Adana’da 14’üncüsü düzenlenen, İnşaat, Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, İş ve İnşaat Makineleri ve IHS Fuarı’nda gerçekleşen törende, proje çerçevesinde DAİMFED tarafından ATÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Makine Mühendisliği Bölümleri ile Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine 250 yelek ve baret teslim edildi.
DAİMFED Genel Başkan Yardımcısı Sayım Azmaz, kaliteli müteahhit ordusu yetiştirmek istediklerini ve ilk baretim ilk yeleğim projesiyle öğrencileri motive etmeyi amaçladıklarını belirterek, “Mimarlık ve mühendislik fakültesinde okuyan gençlerimiz ilk yeleğini giyecek, ilk baretini takacak. Meslekle ilgili inşallah motive olacaklar. Gelecekte de arkalarında böyle bir derneğin olduğunu hissederek güçlü ve gelecekten emin bir çalışma yürütecektir diye düşünüyoruz. DAİMFED iş birliğiyle üniversitelerimizle iş birliği yaparak sadece ilk baretim ilk yeleğim değil farklı projeleri de inşallah gerçekleştireceğiz. Burada iyi eğitimli mühendislerimizin işlerin başına geçerek ve müteahhitlik sektöründe kaliteli hizmet üretmesi, iyi yapılar yapması, vizyonuyla, misyonuyla, her yönüyle sosyal içerikleriyle kaliteli bir müteahhit ordusu yetiştirmek istiyoruz. Bu gençlerimizi şimdiden böyle heveslendirerek bunlara pozitif enerji vererek birlikte çalışmanın güç birliği oluşturmanın hayalini güdüyoruz. İnşallah iyi sonuç alacağız” dedi.
Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü Dekanı Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu’da genç nesile de yatırım yapmak gerektiğini söyleyerek, “Fuarda bu işin sektör bileşenlerini paydaşlarını buluşturuyoruz. Tanışacaklar, iş birliği yapacaklar, alışveriş yapacaklar, kendilerini tanıtacaklar. Ama dedik biz bir de bu işin genç nesline de yatırım yapalım. Üniversitedeki mimarlık, inşaat mühendisi öğrencileri pırıl pırıl çocuklarımızı buraya getirelim. Onların meslek hayatındaki kullanacakları ilk bareti, ilk yeleği biz verelim. Çünkü baret ve yelek biraz da sembolik bir kavram. Meslek hayatı boyunca kullanacakları bir şey. Dedik ki bu çocuklarımıza biz burada verirsek hem sektörü tanırlar, malzemeleri görürler sektördeki duayen insanlarla bir araya gelirler. Hem de bugün hayatlarında anlamlı bir hatıra olarak kalır dedik ve böyle bir etkinlik yaptık. Çok da keyifli oldu. Umarım bu bir geleneğe dönüşür ve sürekli devam eder” diye konuştu.
Güvenli bir inşaat firması kurmak istediğini söyleyen Mühendislik Fakültesi öğrencisi Uğur Geylani Oğuz ise “Çok mutluyum. Hele de TÜYAP gibi bin bir çeşit fuarın, bin bir çeşit kutlamaların yapıldığı bir yerde böyle bir şeyin olması beni çok mutlu etti. Hele de mezun olarak çok mutlu etti. Meslek arkadaşlarıma da çok çok başarılar diliyorum. Çünkü zor bir meslek yapacağız, detaylı bir meslek yapacağız. Yaptığımız işleri o kadar titiz ve düzenli bir şekilde yapmamız gerekiyor ki gördüğünüz gibi geçmişte bir deprem meydana geldi, bu tarz can kayıplarına sebep olmak istemiyoruz. İşimizi düzgün yapmak istiyoruz. Elimizden geldiğince inşaat mesleğini ileriye doğru götürmek istiyoruz. Türkiye’de bilinen tanınan en önemlisi güvenilir bir inşaat firması kurmak istiyorum. Güzel şeylere imza atmak istiyorum” dedi. – ADANA
]]>Milli Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında 2021’de imzalanan “Eğitim ve Öğretim İş Birliği Protokolü” kapsamında hayata geçirilen Adalet Mesleki Eğitim Merkezlerinin sayısı 46’ya ulaştı.
Şu ana kadar 4 bin 381 hükümlü ve tutukluya çıraklık, ustalık ve kalfalık belgesi verilen merkezlerin sayısının 101’e ulaşması hedefleniyor.
Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumundaki işyurdu atölyelerinde incelemelerde bulunan ve yeni açılacak süt sağım tesisini gezen Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Hüsnü Gezginci, AA muhabirine, İşyurtları Kurumunun, ceza infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerin, infaz süresince meslek edinmeleri ve mevcut mesleklerini sürdürmelerini, tahliyelerinden sonra sosyal ve toplumsal hayata hazırlanmalarını ve topluma kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulduğunu söyledi.
Hükümlü ve tutukluların tamamının çağdaş koşullarda üretime katılmalarını sağlayarak işyurdu faaliyetlerinde dünyaya örnek olmak istediklerini belirten Gezginci, bu amaçla hükümlü ve tutuklular için meslek edinebilecekleri atölyeler tesis ettiklerini dile getirdi.
Gezginci, aynı zamanda işyurtlarında hükümlü ve tutukluların atölyelerde ürettiklerinin ekonomiye kazandırıldığına da dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Son yıllarda ülkemizde yaşanan pandemi sonrasında yeniden atölyelerimiz aktif kurulmaya başlandı. Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un büyük destek ve katkılarıyla işyurtlarının atölyelerini büyütüyor ve geliştiriyoruz. Günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hükümlülerin meslek edindirilmesine ve mevcut mesleklerini devam ettirmelerine yönelik modern ve çağdaş atölyelerin kurulumlarına devam ediyoruz. Bu atölyelerde üretilen ürünler, ülkemizin ekonomisine büyük katkı ve destek veriyor. Özellikle kamu kurumlarımızın ihtiyaçları burada üretilen ürünlerle karşılanmaktadır. Yine üretilen ürünler, özel sektörde vatandaşlarımızın beğenisine sunuluyor. Ülke genelinde düzenlediğimiz fuarlarla bu ürünlerimizi halkımızın beğenisine sunuyoruz.”
Hükümlülerin meslek öğrenmelerinin yanında tahliye olduktan sonra kendi işyerlerini açabilmeleri için ustalık, kalfalık ve çıraklık belgesi almalarını sağladıklarını vurgulayan Gezginci, “Bu eğitimleri de kurumsal olarak yapıyoruz. Bu mesleki belgelendirme ve sertifikaları da infaz kurumlarında ve işyurtlarında yer alan meslek eğitim merkezlerinde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de şu an toplam 46 meslek edindirme merkezimiz bulunmaktadır. Amacımız bu sayıyı giderek arttırmak ve böylece hükümlülerin hem uygulama hem de teorik eğitimlerle tam bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.” diye konuştu.
Gezginci, Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve İşyurdu Müdürlüğünde faaliyetlere 1962’de başlandığını, müdürlüğün 7 bin dekarın üzerinde arazisi bulunduğunu bildirdi.
Yaklaşık 4 bin dekarlık alanda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğüne işaret eden Gezginci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Burada tarım ve hayvancılık faaliyetleri dışında mobilya üretimi, döşecemecilik ve dekarosyon, metal teknolojileri işletmeciliği, süt ve ürünleri tesisi, et entegre tesisi, kesimhane, fırıncılık atölyesi gibi ustalık gerektiren atölyelerimiz bulunmakta. Bu atölyelerimizde de özellikle hükümlülerimizin meslek edindirilmesine yönelik çok büyük çalışmalar ve faaliyetler yapılmaktadır. Mesleği olan hükümlü ve tutuklularımız da burada mesleklerini icra etme fırsatı bulmakta. Özellikle buradaki ceza infaz kurumumuzun işyurdu müdürlüğünün faaliyet alanları ülke ekonomisine çok büyük katkı ve destek vermektedir. Aynı zamanda burası yerli ve milli üretimimizi destekleyen en büyük işyurtları müdürlüğümüzden biridir.”
]]>Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, ‘Samsun işgücü piyasası araştırması’nı tamamladı. İstihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılmasının; eğitimin işgücü talebine duyarlılığının artırılmasına, işgücü arz ve talebinin doğru olarak tespit edilmesine ve buna uygun politikaların geliştirilmesine bağlı olduğu ifade edildi. Bu hedef doğrultusunda kurum tarafından Samsun’da işgücü piyasası talep boyutunu tespit edebilmek amacı ile 2023 yılında işgücü piyasası araştırması gerçekleştirildi.
En çok erkek ve kadın terzisi aranıyor
Konu hakkında yapılan yazılı açıklamada, “Saha çalışmasından elde edilen veriler doğrultusunda Samsun genelinde açık iş oranı yüzde 1,9 olarak hesaplanmıştır. Sektörler itibari ile bakıldığında en yüksek açık iş oranının yüzde 4,5 ile imalat sektöründe olduğu görülmektedir. Diğer hizmet faaliyetleri sektörünün yüzde 2,8’lik açık iş oranını, yüzde 2,4 ile gayrimenkul faaliyetleri sektörü ve yüzde 2,2’lik açık iş oranı ile finans ve sigorta faaliyetleri sektörü izlemektedir. Ancak bu oranlar değerlendirilirken ilgili sektörlerdeki işyeri ve çalışan sayılarının göz ardı edilmemesi gerekmektedir. İl genelinde açık işlerin en fazla olduğu ilk beş meslek şu şekilde sıralanmaktadır: Diğer erkek terzileri kadın terzileri ve giyecek dikicileri, dokuma konfeksiyon makineci, konfeksiyon işçisi, makineci (dikiş), garson (servis elemanı)” ifadeleri kullanıldı.
Net istihdam artışı beklentisi yüzde 2,8 olarak tahmin ediliyor
Açıklamada, Samsun işgücü piyasası araştırması sonuçlarına göre 14 Temmuz 2024 itibari ile net istihdam artışı beklentisi yüzde 2,8 olarak tahmin edildiği belirtilirken, “14 Temmuz 2024 itibari ile istihdam artışının; yüzde 54,1’inin imalat, yüzde 9,3’ünün toptan ve perakende ticaret, yüzde 7,6’sının da su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri sektörlerinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Söz konusu istihdam artışının yüzde 71’inin bir önceki cümlede sıralanan üç sektörde gerçekleşmesi beklenmektedir. Diğer taraftan, sektörler içerisinde istihdam değişimine oransal olarak bakıldığında; sektör içerisinde oransal olarak en yüksek istihdam artışı beklenen üç sektörün; yüzde 27 ile gayrimenkul faaliyetleri, yüzde 14,2 ile su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri ve yüzde 4,8 ile imalat sektörü olduğu görülmektedir” denildi.
İstihdam artışı en çok konfeksiyon işçilerinde artacak, inşaat işçilerinde azalacak
Araştırmada en çok istihdam artışının beklendiği meslek kollarına da değinilirken, “Konfeksiyon işçisi, dokuma konfeksiyon makineci, elektronik cihazlar montörleri, beden işçisi (inşaat), makineci (dikiş) meslekleri 14 Temmuz 2024 itibarıyla en fazla net istihdam artış beklentisinin olduğu ilk beş meslektir. Buna karşılık; inşaat işçisi, alüminotermit kaynakçısı, ısıtma ve doğal gaz iç tesisatçısı, fındık işleme işçisi, açık deniz balıkçısı meslekleri ise 14 Temmuz 2024 itibari ile en fazla net istihdam azalış beklentisinin olduğu ilk beş meslektir. Araştırma kapsamında işyeri ziyaretleri sırasında görüşülen işverenlere hangi mesleklerde eleman temininde güçlük çektikleri ve hangi nedenlerden dolayı eleman temininde güçlük çektikleri sorulmuştur. Eleman temininde en fazla güçlük çekilen ilk beş meslek; dokuma konfeksiyon makineci, makineci (dikiş), düz dikiş makineci, garson (servis elemanı) ve mekanik bakım onarımcısıdır. Diğer taraftan, bu kapsamda görüşülen işverenlerin; yüzde 94,4’ü ilgili meslekte yeterli beceriye/niteliğe sahip eleman olmamasından, yüzde 84,2’si ilgili meslekte işe yeterli başvuru yapılmamasından, yüzde 78,9’u ilgili meslekte iş tecrübesine sahip eleman olmamasından, yüzde 22,9’u çalışma ortam ve şartlarının beğenilmemesinden ve yüzde 22,6’sı da önerilen ücretin az bulunmasından dolayı eleman temininde güçlük çektiklerini belirtmişlerdir” açıklamasında bulunuldu.
Araştırmanın detayları
Bu araştırma Samsun’da il genelinde, Haziran-Temmuz 2023 döneminde, toplam bin 451 işyerinde işverenler/işveren temsilcileri ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda derlenen verilere dayanılarak hazırlandı. Bu verilerin daha kapsamlı ve ayrıntılı sonuçlarının da kapsandığı “Samsun İşgücü Piyasası Analizi Raporu” ilerleyen günlerde yayınlanacak. Bu rapor kapsamında ilin işgücü arzı ve talebine ilişkin temel veriler derlenecek. – SAMSUN
]]>ÇGD’nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“ÖRGÜTÜMÜZ 46 YILI GERİDE BIRAKTI”
“Gazetecilerin gerçek bir örgüte olan ihtiyacını karşılamak için yola çıkanların kurduğu, dönemin toplumsal koşulları içinde şekillenen, bugüne gelirken büyük ve onurlu bir mücadele deneyimi biriktiren örgütümüz Çağdaş Gazeteciler Derneği, 46 yılı geride bıraktı.
Kurulduğu günlerde kastlaşmış yapılar haline gelen dernek ve sendikalardan dışlanan fakat alanın gerçek emektarları olan genç gazetecilerin, ‘Rüzgarlı’nın Barbarları’ olarak gösterdikleri irade, 1978 yılında yeni ve gerçek bir gazeteci örgütü ortaya çıkardı. Çağdaş, gazetecilerin emek ve meslek haklarının korunması, toplumsal yaşamın demokratikleştirilmesi ve örgütsel dağınıklığın son bulması için 46 yıl önce bugün harekete geçti.
Yargısız infazların, hak ihlallerinin, milliyetçiliğin, yoksulluğun, faşizmin giderek yükseldiği günlerde ‘laf olsun diye değil, ihtiyaçtan’ kurulan ÇGD’nin amacı tüzüğünde şu şekilde ifade edildi: ‘Demokrasinin en temel kurumu olan, bütün öteki özgürlüklere kaynaklık eden düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünün Türkiye’de tam olarak gerçekleşmesi, haber alma hakkının hiçbir baskı ve sınırlama olmaksızın kullanılabilmesi, gazetecilerin mesleki hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesi ve bu yönde sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi için çalışmak; üyelerinin kültürel gelişmesine, ekonomik ve sosyal refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak.’ Bu amaç ve ilkeler doğrultusunda Alaattin Orhan, Mehmet Genç, Osman Z. Yüksel, Mehmet Öztoprak, Necmiye Aba, Alaattin Sevim, Cengiz Kuşçuoğlu tarafından kurulan Çağdaş, kısa sürede oldukça güçlü ve etkili bir meslek örgütü haline geldi.
“ÇAĞDAŞ, GAZETECİLİK MÜCADELESİNİN EN ÖNÜNDE OLMAYI HEP SÜRDÜRDÜ”
Türkiye’nin en çalkantılı günlerinde kurultaylar düzenleyen, demokratik haklarla ilgili raporlar hazırlayan, geniş bir gazetecilik külliyatı oluşturan ve alanın mesleki-politik perspektifini geliştiren Çağdaş, geride bıraktığı yıllar boyunca binlerce üyesi, yüzlerce yöneticisi ile gazetecilik mücadelesinin en önünde olmayı hep sürdürdü. Çağdaş, 46 yıllık birikimi ve deneyimi ile bugün de kurucu iradesinin belirlediği çizgide, Kuruluş Bildirgesi’nin ışığında gazetecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi, ifade özgürlüğünün savunulması, sendikal örgütlenmenin genişletilmesi için çalışmaya devam etmekte; demokratik meslek mücadelesini basın emekçilerinin hakları mücadelesiyle bir tutarak kendi öz-gücüne dayanan bir örgüt olarak varlığını inatla sürdürmektedir. Çağdaş her zaman olduğu gibi bugün de örgütsel yapısını günün koşullarına göre yenileyerek, genç gazetecilerin varlığını önceleyerek, mücadele alanındaki dağınıklığa ve ideolojik savrulmalara karşı tutum alarak yoluna devam etmektedir.
“ÇGD’Yİ BUGÜNLERE ULAŞTIRAN HERKESE SAYGILARIMIZI VE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ”
Çağdaş, cezaevleriyle, davalarla, şiddetle, tehditle, sömürüyle her geçen gün daha fazla karşı karşıya bırakılan gazetecilerin emek ve meslek haklarını savunmaktan, demokratik hakların geliştirilmesi için çaba göstermekten, barışa ve bağımsızlığa inanmaktan dün olduğu gibi yarın da vazgeçmeyecektir. Bu düşünceler doğrultusunda bütün meslektaşlarımızı gazeteciliğin ve gazetecilerin savunulması için tek mümkün yol olan örgütlü mücadeleyi daha etkin şekilde sürdürmek için Çağdaş çatısı altında buluşmaya ve bugünlere ulaşan onurlu geçmişi çoğaltarak geleceğe bırakmaya çağırıyoruz. Geride bıraktığımız 46 yılda kaybettiğimiz tüm ustalarımızı saygıyla anıyor, ÇGD’yi bugünlere ulaştıran herkese saygılarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz. Gazeteciliğin ve gazetecilerin özgür olacağı nice 46 yıllara. Yaşasın basın özgürlüğü, yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın ÇGD.”
]]>KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerinin kaynaklarını hem de bakanlığın kaynaklarını Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçladıklarını söyledi.
Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen Konya Sanayiciler İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Kacır, “Konya’nın potansiyelini bugünkünden çok daha ileri bir düzeye çıkarıyor olacağız. İnsan kaynağı, insan kıymeti meselesi sorunu var. Tabii bu meselenin aslında çok boyutlu bir mesele olduğunu zannediyorum hepimiz farkındayız. Yani bir yandan bir kültürel dönüşüm boyutu var bu işin. Bir yandan da eğitim sistemimizle ilgili yönleri, yanları var. Şunu savunuyoruz bakanlık olarak; mutlaka mesleki eğitime özel sektörün öncülük etmesi lazım. Müfredatından tüm eğitim uygulamalarına kadar özel sektörün himayesinde mesleki eğitim çalışmalarını gerçekleşiyor olması lazım. Bunu yapabilecek mekanizmalar geçmişte kuruldu. Kurulan mekanizmalardan işler olanlarını, ki bunların başında organize sanayi bölgelerinde kurulmuş meslek liseleri, meslek yüksekokulları gelmektedir, daha iyi bir düzeye çıkarmak için daha fazla kaynak ayırmamız lazım. Önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerimizin kaynaklarını, hem bakanlığımızın kaynaklarını, hem yatırım teşvikleri ile sektöre sunduğumuz, özellikle büyük ölçekli firmalara sunduğumuz kaynakları bir ölçüde Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapmazsak bugün yaşadığımız sorunlar önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. Bunu yaparsak Allah’ın izniyle hızlı sonuç alacağız. Aslında Türkiye’de özel sektör dokunuşu olan bazı alanlarda mesleki eğitimde çok hızlı neticeler aldık. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bazı meslek liseleri tam puanla öğrenci aldılar. Lise giriş sınavlarında tam puan alan öğrencilerin bazıları Türkiye’de meslek lisesi tercihi yaptılar. Ama hangi meslek liselerini tercih ettiler? Baykar’ın kurduğu Havacılık, Uzay, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni. Özdemir Bayraktar Havacılık Meslek Havacılık ve Uzay Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, ASELSAN’ın himaye ettiği Ankara’daki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, Teknopark İstanbul’daki siber güvenlik Mesleki Teknik Anadolu Lisesi. Demek ki biz markalarımızla, kurumlarımızla mesleki eğitimi himaye ettiğimizde doğrudan netice alabiliyoruz. Şimdi savunma sanayii Türkiye’nin gözde sektörü elbette. Bu bir gerçek. Fakat hala savunma sanayiinin geldiği bu konuma rağmen savunma sanayiinden çok daha büyük sektörlerimiz var bizim. Üretim düzeyleriyle, ihracat düzeyleriyle otomotiv sektörümüz, kimya sektörümüz, tekstil sektörümüz, makine sektörümüz, gıda. Sektörümüz halen ölçek itibarıyla savunma sanayiinden çok daha büyük sektörler. ve bu sektörlerde de çok fazla büyük oyuncu var. ve bu oyuncuları biz devlet eliyle her daim destekleyegeldik. O vakit önümüzdeki dönemde devlet özel sektör el ele vereceğiz. ve bu mesleki eğitim meselesini bir sorun olmaktan çıkaracak adımları hızla atıyor olacağız” şeklinde konuştu.
“İnsan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz”
Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü bir sanayileşme süreci yaşadığını ifade ederek, “Yüksek enflasyona, artan maliyetlere, etrafımızdaki tüm istikrarsızlık ve savaşlara rağmen üretime olan inancımızı koruyor, yatırım ve üretim motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin ortak sorunu insan kaynağı. Fabrikalarımızda çalışacak, üretecek insan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz. Bir yandan ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 15.5’a ulaşırken, diğer yandan sanayinin insan kaynağı sıkıntısı yaşaması artık üretim güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu meselenin çözümünün mesleki eğitimde olduğunu düşünüyoruz. Son dönemde devletimiz de, özellikle 28 Şubat’tan sonra ihmal edilen mesleki eğitimi yeniden özendirmek amacıyla çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz tüm bu yatırımlar için teşekkür ediyoruz. Bu konuda adeta milli bir seferberlik ruhu ile hareket ederek, mesleki eğitimi ülkemizin en öncelikli gündem maddesi haline getirmek zorundayız” diye konuştu.
Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükçü ise, “Konya 1970’li yıllardan sonra hızla sanayileşmeye inmesi arttırarak bugün ihracatının yüzde 75’sini sanayi mamullerinden oluşan net bir sanayi şehri haline gelmiş bir kentimiz. Konya Organize Sanayi Bölgemizde Türkiye’nin an itibariyle 31 milyon metrekareyle 2. büyük organize sanayi bölgesi haline gelmiş ve Konya’nın kendi girişimcilerinin ağırlıklı kurdukları tesisler ve tesislerle ki bugün teşriflerinizden bir tanesinin açılışını gerçekleştirdik. Dün itibariyle de 6. genişleme bölgemizin ön tahsis sözleşmeleri ve yer çekim kuralları sürecini tamamladığımız halen gelişmekte ve genişlemekte olan bir bölgemiz. Bu konularda bakanlığımızın şehrimize organize sanayi bölgemize verdiği destekten dolayı müteşekkiriz” ifadelerini kullandı.
]]>Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen Konya Sanayiciler İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Kacır, “Konya’nın potansiyelini bugünkünden çok daha ileri bir düzeye çıkarıyor olacağız. İnsan kaynağı, insan kıymeti meselesi sorunu var. Tabii bu meselenin aslında çok boyutlu bir mesele olduğunu zannediyorum hepimiz farkındayız. Yani bir yandan bir kültürel dönüşüm boyutu var bu işin. Bir yandan da eğitim sistemimizle ilgili yönleri, yanları var. Şunu savunuyoruz bakanlık olarak; mutlaka mesleki eğitime özel sektörün öncülük etmesi lazım. Müfredatından tüm eğitim uygulamalarına kadar özel sektörün himayesinde mesleki eğitim çalışmalarını gerçekleşiyor olması lazım. Bunu yapabilecek mekanizmalar geçmişte kuruldu. Kurulan mekanizmalardan işler olanlarını, ki bunların başında organize sanayi bölgelerinde kurulmuş meslek liseleri, meslek yüksekokulları gelmektedir, daha iyi bir düzeye çıkarmak için daha fazla kaynak ayırmamız lazım. Önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerimizin kaynaklarını, hem bakanlığımızın kaynaklarını, hem yatırım teşvikleri ile sektöre sunduğumuz, özellikle büyük ölçekli firmalara sunduğumuz kaynakları bir ölçüde Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapmazsak bugün yaşadığımız sorunlar önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. Bunu yaparsak Allah’ın izniyle hızlı sonuç alacağız. Aslında Türkiye’de özel sektör dokunuşu olan bazı alanlarda mesleki eğitimde çok hızlı neticeler aldık. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bazı meslek liseleri tam puanla öğrenci aldılar. Lise giriş sınavlarında tam puan alan öğrencilerin bazıları Türkiye’de meslek lisesi tercihi yaptılar. Ama hangi meslek liselerini tercih ettiler? Baykar’ın kurduğu Havacılık, Uzay, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni. Özdemir Bayraktar Havacılık Meslek Havacılık ve Uzay Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, ASELSAN’ın himaye ettiği Ankara’daki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, Teknopark İstanbul’daki siber güvenlik Mesleki Teknik Anadolu Lisesi. Demek ki biz markalarımızla, kurumlarımızla mesleki eğitimi himaye ettiğimizde doğrudan netice alabiliyoruz. Şimdi savunma sanayii Türkiye’nin gözde sektörü elbette. Bu bir gerçek. Fakat hala savunma sanayiinin geldiği bu konuma rağmen savunma sanayiinden çok daha büyük sektörlerimiz var bizim. Üretim düzeyleriyle, ihracat düzeyleriyle otomotiv sektörümüz, kimya sektörümüz, tekstil sektörümüz, makine sektörümüz, gıda. Sektörümüz halen ölçek itibarıyla savunma sanayiinden çok daha büyük sektörler. ve bu sektörlerde de çok fazla büyük oyuncu var. ve bu oyuncuları biz devlet eliyle her daim destekleyegeldik. O vakit önümüzdeki dönemde devlet özel sektör el ele vereceğiz. ve bu mesleki eğitim meselesini bir sorun olmaktan çıkaracak adımları hızla atıyor olacağız” şeklinde konuştu.
“İnsan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz”
Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü bir sanayileşme süreci yaşadığını ifade ederek, “Yüksek enflasyona, artan maliyetlere, etrafımızdaki tüm istikrarsızlık ve savaşlara rağmen üretime olan inancımızı koruyor, yatırım ve üretim motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin ortak sorunu insan kaynağı. Fabrikalarımızda çalışacak, üretecek insan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz. Bir yandan ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 15.5’a ulaşırken, diğer yandan sanayinin insan kaynağı sıkıntısı yaşaması artık üretim güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu meselenin çözümünün mesleki eğitimde olduğunu düşünüyoruz. Son dönemde devletimiz de, özellikle 28 Şubat’tan sonra ihmal edilen mesleki eğitimi yeniden özendirmek amacıyla çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz tüm bu yatırımlar için teşekkür ediyoruz. Bu konuda adeta milli bir seferberlik ruhu ile hareket ederek, mesleki eğitimi ülkemizin en öncelikli gündem maddesi haline getirmek zorundayız” diye konuştu.
Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükçü ise, “Konya 1970’li yıllardan sonra hızla sanayileşmeye inmesi arttırarak bugün ihracatının yüzde 75’sini sanayi mamullerinden oluşan net bir sanayi şehri haline gelmiş bir kentimiz. Konya Organize Sanayi Bölgemizde Türkiye’nin an itibariyle 31 milyon metrekareyle 2. büyük organize sanayi bölgesi haline gelmiş ve Konya’nın kendi girişimcilerinin ağırlıklı kurdukları tesisler ve tesislerle ki bugün teşriflerinizden bir tanesinin açılışını gerçekleştirdik. Dün itibariyle de 6. genişleme bölgemizin ön tahsis sözleşmeleri ve yer çekim kuralları sürecini tamamladığımız halen gelişmekte ve genişlemekte olan bir bölgemiz. Bu konularda bakanlığımızın şehrimize organize sanayi bölgemize verdiği destekten dolayı müteşekkiriz” ifadelerini kullandı. – KONYA
]]>MÜSİAD Bursa Şubesi’nde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Yardımcısı Mustafa Kılıç, Bursa’nın nüfus bakımından Türkiye’nin dördüncü kalabalık ili olduğunu ve sanayi bakımından da oldukça önemli olduğunu hatırlattı.
Bursa’nın özellikle yurt dışına yapılan sanayi ürünleri ihracatında da Türkiye’nin en önde gelen illerinden olduğunu belirten Kılıç, “Bunun altyapısı ilimizde bulunan 17 organize sanayi bölgesi ve burada üretilen ürünlerin ihracatıyla bu önemli gelirler ülkemize sağlanmış oluyor. Mesleki eğitim bu anlamda ilimiz için çok önemli çünkü sanayi destekleyen, bu okullarımızdan mezun öğrencilerimiz eliyle istihdam sağlanıyor.” dedi.
İşbirliği protokolünün hayırlara vesile olmasını dileyen Kılıç, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçte hem mesleki eğitim anlamında eğitim veren kurumlarımızın altyapısının güçlendirilmesi hem burada eğitim gören öğrencilerimizin eğitim kalitelerinin arttırılması ve istihdama hazırlanması anlamında bu gerçekten önemli bir adım teşkil ediyor. Bu süreçte eksiklerimizi karşılıklı olarak tamamlayarak bize emanet edilen bu gençlerimizi en iyi şekilde hayata hazırlama ve onları istihdama hazırlama anlamında çalışmaların yapılacağına inanıyorum. Mesleki eğitimde öğrencilerimizin yönlendirilmesi de önemli. Lise çağından itibaren öğrencilerin istihdama yönelmesi ve üretime katılması çok daha önemli.”
“Bursa’da meslek liselerine kayıt oranı yüzde 55”
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da bu işbirliğinin bereketli olmasını ve sürekliliğini temenni etti.
Mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilerin yüzde 20’sinin kendi alanında iş bulduğunu, yüzde 15’inin ise üniversiteye gittiğini anlatan Alireisoğlu, “Türkiye’de meslek liselerine kayıt oranı yüzde 40’a yakın. Bursa’da bu oran yüzde 55, bu oran çok yüksek. Bu anlamda biz daha fazla çalışıp, daha güzel örnekleri Türkiye için model olarak üretmek durumundayız.” ifadesini kullandı.
MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ise beşeri sermayenin, bir ülkenin ekonomik ve sosyal kültürel gelişiminde kritik bir rol oynadığını ve insan kaynağının niteliğini arttırmanın en önemli unsurunun, mesleki eğitim olduğunu belirtti.
Mesleki eğitimi geliştirmek amacıyla atılan her adımın aslında gelecek için umut, başarı ve toplumsal refahın yükselmesi anlamına geldiğini kaydeden Şenocak şöyle konuştu:
“Türkiye Yüzyılı’nı hedeflere taşıyacak en önemli gücümüzün, nitelikli insan kaynağımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Hızla yaşanan teknolojik gelişmeler, küreselleşme, mesleki eğitimi daha da değerli hale getirmektedir çünkü üretimin niteliğinin artması sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda iş gücünün problemine çözümüne çözüm kabiliyeti, iletişim becerileri ve takım çalışması gibi yeteneklerle de yakından ilişkilidir. Tüm bu nedenlerle mesleği olan iş gücünü oluşturan ve ürettikleriyle yaşam kalitemizi yükselten nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesi aslında hepimizin ortak sorumluluğunda ve görevinde. Bursa’da meslek okullarımız güncel müfredatı ve eğitim içerikleriyle iş dünyasının taleplerine ve sektör ihtiyaçlarına uygun hale getirmek en önemli görevlerimiz ve hedeflerimizin arasında.”
Protokol imza törenine, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, mesleki teknik lisesi müdürleri ve MÜSİAD Bursa sektör başkanları katıldı.
]]>Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak.
Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla hazırlanan, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak mesleki ve teknik eğitim sürecinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Karagöz, bu kapsamda 30’un üzerinde şehirde, işletme ve sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini, toplantılara atölye, laboratuvar öğretmenleri ve yöneticilerin de katıldığını aktardı.
Bu toplantılarda, mesleki teknik eğitim sürecinin nasıl yürüdüğünü, iyileştirilmesi gereken alanları görüştüklerini dile getiren Karagöz, bu kapsamda yeni bir yönergenin hazırlanarak illere gönderildiğini bildirdi.
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz. Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.”
Sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliği başlayacak
Genel Müdür Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
“Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.”
İhtisas okullarında mesleki kümelenmeler oluşturulacak
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
Öğrenciler sektör içi okullarda hem eğitim alacaklar, hem üretim yapacaklar
Ali Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.”
“Sektöre entegre okullarla mesleki yeterlilikleri artacak
Genel Müdür Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak.” değerlendirmesini yaptı.
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
“Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak. Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
Karagöz, “sektör içi” ve “sektöre entegre” okullarla öğrencilerin, mesleğin gerektirdiği iklim içerisinde yetişmesini ve mezuniyetleri sonrası istihdama daha hızlı geçmesinin sağlanacağını belirtti.
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Genel Müdür Ali Karagöz, “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak.” dedi.
]]>İzmir’deki sanayilerde çırak krizi
Çırak bulamayan esnaf açığı kendi çocuğunu yetiştirerek kapatmaya çalışıyor
İZMİR – İzmir’de sanayi esnafı, mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan dert yakınıyor. Esnafın en büyük sorununun ‘çırak’ bulamamak olduğunu ifade eden ustalar, bu nedenle birçok meslek dalının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, çırak açığını kapatmak için artık kendi çocuklarını yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.
“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”
3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şuanda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.
“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”
Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şuanda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.
Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:
“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”
Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.
Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı
3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.
Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu.
]]>Bornova ilçesindeki 3. Oto Sanayi Sitesinde farklı alanlarda faaliyet gösteren onlarca esnaf, bugünlerde mesleklerini öğretecek çırak bulamamaktan şikayetçi. Esnaf, birçok meslek dalının bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ifade ederken, sorunun ‘eğitim sistemi üzerinden yapılacak teşvik’ ile kısmen çözülebileceğini aktarıyor. Tek başına mesleğini sürdürmekte zorlanan esnaf, kendi çocuklarını yanlarına alıp çırak olarak yetiştiriyor.
“Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır”
3. Oto Sanayi Sitesi Eski Başkanı Bülent Akşakar, “Şu anda çırak bulma sorunu çok büyük bir aşamada. Sanat okullarında uygulanan ‘4 + 4 + 4’ sistemi ile öğrenci, eğitiminin son 4 senesini esnafın içerisinde çalışarak, bizlerin vereceği başarı raporlarıyla dönemini bitirecekti. Bu öğrencilerin maaşlarını devlet verecek ve sigortalarını da ödeyecek; fakat biz de onlara bir bahşiş verdiğimiz takdirde bu durumun daha yaygın hale geleceğini düşünüyorum. 25-30 seneden beri bu sorun devam ediyor. Durum böyle devam ederse sanayi esnafı kapanmak durumunda kalır. Devletimizin ve sanat okullarımızın bu işi düşünüp, bir masaya yatırıp bunun için bir çalışmalar yapmalarını ve teşvikte bulunmalarını istiyoruz” dedi.
“Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek”
Yanında bir çırak çalıştığını, başka da başvuran çırakların olmadığını söyleyen oto servis esnafı İshak Güzel, “Şu anda çırak yok desek doğrudur. Meslek liseleri teşvikte bulunmaya başladı; ama ilköğretimden öğrenciler seçmeleri lazım. Liseden ve ortaokuldan sonra seçilirse olmaz. İlköğretim 4. sınıftan sonra başlanırsa çırak bulmak daha sağlıklı olur. Yanımda bir çırak çalışıyor. Onun dışında başvuran olmuyor. Çırak gelse de alsak, canla başla yetiştirsek. Elbette çocuklar okumalı; ama öğretmenler, ‘çocuklar okumak mı istiyor yoksa meslek mi seviyor?’ diye ayrım yapıp yönlendirmeleri lazım” diye konuştu.
Sorun devam ederse tek başına mesleğini sürdürmeye çalışacağını vurgulayan Güzel, sözlerine şunları da ekledi:
“Müşterilerimiz aradığında bakım zamanı bile gelse ’10-20 gün sonra randevu vermek zorunda kalacağım. Bu kadar piyasaya araba sürülürken, bunları yapacak ustaların da bulunması lazım. Bizim çalışma zamanımız dolduğu zaman, yetişen çıraklar bizim arkamızdan bu işi sürdürebilmeli.”
Oto kaportacı olarak 42 yıldır sanayide faaliyet gösteren ve çırak bulamadıkları için yakınan İbrahim Yazgan da, “Günümüzde, bizim çıraklık dönemimizdeki gibi yetişen çırak bulamıyoruz. Sanayilerde son 10 yıldır çırak sorunu çok büyük. Eskisi gibi çekiç atıp, doğrultma yapıp arabayı tekrar imal eden insanlar kalmadı. Çırak sorunu bundan sonra hep devam eder. Biz mesleğe ilk başladığımızda babalarda, ‘çocuklarımız esnaf olsun, zanaatı olsun’ düşüncesi vardı. Şimdiki çocuklarımız da okuyor, belki mühendis oluyor, belki mimar oluyor, doktor oluyor; ama olmayanlar da piyasada aç kalıyor. Artık Avrupa, sök-tak sistemine geçiyor. Sanayide de sök-tak dönemi ile birlikte çıraksızlık ortaya çıkıyor. Çok üzülüyoruz” ifadelerini kullandı.
Çırak bulamayınca oğlunu yetiştirmeye başladı
3. Oto Sanayi Sitesinde oto boyacı olarak uzun yıllardır faaliyet gösteren, çırak bulamadığı için oğlunu yanına alarak yetiştirdiğini belirten Ramazan Budak, “Oğlum ortaokulu bitirdi. Çırak bulamadığım için onu yanıma aldım ve ona meslek öğretiyorum. Baba mesleğini alacak. Hem okumasına devam edecek hem meslek öğrenecek. Elinde bir mesleği olsun. Biz bu mesleği 10 sene daha yaparız. 10 sene sonra çırak bulamazsak meslek ne olacak belli değil. Çırak bulamazsak meslek dalları sıkıntıya girecek. Çocuklarımızı yönlendirmemiz lazım” cümlelerini aktardı.
Sanayide otomotiv sektöründe 3 aydır çırak olarak çalışan 16 yaşındaki Adnan Özyaşar ise “Buraya hem kendi isteğimle geldim hem de okulumun yönlendirmesi etkili oldu. Ben de burada meslek öğrenmeye çalışıyorum. Sanayide çırak sorunu var. Ben ellerimle yağlı paslı olmak istiyorum. Bunu kendim seçtim. Arkadaşlarım tercih etmiyor ama ben kaliteli bir usta olmak için geldim. Çalışıyorum, çabalıyorum” şeklinde konuştu. – İZMİR
]]>Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı okunması ve divan üyelerinin seçilmesinin ardından başlayan Olağan Genel Kurul Toplantısı’na Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ve MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Saadet Partisi Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, protokol üyeleri, oda temsilcileri ve oda üyeleri katıldı.
Seçime tek aday olarak girecek olan Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şube Başkanı Süleyman Varol yaptığı açılış konuşmasında, “Yönetim Kurulu olarak göreve geldiğimiz günden itibaren, meslektaşlarımızla birlikte, mesleğimizde öncü olarak, ülkemizin ve toplumumuzun tüm kesimlerine, en güzel hizmetleri vermeye çalıştık. Meslekte birlik ruhuyla, sorumluluklarımızı yerine getirme bilinci içerisinde, çalışmalar yaptık. Bu vesileyle, görevi teslim aldığım başkanımız, Akif Aksoy’dan kurucu başkanımız Sn. Mazhar Gündoğ’a kadar, büyük bir özveri ve titizlikle çalışarak, odamızın bugünlere gelmesinde emeği geçen, tüm başkanlarıma şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Bugün TMMOB’un en büyük odası haline gelen Makina Mühendisleri Odası, ülke ve toplum yararı doğrultusunda mesleki olarak birçok etkinlik düzenlemektedir. Şube olarak bizler, bir yandan ülke ve kent sorunlarına müdahil olmaya çalışıyor, bir taraftan üyelerimize yönelik eğitim, belgelendirme ve her türlü destek çalışmalarını düzenliyor diğer taraftanda da kamusal hizmet ve kamusal denetim çalışmaları yapıyoruz. Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi, Kırşehir-Sivas-Nevşehir-Erzincan-Yozgat temsilciliklerimiz dahil olmak üzere 3500 ü aşkın üyesiyle büyük bir ailedir. Bünyemize ait olan AKM merkezimizde asansörlerin periyodik kontrolleri yapılmaktadır. Şu an itibari ile 43 ilçe ile protokolümüz vardır. Protokollerimizi genişletmek, daha fazla vatandaşımıza yardımcı olabilmek adına çalışmalarımız devam etmektedir. Yine aynı şekilde düzenli olarak devam ettiğimiz periyodik kontroller, bilirkişilik hizmetlerimiz, baca uygunluk kontrolü gibi hizmetlerimiz bulunmaktadır. Üyelerimize yönelik düzenlemiş olduğumuz mesleki eğitim, seminer çalışmalarımız artarak devam ederken, özellikle genç meslektaşlarımıza yönelik Cv Hazırlama ve Mülakat Teknikleri, İş Görüşmesine Hazırlık, Pazarlamada Analitik Yaklaşım, Mühendis İlişkileri Yönetimi, Mühendisler İçin Satış Yönetimi, Makina Emniyet Yönetimi, Risk Değerlendirme Uzmanlığı, Solidworks, Cadcam, Analiz Gibi Teknik Programlar, İleri Düzey Excel gibi kariyer ve mühendislik yaşamlarına katkı sağlayacak yeni eğitimler düzenlenirken; Endüstri 4-0, Yapay Zeka, Karbon Ayak İzi, Yalın Kalite, Sürdürülebilir Enerji gibi güncel konulara yönelik eğitim çalışmalarımız veSempozyum, kongre katılımı ile teknik geziler, Oda Üniversite İşbirliği Komisyonumuzun gündemine alınmış durumdadır. Firmalardan gelen talepler doğrultusunda özellikle yeni mezun ve iş arayan üyelerimizin, etkili bir özgeçmiş hazırlamasından başlayarak her aşamasında yanında olup istihdam sağlanmasına yardımcı olmaktayız. Bahsetmiş olduğumuz mesleki gelişimlere katkı sağlayacak faaliyetlerin yanı sıra yoğun iş temposunda çalışan üyelerimize ve ailelerine yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerimize de birlik beraberlik ve kaynaşma anlayışı ile devam etmekteyiz. Sizlerin de bildiği üzere şubemiz Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu yürütücülüğünü uzun süre başarı ile yapmış ve ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişte büyük katkı sağlamıştır. Bu anlayış içerisinde mühendis istihdamının artırılması, meslektaşlarımızın özlük haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi, Katma değeri yüksek ürün üretimi ile şehrimiz ekonomisi ve teknolojisine katkı sağlanması, stratejik önemi bakımından uluslararası arenada ülkemizin güçlenmesine destek olması amacıyla Savunma Sanayi Sempozyumu ve Sergisi düzenledik. Milli Savunma Bakanlığımız ve Savunma Sanayi Başkanlığımızın destekleri ile düzenlemiş olduğumuz sempozyumumuzda 60’ın üzerinde akademik bildirinin yanı sıra kalite sistemleri, patent, teşvikler ve stratejik iş birliği anlaşmaları konularında sunumlar yapılmıştır. Aynı zamanda savunma sanayinin büyük firmaları, üretici firmalar ve üniversite öğrenci kulüplerinden oluşan sergimize 20 bini aşkın ziyaret gerçekleşmiştir. Sempozyumumuz devam ederken ana yüklenici ve alt yükleniciler arasında B2B olarak adlandırılan özel ikili görüşmeler düzenlenmiştir. Bu görüşmeler neticesinde şehrimizde faaliyet gösteren firmalarımızla, TUSAŞ, ROKETSAN, ASPİLSAN, MKE, AFGM, ASELSAN, AIRBUS, TEİ ve ASFAT gibi savunma sanayimizin büyük firmaları arasında iş birliği anlaşmaları imzalanmıştır. Sempozyumumuz sonrasında ülkemizin ilk uçak fabrikası olan TOMTAŞ’ın yeniden kurulması bizleri ayrıca gururlandırmıştır. Savunma Sanayi Başkanlığımız ve Milli Savunma Bakanlığımızla yaptığımız görüşmeler neticesinde uluslararası olarak planladığımız sempozyumumuzun ikincisini 2024 yılı sonunda yapmak üzere çalışmalarımız başlamıştır. Şubat ayı içerisinde yaşadığımız deprem felaketleri ülkemizi derinden sarsmıştır. Depremlerin hemen ardından, TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu “Acil Dayanışma Çağrısı” gündemiyle toplantısını yapmıştır. İlk olarak deprem bölgesinde yardıma ihtiyacı olan ve Kayserimize gelen depremzede vatandaşlarımız için; barınma, ev eşyası ve gıda gibi ihtiyaçlarını karşılamak üzere yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Kayseri ilimiz, yaşanan depremlerden çok etkilenmiştir. Bu nedenle büyük tehlike oluşturan asansörlerin deprem anında kullanımıyla alakalı, valiliğimizin bilgisi dahilinde, belediyelerimizi ve basın kuruluşları aracılığıyla da kamuoyunu bilgilendirmek adına gerekli çalışmalar yapılmıştır. Makina Mühendisleri Odasına bağlı teknik personellerimiz, vatandaşlardan gelen talepler üzerine asansörlerin kontrollerini tamamı ücretsiz bir şekilde tamamlanmıştır. Kayserimizde yaşanan depremler, çevre illerde yaşanan depremleri hissetmenin dışına çıkarak merkez üssü depremler haline gelmiştir. İnşaat mühendisleri odası, jeoloji mühendisleri odası, jeofizik mühendisleri odası ve şehir plancılar odası başta olmak üzere TMMOB’a bağlı 14 meslek odası ile Kayseri Tabip Odası, veteriner hekimler odası ve eczacılar odamızla şubemiz ev sahipliğinde bir araya gelerek “Kayseri Deprem Raporu” oluşturmuştur. Ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenlerin görüşleri alınarak, TMMOB’a bağlı odalarımızın yapmış olduğu sempozyum, çalıştay ve kongre gibi bilimsel çalışmaların sonuç raporları ile kayseri 2021 İrap Raporu incelenerek yaklaşık bir ay gibi bir sürede raporumuz hazırlanmıştır. Bilgilendirmek ve alınması gereken önlemleri her detayı ile açıkladığımız raporumuz, Kayseri Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı başta olmak üzere ilçe belediyelerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına iletilmiştir. Ayrıca odamızın geleneksel gece ve plaket törenleri, hem şube merkezimizde hem de temsilciliklerimizde üyelerimizin yoğun katılımı ile gerçekleşmiştir. Hep birlikte geçmiş yıllarda olduğu gibi 17. Dönemde de başarılı hizmetlere imza atmak istiyoruz. Ülkemizin problemlerine kendi ölçeğimizde ve sorumluluk alanımızda çözümler üretmek istiyoruz. Yüce Rabbimizin razı olacağı, iyi olan, doğru olan, güzel olan ne varsa onu yapmak istiyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde bunları başarmak istiyoruz. Bugün olduğu gibi bundan sonrada, meslekte birlik anlayışıyla, birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuz, samimiyet içinde hareket ettiğimiz sürece, başaramayacağımız üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey kalmayacaktır.Yaptığımız tüm faaliyetlerde bizlerden desteğini esirgemeyen, yanımızda olan ve yapılan faaliyetlerin şehrimiz ve ülkemiz adına katkılarının artmasına vesile olan değerli meslektaşımız Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesinin kıymetli üyesi ve gururu Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcımız ve Kayseri Milletvekilimiz İsmail Özdemir’e huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu duygular içerisinde sözlerimi bitirirken, bizlere duyduğunuz güven ve verdiğiniz destekten dolayı sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı, Kayseri Milletvekili ve aynı zamanda Makina Mühendisi olan İsmail Özdemir de konuşmasında, “Böylesine güzide bir günde böylesine geniş bir kitleyi bir araya getirdiği için Allah’a hamd ediyoruz. Ailem olarak gördüğüm Kayseri Makina Mühendisleri Odası’nda sizlerle beraber olmaktan ötürü de büyük bir gurur ve mutluluk yaşadığımı da ifade etmek istiyorum. Bu nedenle ben her şeyden evvel bu zamana kadar görev yapmış, Makina Mühendisleri Odası’nın bu aşamaya gelmesini sağlayan kim varsa hepsinden Allah’ın razı olmasını niyaz ediyorum. Ben hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum. 16. dönemde görev yapmış olan şubemizin tüm yönetim kurulu üyelerini, il temsilciliklerimizi ve üyelerini tebrik ediyorum. Kendilerine teşekkür ediyor yeni dönemde de görev alacak bütün arkadaşlara da şimdiden Allah’tan üstün muvaffakiyetler diliyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından faaliyet ve mali raporlarının okunması ile Olağan Genel Kurul sona erdi. Makina Mühendisleri Odası Kayseri Şubesi’nin seçimleri ise yarın 09.00 ile 17.00 saatleri arasında gerçekleşecek. – KAYSERİ
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, “Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
“BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Gökhan Çeliktaş, “Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz” dedi.
“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ”
Çeliktaş, “Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ
Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>Bölge sınırlarında eğitim öğretim veren meslek lisesi ve meslek Yüksekokulu öğrencileri ile bir araya gelmeyi ve bu çerçevede bir mentor-menti ilişkisi oluşturmayı görev edinen Kadın Sanayiciler Platformu, ABD’de görev yapan Prof. Dr. Bahar Uslu’yu meslek lisesi öğrencileri ile buluşturdu.
Platformun Kurucu Üyesi Ayça Çelik, ‘Geliştirdiği “Uslu Yöntemi” ile tıp literatürüne geçen ve halen bir üniversitede akademik çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Bahar Uslu’yu konuk etmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Kendisine nazik ziyaretinden ve projemize vermiş olduğu destekten dolayı şahsım ve platformumuz adına teşekkür ederim” dedi.
Kadın sanayicileri bir araya getirip, tanışma ve güçbirliği oluşturulmasının yanı sıra kadın girişimcilere rol model olmak, öncülük etmek ve bölge sınırlarındaki Meslek Lisesi’nde eğitim öğretim gören kız öğrencilerin yoluna ışık tutmak hedefiyle yola çıkan platformun “Mentörlük Projesi”nin konuğu olan Türk Tıp Profesörü Bahar Uslu, deneyimlerini öğrencilerle paylaşırken, altın değerinde nasihatlerde bulundu.
Amerikan hükümeti tarafından “olağanüstü yeteneğe sahip tıp insanı” olarak değerlendirilen, “Yılın Akademisyeni”, “Yurtdışındaki En Başarılı 30 Kadın” dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok ödüle sahip olan Prof. Dr. Uslu ise ‘Bir Adanalı olarak Adana OSB’nin tekstil dahil olmak üzere farklı sektörlerde de gelişmiş olması gurur verici” dedi.
Uslu, tarımsal üretimi ve tarıma dayalı olarak gelişmiş sanayisi ile Adana’nın hak ettiği seviyeye ulaşmasında OSB’nin katkısına dikkati çekerek, bundan sonraki süreçte Adana’yı çok daha iyi noktalarda göreceğine inandığını kaydetti.
Mentörlük Komitesi Üyesi Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, ise 2024 yılında Platformun önemli projelerinden birisi olan ‘Mentorluk Projesi’ ile kariyer hayatını planlama aşamasında olan öğrencilere katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.
Coşkun, platformun Mentörlük Komitesi tarafından yürütülen projenin amaçlarına dikkati çekerek, “Öğrencilerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duyabilecekleri bilgi, deneyim, kaynaklarla buluşabilmelerine destek olmak, kendilerini tanıyarak, özgüvenlerini ve kariyer bilincini arttırıp, kendilerini yöneten bireyler olabilmelerine yardımcı olmaktır” dedi.
Programın devamında, Prof. Dr. Bahar Uslu, AOSB Seyhan Salonu’nda Özel Erkan AOSB Sarıçam Teknoloji Koleji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerine tecrübelerini anlattı.
Uslu’nun tıp literatürüne geçen çalışması
Dışarıdan destekli hamilelik ve tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmaları çerçevesinde geliştirdiği yöntemden de öğrencilere söz eden Prof. Dr. Uslu, bu çalışmasının tıp literatürüne “Uslu Yöntemi” olarak geçmesinden duyduğu gururu ifade etti.
Yurt dışında yaşadığını ancak, ailesiyle vakit geçirmek üzere her fırsatta Adana’ya geldiğini ve memleketini çok sevdiğini anlatan Prof. Dr. Uslu, “Tecrübelerimi paylaşıp, siz gençlere moral vermek, umut vermek ve çıkış yolları göstermek gerektiğine inanıyorum. Lütfen kendinize güvenin, hayal edin ve planlayın. Kendinize duyduğunuz güven; kararlarınızı, davranışlarınızı ve bu doğrultuda tüm hayatınızı etkiler” ifadelerine yer verdi.
Prof. Dr. Uslu, deneyimlerini paylaştığı konuşmasının sonunda, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.
Platformun Mentörlük Komitesi Üyeleri Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, Erva Tozlu, Gamze Severoğlu ve Yazgül Uğur Ersöz ile birlikte platform üyelerinin katıldığı toplantıda, Adana sanayisinin önemi ihracat ve sektörel konular hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu. – ADANA
]]>MİLLİ Eğitim Bakanlığı ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında, üniversite bünyesinde güzel sanatlar ilköğretim okulu ve güzel sanatlar lisesi kurulması için iş birliği protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine Bakan Tekin ile Rektör Prof. Dr. Erhan Özden katıldı. Bakan Tekin, Türkiye’de özellikle sanat eğitimi konusunda, genelde de eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını, 2014 yılından itibaren proje okulu formatıyla eğitim öğretim sistemine dahil ettikleri okul türlerinden birini daha hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Proje okulu formatının esprisi şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki genel eğitim öğretim kurumlarının dışına çıkabileceğimiz, gerek alan itibarıyla gerekse öğretmen arkadaşlarımızın eğitimleri itibarıyla farklı uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir model üretmeye çaba sarf etmiştik. O tarihten itibaren de özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde, hemen ardından da spor liselerinde bu yeni ürettiğimiz modelden hareketle daha rahat hareket edilebilecek, işin doğasına daha uygun nitelikte sürecin içerisinde paydaşlarımızı da katabileceğimiz yeni okullar ortaya çıkmaya başladı. Meslek liseleri ile ilgili kısımda sektörle irtibat halinde, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profiline uygun, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimi almış elemanlar yetiştirmek üzere tematik proje meslek liseleri ortaya çıkmaya başladı. Bu meslek liselerinin mesleki alanla ilgili programlarını ilgili paydaşlarımızla beraber yaptık. Öğretmen kadrosunun seçiminde ve niteliklerinde yine sektörle birlikte iş birliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli bir adım artık.”
‘FEDERASYONLARIN DESTEĞİNİ ALDIK’
Spor liseleri ile ilgili de adımlar attıklarını kaydeden Bakan Tekin, “Spor liselerimizi ilgili federasyonlarla entegre bir biçimde tematik hale getirerek, Türkiye’de sporcu yetişmesi sürecine katkıda bulunmaya çalıştık. Voleybol lisesi, futbol lisesi, basketbol lisesi başta olmak üzere birçok spor alanında ilgili federasyonlardan yine bahsettiğim çerçevede proje okul formatında okullar kurmaya başladık. Bu okullarda, okulların sporla ilgili alanlarındaki programların oluşumunda ilgili federasyonların desteğini aldık. Aynı şekilde eğitici kadrolarının belirlenmesinde, ilgili federasyonlarda bu konunun uzmanı kişilerin desteğini aldık. O tarihte eksik bıraktığımız, yeterince aynı formatta okul açmakta zorlandığımız konulardan bir tanesi güzel sanatlar liselerimizdi” dedi.
‘BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ’
Bakan Tekin, şimdi bu hayali gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Genelde sanat ve spor, özelde de müzik eğitiminin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim sürecine başlamasının, sürece çok katkısı olacağını herkes biliyor. Bizler de bu realitelerin hareketle burada tematik bir üniversite, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim öğretim sürecini inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz” ifadelerini kullandı.
]]>İlçede faaliyet gösteren mobilya firmaları, 2 bin 500’e yakın kişiyi istihdam ettikleri tesislerinde ürettikleri ürünleri ABD, İtalya, Almanya ve Rusya ile Arap ülkelerine ihraç ederek yaklaşık 100 milyon dolar ciroya ulaşıyor. Firmalar ihracatın yanı sıra yurt içi pazarlara da ürün gönderiyor.
Bunun yanı sıra ilçede bulunan İçdaş Biga Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 78 öğrencisiyle mobilya ve iç tasarıma dair elemen yetiştiriyor.
Biga Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Doğan, AA muhabirine, mobilya sektöründe satışlar ve bayi sayıları arttıkça ara eleman sıkıntısının başladığını, yaklaşık 10 yıldır bu konuda çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Doğan, ilçedeki eğitim camiasıyla konuyu masaya yatırdıklarını, mobilya sektörünün dışındaki sektörleri de dahil ederek çalışmalara başladıklarını belirtti.
Mobilya sektöründe yaşadıkları en büyük sorunun döşeme bölümüyle alakalı olduğunu ifade eden Doğan, bu nedenle ilçedeki meslek lisesi bünyesinde dikiş ve döşeme alanları açtırdıklarını, Halk Eğitimi Merkezinde de mobilya sektörüne yönelik bölümler açılmasını desteklediklerini anlattı.
Sektördeki tasarım ve AR-GE ihtiyacının karşılanmasına yönelik Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Biga Meslek Yüksekokulu ile işbirliği yaptıklarını bildiren Doğan, bu sayede üniversitenin mobilya bölümünün yeniden açıldığını ve 34 öğrencinin eğitime başladığını dile getirdi.
ÇOMÜ ile imzaladıkları işbirliği protokolü kapsamında bu bölümden mezun olacak öğrencilere istedikleri ilde iş garantisi verdiklerini kaydeden Doğan, “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve Teknik Meslek Liselerimizle mobilya üzerine sözleşme yaptık. Biga’da mobilya bölümünden mezun olan öğrencilere iş imkanı garantisini verdik. Bu projeye mobilya sektörü sayesinde imza attık. Bütün öğrencilere hem iş hem de burs garantisi verdik.” dedi.
“Mobilya sektörü her geçen gün gelişiyor”
Doğan, genç nüfusu sektöre yönlendirmeleri halinde ihtiyaçları karşılayabileceklerini, bunu başarıp Türkiye için örnek rol model olacaklarına inandıklarını vurguladı.
Anne babalara, gençlere çağrıda bulunan Doğan, “Aileler haklı olarak ‘Çocuklarımız üniversitede okusun, masa başında çalışsın’ istiyor ama esasında bu böyle değil. Çocuklarımızı meslek liselerimize gönderip yetiştirebilirsek mezun olduklarında iş garantisini veriyoruz. İhtiyaç olduğu için böyle bir proje hazırladık. Projenin tanıtımı yapıyoruz. Çocuklarımızı iş garantisi olduğu için mümkün olduğunca meslek liselerine yönlendirmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
Şadan Doğan, Türkiye’de mobilya sektörünün her geçen gün geliştiğini, e-ticarette en çok talep edilen ürünler arasında üst sıralarda geldiğini belirtti.
Biga’daki 12 firmanın tamamen e-ticaret ağırlıklı çalıştığını ifade eden Doğan, Çanakkale’den yurt dışına mobilya ürünü ihracatının büyük bölümünün bu ilçeden gerçekleştiği bilgisini verdi.
İstihdamın artmasının e-ticarete de olumlu yansıyacağını söyleyen Doğan, Biga’da mobilya sektöründeki en büyük sorunun el emeği olması nedeniyle döşeme bölümünde yaşandığını, daha dikkatli olmaları nedeniyle bu işlerde çoğunlukla kadınların istihdam edildiğini bildirdi.
Çanakkale’de mobilya sektörünün 5 bin kişiye istihdam sağladığını aktaran Doğan, bu sayının yarısının Biga’da olduğuna değindi.
İlçede Organize ve Sanayi Bölgesinin genişlediğini, yakında yeni yerlerin tahsislerine başlayacaklarını kaydeden Doğan, mobilyada pazar sıkıntısı yaşamadıklarını sözlerine ekledi.
]]>