Mezar – Kanal 7 Haber https://www.kanal7haber.com.tr Tue, 03 Dec 2024 11:46:35 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bu acıya yürek dayanmaz: Doğum gününde toprağa verildi! https://www.kanal7haber.com.tr/bu-aciya-yurek-dayanmaz-dogum-gununde-topraga-verildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/bu-aciya-yurek-dayanmaz-dogum-gununde-topraga-verildi/#respond Tue, 03 Dec 2024 11:46:35 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/bu-aciya-yurek-dayanmaz-dogum-gununde-topraga-verildi/ Bu acıya yürek dayanmaz: Doğum gününde toprağa verildi!

Rize’de bir sürücü kursunda direksiyon eğitimi veren 45 yaşındaki Melek Meral geçirdiği kalp krizi sonucu kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Bu acıya yürek dayanmaz: Doğum gününde toprağa verildi!

Meral Rize merkez Kurtuluş Köyü Şehitlik Mahallesi Camiinde dün ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı ile aynı yerdeki aile kabristanlığına defnedildi.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu acıya yürek dayanmaz: Doğum gününde toprağa verildi!

Merhum öğretmen Melek Meral’in defnedildiği 2 Aralık’ın aynı zamanda doğum günü olduğu, 46 yaşına gireceği öğrenildi.

Bu acıya yürek dayanmaz: Doğum gününde toprağa verildi!

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/bu-aciya-yurek-dayanmaz-dogum-gununde-topraga-verildi/feed/ 0
Tenedos Antik Kenti kazılarında çocuk mezarlığı keşfedildi https://www.kanal7haber.com.tr/tenedos-antik-kenti-kazilarinda-cocuk-mezarligi-kesfedildi/ https://www.kanal7haber.com.tr/tenedos-antik-kenti-kazilarinda-cocuk-mezarligi-kesfedildi/#respond Tue, 16 Jul 2024 09:03:22 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=9771 Tenedos Antik Kenti kazılarında çocuk mezarlığı keşfedildi

ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’nde her yıl 50 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği turizm merkezi Bozcaada ilçesinde antik kentin nekropolis alanında 2023 yılı sonunda yapılan kazı çalışmaları sırasında çok sayıda çocuk mezarı tespit edildi. Kazılar sırasında erken yaşta ölen çocukların hem küp mezar hem amfora mezar hem de taş örme mezarlarda ölü hediyeleriyle birlikte gömüldüğü belirlendi.

Tenedos antik kenti kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü destekleriyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Takaoğlu başkanlığında 12 kişilik bir ekiple yürütüldü. Kazı çalışmaları 2023 yılı sezonunda ilk önce Bozcaada Kalesi’nde, ardından da antik kentin Nekropolis alanında gerçekleştirildi. Nekropolis’te yapılan kazılarda özellikle çocuk gömülerine ilişkin yeni verilere ulaştı.

Kazısı yapılan çocuk mezarları arasında özellikle M.Ö. 6. yüzyıla ait bir pithos ya da küp mezar içine sonradan M.Ö. 4. Yüzyılda ikinci bir küp mezar yerleştirildiği örnek oldukça dikkat çekiciyor. Sonradan yapılan küp mezarın içine ölü hediyesi olarak altı adet pişmiş toprak heykelcik ve bir adet at ayağı biçimli bronz iğne yerleştirildiği belirlendi. Genel itibarıyla antik Yunan festivaller tanrısı Dionysos kültüyle ilişkilendirilebilecek bu heykelciklerden ikisi doğu kıyafetleri içinde Frig başlığı takmış iki adet dansçıyı, birisi telli müzik aleti lir çalan kadını, geriye kalan üçü de ayakta duran kadınları betimleniyor. Dansçı ve müzisyen betimli heykelciklerinin bir mezara yerleştirilmesi dönemin inanç özelliklerini yansıtır bir şekilde dans etme yoluyla kendinden geçerek tanrıya ulaşmanın ve bütünleşmenin arkeolojik bir göstergesi olarak görülüyor. Kazı buluntuları, Tenedos Kazısı ekibi üyesi Dr. Çilem Yavşan tarafından restorasyon ve konservasyon işlemlerine tabi tutuldu. Kazı sezonu ardından buluntular Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edildi.

Tenedos kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “2023 yılı içerisinde kazı çalışmalarımız Bozcaada Kalesi ve Antik Nekropolis Alanında yapıldığını belirterek, “Özellikle Nekropolis alanında gerçekleştirilen çalışmalarda daha önce arkeolojik literatür de pek bilinmeyen ve çocukların gömme alanı olarak sınırlanmış bir alan tespit edildi. Bu alanda tespit edilen mezarlardan Pithos mezar olarak tanımladığımız yapı pithos içinde pithos özelliği göstererek daha önce arkeolojik veriler de pek bilinmeyen bir verinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Buradaki genel gömme geleceği M.Ö. 6’ncı yüzyılda ilk gömme işleminin yapıldığı daha sonra da yaklaşık 200 yıllık bir zaman süreci sonrasında da yani M.Ö. 4’üncü yüzyılda yani Geç Klasik Dönemde ikinci bir gömme işleminin yapıldığını göstermektedir. İkinci gömme de tespit edilen ve 6 adet eserle temsil edilen mezar yansıtmış olduğu pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne ile dikkat çekmektedir. 2023 yılı içerisindeki kazı çalışmalarında elde edilen buluntular, Çanakkale’de Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edilmiştir” dedi.

2023 yılı içerisinde Tenedos Antik mezarlık alanın da gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda elde edilen pitos mezarı içinde pitos şeklinde tasarlanmış olan gömme geleneğinde pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne bulunduğunu da kaydeden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “Eserlerin genel özelliklerine baktığımız zaman giyiniş tarzları, tanrıça motifleri bu dönem içerisinde hakim olan inanç ve tanrıya ulaşmayla ilgili genç yaşta gömülmüş olan çocuklara duyulan saygının belirtisidir. Bu eserleri tarih açısından da değerlendirdiğimiz zaman eserlerin stilistik ve analojik özelikleri bu eserlerin yaklaşık olarak 2 bin 700 yıllık zaman süreci öncesinde imal edilip, genç yaşta ölen bir çocuğun mezarına konulduğunu göstermektedir. Eserlerden ilk gördüğümüz dansçı oklasma formu olarak adlandırılan eserlerden iki tanesi dikkat çekmektedir. Eserlerin üzerinde bulunan giysi tipleri, doğu daha çok firik kültürüyle ilgili ve de Dionysos yanı sıra Kybele kültüyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu özellikte, özellikle Tenedos Nekropolisinde M.Ö. 4’üncü yüzyılda bu dini ideolojinin hakim olduğunu bizlere net olarak göstermektedir. Eserlerin yansıtmış oldukları tipolojik özellikler Tenedos Nekropolisinin Geç Klasik Dönem erasında mevcut olan kültürel özelliklerini anlamada bizlere kayda değer veriler sunmaktadır” diye konuştu.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/tenedos-antik-kenti-kazilarinda-cocuk-mezarligi-kesfedildi/feed/ 0
Drina Nehri’nde boğulan düzensiz göçmenler Bosna Hersek’teki kimsesizler mezarlığında defnediliyor https://www.kanal7haber.com.tr/drina-nehrinde-bogulan-duzensiz-gocmenler-bosna-hersekteki-kimsesizler-mezarliginda-defnediliyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/drina-nehrinde-bogulan-duzensiz-gocmenler-bosna-hersekteki-kimsesizler-mezarliginda-defnediliyor/#respond Tue, 20 Feb 2024 09:15:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=4277 Batı Avrupa’ya gitme hayaliyle yolan çıkan, Sırbistan ve Bosna Hersek arasındaki Drina Nehri’ni geçmeye çalışırken boğulan birçok düzensiz göçmenin yolculuğu, Bosna Hersek’teki kimsesizler mezarlığında son buldu.

Bosna Hersek ve Sırbistan arasında yer alan Drina Nehri, düzensiz göçmenlerin Batı Avrupa’ya ulaşmak için geçtikleri noktalardan biri.

Nehri geçmeye çalışırken boğulan düzensiz göçmenler, burada yaşayan insan hakları aktivistlerince isimleri ve nereden geldikleri bilinmediği için kimsesizler mezarlığına defnediliyor.

Bosna Hersek’te Bijelina, Bratunac ve Zvornik’teki mezarlıklara gömülen düzensiz göçmenler için Bijelina’daki mezar taşlarında “Buraya gömülen göçmenler onuruna bu anma noktası oluşturuldu. Sizi ve hayallerinizi asla unutmayacağız.” ifadesi yer alıyor.

“Drina’da boğulan ve daha sonra gömülen birkaç düzine insan olduğunu keşfettim”

Tuzla’dan Nihad Suljic ve Bijelina’dan Vidak Simic, bölgedeki düzensiz göçmenler için yardım etkinlikleri düzenliyor.

Suljic, 7 yıldır bölgede çalışmalar gerçekleştirdiğini belirterek, herhangi bir organizasyon için görev almadığını ve gönüllü hareket ettiğini söyledi.

İlk kez Tuzla’daki otogarda düzensiz göçmenlerle karşılaştığını aktaran Suljic, “Onlara yiyecek alma ihtiyacı hissettim. Her gün işim bittikten sonra otogarın önünden geçtim ve onlara ekmek, su, meyve aldım, Saraybosna’ya gidenlere de kamplara gitmeleri için bilgi verdim.” ifadesini kullandı.

Yakınının sınır bölgesinde kaybolduğunu belirten bir Afgan’ın 2 yıl önce kendisiyle irtibata geçtiğini anlatan Suljic, şöyle konuştu:

“Bana yakınının fotoğrafını ve bilgilerini gönderdi. Zvornik’e gittim ve bazı iyi insanlar, medya ve sivil toplum kuruluşları sayesinde o cesedi bulabildik. Cenazesi, idari işlemlerin tamamlanmasının ardından Afganistan’a iade edildi. O cesedi bulmaya yardım etmeye çalıştığımda, bunun münferit bir vaka olmadığını gördüm. Sırbistan’dan Bosna Hersek’e geçmeye çalışırken Drina’da boğulan ve daha sonra gömülen birkaç düzine insan olduğunu keşfettim.”

Suljic, hayatını kaybedenlere hayattayken yardım edemese de en azından bir mezar yeriyle onurlandırılmalarına yardımcı olduğunu belirterek, kaç kişinin nehri geçmeye çalışırken boğulduğunun bilinmediğini aktardı.

“Her bedenin evine giden yolu bulması gerektiğine inanıyorum”

Bijelina’da 40 yıldan fazladır doktorluk yapan Vidak Simic ise yaşamını yitiren düzensiz göçmenlerin otopsilerini yapıyor ve DNA örnekleri alarak kimliklerini tespit etmeye çalışıyor.

Simic, ilk bulunan cesetlerin 2015 yılında görev yaptığı patoloji bölümüne getirildiğini kaydederek, şunları söyledi:

“İlk zamanlarda yılda bir ya da iki ceset geliyordu ancak 2019’dan sonra keskin artış oldu, 8 ya da 10 kişi vardı, çoğu Drina Nehri’nin yatağında bulundu. İyi bir Hristiyan ve iyi bir doktor olmaya çalışıyorum, bu benim yardım etmemi gerektiriyor. Her bedenin evine giden yolu bulması gerektiğine inanıyorum. Tüm bu göçmenlerin kemik örneklerini korudum, yaklaşık 40 kişi. Bazılarının DNA analizi yapıldı, kimlikleri tespit edildi ve ülkelerine gönderdik bazılarının kimliklerini henüz tespit edemedik.”

Drina Nehri’nden çıkarılan 40 cesede otopsi yaptığını ve yaşlarının 20 ila 30 olduğunu dile getiren Simic, DNA örneklerini kalıcı olarak saklamaya karar verdiğini anlattı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/drina-nehrinde-bogulan-duzensiz-gocmenler-bosna-hersekteki-kimsesizler-mezarliginda-defnediliyor/feed/ 0
Ukrayna’da savaş yorgunu gençler cepheye gitmek istemiyor https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynada-savas-yorgunu-gencler-cepheye-gitmek-istemiyor/ https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynada-savas-yorgunu-gencler-cepheye-gitmek-istemiyor/#respond Tue, 13 Feb 2024 09:18:23 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=3812 Pavlo Zhilin Çerkasi sokaklarına devriyeye çıktığında, bu bölgedeki genç erkekler onunla karşılaşmamaya çalışıyor.

Çünkü Pavlo, bu devriyelerde Ukrayna ordusuna asker bulmak için dolaşıyor.

Rusya’nın ülkeyi işgalinin üzerinden neredeyse iki yıl geçti ve yetkililer cepheye gidecek gönüllü bulmakta artık zorlanıyor.

Savaşmaya istekli olanların çoğu ya öldü, ya yaralandı ya da hâlâ cephede bulunuyor. Halen ön hatta olanlar da yerlerini yenilerinin almasını bekliyor.

Çerkasi’de de tıpkı Ukrayna’nın diğer kentleri gibi, işgalin ilk zamanlarındaki heyecanı bulmak mümkün değil.

Çünkü Ukrayna savaş yorgunu.

Pavlo’nun hikayesi

Pavlo sokaklardaki görüntüye tepki gösteriyor ve “Anlamıyorum. İnsanlar, sanki savaş çok uzakta bir ülkedeymiş gibi ortalıkta dolaşıyor. Bu tam bir işgal ancak sanki insanlar umursamıyor” diyor.

24 yaşındaki asker yaşadığı hayal kırıklığını, “İlk günkü gibi herkesin bir araya gelmesi lazım. O zamanlar herkes birlik içindeydi.” sözleriyle ifade ediyor.

Çerkasi’de sık sık sosyal medya kısıtlamaları yapılıyor. Çünkü zorunlu askerlik yaşı gelen gençler, sosyal medyayı kullanarak, devriyelerin istikametinden kaçmaya çalışıyor.

24 yaşındaki Pavlo, ülkesi için büyük bir fedakarlık yaptı.

Askere gitmenin hayalini kurarak büyüdüğünü anlatırken gözleri parlıyor. Pavlo, işgalin başladığı 2022 Şubat ayında da orduda görev yapıyordu.

Sonrasında Kiev yakınlarında ve Donbas’ın batısındaki Soledar’da savaştı. Büyük kayıpların yaşandığı Bahmut savaşında ağır yaralandı.

O anı, “Ağır ateş altında kaldık. Yanıma bir top mermisi düştü. Dirseğimin tamamını kaybettim. Hiçbir şey kalmadı” diye anlatıyor.

Bir çalılığın altına sürünmeyi başaran ve burada dua etmeye başlayan asker, hastaneye ulaştırılabildi.

Pavlo bunun büyük bir rahatlama olduğunu itiraf ediyor. Sadece hayatta kaldığı için değil, nihayet cephe hattından çıktığı için de nefes aldığını söylüyor: “Orası çok zordu. Bunu kelimelere bile dökemiyorum.”

Pavlo yaşadıklarını hatırlarken önüne bakıyor ve sessizleşiyor.

Genç askerin yaraları ağırdı. Sağ kolu omzunun altından kesildi. Uzvunun kesildiği yerde hala ağrı hissediyor, bacağında da halen bir şarapnel bulunuyor. Protezi ona sınırlı hareket olanağı sağlıyor.

Ancak terhis olmayı kabul edemediği için askerlik memuru oldu.

Onun başına gelenlerden sonra, askere gitmek istemeyen Ukraynalı gençleri anlayıp anlamadığını merak ediyorum.

Pavlo kararlı bir şekilde yanıt veriyor: “Bir gün onların çocukları, savaş sırasında onlara ne yaptıklarını soracaklar. ‘Saklanıyordum’ diye cevap verdiklerinde, çocuklarının gözlerinde yerle bir olacaklar”

Ukrayna’nın kendisini savunmak için ödediği bedel çok büyük oldu.

Pavlo’ya çatışmalarda arkadaşlarını kaybedip kaybetmediğini sorduğumda, birliğinden “neredeyse hiç kimsenin kalmadığını” itiraf ediyor ve “Sadece benim gibi yaralılar kaldı. Diğerleri öldü.” diyor.

Serhiy’nin hikayesi

Doğudaki cephe hattına uzak Irpin kentinde yıkıntılar arasında bir çalışma var.

Kiev yakınlarındaki Irpin, savaşın ilk zamanlarında Rus kuvvetleri tarafından işgal edilmişti.

Kentin her yerinde paramparça olmuş binalar var ama aynı zamanda inşaat çalışmalarının sesi de duyuluyor.

Evlerini kaybedenler, her birinde iki oda ve bir duş odası bulunan prefabrik kabinlerden oluşan küçük “kasabalara” yerleştirilmiş.

Buraya cephe hattından tahliye edilen siviller de yerleştirildi.

Lilia Saviuk ve kocası, Rus işgali altındaki Kakhovka’dan buraya taşınmak zorunda kaldı.

Savaşın başında oğulları Serhiy bir bodruma kapatıldı. Lilia, Ukrayna yanlısı sloganlar attığı için oğluna işkence yapıldığını söylüyor.

Serhiy buradan kurtulunca çıkınca hemen Ukrayna adına savaşa katıldı.

Lilia, oğlunun resimlerini göstermek için telefonuna göz attığında, korkunç bir yaralanmanın görüntüleri ortaya çıkıyor.

Oğlunun bacaklarından biri paramparça olmuştu.

Serhiy geçen sonbaharda şiddetli çatışmaların yaşandığı Avdiivka’da yaralandı.

Bu çatışmalarda Ukraynalı yetkililer bile askerlerinin durumuna ilişkin itirafta bulundu. Bir kaynağa göre cephede, Rusya’nın sekiz askerine karşı yalnızca bir Ukrayna askeri vardı.

Lilia ve kocası, oğulları yaralanana dek şehirlerini terk etmedi.

“Onları arayıp ‘Ortalık sessiz mi?’ diye soruyoruz” diye anlatıyor. Bu bombardıman devam ediyor mu anlamına geliyor.

Lilia kentteki yakınlarının durumu kadar oğlu için de ağlıyor.

Bana oğlunun tekerlekli sandalyedeki videosunu gösteriyor.

Lilia’nın doktorların “bir mucize gerçekleştirdiğini” söylerken oğlunun bacağına yapılan deri naklini gösteriyor.

Ancak oğulları Serhiy, ayağa kalkar kalkmaz cepheye geri dönmek niyetinde.

Anne ve babasına, arkadaşlarının ona ihtiyacı olduğunu, cephede yeterli askerin bulunmadığını söyledi.

Lilia savaşın oğlu iyileşene kadar bitmesi için dua ediyor.

“Vatani görevini yaptığını düşünüyorum” derken gözleri yaşlarla doluyor:

“Bir anne olarak bunu söylemek belki günah ama o hastanedeyken ben rahat uyuyabiliyorum. Cephe hattındayken gözüme uyku girmiyordu. Bunu gerçekten söylememem gerekiyor ama oğlumun şu anda hastanede olmasına seviniyorum.”

Vladislav’ın hikayesi

Çerkasi’nin dışında yeni düzenlenmiş bir mezarlık var. Sıra sıra mezarlarda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in işgal emrini vermesinden bu yana savaşırken ölen her yaştan erkek yatıyor.

Ukrayna ölenleri kahraman olarak onurlandırıyor, aileler ise yastalar.

Her mezar ülke bayrağıyla süslenmiş, çelenkler ve çiçeklerle dolmuş. Çoğu mezarda üniformalı asker resmi var.

Inna henüz oğlunun fotoğrafını mezarına koymaya hazır değil. Cenazesinde taşınan fotoğraf hâlâ evde duruyor.

Bu fotoğraftan ayrılmaya hazır olmadığını söylüyor.

Vladislav Bikanov, geçen Haziran ayında Bahmut yakınlarında mayın patlamasında öldü.

23 yaşına girmek üzereydi ve genç yaşına karşın komutan yardımcısıydı.

Inna, yanı başında kızı sessizce ağlarken, “Oğlumun doğru şeyi yaparken öldüğüne inanıyorum” diyor:

“Ben bir öğretmenim ve çocuklara her zaman şunu söylüyorum: Haklıyız, ülkemizi ve çocuklarımızı savunuyoruz. Oğlum bizi savunuyordu. Bu davaya inandı. Ben de inanıyorum”

Onun bir süredir gitmediği mezarlıkta bu sürede yeni mezar yerleri açıldı.

Savaştan kaçınanlar hakkında ne düşündüğünü merak ettiğimde, “Sizce oğlum korkmadı mı? O gittiğinde ben de korktum. Herkes ölmekten korkuyor” diye yanıtlıyor:

“Ama belki de Rusya’nın kölesi olmak daha korkutucudur? Şimdi ölümü görüyoruz. Çok zor. Çok zor. Ama geri dönüş yok. Vazgeçemeyiz.”

?

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/ukraynada-savas-yorgunu-gencler-cepheye-gitmek-istemiyor/feed/ 0
Diyarbakır’da arkeolojik kazıda 54 çocuğun gömülü olduğu mezarlık bulundu https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-arkeolojik-kazida-54-cocugun-gomulu-oldugu-mezarlik-bulundu/ https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-arkeolojik-kazida-54-cocugun-gomulu-oldugu-mezarlik-bulundu/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:30:20 +0000 https://www.kanal7haber.com.tr/?p=1988 Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde eski bir taş ocağı olduğu değerlendirilen alanda yürütülen arkeolojik kazıda, 0-6 yaş arası 54 çocuğun gömülü olduğu mezarlık gün yüzüne çıkarıldı.

KAZILARDA ÇOCUK MEZARI BULUNDU

İnkaya Mahallesi’nde farklı alanlarda yapılan yüzey araştırmasında Bizans İmparatoru 1. Anastasius dönemine ait sikke bulunmasının ardından bölgede Diyarbakır Müze Müdürlüğünce 2021’de başlatılan kazılar, 15’i uzman, 35 kişilik bir ekiple sürüyor. Geçen yıl 1500 yıllık kilise kalıntısı bulunmasının ardından çalışmaların yürütüldüğü bölgede eski taş ocağı olarak değerlendirilen alanda kazı çalışması başlatıldı. Kazılarda çocuk mezarıyla karşılaşan ekipler, bu noktadaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Mezarlarda bulunan kemikler incelenmek üzere Müze Müdürlüğüne ait kazı evinde muhafaza altına alındı.

“MUHTEMELEN SADECE ÇOCUKLARIN GÖMÜLDÜĞÜ BİR TOPLU MEZAR”

Diyarbakır Müze Müdür Vekili Müjdat Gizligöl, 2018’de Devlet Su İşlerinin destekleri, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni doğrultusunda kırsal İnkaya Mahallesi’nde çalışmalara başladıklarını söyledi. Geçen yıl eski taş ocağı olarak değerlendirdikleri alanda çalışmalara başladıklarına işaret eden Gizligöl, şunları kaydetti:

“Burada yaptığımız kazı çalışmalarında şu ana kadar 50 mezar bulduk. Bugün de 4 mezara ulaştık. Şu anda kaldırma işlemleri devam ediyor. Yani toplamda 54 mezarın olduğunu biliyoruz. Bu bakımdan bizim için çok ilginç bir sonuç. Muhtemelen burası taş ocağı olarak kullanıldıktan sonra bir nekropol (toplu mezarların bulunduğu yer) alana dönüştürüldü ve sadece çocuklar buraya gömüldü.”

“MEZARLAR KİREÇ TAŞIYLA KAPATILMIŞ”

Bazı mezarlara birden fazla çocuğun gömüldüğünü tespit ettiklerini dile getiren Gizligöl, “Mezarların etrafında kireç taşından sanduka oluşturulmuş ve kireç taşıyla üzeri kapatılmış. Mezarlar, doğu-batı doğrultusunda, gelişigüzel bir gömülme yok.” ifadelerini kullandı.

“ÇOK KARŞILAŞILAN BİR DURUM DEĞİL”

Toplanan kemikleri kazı evine götürdüklerini belirten Gizligöl, “Kemiklerin yaş, cinsiyet ve ölüm sebepleri hakkında ayrıntılı bir çalışma yürütülecek. Tamamının çocuk bireylere ait olduğu mezarlık bir alan, çok karşılaşılan bir durum değil.” dedi.

Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde araştırma görevlisi ve antropolog Dr. Nazlı Akbaş da daha önce alanda yapılan kazılarda kilise kalıntısı bulunduğunu hatırlatarak, kilisenin erken Bizans Dönemi’ne ve yaklaşık 1500 yıl öncesine tarihlendirildiğini düşündüklerini ifade etti.

Akbaş, kilisede mezarlar tespit edilmesine ilişkin şunları söyledi: “Erken Bizans’ta ‘aziz’ ve ‘şehit’ kültürü olduğu için kiliselerde yerleşim içi gömüler söz konusu olabiliyor. Taş ocağı ismini verdiğimiz bu alanda 0 ile 6 yaş aralığında sadece bebek ve çocuklara ait mezarlar bulundu.”

Yapılan ön inceleme doğrultusunda, bebek ve çocukların herhangi bir salgından dolayı ölmüş olduklarını düşünmediklerini belirten Akbaş, detaylı iskelet çalışmasının henüz gerçekleştirilmediğini ifade etti.

“Henüz Hristiyan olmayan bebek ve çocuklar”

Ön incelemelerde bazı hastalıklar tespit ettiklerini dile getiren Akbaş, şunları kaydetti:

“Bu dönem ve bu coğrafya için anemi oldukça yaygın bir hastalıktı. Fakat hepsinde gözlemlediğimiz bir salgın hastalık belirtisi yok. Bebeklerin söz konusu alana gömülmesinin Hristiyanlığın erken Bizans dönemindeki vaftiz kültürüyle ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Erken Hristiyanlık döneminde vaftiz edilenler genelde yetişkinler oluyordu. 10’uncu yüzyıldan sonra çocukların vaftiz edilmesi gerektiği yasallaştı. Bunların erken Hristiyanlık dönemine ait olduklarını düşünüyoruz. Bu nedenle vaftiz edilmemiş yani henüz Hristiyan olmayan bebek ve çocuklar. Vaftiz edilmediği için de kilise içine değil de kilise dışına gömülme ihtimali üzerinde duruyoruz.”

Çocukların gömüldüğü mezar örneğinin Afyonkarahisar’daki Amorium kazılarında da bulunduğunu ifade eden Akbaş, orada 10’uncu ve 11’inci yüzyıla tarihlendirilen mezarlığın belli bir alanında sadece bebek ve çocukların gömülü olduğunun ortaya çıktığını, mezarlığın yakınında da bir vaftizhane tespit edildiğini ancak Kulp’taki kazıda vaftizhaneye rastlanmadığını söyledi.

Kazı ekibinden arkeolog Başak Oban da alanda çocuk mezarlarıyla karşılaştıklarında hem şaşırdıklarını hem de heyecanlandıklarını belirtti.

Oban, “Gittiğim hiçbir alanda toplu olarak bu kadar çok çocuk mezarına rastlamadım. Bir alanda toplu olarak sadece çocuklara ait mezarlığın bulunması ilginç bir durum.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.kanal7haber.com.tr/diyarbakirda-arkeolojik-kazida-54-cocugun-gomulu-oldugu-mezarlik-bulundu/feed/ 0