CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel okulların kayıt ücretleriyle ilgili “Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nce belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur” dedi.
CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel eğitim kurumlarında artan kayıt ücretlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özçağdaş, şunları kaydetti:
“EKONOMİK BUNALIM, AİLELERİN ÖZEL OKULLARDAN ALDIKLARI HİZMETİ KARŞILAYAMAYACAKLARI BİR NOKTAYA GETİRDİ”
“Son günlerde özel öğretim kurumlarında uygulanan okul ücretleri ve öğretmenlerimizin çalışma koşullarına yönelik kamuoyuna yansıyan çok önemli sorunlar gündeme gelmektedir. Özellikle 1, 5, ve 9. sınıflara yönelik kayıtlar esnasında, yüzde 300-400’lere varan ücret artışların talep edilmesi, velilerin çocuklarının okullara devam ettirebilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Nitelikli eğitim, insanın geleceğini belirleyen en önemli güç ve temel bir insan hakkıdır. Her düzeyde nitelikli eğitime erişim ve öğrenme fırsatlarını genişletme, eğitimde fırsat eşitliğinin temelidir. CHP’nin eğitim alanındaki öncelikleri, her yurttaşın nitelikli eğitime erişimini sağlamak ve Türkiye’nin bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak üzerine kuruludur.
22 yıllık AKP iktidarında eğitim, bilimsel, çağdaş ve laik yapısından uzaklaşmıştır. Kamusal eğitimin kalitesi yok edilmiş, özel öğretim nitelikli eğitim almak isteyen aileler için her geçen gün daha fazla mecbur kalınan bir seçenek haline gelmiştir. Devlet okullarında verilen eğitimin niteliğine yönelik sorunlar, çeşitli tarikat ve cemaatler ile yapılan protokoller çerçevesinde eğitimin dinselleştirilmesine yönelik adımlar, iktidarın eğitimi kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda bir yazboz tahtasına çevirmesi gibi nedenlerle, nitelikli eğitim aileler tarafından satın alınmak zorunda kalınan bir hizmete dönüşmüştür. Oysa eğitimde aslolan nitelikli, bilimsel, laik ve ücretsiz kamusal eğitimin tüm ülke sathında erişilebilir kılınmasıdır. Son dönemde, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları ile ülkemizin içine girdiği ekonomik bunalım, ailelerin özel okullardan almak zorunda kaldıkları hizmeti de karşılayamayacakları bir noktaya getirmiştir. Aileler büyük bir kaos ve sorun ile karşı karşıyadır.
“2012’YE KADAR 4 BİN 664 ÖZEL OKUL BULUNMAKTAYKEN, BU SAYI 14 BİN 179’A ULAŞTI”
Bu sürece gelinen yol, AKP iktidarının eğitimi metalaştıran, satın alınan bir hizmet haline dönüştürmesi ile hız kazanmıştır. 2012 yılına kadar 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken, bu sayı şimdilerde 14 bin 179’a ulaşmıştır. Özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 verilerine göre Türkiye’deki toplam 70 bin 383 eğitim kurumunun 56 bin 200’ü yani yüzde 80’i kamuya aittir. Özel okullar ise 14 bin 179 sayısı ile mevcut okulların yüzde 20’sini oluşturmaktadır.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde ‘Okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2] artı 5 oranından fazla artış yapılamaz. (Ek cümle: RG3/7/2016-29761) (Değişik cümle: RG-13/1/2017-29947) Ders yılı içerisinde kayıt yaptıran öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri kayıt yaptırdığı yıl için ilan edilen eğitim ücreti üzerinden; öğrenim gördüğü yıla ilişkin indirim şartları ortadan kalkan öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri ise (Değişik ibare: RG-19/2/2020-31044) öğrencinin okula kayıt olduğu yıldaki indirimsiz ücrete öğrenim gördüğü her yıl için bu fıkrada belirtilen oranda artış yapılarak belirlenir’ denmektedir.
Başka bir ifade ile ara sınıf öğrencilerine bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE artı 5 oranından fazla artış yapılamazken, 1, 5 ve 9 uncu sınıflara fahiş tutarlarda ücret artışı yapılmaktadır. Bu tutarlar 400-500 bin liraya dayanmıştır.
“ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NCE BELİRLENEN YÜZDE 56,89’LUK TAVAN ZAMMI BİRÇOK KURUMDA AŞILDI”
Özel okullarda gelecek yıl için öğrenci kayıtları alınmaya başlanmıştır. Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğince belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur. Yönetmeliğe göre, özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti belirlenirken geçmiş yıl ilan edilen ücrete bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE/ 2 artı 5 oranından fazla artış yapılamaz denmektedir. Bakanlık bu sınıflar için belirleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile inisiyatifi tamamen özel okullara bırakmış durumdadır. Oysa bu konu gerekli tedbirler alınarak süratle çözülebilir.
Özel Öğretim Kurumlarına ilişkin bir başka önemli nokta, bu kurumlarda çalışan öğretmenlerimizin önemli bir kısmının asgari ücrete mahküm edilmiş olmasıdır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerle eş değer ücret alması gereken öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanının Müsteşarlığı döneminde yapılan bir kanun değişikliği ile asgari ücretle çalışır hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet sürdüren özel eğitim kurumlarında çalışan yüzbinlerce öğretmenin düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmasının önüne geçilebilmesi için 5580 sayılı Kanun’un ilgili maddesi yeniden yürürlüğe girmeli ve ‘Taban Maaş’ uygulaması geri getirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında CHP olarak bu sorunun düzeltilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi TBMM gündemine alınarak süratle çözülmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi nitelikli, bilimsel, laik eğitimin tüm çocuklarımız için erişilebilir kılınması ve eğitim emekçilerinin insanca koşullarda çalışması ve yaşaması için gereken tedbirleri almasıdır. Başta ilk kayıt esnasında ortaya çıkan fahiş fiyatlara müdahil olup kalıcı çözüm bulunması, ara sınıflara yönelik velilere çıkarılan ek maliyetlerin denetlenmesi, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin haklarının verilmesi konularına yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanını daha önce çok kez yapmak zorunda kaldığımız gibi bir kez daha anayasal görevini yapmaya davet ediyorum.”
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2 Ocak 2024 tarihinde başvurusu sona erecek olan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ve açıklanan yeni asgari ücret sonrası belirlenen tarım BAĞ-KUR primleri hakkında çaçıklama yaptı. 1 Eylül 2023 tarihinde başlayan 2023-2024 tarımsal üretim dönemi Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının 2 Ocak 2024 tarihinde sona ereceğini hatırlatan Bayraktar, “Ziraat odalarımızda aktif olan çiftçilerimiz, arazi beyanında ve ek belgelerinde değişiklik olmayan üreticilerimiz ÇKS başvurularını e-Devlet üzerinden yapabiliyor. Ancak üretim yaptığı arazi beyanı ve ek belgelerinde değişiklik olan üreticilerimizin ÇKS Yönetmeliği gereği ziraat odasından alacakları ‘Çiftçi Belgesi’ ve istenen diğer belgelerle Tarım ve Orman İl/İlçe müdürlüklerine şahsen başvuru yapmaları gerekiyor.”
Türkiye’de ÇKS kayıt şartlarını yerine getiremeyen yaklaşık 8,24 milyon hektar tarım arazisini işleyen üreticilerin her yıl desteklerden mahrum kaldığını belirten Bayraktar, “Gıda güvencesinin sorgulandığı, iklim değişikliğiyle birlikte gelecekte tarımsal faaliyetlerin daha da zorlaşacağının beklendiği bir ortamda ÇKS Yönetmeliği’ndeki kayıt şartları nedeniyle üretim yapan üreticilerimizin destek alamamasının kabul edilemez olduğu Birliğimizce her fırsatta dile getirildi” diye konuştu.
2023 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının üreten ve üretmek isteyen çiftçilerin sesini duyduğunu belirten Bayraktar, 18 Kasım 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ÇKS Yönetmeliği değişikliğiyle kayıt şartlarının düzenlendiğini ve miras ile intikal sorunları nedeniyle tarım yapılamayan arazilerin işlenerek kayıt altına alınmasının önünün açıldığını aktardı. 18 Kasım 2023 tarihinden itibaren yeni arazilerin ve çiftçilerin kayıt işlemlerinin yoğun bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Bayraktar, “2024 yılı ÇKS başvurularının bitmesine kısa bir süre kaldığı için bugünlerde yoğunluk daha da arttı. Ziraat odalarımız kalan sürede ÇKS kayıtlarının tamamlanamayacağını söylüyor. Öngörülen 3 milyon hektar yeni tarım alanının kayıt altına alınabilmesi ve üreticilerimizin destek alabilmeleri için başvuru süresinin 1 ay uzatılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, açıklanan brüt asgari ücretle beraber üreticilerin tarım BAĞ-KUR primlerinin de yüzde 49 oranında arttığını belirterek, şöyle konuştu:
“4 bin 628 liradan 6 bin 900 lira 86 kuruşa, prim borcu olmayan çiftçilerimize verilen hazine teşviki ile tarım BAĞ-KUR primi 3 bin 957 lira 28 kuruştan 5 bin 900 lira 74 kuruşa ulaştı. Tarım BAĞ-KUR prim artışı üretici fiyat artışlarının üzerinde gerçekleşti. Artan prim tutarları nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı tarım BAĞ-KUR sayısı her geçen yıl azalıyor. SGK verilerine göre 2021 yılında 1 milyon çiftçimiz kayıtlı iken, bu yıl 500 binin altına geriledi.”
“SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli”
SGK primlerine de dikkati çeken Bayraktar, “SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmeli, prim ödeme gün sayısı 15 güne indirilmelidir. Diğer sigortalılar 7 bin 200 gün, yani 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emekli olabiliyor. Bu hakkaniyetsizlik bir an önce giderilmelidir. Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerin borçlandırılması sağlanmalıdır” açıklamalarında bulundu. – ANKARA
]]>