sakinleri daireyi temizlemeye çalışıyor. Kadın ve çocuk ev halkı, molozu ve kullanılamaz hale gelmiş eşyaları süpürerek dışarı atıyor. Evin duvarlarındaki şarapnel izleri açıkça görülüyor. Ev sakinlerinden bir kadın, İsrail askerlerinin çocuklarıyla kendisini evinden çıkardıktan sonra yoğun patlayıcılarla binanın giriş katını patlattığını ve büyük dehşet yaşadıklarını anlattı.
İsrail askerleri ile kamptaki direnişçiler arasında çıkan çatışmalarda 3 Filistinli öldürüldü
AA muhabirine konuşan kamp sakinlerinden Fadi Isam Dbayye, İsrail askerleri tarafından gözaltına alındığı sırada bileklerinde oluşan derin kelepçe izlerini gösterdi.
Sivil kıyafetli İsrail askerlerinin kampta yaşayan komşusunu aradığını aktaran Dbayye, askerlerin gözlerini bağladıktan sonra kendisini bir askeri üsse götürdüklerini, burada sorgulandığını ve birkaç saat sonra serbest bırakıldığını söyledi.
İsrail askerleri ile kamptaki direnişçiler arasında çıkan çatışmalarda 3 Filistinli öldürüldüğünü belirten Dbayye, gün aşırı Cenin Mülteci Kampına saldıran İsrail ordusunun kamp sakinlerini yıldırmaya çalıştığını dile getirdi.
Cenin Mülteci Kampı, İsrail ordusunun hedefinde
Cenin Mülteci Kampı son yıllarda sık sık İsrail ordusu tarafından hedef alınıyor.
İsrail askerlerinin üst üste düzenlediği baskınlar nedeniyle kayıplar yaşayan kamp sakinleri yaralarını saramıyor.
Kampa iş makineleriyle giren İsrail ordusu, yolları kazıyor, sembol yapıları yerle bir ediyor ve evlere hasar veriyor. Kampta meydana gelen yıkım her geçen gün artıyor.
İsrail basınında sıkça, “eşek arısı kovanı”, “terörist kuluçkası” şeklinde tanımlanan Cenin ve özellikle buradaki mülteci kampı, Filistin direniş örgütlerinin silahlı kanatlarının yoğun şekilde bulunmasıyla öne çıkıyor.
Filistin siyasi arenasında rekabet içindeki Fetih, Hamas, İslami Cihad Hareketi gibi fraksiyonların askeri kanatlarının Cenin’de tek çatı altında birlikte hareket ettiği biliniyor.
]]>Topaloğlu, AA muhabirine, 2024 Paris Olimpiyatları’na yönelik hazırlık süreci ve Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’na ilişkin açıklamalarda bulundu.
Klasik yay kategorisindeki sporcuların Paris 2024 hazırlıklarını yoğun bir şekilde sürdürdüğünü belirten Topaloğlu, “Artık Paris Olimpiyatları için son düzlükteyiz. Hem sporcularımız hem de federasyon olarak bizler Paris için çalışıyoruz. Özellikle güney bölgelerimizde havanın çok müsait olması açık hava çalışmalarını sürdürmemizi sağlayabiliyor. Tüm çalışmalar Paris 2024 için.” değerlendirmesini yaptı.
Abdullah Topaloğlu, olimpiyat kota sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Almanya’da düzenlenen 2023 Dünya Şampiyonası’nda erkeklerde takım halinde kota almıştık. Kadınlar kategorisinde de takım halinde kota hedefliyoruz. Bu olmadığı takdirde bir ferdi kota da bizim için önemli. Çünkü ‘mix takım’ madalyasına talibiz. Dolayısıyla bir kadın sporcumuzun da kota alması bizim için yeterli olacak ama amacımız kadınlarda da takım halinde olimpiyatlara gitmek. Almanya’da mayıs ayında yapılacak Avrupa elemelerinde olmazsa haziranda Antalya’da düzenlenecek son kota yarışmasında yine kadın takımımızın olimpiyat vizesi alması için mücadele edeceğiz.”
Mete Gazoz’un Tokyo Olimpiyatları’nda Türk okçuluğu adına tarihi bir şampiyonluk yaşadığına dikkati çeken Topaloğlu, “Sorumluluğumuzun ve beklentilerin farkındayız. Sporcularımızı da bu yönde kanalize etmeye çalışıyoruz. Onlar da sorumluluklarının farkında. Geçtiğimiz olimpiyattan daha başarılı bir olimpiyat geçireceğimizi umuyorum. Madalya sayısıyla ilgili bir şey söylemek için erken ama sporcularımız gayet başarılı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. ‘Hem mix, hem erkek takım hem de bireyselde madalya veya madalyalar gelecektir’ şeklinde beklentimiz var.” diye konuştu.
Kamplarda sporcular için her detayın düşünüldüğünün altını çizen Topaloğlu, şunları kaydetti:
“Olimpiyat kamplarımızda Paris 2024 için psikoloğumuz, beslenme uzmanımız, fizyoterapistimiz ve diğer destek personellerimizle birlikte toplu bir şekilde çalışma yapılıyor. Sabah 06.30’dan gece 22.00’ye kadar süren çeşitli kategorilerde çalışmalarımız var. Hem ok atışı hem de diğer fizik-kondisyon çalışmaları devam ediyor. Olimpik kamplarımız birer hafta arayla devam ediyor. Bu arada Dünya Kupası yarışmalarımız var. Takımlarımız bu yarışmalara katılacak ve olimpiyat öncesi diğer ülkelerle yarışma imkanı bulacak. Türkiye’de geçtiğimiz günlerde çok uluslu kamp gerçekleştirdik. Kampa 6 ülke katıldı, bunlar olimpiyatlarda madalya şansı olan ülkelerdi. Karşılıklı birbirimizi denedik, birbirimizin çalışmalarını takip ettik. Onlar da dikkatle Türkiye’yi izliyor. Türkiye nasıl çalışıyor, nasıl bir programla hazırlanıyor? Tabii ki sporcularımızın kendi kamplarında daha farklı çalışma şekilleri de uygulanıyor.”
Makaralı yay sporcuları, Avrupa Salon Şampiyonası’na katılacak
Türkiye Okçuluk Federasyonu Başkanı Abdullah Topaloğlu, 19-24 Şubat tarihlerinde Hırvatistan’ın Varazdin kentinde yapılacak Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’na ilişkin “Şampiyonaya 7 makaralı yay sporcusuyla gideceğiz. Genç sporcularımızla katılacağız. Bu yarışmada da madalyalar kazanacağımızı düşünüyoruz.” dedi.
Topaloğlu, 19 yaşındaki Hazal Burun’un makaralı yay kategorisinde 598 puanla gençler ve büyükler dünya rekoru kırdığını hatırlatarak, “Avrupa’nın en önemli sporcuları arasında. Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından da bu rekor tescil edildi. Hazal’dan burada da altın madalya bekliyoruz. Diğer sporcularımız da salon şampiyonalarında çok başarılı. Bu arkadaşlarımızdan da hem takım hem de bireyselde madalyalar bekliyoruz. Şampiyonanın Türkiye adına başarılı geçeğine düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
]]>Köyceğiz Su Sporları Merkezi’nde Kano ve Kürek Milli Takımı’nın yanı sıra Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kürek takımları ile yurt dışından gelen ekipler kamp yapıyor.
Merkezin yanı sıra ilçedeki otellerde de yoğunluğa neden olan takımlar, kamp süresince Türkiye’nin 16’ncı sakin şehir (“Cittaslow) ünvanlı Köyceğiz’in doğal ve tarihi güzelliklerini de yakından görme fırsatı yakalıyor.
Sporcular sabahın ilk saatlerinden itibaren Köyceğiz Gölü’nde çalışma yürütürken, günün ilerleyen saatlerinde ise bölgenin tarihi alanlarını, antik kentleri, İztuzu Plajı, Dalyan Kanalı, Sultaniye Kaplıcaları’nı gezerek dinlenme imkanı buluyor.
Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Kazım Açıkbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Muğla’nın elverişli doğası, tarihi ve kültürel dokusuyla her türlü sportif etkinliğe ev sahipliği yaptığını, özellikle sonbahar ve kış dönemlerinde deniz ve göllerde bu çalışmaların daha yoğunlaştığını söyledi.
Yurt içi ve yurt dışından kulüp ve federasyonlar için Muğla ve ilçelerinin, uygun iklimi ve tesisleriyle bulunmaz bir yer olduğunu anlatan Açıkbaş, su sporlarında Köyceğiz’in de önemine dikkati çekti.
-“Milli sporcular Köyceğiz’de yetişecek”
Su sporlarını ön plana çıkaracak birçok aktive ve yatırım yaptıklarını vurgulayan Açıkbaş, şöyle konuştu:
“Köyceğiz Gölü son yıllarda Avrupa’nın en iyi kano ve kürek merkezi haline dönüşmüş durumda. Bunun en büyük göstergesi ise Avrupa’nın en ünlü kano ve kürek milli takımları periyodik aralıklarla Köyceğiz’e gelerek uzun bir süre kamp yapıyor. Bizde su sporlarında Muğla’nın bu potansiyelini ön plana çıkarmak için 2 yıldır yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bunun karşılığını da almaya başladık. Kano başta olmak üzere birçok branşta dereceler elde etmeye başladık. Çalışmalar kapsamında Köyceğiz’de bulunan kamp eğitim merkezimizi Bakanlığımıza yapmış olduğumuz müracaatla kanoda sporcu eğitim merkezine dönüştürdük.”
Bu kapsamda merkezin bundan sonraki süreçte sınavla öğrenci alacağını anlatan Açıkbaş, aldıkları öğrencilerin ise Türkiye’yi uluslararası arenada temsil edecek milli sporcular olacağını dile getirdi.
Köyceğiz’de turizm işletmeciliği yapan Mustafa Ilık ise Köyceğiz’in son yıllarda gerçekleştirilen organizasyon ve kamplarla su sporları merkezi haline geldiğini söyledi.
Önceki yıllarda özellikle kampların çoğunun Antalya ve Sakarya’da yapıldığına işaret eden Ilık, şunları kaydetti:
“Artık kürekte de kanoda da biz iddialıyız. Türkiye ve yurt dışından birçok takım kış döneminde kamp için artık Köyceğiz’e geliyor. Şu anda bizim otelimizde ve bizim bağlantımız olan otellerde Litvanya, Özbekistan milli takımı ile Özbekistan’ın paralimpikleri var. Danimarka’nın kano kulübü var. Türk genç millilerimiz, kano milli takımımız var. Civarda da yine münferit olarak gelen kulüpler var.”
Sporcuların gölde ve kaldıkları otellerde sabah ve akşam antrenman yaptıklarına dikkati çeken Ilık, gölün doğal olarak güzel bir parkur olduğunu ifade etti.
Köyceğiz Gölü’nün özellikle kış aylarında sabah ve akşam çok durgun olduğunu, bu nedenle kano ve kürek sporcuların rahat antrenman yapma imkanı bulduğunu anlatan Ilık, sporcuların spor yaptığı kano ve küreklerini sıralayabileceği bir alan yapılmasının bölge için önem arz ettiğini dile getirdi.
]]>Nepalli yetkililer, Everest Dağı’na tırmananların artık kendi dışkılarını temizlemek ve bertaraf edilmek üzere ana kampa geri getirmek zorunda kalacaklarını söyledi.
Pasang Lhamu bölgesi belediye başkanı Mingma Sherpa BBC’ye yaptığı açıklamada “Dağlarımız kokmaya başladı” dedi.
Everest bölgesinin büyük bölümünü kapsayan belediye, uygulanmakta olan daha geniş önlemlerin bir parçası olarak bu yeni kuralı uygulamaya koydu.
Aşırı soğuklar nedeniyle Everest’e bırakılan dışkı tam olarak bozulmuyor.
Mingma, “Kayaların üzerinde insan dışkısı görüldüğü ve bazı dağcıların hastalandığı yönünde şikayetler alıyoruz. Bu kabul edilemez ve imajımızı zedeliyor” dedi.
Dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest Dağı’na ve yakındaki Lhotse Dağı’na tırmanacak dağcıların, ana kampta “dönüşlerinde kontrol edilecek” dışkı torbaları satın almaları gerekecek.
Tırmanış sezonu boyunca dağcılar zamanlarının çoğunu ana kampta yüksekliğe alışmaya çalışarak geçiriyor. Bu sırada tuvalet ihtiyacı için dışkıyı toplayacak varillerin bulunduğu ayrı çadırlar kuruluyor.
Ancak tırmanmak üzere tehlikeli yolculuklarına başladıklarında işler daha da zorlaşıyor.
Çoğu dağcı ve destek personeli tuvaletini kazdığı çukura yapıyor, ama daha az kar olan yerlerde tuvalet açıkta yapılabiliyor.
Everest Dağı’nın zirvesine tırmanırken çok az insan dışkılarını biyolojik olarak parçalanabilen torbalarda geri getiriyor.
Everest’te ve bölgedeki diğer dağlarda çöp büyük bir sorun olmaya devam etse de Nepal ordusu öncülüğünde her yıl düzenlenen temizlik kampanyalarının sayısı da giderek artıyor.
‘Açık tuvalet’
Sivil toplum kuruluşu Sagarmatha Kirlilik Kontrol Komitesi (SPCC) başkanı Chhiring Sherpa, “Atıklar, özellikle de ulaşamadığınız yüksek kamplarda büyük bir sorun olmaya devam ediyor” diyor.
Resmi bir rakam olmamakla birlikte, kuruluşu Everest’in dibindeki birinci kamp ile zirveye doğru dördüncü kamp arasında yaklaşık üç ton insan dışkısı olduğunu tahmin ediyor.
Chhiring, “Bunun yarısının dördüncü kamp olarak da bilinen South Col’da olduğuna inanılıyor” diyor.
Everest’e seferler düzenleyen dağ rehberi Stephan Keck, South Col’un “açık tuvalet” olarak ün kazandığını belirtiyor.
7.906 metre yükseklikteki South Col, Everest ve Lhotse zirvelerine ulaşmaya çalışan dağcılar için bir üs işlevi görüyor. Burada arazi oldukça rüzgârlı.
Keck, “Neredeyse hiç buz ve kar yok, bu yüzden her yerde insan dışkıları görüyorsunuz” diyor.
SPCC, Mart ayında başlayacak tırmanış sezonu için tahminen 400 yabancı dağcı ve 800 destek personeli için ABD’den yaklaşık 8.000 dışkı torbası tedarik etti.
Bu torbalar, insan dışkısını katılaştıran ve kokusuz hale getiren kimyasallar ve tozlar içeriyor.
Ortalama olarak bir dağcının günde 250 gram dışkı ürettiği düşünülüyor. Zirve denemesi için genellikle yüksek kamplarda yaklaşık iki hafta geçiriyorlar.
Uygulamanın Everest’te bir pilot proje olarak başlatılıp daha sonra diğer dağlarda uygulanmasını önerenler de var.
Sekiz bin metrenin üzerindeki 14 dağın tamamına tırmanan ilk Nepalli olan Mingma Sherpa, insan atıklarını yönetmek için bu tür torbaların kullanımının diğer dağlarda denendiğini ve test edildiğini söyledi.
Aynı zamanda Nepal Dağcılık Derneği’nin danışmanı olan Mingma, “Dağcılar bu tür çantaları Denali Dağı’nda ( Kuzey Amerika’nın en yüksek zirvesi) ve Antarktika’da da kullanıyorlar, bu yüzden biz de bunu savunuyoruz” dedi.
Nepal’in merkezi hükümetinin geçmişte birçok dağcılık kuralı gündeme getirip bunların birçoğunu gerektiği gibi uygulamadığı yönünde eleştiriler var.
Pasang Lhamu belediye başkanı Mingma, “Devlet ana kamplarda her zaman eksikti ve bu da dağlarımıza izinsiz tırmanan insanlar da dahil olmak üzere her türlü usulsüzlüğe yol açtı” diyor ve ekliyor:
“Artık her şey değişecek. Bir irtibat ofisi kuracağız ve dağcıların dışkılarını geri getirmelerini sağlamak da dahil olmak üzere yeni önlemlerimizin uygulanmasını sağlayacağız.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında İzcilik Federasyonu Antalya İl Temsilciliği işbirliğiyle Antalya Kış Mahalli Kampı düzenlendi. Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde 5 gün süren kamp etkinliği Büyükşehir İzcileri ve Antalya’da izcilik yapan dört izcilik kulübü, 30 lider ve 150 izcinin katılımıyla gerçekleşti.
Öğretici ve eğlenceli kamp
Büyükşehir Belediyesi Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen kampta izciler, İzcilik İl Temsilcisi Adem Aydın, ABB İzcilik Kulüp önderi Ersoy Ünal eşliğinde izci liderleri gözetiminde bayrak töreni yaptı, çadır kurdu, kamp ateşi yaktı ve istasyon etkinlikleri düzenlendi. İzciler, geleneksel ve profesyonel okçuluk, akıl ve zeka oyunları, halat çekme, el işi atölyesi, izci düğümleri, dalış tanıtım istasyonu ve doğadan sanat gibi aktivitelere katıldı.
Sanal gerçeklik oyunu ve eğitici seminer
Kamp kapsamında izcilere yönelik ‘Akran Zorbalığı’ ve ‘Çocuk Hakları’ konularında eğitim verildi. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği’nde (UCİM) görevli Avukat, Sosyolog ve Psikolog Danışmanlar izcileri bilgilendirdi. Antalya Kış Mahalli Kampının en çok ilgi gören etkinliği ise sanal gerçeklik oyunu oldu. Sanal gerçeklik gözlüklerini takan izciler, Falezlerde su altı, Patara’da deniz kaplumbağaları, Termessos’ta kuşlar alemini keşfederek, orman yürüyüşü ve doğada kamp gibi eğitici oyunlarla keyifli anlar yaşadı.
Telefonsuz sosyal ve eğlenceli günler
Kampa katılan izcilerden 15 yaşındaki Zeynep Polat, 3 yıldır izcilik faaliyetlerine katıldığını söyleyerek, “Burada farklı izci kulüpleriyle beraber çadır kurup kamp yaptık. Fular bağlamayı, ateş yakmayı, düğüm atmayı, çadır kurmayı öğrendim. Vaktimiz çok verimli geçiyor, hem öğretici hem de eğlenceli aktivitelere katıldım” diye konuştu.
Büyükşehir Belediyesi izcilerinden Nehir Evgen de, “Yanımızda cep telefonu ya da tablet olmadığı için daha sosyal ve eğlenceli bir ortam oldu. İzci töresi ve izci andına katıldım, çadır kurmayı ve kamp yapmayı öğrendim, eğitici oyunlar oynadım. İyi ki Antalya Büyükşehir Belediyesi izcisiyim” dedi.
Doğa, sanat ve spor
Antalya Büyükşehir Belediyesi izcisi Emircan Teker ise “Ormanın içinde çok güzel bir ortamda kamp yapıyoruz. İstasyon ve oyun etkinliklerine katılıyoruz. Ok atıyoruz, denizaltını keşfediyoruz, halat çekme sporu yapıyoruz, gece kamp ateşi yakıyoruz, tiyatro sahneliyoruz, marşlar öğreniyoruz. Cep telefonlarımız yanımızda olmadan doğanın içinde gayet keyifli günler geçirdik” ifadelerini kullandı.
Harika bir ortam
İzcilik İl Temsilcisi Adem Aydın, 7 -15 yaş arası 150 izcinin katıldığı kampın verimli geçtiğini söyleyerek, “Öğrenciler dolu dolu ve eğlenceli bir yarı yıl tatili geçiriyor. Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nin bu harika ortamında faaliyet yapmak çok güzeldi. Muhittin Böcek Başkanımıza ve Büyükşehir Belediyesi’ne bu etkinliği düzenleyip ev sahipliği yaptığı için teşekkür ederiz” diye konuştu. – ANTALYA
]]>