Portekiz’in Albufeira kentinde geçen kasım ayında düzenlenen Kick Boks Dünya Şampiyonası’nda +91 kiloda altın madalya kazanan milli sporcu Kadir Yıldırım, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
Dünya Şampiyonası’na çok iyi hazırlandığını belirten Yıldırım, “Çok önemli 3 kamp yaptım. Dünya Şampiyonası’nda seri başı olduğum için ilk turu bay geçtim. İkinci ve üçüncü turlarda da rakiplerimi mağlup ettim. Finalde Hırvat rakibimi yenerek şampiyonluğa ulaşabildim.” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’ın Varna kentinde 22-25 Şubat tarihlerinde düzenlenecek dövüş sanatları kamp organizasyonuna katılacağını aktaran ay-yıldızlı sporcu, “SENSHI, Glory’den önceki en prestijli kick boks organizasyonu. Burada çok büyük sporcular var. Katılacağım bu organizasyon, dünyadaki Glory ve One Championship gibi büyük organizasyonların da basamağı. Yunan bir rakibim vardı. Onunla müsabakaya çıkacaktım ama sakatlığından dolayı maçtan çekildi. Yeni rakibim de Belçikalı Asdren Gashi oldu. 24 Şubat’ta karşılaşacağız. O da Glory için bir basamak. Bence Gashi’yi yendikten sonra diğer büyük spor organizasyonlarından teklif alacağım.” diye konuştu.
“Profesyonel anlamda gerideyiz”
Kick boksun Türkiye’deki durumunu değerlendiren Yıldırım, “Milli takımlar düzeyinde dünya şampiyonluğu yaşadık. 10 dünya şampiyonu çıkardık. Kick boks tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Milli takımlar düzeyinde zirvede olsak da profesyonel anlamda gerideyiz. Yine de gelecekte Türk sporcular adından söz ettirecektir.” ifadelerini kullandı.
Kick boksa profesyonel bir şekilde baktığını belirten Kadir Yıldırım, “Bu branşın çok önemli püf noktaları var. Benim de hiç değişmeyen 4 kuralım var. Antrenman, dinlenme, beslenme ve uyku. Beslenme ve antrenman için maddi desteğe ihtiyaç var. Bu yüzden sponsorluklar, bu işin başka bir püf noktası. Şampiyonluklarım, maddi destekler sayesinde gerçekleşti. Dünyanın en iyi isimleriyle Sırbistan’da antrenman yaptım. Kapçak Emlak bu konuda bana çok destek oldu. Bu tarz maddi destekler, bizim gibi sporcular için çok önemli.” şeklinde konuştu.
“Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım”
Kick boks gibi zor bir sporu yaparken motivasyonun önemli olduğu dile getiren milli kick boksçu, şunları kaydetti:
“Kızım maça çıkarken beni arıyor ve ‘Senin için namazımı kıldım, duamı ettim.’ diyor. Benim bu sözleri duyduktan sonra kaybetme lüksüm yok. Maça hazırlanırken ve ısınırken aklıma hep kızım geliyor. Bir maçımda da kızımla beraber ringe çıkmıştım. Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım. Bu röportajı, kızımın üniversite yıllarında izlemesini istiyorum. Kendisi iki buçuk yaşından beri yüzüyor. Eminim ki gelecekte bayrağımızı göndere çekecek başarılar gösterecek.”
Başarının maddi güçle geldiğini dile getiren Yıldırım, “Kapçak Emlak’a desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Onların desteğini boşa çıkarmak istemiyorum. Şu anda hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmek istiyorum. Dünya şampiyonluğu yaşadım. Milli takımlar düzeyinde de bu başarıya ulaştım. Eminim ki Glory’de veya One Championship’te bu başarılar gelecektir.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Kadir Yıldırım’ın antrenman partnerliğini de yapan altın kemerli kick boksçu Muhammed Dursun ise Yıldırım’ın tecrübelerinden faydalandığını belirterek, “Kadir, 2023 yılında dünya şampiyonu olarak kendisini dünyaya kanıtladı. Çok büyük bir organizasyonda dövüşecek. İnşallah şampiyon olacak ve Glory’de de mücadele edecek. Kadir, diğer ağır sıklet sporcularından ayrılıyor. Güçlü ve vücudunu çok iyi kullanıyor. Başarılarının devamını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Olay, 5 Şubat 2021 günü İncivez Mahallesi Yavuzkent Sitesinde meydana geldi. İddiaya göre 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta, erkek arkadaşı Bartu C.A.’nın yanına geldi. İddiaya göre Özgecan Usta ile erkek arkadaşı arasında evlenme konusunda tartışması çıktı. Tartışmanın devam etmesi üzerine genç kız, 8’inci kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybetti. Emniyetteki işlemlerinin ardından Zonguldak Adliyesi’ne sevk edilen Bartu C.A. hakkında ev hapsi ve adli kontrolle yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.
Bartu C.A. hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya katılmadı. Sanık Bartu C.A. yerine avukatı ile Ayşe Özgecan Usta’nın ailesi ve avukatları katıldı.
Mahkeme heyeti duruşmada Ayşe Özgecan Usta’nın olay günü yengesi Ebru Usta ile yaptığı telefon görüşmesini sordu. Yenge Ebru Usta, “O gün aralarında kötü bir şey geçse mutlaka söylerdi. Telefon görüşmelerimiz genellikle uzun sürerdi. O gün de kızım ile ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yapmış. Onunla ilgili soru sormuştum. Daha uzun konuşuyorduk ancak o gün annemin evindeydim. Görüşmeyi kısa kesmek durumunda kaldım. Konuşmamız sırasında herhangi bir olumsuzluktan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi” dedi.
Baba Kenan Usta, adli kontrol şartının arttırılmasını istedi
Kızının kendisinden kız arkadaşına gitmek için istediğini ancak Zonguldak’a geldiğini sonradan öğrendiğini anlatan baba Kenan Usta, kızı Ayşe Özgecan’ın hayat dolu olduğunu ve eğitim hayatını sürdürmek istediğine vurgu yaptı. Olay günü de Bartu C.A.’nın evin kapısını kilitleyerek dışarıya çıkmasına engel olduğunu hatırlatan baba Kenan Usta şöyle devam etti:
“Benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı başına başka türlü zarar gelseydi, farklı düşünebilirdik. Ancak sanığın ikrarı ile de belli olduğu üzere kızımın evden çıkmasına engel olması hatta masa üzerine mermi koyması, alt kattan duyulduğu üzere dışarı çıkmak konusunda direnmesi gibi hususlar birlikte değerlendirileceğinden “hürriyetten yoksun kılma’ durumu söz konusu. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 promil alkol çıkıyor sanıkta 0.40 promil alkol çıkmış olması kızıma alkol içirildiğini göstermektedir. Kendisi içmemiş kızıma içirmiştir. Sanığın cezalandırılmasını hatta adli kontrol şartının ayda birden haftada bire indirilmesini talep ediyorum.”
“Arkadaşım intihara meyilli biri değildi”
Ankara’dan Sesli Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile duruşmaya katılan Ayşe Özgecan Usta’nın arkadaşı Esra Aydın, Özgecan’ın sıklıkla Bartu C.A. ile evlilik konusunda tartıştığını ancak Bartu’nun evlilik konusunda somut adımlar atmadığından yakındığını anlattı.
Arkadaşı Özgecan’ın intihar edebilecek birisi olmadığını ifade eden Esra Aydın, “Kavga ettik, param yok gelmek istiyorum demişti. Sonrasında barıştık demişti. Sürekli problemler yaşıyorlardı. Özge ayrıldığı zaman Bartu geliyordu. Olay günü de gayet iyiydi. Sadece Bartu ile kavgalıydı. Sonra aralarını düzeltmişler. O güne dair bildiğim bu. Özgecan’ı 12 yıldır tanıyorum. Arkadaşımı alıkoyduğu belli. Özge çıkmak istemiş izin vermemiş. Arkadaşım intihara meyilli biri değildi. Öncesinde de bende kalmıştı. Bana ‘yalandan da olsa evlenebileceğini söylemesine razıyım’ diyordu. Asla böyle bir şey demiyor. Sonradan öğrendiğime göre Bartu, Özgecan hakkında verdiği ifadelerde onunla evleneceğini söylemiş. Ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bana bunu kesinlikle söylerdi. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir” diye konuştu.
Taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti sanık Bartu C.A.’nın adli kontrol şartının ayda bir olmak üzere devam etmesine, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 4 Temmuz 2024 tarihine erteledi. – ZONGULDAK
]]>OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>Antalya’nın Kepez ilçesindeki bir yurtta kalan spor lisesi 11. sınıf öğrencisi Nilsu Ö.’yü (17), 2 Ocak Salı günü sınava hazırlandığı sırada iki arkadaşı arayıp TikTok akımı çekeceklerini söyledi. Arkadaşlarının bu isteğini kırmayan Nilsu Ö., onların yanına gitti. İddiaya göre, ayağa kalkan gençler aralarına aldıkları Nilsu Ö.’ye zıpladığı sırada çelme takma şakası yaptı. Bir anda kendini yerde bulan Nilsu Ö., ayağa kalkamadı ve acı içerisinde kıvranmaya başladı. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilmesinin ardından hastaneye kaldırılan genç kızın omurgasında kırık tespit edildi. Bel kısmına çelik korse takılan Nilsu’ya, 1 ay boyunca ayağa kalkmadan yatak istirahati verildi. Kızının yaşadığı olayı duyup yanına gelen anne Canan Başoğlu ise iki öğrenci hakkında şikayetçi oldu.
Ragbide milli takımı hayal ediyordu
Yaklaşık 8 yıl boyunca basketbolda kupalar kaldıran ve çok sayıda madalya sahibi olan, son 1 yıl içerisinde de Kepezspor bayanlar ragbi takımında spor yapan genç kıza doktorlar antrenmanlara en az 3-4 ay sonra dönebileceğini söyledi. Ragbide milli takım hayali kuran Nilsu, aldığı haberle üzüntüye boğulsa da yeniden sahalara dönmek için yatağında gün sayıyor.
“Çok büyük hayallerim vardı”
Olayı anlatan Nilsu Ö., şunları söyledi:
“Yurtta ertesi gün gerçekleşecek olan etüt sınavı için hazırlanıyordum. Arkadaşlarım arayıp TikTok akımı çekeceklerini söylediler. Sınava çalıştığım için hemen gidip geleyim diye acele ettim. Beni ortaya aldılar, kamerayı koydular. Sırayla zıplayacaklarını ve en son üçümüzün aynı anda zıplayacağını söylediler. Ben zıpladıktan sonra ikisi de sağdan soldan ayağıma çelme taktılar ve yere düştüm. Yerden kalkmadım, çok fazla acım vardı. Ambulansla hastaneye götürdüler beni. Tomografide omurga çıkışında kırık olduğunu öğrendik. O süreçte hiçbir şekilde yürüyemiyordum, şu anda da öyle. Arkadaşlarımın kötü niyetle yapmadığının farkındayım ama şakanın yapıldığı zemin sert bir zemindi, bunu düşünmeleri gerekirdi diye düşünüyorum. Olan benim sporuma, hayalime oldu. 1 senedir milli takım için hazırlanıyordum. Şubatta maçım vardı. Maçıma katılamayacağım ama arkadaşlarıma sonuna kadar destek olacağım. Çok büyük hayallerim vardı ama hayırlısı buymuş.”
“Yıllardır verdiği emek 2 dakikalık şaka yüzünden mahvoldu”
Anne Canan Başoğlu ise, Tiktok akımı için yapılan şakayı son derece yanlış bulduğunu ve kızının yıllardır verdiği emeğin 2 dakikada yok olduğunu söyledi. Başoğlu, “Tiktok akımı adı altında bir şaka adına kızımın yıllardır verdiği emek 2 dakikada mahvoldu. Ben kızıma güveniyorum, tekrar ayağa kalkıp sporuna ve okuluna geri dönecek. Bu TikTok adı altında çekilen ağır şakalar, gençlerimizin canına mal olabilir. Ben o gece gittiğim zaman kızımı belden aşağı felç de bulabilirdim ya da beyin kanaması geçirmiş olarak da bulabilirdim. Çocuklarımıza girdikleri ‘sınavdan 100 alacaksın, sen mühendislik okuyacaksın’ demek yerine insan hayatının daha değerli olduğunu söyleyip vicdanlı ve merhametli bir insan yetiştirmeyi tavsiye ediyorum. Çünkü 2 dakikalık bir şaka benim kızımı bu hale getirdi. Buradaki kupa ve madalyalar reklam amaçlı değil, çok büyük bir emek var. Kızımın kaldığı yurt ve okuduğu okul, hepsi tek tek aradılar ve ilgilendiler. Onları asla kötülemiyorum ve hala arkamızdalar. Bir anne olarak çok üzgünüm. TikTok akımına bir an önce el konulmasını istiyorum. Benim kızım gibi daha nice gençlerin hayali çöp olmasın” dedi. – ANTALYA
]]>