Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı. Ekonomistlerin beklentileri de faizin sabit bırakılacağı yönündeydi.
Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 45 oldu. Geçen ay gerçekleştirilen toplantıda politika faizi 500 baz puan artırılmıştı.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler Deneme Bonusu Veren Siteler kullanıldı; "Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir. Mart ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatındaki seyir cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.
Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.
Kurul; makroihtiyati politikaları, piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat Ataköy Escort faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.
Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."
]]>Ali Babacan, DEVA Partisi Kocaeli Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Programda Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İsmail Ensar Baturman’ı da tanıtan Babacan, Merkez Bankası’nın faiz kararlarına, muhalefetin siyaset anlayışına, ekonomi yönetimine değindi. Ali Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:
“Bugün Merkez Bankası’nın politika faiz kararını açıklama günü. Biliyorsunuz, seçimden bu yana 8 ayda 8 kez Merkez Bankası’nın faizi artırıldı ve bu konuda herkes görüş ifade etti. Akşam, şimdi televizyon kanallarına bakın, herkes bir şeyler söylüyor. Karar şöyle olsa da böyle olsa da, herkes konuşuyor. 8 aydır faiz konusunda bu ülkede konuşmayan hiç kimse kalmadı, bir kişi hariç. Her konuda konuşan, en az okunan gazetelerin köşe yazarlarına laf yetiştiren, partisinin küçük bir ilçedeki gençlik kolları başkanına kadar her konuya müdahale eden o bir kişiden hala ses yok.”
“SİYANI ERDOĞAN, MERKEZ BANKASI’NIN KARARLARININ ARKASINDAYSANIZ, ÇIKIN AÇIKLAYIN”
Sayın Erdoğan, Merkez Bankası kararlarının arkasındaysanız, çıkın açıklayın.
Çıkın açıkça savunun. Yok Merkez Bankası’nın faiz artırması yanlışsa, o zaman da gereğini yapın. Sustu, susuyor. Her konuda konuşuyor, bu konuda susuyor. Belli, konuşacak yüzü yok. Açıklayacak yüzü yok. Ama arkadaşlar, ben açıklayayım ben. Bu vesileyle gerçek tezi ben açıklayayım. Erdoğan sebep, yüksek faiz sonuç. Erdoğan sebep, yüksek kur sonuç. Erdoğan sebep, yüksek enflasyon sonuç. Bu kadar.
“FAİZ YÜKSELMEZ İNER, DAHA DA İNECEK’ DEMİYOR MUYDU?”
‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diye tutturduğu bir tekerlemesi yok muydu? ‘Nass, nass’ demiyor muydu? ‘Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselmez iner, daha da inecek’ demiyor muydu? Hayırdır Sayın Erdoğan, şimdi size soruyoruz: İktidardan mı indiniz?
“NE ZAMAN MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZ ÇALIŞTI, ENFLASYON TEK HANEYE DÜŞTÜ”
Türkiye’de yakın tarihimiz o kadar açık ki. Ne zaman ki Merkez Bankası bağımsız çalıştı, enflasyon tek haneye düştü; ve uzun süre de tek hanede kaldı. Ne zaman ki Erdoğan Merkez Bankası’nı kendisine bağladı 2018’de, o gün bugündür enflasyon azdı, düşmüyor, bu kafayla düşmez de. Tablo çok net ortada.
‘Biz gidersek ülke batar’ demek dışında siyaset üretmeyenlerin, muhalefet etmeyi bir kazanç kapısı olarak görenlerin, işine geldiğinde şiddete karşı çıkan, işine geldiğinde bir yumruğu savunmak için yarışanların; kısacası ezber konuşan, ezber düşünen muhalefetin de bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok, bunu açık söylüyorum ben.
“BİR KİMLİK SİYASETİDİR ALMIŞ YÜRÜMÜŞ”
Bir kimlik siyasetidir almış yürümüş. Şöyle bir açın bakın ne diyorlar diye; hep kimlik siyaseti. Diyor ki, ‘Ben falancıyım, filanım, onun için bana oy verin.’ Diyorlar ki, ‘Ben şucuyum bucuyum, bana oy verin.’ İyi de arkadaş, senin kim olduğunu anladık da, sen bu memleket için ne yapacaksın ya bu onu anlat hele ya. Bu ülkenin yarınları için hayalin nedir? Projelerin nedir, planların nedir onu anlat. Yok.
“BAZI MUHALEFET PARTİLERİ ADINA KONUŞANLARI DİNLERKEN HİCAP DUYUYORUM”
İnanın, bazı muhalefet partilerinin sözcülerini dinlerken, muhalefet partileri adına konuşanları dinlerken hicap duyuyorum. ‘Al birini vur ötekine’ derler ya, aynı o hesap. Henüz daha iktidar ya da iktidar ortağı falan da değiller bakın. Şimdiden başlamışlar kavgaya, dövüşe. Sözüm ona, ülkenin yarınlarına siyaset vadediyorlarmış. Sözüm ona, bu iktidarın alternatifi olacaklarmış.
“HÜKÜMET ÜLKENİN BİR YARISINI DİĞER YARISIYLA KAVGALI HALE GETİRDİ”
Türkiye’de kabaca arkadaşlar, yüzde 60- yüzde 40 gibi bir oran var ama, kabaca ülkenin yarısı ev sahibi, yarısı kiracı. Yani bu hükümet bu ülkenin bir yarısını diğer yarısıyla kavgalı hale, ihtilaflı hale getirdi. İşte, büyükşehir adayımız avukat. Avukatlara şöyle bir sorun; en çok hangi davalar geliyor bugün size diye, kiracı ev sahibi davası. Ama bu milletin zaten kabaca yarısı ev sahibi yarısı kiracı. Milletin yarısı diğer yarısıyla kavgalı, ihtilaflı.
“99 DEPREMLERİYLE YAŞADIĞIMIZ ACIDAN MAALESEF DERS ÇIKARTILMADI”
Üzerinden 25 sene geçse de 99 depremleriyle yaşadığımız acıdan maalesef ders çıkartılmadı. Çünkü zihniyet değişmedi arkadaşlar, zihniyet. 6 Şubat günü, depremin olduğu saatte, Adıyaman’da binlerce insan saat 04.17’de o duran saat kulesine yürürken ‘Sahipsiz Memleket!’ diye haykırmıştı; ki ben tam 6 Şubat tarihinde Adıyaman’daydım. 5’inde Kahramanmaraş 6’sında Adıyaman. Oradaki vatandaşlarımızla şöyle bir dertleştik. Tam 1 yıl sonra durumu yerinde izledik, gözledik. Evet, sahipsiz memleket.
“ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİNDE ‘SAHİPSİZ MEMLEKET’ HİSSİ YAŞANIYOR”
Ülkemizin her köşesinde ‘sahipsiz memleket’ hissi yaşanıyor. Her afette, her felakette, yurdumun bir başka köşesi ‘sahipsiz’ kalıyor. Erzincan’da, altın aranıyor; madende çalışan işçilerimiz sahipsiz kalıyor. Marmara Denizi’nde bir gemi fırtınada denize açılıyor; denizcilerimiz sahipsiz kalıyor. Sokakta yürürken çatışmalar yaşanıyor, insanlar yaralanıyor; vatandaşlarımız sahipsiz kalıyor.
“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNUYORLAR AMA SADECE KENDİLERİ İÇİN”
İdeolojik zıtlıklar, siyasi görüş ayrılıkları fark etmiyor. İfade özgürlüğünü savunuyorlar, ama sadece kendileri için. Şiddete karşı çıkıyorlar, ama sadece kendileri için. Hak-hukuk diyorlar, ama sadece kendileri için. İktidarıyla muhalefetiyle, yerel seçimlerdeki ‘matematikleri’ belli: Belediyecilik ‘eşittir’ komisyonla plaza dikilecek boş arsalar. Belediyecilik ‘eşittir’ eşe dosta dağıtılacak haksız hukuksuz ruhsatlar.
Bir, biz iyi yönetiriz diyoruz. İki, biz temiz yönetiriz diyoruz. ve bunu da laf olsun diye söylemiyoruz. Kocaeli’yi layık olduğu gibi, demokrasiyle, adaletle ve tertemiz yöneteceğimizi apaçık belgelerle ortaya koyuyoruz. Seçim geliyor diye değil, bundan tam iki yıl önce Yerel Yönetimler ve Şehircilik Eylem Planı’nı ortaya koyan biziz; DEVA Partisi’nden başka bunu yapan yok.”
]]>Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, bu akşam X hesabından yaptığı açıklamayla istifa ettiğini duyurdu. CHP Genel Başkan Yardımcıları Yalçın Karatepe, Özgür Karabat ve Burhanettin Bulut, CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ve İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, X hesaplarından Erkan’ın istifasını değerlendirdi.
KARATEPE: GİDECEĞİ BELLİ İDİ
CHP’nin Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Karatepe’nin paylaşımı şöyle:
“Merkez Bankası Başkanı H. Gaye Erkan’ın istifa etmesi sürpriz değil. Erdoğan, güçlü bir biçimde sahip çıkmamıştı. Gideceği belli idi. Bilinmeyen şey, zamanlamasıydı. Yerine gelecek olanın da pek farklı işler yapması beklenmiyor. Ekonomi yavaşlamaya, işsizlik ve yoksulluk ise artmaya devam edecektir.”
BULUT: MERKEZ BANKASI’NA BAŞKAN DAYANMIYOR
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bulut da paylaşımda şunları kaydetti:
“Merkez Bankası’na başkan dayanmıyor. Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan görevden affını istedi, istifa etti.
Mehmet Şimşek, kendini hala etkili ve yetkili bakan sanıyor. Merkez Bankası’nın yeni başkanı ‘önerisi doğrultusunda’ atanacakmış. Herkes biliyor ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde her şeye karar veren ‘tek bir adam’ var, gerisi lafügüzaf.”
KARABAT: BU İSTİFANIN ESAS SEBEBİ, ENFLASYON HEDEFİNİN TUTMAYACAK OLMASIDIR
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ise Erkan’ın istifasını şöyle değerlendirdi:
“Hafize Gaye Erkan’ı getiren Mehmet Şimşek’ti. Geçen yıl haziran ayında göreve gelmesinin ardından Şimşek ile Erkan’ın bazı konularda anlaşamadıkları kulislerde konuşulmaya başlandı. Erkan’ın TCMB Başkanlığı’nın ötesinde siyasi hedefleri olduğu belirtiliyordu. Ahmet Hakan’a röportaj, bardağı taşıran son damlaydı. ‘Rasyonel zemin’ dedikleri, ekonomi yönetiminin kişisel hırslarından başka bir şey değildi. Burada suçlu sadece Hafize Gaye Hanım görülmesin. Evet, o çok yanlış işler yaptı, makamını şahsi çıkarı için kullandı. Ama Mehmet Şimşek de uyumsuz politikalar yürüttü. Enflasyon sadece TCMB’nin para politikası ile olacak iş değildi. Mehmet Şimşek, bütçe disiplinini sağlayamadı. Devasa bütçe açığı verdi. KDV’yi yüzde 18’den yüzde 20’ye çıkardı.
Bir de Anayasa’nın rafa kaldırılması, AKP’nin hukuk tanımazlığı var. Can Atalay kararı ile siz hiçbir yatırımcıyı ikna edemezsiniz. Bu şartlarda Hafize Gaye Erkan’ın faiz politikası nasıl işe yarayacaktı? Bu istifanın esas sebebi, enflasyon hedefinin tutmayacak olmasıdır. Suçlu sadece Hafize Hanım değil, aynı zamanda Mehmet Şimşek başta olmak üzere AKP’nin ileri gelenleridir. Ülke Arjantin’e dönüşmek üzereyken Hafize Gaye Erkan, durumu fark edip erkenden çıkıp gitmiştir. TCMB’nin kurumsal kimliği ve itibarı, AKP sayesinde iki paralık olmuştur. Merkez Bankası, adeta başkan öğütme makinesi haline gelmiştir. TCMB’nin başına artık kim gelirse gelsin, ekonomi politikaları dikiş tutmayacaktır.”
GENÇ: EKONOMİNİN TEK YÖNETİCİSİ ERDOĞAN’DIR, KİMİ GETİRİRLERSE GETİRSİNLER DİKİŞ TUTMAZ
CHP Kayseri Milletvekili Genç de paylaşımında şunları kaydetti:
“Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan istifa etti. Merkez Bankası’nın son 5 yılda dördüncü başkanı istifa etti. Ülkemizde artık bakanlar, bürokratlar istifayla değil af talebi ile görevden ayrılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bir süredir sessizliğini koruduğu Merkez Bankası tartışmalarına tepkisini bu şekilde mi veriyor? Ekonomi yönetimi ne Merkez Bankası’nda ne de Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndadır. Ekonominin tek yöneticisi Erdoğan’dır. Merkez Bankası’ndaki bu istifa, Erdoğan’ın talebidir. Kimi getirirlerse getirsinler dikiş tutmaz.”
ZORLU: SİYASİ İKTİDAR, BİR KEZ DAHA TÜRK MİLLETİNİN EKONOMİK MENFAATLERİNİ VE SAYGINLIĞINI TEHLİKEYE DÜŞÜRMÜŞTÜR
İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’nun Erkan’ın istifası üzerine yaptığı paylaşım da şöyle:
“Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan affını istemiş… 7 aylık serüven, yüzde 8,5 faiz ile başlandı, yüzde 45 ile son buldu. Peki kötü giden ekonominin gerçek sorumluları ne yapıyordu? Çok açık ki siyasi iktidar, liyakatli atama yapma mesuliyetini burada da yerine getirememiş ve bir kez daha Türk milletinin ekonomik menfaatlerini ve saygınlığını tehlikeye düşürmüştür. Bu yanlış sürecin sorumluları hesap vermek zorundadır. Zira asıl zarar gören milletimiz olmuştur.”
]]>Türkiye ekonomisinde artık her şey seçime endekslendi. Yüksek maaş zamları ardından, kamu harcamaları büyürken, piyasalarda paranın bol olduğu bir dönem daha yaşayacağız. Piyasadaki bol para nedeniyle artan döviz talebinin de etkisiyle rezervlerin eridiği bir dönem daha yaşamaya başladık.
Merkez Bankası geçtiğimiz hafta politika faizini 2,5 puan daha artırarak yüzde 45’e yükseltti. Ancak bu yüksek faize rağmen piyasalardaki bol likidite nedeniyle dövize talep önlenemedi. Döviz talebini frenlemek için ya kurların bırakılması ya da faizlerin artması gerekiyor. Kuru seçim öncesi artırmak istemeyen Merkez Bankası’nın “verilere bağlı olarak ek faiz artışı yaparım” demesi gerekirken bunu yapmadı. Merkez Bankası seçim nedeniyle “faizlerde tepe noktaya geldik” demeyi tercih etti. Bu tavır piyasalar tarafından enflasyonla mücadelede yeterince sıkı davranılmadığı havasının oluşmasına neden oldu.
2023 yılı bütçesine Aralık ayında eklenen büyük ödeneklerin, beklendiği gibi, harcanmaya başladığı gözüküyor. Bunu geçen ay bir ara 750 milyar TL’ye çıkan Hazine’nin Merkez Bankası’nda bulundurduğu mevduatın erimesinde görüyoruz. Geçtiğimiz hafta içerisinde Hazine’nin mevduatı 315 milyar TL’ye kadar indi. Bu durum Ocak ayı içinde Hazine’nin yaklaşık 400 milyar TL’nin üzerindeki parayı piyasaya verdiğini gösteriyor.
Hazine’nin verdiği paranın yanı sıra Merkez Bankası da artırdığı swaplar nedeniyle, piyasalara ek TL pompalaması yaptı. Bir ara gerileyen Merkez Bankası’nın bankalarla yaptığı swap miktarı, geçtiğimiz hafta içerisinde yaklaşık 11 milyar dolar artarak 53 milyar dolara çıktı. Merkez Bankası’nın swapları artırmasının nedeni, eriyen döviz rezervlerine karşılık bu yolla brüt rezervini büyütmeye çalışması.
Ancak Merkez Bankası yaptığı swaplar karşılığı piyasalara TL veriyor. Bu aynı zamanda politika faizinin altında verdiği bu TL likiditesinin enflasyonla mücadeleye zarar vermesi sonucu yaratıyor. Bankalar politika faizinin altında yaptığı swaplar nedeniyle, TL mevduat faizlerini olması gerektiği kadar artırmıyorlar. Bu nedenle de özellikle küçük tasarrufçuya bankaların verdiği mevduat faizinin yüzde 40’ın altına indiği görülüyor.
Yüksek hacimli TL mevduatlara yüzde 50’ye kadar faiz veren bankalar hedeflerini gerçekleştirmek için döviz bazlı KKM’den TL’ye dönen hesaplara ise yüzde 55, hatta biraz üzerinde faiz vermeyi kabul ediyorlar. Dolayısıyla ortalama faiz oranları yüzde 50’in hemen altına gerilemiş gözükse de en çok zararı gören küçük tasarrufçu oluyor.
BAKAN ŞİMŞEK DE ARTIK BIRAKTI
Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına aykırı biçimde, TL mevduat faizlerinin gerilemesi karşısında yeni bir önlem almaktan kaçındığını görüyoruz. Merkez Bankası’nın da seçime ayarlı bir politika izlediğini söyleyebiliriz. Yani bir yandan rezervleri, piyasadaki likiditeyi artırma pahasına yaptığı swaplar yoluyla desteklerken, seçime kadar piyasadaki paranın bol kaldığı bir süreç yaşanmasını kabul ettiği söylenebilir.
Bunun yanında Merkez Bankası politika faizini artırmasına rağmen, kredi kartı faiz oranlarını, birkaç aydır olduğu gibi, yine sabit bıraktı. Kredi kartı kullanımının son haftada biraz gerilemeye başladığı gözükse de hala canlı bir seyir var. Seçime kadar bu oranlarla gidileceği, dolayısıyla gerektiği takdirde halkın kredi kartı kullanımı için açık kapı bırakıldığı gözüküyor.
Halbuki Merkez Bankası’nın bankalarla yaptığı görüşmelerde, kredi kartı kullanımına sınır getirilmesini istediğini, kredi kartı faiz oranlarının yanında, kart limitlerinin düşürülmesi, taksit sayılarının azaltılması gibi planları olduğu anlaşılıyor. Merkez Bankası, bu kredi kartı kısıtlamasını da seçimler sonrasına ertelemiş gözüküyor.
Tüm bu harcamalardaki artışa artık Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de ses çıkarmamaya başladığına şahit oluyoruz. Bakan Şimşek, son olarak emekli maaş zammında yüksek zam oranlarına karşı gelirken, sonuçta tabandan gelen baskı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm emeklilere yüzde 49’luk Ocak zammı uygulamasını devreye soktu.
Bakan Şimşek’in seçimlere kadar harcamaların artmasına artık ses çıkarması beklenmiyor. Seçime kadar geçecek süre içerisinde, biraz da anketlerin gösterdiği ön tahminlere göre, harcamaların daha çok artması gündeme gelebilir. Önümüzdeki iki ay içerisinde sosyal yardım ödemelerinin hızlanmasını, müteahhitlere ödemelerin büyümesini bekleyebiliriz.
Özetle; Mayıs seçimleri öncesinde gördüğümüz seçim ekonomisi kadar olmasa da, bir hayli yüklü bir seçim harcaması dönemine daha girdik. Bu dönemdeki harcamaların telafisi için, seçimlerden sonra nasıl bir yol izleneceği ise şimdilik merak konusu. Mayıs seçimleri sonrası, bu yıl ortasında yapıldığı gibi, ek vergilerin gündeme gelip gelmeyeceğini, harcamaların nasıl kısılacağını yıl ortasında görmüş olacağız.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in seçimin hemen ardından, içinde yapısal tedbirlerin de yer aldığı bir dizi radikal ekonomik karar almak istediğini biliyoruz. Enflasyonla mücadelenin sıkılaştırılması için, seçimlerden sonra belki ek politika faiz artışları da zorunlu hale gelebilir.
Tüm bu gerekenlere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izin verip vermeyeceği ise şimdilik meçhul. Enflasyonun gerçekten tek haneye indirilmesi isteniyorsa, çok daha sert ekonomik kararların seçimin hemen ertesinde devreye alınması gerektiği de ortada.
]]>Yeni yılla birlikte seçim ekonomisi tartışmaları yeniden başladı. Bununla birlikte Merkez Bankası Başkanı hakkındaki son iddiaların da uygulanan ekonomik programa darbe vurması bekleniyor. İşte bu tartışmaların devam etmesi beklenen önümüzdeki hafta içinde Merkez Bankası yeni bir faiz kararı verecek.
25 Ocak’ta toplanacak olan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 2,5 puanlık artırım kararı verilmesi bekleniyor. Böylece yüzde 42,5 olan politika faiz oranının yüzde 45’i bulacağı beklentisi hakim. Piyasalar geçen ayki toplantı sonrası yapılan açıklamadan bu artırımın yapılacağının sinyalini almışlardı.
Ancak asıl bundan sonrasında faiz oranlarının nasıl seyredeceği merak konusu. Politika faizinde yüzde 45’in pik noktası olarak kalıp kalamayacağı sorgulanmaya başladı. Sorgulamanın en önemli nedeni piyasadaki beklentilerin Merkez Bankası hedeflerine olan inancın oluşmadığını göstermesi. Yüzde 36’lık 2024 yıl sonu enflasyon hedefi koyan Merkez Bankası, piyasaları bu orana inileceğine ikna edemedi. Bu, faiz oranlarında yeni artışları kaçınılmaz kılabilir.
Beklentiler üzerinde ikinci önemli risk ise Ocak ayı enflasyon oranlarının beklenenden yüksek çıkma tehlikesi. İktisatçılar, en çok yüzde 6 çıkacak Ocak ayı enflasyonun makul karşılanabileceğini ancak piyasadaki hareketlerin bundan daha yüksek enflasyonu gösterdiğini söylüyorlar. Yüzde 6,5, hatta yüzde 7 Ocak ayı enflasyon rakamı görülebileceğini kaydediyorlar.
Piyasaların enflasyon beklentisinin düşmesi beklenirken, geçen hafta yapılan ankette 2024 yılsonu enflasyon beklentisi yüzde 41’den 42’ye yükseldi. Ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkması halinde bu beklentilerin daha da yukarı çıkması bekleniyor. Bu durumda ise yüzde 45’e çıkacak faiz oranlarının yeterli olup olmayacağı daha yoğun biçimde tartışma konusu olacak.
PPK METNİ FAİZ KARARINDAN DAHA ÖNEMLİ
Mart sonunda yapılacak seçimler nedeniyle, gerekse dahi, Merkez Bankası’nın seçime kadar yeni bir faiz artırım kararı vermesi bir hayli güç görünüyor. Buna karşılık Merkez Bankası’nın yeni faiz artırımlarına açık kapı bırakmaması halinde ise piyasalardaki beklentilerin daha da bozulabileceğinden korkuluyor. Hemen olmasa bile, Ocak ayı enflasyonun açıklanacağı Şubat ayının ilk günlerinde, piyasalarda yeni bir bozulma beklenebilir.
İşte bu nedenle Merkez Bankası faiz kararı kadar, hatta daha da fazla, faiz kararı açıklama metninde yazılacaklar, piyasalar tarafından yakından izlenecek. Merkez Bankası PPK metninde, en azından “Gelecek verilere bağlı olarak, gerektiği takdirde faiz artırımından kaçınılmayacağı” mealinde bir ibarenin yer alması önemli olacak. Bu açık kapının bırakılması, piyasaların gerektiğinde yeni artırımlar yapılacağı konusunda ikna olmasını sağlayabilir. Aksi takdirde başlayan kısa vadeli yabancı fon akışının aksaması sonucu doğabilir.
REZERVLER YENİDEN ERİMEYE BAŞLADI
Mevcut verilere bakıldığında tablonun çok da olumlu olmadığı ancak programın sonuçlarının görülmeye başlandığı gözleniyor. Yabancı fon akışının başladığı, son haftalık verilere bakıldığında artık tüketimin de sınırlanmaya başladığı gözleniyor. Buna karşılık döviz rezervleri açısından tablo parlak değil. Geçen Aralık ayındaki yüksek rezerv birikimine karşılık, yılbaşından bu yana swap hariç net döviz rezervleri 5 milyar dolar eridi. Eksi 45 milyar dolara kadar yükselen swap hariç kamu dahil net döviz rezervlerinin geçtiğimiz hafta yeniden eksi 50 milyar doların da altına indiği gözlendi.
Bunun yanısıra Merkez Bankası’nın istediği TL mevduat faizlerinin yükselmesinde de başarı kazanılamadı. TL’ye dönüşü ve dolarizasyondan çıkışı gösterecek TL mevduat faiz oranlarını bankalar, kredi talebi de azaldığı için düşük tutmaya devam ediyor. En önemli neden bankaların politika faizinden daha ucuza fonlama yapıp, artı bir birikime ihtiyaç duymamaları.
İşte faiz artırım kararıyla birlikte, Merkez Bankası ve BDDK’nın piyasadaki fazla likiditeyi düşürüp, TL mevduat faizlerinin yükselmesini sağlayacak ek önlemler alma zorunluluğu da doğabilir.
BAKAN ŞİMŞEK’İN SEÇİM EKONOMİSİ TEPKİSİ
Ekonomik verilerin tümüyle sağlıklı bir yola girmemiş olmasının yanında, faiz oranlarını da etkileyecek yeni tartışmalar yaşandığına şahit oluyoruz. Bunun ilki Hükümetin önümüzdeki 2,5 ay süresince seçim ekonomisi uygulamasına ne kadar başvuracağına ilişkin tahminler. 2023 Aralık ayı bütçesinde, açığı 2 katından fazla artıran yüklü bir tahakkuk kaleminin ortaya çıkması bu yöndeki şüpheleri başlattı. 2024 yılında yapılacak bazı harcamaların, 2024 bütçe açığı düşük çıksın diye, önceki yılın son ayına tahakkuk olarak kaydedilmesi, bu ödeneklerin seçime kadar harcanacağı kaygısı yarattı.
Bunun ardından AKP kulislerinden aktarılan haberlerde Bakan Mehmet Şimşek’in seçime kadar piyasayı sıkmayacağı, partisinin seçimlerdeki oyunu artırmak için, yoğun bir secim ekonomisine izin vereceği haberi çıktı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu haberleri yalanlama yoluna giderken, Bakan Şimşek “2024 yılı bütçesinde ek bir açığa izin vermeyeceğiz” diyerek, seçim ekonomi tartışmalarını kesme niyetini ortaya koydu.
Biz de seçim ekonomisi uygulamasının bu dönemde hızlanacağını düşünüyoruz. Bu yıl bütçe açığı hedefler içinde kalsa da, Hazine’nin nakit açığının bütçe açığının çok üzerinde çıkmasını bekliyoruz. Buradaki gelişmeleri, özellikle de ilk üç ay için, yakından takip etmek gerekecek. Gerçekten yüklü bir seçim harcaması yapılacak mı, bunu Şubat ayında görme imkanımız olacak.
MERKEZ BANKASI TARTIŞMALARI DA EKLENDİ
Bakan Şimşek’in bu seçim harcamaları tartışmalarını kesmek istemesinin en önemli nedeni, zaten kırılgan olan ekonomik dengelerin bu tartışmalar nedeniyle iyice bozulacak olması. Ekonomi yönetimi kırılganlığı, henüz tam anlamıyla piyasalara güven verilemediğini görüyor ve bu tartışmalarla başlayan olumlu gelişmelerin de durmasından çekiniyor.
Tam bu sırada Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan ve ailesinin Merkez Bankası’nda yaptıklarına ilişkin iddialar ortaya çıktı. Bu iddiaların ve çıkan tartışmaların, Kurumun süreçteki önemi nedeniyle, uygulanan ekonomik programa zarar vermesinden çekiniliyor. Şu anda sadece enflasyonla mücadeleye kilitlenmesi gereken, yönetim zafiyeti yaşanmaması gereken Merkez Bankası’nın bu tartışmalarla anılması, ekonominin gidişatı açısından en son olması gerekendi. Bu tartışmaların nasıl sonuç vereceği yakından izlenecek.
Özetle; ekonomi yönetiminin işi iyice zorlaşmış görünüyor. Bu tartışmaların da etkisiyle, bu hafta yüzde 45’e çıkacak politika faizinin yetmeme ihtimali artmış görünüyor. Seçime kadar yapmasa bile, seçimden sonra Merkez Bankası’nın yüzde 45’in üzerine çıkacak yeni faiz artırımlarını görebiliriz.
]]>