ŞİŞLİ Belediyesi, bu yıl Sevgililer Günü’nü aşkla birlikte ‘adalet’, ‘eşitlik’, ‘özgürlük’, ‘barış’, ‘dönüşüm’ ve dayanışmayı da vurgulayan özel bir konseptle karşılıyor. 14 Şubat’ta Şişli sokaklarında, aşkın farklı hallerini yansıtan sanatsal enstalasyonlar, canlı müzik performansları, moda tasarımcılarıyla düzenlenen etkinlikler ve lezzetli ikramlar yer alacak.
‘Aşk=Şişli’ sloganıyla hayata geçirilen bu etkinliklerle, Sevgililer Günü’nü yalnızca romantik bir kutlama olmaktan çıkarıp, birlikteliği ve toplumsal dayanışmayı vurgulayan bir festivale dönüştürmek hedefleniyor. Abdi İpekçi Meydanı ve Kurtuluş Caddesi girişi gibi merkezi noktalara yerleştirilecek bu büyük kalp enstalasyonları, sanatçılar ve tasarımcılar tarafından atık kumaşlarla işlenecek. Çalışma, Osmanbey bölgesinden toplanan atık kumaşlarla çevre dostu bir yaklaşımla hayata geçirildi.
Moda Tasarımcıları Derneği’nin katkılarıyla oluşturulan bu tasarımlar, sürdürülebilirlik ve sanatın bir araya geldiği özgün bir anlatı sunacak. Şişli’nin kalbinde yer alacak bu enstalasyonlar, ziyaretçileri aşkın doğa, sanat ve toplumsal dayanışmayla nasıl bütünleştiğini düşünmeye davet edecek.
‘ŞİŞLİ’NİN DEĞERLERİNİ YİNE ŞİŞLİLİLERLE BULUŞTURUYORUZ’
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, kentte dayanışmayı ve birlikte yaşamı güçlendirecek bu etkinliklerle ilgili olarak, “Çok kültürlülüğün önemli simgelerinden biri olan Şişli’de icraat aşkıyla, birbirine saygı duyan ve dayanışmayı güçlendiren insanlarla ortak yaşamı güçlendiriyoruz. Şişli’nin değerlerini yine Şişlililerle buluşturuyoruz. Bu özel günü sanatseverlerle ve Şişli’ye değer katan esnafımızla kutluyoruz” dedi.
MODA VE DAYANIŞMA NİŞANTAŞI’NDA BULUŞUYOR
Sevgililer Günü kapsamında, Nişantaşı’ndaki showroom’lar özel etkinliklere ev sahipliği yapacak. Tasarımcıların en yeni koleksiyonlarını sergileyeceği bu alanlar, alışverişin ötesinde bir buluşma noktası olacak. Etkinlik kapsamında Özel Sevgililer Günü indirimleri sunulurken, tasarımcılar ve mağazalar satışlardan elde edilen gelirin bir kısmını patili dostlar için mama bağışına ayırarak aşkın sadece insanlar arasında değil, tüm canlılarla paylaşılması gerektiğini hatırlatacak.
ŞİŞLİ SOKAKLARINDA CANLI MÜZİK PERFORMANSLARI
Müzik, Sevgililer Günü’nün en güçlü ifade biçimlerinden biri olacak. Şişli’nin dört bir yanında gerçekleşecek canlı caz performansları, sokaklara romantik ve neşeli bir atmosfer kazandıracak. Nişantaşı Abdi İpekçi Meydanı’nda 16: 00-17: 00 ve 19: 00-20: 00 saatleri, Kurtuluş Caddesi girişinde 18: 30-19: 30 saatleri, Mıstık Parkı’nda 16: 00-17: 00 saatleri, Cevahir AVM önünde 15: 00-16: 00 ve Mecidiyeköy Meydanı’nda 17: 30-18: 30 saatleri arasında düzenlenecek performanslar, ziyaretçilere müziğin büyüsü eşliğinde keyifli anlar yaşatacak.
LEZZETLİ İKRAMLARLA ŞİŞLİ’NİN SICAK ATMOSFERİ
Etkinlik alanlarında ziyaretçilere sıcak içecek ve çeşitli ikramlar sunularak Sevgililer Günü’nün samimi atmosferi desteklenecek. Şişli’nin farklı noktalarına kurulan stantlarda sunulacak bu ikramlar, sokakları gezen ziyaretçilere küçük ama keyifli mola anları sağlayacak.
Abdi İpekçi Meydanı’na kurulacak özel photobooth alanları, etkinliğe katılan herkesin aşk dolu anlarını ölümsüzleştirmesi için tasarlandı. Ziyaretçiler, özel konseptle hazırlanmış fotoğraf alanlarında hatıra fotoğrafları çekerek Sevgililer Günü’nün coşkusunu sosyal medyada #İSTANBULUNKALBİNDESİN etiketiyle paylaşabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Bastık, “Bana göre ‘en’ kavramı çok zor. Kendini seven, kendini güzel hisseden herkesi çok seviyorum. En güzel, en seksi kavramları bana garip geliyor. Bunlar boş şeyler” dedi.

TAKİPÇİLERİNİ GEÇMİŞE GÖTÜRDÜ
31 yaşındaki şarkıcı, son olarak sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini geçmişe götürdü

Bir takipçisinin “18 yaşına dönsen neyi değiştirmek isterdin?’ sorusuna yanıt veren Bastık, “Saç rengimi” dedi ve 18 yaşındaki halini paylaştı.

Zeynep BastıkSosyal MedyaMagazinTürkiye3-sayfaMüzikYaşamMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜNLÜ İSİMLER DE YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ
Günler öncesinden rezervasyonları dolan ünlü starı dinlemeyeGülşah Saraçoglu, Gonca Vuslateri, Niyazi Mete gibi tanınmış isimlerin yani sıra yerli ve yabancı misafirlerde yoğun ilgi gösterdi.

YAKLAŞIK İKİ BUÇUK SAAT SAHNEDE KALDI
Unutulmaz gecede Maya Diab, 90 dakikalık repertuarının dışına çıkarak gördüğü yoğun sevgi karşısında yaklaşık 2 saat 20 dakika sahnede kaldı.

UNUTULMAZ BİR DENEYİM SUNDU
Maya Diab’ın sahne performansı, sadece müziğiyle değil, enerjisiyle de izleyenlere unutulmaz bir deneyim sundu. Güçlü vokali ve sahne hakimiyetiyle büyük beğeni toplayan Diab, hayranlarıyla sık sık etkileşime girerek konserin daha da özel hale gelmesini sağladı. Geceye katılanlar, sanatçının sıcak ve samimi tavırlarıyla adeta bir aile ortamı oluşturdu.

ŞUBAT’TA BİR KEZ DAHA SAHNE ALACAK
Yoğun ilgi gören konserin Şubat ayında yeniden yapılacağı öğrenildi.








20 DakikaOrta DoğuMagazinSanatMüzikYaşamStar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CENAZESİNE 5 KİŞİ KATILDI
Bir oğlu olduğu öğrenilen ancak oğluyla uzun süredir görüşmeyen ünlü bestekarın cenazesi Erdemli Devlet Hastanesi morgundan alınarak Koyuncu Mahallesi’nde bulunan Çet Tepesi Mezarlığına götürüldü. Burada Mersin Büyükşehir Belediyesi Cenaze Hizmetlerine bağlı imam tarafından kıldırılan cenaze namazına yine aynı birimde görev yapan 4 kişi katıldı. Biri imam 5 kişi ile kılınan cenaze namazının ardından sanatçının naaşı, kimsesizler mezarlığına defnedildi.

UNUTULMAZ BESTELERİN SAHİBİ
Türkçe ve İngilizce şarkı besteleri yapan ve ‘Kenan’ ismiyle 45’lik plakları çıkan Küçüközcan’ın Çilli Bom (Çillim, Çillim), Askerliğim Bitince, Ayrı Yaşayan Kalpler, Benim Yarım Çok Güzeldir, Deli Oğlan, Senden Sonra, Küçük Yaşta Aldım Sazı Elime gibi eserleri seslendirdiği kaydedildi.

1972 yılında ‘Yılın Ümit Veren Erkek Sanatçısı’ da seçilen bestekarın bir süre ABD’de yaşadığı ardından 1996 yılında Türkiye’ye tekrar döndüğü belirtildi. Bir süredir Mersin’de yalnız yaşayan, ancak son aylarda ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma geldiği belirtilen sanatçının, 2 ay önce Erdemli ilçesinde bulunan huzurevine yerleştirildiği öğrenildi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Kültür SanatKültür SanatÜnlülerMagazinMersinMüzikYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN’da, omurilik felci olan Süleyman TunaKaraağaç (14), tavsiye üzerine başladığı müzik hayatında, 2 saatte blok flüt çaldı. Daha sonra ahşap flüt, bağlama, org çalmayı öğrenen ve Türkiye’de Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanan ilk bedensel engelli öğrenci olan Karaağaç, “Hedefim, İstanbul Devlet Konservatuarı’nı kazanmak” dedi.
Atakum ilçesinde oturan ve doğuştan Spina Bifida (Meningomyelosel-Omurilik felci) olan Süleyman Tuna Karaağaç, 3 yıl önce tavsiye üzerine blok flüt çalmaya başladı. Kendisine verilen parçayı çalmayı 2 saatte öğrenen Karaağaç, daha sonra da ahşap flüt, bağlama ve org çalmaya başladı. 2022 ve 2023 yılları arasında Konya ve Aksaray’da düzenlenen Para Badminton Türkiye Şampiyonası’na da katılan Karaağaç, tekler ve çiftlerde Türkiye 3’üncüsü oldu. Türkiye’de Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanan ilk bedensel öğrenci olan Süleyman Tuna Karaağaç, İstanbul Devlet Konservatuarı’nı kazanmayı hedefliyor. Müzik tutkusunun küçük yaşlarda başladığını belirten Karaağaç, “Ritim kulağım iyiydi. Amisos 55 Engelliler Spor Kulübü Başkanı Mehmet Yaşar beni keşfetti. Özgür Türemen ve Batuhan Yılmaz hocalarımdan da 3 yıl boyunca müzik ve ses eğitimi aldım. Ardından da İlkadım Güzel Sanatlar Lisesi Müzik bölümü yetenek sınavlarında başarılı oldum ve girmeye hak kazandım. Şu anda okulda branş enstrümanım bağlama. Aynı zamanda blok flüt, ahşap flüt, org ve piyano çalabiliyorum” dedi.
‘FLÜT ÇALMAYI 1-2 SAATTE ÖĞRENDİM’
Sporu da müziği de sevdiğini belirten Karaağaç, “2022 yılında Konya’da ve 2023 yılında da Aksaray’da düzenlenen Para Badminton Türkiye Şampiyonası’nda Türkiye 3’üncüsü oldum ama benim tercihim müzik oldu, müziği seviyorum. 3 yıl önce Amisos55 Engelliler Spor Kulübü’nde başkanımız Mehmet Yaşar, bize müzikle ilgili bir şeyler yapmak istediklerini söyledi. Ben de elime flüt aldım. Daha sonra Özgür Türemen hocamız bize bir parça verdi. Ben de o parçayı 1-2 saatte çalmaya başladım. Nasıl olduğunu ben de anlamadım ama başarılı oldum. Ondan sonra ahşap flütü Özgür hocam hediye etti ve onu da çalmaya başladım. Ardından kendi kendime org öğrendim” diye konuştu.
‘HAYATTA EN BÜYÜK ENGEL SEVGİSİZLİKTİR’
Karaağaç, şunları söyledi:
“Türkiye’de Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanan ilk bedensel öğrenciyim. Kaynaştırma statüsünde girmedim. Kendi emeğimle kazandım. Azmettim ve kazandım. Her sabah 7’de okula gidiyorum. Akşam 17’de okuldan çıkıyorum. Okulda 6 saat Türk müziği, batı müziği dersleri görüyorum. Kendi branşım olan bağlama ve zorunlu piyano eğitim dersi görüyorum. Hedefim İstanbul Devlet Konservatuarı’nı kazanmak. Eğer olmazsa da mezun olacağım İlkadım Güzel Sanatlar Lisesi’nde müzik öğretmeni olmak istiyorum. Hayatta en büyük engel sevgisizliktir. Yeter ki insanın kalbi engelli olmasın. Engelli olmak engellilik değildir. Ben de bunun en büyük örneğiyim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mudanya Ritim Terapisti Kaplan Polat, koordinatör Asuman Köseoğlu, sunucu Ferda Kutluay Çalışkan ve grup sorumlusu Aslı Doğan’ın öncülüğünde, bir kır bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe yaklaşık 80 kişi katıldı.
Etkinlikte, tumba, bongo, darbuka, sharkes, djembe, davul, surdo, yağmur çubuğu, tambourim, agogo bell, marakas, rocar ve tef gibi çeşitli perküsyon enstrümanları kullanıldı. Ayrıca kalem, daktilo ve çakmak gibi nesnelerle melodik sesler çıkarıldı.
Eğitmen Kaplan Polat, yaptığı açıklamada, insanların ritim terapi ile yoğun temponun oluşturduğu stresten kurtulmasını ve müziğin büyüsüyle eğlenmesini amaçladıklarını söyledi.
Etkinliğe yoğun bir katılım olduğunu ifade eden Polat, katılımcılara teşekkür etti.
Yerel HaberlerKültür SanatEtkinliklerMudanyaMüzikYaşambursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzik dünyasının en saygın yayınlarından Billboard’ın paylaştığı tanıtım videosunda, Kanye West’in ‘Famous’ klibinden görüntülere yer verilmesi tepki çekti. Söz konusu klipte, Swift‘i temsil eden çıplak bir balmumu figürü bulunuyordu.
Bu görüntülerin kullanılması, Swift hayranlarının sert tepkisine neden oldu. Billboard, videoyu kaldırarak sosyal medya üzerinden özür diledi: “Swift’in başarılarını kutlayan videoda uygunsuz görüntüler kullandığımız için Taylor Swift’ten ve tüm takipçilerimizden özür dileriz. Bu hatadan dolayı büyük pişmanlık duyuyoruz.”
Kanye West ile Swift arasındaki anlaşmazlık, 2020’de ortaya çıkan bir ses kaydıyla yeni bir boyut kazanmıştı. 2016’da yapılan görüşmede West, şarkı sözleri için Swift’in onayını almış görünüyordu. Ancak Swift daha sonra, şarkıda kendisine hakaret edileceğinden haberdar olmadığını açıklamış ve “2009’dan beri süren bu olayın artık parçası olmak istemiyorum” demişti.
Sosyal MedyaTaylor SwiftKanye West3-sayfaMagazinSanatDünyaMüzikMedyaSwift
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“ADETA BAŞKA BİRİ OLMUŞ”
O dönemde kısa ve kızıl olan saçlarını uzatıp sarıya boyatan Uçar’ın yüzündeki estetik dokunuşlar da gözlerden kaçmadı. Uçar’ın son halini görenler “Adeta başka biri olmuş” demekten kendini alamıyor.
İşte Nur Cennet Uçar’ın son hali;


Olgun KızıltepeHaberler.com – MagazinNur Cennet UçarO Ses TürkiyeAcun IlıcalıTelevizyonSon HaliMagazinMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İNTİHARI DÜŞÜNDÜM, SEZEN AKSU KURTARDI”
Snob Magazin’in haberine göre; zor zamanlarında duayen sanatçı Sezen Aksu’nun desteğini unutamadığını belirten Casalini, “23 Nisan gecesi hayatımın en kötü zamanlarından birini yaşadım. İntiharı bile düşündüm. Ertesi sabah Sezen, bana bir şarkı gönderdi. ‘Felaket Manzara’ dört ay önce çıktı ama o şarkı beni bataklıktan çekip aldı.” diye konuştu.
“BÜYÜLÜ BİR İNSAN”
Sezen Aksu’nun birinin zorda olduğunu hissettiğini dile getiren şarkıcı, “Acayip büyülü insan. Bunlar filmlerde olur deriz ya, aynen oldu.” dedi.

“HAYATTA HİÇBİR ŞEYİM YOK”
Casalini, “Çocuklarım, torunum ve arkadaşlarım var yapamazdım ama çok ciddi düşündüm. Deprem, ormanların kesilmesi gibi şeyler nedeniyle. Dünya acayip sahne, biz izliyoruz. Bize iyi etkisi olacak hiçbir şey olmuyor. Ben buna katlanamıyorum. Özellikle doğa katliamı etimden parça koparıyor. Bu arada hayatta hiçbir şeyim yok.” ifadelerini kullandı.

“MÜZİĞİ BIRAKMADIM”
“Bodrum’a yerleşti, müziği bıraktı” iddialarına yanıt veren şarkıcı, “Hiçbir zaman müziği bırakmadım. Yıllardır bırakmadığımı söylüyorum. Hayatımda müzik olmasa depresyondan ölürüm. Beni ayakta müzik tutuyor. Bırakma niyetim yok, dört elle sarılıyorum.” dedi.
Zeynep CasaliniMagazinSanatYaşamMüzik
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık 60 kişilik üç grup halinde çalışmalarını sürdüren Düm Ka Ritim Topluluğu, kısa sürede verdiği eğitimler ve samimi diyaloglarıyla herkesin ilgisini çekmeyi başardı. Etkinlikte darbuka, cajon, bendir, bongo, asma davul ve zilli def gibi enstrümanlar kullanılırken, huzurevi sakinleri ise dans edip doyasıya eğlendi.
Eğlenceli geçen etkinliğe huzurevi personeli de katılarak ortamı daha da renklendirirken, zılgıtlar eşliğinde ritmin sesine kendini kaptıranlar sahnede buluştu. Huzurevi sakinleri, Düm KA Ritim Topluluğu’na teşekkür ederek, yapılan ziyaretten duydukları mutluluğu ifade etti.
Koordinatör Asuman Köseoğlu, yaşlılarımızın toplumun aktif bir parçası olduğunu ve insana dokunan sosyal sorumluluk projelerinin toplumsal dayanışma ve anlayışın güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyledi. Etkinliğin sonunda Mudanya Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi Müdürü Zehra Çoban, Asuman Köseoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA Büyükşehir Belediyesi Yeşilçam Festivali’nde nostalji dolu akşamlar yaşanmaya devam ediyor. Yeşilçam’ın büyülü atmosferinde, sevilen sanatçı Seda Hazar 80’li ve 90’lı yılların unutulmaz şarkılarını Antalyalılarla buluşturdu. Festivalde, dönem filmleri de açık hava sinemasında makaralı makinadan izleyiciye ulaşarak nostalji yaşatıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nin Altın Portakal Film Festivali ile eş zamanlı olarak 5-12 Ekim tarihlerinde Karaalioğlu Parkı’nda düzenlediği Yeşilçam Festivali eğlenceli etkinlik ve konserlerle devam ediyor. ‘Yeşilçam Teması’ ile ziyaretçilerini nostaljik bir yolculuğa çıkaran festivalde, DJ performansları ve konserlerle müzik şöleni yaşanıyor. Festival kapsamında sahne alan sevilen sanatçı Seda Hazar, unutulmaz eserlerle dolu repertuvarıyla Antalyalılarla buluştu. 80’li ve 90’lı yılların Yeşilçam ile özdeşleşen şarkılarını söyleyen sanatçıya alanı dolduran vatandaşlar hep bir ağızdan eşlik etti. Haraketli parçalarla doyasıya eğlenen vatandaşlar, nostalji dolu bir akşam yaşadı.
YAZLIK SİNEMA KEYFİ DEVAM EDİYOR
Özel olarak hazırlanan etkinlik alanında birbirinden renkli Yeşilçam dekorları, klasik araçlar, Yeşilçam maskotları, fotoğraf köşeleri, panayır oyunları, ahşap oyun alanları, antika ürün satış reyonları ve çeşitli sahne şovları festival boyunca ziyaretçilerini bekliyor. Dönem filmlerinin yer aldığı yazlık açık hava sineması da film gösterimlerine devam ediyor. Festivale özel makaralı makinada beyaz perdeye yansıyan filmleri Antalyalılar keyifle takip ediyor.
BÖYLE BİR FESTİVALE İHTİYACIMIZ VARMIŞ
Yeşilçam Festivali’ne arkadaşlarıyla birlikte geldiklerini belirten Akdeniz ÜniversitesiBilgisayar Mühendisliği Öğrencisi Murat Yalçın, “Eskiden babalarımızın yaşadığı atmosferi, oynadığı oyunları, yakından görüp anlamak istedik. Gerçekten buradaki ortam çok güzel. Klasik araçlar ilgi çekici. Bizleri böyle bir etkinlikle geçmişe götürdüğü için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz. Bu atmosfere ihtiyacımız varmış. Eski şarkıların tatlı melodilerinin hissettirdiği duygular çok güzel. Eski filmlerin anısı bizi geçmişe götürdü. Geçmişin mi iyi, günümüzün mü iyi olduğunu düşündürttü” dedi.
ZAMAN MAKİNESİNE GİRMİŞ GİBİYİM
Yeşilçam Festivali’ni ilk kez ziyaret eden bir başka öğrenci Mustafa Güvez, “Burada ilgimi çeken birçok şey oldu. Özellikle eski oyunlar, sadece filmlerde gördüğümüz eski araçlar çok hoşuma gitti. Konserler ve müzikler çok keyif verici. Tıpkı bir zaman makinesine girmiş gibi görmeyen herkese tavsiye ederim. Başkanımız Muhittin Böcek’e festival için çok teşekkür ediyorum her şey çok güzel ve eğlenceli olmuş” diye konuştu.
Festival boyunca sahne programları ve yazlık sinema film gösterimleri devam edecek. Programları sosyal medyadan takip etmek isteyenler @yesilcam.festivali instagram hesabından takip edebiliyor.
Yeşilçam Festival Programı ise şöyle;
9 EKİM ÇARŞAMBA
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : İSMAİL BAHA SÜRELSAN KONSERVATUVARI YEŞİLÇAM MÜZİKLERİ KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
10 EKİM PERŞEMBE
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BANDO VE KENT ORKESTRASI KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
11 EKİM CUMA
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
16.30-18.30 : DJ PERFORMANS
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : ESRA ÇAPAR 80LER 90LAR KONSERİ
20.45-22.25 : FİLM GÖSTERİMİ
12 EKİM CUMARTESİ
15.00 : ALAN AÇILIŞ VE DJ PERFORMANS
16.00-16.30 : SİHİRBAZ SHOW
16.45-17.15 : JONGLÖR SHOW
17.30-18.30 : SOKAK MÜZİSYENLERİ
18.30-19.00 : YEŞİLÇAM MASKOTLARI
19.00-20.30 : SERDAR ŞENGÜL YEŞİLÇAM MÜZİKLERİ
20.45-22.15 : FİLM GÖSTERİMİ
Haber-Kamera: ANTALYA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manhattan’daki dünyaca ünlü Carnegie Hall’da Nef Filarmoni Orkestrası tarafından düzenlenen tasavvuf musikisi konserinde mütefekkir ve mutasavvıf Kenan (Rifai) Büyükaksoy’un güfte ve bestelerinden oluşan repertuvar sunuldu.
Sunum, müzikseverler tarafından büyük ilgi gördü.
“Birliğin Sesi” ismini taşıyan tasavvuf musikisi konseri, Mevlana Celaleddin Rumi’nin “Birliğe Ulaş” şiirinin okunmasıyla başladı.
Şef Orhan Şallıel tarafından yönetilen filarmoni orkestrasının icra ettiği klasik eserler, devlet sanatçısı Ahmet Özhan, tenor solist Emre Ömürlü ve bariton solist Serkan Kocadere tarafından seslendirildi.
Solistler, müzikseverlere Kenan Rıfai’ye ait Nat-ı Nebevi, Ey Habibi Muhterem, Selamet Her Dü Alemde ve Ruhu Cismu Batınu Zahirsin gibi bestelerin yer aldığı seçki sundu.
Türk ve Amerikalı müzikseverlerin tamamen doldurduğu salonda Özhan, Ömürlü ve Kocadere’nin performansları büyük beğeni topladı.
Sanatçılar, konser bitiminde seyircilerden büyük alkış aldı.
“Kendi adımıza da ülkemiz adına da çok onur verici bir durum”
Nef Filarmoni Orkestrası’nın kurucusu ve Nef Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mevlana Celaleddin Rumi’nin doğum gününe denk gelen konseri Carnegie Hall gibi klasik müzikte “bu işin mabedi olarak adlandırılan” mekanda gerçekleştirmenin sevincini yaşadıklarını söyledi.
Timur, “ABD’de yerli, yabancı birçok insanla böyle bir konserde buluşuyor olmaktan dolayı çok gururluyuz.” dedi.
Tasavvuf musikisinin, New York’taki prestiji dünyaca bilinen sanat merkezine taşınmasına ilişkin Timur, “Kendi adımıza da ülkemiz adına da çok onur verici bir durum.” diye konuştu.
Timur, farklı iki musikinin sentezinin filarmonik olarak seslendirilmesini “ayrı bir boyut” olarak değerlendirdi.
Böyle bir alanda “öncü olmanın” kendileri açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Timur, “Birliğin Sesi, konserimizin adı, teması da o. Birlik, (Tevhid) dediğimiz, insanların tüm farklılıklarının bir araya gelmesi konusu.” ifadelerini kullandı.
Orkestra Şefi Orhan Şallıel de konserlerle ilgili, “Bizim için gerçekten çok özel bir tecrübeydi ve beklentilerimin çok üzerinde bir seyirci vardı. Aslında bu, ağır bir program. Bazı dinleyiciler için ben biraz endişeliydim ama öyle bir seyirciyle karşılaştık ki inanılmazdı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA – Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Göktepe Mahallesi’nde yaşayan kadınlar hamur leğenlerinden oluşturdukları enstrümanlar eşliğinde oynadıkları oyunlarla köklü kültürlerini yaşatıyor.
Göktepe Mahallesi’nin kadınları festivallerde giydikleri yöresel kıyafetleri ve oynadıkları oyunlarla Muğla’nın geleneklerini yaşatmaya devam ediyor. Kadınlar, kendilerine özgü enstrümanlarla düğün ve festivalleri renklendiriyor. Geleneksel kıyafetleriyle düğünlerde ve festivallerde sahne alan kadınlar, hamur yoğurma leğenlerini bir müzik aletine çevirerek yöresel ritimlerle dans ediyor. Kendilerine has enstrümanları, köy düğünlerinde ve yerel festivallerde büyük ilgi gören kadınlar, sadece danslarıyla değil kendi kültürlerine bağlılıklarıyla da dikkat çekiyor.
Bu etkinlikler, sadece köy halkı için değil, bölgeyi ziyaret edenler için de unutulmaz bir kültürel deneyim sunuyo. Kadınların özgün performansları, yerel kültürün gelecek nesillere aktarılmasına önemli bir katkı sağlarken, Muğla’nın zengin folklorik geçmişini de canlı tutuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akçakiraz Gençlik Merkezi’nde çocukların ve gençlerin sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif gelişimine yönelik yılın 12 ayı çeşitli branşlarda ücretsiz eğitim veriliyor.
Bu kapsamda merkezde açılan piyano, gitar, keman ve saz kurslarında yaklaşık bir yıl eğitim alan ilkokul ve ortaokulda okuyan 30 öğrenci gençlik merkezinin bahçesinde düzenlenen etkinlikte çaldıkları enstrümanlar ve seslendirdikleri şarkılarla yeteneklerini sergiledi.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Abdulsamet Eren, yaptığı açıklamada, çocukların ve gençlerin gençlik merkezinde açılan kurslar sayesinde çeşitli kazanımlar elde ettiğini belirtti.
Kent genelindeki gençlik merkezlerine ilginin her geçen yıl daha da arttığını ifade eden Eren, şunları söyledi:
“Bu programda da çocuklarımız bir yıllık faaliyetlerinin sonucunu göstermiş oldular. Çocuklarımız keman, gitar, bağlama, piyano ve diğer birçok müzik aletini çalarken aynı zamanda kulak ve ses eğitimleri de alıyorlar. Bunun yanında resim ve İngilizce eğitimi ile diğer bilişsel düzeyde eğitimler ve spor eğitimleriyle beraber gençlik merkezlerimizin faaliyetleri tüm hızıyla devam ediyor. Velilere sesleniyoruz, çocuklarınızı mutlaka gençlik merkezlerimize getirin, 12 ay boyunca ücretsiz bu kurslarımızdan istifade etsinler. Bu sayede çocuklarımız hem kişisel gelişimlerini tamamlayacaklar hem de burada belki mesleki gelişimlerini de tamamlayacaklar. Dolayısıyla çocuklarımıza ve gençlerimize hizmet etmeye devam edeceğiz.”
“Çocuklarımız ilk defa keman ve piyano ile tanıştılar”
Akçakiraz Belde Belediye Başkanı İbrahim Ormanoğlu ise gençlik merkezlerinin çocukların ve gençlerin boş vakitlerini daha iyi değerlendirmeleri için önemli olduğunu belirterek, “Akçakiraz’da gençlik merkezi sayesinde çocuklarımız ilk defa keman ve piyano ile tanıştılar. Bu kurslarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Sanatçı Uğur Toprak ve eğitmenlerin de mini konser verdiği etkinlikte, öğrenciler tarafından yapılan yağlı boya tablolar düzenlenen sergide beğeniye sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Laodikya’nın Işığı” sloganıyla organize edilen festivalin ikinci gününde Timuçin Şahin Atölye ekibi, “Dinleme Sanatı ve Müzikal İletişim Yoluyla Doğaçlama” söyleşisinde sanatseverlerle bir araya geldi.
Daha sonra sahne alan caz sanatçıları Şahin ve Küçük, çeşitli eserler seslendirdi.
Festival kapsamında Musa Güvenilir, Rustam Rahmedov Jazz Trio, Meriç Çalışan, The Old Ramblers, Moe Joe, Önder Focan Quarlet ve Kenan Doğulu da sahne alacak.
Festival, pazartesi günü sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivale ilişkin Alanya Kalesi’ndeki bir restoranda basın toplantısı düzenleyen Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, müziğin evrensel bir dil olduğunu söyledi.
Özçelik, festivalin sadece bir eğlence olmadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Müziğin insanları birleştiren, özgürleştiren ve duygularını derinleştiren bir araç olduğunu düşünüyor ve göstermek istiyoruz. Afrika’dan Amerika’ya taşınan caz, zamanla kendini geliştirerek sınırları aşmıştır. Bu anlayışla, dünyanın dört bir yanından birbirinden değerli sanatçıları Alanya’da ağırlayıp, kültürler arası bir köprü oluşturmayı hedefliyoruz.”
Festivalde sahne alacak her bir sanatçının, cazın özgürlüğünü ve yenilikçiliğini yansıtacağını kaydeden Özçelik, festivalin sadece müzikseverler için değil, yerli ve yabancı misafirler için de ilham verici olacağını belirtti.
Caz sanatçısı Selen Beytekin de Alanya’da sahne almaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu belirtti.
Beytekin, 2017 yılında da bu festivalde sahne aldığını, müziğini insanlara ücretsiz sunabilmek ve herkesi bir araya getirebilmenin önemli olduğunu ifade etti.
Kızılkule Meydanı’nda 26 Eylül Perşembe akşamı Hayati Kafe’nin performansıyla başlayacak festivalde izleyiciyle buluşacak isimler arasında Judith Nijland, Selen Beytekin, Cecilia Krull, Dilek Sert Erdoğan, Kimberly Nichole, Barış Doğukan Yazıcı, Monica Molina yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’DA farklı müzik türlerini farklı şehirlerde ve farklı sahnelerde katılımcılarla buluşturan Keepers Fest heyecanı bu kez Parkorman’da yaşanacak.
21 Eylül’de gerçekleşecek Keepers Fest’te bu yıl Mert Demir, Güneş, Emre Fel ve Soft Analog sahne alacak. Yeni Anadolu Rock akımının öncülerinden Emre Fel, söz yazarı, besteci, prodüktör ve aranjör Mert Demir, R&B, pop ve Türkçe rap tarzları altında müzik üreten Güneş ve 2019 yılında Ankara’da kurulan Soft Analog, hayranlarıyla bir araya gelecek. Yeni üniversite döneminin başlangıcını kutlamak için düzenlenen etkinliğin biletleri Bubilet’te satışa çıkarıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BKM Harbiye konserleri serisinde sahne alacak sanatçı, DenizBank Açıkhava Etkinlikleri kapsamında “Başrolde Emel Sayın” konserinde sanatseverlerle buluşacak.
Emel Sayın, başrolünde yer aldığı filmlerin müziklerinden oluşan özel bir repertuvarı hayranları için yorumlayacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müziğinde house, disco, soul ve pop müziğini birleştiren sanatçı, “Beynelminel Bir Buluşma” etkinliği kapsamında Dj Artemis, Kum ve Selda Bağcan’la aynı sahneyi paylaşacak.
Müzik kariyerinde 37 yılı geride bırakan sanatçı, ilk kez 1990’lı yıllarda Türkiye’de konser verdi.
Sanatçı, Mick Jagger, Chaka Khan, David Guetta ve Grace Jones gibi ünlü isimlerle çalışarak müzik dünyasında önemli bir iz bıraktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kula’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 102.yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Beşibiryerde Turizm ve Sanat Festivali, Manuş Baba, Özlem Özdil, Perdenin Ardındakiler ve İnci Mercan konserlerinin ardından ünlü sanatçı Kıraç konseri ile son buldu. Kula Belediyesi’nin düzenlediği 102. yıl kurtuluş etkinlikleri ve Beşibiryerde Turizm ve Sanat Festivali çerçevesinde gerçekleştirilen konserde yaklaşık 2 saat sahnede kalan Kıraç, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Birbirinden güzel eserlerini seslendiren sanatçı Kıraç’a hep bir ağızdan eşlik eden binlerce katılımcı, Kıraç’ın sahne performansıyla seyir zevkini doruklara kadar yaşadı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAHNEDE HAYATINI KAYBETTİ
ABD’li dünyaca ünlü rapçi Fatman Scoop adıyla bilinen Isaac Freeman, konser verdiği sırada sahnede rahatsızlandı. Yere düşen Scoop, sedye ile sahneden alınarak yakındaki bir hastaneye kaldırıldı. 53 yaşındaki Freeman tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

CEP TELEFONU KAMERASINA YANSIDI
Freeman’ın sahnede rahatsızlandığı anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Fatman Scoop’un DJ kabininin arkasında bayıldığı ve ardından platforma tırmanmaya çalıştığı, o sırada sahnedeki diğer sanatçıların kalabalığa hitap etmeye devam ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift hakkında aylardır ayrılacaklarına dair haberler yapılıyordu.
BBC’nin eriştiği belgelere göre ünlü şarkıcı Jennifer Lopez, Salı günü Los Angeles’taki mahkemeye başvurarak boşanma davası açtı.
Basında çıkan haberlere göre Lopez herhangi bir evlilik öncesi anlaşmanın olduğunu belirtmedi. Bu da çiftin servetleri hakkında yasal bir çekişme yaşamasına yol açabilir.
Boşanma davası kapsamında mahkeme, çiftin mali kayıtlarının, gelirlerinin, masraflarının, tapulu mallarının ve borçlarının bildirilmesini istiyor.
Daha önce yapılan haberlerde çiftin Beverly Hills’teki villalarını 65 milyon dolara satışa çıkardığı belirtilmiş, ikisi de alyansları olmadan görüntülenmişti.
52 yaşındaki Affleck, 2015 yılında oyuncu Jennifer Garner’den boşandı. Çiftin beraber üç çocuğu var.
Bundan önce üç kez evlenen Jennifer Lopez’in diğer bir ünlü şarkıcı Marc Anthony’den iki çocuğu var.
2022 yılında Las Vegas’ta evlendiler
Magazin dünyasında Bennifer olarak bilinen çift, 2022 yılında Las Vegas’ta evlenmişti.
Önce küçük bir tören, bir ay sonra da Georgia’da büyük bir düğün düzenlenmişti.
Lopez, evliliğini Instagram’da duyurduğu paylaşımında, “Aşk çok güzel. Aşk çok müşfik. Ve anlaşılan o ki aşk sabırlı. Hem de 20 yıl boyunca” demişti.
Lopez, Affleck ile nikahlarına dair ise şunları yazmıştı:
“Tam da istediğimiz gibi oldu. Gece Vegas’a uçtuk, evlilik cüzdanı için diğer çiftlerle beraber sıraya girdik, dünyanın düğün başkentinde herkesle aynı yolculuğu gerçekleştirmiş olduk.”
Çift, bugüne kadar çok sayıda ünlünün hızlıca evlenmek için Las Vegas’ta gittiği Little White Wedding Chapel isimli şapelde ilişkilerini resmileştirdi.
Çift, başrolünde beraber rol aldıkları, 2002 yılında çekimine başlanan ve 2003’te vizyona giren Gigli filminin setinde tanışıp sevgili olmuştu.
2003 yılında nişanlanan çift, “sürekli medyanın dikkatine maruz kaldıklarını” dile getirerek 2004 yılında ayrılmıştı.
Nikahları tam 18 yıl sonra gerçekleşti.
Çiftin ilişkisi Lopez’in eski beyzbol oyuncusu Alex Rodriguez’den 2021’de ayrılmasının ardından başladı.
Lopez, kariyeri açısından risk aldı
Lopez hayranlarına yazdığı mailinde köpük banyosu yaptığı sırada Affleck’in dizlerine çökerek evlenme teklifini gerçekleştirdiğini yazmıştı.
Nişanlandıktan sonra Lopez, neredeyse 20 yıl ayrı kaldıktan sonra tekrar başlayan ilişkilerinin nasıl değiştiğini bir röportajda şu şekilde dile getirmişti:
“Şimdi daha yaşlıyız, daha akıllıyız, daha çok tecrübemiz var, hayatımızda başka yerlerdeyiz, çocuklarımız var, ve bütün bunların farkında olmamız gerektiğini biliyoruz.
“Hayatımızın bu aşamasında bu şekilde aşkın gerçekleşmesi çok güzel, böylece sahip olduğumuz şeyin daha çok tadına varabilir ve bunu daha çok takdir edebilir, birbirimize daha çok saygı duyabiliriz.”
Ancak ilişkileri ve boşanmaları Lopez’in kariyeri açısından sancılı bir döneme işaret edebilir.
Lopez en son olarak “This Is Me… Now” adında otobiyografik bir albüm yayınladı.
Bu albüm, Lopez’in Affleck ile olan ilişkisini ve yıllardır aşkta yakalayamadığı mutluluğu sonunda ele geçirmesini anlatıyordu.
Lopez, ayrıca bu albüme eşlik eden ve 20 milyon dolar yatırdığı bir müzikal filme de imza attı.
Ancak hem albüm hem de film beklenen etkiyi yaratmadı; iki yapım da çok olumlu geri dönüşler almadı.
Bu durum Lopez’in kariyeri açısından soru işaretlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayrabolu Belediyesince Aydınevler Mahallesi’nde düzenlenen etkinlikte Eypio ve Zara konser verdi.
Programda ilk olarak Eypio sahne aldı. Daha sonra sanatçı Zara, sevilen şarkılarını seslendirdi.
Vatandaşlar, zaman zaman şarkılara eşlik etti.
Hayrabolu Belediye Başkanı Tuncer Başoğlu, konser sonunda sanatçılara çiçek verdi.
Başoğlu, 32. Ayçiçeği Festivalinde insanların doyasıya eğlendiğini belirterek, sahne alan sanatçılara teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da sanatseverlerle buluşan Ukrayna asıllı ABD’li piyanist, AA muhabirine yaptığı açıklamada, en son 2021’de Türkiye’de konser vermeyi planladığını fakat Kovid-19’den ötürü organizasyonun iptal edildiğini belirterek, uzun bir aranın ardından burada hayranlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.
Lisitsa, Türklerin çok sıcakkanlı ve coşkulu olduğunu, sadece konser salonunda değil, sokakta dolaşırken bile bazı öğrencilerin yanına gelerek konserden habersiz olmalarına karşın kendisini tanıdığını ve fotoğrafını çektiğini anlatarak, “Burada insanlar beni tanıyor ve takip ediyor. Böylesine coşkulu bir kalabalığın önünde performans yapmak harika.” dedi.
Lisitsa, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani dramların müziğini etkilediğini söyleyerek, “Savaş bölgelerinde çok konser verdim. Oraya geldiğimde izleyici çok farklı duygular yaşıyor. Müzik o insanlar için bir eğlence değil, bir oksijen gibi. Sadece savaş halinde değil, her zaman içimizde bir gerginlik yaşıyoruz. Bu zorlu zamanlarda müzik, insanları bir araya getirme görevi görmeli. ‘Dünyanın bittiği yerde müzik başlar’ diye bir söz var. Bu çok doğru. Çünkü müzik, ruhtan ruha bir iletişimdir. İnsanlık olarak iletişim sağlamamız çok önemli, çünkü sıradan iletişim yolları tahrip olmuş durumda.” diye konuştu.
Konser verdiği savaş bölgeleri arasında Ukrayna’nın da yer aldığını kaydeden sanatçı, Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde Rusya ile çatışmaların başladığı 2015’te sığınaklarda ustalık dersi verdiğini aktardı.
“İyi müzisyen olmak, seyirciyi daha iyi dünyaya taşımaktır”
Lisitsa, yakın zamanda gerçekleştirdiği müzik projelerine de değinerek, şunları kaydetti:
“Geçen yıl Sergei Rachmaninoff’un 150. doğum yılı dolayısıyla Rachmaninoff Terapisi adı altında bir program başlattım. Bu kapsamda ünlü bestekarın 24 prelütünü aralıksız çaldım. Rachmaninoff bu çalışmaları 100 küsur yıl önce, tüm dünyada medeniyetlerin yıkılma aşamasında olduğu bir dönemde, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yazmış. Ben yıllar sonra bu müziği yeniden seslendirdim ve 100’ün üzerinde yardım amaçlı konser düzenledim. Beni çağıran her yere gittim.”
İnsanların Rachmaninoff’un müziğini dinlediğinde ağladığını söyleyen Lisitsa, “Hep beraber ağladık. Müziğin böyle bir sihri var. Mesela geçen sene Lübnan Beyrut’ta bir festivale davet edildim. Festivalin ardından bir hastanede kanser hastası çocuklar için çalmamı rica ettiler. ‘Küçük bir piyano var. 10 dakika da olsa piyano çalar mısın? Daha önce hiç piyano dinlemediler.’ dediler. Etrafta çok fazla acı vardı. Aileler ve çocuklar stresliydi. Yüzlerinde yaşam ve ölüm vardı. ‘Tabii.’ dedim. Orada da Rachmaninoff’un prelütlerini çaldım. Piyano duvara dönük olduğu için seyircilere arkam dönük çalmak durumundaydım. Doktorlar çok şaşırdı çünkü bütün ağlamalar, koşturmalar bitti. Her şey durdu. O anın videosunu çekmişler. Eğer onu görmesem, müziğin bunu yaptığına inanmazdım. Bu benim için yıllar boyunca verdiğim emeklerin en büyük ödülü gibiydi. Benim için iyi bir müzisyen olmak, insanlara piyanoyu çok hızlı çalıyorsun dedirtmek değildir. Seyirciyi daha iyi bir dünyaya taşımaktır.” dedi.
“İlk fırsatta Filistin’de konser vermek isterim”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da tepki gösteren Lisitsa, “Daha önce İsrail’de konser verdim ve çok eğlenceli geçti. Aynı zamanda Ramallah’ta bir konservatuvardan çağrıldım ustalık dersi vermek için. Bu yılın ilkbaharında düzenleyecektik, fakat geçen yıl başlayan savaştan ötürü sınırı geçemeyeceğimi söylediler. İlk fırsatta orada konser vermek isterim. Bölgedeki çocuklarla ailelerinin zarar görmesi çok feci bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
Lisitsa, Ukrayna’da Rusya ile devam eden savaştan ötürü de üzüntüsünü dile getirerek, “Ben Ukrayna’da doğdum. Maalesef orada kardeş kardeşle anlamsızca savaşıyor ve bu şiddet sarmalı sürüyor. Umuyorum müzik ve sanatla orada yaşananları durdurabiliriz.” diye konuştu.
Kiyev’de 1973’te dünyaya gelen Valentina Lisitsa, 2012’de YouTube kanalındaki bir performansının 50 milyonun üzerinde izlenmesinin ardından dünyaca tanındı.
Konserlerinde Sergei Rachmaninoff ve Charles Ives gibi bestecilerin eserlerini seslendiren Lisitsa, çok sayıda ülkede büyük övgü alan performanslara imza attı.
]]>Değirmendere’de “Plakçı Ahmet” olarak bilinen 63 yaşındaki Ahmet Kara, 1980’de hayallerinin peşinden giderek çok sayıda plak ve kasetlerin bulunduğu dükkan kurdu. Müziğe olan tutkusuyla bilinen Kara’nın ünü, yıllar içinde Değirmendere’den Türkiye’ye yayıldı. Ömrünü müziğe adayan Ahmet Kara, bu zamana kadar binlerce plak ve kaset sattı.
6 metrekarelik dükkanında günlerini müzik dinleyerek geçiren Kara, geniş koleksiyonuyla vatandaşları adeta maziye yolculuğa çıkarıyor. Vatandaşlar, burada sadece plak satın almıyor, aynı zamanda Kara’nın küçük mekanından yükselen ölümsüz şarkılarda hatıralarını arıyor.
“Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada plak dinlenmeye başladı”
Yıllardır müzik ile ilgilendiğini anlatan Kara, “Değirmendere’de teknoloji bu kadar gelişmeden önce müzik işi bendeydi. Şu anda tabii duraksama dönemine girdi fakat yeniden plaklar gündeme geldi. Daha eski yıllar istenmeye başladı. Taş plaklar, bildiğimiz normal plaklar, 45’lik, 33’lük dediğimiz plaklar vatandaşların ilgi alanına girdi. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada plak dinlenmeye başladı. İnsanlar eski sahafları araştırır oldu” dedi.
“İmkansızlıklar yüzünden alamıyordum, şimdi hem alıyorum hem satıyorum”
Ahmet Kara, çocukluğundan bu yana müzik dinlemeyi çok sevdiğini ancak o yıllarda maddi imkansızlıklar sebebiyle plak alamadığını söyledi. İçinde kalan ukde dolayısıyla dükkan açtığını anlatan Kara, “Benim çocukluğumda plaklar çok pahalıydı. ‘İleride böyle bir iş yapacağım’ dedim ve böyle bir işim oldu. İmkansızlıklardan alamadığım plakları sonradan hem alıyor hem de satıyor oldum. Güzel bir hobi oluştu” diye konuştu.
“Ağlaya ağlaya gelenler var”
Sürekli plak dinlediğini ifade eden Ahmet Kara, “Çalışırken hiç sessiz durmak yok, hep plak dinliyorum. Sessiz durduğum zaman anormal oluyor. Halk da alışmış. Müziğin sesini duymadıklarında tuhaflık oluyor. Burası küçük yer. İnsanlar sanki eviymiş gibi geliyor. Örneğin plaktan müzik çalıyor ve o sanatçının her şeyini anlatıyorlar. Onunla geçmişini, ailesinin bağını anlatıyor. Senelerdir her gün ders alıyoruz. Dükkanın önünden geçen Değirmenderelilerin neyi sevdiğini bilirim. Ağlaya ağlaya gelenler var. Beni görünce ağlayanlar oluyor. ‘Babam seninle çay içerdi, sen ona müzikler dinletirdin’ diyenler oluyor. Hatta ailelerinden kalan plakları vasiyet edildiği için bana bırakanlar var” şeklinde konuştu.
“Müzik dinlerken sanki bulutların arasında uçuyorum”
Değirmendere’nin Plakçı Ahmet’i müzik dinlemekten büyük keyif aldığını da belirterek, “Müzik dinlerken sanki bulutların arasında uçuyorum. Stresi, üzüntüyü unutuyorum. Bütün beynimdeki olumsuzlukları siliyorum. Birisi stresliyse o an sinirleniyorum ama biraz müzik dinleyince unutuyorum” ifadelerini kullandı.
“Donanma Komutanlığı olduğu gibi müşterim”
Vatandaşların plaklara olan ilgisini değerlendiren Ahmet Kara, “Kocaeli’de çok büyük bir sevgi var. Avukatlar, hakimler, Donanma Komutanlığı’nın subayları… Donanma Komutanlığı olduğu gibi müşterim. Müthiş bir alaka var” dedi.
“Bulunamayan plakları ben satıyorum”
Ahmet Kara, piyasada zor bulunan hatta bulunamayan değerli plakların dükkanında ulaşılabileceğine de dikkat çekerek, “Örneğin Sezen Aksu’nun Allahaısmarladık long playı piyasada yok. Yaşanmış Yıllar da yok, bende var. Erkin Koray’ın Sevince adlı 45’liği de bende var. Piyasada Nil Burak da pek yoktur ama bende bulunur. Bu plaklar plakseverler tarafından piyasadan hep toplandı. Bulunamayan plakları ben satıyorum dersem yanlış olmaz. Piyasadaki çoğu kişinin arşivi de genel anlamda benden kuruldu” diye konuştu. – KOCAELİ
]]>6 metrekarelik dükkanda hatıralarını arıyorlar
KOCAELİ – Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 40 yıldır plak ve kaset satan Ahmet Kara, ölümsüz şarkılarda hatıralarını arayan vatandaşların uğrak noktası oluyor. Söz ve müziğiyle hafızalara kazınan şarkıları 6 metrekarelik dükkanındaki pikaptan çalan Kara, kuşaklar arası bağ kuruyor.
Değirmendere’de “Plakçı Ahmet” olarak bilinen 63 yaşındaki Ahmet Kara, 1980’de hayallerinin peşinden giderek çok sayıda plak ve kasetlerin bulunduğu dükkan kurdu. Müziğe olan tutkusuyla bilinen Kara’nın ünü, yıllar içinde Değirmendere’den Türkiye’ye yayıldı. Ömrünü müziğe adayan Ahmet Kara, bu zamana kadar binlerce plak ve kaset sattı.
6 metrekarelik dükkanında günlerini müzik dinleyerek geçiren Kara, geniş koleksiyonuyla vatandaşları adeta maziye yolculuğa çıkarıyor. Vatandaşlar, burada sadece plak satın almıyor, aynı zamanda Kara’nın küçük mekanından yükselen ölümsüz şarkılarda hatıralarını arıyor.
“Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada plak dinlenmeye başladı”
Yıllardır müzik ile ilgilendiğini anlatan Kara, “Değirmendere’de teknoloji bu kadar gelişmeden önce müzik işi bendeydi. Şuanda tabii duraksama dönemine girdi fakat yeniden plaklar gündeme geldi. Daha eski yıllar istenmeye başladı. Taş plaklar, bildiğimiz normal plaklar, 45’lik, 33’lük dediğimiz plaklar vatandaşların ilgi alanına girdi. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada plak dinlenmeye başladı. İnsanlar eski sahafları insanlar araştırır oldu” dedi.
“İmkansızlıklar yüzünden alamıyordum, şimdi hem alıyorum hem satıyorum”
Ahmet Kara, çocukluğundan bu yana müzik dinlemeyi çok sevdiğini ancak o yıllarda maddi imkansızlıklar sebebiyle plak alamadığını söyledi. İçinde kalan ukde dolayısıyla dükkan açtığını anlatan Kara, “Benim çocukluğumda plaklar çok pahalıydı. ‘İleride böyle bir yapacağım’ dedim ve böyle bir işim oldu. İmkansızlıklardan alamadığım plakları sonradan hem alıyor hem de satıyor oldum. Güzel bir hobi oluştu” diye konuştu.
“Ağlaya ağlaya gelenler var”
Sürekli plak dinlediğini ifade eden Ahmet Kara, “Çalışırken hiç sessiz durmak yok, hep plak dinliyorum. Sessiz durduğum zaman anormal oluyor. Halk da alışmış. Müziğin sesini duymadıklarında tuhaflık oluyor. Burası küçük yer. İnsanlar sanki eviymiş gibi geliyor. Örneğin plaktan müzik çalıyor ve o sanatçının her şeyini anlatıyorlar. Onunla geçmişini, ailesinin bağını anlatıyor. Senelerdir her gün ders alıyoruz. Dükkanın önünden geçen Değirmenderelilerin neyi sevdiğini bilirim. Ağlaya ağlaya gelenler var. Beni görünce ağlayanlar oluyor. ‘Babam seninle çay içerdi, sen ona müzikler dinletirdin’ diyenler oluyor. Hatta ailelerinden kalan plakları vasiyet edildiği için bana bırakanlar var” şeklinde konuştu.
“Müzik dinlerken sanki bulutların arasında uçuyorum”
Değirmendere’nin Plakçı Ahmet’i müzik dinlemekten büyük keyif aldığını da belirterek, “Müzik dinlerken sanki bulutların arasında uçuyorum. Stresi, üzüntüyü unutuyorum. Bütün beynimdeki olumsuzlukları siliyorum. Birisi stresliyse o an sinirleniyorum ama biraz müzik dinleyince unutuyorum” ifadelerini kullandı.
“Donanma Komutanlığı olduğu gibi müşterim”
Vatandaşların plaklara olan ilgisini değerlendiren Ahmet Kara, “Kocaeli’de çok büyük bir sevgi var. Avukatlar, hakimler, Donanma Komutanlığı’nın subayları…Donanma Komutanlığı olduğu gibi müşterim. Müthiş bir alaka var” dedi.
“Bulunamayan plakları ben satıyorum”
Ahmet Kara, piyasada zor bulunan hatta bulunamayan değerli plakların dükkanında ulaşılabileceğine de dikkat çekerek, “Örneğin Sezen Aksu’nun Allahaısmarladık long playı piyasada yok. Yaşanmış Yıllar da yok, bende var. Erkin Koray’ı Sevince adlı 45’liği de bende var. Piyasada Nil Burak da pek yoktur ama bende bulunur. Bu plaklar plakseverler tarafından piyasadan hep toplandı. Bulunamayan plakları ben satıyorum dersem yanlış olmaz. Piyasadaki çoğu kişinin arşivi de genel anlamda benden kuruldu” diye konuştu.
]]>Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aslen Artvin Kemalpaşalı olduğunu belirterek, “İlkokuldan liseye kadar Rize’deydim. Üniversiteyi de Eskişehir’de okudum. Ardından İstanbul serüveni başladı. Babam Çaykur fabrikasında çalıştığı için Rize’de doğdum, büyüdüm.” diye konuştu.
Şarkı söylemeye ilkokulda öğretmeninin ısrarıyla başladığını, okul yolunda şarkı ve türküler söylediğini aktaran Yılmaz, müziğe başlama hikayesini şu sözlerle aktardı:
“Liseye geçince komşumuzdan ödünç bir gitar aldım. Onunla çalıştım biraz, kendimi geliştirdim. Sonra bir gitar aldım ve serüven başladı. Aslında hikaye biraz yayla kısmında kopuyor. Bizde bir yayla kültürü var. İlkokuldan itibaren 15 yaşıma kadar yazları yaylada olurdum. Kesinlikle elektrik yok. Hiçbir zaman okulun ilk günü okula gidememişimdir. Hep bir hafta geç gelmişizdir yayladan. Okulun ilk gününü o yüzden hiç hatırlamam. Bu benim zamanla karakterimin oluşumunda büyük etki yapmıştır. Ben müzikteki bütün farklılıkları bir dereden karşıya geçmeye benzetiyorum. O dönem Karadeniz müziğinde İsmail Türüt, Birol Topaloğlu, Volkan Konak, Fuat Saka ve Kazım Koyuncu gibi isimler vardı.”
“O kültürle büyüyünce o bağlardan kurtulamıyorsun”
Salih Yılmaz, müziğin hisle alakalı olduğuna dikkati çekerek, yapılan her işe aşkla bağlanmak gerektiğini söyledi.
Geleneksel Karadeniz müziğini çok sevdiğini ve bu müziği yapma arzusunun Karadenizli olmaktan kaynaklandığını vurgulayan Yılmaz, şu bilgileri verdi:
“Bunun nedenini ben iklim olarak görüyorum. Çok basit düşünüyorum. Bir hava düşünün yarım saat içinde yağmur yağar, 5 dakika sonra güneş vurur, yakar, sonra bir rüzgar eser. Bu senin psikolojini, söylemlerini, hayatını, kurduğun işini, her şeyini etkiliyor. Bütün Karadenizlilerin göç ettiği yerler istisnasız olarak Karadeniz’e benzeyen yerlerdir. Bunu İstanbul’da test edebilirsin. Ben tamamen buna bağlıyorum. Hemşinlilikten kaynaklı sosyal yönlerimiz güçlüdür. Şenlikli bir bölgedeyiz. O kültürle büyüyünce o bağlardan kurtulamıyorsun.”
Yılmaz, ilk albümün heyecanını hala yaşadığını, “Yaylanın Çimeni” albümünden sonra fiziki olarak tanınmasa da insanların bildiği bir sese dönüştüğünü kaydederek, “İlk albümde öyle bir başarı elde edince güzel bir özgüven geldi. İlk albümdeki o tecrübe ikinci albümü getirdi. ‘Şelale’ o çıtayı biraz daha yukarı taşıdı. Ben de artık bir müzik yapımcısı oldum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Halkın zekasını ve hafızasını hafife almamak lazım”
Sanatçı Yılmaz, çocukluğundaki Karadeniz müziğiyle bugünün müziğini kıyasladığında sound değişse de duygunun aynı şekilde devam ettiğine işaret ederek, “Kazım Koyuncu belgeseli benim hayatımı ciddi anlamda etkilemiştir. Orada, ‘Herkesle iyi olan adam şüphelidir.’ diyor. İnsan herkesle iyi olamaz. Ben bunu biraz sonra anladım. O yüzden kötü olman gereken insanlarla kötü olmalısın.” diye konuştu.
Değişen teknolojiyle müzik üretim formunun da değiştiğini vurgulayan Yılmaz, “Ben bu dönemi ilk 45’liklerin çıktığı döneme benzetiyorum. Türkiye’nin müzikle ilk tanıştığı plaklarda da böyle olmuş. Halkın zekasını ve hafızasını hafife almamak lazım. Bir sanatçı olarak insanlara tepeden bakmazsan onlar seni sever, bağrına basar, yol gösterir. Ben bütün kliplerimi Karadeniz’de çekerim. Karadenizliyim. Beni dinleyen de memleketimi görsün isterim.” ifadelerini kullandı.
Salih Yılmaz, hayatı kaçırmamayı hedeflediğini ve keyif aldığı biçimde müzik üretimine devam etmeyi arzuladığını söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düğündür, festivaldir, gidiyorum, geliyorum. Öncelikle her zaman hissettiğim şeyi yapmaya çalışacağım. Kariyer olarak hedeflerime şu an tam ulaşamadım. İnşallah güzel şarkılarla hissettiklerimi yapmaya devam edeceğim. Karadeniz iklimi bize yol gösteriyor, bütün duygularımızı şekillendiriyor. Ben Karadeniz insanının siyasetinde de sanatında da kesinlikle iklimin rolünün olduğunu düşünüyorum. Yerel müzik yapıyoruz neticede. Karadeniz müziği bence bu anlamda muhafazakar. Bu müziği yapanlara değer veriliyor. Köyde benim albümümü almış veya şu anda dinleyen adam hala daha fazla. Bizde çünkü kültür yaşatma arzusu daha fazla. O yüzden ben Karadeniz müziğinin geleceğini de parlak görüyorum. Karadenizlilerin müziğini bırakacağını asla düşünmüyorum.”
Karadeniz müziğinde zaman içinde enstrüman çeşitliğinin de arttığına değinen Yılmaz, kemençe ve tulumun yanı sıra dilli kaval, davul ve zurnanın da eklendiğini, horon tepme kültürünün de ilçeden ilçeye değişiklik gösterebildiğini dile getirdi.
]]>Şahin, kemençe icracılığından türkü bestelemeye nasıl başladığını, iki üniversite bitirmesine rağmen neden sanatçılığa devam ettiğini ve Karadeniz müziğinin geleceğini AA muhabirine anlattı.
Trabzon’da 1981’de dünyaya gelen sanatçı, 10 aylık olarak doğduğu için doktorların kendisine “Onay” adını verdiğini belirterek, “Babam bir banka memuruydu. Çeşitli yerlere tayin edildi. Biz de Karadeniz’de çeşitli ilçeler ve şehirlerde babamın peşinde koşturduk. Sürekli okul değiştirdim, her okul değiştirmede yeni arkadaşlar yeni çevre edindim.” diye konuştu.
“İki diplomayı duvara astım, sevdiğim işi yapmaya devam ettim”
Şahin, 7 yaşına kadar babaannesiyle büyüdüğünü ve yayla kültürünü öğrenmesinde babaannesinin etkisinin çok fazla olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bugün yaptığım işte o kültürden çok feyz alıyorum. Bir türküyü ‘Babaannem nasıl söyler?’ diye düşünerek yazıyorum. Biz orijinal Karadeniz uşağı nasıl yetişiyorsa öyle yetiştik. Çocuk yaşlarımda müzikle sadece dinleyici olarak ilgileniyordum. 13 yaşımdayken babam bir kemençe hediye etti. Müzik hayatım o kemençe ile başladı. 1999’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandım. Tabii İstanbul’da bir üst kültür vardı. Hele basın-yayın sektöründe Anadolu’dan gelmiş, şivesi olan bir adamın başarılı olması zordu. Okumaya geldiğimde kemençe de yanımdaydı. Eğitim hayatım devam ederken küçük çaplı çalıp söylüyordum. Mezun oldum ama annemin memur olma ısrarından dolayı tekrar üniversite sınavlarına girdim. Bu sefer sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünü kazandım. Kemençe ve müzik daha çok profesyonel hayatıma girmeye başladı. İlk albümümü 2008’de yaptım. İkinci üniversiteyi de başarılıyla bitirdim. İki diplomayı duvara astım, sevdiğim işi yapmaya devam ettim.”
Aile ortamında Karadeniz müziğinin çokça sevildiğini İsmail Türüt, Erkan Ocaklı, İbrahim Can kasetlerini hemen alıp dinlediklerini ifade eden Onay Şahin, babasının hediye ettiği kemençenin müzisyen olmasındaki en etkili unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Şahin, yıllarca İstanbul’da solistlerin arkasında kemençe icrası yaptığını aktararak, “Üniversite okurken yazları Uzungöl’de turistlere yönelik program yapardık. Seyfettin Çakıral solistimdi. Bir akşam Seyfettin Ağabey işe gelmedi. ‘Becerebildiğim kadar söyleyeyim’ dedim. Çıktım söyledim.” şeklinde konuştu.
Karadeniz müziğinde çok değerli usta isimlerin yer aldığına dikkati çeken Şahin, Bahattin Çamurali, Picoğlu Osman Gökçe, Katip Şadi, Hüseyin Dilaver, Rizeli Sadık gibi çok önemli saz ve söz ustaları olduğunu ifade etti.
“Sonuçta herkes bir şekilde bu sofraya bir şey koydu”
Şahin, halk müziğinin yerelden evrensele doğru yolculuğuna işaret ederek, “Benim ilk albümümü çıkardığım yıllarda Kazım Koyuncu rüzgarı esiyordu. O yerel müziği doğru aranjelerle ulusala ve evrensele taşımıştı. Bunu Fuat Saka, Resul Dindar, Volkan Konak da yapar. Müzikte evrenseli kazandıkça yöreyi de kaybedersin. Ben o konuda genelde yaptığım aranjede annemin, babamın hoşuna gidip gitmeyeceğine göre hareket ederim.” açıklamasını yaptı.
Karadeniz müziğinin başlarda sadece kemençe ve tulumun üzerine söylenen otantik icralarla başladığını, 1980-1990’lı yıllarda arabesk müziğin etkisinde kaldığını, 2000’li yıllarda ise ulusallaştığını aktaran Onay Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sonuçta herkes bir şekilde bu sofraya bir şey koydu. Herkes elinden geleni yapmış. Zaman zaman da müzik, sağa sola evrilmiş ve devam da edecek. Çünkü bu akan bir deredir, sabit bir şey değildir. Hepimizin artık YouTube kanalları var. Benim ayda 1 tane klip prensibim var, yılda 12 yapar. Bazen yaşadığımız sıkıntılar, savaşlar, depremler hızımızı kesebiliyor. Ben dinleyicisine göre şekillenen bir adam değilim. Benim Karadeniz müziğinden anladığım şekil, form budur. Bu şekilde yoluma devam edeceğim. Şu ana kadar 120’nin üzerinde şarkı yaptım, bunların 100’e yakını kendime aittir. Sanatçılar insanları eğlendirmek pahasına ahiretlerini riske atan adamlardır. İnşallah ben onlardan olmam. Türkücü de olsak imansız adam olmaz. Allah herkesin imanını kuvvetlendirsin.”
Şahin, halihazırda Karadeniz müziğinde başarılı olan isimler arasında Ekin Uzunlar, Ali Tetik ve Ali Alkurt gibi sanatçılar olduğunu dile getirerek, sosyal medyanın etkisiyle yöresel müziklerin artık sadece kendi yöreleriyle sınırlı kalmadığını ve diğer yöreler tarafından da çok sevildiği bilgisini paylaştı.
]]>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle kurulan ve Türkiye’nin pek çok sanatçısını yetiştiren Musiki Muallim Mektebi, Mamak Belediyesi tarafından restore edilerek sanat kurslarına ev sahipliği yapıyor.
Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Düğmeci’nin desteği ve Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın koleksiyonunu hediye etmesi ile müzik araştırmacısı ve yazar Oğuz Elbaş tarafından tarihi binada kurulan Müzik Müzesi ise sanatseverleri müzik tarihinde yolculuğa çıkarıyor.
Müze hakkında AA muhabirine açıklamada bulunan Elbaş, uzun yıllar yüksek kimya mühendisi olarak çalıştığını, bu sürede müzik tarihi araştırmalarını da sürdürdüğünü söyledi.
Elbaş, 1990’lı yılların başlarından itibaren müzik araştırmalarına yoğunluk verdiğini anlatarak, 1992’den sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde danışman olarak görev yaptığı yıllarda 40 bin kilometre yol giderek Anadolu müzelerindeki müzikal değerleri fotoğraflayarak 2 bin fotoğraflık arşiv oluşturduğunu ifade etti.
Müzenin oluşturulması ve enstrümanların sınıflandırılmasının bu arşiv ve belgelere dayandığını belirten Elbaş, “Belgeniz yoksa sözünüz yoktur. Tevatüre dayalı anlatım dünyanın hiçbir yerinde değer bulmaz. Birinci öncelik olarak belge bulmanız gerekiyor. Bunun için çok çalışmanız gerekiyor.” dedi.
Anadolu’nun arkeoloji zengini olduğuna dikkati çeken Oğuz Elbaş, arşiv araştırması yaparken, 7 yıl çalıştığı Alman müzik arkeoloğu Werner Bachmann’dan ders aldığını söyledi.
“Müziği anlamak için çalgılar yapı taşıdır”
Anadolu’nun, 12 bin yıllık müzikal geçmişi olduğunu aktaran Elbaş, Türkiye’nin bu zenginliğine sahip çıkması gerektiğini vurguladı.
Elbaş, “Müzik tarihimizi anlatan büyük bir müzik müzemiz yok, müzik tarihimize yönelik nitelikli yayın ve kitap yok. Yazılı dünya müzik tarihinde yer edinmemiş Anadolu’nun müzik tarihini artık anlatmamız, yayınlar yapmamız gerekiyor. Batı dünyasına kendi değerlerinizi anlatmak istiyorsanız belgelerinizin olması gerekiyor, müzik müzelerinizin olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Elbaş, müzenin Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın çalgı koleksiyonu ile kendisinin arkeolojik dönem enstrümanlarından yaptırdığı bire bir replikasyonlardan oluştuğunu bildirdi.
Oğuz Elbaş, şu bilgileri verdi:
“Hindistan, Uzak Doğu, Avrupa, Afrika ve Anadolu’dan 100, 150 yıllık 300’e yakın enstrüman müzemizde sergileniyor. Çalgılar Çamlıdere’den geldiği zaman durumları hiç iyi değildi. Müzeden önce burada bir atölye kuruldu, 2 restöratör çalıştı ve tek tek tüm enstrümanlar onarıldı, cilalandı, restore edildi ve en sonunda sergilenebilir hale getirildi. Sonra çalgıları teşhir ve tanzim çalışmaları yaptık. Yer dar olduğundan bazılarını sunamadık, depomuzda sunulmayı bekliyor. Müziği anlamak için çalgılar yapı taşıdır. Müziği anlatmanız, sunmanız çalgılar sayesinde oluyor. Müzede çalgısal anlamda iki bölüm var. Biri bizim topraklarımızdan çıkan enstrümanları kapsıyor, diğeri de dünya çalgılarından oluşuyor.”
“Türkiye, 5 bin yıldır zil üretiyor”
Müzenin ilk teşhir alanında arkeolojik çalgıların yer aldığını belirten Elbaş, “Bu bölümde dünyanın en eski zilleri var. Çalpara ismi verilmiş. Bunların bire bir imitasyonlarını getirdik müzeye. Dünyanın en iyi zilleri halen Türkiye’de yapılıyor. Türkiye, 5 bin yıldır zil üretiyor. Müzenin ilk bölümünde raspa, Hitit dönemine ait darbuka, Hitit arpı ve Hitit dönemine ait bir de bağlamamız var.” diye konuştu.
Her enstrümanın da müze için uygun olmadığını belirten Elbaş, şunları kaydetti:
“Çalgının, yapımcısı, çalan kişi, dönemi anlatan yapım tekniklerini üzerinde taşıyor olması ve eskiliği ile pek çok kriter eseri müzelik hale getiriyor. Mesela İstanbul’da Zeki Bülent Ağcabay’ın elindeki eserler müzelik, son derece harika. Kıymetli sanatçıların çalgıları var. O eserler burada görünebilirse çok güzel olur. Bizim zengin müzik tarihimizi, Cumhuriyet’in ilk konservatuvarında göstermemiz çok kıymetli. Saraylarımızdaki enstrümanlara da bakım yapmamız, değer vermemiz gerekiyor. Dünyadaki müzik müzelerinin tamamı şatolardan, saraylardaki çalgıların toplanması ile yapılmıştır. Çalgı bakmak çok zordur, özel ihtisas ister. Çalgı bilimi diye bir alan var ve çok detaylı çalışma istiyor. Hava, iklim koşulları enstrümanın yaşamasını etkiliyor.”
1924’ten eğitim hayatına başlayan konservatuvarda yine sanat var
Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Düğmeci de müzeye ev sahipliği yapan Musiki Muallim Mektebinin Türkiye Cumhuriyeti’nin konservatuvarı ve ilk müzik öğretmen okulu olduğunu belirterek, binanın 1924’ten 1983’e kadar, 1939’da ismi Devlet Konservatuvarı olarak değiştirilerek eğitim verdiğini söyledi.
Düğmeci, Türkiye’deki kıymetli pek çok sanatçının Musiki Muallim Mektebinden mezun olduğunu belirterek, “Sanatçılarımız buraya geldiğinde gözyaşlarını tutamıyorlar. Çok güzel anıları var. Biz de onların anılarını yaşatmak için mekanı koruyoruz.” dedi.
Mehmet Düğmeci, 1983’ten 2005’e kadar Mamak Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılan konservatuvarı, 5 yıl önce göreve geldiklerinde incelemeye aldıklarını ve restore ettiklerini aktardı.
Düğmeci, şöyle devam etti:
“Binayı aslına uygun, aslına yakışır bir şekilde hizmet versin diye restore ettik. Sanatçılarımız tamamen eskisinin aynısı gibi olmasını istiyor ama bu mümkün görünmüyor. Mezunlarımızın, sanat camiamızın memnun kalacağı, onların mutlu olacağı, geçmişine özel bir yere dönüştürmekti esas amacımız ve bu yolda da önemli gelişmeler kaydettik. Restore ettik ve yine bir sanat mekanı olarak kullanıyoruz. Enstrüman kursları, tiyatro kursu veriyoruz. Yaklaşık 300 gence tiyatro kursu veriyoruz. Geleneksel sanatlarımızın kursları veriliyor. Musiki Muallim Mektebinin kimliğine uygun başka bir şey yapmamız gerekiyordu o da müzeydi ve onu da başardık.”
Bu okulun kimliğine uygun olacak şekilde opera ve tiyatro müzesi kurmak istediklerini kaydeden Düğmeci, “Enstrüman Müzemizi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü envanterine kayıt ettirmek için başvurumuzu yaptık. Resmi açılışı yapılmadı ama ziyarete açtık.” dedi.
Oğuz Elbaş’ın Türk müzik kültürüne büyük hizmetleri olduğunu belirten Düğmeci, Elbaş’a ve Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’a teşekkür etti.
Müzede, kaval, kemane, kemençe, bağlama, cura, koltuk davulu, darbuka, çıngırak, zilli tef, çömlek darbuka, klasik kemençe, ut, lavta, kanun gibi Anadolu çalgıları ile flüt, org, ağız orgu, melodika, armonika, ağaç flütü, marakas, conga, düdük, tef ve gitar, zither, akordiyon gibi farklı materyallerden yapılmış yabancı menşeli enstrümanlar bulunuyor.
]]>

