Kürt – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Tue, 09 Jul 2024 21:42:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Tarihçi: ‘Kürdistan’ ifadesi tarih sürecinde kullanılmadı https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:42:16 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9350 Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, tarih süreci içinde “Kürdistan” ifadesinin kullanılmadığını ifade etti.

Terör örgütünün siyasi uzantısı olan şimdiki adıyla DEM partisinin tüm yöneticileri ve vekillerinin sık sık bölücü söylemlerde bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “PKK terör örgütüne olan bağlıklarını, bebek katili terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a olan sevgilerini saklamıyor ve varlık nedenleri olan bu durumu inkar etmiyorlar. Garip olan ülkemizde faaliyet gösteren bir kısım siyasi gruplar, böyle bir bağlantının olmadığını iddia ediyorlar. Yani düşünün ki biz, ‘bir siyasi parti eylemleriyle, söylemleriyle biz terör örgütüne bağlıyız diyor, başka bazı siyasi partiler de hayır hayır sizin terör örgütüyle bağınız yok, siz yanlış biliyorsunuz’ şeklindeki diyalogların geçtiği trajikomik ve garip bir tiyatro izliyoruz” dedi.

Kürdistan hayali

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın, partisinin Batman’daki mitingindeki konuşmasında yeni bir bölücü söylemle ortaya çıktığını belirten Eğilmez, “Ülkemizin bir kısmını hadsiz ve cahil bir şekilde Kürdistan olarak nitelendirdi. Sonuçta DEM Parti, bugün bölgeyi yeniden dizayn etmek ve ülkemizi bölmek isteyen küresel güçlerin, gerçekte Kürt düşmanı olan piyonlarından birisidir. İşte bu güçlerin parçala ve yönet projelerinde kullandıkları en gözde enstrümanları Kürdistan tabiridir. Biz de bugün ‘Kürdistan’ konusunu kısaca irdeleyip, özet bir çerçeve çizelim istedik” diye konuştu.

“Kimse Kürdistan’ı bulamıyor”

Bin yılı aşkın bir süredir Türklerle kardeşlikten öte bir bağ içerisinde yaşayan Kürtlerin, özellikle günümüz Türkiye, İran, Irak, Suriye sınırındaki bölgelerde yerleşmiş Asyanik bir halk olduğunu anlatan Doç. Dr. Savaş Eğilmez, “Kürtler bu dağlık arazide çok uzun zamandan beri ikamet etmektedirler. İran’ın kuzeyindeki Türkmen steplerinden, İskenderun Körfezi’ne kadar uzanan ve eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin gelip geçtiği bu geniş bölgeler, diğer ırklar gibi muhtemelen Kürt aşiretleri tarafından da dolaşılmıştır. Tarihi süreç içerisinde, Kürtlerin ikamet ettiği bölgeyi tanımlamaya çalıştığımızda, Birkaç söylem dışında, hele hele siyasi bir otoriteyi kastederek Kürdistan adına ulaşmanın mümkün olmadığını görürüz” şeklinde konuştu.

“Batılı araştırmacılar hemfikir değil”

Selçuklu Sultanı Sencer’in (1117-1157), o dönemdeki demografik yapıya vurgu yaparak Hemedan, Kirmanşah, Dinver ve Şerhizar şehirlerini kapsayan bölgeye Kürdistan adını verdiğini vurgulayan Eğilmez sözlerini şöyle sürdürdü:

“14. yüzyıla gelindiğinde ise dönemin en önemli kaynaklarından Hamdullah Kazvini’nin Nüzhet’l-Kulüb adlı eserinde Kürdistan diye isimlendirilen bölgenin 16 kasabadan ibaret olduğunu zikredilir. Osmanlı Devleti de ara ara yukarıda zikredilen bölgelerden bazılarını coğrafi olarak Kürdistan ismiyle nitelendirmiştir. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki bu az sayıdaki coğrafi tanımlamalar içerisinde bugün Türk Devleti’nin sınırları içerisinde bulanan herhangi bir toprak parçasını bulmak imkansızdır. Kürtlerin kökenleri hakkında sınırlı bir alanda araştırma yapmak zorunda kalan batılı araştırmacılar da Kürdistan tanımı üzerinde fikir birliğine varamamışlardır. Hatta batının önde gelen araştırmacı ve oryantalistleri, böyle bir coğrafi ismin ortaya çıkarılabilmesinin imkansızlığından bahsederler.”

Türk-Kürt kardeşliği

Türklerin Anadolu’ya doğru büyük göçe başladıklarında bu coğrafyada Rumlar, Ermeniler ve Süryanilerin bulunduğunu belirten Eğilmez, “Kürtlerin bugünkü coğrafyaya yerleşmelerinde, Selçukluların Bizans’ı bölgeden geri çekilmeye mecbur etmesinin payı çok büyüktür. Bölgede kurulan Türk Beylikleri, Kürtleri kendilerinden ayrı görmüyor ve kardeş olarak tanımlıyorlardı. Bir an için ayrı ırklar oldukları düşünülse bile dindaşlık faktörü, çok kapsamlı ilişkilerin oluşturduğu bütünlük, Türkleri ve Kürtleri hiçbir zaman karşı karşıya getirmemiş, aksine derin bir birliktelik sağlamıştır. Nüfus yoğunluğuna ve yaşam tarzına göre zaman zaman bazı Kürt aşiretleri Türkleşmiş, bazı Türk obaları da Kürtleşmiştir” dedi.

“Kardeşliği bozamamışlar”

Doç. Dr. Savaş Eğilmez, konuyla ilgili konuşmasına şöyle devam etti:

“Bugün üzerinde bulunduğumuz, dünyanın kalbinin attığı bu bölgedeki Türk hakimiyetini zayıflatmak, kesintiye uğratmak ve nihayetinde sona erdirmek adına, tarih boyunca çok defa Türk-Kürt kardeşliği bölünmek istenmiş, bu insanlar çatışma içerisine çekilmeye çalışılmış ama hiçbir zaman başarıya ulaşılamamıştır. Bu insanlar asırlar boyunca Selçuklu, Osmanlı nihayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde kardeşçe yaşadılar. Kürtler; Selçuklu-Haçlı, Selçuklu-Moğol, Osmanlı-Safevi, Osmanlı-Batı mücadelelerinde hep Türklerin yanında yer aldılar. I. Dünya Savaşı’nda beraber şehit düştüler. Yeni Türk Devleti kurulurken yine Türklerle beraberdiler.”

“Türk milleti şiddetli bir ceza keser”

Türk Devletlerinin sonuncusu olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, her zaman devletin asli unsuru olarak gördüğü Kürt vatandaşlarının, sınır dışındaki akrabalarını bile koruması altına aldığına vurgu yapan Eğilmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Hangi oluşum içerisinde olursan ol, Türk Devleti ile ne kadar sıkı ilişkilerin olursa olsun, sen eğer ülkemizin bir karış toprağını veya sınırlarımız dışında Kerkük ve Musul gibi tarihi Türkmen bölgelerini, sözde Kürdistan bölgesi içerisine katıp, ben buraları Kürdistan olarak tanıyacağım gibi safsatalarla ortaya çıkarsan, Türk Devleti ve Türk milletinden büyük bir tepki görür ve Türk Devleti tarafından şiddetli bir şekilde cezalandırılırsın.” – ERZURUM

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tarihci-kurdistan-ifadesi-tarih-surecinde-kullanilmadi/feed/ 0
Hulusi Akar: “Filistin’e yapılan etnik temizliğe, soykırıma varan bir katliamdır” https://www.kanal7haber.com.tr/hulusi-akar-filistine-yapilan-etnik-temizlige-soykirima-varan-bir-katliamdir/ https://www.kanal7haber.com.tr/hulusi-akar-filistine-yapilan-etnik-temizlige-soykirima-varan-bir-katliamdir/#respond Wed, 17 Apr 2024 21:57:42 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6428 Hulusi Akar: ” Filistin’e yapılan etnik temizliğe, soykırıma varan bir katliamdır”

AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar:

“Operasyonlar son terörist derdest edilinceye kadar sürecek”

“Bize NATO’daki toplantılarda biri geldiğinde ‘YPG ayrı demeyin kavga ederiz’ diyoruz”

“PKK ve YPG hiçbir şekilde Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir”

DENİZLİ – EGEKAF’ta “Millet Olma Bilinci ve Terörle Mücadele” konulu söyleşi gerçekleştiren Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar, “Bunlar burada durduğu müddetçe bizim operasyonlarımız da durmayacak. Operasyonlar bitmiyor, gece gündüz her an operasyon söz konusu. En son terörist derdest edilinceye kadar sürecek” dedi.

Ege Kariyer Fuarı konuklarından Milli Savunma eski Bakanı, AK Parti milletvekili, Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar “Millet Olma Bilinci ve Terörle Mücadele” adlı söyleşi gerçekleştirdi. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte milletvekili Akar, Irak’ın kuzeyinde gerçekleşen operasyonlarda hudutların ve vatandaşların güvenliğini amaçladıklarını ifade etti. Geçmiş yıllarda teröristlerin toparlandıktan sonra tekrar saldırı girişimlerinde bulunduklarını ifade eden Genelkurmay eski başkanı ve Milli Savunma eski Bakanı Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni konseptinin kaynağında yok etmek olduğunu söyledi. Teröristleri kaynağında yok etmek amacıyla Mehmetçiğin nefesinin teröristlerin ensesinde olduğunu dile getiren Akar, “Nereye kaçarlarsa kaçsınlar barınaklarını, sözde karargahlarını başlarına yıkmakta. Sadece teröristleri oraya gömmekte azimli ve kararlıyız. PKK ve YPG dünya kamuoyunu yanıltmak için her türlü hileyi kullanıyorlar. İsim değişikliği bunlardan biri. PKK ile YPG arasında hiçbir fark yok. Bize NATO’daki toplantılarda biri geldiğinde ‘YPG ayrı demeyin kavga ederiz’ diyoruz. Bu aklımıza hakarettir. Bu kadar istihbarata, görgüye, bilgiyle biz bunları gördükten sonra siz bize ‘Bunlar ayrı’ derseniz aklımıza hakaret olur, kavga ederiz. Siz 10 bin kilometreden kendi menfaat ve çıkarlarınız için geldiğinizi söylüyorsunuz. Bizden de bir şey yapmamızı bekliyorsunuz. Böyle bir şey söz konusu değil. Bunlar burada durduğu müddetçe bizim operasyonlarımız da durmayacak. Operasyonlar bitmiyor, gece gündüz her an operasyon söz konusu. En son terörist derdest edilinceye kadar sürecek” dedi.

“PKK ve YPG hiçbir şekilde Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir”

PKK ve YPG’nin Kürt vatandaşların temsilcisi olmadığını vurgulayan milletvekili Akar, “DEAŞ nasıl Müslümanların temsilcisi değilse, PKK ve YPG’de Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değil. Kürt kardeşlerimiz de PKK’lı veya YPG’li değil. Bizim operasyonlarımız teröristlere karşı. Kürtler, Türkler, Zazalar, Araplar kim varsa orada hepsi kardeştir. Bunun delili de Çanakkale’de beraber savaştık, Milli mücadeleyi beraber yaptık. Şehitliklerimizde Türk’ü, Kürt’ü, Zaza’sı yan yana yatıyor” ifadelerini kullandı.

“Etnik temizliğe, soykırıma varan bir katliamdır”

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da değerlendiren Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iki devletli çözümü öldürmeye çalıştığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti olarak Doğu Kudüs’ün başkent olacağı, egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu söylediklerini vurgulayan Akar, “Bunun içinde yapılması gereken her şeyi yapacağız. Burada ‘Ben ne yapabilirim’ demek yok. Birisi sizin ayağınıza bassa, çocuğunuza bir tokat atsa, gelip camınızı kırsa ne yaparsınız? Bir şey yapın. Sosyal medyayla, STK’larla ve ya bir şey söyleyerek mutlaka bir şey yapmak zorunda olduğumuzu görelim. Biraz rahatsız olun diye en son rakamları söyleyeceğim. 12 bin çocuk, 8 bin 190 kadın öldürüldü. Ne silahı ne tüfeği ne topu var. Bu bir savaş değil. Asla savaş dememeliyiz. Bazıları bilerek İsrail – Filistin savaşı diyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Bir tarafta nükleer silah dahil her türlü silahı var, diğer tarafta sapan taşı var. Bu nedenle savaş olması söz konusu değil, bu bir katliam. Etnik temizliğe varan, soykırıma varan bir katliamdır. Toplam 29 bin 62 Filistinli şehit oldu. ‘Burada Hamas var. Biz onlarla çatışıyoruz. Bunlarda o nedenle öldü’ diyorlar. Batı Şeria’da Hamas yok. 334 kişiyi katlettiler. Bir tarafta 29 bin olduğu için 334 az geliyor. 130 basın mensubu öldürüldü. Kendi ülkemizde yaşıyoruz. Bazı sebeplerden dolayı tutuklanan bir basın mensubu için Amerika, Avrupa ayağa kalkıyor. 337 sağlık görevlisi katledildi. 7 bin 700 kayıp var, kayıp demek ölü demek” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/hulusi-akar-filistine-yapilan-etnik-temizlige-soykirima-varan-bir-katliamdir/feed/ 0
EGEKAF’ta Hulusi Akar: Operasyonlar teröristler derdest edilinceye kadar sürecek https://www.kanal7haber.com.tr/egekafta-hulusi-akar-operasyonlar-teroristler-derdest-edilinceye-kadar-surecek/ https://www.kanal7haber.com.tr/egekafta-hulusi-akar-operasyonlar-teroristler-derdest-edilinceye-kadar-surecek/#respond Mon, 15 Apr 2024 21:27:37 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=6346 EGEKAF’ta “Millet Olma Bilinci ve Terörle Mücadele” konulu söyleşi gerçekleştiren Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar, “Bunlar burada durduğu müddetçe bizim operasyonlarımız da durmayacak. Operasyonlar bitmiyor, gece gündüz her an operasyon söz konusu. En son terörist derdest edilinceye kadar sürecek” dedi.

Ege Kariyer Fuarı (EGEKAF) konuklarından Milli Savunma eski Bakanı, AK Parti milletvekili, Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar “Millet Olma Bilinci ve Terörle Mücadele” adlı söyleşi gerçekleştirdi. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte milletvekili Akar, Irak’ın kuzeyinde gerçekleşen operasyonlarda hudutların ve vatandaşların güvenliğini amaçladıklarını ifade etti. Geçmiş yıllarda teröristlerin toparlandıktan sonra tekrar saldırı girişimlerinde bulunduklarını ifade eden Genelkurmay eski başkanı ve Milli Savunma eski Bakanı Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni konseptinin kaynağında yok etmek olduğunu söyledi. Teröristleri kaynağında yok etmek amacıyla Mehmetçiğin nefesinin teröristlerin ensesinde olduğunu dile getiren Akar, “Nereye kaçarlarsa kaçsınlar barınaklarını, sözde karargahlarını başlarına yıkmakta. Sadece teröristleri oraya gömmekte azimli ve kararlıyız. PKK ve YPG dünya kamuoyunu yanıltmak için her türlü hileyi kullanıyorlar. İsim değişikliği bunlardan biri. PKK ile YPG arasında hiçbir fark yok. Bize NATO’daki toplantılarda biri geldiğinde ‘YPG ayrı demeyin kavga ederiz’ diyoruz. Bu aklımıza hakarettir. Bu kadar istihbarata, görgüye, bilgiyle biz bunları gördükten sonra siz bize ‘Bunlar ayrı’ derseniz aklımıza hakaret olur, kavga ederiz. Siz 10 bin kilometreden kendi menfaat ve çıkarlarınız için geldiğinizi söylüyorsunuz. Bizden de bir şey yapmamızı bekliyorsunuz. Böyle bir şey söz konusu değil. Bunlar burada durduğu müddetçe bizim operasyonlarımız da durmayacak. Operasyonlar bitmiyor, gece gündüz her an operasyon söz konusu. En son terörist derdest edilinceye kadar sürecek” dedi.

“PKK ve YPG hiçbir şekilde Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir”

PKK ve YPG’nin Kürt vatandaşların temsilcisi olmadığını vurgulayan milletvekili Akar, “DEAŞ nasıl Müslümanların temsilcisi değilse, PKK ve YPG de Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değil. Kürt kardeşlerimiz de PKK’lı veya YPG’li değil. Bizim operasyonlarımız teröristlere karşı. Kürtler, Türkler, Zazalar, Araplar kim varsa orada hepsi kardeştir. Bunun delili de Çanakkale’de beraber savaştık, Milli Mücadele’yi beraber yaptık. Şehitliklerimizde Türk’ü, Kürt’ü, Zaza’sı yan yana yatıyor” ifadelerini kullandı.

“Etnik temizliğe, soykırıma varan bir katliamdır”

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını da değerlendiren Milli Savunma Sanayisi Komisyon Başkanı Hulusi Akar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iki devletli çözümü öldürmeye çalıştığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti olarak Doğu Kudüs’ün başkent olacağı, egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu söylediklerini vurgulayan Akar, “Bunun için de yapılması gereken her şeyi yapacağız. Burada ‘Ben ne yapabilirim’ demek yok. Birisi sizin ayağınıza bassa, çocuğunuza bir tokat atsa, gelip camınızı kırsa ne yaparsınız? Bir şey yapın. Sosyal medyayla, STK’larla veya bir şey söyleyerek mutlaka bir şey yapmak zorunda olduğumuzu görelim. Biraz rahatsız olun diye en son rakamları söyleyeceğim. 12 bin çocuk, 8 bin 190 kadın öldürüldü. Ne silahı ne tüfeği ne topu var. Bu bir savaş değil. Asla savaş dememeliyiz. Bazıları bilerek İsrail-Filistin savaşı diyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Bir tarafta nükleer silah dahil her türlü silahı var, diğer tarafta sapan taşı var. Bu nedenle savaş olması söz konusu değil, bu bir katliam. Etnik temizliğe varan, soykırıma varan bir katliamdır. Toplam 29 bin 62 Filistinli şehit oldu. ‘Burada Hamas var. Biz onlarla çatışıyoruz. Bunlarda o nedenle öldü’ diyorlar. Batı Şeria’da Hamas yok. 334 kişiyi katlettiler. Bir tarafta 29 bin olduğu için 334 az geliyor. 130 basın mensubu öldürüldü. Kendi ülkemizde yaşıyoruz. Bazı sebeplerden dolayı tutuklanan bir basın mensubu için Amerika, Avrupa ayağa kalkıyor. 337 sağlık görevlisi katledildi. 7 bin 700 kayıp var, kayıp demek ölü demek” şeklinde konuştu. – DENİZLİ

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/egekafta-hulusi-akar-operasyonlar-teroristler-derdest-edilinceye-kadar-surecek/feed/ 0
Kerkük seçimleri: Olası hükümet senaryoları https://www.kanal7haber.com.tr/kerkuk-secimleri-olasi-hukumet-senaryolari/ https://www.kanal7haber.com.tr/kerkuk-secimleri-olasi-hukumet-senaryolari/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:24:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1580 Ortadoğu Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Türkmen Çalışmaları Uzmanı Dr. Selçuk Bacalan, Kerkük Vilayet Meclisi seçimlerinin sonuçlarını ve olası hükümet senaryolarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Irak’ta, Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) vilayetleri dışındaki 14 vilayette 10 yılın ardından etnik açıdan ülkenin minyatürü olarak bilinen Kerkük’te ise 18 yıl sonra seçimler nihayet 18 Aralık’ta düzenlenebildi. Nihai olmayan seçim sonuçlarına göre, Kerkük Vilayet Meclisi’nde Kürtler 7, Araplar 6, Türkmenler 2, Hristiyanlar ise 1 üye kazandı. Irak Vilayet Meclis Seçimi Yasası’na göre, petrol zengini Kerkük için 15 ve azınlıklar yani Hristiyanlar için 1 kota sandalyesi olmak üzere toplam 16 sandalye tahsis ediliyor.

Tüm tarafların farklı siyaset güttüğü Kerkük’teki güç dengesini altüst etmesinin muhtemel olduğu sonuçlar, Kerkük’te yerel yönetimi hiçbir etnik grubun tek başına kuramayacağı anlamına geliyor. Zira Kerkük’e tahsis edilen 16 sandalyenin en az 9’uyla yani yüzde 50 + 1’iyle yerel meclis belirlenebiliyor ve meclis de 1 ay içerisinde valiyi seçebiliyor. Bu tablo etnik gruplar arasında koalisyon yönetiminin kurulması konusunda ciddi zorluğa işaret ediyor. Bu nedenle, vilayet meclisi için optimum seçenek bulunamaması halinde IKBY’nin 2017’deki bağımsızlık referandum girişiminin ardından güvenlik ve siyasi anlamda yakalanan nispi istikrar bozulabileceği gibi kimlik temelli gerilimler tekrar tırmanabilir.

Yerel meclis için muhtemel ittifaklar

Kerkük’te herhangi bir grubun tek başına yerel hükümeti kuracak gücünün olmaması, ittifak seçeneğini zorunlu kılıyor. Kürtler, 2003-2017 yılları arasında Kerkük Vilayet Meclisi’nde Türkmen ve Arapların kararlarını ve görüşlerini göz ardı ederek siyasi çıkarları doğrultusunda şehri yönetmişti. Yani il meclisindeki denge Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından Kürtlerin lehine kurulmuştu. Bu nedenle, bağımsızlık referandumdan sonra Türkmen ve Araplar daha yakın ilişkiler kurmuştu. Bu yakınlaşmanın son seçimin ardından sürmesi, yerel hükümetin kurulmasına katkı sunabilir. Araplar; mevcut Vali Vekili Rakan Said el-Cuburi liderliğindeki Arap Koalisyonu 3, Irak Başbakan Yardımcısı ve Planlama Bakanı Muhammed Ali Temim’in listesinden Kiyade 2, ve Kerkük Arap Milletvekili Vasfi el-Asi’nin desteklediği Urube listesinden 1 olmak üzere toplam 6 üye kazandı. Araplar vilayet meclisinde çoğunluğu elde edemese de 2 sandalye alan Türkmenlerin de desteğiyle çoğunluğu elde edebilir. Ancak daha önceki dönemde de olduğu gibi Kürtler Hristiyan sandalyesini yanlarına alarak sayıyı eşitleyebilir. Ancak bu kez Hristiyan kotasından seçilen Emil Butrus’un Kürtlere uzak bir tutum içerisinde olması Kürtler için bir zorluk olabilir.

Zira 2005 seçimlerinin aksine son seçime ayrı listelerle giren Kürtler, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) 5 ve Kürdistan Demoktarik Partisi (KDP) 2 olmak üzere toplam 7 üye kazandı. Kürtlerin de Araplar veya Türkmenlerle birlikte hareket etmeden hükümeti kurma çoğunluğunu sağlaması söz konusu değil. Irak’ın yakın tarihi boyunca Türkmenlerin ve Kürtlerin ilişkilerindeki milli hedeflerin farklılığından kaynaklanan gerilimler, iki toplumun yararına yapılabilecek stratejik anlaşmalara engel teşkil ediyor.

Hristiyan kotası her ne kadar koalisyon hesaplamalarında dikkate alınmasa da Kerkük’te kurulacak yerel hükümette önemli rol oynayabilir. Hristiyan kotasını kazanan Emil Butrus’un, Kerkük’e bağlı Arapların yoğun yaşadığı Havice ilçesinde 15 yıl öğretmenlik yaptığı biliniyor. Kiyade listesini destekleyen Muhammet Timim’e de yakın olduğu düşünülüyor. Bu senaryoda Arap, Türkmen ve Hristiyanların birleşmesi halinde toplam 9 sandalyeyle çoğunluğu elde ederek Kerkük’te yerel hükümeti kurabilir ve bu koalisyon Kerkük valisini de belirleme hakkını elde edebilir. Dolayısıyla Türkmenlerin, Kerkük vilayet meclisi seçimlerinde az sandalye elde etmelerine rağmen, yerel hükümetin kurulmasında kilit rol oynayabileceklerini söylemek yanlış olmaz.

Ancak, Kürtlerin de Araplarla anlaşarak vilayet meclisini kontrol etme ihtimalini dışlamamak gerekiyor. Özellikle KYB lideri Bafel Talabani’nin Bağdat’taki siyasi aktörlerle ve İran yanlısı gruplarla yakınlığı ve seçim sonuçlarıyla siyaseten güçlenen Kürtlerin denklem dışı bırakılmasının riskleri hesaplandığında bu seçeneğin zorluğu dikkat çekiyor. Kürtler arasında ayrışma söz konusu olsa da milli konularda bir araya gelme potansiyelinin yüksek olduğunu da söylemek yanlış olmayacaktır. Kerkük’teki KYB valiliğine karşı KYB’nin Musul’da KDP’yi destekleyeceğine yönelik bir anlaşmaya dair dikkate değer iddialar bulunuyor.

Seçimlerin yapılmasından kısa bir süre önce Irak’ta Sünni kutbunun önde gelen isimlerinden Muhammed Ali Timim ile Kerkük Vali Vekili Rakan Said el-Cuburi, Irak Türkmen Cephesi (ITC) ve Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi (BITC) Başkanı Hasan Turan’ın evine bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret siyaset arenasında Türkmen-Arap ittifakı ve valilik pozisyonunun Türkmenlere verilmesi tartışmaları konusunda arka kapı diplomasisi olarak değerlendirildi. Türkmenler uzun süredir Kerkük valisinin bir Türkmen olması gerektiğini savunuyor. Cuburi, seçim sonuçları açıklandıktan bir gün sonra ITC Kerkük Milletvekili Erşat Salihi’nin evini de ziyaret etti. ITC’nin 11 yıl başkanlığını yürüten Salihi, BITC listesinde en yüksek oyu alarak vilayet meclisine giren Ahmet Remzi’yi destekledi. Bu bağlamda, Arap-Türkmen ittifakının Türkiye tarafından da desteklenebileceği söylenebilir. Nitekim Cuburi ile Türkiye arasında da sıcak bir diyalog olduğundan bahsedilebilir.

Valinin en fazla oyu alan KYB’den seçilme ihtimali hem Türkmenlerin hem de Ankara’nın endişelerini perçinliyor. Ankara, KYB’nin PKK’ya yakınlığı nedeniyle Süleymaniye’ye hava sahasını kapattığı düşüncesi gibi baskılarını sürdürüyor. 2017 yılından sonra Cuburi’nin Kerkük Valisi olmasıyla kısmen güvenlik istikrarı yaşayan Kerkük’te Türk şirketlerinin yatırımıyla inşa edilen hastane, havaalanı, alışveriş merkezleri ve otoyolları gibi birçok yatırım yapıldı. Ankara, burada söz konusu istikrarın sürmesini destekliyor.

Kürtlerle müzakere kapıları açık tutulmalı

Türkmen-Arap ittifakının kurulma ihtimalinin yüksek olacağının bir başka göstergesi de Şubat 2019’da Birleşmiş Milletlerin (BM) desteğiyle Kerkük’ün yönetimiyle ilgili oluşturulan “Kerkük Müzakereleri” toplantılarıdır. Söz konusu toplantılarda Kerkük’ün güvenlik dosyasının akıbeti, tarım arazilerin statüsü, üst düzey idari görevlerin yüzde 32 oranla paylaşılması ve valilik pozisyonunun Kerkük bileşenleri arasında dönüşümlü olarak üstlenilmesi maddeleri tartışıldı. Türkmenler ile Araplar, Kerkük’ün güvenlik dosyasının Irak Federal Polis güçlerinin kontrolünde kalması, üst düzey idari görevlerin yüzde 32 oranla paylaşılması ve valilik pozisyonunun dönüşümlü olarak üstlenilmesi maddelerinde mutabık kaldı. Buna karşın, Türkmenlerle Kürtler bu toplantılarda sadece tarım arazilerin statüsü maddesi üzerinde mutabık kaldı. Bu görüşmelerde Kerkük’ün geleceği ve yönetimiyle ilgili Türkmenlerle Arapların birçok konuda mutabık kalması vilayet seçimleri sonrası kurulacak yerel hükümette de ittifak içerisinde olmaları ihtimalini artırıyor. Ancak Kerkük yerel hükümetinin kurulmasında Türkmenler, Kürt gruplarıyla da müzakere kapılarını açık tutmalıdır. Zira IKBY Şubat 2024’te parlamento seçimlerine hazırlanıyor ve Erbil ile Sülaymaniye’de ciddi oranda Türkmen nüfusu yaşıyor. Dolayısıyla Türkmenler, IKBY’deki siyasi temsillerinin zarar görmemesi için dikkatli bir siyaset takip etmelidir.

2008 yılı 21 sayılı Irak İller Yasası’nın 7. Maddesinin 1. Bendine göre, vilayet meclisi seçim sonuçları onaylandıktan 15 gün sonra mevcut valinin, vilayet meclisinin yeni üyelerini toplantıya davet etmesi, toplantıya yeni seçilen yaşça en büyük üye başkanlık etmesiyle meclis başkanı ve 2 yardımcısının seçilmesi gerekiyor. Bu maddede yeni meclisin 30 gün içerisinde vali ve 2 yardımcısını seçebilme hükmü de yer alıyor.

Türkmenlerin mevcut 2 üyesinden 1’inin vilayet meclis heyetine dahil olması halinde yerel hükümette temsil düzeyi 3’e çıkabilir. Zira, başkan ve 2 yardımcısından oluşan meclis başkanlık heyeti seçilen üyelerden olması şartı vardır. Bu durumda boşalan sandalyeye listeden en çok oy alan aday oturur.

Kerkük’ün “kardeşlik şehri” olduğunu en güçlü Türkmenler savunuyor. 2003-2017 yıllarında Kürtlerin, 2017-2023 yıllarında ise Arapların sahip olduğu valilik makamını yeni dönemde Türkmenlerin üstlenmesi, “kardeşlik şehri” tezine hizmet edecek olsa da bu ihtimal zor görünüyor. Bu çerçevede, uzun süredir istikrarsızlık ve kaosla dillerden düşmeyen Kerkük için en gerçekçi senaryo bütün bileşenlerin dahil olduğu bir meclis kurulmasıdır. Nitekim 8 Mayıs 2023’te yayımlanan Irak Parlamento ve Vilayet Meclisleri Seçim Yasası’nın 13. Maddesinin 3. Fıkrasında “Kerkük vilayetindeki idari görevlerin, vilayetin bileşenleri arasında seçim sonuçlarını gözetmeksizin eşit bir şekilde dağıtılması” ifadesi yer alıyor. Bütün bileşenlerin içinde olduğu meclis formülü, kimlik siyaseti temelli gerginliğin minimize edilmesi, birlikte yaşam kültürünün güçlenmesi ve vilayetin normalleşmesini hızlandırabilir.

Ancak Irak genelinde seçimlere katılım oranı yüzde 41 iken, Kerkük’te yüzde 65’le ülkedeki en yüksek katılım oranı olması gösterilen iradeden ziyade tedirginliğin göstergesi. Seçim öncesi Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin “Kerkük’te yerel seçimlerin bileşenler arasında milli bir seçim olacağı” ifadesi hatırlandığında seçimlere tüm tarafların hayati önem atfettiği anlaşılıyor. Bu durum rakip tarafların etnik temelli bir siyaset savunduğunu da gösteriyor. Bu nedenle, Kerkük bileşenlerinin etnik kimlik siyasetinden ziyade bir üst kimlik olarak “Kerküklü kimliğini” temel alan yeni bir model ortaya çıkarması kentin geleceğine hizmet edecektir. Kerkük’te bu modelin başarılı olması, ülke geneline de yansıması ve “Iraklılık” üst kimliğine örnek olabilir. Aksi senaryolar Kerkük’te ve dolayısıyla Irak’ta kaosun bitmeyeceği anlamına geliyor.

[Dr. Selçuk Bacalan, Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde (ORSAM) Türkmen Çalışmaları Uzmanıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/kerkuk-secimleri-olasi-hukumet-senaryolari/feed/ 0