Vali Kızılkaya başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi. Terörle mücadele, asayiş operasyonları ve gümrük kaçağıyla mücadele konularında yapılan çalışmalar paylaşıldı. Vali Kızılkaya, valiliğin resmi sosyal medya hesabından canlı yayınlanan toplantıda, ilin genel durumu ve son bir ayda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Vali Kızılkaya, halkın huzurunu kaçıran başta terör örgütleri olmak üzere, suç örgütlerine, zehir tacirlerine nefes aldırmayacaklarını belirterek, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek mahalli idareler genel seçimlerinde vatandaşların huzur ve güven içinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan kendi özgür iradesiyle oy kullanmalarının tesisi için her türlü güvenlik tedbirini aldıklarını aktardı.
Seçimlerin kente yakışır bir olgunlukta, huzur ve güven ikliminde geçmesini dileyen Kızılkaya, “Şubat ayı içerisinde terörle mücadele şube müdürlüğü ekiplerince 13 operasyon gerçekleştirilmiş, el yapımı patlayıcı düzeneği, antitank roket mühimmatına tuzaklanmış şekilde bulunarak imha edilmiştir. Sosyal medyada terör örgütü propagandası yaptığı tespit edilen 5 kişi yakalanmış, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 1 şahıs hakkında aranıyor kaydı çıkarılmıştır. PKK/KCK ve FETÖ terör örgütlerine üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından aranan 4 kişi yakalanmış, 1 kişi tutuklanmış, 1 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Narkotik suçlarla mücadele şube müdürlüklerince yapılan çalışmalarda 7 kilo 417 gram esrar ile bir miktar metamfetamin, kenevir tohumu, 22 uyuşturucu nitelikte hap ve 17 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi, 35 şüpheli hakkında işlem yapıldı” dedi.
Asayiş operasyonlarına ilişkin çalışmalara da değinen Kızılkaya, 33 kişi hakkında adli işlem yapıldığını belirtti. Vali Kızılkaya, “Gümrük kaçağı 8 bin 975 paket sigara, 14 bin dolu makaron, 34 cep telefonu, kopya düzeneği olarak kullanılan ses ve görüntü kayıt cihazı, 5 ruhsatsız tabanca ve şarjörü, Kalaşnikof tüfek, 130 Kalaşnikof fişeği, 50 tabanca fişeği, 2 dedektör, 6 kazı malzemesi ele geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik operasyonlarda yıl içerisinde yakalanan 217 şüphelinin 69’u tutuklandı. Geçmiş yıllarda meydana gelen faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yılın ilk 2 ayında yapılan çalışmalarda 16 faili meçhul olay aydınlatılmıştır. Siber suçlarla mücadele şube müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmalarda da terör örgütü propagandası yapan 111 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Yasa dışı 367 sitenin kapatılma işlemi yapıldı. Meydana gelen 42 siber olayından 31’i aydınlatıldı. Ülkeye yasa dışı yollarla giren 1 organizatör 21 göçmen yakalandı” ifadelerini kullandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 1-29 Şubat’ta il merkezi ve ilçelerde gerçekleşen 239 olayın 168’inin aydınlatıldığını aktaran Kızılkaya, 5 hırsızlık olayına ilişkin 7 şüphelinin yakalandığını bildirdi.
Aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda 142 kişinin yakalandığını, 54 kişinin tutuklandığını aktaran Vali Kızılkaya, 33 bin 360 aracın denetlendiğini, 12 sürücü belgesinin geri alındığını, 57 aracın trafikten men edildiğini, trafik kurallarını ihlal eden bin 408 sürücüye ceza uygulandığını belirtti.
Toplantıya, 3. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Gaffar Gören, Siirt Cumhuriyet Başsavcısı Tuğan Sarıca, Vali Yardımcısı Abdulhamit Mutlu, İl Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Emrullah Büyük, kaymakamlar ve güvenlik birimlerinin yetkilileri katıldı. – SİİRT
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katıldı. Kurtulmuş, konferansta yaptığı konuşmada sözlerine Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına İSİPAB Dönem Başkanlığı dönemlerinde başarılar dileyerek başladı. Konferansın iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin dünyaya uzun süredir hakim olan modern düşüncenin dünyadaki bütün imkanları sömürmek ve onun üzerinden kar elde etme hırsının olduğunu söyledi.
“Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesi, kainatı bu noktaya getirdi”
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yer kürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti. İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde yer yüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım” dedi.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında bulunduğunu, bu kadar büyük bir güce, yer altı yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen İslam dünyasının bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi. Kurtulmuş, İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu bu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde olduğunu, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olmak mecburiyetinde olduğunu hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım” dedi.
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama biz genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım” dedi.
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararasındaki finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz”
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüzbinlerce, hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan, masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi artırmak ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır” dedi.
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda gelecek dönemde yeni, barışçıl hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında yer aldı. Kurtulmuş, daha sonra Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı. – ABİDJAN
]]>Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, sözlerine, Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına, İSİPAB dönem başkanlığı için başarılar dileyerek başladı.
Konferansın, iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini anımsatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin, dünyaya uzun bir süredir hakim olan modern düşüncenin, dünyadaki bütün imkanları sömürmesi ve onun üzerinden kar elde etme hırsı olduğunu söyledi.
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin, kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yerkürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti.
İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde, yeryüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının, geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında, bu kadar büyük bir güce, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusu bulunmasına rağmen, bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz.” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olması gerektiğini hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım.”
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım.”
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararası finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız.” şeklinde konuştu.
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüz binlerce hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır.”
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda, gelecek dönemde yeni, barışçıl, hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında, katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında da yer aldı.
Kurtulmuş, daha sonra, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
]]>Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti başkanlığında düzenlenen toplantıda, İl Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı, İl Jandarma Komutanı J.Alb. Özgür Özer ve İl Sahil Güvenlik Komutanı Yzb. Emre Meral basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Vali Serdengeçti’nin sunumuyla gerçekleştirilen toplantıda; asayiş, trafik, siber suçlar, terör, organize suçlar, yasaklı maddelerle mücadele, tefecilik ve yasadışı kaçakçılık gibi konularda bilgilendirme yapıldı.
Giresun genelinde son iki ay içinde sürdürülen güvenlik hizmetlerinden bahseden Serdengeçti, terörle mücadele; başta FETÖ, PKK, radikal sol ve dini istismar eden örgütler olmak üzere terörün her türlüsü ile amansız bir mücadele verdiklerini ifade ederek “İlimizde son 2 ayda bu anlamda 29 operasyon gerçekleştirildi. Yağlıdere ilçemiz, Karadoğa Deresi, Sırataş Tepesi barınma alanında 8 Ocak 2024 tarihinde sözde Karadeniz Açılım Grubunca kullanıldığı değerlendirilen muhtelif yaşam malzemelerini ele geçirdik. Bu operasyonlarımıza son terörist, ülkemiz ve milletimiz için bir tehdit unsur olmaktan çıkarılıncaya kadar kararlılıkla devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Göçmen kaçakçılığı ile mücadele, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığını önleme hususlarında da bilgiler veren Serdengeçti “İlimizde toplam 4 bin 746 düzenli göçmen bulunuyor. Yine son iki ayda görevlilerimizce göçmen kaçakçılığına yönelik 4 operasyon icra edilmiştir. Beş düzensiz göçmen yakalanmış, 2 kişi sınır dışı edilmiş ve 16 göçmen de sevk edilmiştir” şeklinde konuştu.
Yasaklı madde ve uyuşturucuyla mücadele konularına da değinen Vali Serdengeçti “Geleceği zehirlemek isteyenlerin daima karşısında şerefli güvenlik güçlerimizin bulunacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bu kapsamda son 2 ay içinde ilimiz genelinde; 93 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda 64 şahsı gözaltına aldık ve sevk edildikleri adli mercilerce 17 şüphelinin tutuklanmasına ve 5 şüphelinin de adli kontrolüne karar verildi. Bu kapsamda Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilen operasyonlarda 5 bin 282 gram esrar, 104 gram metamfetamin, 2 bin 322 gram skunk, 66 adet sentetik ecza, 5 gram eroin, 3 gram kokain, 380 adet ekstazi ve 2 adet de silah ile geçirilmiştir” açıklamasında bulundu.
Serdengeçti, organize suçlar kapsamında ise “1 Ocak 2024’ten bu yana organize suçlarla mücadelede 6 operasyon gerçekleştirdik. Toplam 8 şüphelinin bulunduğu soruşturmalarda bir tutuklanma ve bir adli kontrol kararı verildi. Yapılan operasyonlarda 10 tabanca, bir kuru sıkı tabanca, 121 fişek ele geçirildi” dedi.
Serdengeçti, kaçakçılığa yönelik son 2 ayda 38 operasyon gerçekleştirdiklerini, adli mercilerce 4 şüpheli hakkında tutuklama 6 şüpheli hakkında da adli kontrol kararı verildiğini, bu operasyonlarda 189 litre alkollü içki, bin 200 paket sigara, 33 bin 800 adet dolu makaron, 100 bin 800 adet boş makaron, 82 şişe alkollü içki, bir silah imalathanesi, 17 adet tabanca, 11 adet kurusıkı tabanca, 4 adet piyade tüfeği, bir adet av tüfeği, 44 adet şarjör ve 695 adet tabanca fişeği ele geçirildiğini belirtti.
Diğer bir önemli hususun da aranan şahıslar konusunda olduğunu belirten Serdengeçti, şu ifadeleri kullandı:
“Giresun’da son 2 ayda sıfır ile 5 yıl aralığında hapis cezası olan 170 kişi, 5 ile 10 yıl aralığında hapis cezası olan 11 kişi, 10 yıl üzerinde hapis cezası olan 8 kişi kolluk kuvvetlerimizin yoğun çalışmaları neticesinde yakalanmıştır. Kısaca hakkında hapis cezası verilen ve firar durumunda bulunan 189 kişi 2 ayda yakalanarak teslimleri gerçekleştirilmiştir. Öte yandan henüz cezası bulunmayıp, beyanı alınmak üzere firar durumunda bulunan 489 kişi de yakalanarak haklarında gerekli işlemler yapıldı. Ayrıca asayiş suçlar kapsamında 37 adet tabanca, 5 adet kurusıkı tabanca ve 6 adet av tüfeği olmak üzere toplam 48 silah ele geçirildi.”
Son olarak trafik olayları hakkında bilgi veren Vali Serdengeçti, Giresun ili genelinde son 2 aylık dönemde 159 bin 576 adet aracın kontrol edildiğini, bu araçlardan 3 bin 814’üne cezai işlem uygulandığını ve bin 547 aracın trafikten men edildiğini belirterek son iki ayda bir ölümlü kaza ve 127 yaralanmalı kaza meydana geldiğini söyledi. – GİRESUN
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, gazeteci Andrea Sanke tarafından yönetilen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Madagaskar Dışişleri Bakanı Rafaravavitafika Rasata ve Gambiya Dışişleri Bakanı Mamadou Tangara katıldı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, konuşmasında, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) yüzde 41 olduğunu ve net sıfır emisyon hedefine 2053’te ulaşmayı planladığını belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede birçok enstitüyle işbirliği içinde olduklarını söyledi.
Bozay, an itibarıyla taslağı oluşturulan iklim yasasının bu yıl yürürlüğe girmesini umduğunu belirterek, gelecek nesillerin bu dönemi nasıl hatırlayacağının önemine dikkati çekti.
Yapılan anketler ve araştırmalar sonucu genç neslin bu dönemi “belirsizlik” kelimesiyle tanımladığına değinen Bozay, bu belirsizliğin iklim değişikliğinde alınan eylemlerde de görüldüğünün altını çizdi.
Bozay, iklim değişikliği ile mücadelenin “yarışa” dönüştürülmemesinin önemini vurgulayarak, ülkelerin yenilenebilir enerji kullanımı gibi planlarda gerçekçi hedefleri olmasının yanı sıra bu konuda atılacak adımların bir standarda oturtulması gerektiğini dile getirdi.
Küresel ısınma ve olumsuz etkileriyle mücadelede bireylerin rolüne değinen Bozay, ülkelerin bu konuda halkına ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu, “Evlere etki etmek için yerel yönetimle işbirliği içinde olmalıyız.” sözüyle ifade etti.
Bozay, gelecek nesillerin iklim konusunda bilinçlenmesinin önemli olduğunu belirterek, “genç neslin zihnini ve kalbini kazanmak”, gelecek nesillerin iklim değişikliği ile savaşmasını bir gelenek haline getirmek için özellikle eğitim müfredatında yapılan değişiklikler olmak üzere günlük yaşamda birçok değişiklik yapıldığını söyledi.
Teknolojik gelişmelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemine işaret eden Bozay, “Ancak güneş panelleri ve rüzgar değirmenleri, başkaları tarafından üretilip bu teknolojiler ihtiyacı olanlarla paylaşılmazsa gelecek nesillere faydası olmayan sorunlu bir sistem bırakmış olacağız.” dedi.
“İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz”
Gambiya Dışişleri Bakanı Tangara ise ülkesinin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını vurgulayarak, konferanslarda verilen sözler ve hedeflerin gerçek hayata geçirilmesindeki aksaklıklara dikkati çekti.
Tangara, “Bağışçı yorgunluğundan bahsediyoruz ama yemin yorgunluğundan bahsetmiyoruz.” ifadesiyle konferansların oluşturduğu motivasyon ortamından etkilenip gerçek hayata geçirilmeyecek sözler verilmemesi gerektiğini söyledi.
Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kendi politikalarının ve projelerinin oluşturmasının önemine işaret eden Tangara, “Başkalarının gelişim modellerini takip edersen her zaman geride kalırsın çünkü birini takip eden, hep onun arkasında kalır. Sürücü koltuğuna oturup, kendi çabalarınla ilerlemelisin.” diye konuştu.
Tangara, konuşmasını, “İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz.” ifadesiyle sonlandırdı.
“Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla”
Madagaskar Dışişleri Bakanı Rasata da ülkesinin iklim değişikliği sebebiyle risk yaşayan ulusların başında yer aldığını aktardı.
Küresel ekosistemin yüzde 5’ini oluşturan Madagaskar’ın, koruma altına alınması gereken bir “hazine” olduğunu kaydeden Rasata, dört bir yanı denizlerle çevrili bu ülkenin iklim değişikliği ile savaşması için özel önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi.
Rasata, Madagaskar’ın her yıl ilkim değişikliği ile mücadele kapsamında 400 milyon dolar kaybettiğini ifade ederek, ülkesinin bu mücadelede uluslararası ortaklarla işbirliği yapmasının önemine değindi.
Madagaskar’ın, küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine katkısının, iklim değişikliğinden etkilenmesinden çok daha az olduğunu savunan Rasata, “Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla.” dedi.
Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir alan bırakmak için gereken önlemlerin alınmasının önemini vurgulayan Rasata, “Ofislerimizde belge imzalamaktan fazlasını yapmalıyız.” ifadesini kullandı.
Rasata konuşmasını, “Gambiyalı mevkidaşımın dediği gibi (iklim değişikliği ile mücadelede) birlik olmalıyız.” ifadesiyle sonlandırdı.
]]>Karabük Bartınlılar Derneğince düzenlenen toplantıya katılan Tunç, bölgenin bir evladı ve kardeşi olarak, bölge illerine sahip çıkarak, şehirlerin daha müreffeh hale gelmesi için çalıştıklarını söyledi.
Projelerin hayata geçmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirten Tunç, Bartın-Karabük kara yolunun, bölünmüş yol olarak yapılmasını yatırım programlarına aldıklarını kaydetti.
Tunç, AK Parti’nin 22 yıldır iktidarda olduğunu anımsatarak, siyaset anlayışlarının merkezine hep insanı koyduklarını dile getirdi.
Milletin 17 seçimde de AK Parti’yi desteklediğine dikkati çeken Tunç, “Biz de milletimizin bu güvenini boşa çıkarmamak için çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. İnsanı güçlendirmeye devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız.” diye konuştu.
Her dönemde Türkiye’nin daha da gelişmesi için istikrarlı kalkınma hamleleri ortaya koyma gayretinde olduklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“Türkiye’yi ekonomide 3-4 kat büyüttük. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayinde bağımsız olabilmek için mücadele ettik. Savunma sanayinde yerlilik oranını yüzde 80’lere ulaştırarak hem terörle mücadeledeki kararlılığımızı gösterdik hem de dış tehditlere karşı ülkemizin savunmasını daha da güçlü hale getirdik. Enerjide bağımsızlığımızı ilan edebilmek için doğal gaz keşiflerinden petrol keşiflerine, nükleer enerjiye varıncaya kadar her alanda ülkemizi ileriye taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz.”
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle eser ve hizmet siyasetiyle 81 ili hiçbir ayrım yapmadan daha da ileriye taşıyacaklarını vurgulayan Tunç, çocuk ve gençlerin daha müreffeh, daha gelişmiş bir ülkede yaşayabilmelerinin yolunu açmak için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.
“Demokrasimizin standardını yükselttik”
Bakan Tunç, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Demokrasimizin standardını yükselttik. Her türlü vesayetle mücadele ettik. Darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Bundan sonra da bu darbecilerin, vesayetçilerin hiçbir zaman bu karanlık gecelere tevessül edememeleri için çok önemli, sessiz devrim sayılan reformları hayata geçirdik. Anayasa değişiklikleri yaptık. Kanun değişiklikleri yaptık. Yapısal reformları hayata geçirdik ve bundan sonra ülkemizin demokrasisine müdahale edemesinler, milli iradeye kastedemesinler diye o sessiz devrim sayılan reformları milletimizin desteğiyle gerçekleştirdik.”
Çocukların ve gençlerin huzurlu bir geleceğe kavuşması anlamında terörün her türlüsüyle mücadele ettiklerinin altını çizen Tunç, “Dünyada da hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya devam ettik. Dünyada adaleti, hakkaniyeti savunarak, dengeli dış politikamızda bir Türkiye ekseni oluşturduk. Bundan sonra da güçlü Türkiye için gece gündüz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, konuşmasının ardından Karabük Bartınlılar Derneğince engelli vatandaşlara dağıtılmak üzere temin edilen akülü sandalyeleri sahiplerine verdi.
Tunç, çölyak hastaları için oluşturulan gıda kolileri ile Bartın’ın Ulus ilçesindeki okullara ulaştırılmak üzere hazırlanan kitapları da teslim etti.
Adalet Bakanı Tunç, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından kentten ayrıldı.
Bakan Tunç’a, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya ve partililer eşlik etti.
]]>Çelik, partisinin Adana İl Başkanlığı’nda düzenlenen üye katılım töreninde yaptığı konuşmada, seçim sürecinde Türkiye’deki çeşitli tartışmaları bir kere daha yakından izleme fırsatı bulduklarını söyledi.
Dün 28 Şubat “postmodern darbesi”nin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Çelik, şöyle devam etti:
“Dün gece özellikle bazı programlara baktım. Ne konuşuluyor? ‘Bazıları acaba bunca zaman geçtikten, onca acı yaşandıktan sonra o günleri nasıl anlatacak’ diye. Kuşkusuz, ahlaki tutarlılığa sahip, demokrat insanlar, o günlerin ne kadar büyük kötülük günleri olduğunu hatırlayarak ve bir daha Türkiye’nin o günleri yaşamaması gerektiğine dair analizlerini güçlü bir şekilde yaparak tespitlerini ortaya koydular. Fakat az da olsa bir zihniyet, halen o günlerde yapılanların doğru olduğunu, bunun arkasında birtakım gerekçeler olduğunu izah etmekle meşguller.”
“Esas meselemiz, demokrasiyi güçlendiren mücadeleyi sürdürmektir”
Çelik, Türk siyasi tarihinde 27 Mayıs darbesinin bütün darbelerin ve kötülüklerin “anası” olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“O darbeyi de meşrulaştırırken ‘İşte, evet darbe yapıldı ama mutlaka şu siyasetçiler, şu yanlışları yaptılar. Parlamento şu yanlışı yaptı, hükümet şu yanlışı yaptı’ falan diyerekten, gerekçeler dizerek bu yanlışları savunmaya çalıştılar. Dün de baktım; ‘İşte devlette şöyle oluşumlar vardı. Böyle şeyler vardı, şunlar vardı, bunlar vardı. O sebeple 28 Şubat bunun sonucu olarak ortaya çıktı’ gibisinden bu kötülük günlerini yine savunan bir zihniyet, halen diri ve fırsat kolluyor. Hiç utanmadan bir yorumcunun bir tanesiyse ‘Ona işte darbe bile dememek lazım. Bu darbe değil çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyor. Elinde silah olan birileri, hiçbir şekilde yetki sahibi olmadıkları halde hükümeti kuşatma altına alıyorlar. Hükümeti silah çekmekle tehdit ediyorlar. Hatta alenen ‘Gerekirse güç kullanarak meseleleri çözeriz’ diye milli iradeyi, milleti tehdit ediyorlar. Ondan sonra da ‘Efendim buna (28 Şubat) darbe diyemezsiniz çünkü parlamento açıktı’ diyebiliyorlar. Bu zihniyet halen diridir. O sebeple Türkiye’deki demokrasi mücadelemiz sona ermemiştir. Genel seçimlerde de olsa, yerel seçimlerde de olsa esas meselemiz, Türkiye’de hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokrasiyi güçlendiren bir mücadeleyi sürdürmektir.”
“Postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır”
Çelik, darbelere karşı mücadele edildiğine işaret ederek, “Türkiye’de bu kötülükleri, darbeleri, postmodern darbecilerin bu zihniyetlerini yürürlükten kaldıran, bugün bunların devlette egemen olmasını engelleyen, demokrasi mücadelesinin lideri Cumhurbaşkanı’mız, Genel Başkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu çatının altında olmak aslında başlı başına bu demokrasi mücadelesine destek vermektir. Bu kötülüklere karşı mücadele etme sözümüzü, ahdimizi tazelemektir.” diye konuştu.
Bir süre önce Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanlığı görevinden istifa ederek AK Parti’ye katılan Atilla Baruğ ve arkadaşlarını, demokrasi mücadelesine verdikleri destekten dolayı tebrik ettiklerini dile getiren Çelik, bundan sonra beraber çalışacaklarını söyledi.
Türkiye’yi büyütme, kalkındırma, yeni ufuklara ulaştırma çabalarını sürdüreceklerini belirten Çelik, bu vesayeti yeniden diriltmek isteyen odaklara geçit vermeyeceklerini dile getirdi.
“Kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz”
Uzun yıllardır siyasetin içinde olduğunu anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bunca zamandır Cumhurbaşkanı’mızla yol yürüyorum. Dün özellikle 28 Şubat’ı savunanların neler söyleyeceklerini dinledim. Akşam gittim bu yayınlara tekrar baktım. Kötülük halen diridir. Bu millete kötülük etmek isteyenler halen bu kötülük gerekçelerini, mühimmatlarını taze tutuyorlar. Dolayısıyla halen birtakım varsayımsal, afaki iddialarla eski günlerin özlemi içerisindeler. Onlar eskiyi özleye dursunlar, biz de bu kazanımlarımızın hiçbir şekilde gölgelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadelemizi güçlü bir şekilde bitireceğiz. Önümüzde yerel seçim var. Yerel seçimlerde, bu vesayet odaklarına vereceğimiz en güzel cevaplardan bir tanesi belediyelerde arkadaşlarımızın belediye başkanı olmasını sağlamaktır.”
Çelik, konuşmasının ardından bir süre önce istifa eden Yeniden Refah Partisi Yüreğir İlçe Başkanı Atilla Baruğ ve parti üyelerinin de aralarında bulunduğu 40 kişiye rozet taktı.
Baruğ da tehlikeli ve kirli oyunları görünce istifa ettiklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı adaylarının yanında olma gereğini hissettiklerini kaydetti.
]]>TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ ve AK Parti milletvekilleri hakkında FETÖ’yle ilgili iddialarda bulunması üzerine tartışma yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Bozdağ, şahsına dönük iftirayı reddettiğini dile getirdi.
“FETÖ ile mücadele eden adamım”
Bozdağ, şunları kaydetti:
“Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fetullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.”
Partilerden Mahmat Tanal’a tepki
Yaşanan tartışmaların ardından Bozdağ, birleşime ara verdi. Meclis Genel Kurulu’nda aranın ardından partilerin grup başkanvekilleri söz alarak TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a destek verdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “15 Temmuz darbe gecesi 2016 tarihinde, 100 civarında, 100’ü aşkın, 110 milletvekili partilerden ki, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Özgür Özel, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olarak ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımı AK Parti grubundan çok sayıda arkadaşlarımız burada hep birlikte bu FETÖ alçak darbesi karşısında direnirken, bu dirence karşı daha bombalar tepemize yağarken siz kürsüdeydiniz Sayın Başkan. ve o darbeye karşı direncinizi kararlı bir şekilde nasıl gösterdiğinizin en yakın tanıklarından birisi de benim, işte Sayın Özgür Özel’dir, Sayın Mehmet Muş’tur, Sayın Levent Gök’tür ve arkadaşlarınız; kararlı, kahramanca bir tutum sergiledik ve ayrıca yine, siz Adalet Bakanı sıfatıyla konuştunuz ve bu darbe öncesi devletin kurumlarına sinsice sızmış bu alçak teröristlerin tespiti konusunda sizin Adalet Bakanı olarak Adalet Bakanlığı ve adalet kurumunun, adliye müesseselerinin içerisindeki FETÖ’cülerle nasıl mücadele ettiğinizi de millet olarak da biliyoruz” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’a tepki göstererek, “Meclis Başkan Vekilini tartışmanın içine siyasi olarak katmanın herhangi bir anlamı yoktur ve doğru da değildir. Şüphesiz, bugün açılışta olduğu gibi, tutumunuzu uygun bulmadığımız zaman usul tartışması açarız, söyleyeceğimiz sözleri dibine kadar söyleriz ama bunu uygun bir üslupla söyleriz; Meclis Başkan Vekillerini siyasi tartışmanın içine almayacak bir etkinliği hep beraber sağlarız” diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ise, “Kaldı ki sizin şahsınızda zamanında söylenmiş ama sizin daha sonra bunun üzerine çok laf söylediğiniz bir konuda hadiseyi tekrar tekrar gündeme getirmek amacından saptırmaktadır mevzuyu çünkü siz -bu Gazi Meclis demokrasi hiçe sayılan o askeri ihtilal, kalkışma neticesinde- Türk demokrasisini savunmak için burada, şu kürsüde cansiperane bar bar bağıran bir bakanımızsınız ve bir saygın milletvekilimizsiniz. Dolayısıyla sizin bu konudaki hassasiyetinizi ve duruşunuzu bütün Türkiye Cumhuriyeti biliyor ve malumumuzdur ama zaman zaman sürekli olarak bu tip hususları sizin şahsınızda ya da diğer Meclis Başkan Vekillerimiz ve Meclis Başkanımız hakkında dile getirmek ki siz bağımsız bir noktada oturuyorsunuz, asla kabul edilebilir bir davranış değildir, amacından sapmaktadır. Bütün partilerin bu konuda bütün Meclis Başkan Vekillerine karşı aynı hassasiyeti gösterme mecburiyetleri vardır” diyerek Bozdağ’a destek verdi. – ANKARA
]]>Sivasspor, Trendyol Süper Lig’in 28. hafta maçında 1 Mart Cuma günü deplasmanda Kasımpaşa ile oynayacağı maçın hazırlıklarına devam etti. Takım kaptanı Uğur Çiftçi antrenman öncesi, açıklamalarda bulundu. 4-1 kazandıkları Pendikspor maçını değerlendirerek sözlerine başlayan Çiftçi, “Maçlarımızın hepsi zor ama biz maça hafta hafta bakıyoruz. Yükselen bir çıkışımız var, bu çıkışı da devam ettirmek istiyoruz. Pendik maçının zor olacağını biliyorduk geriye düştük. Buna rağmen reaksiyon gösterdik. Kötü gidecek maçı aleyhimize çevirip kazanmasını bildik. Bir Avrupa söylentisi var ama ben 6 senedir buradayım 3 senedir de burada Avrupa maçları oynuyorum. Avrupa maçları oynamak istiyor muyuz? Tabii ki istiyoruz. Ama öncelikle Kasımpaşa maçı sonra Alanya maçlarını kazanırsak daha iddialı hale geleceğimizi düşünüyorum. Bu maçları kazanmak için elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız. Avrupa hedefiniz ondan sonra daha da çok oluşacağını düşünüyorum” dedi.
“Yeni transferler iyi katkı veriyor”
Takıma devre arası katılan futbolcularla ilgili yöneltilen soruya Çiftçi, “Devre arası yapılan transferin biraz uyum süreci geç oluyor diye düşünüyorum ama yeni gelenler iyi alıştı bize, iyi de katkı veriyorlar. İnşallah daha da iyi katkı vererek üstüne koyarak ilerleyeceğiz” yanıtını verdi.
“Mücadele edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın”
Kendi performansını da değerlendiren Çiftçi, “Taraftarımız eleştirmekte haklı. Sahada iyi oyun, kötü oyun olabilir ama kötü mücadele etmediğimi düşünüyorum. Tabii ki skora katkı vermek önemli. Benim ilk önceliğim defans yapmak. Elimden geldiği kadar defans yapmaya çalışıyorum ama takıma da skor olarak katkı vermeyi istiyorum. Oyun sistemi değişiyor, yeri geliyor 4’lü oynuyoruz. Yeri geliyor 5’li oynuyoruz. Sistem değiştiği için bunu bazen idrak edemeyen taraftarımız oluyor. ‘Niye Uğur adamını tutmuyor?’ gibi ama 5’li oynuyoruz halbuki, alakasız şeyler İnşallah elimden geldiği mücadelenin en iyisini vermeye çalışıyorum. Maçın sonuna kadar çok koşacağımın ve çok mücadele edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Tabii ki pas hatası yapıp, top kaptırabilirim. Sivasspor’un bendeki manevi değeri çok farklı. Mücadele edeceğimden kimsenin düşüncesi veya şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.
“Sivasspor’a küsülmez”
Taraftarları stadyuma çağıran Çiftçi, “Taraftarımız bazı konularda haklı olabilir ama Sivasspor’a küsülmez. Uğur’a küs, Hakan’a küs, Ziya’ya küs ama Sivasspor’a küsmeyin. 11 hafta kaldı. Hep beraber taşın altına elimizi koyalım. Avrupa’ysa hedef Avrupa olsun. Arma uğruna Cumartesi, Pazar havalar güzel bence gelin Sivasspor’u destekleyin” diye konuştu.
Çalışmalar sürüyor
Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesislerinde Teknik Direktör Bülent Uygun ve yardımcıları yönetiminde yapılan antrenman 1 saat 30 dakika sürdü. Koşu ile başlayan antrenman, ısınma ve denge çalışmalarıyla devam etti. Ardından pas çalışmaları yapan Yiğidolar, son bölümde ise çift kale maç oynadı. Sivasspor, yarın gerçekleştireceği antrenmanla Kasımpaşa maçının hazırlıklarına devam edecek. – SİVAS
]]>ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından Fatih’teki dernek binasında 28 Şubat sürecinde yaşananları anlatmak ve tanıklıkları dinlemek amacıyla “Şubat Hep 28” sloganıyla program düzenlendi.
Programın açılışında konuşan Ceylan, üzerinden çeyrek asır geçmiş bir acının, bir dönemin tekrardan konuşulacağını söyledi.
Bugün itibarıyla 27 yılın geride bırakıldığını belirten Ceylan, şunları kaydetti:
“28 Şubat, hayatlarımızda mağduriyetler, çok ciddi acılar, çok büyük hatıralar, çok derin izler bıraktı. Bizler açısından Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde çok önemli bir kırılma noktasıydı. O dönemin belki yoğun bir şekilde siyasi çıktılarını, siyasi sonuçlarını konuşuyoruz ama günün sonunda baktığımızda psikolojik, sosyolojik, ekonomik olarak ve eğitim camiası açısından çok önemli sonuçları vardı. 28 Şubat’ın bugüne tesir eden, belirleyen çok önemli çıktıları oldu.”
Bugün gün boyu 28 Şubat’ın konuşulacağını aktaran Ceylan, “Eğitim camiası açısından, o dönemin en büyük mağduru olan imam hatip okullarımızı, imam hatip neslini dünüyle bugünüyle ve geleceğiyle konuşacağız. Sadece 28 Şubat’a bundan 25 yıl öncesine takılıp kalmadan bugünleri ve Türkiye’nin yeni yüzyılını da beraberinde konuşmuş olacağız.” ifadelerini kullandı.
Ceylan, bugün aynı zamanda ski Başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan’ın vefat yıl dönümü olduğunu dile getirerek, Erbakan’ı, o dönem imam hatip okulları için, bu ülkenin gençleri ve geleceği için verdiği mücadelesiyle her daim yad ettiklerini belirtti.
Ülkede 28 Şubat zihniyetinin bitmediğini anlatan Ceylan, “28 Şubat’tan 15 Temmuz’a gelen sürecin birbiriyle bağlantılı olduğuna ve Gezi sürecinin yine aynı zihniyetin ürünü olduğuna inanıyoruz. Bugünlere geldiğimizde de bunların tekrardan yaşanmaması için imam hatip gençliği olarak dimdik ayakta durmaya, ülkemizi bir adım öteye taşımak için mücadele edeceğimizi bir kez daha beyan etmek istiyoruz.” diye konuştu.
“Şubat bizler için ‘hep 28’ olarak kalacak.” diyen Ceylan, 28 Şubat’ı gençlerin nazarında unutmamak ve unutturmamak için bu mücadeleyi sürdüreceklerini anlattı.
28 Şubat’ı tanıkları anlattı
Programda konuşan Avukat Cihat Gökdemir, 28 Şubat sürecinin ilk döneminin öğrenciliğine, son döneminin ise avukatlığının ilk yıllarına denk geldiğini söyledi.
Gökdemir, 28 Şubat döneminde ülkede yargı bağımsızlığının kalmadığını, bunu bizzat mahkemelerde yaşayarak gördüklerini ifade etti.
Avukat Gökdemir, hem o dönemde hem sonraki devam eden süreçlerde “brifing yargısı” diye isimlendirdikleri bir yargı sürecinde insanların cezaevlerine gönderildiğini kaydetti.
Şair Ahmet Mercan ise 28 Şubat’ın “postmodern darbe” denilen bir darbe türü olduğunu anlatarak, “Bunu diğer darbelerden ayrılan tarafıyla milletin bir kısmını, milletin bir kısmına düşman etme. Daha açıkçası da İslam’ın sadece cenaze törenlerine indirgenmesini sağlayabilecek ve bin yıllık mücadeleyi göze alan bir anlayıştır.” diye konuştu.
O dönemde çok yönlü bir mücadele içerisinde olduklarını belirten Mercan, “Bu mücadelede sanatın da önemli bir işlevi vardı. Bu konuda çeşitli şair arkadaşlar da şiirler yazdılar. Benim yazdığım ‘Meryem gibi’ şiiri, özellikle o başörtülü kızların durumunu ifade etmesi açısından önemli.” ifadesini kullandı.
Programda, “Direnişe Can Veren Şiirler ve Ezgiler”, “Darbeler Tarihi”, “ÖNDER ve 28 Şubat”, “28 Şubat ve İliştirilmiş Gazetecilik”, “Yurt Dışında Eğitim”, “27. yılında 28 Şubat” başlıklı konular ele alındı.
]]>Yalçın, RAMS Park’ta yapılan müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Sözlerine oyuncularına teşekkür ederek başlayan Sergen Yalçın, şu ifadeleri kullandı:
“Çok zor bir deplasmanda, ağır baskı altında oynadık. İyi hazırlanmıştık. Rakibimizi iyi analiz ettik. Özellikle geçiş oyunlarını kapatmak için merkezi kapatarak önde oynadık. Aslında risk alarak oynadık. Maçın tamamında iyi mücadele ettik. Rakibe hem ikili mücadelelerde hem ikinci toplarda hem de tempolu oyunlarda cevap verdik. Kaybetmek tabii ki üzücü. Çünkü çok mücadele ettik. Bazen kaybederken başka şeyler kazanırsın. Kendi açımızdan böyle bakmak istiyoruz. Aslında başka şeylere bakmamız gerekiyor ama baktığımız şeylerin fayda getireceğini düşünmüyorum. O yüzden oraya bakmak istemiyorum. Sadece oyuna odaklanıp, oyunu konuşmak istiyorum. Kendi adımıza olumlu bir geceydi. Oyuncularım çok iyi mücadele etti. Sonucunda kaybettik. Oyuncularıma tekrar teşekkür ediyorum.”
Küme düşme hattından uzaklaşmak istediklerini aktaran Yalçın, “Bir an önce küme düşme hattından kurtulmak istiyoruz. Bir an önce maç kazanıp kendimizi barajın üstüne atmamız gerek.” dedi.
“Tarihin en iyi Galatasaray’ı olduğunu düşünmüyorum”
Sergen Yalçın, MKE Ankaragücü Teknik Direktörü Emre Belözoğlu’nun, “Tarihin en iyi Galatasaray kadrosuna karşı oynadık.” değerlendirmesine katılmadığını söyledi.
Belözoğlu’nun açıklamasının hatırlatılması üzerine Yalçın, “Ben öyle düşünmüyorum. Galatasaray çok iyi bir takım, çok iyi oyuncuları var. Ancak bugünkü oyunda karşımızda öyle bir takım yoktu. Güç dengelerini 60’a 40 gördüm. Maçın ilk yarısında çok daha iyi oynadık, pozisyon bulduk.” diye konuştu.
“Galatasaray kötü değildi, biz iyiydik”
Sergen Yalçın, futbolcularının ortaya koyduğu mücadeleden dolayı soyunma odasına mutlu girdiğini dile getirdi.
Yapılan bir analize yanıt veren tecrübeli teknik adam, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Galatasaray kötü değildi, biz iyiydik. Seviyesi belli olan bir takımız. Söylediklerinizi yapabilseydik bugün 3. sırada olurduk veya şampiyonluğa oynardık. Oyuncu kalitemizin seviyesi, futbolcuların aldığı rakamlar belli. Anadolu takımlarının geneli böyle. Çok fazla şey beklemek yanlış olur, gerçekçiliğin dışına çıkar. Kendi kalitemize ve oyuncu grubumuza göre doğru oyunu oynayıp iyi mücadele ettik. Sadece sonucu alamadık. Bazen sonucu alamıyorsun ama başka şeyler kazanıyorsunuz. Oyuncular öz güvenini kazanıyor. Soyunma odasında çok mutlulardı. Kaybettiklerine üzülmediler çünkü oyunumuz çok güçlüydü. Geçen hafta berabere biten İstanbulspor maçından sonra hepimiz ağlayacaktık. Bugün kaybetmemize rağmen moraller bozuk değildi çünkü onlar da oynadıkları futbolun ne kadar güçlü olduğunun ve mücadele ettiklerinin farkında.”
İsrailli futbolcu Yehezkel’in kadro dışı kalması
Kırmızı-beyazlı takımın teknik direktörü, İsrailli futbolcu Sagiv Yehezkel’in kadro dışı bırakılmasını değerlendirdi.
İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili mesaj veren Yehezkel’in ülke hassasiyetleri gereği kadro dışı kaldığını aktaran Yalçın, “Ülkemizin hassas noktalarına dokunan bir olay. Hoş karşılanacak bir olay değil. Olaydan sonra oyuncuyu göndermemizle ilgili siyasetten de aradılar. Antalyaspor olarak ülkemizin hassas noktalarına dokunduğu için oyuncumuzu gönderdik. Aslında en iyi oyuncumuzu gönderdik. Transferi de açıp yerine hiçbir oyuncu alamadık. Madem böyle oluyor bize yukarıdan yardım etmeleri lazımdı. ‘En iyi oyuncunuzu gönderdik. Size yardım edelim de bir oyuncu alın. Takımınız eksik kaldı.’ deselerdi daha güzel olurdu. Antalyaspor olarak görevimizi yaptık. Sonunda sağ kenar oyuncumuz yok. Bu bölüm bizi sıkıntıya sokuyor. Antalyaspor olarak biz görevimizi yaptık ama sonucunda kenarsız oynuyoruz. O bölüm bizi sıkıntıya sokuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Zor bir periyot geçiriyoruz”
Ligde 27. haftayı 35 puanla kapattıklarını dile getiren Sergen Yalçın, bir an önce 40 puanın üstüne çıkmak istediklerini söyledi.
Sıkıntılı bir yerde olduklarını aktaran Yalçın, “İlk hedefimiz bir an önce 40 puanın üstüne çıkıp ligde kalmak. Zor bir periyot geçiriyoruz. Haftaya içeride Gaziantep FK ile oynayacağız. Ardından da Başakşehir ve Beşiktaş deplasmanlarına gideceğiz. Biraz nefes almak için buralardan 4-5 puan kazanmak zorundayız. Çok kolay değil. Herkes mücadele ediyor. Artık maçları kazanmak çok zor. Aslında hakem arkadaşlar olmasa çok da zor olmaz.” şeklinde görüş belirtti.
“Oyuncuların emeğine yazık”
Antalyaspor Teknik Direktörü Sergen Yalçın, Türk futbolunun geri gittiğini söyledi.
Video Yardımcı Hakem (VAR) kararlarını eleştiren Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Futbolun çok geri gittiğini görüyorum. Bu hiç kimse için sağlıklı bir gidişat değil. Özellikle hakem arkadaşlara bazı tavsiyelerim var. Böyle maç yönetmesinler. Özellikle VAR’dakiler böyle yönetmesinler. Ne görüyorlarsa onu çalsınlar, hata yapsınlar. Zaten hiçbir zaman lehime istemedim. Gördüklerini çalsınlar, inandığımız hakemler olsun. Hata yapmaları bizim için hiç sorun değil. Hakemler de insan. Tabii ki hata yapabilir ama maça çok iyi başlayan, çok iyi oynayan takıma 12. dakikada VAR’dan çağırıp da bunu yapamazsın. Ayıp, adama gülerler. 15 dakika çok iyi başlayıp tek kale oynayan takımı ilk yediği hücumda böyle penaltıyla mağlup başlatamazsın. Oyuncuların emeğine yazık. Oyuncular o kadar mücadele ediyor. Yürüyecek halleri yok. Yazık değil mi bu oyunculara? Masa başında oturan Özgür Yanyaka penaltı verdi. Tersi olsa verir miydi?”
]]>Fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren, insan sağlığı açısından bir tehlike oluşturmayan kahverengi kokarca, kış mevsiminin sıcak geçmesinden dolayı yeniden görülmeye başladı. Ordu’da özellikle Fatsa ve Perşembe ilçelerinin yanı sıra Altınordu, Ünye ve Gülyalı ilçesinde görülen kokarcalar ile mücadele devam ederken, görüldüğü yerde imha edilmesi gerektiği belirtiliyor. Bir yıl ömrü olan ve çok hızlı bir şekilde çoğalan kokarca ile etkili bir mücadele yapılması gerektiği belirtiliyor.
“Kokarcanın istediği bir kış mevsimini yaşıyoruz”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, özellikle sahil kesimlerinde sonbahar mevsiminde kahverengi kokarcada büyük bir görülme olduğunu söyledi. O süreçten sonra kışlıklarını geçirmek için evlerin çatıları, ahırlar, samanlıklar ve bahçelerin belirli bölgelerinde kahverengi kokarca görüldüğünü ifade eden Soydan, “Bu süreçte kış mevsimi de olmadı, şuanda kahverengi kokarcanın istediği bir kış mevsiminde yaşıyoruz. Bu günlerde havalar ısındıkça az da olsa meydana çıkmaya başladı. Şuanda özellikle nisan aylarında hava sıcaklıkları 20 dereceleri bulduğu zaman kokarcalar bahçelere dönecektir. Bahçelere döndüğü zaman ise fındık başta olmak üzere meyve ve sebzelere zarar verecektir” diye konuştu.
“Doğru zamanda doğru mücadele yapılması gerekiyor”
Soydan, kahverengi kokarca ile ilgili doğru zamanda ve doğru mücadelenin önemli olduğunu ifade ederek, “Bununla ilgili vatandaşlar tarafından evlerde kısmi bir ilaçla yapıldı ancak bunlar yeterli olmadı. Bizim sezondaki ürünlerimizi kurtarmamız için muhakkak zamanlamayı, ilaç dozlarını ve ne zaman ne kadar atılacağı konusunda ciddi bir mücadele yapmamız lazım. Bununla ilgili ziraat odalarımız ve tarım müdürlüklerimiz ilaç atma süreleri ile ilgili çiftçilere bilgiler verecek. Tabi genel olarak bakanlığın bir çalışmasının olup-olmayacağı şu anda net değil. Bununla ilgili muhakkak herkesin bahçesinde toplu mücadele yapması gerekiyor. Bunları yaparken de çiftçilerimiz bilgiler alarak mücadele yürütürse daha isabetli olacak. Süreçte ziraat odalarımız, tarım müdürlüklerimiz ve çiftçilerimiz bu işe dört elle sarılmak zorundayız, fındığımızı kahverengi kokarcaya yedirmememiz gerekir” ifadelerine yer verdi.
“Çok hızlı bir çoğalma süreci var”
Kahverengi kokarcaların hava sıcaklıklarının artması ile daha çok görüleceğini belirten Soydan, kokarcaların 300 kata kadar çoğaldıklarını belirterek, “Çok hızlı bir çoğalma süreci var. Onun için çok mücadele gerekiyor. Bir de bu aylarda uzun süre beslenme ile ilgili problemleri de yok, onun için evlerin çatılarında hiç beslenmeden kışlıklarını geçiriyorlar. Bir yumurtadan 250-300 tane kokarca çıkabiliyor, görüldüğü yerde kesinlikle yok edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. – ORDU
]]>Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurulması planlanan jeotermal elektrik santraline Alamut Köylüleri karşı çıkıyor. Tarım arazileri ile incir bahçelerinin yanı başında inşa edilmesi hedeflenen santrale karşı köylüler mücadele etme kararı aldı.
Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde tarım arazileri yakınına Zorlu Holding tarafından jeotermal elektrik santrali kurulması (JES) planlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi’nin Nazilli Diracık (50 MWm/50 MWe) JES Projesi ile ilgili ‘çevresel etki değerlendirme’ süreci başlattığını duyurdu.?Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi planlıyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.
Zeytinlikler, incir bahçeleri ve tarımsal üretime zarar verdiği gerekçesiyle Alamut Köylüleri kurulması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı çıkıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED süreci başlatılan proje için endişelenen köylüler projeye karşı mücadele başlatıyor.?
“MENDERES OVASININ RİSKE ATILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ”
jeotermal Enerji Santralinin çevreye ve topraklarına zarar vereceğini ifade eden Aydın Yenipazar Belediye Başkanı Mehmet Yüsran Erden,
“Türkiye’nin enerji tüketiminde yüzde bir payı olmayan bir enerji yatırımı için bu koca büyük menderes ovasın riske atılmasını doğru bulmuyoruz. Dağımızın üstü dağın altından daha değerli diyoruz. Onun için bu mücadeleyi başından beri omuz veriyorum, destek veriyorum. Sonuna kadar da bu konuda mücadele etmeye gayret edeceğiz. Yani biz aynı zamanda yerel yöneticiler, hane halkı gelirlerinin artmasına ve zenginleşmeye de sebep olmak zorundayız. Dolayısıyla belediye yasaları aynı zamanda bize bulunduğumuz bölgede ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi için görevler de yüklemiş. Ama eğer ekilebilir arazideki bitkilerimiz, ekinlerimiz, ağaçlarımız yok olacak olursa, zarar görecek olursa zenginleşme değil, fakirleşme olgusu öne çıkacak. O yüzden bu jeotermal yatırımlarının fakirleşmeye sebep olacağını ve topraklarımızı kirleteceğini ifade ediyorum” dedi.
KÖYLÜLERDEN JES’E TEPKİ
Çevre köylerle birlik olup mücadeleyi yükselttiklerini belirten Alamut Köyü sakini Birtan Kulakoğlu “Burada yaşamak istiyoruz ama yaşamamıza müsaade edecekler mi? Edecekler, ettireceğiz biz buna kararlıyız. Geçmiş tecrübelerden yola çıkarsak bunlar çok güzel, çok şaşalı böyle projeler hazırlıyorlar. Bizimki de bunlardan birisi. Sanki çevreye bu kadar duyarlı, bu kadar önem veren bir proje gibi çalışıyorlar. Biz bunların daha önceki projelerinden, Akbelen’den, Kaz Dağları’ndan, Kastamonu’dan, Giresun’dan, Cerattepe’den ve en son da Erzincan İliç’ten çevreye ne kadar zarar verdiğini gördük, biliyoruz. Bunun için bizim buradaki jeotermale müsaade etmeyeceğiz. Çevre köylerimizle beraber birlik olduk. Mücadeleyi yükseltiyoruz” dedi.
Bozdoğan’a yapılacak Jeotermal Elektrik Santralinin insan yaşamına zarar vereceğine dikkat çeken Alamut Köylüsü “Bizim ölmemizi mi istiyorlar? Köy dediğimiz zaman bizim aklımıza doğal yaşamak gelirdi. Nedir bu JES? Nedir bu kıyım? Nedir bu insanlara yapılan zulüm. İşkencedir bu. Yavaş yavaş ölümdür bu. Biz buna karşıyız istemiyoruz değil mi? Evet JES’e hayır diyoruz” dedi.
Jeotermal Elektrik Santralinin Alamut Köyü’ne zarar vereceğini söyleyen Ayşe Türkmen, “Köyümüzde yaşamak istiyoruz. Köyümüzü vermek istemiyoruz. Çoluğumuz çocuğumuz var, torunlarımız var. Kimseyi köyümüze sokmak istemiyoruz. Köyümüze zarar verecek şeyi istemiyoruz” şeklinde konuştu.
“ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
“Çocuklarımıza ileride güzel bir yeşil alan bırakmak için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullanan Alamut Köyü sakini Derman Süslüoğlu, “Doğayı, canlıları, insanlarımızı, çocuklarımızı her şeyi seven köy. Bizim köyümüz, çocuklarımızın sağlığı, geleceği için mücadele edecek. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz. JES’e hayır diyoruz. Bizim köyümüz çiftçilikle, zeytinlerle, darıyla, buğdayla, ekmeğini kazanan köydür” dedi.
66 Yaşındaki Meryem Er ise “Torunlarımız var. Köyümüzün temiz havasından memnunuz biz. Biz bu jeotermali istemiyoruz. Zehirlenmek istemiyoruz. Biz incirimiz, zeytinimizi, yoncamızı, mısırımızı temiz, zehirsiz istiyoruz. Hayvanlarımız, yoncamızı yiyor, mısırı yiyor. Buğdayımız, arpamız temiz olsun istiyoruz. Biz jeotermale karşıyız” ifadelerini kullandı.
“BU OVAYA BUNU YAPMAK VATANA İHANETTİR”
Zorlu Holding’in Bozdoğan Jeotermal Elektrik Santrali projesinin yalnızca Alamut Köyünü etkilemeyeceğini dile getiren 23 yaşındaki Mehmet Melih Pehlivan “Türkiye’nin en verimli topraklarından birinde yaşıyoruz. Yani jeotermal demek buranın bitmesi demek, tarımın bitmesi demek. Bütün Türkiye’yi besleyecek bir ovamız var, Menderes Ovası olarak. Bu ovaya bunu yapmak vatana ihanettir. Bu ovanın dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor. Yani sadece bizim köyü etkileyen bir şey değil bu. Tüm tarımı bitirecek. Asit yağmurları olarak bütün çevremize zarar verecek” diye konuştu.
“BEN BURADA YAŞAMI GÖRDÜM”
Azerbaycan’dan gelen Aydın’da yaşamını sürdüren Gönül yürek “Ben Azerbaycan’dan geldim, dağları aşıp geldim. Ben böyle bir ne toprak, ne temiz hava, ne yaşam görmedim. Ben burada yaşam gördüm. Temiz havayı gördüm ben buraya zehir bırakmamalarını, zeytinliğimize, ağaçlarımıza, tabiatımıza, ormanımıza, sağlığımıza, sahibiz hala evimizde elimizden almalarını istemiyoruz. Ben çocuklarımın zehir yutmasını istemiyorum” dedi.
Geçimini tarlalarından sürdürdüklerini ifade eden iki çocuk annesi Aysel Uyar “Bizim bir tek tarlamız var. O da elimizden giderse biz ne yiyeceğiz? Biz bu jeotermali istemiyoruz. Bizim köyümüz kendi arazisiyle, karnını doyurmaya uğraşıyor. Herkes çabalıyor. Bizim köye değmesinler, bizim köy hiçbir şey istemiyor kimseden. Biz burada hep birlikte mutlu geçiniyoruz. Herkesin üçer beşer tarlası var. Onunla geçim kaynağı yapıyoruz. Biz onlarla doyuyoruz. Bizim bu elimizden giderse benim iki tane çocuğum var. Ben bu bir tarlam da elimden giderse ben çocuklara neyi emanet vereceğim” diye konuştu.
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
SOL Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Alper Taş, Samsun’da ‘Yerel Seçimler ve Devrimci Siyaset’ paneline katıldı. Taş, “Siyasetsiz bir yerel seçim ortamı var. Genelde kimin nereden aday olduğu ki bu çok karmaşık da bir olgu. Bakıyorsunuz bugün bir partide olan bir başka gün bir başka partinin adayı olarak karşımıza çıkmış. Tabiri caizse kimin eli kimin cebinde belli değil. İdeoloji yok, siyaset yok, örgüt yok, dava yok, çıkar var, makam var, mevki var. Bunun üzerine odaklanmış ve içeriği boşaltılmış bir seçim süreci içerisindeyiz Türkiye açısından” dedi.
SOL Parti MYK üyesi Alper Taş, Samsun’da düzenlenen “Yerel Seçimler ve Devrimci Siyaset” paneline katıldı. Taş, şunları söyledi:
“SEÇİMLER YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ OLMAKTAN UZAK”
“Gerçekten bu başlıkta önemli çünkü yerel seçimler düzleminde konuşulan sadece kişiler. Siyaset konuşulmuyor. Siyasetsiz bir yerel seçim ortamı var. Genelde kimin nereden, aday olduğu ki bu çok karmaşık da bir olgu. Bakıyorsunuz bugün bir partide olan bir başka gün bir başka partinin adayı olarak karşımıza çıkmış. Tabiri caizse kimin eli kimin cebinde belli değil. İdeoloji yok, siyaset yok, örgüt yok, dava yok, çıkar var, makam var, mevki var. Bunun üzerine odaklanmış ve içeriği boşaltılmış bir seçim süreci içerisindeyiz Türkiye açısından. Çok seçim geçirdik. Türkiye, çok fazla seçimle yüz yüze kaldı. Şimdi önümüzdeki 4 yıl olağanüstü bir gelişme olmazsa 4 yıl boyunca bir seçim yok. Seçim çok da demokrasi yok. Sonuçta gören diyecek ki bu Türkiye’de vay be ne kadar seçim oluyor, gerçekten seçim oluyor, olmakla da kalmıyor, katılımı çok yüksek de bir seçim oluyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bizim ülkemizde yapılan seçimler kadar katılımı yüksek, bir seçimde söz konusu olmuyor ama sonuçta seçimler gelip gidiyor. Demokrasi alanımız her gün biraz daha kötüye, ekonomik alanımız, yoksullaşma daha da derinleşmeye devam ediyor. Seçimler bu manada yaşadığımız sorunların bir çözümü olmaktan uzak kalıyor.
“KENTSEL MUHALEFET DENİLİNCE AKLIMIZA ‘GEZİ’ GELİYOR”
Bu yerel seçimler açısından SOL Parti olarak, bizim en önem verdiğimiz mesele yereli konuşmak, yereli tartışmak, yerel örgütlenme anlayışımız üzerine düşünmek, kentlere dair taahhütlerimizi ortaya koymak, nasıl yerel yönetim, nasıl bir kent, esasen bunları tartışma gündemine taşımak ve kentte yaşayanların, çelişkilerini, sorunlarını gündemleştirmek, bu sorunları açığa çıkarmak ve bu sorunları yerel seçim gündemine taşımalıyız. Esasen en önemli yapmamız gereken meselelerden bir tanesi bu. Bir de Türkiye’nin gerçekliği var. Türkiye’nin gerçekliği şu; 2013 Haziran’ı biliyorsunuz Gezi isyanı oldu. Haziran’da ölmek zor demiş ya şair ölmenin de zor olduğu bir ay. Bir isyan Türkiye’de büyüdü, hayata geçti ve bu isyan, esas kökeninde kentsel zemini olmasıydı. Bir isyan boyutu var olayın, AKP’nin iktidarına karşı onun yukarıdan aşağıya ideolojik dayatmasına karşı, bir isyan boyutu var ama eylemin çıkış nedeni ve isyanın çıkış nedeni, esasen bir kentsel tahribat. Bize ait olan bir yerin, Gezi parkının müşterek olan bir alanın bizde kalması talebi ve buranın kamunun elinden gitmemesi talebiyle ortaya çıkan, bir muhalefet. Doğal olarak bir kentsel muhalefet dendiğinde aklımıza gelen en önemli başlık Gezi başlığı oluyor.
“KENTLER, SINIF MÜCADELESİNİN ARENASI HALİNE DÖNÜŞTÜ”
2013 Haziran’ından bu yana biliyorsunuz birçok yerde forumlar kuruldu, mahalle örgütlenmeleri geliştirilmeye çalışıldı fakat özellikle 2015’te başlayan, bizim de maruz kaldığımız çok güzel insanımızı yitirdiğimiz, 10 Ekim katliamı sonrası her düzeyde muhalefet geriledi. Tankla, topla muhalefet susturuldu, şiddetle susturuldu ve kentsel muhalefette zayıfladı. Şu an Türkiye’de kentsel muhalefet diyebileceğimiz muhalefet dinamikleri, oldukça zayıflamış vaziyettedir. Kentsel muhalefet çok bizim gündemimize girmiş bir muhalefet biçimi değil. Hep işçi muhalefetinden söz ederiz, emekçi muhalefetinden söz ederiz, kamu emekçileri muhalefetinden söz ederiz, gençlik muhalefetinden söz ederiz, kadın muhalefetinden söz ederiz, ekolojik bunun kentle bir bağı var tabi ekolojik mücadelenin ama bu mücadele alanlarını tarif ederiz ama kentsel muhalefet, alanı diye bir alanımız yok. Bu konuda kafa yormuşluğumuz da yok. Bunu da ele almamız ve düşünmemiz gerekiyor çünkü kentsel mücadele bir tür sınıf mücadelesinin tezahürü, yani sınıf mücadelesinin kentlere yansıması, oldukça önemli çünkü kentler de artık sınıf mücadelesinin bir arenası haline dönüşmüş vaziyette.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE BİR SINIF TERCİHİ YAPILIYOR”
Özellikle kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde bir sınıf tercihi yapılıyor. Kentin merkezinde olan emekçiler, kentsel dönüşüm projeleriyle, kentin dışına sürülüyor ve bir soygunlaştırma projesi olarak zenginlere ve büyük kesimlere daha sağlıklı, yerler, açılmış oluyor. O yüzden bunun üzerinden gelişen kentsel muhalefet dinamikleri var. O açıdan biz bunu şöyle yapalım; yerel seçim geldiğinde aklımıza gelen, bir mesele olmasın diye, yerel seçim bittikten sonra bile biz Samsun’daki arkadaşlar olarak var gücümüzle Samsun’da bir kentsel muhalefet odağı yaratmaya, bir kent meclisi yaratmaya, o kent meclisi üstünden kent demokrasisi noktasını oluşturduğumuz örgütlenmeyle, kentteki değişime, kentteki sosyolojiye, kentte ki çelişkilere ve çatışmalara, müdahil olalım, kentte dahil fikrimizi söyleyelim geliştirelim. Ancak bunu yaparsak 5 yıl sonra yerel seçim söz konusu olduğunda biz bugünkü tablomuzdan daha farklı bir tabloyla yüz yüze kalmış oluruz. Daha iddialı süreçte ortaya koyarız. Birkaç yerde yönetmeye talip oluruz. Kente dair sözümüz çok olur ve söylediğiniz sözün de bir karşılığı olur çünkü 5 yıl boyunca kente dair birikim yaratmış, kente dair toplumsal bir mücadele yürütmüş insanların sözünü kentteki yaşayanlar daha fazla duyar.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da dimdik ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehrin Türkiye Yüzyılı’nın da yükselen yıldızı olduğunu belirtti.
Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında Sakaryalıların yanlarında olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Aynı şekilde Sakarya, ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına da hiç gelmedi.” diye konuştu.
Erdoğan, ülkenin ikinci büyük partisinin işi gücü bıraktığını ve kendi içinde saç saça, baş başa kavga ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Dün, Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanlarını çiğneyip geçtiler. Onun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı diye şehir şehir dolaştırdıkları isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrenin üzerindeki şaibeleri, aday belirleme sürecindeki kirli pazarlıklar ve vahim iddiaları izledik. Öyle bir haldeler ki, dünya yansa, ülke batsa, kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi çıkarlarından, kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler. Bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a, kendi hayallerini paylaşan, kendi derdiyle dertlenen herkese sahip çıkmıştır.”
Kendilerinin 21 yıldır, ülkenin kalkınması ve gelişmesi için verdikleri mücadeleyle farklarını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şimdi de ülkeyi Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle mahalli idarelerde de dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sakarya buna hazır mıyız?” sorusuna mitingdekilerin “Evet” diyerek cevap vermesi üzerine, “Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği, muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant paylaşımı değil, işte bu vizyonu hayata geçirme iradesiyle talip ediyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyatla çıktık.” ifadelerini kullandı.
Katılımcılara, “Sakarya’dan öyle bir ses verin ki Marmara’dan Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın” diyen Erdoğan’ın, “Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya’yla birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sözlerine alandakiler “Evet” diye karşılık verdi.
Erdoğan da “Rabb’im hepinizden razı olsun, maşallah.” dedi.
“Ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’nın Türkiye’nin, Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyanın kalbi olduğunu belirterek, “Tarih boyunca tüm hükümdarların, tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Boğazları, İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir. Aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti. Nice kral, nice kumandan en son nefesini bu topraklarda verdi.” diye konuştu.
Türk milleti olarak, Malazgirt’ten beri vatan olan bu toprakları müdafaa için mücadele ettiklerini, can verdiklerini kaydeden Erdoğan, “Bir asır önce Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de yüz binlerce vatan evladını feda ederek, Anadolu’yu milletimizin mezarı haline getirmek isteyenlerin elinden kurtardık. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik, ter döktük.” şeklinde konuştu.
“Son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz”
Erdoğan, son 40 yıldır da birliğe, beraberliğe, kardeşliğe kasteden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürüttüklerine işaret ederek, “Terör örgütü, askeriyle polisiyle kamu görevlisiyle korucusuyla kadını, yaşlısı, genci ve hatta bebeğiyle on binlerce insanımızı katlederek bizden kopardı. Çektiğimiz acıların, maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamdolsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı işgalcilere, hainlere, emperyalistlerin tetikçiliğini yapan teröristlere teslim etmedik.” diye konuştu.
Katılımcılara, “Bunları Cudi’de, Tendürek’te, Gabar’da gömdük mü?” diye seslenen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi artık içeride terör örgütleri kalmadı. Hepsi de terk ettiler. Son olarak güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla bu senaryoyu da yırtıp attık. İnsansız hava araçlarımızla İHA’larımızla SİHA’larımızla Akıncı’larımızla değerleri evlatlarım, değerli kardeşlerim, gençler, bunları yok ettik ve bunları o mağaralarda yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık? Şimdi de KAAN’ımızı çıkardık. KAAN’la beraber yine gökyüzüyle buluştuk.”
Erdoğan’ın, “Yaparsa” sözlerine katılımcılar “Erdoğan yapar” karşılığını verdi. Erdoğan da “Yaptık mı? Gene yapacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz. Arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan, son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Tüm bu sürecin bize öğrettiği en önemli hakikat nedir biliyor musunuz; Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-ü salah. Yani barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç Medipol Üniversitesi bünyesinde, Güney Kampüsü konferans salonunda düzenlenen Uyuşturucu Madde Sempozyumuna katıldı. Sempozyuma Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç’un yanı sıra, Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk ve Medipol üniversitesi öğrencileri katıldı. Sempozyumda Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç uyuşturucu madde ve uyarıcı madde satanların ve kullananlar hakkında yapılan işlemlerin, uyuşturucunun satılmasını, kullanılmasının önlenmesi ve bu konu hakkında yasal düzenlemeler konularını kapsayan bilgiler verdi.
Uyuşturucu ve Madde Sempozyumuna katılan Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç, “Medipol üniversitesinde çok önemli bir konunun değerlendirildiği bir sempozyumdayız. Üniversitelerimiz eğitim öğretim yapan kurumlar olmamalı. Sadece ülkemizi değil bütün dünyayı ilgilendiren bu önemli sorunun ülkemizde çözüm yolları arasında araştırılması ve yapılması gerekenleri yapma anlamında bu tür toplantılar önemli. Özellikle son yıllarda gençlerimizi etkisi altına alan toplumsal sorunların başında gelen uyuşturucu madde kullanımının sebepleri ve madde bağımlılığıyla mücadelede alınması gereken sosyal, hukuki ve tıbbi önlemlerin ele alınacağı bu sempozyumun düzenlemesini çok önemli bulduğumu belirtmek istiyorum.
Böylesi önemli bir sempozyumu düzenleyen değerli rektörümüze, dekanımıza, sunacakları bildirilerle katkı sağlayacak akademisyen hocalarımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
“Topyekün mücadele gerekiyor”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Çağımızda neredeyse herkesin az ya da çok bir şeylere bağımlı olduğuna şahit oluyoruz.
Kimisi bilgisayar oyunlarına, sosyal medyaya; kimisi dizilere, televizyona; kimisi internete, telefonuna bağımlı halde yaşıyor. Aslında gündelik hayatta insanların hastalık denilecek seviyede birçok bağımlılığı bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı herkesin farkında olduğu ve zararından emin olduğu alkol, uyuşturucu, sigara bağımlılıklarıdır. Evlatlarımızın, gençlerimizin, canlarımızın hayat ışığını söndüren en acı ve tehlikeli bağımlılıkların başında geliyor. Uyuşturucu, sadece bireysel olarak değil, aynı zamanda toplumları da derinden etkileyen bir sorundur. Bağımlılık; aile parçalanmaları, suç oranlarındaki artış, sağlık sorunları ve daha pek çok sorunla doğrudan bağlantılıdır. Bu yüzden, uyuşturucu ile mücadele, sadece bireylerin değil, toplumların da sağlığı ve refahı için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle madde bağımlığıyla topyekün bir anlayışla mücadele etmek gerekmektedir” dedi.
“Madde kullanma suçunun cezası 1 yıldan 2 yıla kadar hapis iken, 2 yıldan 5 yıla kadar hapse çıkardık”
Madde Kullanma Suçuyla ilgili olarak konuşan Bakan Yılmaz Tunç, “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, öncelikle tedavi edilmesini ve tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaktan korunmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler yaptık. 2005 öncesinde uyuşturucu kullanma suçu ile ilgili denetimli serbestlik uygulaması bulunmamaktaydı. 2005 yılında yeni Türk Ceza Kanunuyla, uyuşturucu madde kullanan kişi hakkında, infaz aşamasında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hüküm olunacağını düzenledik.2006 yılında yaptığımız düzenlemeyle uyuşturucu madde kullanma suçundan dava açıldığında, tedavi ve denetimli serbestlik uygulanabileceğini düzenledik. Böylece tedavi uygulamasını infaz evresinden önce kovuşturma evresine, daha sonraki düzenleme ile de soruşturma evresine çekerek derhal tedaviye başlanmasını amaçladık. Yine bu düzenlemeye göre şüpheliler hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilecek ve 5 yıl süreyle takip edileceklerdir. 5 yıl içinde kişi tedavi yükümlülüklerine uygun davranırsa hakkında takipsizlik kararı verilecek; yeniden uyuşturucu madde kullanması durumunda ise kamu davası açılacaktır. Kişiler bu kamu davasının ertelenmesi imkanından bir kez yararlanmaktadırlar. Bu kişiler, tedavi olmayı kabul etmesi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gereklerine uygun davranması halinde söz konusu uygulamadan yararlanabilecektir. Aynı düzenlemede uyuşturucu madde kullanma suçunun cezası 1 yıldan 2 yıla kadar hapis iken, 2 yıldan 5 yıla kadar hapse çıkardık” dedi.
“Uyuşturucu ile mücadelemiz bizim kırmızı çizgimizdir”
Türk Yargısının Uyuşturucu ile mücadelesine de vurgu yapan Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç, “İnsanımızı sosyal ve ekonomik hayattan koparan, aile ilişkilerine zarar veren, çeşitli suçların işlenmesine zemin oluşturan uyuşturucu ile mücadele bizim kırmızı çizgimizdir. Uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar kararlıyız. Türk yargısı, başta uyuşturucuyla mücadele olmak üzere özellikle organize suçlar ve milletimizi rahatsız eden, huzurunu bozan tüm suçlularla, suçluyla mücadelede tavizsiz bir şekilde hareket etmektedir. Cumhuriyet savcılarımız tüm suç ihbarlarında gerekli talimatları vererek soruşturmaları hemen başlatmakta, bu kapsamda uyuşturucu ve tüm suç örgütleriyle mücadelesini etkin ve kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Uyuşturucuyla mücadelede vatandaşımızın da desteğini bilhassa önemsiyoruz. Vatandaşlarımız, uyuşturucunun okul çevrelerinde, mahalle aralarında, sokak aralarında yahut diğer ortamlarda satıldığını, teşvik edildiğini, yer sağlandığını görüyorsa; bu durumu Cumhuriyet savcılıklarına ihbar etmesi vatandaşlık görevidir. Vatandaşımız uyuşturucuyla ilgili suçlardan haberdar olur olmaz, Savcılıklara ihbar ederek bizim bu mücadelemize yardımcı olmaya davet ediyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>EVLENEN ÇİFTLERİN SAYISINDA AZALMA VAR
Bakan Göktaş, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde AK Parti Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel ve ilçe belediye başkan adayları ile ‘Basınla buluşma’ etkinliğine katıldı. Yüksel’in projelerini tanıtmasının ardından konuşan Göktaş da bakanlığın kente yaptığı yatırımları anlattı. TÜİK tarafından açıklanan evlenme ve boşanma verilerini değerlendiren Göktaş, “Buna göre, geçen yıl evlenen ve boşanan çiftlerin sayısı, 2022 yılına göre biraz düşmüş durumda. Bu veriler, bizim için çok önemli. Bu veriler ışığında sosyal politikalarımızı sürekli güncelliyoruz, yeniliyoruz. Ülkemizde evlenme ve boşanma ile ilgili son istatistikler, tüm dünyadakine benzer bir seyir izliyor. Bu nüfusun yaşlanması ve nüfus artış hızının düşmesiyle ilgili son verilerle beraber değerlendirilmesi gereken bir durum. Pek çok ülkede bu konuyla ilgili çalışmalarda artış olduğunu görüyoruz. Aile ilgili politikalarımızın stratejik önemde olduğu bilinciyle hareket ediyoruz” dedi.
DESTEK FONUNA 2 BİN 914 ÇİFT BAŞVURDU
Depremin vurduğu illerimizde evlilik fonu için başvuruların başladığı ifade eden Balan Göktaş, “TÜİK’in güncel verileri, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik sosyal politikalarımızın ne kadar önemli ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. 15 Şubat’ta başvuruları başlayan Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizi evlilik yolunda destekliyoruz. 15 Şubat itibarıyla ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını almaya başladık. Şu ana kadar gençlerimizin yoğun bir ilgisi söz konusu. Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız” ifadelerini kullandı.
“ZORLA EVLİLİKLERLE MÜCADELE EDİLECEK”
Özellikle erken yaşta ve zorla evliliklerde yapılan çalışmalarda önemli mesafeler kaydedildiğini belirten Göktaş, “Diğer yandan erken yaşta ve zorla evliliklerle ilgili son 22 yılda yaptığımız çalışmalarla çok önemli mesafe kaydettik. Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Hem hukuki alt yapısı hem meselenin sosyal boyutuna dair önemli çalışmalar yapıyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de erken yaşta ve zorla evliliklerin yoğun olarak görüldüğü 28 ilde eylem planlarını uygulamaya koyduk. 8 Mart’ta Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda da erken yaşta zorla evliliklerle mücadeleye yönelik kız çocuklarının eğitim alanında güçlendirilmesine ayrıca yer alacak. Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele, bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri. Burada oldukça proaktif, hızlı ve yerel dinamikleri göz önünde bulunduran çözümler üretmeyi önemsiyoruz” diye konuştu.
]]>ÇGD’nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
“ÖRGÜTÜMÜZ 46 YILI GERİDE BIRAKTI”
“Gazetecilerin gerçek bir örgüte olan ihtiyacını karşılamak için yola çıkanların kurduğu, dönemin toplumsal koşulları içinde şekillenen, bugüne gelirken büyük ve onurlu bir mücadele deneyimi biriktiren örgütümüz Çağdaş Gazeteciler Derneği, 46 yılı geride bıraktı.
Kurulduğu günlerde kastlaşmış yapılar haline gelen dernek ve sendikalardan dışlanan fakat alanın gerçek emektarları olan genç gazetecilerin, ‘Rüzgarlı’nın Barbarları’ olarak gösterdikleri irade, 1978 yılında yeni ve gerçek bir gazeteci örgütü ortaya çıkardı. Çağdaş, gazetecilerin emek ve meslek haklarının korunması, toplumsal yaşamın demokratikleştirilmesi ve örgütsel dağınıklığın son bulması için 46 yıl önce bugün harekete geçti.
Yargısız infazların, hak ihlallerinin, milliyetçiliğin, yoksulluğun, faşizmin giderek yükseldiği günlerde ‘laf olsun diye değil, ihtiyaçtan’ kurulan ÇGD’nin amacı tüzüğünde şu şekilde ifade edildi: ‘Demokrasinin en temel kurumu olan, bütün öteki özgürlüklere kaynaklık eden düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünün Türkiye’de tam olarak gerçekleşmesi, haber alma hakkının hiçbir baskı ve sınırlama olmaksızın kullanılabilmesi, gazetecilerin mesleki hak ve çıkarlarının korunup geliştirilmesi ve bu yönde sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi için çalışmak; üyelerinin kültürel gelişmesine, ekonomik ve sosyal refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak.’ Bu amaç ve ilkeler doğrultusunda Alaattin Orhan, Mehmet Genç, Osman Z. Yüksel, Mehmet Öztoprak, Necmiye Aba, Alaattin Sevim, Cengiz Kuşçuoğlu tarafından kurulan Çağdaş, kısa sürede oldukça güçlü ve etkili bir meslek örgütü haline geldi.
“ÇAĞDAŞ, GAZETECİLİK MÜCADELESİNİN EN ÖNÜNDE OLMAYI HEP SÜRDÜRDÜ”
Türkiye’nin en çalkantılı günlerinde kurultaylar düzenleyen, demokratik haklarla ilgili raporlar hazırlayan, geniş bir gazetecilik külliyatı oluşturan ve alanın mesleki-politik perspektifini geliştiren Çağdaş, geride bıraktığı yıllar boyunca binlerce üyesi, yüzlerce yöneticisi ile gazetecilik mücadelesinin en önünde olmayı hep sürdürdü. Çağdaş, 46 yıllık birikimi ve deneyimi ile bugün de kurucu iradesinin belirlediği çizgide, Kuruluş Bildirgesi’nin ışığında gazetecilerin özlük haklarının iyileştirilmesi, ifade özgürlüğünün savunulması, sendikal örgütlenmenin genişletilmesi için çalışmaya devam etmekte; demokratik meslek mücadelesini basın emekçilerinin hakları mücadelesiyle bir tutarak kendi öz-gücüne dayanan bir örgüt olarak varlığını inatla sürdürmektedir. Çağdaş her zaman olduğu gibi bugün de örgütsel yapısını günün koşullarına göre yenileyerek, genç gazetecilerin varlığını önceleyerek, mücadele alanındaki dağınıklığa ve ideolojik savrulmalara karşı tutum alarak yoluna devam etmektedir.
“ÇGD’Yİ BUGÜNLERE ULAŞTIRAN HERKESE SAYGILARIMIZI VE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ”
Çağdaş, cezaevleriyle, davalarla, şiddetle, tehditle, sömürüyle her geçen gün daha fazla karşı karşıya bırakılan gazetecilerin emek ve meslek haklarını savunmaktan, demokratik hakların geliştirilmesi için çaba göstermekten, barışa ve bağımsızlığa inanmaktan dün olduğu gibi yarın da vazgeçmeyecektir. Bu düşünceler doğrultusunda bütün meslektaşlarımızı gazeteciliğin ve gazetecilerin savunulması için tek mümkün yol olan örgütlü mücadeleyi daha etkin şekilde sürdürmek için Çağdaş çatısı altında buluşmaya ve bugünlere ulaşan onurlu geçmişi çoğaltarak geleceğe bırakmaya çağırıyoruz. Geride bıraktığımız 46 yılda kaybettiğimiz tüm ustalarımızı saygıyla anıyor, ÇGD’yi bugünlere ulaştıran herkese saygılarımızı ve şükranlarımızı sunuyoruz. Gazeteciliğin ve gazetecilerin özgür olacağı nice 46 yıllara. Yaşasın basın özgürlüğü, yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın ÇGD.”
]]>İsmail Kartal, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, her iki takımın oyuncularının kötü ve ağır bir zeminde futbol oynamaya çalıştığını, iyi niyetli olduklarını belirtti.
Her iki takımın da oyunu çirkinleştirmeye çalışmadığını vurgulayan deneyimli çalıştırıcı, şunları söyledi:
“İlk devre sahanın bazı bölümlerindeki su birikintilerine, ağır olan yerlerine bazı oyuncularımız adapte olamadı. Maçtan önce konuşmamıza rağmen bu matematiği yapamadılar. İkinci yarıda bu sahaya daha elverişli, daha iyi mücadele edecek oyuncuları oyuna sürdük. İlk yarıya oranla ikinci yarı çok daha fazla ikili mücadele kazanan taraf bizdik. Rakibe göre iki misli ikili mücadele kazanan bizdik. İkinci topları aldık ve sonuçta kazanmasını bildik. Bugün burada üç puan almak çok önemliydi bizim için ama yine söylüyorum, rakip takım Rizespor da gerçekten iyi bir takım. Teknik ekibini, futbolcularını tebrik ediyorum.”
Saha şartlarına göre oyunun çok iyi olduğuna dikkati çeken Kartal, “Öncelikle her iki takımın oyuncuları bugün sahada erkek gibi mücadele etti. Hiçbir bahaneye sığınmadık. Ne ben ne oyuncularım ne de karşı takımın hocası ve oyuncuları. ‘Zemin kötü’ gibi hiçbir zaman bunlara sığınmadı. Çıktık, iki takım da biz de kenarda teknik ekip gerçekten mücadele ettik. Sonuçta kazandık. Tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Kartal, ikinci yarıya 3 oyuncu değişikliğiyle başlaması ile ilgili, maçın oynandığı sırada 1-0 geriye düştükleri andan itibaren oyunu kendi lehlerine çevirmek için planlar kurduğunu aktardı.
Giren oyuncuların kendi düşüncelerine ve hamlelerine cevap verme gayretinde olduğuna dikkati çeken Kartal, “Bugün değişiklikler yerini buldu. İnandığımız, mücadele edeceğini bildiğimiz oyuncularımız oyuna girdi. Sonuçta bugün her iki takım da futbol oynamaya çalıştı. Ancak bu kötü zeminde futboldan çok ikinci yarı bizim daha çok mücadele etmemiz gerekiyordu. Mücadele gücü yüksek oyuncuları oyuna alarak oyunu lehimize çevirdik ve maçı bu şekilde kazandık.” ifadelerini kullandı.
Ara transfer döneminde yeniden kadroya dahil edilen Serdar Dursun’un sarı-lacivertli ekibe golle dönmesine sevindiğini belirten İsmail Kartal, “Bu sahalar tam Serdar Dursun’un sahaları. Mert Hakan, İrfan bu sahada, zeminde oynamasını biliyor. Bu oyuncularla ikinci yarıya başladık ve maçı çevirdik.” şeklinde görüş belirtti.
VAR kayıtlarının açıklanacak olması ile ilgili Kartal, “26. hafta, en azından bir adım atıldı. Dinlenmesi, açıklanması bence bütün takımlar için, kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırması için bir adım atıldı. Bu güzel, şeffaf bir açıklama. Herkes için objektif olacağını düşünüyorum.” dedi.
Rize’de sahanın daha iyi olması için çaba harcandığını aktaran Kartal, şunları kaydetti:
“İki gündür Rize’de yağmur var. Başlangıçta daha iyiydi. Maç esnasında devam ettiği için sahada bozulmalar oldu. Bazı yerlerde su birikintileri oldu. Bu sahalara daha iyi bakabiliriz. Federasyon ile kulüplerimizin birlikte ortak bir kararla birbirlerine verecekleri destekle bu sorun ortadan kalkabilir. Türk futbolunun gelişimi için, geleceği için buna ihtiyacımız var. Şu an Süper Lig’deki 20 takımın neredeyse yarısından fazlasının sahaları ve zemini çok kötü. O zaman biz futbolu ne kadar geliştirip nasıl ileriye götüreceğiz?”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Ankara Yenimahalle’de Pir Sultan Abdal Cemevi’nin açılışına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“ÇEDES PROGRAMI ADI ALTINDA LAİK EĞİTİMİN ÖRSELENDİĞİ SALDIRILARA KARŞI SİZLERLE BİRLİKTE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
“Buraya CHP Genel Başkanı olarak geldim, bunu önemsiyorum. Her sene temmuz ayının başında yüreğimizde bir kor gibi yanmaya devam eden Madımak’a giderdik, bu sene de yıl dönümüne CHP Genel Başkanı olarak gidip, biraz önce anonsta söylendiği gibi orası bir utanç müzesi olana kadar, devlet mağdurlardan özür dileyene kadar, o ayıptan hepimiz bu ülkeyi, devleti kurtarana kadar bu mücadeleye sizlerle birlikte devam edeceğim.
Bir kucağında ceylanı bir kucağında aslanı tutabilen Hacı Bektaşı Veli’nin, ‘Kadılar müftüler fetva yazarsa, işte kement, işte boynum asarsa, işte hançer, işte kellem keserse, dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan Abdal’ın ve bu topraklarda kardeşlikle, bu topraklarda beraberce, bu topraklarda yalana, harama bulaşmadan kimsenin ekmeğine, kimsenin namusuna yan gözle bakmadan kardeşçe yaşamak isteyip de bir kirli, karanlık zihniyet tarafından sürekli ötekileştirilmeye çalışılan; hatta Cumhuriyet’in 100’üncü yılını geri bıraktığımız bu dönemde Anayasa’nın eşitliğe bütün vurgularına rağmen ‘herkes eşittir ama Aleviler daha az eşittir’ anlayışı ile bu ülkeyi yönetenlere inat, Alevilerin maaşlarından kesilen vergi herkesin maaşından kesilenden aynıyken, hatta tüm dezavantajlarıyla geri bırakılmışlıklarıyla, yoksul bırakılmışlıklarıyla, dolaylı vergilerle aslında bu ülkede en büyük yükün altında ezilen, toplumun mağdur kesimlerden olan bu canların, maaşlarından aynı vergi kesiliyorken, vergi yükü altında daha çok eziliyorken herkes ibadethanesini seçebiliyorken, ibadetine karar veriyorken Alevilerin ibadetini ibadet görmeyen, onların ibadethanesini ibadethane olarak görmeyen, onlara bu hizmeti vermeyen bir anlayışa karşı bugün burada kahramanca bir iş yapan bir yerel yöneticimizle, bugün burada gurur duyduğum bir örnek belediye başkanımızla karşınızdayım. Daha önce Serçeşme Cemevi, şimdi Pir Sultan Abdal Cemevi’ni Türkiye’de kamu bütçesiyle yapmaya cesaret eden belediye başkanımızı yürekten alkışlıyorum. Hepiniz adına ona binlerce teşekkür ediyorum. İyi ki varsın Fethi Yaşar.
Biz CHP olarak bundan sonra ‘Kim ne der’ demeden, kimseden çekinmeden hem doğrularımızı hem de sizin bildiğiniz doğruları özgürce savunmaya devam edeceğiz. Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, bu talebi küçük görenlere ya da bu talebi yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki; anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız. Camilerin ibadethane olarak kabul edilip, bunun yasal güvenceyle, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanı’nın onayı ile Resmi Gazete’de yayınlanması ile cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği bu saldırılara karşı sizlerle birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘cemevi cümbüş evi’ mantığı ile sanatın, kültürün bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa, Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.
Mülakatlarda mezhep ve din ayrımı yapılıp da Alevi canlar teker teker elenip, bu devlette bir yere gelmesine engel olanların zihniyeti ortadayken sanki bu yokmuş gibi söylemlerle, göstermelik atamalarla, ‘Siz gidin burada oyalanın’, ‘Bu mevki ve makamı da size vereyim’ gibi yapmacıklıklara karşı hep birlikte samimi gayret göstermek durumundayız.
“AJANDALARINDA ANKARA’YA, ANKARA’YI PARSEL PARSEL SATAN MELİH GÖKÇEK ZİHNİYETİNİ GERİ GETİRMEK VAR”
Bu hafta içimize çok sinen, içinize çok sinen bir süreci hep beraber başlatacağız. CHP aday belirleme süreçlerini tamamladı. Pazartesi günü itibarıyla da son bulacak. Bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacak. Bir seçim var. Bu seçimi şöyle tanımlamak mümkün, bu seçimde iki ittifak, iki anlayış yarışacak. Biri Cumhur İttifakı, Adalet ve Kalkınma Partisi ve MHP’den oluşan, her geçen gün birbirine benzeyen, farklılıkları reddeden, tekçi, baskıcı ve bu ülkede ittifakı genişletmek istediğinde aklına domuz bağcılar gelen, onları ittifakına dahil eden, kadınları sahiplendirilecek varlıklar gibi gösterenleri Meclis kürsüsüne taşıyan hadsizlikte olan ve bu ülkeyi her geçen gün biraz daha baskının arttığı, bir inancın alabildiğine serbest, diğer inançların dışlandığı, baskılandığı, bu ülkede etnisite farklılıklarını renk olarak görmeyip ayrım olarak gören bir anlayış Cumhur İttifakı olarak seçimlere giriyor. Hedefleri belli. Kimse seçim beyannamelerini merak edip açmıyor. Çünkü yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var: Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek. İstanbul’a üzerinde helikopter ile uçup, kupon arsaları Arap şeyhlerine ve Katar emirlerine ayıran, satacak arsa kalmıyor endişesi ile Kanal İstanbul gibi İstanbul’un böğrüne bir bıçak dayayarak, yeni bir boğaz yaratıp, etrafını satmayı planlayan rantçı ve talancı anlayışı geri getirmek istiyorlar. Onlardan alıp, özgür ve insanların istedikleri gibi kendilerini ifade edebildikleri, yaşayabildikleri, ayrımcılığın ve kötü muamelenin her geçen gün azaldığı, Mersin’de, Adana’da, Antalya’da bir önceki baskıcı, iktidara geldikleri gün binlerce canı, binlerce garibanı, binlerce sosyal demokratı kapı önüne koyan bir aşırı politik ve karşısındakileri düşman gören anlayışı oralara tekrar hakim kılmak istiyorlar. Bu, Cumhur İttifakı ve onun 31 Mart’tan sonraki 1 Nisan planı.
“BU SEÇİM YA ERDOĞAN’IN ADAYLARI YA DA MEVCUT BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ YA DA İDDİALI ADAYLARIMIZ TARAFINDAN KAZANILABİLİR”
Karşısında bir ittifak var mı? Karşısında ittifak olsun diye, resmi işbirlikleri olsun diye samimi gayret gösterdik. Maalesef, eleştirmeyeceğim, saygı duyacağım gerekçelerle birlikte olma taleplerimiz reddedildi. Maalesef pek çok yerde karşımıza geçmiş dönemlerde birlikte olduğumuz siyasi partiler, rakipler çıkardılar. Oysa bu seçim ya Recep Tayyip Erdoğan’ın adayları ya da mevcut belediye başkanlarımız ya da iddialı adaylarımız tarafından kazanılabilir. Bu durum bize kaybettirirse Türkiye’ye kaybettirir. Çünkü Cumhur İttifakı’nın hedefi bellidir. Bunun karşısında bir çare var mı? Evet var. Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak, aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı Türkiye ittifakıdır.
Türkiye ittifakında Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye ittifakında Kürt olsun, Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye ittifakında sağcı olsun, solcu olsun belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun diyen herkes var. Türkiye ittifakında karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sadece sosyal demokratlar yok, sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Tüm demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si, Çerkez’i, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar var.
“KORKMAYIN. 31 MART’TA BİZ BİRLİKTE OLURSAK 31 MART BİZİMDİR, YARINLAR BİZİMDİR”
Buradan, Ankara’dan Yenimahalle’den bütün Türkiye’ye, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin karşısından binlerce candan, ülkesini seven, namuslu, dürüst, çalışkan, haramdan, yalandan korkan bu güzel insanlardan aldığım enerji ile Türkiye’ye sesleniyorum: Korkmayın. 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak, bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk ve Cumhuriyet’in kurucu kadroları ile bir sorunu olmayan, onlara husumet değil hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”
]]>Fenerbahçe Başkanı Ali Koç:
“Zaferin Rengi, Türk milletinin yaşadıklarını ilmek ilmek anlatan bir kilometre taşıdır”
“Fenerbahçe FETÖ terör örgütüne karşı direnişin ateşini yakmıştır”
” Osmanlı’mıza da Cumhuriyetimize de sahip çıkmalıyız”
İSTANBUL – Zaferin Rengi filmi galasında konuşan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, “Fenerbahçe, tarihi boyunca yaşayacağı haksızlıklardaki duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti neyle mücadele ediyorsa, Fenerbahçe bu mücadelelerde hep ön safhalarda olmuştur” dedi.
1918-1923 yılları arasında yaşanmış gerçek olaylara dayanan, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Anadolu’da başlatılan milli mücadele ve General Harington Kupası’nı anlatan ‘Zaferin Rengi’ filminin galası Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. Gala gecesine Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyeleri, filmin yönetmeni Abdullah Oğuz, filmin oyuncuları, Fenerbahçe’nin birçok branşından sporcular ve davetliler katıldı. Film öncesi sahneye çıkarak konuşma yapan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, kulübün kuruluş yıllarında verilen mücadeleleri anlatarak, “İnanıyorum ki bu film bittiğinde, filmin her dakikasında iyi ki bu milletin evlatlarıyız, iyi ki bu vatanın emrindeyiz diye düşüneceğinizi umut ediyorum. Biz Fenerbahçeliler olarak bir kez daha en yoğun şekilde, Fenerbahçe’ye gönül vermekten gurur duyacağız, iftihar edeceğiz. Zaferin Rengi filmi, Türk milletinin İstanbul’un işgali sırasında, Türk halkının psikolojisinin yerle bir olduğu dönemde vatanı için mücadele ederken yaşadıklarını ilmek ilmek anlatan bir kilometre taşıdır. İşgal güçleri bu kulübün faaliyetlerini durdurmasıyla 1902 yılında Kadıköy Futbol Kulübü olarak devam ediyoruz. Yine engellerle karşılaşıyoruz; bazı oyuncularımız hapse atılıyor, bazıları sürgüne mahkum ediliyor. Ancak biz hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmiyoruz. 1907 yılında Fenerbahçe olarak yolumuza devam ediyoruz. Diğer kulüpler bizden önce kurulmasına rağmen 1908 yılında Cemiyetler Kanunu’na göre Türkiye’nin ilk resmi tescil olan kulübü Fenerbahçe oluyor. Atatürk kulübümüzü ziyaret ediyor ve bizlerin omzuna büyük bir sorumluluk yüklüyor” ifadelerini kullandı.
“Fenerbahçe FETÖ terör örgütüne karşı direnişin ateşini yakmıştır”
3 Temmuz 2011’de FETÖ terör örgütüne karşı camia olarak dik bir duruş sergilediklerini vurgulayan Koç, “Tarih boyunca milli duyguları hiçe sayanlar ve milli değerlerimize saldıranlarla mücadele eden kulübümüz defalarca kez faaliyetleri durdurulmakla karşı karşıya kalmıştır. O gün milli bir duruş sergileyen Fenerbahçe Spor Kulübü sadece o yıllarda değil yakın geçmişte de ağır saldırılara maruz kalmıştır. 2011 yılında varlığını, benliğini ve milliliğini hedef alan FETÖ terör örgütüne karşı başkanıyla, yöneticileriyle, sporcularıyla, çalışanlarıyla ve milyonlarca taraftarıyla dimdik durmuştur. Fenerbahçe Spor Kulübü, devletimizi de hedefine koyan bu örgüte karşı direnişin ateşini yakmıştır” diye konuştu.
“Türkiye Cumhuriyeti neyle mücadele ediyorsa, Fenerbahçe hep ön safhalarda olmuştur”
Zaferin Rengi filminde emeği geçenlere teşekkür eden Başkan Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fenerbahçe, tarihi boyunca yaşayacağı haksızlıklardaki duruşunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti neyle mücadele ediyorsa, Fenerbahçe bu mücadelelerde hep ön safhalarda olmuştur. Aslında bu filmi daha evvel çekmek isteyip 3 Temmuz’dan dolayı ertelemek zorunda kalan büyük Fenerbahçeli Abdullah Oğuz başta olmak üzere birbirinden kıymetli tüm oyunculara, kamera önü ve arkasında emeği olan herkese camiamız adına sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Fenerbahçe olarak sadece zaferlerimiz değil, hürriyete bağlılığımız ve ilkelerimizle gönüllere girdik. Unutmayın; “Fenerbahçe onu kuran bizlerin değil, artık milletin Fenerbahçe’sidir.” Bu gurur dolu sözler Türk spor tarihine altın harflerle kazınan, bu ülke için ne anlama geldiğini, böylesine yalın anlatan başkanımız Sabri Toprak başta olmak üzere kurucu üyemiz, cephede mücadele veren, gazi olan efsane kaptanımız Galip Kulasızoğlu’nu, takım kaptanımız Zeki Rıza Sporel’i ve Fenerbahçe’yi kurmuş ona hizmet etmiş, onu bizlere armağan etmiş Nurizade Ziya Songülen, Ayetullah Bey ve Necip Okaner’i saygı ile anıyoruz.”
Ali Koç, filmin konusuyla ilgili de katılımcılara kısa bir anlatımda bulundu.
“Osmanlı’mıza da Cumhuriyetimize de sahip çıkmalıyız”
Kuruluşundan itibaren Fenerbahçe’nin bugün aynı duruşta olduğunu söyleyen Başkan Koç, “Milli değerlerine, geçmişlerine sahip çıkmayan milletlerin geleceği de risk altındadır. Bunu söylerken bazıları değişik yerlere çekiyorlar. Osmanlı’mıza da Cumhuriyetimize de sahip çıkmalıyız. Çünkü yakın coğrafyamızda parçalanan ülkeleri hep beraber gördük. Cumhuriyetimizi çok zor kurduk, kıymetini bilelim. Bugün kuruluşunun üzerinden geçen 117 yılda cumhuriyetimizin ikinci yüzyılın ilk yılında Fenerbahçe Spor Kulübü aynı duruştadır. Milli değerleri benliğinde hisseden, Türk bayrağını uluslararası alanda gururla taşıyan kimlikte, bizler de attığımız her adımda, ülkesine spor alanında bu değeri korumak, yüceltmek için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz. İlelebet yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet yaşasın Fenerbahçe’miz” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Sarı-kırmızılı takım, RAMS Park’ta 45 binden fazla taraftarın önünde yapılan maçın ilk yarısını Kerem Demirbay’ın 19. dakikada kaydettiği golle 1-0 önde tamamladı.
Çekya temsilcisi, 47. dakikada Angelo Preciado’nun golüyle skora denge getirdi. Galatasaray, 62. dakikada Dries Mertens’in şutunda Ladislav Krejci’nin kendi kalesine attığı golle bir kez daha öne geçti. Victor Nelsson’un 62. dakikada oyundan atılmasının 3 dakika sonrasında sarı-kırmızılılar Jan Kuchta’nın golüne engel olamayınca skor 2-2’de bir kez daha eşitlendi.
Mücadelenin son dakikalarında rakibine pozisyonlar veren Galatasaray, Mauro Icardi’nin 90+1. dakikada bulduğu golle sahadan 3-2 galip ayrıldı.
Rövanş maçı 22 Şubat’ta
Son 16 turuna yükselecek takımı belirleyecek rövanş karşılaşması 22 Şubat Perşembe günü oynanacak.
Çekya’nın başkenti Prag’daki Letna Stadı’nda yapılacak müsabaka, TSİ 23.00’te başlayacak. Sarı-kırmızılı takımın tur atlaması için beraberlik dahi yetecek.
Muslera tuttu, Icardi attı
Maçın son anlarında Galatasaray adına kaleci Fernando Muslera ile santrfor Mauro Icardi ön plana çıktı.
Müsabakanın 90. dakikasında hızlı gelişen Sparta Prag atağından sağdan ceza sahasına giren Tomas Wiesner’in karşı karşıya şutunu kaleci Muslera önledi. Uruguaylı kaleci, skoru 2-2’de tuttu.
Bu pozisyonun 1 dakika sonrasında Icardi ağları sarsarak takımına galibiyeti getiren golü kaydetti.
Icardi, 82 gün sonra akan oyunda gol attı
Galatasaray’ın Arjantinli yıldızı Mauro Icardi, sarı-kırmızılı formayla 82 gün sonra akan oyunda gol sevinci yaşadı.
Icardi, penaltılar haricinde son golünü Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında 25 Kasım 2023’te yapılan Corendon Alanyaspor mücadelesinde attı. Sonrasında Süper Lig’deki Yukatel Adana Demirspor ve İstanbulspor mücadelelerinde penaltıdan gol bulan Icardi, 82 gün sonra akan oyunda golle tanıştı.
Mauro Icardi, bu sezon resmi müsabakalardaki gol sayısını 19’a çıkardı.
Kerem Demirbay’ın gol sayısı 2’ye çıktı
Sarı-kırmızılı ekibin tecrübeli orta saha oyuncusu Kerem Demirbay, bu sezon resmi maçlardaki ikinci golünü attı.
Karşılaşmanın 19. dakikasında gol perdesini açan 30 yaşındaki futbolcu, Galatasaray formasıyla Avrupa kupalarındaki 5. maçında ilk kez gol sevinci yaşadı.
Trendyol Süper Lig’de 22 müsabakada 1 golü bulunan Kerem, Ziraat Türkiye Kupası’nda da 1 karşılaşmada forma giydi.
Icardi, direği geçemedi
Galatasaray’ın Arjantinli yıldızı Mauro Icardi, uygun pozisyonda topu direğe nişanladı.
Maçın 54. dakikasında Kerem Aktürkoğlu’nun derinlemesine pasıyla savunma arkasına sarkan Icardi, kaleci Peter Vindahl ile karşı karşıya kaldı. Yıldız golcünün vuruşunda top yan direğe çarparak oyun alanına dönerken, sarı-kırmızılı takım yeniden öne geçme şansından yararlanamadı.
Galatasaray, yarım saat 10 kişi mücadele etti
Sarı-kırmızılı takım, mücadelenin üçte birlik bölümünü 10 kişi oynadı.
Maçın 62. dakikasında gelişen Sparta Prag atağında savunma arkasına sarkmak isteyen Veljko Birmancevic, Victor Nelsson ile girdiği ikili mücadelede yerde kaldı. İspanyol hakem Alejandro Hernandez, Nelsson’un bariz gol pozisyonunu engellediği gerekçesiyle doğrudan kırmızı kart çıkarttı.
Sparta Prag’da ise Matej Rynes 80. dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyundan atıldı.
Nelsson ve Rynes, rövanş karşılaşmasında forma giyemeyecek.
Abdülkerim, 5 maç sonra sahada
Galatasaray’ın tecrübeli savunma oyuncusu Abdülkerim Bardakcı, 5 resmi maçın ardından sarı-kırmızılı formayı terletti.
Trendyol Süper Lig’in 21. haftasındaki Trabzonspor mücadelesinde sakatlanan Abdülkerim, 4 lig, 1 Ziraat Türkiye Kupası maçını kaçırdı.
Sparta Prag mücadelesine yedeklerde başlayan 29 yaşındaki stoper, 55. dakikada Kaan Ayhan’ın yerine oyuna girdi.
Sparta Prag karşısında 2. galibiyet
Galatasaray, Sparta Prag ile yaptığı 5. resmi maçta 2. kez kazandı.
Çekya temsilcisiyle daha önce 4 kez karşı karşıya gelen sarı-kırmızılı takım, 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgi yaşadı. Yaklaşık 27 yıl sonra rakibiyle bir kez daha karşılaşan Galatasaray, kazanarak galibiyet sayılarını eşitledi.
]]>İSTANBUL – Sparta Prag Teknik Direktörü Brian Priske, yarın Galatasaray’a karşı zor bir maç oynayacaklarını ancak müsabakayı kazandıkları takdirde ise oyuncularının özgüvenlerinin yükseleceğini söyledi.
UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında Çekya temsilcisi Sparta Prag, yarın saat 20.45’te RAMS Park’ta Galatasaray ile karşılaşacak. Bu mücadele öncesi düzenlenen basın toplantısında Sparta Prag Teknik Direktörü Brian Priske açıklamalarda bulundu.
“İyi bir maç çıkaracağımızı düşünüyorum”
Ligde 55 günlük bir aranın ardından ilk resmi maçlarına 4 gün önce çıktıklarının ve bu durumun kendilerini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Priske, “Bir gerçek var ki Çekya Ligi böyle. Bir ara verildi ama mutluyum ki 1 maç da olsa ligde oynadık. Takımdan memnunum. Atmosferi zaten biliyoruz. Onlar da motive, buna hazırlar. İyi bir maç çıkaracağımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Bizler için zor maç olacak”
Galatasaray karşısında zor bir sınavdan geçeceklerini belirten Danimarkalı teknik adam, “Kolay bir maç olmayacak. Kalitesi iyi bir takım. Çek liginde alışık olmadığımız bir karşılaşma olacak. Şampiyonlar Ligi’nden gelmiş bir takım. Ligde de başarılı, zirvede Fenerbahçe ile mücadele ediyorlar. İyi durumdalar. Bizler için zor maç olacak ama ona göre hazırlandık” ifadelerini kullandı.
“Maksimum 95 dakika koşmamız ve konsantre olmamız gerek”
46 yaşındaki teknik direktör, Avrupa’da oynadıkları karşılaşmaların farklı bir kalitede olduğuna da değinerek, “Maalesef bir gerçek ki Çek Ligi gibi değil. İyi mücadele etmemiz gerekiyor. Maksimum 95 dakika koşmamız ve konsantre olmamız gerek. Böyle bir maçı kazandığımızda takımın özgüveni de artacaktır” cümlelerine yer verdi.
“En ufak bir hatamızda bizi cezalandıracaklardır”
“Evdeki oynadığımız maçlarda daha rahat oluyoruz ama deplasman daha zor” diyen Brian Priske, şöyle devam etti:
“İyi bir takımla karşılaşacağımız için hem fiziksel hem mental olarak iyi konsantre olmamız lazım. Hem sahada hem kulübede kaliteli oyuncuları var. En ufak bir hatamızda bizi cezalandıracaklardır. Herkesin maksimum performansını vereceğine inanıyorum.”
“Türkiye’de bir takıma karşı mücadele etmek güzel hissettiriyor”
Daha önce Belçika ekibi Royal Antwerp’in teknik direktörlüğünü yaparken 2021 yılında Fenerbahçe’ye karşı İstanbul’da mücadele ettiğini ve genel olarak Türkiye’de oynamanın zor olduğunu vurgulayan tecrübeli çalıştırıcı, “Hepsi iyi takımlar. Kaliteli bir lig. İyi anılarım var ama hepsi pozitif değil. Yarın da sahaya çıktığınızda atmosferin ne kadar muhteşem olduğunu hissedeceksiniz. Türkiye’de bir takıma karşı mücadele etmek güzel hissettiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Priske, ayrıca Galatasaray’ın yıldız isimleri için özel olarak bir hazırlık yapmadıklarını da sözlerine ekledi.
“Oyuncuların birbirleriyle iletişim kurması önemli”
Yarın oyuncularının aralarındaki iletişimin iyi olması gerektiğinden bahseden Brian Priske, “Adrenalin yüksek olacaktır. Önemli olan sadece sakin kalmak değil. Oyuncuların birbirleriyle iletişim kurması ve birbirlerini sakin hale getirmeleri önemli” açıklamasını yaptı.
Futbolcularının kendilerini göstermeleri için Galatasaray müsabakasının iyi bir fırsat olduğuna değinen Danimarkalı teknik direktör, turu geçme şanslarını ise yüzde 50 olarak gördüğünü söyleyerek konuşmasını bitirdi.
]]>RAMS Park’ta düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtlayan Priske, Çekya Ligi’ne verilen 50 günlük araya dikkati çekerek sözlerine başladı.
Uzun aranın ardından geçen hafta sonunda ilk lig maçlarına çıktıklarını hatırlatan Priske, “Galatasaray maçı öncesinde ligde bir maç da olsa oynayabildiğimiz için mutluyuz. Yarın oluşacak atmosferi biliyoruz, farkındayız. Motive ve hazırız. İyi bir maç çıkaracağımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Kendilerini kolay bir maçın beklemediğini, yüksek kalitede bir takımla oynayacaklarını dile getiren Priske, şöyle devam etti:
“Çek Ligi’ne göre alışık olmadığımız bir karşılaşma olacak. Şampiyonlar Ligi’nden gelen, ligde de başarılı olan, Fenerbahçe gibi bir ekiple şampiyonluk mücadelesi veren bir takım. İyi form tuttular. Bizim adımıza kolay olmayacak. Avrupa maçları çok başka. Çok farklı kalitede. Çek Ligi gibi değil. Bu sebeple biliyoruz ki iyi mücadele etmemiz gerekiyor. En az 95 dakika koşmamız ve konsantre olmamız gerekecek. Böyle bir maçı kazanmamız durumunda takımın öz güveni de artacaktır. Bu açıdan da bizim için çok önemli bir maç. İç sahada oynadığımız maçlarda daha rahat oluyoruz ama deplasmanda iyi bir takımla karşılaşacağımız için iyi motive olmamız lazım. Önemli bir taraftar grupları var. Hem sahada hem de yedek kulübesinde değerli oyuncuları var. En ufak bir hatamızda bizi cezalandıracaklardır. O yüzden herkesin maksimum performansını vereceğine inanıyorum.”
“Burada iyi anılarım var ama hepsi pozitif değil”
Futbolcu olarak Club Brugge formasıyla Beşiktaş’a karşı, teknik direktör olarak da Belçika ekibe Antwerp’le Fenerbahçe’ye karşı sahaya çıktığı hatırlatılan Brian Priske, Türk takımlarıyla deplasmanda oynamanın zor olduğunun altını çizerek “Kaliteli bir lig, dolayısıyla burada iyi anılarım var ama hepsi pozitif değil. Zaten yarın sizler de sahaya çıktığınızda atmosferin ne kadar muhteşem olduğunu göreceksiniz. Türkiye’de bir takıma karşı mücadele etmek bu nedenle güzel hissettiriyor.” açıklamasını yaptı.
Tur şansı hakkında da konuşan 46 yaşındaki çalıştırıcı, şunları kaydetti:
“Bilmiyorum, yüzde 50-50 diyebilirim. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nden gelmiş kaliteli bir takım. Galatasaray burada favori olan taraf olsa da benim işim teknik direktörlük, tahmin yapmak değil. Galatasaray hızlı oynayan bir takım. Top bizde değilse alan daraltmamız gerekecek. Büyük bir mücadele olacak. Oyuncularımızın kendisini göstermesi için büyük bir fırsat olacaktır. Onlar da sabırsızlıkla yarını bekliyor olacaklar.”
Veljko Birmancevic: “Yarın var gücümüzle mücadele edeceğiz”
Teknik direktör Brian Priske’yle birlikte basın toplantısında yer alan Veljko Birmancevic, sezonun geri kalanında iyi bir istatistik ortaya koyduğunu ve bu sebeple mutlu olduğunu ifade etti.
Sezon boyu gösterdiği bireysel performansın yarın için önemli olmadığını, tek nefes olarak oynamanın daha önemli olduğunu vurgulayan Birmancevic, “Yarın var gücümüzle mücadele edeceğiz. Galatasaray’ı ve taraftarlarını iyi biliyoruz. Buna göre hazırlanıp geldik.” şeklinde konuştu.
Ligde oynanan Karvina maçında iyi bir performans ortaya koymasına ilişkin de konuşan Birmancevic, “Aynı performansı her maçta ortaya koymak isterim ama takımın performansı daha önemli. Yarınki maçta iyi bir mücadele ortaya koyup taraftarları mutlu etmek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Galatasaray deplasmanında iyi bir atmosfer olacağını ve kendisinin de birçok kez böyle ortamlarda sahaya çıktığını ifade eden 25 yaşındaki futbolcu, atmosferin kendisi için sorun olmayacağını kaydetti.
Birmancevic son olarak Galatasaray’da birçok yıldız oyuncu olduğu yönündeki soru üzerine, “Bütün oyunculara saygım var o yüzden yıldız ya da değil, buna fazla bakmıyorum, kendimle odaklıyım.” şeklinde görüş belirtti.
]]>UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında Çekya temsilcisi Sparta Prag, yarın saat 20.45’te RAMS Park’ta Galatasaray ile karşılaşacak. Bu mücadele öncesi düzenlenen basın toplantısında Sparta Prag Teknik Direktörü Brian Priske açıklamalarda bulundu.
“İyi bir maç çıkaracağımızı düşünüyorum”
Ligde 55 günlük bir aranın ardından ilk resmi maçlarına 4 gün önce çıktıklarının ve bu durumun kendilerini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Priske, “Bir gerçek var ki Çekya Ligi böyle. Bir ara verildi ama mutluyum ki 1 maç da olsa ligde oynadık. Takımdan memnunum. Atmosferi zaten biliyoruz. Onlar da motive, buna hazırlar. İyi bir maç çıkaracağımızı düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Bizler için zor maç olacak”
Galatasaray karşısında zor bir sınavdan geçeceklerini belirten Danimarkalı teknik adam, “Kolay bir maç olmayacak. Kalitesi iyi bir takım. Çek liginde alışık olmadığımız bir karşılaşma olacak. Şampiyonlar Ligi’nden gelmiş bir takım. Ligde de başarılı, zirvede Fenerbahçe ile mücadele ediyorlar. İyi durumdalar. Bizler için zor maç olacak ama ona göre hazırlandık” ifadelerini kullandı.
“Maksimum 95 dakika koşmamız ve konsantre olmamız gerek”
46 yaşındaki teknik direktör, Avrupa’da oynadıkları karşılaşmaların farklı bir kalitede olduğuna da değinerek, “Maalesef bir gerçek ki Çek Ligi gibi değil. İyi mücadele etmemiz gerekiyor. Maksimum 95 dakika koşmamız ve konsantre olmamız gerek. Böyle bir maçı kazandığımızda takımın özgüveni de artacaktır” cümlelerine yer verdi.
“En ufak bir hatamızda bizi cezalandıracaklardır”
“Evdeki oynadığımız maçlarda daha rahat oluyoruz ama deplasman daha zor” diyen Brian Priske, şöyle devam etti:
“İyi bir takımla karşılaşacağımız için hem fiziksel hem mental olarak iyi konsantre olmamız lazım. Hem sahada hem kulübede kaliteli oyuncuları var. En ufak bir hatamızda bizi cezalandıracaklardır. Herkesin maksimum performansını vereceğine inanıyorum.”
“Türkiye’de bir takıma karşı mücadele etmek güzel hissettiriyor”
Daha önce Belçika ekibi Royal Antwerp’in teknik direktörlüğünü yaparken 2021 yılında Fenerbahçe’ye karşı İstanbul’da mücadele ettiğini ve genel olarak Türkiye’de oynamanın zor olduğunu vurgulayan tecrübeli çalıştırıcı, “Hepsi iyi takımlar. Kaliteli bir lig. İyi anılarım var ama hepsi pozitif değil. Yarın da sahaya çıktığınızda atmosferin ne kadar muhteşem olduğunu hissedeceksiniz. Türkiye’de bir takıma karşı mücadele etmek güzel hissettiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Priske, ayrıca Galatasaray’ın yıldız isimleri için özel olarak bir hazırlık yapmadıklarını da sözlerine ekledi.
“Oyuncuların birbirleriyle iletişim kurması önemli”
Yarın oyuncularının aralarındaki iletişimin iyi olması gerektiğinden bahseden Brian Priske, “Adrenalin yüksek olacaktır. Önemli olan sadece sakin kalmak değil. Oyuncuların birbirleriyle iletişim kurması ve birbirlerini sakin hale getirmeleri önemli” açıklamasını yaptı.
Futbolcularının kendilerini göstermeleri için Galatasaray müsabakasının iyi bir fırsat olduğuna değinen Danimarkalı teknik direktör, turu geçme şanslarını ise yüzde 50 olarak gördüğünü söyleyerek konuşmasını bitirdi. – İSTANBUL
]]>Galatasaraylı futbolcu Lucas Torreira, “Her maçta yüzde yüzümüzü vermeye devam etmemiz gerekiyor. Çeyrek finale geçebilmek için de elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Kulübümüzün tarihini biliyoruz. Özellikle Avrupa’daki tarihini biliyoruz. Bizim amacımız son ana kadar mücadele etmek” dedi.
Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında yarın sahasında Çekya temsilcisi Sparta Prag’ı konuk edecek. Ali Sami Yen Spor Kompleksi’nde saat 20.45’te başlayacak mücadelede İspanyol hakem Alejandro Hernandez düdük çalacak.
Karşılaşma öncesi Florya Metin Oktay Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında futbolculardan Lucas Torreira açıklamalarda bulundu. Konsantre bir şekilde oynamalarının gerektiğini ifade eden Torreira, “Çok önemli bir maç bizim için. Rakibimiz farklı bir tipte olabilir. Biz yüzde yüzümüzü vermek zorundayız. Dikkatimizi vermek zorundayız. Konsantre bir şekilde oynamamız gerekiyor. Buraya çok mücadele ederek geldiğimizi de düşünecek olursak, eğer bundan sonrasında da Şampiyonlar Ligi’nde de nasıl mücadele ettiysek konsantre bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor. Hafta içerisinde iyi bir çalışma yaptığımıza inanıyorum. Kendi taraftarımız önünde, kendi sahamızda oynayacağız. Bunun iyi bir avantaj olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“ŞAMPİYONLAR LİGİ’NDE DAHA FAZLA PUAN ALMAMIZ GEREKİYORDU”
Çeyrek finale geçebilmek için ellerinden geleni yapacaklarını ifade eden Lucas Torreira, “Bizim amacımız Şampiyonlar Ligi’nde oynamaya devam etmekti. Sonuçların dışında maçlar içerisinde nasıl oynadığımızı, yeri geldiğinde sakin olabildiğimizi ve oynadığımız genel olarak oyuna baktığımızda daha fazla puan almamız gerekiyordu. Şu an Avrupa Ligi’nde devam ediyoruz. Avrupa’da ülkemizi temsil ettiğimiz için mutluyuz. Her maçta yüzde yüzümüzü vermeye devam etmemiz gerekiyor. Çeyrek finale geçebilmek için de elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Kulübümüzün tarihini biliyoruz. Özellikle Avrupa’daki tarihini biliyoruz. Bizim amacımız son ana kadar mücadele etmek ve yüksek noktaya kadar gelebilmek. Plan tabii ki de yapılır. Önce önümüzdeki maça bakmamız gerekiyor. Adım adım ilerlememiz gerekiyor. İlk önce baktığım şey yarınki maç. Çünkü güçlü bir takıma karşı zorlu bir maç oynayacağız” yorumlarında bulundu.
“SIRTIMDA SOYADIMLA OYNUYORUM AMA BENİM İÇİ EN ÖNEMLİSİ ÖNÜMDEKİ ARMAM”
Okan Buruk ile çalışmanın mutluluğunu ifade eden 28 yaşındaki Uruguaylı orta saha, “1.5 senedir buradayım. Burada bulunduğum her maçta nasıl oynadığımı görüyorsunuz. Ben tutkuyla oynayan bir insanım. Takımım için oynayan bir insanım. Sırtımda soyadımla oynuyorum ama benim için en önemlisi önümdeki armam. Sahaya her girişimde elimden geleni yapmak, taraftarı, takım arkadaşlarımı, teknik ekibi ve hocamı mutlu etmek için uğraşıyorum. Okan Hoca ile çalışmak benim için büyük bir keyif. Çok karizmatik ve mutlu bir insan. Takımı bir araya getiren bir insan bence. O’na da çok teşekkür etmek istiyorum. Sadece O’na değil, teknik ekibe de teşekkür etmek istiyorum. Takımdaki herkes bizi çok iyi hissettiriyor. Geldiğimden andan beri onlardan biri gibi olduğumu hissettirdiler bana. 28 yaşımdayım, bu kadar önemli bir takımda kendimi bulabildiğim ve Avrupa’da mücadele edebildiğim için çok mutluyum. Bu formayı her gün giydiğim zaman çok mutlu oluyorum. Okan hoca tarafından çalıştırılmak büyük bir onur. Gelecekte çok büyük başarılar kazanmaya devam edeceğine inanıyorum. Galatasaray ile umarım uzun seneler birçok başarıya imza atacağız hep birlikte. Bana her zaman güven verdiği için de teşekkür etmek istiyorum” diye konuştu.
“BU FORMAYLA BİR GOL ATACAĞIM DİYE HER AKŞAM HAYAL KURUYORUM”
Galatasaray formasıyla gol atamaması üzerine gelen soruya Torreira şu yorumlarda bulundu:
“Antrenmanlara daha fazla gelmeniz gerekiyor çünkü birçok gol atıyorum antrenmanda. Bu formayla bir gol atacağım diye her akşam hayal kuruyorum. Çıkmadı şimdiye kadar. Geldiğimden beri gol atmıyorum. Bu kaygılandığım bir şey değil. Önemli olan takımın kazanması. Ben elimden geleni vereyim, takımıma maç içerisinde yardımcı olayım. Ama tabii ki de içten içe gol atmak istiyorum.”
“GALATASARAY FORMASINI GİYİYORSAM BUNU ONA BORÇLUYUM”
Fernando Muslera’nın Galatasaray tarihinde unutulmaz bir isim olduğunu söyleyen Lucas Torreira, “Nando oyuncu ve insan olarak bizim kadromuzdaki en iyi oyuncumuz. Sadece kaptan olarak değil, aynı zamanda soyunma odasını yönetiyor, yeni gelen oyunculara yardımcı oluyor. İçimden gelerek söylüyorum ki bu Galatasaray formasını giyiyorsam bunu ona borçluyum. Onun aramasıyla ikna oldum. Galatasaray tarihi açısından unutulmaz bir insan olduğunu düşünüyorum. Bu kulübe de yıllarca hizmet edeceğine inanıyorum. Ben kaç yıl burada olacağım bilmiyorum fakat burada yaşadığım her şeyde ona borçlu olduğuma inanıyorum. O yüzden bu formayı onunla birlikte giydiğim için çok gururluyum” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, “FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
Ocak Partisi lideri Kadir Canpolat, partisinin Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ‘Adnan Oktar’ suç örgütü ve FETÖ ile bağlantısı olduğunu öne sürerek konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmalarına ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Kadir Canpolat, “FETÖ Türkiye’nin başına büyük bir beladır. Bu anlamda bugün de Yeniden Refah Partisi kullanılmaya çalışılmaktadır. FETÖ’yü siyasi alanda yeniden gün ışığına çıkarmaya çalışan yapılar bilmeniz lazım; Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları da bu işin öncülüğünü yapmaktadır. Çünkü Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bir dava anlayışıyla bağımsız Türkiye için mücadele eden, gerçekten vatanı ve milleti için her türlü fedakarlığa müdafaa erliğini yapmaya çalışan ciddi dava adamlarından meydana gelen bir anlayışla görev ve faaliyetlerini yürütmektedir. FETÖ ve PKK gibi bölücü tüm unsurlarla ilgili diğer siyasi partiler uyuyorsa uyusunlar. Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları bu mücadelede kararlıdır. FETÖ’nün yeniden Türkiye’de hortlamasını sağlayacak hiçbir yapıya devletimiz de milletimiz de müsaade etmeyecektir, herkes bunu böyle bilsin” diye konuştu.
‘MİLLETİMİZ NEYİN NE OLDUĞUNUN FARKINDA’
Başkan Canpolat, sözlerini şöyle sürdürdü, “Biz yıllardır FETÖ ile mücadele ediyoruz. Biz darbeden önce Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV’nin önüne siyah çelenk bıraktık, basın açıklaması yaptık. ‘FETÖ darbe yapacak’ diye bağırdık. Şimdi yine bağırıyoruz; ‘FETÖ yeniden gelmeye çalışıyor, devletimiz gerekeni yapmalıdır.’ Milletimiz zaten neyin ne olduğunun farkında. Zamanı geldiğinde yine ‘Kadir Canpolat haklı çıktı’ diyecekler. O zaman yine iş işten geçmiş olacak. Sayın Erbakan öyle taşıma suyla değirmen dönmez. Bastırıp parayı otobüslerle adam toplamayla da bu iş olmaz. FETÖ iltisaklı kişilerin Yeniden Refah Partisi’nde kümelenmesi neyin nesidir? Hırs ve siyasi menfaat uğruna ülkenin hükümetini düşürmeye çalışmak, milleti aldatmaya çalışmak, FETÖ’ye siyasi alan açmaya çalışmak hiç kimsenin haddi değildir. FETÖ ve PKK gibi bölücü unsurlarla mücadelede devletimizin yanındayız. Biz bağımsız Türkiye için mücadele veren hiçbir ittifakla ortak olmayan Ocak Partisi’yiz” dedi.
‘GERÇEKLERİ İFADE ETMEK İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK’
Canpolat, “‘Niye şimdiye kadar söylemediniz’ diye bize soruyorlar. Osmanlı Ocakları olarak zaten biz çok geçmiş tarihlerde FETÖ ile mücadeleyi başlattık ama bir siyasi parti hakkında eğer suç duyurusunda bulunacaksanız bu Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile olmaz, partini kuracaksın o partiyle gidip Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edeceksin. Bizim de artık bir siyasi partimiz olduğu için mantık çevresinde gidip bir siyasi parti hakkında suç duyurusunda bulunabildik. Biz hakkın ve haklının yanındayız. Siyaset yaparak güzel görünmeye çalışanlardan olmayacağız. Oy almak isteyenler gibi çeşitli entrikalara bürünerek bu işi yapmayacağız. Gerçekleri ifade etmek için suç duyurusunda bulunduk, arkasındayız. Ülkemizde bölücülük yapmaya çalışan, terör faaliyetleri yürütmeye çalışan bütün kirli odaklara seslenmek isterim; FETÖ’nün damatlığıyla, Türkiye’ye gelinlik giydiremeyeceksiniz. Ülkemizde artık size alan yok” ifadelerin kullandı.
]]>Sivas’ta yılbaşı nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni ziyaret eden Güler, burada görev yapan personelin yeni yılını tebrik etti.
Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin vatandaşların acil taleplerini karşılayan önemli bir merkez olduğunu vurguladı.
Merkezde görev yapan personele kolaylıklar dileyen Güler, “Rabbim yardımcıları olsun, güç kuvvet versin. Vatandaşlarımızın acil taleplerine sevkleri noktasında onları başarılı kılsın.” dedi.
2023 yılının geride kaldığını belirten Güler, “İnşallah 2024 yılı hem insanlık hem ülkemiz hem de aziz milletimiz açısından sağlık, barış, huzur, hoşgörü ve bereket nasip etsin diye temenni ediyoruz.” diye konuştu.
Güler, 2023 yılının ilk günlerinde ülkeyi derinden yasa ve acıya boğan 6 Şubat depremlerinin yaşandığını hatırlatarak, “11 ilimizi etkileyen, yaklaşık 110 bin kilometrekarelik bir alanda 50 binin üzerinde acı kaybımız var. Bu depremde vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Geride kalan aile bireylerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Biz deprem bölgesindeki bu acıları derinden hissetmeye devam ediyoruz. Rabbim her türlü felaketten ve musibetten ülkemizi uzak eylesin. İnşallah böyle bir felaketi tekrar yaşamayız.” ifadelerini kullandı.
“Kararlı duruşumuzu hiçbir zaman değiştirmeyeceğiz”
Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin şehit düştüğünü anımsatan Güler, bütün şehitlere Allah’tan rahmet diledi.
Terörle mücadele kararlılığı ve azminin bundan sonra da devam edeceğine dikkati çeken Güler, “Ülkemizin milli birliğine, güvenliğine karşı bu tür terör saldırılarını her zaman kınadık, lanetledik ve bundan sonra da her zaman kınayıp lanetleyeceğiz. Kararlı duruşumuzu da hiçbir zaman değiştirmeyeceğiz. Asla bir santimetre dahi olsa geri adım atmayacağız.” şeklinde konuştu.
“İnlerinden, mağaralarından kafalarını çıkartamıyorlar”
Güler, son terörist kalıncaya kadar mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Terörden medet uman uluslararası manada küresel güç odakları var. Onlara maşalık yapan, onların payandalığını yapan, onların maalesef vekalet savaşlarında işbirliğini yapan, çıkarcı, katil PKK var, YPG, PYD var. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönemlerde de ülkemizin milli birliğine ve ulusal güvenliğine saldıran bu yapıları da biz kararlı duruşumuzla, mücadelemizle bertaraf edeceğiz. Son terörist kalıncaya kadar da bu mücadelemizi hiçbir zaman eksiltmeyeceğiz ve geri durmayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Allah’ın izniyle yurt içinde bir tane terörist kalmayana kadar mücadele edeceğiz. Şuanda 50-60’lara indi, artık inlerinden, mağaralarından kafalarını çıkartamıyorlar. Askerimizin, Mehmetçiğimizin her türlü silah sistemlerini sağlamış durumdayız. Bundan sonra ülke topraklarında kimsenin cesaret edemeyeceği bir mücadeleyi ortaya koyacağız. Özellikle terörü kaynağında kurutma, ara bul, yok et mantığıyla beraber girişimlerimiz, mücadelemiz devam edecek. Bundan sonra da ülkemizin ulusal güvenliğine, milli birlik ve beraberliğine saldıracak güçlerin hem Suriye’nin kuzeyinde hem de Irak’ın kuzeyindeki yapılanmalarını da yok etme noktasında kararlılığımızı ifade etmek istiyorum.”
2023 yılında birçok başarıya da imza attıklarını dile getiren Güler, özellikle SİHA ve İHA teknolojisinde gelinen aşamayı gösterme adına ANKA-3’ün semayla buluştuğunu söyledi.
Güler, ülkenin savunma sanayisinde yüksek teknoloji gerektiren bütün sistemleri askeri birliklerde kullanmaya devam edeceklerini ifade etti.
“11 trilyon 89 milyar liralık bir bütçeyi hep birlikte kabul etmiş olduk”
Türkiye’nin 100. yılının kutlandığını aktaran Güler, TBMM’de 200. yılın başlangıcındaki ilk bütçeyi yaptıklarını aktardı.
Bütçe hakkında bilgiler veren Güler, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Toplamda 11 trilyon 89 milyar liralık bir bütçeyi hep birlikte kabul etmiş olduk. Bütçenin en önemli özelliklerinden birisi Milli Eğitime ve yatırımlara ayırdığımız pay. Yaklaşık 1’er buçuk trilyon liralık hem Milli Eğitime hem de ülkemizin ihtiyaç duyduğu altyapı ve üstyapı yapacağımız yatırımlara ayırdığımız pay. Yine en önemli yatırımlardan biri de deprem bölgesine 1 trilyon liralık payı da bütçemizden ayırmış olduk. Çünkü 11 ilimizde yaşamın biran önce normalleşmesi, orada ihtiyaç duyulan altyapı ve üstyapıların biran önce tamamlanması için elimizden gelen tüm gayreti ve çabayı gösteriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları noktasında bu sene ayırdığımız 765 milyar liranın yanında 2024 yılı bütçesinde 1 trilyon lirayı deprem bölgemize inşallah harcamış olacağız. Biran önce orada hayat normalleşir ve artık orada da deprem felaketinden kaynaklı sıkıntıları da inşallah ortadan kaldırmış oluruz.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl nedeniyle yayınladığı video mesajında ” 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl dolayısıyla video mesaj yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında “Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce asırlardır sömürülen ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor. Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor” dedi.
HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajının devamında “Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.
Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.
Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz” diye konuştu.
TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUNU HAYATA GEÇİRDİKÇE ALLAH’IN İZNİYLE AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZIN YÜKSELİŞİ HEP SÜRECEKTİR.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir. Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini taşın altına koymaktan çekinmedi.
Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.
Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye niyetimiz de yok.
BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ
Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır. Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten, istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı .
]]>Denizli’de düzenlenen 2023-2024 sezonu Basketbol U-14 Yerel Lig Şampiyonası’nda yaşanan nefes kesen finalde, Pamukkale Olimpik Sporlar – TED Koleji Spor Kulübü mücadelesi büyük bir heyecana sahne oldu. Gümüşler’de bulunan Vali Recep Yazıcıoğlu Spor Salonu’nda gerçekleşen karşılaşma, dolu tribünlerin önünde oynandı. Maçın ardından TED Koleji Spor Kulübü, rakibini 72-66 mağlup ederek şampiyonluk kupasını kaldırdı. Dolu tribünlerin ve çekişmeli geçen maçın etkisiyle büyük bir coşku yaşanan finalde, TED’li sporcular uzatmalarda gösterdikleri performansla zaferi elde etti. Maç boyunca geriden gelerek mücadeleyi sürdüren TED Koleji takımı, son periyotta skoru 64-64’e getirerek maçın uzatmalara gitmesini sağladı. Uzatma dakikalarında gösterdikleri konsantrasyonla sahadan 72-66 galip ayrılan TED’li sporcular, şampiyonluk kupasını Gençlik Spor İl Müdürü Ömer İlman’ın elinden aldı.
Sporcular birbirini tebrik etti
Maç sonrasında kaybedenin kazananı tebrik ettiği ve sporcuların birbirlerine sarıldığı dostane görüntüler yaşandı. Fair-play ruhunu ön plana çıkaran anlar takdir topladı.
Antrenörler kendinden geçti
Maçta şampiyon olmak için tüm gücüyle mücadele veren sporcular kadar antrenörler de kazanmak için gayret sarf etti. Finalde kıl payı şampiyonluğu kaçıran Pamukkale Olimpik Sporlar Spor Kulübü’nün antrenörü Umut Sücüllü, mücadelenin kıran kırana sürdüğü dakikalarda adeta kendinden geçti. Öğrencilerine taktik vermek için tüm gücüyle bağıran Sücüllü, maç sonrasında sesinin neredeyse tamamını kaybetti. Enerji ve performansı tükenen antrenörü Umut Sücüllü, maçın ardından İhlas Haber Ajansı’na maç hakkında değerlendirmelerde bulunduğu esnada sesinin çıkmaması dikkat çekti. Finalde birinciliği kaybetseler de derece almanın gururunu yaşayan antrenör Sücüllü, az çıkan sesiyle yaşadığı mutluluğu dile getirdi. Sücüllü, “Yeni kurduğumuz takımın Denizli’ye renk getirdiğine inanıyoruz. Karşı tarafta bulunan rakip takım güçlü bir takım. Arkasında büyük destekçileri var. Son maçta da iyi oyuncularla girdiler. İlk maçı biz kazanmıştık. Geçen sene olmuş olsaydı biz şampiyonduk ama bizim takımızın bu sene gönüllülerin şampiyonu oldu. Denizli’ye heyecan getirdi. Çocuklarımızın gözlerinden öpüyoruz. Çocukları alkışlamak gerekiyor” dedi.
“Elimizden geleni yaptık”
Takım olarak finalde birinci olmak için elinden geleni yaptıklarını ve ailelerinin desteği ile ikinci olmayı başardıklarını belirten takımın başarılı basketbolcusu Furkan Yıldız, şu açıklamalarda bulundu: “Maç güzel geçti. İyi mücadele ettik. Taraflara çok teşekkür ediyorum. Güzel bir maçtı. Herkesin ellerine sağlık. Heyecanlıydık ama maçı kazanamadık. Elimizden geleni yaptık. Her iki tarafı da tebrik ediyorum.”
“Çocuklarımız uzun zamandır emek veriyorlar”
Evladına destek olmak için geldiğini ve çok iyi mücadele verdikleri için hem oğlu hem de kulüple gurur duyduğunu söyleyen Hakan Yıldız ise, “Çocuklarımız uzun zamandır emek veriyorlar. Hocalarıyla birlikte turnuvaları çok iyi hazırlanıyorlar. Sadece biz değil diğer velilerimiz sürekleri çocuklarımızın yanında olduk. Çocuklarımız çok güzel mücadele ettiler. Maçı kazanamadılar ama tebrik ediyoruz ve azimlerinden dolayı kutluyorum” ifadelerini kullandı.
Dereceye giren takımlar belli oldu
Denizli TED Koleji Spor Kulübü ve Pamukkale Olimpik Sporlar Spor Kulübü elde ettiği zaferle birlikte Bölge Şampiyonası’nda Denizli’yi temsil etme hakkını kazandı. Turnuva üçüncülüğü ise Servergazi Basketbol Spor Kulübü B Takımı elde etti. – DENİZLİ
]]>Galatasaray ile Fenerbahçe, Al-Awwal Park Stadyumu’nda karşılaşacak
Fenerbahçe, 4’üncü kupanın peşinde
Fred ve Mert Hakan takımda yer alacak
Galatasaray 7’nci kez kazanmak istiyor
İsmail Kartal 2’nci, Okan Buruk ilk Süper Kupa hedefinde
5’inci kez yurt dışında oynanacak
Stat 25 bin kişi kapasiteli
108 milyon TL dağıtılacak
Biletler indirimli
Özel davetliler de yer alacak
Norm Ender ve birçok sanatçı sahne alacak
Mustafa AKIN-Sezer AFŞAR/Riyad(Suudi Arabistan),(DHA) – Süper Lig 2022-2023 Sezonu Şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa maçında karşılaşacak. Yarın saat 20.45’te Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da oynanacak müsabakada hakem Abdulkadir Bitigen düdük çalacak. Al-Awwal Park (Kral Suud Üniversitesi) Stadyumu’ndaki mücadelede Bitigen’in yardımcılıklarını Erdem Bayık ve Mustafa Savranlar yapacak. Karşılaşmanın 4’üncü hakemi ise Volkan Bayarslan olacak.
Ligde şampiyonluk yarışı için kıyasıya mücadele veren Galatasaray ile Fenerbahçe, Süper Kupa maçında bir kez daha karşılaşacak. Ligin 18’inci haftasında Fenerbahçe’nin ev sahipliğinde 24 Aralık Pazar günü karşılaşan ezeli rakipler sahadan golsüz eşitlikle ayrıldı.
FENERBAHÇE, 4’ÜNCÜ KUPANIN PEŞİNDE
Fenerbahçe ise bu kupada daha önce 5 kez final oynadı. Sarı-lacivertli ekip, 2007, 2009 ve 2014 yıllarında bu kupayı müzesine götürdü. Fenerbahçe, 2012 ve 2013 yıllarında ise Galatasaray’a mağlup olmuştu.
FRED VE MERT HAKAN TAKIMDA YER ALACAK
Fenerbahçe’de Fred ile Mert Hakan, Süper Kupa maçında takımlarında yer alacak. Ligde oynanan Kayserispor maçındaki kırmızı kartları sebebiyle Galatasaray derbisinde görev alamayan Fred ile Mert Hakan, Süper Kupa maçında takımlarına destek olacak. Öte yandan sakatlıkları devam eden Zajc ile Becao mücadelede yer alamayacak.
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, mücadeleye şu 11’le çıkacak: Livakovic, Osayi-Samuel, Djiku, Serdar Aziz, Ferdi, Fred, İsmail, İrfan Can Kahveci, Tadic, Szymanski, Dzeko.”
GALATASARAY 7’NCİ KEZ KAZANMAK İSTİYOR
Galatasaray, Süper Kupa karşılaşmasında Fenerbahçe’yi yenerek bu kupada 7’nci defa mutlu sona ulaşmak istiyor. Sarı-kırmızılı ekip, ilki 2008 yılında olmak üzere 2012, 2013, 2015, 2016 ve 2019 yıllarında bu kupayı kazanma başarısı göstermişti. Galatasaray, daha önce oynadığı 3 final karşılaşmasından ise boynu bükük ayrılan taraf oldu.
Galatasaray’da sakatlığı devam eden Davinson Sanchez’in Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı oynaması beklenmiyor. Okan Buruk’un ligde oynanan karşılaşmaya göre hücum hattında ve orta saha bölgesinde değişikliğe gideceği gelen bilgiler arasında. Sarı-kırmızılı ekibin Fenerbahçe karşısındaki muhtemel ilk 11’i şu şekilde;
“Muslera- Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Kaan Ayhan, Torreira, Tete, Mertens, Kerem Aktürkoğlu, Icardi”
İSMAİL KARTAL 2’NCİ, OKAN BURUK İLK SÜPER KUPA HEDEFİNDE
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, 2014 yılında Süper Kupa’yı Fenerbahçe ile kazanma başarısı göstermişti. Kartal, Prandelli yönetimindeki Galatasaray’ı 0-0 biten maçta penaltılar sonucunda 3-2 mağlup ederek kupaya uzanmıştı.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ise bu kupada daha önce 1 kez final oynadı. 2021 yılında Okan Buruk yönetimindeki Başakşehir, kupayı Trabzonspor’a kaptırmıştı.
5’İNCİ KEZ YURT DIŞINDA OYNANACAK
Süper Kupa karşılaşmasına 5’inci kez Türkiye dışında bir ülke ev sahipliği yapacak. Süper Kupa karşılaşması daha önce 3 kez Almanya, 1 kez de Katar olmak üzere 4 kez yurt dışında yapılmıştı. Yurt dışında oynanan karşılaşmalar ve alınan sonuçlar şu şekilde;
30.07.2006
Galatasaray – Beşiktaş: 0-1 (Commerzbank Arena/Almanya)
05.08.2007
Fenerbahçe – Beşiktaş: 2-1 (Rheinenergie Stadı/Almanya)
17.08.2008
Galatasaray – Kayserispor: 2-1 (MSV Arena/Almanya)
05.01.2022
Beşiktaş – Antalyaspor: 1-1 (Penaltılar 4-2) (Ahmed Bin Ali/Katar)
SÜPER KUPA KARŞILAŞMASINA İLGİ YOĞUN
Öte yandan Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak olan Süper Kupa karşılaşmasına yoğun bir ilgi söz konusu. 25 bin kişi kapasiteli Al-Awwal Park’ta oynanacak olan karşılaşma öncesinde bu sabah itibariyle yaklaşık 20 bin bilet satılmış durumda. Maç saatine kadar bütün biletlerin tükenmesi bekleniyor. Ayrıca şehir içinde birçok billboardlarda ve alışveriş merkezinde karşılaşmanın reklamı da yapılıyor.
STAT 25 BİN KİŞİ KAPASİTELİ
Galatasaray ile Fenerbahçe’yi konuk edecek Al-Awwal Park (Kral Suud Üniversitesi) Stadyumu, 25 bin kişi kapasiteye sahip. Stat, Suudi Arabistan Profesyonel Ligi ekiplerinden Al-Nassr FC’ye ev sahipliği yapıyor. Dünyaca ünlü Cristiano Ronaldo, Sadio Mane, Marcelo Brozovic, Aymeric Laporte gibi futbolcuların mücadele ettiği statta ülkemizde de görev alan Talisca ve Alex Telles sahne alıyor.
108 MİLYON TL DAĞITILACAK
Riyad’da oynanacak Süper Kupa maçına dev bütçe ayrıldı. Mücadeleden galip ayrılan takım 65 milyon TL’yi kasasına götürecekken diğer takım ise 43 milyon TL’nin sahibi olacak. Toplamda 108 milyon TL’nin dağıtılacağı dev organizasyonda Suudi Arabistan, iki takımın ulaşım ve konaklama ve diğer harcamalarını karşılayacak.
BİLETLER İNDİRİMLİ
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak Süper Kupa maçı biletlerinde indirime gidildiğini açıkladı. Satışları devam eden biletlerin en ucuzu 963 TL, en pahalısı ise 140 bin TL olarak belirlendi.
ÖZEL DAVETLİLER DE YER ALACAK
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki Süper Kupa maçına birçok davetli de götürecek. Mücadele öncesinde statta Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı dolayısıyla etkinlikler de yapılacak. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Gençlik ve Spor Eski Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Milletvekilleri; Mehmet Baykan ile Saffet Sancaklı, Ankara Valisi Vasip Şahin’in yanı sıra eski futbolcular; Mehmet Topal, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Mondragon, Kuyt, teknik direktörler; Mircea Lucescu, Robert Mancini, Vincenzo Montella Riyad’a davet edilenler arasında yer alacak. Bu isimlerin yanı sıra sanatçılar; Norm Ender, Dj Faruk Sabancı, Pelin Altan – Anıl Altan, Mert Yazıcıoğlu, Latif Serkan Altınorak, Gülsün Işıklı, Emre Aslan, sunucular; Murat Yıldırım – İman Elbani Yıldırım da Suudi Arabistan’da olacak.
NORM ENDER VE BİRÇOK SANATÇI SAHNE ALACAK
Mücadele öncesinde ses ve ışık gösterilerinin yapılacağı Al-Awwal Park Stadyumu’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun 100’üncü yılına özel tören gerçekleştirilecek. Birçok sanatçının sahne alacağı maç öncesinde Norm Ender 100’üncü Yıl Marşı’nı seslendirecek. Ayrıca 100 kişilik ekiple Türk bayrağı, Atatürk posteri ve kulüp armaları açılacak.
]]>Galatasaray ile Fenerbahçe, Al-Awwal Park Stadyumu’nda karşılaşacak
Fenerbahçe, 4’üncü kupanın peşinde
Fred ve Mert Hakan takımda yer alacak
Galatasaray 7’nci kez kazanmak istiyor
İsmail Kartal 2’nci, Okan Buruk ilk Süper Kupa hedefinde
5’inci kez yurt dışında oynanacak
Stat 25 bin kişi kapasiteli
108 milyon TL dağıtılacak
Biletler indirimli
Özel davetliler de yer alacak
Norm Ender ve birçok sanatçı sahne alacak
Mustafa AKIN-Sezer AFŞAR/Riyad(Suudi Arabistan), – Süper Lig 2022-2023 Sezonu Şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa maçında karşılaşacak. Yarın saat 20.45’te Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da oynanacak müsabakada hakem Abdulkadir Bitigen düdük çalacak. Al-Awwal Park (Kral Suud Üniversitesi) Stadyumu’ndaki mücadelede Bitigen’in yardımcılıklarını Erdem Bayık ve Mustafa Savranlar yapacak. Karşılaşmanın 4’üncü hakemi ise Volkan Bayarslan olacak.
Ligde şampiyonluk yarışı için kıyasıya mücadele veren Galatasaray ile Fenerbahçe, Süper Kupa maçında bir kez daha karşılaşacak. Ligin 18’inci haftasında Fenerbahçe’nin ev sahipliğinde 24 Aralık Pazar günü karşılaşan ezeli rakipler sahadan golsüz eşitlikle ayrıldı.
FENERBAHÇE, 4’ÜNCÜ KUPANIN PEŞİNDE
Fenerbahçe ise bu kupada daha önce 5 kez final oynadı. Sarı-lacivertli ekip, 2007, 2009 ve 2014 yıllarında bu kupayı müzesine götürdü. Fenerbahçe, 2012 ve 2013 yıllarında ise Galatasaray’a mağlup olmuştu.
FRED VE MERT HAKAN TAKIMDA YER ALACAK
Fenerbahçe’de Fred ile Mert Hakan, Süper Kupa maçında takımlarında yer alacak. Ligde oynanan Kayserispor maçındaki kırmızı kartları sebebiyle Galatasaray derbisinde görev alamayan Fred ile Mert Hakan, Süper Kupa maçında takımlarına destek olacak. Öte yandan sakatlıkları devam eden Zajc ile Becao mücadelede yer alamayacak.
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, mücadeleye şu 11’le çıkacak: Livakovic, Osayi-Samuel, Djiku, Serdar Aziz, Ferdi, Fred, İsmail, İrfan Can Kahveci, Tadic, Szymanski, Dzeko.”
GALATASARAY 7’NCİ KEZ KAZANMAK İSTİYOR
Galatasaray, Süper Kupa karşılaşmasında Fenerbahçe’yi yenerek bu kupada 7’nci defa mutlu sona ulaşmak istiyor. Sarı-kırmızılı ekip, ilki 2008 yılında olmak üzere 2012, 2013, 2015, 2016 ve 2019 yıllarında bu kupayı kazanma başarısı göstermişti. Galatasaray, daha önce oynadığı 3 final karşılaşmasından ise boynu bükük ayrılan taraf oldu.
Galatasaray’da sakatlığı devam eden Davinson Sanchez’in Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı oynaması beklenmiyor. Okan Buruk’un ligde oynanan karşılaşmaya göre hücum hattında ve orta saha bölgesinde değişikliğe gideceği gelen bilgiler arasında. Sarı-kırmızılı ekibin Fenerbahçe karşısındaki muhtemel ilk 11’i şu şekilde;
“Muslera- Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Kaan Ayhan, Torreira, Tete, Mertens, Kerem Aktürkoğlu, Icardi”
İSMAİL KARTAL 2’NCİ, OKAN BURUK İLK SÜPER KUPA HEDEFİNDE
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, 2014 yılında Süper Kupa’yı Fenerbahçe ile kazanma başarısı göstermişti. Kartal, Prandelli yönetimindeki Galatasaray’ı 0-0 biten maçta penaltılar sonucunda 3-2 mağlup ederek kupaya uzanmıştı.
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ise bu kupada daha önce 1 kez final oynadı. 2021 yılında Okan Buruk yönetimindeki Başakşehir, kupayı Trabzonspor’a kaptırmıştı.
5’İNCİ KEZ YURT DIŞINDA OYNANACAK
Süper Kupa karşılaşmasına 5’inci kez Türkiye dışında bir ülke ev sahipliği yapacak. Süper Kupa karşılaşması daha önce 3 kez Almanya, 1 kez de Katar olmak üzere 4 kez yurt dışında yapılmıştı. Yurt dışında oynanan karşılaşmalar ve alınan sonuçlar şu şekilde;
30.07.2006
Galatasaray – Beşiktaş: 0-1 (Commerzbank Arena/Almanya)
05.08.2007
Fenerbahçe – Beşiktaş: 2-1 (Rheinenergie Stadı/Almanya)
17.08.2008
Galatasaray – Kayserispor: 2-1 (MSV Arena/Almanya)
05.01.2022
Beşiktaş – Antalyaspor: 1-1 (Penaltılar 4-2) (Ahmed Bin Ali/Katar)
SÜPER KUPA KARŞILAŞMASINA İLGİ YOĞUN
Öte yandan Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak olan Süper Kupa karşılaşmasına yoğun bir ilgi söz konusu. 25 bin kişi kapasiteli Al-Awwal Park’ta oynanacak olan karşılaşma öncesinde bu sabah itibariyle yaklaşık 20 bin bilet satılmış durumda. Maç saatine kadar bütün biletlerin tükenmesi bekleniyor. Ayrıca şehir içinde birçok billboardlarda ve alışveriş merkezinde karşılaşmanın reklamı da yapılıyor.
STAT 25 BİN KİŞİ KAPASİTELİ
Galatasaray ile Fenerbahçe’yi konuk edecek Al-Awwal Park (Kral Suud Üniversitesi) Stadyumu, 25 bin kişi kapasiteye sahip. Stat, Suudi Arabistan Profesyonel Ligi ekiplerinden Al-Nassr FC’ye ev sahipliği yapıyor. Dünyaca ünlü Cristiano Ronaldo, Sadio Mane, Marcelo Brozovic, Aymeric Laporte gibi futbolcuların mücadele ettiği statta ülkemizde de görev alan Talisca ve Alex Telles sahne alıyor.
108 MİLYON TL DAĞITILACAK
Riyad’da oynanacak Süper Kupa maçına dev bütçe ayrıldı. Mücadeleden galip ayrılan takım 65 milyon TL’yi kasasına götürecekken diğer takım ise 43 milyon TL’nin sahibi olacak. Toplamda 108 milyon TL’nin dağıtılacağı dev organizasyonda Suudi Arabistan, iki takımın ulaşım ve konaklama ve diğer harcamalarını karşılayacak.
BİLETLER İNDİRİMLİ
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Galatasaray ile Fenerbahçe arasında oynanacak Süper Kupa maçı biletlerinde indirime gidildiğini açıkladı. Satışları devam eden biletlerin en ucuzu 963 TL, en pahalısı ise 140 bin TL olarak belirlendi.
ÖZEL DAVETLİLER DE YER ALACAK
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki Süper Kupa maçına birçok davetli de götürecek. Mücadele öncesinde statta Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı dolayısıyla etkinlikler de yapılacak. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Gençlik ve Spor Eski Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Milletvekilleri; Mehmet Baykan ile Saffet Sancaklı, Ankara Valisi Vasip Şahin’in yanı sıra eski futbolcular; Mehmet Topal, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Mondragon, Kuyt, teknik direktörler; Mircea Lucescu, Robert Mancini, Vincenzo Montella Riyad’a davet edilenler arasında yer alacak. Bu isimlerin yanı sıra sanatçılar; Norm Ender, Dj Faruk Sabancı, Pelin Altan – Anıl Altan, Mert Yazıcıoğlu, Latif Serkan Altınorak, Gülsün Işıklı, Emre Aslan, sunucular; Murat Yıldırım – İman Elbani Yıldırım da Suudi Arabistan’da olacak.
NORM ENDER VE BİRÇOK SANATÇI SAHNE ALACAK
Mücadele öncesinde ses ve ışık gösterilerinin yapılacağı Al-Awwal Park Stadyumu’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun 100’üncü yılına özel tören gerçekleştirilecek. Birçok sanatçının sahne alacağı maç öncesinde Norm Ender 100’üncü Yıl Marşı’nı seslendirecek. Ayrıca 100 kişilik ekiple Türk bayrağı, Atatürk posteri ve kulüp armaları açılacak.
]]>Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte Gaziantep’in işgal güçlerine karşı verdiği 11 aylık destansı mücadele ve Gaziantep halkının fedakarlığı anlatıldı. Düzenlenen törende ayrıca Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen 25 Aralık Kurtuluş etkinliklerinde dereceye giren öğrencilere ödüller verildi. Düzenlenen etkinliğe Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Şahinbey Kaymakamı Mehmet Emin Taşçı, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Yasin Tepe, AK Parti Şahinbey İlçe Başkanı Mehmet Tiryaki, Şahinbey İlçe Milli Eğitim Müdürü Cemal Gülistan, STK temsilcileri, protokol üyeleri ve öğrenciler katıldı.
“Bu topraklar kolay kazanılmadı”
Gaziantep Valisi Kemal Çeber Gaziantep’in Gazilik unvanını bileğinin hakkıyla kazandığını belirterek, “İsmi çok özel ve güzel olan ilimiz Gaziantep. Gazi vasfını onurla, gururla ve alnının akıyla hak ederek kazandı. Büyük kahraman bizlerin burada olmasını sağlayan Şahinbey’in ismini taşıyan güzel ilçemizdeyiz. Bu şehrin önünde Gazi unvanının dışında hiçbir güç ve hiçbir kelime duramaz. Antep’in önünde sadece Gazi kelimesi durabilir. Bundan 102 yıl önce Gaziantepliler burada çok büyük bir mücadele verdiler. Önce İngiliz sonra Fransız işgali altında kaldı bu topraklar. Daha sonra 6.317 ecdadımız bu topraklarda şehit oldu. Bugün üzerinde gezdiğiniz toprakların her bir yanında şehit olan dedelerimizin ve ninelerimizin olduğunu unutmayın. Bu şehir Gazilik unvanını alnının akı ve bileğinin hakkıyla aldı. Binlerce yıllık Türklük ve Müslümanlık tarihimizde her zaman mücadele olmuştur. Değerlerimizi sizlere anlatabilmek ve yaşatabilmek için Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu 180 binden fazla öğrenciyi ve Şahinbeyliyi Çanakkale’ye götürerek ecdatla buluşturdu. Orada bir sürü Gaziantepli şehidimizin mezarının olduğunu gördük. Başkan Mehmet Tahmazoğlu sizleri oraya götürerek bu vatanın kolay kazanılmadığını yerinde yaşatıyor. Bu konuları anlatan kitaplar dağıtıp programlar yapıyor. Bu duygularla Gazi şehrimizin kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünü canı gönülden bir kez daha kutluyorum” dedi.
“Destansı bir mücadele”
Bu vatan topraklarının büyük mücadeleler sonrasında kazanıldığını ifade eden Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, “Gaziantep’in Kurtuluşu gerçekten de destansı bir mücadele. Kadınıyla, genciyle, Şehitkamil’i ve Şahinbey’i, Karayılan’ı ve Özdemirbey’i ile nice isimsiz kahramanların 6.317 şehit vererek bu cennet vatanı Fransızlara teslim etmediği kurtuluş gününün adıdır Gaziantep Destanı. Bu şehri Gazi yapan tüm ecdadımıza şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Çanakkale’de 253.000 şehit vermişiz. Orada da 517 Gaziantepli şehidimiz var. Şahinbeyli öğrencilerimizi Çanakkale’de ecdatlarıyla bir araya getiriyoruz. Tarihimizi unutmayacağız. Bu vatan topraklarını kazanılırken yoklukla ve açlıkla mücadele verildi. Bundan sonrada bu cennet vatanı koruyarak kimseye teslim etmeyeceğiz. Üç gün önce 12 kardeşimizi bu vatan toprakları için şehit verdik. Bu vatan topraklarının her karışı şehitlerimizin kanı ile sulandı. Ancak mücadelemiz halen devam ediyor. Güçlü olmamız gerekiyor. Bu nedenle de durmadan çalışmamız gerekiyor. Vatanını seven herkes işini en iyi şekilde yapacak” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki Aşık Veysel Kültür Merkezi’nde partisinin aday tanıtım programında konuşan Destici, Pençe-Kilit operasyon bölgesinde şehit olan askerlerin isimlerini okuyarak, ailelerine başsağlığı diledi.
Destici, Türk ordusunun terörle mücadelesinin sürdüğünü, hiçbir sivili, camiyi, hastaneyi, okulu hedef almadığını, Türklüğün ilke ve kurallarına göre düşmanla savaştığını söyledi.
Türkiye’nin terörle mücadelesinin sonuna kadar süreceğini vurgulayan Destici, şunları kaydetti:
“Yüreğimiz yanıyor, 12 şehidimiz var ama işte şimdi biraz önce gelen bir haber PKK’nın siyasi partisi Diyarbakır’da kongre yapıyor, halaylar çekiyor, türküler söylüyor ve aynen kullanılan ifadeyi buradan söylüyorum. Bebek katili için sloganlar atılıyor ve ‘sonu muhteşem olacak’ deniliyor. Sivas’tan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun baba ocağından sesleniyoruz. Sonunuz muhteşem değil, sonunuz helak olacak. Bugüne kadar verdiğimiz şehitlerin kanları yerde kalmadıysa bugün verdiğimiz şehitlerin de kanları yerde kalmayacak, 1’e 1000 alacağız Allah’ın izniyle.”
“Her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar”
Terörle mücadeleyi birlikte vermedikten sonra kazanmanın zaman alacağına dikkati çeken Destici, “Elbette kazanacağız. Bakın Mecliste PKK’nın siyasi partisi var. PKK’nın milletvekilleri var. Bunların Meclis Başkanvekillerinin yönettiği hiçbir toplantıya katılmadım. Hiçbirisine diğerleri gibi başkanım çekmedim. Hiçbirisine selam vermedim, elini sıkmadım çünkü onların elinde de şehitlerimizin kanı var.” diye konuştu.
Destici, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“HDP, PKK’nın siyasi partisi, bir bakıyorsunuz ismi HDP bir bakıyorsunuz Yeşil Sol, bir bakıyorsunuz DEM olmuş. Yani her gün yılan gibi kabuk değiştiriyorlar. Kılıktan kılığa giriyorlar ve Anayasa Mahkemesi bütün bunları seyrediyor. Hala kapatma davası nihayete ermiş değil. Peşine iki parti daha kurdular, 3 isim daha değiştirdiler. Anayasa Mahkemesine geçen seçim öncesi onlarca çağrı yaptık. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımız bizim bu çağrılarımız üzerine Anayasa Mahkemesine yazı yazdı. PKK’nın siyasi partisine verilen Hazine yardımının kesilmesini istedi. Önce Anayasa Mahkemesi ‘evet’ dedi. Daha sonra ‘hayır’ dedi ve eski parayla 700 trilyonu HDP’nin yani PKK’nın kasasına koydu. Yazıklar olsun. Herhalde birlikte demleniyorlar. Onu da bilmiyorum. Hepsini tabii ki kastetmiyorum ama bu karar bizi rahatsız etmiştir. Bu karar bizim kanımıza dokunmuştur. Anayasa Mahkemesi, evet hukuktan adaletten yana olmalıdır ama her şeyden önce devletten, milletten, ordudan yana olmalıdır. Bağımsızlıktan yana olmalıdır, terörle mücadelenin yanında olmalıdır. Bakın şimdi de yine 800 trilyon para verecekler. Dünyanın hangi ülkesinde, hangi devletinde terör örgütünün partisi olur? Dünyadaki hangi parlamentoda o devlete savaş açmış terör örgütünün partisi, milletvekilleri yer alır?”
Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere çağrıda bulunan Destici, “Neyi bekliyorsunuz? Daha kaç askerimizin şehit olmasını bekliyorsunuz? Bunların dokunulmazlıklarını kaldırın, yargıya gönderin. Hepsini hapse tıkın diyoruz. Hepsi cezasını çeksin diyoruz.” ifadesini kullandı.
Devletin, ordunun, Türkiye’nin terörle apansız bir mücadele verdiğinin altını çizen Destici, “Ya Irak kendi sınırlarından Türkiye’ye karşı 40 yıldır kanlı bir mücadele veren, ABD başta olmak üzere tüm emperyalistlerin desteğini alan ve onların maşası olan PKK ve uzantılarını topraklarından çıkaracak ya da Türkiye’ye teslim edecek, başka yere sürecek ya da Türk ordusu tamamen o bölgeyi hakimiyetine alıp orada bir tane terörist bırakmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından aday tanıtımı gerçekleştirildi.
]]>Genel Kurulda, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin 9 ve 10. maddeleri kabul edildi.
Maddeler üzerinde söz alan Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, çalışanların, emeklilerin geçinemediğini söyledi.
Bütçenin “yamalı bohçaya” benzediğini ifade eden Kılıç, Kur Korumalı Mevduat dolayısıyla bütçede yeni bir delik oluşturulduğunu savundu.
İsraf ve yolsuzlukların bulunduğunu öne süren Kılıç, Türk lirasının değer kaybetmeye devam ettiğini dile getirdi.
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, partili cumhurbaşkanı sistemiyle ekonomik kriz dönemine girildiğini ileri sürdü.
Ekonomi üzerinde akıl, mantık ve bilimle izah edilemeyecek bir deney yapıldığını ileri süren Ergun, “İktidarın bu deneyinin faturasını vatandaş yoksullaşarak ödüyor.” dedi.
Metin Ergun, millete refahı ve zenginliği değil yoksulluğu paylaşmanın vadedildiğini savunarak, “Başta iktidar mensupları olmak üzere herkesin şunu iyi anlaması gerekir: Enflasyon sadece parasal bir olgu değildir. Enflasyon, her zaman ve her yerde kötü yönetimin bir sonucudur. Vatandaşlarımızın ödediği onca acı bedele rağmen iktidarın halen gerçek bir enflasyonla mücadele politikası yoktur.” diye konuştu.
“Hainlere karşı mücadelemiz bakidir”
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Türkiye’nin teröristlerin ve onların destekçilerinin karşısında olduğunu ifade ederek, “Hainlere karşı mücadelemiz bakidir. Her hain, bir gün mutlaka hainliğin bedelini ödeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Halil Öztürk, Cumhur İttifakı’nın, Türkiye’nin güvenli ve huzurlu geleceği için mücadele ettiğini belirtti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Kobani davasında adil bir yargılamanın olmadığını” ileri sürdü. Beştaş, delil ve ifade taleplerinin kabul edilmediğini iddia etti.
CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, bütçenin, vatandaşın mutluluğunu ve huzurunu hedeflemesi gerektiğini dile getirdi.
İktidarın vatandaşların umudunu aldığını söyleyen Gökçek, hazırlanan bütçenin insan odaklı olmadığını öne sürdü.
Ali Gökçek, gelir adaletinin her gün bozulduğunu, yüksek öğretimine devam eden gençlerin barınma ve geçim sıkıntısı yaşadığını iddia etti.
“Mevcut hükümet 54. hükümetin gerisinde”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Fatih Erbakan, bütçe müzakerelerinde, hükümetin kıyaslamalarını 2002 verilerini dikkate alarak yaptığını belirtti.
Milli görüşünün ekonomi modelinin uygulandığı 54. Hükümet döneminde işsizlik oranının yüzde 6,8, şu anda yüzde 8,5 olduğunu aktaran Erbakan, şöyle devam etti:
“Kendinizi kriz dönemi olan 2002 yılındaki yüzde 10,5’luk işsizlikle kıyaslarsanız başarılı görünmeniz gayet normaldir. Ayrıca bugün yüzde 5,9 olan büyüme, 1996 yılında yüzde 7, 1997 yılında yüzde 7,5 seviyesindedir. Yani büyüme bakımından da mevcut hükümet, 54. hükümetin gerisindedir. Kişi başı milli gelirin 54. hükümetin icraatları sayesinde, 1996-1998 yılları arasında 2 senede yüzde 52 oranında artış gösterdiğini de hatırlamamız gerekmektedir.”
Fatih Erbakan, 54. Hükümet döneminde dar gelirlinin alım gücünün arttığını, hiçbir hükümetin 54. Hükümetin başarılarını gösteremediğini belirterek, “Gerçekçi bir kıyaslama yapılmak isteniyorsa 54. hükümetin 11 ayda ortaya koyduğu başarılı ekonomi icraatlarıyla kıyaslama yapılmalıdır. 2002 yılının kriz verileriyle yapılacak kıyaslamaların yanıltıcı olacağı ortadadır.” diye konuştu.
Meclis Başkanvekili Adan ve gruplardan şehitler için taziye
Meclis Başkanvekili Celal Adan, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı Bölgesi’nde 6 askerin şehit olmasıyla ilgili, “Milletimizin başı sağ olsun. Askerlerimize rahmet diliyoruz. En kısa zamanda bu şehadete öncülük yapanların bütün dünyada yok olduğu günleri Cenabıallah nasip etsin.” değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, “Üzüntümüz çok büyüktür. Vatan sağ olsun, şehitlikleri mübarek olsun. Bizim evimize ateş salanların da en kısa sürede yakılıp yok olacağı zamanı görmeyi iple çekiyoruz. Memleketimize, milletimize, ailelerine başsağlığı diliyoruz.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP olarak bu eylemi gerçekleştiren PKK’yı ve benzerlerini lanetlediklerini belirterek, “Ülkemize, şehitlerimizin ailelerine sabır, başsağlığı, Allah’tan rahmet diliyorum.” diye konuştu.
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, dünkü haberden sonra bir başka acıyla sarsıldıklarını dile getirdi. Şehitlere Allah’tan rahmet, yaralananlara şifa dileyen Şahin, “Bu topraklarda son terörist etkisiz hale getirilene kadar, terörün bataklığı kurutulana kadar terörle etkin mücadele devam edecektir. Biz de bu mücadelenin yanında olacağız.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Askerlerin ailelerine içtenlikle sabır, başsağlığı diliyorum. Bu olayların daha fazla yaşanmaması için daha çok konuşmamız gerektiğini ve bu ülkeye barışı, huzuru hakim kılmak için daha çok çalışmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum.” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, şehitlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diledi.
Dervişoğlu, “Bütün bu olaylara sebep olan kanlı terör örgütlerini lanetliyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu terör örgütleriyle vereceği mücadeleye sonuna kadar katkı sağlayacağımız hususunun da altını çizerek büyük milletimize tekrar başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Allah şehitlerimizin mekanlarını cennet etsin; kabirleri nur, ruhları şad olsun.” diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, dün yaşanan olayın devamında aynı acıyı hissettiklerini söyleyerek, şunları kaydetti:
“Son terörist bertaraf edilene kadar terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Terörle de teröristle de bu teröristlere destek olanlarla da ister içeride ister dışarıda olsun, nerede olursa olsun sonuna kadar mücadelemizi hep birlikte vereceğiz. Başaramayacaklar, kazanamayacaklar. Kardeşliğimizi bozmaya çalışan bu hain terör örgütünü lanetliyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.” dedi.
]]>