Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.
Tarihe güneş gibi doğan, cihangirler yetiştiren medarıiftihar Manisa’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Erdoğan, sanayinin, tarımın, emeğin şehri, medeniyetler beşiği Manisa’nın bugün bir başka güzel olduğunu söyledi.
Manisa’ya, geçen mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhur İttifakı’na cumhurbaşkanlığında yüzde 50, milletvekilliğinde yüzde 49 oy oranıyla verdiği destek için teşekkür eden Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart’ta büyükşehir ve ilçeleriyle Manisa’da yeni bir destan yazacağını ifade etti.
“Yaklaşık bir ay sonra sandıkları hep beraber patlatmaya hazır mıyız?” diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kendi partisine sözünü geçiremediği halde, borusunu buralarda öttürmeye heveslenen biri var. Buradan kendisine sesleniyorum, hiç merak etmesin, kendini boşuna paralamasın, boynuna vurulan prangalardan kurtulacağı gün çok yakındır. Manisa’nın da desteğiyle 31 Mart’ta onu da özgürleştirerek, maruz kaldığı eziyetten kurtaracağız, bir önceki gibi. 13 kez girdiği seçimlerden nasıl bir netice alamadan ‘eyvallah’ deyip gittiyse, bunun da akıbeti aynı olacak. Ülkeye, millete ve şehirlerimize söyleyecek hiçbir sözü, ortaya koyacak hiçbir vizyon ve programı olmayanlar sadece konuşur, bağırır, çağırır ve gider. Biz ise 81 vilayetimizin tamamıyla birlikte Manisa’mızı da Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bunun için Cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla, belediyelerimizle el ele vererek şehirlerimizi güvenli, huzurlu, müreffeh hale getirecek adımları atıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 21 yılda gerçekleştirdikleri demokrasi ve kalkınma atılımlarını Türkiye Yüzyılı’nın altyapısı olarak gördüklerine işaret ederek, bunun üzerine çok daha fazlasını koyarak, Türkiye’yi dünyanın şanlı tarihine yakışır yere çıkarmakta kararlı olduklarını vurguladı.
“Her şeyin üstesinden geliriz”
Bunların hepsini yapacak iradeye, birikime, hazırlığa, kadroya sahip olduklarını belirten Erdoğan, “Yeter ki milletimiz birliğine, dirliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıksın. Emin olun gerisi sadece vakit ve öncelik meselesidir.” dedi.
Bir Manisa türküsünde “Evlerinin önü iğde, iğdenin dalları yerde, Mevlam düşürmesin derde” sözlerinin yer aldığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Yeter ki Mevlam fert olarak hiçbirimizi ve milletimizi çaresiz dertlere düşürmesin. Ölümden gayrı her derdin devası, insanın çalışmasına, gayretine, nasibine bağlı olarak vardır. Karamsarlık illetine kapılmadıktan sonra, Allah’ın izniyle her şeyin üstesinden geliriz. Dikkat ederseniz, içeride ve dışarıda birileri ısrarla milletimizin moralini bozmak, canını sıkmak, umudunu köreltmek için her yolu deniyor. Türkiye’nin sıkıntıları yok mu? Elbette var ama bunları çözecek olan program da irade de tecrübe de milletiyle, devletiyle, Cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle yine bizleriz. Hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden, hiçbir program ve proje geliştirme zahmetine katlanmadan milleti kendilerine mahkum etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak boynumuzun borcudur. Türkiye’yi geçtiğimiz 21 yılda 3 kattan fazla nasıl büyüttüysek, sanayimizi, tarımımızı, ticaretimizi nasıl küresel rekabete hazırladıysak, bugünkü meseleleri de öyle hal yoluna koyacağız. Hiç endişe etmeyin.
Çalışanlarımızın dertleri mi var? Birlikte çözeceğiz. Emeklilerimizin sıkıntıları mı var? Birlikte aşacağız. Esnafımızın ihtiyaçları mı var? Birlikte gidereceğiz. Gençlerimizin hayalleri mi var? Birlikte gerçekleştireceğiz. Ülkemize yönelik tehditler mi var? Birlikte bertaraf edeceğiz. Gabar’da bunu giderdik mi? Cudi’de mağaralara girdik mi? Tendürek’te inlerine girdik mi? Bestler Deresi’nde aynı şekilde girdik mi? Bundan sonra da yine biz yaparız. Nerede teröristan, nerede terör örgütleri? Hepsi şu anda darmadağın.”
“Büyük ufku karartmasına izin vermeyeceğiz”
Bunları yapmak için Türkiye Yüzyılı vizyonunu milletin takdirine sunduklarını belirten Erdoğan, “Telafisi mümkün olan, gelip geçici sorunların bu büyük ufku karartmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Uzunca bir süredir yaşadığımız bütün saldırıları, bölgesel ve küresel krizleri, kimi politikalarımızın eksik kalmasından kaynaklanan meseleleri birer birer çözüme kavuşturacağız. Bilhassa ekonomideki sıkıntıların yıl sonundan itibaren hızla hafiflemeye başladığını, önümüzdeki yıldan itibaren de yeniden yükselişe geçeceğimizi hep birlikte göreceğiz. Vatandaşlarımızın her biri ülkenin büyümesiyle, güçlenmesiyle, imkanlarının artmasıyla ortaya çıkacak kaynaktan hak ettiği payı mutlaka alacaktır. Geçmişte bunu sağladık, bundan sonra da başaracağız.”
Erdoğan, miting yaptıkları alanda 45 bin vatandaşın bulunduğunu söyledi.
(Sürecek)
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte önce ilçe turu yaptı, sonra Çayırbaşı’nda halkla buluştu. Daha önce sıfır olan bazı hizmetleri kendi dönemlerinde başlattıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış, o bir kişi de milleti tehdit ediyor.’Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak” dedi.
İmamoğlu, Sarıyer Çayırbaşı’nda vatandaşlarla buluştu. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde İstinye, Yeniköy, Tarabya, Sarıyer Merkez ve Cumhuriyet mahallerinde, CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte ilçe turu yaptı. Seçim otobüsünün üzerinden vatandaşlara seslenen İmamoğlu şunları söyledi:
“RANTÇILARI DEĞİL HALKÇILARI SEÇİN: Sabah Bakırköy’deydim. Daha önce Fatih’teydim. Ardından Kağıthane’ye geldim. Şimdi Sarıyer’deyim ve güzel bir buluşma yapıyoruz. ve bu buluşmayla beraber, aslında yavaş yavaş ısınıyoruz. Bu ısınmayı, göreceksiniz öyle bir büyüteceğiz ki, İstanbul’un ittifakı, İstanbul’un birliği ve beraberliği tarihte görülmemiş bir yerel seçimi hepimize yaşatacak. Gücümüzü birleştiricilikten alıyoruz. Gücümüzü; birleşmeden, bir arada olmadan, icraatçılıktan, halkçılıktan alıyoruz. Çocuklarımıza hizmet etmek, bizi çok mutlu ediyor. İcraat yaptığımız için güçlüyüz. Bu şehrin bütün evlatlarını düşündüğümüz için güçlüyüz. Rantçıları değil, halkçıları seçin.
ALLAH AŞKINA, BÖYLESİ GÜZEL BİR YERİ BİR BELEDİYE NİYE SAKLAR: Görev süremiz boyunca İstanbul’da vatandaşın her sorununa koştuk. Biz, bu şehrin unutulmuş her alanını yeniden ayağa kaldırdık. Hemen yanı başınızdaki Büyükdere Fidanlığı’nı biliyorsunuz değil mi? Yıllarca o koca alanı çöp haline getirdiler. Hatta bu bölgede insanların huzurunu kaçıran bir merkeze dönüştü. Öyle değil mi? Ben orayı gördüğümde dedim ki, ‘Allah aşkına, böylesi güzel bir yeri bir belediye niye saklar?’ Ben düşündüm, düşündüm, birkaç sene bunu bulamadım. Benim aklım ermedi. Bizim aklımızda şeytanlık yok. Biz bilmiyoruz. Allah, bunların yardımcısı olsun. Allah, bunlara akıl versin. Orayı, yıllar önce buranın huzuru için açsalardı kötü mü olurdu? Şimdi pırlanta gibi bir yer oldu. Yine yıllarca milletten uzak tuttukları, Atatürk Kent Ormanı’na gittiniz mi? Nasıl, güzel olmuş değil mi? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletin malını, millete emanet ediyoruz. Onlar, milletin malını bir avuç insana emanet etmek için çalışıyorlar. Biz, ‘Hayır’ diyoruz, ‘Milletin malı millete.’ Adamcılık yok, kayırmacılık yok.
YAKLAŞIK 200 BİN İNSANIMIZI İLGİLENDİREN TAPU SORUNUNU ÇÖZDÜK: Biz bu ilçede, yaklaşık 200 bin insanımızı ilgilendiren tapu sorununu çözdük. Dağıtımına başladık. Dağıtmaya da devam edeceğiz. Bakın 200 bin insan; 40 yıl, 50 yıl… Gençlik Ofisi açtık. Çok kötü, metruk durumdaki Duatepe’yi yeniledik, insanlarımıza açtık. Orayı da görün. İstanbul en güzel manzarasını görün. Yapamadılar. Yarım bıraktılar. Müteahhit çalışmıyordu. Aşiyan-Rumelihisarı fünikülerini bitirdik, milletimize açtık. Yine Rumelihisarüstü’nü pırlanta gibi meydanıyla, çevresiyle bitirdik. Yetinmedik; öğrencilerine çile çektirilen, öğrencilerine zulüm ettirilen Boğaziçi Üniversitesi gençlerine Kent Lokantası açtık. Biz, bu şehrin dokunulmamış, unutulmuş, insanlarını mutlu edecek her işi yaptık.
ONLARA DÜNYAYI DAR ETTİNİZ. SİZLERE HELAL OLSUN: Bunlar bize görevi devrederken… Daha doğrusu onu da beceremediler ya. Görevi elimizden almaya kalktılar. Milletin hakkı, hukukunu çiğnediler. Hatırlayın 2019’u. Seçimi iptal ettiler. Hoş bu millet kendi iradesine, hakkına, hukukuna müdahale edene, hayatının en büyük dersini verdi. Onlara dünyayı dar ettiniz. Sizlere helal olsun. ve 13 bin oyu, 806 bin oya çıkarttınız. Ne dediler o zaman? ‘Bunlar sosyal yardımları keser’ dediler değil mi? Tam 6 katına çıkarttık. Onlar, sadece bir öğrenciye burs verdiler. O da 200 bin dolar burslu öğrenci okuttular. Bir kişi. Torpilli. Biz ne yaptık? Sadece bu sene, tam 100 bin üniversite öğrencimize burs dağıttık. Bu sene 7 bin 500 lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Biz göreve geldiğimizde, bu nasıl sıfırsa, kreş de sıfırdı. İstanbul’un en büyük kreşlerinden birisini, Büyüklere Fidanlığın içinde açıyoruz. Öğrenci alıyor yavaş yavaş. Bakın sıfırdı; 4 yılda, 4,5 yılda 100 adet kreşimiz oldu. Bir değil, üç değil, beş değil, on değil, 100 tane. Hem de pırlanta gibi. Niçin yapıyoruz biliyor musunuz? Benim şehrimin evlatları eşitlenecek. Benim buradaki pırlanta gibi çocuğumla, pırlanta gibi kızımla, oğlumla; başka bir yerdeki çocuklarımız da eşit olacak. Herkes eşit olacak. Darda, açıkta kimse kalmayacak. Kıyıda, kenarda kimse hissetmeyecek. Biz bunu başardık. Biz, bu şehirde üniversite öğrencilerimizi yurtta da yalnız bırakmadık. Sadece 4 yılda, 5 bin 200 gencimizi misafir ediyoruz.
TAPUNUZU DA DAĞITAN BİZ: Bakın; tapunuzu da dağıtan biz. Yıllardır dokunmadıkları altyapınızı da dağıtan yapan biz. Üstyapınızı da parklarınızı da meydanlarınızı da yapan biz. Bunlar, hizmet yapmadılar. Bakın; dokunmadıkları altyapının tamamını, hele hele pandemi döneminde sel, su baskınları, insanları hayatından bezdiren bütün o kötü altyapı düzenini değiştirdik. Pırlanta gibi. Altyapıda atık suyu, yağmur suyunu, Baltalimanı’ndaki Biyolojik Arıtma Tesisi’ni bitirdik. Yetinmedik; yıllarca ihmal edilmiş çöp halinde duran Baltalimanı Deresi’ni, Baltalimanı’nın çevresini bir yaşam vadisine dönüştürdük. Biz iş yaptık, iş yapmaya devam edeceğiz. Onlar bize çamur atacak, onlar bizi kötüleyecek, onlar bizi köşeye sıkıştırmaya çalışacak. Bizim işlerimizi engellemeye çalıştılar Kamu bankalarından bir lira kredi vermediler. Bize ait, hepimizin vergisiyle beraber çalışan TRT’de, 5 senedir bizi 1 dakika bile haber yapmadılar. Ama ne yaparsa yapsınlar, onların arkasında ne var biliyor musunuz? Onların arkasında bir kişi var. Bizim bu yolculuğumuzun arkasında millet var millet. Onun için biz, söz verdik mi yapanlardanız.
SARIYER’DE, ŞÜKRÜ BAŞKAN GÜZEL İŞLER YAPTI. ŞİMDİ YİNE SARIYER’İN EVLADI OKTAY AKSU İLE YÜRÜYECEĞİZ: Sarıyer’de, Şükrü Başkan güzel işler yaptı. Kendisine teşekkür ederiz. Ama şimdi başka bir arkadaşımız görev yapacak. İki dönem, 10 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde birlikte görev yaptığımız, Meclis’te ve komisyonlarda birlikte çalıştığınız, yine Sarıyer’in evladı Oktay Aksu ile görev yapacağız. Şimdi onunla da yürüyeceğiz. Görev devir-teslimi olur. Şimdi bundan sonra, önümüze bakacağız. Geride kalanlar kaldı, önümüze bakacağız. Tam gaz koşacağız. ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Hepinizden isteğimiz var. Çevrenizde eşiniz, dostunuz, ahbabınız, komşularınız… Güzel ablalarım, benden hepsine selam söyleyin. Oktay Başkan’dan herkese selam söyleyin. Çok çalışacağız. Ahlaklı çalışacağız. Adaletli olacağız. İcraat yapacağız. Milletimizi düşüneceğiz. Siyasi parti ayrımı yapmayacağız. ‘O parti, bu parti’ demeyeceğiz. Milletimizi düşüneceğiz. Milletimizin evlatlarına layık olacağız. Şu güzel annemizin, şu güzel teyzemizin, güzel ablalarımızın, evlatlarımızın, sevgili gençlerin hakkını vereceğiz. Hiç kimsenin hakkını yedirmeyeceğiz. Aynı zamanda hak da yemeyeceğiz. Hak yiyenlerden bu milleti Allah korusun. Buna müsaade etmeyeceğiz.
BÜTÜN İSTANBULLULARI GÖREVE DAVET EDİYORUM: İstanbul Gönüllüleri, İstanbul İttifakı sizlerle büyüyecek. Hep birlikte kocaman bir aile olacağız. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil, bütün İstanbulluları göreve davet ediyorum. Hep birlikte coşacağız, hep birlikte koşacağız milletçe. Hep iyi dil, güzel dil kullanacağız. Dijitalde çalışın, sokakta çalışın, broşür dağıtın, gidin insanları ikna edin, sandıkta görev alın. Milletçe bir demokrasi şölenine, demokrasi seferberliğine koşacağız. Günün sonunda, herkesten şunu isteyin: Deyin ki ‘Bu arkadaşlar, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları, kimseyi dışarıda bırakmaz. Kimseyi ayırt etmez. Adaletten yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ‘Hukuktan yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ve biz ne yapacağız? Sarıyer Belediye Başkanımıza oy istiyeceğiz. Sarıyer Meclisi’ne oy istiyeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanınıza oy isteyeceksiniz. Hep birlikte büyük bir millet ittifakı kuracağız.
OY VERSİN, VERMESİN; MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK ONURDUR: Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış. O bir kişi de milleti tehdit ediyor. ‘Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak. Partizanlığı yıkacağız. Göreceksiniz; hep birlikte çok güçlü bir İstanbul süreci daha yaşatacağız. Biz, bu şehri kendine getirdik. Bu şehri, kötülüklerden koruduk. Milletin parsellerinde imar artışına bir tane bile müsaade etmedik. Tek bir yeşil alanı bile imara dönüştürmedik. Tapu sorunlarını biz çözeceğiz. Sizi kimse, evinizden edemeyecek. Biz çözüyoruz; çözmeye devam edeceğiz. Bizim karşımızdaki aday, bir kişiden talimat alıyor. Onun buyrukları, herkes için emir oluyor. Biz, milletimizden talimat alıyoruz. Biz halkçılığın, biz demokrasinin temsilcileriyiz. Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün temsilcileriyiz. Onun için yılmayacağız, yıkılmayacağız; dimdik ayakta yolumuza devam edeceğiz.
ONLARA ÖYLE BİR DERS VERECEKSİNİZ Kİ: Biz yoksulu, yoksulluğu bitirmeye dönük süreçte adımlarımızı atacağız. Onlara da öyle bir ders vereceksiniz ki; seçimden sonra kalan sürelerinde gitsinler 2-3 basamak haline gelmiş enflasyonu düşürsünler. Emeklinin, dar gelirli vatandaşımızın gelirlerini arttırsınlar. Ekonomiyle uğraşsınlar. Adaleti düzeltmeye gayret etsinler. Bunu yapmaları için ne yapacağız? Seçimde onlara öyle bir demokrasi şamarı atacağız ki, kendine gelecekler. Kendine gelip, işine bakacaklar. Hükümet, işine baksın. Sevgili Sarıyerliler, bu daha ısınma. Bu daha ilk buluşmam sayılır. Dün, minik bir buluşmamız oldu. Bugün de sizleri selamladık. Gene geleceğim. Birkaç kez daha geleceğim. Sadece Sarıyer’e değil, 39 ilçemizi en az 3’er defa gezeceğim. Biz, atom karınca gibi çalışacağız. Onlar peşimizden koşmaya çalışacaklar. Yarı yolda nefes nefese kalacaklar, nefes nefese. Bizimle mücadele edemez onlar. Onlar, koşarken bile talimat alıp koşan insanlar. Biz ise, ‘Tam yol ileri’ diyen, gücünü milletten alan insanlarız. Hepinizi çok seviyorum. Sürecimiz hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun. Sarıyer milletimizin olsun. İstanbul milletimizin olsun. Her şey çok güzel olacak.”
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını yanıt verdi. İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
İmamoğlu, bugünkü İstanbul Ticaret Odası (İTO) ziyareti çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün isim vermeden kendisini “Eli genel merkezde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarda İstanbul’da olan biri İstanbul’u yönetemez” sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Ben açıkçası bu seçim döneminde çoklu bir rakiple karşı karşıyayım. İstanbul’da rakibimiz olan birçok arkadaşımıza, birçok hemşehrimize ya da siyasi parti temsilcisine ya da onları temsilen yapılan birtakım siyasi müzakerelerde, konuşmalarda şahsıma dönük tutarlı-tutarsız, yalan-yanlış, eksik-fazla; adı her neyse yorumlar yapılacaktır. Bu yapılan yorumları ben hiç muhatap almayacağım ama hani İstanbul’a dair bir proje ya da İstanbul’da yaptığımız bir işe dönük bir tarif olur ise bu kapsamda elbette cevabını veririm ama söylenen siyasi, muğlak, geçerliliği olmayan birtakım tariflere asla muhatap olmayacağım. Bunun ismi A-B partisi ya da A-B partisinin lideri, benim için fark etmiyor. Benim işim şu anda İstanbul seçimine dair 16 milyon insanımıza geçtiğimiz 5 yılın hesabını vermek; önümüzdeki 5 yılla ilgili de tasarruflarımızı ve tasarımlarımızı aktararak en güçlü şekilde, demokratik bir zeminde tarihi oy rekoru kırarak inşallah tekrar seçilebilmek. Tek yolculuğum bu.”
MURAT KURUM’A: “HER GÜN YENİ BİR ÇEVRE TRAJEDİSİYLE KARŞI KARŞIYA”
Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un mevcut belediye yönetimini “Don Kişot”a benzetmesine ilişkin de İmamoğlu, şunları dile getirdi:
“Sayın Bakan, tabii büyük bir şok içerisinde. Her gün yeni bir çevre trajedisiyle karşı karşıya. Yarattığı problemler ve sebep olduğu birtakım sorunlu haller, insanları mutsuz ettiği projeler… Birçok konunun yarattığı travmayla ‘Ekrem İmamoğlu’na nasıl bir söz söylesem de o sözün şokuyla beraber bir fayda sağlasam’ çabası içerisinde. Sayın Bakan’ı yakınen de tanırım. Bu tarz sözler edebilecek bir usul, üslubu da yoktur ama her seçimde karşımıza bu tarz, yeni bir kimliğe bürünmüş kişilikler de görüyorum. Bence bu heyecana kapılmamasını, yeterlilik içerisinde İstanbul’a dair işlerini anlatmasını tavsiye ederim. Zira 650 bin konut vesaire gibi asla yapılamayacak, asla olamayacak ve olmaması gereken, yaptığı açıklamalarla ‘Ekrem İmamoğlu ve ekibinin ortaya koyduğu başarılı süreci nasıl geride bırakırım’ diyerek tarihe en kötü vaatler dizilişi olarak çıkacak süreçleri tarifliyor. Tabii benim için kötü bir şey değil bu yaptıkları ama yine de üzülüyorum. Keşke daha nitelikli, daha kaliteli bir kampanya yürütebilse, biz de bir şeyler alabilsek. Zira benim açıkladığım her proje, İstanbul için ortaya koyduğumuz her bakış açısını onlar sahiplenebilirler, ballandıra ballandıra anlatabilirler. Çünkü biz, zaten İstanbul için ballandıra ballandıra anlatılacak projeler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bu bakış açısına kendisini tavsiyeyle davet ediyorum.”
“CUMHURBAŞKANI, AÇIKLAMALARIYLA YÖRE YÖRE İNSANLARI ŞOK EDİYOR”
Erdoğan’ın Ordu’da “Biz yoksak doğal gaz yok” propagandasıyla oy istemesi sorulması üzerine de İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı, açıkçası öyle açıklamalar yapıyor ki, yöre yöre insanları şok ediyor. Öylesine şok ediyor ki, gördüğüm kadarıyla tarihinde ilk kez bu kadar düşük kalabalıkla Karadeniz gezisi yaptı. Gerçekten bence oturup -birileri var mıdır çevresinde bilmiyorum ama- yaptığı mitinglerin arka planını ya da sonrasında çekilen fotoğrafları, videoları izlesin. Bu söylediği bence kötü tariflerin, kötülükçü cümlelerin karşılığını, milletin ona nasıl tepki olarak gösterdiğini görsün. Bu milleti oy alma döneminde, seçime giderken tehditle, yani ‘Oy verirseniz doğal gaz getiririm’ ya da deprem bölgesindeki o mağdur insanlarımıza ‘Oy vermediniz, yerel yönetim başka partiden de onun için hizmet gelmedi’ diyecek kadar vicdanları sızlatacak birtakım yorumları yapıyor ise, insanları tehdit ediyor ise düşünün ki, eğer bu seçimde kazanır ise ondan sonra hangi tehditkar süreçleri ve milletimiz adına yapar? Ki yorumlar yapılmaya başlandı. Seçimden sonra gelecek zamları, yükselecek enflasyonu, doğal gaz vesaire gibi faturaların nasıl büyüyeceğini… Bıraksın doğal gaz taşımayı. İnsanlar şimdiden o tedirginliği yaşıyorlar.
“MİLLET, 23 HAZİRAN’DAKİ GİBİ 31 MART’TA DA DERSİNİ VERECEK”
Kaldı ki, yıllardır Ordu’yu yöneten kendileriydi zaten. Niye getirmediler yani? Neyin tehdidini yapıyorlar? Şaka gibi ama İstanbul’da başta olmak üzere bütün Türkiye’de milleti tehdit eden, milletin efendisi olduğunu düşünen bu tarz söylemlere, milletin efendi olduğunu, tehdide karşı da ciddi bir demokrasi dersini, aynen 2019, 23 Haziran’da verdiği gibi, 31 Mart’ta da vereceğini düşünüyorum. Öyle bir ders verecek ki, kalan iktidar sürelerinde daha fazla çalışmalarına sebep olacak. Millet, 31 Mart’ta demokrasi tokadı atacak sandıklarda. Onlar da çalışmak zorunda kalacaklar. Gerçek işlerine, enflasyonla mücadeleye, yoksullukla mücadeleye, perişan ettikleri emeklilerin hallerini iyileştirme konusundaki mücadeleye geri dönüş yapacaklar. Ben buradan milletimizi, özellikle AK Parti’ye oy veren hemşehrilerimi bu vesileyle uyarmış olayım.”
ERDOĞAN’A: “BENİ PAZARDA İZLESİN”
Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını da İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
MUHARREM İNCE’YE ADAY YANITI: “HAYIRLISI OLSUN, NE DİYEYİM”
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşmesinde İmamoğlu’na “Senin kaybetmen Cumhuriyetçilerin moralini bozar. Senin o eli koruman lazım. Ben senin için ne yapabilirim” sözleri ve karşısına partiden Berk Hacıgüzeller’in aday çıkarıldığı hatırlatılmasına da İmamoğlu, “Hayırlısı olsun. Ne diyeyim” diye yanıt verdi.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından önce İYİ Parti’nin bazı büyükşehir ve ilçelerdeki belediye başkan adayları tanıtıldı. Açıklanan yerler ve isimler şöyle:
Artvin Belediye Başkan Adayı Demirhan Elçin, Arhavi Belediye Başkan Adayı Kemalettin Emiroğlu, İnegöl Belediye Başkan Adayı Sevda Özcan, Kestel Belediye Başkan Adayı Mustafa Atılgan, Yıldırım Belediye Başkan Adayı Ayhan Özbek, Nizip Belediye Başkan Adayı Gizem Büşra Bilgiç, Şehit Kamil Belediye Başkan Adayı Selami Demirkol, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, Dörtyol Belediye Başkan Adayı Cihan Tufan, Arsuz Belediye Başkan Adayı Süleyman Sırrı Bahadırlı, Reyhanlı Belediye Başkan Adayı Süleyman Mustafa Ortak, Kumlu Belediye Başkan Adayı Ahmet Uçar, Erzin Belediye Başkan Adayı Mehmet Ökkeş Koçak, Antakya Belediye Başkan Adayı Ferhat Küçükler, Kırıkhan Belediye Başkan Adayı Ahmet Kaya, Belen Belediye Başkan Adayı Reşit Özuğur, Payas Belediye Başkan Adayı Ayvaz Yakar, İskenderun Belediye Başkan Adayı Nazmi Ceylan, Domaniç Belediye Başkan Şerif Yılmaz, Simav Belediye Başkan Adayı İskender Özdağ, Simav Demirci Beldesi Belediye Başkan Adayı Şükriye Tuğcu, Anamur Belediye Başkan Adayı Ali Rıza Özdeniz, Akdeniz Belediye Başkan Adayı Onur Köseli, Yenişehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Arıcan, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Metin Ergun, Köyceğiz Belediye Başkan Adayı Pelin Eker Karaman, Adapazarı Belediye Başkan Adayı Türkel Ergül, Akyazı Belediye Başkan Adayı Hakan Baykal, Arifiye Belediye Başkan Adayı İrfan Ömür, Karasu Belediye Başkan Adayı Hasan Sarıoğlu, Serdivan Belediye Başkan Adayı Serbülent Gökhan Beyaz, Taraklı Belediye Başkan Adayı Şahin Akı, Söğütlü Belediye Başkan Adayı Volkan Deniz. Turhal Belediye Başkan Adayı Muhammer Baloğu, Akçabat Belediye Başkan Adayı Erol Gedikli, Beşikdüzü Belediye Başkan Adayı Serkan Dübüş, Çarşıbaşı Belediye Başkan Adayı Hamza Ustabaşı, Köprübaşı Belediye Başkan Adayı Fatih Sancak, Hayrat Belediye Başkan Adayı Zafer Yazıcı, Of Belediye Başkan Adayı Emine Bodur, Ortahisar Belediye Başkan Adayı Versel Kurtoğlu, Sürmene Belediye Başkan Adayı Selami Ateş, Birecik Belediye Başkan Adayı …
Adayların ardından başladığı konuşmasında, Antalya’daki selde yaşamını yitiren yurttaşa ve dün Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan, 9 işçinin göçük altında kaldığı faciaya da değinen Akşener, özetle şunları söyledi:
“İLİÇ’TEKİ FELAKETE YOL AÇAN İHMALLERİN VE BU İHMALLERE İMZA ATANLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
“Dengesi bozulan doğamız artık alarm veriyor. İktidarın iflah olmaz rant telaşı göz göre göre insanlarımızın hayatını tehlikeye sokuyor. Bitmek bilmeyen bu sorumsuzluğun faturasını da her defasında milletimiz ödüyor. 29 Haziran 2022’de bu kürsüden Erzincan İliç’teki altın madenindeki tehlikeye karşı iktidarı uyarmıştım. Hatta bu konuda İYİ Parti olarak Meclisimize soru önergeleri de verdik. Ancak iktidar bizi aşırı duyarlı bulup kulağının üstüne yatmayı tercih etti. Yani aslında dün yaşanan felaketi göze almayı tercih etti. Erzincanlı vatandaşlarımızı değil madenin ortaklarını tercih etti. Anadolu’nun can suyunu taşıyan Fırat’ı değil rant musluklarını tercih etti. İliç’teki felakete yol açan ihmallerin ve bu ihmallere imza atanların peşini bırakmayacağız.
“GİRDİKLERİ HER SEÇİMDE 2023 VİZYONUNDAN BAHSETTİLER. 2024 YILINA GELDİK AMA DAHA VİZYONUN, ‘V’SİNE BİLE ULAŞAMADILAR”
AK Parti’nin artık milletimize verecek hiçbir şeyi kalmadı. İktidarının 21’inci yılında, 21 yıl öncesini aratan ve 21 yıldır her sıkıştığında aynı vaatleri tekrarlayan artık miadını doldurmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Kasım 2002’de yani AK Parti milletimizden yetkiyi devraldığında faiz yüzde 46’ydı. Bugün 2024 yılındayız, faiz yüzde 45 seviyesinde. Kasım 2002’de iktidara geldiklerinde Enflasyon yüzde 30’du. Bugün enflasyon ise Instagram filtrelerini aratmayan TÜİK filtresine rağmen yüzde 65’e dayandı. AK Parti iktidarının ekonomi literatürüne kattığı yeni bir enflasyon çeşidimiz daha var; ‘Hissedilen enflasyon.’ O da neredeyse yüzde 130’a ulaştı. Girdikleri her seçimde 2023 vizyonundan bahsettiler. 2024 yılına geldik ama daha vizyonun, ‘v’sine bile ulaşamadılar. Bizler milletçe daha önce defalarca izlediğimiz aynı vasat filmi bugün yeniden izliyoruz. Yine değişen bir Merkez Bankası Başkanımız var. Yine düşmeyen bir enflasyonumuz var. Yine tutmayan hedefler, unutulan sözler, karşılanmayan beklentiler var. Tabii ki yine tüm bu beceriksizliğin, basiretsizliğin ve ciddiyetsizliğin yükü sırtına vurulan cefa çeken Türk milleti var.
“AK PARTİ’NİN DEVRİ İKTİDARINDA ARTIK TÜRKİYE’DE EMEKLİNİN PAYINA FİTRE BİLE DÜŞMÜYOR”
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl fıtır sadakasını 130 lira olarak belirledi. Üstelik bu 130 lirayı da asgari sınır olarak gösterdi. Fitre üzerinden, hesap ettiğimizde bile açlık sınırı en düşük emekli maaşının tam 5 bin 600 lira üzerinde. Bugün Diyanet İşlerine göre bile milyonlarca emeklimiz açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Yani işine geldiğinde, ‘Nass’a sığınan AK Parti’nin devri iktidarında artık Türkiye’de emeklinin payına fitre bile düşmüyor. Böyle vicdansızlık olur mu, böyle devlet yönetilir mi?
“KENDİNDEN OLMAYANA NEFRET SAÇAN İKTİDAR DİLİ İLE KENDİNE LAF EDENE ÖFKE KUSAN ANA MUHALEFET DİLİ ARASINDA HIÇBİR FARK YOK”
Depremzede vatandaşlarımızın depremin birinci haftasında da sığınacakları bir çatıları yoktu birinci yılında da yok. Depremin birinci haftasında da işleri, aşları yoktu birinci yılında da yok. Depremin birinci haftasında da kaybolan çocuklarımızın peşine düşen yoktu birinci yılında da yok. Çünkü ülkemizi yöneten iktidarın depremin birinci gününde de utanması yoktu birinci yılında da maalesef hala yok. Deprem felaketinin, 1’inci yıl dönümünün gecesinde Hataylı vatandaşlarımız, bir anma etkinliği yaptı. Bu etkinliğe hem iktidar tarafından hem de ana muhalefet tarafından katılanlar oldu. Hataylılar iktidarı da ana muhalefeti de dinlemek istemedi iki tarafa da tepki gösterdi. O tepki Türk milletini yıllardır iki yumruk arasına sıkıştıran kayıkçı düzenine, karşı bir tepkiydi. Aslında Hataylılar o gece ‘Birbirinizden bir farkınız yok’ dediler. Doğru da söylediler. Nitekim ana muhalefetten de gösterilen tepkiyi hazmedemeyenler çıkıp dediler ki ‘Protestocuların kim olduğunu biliyoruz.’ Demokrasi havarilerine bak sen. Sansürden sonra bunu da görmüş olduk. Hadi biz rakibiz ama bunlar sadece bizim eleştirilerimizi değil artık milletin eleştirilerini de kabul edemez olmuşlar. Bir yandan vatandaştan tepki görünce ‘marjinaller’ diyenleri kınayacaksınız. Ama o tepki size gelince dönüp vatandaşa, ‘biz onları biliyoruz’ diye parmak sallayacaksınız, yok öyle yağma. Buradan açıkça ilan ediyorum Bizim için ‘çadır yok’ diyen depremzedelere ‘tasmalı’ diyen meczup yandaşlar ile kendilerine oy gelmediği için yapılan yardımları ‘haram’ eden vicdansız yoldaşların arasında hiçbir fark yoktur. Bizim için kendinden olmayana nefret saçan iktidar dili ile kendine laf edene öfke kusan ana muhalefet dili arasında hiçbir fark yoktur.
“HATAYLILAR, GELİN SİZİ DUYMAYAN, ÖNEMSEMEYEN SİYASET SİMSARLARINI ATTA GÖNDERİN”
Atatürk’ün emaneti Hatayımızdan, Hataylı vatandaşlarımızdan özellikle rica ediyorum; hiçbir sorumluluğu üzerine almayan bu iktidara da, yıkılan binaların müteahhidinin villasında oturanlara da mecbur değilsiniz. Siz; kendi cebinden önce sizin canınızı düşünecek ahlaklı adaylara layıksınız. Siz; vasata değil, belediyeciliğin en iyisine layıksınız. İşte o yüzden gelin, bu hileli oyunun iki tarafına da hak ettiği dersi sandıkta verin. Gelin; sizi duymayan, sizi önemsemeyen siyaset simsarlarını atta gönderin. Gelin; İYİ Parti’nin tertemiz adayına, Hatay’ı yeniden inşa etmek için ülkesine dönen evladına, Nusret Cömert kardeşime helal oylarınızı verin.
“BİZ İYİ PARTİ OLARAK 22 YILDIR DEĞİŞMEYEN BU TABLOYU DEĞİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”
Milletin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir dertleri yok. Milletin önüne doğru adayları çıkarmak gibi bir dertleri de yok. Hele ki milletin ayağına gidip vizyonlarıyla, projeleriyle, kadrolarıyla oy istemek gibi bir dertleri hiç yok. İşte biz İYİ Parti olarak 22 yıldır değişmeyen bu tabloyu değiştirmek için mücadele ediyoruz. Milletimizi birbirinden koparan bu suni kutuplaşmayı bitirmek için mücadele ediyoruz. En iyi kadroları hangi parti getiriyorsa, en iyi çözümleri hangi parti üretiyorsa, en iyi projeleri hangi parti çıkarıyorsa o partinin başarılı olacağı; millete hizmet iddiası üzerinden rekabete dayanan, millet odaklı bir siyaset iklimini oluşturmak için mücadele ediyoruz. ve bu yüzden de muhteremlerin rahatlarını bozuyoruz. Konfor alanlarına çomak sokuyoruz. Kayıkçı kavgalarına ayna tutuyoruz. İşte bugün yaşadığımız tüm linçlerin, sansürlerin ve operasyonların temel sebebi budur. İki tarafın da medyalarında izleyin, her iki tarafı da koruyan, kollayan yandaş ve yoldaş medyaları izleyin; oralardaki tek odak İYİ Parti’dir. Her iki taraf için de düşman kuvvet İYİ Parti’dir. Cumhur İttifakı’nın paydaşı Yeniden Refah Partisi ayrı girmeye kalkıştığında yani inanamayacağım yoldaşların bazılarının Yeniden refah Partisi’ne alkış tutması riyakarlık gibidir.
“TÜRKİYE’DE BİR DÜMEN DÖNÜYOR. BÜTÜN BU DÜMENİN MERKEZİ; BEN OLMAYACAĞIM, SİZ OLMAYACAKSINIZ”
Türkiye’de bir dümen dönüyor. Bütün bu dümenin merkezi; ben olmayacağım, siz olmayacaksınız. Biz bu ülkenin birliğinden, bütünlüğünden yanayız. Biz bu ülkenin 21. yüzyılın değerleri üzerinden, hepimizin umut ettiği, gençlerimizin yurt dışına kaçmak yerine bu ülkede kaldığı; kadınlarımızın tecavüze, tacize, cinayete kurban gitmediği; küçücük çocuklara tecavüz edilmediği, hayvanlara tecavüz edilmediği bir ülke inşa etmek için… Yani Cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarına yeniden kavuşmak için yola çıkmış ve ayrışmalar üzerinden değil farklılıklarımızı var kabul edip ona saygı duyarak müştereklerimizin arttığı, müşterilerimizin etrafında demokrasi inşa ettiğimiz; hoşgörü değil saygının önde olduğu bir Türkiye’yi, bir anlayışı yine, yeniden inşa etmek üzere yola çıktık.”
Akşener, konuşmasının ardından Karacaoğlan’ın “Var git ölüm” şiirinden derlenen bir şarkıyı dinletti. Şarkıyla birlikte gözyaşlarını tutamayan Akşener “Niçin hep garipler kaçamıyor? Niçin hep fakirler kaçamıyor? Niçin hep haksızlık bunlara oluyor? 1607-1679, 2024… Ant olsun, şart olsun bunları değiştireceğiz” dedi.
]]>“TEK ODAĞIMIZ İSTANBUL OLACAK”
İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu seçim çalışmalarına Fatih’te başladı. Fatih Camii’nde sabah namazını kılan Kavuncu, ardından Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyaretleri sonrasında Fatih esnafıyla bir araya gelen Kavuncu, esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarına ikramda bulundu. Seçim çalışmalarının ilk gününde açıklamalarda bulunan Buğra Kavuncu, “Siyasette rekabet millete fayda getirir. Siyasette rekabet o kente, o ülkeye bereket getirir, fayda getirir. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Fatih’ten yola çıktık. Fatih’in şehri İstanbul, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal’in şehri, asıl İstanbul burası. Onun için biz de seçim çalışmalarımıza burada sabah namazı kılarak başladık. Bugün sahaya çıkacağız, milletimizi dinleyeceğiz. Seçim kampanyamıza başlamış olduk. İstanbul’umuza, vatana, millete hayırlı olsun. Projelerimizi çalışıyoruz. Ben 5 yıl İstanbul İl Başkanlığı yaptım. Ekip arkadaşlarımızla birlikte hep sahadaydık. Son 5 yılda benim kadar İstanbul’un sokak ve mahallelerinde dolaşan başka biri yoktur. Anlat İstanbul projemiz vardı, onu bitirdik. İki Yaka İstanbul projesine başladık. 100 binin üzerinde insana temas ettik. Bu projelerden topladığımız çok ciddi veriler var. İstanbul’un trafik probleminden tutun, otopark sıkıntısına kadar, sadece yerelde değil genel siyaseti de ilgilendiren kontrolsüz göç ve geçici koruma kapsamında ülkemizde bulunan sığınmacıların düzensiz bir şekilde dolaşmasına kadar birçok konuya vakıfız. Bizim tek odağımız İstanbul, tek odağımız İstanbul olacak. İstanbul dışında hiçbir odağımız olmayacak” dedi.
“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNE GİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Milleti öne alan bir seçim kampanyası hedeflediklerini vurgulayan Kavuncu, “Benim geçirdiğim 6 aylık teşkilat başkanlığı döneminde yoğun olarak Türkiye’nin diğer kentlerinden biz Yerel Yönetimler Başkanlığı’mıza veri olması açısından bir takım bilgiler toplamıştık. Çok enteresan sonuçlar çıktı. Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik problemlerin de su yüzüne çıkartan birçok sıkıntıyla karşılaştık. İçme suyuna erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar ve talep var. Bunu sadece İstanbul değil Türkiye’nin dört bir yanından elde ettiğimiz verilere dayanarak söylüyorum. Doktor problemi var. Birçok şehirde, birçok kentte şehir hastaneleri var ama ciddi şekilde doktor sıkıntısı çekiliyor. Bu problemler genel problemler. Bizim de tek odağımız var; İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız, İstanbul’u konuşacağız. Her gün sabah yollara çıkacağız. İlçelerdeki adaylarımızla dolaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah yolumuzu açık etsin. Kampanya dönemi huzur içinde geçsin. İki kutup arasına sıkıştırılmış Türkiye’de beyefendice, nezaketle, belden aşağı vurmadan ve sadece halkı, milleti öncelik alan bir kampanya nasıl yapılır biz bunu göstereceğiz. Kimseyi sokmadan, kimseye dil uzatmadan, kimseyi hırpalamadan, kimsenin özel hayatına dil uzatmadan tek önceliğimizin İstanbul ve İstanbul halkı olan bir seçim kampanyası göstereceğiz. Milletimizin gönlüne girmeye çalışacağız. Bu bir mücadeledir, bu bir niyettir. Niyet iyi olduktan sonra sonuçta elbette iyi gelecektir. Sonucun elbette siyasette büyüklüğü önemlidir. Biz insanımızın mutluluğu için yola çıktık. Bunun da sonucu eminim iyi, güzel ve etkili olacak” diye konuştu.
]]>